nterpost
YIL: 2014 / SAYI 02
nterpost
İnterfiks Yapı Kimyasalları
İnşaat San. ve Tic. A.Ş.
kurumsal gazetesidir.
3 ayda bir yayınlanır.
Satılamaz
[email protected]
Adres:
FSM Cad. Liscon İş Merkezi
No: 7 Kat: 2
Kavacık - Beykoz
TÜRKİYE’NİN İLK AKILLI STADI
Uluslararası sertifikaya sahip olacak Vodafone
Arena, dünyanın sayılı stadlarından biri olacak.
BJK Beşiktaş
İnşaat ve Ticaret A.Ş.
Genel Müdürü
İhsan Coşkun
SEKTÖREL BAKIŞ
VODAFONE ARENA
1950
’den beri Dünya Kupası’na ilk kez ev sahipliği
yapan Brezilya; vatandaşlarının tüm protestolarına rağmen toplamda 11 milyar
300 milyon dolarlık harcama yaparak, kupalar tarihinin en pahalı organizasyonuna
imza atmış oldu.
Sadece 3.5 milyar dolar harcayarak
Hüseyin BİLMAÇ
12 şehirde yeniden inşa ettiği ve onardığı
İnterfiks Yapı
statlardan dolayı halkının “stad değil koKimyasalları A.Ş.
İcra Kurulu Başkanı
nut istiyoruz” protestolarına maruz kalan
hükümete tepkiler ise ilk düdük çalınır çaBu yaza
lınmaz futbol aşkına yenik düştü.
damgasını vuran,
Adı futbol ile eş anlamlı sayılan ev sadünyanın en
hibinin, Almanya karşısında aldığı farklı
prestijli ve en
mağlubiyet ile kupaya veda etmesi ardınrekabetçi organidan, ülkenin tek tesellisi organizasyondan
zasyonlarından
biri olarak keyifle kazanacağı gelirler oldu.
Bana sorarsanız; turizm getirilerinin,
izlediğimiz Dünya
Kupası; ev sahibi sponsorluk kazançlarının ve 1 milyondan
Brezilya’ya
fazla kişiye sağladığı istihdam olanakları6. kez kupayı
nın yanı sıra bu organizasyon, ülkeye asıl
getirmese de
kazancı dünya standartları üzerinde statbüyük bir
lar ile sağladı. Onlar artık 2016 Olimpiyatekonomik katkı
larına hazır…
sağladı.
İ
nşaatı hızla süren ve yapımı tamamlandığında Türkiye’nin ilk akıllı stadyumu olmasının yanı sıra yeşil stad
sertifikasına sahip ilk stadyumu olacak
Beşiktaş Vodafone Arena’nın inşaatını
yöneten BJK Beşiktaş İnşaat ve Ticaret A.Ş. Genel Müdürü İhsan Coşkun
ile biraraya geldik. Söyleşimizde İhsan
Coşkun bizler için; 2015 Ocak ayı sonuna kadar bitirilmesi planlanan bu
özel stadyumla ilgili detaylı bilgileri
paylaştı ve Beşiktaş taraftarlarının da
merak ettiği konuları aydınlattı...
İnterfiks’den Aşıklı Höyük kazılarına destek…
nterfiks; Orta Anadolu’nun kapsamında aslına uygun
İve Kapadokya’nın en eski köy olarak hayata geçirilmesi
yerleşmesi olan “Aşıklı Höyük”
‘de 25 yıldan bugüne kadar
yürütülen kazı çalışmalarına
destek vermeye hazırlanıyor.
Bölgeden getirilen killi
toprak örnekleri üzerinde ArGe çalışmalarına başlayan
İnterfiks; Aşıklı Höyük’de
deneysel arkeoloji çalışmaları
Devamı Sayfa 2’de
Tüketicinin
Korunması
Kanunu
Devamı Sayfa 10’da
Devamı Sayfa 4’de
İnşaat
Sektöründe
Ciro ve Üretim
Devamı Sayfa 10’da
İnşaat Sektörü
İstihdam
Raporu
Devamı Sayfa 10’da
Güneşli’nin
Yükselen Değeri
Nurol Park
Devamı Sayfa 4’de
Yalıtımda standart dışı malzemeler güvenliğimizi tehdit ediyor… / sayfa 5’de
planlanan Neolitik Köy’ün
inşasına destek için gerekli
prosedürlere başladı.
İnterkültürel
köşemizin
yazarı Mansur Karakoç’un,
Aşıklı Höyük kazılarını yürüten
Prof. Dr. Mihriban Özbaşaran
ile gerçekleştirdiği sohbet...
Sayfa 9’da
İnşaat Sektörü’nde
İş Güvenliği’nin
Önemi
Devamı Sayfa 7’de
2
nterpost
Röportaj
TEMMUZ 2014
Türkiye’nin ilk Akıllı Stadı
Türkiye’nin ilk akıllı stadyumu olmasının
yanı sıra yeşil stad sertifikasına sahip
ilk stadyumu olacak Beşiktaş Vodafone
Arena’nın inşaatı ile ilgili detaylı bilgiler ve
taraftarların merak ettiği konuların tümü,
BJK Beşiktaş İnşaat ve Ticaret A.Ş. Genel
Müdürü İhsan Coşkun ile gerçekleştirdiğimiz
özel söyleşimizle cevap buluyor…
Vodafone Arena’nın Türkiye’nin ilk akıllı ve yeşil stadyumu olacağı söyleniyor. Bu
konu hakkında bize biraz bilgi
verebilir misiniz?
Yeşil stad’ın uluslararası bir
sertifikaya sahip olması gerekiyor. Dünyada zaten bu sertifikayı veren iki tane firma var,
bunlardan birisi Almanya’da, diğeri İngitere’de... Yeni kurulmuş
birkaç firma daha var ama orijinal olarak bu işi yapan iki tane
firma var. Biz Alman firmasıyla
sözleşme yaptık. Onların talepleri ve istekleri doğrultusunda
stadda yapılması gereken işlemleri gerçekleştiriyoruz.
Bu işlemler arasında geri dönüşüm önemli olan konuların
en başında geliyor. Biz burada
yağmur suları da dahil olmak
üzere tüm geri dönüşüm malzemelerini toplayıp tekrar kullanmak üzere çalışmalar yapıyoruz
ve konuda Almanlarla yaptığımız çalışmaların doğrultusunda
hareket ediyoruz. Herşeyi buna
göre düzenledik. Yeşil staddaki
ana nokta bu seviyede... Belli bir
noktaya geldi ve sertifikasyon
işlemleri devam ediyor.
Türkiye’nin değil dünyanın
sayılı akıllı stadlarından birisi olacak. Her tarafta kablosuz
internet bağlantısı, televizyon
ekranlarıyla canlı yayınlar, gösteriler ve benzeri uygulamalar
yer alacak. Dünyanın her tarafına istediğiniz anda ulaşım imkanlarını sağlayacak elektronik
sistem ortamları için bir tesis
yapılmaya çalışılıyor. Uzun zamandan bu yana bu konuyla ilgili projeler Vodafone ile ortaklaşa hazırlanıyor.
Stadın inşaatı şu an ne aşamada?
Stadda beton imalatına 28
Aralık tarihinde başladık. 28
Aralık tarihinden bu yana kadar
da önemli bir şekilde yol aldık.
Yaklaşık olarak stadın kaba inşaatı yüzde 55 tamamlanmış
vaziyette... Yüzde yüz olarak
kaba inşaatını eylül ayı sonu itibariyle bitirmeyi planlıyoruz ki
biz bunu bitirdiğimiz zaman çatı
imalatı başlayacak. Çatının imalatı, montajı ve üstünün membranının serilmesi 5-6 ay gibi bir
süreyi aldığı için de Ocak ayı
içerisine kadar çatının imalatının bitirilmesi gerekiyor.
Ama çatıdan sonra yapılması gereken en önemli konulardan birisi çim alan. Çim alanının da alt yapısının yüzde 30’u
bitmiş vaziyette. Biz belli bir
noktaya kadar sahayı doldurduk. Tüm sahadaki çalışmalarla
burasının tamamının ezilmesi,
sıkıştırılması sağlandı. Bundan
sonra da üzerine bir kat beton
ile altyapısını tamamlayacağız.
Stadyumda, 24 saatlik çalışma
planları çerçevesinde iş yapıyoruz. Devamlı beton dökümleri
yapılıyor. Bu çerçeve içerisinde
inşaatımız çok hızlı bir şekilde
yürüyor.
Yeni stadın yapısı ve teknik
özellikleri hakkında bilgi verebilir misiniz?
Yapı betonarme bir yapı. Richter ölçeğine göre 10 şiddetindeki depreme dayanacak şekilde
hesaplandı. Bu hesap çerçevesinde inşaatımızı yapıyoruz. Şu
an için çok miktarda demir
kullanılıyorsa da bu bir noktada deprem hesaplarına göre
alınan tedbirlerin bir sonucu...
Yıktığımız stadyumdan hurdacının çıkarttığı demir yaklaşık
olarak 2 bin ton bile değildi. Şu
ana kadar bizim şantiyede kullandığımız demir ağırlığı 10 bin
tonu geçti ve 8 bin veya 9 bin ton
daha demir kullanacağız. Yıktığımız stadın on misli bir demir
ile stadı inşa ediyoruz.
“Yeni stad Richter ölçeğine
göre 10 şiddetindeki
depreme dayanacak
şekilde, yıktığımız stadın
on misli fazla demir ile
inşa ediliyor.”
Stadda 24 saat ve haftanın
yedi günü çalışılacak şekilde
planlamalar yapıldı. İçerisinde restoranlar var. Tribünlerin
bir bölümünde sürekli konserler olacak şekilde düzenlemeler
yapıldı. Yeni açık tribün olarak
tabir edilen bölüm, yani C blok
üzerindeki 8 bin kişilik bölüm
haftanın her günü istenildiğinde
konserlerin, tiyatro oyunlarının
olduğu bir amfi tiyaro şeklinde
çalıştırılacak. Stadın ön tarafındaki 2 bin metresi kapalı olan,
2 bin metresi açık olan toplam
4 bin metrenin üzerinde bir
restoran var. Şu an yaptığımız
çalışmalara göre bu restoran bugüne kadar yapılmış en önemli,
en büyük ve en güzel restoran
olacak. Bu restoran yine haftanın yedi günü çalışacak yani
15 günde bir yapılacak maçlara
bağlı olarak çalışan bir staddan
farklı olarak her gün faal, her
gün çalışan aktif bir stad haline
getirilecek. Bütün projelerimiz
ve çalışmalarımız bu hesaplar
üzerinedir.
Ön tarafta yani deniz tarafındaki bölümde Beşiktaş Müzesi inşaatı yapılıyor. Aslında
daha önceki müze çok daha
fazla geliştiriliyor. Ayrıca gösteri merkezi, podyumlar ve çeşitli
etkinliklerin yapılacağı alanlar
ise yeni açık ve eski açık tabir ettiğimiz bölümlere inşa ediliyor.
Önceki stadla ilgili stadın
yıkılması tehlikesi bulunduğu yönünde bazı haberler yer
almıştı basında. Siz yıkımdan
sonra önceki stadın durumu
için neler söyleyebilirsiniz?
Önceki stadın durumu için
şu anda hiçbir şey söylemek istemiyorum. Allah Beşiktaş’ı, seyircisini ve insanlarımızı korumuş diyorum. Çünkü az önce de
bahsettiğim gibi staddan çatı da
dahil olmak üzere çıkan toplam
nterpost
Röportaj
TEMMUZ 2014
3
VODAFONE ARENA
demir 2 bin ton bile değil. Hurdacının çıkarttığı malzeme tekil
temeller üzerine yapılmış, dolgu
temeller üzerine tribünlerle yürütülmüş. Üstünde kapatılmış
iki tane bölüm vardı ve her iki
bölümü de çok az darbelerle
aşağıya indirdik. Bir deprem
halinde ayakta durma şansı yok
gibiydi. Ama kullanılmıştı ve
hiçbir şey olmadan stad yıkıldı.
Buna da cesaret edebilecek tek
bir kişi vardı Fikret Orman. Sayın Orman’ın büyük cesaretiyle
stadın yıkımına karar verildi.
Yıkımı başlattı. Devam ettik ve
yapılıyor. Tamamen kurul imkanlarıyla yapılıyor. Hiçbir yerden şu ana kadar yardım alınmadı.
“Stadın su yalıtımında
İnterfiks imzası…”
Yıkım sırasında stad içerisinden deniz suyunun çıktığı konusu basında yer aldı. Bu konu
hakkında bilgi alabilir miyiz?
Bu durumda zemindeki yalıtımı nasıl sağlıyorsunuz?
Stad içerisinde suyun çıkmasından daha doğal hiçbir şey
olamazdı. Çünkü şu andaki stadımızın temelini oluşturan alt
katımız deniz seviyesinden 5.5
metre daha aşağıda.... Biz deniz seviyesinin 5.5 metre altına
indiğimize göre deniz suyunun
da altındayız. Deniz ile mesafemiz de yaklaşık 150 metre. Bu
mesafeden de suyun çıkmaması
diye bir şey söz konusu olmazdı.
Ama şu anda sahanın içerisindeki hiçbir yerde böyle bir şey
göremezsiniz. Çünkü biz burada
çok önemli bir yalıtım sistemi
uyguladık. İnterfiks’in izolasyon
malzemelerini ve HYFIX ürünlerini kullanarak, perdelerden
ve yeraltından temellere gelecek
suyu tamamen izole ettik. Şu ana
kadar da bir sorunla karşılaşmadık. Bizleri zorlayan noktalar
oldu mutlaka ancak bunları da
İnterfiks ile yaptığımız çalışmalarla, görüşmelerle çözüyoruz.
Güzel bir ekip çalışmamız var
ve işlerimiz problemsiz devam
ediyor.
“İnterfiks’in HYFIX
ürünlerini kullanarak,
perdelerden ve
yeraltından temellere
gelecek suyu tamamen
izole ettik.”
İnterfiks’i tercih etme nedeniniz neydi?
Ben İnterfiks ile 2004 yılından beri tanışıyorum aslında.
O tarihten bu yana İnterfiks ile
birçok değişik projede çalışma-
larımız olmuştu. Dolayısı ile de
o memnuniyetten dolayı İnterfiks’i buraya taşıdım. Malatya’da
bir inşaat yaparken çalışmaya
başladık. O uygulamaları bizzat
kendim yaptırdığım ve başarılı sonuçlarını bizzat gördüğüm
için de burada İnterfiks ile çalışmayı tercih ettik.
Türkiye’de yoğun kar yağışı sonucu oluşan sudan dolayı
bazı stadlarımızda maç iptalleri olmuştu. Siz Vodafone
Arena’da bunu önlemek için ne
gibi tedbirler aldınız?
Biz su seviyesini -5.95 kotuna indirdik. Bizim sahamızın
üst kotu -2.34 kotuna gelecek,
dolayısı ile bunun 45 santim altında sahanın drenaj sistemleri var. Yüzeysel suların mesela
çimin sulanmasından meydana
gelecek bir su var. Bir şeyde drenajınızı iyi yaparsanız, alt yapınız iyiyse hiçbir şekilde endişe
etmenize gerek yok. Bahsi geçen
stadlardaki çim imalatlarında
bu hususlar büyük bir ihtimalle
ihmal edilmiştir, yapılmış olan
drenaj sistemleri su seviyesini,
o drenajların meyilleri, onların
o akar kotları iyi tespit edilmemesinden dolayı saha, kar yağışında ve suların dolmasında
problemli duruma girecektir.
Bizim sahamızda çok çeşitli
çalışmalarımız var. Burada yine
dünyada yeni uygulanmaya başlayan ve birçok önemli stadda
kullanılan hibrit sistemini kullanacağız. Yani sahanın üzerine öncelikle makinalarla fiber
ekeceğiz. Bu fiberin yaklaşık 20
santimi toprak içerisinde, yaklaşık 2 santimi toprak üzerinde
olacak. Çimlerin kökleri bu fibere sarılarak büyüyecek ve o
fiberden dolayı da çimlerin çok
güçlü bir şekilde büyümesi ve
bozulmaması temin edilecek.
Ben İngiltere’de iki tane stad
gezdim. Bu stadlarda elimle
çimi kopartmak istedim ama
kopartamadım. Bizim stadlarda
dikkat ederseniz tüm kale yönleri, orta saha yani topun çok
olduğu, futbolcuların yoğun
olarak hareket ettiği bölgelerde
hep kelleşmeler olmuştur. Oralarda çim kaybolmaya yüz tutmuştur. Benim gördüğüm her
iki stadda da böyle bir olayla
karşılaşmadım. Dolayısı ile de
biz böyle bir sistemin de burada
yapılması için çalışmalarımızı
sürdürüyoruz.
Planlanan açılış tarihi nedir? Sürprizleriniz olacak mı
açılış için?
Çatının Ocak ayı sonuna
kadar bitirilmesini planlıyor
ve bu plan ışığında ilerliyoruz.
Çatı bittikten sonra kısa sürede
çimlemeyi yapıp maçlara açmak
için çalışıyoruz. Başkanımız ne
istiyorsa, hangi tarih diyorsa
bizlerde o tarihe yetiştireceğiz.
Herşeyden önce finansman konusu da önemli. Finansman sağlandıktan sonra - ki şu ana kadar
hiç bir sorunla karşılaşmadık –
planlanan tarihlere yetişiriz. Hiç
bir problem yok. Açılış ile ilgili
sürprizler hakkında benim şu
an bir bilgim yok ama mutlaka
güzel organizasyonlar olacaktır.
Yeni stad için locaların satışa çıktığını biliyoruz. Kombine biletler ne zaman satışa sunulacak ve locaların satışında
son durum nedir?
147 tane loca var yaklaşık olarak 96 tanesi üç yıllığına satılmış
durumda. Satışlar devam ediyor.
Kombinelerin satışı içinde stadda
bir bölüm yapıldı ve 26 Haziran
tarihinde satışına başlandı.
Stadın toplam maliyeti
hakkında bilgi verebilir misiniz?
Toplam maliyeti benim hesaplamalarıma göre (ve başlandığından bu yana bu maliyet
değişmedi) 103 milyon dolardır.
İçinin düzenlemesi için ne kadar harcanır onu bilemem. Stadın inşaatının bitmiş maliyeti
103 milyon dolar. Şu anda da bu
hedef gerçekleşecek şekilde işler
yürüyor.
Bize zaman ayırdığınız için
teşekkür ederiz. Eklemek istedikleriniz var mı?
Biz bu stadda yaklaşık 720
bin küp hafriyat yaptık. Gördüğünüz gibi stadın dört bir tarafı
arter. İstanbul’un en büyük arterleridir bunlar. Dolmabahçe Caddesi, İnönü Caddesi, yukarıda
hemen Gümüşsuyu Caddesi, Kadırgalar Caddesi, arkadan geçen
İstiklal Caddesi... Bunların hepsi
İstanbul’un en önemli trafik yollarının bulunduğu bölgelerdir.
Biz + 22 kotundan - 5.5 kotuna
kadar olan kısımda 720 bin küp
hafriyat yaptık ve bu hafriyattı on
buçuk ay kadar bir sürede bitirdik. Bu da demektir ki; bölgede
72 bin tır sefer yapmış... Bu çok
önemlidir ve bütün arkadaşlarımız özveri ile çalışmışlardır.
Başta şantiye şefimiz, müdürümüz Zafer Bey ve ekibi 24 saat
çalışıyorlar. Bütün kadromuzu
topladığımızda sağdan sayarsak
9 soldan sayarsak 9 kişidir. Yani
böyle bir stadda böyle bir inşaatta
bu kadro inanılmaz derecede bir
fedakarlıkla çalışmaktadır. Bizde
personelden çok stajyer çalışıyor
şu anda. Bütün bunlarla birlikte
işin kontrolünü yaparak 24 saat
çalıştığımız için özellikle beton
dökümlerini gece yapıyoruz.
Burada en önemli noktalardan birisi her tarafı yollarla çevrili bir bölgede yaklaşık 35 metre
yüksekliğinde kazıklar çakıldı,
Kazıkların toplam boyu hesaplandığında 28 bin kilometre kazık çakıldı. 10 bin 500 metre civarında çivi çakıldı zemine. Yani
bütün teknolojinin ne gereği ne
varsa yerine getirildi.
Hafriyat miktarını da düşünürseniz, çok iyi bir çalışmayla;
28-29 Aralık tarihinde ilk betonun atılması ardından 6 ay gibi
kısa bir sürede stadın yüzde 60’nı
bitirmiş olduğumuzu gururla
söyleyebiliriz.
Bizler de İnterfis ekibi olarak;
Sn. İhsan Coşkun’a bu güzel söyleşi için teşekkür ediyoruz…
SEKTÖREL BAKIŞ
4
nterpost
Sektör
TEMMUZ 2014
Y
azımıza; geride bıraktığımız dünya futbol şöleninin ev sahibine
sağladığı ekonomik getirilerden
ve sahip oldukları dünya standartlarındaki statlardan başlamışken, Türkiye’miz
de bu konuda nasıl bir süreç yaşadığımızı da paylaşmak isterim
sizlerle.
Gençlik ve Spor Bakanlığınca başlatılan çalışmalar ve
Kentsel Dönüşüm projeleri
kapsamında olumsuz şartlar
barındıran eski statların da
yıkılarak, yenilenmeye başladığı 23 şehrimizde 25 adet
stadyum inşasının hızla devam ediyor olması ülkemiz
İnterfiks yapı Kimyasalları A.Ş. adına mutluluk verici bir gelişmedir. Futbolun en çok ilgi gören spor
İcra Kurulu Başkanı
olduğu ülkemizde 1950’li yıllardan
kalan stadyumların yerine; ambiyansı, sosyal alanları, futbol dışı
salon sporlarına da olanak sağlaması ve sahip olduğu diğer kriterleri ile dikkatleri çeken dev tesisler yapıyor olmak ülkemizde
sporun gelişimi adına da olumlu bir adımdır.
Tüm bu güzel gelişmelerin yanı sıra, deprem kuşağında yer
alan ülkemizde, sadece stadyumlarda değil, gerçekleştirilen tüm
kentsel dönüşüm çalışmalarında dikkat edilmesi gereken en
önemli unsurlardan birinin inşaat için doğru malzeme seçimi
olduğunun da bir kez daha altını çizmeliyiz.
Herhangi bir spor karşılaşması veya özel organizasyon esnasında on binlerce kişinin yaşamına mal olacak bir aksaklığın
yaşanmaması ve yapıların çok uzun süreler boyunca sağlamlığını koruyabilmesi adına, yapılması gerekenlerin başında doğru
kesitte ve yeterli miktarda demir ve uygun kompozisyonda beton
kullanımının olduğunu biliyoruz. Ancak yapının ömrünü tek
başına doğru miktar demir ve beton kullanımı ile garantileyemeyeceğimiz de bir diğer gerçek. Bu noktada yapıyı olası korozyona
karşı ömrü boyunca koruyabilecek tek unsur “doğru su yalıtım
uygulamaları” olarak çıkıyor karşımıza.
80-100 yıl ömürlü olarak tasarlanan yapılarda doğru ve yeterli su yalıtımı uygulanmadığında, korozyonun yol açtığı hasarlar nedeniyle 10 yıl içerisinde hasar oluşumlarının başladığı
ve yapının maksimum 25-30 yılda yaşam eğrisini tamamladığı
gözlenmektedir. Türkiye’yi yasa boğan 1999 depreminde 285 bin
211 konut ve 42 bin 902 işyerinin hasar gördüğü ve bu yapıların
yüzde 64’ünde, doğru uygulanmış su yalıtımı olmadığı için taşıyıcı sistemlerinin korozyona uğramış olduğu, yetkili mercilerce
raporlanmış resmi bir veridir.
Ülkemizde sorunlu alanların sağlıklı ve yaşanabilir hale getirilmesi ve yapıların sağlamlaştırılması için başlatılan kentsel
dönüşüm çalışmaları büyük bir hızla devam ediyor. Gerçekleştirilen bu yeniden yapılandırma çalışmalarının da kazandırdığı
dinamizm ile 2014’ün ilk çeyrek döneminde yüzde 5,2 lik bir büyüme gösteren inşaat sektörü, şu ana kadar; yıl genelinde yüzde 7,1 büyümenin gerçekleştiği 2013’e göre çok daha olumlu bir
gelişme kaydediyor. Ancak, inşaat sektöründeki bu ivmenin henüz yalıtım sektörüne doğru oranla yansımadığını gözlemliyor
olmak, ülkemizde hala “yalıtıma” gerekli önemin verilmediğinin
en büyük kanıtı olarak bizleri üzüyor.
Dünya coğrafyasında ülkemizin maruz kaldığından çok
daha fazla depreme maruz kalan ülkelerin, bir yaşam biçimi olarak kabul ettikleri ve hayata geçirdikleri uygulamaları örnek alarak, ülkemizde de bu farkındalığı yaratmak biz sektör çalışanları
olarak hepimizin asli görevi olmalıdır.
Bir yapının inşaat maliyetinin sadece % 3’ünü kapsayan su
yalıtımının da, mimari konseptler ve teknolojik üst donanım kadar önemsenmeye başlayacağı günleri en kısa zamanda görmek
dileğiyle … Sevgiler
Hüseyin Bilmaç
Güneşli’nin yükselen yeni değeri
Nurol Park
E
ski Hürriyet Medya Towers’ın bulunduğu Güneşli’de bir “Yaşam Vadisi”
oluşturma yaklaşımı ile 55 bin m2’lik
alanda inşaatına başlanan ve karma kullanıma uygun olarak projelendirilen Nurol Park;
sakinlerine özlenen mahalle hayatını sunmaya hazırlanıyor. Proje kapsamında, metropol
hayatının gerektirdiği, farklı beklentilere ve
ihtiyaçlara cevap vermek üzere tasarlanmış
loft, residence ve tower daire alternatiflerinin
yanı sıra 20 bin m2 lik alanda ise fonksiyonelliğin teknoloji ile buluştuğu ofis alanları
yer alıyor. 24 bin m2’lik peyzaj alanına sahip
olacak proje; ayrıca tasarlanan açık hava dinlenme alanları, spor merkezi, anfitiyatrosu,
sokak kafeleri ve 70’e yakın mağazası ile şehrin içinde sakin ve huzurlu bir yaşam merkezi olmaya aday.
Nurol Park’ın tercihi
HYFIX oldu..
Çevreye karşı duyarlılığını tüm projelerine yansıtan Nurol GYO; Güneşli’de inşaatına başladığı Nurol Park’ın 46 bin m2’lik
radye temel su yalıtım detaylarında kütlesel
yalıtım sağlayan HYFIX Kuru Serpme, 18
bin m2’lik perde beton su yalıtım detaylarında ise HYFIX Sürme yöntemlerini tercih
ederek, korozyona karşı da en etkin çözümü
sunmuş oldu.Kuru Serpme uygulama avantajı ile diğer yalıtım uygulamalarına göre çok
daha işlevsel olan HYFIX Kimyasal Su Yalıtım Sistemleri; kendini tamir edebilen reaktif
yapısından dolayı kimyasal su yalıtımı konusunda sağladığı yüzde 100 performans ile dev
projelerin tercihi olmaya devam ediyor.
nterpost
Yalıtım
TEMMUZ 2014
5
Standarda uymayan malzemeler
güvenliğimizi tehdit ediyor…
Son yıllarda inşaat sektöründe
yaşanan baş döndürücü hız ve artan
bina sayısı beraberinde önemli bir
konuyu daha gözler önüne seriyor.
İNTERVİZYON
D
epremlere açık bir coğrafyada yaşadığımız
için yapılan her binanın depreme dayanıklı olması şüphesiz inşaatlarda en fazla önem
verilmesi gereken konu. Depreme dayanıklı bir yapı
inşa etmenin temel şartı ise su yalıtımı olarak karşımıza çıkıyor.
Türkiye’de su yalıtımı konusunda kamuoyunda
bilinç düzeyinin artırılması, sektörel sorunlara çözüm getirilmesi, kamu ve karar vericiler nezdinde
gerekli çalışmaların yürütülmesi amacıyla faaliyetlerini sürdüren dernekler, deprem riski ile karşı karşıya olan ülkemizde öncelikle su yalıtımının da zorunlu bir uygulama olması gerektiğini belirtiyor.
Geçtiğimiz yıl Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın
yayınladığı genelge kapsamında su yalıtımı uygulamasının kamu binalarında zorunlu hale getirilmesi
ardından, bu uygulamanın Türkiye çapında tüm yapılarda yasal bir zorunluluk olması için çalışmalarına hız veren dernekler, aynı zamanda standartlara
uygun malzeme kullanımı konusuna da dikkat çekiyorlar. Standartlara uygun olmayan malzemelerle
yapılan su yalıtımları sonucu binalarda taşıyıcı sistem içindeki demirlerin yıllar içinde korozyon nedeniyle çürüdüğü ve inşa edildikten 10 yıl gibi kısa
bir süre içerisinde zemin, iklim şartları, jeolojik faktörler gibi çeşitli nedenlere bağlı olarak taşıma kapasitesinin yarısından fazlasını kaybettiği ve yaşam
güvenliğini tehdit ettiği kaydediliyor.
Ülkemizde önemi artmaya başlayan ve her geçen
gün büyüyen su yalıtım sektörünün haksız rekabet
tehdidi ile de karşı karşıya olduğunu belirten yetkililer; merdivenaltı üretilen, kalite standartlarına
uygun olmayan malzemelerle yapılan su yalıtım uygulamalarının binalarda su yalıtım ihtiyacını karşılamadığını ve toplumun yaşam kalitesi açısından da
sorunlar yarattığını vurguluyorlar.
Su yalıtımında haksız rekabetin önüne geçilmesi
için gerek ürünün gerekse uygulamanın iyi denetlenmesi gerekliliğine dikkat çeken STK yönetimleri; “ürünlerin etiket beyan değerlerinin mutlaka
bağımsız laboratuvarlarca da kontrol edilmesi gerektiğini ve bu denetimin ancak kamu otoritesince ele
alınmasının sağlıklı olacağını” vurguluyorlar.
İ
Mehmet
YAMAN
İnterfiks Yapı
Kimyasalları A.Ş.
Satış ve Pazarlamadan
Sorumlu Genel Müdür Yrd.
Doğal
kaynaklarımızın
hızla tükenmeye
devam ettiği,
çevre kirliliğinin
ağır bedellerini
ödemekte
olduğumuz
ve iklim
değişikliğinin
etkilerine
yakından şahit
olduğumuz
bugünlerde
bireysel ve
kurumsal olarak
üzerimize düşen
görevleri yapıyor
muyuz?
nterpost’un 2. sayısında tekrar sizlerle
birlikte olmaktan mutluyuz. İlk sayı
ile ilgili aldığımız olumlu geri dönüşler ve beğeniler bizleri gerçekten çok
mutlu etti. İlgi ve desteğiniz için herkese
teşekkürler.
Dünyanın doğal dengesinin korunması için bir başlangıç olması dileğiyle;
42 yıl önce 1972’de Stockholm’de düzenlenen Çevre Konferansı‘nda alınan bir
kararla 5 Haziranlar Dünya Çevre Günü
olarak kutlanıyor. Ülkemizde ise, 1978
yılından bu yana 5-11 Haziran tarihleri arası Çevre Koruma Haftası olarak
kabul edilmiş durumda. Geçtiğimiz ay
tüm iletişim kanallarında yapılan paylaşımlar aslında gerek bireysel gerekse
kurumsal olarak bu konuya duyarlı olduğumuzun bir kanıtı gibiydi. Peki gerçekten; doğal kaynaklarımızın hızla tükenmeye devam ettiği, çevre kirliliğinin
ağır bedellerini ödemekte olduğumuz ve
iklim değişikliğinin etkilerine yakından
şahit olduğumuz bugünlerde bireysel ve
kurumsal olarak üzerimize düşen görevleri yapıyor muyuz?
Bu soruyu kendi sektörümüz açısından değerlendirdiğimizde verilebilecek
tek bir cevap var aslında. Doğru malzeme seçimleri ve doğru yalıtım geleceğe
yapılan en büyük yatırımdır.
Günümüzde özellikle küresel ısınma
konusundaki duyarlılığın artığı bir dönemde; çevre ile ilgili konuların başında
karbon salınımını azaltmanın ve petrol
türevi malzeme kullanımını da en az
indirmenin geldiği sıkça vurgulanıyor.
Binalarda enerji verimliliği çevresel sorunlar ile mücadelede en etkin araç olarak göze çarpıyor. Doğru yalıtım uygulamaları sayesinde binalarda yarı yarıya
enerji tasarrufu yapmanın, bina ömrünü
en az 2 katına çıkarmanın mümkün olduğunu biliyoruz.
Özellikle son dönemlerde ABD Başkanı Barack Obama başta olmak üzere
dünya liderleri çevre adına cesur adımlar atıyor ve tüm demeçlerinde “binalarda enerji verimliliği ve doğru yalıtım
uygulamalarının önemli olduğu kadar,
doğru seçilmiş, çevreye zararı en aza
indirgenmiş malzeme seçimlerinin de
dünya geleceği için önemini” vurguluyorlar. Bu söylemler gerek inşaat sektörü gerekse biz yapı kimyasalları üreticileri ve yalıtım sektörü için büyük bir
mesajı ve gelecek için atılması gereken
doğru adımları içeriyor.
Günümüzde; özellikle temel altı su
yalıtımında, petrol türevi salgılarla çevre
ve yer altı sularına zarar vermeyen, yer
altı şehir atık asitleri ve deniz sularına
dayanıklı sistemler ön plana çıkıyor. Binalarda betonun ömrü süresince su geçirimsizlik değerlerine sahip olan, nitelikli
ve çevre dostu “yeşil” yalıtım malzemelerinin kullanımı artıyor ve her geçen
gün daha da önem kazanıyor.
Kurulduğumuz günden bu yana yönetim anlayışımızın bir parçası olarak,
ekonomik kalkınmanın doğal varlıkları
ve çevreyi tahrip etmeden gerçekleşmesi gerekliliğine olan inancımızla; bir ilki
gerçekleştirerek 1997 yılında sektöre
sunduğumuz ürün grubumuz HYFIX
Kimyasal Su Yalıtım Sistemleri’nin, bugün dünya liderlerinin bile tarif ettiği
niteliklere sahip olması bizlere gurur
veriyor.
Her zaman söylediğimiz gibi…
Daha güzel bir dünya için, korumak
yetmez… Geliştirmek gerek.
6
TEMMUZ 2014
nterpost
Soru - cevap
Cihat ERSAN
Teknik Hizmetler Genel
Müdür Yardımcısı
Bir
SORU
CEVAP
KÖŞESİ
T
R
HYFIX Kimyasal Su Yalıtım
Sistemleri zamanla tabiat
şartlarından etkilenir mi?
eaktif bir ürün olan Hyfix ve Hyfix grubu ürünler, beton
içinde inorganik bir formda, betonun bir agregası gibi davranırlar. Dolayısı ile tabiat şartlarından etkilenmezler. Binada, oturmalardan zaman içinde oluşabilecek çatlakları “self-healing”
özelliği sayesinde onararak yalıtımın devamlılığını sağlar.
Hafriyat veya sondajlar sonucunda
temel alt seviyelerinde su
bulunmasa bile yapıda su
yalıtımına gerek var mıdır?
emellerde su yalıtımının önemi ülkemizde daha
yeni anlaşılmaya başlamıştır. Genel ve yanlış olan
bir algı ile su yalıtımının yapılma nedeni mevcut
yapıya su girmesinin engellenmesi olarak düşünülmektedir. Hafriyat veya sondajlarda temel alt seviyelerinde su
bulunmazsa temel altı su yalıtımına gerek yoktur gibi düz
bir mantıkla davranılmaktadır.
Temelde su yalıtımı yapmanın en önemli nedeni, yapı ve
içinde bulunan demirleri korozyona karşı koruma altına
almaktır. Maalesef ülkemizde bu konu, yaşanan 1999 Marmara depreminden sonra 55 bin konutun yıkım nedenlerinin araştırılması ile daha iyi anlaşılmıştır. Bu binaların
yüzde 75’inin yıkılmasının birinci nedeni olarak, temellerde su ve nem yalıtımının olmamasından dolayı demirlerin
korozyona uğraması olarak tespit edilmiştir.
İ
Temel altında niçin serpme
sistem uygulanır?
nşaatın ilerleyen safhalarında, binanın yükü grobetonu çatlatır
ve üzerine yapılan sürme veya serme yalıtım parçalanarak veya
kırılarak işlevsiz kalır. Serpme sistemin avantajı, Hyfix’in, temel betonunun dökülmesi ile başlayan reaksiyonlarının, yalıtımı
yapması istenilen temelin içine doğru hemen işleyerek, temelin
koruma altına alınmasıdır.
H
HYFIX Kimyasal Su Yalıtım Sistemleri
kılcal geçirimsizliği nasıl sağlıyor?
yfix’in en önemli özelliklerinden birisi; betonda
0,5mm enine kadar oluşabilen kılcal çatlakları “self healing” özelliğinden dolayı içine
gelen su veya nem ile yeniden
reaksiyona girmesi sonucunda
kendi kendini tamir etmesi ve
kılcal geçirimsizliği sağlamasıdır. Hyfix’in bu özelliğinin tayin
edilmesi amacı ile Boğaziçi Üniversitesi, Mühendislik Fakültesi,
İnşaat Mühendisliği Bölümü
Laboratuarında deney yapılmıştır. Bu deneyde, C20 beton sınıfı
kullanılarak üretilen betonlarda
çatlaksız haldeyken, Hyfix uygulanmış ve uygulanmamış numunelerin, çatlatılmadan önceki ve sonraki kılcal geçirimliklerinin kapilerite deneyleri TS EN
13057 “kılcal su emme direnci
tayini” no’lu standart modifi-
ye edilerek karşılaştırılmaları
yapılmıştır. Bu standarda göre
belirli aralıklarla toplam 24 saat
süresince ölçümler alınmıştır.
Kapiler deneyleri yapılan numuneler bir deney cihazı kullanılarak çatlatılmış ve üzerindeki yük kaldırıldığında bütün
numunelerde yaklaşık 0,5mm
civarında kalıcı çatlak oluştuğu
görülmüştür. Ardından bu numuneler yine yaklaşık 7-10 gün
süresince su ile kürleme işlemine ve ardından tekrardan kapilerite testine tabii tutulmuştur.
Test sonucunda çatlama öncesi
ve sonrası ortaya çıkan Kapiler su emme sonuçların hemen
hemen eşit olduğu ve TS EN
1052-3 standartında önerilen
değerlendirmede III (Düşük*)
su geçirgenliği katogorisinde sınıflandığı görülmüştür.
nterpost
İş güvenliği
İŞ GÜVENLİĞİ
TEMMUZ 2014
İNŞAATLARDA
İŞ SAĞLIĞI VE GÜVENLİĞİ
G
elişmekte olan ülkelerin en önemli sektörlerinden birisi olan
inşaat, ülkemizde de
bu önemini göstermekte. İnşaat
tek başına bina yapmak anlamına gelmiyor çünkü 200’e yakın
sektörü de tetikliyor. Bu da ülke
ekonomisi için önemini daha da
arttırıyor. 2013 yılında Türkiye
İstatistik Kurumu’nun verilerine
göre, 1 milyon 157 bin 190 adet
konut satışı yapılmış. 2014’te
mayıs ayı sonuna kadar olan
istatistiğe göre ise 431 bin 840
adet konut satılmış durumda. Bu
rakamlar da inşaat sektörünün
önemini net olarak belirtiyor.
Elbette bu rakamlar ülkemiz
için olumlu katkılar sağlıyor. Bu
tartışılmaz bir gerçek. Elbette herşeyde olduğu gibi bir de işin diğer
tarafı var. İnşaat sayısının artması,
işçi sağlığı ve güvenliği açısından
elbette riski de arttırıyor. Bu konuyu sizler için değerlendirmeye
çalışacağım;
SGK verilerine baktığımızda
-ki elimizde detaylı olarak 2012
verileri var- inşaat kazaları 3 ana
başlıkta toplanmış. Bunlar bina
inşaatı, bina dışı yapıların inşaatı özel inşaat faaliyetleri, olarak
ayrılıyor. Bu çalışma kollarındaki
kaza sayısı sırasıyla bina inşaatı
149 bin 840, bina dışı inşaatı 54
bin 797 özel inşaat faaliyetleri 89
bin 642 adet olarak gerçekleşmiş.
Tüm bunları topladığınızda
inşaat sektörü 294 bin 279 adet
ile iş kazası sıralamasında birinci
sırayı alıyor.
Meslek hastalığı rakamlarına
baktığımızda ise 364 adet tespit
edilmiş vaka olduğunu görüyoruz. Bu rakamları detaylarına
inmeden bile değerlendirsek,
bize işçi sağlığı ve güvenliği konusunda en önem vermemiz gereken çalışma kolu olarak inşaat
sektörünü işaret ettiğini çok net
görebiliriz.
Peki inşaat sektöründeki ekonomik tabloya yansıyan olumlu
katkının yanı sıra iş sağlığı ve
güvenliği konusundaki olumsuz
tablonun nedeni nedir ve bu sorun nasıl çözülebilir?
Öncelikle işi yapacak kişinin
işe uygunluğu çok önemli. İşe
uygunluktan kasıt, hem bedenen
hem de ruhen o işi yapabilmesinin tespitinin işe başlamadan
önce mutlaka detaylı muayene
ve tetkiklerle yapılmasının gerekliliği... Bu konuda işçinin de
muayeneler sırasında eğer bir
problemi varsa mutlaka belirtmesi gerekir. Çünkü kendisinin
önemsemediği ufak bir problem o an olmasa bile ilerleyen
dönemlerde çalışma ortamında
hem kendisi hem de diğer çalışanlar için tehlike yaratabilir.
İnşaat sektörüne baktığımız
zaman öncelikle çalışanların
eğitim seviyelerinin düşük olduğunu görmekteyiz. Burada öğretimden daha çok eğitimin daha
önemli olduğunu kesindir. Çalışanların herhangi bir öğretim
kurumundan diplomaları olması
elbette önemlidir ancak çalıştığı
iş koluna özgü eğitim alması ve
bu eğitimlerin sürekli devam
etmesi, işin önemli bir kısmını
oluşturur. Bunun için de devlete ve işverenlere oldukça fazla
iş düşüyor. Devletler bu konuda
kanun koyucu olarak standartları belirlemeli ve işverenler de bu
eğitimleri uygulatmalıdır. Ayrıca
bunun takibinin de sıkıca yapılması gerekir. Örneğin bir kaynak
ustası sadece sertifikası var diye
rahatça çalıştırılmamalı, mutlaka
bilgi düzeyi değerlendirilip, eksikleri varsa giderilmelidir. Rutin olarak da belirli zamanlarda
eğitimler verilmelidir. İnşaatlar
çok farklı işlerin yapıldığı bir iş
kolu olduğu ve çalışılan yerin
bir fabrika gibi sabit bir düzeni
olmadığı için riski çok yüksektir.
Çünkü bir gün önce yürüdüğünüz güvenli yol bir gün sonra
güvenli olmayabilir. Bu nedenle
ISG uzmanlarının çok detaylı çalışmalar yapmaları gerekmektedir. Devamında kişisel koruyucu
donanımların (KKD) mutlaka
ilgili her işçide olması, bunların
kanunların uygun bulduğu güvenlik normlarını karşılaması
gerekmektedir. Örneğin yüksekte çalışan bir işçinin paraşüt tipi
7
Hakan ATİK
Jeoloji Mühendisi
C sınıfı İş Güvenliği
Uzmanı
“SGK
verilerinden
elde edilen
rakamlar,
işçi sağlığı
ve güvenliği
konusunda
en önem
vermemiz
gereken
çalışma kolu
olarak İnşaat
Sektörü’nü
işaret ediyor.”
emniyet kemeri takması şarttır.
Ancak birçok işçide gördüğümüz “bununla işimi yapamıyorum’’ tepkisiyle bu kemerleri kullanmadıkları sıkça rastlanan bir
durumdur. Olası bir denge kaybında hayat kurtaran bu kemer
takılmadığında -ki inşaatlarda
sık gördüğümüz kazalardır- yüksekten düşme gerçekleşir ve ciddi yaralanmalara ya da ölümlere
neden olabilir.
Bir başka önemli konu ise
risk analizleridir. ISG uzmanları
ilgili inşaatlar için risk analizlerini yapmalı ve güncel tutmalıdırlar. Olası riskleri bertaraf etmek
için gerekenleri önem durumuna göre işverene bildirmelidirler.
İşveren bu riskleri ortadan kaldırmak için gerekenleri yapmalı,
işçiler de tüm kurallara ve talimatlara uymalıdır.
Tüm iş kollarında olduğu
gibi inşaat sektöründe de çalışan
herkesin işini en güvenli yapmak
adına sorumluklarını yerine getirmesi gerekir. Herkes üzerine
düşeni yeterli seviyede yaparsa
eminim ki bu sektörde ekonomik anlamdaki olumlu tablo iş
sağlığı ve güvenliği konusunda
da olumluya doğru dönecektir.
8
nterpost
İnterdost
TEMMUZ 2014
İzmir’in tarihi evleri koruma bekliyor
Dünyanın en eski yerleşim alanlarından biri olan Anadolu’nun buram buram tarih kokan şehirleri arasında farklı
bir öneme sahip İzmir’de tarihi evler kendilerine uzatılacak bir el bekliyor.
T
arihi bundan 8 bin 500
yıl öncesine kadar dayanan İzmir’de eski yapıların önemli bir bölümü yokolmuşken, kalan az sayıda yapı da
aynı kaderi paylaşmak üzere...
1825 yılından İzmir’in kurtuluşuna kadar çok sayıda yangın geçiren, en son Kurtuluş
Savaşı’nda Yunan Ordusu tarafından ateşe verilen İzmir’de bu
yangınlardan ötürü günümüze
kadar gelebilen tarihi yapılar
büyük önem taşıyor. Kalan yapıların büyük bölümü 19. yüzyılın
sonlan ve 20. yüzyılın başlarında
inşa edilen eserlerden oluşuyor.
Bu yapılarda Rum mimarisinin
yanı sıra batılılaşma sürecine giren Osmanlı İmparatorluğu’nun
mimari anlayışındaki değişim
de görülüyor.
Büyük bölümü Kadifekale civarı ile Basmane semtinin
Tilkilik ve Namazgah olarak bilinen bölgelerinde bulunan eski
yapılar, İzmir’in bilinen en eski
binaları olarak tanınıyor.
Çoğunlukla iki kattan oluşan evler dış sofalı tasarıma sahip. Bu tarihi evlerde ana odalar
ahşap payandalarla desteklenip,
dışarıya doğru çıkıntılı inşa
edilmiş, bodrum katı depo işlevi
için ayrılmış ve yatak odaları çoğunlukla ikinci katta inşa edilmiş. Evlerin hemen hepsinde
girişte bir avlu, bu avlu içerisinde eve girişi sağlayan merpenler,
duvarlarda nişler, avlu ortasında
İNTERDOST
B
Nuray
ÇAMCI
İnterfiks Satış
Destek Sorumlusu
H Paşa ile selfie
keyfimiz
u sene katılmış olduğum
HAYTAP Hayvan Hakları
Federasyonu 7.Ulusal Temsilciler Toplantısı, 21-23 Haziran tarihleri arasında HATAY Büyükşehir
Belediyesi ve HAYTAP üye derneği
Hatay Doğa ve Yaşam Derneği ev sahipliğinde Antakya ‘da yapıldı.
HAYTAP Yönetim Kurulu Başkanı, üyeleri, üye dernekler, 75 İl ve
ilçe temsilcisi, vali, belediye başkanları, gönüllü ve konukların katıldığı
toplantıda, mecliste Hayvanları Koruma Kanunun bazı maddelerinin
değiştirilmesini öngören taslakla ilgili bilgilendirme başta olmak üzere
temsilci eğitimlerine ve sunumlarına
yer verildi.
Yüksek katılımlı ve başarılı geçen
toplantı sonrasında ise Samandağ
Belediye Başkanının konuğu olarak
Samandağ’a geçildi ve Hayvan Rehabilitasyon Merkezinin açılışı yapıldı.
Her altı ayda bir yapılan Haytap
toplantılarına katılmayı dört gözle
bekliyor, merhametli ve sevgi dolu
insanlarla beraber olunca bu dünyada yalnız olmadığımı hissediyorum.
Gelelim bizim ofisimizin gözbebeği Paşa oğlumuzun hikayesine.
fıskiyeli havuz ve kuyular yer
alıyor.
Evlerin zemin katı selamlık,
üst katlar ise haremlik şeklinde
iki ayrı bölümden oluşuyor. Ah-
şap saçakları, ahşap doğramaları,
kirişleri, payandaları ile cumbalı
balkon ve pencereleriyle dikkat
çeken bu evlerin, belirli bir yüksekliğe kadar taştan, üst kısımlarının ise ahşap karkastan yapıldığı görülüyor.
Helenistik, Roma, Bizans ve
Osmanlı döneminin izlerini taşıyan ve bu nedenle arkelojik açıdan da çok zengin olan Basmane
etrafındaki yapıların detaylı bir
envanterinin hala oluşturulamamış olması da büyük bir sorun
teşkil ediyor.
Özellikle Oteller Sokağı ve bu
sokakta yer alan Latife Hanım’ın
doğduğu ev olan Uşakizade Köşkü geçirdiği restorasyon çalışmasından sonra İzmir’in “Kentsel
Dönüşüm Ödülü”nü almasında
büyük rol oynamıştı. Ancak son
yangından sonra köşk harabeye dönerken, sadece ön cephesi
kaplanarak, ünlü köşk kaderine
terk edilmiş durumda.
Son dönemde tarihi yapıların
bulunduğu sokaklarda meydana gelen yangınlarda Beşikçi ve
Dönertaş Sebili ile birlikte birkaç
yapı daha ciddi zarar görmüş durumda.
Tarihi bölgedeki geçmişe
dair eserlerin etrafındaki hızlı ve
plansız yapılaşma sonucunda bu
yapılar artık neredeyse görünemez hale gelirken, İzmir’in tarihinin korunabilmesi için kentin
duyarlı sakinleri acil bir koruma
ve kurtarma projesi bekliyor.
Henüz bebekken İnterfiks Kavacık
merkez ofisimizin bahçesinde beliriveren ve 6 yıldır bizimle olan Paşa;
sevgi ve muzurluk dolu bakışlarıyla
daha ilk günden hepimizin kalbini
fethetmeyi başarmıştı.
Malum yaz aylarındayız, pirelerle başı dertte bizim oğlanın. Önlem
açısından her türlü iğnesi ve ilacı yapıldı ancak geçen hafta Paşa’ya banyo
yaptırmamız da gerekti. Sokağımızın
kahramanı banyo lafını duyar duymaz kayıplara karıştı. Dedektif gibi
oldum sayesinde ve öğrendim ki, alt
mahalledeki komşunun kapısında.
Tabii orada da yiyecek var, seven
var, üstelik banyo yok, daha ne olsun.
Şaka bir yana ofisimizin çevresinde
yaşayan ve çalışan herkesin sokak
hayvanlarına karşı duyarlı ve sevecen
olması bizleri çok mutlu ediyor.
Ne demişler…
“Eğer bir mahallede sokak hayvanları sizi görünce kaçmıyorsa, o
mahalle de yaşayın çünkü komşularınız iyi demektir”
Küçük bir ricam var; sokaktaki
canlar için kapınızın önünden bir
kap su ve bir kap mama koymayı
unutmayın lütfen. Sevgiler.
nterpost
İnterkültürel
TEMMUZ 2014
9
“Göbeklitepe’nin torunları Çatalhöyük’ün ataları”…
AŞIKLI HÖYÜK
üstelik en az 1000 yıllık bir zaman
dilimi içerisinde izleyebildiğimiz
bir yer.
Bir başka önemi şu; ortaya
çıkarılan veriler, Aşıklı topluluğunun bir takım ‘ilk’leri gerçekleştirdiğini gösteriyor. Örneğin,
Orta Anadolu Bölgesi’nde yerleşik
yaşama geçen ilk topluluk, yani en
eski yerleşme. Orta Anadolu’da
koyunun ilk kez Aşıklı’da evcilleştirildiğini biliyoruz. Mimarlık
tarihi açısından çok önemli bir
gelişme olarak kabul edilen toprağa yarı gömük, yuvarlak planlı
yapılardan toprak zemin üstüne
yapılmış, köşe ve çatı sorunu çözümlenmiş dörtgen planlı yapılara
geçişi yine Aşıklı’da görüyoruz. 10
bin yıl öncesine kadar geri giden,
Madencilik ve Tıp tarihi ile ilgili
önemli ilkler var. Sosyal örgütlenme açısından Gezi Süreci ile birlikte tekrar tartışılmaya başlayan
ve kişisel olarak çok inandığım
mahalle ölçeğinde örgütlenmenin
‘ilk’ini yine Aşıklı’da görüyoruz.
Bu örgütlenmeyi biraz açar
mısınız, lütfen ?
Binalar, bina grupları bir arada
mahalleleri oluşturuyorlar, bunlar birbirlerinden dar geçitler ve
sokaklarla ayrılıyorlar. Mahallelerden oluşan bu dokuya karşılık,
Aşıklı topluluğunun ilk yerleştikleri andan, yerleşmelerini terk
edene kadar kolektif yaşam tarzını
benimsediklerini söyleyebiliriz.
Evlerinde, ölü gömme geleneklerinde herhangi bir ayrışma yok.
Kalabalık bir grupta mutlak şekilde liderler, uzmanlar, ustalar
vardır, Aşıklı’da da vardı, ancak
mevcut verilerle bunların iş bazında yatayda farklılaştığını, dikeyde
ise herhangi hiyerarşik bir örgütlenme içinde olmadıklarını söyleyebiliyoruz. Komünal yaşamın uygulanmış başarılı bir örneği Aşıklı.
Üstelik yüzlerce yıl sürmüş.
Hocam, Güneydoğu Anadolu’da, Suriye ve Irak’ta benzer
olguların daha eski örneklerinin
olduğunu biliyoruz. Zaten bu
coğrafyaya tam da bu nedenle
‘çekirdek bölge’, ‘verimli hilal’
deniliyor. Aşıklı’yı nasıl değerlendirmeliyiz ?
Uzun yıllar tüm gelişmelerin
bu bölgeden batıya doğru yayıldığı tartışılmaktaydı. Bu yanlış
değil ancak ayrımcılığa götüren
bir bakış açısı. Adeta diğer bölgelerde hiç bir topluluk yokmuş,
bu toplulukların kendi bölgeleri,
tercihleri, anlayışları, inançları,
kültürleri yokmuş gibi yanlış bir
algıya neden olmakta. Aşıklı verilerinden yola çıkarak işte bu algının değişmesini sağlayabiliyoruz.
İNTERKÜLTÜREL
Merhabalar…
Önceki yazımızda Anadolu’nun ilkleri’nden bahsetmiştik.
Bu sayıda Orta Anadolu’nun en
eski köyünden, yerleşik düzene
geçmiş ilk insanlardan ve günümüzden 10.500 yıl önce yaşamış
“atalarımızın” yaşamından bahsedeceğiz. Sözü hemen 2006 yılından bugüne Aşıklı Höyük kazılarını yürüten Prof. Dr. Mihriban
Özbaşaran (İstanbul Ü. Arkeoloji
Bölümü Prehistorya Anabilim
Dalı) ile yaptığımız sohbete bırakalım :
Mihriban hocam, Aşıklı Höyük kazı alanının önemi nedir ?
En zor soruyla başlıyoruz konuşmaya! Aşıklı’nın pek çok açıdan önemi var; şöyle sıralayabilirim:
Tarihöncesi arkeolojisi ile uğraşan araştırmacılar için önemi,
höyükte araştırmakta olduğumuz dönemin insanlık tarihinde
önemli bir kırılma noktasını oluşturması. Sözünü ettiğimiz dönem,
insanın milyonlarca yıl hayatta kalabilmek amacıyla besin peşinde,
sıklıkla yer değiştirerek sürdürdüğü göçer yaşam tarzını terk ettiği,
ilk kez uzun süreli kalıcı yerleşmeler kurmaya ve görece kalabalık
gruplar halinde yaşamaya başladığı ve de üretmeye başladığı dönem.
Yani, yalnızca doğada var olanı tüketmediği, bitkileri ve hayvanları
zaman içerisinde kültüre almaya
başladığı dönem. Bu sonuncusu,
ekonomik ve teknolojik alanda yenilikler anlamına geliyor. Ama işin
bir de sosyal ve bilişsel yönü var.
Daha önceleri yaklaşık 15-20 kişilik küçük gruplar halinde yaşayan
topluluklar, ‘yerleşiklik’le birlikte
sayıları yüzleri bulan gruplar halinde, aynı yerde, aylar ve yıllarca
birlikte yaşamaya başlıyorlar. İşte
bu birlikte yaşam, yepyeni sosyal
örgütlenmeleri, yeni ideolojileri
doğuruyor, sosyal kurallar konmaya başlıyor, toplumsal cinsiyet
rolleri belirginleşmeye başlıyor, iş
grupları, uzmanlar ortaya çıkıyor.
Bu ve bunun gibi daha pek çok
yeniliklerin ve değişimlerin izlendiği bir dönemden bahsediyoruz.
Aşıklı da tam bu geçiş sürecinde
yer alan bir topluluk. Dolayısıyla
yaşanan bu toplumsal, teknolojik,
ekonomik dönüşümü adım adım,
Mansur
KARAKOÇ
Mimarlık tarihi
açısından
çok önemli
bir gelişme
olarak kabul
edilen toprağa
yarı gömük,
yuvarlak planlı
yapılardan
toprak zemin
üstüne
yapılmış, köşe
ve çatı sorunu
çözümlenmiş
dörtgen planlı
yapılara geçişi
Aşıklı’da
görüyoruz.
Aşıklı’daki kimi gelişmeler, yenilikler çekirdek bölge ile etkileşimin sonucu olabilir ancak yeni bir
bölgede, farklı koşullarda işleyen
özgün bir süreçtir, o topluluğa ya
da o bölgeye özgüdür. Günümüz
terminolojisi ile konuşursak, girdinin ya da yeniliğin ‘sürdürülebilirliği’ burada oluşmuştur.
olduğunu hatırlarsak, bunun neredeyse iki katı olan bir zaman
dilimindeki tüm yaşamı, değişimleri, yeniliklere adaptasyon
sürecini en ince ayrıntısına kadar
araştırabiliyoruz, Aşıklı bize böyle
bir imkan sunuyor.
Kronolojik olarak bakarsak, Göbeklitepe’den sonrasına tarihlenen bir yerleşim ve yaşam
söz konusu…
Evet, Aşıklı tarih olarak Göbeklitepe’den yaklaşık bin yıl kadar
daha geç. Göbeklitepe özel bir yer,
biliyorsunuz, farklı avcı-toplayıcı
toplulukların belli amaçlar için bir
araya geldikleri bir yer; inançlar,
törenler ön planda. Yani Göbeklitepe bir ritüel alanı, Aşıklı ise domestik yerleşme.
İlginç olan ve araştırması çok
da heyecan verici olan, avcı-toplayıcı yaşam biçiminin nasıl, hangi
dürtüler, tercihler ve koşullarda
farklı/yerleşik bir yaşam biçimine dönüştüğü. Aşıklı’da bu dönüşümü, biraz önce de söylediğim
gibi, 1000 yıl boyunca adım adım
izlemek mümkün. Üstelik de tek
bir yerde, aynı yerde. 1000 yıl az
bir süre değil. Osmanlı imparatorluğunun 600 küsur yıl yaşamış
Hocam biraz medyatik olacak ama “Göbeklitepe’nin torunları Çatalhöyük’ün ataları” diyebilir miyiz bu durumda ?
Tabii, kronolojik olarak çok
doğru, diyebiliriz. Aşıklı, her iki
yer arasında. Kronolojik olarak
da, coğrafi olarak da. Dahası,
Aşıklı’nın Çatalhöyük ile şaşırtıcı
benzerlikleri var. Çatalhöyük’te
yaşam, Aşıklı terk edildikten sonra başlıyor. Aşıklı’yı terk edenlerin
Çatalhöyük yerleşmesinin kurulmasındaki rolü nedir ? bilmiyoruz
ama bu araştırma sorularından
yalnızca birisi.
Aşıklı’da hiç bir zaman Göbeklitepe gibi görsel bulgular, kabartmalar, duvar resimleri, heykelcikler
olmadı, ama yaşam modeli olarak
işaret ettiklerinin en az Göbekli ya
da Çatalhöyük buluntuları kadar
önemli olduğunu düşünüyorum.
Söyleşimizin devamı
gelecek sayımızda…
Prof. Dr. Mihriban Özbaşaran
Aşıklı Höyük Tarihlendirme ve Kültürel Tabakalar
Tabakalar
Tarihleme
Bilgi
1. Tabaka (üst)
Belirsiz
2. Tabaka
MÖ 7500- 7900
Tahrip olmuş yüzey tabakası, duvar
ve taban parçaları bulunuyor…
Dörtgen planlı, damdan girişli evlerin
olduğu tabaka / Mahalle örgütlenmesi
3. Tabaka
MÖ 7900 - 8000
4. Tabaka
5. Tabaka
MÖ 8000 - 8300
MÖ 8900 +
Mevcut kazıların yapıldığı tabakalar.
Ilk tarım, hayvancılık örnekleri…
Yuvarlak, toprağa yarı gömük evler.
İlk yerleşik düzene geçiş. Evcil hayvanlar
Henüz kazılmamış son alt tabaka
10
TEMMUZ 2014
nterpost
Sektör
İNŞAAT SEKTÖRÜ BÜYÜYOR
Türkiye ekonomisinin lokomotifleri arasında yer alan inşaat sektörü,
ülke ekonomisindeki ve gelişimindeki önemini arttırmaya devam ediyor.
Konut satışlarına yeni düzenleme!
Kabul edilen 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki
Kanun kapsamında ön ödemeli konut satış sözleşmelerine de yeni
düzenlemeler getiriliyor.
İ
nşaat sektörünün hızlı gelişimi ve konut
satışlarındaki artış, beraberinde yeni düzenlemeleri de zorunlu kılıyor. Bu amaçla
düzenlenen 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun, konut satışlarına
da tüketici lehine yeni düzenlemeleri hayata
geçiriyor.
28 Mayıs 2014 tarihinde yürürlüğe giren
kanunda, konut teslim süresi ve sözleşmeden dönme hakkı madde 44 ile madde 45’te
açıklanıyor. Burada yer alan hükümlere göre,
ön ödemeli konut satışında devir veya teslim
süresi sözleşme tarihinden itibaren otuz altı
ayı geçemiyor.
Kanunda yer alan maddeler 44 ve 45’inci
maddeler şöyle;
Konutun teslimi
Kanunun 44. Maddesi konut teslimiyle ilgili süreyi düzenliyor. Buna ön ödemeli konut
satışında devir veya teslim süresi sözleşme
tarihinden itibaren otuz altı ayı geçemiyor.
Kat irtifakının tüketici adına tapu siciline tescil edilmesiyle birlikte zilyetliğin devri hâlinde
de devir ve teslim yapılmış sayılıyor. Sözleşmeden dönme Aynı kanunun 45. maddesinde ise
bu kez tüketiciye yapılan sözleşmeden dönme
hakkı getiriliyor. Bu maddeye göre ön ödemeli
konut satışında, devir veya teslim tarihine kadar tüketiciye, herhangi bir gerekçe göstermeden sözleşmeden dönme hakkı tanınıyor.
Sözleşmeden dönülmesi durumunda satıcı; konutun satışı veya satış vaadi sözleşmesi
nedeniyle oluşan vergi, harç ve benzeri yasal
yükümlülüklerden doğan masraflar ile sözleşme bedelinin yüzde ikisine kadar tazminatın
ödenmesini isteyebiliyor.
Sözleşmeden dönülmesi hallerinde satıcı,
yükümlülüklerini hiç ya da gereği gibi yerine
getirmezse tüketiciden herhangi bir bedel talep
edemiyor. Tüketicinin ölmesi veya kazanç elde
etmekten sürekli olarak yoksun kalması sebebiyle ön ödemeleri yapamayacak duruma düşmesi ya da sözleşmenin yerine olağan koşullarla yapılacak bir taksitle satış sözleşmesinin
konulmasına ilişkin önerisinin satıcı tarafından kabul edilmemesi yüzünden sözleşmeden
dönülmesi hâllerinde tüketiciden herhangi bir
bedel talep edilemiyor.
Kanunda tüketiciye iade edilmesi gereken
tutar ve tüketiciyi borç altına sokan her türlü
belgenin, dönme bildiriminin satıcıya ulaştığı
tarihten itibaren en geç 90 gün içinde tüketiciye geri verilmesi gerekiyor. Ayrıca satıcının
aldığı bedeli ve tüketiciyi borç altına sokan her
türlü belgeyi iade ettiği tarihten itibaren, tüketicinin de on gün içinde tüm kazanımlarını
iade etmesi gerekiyor.
İ
nşaat sektörü, son yıllarda
en hızlı büyüyen sektör
olarak dikkatleri üzerine
çekerken, Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), 2014 yılının ilk
çeyreğine ilişkin “İnşaat Ciro ve
Üretim Endeksleri” verilerini
açıkladı.
TÜİK verilerine göre inşaat
sektöründe ciro ve üretim artış gösterirken, gücünü ulusal
sermayeden alan inşaat sektörü
açısından inşaat ciro endeksi bu
yılın ilk çeyreğinde bir önceki
çeyreğe göre yüzde 16,1, inşaat üretim endeksi ise yüzde 1,1
arttı. Uluslararası alanda da yine
büyüme gösteren sektörde bir
önceki dönemle mevcut dönem
arasındaki hafta sonu tatili, resmi ve hareketli (bayram) tatil
günleri gibi sebeplerle oluşan
çalışma günü farklılıklarının
ortadan kaldırılması anlamına
gelen takvim etkilerinden arındırılmış inşaat ciro endeksi,
2014 yılı ilk çeyreğinde bir önceki çeyreğe göre yine yüzde 16,1
artış kaydetti.
İnşaat ciro endeksi bir önceki yılın aynı çeyreğine göre ise
yüzde 32 ile oldukça yüksek bir
büyüme rakamına imza attı. İnşaat üretim endeksi, bir önceki
çeyreğe göre yüzde 1,1 artış gösterirken, inşaat üretim endeksi
ise bir önceki yılın aynı çeyreğine göre yüzde 6,1 arttı.
TÜİK istihdam raporunu açıkladı
İnşaat sektörü; yüzde 7,1 ile sanayi ve tarımın ardından
istihdamda ilk sıralardaki yerini koruyor.
ektörü, ciro ve üretim ka- lirlendi. Raporda yer alan verilere
dar ilgilendiren önemli bir göre, 15-24 yaş grubu açısından
diğer konu olan istihdam genç işsizlik oranı yüzde 16.7, 15oranları Türkiye İstatistik Kuru- 64 yaş grubunda ise işsizlik oranı
mu (TÜİK) tarafından derlenen yüzde 9.9 olarak açıklandı.
bir raporla açıklandı. TÜİK’in
Mart 2014 döneminde 15 ve
İnşaat İşgücü Girdi Endeksleri yukarı yaşta istihdam edilenlerin
2014 ilk çeyrek sonuçlarına göre, sayısı 25 milyon 583 bin kişiye
İnşaat Sektörü İstihdam Endeksi, ulaşırken, istihdam oranı ise topbu yılın ilk döneminde geçen yı- lamda yüzde 45.1 olarak gerçeklın aynı dönemine göre yüzde 2.3 leşti. Bu dönemde, tarım sektöazalış gösterdi. Takvim etkilerin- ründe çalışan kişi sayısı 5 milyon
den arındırılmış İnşaat İstihdam 316 bin kişi, tarım dışı sektörlerde
Endeksi ise geçen yılın aynı çey- çalışan kişi sayısı ise 20 milyon
reğine göre yüzde 6.3 azaldı. An- 268 bin kişi oldu.
cak buna rağmen, inşaat sektörü
Aynı raporda açıklanan Türyüzde 7,1 ile sanayi ve tarımın ar- kiye geneli istihdam oranlarında;
dından istihdamda ilk sıralardaki sanayinin yüzde 21 ile ilk sırayı aldığı, tarımın yüzde 20.8, inşaatın
yerini korumaya devam ediyor.
Şubat, Mart, Nisan aylarını yüzde 7.1 ve hizmet sektöründe
kapsayan önemli raporda göze ise yüzde 51.2 ile en büyük payları
çarpan sonuçlara göre; Türkiye aldıkları gözlenmektedir.
genelinde işsizlik oranı yüzde 9.7,
tarım dışı işsizlik ise yüzde 11.6
olarak açıklandı.
Raporda mevsim etiklerinden arındırılmış işsizlik oranı ise
bir önceki döneme göre 0.1 puanlık artışla yüzde 9.1 olarak gerçekleşirken, Mart 2014 dönemine
ilişkin “Hanehalkı İşgücü İstatistikleri” de açıklandı.
Buna göre, Türkiye genelinde
yaşı 15 ve daha yukarı olan kişilerde işsiz sayısı 2 milyon 747 bin,
işsizlik oranı ise yüzde 9.7 olarak
bildirildi. İşsizlik oranı erkeklerde
yüzde 9.1, kadınlarda ise yüzde
11 oranında dağılırken, yaş gruplarına göre işsizlik oranları da be-
S
nterpost
En azından
Kimyada
ayıraç,
belirteç
Eğik yazı
Bulmaca
Eğik yazı
İyiden iyiye,
oldukça
10
Yiğit, zeybek
Ölçüt
Çağdaş
Taş yuvarı
Elektrik yüklü
parçacık
Yeti
İzmir' in
ilçesi
Yara üzerine
yapıştırılan
özel bant
Büyük
marangoz
rendesi 1
Bir şaşma
sözü
Kalem 6
erbabı
1
Kalem
erbabı
Memleket
Yere basan
organ
Bir bağırsak
enzimi
Güney
Kafkasyalı 2
bir halk
'Hamdi ...'
(Oyuncu)
Üretim
karşıtı
Kolsuz,
Nizamname, askılı fanila
statü
Jeneratör,
dinamo
Bir tür
başörtüsü
Çevik
Çevik
'İnan olsun'
anlamında
bir söz
Yemiş
5
Onarım
Herkese bir
Manzume,
nazım
Manzume,
nazım
Marmara
Bölgesi' nde
bir il
Kapı önünde
alçak
basamak
Tereyağı
Büyük taş yapılan kap
havan
İşsiz, güçsüz
11
Anlam
7
Japon
kökenli bir
dövüş sporu
Baskın,
hücum
Ek
Ek
Emtia
Emtia
3
Bir orman
Bakanlar
ağacı
Kurulu
1
Bakanlar
Kurulu
2
3
4
Ara verme,
dinlenme
Ara verme,
dinlenme
9
Tel, çivi gibi
metal eşya
4
4
Tahtadan
eğreti yapı
Gene,
bir
Tahtadan
dahayapı
eğreti
Dili tutulmuş
Dili tutulmuş
Temel, esas
Lezzet
Japon
kökenli bir
dövüş sporu
Tuzağa
düşürme
Tuzağa
düşürme
Baskın,
hücum
Tereyağı
yapılan kap
Marmara
Bölgesi' nde
bir il
İşsiz, güçsüz
11
Temel, esas
ANAHTAR
KELİME
Maldivler' in
başkenti
5 'İnan olsun'
anlamında
bir söz
Onarım
Herkese bir
7
Gerek,
gerekli
Maldivler' in
başkenti
Yemiş
Kapı önünde
alçak
basamak
Büyük taş
havan
Salon
danslarından
biri
Gerek,
gerekli
2
'Hamdi ...'
(Oyuncu)
Hastalık
nöbeti, kriz
Hastalık
nöbeti, kriz
Üretim
karşıtı
General olan
deniz subayı
General olan
deniz subayı Yere basan
organ
Memleket
Balığın
vücudunu
Bir
bağırsak
kaplayan
enzimi
levhacık
Fakat, lakin
Fakat, lakin
8
8
6
Osmanlıda
Mısır valisi
Bir şaşma
sözü
Yara üzerine
yapıştırılan
Osmanlıda
özel
Mısırbant
valisi
Büyük
marangoz
rendesi
Söylenti
Özverili
Oyunu
yönetme
Yankı
Yankı
'... biyoloji'
(Biyolojinin
bir dalı)
Söylenti
Özverili
Oyunu
yönetme
Emayla kaplı
Emayla kaplı
Kesin
Yönetme
biçimi
Çağdaş
11
Yeti
Taş yuvarı
Haykırma,
bağırma
Bir şeyden
daha uzak
olan yer
Elektrik yüklü
Yönetme
parçacık
biçimi
Seçmeli
yemek
Yiğit, zeybek
Bir şeyden
daha uzak
olan yer
Ölçüt
Seçmeli
yemek
TEMMUZ 2014
9
Tel, çivi gibi
metal eşya
Soğanlı bir
süs bitkisi
Soğanlı bir
süs bitkisi
5 ANAHTAR
6 1 7 2 8 3 9 4 10 5 11 6
7
8
9
10
11
KELİME
“ Facebook sayfamızı beğenerek, bulmacamızın 20 Eylül 2014 tarihinde
yayınlanacak olan çözümünü takip edebilirsiniz.”
nterpost
facebook.com/interfiks
E
ABON
K
A
M
L
O
İÇİN
Bizi sosyal medyada takip edebilirsiniz…
twitter.com/interfiks
Youtube.com/interfikstv
http://www.interfiks.com.tr
kategori/interpost adresinden abone formunu doldurabilirsiniz..
İmtiyaz sahibi: İnterfiks Yapı Kimyasalları İnşaat ve San. A.Ş. adına GÜL YAMAN
Genel Koordinatör: Hüseyin Bilmaç
Yayın Sorumlusu ve Yazı İşleri Müdürü: Mehmet Yaman
Grafik Tasarım: Ünal Akan Yapım: Medicon Yayıncılık - Et Cetera Creative Works
Baskı: Bilnet Matbaacılık Biltur Basım Yayın ve Hizmet A.Ş. Tel: 0216 444 44 03 www.bilnet.net.
İnterfiks Yapı Kimyasalları İnşaat San.ve Tic.A.Ş Kurumsal gazetesidir.
3 ayda bir yayınlanır. Satılamaz
İletişim bilgileri: [email protected]
Adres: FSM Cad. Liscon İş Merkezi no 7 kat 2 Kavacık - Beykoz
TEMELİNİZDEKİ GİZLİ GÜÇ...
nterpost
HYFIX Kimyasal Su Yalıtım Sistemleri, toprak altı su yalıtımında betona derinlemesine işleyerek %100 geçirimsizlik sağlar, suyun ve agresif
kimyasalların temellerde yol açtığı tüm olumsuzluklara son verir. Son derece verimli,
güvenli ve kolay uygulanabilen HYFIX, projenizin uzun ömürlü olmasını sağlayarak yapılarınızın değerini artırır.
HYFIX*... 25 yıldır dev projelerin temelinde yatan gizli güç!
* HYFIX serpme yöntemiyle geçirimsizlik
sağlayan ilk toprak altı su yalıtım malzemesidir.
Bilinen klasik uygulamalara göre çok daha ekonomik olan
HYFIX, her türlü hava koşullarında güvenle uygulanır.
interfiks.com.tr | facebook.com/interfiks
“yapıları yaşatır!”
Download

nterpost - İnterfiks Yapı Kimyasalları