Içindekiler
10
12
14
16
18
24
26
42
46
52
58
60
Türkiye’den Kısa Kısa
Dünyadan Kısa Kısa
Endüstriyel Mineraller Kısa Kısa
Türkiye’nin İlk Madencilik Dergisi
Nisan, Mayıs, Haziran 2014 Sayı 51
Yayın Türü Yaygın Süreli
YÖNETİM
İmtiyaz Sahibi: YMGV adına Prof. Dr. Güven ÖNAL
Teknolojinin Nimetleri
YMGV Yönetim Kurulu
Prof.Dr. Güven Önal (Başkan), Prof.Dr. Işık Özpeker
(Bşk.Yrd.), Murat Turan (Genel Sekreter) Selçuk Buyurgan (Muhasip Üye), Alp Gürkan (Üye), Prof.Dr. Erdoğan
Yüzer (Üye), Nijat Gürsoy (Üye), Doç.Dr. Sami Demirbilek (Üye), İsmet Sivrioğlu (Üye)
Soma Özel Dosyası
Denetim Kurulu
Dr.Dündar Renda, Günaydin Yirmibeşoğlu, Özer Altay
Röportaj: Ali Kahyaoğlu
YMGV Mütevelli Heyeti Tüzel Kişiler
Altın Madencileri Derneği, MTA, Eti Bakır A.Ş., TKİ, Eti
Maden, TTK, İTÜ Maden Fakültesi, Tümmer, MİGEM, Türkiye Maden İşçileri Sendikası, Maden Müh. Odası, Türkiye
Madenciler Derneği
YMGV’den Haberler
Maden Tarihi
Makale: Prof. Dr. Mustafa TOPALOĞLU
Makale: Dr. A. Vedat OYGÜR
YMGV Mütevelli Heyeti Gerçek Kişiler
Abdullah Mısırlıoğlu
Ali Erguvanlı
Ali Türkoğlu
Alp Gürkan
Antony Caouki
Atılgan Sökmen
Behçet Süleymanoğlu
Cemil Ökten
Dündar Ergünalp
Dündar Renda
Ekrem Yüce
Enver Erdoğan
Erdoğan Yüzer
Gülhan Özbayoğlu
Günaydın Yirmibeşoğlu
Güngör Tuncer
Güven Önal
H.Nijat Gürsoy
Halil İbrahim Kırşan
Halim Demirel
Hayrettin Elmas
Işık Özpeker
İ.Hakkı Arslan
İlhami Tezcan
İsmet Kasapoğlu
İsmet Sivrioğlu
Lütfi Çallı
Mahir Vardar
Melih Turhan
Metin Balıbey
Mevlüt Kemal
Murat Dedeman
Murat Turan
Mustafa Sönmez
Necati Kurmel
Nizamettin Çoban
Oktar Kızılsencer
Ömer Yenel
Özer Altay
Rıfat Kont
Sabri Karahan
Sadrettin Alpan
Sami Demirbilek
Selahaddin Anaç
Selçuk Buyurgan
Selim Çiçek
Senai Saltoğlu
Taşkın Akdeniz
Tolga Yalçın
Tuğrul Erkin
Yener Cander
Yüceer Göver
Zeki Doğan
ZekiYavuztürk
Metal Borsası
Yönetim Yeri
Yurt Madenciliğini Geliştirme Vakfı
Cumhuriyet Cad.No.179/5, Daire:10 Harbiye –İSTANBUL
Tel.: 0212.246 20 81 Fax: 0212.247 51 11
e-posta: [email protected] www.ymgv.org.tr
Endüstriyel Mineral Fiyatları
YAYIN YÖNETİM
STANDART LAB
ANAGOLD MADENCİLİK
IDC SONDAJ ÖN KAPAK İÇİ
ARKA KAPAK İÇİ
ARKA KAPAK
ÇOLAKOĞLU
DAMA MÜHENDİSLİK
MADEN TÜRKIYE 2014 FUARI
ALEX STEWART
ANT GROUP
META-MAK
ETİ BAKIR A.Ş
1
3
4
6
7
8
9
METEK MAD. VE ENERJİ TEK.
33
TÜPRAG METAL MADENLERİ
39
KİREMİTÇİLER MADENCİLİK
45
PARK ELEKTRİK ÜRETİM A.Ş.
51
ÇAYELİ BAKIR İŞLETMELERİ
61
REMAS MAK.SAN.AŞ
65
ÜNAL MÜHENDİSLİK
67
TÜFEKÇİOĞLU MAK.VE MAD. SAN
68
AYDIN LİNYİT
69
DBC
70
ADG71
MAK. EKİPMAN TANITIM KATALOĞU 72
Yazı İşleri Müdürü: Prof.Dr. Işık Özpeker
Yayın Koordinatörü: Mad. Yük. Müh. Dündar Ergunalp
Yayın Kurulu: Mad. Yük. Müh. Dündar Ergunalp,
Doç. Dr. Sami Demirbilek, Mad. Yük. Müh. Murat Turan
Reklam Sorumlusu: Gülseren Koçer - [email protected]
Grafik Tasarım: Özge Öztürkoğlu - [email protected]
BASKI-CİLT
Karakter Color Matbaası A.Ş.
100. Yıl Mah. Massit 3. Cadde No: 200 Bağcılar / İstanbul
Tel: 0 212 432 30 01 Faks: 0 212 628 95 65
Sertifika No: 12799
SEKTÖRMADEN DERGİSİ YURT MADENCİLİĞİNİ GELİŞTİRME VAKFI TARAFINDAN 5680
SAYILI BASIN KANUNUN 9/2 MADDESİ GEREĞİNCE İSTANBUL VALİLİĞİNE BEYANNAME VERİLEREK AYNI KANUNUN 9.MADDESİNE GÖRE TANZİM EDİLEN 04.04.2003
TARİHLİ İZİNLE ULUSAL GAYRİ SİYASİ VE YAYGIN SÜRELİ TÜRÜNDE 3 AYDA BİR
YAYINLANMAKTADIR. SEKTÖRMADEN DERGİSİ ABONELERİNE DAĞITILMAKTADIR.
DERGİYE GÖNDERİLEN YAZILAR VE FOTOĞRAFLAR GERİ İADE EDİLMEZ. YAYINLANMASI İSE YAYIMCININ KARARINA BAĞLIDIR. YAYINLANAN YAZI VE FOTOĞRAFLARIN
SORUMLULUĞU YAZARINA AİTTİR. KAYNAK GÖSTERİLEREK ALINTI YAPILABİLİR.
www.sektormadendergisi.com
Başkandan
Değerli Okuyucular,
Soma’da yaşanan faciadan sonra, elim kaleme gitmedi. Uzun bir süre bu Önsöz’ü yazamadım. Hatta
sonsöz adı altında yazmayı bile düşündüm. Soma faciasının madenciliğin, özellikle Kömür Madenciliğinin, aleyhine kullanılan bir slogan haline getirilmesi ve bunun ülkenin çıkarlarına aykırılığı beni
uyandırdı. Ülkemiz doğal kaynaklarının özellikle kömürün işletilmesinin, ülke ekonomisi ve gerçek kalkınma için zorunlu olduğunu tekrar hatırlatma gereğini duydum. Türkiye’nin en önemli ve vazgeçilmez
öz enerji kaynağı kömürdür. Ayrıca, cari açığının %85’i, enerji hammaddeleri ile maden ürün, yan ürün
ve metallerinin, dış alımından kaynaklanmaktadır.
Sevgili Okuyucular, Soma faciasının ülkemiz için bir milat olmasını diliyorum. Yani, tüm görevli ve
sorumlular, yasama, yürütme organları, kamu kurumları, üniversiteler, sendikalar, STK’lar, özel sektör
kuruluşları, idareciler, mühendisler ve tüm çalışanlar, öz eleştiri yapıp kendilerini yenilemeli ve bundan
böyle bu tür faciaların olmaması sağlanmalıdır.
Yurt Madenciliğini Geliştirme Vakfı’nın projesi olan “Uygulamalı Madencilik Eğitim Merkezi”nin bir
an önce tamamlanması için kamu ve özel sektörün desteklerine ihtiyaç duyulmaktadır. Böyle bir eğitim
merkezinin devreye girmesi halinde ülkemizde maden kazası riskinde büyük oranda azalma olacaktır.
Soma faciasında hayatını yitiren vatandaşlarımıza Allah’tan rahmet, aile ve yakınlarına, Türk milletine
başsağlığı ve sabır diler, böyle faciaların tekrar yaşanmaması gerektiğini vurgularım.
Sağlıcakla kalınız
Prof. Dr. Güven Önal
Yurt Madenciliğini Geliştirme Vakfı
Yönetim Kurulu Başkanı
HAZİRAN 2014
{Nisan, Mayıs, Haziran} 2014 SEKTÖRMADEN 7
Türkiye’den
Doç. Dr. Sami Demirbilek’i kaybettik
Aynı zamanda YMGV Yönetim Kurulu Üyesi de olan Enerji Bakanlığı eski Müsteşarı ve Ciner Holding Maden ve
Enerji Grubu Başkanı Doç. Dr. Sami Demirbilek geçirdiği kalp krizi sonucu yaşamını yitirdi. Gerek akademisyen,
gerek bürokrat gerekse de özel sektördeki yönetici olarak ülkemiz madenciliğine büyük katkılar sağlamış olan Sami
Demirbilek’i Yurt Madenciliğini Geliştirme Vakfı ve Sektörmaden Dergisi olarak saygı ve rahmetle anıyor, ailesine
dostlarına ve madencilik camiamıza baş sağlığı diliyoruz.
Sami Demirbilek kimdir?
Türkiye Madenciler Derneği Genel Kurulu yapıldı
Dünya madencileri İstanbul’da buluştu
3. Avrasya MENA Madencilik Zirvesi, 21-22 Nisan 2014 tarihlerinde,
İstanbul Sheraton Ataköy Otel’de gerçekleştirildi. EBY International Summit ve Türkiye Madenciler Derneği
işbirliği ile organize edilen zirvenin
açılışı Türkiye Madenciler Derneği
Başkanı Mustafa Sönmez tarafından
yapılırken Enerji ve Tabii Kaynaklar
Bakanlığı, Bakan Yardımcısı Doç. Dr.
H. Murat Mercan da açılışa katılarak
bir konuşma yaptı.
Madencilik, finans, enerji, teknloji ve
lojistik şirketlerini bir araya getirerek
kaynakların etkin ve verimli kullanı-
1959 yılında Ankara Beypazarı’nda doğan Sami Demirbilek Ankara Atatürk Lisesini bitirdikten sonra İstanbul Teknik Üniversitesi Maden Fakültesi’nden mezun
oldu (1980). Aynı okuldan Yüksek Lisans derecesi aldı. (1982). Bu arada Anadolu Üniversitesi’nde Araştırma Görevlisi olarak görev yaptı. İngiltere’de
Oxford Lake School’da İngilizce eğitimi, arkasından Nottingham Üniversitesi Maden bölümünden Doktora derecesi aldı (1986). TKİ, DPT gibi çeşitli
Devlet kurumlarında Mühendis olarak görev aldıktan sonra 1990 yılında
Doçent oldu. Ankara Üniversitesinde Öğretim Üyesi, Yem Sanayi ve Ticaret AŞ.’de Genel Müdür Yardımcısı (1992 – 1996), Sivas Demir Çelik İşletmeleri AŞ’de Genel Müdür Vekili(1996), K.T.Ü Mühendislik Fak.de Öğretim Üyesi (1997), Sanayi ve Ticaret Bakanlığı’nda Proje Yöneticisi(1998),
Polatlı, Edirne ve Urfa Ticaret Borsalarında Danışman (1999-2003), Gemlik
Gübre San. (1999) ve EBK’da (1999) Yön. Kur. Üyeliği, Sektörel Ve Bölgesel Politikalar Daire Başkanı (2001), Başbakanlık Müşaviri (1996 – 2003),
Petrol İşleri Genel Müdürü (2003) olarak görev yaptı. 2003-2007 yılları arasında
Enerji Bakanlığı Müsteşarlığı yapan Demirbilek emekli olduktan sonra özel sek-
törde üst düzey görevlerde yer aldı.
mına, sektörün finansman sorunun
çözümüne katkıda bulunmaya, geniş
bir coğrafyada yeni yatırım, üretim
ve pazarlama ihtiyaçlarını sağlamaya
yardımcı bir platform olarak düzenlenen Avrasya MENA Madencilik Zirvesi bu yıl 30’a yakın ülkeden 500’e
yakın katılımcıya ev sahipliği yaptı.
Türkiye Madenciler Derneği’nin 54. Olağan Genel Kurulu 24 Mayıs
2014 tarihinde İstanbul’da yapıldı. Genel Kurulda kararlaştırılan yeni
Yönetim Kurulu şu isimlerden oluşuyor: M. Atılgan Sökmen (Başkan),
Ali Emiroğlu, Y. Suha Nizamoğlu, B. Benjamen Pinto, Mustafa Kerpişçi, Ali can Akpınar, Sabri Altınoluk, G. Şeyda Çağlayan, Savaş Şahin.
den ömrümüzü uzatarak ve bulmayı
umduğumuz ek rezervlerle birlikte
üretim kapasitemizi artırmayı hedefliyoruz. Ayrıca şu anda “Blue Sky”
adını verdiğimiz bir proje üzerinde çalışıyoruz. Bu projenin amacı,
madenin ilk zamanlarında çıkartılamayan ve ürüne dönüştürülemeyen
cevherin değerlendirilmesidir. Bu
sayede madenin ömrünü yaklaşık 2
yıl daha uzatabileceğimizi ümit ediyoruz.” dedi.
İMİB’de Başkan Ali Kahyaoğlu
Sektörmaden Dergisi olarak Türkiye Madenciler Derneği’nin yeni yönetimine başarılı çalışmalar diliyoruz.
Çayeli Bakır deneyimlerini paylaştı
Uluslararası madencilik firmalarının
temsilcileri, finans sektörü yetkilileri ile tedarikçilerin bir araya geldiği
zirvede Çayeli Bakır Genel Müdürü
Ian Anderson da bir sunum yaptı.
Çayeli Bakır’ın faaliyetleriyle ilgili
bilgi veren Anderson, yılda 1,3 milyon ton ham bakır ve çinko cevheri
üreten Çayeli Bakır’ın 30 yıllık başarısını şirketin çalışma kültürüne
entegre edilmiş ‘sürekli gelişim’
12 SEKTÖRMADEN 2014 {Nisan, Mayıs, Haziran}
ilkesine ve çalışanlarına borçlu olduklarını ifade etti. Anderson, bu
ilke doğrultusunda uyguladıkları
“Yenilikçi Operasyon” adı verilen
sürekli gelişim projesinin maliyet ve
verimlilik gibi konulara olumlu etkilerini ve bu konudaki deneyimlerini
sektörle paylaştı.
Sunumunda 2019 yılında Çayeli
Bakır’ın maden ömrünün tamamlanacağını belirten Anderson, “Ma-
İstanbul Maden İhracatçıları Birliği
(İMİB) Genel Kurulu 27 Nisan 2014
tarihinde İstambul’da yapıldı. Genel
Kurulda Ali Kahyaoğlu, iki yıl aradan
sonra tekrar başkan seçildi. Seçimlerin
ardından konuşan Kahyaoğlu, bundan
sonra “biz yokuz, hepimiz varız” mantığının hakim olacağını belirterek, yeni
dönemde çevreyle barışık bir madencilik anlayışını yaygınlaştıracaklarını
söyledi. Kahyaoğlu, yabancı yatırımcıya karşı olmadıklarını vurgulayarak,
“Ama maden sahalarımızın da yabancıya bedavaya gitmesine karşı çıkacağız.
Petrol zenginliği 20-30 yıl sonra bitecek
ama maden zenginliğimiz sürecek. O
nedenle madenlerimizin kıymetini bileceğiz. Bizim 2023 hedefimiz 23 milyar
dolardır. Bu hiç de hayalci bir söz değil” değerlendirmesinde bulundu.
Ali Kahyaoğlu ile birlikte yeni Yönetim Kurulu Bilger Güneş, Hasan Ayvacı, Mahmut Çevik, Beyazıt Özgan,
Mustafa Mermerci, Raif Türk, Ahmet
Oğuz ve Ali Ertan’dan oluştu.
{Nisan, Mayıs, Haziran} 2014 SEKTÖRMADEN 13
Centerra Gold Öksüt altın yatağında ön
değerlendirmesini tamamladı
Dünyadan
Hazırlayan Mad. Yük. Müh. Dündar ERGUNALP
Kömür tozu ölçümünde son karar
Artan pnömokonyos vakaları karşısında MSHA
(ABD Maden Emniyeti ve Sağlığı Kurumu) kömür madenlerinde solunabilir toz sınır değerlerini düşürdü. Nihai karara göre daha önce 2 mg/m3
olan sınır değer 1.5 mg/m3 olarak revize edildi.
Diğer bir değişiklik ise toz numunelerinin maden
%80 kapasite ile çalışırken alınması oldu. Önceki uygulamada bu işlem maden %50 kapasite
çalışırken yapılabiliyordu ancak MSHA bunun
temsili numune olmadığına kanaat getirmiş. Yeni
kurallara göre ölçümlerin her vardiyada yetkili
uzmanca kontrol edilip, sınır değerinin aşılması
durumunda acil müdahelede bulunulması da gerekiyor. Uzmanlar pnömokonyosa ilaveten artan
amfizem vakalarından da endişeli.
Rio Tinto’da güvenlik kadınlara emanet
Rio Tinto’nun Bunder elmas projesi Hindistan’ın en büyüğü, dünya’da
ise ilk ona girecek çapta. 2004’de bulunmasını takip eden beş yıl içinde çalışmalar 34.2 milyon karat elmas içeren, 53.7 milyon tonluk bir
Kimberlit yatağı ortaya çıkardı. Halen 7 milyon dolarlık bir modüler
pilot tesis çalışmakta. Akabinde ise 500 milyon dolarlık bir yatırım yapılacak.
Bonanza tabir edilen bu zenginlik, kadın hakları ihlalleriyle sık sık haberlere konu olan ülkenin en geri kalmış eyaletlerinden Madhya Pradesh’te. Kadınların %55’inin okuma yazma bilmediği eyalette geçen
yıl sadece rapor edilen kadınlara saldırı vakası adedi 3406. Madenin
etrafında her birinin nüfusu 15.000 civarında 15 köy var. Bölgedeki feodal yapı Rio Tinto’yu başlangıçta oldukça zorlamışsa da bir toplantıda kadınlarının çoğunun sürücü olma isteklerini farkedince bu konuda
çalışma başlatmış.
Dört aylık bir sürücü kursunun ardından
ilk etapta yaşları 18 ile 35 arasında bir
düzine kadın hafif araçlarda çalışmaya
başlamış. Akabinde benzer bir çalışma
güvenlik görevlileri için de yapılmış ve
halen madende giriş çıkışlar kadınların
kontrolünde.
(E&MJ Mart, s. 66)
14 SEKTÖRMADEN 2014 {Nisan, Mayıs, Haziran}
Centerra Gold’un Öksüt altın yatağında yaptığı değerlendirmede konvansiyonel açık işletme ve yığın liçi öngörülüyor. Buna göre işletme günde azami 11,000 ton istihsal
yapacak. Çalışmada altın fiyatı olarak 1300 $/oz öngörülmüş. Madenin ömrü, 2016 - 2027 arası, 11 yıl olacak ve
bu sürede 893,000oz altın üretilecek. Toplam yatırım 166
milyon $ ve bunun 4.5 yılda geri kazanılacağı hesaplanıyor. Vergiler hariç üretim maliyeti 914 $/oz.
Öksüt projesi Keltepe ve Güneytepe yataklarından oluşuyor. Çalışmaya göre Keltepe yatağında 29 milyon ton
1.2g/ton tenörlü muhtemel kaynak, Güneytepe’de ise 4.7
milyon ton 0. 9 g/ton tenörlü mümkün kaynak bulunmakta. Üretim iki açık ocaktan taşeron marifetiyle yapılacak.
Maden üretimi maliyeti 2.77 $/ton, proses maliyeti 4 $/
ton, idari giderler ise yılda 9 milyon $ olarak hesaplanıyor.
Maden randımanı %95, proses randımanı ise %77 olarak
öngörülüyor. (E&MJ, Mart, s. 20)
Okunası kitaplar
CSIRO yayınevi 2009 yılında LOP (Large Open Pit) uluslararası araştırma geliştirme projesi çerçevesinde açık işletme madenciliğinde şev stabilitesi üzerine esaslı bir çalışma yayınlamıştı: Guidelines for Open Pit Slope Design
(Read & Stacey). Bu kitapta yer alan hidrojeolojik modelleme bölümün devamı niteliğinde sayılabilecek “Guidelines for evaluating water in pit slope stability” tam da
isminin ifade ettiğini yerine getirir nitelikte, bir çeşit açık
işletmelerde suyla başa çıkma kılavuzu.
Kitap hidrojeolojik çalışmalarda en iyi uygulamalar ve
son teknolojinin bir araya derlendiği altı bölümden oluşuyor; şev stabilitesinde suyun etkisini değerlendirmek
için yapılması gereken çerçeve çalışma, sahada su basıncı
nasıl ölçülür, hidrojeolojik model konsepti nasıl oluşturulur, su basınçları sayısal olarak nasıl modellenir, şevlerde
su basıncı nasıl düşürülür ve son olarak basıncı düşürme
çalışmasının şev tasarımına uygunluğu nasıl takip edilir.
Kitap maden, jeoteknik,
mühendislik
jeolojisi,
hidrojeoloji ve inşaat
mühendisliği alanlarında
çalışanlara açık işletmelerde su basıncını nasıl
kontrol altına alabileceklerine dair bir yol haritası
niteliğinde. 616 sayfalık
kitabın fiyatı 195 Avustralya Doları
(ISBN: 9780643108356)
Yurdışından bakınca Türkiye’nin maden
yatırımcısına cazibesi
Her yıl yayınlanan Fraser Enstitüsü maden raporuna göre maden yatırımları için dünyanın en cazip
yeri 2013 yılı itibarıyla Batı Avustralya. 112 ülkenin değerlendirildiği çalışmada Türkiye madencilik
politikaları açısından 37., mevcut uygulamalar çerçevesinde mineral potansiyeli açısından 27., madene yatırım çekiciliği açısından 29. sırada yeralıyor.
Çalışma hukuk sistemi, vergi rejimi, altyapı, güvenlik, ticaret sınırlamaları, jeolojik veritabanı kalitesi,
iş kanunu gibi pekçok parametre açısından ülkeleri değerlendiriyor. Çalışmanın tamamına bakılınca
genel olarak geçtiğimiz yıllara göre Türkiye’nin
ilerleme kaydettiği söylenebilir. Raporun tamamı
www. fraserinstitute. org sitesinden temin edilebilir.
{Nisan, Mayıs, Haziran} 2014 SEKTÖRMADEN 15
Endüstriyel Mineraller
Hazırlayan Mad. Yük. Müh. Dündar ERGUNALP
Tesla’nın kuracağı “giga” akü tesisi lityum ve grafit üreticilerini heyecanlandırdı
ABD’li elektrikli oto üreticisi Tesla 5
milyar Dolarlık bir yatırımla 2020 yılında yılda 500.000 adet lityumlu akü üretecek bir giga-tesis kuracağını açıkladı.
Tesla’nın projesinin arkasındaki gerçek
elektrikli araçlarının maliyetinin yarısını
akülerinin meydana getirmesi. Bu yatırımla akü maliyetlerini, dolayısıyla da
araç maliyetlerini düşürmeyi planlayan
Tesla halen global lityum akülerinin üçte
birini tüketiyor. Tesla’nın tesisi bugünkü üretimin üzerine 25.000 ton/yıl daha
fazla lityum, ya da %50 büyüme anlamına geliyor. Akülerin katodunu oluşturan
lityum kadar anodunu oluşturan grafit de
bu yatırımdan nasibini alacak. Akülerde kullanılan grafit, lityum miktarının 6
ile 15 misli olabiliyor. Ancak uzmanlar
kullanılacak grafitin doğal mı yoksa sentetik mi olacağı konusunda henüz hemfikir değil. Tahminler giga tesisin yılda
93.000 ton doğal grafite eşdeğer küresel
grafit tüketeceğini gösteriyor.
Birçok firma neodymium’un katalist olarak kullanıldığı polibutadien denen sentetik lastiğin üretimine hazırlanıyor.
Neodymium halen lastiklerde katalist olarak kullanılan titanyum ve lityumdan üstün özelliklere sahip. Alman üretici
Lanxess şimdiden Michelin gibi üreticilere polibutadien lastik satıyor. Firma neodymiumlu lastiklerin sürtünme direncinin daha az olduğunu, daha dayanıklı olduklarını ve aracın frenleme mesafesini düşürdüğünü söylüyor. Rakamlarla
ifade edildiğinde ortalama bir binek aracının yakıt tüketimini %7, 40 tonluk bir kamyonunkininse %8. 5 düşürdüğü
söyleniyor. Lanxess halen Singapur’da 324 milyon Dolarlık bir yatırımla 140. 000 ton/yıl kapasiteli Dünya’nın en büyük poibutadien lastik tesisini kuruyor. Lastik Üreticileri Birliğine göre Dünyada kullanılan lastiğin %70’i sentetik ve
bu da 26 milyon tona denk geliyor.
Endüstriyel mineral raporlamada JORC 2012
Asteroid madenciliği yeraltı madenciliğinden daha cazip olabilir
Planetary Resources firmasına göre teknik sorunların üstesinden gelinirse 5 yıl içinde asteroid madenciliği başlayabilir.
Firma yeryüzünde kaynakalar azaldıkça daha derinlere inmektense uzayda çapları yüzlerce kilometreyi bulan yüzbinlerce asteroide ulaşmanın daha rasyonel olacağını savunuyor.
Aramalara hız veren firma Nasa ile işbirliğine giderek, Mart
ayında asteroidleri tanımaya yardımcı olacak algoritmaları
geliştirenler arasında 35. 000 $ ödüllü bir yarışma düzenledi.
Kullanılacak teknolojinin yeni olmayacağı, mevcut teknolojinin adapte edileceği söyleniyor. Firmaya destek olan milyonerler arasında en dikkat
çekici isim bilimkurgu filmleri yapımcısı James
Cameron. Firma öncelikle uzay çalışmalarının ihtiyaçlarını karşılayacak mineralleri hedef alıyor,
bunları dünyaya getirmeden doğrudan uzayda kullanıcısına sunmayı hedefliyor.
16 SEKTÖRMADEN 2014 {Nisan, Mayıs, Haziran}
Yeni kuşak “yeşil” oto lastikleri neodymiume talebi arttıracak
Son dönemlerde ilgi odağı haline gelen grafit, lityum gibi endüstriyel
mineral kaynaklarının “en büyük”, “dünya çapında” gibi tariflerle raporlanması herkesi olduğu kadar JORC komitesini de rahatsız etmiş
olmalı ki, komite 2012 standartlarında endüstriyel minerallerin pazar ilintili özelliklerle tarif edilmesini gerektiren değişiklikler yaptı.
JORC 2004 ile 2012 versiyonları arasındaki temel fark 49. maddede
yazılı. Buna göre ürün özellikleri ile tarif edilen mineralleri raporlarken, sözkonusu özellikler de belirtilmeli. Buna ilaveten pazara yakınlık, ürünün satılabilirliği de gözönüne alınmalı. Şayet birden fazla
uygulaması olabilen bir mineral sözkonusu ise bunlar ayrı ayrı veya
toplamın yüzdesi olarak ifade edilmeli. Aksi takdirde meydana gelen karmaşaya pek çok örnek vermek mümkün ama ülkemizde yagın
bentonit yatakları en kolay anlaşılır olanı. Bunları sadece montmorillonit içeriği olarak raporlamak muhtemel pazarına dair hiçbir bilgi
vermez. Aynı montmorillonit içeriğine sahip bentonitler döküm ya da
sondaj uygulamasında tamamen farklı performans gösterebilir. Bentonit kalitesi bozunmanın yoğunluğuna bağlı olarak da değişir. Örneğin, mavi bentonit sığ derinliklerde oksidasyona uğrayarak sararır
ki bu da sondaj performansını arttırır. Dolayısıyla, yatak JORC standartlarına göre raporlanacaksa ne kadarı sondajlık bentonit, ne kadarı
döküme uygun ya da pelletlemeye uygun ayrı ayrı ifade edilmeli.
Refrakter sanayinde
andalusite talep artıyor
Andalusit, kyanit ve silimanit Al2O3 içeriği
%63 ile %40 arası, silika içeriği de %37 civarında olan mineraller. Kimyasal içerikleri aynı
da olsa yapıları ve fiziksel özellikleri farklı
olan bu mineraller %72 Al2O3 içeren mullite
dönüştürülünce ideal birer refrakter malzeme
haline gelmekte. Andalusit bazlı refrakterler
hammaddenin olduğu yerlerde şamot ve boksite tercih edilmekte. 1300-1550 derecelerde
andalusit mullite dönüşmekte. Kyanit ve sillimanitin aksine ön kalsinasyon gerektirmeyen
andalusitin enerji tasarrufu açısından da avantajı var. 2013 yılında Güney Afrika Maden
ve Metallurji Kurumunun yaptığı karşılaştırmalı bir çalışmada refrakter uygulamaları
açısından andalusitin boksite göre avantajları
yüksek kimyasal saflık, kimyasal korozyona
dayanım ve termal şok dayanımı. Son 25 yıldır andalusit G. Afrika ve Avrupa’da yaygın
kullanılmakta, pazarın yüzde 70’i Imerys SA
tarafından kontrol edilmekte.
{Nisan, Mayıs, Haziran} 2014 SEKTÖRMADEN 17
Teknolojinin
Nimetleri
Susuzlaştırmadan kaçış yok
Hazırlayan Mad. Yük. Müh. Dündar ERGUNALP
Kepçesinde kırıcı olan yükleyici
Allu Finland iş makinalarına takılan ilave aparatlar
yapan bir firma. M serisi kepçeleri aynı zamanda kırıcı vazifesi de görüyor. 50mm’den 150mm’ye kadar
nispeten sert olamayan parçaları kıracak şekilde tasarlanmış. 8.5m3 kadar hacimli herhangi bir lastikli
kepçeye takılabilmekte, ki bu durumda azami kapasitesi 450ton/saat olarak ifade edilmekte. Ekskavatörler için ise en fazla 200 tonluk makinalara, ya da
6m3 kepçe hacmine kadar takılabilecek ebatta kırıcılı kepçeleri var.
(www.allu.net)
Block-Buster
Bu tabiri daha çok Amerikalılar gişe rekoru kıran filmler
için mecazi anlamda kullanır. Ancak Flexicon firmasının ürünü tam da isminin ifade ettiği işi yapıyor: torbaların içinde katılaşmış, blok haline gelmiş malzemeleri
dağıtıyor. Madenlerde kullanılan jumbo ya da 25/50
kg’lık torbalarda stoklanmış malzemelerin zamanla
kaskatı olduğunu biliriz. Block-Buster bu torbaları hidrolik sisitemiyle adeta hoplatıp, zıplatıp çevirerek içindeki malzemeyi tekrar akışkan hale getiriyor.
İki yıl önceki maden fuarını ziyaret
edenler LKAB Wassara’nın hidrolik
gücünü yağ yerine su ile temin eden
sondaj teknolojisini hatırlayacaklardır.
Firma Dünyada gövde yüksekliği 15m
üzerinde olan 48.000 baraj olduğunu
ve bunların sızıntıyı önlemek için enjeksiyon yapmaya ihtiyacı olduğunu
tespit etmiş. Bu işi etrafına zarar vermeden yapabilecek iki çeşit enjeksiyon sondajı tekniği var; rotari sondaj
ve su kullanan DTH vurmalı sondaj.
Firma her iki teknolojiyi karşılıklı test
için Chicago’da, 130m derinlikte 128
adet sondajın yapıldığı bir baraj perdeleme projesinde kullanmış. Sonuçlar
Wassara’nın teknolojisinin avantajlarını ortaya koyuyor. ABD ordu mühendislik birimi tarafından hazırlanan
çalışma raporunu Wassara’dan temin
etmek mümkün.
(E&MJ Mayıs, s.108)
(www.Flexicon.com)
Putzmeister’den küçük madencilere
yeraltı çimentolama aracı
Geçen yıl fuarlarda tanıtımı yapılan Mixkret 5’e ilaveten Putzmeister karıştırıcı hacmı 4m3 olan yeni
modelini de sundu: Mixkret 4. Bu iş makinasının
boyu 6.5m, eni 2.2, yüksekliği ise 2.5m, dönüş çapı
ise 5.7m. Araçla 9 ton kadar çimento taşınabiliyor.
%30 eğimli yokuşa tırmanabilen aracın motoru 6 silindirli 130 kW gücünde.
(www.putzmeister.com)
18 SEKTÖRMADEN 2014 {Nisan, Mayıs, Haziran}
Gücünü sudan alan sondaj
Ülkemizde gıda sektöründe çok yaygın kullanılan ayıklayıcılar maden
sektöründe 1970’lerde optik ayırıcılar
olarak kullanılmaya başlandı. Bugün
teknoloji optik ayırıcılara ilaveten
pek çok seçenek sunuyor: kızıl ötesi,
röntgen transmisyon (XRT), indüktif
algılayıcılar, analiz yapabilen röntgen (XRF), radyometrik algılayıcılar,
mor ötesi (UV). Uygulamada optik
ayırıcıların renk farkına dayalı hemen hemen her türlü minerali, XRT
sistemlerinin şelit, volfram, kömür,
demir, elmas ayırmada başarılı oldu-
Atık yönetmeliğinin de gereği olarak
bu konu çok önem
kazandı. Çökeltme
tanklarında en iyi
şartlarda atıktaki
suyun %80 - %90
kadarını ayırsak da
alt çamurun hala
taşınabilir
halde
olmadığını
tesis
çalıştıranlar
bilir.
Bu çamur
eskiden havuzlarda dinlendirilirdi, ama
büyüyen kapasiteler ve çevre mevzuatları
artık buna elvermiyor. Ülkemizde pekçok
firmanın bu sulu atıklara acil çözüm bulmaya ihtiyacı var. Çare
filtre kullanmakta. Bu konuda Japon Ishigaki diğerlerinden bir adım
önde gözüküyor. Firmanın Lasta MC adını verdiği filtre presler nemi
atıkta %14, konsantrede %8’e düşürüyor. 20 yıldır bu filtreleri üreten
firmanın halen 100’ün üzerinde filtresi çalışıyor. Filtrede iddialı isimlerden biri de FLSmidth. Firma Colossal adını verdiği yeni tasarımıyla
eşdeğer filtre alanında diğerlerinden daha fazla suyu ayırdığını iddia
ediyor. Avusturya’lı Andritz Separation’ın hiperbarik filtreleri özellikle
ince kömürü susuzlaştırmada dikkati çekiyor. ABD de 50’li yıllardan
beri kömürcülerin favorisi Peterson Filter Corp. imalatı olan vakumlu filtreler. Eskiden adı Diemme olan Bilfinger Water Technologies
2010’da Dünyanın en büyük filtre presini imal etti. Hindistan’da çelik
fabrikasında çalışan filtre saatte 200 ton %5 ile %9 arası nemli filtre
keki yapıyor. Çok çeşitli filtre imal etmekle birlikte Fransız Gaudfrin
dikey yaprak filtreleriyle öne çıkıyor. 25 ülkede 300 adet patentli Diastar filtresi kullanılmakta.
(E&MJ Mart, s.46-51)
ğu, indüktif ayırıcıların daha ziyade
sülfürlü cevherlerde kullanıldığını,
XRF’in nikel, bakır, çinko, altın, kromit, mangan, boksit için, radyometrik
ayırıcıların ise uranyum cevherlerinde kullanıldığını görüyoruz.
Geçen yıl Commodas Ultrasort ile
birleşen Tomra önde gelen üreticilerden. Halen 2 mm ile 300 mm arası
parça boyutunda çalışan 200’ün üzerinde ayıklayıcısı var. Firmanın özellikle bakırın hem sülfürlü, hem de oksitli minerallerini ayrıştırabilen 300 t/
saate kadar kapasiteye sahip cihazı
dikkat çekici. Tomra ön zenginleştirmede kullanılan cihazlarıyla %15 kadar enerji tasarrufu yapılacağını savunuyor. Norveç menşeli Comex yeni
ve iddialı firma. Geliştirdiği karmaşık
görüntü algılama teknolojisi sayesinde ayıklayıcılarının %95-99 arasında
randımanla çalıştığını iddia ediyor.
Bu konuda çalışan bir Alman firması
da Steinert Elektromagnetbau. Cihazı
Avustralya’da tungsten/bizmut/molibden madeninde deneniyor.
(E&MJ Nisan, s.46-50)
Soma Özel Dosyası
İş güvenliğinde
karanlık tablo
Türkiye’deki bir kömür işçisinin bir maden
kazasında ölme olasılığı Amerikalı bir işçiden 36, Çinli bir işçiden ise 6 kat yüksek.
Hazırlayan Sektörmaden
3
01 madencimizin yaşamını yitirdiği, yüzlercesinin de yaralandığı Soma’daki büyük maden faciasının ardından siyasetçisinden bilim
dünyasına, sendikalardan sivil toplum
kuruluşlarına, işçisinden işverenine
bütün toplumun dikkati bir kez daha
ve son derece güçlü bir şekilde bir
konu üzerinde toplandı: İşçi sağlığı
ve iş güvenliği. Meydana gelen kaza
ve can kayıplarından kimin sorumlu
olduğu meselesi bir tarafa, istatistikler ülkemizin bu konudaki karnesinin
çok zayıf olduğunu gösteriyor.
Ülkemizde madencilikten inşaat sektörüne, gemi inşa sektöründen tarıma
kadar hemen bütün iş kollarında meydana gelen kazalarda her gün ortalama 3 işçi yaşamını yitiriyor. Bu konudaki kayıtların tutulmaya başlandığı
1946 yılından 2010 yılına kadar iş kazaları sonucu ölen işçilerin sayısı tam
59.300. Yani son 55 yılda her yıl 9226
yurttaşımızı iş kazalarında kaybetmişiz. Son on yılın toplamı ise 10.723
can kaybı, yılda ortalama 1072 işçimiz iş kazalarında ölüyor demek. Bu
rakamlara Soma faciasında ve son üç
yılda meydana gelen diğer iş kazalarındaki can kayıplarının dahil olmadığını da ekleyelim.
Uluslar arası Çalışma Örgütü (ILO)
verilerine göre dünyada her yıl 250
milyon kişi iş kazasına uğruyor.
20 SEKTÖRMADEN 2014 {Nisan, Mayıs, Haziran}
160 milyon kişi ise meslek hastalığına
yakalanıyor. 1.200.000 kişi iş kazası
ve meslek hastalığı sonucu yaşamını
yitiriyor. Ülkemizde ise sadece 2010
yılında meydana gelen 63 bin iş kazasında 1444 işçi hayatını kaybetmiş.
2013 yılında ise bu rakam ‘5 Soma
faciası’ kadar. Yine ILO’nun istatistiklerine göre, son 10 yılda dünya
genelinde iş kazalarında ölüm oranları düşerken, Türkiye’de yükselmeye
devam ediyor.
Ülkemiz ölümlü iş kazalarında Avrupa birincisi, dünya üçüncüsü. ILO’nun
82 ülkeyi kapsayan verilerine göre
Türkiye’de ölümle sonuçlanan iş kazalarının oranı ‘100 binde 20.5’ iken
bu oran Avrupa Birliği geneli için
‘100 binde 2.5’, Norveç, İsveç, İsviçre
ve Danimarka gibi gelişmiş ülkelerde
‘100 binde 2’ seviyesinde. Yani Türkiye’deki bir işçinin bir iş kazasında
ölme riski Avrupa’lı bir işçiden 8 kat
yüksek. Bu rakamlar, iş kazalarının ve
ölümlerin işin doğasında olduğu iddiasını çürütür nitelikte.
Madenler daha da karanlık
Bu iç karartıcı tablo, madencilik sektörüne gelindiğinde daha da karanlık
bir hal alıyor. 1991-2008 döneminde
kömür sektöründe iş kazaları ve meslek hastalığı nedeniyle toplam 2 bin
554 kişi yaşamını yitirdiği Türkiye bu
rakamlarla dünyada ilk sırada bulunuyor. ILO’nun verilerine göre, 100 bin
maden işçisinden iş kazalarında ölen
Çin’de 106 iken, Türkiye’de bu sayının 133 olduğu belirtiliyor.
Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı’nın (TEPAV) yaptığı çalışmaya göre, 100 milyon ton kömür
üretimi başına düşen ölüm sayısı
ABD’de 1 ile 6 arasında değişirken,
Türkiye’de bu sayı yıllara göre 900’ü
dahi aşıyor. Buna göre, 100 milyon
ton kömür üretimi başına en az ölüm
256 kişi ile 2006 yılında oldu. Türkiye’de 100 milyon ton üretimde 2000
yılında 710 kişi ölürken, bu rakam
2003 yılında 923, 2008 yılında ise
722 olarak gerçekleşti.
Bu dönemde dünyanın en büyük kömür üreticileri ABD ve Çin’deki 100
milyon ton kömür üretimi başına düşen ölüm oranları Türkiye’nin çok gerisinde kaldı. 2008 yılında ülkemizin
100 milyon ton kömür üretimi başına
düşen ölüm oranı 722 iken, bu oran
ABD’de 20 oldu. Geçmişte büyük
çaplı maden kazaları ile gündeme gelen dünyanın en büyük kömür üreticisi
Çin ise son yıllarda aldığı tedbirlerle
bu rakamı 2008 yılında 127’ye düşürmeyi başardı. Yani Türkiye’deki bir
kömür işçisinin bir maden kazasında
ölme olasılığı Amerikalı bir işçiden
36, Çinli bir işçiden ise 6 kat yüksek.
Yanan bizdik, siz kömür sandınız
Maden Mühendisleri Odası Zonguldak Şubesi tarafından düzenlenen 19. Türkiye Kömür Kongresi’nin ana gündemini Soma’da yaşanan facia ve madenlerdeki iş güvenliği
sorunları oluşturdu.
1
978 yılından bu tarafa 2 yılda
bir düzenlenen Türkiye Kömür
Kongresi’nin 19.’su, 21–23
Mayıs 2014 tarihleri arasında 395
delegenin katılımıyla Zonguldak`ta
gerçekleştirildi. Maden Mühendisleri
Odası Zonguldak Şubesi tarafından
düzenlenin kongrenin bu yılki ana temaları “Kömür Madenciliğinde Mekanizasyon” ve “Termik Santraller”
olarak belirlenmiş olmasına rağmen,
programda yapılan değişiklikle Soma`da yaşanan facia ve madenlerde
iş güvenliği konusu özel bir sunumla
değerlendirildi ve kongre süresince
her oturum içinde çeşitli yönleriyle
ele alındı.
bildirgesinde, madenlerde iş güvenliği sorunlarının çözümüne yönelik
öneriler de dile getirildi. Zonguldak
ve Soma gibi büyük bir havza geneline yayılmış kömür damarlarının
işletilmesinde teknik açıdan “Havza
Madenciliği”nin uygulanması gerektiği dile getirilen bildiride, “kömür
havzaları bir bütün olarak değerlendirilmeli, havalandırma, nakliyat,
işçi sağlığı ve iş güvenliği yatırımları
havza bütünü ele alınarak projelendirilmelidir,” denildi. Madenlerde taşeron, rödövans, hizmet alımı işlem-
leri ve özelleştirmelerin durdurulması
gerektiği ifade edildi. İş güvenliği konusunda etkin bir denetimin önemine
de dikkat çekilen sonuç bildirgesinde,
siyasi iradeden bağımsız bir İş Teftiş Sistemi kurulması ve yeteri sayıda ve yeterli donanıma sahip uzman
kadroların tahsis edilmesi gerektiği
vurgulandı. Bildirgede ayrıca, “Madenlerde Güvenlik ve Sağlık Sözleşmesi” adıyla anılan 176 sayılı sözleşme olmak üzere, bekleyen bütün
ILO sözleşmelerinin geciktirilmeden
onaylanması gerektiği ifade edildi.
21 Yılın acı blançosu:
Kongre süresince, bilimsel kurul tarafından seçilmiş ve bildiriler kitabında da yer almış olan 8’i çağrılı,
3’ü yabancı olmak üzere toplam 43
adet bildiri, 2 farklı salonda gerçekleştirilen teknik oturumlarda sunuldu.
TTK/ Armutçuk/kömür 7 Mart 1983 Grizu patlaması (103 Ölü)
Kongre süresince açık tutulan “Maden Makineleri ve Donanımı Sergisi”nde ise kamu ve özel sektörden 31
katılımcı ürün ve hizmetlerini tanıttı.
TTK/ Kozlu/kömür 3 Mart 1992 Grizu patlaması (263 Ölü)
30 yılda 956 can kaybı
Kongre’nin ardından yayınlanan sonuç bildirgesinde ele alınan temel
konu da yine Soma Faciası ve madenlerdeki iş güvenliği sorunları idi.
“Ölen bizdik siz kömür sandınız”
başlıklı sonuç bildirgesinde, 1983
yılından bu yana ülkemizdeki kömür
madenlerinde meydana gelen iş kazaları ve can kayıpları sıralanarak iş
güvenliği konusundaki vicdan yaralayan tablo ortaya konuldu ve çözüm
önerileri sıralandı.Kongre’nin sonuç
TTK/ Kozlu/kömür 10 Nisan 1983 Grizu patlaması (10 Ölü)
Yeniçeltek/Amasya/kömür 14 Temmuz 1983 Grizu patlaması (5 Ölü)
TTK/ Kozlu/kömür 31 Ocak 1987 Göçük ( 8 Ölü)
TTK/ Amasra/kömür 31 Ocak 1990 Grizu patlaması (5 Ölü)
Yeni Çeltek/Amasya/kömür 7 Şubat 1990 grizu patlaması (68 Ölü)
Yozgat/Sorgun/kömür 26 Mart 1995 Grizu patlaması (37 Ölü)
Erzurum/ Aşkale/kömür 8 Ağustos 2003 Grizu patlaması (8 Ölü)
Karaman/Ermenek/kömür 22 Kasım 2003 Grizu patlaması (10 Ölü)
Çorum/ Bayat/kömür 9 Ağustos 2004 Grizu patlaması (3 Ölü)
Kastamonu/ Küre/metal 8 Eylül 2004 Yangın (19 Ölü)
Kütahya/ Gediz/kömür 21 Nisan 2005 Grizu patlaması (18 Ölü)
Balıkesir/Dursunbey/kömür 2 Haziran 2006 Grizu patlaması (17 Ölü)
Bursa/Mustafakemalpaşa/kömür 10 Aralık 2009 Grizu patlaması (19 Ölü)
Balıkesir/ Dursunbey /kömür 23 Şubat 2010 Grizu patlaması (13 Ölü)
TTK/ Karadon/kömür 17 Mayıs 2010 Grizu patlaması (30 Ölü)
Kahramanmaraş/Afşin/Kömür 6 ve 10 Şubat 2011 Şev kayması (11 Ölü)
TTK/ Kozlu/kömür 07 Ocak 2013 Degaj (8 Ölü)
Soma/ Soma/kömür 13 Mayıs 2014 Yangın (301 Ölü)
{Nisan, Mayıs, Haziran} 2014 SEKTÖRMADEN 21
Soma Özel Dosyası
Neden oldu?
Ne yapmalı?
İşte aldığımız yanıtlar:
Sektörü teknokratlar değil
siyasiler yönetiyor
Bir maden sahasının nasıl ruhsata bağlanıp izinlerinin nasıl alınacağı yasayla
düzenlenmiş ve yetkiler Enerji, Orman,
Çevre ve Çalışma Bakanlığı bürokrat ve
teknokratlarına verilmişken bu yetkilerin
tümünün Başbakanlık makamında toplanması düşündürücüdür.
Murat Turan
Yurt Madenciliğini Geliştirme Vakfı
Genel Sekreteri
S
oma’da meydana gelen faciayı anlamak ve topluma
anlatabilmek aşağıdaki temel noktalara dikkat çekmek gerekir.
Öncelikle, ne yazık ki sektörü teknokratlar değil siyasiler yönetip yönlendirmektedir. Normalde, maden sahaları
ile ilgili her türlü düzenlemeyi, Enerji ve Tabii Kaynaklar
Bakanlığı adına Maden İşleri Genel Müdürlüğü’nün yapması gerekirken Soma’da ne bu kurumu ne de yetkililerini
göremedik. Sadece Bakan vardı. İkinci olarak, bir maden
sahasının nasıl ruhsata bağlanıp izinlerinin nasıl alınacağı
(işletme ruhsatı, Orman izni, çevre ile ilgili izinler) yasayla düzenlenmiş ve yetkiler Enerji, Orman, Çevre ve Çalışma Bakanlığı bürokrat ve teknokratlarına verilmişken bu
yetkilerin tümünün Başbakanlık makamında toplanması
da manidar ve bir o kadar da düşündürücüdür.
22 SEKTÖRMADEN 2014 {Nisan, Mayıs, Haziran}
Soma’da meydana gelen ve 301 madencinin hayatını kaybettiği, yüzlercesinin de yaralandığı ülkemiz tarihinin en büyük maden faciasının ardından bütün
toplumun dikkati madenlerdeki iş güvenliği sorunlarına odaklandı. Biz de Sektörmaden
Dergisi olarak madencilik camiasının önde gelen isimlerine bu felaketin nedenleri ve
çözüm önerilerine ilişkin görüşlerini sorduk.
Madencilikle ilgili yasa ve yönetmeliklerin tüm sektörde
gerçekten ve etkili bir şekilde uygulandığını ne yazık ki
söyleyemiyoruz. Kaldı ki, bu yasa ve yönetmelikleri uygulamakta yükümlü kurumlar, ne yeterli personele, ne de
bu sorumluluğu taşıyacak yeterli uzmanlığa sahip değiller. Yürürlükte olan iş güvenliği, işçi sağlığı yönetmeliğine baktığımızda işin vahametini görebiliriz.
Bir diğer önemli konu da fenni nezaretçilerin durumudur.
Maden Kanunu ruhsat sahasından sorumlu bir fenni nezaretçinin bulunmasını şart koşar, ancak bir mühendise
kâğıt üzerinde verilen yetki pratikte işlememektedir. Fenni nezaretçi ruhsat sahibine bağlı onun personeli konumundadır. Enerji Bakanı, “Fenni Nezaretçi isterse ocağı
kapatır,” diyor. Böyle bir uygulamayı yapan mühendis
anında kendini kapı dışında bulur. 1970’li yıllardan bu
yana ısrarla dile getirilen fenni nezaretçilerin patronun
işçisi konumundan çıkarılarak ücretini bakanlıktan alan
görevliler konumuna getirilmesi talepleri yazık ki dikkate
alınmamıştır.
En önemli konulardan biri de çalışan personelin eğitimi
sorunudur. Özellikle yer altı işçisi hiçbir eğitime tabi tutulmaksızın yeraltına indirilmekte bu da kazalara davetiye
çıkarmaktadır.
Hepimiz sorumluyuz
Bu tür facialarla tekrar karşılaşmamak için
öncelikle toplum bilincinin yeniden oluşması gerekir. Hepimiz erdemli bir insanın
sahip olması gereken değerlere sahip olduğumuz zaman bu ülkede herkes mutlu olur ve kazalar kader olmaktan çıkar.
Bu kadar büyük boyutta kazalar değil ama riskler mesleğin doğasında vardır. Ancak bu risklerin ölümlü iş kazası
ile neticelenmesinin işin fıtratı ile doğrudan ilgisi yoktur.
Kazaların ölümle sonuçlanmasının nedeni ihmal, kusur
ve sorumsuzluktur. Tabii ki yapılan iş çok risklidir. Ancak
kaza mutlaka yaşanmak zorunda olmadığı gibi mutlaka
ölümle sonuçlanması da gerekmez. Alınacak tedbirlerle
kaza riski minimize edilebilir. Kaza istem dışı, tüm önlemler alınmasına rağmen meydana gelen olaylara denir.
Bu tip felaketlerin sorumlusu önceki felaketlerden gereken dersi çıkarmayan herkestir. Madencilik İş güvenliği
plan ve programı çerçevesinde gerekli adımlar atılmamış,
ihmal ve sorumsuzluk bir politika olarak süregelmiştir. İktidarlar da eksik devraldığı sistemi sistemsiz olarak devam
ettirdiği kötüleştirdiği, Vergi affı, SGK affı, paralı askerlik, 2 B yasası, imar affı, genel af, mali af gibi af yasaları
çıkartarak yasalara aykırı davrananlara yasalara uyanlar
karşısında üstünlük sağladığı için, toplumun yasalar karşısında duyarsızlaşmasına yol açtığı için sorumludur. Proje peşinde koşmaktan öğrencisini eğitemeyen, hiç maden
ocağı görmemiş mühendis yetiştiren üniversiteler sorumludur.
Sırf ticari kaygılarla, kâr öncelikli düşünerek alması gereken önlemleri eksik alan, kaza riskini maksimize eden
işletmeci ile buna göz yuman sendikalar da sorumludur.
Denetlemeyi yapmayan denetim görevlisi ile işe ve paraya ihtiyacı olsa dahi, denetim gelince bunun üstünü örten
mühendis ve işçi de sorumludur. Toplumun aleyhine salt
Cemil Ökten
Genç Maden İşletmecileri Derneği Başkanı
kişisel maddi varlığını artırma gayreti içinde olanları sırf
sahip oldukları varlık ve statü nedeni ile toplum nezdinde
yücelten ve örnek insanın tanımını niteliksiz hale getiren
medya da sorumludur. Toplumsal sorunlara eğilmeyen,
kendi toplumsallığından kopuk sanat camiası da sorumludur. İçinde yasadığı toplumu önemseyen, insanlara değer
veren yasalara saygılı yurttaşlar bile bu tip olumsuzluklar karşısında, haklarını aramadıkları boyun eğdikleri için
maalesef sorumludur. Kabul etmek gerekir ki Hepimiz bu
suçun belli oranda ortaklarıyız. Kimse kendinden başka
sorumlu aramasın. Bu tür facialarla tekrar karşılaşmamak
için öncelikle toplum bilincinin yeniden oluşması gerekir.
Ahlak erdem gibi sahip olunması gereken insani özelliklerin içinde yaşadığımız toplum nezdinde yeniden tanımlanması gerekir. Topluma rağmen var olma eğilimi yerine
kalkınan ve refah düzeyi artan toplumun içinde bir fert
olarak zenginleşebilmenin en doğru ye kalıcı yol olduğu
hepimiz tarafından yeniden anlaşılmalıdır. Sonuç olarak
hepimiz erdemli bir insanın sahip olması gereken değerlere sahip olduğumuz zaman bu ülkede herkes mutlu olur ve
kazalar kader olmaktan çıkar. Ancak o zaman, bizler bu faciada hakkın rahmetine kavuşan 301 yiğit insanını kaybeden 432 çocuk ve ailesinin yüzüne utanmadan bakabiliriz.
{Nisan, Mayıs, Haziran} 2014 SEKTÖRMADEN 23
Soma Özel Dosyası
Madencilikten
vazgeçmek
bağımsızlıktan
vazgeçmektir
Soma faciası ülkemizin eğitim, öğretim,
istihdam, iş güvenliği, üretim ve verimlilik politikalarındaki açmazların, ihmallerin ve vurdumduymazlıkların sonucudur.
Madencilik sektörümüzde bir daha bu nevi faciaların yaşanmaması için alınması gereken önlemlerden başlıcaları
şunlardır:
Prof. Dr. Ali Kahriman
Okan Üniversitesi Öğretim Üyesi
Ü
lkelerin gelişmişlik seviyelerini belirleyici en
önemli unsur, yer altı varlıklarını katma değere
dönüştürmeleridir. Stratejik planlamalara dayanan üretim politikaları geliştirilmeksizin, günü birlik
yaşanan olumsuzluklardan hareketle bu kaynaklarımızın
üretiminden vazgeçmek; egemenliğimizden, özgürlüğümüzden, bağımsızlılığımızdan vazgeçmekle eşanlamlıdır.
Tüm dünyada, bir yandan iş sağlığı ve güvenliği önlem
ve ekipmanına yatırım yapılırken, öte yandan da üretim
yöntemlerinde ileri teknoloji ürünlerine, yeraltında insansız robotik sistemlere geçilmiştir. Bunun sonucunda da,
ağır ve tehlikeli işler kapsamında olan yeraltı işletmeciliğindeki iş kazalarında da üretim değerlerine göre önemli
azalmalar olmuştur. Fakat bu gelişmeler ne yazık ki ülkemizde karşılığını bulamamıştır. Ülkemizde son 30 yılda
uygulanan ekonomik politikalar sonucunda bir yandan
devlet madencilik alanından çekilirken öte yandan özel
girişimlerin bu sektörün gerektirdiği kapasiteye uygun
olarak madenciliğe girişi sağlanamamıştır. Bu da, eğitim
– öğretim - istihdam - iş güvenliği, üretim ve verimlilik
politikalarımızda önemli açmazlar, ihmaller ve vurdumduymazlıklara yol açmıştır. Soma Faciasını bu sürecin bir
sonucu olarak değerlendirebiliriz.
24 SEKTÖRMADEN 2014 {Nisan, Mayıs, Haziran}
Tüm kömür havzaları, üretim yöntemi seçiminden teknoloji ve kapasite seçimine kadar bir mastır plan bağlamında ele alınmalıdır. Maden yasasında gerekli düzenlemeler
yapılarak finansman sorunu olmayan kuruluşların sektöre
kazandırılması sağlanmalıdır.
İşletmelerde çalıştırılan tüm personel, mesleki yeterlilikler
çerçevesinde yapılacak iş analizi, iş gerekleri ve iş kimliği
tariflerine uygun olarak hizmet içi eğitim programlarına
tabi tutularak sertifikalandırılmalıdır. Maden yeraltı işletmelerinde örgüt kültürü ve örgütsel davranış modelinin
oluşmasını engelleyen taşeronluk gibi geçici modellerden
kaçınılmalıdır.
Merkezi denetim sistemi gözden geçirilmeli, uzman maden mühendislerinden oluşan bölgesel modele geçilmelidir.
Sendikalara iş güvenliği uygulamaları konusunda denetimi de kapsayan yetki ve kaynaklar sağlanmalıdır.
İş sağlığı ve güvenliği önlemlerini teşvik eden mali düzenlemeler yapılmalıdır
Gelinen bu noktada teknik, ekonomik ve güvenlik yönünden yeterlilik arz edecek olan, usulüne uygun, kayırma
anlayışından uzak, hiyerarşik ayrıcalıkların olmadığı bir
özelleştirme ya da sivil toplum kuruluşlarının öncülüğünde gerçekleştirilecek bir özerkleştirme; yıllardır kaderine
terk edilmiş, dışa bağımlı enerji politikalarımızın alternatifi olan kömür varlığımız başta olmak üzere tüm yer altı
kaynaklarımız için bir çıkış olacaktır.
Çözüm
bilimsel, güvenli
madencilikte
Facianın sorumluları mevcut sistem ve
onun yürütücüleridir. Çözüm ise madencilikten vazgeçmekte değil, bilimsel,
güvenli madenciliği hayata geçirmektedir. Bunu yapabilecek bilim insanları
ve mühendisler ülkemizde mevcuttur.
Y
aşadığımız olayda yapılan tespitler gösteriyor ki,
hepimizin yakından bildiği önlemler alınsaydı şu
anda 301 emekçimiz bizler gibi nefes alıyor olacaktı. Sonuçta “kaza” yaşananlar için doğru tanımlama
değildir. Kaza öngörülemeyen vakalar için kullanılan bir
kavramdır, bilim ve teknolojinin gelişimi öngörülemeyenleri minimize eder ve öngörülen risklere karşı, mekanizasyonun arttırılması, iş güvenliği önlemlerinin alınması ve iş
güvenliği ekipmanlarının layıkıyla kullanımı gerçekleştirildiğinde risk ortadan kalkar. Son yılarda sıkça kullanılan “iş
cinayeti” kavramı çok acımasız gibi görünse de bu söylem
kişileri değil mevcut zihniyeti, daha fazla kar, daha fazla
üretim odaklı sistemi hedef almaktadır.
Bu facianın sorumluları ilk başta mevcut sistem ve onun
yürütücüleridir. Taşeronlaşma ve özelleştirme politikalarıdır. İş kazalarında ilgili Bakanlıklar ve tabii ki Çalışma Bakanlığı konunun baş sorumlularıdır. Madencilik sektöründe
de Enerji Bakanlığı ve MİGEM, madenin ruhsat sahibi ve
elbette işveren de asli sorumlulardır.
Öncelikle taşeronlaştırma, özelleştirme politikasından vazgeçilmelidir. Denetleme mekanizmaları iyi çalışmalı, yeterli sayıda eğitimli, tecrübeli denetçiler olmalıdır. Arama,
proje, üretim, her aşamada gerekli denetim harfiyen uygulanmalı ve caydırıcı yaptırımlar olmalıdır. Konu işverenin
inisiyatifine ve vicdanına bırakılamaz. Kamu adına denetleme yapan teknik nezaretçilerle ilgili bir düzenlemeye gidilerek işveren ile organik bağı kesilmeli, denetim süreçleri
bağımsızlaştırılmalıdır. Denetim süreçlerine meslek odaları
ve sivil toplum kuruluşları dahil edilmelidir. Çalışanların iş
güvenliği konusundaki eğitimlerine gereken önem mutlaka
verilmelidir. Eğitim, asla bir formalite ya da zaman kaybı
değildir. Sendikal örgütlenme ve faaliyetler önündeki tüm
engeller kaldırılmalıdır. Sendikalar işçinin iş yerindeki tüm
koşullarını iyileştirme mücadelesi için vardır. Madencilikle
Nedret Durukan
Maden Müh. Odası İstanbul Şube Başkanı
ilgili yasal mevzuatın oluşturulmasında konunun tüm taraflarının katılımı sağlanmalı, doğru bir madencilik politikası
konunun tüm tarafları ile birlikte ele alınmalıdır. Mevcut
ocaklarda hızla iyileştirme çalışmaları yapılmalı, risk taşıyan ocaklarda üretim geçici olarak durdurularak acil önlemler alınmalı, teknoloji ve iş güvenliğine yatırım yapılmalıdır.
TKİ ve TTK gibi tecrübe barındıran, madencilikte bir okul
haline gelmiş kurumlar asli görevlerine dönmelidir. Havza
madenciliğine dönülmeli, konu tekrar tartışılmalıdır.
Üniversiteler de gözden geçirilmelidir. Üniversiteler sadece
eğitim yapıp öğrenci mezun etmeye çalışan kurumlar değil,
sektörün çözümlerini üretecek olan bilimsel yapılardır. Alt
yapısı yetersiz maden mühendisliği bölümleri kapatılmalı
koşulları görece iyi olanlarla birleştirilerek bölüm sayısı ve
kontenjan azaltılmalıdır. İhtiyacın çok üzerinde maden mühendisi mezun edilmesinin bir sonucu da işsizliğin artması
ve işsizlik tehdidi altındaki meslektaşlarımızın, iş yaşamının geldiği kölelik düzeninde, bağımsızlığını yitirmesine
neden olmaktadır.
Çözüm madencilikten vazgeçmekte değil bilimsel, güvenli
madenciliği hayata geçirmektedir. Bunu yapabilecek bilim
insanları ve mühendisler ülkemizde mevcuttur.
{Nisan, Mayıs, Haziran} 2014 SEKTÖRMADEN 25
Röportaj
re giderek pazarlara yerinde ulaşıp,
müşteriyle birebir temas kuracağını
anlatan Kahyaoğlu, böylece ödeneklerin de çok daha verimli kullanılmış
olacağının altını çizdi.
Ülkenin
madene
ihtiyacı
var
Siyasete değil madene
ihtiyaç var
İhracatçı Birliğinin “benim kanunumda ocağın yolu yazmıyor’’ diyerek madenleri görmezden gelemeyeceğini kaydeden Kahyaoğlu,
‘’Türkiye’nin siyasete ihtiyacı yok.
Türkiye’nin sektöre ihtiyacı var.
Hatta maden sektörüne ihtiyacı var.
Ormanda bize kiraya verilen yerin
metrekaresine göre, o alanı satın alsak vereceğimiz para daha az olurdu’’ diyerek devlete ödedikleri kira
giderlerinin çok yüksek olduğunu
vurguladı.
Maden ihracatçısının
“benim kanunumda ocağın
yolu yazmıyor’’ diyerek madenleri görmezden gelmesi söz
konusu olamaz. Türkiye’nin siyasete ihtiyacı yok. Türkiye’nin
sektöre ihtiyacı var. Hatta maden sektörüne ihtiyacı var.
Devletin, madencileri sadece para
kaynağı olarak görmemesi gerektiğini ifade eden Kayhaoğlu, konudaki
sitemini de şu sözlerle aktardı: ‘’Ki-
raladığımız yerlerde ben devletle
mücadele vermekteyim. Köylülerin
en fazla şikâyet ettiği ocaklar; mıcır yapılan ocaklardır. Madenciler
köye ekonomi ve para götürür. Camiyi okulu tamir eder. Köye hizmet
anlamında para verilir. Köylü arabalarımızdan rahatsız olabilir, zira
madenci araçları toz kaldırmaktadır.
Sulama ile bu sorun çözülebilir. Ama
köylü ‘bu dağlarda biz de oturmaktayız, bizi de ortak et’ gibi yaklaşımda bulunmaktadır. Köylüler bazı
insanlar tarafından kışkırtılmaktadır.
Bu ülkede madencilik yapılmak zorundadır. İnsanların kullandıkları ve
yaşam için gereken malzemeler madenlerden faydalanıyorsa kapatalım
madencilik yapmayalım gibi yaklaşımlar yanlıştır.’’
Madenciliği bilmeyen ahkâm kesmesin
Ali Kahyaoğlu
Röportaj: Recep Erçin
İstanbul Maden İhracatçılar Birliği
(İMİB) Yönetim Kurulu Başkanı Ali
Kahyaoğlu ile sektörün durumunu
ve Soma’da yaşanan maden faciasını
konuştuk. Nisan ayında yapılan İMİB
seçimlerini kazanan Kahyaoğlu söyleşimiz esnasında, özellikle Soma faciası ve madencilikle ilgili yasal düzenlemelere ilişkin sert söylemlerde
bulundu.
Mermer sektörü bakımından, Türkiye’nin en büyük alıcısının blok
ürünlerde Çin, kesilmiş ürünlerde
ABD olduğunu kaydeden Kahyaoğlu, Irak’ın ihracatımızda ön sıralarda
yer aldığı bilgisini verdi. Blok satışların sanılanın aksine ucuz olmadığını
mesela bazı blok satılan mermerlerin
kesilmiş ürünlerden çok daha fazla fiyata gittiğini ifade etti.
çok önemli şeyler. Eğer bunların altı
dolu değilse yapılan tasarım’ın bir
anlamı kalmamaktadır. Tasarım mücevher için gereklidir ve ses getirir.
Projeye şekil verebilecek, ürün sunabilecek insanlar seçilmeli ve üretim
yapılan ürünler pazarlanmalı. Farklı
ülkelerde okuyan çok fazla öğrenciler var ve onların bu sektör içerisinde
keşfedilmesi lazım.’’
Maden İhracatçıları Birliğinin geçen
yılki ihracatının 5 milyar 42 milyon
dolar olduğunu belirten Kahyaoğlu,
bunun yaklaşık yarıya yakınının mermer kalan kısmının da diğer madenlerden oluştuğunu söyledi.
Kahyaoğlu’na sektörde inovasyona
verilen önemi ve özellikle Avrupa
pazarına daha kaliteli ürünlerin nasıl
satılacağını sorduğumuzda da görüşlerini şöyle paylaştı: ‘’Kelime anlamına bakılırsa inovasyon ve Ar-Ge
Başkan Kahyaoğlu, fuarlar için harcanan yüksek miktarlardaki paraları
eleştirerek, sektörde yetişmiş gençlerden oluşan bir şirket kurmayı planladığını da açıkladı. Bu gençlerin
birer ihracatçı olarak, hedef ülkele-
26 SEKTÖRMADEN 2014 {Nisan, Mayıs, Haziran}
Manisa Soma’da yaşanan felaket
sonrası sektöre ilişkin yapılan yayınlara değinen Kayhaoğlu, ‘’Kazanın
şokunu atlatmaya çalışan ülkede biz
de bundan en fazla etkilenen grubuz.
Kara propagandalarla karşı karşıyayız. Sosyal medyada yazılan saçma
bir yoruma binlerce insan kapılmaktadır. İnsanlar yorum yaparken detayına inmeden karalama yapıyorlar.
Madenciler, sanki çevreyi katleden
insanlarmış gibi bir izlenim var kamuoyunda’’ diye konuştu. Kahyaoğlu, zihinlerde oluşan bu olumsuz algının silinmesinin ise maalesef çok zor
olduğunu sözlerine ekledi.
Devletin sektör temsilcileriyle beraber masaya oturarak gerekli düzenlemeleri yapmasını isteyen Kahyaoğlu,
ayrıca ilgili bakanlık ve kuruluşların
da iş güvenliği konusunda sektörde
ne yapılması gerektiğine ilişkin toplantı yapılmasını önerdi.
belki evlenebilirler ama kalan çocuklar babalarını nasıl ne zaman geri getirecekler?
Kahyaoğlu, Manisa Soma’da yaşanan ve 301 madencimizin yaşamını
yitirdiği elim kazaya ilişkin görüşlerini de şöyle aktardı: ‘’İnceleme
yapan birimlerin suistimali varsa,
ki var gibi görünüyor, bunun hesabı
mutlaka sorulmalıdır. Trafik levhası
olmadığı için çukura düşen insanın
ölümüne sebebiyet vermekle müfettişin gerektiği gibi incelememesi de
aynı şeydir.
Başbakan, ulusal yas ilan etmeden biz
9’u 20 geçe başsağlığı çektik, ama insanlar direk karalamaya başladılar.
İnsanlar çok gaddarlar ve acımasızlar.
Hiç madenciyi sabah tertemiz giysileriyle akşam kapkara giysileriyle görmediyseniz, siz barlarda oturduğunuz
yerlerde ahkâm kesmeyeceksiniz.
Bizim kurtarma ekibimiz yok, benim
reklama ihtiyacım yok. Oradaki insanların o gün kurtarma çalışmasına
ihtiyacı var. İnsanlar öldü kim getirecek onları? Dul kalan geç kadınlar
Bu ocakta etrafı teneke olan konteynır içerisine hortum sallansa ve jeneratör konsa, çok ilkel bir çözümden
bahsediyorum ama bu bile akla getirilmemiş. Gene insanlar ölebilirdi
ama 300 kişi değil en fazla 50 kişi
olurdu kayıp sayısı. Eğitimsizlik değil vurdumduymazlık buradaki sorun.
{Nisan, Mayıs, Haziran} 2014 SEKTÖRMADEN 27
YMGV’den Haberler
54. Danışma Kurulu Toplantısı yapıldı
Prof. Dr. Erdoğan Yüzer’in açış konuşmasıyla başlayan
toplantıda bir önceki toplantı tutanağının özetlenmesinin
ardından Prof. Dr. Işık Özpeker Vakfın 2013 Kasım –
2014 Nisan dönemi faaliyetleri ile ilgili bir sunum yaptı.
Sunumda, Vakfın ve İktisadi İşletmenin 2013 yılı Aralık
sonu itibariyle gelir-gider durumunun yanı sıra gerçekleştirilen etkinlikler, yapılmış, katılınmış veya desteklenmiş
toplantı, tanıtım (TV programı), sempozyum, seminer,
basılmış kitap ve teknik geziler hakkında bilgiler verildi.
Prof. Dr. Mustafa Topaloğlu yeni Orman Yönetmeliği ile
ilgili sunumunda, yönetmelikte ön izin adı altında yeni bir
kavramın ortaya çıkarıldığını belirterek bu maddede yer
alan tutarsızlıkların, çit ile sahanın çevrilmesi, toprak dolgu izni, bedellerin tespiti ve tahsili ile getirilen katsayıların, ön izin bedelleri ve teminatlar konularının irdelenmesi
gerektiğini ve bazı hususların dava konusu olabileceğini
ifade etti. Madencilikle ilgili yeni mevzuat çalışmaları ve
uygulamaları konusunda güncel gelişmeler ile ilgili sunum MİGEM Daire Başkanı Mehmet Tombul tarafından
yapıldı. Tombul, Başbakanlık genelgesi uygulamasının
devam ettiğini, bu sürecin iyi yönetilmesinin madenciliğe yararı olabileceğini, yaşanan bazı sıkıntıların aşılmaya
başlandığını söyledi.
Prof. Dr. Caner Zanbak sürdürülebilir madencilik ve çevre
sorunları ile ilgili yaptığı sunumda, zeytincilik konusunda
hukuki sorunun devam ettiğini, ÇED süreci ile ilgili bir
gelişme olmadığını, Maden Atıkları Yönetimi yeni taslağı
ile ilgili gelişmelerin beklendiğini belirtti.
Toplantıda son olarak söz alan İstanbul Milletvekili Prof.
Dr. Haluk Eyidoğan Başbakanlık genelgesi ile verilen
izinlerin yüzde 68’den yüzde 20’ye düştüğünü hatırlatarak, bunun istihdamı azaltarak büyük kentlere göçü arttıracağı konusunda uyarılarda bulundu.
Yurt Madenciliğini Geliştirme Vakfı’nın 54. Danışma Kurulu Toplantısı 26 Nisan 2014 tarihinde, İTÜ Vakfı Sosyal
Tesislerinde 51 Danışma Kurulu üyesinin katılımı ile gerçekleştirildi.
Balya’ya öğrenci gezisi
Yurt Madenciliğini Geliştirme Vakfı ile İTÜ Maden Fakültesi
Cevher Hazırlama Mühendisliği Kulübü’nün işbirliğinde Balya’da bulunan Esan Yeraltı Kurşun-Çinko İşletmesi ve cevher
zenginleştirme tesisine bir teknik inceleme gezisi gerçekleştirdi. Cevher Hazırlama Mühendisliği öğrencilerinin madencilik uygulamalarını yerinde görmesi ve bilgilerini arttırılması
amacıyla organize edilen ve 23 Nisan 2014 tarihinde gerçekleştirilen geziye Yurt Madenciliğini Geliştirme Vakfı Mütevelli Üyesi ve İTÜ Öğretim Üyesi Doç. Dr. Ekrem Yüce ve Maden Yük. Müh. Ayşe Koç’un liderliğinde İTÜ Cevher
Hazırlama Mühendisliği Bölümü’nden 34 öğrenci katıldı. 1 günlük teknik inceleme gezisinde Esan Eczacıbaşı yetkilileri tarafından öğrencilere Kurşun-Çinko madeni ve cevher zenginleştirme tesisi hakkında bilgi verildikten sonra,
yeraltı ocağı ve tesisler gezildi.
Yurt Madenciliğini Geliştirme Vakfı
iş güvenliği uzman ekibi oluşturacak
Yurt Madenciliğini Geliştirme Vakfı’ndan
Yurt Madenciliğini Geliştirme Vakfı Yönetim Kurulu’nun
20 Mayıs 2014 tarihinde yaptığı toplantıda önemli kararlar alındı. Prof. Dr. Güven Önal’ın başkanlığında yapılan
toplantının gündem maddeleri arasında, Soma’da meydana gelen maden faciası da vardı. Toplantıda, madenlerde
çalışma güvenliği ve işçi sağlığı konularının önemine dikkat çekilerek bu konuda özel bir ekibin oluşturulmasına
karar verildi. Yönetim Kurulunun aldığı karar uyarınca,
Vakıf bünyesinde madenlerdeki proje, üretim planı, çalış-
Yurt Madenciliğini Geliştirme Vakfı,
amaçları doğrultusunda, her yıl Dünyadaki başlıca maden ve tesislere teknik inceleme gezileri düzenlemektedir.
Bu gezilerde incelenen yeni teknolojiler madencilerin bilgi ve görgüsünü
arttırmaktadır. Kazanılan bilgilerin
ülkemizde uygulanması, kaliteyi arttırma ve maliyeti düşürme sonuçları
28 SEKTÖRMADEN 2014 {Nisan, Mayıs, Haziran}
ma emniyeti ve işçi sağlığı konularında maden yönetimine
yardımcı olacak uzman bir ekip oluşturulacak. Faaliyette
olan madenlere birer yazı gönderilerek emniyet konusunda inceleme yapılması önerilecek ve bu inceleme için
maden işletmecisinden yalnızca inceleme yapacak ekibin
zorunlu masrafları talep edilecek. Yurt Madenciliğini Geliştirme Vakfı Yönetim Kurulu, ayrıca maden yasası ve
işçi sağlığı ile ilgili mevzuat düzenlemelerine Vakıf olarak
müdahil olunup katkı sağlanmasını da karar altına aldı.
Şili-Brezilya-Arjantin Teknik İnceleme Gezisi
doğurduğundan ülke madenciliğinin
gelişmesine katkı sağlamaktadır.
Bu yıl, 19 Ekim – 1 Kasım 2014 tarihleri arasında, Şili, Brezilya ve Arjantin’e düzenlenen teknik inceleme
gezisi sırasında, Bakır, Kurşun, Çinko, Altın ve Kömür maden ve tesisleri
ile Brezilya M.T.A’sı CETEM ziyaret
edilecek, Şili’nin Santiago kentinde
düzenlenen Uluslararası Cevher Hazırlama Kongresine katılınacaktır.
Maden ve tesislerin ziyaretinde elde
edilecek teknik bilgi ve görgülerin
yanı sıra, Santiago, Rio de Jenario,
Porto Allegre, Brasilia, Iquasu Şelaleleri ve Bounes Aires kentleri tarihsel
ve külterel açıdan incelenecektir.
{Nisan, Mayıs, Haziran} 2014 SEKTÖRMADEN 29
YMGV’den Haberler
59. Mütevelliler Toplantısı yapıldı
“Bilim ve teknolojinin ışığında her türlü güvenlik önlemleri alınarak yapılacak madenciliğin,
ülkemiz yeraltı kaynaklarının değerlendirilmesi açısından vazgeçilmezliği bilinen bir gerçektir.
Başka bir deyişle, ülkemizin öz varlığı olan madenlerimizin işletilmemesi asla çözüm değildir.”
Yurt Madenciliğini Geliştirme Vakfı’nın 59. Mütevelliler
Toplantısı 24 Mayıs 2014 tarihinde İTÜ Maçka Sosyal
Tesislerinde yapıldı. Tuğrul Erkin’in Divan Başkanlığında
yapılan toplantıya 36 mütevelli heyet üyesi katıldı.
YMGV Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Güven Önal’ın
yaptığı açılış konuşması ve Soma’da meydana gelen faciada yitirdiğimiz madenciler anısına bir dakikalık saygı duruşu ile başlayan toplantıda, Divan Başkanı Tuğrul Erkin,
gündeme geçmeden önce, Soma’da şehit düşen madenciler anısına bir bildiri yayınlanmasını önerdi ve bu öneri oy
birliğiyle kabul edildi.
Prof. Dr. Güven Önal Vakfın 2013 yılı faaliyetleriyle ilgili bir sunum yaptı. Önal, Madencilik Ana Planı, Kömür
Konseyi ve eğitim seminerleri gibi faaliyetler hakkında
bilgi vererek, teknik incelenme ve eğitim gezileri ile basın
toplantıları gerçekleştirildiğini ve “Sektörmaden” dergisinin 4 sayısının basıldığını bildirdi. Sunumda ayrıca Vakfın
2013 yılı gelir-gider durumu ve bilançosu ile ilgili bilgiler
de verilerek Vakfa destek verenlere teşekkür edildi.
Madencilikle ilgili yeni mevzuat çalışmaları, uygulamaları ve gelişmeler konusunda Yener Cander mütevellilerine
bilgi verdi. Cander Soma kazasının ardından madencilik
mevzuatı ile ilgili çalışmaların hız kazandığını ifade etti.
Türkiye Madenciler Derneği Başkanı Mustafa Sönmez
de, Soma faciasından sonra yapılacak yasal düzenlemelere madenciliğin bütün bileşenlerinin katılması gerektiğini
belirtti.
Prof. Dr. Işık Özpeker’in madencilik sektörünün temsilcilerinin katılacağı sektörün sorunlarının ve çözüm önerilerinin saptanacağı detaylı bir çalışmanın yapılabilmesi
yönünde madencilikle ilgili sivil toplum örgütlerinin toplantıya çağrılması için Yurt Madenciliğini Geliştirme Vakfı Yönetim Kuruluna yetki verilmesi önerisi oybirliği ile
kabul edildi.
Soma faciası
üzerine
Eğitim Semineri: Maden,
Çevre ve Orman Mevzuatı
Toplantıda oluşturulan komisyonca kaleme alınan ve Mütevellilerin oy birliği ile kabul
edilen açıklama şöyle:
Yurt Madenciliğini Geliştirme Vakfı, madencilik sektöründeki profesyonellerin bilgi ve yetkinliklerinin
arttırılması amacıyla gerçekleştirdiği
eğitim çalışmaları çerçevesinde “Maden, Çevre ve Orman Mevzuatında
Yenilikler, Uygulamalar ve Öneriler”
konulu bir eğitim semineri düzenledi.
29–30 Mayıs 2014 tarihlerinde Ankara’da, TKİ Genel Müdürlüğü’nde
düzenlenen iki günlük eğitim seminerine 57 madenci katıldı.
“ Yurt Madenciliğini Geliştirme Vakfı Mütevellilerinin 24
Mayıs 2014 tarihinde yaptığı
olağan toplantıda, Manisa-Soma’da yaşanan elim olay, ayrıntılı olarak tartışılmış ve aşağıdaki hususların kamu oyu ile
paylaşılması kararlaştırılmıştır.
Bilim ve teknolojinin ışığında
her türlü güvenlik önlemleri
alınarak yapılacak madenciliğin, ülkemiz yeraltı kaynaklarının değerlendirilmesi açısından vazgeçilmezliği bilinen bir
gerçektir. Başka bir deyişle,
ülkemizin öz varlığı olan madenlerimizin işletilmemesi asla
çözüm değildir.
Bu olayda bir kez daha tüm
çıplaklığı ile ortaya çıktığı üzere, ilk okuldan başlayacak eğitim ve her düzeydeki iş güvenliği bilincinin kazandırılması
sürecinin ısrarla uygulanması
ve izlenmesi, özellikle yüksek
risk taşıyan sektörümüz için
gereklidir. Bundan sonra acilen
yapılacak çalışmalara ve yasal
düzenlemelere, sektörün tüm
bileşenlerinin katılımı zorunlu
görülmektedir.
Açılış konuşmalarını MİGEM Genel
Müdürü Mehmet Hamdi Yıldırım,
TKİ Genel Müdürü Mustafa Aktaş
ve YMGV Başkanı Prof. Dr. Güven
Önal’ın yaptığı “Maden, Çevre ve
Orman Mevzuatında Yenilikler, Uygulamalar ve Öneriler” başlıklı eğitim seminerinin ilk günü, MİGEM
Genel Müdürü Mehmet Hamdi Yıldırım’ın “Madencilikte Genel Politikalar” başlıklı sunumu ile başladı.
Yıldırım’ın ardından MİGEM Metalik Maden ve Enerji Hammadde-
leri Daire Başkanı Mehmet Tombul
“Maden Mevzuatındaki Yenilikler,
Uygulamadaki Sorunlar ve Öneriler”
başlıklı kapsamlı bir sunum yaparak
katılımcılara maden mevzuatına ve
bunun uygulanmasına ilişkin ayrıntılı
bilgiler verdi, ve seminer katılımcılarının sorularını yanıtladı.
Seminerin ikinci günü öğleden önceki oturumda Mad. Müh. M. Oğuz
Güner “Madencilikte Çevre Mezuatı,
Yenilikler, Uygulamadaki Sorunlar
ve Öneriler” başlıklı sunumu gerçekleştirirken, öğleden sonraki oturumda
ise, T.C. Orman ve Su İşleri Bakanlığı, İzin ve İrtifak Dairesi Başkanı
İzzeddin Yurtoğlu madencilikle ilgili
orman mevzuatı konusunda “Madencilikte Orman Mevzuatı, Yenilikler,
Uygulamadaki Sorunlar ve Öneriler”
başlıklı bir sunum yaptı. Seminer süresince yapılan sunumların ardından
gerçekleştirilen soru-cevap bölümleri
katılımcıların konuları her yönü ile
kavramalarına yardımcı oldu.
Bu elim olayın benzerlerinin
tekrarlanmaması içten dileği
ile yaşamlarını yitiren madenci
kardeşlerimizi rahmetle anıyor,
yakınlarının ve çalışma arkadaşlarının acılarını içten paylaşıyoruz.
Ülkemizin başı sağ olsun.”
30 SEKTÖRMADEN 2014 {Nisan, Mayıs, Haziran}
{Nisan, Mayıs, Haziran} 2014 SEKTÖRMADEN 31
YMGV’den Haberler
Çalıştay başarıyla gerçekleşti
Yurt Madenciliğini Geliştirme Vakfı’nın düzenlediği “Kömür Gazlaştırma, Kömürden Sıvı Yakıt
Üretimi ve Kaya Gazı” başlıklı Çalıştayda kömürden gaz üretimi, kömürden doğrudan akaryakıt
üretimi, gazdan akaryakıt üretimi, kaya gazı ve üretim teknolojileri konuları işlendi.
Yurt Madenciliğini Geliştirme Vakfı,
yerli enerji kaynaklarımızın verimli
bir şekilde ekonomiye kazandırılması hedefi çerçevesinde düzenlediği
“Kömür Gazlaştırma, Kömürden Sıvı
Yakıt Üretimi ve Kaya Gazı” başlıklı
Çalıştay 8-9 Mayıs 2014 tarihlerinde,
Antalya Papillon Ayscha Otel’de gerçekleştirildi.
Kömür ve enerji sektörüne yönelik
olarak düzenlenen ve 81 kişilik bir
katılımla gerçekleşen iki günlük çalıştayda konularında uzman konuşmacıların yaptığı sunumlarla, kömürden gaz üretimi, kömürden doğrudan
akaryakıt üretimi, gazdan akaryakıt
üretimi, kaya gazı ve üretim teknolojileri konuları işlendi.
Çalıştayın ilk günü sabah oturumunda, ABD’nin kömür gazlaştırma konusunda sayılı şirketlerinden biri olan
Synthesis Energy Systems’in Tek-
noloji Bölüm Başkanı Francis Lau,
kömür gazlaştırma konusunda ayrıntılı bir sunum yaptı. Lau sunumunda
kömür gazlaştırma prosesinin teknik
ayrıntılarından ve bunun Dünyada
uygulanan örneklerinden bahsederken aynı zamanda Türkiye kömürlerinin gazlaştırma proseslerine uygunluğu konusunda da ayrıntılı bilgiler
verdi. Öğleden sonraki oturumda ise
ABD’li bilim adamı Kent Perry kaya
gazı konusunda bir sunum yaptı.
Kaya gazının ne olduğunu ve dünya
enerji piyasaları açısından önemini
anlatan Perry bunun çıkarılmasındaki
kilit teknolojiler olan yatay sondaj ve
hidrolik çatlatma konularında ayrıntılı açıklamalarda bulundu. Sunumda ayrıca, Dünyada ve Türkiye’deki
kaya gazı rezervleri konusunda da
bilgiler verildi.
Çalıştayın ikinci günü ise kömürden
doğrudan ve dolaylı akaryakıt üreti-
mi konuları mercek altına alındı. Sabah oturumunda, Çin Ulusal Temiz
Enerji Enstitüsü Başkan Yardımcısı
Dr. Wenhua Li kömürden doğrudan
akaryakıt üretim prosesini ayrıntılı
olarak anlattı ve dünyadaki uygulamalarından örnekler verdi. Öğleden
sonraki oturumda ise, ABD Pittsburg
Üniversitesi Kimya ve Petrol Mühendisliği Profesörü Dr. Badie Morsi
kömür gazlaştırma ve kömürden dolaylı akaryakıt üretimi tekniği olan
Fisher-Tropsch sentezi prosesi konusunda bir sunum yaptı. Konuyla ilgili
ayrıntılı teknik bilgiler veren Prof.
Morsi bunun Dünyadaki uygulamalarından da bahsetti.
İkinci gün akşamı tüm katılımcılarla
birlikte yenen gala yemeği ile sona
eren Çalıştayın ardından, Yurt Madenciliğini Geliştirme Vakfı, katılımcılara sunumların yer aldığı CD’ler
ile birer teşekkür yazısı göndedi.
İTÜ’de panel:
Madencilik ve Yerbilimlerinde İş Olanakları
Yurt Madenciliğini Geliştirme Vakfı (YMGV), 31. Vakıflar Haftası
etkinlikleri çerçevesinde, İTÜ Maden Fakültesi ile işbirliği içerisinde
“Madencilik ve Yerbilimlerinde İş
Olanakları” konulu bir açık oturum
düzenledi. 6 Mayıs 2014 tarihinde
İTÜ Maden Fakültesi İhsan Ketin
Konferans Salonunda düzenlenen
panelin oturum başkanlığını, Maden
Fakültesi Dekanı ve Maden Fakültesi
Vakfı Başkanı Prof. Dr. Fatma Arslan
yaparken, Ciner Grubu Enerji ve Maden Bölümü Başkanı Doç. Dr. Sami
Demirbilek, Soma Holding Yönetim
Kurulu Başkanı Alp Gürkan, Koza
Altın İşletmeleri Genel Müdürü İsmet Sivrioğlu, Metek Madencilik ve
Enerji Teknolojileri Yönetim Kurulu
Başkanı Maden Yük. Müh. Selçuk
Buyurgan da panelde konuşmacı olarak yer aldılar.
Büyük ilgi gören panelin katılımcıları arasında, İTÜ Rektör Yardımcısı
Prof. Dr. Mehmet Sabri Çelik, Maden
Fakültesi Bölüm Başkanları, öğretim
üyeleri, asistanları ve öğrencilerinin
yanı sıra İÜ Maden Mühendisliği
Bölümü Öğretim üye ve öğrencileri,
YMGV yönetim kurulu üyeleri ve
madencilik ile ilgili şirketlerin temsilcileri yer aldı. Panelde Maden Fakültesi mezunlarının iş bulma konusunda karşılaştıkları sorunlar, şirketlerin
işe alma politikaları, mezuniyet sonrası iş konusunda ilgili alandaki mühendislerin karar verme süreçleri ve
benzeri konular öğrencilerle de soru
cevap halinde masaya yatırıldı ve bu
tür toplantıların daha sık yapılmasının faydalı olacağı sonucuna varıldı.
Panel sonunda YMGV Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Güven Önal
tarafından panelistlere birer teşekkür
plaketi sunuldu.
Vakıf bursiyerleri ile buluştu
Yurt Madenciliğini Geliştirme Vakfı burs verdiği öğrenciler ve mühendis adayları ile bir araya geldi. 22 Mart 2014 tarihinde İTÜ Maçka
Sosyal Tesislerinde gerçekleştirilen ve Prof. Dr. Güven Önal’ın başkanlık ettiği toplantıya Vakıf Yönetim Kurulu üyeleri Murat Turan ve
Dr. Nijat Gürsoy, İTÜ.’den Doç. Dr. Ekrem Yüce, İÜ.’den Doç. Dr.
İlgin Kurşun, Maden Yük. Müh. Ayşe Koç ile İÜ. ve İTÜ.’den toplam
33 mühendis adayı katıldı.
32 SEKTÖRMADEN 2014 {Nisan, Mayıs, Haziran}
{Nisan,
{Ocak,
Mayıs,
Şubat,Mart}
Haziran} 2014 SEKTÖRMADEN 33
YMGV’den Haberler
Maden Türkiye 2014’te yerinizi alın
Yurt Madenciliğini Geliştirme Vakfı işbirliği ile düzenlenen Maden Türkiye 2014 6. Uluslararası
Madencilik, Maden Makine ve Ekipmanları, İş Makineleri Fuarı 27-30 Kasım 2014’te, İstanbul’da
Tüyap Fuar ve Kongre Merkezi’nde açılıyor.
Maden Türkiye Fuarı, madencilik sektöründe faaliyet gösteren üretici firmalar, tedarikçiler, makine üreticileri, hizmet sağlayıcılar, ithalatçılar, dış ticaret firmaları, eğitim
ve danışmanlık firmaları, sektörel sivil toplum kuruluşlarının katılımı ile hazırlanıyor.
Ülkemiz maden ve doğal taş zenginliği açısından dünya
genelinde çok güçlü bir konuma sahip. Her geçen yıl büyüyerek madencilik sektörünün gelişimine destek olan
Maden Türkiye Fuarı da istikrarlı büyümesi ve yıldan yıla
artan katılımcı ve ziyaretçi sayısı ile, 2013 yılı itibarıyla
“uluslararası” unvanını almış bulunuyor. Bu özelliği ile,
Maden Türkiye 2014 Fuarı, Avrasya bölgesinde düzenlenen en kapsamlı ticari etkinliğe ev sahipliği yapıyor ve
ülkemiz ekonomisine katkı sağlıyor. KOSGEB tarafından
desteklenen yurtiçi fuarlar kapsamına da alınan Maden
Türkiye 2014 Fuarı daha şimdiden satışlarının %90’ını
tamamlamış bulunuyor.
Sektörün tüm paydaşları ile aynı ortamda olarak pazar
araştırması, sektör analizi yapmak ve bu sayede pazarın
değişen talep ve beklentilerini yakından takip edebilmek,
yeni ürün ve hizmetler sayesinde daha fazla iş bağlantısı,
müşteri ve daha fazla fırsat yakalamak adına sizleri Maden Türkiye 2014’e katılmaya davet ediyoruz.
Ayrıntılı bilgi için:
www.madenturkiyefuari.com
[email protected]
Kömür Broşürü güncellenerek yeniden basıldı
Ülkemizin enerjideki dışa bağımlılığını azaltmak ve yerli kaynakların kullanımını geliştirmek amacıyla uzun yıllardır çalışmalar yapmakta olan Yurt Madenciliğini Geliştirme Vakfı, bu
çalışmaları kapsamında vazgeçilmez bir enerji hammaddesi
olan kömür ile ilgili stratejileri geliştirmek amacıyla, kamu ile
başlıca özel sektör kömür üreticilerinden oluşan bir “Kömür
Konseyi” kuruluşuna ön ayak oldu.
Kömür Konseyi’nin başarıyla gerçekleştirdiği çalışmalardan
biri de daha önce hazırlanarak yayınlanmış olan Kömür Broşürünün güncellenerek tekrar basılması oldu. Broşür, kömürün
kimyasından iktisadına, üretim tekniklerinden kullanım alanlarına kadar kömüre ilişkin pek çok bilgi ve veriyi bir araya
getiriyor.
34 SEKTÖRMADEN 2014 {Nisan, Mayıs, Haziran}
YMGV’den Haberler
Teknik geziler
devam ediyor
Yurt Madenciliğini Geliştirme Vakfı’nın madencilerin madencilik uygulamalarını yerinde görmesi, bilgi ve görgülerinin arttırılması amacıyla
düzenlediği teknik inceleme gezilerinin bu seferki adresi Beypazarı Trona Tesisleri ile Çayırhan Yeraltı Kömür İşletmesi ve Termik Santrali idi. 12-13 Nisan 2014
tarihlerinde yapılan geziye Yurt Madenciliğini Geliştirme Vakfı’ndan Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Güven Önal, Eğitim Koordinatörü Lütfi Çallı, Ayşe Koç,
Taner Dileklen, Maden İşleri Genel Müdürlüğü’nden
Mehmet Tombul, Erdal Kaçmaz, İTÜ Maden Fakültesinden Doç. Dr. Ekrem Yüce, TTK’dan Ferhat Kazaz,
Mehmet Kuduz, Melih Başören, Özcan Yaralı, Mevlüt
Kaya, Sami Ören, Ercan Madencilikten Emin Ünal,
Ali Altuntaş, Tuğrul Vedat Akyürek, Kumyol A.Ş.’de
Mithat Kumyol, Meltem Kumyol, Şen Madencilikten
Mustafa Aydın, Hattat Enerji ve Maden’den Eren Soyer, Erol Özakça, Yılmaz Madencilikten Kadir Yılmaz,
Standart Laboratuvar’dan Şeniz Kızıldağ ve Tolga Kızıldağ olmak üzere toplam 24 kişi katıldı.
Dünyanın en büyük çözelti madeni: Eti Soda Beypazarı Trona Madeni
Tamamen çözelti madenciliği yöntemi ile işletilen Beypazarı Trona madeni, yönlü sondaj teknolojisinin ülkemizde bir
madencilik çalışmasında kullanıldığı ilk işletme olmanın yanında, eşzamanlı işletilen kuyu/ünite sayısı ile dünyanın
en büyük çözelti madenidir.
2 günlük teknik inceleme gezisinin ilk günü ziyaret edilen
Beypazarı-Trona tesislerinde Eti Soda yetkilileri tarafından katılımcılara çözelti madenciliği ve trona hakkında
bilgi verildikten sonra, tesisler gezildi. Maden Müdürü,
Maden Yük. Müh. Güray Çakmakçı gezi katılımcılarına
yaptığı sunumda şu bilgileri verdi:
Eti Soda A.Ş. tarafından işletilmekte olan Beypazarı Trona Çözelti Madeni 1979 yılında MTA tarafından bulunan
Beypazarı trona yatağını ülke ekonomisine kazandırmak
amacıyla 1998–2009 yılları arasında süren araştırma,
projelendirme, montaj ve devreye alma çalışmalarının
ardından 2009 yılı Nisan ayında ticari soda külü ve rafine
sodyum bikarbonat üretimine başlayan bir işletmedir. Bu
işletmenin en önemli özelliği, burada kullanılan “yerinde
çözelti madenciliği” (in-site solution mining) yöntemidir.
Beypazarı Trona Çözelti Madeni bu yanıyla dünya ma-
36 SEKTÖRMADEN 2014 {Nisan, Mayıs, Haziran}
dencilik literatüründe önemli bir yer
tutmaktfyru. Madenin en önemli
özellikleri şu şekilde sıralanabilir:
(1) Tamamen çözelti madenciliği
yöntemi ile işletilen dünyanın en
büyük madenidir; (2) Eşzamanlı işletilen kuyu/ünite sayısı ile dünyanın
en büyük çözelti madenlerinden birisidir; (3) Yerüstü teşkilatı (yol, boru
ve otomasyon ağı) ile dünyanın en
büyük çözelti madenciliği sistemine
sahiptir; (4) Petrol endüstrisi kökenli
yönlü sondaj teknolojisinin ülkemizde bir madencilik çalışmasında kullanıldığı ilk işletmedir.
Trona nedir?
Trona cevheri, tabiatta doğal olarak
bulunan soda minerallerinden en
yaygın olanıdır. Doğal Soda Külü
üretiminde kullanılan temel hammaddedir. ‘Sodyum seskikarbonat’
veya ‘Tabii Soda’ olarak da adlandırılır. Trona esas olarak ticari alanda bazı yöntemler ve proseslerden
geçirildikten sonra farklı dökme yoğunluklarında ‘Doğal Soda Külü’ne
yani sodyum karbonata dönüştürülür.
Soda Külü başta cam sanayi olmak
üzere, deterjan ve kimya sanayinde
ve daha pek çok alanda kullanılmaktadır. Soda külü standart camların
miktar olarak ikinci maliyet olarak
birinci büyük girdisidir. Yine bir ana
ürün olan rafine sodyum bikarbonat
(yemek sodası) ise gıda, yem ve ilaç
sanayinde sıklıkla kullanılmaktadır.
Beypazarı neojen havzası içinde yer
alan trona yatağı orta Miyosen yaşlı
olup, playa-göl ortamında çökelmiştir. Evaporit tipi yatağın yayılım alanı
yaklaşık 8.0km2’dir. Genel olarak ince-orta kalınlıkta (0.8-3.5m) 12 adet
bağımsız trona damarından meydana
gelen çok damarlı bir karaktere sahiptir. Trona yatağının altında Çayırhan Linyit Havzasının uzantısı olan
üçüncü linyit damarı gözlenmektedir. Trona cevher derinliği 220m ile
480m arasında değişmektedir. Karotlu arama sondajlarında toplam 33
adet damar tespit edilmiş olmasına
karşın, bunlar özellikle yeraltı madenciliği yöntemleri ile işletilebilirliği yönünden değerlendirilmiş ve 12
damar seçilerek kodlanmıştır. Fosil
tipi bir doğal soda kaynağı olan trona
yatağı, doğal olarak yeraltı su dolaşımından tamamen izole bir yapıdadır. Damarların ortalama trona tenörü
yüzde 84, soda külü eşdeğer tenörü
ise &%59’dur.
Trona suda çözünebilen bir mineraldir. Bu özellik, yerinde çözelti madenciliği metodunun seçiminde göz
önüne alınmıştır. Çözelti madenciliğinin avantajları şu şekilde sıralanabilir:(1) Yeraltı suyu yönetimi daha
güvenlidir; (2) Gaz ve doğal salamura risklerine karşı daha güvenlidir; (3) Yatırım ve işlet- me maliyetleri düşüktür; (4) İş güvenliği
ve çevreye duyarlılığı yüksektir;
(4) İşletme yönetimi kolaydır.
rektirmesidir. Bu gereklilikler tavizsiz yerine getirilmeli, insan kaynağı,
malzeme ve ekipman uygun şekilde
seçilmelidir.
Beypazarı çözelti madeninde trona
çıkarımı çok kuyulu çözelti madenciliği tekniği ile yapılmaktadır. Yöntemin en basit uygulaması bir dik ve bir
yatay kuyudan meydana gelen kuyu
çiftleridir. Lokal şartlara bağlı olarak farklı kuyu kombinasyonları da
uygulanmaktadır. Ünitenin bir ucundaki kuyudan seyreltik soda çözeltisi çözücü olarak basılmakta, cevher
yeraltı boşluğunda (kaverna) çözündürülmekte ve %16 soda içerikli konsantre çözelti ünitenin diğer ucunda
yeryüzüne alınmaktadır.
Bu yöntemin zayıf yönleri
ise, hidrolik (borular, pompalar) , termodinamik, elektrik, otomasyon ve kontrol
mühendisliği, yüzey ve kuyu
jeofiziği, hidrojeoloji, jeomatik,
sondaj, petrol ve doğal mühendisliği gibi birçok disiplini gerektirmesi ve etkin bir izleme altyapısı
oluşturabilmek için dolaylı metotlar
ve yüksek teknolojili ekipman ge{Nisan, Mayıs, Haziran} 2014 SEKTÖRMADEN 37
YMGV’den Haberler
Yönlü sondaj ve yerinde liçleme
Yönlü sondaj, bir sondajı düşey konumdan saptırarak
belirlenen bir rota doğrultusunda ilerletip yine önceden
belirlenmiş bir derinlik ve mesafedeki hedef noktasını
bulma tekniğidir Yönlü sondaj, kırıklı (belli bir açı ile bükülmüş) bir muhafaza içine yerleştirilmiş çamur motoru
(PDM: positive displacement motor) yardımıyla, matkabın açılı kısmın işaret ettiği yönde saptırılması ile gerçekleştirilir. Yönlendirme, mevcut doğrultu ve eğim verilerinin kontrolünü sağlayan MWD (Measure While Drilling)
sisteminden alınan verilere bağlı olarak önceden yapılan
delgi tasarımı dahilinde gerçekleştirilir. MWD sistemi ile
delik içinden izlenen sondaj dizisi konumu ve rota verileri, sondörün görüp değerlendirebilmesi amacıyla sinyaller
halinde yeryüzüne iletilir.
Beypazarı Trona Çözelti Madeninde farklı kaverna uygulamaları ve kuyu kombinasyonları bulunmaktadır. 2
kilometrekarelik kuyu sahasında 69 dik ve 51 yatay kuyu,
45 liçleme ünitesi ve sağlanabilecek çözelti bakımından
değerlendirildiğinde 55 adet birim ünite yer almaktadır.
Kuyu sahasındaki toplam kuyu sayısı ise 120’dir. Tüm
kuyular API sınıfı petrol/gaz boruları ile teçhiz edilmektedir. İç içe iki çelik boru dizisi API sınıfı çimento şerbeti
ile zemine bağlanmaktadır. Böylece madencilik faaliyeti
dış ortamdan izole edilmektedir. Yatay kuyular en az iki
dik kuyuyu birleştirerek düşük basınçlı bir akış koridoru
oluşturmak amacıyla delinmiştir. Bir yatay kuyu akifer
seviyelerinin altına inilinceye kadar dik pozisyonda ve
konvansiyonel şekilde delinmiş, daha sonra yönlü sondaj
sistemi ile bu seviyeden (Kick-off Point) saptırmaya başlanmıştır. Hedef damar içine girildiğinde kuyunun pozisyonu tamamen yatay pozisyona geçmiş ve kuyu bu noktaya kadar teçhiz edilmiştir. Kuyunun kalan kısmı damar
tabanını takip edecek şekilde yaklaşık yatay pozisyonda
devam ettirilmiş ve diğer uçtaki dik kuyuyla kesiştirilerek
bağlantısı sağlanmıştır. Birleştirme işleminin eksenin en
ucunda yer alan dik kuyu ile sağlanmasının ardından kule
sökülerek yatay kuyu başı yerleştirilir ve oluşturulan akış
koridorunun (sondaj deliği) göçerek kapanmaması için
kısa süre içinde çözücü enjeksiyonuna başlanır. Çözünme
sonucu kesiti genişleyen koridorun boyutuna bağlı olarak
diğer uçtan (dik kuyu çıkışı) alınan çözeltinin soda içeriği
zaman içinde artış göstermektedir. Olgunlaştırma dönemi
olarak anılan süreç sonunda ünite istenen konsantrasyon
ve debide trona çözeltisini vermeye hazır duruma gelmektedir.
Beypazarı Trona Çözelti Madeninde bulunan 55 birim
ünitenin ortalama çözelti performansı 23 m3/saattir. Dolayısıyla madeninin nominal çözelti besi kapasitesi yaklaşık 1287m3/sa olarak verilmektedir. Nihai kapasitede
38 SEKTÖRMADEN 2014 {Nisan, Mayıs, Haziran}
Çayırhan Termik Santrali ve
Linyit İşletmesi
Çayırhan Linyit İşletmesindeki tam mekanize yeraltı
ocaklarından çıkarılan düşük kalorili linyitler, Çayırhan
Termik Santralinde yakılarak elektrik üretimi yapılmaktadır. Burası yeraltından çıkardığı linyit kömürünü ana
yakıt olarak kullanan ülkemizdeki tek santraldir.
işletilen proses tesisinin çözelti ihtiyacı ise, 900-930m3/
sa civarındadır. Sahada enjeksiyon kuyusu ve çözelti çıkarım kuyusu olarak kullanılan kuyuların işlevi sabit
olmayıp her bir kuyu her iki pozisyonda da işletilebilmektedir; dönemsel olarak ünitelerde enjeksiyon yönleri
değiştirilmektedir. Kuyu enjeksiyonları merkezi bir pompa istasyonundan sağlanmaktadır. Liçleme ünitelerine
%3-5 eşdeğer sodyum karbonat içeriğine sahip 65-80oC
sıcaklıkta seyreltik bir alkali çözelti enjekte edilmektedir.
Çözücü olarak adlandırılan bu çözelti, yeraltındaki özütleme sonucu daha yüksek konsantrasyonlara ulaşmakta,
aynı zamanda ortam kayaçlarına ısı transferi sonucunda
daha soğuk bir çözelti şeklinde diğer kuyudan yeryüzüne
çıkmaktadır.
Kuyu sahasında çözücünün ve çözeltinin iletildiği ısıl izolasyonlu boru hatları yerüstünde mesnetler üzerine yerleştirilmiştir ve pompaj aktivitesi kapalı bir devredir, başka
bir deyişle dış ortama tamamen kapalı şekilde sağlanmaktadır. Pompaj merkezinden çıkan ve dönen boru hatları ile
her bir kuyu başındaki akış parametrelerinin takibi için
yüksek teknolojili izleme cihazları kullanılmaktadır. Sahadaki izleme cihazlarının tümü merkezi bir otomasyon
sistemine bağlıdır ve akış parametreleri (debi, yoğunluk,
basınç, sıcaklık, toplam geçen kütle) maden işletme merkezindeki operatörler tarafından izlenebilmekte, kontrol
edilebilmektedir.
Kuyu sahasından alınan %15-17 eşdeğer soda içerikli çözelti soda külü tesisine gönderilerek soda külü ve rafine
sodyum bikarbonat (yemek sodası) üretmek üzere işlenir.
Trona cevher bir yarı mamul sayılabileceği için oldukça
yalın bir proses mevcuttur. MVR destekli buhar kompresyonu özelliği içeren evaporasyon, yaş kalsinasyon ve kristalizasyon işlemlerinin ardından doygunluğa ulaştırılarak
kristalize edilen çözelti daha sonra, bölümünde 3 adet sepetli tip (pusher) santrifüj vasıtasıyla susuzlaştırılıp akışkan yataklı kurutucuda kurutularak ağır soda külü mamul
haline getirilmekte ve piyasaya sunulmaktadır.
Gezinin ikinci günü ise Çayırhan yeraltı kömür işletmesinin tam mekanize üretim yapılan yeraltı kömür ocakları,
kömür zenginleştirme tesisi ve Termik Santral gezildi
ve şirket yetkililerinden bilgiler alındı. Park Termik A.Ş.
Çayırhan İşletme Müdürü Bülent Taşkın ve İSG Müdürü
Cemalettin Sığırcı gezi katılımcılarına şu bilgileri verdiler:
Park Termik A.Ş. Çayırhan Termik Santrali, Ankara’ ya
120 km, Beypazarı’ na 22 km ve Nallıhan’a 37 km mesafededir. Santralin yeri, kömür kaynağına yakın seçildiği
gibi soğutma suyunun sağlanacağı Sarıyar Baraj Gölüne
de yakın seçilmiştir. Ayrıca, santralden çıkacak çok miktardaki artık küllerin çevreyi rahatsız etmeden santralden
uzaklaştırılma ve depolama imkânı; karayolu ulaşımının
kolaylığı, enerji iletim hatlarına bağlantı kolaylığı, rüzgar
yönü, rutubet, yağış gibi meteorolojik koşulların santral
tekniği ve çevre kirlenmesi yönünden uygunluğu gibi
koşullar da yer seçiminde dikkate alınmıştır.
Yıllık 5-5,5 milyon ton kömür üretiminin yapıldığı
Çayırhan Linyit İşletmesinin kömür damarları yeryüzünden 150-250 m derinlikte bulunmaktadır. Havzada bulunan kömür genellikle koyu kahve ve siyah renge sahiptir.
Kömür düzensiz bantlı, yarı parlak ve parlak cinstedir.
Sertliği bakımından orta-sert kömür grubuna girmektedir.
Yeryüzüne çıkarıldığında su kaybı nedeni ile kısa zamanda çatlamakta ve donuk bir hal almaktadır. Kalori değeri
2700-3200 kcal/kg ve kükürt içeriği % 3-5 arasındadır.
Kömürün yoğunluğu 1,4–1,5 g/cm3 arasında değişmektedir.
Kömürün üretimi
İşletmede yeraltından kömür üretimi dönümlü göçertmeli
tam mekanize uzun ayak yöntemi ile gerçekleştirilmektedir. Mevcut durumda, 6 adet yeraltı sahasında madencilik
faaliyetleri yürütülmektedir.
İşletmede maden yatağının modellenmesinde, 3D modelleme bilgisayar programı (micromine) kullanılmaktadır.
Ocakların projelendirilmesinde; taban yolu ihtiyacını en
aza indirmek, rezervlerin daha etkin kullanılmasını sağlamak, kömürün kendiliğinden yanma riskini azaltmak, vb.
hususlar göz önünde bulundurularak panoların alt taban
yolları bir sonraki panonun üst taban yolu olacak şekilde
projelendirilmiştir.
Hazırlık çalışmaları, kollu galeri açma makinelerinin
(Dosco Mk2A, Dosco Mk2B ve Pk9R) ve bunlara uygun
kazı nakliyat sistemlerinin kullanılması ile gerçekleştirilmektedir. Hazırlık kazıları ile projeye uygun şekilde
panolar oluşturulmaktadır. Hazırlık galerilerine insan ve
malzeme nakliyatı tekkars sistemi (monoray) ile sağlanmaktadır Hazırlık galerilerinin havalandırmasında üfleyici tali vantilatörler kullanılmaktadır.
Üretim çalışmalarında; kesici-yükleyici makineler (Eickhoff SL–300 ve Eickhoff SL–500) kullanılarak ayaktan
kömürün kazısı yapılmaktadır. Kazılan kömür ayak içi
zincirli konveyörlerden, taban yolu zincirli konveyörlerine (aktarma konveyörü) aktarılmaktadır. Aktarma konveyörü üzerinde iken kırıcıdan geçirilmek suretiyle, bant
konveyör nakliyatına uygun boyuta getirilmiş olan mal{Nisan, Mayıs, Haziran} 2014 SEKTÖRMADEN 39
YMGV’den Haberler
zeme bant konveyörler ile yeryüzüne
(karo sahasına), buradan da kömür
teslim noktasına (lavvar) ulaştırılmaktadır
Ayak tahkimatında kalkan tipi
yürüyen tahkimatlar (shield) kullanılmaktadır. Ayak ilerledikçe, ayak
arkası kendiliğinden göçmektedir.
Üretim panolarının ayak başlarına
dolgu alınarak (ramble); taban yollarında bulunan mevcut tahkimat
sistemine destek olması sağlanmaktadır. Üretim bölgelerine malzeme
ve insan nakliyatı yerkars ve tekkars sistemi (monoray ve kulikar)
ile sağlanmaktadır. Bütün çalışmalarda tozu kaynağında bastırmak için
çeşitli toz önleyici/bastırıcı sistemler
kullanılmaktadır. İşletme bünyesinde kurulmuş bulunan kumanda
kontrol merkezi ile sürekli olarak
ocak havasının kalitesi izlenebilmekte ve kayıt altına alınabilmektedir.
İşyerinde, güncel İSG mevzuatına uygun olarak çalışmalarına devam eden İşyeri Sağlık ve Güvenlik
Birimi bulunmaktadır. İSGB birimi
teknik elemanlarınca; çalışma ortamı gözetimleri, çalışanların sağlık
gözetimleri, çalışma ortamına ilişkin
risk değerlendirmelerinin yapılması,
çalışanların iş güvenliği ve mesleki eğitimlerinin düzenlenmesi, acil
durum planlarının hazırlanması, vb.
çalışmalar yürütülmektedir.
ºC sıcaklıkta ve 38 bar basınçta tekrar
kızdırılmış buhar elde edilir.
zırlama ünitesi, yıkayıcı kule ve alçıtaşı su giderme ünitesi olmak üzere 3
ana bölümden oluşmaktadır.
Kömürden elektriğe
Linyit İşletmesindeki tam mekanize
yeraltı ocaklarından çıkarılan düşük
kalorili linyitler, Çayırhan Termik
Santralinde yakılarak elektrik üretimi yapılmaktadır. Burası yeraltından
çıkardığı linyit kömürünü ana yakıt
olarak kullanan tek santraldir. Ocaklardan çıkartılan düşük kalorili linyit,
kömür yıkama tesislerinde zenginleştirildikten sonra, taşıyıcı bantlarla
park sahasına getirilir. Burada bulunan 5 adet park makinesi kömürü
sahada stok eder ve taşıyıcı bantlarla
kömür bunkerlerine iletimini sağlar.
Bunkerler, her ünite için 6 adet olup
300 ton/h kapasitededir. Bunkerlerden transportlarla değirmenlere aktarılan kömür pulverize hale getirilerek
yanmak üzere kazana püskürtülür.
Bünyesindeki dört ünite ile toplam
620 MW kapasiteye sahip olan santralde ana yakıt olarak linyit, yardımcı yakıt olarak da fuel oil ve motorin
kullanılmaktadır. Çayırhan Termik
Santralindeki kazan, tabii sirkülasyonlu, su borulu, domlu, çift geçişli
pulverize kömür tip bir kazandır. 82
m yükseklikte ve 11 m genişliğindedir. Her ünite için bir kazan mevcuttur. Her bir kazanda 5 adet kızdırıcı,
2 adet tekrar kızdırıcı ve 2 adet ekonomizer paketi vardır. Kazanın dört
tarafı ekran boruları denilen boru paketleriyle çevrilidir. Kazan tam yükte
çalıştırıldığında 480 ton/saat debide,
538 ºC sıcaklıkta ve 138 bar basınçta
taze buhar, 362 ton/saat debide, 538
40 SEKTÖRMADEN 2014 {Nisan, Mayıs, Haziran}
Sistemin su ihtiyacı Sarıyar baraj gölünden sağlanır. Su, arıtma işleminden geçirildikten sonra kazana verilir.
Kazanda yanma sonucunda oluşan ısı
ile buhar elde edilir. Türbine verilen
buharın türbini döndürmesi ile hareket enerjisi elde edilir. Hareket enerjisi de jeneratörde elektrik enerjisine
çevrilir. Türbinde kullanılan buhar,
soğutma suyu yardımı ile kondenserde yoğunlaştırılır ve kazan besleme
pompaları ile tekrar kazana verilir.
Çevrim bu şekilde tamamlanır.
Baca gazı kükürt arıtma tesisi, atık
gazın içerisinde bulunan kükürt oksitlerin (SO2) tutulması amacıyla kurulmuştur. Çayırhan Baca Gazı Kükürt
Arıtma Tesisi; kireçtaşı çözeltisi ha-
Elektrofiltreden çıkan baca gazı, beton baca öncesinde bulunan damper
vasıtasıyla gaz kanalına yönlendirilir.
Gaz kanalından gelen gaz 1-2. ünitelerde booster fan yardımıyla yıkayıcı kuleye gönderilmektedir. Diğer
ünitelerde ise yardımcı fan yoktur.
Yıkayıcı kule SO2 arıtımının gerçekleştiği ortamdır. Her bir kazan için bir
adet olan yıkayıcı kulede, baca gazı
aşağıdan yukarı doğru yükselirken,
aynı zamanda yukarıdan aşağıya doğru püskürtülen kireçsütü reaksiyon
çözeltisi ile karşılaşmakta ve baca
gazındaki kükürt oksitleri, resirküle
eden çözelti vasıtasıyla absorplanarak
alçıtaşı (CaSO4. 2H2O) çözeltisi elde
edilmektedir.
Tanıtım ALEX STEWART
ALEX STEWART Denetim Ve Analiz Hizmetleri Ltd. Şti.
Zaman ve yer farketmez …
A
lex Stewart Denetim ve
Analiz Hizmetleri Ltd.Şti.,
1982 yılında İngiltere’de
kurulan ve 30 yılı aşkın bir süredir
bağımsız olarak çalışan, bütün endüstride deneyimlerine saygı duyulan özel ve bağımsız şirket Alex
Stewart International’ın TÜRKİYE
ve ROMANYA‘daki tek mümessil
firmasıdır.
Şirketimiz, T.C.Başbakanlık Dış
Ticaret Müsteşarlığı Dış Ticarette
Standardizasyon Genel Müdürlüğü
tarafından, 2006/21 sayılı Dış Ticarette Standardizasyon Tebliği’nde öngörülen şartları sağlayarak,
“Uluslararası Gözetim Şirketi” statüsünü almaya hak kazanmıştır.
Alex Stewart Denetim ve Analiz
Hizmetleri Ltd.Şti., ilgili tüm taraflar için tam entegre, tamamen tarafsız, profesyonel ve bağımsız hizmet
veren, bir gözetim firması olup,
TURKAK TS EN ISO/IEC 17020 :
2012 akreditasyonuna sahip ve tüm
gözetim boyunca bu akreditasyonun gereği olan prosedürlere uyan,
kullanılan ekipmanlara hakim personeliyle, müşterilerinin taleplerini
karşılayan bir kuruluştur.
Alex Stewart Denetim ve Analiz
Hizmetleri Ltd.Şti, 20.06.2012 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan
6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği
Kanunu kapsamında, bünyesinde C
sınıfı İş Güvenliği Uzmanı çalıştırmakta olup, tüm personele gerekli
eğitimler verilmesi ve ilgili kanunun şartlarının yerine getirilmesi
konusunda hassas davranmaktadır.
Kadrosunda tecrübeli gözetmenler
bulunduran şirketimiz, tüm personeline, ihtiyaç halinde ve ya sektördeki gelişmeler dahilinde, ehil kişi
ve kuruluşlar tarafından, şirket içi
ve şirket dışı eğitimler aldırarak,
çalışanların kaliteli hizmet vermelerini sağlamaktadır.
Çalışanlarımız, uluslararası olarak kabul edilen, denetim, muayene ve numune alım prosedürlerine
tam olarak hakimdir.
Firmamız, üretimin en önemli ve
katma değeri en yüksek sektörlerinden biri olan madencilik konusundaki, gözetim hizmetlerine
katkı sağlayacak her türlü gelişmeyi yakından takip edip, birincil
endüstrilerin başında gelen madenciliğe çok önem vermektedir.
Ekonomik büyümenin öncü gücü
olarak değerlendirilen madencilik
sektöründe talep edilen, numune
alma, numune hazırlama, yüklemeye/tahliyeye nezaret, boyut
analizi, stoktaki malzemenin kontrolü, rutubet testi ve tartım kontrolleri gibi gözetim hizmetleri,
tecrübeli çalışanlarımız tarafından
yapılmakta olup, müşterilerimize
tam bağımsız gözetim hizmeti sunulmaktadır.
Maden gözetimlerinin en önemli
safhası olan numune alma işlemleri, uluslararası kabul görmüş
standartlara göre yapılmakta olup,
mümkün olan en homojen numunenin elde edilmesi sağlanmaktadır. Elde edilen homojen numune,
çeşitli işlemlerden geçirilerek,
mühürlenip analiz edilmek üzere
müşterinin tercih ettiği laboratuvara gönderilir. Tüm numune
alma ve hazırlama işlemleri aşama
aşama resimlenerek raporlanır ve
müşteri bilgilendirilir.
Şirketin 40’ı aşkın ülkede mevcudiyeti, hızlı, esnek ve kapsamlı sonuçların alınmasını sağlamaktadır.
42 SEKTÖRMADEN 2014 {Nisan, Mayıs, Haziran}
Çelik endüstrisine yönelik denetim hizmetlerimiz, sıcak ve
soğuk haddeden geçmiş çelik bobinlerin ve nihai ve yarı
mamul çelik ürünlerinin yüklenmesi ve tahliyesine yönelik
kapsamlı ve güvenli tam bir denetim hizmetini içermektedir.
Denetim hizmetleriyle tartım,
numune alımı, test, ölçüm
veya görsel gözlem suretiyle çelik
ürünlerinin kalitesi ve miktarı kontrol
edilmektedir. Sözleşmenin hüküm ve
şartlarına bağlı olmak üzere, denetim
hizmetleri arasında, ayrıca yükleme
ve tahliye noktalarında ağırlık tespiti (kantar kontrolü veya draft survey
ile), görsel denetim, puantaj ve sınıflandırma da bulunmaktadır.
Alex Stewart Denetim ve Analiz Hizmetleri Ltd. Şti. demir, demir dışı,
elektronik veya plastik hurda malzemelere yönelik olarak miktar ve kalite sertifikasyonu sağlayabilmektedir. Bu sertifikasyon, bütün sözleşme
hüküm ve şartlara ve ISRI / GOST
gibi uluslararası yönetmeliklere uygundur.
Bütün sevkiyat öncesi denetimler
dahil, hurda metal denetimlerinde,
yükleme sırasında ve konteynırların
mühürlenmesi esnasında dijital fotoğrafik kanıtlar sunarak denetim hizmetleri verilmektedir. Tehlikeli maddelerin mevcudiyetinin kontrol edilmesi
ve test edilmesine yönelik radyoaktivite testi sizlerin gereksiz masraflardan ve çevreyle ilgili davalardan
korunmanıza yardımcı olacaktır.
Profesyonel ve teknik açıdan bilgili
olan ekibimiz, kendisini, metal endüstrisi, madencilik şirketleri, tüccarlar, metal üreticileri ve rafineriler,
devlet kuruluşları, bankalar, finansal kurumlar ve genel kamuoyunun
spesifik gereksinimlerini karşılamak
üzere son derece yüksek kaliteli bir
hizmet anlayışına adamış bulunmaktadır.
{Ocak, Şubat,Mart} 2014 SEKTÖRMADEN 43
Maden Tarihi
Soma’da
kömürün
tarihçesi ve
Osman Aga
Soma’daki kömür işletmeciliği bu yıl 100.
yılını tamamladı ama tarihçilere göre bu
bölgede linyitin ilk keşfedilişi 1863 – 1864
yıllarına dayanmaktadır.
20. yüzyılın başlarında kömür bakımından
İngiltere’ye bağımlı olan Osmanlı İmparatorluğu sürekli savaş halinde olduğu bu ülkeden kömür temininde çok büyük güçlükler çekiyordu. Daha önceki yıllarda Padişah
2. Mahmut’un ülkede kömür aranması yönündeki talimatıyla, Uzun Mehmet 1829’da
Zonguldak’ta taş kömürünü bulmuştu. Soma’da da kömürün yüzeysel olarak keşfinin
ardından Osmanlı Hükümeti, bunun maden
kömürü olabileceği düşüncesiyle Soma’ya
bir araştırma ekibi gönderdi. Fakat yapılan
inceleme sonucunda bu kömürün istenen
maden kömürü olmadığı belirlendi. Yapılan tespitlere göre, buradaki kömür toprak
yüzeyinde bulunmakta idi ve muhtemelen
linyit idi.
Osmanlı hükümetinin o dönemde maden
kömürüne öncelikle önem vermekte olduğu
anlaşılıyor. Zira ilk etapta fazla önem verilmeyen Soma Kömürü keşfedildikten sonra
bir yıllığına oradaki pamuk fabrikalarında
kullanılmak üzere açık artırmayla fabrika
sahiplerine bırakıldı. Bu 1 yıl aynı zamanda deneme süresi idi ve bu sürenin ardından
gereği düşünülecekti.
Belgelerden öğrendiğimize göre, Soma’daki kömür bir süre hükümet tarafından yüzeysel olarak işletildikten sonra, geçici olarak, İzmirli Yanako Efendi’ye ihale edildi.
Osman Ağa, kömürü kadınların büyük çoğunluğunu oluşturduğu 20–25 kadar işçisiyle birlikte, zaman zaman kendisi
de ocağa inerek çıkarıyordu. Asıl adı Hatice Çoban olan
Berber Ana’nın ustabaşılığında Göllü Abla, Keskinlerin
Fatma Abla ve Akile Abla kadın işçilerden başlıcaları idi.
Yazı ve Fotoğraflar: Mustafa Küçükkayapalı‘nın
Soma Madeni kitabından özetlenmiştir.
Yanako Efendi’nin işletme tarihleri kesin değil ve işletmenin toplama şeklinde olduğu tahmin ediliyor.
Soma Kömürü 1890 tarihinde İzmirli ailelerden Hacı Raşid ve Mehmet
Nuri Efendilere ihale edildi. Ancak
bunlar da yeraltı işletmesi şeklinde
değil bir nevi yüzeysel toplama şeklinde faaliyet gösteriyordu.
Kâşif değil, ilk işletmeci
Prof. Dr. Şerife Yorulmaz “Türkiye’de Kömürün Keşfi ve Kömür İşletme İmtiyazları 1829–1937” adlı eserinde yeraltı işletmesi olarak kömür
üretiminin 1912 yılında başladığını
belirtmektedir. Yorulmaz, Soma’nın
Tarhala Köyü’nde keşfedilen linyitin
imtiyazı 1914 tarihli Sultan Mehmet
Reşat fermanıyla 99 yıllığına Osman
Efendi ve ortaklarına verildiğini yazmaktadır.
İmtiyazı verilen kömür sahasının günümüz Soma’sında Sarıkaya, Menteşe ve Hacı Yusuf Köyleri arasını ve
civarlarını kapsayan geniş bir bölgeyi
kapsadığı tahmin edilmektedir. Nitekim bu geniş alanın içinde yüzeysel
olarak toplanan kömürün ilk olarak
yeraltı ocağı yöntemiyle çıkarılması
işi, 1912–1914 yılları arasında Osman Ağa tarafından yapılmıştır.
Soma havzasındaki linyit kömürünü
ilk bulan kişi olarak ünlenen ancak
gerçekte ilk yeraltı işletmecisi olan
Emin oğlu Osman Ağa 1876, yılında
Soma’nın Darkale (Eski adıyla Tarhala) Köyünde doğdu. Tam anlamıyla
bir kömür sevdalısı ve cesur bir girişimci olan Osman Ağa kömür arama
işine çok önemli paralar yatırıp yıllarını vermiş ve kendi işletmesini açabilmek için engellemelere rağmen bu
arayışından vazgeçmemiştir. Osman
Ağa’nın bu çabaları sonunda meyvelerini vermiş, Darkale Köyünün Karderesi mevkiinde aradığı kömürü bulmuştur. Yaklaşık 13–15 m. derinlikte
kuyu şeklindeki ilk yeraltı işletmesi
de burada kurulmuştur.
Berber Ana, Göllü Abla, Fatma
Abla: Yer altı kömür işçileri
Osman Ağa, kömürü savaşlar nedeniyle erkek nüfusu az olduğu için kadınların büyük çoğunluğunu oluşturduğu 20–25 kadar işçisiyle birlikte,
zaman zaman kendisi de ocağa inerek
çıkarıyordu. İşçilerin başında haliyle
kadın emekçiler vardı. Asıl adı Hatice Çoban olan Berber Ana’nın baş
ustalığında Göllü Abla (Atike Göllü),
Keskinlerin Fatma Abla (Fatma Keskin veya Fe’me Nene), Akile Abla
(Akile Keskin) kadın işçilerden başlıcalarıdır. İşletmenin ilk nezaretçisi
(ustabaşı veya amele başı) diyebileceğimiz Berber Ana, 1. Dünya Savaşı
ve ardından Kurtuluş Savaşı sürecinde kömür üretimindeki önemli göre-
vinin yanı sıra, bazen kendisi, bazen
de diğer kadınlarla birlikte Soma Kuvayı Milliye Heyetinin toplantılarını
izleyerek burada da önemli görevler
üstlenmiştir.
Osman Ağa yanında çalıştırdığı işçilerine gündeliklerini anında ve her
gün vermesine rağmen yeraltında
çalışmanın tehlikesini kavrayan kimi
işçiler zaman zaman değişir. Berber
Ana’nın liderliğindeki bu işçiler gaz
ölçümlerini; kanarya, serçe, bülbül
Maden Tarihi
gibi küçük kafes kuşlarını kullanarak yapmışlardır. Bu
kuşların çok daha narin yapıları nedeniyle gaza dayanamayarak baygınlık geçirmeleri gaz yoğunluğunun yüksekliğini göstermektedir.
Bu zorlu ve ilkel koşullarda çıkarılan kömürün önemli bir bölümü ordunun gereksinimi için, develerle ve
katırlarla İstasyona taşınmış ve trenlerle çeşitli yerlere
nakledilmiş, bir kısmı da Kırkağaç ’ta bulunan Karekin
Efendi’nin çırçır fabrikasına satılmıştır.
Soma ‘da kömürü bulunca ününü ve servetini daha da
çoğaltan Osman Ağa bu yıllarda kravat takar, yeleğiyle
tamamladığı ütülü takım elbisesini ve boyalı ayakkabılarını giyer ve İzmir’in en ünlü fotoğrafçısı Hamza
Rüstem Bey’e gidip 1914 yılında fotoğraf bile çektirir.
Bu arada, Osman Ağa Yunus Nadi’ye Merkez Mumya Dağı civarını göstererek “Bence burada çok kömür
var, benim gücüm yok istersen sen ara “ diyor. Ayrıca
Akhisarlı Ragıp ve Çimeris Bey’leri, Merkez Mumya
denilen mevkide, linyit kömür yatırımı konusunda ikna
ediyor. Nitekim bu işletmeciler bu esnada belirtilen
Mumya dağında kömür işine girince yanılmadıklarını
anlarlar.
Maden işletmecisi, Kuva-i Milliye şehidi
İşgal yıllarında direniş hareketlerini destekleyen Osman
Ağa, Müdafaa-i Hukuk cemiyetinin Soma’daki şubesinin “sandık emaneti” görevini üstlenmiştir, zira o günün
koşullarına göre tahsilli ve hesap bilen bir tüccardır.
Derhal çalışmaya başlayan Soma heyeti Müslüman halkın da gizlice ve imece usulü katılımıyla, asıl adı Emir
Hıdır Bey camisi olan Çarşı Camii avlusunda, Damgacı
camiinde ve Taş Mahalle’de (Samsacı) mütevazı atölyeler kurar. Birinci dünya savaşından ve Çanakkale’den
kalan silahlar onarılmaya başlanır. Yusuf İzzet Paşa’nın
talimatlarıyla Soma’ya gelen Kurmay Yüzbaşı Kemal
Bey yeni yeni oluşturulan Cinge Cephesi’nin başına
geçer. Soma’daki gizli atölyelerde onarılan silahlar ve
mühimmatlar da bu cephede savaşan direnişçilerin hizmetine sunulur.
İşgalin Soma’ya ulaşmasından birkaç gün önce Osman
Ağa emanetindeki paraları Batı Cephesi Karargâhı’na
teslim etmek üzere Balıkesir’e doğru yola çıkar. Yolda
konakladığı evin sahibi Dimitri Hacı lakabıyla bilinen
bir Türk, Kuva-i Milliye’ye ait parayı gasp eder ve Osman Ağa’yı da öldürür. Soma’nın ilk yeraltı kömür işletmecisi ve bir Kuva-yi Milliye direnişçisi olan Osman
Ağa böylelikle şehit olur. Mezarının yeri bugün bilinmemektedir.
46 SEKTÖRMADEN 2014 {Nisan, Mayıs, Haziran}
Makale
MADEN KAZALARI KARŞISINDA MADEN RUHSAT SAHİBİNİN
VE RÖDOVANSÇININ HUKUKİ DURUMU
Prof. Dr. Mustafa TOPALOĞLU Avukat – YMM
“
Son derece karmaşık ve onbinlerce işçinin istihdam edildiği rödovanslı çalışma ilişkilerinin ayrı ve özel olarak bir yasa ile düzenlenmesi gereği hepimizin yüreğini kanatan Soma
faciasından sonra bir kez daha ortaya çıkmıştır.
”
Soma’da ruhsat hukuku Türkiye Kömür İşletmeleri Anonim Şirketine ait
rödovansla işletilen maden sahasında
301 maden emekçisinin öldüğü ve
486’sının da yaralandığı büyük bir
maden kazası yaşanmıştır. Türk sanayi tarihinin en büyük iş kazalarından
olan bu elim kazadan sonra rödovans
sözleşmesi kavramı Türk kamuoyunda
bir kez daha gündeme gelmiştir.
Maden ruhsat sahibi ile üçüncü kişiler arasında 03.02.2005 tarihinden
sonra akdedilecek rödovans sözleşmelerine MİGEM’in hiçbir suretle
muhatap olma durumu kalmamıştır.
Bu tür sözleşmeler taraflar arasında
borçlar-ticaret hukuku kurallarına
göre yönetilmekteydi. Milli servet sayılan madenlerin rödovansla da olsa
işletmesine Devletin hiçbir şekilde
düzenleme getirmemesi tartışılabilir.
Aslında kendine özgü niteliği olan
rödovans sözleşmesinde taraflar arasındaki uyuşmazlıkları hâsılat kirasına ilişkin borçlar hukuku dizgesine
göre çözmek her zaman adil sonuçlar
vermemektedir.
Rödovans veya maden kirası sözleşmesi, ne Maden Kanununda ne de başka bir kanunda 2010 yılına kadar, özel
olarak düzenlenmiş değildi. Ancak
3213 sayılı Maden Kanunu’nun 5177
sayılı Kanunla yürürlükten kaldırılan
28. Maddesinin gerekçesinde dolaylı
da olsa rödovans sözleşmesine işaret
edilmekteydi.
Bu nedenle rödovans sözleşmesinin
kanun hükmüyle ayrıca düzenlenmesinde yarar vardır. Ne var ki, 3213
sayılı Maden Kanununa eklenen Ek
7. madde ile rödovans sözleşmesinden bahseden sadece bir maddelik
özel düzenleme getirilmiştir. Maden
Kanununun Ek 7.madde hükmü şu
şekildedir:
Madencilik Faaliyetleri Uygulama
Yönetmeliğinin Tanımlar ve Kısaltmalar başlıklı 4/rr maddesinde
“Rödovans Sözleşmesi; Ruhsat sahalarındaki madenlerin üretilerek
değerlendirilmesi amacıyla üçüncü
kişilere veya kuruluşlara tasarruf
hakkı sağlamak üzere ruhsat sahasının tamamı ya da bir kısmı için ruhsat sahiplerinin bu kişilerle yapmış
oldukları sözleşmeleri ifade eder”
şeklinde tanımlanmıştır. Aynı Yönetmeliğin Rödovans İşlemleri başlıklı
100. maddesinde “Maden işletme
ruhsat sahiplerinin, ruhsat sahalarının
bir kısmı veya tamamı için üçüncü
kişilerle yapmış oldukları rödövans
sözleşmeleri ve bu sözleşmelerde
yapılan değişiklikler, tarafların talebi
halinde devir ve intikal işlemlerinde
bilgilendirme amacıyla maden siciline şerh edilir. Tarafların birlikte rödövans sözleşmesinin iptalini talep
etmeleri halinde de bu kayıtlar terkin
edilir. Genel Müdürlük hiçbir şekilde
rödövans sözleşmelerine taraf değildir.” hükmüne yer verilmiştir.
Yürürlükten kaldırılan 1985 tarihli
Maden Kanunu Uygulama Yönetmeliğinin 32. maddesine 1990 yılında
eklenen hükme göre, üçüncü kişi ve
kuruluşların rödovans, kira, taşeron ve
benzeri sözleşmelere dayanarak ruhsat sahasında madencilik faaliyetinde
bulunabilmeleri, MİGEM’in iznine
bağlıydı. Ancak 2005 Tarihli Maden
Kanunu Uygulama Yönetmeliği, rödovans sözleşmesiyle ilgili Bakanlığın
(MİGEM’)in bu yetkisini kaldırmıştır.
”Maden ruhsat sahiplerinin, ruhsat
sahalarının bir kısmında veya tamamında üçüncü kişilerle yapmış oldukları rödövans sözleşmelerinde,
bu alanlarda yapılacak madencilik
faaliyetlerinden doğacak İş Kanunu, iş sağlığı ve güvenliği ile ilgili
idari, mali ve hukuki sorumluluklar
rödövansçıya aittir. Ancak bu durum
ruhsat sahibinin Maden Kanunundan
doğan sorumluluklarını ortadan kaldırmaz.”
Bakanlar Kurulu tarafından 30 Mayıs
2014 tarihinde “İş Kanunu İle Bazı
Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına
Dair Kanun Tasarısı” TBMM’ye sunulmuştur. Tasarıda alt işveren veya
taşeronlaşmaya ilişkin Soma’da yaşanan elim kazaya tepki olarak yeni
bir takım hükümler öngörülmüş fakat
3213 sayılı Maden Kanunun Ek-7.
maddesindeki özel düzenlemeden hiç
söz edilmemiştir.
1.RÖDOVANS
SÖZLEŞMESİ İLE
İLGİLİ YASAL
DÜZENLEMELER
48 SEKTÖRMADEN 2014 {Nisan, Mayıs, Haziran}
2.RÖDAVANSLI SAHALARDA 5995 SAYILI
KANUN’DAN ÖNCEKİ HUKUKİ SORUMLULUK
a) Rödovansla İşletilen Maden Sahalarında İş Hukukuna Göre
İşverenin Belirlenmesi
Rödovans sözleşmeleri ismini maden
ruhsatının kullanım hakkının bırakılması karşılığı maden ruhsat sahibine
ödenen rödovans adlı kullanım bedelinden alır. Uygulamada rödovans
bedelinin ödeme şekline ve tarafların
iradelerine göre çeşitli türleri ortaya
çıkmıştır.
Maden hukuku uygulamasında, kullanılan birinci tip rödovans sözleşmesinde, maden ruhsatı devredilmeden
rödovansçı denilen işletmeci, karşı
taraf olan maden ruhsat sahibine rödovans bedeli ödemektedir. Bu türde
hakkın kendisi değil, kullanılması
devredildiğinden hâsılat kirasına benzer özellikler göstermektedir. Hatta
Yargıtay kararlarında rödovans sözleşmeleri hâsılat kirasının bir türü
olarak nitelendirilmektedir.
İkinci tür rödovans türünde ise maden
ruhsatı işletmeciye devredilmekte,
ancak devreden önceki ruhsat sahibine de rödovans bedeli denilen kira
bedeli ödenmektedir. Bazı durumlarda rödovans bedeline ilaveten başlangıçta peşin veya taksitli olarak devir
bedeli de ödenmektedir. Bu türde
rödovans sözleşmesiyle maden ruhsatını devir alanın maden ruhsatını
temellük kastı bulunmayıp, aslında
ruhsat üzerindeki hakkın kullanılması
devir alınmaktadır. Yargıtay ve doktrinde bu tür lisans devri niteliğindeki
rödovans sözleşmeleri de hâsılat kirası sayılmaktadır. Ancak ikinci tür rödovans sözleşmelerinde maden hukuku ve çalışma hukukuyla ilgili bütün
tasarruflar, rödovans ödemekle borçlu
ruhsatı devralan yeni ruhsat sahibi tarafından yerine getirilmektedir. Dolayısıyla maden ruhsatını devreden
rödovans alacaklısının maden sahasında meydana gelen kazadan dolayı
sorumlu olması düşünülemez.
Maden kazaları bakımından asıl
önemli olan rödovans sözleşmeleri, rödovansçı veya rödovans ödeme
borçlusunun maden ruhsatını uhdesine almadığı birinci tip rödovans sözleşmeleridir. Bu tür rödovans sözleşmesi, hâsılat kirasına benzer özellikler
gösterse bile bazı hususlarda hâsılat
kirasından farklı değerlendirmeler
yapılmasını gerekli kılmaktadır. Zira
maden sahasının rödovansla işletmesi
tamamen devredilse bile, 3213 sayılı
Maden Kanunu’na göre teknik nezaretçi atamak ve diğer güvenlik önlemlerini almak yükümlülüğü ruhsat
sahibine aittir. Madencilik Faaliyetleri Uygulama Yönetmeliği’nin 111/c
maddesinde teknik nezaretçinin belirttiği eksiklikleri yerine getirmeyen
ruhsat sahibinin sorumlu olduğu açıkça belirtilmiştir. Bu bakımdan ruhsat
sahibi, maden sahasının tamamını
ihaleye çıkarıp rödovansla devrederek rödovansçı ile kendisi arasında
asıl işveren – alt işveren ilişkisi bulunmasa bile, meydana gelen iş kazasından sorumlu tutulmaktadır. Bu
anlamda ruhsat sahibinin söz konusu
maden sahasında işçi çalıştırıp, çalıştırmaması da önemli değildir.
Ancak ruhsat sahibinin rödovansla
işletilen maden sahasına sadece teknik nezaretçi ataması onu asıl işveren
sayarak iş kazalarından dolayı rödovansçı ile müteselsilen sorumlu tutulması için yeterli değildir. Zira teknik
nezaretçinin görevi işçi sağlığı ve iş
güvenliğinden ziyade madenin teknik olarak işletilmesini denetlemeye
yöneliktir. Böyle bir durumda ruhsat
sahibi maden sahasını kiraya veren
ihale makamı konumundadır. Kendisi teknik nezaretçiden başka kiraya
verdiği sahaya ilişkin işçi çalıştırmadığı için işveren sıfatına da sahip
değildir. Hemen hemen rödovans
sözleşmelerinin tamamına yakınında,
rödovansçının gösterdiği kişi ruhsat
sahibi tarafından teknik nezaretçi olarak atanmaktadır. Resmi bordrolarda
ruhsat sahibinin işçisi olarak gözüken
atanan bu teknik nezaretçinin ücreti
bile rödovansçı tarafından karşılanmaktadır.
Benzer şekilde, ruhsat sahipleri bazen
maden ruhsat sahasının bir kısmında
kendi çalışırken diğer kısmını hasılat
kirasıyla diğer bir kişi yada şirkete
rödovans olarak vermektedir. Madencilik Faaliyetleri Uygulama Yönetmeliğinin 131.(4) maddesi “Teknik
nezaretçinin, ruhsat sahasının tamamına yapılan bir atamadan sonraki
bir tarihte ruhsatta belirli bir alan ve
gerekirse kot belirtilerek başka bir
işletmeciye/rödövansçıya verilen bir
alan için işletmeci/rödövansçı adı
belirtilmek suretiyle, atama ruhsat
alanındaki işletmeler için yenilenebilir.” demek suretiyle bu duruma işaret
etmiştir. Ruhsat sahibi ile rödovansçı
arasında teknik nezaretçi atamadan
başka bir ilişki yok ise ve her iki taraf
bağımsızlığını koruyor ise asıl işveren alt işveren ilişkisi doğmaz. Hatta
ruhsat sahibinin teknik nezaretçiden
başka rödovans bedelini esas üretimi
tespit etmek için bir denetçi elaman
görevlendirmesi halinde de durum
değişmez.
Buna karşılık bazı durumlarda rödovans sözleşmesinde sadece teknik
nezaretçi ataması yapılmamakta aynı
zamanda ruhsat sahibi işin yönetimi
ve denetimi hakkında da yetkili kılınmaktadır. Böyle bir durumda alt
işveren asıl işveren ilişkisinin doğduğu tereddütsüz bir şekilde kabul
edilmektedir. Bu hususta Yargıtay
sözleşme ile oluşturulan hukuki
ilişkinin araştırılmasını istemektedir. Eğer bu ilişkide rödovansçının
bağımsız hareket etme imkanı kısıtlanmış ve ruhsat sahibinin üretime
müdahale bulunma imkanı varsa bu
durumda asıl işveren alt ilişkisinin
varlığından söz edilir.
{Nisan, Mayıs, Haziran} 2014 SEKTÖRMADEN 49
Makale
Maden işletmelerinde asıl işveren - alt
işveren ilişkisi kurulması ancak yardımcı işler bakımından söz konusu
olabilir. Yardımcı işler de maden üretim faaliyetlerinin dışındaki yemek,
temizlik ve ulaşım gibi iş ve hizmetlerdir. Bu yardımcı iş ve hizmetlerin
görülmesine ilişkin hizmetler de, iş,
vekâlet ve istisna sözleşmelerinin konusu olup, hâsılat kirasının dışındadır.
Asıl işle ilgili olarak yapılan rödovans
sözleşmelerinde asıl işveren alt işveren ilişkisi için gerekli olan “işletmenin ve işin gerekli kılması veya tekno-
lojik nedenlerle uzmanlık gerektiren
iş olması” unsurları da çoğu zaman
gerçekleşmemektedir. Zira Yargıtay’ın
emsal kararlarında alt işveren ilişkisi için sadece teknolojik nedenlerle
uzmanlık gerektiren iş unsurunun
varlığını aramakta, işletmenin ve işin
gerekli kılması unsurunu göz ardı etmektedir.
Bu bakımdan, olan hukuk açısından
teknoloji gerektiren bir maden işletmesi ile normal bir maden işletmesinin
ikisinin bir arada ve aynı anda bulun-
ması pek mümkün gözükmemektedir.
Yine de bir maden sahasında ruhsat
sahibinin yüksek teknoloji gerektiren
altın işletmeciliğini rödovansla yaptırtıp, kalkeri kendisinin işletmesi gibi
ayrık bir durumda asıl işveren – alt işveren ilişkisi mevcut olabilir. 4857 sayılı İş Kanununun 2.maddesinin 6. fıkrasına göre, asıl işveren konumundaki
ruhsat sahibi, rödovansçının işçilerinin
uğradığı iş kazaları ve meslek hastalığından doğan tazminat alacaklarından
alt işveren konumundaki rödovansçı
ile birlikte müteselsilen sorumludur.
b) Muvazaalı Rödovans Sözleşmesi
Özellikle maden işletmelerinde
ruhsat sahipleri maden çıkarma ve
üretme işlerini rödovans sözleşmesi
akdettikleri kişilere devretmekte ve
fakat rödovansçı maden üretim işini
tamamen ruhsat sahibinin emir ve talimatlarına göre gerçekleştirmektedir.
Hatta yeterli teknik donanıma sahip
olmayan rödovansçı, ruhsat sahibine
ait araç ve makinaları kullanmaktadır.
Burada rödovansçı bağımsız olmadığından, asıl amaç hizmet temini değil, işçi teminidir. Böyle bir durumda
da muvazaalı iş ilişkisinden söz edilir
ve çalışan işçiler baştan beri ruhsat
sahibinin işçisi olarak değerlendirilir.
Rödovanslı sahalarda alt işveren asıl
işveren ilişkisinin kurulması zor olduğundan, işyerinde bu şekilde bir örgütlenmenin kurulması muvazaa görüntüsü yaratmaktadır. Bu nedenle alt
işveren konumundaki rödovançının
işinde çalışan işçiler doğrudan üst işveren ruhsat sahibinin işçileri sayılır.
Bunun sonucu olarak söz konusu işçiler ruhsat sahibinin işçilerinin sahip
olduğu işçilik haklarından ve özellikle sendikal güvencelerden yararlanırlar. İşçilik haklarının içerisinde
rödovansçının işçilerinin iş kazası ve
meslek hastalığından doğan alacakları da söz konusu olabilmektedir.
Yargıtay, rödovans sözleşmesi ile işletilen bir sahayı rödovansçı şirketin
ortakların bir kısmı ya da tamamı
aynı başka bir şirkete devredilmesi halinde işletme bütünlüğü-kardeş
şirket ilişkisi oluştuğunu ve devralan
ikinci şirketle birinci şirket arasındaki
tüzel kişilik perdesi kaldırılarak devralan ikinci şirketin devreden birinci
şirketin işçilerinin işçilik haklarından
sorumlu olduğuna karar vermiştir.
c) Rödovanslı Sahalarda Kaçak Üretim
Yine Yargıtay TKİ Genel Müdürlüğünün rödovansla devrettiği bir maden
sahasında kaçak kömür üretimi sırasında meydana gelen iş kazasından
dolayı rödovansçı ile birlikte sorumlu
olduğuna hükmetmiştir. Yargıtay’a
göre maden sahasında yapılacak her
türlü kömür üretiminin denetim ve
kontrolünü yapmak ruhsat sahibinin
yükümlülüğündedir. Bu yükümlülü-
ğün gereği gibi yapılmayarak sahanın
işgal edilerek kaçak üretime uygun
ortam sağlamasından dolayı ruhsat
sahibi sorumludur.
d) Sosyal Güvenlik Hukuku Bakımından Rödavanslı Çalışma İlişkileri
5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel
Sağlık Sigortası Kanun’a göre, SSK
Başkanlığı, maden işletmesinin işverenin kasti ya da işçi sağlığı veya iş
güvenliğine aykırı kusurlu davranışı
nedeniyle meydana gelen iş kazası nedeniyle sigortalı işçi ya da hak sahiplerine ödediği bedel ile ileride ödeyeceği
geliri işverenden açacağı rücu davası
ile talep etme hakkına sahiptir. 5510
sayılı Yasanın 21.maddesinde işverene
50 SEKTÖRMADEN 2014 {Nisan, Mayıs, Haziran}
karşı açılacak rücu davalarında “kaçınılmazlık ilkesi dikkate alınır” hükmüne yer verilmiştir. Kaçınılmazlık,
işyerinde mevzuatın öngördüğü bütün
önlemler alınsa bile önlenmesi mümkün bulunmayan hal ve sonuçlar olarak
tanımlanmaktadır. Ancak kaçınılmazlık konusunda Yargıtay’ın iki yüksek
dairesinin görüş ve kararları farklıdır.
Yargıtay 21.Hukuk Dairesi rücu davalarında kaçınılmazlık var ise işvereni
%60 oranında sorumlu tutmaktadır.
Yargıtay 10.Hukuk Dairesi ise, kaçınılmazlık olgusunun bulunduğu rücu
davalarında işvereni tamamen sorumluluktan kurtarmaktadır. Bize göre
Yüksek 10.Hukuk Dairesinin yaklaşımı daha isabetli görünmektedir. Önemli olan iş ortamını korumaktır. Ayrıca
bu sonucun işvereni iş güvenliği ve işçi
sağlığı önlemlerini almaya daha da teşvik edici olacağını düşünmekteyiz.
3. RÖDOVANSLI SAHALARDA 5995 SAYILI KANUN
EK 7.MADDEYLE GETİRİLEN DÜZENLEMEDEN
SONRAKİ DURUM
Türkiye’de her trajik olaydan sonra
hemen bir tepki yasası yapmak gelenek haline gelmiştir. Bundan dört
yıl önce, 18 Mayıs 2010 ‘da meydana gelen ve 30 maden işçisinin göçük
altında kaldığı elim maden kazasından sonra Türk kamuoyunda büyük
tepkiler ortaya çıkmıştır. Bu sırada
kanunlaşmak üzere olan 5995 sayılı
Kanun’a da iş sağlığı ve işgüvenliği
ile ilgili birçok hüküm 3213 sayılı
Maden Kanunu’na eklenmiştir. Bu
hükümlerden birisi olan Ek 7.madde
hükmünde “Maden ruhsat sahiplerinin, ruhsat sahalarının bir kısmında veya tamamında üçüncü kişilerle
yapmış oldukları rödövans sözleşmelerinde, bu alanlarda yapılacak
madencilik faaliyetlerinden doğacak
İş Kanunu, iş sağlığı ve güvenliği ile
ilgili idari, mali ve hukuki sorumluluklar rödövansçıya aittir. Ancak bu
durum ruhsat sahibinin Maden Kanunundan doğan sorumluluklarını ortadan kaldırmaz. “ denilmektedir.
Bu hüküm özellikle rödavansla maden sahalarını işlettiren kamu kurumlarını korumak için çıkarılmış gibi
gözükmektedir. Ek 7. madde hükmü,
maden ruhsat sahasının tamamında
veya bir kısmında çalışan rödovansçıya işçi sağlığı ve iş güvenliği ile ilgili
bütün önlemleri alma yükümlülüğü
yüklemektedir. Ruhsat sahibi bu hüküm sayesinde işçi sağlığı ve güvenliği ile ilgili önlem alma yükümünden
kurtulmuş olacaktır. Halen Kanunun
31. maddesine göre teknik ve daimi
nezaretçiyi atama ve istihdam etme
görevi ruhsat sahibine aittir.
Hukuk doktrininde Ek. 7. madde yeterince değerlendirilememiştir. Hatta
ruhsat sahibinin rödovansla işletilen bir maden sahasında asıl işveren
konumundan çıkarıldığı, maden
kazalarından dolayı işçilere ve hak
sahiplerine karşı ruhsat sahibinin sorumluluğunun kalmadığı ve bütün sorumluluğun rödavansçıya yüklendiği
konusuna dikkat edilmemiştir. Henüz Ek 7.maddenin yürürlüğe girdiği
24.06.2010 tarihinden sonra meydana
gelen bir maden kazasıyla ilgili bir
yargı kararına rastlanılmamıştır.
Bir rödovans sözleşmesinin Ek 7.
maddenin kapsamına girebilmesi için
muvazaalı olmaması gerekir. Ruhsat sahibi ile üçüncü kişiler arasında
yapılan sözleşmeyi taraflar rödovans
sözleşmesi olarak ifade etmelerine
rağmen rödovansçı tamamen ruhsat
sahibinin emir ve talimatıyla bağlı ve
ruhsat sahibinin organizasyonu çerçevesinde hareket edebilirler. Böyle bir
durumda tarafların gerçek iradesi gerçekte rödovans sözleşmesi yapmak
olmayıp sırf Ek.7. maddeden yararlanmak için görünüşte bir işlem yapmaktır. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunun 19.maddesine göre görünüşte
rödovans sözleşmesi olarak gözüken
sözleşme muvazaalı olduğu için geçerli olmadığından 3213 sayılı Maden
Kanunun Ek 7. maddesi kapsamında
değerlendirilemez. Muvazaalı sayılan rödovans sözleşmelerinde ruhsat
sahibi, Ek 7. maddeye göre işveren
sayılmanın sonuçlarından kurtulamayacağından maden kazasından dolayı
zarara uğrayan işçiler ve hak sahiplerine karşı işveren olarak sorumludur.
Ek 7. maddede rödovansla işletilen maden sahalarında iş hukukundan kaynaklanan bütün sorumluluk
rödovansçıya bırakılmıştır. Kanun
yukarıda açıkladığımız doktrin ve
yargı kararlarına göre rödovansla işletilen sahalarda rödovansçının işçilerine karşı ruhsat sahibinin asıl işveren olma sıfatını ortadan kaldırmıştır.
Bundan böyle ruhsat sahibi, asıl işveren olmayacağı için rödovansçının
işçilerinin ücret, ikramiye, yıllık ücretli izin v.s. gibi iş kanunlarında düzenlenen işçilik haklarından sorumlu
olmayacaktır.
Her şeyden önemlisi, Ek 7. madde ile
ruhsat sahibi rödovansla işletilen maden sahalarındaki işçi sağlığı ve iş güvenliği ile ilgili her türlü idari mali ve
hukuki sorumluluktan kurtarılmıştır.
Bu yeni düzenlemeden sonra maden
ocaklarında grizü, toprak kayması ve
her türlü iş kazası ve meslek hastalığından dolayı ruhsat sahibi sorumlu
tutulamaz.
Ek madde 7 ile getirilen düzenlemeye göre ruhsat sahibi işveren konumundan çıkarıldığı için, 5510 sayılı
Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık
Sigortası Kanun’a göre de sorumlu
olmaktan çıkacaktır.
Ruhsat sahibinin rödovansla sahalarda iş hukukundan ve işçi sağlığı ve iş
güvenliği hukukundan doğan sorumluluktan kurtarılmaları bir güvence
yaratacaktır. Ruhsat sahipleri böyle
bir sorumluluktan kurtulmuş olmaları nedeniyle rödovans uygulamasına
daha olumlu bakacaklardır. Bu suretle daha fazla maden sahası işletmeye
açılacak, katma değer yaratılacağı
gibi, bölgenin istihdamına olumlu
katkı sağlayacaktır.
Ancak, işçi tarafından bakıldığında
durum hiç de öyle parlak değildir.
Herşeyden önce ülkemiz uygulamasında rödovansçıların işçi sağlığı ve
iş güvenliğine yeterli önem verdiği
söylenemez. Sorumluluktan tamamen
kurtulan ruhsat sahibi, bu önlemlerin
alınması konusunda artık rödovansçıyı
denetlemeyecektir. Özellikle iş kazaları meydana geldiğinde ruhsat sahibinin rödovançıyla birlikte müteselsilen
sorumluluğu ortadan kaldırıldığında,
mağdur işçi ya da hak sahipleri sadece
rödovansçıyı muhatap almak zorundadırlar. Büyük boyutlara ulaşan tazminat alacaklarının çoğu zaman ruhsat
sahibine göre ekonomik olarak daha
{Nisan, Mayıs, Haziran} 2014 SEKTÖRMADEN 51
Makale
güçsüz olan rödovansçıdan tahsil edilebilmesi mümkün olmayabilir.
Bu nedenlerle, Ek 7. madde hükmü iş
hukuku ile işçi sağlığı ve iş güvenliği hukukunun bugünkü ulaştığı sevi-
4. SONUÇ
Rödovans sözleşmeleriyle işletilen
maden sahalarında 5995 sayılı Kanunun yürürlüğe girdiği 24.06.2010
tarihinden itibaren meydana gelen
maden kazalarından dolayı muvazaalı olanlar hariç olmak üzere ruhsat
yeden çok geri bir düzenlemedir. Bu
düzenlemenin Anayasanın çalışma
hakkı ve ödevi ile ilgili “Devlet, çalışanların hayat seviyesini yükseltmek,
çalışma hayatını geliştirmek için çalışanları ve işsizleri korumak, çalışma-
yı desteklemek, işsizliği önlemeye elverişli ekonomik bir ortam yaratmak
ve çalışma barışını sağlamak için gerekli tedbirleri alır.“ hükmünü içeren
49.madde hükmüne aykırı olduğu düşünülmektedir.
sahiplerini sorumlu tutmak imkânı
kalmamıştır. Kanun koyucu 3213
sayılı Kanunun Ek 7. Maddesini düzenlerken özellikle maden sahalarını
rödovansla işlettiren kamu kurumlarını hukuki sorumluluktan kurtarmak
için bir madde koymak yoluna gitmiştir. Oysa rödovans sözleşmeleri
bir maddeyle düzenlenebilecek kadar basit bir hukuki kurum değildir.
Ek 7.maddeye göre ruhsat sahibinin
sorumlu olup olamayacağını bile belirlemek öyle kolay olmamaktadır.
Böylesine karmaşık ve onbinlerce
işçinin istihdam edildiği rödovanslı
çalışma ilişkilerinin ayrı ve özel olarak bir yasa ile düzenlenme gereği
hepimizin yüreğini kanatan Soma faciasından sonra bir kez daha ortaya
çıkmıştır.
Madenin ne olduğunu ve nerelerde
kullanıldığını öğretmek, bilinçlendirmek ve kamuoyu yaratmak amacı
ile çocuklarımızın yararlanabileceği
ilkokul çağındaki çocuklara hitabeden bir kitaptır.
Yurt Madenciliğini Geliştirme
Vakfı’ndan temin edebilirsiniz.
Makale
MADENCİLİĞİ İLGİLENDİREN MEVZUAT DEĞİŞİKLİKLERİ
Dr. A. Vedat OYGÜR - Maden Jeologları Derneği Yönetim Kurulu Başkanı
G
eçtiğimiz yıllar içerisinde, madencilik sektörünü yakından ilgilendiren
mevzuat değişiklikleri olmuştur. Bazısının kurgusunda taşlar tam yerine oturmadığından uygulamada sıkıntı görülmesi
üzerine birkaç yılda bir değişiklik yapılır
hale gelmiştir. Oysaki madencilik, diğer
sanayi sektörlerinden farklı olarak, kısa
sürede yatırımı tamamlanarak geri dönüşü
sağlanan bir sektör değildir. Fizibilitenin
yapıldığı tarihte geçerli olan koşullar kısa
bir süre sonra, yatırımın geri alınması sağlanmadan değiştirildiği takdirde ya maden
işletmesinin çalışması durdurulacak ya da
zararına çalışmak zorunda kalacaktır. Özellikle madencilik vergilerindeki ve çalışma
şartlarındaki sık görülen bu mevzuat değişiklikleri nedeniyle madencilik sektörüne
yatırım yapmak çok çekici olmamaktadır.
I- 2014 Yılında Yapılan Mevzuat
Değişiklikleri
BAŞBAKANLIK GENELGESİ
16.6.2012 tarihinde yayımlanan 2012/15 sayılı Başbakanlık genelgesi ile “kamu kurum ve kuruluşları (Belediyeler ve il özel idareleri hariç) ile sermayesinin yüzde ellisinden fazlası kamu kurum ve kuruluşlarına ait
şirketlerin, kendi mülkiyetlerinde veya tasarruflarında
bulunan taşınmazlarıyla ilgili gerçek veya tüzel kişilere
satış, kira, irtifak, takas, tahsis, devir vb. her türlü tasarrufa yönelik işlemleri için Başbakanlıktan izin” alacağı
belirtilmiştir.
Başbakanlık, orman arazilerindeki izinler ile ilgili olarak 22.4.2014 tarihinde Orman ve Su İşleri Bakanlığına
gönderdiği bir yazıyla bu genelgeye bir açıklama getirmiştir. Bu yazıda, 2012/15 sayılı genelge kapsamında
Başbakanlıktan uygun görüş alınmak suretiyle MİGEM
tarafından verilmiş olan yeni maden ruhsatlarına ilişkin
orman izinleri için Genelge kapsamında muafiyet tanınmıştır.
MADEN MEVZUATI
Madencilik Faaliyetleri Uygulama Yönetmeliği
7/1/2014 tarihinde ve 28875 sayılı Resmi Gazete’de Madencilik Faaliyetleri Uygulama Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılması Hakkında Yönetmelik yayımlanmıştır. Yönetmelikte belirtilen değişikliklere göre;
1. Bakanlığın, İl Tarım Müdürlüğüne mera tahsis amacının
değiştirilmesi talebinde bulunabilmesi için maden ruhsat
sahibinin Bakanlığa müracaatı gereklidir. Yönetmeliğin ilgili maddesine “Bakanlık söz konusu müracaatı, müracaat
tarihinden itibaren en geç bir ay içinde sonuçlandırması
gerekmektedir” ibaresi eklenmiştir.
2. İmar planı bulunmayan alanlardaki madencilik faaliyetleri ile bu faaliyetlere bağlı geçici tesisler ve bunların
müştemilatı için imar planı yapılmaz. İşletme ruhsatları
ve ruhsat sahası mücavirindeki bu geçici tesisler hakkında mevcut Yönetmelikte “çevre düzeni ve imar planları
notuna işlenir” şeklinde yer alan ibare “Genel Müdürlük
54 SEKTÖRMADEN 2014 {Nisan, Mayıs, Haziran}
tarafından Çevre ve Şehircilik Bakanlığına gönderilir ve
çevre düzeni planları veri tabanına işlenir” olarak değiştirilmiştir.
3. Tarım arazilerinde yapılacak madencilik faaliyetleri için
bir ek madde Yönetmeliğe eklenmiştir. Buna göre, tarım
arazilerinde madencilik faaliyetleri yapılabilmesi için 5403
sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu’nun 13
üncü maddesi gereğince Bakanlıkça kamu yararı kararı
alınması için işletme ruhsat sahibinin Bakanlığa başvuruda bulunması gerekir. Yönetmelikte belirtilen prosedüre
uyularak dosyanın tamamlanmasının ardından Bakanlık,
kamu yararı kararı alınması talebini değerlendirmeye aldığı tarihten itibaren en geç iki ay içinde sonuçlandırır.
Öte yandan, arama döneminin peşinden yapılan işletme
ruhsatı başvurusu sırasında da bir dilekçe ile Bakanlıktan,
işletme ruhsatı için incelemede bulunacak Bakanlık heyetinin araziyi kamu yararı kararı alınması açısından da incelemesi talep edilebilir.
ÇEVRE MEVZUATI
Maden Arama Faaliyetleri
Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ÇED İzin ve Denetim Genel
Müdürlüğü tarafından 1/3/2014 tarihinde yayımlanan bir
genelge ile maden arama faaliyetlerine ilişkin uygulama
talimatı bildirilmiştir. ÇED Yönetmeliğinin 26 ncı maddesi kapsamındaki maden arama projeleri (sondaj, yarma,
vb) için gereken ÇED Gereklidir veya Gerekli Değildir
kararını alma yetkisi Valiliklere devredilmiştir. Bu genelgeye göre, daha önce ÇED Olumlu veya ÇED Gerekli
Değildir kararı verilen projeler kapsamında gerçekleştirilecek maden arama sondajları için Proje Tanıtım Dosyası (PTD) hazırlanmasına gerek görülmemektedir. Yine
bu genelgeye göre, maden sondajları için yürütülen EK-I
veya EK-II kapsamındaki ÇED sürecinde yer görme prosedürüne gerek olmadığı belirtilmektedir. Genel Müdürlüğün bu açık talimatına karşın, bazı İl Müdürlükleri yer
görme prosedürünü de yerine getirmektedir. Genelgede,
ruhsat sahibinin aynı olması koşuluyla birbirine mücavir
birden fazla ruhsat için bir dosyanın hazırlanması uygun
görülmektedir. Proje sahası birden fazla ili ilgilendiriyor
ise sahanın büyük kısmının bulunduğu ilden işlemler yürütülecektir. Maden arama sondajlarına ilişkin PTD baş-
vuru dosyasının formatı da genelgede verilmiştir. Medya
tarafından bu genelge yanlış değerlendirilerek sanki bütün
madencilik faaliyetleri için ÇED Gereklidir veya Gerekli
Değildir kararını alma yetkisinin Valiliklere devredildiği
kamuoyuna aktarılmıştır.
Çevre Yönetim Birimi
6/5/2014 tarihinde ve 28992 sayılı Resmi Gazete’de Çevre Görevlisi, Çevre Yönetim Birimi Ve Çevre Danışmanlık Firmaları Hakkında Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik yayımlanmıştır. Eski yönetmelikte
yer alan, EK-1 ve EK-2 listelerinde yer almasına rağmen
çevre izninden muaf olduğuna ilişkin görüş verilen işletmelerin çevre görevlisi bulundurmalarının zorunlu olmadığına ilişkin Yönetmeliğin 5 inci maddesinin sekizinci
fıkrası yürürlükten kaldırılmıştır.
Çevre görevlilerinin çalıştıkları işletme ve firma dışında
ikinci bir işyerinde çalışamayacağı ve çevre görevlilerinin
işletme bünyesinde başka iş ve işlemlerde çalıştırılamayacaklarına ilişkin eski yönetmeliğin 8 ve 9 uncu fıkraları da
yürürlükten kaldırılmıştır.
ORMAN MEVZUATI
Orman Kanunu’nun 16’cı Maddesinin Uygulama
Yönetmeliği
Orman ve Su İşleri Bakanlığı tarafından, 18.04.2014 tarihli ve 28976 sayılı Resmi Gazete’de Orman Kanunu’nun
16’ncı Maddesinin Uygulama Yönetmeliği yayımlanmış
ve eski uygulama yönetmeliği yürürlükten kaldırılmıştır.
İlk başvuru sırasında istenen evraklar arasında ÇED Belgesi de bulunmaktadır. Sektörün, ÇED Belgesinin ilk başvuruda istenmemesi ve kesin izin işlemleri tamamlanıp
da izin verilmesi aşamasında istenmesi yönündeki talebi
idare tarafından uygun görülmemiştir.
izinlerde ruhsat sahibinin talebi halinde bu Yönetmelik
hükümleri uygulanır ve buna uygun yeni taahhüt senedi
alınır.
Bu Yönetmeliğin yürürlüğe girmesinden önce ruhsata dayanılarak izin verilmiş ve bu Yönetmeliğin tesis ve altyapı
tesis tanımları içerisinde bulunmayan madencilik yapılarına ruhsat süresi sonuna kadar izin verilebilir.
Hammadde üretim, maden işletme, pasa döküm alanı, atık
barajı, liç, atık kazanma ve atık bertaraf tesis izin taleplerinde, eskiden olduğu gibi, rehabilitasyon projesi veya
yeni olarak kademeli kapatma planı istenmektedir.
Bu Yönetmeliğin yürürlüğe girmesinden önce verilmiş
izinlerdeki arazi izin bedellerinin arttırılması için uygulanan “Deflâtör” veya “ÜFE” artış oranı yerine “BAK”
(Bedel Artış Katsayısı) artış oranı uygulanır ve bildirime
gerek kalmaksızın izin başlangıç tarihinde defaten tahsil
edilir. Ancak bu fıkradaki artış oranı 1.1.2015 tarihinden
itibaren tahakkuk edecek bedellerin artırılması için uygulanır.
Kesin izinde istenen belgelerin hazırlanması için sahada
herhangi bir çalışma yapılmaması şartıyla verilen “Ön
izin” eklenmiştir. Uygun görülen taleplere yirmi dört aya
kadar ön izin verilebilir. Mevcut izinler ile ilgili olarak
bu Yönetmeliğin yürürlüğe girmesinden önce verilen izinlerin süre uzatımında ve devirlerinde, ayrıca devam eden
Bu yönetmeliğin yürürlüğe girmesinden önce verilmiş
izinlerden bu Yönetmeliğe göre izin verilemeyecek olanların süreleri, yenilenmiş ruhsat süresi dikkate alınarak
uzatılabilir. Bu Yönetmeliğin yayımı tarihinden önce yapılan ancak değerlendirilmemiş olan talepler ile iznin iptal
edildiği yerlerde bu Yönetmelik hükümleri uygulanır.
{Nisan, Mayıs, Haziran} 2014 SEKTÖRMADEN 55
Makale
Alınacak bedeller konusunda; maden arama, işletme, tesis
ve altyapı tesis ön izinlerinde ön izin bedeli; kesin izinlerde ise ağaçlandırma bedeli ve arazi izin bedeli alınır.
Bunların hesaplanma yöntemleri yeniden düzenlenmiştir:
a) Ağaçlandırma bedeli: Eski yönetmeliğe göre bu bedeli
hesaplamak için bir günlük brüt işçi ücretinin çarpılacağı
katsayı ibreli ormanlar için 1615 saat/hektar ve yapraklı ormanlar için 1748 saat/hektar iken; yeni yönetmelikte
294 gün/hektar (294 gün*8 saat= 2352 saat) olmaktadır.
b) Arazi izin bedeli: Eski yönetmeliğe göre bu bedel, bölge müdürlüğünce tespit edilecek birim kullanma bedelinin
toplamının izin alanı ile çarpımı sonucu bulunmaktadır.
Yeni yönetmelikte ise izin alanının metrekaresi, cari yıl
ağaçlandırma birim metrekare bedeli, bu Yönetmeliğin
ekinde yer alan izin türü katsayısı Ek–1 (0,3-1,5 arasında),
ekolojik denge katsayısı Ek-2 (1-2 arasında) ve il katsayısının Ek-3 (1,2-3 arasında) çarpımlarının sonucu alınacak
bedeldir.
c) Ön izin bedeli: İzin alanının metrekaresi ile cari yıl
ağaçlandırma birim metrekare bedelinin 30 hektara kadar
olan ön izinlerde 1/10’u, 30 hektar dâhil daha büyük olan
ön izinlerde ise 1/5’i ile çarpımı sonucu bulunacak bedel
olup bir defaya mahsus alınır. Süre uzatımlarında ayrıca
bedel alınmaz.
Bu bedeller sonucunda maden ruhsatı için ödenecek orman izin bedeli miktarının 3-4 kat kadar artacağı tahmin
edilmektedir.
Eski yönetmeliğe göre Teminat her yıl Genel Müdürlükçe
belirlenen değerdir. Yeni yönetmelikte ise bir hektar için
cari yıl ağaçlandırma bedelinden az olmamak kaydıyla,
cari yıl ağaçlandırma bedelinin onda biri ile izin alanının
çarpımı sonucu bulunur.
“Yönetmeliğin yayımından önce bedel borcu bulunanlara bir defaya mahsus olmak üzere iki yıl süre tanınabilir”
ifadesi eklenmiştir.
Rehabilitasyon konusunda; İzin sahibi her yıl Eylül ayının
sonuna kadar uygulama takvimine göre madencilik faaliyeti yaptığı alandaki rehabilite işleminin safahatı hakkında bölge müdürlüğüne, ormancılık bürosu ya da bünyelerinde çalışan orman mühendisi ve/veya orman yüksek
mühendisi tarafından hazırlanan teknik raporu verir. Yeni
verilen izinlerde iznin verildiği yıl içerisinde, teknik rapor
istenmez. İşletme sahasının tümünde faaliyetin tamamlanmasından sonraki bir yıl içinde izin sahibi tarafından rehabilitasyon projesinde belirtilen şekilde faaliyet sonrası
kullanıma uygun hâle getirilir. Rehabilitenin bitirilmesini
takiben üç yıllık takip süresi sonunda veya madenin cinsine göre rehabilitasyon projesinde verilen takip süreleri
56 SEKTÖRMADEN 2014 {Nisan, Mayıs, Haziran}
esas alınarak, rehabilitasyon projesi kapsamında taahhüt
edilen hususların sağlanıp sağlanamadığı heyet tarafından tespit edilir. Söz konusu hususların sağlandığı tespit
edilirse izin sahibinin madencilik faaliyeti yaptığı alan ile
ilgili sorumluluğu sona erer.
• İçme suyu havzasına ilişkin özel hükümler getirilinceye
kadar içme ve kullanma suyu mutlak ve kısa mesafeli koruma alanlarında.
Ekosistemi Koruma
Yüzeysel Sular ve Yeraltı Sularının İzlenmesi
Orman ve Su İşleri Bakanlığı tarafından 3.3.2014 tarihinde yayımlanan 2014/1 sayılı genelge ile “Bakanlığın
uhdesinde bulunan alanlarda yapılacak madencilik faaliyetlerinin doğaya yönelik etkilerinin kontrol altına alınabilmesi” amacıyla mevzuattaki eksiklik giderilmeye çalışılmıştır. Yürütülen ÇED sürecinde ilgili kurum müdahil
olduğundan ÇED Yönetmeliğinin EK-1 listesinde yer
alan faaliyetler genelgenin kapsamında değildir.
Orman ve Su İşleri Bakanlığı tarafından 11.2.2014 tarih
ve 28910 sayılı Resmi Gazete’de Yüzeysel Sular ve Yeraltı Sularının İzlenmesine Dair Yönetmelik yayımlanmıştır.
Yönetmeliğin amacı yüzeysel sular ve yeraltı sularının
ekosistem bütünlüğünü esas alan bir yaklaşımla izlenmesidir. EK–1 olarak “Yüzeysel Sularda İzlenmesi Gereken
Kalite Elementleri” listesi yayımlanmıştır. Bu durumda,
periyodik yüzey suyu numunesi alımında ve sonuçlarını
ilgili kuruma iletmede bu listeyi dikkate almak gerekecektir. Ek-1’de yer alan parametreler için uyum süresi bu
Yönetmelik yürürlüğe girdiği tarihten itibaren beş yıldır.
“Korunan alanlarda ve korunan alan etki alanlarında kalan ve ÇED Yönetmeliği EK-1 listesinde yer almayan
madencilik faaliyetleri” için “biyolojik çeşitliliği, yaban
hayatını, sulak alanları, korunan alanları, tehdit ve tehlike
altında olan endemik ve nadir türleri etkilemesi muhtemel
olmakla beraber, alınacak önleyici ve telafi edici tedbirlerle etkinin en aza indirileceğinin” bir bilimsel rapor ile
gösterilmesi ve bu tedbirlerin faaliyet sahibi tarafından
taahhüt edilmesi koşuluyla izin verilecektir. Söz konusu
Ekosistem Değerlendirme Raporunun hangi esaslara göre
hazırlanacağı Genelge ekinde (EK–1) verilmektedir. Bu
rapor, 4.4.2014 tarih ve 28962 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Sulak Alanların Korunması Yönetmeliği’nde de
geçmektedir.
Bununla birlikte “biyolojik çeşitliliği, yaban hayatını, sulak alanları, korunan alanları, tehdit ve tehlike altında olan
endemik ve nadir türleri doğrudan etkilemesi” sebebiyle
aşağıdaki madencilik faaliyetlerine ilişkin başvurular değerlendirmeye alınmayacaktır:
• Korunan alanların mutlak koruma bölgelerinde,
• Planı yapılmamış veya planlama süreci devam eden korunan alanlarda,
• Türlerin korunması için ayrılan ve coğrafi sınırları belirlenmiş olan alanlarda,
• Plan ve projesi mevcut olan baraj veya gölet gövdelerinin inşa edileceği alanlarda,
• Mevcut baraj ve gölet yapılarının güvenliğini tehlikeye
atacak mesafedeki alanlarda,
• İşletmeye alınmış mevcut baraj ve göletlerin işletme ve
rezervuar alanlarında,
• Koruma alanları ilan edilen içme suyu temin maksatlı kuyu, pınar, kaynak, kaptaj, tünel, galeri vb. yapıların
mutlak koruma alanlarında (50-100m) ve birinci derece
koruma alanlarında,
Bunların dışında I. Grup, II(a) ve (b) Grubu ile III ve IV.
Grup madencilik faaliyetlerinin değerlendirmeye alınmayacağı alanlar ile ilgili uzun bir liste de vardır.
SULAR İLE İLGİLİ MEVZUATI
Sulak Alanların Korunması
Orman ve Su işleri Bakanlığı tarafından 4.4.2014 tari-
hinde ve 28962 sayılı Resmi Gazete’de Sulak Alanların
Korunması Yönetmeliği yayımlanmıştır. Kuru derelerde
bu Yönetmelik hükümlerinin uygulanmayacağı ifadesinin
girmesiyle tartışma yaratan bir konu ortadan kalkmıştır.
Yönetmelikte kuru dere, “yağış anlarında akışı olan diğer
zamanlarda akışı bulunmayan arazi üzerindeki düşük kotların oluşturduğu vadi” şeklinde tanımlanmıştır.
Ayrıca yönetmeliğe Hassas Koruma, Sürdürülebilir Kullanım ve Kontrollü Kullanım bölgesi tanımları ile Ekosistem Değerlendirme Raporu eklenmiştir.
Kontrollü kullanım bölgesi olarak belirlenen alanlar içinde gerçekleştirilecek Ek-1’de yer alan faaliyetler için
Ekosistem Değerlendirme Raporu hazırlanacaktır. EK–2
faaliyetleri için rapor hazırlanıp hazırlanmayacağına Bakanlık tarafından karar verileceği belirtilmiştir.
II- Halen Devam Eden Mevzuat Değişiklikleri Çalışmaları
MADEN MEVZUATI
Maden Kanunu
Mayıs ayı başında ETKB, sektör temsilcilerine Maden
Kanunu taslağını göndererek görüş istemiştir. ETKB üst
düzey yetkilileri ile sektör temsilcileri arasında yapılan
toplantıda taslak tartışılmıştır. Daha sonra 21 Mayıs günü
Bakanlar Kurulu gündemine alınmış fakat Soma’da yaşanan kömür madeni kazası nedeniyle sonlandırılamamıştır.
Son taslak metinde yer alan yeni düzenlemeler ana hatlarıyla şöyledir:
1- Mevcut Maden Kanunu’ndaki ruhsat harcı, ruhsat teminatı ve çevre uyum teminatı birleştirilerek RUHSAT
BEDELİ getirilmekte ve onlarca kat artırılmaktadır. Arama ruhsatlarında ruhsat taban bedeli 5.000 TL ve işletme
ruhsatlarında ruhsat taban bedeli 10.000 TL’dir. Bu bedel
her yıl 213 sayılı Vergi Usul Kanunu uyarınca belirlenen
yeniden değerleme oranı nispetinde arttırılır. Ruhsat bedeli, taslaktaki EK–1 tablosunda gösterildiği şekilde, taban
bedelinin maden grubu ve alan büyüklüklerine göre belirlenen katsayılarla çarpılmasıyla hesaplanır.
a) Örneğin 2000 hektar büyüklüğündeki ve 7 yıl çalışıla-
cak bir saha için Arama Ruhsatı toplam bedeli;
• Mevcut Kanun’da: 20.962 TL
• Taslak Kanun’da: 280.000 TL
b) Örneğin 2000 hektar büyüklüğündeki ve 10 yıl çalışılacak bir metal madeni için İşletme Ruhsatı toplam bedeli;
• Mevcut Kanun’da: 193.600 TL
• Taslak Kanun’da: 600.000 TL
c) Örneğin 2000 hektar büyüklüğündeki ve 10 yıl çalışılacak bir altın madeni için İşletme Ruhsatı toplam bedeli;
• Mevcut Kanun’da: 193.600 TL
• Taslak Kanun’da: 800.000 TL
Dünya madencilik istatistiklerine göre, madencilik faaliyetleri sırasında her 100 arama sahasından 1 tanesi
üretim sahasına dönüşebilmektedir. Şu halde ne kadar
çok arama yapılır ise işletme sahası bu oranda artacaktır.
Henüz 1000 metreden daha derindeki büyük cevherleşmeler için arama yapamadığımızı düşünürsek ülke madenciliğinin gelişmesi için aramaların teşvik edilmesi
ve arama sahalarının çoğaltılması gerekmektedir. Bu
bakımdan, taslak kanunda belirtilen arama ruhsatı taban
bedeli çok yüksektir.
{Nisan, Mayıs, Haziran} 2014 SEKTÖRMADEN 57
Makale
Bu yaklaşımı dikkate alarak arama ruhsatı taban bedeli
işletme ruhsatı taban bedelinin yarısı değil de onda biri
olarak düşünülebilir.
2- Maden ruhsatlarının devrinde, devir edildiği tarihteki ruhsat bedelinin iki katı tutarında devir bedeli alınarak
Bakan onayı ile devredilebileceği getirilmektedir. Arama
ruhsatlarının devir bedeli ile işletme ruhsatlarının devir
bedelinin aynı olmamasının daha uygun olacağı düşünülmektedir. Buradaki Bakan onayının da bürokrasiyi artıracağı ve farklı uygulamalara yol açabileceği izlenimini
yaratmaktadır.
3- Devlet Hakkı, mevcut Kanun’da olduğu gibi, ocak
başı satış fiyatı üzerinden alınacaktır. Ancak bir ekleme
yapılarak “Devlet hakkına esas olan emsal ocak başı satış
fiyatı, bölgeler de dikkate alınarak her maden için ayrı ayrı
uygulandığı yıla girmeden Bakan onayı ile belirlenerek
Genel Müdürlükçe ilan edilir. Ocak başı satış bedeli, ilan
edilen fiyattan daha düşük olamaz” denilmektedir. Yani
her bir maden için ayrı emsal fiyat belirleneceği gibi bir
işletmenin faturasındaki satış fiyatı değil de MİGEM’in
belirleyeceği emsal fiyat hesaplamalara esas alınacaktır.
Bu durumun, bazı işletmelerde mağduriyet yaratması
mümkündür.
Devlet hakkı miktarı, son taslakta, madenlerin çoğunda
değiştirilmemiş iken radyoaktif minerallerde %8 ve değerli metallerde %14 olarak öngörülmektedir.
Ayrıca, mevcut Kanun’da bulunan “IV. Grup (c) bendi
madenlerin yurt içinde ve kendi entegre tesisinde kullanılarak metal hale getirilmesi halinde ödenmesi gereken
Devlet hakkının % 50’si alınmaz” ifadesi taslakta yer almamaktadır.
4- Daha önceki taslakta yer alan ve yetkililer tarafından
da telaffuz edilmiş olan “ruhsat sahibinin ilgili kamu kurum ve kuruluşuna usulüne uygun olarak müracaat etmesine rağmen ilgili kamu kurum ve kuruluşunun işlem tesis
etmemesinden kaynaklanan gecikmeler” için bir istisna
maddesi son taslakta yer almamaktadır. Bu durumda,
mevzuatın gerektirdiği koşul ve işlemleri yerine getirdiği
halde elinde olmayan nedenler ile iznini alamamış olan
madenciler tam anlamıyla mağdur olacaklardır. Arama
çalışmaları sırasında düzenli olarak yapılması gereken
sondaj ve yarma çalışmaları için de ilgili kamu kurum ve
kuruluşundan alınması gereken izinlerin çoğu zamanında
alınamadığından arama çalışmaları, Kanun’da belirtilen
arama dönemlerine ait süreler içerisinde gerçekleştirilememektedir. Bu nedenle benzer bir istisna durumunun
arama ruhsatları için de getirilmesi arama çalışmalarını
rahatlatacak ve mağduriyeti önleyecektir.
58 SEKTÖRMADEN 2014 {Nisan, Mayıs, Haziran}
5- İptal durumundaki ruhsatların izinleri için taslağa bir
Geçici Madde eklenerek “Kanunun 7’nci maddesine göre
alınması gerekli olan izinler ile Genel Müdürlüğün kayıtlarına işlenmiş alanlar ile ilgili diğer izinlerin süresi içinde
alınamaması nedeniyle 25.06.2011 tarihinden sonra iptal
durumuna gelen ya da iptal edilen ruhsatlar için bu Kanunun yürürlüğe girmesinden itibaren bir yıl içinde gerekli
izinleri aldığını belgeleyerek tam olarak Genel Müdürlüğe
vermeleri halinde ruhsat hukukları yürütülür. Aksi takdirde ruhsat iptal edilir” hükmü getirilmektedir.
Maden Kanunu taslağının son halini içeren tasarı Bakanlar Kurulu tarafından TBMM Sanayi Komisyonu’na sevk
edildikten sonra yeniden görüş belirtilmesi mümkün olabilecektir.
Madenlerde Kaynak ve Rezerv Güvenilirliği
Kanun Tasarısı
Dokuzuncu Kalkınma Planı’nda da belirtildiği gibi, Maden Kanunu, Arama Faaliyet Raporları’nın formatını belirlemekle birlikte kriterler ve standartlar konusuna açıklık
getirmemiştir. Özellikle, rezerv bilgisinin hangi faaliyetlere
dayalı olarak üretileceği, uyulacak standartlar, kullanılacak
sınıflandırma ve terminoloji hususlarında herhangi bir düzenleme yapılmamıştır. Bu durum, raporların güvenilirlikleri bakımından önemli ölçüde sorun oluşturmaktadır. MİGEM’e verilen arama raporlarının uluslararası standartlara
uyması ve maden ekonomisinin temel şartlarını sağlaması
için Rezerv ve Kaynak kavramları ve güvenilirliği yeniden
tanımlanmalıdır. Kaynak/Rezerv raporlarının ekonominin
talep ettiği seviyeye yükselmesi amacıyla teknik standartlar
ve uluslararası prensiplere uygun şartlar oluşturulmalıdır.
Böylece, sektörün yıllardır sıkıntısını çektiği banka kredileri için ruhsata konu olan cevherleşmenin teminat olarak
gösterilmesi sağlanabilmiş olacaktır. Diğer taraftan saha devirlerinde ortaya çıkan kaynak ve rezerv bilgilerinin güvenilirliği sorununun da önüne geçilmesi mümkün olabilecektir.
Bu yaklaşım çerçevesinde, MİGEM tarafından taslağı
hazırlanmış olan Kaynak ve Rezerv Güvenilirliği Kanunu’nun amacı; madencilik çalışmaları sonucunda elde edilen her türlü verinin açıklık, güvenilirlik, yeterlilik, etik,
uygulanabilirlik, bilimsel ve teknik esaslara dayalı bir biçimde yapılması ve raporlanması yoluyla rezerv-kaynak
güvenilirliğinin sağlanması, şirketler tarafından yapılacak
tüm bilimsel veya teknik bilgi içeren açıklamaların yetkin
kişi (competent/qualified person) tarafından veya bu kişinin gözetimi altında hazırlanmış olan bilgiyi esas almasının
sağlanması, borsa ve finans faaliyetlerinden etkin bir şekilde yararlanılmasının sağlanması, madencilikle ilgili firmalar arasındaki ekonomik ve ticari ilişkilerin güvenilirliğinin
sağlanmasıdır.
Kanun, madencilik faaliyetlerine ilişkin raporlama standartlarının belirlenmesini, bu raporların mesleki etik
kurallarına uyan deneyimli ve yetkin kişiler tarafından
hazırlanmasının sağlanması, madencilik faaliyetleri ile ilgili üretilen proje ve danışmanlık hizmetlerinin yapılması
standartlarının gerçekleştirilmesini kapsar.
MADEN MEVZUATI
Atık Yönetimi Yönetmeliği
Atıkların oluşumundan bertarafına kadar çevre ve insan
sağlığına zarar vermeden yönetiminin sağlanması amacıyla 2007 yılında başlatılan bir çerçeve yönetmelik çalışmasının 2014 yılı içerisinde bitirilmesi planlanmaktadır.
Böylece, daha önce her atık türü için ayrı olan yönetmelikler bir araya toplanmış olacaktır. Madencilik faaliyetleri sonucu oluşan kazı-örtü malzemesi, pasa ve proses atıkları bu yönetmelik kapsamında değerlendirilmemektedir.
Madencilik faaliyeti ile doğrudan ilgisi bulunmayan fakat
maden işletmelerinde üretilen ambalaj, batarya, lastik, demir hurda, vb atıklar bu kapsama girmektedir.
Maden Atıkları Yönetmeliği
Maden atıklarının nasıl yönetileceğinin belirlenmesi amacıyla 2003 yılında başlatılan çalışmalar neredeyse son
aşamasına gelmiştir. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından madencilik sektörüne yönetmelik taslağı gönderildikten sonra sektörün temsilcileri 5–6 Mayıs tarihlerinde,
Afyon’da Çevre Yönetimi Genel Müdürlüğü Maden Atık-
Sizden gelenler
ları Şube Müdürlüğünün yetkilileri ile bir araya gelerek
taslağı tartışmıştır. Bu toplantıda ve ardından yazılı olarak
sektör temsilcileri tarafından, maden atıkları özel işleme
tabi atıklar sınıfına girdiğinden halen taslak halindeki
Atık Yönetimi Yönetmeliği’ne (mevcut Tehlikeli Atıkların Kontrolü Yönetmeliği’ne ve Atıkların Düzenli Depolanmasına İlişkin Yönetmelik’e) atıf yapılmamasının
uygun olacağı belirtilmiştir. Bu kapsamda olmak üzere,
maden atıklarının sınıflandırılmasında “inert atık”, “tehlikeli atık” ve “tehlikeli olmayan atık” tanımlarının yerine
maden atıklarının “inert atık” ve “inert olmayan atık” olarak iki grupta sınıflandırılması uygun olacaktır.
Maden atıklarının tanımında işlem görmüş (prosese tabi
olmuş) maden atıkları ile herhangi bir işlem görmeden sadece kazı çalışmaları ile ortaya çıkan pasanın ayrımının
daha açık yapılması gerektiği de vurgulanmıştır.
Taslak ile getirilmek istenen “mali teminat” için Maden
Kanunu’nda belirtildiği üzere ruhsat sahiplerinden alınan
“Çevreye Uyum Teminatı” ile karşılanmasının daha uygun olacağı belirtilmiştir.
Gönderen Dündar Ergünalp
KIRKA,
SARIKAYA 1964,
Babam Falih Ergunalp ve
eniştem Melih Turhan ile
bugünkü açık işletmenin olduğu yerde çekilen fotoğrafta
arka planda görülen kuyunun
hayli orjinal bir yanı vardı. Türk Boraks Ltd.in planı
yeraltı madenciliği yapmaktı. Kuyu doğrudan cevherin
içine açılmıştı. Boraks minerali atmosferle temas edince
suyunu kaybederek hacım
değiştirdiğinden kuyu tabana
oturtulamamış, kasaları askıdaydı.
{Nisan, Mayıs, Haziran} 2014 SEKTÖRMADEN 59
LONDRA METAL BORSASI
ALTIN 1 YILLIK
ALUMİNYUM 1 YILLIK
KOBALT 1 YILLIK
KURŞUN 1 YILLIK
31.50x1000 USD/t 27 Jun ‘14
2,138.48 USD/t 27 Jun ‘14
ÇİNKO 1 YILLIK
MOLİBDEN 1 YILLIK
PLATİN 1 YILLIK
2,182.58 USD/t 27 Jun ‘14
33x1000USD/t 27 Jun ‘14
1,488.50 USD/oz 1 Jul ‘14
GÜMÜŞ 1 YILLIK
TERMAL KÖMÜR 1 YILLIK
TOZ DEMİR 1 YILLIK
1,326.77 USD/oz 1 Jul ‘14
1,849.90 USD/t 27 Jun ‘14
BAKIR 1 YILLIK
6,976.09 USD/t 27 jun ‘14
FEROKROM 1 YILLIK
128.93 USD/t 31 May ‘14
60 SEKTÖRMADEN 2014 {Nisan, Mayıs, Haziran}
21.16 USD/ozt 1 Jul ‘14
67.79 USD/t 24 Jun ‘14
128.93 USD/t 31 May ‘14
{Nisan, Mayıs, Haziran} 2014 SEKTÖRMADEN 61
Endüstriyel Mineral Fiyatları
MİNERAL
TİP/KALİTE
ÖZELLİKLER
FİYAT
ALUMİNA
Kalsine
Öğütülmüğ, %98.5-99.5 Al2O3, Dökme, Fob ABD
750-850 $/t
ANTİMUAN
Trioksit
%99,5 Sb2O3, 5 Tonluk Lotlar, Cif Antwerp
8650-8750 $/t
Sondajlık
OCMA/API, s.g.4.20, Torbalı, Fob Türkiye
150-155 $/t
BARİT
BOKSİT
BENTONİT
BORLAR
KALSİT
SELESTİT
KROMİT
DİATOMİT
Na-FELSPAT
FLORİT
Sondajlık
OCMA/API, s.g.4.10, Dökme, Fob Çin
109-113 $/t
Kimyasal Kalite
Çin Menşeli, Cif Meksika körfezi
161-180 $/t
Refrakter
Çin Menşeli, 0-25mm, 85 Al2O3/1,8 Fe2O3,Fob Xingang
310-320 $/t
Aşındırıcı
Çin Menşeli, Fob Zhanjiang
335-350 $/t
IOP
Ham, Dökme, Wyoming İşletmede
68-72 $ /t
Ocma/Döküm
Ham, Kurutulmuş, Dökme, Fob Milos
65-75 €/t
Kolemanit
40–42 B2O3, Ögütülmüş, Torbalı, Fob Arjantin,
630-690 $/t
Uleksit
%46–48 B2O3, Fob Lima
650-710 $/t
Borik Asit
Fob Buenos Aires
620-900 $/t
3 mikron
Fob ABD
179-195 $/t
1 mikron
Stearat Kaplı, Fob ABD
285-420 $/t
Konsantre
Asgari %96 Sr2SO4, Fob İskenderun
90-100 $/t
Kimyasal
%46 Cr2O3 , Dökme, Fob G.Afrika
230-280 $/t
Refrakter
%46 Cr2O3, Dökme, Fob G.Afrika
300-330 $/t
Metalürjik
%40 konsantre, Fob G.Afrika
165-200 $/t
Kalsine
Filtrasyon Kalitesi, ABD Tesiste
605-670 $/t
Ham
- 10mm Dökme, Fob Güllük
22-23 $/t
Flote
-150 Mikron, Torbalı, Fob Güllük
53-55 $/t
Asit
Çin Menşeli,Yaş, Fob Çin
310-340 $/t
Metalürjik
Çin Menşeli, Asgari %85 CaF2, Cif Rotterdam
290-310 $/t
Amorf
Toz, %80-85 C, Çin Menşeli, Avrupa’da Teslim
500-550 $/t
Kristal
%85-87 C,100-80 Meş, Cif Avrupa Limanı
700-800 $/t
İLMENİT
Konsantre
Asgari %54 TiO2, Dökme, Fob Avustralya
175-200 $/t
İYODİN
Kristal
Asgari %99,5 Varilde, Spot
39-48 $/kg
Kızıl tip 130
% 90 Fe2O3, Torbalı, Fob Çin
1.434-1.637$/t
GRAFİT
DEMİR OKSİT
KAOLİN
Kağıt kaplama
1 no, Georgia Tesiste
130-180 $/t
KYANİT
Ham
%54-56 Al2O3, ABD Fabrikada Teslim
224-320 $/t
LİTYUM
MANYEZİT
MİKA
OLİVİN
PERLİT
NADİR
TOPRAK
MİNERALLERİ
RUTİL
SİLİS KUMU
SODA KÜLÜ
Konsantre
%56,5-57,5 LiOH, Çin Menşeli, Torbalı, Avrupa’da Teslim
7-7.2 $/kg
Spodumen
%5 Li2O Konsantre, Cif Avrupa
440-490 $/t
“Dead-Burned”
Parça, %90 MgO, Fob Çin
255-270 $/t
Kalsine
% 90-92% MgO, Parça, Fob Çin
255-280 $/t
Ergimiş
%96 MgO, Parça, Fob Çin
600-630 $/t
Öğütülmüş
Hint Menşeli,Yaş, Cif Avrupa
600-900 $/t
Refrakter
Dökme, ABD Tesiste
75-150 $/t
Ham
Kırılmış, Dökme, Fob Türkiye
95-100 $/t
Cerium oksit
Asgari %99, Fob Çin
4.65-4.9 $/kg
Europium oksit
Asgari %99, Fob Çin
800-950 $/kg
Neodimiyum oksit
Asgari %99, Fob Çin
65-70 $/kg
Konsantre
Asgari % 95, Fob Avustralya
850-950 $/t
Cam
Konteynerde, ABD Tesiste
20-26 $/t
Sentetik
Ağır ve Hafif, Fob Çin
190-200 $/t
Doğal
Fob Wyoming
330-335 $/t
62 SEKTÖRMADEN 2014 {Nisan, Mayıs, Haziran}
DALLAS NABC ŞAMPİYONASINDAN BİR EL
♠
♥ ARQ
♦ AQ1064
♣ R8732
♠ RQ7653
♥ 764
♦ R7
♣ V6
Cayne
W
2 Pik
Pas
Pas
3-11 Mayıs 2014 tarihleri arasında Antalya’da yapılan
Türkiye Şampiyonalarının Sonuçları
Seaman
E
Kontur
Pas
Pas
Yılmaz
S
4 Trefl
4 Trefl
BOARD A MATCH SONUÇLARI
Jimmy Cayne pik atak etti ve yerden çakıldı.
1. SQUARA ANGELİNİ : 252,5 puan
Lorenzo Lauria, Mustafa Cem Tokay, Alfredo Versace, Antonio Sementa, Leonardo Eıma, Valerio Gıvblıo.
1. VALİO: 90,50 puan
Valio Kovachev, Uladı Isparski, Victor Aranov, Ahu Zobu
Türk Milli takım oyuncularından Gökhan Yılmaz yerden
küçük trefl oynadı. Elden trefl damı ile kazanınca karo valesini oynadı. Rua konuldu, yerden As ile alındı ve oynayan yerden küçük terfl oynadı.
2. YILANKIRAN: 234,4 Puan
Salim Yılankıran, Süleyman Kolata, İsmail Kandemir,
Okay Gür, Gökhan Yılmaz, Mehmet Sırıklıoğlu
3. VALİO: 234,2 puan
Valio Kovochev, Vlodi Isparski, Victor Aronov, Ahu Zobu
2014 Türkiye Kadın Takımlar Şampiyonası:
1. VAHABOĞLU: 235,61 puan
Güler Vahaboğlu, Özlem Öymen , Berrak Erkan, Tuna Elmas, Güler Uyanık, Arzum Demirbilek
Kaptan : Haldun Vahaboğlu
2. MERSİN: 231,95 puan
Şükriye Merze, Ümran Semerci, Merih Tokcan, Dilek Yavaş, Gaye İnal
Kaptan : Ahu Zobu
3. HOŞGÖRÜ: 228,71 puan
Ferda Balcıoğlu, Sırma Sanus, Nilgün Kotan , Rejin Assael, Şebnem Kökbudak, Nilüfer Sungur.
Kaptan : Süleyman Kolata
64 SEKTÖRMADEN 2014 {Nisan, Mayıs, Haziran}
3. YILANKIRAN: 83,80 puan
Salim Yılankıran, Süleyman Kolata, Mehmet Sırıklıoğlu,
Gökhan Yılmaz, Okay Gür
Doğu trefl As alıp tekrar trefl oynayamıyor. Mecburen trefl
10’lu koydu, eli vale ile alan Batının artık yapabileceği bir
şey kalmamıştı.
Durum şöyle idi:
2014 GÜVEN ERKAYA AÇIK İKİLİ
GENEL SONUÇLAR
1. Mesut Karadeniz –Adnan Musaoğlu
2. İlker Çubukçu-Soner Çubukçu
3. Hasan Güner-Selahattin Ayhan
4. Murat Erkel-Burak Başkan
5. Nazlı Yiğit-Kudret Metin
6. Orhan Ekinci-Mehmet Ali İnce 7. Süleyman Kolata-İsmail Kandemir 8. Valio Kovochev-Vladi Isporski 9. Kenan Erdoğan-Ümit Tarhan 10. Tufan Köse-Mehmet Akkoyun %60,965
%59,864
%57,976
%57,146
%57,001
%56,871
%56,587
%56,521
%56,456
%56,081
Karışık: Işın Kandemir-Berrak Erkan %55,900
Kadın: Güler Uyanık-Arzum Demirbilek %53,600
Senyör: Yılmaz Bumin-Yakup Özçam %56,48
Genç: İbrahim Önder-Emre Can Akaya %43,87
♠ A754
♥ Q105
♦ AR98
♣ 32
♠ R109
♥7
♦ Q732
♣ A QV94
♠ Q3
♥ A862
♦ V1065
♣ 875
2014 Türkiye Açık Takımlar Şampiyonası
2. PEKŞEN: 85,80 puan
Enver Köksoy, Ziya Atilla, Mehmet Şakirler, Tuğbars Bozkurt, Hakan Pekşen, Osman Özcan
♠ V862
♥ RV943
♦4
♣ R106
El No: 11
Dağıtan: Güney
♠ A2
♥ V1093
♦ 9853
♣ A105
♠ V10984
♥ 852
♦ V2
♣ Q94
Gür
N
3 Pik
4 Pik
Pas
Güven Erkaya Açık İkili Eleme 2.Seans
♠
♥ ARD
♦ Q1064
♣ R87
♠ Q7653
♥ 764
♦7
♣V
♠A
♥ V1093
♦ 985
♣ A10
♠ V1098
♥ 852
♦2
♣ 94
Eğer Doğu daha önce Yılmaz’ın trefl damının altına valeyi
vermiş olsaydı bile, bu sefer yılmaz üçüncü karoya 9’lu ile
çakarak, oyunu yine yapabiliyordu.
İlker
Çubukçu
W
1♢
3 Pik
Pas
Yavuz
İzdeş
N
1 Kör
Pas
Pas
Soner
Çubukçu
E
3 Kör
4 Pik
Burhanettin Koca
S
Pas
Pas
Kör atak geldi ve kör devamına İlker Çubukçu yerden
çaktı. Karo ası ile ele gelip tekrar karo çaktı ve pik ruayı
oynadı. Sonra karo oynanınca Ruaya Yavuz İzdeş çaktı ve
tekrar kör oynadı. Elden çakıldı ve pik as çekildi.Dışarıda
bir koz ve kendisinde bir koz kalmıştı.
Trefl empası ile yere geçti ve karo damını oynadı.
Durum şöyle idi:
♠V
♥3
♦♣ R10
♠4
♥♦ 98
♣2
♠♥♦ V10
♣ 87
♠♥♦ Q7
♣ AQ
Karo damına çakarsa, oynayan son köre çakıp trefl empası atarak 10 löveye ulaşır. Çakmaz da kör atarsa, oynayan trefl As çekip, diğer trefle çakarak 10 löveye ulaşır.
Çakmaz da trefl atarsa oynayan yerden trefl as ve damı
oynar(elden karo kaçar) , yine 10 löveye ulaşır. Çubukçu
kardeşler bu elden 100 üzerinden 81 maç puanı kazandılar.
{Nisan, Mayıs, Haziran} 2014 SEKTÖRMADEN 65
Soldan Sağa
3. Bir cevher yatağında cevherle birlikte bulunabilen ve ekonomik değeri
olmayan madde.
5. Dik ve meyilli kuyuların dip ve basları ile ara katlardaki manevra yerleri
ve bunlarla ilgili diğer yerlerin tamamı.
7. Maden ruhsat sahası alalarının
maden yasasına göre küçültülmesi.
8. Yeraltı isletmelerinde yangın, su,
zararlı gazlar veya infilakin baska panolara (isyerlerine) yayılmasını, galerilerden hava, gaz ve su geçirmesini
önlemek için yapılan sızdırmaz engel.
11. Temel civatası.
12. Çürümeye karsı korumak için
maden direklerine ilaç emdirilmesi
13. Uzun ayak isletme metodunda,
bir isçinin bir vardiyada yaptığı tavan
tahkimatı ile emniyete aldığı tavanın,
metrekare olarak ifadesi.
17. Kristalin kuars.
19. Ocak havalandırma sistemi içerisinde, bir yoldan giden havanın diğer bir hava akımına
karısmaksızın kendi normal akımı istikametinde gitmesini sağlayan, galeri üst geçidi.
20. Kalsine edilmis dolomit.
22. N
23. Kireç tasları içinde, bacaya benzeyen 30m ya da daha
çok derinlikte, genel olarak altında bir yeraltı mağarası
(ini) bulunan tabii kuyu.
Yukarıdan Aşağıya
1. Katı Karbondioksit
2. Graben
4. Kömür veya yan kayaçtan gelen ve uzun bir süre devam eden gaz çıkısı.
5. Korund
6. Direğin zemine batmasını önlemek, iyi yük almasını ve
iyi çalısmasını sağlamak amacı ile kullanılır.
9. Bilyeli Yatak
10. Kömür ocaklarında kömürün kazılarak çıkarıldığı yer
veya kara tumba metodu ile çalısılan panolarda sürülen
kılavuz ve basyukarılar.
14. Sülfürlü maden yataklarının, üst kesiminde oksidasyon zonunda olusan limonit örtü
66 SEKTÖRMADEN 2014 {Nisan, Mayıs, Haziran}
Hazırlayan:
Maden Mühendi̇ si̇ Erkan KEKLİK
15. Genellikle sedimanter olarak tesekkül etmis, düzlem
seklinde uzanımı kalınlığına göre çok fazla olan kayaç,
kömür veya cevher yatağı.
16. Kelebe veya iç kuyu.
17. Maden ocağı, galeri, kuyu ve borularda havanın bir
yerden baska bir yere akısını sağlayan kuvvet.
18. Tabiatta saf olarak bulunan metalleri nitelendirmek
için kullanılan sıfat
21. Öngörülmeyen.
Cevap
B U L M A C A
Andaç
Türkiye’de
Tünel Yapım Teknolojileri ve Ekipmanları Fuarı
28 - 31 AĞUSTOS 2014 /İstanbul Fuar Merkezi - Yeşilköy http://www.tunnelexpoturkey.com/
30. Uluslararası Alkalen, Kimberlit ve Karbonatit Magmatizması ve Cevher Potansiyeli
29 Eylül–02 Ekim 2014/Antalya http://icerik.akdeniz.edu.tr/
14. Uluslararası Cevher Hazırlama Sempozyumu ve Sergisi
15 – 17 Ekim, 2014/Kuşadası - http://www.imps2014.org
Globalstone 2014, Dünya Doğaltaş Kongresi
22–25 Ekim 2014/Antalya - http://www.globalstone2014.org
Maden Türkiye 2014 6. Uluslararası Madencilik Fuarı
27 – 30 Kasım 2014/Tüyap Fuarcılık-İstanbul - http://www.tuyap.com.tr/webpages/madenturkiye
Türkiye 24. Uluslararası Madencilik Kongresi ve Sergisi
14-17 Nisan 2015 Antalya - http://imcet.org.tr/
Dünya’da
3rd Annual Water Management in Mining
28–30 Temmuz 2014 Denver, USA - http://www.watermanagementinmining.com/
Coal Industry and Market Fundamentals Masterclass
29- 30 Temmuz, 2014 Brisbane, Australia - http://www.iired.com.au/training/mining-energy-and-natural-resources-training/
Mining For Non Technical Miners
24–25, Temmuz, 2014 Johannesburg, South Africa - http://www.machineryautomation.com.au/mining
10th IMVC 2014 - International Mine Ventilation Congress.
02-08 Ağustos 2014 Sun City, South Africa - http://imvc2014.org/
Kalimantan Coal Conference
02- 03 Eylül, 2014 Indonesia - http://www.immevents.com/mining-conference/
Geosynthetics Mining Solutions 2014
08-11 Eylül 2014 Vancouver, Canada - http://www.geosyntheticssolutions.com/
ExpoMina 2014
10,-12, Eylül, 2014 Lima, Peru - http://www.expomin.cl/
9th Annual EU Iron Ore Conference
01–02, Ekim 2014 Prague, Czech Republic - http://www.immevents.com/mining-conference/eu-iron-ore-conference
International Mineral Processing Congress IMPC 2014
Uluslararası Cevher Hazırlama Kongresi IMPC 2014
20-24 Ekim 2014 Santiago, Şili - http://www.impc2014.org/english/
China Mining Conference and Exhibition 2014
20-23, Ekim 2014 Tianjin, China - http://www.chinaminingtj.org/en/
Mine Countermeasures 2014
17–9 Kasım 2014 United Kingdom - http://www.minecountermeasures.com/
Introduction to Geosynthetics in Mining
08 Eylül 2014 Vancouver, Canada - http://www.sciencedirect.com/science/article/
FEM 2015 -10th Fennoscandian Exploration and Mining
3–5 Kasım 2015 Levi, Finland - http://www.minefocus.com/2013/11/exclusive-summary-of-fem-for-minefocus-readers
68 SEKTÖRMADEN 2014 {Nisan, Mayıs, Haziran}
Download

Murat Turan - Sektörmaden Dergisi | Anasayfa