TEMEL BİLİMLER
2014 - 03 - TUSEM - TTBT
TEMEL TIP BİLİMLERİ TESTİ AÇIKLAMALI CEVAPLAR
1.
Humerus cisminde sulcus nervi radialis ile birlikte yer alan arter aşağıdakilerden hangisidir?
A) A. brachialis
B) A. axillaris
D) A. radialis
E) A. ulnaris
C) A. profunda brachii
1-C
Humerus’un proksimal uç (collum chirurgicum) kırıklarında n. axillaris ve a.v. circumflexa humeri posterior’lar; cisim kırıklarında sulcus nervi radialis içersinde yer
alan n. radialis ve A. profunda brachii; medial epikondil kırıklarında sulcus nervi
ulnaris’den geçen n. ulnaris; lateral epikondil kırıklarında n. radialis; suprakondiler
kırıklarında ise n. medianus ve A. brachialis basısı (kompartman sendromu) görülebilir.
2.
Aşağıdaki eklemlerden hangisinin elipsoid tipte bir sinovyal eklemdir?
A) Art. temporomandibularis B) Art. cubiti
D) Art. genu
C) Art. radiocarpea
E) Art. coxae
2-C
Art. temporomandibularis ve art. genu ginglimus + plana veya bikondiler eklemlerdir. Art. cubiti, ginglimus, art. coxae
ise sferoid tiptedir.
3.
Aşağıdakilerden hangisi kola dış rotasyon yaptırmaz?
A) M. trapezius
B) M. teres major
D) M. deltoideus
E) M. infraspinatus
C) M. teres minor
3-B
M. teres major kola iç rotasyon-ekstansiyon ve adduksiyon yaptırır (latissimus dorsi gibidir) diğerleri kola dış rotasyon
yaptırırlar.
4.
Aşağıdakilerden hangisinin bacak hareketlerine direkt etkisi yoktur?
A) M. semitendinosus B) M. sartorius C) M. rectus femoris
D) M. psoas major
4-D
- M. semitendinosus: Uyluğa ekstansiyon, bacağa fleksiyon,
- M. sartorius: Uyluğa fleksiyon ve dış rotasyon, bacağa fleksiyon ve iç rotasyon,
- M. rectus femoris: Uykuğa fleksiyon, bacağa ekstansiyon,
- M. psoas major: sadece uyluğa fleksiyon ve adduksiyon yaptırır, bacağa etkisi yoktur.
- M. gracilis: Uyluğa fleksiyon ve adduksiyon, bacağa fleksiyon ve iç rotasyon yaptırır.
www.tusem.com.tr
2
E) M. gracilis
TEMEL BİLİMLER
5.
2014 - 03 - TUSEM TTBT
Normal olarak cricoid kıkırdağın alt kenarı hangi vertebra hizasındadır?
A)
C4B) C6C) T4D) T6E) T10
5-B
Cricoid kıkırdağın alt kenarı (larinksin alt kenarı) C6. vertebra seviyesindedir.
6.
Aşağıdakilerden hangisi sağ ventriküle ait bir oluşumdur?
A) Fossa ovalis
B) Crista terminalis
C) Falx septi
D) Conus arteriosus
E) Mm. pectinati
6-D
Conus arteriosus, sağ ventrikül ön yüzünün en dış bükey bölümüdür. Burda trabeculae carnea yoktur ve purkinje lifide
almaz dolayısıyla ventrikül sistolünde aktif olarak kasılmaz. Pulmoner kapağın iz düşümüne uyar.
Fossa ovalis foramane ovale’nin sağ atriumdaki kalıntısı, falx septi ise sol atriumdaki kalıntısıdır.
Crista terminalis sağ atrium ön duvarı ile arka duvarı arasındaki embriyoner kalıntıdır.
Mm. pectinati, atriumların ön duvarında yer alan miyokardial kabarıklardır. Atrium sistolunde ejeksiyon fraksiyonunu
arttırırlar, ventriküllerde bunların muadillerine trabeculae carneae adı verilir.
7.
Aşağıdakilerden hangisi arteria iliaca externa’nın dalıdır?
A) A. epigastrica superficialis
B) A. epigastrica inferior
D) A. pudenda interna
E) A. pudenda externa superficialis
C) A. profunda femoris
7-B
Arteria iliaca externa’nın temel olarak iki dalı vardır.
- a. circumflexa ilium profunda
- a. epigastrica inferior
8.
Aşağıdakilerden hangisi nervus obturatorius tarafından innerve edilmez?
A) M. gracilis
B) M. adductor longus
D) M. obturatoris internus
E) M. obturator externus
C) M. adductor brevis
8-D
M. obturator internus, derin kalça kaslarındandır, ve kalçaya dış rotasyon yaptırır, siniri sakral pleksus kökenli nervus
musculi obturatori interni’dir.
N. obturatorius ise lumbal pleksus kökenlidir ve m. adductor longus, m. adductor brevis, m. adductor magnus, m. pectineus ve m. gracilis kaslarının innervasyonundan sorumludur.
M. adductor magnus hem obturator sinirden hem de tibial sinirden;
M. pectineus ise hem femoral hem de obturator sinirden lif alır.
9.
Aşağıdaki yapılardan hangisi Auris media’nın dış yan duvarında yer alır?
A) Semicanalis musculus tensor tympani
B) Semicanalis tuba auditiva
C) Membrana tympani secundaria
D) Aditus antrum mastoideum
E) Chorda tympani
www.tusem.com.tr
3
TEMEL BİLİMLER
2014 - 03 - TUSEM - TTBT
9-E
- Üst duvar: paries tegmentalis
-Dışyan:
paries
tympanicus
(membrana
tympanica ve chorda tympani)
-İçyan: paries labyrinthus (fenestra ovale, fenestra rotundum, promontorium, membrana
tympani secundaria ve n. tympanicus, canalis
facialis’in bir kısmı)
-Ön duvar: paries caroticus (a. carotis interna,
semicanalis m. tensor tympani ve semicanalis tuba auditiva)
-Arka duvar: paries mastoidea (canalis facialis, m. stapes, eminencia pyramidalis, aditus
antrum mastoideum)
-Taban: paries jugularis (v. jgularis interna)
10. Sol homonim üst quadranapsi olan hastada lezyon aşağıdakilerden hangisindedir?
A) Sol n.opticus
B) Sağ radiatio optica parietal lifleri
C) Sağ radiatio optica temporal lifler
D) Sağ corpus geniculatum laterale
E) Sağ sulcus calcarinus
10 - C
Tek taraflta nervus opticus kesisi: ipsilateral körlük,
Chiasma opticum basısı: bitemporal heteronim hemianopsi (görme alanı daralması)
Tek tarafta tractus opticus veya corpus geniculatum laterale hasarı: kontrlateral homonim hemianopsi,
Tek taraflı radiatio optica’nın temporal liflerinin hasarı: kontrlateral homonim üst quadranopsi,
Tek taraflı radiatio optica’nın parietal liflerinin hasarı: kontrlateral homonim alt quadranopsi,
Tek taraflı sulcus calcarinus (oksipital lob. hasarı ise santral görmenin sağlam olduğu kontrlateral homonim hemianopsi
tablosuna yol açar.
Tek taraflı sulcus calcarinus (17. alan) lezyonu kontrlateral homonim hemianopsi (maküler vizyon sağlamdır) yapar.
11. Aşağdakilerden hangisi bulbusta yer alır?
A) Nucleus gracilis
B) Nucleus ruber
D) Nucleus dentatus
E) Nucleus nervi abducentis
C) Nucleus lentiformis
11 - A
Nucleus gracilis bulbusta şuurlu derin duyu ile ilgili çekirdektir.
Nucleus ruber, mezensefalonda yer alan ekstrapiramidal sistem çekirdeğidir.
Nucleus lentiformis telensefalonda yer alan putamen ve globus pallidus’un ortak adıdır.
Nucleus dentatus serebellum çekirdeklerindendir.
Nucleus nervi abducentis, ponsta yer alır. N. VI ya ait motor çekirdektir.
www.tusem.com.tr
4
TEMEL BİLİMLER
2014 - 03 - TUSEM TTBT
12. Gonion (angulus mandibula)’dan klavikulanın orta noktasına çekilen hat hangisinin damarın trasesine uyar?
A) Vena subclavia
B) Vena retromandibularis
D) Arteria carotis interna
E) Vena jugularis externa
C) Vena jugularis interna
12 - E
13. Aşağıdakilerden hangisi parasempatik ganglion değildir?
A) Ganglion ciliare
B) Ganglion oticum
D) Ganglion pterygopalatinum
E) Ganglion submandibulare
C) Ganglion impar
13 - C
Ganglion ciliare: Göz küresinde m. rectus lateralis’in sonlanma tendonunun altında yer alır, N. III’un parasempatik
ganglionudur. Miyozis ve akomodasyon yaptıran nn. ciliares breves adlı parasempatikleri verir.
Ganlion submandibulare: N. VII’in chorda tympani dalına ait parasempatik gangliondur. Submandibular ve sublingual
bezlerin sekresyon emrini veren parasempatikler buradan çıkar.
Ganglion pterygopalatinum: N. VII’in n. petrosus major superficialis adlı dalına ait paraseempatik gangliondur.
Ganglion oticum: N. IX’un n. petrosus minor superficialis adlı dalına ait parasempatik gangliondur. Parotis bezinin
sekresyonunu uyaran parasempatikleri verir.
Ganglion intramurale: N. X ve nn. erigentes’lere ait parasempatiklerin ganlionlarına verilen ortak isimdir.
Ganlion impar, her iki truncus symphaticus’u birbirine bağlayan tek Co1 seviyesine ait sempatik gangliondur
14. Aşağıdakilerden hangisi nervus trigeminus’un dalıdır?
A) Nervus auriculotemporalis
B) Nervus auricularis magnus
D) Nervus auricularis posterior
E) N. occipitalis minor
C) Nervus auricularis
14 - A
Nervus auriculotemporalis: nervus trigeminus’un
Nervus auricularis magnus: Plexus cervicalis’in
Nervus auricularis: Nervus vagus’un
Nervus occipitalis minor: Plexus cervicalis’in
Nervus auricularis posterior ise nervus facialis’in dalıdır.
Bu sinirlerin tümü auriculanın duyusal innervasyonuna katkı yaparlar.
15. Aşağıdakilerden hangisi Allantois ile ilgili olarak yanlıştır?
A) Mesanenin oluşumuna katılır
B) Kan yapımından sorumludur
C) Göbek kordonunun yapısına katılır
D) Bukkofaringeal membranın oluşumda iş yapar
E) Vitellus kesesinden köken alır
15 - D
Allantois 16. günde Vitellus kesesinin göbek kordonuna bakan tarafından oluşur.
Allantoisin Görevleri;
• Mesanenin oluşumuna katılır.
• Mesane oluştuktan sonra mesaneyi göbek kordonuna bağlayan fibröz bir doku olan Urakus olarak kalır.
• Erişkinde urakus; Ligamentum umblikale mediana olarak adlandırılır.
• Vitellustan kaynaklandığı için kan yapımında görevlidir.
• Kloakayı oluşturur.
• Erken dönemde göbek kordonununu yapısına katılır.
www.tusem.com.tr
5
TEMEL BİLİMLER
2014 - 03 - TUSEM - TTBT
16. Ürogenital yapılar ve gonadlar aşağıdakilerden hangisinden köken alır?
A) Nöral Ektoderm
B) Hipoblastik endoderm
D) Ara mezoderm
E) Paraksiyel mezoderm
C) Lateral mezoderm
16 - D
Mezodermden Kaynaklanan Yapılar
Mezoderm 3 farklı tabakanın biraraya gelmesi ile oluşur.
• Paraksiyel mezoderm; notokordu ve nöral tübü çevreler. 17. günde ortaya çıkar.
• Lateral meoderm; ekstraembriyonik mezodermle bağlantılıdır.
• İntermediyer ara. mezoderm; diğer iki mezoderm arasındadır.
Paraksiyel mezodermden oluşan yapılar
• Somitomerlerin oluşumu(destek dokusunun oluşumu)
• Nöromerlerin oluşumu (baş boyun bölgesi mezenşimi)
• Sklerotom oluşumu (kemik ve kıkırdak oluşumu)
• Miyotom oluşumu (kas dokusu oluşumu)
• Dermatomun oluşumu (dermis ve derialtı bağ dokusu)
Lateral mezodermden oluşan yapılar (intraembriyonik boşluğu çevreler)
• Lateral ve ventral vücut duvarı (pariyetal mezoderm)
• Bağırsak duvarı (visseral mezoderm)
• Mezotel dokusu (seröz zarlar; Plevra, Periton, Perikard)
• Organları saran zarlar
İntermediyer mezodermden oluşan yapılar
• Ürogenital yapılar (nefrotomlar) (böbrek, toplayıcı kanallar, üreterler)
• Gonadlar
17. Aşağıdaki organellerden hangisi çekirdek yanında yerleşmiş soluk alanlar olarak görülür ve görüntülenebilmesi için gümüş çöktürme yöntemi kullanılır?
A) Çekirdekcik
B) Granüllü endoplazmik retikulum
D) Sentrozom
E) Golgi aygıtı
C) Düz endoplazmik retikulum
17 - E
Golgi Aygıtı; yapıca endoplazmik retikuluma benzeyen ve hücrelerde protein sentezlendikten sonra posttranslasyonel
modifikasylonların yapıldığı zar yapısında organeldir.
Golgi aygıt normal boyanmalarda çekirdek ile hücre membranının apikal kısmı arasında boyasız alanlar olarak görülür.
Bu nedenle ancak gümüş çöktürme gibi özel yöntemler ile görüntülenebilir. Golgi aygıtı salgı yapan hücrelerde çok,
çizgili kaslarda çok az ve eritrositlerde hiç yoktur. Sinir hücreleri golgi cisimciği yönünden çok zengindir ve çekirdek
etrafında aralıklı yerleşmiş halkalar yapar.
18. Aşağıdakilerden hangisi hücle siklusunun metafaz aşamasında görülür?
A) Çekirdek zarı ve çekirdekcik parçalanır.
B) Kromozomlar orta hatta dizilir ve mitoz mekiğine bağlanır.
C) kromozomlar sentromer bölgesinden ikiye yarılır.
D) Her bir kromatid kutuplara doğru göç eder.
E) Çekirdek yeniden oluşur.
www.tusem.com.tr
6
TEMEL BİLİMLER
2014 - 03 - TUSEM TTBT
18 - B
Metafaz aşamasının iyi hatırlanması gereken özelliği kromozomların orta hatta dizilmesidir. Bu sırada hücreye kolşisin
uygulanarak karyotip hazırlanması kolaylaştırılır.
Mitoz Evreleri
Önemli Gelişimler
- Çekirdek zarı ve çekirdekcik parçalanır.
- İnterfazda replike olmuş olan sentromerler kutuplara göç eder.
- İki sentromer arasında mitotoik iplikcikler kurulur. (mitoz mekiği)
Metafaz - Çekirdek zarı ve çekirdekcik kaybolur.
- Kromozomlar orta hatta dizilir ve mitoz mekiğine bağlanır.
- Koromozomların sentromer bölgesinde bulunan kinetokor proteinleri mitoz mekiğini oluşturan mikrotübülleri sentromere bağlar.
Anafaz - kromozomlar sentromer bölgesinden ikiye yarılır.
- Her bir kromatid kutuplara doğru göç eder.
Telofaz - Çekirdekcik ve çekirdek zarının yeniden görüldüğü evredir.
- Çekirdek yeniden oluşur.
- Hücre zarı altında bulunan mikrofilamanlar sitoplazmayı bölünmek üzere boğumlandırır.
Evre
Profaz
19. Aşağıdaki hücrelerarası bağlantı birimlerinden hangisi bir adezyon molekülü kullanmaz?
A) Sıkı bağlantı
B) Makula adherens
D) Zonula adherens
E) Hemidesmozom
C) Desmozom
19 - A
Sıkı bağlantı çoğunlukla tight junction ya da zonula occludens olarak bilinir. Hücreler arası bağlantı birimlerinden en apikal yerleşimli olan bağlantı birimidir. Temel görevi apikalden bazale madde geçişini engellemektir. Bu nedenle herhangi
bir adezyon molekülü kullanmaz. Zonula adherens ve makula adherens adezyon molekülü olarak kadherin kullanırken
hemidesmozon integrin ailesini kullanır.
Makula adherens çoğunlukla desmozom olarak ta kullanılır. En sağlam hücrelerarası bağlantı birimidir.
Apikalden bazale geçişi engelleyen
bağlantılar
Zonula okludens
Hücreler Arası Bağlantı Birimleri
Tutturucu Bağlantılar
Komşu iki hücre arasıdan geçirgenlik sağlayan
bağlantılar
Zonula Adherens
Gap junction (Neksus)
Makula adherens (Desmozom)
Hemidesmozom
20. Aşağıdaki salgı bezlerinden hangisinde granüllü endoplazmik retikulum çok iyi gelişmiştir?
A) Von ebner bezleri
B) Bowman bezi
D) Brunner bezleri
E) Littre bezleri
C) Ösefagus kardia bezleri
20 - A
Bir hücrenin seröz yani protein içerikli salgı yapması iyi gelişmiş bir granüllü endoplazmik retikuluma ihtiyaç duyar.
Glikoprotein yapıda mukuz salgılayan hücrelerde ise en iyi gelişmiş organel golgi aygıtıdır. Şıklardan verilen bezlerden
von ebner bezi ağız için sirkumvallat papilla oluğunda yerleşir ve seröz bir bezdir. Bu nedenle en iyi gelişmiş organeli
granüllü endoplazmik retikulumdur. Diğer şıklarda bulunan bezlerin tamamı müköz bezlerdir. Duedonal brunner bezlerinin barsaklardan yerleşen tek submukozal bez olduğu unutulmamalıdır.
www.tusem.com.tr
7
TEMEL BİLİMLER
2014 - 03 - TUSEM - TTBT
21. Aşağıdakilerden hangisi iskelet kasında ince filamentin boyunun ayarlanmasında rol alan ayrıca miyozin
başının ATPaz aktivitesini azaltarak kas kasılmasını önlemeye çalışan proteindir?
A) Titin
B) Desmin
D) Nebulin
E) Alfa Aktinin
C) Plektin
21 - D
Nebulinin en önemli görevi g aktin moleküllerini birbirine bağlamak ve ince filamentin boyunun düzenlenmesini sağlamaktır. Ayrıca ATPaz aktivitesini azaltıcı etkiside bulunur. Bu nedenle kasılmayı inhibe edebilir.
Protein
Alfa-Aktinin
Titin
Nebülin
Desmin
Plektin
Kristalin
Distrofin
Miyomezin
C-Protein
Sarkomerde Bulunan Yardımcı Proteinlerin Özeti
Özelliği
Aktini Z çizgisine bağlar
Miyozini Z çizgisine bağlar
Aktin moleküllerini birbirine bağlar
Miyofibrilleri birbirine ve sarkolemmaya bağlar
Desmin moleküllerini birbirine bağlar
Desminin yapsını stresse karşı korur
Aktinleri sarkolemmaya bağlar
Miyozin kuruklarını birbirine bağlar
Miyozini M çizgisine tuturur
22. Aşağıdakilerden hangisi kalbin ortalama elektriksel aksını sola doğru fizyolojik olarak değiştirir?
A) Ayakta durma
B) Astenik vücut yapısı
D) Derin inspiryum
E) Derin ekspiryum
C) Karaciğer büyüklüğü
22 - E
Ventrikül kasında depolarizasyon endokarddan epikarda doğrudur. Önce interventriküler septumun sol-üst kısmı depolarize olur ardından orta bölümde sağ kısmı olur. Uyarı daha sonra apekse ulaşır. Daha sonra her iki ventrikül eş
zamanlı depolarize olur. En son depolarize olan bölümler; Sol ventrikül posterobasal bölümü, interventriküler septumun
en üst kısmı ve pulmoner konus çevresidir. Repolarizasyon ise tam tersidir. Depolarize olan son yer ilk önce repolarize
olur. Aynı zamanda epikarddan endokarda doğrudur. Kalp ventriküllerinin depolarizasyon bileşke vektörüne kalp aksı
denir. Kalp aksı -20 ile +100 derece (dikkat dahiliye kitaplarında; -30 ile +120 yazar) arasında değişkendir.
Sağ Aks Sapması
- Derin inspiryum
- Ayakta durma
- Uzun ve astenik kişiler
- Sağ ventrikül hipertrofisi
- Pulmoner darlık
- VSD
- Fallot tetralojisi
- Sağ dal bloğu
AKS Sapmaları
Sol Aks Sapması
- Derin ekspiryum
- Yatar konuma geçme
- Şişmanlık
- Sistemik hipertansiyon
- Aort darlığı
- Sol ventrikül hipertrofisi
- Aort yetmezliği
- Sol dal bloğu
23. Aşağıdaki elektrolit değişikliklerinden hangisinde kalp ventrikül kası aksiyon potansiyeli süresi normal
zamanından daha kısadır?
A) Hiperkalsemi
B) Hipermagnazemi
D) Hipokalsemi E) Hipopotasemi
www.tusem.com.tr
8
C) Hiponatremi
TEMEL BİLİMLER
2014 - 03 - TUSEM TTBT
23 - A
Bu soruda asıl sorulmak istenen EKG’de QT süresidir. Bir ventrikül kası aksiyon potansiyelinin süresi aslında EKG nin
QT aralığıyla aynıdır. Hiperkalsemi plato fazının yapısını bozarak aksiyon potansiyelinin süresini belirgin kısaltır. Bu nedenle kalp hızla refrakter periyottan çıkar ve tetaniye doğru gider. Hiperkalseminin sistolik arrest yapacağı bilinmelidir.
Hipermagnazemi ise aslında hipokalsemi ile aynı etkiyi gösterir. Kalsiyum kanallarında yarışmalı inhibisyon yaparak
hipokalsemi varmış gibi davranmaya neden olur.
Elektrolit Değişikliği
Hiperpotasemi
Hipopotasemi
Hiperkalsemi
Hipokalsemi
Elektrolit Değişikliklerinde EKG Bulguları
EKG Değişikliği
T sivri, P yassı ve uzun, PR ve QRS uzun
T yassı, uzun ve negatif(?), QT uzun, U var
QT kısa, QRS geniş, PR uzayabilir
QT uzar, PR kısalır
24. Akciğere ait yapılan ölçümlerden solunum kaslarının disfonksiyonunda izole olarak azalan aşağıdakilerden hangisidir?
A) Dakika solunum hacmi
B) Dakika alveoler solunum hacmi
C) Fizyolojik ölü boşluk hacmi
D) Maksimal istemli ventilasyon
E) Zorlu vital kapasite (FVC – ZVK)
24 - D
Dakika solunum hacmi (Pulmoner Ventilasyon): Bir dakikada akciğerlere alınan hava miktarıdır. Soluk Hacmi ile Solunum Frekansının çarpımı ile bulunur. Normal solunum frekansı dakikada 12 civarında olduğundan 500 ml X 12 / dak = 6000 ml (6 L’dir)
Dakika alveoler solunum hacmi (Alveoler Ventilasyon): Bir dakikada alveollere alınan hava miktarıdır. Soluk volümü ile
alınan havanın 150 ml’si solunum yollarında ölü boşluk olarak kaldığı için alveoler ventilasyon; (500 ml - 150 ml) X 12
/ dak’dan hesaplanarak 4200 ml olarak hesaplanır.
Maksimal İstemli Ventilasyon (MVV): İstemli bir çaba ile bir dakikada akciğerlerden hareket ettirilebilen maksimal gaz
hacmidir. Ortalama 120 - 170 L / dak’ dır. Orta ve ileri hava yolu obstrüksiyonlarında hiperinflasyon nedeniyle azalır.
Solunum kaslarının disfonksiyonunda izole olarak azalır.
25. Akciğerlerden gelen gerim reseptörü uyarıları solunum kontrol merkezlerinden hangisininin inhibe edilmesini sağlayarak ekspirasyona neden olur?
A) Pnömotaksik merkez
B) Apnöstik merkez
C) Dorsal solunum grubu nöronları
D) Ventral solunum grubu nöronları
E) Nukleus traktus solitarius
25 - B
Akciğerlerin her yanında, bronş ve bronşiyollerin duvarında yerleşmiş olan gerim reseptörleri göğüs kafesi aşırı gerildiğinde koruyucu bir sistem olarak çalışır. Bu sistemden çıkan uyarılar Nervus Vagus yolu ile solunum merkezini uyarır.
Gerim uyarıları apnöstik merkezi inhibe ederek, rampa sinyalinin normal zamanda kesilmesine neden olur.
Bu refleks Hering-Breuer genişleme refleksi olarakta bilinir. Önemli ayrıntı bu refleksin rampa sinyalini erken kestiğini
hatırlamaktır. Böylece hangi merkezi inhibe ettiği kolayca hatırlanabilir. Rampa sinyalini erken kesen merkez APN,
rampa sinyalini uzatan merkez PNX ‘dir.
www.tusem.com.tr
9
TEMEL BİLİMLER
2014 - 03 - TUSEM - TTBT
26. Aşağıdaki pıhtılaşma faktörlerinden hangisi, tüm pıhtılaşma kaskadında rola alır ve diğerlerinden farklı
olarak sadece besin yoluyla vücuda alınabilir?
A) Faktör1
B) Faktör2
C) Faktör4
D) Faktör7
E) Faktör10
26 - C
Pıhtılaşma kaskadının tümünde rol alan fakötr Kalsiyumdur. Kalsiyum faktör 4 olarak bilinir. Bu nedenle geriye kalan
tüm pıhtılaşma faktörleri karaciğerde üretilirken faktör 4 besinlerle alınmak zorundadır.
27. Aşağıdakilerden hangisi toplam hücre dışı sıvı hacmini tespit etmede kullanılır?
A) Antipirin
B) Trityum
D) Radyoaktif krom ile işaretlenmiş eritrositler
E) Radyoaktif iyotalamat
C) Radyoaktif albümin
27 - E
Vücut Sıvılarının Ölçülmesi; için kullanılacak madde; metabolize olmamalı, buharlaşmamalı, istenilen hacimde homojen dağılmalı ve herhangi bir reaksiyona girmemelidir.
Ölçülecek Hacim
Toplam Vücut Sıvı Hacmi
Ölçümde kullanılacak madde
Antipirin, Ağır su (döteryum), Radyoaktif su (trityum)
Toplam Hücre Dışı Sıvı Hacmi
Plazma Hacmi
İnülin, Mannitol, Radyoaktif (Na, Cl, İyotalalmat, Tiyosiyanat, Tiyosülfat), Rafinoz
Evans Mavisi, Radyoaktif albümin
İntertisiyel Sıvı Hacmi
Hücre İçi Sıvı Hacmi
Hücre dışı sıvı hacmi - Plazma Hacmi
Toplam vücut sıvı hacmi - Hücre dışı sıvı hacmi
Toplam Kan Hacmi Ölçülmesi
Direk ölçüm
Toplam Kan Hacmi Ölçülmesi
Hesaplanarak ölçüm
Radyoaktif krom, radyoaktif demir, Radyoaktif fosfor ile işaretlenmiş eritrositler kullanılır
Plazma hacmi / 1 - Hct
28. Aşağıdakilerden hangisi Glomerüler filtrasyon Hızı (GFR)’nı azaltıcı etki gösterir?
A) Anjıyotensin 2
B) Nitrik oksit
D) Bradikinin
E) Hipertansiyon
C) Endotelin
28 - C
Glomerül Filtrasyon Hızı (GFR); Bir dakikada glomerüler kapillerden Bowman kapsülüne filtre olan sıvı hacmidir. Şu
formülle hesaplanır.
GFR = Kf X Net Filtrasyon Basıncı: GFR erkeklerde 125 ml/dk’dır. Bu günde 180 litre ultrafiltrat oluşturuluyor demektir.
(Kadınlarda 115 ml/dk seviyesindedir.) Kf sabit olduğu için afferent arteriyolü daraltan sebepler net filtrasyon basıncını
azaltarak GFR’yi düşürür. Tersine Efferent arteriyolü daraltan sebepler net filtrasyon basıncını arttırarak GFR’yi arttırır.
Ancak unutulmaması gereken durum, efferent arteriyol direncinin çok artığı durumlarda yine GFR’nin azalacağıdır.
GFR’yi Arttıran Nedenler
Neden
Anjiyotensin II
Nitrik Oksit (NO)
Prostoglandin E
Mekanizma
Efferent arteriyolü daraltır
Vazodilatasyon yapar
Afferent arteriyolde dilatasyon yapar
Bradikinin
Diğer nedenler
Düşük dozlarda afferent arteriyolde dilatasyon ancak yüksek dozlarda vazokonstriksiyon yapar
Hipertermi, Hipertansiyon
www.tusem.com.tr
10
TEMEL BİLİMLER
GFR’yi Azaltan Nedenler
Neden
Adrenalin
Noradrenalin
Endotelin
Diğer nedenler
2014 - 03 - TUSEM TTBT
Mekanizma
Afferent arteriyolü daraltır, Efferentide daraltır
Afferent arteriyolü daraltır, Efferentide daraltır
Afferent arteriyolü daraltır, Efferentide daraltır
Kan basıncının 60 mmHg altına inmesi
Ağrı
Ereksiyon
Egzersiz
Soğuk
Kan kaybı
Nefron sayısında azalma
29. Aşağıdaki GİS’e ait reflekslerden hangisinin etkisi diğerlerinden farklıdır?
A) Gastroenterik refleks
B) Enterogastrik refleks
D) Gastrokolik refleks
E) İliokolik refleks
C) Enterokolik refleks
29 - B
Şıklarda verilen refleksler gastrointestinal sisteme ait kısa reflekslerdir. Bu refleks arklarında enterik ve otonomik reflekslerberaber çalışırlar. Önemli ayrıntı bu reflekslerin hem eksitatörik hem de inhibitörik olmalarıdır. Şıklarda verilen refklekslere bakıldığında bir tek enterogastrik refleksin inhibitörik olduğu diğerlerinin ise eksitatorik olduğu kolayca seçilebilir.
30. Aşağıdakilerden hangisi hipotalamus arkuat nükleuslarüzerinden iştahı azaltıcı etki gösterir?
A) Leptin
B) Kortizol
C) Endorfin
D) Nöropeptit Y
E) Ghrelin
30 - A
Soru yanıltıcıdır. Aslında şıklara bakıldığında sadece leptinin iştahı azaltıcı etkisi kolayca farkedilebilir. Diğerleri iştahı
arttırırcı etkilidir. Önemli ayrıntı arkuat nükleuslardır. İnsülin, leptin ve kolesistokinin hipotalamus arkuat nukleuslar
üzerine etkili olarak iştahı azaltır.
31. Aşağıdakilerden hangisi prolaktin üzerinde salınımı arttırıcı etkilidir?
A) TRH
B) Dopamin
C) Somatostatin D) Bromokriptin
E) Prolaktinin kendisi
31 - A
Prolaktin meme dokusu bez hücrelerinin büyümesini sağlar. Bu etkisi indirektir, Östrojen ve progesteron varlığına ihtiyaç duyar. Gebelik sonrasında süt sentezini arttırır. Annelik davranışlarının oturmasını sağlar. Laktoz sentezini arttırır.
Prolaktin FSH ve LH’ı inhibe eder. Bu nedenle emziren annede ovulasyon oluşamaz ve tekrar gebelik oluşamaz. Buna
Süt koruması adı verilir.
Prolaktin Salınımının Düzenlenmesi
Prolaktini Arttıranlar
TRH
Histamin
Seratonin
Dopamin antagonistleri kullanımı
Uyku, Egzersiz, Stress
Meme başının uyarılması
Prolaktini Azaltanlar
Dopamin (PIF)
Somatostatin
Prolaktinin kendisi
Dopamin agonistleri (Bromokriptin)
www.tusem.com.tr
11
TEMEL BİLİMLER
2014 - 03 - TUSEM - TTBT
32. Aşağıdakilerden hangisi vestibuler sistemde yüksekten düşme sonucu olan vertikal hareketi algılayan
reseptörlere sahiptir?
A) Utrikulus
B) Sakkulus
D) Ganglion spirale
E) Corti organı
C) Semisirkuler kanallar
32 - B
Vestibüler Labirentte zarsı yapıda olan Utrikulus, sakkulus ve semisirküler kanalların ampullası vardır.
Vestibüler kısım vücut dengesinin düzenlenmesi ile ilgilidir. Utrikulus ve sakkulus, tek katlı yassı epitel ile döşelidir. Duvarında reseptör hücreleri bulunur. Bu reseptörler n. vestibularisin dallarına uyarı veren differansiye olmuş nöroepitelyal
hücrelerdir ve yoğunlaştıkları bölgelere Makula (otolitik organ) denir. Sacculus makulası lateral duvarında yer alırken,
utriculus makulası tabanda yer alır. Böylece bir birine dik yerleşen bu iki makula (reseptör) alanı vücut hareketlerini
algılar.
Sakkulus makulası duvarda olduğu için vertikal vücut hareketlerini algılarken,
Utrikulus makulası tabanda olduğundan lateral ya da horizontal vücut hareketlerini algılar.
Corti organı işitmenin algılandığı yerdir.
33. Mitokondrial karbamoil fosfat sentetaz enzimi için aşağıdakilerden hangisidir?
A) Pirimidin biyosentezine katılır
B) N-Asetil glutamat tarafından aktive edilir
C) Çekirdeği olan tüm hücrelerde yer alır
D) Üridin monofosfat tarafından inhibe edilir
E) Glutaminin gama amid grubu ile CO2'i birleştirerek, karbamoil fosfat’ı oluşturur
33 - B
Mitokondrial karbamoil fosfat sentetaz enzimi üre siklüsünün kontrol enzimidir. N-Asetil glutamat ise mitokondrial karbamoil fosfat sentetaz enziminin en potent aktivatörüdür.
KPS I
Hücredeki yeri Mitokondri
Metabolik yol
Üre siklüsü
Azot kaynağı
Amonyak
www.tusem.com.tr
12
KPS II
Sitozol
Pirimidin sentezi
Glutamin
gama-amid grubu
TEMEL BİLİMLER
2014 - 03 - TUSEM TTBT
34. Alkaptonüride idrarda anormal derecede artan bileşik aşağıdakilerden hangisidir?
A) Fenilalanin
B) Homojentisat
C) Fumarat
D) Asetoasetat E) Tirozin
34 - B
Homojentisat oksidaz eksikliği Alkaptonüriye neden olur. Fenilalanin ve tirozin yıkım yolunun metaboliti olan homojentisat birikir. İdrar bekletildiğinde koyu renk kazanır.
35. Katalazın yüksek oranda bulunduğu ve çok uzun zincirli yağ asitlerinin 26 karbona kadar kısaltıldığı organel aşağıdakilerden hangisidir?
A) Mitokondri B) Golgi
C) Peroksizom D) Lizozom
E) Endoplazmik retikulum
35 - C
Peroksizomlar: H2O2 etkin bir oksidan ajan olup, aminoasitler ve yağ asitlerinin katabolize eden enzimlerin sonucu
oluşmaktadır. Katalaz H2O2’i zarasız hale getiren bir enzimdir ve peroksizomlarda bol miktarda bulunur. Ayrıca çok
uzun yağ asitleri peroksizomlarda 26 karbona kadar kısaltılır.
36. Hemolizli bir kan örneğinde, aşağıdaki laboratuar testlerinden hangisini etkilenir?
A) Sodyum B) Potasyum C) Üre D) Ürik asit E) Glukoz
36 - B
Aslında hemoliz, derecesine göre farklı şekilde de olsa hepsini etkiler. Ancak hücre içi ve dışındaki konsantrasyon farkı
çok fazla olduğundan çok az düzeydeki hemoliz bile potasyum değerini belirgin etkileyecektir. Benzer şekilde çok etkilenen bir diğer parametre de LDH’dır.
37. Aşağıda verilen amino asitlerden hangisi imino grubu taşır?
A) Histidin B) Arginin
C) Prolin D) Triptofan
E) Serin
37 - C
İki amino asitte alfa N atomu imino (-NH-) yapısındadır. Bunlar: Prolin ve Hidroksi prolindir.
38. Karbon iskeleti pirüvat ya da TCA siklüsünün ara ürünleri üzerinden katabolize edilmeyen amino asit aşağıdakilerden hangisidir?
A) Valin B) Lösin C) Serin D) Alanin
E) Glutamat
38 - B
Lösin ve Lizin saf ketojenik amino asitler olduğundan asetil KoA ve asetoasetat üzerinden katabolizmaya dahil olurlar.
39. Amino asitlerin hücre içine girişinde hakim olan sodyuma bağlı sekonder aktif transport dışında; eksik
olan amino asitlerin hücreye taşınmasında rol oynayan gama-glutamil döngüsünde, görev alan bileşik
aşağıdakilerden hangisidir?
A) KoA
B) Malonik asit
C) Folat
D) Glutatyon E) Karnitin
www.tusem.com.tr
13
TEMEL BİLİMLER
2014 - 03 - TUSEM - TTBT
39 - D
Gama-Glutamil döngüsü: Lümendeki bir amino asit, hücre membranında
glutatyonla (γ-glutamil-sisteinil-glisin) reaksiyona girerek bir γ-glutamil:
amino
asit
ve
sisteinil-glisin
dipeptidi
oluşur.
Reaksiyonu
γ-glutamiltransferaz enzimi katalizler. Amino asit hücre membranından
γ-glutamata bağlı olarak taşınır ve sitoplazmaya salınırken glutamil parçası tekrar glutatyon sentezinde kullanılır.
40. Aşağıdaki bileşiklerden hangisi amino asitlerden köken almaz?
A) Tiramin
B) Glikolipid
C) Dolikol
D) Melatonin
E) T4
40 - C
Tiramin, tirozin amino asidinin dekarboksilasyonu ile oluşur. Glikolipidler seramid türevidirler. Seramid, serinden köken
alır. Melatonin, triptofan üzerinden sentezlenir. T4 fenilalanin ve tirozin üzerinden sentezlenir. Dolikol izopren yapıdır.
41. Beta-oksidasyon reaksiyonlarından önce, serbest yağ asitlerinin aktivasyonu ile ilgili olarak aşağıdaki
ifadelerden hangisi yanlıştır?
A) Tiokinaz mitokondri iç membranına lokalizedir.
B) Uzun zincirli yağ asitlerinin aktivasyonu sitoplazmada gerçekleşir
C) Aktivasyonu Acil-KoA sentetaz enzimi katalizler
D) Yağ asitlerinin karboksil grupları, CoA ile tioester bağı olusturur
E) Aktivasyon reaksiyonu PP hidrolizi ile irreversible olarak gerçekleştirilir
41 - A
Beta-oksidasyonda sadece CoA’ya bağlı yağ asitleri kullanılır. Bu nedenle kısa, orta ve uzun zincirli yağ asitlerinin
aktive olmasi gerekir. Uzun zincirli yağ asitleri mitokondri dışında aktive olup mitokondriye karnitin sistemi ile taşınır.
Kısa ve orta zincirli yağ asitleri ise bu membrani gecip mitokondri icinde aktive olur. Yağ asidi tiokinaz enzimi (Acil-KoA
sentetaz), serbest yağ asidinin karboksil grubunun CoA ile bir tioester bağı olusturduğu reaksiyonu katalizler. Iki yuksek
enerjili fosfat bağı tuketimi ve olusan PP’in pirofosfataz ile hidrolizi sonucu reaksiyon irreversible hale gelir.
42. Lipoprotein lipaz enzimini aktive ederek trigliserid yıkımını arttıran apoprotein aşağıdakilerden hangisidir?
A) Apo CII B) Apo B48
C) Apo B100 D) Apo E
E) Apo A1
42 - A
Apo CII, HDL tarafından VLDL ve şilomikronlara aktarılan bir apoproteindir. Gerek VLDL gerekse de şilomikronlar ekstrahepatik dokuların damar endoteline heparan sülfat ile bağlanmış olan lipoprotein lipaz enzimini taşıdıkları Apo CII
tarafından aktive ederler ve taşıdıkları triaçilgliserol molekülleri yıkıma uğrar.
www.tusem.com.tr
14
TEMEL BİLİMLER
2014 - 03 - TUSEM TTBT
43. Fizyolojik pH’da net negatif yüke sahip olan amino asit aşağıdakilerden hangisidir?
A) Alanin
B) Arjinin C) Tirozin
D) Glutamik asit
E) Fenilalanin
43 - D
Asidik amino asitler (glutamik asit ve aspartik asit) fizyolojik pH’da negatif yüklüdür.
44. Aşağıda verilen bileşiklerden hangisi proteinleri sindiren enzim inhibitörü olan antiproteazdır?
A) Jelatinaz B) Kollajenaz
D) Plazminojen aktivatörü
E) Katepsin G
C) Alfa-1 antitripsin
44 - C
Alfa-1 antitripsin bağladığı proteazları alfa-2 makroglobuline devreder. Alfa-2 makroglobulin de biriktirdiği proteazları
yıkılmak üzere karaciğere götürür.
45. Glikozaminoglikanlarda karbonhidrat yapı ile proteinlerin bağlanmasında yer alan aminoasitler aşağıdakilerden hangisidir?
A) Triptofan, aspartik asit, sistein
B) Tirozin, serin, treonin C) Glisin, alanin, aspartik asit
D) Aspartik asit, glutamat, serin
E) Glutamin, arjinin, sistein
45 - B
Glikozaminoglikanlarda tekrarlayan disakkaritler protein yapıya; tirozin, serin ve treonin üzerinden O-glikozit bağı ile bağlanır.
46. Laktatdehidrogenaz (LDH) izoenzimlerinden hangisinin, primer karaciğer hastalıklarında, serum düzeyi
yükselir?
A) LDH 1 B) LDH 2 C) LDH 3
D) LDH 4 E) LDH 5
46 - E
Laktat dehidrogenaz (LDH) dört subünit içerir. Her bir subünit kalp (H) veya kas (M) tipinde olabilir. Beş izozim vardır
(LDH1: HHHH, LDH2: HHHM, LDH3: HHMM, LDH4: HMMM, LDH5: MMMM). bu izoenzimler ve ilişkili oldukları patolojiler:
Yerleşim
Miyokard, kırmızı küre
Miyokard, kırmızı küre
Beyin, akciğer, böbrek
Akciğer, iskelet kası
Karaciğer, iskelet kası
Tip
LDH 1
LDH 2
LDH 3
LDH 4
LDH 5
47. Hem sentezinde hız sınırlayıcı basamak hangi enzim tarafından katalize edilir?
A) Delta aminolevulinat dihidraz
B) Delta aminolevulinik asit sentaz
C) Ürobilinojen kosentaz III
D) Ferroşelataz
E) Protoporfirinojen
www.tusem.com.tr
15
TEMEL BİLİMLER
2014 - 03 - TUSEM - TTBT
47 - B
Delta-aminolevülinik asit (Δ-ALA) oluşumu: Porfirin molekülünün tüm karbon ve azot atomları iki yapıtaşından elde
edilir: Glisin ve süksinil KoA) Bu iki bileşik ALA sentetazın katalizlediği bir reaksiyonla ALA oluşturmak üzere bir araya
gelirler. Bu reaksiyonda koenzim olarak piridoksal fosfat kullanılır ve porfirin sentezinde hız kısıtlayıcı basamaktır.
48. Aşağıdaki patolojik durumlardan hangisinde konjuge hiperbilirubinemi görülür?
A) Hemolitik anemi
B) Criggler Najar sendromu
C) Dubin Johnson sendromu
D) Fizyolojik neonatal sarılık
E) Gilbert sendromu
48 - C
Dubin Johnson sendromunda konjige bilirubinin safra yollarına atılımında bozukluk vardır. Diğer seçeneklerde verilen
sendromlarda un-konjige bilirubin artar. Gilbert hastalığı: Bilirubinin karaciğer parankimal hücreleri tarafından tutulumumda defekt ve glukuronil transferaz enzim aktivitesi de azalma ile karakterizedir. Yeni doğanın fizyolojik sarılığı:
UDP-glukuronil aktivites azalmıştır. Crigler -Najjar Tip sendromu: UDP-glukuronil aktivitesi yoktur veya çok düşüktür.
49. Elektron transport zinciri ve oksidatif fosforilasyonde yer alan komplekslerin hangisinde ATP sentezi gerçekleşir?
A) Kompleks-I
B) Kompleks-II
C) Kompleks-III
D) Kompleks-IV E) Kompleks-V
49 - E
Elektron transport zinciri ve oksidatif fosforilasyonda ATP sentezinin yapıldığı tek yer kompleks V'tir.
50. Pirüvik asitten Asetil CoA oluşumunu katalizleyen enzim aşağıdakilerden hangisidir?
A) Pirüvatkarboksilaz
B) Fosfofrüktokinaz
D) Pirüvat Dehidrogenaz
E) Transaminaz
www.tusem.com.tr
16
C) Pirüvat Kinaz
TEMEL BİLİMLER
2014 - 03 - TUSEM TTBT
50 - D
Pirüvat Dehidrogenaz mitokondride pirüvatı asetil CoA’ya dekarboksile eden bir enzim kompleksidir. Bu enzim alfa-ketoglutarat dehidrogenaz enziminin benzeridir.
51. Böbrekte sentezi gerçekleşmeyen hormon aşağıdakilerden hangisidir?
A) Eritropoetin B) Renin C) PgE 1 D) Aldosteron E) Angiotensin
51 - D
Aldosteron böbrek üstü bezinde sentezlenir.
52. Aşağıda verilen hormonlardan hangisi hedef hücrede etkisini gösterebilmek için ikincil haberciye ihtiyaç
duyar?
A) Kortizol
B) T3
C) Aldosteron
D) Testosteron
E) TSH
52 - E
Protein yapılı hormonların reseptörleri
hücre membranında yer alır ve etkilerini
sekond messenger aracılığı ile gösterirler. Steroid yapılı hormonların reseptörleri hücre içinde olup, etkilerini direkt olarak promotor bölge üstünden gösterirler.
TSH protein yapılı bir hormondur ve ikinci haberciye ihtiyaç duyar.
www.tusem.com.tr
17
TEMEL BİLİMLER
2014 - 03 - TUSEM - TTBT
53. Aseto asetat ve 3-hidroksibütiratın sentezlendiği organ-doku aşağıdakilerden hangisidir?
A) Akciğer
B) Böbrek
C) Karaciğer
E) Yağ dokusu
D) Kas dokusu
53 - C
KETON CİSİMCİKLERİ ve METABOLİZMALARI:
Karaciğer
mito-
kondrisi yağ asit veya piruvat oksidasyonu ile oluşan fazla miktardaki
asetil CoA’ları keton cisimciklerine
çevirebilir.
Bunlar
asetoasetat,
β-hidroksi bütirat ve asetondur.
Kanla perifere taşınır ve yeniden
asetil CoA’ya çevrilip TCA’ya girebilirler. Perifer dokular için önemli
enerji kaynağıdır. Karaciğer ise tiyoforaz enzimi içermediğinden kullanamaz.
54. Prokaryotik hücrelerde peptidil transferaz aktivitesini inhibe ederek protein sentezini durduran bileşik
hangisidir?
A) Puromisin
B) Tetrasiklin
C) Eritromisin
D) Streptomisin
E) Kloramfenikol
54 - E
Prokaryotlarda protein sentez inhibitörleri: Kloramfenikol: 50 S; Peptidiltransferazı inhibe eder . Makrolidler(eritromisin),
linkozamidler(klindamisin), streptograminler, fusidik asit 50 S; translokasyonu inhibe ederler. Aminoglikozitler: 30 S;
başlangıç kompleksi oluşumunu engeller; mRNA’nın yanlış okunmasına neden olurlar. Tetrasiklinler: 30 S; Aminoaçil
tRNA’nın A bölgesine bağlanmasını inhibe ederler. Puromisin: Aminoaçil t-RNA anoloğu olarak zincir sentezinin erkenden sonlanmasına neden olur.
55. Aşağıdaki kompleman üyelerinden hangisinin eksikliğinde tekrarlayan Neisseria meningitidis enfeksiyonları geliştiğinden meningokok aşısı yapılması gerekir?
A) C1 inhibitör
B) Faktör H eksikliği
D) C5b-C9 arası kompleman eksikliği
E) Çürüme hızlandırıcı faktör (DAF) eksikliği
C) C1, C2 ve C4 eksikliği
55 - D
C5b-C9 arası komplemanların (Terminal komplemanlar veya diğer adıyla membran atak kompleks) eksikliğinde tekrarlayan Neisseria meningitidis enfeksiyonları geliştiğinden meningokok aşısı endikasyonudur.
www.tusem.com.tr
18
TEMEL BİLİMLER
2014 - 03 - TUSEM TTBT
Kompleman eksiklikleri ve neden oldukları klinik tablolar Tablo’da gösterilmiştir.
Eksiklik
Klasik yol (C1, C2, C4)
C3
Alternatif yol (Faktör B, Faktör D, Faktör
I) veya MBL
C5b, 6, 7, 8, 9 eksikliğinde
Properdin (Faktör P) eksikliği
Enfeksiyon
İmmün kompleks hastalığı (SLE’ye benzer), glomerulonefrit ve vaskülit
Kapsüler bakteri enfeksiyonları ve S. aureus
Bakteri enfeksiyonları
Tekrarlayan Neisseria enfeksiyonu
X’e bağlıdır ve genellikle erkeklerde görülür. Septisemiyle birlikte Meningokokal
menenjit gelişir ve ilk atak genelde öldürücüdür. Yaşayan hastalarda
tekrarlayan enfeksiyonlar olmaz çünkü ikinci karşılaşmada klasik yol
aracılığıyla etkene yanıt verilir. Önlem olarak meningokok aşısı uygulanabilir.
C1 inhitör eksikliği
Herediter anjionörotik ödem (C2b’ye bağlı)
Faktör H eksikliği
Hemolitik üremik sendrom
DAF (bozulma hızlandırıcı faktör), CD59 Otoimmüniteyle alakalı olarak Paroksismal nokturnal hemoglobinüri
56. Aşağıdakilerden hangisi anaflaktik tip aşırı duyarlılık reaksiyonu değildir?
A) Penisilin allerjisi
B) Ürtiker C) Anjiyonörotik ödem
D) Kontak dermatit
E) Löffler sendromu
56 - D
Kontakt dermatit Tip IV (gecikmiş tip) aşırı duyarlılık reaksiyonudur.
Aşırı duyarlılık reaksiyonları Tablo’da özetlemiştir.
Özellikler
Antikor
Antijen
Cevap süresi
Efektör
Tip I (Anaflaktik)
IgE
Eksojen
15-30 dakika
Mast hücreleri
Tip II (Sitotoksik)
IgM ve IgG
Hücre yüzeyi
Dakikalar veya saatler
Antikor ve kompleman
Tip III (İmmünkompleks)
IgM ve IgG
Solubl
2-6 saat
Kompleman aktivasyonu
Tip IV (Gecikmiş tip)
T lenfosit ve makrofaj
Organ veya doku proteini
48-72 saat
Sitokinler ve özellikle
molekül
Transfer
Örnek
(histamin vb)
Serum (antikor)
Ürtiker ve
Serum (antikor)
Transfüzyon
Serum (antikor)
SLE, PAN, sikleroderma
INF-γ ve TNF
CD4 T- lenfosit
Kontakt dermatit PPD
egzema
reaksiyonları
Arthus reaksiyonu
deri testi
Astım
(ABO ve Rh
(Ör: çifçi akciğeri)
İd reaksiyonu
Rinit ve rinore
uyuşmazlığı,
Serum hastalığı
Granülomatöz
Saman nezlesi
direk ve indirek coomps
Romatoid artrit
enfeksiyon Tüberküloz,
İlaçlar vb)
testi, eritroblastozis
Post Streptokoksik Akut
lepra
ile gelişen
fetalis)
glomerulonefrit
Sarkoidoz
anaflaksi
Goodpasture sendromu
Hepatitin eklem bulguları
Chron
Böcek sokması
Pemfigus vulgaris
ve deri döküntüleri
Greft versus host
Loeffler
Myastenia gravis
Eritema enfeksiyozumun
pnömonisi
Graves hastalığı
deri döküntüleri
Akut romatizmal ateş
Kronik bakteriyel
viral veya paraziter
enfeksiyon
www.tusem.com.tr
19
TEMEL BİLİMLER
2014 - 03 - TUSEM - TTBT
57. Yüzeyinde Ig M, Ig G ve Ig D için reseptör bulunduran hücre aşağıdakilerden hangisidir?
A) C4 T lenfosit (Th)
B) C8 T lenfosit (Ts)
D) B lenfosit
E) Langerhans hücresi
C) Plazma hücresi
57 - D
B lenfositlerin yüzeyinde Ig M, Ig G ve Ig D için reseptör bulunur. İmmunglobulin D’nin temel fonksiyonu B lenfositlerinin
olgunlaşmasında rol almasıdır.
B LENFOSİTLER
B lenfositleri humoral immün sistem hücresidir. Fetal hayatta karaciğerde üretilirken daha sonra kemik iliğinde üretimi
gerçekleşir (timusa uğramaz). B lenfositleri antijeni yüzeyel immünglobülinleri (IgM, G ve D) vasıtasıyla tanır ve tanıdığı
protein antijenleri Th lenfositlerine sunar.
Bu durumda Th lenfositlerden salınan
- IL-2 (B hücre aktivasyonu)
- IL-4 (B hücre aktivasyonu- BCGF)
- IL-5 (B lenfositlerin farklılaşması- BCDF)
- IL-6 (B lenfositlerin çoğalması) vasıtasıyla B lenfositleri çoğalır ve plazma hücrelerine dönüşerek antikor sentezler.
Polisakkarit antijenler (LPS, kapsüler polisakkarit vb.) T lenfositlere sunulmaz. B lenfositleri yüzeyel IgM’leri vasıtasıyla
bu polisakkarit antijenleri tanıyarak plazma hücrelerine dönüşür ve IgM antikor yanıtına neden olur.
Polisakkarit antijenler T lenfositlerine sunulmadığından
- IgG antikor yanıtı gelişmez (izotip değişimi olmaz- IgM’den IgG’ye
- Afinite maturasyonu olmaz (IgG olmadığından)
- Hafıza hücreleri gelişmez.
58. Epstein – Barr virüs enfeksiyonu tanısında kullanılmayan antijen veya antikor aşağıdakilerden hangisidir?
A) EBNA
B) VCA
C) pp53 D) LMP
E) Heterofil antikor
58 - C
pp53 antijeni CMV’e aittir. Diğer seçeneklerdeki antijenler (VCA, LMP) ve antikorlar (EBNA, VCA-IgM ve IgG, Heterofil
antikor) EBV’e aittir.
CMV Enfeksiyonunda Tanı
İdrar sedimentinin veya böbrek biyopsi örneğinden hazırlanan boyalı preparatın ışık mikroskobik incelemesinde hem
stoplazmada hemde nükleusta inklüzyon cisimleri ve dev hücreler görülür. Bazofilik intranüklear inklüzyon cisimleri bir
hale ile çevrilmiştir (baykuş gözü şeklinde inklüzyon cisimciği).
Kültür materyali için genellikle idrar ve tükrük kullanılır. İnsan fibroblat hücre kültüründe 28 günde ürer, pratik bir yöntem
değildir. Bunun yerine Shell Vial yöntemi olarak bilinen immün floresan antikorların kullanılması ile 72 sa içerisinde
sonuç veren hızlı yöntemler tercih edilir.
İmmün yetmezliklilerde CMV antijenemisini tespit etmek için pp65 antijenine bakılabilir.
PCR ve seroloji tanı amacıyla kullanılabilir.
EBV Enfeksiyonunda Tanı
www.tusem.com.tr
20
TEMEL BİLİMLER
2014 - 03 - TUSEM TTBT
TANI
Heterofil antikor testi (Paul – Bunnel deneyi): Bir hemaglutinasyon testidir. EBV’lü kişilerde virüse karşı oluşan IgM
antikorlarının koyun eritrositlerini aglutine etmesi esasına dayanır. Eğer bu testte koyun eritrositleri yerine daha duyarlı
olan at eritrositleri kullanılırsa bunun adı monospot testi olur.
Şekil: Heterofil antikor testi (Paul – Bunnel deneyi)
Heterofil antikor testi EBV’e özgü değildir. Normal insanlarda (frossman antikorları), serum hastalığında ve kızamıkçık
enfeksiyonu olanlarda da pozitif olabilir. Heterofil antikor testi lenfoma ve hepatitli hastalarda yalancı pozitif sonuç verebilir. Özğül antikorların tespiti
VCA (Viral kapsid antijeni)
VCA-IgM: En erken yükselen antikor VCA- IgM’dir. Tek başına akut enfeksiyonu gösterir, 1- 2 ay sonra tespit edilemez.
VCA- IgG: Tek başına pozitifliği yeni geçirilmiş enfeksiyonu EBNA- IgG ile birlikte pozitifliği önceden geçirilmiş enfeksiyonu gösterir. VCA- IgG hayat boyu kalır.
EBNA (Ebstain-Barr virüs nuclear antijen): EBNA- 1 IgG (+) ile birlikte VCA-IgG (+) geçirilmiş enfeksiyonu gösterir ve
ömür boyu kalıcıdır.
Latent membran proteini (LMP) : EBV enfeksiyonunda malignite gelişiminden sorumlu antijenlerdendir.
59. Aşağıdaki virüslerden hangisi viremi sonrasında yüzey antijenlerini β2- mikroglobülinler ile saklayarak
özellikle organ nakli yapılan hastalarda ağır seyirli pnömoni ve organ reddine neden olabilir?
A) Epstein- Barr virüs
B) CMV
D) BK virüs
E) Adenovirüs
C) Varicella zoster virus
59 - B
Soruda CMV’un özellikleri tanımlanmaktadır.
Sitomegalovirüs (CMV): En büyük herpes virüsudur. CMV replikasyonuna izin veren hücreler respratuar sistem, tükrük bezleri, böbrek epitel hücreleri, lökosit ve lenfositlerdir. Sadece insan hücrelerinde ürediğinden deney hayvanı
çalışmaları yapılamaz. Virüsun T lenfositleri, kemik iliği ve böbreklerde latent kalır.
CMV’e bağlı olarak gelişen Enfeksiyonlar
Asemptomatik (>% 90): Sağlıklı kişilerde ve gebelerde genellikle asemptomatik geçirilir.
Heterofil antikor negatif mononükleozis: En sık rastlanan etken CMV (%20-50)’dür. En sık raslanan komplikasyon
ise subklinik hepatittir.
Post- perfüzyon sendromu: Kardiyo-pulmoner bypass uygulanan hastalarda kan transfüzyonu sonucu ortaya çıkar.
Transfüzyondan 3- 5 hafta sonra ateş, splenomegali ve atipik lenfositozun görülür.
Yenidoğan enfeksiyonları: Gebelik sırasında geçirilen primer CMV enfeksiyonu % 40 oranında fetüsün enfeksiyonu
ile sonuçlanır.
www.tusem.com.tr
21
TEMEL BİLİMLER
2014 - 03 - TUSEM - TTBT
- En sık rastlanan konjenital enfeksiyon etkenidir. Mental reterdasyon, sağırlık, görme bozukluğu, periventriküler serebral kalsifikasyon, mikrosefali ve gelişme geriliği görülebilir.
-G
ri Bebek Sendromu: Eğer anne seronegatifse (CMV çeçirmemiş), özelikle prematürelerde CMV’lü kan trasfüzyonu
sonucu hepatosplenomegali, trombositopeni, atipik lenfositler, hemolitik anemi ve sonuçta solunum güçlüğü, hipotansiyon ve siyanoz ile karakterize tablo ortaya çıkabilir. Mortalite oranı yüksektir.
Transplant Sendromları: Normal hastalarda böbrek hasarına neden olmazken böbrek trasplantasyonu yapılan hastalarda renal hasara neden olur .
Böbrek ve kemik iliği transplantasyonu sonucunda gelişen pnömoninin en sık rastlanan viral etkenidir.
İmmün Yetmezliklilerde Görülen Enfeksiyonlar:
- Retinit: AIDS’li hastalarda en sık rastlanan retinit etkenidir ve kötü prognoz belirtisidir.
- Pnömoni: En sık görülen viral etken
- Ösefajit: Kandida ösefajitine benzer
- Enterit: Hemorajik gastroenterit
- Hemorajik ventriküloensefalit
60. AIDS’li hastalarda santral sinir siteminde oligodendrogliya hücrelerini tutarak progresif multifokal lökoensefalopatiye neden olan DNA virüsü aşağıdakilerden hangisidir?
A) Batı (West) Nil virüs
B) Hanta virüs
D) Lenfositik koriyomenenjit virüsü
E) JC virüs
C) BK virüs
60 - E
Soruda JC virüsün özellikleri tanımlanmaktadır.
İNSAN POLYOMA VİRÜSLERİ
Bu grupta BK, JC ve SV40 (simian virüs 40) virüsleri bulunur. Zarfsız ikozahedral yapıda DNA virüsleridir.
İmmün yetmezlikli (HIV, KLL, Hodgkin lenfoma vb) hastalarda latent (böbrek ve lenfoid dokularda) kalan virüsün aktive
olması sonucunda hastalık gelişir
JC virüsü: Oligodendrogliyal hücreleri tutarak SSS’nin demiyelinizan bir hastalığı olan progresif multifokal lökoensefalopatiye (PML) neden olur. AIDS’li hastalarda santral sinir sisteminde tutulumuna neden olur.
BK virüsü: özellikle böbrek ve Kİ trasplantasyonu yapılan hastalarda idrar yolu enfeksiyonu ve heromorajik sistite neden olduğu gibi transplant reddine de neden olabilir. Transplantlı hastalarda CMV yanında BK virüs enfeksiyonlarıda
göz ardı edilmemelidir.
Virüsün saptanması için idrar sedimentinin sitolojik incelemesi gerekir. HE ve gimza ile boyanan hücrelerde çekirdeğin
büyümesi ve çekirdek içi bazofilik inklüzyonların görülmesi tanı koydurucudur. Bu hücrelere kuş gözü yada Decoy
hücreleri denir. PML’de beyin biyopsisi ve hibridizasyon yöntemleri kullanılabilir. Polyomavirüs antikorlarını saptamada
hemaglutinasyon inhibisyon ve ELISA testi kullanılabilir. Tedavisi yoktur.
61. HIV tedavisinde kullanılan ilaçlardan hangisi proteaz inhibitörüdür?
A) Zidovudin
B) İndinavir
C) Raltegravir
www.tusem.com.tr
22
D) Maroviroc
E) Enfuvirtid
TEMEL BİLİMLER
2014 - 03 - TUSEM TTBT
61 - B
Seçeneklerde yer alan İndinavir HIV enfeksiyonu tedavisinde kullanılan proteaz inhibitörü antiviral ilaçtır.
1. Revers (ters) transkriptaz enzim inhibitörleri
A. Nükleosid analoğu (Zidovudin, Lamivudin, Didanosin, Zalsitabin ve Stavudin)
B. Nükleosid analoğu olmayan inhibitörler (Nevirapin, Delaviridin, Foskarnet)
Revers transkriptaz enzim inhibitörlerinden zidovudin (Azidotimidin- AZT) şu durumlarda önerilir; CD4 T lenfosit sayısı
500 /mm3’ün altına indiğinde, HIV pozitif gebede ve yenidoğan bebekte, kaza sonucu HIV ile karşılaşan kişilere (iğne
batması) ve HIV’in anneden bebeğe geçmesini engellemek için zidovudin kullanılabilir Bu ilaç fetüste malformasyona
neden olmaz. Zidovudin kemik iliği süpresyonu ve pansitopeni yapar.
2. Proteaz enzim inhibitörleri (indinavir, saquinavir, ritonavir, nelfinavir ve lopinavir). Proteaz enzimini rekabate dayalı
inhibisyon yoluyla etkisiz hale getiren sentetik peptidlerdir. Proteaz inhibitörlerinin en sık görülen yan etkisi sırt ve boyunda yağlanmadır (lipodistrofi), bu nedenle bufalo hörgücü görünümü ortaya çıkar. Tek başlarına kullanılmaz çünkü
çok çabuk direnç gelişir. Rifampin proteaz enzim inhibitörlerinin serum seviyesini önemli oranda düşürdüğünden bu iki
ilaç beraber kullanılmaz.
3. Füzyon inhibitörleri: Enfuvirtidin (Fuzeon). 36 aminoasitli bir peptidtir. gp41’e etki ederek virionun füzyonunu inhibe eder.
Ayrıca, CCR5 reseptör (Beta kemokin) inhibitörü marovirok ve integraz inhibitörü raltegravir FDA onayı almıştır.
62. Fare tarafından sağ eli ısırılan 35 yaşında bayanın sağ elindeki ısırık bölgesinden alınan akıntı örneğinin Gram
boyamasında Gram negatif basil görülüyor. Kültürde EMB ve kanlı agar besiyerlerinde üreme olmuyor.
Bu hastada en olası etken aşağıdakilerden hangisidir?
A) Erysipelethrix rhusipathiae
B) Pasteurella multocida
D) Eikenella corrodens
E) Capnocytophaga canimorsus
C) Spirillum minus
62 - C
Spirillum minus fare ısırığı ve su doku hastalığına neden olan Gram negatif basildir. Kültürde üretilememiştir. Diğer
ısırık etkenleri;
www.tusem.com.tr
23
TEMEL BİLİMLER
2014 - 03 - TUSEM - TTBT
Pasteurella multocida: Kedi ve köpek ısırığı sonrası yara enfeksiyonu
Eikenella corrodens: İnsan ısırığı sonrası yara enfeksiyonu, bazen subakut endokardit (HACEK grubu geç kültür pozitif
endokardit etkenleri içeriisnde yer alır)
Capnocytophaga canimorsus: Sıklıkla aşılı köpek ısırığı sonrası yara enfeksiyonuna neden olur.
Hayvan ısırıklarında tedavide ilk tercih antibiyotik ampisilin-sulbaktam veya amoksisislin-klavunat (oral yolla kullanılan
beta laktam+ beta-laktamaz inhibitörü kombinasyonu) Alternatif ilaç ise tetrasiklin (örneğin; doksisiklin)dir.
63. Plazmidler aşağıdakilerden hangiside rol oynamaz?
A) Antibiyotik direnç genlerinin aktarımı B) Bakteriosin sentezi
C) Ağır metallere ve dezenfektanlara direnç
D) EHEC verotoksini sentezinin kodlanması
E) Konjugasyon
63 - D
EHEC verotoksinin sentezini plazmid değil bakteriyofaj kodlar
I.Bakteriyofaj tarafından sentezi kodlanan toksinler (Di-şi Faj Ve-E-Bo-To-k-s: Difteri, Şiga, verotoksijenik E.coli, Eritrojenik toksin, Botulizm toksini, Toksik şok sendromu toksini, Kolera toksini )
1. Difteri toksini
2. Shiga toksin
3. Verotoksin (EHEC)
4. Eritrojenik toksin (S. pyogenes)
5. Botulizim toksini
6. Toksik şok sendromu toksini
7. Kolera toksini
Ayrıca bakteriyofajlar bazı bakterilerin tiplendirilmesi için kullanılır (Salmonella spp., Vibrio cholerae, Stafilokoklar, Pseudomonas spp, Brucella spp vb.)
II. Plazmid tarafından kodlanan ekzotoksinler (PeTe- TE-Bank –EFT: ETEC, Tetanoz ekzotoksini, Bacillus anthracis
ekzotoksinleri, Eksfoliyatif toksin)
Enterotoksijenik E.coli Enterotoksinleri (ETEC)
Tetanoz ekzotoksinleri (Tetanospazmin, Tetanolizin)
Bacillus anthracis (Şarbon basili) ekzotoksinleri (Koruyucu (protektif) antijen, ödem faktör, lethal faktör)
S.aureus’un eksfoliyatif toksini (Bebeklerde haşlanmış deri sendromuna neden olur)
Plazmidler bağımsız olarak replike olabilir, antibiyotiklere, dezenfektanlara ve ağır metallare direnç genlerini taşırlar.
64. Dahiliye yoğun bakım ünitesinde yatan hastalarda ishal salgını ortaya çıkmıştır. Hastaların dışkı örneklerinde Toxin A/B ELISA testi pozitif olarak raporlanmıştır. Bu salgında alınması gereken önlemlerden
hangisi uygun değildir?
A) Hastaların ayrı bir odaya izolasyonu
B) Hastayla temas ederken ve temas sonrası ellerin su ve sabunla yıkanması
C) Hastayla temas ederken eldiven ve önlük giyilmesi
D) Hastayla temas ederken ve temas sonrası ellerin alkol bazlı dezenfektanlarla ovulması
E) Hastalara ait termometre ve steteskopların ayrılması
www.tusem.com.tr
24
TEMEL BİLİMLER
2014 - 03 - TUSEM TTBT
64 - D
Clostridium difficile sporlu Gram pozitif, anaerob basildir. Sporlu bakterilere karşı alkol bazlı dezenfektanlar etkili omayacağından bu durumda eller sabunlu suyla yıkanmalııdr. Ayrıca hastalara temas izolasyon önlemleri (hastanın veya
hastaların izole odalara yatırılması ya da aynı enfeksiyonu olan hastaların aynı odalara alınması, el yıkama, eldiven,
temas ederken önlük giyilmesi, hastaların termometre ve tansiyon aletlerinin ayrılması )’nin alınması gerekir.
65. Konak hücrede elemanter ve retikülat cisimcikler oluşturan, ATP sentezleyemeyen zorunlu intrasellüler
mikroorganizma aşağıdakilerden hangisidir?
A) Bartonella quintana
B) Coxiella burneti
D) Chylamydia pneumoniae
E) Ricketsia ricketsi
C) Microsporodia
65 - D
Soruda Chlamydia türlerinin (C.trachomatis, C. pneumoniae, C.psittaci) özellikleri tanımlanmaktadır.
KLAMİDYA: ATP sentezleyemediği için (enerji-bağımlı) zorunlu hücre içi parazitidir. Bu özelliğinden dolayı önceleri
virüs olarak düşünülmüştür. Klamidyayı diğer bakterilerden ayıran özellikleri;
- Hücre duvarı gram negatif bakteri duvarına benzemekle birlikte tipik bir peptidoglikan tabakaya sahip değildir. Hücre
duvarında N-asetil muramik asit yoktur ve sisteinden zengin proteinler bulunur.
- Bakteriler ikiye bölünerek çoğalmasına rağmen. Klamidya elementer ve retikülat cisimler oluşturarak çoğalır.
Klamidyaların 2 farklı yapısal formu vardır
Elementer cisimcik (EB): Peptidoglikanı bulunmayan, çok küçük (300- 400 nm) enfektif partikül. Dış ortama dayanıklı
olup bakteri sporunun analoğu olarak kabul edilebilir, metabolik olarak inaktiftir.
Retiküler cisimcik: Büyüktür (0.5-1 µm) ve metabolik olarak aktif, çoğalan partiküldür.
Klamidya türleri ve neden olduğu hastalıklar Tablo’da gösterilmiştir.
C. trachomatis
Bulaş
Seksüel, perinatal
Hastalık
ve direk tema
A, B, Ba, C; Trahom
L1, L2, L3;
Lefogranüloma
venerum
D-K; Non
gonokoksik üretrit,
servisid, PID,
infantil pnömoni ve
inklüzyon konjuktiviti
C. pneumo- C. psittaci
niae (TWAR)
Solunum
Kuş gübresinin
yolu
solunması
Atipik
pnömoni
Pnömoni
(Psittakoz)
Myokard
enfarktüsü
veya koroner
kalp hastalığı
(?)
66. Eritrazmaya neden olan ve asidorezistan boyanabilen Gram pozitif basil aşağıdakilerden hangisidir?
A) Propionibacterium acnes B) Corynebacterium jeikum
D) Erisipelotrix rhusopathiae
E) Corynebacterium minitissimum
C) Microsporum gypseum
www.tusem.com.tr
25
TEMEL BİLİMLER
2014 - 03 - TUSEM - TTBT
66 - E
Corynebacterium minutissimum: Non lipofiliktir ve asidorezinstan boyanır. Eritrazma (süperfisiyel cilt enfeksiyonu) etkenidir. Genellikle koltuk altı ve kasık gibi kıvrım bölgelerinde kırmızı- kahverengi kaşıntılı veya asemptomatik olabilen
lezyonlara neden olur. Bu durum kasık mantarıyla (Tinea cruris) karıştırılabilir. Ayrım için wood (uv ışığı) ışığıyla kırmızı
refle veren lezyonların gösterilmesi eritrazmayı düşündürür. Tedavide eritromisin kullanılır.
67. Balayından dönen 22 yaşındaki bayan hasta sık idrara çıkma (pollaküri) , idrar yaparken yanma (dizüri) yakınmaları
ile acil servise müracat ediyor. Ateşi ve kan sayımında lökositozu olmayan hastanın idrar mikroskopisinde 15 lökosit
saptanıyor. İdrar kültüründe Gram pozitif, katalaz pozitif, koagülaz negatif, novabiosine dirençli kok saptanıyor.
Bu hastada en olası sistit etkeni hangisidir?
A) Staphylococcus saprophyticus
B) Microkok türleri
D) E.coli
E) Staphylococcus epidermidis
C) Corynebacterium urealyticum
67 - A
Soruda Staphylococcus saprophyticus’un mikrobiyolojik özellikleri tanımlanmıştır. Staphylococcus saprophyticus balayı sistitinin E.coli’den sonra en sık ikinci etkenidir.
1. Staphylococcus epidermidis: Cilt florasında en fazla bulunan mikroorganizmadır. Slime üretimi sayesinde yabancı
cisimlere yapışma özelliğine sahip olduğundan yabancı cisim enfeksiyonlarda en sık rastlanan etkendir (sütür, protez,
greft, şant ve kateter).
Devamlı ayaktan periton diyalizi uygulanan hastalarda peritonit
Cerrahi sonrası meydana gelen endoftalmit
Vasküler greft enfeksiyonu
Eklem protez enfeksiyonu
Ventikülo- peritoneal şant enfeksiyonu
Serebro- sipinal şant operasyonlarından sonra meydana gelen şant enfeksiyonu ve menenjit
Protez kapak endokarditine neden olur.
İntravenöz kateter enfeksiyonu (hiperalimentasyon kateterleri, subklavian hemodiyaliz kateterleri ve periferik kateterler). Genellikle kateter bölgesinde herhangi bir semptom bulunmaksızın bakteriyemi şeklinde ortaya çıkar (kateterle
ilişkili bakteriyemi).
2. S. saprophyticus: Hastane dışında bayanlarda meydana gelen üriner enfeksiyon ve sistitte (balayı sistiti) E. coli’den
sonra ikinci en sık etkenidir. Novobiyosine dirençli olması önemli bir özelliğidir ve üreazı pozitiftir. Tedavide kinolonlar
ve trimetoprim/sülfametaksazol kullanılabilir.
Stafilokok cinsi bakteriler ve mikrokokların ve önemli özellikleri Tablo’da verilmiştir.
Önemli özellikler
Katalaz
Kuagulaz
Hemoliz
Protein A
S. aureus
+
+
Beta
S. epidermidis
+
-
S. saprophyticus Mikrokok
+
+
-
-
-
-
-
-
-
DNAase
+
+
+
-
-
-
Novobiyosin
Basitrasin
Hastalık
Duyarlı
Dirençli
Toksijenik ve
Duyarlı
Dirençli
Yabancı cisim
Dirençli
Dirençli
Üriner enfeksiyon
Duyarlı
Duyarlı
İntrakranial apse, şant enf.,
pyojenik enf.
enfeksiyonları
Mannitol fermentasyonu
www.tusem.com.tr
26
septik artrit vb.
TEMEL BİLİMLER
2014 - 03 - TUSEM TTBT
68. Yoğun bakım ünitesinde ventilatöre bağlanan hastanın 7. gün ateşinin ve sekresyonlarında artış olması üzerine
alınan bronkoalveoler lavaj mayinde EMB agar besiyerinde Gram negatif, hareketsiz, oksidaz negatif kokobasil
ürüyor. Antibiyogram sonucunda üreyen bakteri karbapenemle, trimetoprim, kinolonlar ve amikasine dirençli saptanırken, kolistin ve tigesikline duyarlı saptanıyor.
Bu hastada en olası etken aşağıdaki bakterilerden hangisidir?
A) Pseudomonas aeruginosa
B) Acinetobacter baumannii
D) Stenotrophomonas maltophilia
E) Burkholderiae cepacea
C) Klebsiella pneumoniae
68 - B
Soruda Acinetobacter baumannii’nin özellikleri tanımlanmaktadır.
Son yıllarda çok ilaca dirençli (3 veya daha fazla sayıda farklı antibiyotik grubuna dirençli) Acinetobacter baumannii
enfeksiyonlarının sıklığı yoğun bakım ünitelerinde artmıştır.
A.baumannii hareketsiz, oksidaz negatiftir. Çok ilaca dirençli A.baumannii suşlarının neden olduğu enfeksiyonların
tedavisinde kolistin ve tigesiklin kullanılabilir. A.baumannii suşu kolistine de dirençli ise Panrezistan (herşeye dirençli)
A.baumannii adı verilir.
69. Tanı konur konmaz ampirik tedavi başlanması gereken, kültürleri bulaşıcı, fırsatçı mikoza neden olan,
besiyerinde 25 °C’de kırmızı pigment oluşturan dimorfik mantar aşağıdakilerden hangisidir?
A) Cryptococcus neoformans
B) Penicillium marneffei
D) Aspergillus fumigatus
E) Fusarium solani
C) Candida krusei
69 - B
Soruda Penicillium marneffei’ye özgü özellikler tanımlanmaktadır.
Penicillosis marneffei: RES’i tutan dimorfik bir mantardır. Bu nedenle histoplasmaya benzer. 25 oC’de besiyerinde
yaygın kırmızı pigment yapar. Tomucuklanarak değil ikiye bölünerek çoğalır. Özellikle Asyalı AIDS’li hastalarda ortası
nekrotik papüler lezyonlar ve dissemine enfeksiyon oluşturur. Tanı konur konmaz ampirik tedavi başlanması gerekir.
Kültürleri bulaşıcıdır. Diğer dimorfik mantarlardan en önemli farkı immunsupresif hastalarda (diğer sistemik mikoz etkenleri immun sistemi normal olan konakta enfeksiyona neden olur) enfeksiyona neden olmasıdır.
70. Aşağıdaki fungal enfeksiyon etkenlerinden hangisi septalı hif yapısına sahip , fusiform şekilli olup, muz
şeklinde gametositleri ve kırmızı pigment oluşturmasıyla Aspergillus türü küf mantarlarından ayrılan fırsatçı mikoz etkeni olup, febril nötropenik hastalarda kan kültüründen izole edilebilir ve hastalarda fungemi, keratit gibi klinik tablolara neden olabilir?
A) Absidia türleri
B) Rhizopus türleri
D) Malessezia furfur
E) Fusarium solani
C) Rhodotrula glutinis
70 - E
Soruda Fusarium solani’ye özgü özellikler tanımlanmaktadır.
Fusarium solani ve Scedosporium apiospermum (Pseudallesheria boydii): 450 açıyla dallanan septalı hif yaptıkları için
aspergillusla karışırlar. Fusariumda muz şeklinde sporların bulunması ve kırmızı pigment oluşturması oldukça tipiktir.
Pseudallesheria’da ise armut şeklinde sporlar vardır ve amfoterisin B’ye dirençlidir. Fusarium solani febril nötropenik
hastalarda fungemi yanı sıra gözde keratite de neden olabilen fusiform şekilli bir fırsatçı mikozdur.
www.tusem.com.tr
27
TEMEL BİLİMLER
2014 - 03 - TUSEM - TTBT
71. Aşağıdaki funguslardan hangisi immun sistemi baskılanmış hastalar ve yoğun bakım hastalarında fırsatçı
enfeksiyona neden olabilen, blastosporları ve artrokonidiaları bulunanan dermatofit grubunda yer alan bir
mantardır?
A) Microsporum canis
B) Candida albicans
D) Epidermophyton floccosum
E) Trichophyton verrucosum
C) Trichosporon asahii
71 - C
Trichosporon asahii
Ak piedra ve Kara piedra: Ak piedra’nın etkeni Trichosporon beigelii, kara piedranın etkeni Piedraia hortae’dir. Ak piedrada kılda sarımsı nodül, kara piedrada ise siyah nodül görülür.
Trikosporon asahii bağışıklık sistemi baskılanmış kişilerde (nötropenik ve immünyetmezlikli) sistemik (trikosporonosis) hastalığa neden olabilen fırsatçı bir mayadır. Trikosporon’un en önemli özelliği blastosporların yanında
artrokonidiumların bulunmasıdır.
Trichosporon türleri arasında T. asahii en sık izole edilen ve en yüksek mortaliteye neden olan invazif hastalık etkenidir.
Trichosporon asahii’nin neden olduğu Trikosporonozis klinik bulguları ve histopatolojik görüntüsü invaziv kandidiyazis
ile karışabilir. Candida albicans hem kutanöz (deri) mikoz etkeni hem de fırsatçı mikoz etkenidir. Candida albicans yüzeyel mikoz etkeni değildir. Candida albicans’da eşeysiz spor formları olan blastospor, klamidaspor bulunur, artrospor
bulunmaz. Candida albicans ve Candida dubliniensis’de germ tüp testi pozitif olan Candida türleridir.
Trichosporon türleri (spp.)hematolojik-onkolojik malignitesi olan hastalar dışında daha az sıklıkla AIDS hastaları, yaygın
yanığı olan hastalar, ve implante protezi olan hastalarda da enfeksiyona neden olduğu bildirilmiştir.
72. Etkisini DNA ve RNA sentezini inhibe ederek protein sentezini engelleyerek gösteren, oral yolla kullanılan
ve oral biyoyararlanımı en yüksek, BOS’a en fazla geçen antifungal ilçalardan biridir?
A) Flusitozin
B) Flukonazol
C) Vorikonazol
D) Nistatin
E) Griseofulvin
72 - A
Soruda Flusitozinin özellikleri tanımlanmaktadır.
Tablo: Antifungaller ve etki mekanizması
İlaç
Poliyenler Amfoterisin B
Nistatin
Azoller
Flukonazol
Vorikonazol
Ketakonazol
Itrakonazol vb.
Ekinokandinler
Kaspafungin
Mikafungin
Anidulafungin
Nükleosid Analoğu
Flusitozin
(5-Fulorositozin)
Griseofulvin
Etki Mekanizması
Ergosterole bağlanarak zarın
permiabilitesini bozarlar
Etkinlik
*Dermatofit enfeksiyonlarının tedavisinde kullanılmaz. Amfoterisin B
oldukça nefrotoksik (akut tubuler nekroz) bir ilaç olduğundan sadece
şiddetli fungal enfeksiyonların tedavisinde kullanılır.
Sitokrom p450 enzimini inhibe BOS’a en iyi geçen azol flukonazol’dür. *Candida krusei,
ederek *ergosterol sentezini
*Aspergillus, Zygomycetes ve Fusarium flukonazole dirençlidir.
engeller.
Vorikonazol BOS’a iyi geçer ve primer endikasyonu invazif
aspergillozistir. En toksik olan ketakonazoldür (toksik hepatit).
Beta glukan sentezini
engelleyerek hücre duvarı
sentezini inhibe eder
Sadece parenteral kullanılır. *Candida’ya fungusidal etkili olduğundan
flukonazole dirençli kandida enfeksiyonlarının tedavisinde kullanılır.
Aspergillusa karşı fungustatik etkilidir.
DNA ve RNA sentezini inhibe
ederek protein sentezini
inhibe eder.
BOS’a en iyi geçen antifungaldir. Candida ve C. neoformansa
etkilidir. Aspergillus, dimorfik mantarlar, Fusarium ve Zygomyces’e
etkisizdir.
Mikrotubullerle etkileşime
girerek mitozu inhibe eder
Alilaminler (Terbinafin) ve Sequalen epoksidazı inhibe
Tiokarbamat (Tolnaftat)
ederek ergositerol sentezini
engeller
Sadece dermatofit enfeksiyonlarının tedavisinde kullanılan oral ve
topikal formları var*. Fotosensitivite’ye neden olur.
Terbinafin günümüzde dermatofit enfeksiyonlarının tedavisinde en
sık kullanılan ilaçtır. Alilaminlerin oral ve topikal preparatları var.
Tolnaftat’ın topikal preparatı var.
www.tusem.com.tr
28
TEMEL BİLİMLER
2014 - 03 - TUSEM TTBT
73. SARS, Hepatit C , Kırım Kongo Kanmalı ateşi ve Respiratuvar sinsityal virüs enfeksiyonu tedavisinde kullanılabilen geniş spektrumlu antiviral aşağıdakilerden hangisidir?
A) Amantadin
B) Ribavirin
C) Rimantadin
D) Zanamivir
E) Entekavir
73 - B
Ribavirin, SARS, Hepatit C (Ribavirin pegile interferonla kombine olarak kullanılır), Kırım Kongo Kanmalı ateşi ve Respiratuvar sinsityal virüs enfeksiyonu tedavisinde kullanılabilen geniş spektrumlu antiviral ilaçtır.
Nükleozid analoğu olan ters transkriptaz enzim inhibitorleri (HIV tedavisinde kullanılır)
Zidovudin
İnsan immün yetmezlik virüsü (HIV).
(Azidotimidin)
Rekabete dayalı inhibisyon ve timidin analoğu olduğundan timidin yerine zidovudin girmesiyle
zincirin sonlanması. Nötropeni ve anemi yapar.
Lamivudin
HIV ve HBV
Didanosine
HIV
Zalsitabin
HIV
Nükleozid analoğu olmayan ters transkriptaz enzim inhibitörleri(HIV tedavisinde kullanılır)
Nevirapin
HIV
Delaviridin
HIV
Proteaz enzim inhibitörleri (virüsün hücre dışına çıkışını inhibe ederler- assembly) (HIV tedavisinde kullanılır)
İndinavir
HIV
Saquinavir
HIV
Ritonavir
HIV
Nelfinavir
HIV
Füzyon inhibitörü
Enfuvirtidin
HIV (gp 41)
Viral penetrasyon ve kapsid soyulmasının (uncoating) inhibisyonu
Amantadin
Influenza A virüsü (Parkinson tedavisinde’de kullanılır). İyon kanallarını oluşturan M2 proteininin
fonksiyonunu bozarak etki eder. Rimantadinin yan etkileri daha az.
Rimantadin
Nöraminidaz enzim inhibitörleri
Oseltamivir
Influenza A, B, kuş gribi (H5N1) ve domuz gribine (H1N1) etkili. Oseltamivirin oral kapsüleri var
ve karaciğerde metabolize olur. Zanamivirin inhaler formu var.
Zanamivir
Guanin analoğu sentez inhibitörü (viral genomda hipermutasyona neden olur)
Ribavirin
Influenza A ve B virüsu, Solunum sinsityal virüsü (RSV), HCV, Kırım kongo, SARS ve Hanta
virüs. Viral RNA polimerazı inhibe eder.
74. Kenelerin tutunması ile insanlara bulaşabilen protozoon enfeksiyonu ile çiğ balık yenmesi ile bulaşabilen
sestod enfeksiyonu aşağıdakilerden hangisidir?
Kene tutunmasıyla bulaşan protozoon Çiğ balıkla bulaşan sestod
A) Babesia microti
Diphylobotrium latum
B) Plasmodium falcifarum
Paragonimus westermannii
C) Trypanosoma cruzi
Taenia saginata
D) Leishmania donovani
Hymenolepis nana
E) Trichomonas vaginalis
Echinococcus granulosis
74 - A
Babesia microti kene tutunması (ısırması) ile bulaşan bir protozoon (tek hücreli parazit) enfeksiyonu, Diphylobotrium latum
ise çiğ balık yenmesiyle bulaşan bir trematoddur. Trematodlar parazitlerin helmint (çok hücreli parazit) grubunda yer alır.
www.tusem.com.tr
29
TEMEL BİLİMLER
2014 - 03 - TUSEM - TTBT
Babesia microti: Ixoides türü kenelerin ısırmasıyla bulaşır. Eritrositler içerisinde malta haçı görüntüsü oluşturur. Bu
görüntü nedeniyle Plasmodium falcifarumun Maurer granülleri ile karışabilir. Splenomegaliye neden olabilir.
Protozoonlar ve bulaş yolları Tablo’da gösterilmiştir.
Protozoonlar
Amipler
Hastalık
Amipli dizanteri
Kontak lensle ilişkili keratit
Primer amip menenjiti
Kolit
Sıtma (eritrosit tutulumu)
Babesiyoz (sıtmaya benzer klinik)
Konjenital enf. AIDS’te ensefalit
İshal
İshal
İshal
Visseral laişmanyozis (RES
tutulumu)
Vajinit (sadece trofozoidi var)
Steatore, malabsorbsion
Cagas hastalığı
Entamoeba histolytica
Acanthamoeba
(Sarkodina)
Naegleria fowleri
Silyalı
Balantidum coli
Sporlular
Plasmodium spp
Babesia microti
(Sporozoa)
Toxoplazma gondii
seksüel ve
Criptosporidium parvum
aseksüel üreme
İsospora belli
gösterirler
Cyclospora cayetanensis
Kamçılılar/
Leishmania donovani
flagella
(Mastigofora)
Trichomonas vaginalis
Giardia lamblia
Trypanosoma cruzii
Bulaş yolu
Fekal- oral
Sular
Sular
Fekal- oral
Sivrisinek
Kene
Ookist, bradizoid, trofozoid
Fekal- oral
Fekal- oral
Fekal- oral
Flebotom (tatarcık)
Cinsel ilişki
Fekal- oral
Çeçe sineği
DİPHYLOBOTHRİUM LATUM (Balık tenyası)
Birden fazla ara konağı (2 adet) olan ve yumurtası kapaklı (operkulum) olan tek sestod’dur.
Korasidyumlar siklops cinsi kabuklular tarafından yutulur. Bunu küçük balık yer
Ara konak olan küçük balığın barsağında korasidyumdan proserkoid larva oluşur.
Bunu yutan büyük balıkta Pleroserkoid (sparganum) oluşur. Kasında larva (sparganum) bulunan az pişmiş balıkların
yenmesiyle bulaşır.
B12 vitamini eksikliği anemisi ve megaloblastik anemiye neden olduğu gibi nörolojik semptomlara neden olabilir. Gaitada tipik kapaklı yumurtalar gösterilebilir. Tedavide niklozamid veya prazikuantel kullanılır.
75. Aşağıdaki helmintlerden hangisinin erişkin formu doğada (toprakta) serbest olarak bulunur ve immün
yetmezlikli olgularda süperenfeksiyon ve sepsise neden olabilir?
A) Ancylostoma duodenale
B) Hymenelopis nana
D) Ascaris lumbricoides
E) Diphyllobothrium latum
C) Strongyloides stercoralis
75 - C
Soruda Strongyloides stercoralis’in özellikleri tanımlanmaktadır.
STRONGYLOİDES STERCORALİS
İnsan gaitasıyla bulaşmış olan topraktan filariform larvanın penetrasyonuyla bulaşır. Larvalar kan yoluyla akciğere gelir
(Askaris ve kancalı kurtlarda olduğu gibi) nazofarinksten yutularak mideden geçip barsağa gelirler. Barsak mukozası
içinde çiftleşen yumurtlarlar barsak boşluğuna atılınca açılır ve rabditiform larvalar gaitayla atılır (gaitada yumurta görülmez). Erişkin formu doğada (toprakta) serbest olarak bulunan tek parazittir.
Süperenfeksiyon (Hiperenfeksiyon): İmmünyetmezliği olanlarda (AIDS, kanser, kortikosteroid tedavisi vb) otoinfeksiyon
sonucunda larvaların sistemik yayılım göstermesidir. Akciğer (pnömoni), kalp ve SSS (menenjit) tutulur. Bu durumda
hastaların vücut sıvıları bulaştırıcıdır. Ayrıca internal otoenfeksiyon sonucunda enterik bakterilere bağlı sepsis gelişebilir.
Tanısı balgam, dışkı ve duedonal aspirat sıvısında rabditiform larvaların görülmesi ile konur. Eozinofili belirgindir.
www.tusem.com.tr
30
TEMEL BİLİMLER
2014 - 03 - TUSEM TTBT
76. Aşağıdaki trematodlardan hangisi sulardaki serkarya formunun cildi delmesi ile bulaşarak hematüri ve
mesane kanserine neden olabilir?
A) Schistosoma haematobium
B) Cholonersis sinersis C) Paragonimus westermanni
D) Schistosoma japonicum
E) Fasciola hepatica
76 - A
Soruda Schistosoma haematobium’un özellikleri tanımlanmıştır.
Schistosoma türleri sulardan larvanın (serkarya) penetrasyonuyla bulaşır bu nedenle erken dönemde serkarya dermatiti veya diğer bir ifadeyle yüzme havuzu dermatidi meydana gelir.
Akut hastalık (katayama sendromu) aşırı duyarlılık sonucunda meydana gelir. Ateş, halsizlik, ürtiker, artralji ve immün
kompleks birikimine bağlı semptomlar görülür.
Schistosoma türleri hermafrodit (dişi ve erkeği aynı canlı üzerinde bulunmayan) olmayan trematodlar içerisinde yer alır.
- İntestinal şistozomiazis: S. japonicum ve S. mansoni’ye bağlı karın ağrısı, kanlı ishal, hepatomegali ve portal hipertansiyona bağlı splenomegali görülür. Ölüm genellikle ösefagus varis rüptürüne bağlıdır.
- Vasküler şistozomiazis: S. hematobium hematüri, dizüri, tıkanıklık ve mesane karsinomuna (squamoz hücreli) neden olabilir.
- Nörolojik şistozomiazis: S. japonicum yumurtaları beyne migrasyon gösterilebilir.
TANI: S. hematobium yumurtaları idrarda S. japonikum ve S. mansoni yumurtaları gaitada gösterilebilir. Lökositoz,
eozinofili ve hipergama globülinemi gelişir.
TEDAVİ: Pazikuantal kullanılır.
77. Barret özofagusunda hangi morfolojik değişiklik ön planda izlenir?
A) Skuamöz metaplazi
B) Hiperplazi
D) Likefksiyon nekrozu
E) Apoptozis
C) Kolumnar metaplazi
77 - C
Gastroözofagial reflü hastalığında mide asidinin etkisiyle özofagus alt uçta izlenen normal çok katlı yassı epitelin yerini
intestinal epitele benzer kolumnar hücreler alır. (Kolumnar metaplazi) Buna Barret özofagusu denir.
Özofagus alt uçta adenokarsinom gelişmesinde en önemli faktör Barret özofagusudur.
METAPLAZİ ÖRNEKLERİ
• Sigara içenlerde trakea ve bronşta→skuamöz metaplazi (en sık görülen metaplazi şekli)
• A vitamini eksikliğinde solunum epitelinde→skuamöz metaplazi
• Kronik sistit, mesane taşı olan hastalarda, mesanede→skuamöz metaplazi
• Servikste → skuamöz metaplazi
• Kronik reflü gastritinde özofagus alt uçta→kolumnar metaplazi (Baret özofagusu)
• Pankreas, tükrük bezi gibi organlarda dış salgı kanallarının tıkanması→ skuamöz metaplazi
• Travmalarda yumuşak dokuda→ mezenkimal metaplazi (myozitis ossifikans)
78. Myokard infarktüsü geçiren hastanın etkilenen kalp kası hücrelerinde izlenen hangi değişiklik nekroz lehinedir?
A) Çekirdekte kromatin kümeleşmesi
B) Mitokondri şişmesi, küçük amorf dansiteler
C) Endoplazmik retikulum şişmesi
D) Hücre zarında mikrovillus kaybı
E) Sitoplazmik membranın parçalanması
www.tusem.com.tr
31
TEMEL BİLİMLER
2014 - 03 - TUSEM - TTBT
78 - E
Reversible İskemik Hücre Hasarında Oluşan Değişiklikler
• Hücre şişmesi
• Hücresel yağlanma
• Mitokondri şişmesi ve küçük amorf dansiteler
• ER şişmesi, GER’den ribozomların ayrışması, polizomların monozomlara dönmesi
• Hücre zarında mikrovillusların küntleşmesi, eğrilmesi, balonlaşması, bağlantıların gevşemesi, myelin figürlerin oluşması
• Nükleer kromatin kümeleşmesi
İrreversible İskemik Hücre Hasarında Oluşan Değişiklikler
• Hücre zarında parçalanma
• Mitokondri şişmesi, büyük dansiteler ve kalıcı disfonksiyon
• Lizozomal membran rüptürüve enzimlerin aktivasyonu
• Çekirdekte piknoz, karyolizis, karyoreksiz
• Myelin figürler
• ER lizisi
79. Aşağıdaki kompleman ürünlerinden hangisi kemotaksisi arttırıcı etkiye sahiptir?
A) C3b
B) C5a
C) C5b-9 (MAK)
D) C9
E) C2
79 - B
Lökositler ekstraselüler alana çıkınca kimyasal uyarı boyunca infeksiyon veya zedelenme alanına göç ederler. Bu olaya
kemotaksis denir. Kemotaksis, lökosit yüzeyindeki G protein ilişkili reseptörlere bağlanan çeşitli moleküllerce gerçekleştirilir. Bu moleküllere kemoatraktanlar denir. Bunlar G protein ilişkili reseptörlere bağlanınca ikincil haberciler oluşur
ve bunlar sitoplazmik kalsiyumu arttırır. Kalsiyumun etkisi ile bağlanma olan bölgede aktin polimerize olur ve lökositler
bağlanma olan tarafa doğru psödopodik hereket yaparlar.
Kemotaksise neden olan moleküller:
• Solubl bakteriyal ürünler(özellikle N-formil methionin taşıyan peptidler)
• Kompleman sisteminden C5a
• Doku yıkım ürünleri
• Lökotrienlerden LTB4
• Sitokinler: Kemokin ailesi (IL-8)
80. Aşağıdaki hücrelerden hangisi IFN gama salgılayarak makrofajları aktive eder?
A) Plazma hücresi
B) Sitotoksik T lenfosit
D) Yardımcı (hepler) T hücresi
E) Mast hücresi
C) Nötrofiller
80 - D
Makrofajlar aynı zamanda antijen prezente eden hücrelerdir. Fagosite ettiği materyalin protein parçalarını yüzeyindeki
MHC Class II ile CD4+ Th1 lenfositlere sunarlar. Th1 hücresi IFN gama salgılayarak makrofajları aktive eder. Makrofajların aktivasyonunda primer stimülatör IFN gama’dır.
www.tusem.com.tr
32
TEMEL BİLİMLER
2014 - 03 - TUSEM TTBT
81. Aşağıdakilerden hangisi Tip I hipersensitivite reaksiyonu değildir?
A) Akut ürtiker
B) Alerjik rinit
D) Alerjik gastroenterit
E) Bronşial astım
C) Allerjik alveolit
81 - C
Allerjik alveolit akut dönemde Tip III, kronik dönemde Tip IV hipersensitivite reaksiyonudur.
Tip I ADR Örnekleri
Lokalize
• Ürtiker
• Allerjik rinit
• Alerjik konjonktivit
• Allerjik gastroenterit
• Bronşial astım
• Saman nezlesi
Sistemik
• Yabancı proteinler (arı sokması)
• Hormonlar
• Enzimler
• Polisakkaridler
• İlaçlar (Penisilin alerjisi)
82. Mikroskopide granülomların izlendiği hipersensitivite reaksiyonu hangisidir?
A) Tip I hipersensitivite
B) Tip II hipersensitivite
C) Tip III hipersensitivite
D) Tip IV gecikmiş tipte hipersensitiviteE) Tip IV direkt hücresel sitotoksisite
82 - D
CD4+ T hücreler tarafından salgılanan IFN-γ ile aktive makrofajlar epiteloid histiositlere ve multinükleer dev hücrelere
dönerler. Bu hücreler ve etraflarında lenfositik halka
ile çevrili granülomatöz reaksiyon Tip IV gecikmiş
aşırı duyarlılık reaksiyonunda izlenir. Eğer aktivasyon uzarsa devam eden inflamasyon ve sonuçta
fibrozis gelişebilir.
www.tusem.com.tr
33
TEMEL BİLİMLER
2014 - 03 - TUSEM - TTBT
83. Multiple myelomlu hastada böbrek biyopsisinde ekstraselüler eozinofilik aselüler birikim izleniyor. Kongo red boyamada kırmızı renk ve polarize ışıkta yeşil renkli görünüm dikkati çekiyor.
Bu hastada en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?
A) FMF
B) Sistemik senil amiloidoz
D) AL amiloidoz
E) Hemodiyaliz ile ilişkili amiloidoz
C) Reaktif sistemik amiloidoz
83 - D
Amiloid vücudun çeşitli doku ve organlarındaki hücreler arasında biriken protein yapısında anormal bir maddedir. Işık
mikroskopi ve rutin H&E boyasında komşu hücrelere uzanan ve onlarda basınç atrofisi oluşturan şekilsiz, eozinofilik,
hyalin bir ekstraselüler madde olarak görülür. Amiloidi diğer hyalin birikimlerden (kollajen fibrin gibi) ayırmak için en sık
kullanılan yöntem Kongo kırmızısı boyamadır. Fakat daha spesifik olan, polarize ışıkta Kongo kırmızısı ile amiloidin
yeşil ışığı çift kıran boyanma özelliğidir. En yaygın amiloidoz tipi primer amiloidozdur. (AL amiloidoz). Amiloid dağılımı
genellikle sistemiktir ve AL tipindedir. Olguların çoğunda bir plazma hücre diskrazisi formu bulunmaktadır. Aberan B
hücreleri tarafından sentezlenen Ig hafif zinciri
(AL) veya bunların parçacıklarının birikmesinden meydana gelir. Multiple myelom ve diğer plazma hücre diskrazilerinde
Ig hafif zincirden oluşan AL amiloidoz görülür.
Amiloidoz sınıflaması
Sistemik (jeneralize) amiloidoz
• AL amiloidoz (primer amiloidoz)
• Reaktif sistemik amiloidoz (sekonder amiloidoz)
• Hemodiyaliz ile ilişkili amiloidoz
• Kalıtsal amiloidoz
• FMF
• Familyal amiloidik nöropatiler
• Sistemik senil amiloidoz
Lokalize amiloidoz
• Senil serebral amiloidoz
• Endokrin (tiroid medüller karsinom, langerhans adacıkları) amiloidoz
• İzole atrial amiloidoz
• Prion hastalıkları
84. Benzen aşağıdaki neoplazilerden hangisinin gelişmesine neden olabilir?
A) Akciğer
B) Lösemi
C) Hemanjiosarkom
D) Karaciğerde anjiosarkom
E) Prostat
www.tusem.com.tr
34
TEMEL BİLİMLER
2014 - 03 - TUSEM TTBT
84 - B
Benzen özellikle boya, matbaacılık, kuru temizleme ve lastik sanayisinde kullanılan kimyasal maddedir. Maruz kalanlarda lösemi ve Hodgkin lenfoma gelişme riski yüksektir.
MESLEKİ KARSİNOJENLER
Etken
Malignite
Meslek
Asbestoz
Akciğer, mezotelyoma, larink, GIS ve böbrek Sanayi (ısı yalıtımı, inşaat, gemi endüstrisi),
kanseri
topraklar
Arsenik
Akciğer ve deri hemanjiosarkomu
Metal eritme, metal alaşımları, elektrikli iletken
aletler, ilaç, herbisid fungusit, yeraltı suları
Benzen
Lösemi, Hodgkin hastalığı
Çözücü yağlar, özellikle boya, lastik, temizleme
ürünleri ve deterjanlar
Berilyum
Akciğer kanseri
Uzay araçları ve yakıtları, nükleer reaktörler ve
uzay araçlarında kullanılar hafif metal alaşımları
Kadmium
Prostat kanseri
Sarı pigment ve fosfor içerir. Lehimlerde bulunur.
Bataryalar ve kaplama metallerinde
Krom
Akciğer kanseri
Metal alaşım, boya sanayi
Etilen oksit
Lösemi
Meyve- fındık olgunlaştırıcıdır. Gıda
sanayi, roket yakıtı, sterilizasyon
Nikel bileşikleri
Burun, nazal sinüsler, akciğer kanseri
Nikel kaplama, seramik, pil, paslanmaz çelik üretimi
Radon
Akciğer kanseri
Uranyum tozları, yeraltı madenleri, taş ocakları
Vinil klorid
Karaciğer anjiosarkomu
Soğutucu, plastik yapıştırıcıları, plastik malzeme üretimi
85. Aşağıdakilerden hangisi insan tümörlerinde en sık izlenen nükleer transkriptör gen bozukluğudur?
A) MYC
B) FOS
C) RAS
D) p53
E) REL
85 - A
Nükleer transkripsyon faktörlerini kodlayan genler hücrelerin siklusa düzenli olarak girmesine ve hücre bölünmesine
yol açarlar. Bu grupta MYC, MYB, JUN, FOS onkogenleri bulunur. Bunların arasında MYC, insan tümörlerinde en sık
görülen nükleer transkriptör gen bozukluğudur.
MYC geni disregülasyonu ile oluşan tümörler
• t(8;14) (c-MYC)→Burkitt lenfoma
• N-MYC amplifikasyonu→Nöroblastom
• L-MYC amplifikasyonu→ Küçük hücreli akciğer kanseri
86. Paraneoplastik sendrom olarak en sık izlenen endokrinopati aşağıdakilerden hangisidir?
A) Uygunsuz ADH sendromu
B) Cushing sendromu
D) Karsinoid sendrom
E) Karsinoid tümör
C) Hipoglisemi
86 - B
Paraneoplastik sendromlar tümörün yayılımına bağlı olmaksızın, tümörden (primer veya metastatik) salınan hormonlara veya hormon dışı moleküllere bağlı organ disfonksiyonlarına denir.

En sık görülen paraneoplastik sendrom hiperkalsemidir.

Paraneoplastik sendrom olarak en sık oluşan endokrinopati
Cuushing sendromudur. Cuushing sendromuna en
sık neden olan tümör akciğerin küçük hücreli karsinomudur. Tümör hücreleri tarafından salınan ACTH veya ACTH
benzeri maddeler neden olur.
www.tusem.com.tr
35
TEMEL BİLİMLER
2014 - 03 - TUSEM - TTBT
87. Aşağıdakilerden hangisinde Wilm’s tümör gelişme riski yoktur?
A) WAGR sendromu
B) Danys-Drash sendromu
D) Nefroblastomatozis
E) Tuberoz skleroz
C) Bewith-Wiedemann sendromu
87 - E
WAGR sendromu, nefroblastomatozis (nefrojenik kalıntılar), Danys-Drash sendromu ve Becwith-Wiedemann sendromunda Wilm’s tümörü gelişebilir. Tuberoz sklerozda renal anjiomyolipom, kalpte rabdomyom görülebilir.
88. Aterosklerozda tunika intimaya göç eden düz kas hücrelerinin çoğalmasını uyaran en önemli büyüme
faktörü aşağıdakilerden hangisidir?
A) VEGF
B) HGF
C) PDGF
D) TGF-β
E) Heparan sülfat
88 - C
Ateroskleroz, intimada yerleşen tunika medianın zayıflamasına neden olan, lümene doğru uzanıp bazen lümeni tıkayan, ateromatöz, fibröz yağlı plak veya aterom denen intimal lezyonlarla karakterizedir.
Batı dünyasında mortalite ve morbiditenin en sık nedenidir. Ateroskleroz multifaktöryel bir hastalıktır.
Atherogenezde Oluşum Basamakları
• Kronik endotel hücre hasarı (Aterom plağı gelişiminde ilk aşamadır) →permeabilite artışı→Lökosit ve trombosit adezyonu
• Lipoproteinlerin damar duvarında birikimi (LDL ve okside LDL)
• Monosit adezyonu ve intimaya transmigrasyonu → köpüksü hücre oluşumu
• Trombosit adezyonu ve PDGF üretimi
• PDGF ile düz kas hücrelerinin uyarılması → tunika mediadan intimaya göç etmesi
• Düz kas hücreleri (DKH)’nin proliferasyonu → ekstraselüler matriks üretimi (Atherom plağın olgunlaşmasını sağlayan son aşamadır)
• Sonuç olarak tunika intimada yoğun yağ ve fibröz doku birikimi (ATHEROSKLEROZ )
Endotelyal zedelenme alanlarına yağışan trombositlerden, makrofajlardan, endotel hücrelerinden ve DKH’lerinden sagılanan PDGF (Platelet Derivated Growth Factor) tunika intimaya göç eden düz kas hücrelerinin proliferasyonunda en
öenmli büyüme faktörüdür.
89. Aşağıdakilerden hangisi vasküler kaynaklı bir tümör değildir?
A) Anjiosarkom
B) Hemanjioperisitom
D) Alveoler soft part sarkom
E) Pyojenik granülom
C) Hemanjioendotelyoma
89 - D
Damar tümörleri
• Benign vasküler neoplazmlar ve gelişimsel-edinsel lezyonlar
Hemanjiom (kapiller-kavernöz-pyojenik granülom)
Lenfanjiom (kapiller-kavernöz)
Glomus tümörü
Vasküler ektaziler (nevus flammeus-spider telenjektaziler-herediter hemorajik telenjektazi)
Reaktif vasküler proliferasyonlar (basiller anjiomatozis)
• İntermediyer grade’li neoplazmlar
Kaposi sarkomu
Hemanjioendotelyoma
• Malign neoplazmlar
Anjiosarkom
Hemanjioperisitom
www.tusem.com.tr
36
TEMEL BİLİMLER
2014 - 03 - TUSEM TTBT
90. Aşağıdakilerden hangisi akut romatizmal ateşte izlenen granülom benzeri yapıları tanımlar?
A) Asteroid cisimcikler
B) Aschoff cismi
D) Stellat cisim
E) Spider cism
C) Mac-Callum plakları
90 - B
Akut romatizmal ateş (ARA), A grubu β-hemolitik streptokokal farenjit atağından birkaç hafta sonra %3 oranında görülen, akut immünolojik bir hastalıktır. (Tip II ADR) ARA’da kalp tutulumu pankardit şeklindedir. Kalbin tüm tabakalrında
Aschoff cisimleri denen granülom benzeri yapılar görülür. Aschoff cisimlerinde;
• Ortada fibrinoid nekroz
• Bazofilik sitoplazmalı iri makrofajlar (Anitschkow hücresi)
• Nekrotik miyositler (Caterpillar hücresi)
• T lenfositler ve seyrek plazma hücreleri bulunur.
91. Aşağıdakilerden hangisi megaloblastik aneminin bulgularından değildir?
A) Eritrositlerde hiperkrom makrositer değişiklik
B) Hipersegmente granülositler
C) İnefektif eritropoez
D) Retikülositoz
E) Hafif orta trombositopeni
91 - D
Vit B12 ve folik asit eksikliğinde hem myeloid hem de eritroid seri etkilenir. Her üç seride de megaloblastik değişiklikler
izlenir. Sonuçta defektif hücreler apoptozla yok edilir ve inefektif hematopoez gelişir. Hastalarda pansitopeni izlenir. Periferik kanda retikülositopeni, anemi, hafif orta trombositopeni ve lökopeni vardır. Eritrositlerde makrositoz, ovalositoz,
anizositoz, hiperkromazi, nötrofillerde hipersegmentasyon ve irileşme görülebilir.
92. Aşağıdaki lenfoma tiplerinden hangisinde epidermotropizm ve patruier mikroabseleri görülür?
A) Burkitt lenfoma
B) Erişkin T hücreli lösemi/lenfoma
D) Anaplastik büyük hücreli lenfoma
E) Büyük granüler lenfositik lösemi
C) Mikozis fungoides
92 - C
Mikozis Fungoides, CD4(+) T hücrelerinden gelişen primer deri lenfomasıdır.
Non spesifik deri bulgularından plak ve tümör aşamalarına kadar değişen bulguları vardır. (premikotik-plak-tümör)
Serebriform nükleuslu T-hücreleri, üst dermis ve epidermiste infiltrasyon gösterirler. Epidermisin neoplastik serebriform
nükleuslu lenfositlerle infiltrasyonu (epidermotropizm) ve Pautrier mikroabseleri tipiktir.
93. Akciğerlerde elastaz-antielastaz arasındaki denge elastazlar lehine bozulması durumunda hangi hastalık
ortaya çıkar?
A) Atelektazi
B) Bronşit
C) Bronşiektazi
D) Amfizem
E) Astım
www.tusem.com.tr
37
TEMEL BİLİMLER
2014 - 03 - TUSEM - TTBT
93 - D
Serum ve intertisyal dokuda antielastaz aktivitesi olan başlıca molekül alfa-1 antitripsindir. Bunun dışında bronşial mukustaki sekretuar lökoproteaz inhibitörü ve serum alfa-1 makroglobulindir. Başlıca hücresel elastaz aktivitesi ise nötrofilik
elastazdan kaynaklanır. Bunun dışında nötrofillerden salınan katepsin G, proteinaz-3, makrofajlardan salınan elastaz
(alfa-1 antitripsin ile inhibe edilemez), nötrofil ve makrofajlardan salınan matriks metalloproteinazları bulunmaktadır.
Amfizem patogenezinde asıl olay proteaz-antiproteaz dengenin bozulmasıdır. Sigara içen bireylerde serbest oksijen
radikalleri artar ve bunlar alfa-1 antitripsini inhibe eder. Yine nikotinin etkisiyle alveol duvarında nötrofiller birikir. Nötrofillerden salınan elastaz, alfa-1 antitripsin eksikliğinde veya inaktivasyonunda doku yıkımına neden olur.
94. Aşağıdakilerden hangisi çocuklarda nefrotik sendromun en sık nedenidir?
A) Fokal segmental GN
B) Membranöz GN
D) Lipoid nefroz
E) IgA nefropatisi
C) Mambranoproliferatif GN
94 - D
Çocuklarda nefrotik sendrom %95 oranında primer glomerül hastalıklarına bağlı gelişir. Bunların içinde en sık neden
minimal değişiklik (change) hastalığı (lipoid nefroz)’dır.
Minimal Değişiklik hastalığı (Lipoid nefroz)
• Çocuklarda nefrotik sendromun en sık nedenidir.
• Selektif proteinüri, hipoalbüminemi, ödem, hiperlipidemi ve lipidüri ile seyreder.
• Proteinürinin nedeni glomerüller kapiller duvarın bozulması sonucu plazma proteinlerine aşırı geçirgenlik ve glomerüler polianyon kaybıdır.
• IM (ışık mikroskopi)bulguları: Olguda ışık mikroskopisinde glomerüller normaldir. Proksimal tübül epitel hücrelerinde lipit ve yağ birikimine bağlı vakuolizasyon görülebilir.
• EM (Elektron mikroskopi) bulguları: Visseral epitel hücrelerinde podositlerde düzleşme veya silinme
• IF (İmmünfloresan) bulguları: Madde birikimi saptanmaz.
• Prognozu iyidir. Çocuklarda kortikosteroid trdavisi ile genellikle düzelir. Erişkinlerde prognoz biraz daha kötüdür.
www.tusem.com.tr
38
TEMEL BİLİMLER
2014 - 03 - TUSEM TTBT
95. Testiste ağrısız büyüme ve hemoptizi şikayeti ile gelen 32 yaşında hastanın USG’sinde sağ testiste 4,5 cm çapında kitle izleniyor. Hastaya orşiektomi yapılıyor. Testiste gri beyaz renkli homojen vasıflı kitle, kesitlerinde fibröz
bantlarla ayrılmış, geniş berrak sitoplazmalı, sitoplazmik sınırları belirgin, santral nükleuslu, nükleolleri seçilebilen
ganüler kromatinli hücreler, intertisyal lenfositik infiltrasyon izleniyor.
Bu hastada en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?
A) Klasik seminom
B) Embryonel karsinom
D) Yolk sac tümör
E) Teratom
C) Koryokarsinom
95 - A
Testis tümörleri % 95 germ hücrelerden gelişir. Germ hücreli tümörler seminomatöz ve non seminomatöz tümörler
diye ikiye ayrılır. Testis tümörlerinin görülme yaşı 15-34 yaş arasıdır. Germ hücreli testis tümörlerinin %60 kadarı mikst
özellik taşır ve birden fazla germ hücreli tümör (embriyonel karsinom + seminom gibi) bir arada olur. Tek histolojik yapı
içerenlerden en sık görüleni seminomdur.
3 yaşın altında en sık testis tümörü: yolk sac tümörüdür ve 3 yaş altında en az görüleni ise seminomdur. En iyi prognozlu olan seminomdur En kötü prognozlu olan koryokarsinomdur. Seminomlar lenfatik, non seminomatöz tümörler ise
hematojen yayılımı severler.
Seminom makroskopik olarak gri beyaz renkli, homojen vasıflı multinodüler kitle şeklinde izlenirler.
Morfolojik olarak, dallanmış fibröz septalarla ayrılan diffüz tabakalar şeklinde tümöral proliferasyon vardır. Tümör hücreleri
sitoplazmik sınırları belirgin, berrak sitoplazmalı, santral nükleuslu, bir iki nükleollü, granüler kromatinlidir. Sitoplazma değişik
oranlarda glikojen içerir. Mitoz azdır. Tümör çevresinde T lenfositlerden zengin lenfoid infiltrasyon izlenir ve bu yüzden iyi
prognozludur. Serum PLAP seviyesi vakaların %50’sinde yüksektir. AFP genellikle normal iken, %10-20 oranında sinsityotrofoblastik dev hücreler bu tümöre eşlik eder ve bu vakalarda beta HCG yüksekliği izlenir. Radyosensitiftirler.
96. Aşağıdaki bulgulardan hangisi Crohn hastalığını düşündürmez?
A) Segmental tutulum
B) Transmural tutulum
D) Kazeifiye granülomlar
E) Fistül ve fissürler
C) Serozit
96 - D
Crohn hastalığı (CH) ataklar halinde GİS’in herhangi bir seviyesini tutabilir. En sık terminal ileum tutulur. Gecikmiş tipte hipersensitivite reaksiyonudur. İnflamasyon tüm barsak katlarını tutan transmural, keskin sınırlı ve kroniktir. İnflamasyona non
kazeifiye granülomlar ve lenfoid agregatlar eşlik eder. CH’da segmental atlamalı tutulum vardır ve segmentler arasında normal barsak izlenebilir. (ip belirtisi/skip sign) fibrozis nedeni ile barsak lümeni daralır ve baryumlu grafide ip belirtisi görünümü
oluşur. Serozit olgularda sıktır ve fistül oluşturan derin fissürler sık görülür. Hastalarda malabsorbsiyon ve ishal belirgindir.
97. Aşağıdakilerden hangisi Alzheimer hastalığında izlenen mikroskopik bulgulardan değildir?
A) Senil plak
B) Nörofibriler yumak
D) Hirano cisimcikleri
E) Negri cisimciği
C) Granülovakuoler değişiklik
97 - E
Yaşlı hastalarda demansın en sık nedeni Alzheimer hastalığıdır. Alzheimer hastalığında başlangıç klinik bulgu genelde
konsantrasyonda ve entellektüel kapasitede azalmadır. Progresif kognitif fonksiyon kaybı ve yakın hafızada kayıp vardır. İlerleyen dönemlerde tam bir dezoryantasyon, konuşma bozuklukları ve diğer kortikal fonksiyonlarda kayıp gözlenir.
Alzheimer hastalığında simetrik kortikal atrofi ve özellikle temporal, frontal ve parietal loblarda sulkuslarda genişleme
görülür. En önemli histolojik özellikleri nörofibriller yumaklar. Senil (nöritik) plaklar ve amiloid anjiopatidir.
www.tusem.com.tr
39
TEMEL BİLİMLER
2014 - 03 - TUSEM - TTBT
Alzheimer hastalığında izlenen major mikroskopik bulgular
1- Nörofibriler yumaklar: H&E boyasıyla bazofilik boyanan stoplazmik yapılardır. Nöronların sitoplazmasında, nükleusu
sarmalayan veya kenara iten çift sarmal fibrillerden oluşur. Elonge veya alev şeklinde olabilirler. Nörofibriller yumaklardaki major protein anormal hiperfosforle tau protein birikimidir.
2- Senil (nöritik) plaklar: Amilod beta protein birikimiyle karekterizedir. Alzheimer hastalığına spesifik değildir.
3- Amiloid anjiopatisi: Aβ birikiminin damarlar çevresinde olmasıyla karekterizedir.
4- Hirano cisimleri: Hipokampusteki piramidal hücrelerde biriken yuvarlak eozinofilik cisimlerdir.
5- Granülovakuoler Dejenerasyon: Hipokampüste berrak vakuoller olarak gözlenir.
En sık hipokampus ve olfaktör bulbusda izlenir.
98. Aşağıdaki tiroid tümörlerinden hangisi nöroendokrin özelliktedir?
A) Papiller karsinom
B) Foliküler karsinom
D) Az diferansiye karsinom
E) Anaplastik karsinom
C) Medüller karsinom
98 - C
Medüller karsinom, parafoliküler C hücrelerinden köken alan (2 kez soruldu), stromada amiloid birikimi görülebilen (5
kez soruldu) nöroendokrin neoplazmdır. Medüller tiroid karsinomu parafoliküler C hücrelerine benzer şekilde kalsitonin
salgılarlar. Kalsitonin düzeyi tanı ve postoperatif takipte öemli rol oynar. Medüller karsinom olgularının %80’i sporadik,
%20’si MEN 2A veya 2B sendromu ile MEN ile ilişkisiz familyal medüller tiroid karsinomu (FMTK) gibi familyal vakalardır. RET protoonkogen (10q11) mutasyonları hem familyal hem de sporadik vakaların gelişmesinde önemli rol oynar.
MEN sendromlarında görülenler erken yaşlarda, sporadik ve FMTK vakaları erişkinlerde (50’li yaşlar) sıktır. Sporadik
vakalar tek lobdan gelişme eğiliminde iken familyal vakalarda multifokal ve bilateral gelişim yaygındır. Sporadik olgularda en sık boyunda kitle ile semptom verirler. Hastalarda kalsitonin düzeyi artmış olmasına rağmen hipokalsemi
beklenmez. Prognozu papiller karsinomdan kötüdür. Evre en önemli prognositik faktördür.
99. Birinci derece kinetiğine göre metabolize olan A ilacından 8 saat önce yüksek miktarda alarak intihar girişiminde
bulunan hasta hastaneye geldiğinde ilacın kan düzeyi 0.50 mg/L olarak ölçülüyor.
A ilacının yarılanma ömrü 4 saat dağılım hacmi 100 litre olduğuna göre hasta 8 saat önce kaç mg ilaç almıştır?
A) 50
B) 100
C) 150
D) 200
E) 400
99 - D
Geldiğinde ilacın kan düzeyi 0.50mg/L ölçüldüğüne göre 4 saat önce 1.0mg/L aldığı zaman 2mg/L’dir. Herhangi bir
zamandaki ilaç miktarı dağılım hacmi x plazma derişimi olduğuna göre; 100x2=200 mg olarak bulunur.
100.Aşağıdaki ilaçlardan hangisi morfin intoksikasyonunda görülen myozis, bradikardi, bronkokonstriksiyon
ve solunum depresyonunu önler?
A) Metadon
B) Levorfanol
C) Meperidin
D) Hidrokodon
E) Naloksan
100 - E
Opiyat Reseptör Antagonistleri
Naloksan: Pür opiyat reseptör antagonistidir. Morfin zehirlenmesinde intravenöz yoldan kullanılır. Kısa yarı ömre
sahip olduğu için sık aralıklarla verilmesi gerekir. İntravenöz veya epidural verilen opiyat ilaçların istenmeyen etkilerini
ortadan kaldırmak için de kullanılır.
Naltrekson: Naloksana kıyasla daha uzun etkili oral ve parenteral verilebilen pür opiyat reseptör antagonistidir. Etanol
bağımlılarının tedavisinde kullanılır. Morfin bağımlılarının tespitinde de yararlıdır.
www.tusem.com.tr
40
TEMEL BİLİMLER
2014 - 03 - TUSEM TTBT
101.Kalp glikozidlerinin farmakolojik özellikleri ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?
A) Na+, K+, ATP’azı inhibe ederler.
B) Miyokardın kontraktilitesini artırırlar.
C) Düşük dozdan itibaren parasempatolitik etki yaparlar.
D) Kalp yetmezliğinde kullanılmalarına karşın mortaliteyi azaltmazlar.
E) Gebelerde ve laktasyonda kullanılabilirler.
101 - C
Kalp Glikozidleri
Na+, K+, ATP’azı inhibe ederler. Miyokardın kontraktilitesini artırırlar (pozitif inotropik etki). Düşük dozdan itibaren
parasempatomimetik etkilerine bağlı negatif dromotropik ve negatif kronotropik etki yaparlar. Ventriküler bigeminitrigemini en fazla olmak üzere sinüs taşikardisi dışında her türlü aritmiye neden olurlar.
Sistolik ve düşük debili kalp yetmezliğinde, atrial fluttter tedavisinde ve atrial fibrilasyonda ventriküler hız kontrolünde kullanılırlar. Kalp yetmezliğinde kullanılmalarına karşın mortaliteyi azaltmazlar. Gebelerde ve laktasyonda kullanılabilirler.
102. Asetilkolinin aşağıdaki yerlerden hangisinde oluşturduğu etkiler atropin tarafından bloke edilebilir?
A) Sempatik gangliyon B) Parasempatik gangliyon
D) İskelet kası
E) Adrenal medulla
C) Bronş düz kası
102 - C
Kolinerjik Reseptörler
Asetilkolinin muskarinik (M) ve nikotinik (N) olmak üzere iki majör reseptörü vardır. Muskarinik reseptörler G protein (M1,
M3, M5 Gq, M2 ve M4 Gi) nikotinik reseptörler iyon kanalı ile kenetlidir.
Gangliyonlarda ve adrenal medullada bulunan nikotinik reseptörler (NN) çizgili kaslarda bulunanlar (NM) olarak adlandırılır. Asetilkolinin nikotinik reseptörleri uyararak oluşturduğu etkiler atropin gibi antimuskarinik ilaçlar tarafından
bloke edilemez.
Tablo: Nikotinik Reseptörlerin Lokalizasyonu
Sempatik gangliyon
Parasempatik gangliyon
Adrenal medulla
İskelet kası
Santral sinir sistemi
Medulla spinalisin reinshew hücreleri
103.Aşağıdakilerden hangisi valproik asid’in kullanım endikasyonlarından biri değildir?
A) Migren profilaksisi
B) Ventriküler aritmi
D) Myoklonik nöbet
E) Absans nöbet
C) Bipolar hastalık
103 - B
Valproik Asit’in Klinik Kullanımı
Absans epilepsi, generalize tonik-klonik epilepsi, parsiyel nöbet ve myoklonik nöbet olmak üzere tüm epilepsi tiplerinde etkilidir. Myoklonik nöbette öncelikli tercihtir. Febril konvülsiyonlarda diazepam veya fenobarbitalin alternatifidir.
Bipolar hastalıkta ve migren profilaksisinde de kullanılabilir.
www.tusem.com.tr
41
TEMEL BİLİMLER
2014 - 03 - TUSEM - TTBT
104.Heparine bağımlı trombositopeni gelişen hastalarda kullanılan argatroban’ın antikaogulan etki mekanizması aşağıdakilerden hangisidir?
A) Doğrudan trombin inhibisyonu
B) Doğrudan faktör Xa inhibisyonu
C) Vitamin K antagonisti
D) Antitrombin III aracılı trombin inhibisyonu
E) Antitrombin III aracılı faktör Xa inhibisyonu
104 - A
Tablo: Antikoagulan İlaçlar
Antikoagulan İlaç
Heparin
Enoksiparin / Fraksiparin
Fondaparinuks
Danaparoid
Rivaroksaban / Apiksaban
Lepirudin / Argatroban
Dabigatran
Drotrekogin alfa
Etki Mekanizması
Antitrombin III üzerinden intrinsek ve ortak yolağın inhibisyonu
Antitrombin III üzerinden faktör Xa inhibisyonu
Antitrombin III üzerinden faktör Xa inhibisyonu
Antitrombin III üzerinden faktör Xa inhibisyonu
Oral kullanılan doğrudan faktör Xa inhibitörleri
Doğrudan trombin inhibisyonu
Oral kullanılan doğrudan trombin inhibitörü
Aktive protein C
105.Aşağıdaki antibiyotiklerden hangisi psödomanas aeruginosa’ya bağlı akciğer enfeksiyonlarında yeterli
etkinlik göstermez?
A) Siprofloksasin
B) Seftazidim
C) Tobramisin
D) Daptomisin
E) Piperasilin
105 - D
Daptomisin
Lipopeptit yapıdadır. Bakteride stoplazmik membrana bağlanır. Kalsiyum ve potasyum dengesini değiştirerek hücre
membranını depolarize eder. İntraselüler DNA, RNA ve protein sentezini baskılar. Bakterisid etkilidir.
Yalnızca gram(+) bakterilere etkilidir. Metisiline dirençli stafilokok ve vankomisine dirençli enterokok tedavisinde
intravenöz infüzyonla kullanılır. Böbrek yetmezliğinde dozu ayarlanmalıdır.
Myopati ve rabdomyolizise neden olabilir. Kreatin kinaz düzeyi haftalık takip edilmelidir. Myopati yan tesirinden dolayı statinlerle birlikte verilmez. Karaciğer transaminazlarını artırır. Pulmoner surfaktan tarafından antagonize edildiği
için pnömoni gibi alt solunum yolu enfeksiyonlarında kullanılmaz. Uzun süren tedavide alerjik pnömonitis gelişebilir.
106.Uyarıldığı zaman aynı ikinci haberci derişimini değiştiren reseptörler aşağıdakilerden hangisinde birlikte
verilmemiştir?
A) GABA’erjik GABAB – Serotonerjik 5-HT1A
B) Adrenerjik α2 – Muskarinik M2
C) Dopaminerjik D1 – Adrenerjik β2
D) Adrenerjik α1 – Muskarinik M3
E) Serotonerjik 5-HT4 – Pürinerjik P2Y12
www.tusem.com.tr
42
TEMEL BİLİMLER
2014 - 03 - TUSEM TTBT
106 - E
Tablo: G Protein Kenetli Maddeler
Endojen Madde
Adrenalin
Asetilkolin
Dopamin
Serotonin
Histamin
ADP
Adenozin
Vazopresin
GABA
Gs
β1, β2 ve β3
--D1 ve D5
5-HT4 ve 5-HT7
H2
--A2A ve A2B
V2
---
Gq
α1
M1, M3 ve M5
--5-HT2
H1
P2Y1,2,4,6
--V1
---
Gi
α2
M2 ve M4
D2, D3 ve D4
5-HT1A ve 5-HT1D
H3
P2Y12
A1 ve A3
--GABAB
107.Aşağıdaki genel anestezik ilaçlardan hangisi adrenal korteksten steroid hormon sentezini inhibe eder?
A) Ketamin
B) Tiyopental
C) Propofol
D) Etomidat
E) Midazolam
107 - D
Etomidat: GABAA reseptörlerini uyarır. Kardiyak ve pulmoner depresyon yapmadığı için by-pass ameliyatlarında tercih edilir. Kafa içi basıncını ve beyin kan akımını azaltır. Uzun süre intravenöz infüzyonla verildiğinde adrenokortikal
baskılanmaya bağlı mortalite artışına neden olabilir. Adrenal korteksten kortizol ve aldosteron sentezini inhibe eder.
108.Lokal kontrol olaylarını etkileyen aşağıdaki ilaçlardan hangisi etki mekanizması ile birlikte verilmemiştir?
A) Palanosetron – Serotonin 5-HT3 reseptör blokörü
B) Tolvaptan – Vazopresin V2 reseptör blokörü
C) Montelukast – Lökotrien sisteinil-LT1 reseptör blokörü
D) Aprepitant – Substans P NK1 reseptör blokörü
E) Bosentan – Ürotensin reseptör blokörü
108 - E
Tablo: Lokal Kontrol Olaylarını Etkileyen İlaçlar
İlaç
Ondansteron / Palanosteron
Tolvaptan
Zafirlukast / Montelukast
Aprepitant
Bosentan
Ambrisentan / Sitaksentan
Palosuran
İkatibant
Aprotinin / Ekallantid
Mekanizma
5-HT3 reseptör blokörü
V2 reseptör blokörü
Sisteinil-LT1 reseptör blokörü
Substans P NK1 reseptör blokörü
Endotelin ETA ve ETB reseptör blokörü
Selektif ETA reseptör blokörü
Ürotensin reseptör blokörü
Bradikinin B2 reseptör blokörü
Kallikrein inhibitörü
109.Aşağıdakilerden hangisi potasyum kanallarını bloke ederek aksiyon potansiyel süresini uzatan antiaritmiklerden biri değildir?
A) Amiodaron
B) Dofetilid
C) Meksiletin
D) Sotalol
E) Prokainamid
www.tusem.com.tr
43
TEMEL BİLİMLER
2014 - 03 - TUSEM - TTBT
109 - C
Potasyum kanallarını bloke ederek aksiyon potansiyel süresini uzatanlar: Sınıf 1A (kinidin, prokainamid, disopiramid)
ve sınıf 3 (amiodaron, dronaderon, vernekalant, sotalol, dofetilid, ibutilid)
Meksiletin
Oral yoldan etkilidir. Sodyum kanallarını bloke ederek eşik değeri yükseltir. Potasyum kanal blokajı yapmaz. Etki mekanizması ve kalpte oluşturduğu etkiler lidokain ve fenitoine benzer.
Atrioventriküler düğümde iletimi baskılamaz, sinoatrial nod ve AV nodda refrakter periyodu etkilemez. Yalnızca ventriküler aritmilerin tedavisinde kullanılır. Atrial fibrilasyon ve supraventriküler taşikardi tedavisinde yararlı değildir. Diyabetik nöropatide ağrı kontrolü için de verilebilir.
Otonomik ve kardiyak yan tesir riski düşüktür. EGK’de PR, QT ve QRS değişikliği yapmaz. Görme bulanıklığı, tremor,
letarji ve konvülsiyon gibi nörolojik yan tesirlere neden olur.
110.Aşağıdaki ilaçlardan hangisi 20-22 desmolaz ve aromataz enzimlerini inhibe eder?
A) Mifepriston
B) Abirateron
C) Flutamid
D) Ganireliks
E) Aminoglutetimid
110 - E
Aminoglutetimid
Kolesterol → pregnenolon dönüşümünü yapan 20-22 desmolazı inhibe eder. Hormonal aktif tüm steroid hormonların
sentezini önleyerek medikal adrenelektomiye neden olur. Ekstraadrenal yapılarda androstenedion → östrojen dönüşümünü yapan aromataz enzimini de inhibe eder. Meme kanserinde ve Cushing sendromunda kullanılır. Mikrozomal enzim
indüksiyonu yaparak deksametazon başta olmak üzere diğer glukokortikoid preparatlarının yarı ömürlerini kısaltır.
111. Aşağıdaki antibiyotiklerden hangisi aneorobik bakteri enfeksiyonlarında kullanılmaz?
A) Levofloksasin
B) Kloramfenikol C) Klindamisin
D) Sefotetan
E) Metronidazol
111 - A
Tablo: Anti-aneorobik Antibiyotikler
Antibiyotik Grubu
Nitroimidazol türevleri
Linkozamidler
Penisilinler
Sefalosporinler
Karbapenemler
Amfenikoller
Antibiyotik
Metronidazol / Ornidazol / Tinidazol
Klindamisin / Linkomisin
Penisilin G / Aminopenisilinler
Sefoksitin / Sefotetan / Sefmetazol
İmipenem / Meropenem / Ertapenem / Doripenem
Kloramfenikol
112.Aşağıdakilerden hangisi prokinetik ilaçların etki mekanizmalarından biri değildir?
A) Muskarinik M3 reseptörlerinin aktivasyonu
B) Serotonin 5-HT4 reseptörlerinin aktivasyonu
C) Dopamin D2 reseptörlerinin aktivasyonu
D) Tip 2 klorür kanallarının aktivasyonu
E) Periferik µ reseptörlerinin blokajı
www.tusem.com.tr
44
TEMEL BİLİMLER
2014 - 03 - TUSEM TTBT
112 - C
Tablo: Prokinetik İlaçlar
Prokinetik İlaç
Betanekol
Neostigmin
Metoklopramid
Domperidon
Eritromisin
Tegaserod / Prucaloprid
Lubiproston
Alvimopan / Metilnaltrekson
Linaclotid
Prokinetik Etki Mekanizması
Muskarinik M3 reseptörlerinin doğrudan uyarılması
Muskarinik M3 reseptörlerinin indirekt aktivasyonu
Dopamin D2 reseptör blokajı ve serotonin 5-HT4 reseptör uyarısı
Dopamin D2 reseptör blokajı
Motilin reseptör uyarısı
Serotonin 5-HT4 reseptör uyarısı
Tip 2 klorür kanallarının aktivasyonu
Periferik µ reseptörlerinin blokajı
Guanilat C reseptörlerinin uyarılması
113. Aşağıdaki ilaçlardan hangisi hem anksiyete hem de insomnia tedavisinde kullanılır?
A) Buspiron
B) Ramalteon
C) Zolpidem
D) Vigabatrin
E) Karbamazepin
113 - C
Atipik Benzodiazepinler (Zolpidem / Zopiklon / Zaleplon)
Benzodiazepin olmamalarına karşın benzodiazepin omega1-reseptörlerine agonist etki yaparlar. İnsomnia ve anksiyete tedavisinde kullanılırlar. Terapötik dozda antikonvülsan etki ve iskelet kası gevşemesi yapmazlar. Farmakolojik
etkileri flumazenil tarafından önlenir.
Fizyolojik uykuyu bozma, bağımlılık yapma, yoksunluk krizine, rebound insomniaya ve artık etkiye neden olma potansiyelleri benzodiazepinlere göre daha düşüktür.
114.Aşağıdaki antihipertansif ilaçlardan hangisi böbreklerden renin sekresyonunu inhibe eder?
A) Plazma renin inhibitörleri
B) ACE inhibitörleri
C) Anjiotensin II reseptör blokörleri
D) Beta blokörler
E) Adrenerjik α1 reseptör blokörleri
114 - D
Renin Sekresyon İnhibitörleri
Beta blokörler böbreklerden renin sekresyonunu inhibe eder. Klonidin, metildopa, guanfasin ve guanabenz vazomotor merkezde α2 reseptörleri uyararak renal sempatik sinir sisteminin stimülasyonunu ve böbreklerden renin salgılanmasını baskılar.
115. Aşağıdaki oral antidiyabetik ilaçlardan hangisinin majör etki yeri adipoz dokudur?
A) Metformin B) Rosiglitazon
C) Glibenklamid D) Repaglinid
E) Miglitol
115 - B
Tiazolidinedionlar (Glitazonlar)
Rosiglitazon ve pioglitazon insülin sekresyonunu artırmadan steroid-tiroid reseptör ailesinden nükleer reseptör
PPAR-γ’ya agonist etki ile periferik dokuların insüline duyarlılığını artırır.
Majör etki yerleri adipoz dokudur. Adipoz dokuya glukoz girişini artırırlar, lipit hormonların ve sitokinlerin sentezini
düzenlerler. Adipositlerin apoptosini ve farklılaşmasını modüle ederler. Gen regulasyonundan dolayı etkileri haftalaraylar sonra başlar ve ilacı bıraktıktan sonra da uzun süre devam eder.
www.tusem.com.tr
45
TEMEL BİLİMLER
2014 - 03 - TUSEM - TTBT
Tip 2 diyabet tedavisinde kullanılanılırlar. Polikistik over sendromunda insülin direncini kırmak için yararlıdırlar. Hipoglisemiye neden olmazlar. Sulfonilüre, metformin veya insülinle kombine kullanılabilirler.
Sıvı retansiyonu, anemi, periferal ödem, kilo artışı, kalp yetmezliği insindansında artış, osteoporoz, spontan kemik kırıkları
ve LDL-kolesterol artışı gibi yan tesirlere neden olabilirler. Trigliserit düzeyini düşürürler. Kullanımları sırasında karaciğer transaminazları takip edilmelidir. Gebelerde, karaciğer yetmezliği, kalp yetmezliği veya osteoporozu olanlarda kullanılmazlar.
116.Aşağıdaki antitüberküloz ilaçlardan hangisi hiperürisemi yaparak gut artritini provake edebilir?
A) Rifampin
B) Etambutol
C) Pirazinamid D) İzoniazid
E) Streptomisin
116 - C
Pirazinamid
Nötral pH’da inaktiftir. Asit pH’da (5.5’in altında) tüberküloz basiline bakterisid etki yapar. Makrofaj içinde ve lizozomun
asit ortamında daha etkilidir. Mikobakteriyel pirazinamidaz (pnca) ile aktifleşir. Hücre membran metabolizmasını ve
transport fonksiyonunu bozduğu iddia edilir.
Serebrospinal sıvıya yüksek oranda geçer. Karaciğerde metabolize edilmesine karşın metabolitleri böbrekler yoluyla
atılır. Böbrek yetmezliğinde dozu ayarlanmalıdır.
Primer yan tesirleri hepatotoksisite ve hiperürisemidir. Gut artritini provake edebilir. Morfazinamid benzer özelliklere
sahip birinci sıra antitüberküloz ilaçlardandır.
117.Selektif β2 agonistlerin anti-astmatik etki mekanizması aşağıdakilerden hangisidir?
A) Adenilat siklaz aktivasyonu
B) Guanilat siklaz aktivasyonu
D) Fosfolipaz A2 inhibisyonu
E) Mast hücre stabilizasyonu
C) Fosfodiesteraz IV inhibisyonu
117 - A
Selektif β2 Agonistler
Astıma bağlı bronkokonstriksiyonun tedavisinde sıkça kullanılan ilaçlardır. Genellikle inhalasyon yoluyla verilirler. Terbutalinin subkutan formu da vardır.
Adenilat siklaz aktivasyonu sonucu cAMP artışına bağlı bronkodilatasyon yaparlar. Antiinflamatuvar etkinlikleri yoktur.
Salbutamol, albuterol, pirbuterol, metaproterenol ve terbutalin gibi kısa etkililer akut durumlarda kullanılabilir. Uzun etkili
formaterol ve salmaterol (parsiyel agonist) ile ultra-uzun etkili indikaterol astımın önleyici tedavisinde (profilaksisinde)
yararlıdır. Uzun etkili olanlar akut tedavide tercih edilmez.
Taşikardi, aritmi, hiperglisemi, iskelet kası tremoru ve bronkodilatör etkilerine tolerans gelişimi gibi istenmeyen etkileri vardır. Uzun etkililere tolerans gelişme olasılığı daha yüksektir.
118. If kanallarını bloke ederek anjina tedavisinde kullanılan ivabradin’in kardiyak etkisi aşağıdakilerden hangisidir?
A) Negatif inotropik etki
B) Negatif kronotropik etki
D) Koroner arterlerde gevşeme
E) Yağ asitlerinin oksidasyonunun inhibisyonu
C) Negatif dromotropik etki
118 - B
İvabradin
Sinoatrial noddaki If sodyum kanallarını bloke ederek stabil angina tedavisinde kullanılır. Kalbin kasılma gücünü ve AV
iletimi değiştirmeden bradikardiye neden olur. Bronşial ve gastrointestinal düz kasları etkilemez.
www.tusem.com.tr
46
TEMEL BİLİMLER
2014 - 03 - TUSEM TTBT
119.Aşağıdaki reseptörlerden hangisi eksitatör otoreseptör özelliği gösterir?
A) Presinaptik sempatik sinir ucundaki β2 B) Presinaptik sempatik sinir ucundaki α2
C) Presinaptik parasempatik sinir ucundaki α2 D) Postsinaptik sempatik sinir ucundaki β2
E) Postsinaptik parasempatik sinir ucundaki M2
119 - A
Presinaptik Regülasyon
Presinaptik yerleşen reseptör uyarıldığında primer nörotransmitterin salgılanmasını değiştiriyorsa bu reseptör otoreseptör olarak adlandırılır. Örneğin adrenerjik presinaptik uçta bulunan α2 reseptörün noradrenalin tarafından uyarılması noradrenalin salgılanmasını azaltırken (inhibitör otoreseptör), aynı yerde bulunan β2 reseptörün uyarılması
noradrenalin salgılanmasını artırır (eksitatör otoreseptör).
Presinaptik yerleşen reseptör uyarıldığında başka bir nörotransmitterin salgılanmasını değiştiriyorsa bu reseptör heteroreseptör olarak adlandırılır. Örneğin adrenerjik presinaptik uçta bulunan M2 ve kolinerjik presinaptik uçta bulunan α2
reseptörlerin uyarılması sırasıyla noradrenalin ve asetilkolin salgılanmasını azaltırken (inhibitör heteroreseptör), adrenerjik
presinaptik uçta bulunan AT1 reseptörlerinin uyarılması noradrenalin salgılanmasını artırır (eksitatör heteroreseptör).
120.Aşağıdakilerden hangisi AIDS tedavisinde kullanılan non-nükleozid yapılı revers transkriptaz inhibitörü
ilaçlardan biridir?
A) Zidovudin
B) Nevirapin
C) Didanozin
D) Abakavir
E) Zalsitabin
120 - B
Tablo: Revers Transkriptaz İnhibitörleri
Nükleozid Yapılı
Zidovudin
Stavudin
Lamivudin
Didanozin
Zalsitabin
Abakavir
Emtrisitabin
Nükleotid Yapılı
Tenofovir
Nonnükleozid Yapılı
Delavirdin
Efavirenz
Nevirapin
Etravirin
Rilpivirin
www.tusem.com.tr
47
Download

2 TEMEL TIP BİLİMLERİ TESTİ AÇIKLAMALI CEVAPLAR 1