Antik dünyanın, tekstil üretim merkezi
Sıcak
Sıcak yaz
yaz aylarının
aylarının
vazgeçilmez
vazgeçilmez serinletici
serinletici lezzeti;
lezzeti;
Laodikeia
Ropörtaj
KARLI
ŞURUP
Yönetimden
Türk Halk müziği’ne damgasını vurmuş büyük usta;
Hayri DEV
Huzur Ayı Ramazan
Kale Zeybeği
Tavas’ta Terrakota Sanatı
Denizli Horozu
Osman ZOLAN
Denizli Büyükşehir Belediye Başkanı
TEMMUZ - AĞUSTOS 2014
YAŞAM STİLİ DERGİSİ
pekdemir temmuz 2014 7/18/14 4:25 PM Page 1
Halil PEKDEMİR
pekdemir temmuz 2014 7/18/14 4:25 PM Page 2
Reklam
pekdemir temmuz 2014 7/18/14 4:25 PM Page 3
Büyüklerimizden
Öğrendiğimiz gibi ilerliyoruz.
Geçmiş Büyüklerimizi Rahmet ile anıyoruz.
Pekdemir çiftliğinin 1978 yılında yumurta satışı ile başlayan yolculuğu, evveliyatına
bakıldığında 1730 yılında dedelerimiz Orta Asya'dan önce Emirliklere yerleşmişler, oradan
da Acıpayam'ın Alaattin kasabasına yerleşmişlerdir. Emirliklerden gelen dedemiz Hacı
Ahmet Ağa, Alaattin'e evini yaptıktan sonra ilk yaptığı iş imarethane kurarak bu günkü
adı ile aşevi inşaa ederek muhtaçlara yemek yardımında bulunulmasını sağlamış.
Halil PEKDEMİR
Böyle bir gelenekten gelen Soyun devamlılığını sağlamaya çalışan evlatlarız. Dedemiz
de ticaretle uğraşan bir kişi olarak ninemin evlerden topladığı yumurtaları sandıklara saman içine döşeyerek merkepler ile Denizli'ye
veya Muğla'ya satmaya gider ve sattığı yumurtaların parası ile de bu illerden ihtiyaç olan gıda ürünleri alarak Alaattin' de satışını
gerçekleştirirmiş. Ailemizin ticareti o zamanlara dayanır. Babam da dedem ile beraber ticaret yapar ihtiyaç olan gıdaların alım
satımı yanında küçükbaş, büyükbaş hayvan yetiştiriciliği, alım satımı ve tarım ile uğraşırdı.
Ben ticaret hayatımda Babamı örnek alırım. Bizler gözlerimizi tarlada açtık. Tütün, soğan göveri, arpa, buğday, meyve sebze
ve kavun karpuz yetiştiriciliği yaptık.
Bizler 6 Kardeş büyüdük. En büyüğümüz Bayram Pekdemir, emniyet amirliğinden emekli oldu ve şu anda sigortacılık ile uğraşıyor,
Onun küçüğü Cemal Pekdemir ticaret ile uğraşıyor. Cemal Pekdemir' in küçüğü benim büyüğüm Recep Pekdemir, Pekdemir
Çiftliğinin temellerinin atılmasına en büyük katkısı olan kişidir. Kendisi Muğla Üniversitesi işletme bölümünde okurken 1973 yılında
tavuk çiftliği kurma fikrini vermiştir. Alaattin'de önce 1.000 baş kapasiteli kurulan tavuk çiftliği daha sonra 4.000 baş kapasiteye
çıkmıştır. 4.000 kapasiteye çıktıktan sonara da Denizli'ye satış noktası açmak için gelinmiştir. Yumurta tavukçuluğudur bizi
Denizli'ye getiren. Şu anda İstanbul Üniversitesi İşletme Fakültesinde Profesördür. 1978 yılında yumurta satmak için açılan ilk
şubeye Pekdemir Çiftliği İsmi verilmiştir. Müşterilerin tereyağ, peynir , yoğurt talebi üzerine şarküteriye geçilmiştir. Sonrasında
marketçiliğe geçilmiş ve bugün 87 şubeli bir market zincirine dönüşmüştür. Marketçiliğin yanında akaryakıt sektörü , seracılık,
besicilik, boyner bayiliği gibi bir çok alanda faaliyetlerimizi sürdürmekteyiz. Benim küçüğüm Çapa Tıp Fakültesi mezunu Ege
Üniversitesinde ihtisasını tamamlayıp özel bir hastane de Genel Cerrah olarak görev yapan Mehmet Pekdemir’dir. En küçük
kardeşimiz Emine İlbay ( Pekdemir ) da Devlet hastanesinde baş hemşire olarak görevini sürdürmektedir. Aileye baktığımızda 6
Kardeşten 2 si ticarette, diğerleri kendi alanlarında başarı ile görevlerini sürdürmektedirler.
Bizi Babamız yetiştirirken ‘‘Kul Hakkı yemeyin, kazancınızın zekatını verin, başkasının malında gözünüz olmasın’’ gibi telkinlerde
bulunurdu. ‘‘Zekatı verilen mal eksilmez aksine çoğalır, zekatı verilen malın kapısını kilitlemeyin oraya hırsız girmez’’ gibi telkinler
ile biz yetiştik ve çok şükür bu noktalara geldik. Burada bu vesile ile Denizli halkına da teşekkürü bir borç biliriz. Onların desteği
ile büyüdük ve bugün Denizli dışında Aydın , İzmir , Manisa, Antalya ve Burdur bölgelerinde şubelerimiz var. Yaklaşık 2500 personel
ile kocaman bir aile olarak yolumuza devam ediyoruz. Bizler de Babamızın bizi yetiştirdiği gibi evlatlarımızı aynı şekilde kul hakkını
gözeten , malın zekatını veren, dürüst birer fert olarak yetişmelerini sağlamak için uğraşıyoruz. Vatana millete hayırlı birer evlat
olarak yetişmelerini istiyoruz.
Burada sözlerime son verirken bugüne kadar oluşumumuzda katkıları bulunan ailemizden çalışanlarımıza , iş ortaklarımızdan
tüm müşterilerimize herkesten Allah Razı olsun diyor, saygı ve şükranlarımı sunuyorum...
Temmuz-Ağustos 2014 1
pekdemir temmuz 2014 7/18/14 4:25 PM Page 4
İÇİNDEKİLER
01
Yönetimden
04
Başlarken
06
Bizden Haberler
Halil PEKDEMİR
Yusuf YILDIRIM
10
Uçurtma Şenliği, Tiyatro Gösterisi
14
İlçelerimizden
20
Tedarikçilerimizden
22
Denizli’den
Acıpayam
Osman ZOLAN
Denizli Büyükşehir
Belediye Başkanı
Tastat Bakliyat
Cam Sanatı
46
Bizden Biri
48
Sağlıklı Yaşam
50
Dini Bilgiler
Kenan
YASDIKÇIOĞLU
Tam
Buğday
Akraba ve
Yaşlı Ziyaretleri
52
Sağlık
64
Mahalli Sanatçı
66
Kültür Sanat
Gezi
Rehberi
Kale Zeybeği
Antik yazar Plinius (NH. V. 105), kentin yerleşim alanının
bulunduğu yerde önce Diospolis ve sonra Rhoas adlarını taşıyan
bir köyün kurulu olduğunu belirtilir. “Zeus kenti” anlamına gelen
bu ilk ad, burada çok eski ve köklü kutsal bir yerin varlığına işaret
etmektedir. Zeus daha sonra, Laodikeia'nın önde gelen kurucusu
olarak saygı görmüştür. Antik kentte bir İsis Rahibesi heykelinin
bulunması, burada bir İsis tapınağının da varlığına işaret
etmektedir. Kentte yürütülen arkeolojik çalışmalar ve buluntular,
kentin tarihinin Klasik Döneme kadar indiğini göstermektedir.
Temmuz-Ağustos 2014
Denizli’de Gezi
42
Eski Ramazanlar
Süleymanlı Yaylası ve
Gölü
Hayri DEV
Laodikeia
16
26
Kene
Antik dünyanın, tekstil üretim merkezi
2
Röportaj
Huzur Ayı
Ramazan-ı Şerif
pekdemir temmuz 2014 7/18/14 4:25 PM Page 5
Temmuz-Ağustos 2014 3
pekdemir temmuz 2014 7/18/14 4:25 PM Page 6
01
2 AYLIK YAŞAM STİLİ DERGİSİ
Temmuz - Ağustos 2014
YIL1 • SAYI 3
İmtiyaz Sahibi
Yusuf YILDIRIM
Satınalma Direktörü
adına
Adnan PEKDEMİR
yazı işleri müdürü
Erkan GÜVENÇ
editör
Ali İhsan SÜNGÜ
basın danışmanı
Yusuf YILDIRIM
reklam müdürü
Fırat KOSTAK
Merhaba
Dergimizin Temmuz-Ağustos sayısı, şu günlerde içinde bulunduğumuz mübarek ramazan
ayına ve ramazan bayramına denk geldi.
Ülkemize ve milletimize ramazan'ın hayırlı ve bayramın kutlu olmasını diliyoruz. Her yeni
sayıda, dergi içeriği oluşturma konusunda biraz daha öğrenmeye çalışarak ve tecrübe kazanarak
ama aynı heyecan ve şevkle günlerce çalışıyoruz. Denizlide son bir buçuk yıldır bulunan biri
olarak; yaşadığımız bölgeyi, kültürünü, değerlerini öğrenebilmek ve sizlere aktarıp, tanıtabilmek
mali işler
Göksel ONGUN
adına ilerlememiz gereken çok yol olduğunun da bilincindeyiz. Araştırdıkça özellikle Denizli
hukuk danışmanı
Nilgün HOÇEK
sanatlarından, toplumumuzun ileri gelen kişiliklerine kadar tanıtılmaya değer çok sayıda konu
yönetim yeri
PEKDEMİR ÇİFTLİĞİ
BÜYÜK MAĞAZACILIK
SAN ve T.A.Ş.
Saraylar Mah. 498 Sok.
Mertsoy İşhanı No:3 K:3
Bayramyeri / Denizli
Tel: 0258 261 47 47
Faks: 0258 261 77 70
Türkiye leblebi üretimindeki yeri gibi, bu sayımızda da Unesco tarafından '' yaşayan insan
yayına hazırlık
Mai Reklam
Oruç Reis Mah
Giyimkent 4. Sok.
No95 Esenler-İstanbul
Tel: +90 212 493 00 71
Fax: +90 212 493 00 78
www.maireklam.com
[email protected]
politikamız… Düzenlediğimiz yada katıldığımız bazı organizasyonlara da bu sayımızda yer
baskı
Milsan A.Ş.
yayın türü
2 aylık yerel süreli yayın
dergimizde yayınlanan yazı
ve fotoğraflar yayıncının
izni olmadan, kaynak
belirtilmeden tam veya
özet alıntı yapılamaz.
ve civarında tarihi yerleşim yerlerinden, doğal güzelliklere, unutulmaya yüz tutmuş el
olduğunu yaşayarak öğreniyoruz. Geçen sayıda aktardığımız Serihhisar ilçemizin toplam
hazineleri listesi'' ne alınan Halk müziği ustası Hayri Dev ve Tavasta halen yaşatılagelen
Terrakota ( terra-cotta ) sanatı, 1934 yılından beri dünya devi firmaların marka değerini
hayranlıkla takip ettiği Yeni Zafer gazozları gibi... Her fırsatta belirttiğimiz üzere; Pekdemir
ailesinin marketçiliğin doğası gereği yaptığı mal alıp satmak dışında, toplumun farklı kesimlerine
yönelik değişik organizasyonlarda ve sosyal sorumluluk projelerinde yer alması, zaten firma
verdik.
Bu arada özellikle Denizli ve çevresinde üretim yapan, istihdam sağlayan, bir takım
firmalarımızı da sizlere tanıtmaya çalışıyoruz. Bu vesileyle raflarımızda yer alan ürünler
(dolayısıyla kimin malını aldığınız) hakkında fikir vermeye gayret ediyoruz. Geçmiş sayılarımızda
Danet, Erdat Şekerleme, Sabanoğlu, Maroli Zeytin gibi firmalarımız yer almıştı. Bu sayımızda
da Tastat Bakliyat, Güngören Kuruyemiş, Yeni Zafer Gazoz gibi firmalarımız hakkında bilgiler
var.
Son olarak bu derginin ‘‘ kalitenin ve ucuzluğun kalesi’’ olan Pekdemir Çiftliği’nin müşteri
memnuniyetine verdiği önemin bir kanıtı olduğunu bir kez daha ifade ederken, dergimiz ile
ilgili her türlü görüş ve yorumlarınızı [email protected] adresine beklediğimizi
hatırlatırım.
yayınlanan yazılardan
yazı sahibi sorumludur.
4
Temmuz-Ağustos 2014
Pekdemir Çiftliği dünyasına tekrar hoş geldiniz. Saygılarımla...
[email protected]
pekdemir temmuz 2014 7/18/14 4:25 PM Page 7
Temmuz-Ağustos 2014 5
pekdemir temmuz 2014 7/18/14 4:25 PM Page 8
BİZDEN HABERLER
Personel
Uçurtma Şenliği
Eğitimlerimiz
devam ediyor.
10 Haziran’da çocuklar gibi şendik.
Danişment Mahallesi mesire
alanında gerçekleşen uçurtma
şenliğine gelen ailelere dağıtılan
Gözleme, ayran, dondurma, meyve
suları, gibi ikramların yanında
çocuklara yönelik Boyama kitapları
ve oyun topları ile hem piknik
yaptılar hem de uçurtmalarını
gökyüzünde uçurarak unutulmaz bir
gün yaşadılar. Çocuklar Aslanmax,
Pamukkale Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi,
Danino ve palyaçolarla birlikte
Çalışma Ekonomisi ve Endüstri İlişkileri bölümünde Doç. Dr.
eğlenirken ailelerde unutulmaz bir
Kamil ORHAN yönetiminde gerçekleştirdiğimiz şirket misyon
gün yaşadı.
ve vizyonu konulu toplantımızı, Dedeman Otelde
Şenlikte yumurta taşıma, çuval
yarışı gibi yarışmalarda yapılırken
birinci olanlara çeşitli ödüller verildi.
gerçekleştirdik. Toplantı sonunda Pamukkale Üniversitesi ile
Pekdemir Çiftliği arasında işbirliği yapılması kararlaştırıldı.
İmza Günü
Pascal NOUMA
Pekdemir Çiftliği Bereketli AVM’de Türk futbol severlerin yakından tanıdığı,
içtenliği ve esprileriyle içimizden biri olan, Beşiktaş Futbol takımının eski
oyuncularından Pascal NOUMA ile imza günü düzenledik.
Düzenlenen imza gününde Pascal Nouma hayranlarına futbol topu imzaladı ve
onları kırmayarak hatıra fotoğrafı çektirdi.
Pekdemir Çiftliği ailesi olarak
hem Biz, hem Pascal Nouma imza
gününde Soma maden faciasını
unutmadık. Bu günde onların
acılarını paylaşmayı kendimize
görev addettik.
6
Temmuz-Ağustos 2014
pekdemir temmuz 2014 7/18/14 4:25 PM Page 9
Çocuklar geleceğimizdir.
Tiyatro
Resim Yarışması
Etkinlikleri
Devam Ediyor.
7-11 yaş ilkokul çocuklarımıza yönelik TASARRUF konulu
Resim Yarışmamız sonuçlandı.
Pekdemir Çiftliği Turgutlu AVM’de düzenlenen ödül töreni
ile 1. olan Fatma NURBAY isimli kızımıza ödül olarak bisiklet
verdik. Dereceye giren diğer çocuklarımıza da hediyelerini
Pekdemir Çiftliği Turgutlu AVM’de çocuklara yönelik tiyatro
teslim ettik.
etkinliği çerçevesinde Kahraman Çocuklar ve Altın Kalpli Fil
adlı çocuk oyunlarının gösterimini gerçekleştirdik. Geniş
katılımın olduğu etkinlikte gelen misafirlerimizin eğlenceli
ve hoş vakit geçirdikleri yüzlerindeki o güzel tebessümden
belli oluyordu. Bu tür etkinliklerimiz devam edecektir.
Denizli Adliye
Mağazamız Açıldı.
500 m2 satış alanı üzerine kurulu olan Denizli Adliye
mağazamız 11 Temmuz cuma günü açıldı. 3 kasa ile hizmet
edecek olan mağazamızda 20 personel istihdam edilmektedir.
Evyap İftarına Katıldık.
Evyap firmasının her yıl düzenlediği ve Denizli gıda
piyasasının önde gelen tüm simalarının katıldığı geleneksel
iftar davetine 14 Temmuz Pazartesi akşamı gerçekleşti.
Batı Türkiye Satış Müdürü Osman YILMAZ ve Denizli Bölge
Müdürü Yunus GEÇİN’in ev sahipliğinde gerşekleşen iftar
davetine, tüm Pekdemir Grupları satınalma yöneticileri katıldı.
Temmuz-Ağustos 2014 7
pekdemir temmuz 2014 7/18/14 4:25 PM Page 10
MAĞAZALARIMIZDAN
Bereketli AVM
Denizlinin gelişen bölgesi Bereketli’de 2009 da faaliyete giren Bereketli
Avm 15.000 m2 kapalı alana kuruludur. 2.000 m2 sinde Pekdemir Çiftliği
Hipermarket, 2.000 m2 sinde Tekzen Yapı Market yer almaktadır.
Bunun yanında cafe ve çocuk eğlence alanı ile bölgenin çekim merkezi
haline gelmiştir.
Bereketli AVM’de; 50 personel Pekdemir Çiftliği Hipermarket bölümünde,
35 personel Tekzen’de olmak üzere toplam 85 personel çalışmaktadır.
Bereketli AVM’nin siz misafirlerinin rahat etmeleri için toplam 3500 m2
açık otoparkı bulunmaktadır.
8
Temmuz-Ağustos 2014
pekdemir temmuz 2014 7/18/14 4:25 PM Page 11
Reklam
Temmuz-Ağustos 2014 9
pekdemir temmuz 2014 7/18/14 4:25 PM Page 12
RÖPORTAJ
Sayın Başkanım, sizi kısaca tanıyabilirmiyiz?
1964’de Denizli’nin Tavas İlçesi’nde doğdum. İlkokulu
Tavas-Garip köyde, orta ve lise eğitimini ise Isparta -
Denizli Büyükşehir Belediye Başkanımız;
Osman
ZOLAN
Gönen Öğretmen Lisesi’nde yaptım. Akademik Eğitimimi
Dokuz Eylül Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde
tamamlayarak, Denizli Barosuna kayıtlı olarak Avukatlık
yaptım. 28 Mart 2004 yerel seçimlerinde Belediye Meclis
Üyesi seçilerek, aynı zamanda o tarihten bu yana
Belediye Başkan Yardımcılığı görevini yürüttüm. 16 Mart
2011 tarihinde Denizli Belediye Başkanlığı görevine
seçildim. 30 Mart 2014 seçimlerinde Büyükşehir Belediye
Başkanı adayı oldum ve seçimler sonrasında Denizli’nin
ilk Büyükşehir Belediye Başkanı oldum. Evli ve 2 çocuk
babasıyım.
10
Temmuz-Ağustos 2014
pekdemir temmuz 2014 7/18/14 4:25 PM Page 13
Denizli hakkında düşüncelerinizi öğrenebilirmiyiz?
hedefimiz artık bir Dünya şehri olmak. Bu amaç doğrultusunda
Her şeyden önce şunu söylemeliyim ki bu kente hayranlık
hareket ediyor ve Denizli’yi ilkler ile buluşturuyoruz. Bizim
duyuyorum. Bu kente sevdalıyım. İnsanının çalışkanlığı,
hedefimiz Dünya’nın sayılı şehirlerinden biri olabilmek. Bu
üretkenliği ve sıcakkanlılığı bu kenti yaşanılır
hedefe ulaşmak için ne gerekiyorsa
kılan en büyük faktör. İnanılmaz bir coğrafi
yapacağız.
ve tarihi zenginliğe, tarımsal çeşitliliğe,
üretime dönük fikir yoğunluğuna ve bu
fikirleri uygulayan cesur insanlara sahip.
Büyükşehirlerin karmaşasından uzak,
Denizli için düşündüğünüz en büyük
proje nedir?
Denizli için tek büyük projemiz şudur
yaşaması kolay bir şehir olması nedeniyle
diyemem. Çünkü biz bu kenti bir bütün
Denizli ülkenin pek çok farklı noktasından
olarak değerlendiriyoruz ve tüm
gelen insanların tercihi olmuştur. Bu sebeple
projelerimizi bir pazılın parçaları olarak
aynı zamanda kozmopolitik bir yapısı vardır.
görüyoruz. Yaptığımız en küçük çalışma
Bu Denizli’nin bir başka zenginliğini ortaya
bile bu kente değer katmak için
çıkarır. İnsanlar burada huzuru buldukları
yapılıyor. Birçok büyük projemiz var
için yaşamlarını sürdürürler. Son 10 yılda
bunlar bir bütünün parçaları gibi. Amaç
yaptığımız yatırımlar ile hızla değişen
ise biraz önce söylediğim gibi Denizli’yi
Denizli’yi geleceğe daha iyi hazırlamak için
dünya şehri yapmak. en büyük projemiz
birçok projeyi hayata geçirmeye çalışıyoruz.
ve hedefimiz budur.
Kent insanının yaşam standardını yukarı
Hangi takımı tutuyorsunuz ve
çekmek için sosyal, kültürel, ulaşım, yeşil
Denizlispor hakkında düşünceleriniz
alan, alt yapı ve üst yapı gibi birçok alanda
nelerdir?
önemli projelere imza atacağız. Bu kent için
Tabi ki Denizlispor. Bu şehrin en
hayallerimizi tek tek gerçekleştirmek
büyük değerlerinden biri olan
niyetindeyiz. Bu kenti ve burada yaşayan
Denizlispor tıpkı kent gibi bizim
insanları seviyoruz. Ve ne yapıyorsak onları
sevdamız. Son yıllarda istenilen sportif
mutlu etmek için yapıyoruz.
başarılar alınmasa da bizim için
büyüklüğü hiç azalmayacak bu değere
Denizli’de İleriye dönük planlarınız
nedir?
2004 yılında yola çıktığımızda Denizli’yi
sahip çıkma konusunda elimizden
geleni yapmaya çalışıyoruz. Son birkaç
yıldır yönetim anlamında istikrar
Ege’nin vizyon şehri yapacağız demiştik.
maalesef sağlanamadı. Yönetime kim
Ortaya koyduğumuz çalışmalar ile Denizli
gelirse gelsin biz destek olduk bundan
Ege’nin vizyon şehri oldu. Türkiye'de
sonra da olmaya devam edeceğiz.
parmakla gösterilir bir şehir oldu. Ama
Arzumuz bir an önce Denizlispor’un
Denizli’nin potansiyeli bu değil. Dünyada
geçmişte olduğu gibi sportif anlamda
artık ülkeler değil şehirler yarışıyor. Bizim
başarıyı yakalamasıdır.
Temmuz-Ağustos 2014 11
pekdemir temmuz 2014 7/18/14 4:25 PM Page 14
AKLINIZDA BULUNSUN
Sıcak yaz günlerinin 1 numaralı kurtarıcısı;
Klimanın
Faydaları ve Zararları
LİMANIN ZARARLARI ?
Bunu günümüzde herkes bilir, belirli zamanlarda klimadan
KLİMANIN FAYDALARI ?
Her zaman olduğu gibi teknolojinin faydalı taraflarını bilmemiz
çıkan soğuk ya da sıcak havanın olumsuz etkilerini herkes
önemli gibi görünse de zararlı taraflarını da dikkate almak
anlayabilir. Şimdi de bizim bilmediğimiz yada dikkat etmediğimiz
zorundayız.
bazı etkileri görelim:
Klimanın doğru kullanımda ciddi faydaları olmaktadır.
Klimaların yanlış ve dikkatsiz kullanımı sonucu bağışıklık
Özellikle yaşlılara, kalp, şeker ve astım rahatsızlığı olanlara
sistemini zayıflattığı, üst ve alt solunum yolu enfeksiyonlarının
doktor tarafından önerilen bir durumdur. Klimalar ortamdaki
yanında alerjik reaksiyonlara da yol açtığı bir gerçektir.
hava sıcaklığını ve ortamdaki bağıl nem oranını ayarladığı için
Sıcak veya soğuk havanın direk insanla teması yanlış
yaptığımız ya da dikkat etmediğimiz önemli bir sorundur. Doğru
önerilmektedir.
Bizler daha çok konfor için kullanmak üzere evlerde, iş
olması gereken cihazdan çıkan havanın yansıyıp yani duvardan
yerlerimizde, araçlarda vs. kullanıyoruz çünkü rahat ve temiz
gelmesidir.
kullanması kolay ve anında çözüm sağlıyor.
En son klimanızı ne zaman temizlediniz? Ne zaman bozulursa
tamirci ya da servis çağırdığımızda değil mi? Yapılan bu yanlışın
sonucunu hem maddi ve manevi olarak bizler ödüyoruz. Klimayı
temizlemek için bu işte ehil olmamıza gerek yok. Çünkü
klimalarımızı en az ayda bir defa filtrelerini temizlememiz gerekir.
Aslında bu birazda bizim elimizde olan şey yani doğru
kullanırsak faydalı yanlış kullanırsak da zararlı olmaktadır.
Biraz bakım ve temizleme klimamızın daha verimli ve temiz
çalışmasına olanak sağlayacaktır.
Günümüz yoğun ve hızlı yaşamında çok da detaylarıyla
Bizler bunu ihmal ettiğimiz için cihazın içinde biriken bakteri
ilgilenemediğimiz klimaların faydalarını veya zararlarını arttırmak
ve mikroplar direk bizimle temasa geçer buda insanlar üzerinde
yine bizim elimizde.
ateşli hastalıklara ve baş ağrılarına sebep olmaktadır.
12
Temmuz-Ağustos 2014
pekdemir temmuz 2014 7/18/14 4:25 PM Page 15
Doğanay’dan büyük çıkış;
CAMPET
Dünyada ilk ve tek içi cam dışı pet
CAMPET Limonata. Pet kadar hafif
cam kadar sağlıklı olan Campet'in
özelliği pet şişenin işinin 1 mikron
kalınlığında cam ile kaplanmış olması. Ürün
Campet şişenin içinde
petle temas etmiyor,
direkt olarak
cama temas
ediyor. Ürün
hem taze hem
sağlıklı kalıyor
hem de petin o kötü tadını almamıs oluyor. DOĞANAY
CAMPET LİMONATA'nın bir diğer önemli özelliği hiçbir
koruyucu içermemesi ve rengini kırlardaki çiçeklerden
almasıdır. Herhangi bir gıda boyası asla kullanılmamaktadır.
Konya Şeker etliye de sütlüye de karıştı
Konya Şeker, ülkemizdeki et ve süt üretiminde yaşanan
Balparmak Katla Balla, amatör ya da profesyonel tüm
sporcuların 1 numaralı destekçisi olan bal ihtiyacını
karşıalayacak. Balparmak Katla Balla, içerdiği yüksek
karbonhidrat miktarıyla spor yapanlar için adeta enerji
deposu…
Gün boyu tükettiğiniz çay, bitki çayları ve kahvenizi
Balparmak Katla Balla ile tatlandırarak günlük enerji
ihtiyacınızı karşılayabiliyorsunuz.
İçeceklerinizin yanı sıra yiyeceklerinize de tat katan
Balparmak Katla Balla’yı küçük boyutu sayesinde ister spor
çantanızda ister cebinizde kolaylıkla taşımanız mümkün.
Tadım ballı kavrulmuş yer fıstığı hakkında besin değerleri
tablosu diyet lif, protein, doymuş yağ, doymamış yağ,
kolesterol, karbonhidrat ve enerji değerleri. Balın insan
sorunların çözümü için elini taşın altına koyması gerektiğine
sağlığına faydaları herkesçe az veya çok malum, bir kuruyemiş
inanarak hareket etti. Et ve sütte aracılar nedeniyle oluşan,
ile balın birleşimi ile oluşturulmuş yeni lezzet. Markalar yeni
hem üreticinin hak ettiği geliri elde edemediği hem de
modelleri, Tadım kuruyemiş ürünleri içinde yeni ürürünü ballı
tüketicinin başka ülkelerle kıyaslandığında çok yüksek fiyatlar
nedeniyle satın alma güçlüğü yaşadığı tabloya dur demek
kavrulmuş yer fıstığı hakkında kısa paylaşımında bulunmak
istedik. Yer Fıstığı ailesinin en ballısı şimdi satış noktalarında
sizleri bekliyor.
için kolları sıvadı, etliye de sütlüye de karışma kararı aldı.
Temmuz-Ağustos 2014 13
pekdemir temmuz 2014 7/18/14 4:25 PM Page 16
DENİZLİ GEZİSİ
Hititler, İonlar, Akalar, Frigler, Lidyalılar, Persler, Hellenler ve Roma İmparatorlukları,
tarihe ışık tutan, küçük şirin bir kasaba;
Acıpayam
Eski çağlarda İndos vadisi olarak bilinen bölge; sırasıyla
Isparta Sancağı'na bağlanmış, Isparta Sancağı'nda Karaağaç
Hititler, İonlar, Akalar, Frigler, Lidyalılar, Persler, Hellenler ve
Bölgesi olması nedeniyle adı Garbîkaraağaç olarak
Roma İmparatorlukları'nın egemenliği altında kalmıştır.
değiştirilmiştir.
1071 Malazgirt Savaşı'ndan sonra Anadolu'ya gelen göçmen
Burdur'un sancak olması nedeniyle de bölge Burdur
Türk boylarından Oğuz kafilesinin Avşar oymağına bağlı Karaağaç
Sancağı'na bağlanmış; 1870 tarihli Osmanlı idari Nizamnâmesi
Baba yönetimindeki bir kol, bu bölgeye gelerek Eşeler Dağı ve
ile ilçe kurulmasına karar verilmiş ve Denizli Sancağı'na
Elmadağ eteklerine yerleşmiştir.
bağlanmıştır. 1871 yılında ilçe teşkilatı kurulmuştur.
Kütahya'da hükümdarlığını sürdüren Germiyanoğulları Beyliği,
bereketli Acıpayam Ovasını ele geçirmek amacıyla uzun süren
savaşlar yapmıştır. Bu savaşlar sonucunda yöre, önce
Hamitoğulları, daha sonra Germiyanoğulları Beyliği'ne ve sonra
da Osmanlılar'a bağlanmıştır.
Sultan Bayezid'in Timur'a yenilmesi sonucu Osmanlılar'ın
zayıflaması ile bölge tekrar Germiyanoğulları'na geçmiştir.
Germiyanoğulları'ndan hoşnut olmayan bölge halkı,
Hamitoğulları'na bağlanmak isteğiyle başkaldırmıştır. Bu
nedenle bölge halkı Asi Karaağaç olarak anılmaya başlamıştır.
Kısa bir süre Karamanoğulları'nın eline geçen bölge, 1429'da
ikinci kez Osmanlılar'ın egemenliğine girmiştir. Daha sonra
14
Temmuz-Ağustos 2014
pekdemir temmuz 2014 7/18/14 4:25 PM Page 17
Acıpayam, 1700 km2 yüzölçümü ile
Denizli ilinin en büyük ilçesidir. Deniz
seviyesinden yüksekliği 950 m'dir. İlçe
Anadolu yarımadasının güneybatısında
Ege Bölgesi'nin güneydoğusunda yer
almaktadır. Ege Bölgesinden Akdeniz
Bölgesi'ne geçiş noktasında olan ilçe;
doğusunda Burdur iline bağlı Tefenni,
Yeşilova, Gölhisar, Çavdır ilçesi;
batısında Tavas; kuzeyinde Serinhisar
ve Çardak; güneyinde ise Çameli ve
Köyceğiz ilçeleri ile sınırı
bulunmaktadır.
Keloğlan Mağarası
Acıpayam, Ege Bölgesi'nden Akdeniz
Bölgesi'ne geçiş noktasında olması nedeniyle çok değişken
iklim özelliklerine sahiptir. Kuzey kısımlarında Göller bölgesi
iklim özellikleri, güneye inildikçe Akdeniz iklim özellikleri ve
bu iklim özellikleri sonucu kar yağışlarının bol olduğu kış
yaşandığı gibi, ılıman bir kış yaşandığı da görülmektedir.
Bitki örtüsü bakımından Ege, İç Anadolu ve Akdeniz bölgeleri
arasında bir geçiş noktasını oluşturur ve güneye inildikçe
Akdeniz, doğuya gidildikçe İç Anadolu Bölgesi'nin bitki örtüsü
özellikleri görülmektedir.
Acıpayam ovası genelde düz ve verimli olup, kısmen
sulanabilmektedir. Burdur il sınırları içinde yapılmakta olan
Yapraklı ve Belkaya barajlarından su taşıyacak olan su
kanallarının yapımı tamamlandığında ovanın tamamına yakın
bir bölümü sulanabilecektir. Toplam tarım arazisi 413.260
dekar olup, 95.600 dekarlık kısmında sulu tarım yapılmaktadır.
İlçe merkezi ve kasabalarda, el sanatları ve ticaret tarımsal
üretime göre daha yoğundur. Tekstil sektörünün gelişmesi
yeni iş imkanlarını da ortaya çıkarmıştır. Ana merkezleri
Denizli'de olan bazı tekstil firmaları, Acıpayam'da konfeksiyon
atölyeleri açmaya başlamışlardır. Köylerde ise tarla tarımı
yanında, kültür ırkı büyükbaş hayvancılık yapılmaktadır.
Geçmişte pamuk ve tütün işçiliği için ilçe dışına çıkışlar
çoğunluktayken, bu oran bugün yok denecek kadar azalmıştır.
Garkın Gölü
Ancak orman köyü olan bazı köylerde pamuk işçiliği ve
İzmir’deki Çamaltı tuzlasına giden
işçiler bulunmaktadır.
Acıpayam'daki selüloz fabrikasında,
sanayi ürünlerinin ara maddesi olan
selüloz üretimi yapılmakta, ayrıca havlu
dokuması üreten bir tekstil fabrikası
ile bir deri ve tabakhane işletmesi
bulunmaktadır.
İlçe merkezine yakın Mevlütler köyü
ve Karaismailler köyünde faaliyet
gösteren maden işletmelerinde krom
madeni çıkarılmakta, büyük bir bölümü
Yazır Camii
Yazır Camii
yurt dışına ihraç edilmektedir.
Temmuz-Ağustos 2014 15
pekdemir temmuz 2014 7/18/14 4:25 PM Page 18
GEZİ REHBERİ
Antik dünyanın
Laodikeia
tekstil üretim merkezi;
Antik
Antik yazar
yazar Plinius
Plinius (NH.
(NH. V.
V. 105),
105), kentin
kentin yerleşim
yerleşim alanının
alanının
bulunduğu
bulunduğu yerde
yerde önce
önce Diospolis
Diospolis ve
ve sonra
sonra Rhoas
Rhoas adlarını
adlarını
taşıyan
taşıyan bir
bir köyün
köyün kurulu
kurulu olduğunu
olduğunu belirtilir.
belirtilir. “Zeus
“Zeus kenti”
kenti”
anlamına
anlamına gelen
gelen bu
bu ilk
ilk ad,
ad, burada
burada çok
çok eski
eski ve
ve köklü
köklü bir
bir kutsal
kutsal
yerin
yerin varlığına
varlığına işaret
işaret etmektedir.
etmektedir. Zeus
Zeus daha
daha sonra,
sonra,
Laodikeia'nın
Laodikeia'nın önde
önde gelen
gelen kurucu
kurucu ve
ve baş
baş tanrısı
tanrısı olarak
olarak saygı
saygı
görmüştür.
görmüştür. Antik
Antik kentte
kentte bir
bir İsis
İsis Rahibesi
Rahibesi heykelinin
heykelinin
bulunması,
bulunması, burada
burada bir
bir İsis
İsis tapınağının
tapınağının da
da varlığına
varlığına işaret
işaret
etmektedir.
etmektedir. Kentte
Kentte yürütülen
yürütülen arkeolojik
arkeolojik çalışmalar
çalışmalar ve
ve
buluntular,
buluntular, kentin
kentin tarihinin
tarihinin Klasik
Klasik Dönem’e
Dönem’e kadar
kadar indiğini
indiğini
göstermektedir.
göstermektedir.
16
Temmuz-Ağustos 2014
pekdemir temmuz 2014 7/18/14 4:25 PM Page 19
Denizli ilinin 6 km. doğusunda, Eskihisar, Goncalı, Bozburun
köyleri sınırları içinde kalan, Lykos (Çürüksu) Vadisi'nin en
önemli ve büyük antik kenti Laodikeia, Seleukoslar (Suriye)
Kralı, II. Antiokhos arafından eşi Kraliçe Laodike adına M.Ö. 3.
yüzyılın ortalarında kurulmuştur.
Söylenceye göre kral, bir Apollon sözcüsünün yardımıyla
Zeus’un öğüdünü duyup, eşi adına bir kent kurmaya karar
vermiştir. Bu durumda kentin kuruluş tarihi II. Antiokhos'un
tahta geçtiği M.Ö. 261 ile Laodike'den boşandığı M.Ö. 253 yılları
arasında gerçekleşmiş olmalıdır.
Bir başka anlatıma göre; Seleukoslar kralı I. Antiokhos
rüyasında annesi, kız kardeşi ve eşi olarak tanımladığı üç güzel
kentin yerleşim alanının bulunduğu yerde önce Diospolis ve
kadın görmüş, her üç kadın da kraldan kendileri için Karia'da
sonra Rhoas adlarını taşıyan bir köyün kurulu olduğu belirtilir.
birer kent kurmasını istemişler, bunun üzerine Kral I. Antiokhos'ta
Zeus kenti anlamına gelen bu ilk ad, burada çok eski ve köklü
karısı ve annesi için Nysa (Sultanhisar) ve Antiokheia (Başaran
bir kutsal yerin varlığına işaret etmektedir. Zeus daha sonra,
Köyü-Karacasu) kentlerini, kız kardeşi Laodike için de Laodikiea
Laodikeia'nın en önde gelen kurucusu olarak saygı görmüştür.
antik kentini kurmuştur. Ancak antik kaynakların kral I. Antiokhos
Antik kentte bir İsis Rahibesi heykelinin bulunması, burada İsis
ve kız kardeşi Laodikie'nin adından hiç söz etmemesi, kentin
tapınağının varlığına işaret etmektedir. Mısır kökenli olan İsis;
kral II. Antiokhos tarafından karısı güzel Kraliçe Laodike adına
toprağın, doğanın ve tabiatın canlanmasını, denizler ve yer altını
kurulduğunu göstermektedir. Kazı ekibince, Antik Kent'in
sembolize eden tanrıçadır. Laodikeia’da olası bir İsis tapınağının
batısında yapılan yüzey araştırmalarında Klasik Döneme kadar
yer almasını, antik kentin kurucularının Suriye kökenli olmasıyla
inen seramiklerin bulunması kuruluşun daha da eskiye gittiğini
açıklanabilir.
göstermektedir. Antik yazar Plinius'a (NH. V. 105) göre, antik
Temmuz-Ağustos 2014 17
pekdemir temmuz 2014 7/18/14 4:25 PM Page 20
GEZİ REHBERİ
ilk basit planını çizmiştir. 1883-1886 yıllarında bölgede
araştırmalar yapan W. M. Ramsay'ın kent hakkındaki bilgileri
daha ayrıntılıdır. 1961-1963 yıllarında Kanada Québec Laval
Üniversitesi'nden Fransız arkeoloji heyeti, J. des Gagniers
başkanlığında, çeşme yapısında kazılar yapmış ve bu yapıyı
ayrıntılı olarak yayımlamışlardır. Daha sonraki yıllarda kent
yapıları hakkında G. Bean bilgi vermiştir. Suriye Caddesi'nde
1992 yılında Denizli Müze Müdürlüğü bir kazı yapmıştır. 19942000 yılları arasında İtalyan araştırmacı G. Traversari kentte,
kısa dönemler halinde yüzey araştırmaları yapmış olup, bu
araştırmalar özet olarak Kültür Bakanlığı’nın çıkarmakta olduğu,
Araştırma Sonuçları Toplantısı (AST) Kitaplarında yayımlanmıştır.
Ayrıca bir band halinde İtalya’da Laodiceia di Frigia, Venezia,
Laodikeia’nın yer aldığı Lykos Ovasına adını veren, Lykos
2000 adlı yayın yapılmıştır. 2002 yılında Denizli Müzesi ile
(Çürüksu) nehri; Honaz (Kadmos) dağı eteklerinden doğarak
birlikte yapılan kazı çalışmaları, 2003 yılından itibaren Pamukkale
Lykos (Çürüksu) Ovasının ortasından geçip, Sarayköy yakınında
Üniversitesi, Fen-Edebiyat Fakültesi, Arkeoloji Bölümü
Büyük Menderes nehrine karışmaktadır. Ovayı güneyde Babadağ
ekiplerince sürdürülmektedir.
(Salbacos) dağ silsilesi,
batıda ve kuzeyde
Unesco Türkiye Milli
Buldan ve Çökelez
Komisyonu’nun verdiği
dağları, doğuda ise
bilgiye göre,
Honaz (Kadmos) dağı
Kamboçya’nın Phnom
çevirmektedir. Antik
Penh şehrinde yapılan
coğrafyacı Strabon (XII /
37. Dünya Miras Komitesi
8.16) Lykos (Çürüksu)
toplantısında, Dünya
nehrinin birçok yerde
Miras Komitesi’ne aday
yeraltından aktığını,
gösterilen kültür
bunun sonucu da yer altında boşluklar meydana geldiğini
miraslarımızdan “Tuz Gölü Özel Çevre Koruma Bölgesi (Ankara-
anlatarak, bölgedeki depremlerin çokluğunu Lykos (Çürüksu)
Konya-Aksaray)”, “Sardes Antik Kenti ve Bintepeler Lidya
nehrinin meydana getirdiği yer altı boşluklarına bağlamaktadır.
Tümülüsleri (Manisa)” ve “Ceneviz Ticaret Yolu’nda Akdeniz’den
Karadeniz’e Kadar Kale ve Surlu Yerleşimleri” ile birlikte
Lykos Vadisi; iklimin uygun, bölgenin verimliliği, İç (Afyon,
Konya) ve Güney Anadolu’yu (Antalya, Burdur, Isparta) Batı
Anadolu'ya bağlayan yolların kesişme noktasında olması
nedeniyle Kalkolitik Dönemden (Bakır çağı M.Ö. 5500) itibaren
insan yerleşmesine sahne olmuştur. Vadideki en eski
yerleşmeler; Sarayköy yakınlarında Beylerbeyi Höyük, Kumkısık
Höyük ve Kolossai (Honaz) Höyük tepesidir. Hellenistik Dönem
yerleşmelerini ise; Laodikeia'nın güneyinde, Attuda (SarayköyHisarköy), Trapezopolis (Babadağ-Bekirler köyü), Karura
(Sarayköy-Tekkeköy), Menderes nehrinin batı yakasında Tripolis
(Yenicekent), Laodikeia'nın kuzeyinde Hierapolis (Pamukkale),
doğusunda Kolossai antik kentleri olarak sayabiliriz.
18.yy. sonunda G.Weber kent hakkında bilgi vermiş ve kentin
18
Temmuz-Ağustos 2014
Laodikeia Antik Kenti’nin de listeye kabulü 21 Haziran 2013
Cuma günü gerçekleşen sabah oturumunda onaylanmıştır.
pekdemir temmuz 2014 7/18/14 4:25 PM Page 21
Temmuz-Ağustos 2014 11
pekdemir temmuz 2014 7/18/14 4:25 PM Page 22
TEDARİKÇİ FİRMALARIMIZ
TOPRAĞA ATILAN TOHUM VE
TOPRAĞIN ŞEFKATİYLE BÜYÜYEN BİR FİLİZ;
Tastat
TASLACI ailesi tarım ve gıda sektöründe faaliyet
göstermeye, ailenin işletmeyi ve yeterliliklerini
tanıttıkları, büyüleyici şehir Denizli’de 1960
yılında başlamıştır. Yıllar içerisinde edinmiş
olduğu deneyimden aldığı güçle, aile pamuk ve
tahıl alanında uzman hale gelerek 1989 yılında
TASLACILAR TARIM olarak tarımdan endüstriye
geçişi sağlamıştır. Pamuk Çıçırlama olarak bu
işletme başlangıçta yıllarca tekstil ve gıda
sektörüne ham madde üretmiş ve alınan başarılı
sonuçlar aileyi, PAMUKKALE TOHUMCULUK
olarak diğer iş fırsatlarını araştırmaya sevk
etmiştir. Mükemmeli arama yolunda ki sürekli
çabaları TASTAT BAKLİYAT projesiyle devam
etmektedir.
20
Temmuz-Ağustos 2014
pekdemir temmuz 2014 7/18/14 4:25 PM Page 23
TOPRAĞA ATILAN TOHUM VE TOPRAĞIN ŞEFKATİYLE BÜYÜYEN BİR
FİLİZ
‘’Üretimden Dünya Piyasasına’’ prensibini kendine düstur edinmiş
TASTAT BAKLİYAT üretim merkezi Denizli’de bulunan Ege bölgesinin
önde gelen hububat ve bakliyat üreticisidr. Her zaman en kaliteli, en
lezzetli ürünleri sunmak için çalışmış ve bunu kendisine misyon edinerek
iç piyasada pamuk, tohum, bakliyat ve hububat ürünlerinin başta gelen
üreticisi, işletmecisi ve ihracatçısı olagelmiştir.
Bülent TASLACI
Bakliyat ve Hububat sektöründe uzmanlaşan Taslacılar Tastat
Bakliyat bu alandaki yatarımlarını her yıl devam ettirmekte olup, ASTAT
markasını Türkiye’de ve Dünya’da aranan bir marka haline getirecektir.
Yetenekli çalışanları, belirgin kişisel zevkleri ve yaratıcı yetenekleriyle
TASTAT BAKLİYAT Pirinç, Nohut, Fasulye, Kırmızı mercimek, Aşurelik
buğday ve Patlayan mısırı kendi aile çiftliğinde ve sözleşmeli olarak
farklı illerde üretmektedir.
İşine ve kaliteye verdiği önemin göstergesi olarak sahip olduğu ISO
9001:2000 Kalite Yönetim Belgesiyle müşterilerine en lezzetli ve en
kaliteli ürünleri, standart ambalajlarda, istenilen zamanda, eksiksiz,
kusursuz ve sağlam olarak teslim etmektedir.
Taslacılar Tarım Yön. Kur. Üyesi Bülent Taslacı’nın ifadesiyle ’’ malum
olduğu üzere Dünyada rekabet arttıkça, daha sık krizler ve tehditlerle
karşı karşıya kalmaktadır. Biz bu çetin rekabet ve krizlere rağmen ülke
ve Dünya pazarında saygın bir marka oluşturmak için çok çalışacağız.
Hedefimiz müşterilerimize değerli, uzun dönem iş ortaklığı sunmaktır.
Taslacılar- Tastat Bakliyat olarak faaliyet gösterdiğimiz alanlarda
üretim yöntemleri, kalite standartları, vizyonu ve işletme tavrı açısından
trendleri belirleyici olacağız.’’ diye konuştu.
Temmuz-Ağustos 2014 21
pekdemir temmuz 2014 7/18/14 4:25 PM Page 24
DENİZLİ’DE SANAT
Cam
Sanatı
Yıllardır el emeği göz nuru ile üretilen;
Alevin al korunda ışıyan, ustasının hünerli ellerinde hayat
bulan, kırılganlığın ve zarafetin simgesi cam, 5000 yıldan
bu yana hayatımızdaki varlığını sürdürüyor. Keşfettiği
ilk günden itibaren cama büyük önem veren insanoğlu
da bu eşsiz maddeyi birbirinden farklı şekillere
sokarak camın değerine değer katmaya devam
ediyor. Cam sanatına gönül vermiş ustaların hünerli
ellerinde etkileyici şekillere bürünen cam eşyalar,
sağlıktan gıdaya, endüstriden dekorasyona, takıdan
yalıtıma kadar hayatımızın hemen her alanında
kendine yer bulmuş durumdalar.
Kimi zaman bir pencerede, kimi zaman bir sofrada,
kimi zaman da bir süs eşyasında karşımıza çıkan bu
eşyalar, dekoratif yönleri ile de sanata ayrı bir boyut
kazandırıyorlar.
Görünen yüzü ile gören gözleri cezbeden camın bir
de görünmeyen yüzü var ki, bunun sırrı da hayatını bu
işe vermiş ustaların maharetli ellerinde gizli.
Her cam ustası, binbir emekle sanatsal bir objeye
dönüştürdüğü cama kendi dünyasından pek çok şey
katarken, bu da camdan eserlerin hayat buldukları toprakların
hikayelerini en güzel şekilde yansıtmalarını sağlıyor.
Cam ve cam eşyaların tarihine bakıldığında ise uygarlık tarihi
kadar eski oldukları görülüyor. Bunun da en büyük kanıtı, geçmişi
binlerce yıl öncesine dayanan antik kentlerde yapılan kazı çalışmaları sonucunda ortaya çı- kartılan cam ve camdan yapılmış
küçük süs eşyaları...
Türklerin Cam Sanatı ile Tanışması
Geçmişten günümüze uzanan zaman dilimi içerisinde cam sanatının önemli merkezlerinden biri olan Anadolu topraklarının cam
sanatı ile ilk tanışması Selçuklular Dönemi'ne rastlıyor. Ancak bu
sanatın zirveye ulaştığı yıllar İstanbul'un fethi ile birlikte başlıyor.
Bu tarihten sonra başta İstanbul olmak üzere Anadolu'nun pek
çok kentinde cam işleme atölyeleri kurulurken, 14. yüzyıl başlarında Çubuklu yakınlarındaki cam imalathanelerinde üretilen çeşmi
bülbüller cam sanatını doruk noktasına ulaştırıyor.
22
Temmuz-Ağustos 2014
pekdemir temmuz 2014 7/18/14 4:25 PM Page 25
Denizli'nin
Simgesi Çeşmi
Bülbül
Atölyesi
organizatörlüğünde
düzenlenen etkinlikte
İtalyan Lucio Bubacco,
İsveçli Julie Anne
Bugün Denizli'nin
Denton, İngiliz Sally
önemli sim- geleri
Carver, Avustralyalı
arasında yer alan
Christian Arnold ve
Çeşmi Bülbül, cam
Türk cam sanatçılarının
sanatı içinde ayrı bir
yanı sıra Doç. Dr.
yere sahip. 'Bülbülün
Mustafa Ağatekin ile
Gözü' anlamına gelen
Ahmet Özdeniz gibi
bu eserin en ilginç
akademisyenler de çeşitli gösterilere imza attı.
özelliği ise ışığa
Üç gün süren festival boyunca cam sanatıyla ilgili pek çok
yaklaştırılıp
konferans düzenlenirken, Denizlililer de Çatalçeşme Parkı ve
uzaklaştırıldığında
Meserret Sokak'ta kurulan stantlarda, cam sanatçıları ile birlikte
bülbül gözü gibi şekiller meydana getirmesi.
camdan eşyalar yaptılar.
Dünya Sanat Tarihi'nde insan zekasının el emeği ve alın teriyle
birleşip, sanata dönüşmesinin en güzel örneklerinden biri
olarak kabul edilen Çeşmi Bülbül'ün yapımı da oldukça titiz ve
yorucu bir çalışmayı gerektiriyor.
1400 derece sıcaklığa sahip bü- yük fırınlarda yapılan bu
Denizli'de Cam Sektörü
Türkiye'de 'cam' ve 'cam sanatı' denildiği zaman akla ilk gelen
şehirlerden biri de Denizli'dir. Camın hammaddesi kuvars
yatakları açısından son derece zengin bir kent olan Denizli,
eserler, ince ve renkli çubukların yüksek ısıda eriyen camın
sektördeki başarıları ile tüm dünyada adından söz ettirirken,
içinde şekil bulması ile meydana gelirken, bu esnada dönerek
gerek el imalatı, gerekse seri üretimle cama hayat veren Denizlili
burulan çizgiler, cama şekil veren ustanın hüneri ve üslubunu
cam ustaları, Denizli'yi cam sektöründe bir dünya markası
yansıtıyor.
yapmayı başarmış durumdalar. Bunun da en büyük göstergesi
Denizli'de üretilerek dünyanın dört bir yanına ihraç edilen
Maharetli Ellerde Şekil Bulan Çeşmi Bülbül Eserler
camdan ürünler...
Bugün birbirinden farklı şekillerde karşımıza çıkan Çeşmi
Bülbül eserlerin Denizli açısından en önemli özelliği sadece
Denizli'de üretiliyor olmaları. Bu özellikleri ile Denizli
Ekonomisi'ne ciddi katkılar sağlayan Çeşmi Bülbül eserler,
Denizli ihracatında da önemli bir paya sahipler.
Türkiye'nin İlk Cam Festivali
Cam sanatında geldiği noktayı her geçen gün daha da yükseğe taşıyan Denizli, 2011 yılının Mayıs Ayı'nda Türkiye'nin ilk
cam festivaline ev sahipliği yaptı. Denizli Belediyesi tarafından
düzenlenen festival kapsamında, yerli ve yabancı çok sayıda
cam sanatçısı Denizli halkı ile buluşurken, Karma Tasarım
Camın Sanatla Buluşması
M.Ö. 5500 yıllarında keşfedilen cam, ilk kez Neolitik
Dönem'deki süs eşyalarında kullanılırken bu dönemde camı
ergiterek çeşitli formlara sokan insanoğlu, bu sayede camı
sanatla bir araya getirmeyi başardı. Binlerce yıldan bu yana
cam sanatının önemli merkezlerinden olan Anadolu toprakları
da birbirinden eşsiz eserlere imza atmaya devam ediyor.
Temmuz-Ağustos 2014 23
pekdemir temmuz 2014 7/18/14 4:25 PM Page 26
DENİZLİ EL SANATLARI
BACASIZ FABRİKALAR DİYARI BULDAN
14.DOKUMA,KÜLTÜR VE
EL SANATLARI FESTİVALİ
Her bir adımda toprağından fışkıran bereketi ile
karşılaştığınız bu şirin ilçede yaşayan Buldanlılar da tıpkı
memleketleri gibi doğa üstü yeteneklere sahiptir. Hiç
kuşkusuz, 'Buldan' denildiği zaman akla ilk gelenler
dokumacılık ve ünlü Buldan Bezi'dir. Yörede eski
çağlardan beri süre- gelen dokumacılık, günümüzde de
Buldan'ın en önemli geçim kaynağıdır. Buldan'da hemen
her ev aynı zamanda bir atölyedir. Kendine özgü Buldan
dokumalarına yöre insanları Buldan gülü, kuş gözü,
bademli, siyah üstlük, pancarlı ve muskalı diye
adlandırdıkları motifleri işlerler.
Ayşe Ana’nın oturduğu yerden eğirdiği ipleri, Oğul
Mustafa, Fatma Bacı’ya ulaştırır. Tezgah başında kah
hayallerini kah anılarını ilmik ilmik motiflere döken Fatma
Bacı son düğümü bağlayarak Mustafa Baba’ya uzatır.
Heybesine son el emeğini de katan Mustafa Baba düşer
çarşı yollarına.
14 Mayıs Caddesi’ne vardığında heybesindekileri
gururla sererek başlar Tüccar Hasan’la pazarlığa. 3 aşağı
5 yukarı cebine koyduklarıyla sevinç içinde döner
yuvasına. Hala ‘tıkır tıkır’ sesler yükselir haneden. Tıpkı
komşularının evinde olduğu gibi...
İlçe ile aynı adı taşıyan hünerli ellerin ürünü olan
Buldan Bezi oldukça zahmetli işlemlerden geçer. Pamuk
ipliğinin dokunacak hale gelmesi için önce ‘hamını alma’
denilen yıkama, arkasından boyama, en sonunda da
kurutma ve bobinleme gerekir. Mazı, defne, ceviz yaprağı,
palamut, meyan kökü, kestane, soğan kabuğu ve çehriden
yapılan boyalar, bugün yerini kimyasal boyalara bıraksa
da altın sarısı elde edilen meşe palamudunun halen
kullanıldığı görülüyor.
'Yeminli boya' da denilen bu boyanın elde edilişi
ustadan ustaya değişir ve bu boyayı elde etmek için
yapılan işlemler sır gibi saklanır. Bu işlem bittikten sonra
kuruyan boyalı iplikleri bobinlere sarmak için yöreye has
el çıkrıkları devreye girer. Buldan Bezi'nin en önemli ve
son ayağı olan dokuma işlemi ise el tezgâhlarında hünerli
eller tarafından yapılır. Bu bezler, fabrikalarda
dokunanlardan çok daha sağlamdır.
24
Temmuz-Ağustos 2014
pekdemir temmuz 2014 7/18/14 4:25 PM Page 27
teşekkür ettik. O
Bu sene 14.sü
düzenlenen Buldan
insanlarımızla bir araya
Dokuma Kültür ve El
geldiğimizde sarıldık,
Sanatları festivali çeşitli
birlikte ağladık. Bizler için
etkinliklerle başladı.
çok duygusal bir
atmosferdi. İlk kez böyle
Buldan Belediyesi
önüne festival çelenginin
bir etkinliğe imza
konulmasıyla başlayan
atmaktan biz de onur
festival halk oyunu
duyduk. Buldan, bugün
gösterileriyle devam
tekstilden ekmek yiyorsa
etti.Atatürk caddesi
o büyük ustaların
önünden 14 mayıs
sayesindedir. Bunun
caddesi girişine kadar gerçekleşen kortej yürüyüşünün ardından
devamında onların usta öğreticiliğinde yeni gençlerimize iş
protokol üyeleri festival konuşması yaptılar.Konuşmaların
alanları oluşturmayı hedefliyoruz. Özellikle İbrahim Ödel Anma
ardından Ali Tunaboylu METEM'in hazırlamış olduğu defile
Gecesi’nde izlediğimiz 1971 yılında Buldan’da TRT tarafından
gerçekleştirilirken defilenin ardından protokol üyeleri 14 mayıs
çekilen ve içeriğinde Buldan dokumasının dışa açılmasında
caddesine yürüdü.
büyük katkıları olan İbrahim Ödel’in hayatının da yer aldığı
Açılış programının sona ermesiyle festival Ankara sanat
derneği ağaç oyma ve mermer üzerine el sanatı gösterisi,Belediye
belgesel, bize duygu dolu anlar yaşattı” dedi.
Gülbay “Ali Tunaboylu Kız Meslek Lisesi ve PAÜ Buldan
önünde kurulan dokuma sanatından
MYO’nun hazırladığı tamamen Buldan
gösteriler,Güzelleştirme derneğinde Halk
dokuması ve nakışlarından oluşan kıyafetlerin
eğitim el sanatları sergisi,satranç
tanıtıldığı defileler düzenledik. Geleneksel
turnuvası,Buldan düğünü,akşamına ise
Buldan düğünü düzenleyerek festival için
Alanyazı meydanında İbrahim Ödel anma
ilçemize gelenlere gösterme imkanına
gecesi ve Grup Ozanca konseriyle devam etti.
kavuştuk. Buldan’da bu yıl ilk kez geniş
katılımlı ulusal düzeyde bir satranç turnuvası
Bu yıl 14.’sü düzenlenen Buldan Dokuma,
Kültür ve El Sanatları Festivali’nin finali,
düzenledik. Bizlerin analitik düşünebilmesini
muhteşem etkinliklere sahne oldu. “Festivalin
sağlayan satranca çok büyük önem vermemiz
her anında yanımızda olan Buldan halkına ve
gerektiğini düşünüyorum. Hayalim, Türkiye’de
emeği geçenlere teşekkürlerimi sunuyorum”
sadece bir kez yapılan Çözümlü Satranç
diyen Buldan Belediye Başkanı Mustafa
Turnuvası’nı Buldan’da gerçekleştirebilmek...
Gülbay “Bundan sonraki yıllarda Buldan’ı tam
Festival boyunca birbirinden değerli ses
anlamıyla temsil edecek daha geniş kapsamlı
sanatçılarımızı ağırladık. Unesco Yaşayan
festival için de şimdiden hazırlıklara başladık”
İnsan Hazinesi Listesi’nde yer alan Hayri Dev’in
dedi.
yanı sıra Ozan Ozanca, Tayfun Tunç, Yusuf
Buldan Belediye Başkanı Mustafa Gülbay, 3 gün süren festival
Deniz, Tolga Çandar ve festivalimizin sonunda da usta ses Edip
ile ilgili önemli açıklamalar yaptı. Gülbay “Buldan, ‘bacasız
Akbayram’ı halkımızla buluşturduk. Birlikte şarkılar, türküler
fabrikalar diyarı’ diye tanınan, binlerce yıllık geçmişi olan
söyledik. Bundan sonraki yıllarda Buldan’ı tam anlamıyla temsil
dokumanın beşiği ve benim de parçası olmaktan onur duyduğum
edecek daha geniş kapsamlı festival için de şimdiden hazırlıklara
bir ilçe... Buldan’da bu yıl 14.’sünü düzenlediğimiz Buldan
başladık. Bu festivalin her anında yanımızda olan Buldan halkına
Dokuma, Kültür ve El Sanatları Festivali, dolu dolu etkinliklerle
ve emeği geçenlere teşekkürlerimi belirtmek istiyorum” diye
geçti. Biz bu festivali Buldan halkıyla birlikte yaptık. Festival
konuştu.
kapsamında Buldan dokuma sanatından gösterilerle Ankara
Festivalin final gecesi, bu yıl Buldan’da ilk kez ulusal düzeyde
Sanat Derneği’nin ağaç oyma ve mermer üzerine el sanatı
gerçekleştirilen 12 yaş altı, kadınlar ve serbest kategorilerde
gösterileri düzenlendi. Bunun yanında Altın Mekik Dokuma,
düzenlenen Satranç Turnuvası Ödül Töreni ile Altın Mekik
Altın İğne Nakış Giyim-Tasarım Yarışması düzenledik.
Dokuma, Altın İğne Nakış Giyim-Tasarım Yarışması Ödül Töreni
Buldan’ımızda büyük ustalarımız var. Buldan’ın dokumasını,
ve Tayfun Tunç, Yusuf Deniz, Edip Akbayram konserleriyle son
nakışını, tekstilini var eden, sanat yönünü öne çıkartan bu değerli
buldu.
ustalarımıza plaket vererek Buldan’a katkılarından dolayı
Temmuz-Ağustos 2014 25
pekdemir temmuz 2014 7/18/14 4:25 PM Page 28
DENİZLİ’DE GEZİ
Buldan'ın eşsiz güzelliklerinden biri, bölgedeki canlıların yaşam kaynağı;
Süleymanlı
Yaylası ve Gölü
Denizli’nin Buldan İlçesi sınırla- rında yer alan Süleymanlı Yay- lası, yemyeşil
dokusu ve zengin su kaynakları ile bölgenin önemli yaşam alanlarından biridir. Sazak Dağı'nın 1150 rakımlı noktasında yer alan
bu yaylada çok sayıda canlı türü yaşamaktadır.
Süleymanlı Yaylası'nın Bozulmamış Yapısı
Bölgede bulunan birçok yayladan farklı olarak bozulmamış yapısı ile dikkat çeken Süleymanlı Yaylası, su kaynaklarının bolluğu
ve bitki türlerinin çeşitliliği ile dağlık kesimlerde yaşayan pek çok canlı türünün yaşam alanıdır. Özellikle kış aylarında bu yaylaya
sığınan canlılar, havaların ısınmasına kadar burada kalırlar.
Yabani Hayvan Türlerinin Vazgeçilmez Mekanı
İklim koşullarının uygun olmasının yanında son derece zengin bir bitkisi örtüsüne sahip olan Süleymanlı Yaylası, bu özelliğinden
dolayı pek çok yabani hayvan türüne ev sahipliği yapar. Yayla ve çevresinde yaşayan bu canlı türlerinden yeşilbaş ördek, yaban
tavşanı, yaban domuzu, oklu kirpi, porsuk, ak pelikan, sakar meke ve yılkı atları, bölgeye ayrı bir renk katarken, özellikle yılkı
atlarına binmek isteyen çok sayıda insan bahar aylarında Süleymanlı Yaylası'na gelmektedir.
26
Temmuz-Ağustos 2014
pekdemir temmuz 2014 7/18/14 4:25 PM Page 29
Bir tatlı su gölü olan Süleymanlı Gölü, bu özelliğinden dolayı
su kuşlarının vazgeçilmez mekanları arasında yer alır. Pek çok
su ku- şunun konaklama ve üreme alanı olan bu göl, yılın belirli
dönemle- rinde yüzlerce su kuşunu toprak- larında misafir
etmektedir.
1. Derece Doğal Sit Alanı
Acıgöl’den sonra su kuşlarının en çok tercih ettiği ikinci
bölge olan Süleymanlı Gölü, Orman ve Su İşleri Bakanlığı
tarafından da 1. Derece Doğal Sit Alanı olarak ilan edilmiş ve
koruma altına alınmıştır.
Sıcak Yaz Aylarında Serinleten Kar Kuyuları
Görenleri kendisine hayran bırakan doğal güzellikleri ile
Bölgeye Özgü Canlı Türleri
Buldan'ın gözbebeği olan Süleymanlı Yaylası'nın önemli
100’ün üzerinde bitki ve hayvan türünün yaşadığı Süleymanlı
özelliklerinden biri de bölge ekonomisine yaptığı katkılardır.
Yaylası'nın önemli özelliklerinden biri de bazı
Süleymanlı Yaylası'nın çevresinde kurulan
bitki ve hayvan türlerinin sadece burada yaşıyor
'Süleymanlı', 'Yayla', 'Ko- vanoluk' ve
olmasıdır.
'Alandız' köylerinde yaşayan Buldanlılar, kış
Yapılan bilimsel araştırmalara göre, süsengiller
ve çançiceğigil- ler grubundan iki ayrı bitki türü
ile bir tür yabani kurbağa ve taşısıran
aylarında bölgeden topladıkları karları
sıkıştırarak Süleymanlı Yaylası’na getirirler.
Bu karları, çam ağaçlarının yanın- daki kar
familyasından bir tür tatlı su balığı sadece
kuyularına gömen köy- lüler, sıcak yaz ayları
Süleymanlı Yaylası'nda bulunmaktadır.
geldiğinde de bunları alıp, karlı şurup olarak
Tamamı Sazlıklarla Kaplı Süleymanlı Gölü
satarlar. Kuyulardaki karların kesim süresi
Buldan halkı tarafından 'Buldan Yayla Gölü'
ise Mayıs ve Eylül aylarına denk gelmektedir.
olarak da adlandı- rılan Süleymanlı Gölü, Sazak
Havzası’nda bulunan göller ara- sında en büyük
olanıdır.
Keyifli Zamanların Adresi Süleymanlı
Yaylası
Büyük bir kısmı bataklık olan gölün en dikkat
Günübirlik gezinti yapmak iste- yenlere de
çekici özelliği ise tamamına yakınının sazlıklarla
doğa ile iç içe olma imkanı sunan Süleymanlı
kaplı olmasıdır. Gerçekten de etrafındaki
Yaylası, özellikle haftasonlarında bölge
tepelerden bakıldığında göldeki su kitlesini
halkının akınına uğrar.
görmek oldukça zordur.
Yüzeyini kaplayan sazlıklardan ötürü tabanında
Kentin yorucu temposundan uzaklaşarak
Süleymanlı Yaylası'nın huzur veren ortamında
önemli miktarda kaliteli torf birikintisi bulunan
dinlenmek isteyen insanlar, burada kendi
Süleymanlı Gölü'nde sadece tatlı su balıkları
imkanları ile piknik yapabildikleri gibi göl
yaşarken, sazlıkların arasında yemyeşil
çevresinde hizmet veren kır restoranlarına
görünümleri ile dikkat çekmeyi başaran yeşil
giderek göl manzarası eşliğinde yemek
kurbağalar bölgeye ayrı bir canlı- lık katmaktadır.
yiyebilirler.
Karaçam Ağaçları ile Kaplı 'Çam Adası'
Süleymanlı Gölü'nün içinde yer alan Çam Adası
Süleymanlı Yaylası'nın Turizm Potansiyeli
Sahip olduğu doğal parkurların- da jip
ise 4 metreye varan yüksekliği ile yerli ve yabancı
safari ve ATV safarinin de yapılabildiği
misafirlerin büyük ilgisini çekmektedir.
Süleymanlı Yaylası, bozulmamış dokusu,
Sabit olmasına rağmen bölge halkı tarafından
zengin su kaynakları ve uygun iklim yapısı
'yüzen ada' olarak isimlendirilen bu adacık, tıpkı
ile büyük bir turizm potansiyeline sahiptir.
Süleymanlı Yaylası gibi karaçam ağaçları ile
kaplıdır.
Eğer siz de doğa ile iç içe olup, hayatınızda
görmediğiniz bitki ve hayvan türleri ile
karşılaşmak istiyorsanız vakit kaybetmeden
Su Kuşlarının Konaklama ve Üreme Alanı
Süleymanlı Yaylası'na gitmelisiniz.
Temmuz-Ağustos 2014 27
pekdemir temmuz 2014 7/18/14 4:25 PM Page 30
DENİZLİ’DE SANAT
Tavasın haklı gururu
Terrakota
Sanatı
2010 yılında kaybettiğimiz; Terrakota Sanatı'nın dünya
üzerindeki sayılı temsilcilerinden biri;
Tavaslı Necip Savcı
Toprağı toprakla boyayan, son derece ince, sırsız, hafif ve antik
desenli seramikler üreten ve kullandığı hammadde, boya, torna,
fırça ve benzerlerini de kendisi hazırlayan Necip Savcı rahmet ve
minnetle anıyoruz.
Denizli'nin Tavas ilçesine 7 km mesafede olan Medet Köyü,
Apollonia antik kentinin olduğu bölgede, yemyeşil bir ovanın
bereketli toprakları üzerinde yer alan 400 nüfuslu küçük bir
yerleşim.
1949 yılında Denizli'nin Tavas İlçesi Garip Köyü'nde doğan
Necip usta özel bir toprağın yüksek ısılarda pişirilerek, toprak
boyalarla renklendirilmesi esasına dayanan terre-cota figürler,
çömlekler, tabaklar ve sikkelerin, antik dönemdeki orijinallerinden
zor ayırt edilebilen benzerlerini yapmasıyla dikkatleri üzerine
çekti.
Terrakota
Sanatı'nın
dünyadaki sayılı
temsilcilerinden
biri olan Necip
Usta'nın eserleri
büyük ilgi
görüyor.
28
Temmuz-Ağustos 2014
pekdemir temmuz 2014 7/18/14 4:28 PM Page 31
Yaptığı imitasyonları kötü niyetli kişilerin turistlere orijinal
diye satması sonucu bir dönem sorunlar yaşayan Savcı,
1994'de Küsev Sergi salonunda ve Kasım 1999'da Artemis
Sanat Galerisi' nde yapıtlarını sergiledi.
Türkiye'nin terre-cota ustası olarak tanınan Savcı'nın,
yeniden ölüp dirilmeye inandığı, önceki yaşamında seramik
ustası olduğunu düşündüğünü , bilimsel adlarını bilmese
de gördüğü antik seramikleri tanıyıp, kaç yıllık olduğunu
tahmin ettiği bilinirdi. Bir elinden sigarası, diğer elinden
çay bardağı hiç eksik olmazdı.
Toprağa Duyulan Büyük Tutku
Torna döndükçe Necip Usta'nın elindeki çamur parçası
da şekillenmeye başlardı. Ayağıyla hız verdiği sanat
döngüsünde camdan ince formda bir çömlek çıkıverirdi.
Ardından 'ala' lara bürünmüş fırçasını eline alarak desenler
çizmeye başlardı. "Bu renklendiren maddeleri boya
sanmayın efendim, bunlar da topraktır" derdi, adeta
toprağa olan tutkusu gözlerinden dökülürdü. Üstadın
Ellerinden Her dokunuşta ayrı bir serüven başlardı.
Her şekilde ayrı bir güzellik
Özel bir toprağın yüksek ısılarda pişirilerek, toprak
boyalarla renklendirilmesi esasına dayanan terrakota
eserler, Necip Usta'nın elinde kah bir çömlek kah bir
baykuşta hayat bulurdu...
Temmuz-Ağustos 2014 29
pekdemir temmuz 2014 7/18/14 4:28 PM Page 32
SAĞLIK
Güneş Çıktı İçimiz Isındı... Aman
Güneşe dikkat!
Güneş ışınları hava ve su gibi yaşamın vazgeçilmez unsurlarından biridir. Güneş ışınlarının etkisi
ile deride sağlıklı kemikleşme için gerekli olan D vitamini sentezi gerçekleşmektedir. Sedef hastalığı,
ergenlik sivilceleri gibi bazı hastalıklarda da iyileştirici etkileri bilinmektedir. Yine UV ışınlarının
psikolojik açıdan olumlu etkiler sağladığı da bilinen gerçekler arasındadır.
Ancak günümüzde en sık rastlanılan kanser tipinin deri kanserleri olması ve deri kanserlerinin de
en sık sebebinin UV ışınları olması nedeniyle yeterli korunmanın mutlak yerine getirilmesi
gerekmektedir. Güneş ışığından yeterince korunulmadığı taktirde karşılaşılması muhtemel tehlikeler
güneş yanıkları, lekelenmeler, fotoyaşlanma denilen cilt değişiklikleri, gözlerde katarakt oluşumu
ve en önemlisi de deri kanseri gelişimi olmaktadır. Güneşin ülkemize oldukça cömert davrandığını
dikkate aldığımızda korunmanın önemi daha da açık bir şekilde ortaya çıkmaktadır.
Yeryüzüne ulaşan ve solar ışınların sadece %5ini UV ışınları oluşturmaktadır. Bunun da %95i UVA
%5ide UVB ışınlarından oluşmaktadır. Stratosferdeki ozon tabakası UVCyi tamamen UVB yi kısmen
bloke ederken UVAnın tamamı yeryüzüne ulaşmaktadır. UVnin karsinojenik etkisi 290-400 nm dalga
boylarında ortaya çıkmaktadır. Ozon tabakasının zarar görmesinden sorumlu kimyasal ajanlar. aerosol
sprey ve donduruculardan çıkan KLOROFLOROKARBON grubu gazlardır. Ozon tabakasının zarar
görmesi ile süzücü etki azaldığından yeryüzüne daha fazla zararlı ışın gelmeye başlamıştır. 1992
yılında Norveçte yapılan bir çalışmada ozon tabakasının %10 hasar görmesiyle her iki cinstede SHK
insidansının %16 ila 18 oranında artacağı bildirilmektedir.
Karlı yüzeyler UV ışınlarının %80-90 ını yansıtırken, kumlu yüzeylerde bu oran %20dir.
Deri kanserlerine genellikle açık renk gözlü, açık renk deri yapısına sahip ırklarda daha sık rastlanır.
Türkler genellikle buğday tenli, koyu renk gözlü, koyu renk saçlı olduklarından deri kanserleri
konusunda kısmen şanslı sayılabilirler. Ancak açık derili ve gözlü insanlarda risk oldukça fazladır.
30
Temmuz-Ağustos 2014
pekdemir temmuz 2014 7/18/14 4:28 PM Page 33
Reklam
Temmuz-Ağustos 2014 11
pekdemir temmuz 2014 7/18/14 4:28 PM Page 34
TEDARİKÇİ FİRMALARIMIZDAN
Kuruyemişte 25 yıllık tecrübe;
Güngören
1980 yılında sarı ve beyaz leblebi imalatı ile kuruyemiş sektörüne girmiş ve 1985 yılından
sonra da ürün yelpazesini ayçekirdek, iç fıstık, kabuklu fıstık, antep fıstığı, badem, fındık,
ceviz, kaju, kabak çekirdeği, kahve, leblebi çeşitleri, leblebi şekeri, soslu fıstık, susamlı
fıstık, kaplamalı fıstık, kokteyl, üzüm, kayısı, mısır şeklinde genişlemiştir.
32
Temmuz-Ağustos 2014
pekdemir temmuz 2014 7/18/14 4:28 PM Page 35
Güvenliği Yönetim Sistemi belgelerini de
eklemiştir. Halen bu yönetim sistemlerinin yıllık
tetkiklerini başarı ile vermektedir.
2012 yılına gelindiğinde şahıs firmasını şirkete
dönüştürerek kurumsal yapısını güçlendirmiş,
üretim bandını ve makine parkını gelişen şartlara
göre modernize ederek aylık kapasitesini de 1000
tona çıkartmıştır.
2007 yılından itibaren bakliyat sektöründe de
faaliyet göstermektedir. Döküm ve paket bakliyat
Mehmet GÜNGÖREN
Yönetim Kurulu Başkanı
Ay çekirdeği, Kabak çekirdeği, Sarı ve Beyaz Leblebi, Kaplama
olarak aylık 800 ton stok ile hizmet vermektedir.
Ülkemizin sahil kıyı şeridinde özellikle Ege ve
Akdeniz Bölgelerinde yaygın servis ağı ile hizmet veren firmamız,
Ürünler, Fıstık gibi ana ürünlerde 5 sınıfa kadar kalibrasyon,
hijyenik koşullarda son teknoloji kullanarak ürettiği kaliteli ürün
dökme ve paket olmak üzere farklı ambalajlarda üretim
ve bu ürünlerde tüketicilerden yüksek kabul görmüş damak tadı
yapılmaktadır.
titizliği ile tüm Türkiye ve dünyaya ulaşma hedefini güderek
2000 yılına kadar 120-150 ton/ay kurulu kapasite ile dar bir
tempolu yürüyüşüne emin adımlarla devam etmektedir.
alanda faaliyet gösteren firmamız, 2001 yılında
6000 m2.lik kapalı alanda yeni adresine taşınmış,
kurulu kapasitesini de 700 ton/ay a çıkartmıştır.
2007 yılında artan ihtiyaçlar doğrultusunda kapalı
alanı 9500 m2.ye, aylık kapasitesini de 900 tona
çıkartmıştır.
22/03/2006 tarihinde ISO 9001 Kalite Yönetim
Sistemi ve HACCP Gıda Güvenliği Belgelerini
almış, 09/06/2010’da ise bu belgelere ISO 22000
Gıda Güvenliği Yönetim Sistemi, ISO 14001 Çevre
Yönetim Sistemi, OHSAS 18001 İş Sağlığı ve
Temmuz-Ağustos 2014 33
pekdemir temmuz 2014 7/18/14 4:28 PM Page 36
DENİZLİ’DEN MARKALAR
Marka değeri Dünya devi firmalarca bile takip edilen Denizli Markası;
Yeni Zafer Gazozu
Yeni Zafer Meşubat 1993 yılında kurulmuş olmasına rağmen sahip olduğu bilgi,
birikim, tecrübe ve kaliteli gazoz üretme prensibi ile kökleri 1930’lara dayanan bir işletmedir.
Meşrubat üretimi Mustafa Lütfi Özdemir ile ağabeyi Selehaddin Özdemir tarafından o zamanın şartlarının
gerektirdiği şekilde başlamıştır. Denizli Halkının büyük beğenisi ile karşılaşmışlardır.
1940 ile 1950 yılları arasında ‘‘ Ümit, Yeşil Denizli, Lütfi Özdemir’’ markalarıyla şehrin değişik bölgelerinde
meşrubat üreten firma 1953 senesinde Denizli ile özleşen İstiklal Caddesindeki yerine taşınmıştır.
Bugün 80 yıllık tecrübeye dayanan meşrubat üretimi ve kendine has tadıyla sevenleriyle buluşuyor.
34
Temmuz-Ağustos 2014
pekdemir temmuz 2014 7/18/14 4:28 PM Page 37
Reklam
Temmuz-Ağustos 2014 11
pekdemir temmuz 2014 7/18/14 4:28 PM Page 38
SAĞLIKLI BESLENME
Organik Tarım
Oranik tarım, hatalı uygulamalar sonucu kaybolan doğadaki dengeyi yeniden kurmaya yönelik, toprağın verimliliğinde
devamlılık sağlayan biyolojik mücadele ile hastalık ve zararlıları kontrol altına alarak, insana ve çevreye dost üretim sistemlerini
içeren, sentetik kimyasal gübre ve ilaçların kullanımını yasaklayan, organik ve yeşil gübreleme, ekim nöbeti ve toprak muhafazasını
tavsiye eden, üretimden tüketime kadar her aşaması kontrol altında olan ve elde edilen ürünün sertifika ile belgelendiği bir
üretim şeklidir.
Organik tarım ekolojik sistemde hatalı uygulamalar sonucu kaybolan doğal dengeyi yeniden kurmaya yönelik, insana ve
çevreye dost üretim sistemlerini içermektedir.
Organik Tarımın Amacı
Çevrenin, doğal kaynakların korunması ve bozulan ekolojik dengenin yeniden tesisi, sürdürülebilir tarım, toprağın yaşatılması,
flora ve faunanın korunması, biyolojik çeşitliliğin devamı ve kimyasal kirlilik ile zehirli kalıntının sonlandırılması temel amacı
oluşturmaktadır.
Her türlü sentetik, kimyasal ilaçlar ve gübrelerin kullanımının
yasaklanması yanında organik ve yeşil gübreleme,
münavebe, toprağın" muhafazası, bitkinin direncini
artırma, parazit ve predatörlerden yararlanmayı
tavsiye eden bütün bu üretim tarzında üretimde miktar
artışı değil ürünün kalitesinin yükseltilmesini
amaçlanmaktadır. Günümüzde sadece
organik tarımla toprak ve su kaynakları ile havayı
kirletmeden, çevre, bitki, hayvan ve insan sağlığını
korumak mümkün olmaktadır.
36
Temmuz-Ağustos 2014
pekdemir temmuz 2014 7/18/14 4:28 PM Page 39
Neden Organik Tarım
Tarım yapılan birçok arazide, Sentetik kimyasal girdilerin (sentetik mineral gübreler ve sentetik kimyasal tarım ilaçları v.b)
kontrolsüzce ve aşırı kullanımı sonucu kirlilik oluşmuş ve doğal dengenin bozulmasına neden olunmuştur.
Toprağın erozyona uğraması sonucu toprak kayıpları artmış, toprakta organik madde ve humus yokluğu ve toprak profilindeki
A horizonunun kaybı nedeniyle toprak mikroorganizmalarının yok olmasına zemin hazırlanmıştır.
Sürekli monokültür tarım yapılması, münavebe sisteminin uygulanmaması sonucu ürünlere zarar veren hastalık ve zararlıların
çoğalmasına neden olunmuştur. Kimyasal pestisitlerin kullanımı sonucu bazı faydalı ırktaki böceklerin yok olması sağlanmış ve
biyolojik mücadele ortamı tahrip edilmiştir.
Aşırı gübreleme sonucu özellikle çabuk yıkanan azotlu gübrelerin yer altı sularına karışması sonucu, hayvan ve insanlarda nitrat
zehirlenmeleri görülmektedir.
Bütün bu olumsuzlukların önüne geçmek için, doğayı tahrip etmeyen yöntemlerle, insanlarda toksik (zehirli) etki yapmayan
tarımsal ürünlerin üretilmesi ve tüketilmesinin tercih edilmesinin gerekliliği ortadadır. Bütün bu olumsuz gelişmeleri müteakip,
gelir düzeyi yüksek ülkeler başta olmak üzere bir çok ülkedeki bilinçli üreticiler, örgütlenerek bu yöntemlerin başında yer alan
ve doğa ile barışık olan organik üretime geçmiş ve geçmeye devam etmektedir.
Neden Organik Ürün Tüketmeliyiz
İyi bir gelecek için sağlıklı ve iyi beslenmek gereklidir. Organik Tarım size sağlıklı, temiz, güvenilir, GDO’ suz ve Hormonsuz
ürünler sunar. Organik Tarım, hasat, kesim, işleme, tasnif, ambalajlama, etiketleme, muhafaza, depolama, taşıma ile ürünün
tüketiciye ulaşmasına kadar olan işlemlerde Bakanlığımız tarafından yetkilendirilmiş 19 adet Kontrol ve sertifikasyon Kuruluşu
tarafından kayıt altına alınarak izlenmekte ve denetlenmektedir. Tüketici aldığı ürüne ait sertifika ile ürünün kim, nerde, nasıl,
üretildiğini sorgulayabilir. Laboratuvar analizleri ile ürünün sağlıklı olduğu belgelenmektedir.
Temmuz-Ağustos 2014 37
pekdemir temmuz 2014 7/18/14 4:28 PM Page 40
DENİZLİ’DEN SEÇMELER
Bazı şehirler vardır, sahip oldukları değerlerle
efsaneleşir, ünü dağları aşar,
dünyalara ulaşır. O değerler, aynı zamanda
bu şehirlerin sembolü- dür.
Tıpkı Denizli Horozu gibi...
Denizli
Horozu
Denizli’nin en önemli sembollerinden biri olan Denizli Horozu,
Denizli’yi temsil etmenin sorumluluğunu taşırcasına uzun ötüşünü
asırlardır korumayı başarmıştır. 20-30 saniye ötebilen
Denizli Horozu’nu ayrıcalıklı kılan sadece uzun ötüşü değil, aynı
zamanda sesindeki ahenk ve duruşundaki asalettir.
‘Denizli’ denilince akla ilk gelen değerlerden biri de adıyla bü- tünleşmiş Denizli Horozu’dur.
Ancak siz siz olun, ‘horoz’ deyip geçmeyin. Ayrı bir asalete ve duruşa sahip olan bu canlılar,
parlak tüyleri ile hemen göze çarpar. Hatta bu ayrıcalık, ‘Her horoz kendi çöplüğünde öter,
Denizli Horozu ise her yerde öter’ sözü ile ölümsüzleşmiştir.
Ayrı Bir Asaletin Yansıması
Kuşgiller familyasından olan horozlar, bundan yıllar yıllar önce insanoğlu tarafından evcilleştirilmiş
ilk kuş türü olarak karşımıza çıkar. Irkının bu önemli ‘ilk’ini her ne kadar birbirinin aynısı gibi olsalar da dikkatli gözler daha ilk
bakışta Denizli Horozu’ndaki farklılığı anlar.
Irkının Göz bebeği
Asırlar boyunca her türlü çevre koşuluna
uyum sağlayarak günümüze kadar gelmeyi
başaran Denizli Horozu, bu özelliği ile
adeta ırkının da göz bebeğidir.
38
Temmuz-Ağustos 2014
pekdemir temmuz 2014 7/18/14 4:28 PM Page 41
Türün nereden geldiği tartışıladursun, biz Denizli Horozu’nun
farklılıklarına bilmeyenler için bir
kez daha değinelim...
Öncelikle görünüşü ile dikkatleri
üzerine çekmeyi başaran Denizli
Horozu, sabahın ilk saatleri ile
insanı kendisine hayran bırakır.
Adeta; “Kabiliyet güzelliğin yanı
sıra içtedir” diyen Denizli Horozu,
ötüşüyle nice oktavları geride
bırakır. Dinlerken insana hiç bit- meyecekmiş gibi gelen Denizli
Horozu’nun ötüşü, ahenkli bir tona sahiptir.
Bu ahenkli ötüş aslında Denizli Horozu’nun yaşını da ele verir.
Çünkü ötüşünün başlama ve bitiş tınıları bu farkı ortaya koyar.
Denizli Horozu’nun Özellikleri
Denizli Horozu’nu benzerlerinden ayıran ilk özelliği,
Genel olarak bütün türlerde baş- langıçta ötüşün temposu
görünümündeki endamıdır. Farklı bir ahenk ve ih- tişamla dimdik
yavaş yavaş hızlanır, bitişte ise yavaş yavaş azalır ve birden
duran beden ya- pısının yanı sıra siyah ve sürmeli gözleri Denizli
kesilmez. Denizli Horozu ise birinci yaşında 20 saniye civarında
Horozu’nun önemli özellikleri arasında yer alır.
öter, ikinci ve üçüncü
Familyası ve akranlarıyla kıyas- landığında hayli uzun olan
yıllara geldiğinde bu süre
Denizli Horozu, bu özelliğini bacakların- dan alır. Türün, koyu
uzar ve tını da yerine
gri veya mor renge bürünen uzun bacakları üzerindeki bedeni,
oturur. Giderek daha
siyah, kirli be- yaz ve
uzun, daha göste- rişli ve
kahverenginin tüm tonla-
daha tınılı bir ötüşe sahip
rından beneklerle
olan Denizli Horozu,
bezelidir.
ortalama ömrünün tam
Tepeden tırnağa farklı
orta noktasında (4 ile 5.
bir duruş sergileyen
yıl) hayatının en güzel
Denizli Horozu’nun nasıl
ötüşünü doğaya sunar.
kente geldiği ve yayıldığı
Yaşa ve ortama göre
konusunda farklı
farklılıklar gösteren
görüşler vardır.
Denizli Horozu’nun sesi,
Kimilerine göre tür, Osmanlı Dev- leti Dönemi’nde Arnavutluk’tan
tonuna ve netliğine göre
İstanbul’a getirilen uzun ötüşlu
sınıflara ayrılır. Ses tonuna göre ince, davudi ve kalın ses olmak
Berat Horozları’nın Denizli’ye ge- tirilmesi ve burada yerli
tavuklar- la melezleşmesinden üretildiğini savunur. Bu, her ne
kadar ger- çekçi bir yaklaşım gibi görünse de detaylara inildiğinde
üzere 3’e ayrılır- ken, çıkardığı sesin niteliğine göre de net,
hüzünlü, cırtlak ve alaycı ses olmak üzere 4’e ayrılır.
Denizli Horozu’nun asırlardır değişmeyen genetik yapısı pek
bu tezi çürütmek mümkündür. Zira renk ve vücut yapısı
çok bilim adamının da araştırma konusudur. Sonuçlar nasıl
bakımından Berat Horozu ile Denizli Horozu’nun arasında hemen
bilgiler sunar bilinmez ama Denizli Horo- zu için bilinen bir
hemen hiçbir benzerlik yoktur.
gerçek vardır ki, daha yüzlerce yıl ötüşüyle güneşi doğurmaya
Ortaya atılan çeşitli fikir ve
devam edecektir.
yak- laşımların ardından
geriye tek bir alternatif
kalmaktadır: Denizli Horozu,
bu bölgedeki insanların
gösterdikleri büyük özen
sonucu kendiliğinden
oluşmuş bir ırktır.
Uzun ve Ahenkli Ötüş
Temmuz-Ağustos 2014 39
pekdemir temmuz 2014 7/18/14 4:28 PM Page 42
BÖLGEMİZDEN
Denizli topraklarında yetiştirilip dünyanın dört bir yanına ihraç edilen;
Irlıganlı narı
Bir yanı verimli Çürüksu Ovası'na, diğer yanı beyaz cennet Pamukkale’ye uzanan Irlıganlı, Denizli'ye 15
km uzaklıkta bulunan şirin bir beldedir. Bundan tam 250 yıl önce bölgeye yerleşen yörük aşiretleri tarafından
kurulan belde, o günden bugüne bölgenin en önemli yerleşim merkezi olmuştur.
'Irlıganlı' Adının İlginç Hikayesi
Suyun adeta hayat verdiği bereketli topraklar üzerinde kurulan Irlıganlı'nın adı, ‘sıcakkanlı, iyi huylu’
anlamına gelen 'hırlıganlı'dan gelmektedir. Bu isim, zaman içerisinde değişerek 'Irlıganlı' olmuştur.
40
Temmuz-Ağustos 2014
pekdemir temmuz 2014 7/18/14 4:28 PM Page 43
Bir yanı verimli Çürüksu Ovası'na, diğer yanı
beyaz cennet Pamukkale’ye uzanan Irlıganlı,
Denizli'ye 15 km uzaklıkta bulunan şirin bir
beldedir. Bundan tam 250 yıl önce bölgeye
yerleşen yörük aşiretleri tarafından kurulan
belde, o günden bugüne bölgenin en önemli
yerleşim merkezi olmuştur.
'Irlıganlı' Adının İlginç Hikayesi
Suyun adeta hayat verdiği bereketli
topraklar üzerinde kurulan Irlıganlı'nın
adı, ‘sıcakkanlı, iyi huylu’ anlamına gelen
'hırlıganlı'dan gelmektedir. Bu isim,
zaman içerisinde değişerek 'Irlıganlı'
olmuştur.
Bereketli Toprakların Mahsülü Irlıganlı
Narı
Buğdaydan pamuğa, mısırdan ayvaya kadar birçok
tarım ürününün yetiştirildiği Irlıganlı toprakları, özellikle
son yıllarda nar yetiştiriciliği ile dikkat çekmektedir. Antik
Dönem'den bu yana bölgenin en kaliteli pamuklarına ev
sahipliği yapan Irlıganlı topraklarında bugün dünyanın en lezzetli
narları yetiştirilmektedir.
Belde Halkının Nar ile İlk Tanışması
göre uzun ömürlü olması.
Irlıganlı'nın nar ile ilk tanışması, bundan 17 yıl öncesine
dayanmaktadır. O yıllarda pamuktan istediği verimi alamayan
belde halkı, pamuk yetiştiriciliğinin yanı sıra alternatif bir ürün
Hicaz Narı’nın Irlıganlı’dan Dünyaya Dağılma Serüveni
Özellikle son yıllarda büyük rağbet gören ve Denizli'den
arayışına girmiş ve bu arayışların sonunda 'Hicaz Narı' ile
yurtdışına ihraç edilen tarım ürünleri arasında endüstride
tanışmıştır.
kullanılabilen tek ürün olma özelliğine sahip Irlıganlı Narı,
Irlıganlılar tarafından tarlalara ekilen nar fideleri alın teri ile
özellikle Avrupa ülkelerinde büyük rağbet görüyor. Başta
birleşince öylesine gelişmiştir ki, beldenin bembeyaz ovaları
Almanya olmak üzere Fransa, Hollanda, Ukrayna, Yuna- nistan,
kısa süre içerisinde kıpkırmızı bir renge boyanmıştır.
Moldova, İsveç, İngiltere, rusya, Bulgaristan, Suriye ve Bel- çika
gibi dünyanın çeşitli ülkelerine ihraç edilen Irlıganlı Narı, bu
Beldenin En Önemli Geçim Kaynağı
özelliği ile Denizli Ekonomisi'ne de ciddi bir katkı sağlıyor.
Irlıganlı'da deneme yanılma yolu ile başlayan nar üreticiliği,
bugün beldenin en önemli gelir kapısı durumunda. Bölgedeki
pamuk tarlalarınının tamamına yakını nar bahçesi olarak
değerlendirilirken, Türkiye'nin en kaliteli narı da burada
yetiştiriliyor
Irlıganlı Narı'nın İlginç Özellikleri
Sahip olduğu ilginç özellikleri ile birçok nar türünden ayrılan
Irlıganlı Narı'nın en önemli özelliği, hem tatlımsı hem de ekşimsi
bir tada sahip olması. Damar sertliği, hazımsızlık ve kolesterol
gibi birçok hastalığa iyi gelen bu narın çekirdeği kozmetikte,
çiçeği çay olarak, kabuğu da boya sanayisinde kullanılıyor.
Sadece Akdeniz İklimi'nin hüküm sürdüğü yerlerde
yetiştirilebilen Irlıganlı Narı'nın bir diğer özelliği de diğer narlara
Temmuz-Ağustos 2014 41
pekdemir temmuz 2014 7/18/14 4:28 PM Page 44
ESKİ RAMAZANLAR
Hoş Geldin, Huzur Ayı Ramazan
Eski
Ramazanlar...
Milyonlarca
Milyonlarca Müslümanın
Müslümanın beklediği
beklediği 11
11 ayın
ayın sultanı,
sultanı, huzur
huzur ve
ve barış
barış ayı
ayı ramazan
ramazan geldi.
geldi.
Yeryüzündebir
Yeryüzündebir milyarı
milyarı aşkın
aşkın
müslüman
müslüman için
için en
en kutsal
kutsal ay
ay olan
olan ramazan
ramazan geldi.
geldi. Onu
Onu kutsal
kutsal kılan
kılan özelliklerinin
özelliklerinin
başında
başındaKuran'ın
Kuran'ınbu
buayda
aydainmeye
inmeyebaşlaması
başlamasıve
vebir
birnefis
nefisterbiyesi
terbiyesiolan
olanoruç
oruçibadetinin
ibadetinin
bu
bu ayda
ayda ifa
ifa edilmesi
edilmesi geliyor.
geliyor.
Öte
Öte yandan
yandan ramazan,
ramazan, kişisel
kişisel bir
bir ibadet
ibadet döneminden
döneminden daha
daha çok,
çok, bir
bir arada
arada yaşama
yaşama
kültürünü
kültürünü geliştiren,
geliştiren, toplumsal
toplumsal bir
bir etken,
etken, aslında.
aslında.
Biz
Biz bu
bu yazıda,
yazıda, ramazan
ramazan ayını
ayını bu
bu yanıyla
yanıyla ele
ele almak
almak istedik.
istedik.
Ramazan
Ramazan ayının
ayının tüm
tüm İslam
İslam alemine
alemine mübarek
mübarek olması
olması ve
ve dünyaya
dünyaya barış
barış getirmesi
getirmesi
temennisiyle,
temennisiyle, ramazanın
ramazanın kültürümüzde
kültürümüzde bıraktığı
bıraktığı izleri
izleri takip
takip ederek,
ederek, şöyle
ederek,
şöyle bir
bir bir
bir
eski
eski zaman
zaman yolculuğuna
yolculuğuna çıkalım,
çıkalım, isterseniz.
isterseniz.
42
Ramazanın müjdecisi yeni hilal
şüpheli günler diye adlandırılan şaban ayının son
İslam inanışına göre her yıl ramazan ayı, ramazan
günlerinde yoğunlaşırdı. Şer’iye mahkemelerinde
hilalinin doğuşuyla başlar. Bu sebeple eski
kadılar, müftüler sabahlara kadar nöbet tutup ramazan
ramazanlarda kutsal ayın yaklaşmasıyla hareketli
müjdecisini beklerlerdi. Sonunda yeni ayıı ilk gören
günler başlardı. Herkes ramazanın geldiğinin müjdesini
soluğu kadının huzurunda alır ve ayı ilk gördüğüne
verecek incecik hilalin gökyüzünde görüneceği anı
dair yemin ederek, ramazanın ilan edilmesini sağlardı.
yakalamak peşindeydi. Akşam saatleriyle birlikte “yeni
Toplar atılır, mübarek ayın geldiği dört bir yana
hilali ilk gören kişi” olmak sevdası, “Yevmüşşek” yani
duyurulurdu.
Temmuz-Ağustos 2014
pekdemir temmuz 2014 7/18/14 4:28 PM Page 45
İftar diş kirasız olmaz
Ramazanın gelişiyle evlere şenlik doğar, bereket
yağardı. Ailenin tüm üyelerinin toplandığı iftar sofraları
birbirinden leziz özel ramazan tatlarıyla donatılırdı.
İftar vaktinden evvel kadınlar gelmeye başlardı.
habersiz iftara gitmek, bir saygı belirtisi sayılırdı.
Geçmiş zaman ramazanları
Eski İstanbul'da ramazanlar başlı başına bir olaydı.
Bir heyecan başlardı ramazan arifesinde.
Kilerler dolardı. O zaman her gün markete
Bazılarının çocukları da yanlarında olurdu ve izzet
gidilmezdi. Hepsi alınır, kilerde dururdu. Ev temizlenir,
ikram faslındansonra kahveler, şerbetler içilir; sıra
lambalar, gümüşler parlatılırdı.
eğlenmeye gelirdi. Ama önce masallar anlatılır, yaşlı
Herkes sofrasında bir misafirin olmasını arzu ederdi.
başlı olanlar bilmece faslında ortaya çıkarlardı.
Şimdi herkesin misafirden kaçtığını düşünürsek, çok
Bilmeceyi bilmek ve diğer hünerlerini -adabına göre
farklı bir aile yapısı vardı. Farklı bir anlayış, hayata
oturup kalkmak ve büyüklere hürmette kusur etmemek
değişik bir pencereden bakma... İftardan sonra erkekler
dahil- gösteren dest-i izdivaç çağındaki kızlara
teravihe gider. Direklerarası’nda çeşitli temaşa
çaktırmadan not verilirdi.
sanatları, orta oyunu Karagöz, meddah izlenirdi.
Ramazan boyunca devletin önde gelenleri ve varlıklı
kişilerin konaklarında büyük iftar sofraları kurulurdu.
Kadınlar evlerde çeşitli oyunlar oynar, fasıllar geçerdi.
Musiki alemleri yapılırdı.
İftarların en görkemlerinin yaşandığı sarayda, büyük
Her evde en az bir kadın ud çalardı, o zamanlar. Ud,
siniler salonlara dizilir, saraylılar sofranın çevresine
bir İstanbul evinin hiç değişmeyen aksesuarlarından
sıralanıp iftar açarlardı.
biriydi.
İftariyeliklerle başlayan iftar yemeği hep birlikte
Eskiden ramazanda tiyatroların bile özel
kılınan akşam namazıyla ara verilirdi. Namazdan sonra
uygulamaları olurdu, ramazana özel matineler konurdu.
iftar sofralarında değişmez ilk yemek; et veya tavuk
Oruç tutanlar, yatsı ile iftar arasında gününü tiyatrolara
suyuyla hazırlanan düğün, mercimek, yoğurt, pirinç
koşarak geçirirdi.
çorbalarıydı. Ramazanın vazgeçilmez yemeği
Ramazan sadece eğlence değildi, aynı zamanda bir
pastırmalı yumurta ise sahanlar içinde yanında mutlaka
yardımlaşma ayıydı. Mahallede oturan fakirlere, o
ramazan pidesiyle sunulurdu. Daha sonraki yemekler
mahallenin zenginleri tarafından onuru kırılmadan
etinden sebzesine, pilavından böreğine ev sahibinin
yardım edilirdi.
gücüne göre yapılan lezzetlerdi. Kuru meyvelerden
Gazeteci-yazar Aydın Boysan, eski döneme göre
yapılan hoşaflar, 60-70 kat yufkadan oluşan baklava,
kendilerini ”Müslüman” olarak tanımlayanların
kazandibi, kabak tatlısı, keşkül ve ramazana has bir
fazlalaştığına dikkat çekerek, ”Buna rağmen eski
tatlı olarak bilinen gül kokulu güllaç ise iftar
adetler kalmadı; eski ramazanlar yaşanmıyor. Yaşama
sofralarının vazgeçilmez tatlılarıydı.
biçimleri değişti” diyor. Çok da doğru söylüyor.
Şerbet ve şuruplar, boza ve sahlep de önemli
ramazan içecekleriydi.
Demirhindi, ağaç kavunu, menekşe, kızılcık gibi
Ramazanın faydalı olan tarafının ”toplumdaki fertleri
birbirine yaklaştırması” olduğunu kaydeden Boysan,
bugün eski adetlerin uygulanmamasını ”toplumdaki
şimdilerde adını bile duymadığımız içecekler karla
gevşemeye” bağladığını belirterek, şöyle devam
soğutularak sunuluyordu. Nargile, çubuk veya kahve
ediyor:
ile iftar keyfi tamamlanırdı. İftardan sonra
”Örneğin ramazanda hali vakti yerinde olanların
haremağaları vasıtasıyla Sultan ve Kadın Efendilere
sofraları herkese açık olurdu. İftar saatinde gelip
saygılar iletilir, iltifatla beraber, derecelere göre “diş
‘selamunaleyküm‘ diyen sofraya otururdu. Kimse de
kirası” adı altında armağanlar ya da para alınırdı.
ona ’sen kimsin’ diye sormazdı.
Akraba ve dostlar arasında ise ramazanın ilk haftasında
Temmuz-Ağustos 2014 43
pekdemir temmuz 2014 7/18/14 4:28 PM Page 46
KISSADAN HİSSE
Ömür kısa, vakit az.
Anlamak için
yitirmek mi gerek.
Bu Sizin Hayatınız.
Ne seviyorsanız onu yapın ve sık sık yapın. Birşeyi
sevmiyorsanız, değiştirin. İşinizi sevmiyorsanız,
bırakın. Yeterli zamanınız yoksa TV seyretmeye son
verin. Hayatınızın aşkını arıyorsanız, durun. Siz
sevdiğiniz şeyleri yapmaya başlayınca, o da sizi
bekliyor olacaktır. Aşırı analiz etmeyi bırakın. Tüm
duygular güzeldir. Yerken, her ısırdığınız lokmanın
değerini bilin. Hayat basit. Aklınızı, kollarınızı ve
kalbinizi yeni insanlara ve şeylere açın. Biz
farklılıkşarımızda birleşiyoruz. Gördüğünüz
insanlara tutkularını sorun, ilham veren hayallerinizi
onlarla paylaşın. Sık sık seyehat edin. Kaybolmak
size kendinizi bulduracaktır. Bazı fırsatlar sadece
bir kere kapıyı çalar, değerlendirin. Hayat
tanıştığınız insanlarla ilgilidir. Öyleyse çıkın ve
onlarla beraber birşey yaratın. Hayat kısa.
Hayallerinizi yaşayın ve tutkularınızı paylaşın
Her şey üstüne gelip, Seni Dayanamayacağın
Bir noktaya getirdiğinde, Sakın vazgeçme!...
İŞTE ORASI KADERİN DEĞİŞECEĞİ NOKTADIR.
44
Temmuz-Ağustos 2014
pekdemir temmuz 2014 7/18/14 4:28 PM Page 47
Temmuz-Ağustos 2014 11
pekdemir temmuz 2014 7/18/14 4:28 PM Page 48
BİZDEN BİRİ
Denizlinin haklı gururu, pistlerin başarılı sporcusu;
Kenan YASDIKÇIOĞLU
Katıldığı bir çok yarışta Denizli’yi başarıyla temsil eden Kenan
Yasdıkçıoğlu, geçtiğimiz günlerde İzmir’de gerçekleştirilen
yarıştan kupa ile döndü. Hafta sonunda İzmir’de yapılan 2014
pist yarışında 1000 CC’de ilimizi temsil eden Yasdıkcıoğlu, 18 tur
üzerinden yapılan ve 2250’metrelik etabı üçüncü sırada
tamamladı. Yarış sonrasında açıklama yapan başarılı motor
yarışcısı , “Bu gün bu yarış bizim için çok önemliydi. TMS
federasyonu ile görüşerek yarıştan elde edilen gelirleri Soma’daki
maden şehitlerimize armağan edeceğiz. Onların acısını
paylaşıyoruz ve bu yarışı onlar için kazandık” dedi. Bundan
sonraki yarışlarda da ilimizi başarıyla temsil etmeye devam
edeceğini belirten Kenan Yasdıkcıoğlu, sponsor desteğine ihtiyacı
olduğunu belirterek, Pamukkale Belediyesi ve Denizli Büyükşehir
Belediyesinden destek istedi. Başarılı yarışçı ödül töreninin
ardından madenci baretiyle objektiflere poz verdi.
46
Temmuz-Ağustos 2014
pekdemir temmuz 2014 7/18/14 4:28 PM Page 49
Temmuz-Ağustos 2014 11
pekdemir temmuz 2014 7/18/14 4:28 PM Page 50
SAĞLIKLI YAŞAM
Tam Beslenme için
Tam Buğday
Türk İnsanInın temel
Türklerin boyu neden kısa?
Bu hep sorulagelmiş bir sorudur. Bunun cevabının beyaz ekmek yeme sevdası olduğunu
besİn kaynağı ekmek.
kaçımız biliyoruz?
Ancak yanlış bİr algı
temel besin kaynağı ekmek. Ancak ne yazık ki çok yanlış bir algı ile beyaz undan yapılan
yüzünden Türklerİn
boyu kısa kalıyor.
Günlük enerji ihtiyacımızın ortalama yüzde 40'ını ekmekten alıyoruz. Yani Türk insanının
ekmeği tercih ediyoruz.Bin yıllardır buğday, insanoğlu için çok değerli bir besin kaynağı.
Yine bu sayımızda bulacağınız, üç nobel ödüllü profesörün çalışmalarından çıkan on temel
besin arasında da buğday var. Ne yazık ki biz Türkler buğdayı zaman içinde yanlış kullanmaya
alışmış ve bu yanlışta da ısrar etmeye devam etmişiz.
Buğdayın en değerli yanı olan kepek ve kabuğunu hayvan yemi yapıyoruz. Bilim adamları,
beyaz unlu ekmek tercih ettiğimiz için Türk insanının boyunun kısa ve kan değerlerininse
Bu yanlış algı beyaz
düşük olduğunu söylüyor. Bu sebeple, kadınlarda düşük yapma oranının yüksek ve yine bu
yüzden öğrenme yeteneğimizin az olduğu belirtiliyor.Türk insanını beyaz ekmeğe neyin
ekmek alışkanlığı
yönelttiği tam bilinmiyor, ama ciddi bir beyaz ekmek takıntısı olduğu ortada. Bir dönem,
ekmeğin unu ne kadar esmer olursa o kadar kalitesiz olacağı inancı oluşmuş. Bu da beyaz
ekmek alışkanlığına dönüşmüş. Zaman içinde beyaz ekmek tadına aşina olan Türk insanı,
bu tercihinden de dönmez olmuş.
Oysa bu genel anlayışın tam tersine, makbul olan esmer ekmek. Bütün dünya esmer, yani
tam buğday ekmeğini tüketmeye çalışıyor. Türkiye'de en önemli besin maddelerini içeren
buğdayın kepeği, kabuk kısmı, unu esmerleştirmesin diye çıkarılıyor ve çekirdek kısmına
yakın olan beyaz kısmı öğütülerek un haline getiriliyor. Buğdayın yüzde 40'a kadar olan
kepek ve kabuk kısmı hayvanlara yem oluyor. Yani buğdayın en besleyici kısımlarını hayvanlar
yiyor, bizeyse gösterişli ama besin değeri düşük kısmı kalıyor. Beyaz ekmek sevdasına bol
bol karbonhidrat tüketiyoruz.
Beyaz ekmek yediğimiz ve buğdayda yer alan çinko, folik asit, demir, B6, B12 gibi elementleri
yeterince alamadığımız için Türk insanı olarak boyumuz kısa. Raşitizm hastalığı bu yüzden
çok sık görülüyor. Kadınlarda folik asit yetersizliği gebelikte düşük oranını artırıyor.
Tahıldan alınması gereken maddeler alınamadığı için Türk insanının kan değerleri de çok
düşük. Ayrıca öğrenme yeteneğimizde de bu yüzden azalma görülüyor. Düşük çalışma
kapasitesi, yaşam kalitesinde düşme ve toplumsal sosyo-ekonomik zarar da cabası. Bütün
bunların temel sebebi ise beyaz ekmek yeme sevdamız.
Ekmek, Türk insanı için çok önemli. Türkiye'nin temel gıda maddesi ekmek. Günlük birey
başına ekmek tüketimi 100 gram ile 800 gram arasında değişiyor. Ortalaması ise 350-400
gram. Türk insanı günlük enerjisinin yaklaşık yüzde 40'ını ekmekten
48
Temmuz-Ağustos 2014
pekdemir temmuz 2014 7/18/14 4:28 PM Page 51
Proteinlerse vücudun en küçük yapı taşı olan hücrelerin ana
maddesi. Hücrelerdeki bütün biyolojik faaliyetlerde görev alan
proteinler, kanda oksijenin taşınmasından sorumlu
Protein deposu
Buğday tanesinin yüzde 20’ye yakını proteinlerden oluşuyor.
Proteinlerse vücudun en küçük yapı taşı olan hücrelerin ana
maddesi. Çocukların büyümesi için mutlak surette proteine
ihtiyaç var.
Tam buğday unu nasıl elde edilir?
Tam buğday unu elde etmek için özel bir tekniğe gerek yoktur,
hatta rafine un (beyaz un) elde etmek için daha fazla teknoloji
gerekir. Tam buğday unu, buğdayın geleneksel yöntemlerle ve
kepeği ayrılmadan öğütülmesiyle elde edilir.
Değirmen
Evde kullanmaya yarayan küçük değirmenler, makinenin
bulunuşuyla birlikte hep var oldular. Hemoglobinden, savunma
mekanizmasının temelini oluşturan antikorlara; saç ve
tırnaklarımızı oluşturan keratinden, şeker alımını düzenleyen
insüline kadar, pek çok fonksiyonu icra eden, canlılığın olmazsa
olmazı. Aminoasitlerin birleşmesinden oluşan proteinler, doku
ve organların yapım ve onarımının yanında, özellikle çocuklarda,
büyüme ve gelişme için çok önemli. Ayrıca yağda eriyen
vitaminlerin kullanımı için de gerekli.
alıyor. Bu oran, sosyo-ekonomik düzeyi düşük gruplarda
Protein Eksikliği olan kişilerde çabuk yorulma, durgunluk gibi
yüzde 60 hatta yüzde 75'e kadar çıkıyor. Askerde ekmek tüketimi
belirtiler görülüyor. Daha ileri dönemlerde ise kansızlık,
ise 900 grama kadar çıkıyor. Kentlerde fast food tarzı
hastalıklara karşı direncin azalması, kan basıncının düşmesi,
beslenmenin artması da ekmeğin önemini artırıyor. Bu yüzden
diş eti hastalıkları, göz bozuklukları ve Siroz gibi belirtiler
ekmek tüketiminde yapılan tercihler de hem bireysel hem de
görülebiliyor.
toplumsal açıdan çok önemli hale geliyor.
Buğday tanesinde protein, yağ, selüloz, madeni maddeler,
İşte bu kadar önemli olan ve buğdayın yüzde yirmisine yakınını
oluşturan proteinler, beyaz ekmek yeme sevdasına zayediliyor.
enzim ve vitaminler var ve bunların büyük kısmı kabuk ve kabuğa
Bunun sonucu olarak da daha kısa boylu nesiller, daha çok
yakın kısımlarda bulunuyor. İçine yakın bölgedeyse karbonhidrat
düşük yapan kadın bizim toplumumuzun sorunu olarak karşımıza
yoğunlukta.
çıkıyor.
Buğday tanesinin yüzde 20'ye yakını proteinlerden oluşuyor.
Temmuz-Ağustos 2014 49
pekdemir temmuz 2014 7/18/14 4:28 PM Page 52
DİNİ BİLGİLER
Kur’an-ı Kerim ve hadislerde akrabalık
bağlarının karşılıklı ziyaret, haberleşme,
maddi vede manevi yardımlaşma gibi çeşitli
yollarla korunması ve güçlendirilmesi
üzerinde hassasiyetle durulur.
Akraba ve
Yaşlı
Ziyareti
Akraba arasındaki bu ilişkiye Sıla-i Rahim denmektedir.
İlişkilerin korunup gözetilmesi İslam Dininin üzerinde durduğu
konuların başında gelir.
Halid b. Zeyd Ebu Eyyüb el-Ensari [r.a.]’dan rivayet edildiğine
Bu husustaki ayet-i kerime şöyledir.
[Allahın riayet edilmesini emrettiği şeyleri, akrabalık bağlarını
koparanlar ve yeryüzünde fesat çıkaranlar... İşte lanet onlar
içindir. Ve kötü yurt cehennem onlarındır. [Rad-25]
göre bir adam Peygamber Efendimiz [s.a.v]'e gelerek: [Ya
Diyer bir ayeti kerimede ise
Rasulallah; beni cennete sokacak bir ibadet söyler misin?] dedi.
[Allahtan ve akrabalık bağlarını koparmaktan sakının.[nisa-
Rasulullah Efendimiz [s.a.v] şu cevabı verdi: Allah'a ibadet
1] Böylece Allahu Teala Ancak Allahtan korkmayanların akrabalık
eder ve O'na hiç bir şeyi ortak koşmazsın, namaz kılar, zekat
bağlarını koparabileceğini; Allahtan korkanların ise asla
verir ve [sıla-i rahim] edersen. Peygamber Efendimiz [s.a.v]’in
akrabalarla bağlarını koparamıyacağını bize açıkca bildiriyor.
önemle üzerinde durduğu ve yapıldığı zaman müslümanların
Akrabaya iyilik yapmanın Allahu Teala katında ne kadar büyük
cennete girmelerine sebep olacağını haber verdiği [sıla-i rahim],
önemi olduğunu şu ayet-i kerimeden anlıyoruz
her türlü işlerinde akraba ve yakınların görülüp gözetilmesidir.
Hadis: [Yoksula yapılan sadaka bir sadakadır. Akrabaya yapılan
Gerek Ayet-i Kerimelerde, gerekse Hadisi Şeriflerde, akraba
sadaka iki katıdır. Biri sadaka sevabı İkincisi ise [sıla-ı rahim]
ziyaretinin, namaz, zekat gibi farz ibadetlerden hemen sonra
sevabıdır.[Tirmizi-zekat-28] Peygamber Efendimiz [s.a.v] Akraba
zikredilmesi, dinimizdeki önemini göstermektedir. Bunun terk
ziyaretinin [sıla-ı rahim] çok önemli olduğunu ama asıl önemli
edilmesi, büyük günah sayılmıştır.
olanın sana gidip gelmeyen, seninle arası açık olan akrabayı
Yüce Allah bir ayetinde: [ Allah'tan korkun ve akrabalık
bağlarını kesmekten sakının.] buyuruyor.
ziyaret etmek olduğunu açıklıyor.
Hadis: [İyiliğe banzeri ile karşılık veren kişi tam anlamıyla
Yine bir başka ayette: [Onlar ki Allah'ın gözetilmesini emrettiği
akrabasını görüp gözetmiş olmaz. Hakiki sıla hakiki iyilik Kişinin
hakları gözetirler, akrabalık bağlarını devam ettirirler ve iyilikte
kendisi ile ilişkisini kesen akrabasını ziyaret etmesi ve yardım
bulunurlar; Rablerine saygı beslerler ve kötü hesaptan korkarlar.]
etmesidir].[Buhari-Edep-15]
buyurulmaktadır.
Bu Ayet vede Hadisleri asla aklımızdan çıkarmayalım.
Dinimiz akrabalık bağlarının kuvvetli olmasına son derece
Akrabalarımızdan kötülük görebiliriz. Bize miras kalan mallarımızı
önem vermiştir. Hadis kitapları da akraba hakkındaki hadislerle
zorla elimizden almış olabilirler. Her ne kötülük yapmış olurlarsa
doludur. Cuma günleri imamların her hafta hutbede okudukları
olsunlar, akrabalarımızla ilişkimizi kesmemeliyiz. Çünkü ne
Ayet akraba ile ilgilidir. Ayet: [Muhakkakki Allah akrabaya yardım
Ayetlerde nede Hadisi şeriflerde akrabası kötü olan bundan
etmeyi emreder]. [nahl.-90]
muaftır denmiyor. Bize her türlü eza ve cefayı çektiren
Kuran-ı Kerim akrabalık bağlarını kesenlerin lanetleneceğini
ve cehennemlik olacağını bildirir.
50
Temmuz-Ağustos 2014
akrabalarımıza karşı hoşgörülü davranırsak dünya ve ahirette
kazanan biz oluruz.
pekdemir temmuz 2014 7/18/14 4:28 PM Page 53
Reklam
Temmuz-Ağustos 2014 11
pekdemir temmuz 2014 7/18/14 4:28 PM Page 54
SAĞLIKLI YAŞAM
Havalar ısınmaya başladı,
yine kavurucu yaz ayları geldi,
piknik yaparken aman dikkat;
Keneye
dikkat!
Kırım-Kongo Kanamalı Ateşi nedir?
Bunyaviridea ailesinden bir virüs tarafından oluşturulan,
hafif seyirli olabileceği gibi kanamaların ve organ
yetmezliklerinin görüldüğü ağır seyir de gösterebilen
bulaşıcı bir hastalıktır. Hastalık ilk kez 1944'de Kırım'da tanımlanmış, Kırım Kanamalı Ateşi, 1956'da Kongo'da
tanımlanmış, Kongo Hastalığı olarak bilinmiş, 1969'da iki etkenin aynı olduğu tespit edilmiş, Kırım-Kongo Kanamalı
Ateşi olarak adlandırılmıştır.
Neden önemlidir?
Bu hastalığa yakalananlarda ölüm oranı ortalama % 15-30'dur. Türkiye'de görülen vakalarda ölüm oranı % 5 olarak tespit
edilmiştir. Hastaların çoğu hastalığın seyri sırasında gelişen beyin, karaciğer, böbrek, kalp ve akciğer yetersizliklerinden ölürler.
Sağlık Bakanlığı kayıtlarına göre 2002-2007 yılları arasında laboratuar olarak tanısı doğrulanmış toplam vaka sayısı 907'dir.
Nasıl bulaşır?
Kırım-Kongo Kanamalı Ateşi virüsü, insanlara başlıca Hyalomma cinsi kenelerin kan emmesi sırasında bulaşır. Keneler haricinde
ayrıca hastalara ve salgılarına temasla, virüsü geçici olarak taşıyan hayvanların kesilmesi sırasında hayvana ait kan ve dokulara
temasla da bulaşmaktadır. Hatta hastalarla aynı ortamda kalındığında özellikle kanamalı seyreden vakalardan solunumla dahi
geçtiğine dair araştırma sonuçları vardır.
Her kene ısırığında hastalık ortaya çıkar mı?
Kenelerin hepsi hastalık taşımaz. Günümüzde yaklaşık 850 tür kene var, bunların 30 kadarı bu hastalığın bulaşmasında rol
oynar. Virüsü taşıyabilen türden dahi olsa özellikle hastalığın yaygın olmadığı bölgelerde bulaşma söz konusu olmayabilir. Hastalık
taşıyan keneler erken tespit edilip uzaklaştırıldığında virüsü vücuda bulaştırma fırsatı bulamayabilir. Çünkü hastalık genellikle
kene ısırmasından 16-24 saat sonra bulaşır. Bulaş 3-5'inci günlerde en yüksek derecededir.
Sadece insanlarda mı hastalık olur?
Virus, sığır-koyun gibi büyük memelilerde ve tavşan-kirpi gibi küçük memelilerde belirtisiz infeksiyon yapmaktadır. Bu dönemde
kenelerin kan emmesi ile virüsler kenelere geçmektedir.
Hastalık en sık kimlere bulaşıyor?
Tarım çalışanları, Hayvancılık yapanlar, çiftlik çalışanları, çobanlar, kasaplar, mezbaha çalışanları, et ürünleri market işçileri,
Veterinerler ve hasta hayvan ile teması olanlar, Bu hastalığın takibini yapan sağlık personeli, Askerler, Kamp yapanlar,
Deri fabrikası çalışanları, Piknik alanına gidenler.
52
Temmuz-Ağustos 2014
pekdemir temmuz 2014 7/18/14 4:28 PM Page 55
En sık görüldüğü zaman:
Vektör kenelerin hareketleri sıcak iklimde arttığından dolayı hastalık mevsimsel özellik gösterir. En sık Haziran-Eylül aylarında
görülür. Havaların ısınmasıyla birlikte insanların piknik alanlarına yönelmeleri, hastalığın kırsal alanların yanı sıra büyük şehirlerde
de ortaya çıkmasının en önemli nedenidir.
Belirtiler ne zaman ortaya çıkar?
Kene teması ile virüsün alınmasını müteakiben hastalığın belirtileri genellikle 1-3 günde ortaya çıkar; bu süre en fazla 9 gün
olabilmektedir.
Hasta insan veya hayvanlara ait kan, vücut sıvıları veya diğer dokulara doğrudan temas sonucu bulaşmalarda hastalığın
belirtilerinin ortaya çıkma süresi 5-6 gündür; bu süre de en fazla 13 gün kadar olabilmektedir.
Belirtiler nelerdir?
Kırım-Kongo Kanamalı Ateşi hastalığı hafif, orta, ağır seyir gösterebilir. Hangi olguların ağır seyrettiği bilinmiyor. Sıklıkla ani
başlayan; Ateş, baş ağrısı, aşırı halsizlik, yorgunluk, eklem ve kas ağrısı, karın ağrısı, bulantı, kusma ve ishal, boğaz ağrısı,
gözlerde kızarma, sulanma ve yanma, sarılık, hastalığın başlangıç bulgularını takiben; 3.-6. günlerinde deri altına kanama, burun
kanaması, diş eti kanaması, idrar yolu veya mide-barsak kanaması, iç organlarda kanama gelilşir.
Tanısı Nasıl Konulur?
Kanda virüse karşı oluşan bağışıklık maddelerinin (antikorların) taranması tanı için en sık kullanılan yöntemdir. Bu göstergeler
hastalığın başlangıcından sonra 6. günden itibaren belirlenebilir.
Kene nasıl uzaklaştırılmalı?
Virüs kenenin ağız salgısında ve mide içeriğinde bulunduğundan uzaklaştırılması sırasında salgısının bulaşmasını önleyecek
ve kusturulmayacak yaklaşımda bulunulmalı. Bu nedenle vücuttan uzaklaştırılırken ezilmemeli, başı kopartılmamalı, parçalanmamalı,
ısı ve kimyasal herhangi bir madde uygulanmamalı. Bir penset veya cımbız yardımıyla sağa sola oynatılarak alınması en uygunudur.
Uzaklaştırma sırasında keneye elle temas edilmemeli, eldiven kullanılmalı. Kene uzaklaştırıldıktan sonra ısırma alanına antiseptik
bir madde uygulanmalı, eller sabunla iyice yıkanmalıdır.
Hastalığın aşısı ve tedavisi var mı?
Hastalıktan koruyacak bir aşı bulunmamaktadır. Ribavirin adı verilen ilacın kısmi tedavi edici ve virüs ile temas edenlerde
hastalığın gelişmesini önleyici etkisi olduğunu bildiren araştırma sonuçları var. Hastaların tedavisi genel olarak vücut virüsün
üstesinden gelene kadar destek tedavisi vermek şeklinde yürütülmektedir.
Korunma nasıl olmalı?
Hayvan barınakları, hayvanların dolaştığı piknik alanları, otlaklar, çalılıklar, su kenarları, av alanları gibi kenelerin bulunduğu
yerlerden kaçınılmalıdır. Bulunulması gerektiğinde çıplak ayakla veya kısa giysilerle bulunulmamalı, korunaklı giyinmeli (lastik
çizme giyilmeli veya pantolonların paçaları çorap içine alınmalı), eve dönüldüğünde vücut kontrol edilmeli.
Hastalığın saptandığı bölgelerde hayvanlarda kene kontrolü ve düzenli ilaçlama yapılmalı.
Gerek insanları gerekse hayvanları kene saldırılarından korumak için repellent olarak bilinen böcek kaçıranlar cilde sürülerek
veya elbiselere emdirilerek kullanılabilmektedir. Aynı maddeler hayvanların baş veya bacaklarına uygulanabilir; ayrıca, bu
maddelerin emdirildiği plâstik şeritler, hayvanların kulaklarına veya boynuzlarına takılabilir.
Vücutta kene saptandığında zaman kaybetmeden bir sağlık kuruluşuna başvurulmalı.
Tanı alan ya da şüphelenilen hastalar izole edilmelidir. Temas önlemleri alınmalıdır.
Temmuz-Ağustos 2014 53
pekdemir temmuz 2014 7/18/14 4:28 PM Page 56
MODA RÜZGARI
2014 İlkbahar Yaz saç trendlerinde at kuyrukları, yandan örgüler, parlak saçlar,
dağınık ama doğal görünen saçlar ile cesur kesimlerdeki kısa saçlar öne çıkıyor.
Senin tarzın ne?
Küçük bir dokunuşla saçı ve dolayısıyla tüm
imajımızı değiştiren saç aksesuarları yine çok
moda. 'Cool' bir görüntü için vazgeçilmez olan
at kuyrukları bu yıl da öne çıkıyor. Dağınık ama
güzel görünen saçlar yataktan kalktığım andan
itibaren güzel görünürüm felsefesini
benimseyen kadınları çok mutlu edecek.
Geçtiğimiz yıl altın çağını yaşayan kısa saçlar
bu yıl da var fakat biraz daha cesur modellerle...
At Kuyruğu
Saçlarınızla uğraşmak istemediğiniz günler için biçilmiş
kaftan olan at kuyruklarını bu yıl çok göreceğiz. Düz ve
güzel görünen bir at kuyruğu için saçınızı boynun
başlangıcında sıkıca toplayın. Saçınızı toplandıktan sonra
parlaklık veren saç spreyi uygulamanızı tavsiye ederiz.
Aksesuarlar
Çiçekli taçlar, eşarplar, deri tokalar, büyük fiyonklar
ve altın renkli aksesuarlar saçları bir başka gösteriyor.
Kötü saç günlerimizde işimizi kolaylaştıran tüm
aksesuarlar bu yıl çok popüler olacak.
54
Temmuz-Ağustos 2014
pekdemir temmuz 2014 7/18/14 4:28 PM Page 57
Deniz Kızı
Parlak ve su dalgası verilmiş saçlar
özellikle yaz aylarının vazgeçilmez modeli
olacak. Bunun için yapmanız gereken çok
basit aslında: Temiz ve ışıltılı saçlarınızı
ortadan ayırın. Küçük dalgalar verilmiş
saçınız ne kadar dağınık ve karışık olursa
o kadar daha doğal ve akıcı görünür.
Dağınık Görünüm
Islak Görünüm
Evet her kadının hayalini kurduğu ama
bir türlü yapamadığı bu model sezonun
2014'ün en dikkat çeken saç
trendlerinden biri neredeyse ıslak
favorilerinden biri. Saçlar yumuşak,
görünen, cilalıymış gibi duran ama yağlı
kadınsı ve romantik görünüm için rahat
olmayan parlak saçlar. Yoğun parlaklık
bırakılıyor. En önemli nokta saçların
veren serum veya kaliteli bir argan
yapılmamış doğal havasını hafif ve ustaca
yağıyla saçlarınıza ışıltı katmak
bir toplamayla elde edebilmek. O kadar
mümkün.uygulamanızı tavsiye ederiz.
doğal olmalı ki sanki yataktan kalkmış
hisse vermeli ama bir o kadar da güzel
durmalı. İnce bir ayar var, biliyoruz.
Dağınık Örgüler
Ve karşımızda 2014 yılının rahat ve
favori modellerinden en çok sevdiğimiz:
Dağınık, uçuşan ve yandan gelen örgü
saçlar... Hemen herkeste harika
görünüyor. Saçınızın parlak veya mat
olması fark etmez dağınık görünümlü bu
örgü saçı her zaman kullanabilirsiniz.
Kısa Saçlar
Yandan Ayrılmış Saçlar
Sol şakağın en uzak çizgisinden saçı
Ünlülerin de bu tufana katılmasıyla
ayırıp sağ tarafa doğru taramak 2014'ün
altın çağını yaşayan kısa saç modelleri
yeni saç trendlerinden biri. 1930’lu yılların
bu yıl da devam ediyor. Ama özellikle
saçlarından ilham alan bu modelde,
keskin hatlı kısa saçlar öne çıkıyor.
tamamen yana doğru taranan ıslak saçlar
Değişik şekil ve boylardaki kısa saçları
androjenik ve seksi bir görünüm veriyor.
2014 ilkbahar yaz aylarında bolca
Çok az dağınık bırakırsanız daha yumuşak
göreceğiz.
bir tarz elde edebilirsiniz.
Temmuz-Ağustos 2014 55
pekdemir temmuz 2014 7/18/14 4:28 PM Page 58
YAŞAMIN İÇİNDEN
Sirkeyi sadece salata sosu olarak kullanıyorsanız, çok şey kaybediyorsunuz!
Hayat iksiri; Sirke
Sirke 10 bin yıldan daha uzun bir süre önce şans eseri keşfedilmiştir. Sirke herhangi bir meyveden ya
da şeker içeren ve yüzde on sekizden daha az etil alkole fermante olabilen herhangi bir malzemeden (bal,
akçaağaç sıvısı, pancar, patates, Hindistancevizi dahil olmak üzere) yapılabilir.
Elmadan yapıldığında elma sirkesi olarak adlandırılır. Birleşik Devletler Besin ve İlaç İdaresi (FDA),
“sirke” olarak adlandırılan herhangi bir ürünün yüzde dörtten daha az asidite içermesi gerektiğini belirtiyor.
Bu koşul, satılan sirkelerin mümkün olan en az keskinlikte kalmasını garantiler.
Sirkeyle yemek yaparken alüminyum, bakır ya da dökme demir kap kullanılmamalıdır; çünkü yüzde dört
ile altı asidite, korozyon yaratır. Eğer sirkenin asitli tadını korumak istiyorsanız onu ateşten aldıktan sonra
yemeğinize katabilirsiniz.
EN SAĞLIKLI BESİNLER ARASINDA
Geleneksel yöntemlerle fermante edilen besinler dünyadaki en sağlıklı besinler arasındadır ve sirkede
kesinlikle bunlardan biridir. Sirke, sağlıklı mineraller, vitaminler ve amino asitlerin etkin bir karışımıdır.
Aslında “pastörize edilmemiş” terimine dikkat edin. Pastörizasyonun temelde besinleri inanılmaz yüksek
sıcaklıklara maruz bırakan bir süreç olduğunu unutmayın.
Bu uygulamanın mikroorganizmaları yok etmek gibi bir “faydası” vardır, ancak bu pek güvenilir bir
yöntem değildir, çünkü aynı zamanda sirkeyi iyi bir besin yapan, ısıya karşı duyarlı vitamin ve enzimlerde
yok olur. Sirkenin sağlıksal faydalarından yararlanmak için etikette “pastörize edilmemiş” “filtrelenmemiş”
“geleneksel yollarla hazırlanmış” “geleneksel yollarla fermente edilmiş” gibi anahtar terimlerin yer alıp
almadığına dikkat etmelisiniz.
56
Temmuz-Ağustos 2014
pekdemir temmuz 2014 7/18/14 4:28 PM Page 59
Bir çeşit ön pişirilme anlamına gelen terbiye, diğer bir adıyla marinasyon etin çok daha lezzetli ve yumuşak olmasını sağlıyor.
Kırmızı et terbiyesi
Bunun için birçok yöntem olmakla birlikte biz Türkler daha çok soğan ve sütten yararlanıyoruz. Et uzmanlarına göre bu gayet
yerinde bir tercih çünkü bu ikili sinirlerin canına okuyor!
Ete çoğumuz bayılırız. Her gün olmasa da soframızda mutlaka bir et yemeği olmalıdır. Bazıları çok daha fazla tutkuyla yer eti,
bazıları içinse olmazsa da olurdur. Belki de hayatları boyunca sert, doğru pişmemiş, terbiye edilmemiş etler yemişlerdir onlar. Hem
lezzetli, hem de vücut için gereklidir. Özellikle çocuklar için hayatidir. Çocuğunuz eti sevmiyorsa muhtemelen çoğunlukla lezzetsiz
ve sert etler yemiş ve hamburgerin daha lezzetli bir şey olduğuna kanaat getirip, tercihini o yönde kullanmıştır. Oysa doğru terbiye
yöntemleriyle sadece 5 dakikamızı ayırarak, tavada pişse bile yedikçe yenilesi etler pişirebiliriz.
ET NASIL TERBİYE EDİLİR?
Kırmızı etin terbiyesi için genellikle zeytinyağı, bitkisel yağ, salça, süt, yoğurt, sarımsak ve bazı baharatlar kullanılır. Çünkü bunlar
çok güçlü asitlerdir ve uzmanların deyimiyle etin lezzetini alan, çiğnedikçe ağızda büyümesine neden olan sinirlerin canına okur!
Bunun için tek yapmanız gereken malzemeleri karıştırıp, etleri bir gece bu karışımın içinde bekletmek. Aceleniz varsa 4-5 saat de
yeterli olabilir ama şeflerin tavsiyeleri hep ne kadar uzun, o kadar iyi! Tabii iş sadece terbiyede bitmiyor, işin yüzde ellilik kısmını
da pişirme üstleniyor. Evet, bu terbiye sosuyla bir gece buzdolabında bekletilen her et tavada sıvıyağda bile pişirilse lezzetli olur
ama döküm tavada veya ızgarada daha bir lezzetli olur. Şeflerin etler için kullandığı özel bir deyim var: Mühürleme. Yani tava veya
ızgara her neyse, eti önce mümkün olan en yüksek sıcaklıkta 5-6’şar saniye kadar pişiriyoruz. Sonra da ızgara veya ocağın altını
kısıyoruz. Böylece etin dış kabuğu çabucak piştiği için içindeki suyunu dışarı vermiyor. Böylece etimiz sertleşmiyor, kurumuyor,
ağızda dağılan yumuşacık bir şey oluyor. Tabii altını kıstıktan sonra eti dakikalarca tavada tutmuyoruz. Bunun için de sadece 1’er
dakika yeterlidir. 1 dakika bir taraf, 1 dakika da diğer taraf için. Zira etimiz bir gündür soğan, zeytinyağı ve sarımsakla epeyce bir
pişti zaten. Eğer aceleniz yoksa ve etimi birkaç gün dolapta dinlendireyim diyorsanız, o zaman bir kabın içine etleri tamamen
kapatana kadar sıvıyağ koyun ve üzerine taze veya kuru kekik serpiştirin.
Temmuz-Ağustos 2014 57
pekdemir temmuz 2014 7/18/14 4:28 PM Page 60
MODANIN GETİRDİKLEİ
Adorno,
terliğin, insanın eğilmeye
karşı gösterdiği direncin ürünü
olduğunu söylemişti.
Sandalet de, ayakkabı
giydiği halde ayakları çıplak
kalsın isteyen insanın,
bu çelişkili konfor arayışına
verilmiş, eski ama
hükmünü koruyan
bir yanıt olarak
görülebilir.
Sandalet
Atalarımız, kalın ve sert kılları, uzun
kolları, gelişkin kasları, nasırlı ayak
İnsanlık tarihinin bilinen en eski ayakkabısı olan
tabanları ile doğaya karşı bizden daha
sandalet, ilk kez üretilmesinin üzerinden binlerce
donanımlıydılar. Ama sert doğa koşulları
yıl geçmesine rağmen bugünde insanların
karşısında da bizden daha çaresizdiler.
ayaklarındaki şık hâkimiyetini sürdürüyor.
Doğanın bütün güçlerine karşı, sözcüğün
Güncelliğini kaybetmemiş bir giysi olmasına rağmen
gerçek ve mecaz anlamlarıyla “çıplak” olarak
sandalet, Antik Yunan ve Roma dönemlerini tasvir
hayatta kalmaya çalışan eski çağ adamı,
eden resimleri hatırlatır. Antik çağın tüm büyük
iklime ve öteki doğa koşullarına karşı fazla
uygarlıkları, Mısır, Helen ve Roma sıcak iklimlerde
bir seçeneğe sahip değildi. Ama yerleşik
merkezileşmişti. Kuzey Afrika’nın, Akdeniz’in ve
düzene geçiş, bazı zorlukları alt edecek
İtalya’nın sıcaklarında, doğal olarak, ayakların hava
pratik çözümler yaratmayı zorunlu hale
almasını sağlayan bu açık modeller tercih
getirdi. Islanan, üşüyen, sıcaktan kavrulan
ediliyordu. Bu ülkelerde sandalet, insanların yaşam
tenini korumalıydı örneğin; yaban
standartları, ait oldukları sınıf gibi statü
hayvanlarının postları, devasa bitkilerin
özelliklerini gösteren bir anahtardı. Rivayete göre
yaprak ve lifleri, ilkel atalarımızın
güzelliğiyle bütün Mısır sarayını avucunun içine
kreasyonunu oluşturuyordu. Keskin
alan ve Mısır tarihine kadın firavun olarak geçen
taşların, sert ve sivri dikenlerin
Nefertiti de sandalet giyerdi; bir halının içine
parçaladığı ayaklar da korunmalıydı;
saklanarak Roma’ya gizlice girip, beraberinde
kalın ağaç kabukları ve sert yapraklar,
kendisine aşık ettiği Sezar’la Mısır’a geri dönen
ilk pabuçlarımızın ana maddesini
unutulmaz kraliçe Kleopatra da... Antik çağın
oluşturdu. Ayak tabanına yerleştirilmiş
ayrıcalık, seçkinlik sembolü sandalet, iki bin yıl
kalın bir ağaç kabuğunun, bitki lifleriyle
sonra bu kez Avrupalı hippilerin, tüm dünyevi
bilek ve ayak yüzeyi üzerinden bağlandığı
zenginliklere ve hırslara arkasını dönerek, doğaya
o ilk ayakkabı ne zaman üretildi bilinmez;
yakın ütopik bir yaşam hayal eden o asi topluluğun
ama biliyoruz ki günümüzde ayakkabı tüm
modern toplumlar için yalnızca bir giyim
nesnesi değil; sağlık ve sosyal uyum için
zorunlu olan bir statü alametidir neredeyse.
58
Nefertiti’den hippilere
Temmuz-Ağustos 2014
ayaklarında simgeleşti.
pekdemir temmuz 2014 7/18/14 4:31 PM Page 61
Mısır, Sümer, Pers kalıntılarında görülen düz tabanlı, çapraz
bantlı ayakkabılar, sandaletlerin ilk kez Mısır ve Asya’da
üretildiğini açığa çıkarıyor. Papirüs yapraklarının ayakların
altına bağlanmasıyla yapılan ilk sandaletler, Roma döneminde
sadece statüleri değil, meslekleri de ayıran bir araç olmuş ve
Roma’da rastgele renk ve biçime sahip ayakkabı kullanılması
engellenmiştir.
Bodrumlu Ali Usta
Türkiye’de de sandalet konusunda ünü dünyaya yayılmış usta
bir isim var: Bodrumlu Ali Güven Usta’nın yaptığı sandaletler,
New Yorklu ünlü modacı Donna Karan tarafından da üretiliyor.
Tam 40 yıldır, hiçbir makine kullanmadan, tamamen el işi
teknikleriyle sandalet üreten Ali Usta, Bodrum’a dünyanın dört
bir yanından gelen özel müşterilerinin yanı sıra siparişle
modacılara, sanatçılara, balerinlere sandalet gönderiyor.
Ali Usta, Afrodisias’taki heykellerde gördüğü figürlerin
kendisini büyülediğini ve bu figürleri yorumlayarak farklı modeller
türettiğini söylüyor.
Alman düşünürü Adorno, terliğin, insanın eğilmeye karşı
gösterdiği direncin ürünü olduğunu söylemişti. Bu parlak fikrin,
dolaylı da olsa, binlerce yıl önce pahalı taşlarla süslenip bir
seçkinlik göstergesi olarak ortaya çıkan sandaletler için de geçerli
olduğunu söyleyebiliriz: Sandalet, ayakkabı giydiği halde ayakları
çıplak kalsın isteyen insanın, bu çelişkili konfor arayışına verilmiş,
eski ama hükmünü koruyan bir yanıttır.
Temmuz-Ağustos 2014 59
pekdemir temmuz 2014 7/18/14 4:31 PM Page 62
YAŞAM REHBERİ
Kötü alışkanlıklardan kurtulma yolları;
Kurtulması
çok mu zor?
Nasıl başladığımızı bİle hatırlamak
İstemedİğİmİz, kendİmİze
yakıştıramadığımız kötü
alışkanlıklar kaderİmİz mİ?
Elbette hayır! Onlardan kurtulmak
İçİn tek bİr şeye İhtİyacımız var:
İrade gücüne!
Kötü alışkanlıklar, sağlığımıza, bütçemize, en önemlisi de toplum içindeki konumumuza zarar verir.
Her bir alışkanlığın kendine özgü motivasyonu ve kurtulmak için her birine özel yöntemler vardır. Ancak bütün kötü alışkanlıklardan
kurtulabilmek için sizde olması gereken en önemli şey, hiç kuşkusuz irade kontrolüdür. Eğer iradenize sahip çıkamazsanız bu
kötü alışkanlıklardan kurtulmak için verdiğiniz tüm çabalar boşuna gider. Alacağınız önlemlerle alışkanlıklarınızdan bir müddet
uzaklaşsanız bile iradenizi kontrol edemiyorsanız, bu alışkanlıkları yenemezsiniz.
Nasıl kurtulunur?
İki ya da üç haftada bir maniküre gitmek alınacak
en kolay önlemlerden biridir. Çünkü güzel görünen
tırnaklara kavuştuğunuzda onları bozmak ya da
paranızın boşa gitmesine neden olmak istemez ve
bu sebeplerle de tırnaklarınızı yemeye kıyamazsınız.
Ayrıca tırnak yemenizi engellemek için üretilen
ürünlerden de kullanabilirsiniz. Bu ürünlerin tadı
çok kötü olduğu için tırnaklarınızı yemeye cesaret
edemeyebilirsiniz. Eğer bunların hiçbiri işe
yaramıyorsa o zaman tırnaklarınızı mümkün olduğu
kadar kısa kestirmelisiniz böylece bakterilerin tırnak
Tırnak yemek
Tırnak yemek çok sık rastlanan kötü alışkanlıklardan biridir. Fakat
tırnakların yenmesi ellerin çirkinleşmesine, tırnakların normal gelişiminin
tamamlanmamasına ve tırnak düşmesi gibi sorunların ortaya çıkmasına
neden olabilir. Ayrıca tırnak içlerinde bulunan bakterileri yemek hiç de
sağlıklı olmayan bir durumdur.
60
Temmuz-Ağustos 2014
içlerine yerleşmesini de engellemiş olursunuz.
Tırnak yeme alışkanlığının altında yatan
sebeplerden biri bastırmak zorunda olduğunuz
duygulardır. Özellikle sinir ve stres bu duyguların
başında gelir. Tırnaklarınızı yememek için sizi
sinirlendiren olayların çözülmesi için bir uzmana
başvurabilirsiniz.
pekdemir temmuz 2014 7/18/14 4:31 PM Page 63
Nasıl kurtulunur?
Bilinçsizce yemeğe saldırmak gibi kötü
bir huyunuz varsa bu alışkanlığınızla başa
çıkmak için bazı önlemler almalısınız.
Örneğin kendinizi çok üzgün
hissediyorsunuz ve buzdolabına doğru
gitmeye başladınız, aklınızda ise dolabın
içindeki pastayı yemek var. Böyle bir
durumda buzdolabına doğru yürümeye
başlamadan önce hemen bir arkadaşınızı
arayın. Onunla sohbet etmek, yeme
isteğinizin önüne geçecektir. Telefonu
Sigara içmek
kapattığınızda belki de aklınızda pasta
Sigaranın sağlık üzerinde birçok
yerine arkadaşınızın size verdiği fikirler
kalacaktır. Eğer bu tür bir önlem işe
Yeme alışkanlığı
yaramazsa yemek yerine egzersizle stresi
yenmeyi deneyebilirsiniz. Ayrıca bol bol
Artık gerçekle yüzleşmelisiniz; kendinizi üzgün, su içmek de kendinizi tok hissetmenize ve
mutsuz ya da stres altında hissettiğinizde yemek yemek yeme isteğinizin azalmasına neden
yemek hiçbir şeye çare olmuyor. Aksine duygusal olur. Öte yandan fast food türü yemekleri
olarak çöktüğünüzde saldırdığınız şekerli, yağlı de bir alışkanlık haline getirmemeye bakın,
aburcuburlar sağlığınızı bozduğu gibi kilo
almanıza da neden oluyor.
zararı vardır. Sigara içen kişilerin
kalp krizi geçirme, akciğer, ağız,
boğaz, mide kanserine yakalanma
riski artar. Bu ölümcül
hastalıkların yanında sigara aynı
zamanda hem topluluk içinde
kokusuyla itibarınıza, hem de ona
canınız çok çektiğinde, arada bir yiyin, ama
ödediğiniz parayla bütçenize zarar
o kadar.
verir.
Nasıl kurtulunur?
Dedikoducu biri olarak bilinmek çok
kötüdür. Toplum içinde yer bulamamak gibi,
oldukça incitici bir sonucu da vardır.
Dedikodu alışkanlığınız sizi de üzüyorsa
Nasıl kurtulunur?
Sigaradan vazgeçmek için
nikotin ihtiyacını beyinde önleyici
etkisi olan ilaçlardan ya da
bundan kurtulmak için ilk önce, başkalarını
bantlardan kullanabilirsiniz.
izlemekten vazgeçmekle başlayabilirsiniz.
Sigaranın içilmesinin en önemli
Başkalarının ne yaptığıyla ilgilenmektense
kendinizle ilgilenin. Örneğin yeni bir hobi
iki nedeninden biri alkol diğeri de
Dedikodu alşkanlığı
edinebilir, tüm dikkatinizi başka yönlere
sigara içen bir eştir. Aynı evin
Dedikodu, arkadaşlarınızla ya da ailenizle
çevirebilirsiniz.
içinde yaşayan eşlerden biri sigara
aranızın bozulmasına neden olabilir.
Dedikodunun en kötü yanı ise
içiyorsa diğeri de içmeye başlar.
Başkalarının ne yaptığını merak edip, sürekli
dedikodusunu yaptığınız kişiye zarar verme
onlar hakkında konuşmak sizi sevilmeyen bir
ihtimalinizdir. Dedikodusunu yaptığınız
insan haline getirir. Kimse size sırlarını anlatmaz
kişilerle empati kurun ve aynı şeyin sizin de
eşinizle birlikte karar vermelisiniz.
ve siz de kendinizi çok yalnız hissedersiniz.
başınıza gelebileceğini düşünün.
Böylesi çok daha kolay olacaktır.
Bu nedenle sigarayı bırakmaya
Gece atıştırmaları
Nasıl kurtulunur?
Gece acıktığınızda açlığınızı
Aslında gece yapılan atıştırmaların nedeni açlık duygusu değil,
bastırmak için bir şeyler yemek
sıkıntıdır. Özellikle de kış gecelerinde televizyonun karşısında
istemeniz kötü bir şey değildir.
geçirilen zaman artar ve geç vakitlere kadar bir şeyler yenir. Bu da
Fakat gece yarısı meyve yemek
uykunun kaçmasına ya da sindirim sistemi bozukluklarına neden
yerine kocaman bir pizza dilimini
olur. Bu durumla başa çıkmak için televizyon izlerken bir şeylerle
yiyorsanız o zaman kötü bir
uğraşabilirsiniz. Örneğin örgü örebilir ya da çamaşırları
alışkanlığınız var demektir.
katlayabilirsiniz. Böylece aklınıza yemek yemek gelmez.
Temmuz-Ağustos 2014 61
pekdemir temmuz 2014 7/18/14 4:31 PM Page 64
ÇOCUK GELİŞİMİ
Oyuncak ve Çocuk
Merhabalar...
Psikolojik danışman
Vildan AKYÜZ
Madem oyuncakların renkli dünyasındayız o zaman çocuklarımıza
oyuncakları nasıl seçmeli ve oyuncaklar onlar için ne anlam ifade ediyor
öncelikli olarak buradan başlayalım.
Çocuk doğduğu andan itibaren etrafındaki kişi ve
objelerle iletişime geçmekte ve dünyayı tanıma ve
anlamlandırmaya çalışmaktadır. Çocuğun
etrafındaki kişiler (çocuğa bakan
ve diğerleri) çocukla ne kadar çok ilgilenirse onun gelişimine
katkıda bulunur. Çocuğun gelişimine katkısı olan diğer bir
unsur da oyuncaklardır. Bebeğin tutma ve kavrama becerileri
gelişmeye başladığında oyuncaklar daha bir önem
kazanmakta. Çünkü eline aldığı her nesne onun duyu
organlarına da hitap etmeye ve bu duyu organları ile de
onları tanımaya
çalışır. Özellikle dokunma duyusu uyarılmış olacak , kavrama ve tutmada güçlenmeye
başlayacaktır. Bir süre sonra eline aldığı her nesneyi incelemeye başlayacak göz ve
elin koordineli çalımasını öğrenecektir. BURDA ANNE VE BABALARA düşen görev çok
önemli.
1. Çocuğun bulunduğu yaş ay aralığına ve kas gelişimine doğru orantılı oyuncaklar
seçmeli,
2. Bebeğin sağlığına zarar verecek oyuncaklar ve nesneler olmamalı. Boyası çıkan, yapısı itibari ile zararlı kimyasallar
içermemeli, SİVRİ, SERT, KÖŞELİ ve hareket ettirirken çabuk parçalanıp kopabilen parçaları olmamalı. Doğal ve
allerjen özellikleri olmayan oyuncaklar olmalı. Yıkanabimeli ve kolay temizlenme özelliği bulunmalı çünkü yere
atacaklar ve sık sık ağızlarına götürecekler. Ayrıca Bebeğin eline uygun büyüklükte ve ağırlıkta olmalı. Renkli
ve ses çıkarabilmesi bebeğin dikkatini çekecektir. Oyuncak zaman içerisinde bebeğin ve çocuğun odaklanmasını,
konsantre olmasını ve dikkatini bir noktaya toplamasını sağlayacaktır. Biz bu tür oyuncakları özellikle 3 yaşa
kadar öneriyoruz. Anne baba olarak dikkat etmemiz gereken bir nokta da bizim hoşumuza gittiği
kadar, onun da hoşuna gidermi ve ilgisini çekermi? Oyuncağın üzerinde yaş uyarıları, oyuncağın
özellikleri okunmalı. Gelecek yazımızda 3- 6 yaş arası çocuk ve oyuncaklar ile oyunun
önemi paylaşımlarımız olacaktır. Sevgiyle kalın...
62
Temmuz-Ağustos 2014
pekdemir temmuz 2014 7/18/14 4:31 PM Page 65
Temmuz-Ağustos 2014 11
pekdemir temmuz 2014 7/18/14 4:31 PM Page 66
DENİZLİ’DEN DEĞERLER
3 telli saz ve çam düdüğü ile
Türk Halk müziği’ne damgasını vurmuş büyük usta;
Hayri DEV
Hayatını müziğe adamış Büyük Usta Hayri Dev için
'müzik' demek, 'tebessüm etmek' demektir.
2008 Yılında UNESCO tarafından Yaşayan İnsan
Hazineleri Listesi'ne alınan Hayri Dev, kırsal kültürün
önemli temsilcilerinden biridir.
Üç telli bağlaması ve çamdan yaptığı düdüğü ile
Avrupa'nın pek çok kentinde konserler veren Hayri Dev,
dünyanın yakından tanıdığı bir isim olarak karşımıza
çıkıyor.
Denizli'nin 'Dev' Sesi
Binlerce yıllık Anadolu kültürünün geleneksel
çalgılarından biri olan çam düdüğünü daha küçük
yaşlarda büyüklerinden görerek yapmayı öğrenen Hayri
Dev, kendini bildi bileli üç telli bağlamasını yanından
ayırmıyor. Gençlik yıllarında ailesinden habersiz yaz
aylarında yaylalarda, kış aylarında ise her gün başka
bir evde arkadaşlarıyla toplanıp türküler söyleyen Hayri
Dev ilerlemiş yaşına rağmen Çameli'nin Gökçeyaka
köyünde sanatını icra etmeye devam ediyor.
64
Temmuz-Ağustos 2014
pekdemir temmuz 2014 7/18/14 4:31 PM Page 67
1933 yılında Denizli’nin Çameli ilçesine bağlı Gökçekeya
yılının ilkbaharında kendisine farklı kapıların açılmasını sağlar.
köyünde doğan Hayri Dev, kendine has üslubu ve söylediği
Türk Halk Müziği'ni yakından takip eden Jerome Cler isimli
türkülerle dünya sanat çevrelerinin yakından tanıdığı bir isimdir.
Fransız bir araştırmacı, Çameli dağlarında duyduğu melodiden
UNESCO'nun 'Yaşayan İnsan Hazineleri Listesi'nde de yer alan
fazlasıyla etkilenir ve sahibini aramaya koyulur. Çameli'nin
büyük Usta'yı diğer sanatçılardan ayıran en önemli özelliği ise
Gökçeyaka köyünde bulduğu Hayri Dev’den aldığı müzik
derlemeleri ile 350 sayfalık bir tez
üç telli bağlaması ve çamdan yaptığı düdüğüdür.
hazırayan Fransız araştırmacı, daha sonra
15 kişilik bir Fransız ekiple tekrar
Dağlarda Çobanlık Yaparak Geçen
Çocukluk Yılları; Köyde yaşayan her
Gökçeyaka'ya gelerek büyük Usta'nın
insan gibi çocukluk yılları dağlarda
hayatının anlatıldığıı ‘Ormanlar Arkası’
çobanlık yaparak geçen Hayri Dev,
adlı belgeseli hazırlar.
Avrupa'nın pek çok kentinde ödül alan
müzikle de bu yıllarda tanışır.
Dağlarda yankılanan kaval sesinini
bu belgeselin ardından, Avrupa'ya davet
büyüsüne kapıan küçük Hayri, kısa
edilen Hayri Dev, 3 telli bağlaması ve çam
süre içinde kaval çalmaya başlar.
ağacından yaptığı düdüğüyle başta
Fransa olmak üzere Almanya, Hollanda,
Yunanistan, Belçika, Lüksemburg,
Cura ve Sipsi ile Tanışması; Ancak
Hayri Dev'in içindeki sanat aşkı
Avusturya, İsveç ve İsviçre'de düzenlenen
öylesine büyüktür ki, bir zaman sonra
festivallerde otantik müzik konserleri
'cura' ismini verdiği üç telli bağlama
verir.
ile tanışır. Kendisini bu çalgıda
Üç Telli Bağlamanın Yaşayan Efsanesi,
öylesine geliştirir ki, ne zaman çalıp
söylemeye başlasa insanlar
okuma yazma bilmediği dönemlerde
yerlerinden kalkıp oynamaya başlar.
kendi yazıp bestelediği türküleri ve
O'nun hayat felsefesi de budur
kendine has oyunuyla sadece Anadolu
zaten... O, ''güleryüz ve tatlı dil
topraklarını değil, Avrupa'yı da fetheden
olmadan melodi olmaz''
Hayri Dev, bugün de Anadolu insanının
diyenlerdendir. O'nun için 'müzik'
aşkını, sevgisini, hüznünü, acısını ve
demek, 'tebessüm etmek' demektir.
gözyaşını gönül pınarından farklı
Bu bakış açısı da onu düğünlerde
gönüllere aktarmaya devam ediyor. Bu
çalmaya yöneltir.
özelliği ile UNESCO tarafından ‘Yaşayan
Kültürel Miras Taşıyıcısı İnsan Hazinesi’
ödülüne layık görülen büyük Usta, bugün
Düğünlerin Vazgeçilmez İsmi; Kısa
süre içinde Çameli ve çevresindeki
Gökçeyaka köyünde eşi ve çocukları ile
düğünlerin vazgeçilmez ismi olan
birlikte yaşıyor. Üç telli bağlaması ve
Hayri Dev, Denizli'yi 'yarenlik'
sipsisini ise bir an bile elinden
kavramı ile bu yıllarda tanıştırır.
düşürmüyor.
Çocukluğundan beri tanıdığı ve
Yok Olmaya Yüz Tutmuş Değerlere Işık
yanından hiç ayırmadığı iki
Tutuyor İlerlemiş yaşına rağmen doğup
arkadaşına 'yaren' ismini veren
büyüdüğü toprakların zenginliklerini
büyük Usta, düğünlerde de bu iki
sanatına yansıtmaya devam eden Hayri
arkadaşıile birlikte sahneye çıkar.
Dev, Denizli Belediye Konservatuvarı’nda
Bu yıllarda Hayri Dev'in 3 telli
verdiği bağlama dersleri ile de genç
bağlamasına bir müzik aleti daha
nesilleri yok olmaya yüz tutmuş
eklenir. Bu alet, kendi elleri ile yaptığı
değerlerle buluşturuyor.
ve 'sipsi' adını verdiği bir çam düdüktür. İnce ve neşeli bir sese
Büyük Usta tarafından verilen derslere büyük ilgi gösteren
sahip olan bu düdük, üç telli bağlamayla birlikte çalındığında
kursiyeler de hem Hayri Dev gibi bir isimden ders almanın, hem
eşsiz bir müzik ziyafeti sunar dinleyenlerine...
de yaşayan bir efsane ile bir arada bulunmanın mutluluğunu
Çameli Yaylalarından Avrupa'ya Yıllar birbirini kovalar ve
büyük Usta'nın yaz kış elinden düşürmediği enstrümanları 1991
yaşıyorlar.
Kaynak; Denizlili
Temmuz-Ağustos 2014 65
pekdemir temmuz 2014 7/18/14 4:31 PM Page 68
KÜLTÜR
Figürlerde
Figürlerde Gizlenen
Gizlenen Yiğitlik
Yiğitlik Öyküleri;
Öyküleri;
Kale Zeybeği
Dağlarında pek çok efeye mekanlık eden Kale, zeybek
kültürünü yaşatmaya devam etmektedir.
ilerleyen kısımlarında sertleşen figürler, yöre halkının asaletini
tasvir etmektedir.
Dağlık ve engebeli bir arazi üzerinde kurulan Kale, tarihin
her döneminde yiğit efelere mekanlık etmiştir. İlçenin bu özelliği
Denizli’nin önemli kültürel değerlerinden biri olan zeybek
oyununun da Kale topraklarında doğmasını sağlamıştır.
Zeybek Oyununun Ana Vatanı
Bugün Tavas yöresinde oynanan Tavas Zeybeği’nin kökü
Davaz Zeybeği olup, Kale’ye has bir oyun türüdür. Yakın geçmişe
kadar Kale’nin Tavas ile olan kültürel bağı da bu zeybeğin Tavas
ile Kale’nin ortak değeri olmasını sağlamıştır.
Figürlerde Gizlenen Öyküler
Yüzlerce yıldan bu yana bir kahramanlık destanı olarak dilden
dile aktarılan Davaz Zeybeği'nin en önemli özelliği, asaleti ve
dik duruşu simgelemesidir. Efelerin yavaş figürlerle başlattığı
bu oyun, zeybek ve kızanların katılımıyla devam eder. Oyunun
66
Temmuz-Ağustos 2014
Efelerin Asil Figürleri
Kale halkının kahramanlık öyküsünü betimleyen Davaz
Zeybeği pek çok asil figüre sahiptir. Efelerin attığı ağır adımlar,
Kale'de yazılan başarı destanlarını anımsatır...
pekdemir temmuz 2014 7/18/14 4:31 PM Page 69
Ege
denilince akla
Efe sözü
Zeybek gelir. Mert,
cesur, atılgan,
Rumca 'dan
mazluma dost,
alınan "Efendi"
haksızlığa düşman
sözünün
olarak tanınırlar.
kısaltılması
sonucu
Türk köylüsünün
tipik bir örneğidir.
geldiğini
savunanlar olmakla birlikte "Efe" kelimesi
Kurtuluş
efendinin tam karşılığı değildir. Efe genç, diğer
savaşında gösterdikleri başarılar ünlerine
ün katmıştır. Bugün Zeybeklik tarihi bir anı
anlamda delikanlı demektir. Efendi Bizans
olarak yaşatılmaktadır.
dilinde sahip, okuma-yazma bilir demektir.
Hoca Efendi, Kalem Efendisi gibi... Hoca Efe,
Bölgenin oyun türü zeybektir. Batı
Kalem Efesi denmez. Fakat Efelerin Efesi denir
Anadolu'nun hemen hemen her yerinde
''Zeybek'' türündeki oyunlar görülür. Afyon,
(silah taşır yiğit).
Antalya, Isparta, Burdur çizgisinin batı
"Efe''
tarafında kalan illerimizde bu tür oyunun
sözcüğü
büyük etkileri vardır.
"EFEB" den
gelir. Efeb; genç
delikanlı yani
Yörede
silah taşıyan
kadınların
yiğit demektir.
oynadığı
Efeb teşkilatı
oyunlara
Yunanistan'dan önce Anadolu da kurulmuştur.
''Kadın
Bunlar tıpkı Zeybekler gibi dağ başında talim ederler
Zeybek'',
erkeklerin
oynadığı oyunlara
ve daha sonra kente gelerek tiyatroda silah oyunları
yaparlardı. Tiyatro yuvarlak olduğu için dansları da
daireseldi.
''Erkek Zeybek"
denilmektedir.
Celal Esad Arseven tarafından düzenlenen Sanat
Kadınların oynadığı
Ansiklopedisinde ''Eskiden asayişin korunmasına memur hafif
oyunlar erkeklerin
silahlı bir sınıf askere verilen addır." Selçuklular zamanında
oynadığı oyunlara göre
Aydın ve Teke taraflarında böyle bir askeri sınıf oluşturulmuştu
daha yürüktür. Erkek oyunlarının yöredeki bir diğer adı da "Ağır
ki bunlara Efe denirdi.
Zeybek" tir. Ege”nin birçok yerinde oynanan bu tür oyunların
en ağırlarına İzmir, Aydın, Muğla, Manisa illerinde rastlamak
mümkündür. Zeybek oyunlarının diğer oyunlara (Bar, Halay,
Horon v.b.) göre en büyük özelliği tek olarak serbest
oynanmasıdır. Toplu olarak oynanan Zeybek oyunlarında
oyuncular arasında müzik ve ritim hariç hiçbir bağ bulunmaz.
Oyunu oynayan kişi hiçbir kurala bağlı kalmadan tamamen
içinden geldiği gibi oynar. Zeybek oyunları toplu olarak
oynandığında, yöresel olarak daire formu kullanılır.
Efe Sözü ve Kökeni
Temmuz-Ağustos 2014 67
pekdemir temmuz 2014 7/18/14 4:31 PM Page 70
YAŞAM REHBERİ
Bu gıdalar nobel ödüllü;
Yaşamı uztan
10 temel gıda
İtalyan bilim adamları, bu yıl Nobel Tıp Ödülü’nü alan profesörler Jack W.Szostak, Elizabeth H. Blackburn ve Prof. Carol Greider’in
çalışmalarında elde ettikleri sonuçtan yola çıkarak yaşamı en çok uzatan 10 gıdayı belirledi.
İtalyan bilim adamlarının listesiyle uluslararası üne sahip Türk kardiyolog Mehmet Öz’ünki arasındaki benzerlik dikkat çekerken,
dünya ihtiyacının yüzde 70'i ülkemizde üretilen fındık sıralamanın başında yer aldı.
Nobel tıp ödülünü alan üç bİlİm İnsanının çalışmalarından yola çıkılarak, yaşamı uzatan 10 gıda belİrlendİ. Bunlar hepİmİzİn
1
2
kolaylıkla elde edebİleceğİ temel gıda maddelerİnden başkası değİl
fındık
balık
Özellikle kirli deniz ve göllerden tutulan balıklarda civa gibi
Günde en az bir kere belli sayıda fındık yiyen veya fındık yağı
sağlığa zararlı bazı kimyasalların bulunması birçok kişiyi bu
kulanan bir insanın, hiç fındık yemeyen veya fındık yağı
sağlıklı besini yemekten vazgeçiriyor. Oysa uzmanlar, balıkların
kullanmayan insana göre enfarktüsten ölme riski yarı yarıya
içerdiği zararlı kimyasal oranın faydasına göre çok küçük miktar
azalır. Fındık, B1 ve B2 vitaminleri için iyi, B6 vitamini içinse
olduğunu vurguluyor. Örneğin, balıktan alınacak omega-3
çok iyi kaynak oldugu saptanmıştır. TÜBİTAK tarafından ülke
yağının sağlığa büyük faydaları var. Araştırmalar, balık yemenin
çapında 960 okul çoçuyla yapılan bir tarama çalışmasında Türk
kalp hastalıklarından ölüm riskini yüzde 36 oranda azalttığını
çocuklarının %90'nı B2, %84'ünün de B6 vitamin yönünden
ortaya koyuyor. Ayrıca omega-3, anne karnındaki bebeğin ve
yetersiz beslendikleri gözlenmiş. Fındık ve fındık yağı E vitaminin
küçük çocukların beyin gelişimini olumlu etkilediğinde
bilinen en iyi kaynagıdır. Bu vitaminin kalp ve diger kasların
hamilelere ve annelere balık yemeleri tavsiye ediliyor. Uzmanlar,
sağlığı ve üreme sisteminin normal çalışması için gereklidir.
sağlıklı bir yaşam için haftada iki öğün balık yenmesini tavsiye
3
ediyor.
süt ürünleri
Süt ve süt ürünlerinin yararları saymakla bitmez. Kemik
erimesini önler. Mikrobik enfeksiyonlara karşı etkilidir; ishali
tedavi eder. Mide rahatsızlıklarını giderir, sindirim sistemini
düzene sokar, ülseri önler. Beyne enerji verir. Diş çürüklerini
önler. Kronik bronşiti önler. Tansiyonu düşürür. Yağsız süt,
kolestrolü düşürür. Kanserin önlenmesine yardımcı olur.
68
Temmuz-Ağustos 2014
pekdemir temmuz 2014 7/18/14 4:31 PM Page 71
4
8
orman
meyveleri
Böğürtlen, ahududu ve yaban çileği gibi orman meyveleri
kırışıklıklara iyi gelir. Yaşlanmayı geciktiren antioksidan içerirler.
Örneğin bir avuç böğürtlende bulunan C vitamini, günlük
gereksinimiz olan kolajeni tekrar yapılandırır. Bu meyveleri
mümkün olduğu mevsimlerde her gün yemek, yaşlılıktan doğan
hafıza kaybını önler. Yapılan araştırmalar böğürtlenin,
domates
Domates, bağışıklık sistemini güçlendirir Kalp hastalıklarına
yakalanma, felç geçirme tehlikesini önler. C vitamini, A vitamini,
potasyum ve folik asidin bulunduğu birçok faydalı madde içerir.
Kolesterolü düşürür, Katarakt oluşumunu geciktirir. Yaşlılığa
bağlı görme sorunlarını önler.
bünyesinde barındırdığı antioksidanların bağışıklık sistemini
9
güçlendirerek kanser türlerine karşı koruyucu etkisi olduğunu
ortaya çıkarmıştır.
5
yaş
sebze
Her biri ayrı bir sağlık kaynağı olan yaş sebzelerin
patates
Patatesin mutlaka salata veya soğanla yenilmesi gerektiğini
ifade eden uzmanlar, yağda kızarmış olarak yenmezse kilo
aldırmadığını, şişmanlar ve şeker hastaları için iyi bir gıda
olduğunu bildiriyor. Şeker hastalarının, ekmek yerine bol
tüketilmemesi ciddi sağlık sorunlarına davetiye çıkarmak
patates yiyebileceğini söyleyen uzmanlar, ancak potasyumun
demek. Sebze ve meyveyi az tüketenlerde çeşitli hastalıklar
zayi olmaması için, patateslerin külde veya çift tabanlı tencerede
daha çok görülüyor ve bu kişiler cılız, kısa boylu, dayanıksız
pişirilmesi gerektiğini kaydediyor.
ve kısa ömürlü oluyor. Eski insanların sağlıklı ve uzun yaşamış
olmalarının sebeplerinden biri de, bol sebze tüketmeleri ve
yiyeceklerini çiğ yemiş olmaları.
6
kepekli
ürünler
Kepekli un mamülleri, zayıflamak isteyenler için adeta sihirli
bir değnek. Beyni doyuruyor, mideyi uzun süre tok tutuyor,
tükürük salgısını artırdığı için fazla yeme isteğini önlüyor.
Bağırsaklarda ise hareketi artırıyor, kabızlığı engelliyor. Üstelik,
ölümcül hastalıklardan da koruyor.
7
10
bakliyat
Baklagillerin kalp rahatsızlıklarını önlediği ortaya çıkarken,
bu harika besin maddelerinin bağırsak ve mide kanserlerini de
önlediği tespit edildi. Protein deposu olan bakliyat, etin yerini
tutabilecek gıda maddelerinin başında yer alıyor. Beslenme
uzmanları etin sahip olduğu doymuş yağ ve kolesterol gibi
olumsuzlukların bakliyatta bulunmadığını da belirtiyorlar.
yumurta
Yumurta mükemmel bir gıdadır ve bilinenin aksine zararlı değil, yararlı kolesterol
barındırır. Yumurtada 10 temel aminoasit mevcuttur. Yumurta, ayrıca A, D, E vitaminleri,
thiamin, niacin, riboflavin, demir ve fosfordan oluşan 11 temel gıdayı temin eder.
Yemeklerie koyacağınız birkaç yumurta (60-90 gr) balık veya beyaz et yerine geçebilir.
Temmuz-Ağustos 2014 69
pekdemir temmuz 2014 7/18/14 4:31 PM Page 72
KÜLTÜR SANAT
Herkul
Özgürlük
Savaşçısı
Luck
Yapımı : 2014 - ABD , Fransa
Tür : Aksiyon , Gerilim
Galaksinin
Koruyucuları
Tür : Bilim Kurgu , Aksiyon ,
Macera
Yapımı : 2014 - ABD
Oyuncular : Morgan Freeman Süre: 122 Dak.
Tür : Aksiyon , Macera
Yönetmen : James Gunn
, Scarlett Johansson , Min-sik
Yönetmen : Brett Ratner
Oyuncular : Chris Pratt , Zoe
Saldana , Benicio Del Toro ,
Oyuncular : Dwayne Johnson , Choi , Analeigh Tipton ,
Mason Lee
Karen Gillan , Lee Pace
John Hurt , Joseph Fiennes ,
Seslendirenler : Vin Diesel ,
Senaryo
:
Luc
Besson
Ian McShane , Joe Anderson
Bradley Cooper , Josh Brolin
Yapımcı : Luc Besson ,
Yapımcı : Beau Flynn , Sarah
Senaryo : James Gunn , Nicole
Christopher Lambert
Aubrey
Perlman
Yapımcı : Kevin Feige
25 Temmuz tarihinde vizyona Scarlett Johansson'ın
girecek olan filmin, Hercules: başrolünde yer aldığı ve özel Marvel'ın aksiyon dolu,
destansı uzay macerası
yapım bir uyuşturucu
The Tharcian Wars çizgi
"Galaksinin Koruyucuları",
romanından esinlenildiğini ve kullandığında tam bir ölüm
Marvel sinema evrenini,
klasik Herkül hikayesinin sona makinesine dönüşen ve özel
maceracı Peter Quill'in, tüm
evreni tehdit eden ihtiraslara
ermesinden bir süre sonrasını güçlere sahip olan Lucy'nin
sahip bir kötü adam olan
hikayesi anlatılıyor.
konu alıyor.
Ronan'ın gıpta ettiği esrarengiz
bir küreyi çalıp, amansız bir
insan avının hedefi olduğu
kainata doğru genişletiyor.
Quill, inatçı Ronan'dan
kurtulabilmek için birbirleriyle
Yapımı : 2014 - ABD
hiç benzeşmeyen dört uyumsuz
Tür : Animasyon , Macera
kişiden oluşan bir ekiple zorlu
Yönetmen : Roberts Gannaway
bir ortaklığa soyunuyor: Silah
Seslendirenler : D.Cook , J. Bowen taşıyan Rakun Rocket, ağaca
Senaryo : Jeffrey M. Howard
benzer bir insansı olan Groot,
Yapımcı : John Lasseter
ölümcül ve gizemli Gamora ve
intikam ateşiyle yanıp tutuşan
Diğer Adı : Planes 2, Uçaklar 2
Yokedici Drax. Ama Quill
Planes: Fire & Rescue filminde tarihi Piston Peak Milli Parkı’nı
kürenin gerçek gücünü kainata
yangından korumaya çalışan elit uçakların hikayesi anlatıyor.
karşı taşıdığı tehlikeyi fark
Dünyaca ünlü hava yarışçısı Dusty motorunun arızalandığını ve
bir daha yarışamayacağını öğrenince, yangınla mücadele ekibine ettiğinde, bir tarafta galaksinin
katılır. Dusty kıdemli yangın ve kurtarma helikopteri Blade Ranger kader dengesi dururken, diğer
ve cesur hava saldırısı ekibiyle tanışır. Bu ekipte kepçe Lil’ Dipper, tarafta, son ve çaresiz bir
ağır taşıma helikopteri Windlifter, eski ordu nakil aracı Cabbie ve karşılaşma için ayaktakımı
düşmanlarını toplamak üzere,
Smokejumpers adı verilen araçlar da vardır. Bu korkusuz takım
elinden geleni yapması
korkunç bir yangınla mücadele edecektir. Dusty de bu sırada
gerekiyor.
gerçek bir kahraman olmanın ne anlama geldiğini öğrenir.
Yönetmen : Luc Besson
Uçaklar 2
Söndür ve
Kurtar
70
Temmuz-Ağustos 2014
Ninja
Kaplumbağalar
Yapımı : 2014 - ABD
Tür : Aksiyon , Macera
Süre: 87 Dak.
Yönetmen : Jonathan
Liebesman
Oyuncular : Megan Fox ,
William Fichtner , Whoopi
Goldberg , Mos Def , Will
Arnett
Senaryo : Kevin Eastman ,
Peter Laird , Josh Appelbaum
, André Nemec , Evan
Daugherty
Yapımcı : Michael Bay , Ian
Bryce
Diğer Adı : TMNT
Manhattan'ın lağım
kanallarında yaşayan ve
hocaları Splinter Usta ile
birlikte dünyayıdaki
kötülüklere karşı verdikleri
mücadele konu alıyor.
Rezervasyon ve
Matina bilgileri için:
0258 212 32 62
[email protected]
pekdemir temmuz 2014 7/18/14 4:31 PM Page 73
Reklam
Temmuz-Ağustos 2014 11
pekdemir temmuz 2014 7/18/14 4:31 PM Page 74
SANAT VE KİTAP
Sarah Jio
1978-1983: Fransız usulü örülmüş saçlar, sıcak çikolatalı kurabiyeler, böğürtlen toplamak,
muhteşem Noeller, Disneyland’a olan ziyaretler, süslenmek, salıncaklar, kurnazlıklar, mutlu
çocukluk yılları...
1983-1988: ’Bir Romörkör Rüyası’ adındaki ilk kitap, büyük kazak ve kemeri ile taytlar, pijama
partileri, Lisa Frank çıkartmaları, buz pateni, ilk aşk, ayrıntılarını erkek kardeşiyle düzenlediği
bir günlük…
1988-1993: Ortaokul pişmanlıkları, paten, tenis, daha kötü saç stilleri, California Depremi
ve hayatta kalma mücadelesi, şişede bulunan bir mesaj, fazlaca makarna yemek, yeni bir ev...
1993-1996: Müzik grubu yılları, Punk dinleyen, tuhaf saçlı erkek arkadaşı ve şok içindeki
anne, kırılmış bir kalp, platin sarısına boyanmış kısa saçlar, özel okul, tenis, Meksika, münazara
ekibi, 1969 model yeşil Wolkswagen, Nancy Drew hayranlığı, hayaller...
1996-2000: Kolej yılları, gazetecilik, Kanada’ya yolculuk, üç part-time iş, Alaska’da tatiller,
Seattle’de ilk daire, ruhunu arayışı...
2000-2005: Meşgul yıllar, evlilik, Tahiti’de balayı, ev dekorasyonu, bahçe işleriyle uğraşma,
milyon tane makale, adını The Oprah Magazine’de gördüğünde açılan şampanya, ilk kitabın
yayınlanmayışı, büyükbabasının ölümü, ilk bebeğin heyecanı...
2005-2012: Bebeklerinin ve kitaplarının yılı, yeni bir ev alınışı, mutfağın yeniden düzenlenişi,
ilk bebeğin doğumu, adı Colic, uykusuz geceler, ağlamalar, organik bebek mamaları ve ikinci
bebek de doğdu, yeni bir roman yazdı, sevgili büyük annem öldü, edebiyat ajansı ile anlaşma
yapıldı, ilk Amerika’da, sonra 14 ülkede kitap yayınlandı, üçüncü bebek de doğdu, üçüncü ve
dördünce romanları da yayınlandı, imza günleri, bebeklerle birlikte, üç oğlan da altı yaşının
altında, çok fazla kahve, yeni bir ev alındı, büyük bir buzdolabının hayali ve kilidi olan ofis
gerçek oldu, beşinci romanı da yayınlandı, büyük hayaller, sağlık, minnettarlık...
72
Temmuz-Ağustos 2014
pekdemir temmuz 2014 7/18/14 4:31 PM Page 75
Böğürtlen Kışı
Kalbinizin derinliklerine işlenen acıyı, tek kelimeyle nasıl dile getirirsiniz?
"Canım Danielım,Kaybolduğun gün dünyam sona erdi, canım oğlum. Seni her kim alıp götürdüyse, seninle
birlikte kalbimi, hayatımı da çaldı. Ben senin gülümsediğini görmek, kahkahalarını duymak, mutluluğunu
paylaşmak için yaşıyordum..." Vera Ray 1933 yılının o karlı mayıs akşamında üç yaşındaki oğlu Danielı son kez
öptüğünü bilmiyordur. Her ne kadar oğlunu yalnız bırakma düşüncesinden nefret etse de hayatlarını devam
ettirmek için çalışmak zorundadır. Tek avuntusu, gün ağardığında küçücük oğluna sarılacak olmasıdır. Ancak
Vera geri döndüğünde karşılaştığı manzara, Danielın boş yatağıdır. Bir de karlar içine gömülmüş olan oyuncak
ayısı... Seksen sene sonra Seattle yine mayıs ayında karlar altındadır. Köklü bir gazetede muhabir olan Claire
Aldridge, bu doğaüstü olayı haber yapacaktır. Araştırmalarına devam eden Claire, küçük çocuğun bu zamana
kadar sonuçlanmamış kaçırılma davasıyla karşılaşır. Evlat kaybetmenin ne demek olduğunu çok iyi bilen Claire,
bu olayı çözmeye karar verir. Ancak çözdüğü her düğümün, onu Verayla olan bağlantısına yaklaştırdığından
habersizdir... Böğürtlen Kışı aşkı, umudu ve umutsuzluğu derinden anlatan muhteşem bir kitap. Bu öyküyü
yüreklerinizden kolay kolay silip atamayacaksınız.
Mart Menekşeleri
Bir kadının yüreği sırlarla dolu bir denizdir...
Gerçek aşkı yaşadığına inanan ünlü yazar Emily Wilson, kocasının başka bir kadını ona tercih ettiğini öğrenince,
hayal kırıklığına uğrar. Tüm bu olanlara rağmen yine de tek bir damla gözyaşı dökmez.
Büyük yengesi Bee, Mart ayını Bainbridge Adasında geçirmesi için onu davet eder. Emily ruhunda açılan
yaraların iyileşmesi umuduyla, bu teklifi kabul eder.
Adanın mistik havasıyla huzuru yakalamaya çalışan Emily, 1943 yılında yazılmış kırmızı kadife kaplı bir günlük
bulur. Bu günlük onu geçmişin tozlu sayfalarına hapsolan gerçek bir aşk hikâyesine ve altmış yıllık bir aile sırrına
götürecektir...
Umudun, hüznün ve pişmanlığın bir arada işlendiği büyüleyici bir roman... İlk kitabı Mart Menekşeleri ile
Library Journal En İyi Kitap Ödülüne layık görülen Sarah Jio, insan kalbinin, ne kadar hatalı olursa olsun
sevdiklerimizi her zaman affedeceğini eşsiz bir dille anlatıyor.
Yağmur Sonrası
2. Dünya Savaşının tam ortasında yaşanan yasak aşk ve işlenen korkunç bir cinayet...
Umut tükenmiş gibi görünse de ikinci şans her zaman vardır... Ya yoksa?
Anne Calloway ne kadar çabalasa da yetmiş yıldır peşinden gelen anıları bir türlü aklından silemiyordur. Bora
Bora Adasından adına gelen gizemli bir mektup ise adeta kapanan yarasını yeniden açar.
1942 yazında, II. Dünya Savaşının en hararetli zamanında Bora Bora Adasında görev almak için orduya hemşire
olarak katılan Anne, genç, güzel ve nişanlı bir kadındır. Ancak orada hiç hesap etmediği bir durumla karşılaşır.
Aşk... Kalbini tutkuyla dolduran, yakışıklı asker Westry Greene karşı koyamaz. Kısa sürede aşkları, adadaki
amber çiçekleri gibi filizlenirken, sazdan çatısı olan bir bungalovun altında gizli bir dünyayı paylaşırlar. Ta ki bir
gece tüyler ürperten bir cinayete şahit olana kadar... Savaş rüzgârıyla ayrı yerlere savrulan çift, bir daha asla
bir araya gelemez. Peki Anne, onca sene sonra çıkagelen bu mektubun izinden gidip taşıdığı vicdan azabını
sonlandırabilecek midir?
Son Kamelya
Önce küçük bir tohum düşer kalbin odasına, sonra aşkla yeşerir. Kulak verin, umudun sesini duyabiliyor
musunuz?
1940’lı yılların Amerikası’nda bir fırıncının kızı olan Flora Lewis, un kokulu hayatının bir gün çok farklı yöne
sürükleneceğini bilmiyordur. Genç kız bir yandan yaşlı anne babasına yardım ederken, öte yandan botanik
bahçesinde bitkilerin ve çiçeklerin gizemli dünyasıyla uğraşmaktadır. Ta ki kendini uluslararası çiçek hırsızlığı
zincirinin tam ortasında bulana kadar… Yapacağı iş çok basittir; İngiltere kırsalındaki Livingston Köşkü’ne gidip
Middlebury Pembesi olarak bilinen ender bir kamelya türünü bulup haber vermek. Köşke dört öksüz çocuğa
dadı olarak sızan Flora, içinde imkânsız bir aşkın tohumlarını büyütürken, ne tür bir belaya bulaştığını acı bir
şekilde öğrenecektir.
Tam elli sene sonra bahçe tasarımıyla uğraşan Addison Sinclair, eşiyle birlikte Livingston Köşkü’ne gelir.
Geçmişindeki hayaletten kurtulmaya çalışan Addison, aslında burada çok daha sancılı bir gizemin içine düşer.
Bunu çözmeye çalıştıkça dillere destan kamelya bahçesinin kanla sulandığı gerçeğine de adım adım yaklaşacaktır…
Temmuz-Ağustos 2014 73
pekdemir temmuz 2014 7/18/14 4:31 PM Page 76
AKLINIZDA BULUNSUN
Patatesler
Filizlenmesin.
Çoğu patates saklanıldığında
Prıl Pırıl Camlar
üzerinden belli bir süre geçtiğinde
Cam silme suyuna hiç Tuz katıldığını
filizlenir. İşte bu filizlenmeyi
duymuş muydunuz? Katacağınız bir
engellemek için patatesleri saklamış
parça tuz, hem Camların daha kolay
olduğunuz torba ya da kabın içine iki
temizlenmesini, hem de pırıl pırıl
ya da üç tane elma bırakın. Böylece
parlamasını sağlayacaktır.
Sigara Kokusu
patateslerin filizlenmesinin önüne
geçmiş olacaksınız.
Odalara sinen sigara kokusuna karşı,
odalarınızın bazı köşelerine, ipe
geçirdiğiniz ıslak bir sünger asın. Islak
sünger tüm sigara kokusunu alacaktır.
Cam Kırıkları
Çoğu zaman ev hanımları, kırılan
Kararmayan
Muzlar
bardağa üzülmez, yerlere saçılan cam
kırıklarını nasıl toplayacağını düşünür.
İşte böyle bir durumda kırıkları
Evet muz da bir çok meyve gibi uzun
temizlemenin en emin yolu,
ıslatacağınız bir parça pamuktur. Islak
süre tazeliğini koruması bakımdan
pamuğu yerde gezdirin, cam kırıkları
zayıf bir üründür. Eğer muzlarınız
pamuğa takılacaktır.
kararıyorsa bunu engellemek için
Esneyen Trikolar
yapmanız gereken tek şey oda
Yıkarken esneyen trikolarınızı,
sıcaklığında muhafaza etmektir. Her
yıkadıktan sonra önce ılık suya, sonra
da bir miktar sirkeli suya batırın.
ne kadar oda sıcaklığında muhafaza
Trikolarınız eski şekillerine
etseniz de muz gibi meyveleri taze bir
kavuşacaklardır.
şekilde tüketmeniz tavsiye edilir.
Peyniri Saklamak İçin
Patlıcan ve
Patates Kızartırken
Dikkat.
Eğer peynirizin kupkuru bir hale
Patates veya patlıcan kızartmalarında
karıştırmalısınız daha sonra elinize bir
yağın sıçraması doğaldır. Çünkü ne
bez alın. Bu bezi hazırlamış olduğunuz
kadar kurularsanız kurulayın, bu iki
sebzenin saldığı Su, yağın sıçramasına
74
dönüşmesini istemiyorsanız öncelikle
bir kaba tuz ile suyu katarak iyice
tuzlu suya batırın. Peyniri bu beze sarın
sebep olur. Bunun için de her ihtimale
ve saklayın . Bezin nemli olmasına
karşı yağa bayat Ekmek kabuğu koyun.
özen gösterin.
Temmuz-Ağustos 2014
pekdemir temmuz 2014 7/18/14 4:31 PM Page 77
Sıcak yaz aylarının vazgeçilmez
serinletici lezzeti;
KARLI
ŞURUP
Denizli'nin pek çok ilçesinde yüzyıllardır babadan oğula geçen 'karcılık'
mesleği buzdolabına meydan okuyarak devam ediyor. Buzdolabının olmadığı
dönemlerde kışın gömülerek yaz aylarında şekerle karıştırılıp, içenleri
serinleten karcılık Denizli’de hala yaşatılıyor.
Birçok kişinin nostalji amaçlı içtiği kar şerbeti, dondurmanın gölgesinde
kalmış görünse de son dönemlerde ilçe pazarlarında ve turistik bölgelerde
rağbet görüyor. Karlar kış aylarında kuyulara toplanıyor. Meşe yaprağı ve
çam dallarıyla hava almayacak şekilde 60-70 santimetre kalınlığında örtülerek
erimesi engelleniyor. Yaz mevsimi geldiğinde, açılan kuyulardaki karlar parça
parça kesiliyor. Karlar pazarlara ulaştırılırken erimemesi için koyun yününden
yapılmış keçelerle sarılıyor. Pazarlarda kar şerbeti halinde veya dondurmaya
karıştırılarak satılıyor. Buna halk arasında 'karlama' deniyor.
Bu iş önceleri ticaret amaçlı değil, eş dost arasında, mevlütlerde, hayırlarda
herkesin soğuk su içebilmesi için depolanırmış. Lokantalarda, kahvehanelerde
buzdolabı olmadığı için ticarete dönüşmüş. Eskiden karcılığa ve kar şerbetine
olan talep daha fazla idi. Buzdolapları, üretilen birçok meşrubatlar, yiyecekler
çıkınca biraz daha rağbetten kalktı ama yine de bilen vatandaş tercih ediyor.
Eskiden karlar, katırlarla, eşeklerle dağlardan getirilirken şimdi araçlarla
pazara ulaştırılıyor.
Denizlililer, karlamayı dondurma ve kola gibi diğer serinletici ürünlerden
daha sağlıklı buluyor. Karlar, şerbet halinde satıldığı gibi dondurmaya da
karıştırılarak da servis edilebiliyor. Kar şerbeti içmeye gelen müşteriler ‘‘Yaz
sezonunda insanı serinletiyor. Sağlık yönü ile de çok güzel’’ şeklinde
konuşuyorlar.
Başta vişne ve nar olmak üzere portakal, limon gibi meyvelerden yapılan
konsantrelerle ve pekmez ile bu karlar karıştırılarak, karlı şurup elde ediliyor.
İşin püf notalarından bir tanesi de fabrikasyon meyve konsantreleri yerine
yöresel meyvelerden elde edilen doğal konsantrelerin kullanılıyor oluşu.
Özellikle Ramazan döneminde iftardan sonra Başkarcı Köyüne karlı şurup
içmeye hergün binlerce insan gidiyor ve bu eşsiz lezzetle serinliyor.
Temmuz-Ağustos 2014 75
pekdemir temmuz 2014 7/18/14 4:31 PM Page 78
LEZZET DURAĞI
Bayramların vazgeçilmez lezzeti;
Lokma Tatlısı
Malzemeler
2 su bardağı un
1 çay bardağı su
1 paket kuru maya
1 su bardağı zeytin yağ
1 adet yumurta
2 yemek kaşığı toz şeker
Hazırlanışı
İlk önce şerbetini hazırlayın, Bir tencerenin içine su ve şekeri koyun
kaynatın. Kaynamaya başlayınca içine limon suyunu sıkıp 5 dakika bekleyip
ocaktan alın ve soğumaya bırakın. Derince bir kabın içine unu eleyin. Unun
ortasına havuz içine toz mayayı serpin, yumurtayı, sıvı yağı koyun toz şekeri
unun üzerine serpin ve ılık suyu maya üzerine dökerek yoğurmaya başlayın
Şerbeti için
2 su bardağı su
2 su bardağı toz şeker
1 tatlı kaşığı limon
15 dakika yoğurmanız yeterli gelecektir. Ardından yoğurduğunuz lokma
hamurunu üzeri örtülü şekilde 10 dakika dinlenmeye bırakın. Kızartma
tenceresinin içine bolca sıvı yağ koyun ve kızdırın. Dinlemiş olan lokma
hamurlarından ufak ufak lokmalar yuvarlayın ve kızgın yağın içine atıp
kızartın. İyice kızaran lokmaları direk şerbetin içine atıp, şerbetini çekince
servis tabağına alın. Afiyet olsun.
76
Temmuz-Ağustos 2014
pekdemir temmuz 2014 7/18/14 4:31 PM Page 79
Temmuz-Ağustos 2014 81
pekdemir temmuz 2014 7/18/14 4:31 PM Page 80
BULMACA
78
Temmuz-Ağustos 2014
pekdemir temmuz 2014 7/18/14 4:31 PM Page 81
Ege Bölgesinde 8 ilde, 120 sat›fl
noktas›nda hizmetinizde.
kitap - k›rtasiye - oyuncak
Merkez mah. 1007 Sk. No.8 Ba¤bafl›-Denizli
Tel: 0258 266 46 77 [email protected]
Oku...
Hayata geçiremiyorsan,
Onunla yar›flam›yorsan,
Kaybedip vazgeçiyor, kazan›p gevfliyorsan,
Y›kam›yor, yapam›yorsan,
De¤ifltiremiyor, bafllatam›yorsan,
Son veremiyor, yön veremiyorsan,
Eviremiyor, çeviremiyorsan,
Difl geçiremiyor, kafa atam›yorsan,
Laf anlat›m›yor, söz dinletemiyorsan,
Alt›n› üstüne getiremiyorsan,
Düflünüp yapam›yorsan,
Sürüden ayr›lam›yorsan,
Bir fark yaratam›yorsan...
Oku...
Temmuz-Ağustos 2014 11
pekdemir temmuz 2014 7/18/14 4:31 PM Page 82
RESİM BOYAMA
Haydi
çocuklar
boyama
zamanı...
80
Temmuz-Ağustos 2014
pekdemir temmuz 2014 7/18/14 4:31 PM Page 83
pekdemir temmuz 2014 7/18/14 4:31 PM Page 84
Reklam
Download

Temmuz 2014 - Pekdemir Çiftliği