2014 - 03 - TUSEM - KTBT
KLİNİK BİLİMLER
KLİNİK TIP BİLİMLERİ TESTİ AÇIKLAMALI CEVAPLAR
1.
Aşağıdakilerden hangisi venöz ve arterial pulsasyonlar için doğrudur?
A) Arterial pulsasyonlar solunumdan ve pozisyondan etkilenmez.
B) Arterial pulsasyonlar elle palpe edilemez.
C) Venöz pulsasyonlar gözle görülemez.
D) Çıplak gözle boyun venöz pulsasyonlarından a dalgası ve c çentiği görülür.
E) Arterial pulsasyonlar bastırmakla kaybolur.
1-A
Arterial pulsasyonlar elle palpe edilir ama gözle görülemez venöz pulsasyonlar ise gözle görülür elle palpa edilemez.
Arterial pulsasyonlar solunumdan ve pozisyondan etkilenmez. Venöz pulsasyonlar solunum ve pozisyondan etkilenir.
venöz pulsasyonlar bastırmakla kaybolur.arterial pulsasyonlar bastırmakla kaybolmaz. Çıplak gözle pulsasyon dalgalarından a dalgası ve v dalgası görülür.
2.
Aşağıdakilerden hangisi akut pulmoner HT’na neden olur?
A) İdiyopatik pulmoner fibrozis B) Mitral darlığı
D) Status asthmatikus
E) ASD
C) Kr.Bronşit
2-D
ARDS, Status asthmatikus ve pulmoner emboli akut pulmoner emboli yapar.
3.
Kalp sesleri ile ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi doğrudur?
A) S1 mitral ve trikuspit kapağın açılma sesidir ve en iyi apekste duyulur.
B) S4 erken diyastolde duyulan bir sestir.
C) S3 geç diyastolde duyulur. Yaşlılarda duyulması fizyolojiktir.
D) Mitral açılma sesi mitral stenozlu hastalarda erken diyastolde duyulan bir sestir.
E) İkinci kalp sesi sistemik hipertansiyonda yumuşar.
3-D
S1 mitral ve trikuspit kapağın kapanma sesidir ve en iyi apekste duyulur.S4 geç diyastolde duyulan daima patolojik bir
sestir. KAH nın en iyi FM bulgusudur. AF da duyulmaz.S3 erken diyastolde duyulur. Gençler çocuklar ve hamilelerde
fizyolojiktir.mitral açılma sesi opening snap erken diyastolde duyulan bir sestir.S2 sistemik HT da sertleşir.
4.
Aşağıdakilerden hangisinde kreşendo tarzı üfürüm duyulur?
A) Aort yetmezliği B) Pulmoner yetmezliği
D) Mitral darlığı
E) PDA
C) VSD
4-D
Kreşendo tarzı üfürümler mid- geç diyastolik üfürümlerdir. Şiddeti giderek artar. Aort yetmezliği ve pulmoner yetmezlik üfürümü erken diyastolik üfürümlerdir ve üfürüm dekreşendodur.VSD üfürümü pansistolik üfürümdür.PDA
üfürümü sürekli bir üfürümdür.Mitral darlığı ve trikuspit darlığı olan kişilerde ise kreşendo tarzı mid-geç diyastolik
üfürüm duyulur.
www.tusem.com.tr
48
KLİNİK BİLİMLER
5.
2014 - 03 - TUSEM KTBT
Major- Jones kriterleri arasında yer almayan aşağıdakilerden hangisidir?
A) Artrit
B) Eritema marginatum
D) Kardit
E) Eritema kronikum migrans
C) Syndenham koreası
5-E
Eritema kronikum migrans Lyme hastalığı (Etkeni Borrelia burgdorferi’dir) 1. evresinde görülen ve patognomik (tanı
koydurucu) cilt lezyonu olup, öküz gözüne benzer (6-10 cm çapta ortası soluk, etrafı hiperemiktir)
Major Jones Kriterleri: Artrit, Kardit, Eritema marginatum, Syndenham koreası ve subkutan nodüller major Jones kriterleridir.
Minör Jones kriterleri: Klinik bulgular: Ateş, artralji
Labaratuar bulguları: CRP ve sedimentasyon yüksekliği, EKG’de P-R aralığının uzaması
Akut Eklem Romatizması Tanısı: İki major veya bir major + iki minor belirti tanı koydurur. Artrit varlığında artralji, kardit
varlığında ise P-R uzaması minor kriter kabul edilmez.
6.
Aşağıdakilerden hangisinde çomak parmak görülmez?
A) Primer biliyer siroz B) Bronş adenomu
D) Regional enterit
E) Benign mezotelyoma
C) Hipoparatiroidi
6-C
C: Ciyanotik kalp hastalıkları
L: Lung CA, Lung abse ve fibrozis
U: Ülseratif kolitis
B: Bronşektazi
B: Benign mezoteliyoma
I : İnfektif endokardit
N: Nörojenik tümörler
G: Gastrointestinal (siroz, rejyonel enterit)
* Çeşitli endokrin hastalıklarda (tiroid kanserleri, hipo ve hipertiroidi, hiperparatiroidi) görülür
7.
Göğüs kafesinin ön yüzünde ağrısı olan bir hastada ağrı daha çok kaburgaların birleşme yerlerinde lokalize .Egzersiz ve kaburgalar üzerine baskı yapmakla ağrı şiddetleniyor. Bilinen kardiyak risk faktörü olmayan hastanın
çekilen EKG si ve kardiyak enzimleri ve PA AC grafisi normal.
Bu ağrının en muhtemel nedeni aşağıdakilerden hangisi olabilir?
A) Akut koroner sendrom B) Varyant angina D) Tietze sendromu E) Plörezi
C) Pulmoner emboli
7-D
Tietze sendromu ağrılı kostokondrittir. Göğüs kafesinin ön yüzünde daha çok kaburgaların birleşme yerlerinde ağrı olur.
Egzersiz ve kaburgaların üzerine bastırmak ağrıyı arttırır.Göğüs ağrısının ayırıcı tanısında önemli yeri vardır.
8.
Aşağıdakilerden hangisi statik volümlerden değildir?
A) FEV 1
B) FVC C) RV D) TAC E) İRV
8-A
FEV1 ,FEF 25-75 ve PEF statik volum değildir.
www.tusem.com.tr
49
2014 - 03 - TUSEM - KTBT
9.
KLİNİK BİLİMLER
Demir eksikliği anemisi laboratuvar bulguları için aşağıdakilerden hangisi yanlıştır?
A) Ferritin azalır
B) Transferin satürasyonu azalır
D) Serbest eritrosit protoporfirini artar
E) Kemik iliği sideroblastları artar
C) MCV azalır
9-E
DEA’nde ilk olarak kemik iliği demiri boşalır. Bunun göstergesi serum ferritin düzeyinin azalmasıdır (< 20). İzleyen
dönemde serum demiri düşer, serum total demir bağlama kapasitesi (=transferrin) artar; dolayısıyla transferrin satürasyonu (SD / total SDBK x 100) düşer (< %15 olur, normali % 35’tir).
Daha sonra ise Hb/Hct, MCV, MCH, MCHC düşer; periferik yaymada, hipokromi, mikrositoz, anizositoz ve poikilositoz
görülür (ilk bulgu anizositoz’dur). Sekonder hafif trombositoz sıktır. Serum transferrin reseptör düzeyi artmıştır.
DEA tanısı için bazen kemik iliği incelemeside gerekebilir. Normalde Kİ normoblastlarının %20’si aktif olarak eritropoez
yapmakta, dolayısıyla demir kullanmaktadır, bunlara sideroblast denir. DEA’da hem makrofaj demiri, hem de demir
içeren normoblastlar (yani sideroblastlar) azalır.
10. Aşağıdakilerden hangisi aplastik anemi nedeni değildir?
A) Atrofik gastrit
B) HİV
C) Gebelik
D) Otoimmünite
E) İlaçlar
10 - A
Atrofik gastrit vitamin B12 ve demir eksikliği anemisi yapabilir, aplastik anemiyle ilişkisi yoktur.
Aplastik anemi vakalarının çoğu idiyopatiktir. Bu vakaların patogenezinde sitotoksik-T lenfositlerin immün aracılıklı
CD34+ kök hücrelerin hasarladığı düşünülmektedir.
İkinci sırada ilaçlar yer alır (kloramfenikol, fenitoin, kemoterapi ilaçları, NSAİİ, PTU, metimazol..).
Virüslerden en sık hepatit suçlanır (A-B-C dışı tanımlanamamış virüsler, seronegatif hepatit). Parvovirüs hemolitik anemili ve saf eritrosit aplazili hastalarda “geçici aplastik krizlerin” nedenidir. HIV, EBV’de suçlanan virüslerdendir.
Radyasyon, benzen gibi çevresel etkenler, konjenital olarak Fankoni sendromu ve akkiz hemolizlerden PNH’de aplastik
anemi nedenidir.
İlginç olarak gebelik döneminde doğumla düzelen geçici aplastik anemi olabilmektedir.
11. Aşağıdakilerin hangisinde PTZ, aPTT ve trombin zamanı testlerinin üçü birden uzamıştır?
A) F7 eksikliği B) F5 eksikliği D) F10 eksikliği E) F1 eksikliği
C) F12 eksikliği
11 - E
Protrombin zamanı (PT=PTZ): Koagülasyon kaskadının ekstrinsik yol ve ortak yolunu değerlendirir (normali <12 sn).
Uzadığı durumlar;
1. F7 eksikliği (doku faktörü eksikliği yaşamla bağdaşmaz)
2. F10, F5, F2, F1 eksikliği
3. Oral antikoagülan kullanımı (geç dönemde aPTT’de uzar)
4. K vitamini eksikliği (geç dönemde aPTT’de uzar)
5. Karaciğer hastalıkları (geç dönemde aPTT’de uzar)
6. DİK (geç dönemde aPTT’de uzar)
www.tusem.com.tr
50
KLİNİK BİLİMLER
2014 - 03 - TUSEM KTBT
İNR (International Normalised Ratio) ise PTZ’nin standardize edilmiş halidir. PTZ ile aynı durumlarda uzar.
Aktive parsiyel tromboplastin zamanı (aPTT=aPTZ): Koagülasyon kaskadının intrinsik yol ve ortak yolunu değerlendirir
(normali <35-40 sn). Uzadığı durumlar;
1. F12, kallikrein, prekallikrein eksiklikleri (kanama olmaz, tromboz riski)
2. F11, F9, F8, vWF eksikliklerinde
3. F10, F5, F2, F1 eksikliği
4. Heparin kullanımı (PTZ’de hafif uzayabilir)
5. Direkt trombin inhibitörleri (PTZ’de uzar)
6. Dolaşan antikoagülanların varlığı (lupus antikoagülanı, antifosfolipid antikor sendromu)
Pıhtılaşma zamanı, aPTT ile eş değerdedir ama güvenilirliği daha az olduğu için günümüzde nadiren kullanılmaktadır.
Trombin zamanı: Fibrinojen’in fibrin’e dönüştüğü aşamayı değerlendirir. Afibrinojonemi (ağır kanama), hipofibrinojenemi (hafif kanama), disfibrinojenemi (kanama hafif/yok, tromboz olabilir) durumlarında uzar
12. Kronik İTP laboratuvarı ile uyumlu olmayan aşağıdakilerden hangisidir?
A) Trombositopeni
B) Lökopeni
D) PY’de atipik hücre yoktur
E) PTZ, aPTT normaldir
C) Ciddi kanama varsa anemi olabilir
12 - B
Tam kan sayımında izole trombositopeni vardır. Beyaz küre normal, ciddi kanama olmamışsa Hb normaldir. Ortalama
trombosit hacmi artmıştır. Periferik yaymada trombositopeni (trombosit boyutu normal veya hafifçe büyük olabilir ama
dev trombositler yaygın değil), eritrosit, lökosit morfolojisi normal; atipik/immatür hücre yoktur. Kanama zamanı genellikle uzamış, PTZ, aPTT, fibrinojen normaldir.
İTP tanısı için kesin bir Laboratuvar testi yoktur. ITP tanısı trombositopeni yapan diğer nedenlerin dışlanması ile konmaktadır (EDTA’ya bağlı aglütinasyon, trombosit satellitizmi gibi “yalancı=psödotrombositopeninin PY ile dışlanması
VE gerçek trombositopeni nedenlerinin (Tablo ) gerekli tüm testlerin yapılarak dışlanması). Trombositopeni yapan diğer
nedenler için hangi testlerin isteneceğine (SLE, antifofolipid sendromu gibi) klinik ipuçlarına göre karar verilir.
13. Akut lösemilerin patogenezinde aşağıdakilerden hangisi rol oynamaz?
A) Herediter sendromlar
B) Radyasyon
C) Virüsler
D) Myeloproliferatif hastalıklar
E) Paroksizmal noktürnal hemoglobinüri
13 - C
Çoğunda etyoloji bilinmemektedir, herediter sendromlar (Bloom, Fanconi, Down, Klinefelter), radyasyon, benzen vb kimyasal ajanlar, paroksizmal noktürnal hemoglobinüri, miyelodisplastik sendrom, myeloproliferatif hastalıklar lösemi riskini artırır.
Kemoterapotiklerin bazıları AML riskini artırır (alkilleyici ilaçlar kromozom 5 ve 7 bozukluğu olanlarda, topoizomeraz
inhibitörleri kromozom 11q23 bozukluğunda).
Viral etkenlerin AML gelişiminde rolü yoktur.
14. Plazma hücre bozukluklarından hangisi “Litik lezyon veya hedef organ hasarı var, kemik iliği analizinde
plazma hücresi >%10, M-proteini normal” şeklinde tanımlanır?
A) Multiple myleom
B) Benign monoklonal gamopati
D) Non-sekretuvar myelom
E) Soliter plazmasitom
C) Smoldering myelom
www.tusem.com.tr
51
2014 - 03 - TUSEM - KTBT
KLİNİK BİLİMLER
14 - D
Benign monoklonal gammopati (MGUS: monoclonal gammopathy of unknown significance): En sık görülen plazma
hücre diskrazisidir. Yaşlılarda sıktır ve malign diskrazilere dönüşebilir. Kemik iliğinde plazma hücreleri hafif artmış (<
%10)’tır. MM’daki litik lezyon vb) bulgular olmaz, serum Ig düzeyleri genellikle normal veya hafif yüksektir (< 3 gr/dl).
Multiple myelom: Kemik iliğinde plazma hücre artışı (> %10), serum ve/veya idrarda M-proteini artışı ve litik kemik
lezyonları ile karakterize bir hastalıktır.
Smoldering (asemptomatik) myelom: Litik lezyon veya hedef organ hasarı olmayan hastalarda, KİA plazma hücresi
>%10 ve/veya M-proteini > 3 gr/dl ise tanımlanır.
Non-sekretuvar myelom: Litik lezyon veya hedef organ hasarı var, KİA plazma hücresi >%10, M-proteini normal ise
tanımlanır.
Soliter plazmasitom: Sistemik bulgular olmadan, plazma hücreleri kemikde bir solid tümör oluşturmuştur. Tanı biyopsi
ile konur. RT’ye duyarlı, prognozu iyidir.
Ekstramedüller plazmasitom: Plazma hücreleri kemik dışında solid tümör oluşturmuşlardır. En sık nazofarenks ve orofarenkste yerleşir. Tanı biyopsi ile konur. RT’ye duyarlı, prognozu iyidir.
Plazma hücreli lösemi: Plazma hücrelerinin periferik kanada geçmesiyle olur, çok nadirdir.
15. Sertifika almış merkezerde uygulanması gereken, endemik bölgelere seyahat ve Hacca gitmeden 10 gün
önce yapılması gereken ve aşı sonrası 10 yıl süreyle koruyuculuk etkisi süren canlı (attenue) virüs aşısı
aşağıdakilerden hangisidir?
A) Sabin aşısı
B) Sarı humma aşısı
D) Hepatit B aşısı
E) Salk aşısı
C) İnfluenza (Grip) aşısı
15 - B
Soruda Sarı humma aşısının özellikleri tanımlanmaktadır. Sarı humma aşısı sertifika almış merkezerde uygulanması
gereken, endemik bölgelere seyahat ve Hacca gitmeden 10 gün önce yapılması gerekir. Aşının koruyuculuk etkisi 10
yıl süreyle devam eder.
Canlı (attenüe) virüs aşıları ( 3K, 2Ç, Pı-R-A-SA: Polio (Sabin), Rotavirüs, Adenovirüs,Sarı humma)
Ölü (İnaktif ) virüs aşıları: S-a-l-i-k: Salk, HAV,influenza (Grip), Kuduz (Rabies) aşıları
AŞILAR
Virüs
Bakteri
Canlı (Attenüe) Aşıları
İnaktif (ölü) Aşılar
Rekombinan(Subünit
içeren) Aşılar
Kızamık (Measles)
Kızamıkçık (Rubella)
Kabakulak (Mumps)
Çiçek (Vaksinia)
Suçiçeği (Varisella)
Polio (Oral polio aşısıSabin)
Rotavirüs (oral)
Adenovirüs
Sarıhumma
Hepatit A
İnfluenza
Kuduz
Polio (Salk- IM)
- Hepatit B (Sadece
HBsAg içerir)
- HPV
(6, 11, 16, 18
serotiplerinin L1 ve L2
proteini)
Canlı
(AttenüE)Aşıları
İnaktif
(ölü) Aşılar
Rekombinan
(Subünit içeren) Aşılar
Kapsüler
polisakkarit aşılar
Mycobacterium bovis
(BCG)
Francisella tularensisTularemi
Bacillus anthracisŞarbon
Vibrio choleraKolera
Salmonella typhi*
Borrellia burgdorferiLyme hastalığı (OspA
proteini)
Streptococcus
Difteri
pneumoniae
Tetanoz
Haemophilus
influenzae tip b
Neisseria
meningitidis
Salmonella typhi*
www.tusem.com.tr
52
Toksoid aşılar
KLİNİK BİLİMLER
2014 - 03 - TUSEM KTBT
16. Aşağıdakilerden hangisi en sık görülen proteinüri tipidir?
A) Glomerüler proteinüri
B) Tubuler proteinüri
D) Fonksiyonel proteinüri
E) Hepsi aynı sıklıkta görülür
C) Taşma proteinürisi
16 - A
Proteinüri; 150 mg/günden fazla protein atılımıdır. En sık glomerüler proteinüri görülür.
17. Aşağıdakilerden hangisi nakil yapılan böbrekte en sık greft kaybına neden olur?
A) Fokal segmental glomerüloskleroz
B) Membranöz glomerülopati
C) Mebranoproliferatif glomerülonefrit
D) Minimal değişiklik hastalığı
E) IgA nefropati
17 - A
Nakil yapılan böbrekte en sık greft kaybı; fokal segmental glomerüloskleroz ile görülür.
18. Aşağıdakilerden hangisi, karaciğer transplantasyon endikasyonu oluşturmaz?
A) Serum ALT düzeyinin >1000 IU/L olması
B) Varis kanaması
C) Hepatik ensefalopati gelişmesi
D) Tedaviye dirençli, inatçı kaşıntı
E) Asit gelişmesi
18 - A
Serum ALT düzeyi karaciğer transplantasyon endikasyonları arasında yer almaz.
19. Budd-Chiari sendromu ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?
A) Karaciğerin venöz obstrüktif hastalığıdır.
B) Batı toplumundaki en sık nedeni trombozdur.
C) Akut tablo; ani başlangıçlı karın ağrısı, ağrılı hepatomegali ve asit ile karakterizedir.
D) Akut tabloda hepatik ensefalopati sıklıkla gözlenir.
E) Fulminan tablo nadir olarak görülür.
19 - D
Budd-Chiari sendromunda akut tabloda hepatik ensefalopati sıklıkla gözlenmez.
20. Aşağıdakilerden hangisi, ilaca bağlı toksik hepatit gelişiminde olası risk faktörlerinden biri değildir?
A) İleri yaş
B) Erkek cinsiyet
D) Daha önce aynı ilacın kullanımı
E) Obezite
C) Ailesel yatkınlık
20 - B
Erkek cinsiyet değil, bayan cinsiyet toksik hepatit gelişimi risk faktörlerindendir.
21. Aşağıdaki anatomik lokalizasyonların hangisinde peptik ülser görülme olasılığı en düşüktür?
A) Bulbus ön duvar
B) Anastomoz hattı
D) Meckel divertikülü
E) Duodenum 3. kısmı
C) Antrum
www.tusem.com.tr
53
2014 - 03 - TUSEM - KTBT
KLİNİK BİLİMLER
21 - E
Duodenal ülserler en sıklıkla bulbusta, gastrik ülserler ise en sık antrumun insisura angularis kısmında görülür. Bunun
dışında midenin herhangi bir yerinde, anastomoz hattında, nadiren Meckel divertikülünde ülser olabilir. Duodenum 3.
kısmı, jejunum ileum gibi bölgelerde ancak Zollinger-Ellison, Crohn gibi hastalıklarda ülser görülebilir.
22. İlaca bağlı lupus benzeri sendromda hangi antikorlar genellikle pozitif bulunur?
A) ANA, antihiston
B) ANA, anti-dsDNA
D) Anti-Sm
E) Anti-sentromer
C) Anti-ssDNA
22 - A
İlaca Bağlı Lupus: Prokainamid (en sık), hidralazin, metil-dopa, İNH gibi birçok ilaç SLE benzeri sendroma yolaçabilir.
İlaca bağlı lupusun klasik lupusdan farkları:
• İlaca bağımlı lupus daha ileri yaşta görülür,
• Erkek-kadın oranı aynıdır, siyah ırkta görülmez,
• Ani başlar, inflamatuvar semptomlar ve artralji sık; cilt, böbrek ve SSS tutulumu nadirdir,
• ANA (anti-histon pozitif); anti-dsDNA negatiftir (ayırıcı tanıda önemli),
• Kompleman seviyeleri normaldir, immün kompleksler saptanmaz,
• HLA DR4 pozitiftir,
• Prognozu iyidir.
23. Aşağıdakilerden hangisi “mikroskopik PAN ve Wegener” gibi patogenetik olarak “ANCA ilişkili vaskülit
grubuna dahildir?
A) Temporal arterit
B) Churg-Strauss sendromu
C) Henoch-Schönlein purpurası
D) Hepatit C–ilişkili kriyoglobülinemik vaskülit
E) Takayasu arteriti
23 - B
Tablo. Vaskülitlerin temel oluşum mekanizmaları
Patojenik immün kompleks oluşumu/birikimi
Henoch-Schönlein purpurası
Kollajen doku hastalıklarında vaskülit
Serum hastalığı ve kutanöz vaskülitler
Hepatit C–ilişkili kriyoglobülinemik vaskülit
HBV-ilişkili PAN-benzeri vaskülit
ANCA ilişkili vaskülitler
Granulomatosis with polyangiitis (Wegener)
Churg-Strauss sendromu
Mikroskopik polyangiitis
Patojenik T lenfosit cevabı ve granülom oluşumu
Temporal arterit (Giant cell arteritis)
Takayasu arteriti
Granulomatosis with polyangiitis (Wegener)
Churg-Strauss sendromu
Kawasaki hastalığı
www.tusem.com.tr
54
KLİNİK BİLİMLER
2014 - 03 - TUSEM KTBT
24. Aşağıdakilerden hangisi büyüme hormonunu stimüle etmez?
A) Hipoglisemi
B) Dopamin agonistleri
D) Hipotiroidi
E) Östrojen
C) Kronik böbrek yetmezliği
24 - D
Hipotiroidi; büyüme hormonunu stimüle etmemektedir.
25. Hipopituitarizmin en sık immunolojik nedeni aşağıdakilerden hangisidir?
A) Sheehan sendromu
B) Lenfositik hipofizitis
D) Kraniyofarengiom
E) Hemokromatozis
C) Edinilmiş adenom
25 - B
Hipopituitarizmin en sık immunolojik nedeni; lenfositik hipofizitistir. Panhipopituitarizme neden olabilir.
26. Cushing sendromuna neden olan ektopik ACTH salgılayan tümör ile hipofizer ACTH salgılayan adenomun
ayırıcı tanısında aşağıdaki yöntemlerden hangisi en duyarlıdır?
A) Bazal ACTH düzeyi tayini
B) Düşük doz deksametazon supresyon testi
C) Gecelik deksametazon supresyon testi
D) CRH stimülasyon testi
E) İnferior petrozal venöz örnekleme
26 - E
Ektopik ACTH ile hipofizer ACTH salgılayan adenom arasında ayırıcı tanı yapan yöntemlerden en duyarlısı inferior
petrozal venöz örneklmedir.
27. Elli yaşındaki kadın hasta, serum kalsiyum ve fosfor düzeyleri normalin alt sınırında tespit edilmiştir. Serum ALP
ve PTH düzeyleri yüksek, 25-OH vitamin D düzeyi ise düşük saptanmıştır.
Bu hasta için tanı koydurucu bulgu aşağıdakilerden hangisidir?
A) Osteitis fibrosa sistika
B) Psödofraktür
C) Falankslarda subperiostal rezorbsiyon
D) Osteoklastom
E) Abdominal radyoografide nefrokalsinozis
27 - B
Psödofraktür, osteomalazi için tanı koydurucudur. Osteomalazide serum kalsiyum ve fosfor düzeyleri normal sınırlar
içinde ALP ve PTH düzeyi ise yüksek saptanır.
28. Sekonder peritonit ve intraabdominal enfeksiyonların tedavisinde kullanılabilen ancak anaerob bakterilere karşı etkinliği olmayan antibiyotik aşağıdakilerden hangisidir?
A) Tigesiklin
B) Ertapenem D) Metronidazol E) Klindamisin
C) Amikasin
28 - C
Aminoglikozidlerin anaerob bakterilere karşı etkinliği yoktur. Bu özellikleri ile beta-laktam antibiyotiklerden aztreonama
(moksolaktam grubunda yer alır) benzerler.
Seçeneklerde yer alan diğer antibiyotikler; tigesiklin (tetrasiklinlerin glisiklin grubunda yer alır, 30 S ribozoma bağlanarak protein sentezini inhibe ederekten bakteriostatik etkinlik gösterir), ertapenem (karbapenem grubunda yer alır,
nonfermentatif A.baumannii ve P.aeruginosa’ya karşı etkinlik göstermez), metronidazol (antianaerob ve antiprotozoal
etkilidir), klindamisin (antianaerobik etkilidir) antianaerobik etkilidir. Ayrıca, sefoksitin, sefotetan ve moksifloksasin ve
karbapenem grubu antibiyotikler (imipenem, meropenem, doripenem, ertapenem) de antianaerobik etkinliğe sahiptir
www.tusem.com.tr
55
2014 - 03 - TUSEM - KTBT
KLİNİK BİLİMLER
29. Uzun traktüsleri oluşturan nöronların çaprazlaşmalarıyla ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi yanlıştır?
A) Kortikospinal traktüste çaprazlaşan 1. nörondur
B) Kortikospinal traktüs çaprazı medulla oblangatadadır
C) Vibrasyon ve pozisyon ile ilgili nöronlarda çaprazlaşan 2. nörondur
D) Vibrasyon ve pozisyonla ilgili çapraz medulla oblangatada, medial leminiskustadır
E) Ağrı ve ısı ile ilgili nöronlarda çift çapraz vardır.
29 – E
Ağrı ve ısı medulla spinalise girdiği bölgede 2. nöronu ile snaps yapar ve 2. nöronu çapraz yaparak
karşı spinotalamik yola katılır. Bu yarım kord kesilerinde seviyenin altında karşı tarafta ağrı ve ısı duyusunun kaybına yol açar.
www.tusem.com.tr
56
KLİNİK BİLİMLER
2014 - 03 - TUSEM KTBT
30. Konuşma ve anlamanın olmadığı bir hasta söylenenleri tekrar edebiliyor ise bu hasta için en olası tanı
aşağıdakilerden hangisidir?
A) Görsel agnozi
B) Transkortikal afazi
D) Broca afazisi
E) Anomik afazi
C) Taktil agnozi
30 - B
Konuşma ve anlamanın olduğu ancak tekrarın bozulmadığı disfazik bozukluk transkortikaldir.
31. Akut inme (strok) ile acil servise getirilen bir hastada nörolojik klinik değerlendirme sonrası ilk yapılması
gereken radyolojik inceleme BT’dir bunun nedeni aşağıdakilerden hangisidir?
A) Hastanın düşüp kafasını vurup vurmadığını anlamak için
B) Serebral perfüzyonu görmek için
C) Kanama olup olmadığını anlamak için
D) Tümör ekartasyonu için
E) Beyin damarlarını görmek için
31 - C
BT Akut inme (strok) nin kanama olduğunu ekarte etmek için çekilir.
32. Elli yaşında bir kadın hasta 3 aydır sağ ön kolundan eline kadar yayılan ağrı şikâyetiyle başvuruyor. Öyküsünden
özellikle geceleri artan ve elinin ilk üç parmağında uyuşma olduğu ve elinde kavrama gücünün azaldığı öğreniliyor.
Yapılan EMG de el-bilek distal latansta uzama saptanıyor, duyu amplitüdleri düşük bulunuyor.
Bu hasta için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?
A) Diyabetik nöropati
B) Torasik çıkış sendromu
D) Ulnar sinir tuzak nöropatisi
E) Brakial pleksus lezyonu
C) Karpal tünel sendromu
32 - C
KTS median sinirin el bileğinde tuzağına bağlı median sinire ait trasede özellikle geceleri ağrı yapan, Tinel testi ve esas
olarak ENMG ile tesbit edilen en sık tuzak nöropatidir
33. Sekiz ay önce servikal vertebralarına akut hiperekstansiyon travması geçiren bir hastada üst ekstremitelerde bilateral
ağrı ve ısı kaybı ve atrofilerin görüldüğü kuvvet kaybı ile beraber alt ekstremitelerin kuvveti normal değerlendirilmiştir.
Bu hasta için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?
A) Santral kord sendromu
B) Brown-Sequard sendromu
D) Komplet transvers miyelopati
E) Arka kord sendromu
C) Ön kord sendromu
33 - A
Santral kord S. (Syringomyeli): Kordun tam ortasından her iki laterale ilerleyen bir lezyon söz konusudur. Genellikle
de servikal syringomyeli bu sendromun prototipidir.
• İlk olarak çapraz yapan lifler tahrip olarak üst ekstremitelerde ağrı-ısı ve yüzeyel duyularda kaybına neden olur.
Başlangıç aşamasında lezyonun arka kolona ilerlemeyişi nedeniyle derin duyular korunur ki bu ağrı-ısı kaybı oluşup derin duyunun korunmasına Disosiye duyu kaybı denir. Bu özel duyu kaybı lezyon servikal bölgede ise pelerin tarzındadır.
• Lezyonun ön boynuzu tahrip etmesi de AMN bulgularının (segmental refleks kaybı, atrofi gibi) görülmesine neden olur.
Servikal bölgedeki lezyonlarda distalde-ellerde belirgin kuvvet kaybı ve atrofi gelişir.
• Lezyonun laterallere ilerlemesi ve kortikosipinal yolu tahrip etmesi ile de üst ve alt ekstremitlerde spastik kuvvet kayıpları tabloya eklenir.
• Perinal his kaybolmaz (çünkü sakral lifler kordda daha periferden taşınırlar.
www.tusem.com.tr
57
2014 - 03 - TUSEM - KTBT
KLİNİK BİLİMLER
34. Aşağıdaki bulgulardan hangisi romatoid artrite özel değildir?
A) En az 1 saat süren sabah tutukluğu
B) Subkutan nodüllerin varlığı
C) Romatoid faktör pozitifliği
D) Proksimal interfalangeal eklemlerinde artrit
E) Metafizde kistlerin oluşumu
34 - E
Metafizde kistlerin oluşumu daha çok OA de görülen, RA e özel olmayan bir bulgudur. RA da direk grafide periatriküler
osteopeni en özel X ray bulgusudur.
35. Aşağıdakilerden hangi psikiatrik hastalıkta intihar girişimi olasılığı en yüksektir?
A) Panik bozukluğu
B) Disosiyatif bozukluk
D) Obsesif kompülsif bozukluk
E) Konversiyon
C) somatizasyon bozukluğu
35 - A
Somatik grup hastalarında intihar riski yoktur, anksiyete grubunda da sadece panik ve sosyal fobide risk görülür.
36. Aşağıdakilerden hangisi yangın yaşamış bir bireyde gelişme olasılığı en fazladır?
A) Dissosiyatif bozukluk
B) Posttravmatik stres bozukluğu C) Kronik anksiyete bozukluğu
D) Panik bozukluk
E) Amnestik sendrom
36 - B
Feleketlerden sonra en fazla görülen psikiatrik tablo Posttravmatik stres bozukluğu’dur.
37. Yıl ortası nüfusu 10 000, toplam kadın nüfusu 5233, 15-49 yaş grubu kadın nüfusu 5051, canlı doğum sayısı 300,
gebeliğin 28. haftasını tamamladıktan sonra ölü doğan bebek sayısı 19 olan bir ilçede aynı yılki bebek ölümleri ile
ilgili bilgiler şöyledir:
0-7 günlükken ölen bebek sayısı: 10
8-28 günlükken ölen bebek sayısı: 15
29-365 günlükken ölen bebek sayısı: 56
Bu bilgilere göre, ilçedeki perinatal ölüm hızı aşağıdaki işlemlerden hangisiyle hesaplanır?
A) 19+10 / 10+300 X1000
B) 19 / 19+300 X1000
D) 19+15+56 /300 X1000
E) 19+10+15 /308 X1000
C) 19 x10 / 300 X1000
37 - A
Perinatal ölüm: ÖD + İlk 7 gün ölen / OD+ CD X 1000 olarak hesaplanır
38. Bir tarama programında muayene edilen 1000 kişiden 110’u hastalık yönünden şüpheli bulunmuştur. İleri inceleme
sonucunda 100 kişi hasta tanısı almıştır. Hastaların 20’si tarama testinin sağlam olarak değerlendirdiği gruptadır.
Hasta tanısı alanların 40’ı önceden hasta olduğunu bilmemektedir.
Bu bilgilere dayanarak aşağıdaki yargılardan hangisine varılabilir?
A) Tarama testinin duyarlılığı 100/1000’dir.
B) Tarama testinin seçiciliği 110/1000’dir.
C) Pozitif testin prediktif değeri 40/100’dür.
D) Tarama testinin yanlış pozitif sayısı 30’dur.
E) Tarama testinin tutarlılığı 870/1000’dir.
38 - D
www.tusem.com.tr
58
KLİNİK BİLİMLER
2014 - 03 - TUSEM KTBT
39. Aynı ve şiddetli başağrısı, kısa süreli şuur kaybı ve ense sertliği ortaya çıkan bir hastada ptozis, diplopi ve
midriazis gelişmesi durumunda aşağıdaki lezyonlardan hangisi düşünülmelidir?
A) Arteriovenöz malformasyon
B) Serebellar arter anevrizması
C) Anterior komünikan arter anevrizması
D) Posterior komünikan arter anevrizması
E) Arteria serebri media anevrizması
39 - D
40. Çocuklarda, aşağıdaki beyin tümörlerinden hangisinin 4. ventrikülü doldurarak obstrüktif hidrosefali yapma ihtimali diğerlerine göre daha fazladır?
A) Epandimon
B) Medülloblaston
D) Oligodendroglion
E) Menenjiom
C) Kraniofarenjiom
40 - B
41. Spinal anestezi uygulamasında lokal anestezik aşağıdaki aralıklardan hangisine enjekte edilir?
A) Epidural
B) Retroperitoneal
D) İntraperitoneal
E) Subaraknoid
C) Subdural
41 - E
42. Poxvirüsü aşağıdaki deri hastalıklarından hangisine neden olur?
A) Verruca vulgaris
B) Molloscum contagiosum
C) Epidermodysplasia verruciformis
D) Condyloma accuminatum E) Keratoakantoz
42 - B
43. Aşağıdakilerden hangisi, yenidoğan sarılığı için majör risk faktörlerinden biridir?
A) Diyabetik anne bebeği olmak
B) Doğumdaki gebelik haftasının 37 - 38 olması
C) Sefal hematom varlığı
D) Önceki kardeşte sarılık öyküsü olması
E) Erkek cinsiyet
43 - C
Sefal hematom kanın akut olarak birikmesine ve eritrositlerin hızlı hemolizine neden olduğu için indirekt bilurubin seviyesinin hızlı yükselmesine ve sarılığa neden olur.
44. Aşağıdaki klinik durumlardan hangisi yenidoğan döneminde geçici hiperinsulinizm’lerin en sık sebebidir?
A) İnsulinoma
B) Nezidioblastozis
D) Glukojen depo hastalığı
E) Anneye aşırı glukoz verilmesi
C) Diabetik anne bebeği
44 - C
Yenidoğanda Hipoglisemi Nedenleri: YD bebekte hayatın 3. saatinden itibaren ilk gün içerisinde kan şekerinin 40
mg/dl’nin üzerinde olması beklenirken bu sınır 24. Saaten sonra 45 mg/dl’dir.
I) Geçici hipoglisemi:
Glukoz yapımında azalma: Doğum asfiksisi, yetersiz beslenme, prematürite, SGA bebek
Artmış kullanım: Geçici hiperinsülinizm: Diabetik anne bebeği, eritroblastozis fetalis, SGA, asfiktik doğum, toksemik
anne çocuğu, diskordan ikiz, annenin aldığı terbütalin, ritodrin, klorpropamid gibi ilaçlar
www.tusem.com.tr
59
2014 - 03 - TUSEM - KTBT
KLİNİK BİLİMLER
Diğer: Sepsis, kalp hastalığı, hipotermi, hipoksi, polisitemi, SSS hastalıkları, maternal antinsülin antikorlar, salisilat entoksikasyonu
II) Persistan veya tekrarlayıcı:
Artmış kullanım: Persistan hiperinsülinizm: Beta hücre hiperplazisi, nesidioblastosis-adenoma spektrumu, Lösin sensitvitesi (hiperinsülinizm-hiperamonemi sendromu), Beckwith-Wiedemann sendromu
Azalmış yapım:
Endokrin bozukluklar: panhipopituitarizm, izole büyüme hormonu eksikliği, kortzol eksikliği, ACTH’ya cevapsızlık, epinefrin eksikliği
Kalıtsal metabolik hastalıklar: galaktozemi, GDH tp I, fruktoz intoleransı, fruktoz 1,6 difosfataz eksikliği, organik asidemiler, yağ asidi metabolizması bozuklukları
45. Aşağıdakilerden hangisi prematüre bebeklerde intraventriküler kanama ve/veya beyaz cevher bozukluğu
oluşma riskini azaltır?
A) Hipotiroksinemi B) Maternal infeksiyon
D) Hiperkarbi
E) Antenatal steroid kullanımı
C) Hipokarbi
45 - E
Periventriküler Lökomalazi: (Beyaz cevher hastalığı) kanamaya sekonder ventriküler çevrede olur. Hayatta kalırlarsa
spastik diplejiye yol açar. Özellikle PVLM riskini artran-azaltan faktörler önemlidir.
BCH olasılığını azaltan eya arttıran faktörler
Fetal büyüme geriliği
Arttıranlar
Azaltanlar
Antanatal kortikosteroidler
Hipotiroksinemi
Prostoglandin inhibitörleri
Hipokarbi/hiperkarbi
Toksem/Magnezyum
Fetal vaskülit
Maternal/plasental enfeksiyon
Diğer Sitokin Uyan Faktörler
46. Ressüsitasyon uygulanan bir bebekte uygulamanın etkinliğini ve uygulanacak girişimi belirlemede aşağıdakilerden hangisi kullanılır?
A) Apgar skorlaması
B) Kalp atım hızı, renk, solunum sayısı
C) Renk, solunum sayısı, solunum ritmi
D) Solunum varlığı, renk, kalp atım hızı
E) Solunum varlığı, kalp atım hızı, kas tonusu
46 - D
Resüstasyonda amaç SSS’nin oksijenlenmesini sağlamaktır. Doğumdan sonraki ilk dakikada yeterli solunum yoksa canlandırma işlemine derhal başlanmalıdır. İlk girişimler ısı kaybını önlemek için kurutmak ve ısıtmak, pozisyon vermek ve aspire
ederek hava yollarını temizlemek, solunumu başlatmak için cilde uyarı vermektir. Bunları uygulamak 30 sn’yi geçmemelidir.
Aynı anda bebeğin rengi, kalp hızı ve solunum eforu değerlendirilir ve resüstasyon bu değerlendirmeye göre şekillenir.
A: Airway: Aspirasyon veya gerekirse endotrakeal entübasyon ile havayolunu açmak
B: Breathing: Deri uyarımı ya da maske-beg veya ET yoluyla solunumu başlatmak
C: Circulation: Göğüs kompresyonu ve medikasyon ile dolaşımı sürdürmek
D: Drugs: İlaçlar
47. Yenidoğanın gebelik haftasının belirlemesinde kullanılan Dubowitz skorlamasında fizik gelişim değerlendirilmesinde aşağıdakilerden hangisi kullanılmaz?
A) Deri
B) Postür
D) Genital değerlendirme
E) Ayak tabanı çizgilenmesi
www.tusem.com.tr
60
C) Lanugo
KLİNİK BİLİMLER
2014 - 03 - TUSEM KTBT
47 - B
Prematürite başlı başına neonatal mortaliteyi artran bir risk faktörü olmasına rağmen prematürün gestasyonel hafasına
göre küçük olması bu riski daha da artrır. Prematür çocuğun gestasyonel yaşının hesaplanması olası risklerin ve uygun
girişimlerin belirlenmesinde zaruridir. Bunun için kullanılan en yaygın skorlama Dubowitz skorlama sistemidir.
Bu skorlamada;
1. Cilt
2. Lanugo
3. Ayak tabanı çizgileri
4. Meme başı gelişimi, hacmi
5. Kulak yapısı ve sertliği
6. Genital organlar değerlendiriilir.
48. Aşağıdakilerden hangisi ventriküler septal defekt saptanan 5 yaşında bir çocukta defektin kapatılmasını
gerektirir?
A) Akımlar oranının >2 olması
B) Hastanın 5 yaşında olması
C) VSD’nin outlet yerleşimli olması
D) VSD’nin subaortik yerleşimli olması
E) VSD’nin transkateter kapatmaya uygun olması
48 - A
Normal koşullarda VSD kendi kendine kapanma olasılığı olan bir patoloji olduğundan düzenli aralıklarla izlenir. Bu sürede
VSD’de en önemli risk faktörü pulmoner hipertansiyonun geliştiği Eisenmenger s.’dur. Eisenmenger s. geliştiğinde operasyondan yarar görmezler. Medikal tedaviye rağmen kalp yetersizliğinin devam etmesi kesin cerrahi endikasyondur. Mitral
kapaktan geçen akımın artmasına bağlı middiastolik rulman işitilir. Bu rulmanın duyulması Qp/Qs oranının 2:1’den büyük
olduğunun işaretidir. Orta ağır derece pulmoner hipertansiyona gidiş, aort yetersizliği gelişimi, anjiografide pulmoner debinin
sistemik debinin 2 katı olması da Eisenmenger s. Gelişme olasılığı çok arttığından cerrahi endikasyon olarak kabul edilir.
49. Aşağıdaki konjenital kalp hastalıklarından hangisinde Eisenmenger sendromu gelişmez?
A) Fallot tetralojisi
B) Atriyal septal defekt
C) Ventriküler septal defekt
D) Patent duktus arteriozus
E) Komplet atriyoventriküler septal defekt
49 - A
Fallot tetratolojisi
Prevelans:süt çocukluğu döneminden sonra görülen en sık siyanotik kalp hastalığıdır.
Dört anomaliden oluşur.
Büyük bir VSD subaortik bir defektir, (infundibular) perimembranöz Subvalvüler (infundibular)PS, Sağ ventrikül hipertrofisi, Aortanın ata biner tarzda septumun üzerinde olması (aort dextrapozisyonu). Fallot tetralojisinde kliniği PS belirler.
Görüldüğü üzere PS derecesi ters orantılı olarak akciğere az kan gitmesine dolayısıyla siyanoza sebep olur . Oysa
Eisenmenger sendromu ACx’lere giden fazla kan nedeniyle Pulmoner kan basıncını sistemik kan basıncını aşması ve
düzeltilemeyen bir tablonun gelişmesidir, fallot tetralojisinde böyle bir tablonun gelişme olasılığı yoktur.
www.tusem.com.tr
61
2014 - 03 - TUSEM - KTBT
KLİNİK BİLİMLER
50. Göğüs radyogramında “yumurta kalp” görünümü, aşağıdaki doğuştan kalp hastalıklarından hangisini düşündürür?
A) Triküspit atrezisi B) Fallot Tetrolojisi
D) Patent duktus arteriyozus
E) Büyük arterlerin transpozisyonu
C) Ventriküler septal defekt
50 - E
BÜYÜK ARTER TRANSPOZİSYONU
Yenidoğan döneminde kardiyak kökenli siyanozun en sık
nedenidir. Bir yaş altında en sık KYne yol açan siyanotik
DKHdır. Küçük ASD’li bir D-Transpozisyonun hemodinamiği
aorttaki O2 satürasyonu %45, bu hastada duktusu açmak
için PGE1 verilmeli ve Jatene ameliyatı yapılmalıdır. Hemen
opere edilemiyorsa o zamana kadar yaşayabilmesi için atrial
balon septostomisi yapılarak atrial seviyede karışım artırırılır.
Aortanın, pulmoner arterin sağında ve önünde olduğu klasik - komplet transpozisyona D-Transpozisyonu denir hayatla
bağdaşmaz. Transpoze aort, pulmoner arterin solunda ise L-Transpozisyon denir (nadir görülür), hatala bağdaşır.
Klinik: Yenidoğan dönemindeki en sık siyanotik kalp hastalığıdır. Doğumda siyanoz hikayesi daima vardır. KKY bulguları
yenidoğan döneminde gelişir. S2 tek ve şiddetlidir. VSD yoksa üfürüm bebeklerde duyulmaz (sonuçta genellikle üfürüm
yoktur).Bazen hipoglisemi (pankreas adacık hipertrofisi ve hiperinsülinizme bağlı) ve hipokalsemi görülebilir. İri bebeklerdir.
EKG: Sağ eksen sapması, sağ ventrikül hipertrofisi görülür (sağ ventrikül aorta bastığı için).
X’Ray: Artmış pulmoner damarlanmalı kardiyomegali genellikle vardır. Dar superior mediastenli yumurta şeklinde kalp
karakteristiktir. PS’lu vakalarda pulmoner damarlanma azalmıştır.
Tedavi: Medikal; PG E1, Cerrahi; büyük arter seviyesinde Arteriyel Switch (Jatene).
51. Hipertansiyon ile birlikte olan kongenital adrenal hiperplazinin klinikte en sık karşılaşılan şekli aşağıdakilerden hangisidir?
A) 3 beta HSD enzim eksikliği
B) 11 beta hydroxylase enzim eksikliği
C) 17 ketosteroid dehidrogenaz eksikliği
D) 21-hydoxylase enzim eksikliği (basit virilizan)
E) 21-hydoxylase enzim eksikliği (tuz kaybettiren)
51 - B
11β-HİDROKSİLAZ EKSİKLİĞİNE BAĞLI KAH
Hastalık KAH’ın en sık ikinci nedeni olup sıklığı %5-8 arasındadır. 11-deoksikortzol ve DOC birikerek, 21-hidroksilaz
eksikliğinde olduğu gibi androjen sentezine yönelirler. Etkilenen kızlar kuşkulu genital yapıyla doğarlar ve erkek çocuklarda da hiperandrojenizm bulguları olabilir. Ancak 21-hidroksilaz eksikliğinde tuz ve su kaybı varken bu tpte deoksikortkosteronun artşına bağlı olarak volüm fazlalığı ve hipertansiyon vardır.
52. Aşağıdakilerden hangisi “uygunsuz ADH salınımı” sendromunda beklenmeyen bir durumdur?
A) Konvulziyon
B) Hiponatremi
C) Su retansyonu
D) İdrar osmolaritesinin düşük olması
E) İdrar sodyum konsantrasyonunda artma
www.tusem.com.tr
62
KLİNİK BİLİMLER
2014 - 03 - TUSEM KTBT
52 - D
UYGUNSUZ ANTİDİÜRETİK HORMON SENDROMU (UADHS)
Düşük serum osmolalitesi veya artmış intravasküler volüm tarafndan inhibe edilmeyen ADH sekresyonu vardır.
UADHS olan çocuklar su atamazlar. Bu durum serum Na’unun dilüsyonu ve hiponatremi ile sonuçlanır. Hücre dışı
sıvı ve intravasküler volüm haff artar. Böbrek volümü normale düşürmek için Na atlımını artrır, böylece hastaların
total Na’u azalır. UADHS çocuklarda sık görülmez, çoğu vaka santral Dİ tedavisinde aşırı vazopresin verilmesinden
kaynaklanır. UADHS ayrıca SSS patolojilerinde görülür, ancak akciğer hastalığı (pnömoni) ve tümörler diğer olası nedenlerdir. Hipotalamus-hipofz cerrahisinden 1 hafa sonra hastaların % 35’inde bulunur.
Karbamazepin, klorpropamid, vinkristn, vinblastn ve trisiklik antdepresan gibi ilaçlar da UADHS yapabilir. UADHS bir
ekartasyon tanısıdır, diğer hiponatremi nedenleri elenmelidir. Düşük serum ürik asit ve BUN destekleyicidir.
Uygunsuz ADH Sekresyonu Sendromu Tanı Kriterleri
Olmaması
Olması
Renal, adrenal veya troit yetmezliği
İdrar ozmolalitesi > 100 (genellikle >plazma)
KKY, nefrotk sendrom, siroz
Serum ozmolalitesi < 280 ve Na <135
Diüretik alımı
İdrar Na > 25
Dehidratasyon
53. Aşağıdaki hastalıkların hangisinde heliotropik raş görülür?
A) Dermatomyozit B) Becker MD
D) Duchenne MD
E) Fasioskapulohumeral MD
C) Limb-Girdle MD
53 - A
JUVENİL DERMATOMİYOZİT (JDM)
Çocukluk çağı infamatuvar myozitnin en sık nedenidir. Kutanöz bulgularla giden vaskulopat, kas güçsüzlüğüne neden
olan fokal myozit alanları ve immünosupresif tedaviye hızlı yanıtla karakterizedir.
Klinik: Hastalık başlangıcından önceki 3 ay içinde 6 yaştan küçük çocuklarda daha büyük çocuklara göre daha fazla
ateş ve ÜSYE semptomları görülür. Büyük çocuklarda bu ateş ve SYE semptomlarının yerine artrit, başağrısı, disfaji ve
kasiskelet bulguları ön plandadır. Raş genellikle güneş gören yerlerde başlar ve olguların %50’sinde görülür, hastaların
%25’inde ek olarak kas zayıfığı vardır. Karakteristk periorbital menekşe renkli eritem (heliotrop) burun köküne, kulak
kepçesine uzanabilir. Ödem periorbital olabileceği gibi skalpte veya generalize olabilir. Raş kırmızı renkli ve palpabledir. Genellikle falangeal metakarpal interkarpal falengeal (Gotron papülleri), diz, dirsek ve ayak bileği medial malleolünde yerleşir. Kutanöz tutulum, ekstremitelerin ekstansör yüzlerini gövdeye ve kalçaya yayılabilir. Amyopatk form (sadece
raş olan) ile başlayan JDM’li hastalarda tedavi gecikirse myozit ve kalsinozis gelişebilir. Tırnak yatağındaki kapiller
loopların azalmasıyla (sistemik vaskülopat göstergesidir) döküntünün şiddet birbirine paralellik gösterir. Ağır sistemik
vaskülopatsi olan bireylerde yüzde medial kantusların derisinde infarktüsler, oral epitel, digital veya gastrointestnal
sistemde ülserasyonlar görülür. Proksimal kas tutulumu kendisini merdiven çıkamama, saçları tarayamama, oturduğu
yerden kalkamama veya Gowers bulgusu ile gösterir. Boyunda feksör kaslar zayıfır. Başın yataktan kaldırılamaması ilk
bulgu olabilir. Kaslar dokunmakla hassasdır, bu yüzden çocuklar sarılmak istemezler. Üst solunum yolu kaslarındaki
koordinasyon bozukluğu sonucu ses kısıklığı gelişir, sekresyonlar yutulamaz hale gelir. Disfaji kötü prognoz kriteridir
ve varlığı acil hastaneye yatş ve tedavi başlama endikasyonudur. GİS düz kaslarındaki azalma nedeniyle kabızlık,
abdominal ağrı ve diare gelişebilir. Bu daire ve ağrı GİS kanamanın göstergesi olabilir. Kardiyak tutulum kendisini iletm
bozukluklarıyla gösterebilir. Dilate kardiyomyopat saptanabilir. Polimyozit/skleroderma (Pm/Scl) antjenlerine karşı
gelişen antkorlar, parmakları etkileyerek, kutanöz elastsitesinin kaybolmasına neden olabilir (mekanik el)
www.tusem.com.tr
63
2014 - 03 - TUSEM - KTBT
KLİNİK BİLİMLER
54. Nekrotizan enterokolitin en önemli nedeni aşağıdakilerden hangisidir?
A) Prematürite
B) Perinatal asfksi /hipoksi
C) Respiratuar dstress sendromu
D) Sepsis / Bakteriyel kolonizasyon
E) Formul mama ile beslenme (çok hızlı, çok fazla)
54 - A
NEKROTİZAN ENTEROKOLİT:
Yenidoğan döneminin en sık hayat tehlike yaratan gastrointestnal acili olan nekrotizan enterokolit, immatür barsak
sisteminin çeşitli etkenler sonucu nekrozu ile seyreder.
Risk faktörleri
Prematürite, immatürite en önemli risk faktörleridir.
Asfksi ve kardiyopulmoner distres:
Perinatal asfiksi, hipoksi, şok, anemi
RDS, PDA, siyanotk kalp hastalıkları
Enteral beslenme
Polisitemi ve hipervizkozite
Umbilikal kateterizasyon ve exchange transfüzyon
Enterik patojenik mikroorganizmalar
Evre I: (NEK şüphesi): Apne, bradikardi gibi nonspesifk bulgular vardır. Mideden rezidü gelir, gaitada gizli kan (+) olabilir.
Evre IIA: (Haff NEK): Abdominal distansiyon (ilk bulgu), barsak seslerinde azalma ve gaitada gros kan vardır. Radyolojik olarak ileus ve pnömatozis intestnalis.
Evre IIB (Orta NEK): Haff asidoz ve trombositopeni, karın duvarında ödem, ve hassasiyet vardır. Radyolojik olarak
yaygın pnömatozis intestnalis görülür. Portal venöz gaz görüntüsü de saptanabilir.
Evre IIIA (İlerlemiş NEK): Respiratuar ve metabolik asidoz, ventlatöre ihtyaç gösteren apne, kan basıncında düşme,
nötropeni ve DIC saptanır. Karında yaygın ödem ve eritem vardır. Radyolojik olarak yaygın asit görülür.
Evre IIIB (Perforasyon): Vital bulgular hızla kötüleşir, şoka girer. Radyolojik olarak perforasyon görülür.
55. Sarılık nedeniyle başvuran 1 haftalık erkek bebeğin muayenesinde irritabilite, tremor, jitterness ve mikropenis
saptanmıştır.
Bu bebekte aşağıdaki anomalilerden hangisi büyük olasılıkla izlenir?
A) İmperfore anüs B) Yarık damak
C) Polidaktili D) Sindaktili
E) Auricula anomalisi
55 - B
Hastada jitternes hipoglisemiyi beraberinde mikropenis yenidoğan döneminde olasılıkla Büyüme Hormonu eksikliğini
göstermektedir. Büyüme hormonu hipofizden yani cranial eksenin orta hattindan sentezlenmektedir. Seçenekler içinde
orta hat defekti ile birliktelik gösterebilecek en olası patoloji yarık damaktır.
56. Aşağıdakilerden hangisi Ailesel Akdeniz Ate-şinde (FMF) görülmez?
A) Artrit
B) Malar raş
D) Tekrarlayan ateş
E) Tekrarlayan karın ağrısı
www.tusem.com.tr
64
C) Amiloidoz
KLİNİK BİLİMLER
2014 - 03 - TUSEM KTBT
56 - B
AİLEVİ AKDENİZ ATEŞİ (FMF)
Ailevi Akdeniz ateşi (FMF) Akdeniz kökenli özel bazı etnik grupları (Yahudi, Türk, Ermeni, Arap) etkileyen ve otozomal
resesif geçen bir hastalıktr. Kısa süren ve kendi kendine geçen, ağnlı ve ateşli ataklar hastalık için tanımlayıcı faktörlerdir. Hastalık zarları ve deriyi tutar; peritonit, plörit, artrit bulguları verir. Hastalıkta morbiditeyi ve mortaliteyi belirleyen,
sekonder amiloidozistr. Bu amiloidozis sonucu renal yetmezlik gelişebilir.
Klinik bulgular
Ateşli karın ağrısı atakları (en sık). Ağrı yaygın, ya da belirli bir bölgeye sınırlı olabilir ve akut peritonit ile oluşmaktadır.
Peritondaki infamasyon barsak peristaltzmini değiştrebilir. (İshal – kabızlık). Ateş, karın ağrısı, karında gerginlik, hassasiyet, ayakta batn grafsinde hava sıvı seviyeleri gibi akut karın düşündürecek bulgular olabilir. Karın ağrısı atakları
hastaların %85-95’inde görülür. Ateş hastaların hemen tamamında bulunur, ancak çok düşük oranda da olsa ateş
olmadan atak geçiren hastalar olabileceği akılda tutulmalıdır. Bir takım hastalarda izole ya da diğer bulgulara ek olarak
plevral ya da perikardial tutulum nedeniyle göğüs ağrısı görülebilir
Hastaların yaklaşık yarısında eklem tutulumu görülür. Sıklıkla tek eklem tutulur, en sık etkilenen eklemler alt ekstremitenin büyük eklemleridir (diz ve ayak bileği).
Ailevi Akdeniz ateşinde erizipel benzeri eritem olarak isimlendirilen hastalığa özgü bir çeşit deri tutulumu olur. Alt ekstremitenin distalinde kırmızı, sıcak, deriden haff kabarık eritem şeklinde lezyonlardır, görünümü sellülite benzer. Ayak
bileği ve ayak sırtnda görülür, fazla ayakta kalmakla ortaya çıkan lezyonlardır, genellikle artrite eşlik eder. Uzun yoldan
otobüsle gelmiş olan hastalarda sıklıkla görüldüğü için “otobüs lezyonu” olarak da tanımlanır.
Tanı: Peritonit, plörit (tek tarafı) veya perikardit, tek eklemde görülen artrit (diz, ayak bileği, kalça eklemi) ya da tek
başına ateşle seyredebilen tpik FMF atakları kısa sürelidir, 12 saat ile 3 gün içinde kendiliğinden düzelir. Ateş 38°C üzerindedir ve bu yakınmalar ile başvurmuş olan bir hastada FMF tanısını düşünmek için hastanın en az 3 kez benzer atak
geçirmiş olması gerekir. Hasta atak aralarında tamamen normaldir. Ataklar sabit aralıklarla tekrarlamaz, atak aralıkları
bir hafa ile 1-3 ay arasında değişir. Bazen hasta çok uzun süre atak geçirmez, ancak yıllar sonra atakları tekrarlayan
hastalar tanımlanmıştır.
57. İdrarda siyah renk değişikliğine yol açan kalıtsal metabolik hastalık aşağıdakilerden hangisidir?
A) Myoglobinüri B) Fenilketonüri
D) Porfri
E) İndikanür
C) Alkaptonüri
57 - C
ALKAPTONÜRİ
Homogentsik asit oksidaz eksikliğine bağlı, vücuta aşırı miktarda homogentsik asit birikimi ve idrarda fazla miktarda
atlımı ile karakterizedir. Klinik bulgular erişkinlikte ortaya çıkan ochronosis (dokuların, özellikle kıkırdak ve mezenkimal
dokuların renginin koyulaşması) ve artriten ibaretr. Çocukluk çağında tek bulgu idrarın bekletlince homogentsik asidin
okside olmasına bağlı siyahlaşmasıdır. İdrarın alkalileştrilmesi bu değişimi artrır. Klinik olarak sklera veya kulak kıkırdağında koyu siyah noktalar (okronozis) ve omur, kalça ve diz ekleminde artrit görülür. Radyolojik bulgular tpik olarak
osteoartrit şeklindedir. Kalp hastalığı (mitral ve aortk valvülit, kapak kalsifkasyonları ve miyokard enfarktüsü) insidansı
yüksektir.
İdrarda homogentsik asit ölçümü ile tanı doğrulanır. Homogentsik asit Fehling ve Benedict ayıraçlarını indirger. Etkili
tedavisi yoktur.
www.tusem.com.tr
65
2014 - 03 - TUSEM - KTBT
KLİNİK BİLİMLER
58. Aşağıdaki hangi durumda annenin bebeğini emzirmesinde sakınca yoktur?
A) Annede tifo
B) Aktif tüberküloz
D) Annede meme kanseri
E) Annede hepatit taşıyıcılığı
C) Bebekte galaktozemi
58 - E
Emzirmenin kontrendike olduğu durumlar
Annede akut enfeksiyon hastalığı (septisemi, nefrits)
Meme kanseri
Aktf tüberküloz, tifo, sıtma
Ciddi nöroz, postpartum psikoz, madde bağımlılığı
Eklampsi, gross kanama
Kronik nütrisyon bozukluğu
Kalp yetmezliği, böbrek yetmezliği, solunum yetmezliği
Bebekte galaktozemi (laktozsuz mama almalı)
• Anne Tbc ise bulaşma sütle değil yakın temasla (aerosol yayılımla) olmaktadır. Annenin iki yıldır hasta olmadığı saptandı ise emzirebilir.
• Anne gebeliği sırasında aktf Tbc olmuş, ancak tedavi doğumdan en az 1 ay önce başladı ve anne bakteri negatf ise
emzirebilir, bebekte PPD ve Akc grafsi normal ise BCG aşısı yapılır.
• Anne tedaviye yeni başlamış ve bakteri negatf ise bebeğe izoniazid başlanarak emzirebilir. 3 ay sonra bebeğe PPD
yapılır (-) ise BCG yapılır, (+) ise 6 ay ilaç devam edilir.
• Annede aktf Tbc varsa ilaç başlanıp bakteri negatf olana kadar emzirmeye izin verilmez. Bebek PPD (-) ve akc grafsi
normal ise 3 ay INH verilir. 3 ay sonra PPD (-) ise BCG yapılır.
Anne sütünde saptanan enfeksiyon ajanları ve Neonatal hastalık HIV anne sütü ile geçer. Gelişmiş ülkelerde alternatf
beslenme olanakları vardır ve anne sütü ile beslenme kontrendikedir.
Anne sütü ile geçebilen diğer virüsler CMV, human T-cell lenfotrofk virus tp 1 ve 2, rubella, hepatit B, C, E ve herpes
simpleks, VZV ve EBV’dir. Bunlar içerisinde HİV, CMV, HTLV-1 ve rubella yenidoğanda hastalık yapabilir, ancak, sadece gelişmiş ülkelerde, HİV ve HTLV 1-2 emzirme için kontrendikasyon oluşturur. Preterm bebekler için CMV de kontrendikasyon nedenidir. Hepatit B’li annelerin bebeklerine ilk 24 saat içinde immunglobulin ve aşı yapılırsa emzirmede
sakınca yoktur. Meme başında aktif herpes lezyonu olan annelerin emzirmesinden kaçınmak gerekir.
Anne sütünde saptanan bakteriler: S. aureus (mastt), M.tuberculosis (aktf hastalık), E.coli ve diğer gram negatf bakteriler (depolanmış süte), GBS, Listeria ve Coxiella burnet. Meme apsesi olmadıkça S.aureus kontrendikasyon oluşturmaz. Aktf tbc.de kontrendikasyon vardır. Diğer bakteriler neonatal hastalık yapabilir, ancak anne ve bebeğe uygun
antbiyotklerin verilmesi koşuluyla emzirme kontrendike değildir. Toksoplazma da anne sütüne geçer, ancak sadece bir
olguda neonatal hastalık bildirilmiştir ve kontrendikasyon yoktur.
59. Otuz iki yaşındaki annenin 1. gebeliğinden normal vajinal yolla, 40 haftalık 3.600 gr doğan erkek bebekte 3. günde vücutta purpurik lezyonlar ve intrakranial kanama gelişiyor. Annenin trombosit sayısı 350.000/mm3, bebeğin
hemoglobin 14 gr/dl, beyaz küre 13.000/mm3, MCV: 108 f, trombosit sayısı 20.000/mm3 bulunuyor.
Bu hastada en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?
A) Travmatik Doğum
B) Otoimmün Trombositopeni
C) Alloimmün Trombositopeni
D) Maternal İdiopatik Trombositopenik Purpura (ITP)
E) Fanconi Aplastik Anemi
www.tusem.com.tr
66
KLİNİK BİLİMLER
2014 - 03 - TUSEM KTBT
59 - C
Annede ve çocukta kemik iliği serisinin trombosit dışı grupları normal olduğu için Fanconi gibi pansitopeni sebepleri
ekarte olmaktadır. Hem annede hemde çocukta trombositopeni annede üretilen trombosit antikorlarının hem anneyi
hem çocuğu etkilediği bir klinik oluşturmaktadır ki bu kliniğimizle uyumlu olmayıp ITP ve otoimmün trombositopeniyi
ekarte etmektedir. Tek mantıklı seçenek anneni babadan geçen trb antijeni taşıyan fetus trombositlerine karşı antikor
oluşturmasıdırki bu allo veya iso immün trombositopeni olarak adlandırılır.
60. Aşağıdakilerden hangisinin kanamaya eğilim yaratma olasılığı en azdır?
A) Faktör V eksikliği
B) Faktör VII eksikliği
D) Faktör XI eksikliği
E) Faktör XII eksikliği
C) Faktör X eksikliği
60 - E
F
I
II
V
VII
VIII
IX
X
XI
XII
XIII
Sinonim
Fibrinojen
Protrombin
Labil faktör proaksel
Stabil faktör, prokonvertin
Antihemofilik faktör
Christmas faktörü
Stuart-Prower faktörü
Plazma tromboplastin antesedanı
Hegeman faktör
Fibrin stabilizatör faktör
Bozukluk
Konjenital eksiklik (afibrinojenemi) veya disfonksiyon (disfibrinojenemi)
Konjenital eksiklik veya disfonksiyon
Konjenital eksiklik (parahemofili)
Konjenital eksiklik
Konjenital eksiklik – Hemofili A
Konjenital eksiklik – Hemofili B
Konjenital eksiklik
Konjenital eksiklik – Hemofili C
Konjenital eksikliği klinik semptoma yol açmaz
Konjenital eksiklik
61. Aşağıdaki kanama diyatezlerinden hangisinde daha çok derin doku kanamaları görülür?
A) Hemofli A
B) Aspirin kullanımı
D) Von Willebrand hastalığı
E) İdyopatik trombositopenik purpura
C) Glanzman trombastenisi
61 - A
Trombosit fonksiyon bozuklukları derin doku kanamalarından ziyade peteşiel lezyonlara ve kanama zamanın uzamasına neden olur. Hemofili A hariç bütün seçenekler trombosit fonksiyon bozukluğuyla sonlanan kliniklere neden olduğu için elenmelidir.
62. Aşağıdakilerden hangisi 3-8 yaşlar arasında (okul çağı dönemi) en sık görülen ilk 3 kanser arasındadır?
A) Non Hodgkin lenfoma
B) Retinoblastom
D) Wilms tümörü
E) Nöroblastom
C) Osteosarkom
62 - A
Yenidoğan döneminde ve ilk 1 yılda nöroblastom,
wilms tümörü, retinoblastom, primitif nöroektodermal
tümörler en sık görülürken, çocukluk çağında ALL,
NHL, Glioma, adölesan dönemde sarkomlar, hodkin
ve testis/over kanserleri ön planda olmaktadır.
www.tusem.com.tr
67
2014 - 03 - TUSEM - KTBT
KLİNİK BİLİMLER
63. Fanconi Aplastik anemisi düşündüğünüz bir çocukta aşağıdakilerden hangisini beklemezsiniz?
A) Lökopeni
B) Retikülositoz
C) Cafe au lait lekeleri
D) İskelet sistemi anomalileri E) Hemoglobin F düzeyinde artış
63 - B
Aplastik anemi, kemik iliğinde tüm hücre serilerin(KK, Parçalı, megakaryosit) üretiminin olmamasıyla karakterizedir.
Böyle bir baskılanma durumunda dolaşıma yeni katılan erirositlerin-retikülosit sayısının artması yani retikülosiz değil
tam tersine azalması yani retikülositopeni beklenir ki aplastik anemileri kemik iliği dışında KK yıkımıyla karakterize
hemolitik anemiden ayıran en önemli laboratuar bulgusudur.
• Fankoni anemisinde görülen anomaliler:
• Jeneralize hiperpigmentasyon
• Cafe-au-lait lekeleri(%65)
• Mental gerilik
• Kısa boy(%60)
• Başparmak veya radius yokluğu(%50)
• Mikrosefali
• Tipik yüz görünümü
• Mikrofalmi
• Sağırlık
• Renal agenezi
• Konjenital kalp defektleri
• Hipogonadal veya genital değişikler(%40)
Tanı: Karakterisitk fziksel özellikler ve hematolojik bulgular tanıyı destekler, kromozom kırıkları doğrular
(pansitopeni,Hemoglobin F düzeyinde artış…).
64. Aşağıdakilerden hangisi nörofbramatozis tip 1’de tanı kriterleri arasında yeralan tümörlerden biridir?
A) Optik gliom B) Nöroblastom
C) Wilms tümörü D) Lenfoma
E) Retinoblastoma
64 - A
NÖROFİBROMATOZİS – NF (von Reclinghausen hastalığı)
Toplumda 1/4000 sıklıkta görülen otozomal dominant bir hastalıktr. 2 farklı tipi var: Nörofibromatozis-1
(NF-1) NF’un en sık tipidir, aşağıdakilerden 2 tanesinin olması tanı için yeterlidir:
1. C
afe au lait (sütlü kahve) lekesi: Prepubertal 5 mm’den büyük veya postpubertal 15 mm’den büyük en az 6 adet
makül. Doğumda%100’ünde bulunur .
2. Aksiller veya inguinal çillenme
3. Lisch nodülü: 2 veya daha çok nodül (iris hamartomu)
4. Nörofibrom: 2 veya daha fazla nörofibrom veya 1 adet pleksiform nörofibrom.
5. K
emik lezyonları: Skolyoz (en sık), sfenoid displazi (pulzatl eksofalmi yapar), uzun kemiklerin korteksinde incelme
ve psödoartoz.
6. Optik glioma %15 mevcutur.
7. Ailede bu kriterlere göre NF tanısı almış bir kişinin bulunması
65. Aşağıdakilerden hangisi katılma nöbetlerinin özelliklerinden biri değildir?
A) Kafa travması ile tetiklenir.
B) İnteriktal EEG bozuktur.
C) İki yaşında en sık görülür, 5 yaştan sonra nadirdir.
D) Siyanotik ve soluklukla seyreden olmak üzere iki formu vardır.
E) DEA’e sekonder görülebilir
www.tusem.com.tr
68
KLİNİK BİLİMLER
2014 - 03 - TUSEM KTBT
65 - B
Epilepsilerle epilepsi benzeri tabloları birbirinden en ayıran en önemli kriter, epilepsilerde genellikle EEG bozukluğu
gözlenirken, epilepsi benzeri tablolarda hiçbir şekilde EEG bozukluğunun gözlemlenmemesidir.
66. Son iki gündür yürüyemediği için getirilen 8 yaşındaki çocuğun hikâyesinden, önceleri tamamen sağlıklı olduğu
fakat 10 gün önce gastroenterit geçirdiği öğrenilmiştir. Nörolojik muayenede alt ekstremitelerde simetrik proksimal
kas güçsüzlüğü, dört yanlı arefeksi saptanmıştır.
Bu hasta için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?
A) Poliomiyelitis
B) Musküler distrofi
D) Guillain-Barré sendromu
E) Duchenne muscular dystrofi
C) Spinal musküler atrofi
66 - D
Daha önceden sağlıklı ifadesi b, c, ve e şıklarını elememiz için yeterlidir. Poliomyelitte aşı hikayesinin olmaması ve asimetrik olması karakteristiktir. Doğru cevap, post enfeksiyöz hipersensitivite reaksiyonu olan Guillain-Barré sendromunu
düşündürtmektedir.
Guilliuan Barre sendromu
Başlıca motor, bazen duysal ve otonomik sinirleri tutan postenfeksiyöz polinöropatdir. Tüm yaşları etkiler, herediter
değildir. Paraliziler genellikle 10 yaş civarında non-spesifk bir viral enfeksiyonu takip eder. GİS (özellikle Compylobacter
jejuni) ve solunum (özellikle Mycoplasma pneumonia) enfeksiyonları sebep olabilir.
Kas zayıfığı alt ekstremitelerden başlar ve gövdeye, üst ekstremitelere ve sonunda bulbar kaslara doğru çıkar (Landry
asendan paralizi). Paraliziler simetriktr. Bulbar tutulum vakaların yarısında görülür. Solunum yetmezliği, disfaji ve fasial
güçsüzlüğüne yol açabilir. Ekstraoküler kaslar nadiren tutulabilir. Miller-Fisher sendromu (eksternal ofalmopleji, ataksi ve
arefeksi) nadir bir varyantr. Klinik seyir genellikle beningndir, 2-3 hafta içinde sponyan iyileşme başlar. DTR kaybı
genellikle en son düzelir. Sendrom tanınmaz ve tedavi edilmezse solunum kaslarının tutulumu ölüme neden olabilir.
Kranial sinir tutulumu, entübasyon ve başvurudaki maksimum nörolojik sakatlık prognozun kötülüğüne işaret eder.
Kronik rölapslı poliradikülonöropat GBS’nun yıllarca devam edebilen nadir, kronik formudur. Tanı için BOS çalışması
şartr. Protein yüksek, glukoz normal ve pleositoz yoktur (albüminositolojik disosiasyon).
EMNG’de sinir iletm hızları yavaştr. Ant-gangliosid antkorları pozitf olabilir. Tanı için kas ve sinir biopsisi gerekli değildir. Hızlı
ilerleyen paralizilerin tedavisinde İVİG verilebilir. Etkisiz olursa, plazmaferez, steroidler ve immünosupresifer denenebilir.
67. Nöroblastomun en sık görüldüğü yerleşim yeri aşağıdakilerden hangisidir?
A) Pelvis
B) Göğüs
C) Karın
D) Boyun
E) EKstremiteler
67 - C
68. Sekiz yaşında bir kız çocuk tekrarlayan hematüri şikayeti ile hastaneye başvuruyor.
Aşağıdakilerden hangisi ayırıcı tanıda düşünülmemelidir?
A) Poststreptokoksik Glomerülonefrit
B) İnce membran hastalığı
C) Alport sendromu
D) Berger Hastalığı
E) Nefrotik sendrom
www.tusem.com.tr
69
2014 - 03 - TUSEM - KTBT
KLİNİK BİLİMLER
68 - A
REKÜRREN GROS HEMATÜRİ NEDENLERİ
IgA Nefropatsi (Berger Nefropatsi)
Dünyada en sık görülen kronik glomerüler hastalıktr. Mezengiumda Ig A,daha az miktarda IgG, IgM, C3 ve properdin
depolanır. Öyküde genellikle ÜSYE Böbrek fonksiyon testleri genellikle normaldir. Sadece gross hematüri, Nefritk, nefrotk ve kombine nefritk-nefrotk şeklinde görülebilir. Hipertansiyon ve nefrotk proteinüri nadirdir) C3 düzeyleri normaldir.
Serum IgA yüksek veya normal olabilir). Kötü prognoz kriterleri persistan HT, böbrek fonksiyonlarında bozulma, ağır
proteinüridir(%5 Kby gelişir). Tedavi kan basıncının kontrolüdür.
Alport Sendromu(AS)
X link(%85), OR, OD geçebilir. (Kalıtsal nefritler içinde en sık görülen formudur.).İlk bulgu persistan mikroskobik hematüridir. Asemptomatk , mikroskopik hematüri ya da yaklaşık %50’sinde ÜSYE’yi izleyen 1-2 gün içinde gros hematüri
atakları olabilir. Nefrotk sendrom olabilir. Ekstrarenal bulguları: Bilateral sensörinöral işitme kaybı gitkçe ilerleyerek
konuşmayı da etkiler( 10 yaş civarı).Oküler anomaliler anterior lentkonus , maküler beneklenme ve korneal erozyondur.
Biyopsi ile tanı konulur.Erkeklerde son dönem böbrek yetmezliğine 2-3.dekata gidiş vardır. Bayansa genelde KBY gelişmez. Progresyonda risk faktörleri çocuklukta gros hematüri, nefrotk sendrom, GBM’de belirgin kalınlaşmadır.
İnce Glomerüler Bazal Membran Hastalığı
Persistan mikroskopik hematüri. GBM’nin izole incelmesi. Benign familyal hematüri. Epizodik gros hematüri özellikle
ÜSYE sonrası görülebilir.
Enfeksiyonlarla Birliktelik Gösteren Glomerülonefritler
Akut Poststreptokokal Glomerülonefrits
Çocuklardan IgA nefropatsinden sonra en sık görülen gross hematüri sebebidir.5-12 yaşlarda sıksa da nadiren 3
yaş altnda da olabilir. Streptokkokal farenjiten 1–2 hafa, piyodermiden 3–6 hafa sonra akut nefritik sendr. gelişir. Klinik
asemptomatk mikroskobik hematüriden ABYye dek değişir.Antbiyotk (penisilin) tedavisi nefritojenik suşların yayılımını kısıtlar.Proteinüri ve HT 4-6 hafa sonra normale dönse de persisten mikroskobik hematüri 1-2 yıl sürebilir.Tanı
streptokok enfeksiyonu kanıtlarıyla desteklenir.Pozitf boğaz kültürü, ASO, Ant-DNase B,Streptozim test (streptolizin O,
DNaseB, hyalurinidaz, streptokinaz ve NADye karşı antkorlar]
69. On beş yaşındaki bir erkek çocuk ayaklarda şişme, koyu renkli idrar yapma, görmede bulanıklık ve işitme azlığı
yakınmalarıyla getiriliyor. Öyküsünden dayısının 4 yıldır hemodiyaliz tedavisinde izlendiği öğreniliyor.
Bu çocuk için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?
A) Fabry hastalığı B) IgA nefropatisi
D) Lowe sendromu
E) İnce bazal membran hastalığı
C) Alport sendromu
69 - C
X link(%85), OR, OD geçebilir. (Kalıtsal nefritler içinde en sık görülen formudur.).İlk bulgu persistan mikroskobik hematüridir. Asemptomatk , mikroskopik hematüri ya da yaklaşık %50’sinde ÜSYE’yi izleyen 1-2 gün içinde gros hematüri
atakları olabilir. Nefrotk sendrom olabilir.
Ekstrarenal bulguları: Bilateral sensörinöral işitme kaybı gitkçe ilerleyerek konuşmayı da etkiler (10 yaş civarı).Oküler
anomaliler anterior lentkonus , maküler beneklenme ve korneal erozyondur. Biyopsi ile tanı konulur.Erkeklerde son
dönem böbrek yetmezliğine 2-3.dekata gidiş vardır. Bayansa genelde KBY gelişmez. Progresyonda risk faktörleri çocuklukta gros hematüri, nefrotk sendrom, GBM’de belirgin kalınlaşmadır.
www.tusem.com.tr
70
KLİNİK BİLİMLER
2014 - 03 - TUSEM KTBT
70. Mikroftalmi, miyokardit, sensorinöral işitme kaybı, menengoensefalit, patent duktus arteriozus gibi bulgularla seyreden intrauterin enfeksiyona yol açan mikroorganizma aşağıdakilerden hangisidir?
A) Chlamydia trachomatis
B) Toxoplasma gondii
D) Sitomegalovius
E) Varicella Zoster
C) Rubella virusu
70 - C
KONJENİTAL RUBELLA SENDROMU
Primer maternal rubella enfeksiyonunu takiben kongenital enfeksiyon oranları 1. trimestrde % 75-90, 2. trimestrde %
25-39, 3. trimestrde % 24-53 arasındadır. Maternal rubella hiç enfeksiyona yol açmayabileceği gibi enfeksiyonla birlikte
kongenital anomalilere, abortusa ve ölü doğuma da neden olabilir.
Klinik bulgular: En sık bulgusu intrauterin büyüme geriliğidir. Diğer sık bulgular katarakt, mikrofalmi, yapısal defektler
(PDA, PS), “blueberry mufn” cilt lezyonları (CMV’de de olur), sağırlık ve meningoensefalitr.
Geçici
Sık
HSM-Direkt hiperbilirubinemi
Purpura-Trombositopeni
“Blueberry muffin” raş
-Dermal eritropoezKemik radyolüsensleri - osteit
Nadir
Prematürite
Miyokardit-Hepatit
İnterstisyel pnömonitis
Hemolitik anemi-Lökopeni
Büyük ön fontanel
Kalıcı
Geç başlangıçlı
İUGG, Postnatal gelişme geriliği
Pulmoner stenoz, PDA (en sık)
periferik veya valvüler
Katarakt, Mikroftalmi, Retinopati
Sağırlık -senserionöral-
Diyabet mellit
Kronik geçici rubelliform raş
VSD, ASD
Glokom, Mikrosefali
İntrakraniyal kalsifikasyonlar
Renal arter stenozu – HT
Anormal diş morfolojisi
Kronik progresif panensefalit
Tiroidit, Hipo- Hipertiroidizm
Erken puberte
Büyüme hormonu eksikliği
Keratokonus
71. Beş yaşında bir erkek çocuk ani başlayan yüksek ateş, karın ağrısı, tenesmus, kusma, günde 8-10 kez olan sulu,
mukuslu, kanlı ishal yakınmalarıyla acil servise getiriliyor. Yapılan fizik muayenede ateş, karında hassasiyet, deliryum ve menenjizm saptanıyor.
Bu çocuk için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?
A) Kolera
B) Rotavirus enfeksiyonu
D) Shigella’ya bağlı dizanteri
E) Enteroviral Enterit
C) Salmonella enfeksiyonu
71 - D
ŞİGELLA: Dizanteri sendromları uzun süredir bilinmesine karşın, epidemik dizanterinin (şigellozis) en sık formunun bakteriyel kaynaklı olduğu, yalnızca geçen yüzyılda anlaşılmıştr. Shigella’nın 4 türü dizanteriden sorumludur: S.dysantriae
(A), S.fexineri (B), S.boydii (C) ve S.sonnei (D). Şigella enfeksiyonları en sık yaz mevsimlerinde görülür. Sigellanın çok
düşük inokülumu hastalığa sebep olur. 10 adet S. dysenteria organizmasının alınması duyarlı kişilerde dizanteri yapabilir. Bu, hastalık için 108-1010 organizma alınmasını gerektren Vibrio Choleranın aksine bir durumdur.
Patogenez: Tüm şigellaların temel virülansı barsak invazyon kapasitesidir. Virülans için önemli olan bir başka faktör
Shiga toksin, protein sentezini inhibe eden potent bir ekzotoksindir ve S. Dysenteria serotp I tarafndan önemli miktarlarda üretlir. Shiga toksin üreten E.Coli (STEC) de vardır. Şigellozisin sulu diyare evresi enterotoksinlerden kaynaklanır.
Şigellanın hedef organı kolondur. Değişiklikler en yoğun distal kolonda olmasına karşın pankolits görülebilir. Lokalize veya difüz mukoza ödemi, ülserler, frajil mukoza, kanama ve eksuda oluşabilir. Mikroskobik olarak ülserasyonlar,
psödomembranlar, epitel hücre ölümü, mukozadan muskularis mukozaya yayılan lökosit ve mononükleer hücreler ve
submukozal ödem saptanır.
www.tusem.com.tr
71
2014 - 03 - TUSEM - KTBT
KLİNİK BİLİMLER
Klinik bulgular: İnkübasyon süresi 12 saat- birkaç gündür. Şiddetli karın ağrısı, yüksek ateş, kusma, anoreksi, genel toksisite,
acil ve ağrılı defekasyon ana özelliklerdir. Başlangıçta sulu ve bol volümlü olan diyare sık, küçük volümlü ve kanlı mukuslu
hale gelir; Gaita ve kusma ile sıvı ve elektrolit kayıplarına bağlı dehidrasyon görülebilir. Basilli dizanterinin en sık barsak dışı
bulguları nörolojiktr, hastaneye yatrılan çocukların %40 kadarında görülür. EİEC, benzer nörolojik toksisiteye neden olabilir.
Konvülsiyonlar, baş ağrısı, letarji, konfüzyon, ense sertliği veya hallüsünasyonlar ishalin başlamasından önce veya sonra ortaya çıkabilir. Konvülziyona haff ateş, hipokalsemi veya hiponatremi eşlik edebilir, ancak konvülziyonlar bunlardan bağımsız
görülür. Semptomlar SSS enfeksiyonunu düşündürse de, BOS’de minimal protein artşıyla birlikte pleositoz görülebilir, menenjit nadirdir. Şigellozisin en sık komplikasyonu dehidrasyondur. Etyolojik ajan özellikle S. Dysenteria olduğunda uygunsuz
ADH sendromuna bağlı hiponatremi görülebilir. Hipoglisemi ve protein kaybetren enteropat sıktr. Özellikle küçük malnütre
çocuklarda diğer komplikasyonlar sepsis ve DİC ‘i içerir. Bakteremi çok nadirdir, en sık S.Dysenteria ‘da olur.
72. Aşağıdakilerden hangisi DiGeorge sendromunun bulgularından biri değildir?
A) Bifid uvula
B) Özofagus atrezisi
D) Konjenital kalp hastalıkları
E) Hipokalsemi
C) Hepatosplenomegali
72 - C
Di George sendromu: Orta hat defaktidir. 22q11.2’deki interstsyel kromozomal delesyon(+). Konjenital kardiyak defekt,
palatal yetersizlik ve hipokalsemi klasik triad olarak bilinmektedir. Yarık damak ve dudak, kısa filtrum ve koanal atrezi
gibi üst hava yolu anomalileri, troid agenezisi, özefagial atrezi, GÖR, gelişme geriliği, respiratuvar yetmezlik, hidronefroz ve psikiatrik bozukluklar yaygın olarak görülen anomalilerdendir. Değişen derecede mental retardasyon (+).
73. Aşağıdakilerden hangisi künt travma hastasında ameliyat endikasyonu değildir?
A) Abdominal US’de serbest sıvı olması
B) Periton irritasyon bulgularının varlığı
C) Uygun volüm replasmanına rağmen hemodinamik bozukluk
D) Tanısal periton lavajında Gr (-) bakteri görülmesi
E) Akciğer grafisinde diyafragma altında serbest hava görülmesi
73 - A
Akut karın bulgularının varlığı penetran ve künt travmada mutlak ameliyat endikasyonudur. Tanısal periton lavajında
Gr(-) basil yada mikst flora görülmesi içi boş organ laserasyonu olduğunun göstergesidir ve ameliyat endikasyonudur.
Gene periton içi serbest hava ameliyat endikasyonudur. Uygun sıvı resüsitasyonuna rağmen hastanın hemodinamik
olarak stabil omaması ameliyat endikasyonudur. Ancak, periton irritasyon bulgusu olmayan ve hemodinamisi stabil seyreden bir hastada abdominal US’de serbest sıvı olması tek başına ameliyat endikasyonu değildir. Bu durumda hasta
tercihan BT ile değerlendirildikten sonra konservatif olarak tedavi edilebilir.
74. Aşağıdakilerden hangisi obstrüktif şok nedeni değildir?
A) Tansiyon pnömotoraks
B) Travmatik diyafram hernisi
D) Künt kalp travması
E) Masif pulmoner emboli
C) Kardiyak tamponad
74 - D
Obstrüktif şok preloadun normal olmasına karşın, intratorasik yada intraperikardiyal basınç artışı nedeni ile kalbin diyastolik ve sonra sistolik fonksiyonlarının bozulması neticesinde yeterli kalp debisinin sağlanamaması ile gelişen şok
tipidir. En sık nedeni Tansiyon pnömotorakstır. Künt kalp tarvmasında ise miyokardiyal kontüzyon nedeni ile gelişen ileti
bozuklukları ve sonuçta kardiyojenik şok ortaya çıkar.
www.tusem.com.tr
72
KLİNİK BİLİMLER
2014 - 03 - TUSEM KTBT
75. Aşağıdakilerden hangisi hipotalamik-hipofizer yolu uyararak stres hormon cevabını arttıran sitokinlerden
biri değildir?
A) IL-1
B) IL-6
D) TNF-alfa
C) IL-2
E) IL- 13
75 - E
Proinflamatuar sitokinler ACTH stimülasyonu ile hipotalamik-hipofizer aksı uyarır ve stres hormon cevabını başlatır.
TNF-alfa, IL-1 ve IL-6 proinflamatuar sitokinlerdir. IL-2 çok potent bir immün modülatördür. T lenfosit proliferasyonu, Ig
üretimi, GİS mukoza bütünlüğünün korunması, ACTH stimülasyonu gibi etkileri vardır. IL-13 ise anti-inflamatuardır ve
stress hormon cevabını uyarmaz.
76. Künt travma geçiren ve karın içi kanama nedeni ile ameliyata alınan 25 yaşındaki erkek hastada splenektomi, ince
barsak onarımı ve karaciğer laserasyonu nedeni ile onarım yapılmış ve masif transfüzyon uygulanmıştır. Postoperatif dönemde yoğun bakımda izlenen hastanın 24. saatten sonra Hb: 8.5 gr/dl, trombosit: 70.000 / mm3, KB:
100/50 mmHg, N: 120/dk, SVB: 14 cm-su ölçülmüştür. İdrar debisi saatte 20 ml olan hastada solunum sıkıntısı ve
karında distansiyon gelişmiştir.
Bu hasta için aşağıdakilerden hangisi doğrudur?
A) Kan transfüzyonu yapılması gerekmektedir
B) Yetmezlik tedavisi için diüretik başlanmalıdır
C) Acil laparotomi gerekebilir
D) Solunum sıkıntısının nedeni hava yolu basıncında düşme olmasıdır
E) Sıvı yüklenmesi yapılarak perfüzyon düzeltilmelidir
76 - C
Tarif edilen hastada majör travmayı takiben gelişen abdominal kompartman sendromu (AKS) söz konusudur. AKS karın
içi basınç artışına organ fonksiyon bozukluklarının eşlik etmesine verilen genel isimdir. Primer AKS karın içi kanama,
organ perforasyonu, peritonit, aort anevrizması rüptürü gibi nedenlere bağlı olarak karın içi basıncın artması ile gelişebilir. Sekonder AKS ise genellikle aşırı izotonik sıvı resüsitasyonu ile gelişen intestinal ödem nedeni ile oluşur. Genellikle karın içi basıncın 20 mmHg’nın üzerine çıkması ile klinik tablo ortaya çıkar. İnspiratuar basınçlar artar, akciğer
kompliansı düşer, solunum yetmezliği gelişir. Sıvı defisiti olmamasına rağmen kalbe olan venöz dönüş azalır ve kalp
debisi düşer, hipotansiyon gelişebilir. Perfüzyon bozukluğu ve renal damarların basıya uğraması nedeni ile oligüri gelişir. Böbrek fonksiyonları genellikle ilk bozulan fonksiyondur. Santral venöz basınç ve PAKB artar. İntratorasik basıncın
da yükselmesi ile intrakarniyel basınç artar ve serebral perfüzyon bozulur. Karın içi basınç en pratik olarak mesane içi
basınç ölçümleri ile takip edilir. Hastalar genellikle medikal tedaviye yanıt vermezler ve dekompresyon amaçlı laparotomi ve açık karın uygulanması sıklıkla gerekir.
77. Aşağıdakilerden hangisi cerrahi alan enfeksiyonu gelişimi için risk faktörlerinden değildir?
A) Asit
B) Obezite
D) Nazal stafilokok taşıyıcılığı
E) Dren kullanımı
C) Preoperatif anemi
77 - C
Cerrahi alan enfeksiyonları için risk faktörleri
Hastaya ait faktörler: Asit, kronik enfeksiyon, steroid kullanımı, obezite, diyabet, ileri yaş, hiperkolesterolemi, hipoksi,
periferik damar hastalığı, postoperatif anemi, radyasyon tedavisi, yakın dönemde geçirilmiş cerrahi, uzak organ enfeksiyonu bulunması, deri yada nazal stafilokok taşıyıcılığı, malnütrisyon, immünosüpresyon
Çevresel faktörler: Kontamine ilaçlar, yetersiz dezenfeksiyon ve sterilizasyon, yetersiz deri antisepsisi, yetersiz ventilasyon, derinin erken tıraş edilmesi, yabancı cisim varlığı
Tedavi faktörleri: Dren kullanımı, acil cerrahi işlemler, yetersiz antibiyotik profilaksisi, uzun cerrahi süresi, uzun yatış süresi
Anemi yara enfeksiyonu ve yara iyileşmesinde bozulma için tek başına bir risk faktörü değildir.
www.tusem.com.tr
73
2014 - 03 - TUSEM - KTBT
KLİNİK BİLİMLER
78. Aşağıdakilerden hangisi normovolemik, hipoozmolar hiponatremi nedenidir?
A) Su zehirlenmesi
B) Uygunsuz ADH sendromu
D) Böbrek yetmezliği
E) Furosemid kullanımı
C) İleum fistula
78 - B
Hiponatremi
(Na+<130 mEq/L)
H ip e rv o le m ik
Postoperatif ADH ↑
İyatrojenik – hipotonik
sıvı verilmesi
Kalp ve KC yetmezliği
(İdrar Na+<20 mEq/L)
Böbrek yetmezliği
(İdrar Na+>20 mEq/L)
Aşırı katabolizma
Sepsis, yanık..
N o rm o v o le m ik
Hiperglisemi
Mannitol kullanımı
(Hiperozmolar)
Plazma lipid ve
proteinlerinde ↑
(Psödohiponatremi)
SIADH
(Hipoozmolar)
H ip o v o le m ik
Yatersiz Na+ alımı
GİS kayıpları
(İdrar Na+<10 mEq/L)
Renal kayıplar:
Diüretikler
Primer Bb Hastalıkları
(İdrar Na+>20 mEq/L)
79. Ciddi sepsis ve septik şokta aşağıdakiler arasında en çok hangi bölgeye sıvı kaybı görülür?
A) İntravasküler aralık
B) İntrasellüler aralık
D) Gastrointestinal lümen
E) Periton
C) İnterstisiyel aralık
79 - C
Sepsis ve septik şokta vazodilatasyon ve permiabilite artışı belirgindir. Aslında altta yatan patoloji sıvı kaybı olmamasına rağmen vazodilatasyon ve periferik göllenme nedeni ile etkin dolaşım hacmi düşer. Kapiller permiabilite arttığı için
intravasküler hacimde az da olsa bir azalma meydana gelir. Permiabilite artışı ciddi interstisiyel ödeme neden olur. Bu
yüzden ciddi sepsis ve septik şokta sıvı kaybı en çok interstisiyel alana gerçekleşir.
80. Aşağıdakilerden hangisi travmadan sonra gelişen Ebb fazı sırasında ortaya çıkmaz?
A) Glukoneogenez
B) Kortizol artışı
D) Hiperglisemi
E) Akut faz cevabı
80 - C
www.tusem.com.tr
74
C) Lipoliz
KLİNİK BİLİMLER
2014 - 03 - TUSEM KTBT
81. Şoktaki hastada uygulanan resusitasyonun global düzeyde başarılı olup olmadığını ölçmede aşağıdaki
parametrelerden hangisinin yeri yoktur?
A) PaO2
B) Serum laktat düzeyi
D) Santral venöz basınç
E) İdrar debisi
C) Baz açığı
81 - D
Laktat düzeyi hücresel düzeydeki, idrar debisi ise global düzeydeki en iyi resusitasyıon göstergeleridir. Santral venöz
basınç ise preload göstergesidir.
82. Septik şokta aşağıdakilerden hangisi görülmez?
A) Respiratuvar alkaloz
B) Kardiyak debide artış
C) Hiperglisemi
D) Arteriovenöz oksijen farkında artma E) Periferal vazodilatasyon
82 - D
Ciddi sepsis ve septik şokta arteriovenöz şantlar açılır ve A-V oksijen farkı azalır. İlk metabolik cevap hiperglisemidir. İlk
hemodinamik değişiklik vazodilatasyondur. İlk kan gazı değişikliği respiratuvar alkalozdur.
83. Aşağıdaki genetik defektler içerisinde, meme kanseri açısından en yüksek risk içeren bozukluk hangisidir?
A) ATM
B) P 53
C) PTEN
D) BRCA 2
E) CDH 1
83 - D
Meme karsinomlarının % 5-10 u herediter kökenlidir. Bu tip karsinomlar içinde brca 2 taşıyıcılarında hayat boyu beklenen risk %80 lerin üzerindedir.
Meme kanseri ile ilişkili olabilecek sendromlar ve genler
BRCA 1 (17q)
BRCA 2 (13q)
(p53)LiFraumeni Sendromu
(STK 11, LKB1)
Peutz Jegers Sedromu
(PTEN)
Cowden Hastalığı
(MSH2 MLH1)
Muir Torre sendromu
(ATM)
Ataksia telenjiyektazi
84. Kırk dört yaşındaki bayan hasta rutin meme muayenesi için başvurmuş. Meme muayenesinde patoloji tespit edilmemiştir. Tarama mamografisi sırasında sağ meme üst dış kadranda 1 cmlik kitle görünümü memenin diğer kesimleri ve sol meme normal rapor edilen hastanın nedeniyle yapılan cor biyopsi sonucu DCIS (Duktal karsinoma
insitu) komedo tip şeklinde rapor edilmiştir.
Bu hastaya bu aşamadan sonraki en uygun yaklaşım aşağıdakilerden hangisidir?
A) Tamoksifen ile takip
B) Sağ MRM
D) Profilaktik bilateral mastektomi
E) Neoadjuvan tedavi
C) Meme koruyucu cerrahi+sentinel lenf nod işaretleme
84 - C
Duktal karsinoma insitular eğer yaygın hastalığı düşündürür bulgu yoksa meme koruyucu cerrahi ile tedavi edilebilirler.
İnsitu karsinomların aksiller lenf nodlarına metastaz yapma ihtimali çok düşüktür, bu yüzden rutin diseksiyon önerilmez.
Ancak özellikle komedo tipte bu risk fazla olduğu için öncelikle sentinel lenf nodu değerlendirilmesi uygun olur. Hasta
da yara iyileşmesi sonrası rt mutlaka verilmelidir.
www.tusem.com.tr
75
2014 - 03 - TUSEM - KTBT
KLİNİK BİLİMLER
85. Aşağıdaki meme patolojilerinin hangisinde ağrı önemli bir yakınmadır?
A) Paget hastalığı
B) Kistik hastalık
D) İntraduktal papillom
E) LCIS
C) Meme kanseri
85 - B
Fizik muayenede sınırları keskin olmayan, lastik kıvamında nodülarite ve bazen meme başı akıntısı ile gelir. Özellikle
mens öncesi dönemde memede ağrı, gerginlik, hassasiyet belirgindir. Hastalık aslında meme dokusunda hormonal
etki ile oluşan benign karakterde dejenerasyondan ibarettir.
Papillom öncelikle memebaşı akıntısı, meme ca) Ağrısız kitle, paget cilt bulguları ile başvuruken, lcıs da semptom yoktur.
86. Aşağıdakilerden hangisi Graves hastalığı tanısında en değerlidir?
A) Antitiroglobulin (anti TGab)
B) Antitiroid peroksidaz (anti TPO ab)
C) TSH reseptör (anti TSab)
D) Anti fosfolipit ak.
E) Anti sitoplazmik ak.
86 - C
Graves hastalığı Tirotoksikozun en sık görülen formudur. Otoimmün bir hastalıktır.
Sıklıkla 40-60 yaş arası kadınlarda görülür
Titotoksikoz, difüz guatr ve oftalmopati klasik triadıdır. Ancak cilt bulguları ve vitiligo Onikoliz gibi sistemik belirtilerle de
ortaya çıkabilir.
Göz bulguları karakteristiktir , Üst göz kapağında spazm ve retraksiyon (Dalrymple bulgusu), eksternal oftalmopleji,
proptozis ve eksoftalmi, konjunktivanın ödem ve konjesyonu (kemozis) görülür. Eksoftalmi nin sebebi orbitada göz
küresi arkasında mukopolisakkarit birikimidir ve tedavi sonrası da geri dönmesi beklenmez.
Labaratuar da Serum T3 ve T4 yüksek TSH ise baskılanmıştır, ATA % 30 (+), TSI (TSH reseptör antikor) % 50-100 (+)
tir. Bezin RAI tutulumu diffüz olarak artmıştır.
87. Kırk iki yaşındaki bayan hasta hipertiroidi yakınmaları ile başvuruyor. Hastanın muayenesinde sol lobda 3 cm nodül
palpe ediliyor. Başkaca patoloji saptanmayan hastanın TSH düzeyleri baskılı s T3 düzeyleri yüksek tespit ediliyor.
Bu hastada bir sonraki aşama aşağıdakilerden hangisidir?
A) RAIU tekiki
B) Tiroid USG
D) Antitiroidal ajan vermek
E) Boyun BT
C) İİAB
87 - A
Nodül sorularında öykü ve fm sonrası adım tft bakılmasıdır. Bu işlem sonucu nodüle yaklaşım belirlenecektir. Hastamızda tirotoksik bir labaratuar mevcuttur. Bu durumda nodülün hiperfonksiyone bir nodül olup olmadığını anlamak için
öncelikli tetkik sintigrafi olmalıdır.
88. Hashimoto tiroiditiyle ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi doğrudur?
A) Primer tedavisi cerrahidir.
B) Hastaların çoğunda geçici bir hipotiroidi dönemi olur
C) RAI tedavisi cerrahi yapılamayan hastalarda tercih edilmelidir
D) Anti TPO antikor pozitifliği çoğu hastada tespit edilir.
E) Patolojik olarak Orphan Annie hücreleri tanı koydurucudur.
www.tusem.com.tr
76
KLİNİK BİLİMLER
2014 - 03 - TUSEM KTBT
88 - D
Hashimato hastalığı (kronik lenfositik tiroidit, lenfoadenoid guatr, otoimmün tiroidit)
Tiroiditlerin en sık görülen şeklidir ve hipotiroidinin en sık sebebidir.
Kadınlarda erkeklere göre 10 kat daha sıktır. Genellikle kadınlarda 30-40 yaş civarında görülür.
Oto immün etyolojiye sahiptir ve diğer otoimmün hastalıklarla birlikte görülme eğilimindedir
Hormonal durum ilk aşamada hipertiroidi, sonra ötiroidi, son aşamada ise hipotiroidi şeklinde gelişir.
Hastalığın gelişimi mutlaka bu sırayı izler ve hipotiroidi kalıcıdır. Ata % 60 (+), antitpo antikor (ama) (%95) ve tsh
reseptör antikor (%60) pozitif bulunur.
Tanı fizik muayene, laboratuar ve tiroid otoantikorlarının gösterilmesi ile konur.
Tiiab tanı ve ayırıcı tanıda faydalıdır.
Spesifik bir tedavisi yoktur. Gerekirse hormon replasmanı ya da antitiroid tedavi uygulanır. Cerrahi
Tedavi insidansı oldukça düşüktür.
Hashimato tiroiditi zemininde lenfoma gelişme riski artar. Bu nedenle hastalar takip altında olmalı ve
Bezdeki büyüme mutlaka biyopsi ile değerlendirilmelidir.
89. Umbilikal hernilerle ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?
A) Prematüre bebeklerde daha sık gelişir.
B) Konjenital hernilerde yüksek strangülasyon riski nedeniyle cerrahi endikasyon vardır..
C) Asit, kitle, obezite gibi karın içi basınç artışı durumlarında gelişme ihtimali artar.
D) Kadınlarda daha sık görülür.
E) Tüm fıtıkların %3-5lik bir grubunu oluşturur.
89 - B
Konjenital umbilikal herniler 4-5 yaşlarına kadar spontan kapanma ihtimaline karşı bekletilebilir.
90. Apendiks karsinoidleri en sık ne şekilde belirti verir?
A) Karsinoid sendrom bulguları
B) İntestinal obstruksiyon
D) Asit
E) Kanama
C) Akut apandisit
90 - C
Apendiks karsinoidleri
Genelde appendiks vermiformisin uç kısmına yerleşirler ve a. Apandisit tablosuyla tanınırlar. Appendiks vermiformisin
en sık tümörüdür.
2cm’yi aşmadıkları sürece malign dejenerasyon nadirdir. Metastatik olmayan vakalarda karsinoid sendrom görülmesi
çok nadirdir. Geneliikle kc metastazı yapmazlar
Tedavide 1.5cm den büyük tümörlerde veya mezoappendikse ilerleme varsa sağ hemikolektomi gereklidir. Diğer durumlarda apendektomi yeterlidir.
91. Aşağıdaki özofagus patolojilerinin hangisinde mutlak cerrahi gerekir?
A) Paraözofageal herniler
B) Mallory Weis sendromu
D) Epifrenik divertiküller
E) Reflü özofajit
C) Sliding herniler
www.tusem.com.tr
77
2014 - 03 - TUSEM - KTBT
KLİNİK BİLİMLER
91 - A
Mallory weis genellikle semptomatik tedaviye yanıt verir.
Slıdıng herniler reflü özofajit nedeniyle öncelikle medikal tedavi edilirler.
Epifrenik divertiküller çoğunlukla asemptomatiktir.
Paraözofageal herniler yüksek komplikasyon riskleri nedeniyle cerrahi olarak tedavi edilmelidir.
92. Aşağıdakilerden hangi melanom vakası izole ekstremite hipertermik perfüzyonu için uygun vakadır?
A) Ayak tabanı, invazyon derinliği 1 mm olan akral lentiginöz tip
B) Sırtta insitu superficial tip
C) Uyluk iç yüzde KC met li nodüler tip
D) Ön kolda intransit metastaz gelişmiş superficial tip
E) Perianal malign melanom, Breslow 0.5 mm. Lentigo malign melanom
92 - D
Ekstremitelerdeki eksizyonu mümkün olmayan lezyonlar için hipertermik rejyonel perfüzyon faydalıdır. Bu yöntemle
hasta sistemik etkilerden korunmuş olur. Özellikle intransit metastazlarda etkindir. İntransit metastaz tümörün 3 cm.
Dışında gelişen cilt metastazlarıdır. Bu amaçla en çok melfalan kullanılır. Ayrıca cisplatin, tnf, dacarbazin, aktinomisin
d, interferon diğer kullanılan ajanlardır.
93. Altmış yaşındaki hastaya karaciğerdeki şüpheli lezyondan görüntüleme eşliğinde biopsi alınmasını takiben 3. Günde hastada sağ üst kadranda ağrı, sarılık ve melena tarif ediyor. Teşhis ve tedavi için öncelikli
yaklaşım ne olmalıdır?
A) MRCP
B) Bilgisayarlı tomografi
D) Gastroduedonoskopi
E) Anjiografi
C) ERCP
93 - E
Karaciğer trvamasını takiben gelişen sağ üst kadran ağrısı, sarılık, melena ve/veya hematemez triadı hemobilia için tipiktir. Kesin tanısı anjiografi ile yapılabilirken aynı zamanda kateter içinden hemostatik maddeler verilerek tedavi yapılabilir.
94. Erken mide kanserlerinde lokal yayılımı değerlendirmede en ideal tetkik hangisidir?
A) Endoskopik ultrasonografi
B) ERCP
D) Bilgisayarlı tomografi
E) Endoskopi
C) 24 saat PH monitorizasyon
94 - A
Mide kanserlerinde lokal evrelemede endoskopik ultrason, invazyon derecesi, etraf lenf nodlarının durumunu en iyi
değerlendiren tetkiktir.
95. Mide kanseri için risk faktörü olmayan hangisidir?
A) Geçirilmiş subtotal gastrektomi hikayesi
B) Tip 2 gastrik ülser
C) Tütsülenmiş gıdaların uzun süre kullanımı
D) Adenomatöz polip
E) H.pylori taşıyıcılığı
www.tusem.com.tr
78
KLİNİK BİLİMLER
2014 - 03 - TUSEM KTBT
95 - B
H.Pilori
Diyet: Sebze meyveden fakir beslenme, Cvitamini eksikliği, yüksek tuzlu gıdalar tuzlu soslar, tuzlu kurutulmuş balık
tüketenlerde daha sık görülür. Bunlarda suçlanan etken nitritlerin varlığıdır. Tütsülenmiş gıdalar yine insidansı arttırır.
Tütsülenmiş gıdalardaki 3,4-benzopiren yüksek oranda karsinojendir. Taze meyve sebze , C ve E vitaminlerinin ise
koruyucu olduğu bilinmektedir.
Genetik: Son zamanlarda ailevi mide kanserleri tanımlanmıştır. Ayrıca mide karsinomluların üçte ikisinde P53’te delesyon veya COX-2 over expresyon söz konusudur (Şekil 23.8).
Kan grubu A olanlarda mide kanseri daha sık görülmektedir (0 grubuna göre 1.2 kat daha fazla).
Serum pepsinojen düzeyi düşük olanlarda adenokanser daha çok görülmektedir.
Sosyoekonomik durum: Midede kanser gelişme riski, düşük sosyo ekonomik ülkelerde gelişmiş ülkelere göre iki misli
daha fazladır. Bu daha çok intestinal tip için geçerlidir. ABD’de siyahlarda gastrik kanser riskinin beyazlara göre iki misli
yüksek olmasının düşük sosyoekonomik duruma bağlı olduğu ileri sürülmektedir.
Epstein-Barr virüsü: mukoid histolojik alt grup ve gastrik remnantlar için
Pernisiyöz anemi ve aklorhidri varlığı pozitifliği
Aile hikayesi
Polipler (adenomatöz polip )varlığı
Atrofik gastrit varlığı
H. Pilori enfeksiyonu (%100 taşıyıcılıkta risk 6 kat).
Intestinal metaplazi varlığı
Parsiyel gastrektomi sonrası (> 15 yıl) gastrik güdükte karsinom gelişme olasılığı artar.
Polipozis sendromları (FAP, Herediter non polipozis)
Mide ülseri hikayesi
96. Tiroid papiller karsinom nedeniyle opere olmuş bir hastada takiplerinde nüks düşündüren en önemli bulgu hangisidir?
A) Yüksek doz tiroid hormon replasmanına rağmen TSH seviyelerinin yüksek oluşu
B) Hiperkalsemi gelişmesi
C) Tiroglobulin düzeyinde yükselme
D) TSH reseptör antikor pozitifliği saptanması
E) Sintigrafik taramalarda tutulum gözlenememesi
96 - C
Diferansiye tiroid karsinomlarının takibinde kullanılan en ideal marker serum tiroglobulin düzeylerini ölçümüdür.
97. Tiroid meduller karsinomlarında en kötü prognoza sahip olanı hangisidir?
A) Familyal non MEN
B) MEN IIA
D) MEN IIB
E) MEN I
C) Sporadik
97 - D
Prognoz (iyiden kötüye) familyal non men→ men ııa→ sporadik→ men ııb şeklindedir.
www.tusem.com.tr
79
2014 - 03 - TUSEM - KTBT
KLİNİK BİLİMLER
98. Aşağıdakilerden hangisi benign prostat hiperplazisine bağlı oluşan irritatif semptomlardan biri değildir?
A) Gece sık idrara çıkma
B) Ani idrar sıkışması
D) İdrar sonunda damlama
E) Sık idrara çıkma
C) Yangılı idrar yapma
98 - D
BPH semptomları obstrüktif ve irritatif olmak üzere ikiye ayrılmaktadır.
Obstrüktif Semptomlar:
• Kesik kesik idrar yapma
• İdrara başlarken bekleme
• İdrar sonunda damlama
• Kalibrasyon ve projeksiyon bozukluğu
• Tam boşaltamama duygusu ya da hiç idrar yapamama
İrritatif Semptomlar:
• Sık sık idrar yapma
• Gece sık idrara çıkma
• Ani idrar sıkışması
• Yangılı idrar yapma
99. Aşağıdakilerden hangisi erkeklerde genitoüriner sistem tümörlerinde belirteç olarak kullanılmaz?
A) NMP 22
B) CA 125
D) LDH
E) GGT
C) Prostatik asit fosfataz
99 - B
Testiste tümör belirteçleri
Tümör markıları; AFP,HCG
Hücresel enzimler; LDH,GGT, Plasental alkalen fosfataz (intratübüler germ hücreli tümürlerde)
Prostatta tümör belirteçleri
PSA(prostatik spesifik antijen); 0-4 ng/ml arasındadır. 5 alfa redüktaz inhibitörleri kullanımı seviyesini düşürür. Tanı
kadar hastalığın takibinde de kullanılır.
PAP(prostatik asit fosfataz); tümör hücreli kapsülü geçince yükselir.
AP(alkalen fosfataz); kemik metaztazında yükselir.
Mesanede tümör belirteçleri
NMP 22( nükleer matrix proteini) markır olarak kullanılmaktadır
100.Otuz yaşında ailesinde meme CA öyküsü mevcut bayan hasta aşağıdaki tetkiklerden hangisileri yapılmalıdır?
A) USG-MG
B) MG-Meme MR
D) USG- Meme MR
E) USG-MG- Duktografi
C) MG- Biyopsi
100 - D
101.Kardiyak hastalarda hemodinamiyi en az etkileyen indüksiyon ajanı aşağıdakilerden hangisidir?
A) Propofol
B) Ketamin
C) Etomidat
101 - C
www.tusem.com.tr
80
D) Midazolam
E) Tiyopental
KLİNİK BİLİMLER
2014 - 03 - TUSEM KTBT
102.Akantomoeba keratiti ile ilgili olarak ağaşıdakilerden hangisi yanlıştır?
A) İnsanlar bu enfeksiyona çoğunlukla dirençlidir.
B) Kontakt lens kullanıcıları özellikle risk altındadır.
C) Herpetik veya fungal keratitlerle karıştırılabilir.
D) Ağrısız bir lezyon mevcuttur.
E) Sebep olan protozoon kötü çevre koşullarına çok dayanıklıdır.
102 - D
Karakteristik olarak şiddetli ve okuler tutulumun genişliğiyle orantısız ölçüde bir ağrı mevcuttur
Akantomoeba keratit
• Kronik lens kullananlarda, lensle havuza girenlerde akontamoeba protozonu tarafından kornea periferinde ring
şeklinde infiltratların oluşturulmasıdır.
• Şiddetli ağrı, kızarıklık ve fotofobi ile karakterizedir
103.Primer açı kapanması glokomu için risk faktörü olmayan aşağıdakilerden hangisidir?
A) Yaşlılık
B) Kadın cinsiyet
C) Myopi
D) Travma E) Aile hikayesi
103 - C
Akut açı kapanması (kapalı açılı glokomu)
Ön kamara açısının kapalı olmasına bağlı ortaya çıkan bir glokom türüdür. Açı kapalı olduğu için humör aközün, mekanik bir blokaj sonucu dışa akımı zorlaşmaktadır.
50-60 yaşında kadında sıktır. Hastaların çoğu hipernetropiktir.
Ağrılı kızarık bir gözle başvuran 50 yaş üstündeki her hastada akla gelmelidir.
Ani gelişen pupilla blokuna bağlı, humör aköz geçişi tıkanır ve arka kamerada birikir, arka kamera basıncı artar ve iris
öne itilir, iris kökü korneaya yapışır, iridokorneal açı kapanır, irisin trabekülleri kapanır ve göz içi basıncı aniden 50-80
mm Hg ye yükselir ve ciddi göz ve baş ağrısı vardır.
Karanlıkta kalma, emasyonel stresde, farmakolojik midriazisde, psikotrop ilaç alınımında kriz başlayabilir.
Kornea ödemine bağlı görme etkilenir ve ışık çevresinde gökkuşağı gibi renkli halkalar görürler, şiddetli göz ağrısı,
bulantı kusma, görmede azalma, bradikardi, terleme olur.
Konjonktivada derin kanlanma, kırmızı göz, kornea ödemi, kemozis, kornea presipitatları, dar ön kamera, ön kamerada
tindal, korneal duyarsızlık, refleks azlığı görülür.
Tedavi edilmeyen vakalarda optik atrofi ve körlük gelişir.
104.Aşağıdakilerden hangisi bilateral fasiyal paralizi yapmaz?
A) Mobius sendromu
B) Heerfort sendromu
D) Ramsey-Hunt sendromu
E) İnfeksiyoz mononükleoz
C) Myotrofik distrofi
104 - D
Bilateral Fasial Paralizi Nedenleri
•
•
•
•
•
•
•
•
Guillan-Barre sendrumu(En sık)
Mobius sendromu
Sarkoidoz (Heerfort send)
Myotrofik distrofi
Kafa travması
İnfeksiyoz mononükleoz
CMV
porfiriazis
www.tusem.com.tr
81
2014 - 03 - TUSEM - KTBT
KLİNİK BİLİMLER
Herpes zoster otikus (Ramsey-Hunt S):
• Genikulat ganglion tutulumudur.
• Etken Herpes zoster
• Kulak ağrısı, dış kulak yolunda veziküller, fasiyal paralizi. Vertigo ve SNİK eşlik edebilir.
• Tedavi; steroid, göz koruma ve asiklovirdir.
• Prognoz kötü, sekelle iyileşme (+)
105.Baş boyun bölgesinin en sık gözlenen konjenital anaomalisi aşağıdakilerden hangisidir?
A) Tiroglossal kist
B) Larengosel
D) Larengomalazi
E) Yarık damak ve dudak
C) Kistik higroma
105 - E
Baş boyun bölgesinin en sık gözlenen konjenital anomalisi yarık damak ve dudaktır
Larengomalazi
• En sık görülen konjenital larenks anomalisidir ve tüm larenks anomalilerinin %60-75’ini oluştururlar.
• Muayenesinde epiglot omega şeklinde ve yumuşak yapıdadır.
Semptomlar
Konjenital stridor (8. aya kadar artarak devam eder, 9. ayda plato yapar sonra yavaş yavaş düzelir)
Beslenme sırasında daha kötüleşir
Hayatı tehdit eden solunum sıkıntısı nadirdir.
• Tedavi;2 yaşına kadar lareksin matürasyonu ile hastalık spontan olarak düzelir
Larengosel
• Larenks ventrikül mukozasının bir hava kesesi oluşumu ile birlikte larenksin ya içine (internal larengosel) veya tirohyoid membranın zayıf bir noktasından geçerek dışına (eksternal larengosel) fıtıklaşmasıdır.
• Öksürükle hareket eden ve valsalva ile belirgenleşen kitle olarak görülür.
• Supraglottik hava basıncının artışı kolaylaştırıcı faktördür (örn. Cam üfleyicileri, trompetçi ve kronik öksürük)
Semptomlar:
İnternal: Ses kısıklığı, dispne, yutma güçlüğü
Eksternal: Yutma güçlüğü, öksürme sırasında boyunda şişlik
• Tedavi; Sadece semptomatik lezyonlar tedavi gerektirir. Endoskopik marsupializasyon yada açık cerrahi eksizyon
yapılabilir
Boyun kitleleri
• Orta Hatta yer alan boyun kitleleri
• 1-Tiroglossal kist: En sık görülen konjenital boyun kitlesidir. Tiroglossal duktus kisti embriyolojik hayatta normal
tiroid göçünün gerçekleştiği dil kökündeki foramen cekumdan tiroid lojuna kadar herhangi bir yerde kanalın kapanmamasına bağlı gelişir. Dilin dışarı çıkartılması ile kitlenin yukarı doğru hareketi tipiktir.
• 2- Larengosel
• 3-Ranula: Ağız tabanı psödokistidir.
• Lateralde yer alan boyun kitleleri
• 1-Brankial kist: SCM’in altında altında düzgün yüzeyli fluktasyon veren kitle şeklinde görülür.
• 2- Kistik higroma (lenfanjioma): Oldukça yumuşak ve kistik bir lezyondur. Palpasyonla duyarsızdır ve fluktuasyon
www.tusem.com.tr
82
KLİNİK BİLİMLER
2014 - 03 - TUSEM KTBT
106.Yetmiş yaşında sadece uzun mesafe yol yürümekle gelen baldır ağrısı olan bir hastanın fizik muayenesinde ayaklarda herhangi bir iskemik yara saptanmamıştır.
Bu hasta için aşşağıdakilerden hangisinin tıkanma olasılığı en yüksektir?
A) Popliteal arter
B) Ana femoral arter
D) Süperfisial femoral arter
E) Anterior tibial arter
C) Derin femoral arter
106 - D
107.Aşağıdaki hangisi yarık damak ile ilişkili sendromlardan biri değilidir?
A) Stickler sendromu
B) Van der Woude Sendromu
D) Poland sendromu
E) Velokardiofasiyal Sendrom
C) Pierre Robin Sendromu
107 - D
Yarık damak ile ilişkili sendromlar
• İzole (tek başına) damak yarığına sendromun eşlik etmesi dudak damak yarığından daha fazladır. Tek başına
damak yarığına en sık eşlik eden sendrom Stickler sendromudur. Sendromik yarıkların % 17,5 unu oluşturur, bu
sendrom gende tip 2 kollajen ile ilgili mutasyon sonucu meydana gelen otozomal dominant bir durumdur. Şiddetli
miyopi, retina ayrılması ve glokom gibi göz bulguları ile tanı konur.
• Van der Woude Sendromu : Otozomal dominant geçen yarık dudak damak veya yarık dudak veya yarık damağa
eşlik eden alt dudakta iki yanlı çukurluklar ile karakterizedir, bazen 2. molar diş yoktur.
• Pierre Robin Sendromu: Mikrognati, makroglossi, damak yarığı (% 50) dan oluşur.
• Velokardiofasiyal Sendrom ( Kromozal 21p eksikliği)
108.Aşağıdakilerden hangisi akut osteomyelit için yanlıştır?
A) Şiddetli ağrı vardır.
B) Hastaların yaklaşık %50 sinde kan kültürü (+) bulunur.
C) Kemiğin herhangi bir yerinde tutulum yapabilir
D) Bu dönemde tanı sintigrafi ile konulur.
E) Hastalarda belirgin fonksiyon kaybı vardır.
108 - C
Akut- subakut OM ayırıcı tanısı
Ağrı
Fonksiyonel kaybı
Lökosit yüksekliği
Sedimantasyon yükselebiliği
Kan kültürü
lokalizasyon
Subakut
Orta derecede
Minimal
(+)
%50 (+)
(-)
Heryer tutulabilir
Akut
Ciddi ve devamlı ağrı
Belirgin
(+)
%90 (+)
%50 (+)
Metafiz
1- Akut Osteomiyelit
• Hastanın direnci düşük, mikroorganizmanın virulansı yüksek ise oluşur. Sepsis, yükselen ateş, lokalize ağrı, şişlik,
hareket kısıtlılığı vardır.
• Tanı: 3-5 günde radyolojik bulgu vermez. Sintigrafi yapılır (İlk 24-48 saatte önemli, ilk tercih Tc99). Radyolojide
metafiz lokalizasyonunda güve yeniği şeklinde litik alanlar bulunur.
• Tedavi; yatak istirahati, immobilizasyon, intravenüz antibiyotik ve cerrahi drenaj yapılır.
www.tusem.com.tr
83
2014 - 03 - TUSEM - KTBT
KLİNİK BİLİMLER
2- Subakut Osteomyelit
• Genelikle artmış vücut direnci, azalmış bakteri virulansı ve öncesinde muhtemel antibiyotik kullanımı ile birliktedir.
• Akut osteomyelite veya kırık hematomuna sekonder gelişir.
• Genellikle etken staf aureustur (Kan kültürü genelde negatif).
• Sistemik ve lokal bulgu yoktur.
• Ağrılı ekstremite en sık semptomdur.
• Tedavi; cerrahidir.
3- Kronik Osteomiyelit
• Yetersiz tedavi edilmiş akut osteomyelit, travma veya immün direnci düşük hastalarda yumuşak doku enfeksiyonlarının ilerlemesı ile gelişebilir.
• Staf. aureus en sık patojendir. Ayrıca Gr (-) ve anaeroblar ilede gelişebilir.
• Kronik osteomyelitte en önemli bulgu fistüldür.
• Anatomik sınıflama kullanılır (Cierny-Mader).
• Tedavi; drenaj, debridman, ölü boşluğun kapatılması ve antibiyoterapi yapılır.
109.Aşağıdakilerden hangisi kan seks hormon bağlayıcı globin düzeyininin azaldığı durumlardan biri değildir?
A) Obezite
B) Menopoz
C) Hipertiroidi
D) Hiperprolaktinemi
E) Hiperandrojenizm
109 - C
Seks steroidlerinin kanda taşınımı seks hormon bağlayıcı protein (SHBG) adı verilen ve karaciğerde üretilen proteinle
olur. Bunun dışında bir miktarı albümine bağlı bir miktarı ise dolaşımda serbest olarak bulunur. Serbest taşınan kısmı
biyolojik aktiviteden sorumludur.
SHBG düzeyinin değişmesi, taşıdığı hormonal aktif maddelerin serbest plazma düzeylerinin değişmesine neden olacağı için önemlidir.
SHBG azaltan durumlar
Prolaktin
İnsülin
Kortikosteroidler-ACTH
Hipotiroidizm
Obezite
SHBG artıran durumlar
Estrojenler -Kombine oral kontraseptifler
Gebelik
Hipertiroidizm
Luteal faz
Siroz
Hiperandrojenizm
Büyüme hormonu
Menopoz
Sentetik progestinler
110.Aşağıdakilerden hangisinin perinatal dönemde vertikal bulaşı olmaz?
A) Hepatit A
B) Hepatit B
C) Hepatit C
D) Hepatit D
E) Hepatit E
110 - A
Viral hepatitler içerisinde fetal bulaşı olmadığı kabul edilen sadece hepatit A dır. Hepatit A günümüzde aşılama programları sayesinde çok azalmıştır. Gebelikte daha ağır seyretmez. Bulaşı fekal-oral yol ile olur, kontamine su veya
yiyeceklerin alınması ile meydana gelir. Kronikleşmez ve olumsuz etkisi yoktur. Aşısı gerek görülür ise gebelikte ve
emzirme döneminde yapılabilir.
111. Hiatus ürogenitale hangi kasların arasındaki geçittir?
A) M.Priformis
B) M. Obturatorius internus
D) M. Transversus profundus
E) M. Levator ani
www.tusem.com.tr
84
C) M. Transversus süperfisialis
KLİNİK BİLİMLER
2014 - 03 - TUSEM KTBT
111 - E
Diaphragma pelvis: Her iki tarafın levator ani ve coccygeus (S4-S5 spinal sinirlerle innerve edilir.) kasları ve bunları
örten fasyalar tarafından oluşturulur. Her iki levator kasının arasındaki açıklığa ise hiatus ürogenitale denir. Buradan
ürethra, vajen ve anal kanal geçmektedir.
Muskulus levator ani:
Pelvis döşemesinin en büyük ve önemli kasıdır.
Kasın anatomik bölümleri;
• Pubococcygeus (en büyük parçası, diğer ismi pubovisseralis)
oPuboüretralis
oPubovajinalis
• Puborektalis (fekal kontinansa yardımcı olur)
• İliococygeus
Plexus pudentalisten çıkan n. rektalis inferior ve S3-4
sinir lifleri tarafından innerve edilir
Pelvik organların desteklenmesinde rol oynar.
Pelvik yan duvarda bulunan arcus tendineus’a tutunur.
Pelvik relaksasyona karşı en etkili rol oynayan kastır.
Levator ani, doğum sırasında bebeğin başını destekler.
M.puborektalis fekal kontinansa yardımcı olur.
112.Genç, nullipar bir hastada kötü kokulu bir akıntı ve kasık ağrısı varlığında aşağıdakilerden hangisi akla
gelmelidir?
A) Kandidial vulvovajinit
B) Pelvik inflamatuar hastalık
D) Trikomonas vajiniti
E) Bakteriel vajinozis
C) Pelvik tüberküloz
112 - B
Pelvik inflamatuar hastalık, genç ve cinsel aktif bayanlarda sık görülen cinsel yolla bulaşan bir hastalıktır. Sıklıkla
etken klamidya’dır. Ancak daha sonra polimikrobial bir hal alır. Bu nedenle tanıda kültür kullanılmaz. En sık semptomu alt abdominal ağrı(kasık ağrısı). Bu duruma vajinal kötü kokulu akıntı, sistemik ateş ve diğer semptomlar eklenir.
Vajinal enfeksiyonlarda ateş ve kasık ağrısı gözlenmez. Pelvik tbc ise klinik çok siliktir, bu hastalar kronik pelvik ağrılı
veya infertilite şikayeti olan hastalardır.
113. Metastatik gestasyonel trofoblastik neoplazide aşağıdakilerden hangisi tedavi seçeneklerinden biri değildir?
A) Tek ajan kemoterapisi
B) Kombine kemoterapi
D) Pelvik lenf nodu diseksiyonu
E) Radyoterapi
C) Histerektomi
113 - D
Persistan GTN’de evreleme (anatomik evreleme, FIGO)
Evre I: Uterusa sınırlı tümör
Evre II: Uterus dışında ancak pelvise sınırlı(Adneks-Vajen ve broad ligament)
Evre III: Akciğer metastazı mevcut( vajen veya pevlik metastaz olsun veya olması)
Evre IV: Diğer organlara metastaz (AC metastazı ile birlikte veya değil)
GTN
Puanlama
Skor
0
Yaş
< 39 yaş
Önceki gebelik
Mole
Önceki gebelik arası geçirilen ay
<4
Tedavi öncesi HCG düzeyi
< 1000
ABO kan grubu
Uterus içerisindeki tümör çapı
< 3cm
Metastaz yeri
Metastaz sayısı
Daha önceki başarısız tedavi
•Total skor 7 > ise düşük risk kabul edilir.
1
39 yaş üstü
Abort
4-6
< 103-104
O ve A
3-5 cm arası
Böbrek/dalak
1-3
2
Term gebelik
7-12
<104-105
B ve AB
5 cm den büyük
GİS
4-8
Tek ilaç
4
> 12
>105
Beyin/KC
>8
İki veya daha fazla ilaç
•Total skor ≥ 7 yüksek riskli kabul edilir.
www.tusem.com.tr
85
2014 - 03 - TUSEM - KTBT
KLİNİK BİLİMLER
Tedavi: Persistan GTN’de primer tedavi kemoterapidir.
Persistan GTN’de tedavi yaklaşımları
Evre I-II-III
•Düşük riskli grup: Tek ajan kemoterapi ilk tercihtir. Direnç varsa çoklu kemoterapi.
•Yüksek riskli grup: Çoklu kemoterapi ilk tercihtir.
Evre IV: Çoklu kemoterapi ilk tercihtir.
Metastaz yerlerine klinik yaklaşım:
Akciğer: Thoracotomy ve rezeksiyon
Beyin: Radyoterapi ve gerekir ise craniotomy.
Vajen: Kanama olur ise arterial embolizasyon.
Karaciğer: Rezeksiyon veya embolizasyon.
Uterus: Histerekomi, kanama ve rüptür olması veya çocuk isteminin olmaması durumunda yapılır.
Serviks, endometriyum ve over kanserlerinde pelvik ve paraaortik lenf nodu diseksiyonu uygulanır. GTN’de tedavi
seçeneği değildir.
114.Aşağıdaki over kanseri histolojik tiplerinden hangisinde hiperkalsemi tipiktir?
A) Seröz kistadenokarsinom
B) Brenner tümörleri
D) Küçük hücreli karsinom
E) Yolk sac tümörü
C) İmmatür teratom
114 - D
Küçük hücreli karsinom overin son derece nadir tümörüdür. Esasen köken aldığı yapıda kesin değildir, kimi kaynaklarda sınıflanamayan tümörler, kimi kaynaklarda ise seks kord stromal tümörler içerisinde değerlendirilir. Vakaların
%75’inde hiperkalsemi vardır. Sıklıkla genç bayanlarda görülür ve tanı anında % 50 ‘inde over dışına yayılım yapmıştır.
115.İkinci gebeliğini yaşayan kadında, gebeliğinin 26. haftasında yapılan testlerinde indirekt coombs testi 1/256 titrede
pozitif çıkıyor. USG’de bebekte kardiyomegali, batında asit ve cilt altı ödem gelişiminin başladığı saptanıyor.
Bu hastada en uygun yaklaşım aşağıdakilerden hangisidir?
A) Acil 300 mikogram Anti D Ig G verilmesi
B) 2 Hafta sonra indirekt coombs titre tekrarı
C) Steroid enjeksiyonu sonrası doğumun başlatılması
D) Kordosentez ile kan transfüzyonu yapılması
E) Orta serebral arter doppler incelemesi
115 - D
Soruda anlatılan immünize olmuş bir gebeliktir. İndirekt coombs testi pozitif ve 1/16 titreden daha düşük titrede pozitiflik saptanmıştır ve artık titre takibinin klinikte bir önemi yoktur. Ek olarak USG ‘de bile hidropsun bir önceki aşama
bulguları tespit edilmeye başlamıştır. Yani bebek ciddi hemoliz yaşıyor ve ciddi anemi ile mücadele ediyor. Bu durumda
yapılması gereken şey kordosentez ile bebeğin Hb değerini kesin tespit etmek ve hemen aynı seansta kan transfüzyonun gerçekleştirmektir. Bebek matür seviyeye yakın olsa idi doğurtmak mantıklı bir işlem olabilirdi ancak 26 hafta
gebelikte doğum gerçekleştirmek doğru bir yaklaşım değildir.
116.Doğum sonrası meydana gelen ve fizyolojik olarak kabul edilen saç dökülmesi tanımı aşağıdakilerden
hangisidir?
A) Anagen effluvium
B) Anagen profusium
D) Telogen effluvium
E) Fiogen effluvium
C) Telogen profusium
116 - D
Gebelikte saçların hızla büyüdüğü anagen fazı uzar(estrojenin etkisi ile). Ancak postpartum hızla telogen faza girip
dökülürler(telogen effluvium). Postpartum 1-4. aylarda olan bu durum 1 yıl içerisinde toparlar. Kıl büyümesi üzerinde
estrojen, androjen, kortizol ve tiroid hormonlarının etkisi vardır. Bu nedenle her gebelikte hafif bir hirsutism görülebilir.
Ancak tablo aşırıya kaçarsa ve ek virilizasyon bulguları eklenir ise adrenal tümörler, gebelik luteoması veya
teka lutein kistleri düşünülmelidir. Gebelikteki hafif hirsutism de gebelik sonrası hızla ortadan kalkacaktır.
www.tusem.com.tr
86
KLİNİK BİLİMLER
2014 - 03 - TUSEM KTBT
117.Gebelikte CO2 üretimi ve PCO2 nasıl değişim gösterir?
A) Gebelik öncesi ile aynıdır
B) Her ikisi de artmıştır
C) CO2 üretimi artmış, PCO2 azalmıştır
D) CO2 üretimi azalmış, PCO2 artmıştır
E) Her ikisi de azalmıştır
117 - C
Gebelik sürecinde CO2 üretimi artmıştır, bunu karşılayabilmek için ise solunum artırılır ve sonuçta PCO2 azalır ve
respiratuar alkaloz meydana gelir. Bu durum ise kan bikarbonat seviyesinin azaltılması ile kompanse edilir.
118.Postmenopozal estrojen ve progestin kombinasyonu kullanımı ile aşağıdakilerden hangisinde azalma olur?
A) Kolorektal kanser ve over kanseri
B) Kolorektal kanser ve endometrium kanseri
C) Kolorektal kanser ve stres inkontinans
D) Kolorektal kanser ve kalça kırığı
E) Kolorektal kanser ve over kisti
118 - D
HRT tek başına estrojen şeklinde veya estrojen ve progestin kombinasyonu şeklinde olabilir. Bu durumda hangisinin
kullanımına göre risk artışı ve olası faydaları görülebilir. Aşağıdaki tabloyu bu gözle değerlendirelim.
Estrojen ve progestin tedavisi
Risk artışına neden olduğu durumlar
Risk azalmasına neden olduğu durumlar
Koroner kalp hastalığı
Stroke
Pulmoner emboli
Meme kanseri
Demans(Alzheimer)
Kalça kırığı
Kolorektal kanser
Sadece estrojen tedavisi(histerektomize bayanlarda)
Risk artışına neden olduğu durumlar
Risk azalmasına neden ol- Değişiklik olmayan durumlar
duğu durumlar
Stroke
DVT
Kalça kırığı
Koroner kalp hastalığı
Meme kanseri
Kolorektal kanser
119.Gonadda kolesterolün mitokondri içerisine taşınımı için aşağıdakilerden hangisine ihtiyaç vardır?
A) ALLE
B) STAR
C) SOX7
D) SRY
E) ICAM-2
119 - B
Kolesterolün mitokondri dış membranından iç membranına taşınması için STAR (steroidogenic akut regulatuar protein)
gerekir. Gonadal ve adrenal steroid sentezi için STAR şarttır, beyin ve plasentadaki sentez ise STAR’dan bağımsız
olarak gerçekleşir. Bu dokularda kolesterolü mitokondri içine taşıyan moleküller sterol taşıyıcı protein, steroid aktivatör peptid, periferik benzodiazepin reseptörüdür. STAR gen defekti olan vakalar konjenital lipoid adrenal hiperplazi
içerisinde değerlendirilir ve doğumda dişi fenotipe sahiptir. Seks steroidleri ve steroid yapılı adrenal hormonlar sentezlenemez. Otozomal resesif geçen bir durumdur.
www.tusem.com.tr
87
2014 - 03 - TUSEM - KTBT
KLİNİK BİLİMLER
120.Aşağıdakilerden hangisi bakırlı RİA kullananlarda görülmesi normal olmayan durumdur?
A) Trombofilebit
B)Amenore
C) Kaçak gebelik
D) Pelvik enfeksiyon
E) Pelvik ağrı
120 - B
Tüm kontraseptif yöntemlerin kullanımları sırasında amenore olduğunda gebelik mutlak ekarte edilmelidir. Ancak bir
grup kontrasepsiyon yöntemi vardır ki bu preparatlarin kendileri amenoreye neden olmaktadırlar. Bunlar hormonal
yöntemler olarak genellenebilir. Örneğin levonorgestrelli RİA kullanımı sırasında iki yıl içerisinde %30-40 hastada
amenore gelişir. Ancak bakırlı veya inert RİA kullanımı sırasında amenore kesinlikle beklenen bir durum değildir. Bu
durumda mutlaka gebelik testi yapılmalıdır.
www.tusem.com.tr
88
Download

48 KLİNİK TIP BİLİMLERİ TESTİ AÇIKLAMALI CEVAPLAR