KAMU PERSONEL SEÇME SINAVI
ÖĞRETMENLİK ALAN BİLGİSİ TESTİ
BİYOLOJİ ÖĞRETMENLİĞİ
TG – 5
ÖABT – BİYOLOJİ
Bu testlerin her hakkı saklıdır. Hangi amaçla olursa olsun, testlerin tamamının veya bir kısmının “İhtiyaç Yayıncılık”ın yazılı izni olmadan kopya edilmesi, fotoğrafının çekilmesi, herhangi bir yolla çoğaltılması, yayımlanması ya da kullanılması yasaktır. Bu yasağa
uymayanlar, gerekli cezai sorumluluğu ve testlerin hazırlanmasındaki mali külfeti peşinen kabullenmiş sayılır.
AÇIKLAMA
DİKKAT!
ÇÖZÜMLERLE İLGİLİ AŞAĞIDA VERİLEN UYARILARI MUTLAKA OKUYUNUZ.
1. Sınavınız bittiğinde her sorunun çözümünü tek tek okuyunuz.
2. Kendi cevaplarınız ile doğru cevapları karşılaştırınız.
3. Yanlış cevapladığınız soruların çözümlerini dikkatle okuyunuz.
BİYOLOJİ ÖĞRETMENLİĞİ
2015 – ÖABT / BİY
1.
Hücre duvarı, sitoplazma zarı ile kapsül
arasında bulunan yapıların tümüne verilen
addır. Hücre duvarı esas olarak peptidoglikandan oluşur. Peptidoglikan zarın iç yüzeyinde bulunan enzimlerle beş basamakta
sentezlenir. Sentez basamakları fosfomisin, penisilin, ramoplanin vb. antibiyotiklerle inhibe edilir. Böylece hücre duvarının
sentezlenmesi engellenir ve hücre ölür.
4.
II. bölgede enzim-substrat doyma noktasında olduğundan ortama enerji ilave edilmesi, reaksiyonu hızlandırmayacaktır.
TG – 5
7.
A B C D E
Mitokondriyal aktivitenin azalması sonucu aerobik metabolizma yerine anaerobik
glikolizis esas enerji kaynağı hâline geçer.
Glikolizis, glikolitik ara maddelerin birikmesi ve NADH’ın azalmasına yol açar.
Glikolitik aktivitenin devamı için gereken
NAD’yi oluşturmak için pirüvat, etil alkole
indirgenir.
A B C D E
A B C D E
2.
Enzimler biyolojik katalizörlerdir. Biyolojik
katalizörler aktivasyon enerjisini düşürerek tepkimelerin düşük enerji seviyelerinde
gerçekleşmesini sağlar. Böylece kimyasal
tepkimeler biyolojik ortam koşullarında gerçekleşir.
5.
A B C D E
Ribozomlar protein yapıdadır. Proteinler
ise biyokimyasal yapılı organik moleküllerdir. Her kimyasal molekül gibi proteinlerin
de yapısına katılan amino asit çeşidi, sayısı ve dizilişi proteinlerin kimyasal yapısını
değiştirecektir. Dolayısıyla biyokimyasal
yapısı benzer proteinleri şifreleyen DNA’lar
da benzerdir. Antibiyotiğin bir proteini etkisiz hâle getirebilmesi için protein ve antibiyotik arasında kimyasal bir bağ oluşmalıdır.
Buna göre bir antibiyotiğin her iki ribozomu
etkisiz hâle getirmesi yakın akrabalık ilişkilerini göstermektedir.
8.
Temel enerji kaynakları (protein, karbonhidrat ve yağlar) anlık enerji ihtiyacına göre
yıkılır ve enerji molekülü olan Adenozin
Trifosfat (ATP) sentezlenir. ATP molekülü 2 yüksek enerjili fosfat bağına sahiptir.
13.000 kalori enerji taşımasıyla aktif bir
başka deyişle kararsız bir moleküldür (radyoaktif maddeler gibi). Bu nedenle ATP
uzun süreli depolamaya uygun bir molekül
değildir.
A B C D E
A B C D E
3.
Vit-D insan vücudunda sentezlenir. Karaciğerde kolesterol sentezi yapılır ve 7-dehidrokolesterole çevrilir. Periferik kana
geçerek derinin malpighi tabakasına gelir.
Güneşin 290-320 nm ultraviole ışınlarıyla
kolekalsiferole (D Vitamini) dönüşür.
Vit-K ise insan bağırsağında simbiyotik yaşayan bakteriler tarafından sentezlenir. Bu
nedenle bu iki vitamin eksikliği diyete bağlı
olarak oluşmaz.
A B C D E
6.
Işıktan bağımsız tepkimeler serbest karbondioksitin fikse edildiği tepkimelerden
oluşur. Ribuloz difosfat karboksilaz, 5
karbonlu ribuloz difosfata karbondioksit
(CO2) ekleyerek altı karbonlu (6C) kararsız bileşiği oluşturur. 6C’lu kararsız bileşik
parçalanır ve 3C’lu molekül 3 fosfogliserik
asit oluşur. 3-fosfogliserik asit kinaz 3-PGA
molekülünü fosforile eder ve 1,3 difosfogliserik asit oluşur. 1,3 difosfogliserik asit, 1-3
difosfogliserik asit dehidrogenazla 3 fosfogliseraldehite dönüşür. Ribuloz 5 fosfat
kinaz enzimiyle ATP’den bir fosfor alarak
ribuloz 1,5 difosfata dönüşür. Böylece Calvin-Benson döngüsü reaksiyonları tamamlanmış olur.
9.
Bitkiler için ışık, bir enerji ve bilgi kaynağıdır. Bitkilerde meydana gelen fotoperiyodik
tepkiler, fotokimyasal bir hormon sistemine
bağlı olarak ortaya çıkar. Bu sistemin aktif
unsuru “fitokrom” adı verilen bir pigmenttir.
A B C D E
A B C D E
3
Diğer sayfaya geçiniz.
2015 – ÖABT / BİY
10.
TG – 5
Oksin genel olarak bitkinin boyca büyümesini sağlar. Hücre bölünmesi, büyümesi,
hücre ve doku farklılaşmasını düzenler.
Sitokinin ise hücre büyümesi ve farklılaşmada etkindir.
13.
Homeostasi değişen çevre koşullarına
karşı iç dengenin sürekliliğidir. İç iskeletin
birimlerinden olan kemiklerin hücre arası
maddesi, hormonların etkisiyle kandaki mineral dengesini sağlar.
A B C D E
16.
A B C D E
Tekli dolaşımda kan vücuda pompalanmadan önce solungaçlarda kılcal damar
yatağından geçerken önemli oranda basınç kaybeder. Solungaçlar kanın vücudun
diğer kısımlardaki akışını sınırlayıcı etki
yapar. İkili dolaşımda ise kan doğrudan
kalbin karıncığı tarafından pompalandığından basınç kaybına uğramadan vücuda
pompalanır.
A B C D E
11.
Doymamış hidrokarbonlarda, karbonlar
birbirine çift veya üç bağ ile bağlanmıştır.
Doymamış hidrokarbonların hücre zarında
artması zarın donmasını engelleyecektir.
Hücre zarında bu tür organik maddelerin
artması zarın akıcı-sıvı yapısını koruması
açısından önemlidir.
14.
Osteojenik özellikteki periosteum kemik
dokudaki temel, farklılaşmamış hücrelerdir.
Bu hücreler embriyonejik özelliklerini korumakta olup kemik dokudaki diğer hücrelerin kökenini oluşturur.
17.
Nişasta bitki hücrelerinde üretilir ve depolanır. Dolayısıyla nişastanın hayvanların
dolaşım sisteminde ve hücrelerinde bulunması mümkün değildir.
A B C D E
A B C D E
A B C D E
12.
Fotosentezde glikozdaki karbonların kaynağı karbondioksittir. Glikoz molekülü
odunu oluşturan selülozun monomeridir.
Dolayısıyla temel kaynak karbondioksittir.
A B C D E
15.
Otçul canlılarda selülozu sindiren enzimler
yoktur. Bu nedenle otçul canlılar, midelerinde selülozu sindiren bakteri ile simbiyotik
ilişki içindedir. Ağızlarında tükürük salgısında karbonhidratları sindiren enzimler
vardır. Bu karbonhidratlardan daha fazla
yararlanmaya yönelik kazanılmış bir adaptasyondur.
A B C D E
4
18.
Hayvanlarda boşaltım organları; alev hücreleri (yassı solucanlar), nefridyum (halkalı
solucanlar), malpighi tüpleri (böcekler) ve
omurgalılarda böbrek (pronefroz, mezonefroz ve metanefroz) olarak sıralanır.
Bunlardan en ilkel olanı alev hücresidir.
Alev hücreleri sadece suyu dengelemeye
çalışır. Bu özellik tüm boşaltım organlarının
işlevidir.
A B C D E
Diğer sayfaya geçiniz.
2015 – ÖABT / BİY
19.
TG – 5
Böbreklerde süzülmenin gerçekleşebilmesi için kan basıncının, kanın osmotik basıncından yüksek olması gerekir. Bu koşul
atardamar kılcallarında sağlandığından süzülme beklenen şekilde gerçekleşir.
22.
II numaralı bölgede glikoz oranı yüksektir,
pankreas insülin salgılamaktadır. III numaralı bölgede ise glikoz normal düzeylerin
altındadır. Pankreas glukagon salgılamaktadır.
A B C D E
20.
Kalp kas lifleri, çok sayıda kalp kas hücresinin seri hâlinde bağlanmasıyla oluşmuştur. Bu yapı uyaranın bir hücreden diğer
hücreye kolayca aktarılmasını sağlar. Kalp
kanı pompalarken kulakçıklar kasılır, karıncıklar gevşer; karıncıklar kasılır, kulakçıklar
gevşer. Bu hâlde kalp kasında kulakçıklar
ayrı, karıncıklar ayrı olmak üzere iki sinsisyum bulunur.
25.
A B C D E
A B C D E
23.
Tundra ekosisteminde karasal alanların
çok büyük oranda buzullarla kaplı olması,
vejetasyon döneminin çok kısa olması nedeni ile karalar bitki gelişimi için uygun değildir. Bu nedenle tundra ekosistemlerinde
birincil üretim oldukça azdır (Ren geyikleri
likenlerle beslenir).
Besin zincirinde beslenmenin üst düzeylerine ancak alınan enerjinin %10 kadarı
aktarılır. Bu durumda kartal, ekosisteme
giren enerjiden en az yararlanan canlı grubundadır.
26.
Ekosistem birden fazla canlının ve cansız
ortamın etkileşiminin bir sonucudur. Dolayısıyla bir türü korumak ve diğer türleri
ihmal etmek ekosistemin korunması için
yeterli olmadığından etkisi dar kapsamlıdır.
A B C D E
A B C D E
A B C D E
21.
Böbrek üstü bezi adrenal korteks (kabuk)
ve medulla (öz) olmak üzere iki kısımdan
oluşur. Kabuk bölgesi doğrudan hipofiz
hormonu ile kontrol edilirken öz bölgesi
sempatik ve parasempatik sinir sistemi tarafından kontrol edilir.
A B C D E
24.
Karbondioksit sularda erimiş hâldedir (karbondioksit, bikarbonat iyonları). Sularda
yaşayan fotosentetik canlılar bu karbonu
kullanırlar. Biriken karbon mercan resifleri,
midye gibi canlıların kabukları veya iç yapılarıyla diplerde tortullar oluştururlar. Burada yıllarca döngüye katılmayabilirler. Deniz
ve okyanus dipleri karbonun depolandığı
yerdir. Atmosfere oranla 50 kat daha fazla
karbon içerir. Okyanus dipleri dünya karbonunun % 65’ini oluşturur.
27.
Ekotonlar farklı komünitelerin, ekosistemlerin ya da biyomların karşılaştığı noktalardır. Bu bölgeler edafik ve klimatik koşullar
değişebileceğinden kendine özgü türler
taşıyabileceği gibi, toleransı yüksek komşu iki komünitede bulunan türleri de içine
alabilir.
A B C D E
A B C D E
5
Diğer sayfaya geçiniz.
2015 – ÖABT / BİY
28.
TG – 5
Atmosferdeki fosfor, kayaçların parçalanmasıyla oluşur, toprağa karışır ve bitkiler
tarafından topraktan alınır.
31.
A B C D E
Ontogeni bir organizmanın yumurtanın
döllenmesinden ergin fert oluşuncaya kadar geçirdiği hayat hikâyesidir. Her canlı
embriyolojik gelişim sürecinde filogenisini
tekrar eder. Örneğin insanda, anne karnında fetusda solungaç yarıklarının oluşması.
Dolayısıyla ontolojik benzerlik yakın akrabalığa işaret eder.
34.
Anne: KkAB
Baba: kkB0
Kk # kk
AB # B0
Kk Kk kk kk
>
AB, A0, B0, BB
>
1
k›v›rc›k
2
A B C D E
1
B grubu
2
1 1
1
# =
olur.
2 2
4
A B C D E
29.
Vücutlarının kıllarla kaplı olması ve olgun
alyuvarların çekirdeksiz olması omurgalılar içinde sadece memelilerde görülen iki
özellik olduğundan, bu nitelikler ayırt edicidir.
32.
Deniz anaları Cnidaria şubesine ait olup
vücuttaki gastrovasküler boşluk hem ağız
hem de anüs görevi yapan bir açıklıkla dışarı açılır.
35.
A B C D E
A B C D E
Doğal seleksiyon çevre koşullarının değişmesiyle oluşur. Bu bir seçilimdir. Çevre
koşulları değiştiğinde yeni koşullara uyum
sağlayan yaşamaya devam ederken sağlayamayan ölecektir. Yeni popülasyon kalan
sağlardan oluşacaktır. Bu hâlde insektisit
sadece çevre koşullarını değiştiren bir faktördür. Dirençsiz olanlar ölürken dirençli
olanlar yaşamaya devam eder. Dirençli
bireylerin oluşmasına neden olmaz, asıl
neden genetik yapıda önceden oluşan değişimlerdir.
A B C D E
30.
Linnean sınıflandırma sistemi morfolojik
özelliklere dayanmaktadır. Protein yapı
benzerliği moleküler bir özelliktir.
A B C D E
33.
Beslenme canlının yaşamsal faaliyetlerini
sürdürmek için gerekli temel besin maddelerini alma işlemidir. Canlı yeterince
beslenmesi hâlinde yaşamını sürdürebilir.
Alınan besin maddelerini depolama şansı
olan hayvanlar, bunları sindirirken diğer yaşamsal faaliyetleri sürdürürler. Örneğin bir
sığırın midesi 200 litre kadar genişleyebilir.
A B C D E
36.
Çocukların birinin mavi, diğerinin kahverengi gözlü olma olasılığı sorulduğundan
binom açılımı kullanılarak olasılık hesaplanır. Üç çocuk dediği için (a+b)3 açılımı
kullanılır.
(a + b)3 = a3 + 3a2b + 3ab2 + b3
Çaprazlamayı yaptığımızda çocukların
mavi gözlü olma olasılığı 1 / 4 kk, kahverengi gözlü olma olasılığı 3/4’tür (2/4 Kk,
1 / 4 KK). Çocukların 2’si kahverengi,
1’i mavi gözlü olduğu için binom açılımında 3a2b ilişkisi kullanılır. Buna göre
3:(3/4)2:1/4 = 27/64 bulunur.
A B C D E
6
Diğer sayfaya geçiniz.
2015 – ÖABT / BİY
37.
TG – 5
Barr cisimciği dişilerin somatik hücrelerinde inaktif olarak bulunan X kromozomudur.
Yani barr cisimciği X kromozomundan köken alır. Bir dişide Barr cisimciğinin gözlenememesi, X kromozomlarından birinin eksik olduğunu gösterir. X kromozomu eksik
bir bayan 22+0 ve 22+X eşey hücrelerinin
birleşmesiyle 44+X0 (45 kromozomlu) oluşur. Turner dişilerde kısa boy, geç ergenlik,
yele şeklinde boyun, kolların dışa dönük
olması gibi anormal özellikler saptanmıştır.
40.
Soyağacında kuşak atlanmamakta, hastalık her kuşakta ortaya çıkmaktadır. Bu bize
karakterin dominant olduğunu göstermektedir. Her iki eşeyde de ortaya çıkması ise
karakterin eşeye bağlı olmadığını ortaya
koymaktadır. Bu tür hastalıklar nokta mutasyonları ile ortaya çıkar.
42.
Sıcaklık faktörü farklı dozlarda su pirelerine uygulandığından bağımsız değişkendir.
Yani sonuç üzerine etkili olan ya da etkisi
araştırılan değişkendir.
A B C D E
A B C D E
A B C D E
38.
Hardy-Weinberg prensibleri geçerli olduğu
sürece, adadaki fare popülasyonunun gen
frekansı ana karadaki gen frekansına yakın bir değere ulaşır.
A B C D E
41.
I. öğrenci gen kavramı hakkında bilgisi
yoktur. II. öğrenci ise gen kavramını eksik
tanımlamıştır. Her iki öğrencide kavramsal
değişim olmadan öğrenme süreci devam
eder. Ancak üçüncü öğrencinin kavramı
hatalı veya yanılgılıdır. Bu hâlde yeni kavramların önceki kavramın yerine konması
gerekir. Yani eski kavram atılacak, yenisi
konacaktır. Bu olay kavramsal değişimdir.
43.
“Nasıl?” sorusu bir işi hangi basamaklarda
gerçekleştirdiğimizi sorgular. Burada “Sınıflama nedir?” sorusu değil, “Sınıflama
nasıl yapılır?” sorusu sorulduğu için konuya özel yöntem ve teknik bilgisi istenmektedir.
A B C D E
A B C D E
39.
Soruda dikkat ederseniz karakter yumurta
hücresine bağlı olarak ortaya çıkıyor. Döllenme sonucunda oluşan zigot sitoplazmasının asıl kaynağı yumurta hücresidir.
Karakter yumurtanın alındığı dala bağlı
olarak ortaya çıkıyorsa bu bize sitoplazmik
kalıtımı ifade eder.
44.
A B C D E
Buluş stratejisinde kavramın sunumu ve
kavramın genişletilmesi basamakları uygulanır. Öğrenciler örnekleri doğru tanımladıklarına göre konuyu uzatmanın anlamı
yoktur. Bu nedenle en uygun öğretmen
davranışı örnek olmayanları sunmak olacaktır. Amaç tohumlu bitki kavramını pekiştirmektir.
A B C D E
7
Diğer sayfaya geçiniz.
2015 – ÖABT / BİY
45.
TG – 5
Bilimin temel amacı doğadaki olaylara
mantıklı, makul, denenebilen, tekrarlanabilen objektif açıklamalar getirmektir. Bu
amaçla ilke, teori ve yasalara ihtiyaç duyar.
Asıl amacı da budur. Örneğin tekrarlanabilen bir bilgi üretmek için aynı koşullara yani
ilkelere ihtiyacımız vardır.
47.
A B C D E
Yaprak, kök ve gövde kara yosunlarında
yoktur. O hâlde bu bilgi kara yosunlarını,
eğrelti otlarından ayırmaktadır. Kavramın
tanımlayıcı niteliklerini öncelikli olarak pekiştirmek kavramlar arası kargaşayı engelleyecektir. Öğrenci kara yosunu kavramını
tanımlarken üç karakteristik özelliği kullanmak zorundadır.
49.
Kavram yanılgısının öğrencide varlığı “evet
eminim” yanıtıyla ilgilidir. Çünkü kavram
yanılgıları değişime karşı dirençlidir. Öğrenci kavramını değiştirmeyi reddediyorsa
kavram yanılgısı var demektir. II. öğrenci
ise yaptığı hatanın farkında ve ısrarcı değildir. III. öğrenci ise yanlışında ısrarcıdır.
A B C D E
A B C D E
46.
I ve III. veriler deneysel becerilerle ilgilidir.
Yani öğrenci laboratuvara girdiğinde öğrencinin bir deneyi kurgulaması ve sonuçlandırması beklenir. Öğrenmeye yönelik
yapılan laboratuvar çalışmalarında öğrenciden ilk kez karşılaştığı durumu anlayabilmesini bekleyemeyiz. Çünkü bu keşif beceriyle ilgili olup her zaman gerçekleşmez.
48.
Öğrenci iki değişkeni tanımlamış ve bunlar
arasındaki ilişkiyi, bir başka deyişle birlikte
değişimlerini açıklamaktadır. Yani korelasyonlu düşünmektedir.
A B C D E
50.
Analiz iki basamakta gerçekleşen bilişsel
bir işlemdir. Birinci basamak ayrıştırmadır;
burada öğrenci değişkenleri belirler ve tanımlar. İkinci basamak ise birleştirmedir;
öğrenci ayrıştırdıklarını birleştirip yeni soyutlamalar yapar, sonuçlara ulaşır.
A B C D E
A B C D E
8
Diğer sayfaya geçiniz.
Download

Biyoloji 5 - İhtiyaç Yayıncılık