İLİ: NİĞDE
TARİH: 23.05.2014
‫َك ﻋَﺎﺋِﻼً ﻓَﺄَﻏ َْﲎ ﻓَﺄَﻣﱠﺎ‬
َ ‫َك ﺿَﺎﻻًّ ﻓَـ َﻬﺪَى وََو َﺟﺪ‬
َ ‫ْك ﻳَﺘِﻴﻤﺎً ﻓَﺂوَى وََو َﺟﺪ‬
َ ‫أَ َﱂْ َِﳚﺪ‬
‫اﻟْﻴَﺘِﻴ َﻢ ﻓ ََﻼ ﺗـَ ْﻘﻬ َْﺮ‬
‫ﺻﻠﱠﻰ اﻟﻠﱠﻪُ َﻋﻠَْﻴ ِﻪ َو َﺳﻠﱠ َﻢ‬
َ ‫ُﻮل اﻟﻠﱠ ِﻪ‬
ُ ‫َﺎل َرﺳ‬
َ‫ﻗ‬
‫ﻀﻌَﻔَﺎءَ ﻓَﺈِﳕﱠَﺎ ﺗـُﻨْﺼﺮُو َن وﺗـُﺮْزﻗﻮن ﺑﻀُﻌﻔﺎﺋِ ُﻜ ْﻢ‬
‫ْﻐﻮﱐ ﰲ اﻟ ﱡ‬
ِ ‫اﺑ‬
GÜÇSÜZLERE SAHİP ÇIKMAK
Muhterem Müslümanlar!
Toplumu meydana getiren bütün fertlerin,
içinde bulunduğu durum hep aynı değildir. Kimi
genç, kimi yaşlı; kimi zengin, kimi fakir; kimi
zayıf, kimi güçlüdür. Bu farklılığın tabii bir sonucu
olarak, toplumda korunmaya ve desteğe muhtaç
kimseler vardır. Farklı özelliklere sahip, çeşitli
bireylerden oluşan toplum fertlerinden hiçbirinin
üslendiği görev, diğerine kıyasla küçümsenemez.
Toplumda zengin, fakir, genç, yaşlı, yetim,
öksüz, güçlü, güçsüz bütün kesimleriyle birlik ve
beraberlik oluştuğunda işte o zaman birlikte
yaşamanın bir anlamı ve mutluluğu vardır. Bu
mutluluğu yaşamak için geçim sıkıntısı çeken,
fakirlik sebebiyle huzurunu kaybeden veya yaşlılık
ve engelli olma gibi çeşitli nedenlerle çalışma gücü
bulamayan güçsüz ve zayıflara toplumda yardım
elinin uzatılması, ilgi ve alaka gösterilmesi ve sahip
çıkılması gerekir.
Muhterem Müslümanlar!
İslam’ın özelliklerinden birisi de toplumsal
hayata önem veren bir din olmasıdır. Böyle bir
toplumu oluşturan fertler, birbirinin dertleriyle
dertlenen, acısını yüreğinde hisseden bir vücudun
uzuvları gibidir. İslam toplumunda Efendimizin
ifadesiyle, “Mümin’in mümine karşı durumu, bir
binayı meydana getiren, perçinlenmiş kayaların
birbirlerine karşı durumu gibidir.”1 Bu tür
toplumda, hiçbir kimse aç ve açıkta kalamaz. Zayıf
ve düşkünler de güvence altındadır. Zira zayıf ve
düşkünlere yardım etmek, İslam kardeşliğinin ve
gerçek Mümin’in özelliğidir. Nitekim Peygamber
Efendimiz (sav.), bir hadis-i şeriflerinde “Fakir ve
zayıfları arayın, görüp gözetin. Siz ancak
aranızdaki zayıflar sâyesinde yardım görür ve
rızıklanırsınız.”2 buyurarak zayıf ve kimsesizlere
sahip çıkmak gerektiğini ifade etmiştir.
Muhterem Müslümanlar!
Bir defasında Hz. Sa`d (r.a), kendisinin bazı
Müslümanlara göre daha üstün olduğunu
düşünmüştü. Resûl-i Ekrem (sav), onun bu
düşüncesini öğrenince kendisini derhal uyardı ve:
“Eğer savaşta Allah size yardım ediyorsa,
düşmanlarınızı
yeniyor
ve
ganimetler
kazanıyorsanız,
zenginlerinizin
serveti
çoğalıyorsa, bütün bunlar sadece sizin
yiğitliğiniz ve gayretiniz sebebiyle değil,
içinizdeki zayıf ve gösterişsiz kimselerin Allah
katındaki değeri sebebiyledir.”3buyurdu. Bu
gerçeği bir defasında da “Allah bu ümmete,
aralarındaki zayıfların duası, ibadeti ve ihlâsı
sebebiyle
yardım
etmektedir.”4buyurarak
zayıfların Allah katında değerli olduğunu başka bir
şekilde dile getirmişti.
Kardeşlerim!
Bizler, henüz dünyaya gelmeden yetim olan,
altı yaşında iken de öksüz kalan ve Yüce
Rabbimizin; “O, seni yetim bulup barındırmadı
mı? Öyleyse sakın yetimi ezme!”5 hitabına
muhatap olan Efendimizin ümmetiyiz. Rahmet
Peygamberi, hayatı boyunca hep zayıfları,
yetimleri, öksüzleri, dulları, kimsesizleri ve fakirleri
gözetmiş, yanlarında yer almış ve: “Müslümanlar
arasında kim bir yetimi yiyecek ve içeceğini
üstlenecek şekilde sahiplenirse Allah onu
mutlaka cennete koyar.”6 buyurmuştur.
O halde sağlıklı ve huzurlu bir toplum için
zayıf ve kimsesizlere sahip çıkalım. Onların
ihtiyaçlarını karşılayalım. Onlara yardım elimizi
uzatalım. Onların sevgisini kazanmaya ve dualarını
almaya gayret gösterelim. Ve onları toplumun
sevincine iştirak etmenin hepimizin ortak
sorumluluğu altında olduğunu asla unutmayalım.
1
Buhari, Salat, 88, I, 123
2
Ebû Dâvûd, Cihâd 70. 5.
3
Riyâzü’s-SâlihînTercüme ve Şerh, Erkam Yayınları, No:274
4
Nesâî, Cihâd 43.
5
Duha, 93/7-9.
6
Tirmizî, Birr ve sıla, 14.
Hazırlayan: Önder ÖZKAN/Niğde İl Vaizi
Redaksiyon: İl İrşat Kurulu
Download

ﻓَﺄَﻣﱠﺎ ﻓـَﻬَﺪَى وَوَﺟَﺪَكَ ﻋَﺎﺋِﻼً ﻓَﺄَﻏْﲎَ أَﱂَْ ﳚَِﺪْ