İNSANLIĞI ÖĞRETEN İNSAN : HZ. PEYGAMBER sallalahu aleyhi ve sellem
İNSANLIĞI ÖĞRETEN İNSAN
HZ. PEYGAMBER sallalahu aleyhi ve sellem
----------------GERÇEK “İNKILAB” IN SAHİBİ
GELDİ… VE HERŞEY DEĞİŞTİ !
-----------------
Alemlerin beklediği “Rahmet’’ Dünya’ya teşrif etti. Tarih: Hicretten önce 52 senesinde
Rebülevvel ayının 12’sini gösteriyordu.
Dünya denen yerde adalet adına, hak-hukuk adına, ar-namus-ahlak adına, din ve inanç
adına hiçbirşey kalmamış. Tam bir kaos, karmaşa ve keşmekeşliğin içine girmiş boğuşurken,
güçlülerin, zalimlerin, putpereslerin, müşriklerin ve cahillikte dibe vurmuş insanların
Dünya’sına…’’Cahiliyye Devri’’diye anlatılacak bir dönem Dünya’sına doğmuştu… Teşrif
buyurmuştu.
Mahlukatın en sevgilisi… “Hürmetine Kainatın Yaratıldığı Sevgili” gelmişti artık… O tarihte
değişti Dünya… İnkılabın sahibi artık yeryüzündeydi… Geldi ve Dünya’ya öğretti
“İNSANLIK NEDİR ?”
---Nasıl mı ?---

Muhteşem bir çocuktu mesela… Allah azze ve celle’nin muhafazası korudu onu
hatalardan günahlardan, Tek bir hatası olmayan bir çocuk oldu…

Mükemmel bir “Genç”ti… Ve alışkın değildi kimse böyle bir gençliğe… Azgınlığın,
çılgınlığın zirve yaptığı, “Gençlik nede olsa” diyerek hoşgörülen işlerin hiçbiri yoktu
onda. Vakur şekilde “Genç bir olgunluk” taşıyordu… “İnsan gençkende Allah’ın
kuludur” diyordu yaşantısıyla adeta…

Dürüst bir “Tüccar” oldu… Hiçte alışık bir durum değildi belkide… Çalmıyordu
mesela. Yalan söylemiyordu, kandırmıyordu. “Böyle olursa bir ticarette kazanamaz,
kar edemez ki” diyenlere rağmen çalmıyor ve kazanıyordu…
MAKALÂT – Abdulkadir Ankaravî

İyi bir “Baba” nasıl olur? onu öğretti bize… Şefkatin, sevginin ayıp sayıldığı bir
Dünyaya, “ben çocuklarımı öpemiyorum” diyen insanların içine, “kızlarını diri diri
toprağa gömen” bir millete geldi… Ve öğretti “babalık nedir” diye…

Hanımına eş olmayı gösterdi insanlığa… Yeri geldi belki ev işlerini bölüştü. Ancak
hanımlarını hep razı etti, hoşnut etti. “Hatice’ye olan vefasını” daha önce
görmemişti bu insanlık. Aişe validemiz sorduğunda “Beni seviyor musun? Nasıl
seviyorsun?” diye. Cevabı “ilk günki gibi” kördüğüm” gibi olmuştu. Aşk nedir
göstermişti tüm kocalara…

Onun gibi bir “Arkadaş” olmamıştı ondan önce… Hz. Ebu Bekir Sıddık’a sormak gerek
onun dostluğunu. Ashab-ı Kiram’a sormak gerek arkadaşlık neymiş, koruyup
kollamak, ne olursa olsun yanında durmak, sahip çıkmak… onlar tattılar bu lezzetin
en mükemmelini…

Hiçbir “Devlet Adamı- İdareci- Hükümdar” gelmemişti ona benzeyen… Dünya
şimdiye kadar nice hükümdarlar, melikler, idareciler görmüştü. Ancak böylesi bir
ilkti. Zira “birkaç kişiyle”, “Darul Erkam” denilen küçücük bir evde başlatmıştı bu
yüce davayı. Ve zor kullanmamıştı, zulmetmemişti, baskı yoktu onun ilkelerinde.
Birkaç sene sonrasında muhabbet, sevgi, merhamet ile on binlerce metre kare
topraklara ulaşarak, yüzbinlerce kişiyi etrafında toplayarak göstermişti Dünya’ya
“Rahmet Peygamberi” olduğunu. Ve o ana dek olmayan bir millet çıkarmıştı meyda
“Ümmet-i Muhammed” (her ne kadar bugün sahip çıkamasakta…)

Ve böyle bir “Muallim-Müderris- Hoca ve bugünkü tabiriyle Öğretmen” görmemişti
insanlık… Bunun kanıtı bu saydığımız şeylerin tamamını hiçbir zor kullanmadan
insanlığın kabulünü sağlamasıdır. Ve onun talebelerinin - öğrencilerinin de “Dünyay
Yön verenler” “Dünyayı Değiştirenler” olması. Ve seneler sonra “Değiştiler ve
Değiştirdiler” şeklinde anılacak olması onun nasıl bir “müderris-öğretmen”
olduğunun en açık örneğidir. Bu yıldızlardan birini örneğini verecek olsak yeterlidir
bence;
Hz. Ömer (r.a.) : babası Hattab’ın develerini güden bir çoban iken, Muhammed Musatafa
sallalahu aleyhi ve sellem’in medresesi(okulu)ndan mezun olduğunda “Dünyay Adaleti
İNSANLIĞI ÖĞRETEN İNSAN : HZ. PEYGAMBER sallalahu aleyhi ve sellem
İspatlamış Zat” diye tarif edilmiştir. Ve neden ki şimdiye kadar hiçbir “Siyasal Bilimler
Fakültesi – Hukuk Fakültesi” onun gibi bir devlet adamı – hakim yetiştirememiştir.
-----------------------------------------------------------------------------------------------------------
İşte meselenin sonucu olarak; Muhammed Mustafa sallalahu aleyhi ve sellem Efendimiz’i
bir de bu yönden incelersek, bugün,
- Zıvanadan çıkmış, artık çare aranan Gençliğe rağmen, (O’nun gibi Gençlere…)
- Ticareti “para kazanalım da ne olursa olsun” diyerek yapan zihniyete rağmen, (O’nun gibi
Ticaret Adamlarına…)
- Babalığı çocuk doğurtmak ve karın doyurmak’tan ibaret sananlara rağmen, (O’nun gibi
Babalara…)
- Hanımına Eş olmayı – Koca olmayı sadece ahk-hukuk bilmeden, kalbe inmeden sadece
isimde sananlara rağmen, (O’nun gibi Kocalara…)
- Arkadaş olmanın ne demek olduğunu bilmeyen, “vefa” kavramıyla tanışmamış, “menfaat
dünyası”na rağmen, (O’nun gibi Arkadaşlara…)
- Devlet idaresini zalimlikle işgal eden, şahsi menfaatler, kibir gurur, makam sevgisinden
dolayı isteyenlere rağmen, (O’nun gibi İdarecilere…)
- Öğrencilerine söz geçiremeyen, Batı’nın Avrupa’nın sisteminde bocalayan, cahil ve edepten
mahrum bir gençlği kontrol edemeyen Öğretmenlere rağmen, (O’nun gibi Öğretmenlere…)
İHTİYACIMIZ VAR!!!
Zira Avrupa’nın, Batı’nınislam dışı anlayışın sistemiyle ancak ve ancak bu kadar olur! Daha
fazlasını bekleyemeyiz. İstiyorsak Anne-babasına isyan etmeyen, ilimde en önde giden, ve
bütün “Dünya’ya Meydan Okuyan – Yön Veren- Değiştiren” bir nesil… Muhammedi
tedrisattan geçirmek, “Muhammed Mustafa Medresesi-Okulu”ndan mezun etmek
zorundayız evlatlarımızı.
O’nu sevdiğimizi iddia ediyorsak, O’nun Talebeleri-Öğrencileri arasına katılmak ve
çocuklarımızı “O’nun Okulu’nda yetiştirmek zorundayız…!
“Muhammed Mustafa sallalahu aleyhi ve sellem Efendimiz’in (2014) Doğum Günü”nde onun
okuluna kaydımızı ve çocuklarımızın kaydını yaptırmamız, O’na vereceğimiz EN GÜZEL
HEDİYE!!!
---MEVLÜD KANDİLİMİZ MÜBAREK OLSUN…!---
MAKALÂT – Abdulkadir Ankaravî
AKadir DAL
Ankara Ocak -2014
Download

Efendimiz