CSR Turkey
yaşında...
Kurumsal Sosyal Sorumluluk Dergisi • Ocak-Şubat 2014 • Sayı: 13 • ISSN 2147-6179
TTNET 2013 yılında 4.000 kişiye internet
eğitimi verdi
Kurumsal sosyal sorumluluk stratejisini, bilgiye erişimde eşit olanak sunma vizyonuyla
oluşturan TTNET, İnternetle Hayat Kolay projesi ile internet okuryazarlığını artırıyor. 2013 yılı
sonunda, 4000’e yakın kişiyi internetle tanıştıran TTNET, iletişim teknolojilerinin olanaklarını
toplumun tüm kesimlerine ulaştırıyor.
TTNET, İnternetle Hayat Kolay eğitimlerinde katılımcıları, internetin güvenli kullanımı, e-posta
adresi alımı ve kullanımı, görüntülü haberleşme, online bankacılık işlemleri gibi internetin hayatı
kolaylaştıran uygulamalarıyla tanıştırıyor. Katılımcılar da eğitimlerin sonunda hayatlarında yeni
bir sayfa açmanın mutluluğunu yaşıyorlar.
2013 yıllı sonunda 1258’si kadın, 1487’si çocuk ve 1062’si erkek olmak üzere yaklaşık 4000
kişiyi internetle tanıştıran TTNET, her geçen gün daha çok kişinin internetin olanaklarından
yararlanmasını sağlıyor.
TTNET Gönüllüleri eğitimlerde başrolü oynadı
TTNET’in, sosyal sorumluluk duruşu ile çalışanlarının topluma fayda sağlama heyecanının
birleşmesi sonucunda 2013 yılı başında TTNET çalışanları tarafından kurulan TTNET Gönüllüleri
projeye gönüllü eğitmen olarak katıldı. 21 TTNET Gönüllüsü, mesailerinden zaman ayırarak
2013 yılında 63 saat boyunca yaklaşık 1500 kişiye internet eğitimi verdi.
Ünlüler de “İnternetle Hayat Kolay” gönüllüsü oldu
TTNET, bilgiye eşit erişim vizyonuna destek vermek ve katılımcıların motivasyonunu artırmak
amacıyla ünlü isimleri de İnternetle Hayat Kolay eğitimlerine dahil etti. Yalan Dünya dizisinin
yıldızı Gupse Özay ve Model grubu üyeleri gibi ünlü isimler, eğitimlere katılarak internetle ilgili
deneyimlerini paylaştılar. Ünlü isimler kendilerine özgü üsluplarıyla projeye renk katarken,
katılımcılar da unutulmaz bir eğitim deneyimi yaşadılar.
Hükümlülere internet eğitimi
TTNET, İnternetle Hayat Kolay eğitimlerinden hükümlülerin de yararlanmasını sağlayarak,
bilgiye eşit erişim vizyonunun en önemli örneklerinden birini gerçekleştirdi. İzmir Aliağa Ceza
İnfaz Kurumu’nda yapılan eğitimlerde hükümlüler, cezaevi kampüsüne kurulan özel donanımlı
tırda, internet okuryazarlığı ve teknolojideki son gelişmeler hakkında bir ay boyunca eğitim
aldılar.
Türkiye’nin bilgi toplumu olma hedefinde öncü rol oynayan TTNET, internetin yaygınlaşması için
kurumsal sosyal sorumluluk çalışmaları yürütmeye devam edecek.
Merhaba,
KSS Türkiye dergisi 2 yaşında.
3.yılı da görmenin ve devam ediyor olmanın anlamı
büyük. Derginin, okuyucularla ilk buluşmasından bu yana
epeyce yol katettiğini düşünüyorum. İlk baskıyı sizlerle
paylaştığımız günkü heyecan ve umudu halen taşıyorum.
Artık daha fazla paydaşımız var, çok daha fazla kişi/
kuruluşla kurumsal sosyal sorumluluk (KSS) adına
işbirlikleri kuruyor ve KSS konuşuyoruz. Bizleri en çok
memnun eden tarafı da bu. Şüphesiz ki, devamlılığı
sağlayan etkenlerden biri de yapılan işe inanmış olmak.
KSS konusuna konsantre olmuş ilk ve tek dergi olma
özelliğini koruyan KSS Türkiye, 2014’te de bu alanda
yapılan çalışmaları, projeleri ve yansımalarını, haberleri…
sizlere aktarıyor olacak.
KSS adına çaba gösteren yanı sıra bugüne kadar
yolumuzun bir şekilde kesiştiği tüm kişi ve kuruluşlara
teşekkürler. Bundan sonrasında da işbirliği içinde
olmayı diliyorum.
Ve KSS Türkiye’nin Görsel Yönetmeni Alsu Yalçıntaş’a
emeği ve yol arkadaşlığı için bir kez daha teşekkür
ederim.
İyi okumalar.
Sevgi ve Saygılarımla,
D.Eylem Altıok
KSS Uygulamaları
9 ING Bank
10TTGV
12Give&Gain
18 Sağlık Gönüllüleri
20İGDAŞ
21GRI
22HSBC Türkiye
28Turkcell
29Kredi Kayıt Bürosu
34Boyner
36Total Türkiye
38VİKO
40Koç Holding
40BASF
41OPET
42Unilever
43Boğaziçi
Üniversitesi
44Intel
45OMO /
WWF-Türkiye
46Adidas
46Zorlu Center
AVM
47P&G
49Gönülden Ödüller
50PAGDER
KSS Söyleşileri
Makale
6 Siemens Ev Aletleri
Ayşe Özkaya
16Kâmil Koç
Kemal Erdoğan
24Eğlen Bilim
Onur Berk Arslanoğlu
30Microsoft Türkiye
Behice Funda
32Philips
Sinem Yücel
19 Serdar Tunçer
26 Orhan Samast
STK
14 Darüşşafaka Cemiyeti
Çocuklar Vakfı
Değerli Okuyucular,
Küresel Raporlama Girişimi’nin (GRI) güncellenen
ilkeleri, Entegre Raporlama, Kurumsal Sosyal
Sorumluluğun (KSS) çoğu Avrupa ülkesinde
yasalarla korunur hale gelmesi, bölgesel KSS
ağlarının gelişmesi, pek çok kurumun ajandasında
KSS’nin yer almaya başlaması ile yine yoğun bir
değişim-dönüşüm yılına girmiş bulunmaktayız.
Uzun bir aradan sonra KSS alanındaki gelişmeleri
göstermek için Avrupa’da da yoğun bir hazırlık
var. 20 Mart 2014’te Brüksel’de Avrupa Kurumsal
Sosyal Sorumluluk Pazaryeri düzenleniyor.
Gerçekleşecek etkinlikle CSR Europe kurumsal
üyeleri ve ulusal ortakları bir araya gelerek iyi KSS
uygulamalarını paylaşacak ve KSS alanında yeni
ortak hareketler doğması için yeni bir platform
kurulacak. Türkiye Kurumsal Sosyal Sorumluluk
Derneği olarak bu etkinlikten alacağımız ilhamla
Aralık 2014’te Türkiye’de gerçekleştirmeyi
planladığımız Türkiye KSS Pazaryeri için
hazırlıklarımıza başlayacağız.
KSS Türkiye olarak bu yıl üçüncüsünü
gerçekleştireceğimiz Give&Gain Çalışan
Gönüllülüğü Haftası’nın hazırlıklarına başlamış
bulunmaktayız. Özel sektörde; tek bir günde
geniş bir gönüllü kitlesi yaratmayı, gönüllüğün
önemi hakkında farkındalığı arttırmayı, ilk defa
gönüllülük yapacak şirketlere gönüllülüğü tecrübe
edebilecekleri bir alan sağlamayı ve gönüllüleri
motive etmeyi amaçladığımız bu etkinlikte, şirketler
ve sivil toplum kuruluşları arasında yeni ilişkiler
kurmak ve uzun soluklar projelere dönüştürmek
için çalışıyoruz. Bu yılki etkinlik 02-11 Mayıs 2014
tarihlerinde yapılacak.
Ayrıca bu yıl hazırlıklarına başladığımız önemli
çalışmalarından biri ise GAP İdaresi ve Kadir Has
Üniversite ile ortak yürüttüğümüz GAP Bölgesi KSS
Projesi. GAP bölgesinde KSS alanında farkındalığı
arttırmak, KSS Eğitimleri geliştirmek ve KSS
Pazaryeri düzenlemeyi planladığımız projemizin
detaylarını çok yakında sizlerle paylaşacağız.
Bu faaliyetlerimiz dışında Sağlam KOBİ,
Sürdürülebilir Şehirler, Girişimcilik Merkezi
gibi birbirinden farklı proje ve etkinliklerle KSS
alanında çalışmalarımızı büyük bir heyecanla
devam ettiriyoruz. Detaylar belirlendikçe siz
paydaşlarımızla bunu paylaşacak ve sizlerle ortak
girişimler geliştirmek için iletişim halinde olacağız.
Sevgilerimle,
KSS ri
e
leşil
y
ö
S
Çevre ve doğal kaynakların
sürdürülebilirliğine önem veriyoruz
Siemens Ev Aletleri Pazarlama Müdürü Ayşe Özkaya, 2.aşaması da tamamlanan Yedi Renkli Göle
Yedi Renkli Hayat projesi ile ilgili sorularımızı yanıtladı.
Yedi Renkli Göle Yedi Renkli Hayat Projesi ne zaman
başladı?
Projeyi, ülkemizin ikinci büyük tatlı su gölü ve doğal
içme suyu havzası olmasının yanı sıra biyolojik
çeşitlilik değerleri bakımından uluslararası öneme
sahip sulak alanı Eğirdir Gölü’nün geleceği için
2008 yılında, WWF-Türkiye işbirliği ile hayata
geçirdik.
Bu projeyi
gerçekleştirme
nedenleriniz
nelerdir?
Projeyi bir adım
daha ileri taşıyarak,
3. aşamayı
kurgulamak
istiyoruz.
Projemizin temel
çıkış noktası,
Eğirdir Gölü’nün
çevresindeki
tarımsal faaliyetlerde
aşırı miktarda
kimyasal ilaç ve
gübre kullanımı
nedeniyle tehdit
altında olmasıydı. Yedi Renkli Göle Yedi Renkli
Hayat projesine başlarken yapılan araştırmalar,
hazırlanan raporlar, ülkemizin en önemli hayat
kaynaklarından biri, bölge halkının birçok açıdan
geçim kaynağı, binlerce canlıya ev sahipliği yapan
Eğirdir Gölü’nün renklerini kaybetmekte olduğunu
ortaya koyuyordu.
Projemiz, Türkiye’nin en önemli su kaynaklarından
biri ve bölge halkının geçim kaynağı olan, binlerce
canlıya ev sahipliği yapan gölün korunmasını,
gelecek nesillere en canlı haliyle bırakılmasını
amaçlıyor.
6
Yedi Renkli Göle Yedi Renkli Hayat projesinin,
Siemens’in çevreci kimliği ile örtüşen bir özelliği
var. Çevre ve doğal kaynakların sürdürülebilirliği,
Siemens Ev Aletleri için en önemli konulardan
biri. Attığımız her adımda, aklımızda her zaman
dünyaya, hep daha çevreci çözümler sunmak
var. Bu yaklaşım bizi, en üst düzeyde su ve enerji
tasarrufu sunan ileri teknolojiler ve tasarımlar
geliştirmeye teşvik ediyor. Çevre için değer
yaratabileceğimize
inandığımız
çalışmalara destek
veriyor, projelerin
bir bileşeni olarak
var gücümüzle
çalışıyoruz. Bu
doğrultuda proje bizim
için çok değerli.
Projenin ilk ve 2.
aşamasında neler
yapıldığını kısaca
özetler misiniz?
Projenin ilk aşamasını oluşturan 2008-2011
döneminde Eğirdir Gölü havzasının karşı karşıya
olduğu tehditler belirlenerek tarım, balıkçılık ve
turizm olmak üzere üç temel alana odaklanılarak
söz konusu sorunlara çözümler üretildi. Birinci
fazın sonunda bölgede, yöre halkı, yerel yönetim
ve kamu kurumları tarafından da desteklenen
sürdürülebilir bir gelişim ivmesi yaratıldı. Yedi
Renkli Göle Yedi Renkli Hayat projesinin ikinci
fazını da WWF-Türkiye işbirliği ile 2012 yılında
başlattık.
Projede bugüne kadar Eğirdir Gölü’nün yedi
rengini gelecekte de korumasını sağlayacak somut
Ayşe Özkaya
adımlar atıldı. Projede gölün var olan yapısının
korunmasının ötesinde bölgede, yöre halkının
katılımı ve desteği ile sürdürülebilir bir gelişimin
sağlanmasına dair önemli bir kazanım elde edildi.
Projenin ilk aşaması kapsamında, göldeki
balıkçılığı canlandırmak adına göl etrafındaki
yedi yerleşim biriminde Sürdürülebilir Balıkçılık
Eğitimleri gerçekleştirilerek yaklaşık 300 balıkçıya
ulaşıldı. Bölgede önemli bir gelir kaynağı olan
balıkçılığın geleceğine dair tehditlerin incelendiği ve
akılcı balıkçılık ilkelerinin yer aldığı Sürdürülebilir
Balıkçılık Rehberi 500’den fazla kişiye ulaştı.
İlk aşamada aynı zamanda, bölgedeki turizm
potansiyelinin sürdürülebilir bir yaklaşımla
değerlendirilmesine yönelik çalışmalar
gerçekleştirildi. Eğirdir’de örgütlü bir turizm
modelinin ve belli standartların oluşturulması
için eğitimler verilmesinin yanı sıra iyi uygulama
örnekleri turizmle uğraşanlara tanıtıldı.
Projenin ikinci aşamasında ise, gölü tehdit eden
en büyük sorunun aşırı tarımsal ilaç ve gübre
kullanımından kaynaklanan kirlilik olduğunun
belirlenmesi üzerine, bu konu üzerine yoğunlaşarak
öncelikle 55 dekarlık bir alanda 5 çiftçiyle pilot
uygulama başlattık. Bölgede Bilgisayarlı Erken
Uyarı Sistemi’nin kurulması ve elma iç kurduyla
mücadele için Biyoteknik mücadele yöntemlerinin
yaygınlaştırılması üzerine yaklaşık 200 ton ilaçlı
suyun göle ulaşması engellendi. 2012 yılında beş
çiftçinin katılımıyla başlayan pilot uygulamanın
çapı, 2013 yılında başvuran çiftçi sayısının 10
katına çıkması ile genişleyerek 736 dekara,
yaklaşık 15 katına yükseldi. Bu elma bahçelerinde
üretilen 3 bin ton elmada herhangi bir ilaç
kalıntısına rastlanmadı. Bu defa, 880 ton ilaçlı
suyun Eğirdir Gölü’ne ulaşması engellenirken;
bahçelerdeki elma üretiminde yüzde 10 oranında
verim artışı gerçekleşti.
Projede 5 yıl boyunca nasıl sonuçlar elde ettiniz?
Gelendost İlçesi’nde kurulan tarımsal ilaç hazırlama
üniteleri ve tarımsal ilaç ambalajı depolama
istasyonu sayesinde yılda beş ton ilaç ambalajı
atığı depolanıyor ve uygun yöntemlerle bertaraf
ediliyor. Böylece; ilaç hazırlanması ve ambalajların
gelişigüzel bertarafı sonucu oluşan kirlilik yüzde
50’yi aşan oranlarda azalıyor. Bilgisayarlı Erken
Uyarı Sistemi’nin kurulması ve biyoteknik mücadele
yöntemlerin kullanılmaya başlanmasıyla birlikte ise
Göl’e ilişkin rakamsal veriler daha yüzeye çıktı.
2012 yılında 50 dekarda gerçekleştirilen pilot
çalışma kapsamında erken uyarı sistemi ile 150
ton, biyoteknik mücadele yöntemleriyle de 45 ton
olmak üzere toplam 195 ton ilaçlı suyun Eğirdir
Gölü’ne, yeraltı sularına ve toprağa karışması
engellendi. Ayrıca feromon çubuğu ile desteklenen
tarlalarda, elmadaki kurtlanma oranının 6,5 ila 10
kat azaldığı ve bunun genel verime yüzde 10’luk bir
artış olarak yansıdığı görüldü.
2013 yılında ise Esinyurt Köyü’nde sürdürülebilir
tarım uygulamalarının yaygın şekilde hayata
8
geçirilmesi için pilot uygulama 736 dekarlık alana
genişletildi. Proje ile 55 çiftçinin İTU sertifikasına
sahip olması sağlandı. 736 dekar elma bahçesinde
75.000 adet feromon çubuğu kullanılarak iç
kurduna karşı direnç sağlandı. Bu sayede
bahçelerdeki elma üretiminde kurtlanma yüzde
10 azaltıldı, yüzde 10’luk verim artışı sağlandı.
Bilgisayarlı tahmin ve erken uyarı cihazının
verileri sonucunda çiftçilerin cep telefonlarına
atılan mesajlar ve feromon çubuklarının kullanımı
sayesinde 2013 yılında normalde yapıldığından
4 ilaçlama daha az yapıldı. Bu 4 seferlik ilaç
tasarrufu ile yaklaşık 880 ton zirai ilaclı suyun
(ortalama 1 ton suya 1lt zirai ilaç) doğal kaynaklara
karışmasına engel olundu. Bu şekilde çiftçiler
toplam 88.000 TL tasarruf sağlamış oldu.
Uygulamanın tüm Gelendost İlçesi’ne
yaygınlaştırılması halinde, 64 bin ton ilaçlı suyun
göle ulaşmasının engellenmesi mümkün olacak.
Projenin sonuçlarının sizin açınızdan önemi ve
projenin devamı konusunda planlarınız nelerdir?
Bugüne kadar Eğirdir Gölü ve çevresinde gayet
etkili ve verimli çalışmalar yürüttük, önemli
kazanımlar elde ettik. Proje çerçevesinde yöre halkı
ile aramızda güçlü bir iletişim oluştu, çalışmalarımız
en üst düzeyde destek ve katılım gördü. Bu
aşamada elbette projeyi bir adım ileri taşımayı
isteriz. Üçüncü bir aşama için yeni çalışmaların
planlanması sürecindeyiz.
Avrupa Kurumsal Sosyal Sorumluluk
Pazaryeri Mart 2014’te
CSR Europe (Avrupa Kurumsal Sosyal
Sorumluluk Ağı), Enterprise 2020 (İşletme 2020)
girişimi kapsamında yürüteceği “Şehirlerde
Sürdürülebilir Yaşam” kampanyasını, 20 Mart
2014’te Brüksel’de gerçekleştireceği Pazaryeri
etkinliği ile ilan ediyor.
P
azaryeri etkinliğinin amacı üyeler ve kentli
paydaşlar ile “Şehirlerde Sürdürülebilir Yaşam”
alanında çalışan kurumların yenilikçi projelerini
paylaşmak, vatandaşlar ve tüketiciler için şehirlerde
daha sürdürülebilir yaşam için çözümler geliştirmek
adına ortak bir hareket başlatmak.
Pazaryeri etkinliği katılımcılarına, alanında uzman
konuşmacılarla tanışma, CSR Europe’un üyelerinin
iyi örnek uygulamalarından ilham alma, vatandaş
ve tüketiciler için daha sürdürülebilir şehirler
adına geliştirilen kampanyaya dahil olma fırsatını
sunuyor. Organizasyonun Türkiye temsilcisi ise
Türkiye Kurumsal Sosyal Sorumluluk Derneği.
Uyg
KSS
ulam
a
ları
Türkiye,
Turuncu Damla ile ING’nin yıldızı oldu
ING Bank’ın, tasarruf odaklı finansal okuryazarlık
programı “Turuncu Damla”, ING Grubu’nun faaliyet
gösterdiği 40 ülkede düzenlenen Tercih Edilen
Banka Ödülleri’ne (Preferred Bank Awards) layık
görüldü.
I
NG Bank’ın İstanbul İl Milli Eğitim Müdürlüğü
himayesinde, ilkokul 3 ve 4. sınıflara yönelik
olarak 25 okulda yürüttüğü tasarruf odaklı finansal
okur-yazarlık eğitimi Turuncu Damla, ING Grubu
içerisinde örnek oldu.
Turuncu Damla, ING markasına önemli bir katkı
sağladı
ING Grubu Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı
Koos Timmermans Turuncu Damla Programıyla
ilgili olarak, “ING Bank Türkiye, finansal
okuryazarlığa odaklandığı “Turuncu Damla
Programı” ile çok önemli bir adım attı. 6 ayda 6700
öğrenciye ulaşan proje, ING Bank çalışanlarının
katılımı ile hem şirket içi kurumsal gönüllülük
oluşumuna hem de topluma yarattığımız değer
olarak markamıza önemli bir katkı sağladı” dedi.
9
U
KSS ları
ama
l
u
g
y
İskenderun Körfezi'nde
endüstriyel simbiyoz projesi tamamlandı
Bakü Tiflis Ceyhan Petrol Boru Hattı (BTC)
Şirketi ile Türkiye Teknoloji Geliştirme Vakfı’nın
(TTGV) yolları ilk olarak 2010 yılında kesişti.
2
010 yılında BTC Şirketi, boru hattının
geçtiği bölgelerdeki sosyal ve çevresel
faktörlerin iyileştirilmesine yönelik çeşitli projeleri
desteklemeye devam etmekteydi. Bu projeler
içinde en ilginç olanlardan biri de BTC Şirketi’nin
2009 yılında başlattığı “endüstriyel simbiyoz”
projesi idi. Proje alanı, petrol boru hattının
terminal bölgesini de içine alan İskenderun
Körfezi olarak belirlenmişti. 2010 yılına kadar
Kalkınma Bakanlığı’nın da desteğiyle, Birleşmiş
Milletler Kalkınma Programı ve Adana Sanayi
Odası işbirliğiyle, endüstriyel simbiyozun bölgede
tanıtılması, ilk farkındalığın yaratılmasına yönelik
çalışmalar yürütülmüştü. Ve artık bölgede
endüstriyel simbiyoz yaklaşımının uygulamaya
geçirilmesi gerektiği sonucuna varılmıştı.
TTGV ise, özel sektörün rekabetçiliğini, inovasyon
kapasitesini artırma misyonu ile faaliyet gösteren,
10
kar amacı gütmeyen bir kuruluş olarak özellikle
sürdürülebilirlik alanında yoğunlaştırdığı
çalışmalarını 2010 yılında da sürdürmekteydi.
Seyhan Havzası’nda yürütmekte olduğu UNIDO
Eko-verimlilik (Temiz Üretim) Programı sanayiciler
için çevresel ve ekonomik kazanımların bir arada
sağlanabileceğini gösteren öncü bir projeydi. Bu
program, bölgesel olarak da kavramsal olarak da
BTC Şirketi’nin endüstriyel simbiyoz projesi ile
dirsek temasındaydı.
İki kuruluş böylesi bir etkileşim ile bir araya geldi.
BTC Şirketi’nin endüstriyel simbiyoz ile ilgili uzun
vadeli planları ile TTGV’nin paydaşları için bir
“çözüm platformu” olma yaklaşımı ve endüstriyel
simbiyoz gibi yenilikçi bir kavramın misyonu ve
mevcut faaliyetleri ile olan bağlantısı bu iki kuruluş
arasında uzun soluklu bir işbirliğini tetiklemiş
oldu. Detaylı hazırlık çalışmaları sonrasında,
“İskenderun Körfezi’inde Endüstriyel Simbiyoz
Projesi - Uygulama Aşaması” 2011 yılında TTGV
yürütücülüğünde başlamış oldu. Projede Orta
Doğu Teknik Üniversitesi’nden ve İngiltere’de
Ulusal Endüstriyel Simbiyoz Programı’nı yürüten
International Synergies firmasından da danışmanlık
desteği alındı.
Endüstriyel Simbiyoz Nedir?
Endüstriyel Simbiyoz, doğadaki simbiyoz
kavramının endüstriyel işletmelere
uyarlanmasıdır. İki ya da daha fazla işletme
arasındaki uzun soluklu işbirlikleri ile her iki taraf
için de hem çevresel hem ekonomik faydanın
sağlanması anlamına gelmektedir. Endüstriyel
simbiyozun en temel uygulaması birbirine yakın
işletmeler arasında madde (atık, yan ürün, su)
ve enerji değişimi ve yeniden kullanımıdır. Ancak
işbirlikleri bununla sınırlı olmayıp işbirliği için
fiziksel yakınlık da şart değildir.
İskenderun Körfezi’nde Endüstriyel Projesi Uygulama Aşaması tamamlanmak üzere. Bu uzun
soluklu projenin çok önemli çıktıları ve etkileri
oldu. Bundan sonraki yaygınlaştırma sürecinde
de bu etkinin devam edeceği açık. Bu proje ile
endüstriyel simbiyozun bölgesel ve ulusal bazda
uygulanmasına yönelik gerekli unsurlar için altyapı
hazırlanmış, pilot ölçekte uygulamalar yapılmış,
örnekler oluşturulmuş oldu. Projede bugüne kadar
sağlanan kazanımlar ve çıktılar kısaca şöyle:
Endüstriyel Simbiyoz Ağı: Ağırlıklı olarak proje
bölgesi olmak üzere ulusal bazda da üyelerin
olduğu pilot ölçekli bir endüstriyel simbiyoz ağı
oluşturuldu. Endüstriyel simbiyoz ağı başta
sanayiciler olmak üzere, ilgili kamu kurumları,
üniversiteler, danışmanlık firmaları ve şemsiye
kuruşlardan meydana geliyor; 300’ün üzerinde
kurum/kuruluştan yaklaşık 450 kişi bu ağda yer
alıyor. Diğer taraftan, ulusal ve yerel aktörlerden
toplam 21 kurum/kuruluşun temsil edildiği Danışma
Kurulu da proje süresince görüş ve önerileriyle
projeye katkı sağladı.
Endüstriyel Simbiyoz Veri Tabanı: Endüstriyel
simbiyoz ağında yer alan üyelerle ilgili verilerin
derlendiği, özellikle de firmaların alabileceği/
verebileceği kaynakların (atık, yan ürün, lojistik,
vb.) kaydedilerek verilerin yönetilmesini sağlayan
“yeşil sinerji” adlı bir veri tabanı oluşturuldu. Buna
ek olarak, endüstriyel simbiyoz ile ilgili bölgesel/
sektörel raporlar, literatür bilgileri ve sektörler
arası endüstriyel simbiyoz örneklerinin derlendiği
bir kütüphane de oluşturularak veri tabanına dahil
edildi.
İletişim ve Yaygınlaştırma Faaliyetleri: Proje
süresince açılış ve bilgilendirme toplantıları
gerçekleştirildi, çok sayıda paydaşla yüz yüze
görüşmeler yapıldı, firmalarla sürekli iletişim
sağlandı. Basılı ve görsel medyada hem
endüstriyel simbiyoz kavramı, hem de projeyle
ilgili haberlerle yer alındı. Projenin internet sitesi
www.endustriyelsimbiyoz.org ile güncel veri akışı
sağlandı. Çeşitli dergilerde konuya ilişkin yayınlar
yapıldı, konferanslarda bildiriler sunuldu.
Endüstriyel Simbiyoz Olanakları ve Örnek Projeleri:
Bölgedeki firmalar ve hizmet sağlayıcıların bir
araya getirildiği simbiyoz çalıştayları, toplantılar
ve görüşmeler yapıldı. Bunun sonucu olarak,
bölgede 500’ün üzerinde endüstriyel simbiyoz
olasılığı belirlendi. Çeşitli kriterler çerçevesinde
yapılan önceliklendirme çalışmaları doğrultusunda
firmalar arası atık alış verişine yönelik 10 simbiyotik
ilişki örnek proje olarak ele alınarak fizibiliteleri
11
ayrıntılı olarak değerlendirildi. Ekonomik, çevresel,
teknik ve yasal boyutların değerlendirildiği örnek
projelerden bir kısmı uygulamaya geçti, yatırım
aşamasına geldi; bir kısmı için ticarileştirme ya
da Ar-Ge süreci devam ediyor. Örnek projeler
ile, ciddi miktarlarda atığın değerlendirilebileceği,
doğal kaynakların ikame edilebileceği, yeni
ürünlerin üretilebileceği, gelir getirici faaliyetlerle
ile yeni girişimlerin ortaya çıkabileceği gösterildi.
Yasal fizibiliteler çerçevesinde Çevre ve Şehircilik
Bakanlığı’nın görüş ve önerileri alındı. Yatırımların
1-2 yıl içinde kendini geri ödeyebileceği görülmüş
oldu. Atık alış verişi dışındaki endüstriyel simbiyoz
uygulamaları çerçevesinde de ortak eğitim ve
mevzuat çalışmalarına yönelik işbirliği örnekleri de
ortaya kondu.
Endüstriyel Simbiyoz ve Ar-Ge: Örnek projelerin
önemli bir bölümünde kapsamlı Ar-Ge çalışmaları
yürütüldü, bu kapsamda 5 üniversite ile işbirliği
yapıldı. Bunun yanı sıra Adana’da Endüstiyel
Simbiyoz ve Temiz Üretim Ar-Ge Proje Pazarı
düzenlendi. 40 Ar-Ge projesi sunularak, 60’ın
üzerinde ikili görüşme gerçekleştirildi. Endüstriyel
simbiyoza yönelik yeni işbirliklerinin başlaması
sağlandı.
U
KSS ları
ama
ygul
Uluslararası İlişkiler: Projede uluslararası
danışmanlık desteği sağlandı; kısa süre önce
Avrupa Komisyonu’nun da yönlendirmesi ile
kurulan Avrupa Endüstriyel Simbiyoz Birliği’nin
kurucu üyelerinden biri olundu. Uluslararası
etkinliklere katılım sağlanarak proje hakkında
uluslararası paydaşlar bilgilendirildi.
İskenderun Körfezi’nde Endüstriyel Simbiyoz
Projesi - Uygulama Aşaması kapanış toplantısı,
19-20 Şubat 2014 tarihlerinde Ankara Hilton
Oteli’nde yapıldı.
Çalışan Gönüllülüğü
etkinliklerinin çok sayıda
kişiye ulaşması bekleniyor
2008 yılında başlatılan, Give&Gain - Çalışan
Gönüllülük Günü, İngiltere’de faaliyet gösteren
ve Business in the Community’nin birçok ülkede
gerçekleştirdiği bir proje. Özel sektörde, tek
bir günde geniş bir gönüllü kitlesi yaratmayı,
gönüllüğün önemi hakkında farkındalığı
arttırmayı, ilk defa gönüllülük yapacak
şirketlere gönüllülüğü tecrübe edebilecekleri
bir alan sağlamayı ve gönüllüleri motive etmeyi
12
Bölgesel Sürdürülebilirlik ve Ulusal Politikalar:
Projenin tamamlanmasından sonra İskenderun
Körfezi’ndeki faaliyetlerin devam etmesine
yönelik olarak bir “yerel arayüz”ün oluşturulması
yönünde girişimlerde bulunuldu. Uluslararası
ve yerel finansman kaynakları için araştırma
ve başvurular devam ediyor. Ulusal bazda ise,
Kalkınma Bakanlığı ile koordinasyon ve işbirliği
içinde Kalkınma Ajanslarına yönelik bir endüstriyel
simbiyoz çalıştayı gerçekleştirildi. Bunun sonucu
olarak, 19 ajansın bölge planında bu kavram yer
aldı. Türkiye için ulusal bir programa yönelik olası
öneriler üzerinde çalışıldı.
amaçlıyor. Şirketler ve sivil toplum kuruluşları
arasında yeni ilişkiler kurmak ve geliştirmek için
bir fırsat olan bugünde yaratılan işbirlikleri uzun
soluklu projelere dönüşüyor.
2
-11 Mayıs 2014 tarihlerinde gerçekleştirilecek
olan Çalışan Gönüllülüğü etkinlikleri Türkiye
Kurumsal Sosyal Sorumluluk Derneği ve Özel
Sektör Gönüllüleri Derneği tarafından koordine
ediliyor.
2014 Uluslararası Komşuluk Sempozyumu:
Doğu komşuları ve Güney Akdeniz’de
siyasal ve sosyal değişimin zorluklarını anlamak
Kadir Has Üniversitesi Uluslararası İlişkiler ve
Avrupa Çalışmaları Uygulama ve Araştırma
Merkezi, 24-29 Haziran 2014 tarihleri arasında
Heybeliada’da 4. Uluslararası Komşuluk
Sempozyumu’nu düzenleyecek. Sempozyum’un
bu yılki teması,“Doğu Komşuları ve Güney
Akdeniz’de Siyasal ve Sosyal Değişimin
Zorluklarını Anlamak” olarak belirlendi.
D
oğu Komşuları ve Güney Akdeniz bölgeleri;
Avrupa Birliği, Rusya Federasyonu ve
Türkiye’nin birlikte paylaştıkları ortak bölgeler. Her
biri kendilerine özgü tarihi, siyasi, sosyo-kültürel
ve ekonomik özelliklere sahip olmakla birlikte;
yakınlıkları sayesinde enerji, ulaşım ve çevre
gibi birçok konunun yanı sıra kimlik, kültür ve
demokrasi gibi soyut konularda da sinerji oluşturma
imkanına sahip.
Uluslararası Komşuluk Sempozyumu, sorunları
tartışmayı, değerlendirmeyi, anlamayı ve aynı
zamanda bu iki bölgenin Avrupa’nın geri kalanıyla
arasındaki sinerjiyi açığa çıkarmayı hedefliyor.
Uluslararası Komşuluk Sempozyumu, çok kültürlü
ve disiplinlerarası bir ortamda, çalışma, diyalog
ve iletişim ortamı sağlayarak Doğu Komşuları ve
Güney Akdeniz bölgelerinde karşılıklı etkileşim
ve işbirliğini arttırmayı amaçlıyor. Sempozyumun
hedef kitlesi, özellikle Doğu Komşuları, Güney
Akdeniz, AB üyesi ülkeler ve ABD’den gelecek
genç profesyoneller ve lisansüstü öğrencileri
kapsıyor. Ayrıca kamu politikası, siyaset,
gazetecilik ve iş dünyası gibi alanlardan gelecek
katılımcılar da teşvik ediliyor. Katılım için öngörülen
yaş aralığı 22-35, katılım için son başvuru tarihi ise
30 Mart 2014.
13
STK
150 yıllık bir STK:
Darüşşafaka Cemiyeti
1863 yılında “eğitimde fırsat eşitliği” misyonuyla kurulan, Türkiye’nin eğitim alanındaki ilk sivil toplum
kuruluşu Darüşşafaka Cemiyeti, 150. yılını kutluyor.
H
er yıl Türkiye çapında düzenlediği
sınavında başarılı olan, babasını veya
annesini kaybetmiş, maddi durumu yetersiz,
yetenekli öğrencilere ortaokul birinci sınıftan lise
mezuniyetine kadar uluslararası standartlarda
kaliteli bir eğitim fırsatı sunan Darüşşafaka, 150
yıldır Türkiye’de bu özel misyonla hizmet veren
tek okul olma özelliğini koruyor. Bugün Türkiye’nin
dört bir köşesinden 1.000’e yakın çocuğumuz,
Darüşşafaka’da tam burslu, yatılı ve İngilizce eğitim
görüyor.
Darüşşafaka Cemiyeti bir sivil toplum kuruluşu
olarak kurulduğu günden bu yana, hayırsever
kişi, kurum ve kuruluşların bağışlarıyla varlığını
sürdürüyor. Darüşşafakalı öğrencilerin eğitim,
barınma, beslenme, sağlık, kıyafet, kitap, kültürel
aktiviteler, cep harçlığı gibi yaşam giderleri ve aynı
zamanda üniversite eğitimini sürdüren Darüşşafaka
mezunlarına sağlanan burslar da dahil olmak üzere
tüm giderler, hayırseverlerin, sosyal sorumluluk
bilinciyle hareket eden kurum ve şirketlerin
destekleriyle karşılanıyor.
Darüşşafaka Cemiyeti, 150. yılını kutladığı 2013
yılının Mart ayında “SPK Kurumsal Yönetim
İlkelerine Uyum” değerlendirmesinden 10
üzerinden 8,4 puan aldı ve Türkiye’de kurumsal
yönetim ilkelerine uyum derecelendirme
raporu alan ilk Divil Toplum Kuruluşu oldu.
Derecelendirme çalışması, Kobirate AŞ’nin “Sivil
Toplum Kuruluşları” için hazırladığı Kurumsal
Yönetim Uyum Derecelendirmesi Metodolojisine
göre yapıldı. 2007’den beri kurumsallaşma
ve şeffaflaşma çalışmalarını titizlikle yürüten
Darüşşafaka, bugün bağışçılarının gönül
rahatlığıyla destek verdiği bir sivil toplum kuruluşu.
14
Darüşşafaka Cemiyeti’nin
kurumsal destekçileri
2008
yılından beri Darüşşafaka’nın en
büyük kurumsal bağışçısı olan
Türkiye İş Bankası, 6. yılına giren “81 İlden 81
Öğrenci” projesi kapsamında, her yıl Darüşşafaka
sınavını kazanan 81 öğrencinin Darüşşafaka’daki
eğitimleri boyunca tüm giderlerini karşılıyor.
Proje, ülkemizde eğitim alanında gerçekleştirilen
en uzun soluklu ve kapsamlı sosyal sorumluluk
projelerinden biri olma özelliğini taşıyor.
Darüşşafakalı öğrencileri üniversiteye devam
etmeleri halinde de destekleyecek olan proje,
ilk öğrencilerinin üniversiteden mezun olacakları
14’üncü yılında toplam 1.134 öğrencinin tüm
giderlerini üstlenecek. 2012’de Uluslararası Stevie
Ödülleri kapsamında “Avrupa’da Yılın Sosyal
Sorumluluk Programı” dalında Altın Ödül kazanan
“81 İlden 81 Öğrenci” projesi, European Excellence
Awards’da (Avrupa Mükemmellik Ödülü) Türkiye
kategorisinde finale kalırken, Türkiye’de de “Altın
Pusula Halkla İlişkiler Ödülleri” kapsamında
Kurumsal Sosyal Sorumluluk-Eğitim kategorisinde
ödüle layık görüldü.
TÜYAP ile Darüşşafaka arasında 2012’de başlayan
iş birliği kapsamında ise, 2012-2013 Eğitim ve
Öğretim yılında Darüşşafaka’ya başlayan 24
öğrencinin 10 yıllık eğitim masrafları TÜYAP
tarafından karşılanıyor. Darüşşafaka Maslak
kampüsünde bulunan ve Darüşşafaka Basketbol
Takımı’nın 1995’ten beri maçlarını oynadığı
Ayhan Şahenk Spor Salonu’nun yapımına ve
yenilenmesine katkıda bulunan Doğuş Grubu,
Darüşşafaka’yı her yıl düzenli olarak destekliyor.
HSBC, 2011-2012 eğitim ve öğretim yılında
45, 2012-2013 eğitim ve öğretim yılında ise 60
Darüşşafaka mezunu üniversite öğrencisine 10 ay
boyunca burs vererek Darüşşafakalıların üniversite
eğitimlerini desteklemekte.
Darüşşafaka, öğrencilerinin bilgi birikimi ve
hayal gücünü desteklemek amacıyla kurumsal
destekçilerinin değerli katkılarıyla bir dizi proje
gerçekleştiriyor. Procter & Gamble (P&G) ile
2009’da başlatılan Hayalden Gerçeğe projesi
bunlardan biri... Darüşşafaka kampüsünde yer alan
Hayalden Gerçeğe Fatin Gökmen Gözlemevi ve
Planetaryumu, bu proje kapsamında, bir öğrencinin
“Annemle aynı gökyüzüne bakmak istiyorum”
dileği üzerine hayata geçirildi. Yine aynı proje
kapsamında, Darüşşafaka’da bir fotoğrafçılık
kulübü oluşturuldu. Kahve Dünyası ve Teknosa
ile geliştirilen projelerde de, öğrencilerin takım
çalışması yapması, kendini geliştirmesi, ürünler
yaratması ve bunları paylaşmasına odaklanıldı.
Kahve Dünyası’nda öğrencilerin yaptıkları
tasarımlarla porselen kahve fincanları ve termoslar,
Teknosa’da ise hediye paket kâğıtları Darüşşafaka
yararına satışa sunuluyor. Öğrencilerin
yaratıcılığını destekleyen projeler gerçekleştirmek
için yeni proje destekçileri arayışımız devam ediyor.
Darüşşafaka’da teknoloji eğitimini geliştirmek için
de kurumsal ortaklarla çeşitli projeler yapılıyor.
Örneğin, Siemens Türkiye’nin desteğiyle okulda
bir mekatronik kulübü kuruldu. Bir robot kulübünün
de faaliyet gösterdiği Darüşşafaka’da mekatronik,
robot teknolojisi gibi konulara yatırım yapılıyor ve
bu alanlarda daha gelişmek için stratejik ortaklara
ihtiyaç duyuluyor. Darüşşafaka öğreniclerinin
teknolojiyi kulanarak inovatif yaklaşımlar
geliştirmesi, liderlik becerilerini artırması adına
YGA (Young Guru Academy) ve Microsoft ile
birlikte Hayal okulu projesinde öğrencilerimiz
yer almakta. Eğitimi destekleyen projeleri
Darüşşafaka’da hayata geçirebilmek Eğitim
Kurumlarımızın öncelikleri arasında
Öğrencilerde girişimcilikle ilgili bir bakış açısı
oluşturmak için planlanan yeni projemiz,
İstanbul Kalkınma Ajansı’nın (İSTKA) desteğiyle
gerçekleştirilen Darüşşafaka Tekno-Girişimcilik
Gençlik Merkezi. Proje kapsamında Darüşşafaka
kampüsü içerisinde kurulacak olan Darüşşafaka
Tekno-Girişimcilik Gençlik Merkezi’inde öğrencilere
girişimcilik eğitimleri verilerek onların teknoloji
alanında kendi işlerini kurmalarını sağlayacak bilgi
ve yetkinliği edinmeleri ve aynı zamanda iş dünyası
ile iş birliklerini sağlayarak girişimcilik ve bireysel
yaratıcılıklarının gelişimine katkı sağlayacak eğitim
ve yönlendirme faaliyetlerinin gerçekleştirilmesi
planlanıyor.
Darüşşafaka için planlanan
projeler
D
arüşşafaka Cemiyeti Yönetim Kurulu
Başkanı M. Talha Çamaş şunları söylüyor:
“Darüşşafaka olarak 150. yılımıza girdik. Yeni
hedefler, yeni projelerle Darüşşafaka’yı hep nasıl
daha ileriye götürebiliriz, onu düşünüyor ve bunun
için çalışıyoruz. Cemiyetimizin geleceğe yönelik
hedefleri arasında, daha çok çocuğun yaşamını
eğitimle değiştirebilmek için, İzmir’de yeni bir okul
açmak yer alıyor. Darüşşafaka olarak iyi eğitim
alma olanağı bulamayan daha fazla çocuğumuza
fırsat eşitliği tanımayı görev biliyoruz. Şu anda
1000’e yakın olan öğrenci sayımızı artırmak
istiyoruz. Tabii, bu projemizin hayata geçirilebilmesi
ve sürdürülebilir olması için hayırsever halkımızın
ve eğitimin önemine inanmış kurum ve kuruluşların
desteğine ihtiyaç duymaktayız. Yeni okul,
ancak bağışçılarımızın desteğiyle yapılabilir. Bu
vesileyle Eğitime destek veren tüm kurumlara ve
okul yaptırmak isteyen hayırseverlere buradan
çağrı yapıyor, yeni okul projemize desteklerini
bekliyoruz.”
İkinci önemli ve uzun soluklu projemiz ise, hem
Darüşşafaka’da görev yapan hem de devlet okulları
ve özel okullardan öğretmenler için hayata geçirilen
“Darüşşafaka Öğrenme Merkezi”. Cumhuriyet’in
ilk yıllarında öğretmen ihtiyacını karşılama görevi
üstlenen Darüşşafaka, ülkemizin geleceğini
biçimlendiren öğretmenlerimizin sürekli gelişimine
her zaman büyük önem verdi. Çocukların iyi
yetişmesi için asıl görev öğretmende. Günümüzde
‘öğretmen ne kadar iyiyse öğrenci de, toplum
da daha iyi olur’ anlayışı öne çıkıyor. Merkez,
Türkiye’deki okullarda öğrenmenin kalitesinin
artırılması, öğretmen ve eğitim yöneticileri için
yenilikçi eğitim programlarının tasarlanması, bu
eğitimlerin verilmesi ve ulusal eğitim politikalarının
geliştirilmesi yönünde araştırmalar yapılması
amacıyla Cemiyetimiz bünyesinde kurulacak.
Projede bu alanda başarılı çalışmaları ile tanınan
Columbia Üniversitesi ile iş birliği yapıyoruz.
Bu merkezde öğretmenlere 3 yıl süreyle 80 ila
100 saat eğitim verilecek. Grup çalışmaları ve
workshoplarla eğitim desteklenecek. Ayrıca
okul idareciliğine yönelik bir program da olacak.
Darüşşafaka Öğrenme Merkezi’nin çok yakında
öğretmenlerimizin hizmetinde olacağı bilgisini
paylaşmak ve bu projemizde de bize sürekli
destek sağlayabilecek proje ortaklarına ihtiyaç
duyduğumuzu ifade etmek istiyorum. Eğitime katkı
sağlayacak tüm fikir ve projeler bizler için çok
kıymetli. Beraber düşünmek ve proje geliştirmek
Eğitimde Fırsat Eşitliği misyonumuzu her zaman
ileriye taşıyacaktır.’’
15
KSS ri
e
leşil
y
ö
S
Sosyal sorumluluk yaklaşımımızın
temelinde yol arkadaşı olmak var
Kâmil Koç Genel Müdürü Kemal Erdoğan,
şirketin kurumsal sosyal sorumluluk politikasını,
Sesli Kitap ve Gönüllü Okuyucu projelerinin
detaylarını dergimize anlattı.
Kâmil Koç’un görme engelli yolcu sayısı ya da
potansiyeli nedir?
Engelli yolcularımızın oranının, toplam taşıdığımız
yolcu sayımız içinde bir hayli yüksek olduğunu
söyleyebiliriz. Halen 39 il, 193 ilçe ve 555 satış
noktamızla yolcularımıza hizmet sunuyoruz. Günde
ortalama 1000e varan ana kalkışla taşıdığımız
toplam yolcu sayısı günde 50 bine ulaşıyor. Sadece
2013 yılında yaklaşık 15 milyon yolcuya hizmet
verdik.
Bu yıl 200 binin üzerinde engelli yolcumuz, 653
bin 267 seyahatinde Kâmil Koç’u tercih etti. Engelli
yolcularımız arasında yine 2013 yılında 50 bin
görme engellinin olduğunu tahmin ediyoruz.
Sesli Kitap projesinden söz eder misiniz? Projenin
işleyişi nasıldır?
Her şeyden önce yolculuk esnasında ve öncesinde
bir “yol arkadaşı” olmayı hedefliyoruz. Sosyal
sorumluluk yaklaşımımızın ve görme engelli
yolcularımız için hayata geçirdiğimiz projemizin
16
temelinde de bu anlayışımız var. Proje ile görme
engelli yolcularımızın yanında olduğumuzu ifade
ederken, topluma karşı bir sosyal sorumluluğumuzu
da yerine getiriyoruz. Dolayısıyla projemiz
ekonomik değerin çok çok ötesinde önemli bir
manevi değer sunuyor.
Projemizi hayata geçirirken aklımızda, engelli
hayatını kolaylaştırmak, hayat kalitelerini
yükseltmek için hepimize sorumluluk düştüğü
düşüncesi vardı. Bugün basit düzenlemelerle,
alacağımız önlemlerle engellilerin hayata daha
fazla katılımını sağlayabileceğimizi biliyoruz.
Biz, otobüslerimizde sunduğumuz ileri teknolojiyi
ve standardı, engelliler yararına düzenlemeyi
hedefledik. Otobüslerimiz içindeki teknik
donanımdan, kişiye özel ekranlardan özellikle
engellileri mutlu edecek efektif birer araç olarak
yararlandık.
Neredeyse birer tablet PC özelliği taşıyan kişiye
özel ekranlarla yolculuklar, tüm yolcularımız için
çok daha keyifli bir hal aldı. En son projemizi
hayata geçirene kadar bu ekranların içeriğinde
engelli yolcularımıza yönelik bir planlama
yoktu. ‘‘Sesli Kitap’’ projesiyle görme engelli yol
arkadaşlarımız için bir uygulama başlatmış olduk.
Proje ile dünya çapında önemli yazarların eserleri
bu ekranlar üzerinden görme engelli yolcularımızın
hizmetinde olacak. Şu an için dünya klasiklerinden
1001 Gece Masallarına, Yunus Emre’nin seçme
şiirlerinden Mesnevi’ye, çocuk masallarından radyo
tiyatrosuna varıncaya kadar 20’ye yakın sesli
kitap içerik olarak ekranlara yüklenmeye başlandı.
Bu içerik sürekli güncellenecek ve zaman içinde
daha da çeşitlenecek. Böylelikle, Türkiye’de ilk
defa bir karayolu yolcu taşımacılığı şirketi görme
engelli vatandaşlarımız için sürekli içerik sunmaya
başlayacak.
Sesli kitap projesiyle birlikte başlattığımız bir diğer
önemli proje de ‘‘Kâmil Koç Gönüllü Okuyucu’’
projesi. Bu kapsamda Boğaziçi Üniversitesi’nin
yönlendiriciliğinde çalışan Görme Engelliler
Teknoloji ve Eğitim Laboratuvarı (GETEM) ile
ortak bir proje başlattık. Projede Kâmil Koç
çalışanları görme engelliler için gönüllü olarak kitap
seslendirecek ve bu kitaplar GETEM aracılığı ile
görme engelli vatandaşlarımıza ulaşacak.
Gönüllü Okuyucu projesini çalışma arkadaşlarımıza
duyurduğumuzda beklediğimizin üzerinde bir
taleple karşılaştık. Otobüs kaptanlarımızdan,
servis görevlisi (host) arkadaşlarımıza, bilet
satış personelimize kadar birçok kişi projede
gönüllü okuyucu olmak için başvurdu. Bir süre
önce çalışma arkadaşlarımız deneme kayıtlarını
tamamladı. Bu kayıtlar GETEM’in yaptığı
değerlendirme sürecinden geçti ve Kâmil Koç
gönüllü okuyucuları belirlendi. Geçen hafta da
stüdyoya girerek final kayıtlarını almaya başladık.
Kitap seçimi konusunda gönüllü okuyucularımızı
serbest bıraktık.
Projelerle yılda kaç görme engelliye ulaşmayı
hedefliyorsunuz?
Aslında iki projeden bahsediyoruz. GETEM ile
yürüttüğümüz “Gönüllü Okuyucu” projesi ile 4000
GETEM üyesine içerik sunacağız. Sesli Kitap
projesi ile 2014 yılında taşımayı öngördüğümüz 65
bin görme engelli yolcumuza ulaşacağız. Amacımız
görme engelli yol arkadaşlarımızın seyahatlerini
daha keyifli hale getirebilmek. Bir görme engellinin
hayatının daha zenginleşmesine katkı yapabilirsek
çok büyük bir iş yapmış sayacağız kendimizi. Kâmil
Koç’ta 4000’in üzerinde çalışanımız var. Çalışma
arkadaşlarımızdan da aldığımız destekle sosyal
yaşama katkı vermeye devam edeceğiz.
Görme engellilere yönelik başka projeler de planlıyor
musunuz?
Bizim bu projelerle yapmaya çalıştığımız göreme
engelli yol arkadaşlarımızın seyahatlerini biraz
olsun keyifli kılabilmek. Bu anlamda ilk etapta
otobüs içi kişiye özel ekranlar üzerinde görme
engelli yolcularımız için içerik sunacağız. Gerek
otobüsler gerek otogarlar gerekse bilet satış
noktalarımızda engelli vatandaşlarımız için bazı
yeni uygulamalar planlıyoruz. Bu konuda devam
eden çalışmalarımız var.
Toplumsal projelere ayırdığınız belli bir bütçe var
mı? Örneğin çevrecilik, karbon salınımıyla ilgili neler
yapıyorsunuz?
2008 yılında Küresel İlkeler Sözleşmesi’ne
imza atarak bu anlamda bakışımızı netleştirdik.
Kâmil Koç, bugün tüm dünyadan üç bini aşkın
sayıda şirket, uluslararası çalışma ve sivil toplum
örgütünün katılımı ile insan hakları, çalışma, çevre
ana başlıkları ve yolsuzluk karşıtı 10 evrensel
prensipten oluşan Küresel İlkeler Sözleşmesi’ne
sektörümüzde imza atan ilk ve tek firma oldu.
Dolayısıyla her yıl sosyal sorumluluk alanında
geliştirdiğimiz projelere önemli bir bütçe ayırıyor,
her yıl bütçemizi geliştirmeye önem veriyoruz.
Sesli Kitap projesinden ayrı olarak, Türkiye
Engelsizler Kültür Sanat ve Eğitim Merkezi’nin
(TEKSEM) yazdığı ve hayata geçirdiği “Haylaz Kedi
Trafikte” isimli çocuk oyununa, ulaşım sponsoru
olarak destek veriyoruz. TEKSEM’in çeşitli illerin
köy okullarında ücretsiz olarak sahneleyeceği
oyunlarda görme, işitme ve ortopedik engelli
oyuncular da yer alıyor. Emniyet kemeri ve
ilkyardımın önemine dikkat çekmeyi amaçlayan
oyun, İstanbul dışında 8 ilde daha sahnelenecek.
Biz de Kâmil Koç olarak, oyuncuları oyunların
sergileneceği şehirlere taşıyacağız. TEKSEM’in
sadece sponsorluk gelirleriyle sahnelediği
oyunlardan elde edilen gelirle, engelli öğrencilerin
cihaz ihtiyaçları karşılanıyor.
Karbon salınımı konusunda yüksek bir hassasiyete
sahibiz diyebilirim. Bunun en büyük göstergesi de
Kâmil Koç filosundaki araçların yaklaşık %90’ının
Euro 4 ve Euro 5 motora sahip araçlardan
oluşmasıdır. Bu araçlar özellikle karbon salınımı
azaltılması noktasında en ileri teknolojiye sahip
araçlar konumunda bulunuyor. Sektör doğası
itibariyle de çevrenin korunmasına katkıda
bulunuyor. Şöyle ki; trafiğe çıkan her otobüs,
yaklaşık 20 adet bireysel otomobili ve onların
meydana getireceği çevre kirliliğini ortadan
kaldırıyor.
17
U
KSS ları
ama
l
u
g
y
Sağlıkta Sosyal Sorumluluk Ödülleri 2014
Sağlık Gönüllüleri, Türkiye’nin sağlık sorunlarına
çözüm getirmek için bu alanda sosyal
sorumluluk projeleri gerçekleştiren tüm özel ve
tüzel kişileri yarışmaya çağırıyor.
S
ağlık Gönüllüleri her yıl sağlık alanında
geliştirilen en başarılı sosyal sorumluluk
projelerini ödüllendiriyor. Sağlık alanında sosyal
sorumluluk projesi gerçekleştirmiş tüm kuruluşlar
bu ödül için başvurabiliyorlar.
Sağlıkta Sosyal Sorumluluk Ödülleri 2014 yılında
“Aile Hekimliği” temasıyla gerçekleştirilecek.
Ödüller 29 Mayıs 2014 tarihinde Ankara’da
düzenlenecek tören ile sahiplerine ulaştırılacak.
Ödülün temel amacı, Ülkemizde aile hekimliği
uygulaması alanında gerçekleştirilen sosyal
18
sorumluluk projelerini teşvik etmek ve başarılı
çalışmaların örnek olmasını sağlamak.
Ödül jürisi ise kendini sağlık alanında üretilen
sosyal sorumluluk projelerinin geliştirilmesine
adamış kişiler bulunuyor.
Yarışmaya, insan sağlığını doğrudan veya dolaylı
olarak ilgilendiren konularda sosyal sorumluluk
projesi geliştirmiş tüm özel ve tüzel kişiler
başvurabiliyor.
Proje ya da faaliyetleri tüm detayları ile açıklayan,
görsel ve benzeri materyallerle destekleyen tüm
hazırlıkların bir dosya halinde 6 kopya olarak
31 Mart 2014 tarihine kadar Sağlık GönüllüleriTürkiye’ye ulaştırılması yeterli katılım için yeterli
oluyor.
Mak
ale
Sosyal A.Ş. misiniz?
Serdar Tunçer
Sosyal psikolog Stanley Milgram, 1960’larda yaptığı deneylere dayanarak, “Yeryüzündeki her insan,
başka herhangi birine altı arkadaş vasıtasıyla bağlantılıdır” demişti. Günümüzde ‘Six degrees of
seperation’ adı verilen bu teori, Facebook’un ortaya çıkışıyla değişikliğe uğradı ve 4’e kadar indi. Bu
şu anlama da geliyor: Doğru stratejiyle şirketinizi ve ürünlerinizi hemen herkes duyabilir ama yeterli mi?
B
ilgisayarlar arasındaki ağları, insanlar
arasındaki ağlar takip ediyor. İki insan
arasındaki mesafe kısaldıkça projeler ve markalar
arasından sıyrılmak da bir o kadar güçleşiyor.
Bununla birlikte önemine inandığımız ancak
uygulamalarına gerçek anlamda yeni yeni
başladığımız birçok kavram ve prensip anında
Yeni Medya için de geçerli hale geliyor. Bunların
başında elbette sürdürülebilirlik geliyor. Bu noktada
çalışmalarını uzun süredir takip ettiğim ve sizlerin
de takip etmeniz için önereceğim bir isim var:
Matthew Yeomans. Çalışmalarını dediysem,
sosyal hesaplarından yaptığı paylaşımları, çeşitli
internet medyasına verdiği demeçleri kastediyorum
elbette. Yeomans, “Sosyal medyanın potansiyeli
birçok senedir sürdürülebilirlik profesyonelleri ve
iletişimcileri için çok net olarak gözükmekteydi.
Şeffaf ve özgün olmak ve ayrıca işbirliği ve güçlü
bir toplulukla bağlı olması bilindiği gibi sosyal
medyanın temel özelliklerinden. Bu özellikler
sürdürülebilirlik uygulamasında da kritik. Bu
nedenle firmaların sosyal medyaya sürdürülebilirlik
ve KSS projeleri hakkında iletişim kurmaları
için başvurmaları da doğal bir sonuç” diyor ve
ekliyor “Sosyal medya ve sürdürülebilirliğin tam
anlamda bir araya gelmeleri ve firmalarda değişim
sağlamaları için iki iş yapış yaklaşımının (içeride ve
dışarıda) tüm organizasyon içerisinde uygulanması
gerekmektedir. Bunu bir sürdürülebilir sosyal firma
veya (daha iyi isim bulunana kadar) kısaca Sosyal
A.Ş, olarak düşünebilirsiniz”. Sizce de öyle değil
mi?
Dijital bir ineğim oldu
B
u sayfalarda her hafta yeni ve ufuk açıcı
projelere yer vermeye çalışıyorum. Bunun en
son örneklerinden biri olan crowdfunding örneği
olan www.farmable.me. Gana’daki küçük çiftçilerin
yaşadığı sıkıntılara sürdürülebilir prensipler
getirmek isteyen proje, farkındalık yaratmak için
internet ortamına taşınmış. Öncelikle üye olup bir
“inek-dana” sahibi oluyorsunuz ve arkadaşlarınızı,
“bu danaya ortak olmaya davet” ediyorsunuz. 20
arkadaşınız dahil olduğunda size özel bir tişört
tasarımı yapılıyor ve bu tişört satışa sunuluyor.
Dilerseniz çiftliği fonlayarak da destekleyebilirsiniz.
Her ineğin kişisel özellikleri var. Benim ineğim olan
Benjamin’in özellikleri şöyle: (Ill tempered but easy
going) Yani biraz aksi ama yine de idare eder:)
Hep söylüyorum internet bizi çok daha faydalı
ve iyi insanlar haline getirebilir. Yeter ki nereye
bakacağımızı bilelim!
Daha fazla internet
K
anada hükümeti, Kanadalıların hayat
standartlarını yükseltmek için devlet verilerini
bilgisayar programcıları, öğrencileri ve kod
gurularına açıyor ve bu kodlarla 48 saat içerisinde
topluma fayda sağlayacak sonuçlar elde etmelerini,
projeler üretmelerini istiyor. Alanında uzman bir
jürinin değerlendirmesi sonucunda kazananlar,
hem gurur veren bir projeye sahip oluyor hem de
25 bin Kanada Dolarına! İnternete yasak getirme
yerine insanları böyle projelere yönlendirmek,
devlet bilgilerinin bazılarını herkese açmak umarım
ülkemize de nasip olur. Projeyi merak edenler için:
canadianopendataexperience.com
Zumbara’da ne birikir?
S
on olarak ülkemizden bir proje. Zumbara.com,
paranın gerekmediği, becerilerin ve farklılıkların
başkalarının hayatını zenginleştirmekte kullanıldığı,
böylece sizin de zenginleştiğiniz verdikçe
kazandığınız bir platform. Örneğin İngilizce’den
Türkçe›ye çeviri hizmeti vererek kazandığınız
saatleri tango öğrenmek için kullanabiliyorsunuz.
İsterseniz sosyal bir proje için gönüllü bulup
çalıştırıyor ya da çalışıyorsunuz ve böylece
kazandığınız saatler ve tükettiğiniz saatlerle birçok
şey yapmış oluyor ve birçok şey öğreniyorsunuz.
Bu platformun sermayesi zaman kaynağı ise
meraklı, araştırmacı ve paylaşmayı seven herkes.
Çok enteresan hobiler için ise bulunmaz bir kaynak
olduğunu söylemeden geçemeyeceğim. Hala
duymamış olanlar için denemeye değer.
19
U
KSS ları
ama
l
u
g
y
İGDAŞ bir çok KSS projesini hayata geçirdi
Türkiye’nin en büyük 500 şirketi arasında yerini alan ve bugün 5 milyon 350 bin aboneye doğalgaz
dağıtım hizmeti veren İGDAŞ, kurulduğu günden bugüne hayata geçirdiği kurumsal sorumluluk
projeleri ile sektöre öncülük etti. Varlık sebebi olan çevreci kimliğini ve doğalgazın güvenli kullanımını
tüm projelerinin temeline koyan İGDAŞ, geride bıraktığı 27 yılda ilköğretim okullarına yönelik
bilinçlendirme eğitimlerinden, güvenli doğalgaz kullanımını anlattığı seminerlere, tüm Türkiye’yi
hedeflediği kamu spotlarına kadar pek çok kurumsal sorumluluk çalışmasını hayata geçirdi.
İGDAŞ, çevreye duyarlılığını
belgelendirdi
İ
GDAŞ’tan önce İstanbul’da nefes almak
mümkün olmuyor, evlerde ve otomobillerde
pencereler kapatılıyordu. Ölümcül boyutlara
ulaşan hava kirliliği nedeniyle sokağa çıkma
yasaklarının uygulandığı İstanbul’da İGDAŞ’ın
yaptığı çalışmalarla İstanbul’un havası temizlendi.
İGDAŞ’la İstanbul, dünyanın havası en temiz,
yaşanabilir şehirlerinden biri hâline geldi.
PriceWaterhouseCoopers (PwC) ve New York için
Ortaklık adlı sivil toplum kuruluşunun yaptığı ve iş
hayatı, günlük yaşam ve inovasyon kategorilerinde
dünyanın en iyi 26 metropolünü tespit eden
araştırmada İstanbul, hava kalitesinde dünyanın
en iyi 3. metropolü olarak belirlendi. Kuruluş amacı
İstanbul’un havasını temizlemek olan İGDAŞ, 27
yıllık geçmişinde çevre konusunu her zaman birinci
öncelik olarak belirledi. Hayata geçirdiğimiz her
projede “sürdürülebilir çevre” konusunda duyduğu
hassasiyeti paydaşlarına anlattı.
85 bin öğrenci doğalgazın
doğru kullanımı konusunda
bilinçlendirildi
İ
GDAŞ, 2010-2011 yıllarında ilköğretim okulu
öğrencilerini doğalgazın güvenli ve doğru
kullanımı konusunda bilinçlendirmek için “İlköğretim
Okullarında Güvenli Doğalgaz Eğitimi” isimli
projesini gerçekleştirdi ve 85 bin öğrenciye ulaştı.
Projenin dört dönem uygulamasıyla İstanbul’un 14
20
ilçesinde, 179 okulda doğalgazın güvenli kullanımı
konusunda eğitim verdi. Proje kapsamında
görme ve işitme engelli öğrencileri de unutmadı.
Onlara özel olarak hazırladığı iki ayrı kitap ve CD
setini okullarına gönderdi. İstanbul’da okullarda
eğitim alan görme ve işitme engelli toplam 2 bin
438 engelli öğrenci güvenli doğalgaz kullanımı
konusunda bilinçlendi.
Doğalgaz’da Güvenlik ve Tasarruf
seminerleri ile binlerce kişiye
ulaştı
D
oğalgazın güvenli ve tasarruflu kullanılması
konusunda bilinç oluşturmak amacıyla
2009 yılında “Doğalgazda Güvenlik ve Tasarruf
Seminerleri’ni başlatan ve Doğalgaz Cihazları
Sanayicileri ve İşadamları Derneği (DOSİDER),
Baca İmalatçıları ve Uygulayıcıları Derneği
(BACADER), Doğalgaz Sıhhi Tesisat Kalorifer
Teknisyenleri Esnaf ve Sanatkârları Odası (İTESO)
işbirliği ile İstanbul’un tüm ilçelerinde binlerce kişiyi
bilinçlendiren İGDAŞ, 2012 yılında bu seminerleri
İstanbul İtfaiye ve Polis Teşkilatı’na yönelik hayata
geçirdi.
Güvenli doğalgaz kullanımına
yönelik kamu spotu
İ
GDAŞ, sektörün öncü kurumu olarak güvenli
doğalgaz kullanımına yönelik çalışmalarını
sadece İstanbul ile sınırlı tutmayarak iki ayrı
kamu spotu hazırladı ve 35 ulusal televizyon
kanalında bu spotların yayınlanmasını sağladı.
Türkiye genelinde tüm doğalgaz kullanıcılarını
bilinçlendirmek amacıyla hayata geçirdiği bu
çalışmanın saygın kuruluşlarca (T.C. Gümrük
ve Ticaret Bakanlığı, Türkiye Kurumsal Sosyal
Sorumluluk Derneği) ödüllendirildi. Bu konuda yeni
bir kamu spotu daha hazırlayan İGDAŞ, ulusal
televizyonlarda ve sinemalarda da kamuoyunu
bilinçlendirmeye devam ediyor.
Güvenli Doğalgaz Kullanımı
kampanyası hem gülümsetiyor
hem düşündürüyor
İ
GDAŞ, kurallara uyulduğunda en güvenli yakıt
olan doğalgazın güvenli kullanımı konusunda
bir kültür oluşturmak amacıyla bu konuda bir
kampanya başlattı. Halen devam eden, çocukların
başrol oynadığı sıcak, mizahi ve dikkat çekici bir
iletişim dili ile Türkiye’ye seslendiği kampanya ile
doğalgaz kullanıcılarına doğalgaz tesisatlarına
İGDAŞ›ın bilgisi dışında müdahale ettirmemeleri
gerektiğini hatırlatarak havalandırma menfezlerinin
asla kapatılmaması ve cihaz bakımlarının yıllık
periyotlarda yaptırılması gerektiği, bacaların yılda
en az bir kez yetkili baca temizleme firmalarına
kontrol ettirilmesi ve temizlenmesi gerektiği
mesajının altını çiziyor.
1000 İstanbullu çocuk 23 Nisan’da
denizle buluştu
D
enizlerle çevrili, içinden deniz geçen İstanbul’da
300 binin üzerinde denizi hiç görmemiş
çocuğun yaşadığı tahmin ediliyor. İGDAŞ ana
sponsorluğunda DenizTemiz Derneği/ TURMEPA,
Şehir Hatları A.Ş, Aile ve Sosyal Politikalar
Bakanlığı ve Milli Eğitim Bakanlığı “Görmediğim
şeyi bilemem, bilmediğim şeyi sevemem,
sevmediğim şeyi de koruyamam” anlayışından
hareketle denizi görmemiş İstanbul çocuklarını
denizle tanıştırdı. Dezavantajlı bölgelerde yaşayan
1000 çocuk, Boğaz turu sırasında eğlenerek aldığı
eğitimlerle çevresine sahip çıkmayı öğrendi.
İGDAŞ, paydaşlarının ve sektörün ihtiyaç ve
beklentileri doğrultusunda kurumsal sorumluluk
projeleri hayata geçirmeye devam ediyor.
Uyg
GRI G4 lansmanı yapıldı
Global Reporting Initiative - GRI’ın 2013 yılında
yayınladığı yeni sürdürülebilirlik raporlaması
standardı G4’ün lansmanı 22 Ocak’ta İstanbul
Sabancı Center’da gerçekleşti. GRI Ağ İlişkileri
Koordinatörü Juliette Gaussem tarafından
tanıtılan G4 Standardı’nın, önceliklendirmeye
odaklanan yapısı, yönetim yaklaşımı
açıklamalarının yeni tasarımı ve göstergeleri
KSS
ulam
a
ları
uzman şirket temsilcilerinin de yer aldığı bir
panelde tartışıldı.
T
ürkiye’de GRI raporu yayınlayan kuruluşların ve
diğer paydaşların yer aldığı etkinlikte raporlama
deneyimleri paylaşıldı, G4’e ilişkin ilk izlenimler
ve kurumsal sürdürülebilirlik raporlamasının
geleceğine ilişkin değerlendirmeler yapıldı.
21
U
KSS ları
ama
l
u
g
y
Aynı Gökyüzüne Bakıyoruz projesi
HSBC Türkiye desteğiyle sürecek
“Aynı Gökyüzüne Bakıyoruz” projesi 2007 yılında Toplum
Gönüllüleri tarafından başlatıldı ve Ankara, Antalya, Bursa,
Istanbul, Eskisehir, İstanbul, İzmir ve Kocaeli illerindeki
tutukevlerinde bulunan 1500’den fazla çocuğa ulaşıldı.
Proje, 2013 yılından itibaren üç yıl süreyle HSBC Türkiye
desteğiyle devam edecek. Proje İstanbul, Ankara, İzmir,
Bursa ve Konya’da Adalet Bakanlığı’na bağlı Ceza ve Tevkif
Evleri Genel Müdürlüğü gözetimi altında bulunan suça
sürüklenmiş çocukların ve gençlerin sosyal becerilerinin
gelişmesini sağlayarak özgürlüklerinden yoksun kaldıkları
dönemde ve salıverilme sonrasında özgüven sahibi bireyler
olarak toplumsal yaşama katılımlarını desteklemeyi amaçlıyor.
Kurumlardaki etkinlikler 10’ar ay sürecek. Proje ile 12-18 yaş
arasındaki 700 çocuk ve gence ulaşılması hedefleniyor.
Proje İlerlemeleri
“A
ynı Gökyüzüne Bakıyoruz” projesine
katılacak gönüllülerin eğitimleri tamamlandı.
Çalışmaların gerçekleştirileceği açık ve kapalı
kurumları ziyaret eden gönüllüler kurum yönetimleri
ve psiko-sosyal servis çalışanları ile birlikte
tutuklu/hükümlü çocuklarla gerçekleştirilecek
atölye içeriklerini de netleştirdiler. Açık ve kapalı
kurumlardaki atölye çalışmaları 2014 yılı Şubat
ayında başlayacak. Projede görev üstlenecek olan
ve Ankara, İstanbul, Konya, Bursa ve İzmir’deki
çeşitli üniversitelerin öğrencilerinden oluşan toplam
134 gönüllü, bu illerde düzenlenen eğitimlere
katılarak, atölyeler öncesinde güçlenmeleri
sağlandı. Eğitimler, çocuk gelişimi, çocuk hakları,
çocuklarla iletişim, çocuklarla birlikte çalışmak,
sorulara yanıt verme, deneyimleri paylaşma
gibi konu başlıklarında gerçekleştirildi. 12 - 18
yaş arasındaki 700 çocuk ve gence ulaşılması
hedeflenenen projede rol alacak üniversite
öğrencisi gönüllüler, çocuk hakları, çocuk
adalet sistemi uzmanları, proje koordinatörü ve
değerlendirme uzmanından oluşan 6 kişilk ekip
22
tarafından eğitildi. Projeye destek veren Danışma
Kurulu’nda ise bir klinik psikolog, bir sosyal hizmet
uzmanı, bir avukat ve bir sosyolog bulunuyor.
Atölye içerikleri
“A
ynı Gökyüzüne Bakıyoruz” projesinde
rol alacak gönüllüler, projenin
gerçekleştirileceği kurumlara da ziyaret
gerçekleştirdiler. İstanbul’da Maltepe Çocuk ve
Gençlik Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’nu yapılan
ziyaret sırasında tutukevi yönetimi ve psikososyal servis çalışanları ile fikir alışverişinde
bulunarak tutuklu çocuklarla gerçekleştirilecek
atölye içeriklerini Ritm Atölyesi, Oyun Atölyesi,
Kavram (Değerler) Atölyesi ve Ekoloji Atölyesi
olarak belirlediler. Bursa’da ise çalışmalar, Sanat
(Müzik) Atölyesi, Oyun Atölyesi, Şiir Atölyesi ve
Tiyatro Atölyesi olarak belirlendi. Proje ekibinden
gönüllüler İzmir Çocuk ve Gençlik Kapalı Ceza
İnfaz Kurumu’nu, Konya E Tipi Kapalı Ceza İnfaz
Kurumu’nu ve Ankara Çocuk Eğitimevi’ni de
ziyaret ettiler ve atölye içeriklerinin belirlenmesi
çalışmalarına başladılar.
Proje dikkat çekecek
Proje umut verici
“A
T
ynı Gökyüzüne Bakıyoruz’’ Projesi HSBC
Türkiye’nin, toplum, eğitim ve çevre
alanlarına odaklanan “Geleceğe Gönüllüyüz”
kurumsal sürdürülebilirlik çalışmaları çerçevesinde
toplum alanında yürüttüğü proje olarak hayata
geçirildi.
HSBC Türkiye Stratejik Planlama ve Kurumsal
İletişim Grup Başkanı Evren Altıok, gönüllülerin
eğitiminin tamamlanması ile projenin ilk aşamasının
gerçekleştirilmiş olduğunu belirterek, “HSBC
Türkiye’nin, “Geleceğe Gönüllüyüz” kurumsal
sürdürülebilirlik çalışmaları kapsamında yürütülen
bu projede görev alan gönüllü gençlerimize
sağlayacağı katkının yanısıra, bu önemli konuya
toplumun da dikkatini çekeceğine inanıyoruz” dedi.
oplum Gönüllüleri Vakfı (TOG) Yönetim
Kurulu Eş Başkanı Kerim Paker ise projeyi
şöyle değerlendirdi: “Aynı Gökyüzüne Bakıyoruz”
Projesi Toplum Gönüllüleri Vakfı’nı en iyi şekilde
anlattığına inandığımız projelerden biri. Biz
vakıf olarak paylaşmaya, kendinden farklı olanı
anlamaya, değişimin gücüne inanıyoruz. Gençlerin
içindeki enerjiyi doğru yerlere aktarmalarını, bir
fayda yaratmalarını sağlamaya çalışıyoruz. Bu
açıdan bakıldığında suça sürüklenmiş, Ceza
ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü bünyesindeki
kurumlarda bir dönem yaşamak zorunda olan
çocuklara, genç insanların bilgi ve deneyim
aktarması, onlarla dostluk kurması ve birlikte
zaman geçirmeleri bu gökyüzünün altında yaşayan
herkes için umut verici. Bu umuda her zaman çok
ihtiyacımız var.”
23
KSS ri
e
leşil
y
ö
S
Onur Berk Arslanoğlu
Etkinliklerimiz şirketlerin sosyal
sorumluluk projelerine dahil ediliyor
Eğlen Bilim Kurucusu Onur Berk Arslanoğlu olacak
bir sosyal girişim örneği olan Eğlen Bilim’i KSS
Türkiye’ye anlattı.
Sizi tanıyabilir miyiz?
Ben Onur Berk Arslanoğlu. 2007 yılında İTÜ
Makine Mühendisliği bölümünden, sonrasında
Bilgi Üniversitesi Medya ve İletişim Sistemleri
master programından mezun oldum. Aynı yıl
British Council’in düzenlediği ve Kanal D’den
canlı yayınlanan “Bilim Elçileri Yarışması”nda
Türkiye 3.’lüğü kazandım. Ardından İngiltere’de
çeşitli bilim festivallerine katıldım. İtalya’da “EASE
Bilim İletişimi Akademisi”nde “bilim sunuculuğu”
eğitimi ve Cenova Bilim Festivali’nde “bilim
tiyatrosu” eğitimleri verdim. 2008 yılında NTV’de
“Yeşil Ekran” süresince bilim televizyonculuğu
üzerine çalıştım. STV’de 2011’de yayınlanan
“Varlık Harikaları” bilim yarışmasının editörlüğünü
üstlendim. Tüm bunların yanı sıra 8 yıldır
profesyonel olarak tiyatro yapıyorum.
Eğlen Bilim nasıl kuruldu ve ne yapıyor?
Eğlen Bilim olarak 2008 yılından bugüne anaokulu,
ilkokul ve ortaokul seviyesinde, müfredatı
destekleyici bilimsel atölyeler ve gösteriler
yapıyoruz. Etkinliklerimizi okulların yanı sıra
AVM’lere, belediyelerin ve özel şirketlerin sosyal
sorumluluk projeleri kapsamında pek çok yere
taşıyabiliyoruz.
Etkinliklerimizde, birbirinden ilginç ve görsel
düzeyi yüksek bilimsel deneyleri özellikle genç
beyinler için birer eğlence etkinliği olarak tasarlıyor
ve sunuyoruz. Ülke
çocuklarının ve gençlerinin
bu etkinlikler yardımıyla
bilimin eğlenceli yüzü
ile tanışması ve böylece
hayatlarında daha
fazla bilimsel veri ile
hareket edebilmelerini
amaçlıyoruz. Çocuklar bu
yöntem ile bilimin hem
eğlenceli olduğunu hem
de yaşadığımız dünyayı
anlamlandırmada gerekli
olduğunu öğrenmektedir.
Eğlen Bilim ekibi
öğretmen, mühendis ve
sanatçılardan oluşuyor, fen
bilimleri alanından mezun rehber ve eğitmenler yer
alıyor. Eğitimlerin içeriğini biz üretiyoruz, araştırma
ve geliştirme işimizin önemli bir parçası, yurtdışı
ve yurtiçi bilim festivallerinde yer alıyoruz. Son
olarak geçtiğimiz Eylül’de İtalya’da düzenlenen ve
Türkiye’den tek ekip olarak katıldığımız L’isola Di
Einstein Bilim Festivali’nde kendi hazırladığımız
özgün bilim gösterimizle yer aldık.
Bilim eğlencelidir, eğlence ise
bilimsel
E
ğlen Bilim olarak amacımız herkesi ve özellikle
çocuk ve gençleri, bilim ve teknolojinin güzelliği
ve sıradışılığı ile buluşturarak, onları daha fazla
meraka teşvik etmektir. Fen bilimleri mezunu,
iletişimci ve mühendis olmanın yanı sıra tiyatroya
ilgi duyan bir ekibimiz var. Biz fen bilimleri derslerini
destekleyen bilim tiyatro oyunları tasarlayan
bir grubuz. Avrupa’daki bilim festivallerini takip
ediyor ve devamlı yeni projeler üretiyoruz. 4 - 16
yaş arasındaki çocuk ve gençlere hitap ediyoruz.
Öncelikli hedefimiz okullara destek vermek.
Gerçekten kaliteli eğitim vermek isteyen okullar
bize ulaşıyor. İTÜ gibi kendisini eğitim alanında
kanıtlamış güzide bir eğitim kurumla uzun yıllardır
işbirliği içinde olmamız yaptığımız işin kaliteli, ciddi
olduğunun bir kanıtıdır.
Toplumun bilim sistematiğine bakışı da açıkçası
çok sıcak değil. Hatta halk deyimlerinde bile
“başımıza icat çıkarma” gibi sözler vardır.
Toplumda özellikle kız çocuklarının da fen
bilimlerinden uzakta kaldığını görmekteyiz.
Özel sektörün ülkenin bu alanındaki sorunlarını
çözmekle ilgili misyonlu var. Biz bu misyonu
gerçekleştirmelerine köprü oluyoruz. Bilim
iletişiminin batı dünyasındaki son 30 yıllık
gelişimine de göz attığımızda artık “halka
bilimi anlatmak” düşüncesi yerini “halkı bilimle
buluşturacak fırsatlar yaratmak” düşüncesine
bırakmış durumda.
Şirketler için bilim iletişimi sosyal sorumluluk
alanında nasıl bir öneme sahip? Nasıl
değerlendiriyorlar?
Özel şirketler ve kurumlar, sosyal sorumluluk
projesi kapsamında bizim etkinliklerimizi projelerine
dahil ediyorlar. Örneğin son olarak Kadir Has
Üniversitesi ile Komşuluk Hakkı Projesi’nde
yer aldık. Onların isteği ile Cibali bölgesindeki
çeşitli okullarda bilim gösterileri gerçekleştirdik.
Kurumların taleplerine göre de etkinlik
geliştirebiliyoruz. Örneğin İş Müzesi’nde çocuklar
için bankacılık, tasarruf gibi kavramların iletişimini
kuracak atölyeler tasarladık. Başka şekilde, bir
beyaz eşya markasının enerji dostu ürünlerinin
lansmanı için enerji temasında bir dizi etkinlik de
düzenleyebiliriz. Çocukların yanı sıra ailelerin
çocuklarıyla birlikte yapacağı etkinlikler de organize
ediyoruz. Mutfakta Bilim atölyemizde anne-çocuk
bir arada olabilirken, model uçak ya da robot
etkinliği bir baba-çocuk etkinliğine dönüşebiliyor.
Yani bilimi aile dinamiğini de besleyen bir noktaya
taşıyabiliyoruz.
Türkiye’de küçük yaşlarda çocuklar bilime daha
çok ilgi gösterirken yaş ilerledikçe bu ilgi giderek
azalıyor. Bunun da sebebi öğrencinin büyüdükçe
merak ettiği şeyleri “ders” çerçevesi altında
görmeye başlaması ve görsel ve uygulamalı
malzemelerden uzak, kitaplara angaje olması.
Son dönemde şirketlerin İnsan Kaynakları bölümleri
ile çalışmaya başladık. Bizden çalışanlarının
çocuklarına yönelik periyodik atölyeler istediler.
Çok olumlu dönüşler alıyoruz, bilim ve eğlence
temalı şirket piknikleri de gündemimizde. Kafamıza
koyduk; bilimle her şekilde eğleneceğiz…
25
Mak
ale
Kurumsal Sorumluluk ve İtibar Yönetimi
Orhan Samast
İtibar Yönetimi Enstitüsü Başkanı
Kurumsal sosyal sorumluluğu (KSS) kısaca;
işletmelerin kurumsal kültürünün bir parçası
olarak benimsediği, isteyerek gerçekleştirdiği,
topluma fayda sağlayan faaliyetler olarak
tanımlayabiliriz.
İ
şletmenin en önemli varlıklarından olan kurumsal
itibarın oluşumundaki önemli bileşenlerden olan
Kurumsal Sosyal Sorumluluk, kurumsal itibarın
oluşturulması, korunması ve iyileştirilmesinde
önemli bir konu olarak karşımıza çıkmaktadır.
Bilindiği gibi, birçok bileşenin tutarlı ve sürekli
bir şekilde yönetilmesiyle, işletmenin tüm
çalışmalarının sonucunda kurumsal itibar
oluşmaktadır.
İşletmeler de bireyler gibi topluma verdiği sözü
tuttuğu (sözünün eri olduğu) ve toplumun
sorunlarına karşı duyarlı olduğu sürece itibar
kazanabilmektedir. Topluma karşı sorumluluklarını
bilen ve sorumlu davranışlar sergileyerek projeler
gerçekleştiren kuruluşların daha itibarlı olarak
değerlendirildikleri araştırmalar sonucunda ortaya
çıkmıştır. Sosyal sorumluluk projesi yürüten
ve projenin iletişimini yapan kuruluşlar hem
müşterileri, çalışanları ve paydaşları nezdinde hem
de işletmeyle birebir ilişki içinde olmayan kişiler
tarafından da takdir edilmektedir. Günümüzde,
kuruluşların performansını ve başarısını belirleyen
önemli faktörlerden birisi de KSS faaliyetleridir.
Sorumlu işletmeler daha fazla
fayda üretir
H
angi sektörde olursa olsun, işletmeler
değerlendirilirken KSS faaliyetlerine dikkat
edilmektedir. Toplumsal konularda duyarlı ve
beklentileri sürdürülebilir şekilde karşılayan
işletmeler, topluma daha fazla fayda sağlamakta
ve bunun sonucunda daha değerli olarak
görülmekteler.
İşletme tarafından gerçekleştirilen KSS
faaliyetlerinin topluma kattığı değerin doğru
anlatılması ve paydaşları ile etkileşim halinde
26
olunması için KSS iletişimi çalışmalarına ihtiyaç
duyulmaktadır.
Kurumsal sosyal sorumluluk iletişimi, hem
paydaşların bilgi edinmesini sağlamakta hem
de işletmenin sadece ticari konularda değil aynı
zamanda toplumsal konulardaki beklentileri de
karşıladığını da ilgili kitlelere aktarmaktadır.
KSS faaliyetlerinde sihirli
kelimeler
K
SS çalışmaları sırasında bazı anahtar kelimeler
öne çıkmaktadır. Gönüllü, sorumlu, tutarlı,
sürdürülebilir. Bu kelimelere; etik, şeffaf, duyarlı,
güvenilir gibi kelimeleri de eklemek mümkün.
İşletmelerin bu anlamlı kelimeler üzerinden
yapılanmalarını gözden geçirmeleri ve kurumsal
itibarlarına katkı sağlayacak yapılar ve kurullar
oluşturmaları gerekmektedir. Her işletmenin
sektörüyle uyumlu etik kurallarını tanımlaması,
KSS’den sorumlu bir birim oluşturması ya
da yönetici görevlendirmesi gerekmektedir.
Oluşturulacak birim sayesinde işletme
sorumlularının zaman içerisindeki birikimi KSS
projelerinin daha sürdürülebilir hale gelmesini de
sağlayacaktır.
Stratejik bir kaynak olan “kurumsal itibar”ın
oluşturulmasında KSS faaliyetleri önemli bir yer
tutmaktadır. İşletme geçmişindeki başarılı kurumsal
sorumluluk faaliyetlerinin oluşturduğu olumlu algı
o işletmenin gelecekte de topluma değer katan
davranışlar ortaya koyacağına dair varsayımlar
oluşmasını sağlamaktadır. Bu varsayımlar,
kurumsal itibarın iyi yönde gelişmesinin göstergesi
olarak da kabul edilmektedir.
İtibarlı işletmeler daha fazla değer üretir.
Bir işletmenin geçmişteki faaliyetlerinde bıraktığı
izler, mevcut hareketlerindeki kültürel tutumu ve
gelecekteki muhtemel yaklaşımı kurumsal itibarının
büyük kısmını oluşturmaktadır.
Zaman içinde oluşan ve kolaylıkla zarar görebilen
hassas bir kaynak olarak itibar, artık şirketlerin
en değerli varlıklarının başında gelmektedir. Bu
durum, kurumsal itibarın titizlikle yönetilmesi
gerektiğinin anlaşılmasını sağlamış ve işletmelerin
kurumsal itibarını geliştirmek ve korumak üzerine
çalışmalar yapması gerektiği gerçeğini ortaya
çıkarmıştır. Özellikle krizlerle yaşanan itibar
kayıpları işletmelere bu kavramının önemini daha
somut olarak göstermiş ve itibarlı işletmelerin
krizlerden daha az etkilendiği veya daha az zararla
süreci atlatabildiği gözlemlenmiştir.
• Kamu Kurumları yöneticileri ile güçlü ilişkiler
kurulmasını sağlar.
• Toplum ile bağları güçlendirir.
• İyi örneklerle sektörün öncüsü algısı oluşturur.
• Zamanla, gerçekleştirilen projelerle ilgili
konularda örnek olur.
Kurumsal itibar, kurum kültürü ve kurumun
yetkinlikleri ele alınarak, samimiyetle oluşturulan
stratejik planlar ve bu planların uygulanması ile
yönetilebilmektedir. Uygulamalar sırasında itibar
riski analizlerinin yapılması ve itibar ölçümlerinin
Kurumsal itibarın, işletmenin fırsatları
değerlendirmesi
gerçekleştirilerek
veya tehditlere karşı
faaliyet planlarının
korunmasını da
İşletmenin başarılı kurumsal
revize edilmesi son
sağlayan bir varlık
derece önem arz
sorumluluk faaliyetlerinin
olduğu anlaşılmıştır.
etmektedir.
Bir kaynak olarak
oluşturduğu olumlu algı,
düşünüldüğünde itibar;
KSS faaliyetlerinin
değerli, taklidi zor, yeri
o işletmenin gelecekte de
de kurumsal
kolay doldurulamayan
itibar stratejisi
topluma değer katan
bir varlık, aynı
kapsamında
zamanda kârı artıran
davranışlar
ortaya
koyacağına
ele alınarak
ana bileşen olarak da
yürütülmesi ve
düşünülebilir.
dair varsayımlar oluşturur.
raporlanması
gerekmektedir.
İtibar, her ne kadar
Ülkemizde az sayıdaki önemli kuruluşlar yıllık
soyut bir kavram gibi görülse de aslında somut
ve ölçülebilir sonuçları olduğu bilinmektedir. Be
KSS raporları yayımlamakta ve faaliyetlerinin
sebeple “iyi bir itibar, finansal değeri büyük olan
ayrıntılarını kamuoyu ile paylaşmaktadır. Maalesef
somut bir varlıktır” denilebilir.
ülkemizde “KSS faaliyetlerinin sadece büyük
işletmeler tarafından yürütülebileceği” gibi bir algı
İtibar kaybı, şirketlerin ve kurumların önlerindeki en
oluşmuştur. Bu algının ortadan kaldırılabilmesi
büyük risk olarak nitelendirilmektedir. Ülkemizde
için KSS bilincinin ülke geneline yayılması
de son yıllarda bireylerin, kurum ve kuruluşların
gerekmektedir. Bunun için de KSS Derneği
nasıl itibar kaybettikleri ve yaşadıkları itibar krizi
dışındaki kuruluşların da konuyu ele alması ve
sırasında nasıl zorlandıkları ve bazılarının bu
çalışmalar yapması gerekmektedir. Bu konuda
krizler sonrasında itibar kayıplarının oluşturduğu
Sanayi ve Ticaret Odalarına önemli bir sorumluluk
maddi ve manevi zararlar sonrasında faaliyetlerini
düşmektedir. Bugüne kadar konuya öncülük eden
sürdüremeyecek duruma düştükleri görülmüştür.
ve çok sayıda çalışmaya imza atan KSS Derneği
Tam da bu noktada, KSS faaliyetlerinin işletmelere
yöneticilerine teşekkür etmek gerekiyor.
faydalarına şöyle özetleyebiliriz;
Biz, İtibar Yönetimi Enstitüsü olarak KSS
• Çalışan bağlılığını artırır
konusunda her yıl etkinlikler düzenliyor ve KSS
• Nitelikli İnsan Kıymetlerini (Nitelikli Personel)
kültürünün oluşması için çalışmalar yürütüyoruz.
çeker.
• Marka bilinirliğini ve Marka değerini artırır.
• İşletme, KSS sayesinde oluşan müşteri bağlığı
ile krizlerden daha az etkilenir.
• Kurumsal İtibarı artırır.
• Paydaşları ile ilişkileri kolaylaştırır ve
hızlandırır.
Sorumlu bireyler, işletmeler ve kurumlardan
oluşan bir Türkiye için hepimize önemli görevler
düşmektedir. KSS faaliyetleri, işletmelerin topluma
ve dolayısıyla ülkeye olan sorumluluklarını yerine
getirmeleri için fırsatlar da sunan bir konudur.
Bu fırsatları değerlendiren kuruluşlar geleceğin
işletmeleri olacaktır.
27
U
KSS ları
ama
l
u
g
y
Ekonomiye Kadın Gücü
Turkcell’e ödül getirdi
Turkcell’in Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı
himayesinde, Türkiye İsrafı Önleme Vakfı (TİSVA)
işbirliğinde hayata geçirdiği ‘‘Ekonomiye Kadın
Gücü’’ projesi dünyanın en başarılı kurumsal
sosyal sorumluluk projesi seçildi
Ödüller, IPRA 2014 Dünya Başkanı Dr. Zehra
Güngör tarafından Turkcell Genel Müdür
Yardımcısı Koray Öztürkler’e verildi. Proje
kapsamında mikrokredi alarak Gaziantep taşı
üzerine resim işleme sanatıyla uğraşan girişimci
Müge Özdemir de törene katıldı.
I
Koray Öztürkler, “Girişimci kadınlarımıza fırsat
eşitliği yaratmak hedefiyle yola çıktık. Projenin
üzerinden henüz bir yıl geçti. Hedefimiz daha çok
girişimci kadına mikrokredi ulaştırmak. Kısa sürede
girişimci kadınlarımızın sayısı 55 binden 68 bine
ulaştı” dedi.
PRA Altın Küre Ödülleri’nde Ekonomiye
Kadın Gücü projesi iki ödüle layık görüldü.
Proje öncelikle Kurumsal Sosyal Sorumluluk
kategorisinde birinci oldu. 29 kategoride de IPRA
Büyük Ödülü’ne layık görüldü.
28
Uyg
KSS
ulam
alar
ı
Kredi Kayıt Bürosu sosyal
sorumluluk proje yarışması başlıyor
Kredi Kayıt Bürosu, üniversite öğrencilerinin
sosyal sorumluluk konularında farkındalıklarını
ve toplumsal sorunlara karşı duyarlılıklarını
artırmak amacıyla sosyal sorumluluk yarışması
başlatıyor. Türkiye genelindeki tüm lisans
öğrencilerinin katılabileceği “Hayal Edin
Gerçekleştirelim” isimli yarışmada çevre,
eğitim, sağlık, spor, kültür sanat ve toplumsal
konulardaki projeler yarışacak. Yarışmada ilk
30 arasına giren projelerden biri Kredi Kayıt
Bürosu tarafından hayata geçirilecek, jüri
tarafından seçilen yarışmanın birincisi ise büyük
ödül olan İngiltere’de 2014 Yaz Dönemi Eğitim
Programı”na gidebilecek.
“H
ayal Edin Gerçekleştirelim” sosyal
sorumluluk yarışması sonucunda seçilecek
projelerden birini hayata geçirerek, topluma kalıcı
bir katkı sağlamayı hedefliyor.
Yarışmaya, Türkiye’deki üniversite öğrencileri
bireysel olarak ya da guruplar halinde
katılabilecekler. Projeler; aralarında Halkla İlişkiler
Duayeni Betûl Mardin, Sivil Toplum Gönüllüsü
İbrahim Betil, Televizyoncu ve Sunucu Okan
Bayülgen, Milliyet Gazetesi yazarı Abbas Güçlü,
Sabah Gazetesi yazarı Şelale Kadak, KKB Genel
Müdürü Kasım Akdeniz ve ARPR Kurucu ortağı
Arzu Çekirge Paksoy’un yer aldığı jüri üyeleri
tarafından değerlendirilecek.Jüri tarafından
belirlenecek kategori birincileri arasında yapılacak
değerlendirmede en yüksek puanı alan proje Büyük
Ödül’e hak kazanacak. Tüm kategorilerde ilk üçe
kalan projeler ise Facebook’ta halk oylamasına
sunulacak. Böylece “Hayal Edin Gerçekleştirelim”
yarışmasında altı kategori birincisi, bir jüri büyük
ödül sahibi ve facebook oylaması sonucunda
sosyal medya oylama birincisi belirlenecek ve her
biri ayrı ayrı ödüllendirilecektir.
Üniversite öğrencileri 10 Şubat 2014 tarihinden
itibaren www.hayaledingerceklestirelim.com
adresinden online başvuru yapabiliyor veya
üniversitelere asılan afiş ve şartnamede belirtilen
başvuru adresine posta yoluyla başvurularını
iletebiliyorlar. Yarışmanın son başvuru tarihi ise 18
Nisan 2014.
KSS ri
e
leşil
y
ö
S
Açık Akademi
gençlerin istihdamı için hayata geçirildi
Microsoft Türkiye Kurumsal İletişim Müdürü
Behice Funda, Açık Akademi projesinin işleyişini
ve hedeflerini anlattı.
kapsamında 50’nin üzerinde vakıf ve derneğe
yazılım bağışı gerçekleştirdik. Birçok üniversiteye
yine ücretsiz olarak yazılım bağışında bulunuyoruz.
Microsoft Türkiye’nin kurumsal sosyal sorumluluk
odaklı çalışmaları hakkında bilgi verir misiniz?
Açık Akademi projesini anlatır mısınız? Proje nasıl
işliyor ve hedefi nedir?
Microsoft Türkiye 1993 yılında kurulduğu ilk günden
bu yana, toplumsal sorumluluk bilinci ve kurumsal
vatandaş kimliği ile ülkemizin özellikle teknoloji
ile ekonomisinin büyümesine katkı sağlayacak
projeler tasarlamaya veya yer almaya çalışıyor.
Microsoft Türkiye olarak özellikle son dönemde
eğitim projeleri ve girişimci ekonomisi oluşturabilme
hedefli sosyal sorumluluk çalışmalarımızı
sürdürüyoruz. 2012 yılı başında hayata geçirdiğimiz
Türkiye’nin ilk çevrimiçi uygulama geliştirme
okulu olan Açık Akademi projemiz her geçen gün
daha da büyüyen uygulama pazarında ülkemiz
gençlerinin yer alması ve Türkiye’nin ekonomik
gelişmesinde yardımcı olmaları amacıyla başlatıldı.
2012 yılının Ocak ayında girişimci yetiştirme
hedefiyle hayata geçirdiğimiz Açık Akademi,
Türkiye’nin ilk ve tek herkese açık çevrimiçi,
ücretsiz ve Türkçe uygulama geliştirme okulu oldu.
Türkiye’nin genç ve dinamik bilişim kullanıcılarını,
uygulama geliştirici olmaya yönlendiren Açık
Akademi, ülkemizin ihtiyaç duyduğu uygulama
geliştirici sayısını artırmak ve uygulama pazarını
geliştirerek gençlerimizin istihdamına destek olmak
için yaratıldı.
Ayrıca Microsoft Türkiye olarak ülkemizde
bilgisayar kullanımının yaygınlaşmasına yönelik
çok sayıda projede lider veya destekçi olarak
yer alıyoruz. Kalkınma Bakanlığı, Birleşmiş
Milletler Kalkınma Programı ve Habitat İçin
Gençlik Derneği ile işbirliğinde sürdürdüğümüz
‘Bilenler Bilmeyenlere Bilgisayar Öğretiyor’ projesi
bunlardan sadece biri. Çok sayıda sivil toplum
kuruluşunun paydaş olarak yer aldığı bu projede 78
ilde 158 bin kişiye 1200 eğitmen ile eğitimler verildi
ve 24 bilişim akademisinin açılışı gerçekleştirildi.
Bilişim ve İnternet Güvenliği alanındaki
çalışmalarımızı da sosyal sorumluluk çalışmaları
kapsamında değerlendiriyoruz. Başta çocuklarımız
olmak üzere herkesin güvenli bir şekilde bilgi
teknolojilerinden ve internetten yararlanmasını
temin etmek için çalışıyoruz. Bilişime emek
veren, ürün ve hizmet sağlayan herkesin bu
konuda duyarlı olması gerektiğine inanıyoruz.
Bu doğrultuda düzenlediğimiz ‘Bilgi Toplumunda
Aile Seminerleri’ kapsamında 800 aileye 1500
çocuğumuza güvenli internet kullanımı hakkında
bilgilendirmeler yaptık.
Tüm bunların yanı sıra 70’in üzerinde sivil
toplum kuruluşunun katıldığı STK buluşmaları
düzenliyoruz. Yazılım bağış programımız
30
Üç farklı eğitim seviyesinin bulunduğu Açık
Akademi’den, hem uygulama/yazılım geliştirmeye
başlamak isteyenler, hem de profesyonel anlamda
uygulama geliştiren geliştiriciler faydalanabiliyor.
Açık Akademi’de eğitim alanlar Microsoft’un
milyonlara hitap eden Windows ve Windows
Phone platformlarına yönelik uygulama ve yazılım
geliştirebiliyor. Seviyeleri başarıyla tamamlayan
öğrenciler katılım belgesi almaya hak kazanıyor.
Tüm eğitim seviyelerini sağlıklı bir şekilde
tamamlanması yaklaşık 3 ay sürüyor.
Bugüne kadar Açık Akademi projesi ile 130 binden
fazla kişiye eğitim verdik. Yaklaşık 3 bin kişi Açık
Akademi eğitimlerini tamamlayıp mezun oldu.
Alınan eğitimler sayesinde yazılan 1.000’den fazla
uygulama Windows Store’da yerini aldı.
Gelişmekte olan uygulama pazarında, Türkiye’nin
önemli bir yere taşınmasını ve ekonomiye katkıda
bulunmasını sağlayacak gençler yetiştirmeyi
hedefleyen Açık Akademi projemiz tüm dünyaya da
örnek gösterilen projelerden biri olduğu için gurur
duyuyoruz.
2014’te uygulamaya geçecek/planlanmış başka
projeler var mıdır?
Açık Akademi gelecek dönemde eklenen 3 yeni
program ile daha da zenginleşecek. Eylül ayında
‘Açık Akademi İkinci Dönem Başlangıç’ etkinliğinde
duyurduğumuz ‘Açık Akademi Genç Yazılımcı
Behice Funda
Programı’ çerçevesinde, Açık Akademi’nin lise ve
dengi okullarda bir yıl içinde 8 bin yeni öğrenciye
ulaşmasını hedefliyoruz.
Burada öncelikli hedefimiz önümüzdeki öğretim yılı
içerisinde önce 1.000’e yakın öğretmenin uygulama
geliştirme konusunda uzmanlaşmasını sağlamak
ve ardından lise çağındaki öğrencilere Açık
Akademi’nin programlarıyla uygulama geliştirme
becerisi kazandırmak. Bir diğer yeni projemiz
‘Üniversite İşbirliği Programı’ kapsamında 12 şehir,
20 üniversiteden oluşan bir Açık Akademi turuna
çıkılması ve burada 100 bin öğrenciye ulaşmayı
hedefliyoruz.
Açık Akademi Özel Girişimcilik programında ise
geçtiğimiz dönem Açık Akademi’de ön plana
çıkan uygulamalar ve uygulama geliştiriciler,
Bilgi Üniversitesi Next Academy programı
katılımcılarıyla bir araya geldi ve uygulama
pazarlama atölye çalışmaları gerçekleştirildi. Next
Academy Programı ile gerçekleştirilen bu işbirliği
önümüzdeki dönemde de devam edecek.
Eklemek istedikleriniz
Microsoft Türkiye olarak şimdiye kadar sosyal
sorumluluk ve toplum hizmeti konusunda birçok
kurum ve sivil toplum kuruluşuyla ortaklık ve
projeye imza attık. Finansal bağışlar, yazılım
bağışları, teknolojik çözümleri ve çalışanlarımızın
gönüllülüğü aracılığıyla, fark yaratan kurumlar ve
projeleri destekliyoruz ve önümüzdeki dönemde de
desteklemeyi sürdüreceğiz.
Gelecek yıllarda olduğu gibi bir yandan Türkiye’ye
özel projeler geliştirmek için çalışmalarımızı
sürdürürken diğer yandan da Microsoft’un küresel
çapta bu alanda yürüttüğü projeleri hem istihdam
yaratmak hem de ülkemiz ekonomisine katkıda
bulunmak amacıyla Türkiye’ye taşımaya devam
etmeyi planlıyoruz.
KSS ri
e
leşil
y
ö
S
Philips’ten yeni bir proje:
Bunu Duymalısın
Philips Audio Multimedia Ortadoğu, Afrika ve
Türkiye Pazarlama Müdürü Sinem Yücel ile
şirketin yeni sosyal sorumluluk projesi üzerine
konuştuk.
Philips’in yeni bir projesi var, ‘‘Bunu Duymalısın’’.
Proje hakkında bilgi verir misiniz?
Projemiz, Philips Kulaklık Grubu olarak;
Kemerburgaz Üniversitesi Güzel Sanatlar
Fakültesi öğrencileri, Düşler Akademisi ve
sanat dünyasından 18 özel isim ile birlikte
gerçekleştirdiğimiz bir sosyal sorumluluk projesi.
Bengü, Bedük, Birol Namoğlu, Mabel Matiz,
Hande Yener, Ali Sunal, Ferman Akgül, Pamela
Spence, Gupse Özay, Doğa Rutkay ve Nilüfer’in
de aralarında bulunduğu 18 isim, bizim için kulaklık
tasarladı. Kemerburgaz Üniversitesi Güzel Sanatlar
Fakültesi öğrencileri de, bu kulaklıklardan Philips
kulaklıkları kullanarak 2 adet üretti. Kulaklıkların bir
tanesi, tasarlayan isme armağan edilirken, diğeri
de GittiGidiyor üzerinden açık artırma usulü ile
satışa sunuldu. Bu satışlardan elde edilen geliri de
Düşler Akademisi’ne bağışlıyoruz.
Proje ile hedefiniz nedir?
Philips ses sistemleri olarak misyonumuz herkese
kaliteli işitme deneyimi yaşatmak. Biz bu projeyi
tasarlarken sadece sağlıklı şekilde işitenler için
değil, işitme engelliler için de bu fırsatı yaratma
isteğimizden yola çıktık. Bu özel kulaklıkları,
engelli kardeşilerimize fayda sağlamak için araç
olarak kullanmak istedik. Philips’in benzersiz ses
deneyimini bugüne kadar ürün bazlı olarak birçok
farklı kanaldan paylaştık, bugünse hem çok özel
sanatçılarımızla hem de üniversite öğrencileri
ile böyle bir sosyal sorumluluk projesini hayata
geçirdiğimiz için çok mutluyuz. Bu projede bizlere
destek olan tüm paydaşlarımıza bir kez daha
teşekkür ediyoruz.
32
Hangi isimler kulaklık tasarladı? Neden bu isimler?
Biz bu projede sanatın farklı dallarında faaliyet
gösteren kişilerle birlikte çalışmak istedik. O
sebeple hem müzik, hem tasarım, hem oyunculuk
kariyeri olan farklı isimleri projemizde birleştirdik.
Projeye katılan isimler; Ali Sunal, Bedük, Bengü,
Birol Namoğlu, Derin Sarıyer, Doğa Rutkay, Erdil
Yaşaroğlu, Ferman Akgül, Gupse Özay, Hande
Yener, Hatice Gökçe, Koray Candemir, Mabel
Matiz, Merve Boluğur, Nilüfer, Özgün, Pamela
Spence ve Yiğit Alıcı.
Kulaklıklara ilgi nasıl oldu, hepsi satıldı mı?
Kulaklıklardan sadece 2 adet üretildiği ve biri de
tasarımı yapan sanatçımıza verildiği için bu özel
kulaklıklar sanatçılarımızın hayranları tarafından
büyük ilgi gördü. Açık arttırma hala devam ediyor.
2014’te KSS alanında nasıl ilerleyeceksiniz?
Planlanan başka projeler var mıdır?
Proje gerek iş ortaklarımız, gerek sanatçılarımız,
gerekse kulaklıkların üretiminde yer alan
öğrencilerimiz tarafından çok olumlu reaksiyon
aldı. Yardımlarımızın Düşler Akademisi
tarafından gerçekten anlamını bulan bir şekilde
değerlendirilmesi de hepimizi sevindirdi. O sebeple
bu projenin devamını ve benzer projeleri 2014
yılında da gerçekleştirmek istiyoruz.
Bunu Duymalısın’a destek olan sanatçılar neler
söyledi:
Bedük: “Hayatımdaki en sevdiğim üç olgu; tasarım,
müzik ve yardımlaşmayı bir çatı altında toplayan bu
nefis projede yer almak benim için çok önemliydi.
Düşünen, katılan herkese çok teşekkür ederim”
dedi. Bir diğer sanatçı Birol Namoğlu duygularını,
“Bunu Duymalısın demek mutluluk verdi. Aklımdan
geçenlerin yansıdığı tasarımın içinden güzel
tınıların geçmesini ve elde edilecek maddi ve
manevi güzelliklerin katlanarak çoğalmasını
diliyorum. Emeği geçen herkese çok teşekkürler”.
hakkı herkese tanınmalı. Bu projenin bunu
yapabileceğine inanıyorum. Düşler Akademisi ile
sanatın önündeki engelleri kaldırmak dileğiyle”.
Gupse Özay: “Bunu Duymalısın projesi
ile kardeşlerimizin, dostlarımızın müzikle
yakınlaşmasına temasta bulunmak çok güzel.
Onlar müziği duyarken; biz böyle anlamlı projelerde
yer almaktan onur duyuyoruz”.
Hatice Gökçe: “Çok anlamlı bir proje olduğu
aşikar. Üniversiteye gelip tanıştığım tasarımcı
adaylarının heyecanına şahit oldum ve bu beni
çok etkiledi. Ayrıca projeye katılan isimlerin
yaratıcılıklarından da çok etkilendiğimi söylemek
isterim. Böyle bir projede yer aldığım için çok
mutluyum”.
Ferman Akgül: “Dünyayı iyi kılabilmenin tek yolu
sanat bence. Ve sanata ulaşma, sanatla uğraşma
Sinem Yücel
33
U
KSS ları
ama
l
u
g
y
Boyner Gönüllüleri Yeni Yıla Mülteci
Gençlerle birlikte girdi
2011 yılından bu yana ‘‘Farklı Renkler Farklı
Kültürler’’ projesiyle mülteci gençlere destek
veren Boyner Grubu Gönüllüleri, bu yıl
da geleneksel yılbaşı partisini mültecilerle
Yeldeğirmeni’nde gerçekleştirdi.
Y
oksulluk, savaş, insan hakları ihlalleri gibi
nedenlerle kendi ülkelerinden ayrılmak
zorunda kalmış ve bir şekilde yolunu İstanbul’da
bulan mülteci çocuk ve gençler ailelerinden uzak,
yabancı bir toplumda ötekileştirilmiş bir yaşamın
zorluklarıyla mücadele ediyorlar.
Boyner Grubu Gönüllüleri, mülteci ve sığınmacı
çocuk ve gençlere hem gelişimlerini sürdürmeleri,
hem de aktif toplumsal yaşama katılmalarını
sağlamak amacıyla Sığınmacı ve Göçmenlerle
Dayanışma Derneği ortaklığında Nisan 2011’de
34
Farklı Renkler Farklı Kültürler projesine imza attı.
Proje kapsamında Kadıköy’deki Yeldeğirmeni
Gençlik Merkezi’nde kalan 18 yaş altı ve 18-30
yaş arası çocuk ve genç mülteci ve sığınmacılara
sosyal içerme desteği veriliyor. Boyner Grubu
Gönüllüleri sık sık destek verdikleri genç mültecileri
son üç yıldır yılbaşında da unutmayarak, yılbaşını
onlarla birlikte Kadıköy Yeldeğirmeni’nde kaldıkları
yurtta parti düzenleyerek kutluyor.
30 Aralık Pazartesi akşamı grup şirketlerinden
36 gönüllü çalışanın katıldığı Yılbaşı Partisi’nde
Boyner Grubu Gönüllüleri mülteci gençlerle
keyifli vakitler geçirdiler. Gönüllüler hazırladıkları
ikramlarla partiye geldiler, mülteci gençlerle birlikte
süslemeler yaptılar, dans ettiler, eğlendiler, kendi
ördükleri atkıları mülteci gençlere hediye ettiler.
Perakende sektörünün paydaşları
sürdürülebilirlik için buluşuyor
Sürdürülebilir Perakende Konferansı
28-29 Mayıs’da Swissotel The Bosphorus’da
gerçekleşecek.
S
ürdürülebilir Perakende Konferansı,
perakende sektörünün global marka hedefi
ile sürdürülebilir bir büyüme gerçekleştirme
ve geleceğin ekonomisine hazırlanması amacı
ile sektörde var olan veya olabilecek fırsatları
ve riskleri belirlemeyi, sürdürülebilir tüketim
ve üretimin başarısını geliştirmeyi, en iyi
sürdürülebilirlik uygulamaların çoklu-paydaş
buluşması ile paylaşımını hedefliyor.
Sürdürülebilir Perakende Konferansı’nda, değişen
müşteri davranışlarından, sürdürülebilir marka
yaratmaya, pazarlama ve iletişim stratejilerinden,
sürdürülebilir tüketime, sürdürülebilir ürün
ve hizmetlerden, yeşil ve enerji verimli satış
alanlarına, tedarik zinciri yönetiminden, inovasyona
kadar perakende markalarının sürdürülebilirlik
stratejilerinin temel konuları paylaşılacak.
Sürdürülebilirlik Akademisi tarafından
gerçekleştirilen Konferansın konuları arasında
yer alan güçlü markaların müşteri ile buluşacağı
sürdürülebilir satış alanları oluşturma kapsamında
mağazalardan, AVM’lere kadar tüm satış
alanlarının sürdürülebilirlik stratejisi hedefleri
ile tasarlanması, işletilmesi, enerji verimliliğinin
sağlanması, su ve atık yönetim stratejileri de tüm
yönleri ile tartışılacak.
35
U
KSS ları
ama
l
u
g
y
Total Eğitime Destek projesi yeni
okullarla devam ediyor
Total Türkiye, “Eğitime Destek’’ sosyal
sorumluluk projesi kapsamında 2013-2014
eğitim-öğretim yılında, TOÇEV işbirliğiyle 10
okulda Fen Teknoloji Odası açacak. Proje
kapsamında, Total Gönüllü Takımı’nın da desteği
ile Bolu, Sakarya, Kocaeli olmak üzere bir
hafta da 3 okulda, toplamda 1717 öğrencinin
yararlanacağı Fen Teknoloji Odası açtı. Total
2014 yılında da Bursa ve Düzce’de de Fen
Teknoloji Odası açacak. Total, ayrıca bugüne
kadar dördü TOÇEV ile birlikte olmak üzere
dokuz köy okulu yeniledi.
T
OÇEV’in Günebakan Projesi kapsamında
yapılan ilk Fen Teknoloji Odası’nı 23 Aralık’ta,
267 öğrencisi bulunan Bolu Doğancı AyşeYılmaz Becikoğlu Ortaokulu’nda, 25 Aralık’ta
1080 öğrencisi bulunan Sakarya Adapazarı
İlçesi Şehit Ahmet Akyol Ortaokulu’nda, 27
36
Aralık’ta 370 öğrencisi bulunan Kocaeli Kandıra
İlçesi Kocakaymaz Yunus Emre Ortaokulu’nda
gerçekleştirdi.
Teknolojik imkanlarla hazırlanan odalarda
öğrenciler en yeni deneyleri yapma, fen ve
teknoloji konusunda eğitimlerini pekiştirme imkanı
bulacaklar. Gerekli teçhizatlardan odanın kullanım
alanlarının yenilenmesine kadar bütünüyle yeniden
hazırlanan odalar daha aydınlık bir Türkiye için
önemli bir adım olarak göze çarpıyor.
Yerel protokol, TOÇEV ve Total yöneticilerinin
katıldığı açılışlarda Total Türkiye İK ve İdari İşler
Direktörü Ayşe Ürgen, gerçekleştirdikleri eğitime
destek projesi hakkında: “Total olarak eğitim
alanında birçok proje yürütüyoruz. Bir yandan
‘‘Sokakta İlk Adımlar’’ projesi ile çocuklarımıza
trafik eğitimi verirken diğer yandan ise ‘‘Total
Eğitime Destek’’ projesi ile birçok okulumuzun
eksiklerini gideriyoruz. 2007’den bu yana projemiz
kapsamında toplam 9 ilde okul yeniledik. Total
Eğitime Destek projemizin 2013 yılındaki bu
önemli durağında, şirket olarak inovasyona
verdiğimiz öneme paralel olarak, ortaokullarda Fen
Teknoloji Odaları kurmaktan dolayı büyük mutluluk
duyuyoruz. Total olarak önümüzdeki yıllarda da
eğitime destek vermeye devam edeceğiz” dedi.
TOÇEV Genel Müdür Yardımcısı Dilek Ültanır ise,
“Total Eğitime Destek Projesi”nin önemine dikkat
çekerek, “Total Oil Türkiye gibi önemli bir firmanın
eğitime böylesine değerli bir katkı sağlaması
bizleri çok mutlu ediyor. Unutmamak gerekir ki
çocuklarımızın geleceği hepimizin geleceği. Onların
daha iyi şartlarda eğitim görmesi, bilgilerini daha
sağlıklı ortamda artırmaları çok önemli. Umarız bu
çalışmalar artarak devam eder” diye konuştu.
10 Okula Fen Teknoloji Odası
O
cak 2014’te ise Bursa Yıldırım İlçesi Fatih
Sultan Mehmet Ortaokulu’nda ve Düzce
Doğanlı Eşref Taşhan Ortaokulu’nda Fen Teknoloji
Odaları’nın açılışı yapılacak. Okullara Fen Teknoloji
Odası hediye etmeye 2014’te de devam edecek
Total Türkiye, 2014’ün ilk yarısında ise 5 okula
daha fen teknoloji sınıfı açacak. Total ve TOÇEV
gerçekleştirdikleri işbirliği ile 2013-2014 eğitimöğretim yılında toplamda 10 adet Fen Teknoloji
Odası açacak.
Total Gönüllü Takımı
T
otal Türkiye, sürdürülebilir gelişim konusuna
maddi desteğin yanı sıra çalışanlarıyla manevi
destek de veriyor. 2007 yılından bu yana faaliyet
gösteren Total Gönüllü Takımı, Total Türkiye için
Sürdürülebilir gelişim projeleri tasarlayan, yöneten
ve uygulayan Total çalışanlarından oluşan bir
grup. Öncelliğin projelere mümkün olduğunca çok
çalışanı dahil etmek olduğu yapıda, her aşamada
tüm çalışanların desteği alınıyor. Gerçekleştirilmesi
planlanan projeler için ayrı ekipler kurulurken her
ekip için bir sorumlu belirleniyor. Onaylanmış yıllık
aksiyon planı doğrultusunda çalışan ekipler ayda
bir toplanıyor.
37
U
KSS ları
ama
l
u
g
y
VİKO&Marmara Üniversitesi tasarım
projesi finali gerçekleşti
VİKO, genç beyinlerin içindeki potansiyeli
ortaya çıkarmak ve üniversiteler ile işbirlikleri
oluşturmak amacı ile hayata geçirdiği projelerin
bir yenisini daha Marmara Üniversitesi Endüstri
Ürünleri Tasarım Bölümü ile gerçekleştirdi.
“T
opraklı Fiş“ temalı projenin final kokteyli
Marmara Üniversitesinde, VİKO yöneticileri,
akademisyenler ve öğrencilerin hazır bulunduğu bir
organizasyonla tamamlandı. Marmara Üniversitesi
proje yöneticisi ve End. Ürünleri Tasarım Bölümü
Yrd. Doç Dr. Arslan Özbiçer, “Tasarımla üretimi
birlikte ele alan endüstri kuruluşları ile işbirliği
yapmak bölümümüzün en büyük hedefleri
arasında yer almaktadır. Bu proje ile henüz eğitim
aşamasında olan öğrenciler, profesyonel veriler
doğrultusunda tasarım yapma deneyimi yaşadılar.
Tasarımın artı bir değer olduğu yaklaşımı ile
bölümümüz öğrencilerine katkıda bulunan VİKO’ya
çok teşekkür ederim’’ dedi.
Öğrencilerin endüstri deneyimi
kazanmalarına imkan tanıyoruz
Ü
niversiteler ile sanayi kuruluşları arasında
köprü kurmak gerektiğini vurgulayan VİKO
Ar-Ge Merkezi Direktörü Orhan Ünal, “İnovatif
38
tasarımlar ile fark yaratma günümüz dünyasının
yeni arayışları arasında yer alıyor. VİKO olarak
üniversite-sanayi işbirliğine her zaman çok önem
verdik. VİKO olarak bu kapsamda rol model
olmaya gayret gösteriyoruz. Bugüne kadar
Sakarya Üniversitesi, Kadir Has Üniversitesi,
Doğuş Üniversitesi ile çok değerli proje işbirlikleri
gerçekleştirdik. Marmara Üniversitesi ile
gerçekleştirdiğimiz “Topraklı Fiş” temalı bu proje
ile öğrencilerin endüstri deneyimi kazanmalarına
imkan tanıdık. Öğrencilerimizin proje yolculuğuna
kattığı farklı bakış açıları bizlere de heyecan verdi
” dedi.
Öğrencilerin profesyonel
deneyimlerini arttırmak bizim için
mutluluk verici
V
İKO Genel Müdürü Nusret Kayhan Apaydın
da, “Bu proje ile geleceğin tasarımcılarının
keşif yolculuklarına eşlik etmek bizleri çok mutlu
etti. Genç endüstri ürünleri tasarımcısı adaylarının
endüstri kuruluşlarının gerçek tasarım sorunlarıyla
karşılaşmalarını, endüstrinin ciddi çalışma ve
üretim koşullarıyla tanışmalarını sağlayarak
profesyonel deneyimlerini artırmak bizim için
mutluluk vericiydi’’ dedi.
EKODesign Konferansı’nın 7. yıl
teması: Şeffaflık
Yapı-Endüstri Merkezi tarafından bu yıl 7’ncisi
düzenlenen EKODesign Konferansı, 15 Nisan
2014 Salı günü, “şeffaflık” teması ile YEM’de
gerçekleştirilecek.
S
ürdürülebilir tasarım ve kentleşmenin önünü
açmayı hedefleyen EKODesign, bu yıl da
“şeffaflık” kavramının çevresel, ekonomik ve
toplumsal boyutları ile ele alınacağı oturumlarla
birbirinden beslenen birçok disiplini bir araya
getirecek.
EKODesign 2014 kapsamında; kentsel strateji,
yatırım, şehir planlama, mimarlık ve peyzaj
uzmanları, ortak yaşam alanlarının korunması
ve tasarlanması konusundaki deneyimlerini
aktaracaklar.
EKODesign Konferansı’nın bu yılki teması daha
şeffaf ve katılımcı politikalara, stratejilere, planlara,
programlara, proje ve uygulamalara duyulan
gereksinim sonucu belirlendi. Konferansta, her
şeyin “yeşil” etiketlenerek “çevre dostu”, “enerji
verimli”, “sürdürülebilir”, “ekolojik” kılındığı ve
bu kavramların bulanıklaştırıldığı günümüzde
katılımcılığın ön planda olduğu, çevreye zararı
en aza indirilmiş ve özel yaşam alanlarına sahip
olabilmek için “Yeşili Unutun, Rengimiz Şeffaf”
söylemi ile “şeffaflık” kavramı çevre, ekonomi ve
toplum boyutlarıyla ele alacak.
Şeffaflık sürdürülebirliğin
neresinde?
E
KODesign 2014 için bir araya gelecek
uzmanlar, “Şeffaflık kavramını yerel
yönetimlerin çevre dostu yaklaşımlarında / ‘yeşil
girişimlerinde’ görebiliyor muyuz?”, “Geliştiriciler ve
yatırımcılar kentsel büyüme ve gelişmede anahtar
olabilecek yeşil yenileme, ‘green retrofitting’
kavramını ‘şeffaflık’ ve ‘katılımcı politikalar’
çerçevesinde ele alabilirler mi?”, “Bina ölçeğinden
mahalleye ve kentsel tasarıma kadar çevreci
politikaları, şeffaf ve katılımcı yaklaşımla nasıl
harekete geçiririz?” gibi sorulara yanıt arayacak.
Yerel yönetimlerin “yeşil
girişimleri”
U
zmanlar, çevre dostu yerleşim ve planlama
anlamında girişimleri olan yerel yönetimleri
planlama ve uygulama sürecindeki deneyimlerini
şeffaf bir platformda izleyicilerle paylaşacak.
Mevzuat sorunları, imar süreçlerinde yaşanan
sorular, konuttan masterplan ölçeğine
projelendirmelerde zorluklar ve fırsatlar
moderatörün sorularıyla masaya yatırılacak.
EKODesign 2014 öncesinde sosyal medya
üzerinden gelen soruların yerel yönetim yetkilileri
ile paylaşılması sayesinde daha fazla şeffaflık
sağlanacak. Konferansa Twitter üzerinden
#ekodesign2014 ve twitter.com/YEMEtkinlik
bağlantıları ile soru ve görüş iletmek mümkün
olacak.
Enerji altyapısı ve sürdürülebilir
kentsel planlamanın uzlaşması
S
ürdürülebilir kentsel planlama ve çevre dostu
gelişim için altyapının önemini vurgulamayı
da hedefleyen EKODesign 2014’te enerji altyapısı
ve ülkenin enerji politikaları değerlendirilecek.
Uzmanlarla birlikte “Çevresel politikalar, enerji
politikaları, sürdürülebilir kentsel planlama
uzlaşamaz mı?”, “Şeffaf ve katılımcı bir strateji
mümkün mü?” gibi sorulara yanıt aranacak.
39
U
KSS ları
ama
l
u
g
y
Koç Holding, Ülkem İçin Engel
Tanımıyorum projesine devam kararı aldı
Koç Holding, Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP) ve Alternatif Yaşam Derneği (AYDER)
işbirliğiyle başlattığı Ülkem İçin Engel Tanımıyorum Projesi’nin uygulama süresi bir yıl daha uzatma
kararı aldı. 2012 yılı Mayıs ayında hayata geçen proje kapsamında Koç Topluluğu çalışanları
Engelliliğe Doğru Yaklaşım Eğitimleri’ne katıldı. Öte yandan Ülkem İçin Gönüllü Elçileri tarafından 37
ilde düzenlenen 1284 eğitimde 10 bini aşkın öğrenciye ulaşıldı. Gördüğü ilgi ve yarattığı etki üzerine
Mayıs 2015 yılına kadar uzatılan projeye destek çağrısında bulunmak için Koç Topluluğu çalışanları
ve Beşiktaş RMK Marine Tekerlekli Sandalye Basketbol Takımı “Ülkem İçin” filminde bir araya geldi.
D
aha çok farkındalık yaratmayı hedefleyen
Ülkem İçin Gönüllüleri filmde şu çağrıları
yapıyor:
“Algını değiştirmekle başla, unutma bir kahraman
olabilirsin! Değişimi başlatabilirsin. Pek çok şeyi
değiştirebiliriz. Sevgini paylaş. Asla vazgeçme.
Ülkem İçin, her şey bizim elimizde. Engel
tanımıyorum, bil ki önyargılar beni yıldırmaz.
U
KSS ları
ama
ygul
Engelleri birlikte kaldıralım. Yapabilirsin! Engel
olma! Bir farkındalık da sen yarat. Sağduyunu
dinle! Sen olmadan bir eksiğiz. Kim mükemmel ki?
Harekete geç! Cesur ol! Unutma, sen ve ben farklı
değiliz. Hiç birimiz farklı değiliz. Önyargılarınla
savaş. Hiç birimiz farklı değiliz. Hayat engel
tanımaz. Hiç birimiz farklı değiliz. Engelleri
kaldırmak elimizde”
BASF,
3. Uluslararası
Yeşil Binalar Zirvesi’ndeydi
BASF, yapı sektörünü sürdürülebilir ilkeler
ışığında üretim yapmaya teşvik etmek amacıyla
düzenlenen Uluslararası Yeşil Binalar Zirvesi’ne
desteğini bu yıl da sürdürdü.
BASF, 20-21 Şubat’ta İstanbul’da yapılan zirvede
daha sürdürülebilir bir dünya için sunduğu
çözümleri tanıttı ve deneyimlerini paylaştı.
Toplumsal farkındalığı artırmak ve yapı sektörünü
sürdürülebilir ilkeler ışığında üretim yapmaya teşvik
etmek amacıyla Çevre Dostu Yeşil Binalar Derneği
(ÇEDBİK) öncülüğünde düzenlenen konferansa,
ulusal ve uluslararası alanda konusunda uzman
konuşmacılar katıldı.
BASF Türk Pazar Geliştirme Yöneticisi Koray
Uygur ‘‘Sürdürülebilir Yapılar için Malzemeye
İnovatif Yaklaşım’’ başlıklı oturumda 20 Şubat
Perşembe günü moderatör olarak yer aldı.
Oturumda, ekosistemlere negatif etkisi minimuma
indirilmiş, kapalı devre enerji döngüleri kurulmuş
ve gömülü enerjisi düşük malzemeler üretme
hedefinde karşılaşılan güçlükler ve buna yönelik
çözüm önerileri tartışıldı.
Yeşil Binalar Zirvesi 2013 ile ilgili görüşlerini dile
getiren BASF Türk Pazar Geliştirme Yöneticisi
Koray Uygur, “BASF, gerçekleştirdiği tüm
faaliyetlerde, sonraki nesillerin sorumluluğunu
taşımaktadır. Bu vizyonumuz ışığında, yapı
sektörünün yeşil dönüşümüne öncülük eden
bu konferansta yer almaktan memnuniyet
duyuyoruz.”dedi.
Uyg
KSS
ulam
alar
ı
OPET Trafik Dedektifleri projesi ilk
eğitimini verdi
OPET’in desteğiyle başlatılan ‘‘Trafik Dedektifleri’’ projesi kapsamındaki ilk eğitim, Ankara
Çankaya’daki Halide Edip Adıvar Ortaokulu’nda gerçekleşti. Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı,
İçişleri Bakanlığı, Milli Eğitim Bakanlığı, Diyanet İşleri Başkanlığı, Emniyet Genel Müdürlüğü, Polis
Eşleri Kaynaşma Yardımlaşma Derneği (PEKAY), Uluslararası Polis Birliği yetkilileri ve OPET Yönetim
Kurulu Üyesi Nurten Öztürk’ün hazır bulunduğu ilk eğitime 100 öğrenci katıldı. Proje ile 3 yılda, 81
ilde 3-17 yaş arasındaki 1,5 milyon çocuk ve gencin trafik konusunda bilinçlendirilmesi hedefleniyor.
A
nkara Emniyeti Trafik Denetim Şube
Müdürlüğüne bağlı özel eğitim kadrosu
tarafından 7. sınıf öğrencilerine yönelik olarak
gerçekleşen eğitim kapsamında çocuk ve gençlerin
trafik kurallarını günlük hayatta etkin kullanımları
amaçlandı. İnteraktif bir biçimde düzenlenen ve
çocuklara eğitim içeriğinde sorumluluk vererek
örnek olaylarda rol almalarını sağlayan eğitim,
çocuklar tarafından ilgi ile izlendi. Proje için
hazırlanan filmler ve eğitim dokümanları çocuklarla
paylaşıldı.
OPET Yönetim Kurulu Üyesi ve sosyal sorumluluk
projelerinin fikir lideri Nurten Öztürk eğitim
sonrası bir konuşma yaptı. “Doğup büyüdüğümüz
topraklara olan sorumluluğumuzu yerine getirmeye
her zaman hazırız” diyen Öztürk, öğrencileri
“Trafiği güvenli bir Türkiye” için Trafik Dedektifleri
projesine katılmaya ve sahiplenmeye davet
ederek sözlerini şöyle sürdürdü: “Bugüne kadar
OPET olarak sürdürdüğümüz sosyal sorumluluk
projelerimizle toplumda fark yaratmaktan hep onur
duyduk. Bugün projemizin açılım günü, trafikten
kaynaklanan sorunları çözmek, kazalardan
doğacak maddi ve manevi zararları en aza indirmek
amacıyla, bugün güçlü proje ortaklarımızla birlikte
kalıcı bir etki yaratacak bu projenin eğitimlerine
başlamaktan büyük mutluluk duyuyoruz. Trafik
Dedektifleri projesi ile üç yaşından başlayarak
geleceğin sürücü adaylarını, trafik kurallarını tam
anlamıyla bilen ve bu konuda sorumluluk alan
bireylere dönüştürmeyi hedefliyoruz. Bu proje ile
trafik kuralları konusunda farkındalık yaratarak
mevcut algıyı değiştirmeyi, böylelikle Türkiye’nin
gelecekte trafiği güvenli, ulaşımı konforlu bir ülkeye
dönüşmesini amaçlıyoruz. Ülkemizin bu kanayan
yarasının çözümü için var gücümüzle çalışacağız.”
Çocuklar trafik dedektifi olacak
T
rafik Dedektifleri projesi, 3 yıl içerisinde
Türkiye’nin 81 ilindeki okullarda 3-17 yaş
arasındaki toplam 1,5 milyon çocuk ve genç ile
dolaylı olarak ailelerine trafik bilinci aşılamayı
hedefliyor. Proje ile önce öğretmenlerin, daha
sonra çocuklar ve gençlerin 9 ana konuda
bilinçlendirilerek, trafik kazalarının engellenmesinde
kalıcı bir çözüm yaratılması amaçlanıyor. Ancak
klasik bir eğitimden farklı olarak çocuk ve gençlere
‘Trafik Dedektifi’ ünvanı verilerek trafik konusunda
bilinçli bir davranış modeli gerçekleştirmeleri
sağlanacak. Bu doğrultuda verilecek eğitimler;
trafik işaret ve levhaları, emniyet kemeri ve çocuk
koruma sistemleri, yaya geçidi, üst ve alt geçit
kullanımı, güvenli bisiklet kullanımı, yaya güvenliği,
görünürlük, araçta güvenli yolculuk, karşıdan
karşıya geçme ve güvenli oyun alanları başlıkları
altında düzenleniyor.
Proje kapsamında ayrıca; trafik güvenliğinde
toplumsal duyarlılığın artırılması, trafik
denetimlerinin gerekliliği konusunda kamuoyu
algısının güçlendirilmesi, trafik kuralları konusunda
farkındalık oluşturulması yoluyla mevcut algıda
değişikliğin sağlanması ile trafiği güvenli, ulaşımı
konforlu bir ülkeye dönüşüm hedefleniyor. Proje
kapsamında eğitimler tüm Türkiye’ye yayılarak
devam edecek.
41
U
KSS ları
ama
l
u
g
y
Unilever, geleceğin iş modellerini
geliştirmek için B Takımı’nda
Aralarında Unilever’in de bulunduğu 14 şirket,
kurum ve kuruluş, insanlar ve gezegenin
geleceği için sürdürülebilir iş modelleri
oluşturmak amacıyla B Team’de (B Takımı)
buluştu.
B
Team, Davos Zirvesi’nde, sürdürülebilir bir
gelecek için iş birliği ve dayanışmanın önemine
dikkat çekti.
Sosyal, çevresel ve ekonomik fayda için bir itici
güç olmak amacıyla 14 şirket, kurum ve kuruluş
tarafından kurulan B Team, şirketlere sürdürülebilir
iş modelleri için bir ‘B Planı’ sunuyor.
Değişen dünyayla birlikte şirketlerin başarılarının
kârlılıktan çok daha fazlasına bağlı olduğu
felsefesiyle hayata geçen B Team, sürdürülebilir
gelecekten insan haklarına kadar farklı alanlarda
lider şirketlerle çalışmalar gerçekleştiriyor.
İnsan ve doğanın faydası için çalışan gönüllü
bir kuruluş olan B Team, Dünya Ekonomik
Forumu’nun Davos’ta gerçekleşen geleneksel
zirvesinde, barış, ortak fırsatlar ve giderek artan
karşılıklı dayanışma için umutların risk altında
olabileceğine dikkat çekti. İnsanların bu problemleri
fark etmesinin önemine de değinilen zirvede,
şirketlerin girişim, yenilik ve teknolojik güçleriyle
verdikleri desteğinin önemi vurgulandı.
Binyıl Kalkınma Hedefleri için
şirketlere büyük görev düşüyor
B
irleşmiş Milletler, yoksulluğu azaltmak ve
gelişmekte olan ülkelerde yaşam kalitesini
iyileştirmek için Binyıl Kalkınma Hedefleri’ni
gündeme getirdiğinde şirketler, bu plan içinde
yer almıyordu. Bugünse, şirketlerin sürdürülebilir
geleceğe katkıları, geniş bir çerçevede bakıldığında
büyük yer tutuyor.
42
Gelişmekte olan ülkelerdeki yabancı yatırım
oranının %25’ten %60’a çıkması, bu bölgelerdeki
milyonlarca insana iş imkanı yarattı ve aileleriyle
birlikte çok daha fazla insanın ekonomik olarak
kalkınmasına destek oldu; iki milyondan fazla
insan temiz suya ulaştı ve tüberküloz ve sıtma
nedenleriyle ölüm önemli ölçüde azaldı. Ancak,
daha sürdürülebilir bir dünya için Birleşmiş
Milletler’in Binyıl Kalkınma Hedefleri kapsamında
yaptıkları çalışmalar dışında, şirketlere de büyük rol
düşüyor.
Unilever’in yeni bir iş modeli var
D
ünyanın en büyük hızlı tüketim ürünleri
şirketlerinden Unilever de sürdürülebilir
gelecek için firmaların, klasik yöntemlerin dışında
daha az kaynakla büyümenin yollarını aramak
zorunda olduğunu savunuyor. Unilever’e göre,
bunun çözüm yolu yeni bir iş modeli olarak, işin
büyümesini çevresel etkilerden ayırmaktan geçiyor
ve hükümetlerle birlikte çalışmak ve işbirliği büyük
önem teşkil ediyor.
Unilever CEO’su Paul Polman, “Tüm dünya olarak
bugün artık çok daha zor sosyal ve çevresel
problemlerle karşılaşıyoruz. Küresel ısınma,
ekonomik krizler, küresel değişimler… Tüm
bunlar gösteriyor ki, bir B Planı’na ihtiyacımız
var. Global değişime öncü olmak amacıyla 2010
yılında duyurduğumuz Sürdürülebilir Yaşam
Planı çerçevesinde çalışmalarımızı kararlılıkla
sürdürüyoruz. Ancak ne biz ne de başka bir
şirketin bu dönüşümü tek başına gerçekleştirmesi
mümkün değil! Değişime teşvik etmek için
sürdürülebilir odaklı kuruluşlarla birlikte çalışıyoruz,
ancak sürdürülebilir iş modellerini daha da
yaygınlaştırmak için daha fazla organizasyonla
işbirliği yapmaya ihtiyacımız var. Bu nedenle B
Team’i ve içindeki rolümüzü çok önemsiyoruz”
şeklinde konuşuyor.
Uyg
KSS
ulam
alar
ı
Delhi Sürdürülebilir Kalkınma
Zirvesi’ne Türkiye’den ilk katılımcı:
Boğaziçi Üniversitesi
Dünya üzerindeki etkin politik, ekonomik,
akademik liderleri buluşturan ve Hindistan’da
düzenlenen Delhi Sürdürülebilir Kalkınma
Zirvesi, tarihinde ilk kez Türkiye’den konuşmacı
katılımıyla gerçekleştirildi. 14. Delhi Sürdürülebilir
Kalkınma Zirvesi’ne Boğaziçi Üniversitesi katıldı.
S
• Üst düzey politikacılar, akademisyenler da
dahil olmak üzere çeşitli paydaşlar arasındaki
diyalogu teşvik etmek
• Ekonomik, sosyo-politik, kültürel ve kurumsal
değişiklikler için stratejiler önermek
• Paydaşlara, sürdürülebilir insani ve sosyal
ürdürülebilir Kalkınma çalışmaları ile
uluslararası alanda dikkat çeken Boğaziçi
Üniversitesi, Zirve’de Türkiye’nin ilk kez temsil
edilmesini sağladı. 8 Şubat tarihinde Üniversite’nin
Çevre Bilimleri Enstitüsü Müdürü Prof. Dr.
Orhan Yenigün ile Endüstri Mühendisliği Bölümü
Öğretim Üyesi Prof. Dr. Gürkan Kumbaroğlu
hazırladıkları ortak bildiriyle üniversite merkezli
çalışmaların Türkiye’deki sürdürülebilir kalkınma
üzerine etkilerini ortaya koymak üzere Zirve’ye
davetli konuşmacı olarak katıldılar. Ortak bildiri,
Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneli Başkanı
Dr. Rajendra K. Pachauri’nin de katıldığı oturumda
sunuldu ve ilgiyle izlendi.
Delhi Sürdürülebilir Kalkınma Zirvesi’nde bu yıl
düzenlenen paneller ‘Herkese Enerji, Su ve Gıda
Güvenliği Sağlamak’ ana teması altında yapılıyor.
Sürdürülebilir kalkınmanın tüm yönleri hakkında
bilgi alışverişini kolaylaştırmak için düzenlenen
Zirve’ye bu yıl Dünya Bankası Başkanı Jim Yong
Kim ve eski Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Kofi
Annan gibi önemli isimler de katıldı.
Prof.Dr. Gürkan Kumbaroğlu ve Prof.Dr. Orhan
Yenigün, Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneli
Başkanı Dr.Pachauri’i ile Zirve kapsamında
yaptıkları görüşmede zirve daveti nedeniyle
teşekkür ederken, Dr. Pachauri Türkiye’den
konuşmacı düzeyinde ilk kez katılım gösterilmesi
nedeniyle teşekkür ederek, bu alanda TürkiyeHindistan işbirliğinin ileride daha yoğun katılımlarla
gelişmesini umduğunu dile getirdi. Dr. Pachauri
uzun süredir Türkiye’yi Çevre ve Şehircilik
Bakanlığı düzeyinde Delhi Zirvesi’ne davet
ettiklerini ancak bugüne kadar katılım olmamasını
üzüntü ile karşıladıklarını ifade etti.
Zirve’nin ana başlıkları:
• “Akademisyenler için küresel sürdürülebilir bir
forum kurulmasını sağlamak
gelişimin tüm yönleri hakkında kendi
deneyimlerini ve araştırma sonuçlarını
paylaşmak için izin vermek
• Sürdürülebilir kalkınma konusunda karşılaşılan
pratik zorlukları tartışmak
• Gelecekteki iş veya araştırma işbirlikleri için
küresel ortaklar bulmak” olarak belirlendi.
İlki 2001 yılında yapılan Delhi Sürdürülebilir
Kalkınma Zirvesi, Birleşmiş Milletler Kalkınma
Programı tarafından desteklenirken, toplumların
karşı karşıya olduğu birçok kritik soruna karşı
uygulanabilir çözümler sunmak amacıyla
düzenleniyor.
43
U
KSS ları
ama
l
u
g
y
Intel’den sosyal inovasyon projesi:
Çözüm Kumbarası
Türkiye’de gerçekleştirdiği farklı projelerle gençlerin eğitimine ve gelişimine katkıda bulunan Intel,
sosyal inovasyonu da dahil ederek bu alandaki çalışmalarına yeni bir boyut getiriyor. Intel; Ashoka,
Endeavor ve Galata İş Melekleri (GBA) işbirliği ile genç fikirleri desteklemeye yönelik yeni sosyal
inovasyon projesi “Çözüm Kumbarası”nı hayata geçiriyor. Proje ile gençlerin daha iyi bir toplum
ve daha iyi bir gelecek için eğitim, sağlık, çevre ekonomik kalkınma, kadınların güçlenmesi gibi
çeşitli alanlarda, teknolojiyi kullanarak toplumsal fayda sağlayan yenilikçi iş çözümleri üretmeleri
amaçlanıyor. Çözüm Kumbarası; işbirliği ortamı sunan bir platform olmasının yanı sıra eğitim
ve mentorluk desteğine, yatırımdan projelerin hayata geçirilmesine uzanan süreçlerin tamamını
bünyesinde barındıran, bugüne kadar Türkiye’de gerçekleştirilen en kapsamlı girişimcilik ve sosyal
inovasyon destek projesi olma özelliğini taşıyor.
D
ünyanın ilk ve en geniş sosyal girişimci
ağı Ashoka, 30 yıldır günümüzün acil
toplumsal sorunlarına kalıcı çözümler
getiren sosyal girişimcileri destekleyerek
potansiyellerini gerçekleştirmelerini ve çözümlerini
yaygınlaştırmalarını sağlıyor.
Endeavor Türkiye, 2006 yılından beri iş dünyası
liderlerinin de yer aldığı rehberlik ağı ile
başarıya giden yolda etkin girişimcilerin gerçek
potansiyellerini ortaya çıkarmalarına katkıda
bulunuyor.
GBA kar amacı gütmeyen bir organizasyon olarak
faaliyetlerde bulunuyor ve üye melek yatırımcılar
ve istekli girişimcilerin başlangıç seviyesindeki
girişimleri konusunda fikir alışverişinde bulundukları
ve fırsatlarını tartışmak için bir araya geldikleri bir
platform olarak hareket ediyor.
44
Akampüs 13 yıldır gençlik odaklı pazarlama iletişimi
çözümleri üretiyor.
Intel elçileriyle 11 üniversitede gençlere sosyal
inovasyonun ne olduğunu anlatmak üzere
University Roadshow’lar düzenliyor.
Çözüm Kumbarası Platformu, inovatif fikir sahibi
insanları ve yatırımcıyı buluşturan, pazar yeri
gibi hareket edebilen, ortak fikirleri benimsemiş
insanları bir araya getirerek projelerini gerçek
hayata taşımalarını misyon olarak benimseyen, fikir
sahipleri, yatırımcılar, çalışma arkadaşı arayanlar,
projeleri inceleyen, yorumlayan ve beğenen
kullanıcılar gibi geniş bir kalabalığa hitap eden
online bir girişimcilik platformu olarak tanımlanıyor.
Uyg
KSS
ulam
alar
Yılda 1,5 milyon çocuğun su ihtiyacı
tasarruf edilebilir
Türkiye’yi 2009 yılında ‘su ayak izi’ kavramıyla
tanıştıran OMO’nun desteğiyle uluslararası
doğa koruma kuruluşu WWF-Türkiye tarafından
“Türkiye’nin Su Ayak İzi” çıkarıldı. Hazırlanan
raporda, ülkemizin toplam su ayak izinin yanı
sıra doğrudan ve dolaylı su kullanımı, sektörlerin
su ayak izi ve suyun ekonomi içerisindeki rolü
ortaya konuldu.
T
.C. Orman ve Su İşleri Bakanlığı’nın desteğiyle
hayata geçen proje kapsamında hazırlanan
raporla; ülkemizin toplam su ayak izinin yanı sıra
doğrudan ve dolaylı su kullanımı, sektörlerin su
ayak izi ve suyun ekonomi içerisindeki rolü de
ortaya konuldu.
Unilever Türkiye Ev ve Kişisel Bakım
Pazarlamadan Sorumlu Başkan Yardımcısı ve
Yönetim Kurulu Üyesi Şükrü Dinçer çalışmayla
ilgili olarak, ‘‘WWF-Türkiye ile çalışmalarımız,
Sudaki Ayak İzim projesiyle, bireysel ölçekteki su
ayak izi hesaplamasından; daha makro ölçekteki
Türkiye’nin su ayak izi hesaplamasına doğru
geliştirdik. Projemizle, Türkiye’nin su ayak izi
kavramını, su yönetimine entegre etmesine destek
veriyoruz.” diye konuştu.
Projeyle, ülkemizde su kaynaklarının maruz kaldığı
tehditlere dikkat çekmek ve su kaynaklarına
bağlı mevcut ekonomik faaliyetleri sürdürülebilir
kılmak da hedefleniyor. Doğru sulama sistemleri
ve kaynak sularının doğru tüketiminde uygulanan
politikalarda rapor sonuçlarına göre düzeltmeler
yapılması öngörülüyor.
1.8 milyar insan tam bir su kıtlığı
içinde yaşayacak
D
ünya üzerindeki su kaynaklarının
haksız dağılımına dikkat çeken Unilever
Operasyonlardan Sorumlu Dünya Başkanı Harish
Manwani, “BM bir insanın içmek, yemek yapmak
ve temizlik için günde yaklaşık 50-100 litre
suya ihtiyacı olduğunu belirtiyor, oysa şu anda
günde sadece 10 litre su ile yaşamını sürdüren
milyonlarca insan var. 2025 yılına kadar dünyanın
üçte biri su sıkıntısı çekilen koşullarda yaşamak
zorunda kalacak. 2025 yılına kadar ise 1.8 milyar
kişi tam bir su kıtlığı yaşayacak.” dedi ve sözlerine
su kaynaklarının Türkiye’deki yatırımlarını nasıl
etkileyebileceğine değindi.
Manwani, “Türkiye’de sürdürülebilir su kaynağı
olmazsa, ister ihracat ister yerel tüketim amaçlı
olsun, burada iş yapamayız. Rapora göre,
Türkiye’deki üretim ve tüketimin yaklaşık %80’i
ülkedeki su kaynaklarına bağımlı, dolayısıyla tatlı
su kaynaklarının sürdürülebilirliği ile ekonomi ve
toplumun sağlığı arasında doğrudan bir bağlantı
var. Bu nedenle, sudaki ayak izimizi ve su
kaynaklarımızı nasıl daha iyi yönetebileceğimizi
anlamamız ve bu konuda farkındalığa ulaşmamız
şimdi her zamankinden daha önemli ‘‘ şeklinde
konuştu.
Su ayak izi kavramının su yönetimi açısından
strateji geliştirilmesi için çok önemli bir gösterge
olduğunu belirten WWF-Türkiye Genel Müdürü
Tolga Baştak da, Türkiye’nin su ayak izi, üretim
ve tüketim süreçlerinin hem iklim koşullarına
karşı duyarlı olduğunun, hem de su kaynaklarının
sürdürülebilirliğiyle ilişkili olduğunun altını çizdiğini
söyleyerek, su kaynaklarının akılcı kullanımı ve
iyi yönetiminin çevresel, sosyal ve ekonomik
sürdürülebilirlik ile doğrudan ilişkili olduğunu
vurguladı. Baştak, ‘‘Su kaynaklarının iyi yönetiminin
sağlanması, bu kaynakları kullanan tüm kesimlerin
birlikte hareket etmesini gerektirir. Karar vericiler,
su ayak izinin ve etkilerinin üstesinden gelebilmek
için daha uygun stratejiler geliştirirken, iş dünyası
ve bireyler farklı ölçeklerde somut adımlar
atmalıdır” dedi.
ı
U
KSS ları
ama
l
u
g
y
Adidas’tan çevreci bir adım
Adidas, ürünlerinin sunduğu yüksek
performanstan ödün vermeden, üretim sırasında
oluşan atık miktarını azaltacak adımları hayata
geçiriyor.
Koşu ürün yelpazesi ise, yüksek performans
hedeflerini korurken bir yandan da malzeme
kullanımını mümkün olduğunca azaltmak üzere
tasarlandı.
A
Adidas Global Koşu Direktörü Craig Vanderoef
konuyla ilgili şunları söyledi:
didas, ürün geliştirme sürecinde performans ve
tarzı korurken atık miktarını azaltmak yönünde
bir adım attı. adidas Koşu ve adidas by Stella
McCartney ekipleri, yeni ürün serisinin kumaş
sarfiyatını
Bütüncül bir yaklaşıma sahip olan adidas by
Stella McCartney Koleksiyonu’nda, yüzde 95
organik kumaş kullanılırken birkaç farklı renk
kullanılıyor. Gelişmiş, çevre dostu kesim teknikleri
sayesinde kullanılan kumaşın yüzde 95’i nihai
ürünü oluştururken, geriye kalan yüzde 5’lik kısım
geri dönüştürülüyor veya başka amaçlar için
kullanılıyor, böylelikle hiçbir artık kumaş çöpe
gitmiyor. adidas, karbon ayak izine dikkat edenler
için de mükemmel performans ve tarz için bir
seçenek sunuyor.
U
“Sadece performansı artırarak değil, aynı zamanda
üretim süreçlerini geliştirerek her zaman daha iyi
ürünler sunmayı hedefliyoruz. Bu ürün yelpazelerini
tasarlarken, bir yandan kalıp verimliliğini en üst
düzeye yükseltmeyi diğer yandan da yaratıcı
olmayı amaçladık. Yüksek performanslı ve şık
olmasının yanı sıra israfı da azaltan ürünler
geliştirdik.”
Big Animal Productions ile birlikte yaratılan
animasyonda, malzemelerin nasıl daha etkili
ve sürdürülebilir bir şekilde kullanılabileceğini
göstermek amacıyla bir kağıdın nasıl elde
işlenebileceği gösteriliyor.
Zorlu Center AVM,
çocuklara geri dönüşümün
önemini eğlenceyle anlatacak
KSS ları
ama
ygul
İstanbul’un yeni çekim merkezi Zorlu Center AVM, çocuklar için hazırladığı etkinlikleriyle de öne
çıkıyor. 4-10 yaş arası çocuklar arasında çok sevilen bir oyuncak serisi olan “Çöps Çetesi” 1-9 Mart
tarihleri arasında Zorlu Center AVM’de çocuklarla buluşuyor.
Dev bir çöp kamyonunun içerisinde dolaşarak oyun
oynayan, Çöps karakterleriyle tanışan çocukları,
dışarı çıktığında da farklı bir sürpriz bekleyecek.
Geri dönüşümün önemini vurgulamak ve çöp
ayrıştırmanın doğaya katkısını anlatmak için için
hazırlanan çok özel bir oyun alanı yer alacak.
Çöps karakterlerini ayrıştırarak, doğru çöp
bidonları ile eşleştirme üzerine dayalı bu
46
oyunda plastik, cam, kağıt ve metal Çöps
karakterlerini, doğru çöp bidonuna en kısa
sürede dağıtmaya çalışan çocuklar geri dönüşüm
sertifikası ve sürpriz Çöps hediyeleri kazanacak.
“Kurtlu Elma”, “Kızıl Kurtçuk”
ve “Mavi Sinek” maskotlarının da eşlik edeceği
aktivitede çocuklar bir yandan eğlenirken bir
yandan da geri dönüşümü öğrenecek.
Uyg
KSS
ulam
alar
P&G
15’inci Global
Sürdürülebilirlik Raporu’nu yayınladı
ı
P&G, 15’inci Global Sürdürülebilirlik Raporu’nu yayınlayan P&G, çamaşır makinelerinde yapılan
yıkamalarda soğuk su kullanımı alışkanlığının artırılması, karbon salımının azaltılması, ihtiyaç
sahiplerinin sağlık ve hijyen ihtiyaçlarının karşılanması konusundaki 2020 hedeflerine büyük oranda
ulaşırken, çalışanlarının gönüllülük projelerine dahil edilmesi ve ürün inovasyonu konusunda da
başarılı uygulamaları hayata geçirdi.
G
lobal Raporlama Girişimi GRI’nın G3
İlkeleri doğrultusunda hazırlanan 15. Global
Sürdürülebilirlik Raporu, P&G’nin son mali yıldaki
sürdürülebilirlik sonuçlarını, bu alanda attığı yeni
adımları ve 2020 hedeflerini ortaya koyuyor.
P&G’nin Global Sürdürülebilirlik Raporu, şirketin
şu alanlardaki somut ilerlemelerini içeriyor:
“Kaynakların korunması, yenilenebilir kaynaklar,
atıktan değer kazanma, ev konforu, sağlık ve
hijyen.”
Rapora göre bu yıl özellikle su ve enerji
kaynaklarının korunması ile karbon salımının
azaltılması konularında önemli adımlar atıldı.
P&G Türkiye Yönetim Kurulu Başkanı Tankut
Turnaoğlu, şirketin uzun vadeli sürdürülebilirlik
hedefinin çok yüksek olduğunu, bu hedeflerin bir
kısmına şimdiden ulaştıklarını söylüyor ve şöyle
devam ediyor:
“Yüzde yüz yenilenebilir enerji ve katı atık
sahalarına sıfır atık gönderme hedefine bir gecede
ulaşamayız. Ancak düzenli ilerleme için kısa
vadeli, ara hedefler koyduk, ilerleme kaydediyoruz.
Örneğin dünyada 50’den fazla üretim tesisinde
katı atık sahalarına sıfır atık gönderilmekte. Bunu
büyük ölçüde, malzemelerin geri dönüşümü ya da
atıktan enerji üretimi için tedarikçilerle anlaşarak
sağladık. Türkiye’de ise son 5 yılda Gebze ve
Şekerpınar üretim tesislerinde toplamda enerji
tüketimi %37, su tüketimi %36, atık miktarı %45 ve
karbon salımı %48 oranında azaltıldı.”
P&G’nin dünyanın farklı
bölgelerinden sürdürülebilirlik
uygulamaları
P
&G’nin, geçtiğimiz yıllarda hayata geçirdiği
uygulamalardan bazıları şöyle:
• P&G’nin Çin’deki Huangpu fabrikası, yerli bir
enerji şirketiyle anlaşarak fabrikanın çatısına
güneş panelleri koydurdu. Bu paneller her yıl
çevreye 600 ton daha az karbon salımı
olmasını sağlayacak.
• Almanya’daki tüm P&G tesisleri dahil dünyada
toplam 50’den fazla fabrika, katı atık sahalarına
sıfır atık gönderiyor. Bu çalışmalar çevreye
olumlu etki göstermenin yanında, P&G’ye satış
ve maliyetten tasarruf olarak 1 milyar dolardan
fazla değer sağladı.
• California Oxnard fabrikasında su kullanımı
yaklaşık yüzde 25 oranında azaltılarak yılda
900.000 dolardan fazla tasarruf yapıldı.
• Pantene “Beautiful Lengths” programı, saç
bağışlarıyla kanser hastası kadınlara gerçek
saçtan peruklar üretiyor. Kampanyaya 2006
yılından bu yana yapılan 480.000’i aşkın
saç bağışı, Amerikan Kanser Derneği ortaklığı
ile 28.000’den fazla ücretsiz peruk
dağıtılmasını sağladı. Program 2012 yılında
Avustralya ve Yeni Zelanda’yı kapsayacak
şekilde genişletildi.
• Bugün dünyada 100 milyondan fazla kişinin
evsiz olduğu veya kötü koşullarda barındığı
öngörülüyor. P&G çalışanları ve markaları,
Singapur, ABD, Malezya, Güney Afrika,
Polonya, Kosta Rika ve daha birçok ülkede
ailelerin hayatlarında küçük ama anlamlı
değişiklikler yaratmak için çalışıyor. Bu yıl
12 ülkede ailelerin yararına gönüllü çalışmak
için yaklaşık 3000 P&G çalışanı başvuruda
bulundu. Ev konforunu paylaşma kararlılığı
çerçevesinde, Habitat for Humanity örgütüyle
dünya genelinde aile evlerinin inşası, onarımı
ve temizliğine hem çalışanlarla hem de parasal
olarak destek sağlanıyor.
• P&G Türkiye’nin 2013’te düzenlediği Dünya
Günü etkinliği, tüm P&G içinde en iyi program
seçildi. Geçen yılki Dünya Günü kapsamında
P&G Türkiye yıllık 328.000 plastik şişe ve
117.000 çöp poşeti kullanımının azaltılmasına
ve 1.5 milyon litre su tasarrufu yapılmasına
katkı sağladı.
Gaziantep Enerji Zirvesi ikinci yılında
Gaziantep Büyükşehir Belediyesi ve
Sürdürülebilirlik Akademisi işbirliği ile 21 Şubat
2014’te gerçekleştirilecek olan Enerji Zirvesi’nde
tüm taraflar ikinci kez bir araya geliyor ve iş
dünyası için yeni yol haritaları belirleniyor. Ayrıca
“Sanayide Enerji Verimliliği Ödülleri” de ilk kez bu
zirvede sahiplerini buluyor.
İ
lki geçtiğimiz yıl gerçekleştirilen Enerji Zirvesi,
bu yıl Şubat ayında ikinci defa Şehit Kamil Kültür
ve Kongre Merkezi’nde düzenleniyor. Dünyanın
en hızlı büyüyen ilk 10 şehri arasında yer alan ve
Türkiye’nin ilk İklim Değişikliği Eylem Planı, Pasif
Ev ve Ekolojik Kent gibi projeleriyle sürdürülebilirlik
alanında birçok başarıya imza atan Gaziantep, 2.
Enerji Zirvesi ile iş dünyasını buluşturuyor.
Neler konuşulacak?
Z
irve enerji konusunda başarılı bir üs olarak,
sürdürülebilir kalkınma hedefleri doğrultusunda
bölgede yaratılmakta olan katma değerin milli
ekonomimize büyük katkı sağlamasına destek
vermeyi hedefliyor. Bölgenin enerji alanındaki bu
en büyük organizasyonu karar vericileri ve kanaat
önderlerini buluşturarak enerji yol haritasını çiziyor.
48
Enerji verimliliği politikaları, sanayide enerji
yönetimi, bölgedeki güneş ve rüzgar enerjisi
yatırımları ve bu yatırımların geleceği, temiz
enerji teknolojileri, lisanssız enerji üretiminde
yeni dönem, enerji hukukunda yeni düzenlemeler
Zirvenin öne çıkan konuları arasında yer alıyor.
Geçen seneki başarısından güç alan Zirve’de
bu yıl Ana Oturumların yanında interaktif olarak
gerçekleştirilecek
Sanayide Enerji Verimliliği Ödülleri, enerji
politikaları ve sürdürülebilir kalkınma hedefleri
doğrultusunda bölgenin gerçekleştirdiği ve
gerçekleştirmeyi planladığı çok sayıdaki başarılı
uygulamayı paylaşmak ve diğer projelerin
geliştirilmesini teşvik etmek amacıyla düzenleniyor.
Karbon ayak izi siliniyor
2.
Enerji Zirvesi “karbon nötr” olarak
düzenleniyor. Zirve ve ödül töreni süresince
ortaya çıkan CO2 emisyonları üniversite öğrencileri
tarafından hesaplanarak Zirve’nin karbon ayak izi
siliniyor.
Uyg
KSS
ulam
alar
ı
Gönülden Ödüller
sahiplerini buldu
Türkiye’deki gönüllük projelerini teşvik etmek için Özel Sektör
Gönüllüler Derneği (ÖSGD) tarafından başarılı program ve projelere
verilen Gönülden Ödüller, 28 Ocak 2014 Salı günü düzenlenen
törenle sahiplerini buldu.
Ş
irket yöneticileri, gönüllüleri, sivil toplum kuruluşları ve basın
mensuplarının katılımıyla gerçekleşen organizasyonda En Başarılı
Gönüllülük Projesi kategorisinde “Peugeot ile Engelsiz Yaşam Projesi”,
En Yaratıcı Gönüllülük Projesi kategorisinde ise “Kadıköy Şifa Sağlık
Grubu - Okumak Görmektir Projesi” ödüllendirildi.
ÖSGD Yönetim Kurulu Başkanı Dr.Erhan Baş, törende yaptığı
konuşmada “Ülkemizde birçok konuda toplumsal gereksinimlerin
karşılanmasında gönüllülüğün öneminin şirketler tarafından her geçen
gün daha çok anlaşıldığını memnuniyetle gözlemliyoruz” dedi.
Erhan Baş, özel sektör gönüllülüğünün hem topluma, hem şirket
performansına ve hem de çalışana fayda sağlayacak bir araç olduğu
bilincinin yaygınlaşmasıyla birlikte Türkiye’nin önde gelen şirketleri
çevre, kültür, eğitim, sağlık, insan hakları, yerel kalkınma gibi toplumsal
konularla daha yakından ilgilenmeye, gönüllülüğü bir iş hedefi gibi
düşünerek kurum kültürüne dahil etmeye planlı şekilde başladıklarını
sözlerine ekledi ve Türkiye’nin iş dünyası, sivil toplum kuruluşları ve
kamu işbirliğinin artmasını dilediklerini belirtti.
ÖSGD Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Yılmaz Argüden, ÖSGD’nin
kurulduğu yıllarda gönüllülüğün sadece bağış yapmak olarak
algılanırken bugün bağış kavramının çok daha ötesinde bir noktaya
gelindiğini belirtti. Sivil toplum kuruluşlarının projelerinin şirketler ve
gönüllüleri tarafından benimsenerek yaygınlaşması ile gönüllülüğün
toplumda daha fazla kök salmasının mümkün olduğunu ifade etti.
Argüden, “Gönülden Ödüller 2013’e başvurularda engellilik ile
ilgili konuların ön plana çıktığını gördük. Bu gönüllülük kavramının
yaygınlaşmaya başladığının da göstergelerinden biri. Özellikle
de bu alanlarda sivil toplum kuruluşları ile işbirliği yapılarak
gerçekleştirilen projeler, konuların toplumun çok daha geniş kesimine
yaygınlaşabilmesini sağlıyor” dedi.
49
U
KSS ları
ama
l
u
g
y
Atıklar plastik geri dönüşümle bir
hayvan yuvasının tuğlası olacak
Gönüllü hayvan severler, hayvanları koruma - hayvan hakları alanında faaliyet gösteren sivil
toplum kuruluşları tarafından ve yerel yönetimlerce yaşam koşulları iyileştirilmeye çalışılsa da çeşitli
yetersizlikler nedeniyle sosyal bir sorun olmaya devam eden sahipsiz sokak hayvanları için Türkiye
Plastik Sanayicileri Derneği’nin (PAGDER)“Sıcak Bir Yuva Her Canlının Hakkıdır” sloganı taşıyan
projesi hayata geçti.
P
rojeyle, ülke genelinde tüm hayvan severlerin
katılımıyla toplanacak, her biri defalarca geri
dönüştürülebilme özelliği taşıyan atık plastiklerin
(Plastik yoğurt-peynir kapları, pet şişeler ve
kapakları, deterjan şişeleri, eski plastik oyuncaklar,
işlevini kaybetmiş plastik damacanalar, plastik
askılar vb.) yüzde 100 geri dönüşümü sağlanarak
plastik hayvan yuvaları yapılacak.
Çevre ve geri dönüşüm bilinci yaratırken, hayvan
sevgisi taşıyan herkesi üzen, çoğu kez çaresizlik
hissettiren sokak hayvanların yaşam koşullarını
iyileştirmeye yönelik önemli bir adımı başlatacak
olan ve afişler, billboard’larla, kamu spotu TV filmi
ve sosyal medya çalışmalarıyla “Yuvaya Dönüşen
Plastikler” adlı kampanya kamuoyunda etkin bir
şekilde duyurulacak.
Projenin pilot uygulaması, ilk etapta 3 bin yuva
ile İstanbul’da hayata geçecek; ardından Türkiye
geneline taşınacak.
PAGDER’ in öncülüğünde başlayan başlayan proje,
Türkiye’nin geniş katılımlı ve önemli çevre ve geri
dönüşüm projelerinden biri olmaya aday. Projeye,
birçok sivil toplum kuruluşu ve şirket destek veriyor.
İlk etapta pilot bölge olarak İstanbul’da 3 bin
sahipsiz hayvana sıcak bir yuva sağlamayı, ileriki
dönemde de ülke geneline yayılmayı hedefleyen
kampanyada, geri dönüşüm yoluyla da önemli
ekonomik ve çevresel artı değerler yaratılması
bekleniyor.
Tüm Türkiye’ye projemize katılım
için çağrıda bulunuyoruz
H
ayvan hakları ve hayvanları koruma
konusunda gönüllü olarak birçok çalışma
yapan Tuna Arman’ın proje yüzü olduğu “Yuvaya
Dönüşen Plastikler” kampanyasının detaylarının
paylaşıldığı basın toplantısında konuşan PAGDER
50
Yönetim Kurulu Başkanı Hüseyin Semerci,
“Projemizle, toplumumuzun çevre, geri dönüşüm
ve sokak hayvanlarına dikkat çekmeyi; sadece
ilgili bakanlıkların, yerel belediyelerin, vakfı ve
derneklerin çabalarıyla değil, tüm kamuoyunun
katılımıyla, el ele verildiğinde bu sorunların
çözülebileceğini kanıtlamayı amaçlıyoruz.
PAGDER olarak projemize ilk katkıyı da yine biz
yapıyor, 685 plastik yuva bağışında bulunuyoruz.
Sahipsiz sokak hayvanlarının sayılarının çok fazla
oluşu özellikle büyük metropoller başta olmak
üzere Türkiye’nin birçok kentinde süregelen bir
sorun. Bu projemizle yine yanlış bilinen bir algıyı
da düzeltmeyi, ülke ekonomimize de zarar veren
bir alışkanlığı değiştirmeyi hedefliyoruz. Şayet,
yerinde, kaynağında ayrıştırma alışkanlığını;
çevre ve geri dönüşüm bilincini tüm toplumumuza
kazandırabilirsek, sokaktaki canlılar için de sıcak
bir yuvaya dönüşebilen plastik ile ilgili haksızca
oluşturulan olumsuz imajımıza da pozitif katkı
sağlamış olacağız” dedi.
Hüseyin Semerci, bir sivil toplum örgütü olarak
bu projeyle ilgili kendi imkanları dahilinde her
türlü katkıyı sağladıklarını; ancak çok büyük
çaplı ve uzun soluklu olması gereken bu projede
herkesin desteğine ihtiyaç bulunduğunu paylaştı.
Semerci, arzu eden firma ya da hayvan severlerin
yuva ihtiyacı bulunan hayvan bakımevlerine
ya da konutunun bulunduğu siteye vb. bu
plastik yuvalardan sağlayabileceğini, bireysel
sponsorluklarla da bu projenin iyi bir fikir olmaktan
çıkıp başarılı bir uygulamaya dönüşebileceğinin
altını çizdi. Semerci, “Bireysel olarak, bu
yuvalardan ihtiyacı olan yerlere temin etmek
isteyenler için de özel bir hesap açılıyor; 350 TL
gibi uygun bir rakamla, bir yuva alan kişi, bir tane
yuvayı da ihtiyacı bulunan hayvan bakımevine
bağış yapmış olacak. Yani bu projeye katılan
herkesin katkısı, projenin tüm ülke geneline
yayılması ve sürdürülebilirliği için kullanılacak” dedi.
Download

13. Sayı - Kurumsal Sosyal Sorumluluk Derneği