2014
ORTA ASYA'DAKİ
SAATLİ BOMBA
Hidropolitik
Akademi
1.9.2014
SU
ORTA ASYA'DAKİ
SAATLİ BOMBA
Eylül -2014
2
Эл баши болгуча – суу баши бол.
İnsanların başında olmak yerine suyun başında ol
(Kırgız Atatsözü)
“Dünya’da hiçbir yer
doğal kaynakların kullanımı konusunda
Orta Asya kadar
çatışmaya yakın değildir”
Smith, 1995.
3
Raporu Hazırlayanlar
Dursun YILDIZ Su Politikaları Uzmanı HPA Başkanı
[email protected]
E mail:
Cuma ÇAKMAK Su Yönetimi ve Çevre Uzmanı HPA Genel Sekreteri E
mail: [email protected]
Nuri YILDIRIM Moğolistan Büyükelçisi (E)HPA Yönetim Kurulu Üyesi
E mail: [email protected]
Ediz EKĠNCĠ Bölgesel Güvenlik Uzmanı Emekli Albay -HPA Bölgesel ve
Küresel Güvenlik Bölümü Başkanı E mail: [email protected]
Bu yayının tamamı ya da herhangi bir bölümü, HPA'nın nin izni olmadan yeniden
çoğaltılamaz , basılamaz herhangibir yerde herhangibir şekilde yayınlanamaz.
D. Yıldız, C. Çakmak, N. Yıldırım,E. Ekinci (2014) SU .Orta Asya'daki Saatli
Bomba .Bölgesel Rapor No:.6 © Hidropolitik Akademi
4
İçindekiler
Önsöz............................................................................................................................7
Yönetici Özeti...............................................................................................................8
Neden Orta Asya Su Sorununu Ġnceledik ?............................................................11
GiriĢ.............................................................................................................................15
1.Orta Asya Sularına Genel BakıĢ..........................................................................16
2.Su (Yönetimi) Sorunu'nun Nedeni................................................................... ...22
3. Su Sorunu'nın Kapsamı........................................................................................25
4.Orta Asya’nın Yeni Hidro-Politiği........................................................................27
5. Bölgede ĠĢbirliği Mümkün mü?...........................................................................29
6. Su ĠĢbirliği Neden Olmuyor ?............................................................................. 32
7. Orta Asya'nın Saatli Bombası : Su.................................................................... .34
8.Orta Asya'da Su ve Strateji............................................................................ ....38
9. Ne Yapılmalı,Ne Yapılmamalı ?.........................................................................40
10 Kaynaklar............................................................................................................42
11 Tablolar ve Fotolar...........................................................................................44
5
6
" Suyun herbir damlasında bir altın zerresi vardır "
Özbek Atasözü
Önsöz
Hidro-politik Akademi olarak bu raporla uluslararası sistemin karmaşık bir bölgesinde
,bölgeye yönelik uzun vadeli stratejiler kapsamında uygulanan ancak bugün belki çok da
dikkati çekmeyen bazı gelişmelere ışık tutmaya çalıştık.Bu raporun hazırlanma sürecinde
kapsamlı bir literatür araştırması yapıldı.Bu rapor Orta Asya'da görev yapmış ve teknik
inceleme amacıyla bulunmuş uzmanlar tarafından hazırlanmıştır.Raporu hazırlayan
uzmanlardan Bölgesel Güvenlik uzmanı Emekli Albay Ediz Ekinci Orta Asya'da uzun dönem
görev yapmıştır. Raporun hazırlayan ekipteki Hidropolitik Akademi Başkanı Su Politikaları
Uzmanı Dursun YILDIZ ve Emekli Moğolistan Büyükelçisi Nuri YILDIRIM 2011 yılında
Kırgızistan ve Kazakistan‟a iki hafta süren bir teknik inceleme gezisi yapmıştır. Bu ekip
Kırgızistan‟dan başlayan Kazakistan‟da süren ve Aral Gölü‟nde son bulan bu teknik gezi
boyunca her iki ülkenin su konusundaki siyasi yetkilileri ve bu ülkelerde görev yapan
UNDP,AGİT, IFAS gibi kuruluşların yönetici ve uzmanlarıyla da kapsamlı görüşmeler
gerçekleştirmiştir.Bu ekip Seyhun Nehri‟nin membaından Aral Gölü‟ne döküldüğü bölgeye
kadar yaptığı bu teknik incelemelerde Orta Asya‟nın birçok alanda çok daha kapsamlı
çalışmaları davet eden bir coğrafya olduğunu görmüştür.Yani Orta Asya kendisi için
yazılacakların beklentisi içindedir. Bölge için daha yazılacak çok şey vardır ve bu bölge 21.
yüzyılı şekillendirmeye adaydır.Hidropolitik Akademi olarak bu raporu hazırlayıp bu
beklentiye az da olsa karşılık vermek istedik
İlgili kişi kurum ve kuruluşlara yararlı olmasını diliyoruz
Dursun YILDIZ
HPA BaĢkanı
15 Ağustos 2014 -Ankara
7
Yönetici Özeti
Orta Asya‟da ve komşularında sınıraşan sulara sahip 7 ülke , iki ana nehir ,19 nehir ve su
sistemi ve bir büyük göl bulunmaktadır.Bu ülkelerinden beşi su konusunda temel aktörler
ikisi ise ikinci dereceden aktörler olup nehirlere katkısı eşitsizdir. Bölgede Türkmenistan bu
nehirlere hiçbir katkısı olmamasına rağmen büyük oranda su kullanan tek ülke
durumundadır.Bu nedenle su kaynaklarına katkı ve kullanım açısından eşitsiz bir durum
bulunmaktadır.
Bölgede geleneksel su kullanımı hızla değişmekte ve yukarı havza ülkeleri geçmiştekinden
daha fazla su kullanmaktadır.
Bölgede SSCB zamanından kalan 39 rezervuarın 22‟si Seyhun nehri 17‟si ise Ceyhun nehri
üzerinde yer almaktadır.Bölge suları her 10 yılda bir uzun yıllar ortalama yıllık akıştan 20
milyar m3 daha az su getirmektedir. 1959 da 22 milyon olan bölge nüfusu 2014 de 65milyona
ulaşmıştır.Aral Havzasında sulanan alanların yaklaşık yarısı yüksek tuzlanma nedeniyle sorun
yaşamaktadır.Son araştırmalar Orta Asya‟daki tarımsal su tüketiminin endüstrileşmiş
ülkelerin yaklaşık iki katı olduğunu ortaya koymuştur. Bu büyük su tüketiminin en önemli
nedeni sulama sistemlerinin eski ve hasara uğramış olmasıdır. Bu sistemlerde son 10 yılda
yapılan rehabilitasyon çalışmaları da çok yetersiz kalmıştır. Bu nedenle de su kaybının
önlenmesinde yeterli ilerleme sağlanamamıştır. Bununla birlikte bölgede bazı ülkelerin çok su
tüketen endüstrilerinde su tüketimini azaltmaya çalışmak yerine bu su talebini garanti
etmeye çalışmaları da yüksek tüketimin devam etmesine neden olmaktadır.
Orta Asya‟ya genel olarak bakıldığında bir kapalı bölge ve bu bölgede içiçe girmiş ülkeler
görülmektedir.Bu durumun ülkeler arasındaki ilişkilerde işbirliğinin artması yönünde etkili
olması beklenirken bunun yeterince oluşmadığı görülmektedir.Bu durumun bölgenin tarihsel
geçmişi ve bugünkü jeopolitik durumu gibi içsel dışsal bölgeye özgü birçok nedeni vardır.
Bu nedenlerle hem bölge ülkeleri arasında hem de bu ülkelerdeki gruplar arasında güven
unsuru yeterince yerleşmemiştir. Bu durum bölgede karşılıklı işbirliği alanındaki ilerlemeyi
de kısıtlamaktadır. Örneğin bölgede su yönetimi konusunda işbirliği organizasyonları
bulunmasına rağmen sınıraşan sular konusunda işbirliği ve diyalog açısından birçok sorun
yaşanmaktadır. Bunun bölgeye özgü bazı temel nedenleri aşağıda sıralanmıştır1.

Bölgesel su sistemi SSCB döneminde merkezi bir anlayışla planlanmış olup bugün 5
ayrı devlet tarafından su yönetimi yapılmaya çalışılmaktadır.
8

Orta Asya ülkelerinin ekonomileri sulu tarım uygulamalarına doğrudan bağlı olup
bunun sonuçları ülke yönetimini doğrudan etkilemektedir.
Bölgede nehirlerin akış aşağısında bulunan ülkeler askeri ve ekonomik açılardan suyun
başında yer alan ülkelerden daha güçlüdür. Bu durum ülkeler arasındaki su sorunlarında da
açıkça asimetrik bir güç ilişkisi yaratmaktadır.Orta Asya‟da su yönetiminin durumu özet
olarak aşağıda verilmiştir.
1. Orta Asya ülkelerinde tarımsal su kullanımı özellikle Kazakistan, Türkmenistan ve
Özbekistan için hayati önem taşımaktadır.Bu ülkeler sulamada verimsiz yöntemler
kullanmaktadır.Bunun kısa sürede değişme olasılığı çok düşüktür.
2. Sir Darya ve Amu Darya Nehirlerinin yukarı havzasındaki Kırgızistan ve Tacikistan ile
aşağı havzadaki Özbekistan,Kazakistan ve Türkmenistan arasındaki güven eksikliği
sürmektedir.Bölgedeki bu ilişkilerde işbirliğine en uzak ülke Özbekistan en çok
dışlanmış ülke ise Türkmenistan olarak görülmektedir.
3. Bölge ülkeleri arasında su konusunda anlaşma yapılması değil yapılan anlaşmalara
uyulmaması bir sorun olarak ortadadır.Bu konuda en fazla uyulan anlaşma 1993 yılında
Aral Gölünü kurtarmak için 5 ülke tarafından imzalanan Uluslararası Aral Gölünü
Kurtarma Vakfı (IFAS)ın projelerine yönelik anlaşmadır.Bu projelerin yürütülmesinde
Kazakistan lider rol oynamaktadır .
4. Uluslararası Aral Gölünü Kurtarma Vakfı (IFAS) Aral Havzası konusunda bölge
ülkelerini biraraya getirebilecek en uygun kurumsal yapı olarak önem taşımaktadır.
5. Bölgede su yönetimi konusundaki durumun saptanması ve çözüme yönelik en
kapsamlı uygulanabilir projeler ve öneriler ise AGİT Merkez ve Bölge Ofisleri
tarafından gerçekleştirilmektedir.Bu konuda AGİT proje raporlarının takibi, bölgedeki
ilişkiler açısından durumun tesbiti ve izlenmesi konusunda önem taşımaktadır .
6. UNDP tarafından bölgede yapılan çalışmalar daha çok ikincil ve yardımcı projeler
niteliğindedir.
7. AB ülkeleri bölgede özellikle mühendislik ve müşavirlik alanında etkinlik sağlama
konusunda önemli bir yol katetmiştir.
8. Kırgızistan Türkiye‟nin sınıraşan su politikasını izleyerek kendisine bir model
oluşturmaya çalışmaktadır
9. Aral Havzasındaki su kaynakları politik iklim kadar meteorolojik iklim değişikliğinin
tehdidi altında bulunmaktadır.Bu tehditin en belirgin sonucu Orta Asya sularının
kaynağı olan buzullarda tesbit edilen hızlanan erimelerdir.
10. Seyhun Nehri‟ni sularını Kuzey Aral‟da tutacak mühendislik yapıları ile göl seviyesi
Kuzeyde yükselmiştir. Ancak Güney Aral‟ın dolmasında mühendislik yapıları yerine
bölge ülkelerinin verimli su yönetimi etkili olacaktır. Bu nedenle Güney Aral‟ın
dolması çok daha zor gerçekleşecektir.
Bölgenin çeşitli koridorlarla dünyaya açılması için birçok proje uygulanmıştır. Ancak yine de
bölge en azından güvenlik ve tehdit algısındaki benzerlikler açısından da bir birlikteliğe
ihtiyaç duymaktadır. Bu koşullar dikkate alınarak bölgede orta ve uzun vadede gerçekleşecek
akılcı bir planlama ile karşılıklı bağımlılık ilişkileri geliştirilmelidir. Bu ilişkilerin
gelişmesinde bölge ülkelerinin üretim alanlarında benzer üretim özellikleri taşımaları
olumsuz bir faktör olarak düşünülebilir. Ancak teknolojik gelişmeler yardımı ile bölgede
farklı ürün ve üretim alanları geliştirilerek işbirliği olanakları arttırılabilir. Ama bunun için de
bölgesel bir liderlik gerekmektedir.
9
Aslında bölgede hidro-politik ilişkilerin sağlıklı ve çözüm odaklı olabilmesi için bölge
ülkelerinin demokratikleşmesi büyük önem taşımaktadır. Orta Asya devletleri halen siyasi
alanda geçmiş yönetimden gelen alışkanlıklarının büyük bir kısmını sürdürmektedirler2. Orta
Asya ülkeleri halen bir geçiş süreci içinde bulunmaktadır. Siyasal dönüşüm süreci içinde
bulunan bu yeni devletlerin aralarındaki önemli farklılıklara karşın, en önemli benzerlikleri
geçmişte demokratik bir geleneğin ve rekabetçi bir anlayışın yokluğudur. Bu etmen
uluslararası ortamdaki hâkim eğilime uygun olarak demokratik ilkelere dayalı bir devlet
yapısı kurulmasının önündeki en önemli engeli oluşturmaktadır Bu ülkelerdeki demokratik
gelişmelerin bölge hidro-politiğine de olumlu yansımaları olacaktır. Su konusunda işbirliğine
zorunlu olan Orta Asya‟nın bu yansımalara ihtiyacı çoktur.
Orta Asya‟nın su sorununun çözümü için zamana ihtiyaç vardır.Bu zamanın kısaltılması zor
görünmektedir. Ancak bu zaman süresinde sorunun artması ve kronik hale gelmesi
önlenmelidir. Bu nedenle yakın gelecekte bölge ülkelerinin su konusunda bölge çapındaki
projelerde ne yapması gerektiği değil kendi ülkesinde problemin artmaması için neleri
yapmaması gerektiği daha önemli olacaktır. Bir diğer deyişle bu ülkeler öncelikle kendi
ülkelerinde suyu kendi çıkarları için daha verimli kullanma konusunda somut adımlar
atmalıdır.
Bugünkü şartlar altında Orta Asya‟da su yönetimi sorunununa havza bazında tüm ülkelerin
destekleyeceği merkezi projelerle çözüm olanağı bulmak zordur.Bunun için ülkelerin kendi
sularını daha verimli kullanmaya yönelik projeleri uygulamaya koymaları için üretilecek
projeler teşvik edilmeldir.Bu adımlar bir üst organizasyon tarafından koordine edilebilir.
Ülkelerdeki bu gelişme belirli bir aşamaya geldiğinde Orta Asya ülkelerinin bölge için Ortak
bir projeye tam destek vermeleri mümkün olacaktır.
Bu nedenle bugün Orta Asya ülkelerinin bölgedeki su sorununun çözümüne gerçek katkısı
Havza Ölçeğindeki Ortak Projelere vermesi beklenen destekten daha çok kendi ülkesinde
suyu daha verimli ,akılcı,planlı kullanmaya yönelik atacağı küçük ama somut adımlarla
gerçekleşecektir.
Yukarıda belirtildiği gibi Orta Asya su konusunda bir işbirliğine zorunludur. Bölgede en
azından yerel ve ülkesel ölçekte su sorununun artmamasına ve suyun politik gerilim
yaratmamasına çaba gösterilmesi gerekirken bölgede su‟yun tehdit unsuru olarak
kullanıldığı politik bir zemine kayma olasılığı da düşük değildir. Çünkü bölgedeki hızlı
değişimi kontrol etmek isteyen güçler su üzerinden bazı planlarını uygulamaya koyma arzusu
taşıyabilirler. Bu da suyun doğrudan ya da dolaylı olarak bölge politikalarına alet edilmesi
anlamına gelecektir.
2
Yrd. Doç. Dr. Meşküre YILMAZ “Orta Asya’ da Çözülmesi Kaçınılmaz Demokratikleşme Sorunu
“ÖNGÖRÜ / TAHLİL http: //www. 21yyte. org/tr/yazi. aspx? ID=4385&kat1=1 13 Mayıs 2010
10
Neden Orta Asya'nın Su Sorununu Ġnceledik ?
SSCB merkezi idaresinden ayrıldıktan sonra ekonomik, siyasi, dış ilişkiler gibi alanlarda
geçiş dönemi yaşayan bu ülkelerde, merkezden kopmanın getirdiği problemler ortaya
çıkmıştır. Bölgede 1991 sonrasında Sovyetler Birliği döneminin eş sesliliği yerine geçiş
döneminin çok sesliliği etkin olmaktadır. Uzmanlar bu dönüşümden bu yana yaklaşık 21 yıl
geçmiş olmasına rağmen Orta Asya‟daki değişimin küresel güçlerin ilişkileri üzerindeki
bütün sonuçlarını değerlendirebilmenin hala güç olduğunu ileri sürmektedir. Bu güçlük Orta
Asya‟daki küresel stratejilerin anlaşılmasını da güçleştirebilmektedir.
Soğuk Savaş‟ın jeopolitik düzeninin ortadan kalkması ile bölge uluslararası satranç tahtasında
ortaya çıkmıştır. Orta Asya‟nın uluslararası hayata dönüşü ile küresel strateji merkezleri de
harekete geçmiş ve bölgedeki çıkarlarına yönelik çeşitli stratejiler ve politikalar üzerinde
çalışmaya başlamıştır. Bölgenin doğal kaynaklar ve enerji kaynakları açısından zenginliği bu
politikalardan Doğal Kaynak Politikalarını (Resource Politics) öne çıkartmıştır.
Orta Asya ülkelerindeki doğal kaynakların planlamasının SSCB döneminde merkezi bir
anlayışla yapılması ülkelerin bağımsızlıklarından sonra bu planlarda değişikliğe gitme
sonucunu doğurmuştur. Ancak SSCB‟nin merkezi planlamasından Orta Asya ülkelerinin
kendi stratejik doğal kaynak planlamalarına geçişlerinde önemli sorunlar yaşanmaktadır.
Bölge dışındaki küresel güçlerin bölgenin hidrokarbon kaynaklarına ve zengin madenlerine
çok fazla ihtiyacı vardır. Bölge ülkelerinin devlet yapılanmalarının hala tamamlanamamış
olması, küresel güçlerin doğal kaynakların denetimi ile bölgeyi kontrol etme politikaları için
kolaylık sağlamıştır.Bu koşulların yanısıra 21. yüzyılın başında değişen Güvenlik Kavramı ve
11
sınıraşan sularda iklim değişim nedeni ile oluşan güvenlikleştirme paradigması Ortadoğu'da
su işbirliğini zora sokmuştur.
Orta Asya hala kararlı bir yapıya ulaşamamıştır. Bölgenin bu kararsız yapısı, Orta Asya‟nın
iklim değişimi tehditi altındaki su kaynaklarının da çatışma nedeni olarak kullanılmasına
neden olabilir.
Bölgede su kaynakları eşit dağılmadığı gibi Orta Asya coğrafyası su kaynakları açısından
ülkelerin birbirine bağımlılıklarının çok fazla olduğu bir coğrafyadır. Aslında Orta Asya
bölgesinin biraz dikkatli incelendiğinde su ve enerji kaynakları dağılımı ve su yönetimi
sorunu konusunda birçok açıdan Orta Doğu ile şaşırtıcı benzerlikler taşıdığı görülecektir.
Bu durum bile tek başına bu bölgenin daha detaylı incelenmesini gerekli kılar.
Orta Asya‟daki su sorunu sadece iki ülke arasında değil bölgesel ölçekte bir sorundur.
Bölgesel alanda, su yönetimine bağlı problemler de Orta Asya ülkeleri arasındaki
ilişkileri germiştir. 1992'den beri durum gitgide bozulmaktadır. International Crisis
Group'un “Central Asia: Water and Conflict” raporunda, Orta Asya'daki su problemi ve
anlaşmazlıklar incelenerek, ”su meselesinin yakınbir gelecekte muhtemelen savaşa yol
açmasa bile gene de ("an increasingly important factor in the strained relations among the
five states and an important contributor to local conflicts") beş ülke arasındaki ilişkiler
bakımından zorlayıcı bir etmen ve bölgesel çatışmalara önemli bir katkı yapıcı unsur
olacaktır” denmektedir. Tacikistan ve Kırgızistan için enerji üretimi, Türkmenistan,
Özbekistan ve Kazakistan için sulama suyu olarak çok hayati bir önem taşıyan su
kaynaklarının yönetimi diğer unsurlarla birlikte bölgenin geleceğinin belirlenmesinde etkili
bir rol oynayacaktır. Bu nedenle uluslararası sisteme yeni giren bu bölgenin sularının hidropolitiği ve bölgenin Hidrojeopolitiği‟nin önemi ortaya çıkmıştır. Orta Asya tüm bu nedenlerle
incelenmiş olup bu çalışma daha kapsamlı olarak Orta Asya'da yerel ve bölgesel ölçeklerde
devam ettirilecektir.
12
13
GiriĢ
Orta Asya‟nın stratejik suları Seyhun (Siri Derya) ve Ceyhun (Amu Derya), SSCB döneminde
Moskova‟nın verdiği kararlarla ve merkezi planlamayla yönetildiğinden bu suların sorun
yaratma potansiyeli düşüktü. Ancak SSCB „nin dağılmasından sonra durum değişti. Orta Asya
Türk Dünyası ülkelerinin bağımsızlıklarından sonra en önemli konulardan birisi SSCB
döneminden kalan yukarı havzadaki hidroelektrik enerji barajlarının ve aşağı havzadaki
14
sulama sistemlerinin nasıl işletileceği oldu3. Artık ülkelerin çıkarları öne çıkmaktaydı.Değişen
bu koşullarda Orta Asya‟daki uluslararası su yönetimi nasıl yapılacaktı. Bu sorunun yanıtı
bölgenin geleceğini doğrudan ilgilendirmekteydi.
Bölge‟deki yeni koşullarda su yapılarının işletmesinin yanı sıra suyun başındaki ülkelerin
planladıkları hatta inşaatına geçtikleri yeni barajlar da bölgedeki gerilimin artmasına neden
olmaya başlıyordu. Su kaynakları artık ortak değil ulusal bir doğal kaynak olarak
görülüyordu. Orta Asya‟da su siyasallaşmaya başlamıştı.
Bu da bölgedeki su kaynaklarına ulusal çıkarların korunması veya savunulması açısından
yaklaşılması sonucunu doğurmuştur. Böylece su sorunları bölgesel güvenliği tehdit eden bir
unsur olarak görülmeye başlanmıştır. Örneğin 2009 Şubat‟ında Özbekistan Devlet Başkanı
Kerimov Bakanlar Kurulu‟nda “ülkenin su kaynaklarının tehdit altında olduğunu ve
Özbeklerin gelecek nesillerinin haklarını korumak zorunda olduklarını “4 belirtmiştir.
Avrupa Birliği 2008 yılında su yönetiminin Orta Asya‟da en hassas çevresel konu olduğunu
ve ele alınmaması durumunda orta vadede tüm bölgede ciddi bir güvenlik tehdit unsuru olarak
gelişebileceğini açıklamıştır5.
Aral Gölü havzasının stratejik sularının bugünkü durumu ele alındığında iki ana ülke
kategorisi ortaya çıkmaktadır. Bunlardan birinci grup suyun başındaki Kırgızistan ve
Tacikistan olup bunlar suyu daha çok hidroenerji üretimi amacı için kullanan ama
tüketmeyen yani kullandıkları suyu tekrar nehir yatağına bırakan ülkelerdir. Diğer grup
ise Özbekistan, Kazakistan ve Türkmenistan olup bunlar da suyu daha çok tarımsal
sulamada kullanıp tüketen ve Aral Gölü'ne daha az su ulaşmasına neden olan ülkeler
olmaktadır.
1.Orta Asya Sularına Genel BakıĢ
Amu DeryaTacikistan Kırgızistan ve Afganistanda Pamir dağlarındaki karlardan ve
buzullardan beslenip Karakum Çölünü geçip 2400 km lik bir yol yapıp Aral Gölü‟ne
ulaşmaktadır.Bu yolculuğu boyunca Amu Derya 5 ülkenin sınırlarından geçmekte ve sınır
oluşturmaktadır 6 .Bu ülkeler Türkmenistan,Özbekistan,Kırgızistan,Tacikistan ve
Afganistandır.Bu nehrin sularının % 80‟i Tacikistan‟dan ,% 8‟i Afganistan‟dan,%6‟sı
Özbekistan‟dan %3‟ü Kırgızistan‟dan,%3‟ü ise Türkmenistan ve İran‟dan gelmektedir.
3
Stephen Hodgson “Strategic Water Resources in Central Asia in Serach of a new İnternational legal order.
EUCAM EU Central Asia Monitoring . No: 14 May 2010 CEPS Centre for European Policy Studies.
4
President Karimov issues warning on water 16. 02. 2009. http: //www. eurasiantransition.
org/files/0637ab0244d56eb6ed8320a2a464add7-84. php
5
Joint Progress Report by the Council and the European Commission to the European Council on the
implementation of the EU Central Asia Strategy 24. 06. 08 http: //ec. europa. eu/
external_relations/central_asia/docs/progress_report_0608_en. pdf
6
Dash.P.L. “Central Asia‟s Water Dispute” Think İndia Quarterly
15
Siri Derya ,Seyhun nehri ise Pamir Dağlarının kuzeyindeki
buzullardan beslenmekte ve yaklaşık 2500 km yol alıp
Kırgızistan,Özbekistan,Tacikistan tekrar Özbekistan ve
ulaşmaktadır.Bu nehrin sularının % 74‟ü Kırgızistan
Özbekistan,%3‟ü ise Tacikistan‟dan gelmektedir.





Tiyen Şan dağlarındaki kar ve
dört ülkeyi geçtikten sonra (
Kazakistan)
Aral Gölüne
,% 12‟si Kazakistan %11‟i
Orta Asya‟da sınıraşan sulara sahip 7 ülke bulunmaktadır.Bu ülkelerinden beşi su
konusunda temel aktörler ikisi ise ikinci dereceden aktörlerdir.
Bu ülkelerin nehirlere katkısı eşitsizdir. Bölgede Türkmenistan bu nehirlere hiçbir
katkısı olmamasına rağmen büyük oranda su kullanan tek ülke durumundadır.Bu
nedenle su kaynaklarına katkı ve kullanım açısından eşitsiz bir durum bulunmaktadır.
Orta Asya ülkelerinin sınırları içinde irili ufaklı 22 nehir ve su sistemi yer
almaktadır.Bunun yanısıra bölgede geleneksel su kullanımı hızla değişmekte ve yukarı
havza ülkeleri geçmiştekinden daha fazla su kullanmaktadır.
Bölgede SSCB zamanından kalan 39 rezervuarın 22‟si Seyhun nehri 17‟si ise Ceyhun
nehri üzerinde yer almaktadır.Bunların hızla onarılıp fonksiyonel hale getirilip
işletmeye alınması gereklidir.
Bölgede 2000 yılında bir kuraklık yaşanmıştır. Bölge suları her 10 yılda bir uzun yıllar
ortalama yıllık akıştan 20 milyar m3 daha az su getirmektedir.
16




Kırgızistan 2000 yılındaki kuraklıkta suyu tutmuştur. Kışın ise suyu taşkın yaratacak
şekilde bırakmış ve Özbekistan ve Kazakistan‟daki 120 000 ha sulama alanı taşkına
maruz kalmıştır.
1959 da 22 milyon olan bölge nüfusu 2012 de 63 milyona ulaşmıştır.
Aral Havzasında sulanan alanların yaklaşık yarısı yüksek tuzlanma nedeniyle sorun
yaşamaktadır.
Bölgede su vardır ancak akılcı,planlı ve verimli bir su yönetimi yoktur.
Son araştırmalar Orta Asya‟daki tarımsal su tüketiminin endüstrileşmiş ülkelerin yaklaşık iki
katı olduğunu ortaya koymuştur 7 . Bu büyük su tüketiminin en önemli nedeni sulama
sistemlerinin eski ve hasara uğramış olmasıdır. Bu sistemlerde son 10 yılda yapılan
rehabilitasyon çalışmaları da çok yetersiz kalmıştır. Bu nedenle de su kaybının önlenmesinde
yeterli ilerleme sağlanamamıştır. Bununla birlikte bölgede bazı ülkelerin çok su tüketen
endüstrilerindeki su tüketimini azaltmaya çalışmak yerine bu su talebini garanti etmeye
çalışmaları da yüksek tüketimin devam etmesine neden olmaktadır.
7
Sharipzhan Nadyrov. Geokonfliktologiya I Printsipy Sovmestnogo Ispolzovaniya Vodnoenergeticheskih
Resursov Transgranichnyh Rek v Stranah Tsentralnoi Azii. [A Study of the Geopolitics and Principles of Joint
Use of Water-Energy Resources of Transboundary Rivers in the Central Asian Countries]. Hokkaido University,
the Slavic Research Centre, Unpublished Seminar Paper, 2002, p. 5.
17
En Kritik Bölge:Aral Gölü Havzası
Aral Gölü Havzası'ndaki su paylaşım-kullanım sorunu, Orta Asya bölgesinde yaşanan
bölgesel su anlaşmazlıklarının en önemlisidir. Havzada yaşanan problemler taşıdıkları su
miktarının fazlalığı,uzunlukları ve 3 den fazla ülkeden geçiyor olmaları sebebiyle özellikle
Seyhun ve Ceyhun nehirleri üzerinde yoğunlaşmıştır.Ancak bölgenin 5 ülkesinin tüm büyük
nehirlerinde de benzer problemler yaşanmaktadır.Orta Asya bölgesinde doğuda Irtysh ve
Ishym,güneyde Chu,Talas,Seyhun Ceyhun,batıda Ural;kuzeyde ishim ve Tobol sınır aşan ana
nehirledir8.
Orta Asya'da SınıraĢan Sular ve Büyük Su Projeleri
Orta Asya‟da ülkelerin dışarıdan gelen sulara büyük oranda bağımlı olmaları nedeniyle SSCB
döneminden bu yana bu suların kullanımına yönelik çeşitli protokol ve anlaşmalar yapılmıştır.
Orta Asya ülkelerinin ülke dışından gelen sulara bağımlılık oranları Tablo.. da verilmiştir.
8
Uslu .K,Öngel .V,Sözen .İ, “Aral Gölü Havzasındaki Su Kaynaklarının Orta Asya Ülkelerinin Sürdürülebilir
Büyümelerine Etkisi” Marmara Üniversitesi İ.İ.B.F.Dergisi Yıl:2011 Cilt XXX. Sayı: 1 s. 141-162
18
Tablo.1 Orta Asya Ülkelerinin ülke dışından gelen sulara bağımlılık oranları
Kaynak: FAO http: //www. fao. org/nr/water/aquastat/data/query/results. html
Bu tablo incelendiğinde Türkmenistan ve Özbekistan‟ın kendi ülkeleri dışından gelen sulara
büyük bir bağımlılık içinde olduğu görülmektedir. Bu ülkelerden Türkmenistan‟ın suyunun
hemen hemen tümü dışarıdan gelmektedir. Türkmenistan aynı zamanda bölgede yıllık
ortalama yağışı en düşük olan ülkedir. Bu ülkeleri sırasıyla Kazakistan ve Tacikistan
izlemektedir. Bölgede sınıraşan sulara bağımlı olmayan tek ülke Kırgızistan olarak ortaya
çıkmaktadır.
SSCB döneminde Seyhun (Siri Derya) Nehrinin ortalama akımının %90‟ının ülkelere yıllık
kullanım tahsisi konusunda 7 Şubat 1984 tarihli 413 no‟lu protokol imzalanmıştır. Ceyhun
(Amu Derya) Nehir havzası için su bölüşümü ise 12 Mart 1987 tarihli ve 566 no‟lu protokole
göre yapılmıştır. Bu protokollere göre ülkelere tahsis edilen sular Tablo.. ve Tablo.. da
verilmiştir. Bu tablolar incelendiğinde her iki havzada suyun yaklaşık yarısının Özbekistan‟a
tahsis edildiği görülmektedir. Bu ülkenin peşinden en yüksek su alan ülke olarak
Türkmenistan gelmiştir.
Tablo 2 Seyhun (Siri Derya) Nehri havzasında 7 Şubat 1984 tarihli ve 423 No‟lu protokole
göre ülkelerin su kullanım hakları
Tablo 3 Ceyhun (Amu Derya) Nehri havzasında 12 Mart 1987 tarihli ve 566 no‟lu protokole
göre ülkelerin su bölüşüm oranları
19
1991 yılında ülkelerin bağımsızlıklarını ilan etmelerinden sonraki dönemde Ceyhun (Amu
Derya) Nehri havzasında resmi su paylaşım oranları ise Tablo.. da verilmiştir. Bu tablo
incelendiğinde geçmişteki oranlara nazaran
Özbekistan‟ın payının biraz azaldığı,
Türkmenistan‟ın ise artarak bu iki ülkenin paylarının birbirine eşit hale getirildiği
görülmektedir.
Tablo 4 Ceyhun (Amu Derya) Nehri havzasında 1991 sonrasında resmi su paylaşım oranları
Bölgede Gerginlik Nedeni Olabilecek Büyük Ölçekli Su Projeleri
SSCB döneminde planlanan büyük su projeleri daha sonra Orta Asya ülkeleri arasında sorun
yaratan projeler olmuştur. Bunlardan inşaa edilen ikisi Nurek (Tacikistan) ve Toktogul
(Kırgızistan) barajlarıDIR. Halaen proje halinde olup inşaatları tamamlandığında
Rogun
Barajı (Kırgızistan) Kambarata 1 Barajı ( Kırgızistan) ve Altın Asır Gölü (Golden Century
Lake-Türkmenistan) Projeleri Orta Asya‟da su‟dan gerginliğin kilit projeleri olacaktır. Bu
nedenle de kısa sürede tamamlanmaları beklenmemektedir.
Nurek Barajı Bölgedeki Anahtar Baraj mı?
Tacikistan'da Vakhsh Irmağının Afganistan sınırına yakın bölümü üzerinde kurulu olan
toprak/kaya dolgu tipinde ve 310 m yüksekliğindedir.SSCB döneminde 1961 yılında inşaatına
başlanan baraj tüm üniteleriyle 1980 yılında tamamlanmıştır.İlk türbin 1972 yılında işletmeye
20
alındığından beri Nurek Barajı dünyanın en yüksek barajıdır.Enerji üretimi ve sulama amaçlı
olan barajın kurulu gücü 3000 MW‟tır.Barajın yıllık ortalama elektrik enerjisi üretimi 11,2
milyar kWh olarak verilmektedir9. Barajdan 650.000 ha'lık bir tarım alanının sulanması
planlanmıştır.Barajı‟n toplam depolama hacmi 10,5 milyar m3 ,ölü hacmi 4 km3 olup
barajdan alınan sulama suyu 14 km uzunluğunda Dangara tüneli ile iletilmektedir.Ancak son
yapılan incelemeler Nurek Barajı rezervuar hacminin gelen kum ve çakıllar ve heyelanlar ile
dolarak 10,5 km3‟ten 8,7 km3‟e düştüğünü ortaya koymuştur.
Nurek Barajı 70 km uzunluğunda 10,5 milyar m3‟lük depolama hacmi ile Amu Derya
sularının bir bölümünü yukarı havzada kontrol eden çok büyük bir anahtar barajdır. Nurek
Türkmenistan ve Özbekistan‟a bırakılan sulama suyunun bir bölümünü kontrol etmektedir.
Ancak Nurek Barajı Ceyhun nehrinin yukarı havzasındaki Kızılsu-Vakhsh yan kolu üzerinde
olduğundan Ceyhun sularının sadece bir bölümünü kontrol etmektedir. Üzerinde büyük
tartışmalar yapılan Rogun barajı projesi ise Nurek Barajı‟nın akışyukarısında yer alacaktır.Bu
nedenle her iki baraj da ne kadar büyük hacme sahip olurlarsa olsunlar Ceyhun nehrinin bir
kolu olan sadece Kızılsu –Vakhsh nehri sularını kontrol etme olanağı tanıyacaktır. Vakhsh
nehri‟nın Nurek Barajı bölgesindeki yıllık ortalama akımı 20 km3 dür10. Nurek Barajı ve
Rogun Projesinin üzerinde yer aldığı Vakhsh nehri Amu Derya‟nın 79,3 km3‟lük toplam
yıllık akımının sadece % 25‟ini taşımaktadır.Amu Derya Vaksh Nehrinden başka yıllık
ortalama akımı 34,3 km3 olan Panj yan kolunu 11 ve
Afganistan‟dan Kunduz
nehrini,Tacikistan‟dan Kafiringan yan kolunu ve Özbekistan da Seherabat ve Surkandaryan
kollarını almaktadır.
9
Kai Wegerich, Oliver Olsson, Jochen Froebrich “Reliving the past in a changed environment:
Hydropower ambitions, opportunities and constraints in Tajikistan” Energy Policy 35 (2007) 3815–3825 13
March 2007. Erişim 15 Haziran 2011
10
Kai Wegerich, Oliver Olsson, Jochen Froebrich “Reliving the past in a changed environment:
Hydropower ambitions,opportunities and constraints in Tajikistan” Energy Policy 35 (2007) 3815–3825 13
March 2007. Erişim 15 Haziran 2011
11
A.g.e.
21
Nurek Barajı'nın ölü hacminin çok büyük olması ve kullanıma hazır aktif depolama hacmi
olarak rezervuarda 6,5 km3‟lük bir aktif hacim kalması, Nurek Barajı‟nın yıllık ortalama 20
km3‟lük Vaksh Nehri akımlarını tam olarak kontrol edemeyeceğini ortaya koymaktadır.
Kaynaklar bu aktif hacmin de işletmede 4,5 km3‟ünün kullanıldığını belirmekte olup12 bu
durumda Nurek rezervuarında sadece mevsimsel akımın düzenlenmesi yapılabilmektedir. Bu
nedenle Bu barajın memba kontrolu yaparak mansap ihtiyaçlarını sağlama konusunda ileri
sürülen işlevleri yerine getirebilmesi kolay gözükmemektedir.Ancak Nurek Barajı‟nın
yukarısına Rogun Barajı‟nın yapılmasıyla bu durumun değişeceği söylenebilir.
Bölgedeki suyun kontrolünü en fazla etkileyecek olan baraj ise bunların dışında Amu
Derya‟nın yıllık ortalama akımının yaklaşık yarısını taşıyan Panj nehri üzerinde Tacikistan ve
Afganistan‟ın ortaklaşa yapmayı planladıkları 4000 MW‟lık Dusht-i-Jum Barajı olacaktır13.
Nurek Barajından bırakılan akım Türkmenistan‟daki Tuyamuyun Barajında
toplanmaktadır.Bu Baraj Türkmenistan‟a ve Özbekistan‟a su sağlamaktadır14.Şekil.. de
verilen Nurek barajından bırakılan debinin Tuyamuyun Barajı giriş akımlarına olan etkisi
incelendiğinde Nurek Barajından bırakılan akımlarının etkisinin çok az olduğu
görülmektedir. İlgili akım ölçüm istasyonu verileri incelendiğinde sulama mevsiminde
(Nisan- Ağustos) Tuyamuyun Rezervuarına giren akımların sadece %20‟si Nurek barajından
geldiği ortaya çıkmıştır15.Ancak Şekil.. incelendiğinde Nurek Barajının aşağıya nispeten
12
A.g.e
UNEP Report “Environment and Security in the Amu Derya Basin” ENVSEC.August 2011.
14
1996 yılının Mayıs ayında yapılan iki tarflı bir anlaşma ile Özbekistan Türkmenistan‟a yıllık olarak
Baraj rezervuarı alanı kirası ile barajın işletme ve bakım masraflarını ödemektedir.
15
Kai Wegerich, Oliver Olsson, Jochen Froebrich “Reliving the past in a changed environment:
Hydropower ambitions, opportunities and constraints in Tajikistan” Energy Policy 35 (2007) 3815–3825 13
March 2007. Erişim 15 Haziran 2011
13
22
düzenli bir akım bıraktığı görülmektedir.Bunun da bölgedeki kurak yıllar için çok önemli
olduğu gözden uzak tutulmamalıdır.
Şekil 1. Amu Derya nehri Havzası ve Rogun,Nurek,Tuyamuyun Barajları
2.Su (Yönetimi) Sorunu'nun Nedeni
Önce Su Sorununun Nedeni Tanımlanmalı
Birçok kişi ve kuruluş Orta Asya‟daki su konusunda yaşanan sorunu SSCB ekonomisinin
bölgede pamuk üretimini çok fazla arttırma kararının doğrudan bir sonucu olarak
görmektedir. Ancak bu görüş tamamen doğru değildir. Öncelikle bu sorun bir su sorunu değil
su yönetim sorunudur ve bu kararın sonucu olarak bir su krizi değil bir çevre krizi ortaya
çıkmıştır.Bu krize nehirlerde suyun azalması etkili olmuştur.Ancak bölgede çevresel
bozulmanın etkileri suyun azalmasının etkilerinden daha baskın olmuştur.
İkincil etkili unsur ise SSCB döneminde su ve enerji kaynakları bölgesel planlamasının
tamamlanamamış olmasıdır. O dönemde SSCB bölge için merkezi bir su ve enerji planı
yapmıştı. Bu nedenle bu karar SSCB döneminde tek bir ülke için değil bölgenin doğal
kaynaklarını merkezi olarak planlamak için alınmış bölgesel bir planlama kararıdır.
Dolayısıyla bölgede su kullanım kotaları bu planlama anlayışına göre belirlenmiştir. Bunun
sonucu olarak Tacikistan‟da Nurek Rogun ,Kırgızistan‟da ise Toktogul Barajları'nın
yapımına karar verilmiştir.Bu barajlardan Tacikistan‟daki Nurek Barajı‟ inşaatına 1961
23
yılında başlanmış ve 1972 yılında tamamlanmıştır. Enerji üretimi ve sulama amaçlı bu baraj
halen dünyanın en yüksek barajı özelliğini taşımaktadır. Tacikistan‟da Nurek Barajı‟nın akış
yukarısında bu barajdan da yüksek (335 m) Rogun barajı inşaatına yine SSCB döneminde
1976 yılında başlanmıştır.Bir diğer deyişle Nurek gibi dünyanın en yüksek barajı 1972
yılında işletmeye alındıktan sonra 1976 yılında 335 m yüksekliğinde bir diğer baraja Rogun
Barajı‟na başlanarak bölge için planlanan enerji alt yapısı merkezi plan doğrultusunda
tamamlanmaya çalışılmıştır. Bu barajın da 1993 yılında işletmeye girmesi planlanmışken
1990 yılında iç karışıklıklar başlamış ,1991‟de SSCB dağılmış, 1993‟de ise proje bölgesine
büyük bir taşkın gelmiştir. Baraj bu gibi çok önemli nedenlerle tamamlanamamıştır.
Rogun Barajı‟nın tamamlanmış olması bugün Tacikistan‟ı büyük oranda rahatlatacaktı.Aynı
zamanda SSCB döneminde de facto olarak uygulanan politikaların sonucunda çok büyük su
tahsisi almış aşağı havza ülkelerine karşı Tacikistan da ucuz enerji üretimi avantajı sağlamış
olacaktı.Ancak SSCB döneminde Orta Asya‟nın merkezi bölgesel kalkınma planının sulama
bölümü uygulanmış, Hidroelektrik enerji üretimi bölümü ise SSCB‟nin dağılması nedeniyle
eksik kalmıştır.
Bölge için yapılan planlamanın uygulamada bir ayağının eksik kalması, ülkeler arasında
tarımsal su kullanımı ve enerji ihtiyacının karşılanması arasında planlanan dengenin
bozulmasına neden olmuştur.
Bir diğer deyişle bu planlama içindeki barajlar tümüyle tamamlanmış olsaydı Ceyhun
Havzası'nın hidropolitikası bugünkünden tamamen farklı hale gelecekti. Bölge ülkeleri
bağımsızlıklarını ilan ettikten sonra su kaynakları konusunda ulusal çıkarlarını korumaya
yönelik politikalar uygulayacaktı. Ancak bunun yarattığı gerilim daha az olacak ve barajın
işletme programının birlikte düzenlenmesiyle azalabilecekti.
Yukarıda sözü edilen durum Seyhun Havzası için de geçerlidir. Ceyhun nehri üzerindeki
Nurek barajı gibi çok büyük bir baraj Kırgızıstan'da Seyhun Nehrinde hemen hemen aynı
tarihlerde 1975 yılında tamamlanmıştır. Seyhun Nehri‟nin anahtar barajı olan bu baraj
Kırgızistan için hayati öneme sahip bulunmaktadır. Ancak bu havzada da hemen hemen aynı
şeyler olmuş ve aynı şekilde Toktogul Barajı‟nın akış yukarısındaki iki adet Kambarata1 ve
Kambarata 2 Barajları 1986 yılında başlamasına rağmen tamamlanamadan SSCB
dağılmıştır.Daha sonra bunlardan 60 m yüksekliğinde olan Kambarata 2 barajı tamamlanmış
olup 245 m. yüksekliğindeki Kambarata 1 barajının inşaatı ise halen sürmektedir.
Özet olarak; Aral Gölü‟nün yukarı havzasında SSCB zamanında Bütünleşik Orta Asya Enerji
Sistemi içinde planlanmış olan büyük barajlardan Nurek(Tacikistan ) ve Toktogul (
Kırgızistan) Barajları tamamlanmıştır. Ancak bu entegre plan kapsamındaki diğer barajlar (
Rogun Barajı –Kambarata Barajı vb.) tamamlanamadan SSCB dağılmıştır. Bu durumda
enerji ve tarımsal üretim şeklinde yapılan bir entegre su kaynakları planlamasının entegre
enerji bölümü eksik kalmıştır.
24
O dönemde Özbekistan,Kazakistan,Türkmenistan için sulama kanalları ve su tahsisleri
yapılmış ancak bu planlamanın bir parçası olan enerji tesisleri tümüyle tamamlanmadığı için
suyun başındaki Kırgızistan ve Tacikistan enerji üretiminden yoksun kalmıştır.
Diğer taraftan SSCB döneminde Özbekistan ve Tacikistan‟daki, sulamaların Yaklaşık % 60‟ı
düşük veya yüksek seviyeye pompaj gerektiren sulamalar olarak planlanmıştır 16 . Örneğin
Özbekistan‟da yaklaşık 2.2 milyon ha‟lık alanda17 pompajlı sulama sistemi geliştirilmiştir. Bu
kadar büyük bir arazide pompajla sulama yapılabilmesinin enerji maliyetleri çok yüksektir.
SSCB döneminde yapılan bu planlamada enerjinin Seyhun ve Ceyhun‟un yukarı havzasında
yapılacak büyük barajlardan ucuz olarak sağlanacağı düşünüldüğünden pompaj enerji
maliyetleri çok fazla gözönüne alınmamıştır. Ancak planlanan barajlar tamamlanamadan
SSCB dağılmıştır. Bu dönemden sonra Özbekistan ve Türkmenistan‟da bulunan büyük
hidrokarbon rezervleri bu ülkelerin sulama enerjisi maliyetlerini daha kolay karşılayabilmesi
olanağını tanımıştır. Ancak Tacikistan ise sulama enerjisi konusunda da yine merkezi
planlamanın uygulamasının eksik kalmasının dezavantajını yaşayan ülke olmuştur.
SSCB döneminde sulama ve su hakkı sisteminin oturmuş olması daha sonra aşağı havza
ülkeleri için istihdam,vergi,ihracat açısından çok büyük bir avantaj olmuştur. Dikkat edilirse
1992 yılındaki anlaşmada Kırgızistan ve Tacikistan‟ın karşı durmasına rağmen bu su tahsis
oranları düzeni aşağı havza ülkeleri tarafından savunulmuş ve devam ettirilmiştir. Çünkü
önemli eksik yanları da olsa bu ülkelerin ekonomilerinde sulama hayati önemde bir yer
tutmuştur. Ancak Yukarı Havza ülkeleri ise barajları tamamlamadan ve enerjinin merkezi
dağıtımı sistemini gerçekleştiremeden çöken SSCB dönemindeki planlamanın kurbanı
olmuştur.
Kırgızistan ve Tacikistan bu alanda ne kadar şanssız ise aşağı havza ülkelerinin de aynı
oranda şanslı olduğu söylenebilir. Bu avantajlı durum SSCB dağıldıktan sonra da devam
etmiş ve bu ülkelerde çok büyük petrol ve doğalgaz rezervleri ortaya çıkmıştır.
Bu ülkelerin su konusunda SSCB dönemindeki su kotaları nedeniyle oluşan de fakto sistemin
avantajlarının yanısıra bir de yeni fosil enerji kaynakları konusunda büyük avantaj elde
etmeleri bölgedeki ekonomik ve politik dengesizliği tümüyle arttırmıştır.
Tüm bu değerlendirmeler ışığında aşağıdaki tespitler yapılabilir


Orta Asya Türk Dünyasında yaşanan su sorununun temel nedeni artan pamuk üretimi
ve 3 katına çıkan sulama alanları değildir.Bu durum bölgede sadece çok önemli
çevresel etkiler doğurmuştur.Ancak bölgesel bir su krizi yaratmamıştır.
Aşırı pamuk üretimi suyun yoğun kullanıldığı bir ekonomik üretim düzeninin
yerleşmesine neden olmuştur.Bu yerleşen düzen bugüne kadar gelmiştir. Ancak bunun
16
“Irrigation in Central Asia” Social, Economic and Environmental Considerations Europe and Central Asia
RegionEnvironmentally and Socially Sustainable Development. The World Bank, February 2003
17
Pompajlı olarak sulamaya açılan bu alan(2,2, milyon ha) Türkiye‟de DSİ tarafından bugüne kadar sulamaya
açılan toplam alanın %70‟ine karşılık gelmektedir.
25






ülke ekonomisi için sağladığı faydalar ve hayati önemi dikkate alınırsa üretimin
fayda yönünün ağır bastığı görülmektedir.
Orta Asya Türk Dünyasında yaşanan su sorunu teknik –ekonomik-idari-siyasiiklimsel birçok parametrenin birlikte ortaya çıkardığı bir su yönetimi sorunu olup
halen bir su krizi aşamasında değildir.
Bugün İçin Orta Asya Türk Dünyası bölgesinde bir su miktarı sorunu değil daha çok
sınıraşan suların yönetimi sorunu yaşanmaktadır.
SSCB döneminde planlanan tüm barajların o dönemde tamamlanması ve elektrik
sisteminde su kotasına benzer bir anlaşmanın imzalanması Orta Asya‟nın bugünkü
hidropolitiğini büyük oranda değiştirecekti.Bu planlamanın tamamlanamamış olması
bölgede su paylaşımını daha da zora sokmuştur.
SSCB döneminde Planlı Ekonomi yapısı içerisinde merkezden yönetilen Orta Asya
Türk Dünyası ülkelerindeki doğal kaynak ve ürün transferleri,Sovyet Sosyalist
Cumhuriyetler Birliği‟nin dağılmasından sonra su yönetimi konusunda problemlere
yol açmış ve açmaya devam etmektedir.
Yukarıda sayılan nedenlerle Orta Asya Türk Dünyasında yaşanan su yönetimi sorunu,
esas olarak SSCB dönemimin merkezi planlama anlayışının ve daha sonra iki kutuplu
dünyadaki çözülmenin Orta Asya Türk Dünyası ülkelerine bağımsızlıklarıyla birlikte
bıraktıkları tarihsel bir altyapı mirasıdır.
Bölgede bugün yaşanan su yönetimi sorunları, bu tarihsel altyapı mirasının üzerinde
ulusal reflekslere ve uluslararası etkilere açık stratejik bir konu olarak ortaya çıkmıştır.
3. Su Sorunu'nın Kapsamı
Su Sorununun Bölgeye Özgü Karakteri
Aslında Orta Asya coğrafyası , küresel strateji masalarının en eski dosyalarından birisi olan
Orta Doğu coğrafyası ile de bazı benzerlikler taşımaktadır. Örneğin enerji kaynakları,
uluslararası ilişkiler ve su kaynaklarının yer aldığı ülkeler ve bunların kullanımı
konusunda yaşanan gelişmeler açısından bölgeler birbirine benzemektedir.
Orta Asya‟da ve Ortadoğu'da hidrokarbon zengini ve su fakiri ülkeler ile bunun tersi olarak
su zengini ve petrol ve doğalgaz fakiri ülkeler bir arada yer almaktadır Her iki bölgede de
26
ülkelerin kullanmak istediği yıllık
miktarından fazla çıkmaktadır18.
su miktarı
nehirlerin taşıdığı yıllık toplam su
Her iki bölgedeki su kaynakları yağmurdan daha çok
erimelerinden beslenmektedir.
kar erimelerinden ve buzul
İran, her iki bölgedeki sulara kısmi de olsa katkıda bulunan bir ülke durumundadır.
Orta Asya ve Orta Doğu bölgelerinin her ikisine de havzalar arası su transferi projeleri 19
gündeme gelmiş ancak uygulamaya konulamamıştır. .
Orta Asya‟da suyun sorun olmasında bölgeye özgü
bazı koşulların etkili olduğu
görülmektedir.Bu temel su sorun alanları aşağıdaki gibi sıralanabilir;
.
 Ülkelerin suya katkısı eşitsiz ve kullanım talepleri orantısızdır.
 Ülkeler arasında suya ulaşım ve suyun kontrolünün ele geçirilmesi çabaları vardır.
 Su talebi ve su temini konusunda, ülkelerin farklı ihtiyaçlarından ortaya çıkan
uyuşmazlıklar vardır.
 Türkmenistan‟ın suya hiç katkısı olmamasına rağmen çok su çekmesi ve suyu
verimsiz kullanması gerilim yaratmaktadır.
 Fergana Vadisinde etnik (Tacik,Özbek,Kırgız)ve su kullanımı konusunda sorunlar
vardır.
 İran ve Afganistan‟ın Orta Asya su sorunlarına gelecekte dahil olması su sorununu
ağırlaştıracaktır..Şimdiye kadar bu konuya dahil olmayan İran suya %3 oranında
Afganistan ise % 5 oranında katkıda bulunurken her iki ülke de şimdilik sadece suyun
% 1‟ini çekmektedir.
Su Sorunu’nun Kapsamı GeniĢ
Aral Gölü Havzası‟nda su konusunda yakın gelecekte çeşitli gerilimlerin yaşanması şaşırtıcı
olmayacaktır. Ancak orta vade için bu sorunların yaşanmamasının mümkün olduğu ve
işbirliği için birçok koşulun var olduğu da görülmektedir. Yani Orta Asya‟da su konusunda
sorun oluşma potansiyelinin arttığı söylenebilir. Ancak bunun yanısıra bu su‟dan sorunların
çözümü için geçmişe nazaran olanaklar ve çabaların arttığı da söylenmelidir.
Orta Asya‟da su sorunu değerlendirilirken;
18
Orta Asya Cumhuriyetleri de aynen Dicle ve Fırat nehirleri için yapıldığı gibi bir hesapla su ihtiyaçlarını
151, 8 km3 olarak tahmin etmişlerdir, ancak bu değer bölge nehirlerinin yıllık debisinden 25 km3 daha fazla
çıkmıştır18. Böyle bir hesap geçmişte Suriye ve Irak tarafından yapılmış ve ülkelerin yıllık su talepleri iki nehrin
taşıdığı su miktarından daha fazla çıkmıştı.
19
1986 yılında Türkiye tarafından gündeme getirilen ve Orta Doğu için Seyhan ve Ceyhan Nehirlerinden Arap
ülkelerinde boru ile günde 6 milyon m3 su transfer edecek “Barış Suyu Projesi” , Orta Asya için ise Rusya‟nın
Ob Nehrinden Kazakistan‟a su transfer edecek olan proje.
27




Orta Asya‟daki su kullanımının, ülkelerin ekonomik kalkınma ve gelişmesiyle çok
önemli bir ilişkisi olduğu ,
Bölgede sorunların çözümü için daha geniş bir açı ve daha yumuşak bir politik retorik
kullanılmasına ihtiyaç olduğu,
Ülkelerin ekonomik gelişme için izlediği farklı politikaların ülkeler arasındaki su
kaynakları geliştirme programlarındaki farklılığı arttıracağı,
Bölgesel düzeydeki su sorunları ve arazi kullanımı konusunda halen etnik gruplar
arasında var olan sorunların ülkeler arası ilişkilerde çok olumsuz etkiler yaratacağı
gibi özel konular ortaya çıkmaktadır.
4.Orta Asya’nın Yeni Hidro-Politiği
1991 yılından sonra Orta Asya ülkeleri bölgedeki ana nehirlerde su miktarı ve su kalitesi
konularında sürekli uyuşmazlıklar yaşamaya başlamıştır. Bölgedeki yeni jeopolitik durumdan
da kaynaklanan bu anlaşmazlıkların temel nedeni ülkelerin bağımsızlıklarını kazanmasından
sonra suyun artık uluslararası bir kaynak olarak ortaya çıkmış olmasıdır. Bu yeni dönemde
artık bölge ülkeleri çeşitli oranlarda diğer kıyıdaş bağımsız ülkelerden gelecek olan suya
bağımlı olmuşlardır. Yine bu dönemde geçmişte olduğu gibi sosyalist cumhuriyetlerin ortak
çıkarları değil artık
bağımsız ülkelerin ulusal çıkarları masaya getirilmeye
baĢlanmıĢtır. Bu anlamda su gibi hayati ve stratejik bir kaynağı elinde bulunduran bazı
bölge ülkeleri de konuyu kendi çıkarları açısından değerlendirmeye başlamıştır. Suyu
başlangıçta ulusal bilinçle korunması gereken bir ulusal kaynak olarak düşünmeye başlayan
ülkelerle kısa zamanda bir anlaşmaya varmak zordur. Ancak bölgede su kaynaklarının eşitsiz
dağılması, aşağı kıyıdaş ülkelerin tarımsal sulama için yukarıdan bırakılacak olan suya olan
ihtiyaçları ve bu suyun onların ihtiyaç duyduğu ilkbahar ve yaz aylarında bırakılması gereği
bölgedeki hidro-politik ilişkileri daha da zora sokmuştur.
Bölge ülkeleri, bağımsızlıklarını kazandıktan sonraki 20 yıl boyunca su kullanım sorunlarını
çözmek için bazı anlaşmalara imza atmalarına rağmen
bu anlaşmalara yeterince
uymamışlardır. Bu anlaşmalara uyulmamasının ortaya koyduğu en temel gerçek bölgede
güven eksikliğinin olduğu ve uluslararası ilişkilerde evrensel standartların
oluşmadığıdır.Bunun yanı sıra ülkeler arasında yukarı ve aşağı nehir havzası ilişkilerinin
anlaşılmasına yönelik ileri adımlar atılmasına ihtiyaç bulunduğudur.
Yukarıda da belirtildiği gibi bu karşılıklı güven eksikliği Seyhun (Siri Derya) Nehri'nin
sularını kullanan ülkeler arasındaki ilişkileri germiş ve düşmanlıklar yaratmaya başlamıştır20.
Genel olarak bu görüş ayrılıkları kıyıdaş ülkeler arasında ülkelerin havza içindeki coğrafi
durumlarından bağımsız olarak çeşitli sorunlar oluşturabilmektedir. Örneğin aşağıdaki ülke
yazın sulama suyu eksikliği nedeniyle büyük ekonomik sorunlar, kışın da taşkınlar yaşarken
20
Elisa Chait. International Water Resources Association. Water Politics of Syr Darya Basin, Central Asia:
Question of State Interests. 7 pages. http: //www. envsec. org/centasia/proj/ferghana/reports/Chait. pdf 20
Temmuz 2010
28
yukarıdaki ülke de sık sık enerji yetersizliği içine düşebilmektedir. Bu nedenle bölgedeki
işbirliği için su ve enerji kaynaklarının birlikte ele alınması gereklidir. Bu çerçevede
Kazakistan Kırgızistan‟a petrol ve kömür gibi enerji kaynakları vererek yılın istediği
döneminde su alma konusunda anlaşmalar yapmıştır. Aslında tam olarak uygulamaya
konulamasa da bu yaklaşım bölge ülkelerinin çözüme tümüyle uzak olmadıklarını göstermesi
açısından önem taşımaktadır.
Bölgede liderliği düşünen Özbekistan komşularıyla ilişkilerini daha çok güç ilişkisi üzerinden
yürütmektedir. Özellikle 1990‟lı yılların başlarında Özbekistan Orta Asya‟daki nehir
sisteminin tüm bölge ülkelerine ait ortak bir mal olduğunu ileri sürmüş ve tek bir ülkenin
kontrolü altına alınamayacağını iddia etmiştir. Bu açıklama temel olarak, yukarıdaki
Kırgızistan‟ın su üzerindeki hak iddialarını ve suyun piyasa değeri üzerinden yaptığı hesapları
bırakarak Özbekistan‟ın pamuk tarlalarına ücretsiz su bırakması çağrısı olmuştur21. Bölge
hidro-politiğini etkileyen en önemli unsurlardan birisi de bölgenin enerji politiği olmuştur.
Özbekistan ve Kazakistan‟ın enerji sektöründe uyguladığı politikalar sonucu artan enerji
fiyatları bu ülkelerin enerji kaynağına bağımlı olan Kırgızistan ekonomisini çok fazla
etkilemiştir. Kırgızistan neredeyse borç batağına saplanmıştır. Bu durum Kırgızistan‟ı,
Özbekistan ve Kazakistan‟a olan enerji bağımlılığını sona erdirmek için çok acil tedbirler
almaya zorlamıştır. Ulusal çıkarlarını gözetme kararı alan Kırgızistan, 2001 yılının kışında
doğalgaz ve kömürden üreteceği enerji arzındaki eksikliği tamamlamak için hidroelektrik
enerji santrallerini tam kapasite çalıştırmıştır.Bu durum taşkınlara, Kırgızistan barajlarındaki
suyun azalmasına ve sulama mevsiminde aşağıdaki ülkeler için yetersiz su kalmasına neden
olmuştur.
Su AnlaĢmalarının Uygulanması Zaman Alıyor
Dünyanın diğer bölgelerinde sınıraşan sular konusunda kalıcı bir anlaşmaya varılması uzun
süreler almaktadır. Bu nedenle Orta Asya gibi jeostratejik önemi çok yüksek olan bir bölgede
bu sürecin daha yavaş ilerlemesi şaşırtıcı değildir. Diğer taraftan bölgenin uluslararası
sistemle bütünleşmesi ekonomik, kültürel ve siyasal olarak gelişmesi açısından sürecin
ilerlediği görülmektedir. Bu gelişmenin bölgedeki hidro-politik ilişkilere de olumlu
yansıyacağı açıktır. Bu nedenle sınıraşan ve sınıroluşturan su havzalarındaki ikili veya çok
taraflı görüşmelerde yaşanan zorluklar ne olursa olsun, görüşmelerin kesilmeden sürecin
devam ettirilmesi büyük önem taşımaktadır22.
21
Gulnara Shalpykova “Water Disputes in Central Asia: The Syr Darya River Basin” Master Thesis In
Internatıonal Relations At The International University Of Japan 2002
22
Age.
29
Bölge Ülkeleri Çözüm Ġçin Ġstekli mi ?
Aslında bölgede su sorunlarının çözümü incelenirken öncelikle, “Bölge ülkeleri su sorunun
gerçekten çözümü ve bu alanda işbirliği için istekli mi?” sorusunun yanıtı bulunmalıdır.
Bölge incelendiğinde birçok durumda hiçbir anlaşmanın tamamıyla uygulanmadığı ve ülkeler
arası organizasyonların da su zengini ve su fakiri bölge ülkeleri arasındaki anlaşmazlıkların
çözümünde etkisiz kaldığı görülmektedir. Ancak; bölge hem tarihi, hem ekonomik, hem
siyasi hem de stratejik açılardan ele alındığında Orta Asya‟nın bir bölgesel işbirliğine zorunlu
olduğu da açıkça ortaya çıkmaktadır. Bölge ülkelerinin bazıları petrol ve doğalgaz
ekonomileriyle daha hızlı gelişiyor olsalar bile bu ekonomik gelişmenin sürmesi bölgedeki
siyasi ve ekonomik istikrarla doğrudan ilişkili olacaktır. Bölgede aşağı havzadaki ülkelerinin
sosyal adaleti sağlayıp toplumsal huzursuzlukları ortadan kaldırabilmesi için Tarım sektörü
anahtar rol oynamaktadır. Bunun da en temel ve stratejik girdisi su‟dur. Yukarı havza ülkeleri
de sosyo-ekonomik kalkınmaları için suyun enerjisine büyük oranda ihtiyaç duymaktadır.
Bölge ülkelerinin tümünün su sorunlarının çözümü konusunda istekli oldukları birçok kez
anlaşma masasına oturmuş olmalarından ve birçok anlaşmaya imza atmalarından
anlaşılmaktadır. Ancak bu anlaşmaların uygulanması konusunda isteksiz davrandıkları
görülmektedir. Bu da bölgede bir sorun olduğu konusunda anlaşmaya varıldığını ancak çözüm
uygulamaları konusunda daha yeterli ve gerekli sosyo politik sosyo kültürel ve kurumsal
altyapının oluşmadığını ortaya koymaktadır.
Bölgedeki su kaynakları, halen kullanım sorunları nedeniyle ülkeler arasındaki işbirliğini
değil gerilimi beslemektedir. Bölge hidro-politiğinin en öncelikli hedefi bu gerilimin
artmasını engellemek olmalıdır. Bunun önündeki zorluklar aşılabilir. Çünkü bölgede su
kaynaklarının ülkeler arasında
işbirliği aracı olarak kullanımı için birçok neden
bulunmaktadır. Bu konuda nihai ve sürdürülebilir bir çözüme ulaşmak zaman alabilir. Ancak
gerilimin artmasını önlemek amacıyla yapılacak girişimler her an devam etmelidir. Bu
girişimlerle alınacak yol bölgede nihai çözüme erişilmesi süresini de kısaltacaktır.
Bölgede hatta dünyada suyun yanlış kullanımının en çarpıcı sonucu olan Aral Gölü bundan
sonrası için önemli bir referans noktası olacaktır. Bu nedenle bölgedeki suyun akılcı ve planlı
kullanılmamasının ekonomik ve çevresel açıdan somut sonuçlarının detaylı olarak
araştırılarak ortaya konması çözüm için atılacak adımlara yardımcı olacaktır.
5. Bölgede ĠĢbirliği Mümkün mü?
Bölgede ĠĢbirliği Zorunlu Ama !
30
Ancak bölgede su sorununun devam etmesi etnik gurupların iç içe yaşadığı bir bölgenin
kararsızlığını isteyen güçler için çok uygun bir ortam sunmaktadır 23 . Su‟dan sebeplerle
çıkartılacak gerilimler bölgeyi sürekli kararsız kılarak denetimini kolaylaştıracaktır. Aslında
su sorunu yaşayan bu bölgeyi dünyanın diğer su sorunu yaşayan bölgelerinden ayıran önemli
bir özelliği bulunmaktadır. Orta Asya izole edilmiş bir bölgedir ve karşılıklı bağımlılık ve
işbirliğinin çok etkili bir şekilde geliştirilebileceği özgün bir coğrafyada yer almaktadır.
Bunun yanısıra bu izole edilmiş bölgede suyun yeniden kullanımı dışında deniz suyu
arıtımı,fosil su vb gibi diğer alternatif su kaynağı yaratma olanağı yoktur. Bu da ülkeleri su
kullanımı konusunda ortak bir kadere mahkum etmektedir.
Bölgedeki su kullanımının özelliği, sadece sınıraşan nehirlerin suyunun paylaşımı değil
bölgedeki tüm ülkelerin sosyo-ekeonomik gelişmesini doğrudan ve çok büyük ölçüde
etkileyen stratejik bir kaynağın kullanımıdır. Bu özellik birçok sınıraşan nehir havzasında da
görülebilir. Ancak bu etkinin önem ve ağırlığı ülkeler için genellikle farklıdır. Orta Asya‟da
bu etkinin suyun başında ve akış aşağısındaki ülkeler için taşıdığı önem ve ağırlık açısından
büyük farklar yoktur. Yani bir diğer deyişle bölge suya, bütün ülkelerde hemen hemen eşit
ağırlığa sahip bir ölçekte, bağımlıdır. Bu durumda bu sorun iki ülke arasındaki bir sorun
olmaktan çıkarak bölge ölçeğinde çözüm bekleyen bir soruna dönüşmektedir.
Çünkü bölgenin topoğrafik ve meteorolojik özellikleri de bir anlamda ülkeleri biribirine
mecbur kılmıştır. Örneğin Kırgızistan ve Tacikistan‟ın bir bölümüne ancak Özbekistan
sınırından ulaşılabilmektedir 24 . Yılın büyük bir bölümünde Kırgızistan ve Tacikistan‟ın
kuzeyinin güney ile olan ilişkisi kesilmektedir. Diğer taraftan Kırgızistanın sınırları içinde
küçük kentler olarak Özbek özerk bölgeleri de bulunmaktadır. Bunların Özbekistana ulaşımı
da
Kırgızistan'dan geçerek sağlanabilmektedir. Tüm bu koşullar bölgede karşılıklı
bağımlılığın zorunluluğunu, su konusundaki işbirliğinin ise kaçınılmaz olduğunu ortaya
koymaktadır.
Çözüm ġimdilik Uzak !
Orta Asya ülkelerinden Kazakistan ve Türkmenistan‟ın hidrokarbon rezervi açısından oldukça
zengin olduklarının belirlenmesi bu bölgedeki su sorununun çözümünün yanısıra
çözümsüzlüğüne de hizmet etmektedir.
Bunun nedeni aşağı havza ülkelerinin zengin fosil kaynakları nedeniyle hidroenerjiye olan
ihtiyaçlarının azalmasıdır. Orta Asya‟nın kapalı bir coğrafyada yer alan ülkeleri arasındaki
karşılıklı bağımlılık ilişkileri en azından hidroenerji alanında başlayıp
23
Hasan Kara “Orta Asya Ülkelerindeki Etnik Yapının Bölge Güvenliğine Etkileri” Türk Dünyası İncelemeleri
Dergisi / Journal ofTurkish World Studies, Ci/t: VI, Sayı 1, Sayfa: 101-109, İZMİR 2006.
24
Zainiddin Karaev “Water Diplomacy in Central Asia” The Middle East Review of İnternational Affairs.
MERİA Volume 9, No. 1, Article 5 -March 2005
31
gelişebilirdi.Kırgızistan ve Kazakistan gibi topoğrafyası,iklim koşulları ve su kaynakları
Hidroenerji üretmeye uygun olan ülkeler bölgenin Hidroenerji üretim ülkeleri olabilir ve bu
üretim tüm bölgeye dağıtılacak şekilde bir plan yapılabilirdi.
Ancak bölgede su fakiri olan ülkeler Hidrokarbon zenginidir.Bu ülkeler ihtiyaç duydukları
enerjiyi su yerine petrol ve doğalgazdan oldukça ucuza üretebilmektedir. Bu nedenle bu
ülkeler su zengini olan yukarı kıyıdaş Kırgızistan ve Tacikistan'dan Hidroenerji satın alma
zorunluluğu duymamaktadır. Bu da yukarı kıyıdaş ülkelerin aşağıdaki ülkelere hidroenerji
sağlayarak karşılıklı bağımlılık ve işbirliğini geliştirmesini zorlaştırmaktadır. Bu durumda
ülkelerarasında karşılıklı bağımlılığın artması ve bölgesel işbirliğinin gelişmesi de
zorlaşmaktadır.
Diğer taraftan bu ülkelerin hidrokarbon zengini olmaları enerji ve su alanında işbirliği ve
karşılıklı bağımlılık ilişkisini destekleyici yönde bir katkı da sağlayabilecekken bu katkı
yeterince ve sürekli bir şekilde gerçekleşmemiştir.
Bir diğer deyişle birincil enerji kaynakları ( petrol,doğalgaz ,kömür ) ve su Orta Asya
ülkelerinin işbirliği ve karşılıklı bağımlılık ilişkilerini geliştirmede şimdilik gerekli rolü
oynayamamıştır.
Bölgede Ortak Bir Su Stratejisi Mümkün mü ?
Bölgede her ülkenin eşit katılımını sağlayacak ve bölgesel dengeleri gözetecek şekilde
kurumsal ve hukuksal yapıya sahip bir ortak su stratejisi ihtiyacı vardır. Bölgede su ve suyla
ilgili anlaşmalar konusunda kilit ülkeler Kırgızistan ve Tacikistan‟dır.Bu nedenle bu strateji
belirlenirken bu iki ülkenin politikaları çok belirleyici olacaktır.
Gerek bölgenin kapalı coğrafik yapısı, gerek ülkelerin dengeli karşılıklı bağımlılık
zorunluluğu, gerekse iklimsel değişikliklerin su kaynakları üzerindeki olumsuz etkisi bölge
ülkelerinin ortak bir su stratejisine zorunlu olduğunu ortaya koymaktadır.
Bölge ülkeleri arasında oluşturulacak ortak bir su stratejisi, bu ülkelerin ekonomik ve
toplumsal kalkınmalarının sürdürülebilirliği açısından da son derece önemlidir
Diğer taraftan Orta Asya ülkelerinin bölgedeki diğer ülkelerle de işbirliği içinde kendi su
kaynaklarını kendilerinin değerlendirmesi gereği de vardır.
Ancak bu strateji bölgede sadece suyla ilgili anlaşmazlık konularını değil, öncelikle her
ülkenin su kaynaklarının verimli bir şekilde geliştirilmesi, kullanılması, yönetilmesi ve suyla
ilgili tüm projelerde teknik ve bilimsel yaklaşımların geçerli kılınmasını da içermelidir.
Ortak su stratejisi oluşturma bağlamında atılacak ilk adım, bölge ülkelerinin su uzmanlarını,
suyla ilgili temel kurum yöneticilerini, ilgili akademisyenlerini,stratejistlerini bir araya
getirecek bir Ortak -Teknik Komite oluşturulması olmalıdır. Bu teknik komitenin çalışmaları
her ne sebeple olursa olsun kesintiye uğramamalıdır.
32
Ancak bu denli büyük zorunluluğa rağmen Orta Asya ülkelerinin Ortak bir Su Stratejisi
oluşturmasının ve kalkınma ve gelişmeleri için su ve enerji kaynaklarını bir fırsata
dönüştürebilmelerinin önünde birçok zorluk bulunmaktadır.Bölge ülkelerinin bu ekonomik ve
politik zorlukları aşması için zaman ihtiyaçları vardır. Ancak bu zaman boyunca her ülke su
kaynakları yönetiminden kaynaklanan sorunların kalıcı hale gelmesi önleyecek politikalar
uygulamaya açık olmalıdır.Bölgede yapılacak ortak projeler hem bu sorunların kökleşmesini
engelleyecek hem de ülkeleri bölgesel Ortak bir Su Stratejisi oluşturmaya daha da
yakınlaştıracaktır.
6. Su ĠĢbirliği Neden Olmuyor ?
Orta Asya‟ya genel olarak bakıldığında bir kapalı bölge ve bu bölgede içiçe girmiş ülkeler
görülmektedir.Bu durumun ülkeler arasındaki ilişkilerde işbirliğinin artması yönünde etkili
olması beklenirken bunun yeterince oluşmadığı görülmektdir.Bu durumun bölgenin tarihsel
geçmişi ve bugünkü jeopolitik durumu gibi içsel, dışsal ve bölgeye özgü birçok nedeni
vardır.
Bu nedenlerle hem bölge ülkeleri arasında hem de bu ülkelerdeki gruplar arasında güven
unsuru yeterince yerleşmemiştir. Bu durum bölgede karşılıklı işbirliği alanındaki ilerlemeyi
de kısıtlamaktadır. Örneğin bölgede su yönetimi konusunda işbirliği organizasyonları
bulunmasına rağmen sınıraşan sular konusunda işbirliği ve diyalog açısından birçok sorun
yaşanmaktadır. Bunun bölgeye özgü bazı temel nedenleri aşağıda sıralanmıştır25.



Bölgesel su sistemi SSCB döneminde merkezi bir anlayışla planlanmış olup bugün 5
ayrı devlet tarafından su yönetimi yapılmaya çalışılmaktadır.
Orta Asya ülkelerinin ekonomileri sulu tarım uygulamalarına doğrudan bağlı olup
bunun sonuçları ülke yönetimini doğrudan etkilemektedir.
Bölgede nehirlerin akış aşağısında bulunan ülkeler askeri ve ekonomik açısıdan suyun
başında yer alan ülkelerden daha güçlüdür. Bu durum ülkeler arasındaki su
sorunlarında da açıkça asimetrik bir güç ilişkisi yaratmaktadır.
Orta Asya’da Su Yönetimi Konusunda Bazı Tespitler
1. Orta Asya ülkelerinde tarımsal su kullanımı özellikle Kazakistan, Türkmenistan ve
Özbekistan için hayati önem taşımaktadır.Bu ülkeler sulamada verimsiz yöntemler
kullanmaktadır.Bunun kısa sürede değişme olasılığı çok düşüktür.
2. Sir Darya ve Amu Darya Nehirlerinin yukarı havzasındaki Kırgızistan ve
Tacikistan ile aşağı havzadaki Özbekistan,Kazakistan ve Türkmenistan arasındaki
güven eksikliği sürmektedir.Bölgedeki bu ilişkilerde işbirliğine en uzak ülke
Özbekistan en çok dışlanmış ülke ise Türkmenistan olarak görülmektedir.
25
ICG Asia Report No 4, May 2002
33
3. Bölge ülkeleri arasında su konusunda anlaşma yapılması değil yapılan anlaşmalara
uyulmaması bir sorun olarak ortadadır.Bu konuda en fazla uyulan anlaşma 1993
yılında Aral Gölünü kurtarmak için 5 ülke tarafından imzalanan Uluslararası Aral
Gölünü Kurtarma Vakfı (IFAS)ın projelerine yönelik anlaşmadır.Bu projelerin
yürütülmesinde Kazakistan lider rol oynamaktadır .
4. Uluslararası Aral Gölünü Kurtarma Vakfı (IFAS) Aral Havzası konusunda bölge
ülkelerini biraraya getirebilecek en uygun kurumsal yapı olarak önem
taşımaktadır.
5. Bölgede su yönetimi konusundaki durumun saptanması ve çözüme yönelik en
kapsamlı uygulanabilir projeler ve öneriler ise AGİT Merkez ve Bölge Ofisleri
tarafından gerçekleştirilmektedir.Bu konuda AGİT proje raporlarının takibi,
bölgedeki ilişkiler açısından durumun tesbiti ve izlenmesi konusunda önem
taşımaktadır .
6. UNDP tarafından bölgede yapılan çalışmalar daha çok ikincil ve yardımcı projeler
niteliğindedir.
7. AB ülkeleri bölgede özellikle mühendislik ve müşavirlik alanında etkinlik
sağlama konusunda oldukça yol katetmiştir.
8. Kırgızistan Türkiye‟nin sınıraşan su politikasını izleyerek kendisine bir model
oluşturmaya çalışmaktadır
9. Aral Havzasındaki su kaynakları politik iklim kadar meteorolojik iklim
değişikliğinin tehdidi altında bulunmaktadır.Bu tehdit algısının en belirgin nedeni
Orta Asya sularının kaynağı olan buzullarda tespit edilen hızlı erimelerdir.
10. Seyhun Nehri‟ni sularını Kuzey Aral‟da tutacak mühendislik yapıları ile göl
seviyesi Kuzeyde yükselmiştir. Ancak Güney Aral‟ın dolmasında mühendislik
yapılarından daha çok bölge ülkelerinin verimli su yönetimi etkili olacaktır. Bu
nedenle Güney Aral‟ın dolması çok daha zor gerçekleşecektir.
ĠĢbirliği’nin Gerekliliği AnlaĢılacak
Çok genel bir değerlendirme yapıldığında; bölge ülkelerinden suyun başında olan ve
diğerlerine göre yoksul olan Tacikistan ve Kırgızistan‟ın daha çok Rusya‟nın etki ve ilişki
alanı içinde yer aldığı, aşağıdaki diğer ülkelerin ise Özbekistan hariç Rusya ile olan
ilişkilerinde daha mesafeli davrandıkları ve Rusya‟nın etki alanına girmekten uzak
durdukları görünmektedir.
Suyun başındaki ülkeler zaman zaman Rusya‟ya da güvenerek su konusunda ileri bazı
taleplerde bulunsalar da sonunda bu kaynağı birlikte yönetmeye zorunlu olduklarını
bilmektedirler. Yukarıda da belirtildiği gibi Kırgızistan ve Tacikistan yapacakları barajlarla
suyu depolayıp hidrostratejik bir üstünlük elde etseler bile bu politikalarını sürekli kılmaları
mümkün görünmemektedir. Çünkü memba ülkeleri dünya pazarlarına aşağı havzadaki diğer
ülkeler üzerinden ulaşmaktadır. Bu nedenle suyun başındaki ülkelerin suyu barajlarda tutarak
elde ettikleri avantajın kalıcı olmayacağı görülmektedir.
Yani bu ülkelerin yapılan bir anlaşmayı bozup suyu barajlarda biriktirerek dönemlik bir fayda
sağlaması akılcı olmadığı gibi enerji ithalatından ulaşım imkanlarının ortadan kalkmasına
kadar birçok olumsuz sonuçlar yaratacağı da açıktır. Bu nedenle yukarı havza ülkelerinin
34
böyle bir hidro-politika izlemeleri zordur. Diğer taraftan bu politikanın bölgedeki sıcak
çatışma ihtimalini gündeme taşıyabileceği düşünüldüğünde ise Özbekistan ve Kazakistan‟ın
askeri gücünün Tacikistan ve Kırgızistan‟a nazaran çok fazla olduğu görülmektedir. Bu da bu
politikanın kolayca uygulanamayacağını ortaya koyan bir diğer neden olmaktadır.
Diğer taraftan bölgede böyle bir çatışmanın kolayca çıkabileceği de beklenmemelidir. Çünkü
özellikle küresel güçler enerji kaynakları yoğun bu bölgede çok önemli bir pozisyon
kaybetme ihtimali dışında genellikle mevcut istikrarın devamını isterler. Su kaynakları da
akılcı bakıldığında çatışmanın değil bu istikrarın sağlanmasının en önemli aracı olmalıdır.
Bölgede suyun sürekli bir istikrarsızlık yaratacak şekilde kullanımı bölge ülkelerinin olduğu
kadar bölge dışı güçlerin de işine gelmemektedir.Ancak suyun kontrolü de bölgede çok
önemli bir üstünlük sağlayacaktır.Bu nedenle bu güçler öncelikle su yönetiminde kontrolü
sağlayacak nüfuz alanı yaratma politikalarını uygulamaya koymaktadır. Ancak yine de
bölgede jeopolitik dengelerin kontrol dışı değişmesi veya bölgenin bir gücün etkisi altına
girmesi olasılığı ortaya çıktığında su sorunu ve etnik guruplar birer saatli bomba olarak
kullanılacaktır.
Bu nedenle bölgede su konusunda istikrarı tehdit edecek şekilde oluşacak ciddi gerilimlerin
analizi yapılırken bölge dışı güçlerin bölgeyle ilgili
stratejilerinin etkisi gözardı
edilmemelidir. Bölgede su‟dan bir çatışmanın imkansız olmadığı, ancak bunun bölge dışı
güçlerin istemi ve kontrolü dışında gerçekleşmesinin zor olduğu dikkate alınmalıdır.
Bölgede istikrarın devamı için öncelikle su kullanımının dengesizlik ve çatışma unsuru
olmaktan çıkartılması gerekmektedir.
Bölgede istikrarın bölge ülkeleri ve bölge dışı güçler açısından da önemli olduğu dikkate
alındığında bölgenin hidropoltiğinin bölge içi kadar bölgenin dış politikasıyla da iç içe
şekilleneceği görülmektedir.
7. Orta Asya'nın Saatli Bombası : Su
Bölgenin Saatli Bombası : Su Sorunu
Uzmanlar Asya'nın içine sıkışmış bu kapalı coğrafya üzerinde; bölgesel ve küresel güçlerinin
"Büyük Oyun" diye adlandırılan düşüncelerinden26 sık sık sözetmektedir.
Bu güçlerin amaçlarını gerçekleştirebilmek için üzerine çalışacakları Orta Asya'nın en zayıf
noktası ise; Sovyetler Birliği'nin 70 yıllık bir zamanda gerçekleştirdiği karışık etnik yapı
olarak açıklanmaktadır 27 . Hepsi Türk olan ve yaşadıkları bölgeye göre isim alan Özbek,
Kazak, Kırgız, Türkmen, Tatar gibi gruplar buradaki her devletin içerisinde farklı sayılarda
bir dağılım göstermektedir.
26
Brzezinski, Zbigniev, Büyük Satranç Tahtası, Sabah Kitapları, İstanbul 1998.
27
Hasan Kara “Orta Asya Ülkelerindeki Etnik Yapının Bölge Güvenliğine Etkileri” Türk Dünyası İncelemeleri
Dergisi / Journal ofTurkish World Studies, Ci/t: VI, Sayı 1, Sayfa: 101-109, İZMİR 2006.
35
Asya kıtasının merkezinde "Orta Asya" olarak bilinen unutulmuş bölge Sovyetler Birliği'nin
yıkılması, yeni devletlerin kurulması petrol, doğalgaz ve diğer zenginlik kaynaklarıyla ve bu
kaynaklar nüfuslarına oranlandığında çok fazla olması gibi nedenlerle yeniden dünya
gündemine gelmiş ve dünyanın dikkatleri buraya çevrilmiştir.
Zengin yeraltı ve yer üstü kaynaklarının varlığı Hazar Gölü'nün yüz yıldan uzun bir süredir
petrol ve doğal gaz deposu olduğunun bilinmesi ve bu kaynakların bölgede yer alan devletler
tarafından işletilmeye başlanması bölgeyi cazibe merkezi yaptığı gibi aynı zamanda ekonomik
bir güç haline getirecektir. Bölgede toplam yaklaşık 62 milyon nüfusa sahip Genç Orta Asya
Cumhuriyetleri hem pazar olma özellikleri hem de Rusya başbakanlarından Primakov
tarafından "Stratejik Üçgen" olarak adlandırılan Çin – Rusya - Hindistan yarı çemberinin tam
ortasında bulunmaları dolayısıyla son yıllarda dikkatleri üzerilerine çekmektedir28.
Mackinder, Kara hakimiyeti teorisinde Orta Asya'nın kuzeyini Kalp Sahası "Heartland",
güneyini İç Hilal "Rimland" kabul ederek kalp sahasına ulaşmak için önce iç hilali ele
geçirmek gerektiği görüşünü savunmuştur29. Dünyanın herhangi bir bölgesine hakim olmak
isteyen ve mevcut yönetimlerle sorun yaşayan güçlü devletler; buradaki devletleri birbirlerine
düşürerek ve iç sorunlarla uğraştırarak zayıflatma, yıpratma, zaman kaybettirme, kaynaklarını
azaltma, silah satma, petrol fiyatlarını istedikleri şekilde ayarlama gibi kendileri lehine bölge
ülkeleri aleyhine faaliyetlere girişmektedir.
Dış politika analizcileri önemli olayların dış politik kararlar oluşturmada büyük etkileri
olduğunu vurgularlar 30. Nitekim Irak - İran savaşı sırasında bu durum açıkça yaşanmıştır.
Güçlü devletler hem savaşı sürekli körüklemişler hem de taraf olmuşlar, hatta İran'a açıkça
karşı olan ABD gibi devletler gizlice silah satmışlardır. İran - Irak savaşı boyunca petrol
fiyatlarını ayarlayan OPEC devre dışı bırakılarak petrol fiyatlarının dibe vurmasıyla en büyük
gelir kaynağı petrol olan İran, ekonomik yönden büyük darbe almıştır. Geçmişe bakıldığında
bu ve benzeri emperyal stratejileri ve taktikleri açıkça görmek mümkündür.
Saatli Bomba’nın Patlayıcı Malzemesi: Etnik Yapı
Uzmanların 2006 yılında “önümüzdeki yıllarda en büyük gelirleri petrol ve doğal gaz olacak
olan Orta Asya devletleri için herhangi bir savaş veya iç karışıklık durumunda benzer
oyunların
yeniden sahneleneceği 31 ” şeklindeki değerlendirmeleri doğru çıkmış ve
Kırgızistan‟da Kırgız ve Özbekler arasında bugüne kadar küçük ve büyük ölçekte birçok
çatışma yaşanmış ve kan dökülmüştür. Türk Dünyasında aynı soydan gelen ve aralarında
Taciklerin dışında kesin ayırıcı farklar bulunmayan Türk boyları SSCB döneminde
28
29
Age.
Özey, Ramazan, Türk Dünyası. Özeğitim Yayınları No: 11 İstanbul 1996.
30
Hudson, V. M. -Vore, C. S., Uluslararası İlişkilerin Psikolojisi. (Derleyenler Erol Göka-Işık Kuşçu),
AvrasyaStratejik Araştırmalar Merkezi Yayınları, Ankara 2002.
31
Hasan Kara “Orta Asya Ülkelerindeki Etnik Yapının Bölge Güvenliğine Etkileri” Türk Dünyası İncelemeleri
Dergisi / Journal ofTurkish World Studies, Ci/t: VI, Sayı 1, Sayfa: 101-109, İZMİR 2006.
36
sistematik olarak karıştırılıp etnik kimlik çatışması adı altında bugün kullanılan bir sorun
yumağı haline getirilmiştir. Örneğin; Özbekler, Özbekistan'da nüfusun %72'sini
oluştururlarken, Tacikistan'da %24, Kırgızistan'da %14 ve Türkmenistan'da %9'luk bir nüfus
oranı meydana getirmektedir. Bölgede sadece Türkmenistan diğer topluluklardan en az nüfus
oranını barındıran ülke durumundadır. Ancak etnik açıdan bu denli karışık hale getirilen Orta
Asya diğer taraftan yüzyıllardır Türk kimliği ile yoğrulması nedeniyle etnik yapı olarak çok
fazla kırılgan ve hemen dağılmaya hazır bir yapı da değildir.
Bu yapı ancak bölgenin ekonomik olarak geri bırakılması ve yaşam standardının daha da
düşmesi sonunda artan gerilimin provake edilmesi ile dağıtılabilir.Bu nedenle bölgede bu
gerilimi besleyecek faktörlerin ortadan kaldırılmasına yönelik sosyo-ekonomik politikaların
uygulanması çok önemlidir.Bunun için özellikle yukarı havza ülkelerin kalkınması ve
gelişmesi gerekir. Bu nedenle de su yukarı havza ülkeleri başta olmak üzere bölgedeki tüm
ülkeler için çok önemli bir kaynak özelliği taşımaktadır.
Saatli Bombanın Pimi: Su Sorunu
Bölge için istikrarın önemi yukarıdaki bölümlerde açıklanmıştı.Ancak jeopolitik önemi çok
yüksek olan böyle bölgelerde çok sağlam bir güvenlik ve istikrar ortamı oluşması dünyanın
benzer diğer bölgelerinde de görüldüğü gibi mümkün değildir. Bu nedenle çok önemli petrol
ve doğalgaz rezervlerine sahip olan ve kaynaklarını dünya pazarlarına henüz sunmaya
başlayan Orta Asya ülkelerinde küresel güçlerin bölge planlarına uygun olarak çeşitli
yoğunluklarda iç karışıklıkların çıkarılması ihtimali yüksektir. Bu bölgede çıkabilecek veya
çıkarılabilecek karışıklıklara en geçerli nedenler arasında; etnik farklılıklar 32 , sınır
anlaşmazlıkları, Hazar Gölü'nün paylaşımı ve sınır aşan sular sorunu gelmektedir.
Bölge ülkelerine hükmetmenin en kolay yolu bu devletlerdeki etnik yapının çeşitliliğinden ve
bölgeye özgü yaşamsal önemi olan uyuşmazlık konularından yararlanmaktır. Bu kapsamda
Orta Asya‟daki etnik yapının da birbiriyle girift şekilde karışmasının tesadüflerle açıklanması
zordur. Çünkü etnik karışıklık dünyanın her coğrafyasında istenildiğinde saatli bir bombaya
dönüşebilmektedir. Etnik bomba, diğer yardımcı koşullar iyi ayarlandığında pimi çekilip
istenilen zamanda patlatılabilmektedir.
Yukarıda sayılan iç karışıklık nedenleri arasında etnik farklılıklar ve sınıraşan su sorunu öne
çıkmaktadır. Bu iki husus birlikte ele alındığında ise çok etkili bir karmaşa mekanizması
haline gelmektedir. Bunlardan karmaşa çıkartmak için etnik farklılıklar en belirleyici unsur
sınıraşan su sorunu ise en etkin unsur olarak görünmektedir.
32
Erkal, Mustafa, Zihinlerdeki belirsizlikler: Etniklik ve Kimlik, Türkiye ve Siyaset Dergisi, Sayı: Kasım-Aralık
2001. ” Etniklik; milli düzeyde ortak bir hayat biçimi oluşturulamadığı zaman mensup olunan millete karşı alt
kimliklerin ortaya çıkması şeklinde açıklanabilir”
37
Bu koşullar su‟yun Orta Asya'da gerilim ve çatışma kaynağı olabileceğini
göstermektedir.Bölgede yaşanan kuraklıklar gerilimi arttırarak bu sorunu gündeme
taşımaktadır.Gerilim artmıştır.
Özet olarak; istenildiğinde bölgede etnik guruplar arasında kullanım sorunları yaşanan su
konusu kullanılarak yaygın ve kalıcı sorunlar yaratmak hiç de zor olmayacaktır. Çünkü
bölgede her iki unsur da kullanılmaya hazır bir saatli bombanın mekanizmaları olarak
beklemektedir. Bu bombanın tahrip kalıbı etnik olarak farklı olduğu ileri sürülen ancak aynı
ırktan gelen gruplardır. Bombanın patlatma mekanizması , yani pimi ise su sorunudur. Bu
unsurlardan su sorununun ortadan kalkması saatli bombanın en etkili mekanizmasının ortadan
kaldırılması anlamına geleceğinden bölge istikrarı için çok önemli sayılmaktadır.
Ancak Orta Asya‟nın çok bilinmeyenli su denkleminin çözülmesi zaman alacaktır. Bu süre
içinde bölge ülkelerinin bölgedeki ve dünyadaki küresel güçlerin figüranı olmaktan uzak
durmaları gerekmektedir. Dikkatli olunması gereken alanlardan biri de su kaynakları alanıdır.
Bunun için öncelikle bölgede su konusunda dış güçlerin etkisini ve müdahalesini arttıracak
sorunların yaşanmasına izin vermemeleri gerekmektedir.
Kazakistan, Özbekistan ve Kırgızistan geçmişte yaşadıkları kötü deneyimleri yeniden
yaşamak istemiyorlarsa jeo-politik, jeo-stratejik, jeo-ekonomik ve jeo-kültür güçlerini
birleştirmek zorundadırlar. Bunu gerçekleştirebilmek için ise öncelikle stratejik su kaynakları
konusunda daha olumlu ilişkiler oluşturmaları gerekmektedir.
Bu nedenle bölgenin politik dinamikleri arasında hidro-politika çok önemli bir yer
tutmaktadır. Orta Asya‟da uygulanacak doğal kaynak politikaları bölge ülkelerinin gelişme
ve kalkınmasının itici gücü olacaktır. Bu politikalar bir yandan ülkeleri geliştirirken diğer
taraftan bu ülkelerin uluslararası ilişkileri alanında da etkili olacaktır.
Uluslararası alanda Orta Asya planları yapan yerli ve yabancı küresel güçler vardır. Yerli
güçlerden Rusya ve Çin bölgede jeopolitik avantajlara sahipken ABD‟nin Rusya‟nın
geçmişle bağlantılı dezavantajlarından da yararlanarak bölgede kısmen yerleşme şansı
bulunmaktadır.
Orta Asya‟ya dikkatli bakıldığında tüm ülkelerin bu bölge için tüm avantajlarını kullanmaya
başladıkları görünmektedir. Bu nedenle de bölgenin stratejik suları, bu güçlerin bölgedeki
manevra ve hakimiyet alanlarını geliştirmek için daha uzun dönem ilgi alanı içinde olacaktır.
Bu ilgi sürdükçe bölgede pimi su‟dan olan saatli bombanın işlemesi devam edecektir. Bu
saatli bombayı durduracak en temel unsur ise bölgede akılcı politikalarla suyun işbirliği
aracı olarak kullanılması olacaktır. Bir diğer deyişle bölge ülkelerinin en akılcı davranışı
bölgenin barış ve istikrarını sürekli tehdit altında tutan kurulmuş bir saatli bombanın ateşleme
mekanizmasını çıkartmak olacaktır.
Orta Asya‟da Fergana Vadisi'ne yerleştirilmiş bu saatli bombanın etkisizleştirilmesi bölgesel
barışın sağlanmasında kilit bir rol oynayacaktır. Bunun yapılamaması ise bu vadiden başlayan
ve Güney Asya „ya kadar uzanabilecek kanlı çatışmaların yaşanmasına neden olabilecektir.
38
Orta Asya ülkeleri bölgede su‟dan saatli bomba düzeneğini oluşturan küresel güçlerin elinden
bu tehdit ve tehlike unsurunu almak zorundadır.
8.Orta Asya'da Su ve Strateji
Su Konusundaki Sıfır Toplam ve Kazan Kazan AnlayıĢı Gereği
Orta Asya‟da Kıyıdaş ülkeler arasında karşılıklı güvenin oluşmasının ülkelerin sahip
olduğu mevcut anlayış tarafından engelleniyor olması bölgesel su yönetimi konusunda sıfır
toplam (zero sum) sonucunu doğurmuştur.Bu sonuç bir ülkenin diğer ülkenin kaybettiğini
kazanması ile elde edilen sonucun toplamının sıfır olması anlamına gelir . Orta Asya „da
ülkeler ellerindeki doğal kaynakları akılcı bir şekilde kazan-kazan (win to win) anlayışı ile
kullanma şansına sahiptir.
Orta Asya‟da su yönetimi sorununu çözmek için gelecekte yapılacak anlaşmalardan
önce bu bariyerin aşılması çok önemlidir.Bunun için de sihirli bir formül yoktur. Bu durum
ülkeler arasındaki işbirliğinin ve adil bir karşılıklı bağımlılık ilişkisinin artmasına ve Orta
Asya ülkelerinin daha akılcı bir şekilde yönetilmelerine bağlı bir zaman sorunudur.
Su ve Strateji
Bölge ülkeleri arasında önemli bir anlaşmazlık konusu oluşturan Havzanın sınıraşan sularıyla
ilgili çeşitli anlaşmalar imzalanmış ve ortak komisyonlar kurulmuştur. Ancak, bölgedeki su
sıkıntısı ve kalıcı bir anlaşmanın henüz sağlanamamıştır33. Bu durum bölgenin hızla artan
jeostratejik önemi de dikkate alındığında gelecekte yeni gerginliklere yol açacak gibi
görünmektedir.
21. Yüzyıl‟da birçok devletin geleceğe yönelik "güvenlik algılama" politikalarında su
kaynakları önemli yer tutmakta ve uluslararası politikalarda stratejik bir araç olarak
görülmektedir. Yakın gelecekte iklim değişikliklerine bağlı olarak yaşanması beklenen
kuraklıklar nedeniyle önemi daha da artacak olan su kaynaklarının denetimini ele geçiren
devletler, bu konumlan sayesinde nüfus hareketlerini, göç olgusunu, tarımsal üretimi, sağlık
koşullarım,ülkelerarası olası su krizlerini, çatışma ve savaşları da denetleme olanağına sahip
olacaklardır.
Bu nedenle 20 yüzyılın petrol yollarını denetim altında tutma stratejisine 21. yüzyılda
kaynaklarını kontrol etme stratejisi de eklenmiştir.
su
20. yüzyılın son 10 yılından bu yana uluslararası kuruluşlar, çokuluslu şirketler, hükümet dışı
kuruluşlar, ulusal devletler ve bölgesel oluşumlar artık su politikası konusunda daha çok söz
sahibi olmaya çalışmaktadırlar. Bu aktörlerin dünya su politikasının belirlenmesindeki etkisi
artık çok belirgin hale gelmiştir. Dünya su siyasetinin bu egemen aktörleri, dünya çapında
33
Ahmet Şahin 2007 “Kırgızistan Su Rezervlerinin Ekonomik Rolü ve Kalkınmaya Etkisi” Yüksek Lisans Tezi.
Kırgızistan – Türkiye Manas Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü İktisat Anabilim Dalı 2007 BişkekKırgızistan
39
gerçekleştirdikleri içiçe geçmiş işbirliği ve ilişki biçimini bölgesel, ulusal ve yerel ölçeklere
kadar yaygınlaştırma çabası içindedirler.Orta Asya Aral Havzası da bu bölgelerden birisidir.
“Orta Asya‟da Su Sorunu” strateji masalarında açık duran dosyaların en önemlilerinden
biridir. Dünyanın uzun dönemdir dışa kapalı olan bu bölgesine girmeye çalışan küresel
güçlerle komşu küresel güçler arasında bölgede kıyasıya bir mücadele yaşanmaktadır. Halen
büyük bir bölümü su yüzüne çıkmamış olan bu mücadelede Orta Asya‟daki ülkelerle yıllar
boyu siyasi ve kültürel ilişkileri olan bölgedeki komşu küresel güçlerin bazı avantajları
bulunmaktadır. Bu avantajların bölgeye gelmeye çalışan misafir küresel güçlere çıkartacağı
zorluklar Orta Asya‟da jeopolitik konum kazanma oyununun sertleşebileceğini ortaya
koymaktadır.
Bölge üzerinde jeopolitik konum kazanma stratejileri bölgenin su kaynakları üzerinde
hakimiyet kurma politikalarını da kapsamaktadır. Orta Asya‟da hidrokarbon zengini ve su
fakiri ülkeler ile bunun tersi olarak su zengini ve petrol ve doğalgaz fakiri ülkeler bir arada
yer almaktadır. Su kaynaklarının eşitiz dağılımının yanı sıra bölge ülkeleri arasında temel bir
politik ekonomik asimetri de bulunmaktadır. Bu durum ise rekabet ve çatışmalara da neden
olarak sorunların çözümünü zorlaştırmaktadır.
Türk Dünyası ve ĠĢbirliği
Su sorunu Orta Doğu‟da olduğu gibi Orta Asya‟nın güvenlik ve kararlılığı için en büyük
tehdit olarak görülmektedir. Günümüzde hem Orta Asya‟nın sularını hızla kullanmak için
planlar yapılmakta hem de ülkeler bu süreçte karşılıklı çıkar esasına dayalı bir işbirliğini
gerçekleştirmede başarısız olmaktadır. Bu nedenle su sorunu Orta Asya‟nın kurulmuş saatli
bombası olarak bölge güvenliğini tehdit etmektedir. Ancak bölgede ikili ve çoktaraflı
anlaşmalar ve havza işbirliği örnekleri temelinde bir sürdürülebilir işbirliği ilişkisi arama
çabaları da devam etmektedir.
Orta Asya‟da işbirliği arayışının sürmesinde etkili olan bazı tarihsel nedenler de vardır.
Örneğin Orta Asya ülkelerinde SSCB merkezi idaresi altında yaşanan dönemden kalan bazı
ortak düşünceler ve kavramlar tam anlamıyla ortadan kalkmamıştır. Bu nedenle Orta Asya
toplumlarının birbirine güvensizlikleri, Örneğin Orta Doğu‟da yaşanan güven bunalımından
daha farklıdır. Bölgede hegemonya çatışmalarına rağmen Orta Asya‟da halklarının birbirine
tarihsel kin ve düşmanlık duymaları için çok fazla nedenleri yoktur. Orta Asya coğrafyasının
yüzyıllar boyu Türk kültürü ile yoğrulması nedeniyle bölgenin etnik yapısı, Ortadoğu'daki
gibi basit aşiret yapısına benzememektedir. Bu nedenle bölgede güvenlik problemlerinin
beslendiği alanlardan en önemlisi toplumsal rahatsızlıklardır. Orta Asya toplumlarındaki
toplumsal sorunları ortadan kaldıracak sosyo-ekonomik politikalar bölgenin istikrarını
sağlayacak en önemli faktör olacaktır. Bölgede ekonomik temelli toplumsal huzursuzluklar,
karışıklık çıkması olasılığını arttıran en önemli unsurlardır. Fergana Vadisi gibi çok özgün
bölgelerde su temini ve toprak konusunda baskı ve eşitsizliklere dayalı zorluklar ortadadır. Bu
da zaten nazik olan ilişkilerin kolayca çatışmaya döndürülmesi hesabını yapanlara gerekli
ortam ve olanağı sağlamaktadır.
40
Bu nedenle bölgede su kaynaklarının akılcı ve verimli kullanımı, hem sosyo-ekonomik
kalkınmanın temel unsuru olması ve toplumsal gerilimin azalmasında başat rol oynaması hem
de bu ortamı rahatlatarak suyun sorun yerine işbirliği aracı olarak kullanılmasına olanak
tanıması açısından çok önemli işlevler üstlenecektir. Bu nedenle Orta Asya‟da taşların daha
yerli yerine oturmadığı bu dönemde Orta Asya nehirlerinin hidro-politiğinde bölgesel
işbirliğini sağlayacak adımlar atılması kolay değildir. Ancak bunun bölge için gerekliliği ve
belirleyici özelliği açıkça görülmektedir. Burada yaşanacak su‟dan bir çatışmanın domino
etkisi yaparak bölgede istikrarsızlığı ve bölge dışı güçleri davet eden bir sonuç yaratma
potansiyeli taşıdığı görülmelidir. Küresel ölçekte nasıl petro-politik yada doğalgaz politiğin
etkili olduğu söylenebilirse gelecekte Orta Asya‟da bölgesel ilişkilerde de hidro-politikanın
etkisinin çok büyük olacağı şimdiden görülmektedir.
Orta Asya„da su işbirliğinin oluşturulmasının dünyadaki diğer örnekleri gibi zaman
alabileceği görülmelidir. Aslında Orta Asya‟da
su kullanımının etkin bir şekilde
gerçekleşmesinin önündeki en önemli engel bölge ülkelerinin bu konuda yeterli bir politik
iradeye sahip ol(a)mayışlarıdır. Bunun için bölgede zamana ihtiyaç vardır. Ancak bu zaman
iyi kullanılmalıdır. Çünkü bölge son 23 yıldır uluslararası sistemin satranç masasında yer
almaktadır. Bu durum,bölgedeki hamlelerin uluslararası boyutları olduğunu hatta gelecekteki
hamlelerin birçoğunun bu etki altında gerçekleşeceğini ortaya koymaktadır. Bu kapsamda
bazı Orta Asya ülkelerinin uluslararası ilişkilerine güvenerek su kaynaklarını tekil olarak
geliştirmeye çalışması etnik olarak heterojen, yarı kurak ve su sıkıntısı çeken bu bölgedeki
gerginliği arttıracak ve stabiliteyi bozacaktır.
Bu kapsamda Orta Asya‟daki su sorununun sadece stratejik olarak “water box” su kutusu
sınırları içinde düşünerek çözülebilmesi mümkün değildir. Bölgenin su sorunu bu çerçevenin
dışında daha geniş sosyal, ekonomik ve politik kapsamda ele alınmalıdır. Çünkü bölgedeki su
sorunlarının bölgedeki ülkelerin enerji ihtiyacı ve tarımsal üretim,istihdam politikaları ile
doğrudan ilişkisi bulunmaktadır.
9. Ne yapılmalı,Ne Yapılmamalı ?
Orta Asya‟da bölge ülkeleri ve komşu ülkeler tarafından paylaşılan 18 sınır aşan nehir
bulunmaktadır. Bu nedenle bölge ülkeleri ulaşım, güvenlik gibi konularda olduğu gibi su
kullanımı konusunda da işbirliği içinde olmalıdır. Bölgenin çeşitli koridorlarla dünyaya
açılması için birçok proje uygulanmıştır. Ancak yine de bölge en azından güvenlik ve tehdit
algısındaki benzerlikler açısından da bir birlikteliğe ihtiyaç duymaktadır. Bu koşullar dikkate
alınarak bölgede orta ve uzun vadede gerçekleşecek akılcı bir planlama ile karşılıklı
bağımlılık ilişkileri geliştirilmelidir. Bu ilişkilerin gelişmesinde bölge ülkelerinin üretim
alanlarında benzer üretim özellikleri taşımaları olumsuz bir faktör olarak düşünülebilir.
Ancak teknolojik gelişmeler yardımı ile bölgede farklı ürün ve üretim alanları geliştirilerek
işbirliği olanakları arttırılabilir. Ama bunun için de bölgesel bir liderlik gerekmektedir.
Aslında bölgede hidro-politik ilişkilerin sağlıklı ve çözüm odaklı olabilmesi için bölge
ülkelerinin demokratikleşmesi büyük önem taşımaktadır. Orta Asya devletleri halen siyasi
41
alanda geçmiş yönetimden gelen alışkanlıklarının büyük bir kısmını sürdürmektedirler34. Orta
Asya ülkeleri halen bir geçiş süreci içinde bulunmaktadır. Siyasal dönüşüm süreci içinde
bulunan bu yeni devletlerin aralarındaki önemli farklılıklara karşın, en önemli benzerlikleri
geçmişte demokratik bir geleneğin ve rekabetçi bir anlayışın yokluğudur. Bu etmen
uluslararası ortamdaki hâkim eğilime uygun olarak demokratik ilkelere dayalı bir devlet
yapısı kurulmasının önündeki en önemli engeli oluşturmaktadır35. Bu ülkelerdeki demokratik
gelişmelerin bölge hidro-politiğine de olumlu yansımaları olacaktır. Su konusunda işbirliğine
zorunlu olan Orta Asya‟nın bu yansımalara ihtiyacı çoktur.
Orta Asya‟nın su sorununun çözümü için zamana ihtiyaç vardır.Bu zamanın kısaltılması
mümkün ama zor görünmektedir. Ancak bu zaman süresinde sorunun artması ve kronik hale
gelmesi önlenmelidir. Bu nedenle yakın gelecekte bölge ülkelerinin su konusunda bölge
çapındaki projelerde ne yapması gerektiği
değil kendi ülkesinde su kullanımında
sürdürülebilir yönetim probleminin artmaması için neleri yapmaması gerektiği daha önemli
olacaktır. Bir diğer deyişle bu ülkeler öncelikle kendi ülkelerinde kendi çıkarları için suyu
daha verimli kullanma konusunda somut adımlar atmalıdır.
Bugünkü şartlar altında Orta Asya‟da su yönetimi sorununa havza bazında tüm ülkelerin
destekleyeceği merkezi projelerle ve merkezi bir anlaşmayla çözüm bulmak zordur.Bunun
için öncelikle ülkelerin kendi sularını daha verimli kullanmaya yönelik projeleri uygulamaya
koymaları teşvik edilmelidir.Bu adımlar bir üst organizasyon tarafından koordine ve teşvik
edilebilir. Ülkelerdeki bu gelişme belirli bir aşamaya geldiğinde Orta Asya ülkelerinin tüm
bölge için Ortak bir Projeye tam destek vermeleri mümkün olacaktır.
Bu nedenle bugün Orta Asya ülkelerinin bölgedeki su sorununun çözümüne gerçek katkısı
Havza Ölçeğindeki Ortak Projeleri sözde desteklemekle değil daha çok kendi ülkesinde suyu
daha verimli ,akılcı,planlı kullanmaya yönelik atacağı küçük ama somut adımlarla
gerçekleşecektir.
Yukarıda belirtildiği gibi Orta Asya su konusunda bir işbirliğine zorunludur. Bölgede en
azından yerel ve ülkesel ölçekte su (yönetimi) sorununun artmamasına ve suyun politik
gerilim yaratmamasına çaba gösterilmesi gerekir. Çünkü bölgede su‟yun tehdit unsuru
olarak kullanılabileceği politik bir zemine kayma olasılığı düşük değildir. Bunun en önemli
nedeni Bölge'nin uluslararası güçlerin ilgi alanı içinde yer almasıdır. Bölgedeki hızlı değişimi
kontrol etmek isteyen güçler su üzerinden bazı planlarını uygulamaya koyma arzusu
taşıyabilirler. Bu da suyun doğrudan ya da dolaylı olarak bölge politikalarına alet edilmesi
anlamına gelecektir.
Su, 21. yüzyılda üzerinde önemli stratejiler geliştirilen bir doğal kaynak olmaya başlamıştır.
Bir diğer deyişle bu yüzyıl suyun jeopolitik bir kaynak olarak daha fazla gündeme geleceği
bir yüzyıl olacaktır. Bu da su sorunlarının politik zeminde daha çok ele alınacağı ve gündem
oluşturacağı anlamına gelir ki bu bölgelerden birisi de Orta Asya olacaktır.
34
Yrd. Doç. Dr. Meşküre YILMAZ “Orta Asya‟ da Çözülmesi Kaçınılmaz Demokratikleşme Sorunu
“ÖNGÖRÜ / TAHLİL http: //www. 21yyte. org/tr/yazi. aspx? ID=4385&kat1=1 13 Mayıs 2010
35
Age.
42
Bölgede suyun politik tehdit unsuru haline gelmesi kaçınılmaz bir unsur değildir.Ancak
bunun için bölge ülkelerinin çok dikkatli olmaları ve dünyanın bu sorunu yaşayan diğer
bölgelerindeki deneyimlerden faydalanmasını bilmeleri gerekmektedir.
10 .Kaynaklar
Asia‟s Next Challenge: Securing the Region‟s Water Future 2009 A report by the Leadership
Group on Water Security in Asia April 2009
“Central Asia Regional Risk Assessment: Responding to Water, Energy, and Food Insecurity”
United Nations Development Programme Regional Bureau for Europe and CIS New York
January 2009
Djalili R. M. ve Kellner. T. , ”Yeni Orta Asya Jeopolitiği” SSCB‟nin bitiminden 11 Eylül
sonrasına Çev. Reşat Uzmen. Bilge Kültür Sanat. Kasım 2009 İstanbul
Dukhovny,A.V,Schutter J. 2011 Water in Central Asia . Balkema 2011 London.
Dursun YILDIZ 2011 Orta Asya'nın Stratejik Suları. Truva Yayınları.İstanbul
Dursun YILDIZ 2011 Orta Asya'nın Saatli Bombası: Su Sorunu. Truva Yayınları. İstanbul
Julia Bucknall,Irina Klytchnikova,Julian Lampietti,Mark Lundell,Monica Scatasta,Mike
Thurman 2003 ” Irrigation in Central Asia “Social, Economic and Environmental
Considerations The World Bank, February 2003
Stephen Hodgson “Strategic Water Resources in Central Asia in Serach of a new İnternational
legal order. EUCAM EU Central Asia Monitoring . No: 14 May 2010 CEPS Centre for
European Policy Studies.
Stuart Horsman. “Water in Central Asia: Regional Cooperation or Conflict? ” In Central
Asian Security: the New International Context, edited by Roy Allison and Lena Jonson.
Washington: Brookings Institution Press, 2001, p. 72.
Uslu .K,Öngel .V,Sözen .İ, “Aral Gölü Havzasındaki Su Kaynaklarının Orta Asya Ülkelerinin
Sürdürülebilir Büyümelerine Etkisi” Marmara Üniversitesi İ.İ.B.F.Dergisi Yıl:2011 Cilt
XXX. Sayı: 1 s. 141-162
Valentini К.L., Orolbaev E.E, Abylgazieva A.K. – B.: 2004. Water problems of Central Asia.
.International Strategic Research Institute Under The President Of The Kyrgyz Republic
,Socinformburo,The Friedrich-Ebert-Stiftung In The Kyrgyz Republic
Water and Energy Resources in Central Asia: Utilization and Development Issues 2008 The
Report is produced by the Strategy and Research Department of the Eurasian Development
BankApril 24, 200
43
44
11. TABLOLAR
Tablo4 Aral Gölü Havzasında Su Konusundaki Anlaşmazlıklar36
Hidroloji
Su Yapısını
Kontrol
Ana Kullanıcı
Su Sorunu
Su Sorunu Bağlantılı
Sorunun
Etnik sınır ve
Düzeyi
Azınlık sorunları
(*)
MembaMansap su
hakkı
Fergana’da Özbek ve
Kırgızlar arasında etnik
sorun
Yüksek
MembaMansap su
hakkı
Fergana Vadisindeki tacik
bölümünün Özbekistan’a
taşınması
Orta
Paylaşılan
Sulama sistemi
Özbel ve Tacikler
arasında etnik gerilim
Yüksek
MembaMansap
Kazakistan’dan
Özbekistan’a
Düşük
Paylaşılan
Sulama sistemi
Çimkent’te Siri Derya ve
Arys nehirleri arasında
kalan arazinin ülke
değiştirmesi
Ülke (ler)
Eden ülke
Narin-Toktogul
Kırgızistan
Kırgızistan
Özbekistan
Kayrakum
Tacikistan
Özbekistan
Tacikistan
Fergana Vadisi
Kırgızistan
Toprakları
Çardara
Özbekistan
Tacikistan
Kazakistan
Kazakistan
Özbek azınlık
Vakhsh/Pyands
h
Tacikistan
Tacikistan
MembaMansap
Yüksek
(potansiyel)
Zeravşan
Tacikistan
Özbekistan
Paylaşılan
Sulama sistemi
MembaMansap su
hakkı
Aşağı Ceyhun
Türkmenistan
Türkmenistan
Paylaşılan
Sulama sistemi
Zeravşan’ın yukarı
bölümünden
Özbekistan’a Tacik
nüfusun transferi sonucu
Özbek-Tacik gerilimi
Orta
Orta Amu Derya’da
Tazhaus’da toprak
Orta
36
Stefan Klötzli “The Water and Soil Crisis in Central Asia: a source for future conflicts.” Center for
Security Studies. ETH Zurich 1992-1995
45
Havzası
Özbekistan
Özbekistan
MembaMansap su
hakkı
iddiası.
Karakum Kanalı
Türkmenistan
Türkmenistan
Havzalararası
su transferi
Aşağı havzadaki su
kullanıcılarda oluşacak
sorunlar
Aral Gölü
Kazakistan
Karakalpakistan
Bölgesel genel
Özbekistan
Türkmenistan
sorunlu alan
Orta
Düşük
Bölgelerüstü sorun
Kazakistan
Uluslararası
(*) Sorunun düzeyi
Yüksek : Süren bir gerilim veya yakın geçmişteki anlaşmazlık
Orta
: Sorunun ilk aşamada olması ve artma olasılığı taşıması
Düşük : Sorunun ilk aşamada olması ve azalma olasılığı bulunması
46
47
48
Seyhun Nehri
Kızılorda/ Kazakistan 24 Mayıs 2011
Panj Nehri‟nin Yukarı Havzası -Afganistan-Tacikistan Sınırı
49
Fergana Vadisi
50
Dede Korkut Mezarı ve Anıtı -Kazakistan- Kızılorda
51
FOTOĞRAFLAR
Türkiye Bişkek Büyükelçiliği Kırgızistan- 18 Mayıs 2011
UNDP Çevre ve Kalkınma Programı Uzmanları Bişkek/ Kırgızistan 18 Mayıs 2011
52
Kırgız Cumhuriyeti Su İşleri Devlet Komitesi Başkanı Ziyadin Jamaldinov ile 18 Mayıs 2011
Kırgız Cumhuriyeti Çevre Koruma ve Ormancılık Devlet Ajansı Müdürü Toktaraliev
Bıymyrza ile
53
18 Mayıs 2011
Bişkek UNDP Su Yönetimi ve Sınıraşan Sular Programı Uzmanları ile 19 Mayıs 2011
Kırgızistan Oş AGİT Bölge Ofisi Uzmanı ve Kırgız Oş Sulama İşleri Memurları
20 Mayıs 2011
54
Uluslararası Aral Gölünü Kurtarma Vakfı (IFAS) Müdür Yardımcısı ve Uzmanı ile Almaty /
Kazkistan 23 Mayıs 2011
55
Seyhun suları Kuzey Aral‟a dökülmeden hemen önce. Kazalinsk/ Kazakistan 24 Mayıs 2011
Zhangabyl Rudnik Köyünde - Kuzey Kazakistan
56
Kuzey Aral Projesi Gökaral Şantiyesi Proje Kontrol Mühendisliği Ofisi.
57
Tominsk Ağacı Kızılkum Çölü - Kızılorda /Kazakistan
Kazakistan Ahıska Türkleri Derneği Kızılorda Şube Başkanı ve Başkan Yardımcısı ile
Kızılorda/ Kazakistan
25 Mayıs 2011
58
59
Download

orta asya raporu - Hidropolitik Akademi