İLİ
TARİH
: AFYONKARAHİSAR
: 20.03.2015
‫بسم هللا الرحمن الرحيم‬
‫ه‬
ٍ ‫ض ْع‬
ٍ ‫ض ْع‬
‫ف‬
َ ‫ف ُث هم َج َعل َ مِن َب ْع ِد‬
َ ‫هللا ُ الهذِي َخلَ َق ُكم ِّمن‬
َ ‫ض ْع ًفا َو‬
‫ش ْي َب ًة َي ْخل ُ ُق َما‬
َ ‫قُ هو ًة ُث هم َج َعل َ مِن َب ْع ِد قُ هو ٍة‬
َ ‫َي‬
‫شاء َوه َُو ا ْل َعلِي ُم ا ْل َقدِي ُر‬
‫سول َ ه‬
‫هللاِ صلى هللا عليه وسلم‬
ُ ‫َقال َ َر‬
‫ض هللا ُ ل ُه من‬
‫ما أكر َم‬
َ ‫شاب شيخا ً لس ِّن ِه إاله ق هي‬
ٌّ
‫ُيكرم ُه عن َد س ِّن ِه‬
EVLERİN DUA ÇINARLARI YAŞLILAR
Okuduğum ayet-i kerime de yüce Allah şöyle
buyuruyor:
“Sizi güçsüz yaratan, sonra güçsüzlüğün
ardından kuvvet veren ve sonra kuvvetin
ardından güçsüzlük ve ihtiyarlık veren Allah’tır.
O, dilediğini yaratır. O, hakkıyla bilendir, üstün
kudret sahibidir.”1
Okuduğum hadis-i şerifte ise Peygamber
efendimiz (sas) şöyle buyuruyor:
“Her hangi bir genç, bir kimseye yaşlı
olduğu için ikramda bulunursa, Allah o gence,
yaşlılığında kendisine ikramda bulunacak birini
âmâde kılar.”2
Muhterem Mü’minler!
İnsan, doğar, büyür, yaşlanır ve ölür. Evet,
yaşlılık, insanın dünya hayatındaki son sürecidir.
İnsanların, yaşlandıkları ve bakıma muhtaç oldukları
bu ihtiyarlık döneminde, insan onuruna yakışır bir
şekilde yaşamalarının teminini istemek onların en
tabii hakkıdır.
Bir toplumda yaşlılar, toplum binasının
manevi direkleri olup geçmiş ile gelecek arasında bir
köprü vazifesi görmektedirler. Toplumun kökleşip
gelişmesinde en büyük pay onlarındır. Çünkü onlar,
gençlerin
yetişmesine
çalışmış,
ömürlerini
kendilerinden sonraki nesillere daha güzel bir dünya
bırakmak için tüketmişlerdir. Bu bakımdan
toplumların temelinde harçları bulunan yaşlılara
saygı göstermek, her şeyden önce dini, insani ve
vicdani bir görevdir.
Değerli Müminler!
Bazılarımız yaşlılığı hoş görmese de yaşlılık
kaçınılmaz bir gerçektir. İnsanın en olgun çağı yaşlılık;
temkinli kararların alındığı, daha doğru adımların
atıldığı, saygı ve itibara mahzar olunduğu bir dönemdir.
Hayat bir imtihandır. Bakıma veya korunmaya
muhtaç bir durumda hayatla mücadele etmek zorunda
kalmak da en zor sınavlardan biridir. Bu nedenle
yoksul, yaşlı, bakıma muhtaç kimselerin problemleriyle
ilgilenmek birey ve toplum olarak hepimizin görevidir.
Duyarlı olmak, çevremizde yaşanan acı ve ızdıraba
seyirci kalmamak zaten yüreğimizde taşıdığımız imanın
bir gereğidir. Onlar bizim imtihanımızdır. Yüce
Allah’ın emaneti yetimlere, öksüzlere, kimsesizlere ve
yaşlılara karşı ilgi ve alâkamız, sevgimiz,
merhametimiz yüce yaratıcının katında ayrı bir değer
bulacaktır. Yanında yaşlanan ana-babasına hürmet
etmek, tanıdığı, tanımadığı bütün ihtiyarların hatırını
sorup gönlünü almak, onların nasihatlerinden
faydalanmak, ihtiyacımız olmasa bile onlara danışarak
gönüllerini hoş tutmak, erdemli ve onurlu bir
davranıştır.
Kıymetli Kardeşlerim!
Duygusallığın en yoğun olduğu bu dönemde
yaşlıları rencide edecek ve kalplerini kıracak
tavırlardan kaçınmak gerekmektedir. Çünkü bugün,
gücümüz kuvvetimiz yerinde, gençliliğimize ve
güzelliğimize güveniyoruz. Ama ömür kifayet
ederse yarın bizler de yaşlanacağız. Eğer yaşlılık
çağında ilgi ve hizmet bekliyorsak yaşlılarımıza
hürmeti, saygıyı, bir yük olarak değil, görev olarak
görmeliyiz.
Aziz Müslümanlar!
Ne hazindir ki, bugün toplumumuz git gide
değerlerinden
uzaklaşmış,
dinimizin
ve
kültürümüzün gerektirdiği yükümlülüklere karşı
oldukça
duyarsız
kalmaya
başlamıştır.
Huzurevlerimiz,
gözleri
kapıda
evlatlarının
gelmesini bekleyen bakıma muhtaç yaşlı bireylerle
doludur. Bir Müslüman olarak üzerimize düşen,
üstümüzde ki bu ölü toprağını silkmek ve özümüzde
olan değerlerimize tekrar dönüş yapmaktır.
Dinimiz bize büyüklere saygı, küçüklere de sevgi
göstermemizi emretmiştir. Yetimler yetimhanelere,
yaşlılar huzurevlerine mahkûm edilmemelidir.
Yüce Peygamberimizin şu iki hadis-i
şerifleriyle hutbeme son veriyorum:
“Merhamet
etmeyene
merhamet
3
edilmeyecektir.”
“Küçüklerimize merhamet
etmeyen büyüklerimize saygı göstermeyen bizden
değildir.”4
Hazırlayan : Halit AKSOY / İmam-Hatip
Ekinova Köyü / KIZILÖREN
1
Rum Suresi, 30/50.
Tirmizi, Birr, 25/75, (IV, 372)
3
Ahmed b. Hanbel c. II, s. 228. Hadis no: 7121.
4
Taberânî, Mu’cemü’l-kebir: c. X, s. 141. Hadis no: 21221
2
Download

indir