DERS II
FĠTOCOĞRAFYA NIN KONUSU VE METODLARI
Fitocoğrafya denilince tamamiyle bitki topluluklarının dağılışları ve ekolojileri
üzerinde yapılan araştırmalar anlaşılır.
Mesela Türkiyenin ormanları veya Türkiye orman vejetasyonu denilince ilk
aşamada bu vejetasyonun Türkiyenin hangi bölgelerinde yayılış gösterdiği
üzerinde durulur. Bu yayılış bir harita üzerinde saptanır. Daha sonra bu
topluluğun iklim, toprak ve röliyef olarak yaşadığı ekolojik ortamın özellikleri
araştırılır. En son aşamada ise bu ormanları meydana getiren ağaç türleri ile
ilgilenilir. Bu bakımdan en azından çamgillerden olan ağaç türlerinin, yayvan
yapraklılardan meşe ve kayın gibi ağaçların bilimsel adlarının bilinmesi gerekir.
*Biyologların çalışmalarında bir sahanın canlıları ele alınırken flora ve fauna
terimlerini kullanmış olmaları dikkati çeker. Flora belirli bir bölgede yaşayan
tüm bitkilerin bilimsel adlarıyla oluşturulan bir listesi demektir. Bir yerin
florası saha çalışması sonunda ortaya çıkarılır. Araziden nümuneler toplanır
teşhis edilir. Mesela Türkiye florası dendiğinde bu güne kadar saptanmış bitki
türleri listesi anlaşılır. Türkiye florasında 10 000 bitki türü vardır. (Davis, P.H.,
Flora of Turkey and Aegean Islands, 10 cild, Edinburg 1965). Balıkesir
ilinin florasında ise yaklaşık 3000 kadar bitki türü mevcuttur.
Balıkesir ilinin bitki coğrafyası ve fitocoğrafyası başlığı altında bitki
topluluklarının dağılışları ve yaşadıkları ekolojik ortam özellikleri anlaşılır. Bu
çalışmaya Balıkesir Ġlinin Vejetasyon Formasyonları adı da verilir. Bu başlık
bitki toplulukları hakkında üst düzey bir çalışmaya işaret eder.
Fitocoğrafya çalışmalarında saha çalışması yapılarak bitki örnekleri toplanır,
teşhis edilir veya ettirilir. Sonra topografik tabanlı bir temel harita hazırlanarak
her bir bitki alındığı yere işaretlenir. Böylece bir bitki örtüsü dağılış haritası
hazırlanır. Bitki örtüsü kesitleri çıkarılır. Bitki toplulıklarının yaşadığı ekolojik
ortamın iklimi, jeomorfolojisi ve toprakları ile topluluğun ilişkisi ortaya
konmaya çalışılır. Böyle bir çalışma metoduna göre yapılmış olan tam bir bitki
coğrafyası çalışmasıdır. Bitki coğrafyası konusunda Türkiyede en önde gelen
bilim adamı İstanbul Üniversitesi Coğrafya bölümü hocalarından Prof. Dr.
Yusuf DÖNMEZ’dir. Bu konuda yönettiği bir çok doktora çalışması vardır.
Bunlardan biri SÖNMEZ’in 1996 yılında tamamladığı “Havran Çayı Bakırçay
Arasındaki Bölgenin Bitki Coğrafyası” adlı çalışmadır.
Fitocoğrafya çalışmalarında abiyotik faktörlerden olan iklim faktörü üzerinde
durmak zorunludur. Zira bitki topluluklarının dağılışlarını en çok iklim şartları
belirler. Ġklim denilince bir bölgede uzun yıllara ait sıcaklık, yağış ve rüzgâr
şartlarının kombinasyonundan meydana gelen ortalama atmosfer şartları
(hava durumu) anlaşılır.
Fitocoğrafya çalışmalarında iklim faktörü ele alınırken sıcaklık, yağış ve
rüzgâr parametreleri üzerinde dikkatle durulur ve bunların bitki örtüsü veya
toplulukları üzerindeki etkileri vurgulanır ve açıklanır. Parametrik değerler
meteoroloji istasyonlarının ölçüm ve kayıt sonuçlarından elde edilir. Türkiye
Meteoroloji Genel Müdürlüğü rasat sonuçlarını yayınlamaktadır. Bu
kuruluşun bir web (veb) sayfası vardır. İklim çalışmalarında en azından 20
yıllık rasat sonuçları kullanılır. Sıcaklık-bitki, nem-bitki ve rüzgâr -bitki
ilişkileri açıklanmaya çalışılır. Bitkiler büyüyüp gelişebilmek için sıcaklığa ve
neme (suya) ihtiyaç duyarlar. Bunlar bitkilerin fizyolojik ihtiyaçlarıdır.
Çalışması yapılan sahanın iklimi sıcaklık ve yağış rejimlerinin, yağış
etkinliğinin ve su bilâçolarının incelenmesi sonucunda ortaya çıkar. Bu konuda
geliştirilmiş formüller vardır. Bunlar kullanılır. Erinç formülü, De Martonne
Formülü ve Thornthwaite su bilanço tablosu bunların başlıcalarıdır. Köppen
formü,lü
Biyocoğrafyası çalışılan bir alanın jeolojik yapısı, toprak cinsine ve
özelliklerine etki ettiği için önemlidir. Jeolojik yapı çeşitli ölçekteki jeoloji
haritalarından öğrenilir. Bu hususta MTA kurumunun ürettiği haritalar ön
planda gelir. Arazide pratik yöntemlerle toprak cinsi tayin edilebilirse de bu
konuda en sağlam bilgiler toprak haritalarından edinilebilir. 1980 li yıllarda tüm
illerin 1/100 000 ölçekli toprak haritaları tamamlanmıştı.
Bitkiler toprağa kökleri ile tutunurlar ve besinlerini topraktan, toprak suyu
vasıtasıyla alırlar. Topraklar her çeşit özellikleriye bitki toplulukları ve bitkiler
üzerinde etkili olurlar.
Toprakların kireçli, tuzlu olup olmamaları bitkilerin dağılışını tayin eden edafik
bir faktördür. Bazı bitkiler kireçli bazı bitkiler tuzlu topraklarda yaşarlar. Kireçli
topraklarda yaşayanlara kalsifil bitkiler denir. Tuzlu topraklarda yaşayanlara da
halofit bitkiler denir.
Zoocoğrafik açıdan kayaların çeşitleri ve diğer özellikleri, hayvanlara barınak
olmak bakımından önem taşır. Mesela kireçtaşlarından oluşmuş karstik
arazilerdeki boşluklar (mağaralar, oyuklar) omurgalı grupundan hayvanlar için
birer barınaktır. Bunlara in adı verilir. Mesela tilki ini, ayı ini gibi.
*Relyef, topoğrafya veya jeomorfolojik özelliklere biyocoğrafya çalışmalarında
özel bir dikkat atfedilmesi gerekmektedir. Yükselti, eğim, bakı ve arazinin
vadilerle yarılma durumu canlıların dağılışları ve yaşayışları üzerinde çok
etkilidir. Yükseltinin sıcaklığa ve yağışa etki ettiği daima hatırlanmalıdır.
Yükseldikçe havanın sıcaklığı azalır. Prensip olarak her 100 m yükselişte hava
sıcaklığının 0.5°C azaldığı kabul edilmiştir. Yağışlar ise yükseldikçe artar. Yine
prensip olarak her 100 m yükseldikçe yıllık ortalama yağışın 50 mm arttığı
varsayılır.
Böylece yükselti artışı ile sıcaklık ve yağış değimi klimatik yükselti
basamaklarının oluşumunu sağlar. Bu basmaklarda bitki toplulukları kendine
göre yer seçerek yerleşir ve bu takdirde dikey doğrultuda vejetasyon
basamakları ve kuşakları oluşur. Yüksek dağlarda ve alçak enlemlede
birbirine göre farklı 4-5 vejetasyon kuşağı oluşabilir. Her bir kuşağın ayrı ayrı
adları vardır. Fakat en tanınmış olan vejetasyon kuşakları And
dağlarındakilerdir. Bu bölgede en alt kuşağın adı Tierra caliente’dir. Sıcak ve
nemli bir kuşaktır.
Bakı denilince dağ yamaçlarının yönlere göre olan pozisyonu anlaşılır. Bakı
bilhassa bitki örtüsü üzerinde çok belirleyici bir role sahiptir. Kuzey yarıkürede
kuzeye bakan yamaçlar güneş ışınlarını daha dar açılarla aldıklarından güney
yamaçlara göre daha az ısınırlar. Buharlaşmanın ve su kaybının şiddeti azalır ve
bu sebeple güney yamaçlara göre daha nemli bir duruma sahip olurlar. Kuzey
yamaçların bitki örtüsü güney yamaçlara göre daha gür ve daha nemcildir.
Doğu batı doğrultusunda uzanan dağlarda ve tepelerde bakı farkı çok barizdir.
Derin yarılmış vadiler az güneşlenirler. Bu nedenle buharlaşma şiddeti azalır.
derin yarılmış vadiler nemcil ortamları oluştururlar. Buralarda ağaç
topluluklarından oluşan gür bir bitki örtüsü mevcuttur. Bu derin vadiler kurak
iklimlerde iseler çevrenin zayıf bitki örtüsü ile vadideki gür bitki örtüsü arasında
büyük bir tezat oluşur. İç Anadoluda söğütler(Salix, ve kavaklar (Populus)
akarsu boyunca topluluklar oluştururlar. Akdeniz ikliminde de vadi boyları çınar
topluluklar tarafından işgal edilmiştir. Çınar (Platanus) su ihtiyacı yüksek olan
bir bitkidir. Kuraklığa dayanıklı değildir. Sıcağı ve ılıman kışları sever.
Fitocoğrafya çalışmalarının temeli arazi çalışmalarına dayanır. Önce çalışılacak
saha belirlenir. Bu sahanın doğal sınırlara sahip bir saha olmasına dikkat edilir.
Buna örnek olarak Dönmezin “Trakyanın Bitki Coğrafyası” adlı araştırmasında
temel aldığı “Trakya” gösterilebilir. Benzer bir örnek Sönmezin çalışmasıdır.
Burada çalışma sahası “Havran çayı ile Bakırçay” arasında kalan sahadır. Bu iki
akarsudan Havran çayı sahanın kuzey sınırını, diğeri güney sınırını belirler. Batı
sınır ise kıyı çizgisidir. Fakat bazı durumlarda idari veya siyasi sınırlar esas
alınabilir. Sönmezin, “Balıkesir Ġlinin vejetasyon Formasyonları” adlı
çalışmasında böyle bir yöntem uygulanmıştır.
Saha saptandıktan sonra, arazi çalışmalarına başlanır. Belirli doğrultularda saha
katedilerek bitki örnekleri toplanır. Mesela kuzey güney doğrultusunda veya
doğu batı doğrultusunda arazi gezilir. Örnekler alınır. Not tutulur ve fotoğraflar
çekilir. Arazi çalışmalarında sahanın en düşük rakımlı noktasından başlayıp en
yüksek rakımlı noktasına çıkılır. Bu gezi bize vertikal istikamette bitki
örtüsünün ne gibi bir değişime uğradığı hakkında fikir verir. Gerek horizontal ve
gerekse vertikal doğrultularda yapılan gezilerin vejetasyon kesitleri çıkarılır.
Arazi çalışmalarında bitki örnekleri alınırken mevkiye, rakıma ve bakıya dikkat
edilir. Her bir örnek için durumlar ayrı ayrı not edilir. Toplanan numuneler
etiketlenir ve preslenir. Böylece bir herbaryum meydana getirilmiş olur
Herbaryum kurutulmuş, teşhis edilmiş, etiketlenmiş bitki numunelerinden
oluşan bir koleksiyon demektir.
II. Derse Bibliyografya
SÖNMEZ, S. (1988), “Balıkesir-Ergama-Savaştepe-Gölcük Arasındaki Sahanın Bitki
Örtüsü”, Basılmamış Yüksek Lisans Tezi, İstanbul Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü,
İstanbul
SÖNMEZ, S. (1996), “Havran Çayı-Bakırçay Arasındaki Bölgenin Bitki Coğrafyası”,
Basılmamış Doktora Tezi, İstanbul Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, İstanbul.
SÖNMEZ, S. (2000), “Sarıçiçekli Ormangülünün (Rhododendron luteum), Batı Anadoluda
(Balıkesir-Burhaniye) Yeni Bir Yayılış Alanı”, Balıkesir Üniversitesi Sosyal Bilimler
Enstitüsü Dergisi, Cit 3, Sayı 4, Balıkesir.
SÖNMEZ, S. (2005), “Kurtçalı Tepe (Balıkesir) Ağaçlandırma Sahasında Vejetasyonun
Süksesyonel Değişimi ve Floristik Gözlemler”, Ekoloji, 14,57,1-2, İzmir.
SÖNMEZ, S. (2005), Balıkesir İlinin Vejetasyon Formasyonları”, Balıkesir 2005
Sempozyumu Tebliğler Kitabı, Balıkesir.
SÖNMEZ,S.;EFE, R.;SOYKAN, A.:CÜREBAL,Ġ. (2013), “Balıkesirin Ağaçları ve
Çalıları”, Balıkesir Belediyesi Kent Arşivi Yayınları No: 7, Balıkesir
***.
Download

Fitocoğrafya Nedir? Konusu ve Çalışma Metotları