Antik dünyanın en önemli
merkezlerinden;
K A S I M
-
A R A L I K
YAŞAM STİLİ DERGİSİ
2 0 1 4
pekdemir temmuz 2014 11/5/14 6:35 PM Page 1
(Ephesos)
Efes Antik Kenti
Yönetimimizden
Adnan PEKDEMİR
Ropörtaj
Ona ne desek yakışıyor
Romantik AKTİVİST;
Ediz Hun
Denizli Müftüsü Ahmet Hulusi Efendi
Türkiye’den Sonbahar Manzaraları
Balkanlar’da Osmanlı İzleri
İlçelerimizden; Tavas
14 Kasım’dan
itibaren
35. kuruluş
yıldönümümüzü
kutluyoruz.
‘‘Küçük köyün
Söyleşi
Tarık DURU
büyük adamı’’
Kadir KAMEROĞLU
pekdemir temmuz 2014 11/5/14 6:35 PM Page 2
DENİZLİ KENT REHBERİ
ŞEHİRLERARASI TELEFON KODLARI
ADANA
ADIYAMAN
AFYON
AĞRI
AKSARAY
AMASYA
ANKARA
ANTALYA
ARDAHAN
ARTVİN
AYDIN
BALIKESİR
BARTIN
BATMAN
BAYBURT
BİLECİK
BİNGÖL
BİTLİS
BOLU
BURDUR
BURSA
322
416
272
472
382
358
312
242
478
466
256
266
378
488
458
228
426
434
374
248
224
İZMİR
KARABÜK
KARAMAN
KARS
KASTAMONU
KAYSERİ
KIRIKKALE
KIRKLARELİ
KIRŞEHİR
KİLİS
K.MARAŞ
KOCAELİ
KONYA
KÜTAHYA
MALATYA
MANİSA
MARDİN
MUĞLA
MUŞ
NEVŞEHİR
NİĞDE
ÇANAKKALE
286
ÇANKIRI
376
ÇORUM
364
DENİZLİ
258
DİYARBAKIR
412
DÜZCE
380
EDİRNE
284
ELAZIĞ
424
ERZİNCAN
446
ERZURUM
442
ESKİŞEHİR
222
GAZİANTEP
342
GİRESUN
454
GÜMÜŞHANE 456
HAKKARİ
438
HATAY
326
IĞDIR
476
ISPARTA
246
İÇEL (MERSİN) 324
İSTANBUL (AV) 212
İSTANBUL (AN.) 216
DEVLET DAİRELERİ
YARDIM HATLARI
232
370
338
474
366
352
318
288
386
348
344
262
332
274
422
236
482
252
436
384
388
ORDU
OSMANİYE
RİZE
SAKARYA
SAMSUN
SİİRT
SİNOP
SİVAS
ŞANLIURFA
ŞIRNAK
TEKİRDAĞ
TOKAT
TRABZON
TUNCELİ
UŞAK
VAN
YALOVA
YOZGAT
ZONGULDAK
K.K.T.C.
452
328
464
264
362
484
368
346
414
486
282
356
462
428
276
432
226
354
372
392
HASTANELER
Denizli Valiliği
0258 2656100
Denizli Devlet Hastanesi
0258 263 93 11
Denizli Belediyesi
0258 2652137
Servergazi Devlet Hastanesi
0258 361 32 32
Denizli Emniyet Müdürlüğü
0258 2651425
Erpa Özel Sağlık Hastanesi
0258 264 44 11
İl Jandarma Komutanlığı
0258 2647086
Özel Ege Hastanesi
0258 263 51 51
İl Kültür veTurizm Müdürlüğü
0258 2643971
Paü Hastanesi
444 07 28
Müze Müdürlüğü
0258 2410866
Bsk Cerrahi Hastanesi
0258 266 67 68
Pamukkale İşletme Müd.
0258 2722044
Özel Şifa Hastanesi
0258 242 11 36
Türk Hava Yolları
0212 4440849
Özel Denizli Tekden Hastanesi
0258 241 33 30l
Denizli Adliyesi
0258 3775503
Ağız ve Diş Sağlığı Merkezi
0258 211 79 16
YANGIN IHBAR
110
SIHHI IMDAT
112
ALO DOKTORUM
113
POSTA KODU
119
ARIZA IHBAR
121
KABLO TV ARIZA
126
FONO TEL
141
ALO ZABITA
153
POLIS IMDAT
155
JANDARMA IMDAT 156
SAHIL GÜVENLIK 158
TEL. BORÇ S.
163
KODLU ARAMA
168
ALO POST
169
ALO TURIZM
170
UYUSTURUCU B. 171
ALO TAEK
172
KAN BILGI M.
173
MNIYET DANISMA 174
ALO TÜKETICI
175
ALO GÜRÜLTÜ
176
ORMAN YANGINI 177
ALO VALILIK
179
IS VE ISÇI BULMA 180
ÇEVRE BILGI
181
RUHSAL BUN. DAN. 182
KADIN VE SOS. HIZ. 183
SAGLIK DANISMA 184
SU ARIZA
185
ELEKTRIK ARIZA
186
GAZ ARIZA
187
CENAZE HIZ.
188
VERGI DANISMA
189
DENİZLİ OTELLERİ
Akkan Otel*** 0258 213 24 15 pbx
Napa Otel***0258 2420428-2420429pbx Denizli-Merkez
Denizli-Merkez www.akkanhotel.com
Öztürk Otel** 0258 242 59 60 - 262 14 38 pbx Denizli-Merkez
Anemon Otel***** 0258 371 80 60 - 371 50 51
Pişkin Otel*** 0258 264 54 48 - 264 92 93 pbx
Denizli-Merkez www.anemonhotels.com
Denizli-Merkez www.piskinotel.com
Aygören Otel** 0258 264 78 96 pbx Denizli-Merkez
Pamuksu Otel*** 0258 272 28 18 - 272 21 09 pbx Pamukkale
Benhur - Yıldırım Otel** 0258 264 50 75 pbx
Colossae Otel***** 0258 271 41 56 pbx
Denizli-Merkez www.yildirimotel.com
Denizli-Karahayıt www.colossaehotel.com
Çimenoğlu Otel*** 0258 265 34 00 pbx
Polat Otel*****0258 271 41 10 - 271 41 11 pbx
Denizli-Merkez www.cimenoglu.com
Pamukkale - Karahayıt www. polatthermalhotel.com
Esin Otel*** 0258 263 76 28 pbx Denizli-Merkez
Richmond Otel ***** 0258 2714611-2714608pbx Karahayıt
Keskinkaya 2 Grand Keskin *** 0258 263 63 61 - 263 35 64 pbx
Pam Otel **** 0258 271 41 40 - 271 40 97 pbx
Denizli-Merkez www.grandkeskin.com
Pamukkale - Karahayıt www.pamhotel.com
Koşar Otel** 0258 264 98 52- 264 98 65 pbx
Lycus River Otel **** 0258 271 43 41 - 271 43 51 pbx
Denizli-Merkez www.kosarotel.com
Pamukkale - Karahayıt www.lycusriver.com
Laodikya Otel*** 0258 2651513-2651506pbx
Halıcı Otel **** 0258 271 44 74 - 271 44 75 pbx
Denizli-Merkez www.laodikya.com
Pamukkale - Karahayıt www.halicihotel.com
Mesut Otel** 0258 2417189-2417190pbx Denizli-Merkez
Umut Termal Otel **** 0258 426 11 01 - 426 10 14 Sarayköy
Kasım-Aralık 2014
pekdemir temmuz 2014 11/5/14 6:35 PM Page 3
Bu sayımızda Pekdemir Ailesinin
2. nesil yöneticilerinden
Adnan Pekdemir’i konuk ediyoruz.
Hem kararlı hem sevecen,
hem işkolik hem aile babası.
Adnan
PEKDEMİR
Sevgili Pekdemir Bakış Dergisi okurları;
Genç kuşak yöneticileri olarak, iş hayatına bakış açımızı sizlerle paylaşmak istiyorum. Öncelikle şirketlerin, hissedarlarının
anlayışı ve kültürü kadar gelişeceğinin bilincindeyiz. Türk şirketlerinin en büyük problemi, sıfırdan belli değerler oluşturan 1.
kuşakların dönem içinde edindiği pratikliğine karşın, belirli sermaye ve organizasyon yapısını önlerinde bulan 2. kuşakların pratik
eksikliği ve düşünce hamlığıdır. Buna karşın 2. kuşak olarak büyümede ve yeni yatırımlarda daha etkili ve başarılı olmayı
hedefliyoruz. Bırakın farklı illeri, ülke genelinde hatta uluslararası yatırımlar
yapıp, globalleşmek istiyoruz. Markalaşmaya, insana yatırıma ve
kurumsallaşmaya önem verirken, ar-ge, pazarlama, yeni teknolojiler bizim
için çok kıymetli ifadeler olduğunun bilincindeyiz.
Güçlü yöneticilerden oluşan, iyi yetişmiş ekipler kurmaya gayret ediyoruz.
Yöneticilerimizle ast-üst değil, aynı ekibin parçası olarak çalışıyoruz. Bana
göre başarılı ve başarısız işletmeler arasındaki en önemli fark, yüksek
performanslı ekiplerinin varlığı yada yokluğudur ve iyi çalışanlarımıza
verilebilecek en güzel hediye, kötü elemanları onların sırtından indirmektir.
2. kuşak olarak zamanı doğru ve objektif kullanmaya önem veriyoruz. Bir
şirketin en değerli kaynağı olan yönetimin, en değerli varlık olan zamanı doğru
kullanması son derece önemlidir.
Sadece bölgemizi değil, ülkemizdeki ve dünyadaki iş hayatını, gelişmeleri,
imkanları ve riskleri takip ediyor ve değerlendiriyoruz.
Büyüklerimizden Devraldığımız değerleri, çok daha ileri taşımak ve yeni
nesillere aktarmak istiyoruz. 2005 yılında 10, 2010 yılında 39 olan Pekdemir
Adnan
PEKDEMİR
Çiftiği mağaza sayımızın şu anda 87 olduğu düşünülürse; rakamlar, bunu
başarabildiğimizi gösteriyor. Pekdemir Çiftliği olarak, 2013 yılında tüm Türkiye
yerel zincir marketleri içerisinde en fazla büyüyen market grubu bizdik. Sadece
Pekdemir Çiftliği markasıyla değil bununla birlikte İndi İndirim Marketleri, petrol istasyonları, Boyner-Çarşı bayilikleri, büyükbaş
hayvan besi çiftliği ve seracılıkta da günden güne büyümeye devam ediyoruz. Tüm bu sektörler içerisinde 2500 kişi civarında
istihdam oluşturuyoruz. İlerleyen yıllarda Denizli ve civarı illerde çok daha fazla sayıda gencimize iş imkanı sağlayabilmek, en
büyük amacımızdır.
Bu vesile ile içinde bulunduğumuz Muharrem ayı ve Aşure gününün evlerinize bolluk ve bereket getirmesini diler, saygılar
sunarım.
Adnan PEKDEMİR
Kasım-Aralık 2014
1
pekdemir temmuz 2014 11/5/14 6:35 PM Page 4
İÇİNDEKİLER
01
Yönetimden
04
Başlarken
06
Bizden Haberler
32
Eskimeyen Gelenekler
44
Gezi Rehberi
52
Tedarikçilerimizden
14
İlçelerimizden
38
Balkanlar
22
Eskimeyen Değerler
26
Denizli’den Dostlar
44
48
Uzak Diyarlar
30
36
Simge İnsanlar
Adnan PEKDEMİR
Yusuf YILDIRIM
35. Kuruluş Yıldönümü
12
Ediz Hun
20
Türkiye’den
Sonbahar
Manzaraları
62
Dini Günler
Romantik AKTİVİST;
Çal’da sudan koyun atlatma
Serhat Şehri Kars
Duru Grup-Tarık DURU
Tavas
Körüklü Çizme
Kadir Kamberoğlu
Denizli Müftüsü
Ahmet Hulisi Efendi
Eskimeyen Kültürler
Deve Güreşleri
16
GEZİ
Kasım-Aralık 2014
Osmanlının yetimi
Bosna-Hersek
Serhat Şehri; Kars
Geçmişten Geleceğe
Burdur Kabak Kemane
50
Denizli’den Karaler
56
Gezerken
Efes
2
Ona ne desek yakışıyor
Bayramyeri
Utangaç güzel; Karagöl
İzmir İli Selçuk İlçesi sınırları içindeki antik
Efes kenti'nin ilk kuruluşu M.Ö. 6000
yıllarına, Neolitik Dönem olarak adlandırılan
Cilalı Taş Devri'ne kadar inmektedir. Son
yıllarda yapılan araştırmalar ve kazılarda
Efes çevresindeki höyükler (tarih öncesi
tepe yerleşimleri) ve kalenin bulunduğu
Ayasuluk Tepesi'nde Tunç çağları ve
Hittitler'e ait yerleşimler saptanmıştır.
Muharrem Ayı
pekdemir temmuz 2014 11/5/14 6:35 PM Page 5
Kasım-Aralık 2014
3
pekdemir temmuz 2014 11/5/14 6:35 PM Page 6
05
2 AYLIK YAŞAM STİLİ DERGİSİ
Kasım - Aralık 2014
YIL1 • SAYI 5
İmtiyaz Sahibi
Yusuf YILDIRIM
Satınalma Direktörü
adına
Adnan PEKDEMİR
yazı işleri müdürü
Ergün ERÇETİN
editör
Ali İhsan SÜNGÜ
basın danışmanı
Yusuf YILDIRIM
reklam müdürü
Fırat KOSTAK
mali işler
Göksel ONGUN
hukuk danışmanı
Nilgün HOÇEK
yönetim yeri
PEKDEMİR ÇİFTLİĞİ
BÜYÜK MAĞAZACILIK
SAN ve T.A.Ş.
Saraylar Mah. 498 Sok.
Mertsoy İşhanı No:3 K:3
Bayramyeri / Denizli
Tel: 0258 261 47 47
Faks: 0258 261 77 70
yayına hazırlık
Mai Reklam
Oruç Reis Mah
Giyimkent 4. Sok.
No95 Esenler-İstanbul
Tel: +90 212 493 00 71
Fax: +90 212 493 00 78
www.maireklam.com
[email protected]
baskı
Milsan A.Ş.
yayın türü
2 aylık yerel süreli yayın
dergimizde yayınlanan yazı
ve fotoğraflar yayıncının
izni olmadan, kaynak
belirtilmeden tam veya
özet alıntı yapılamaz.
yayınlanan yazılardan
yazı sahibi sorumludur.
4
Kasım-Aralık 2014
Değerli Pekdemir Bakış dergisi okurları;
2 aylık bir aradan sonra Kasım - Aralık sayımızla karşınızdayız. Geçtiğimiz hafta Konya Ermenek’te
yaşanan maden kazası, Güney Doğuda şehit olan asker ve polislerimiz ve son olarak Isparta’da
meydana gelen trafik kazasında çok sayıda insanımızın ölümü dolayısıyla buruk günler geçiriyoruz.
Ölenlere rahmet, ailelerine başsağlığı ve yaralılara acil şifalar diliyoruz.
Özellikle Kasım ayı içerisinde organize ettiğimiz kuruluş yıldönümü etkinlikleri ile her yıl adımızdan
söz ettirdiğimiz gibi, bu yıl da olağanüstü promosyon ve indirimlerle Pekdemir Çiftliği’nin 35. kuruluş
yıldönümünü 14-30 Kasım tarihleri arasında kutlayacağız. Nice yıllara...
Denizli diğer illerden farklı bir zenginliğe sahip. Tarihi ve kültürel değerleri, doğal güzellikleri ile
çok farklı bir ilimiz ama bahsettiğimiz zenginlik bunlar değil. Denizli’nin tüm Türkiye’ye örnek olması
gereken özel zenginliği, Denizli ve ilçelerindeki çok sayıda okul, hastane, cami ve öğrenci yurtları
gibi hizmet binalarının hayırsever Denizlililer tarfından yaptırılmış veya halen yaptırılıyor olması.
Özellikle eğitim alanında Denizli’nin ülke genelinde yapılan başarı sıralamalarında daima ilk sıralarda
yer almasına şaşmamalı. Geçtiğimiz günlerde genel müdürlüğümüzü telefonla arayarak ‘‘ derginiz
çok güzel olmuş ama Çivril’den hiç bahsetmemişsiniz’’ diyerek bizi eleştiren, Kadir KAMEROĞLU da
bu hayırsever büyüklerimizden biri. Devlet üstün hizmet madalyasına sahip olduğunu sonradan
öğrendiğim Kadir Beyin hayatını anlattığı ‘‘Dostlar Meclisi’’ adlı kitabını halen okuyorum. Kadir
KAMEROĞLU’nun düşüncelerinden ve Çivril’e kazandırdığı eserlerden bu sayımızda bahsedeceğiz.
Ayrıca ilk fırsatta Çivril’e gidip kendisiyle tanışıp, engin tecrübelerinden istifade etmeye çalışacağım.
Hicri yılbaşı ve takip eden ilk ay olarak Muharrem ayının ülkemize bolluk ve bereket getirmesini,
kötülüklerin yok olduğu, huzur dolu bir ay olmasını temenni ederken dergimiz ile ilgili her türlü görüş
ve yorumlarınızı [email protected] adresine beklediğimizi hatırlatırım.
Pekdemir Çiftliği Dünyasına tekrar hoş geldiniz.
Saygılarımla...
pekdemir temmuz 2014 11/5/14 6:35 PM Page 7
Kasım-Aralık 2014
5
pekdemir temmuz 2014 11/5/14 6:35 PM Page 8
BİZDEN HABERLER
Pekdemir Çiftliği Akkonak Mağazası
müşterileriyle farklı etkinliklerde buluşmaya
devam ediyor.
12 Ekim pazar günü mutfakların
sevilen yüzü Oktay Usta’yı misafir
eden
Pekdemir
Akkonak
mağazası, ünlü ustayı sevenleriyle
buluşturdu.
Oktay Usta, imza gününde
gösterilen yoğun ilgi nedeniyle
sevenlerine teşekkür ederek
kendisini takipçileriyle buluşturan
Pekdemir Gıda alışveriş merkezlerine ve sponsor firma Kağaç Group’a
teşekkür etti.
Etkinlikte konuşan Abidin Pekdemir; ‘’daha önce Pascal Nouma’yı
müşterilerimizle buluşturduk. Şimdi de Oktay Ustayla beraberiz. Değerli
misafirlerimize yoğun ilgi gösteren müşterilerimize teşekkür ediyoruz.
Bundan sonra da böyle aktivitelerle sevilen isimleri müşterilerimizle
buluşturmayı amaçlıyoruz’’ açıklamasını yaptı.
Pekdemir Çiftliği şubelerimizden;
Akkonak Mağazamız
Akkonak Mahallesinde bulunan ve 10.000 den fazla ürün şeçeneği sunan mağazamız, 2014 yılında faaliyete geçti.
1 yönetici ve 1 yönetici yardımcısı olmak üzere toplam 20 kişiyle Denizli halkına hizmet vermekte olup, Pekdemir
Çiftliği’nin en genç halkalarından biridir.
Yöneticiligini Mestan SARICA’nın yaptıgı mağazamız 900 m2 alanda, 4 adet kasa ile müşterilerimize hızlı ve kolay
bir alışveriş keyfi yaşatıyor. Mükemmel hizmet kalitesi, ürünlerin tazeliği, güler yüzlü personeli,bölgesinin en geniş
ürün yelpazesi ile müşterilerine alışverişlerinde Pekdemir kalitesini ve ucuzluğunu sunuyor.
6
Kasım-Aralık 2014
pekdemir temmuz 2014 11/5/14 6:35 PM Page 9
Pekdemir Çiftliği olarak üniversiteli gençlerimizin yanındayız.
Tıp Öğrencileri Birliği 63. genel kuruluna
destek olduk.
11-13 Ekim 2014 tarihleri arasında Türk Tıp Öğrencileri Birliği’nin
63. Ekim Genel Kurulu, Pamukkale Üniversitesi Kongre ve Kültür
Merkezi’nde ülke çapında 58 tıp fakültesinden gelen 500 öğrencinin
katılımıyla başarıyla gerçekleştirildi.
Birlik adına önemli kararların alındığı oturumlar, Kongre ve Kültür
Merkezi’nde yapılıdı. Birliğin resmi derneği olan “Tıp Fakültesi
Öğrencileri Derneği”nin oturumları ve öğrencilerin konaklaması ise
Richmond Thermal Otel’de gerçekleştirildi.
Kimi zaman sabahlara kadar süren oturumlarda ve Genel Kurul
boyunca, Birlik Yöneticileri ve Çalışma Kolları Direktörleri seçildi,
birliğin Tüzük ve İç Tüzüğü güncellendi. Sene içinde yapılması
planlanan etkinlik, sempozyum ve toplantılar için yol haritaları
çizildi.
Pekdemir Çiftliği olarak, geleceğin doktorları olan Tıp Fakültesi
öğrencilerini genel kurul organizasyonunda yalnız bırakmadık ve gıda
ürünleri sponsoru olduk.
Kasım-Aralık 2014
7
pekdemir temmuz 2014 11/5/14 6:40 PM Page 10
BİZDEN HABERLER
Çocuklar gülsün diye,
Soma’ya gittik
Pamukkale Üniversitesi öğrencilerinden oluşan Hayal Perdesi
oyuncularının katkılarıyla, Talha Engin, Oğuzhan Salık ve Raziye Koç’un
proje sorumluluğunda 20 Ekim Pazartesi günü Soma’daki ilkokullar
ziyaret edildi.
Hayal Perdesi oyuncuları yaptıkları tiyatro gösterileri ile çocukları
kahkahalara boğarken, öğrencilerin katılımıyla çeşitli oyun aktiviteleri
gerçekleştirildi.
‘‘Duyarsız Kalma Pamukkale Üniversitesi’’ sloganıyla gerçekleştirilen
kampanyada Soma’daki madenci çocuklarına ve diğer öğrencilere
oyuncak, hikaye kitabı, boyama kitabı, süt, meyve suyu, pamuk şekeri
ve Osmanlı Macunu dağıtıldı.
Pekdemir Çiftliği olarak bölgemizde gerçekleştirilen tüm sosyal
sorumluluk faaliyetlerinde olduğu gibi, bu projede de çok büyük bir
arzuyla yer aldık. Çocuklara dağıtılmak üzere boyama kitaplarından gıda
maddelerine kadar çeşitli hediyeler gönderdik. Öğrencilerin güzel
yüzlerinde oluşan mutlu tebessümler, bizim için gurur kaynağı oldu.
8
Kasım-Aralık 2014
pekdemir temmuz 2014 11/5/14 6:40 PM Page 11
26 Ekim Pazar günü Tavas Çalıköy’e gittik, üniversiteli gençlerimizle birlikte çalıştık.
Orda bir köy var, uzakta...
50 üniversite öğrencisinin, öğretmenlerimiz Memduh Tarım, Fazilet Durgut ve Melike
Otaklı’nın, satınalma direktörümüz Yusuf Yıldırım ve oğlu Doğukan Yıldırım’ın
katılımıyla gerçekleştirilen projede, Çalıköy İlkokulu öğrencilerinin eğitimi için daha
uygun bir ortam oluşturulmaya çalıştık.
Pamukkale Üniversitesi Toplum Gönüllüleri Topluluğunun
Tavas’a bağlı Çalıköy İlkokulunu yenileme projesine, Pekdemir
Çiftliği olarak biz de sponsor olduk. Gerçekleştirilen
organizasyonla okulun dış cephesi ve ana sınıfı boyandı,
kütüphane oluşturuldu, lavabolar yenilendi, bahçe
düzenlemesi ve temizliği yapıldı. Aynı topluluk, geçen yıl
Sarayköy Gerali İlkokulunun bakım ve yenilenmesini
Dilan ELMAS / proje sorumlusu
üstlenmişti.
Bizim de katılımımıza vesile olan, sosyal sorumluluk bilincine
Şanlıurfa Viranşehir’li olan Dilan ELMAS, Pamukkale Üniversitesi
Eğitim Fakültesi - sınıf öğretmenliği bölümü 4. sınıf öğrencisi. sahip üniversiteli gençlerimize birkez daha teşekkür ederiz.
Geleceğimiz emin ellerde... Her biri Türkiye’nin farklı yörelerinden üniversite okumak üzere Denizli’ye gelmiş olup, bu tür sosyal
sorumluluk projelerinde çaba gösteren tüm gençlerimize birkez daha ‘‘ellerinize sağlık’’ diyor ve şükranlarımızı sunuyoruz.
Kasım-Aralık 2014
9
pekdemir temmuz 2014 11/5/14 6:44 PM Page 12
BİZDEN HABERLER
35. Kuruluş
Yıldönümümüz.
Pekdemir Çiftliği, Pekdemir
ailesinin soyadından gelen
bir markadır. Bu marka,
Denizli İli, Acıpayam
İlçesi, Alaattin
Kasabası’nda
doğmuştur.
Pekdemir ailesi
bu marka ile, çeşitli
sektörlerde çeşitli
müesseselerle
toplumumuza hizmet
vermekte ve 2500’ün üzerinde
istihdam sağlamaktadır.
Pekdemir Çiftliği’nin, 1979
yılında başlayan hizmet yolculuğu
dolu dolu geçen 34 yılın
sonunda Denizli,
Aydın, Manisa,
İzmir, Burdur
ve Antalya
illerinde 87
mağazada
devam ediyor.
35. yılımızı 1430
Kasım
tarihleri arasında
yapılacak büyük bir
kampanya ile karşılamaya
hazırlanıyoruz. Sizlerin katkıları
ve güveniyle büyümeye devam
ediyoruz.
Nihayet...!
Osman’da evlendi.
Temizlik katogorisi satınalma
yöneticilerimizden Osman Kocaayan, 26 Ekim
Pazar günü Sarayköy Belediye Düğün Salonunda
yapılan törenle Songül Hanımla dünya evine
girdi.
Pekdemir Çiftliği yönetimi ve satınalma ekibinin
de yer aldığı düğün, çok sayıda davetlinin
katılımıyla gerçekleşti.
Sarayköy’e yerleşme kararı veren, Songül ve
Osman’a, Pekdemir Çiftliği olarak, birlikte bir
ömür boyu mutluluklar dileriz.
10 Kasım-Aralık 2014
pekdemir temmuz 2014 11/5/14 6:44 PM Page 13
Tam Çeyrek asırdır Pekdemir’de,
İçimizden
biri;
FEDAYİ
AYYILDIZ
1 Ocak 1973’te Afyonkarahisar Evciler ilçesinde doğdu. İlk ve
orta öğrenimini Evciler İlköğretim okulunda bitiren Fedayi Ayyıldız
1988 yılında Denizli’ye yerleşti. 1988 yılında 15 yaşında, Pekdemir
Çiftliği Bayramyeri şubesinde çalışmaya başlayan, Fedayi Ayyıldız
birkaç yıl içerisinde 2. şubenin açılması ile görevine orada devam
etti.
1993 yılında vatani görevini yaptıktan sonra Pekdemir Çiftliğinde
iş hayatına ara verdiği yerden devam etti. Fedayi Ayyıldız 1996
yılında evlendi. 1999 yılında ilk çocuğu Aleyna ,2006 yılında da
ikinci çocuğu Efe Aybars dünyaya geldi.
2000 yılında diğer Pekdemir Kınıklı Alışveriş Merkezinin açılması
ile bu mağazada görevine devam etti. 2000’li yıllarda eleman
alımı, satınalma ve mağaza koordinatörlüğü yaptı. Bu görevini
2013 yılına kadar devam ettiren Fedayi Ayyıldız şu an merkez depo
lojistik yöneticiliği yapmaktadır.
‘‘Şirketimizin Fedayi ağabeyi’’ne sağlıklı ve başarılı daha nice çalışma yılları dileriz.
Kasım-Aralık 2014 11
pekdemir temmuz 2014 11/5/14 6:44 PM Page 14
ROPÖRTAJ
Ona ne desek yakışıyor
Romantik AKTİVİST;
Ediz Hun
BİZ ONU YEŞİLÇAM'IN EN ROMANTİK JÖNÜ BİLİRİZ, AMA
EDİZ HUN'UN PEK ÇOK YÖNÜ VAR. O SADECE AKTÖR DEĞİL,
İŞ ADAMI, SİYASETÇİ, ÜNİVERSİTE HOCASI VE KELİMENİN
TAM ANLAMIYLA BİR AKTİVİST. EDİZ HUN İÇİN "ÇEVRE
MİLİTANI" DEMEK BİLE FAZLA ABARTILI KAÇMAZ.
Yeşilçam’ın Yeşilçam olduğu yıllarda, kimsenin, sinemaya
mendilsiz gitmediği zamanlarda çok ünlüydü. Sonra
televizyon çıktı, sinema geriledi, ama o daha çok ünlendi.
TV’de Sinema kuşağını insanlar dört gözle bekliyordu.
O artık sinemaların olmadığı köylerde bile genç kızların
hayran olduğu aktördü.
Ünü aktörlüğüyle sınırlı kalmadı, sıkı bir çevreciydi ve
bunu meclise kadar taşıdı. Milletvekili olarak, Mecliste
Çevre Bakanı’ndan daha çok çevre konusunda onun sesi
çıktı.
Bunu bilim alanında da sürdürdü. Halen 3 ayrı üniversitede
ders veriyor. Üç binden fazla kaktüsü olan bir koleksiyona
sahip. Eşi Berna Hanım ile çok mutlu, mesut bir hayatları
var. İşte bu aksiyon adamını, Büyükada'daki evinin çatısında çalışırken yakaladık. Sağolsun, bizi kırmadı ve sorularımıza
samimiyetle cevap verdi.
O kadar çok yönünüz var. Size nasıl hitap edelim,
Geldi, “Senin Almanya’da talebe olduğunu duydum, ama
soruya hangi yönünüzden başlayalım bilemiyorum. Tabi,
sinemada senin gibi gençlere ihtiyaç var” dedi. O sıra 22
sizin filmlerinizle büyüdük, ama ben size hocam diyerek
yaşındayım. Ses mecmuası o zamanlar yarışma yapardı.
hitap etmek isterim.
Yarışmalara girdim, yarışmada Ajda Pekkan vardı; Hülya
Siz Ediz deyin, en doğrusu bu! Ne isterseniz onu deyin.
Koçyiğit, Süleyman Turan da vardı. Velhasıl girdik ve ben
Aktörlük sizin için nasıl başladı, tasarladığınız bir şey
birinci oldum. Bana 12.500 liradan 6 filmlik sözleşme
miydi, yoksa tesadüf mü?
imzalattılar. Filmler iş yapmazsa Almanya’ya dönersin
Ben tesadüflere, yeni Türkçesiyle rastlantılara çok
dediler. Ama filmler iş yapınca, devam ettik.
inanan bir insanım. Biz kader diyoruz; alın yazısı, yazgı
Aktörlük, hayatınızı ne kadar etkiledi? Bu etki devam
diyoruz. İyi rastlantılar var, ama ne yazık ki kötü rastlantılar
ediyor mu?
da var. Benimki iyi bir rastlantıydı. Burada, Büyükada’nın
Hayatta hiçbir şeye tutkuyla bağlanmam. Sigarayı da
tepesinde Tepeköy namıyla maruf bir yer var. Babam
bir anda kestim, bıraktım. Sinema da öyle. Beğendiğim
orada bir ev yaptırmıştı, yazları orada geçirirdik.
rol olursa çalışırım, olmazsa çalışmam. Bir başka prensibim
Almanya’da talebeydim. Altmış üçün yazında da yaz tatili
var, başrollerden biri olmak kaydıyla çalışırım. Yoksa
için buraya geldim. O sıra tesadüfen Acar Filmin genel
“baba rolü” gibi öyle eften püften rollerle gelen projelerle
müdürü Sabahattin Sürmeli adında bir zat, beni görmüş.
ilgilenmem. Seksen yaşına da girsem böyle rollere girmem.
12 Kasım-Aralık 2014
pekdemir temmuz 2014 11/5/14 6:44 PM Page 15
dolayı politikadan çekildim.
Sean Connery de yaşlı, ama baba rolleri
oynamıyor. Hatta dünyanın en ilgi çekici film-
Çok fazla yönünüz var. Aktörlük,
lerinden biri Hannibal’dı ve o filmi muhteşem
politikacılık, iş adamlığı ve hocalık. Hangisi
yapan Anthony Hopkins 1937 doğumlu. Clint
sizi daha çok mutlu etti?
Eastwood 82 yaşında, Sean Connery 83; Al
Aktör olmasaydım çok iyi bir bilim adamı
Pacino, Robert De Niro benim yaşımda. Bu
olabilirdim. Belki çok iddialı bir cümle olacak
adamlar hala dünyanın en büyük filmlerinde
ama dünya çapında, kendi branşımla ilgili,
başrol oynuyorlar. Senaristler bunlar için
önemli bir bilim adamı olabilirdim. Bu işe çok
film yazıyor. Bizde senaryo yazmada böyle
meraklıyım. Norveç’te Üniversiteyi zaten ikinci
bir teknik gelişmiş değil.
olarak bitirdim. Üniversiteye başladığım
Senaristler genç de ondan mı acaba?
zaman 35, bitirdiğimde de 41 yaşındaydım.
Kim bilir? Her nedense, belirli bir yaşa
Şu anda da kendi alanımda iyi bir bilgiye
gelmiş aktörlerin, aktristlerin baba olması,
sahip olduğumu söyleyebilirim. Çünkü
anne, teyze, amca olması gerekiyor. Yaşlı
bilimde tevazu olmaz. 34 senedir bu işi
insanların da bir hayatı var. Onların da maceraları var;
düş kırıklıkları, üzüntüleri, acıları var. Bunları kim
canlandıracak?
Siyasete devam etseydiniz, şu an zevk aldığınız
yapıyorum.
Evet, aktörlük, sanatçılık da çok güzel bir şey, ama şu
an yaptığım işten büyük keyif alıyorum.
(Berna Hanımla birlikte fotoğraf teklifimizi kabul ediyor.
hobileriniz, hocalığınızdan da vazgeçmek
Hatta, “Ver elini, hayatım benim!” diyerek
zorunda kalacaktınız değil mi?
kameraya el ele poz veriyorlar.)
Elbette, elbette! Bu yüzden teklifleri,
İzin verirseniz bir soru da Berna Hanım’a
kırmadan geri çevirdim. Sadece Adalar’dan
sormak isterim. Bu kadar popüler bir adamın
değil birçok yerden geldi, teklifler. Ama ben
eşi olmak, hem de sinema aktörlerinin
nezaket çerçevesinde geri çevirdim.
ilahlaştığı bir dönemde, zor olmadı mı?
Bizler tanınan insanlarız, sadece Türkiye
Yok, zor olmadı. İlk zamanlar belki zordu,
sınırları içinde değil, İsrail’de, Suriye’de,
o alışma dönemlerinde. Nereye gitsek
Azerbaycan’da ve diğer çevre ülkelerde de
dikkatler üstümüzde oluyordu ve ben buna
tanırlar. Mesela, Kosova Kültür Bakanı bizi
biraz yabancıydım. O zamanlar zor oluyordu,
Ülkesine davet etti, gideceğiz.
ama şimdiye kadar hiç mutluluğumuza zarar veren bir
Şimdi böyle tanınıyorsanız, insanlar sizin kim
şey olmadı. ‘‘Ediz Bey çok da aktif biri.’’ Evet, evet! Çok
olduğunuza bakmadan, sanatçı yanınızdan dolayı sizi
aktif, ama ben de eskiden çalışma hayatının içindeydim.
koşulsuz seviyorlarsa, siz de onları hangi gruba mensup
diye ayırmadan, kimliğine,
Bize evinizi açtınız, çok
inancına, rengine bakmadan
samimiydiniz, her ikinize de çok
seveceksiniz. Başı örtülü, başı açık
teşekkür ediyorum ve mutlulu-
demeden, onlar beni seviyorlarsa
ğunuzun devamını temenni
ben de onları ayırt edemem. Ben
ediyorum.
hayatımda kimseyi kırmadım. O
yüzden, biraz bu konulardan
Kasım-Aralık 2014 13
pekdemir temmuz 2014 11/5/14 6:44 PM Page 16
İLÇELERİMİZDEN
Tavas
EFELER diyarı;
Doğal güzellikleri,
tarihi zenginlikleri ve
kültürel değerleri ile
Tavas, doğanın eşsiz güzelliklerinin tarihin derin izleri ile buluştuğu, kültürel değerlerin birbirinden
renkli gelenek ve göreneklerle biraraya geldiği köklü ve kadim bir ilçedir.
İlçe sınırları içerisinde bulunan höyük düzenindeki
yerleşimlerden, bölgenin tarihinin Prehistorik Dönem'e
merkezinin bulunduğu yer ise Yarangüme olarak
adlandırılmıştır.
kadar uzandığı anlaşılmaktadır. Yine Tavas Ovası'nın
Tavaslıların bugün dahi memleketlerini eski ismiyle
çevresinde bulunan Tabea ve Heraclea Salbace Antik
adlandırmaları, ağız alışkanlığından ziyade, bu isim ile
Kentleri, yöredeki yerleşimin Hellenistik, Roma ve Bizans
kendilerini özdeşleştirmelerindendir. Anadolu’da
Dönemlerinde etkin bir şekilde sürdüğünü
'yarenlik', 'yoldaşlık' anlamında kullanılan bu kelime,
göstermektedir. Yöre, 12'inci ve 13'üncü yüzyıllarda
aynı zamanda Tavaslı olmayı ifade etmektedir.
Türkmenler'in Karia Bölgesi'ne
Bu memleketin insanları,
yapmış olduğu akınlarla
topraklarına duydukları bağlılık
Türkleşmiştir.
ve yoldaşlık duygusu ile her
İbn-i Batuta ve Evliya Çelebi'nin
kayıtlarında Muğla ve Aydın
koşulda birbirlerinin yanında yer
almayı başarmışlardır.
sınırlarına kadar dayandığı ifade
Sahip olduğu verimli toprakları,
edilen Tavas, adını 13. Asır'da
ve uygun arazi koşulları ile tarih
kurulmuş ve merkezi Hırka Köyü
boyunca birçok medeniyete ev
olan Tavaslıoğlu Beyliği'nden
sahipliği yapan Tavas, bugün de
almıştır. O yıllarda şu andaki ilçe
bu özelliğini devam ettirmektedir.
14 Kasım-Aralık 2014
pekdemir temmuz 2014 11/5/14 6:44 PM Page 17
hissediyorsunuz.
Tavas'a adımınızı attığınız ilk
andan itibaren geçmişin birbirinden
güzel izleri ile karşılaşırsınız. Tarihi
zenginliklerini doya doya
seyredebileceğiniz
ilçe
sokaklarında yürürken, binlerce yıl
ötesine uzanan keyifli bir yolculuğa
çıkarsınız. Yüzyıllar önce yapılmış
Bağ Pazarı, etrafındaki tarihi evleri
ve yüzyıllık ağaçları ile adeta
geçmişin günümüze yansımasıdır.
Tavas'ın önemli simgelerinden olan
Ekonomik açıdan güçlü bir ilçe olan Tavas, aynı zamanda
bağ evleri ile çevrili meydan, Tavas Bağlar Mesireliği
bölgenin ticaret merkezi durumundadır. Tavas'ın
olarak ilçeye gelen herkesi kendisine hayran bırakır.
geçmişten günümüze getirdiği bu potansiyelini daha da
Tavas'ın bir diğer önemli özelliği ise ahşap evlerdeki
yükseklere çıkartmak amacı ile çalışmalarına devam eden
işçiliktir. İlçenin hemen hemen her yerinde görebileceğiniz
Tavas Kaymakamlığı ve Tavas Belediyesi, bu konuda
bu evlerdeki işçiliğin bir
birçok önemli projeyi hayata geçirmektedir. Bu projelerin
eşi, benzerine daha
rastlamanız mümkün
değildir.
Tavas'ın tarihteki yeri
de en az bugünü kadar
ihtişamlıdır. Pek çok
tüccarın Akdeniz'e geçiş
yolunda uğrak noktası
olan ilçe, tarihi hanlarını
günümüze kadar taşımayı
başarmıştır.
Türkiye Tarihi Kentler
tamamlanması ile ilçe, geleceğe güvenle bakacaktır.
Birliği üyesi olan Tavas
Yine ilçe ekonomisi açısından büyük öneme sahip
Belediyesi, Tavas'ın
Yenidere Barajı ile sadece Tavas değil, tüm bölge ciddi
merkezindeki bu tarihi
bir ekonomik avantaj elde etmektedir.
dokuyu gelecek nesillerle
Geçmişin izleri Tarihi Evler ve Hanlar
buluşturmak amacı ile
Tavas'taki birçok tarihi ev ve mekan, geçmişten
çalışmalarına devam
günümüze ilçenin sahip olduğu zenginlikleri ortaya
etmektedir.
koyuyor. Bu güzellikleri, ilçeye girer girmez hemen
Kasım-Aralık 2014 15
pekdemir temmuz 2014 11/5/14 6:44 PM Page 18
GEZİ REHBERİ
Antik dünyanın en önemli merkezlerinden;
Efes Antik Kenti
İzmir İli Selçuk İlçesi sınırları içindeki antik Efes
Kenti'nin ilk kuruluşu M.Ö. 6000 yıllarına, Neolitik Dönem
(Ephesos)
ve bugün 35.000 civarında nüfusa sahip turistik bir
ilçemizdir.
olarak adlandırılan Cilalı Taş Devri'ne kadar inmektedir.
Antik dünyanın en önemli merkezlerinden biri olan
Son yıllarda yapılan araştırmalar ve kazılarda Efes
Efes, İ.Ö. 4000’e kadar giden tarihi boyunca uygarlık,
çevresindeki höyükler (tarih öncesi tepe yerleşimleri) ve
bilim, kültür ve sanat alanlarında her zaman önemli rol
kalenin bulunduğu Ayasuluk Tepesi'nde Tunç çağları ve
oynamıştır. Doğu ile Batı (Asya ve Avrupa) arasında
Hittitler'e ait yerleşimler saptanmıştır. Hititler Dönemi'nde
başlıca kapı durumunda olan Efes, önemli bir liman kenti
kentin adı Apasas'tır. M.Ö. 1050 yıllarında Yunanistan'dan
idi. Bu konumu Efes'in çağının en önemli politik ve ticaret
gelen göçmenlerin de yaşamaya başladığı liman kenti
merkezi olarak gelişmesini ve Roma Devrinde Asia
Efes, M.Ö. 560 yılında Artemis Tapınağı çevresine
eyaletinin başkenti olmasını sağlamıştır.
taşınmıştır. Bugün gezilen Efes ise, Büyük İskender'in
Ancak, Efes antik çağdaki önemini yalnızca büyük bir
generallerinden Lysimakhos tarafından M.Ö. 300
ticaret merkezi olarak gelişmesine ve başkent oluşuna
yıllarında kurulmuştur. Hellenistik ve Roma çağlarında
borçlu değildir. Anadolu'nun eski anatanrıça (Kybele)
en görkemli dönemlerini yaşayan Efes, Asya eyaletinin
geleneğine dayalı Artemis kültünün en büyük tapınağı
başkenti ve en büyük liman kenti olarak 200.000 kişilik
da Efes'de yer alır. Bu tapınak dünyanın yedi harikasından
nüfusa sahipti. Efes, Bizans Çağında tekrar yer değiştirmiş
biri olarak kabul edilir.
ve ilk kez kurulduğu Selçuk'taki Ayasuluk Tepesi'ne
Efes tarihi boyunca birçok kez yer değiştirdiğinden
gelmiştir. 1330 yılında Türkler tarafından alınan ve
kalıntıları geniş bir alana yayılır. Yaklaşık 8 km 2’lik bir
Aydınoğulları'nın merkezi olan Ayasuluk, 16.Yüzyıl'dan
alana yayılan bu kalıntılar içinde kazı, restorasyon ve
itibaren giderek küçülmeye başlamış, 1923 yılında
düzenleme çalışmaları yapılmış olup halen ziyarete açıktır.
Cumhuriyetimizin kuruluşundan sonra Selçuk adını almış
16 Kasım-Aralık 2014
pekdemir temmuz 2014 11/5/14 6:44 PM Page 19
1- Ayasuluk Tepesi (İ.Ö. 3. bine tarihlenen en erken
eserlerin yanı sıra kültürel faaliyetleri ve ziyaretçi
yerleşim ile Bizans Devrine ait, Hıristiyanlık dünyası için
kapasitesi ile de Türkiye'nin en önemli müzelerinden
büyük önem taşıyan St. Jean Kilisesi),
biridir.
2- Artemision (İ.Ö. 9-4. yüzyıllara ait önemli bir dini
Efes Müzesi'nin ağırlıklı olarak bir antik kentin eserlerini
merkez; dünyanın yedi
sergileyen müze olması
harikasından biri olan
nedeniyle kronolojik ve
Artemis Tapınağı)
tipolojik bir sergileme
yerine, eserlerin buluntu
3- Efes (Arkaik-KlasikHellenistik-Roma ve
yerlerine
göre
Bizans Devri yerleşimi),
sergilenmeleri tercih
4- Selçuk (Selçuklu,
edilmiştir. Buna göre
Osmanlı Dönemi yerleşimi
salonlar; Yamaç Evler ve
ve bu yerleşimi barındıran,
Ev Buluntuları Salonu,
bugün önemli bir turizm
Sikke ve Hazine Bölümü,
merkezi olan modern
Mezar Buluntuları Salonu,
kent), Antik Çağda önemli
Efes Artemisi Salonu,
bir uygarlık merkezi olan
İmparator Kültleri Salonu
Efes bugün de yılda
olarak düzenlenmiştir. Bu
ortalama 1,5 milyon kişinin ziyaret ettiği önemli bir turizm
salonların yanı sıra müze iç ve orta bahçelerinde çeşitli
merkezidir.
mimari ve heykeltraşlık eserleri bahçe dekoru içinde ve
Efes'te Avusturya Arkeoloji Enstitüsü'nün çalışmalarının
uyumlu olarak sergilenmektedir. İki büyük Artemis heykeli,
yanı sıra 1954 yılından itibaren Efes Müzesi de T.C. Kültür
Eros başı, Yunuslu Eros heykelciği, Sokrates başı, Efes
Bakanlığı adına kazı, restorasyon ve düzenleme
Müzesi'nin dünyaca tanınmış ünlü eserlerinden bazılarıdır.
çalışmalarını sürdürmektedir.
Efes Müzesi koleksiyonlarında halen yaklaşık 50.000
100 yıldan fazla bir
eser bulunmaktadır. Bu
süredir devam eden bu
sayı her yıl sürdürülen
çalışmalar ile bir yandan
arkeolojik kazılar sonucu
Efes tarihine ve Anadolu
ortaya çıkarılan veya çevre
arkeolojisine yeni boyutlar
halkının bağış yoluyla
kazandıran bilimsel
getirdiği eserler ile
sonuçlar elde edilmekte,
artmakta,
diğer yandan kazılar
koleksiyonları
sonucu açığa çıkarılan
zenginleşmektedir. Bu
önemli yapı ve anıtlar
eserlerin kısa süre içinde
restore edilerek ayağa
bilim dünyasının ve
kaldırmakta ve çevreleri ile
insanlığın hizmetine
birlikte düzenlenmektedir.
müze
sunulması düşüncesiyle Efes Müzesi'nde "Yeni Buluntular
Salonu" oluşturulmuştur.
Efes Müzesi
St. Jean Kilisesi
T.C. Kültür Bakanlığı adına Efes'teki arkeolojik
Bizans İmparatoru Büyük Iustinianus tarafından inşa
araştırmalardan, düzenleme, kontrol ve koruma
ettirilmiştir. Dönemin en büyük yapılarından bir olan, altı
çalışmalarından sorumlu olan Efes Müzesi, Efes ve yakın
kubbeli kilisenin merkezi kısmında, altta, Hz. İsa'nın en
çevresinde bulunan Miken, Arkaik, Klasik, Hellenistik,
sevdiği havarisi St. Jean'ın mezarı bulunmuştur. Kuzeyinde
Roma, Bizans, Selçuklu ve Osmanlı devirlerine ait önemli
hazine binası ve vaftizhane vardır.
Kasım-Aralık 2014 17
pekdemir temmuz 2014 11/5/14 6:44 PM Page 20
GEZİ REHBERİ
Artemis Tapınağı
Dünyanın yedi harikasından biridir. Antik dünyanın
mermerden inşa edilmiş ilk tapınağıdır. Büyüklüğü, 105
x 50 m. ve ön cephesi diğer Artemis (Ana Tanrıça)
tapınakları gibi batıya dönüktür.
Meryemana
İsa'nın annesi Meryemana, İsa öldükten sonra St. Jean
ile birlikte Efes'e gelmiş ve hayatının son yıllarını burada
yaşamıştır.
Meryem Kilisesi
Hz. Meryem adına inşa edilmiş ilk kilisedir.
Saray Yapısı, Stadyum Caddesi, Stadyum ve Gymnasion
Yukarı Agora ve Bazilika
İmparator Augustus tarafından inşa ettirilmiş, resmi
toplantıların ve borsa işlemlerinin yapıldığı yerdir.
Prytaneion
Kentin ölümsüzlüğünü simgeleyen kent ateşinin hiç
durmadan yandığı yerdir. Salonun çevresinde tanrı ve
imparator heykelleri sıralanmıştı. Müzedeki Artemis
heykelleri burada bulunmuş ve daha sonra müzeye
getirilmiştir.
18 Kasım-Aralık 2014
Domitianus Meydanı
Meydanın güneyinde, teras üzerinde
İmparator Domitianus adına Efesliler tarafından
yaptırılmış büyük bir tapınak ve altında Efes
yazıtlar galerisi vardır. Doğuda Pollio Çeşmesi
ve olasılıkla hastane yapısı, kuzeyinde cadde
üzerinde Memnius Anıtı yer alır.
Herakles Kapısı
Roma Çağı sonlarında yaptırılmış olan bu kapı
Kuretler Caddesi'ni yaya yolu haline getirmiştir. Ön
cephesinde Kuvvet Tanrısı Herakles kabartmaları
dolayısıyla bu ismi almıştır.
Hadrianus Tapınağı
İmparator Hadrianus adına, anıt tapınak olarak inşa
ettirilmiştir. Korinth düzenlidir ve frizlerinde Efes'in kuruluş
efsanesi işlenmiştir.
Celcus Kütüphanesi
Hem kütüphane, hem de mezar anıtı görevini
üstlenmiştir. Kitap ruloları, yapı içerisinde, duvarlardaki
nişlerde saklanıyordu.
Agora
110 x 110 m. boyutlarında ortası açık, çevresi portikler
ve dükkanlarla çevrilidir. Kentin ticari ve kültürel
merkeziydi.
Büyük Tiyatro
24.000 kişilik kapasiteyle antik dünyanın en büyük
tiyatrosudur. Çok süslü ve üç katlı sahne binası tamamen
yıkılmıştır.
Liman Caddesi
Efes kentinin limana bağlantısını sağlıyordu. 600 m.
uzunluktaki cadde üzerine kentin Hıristiyanlık Döneminde
anıtlar yapılmıştır.
Tiyatro Gymnasionu
Hem okul ve hem de hamam işlevine sahip büyük
yapının avlu kısmı açıktadır.
Liman Hamamı
Liman Caddesinin sonundaki büyük yapılar grubudur.
Bir bölümü kazılmıştır.
pekdemir temmuz 2014 11/5/14 6:44 PM Page 21
Kasım-Aralık 2014 19
pekdemir temmuz 2014 11/5/14 6:44 PM Page 22
MEVSİMLER
Türkiye’den Sonbahar Manzaraları
Yağmurlu günleri beraberinde getiren, yaprakları sarartan, kışın habercisi sonbahar; insanı hüzünlendirdiği kadar,
kendine has güzellikler de sunuyor. Ağaçların yeşilden sarıya, sarıdan turuncuya ve hatta kimi zaman kırmızıya
büründüğü, göğün çelik grisi renginin göllerin üzerine düştüğü günler muhteşem manzaralar vaat ediyor. Özellikle
fotoğrafçılar ve ressamlar için bulunmaz zamanlar. Türkiye’de en güzel sonbahar manzarasını sunan adresleri bulduk.
Pek çoğu Milli Park statüsünde bulunan, yaprak döken ağaçlar bakımından zengin ormanlık alanlar listeye ağırlığını
koydu.
Ihlara Vadisi
Sadece ağaçlardaki farklı renk tonlarının
peşinde değilseniz, 10 km uzunluğa ve 80
metre derinliğe sahip Ihlara Vadisi, içinde
yer aldığı kanyonla birlikte size farklı bir
manzara sunacak. Hasandağı’ndan çıkan
bazalt ve andezit yoğunluklu lavların
soğumasıyla oluşan çatlaklar ve çökmelerle
meydana gelen bu bölgede dolaşırken,
kayalara oyulmuş barınak, mezar ve
kiliseleri sonbaharın farklı ışığında
göreceksiniz. Vadiyi bir de yukarıdan, bütün
halinde seyretmek isterseniz,
Kapadokya’dan balona binebilirsiniz. Ihlara
Vadisi’ne Nevşehir’den Aksaray’a giderken,
Aksaray’a 11 km. kala sola, Güzelyurt
yoluna dönerek ulaşmanız mümkün.
Kaz Dağları
Tanrıların Dağı olarak bilinen, Çanakkale
ve Balıkesir sınırları içinde yer alan Kaz
Dağları’nın en alçak yeri Edremit Körfezi’nin
kuzey kıyıları, en yüksek yeri de 1774
metrelik Karataş Tepesidir. Yani bölgeye
gittiğinizde hem deniz, hem de orman
manzarası bulacaksınız. Ege’de kışın yaprak
döken ağaçların bol olması, sonbaharı
rengarenk sevenler için bir avantaj. Tertemiz
akan şelalelerin ardında kalan, sarı ve
turuncu yapraklarla donanmış ağaçlarla
karşılaşmak hoşunuza gidecek. Küçükkuyu,
Akçay, Altınoluk ve Güre gibi denize kıyısı
olan bölgelerde konaklamanız mümkün.
20 Kasım-Aralık 2014
pekdemir temmuz 2014 11/5/14 6:44 PM Page 23
Kaçgar Dağları
Kaçkarlar’da manzara sarıya dönmeye
başladı bile. Doğu Karadeniz silsilesinde
bulunan, Türkiye’nin en yüksek dördüncü
dağı olan Kaçkarlar, Karadeniz kıyılarından
itibaren yükselmeye başlıyor. Görkemli
zirveler, şelaleler, berrak göller ve zengin
bitki örtüsü ile her tür sonbahar manzarasını
burada yakalayabilirsiniz. Sislerin ardında
kalan dağlarla karşılaşacaksınız. Kaçkarlar’a,
Artvin-Yusufeli ve Rize-Çamlıhemşin’den
ulaşabilirsiniz.
Yedigöller
Yedigöller bölgesi Sazlıgöl, İncegöl, Küçükgöl,
Deringöl, Büyükgöl ve Seringöl’den oluşuyor.
Sonbahar ve kış mevsiminin en güzel yaşandığı
yerlerden biri. Birçok profesyonel fotoğrafçının
gözbebeği. Ağaçların turuncu ile kızıl arasında
dolaşan rengi, göllerin üzerine düştüğünde
manzaranın seyrine doyum olmuyor. Sabahın
ilk ve akşamın son ışıkları kaçırılmaması gereken
saatler. Yedigöller’e ulaşmak için İstanbulAnkara yolunun Bolu il sınırları içindeki Yeniçağa
Kavşağı’nı döndükten sonra karşınıza çıkan yolu
takip etmeniz gerekiyor. Orman içi
yolculuğunuza, yön tabelaları ile devam
edebilirsiniz. Yedigöller Milli Parkı içinde bir
dinlenme tesisi de var.
Borçka Karagöl
Karagöl, 19. yüzyıl başlarında, bugünkü
Aralık Yaylası’nın yakınlarındaki bir tepenin,
heyelan sonucu derenin önünü
kapatmasıyla oluştu. Anıt sayılabilecek
birçok yaşlı ağaçla çevrili olan bölgede
zengin bitki örtüsünün yanısıra hayvan
çeşitliliğine de rastlanıyor. Özellikle bu
mevsimde gölde yapacağınız sandal keyfi
sırasında ağaçların rengarenk görüntüsünü
seyredebilirsiniz. Artvin’in Borçka İlçesi
sınırları içindeki Karagöl’e, Borçka-Camili
yolunun 2. kilometresinden ayrıldıktan 5
km. sonra ulaşılabiliyor. Karagöl Orman
Misafirhanesi’nde konaklanabilir.
Kasım-Aralık 2014 21
pekdemir temmuz 2014 11/5/14 6:44 PM Page 24
UNUTULAN MESLEKLER
Efelerin olmazsa olmaz aksesuarı;
Körüklü Çizme
Anlı şanlı efelerin vazgeçilmez aksesuarı olan körüklü çizme, efeler diyarı
Tavas’ta hayat bulmaya devam ediyor.
dönüşlere
rağmen
dengesini bozmayan
Tavas
Efesi,
bu
dayanıklılığını büyük
ölçüde körüklü çizmesine
borçludur.
Tabanı kaymayan ve tamamen deriden imal edilen
bu çizmeleri giymek gibi, yapmak da her babayiğidin
harcı değildir.
Tamamen el işçiliği olan körüklü çizme yapımında
Tavas’tan farklı ustalar akla gelir.
Yüzlerce yıllık bir geçmişe sahip olan Efe Kültürü’nü
günümüzde de yaşatmayı başaran Tavas, ‘Efeler Diyarı’
olarak anılmasının hakkını verircesine birbirinden farklı
zenginliklere sahip. İşte bu zenginliklerden biri de Tavas
Efesi'nin olmazsa olmaz aksesuarlarından biri olan
körüklü çizme.
İşlemeli mendili, belindeki kuşağı ve başındaki fesi ile
heybetli bir görünüme sahip olan Tavas Efesi, bütün
bunların yanı sıra toprağa ayak bastığı körüklü çizmesiyle
de göz doldurur.
Kimi zaman aheste adımlar atıp, kimi zaman en zor
22 Kasım-Aralık 2014
Kaynak Denizlili
pekdemir temmuz 2014 11/5/14 6:44 PM Page 25
Kasım-Aralık 2014 23
pekdemir temmuz 2014 11/5/14 6:44 PM Page 26
TEDARİKÇİLERİMİZDEN
3 kuşaktır babadan oğula geçen başarı hikayesi;
Maun Yufka
Tarkan ZIBINCI
Maun Dondurulmuş Unlu Mamüller San.
Tic. Ltd. Şti 1918 yılında KADİR ZIBINCI
tarafından kurulmuş, babadan oğula geçerek
üç kuşaktan beri hizmet vermekte olan TOPAL
KADİR UNLU MAMULLERİ iştirakidir. Simit
ve pastacılık sektöründe 90 yıl, unlu
mamullerde ise 16 yılı aşkın tarihçesi olan
Tarkın ZIBINCI’nın ağzından Maun Unlu Mamüllerini
firma, gelişen gıda teknolojisi ve Pazar
yapısına bağlı olarak 2008 yılı başından
itibaren MAUN (PAYLAŞILAMAYAN LEZZET)
markası ile dondurulmuş unlu mamuller
sektörüne adım atmıştır.
24 Kasım-Aralık 2014
tanıyalım; Maun Unlu Mamulleri olarak hedefimiz ulusal ve
uluslararası pazarda dünya markaları arasında yer alabilmek
ve yöresel ürünlerimizle birlikte tüm müşterilerimizin damak
tadına uygun ürünler üretmek ve sürekliliğini sağlamaktır.
Yeni kurulmuş olan işletmemiz 6000 m2 alana sahiptir.
Ayrıca şu anda mevcut olan tesisimiz 6000 m2 daha
büyümeye elverişli araziye sahiptir.
pekdemir temmuz 2014 11/5/14 6:44 PM Page 27
Türkiye’nin farklı bölgelerinden 23
danish çeşitleri, milföy hamuru ,
ilde bayilere sahibiz. Bayilerimizin
pizza, baklava, börek çeşitleri, mantı,
bulunduğu çevreye yakın illerle
simit, poğaça, taze yufka ve
birlikte yaklaşık 45 ile ürünlerimiz
dondurulmuş yaş pastadan oluşan
ulaşmaktadır.
geniş bir ürün yelpazemiz vardır.
Milföy hamuru üretiminde günlük 12
İşletmemizin bulunduğu Denizli ili
ton
üretim
kapasitesine
ise milli ekonomiye, uluslararası
çıkabilmekteyiz. Tüm üretim
yapıya ve ticarete direkt katkı
hatlarımız çalıştığı takdirde tek
sağlayan turizm sektöründe önemli
vardiyada toplamda 25 ton üretim
bir konuma sahiptir. Denizli’nin
yapabilmekteyiz. Topal Kadir Unlu
uluslararası yapıya sahip İzmir,
Mamuller ve Maun Gıda da toplamda
Antalya gibi kentlere yakın oluşu
220 kişi istihdam etmekteyiz. Hizmet
etkinliğini daha da artırmaktadır.
verdiğimiz
Müşteri portföyümüzü göz önüne
sektöründe kalitede lider olabilmek,
aldığımızda şehrimizin Ege bölgesi
müşteri ve çalışan memnuniyetini
sahil kentleri ile Antalya gibi turizm
sürekli artırmak birinci hedefimizdir.
bölgelerine yakın olması sebebiyle
Ayrıca teknolojiyi yakından takip
ciddi bir Pazar payına sahiptir. Ayrıca
ederek, hijyenik ortamlarda kalite
Maun Gıda olarak 4 senedir
standartlarına uygun ürünler
katılmakta olduğumuz uluslararası
üretmek önceliğimizdir.
unlu
mamuller
Antalya Gıda Fuarı ile EDT EXPO Ev
Sahip olduğumuz yöresel
dışı tüketim fuarıyla birlikte müşteri
lezzetlerimizi korurken, tüm bunların
portföyümüzü
yanı sıra güçlü ARGE çalışmaları
daha
da
genişletmekteyiz.
yaparak alışılagelmişin dışında farklı
ürün lezzetlerini Orta Doğu ve
Üretim tesisimizde kruvasan,
Avrupa’ ya da sunmaktayız.
Kasım-Aralık 2014 25
pekdemir temmuz 2014 11/5/14 6:44 PM Page 28
DENİZLİ’DEN DOSTLAR
Küçük köyün,büyük
adamı
Kadir KAMEROĞLU
Çivril Mağaza müdür yardımcımız Tanju Özmen,
Kadir Kameroğlu ile.
Çok sayıda okul, sağlık ocağı, cami, huzurevi, hastane
ek binası ve Kur’an kursu yaptırdı. Devletten yada
bankalardan tek kuruş kredi almadığı gibi, devlete tek
kuruş borcu yok.
Mütevazı bir ailenin çocuğu olarak Çivril'de dünyaya
gelen Kadir Kameroğlu, 80 yıllık ömrüne ölümsüz eserler
sığdırmış. Ailesinin tek erkek evladı olan Kadir Kameroğlu,
memleketinde terzi çıraklığı ile başladığı iş hayatını, 1969
yılından itibaren kuyumculuk yaparak sürdürdü.
Kapalıçarşı'da altın imalatı ve satışı yaparak büyük bir
servetin sahibi olan Kameroğlu, kendini hayır işlerine
adadı ve çok sayıda okul, sağlık ocağı, cami, huzurevi
hastane ek binası ve Kur’an kursu yaptırdı. İlkokul mezunu
olan Kameroğlu'na, parasal değeri 5 trilyon liranın
üzerindeki hayırları dolayısıyla, dönemin Cumhurbaşkanı
1935 Yılında Çivril’in Çatlar Mahallesinde doğan
Ahmet Necdet Sezer tarafından Devlet Üstün Hizmet
Kadir KAMEROĞLU, maddi imkânsızlıklar nedeni ile
Madalyası verildi.
küçük yaşta hayat mücadelesine başlamıştır. Şapka
dikim ve satımından, perakende kuyumculuk ve toptan
kuyumculuk işine kadar çeşitli işlerde çalışmıştır.
Hayat mücadelesine küçük yaşta başlayan Kadir
KAMEROĞLU, okuyamamanın ezikliğini tüm hayatı
boyunca yaşamış ve içinde bir ukde olarak kalmıştır.
Doğduğu topraklarda yaşayan öğrencilerin okuması
için 4 adet İlköğretim Okulu yaptırarak bugünün
26 Kasım-Aralık 2014
pekdemir temmuz 2014 11/5/14 6:44 PM Page 29
Kameroğlu Çivril halkına hizmet etmekten büyük onur
duymaktadır.
Dedemden aldığım en önemli ders, bir ailenin iyi
ve kötü zamanlarda birarada nasıl tutulacağı, aynı
çatı altında her zaman sevgi ve saygıyla nasıl
yaşanacağıdır. Dedemin evimizin bir köşesine bıraktığı
küçük bir not benim hayat felsefem haline gelmiştir:
‘‘Saraydır bir evde varsa muhabbet, yoksa sayılır
hepsi müebbet’’.
Torunu Nur Kameroğlu.
'Tek kuruş kredi almadım'
Madalyanın kendisine birtakım avantajları yanında
getirdiği protokol sırası dahil olmak üzere hiçbir imkanı
1955 Kadir Kameroğlu ve eşi Nevişet Hanım
gençlerinin aynı sıkıntıları yaşamamaları için mücadele
vermekte ve her fırsatta Çivril’e ihtiyaç duyulması
kullanmadığını ifade eden Kadir Kameroğlu "Hiç vergiden
düşmeden hiç kredi almadan, hiçbir devlet ihalesine
girmeden, şahitlik dahil hiçbir mahkemeye gitmeden,
durumunda Okul yapabileceğini dile getirmektedir. Kadir
Devlet Üstün Hizmet Madalyası aldım. Kendi doğup
Kameroğlu Nevişet Kameroğlu ile evli olup Hüsamettin,
büyüdüğüm topraklara borcum vardı. Borcumu ödediğimi
Alaattin, Aliye ve Adem adlarında 4 çocukları vardır.
zannediyorum" diye konuştu.
Okul, Sağlık Ocağı, Yüksek Okul, Cami yaptırmak dışında
Çivril Endüstri Meslek Lisesi, Huzurevi gibi birçok kurumun
yapımına öncülük yaparak diğer hayırseverlerin Çivril’e
hizmet yapmaları için yönlendirmiş ve Çivril Devlet
Hastanesinin çağa uygun hale gelmesi için maddi ve
manevi önderlik yapmıştır.
Ülkesine yapmış olduğu hizmetlerden dolayı Devlet
Üstün Hizmet madalyasına layık görülmüştür. Kadir
KAMEROĞLU, bu hayırsever çabalarının neticesi olarak
Kameroğlu soyadını taşıyanlar iş hayatında ‘‘sonra
veririm deyip ardından inkar edemezler’’, ‘‘ gelirim
deyip gelmemezlik yapamazlar’’ veya ‘‘yaparım
deyip yapmamak gibi bir yola sapamazlar’’. Bu
soyadına sahip insanlar nereden geldiğini ve aslını
unutumazlar.
Oğlu Adem Kameroğlu
Denizli Tarihinde ilk kez, CUMHURBAŞKANLIĞI Makamı
tarafından 15 Ekim 2002 tarihinde DEVLET ÜSTÜN HİZMET
MADALYASI İle ödüllendirilmiştir. Ülkesine ve doğduğu
topraklara aşık olan, hizmetleri ile bunu kanıtlayan Kadir
İlkokul 4. sınıftaydım. Öğretmenler tango dansı
öğretmek üzere beni de seçtiler. Kızlarla eşleştirip
gramofonla çalınan müziğe uygun olarak dans
edecektik. Pantalonumun dizi yamalıydı bana eş
olarak seçilen kız ‘‘ben dizi yamalı patalon giyen
biriyle dans etmem’’ dedi. Sonraki yıllarda hissetiğim
bu ezikliğin hıncını çıkartmak istercesine çok çalıştım.
Kasım-Aralık 2014 27
pekdemir temmuz 2014 11/5/14 6:44 PM Page 30
DENİZLİ’DEN DOSTLAR
kaçındığı kahvaltısını yaparak güne başlıyor. Kameroğlu
bir gününü şöyle özetliyor. "Bütün zamanımı
memleketime vatanıma ne türlü yardım yapabilirim diye
düşünürek geçiririm. Çivril'den telefonlar gelir. Doktor
yoktur, bildiğim bürokratlarla temas ederim. Öğretmen
eksikliği vardır, ilgili yerlerle temas ederim. Buna benzer
aktiviteler yaparım. Bol bol okurum. Özel şoförüm ve
korumam yok. Evime gider
gazetelerimi okur, televizyon
seyrederim. Eşimle su ve
Gün geldi çok zengin insanlarla yan yana oturup
ahbaplık ettim, gün geldi çok yüksek makamlar
tarafından onurlandırıldım. Ama hiçbir zaman nereden
geldiğimi unutmadım.
'Hizmete devam edeceğim'
Daha ileride gücü yettiğince büyüdüğü topraklara
hizmet etmeyi sürdüreceğini kaydeden Kameroğlu,
sözlerini şöyle sürdürdü: "Mutluluklar paylaştıkça artar;
acılar paylaştıkça azalır. Bu hizmetleri yaparken adeta
okuyamamanın hıncını çıkartıyorum. Okuyamadım,
elektrik faturaları yüzünden sık
sık tartışır, boş akan musluklar
için çok kızarım."
Kadir Kameroğlu’nun hayatını
anlattığı ‘Dostlar Meclisi’
adlı kitap, Mayıs 2009’da
yayınlandı.
Gerçekleştirdiğim sosyal temelli eserlere anamın,
babamın, eşimin ve kendi adımı koymamdaki amaç,
diğer hemşehrilerime örnek olmak ve onların da
benzer şeyler yapmalarını sağlamak içindir.
paramız yoktu. Kalem vardı, defterimiz yoktu. Devlete
resmi müracatım var. 'Çivril'de eğitim ile ilgili herhangi
Kadir KAMEROĞLU’nun kazandırdığı eserler:
bir ihtiyaç olduğu takdirde, tarafımdan yapılacaktır' diye
Kadir Kameroğlu İlkögretim Okulu, 1986
valiliğe dilekçem var. Topraklarıma borcum var, içtiğim
Kadir Kameroğlu Kız Meslek Lisesi, 1988
sulara borcum var. İnsanlara borcum var. Türkiye'me
Nevişet Kameroğlu Ortaokulu, 1989
Çivril'e güzel hizmetler yapmak sevdasındayım. Benim
Nevişet Kameroğlu Aile Sağlıgı Merkezi, 1990
derdim bunlar, gerisi hikaye. VIP salonunu hiç
Rasime Kameroğlu İlköğretim Okulu, 1993
kullanmadım. VIP salonu nerdedir bilmem bile. VIP,
Ali Kameroğlu Merkez Anaokulu, 1993
protokol ne menem şeydir bilmem."
Ali Kameroğlu Camii, 1995
Altıncıların değil hayırseverlerin kralı olduğunu ifade
Rasime Kameroğlu Merkez Anaokulu, 2000
eden Kameroğlu’nun karvizitinde "Hakk'ın rızası için
Kameroğlu Kardeşler Cumhuriyet İlkögretim Okulu, 2005
halkla beraber" yazıyor. Kameroğlu "Beni şimdi
Çevak Anaokulu, 2012
Amerika'ya götürseler zevk almam. Ama gelin Erzurum'a,
Rasime Ana Kameroğlu Camii, 2013
Erzincan'a gidelim, bir okul açalım denilse oraya güle
Nevişet Kameroğlu Kur'an Kursu, 2013
oynaya çocuklar gibi şen giderim" şeklinde konuşuyor.
Kurucusu olduğu ÇEVAK (Çivrillliler Egitim Kültür ve
Sabah namazına kalkarak güne başlayan Kameroğlu
bir saatlik yürüyüşün ardından pahalı olmasından
28 Kasım-Aralık 2014
Dayanışma Vakfı) her yıl 150-200 ögrenciye karşılıksız
burs vermektedir.
pekdemir temmuz 2014 11/5/14 6:44 PM Page 31
Kasım-Aralık 2014 29
pekdemir temmuz 2014 11/5/14 6:44 PM Page 32
SİMGE İNSANLAR
Milli Mücadele’nin simge ismi
Denizli Müftüsü, Ahmet Hulusi Efendi
1800’lü yılların son dilimlerinde dünyaya gelir Ahmet
Hulusi Efendi. İsmini babası Müftü Osman Nuri Efendi
verir. Denizli’de tanınan bir kişi olan Osman Nuri Efendi’nin
oğlu için tek duası, vatanına ve milletine hayırlı bir evlat
olmasıdır. Ancak bu duasının gerçeğe dönüştüğünü
göremeden hayata veda eder.
İlim ve İrfana Adanmış Koca Bir Ömür
Ahmet Hulusi Efendi çocukluğundan ölümüne kadar
geçen süre zarfında babasının yolundan gider. Civar
mahalle çocuklarından farklı olarak ilim ve irfana merak
salar. Zaten il müftüsü bir baba ve devrin en önde
gelenlerinden bir dedenin
torunundan da bu
beklenir. Ahmet Hulusi
sevenlerinin yüzünü kara
çıkartmaz ve kendini
eğitime adar.
Öğrencilikten Hocalığa
İlköğretimini Tekelizade
Bekir Efendi’den alır. Kısa
sürede cesareti ve
zekasıyla hocasının göz
bebeği haline gelen Ahmet
30 Kasım-Aralık 2014
Hulusi, ardından babasının görev aldığı medresede eğitim
hayatına devam eder. Medreseden mezun olmasıyla Ahmet
Hulusi’nin eğitim hayatı sona ermez, tam tersine daha
büyük bir azimle yeni bir ufka doğru yol alır.
Okuduğu medresede hocalığa başlayan Ahmet Hulusi,
çok başarılı olur. Hocalıktaki başarısı O’na meslekte de
ilerlemeyi getirir ve Osmanlı’da yüksek ulema
mertebelerinden biri olan ‘Sahn Müderrisliği’ne getirilir.
Ancak Ahmet Hulusi Efendi’nin yükselmesi bununla sınırlı
kalmaz ve 1885 yılında dönemin Denizli Müftüsü olan
babası Osman Nuri Efendi’nin yanında yardımcı olarak
göreve başlar. Bu görevi
babasının vefatının
ardından da layıkıyla
yerine getirir.
Vatan ve Millet Sevgisi
Hayatı boyunca
çevresindeki insanlar
tarafından sevilen ve
sayılan bir kişi olan Ahmet
Hulusi Efendi, her zaman
vatan ve millet sevdalısı bir
kişi olmuştur.
pekdemir temmuz 2014 11/5/14 6:44 PM Page 33
Denizli halkı, 15 Mayıs 1919 günü
Bayramyeri’nde toplanır. Müftü Ahmet
Hulusi Efendi, Ulu Cami’deki Sancak-ı
Şerifi, asılı olduğu yerden tekbirle
indirerek, caminin etrafında bekleyen
kalabalığın önüne geçer. Kadını erkeği,
yaşlısı genci herkes Ahmet Hulusi
Efendi’nin ardından belediye binasına
ulaşır.
Müftü Efendi’nin tüm Denizli’ye ulaşan
Soluduğu her nefeste ‘Önce vatan’ düşüncesiyle hareket
sesi tarihi bir konuşmanın başlangıcıdır.
eden Ahmet Hulusi Efendi, başarılı hizmet yıllarının
“Muhterem Denizlililer!” diye yankılanan ses daha
ardından 1918 yılında halk, esnaf ve ulema temsilcilerinin
sonra büyük bir coşku ile devam eder. Müftü Efendi,
yaptığı seçimle Denizli Müftüsü seçilir. Kendisine verilen
işgaller karşısında hareketsiz kalmanın din ve devlete
bu görev, tam bir yıl sonra yapacağı konuşmayla tarihe
ihanet olduğunu, silahları, topu ve tüfekleri olmasa da
geçmesine vesile olacaktır.
düşmanın karşısına sapanla taşla çıkacaklarını, İstiklâl
Milli Mücadele Başlıyor;
aşkı, vatan sevgisi ve kalplerindeki iman ile
1919 yılı, yurdun her bölgesinde Milli Mücadele Hareketi
mücadelelerinin sonunda zaferi kazanacaklarını söyler.
temellerinin atıldığı tarih olarak kayıtlara geçer. Artık
Bu uğurda canını verenlerin şehit, kalanların ise gazi
bağımsızlık savaşı başlamak üzeredir. Birinci Dünya
olacağını haykıran Müftü Ahmet Hulusi Efendi, vatanı
Savaşı’ndan mağlubiyetle ayrılan Osmanlı Devleti, bu
düşmana teslim etmek gerektiğini söyleyenlerin ise
yenilginin getirdikleriyle ülke bütünlüğünü koruyamaz
düşman esâreti altındaki kişiler olduğunu söyler.
hale gelmiştir. Ülkenin paylaşılmasını öngören Mondros
Milli Mücadele Ruhu ile Yakılan Kurtuluş Meşalesi
Antlaşması’nın ardından, ‘Vatanımız bütündür,
Müftü Ahmet Hulusi Efendi’nin konuşmasının ardından
bölünemez’ diyen vatanseverler tarafından İzmir Müdâfaa-
bölgede milli mücadele ruhu yeniden uyanır. Ahmet Hulusi
i Hukuk ve Redd-i İlhak Cemiyeti adı altında bir teşkilât
Efendi de bir nefer gibi bizzat çarpışmalara katılır. Yaptığı
kurulur. Bu cemiyete yüreği vatan sevgisiyle dolup taşan
konuşma ile yaktığı Kurtuluş Meşalesi, bölgedeki Yunan
Ahmet Hulusi Efendi de Denizli’den gönderilen delegeler
ilerleyişine set çekecektir.
arasında yer alarak katılır.
İşte Denizli halkını dünyanın dört bir yanına ‘Vatan,
Denizli’de Milli Mücadele Ruhu Uyanıyor
millet ve hürriyet sevdalısı’ olarak tanıtan bu büyük zaferin
Güzel bir bahar sabahı, tüm yurtta fırtınalar koparacak
kahramanlarındandır Ahmet Hulusi Efendi.
acı haber Denizli’ye de gelmiştir. Yunanlılar İzmir’e ayak
basmıştır. Vatanın işgal haberini alan Ahmet Hulusi Efendi
hemen işe koyulur. Müftü Efendi’nin görevlendirdiği
tellallar çarşı ve mahalleleri dolaşarak “Allah’ını, dinini,
vatanını sevenler Müftülük binası önünde toplansın”
duyurusunda bulunur.
Tarihe Geçen Konuşma
Kaynak Denizlili
Kasım-Aralık 2014 31
pekdemir temmuz 2014 11/5/14 6:44 PM Page 34
ESKİMEYEN GELENEKLER
Çal’da 8 asırlık gelenek;
‘Sudan Koyun Atlatma Şenliği’
Denizli'nin Çal ilçesi Aşağıseyit köyünde çobanlar
geçirmeye çalışır. Suyun içine giren ve ıslıkla sürüyü
arasında 8 asırdır sürdürülen "Sudan Koyun Geçirme"
çağıran çobanlar, "elci" olarak adlandırdıkları baş
yarışması yapılır.
koyunun ardından sürülerinin nehri geçerek kıyıya
ulaşması için uğraşır. Sürülerin suya atlaması sırasında
Sabahın erken saatlerinden itibaren şenlik alanında
maniler söylenir, davul, zurna eşliğinde çobanlar motive
başlayan etkinlikler çerçevesinde, kangal köpekleri ve
edilir. Nehri geçmeyi başaran sürülerin çobanları sevinç
koyun sürüleri eşliğinde yapılan yürüyüşle Yörük göçü
yaşarken, geçemeyen sürülerin çobanları ise üzülür.
canlandırılır. Daha sonra Aşağıseyit sınırları içerisinde
bulunan Şehit Kurt Ali'nin mezarı ziyaret edilir. Çal, Çivril
"Türkiye'de sadece Denizli'de yaşatılan bu geleneğin
ve Baklan ilçelerinden 50 çobanın sürüleriyle katıldığı
UNESCO Dünya Kültür Mirası Listesi'ne alınması için 3
yarışmada, çobanlar "sadakat" ve "sevgilerini"
yıl önce başvuruda bulunuldu. UNESCO listesine girilirse,
göstermeleri için koyunlarını Büyük Menderes Nehri'nden
İspanya'daki boğa güreşleri gibi dünyada bilinirliğini
32 Kasım-Aralık 2014
pekdemir temmuz 2014 11/5/14 6:44 PM Page 35
arttırmak için çalışılacak. Bu gelenekle Çal'da turizmin
gerçekleştirmeyeceğini düşündüğü bir görev vermek ister
canlandırılması hedefleniyor. Etkinliğe katılan UNESCO
ve evlenmeleri için 'koyunlara 3 gün boyunca tuz
Milli Komisyonu yetkilileri, gözlemlemek, yapısını görmek
yedireceksin ve Büyük Menderes Nehri'nden su içirmeden
ve dikkatli sunum yapabilmek adına etkinliği takip
ettiklerini ifade ederek, "Yerel kültürlerin UNESCO Dünya
Miras Listesi'ne alınması için belli aşamalardan geçmesi
gerekiyor. Kültürün öncelikle yerel ve ulusal envanterinin
çıkarılması lazım. Dünya mirası listesine alınma aşaması
bu iki envanterin ardından geliyor. Sudan koyun geçirme
geleneği yerel envantere başarıyla kaydedilmiş, ikinci
aşamayı geçmiş ve son aşamadadır" dediler.
karşıya geçireceksin' şartını koşar. Şartı kabul eden çoban,
imkânsız gibi görüneni başarır ve koyunları su içirmeden
nehirden geçirir. Oğuz beyi, şartı yerine getirmesine
rağmen kızını çobana vermez, bunun üzerine kızı
hastalanarak yatağa düşer ve ölür. Bey tarafından yöreden
kovulan çoban ise ömrünü kaval çalarak dağlarda geçirir.
Bu olaydan çok etkilenen yöre halkı, büyük aşka olan
saygılarını göstermek amacıyla her yıl kendi aralarında
sudan koyun geçirme yarışması düzenler."
Yarışmada dereceye giren çobanlara çeşitli hediyeler
verilir.
Aşağıseyit köyünde her yıl düzenlenen yarışmaya
ilham olan efsane ise şöyle:
"Karakoyunlu aşiretinden bir kişi, Çal yöresine yerleşen
Oğuz beylerinin birine çoban olur. Yörede kısa sürede çok
sevilen çoban, beyin kızıyla aralarında gelişen aşk üzerine,
beyden kızını ister. Kızını vermek istemeyen bey, çobana
Kasım-Aralık 2014 33
pekdemir temmuz 2014 11/5/14 6:44 PM Page 36
İÇİMİZDEN BİRİ
Anadolu’nun sesi, türkülerin efendisi
ADNAN
KOPARAN
26/12/1969 tarihinde Denizli’nin Çal İlçesi, Dağmarmara
Denizli’ye döndü. O
Köyünde Doğdu. İlkokul’u doğduğu Köy’de bitirdi. Mezun
dönemlerde en büyük
olduktan sonra öğretmeninin yardımı ile yatılı öğretmen
hayali olan Özay
okulunu kazandı. Fakat maddi imkansızlıktan dolayı okula
Gönlüm’ün YAREN’ini
gidemedi.
sahnede çalmaktı. Fakat
11 yaşında iken ağabeyinin almış olduğu cura ile müziğe
bunu gerçekleştiremedi.
başladı. Kimsenin yardımı olmadan, hocası olmadan
Kendi bölgesinde
yöre türkülerini araştırmaya başladı. Bu birikimini uzun
bir süre çalıştıktan sonra 1996 yılında kaset’e dönüştürdü
ve “CEZAYİR” adı altında ilk kasetini çıkarttı. 1999 yılında
“MEDİNE KIZ”, 2000 yılında “BEDİDEM”, 2004 yılında
“DAĞLAR DUMAN OLMADAN GEL” albümlerini çıkarttı.
Bu çalışmalarının dışında 26 kaset yapımına yönetmenlik
yaptı ve bağlama çaldı. Yurtiçi ve yurt dışında 250’nin
üzerinde konser verdi.
Müzik hayatında hiç hocası olmadı. Bu günkü durumuna
etkilenme ve duyumla çalışarak geldi. Etkilendiği
sanatçılar; Orhan Gencebay, Özay Gönlüm, Nuray Hafiftaş
bağlama çalmayı öğrendi. 14 yaşında düğünlerde çalıp
ve Bedia Akartürk.
söylemeye başladı. 1986 yılında Denizli’ye gitti. Denizli
2006 yılında kendisine ait stüdyoda çoğunluğunun
Belediye Konservatuar’ına kaydını yaptırdı. Fakat oradan
kendi bestelerinden oluşan “RASGELE” adlı albümünü
verim alamadığı için ayrıldı. Sonra çalışmalarını yine kendi
hazırladı. Murat Akman ve Ali Avaz prodüktörlüğünde
çabaları ile devam ettirdi. O yıllarda Orhan Gencebay ve
beşinci kasetini
Özay Gönlüm’ün bağlamalarından çok etkilendi. Onların
çıkarttı. Halen
yolundan müzik çalışmalarına yön verdi. 1987 yılında
Denizli’de kendi
Denizli’de yapılan, 150 kişinin katıldığı ses yarışmasında
stüdyosunda
birinci oldu. 1989 yılında ilk orkestra’sını “ORKESTRA
çalışmalarına
CANLAR” adı altında kurarak profesyonel müzik hayatına
d
başladı. 1 yıl çalıştıktan sonra askere gitti. Askerlik görevini
etmektedir.
Erzurum Subay Ordu Evi’nde tamamladı. 1991 yılında
34 Kasım-Aralık 2014
e
v
a
m
pekdemir temmuz 2014 11/5/14 6:44 PM Page 37
Kasım-Aralık 2014 35
pekdemir temmuz 2014 11/5/14 6:44 PM Page 38
ESKİMEYEN KÜLTÜRLER
2. Mahmut’tan beri süregelen geleneksel etkinlik;
Deve Güreşleri
Ülkemizde geleneksel olarak sürdürülen deve güreşlerinin, ilk defa bundan iki yüzyıl kadar önce
Aydın ilimizin İncirliova ilçesine bağlı Hıdırbeyli köyünde yapıldığı söylenmektedir. Ancak A. Münis
Armağan’ın Batı Anadolu Tarihinde İlginç Olaylar adlı kitabında “Develerin Sonu” bölümünde II.
Mahmut döneminde Tire ve civarında deve güreşlerinin yapılmakta olduğu belirtilmektedir.
Günümüzde daha ziyade Aydın ilinde görülen deve
güreşleri, Ege Bölgesi’nin (İzmir, Manisa, Muğla, Denizli)
birçok il, ilçe, kasaba ve köylerinde yapıldığı gibi, Marmara
Bölgesinde (Balıkesir ve Çanakkale), Akdeniz Bölgesinde
(Burdur, Isparta ve Antalya) ve diğer bazı illerimizde de
yapılmaktadır.
Deve güreşlerinin kendine özgü geleneksel kuralları
varsa da yörelere göre bazı değişiklikler göstermektedir.
Deve güreşleri tek hörgüçlü dişi ‘yoz’ develer ile ‘buhur’
adı verilen çift hörgüçlü erkek develerin çiftleşmesinden
meydana gelen ve ‘Tülü’ adı verilen erkek develer arasında
yapılır. Bu develer güreş devesidir. Güreş develeri soydan
gelir; yani güreş yapan develerin ataları da güreşçi
develerdendir.
Güreş develeri özel bir biçimde itinayla yetiştirilir ve
güreşe hazırlanır.
36 Kasım-Aralık 2014
Güreşler tülülerin kızmaya başladığı kış aylarında yani
Aralık, Ocak, Şubat ve Mart aylarında yapılır.
Güreşen her devenin mutlaka bir adı vardır. Bu adlar
sahipleri tarafından verildiği gibi, güreş anında yaptığı
hareketlerden ve oyunlarından dolayı seyirciler tarafından
da verilir. TV’nin sevilen dizilerinin kahramanları da
develere isim olarak verildiği görülür. Birkaç deve ismini
vermemiz konuya açıklık getirecektir; Kolombo, Dozer,
Şahintepesi, Gezer, Sarızeybek, Yörükali, Almanyalı,
Ceylan, Felek, Ali Tülü, Talancı, Karka Kartalı, Suat, Zümrüt,
Menderes, Fırat, Takmakol, Şoför, Civan, Karamurat,
Yarımdünya ve benzer.
Güreş develerinin ismi Havut denilen semerin arkasına
konulan süslü bir beze yazılır. Bu beze Peş denir. Bu
yazıların altına mutlaka Maşallah yazısı yazılır.
pekdemir temmuz 2014 11/5/14 6:44 PM Page 39
Güreşlerden bir gün önce güreşlere katılmak için develer
geleneksel biçimiyle süslenir. Davul zurna eşliğinde şehir
içinde defile yürüyüşü yaptırılır. Ayrıca cadde ve
sokaklarda gezilir. Bu görülmeye değer bir olaydır. Şehre
geldiğinizde bir yandan davul zurnanın çaldığı zeybek
havalarını, diğer yandan develerin yürüyüş esnasında
üzerlerine takılan zil ve çanların çıkardığı sesleri duyarsınız.
Develerin süslü hali ayrı bir güzelliktir. Onları seyretmeye
doyamazsınız. Şehir bayram yerine döner.
Kahvehanelerin önlerinde ise mahşeri bir
kalabalık vardır. Deve güreşlerinin
meraklıları ordadır, güreşecek develer
hakkında hararetli konuşmalar vardır.
Başlarında köşeli kasket, boyunlarında
poşu ve körüklü çizmeli deve sahiplerini
veya buna özenerek, bu gün için giyinen
güreş severler hemen dikkatinizi çekerler.
Güreş Günü
Sabahın erken saatlerinde halk akın
akın güreş alanına gelmeye başlar. Bir
kısmı güreşlerin yapıldığı sahada yer
kapmaya, bir kısmı da güreş alanı dışında
aileleriyle birlikte oturacağı yeri
ayarlamaya başlarlar. Mangallar yakılıp
yiyecekler açılır, etler pişirilmeye başlanır.
Saat 9.00-10.00 civarında güreşlerin
yapıldığı yerde saha içi ve saha dışı
tamamen güreş meraklılarıyla dolmuştur. Ayrıca saha
dışında seyyar satıcılar da yerlerini almışlardır. Envayi
çeşit yiyecekler, içecekler, hediyelik eşyalar tezgahlara
düzenli bir şekilde konmuştur. Bu arada yörenin davul ve
zurnacıları çalmaktadırlar. Müziğin namelerine kapılıp
aşka gelenlerde zeybek oynamaktadırlar.
Bu curcuna devam ederken hoperlörden güreşlerin
başladığı, güreşecek develerin adları anonsu duyulur.
Saha dışındaki hareketlilik ve canlılık bu sefer saha içine
girmiştir. Deve sahipleri sarvanlarıyla birlikte develeri
saha içine getirirler, develer saha içinde bir tur atarlar
daha sonra güreşler başlar.
Mikrofonda develerin isimlerini anons eden Cazgır’ın
sesi duyulur. Cazgır, develer için methiyeler söyler,
kendisine has usulü ve kafiyeli şiirleriyle güreşlere renk
katar. Cazgır, yağlı pehlivan güreşleri gibi deve güreşlerinin
de en önemli ve renkli kişisidir. Güreşleri, spor spikeri
gibi anlatmaya çalışır.
Deve güreşleri, düzenleme komiteleri, güreşlerle ilgili
olarak hakem kurulu (Baş hakem, orta hakem ve masa
hakemi) yeteri kadar urgancı (ipci), güreş develerinin
ağızlarını bağlamak üzere ağız bağlayıcılar ile ağız bağı
kontrolcusu görevlendirilir.
Deve Güreşleri Ayak, Orta, Başaltı ve Baş olmak üzere
dört katagoride yapılır. Galibiyetler: 1-Kaçırtarak 2Bağırtarak 3-Yıkarak elde edilir.
Develerin güreşlerde yaptıkları oyun
adlarından bazıları şunlardır: Bağ, Çengel,
Çatal, Makas, Kol Atması, Muşat Çengel,
Tam Bağ, Yarım Bağ, Düz Çengel, Tekçi,
Kol Kaldırma
Güreşlerin heyacanını artırmak için,
değişik oyunları yapan develerin birbiriyle
eşleştirilmesine özen gösterilir. Her deve
kendi sınıfındaki tülüyle güreşir. Sağdan
güreşen develere sağcı, soldan güreşen
develere solcu, ayak oyunları yaparak
rakiplerinin ayağına çelme atarak oturan
develere çengelci, rakiplerinin başını
göğüsünün altına alıp oturan deveye
bağcı, rakibini yıkmak ve kaçırmak için
yanyana gelip ittiren ve başıyla ayaklarını
yoklayan develere tekçi denmektedir.
Galip gelen deve gururla dört ayağını
bir araya getirmek suretiyle böbürlenerek
seyirciyi selamlar. Ödül olarak halısını alır ve sahayı terk
eder. Yenilen devede mahcubiyet ve suskunluk görülür.
Genellikle Ege Bölgesi’nde kışın yapılan deve güreşleri,
Ege’nin kış şöleni haline gelmiştir.
Kasım-Aralık 2014 37
pekdemir temmuz 2014 11/5/14 6:44 PM Page 40
BALKANLAR
Balkanlar’da Osmanlı İzleri:
Osmanlının yetimi;
Bosna-Hersek
Bosna-Hersek Devleti tarihin eski devirlerinden beri
Türkleri, Balkanlar’a ilk ayak basan Türklerdir. 4. yüzyıldan
dünya sahnesinde yer almasına karşın, bağımsız bir devlet
itibaren başlayan bu ilerlemeleri Orta Asya’daki diğer
olarak tanınması 1992 yılında gerçekleşmiştir. Bosna-
Türk boyları izlemiştir. İskitler, Batı Hunları, Avarlar,
Hersek, yakın geçmişte eski Yugoslavya Federasyonu’nu
Harlar, Bulgarlar, Gagavuzlar, Peçenekler, Kumanlar,
oluşturan altı cumhuriyetten birisiydi. Bağımsızlık
Avrasya ekseni üzerinde batıya hareketle Karadeniz’in
ilânından sonra Yugoslavya topraklarında uzun süreli bir
kuzeyinde, Tuna Havzası’nda, Balkanlar’a kadar yayılan
iç savaş yaşanmıştır. 1995 yılında Dayton Barış
ve hakimiyet kuran Türk kavimleridir.
Antlaşması’nın
Bu topluluklar
imzalanması ile
bölgenin etnik,
uluslararası himaye
sosyal ve kültürel
altına alınarak
yapılanmasında ve
yönetilen kendine
gelişiminde önemli
özgü bir ülkedir.
bir
Bosna-Hersek’i
sahiptirler. Fakat
oluşturan
iki
bu toplulukların
yönetim birimi
azınlıkta kalmaları
etkiye
(entite), ağırlıklı olarak Boşnak ve Hırvatların yaşadığı
ve gittikleri bölgelerin dinlerini benimsemeleri,
Bosna-Hersek Federasyonu (FBiH) ve Sırpların yaşadıgı
kaybolmalarına neden olmuş ve daha sonraları Slav
Sırp Cumhuriyeti (RS)’dir.
toplulukları olarak anılmışlardır. Türkler 14. yüzyılın
Bosna-Hersek’te Osmanlı-Türk İzleri
ortalarından itibaren Balkan coğrafyasına damgalarını
Balkanlar’daki Türk varlığı, Hun Türklerine kadar
vurmuşlardır. Osmanlı İmparatorluğu’nun, Balkan
dayanmaktadır. Hazar Denizi’nin kuzeyinde yaşayan Hun
topraklarındaki hakimiyet süreci yaklaşık 500 yıl
38 Kasım-Aralık 2014
pekdemir temmuz 2014 11/5/14 6:44 PM Page 41
olarak adlandırmışlardır. Günümüze değin, Balkanlar’daki
Müslümanlar, Hristiyan toplumlar tarafından Türk olarak
anılırlar.
Bosna’da mevcut yaygın bir söylem şöyledir; Bosna’da
yaşayan Hırvatlar için Hırvatistan, Sırplar için Sırbistan,
Boşnaklar içinse Türkiye “rezervna zemlja” (alternatif
ülke) konumundadır. Bosna ve Sancaklılar tarihsel süreç
içerisinde, her daim Türkiye’ye derin güven duyguları
beslemişlerdir. Osmanlı’nın Balkan topraklarından
çekilmesinden sonra, 1878-1970 yıllarına kadar 3 büyük
göç dalgası şeklinde, yüzbinlerce Boşnak, ikinci
anavatanları olarak benimsedikleri Türkiye’ye göç
sürmüştür. Bu uzun tarihsel dönem boyunca Müslüman-
etmişlerdir. Türkiye’ye göç eden Boşnaklar, Edirne’den
Türk kültürüne ait önemli eserler inşa edilmiş, değerli
Erzurum’a, İzmir’den Adana’ya kadar neredeyse, tüm
tarihi ve kültürel hazineleri miras olarak bırakmışlardır.
Anadolu topraklarına yerleştirilerek, beraberinde
Bölgede yaşayan Müslüman halkların yanında
getirdikleri tarih, folklor, sanat ve kültür zenginlikleri ile
gayrimüslim halklar da bu zengin kültürden
Anadolu’nun kültürel yaşamına ciddi katkılar
faydalanmışlardır. Balkan toprakları, sınırlarımız dışında
sağlamışlardır. Dikkat edilmesi gereken bir husus da
ve farklı coğrafyada olsa da, Osmanlı İmparatorluğu
şudur ki, “etkileşim”, “empoze”ye dönüşmemiştir. Doğal
döneminden başlayarak, Türk izlerini ve ruhunu en derin
olarak bu etki, halkların kimliklerine, toplumsal ve kültürel
şekli ile yaşayan bölgelerden birisidir. Balkanlar’da yakın
yaşamlarına, şehirlerin yapısına yansır.
zamanlara değin hangi ırktan olursa olsun bir kimsenin
şehirli sayılabilmesi Türkçe bilme şartına bağlıydı.
Değişik Slav toplulukları Bosnalı, Sancaklı, Makedon,
Arnavut, Hırvat, Sırp ve diğer bölgelerden Slav kökenli
topluluklar 1389-1460’lı yıllardan sonra, Türkler üzerinden
Müslümanlık dini ile tanışmışlar, sevmişler ve doğaldır
ki, Türk kültürü ile tanışınca, Türk kültüründen
etkilenmeye başlamışlardır. Müslüman olmayan, Hristiyan
kalan diğer Slav toplulukları da, Müslüman olanları Türk
Kasım-Aralık 2014 39
pekdemir temmuz 2014 11/5/14 6:44 PM Page 42
BALKANLAR
“Osmanlı İmparatorluğu’nun yetimi Bosna-Hersek’e
hoş geldiniz”
Osmanlı İmparatorluğu fethettiği Balkan topraklarında
camiler, medreseler, yollar, köprüler, hanlar, hamamlar,
bezistanlar, kütüphaneler, sebiller gibi konut, dini ve sivil
mimari yapılar inşa ederek imar çalışmalarına büyük
önem vermiş, hüküm sürdüğü topraklarda arkalarında
büyük eserler bırakmışlardır. Osmanlı İmparatorluğu
mimarlığa, sosyal, ekonomik ve toplumsal değişimlerin
lokomotifi olarak bakıyordu. Bu kültürel mirasa sahip
eserler, 500 yıl boyunca hüküm sürmüş bir medeniyetin
izlerini taşımış, halkların yaşamlarında büyük tarihi
gelişmelere tanıklık etmiş, Osmanlı-Müslüman kompozit
kültür tarihinin mozaiğini
temsil etmişlerdir. Balkan
topraklarına yapılan
ziyaretlerde gezilen her bölge
veya şehirde Osmanlı
İmparatorluğu’ndan kalma eser
ve yapılar ile karşılaşmak
mümkündür. Karşılaşılan
yapılar sadece bir dönemin
mimari kalıntıları değil, aynı zamanda halkların yaşam
biçimleri, davranışları, dini inanışları ve kültürel mozaiğin
temsilidir. Balkanlar, Osmanlı medeniyetinin sergilendiği
bir “vitrin” misyonu taşıması ve serhat coğrafyası
niteliğinde olması sebebiyle ayrı ve özel bir öneme
sahiptir. Bosna, bölgede Osmanlı Devleti’nin bir kalesi
durumuna gelmiştir ve Bosna-Hersek, Osmanlı Devleti’nin
Rumeli’de, Balkanlar’da Türk-İslam medeniyetiyle en
köklü şekilde bütünleşen bir yöresi olma niteliğini
kazanmıştır.
Osmanlı İmparatorluğu, fethettiği ve egemen kaldığı
topraklarda yaşayan halkların kültürlerinden birçok değeri
almış, güzel olanı seçmek becerisi ile yorumlayarak ve
kendi tarzları ile harmanlayarak yeni özgün tarzlar
üretmişler, hakim oldukları halkları da kendi tarzları ile
40 Kasım-Aralık 2014
etkilemişlerdir. Balkan topraklarından 1463 yılında Fatih
Sultan Mehmed tarafından fethedilen Bosna Hersek’te,
Osmanlı İmparatorluğu’nun çekilmesinden günümüze
değin yaşanan süreçte, bunca uzun zamana ve yaşanan
savaş, soykırım, vicdanların acımasızlığı, baskı gibi
olumsuzluklara rağmen, Türk izlerini silmeye çalışan
grupların zarar verme çabalarına karşın, ayakta kalan
kültür mirasının korunması her şeyden önemlisi insanlık
tarihi açısından büyük önem taşımaktadır. İnsanların
sadece Müslüman-Türk eseri olmaları sebebiyle, birçok
şehrin sembolü olan tarihi yapıları yok etme çabalarını
anlamak mümkün değildir.
Nesilden nesile süregelen gözbebeği niteliğindeki
yapıları sahiplenme bilinci içerisinde en sağlıklı şekli ile
koruma geleneği sayesinde Balkan toprakları üzerinde
mevcut bölgelerde, şehirlerde, sokaklarda dolaşırken
kişide Anadolu’nun herhangi bir köşesinde geziyor olma
-bulunma hissi uyanmaktadır. Saraybosna’nın Başçarşı
denilen Osmanlı İmparatorluğu’nun tarihi figürlerini
taşıyan merkezi, kendi kendinize “yanlışlıkla Bursa’ya
mı geldim?” şeklinde bir soru sormanıza neden olabilir;
Gazi Hüsrev Bey ve Fatih camilerini gezerken ise
İstanbul’da geziyor olma hissine kapılabilirsiniz. Farklı
mekânlar, farklı coğrafyalar olmalarına karşın, mevcut
eserlerdeki ruh ve mananın aynı olması yaşanan hislerin
nedenini teşkil edebilir.
pekdemir temmuz 2014 11/5/14 6:44 PM Page 43
Kasım-Aralık 2014 41
pekdemir temmuz 2014 11/5/14 6:44 PM Page 44
DENİZLİ’DEN LEZZETLER
Avrupa'nın bile vazgeçemediği üzüm;
ÇAL KARASI
Sofralık ve kurutmalık olarak tüketilen, adını yetiştirildiği ilçeden alan
‘‘Çal Karası’’ üzümü, Almanya, Litvanya, İngiltere, Hollanda gibi Avrupa
ülkelerinde markasıyla aranan bir üzüm haline geldi.
ürünlerle işlenerek
kullanılıyor.
Çal İlçesinde 206 bin
dekar bağ alanı bulunur.
1971 yılından günümüze
‘‘Çallıların
‘‘Çallıların bu
bu kadar
kadar akıllı
akıllı olmasının
olmasının sırrı
sırrı ,,
Çalkarası’ndan yapılan pekmezdir’’ denir.
Denizli genelindeki çekirdekli bağ alanlarında Razaki,
Çal Karası, Ekse Karası, Kalecik Karası gibi üzüm çeşitleri
yetiştiriliyor.
Çal Karası'nın büyük bir kısmı Çal'da yetiştiriliyor.
Ekonomisi tarıma dayalı Çal ilçesindeki dikili alanların
yüzde 51'i bağlarla kaplı. Doğal şartların uygun olması
sebebiyle bağcılık, yöre halkının uzun yıllardır geçim
kaynağı olmuştur. Bugün yöre bağlarında 36 farklı çeşit
üzüm yetiştirilmekte olup en önemlisi yöre adıyla anılan
Çal Karası'dır. Bunun yanında kasım ayına kadar hiç
bozulmadan kalan Sultaniye cinsi üzüm yöreye has önemli
türlerdendir. Yetiştirilen üzümler özelliklerine uygun
olarak sofralık, kurutmalık, pekmezlik, sirkelik gibi
42 Kasım-Aralık 2014
kadar Çal üzümünün
sesini
dünyaya
duyurmak için festivaller düzeniyor. Festival ilçenin
ismiminin duyurulmasında amacına ulaştı. Çünkü ismini
ilçeden alan Çal Karası, Almanya, Litvanya, İngiltere,
Hollanda, Fransa gibi Avrupa ülkelerinin aranan üzümü
oldu.
Çal Bağbozumu Şenlikleri 21-22-23 Eylül tarihlerinde
yapıldı. Şenlikler nedeni ile binlerce Çal'lı üç gün boyunca
ilçemize akın ederken, şenlik alanı doldu taştı.
İzmir ve Denizli’ den gelen ekiplerce folklor ve Halk
Oyunları gösterilerinin de sergilendiği şenliklerde, üzüm
çiğneme yarışması eğlenceli anlara sahne olurken, havai
fişek gösterileri katılımcılar tarafından ilgiyle izlenildi.
pekdemir temmuz 2014 11/5/14 6:44 PM Page 45
Kasım-Aralık 2014 43
pekdemir temmuz 2014 11/5/14 6:44 PM Page 46
UZAK DİYARLAR
Gittim,
gördüm,
sizlerle
paylaşmak
istedim...
Fotoğraf ve yazı:
Yusuf YILDIRIM
Kars
Serhat Şehri;
Kars İli, Kültürel yönünden köklü temellere dayanmaktadır. M.Ö. 9000 yılına kadar
uzanan tarihi geçmişi üzerinde bir çok uygarlıklar hüküm sürmüştür. Bunların izleri
günümüze kadar gelmektedir. Anadolu’ya açılan kapı özelliğini taşıması bakımından, Saka
İskit devrinden günümüze kadar bir kültür çizgisi çizmektedir.
Türk Tarih ve Edebiyatının büyük kaynaklarından Dede Korkut Hikayelerinin yayılışı,
Kars topraklarından olmuştur.
Gelenek-görenek, halk hikayeciliği, maniler, türküler, ozanlık geleneğinde Kars’ta
görülen zenginlik, bu gün Türkiye’nin hiçbir İlinde görülmemektedir. Bu zenginlik Kars’ın
eski bir yerleşim merkezi olması, çeşitli kavimlerin çeşitli zamanlarda bu bölgede yaşaması
dolayısıyla oluşmuştur.
44 Kasım-Aralık 2014
Taş Evler
Kars Kalesi
Kars 1878-1918
yılları arasında 40 yıl
süreyle Rus işgali
altında kalmış bu
dönemde ‘‘Baltık
Mimarisi’’ tarzı ile
pekçok bina inşa
edilmiş. İşgal
döneminde resmi
daireler olarak
kullanılan çok sayıda
binanın şehrin her
tarafındaki varlığı
bizi çok şaşırttı.
1153 yılında Saltuklular
tarafından yaptırılmış olan
Kars kalesi şehrin tamamını
gören bir tepede kurulmuş. 3
farklı kapısı bulunan kalenin
dış surları 27 km. imiş.
Kaz Eti
Kars’ta yöresel yemek
sorduğumuzda kaz eti
tavsiye edildi. Ancak
biz bu gezimizde
kaz eti yiyemedik.
Çünkü kazın kar
yemesi gerekiyormuş,
yani kazlar kış
aylarında kesilip yine
o dönemde
tüketilirmiş.
pekdemir temmuz 2014 11/5/14 6:44 PM Page 47
Subatan Anıtı
Kars’tan Ani Harabelerine
giderken, Subatan
köyünde gördüğümüz bir
anıt dikkatimizi çekti. Bir
annenin cepheye giden
oğluna ‘‘Şehit yada gazi
olması’’ öğüdünün yer
aldığı bir kitabe ve Ermeni
mezalimini simgeleyen
anıt, 1918’de Subatan
Köyü’nde Ermeniler
tarfından katledilip toplu
mezara konan 570 şehit
için yapılmış.
İshak Paşa Sarayı
Ağrı Dağı’nın yakınlarında bulunan İshak Paşa
Sarayı’nın yapımına 1685 yılında başlanmış
olup, bir asır sonra 1785’te tamamlanmış.
Yaklaşık 8000 m2 alan üzerine kurulu sarayda
Kars Balı ve Kaşarı
Kars balı, yörenin çiçek
florasının zenginliği ve
Kafkas arılarının üretimi
olması dolayısıyla çok
meşhurdur. Geniş yayla ve
meralardan dolayı
hayvancılık ta çok yaygın.
116 oda varmış. Selçuklu ve Osmanlı mimari
tarzlarını yansıtan sarayda, görevliler
yaptığımız sohbette yerli turistlerin ortalama
yarım saat kalıp, gezip ayrıldıklarını buna
karşın yabancı turistlerin bütün gün kalıp,
yapıyı ayrıntısıyla incelediklerini söylediler.
Ani Harabeleri
Uzun yıllardır gidip görmeyi planladığım yerlerden biri olan Ani Harabelerine nihayet bu
yaz gidebildim. Kars il merkezine 48 km. uzaklıkta olan harabeler Ermenistan sınır
noktasında yer alıyor. ‘‘Mabetler kenti’’ olarak isimlendirilen antik kentin tarihi M.Ö.
3000’li yıllara kadar uzanıyormuş. Tarih boyunca, Urartular’dan Araplara kadar pek çok
medeniyete ev sahipliği yapan kent, İpek Yolu üzerinde kurulmuş. Önemli bir ticaret ve
konaklama şehriymiş. Türkiye ile Ermenistan sınırını oluşturan Arpaçay nehri, harabelerin
hemen bitiminde yer alıyor. Pek çok eserin halen toprak altında olduğu düşünülen kentin
surları o kadar stratejik mantıkla yapılmış ki, surların aşılıp kaleye girilmesi nerdeyse
imkansız hale gelmiş. Orijinali 5 km. civarında olan surların büyük bölümü yıkılmıştı.
Zaman içerisinde kente, ‘‘40 kapılı şehir’’, ‘‘1001 kiliseli şehir’’ ve ‘‘Mabetler kenti’’ isimleri
verilmiş olup 1072 yılında Selçuklular’ın yaptırdığı sekizgen minareli Menuçer Camii,
Anadolu’da yapılan ilk Türk Camii olmuş. Dünyanın farklı ülkelerinden gelmiş olan pek
çok yabancı turistin varlığına karşın, bizden başka hiç yerli turist olmayışı dikkatimizi
çeken bir başka husus oldu.
Kasım-Aralık 2014 45
pekdemir temmuz 2014 11/5/14 6:44 PM Page 48
YÖRESEL ÜRÜNLER
Vitamin deposu, sağlık kaynağı hurma,
nam-ı diğer;
Cennet
Elması
Genellikle Trabzon hurması diye bilinse de Denizli
çevresinde Cennet Elması denir bu meyveye.
Ağızda buruk bir tat bıraktığı için pek çok kişi yemek
bu meyvenin, safranın hararetini giderip, mide gastritini
önlediği tıbbi kitaplarda belirtiliyor.
Cennet Elması’nın kurutulması;
istemez. Aslında olgunlaşmışları bal gibi tatlıdır.
Eğer Cennet Elması'nın çıktığı zamanlarda bol güneşli
Olgunlaşmamış olarak yiyenlerse, Cennet elmasını
illerde oturuyorsanız o güneşi boşuna ziyan etmeyip
birdaha ağzına almaz.
çokça cennet elması kurutmanızı tavsiye ederiz.
Cennet elmasının kurutulmuşunu belki birçoğunuz
bilmiyordur. İşte
bu kuru haliyle
gerçekten de bir
hurma oluyor bu
soyun ama mutlaka saplı olmalılar.
Kabukları soyulan meyveleri birbirine dokunmayacak
şekilde saplarından bağlayarak ipe dizin.
Dizdiğiniz elmaları bol güneş alan bir balkona asın
dikkat edin yağmur filan yemesin sonra bozulurlar.
meyve.
vatanı
3-4 hafta kadar bir sürede kurumuş olacaklar.
Uzakdoğu olan bu
Kuruyan meyveleri toplayıp yıkayıp kurutun ve bir
Asıl
bu
meyvenin
Trabzon hurması
olarak bilinmesinin sebebi öncelikle Trabzon - Artvin
yöresinde yetiştirilmesindendir. Şu anda en fazla Akdeniz
bölgesinde yetişmekte, tüm ülkeye bu bölgeden
gönderilmektedir.
Yeni yeni tanınmaya başlayan bu meyve A vitamini ve
karbonhidratlar açısından çok zengin olup bağışıklık
sistemini kuvvetlendirdiği, lifli olması sebebi ile sindirim
sistemi hastalıklarına iyi geldiği belirtilmektedir.
Ayrıca üzüm gibi antioksidanlarca zengin olması sebebi
ile kanserden korunmada önemli bir yer tutmaktadır.
İştah açıcılığının yanında, kansızlığa da iyi geldiği belirtilen
46 Kasım-Aralık 2014
Olgunlaşmamış yani sert meyveleri alın ve kabuklarını
kolinin içine aralarına kağıt koyarak kat kat dizerek
kaldırın.
Bir kaç hafta içinde dışları incir gibi şekerlenmeye başlar
istediğiniz zaman tüketebilirsiniz artık.
pekdemir temmuz 2014 11/5/14 6:44 PM Page 49
Çivril’de festival zamanı;
Elma
Festivali
Çivril’de elma, kiraz, kayısı, şeftali, ceviz ve
ayçekirdeği gibi birçok meyve ve ürün yetişmekte olup,
festival bu ürünleri ülkemize ve Dünya’ya tanıtmayı
amaçlıyor.
Çivril İlçemizde 20. Uluslararası Elma Tarım ve Kültür
Festivali yapıldı.
12-14 Eylül tarihleri arasında yapılan festivalin açılışını
Çivril Kaymakamı Orhan Burhan ve Belediye Başkanı Dr.
Gürcan Güven yaptı.
1994'ten beri büyük özveri ile düzenlenen festival hem
Çivril'in hem de bölgenin tarım ürünlerinin tanıtımını en
iyi biçimde yapmayı amaçlıyor. 2009 yılında uluslararası
nitelik kazanan festival, başta elma olmak üzere Çivril’de
yetişen başlıca tarım ürünlerini tanıtmayı amaçlıyor.
20. Uluslararası Elma Tarım ve Kültür Festivali çeşitli
konserler ve eğlenceli aktivitelerle gerçekleşti.
Çekirdek çitletme yarışması da,
aktivetelerin en eğlencelilerinden biriydi.
Sayın Bakanımız Nihat Zeybekçi ve Belediye
Başkanımız Sayın Osman Zolan da
yarışmaya katılanları ilgiyle seyrettiler.
Bu vesileyle, 11 Ekim 2014
tarihinde trafik kazası geçiren
Çivril Kaymakamımız sayın
Orhan Burhan ve ailesine geçmiş
olsun dileklerimizi iletiyoruz.
Kasım-Aralık 2014 47
pekdemir temmuz 2014 11/5/14 6:44 PM Page 50
GEÇMİŞTEN GELECEĞE
Kaybolmaya yüz tutmuş, kültürel miraslarımızdan biri;
Burdur Kabak Kemane
Yaz aylarında yetişen su kabakları, kemane ustasının
elinde kabak kemaneye dönüşür. Teke Yöresi kültürüne
GENÇLER GİTARA HEVESLENİYOR AMA GİTAR BİZİM
SAZIMIZ DEĞİL.
özgü müzik aleti olan kabak kemane, tiz sesi ve duygulu
Gençlerin genelde gitar çalmaya heveslendiklerini
tonuyla dikkat çeker. Genellikle yöreye özgü cura ve sipsi
bildiren Kabak Kemane Ustası, “gitar bizim sazımız değil.
eşliğinde çalınan kemanenin yapımı ise oldukça
Bizim sazımız, kabak kemane, bağlama, cura gibi sazlardır.
zahmetlidir. At kılından yapılan yayla çalınan müzik aleti,
Gençlerin içerisinden bu saza heveslenenleri biz
4 telden oluşur. Tekne kısmında genellikle su kabağı
yönlendiriyoruz.”
kullanılan kemanede deri yerine yürek zarı gerilir. Kabak
kemanenin son ustalarından olan emekli öğretmen
Tahsin Yarar, uzun yıllar kabak kemane
şeklinde
konuştu.
Küçük atölyesinde
kemane yapımına
devam eden
yapımı ve çalması
konusunda uğraş
Y a r a r ,
verdiğini
öğrenmek
isteyenlere de kabak
söyledi.
kemane kursu veriyor.
Kabak
kemanenin
4 bölümden
oluştuğunu söyleyen Usta
Tahsin Yarar, “Kabak, sap
yada klavye, burgulu kısım ve tellerin bağlandığı takozdan
oluşuyor. Ses teknesini yürek zarından yapıyoruz.
Biliyorsunuz yürek, duygularla ifade edilen bir şey. Onun
için bu sazın duygusal olması her halde oradan geliyor.”
dedi.
48 Kasım-Aralık 2014
pekdemir temmuz 2014 11/5/14 6:47 PM Page 51
Kasım-Aralık 2014 49
pekdemir temmuz 2014 11/5/14 6:47 PM Page 52
DENİZLİ’DEN KARELER
Tarihin Canlı Tanığı;
Bayramyeri
Geçmişten günümüze meydanlar, kentlerin en önemli
sembolleri arasında yer alır. Tarihin en önemli olayları da
hep bu meydanlarda gerçekleşir. Çünkü ‘meydan’ demek,
‘insan’ demektir...
Denizli’nin Kalbi; Bayramyeri
Denizli’de ticaretin ve sosyal hayatın doğduğu yere
doğru ilerlerken önce yoğun bir kalabalık karşılar sizi.
Özel bir günün özel bir saatindeymiş gibi insanlar sürekli bir koşturmaca içerisindedir. Her köşe başından
fışkıran tarih, ayaklarınızın altına serilirken yaşadığınız
anın tadına varırsınız. Sağ tarafınızda göz alıcı ışıltısıyla
vitrinleri süsleyen kuyumcular, sol tarafınızda her ihtiyaca
çözüm sunan tekstilden pastaneye, kebapçıdan aktara
kadar uzanan dükkanlar; tam karşınızda tarihi caminin
görkemli mimarisi...
Nerede misiniz? Tabi ki dünü ve bugünü kucaklayan
Tarihi Bayramyeri Meydanı’ndasınız. Yani, Denizli’nin tam
kalbinde...
Denizli’nin Önemli Parçası
Her şehrin insanı için memleketinin olmazsa olmaz
parçaları vardır. Tıpkı bir puzzle oyununun en orta parçası
gibi. Onunla anlamlanır, onunla şekillenir bütün. O yoksa
50 Kasım-Aralık 2014
eksik, yarım kalmış demektir koca bir şehir. İşte Denizlililer
için de bu parçalardan biridir Bayramyeri Meydanı,
yüzlerce yıl ötesine uzanan köklü bir tarihi değerler
bütünüdür. Denizli’nin var oluşuna tanıklık eden ve
yaşanan sürece ışık tutan bir neferdir. Kentin özüyle,
kültürüyle yeniden yapılanmasında biriktirdiklerini
temellerinde barındırır ve buram buram tarih kokar. Hem
de üzerinden geçen onlarca yüzyıla rağmen...
Farklı Kültürlerin Buluşması
Ege ve Akdeniz Bölgeleri arasında bir geçit durumunda
olan Denizli, bu özelliğinin yanı sıra bereketli toprakları
ve suları ile dönemin en güçlü devletlerinin gözbebeği
olmuştur.
pekdemir temmuz 2014 11/5/14 6:47 PM Page 53
da sürdürmüştür. 50 yıl öncesinde Kurtuluş Mücadelesi
meşalesinin yakıldığı meydan, Cumhuriyet’in ilk yıllarının
etkisiyle yeniden ticaret kalbinin attığı yer olmaya
başlamıştır.
Tıpkı kuruluş zamanlarındaki gibi yüzlerce taciri
ağırlayan meydanda bakırcı, demirci ve yorgancı arastalar
faaliyet göstermiştir.
Denizli Tarihi’nin en önemli mihenk taşlarından biri,
Milattan önce 200’lü yıllarda keşfedilen bu doğa harikası
diyar, yüzlerce savaşın ardından elden ele geçmiştir.
Yaşanan her savaşın ardından bu topraklar, farklı
bayrakların dalgalanmasına mekan olmuş, farklı kültürlerin
hayat verdiği eserleri sınırları içerisinde biriktirmiştir.
Kentin adeta miladı denilecek tarih 1070’li yıllar olarak
kayıtlara geçmiştir. Bu tarihte ilk kez bölgeye Türkler
adım atmış ve hakimiyet çatışmalarının devam ettiği
yıllarda Denizli, giderek Türklerin yaşadığı bir şehir haline
gelmiştir. İşte bu yıllarda kent ile birlikte şekillenmiştir
Bayramyeri Meydanı...
Meydanın Temelleri Atılıyor
Kurulduğu ilk günden itibaren bir ticaret merkezi olan
Denizli, Türklerin bölgeye hakim olmasıyla aynı önemini
sürdürmüştür. Bu misyonla kentin merkezini ticaretin
kalbi olarak inşa etmeyi hedefleyen Vali Karasungur Bin
Abdullah, Bayramyeri Meydanı’nı tam ortalayacak şekilde
büyük bir ticaret merkezi kurmuştur. Bu ticaret merkezi,
bugün Kaleiçi Çarşısı’nın bulunduğu yerdir.
İlk kurulduğu günden itibaren ticaretin merkezi olan
Bayramyeri Meydanı, Milli Mücadele Dönemi ile birlikte
büyük bir kahramanlık destanına tanıklık etmiştir.
Türk Milleti’nin tarih kitaplarına altın harflerle kazınan
Kurtuluş Mücadelesi, bu Meydan’a da taşınarak milli
direnişin fitilini ateşlemiştir. 1919 yılının Mayıs ayında
İzmir’den gelen haberle sarsılan vatan sevdalıları, dönemin müftüsü Ahmet Hulusi Efendi’nin verdiği fetva ile
bu meydanda toplanmıştır. Mahşeri bir kalabalığa bürünen
meydan Ahmet Hulusi Efendi’nin yüreklerdeki vatan aşkını
körükleyen konuşmasının ardından ‘Vatan’ için yola
dökülenlerin başlangıç noktası olmuştur.
Cumhuriyet’in İlk Yıllarında Bayramyeri Meydanı
Yüzlerce yıl boyunca Denizli açısından büyük bir öneme
sahip olan Bayramyeri Meydanı, bu önemini 1970’li yıllarda
Kentte Alışverişin Adresi
İnsanı insan yapan birçok güzelliğin yaşanmasına şahit
olan Bayramyeri Meydanı, özellikle Bayram arifelerinde
bambaşka bir ahenge bürünür. Ramazan ve Kurban
Bayramı öncesi tüm şehri tepeden tırnağa saran heyecan,
Bayramyeri Meydanı’nda başka bir telaşa sahne olur.
Evlerden meydana taşınan bayram hazırlığı, çıkılan
Bayramyeri turunda dolu filelerle sonlanır. Bu günlerde
en çok sevinenler ise hiç kuşkusuz minikler olur. Bütün
yaşattıklarıyla Bayramyeri Meydanı tıpkı adı gibi bayram
öncesinde kucaklar çocukları...
Eski Günlere Özlem Başlıyor...
Kentin gitgide büyüyerek bir sanayi kenti olması,
Bayramyeri Meydanı’nı da olumsuz yönde etkiledi. Her
ne kadar gelen insan sayısında azalma olmasa da Meydan,
mevcut ve eskiyen yapısı ile ihtiyaçlara cevap veremedi.
Bu olumsuz durum karşısında çaresiz kalan esnaf da
yavaş yavaş Bayramyeri Meydanı’ndan ayrılmaya başladı.
Bayramyeri Meydanı Geleceğe Güvenle Bakıyor
Ancak bu meydan Denizli’nin kalbi, Milli Mücadele
fitilinin ateşlendiği yerdi. Meydanın bu kötü durumu
karşısında harekete geçen Denizli Belediyesi’nin başarılı
çalışmaları ile Meydan’a 8 asrın itibarı iade edildi.
Uzun lafın
kısası, tarihin
t o z l u
sayfalarından
b u g ü n e
t a ş ı d ı ğ ı
değerleri ile
Bayramyeri
Meydanı’nın
ruhu yeniden
geri döndü.
Kaynak Denizlili
Kasım-Aralık 2014 51
pekdemir temmuz 2014 11/5/14 6:47 PM Page 54
TEDARİKÇİLERİMİZDEN
41 yıldır daima zirvede;
DURU GRUP
İbrahim
İbrahim Hıraözlü
Hıraözlü
Denizli
Denizli Bölge
Bölge
Müdürü
Müdürü
Rauf
Rauf Yalçınkaya
Yalçınkaya
Genel
Genel Müdür
Müdür
Derya
Derya Öztürk
Öztürk
Yönetici
Yönetici Asistanı
Asistanı
41 kere
maşallah
DURU GRUP, gıda, temizlik ve kişisel bakım ürünleri
personel ve 300 araçla dağıtım yapılmaktadır.
ile ilgili, hizmette ve kalitede sürekliliği sağlayan, bir
DURU GRUP, satış ve dağıtım sektöründe yeniliklere
satış ve dağıtım organizasyonudur.
imza atmış bir firmadır. Müşterileri ile üretici firmaların
1973 yılında, Yaşar DURU ve Sakıp İNCEEL tarafından,
yetkililerini buluşturarak karşılıklı görüş alışverişinde
başlatılan ticari faaliyet, bugün ikinci neslin yönetiminde,
bulunmak ve özel gereksinimleri için birlikte çözüm
"gıda, temizlik ve diğer ihtiyaç maddeleri ile kişisel bakım
üretmek amacı ile her yıl düzenlediği "Duru Grup Fuarı"
ürünlerinin, ülke genelinde satış ve dağıtımını yapan
ile Türkiye'de kişisel bakım ürünleri sektöründe kendi
lider kuruluş olma" vizyonu doğrultusunda büyüyerek
fuarını düzenleyen ilk firma olma özelliğini taşımaktadır.
gelişmesini sürdürmektedir.
DURU GRUP, bünyesinde, Akdeniz ve Ege bölgelerinde
konuşlanmış benzer tarzlarda çalışan satış ve dağıtım
şirketleriyle, sadece bu şirketlerin ortak gereksinimlerine
yönelik hizmet üreten destek şirketlerinden oluşan
entegre bir organizasyondur.
Antalya merkez yerleşkesi 22.000 m2 açık alan, 13.000
m2 kapalı alan üzerine; İzmir merkez yerleşkesi 15.000
m2 açık, 4.500 m2 kapalı alan üzerine kurulu depolarıyla;
160.000'in üzerindeki ürün portföyü ile yerel zincir
marketlerden eczanelere, tatil köylerinden restoranlara
kadar yaklaşık 10.000'in üzerinde, bir müşteri yapısına
hizmet vermektedir. Rota ( route) sistemi ile periyodik
aralıklarla ziyaret edilen tüm bölgelerde, yaklaşık 500
52 Kasım-Aralık 2014
pekdemir temmuz 2014 11/5/14 6:47 PM Page 55
FAALİYET ALANLARI
satış ve dağıtım hizmeti vermektedir.
Itriyat-Kozmetik
Bölge sınırlarımız dahilinde 100.000'e yakın kişisel
Lojistik
bakım, ıtriyat ve kozmetik ürün çeşidi ile yerel zincir,
Duru Grup, kalite standardı yüksek ve iyi tanınmış
eczane, otel marketi ( drugstore), toptan kozmetik faaliyeti
markaların bölge distribütörü konumunda yerel zincir
yapan firma, market vb. gibi
marketlerden eczanelere, tatil
tüm perakende firmalarına satış
köylerinden restoranlara kadar
ve dağıtım hizmeti vermektedir.
geniş bir ürün portföyünü,
yaklaşık 10 binin üzerinde
Kişisel bakım, ıtriyat ve
müşteri portföyüne satış
kozmetik ürün çeşidi Akdeniz,
hizmetinin yanı sıra lojistik
Ege ve Marmara bölgelerinde
faaliyeti sunmaktadır.
Antalya, Isparta, Burdur, Afyon,
Duru Grup lojistik faaliyetini
İzmir, Denizli, Aydın, Muğla,
Antalya'da Duru Pazarlama ve
Manisa, Bursa illeri başta
Duru Itriyat, İzmir'de Ege Duru
olmak üzere geniş bir alanda
Pazarlama ile sürdürmektedir.
müşteri memnuniyeti ilkesi ile faaliyetini sürdürmektedir.
Antalya merkezli olarak Isparta, Burdur, Afyon, Muğla
illerine, İzmir merkezli olarak Denizli, Aydın, Muğla, Bursa,
Gıda-Temizlik
Manisa, Çanakkale, Balıkesir, Yalova, Eskişehir, Kütahya,
Bölge sınırları dahilinde 4.000'e yakın Gıda ve Temizlik
Bilecik illerine gerçekleştirmektedir.
ürün çeşidi ile tüm perakende grubunda bulunan firmalara
Kasım-Aralık 2014 53
pekdemir temmuz 2014 11/5/14 6:47 PM Page 56
SÖYLEŞİ
Duru Grup Yönetim Kurulu Başkanı; Tarık DURU ile röportaj yaptık.
Denizli’den Bursa’ya, Aydın’dan Çanakkale’ye kadar pek çok
ilde yatırım ve faaliyetimiz var.
Organizasyonun hacmi, büyüklüğü, işçi sayısı gibi,
genel bilgilerini öğrenebilirmiyiz.?
Antalya ve İzmir’de merkez depolarımız var. Yerel zincir
marketlerden eczanelere, 160.000'in üzerindeki ürün portföyü
ile yaklaşık 10.000'in üzerinde, oldukça geniş bir müşteri
portföyüne, 500 personel ve 300 araçla hizmet vermekteyiz.
Tarık DURU
04.01.1951 tarihinde, Antalya İbradı ilçesinde
doğdum.Konya Maarifler Kolejini ve Konya lisesini bitirdim.
İki kızım var. Ticaret yapan bir ailenin 4. kuşağıyım.
Prensipleriniz, şahsi kural ve kaideleriniz nelerdir ?
DÜRÜSTLÜK insanın en normal hali olmalıdır diye
düşünüyorum. Ön yargılı olmamaya çalışırım. İş konusundaki
prensiplerim;
1-Hiç kimseyi güvencesiz çalıştırmayız.
2-Hiç kimsenin ücretini gelecek aya bırakmayız.
3-Hiçbir ürünü olması gerekenden daha pahalı satmayız.
Günlük hayatımda;
1-Sevgimi ve bildiklerimi herkesle paylaşırım. Çünkü, bu
değerler paylaşıldığı zaman büyür.
2-Hiç kimseye darılmıyorum. İnsanlar ilişkilerini istediği
seviyede tutabilirler, yeterki diyaloglarını tamamen
kesilmemelidirler.
3-Yüzüne söylemediğim sözü, kimsenin arkasından
konuşmam.
Hangi sektörlerde yatırım ve faaliyetleriniz var?
Gıda, temizlik ve diğer ihtiyaç maddeleri ile kişisel bakım
ürünleri sektörlerinde faaliyet gösteriyoruz. Ayrıca Antalya’da
bir yerel market zincirinde ortaklığımız bulunmaktadır.
Hangi coğrafyada,hangi illerde faaliyet gösteriyorsunuz?
Akdeniz, Ege ve Marmara bölgelerinde Antalya’dan İzmire,
54 Kasım-Aralık 2014
Ticaret yapılan,bayisi olunan firmalar ve onlarla olan
ilişkileriniz,diyaloglarınız nasıldır?
Tedarikçi,lojistik,müşteri,bankalar yaptığımız işlerin
vazgeçilmez taraflarıdır. Bir kere hepimizin aynı gemide
olduğumuzu unutmamalıyız. Bu nedenle tarafların çıkarlarını
hakkaniyetli biçimde kullanması gerekmektedir.
Unutulmasın ki; bir zincir en zayıf halkası kadar güçlüdür.
İşimizi birbirimize zarar vermeden nasıl daha iyi yaparak
geliştirebileceğimizi sürekli araştırmalı ve birbirimize
güvenmeliyiz. Tek taraflı çıkar elde etme düşünceleri her
zaman hem kendisine hem de karşısına zarar verir. Bu nedenle
grubumuz devamlı olarak ilişkilerinde kazan-kazan ilkesi ile
hareket etmektedir.
Satış ve dağıtım sektöründe yeniliklere imza atmak
istiyoruz. Bayisi olduğumuz firmaları ve müşterilerimizi
karşılıklı bir araya getirdiğimiz Duru Grup Fuarı bunun en iyi
örneğidir.
Henüz hayal olup, gerçekleştirmek istediğiniz
projeniz var mı ?
Lokal marketler, lokal distribütörlerle tek bir depoda
lojistik hizmetlerinin birleştirilmesi için çaba sarf etmekteyim.
Genç girişimci ve ticaret yapmayı planlayanlara
önerileriniz nelerdir?
Günümüzde bilimin, eğitimin ve teknolojinin vazgeçilmez
olduğunu unutmasınlar. İyi işleri değil, işlerini iyi yapsınlar.
Mükemmeliyetçi olmasınlar. İyinin düşmanı en iyiymiş. Kendi
konuları haricinde ikinci bir iş yapmasınlar. Yaptıkları işi
verimli yapmaları için dikey büyüsünler. Yatırımlarını dışardan
kaynak kullanacaklarsa uzun vadeli kredi ile yapsınlar.
Verdikleri hizmetin kaliteli ve doğru olduğuna, önce
kendilerini, sonra müşterilerini inandırsınlar.
pekdemir temmuz 2014 11/5/14 6:47 PM Page 57
Kasım-Aralık 2014 55
pekdemir temmuz 2014 11/5/14 6:47 PM Page 58
GEZERKEN
Denizli Beyağaçtaki Utangaç Güzel;
Angıt kuşunun acı çığlıydı beni dalıp gittiğim hayal aleminden alıp çıkartan...
Mevsim, bahar ayının ortası, zaman gün doğumunun hemen sonrasıydı...
Günün çok erken saatlerinde yola çıkıp ulaştığım bu yer, en yakın yerleşim
birimine yaya yürüyüşle üç-beş saat uzaklıktaydı. Çevresi yeşil çam ormanlarıyla
kaplı dağlar arasında mavi bir noktacıktı izlediğim yer. Sabah serinliği henüz
geçmemiş, angıtlar yavrularını yenice suya indirip, yüzme, beslenme ve avlanma
dersleri vermekteydi. Uzaklardan gelen diğer yaban hayvanlarının yankılı sesleri
pek huzursuz etmiyordu suyun içindeki angıtları.
Defalarca gidip dolaştığım ve her mevsim farklı güzelliğine tanık olduğum
Karagöl’de yaşadığım bir andır bu anlattıklarım.
Karagöl; ülkemizin,
toprak, taş, çalı-çırpı, kabuk, dal altına gizlenen veya
bölgemizin hatta
yumurtalarını bırakan canlılar zamanı gelince birer birer
ilimizin
ortaya çıkarlar. Kışın kar yağışıyla kısa süreliğine beyaza
çok
yöresinde adaşı olan
bürünen
d
l
çevresinde kar fazla
güzelliklerimizden
kalmaz. Zira bölge,
Sandıras Dağı’nda
konumu gereği gün
olanıdır. Yörede yaşayanların göçerlikten yerleşik hayata
boyunca güneş alır ve
geçmeleri sonrasında yaylak olarak kullanılan bir bölgedir
kuytudadır. Fazla buz
aynı zamanda. Bu özelliğiyle birçok değeri bünyesinde
yapmaz. Havası kış
barındırır.
mevsiminde de ılıktır. Bu
o
ğ
a
Göl
ve
Yakın zamana kadar köylülerin büyükbaş hayvanlarını
iklimin gereği birçok canlı
(bahar ortası, yaz başlarında) başıboş beslenmek üzere
bölgeyi yurt edinmiştir.
bıraktıkları (hayvan sürme-çıkarma) Karagöl, şimdilerde
Baharın ilk ılıklığı
katır sürüleri ve az sayıda sığırın beslenme alanıdır.
çevreyi uyandırmaya
Aslında doğal döngünün çıplak gözle kabaca izlenmesine
başladığında, üvez ve
olanak veren bu güzel coğrafya, bilen ve görenlerin hayran
diğer küçük sinekler
olduğu, korumak ve kollamak adına kaygı duyduğu bir
ortaya çıkar, sonra
yerdir.
kurbağa, kertenkele ve
Öyle ki, yaz mevsimi ortalarında suyu çekilen Göl’ün
yılanlar,
peşinden
yaşam zinciri basit olarak sıralandığında bile son derece
ağaçlarda yaşayan kuşlar
etkileyicidir. Güz başlarında ilk yağışlarla birlikte
ve su kuşları, sonra tilki,
hareketliliğin başladığı Göl ve çevresinde mevsimine göre
çakal,
farklı canlılar yaşam sürer. Özellikle yaz mevsiminde
diğerleri...
56 Kasım-Aralık 2014
domuz
ve
pekdemir temmuz 2014 11/5/14 6:47 PM Page 59
Bunlar aynı zamanda birbirlerinin besin zincirini
oluştururlar.
Özellikle Nisan ayında göl kenarında birçok ölü kurbağa
şey vardır. O ağaçlar, o düzlükler kim bilir hangi çocukların
görülür. Bunlar saklandıkları yerden çıkarak çiftleşip
doğduğu, hangi bilgelerin son nefesini verdiği ve hangi
yumurtalarını bırakarak ölenlerdir. Mayıs ayı ortalarında
yiğitlerin sevdalandığı yerlerdir.
göl yüzeyi milyonlarca yeşil kurbağa ile dolar. Onların
Eğer bölge yaşlı bir kılavuz eşliğinde gezilirse, yaşamı
peşinden su ve kara yılanları, onların peşinden ise kuşlar,
ve kültürü hakkında çok şeyler öğrenilebilir. Hangi bitkinin
yırtıcılar... Karagöl’ün düzlüğünde çıplak gözle bunlar
hangi hastalığın tedavisinde kullanıldığından, hangi
izlenirken yakın yerlerde başka başka güzellikler ortaya
canlıların ne zaman ortaya çıktığına, hangi çiçeklerin ne
çıkmaktadır.
zaman açtığından, dağ keçilerinin ne zaman yavruladığına
Karagöl’de bahar ayı insanın başını döndürürcesine
kadar pek çok hikaye daha
coşarken, yine Göl’ün beslediği ve ‘Göl’ün ayakları’ olarak
dün yaşanmış gibi taze ve
tanımlanan düşük kotlu derelerdeki kaynak suları minik
sıcak dinlenebilir.
şelaleler oluşturarak akmaktadır. Bu minik dereler
Karagöl’e Sisli bir bahar
kaçarcasına Gökçay Vadisi’nin dibinden akan turkuaz
sabahında gelinmiş ise
renkli suya karışmanın telaşındadır. O dereler ki daha
kuzeydeki tepelerden birine
ilerilerde Dalaman Çayı’na karışacak ve ardından Akdeniz’e
çıkıp Göl’den kalkan sisin
doğru koşar adım gideceklerdir. 1.334 rakımlı Karagöl,
ağaçlar arasında nasıl
Sandıras Dağı’nın kuzeye bakan bölümünde yer alır. Yakın
kaybolduğunu izlemek son
çevresi yaşlı karaçam ağaçlarıyla kaplıdır. Bu ağaçlar,
derece keyifli olacaktır. Güneydeki ala karlı zirveleri
görenleri kendisine hayran bırakacak kadar görkemlidir.
gözlemleyip, kuzeye dönerek Eskere Ovası’nı ve doğudaki
Karagöl, bugünkü haliyle sessiz ve sakin bir görüntüye
Boz Dağları izlemek de yine bir ayrıcalıktır.
sahiptir. Oysa en fazla 50-60 yıl öncesine kadar burada
İlkbaharda doğa sporları ve kamp meraklılarının mutlaka
kalabalık insan topluluklarıyla farklı bir yaşam olduğu
uğradığı Karagöl, kimi zaman kalabalık grupları da konuk
bilinmektedir. Bugün bölgeye günü birlik giderek ağaçlara,
etmektedir. Bu ziyaretlerin yoğunluğu bazılarının iştahını
çiçeklere ve böceklere bakanların farkında olmadığı bir
kabartmış ve bu ender güzelliğin içine inşaat yapımı
gündeme gelmiştir. Ancak aklı selimin galip gelmesiyle
bu teşebbüsler sonuca ulaşmamış ve şans eseri bölge
doğal halinde kalmayı başarmıştır.
Nasıl Gidilir? Karagöl’e gitmek için Beyağaç’a ulaşmak
zorundasınız. Beyağaç - Karagöl arası 17 km. olup, orman
yoludur. Yaz aylarında toz sıkıntısı yaşanabilir. Kışın ise
yağmur nedeniyle yol durumunu öğrenerek yola çıkılmalıdır.
Kaynak Denizlili
Kasım-Aralık 2014 57
pekdemir temmuz 2014 11/5/14 6:47 PM Page 60
TEDARİKÇİLERİMİZDEN
Bir başarı hikayesi;
AKSU VİTAL
İşte Aksu Vital, Bu Bizim Hikayemiz
Uzun yıllar hastalık çeken bir adam iyi bir
hekim arar. Sonunda bir bilgeye danışır.
"Senin hastalığının tedavisini bilen bir
hekim tanıyorum" der bilge. Parmağıyla
ilerideki dağı işaret eder. “Su dağın
arkasında oturur." der. Hekimin özelliklerini
anlatır. "Önce seni muayene eder,
hastalığını teşhis eder, sonra tedavi eder."
Ziraat Müh.
Yunus AKSU
Aksuvital Yön.Kur.Bsk,
Hasta sorar: "Peki ondan daha iyisi yok
mu?" Bilge "Elbette var." diye karşılık verir.
Parmağıyla daha uzaklara işaret eder. "Onu bulman için
aramayan, hakikatin bilgisinden kopuk modern akıl,
bir dağ daha aşman gerekir. "Hasta, "Bu hekimin özelliği
domuzdan koyuna, akrepten domatese gen transferi
nedir?" diye sorar. Bilge, "Bu hekim seni daha görür
yapabilmekte ve bu konuda hiçbir kaygı taşımamakta.
görmez hastalığını bilir." der. Hasta yeniden sorar: "Peki,
Taşlanmaya, hafife alınmaya açık olan bu yaklaşım,
ondan daha iyisi yok mu?" Bilge, "Hiç olmaz mi?" der ve
kalabalıkların gürültüsüne inat kendi doğallığında, hep
ekler: ”Bu hekim senin hiç hasta olmamanı sağlar.”
daha iyiye, daha güzele, çevreyle, varlıkla barışık bir dava
İşte... Aksu Vital olarak biz, iki dağın arkasındaki hekim
gibi devam etmelidir. İnsanı ve eşyayı varlık aleminin
olduğumuzu düşünüyoruz.
Hep daha iyisine, daha iyiye talip olmak… Buluncaya
oluncaya kadar…
tamamlayıcı bir parçası olarak görecek, ona dair değişimi
ve dönüşümü tüm döngüyü ve dengeyi dikkate alarak
yapmaya ihtiyacımız var. Kuruyan her ağacın, solan her
Biliyoruz ve farkındayız; modern tıbbın ve modern
çiçeğin ve suyu bitmiş her gölün hatırını, hakkını hesaba
teknolojinin ürettiği ilaçların beklentilerine ulaşmak zor.
katmak ve sonraki nesle aldığımızdan daha iyisini
Zaten buna da talip değiliz. Mutlak bilgi kaynağından
bırakmak gibi bir sorumluluğumuz var. Dünya kumsalında
koparılan aklın savruluşuna inat, değişimi ve dönüşümü
oynadığımız evcilik oyununu kurarken de yıkarken de
eşyanın fıtratına uygun, belki de her nesneyle temas
bizden başkalarının da var olduğunu unutmamak
kurmada gerekli olan ahlak kuralına, şifresine muhtacız.
gerekmekte.
Her 10-20 yılda pardon dediğimiz ilaçlara, eşyanın
Evet herkesin bir hikâyesi var, bizim hikâyemiz ise
ruhundan/ahlakından kopuk, ürüne muhtaç olmayı, yani
insanı ve çevreyi hasta etmemek üzerine kurulu.
hasta olmamayı başarmak gerekecek. Artık eşyada değer
58 Kasım-Aralık 2014
pekdemir temmuz 2014 11/5/14 6:47 PM Page 61
Sağlığınız önemlidir. Sağlığınıza doğalcıyız.
kalmamış, bugün tedarikçi firma konumuna da gelmiştir.
Geniş bir ürün gamına sahip olan AksuVital, yaklaşık 400
ürün çeşidi ile Türkiye’de “Gıda Takviyesi ve Arı ürünleri”
alanında lider konumundadır.
AksuVital, Shiffa Home, Avicenna, Softem,Vitalest ve
Natural Hekimce markaları ile ürünlerini aktar, eczane ve
market kanallarında tüketiciye sunmaktadır. Aynı zamanda
Orta Doğu başta olmak üzere 5 kıtaya ihracat yapan
AksuVital, dünya markası olma yolunda hızla
ilerlemektedir.
AksuVital ürün güvenliği prensiplerine uyarak
sektöründe güven ve kalitenin simgesi olmayı
hedeflemiştir ve bu hedefine ulaşan markaları ile
çalışmalarına tam 25 yıldır devam etmektedir.
AKSU VITAL DOĞAL ÜRÜNLER
Aksu Vital Doğal Ürünler A.Ş., binlerce yıllık aromaterapi
Aldığımız Ödüller:
, fitoterapi ve apiterapi uygulamalarını çalışmalarına
2014 AB Kalite Ödülü
katarak, uzman kadrosuyla, hijyenik ve modern
2010 Tüketici Ödülü – Altın Adam
tesislerinde, ilgili mevzuatlar çerçevesinde GMP, ISO
2010 Tüketici Kalite Ödülü
22000:2005 ve ISO 9001: 2008 standartlarına göre üretim
2009 Uluslararası Altın Kalite Ödülü
yapmaktadır.
2009 AB Kalite Ödülü ve
1989 yılında bal üretimi ile sektöre adım atan AksuVital
ISO 9001 ve HACCP belgelisi
ilerleyen yıllarda arı
ürünleri ile fitoterapi ve
aromaterapiyi
birleştirerek ürün
gamını geliştirmiştir.
AksuVital sadece
üretici bir firma olarak
Kasım-Aralık 2014 59
pekdemir temmuz 2014 11/5/14 6:47 PM Page 62
GELENEKSEL TATLAR
Denizli ve çevresinde yıllardır süre gelen bir gelenek;
Bulgur Kaynatma
kazanda kaynatılır. Sonra kazandan
çıkartılan buğdayın suyu süzülür ve
güneşte kurutulur. Genellikle yüksek
damlar veya bahçeler seçilir.
İyice kuruyan buğdaylar, tek tek elden
geçirilerek taş ve yabancı maddelerden
ayrılır. Sonra üst üste konmuş yuvarlak
silindirik taşlardan oluşan el değirmeninde
öğütülür. Üst taştaki ağaç saptan tutan
karşılılı iki kadın yapar bu işi. İmece
usulüne göre komşu ve akrabalar
birbirlerine yardım eder. Değirmen
başında çok koyu muhabbetler vardır.
Hatta türküler söylenerek bu iş iyice
Ülkemizde pek çok yörede olduğu gibi Denizli ve
eğlence halini alır. ‘‘Buğdayı kaynatırlar, güzeli oynatırlar’’
çevresinde de bulgur kaynatma geleneği, yıllardır devam
türküsü çok meşhurdur kadınlar arasında.
etmektedir. Genellikle Temmuz aylarında buğday orakları
Günümüzde el değirmenleri, kaybolmaya yüz
bitip, harman kaldırıldıktan sonra yapılır. Köylüler kendi
tuttuğundan bazen teknoloji araya girer.
yetiştirdikleri karakılçık cinsi buğdaydan bulgur
Kırılan buğdaylar kalburdan geçirilerek üç sınıfa ayrılır.
kaynatırlar. Ailenin nüfusuna göre 2-3 ayar buğdaydan
Pilavlık bulgur, ince köftelik bulgur ve iri sarmalık bulgur.
yaparlar genellikle. Bir ayar 18 kg. civarındadır.
Artık kışlık yemek çeşitlerimizden biri hazırdır.
Yeterince su konan kazana, bir-birbuçuk ayar yada
Genellikle köylüler kendi yaptıkları bulgurun tadının
ihtiyaca göre buğday konur. Kazanlar genellikle odun
başka olduğunu, ayrıca bu yöntemin hem doğal hem de
ateşinde olur. Belli kıvama gelinceye kadar buğdaylar
daha ekonomik olduğunu söylüyorlar.
60 Kasım-Aralık 2014
pekdemir temmuz 2014 11/5/14 6:47 PM Page 63
Kasım-Aralık 2014 61
pekdemir temmuz 2014 11/5/14 6:47 PM Page 64
DİNİ BİLGİLER
Hürmet, kardeşlik ve haram ayı;
‘‘Muharrem’’
"MUHARREM"kelimesinin anlamı: Çok hürmetli olan
şehirden yayılan İslam nuru bütün cihanı aydınlatmıştı.
demektir. Muharrem ayı "eşhuru-hurum’’ yani Allah
Bu bakımdan Hicret hadisesi islam tarihinde dönüm
katında haram olan aylardandır. Ayrıca Muharrem ayı
noktası olmuştu. Efendimiz (s.a.v.) irtihalinden sonraki
hicri yılbaşı, yani senenin ilk ayıdır.
dönemlerde Müslümanlar kendilerine yeni bir takvim
Bütün Müslümanların hicri takvimin ne olduğunu bilmesi
başlangıcı aradılar.
ve bu hususta gafil olmamaları gerekir. Çünkü dini
Hz.Ömer (r.a.) zamanında toplanan islam şurası, İslam
hayatımızda ve ibadetlerimizde bu hicri takvimin önemi
tarihindeki büyük ehemmiyetine binaen Hz.Ali (k.v.) nin
büyüktür.
teklifini kabul ederek hicret yılını başlangıç olarak kabul
İnsanlar tarih içerisinde bazı mühim hadiseleri, takvim
ettiler. Ay olarak da ilk İslam muhacirlerinin ve Peygamber
başlangıcı olarak kabul edegelmiştir. Bugün Batıya uyarak
(s.a.v.)Efendimizin hicret ettiği ve kameri aylar içerisinde
kullandığımız miladi tarihte Hz.İsa aleyhisselamın doğum
çok hususi bir yere sahip olan , Muharrem ayı kabul edildi.
tarihi başlangıç kabul edilmiştir. Milad, doğum demektir.
Sene olarak ise, kameri ay yılı dediğimiz 354 gün esasına
Peygamber Efendimizin dünyayı şereflendirdiği
dayanan, her sene 11 gün önce gelen yıl esası benimsendi.
senelerde Mekkelilerin hafızasında yer etmiş olan fil
İbadet ve taatımızda da bu kameri yıl ve bununla ilgili
hadisesi ki, Ebrehe Kabe’ye saldırdığında bir mucize
aylar esastır.Kuranı Kerim ve hadisi şeriflerde hep bu
olarak ebabil kuşları tarafından ‘‘biçilmiş ekin tarlası gibi
aylardan bahsedilmektedir. Bunun da çok büyük hikmeti
helak edilmesi’’ konuşulmakta ve hadiseler bundan önce
vardır. Her sene 11 gün önce geldiği için hac, oruç, kurban
ve sonra olarak değerlendirilmekte ve bir nevi tarih
ve benzeri ibadetlerimiz zaman içerisinde her aya yayılmış,
başlangıcı olmakta idi. Efendimiz (S.A.V.) fil yılında 53.
her mevsimde bu ibadetleri yapmanın zevki
gün dünyayı şereflendirmiş onun 40.yılında peygamberlik
yaşanmaktadır. Tıpkı devamlı dönen Dünyada her yerde
gelmişti.
ayrı vaktin yaşanması ve her an Dünya üzerinde ezanın
Peygamberimizin medine-i münevvereye hicretinden
sonra İslamiyet çok büyük gelişme göstermiş, bu nurlu
62 Kasım-Aralık 2014
devamlı okunması, beş vakit namazın kılınıp Allah’a secde
edilmesi gibi.
pekdemir temmuz 2014 11/5/14 6:47 PM Page 65
Kasım-Aralık 2014 63
pekdemir temmuz 2014 11/5/14 6:47 PM Page 66
ÇOCUK
Beslenme Çantası
Hazırlamanın Püf Noktaları:
evden çıkmadan önce yapılmalı. Kahvaltıda 1 bardak taze
sıkılmış meyve suyu veya 1 bardak sütle beraber, tost
veya ekmek, peynir, pekmez, domates-salatalık şeklinde
tercih edilebilir. Ayrıca tüm bunlara haftada 4-5 gün
yumurta da ilave edilmeli.
BESLENME ÇANTASINDA NELER OLMALI?
Okulda yemek için hazırlanan beslenme çantasının
içeriği dikkatli bir şekilde belirlenmeli. Tam tahıllı sandviç
ekmeği arasına; peynir veya ızgara köfte veya ızgara
tavukla beraber yeşillikler konabilir. Yanında da ayran
Çocuğunuzun öğünlerini ders ve teneffüs saatlerine
veya süt ile tüketilebilir.
göre planlayın. Gün içinde mutlaka 2,5-3 saat aralıklarla
Okul saatlerine göre sabah ila öğle arasında ve öğle
günde 6 öğün şeklinde beslenmesini sağlayın. Beslenme
ila akşam arasında ara öğün olarak tüketilmesi için
çantasına hazır değil, evde yapılmış gıdalar koyun. Evden
mutlaka yanlarına, meyve, fındık veya ceviz, süt veya
çıkmadan önce mutlaka kahvaltısını yaptırın. Çantasına
evde yapılmış meyveli kek tarzı gıdalar tercih edilebilir.
su koymayı unutmayın! Okul çağındaki çocuklara doğru
İçecek tercihine de özellikle dikkat edilmeli.
beslenme alışkanlıklarının kazandırılması, onların daha
ÇANTASINA MUTLAKA SU KOYUN
sağlıklı ve kaliteli bir yaşam sürmelerinin temelini
Okula giderken çocukların yanlarına mutlaka su
oluşturur. Fiziksel ve zihinsel gelişimlerinin yaşlarına
verilmeli; böylece su içme alışkanlıklarının oluşturulması
uygun olarak tamamlamalarında, sağlıklı ve dengeli
sağlanmalıdır. Sağlıklı beslenme için her gün mutlaka
beslenmenin önemi yadsınamaz.
süt-yoğurt/ et-tavuk-balık-kurubaklagil/sebze-meyve/
Okul döneminde çocuklarına nasıl bir beslenme
ekmek-tahıl gibi besin gruplarından tüketilmeli. Eğer bir
programı hazırlayacağı konusunda kaygı duyan ailelere,
öğün et-tavuk-balık yeniliyorsa, diğer öğün mutlaka
sağlıklı beslenme çantası hazırlamanın reçetesi:
sebzeli yemeklerden oluşmalıdır. Okul çağı çocuklarının
Öncelikle yemek saatleri, okul saatlerine göre
1 günde 2-3 bardak süt veya yoğurt, 4-5 porsiyon sebze-
belirlenmeli. Sabahçı, öğlenci veya tam gün olan okullara
meyve, 1-2 dilim peynir, haftada 2-3 yumurta, 1 porsiyon
göre; kahvaltı, öğle ve akşam yemek saatlerinin yanı sıra,
et–tavuk, haftada en az 2 kez balık ve kurubaklagil
ara öğünler de ders aralarına ve teneffüslere göre
tüketmeleri sağlanmalı. Çikolata ve şeker yerine sütlü
planlanmalı. Çocukların sağlıklı gelişimi, büyümeleri,
tatlıları, evde yapılmış
derslerindeki başarı, dikkat ve konsantrasyonlarının
meyveli süt veya
artması için asla uzun zaman aç kalmamaları gerekir. Bu
yoğurtlar
nedenle gün içinde mutlaka 2–3 saat aralıklarla günde 6
edilmeli. Çocukların
öğün şeklinde beslenmeleri sağlanmalı.
televizyon
En çok atlanan veya geçiştirilen ve beslenmemizde
tercih
veya
bilgisayar karşısında
büyük önemi olan kahvaltı yapma alışkanlığı bu yaşlarda
geçen
mutlaka edinilmeli. Kahvaltı yapmamak kadar, sabah
sınırlandırılarak,
öğününü pastane ürünleri veya abur cuburlarla
fiziksel
geçiştirmek de son derece yanlıştır. Kahvaltı mutlaka
zamanları artırılmalı.
64 Kasım-Aralık 2014
zamanları
aktivite
pekdemir temmuz 2014 11/5/14 6:47 PM Page 67
Kasım-Aralık 2014 65
pekdemir temmuz 2014 11/5/14 6:47 PM Page 68
YÖRESEL LEZZETLER
Geleneksel yöntemlerle,
pekmez yapımı
"Denizli'de yüzyıllardan beri geleneksel yöntemlerle yapılan pekmezler,
bölge halkı tarafından tüketiliyor. Tavas ilçesine bağlı Kızılcabölük
beldesinde bulunan pekmez imalathanelerine ''çarpına'' adı verilirken,
üretim için özellikle kaliteli üzümler tercih ediliyor. Üzüm bağlarından
toplanan binlerce ton üzüm, kimi zaman fabrikalarda, kimi zaman da
imece usulüyle köylüler tarafından pekmeze dönüştürülüyor."
Çok iyi bir anti oksidan olan pekmez, aynı zamanda kan yapıcı
besinlerin başında gelir. Üzüm pekmezi, vücuttaki kan miktarını
arttırmak dışında doğal bir enerji deposudur. İştah açıcıdır. Hamilelikte ve
bebek gelişiminde son derece faydalıdır. Mideyi , bağırsakları ve böbrekleri kuvvetlendirir.
Çocukların kalsiyum ihtiyacının karşılanması ve zeka gelişimi için önerilir.
varsa bu belirtiler tekrar görülür. Eğer şıranın ekşiliği
tamamen geçmişse odun külü ne kadar ilave edilirse
edilsin bu belirtiler artık görülmez. Ayrıca asitlik giderici
madde gereğinden fazla katılırsa pekmezin rengi adeta
siyaha çalar bir koyulukta, eğer gereğinden az katılırsa
sarı ve turuncuya çalar bir renk olur.
Bundan sonra şıra ocağa konur ve bir taşım kaynatılır
‘‘buna şıranın kestirilmesi denir’’. Şıranın kestirilmesinin
çeşitli faydaları vardır. Şıranın bir taşım kaynatılmasıyla
Tatlı pekmez yapmak istiyorsak, tıpkı ekşi pekmezdeki
şıranın içindeki mayalar ölür ve mayalanma önlenmiş
gibi üzümün şırası çıkarılır. Tatlı pekmez yapımının ekşi
olur. Temiz bir kaba aktarılarak 5-6 saat veya bir gün
pekmez yapımından farkı üzüm ve şıraya pekmez toprağı
kendi haline bırakılır, dinlendirilir. Bu dinlenme esnasında
yani ekşilik-asitlik giderici bir madde katılmasıdır. Bu
tortu yapan maddeler dibe çöker ve şıra berraklaşır. Bir
madde pekmez toprağı olabileceği gibi karbonat, sönmüş
gün sonra yavaş yavaş kaynatma kazanına aktarılır ki
kireç veya odun külü de olabilir.
kabın dibindeki tortu kaynatma kazanına geçmesin.
Genelde 100 kg şıraya 3-4 kg. pekmez toprağı katılmasına
Böylece asitlik azaldığı gibi şıranın bir hayli durulması
rağmen bu oran üzümün çeşidine, olgunluk derecesine
da sağlanır. Kaynatma kazanına alınan şıra ateşe konur
ve pekmez toprağının kireç nispetine göre değişmektedir.
ve tıpkı ekşi pekmezde olduğu gibi pekmezin kıvama
Ne kadar şıraya ne kadar asitlik giderici madde katılması
geldiği anlaşılıncaya kadar ateşte kaynatılır. Arzu edilen
gerektiğini anlamanın pratik yolları vardır. Şöyle ki; Şıraya
kıvama gelince ateşten alınır ve muhafaza kaplarına
bir miktar asitlik giderici madde (örneğin odun külü) ilave
aktarılır. Serin ve kuru bir yerde, kullanılıncaya kadar
edilir. Bu ilave ile şıranın yüzünde köpük tabakası
bekletilir. Muhafaza kabı olarak cam kavanozlar, kalaylı
meydana gelir. Şıradan kabarcıklar ve bu arada bir hışırtı
bakır ya da emaye kaplar kullanılabilir.
duyulur. Bir süre sonra hepsi durur. Hala şırada bir ekşilik
66 Kasım-Aralık 2014
pekdemir temmuz 2014 11/5/14 6:47 PM Page 69
Kasım-Aralık 2014 67
pekdemir temmuz 2014 11/5/14 6:47 PM Page 70
KİŞİSEL GELİŞİM
YAŞAMDAKİ EN MUHTEŞEM. ŞEY ZİHNİ GENÇ TUTMAKTIR.
Lise öğretmeniyle karşılaşan genç, konuşma sırasında üniversiteye
gitmediği için pişmanlık duyduğunu söyler. Öğretmeni sorar: “Peki şimdi
neden gitmiyorsun?” Öğrenci: “Çünkü artık yirmi beş yaşındayım. Evliyim,
bir çocuğum var ve üniversiteyi bitirmem en az dört yılımı alır.” der. Öğretmen
başka bir soru sorar: “Peki, söyler misin bana, eğer üniversiteye devam
edersen bitirdiğinde kaç yaşında olacaksın?” Öğrenci: “Tabii ki yirmi dokuz.”
der. Öğretmen sorar: “Devam etmezsen kaç yaşında olacaksın?” Öğrenci,
bir anlam çıkartmaya çalışarak; “Yine yirmi dokuz.” diye cevap verir. Ardından
öğretmeninin ne demek istediğini anlayarak şöyle devam eder: “Evet, dört
yıl sonra yirmi dokuz yaşında olacağım. Üniversiteye gitsem de, gitmesem
de.” Öğrenmeyi bırakan kişi yirmisinde de olsa, sekseninde de olsa yaşlıdır.
Yaşamdaki en muhteşem şey zihni genç tutmaktır..
İNSAN, HAYATI YAŞAYARAK ÖĞRENDİKLERİMİZİ
ÖĞRENİR.
HAZMETTİKÇE DENEYİM
KAZANIRIZ.
Hayatın neler
getireceği, insanı hangi
ilginç durumlarla karşı
karşıya bırakacağı
bilinmez. İnsan kimi
zaman hayatında
gerçek mutluluğu
Eğitim şüphesiz insanın doğumundan ölümüne
kadar süregelen bir öğrenme sürecidir. İnsan sadece
okul boyunca değil, hayatı yaşayarak öğrenir. Bugün
yakaladığına inandığı sırada tamamen farklı
durumlarla da karşılaşabilir. Ancak şu da bir gerçek
ki, olumlu durumlar kadar olumsuz durumlar da
öğrenmemize, yani gelişmemize katkı sağlamaktadır.
Her insan doğar, büyür, yaşar ve ölür, yaşamda
okulda karşımıza çıkmayan birçok konu günlük hayatta
bıraktığımız izler ancak öğrendiklerimiz kadardır. İnsan
karşımıza çıkabilir ve ister istemez öğreniriz. Bir
hangi yaşta olursa olsun öğrendikçe gençleşir. Sahip
bilginin ne zaman ve nerede gerekli olacağı konusunda
ise kimsenin bir fikri yoktur. Kendini sürekli yenileyen,
geliştiren, her zaman yeni bilgiler öğrenen bireyler
olduğumuz bilgi ve beceriler hem sağlam bir aile yapısı
oluşturmamıza hem de iş hayatımızda önemli başarılar
kazanmamıza ve değer yaratmamıza olanak sağlar.
Bu nedenle bizi biz yapan öğrendiklerimiz değil
hazmettiklerimizdir. Öğrendiklerimizi hazmettikçe
hem vatana, topluma, hem de sosyal hayata önemli
deneyim kazanırız. Öğrendikçe yaşadığımızı anlarız;
katkılar sağlar.
yaşadıkça da öğreniriz.
68 Kasım-Aralık 2014
pekdemir temmuz 2014 11/5/14 6:47 PM Page 71
Kasım-Aralık 2014 69
pekdemir temmuz 2014 11/5/14 6:47 PM Page 72
ÇOCUK SAĞLIĞI
Çocuğunuzun kışı sağlıklı geçirmesi için;
10 Kış Önerisi
1
Evinizi çok ısıtmayın. Özellikle 5-6 yaş altı
çocukların bulunduğu evlerin sıcaklığının yüksek
olması solunan havanın sıcak ve kuru oluşuna
3
Kalabalık-kapalı alanlarda vakit geçirmek
yerine açık havada olma imkânlarını zorlayın.
Yazın olduğu kadar dışarıda koşup oynamak,
ve buna bağlı olarak tüm solunum sisteminin bir hastalık
kışın kolay olmasa da vakit geçirmek, eğlenmek için karı,
yoksa bile sıkıntı yaşamasına yol açacaktır. Kış
yağmuru da kullanabilirsiniz.
mevsiminde çocukların burun tıkanıklığı ve buna bağlı
gece uyku sorunu yaşamasının başlıca nedeni uyudukları
odanın havasının sıcak olmasıdır. İdeal yatak odası
sıcaklığının 16-18 °C olduğu akılda tutulmalıdır.
Üşümemek için doğru çözüm kalın giyinmektir.
2
Mevsim yiyecekleri yemeye özen gösterin. Tüm
sene boyunca aynı yiyecekleri yemeğe çalışmak
yerine mevsiminde bol olan, o bölgede kolaylıkla
yetişen meyve-sebzeleri yemek daha doğrudur.
70 Kasım-Aralık 2014
pekdemir temmuz 2014 11/5/14 6:47 PM Page 73
katkı isteyin.
9
Uyku saatlerine dikkat edin.
Gün erken kararacağı için çocuğunuz gece
uykusuna erken dalmak isteyebilir.
Verimli bir gece uykusu uyuyabilmesi için ne
erken ne de geç yatması doğru değildir. Bir yaşından
büyük çocuk için gece uykusu 19:30-21:30 arasında bir
zamanda başlayabilir. İyi bir gece uykusunun ertesi günkü
okul başarısına, verimli oyunlar oynamasına, iştahla
yemek yemesine olumlu etkisi bilinmelidir. Gündüz
uykularını yazın olduğu sıklık ve sürede uyursa gece
uykusunda sorun yaşama olasılığı artar. Bazı çocuklar
4
Hasta kişilere yakın olmayın. Öksüren, burnu
için kış aylarında gündüz uykularını kısaltmak gerekebilir.
akan ziyaretçileri kabul etmeyin. Henüz yuvaya
Günlük banyolarına kışın da devam edin.
gitmeyen, oyun gruplarına katılmayan
çocuğunuzla tanımadığınız kalabalıkların içinde
10
Bu sayede burnu daha az tıkanacak, uyku
kalitesi daha iyi olacaktır.
bulunmamaya çalışın.
5
6
Bol sıvı için, taze meyve-sebze yiyin.
Sağlıklılığınızı devam ettirmek için yediğinize,
içtiğinize dikkat edin.
Kış ishallerine dikkat etmek gerekir.
Viral etkenler bu mevsimde de sık ve kolay
bulaşan mide bağırsak enfeksiyonlarına yol açar.
Her zamanki gibi temizlik kurallarına uymak önemlidir.
Hazırlanışına güvenmediğiniz gıdaları yemeyin,
yedirmeyin. Ortak kullanım eşyalarını kullanırken temizliğe
maksimum özen gösterin.
7
Bereber daha çok vakit geçirin.
Hava koşulları nedeniyle evde daha çok vakit
geçiren çocuğunuzun televizyon karşısında uzun
saatler kalması, bilgisayar oyunları veya dijital ekranlarla
bolca zaman harcaması yerine beraber vakit geçirmeye,
yaratıcı, geliştirici aktivitelerde bulunmaya, sohbet etmeye
çaba gösterin.
8
Birlikte aktivite yapın.
Kış nedeniyle evde beraber harcadığınız
zamanın artmasını çocuğunuzun ev düzeninin
daha aktif bir parçası olması için kullanmaya çalışın.
Yemek hazırlığına katın. Sofra kurulmasına yardım talep
edin. Evin temizliğine, odasının düzeninin sağlamasına
Kasım-Aralık 2014 71
pekdemir temmuz 2014 11/5/14 6:47 PM Page 74
KÜLTÜR SANAT
Olur Olur!
Unutursam
Fısılda
Yapımı : 2014 - Türkiye
Tür : Komedi
Yönetmen : Kerem Çakıroğlu
Oyuncular : Ayten Uncuoğlu,
Alper Kul , Mehmet Özgür,
Aylin Kontente , Ayça Varlıer
Senaryo : Alper Kul
Kendi halinde bir eczacı
kalfası olan Ali (Alper Kul) bir
gün çocukluk aşkı Ayça'yı
karşısında bulur. Onu
etkileyebilmek için kendi
bildikleri yetmeyince, şans
eseri kazandığı yaşam
koçluğu hizmetinin de
yardımıyla kolları sıvar. Ali,
yaşam koçu ve asistanıyla
birlikte, kendini birbirinden
komik olayların göbeğinde
bulur.
Deliha
72 Kasım-Aralık 2014
Vizyon Tarihi 29 Ekim 2014 (1s
Yönetmen: Çağan Irmak
Oyuncular: Farah Zeynep
Abdullah, Mehmet Günsür, Işıl
Yücesoy
Tür: Dram
Çakallarla Dans 3 Kırımlı
Sıfır Sıkıntı
Yapımı : 2014 - Türkiye
Yapımı : 2014 - Türkiye
Tür : Komedi
Süre: 94 Dak.
Yönetmen : Murat Şeker
Oyuncular : Şevket Çoruh,
İki ses sanatçısı kardeş olan
Hanife ve Ayperi'nin
hikayesinin anlatıldığı film,
gidenlerin ve kalanların
öyküsünü beyazperdeye
taşıyor. Abla Ayperi
yaşadıkları kasabadan Tarık
ile beraber müzik aşkıyla ve
de özgürlükleri için
uzaklaşırken, yanında
kardeşinin sırrını da götürür.
Hanife'nin yaşamını
şekillendirecek olan bu sır,
Ayperi içinse hayati önem
taşımaktadır... Yıllar sonra
karşı karşıya geldiklerinde iki
kız kardeşin yapabildikleri ve
yapamadıkları ortaya
dökülecektir...
Yapımı : 2014 - Türkiye
Tür : Komedi
Yönetmen : Hakan Akgün
Oyuncular : Gupse Özay , Derya
Alabora , Esin Eden
Senaryo : Gupse Özay
Yapımcı : Bkm
Deliha’da; biraz deli, hem delikanlı;
hem tez canlı hem çok iyi niyetli
Zeliha karakteri ile beyazperdeye
çıkacak olan Gupse Özay’a,
hikayesinde kahkaha garantili bir
ekip eşlik ediyor.
Gürkan Uygun, Ceyhun
Yılmaz, İlker Ayrık, Murat
Akkoyunlu
Senaryo : Murat Şeker , Ali
Tanrıverdi
2014 Aralık ayında vizyona
girmesi planlanan filmin
konusu şöyle:
4 kahramanımız Gökhan,
Hikmet, Necmi ve Servet
koşullu olarak hapishaneden
salındıktan sonra birlikte grup
terapisine gitmektedir. Ancak
Del Piero Hikmet'in günün
birinde vapurda karşılaştığı
Mihriban'a aşık olmasıyla
hayatları değişir. Mihriban
Tür : Aksiyon , Gerilim ,
Savaş
Süre: 105 Dak.
Yönetmen : Burak Arlıel
Oyuncular : Murat Yıldırım ,
Selma Ergeç , Gülçin
Santırcıoğlu , Bülent Alkış ,
Burç Kümbetlioğlu
Senaryo : Atilla ünsal , Nil
Güleç ünsal
Yapımcı : Avni Özgürel
Diğer Adı : Korkunç Yıllar
İkinci Dünya Savaşı'nda Kırım
Türkleri'nin yaşadığı acıları
anlatan ve Cengiz Dağcı'nın
'Korkunç Yıllar' romanından
uyarlanan 'Kırımlı/Korkunç
Yıllar' filminin çekimleri, Bolu
Aladağlar ve Afyon'da kurulan
platolarda yapıldı. Filmde
Murat Yıldırım'ın
canlandırdığı 'Sadık'
karakteriyle Selma Ergeç'in
canlandırdığı 'Maria'
karakterinin hayatlarının
kesişmesiyle gelişen olaylar
anlatılıyor.
dilsiz bir genç kadındır,
Hikmet de onun
konuşabilmesi için gereken
parayı bulabilmek adına
arkadaşlarıyla birlikte tekrar
pis işlere bulaşmak zorunda
kalacaktır.
Rezervasyon ve
Matina bilgileri için:
0258 212 32 62
[email protected]
pekdemir temmuz 2014 11/5/14 6:47 PM Page 75
Kasım-Aralık 2014 73
pekdemir temmuz 2014 11/5/14 6:47 PM Page 76
BİR YAZAR BİR KİTAP
Hikmet Ahmet
ÖZTEKİN
Yazar, 1986 yılında Trabzon‘da
doğmuştur. Üniversite eğitimini
2009’da İstanbul Teknik Üniversitesi
Gemi İnşaat mühendisliğini
okuyarak tamamlamıştır. Üniversite
döneminde, akademik çalışmalardan
ziyade kendisini daha çok, içinde
bulunduğu sosyal sorumluluk
projeleriyle göstermiş ve birden çok
ödül almıştır. Küçük yaşlardan beri tasavvufa ve şiire yatkınlığı olup şiir, yağmur ve çay aşığıdır. Bu nedenle
yazarHikmet Anıl Öztekin Tasavvuf edebiyatı ve şiiri birleştirerek ortaya mükemmel bir şiir kitabı olan Elif Gibi Sevmek
eserini çıkartmış. Din sevgisi ile aşkı harmanlayan kitap şiir kitaplarını sevenler için güzel bir eser.
Elif Gibi Sevmek
Namazlar gibi vakti olsa seni özlemenin...
Alırız abdestimizi
Yalandan yağmurlu İstanbul gecelerinde
Özleriz adam gibi...
Sen yoktun o zamanlar, çocukluğumda en çok yağmuru severdim ben...
Ne zaman bir dert gelse bana, yağmur yağar,
Dinler, dokunur, ve topraktan kalkan o kokuyu koklardım...
Ateşim sönerdi.. sonra büyüdüm.. gözlerini gördüm,
Yandım, yağmur yağdı, ve ilk kez sönmedim...
Ben yağmurdan daha fazla bi seni sevebildim...
Kimse duymasın bilmesin diye sessiz ağlıyor insan bazen. Gece yarısı kimseyi uyandırmadan yağan o yağmur gibi. Kimse
bilmez yağıp geçmiştir. Sabah kalkıp pencerenizi açtığınızda içeri giren o tatlı soğuk esinti ve kokudan anlarsınız yağmurun
yağdığını. Bu kitabı okurken alacağınız o esintiyle diyeceksiniz ki; "bir Elif yağmuru yağmış bir adamın yüreğine"
Namazlar gibi vakti olsa seni özlemenin... Alırız abdestimizi Yalandan yağmurlu İstanbul gecelerinde Özleriz adam gibi...Sen
yoktun o zamanlar, çocukluğumda en çok yağmuru severdim ben...Ne zaman bir dert gelse bana, yağmur yağar, dinler,
dokunur, ve topraktan kalkan o kokuyu koklardım... Ateşim sönerdi.. Sonra büyüdüm.. gözlerini gördüm, Yandım, yağmur
yağdı, ve ilk kez sönmedim... Ben yağmurdan daha fazla bi seni sevebildim...
74 Kasım-Aralık 2014
pekdemir temmuz 2014 11/5/14 6:47 PM Page 77
Kasım-Aralık 2014 75
pekdemir temmuz 2014 11/5/14 6:47 PM Page 78
LEZZET DURAĞI
Kurban etleriyle lezzetli yemekler...
Taskebabı
HAZIRLANIŞI:
MALZEMELER:
• Ön hazırlık olarak soğanı ayıklayıp, kuşbaşı doğrayın.
600 gr Kuşbaşı et
• Yağı, orta boy bir tencerede, orta ateşte eritin.
30 gr margarin
• Yağ kızmaya başlayınca kuşbaşı doğranmış eti ilave edin.
100 gr soğan
• Ateşi açın. Etleri bir kevgirle ara sıra karıştırarak, 5-6 dakika, pembeleşinceye
1 Çorba kaşığı
kadar sote edin.
Domates salçası
• Soğanı tenceredeki etlere ilave edin.
1 tatlı kaşığı tuz
• Yine ara sıra karıştırarak, birkaç dakika daha pişirin. Salçayı katın.
baharat torbası
• Ara sıra karıştırmaya devam ederek, birkaç dakika da salçayı kavurun.
1.5 bardak Su
• Tuzunu serpin.
• Baharat torbasını ilave edin.Ateşi kısın.
• Tencerenin üzerine bir tas kapayın, 1 bardak sıcak suyu, tasın kenarından dökün.
• Tencerenin kapağını sıkıca örtün.
• Kebabı, ağır ateşte 8-10 dakika pişirin.
• Tenceredeki malzeme suyunu çekince, kalan 1,5 bardak sıcak suyu koyup, yine
ağır ateşte, yaklaşık 20 dakika, etler yumuşayıncaya kadar pişirin.
• Bu süre içinde, ara sıra tencerenin kapağını açıp, etlerin pişip pişmediğini kontrol
edin. Gerekirse pişirme süresini uzatın.
• Bu arada kebab suyunu çekecek olursa, bir miktar sıcak su ilave edebilirsiniz.
76 Kasım-Aralık 2014
pekdemir temmuz 2014 11/5/14 6:47 PM Page 79
Muharrem Ayı ile özdeşleşmiş adını bile ondan alan tatlı;
Aşure
aşera (Arapça 10)
MALZEMELER:
SÜSLEMEK İÇİN:
Yarım kilo buğday
1 su bardağı nohut
1 su bardağı kuru fasulye
5 su bardağı toz şeker
12 adet kuru kayısı
10 adet kuru incir
1 su bardağı kuru üzüm
1 adet çubuk tarçın
5 adet karanfil
2 tatlı kaşığı portakal rendesi
Fındık
Badem
Kuş üzümü
Toz tarçın
Ceviz
Çam fıstığı
Nar
HAZIRLANIŞI:
Buğday,fasulye,nohutu ayrı kaplarda bir gece önceden ıslayın. Ertesi gün buğdayı bir tencereye alıp ortalama dört
buçuk litre suya çubuk tarçın ve karanfili ekleyip kaynatalım.eğer üzerine köpük birikirse kevgir ile köpüğü alın
buğday patlayıp yumuşayana kadar kaynatalım. ( eğer su eksilirse su ilave edebilirsiniz) Fasulye ve nohutu süzüp
ayrı tencerelerde haşladıktan sonra malzemeler haşlanırken kuru kayısı ve inciri nohut büyüklüğünde doğrayın.
haşlanan malzemeleri buğdayın içine ilave edip hafif koyulaşıncaya kadar kaynatın ardında diğer ürünleri ve şekeri
ilave edip iyice kaynatın.(eğer koyulaşmasını isterseniz iki yemek kaşığı nişastayı yarım çay bardağı su ile yumuşatıp
arzunuza göre koyulaştırabilirsiniz ) ocağı kapamadan beş dakika önce doğramış olduğunuz kayısı,üzüm, incir ve
portakal rendesini de ekleyin. Aşureleri sıcakken servis tabaklarına koyun soğuyunca isteğinize göre süsleyip servis
edebilirsiniz...
Kasım-Aralık 2014 77
pekdemir temmuz 2014 11/5/14 6:47 PM Page 80
BULMACA ZAMANI
78 Kasım-Aralık 2014
pekdemir temmuz 2014 11/5/14 6:47 PM Page 81
Kasım-Aralık 2014 79
pekdemir temmuz 2014 11/5/14 6:47 PM Page 82
BOYAMA
BOYAMA ZAMANI
80 Kasım-Aralık 2014
pekdemir temmuz 2014 11/5/14 6:47 PM Page 83
PEKDEMİR ÇİFTLİĞİ MAĞAZA BİLGİLERİ
ANTALYA Aspendos Blv fiubesi 555 975 39 03
AYDIN Akbük / Ata Mah. / Ayko / Bay›nd›rl›k / Bat› Gazi Bulvar› / Cuma Mah / Didim 256 8110061 / Efeler / Egemenlik / Eski Tedafl / Eski Yeni Cami / Germencik / Girne / Güzel Hisar /
Ifl›kl› / ‹mam Hatip / ‹ncirliova / Menderes / Meflrutiyet / Nazilli Bozdo¤an 256 3150141 / Nazilli Yeflil 256 3156217 / Kurtulufl / Kufladası 256 6126120 / SSk /Tellidede /Toki /Ulukent
Yeni Dörtyol / Yörük Ali Efe /Zafer Meydan› / Söke 533 456 98 18 BURDUR Valikona¤ı Kavfla¤ı 248 4115015 / fiirinevler 530 173 43 01 DEN‹ZL‹ Adliye / Albayrak 258 3771945 /
Akkonak 258 3735454 / Akkonak 2 / Acıpayam1 258 5185373 / Acıpayam2 258 5182955/ Ba¤baflı 258 2661817 / Bayramyeri 1 258 2614747 / Bayramyeri2 258 2614747 /
Bakırlı 258 371 85 88 / Bereketli AVM 258 3610606 / Buldan 258 4314041 /Çaybafl› 258 261 11 34 / Çivril 258 7136900 / Üçgen AVM 258 2518787 / Çamlık 258 212 99 00 /
Erenler 258 374 09 04 / Garaj 258 261 63 72 / Gerzele 258 290 82 15 / Gündo¤du 258 265 83 89 / Lozan 258 2654647 / ‹ncilipınar 258 2118247 / ‹stiklal 258 264 85 85 /
‹stasyon 258 2657078 / Kayhan 258 212 88 99 / Kıbrıs fiehitleri 258 2426838 / Karaman 258 2426839 / Kayalık 258 242 91 11 / Kuflpınar 258 2654748 / Kınıklı AVM 258 2128888 /
Mehmetçik 258 213 75 55 / Merkezefendi 258 3775040 / Saltak 258 263 40 20 / Sevindik 258 251 53 63 / Servergazi 258 373 78 88 / Sırakapılar 258 2414090 / Sarayköy 258 415 55 66
fiemikler 258 377 57 50 / Tavas 530 148 72 20 / Üçler 258 361 02 32 / Vatan 258 3776044 / Yeniyol / / / Yeniflehir 258 373 63 66 / Zeytinköy ‹ZM‹R Smyrna 530 148 78 41 /
Yeni Girne Bulvar› 530 173 43 01/ Evka-5 0232 384 50 51 MAN‹SA Alaflehir 236 654 53 26 /Alaflehir 2 0236 653 17 10 / Alaflehir 3 0236 653 33 77 / Salihli1 0236 712 45 45 /
Salihli2 0236 716 10 30 / Turgutlu AVM
Kasım-Aralık 2014
pekdemir temmuz 2014 11/5/14 6:47 PM Page 84
Download

Efes Antik Kenti Efes Antik Kenti