HEDEFLER
İÇİNDEKİLER
TEDARİK VE ÜRETİM
FONKSİYONU
• Tedarik Fonksiyonu ve Kapsamı
• Tedarikte Uygunluk Kriterleri
• Üretim Fonksiyonu
• Üretim Sistemleri
• Üretim Sisteminin Temel
Özellikleri
• Üretim Tipleri
• Üretim Yönetimi Kavramı ve
Gelişimi
• Üretim Planlaması
• Stok Kontrolü
• Kalite Kontrolü
• Tamir ve Bakım Planlaması
• Bu üniteyi çalıştıktan sonra;
• Tedarik kavramını tanımlayıp,
açıklayabilecek,
• Tedarik faaliyetlerinde uygunluk
kriterlerinin önemini kavrayabilecek,
• Üretim fonksiyonunun önemi ve
üretim sistemleri hakkında bilgi
sahibi olabilecek,
• Üretim Yönetimi kavramı ve kapsamı
hakkında fikir sahibi olabilecek,
• Üretim Planlaması ve kapsadığı
konuları bilecek,
• Stok kontrolü, kalite kontolü ve
bakım planlaması hakkında bilgi
sahibi olabileceksiniz.
İŞLETME BİLİMLERİNE
GİRİŞ
Yrd.Doç.Dr.Berna İpekten
ÜNİTE
9
Tedarik ve Üretim Fonksiyonu
GİRİŞ
Tüm işletme fonksiyonları birbiri ile doğrudan ya da dolaylı olarak ilişkilidir.
Bu nedenle tüm fonksiyonlar birbirini az ya da çok etkilerler. Tedarik ve üretim
faaliyetleri ise, özellikle üretim yapan sanayi işletmeleri için birbirini yakından
ilgilendiren ve etkileyen faaliyetlerdir. Üretilmesi planlanan malların miktarına,
cinsine ve niteliğine uygun biçimde gerçekleştirilecek tedarik (satın alma)
faaliyetleri, mamulün zamanında, uygun kalitede ve miktarda üretilmesini
mümkün kılar.
Bu bölümde önce, işletmenin ihtiyaç duyduğu hammadde ve malzemenin
gereken zamanda, gerektiği miktar ve kalitede tedarik edilmesinin önemi üzerinde
durulacak, daha sonra, üretim fonksiyonu hakkında bilgiler verilerek, tedarik ve
üretim fonksiyonlarının, kârlılık ve verimlilik amaçlarının gerçekleştirilmesinde
işbirliği yapmalarının gerekliliği vurgulanmaya çalışılacaktır.
TEDARİK FONKSİYONU VE KAPSAMI
Tedarik ya da satın alma fonksiyonu, işletmelerin faaliyetlerini
sürdürebilmeleri için ihtiyaç duydukları üretim faktörlerini sağlayan faaliyetlerin
tamamını ifade eden bir kavramdır. Üretim sürecinde ihtiyaç duyulan doğal
kaynaklar (ham madde ve malzeme), emek (işçi, personel) ve sermaye (öz sermaye
ve yabancı kaynaklar) gibi üretim faktörlerini tek elden, sadece tedarik bölümü
faaliyetleri ile yürütmek, günümüzde özellikle de belirli bir büyüklüğe sahip
işletmeler açısından neredeyse imkânsızdır. Geçmişte, işletme fonksiyonlarının bu
kadar çeşitli ve uzmanlık isteyen ayrıntılara sahip olmadığı durumlarda, tüm üretim
faktörleri ile ilgili ihtiyaçların bir bölüm tarafından sağlanması belki mümkün, belki
de gerekliydi. Ancak günümüzde işgücü ihtiyacı, personel fonksiyonunun, sermaye
ihtiyacı ise finansman fonksiyonunun görev alanı içindedir. Üretim için gerekli ham
madde, yardımcı madde, işletme malzemesi, ambalaj malzemesi vb. ihtiyaçların
sağlanması ve giderilmesi görevi ise, tedarik bölümünün sorumluluğundadır.
Tedarik faaliyetleri ile
üretim ve pazarlama
faaliyetleri yakından
ilişkilidir.
Tedarik ile üretim ve pazarlama faaliyetleri arasındaki yakın bağlantı, tedarik
bölümünün üretim ve pazarlama bölümlerinden aldığı bilgilere, ya da onların
faaliyetlerinin durumuna göre hareket etmesini bir zorunluluk haline
getirmektedir. Bu bölümlerin birbirinden bağımsız ve habersiz olarak faaliyette
bulunması sonucu, gerekli stok kalemlerinden gerekli miktarda bulundurulmaması
nedeniyle üretimin aksaması ve bunun pazarlama sistemine yansıması, siparişlerin
yerine getirilememesi, bazen de gereğinden fazla stok bulundurulması ve bu
Atatürk Üniversitesi Açıköğretim Fakültesi
2
Tedarik ve Üretim Fonksiyonu
nedenle ilave stoklama maliyetlerine katlanılması gibi olumsuzluklar ortaya
çıkabilir.
Tedarik fonksiyonu, üretim sisteminin ihtiyacı olan mal ve hizmetlerin en
uygun fiyat ve kalite ile güvenilir kaynaklardan temin edilmesi şeklinde
tanımlanabilir. Başka bir tanıma göre tedarik fonksiyonu, üretim süreci için gerekli
üretim faktörlerinin uygun nitelik ve nicelikte, gerekli zamanda ve uygun fiyatla
işletmede hazır bulundurulması ve bunların üretim hattına, depolara ve tüketiciye
taşınmasına ilişkin tüm faaliyetleri içeren bir işletme fonksiyonudur. Dar veya
geniş, basit veya karmaşık, tanımı nasıl yapılırsa yapılsın, etkin bir biçimde yerine
getirilen tedarik fonksiyonunun, işletme kârlılığı ve verimliliği üzerinde büyük bir
önemi olduğu tartışılmazdır. İşletmenin üretim için ihtiyaç duyduğu mal, hizmet ve
malzemenin sağlanması, tedarik faaliyetleri ile gerçekleştiği için, satın alınacak
nesnelerin işletme amaçlarına uygunluğu, öncelikle bu konudaki maliyetleri direkt
olarak, işletme verimliliğini ve kârlılığını da dolaylı olarak etkileyecektir. Etkili bir
tedarik fonksiyonu için, şu çalışmaların yapılması çok önemlidir.
Tedarik faaliyetleri,
üretim sisteminin
aksamadan çalışmasını
sağlar.

Düşük fiyat veren tedarikçileri araştırmak ve uygun fiyat
anlaşmaları yapmak,

Standart malzeme ve parçaları tercih etmek,

Piyasadaki fiyat değişimlerini ve tedarikçi firmalar arasındaki
rekabet durumunu yakından takip etmek,

Stok bulundurma maliyetini en düşük düzeye indirecek yöntemler
bulmak,

En uygun taşıma yollarını araştırmak.
Tedarikte Uygunluk Kriterleri
Etkin bir tedarik faaliyeti yürütebilmek için yukarıda sayılan çalışmaların yanı
sıra genel anlamda tedarik fonksiyonunun çeşitli uygunluk kriterlerine göre
yapılmasını zorunlu kılmaktadır. Bu kriterler şöyle sınıflandırılabilir.
Miktar Uygunluğu
Üretimde kullanılan çeşitli malzemelerin tedariğindeki en uygun miktar, yıllık
tedarik maliyetlerinin en düşük düzeyde gerçekleşmesini sağlayacak olan
miktardır. İşletmeler, yıllık sipariş maliyetleri ve yıllık depolama maliyetleri ile
tedarik edilen malzemelere ilişkin faiz, sigorta gideri ve firelerden oluşan toplam
stoklama giderlerini minimum düzeye indirecek tedarik miktarını, çeşitli yol ve
Atatürk Üniversitesi Açıköğretim Fakültesi
3
Tedarik ve Üretim Fonksiyonu
yöntemlerle belirlemeye çalışırlar. Uygun miktarın üzerinde yapılan tedarik,
işletmede gereksiz sipariş, satın alma ve depolama giderleri ile, faiz, sigorta ve fire
giderlerine sebep olmaktadır. Uygun miktarın altında yapılan tedarik ise, üretimin
kesintiye uğramasına, siparişlerin yerine getirilememesine yol açmakta ve işletmeyi
telafisi güç sorunlarla karşı karşıya bırakmaktadır. Bu nedenle tedariğin miktar
yönünden uygun olması, hem maliyet ve kârlılık, hem de prestij ve güvenirlik
açısından son derece önemlidir.
Zaman Uygunluğu
Yürütülen tedarik faaliyetlerinin zaman yönünden uygun olması da büyük
önem taşımaktadır. Her konuda olduğu gibi, ihtiyaç duyulan malzemenin temin
edilmesi konusunda da zamanlama çok önemlidir. Gereğinden önce temin edilen
malzeme, hem stokta bekleme süresinin artmasına, kullanım süresi kısa ise
bozulmasına veya fire vermesine, hem de işletme fonlarının, o an için gereksiz
stoklara bağlanarak atıl kalmasına yol açmaktadır. Gereğinden sonra tedarik edilen
malzeme ise, üretimde aksamalara, talebin karşılanamamasına sebep olarak fırsat
maliyeti yaratmaktadır. Bu nedenle tedariğin, “tam zamanında” yapılması
gerekmektedir.
Kalite Uygunluğu
Kalite uygunluğunu
elde edememek üretim
maliyetini yükselten bir
durumdur.
Bilindiği gibi her tür mal ve hizmette farklı kalite sınıfları mevcuttur ve
firmalar üretecekleri ürünler için önceden bir kalite standardı belirlerler. Tedarik
edilecek malzemenin, işletmenin üretmeyi planladığı ürünün kalitesi ile uyumlu
olması gerekir. Çünkü kullanılan ham madde, işletme malzemesi gibi girdilerin
kalitesi ile ürünün kalitesi arasında neredeyse bire bir ilişki vardır. Bu nedenle,
üretilen ürünlerin istenilen kalite standartlarında olmasını sağlamak bakımından
tedarik edilen malzemenin kalitesinin arzu edilen düzeyde olup olmadığı, çeşitli
yöntem ve tekniklerle mutlaka test edilmelidir. Tedarikte kalite uygunluğunun
sağlanamaması, fire ve ıskarta miktarını artırarak, üretim maliyetini yükseltir.
Kaynak Uygunluğu
Kaynak terimi ile, firmanın ihtiyaç duyduğu malzemeleri satın aldığı tedarikçi
kuruluşlar kasdedilmektedir. Tedariğin en uygun kaynaktan yapılabilmesi için,
tedarik bölümünün piyasa ve satıcılar hakkında bilgi sahibi olması ve bu piyasayı
sürekli biçimde araştırması gerekmektedir. Firmalar, farklı tedarik politikaları ile,
bazen ihtiyaç duydukları malzemeyi bildiği, güvendiği bir ya da birkaç kaynaktan
sürekli olarak tedarik edebilir, bazen her tedarik sürecinde piyasa araştırması
yaparak, en uygun kaynağı bulmaya çalışırlar. Tek kaynaktan yapılan tedarikte,
Atatürk Üniversitesi Açıköğretim Fakültesi
4
Tedarik ve Üretim Fonksiyonu
fiyatta indirim, kalitede istikrar, teminde öncelik ve kredi itibarı sağlanabilir. Ancak
bu durum aynı zamanda, pazarlık gücünün ve esnekliğin azalmasına da yol açabilir.
Tedarik için her seferinde piyasa araştırması yapmak, belki uygun kaynağın
bulunmasını sağlayabilir, ancak bu durumda da, yüksek araştırma maliyetleri ve
zaman kaybı söz konusu olabilir.
Fiyat Uygunluğu
Etkin bir tedarik
sistemi, miktar, zaman,
kalite, kaynak ve fiyat
uygunluğu ile sağlanır
Üretim için gerekli malzemelerin miktar, zaman, kalite ve kaynak yönünden
uygunluğu belirlendikten sonra sıra, en uygun fiyatın tespitine gelir. En uygun fiyat,
her zaman en ucuz fiyat anlamına gelmez. İşletmenin üreteceği ürünün kalite
düzeyi ile uyumlu olan malzemenin, alternatifler içindeki en ucuzu, uygun fiyat
kavramını oluşturur. Böylece işletme, diğer konularda uygunluğu sağlanmış olan
malzemeyi en uygun fiyatla alarak, üretim maliyetlerini de amaçlarıyla uyumlu
kılmış olur.
ÜRETİM FONKSİYONU
Bilindiği gibi işletmeler, kazanç sağlamak amacıyla kurulurlar ve bu amacı
gerçekleştirmek için, insan ihtiyaçlarını karşılayacak mal ve hizmet üretirler.
İnsanlar özellikle günümüzde artan, çeşitlenen ve karmaşıklaşan ihtiyaçlarını
karşılamak için çeşitli mal ve hizmetleri talep etmekte, işletmeler de bu talepleri
karşılamak üzere üretim faaliyetlerinde bulunmaktadırlar. Üretim fonksiyonunun,
hem kazanç sağlama amacını gerçekleştirmeye çalışan üretenler (işletmeler)
açısından, hem de ihtiyaçlarını karşılama amacında olan ve kendisi için üretim
yapılanlar (tüketiciler) açısından çeşitli yönleri ile ele alınması gerekmektedir.
Üretim, hem teknik,
hem de ekonomik yönü
olan bir faaliyettir
Üretim, “çeşitli üretim faktörlerini kullanarak, insan ihtiyaçlarını karşılayacak
mal ve hizmetlerin meydana getirilmesidir”şeklinde genel olarak tanımlanabileceği
gibi, ekonomik yönü ile “fayda yaratmak”, teknik yönü ile, “bir fiziksel varlık
üzerinde değişiklik yapmak veya onu kullanılabilir hale getirmek” şeklinde de ifade
edilebilir. Teknik yönü ile bakıldığında fiziksel bir nesneden, elle tutulan bir
varlıktan bahsedildiği görülmektedir. Oysa ki insan ihtiyaçları tamamen mal ya da
mamul olarak adlandırılan somut varlıklar ile giderilmemektedir. Bunun yanında
hizmet adı verilen soyut bazı eylemler de insan ihtiyaçlarının karşılanmasında
kullanılmaktadır. Eğitim, sağlık, güvenlik, adalet gibi temel konulardaki hizmetlerin
yanında bankacılık, sigortacılık, dağıtım ve depolama gibi ekonomik ve finansal
konularda da insan ihtiyaçlarının karşılanmasına yönelik hizmetler mevcuttur. Bu
açıdan bakıldığında üretim fonksiyonu için, ekonomik çerçevede yapılan tanım
daha uygun görülmektedir.
Atatürk Üniversitesi Açıköğretim Fakültesi
5
Tedarik ve Üretim Fonksiyonu
Konu üretim olunca, daha önce bahsedilmiş olsa bile, üretim faktörlerine
kısaca değinmekte yarar vardır. Üretim süreci yukarıda da ifade edildiği gibi, çeşitli
üretim faktörleri kullanılarak gerçekleştirildiği için, faktörlerin bir bileşimi olarak
da algılanabilir. Doğa ve doğadan elde edilen çeşitli kaynaklar, ancak bilindiği ve
kullanıldığı zaman bir üretim faktörü olarak anlam ifade eder. Bu kaynaklar
olmadan diğer üretim faktörlerinin varlığı, üretim yapmak için yeterli değildir. Bu
nedenle doğa ve doğal kaynaklar olarak ifade edilen üretim faktörü, temel veya
asli faktör olarak tanımlanır.
Üretim yapabilmek için ihtiyaç duyulan bir diğer faktör de, emek ya da
işgücü olarak adlandırılan unsurdur. İnsanın bedensel ve düşünsel çabalarının
bütünü olarak tanımlanabilecek bu faktör, üretim faaliyetlerinin yerine
getirilmesinde doğa gibi asli bir faktördür.
Üretimde kullanılan
teknoloji ne kadar
gelişmiş olursa olsun, az
ya da çok insan emeği
olmadan
gerçekleştirilmiş bir
üretim olgusundan
bahsetmek mümkün
değildir.
Günümüzde bir güç, itibar ve sosyal statü ifadesi olarak da algılanan
sermaye, üretim yapabilmek için kullanılan, doğa ve insan çabası ile oluşan bir
başka ve önemli üretim faktörüdür. İlk çağlarda ilkel insan, üretim yapmak için
emeğini ve doğal varlıkları bir araya getirerek taş balta ve çeşitli aletler yapmış ve
bunları üretimi artırmak ve kolaylaştırmak için kullanmıştır.
Sermayeyi sadece nakit para olarak düşünmemek gerekir. Para ve para ile
ifade edilebilecek her türlü alet, araç, gereç, makine, donanım ve teknoloji gibi
ekonomik varlıklar, sermaye olarak adlandırılır.
Buraya kadar saydığımız üretim faktörleri; doğal kaynaklar, işgücü ve
sermaye ne kadar bol ve kullanıma hazır olursa olsun, tüm bu unsurları planlı,
bilinçli ve ekonomik olarak yerinde ve zamanında bir araya getirecek bir güç yoksa,
faktörler birer kaynak yığını olmanın ötesine geçemezler. Un, şeker ve yağ
benzetmesi yapabileceğimiz bu faktörleri, kıvamlı ve lezzetli bir helva haline
getirecek, güzel olmuşsa takdir alacak, olmamışsa tenkit edilecek kişi ise
girişimcidir. Tüm bu unsurlar olması gerektiği gibi bir araya geldiğinde, üretim
yapabilmek için uygun ortamın varlığından bahsedilebilir.
Üretim, bir başka tanıma göre, üretim faktörlerinin (girdilerin) çeşitli çevre
unsurlarının etkisi dikkate alınarak mamul hale (çıktı) dönüştürülmesi sürecidir.
Girdilerin çıktı haline dönüştürülmesinde geçen süre, ürünün niteliğine ve
kullanılan üretim yöntemine göre farklılık gösterebilmektedir. Bu anlatıma göre
üretim süreci şu şekilde şematize edilebilir.
Atatürk Üniversitesi Açıköğretim Fakültesi
6
Tedarik ve Üretim Fonksiyonu
Şekil 9.1. Üretim Süreci
Yukarıda en basit şekliyle ifade edilmeye çalışılan üretim süreci, geçmişten
günümüze büyük değişiklikler göstermiştir. Üretim sistemlerinin zaman içinde
gösterdiği bu gelişmeyi genel başlıklarıyla şu şekilde özetlemek mümkündür.
ÜRETİM SİSTEMLERİ
Üretim sistemlerinde geçmişten bugüne kadar yaşanan gelişmeler ile,
uygarlık tarihi arasında çok sıkı bir bağlantı ve paralellik olduğu herkes tarafından
bilinen bir gerçektir. İnsanoğlu ilkel ve basit yöntemlerle başladığı üretim
macerasında, bugün son derece gelişmiş teknolojilerden yararlanarak, karmaşık
üretim yöntemleri kullanmaktadır. Üretim sistemlerinin tarihsel gelişimini,
aşağıdaki başlıklarla özetlemek mümkündür.
Üretim sistemleri,
geçmişten günümüze
kadar büyük değişimler
göstermiştir.
El Sanayi Sistemi
Bu üretim sistemi genel olarak siparişe dayalıdır ve bu nedenle kişisel bir
özellik taşımaktadır. Müşteri sayısının sınırlı olması dolayısıyla, el sanayi sistemi ile
üretim yapan birimler genelde küçük işletmeler halinde kurulmaktadır. İşletmenin
küçük bir birim olması ve üretimin kişisel özelliği nedeniyle, üretim çoğu kez belirli
bir alanda uzmanlaşmış ve işbölümü yapmayan kişilerce gerçekleştirilmekte ve
gelişmiş makine ve teknik donanımdan fazlaca yararlanılmamaktadır.
El sanayi sisteminde, işletmenin küçük ölçekte olması ve yardımcı araç ve
gereçlerin azlığı, sabit sermaye ihtiyacını oldukça azaltmaktadır. Böylece sistem
sermayeden ziyade, emeğe dayalı olarak üretim yapmaktadır.
Günümüzde el sanayine dayalı üretim sistemleri giderek azalmaktadır. Bu
üretim sisteminin ileride sözü edilecek sistemlerden en belirgin üstünlüğü, üretim
yönetiminin çok basit olması ve yönetim ile ilgili sorunlar yaşanmaması, yaşanırsa
Atatürk Üniversitesi Açıköğretim Fakültesi
7
Tedarik ve Üretim Fonksiyonu
da çözümünün kolay olmasıdır. Ayrıca, genellikle sipariş üzerine üretim yapılması,
satış ve stoklama sorunlarını ortadan kaldırmakta ve piyasa koşullarındaki
değişikliklerden etkilenme riskini azaltmaktadır.
Ev İşçiliği Sistemi
Bu üretim sisteminde belirli alanlarda (süs eşyası, tekstil, halı, seramik gibi)
uzmanlaşmış ve el becerisi kazanmış kişilerin, kendi yerlerinde ve çoğunlukla
başka kişi ve işletmeler adına üretim yapmaları söz konusudur.
Firmaların, üretim yapacak kişilere çoğunlukla kira karşılığı makine, araç,
gereç sağlamaları ve ihtiyaç duyacakları ham madde ve işletme malzemesini temin
etmeleri ev işçiliği sisteminin sık rastlanan özelliklerindendir.
Bu sistemle üretim yapan firmaların, birçokkişi ve işletmeye üretim
yaptırması söz konusu olduğundan, piyasa taleplerini zamanında karşılayabilmesi,
üretimin belirli standartlarda ve kalitede yapılmasını sağlaması bakımından bazı
sorunlarla karşılaşma ihtimali oldukça yüksektir. Daha belirgin bir ifade ile,
taleplerin zamanında karşılanması, üretim temposunun piyasa beklentilerine
uygun olması, araç, gereç, makine ve donanımın iş yapanlara zamanında
sağlanması, farklı kişi ve kuruluşlar tarafından yapılan aynı ürünlerde kalite
standartlarının tutturulması, bu tip üretim sistemlerinin üretim yönetimi
konusunda karşılaşabileceği başlıca sorunları oluşturur.
İmalathane Sistemi
İmalathane sisteminde
de üretim, makine
ağırlıklı olmaktan ziyade
emek ve el işçiliğine
dayalı olarak yürütülür.
Bu sistem çoğunlukla el işçiliğine dayanan, ancak ayrı ayrı evlerde ya da
mekânlarda değil, imalathane olarak adlandırılan belirli bir iş yerinde
gerçekleştirilen bir üretim yöntemidir. Bu üretim sisteminde mallar özel alıcıların
isteklerine göre değil, daha geniş bir alıcı kitlesinin genel istek ve talepleri ön
planda tutularak üretilir. Müşteri ile üretici arasında kişisel bir ilişkinin
bulunmadığı bu sistemde, geniş bir müşteri kitlesi hedef alındığı için işletmeler, el
sanayi ve ev işçiliği sistemlerinden daha büyük ölçekte kurulurlar. Bu durum, yani
işletmenin büyük ölçekli olması, işbölümü ve uzmanlaşma niteliklerinin ön plana
çıkmasına yol açar. Bunun doğal sonucu olarak işçiler, uzmanlaştıkları konularda
belirli parçaları ya da mamulleri üretirler.
İmalathane sisteminde araç, gereç ve makine kullanımına geniş oranda yer
verilmediği için sabit sermaye yatırımları büyük boyutlara ulaşmaz. Ancak sistemin
özelliğinden dolayı sabit maliyetler oldukça yüksektir.
Atatürk Üniversitesi Açıköğretim Fakültesi
8
Tedarik ve Üretim Fonksiyonu
Fabrikasyon Sistemi
Fabrikasyon üretim sistemi, genellikle siparişe dayalı üretim faaliyetlerinden
ziyade, önceden belli olmayan alıcı kitlesi için başka bir ifade ile piyasa için üretim
yapan bir sistemdir. Üretilen mallar piyasanın talebinden yüksek olduğu
dönemlerde stoklanmak suretiyle, üretimin devamlılığı sağlanmaya çalışılır.
Fabrikasyon sistemi, yukarıda söz edilen diğer üretim sistemleri içinde en gelişmiş
sistemdir ve üretim, gelişmiş makine ve donanım kullanılarak büyük miktarlarda
gerçekleştirilir. Bu nedenle bu sistemle üretim yapan işletmeler, büyük fabrika
binalarına, yönetim binalarına, ambar ve depolara ihtiyaç duyarlar.
İmalâthane sistemi
genellikle el işçiliğine
dayalı iken, fabrikasyon
sisteminde ağırlıklı
olarak makinelerden
yararlanılır.
Fabrikasyon üretim sisteminde genellikle yığın (kütlesel) üretim yapılır.
Bunu gerçekleştirmek için çok sayıda makineye ve donanıma ihtiyaç vardır. Ayrıca
üretim sürecinde çok sayıda işçi yer almaktadır. Yığın halinde üretim yapmanın
gereği olarak çok çeşitli ham madde, yardımcı madde, işletme malzemesi kullanımı
söz konusu olmaktadır. Tüm bunlar bir arada düşünüldüğünde, fabrika sistemi ile
üretim yapan işletmelerin, hem işletme sermayesi, hem de sabit sermaye
ihtiyaçlarının yüksek tutarlara ulaşacağını kestirmek zor değildir.
Bu üretim sisteminde üretim yönetimi kavramı, önceki sistemlere göre çok
daha fazla önem kazanmaktadır. Çünkü işletme ölçeğinin büyüklüğü, üretim
bölümünün diğer bölümlerle bağımlılığını ve ilişkisini yoğunlaştırmakta ve
karmaşık hale getirmektedir. Bu tür işletmeler genellikle profesyonel kadrolar
tarafından yönetildiği için, işletme sahipleri ile yöneticilerin uyum içinde olmaları,
işletme amaçlarının birlikte tespit edilmesini ve bu amaçlar doğrultusunda hareket
edilmesini zorunlu kılmaktadır.
Bilindiği gibi büyük çaplı işletmeler, ölçekten yararlanma konusunda küçük
işletmelere göre önemli bir avantaja sahiptirler. Büyük işletmelerde yüksek
tutarlardaki sabit maliyetler, sahip olunan üretim kapasitesinin optimal olarak
kullanılması ile birim başına en düşük düzeye indirilerek, maliyet üstünlüğü
sağlanır. Ancak, piyasadaki talebin yetersizliği, donanımın etkin kullanılamaması
veya yönetim zaafları gibi nedenlerle ölçekten yararlanılamazsa, yüksek
tutarlardaki sabit maliyetler işletmenin başarısızlığına da yol açabilir.
İleri Üretim Sistemleri
Fabrika sisteminde kullanılan makine ve donanım, teknolojide meydana
gelen gelişmelere paralel olarak sanayi robotları ve bilgisayar destekli otomasyon
sistemleri haline dönüşünce, ileri üretim sistemleri olarak adlandırılan yeni bir
üretim sistemi ortaya çıkmıştır. Oldukça gelişmiş teknoloji ürünleri ile
gerçekleştirilen bu sistemleri belirli alt başlıklar halinde ifade etmek mümkündür.
Atatürk Üniversitesi Açıköğretim Fakültesi
9
Tedarik ve Üretim Fonksiyonu
Esnek üretim sistemleri
Günümüzde piyasa koşullarının sürekli ve hızlı değişimi ve müşterilerin sık
değişen farklı talepleri, klasik üretim yöntemlerinin çoğu kez etkisiz ve yetersiz
kalmasına yol açmaktadır. Bu nedenle firmalar, müşterilerin taleplerini
karşılayabilmek için, faaliyetlerinde geçmişe göre çok daha esnek ve hızlı, dış
etkenlere de daha fazla tepkici olmak zorundadırlar. Bu üretim sistemine adını
veren esneklik kavramı, çeşitli açılardan ele alınabilir.
Mevcut ürünlerde bir takım değişiklikler yapabilme, ya da yeni ürünler
geliştirebilme yeteneği söz konusu olduğunda ürün esnekliği, üretilen mal ve
hizmetlerin çeşitlerini değiştirme veya geliştirme yeteneği söz konusu olduğunda
da ürün karması esnekliği ortaya çıkmaktadır. Toplam üretim seviyesini
değiştirebilme yeteneği miktar esnekliği olarak ifade edilirken, planlanan sevkiyat
tarihlerinde, herhangi bir aksamaya yol açmadan değişiklik yapabilme yeteneği ise
sevkiyat esnekleği olarak nitelendirilir.
Esnek üretim sistemleri ile, küçük miktarlarda ancak yüksek verimlilikle ürün
üretilmesi mümkün olabilmektedir. Bu durum, üretim konusunda yeni bir döneme
girildiğini, birçokişletmede küçük imalat birimleri oluşturulması gerektiğini ve
küçük işletmelerin de ortaya çıkan bu fırsatı kullanarak değişen piyasa şartlarına
hızlı bir biçimde cevap verebileceklerini göstermektedir.
Bilgisayar tümleşik
üretim sistemleri
içerisinde insanların
yer almayacağı
düşüncesi bugünkü
uygulamadan uzak bir
değerlendirmedir.
Bilgisayar tümleşik üretim sistemleri
Bilgisayar tümleşik üretim, bilgisayar kontrollü ürün ve süreç tasarımı,
üretim planlama, kontrol ve üretim sürecinde kullanılan bireysel ileri üretim
teknolojilerinin bir arada kullanılması olarak tanımlanabilir.
Bu üretim sistemleri, planlama ve tasarımdan, üretim ve sevkiyata kadar
tüm üretim faaliyetlerinin planlanıp, kontrol edilmesi amacıyla donanım, yazılım,
veri tabanı yönetimi ile iletişim teknolojilerinin bir araya getirilmesini
kapsamaktadır.
Bilgisayar tümleşik üretim sistemleri, teorik olarak bir üretim sisteminde
insanların yer almayacağı düşüncesi üzerine kurulmuştur; fakat bu düşünce
bugünkü uygulamadan oldukça uzaktır. Ancak sistem, belki insanın üretim
sürecinde yer almaması düşüncesini tam anlamıyla gerçekleştirememiştir ama
teknoloji kullanımından beklenen fayda da gün geçtikçe artmaktadır.
Tam zamanında üretim ve Yalın üretim sistemi
Tam zamanında üretim, gerekli parçaları, gerekli miktarda, gerekli olduğu
yerde ve zamanda, doğru kalitede üretmek olarak tanımlanabilir. Bu açıdan
Atatürk Üniversitesi Açıköğretim Fakültesi
10
Tedarik ve Üretim Fonksiyonu
Tam zamanında üretim,
stok bulundurma
maliyetlerinin
azalmasını sağlar.
bakıldığında sistem, malzeme, işgücü ve sermaye gibi üretim faktörlerinin
kullanımını en iyi hale getirme konusunda basit ve etkin bir üretim sistemi olarak
algılanabilir. Bunun doğal sonucu olarak, müşterilerin kalite, fiyat ve zamanında
teslim beklentileri, en düşük maliyet esasına göre karşılanabilecek bir üretim
sisteminin kurulması sağlanabilecektir. Tam zamanında üretim sistemi, çoğunlukla
zannedildiği gibi basit bir stok yönetimi yöntemi olmaktan ziyade, bütüncül bir
yönetim felsefesini ifade etmektedir.
Yalın üretim sistemi ile, içinde gereksiz hiçbir unsur taşımayan üretim
sistemi ifade edilmek istenmektedir. Yalın üretimi, tam zamanında üretim
sistemini de kapsayan bir sistem olarak algılamak yanlış olmaz. Daha geniş bir
ifade ile yalın üretim, en az kaynak kullanımı ile, en kısa zamanda, en ucuz ve
hatasız üretim, müşteri talebine bir bir cevap verecek şekilde en az israfla ve tüm
üretim faktörlerini en esnek şekilde kullanıp, sahip olunan potansiyellerin
tümünden yararlanmak şeklinde tanımlamak mümkündür. Üretim sürecinde yalın
üretim sistemini uygulayan işletmelerin performanslarında büyük artışlar
sağladıkları gözlenmiştir. Gereksiz tüm aşamaların ortadan kaldırılması,
faaliyetlerin süreklilik gösteren bir akış içinde yapılması, işgücünün faaliyetlerine
göre fonksiyonlar arasındaki tekrarların dağıtılması ve gelişme için sürekli çaba
harcanması suretiyle, firmalar, zaman, araç, gereç, insan gücü ve genel giderler
açısından çok daha az kaynak harcayarak, mal ve hizmetleri geliştirme, üretme ve
dağıtma olanaklarına sahip olmaktadırlar. Diğer yandan işletmelerin, müşteri
taleplerini daha esnek bir biçimde karşılayabilmeleri de mümkün olmaktadır.
Son yıllarda tam zamanında üretim sistemi, birçok üretim yönetimi
sorununa etkili çözümler sağlamasına rağmen, ileri üretim sistemlerine bir
alternatif oluşturmaktan ziyade çok gerekli bir ilk adım olduğu da kabul
edilmektedir.
Üretim Sisteminin Temel Özellikleri
Yukarıda çeşitli kriterlere göre üretim sistemlerinin gruplandırmaya çalıştık.
Hangi tip bir üretim sistemi olduğuna bakılmaksızın, hemen tüm üretim
gruplarında yer alması gereken genel özellikleri de şu şekilde ifade etmek
mümkündür.
Uzmanlaşma
Bilindiği gibi uzmanlık ya da uzmanlık alanı gibi terimler, son dönemlerde
sıkça kullanılan terimlerdir. Bu kavramı, bir kişinin her işi iyi yapamayacağı, ancak
faaliyet alanı daraldıkça hemen herkesin bir işi iyi yapabileceği şeklinde ifade
Atatürk Üniversitesi Açıköğretim Fakültesi
11
Tedarik ve Üretim Fonksiyonu
etmek mümkün olabileceği gibi, çerçeveyi genişletip, bir işletmenin ya da bir
işletmenin belirli bölümlerinin, her işi iyi yapamayacağı ancak, sınırlı sayıdaki
faaliyeti hemen her işletmenin ya da işletme bölümünün iyi yapabileceği şeklinde
de yorumlayabiliriz. Dolayısıyla işlerin kısımlara ayrılması ve her kişinin işin belirli
bir kısmını yapması, verimlilik artışını sağlayacaktır. Günümüzde bir mamul, üretim
sürecinin bir kısmında uzmanlaşmış insan, makine ve bölümler tarafından
üretilmektedir.
Çeşitlendirme
Üretim yöntemlerinin ve üretim teknolojilerinin gelişmesine paralel olarak
modern işletmecilik uygulamalarında, piyasanın ihtiyaç ve taleplerine uygun
mamul çeşitlendirme faaliyetlerinin geliştiği gözlenmektedir. Üretilen mamuller
çeşit olarak tüketici beklentilerini karşılamıyorsa, aynı tip mallardan çok üretmek
anlamlı olmayabilir. Çünkü amaç, çok üretmekten ziyade satılabilir mal üretmektir.
Piyasadaki duruma ve değişen taleplere uygun olarak üretimde çeşitliliği sağlamak,
işletme başarısı açısından son derece önemlidir.
Standartlaşma
Üretimde
standartlaşma,
tüketiciye büyük
faydalar sağlar.
Genel anlamda standart kavramı, anlayışta, yapılışta, ölçüde benzerlik, bir
örneklik olarak ifade edilebilir. Günümüzde standart fikri, hemen her alanda
geçerlidir ve tüketiciye yarar sağlama konusunda da çok önemlidir.
Standartlaştırma ise, ekonomik yaşamda kullanılan çeşitli standartlara göre,
tiplerin, modellerin, stillerin, ölçülerin, kalitenin ve daha birçok konunun
belirlenmesi anlamına gelmektedir. Standartlaştırma, mamullerde sadeleşmeyi, bir
örnekleşmeyi, sınıf ve türlere ayırmayı sağlar. Böylece, mamullerin
karşılaştırılmasını ve verimlilik artışını mümkün kılar. Ayrıca maliyetler azalır,
üretim süreci basitleşir, bütünü oluşturan parçalar değişebilir özellik kazanır.
Standartlaştırma bugün sadece bir firmanın ürettiği malların kendi içinde bir
örnek olmasının çok ötesinde, bir endüstri dalında, bir ülkede, hatta uluslararası
boyutta geçerlilik kazanmıştır.
Sadeleştirme
Üretim teknolojilerinin gelişmesi ve sanayide işbölümünün artmasıyla,
çeşitli parçalardan oluşan mamulü tümüyle üretmek yerine, bir kısmını başka
firmalardan almak, hem ekonomik olması, hem de uzmanlaşmaya fırsat vermesi
bakımından önemli bir üretim sistemi özelliğidir. Böylece bir yandan birçok farklı
parça üreten tesisler kurma zorunluluğu ortadan kalkmakta, diğer yandan bütünü
oluşturan parçaları daha kaliteli ve daha ucuza tedarik etmek mümkün olmaktadır.
Atatürk Üniversitesi Açıköğretim Fakültesi
12
Tedarik ve Üretim Fonksiyonu
Kapasite esnekliği
Ekonomik hayatta ya da piyasa koşullarında ortaya çıkan değişikliklere uyum
sağlamak açısından, talebin yüksek veya düşük olduğu zamanlarda, işletme
kapasitesinin yeni durumlara en ekonomik biçimde cevap verebilecek esneklik
özelliğine sahip olması, üretim sisteminin önemli özelliklerinden biridir.
ÜRETİM TİPLERİ
Özellikle ekonomik ve sosyal faaliyetlerle ilgili konularda değişik kriterlere
göre yapılan sınıflandırmlarda, bir unsurun birden fazla sınıfta yer aldığı
görülebilir. Üretim tiplerinin sınflandırılmasında da aynı durumla karşılaşılabilir.
Oluşturulan sınıflar esas alınarak, genel kurallar belirlemek, yöntemler geliştirmek
veya sınıfları kesin çizgilerle birbirinden ayırmak neredeyse imkansızdır. Bununla
beraber, ortak özellikleri topluca görmek ve tanımak bakımından çeşitli kriterlere
göre bir sınıflandırma yapmak da mümkündür. Üretim tiplerini, üretim yöntemi,
mamul cinsi, mamul miktarı ve üretim akışı kriterlerine göre dört grupta
toplayabiliriz.
Üretim Yöntemine Göre Üretim Tipleri
Ayırıcı işlemlerle
mamul üretmek
analitik üretim,
birleştirici işlemlerle
mamul üretmek ise
sentetik üretim olarak
adlandırılır.
Birincil (primer) üretim; Doğada mevcut çeşitli kaynak, maden ve ham
maddelerin işlenmek veya kullanılmak üzere çıkarılması ile gerçekleştirilen üretim
şeklidir. Bu maddeler, üretilen tüm mamullerin esasını oluşturduğundan bunlara
temel ham maddeler denir. Demir, bakır gibi madenler ile kömür ve ham petrol
gibi kaynakların elde edilmesi, orman işletmeciliği ve balıkçılık gibi faaliyetler
birincil üretim sınıfına girmektedir.
Analitik üretim; Bazı ham maddelerin ayırıcı işlemlerle işlenerek çeşitli
ürünlere dönüştürülmesi sürecidir. Analitik üretimde ısı uygulanması, kimyasal
reaksiyon ve damıtma gibi değişik tekniklerle, şeker pancarından şeker, ham
petrolden benzin, sütten yağ üretmek gibi çeşitli örnekler söz konusu olmaktadır.
Sentetik üretim; Doğadan elde edilen temel ham maddelerin bazıları da
birleştirici bazı işlemlerle yeni mamullere dönüştürülürler. Sentetik kauçuk, cam,
plastic gibi mamuller bu tip üretimin örneklerin oluştururlar.
Fabrikasyon üretim; Doğal hali ile insan ihtiyaçlarını karşılamayan bazı ham
maddelerin şeklini değiştirmek suretiyle yeni ürünler elde edilmesidir. İmalat
terimi ile belirtilen faaliyetler esasen fabrikasyon üretimini ifade etmektedir.
Döküm, tornalama, pres, kesme gibi çeşitli yöntemlerle ham maddelerin fiziksel
şeklini değiştirerek ürün üreten sistemler bu grupta sınıflandırılmaktadır.
Atatürk Üniversitesi Açıköğretim Fakültesi
13
Tedarik ve Üretim Fonksiyonu
Montaj üretimi; Ham madde, işletme malzemesi, yarı mamul gibi çeşitli
parçalar, sistematik bir biçimde bir araya getirilerek karmaşık bir ürün oluşturulur.
Bir montoj fabrikası, ürünü yani bütünü oluşturmak için gerekli parçaların büyük
bir bölümünü diğer işletmelerden hazır olarak alır. Montaj üretiminde en önemli
konu, miktar ve nitelik olarak birbirinden çok farklı parçaların en ekonomik
biçimde biraraya getirilmesidir. Otomobil, buzdolabı, televizyon gibi ürünler
montaj yolu ile elde edilirler.
Mamul Cinslerine Göre Üretim Tipleri
Bazı durumlarda üretilen mamulün taşıdığı özellikler, üretim sisteminin
karakterinin belirlenmesinde büyük öneme sahiptir. Böylesi durumlarda, üretim
yapılan binanın yapısı, üretimde kullanılan makine ve donanım ve insan gücü
yapısı, belirli bir mamule uygun bir biçimde oluşturulmaktadır. Mamul cinsine göre
yapılan sınıflandırmada, her bir mamul için ayrı bir grup oluşturmak mümkündür.
Mamul cinslerine göre; demir-çelik üretimi, kimyasal madde üretimi, elektronik
cihazlar üretimi, tekstil malları üretimi gibi belli başlı örnekler verilebilir.
Mamul cinsine göre tanımlanan grupların uygulamada birer endüstri dalı
olarak adlandırıldığı bilinmektedir. Kimya endüstrisi, tekstil endüstrisi, demir-çelik
endüstrisi gibi.
Üretim Miktarına veya Akışına Göre Üretim Tipleri
Üretilen ürünün miktarı ile üretim faaliyetlerinin fabrika içindeki akışı
arasında yakın bir ilişki bulunmaktadır. Aynı cinsten bir ürünün az ya da çok
üretilmesi, kullanılan donanımın tipini, üretim yöntemlerini, standartları,
işgücünden yararlanma biçimini, fabrikanın yerleşim düzenini, üretim planlama ve
kontrol yöntemlerini etkiler. Üretim miktarına ya da akışına göre üretim tipleri
şöyle sınıflandırılabilir:
Sipariş üzerine üretim,
üretimin az olduğu bir
sistemdir.
Sipariş üzerine üretim; Tüketicinin veya alıcı firmanın zaman, miktar ve
kalite bakımından özel olarak belirlediği bir ürünün üretilmesidir. Üretilen miktar
bir veya birkaç denebilecek kadar azdır. Gemi, yat, özel elektronik cihazlar, büyük
takım tezgahları, prototip makineler gibi ürünlerin üretilmesi bu grup içinde yer
alır. Sipariş üretimi, üretim yapılan sürenin düzeni bakımından alt gruplara
ayrılabilir.
-Tek ya da az sayıda ürünün sadece bir kez üretilmesi,
-Tek ya da az sayıda ürünün, talep oluştukça belirsiz aralıklarla üretilmesi,
-Tek ya da az sayıda ürünün, belirli aralıklarla (periyodik olarak) üretilmesi.
Atatürk Üniversitesi Açıköğretim Fakültesi
14
Tedarik ve Üretim Fonksiyonu
Sadece bir kez üretilen ürünler için üretim tekniği, araç-gereç ve planlama
bakımından yapılacak bir şey yoktur. Oysa ki belirli veya belirsiz aralıklarla tekrar
üretilecek ürünler için yöntem, araç-gereç, planlama ve kontrol işlemlerinin daha
sonra yeniden kullanılacak olması nedeniyle, bilgilerin korunması gerekir.
Parti üretimi; Bir ürünün, özel bir siparişi veya sürekli bir talebi karşılamak
amacı ile belirli miktarlardan oluşan partiler halinde üretilmesidir. Bir parti
mamulün üretimi tamamlandıktan sonra, makine ve tesisler, gerekli ayarlama ve
düzenleme yapıldıktan sonra, başka cins bir parti mamulün üretiminde kullanılır.
Parti büyüklüğü ve üretim periyodunun sıklığı, malzeme, makine, tesis ve
işgücünün planlanmasında gösterilecek özenin derecesini de belirlemektedir.
Parti üretimi de sipariş üretimi gibi, sadece bir kez, belirli ve belirsiz
aralıklarla tekrarlanan olmak üzere üç alt grupta gerçekleşebilir. Parti büyüklüğü
arttıkça ve zaman aralıkları belirli hale geldikçe, üretim planlama ve kontrol
tekniklerinin uygulanması daha verimli sonuçlar verir. Parti üretiminde, en uygun
parti büyüklüğünün belirlenmesi ve minimum kapasite kaybına yol açan üretim
programlarının hazırlanması sorunları en temel problemler olarak göze
çarpmaktadır. Parti üretimi, endüstride ağırlığı en fazla olan ve sık rastlanan bir
üretim tipidir. Gıda, konfeksiyon, ev eşyası ve otomobil gibi çeşitli tüketim malları
bu tip üretime örnek teşkil ederler.
Sürekli üretim tipi,
kütle üretimi ve süreç
üretimi olarak iki
şekilde gerçekleştirilir.
Sürekli üretim; Bu tip üretimde, mevcut makine ve tesisler sadece belirli bir
mamulün üretiminde kullanılır. Söz konusu mamulün üretim ve talep düzeyi
oldukça yüksektir. Sürekli üretimi, kütle üretimi ve akış (süreç) üretimi olarak farklı
iki gruba ayırmak mümkündür. Kütle üretiminde bir mamulden çok büyük
miktarlarda ve uzun sürede üretim gerçekleştirilir. Ancak gerekli olduğunda
makine, yerleşim düzeni, kalıp gibi bazı unsurlarda değişiklikler yaparak başka tip
bir mamulün üretimine geçilebilir. Akış üretiminde ise, makine ve tesisler yalnız bir
cins mamulü üretecek şekilde dizayn edilmiş ve yerleştirilmiştir. Aynı yerde ve aynı
donanımla başka bir mamulü üretmek ya mümkün değildir, ya da çok yüksek
maliyetlidir. Çimento, şeker, petrol rafinerisi gibi sanayi dalları akış üretimine
örnek olarak verilebilir.
Sürekli üretimde, üretim, planlama ve kontrol işlemleri, parti üretimine göre
yoğunluğu az ve basit işlemlerdir. Üretime başlamadan önce yapılan ayrıntılı
planlarda, zaman içinde büyük değişiklikler söz konusu olmadıkça üretim sırasında
bir değişiklik yapılmaz.
Proje üretimi; Proje üretiminde, belirli bir mamulün yalnız bir kez üretilmesi
söz konusudur ve bu haliyle sipariş üzerine üretim tipine benzemektedir. Ancak
proje üretiminde akış yoktur. Gemi yapımı, uçak montajı, bina inşaatı gibi
faaliyetler proje üretimi sınıfına girmektedir. Bu üretim tipinin en önemli
Atatürk Üniversitesi Açıköğretim Fakültesi
15
Tedarik ve Üretim Fonksiyonu
özellikleri, mamulün sabit konumda bulunması, araç ve makinelerin ve insanların
mamulün çevresinde ve içinde hareket etmesi ve aynı anda birçok işin bir arada
yürütülüyor olmasıdır. Proje üretiminde birim mamul fiyatları yüksektir ve
işlemlerin planlanıp, iş emirlerinin hazırlanması özel yöntemlerin kullanılmasını
gerektirecek kadar karmaşıktır.
Bireysel Etkinlik
Mal veya hizmet üreten bir üretim sisteminin, bahsedilen gruplardan bir ya
da birkaçına dahil olması mümkündür. Gerçekten de üretim yapan firmaların
birçoğunda birden fazla üretim tipinin bir arada bulunduğu görülmektedir.
• Yakın çevrenizde bulunan bir üretim tesisi
yetkilisinden, tesisin üretim yöntemi, mamul cinsi ve
üretim miktarı konularında bilgi almaya çalışınız.
ÜRETİM YÖNETİMİ KAVRAMI VE GELİŞİMİ
Gelişen teknoloji, artan
insan ihtiyaçları ve
yoğunlaşan rekabet
üretim yönetimi
kavramının ortaya
çıkışına neden
olmuştur.
Geçmişte, tüketici talebinin, beklentisinin, bilincinin ve haklarının sınırlı,
gümrük duvarlarının yüksek, üretim araçlarının ve finansman olanaklarının kısıtlı,
üretim miktarının nispeten düşük olduğu dönemlerde üretim yapmak, başlı başına
çok önemli bir olaydı. Günümüzde ise, gelişen teknoloji, artan insan ihtiyaçları,
yoğunlaşan rekabet ve yükselen tüketici bilinci nedeniyle, sadece üretim yapmak
yeterli olmamaktadır. Gerçekleştirilen üretimin tüketici zevkine, satın alma
gücüne, tercihlerine, arzu edilen niteliklere uygun olmasının yanında, rekabet
üstünlüğü sağlayacak maliyet, kalite, erişim kolaylığı gibi unsurların da dikkate
alınması, işletme yönetimi için bir zorunluluk haline gelmiştir. Üretim sistemlerinin
kurulması ve işletilmesi ile ilgili bu ve buna benzer zorluklar ve sorunlar,
günümüzde genel işletme yönetimi konularından ayrı olarak bir üretim yönetimi
kavramı ortaya çıkarmıştır.
İşletmeler, özellikle de mal üreten işletmeler, faaliyetlerini fiyat, kalite,
zaman, miktar ve ürün niteliğinden doğan sınırlamalar ve piyasa koşullarının ve
müşteri taleplerinin belirsizliğinden doğan kısıtlayıcı şartların etkisi altında
sürdürmektedirler. İşletmeler daha doğru bir ifade ile işletme yöneticileri, bu
sınırlayıcı ve kısa zamanda değişebilen koşullara uyum sağlayacak biçimde akılcı,
etkin ve verimli sonuçlar doğurabilecek kararlar almak zorundadırlar. Bu
çerçevede üretim yönetimi kavramı için çeşitli tanımlamalar yapılabilir.
Atatürk Üniversitesi Açıköğretim Fakültesi
16
Tedarik ve Üretim Fonksiyonu
Bu tanımlamalardan birine göre, üretim yönetimi, işletmenin sahip olduğu
malzeme, makine ve insan gücü kaynaklarının, belirli miktardaki mamulün,
istenilen kalitede, istenilen zamanda ve en düşük maliyetle üretimini sağlayacak
biçimde biraraya getirilmesidir.
Bir başka tanıma göre üretim yönetimi, insan ihtiyaçlarını karşılayacak mal
ve hizmetlerin, uygun miktarda, kalitede, fiyatta ve zamanda üretilmesini
sağlayacak biçimde üretim faktörlerinin planlanması, örgütlenmesi, koordine
edilmesi ve denetlenmesi işlevlerini kapsayan bir süreçtir.
Kaynakların verimli
kullanılabilmesi için,
üretim bölümünün
diğer bölümlerle yakın
temas içinde olması
gerekir.
Tanım nasıl yapılırsa yapılsın, üretim yönetimi kapsamının oldukça geniş
olduğu açıktır. Üretimin, kullanılan malzemeye, donanıma, yönteme ve ürüne ait
teknik yönü olmasının yanında, piyasa koşullarına uygun zamanda ve uygun fiyatta
üretilmesine ait ekonomik yönü ve ayrıca ihtiyaçlarını karşılamak üzere üretim
yapılan insana ait sosyal yönü vardır. Her biri ayrı uzmanlık dalı olan bu farklı
konuları bir bütün içinde değerlendirmek oldukça karmaşık ve güç bir iştir. Bu
nedenle, üretim yöneticisinin üretim faaliyetleri sırasında çelişen unsurlar arasında
uzlaştırıcı çözümler bulması ve bu konuda kantitatif yöntemlerden ve bilgisayar
teknolojisinden yararlanması gerekir. Ayrıca yöneticinin, kaynakların (üretim
faktörlerinin) akılcı, etkin ve verimli bir biçimde bir araya getirilmesinde,
işletmenin diğer fonksiyonel birimleri ile yakın ilişki ve temas halinde olması
gerekmektedir. Ham madde ve malzeme stoklarının sağlanması ile ilgili olarak
tedarik bölümü, üretim için ihtiyaç duyulan malzeme ve donanımın satın alınması
ile ilgili olarak finansman bölüm, maliyet kontrolü için muhasebe bölümü, üretim
sürecinde görev alan personelin sayısı ve yeterliği için personel bölümü, mamul
stokları ve satışlarla ilgili konularda pazarlama bölümü, yeni bir ürün ya da yöntem
geliştirmek için araştırma ve geliştirme bölümünün üretim yöneticileri ile ilişki ve
işbirliği içinde olması çok önemlidir.
Böylesine geniş boyutları ve işletme için büyük önemi olan üretim yönetimi
sürecinin, zaman içinde gösterdiği gelişmeye ve bu gelişimde etkin olan unsurlara
kısaca değinmekte yarar vardır.
Bilindiği gibi üretim olgusu, insanlık tarihi kadar eskidir. İnsanoğlu, hayatta
kalabilmek için sürekli mücadele içinde olmuş, bu mücadeleyi verirken de, zaman
içinde az ya da çok, ilkel ya da gelişmiş birçoküretim faaliyetlerinde bulunmuştur.
Yüzyıllar boyu ortaya çıkan bazı buluşlar, üretim yapmayı kolaylaştırmış ancak
doğası gereği elindeki ile yetinmeyip daha iyisini daha fazlasını elde etmeyi
hedefleyen insan, zaman içinde sınır tanımayan ihtiyaçlara sahip olmuş ve bunları
karşılamak için sürekli üretmeye mecbur kalmıştır. Ancak son bir iki yüzyıl hariç
tutulduğunda, çok uzun bir zaman dilimi boyunca üretim teknikleri konusunda
büyük bir farklılık ortaya çıkmamıştır.
Atatürk Üniversitesi Açıköğretim Fakültesi
17
Tedarik ve Üretim Fonksiyonu
Bugünkü anlamda üretim faaliyetlerinin başlangıcı için 18. Yüzyıl sonlarında
gerçekleşen Sanayi Devrimi, dönüm noktası olarak kabul edilmektedir. Buharlı
makinenin icadı ve devamında ortaya çıkan yeni buluşlar, atölye ve fabrika
sistemlerinin doğmasına yol açmış ve üretim artışı büyük boyutlara ulaşmıştır.
Üretim yönetiminin bir bilim dalı haline gelmesinde ve gelişmesinde
birçokdeğerli bilim adamının yanında özellikle, ünlü filozof ve ekonomist Adam
Smith’in ve endüstri mühendisliğinin temellerini atan Frederick Taylor’un büyük
katkıları olmuştur.
Adam Smith, işbölümü ve uzmanlaşma konusunu ilk kez ortaya atmış, bu
konuda çalışmalar yapmış ve bu kavramların üretim yönetimi alanında
kullanılmasını sağlamıştır. 1900’lü yılların başlarında Amerikalı işadamı Henry Ford,
kurduğu otomobil fabrikasında ilk montaj hattını kurarak, bu düşünceleri hayata
geçirmiş ve bu gelişme bir devrim niteliğinde olmuştur.
Frederick Taylor da, zaman etüdü konusunda yaptığı çalışmalar ve
geliştirdiği teşvikli ücret sistemleri ile endüstri mühendisliği alanında bir çığır
açmıştır.
Teknolojik gelişmeler
ve artan
rekabet,üretimde bilgi
kullanımını ön plana
çıkarmıştır.
Bu gelişmelerin ışığında yakın geçmişe geldiğimizde, özellikle son 20-30 yılda
üretim yönetimi olgusuna yeni boyutlar kazandıran bazı kavramların geliştiği
görülmektedir. Özellikle iletişim teknolojilerinin gelişmesi ve yaygınlaşması,
herhangi bir yerde ortaya çıkan bir gelişmenin anında her yere yayılmasına sebep
olmakta ve tüm dünyanın bu gelişmeden haberdar olması sonucunu
doğurmaktadır. Globalleşme olarak adlandırılan bu kavram, işletmelerin üretim
sistemlerini sadece bölgesel olarak değil, küresel olarak uyumlaştırmaları gereğini
ortaya koymaktadır.
Makine ve donanım teknolojilerinin gelişmesi, işletmeleri küresel rekabete
uyum sağlayacak ölçüde kendi sistemlerini yeniden gözden geçirmelerine neden
olmaktadır.
“Toplam kalite anlayışı” olarak ifade edilen yeni bir yaklaşımın gelişmesi ile,
işletmelerin kalite olgusunu sadece ürettikleri mal ve hizmet boyutunda değil, tüm
kaynakları kapsayacak boyutta ele almaları zorunlu hale gelmiştir.
Son yıllarda bilgi üretimi ve işlenmesi büyük boyutlara ulaşmış, ayrıca yoğun
rekabet ortamında hız ve zaman önem kazanmıştır. Bu durum bilgiye dayalı
üretimi ön plana çıkarmıştır.
Tüm bu gelişmelere ayak uydurabilmek açısından, yönetimde de büyük
yenilikler gözlenmektedir. Üretim yöntemlerinin esnek olması, üretim
sistemlerinin modüler yapıda ve değişikliklere kısa sürede cevap verebilecek
Atatürk Üniversitesi Açıköğretim Fakültesi
18
Tedarik ve Üretim Fonksiyonu
nitelikte olması ve stoksuz üretim gibi anlayışlar, son dönemin üretim yönetimi
alanında ulaştığı seviyeyi göstermektedir.
Üretim Yönetimi
üretim sisteminin
kurulması ve işletilmesi
şeklinde iki ayrı faaliyet
gösterir.
Üretim yönetiminin faaliyet alanı yukarıda da değinildiği gibi oldukça
geniştir. Üretim yönetimi öncelikle üretim sisteminin kurulması ve daha sonra
kurulan sistemin işletilmesi olarak ifade edilebilecek iki ana başlıkta faaliyet
gösterir. Kuruluşla ilgili olarak, yer seçimi ve fabrika içi düzenleme konuları ön
plana çıkarken, sistemin işletilmesi ile ilgili olarak da, üretim planlaması, stok
kontrolü, kalite kontrolü ve bakım planlaması gibi çeşitli ana başlıklar ön
plandadır.
Üretim Sisteminin Kurulması
Bir üretim sisteminin (tesisin, fabrikanın) kuruluşuna ilişkin en önemli konu,
şüphesiz yer seçimidir. Çünkü kuruluş yeri, tesisin iç yerleşme düzenini, yatırım ve
işletme maliyetini, hatta organizasyon yapısını bile önemli ölçüde etkiler. Kuruluş
yerine karar verirken, enerji kaynakları, yakın çevrede yan sanayi tesislerinin
mevcudiyeti, ham madde tedarik, depolama imkanları ve taşıma olanakları gibi
çeşitli ekonomik ve fiziksel faktörler dikkate alınır. Ayrıca taşıma maliyetleri,
bölgesel işçilik ücretleri seviyesi, vergiler, arazi fiyatları, inşaat maliyetleri, alt yapı
imkanları gibi faktörler de hem yatırım ve işletme maliyetleri, hem de kolaylık ve
zaman tasarrufu bakımından önemlidir.
Tesisin kuruluş yeri kararı verildikten sonra sıra, tesisin iç düzeninin
tespitine gelir. Fabrika düzenleme veya biraz daha geniş bir ifade ile iş yeri
düzenleme olarak adlandırılan bu çalışmanın amacı, tesis içinde üretime yönelik
faaliyetlerde yer alan canlı ve cansız varlıkların en az hareket ile üretim
yapabilmelerine olanak sağlayacak yerleşme düzeninin oluşturulabilmesidir.
Yerleşme düzeninin hatalı oluşu, tesis maliyetlerini yükseltmekten başka, enerji
kaybı, karmaşa, yüksek ıskarta oranı, zaman kaybı, kontrol ve yönetim zorluğu gibi
olumsuzlukları da beraberinde getirir.
Sayılan bu olumsuzlukları yaşamamak için, yukarıda bahsedilen en az
hareket sonucunu gerçekleştirecek düzenlemelerin yapılması gerekir. Bunun için,
makine, araç ve gereçler, basit ve mantıklı bir biçimde yerleştirilmeli, malzeme ve
insan hareketleri basit, az ve kolay kontrol edilebilecek biçimde yapılmalıdır.
Yardımcı tesisler, ihtiyacı en uygun biçimde karşılayacak yerlerde kurulmalı, üretim
faaliyetlerinin ve yardımcı hizmetlerin ihtiyaç duyduğu alanlar dengeli olarak
dağıtılmalıdır. İşçiler rahat ve güvenli olarak çalışabilmeli, kontrol görevlileri en az
hareketle etkili bir denetim yapabilmelidir.
Atatürk Üniversitesi Açıköğretim Fakültesi
19
Tedarik ve Üretim Fonksiyonu
Üretim Sisteminin İşletilmesi
Kuruluş işlemleri tamamlandıktan sonra sıra, kurulan sistemin işletilmesine
gelir. Doğaldır ki, ne zaman ve ne kadar üretim yapılacağına ilişkin üretim
planlaması ilk sırayı alır.
Üretim Planlaması
Günümüz sanayi işletmelerinin temel sorunları arasında, piyasa koşullarına
uygun üretim yapmak amacıyla mevcut kaynaklardan azami ölçüde yararlanarak
kârı maksimum kılacak üretim planlarının hazırlanması önemli bir yer tutmaktadır.
Sanayi işletmeleri, fiyat, kalite, zaman, kapasite, talep gibi sınırlayıcı şartlar altında
üretim faaliyetlerini sürdürmektedirler. Bu nedenle, üretime başlamadan önce,
üretimin nerede, ne zaman ve nasıl yapılacağı, ne üretileceği ve ne kadar
üretileceği, üretimin ne kadar süre alacağı gibi soruların cevaplanması
gerekmektedir. Böylece işletmeler önceden üretim planlaması yaparak mevcut
kaynakları rasyonel ve verimli olarak kullanabilirler.
Üretim planlaması
firmaların kaynaklarını
verimli kullanmasını
sağlar.
Üretim planlaması, gelecekteki üretim faaliyetlerinin ve miktarlarının
sınırlarını ve seviyelerini belirleyen bir fonksiyondur. Üretim planlaması,
işletmenin mevcut kaynaklarını rasyonel olarak kullanarak üretim yapabilmesi
konusunda karar alma sürecidir. Başka bir tanıma göre üretim planlaması,
işletmenin üretim faaliyetlerinin istenilen miktar, kalite, yer ve zamanda, kimler
tarafından nasıl ve ne zaman yapılacağına ilişkin çalışmaların bütününü
oluşturmaktadır.
Üretim planlamasının en temel amacı, belirli bir ürünü istenilen miktarda ve
nitelikte üretebilmektir. Bunun gerçekleştirilebilmesi, ihtiyaç duyulan üretim
faktörlerinin yeterli miktarda ve uygun zamanda tedarik edilmesiyle mümkün olur.
Üretilmesi düşünülen ürünün niteliği ve miktarı, ham madde, malzeme, işgücü ve
sermaye maliyeti gibi üretim faktörleri ile doğrudan ilişkilidir.
Firmalar üretim planlaması yapabilmek için, öncelikle gelecekte yapılacak
üretim faaliyetlerinin muhtemel sonuçlarını ve üretilecek ürünlerin piyasadaki
durumunu çeşitli yöntemlerle tahmin etmeye çalışırlar. Bu tahminlerin
değerlendirilmesinden sonra planlama süreci başlar.
Üretim planlaması, üretim sistemlerinde ortaya çıkan gelişmelere paralel
olarak günümüzde geçmişe göre çok daha fazla önem kazanmaya başlamıştır. Bu
durumun başlıca nedenleri şöyle sıralanabilir:
-
Gelişen ve genişleyen işletme faaliyetleri ile ilgili koordinasyon zorluğu,
İşletmeler arasındaki hizmet, kalite ve fiyat rekabetinin artması,
Atatürk Üniversitesi Açıköğretim Fakültesi
20
Tedarik ve Üretim Fonksiyonu
Üretim sistemlerinin yoğunlaşması ve karmaşık hale gelmesi,
Tüketici zevk ve tercihlerinin kısa zamanda değişebilmesi,
İşletme faaliyetleri sırasında malzeme, makine saati ve işgücü
kayıplarının minimum düzeye indirilmesinin zorunlu hale gelmesi.
Üretim planlaması, öncelikle üretim programlarının hazırlanmasını ve daha
sonra da fiili üretimin planlanmasını içeren iki aşamada gerçekleştirilir.
-
Üretim programları
Üretim programları, bir işletmede belirli bir plan dönemi içinde hangi
malların, hangi miktarlarda ve zamanda üretileceğini gösteren ayrıntılı
çalışmalardır. Bu çalışmaların anlamlı olabilmesi için de, önceden mamulün talep
ve satış düzeylerinin, piyasanın durumuna uygun biçimde tespit edilebilmesi
gerekmektedir.
Fiili üretimin planlanması
Hazırlanan üretim programları doğrultusunda yapılacak üretimin
planlanması ise, üretim için gerekli hazırlıkların planlanması ve üretim işlemlerinin
planlanması olarak iki aşamada gerçekleştirilir.
Üretim hazırlıklarını planlayabilmek için üretim sırasında ihtiyaç duyulan
işgücünün, makine ve donanımın, malzemenin, diğer araç ve gereçlerin sayısının,
miktarının, niteliklerinin, yapılacak üretime uygun olarak hazır tutulması gerekir.
Üretimin gerçekleştirilmesi için hangi işlerde, hangi nitelikte kaç kişi gerektiği,
işgücü planlaması ile saptanır. Makine ve araç gereç planlaması, üretim için gerekli
donanımın tür ve sayılarının, hangi bölümlerde bulunacağının tespiti ile yapılır.
Malzeme planları ise her türlü ham madde, yardımcı madde ve işletme
malzemesinin miktar, kalite ve ölçü bakımından belirlenmesi ile gerçekleştirilir.
Üretim sürecinin planlanması, birkaç aşama halinde yapılmaktadır. Belirli bir
ürünün üretilmesi sırasında yapılması gereken iş ve işlemlerin tespit edilmesi,
planlamanın ilk aşamasını oluşturmaktadır. Yapılacak iş ve işlemler belirlendikten
sonra, bu işlerin hangi sıra ile yapılacağı tespit edilir ve işler
mevcut makinelere kapasitelerine göre dağıtılır. Makinelere yüklenen işlerin
ne zaman ve kimler tarafından yapılacağı belirlendikten sonra, işlerin zaman
programları ile ilgili çalışmalar ve tespitler yapılır.
Üretimin aksamaması
için işletmeler, belirli bir
miktar stok
bulundurmak
zorundadırlar.
Stok Kontrolü
Bir üretim sürecinde, üretilen mamule dolaysız ve dolaylı olarak katılan tüm
fiziksel varlıklar ile mamulün kendisi stok kavramı içinde yer almaktadır. Üretim
Atatürk Üniversitesi Açıköğretim Fakültesi
21
Tedarik ve Üretim Fonksiyonu
faaliyetlerinin aksamaması, üretim maliyetlerinin standartlaşması ve talebin
karşılanabilmesi için işletmeler yukarıdaki tanıma uyan nesneleri stoklarlar. Stok
kalemleri cins, değer, kullanım yeri ve stoklama biçimi gibi unsurlar dikkate
alınarak belirli gruplara ayrılabilir. Buna göre, ham maddeler, yarı mamuller,
mamuller, hazır parçalar ve yardımcı malzemeler gibi sınıflar oluşturulmaktadır.
Üretim ve pazarlama faaliyetlerinin sağlıklı ve işletme amaçlarına uygun
biçimde yürütülebilmesi için gerekli olan stoklama işleminin, mümkün olan en
düşük maliyet ile gerçekleştirilmesi önemli bir sorundur. Bir bütün halinde, stok
bulundurma giderleri olarak ifade edilen bu giderler, sipariş giderleri (elde etme
maliyetleri) ve stoklama giderleri (elde bulundurma maliyetleri) gibi iki gruba
ayrılır.
Sipariş giderleri, stoklanacak malzemenin temin edilmesi ile ile ilgili sipariş
harcamalarından oluşur. Sipariş verilmesi için yapılan haberleşme giderleri, sipariş
için yapılan malzeme ve tedarikçi araştırma giderleri, taşıma giderleri, hazırlık
giderleri ve benzeri giderler bu gruba girer. Genel olarak sipariş miktarı arttıkça,
birim sipariş maliyetleri azalır.
Stoklama giderleri ise sipariş verilen malzeme işletmeye ulaştıktan sonra
yapılan, depolama, koruma ve bakım ile ilgili giderlerdir. Bu tip giderler, sipariş
verilen miktar arttıkça artarlar. Diğer taraftan, işletme hiç stok bulundurmaz, ya da
gerekli zamanda ve gerekli miktarda stok kalemlerine sahip olmazsa, bu durumda
da piyasa taleplerini yeterince ve zamanında karşılayamadığı için fırsat maliyetine
katlanır. İşte stok kontrolü, bir yandan stok bulundurmanın yükleyeceği maliyetler
ile, diğer yandan stok bulundurmamanın yükleyeceği maliyetler arasında bir denge
sağlamaya çalışan ve bu maliyetlerin en düşük düzeyde gerçekleşmesini sağlayacak
stok seviyesini tespit etmeye uğraşan bir süreç olarak tanımlanabilir.
Stok Kontrol Yöntemleri
Tüm stok kontrol
yöntemlerinin amacı,
en düşük maliyetle stok
bulundurmaktır.
Stok kontrolünün amacı, piyasa taleplerini ve siparişleri yeterince ve
zamanında karşılayabilmek ve bunu en ekonomik şekilde yapabilmektir. Stokların
en ekonomik düzeyde bulundurulması, yani en düşük maliyetle stok
bulundurulması, az önce sözü edilen maliyetler arasında denge kurulmasına ve
değişen koşullara uygun yeni denge noktaları tespit edilmesine bağlıdır. İşletmeler
sahip oldukları ölçeğe, üretim tipine, yönetim politikalarına, finansman
olanaklarına ve diğer faktörlere uygun olarak farklı stok kontrol yöntemleri
uygulayabilir. Bu yöntemler, saymaya ve gözleme dayalı basit yöntemlerden,
bilgisayar destekli oluşturulan karmaşık modellere kadar değişen yöntem ve
teknikler olabilir. Stok kontrolünde kullanılan yöntemler belli başlıklar altında şöyle
ifade edilebilir.
Atatürk Üniversitesi Açıköğretim Fakültesi
22
Tedarik ve Üretim Fonksiyonu
Gözle Kontrol Yöntemi
Stoklar belli aralıklarla, bu konuda deneyimli bir görevli tarafından gözden
geçirilir. Belirli bir düzeyin altına inmiş stok kalemleri için sipariş verilir. Özellikle
küçük üretim işletmelerinde, perakende satış mağazalarında, gıda marketlerinde,
gözle kontrol yöntemi sıklıkla uygulanan bir yöntemdir.
Çift Kutu Yöntemi
Bu yöntemde stok kalemleri, iki bölmeli bir kutuda bulundurulur. Birinci kutu
boşaldığında sipariş verilir ve sipariş edilen miktar işletmeye teslim edilinceye
kadar, ikinci kutudaki stok kullanılır. Çift kutu yöntemi ve gözle kontrol yöntemi,
birim değeri düşük, küçük hacimli ve çok sayıda stok kalemi barındıran
işletmelerde yaygın biçimde uygulanmaktadır.
ABC Yöntemi
Bir stok kontrol yöntemi olarak ABC yöntemi, stok kalemlerinin toplam
içindeki yüzdelerine göre sınıflara ayrılması prensibine dayanır. Sınıflama yapılırken
stoklar genellikle 3 gruba ayrılır.
A Grubu Stoklar: Toplam miktarın % 15-20’sini, toplam değerin ise % 7580’ini oluşturan stok kalemleri bu gruba dahil edilir.
B Grubu Stoklar: Toplam miktarda % 30-40, toplam değerde % 10-15 payı
bulunan stoklar bu grupta yer alır.
Bir stok kontrol
yöntemi olarak ABC
yöntemi, stok
kalemlerinin toplam
içindeki yüzdelerine
göre sınıflara ayrılması
prensibine dayanır.
C Grubu Stoklar: Miktar olarak % 40-50, değer olarak % 5-10 oranında paya
sahip stok kalemlerinin yer aldığı gruptur.
Uygulamada bazı işletmelerin stok kalemlerini 3’ten daha fazla gruba
ayırdıkları da görülmektedir. Bu yöntemin sağlıklı sonuçlar vermesi için öncelikle
düşük değerli kalemlerden bol miktarda bulundurmak ve yüksek değerli kalemlerin
miktarını düşük tutup, bunlar üzerindeki kontrolleri yoğunlaştırmak gerekmektedir.
Sabit Sipariş Miktarı Yöntemi
Bu yöntemde stok miktarı belirli bir düzeye indiğinde, toplam stok maliyetini
minimize edecek şekilde önceden saptanmış olan sabit bir miktar sipariş edilir.
Ayrıca her stok kalemi için toplam stok maliyetini minimum yapan bir sipariş
miktarı, sipariş noktası düzeyi ve stoksuz kalma riskinden korunmak için emniyet
stoku miktarının hesaplanması gerekir. Tedarik süresi de her sipariş için sabit bir
süre olarak bilinebiliyorsa, özellikle sabit bir üretim hacmine sahip firmalarda
sağlıklı bir biçimde uygulanabilir. Bu suretle işletmenin ilgili stok kaleminin en
Atatürk Üniversitesi Açıköğretim Fakültesi
23
Tedarik ve Üretim Fonksiyonu
düşük (emniyet stoku) ve en yüksek miktarları belirlenmiş ve stok düzeyinin sürekli
bu miktarlar arasında kalması sağlanmış olur.
Ekonomik Sipariş Miktarı Yöntemi
Ekonomik sipariş
miktarı yöntemi,
tüketim miktarı ve
maliyet konusunda bazı
varsayımlara dayanır.
Uygulanan stok kontrol yöntemlerinin en büyük sorunu belirsizliktir. Eğer
belirsizliğin olmadığı veya ihmal edilebilir düzeyde olduğu kabul edilir ve bazı
basitleştirici varsayımlardan hareket edilirse, bu konuda geliştirilen matematik
modellerin uygulanması mümkün olmaktadır. Ekonomik sipariş miktarı yöntemi
de, stok kaleminin bir dönemlik tüketiminin bilindiği, tedarik süresinin değişmediği
ve verilen sipariş miktarının aynı kaldığı varsayımları altında bir model
geliştirmiştir. Bu modele göre, ekonomik sipariş miktarını (ESM = Q) veren formül;
ESM  Q 
(2 xDxC 1)
C2
şeklinde yazılabilir.
Q = Ekonomik sipariş miktarı
D = Yıllık talep miktarı
C1 = Sipariş maliyeti
C2 = Stoklama maliyeti
Yukarıda değinilen varsayımlar altında, stok kalemleri ile ilgili veriler formüle
uygulandığında, firmanın her seferinde vermesi gereken sipariş miktarı elde
edilmektedir. Bu miktar, yönteme adını veren ekonomik sipariş miktarı veya diğer
bir ifadesi ile, optimal sipariş miktarıdır. Bu yöntemde ayrıca işletmenin ilgili stok
kaleminden yılda kaç kez sipariş vereceği (ekonomik sipariş sayısı) ve hangi
aralıklarla sipariş vereceği de (ekonomik sipariş süresi) tespit edilebilmektedir.
Atatürk Üniversitesi Açıköğretim Fakültesi
24
Tedarik ve Üretim Fonksiyonu
Siparişin yılda kaç kez verileceğini belirlemek için stok kaleminin yıllık
tüketim miktarını, ekonomik sipariş miktarına bölmek yeterlidir.
Ekonomik sipariş sayısı (N) = D / Q
Ekonomik sipariş süresi ise bir yılın gün sayısı olan 365’in, ekonomik sipariş
sayısına bölünmesi ile bulunabilir.
Ekonomik sipariş süresi (T) = 365 / N
Yöntemin uygulanmasını basit bir örnekle göstermeye çalışalım. Bir
işletmenin üretim sırasında kullandığı bir stok kaleminin yıllık tüketim miktarının
24.000 birim, sipariş maliyetinin 90 TL ve stoklama maliyetinin 3 TL olduğunu
varsayarsak, ekonomik sipariş miktarı (Q) şöyle hesaplanabilir.
Q
2 x 24.000 x90
= 1.200 birim
3
Buradan hareketle, ekonomik sipariş sayısı (N);
N = 24.000 / 1.200 = 20 kez
olarak bulunur. Ekonomik sipariş süresi (T) ise,
T = 365 / 20 = 18 gün
Örneği bir bütün olarak değerlendirdiğimizde, işletmenin ilgili stok
kaleminden yılda 20 kez, yani 18 gün arayla, her biri 1.200 birimlik partiler halinde
sipariş vermesi halinde, stoklarını en düşük maliyetle kontrol edebileceğini
söyleyebiliriz.
Kalite Kontrolü
Kalite kavramı
insanların algısına göre
değişebilen bir içerik
taşımaktadır.
Kalite kavramı genellikle yanlış algılanan ve kişisel yargılara göre tanımlanan
bir kavramdır. “Kaliteli bir mal” deyimi ile bir kişi malın fiyatının yüksekliğini, diğeri
sağlamlığını, bir başkası biçimini kasdediyor olabilir. Kalite çoğunlukla algılandığı
gibi, mutlak anlamda en iyi demek değildir. Yüksek niteliklere sahip pahalı bir ürün
ile, düşük nitelikli ucuz bir üründe farklı düzeylerde de olsa belirli bir kalite
mevcuttur. Başka bir ifade ile, her iki ürün de kendi çapında kalitelidir. Dolayısı ile
kaliteyi, bir ürünün kendinden beklenen işlevleri, en üst düzeyde yerine getirmesi
olarak tanımlamak mümkündür. Ancak doğaldır ki, ürünlerden beklentiler
birbirinden farklı olacaktır.
Atatürk Üniversitesi Açıköğretim Fakültesi
25
Tedarik ve Üretim Fonksiyonu
Üretimde kalitenin önemi tartışılmaz bir gerçektir. Kaliteli ürün üretmek,
üretim sisteminin temel hedeflerinden birini oluşturmaktadır. Kalite çok büyük
ölçüde maliyet ile ilgilidir ve bu nedenle ürünün yüksek niteliklere sahip olması
pahalı olması anlamına gelir. Ancak her firmanın mutlak anlamda en kaliteli ürünü
üretmek amacı taşıması beklenmez. Ürünün tüketicinin satın alma gücüne uygun,
başka bir deyişle, en yüksek kaliteye değil yeterli kaliteye sahip olması amaçlanır.
Kalite kontrolü,
ürünlerin beklenen
nitelik ve standartlara
uyup, uymadığının
tespiti için yapılır.
Kalite kontrolü kavramı ise, bir ham maddenin, parçanın, yarı mamulün veya
ürünün kendisinin, ölçü, nitelik veya performansının, önceden belirlenmiş
standartlara ve özelliklere uygun olup olmadığının belirlenmesi sürecidir.
İşletmeler üretim süreci boyunca kusurlu mamul düzeyini en aza indirmek ve
üretim sürecinden sonra hatalı mamulün piyasaya çıkmasını önlemek gibi iki kalite
kontrol sorunu ile uğraşmak zorundadırlar. Kusurlu mamul düzeyini azaltmak,
üretim sürecinin kontolü anlamına gelirken, kusurlu mamulün piyasaya çıkışını
önlemek ise mamulün kalite kontolü ile ilgilidir. Kalite konusunda kullanılan
malzemenin, teknolojinin, işçilik tekniğinin ve birçok unsurun etkisi vardır.
Kalite kontrolü yapmanın işletmeye yüklediği çeşitli maliyetler vardır. Ancak
bu maliyetlerin, üretim ve pazarlama faaliyetlerinin amaçlarının gerçekleşecek
biçimde yürütülmesinde önemli yararlar sağladığı da bir gerçektir. Özenle
uygulanan bir kalite kontrol sistemi, üretim ve verimlilik artışına, malzeme, işgücü
ve enerjiden tasarruf sağlanmasına ve ürünlerin hedeflenen niteliklere uygun
olmasına neden olur. Bu olumlu sonuçların elde edilebilmesi için üründe bulunması
gereken özelliklere ilişkin normların tespit edilmesi ve bu normlara göre toleranslar
veya tolerans aralıkları belirlenmesi gerekir. Ölçümler sonucunda ürünlerin gerekli
toleransa sahip olup olmadıkları tespit edilerek, tolerans aralığı içinde olan ürünler
piyasaya sürülürken, olmayanlar geri çekilir.
Kalite Kontrol Yöntemleri
İşletmenin ürettiği ürünün, önceden belirlenmiş standartlara ve özelliklere
uygun olup olmadığını belirlemek amacıyla yaptığı kalite kontrolü, yüzde yüz
muayene veya örnekleme yöntemi olarak iki ayrı şekilde gerçekleştirilir.
Yüzde yüz muayene
Bazı ürünler, miktarları ve özellikleri bakımından tamamının kontrol
edilmesine uygun yapıdadırlar. Bu tür ürünler, kullanılan kontrol tekniğine uygun
olarak tek tek denenir, test edilir, ölçülür ve kalite normlarına uymayanlar varsa
bunlar ayrılır. Genel olarak dayanıklı tüketim malları olarak ifade edilen, beyaz
eşya, elektronik cihazlar, otomobil ve mobilya gibi ürünler için bu yöntem
Atatürk Üniversitesi Açıköğretim Fakültesi
26
Tedarik ve Üretim Fonksiyonu
uygulanır. Ürünün kalitesini yüksek standartlarının yanı sıra, kalite kontrolü
sırasında benimsenen tolerans aralığının düşük tutulması da belirler.
Örnek muayenesi
Bazı ürünlerin tamamınnı yüzde yüz muayene yöntemi ile kalite kontrolünün
yapılması mümkün değildir. Bu durum çoğunlukla ürünün özelliklerinden, bazen
yüksek maliyeti ve zaman alıcı oluşundan, bazen de işletmenin tercihlerinden
kaynaklanır. Yığın halde üretilen gıda, temizlik, inşaat malzemesi veya tekstil
ürünlerinin tek tek kontrol edilmesi, pahalı, zaman alıcı hatta bazıları için
imkânsızdır. Böylesi ürünler, toplam üretimin belirli bir kısmı üzerinde yapılan
kalite kontrolü ile muayene edilir.
Örnekleme yönteminde ölçüm ve testler, bir grup ürünü istatistiksel olarak
temsil edebilecek yeterli miktarda örnek üzerinde yapılır ve örneğin standartlara
ve toleranslara uygunluğuna göre karar verilir. Bu uygulamaya istatistiksel kalite
kontolü de denir.
Tamir ve Bakım Planlaması
Tamir ve bakım
planlaması, üretimin
kesintisiz olarak
sürdürülebilmesi için
büyük önem taşır.
Üretim faaliyetlerinin kesintisiz ve üretim programlarına uygun olarak
sürdürülebilmesi, makine, ekipman ve tesislerin sorunsuz olarak kullanılabilmesine
bağlıdır. Makine ve ekipmanın belirli zamanlarda bakımlarının ve beklenmedik
zamanlarda oluşan arızalarının giderilmesi, üretim akışını mümkün olduğunca
aksatmadan yapılmalıdır.
İşletme ölçeği ve üretim sistemi büyüdükçe ve üretim miktarı arttıkça, tamir
ve bakım planlamasının ve faaliyetlerinin önemi daha da artar. Özellikle sürekli
üretimde ve proses üretiminde ortaya çıkan arızalar büyük sorun oluşturmaktadır.
Tamir ve bakım faaliyetlerindeki aksaklıkların üretim akışı, verimlilik ve maliyetler
üzerindeki olumsuz etkileri ana başlıkları ile şöyle sıralanabilir:
- Makinelerin ve çalışan işçilerin boş kalması,
- Dolaylı işçilik ve genel üretim maliyetlerinin artması,
- Müşteri taleplerinin karşılanamaması, sipariş üzerine üretimde zamanında
teslim edilemeyen ürünler nedeniyle tazminat ödenmesi,
- Iskarta oranının artması.
Tamir ve bakım planlaması iki tip faaliyetten oluşur.
Tamir: Üretimde kullanılan makine ve teçhizat, herhangi bir nedenle kısmen
veya tamamen arızalanması sonucu, yeniden çalışır duruma getirmek için yapılan
Atatürk Üniversitesi Açıköğretim Fakültesi
27
Tedarik ve Üretim Fonksiyonu
işlemlerdir. Tamir işleminin kısa zamanda yapılması kapasite kullanım kayıplarını
azaltır.
Koruyucu bakım: Makine ve teçhizat, arıza oluşması beklenmeden, önceden
belirlenmiş süreler sonunda gözden geçirilir, gerekli parçalar değiştirilir ve gerekli
ayarlamalar yapılır. Koruyucu bakım, beklenmedik arızalar sonucu oluşan üretim
kesintilerini ve kapasite kayıplarını azaltır.
Tamir ve bakım faaliyetlerinin planlar dâhilinde yürütülebilmesi için,
işletmenin büyüklüğüne ve kullandığı üretim sisteminin niteliğine uygun olarak bir
tamir bakım ekibi oluşturması ve bu ekibin, ortaya çıkan gelişmelere göre
donanımlarının sürekli artırılması için gerekli eğitim hizmetlerinin verilmesi gerekir.
Söz konusu ekip, üretim araçlarının arızalarının giderilmesi, bakımlarının yapılması,
fabrika binası ve diğer tesislerin tamir ve bakımının yapılması, makine, teçhizat ve
tesislerin periyodik muayenelerinin yapılması ve yeni makinelerin yerleştirilmesi
işlemlerinin yapılması konusunda görevlendirilmelidir.
Atatürk Üniversitesi Açıköğretim Fakültesi
28
Özet
Tedarik ve Üretim Fonksiyonu
•Bir işletmede tedarik ve üretim fonksiyonları, iki ayrı faaliyet konusu
gibi görünse de, birbirlerini önemli derecede etkiledikleri için birarada
düşünülmesi gereken konulardır.
•Etkin bir tedarik sistemi, üretim için gerekli ihtiyaçların, hem
maliyetleri en düşük düzeyde tutacak, hem de işletmeyi stoksuz kalma
riskinden koruyacak en uygun miktarda, aynı etkinliği sağlamak için en
uygun zamanda sağlanması ile gerçekleşir
•Bilindiği gibi tüm işletmeler bir üretim fonksiyonu gerçekleştirirler. Bu
üretim fonksiyonu ya bir mal (mamul) üretimi, ya da hizmet üretimi
olarak ortaya çıkar. Üretim faaliyetlerini daha kapsamlı bir biçimde
ifade edebilmek için ünitede ağırlıklı olarak ele alınan mal üreten
işletmeler, doğal kaynaklar, işgücü ve sermaye gibi girdiler kullanarak,
mevcut haliyle insan ihtiyacını karşılayamayan nesneleri kullanılır hale
getirerek fayda yaratırlar. Geçmişten günümüze el işçiliği ile başlayıp
çok gelişmiş teknolojilerle gerçekleştirilen çeşitli üretim sistemleri
kullanılarak yapılan üretim faaliyetleri, bugün artan insan ihtiyaçları,
yoğunlaşan rekabet, gelişen tüketici bilinci gibi unsurların etkisi ile
oldukça karmaşık bir süreç halini almıştır
•Etkin bir üretim yönetimi anlayışı, bahsedilen çok değişkenli, karmaşık
yapı içinde üretim faaliyetlerini tüm detayları dikkate alarak planlamalı,
en düşük maliyetle stok bulundurmanın yollarını aramalı, gerek üretim
sürecinde, gerek üretim sonrasında sağlıklı bir kalite kontrol
mekanizması oluşturmalı ve üretim akışının kesintiye uğramaması için
makine ve donanımın tamir ve bakım faaliyetlerini titizlikle
yürütmelidir.
Atatürk Üniversitesi Açıköğretim Fakültesi
29
Tedarik ve Üretim Fonksiyonu
DEĞERLENDİRME SORULARI
Değerlendirme
sorularını sistemde ilgili
ünite başlığı altında yer
alan “bölüm sonu testi”
bölümünde etkileşimli
olarak
cevaplayabilirsiniz.
1. Aşağıdakilerden hangisi kalite kontrolünde yüzde yüz muayene yönteminin
uygulanmasına uygun değildir?
a) Otomobil
b) Televizyon
c) Mobilya
d) Buzdolabı
e) Çimento
2. Bir işletme üretim sırasında belirli bir stok kaleminden yılda 15.000 birim
kullanmakta ve stoğun sipariş maliyetini 50 TL ve stoklama maliyetini de 1,5
TL olarak hesaplamaktadır. Bu işletmenin ilgili stok kaleminin ekonomik
sipariş miktarı kaç birimdir?
a) 3.000 birim
b) 707 birim
c) 30 birim
d) 1.000 birim
e) 1.414 birim
3. Aşağıdakilerden hangisi ileri üretim sistemleri arasında yer almaz?
a) İmalathane sistemi
b) Esnek üretim sistemi
c) Bilgisayar tümleşik üretim sistemi
d) Tam zamanında üretim sistemi
e) Yalın üretim sistemi
4. Aşağıdakilerden hangisi, el sanayi sisteminin genel özelliklerinden biri
değildir?
a) Emeğe dayalı bir üretim sistemidir.
b) Genelde sipariş üzerine üretim yapılır.
c) Sabit sermaye ihtiyacı yüksektir.
d) Müşteri sayısı sınırlıdır.
e) Küçük birimler halinde kurulurlar.
5. Aşağıdakilerden hangisi günümüzde üretim planlaması yapmanın
zorunluluğunu ifade etmekten uzaktır?
a) Malzeme, zaman ve işgücü kayıplarını azaltma isteği
b) Tüketici zevklerinin kısa sürede değişebilmesi
c) İşletme faaliyetleri arasındaki koordinasyon güçlüğü
d) Üretim sistemlerinin basitleşmesi
e) İşletmeler arası rekabetin artması
Atatürk Üniversitesi Açıköğretim Fakültesi
30
Tedarik ve Üretim Fonksiyonu
6. Aşağıdakilerden hangisi üretim yöntemine göre üretim tiplerinden biri
değildir?
a)
b)
c)
d)
e)
Analitik üretim
Primer üretim
Parti üretimi
Sentetik üretim
Montaj üretimi
7. Aşağıdakilerden hangisi hammadde ve malzemenin tedariki sırasında dikkat
edilecek uygunluk kriterlerinden biri değildir?
a)
b)
c)
d)
e)
Miktar uygunluğu
Personel uygunluğu
Zaman uygunluğu
Kalite uygunluğu
Fiyat uygunluğu
8. Bir önceki sorudaki verilere göre, ilgili stok kalemi için ekonomik sipariş
süresi ne kadardır?
a)
b)
c)
d)
e)
30 gün
24 gün
18 gün
15 gün
10 gün
9. Hammaddenin bazı ayırıcı işlemler sonucunda ürün haline dönüştürülmesi
olarak tanımlanan üretim tipi, aşağıdakilerden hangisinde ifade
edilmektedir?
a)
b)
c)
d)
e)
Sentetik üretim
Fabrikasyon üretimi
Primer üretim
Montaj üretimi
Analitik üretim
10.Stok kalemlerinin toplam içindeki yüzdelerine göre sınıflandırılması suretiyle
uygulanan stok kontrol yöntemi, aşağıdakilerden hangisidir?
a)
b)
c)
d)
e)
ABC yöntemi
Çift kutu yöntemi
Ekonomik sipariş miktarı yöntemi
Sabit sipariş miktarı yöntemi
Gözle kontrol yöntemi
Cevap Anahtarı
1.E, 2.D, 3.A, 4.C, 5.D, 6.C, 7.B, 8.B, 9.E, 10.A
Atatürk Üniversitesi Açıköğretim Fakültesi
31
Tedarik ve Üretim Fonksiyonu
YARARLANILAN KAYNAKLAR
Bayhan, M. (2005). Tedarik Zinciri Yönetimi ve Bir Uygulama, Yayınlanmamış Yüksek
Lisans Tezi, Pamukkale Üniversitesi, Denizli: SBE.
Demir, H. ve Gümüşoğlu, Ş. (2003). Üretim Yönetimi, 6. Baskı, İstanbul: Beta
Yayınları.
Eren, E. (1998). Yönetim ve Organizasyon, 5. Baskı, İstanbul: Beta Yayınevi.
Gordon, S, (1999). Improving Company Performance Through Supply Chain
Management Practices, USA: Lionheard Pub. Ing.
Hugos, M. (2003). Essentials of Supply Chain Management, New Jersey: John Wiley
and Sons.
Kobu, B. (2003). Üretim Yönetimi, 11. Basıkı, İstanbul: Avcıol Basım Yayın.
Müftüoğlu, T. (1994). İşletme İktisadı, Ankara: Turhan Kitabevi.
Şimşek, M. Ş. (2005). İşletme Bilimlerine Giriş, 12. Baskı, Konya: Adım Matbaacılık.
Yamak, O. (1994).Üretim Yönetimi, İstanbul: Alfa Basım Yayım.
Atatürk Üniversitesi Açıköğretim Fakültesi
32
Download

Üretim Planlaması