BASIN BİLDİRİSİ Değerli basın mensupları; Üniversitemizin temeli 21 Şubat 1976’da Isparta Devlet Mimarlık ve Mühendislik Akademisi olarak atılmış, 1982 yılında Isparta Mühendislik Fakültesi olarak Akdeniz Üniversitesi’ne bağlanmış, 1992 yılında da Süleyman Demirel Üniversitesi (SDÜ) adını almıştır. 40 yıllık köklü bir geçmişi olan SDÜ bugün yaklaşık 60 000 öğrencisi, 1 050’si öğretim üyesi olmak üzere 2 500 akademik personeli ve 2 000 civarında idari personel büyüklükleriyle ülkemiz üniversiteleri arasında ilk 10 içerisinde yer almaktadır. Halen bünyesinde 18 Fakülte, 3 Yüksekokul, 20 Meslek Yüksekokulu (MYO), 6 Enstitü ve 45 Araştırma Merkezi ile Türkiye Cumhuriyeti’nin büyük üniversitelerinden biridir. Böyle bir üniversiteyi yönetmek, doğruluk, tokgözlülük, sorumluluk, duyarlılık, insan sevgisi ve önsezileri gelişkin bir vicdan sahibi olmayı gerektirmektedir. Süleyman Demirel Üniversitesi’nin Rektörlük makamında bulunan ve kendisini “Yönetim ve Organizasyon Profesörü” olarak tanımlayan Sayın Rektör Prof. Dr. Hasan İBİCİOĞLU, gereken bu niteliklerin ağırlığını taşıyamamış, ne yazık ki bugün itibariyle huzur, başarı ve verimlilik açısından Süleyman Demirel Üniversitesi’nin her alanda oldukça gerilediğini endişeyle izlenmekteyiz. Mevcut yönetimin üniversitede son 43 aylık (yaklaşık 4 yıllık) dönemde yapmış olduğu uygulamalar, söylemler, değişimler, yönetim ve liyakat anlayışı, seçim öncesi verdiği sözler ile yaptığı uygulamaların örtüşüp örtüşmediği hususlarını başta kurum çalışanları olmak üzere, kamuoyunun takdirine bırakmaktayız. Süleyman Demirel Üniversitesi’nde Sayın Rektör Prof. İBİCİOĞLU yönetiminde son 43 ay içerisinde yaşananları bir düşünce süzgecinden geçirmek ve bazı gelişmeleri siz değerli basın mensupları ile çeşitli başlıklar altında paylaşmak istiyoruz. Öğretim üyesi kadrolarının verilmemesi Üniversitemizde Sayın Rektör Prof. Dr. Hasan İBİCİOĞLU’nun göreve başladığı 09 Mayıs 2011 tarihinden itibaren son 43 aylık sürede toplamda 46 kez akademik kadro ilanı verilmiş olup toplamda 760 akademik personel alım ilanı yapılmıştır. Bu ilan edilen kadroların yaklaşık 520 tanesi öğretim üyesi ilanı olup geri kalanı ise Öğretim Görevlisi, Araştırma Görevlisi, Okutman ve Uzman niteliğinde kadrolardır. Akademik kadro ilanları değerli öğretim elemanlarının özlük haklarının teslim edilmesi ve büyüyüp gelişmesi açısından bir üniversite için oldukça önemlidir. Burada hassasiyet gösterdiğimiz ve sorun olarak karşımıza çıkan husus; yıllardır kendi alanında Yardımcı Doçent kadrosu alarak yükselmeyi bekleyen akademik personel varken, kurum dışından, hatta alandan olma ölçütü göz ardı edilerek, adeta kişiye özel ilana çıkılması ve mevcut personele başvuru hakkı bile tanınmamış olmasıdır. Bu tür uygulamalara üniversite içinde çok çeşitli akademik birimlerde rastlanmaktadır. Bu da yetmezmiş gibi, Fakülte bünyesinde Yardımcı Doçent kadrosu alabilmek için ilgili alana özgü koşulları sağlayamayan kişileri istihdam edebilmek adına çeşitli Meslek Yüksekokullarında kadrolar açılmıştır. Açılan kadrolara alınan personeller, mevcut kadronun bulunduğu birimde çalıştırılmamış başka birimlere adeta ödül niteliğinde görevlendirmeleri yapılmıştır. Bu uygulamalara Süleyman Demirel Üniversitesi içerisinde başta Tıp Fakültesi Araştırma ve Uygulama Hastanesine yapılan görevlendirmeler olmak üzere çok fazla sayıda örnek gösterilebilir. Bu tür uygulamalar üniversitemiz personeli arasında huzursuzluklara yol açmakta, kurumda istenmiyormuş algısı doğurmakta, verimliliği, başarıyı olumsuz yönde etkilemekte ve çalışma barışını bozmaktadır. Aynı şekilde yıllardır Doçent ve Profesör kadrosuna atanmayı bekleyen onlarca öğretim üyesi varken bu personele çeşitli gerekçeler, sevilmemek gibi sübjektif ölçütlerle kadro verilmeyerek, başka üniversitelere beyin göçünün önü açılmıştır. Yönetimin kendine özgü, eşsiz liyakat anlayışı nedeniyle çeşitli fakültelerden sayısı yüzlerle ifade edilen öğretim üyesi üniversitemizi terk etmek durumunda kalmıştır. Üstelik bazı birimlerde kendilerinin akademik yükselmeleri için kadro açılmasını bekleyen personel varken farklı özellikler tanımlanarak kurum dışından eleman alımına gidilmiş ve bu şekildeki uygulamalar ile çalışan personelin müracaat etme hakları bile ellerinden alınmıştır. Dolayısıyla, bu AKADEMİK PERSONEL EROZYONUNUN YAŞANMASI üniversitemize güç kaybettirmiştir. SDÜ Rektörlüğünce kadro talep yazıları akademik birimlerden istenmiş olmasına ve birimlerden ihtiyaç duyulan kadroların talep yazıları ilgili bölüm kurullarınca yazılmış olmasına rağmen bu talepler Rektörlük Makamına Bölümlerden geldiği gibi iletilmeyerek kişisel tercihlerle erozyona uğratılmaktadır. Hiç profesörü bulunmayan birimler, kadro bekleyen öğretim üyeleri olduğu halde ihtiyaç bulunmadığını bildirmektedirler. Ne yazık ki bu uygulamaların hiç biri ne etiğe, ne vicdanlara ne de akademik geleneklere sığmamaktadır. Görevlendirmeler, Rektörün uhdesindedir deyip geçiştirilemez. Bildirilen bu hususları üst üste koyduğumuzda bugün gelinen huzursuz, mutsuz, gelecekten ümidi olmayan, gidecek yer arayan bir akademik topluluk ve çalışma ortamı yaratılmıştır. Bu da ne yazık ki verimsizliğe yol açmakta, ileriye gidişi ve yükselişi engellemektedir. Üniversiteden giden personel durumu Rektör Prof. Dr. Hasan İBİCİOĞLU’nun yönetiminde SDÜ’den son dört yılda 130 dan fazla öğretim üyesi başta kadrolarını alamamaları olmak üzere çeşitli nedenlerle Süleyman Demirel Üniversitesi’nden ayrılıp başka üniversitelere ve/veya kurumlara geçmek zorunda kalmışlardır. Benzer nedenlerle ayrılan araştırma görevlisi, öğretim görevlisi, okutman ve uzman sayısını da eklediğimizde bu sayının 200 civarında olduğu tahmin edilmektedir. Yönetim tarafından bilinçli yapıldığı ve kadrolaşmaya elverişli ortam hazırladığı kanaatine vardığımız bu durum, yetişmiş bilim insanlarının tüketilmesi açısından önemli bir dezavantaj olarak değerlendirilmektedir. Lisans ders görevlendirmesinin yapılmaması Fakülte bünyesinde kadrolu öğretim üyelerinin lisans programında ders görevlendirilmeleri yapılmayıp, üniversite dışından (sektörden) kişilerin veya yüksek lisans‐doktora öğrencilerinin ders görevlendirilmelerinin yapılması son derece yakışıksız bir uygulamadır. Akademik bir birimde kadrolu öğretim üyesine birkaç dönem lisans ders görevlendirmesi yapılmaması ve o öğretim üyesinin verdiği derslere üniversite dışından/içinden görevlendirmenin yapılması son derece yanlış ve akademik işleyiş açısından kabul edilemeyecek bir uygulama örneğidir. Bugün üniversitemiz bünyesinde bulunan Meslek Yüksekokullarında derslerin önemli bir kısmı, kurum dışı kişilerin görevlendirilmesiyle yürütülmektedir. Kurum bünyesinde bulunan personelin ders verme optimizasyonu yapılmadan, kurum içi tedarik yolları kapanmadan ders vermek için dışarıdan yapılan görevlendirmelerin ekonomik açıdan üniversitemiz bütçesine vermiş olduğu yükün boyutlarını, Rektörlük Makamı tarafından açıklamaya davet ediyoruz. Yurt dışı bilimsel etkinliklere katılım için öğretim üyelerine onay verilmemesi Çeşitli bilimsel etkinlik ya da Erasmus değişim programı için yurtdışına gitmek isteyen bazı personelin izin taleplerinin ne yazık ki Rektörlük makamınca uygun görülmediğine yani akademik gelişimlerinin engellendiğine mevcut Rektörlük yönetimi döneminde üzüntüyle şahit olunmuştur. İlk defa Erasmus değişim programı ile yurt dışına gitmek isteyen bir personelin gitmesinin hiçbir gerekçe göstermeden uygun görülmemesine veya gerekçe olarak, önceki yıllarda Erasmus kapsamı dışında çeşitli nedenlerle yurtdışına gitmiş olması öne sürülmüş, ilk kez istemiş olduğu ve asil listede ismi ön sıralarda bulunan bir öğretim üyesinin Erasmus görevlendirmesi uygun görülmemiştir. Erasmus öğretim üyesi değişim programından yararlanmanın ilk koşulu daha önce bu programdan yararlanmamış olmaktır. Öğretim üyesine, bu koşulu sağlamasına rağmen engel konulmakla birlikte Erasmus kapsamında her yıl yurt dışına çıkan personele, hatta yedek listeden hemen her yıl yurtdışına çıkan personele onay verilmektedir. Ayrıca yurtdışında bir bilimsel etkinliğe katılmak üzere izin isteyen öğretim elemanın Rektörlük Makamınca hiçbir gerekçe gösterilmeden geri çevrildiği vakalarına rastlanmıştır. Böyle taleplerin Rektörlük Makamınca ret edilmesi, kurumsal yönetim anlayışından uzaktır ve açıkça ötekileştirmenin bir göstergesidir. SDÜ gibi büyük bir üniversiteye yakışmayan, örnekleri çoğaltılabilecek bu gibi keyfi uygulamaları kabul etmiyor ve esefle kınıyoruz. 13/b‐4 Görevlendirmeleri Son dört yıllık dönemde, 2547 sayılı Kanunun 13/b‐4 maddesi kapsamında şimdiye dek üniversitenin hiçbir devrinde görülmemiş sayıda SDÜ Rektörlüğünce görevlendirmeler yapılmıştır. Yükseköğretim Kanunu’nun 13/b‐4 maddesine göre ”gerekli gördüğü hallerde üniversiteyi oluşturan kuruluş ve birimlerde görevli öğretim elemanlarının ve diğer personelin görev yerlerini değiştirmek veya bunlara yeni görevler vermek” Rektörün görev, yetki ve sorumluluklarından biridir. Bu görevlendirmeler, kişilerin rızası alınmadan, kağıt üzerinde yazılan gerekçelere dayanılarak yapılmış olup aslı itibariyle, tamamen kişileri cezalandırmaya yönelik bir uygulama hatta sürgün olarak yapıldığı açıkça ortadadır. Bu uygulamalara çarpıcı birkaç örnek verecek olursak; Yardımcı Doçent bir kardiyologun Tıp Fakültesinden Mediko‐Sosyal Merkezi’ne görevlendirilmesi, Doçent bir Plastik Cerrahın Tıp Fakültesinden Mediko‐Sosyal Merkezi’ne görevlendirilmesi, Doçent Diş Hekiminin sırasıyla Senirkent MYO ve Keçiborlu MYO’na görevlendirilmesi, bir Ziraat Fakültesi Profesörünün Sütçüler MYO’na görevlendirilmesi gibi örnekler dikkat çekicidir. Gerek akademik gerekse idari personel olarak son dört yıllık sürede, özellikle 2011‐2013 döneminde kişilerin istemi dışında 100 civarında görevlendirmenin bu şekilde birimler arasında yapıldığı ifade edilmektedir. Objektif yönetim iddiasında olan Rektörlük makamından bu konudaki rakamların kamuoyu ile paylaşılmasını talep etmekteyiz. Buradan bir kez daha sesleniyor ve soruyoruz: Bu üniversitede yönetim olarak göreve başladığınız 10 Mayıs 2011 tarihinden bu güne dek 13b/4 kapsamında kaç akademik ve idari personeli kendi rızaları dışında görev yaptıkları veya kadrolarının bulunduğu birimlerden başka birimlere görevlendirdiniz? Soruşturmalar ve yıldırma (Mobbing) uygulamaları Bir toplumda suç ve suçluluk oranı ne kadar düşük veya az ise o toplumda huzur ve sükûnet o oranda yüksektir. Hal böyle iken, Süleyman Demirel Üniversitesi’nde Rektör Prof. Dr. Hasan İBİCİOĞLU’nun Rektörlük Makamının yönetimindeki 10 Mayıs 2011 tarihinden itibaren yaklaşık 43 aylık süre zarfında açılan soruşturma sayısı kaçtır? Rektörlük makamından bu sorunun cevabını kamuoyuna açıklamaya davet ediyoruz. Mevcut yönetim bu sorunun yanıtını, şaşkınlık yaratacak, infiale neden olacak boyutlarda bir rakam ortaya çıkacağından veremeyeceğini içten içe biliyoruz. SDÜ’de son 43 aylık dönemde çalışan akademik/idari personele onlarca disiplin soruşturması açılmış olup çok büyük bir çoğunluğunda ciddi sayılabilecek üst düzeyden disiplin cezalarının verildiği görülmektedir. Verilen cezaların büyük bir kısmının iptali için gerek YÖK gerekse İdari Mahkemesine taraflarınca başvurulmuş olup bir kısmı halen devam etmekte büyük bir kısmı da her iki makam tarafından idare aleyhine iptal ile sonuçlandığı bilinmektedir. Bu konu ile ilgili kişisel bilgilerin değil SADECE SAYISAL VERİLERİ Rektörlük Makamının kamuoyuyla paylaşmasını bekliyoruz. Ayrıca, son 43 ayda Rektörlük makamının yanlı, hatalı uygulamaları, davranış ve tutumları nedeniyle mahkemelerin idare aleyhine verdiği disiplin cezası iptali ve manevi tazminat mahkûmiyetlerinin Üniversitemiz tarihinde mevcut Rektörlük Makamının dönemindeki kadar görülmemiş sayıda olması oldukça üzücüdür. Gerek akademik gerekse idari personelin maruz kaldığı kötü muameleler sonucunda idare mahkemesine yapılan müracaatlarda kişiler haklı bulunarak SDÜ yönetimi çeşitli manevi tazminatlara mahkûm edilmiştir. Gerek açılan bu kadar soruşturma ve gerekse manevi tazminat mahkûmiyetleri, bu üniversitede huzurun ne kadar sağlanabildiğinin diğer göstergeleri olarak karşımıza çıkmaktadır. Diğer hususlar Süleyman Demirel Üniversitesi gibi büyük bir eğitim kurumunun Rektörlüğünü yürüten kimse, konuşmaları, söylemleri, tavırları, davranış ve tutumları, topluma verdiği mesajlar ile örnek oluşturmalı, en azından bu bilince sahip olmalıdır. Isparta yerel basınından özel bir televizyonda, canlı olarak yayınlanan bir programda, “Ben zenci miyim?” ifadesiyle hayretler uyandıran Sayın SDÜ Rektörü Prof. Dr. Hasan İBİCİOĞLU, bu söyleminin ırkçı bir yaklaşım olduğunu ve birçok kişiyi incitebileceğini göz ardı etmiştir. Bu üniversitemiz adına gerçekten de üzerinde çok düşünülmesi gereken bir durumdur. Ağaç Kesimi: Mevcut yerleşkenin yaklaşık %60’ı ağaçsız alan olmasına rağmen yerleşke içerisinde bir bina yapılması amacıyla ormanlık alanda bulunan 1600 civarında ağacın az bir kısmı taşınmış (taşınan ağaçların önemli bir kısmı da kurumuştur) ve büyük bir bölümü de kesilmiştir. Yerleşke alanının çok büyük bir kısmı bina yapımına elverişli araziye sahip iken zaten az olan ormanlık alanın bu şekilde yok edilmesi çok büyük tepkilere yol açmıştır. Eleştirilere verilen yanıtlar ise söz konusu binanın yol kenarından görünmesi gerektiği ve bu yerin önceki yönetimler zamanında belirlenmiş olduğu yönünde ileri sürülen mazeretler kabul edilir nitelikten çok uzaktır. Yok edilen bu ağaçların yerine yapılan binanın bulunduğu bölgenin 22/11/2009 ve 22/3/2014 tarihli Google‐Earth görüntüleri Şekil 1’de verilmiştir. Ayrıca, söz konusu binanın ihalesinin teslimi 1 (bir) yıl olarak ihale edilmesine ve söz konusu ihalenin üzerinden yaklaşık 2 (iki) yıl geçmesine rağmen bina halen bitirilip teslim edilememiştir. Diğer yandan, Sayın Rektör Prof. Dr. Hasan İBİCİOĞLU’na; “Kampus alanında 4 yılda kaç ağaç diktiniz? Kampus alanında bir koruluk oluşturabildiniz mi?” Varsa nereye yaptınız? Sorularını yöneltmek gerekmektedir. Oysaki yol kenarından görünebilecek başka alanlar yerleşke içerisinde bulunmakta olup proje tadilatına gidilmemiştir. Bu da yetmezmiş gibi Sayın Rektör Prof. Dr. Hasan İBİCİOĞLU, Mühendislik Fakültesi’nin 2014 yılı Fakülte Akademik Kurulu’ndaki konuşmasında bu husus ile ilgili olarak “Bazı arkadaşlar çevreye duyarlı davranmışlardır. Eğer kurdu ve böceği çok seviyorlarsa alsınlar onları götürsünler evinde lavaboda beslesinler” diyerek kendisinin görüş beyan eden akademisyenler ile doğaya ne kadar saygısının olduğunu gözler önüne sermiştir. Bu söyleminden dolayı Sayın SDÜ Rektörünü, akademisyenler, meslektaşlar ve bugünleri gelecek nesillerden borç olarak almış insanlar adına esefle kınıyoruz. Şekil 1: 22/11/2009 tarihli Google‐Earth görüntüsü 22/3/2014 tarihli Google‐Earth görüntüsü Basında SDÜ Süleyman Demirel Üniversitesi ile ilgili yerel ve ulusal basında yer alan olumsuz haberler, son dört yıllık dönemde, şimdiye dek üniversitenin hiçbir döneminde görülmemiş biçim ve yoğunlukta karşımıza çıkmıştır. O kadar öyle ki, üniversitemizde görülen kötü uygulamalara yönelik yapılan olumsuz haber ve yayınlar ile karşılaşmak sıradan hale gelmiştir. Üniversite bünyesinde bulunan Gül ve Gül Ürünleri Araştırma ve Uygulama Merkezi (GÜLAR) ve Yaşam Boyu Eğitim Merkezi (YBEM) gibi Araştırma Merkezlerinin uygulamaları, Yaşam Merkezi ihalesi, Gül Vadisi projesi, Lojman izinleri gibi birçok alanda yapılan hamleler Isparta yerel faktörleri, paydaşları ve halkı tarafından tepki ile karşılanmıştır. Başarıları, buluşları, ödülleri ile gündeme gelmesi gereken bir büyük üniversite ne yazık ki sürekli kendini savunmak durumunda kalan bir yapıya dönüşmüştür. Başta kurum çalışanları olmak üzere, duyarlı tüm vatandaşları rahatsız eden olumsuz haberler, Rektörlük yönetiminin üniversiteyi nasıl ve hangi anlayışla yönettiğinin bir göstergesidir. Objektiflik Kendini yönetim ve organizasyon profesörü olarak tanımlayan Sayın Rektör İBİCİOÜLU’nun geçen zaman dilimi içinde objektif ilkesini hiç dilinden düşürmemişti. Ama maalesef bu konuda olumsuz çok husus örnek olarak sunulabilir. Bu ilkeye somut bir örnek olarak Üniversite Senato ve Yönetim Kurulu Kararlarının yayınlanmasından vaz geçilmesi gösterilebilinir. Üniversite Senatosu ve Yönetim Kurulu Kararları, kurumsallaşmış bir yapıdan beklendiği gibi Üniversitenin resmi web sayfasından düzenli olarak duyurulurken, 13 Mart 2012 tarihinden itibaren Üniversite Senatosu ve Yönetim Kurulu Kararları ne yazık ki artık duyurulmamakta ve belki de gizlenmeye çalışılmaktadır. 2011 yılında Rektörlük seçim konuşmalarında ve Sayın Rektör Prof. Dr. Hasan İBİCİOĞLU’nun seçim bildiri broşüründe objektif olacağını deklere ettiği halde, Üniversite Senatosu ve Yönetim Kurulu Kararları’nın duyurulmama gerekçesinin açıklanmasını talep ediyoruz. Öğrenci üzerinden para kazanma politikası Hükümet politikaları harçları kaldırıp öğrencinin maddi yükünü azaltmak yönünde iken ne yazık ki mevcut Rektörlük Yönetimi öğrenci üzerinden para kazanma yöntemleri geliştirme yoluna gitmiştir. 60 000 öğrencisi olan bir üniversitede, tüm öğrencilerin spora teşvik edilmesi ve tüm spor tesislerinden ücretsiz hizmet alabilmeleri beklenir. Oysa bu anlayışın tam tersi olarak spor tesisleri ücretlendirilmekte ve ücretler arttırılmaktadır. Bu uygulamalara her iki yerleşkede bulunan kapalı spor salonundaki uygulamalar, tenis kortlarındaki uygulamalar, halı sahalarının saatlik kiralarının artışı gibi uygulamalar sıralanabilir. Doğu yerleşkesinde yer alan Atatürk Kapalı Spor Salonunda spor yapmak isteyen (örneğin salonda serbest olarak çalışacak bir kişi) bir öğrenci/personel/halktan biri bir aylık kullanım ücreti olarak 20 TL ödemek ve kayıt yaptırmak zorundadır. Bu uygulamanın nedeni sorgulandığında (yine dehşet verici) şöyle bir gerekçe karşımıza çıkmaktadır: Döner sermaye hesabına yatırılan bu aidat paralarından döner sermaye marifetiyle çalışan personele ve üniversiteye kaynak sağlanmaktadır. Rektörlük yönetimini, açıkça bilinen ancak dile getirilmeyen bu gerekçenin aksini ispat etmeye davet ediyoruz. Saygılarımızla, 10.12.2014 Isparta Üniversite Öğretim Üyeleri Derneği Yönetim Kurulu 
Download

basın açıklamasının tam metni için tıklayın