İLİ
TARİH
: MANİSA
: 04/04/2014
‫َو َمنْ يَ ْقتُ ْل ُم ْؤ ِمنًا ُمتَ َع ِّمدًا فَ َج ََٓزا ُ۬ ُؤهُ َج َهنَّ ُم َخالِدًا ۪في َها‬
ٰ‫ب ه‬
‫ّللاُ َعلَ ْي ِه َولَ َعنَهُ َواَ َع َّد لَهُ َع َذابًا ع َ۪ظي ًما‬
َ ‫ض‬
ِ ‫َو َغ‬
‫سلِ َم‬
ْ ‫ اَ ْل ُم‬: ‫سلٰ َم‬
ُ ‫قَا َل َر‬
َ ْ‫سلِ ُم َمن‬
َ ‫صلَّى ّللاُ َعلَ ْي ِه َو‬
َ ِ‫سو ُل ّللا‬
‫سانِ ِه َويَ ِد ِه‬
ْ ‫ا ْل ُم‬
َ ِ‫سلِ ُمونَ ِمنْ ل‬
EMNİYET VE GÜVEN
Değerli Kardeşlerim!
Emniyet ve güven, dinine, milletine,
cinsiyetine, yaşına ve sınıfına bakılmaksızın
sadece insan olmasından dolayı sahip olduğu
ihtiyaçlardandır. İnsan olarak yaşayabilmenin
göstergesi sahip olunan bu haklardır.
rengine,
herkesin
en temel
en temel
Güven ortamının olmadığı bir yerde insanca
yaşamadan bahsedilemez. Kargaşa ve kaos ortamının
bulunduğu yerde can, mal ve namus gibi dokunulmazlar
tehlike altındadır. Böyle bir yerde huzur olmadığı gibi asli
ihtiyaçlar karşılanamaz, kişisel, ailevi, toplumsal ve dini
vecibeler yerine getirilemez, insan olmanın gerektirdiği
ihtiyaçlardan bahsedilemez. İşte bu yüzden bütün fıkıh
kitaplarında ve ilmihallerde dini bir vecibeyi yerine
getirmek için aranılan şartların başında özgür olmak ve
güven ortamı içerisinde bulunmak şartı yer almaktadır.
Kardeşlerim!
Yüce dinimiz İslam, insan haklarının öneminden
sıklıkla bahsetmiş, ihlaline de kesinlikle müsaade
etmemiştir. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) de bu hakları
ihlal edenlerin kıyamet günü hüsrana uğrayacaklarını
belirterek
böyle
kimseleri
“müflis”
olmakla
nitelendirmiştir.1
Bugün modern dünya, daha düne gelinceye kadar
adalet, insan hakları, toplum vicdanı, eşitlik, özgürlük,
emniyet ve güven gibi kavramlardan habersizken,
ecdadımız bir karıncanın canını bile kendisine dert
edinecek kadar büyük bir şeref ve haysiyet örneği
göstermiştir.
Kıymetli Mü’minler!
Bugün, müslümanların yaşadığı topraklarda gözyaşı,
kan ve keder varsa; Hz. Peygamberin ümmeti arasında
ayrılık ve tefrika rüzgarları esiyorsa; anne babalar
çocuklarına güven duyamıyor, çocuklar büyüklerine saygı
göstermiyorsa;
komşularımıza
itimadımız
yoksa;
hanelerde, beldelerde, şehirlerde huzur, emniyet ve güven
kalmamışsa bunun tek sebebi bizim, dinimizin özünden
uzaklaşmamız,
değerlerimizi
ve
maneviyatımızı
unutmamız, mukaddesatımızı bir kenara atmamızdır.
Biz, Allah’ın kelamına ve Hz. Peygamber (s.a.v.)’in
örnek kişiliğine sımsıkı sarılırsak daha huzurlu, birbirine
güvenen ve birbirini seven bir toplum oluşturmamızın
önünde hiçbir engel kalmayacaktır. Eğer gerçekten huzur
ve mutluluk arıyorsak Allah’ın bize göstermiş olduğu en
güzel yola, ilim ve bilgiyle ilerlememiz gerekmektedir.
Gerek fert gerekse toplum için güven ve emniyet
meselesini çok veciz bir şekilde ifade eden Peygamber
Efendimizin şu hadis-i şerifi ile hutbeme son veriyorum:
“Müslüman, elinden ve dilinden herkesin emin olduğu
kimsedir”3
Kur’an-ı Kerim’de “Kim bir mü’mini kasten
öldürürse cezası, içinde temelli kalacağı cehennemdir.
Allah ona gazabetmiş, onu lanetlemiş ve onun için
büyük bir azab hazırlamıştır.”2 buyrulmak suretiyle can
güvenliği ve emniyetin önemi vurgulanmıştır
Sevgili Mü’minler!
Allah Rasülü’nün Yahudilerle yapmış olduğu
Medine Antlaşmasında, Mekkeli müşriklerle yapmış
olduğu Hudeybiye Antlaşmasında, Akabe Biatlerinde,
Veda Hutbesinde kısaca bütün hayatında inananinanmayan herkes için huzur ve mutluluğun bulunduğu,
emniyet ve güven içerisinde bir dünya oluşturma çabası
vardır.
1-Müslim, Birr, 59.
2-Hucurât, 49/10.
3-Buhari, İman, 4.
Hazırlayan: Abdullah ALTUNCU, Çavlu Köyü Camii
İmam Hatibi
SALİHLİ
Redaksiyon: İl İrşat Kurulu
İLİ
TARİH
: MANİSA
: 11.04.2014
َّ ‫س ِم‬
‫يم‬
ْ ِ‫ب‬
ِ ‫ّللاِ ال َّر ْح َم ِن ال َّر ِح‬
ْ
ْ
َ
‫ه‬
ُ
ْ
ً
َ ‫لَقَ ْد َم َّن ّللاُ َعلَى ال ُمؤ ِمنِينَ إِذ بَ َع‬
‫ث فِي ِه ْم َرسُوال ِّم ْن أنف ِس ِه ْم يَتل ُو‬
ْ ُ‫َاب َو ْال ِح ْك َمةَ َوإِن َكان‬
‫وا ِمن‬
َ ‫َعلَ ْي ِه ْم آيَاتِ ِه َويُزَ ِّكي ِه ْم َويُ َعلِّ ُمهُ ُم ْال ِكت‬
.‫الل ُّمبِي ٍن‬
َ ‫قَ ْب ُل لَفِي‬
ٍ ‫ض‬
‫ يَ ِّسرُوا َوالَ تُ َع ِّسرُوا‬:‫قال رسول ّللا صلى ّللا عليه وسلم‬
.‫َوبَ ِّشرُوا َوالَ تُنَفِّرُوا‬
EMRİHBİ ZYH. SH PRV R BHEPYEP.ZH
Değerli Müslümanlar!
Peygamber Efendimiz’in (s.a.s) peygamberliğini
isbât için tek başına yeterli bir delil; O’nun insan
yetiştirmedeki başarısıdır. O’nun, kız çocuğunu diri diri
toprağa gömmekten çekinmeyen bir babayı, karıncayı
incitmeyen bir insana dönüştürmesi hepimizin malumudur.
O; vahiyden, kitaptan, hikmetten habersiz câhiliyye
toplumunun içinden, yediği lokmanın zikrini işiten insanlar
yetiştirdi. O, vefat ederken Arap yarım adasını tamamen
Medine İslam Devletinin toprakları haline getirmişti. Bu,
üç Türkiye büyüklüğünde bir toprak parçası demektir.
Veda haccına katılanların ortalama yüz yirmi bin olduğunu
hesaba kattığımızda Müslümanların sayısının ne kadar
olduğunu tahmin edebiliriz. Acaba Peygamberimiz bu
neticeyi nasıl elde etmiştir?
Saygıdeğer Mü’minler!
Sevgili Peygamberimiz’ in insan yetiştirirken
kullandığı metotlar şüphesiz bizler için büyük önem arz
etmektedir. Peygamberimiz (s.a.s) girdiği mescitte biri
Kur’an okuyup Allah’a dua eden, diğeri ilim öğrenen ve
öğreten iki ayrı topluluk görünce her iki topluluğun da
hayır üzere olduğunu, ama birinin diğerinden daha üstün
bir iş yaptığını söylüyor ve “Ben bir muallim olarak
gönderildim” buyurarak ilimle meşgul olan halkaya
katılıyor.1 O Kutlu Muallim’in insan yetiştirirken
kullandığı eğitim yöntemini incelediğimizde tespit
edebildiğimiz ilkelerden bir kısmı şunlardır:






Karşısındaki kişinin aklına ve seviyesine göre
konuşurdu.
Yaşayarak anlatır ve öğretirdi.
Kur’an
okur;
ayetlerin
inceliklerine
ve
hikmetlerine inerdi.
Ashâbını âyetler üzerinde sürekli düşünmeye ve
uygulamaya teşvik ederdi.
Anlattıklarının zihinlere yerleşmesi için tekrarlardı.
İnsanı değil kötü davranışı eleştirirdi.



Şekil çizer, benzetmeler yapar, beden diliyle
anlatırdı.
Anlattıklarını zamana yayarak tedrîcilik ilkesine
uyardı.
Şefkat ve merhameti daima ön planda tutar,
kolaylaştırmayı tavsiye eder, zorlaştırmayı hoş
görmezdi.
Aziz Mü’minler!
O (s.a.s), hayatın merkezine Allah’a kulluğu
yerleştirmeyi sahâbeye ve bütün insanlığa öğretmiştir.
Efendimiz (s.a.s) insanların yeteneklerini keşfedip onlara
vazife verirken herkesi kabiliyetine göre istihdam etmiştir.
Peygamber Efendimiz İslam’ı bu insanlara götürmek ve o
örnek nesli yetiştirmek için yirmi dokuz defa evini,
ocağını, yurdunu bırakarak savaşa gitmiştir.
O’nun insan yetiştirme yolunu ve yöntemini
Kelime-i Tevhit’te buluyoruz: Önce “LÂ İLÂHE’’ diyerek
insanların kalbindeki olumsuzlukları temizlemiştir.
“İLLALLÂH’’ diyerek yerini güzelliklerle doldurmuştur.
MUHAMMEDÜ-R RASÛLÜLLAH diyerek “dini hayatı
benden öğrenin” mesajını vermiştir.
Aziz Mü’minler!
Hutbemi bir âyet-i kerime ve bir hadis-i şerif
meâliyle bitiriyorum:
“Andolsun ki Allah mü’minlere kendi
içlerinden, onlara ayetlerini okuyan, onları arıtıp
tertemiz yapan, onlara kitap ve hikmeti öğreten bir
Peygamber
göndermekle
büyük
bir
lütufta
bulunmuştur. Oysa onlar daha önce apaçık bir sapıklık
içinde idiler”2
Enes b. Malik’ten (r.a) rivayet edildiğine göre
Efendimiz (s.a.s) şöyle buyurmuştur: “Kolaylaştırınız
zorlaştırmayınız, müjdeleyiniz nefret ettirmeyiniz!”3
------------------------------------------------------------------1-İbn Mace, Mukaddime,17
2-Âl-i İmran 164; Bakara 129, 151; Cuma 2.
3-Buhari, İlim, 11.
Hazırlayan: İdris BAŞKIRAN, Demirci Müftüsü.
Redaksiyon: İl İrşat Kurulu
İLİ
: MANİSA
TARİHİ :18/04/2014
‫يم‬
ْ ِ‫ب‬
ِ َّ ‫س ِم‬
ِ ‫ّللا ال َّر ْح َم ِن ال َّر ِح‬
‫س ُك ْم َوأَ ْهلِي ُك ْم نَا ًرا َوقُو ُدهَا‬
َ ُ‫يَا أَيُّ َها الَّ ِذينَ آ َمنُوا قُوا أَ ْنف‬
َ‫صون‬
ُ ‫شدَا ٌد ََل يَ ْع‬
ُ َّ‫الن‬
ِ ٌ‫اس َوا ْل ِح َجا َرةُ َعلَ ْي َها َم ََلئِ َكةٌ ِغ ََلظ‬
َّ
َ‫ّللاَ َما أَ َم َرهُ ْم َويَ ْف َعلُونَ َما يُ ْؤ َم ُرون‬
َّ ‫صلَّى‬
‫ َما نَ َح َل َوالِ ٌد‬:‫سلَّ َم‬
ُ ‫قَا َل َر‬
َ ‫ّللاُ َعلَ ْي ِه َو‬
َ ‫ّللا‬
ِ َّ ‫سو ُل‬
‫س ٍن‬
َ ‫ب َح‬
ٍ ‫ض َل ِمنْ أَ َد‬
َ ‫َولَدًا ِمنْ نَ ْح ٍل أَ ْف‬
ÇOCUKLARIMIZIN İSLAM FITRATINI KORUYALIM
Muhterem Kardeşlerim!
Çocuklarımız Rabbimizin bizlere verdiği çok
değerli nimetlerdendir. Çocuklar; yuvalarımızın neşe
kaynağı, neslimizin devamı ve eşler arasındaki bağı
kuvvetlendiren, aile birliğinin devamına büyük katkısı
olan yapı taşlarıdır. Çocuklarımız aynı zamanda
Rabbimizin bizlere birer emanetidir. Onların giyimkuşam, yeme-içme, barınma gibi maddi ihtiyaçlarını
karşılamak anne babalar olarak bizim görevimiz
olduğu gibi; ahlaken güzel bir şekilde yetişmeleri,
topluma faydalı bireyler haline gelmeleri için çaba
sarfetmek de de bizim görevimizdir. Nitekim
Rabbimiz Kuran-ı Kerim’de: “Ey iman edenler!
Kendinizi ve ailenizi yakıtı insanlar ve taşlar olan
ateşten koruyun”1 … buyurmak suretiyle bu konuda
bizleri uyarmaktadır.
Her konuda bize örnek olan Efendimiz (s.a.s),
konumuzla ilgili olarak bir noktaya dikkatimizi
çekerek şöyle buyurmaktadır: “Her çocuk fıtrat
üzerine doğar sonra onu anne babası
Yahudileştirir
veya
Hıristiyanlaştırır
veya
Mecusileştirir.”2 Hadis-i Şerif’te geçen fıtrat;
Rabbimizin insan tabiatına bahşettiği yaratanını
tanıma eğilimi, ruh temizliği gibi olumlu yetenek ve
yatkınlıkları ifade eden bir kavramdır.
Kardeşlerim!
Çocuklarımız bizlere ahlaken ve ruhen tertemiz
olarak verilmektedir. Çocuklarımızın bu temiz
fıtratlarını muhafaza edebilir, onları güzel bir şekilde
yetiştirebilirsek faziletli bir toplumunun oluşmasına
büyük katkıda bulunmuş oluruz. Kuran-ı Kerim’de
anlatılan Lokman (a.s)’ ın kıssası çocuk eğitiminde
bizlere yol gösterebilecek güzel bir örnektir.
“Lokman, oğluna öğüt vererek: Yavrucuğum!
Allah'a ortak koşma! Doğrusu şirk, büyük bir
zulümdür, demişti.3 Yavrucuğum! Yaptığın iş
(iyilik ve kötülük), bir hardal tanesi ağırlığında
bile olsa ve bu bir kayanın içinde veya göklerde
yahut yerin derinliklerinde bulunsa, yine de Allah
onu (senin karşına) getirir. Doğrusu Allah, en ince
işleri görüp bilmektedir ve her şeyden
haberdardır.4
Lokman (a.s.)’ın nasihatlerinde dikkat çeken
noktalara baktığımızda; öncelikle çocuğuna sevgi ve
şefkatle yaklaşmaktadır. Bu yöntem çocuk eğitiminde
çok önemlidir ve bizim de bunu asla ihmal
etmememiz gerekir. Daha sonra çocuğuna Rabbini
tanıtmakta ve tüm yaptıklarının bir gün karşısına
çıkacağını hatırlatmakta yani ahiret hayatını
öğretmektedir. Devamındaki ayetlerde ise çocuğuna
namaz
kılmak,
iyiliği
emredip
kötülükten
sakındırmak, sıkıntılara sabretmek, tevazu göstermek
gibi temel ibadet ve ahlaki değerleri tavsiye
etmektedir.5
Değerli kardeşlerim!
Çocuklarımıza iyi birer örnek olmak da çok
önemlidir. Çocuklar küçük yaşlardan itibaren anne
babalarını taklit eder, onlar gibi olmak isterler.
Unutmayalım ki insan karşısındaki kişiye sadece
kendisinde olanları verebilir.
Çocuklarımızın ihtiyaçlarına harcadığımız zerre
miktarı haram onların ahlakına etki edecektir.
Kazancımızın helal yollardan olmasına gereken önemi
verelim.
Yavrularımızın bulundukları ortamları, beraber
oldukları arkadaşlarını tanıyarak zararlı çevrelerden
onları koruyalım.
Çocuklarımızın; samimi olarak, bol bol
yapacağımız hayır dualarımıza da ihtiyaçları vardır.
Peygamberimiz (s.a.s), anne babaların çocukları için
yaptığı duaların kabul edileceğini bildirmiştir.6
Peygamber efendimiz (s.a.s), öldükten sonra
arkasında salih bir evlat bırakan kişinin amel defterine
çocuğu hayatta olduğu sürece sevap yazılacağını
müjdelemiştir.7
Kardeşlerim!
Hutbemi, anlatmak istediklerimi çok veciz bir
şekilde ifade eden Efendimizin (s.a.s) başta okuduğum
hadisiyle bitiriyorum: “Hiçbir baba çocuğuna
edebden daha değerli bir şey kazandıramaz.”8
------------------------------------------------------------1-Tahrim, 66/6.
2-Buhari, Cenaiz, 80.
3-Lokman, 31/13.
4-Lokman, 31/16.
5-Lokman, 31/17-19.
6-Ebu Davud, Vitr, 29; Tirmizi, Birr, 7.
7-Müslim, Vasiyyet, 14.
8-Tirmizi, Birr, 33.
Hazırlayan: Abdürrahim HERGÜN Gözlet Köyü
Camii İmam Hatibi
Saruhanlı
Redaksiyon: İl İrşat Kurulu
İli: MANİSA
Tarih:25.04.2014
ٰ ‫ش ُهو ِر ِعن َد‬
‫ّللا‬
ُّ ‫إِنَّ ِع َّدةَ ال‬
َ ‫ش َر‬
َ ‫ّللاِ ا ْثنَا َع‬
ِٰ ‫ب‬
ِ ‫ش ْه ًرا فِي ِكتَا‬
َ
َ
ٌ
ْ
‫ض ِمن َها أ ْربَ َعة ُح ُر ٌم‬
َ َ‫يَ ْو َم َخل‬
َّ ‫ق ال‬
َ ‫اوات َواأل ْر‬
َ ‫س َم‬
ٰ ‫سو ُل‬
َ ‫ الٰله ٰم بَا ِرك لَنَا فِي َر َج َب و‬:‫ّللا‬
َ‫ش ْعبَانَ و بَلِّ ْغنَا َر َمضَان‬
ُ ‫قَا َل َر‬
ÜÇ AYLAR VE REGAİB KANDİLİ
Muhterem Müslümanlar!
Üç aylar diye bildiğimiz Recep, Şaban ve
Ramazan ayları, biz Müslümanlar için birçok
faziletlerle dolu önemli zamanlardır. Bilhassa Recep
ve Şaban ayları, onbir ayın sultanı olarak bilinen
Ramazan ayının habercisi ve ona hazırlık
dönemleridir. Bu kıymetli aylar bizler için
günahlarımızdan kurtulma, Allah’a kulluk zevkini
tatma ve her türlü olumsuzluktan arınmak için fırsatlar
olup değerlendirmeye çalışmak gerekir.
Kıymetli Müslümanlar!
Üç ayların birincisi olan Recep ayı 30 Nisan
2014 Çarşamba günü başlayacaktır. Bu ayın ilk Cuma
gecesine de Regaip kandili denilmektedir. Onu da 1
Mayıs Perşembe gününü 2 Mayıs Cuma gününe
bağlayan gece idrak edeceğiz.
Regaip; bağışlamanın çok, sevap ve mükâfatın
bol
bol
verildiği
gece
demektir.
Peygamberimiz(s.a.v.)’in göklere yükseldiği miraç
kandili de Recep ayını süsleyen gecelerdendir. Şaban
ayında da Beraat gecesi vardır. Ramazan ayı ise
fazilet ayıdır. İçinde Kadir Gecesi bulunan Kur’an
ayıdır. Oruç, hayır ve yardım ayıdır.
Peygamberimiz (s.a.v.) üç aylar geldiği zaman
şöyle dua ederlerdi. ”Allah’ım Recep ve Şaban
aylarını bize mübarek kıl ve bizi Ramazana
kavuştur.”1
Bu ayların değeri hakkında Yüce Allah şöyle
buyuruyor. ”Muhakkak, Allah’ın gökleri ve yeri
yarattığı günkü yazısında Allah’a göre ayların
sayısı on ikidir. Bunlardan dördü(Muharrem,
Zilkade, Zilhicce ve Recep ayları) hürmetli aylardır.
Bu dosdoğru bir nizamdır. Öyleyse o aylar içinde
kendinize yazık etmeyin.”2
Kıymetli Cemaat!
İşte bu kutsal geceleri barındıran üç ayların
kıymetini iyi bilmek, tövbelerimizin kabul olunacağı
bu kutsal zamanlardan yararlanmak; günahlarından
arınmak isteyen her Müslümanın özlemi haline
gelmelidir. Bunun içindir ki Allah’ımız Kuran’da
şöyle buyurmaktadır. ”Ey iman edenler! Hepiniz
Allah’a tövbe ediniz ki, kurtuluşa eresiniz.”3
Bu aylar bizler için manevi hasat zamanıdır.
Özellikle bu aylarda yapılan samimi dualar ve
ibadetler Yüce Rabbimiz tarafından kabul edilir. Yüce
Allah “Siz bana dua ediniz ki, ben de sizin duanızı
kabul edeyim.”4 Ayetiyle kendisine dua edilmesini
istemektedir.
Kıymetli Müslümanlar!
Bu kutsal gece ve aylarda yapmamız gereken
davranışlardan biri nefis muhasebesidir yani iç
gözlemdir. Madde ve mana arasındaki dengenin
madde lehine bozulduğu; İnsanlar ve toplumlar
arasında anlaşmazlıkların bütün dünyayı olumsuz
yönde etkilediği, aklın yerine silahların konuştuğu bir
zamanda insanın ruhunu derin kırılmalardan ve
acılardan koruyabilmesi için, nefis muhasebesine her
zamankinden daha fazla ihtiyaç vardır.
Nefis muhasebesi, varlığımızın özünde var
olan ve kimliğimizin temelini teşkil eden ahlaki
değerlerimizi kaybetme tehlikesinden bizi uzak
tutacak bir yoldur. Dinimizin bize ısrarla tavsiye ettiği
bu yol, ihmal veya terk edilirse, insanın varlığı
değersizleşir. Bunun toplumsal yansıması da arsızlık,
ahlaksızlık, haksızlık, hırsızlık, yolsuzluk, kin ve
intikam duygularının yaygınlaşması, merhametsizlik
ve sevgisizlik şeklinde ortaya çıkar. Bu zamanlar nefis
muhasebesi için bulunmaz bir fırsattır.
Ayrıca bu aylarda; bol bol ibadet edelim, kaza
ve nafile namaz kılalım, mübarek geceleri ihya
edelim, gündüzleri de oruçlu olmaya çalışalım,
fakirleri sevindirelim, günahlardan ve haramlardan
uzaklaşalım, barış ve hoşgörünün temellerini atalım,
birlik beraberlik ve kardeşlikten hiçbir zaman
ayrılmayalım.
Bu duygu ve düşüncelerle mübarek üç
aylarınız ve Regaip Kandiliniz şimdiden mübarek
olsun.
1
Ahmed b. Hanbel, 1/259.
Tevbe, 36.
3
Nur, 31.
4
Mümin, 60.
2
Hazırlayan: Nurullah KILINÇ Sicil No: 1989-4147
Pınarlar Köyü Camii İ.H. Selendi/MANİSA
Redaksiyon: İl İrşat Kurulu
Download

dosyayı indir