I.
DERS (I. LEHRE)
Siyasi Coğrafyanın Coğrafya İlimi İçindeki Yeri ve Konusu
Coğrafya ilmi metodik olarak fiziki ve beşeri coğrafya olmak üzere iki ana kola
ayrılmıştır. Yeryüzündeki doğal özellikleri fiziki coğrafya inceler. Fakat insanların
yeryüzünde meydana getirdikleri oluşumları da beşeri coğrafya inceler.
İnsanın bizzat kendisi nüfus olarak beşeri coğrafyanın bir konusu veya dalıdır.
Yerleşmeleri, Ekonomik faaliyetleri de beşeri coğrafyanın kapsamı içindedir.
İnsanlar yeryüzünde farklı inanış ve farklı dil grupları oluşturmuşlardır. Sonra bir
araya gelerek çeşitli milletleri meydana getirmişlerdir. Her milletin yeryüzünde
yaşadığı sınırları belirli bölgeler vardır. Bu bölgelere ülke, üzerinde yaşayan
insanların yönetim bakımından organize olmuş haline de devlet denir. Her bir
devletin ortaya çıkışı ve özellikleri ayrı ayrıdır. Coğrafi mekanlar üzerinde insanların
ortaya çıkarmış olduğu bu siyasal oluşumlar da beşeri coğrafyanın kapsamı
içindedir ve siyasi coğrafya adı verilen bir ilmin konusudur. Yani siyasi coğrafya
yeryüzündeki devletler ile uğraşan bir ilimdir. Bu nedenle devletin öncelikle
yeryüzündeki mekanı olan ülkesi ve özellikleri, devletin milletini oluşturan
insanların faaliyetleri ve bu milletin nasıl bir araya gelerek devletini oluşturduğu
gibi konularla ilgilenir. Devletin bu günkü organizasyonun özelliklerine, iç
çalışmalarına, siyasal rejimine ve dış ilişkilerine, dış politikasına özellikle dikkat
ederek bunları açıklar. Devletin bu günkü konumundan ve durumundan neticeler
çıkararak geleceğe yönelik iç ve dış politika tahmin ve stratejileri yapar.
Her bir devletin komşularıyla olan ilişkileri birinci derecede önemlidir. Her bir
devlet siyasal, ekonomik ve askeri açılardan güçlü olmak için çaba sarfeder. Siyasi
coğrafya devletlere dünyayı, komşularını ve kendi jeopolitik ve stratejik
durumunu tanıttığı için günümüzde çok önemli bir ilim haline gelmiştir. Siyasi
coğrafya devletlerin dış ve iç politikalarına yön veren bir bilim olmuştur. Siyasi
Coğrafyaya jeopolitik adı da verilir. Siyaset yönetme ilmi demektir. Siyasi
coğrafya ise devletlerin iç ve dış yönetiminde coğrafyanın etkisini ve rolünü
araştırır.Bu konuda yardımcı olur.
**Siyasi coğrafyanın fikir babasının İbni Haldun (1332-1406) olduğu kabul edilir.
Aslen Tunuslu olan İbni Haldun Mukaddime adlı eserinde insan cemiyetlerinden ve
devletten bahsetmiştir. Fakat yaşanılan coğrafyanın insan toplulukları ve devletlerin
kuruluş ve gelişmelerindeki rolünü de açıklamıştır. Mukaddime adlı eser sosyolojinin
alfabesi sayılmaktadır. Aynı zamanda coğrafyanın devletler üzerindeki etkilerinden
bahsettiği için siyasi coğrafya konusunda fikirler ileri süren ilk ilim adamıdır. Bu
nedenle de siyasi coğrafyanın ilk kurucusu olarak düşünülür. Mukaddime, İbni
Haldunun 7 büyük ciltten oluşan Kitab’ül İbar adlı tarih kitabının 1. cildi ve
başlangıcıdır. Tarih, coğrafya ve insan cemiyetlerinden bahseder. Mukaddime aynı
zamanda sosyolojinin temellerinin atıldığı bir eserdir. Mukaddimedeki bölümlerden
biri “ İklimin insanların derilerine ve renklerine etkileri adını taşımaktadır.
Günümüzde ülkeler coğrafyası, devletler coğrafyası gibi adlarla anılan çalışmalar
siyasi coğrafya ile çok yakından ilgilidir. Çünkü devletler insanların coğrafi
mekanlar üzerinde kurup geliştirmiş olduğu siyasal oluşumlar ve ünitelerdir. Ülke
devletin mekânıdır. Her devlet doğar (kurulur) gelişir ve bir zaman sonra son
bulur. Devlet adeta canlı bir organizma gibidir.
Devletlerin siyasi coğrafyaları olduğu gibi bölgelerin de siyasi coğrafyaları vardır.
Mesela Türkiyenin siyasi coğrafyası ve Balkanların siyasi Coğrafyası gibi. İlk
konuda Türkiyenin coğrafi konumu ve komşularıyla olan siyasal münasebetleri ele
alınır. İkinci konuda ise Balkan coğrafyasında yer alan devletleri siyasi
coğrafyalarından bahsedilir. Devletlerin komşuları ile olan sınırları ve oluşumları
siyasi coğrafyanın en önemli konuları arasındadır.
İstanbul Üniversitesi Coğrafya Bölümü daha 60 lı yıllarda, siyasi coğrafyayı
okutulan dersler arasına almıştı. Ders, Ord. Prof. Dr. Ali Tanoğlu tarafından
“jeopolitik” adı altında veriliyordu. Tanoğlunun ders notları asistanı olan Dr. Süha
Göney tarafından “Siyasi Coğrafya” adlı bir kitap olarak 1979 yılında
yayınlanmıştır. Bu eser iki ana bölümden oluşmaktadır. I. bölümde “Siyasi
Coğrafyada Başlıca Görüşler” başlığı altında, jeopolitik üzerinde eser vermiş ilim
adamları ve düşünceleri anlatılmıştır. Friedrich Ratzel (1844-1940), Rudolf Kjellen
(1864-1922), Karl Haushofer (1869-1946), Halford Mackinder (1861-1947), Alfred
Thayer Mahan (1840-1914), Nicholas John Spykman (1893-1943), George Thomas
Renner (1900-1955), Alexander Nikolaievich Prokofiev Seversky (1894-1974)
üzerinde durulan başlıca jeopolitikçilerdir.
Kitabın ikinci bölümünde “Siyasi Coğrafyada Tabii Amiller” başlığı altında fiziki
faktörlerin devletler üzerindeki etkileri açıklanmaya çalışılmıştır.
Siyasi coğrafya üzerine yazılan diğer ders kitabı Kâmil Günel’indir. Yazar bir
coğrafyacıdır. Kitabı “Coğrafyanın Siyasal Gücü” adı altında 1994 yılında
basılmıştır. Kitabın içeriğinde, “Giriş” kısmından sonra “Siyasi Coğrafyada Statik
Faktörler” olarak alan, biçim, sınırlar ve konum üzerinde durulmuştur. Kitap,
Türkiyenin Konumuna Genel Bakış bölümüyle sona ermektedir.
Jeopolitik ile ilgili eserler veren diğer bir yazar Suat İlhandır (1925-) Korgeneral
rütbesinde bir asker olan Suat İlhanın en önemli eseri 1993 te basılan “Türkiyenin
ve Türk Dünyasının Jeopolitiği” dir. Bu kitapta jeopolitik konular 10 ana başlık
altında toplanmıştır. İlk altı konu genel jeopolitik meselelere ayrılmıştır. Son dört
başlık Türkiye ve Türk Dünyasının jeopolitiği ile ilgilidir.
Balıkesir Üniversitesi Coğrafya Bölümü Öğretim Üyelerinden olan Sönmez, 1994
yılından itibaren “Türk Dünyası Coğrafyası” adlı derslerinde Halford Mckinderin
klasik “heartland” teorisi üzerinde yaptığı tenkidleri geliştirerek Ortadoğu ve
Türkiye merkezli yeni bir “heartland” görüşü ortaya atmıştır. Görüşlerini 2000
yılında hazırlamış olduğu “Türkiyenin Jeopolitik Konumu” adlı bir makalede dile
getirmişse de Balıkesir Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsüne, yayınlanması için
gönderilen makale hakem engeline takılmıştır.
*Bilahare bu makaledeki fikirlerin, Marmara Üniversitesi öğretim üyelerinden Prof.
Dr. Özey tarafından yazılan ve 2001 yılında yayınlanan “Türk Dünyasının
Jeopolilitik Önemi ve Başlıca Problemleri” adlı makalede yeraldığı görülmüştür.
İçerde ve dışarıda büyük bir ilgiyle karşılanan bu Ortadoğu merkezli heartland
teorisi ile ilgili olarak ileriye sürülen görüşler Davutoğlunun “Stratejik Derinlik
Türkiyenin Uluslarası Konumu “ adlı ilk baskısı 2001 yılında yapılmış olan
kitabında genişletilerek işlenmiştir.
1990 lı yıllara kadar Türkiyenin jeopolitik çevresi olarak Ortadoğu, Balkanlar ve
Kafkasyadan pek bahsedilmiyordu. Gerek Sovyetler Birliğinin dağılması ve gerekse
ABD ve Müttefiklerinin Iraka karşı yapmış oldukları savaş, Türkiyenin kendi
jeopolitik potansiyelinin farkına varmasını sağladı.
Davutoğlu kitabında Sönmezin de daha önce belirtmiş olduğu gibi Balkanların,
Ortadoğunun, Kafkasyanın ve diğer çevre bölgelerin jeopolitik potansiyeli ve anlamı
üzerinde geniş bir şekilde durmuştur.
Bibliyografyası olmayan bu eserin, yazımında başvurulan bazı kaynaklar dipnotları
halinde zikredilmiştir.
Davutoğlu, A. (2002), “Stratejik Derinlik Türkiyenin Uluslarası Konumu” 8.
Baskı, Küre Yayınları, İstanbul.
*İbni Haldun, Mukaddime, çeviren Zakir Kadiri Ugan, Milli Eğitim Bakanlığı
Yayınları N: 481, İstanbul 1989.
İlhan, S. (1993, “Türkiyenin ve Türk Dünyasının Jeopolitiği” , Türk Kültürünü
Araştırma Enstitüsü Yayınları: 134, Seri VIII, Sayı: A.1, Ankara.
*Göney, S. (1979), “Siyasi Coğrafya” İstanbul Üniversitesi Coğrafya Enstitüsü
Yayını No: 103, İstanbul.
Günel,K. (1994), “Coğrafyanın Siyasal Gücü” Edebiyat Fakültesi Basımevi,
İstanbul.
Mukaddimeden örnek: c.1 s. 193-194
Download

Siyasi Coğrafyanın Coğrafya İlimi İçindeki Yeri