greenpeace.org.tr
Radyasyon Gözlem Raporu
Manisa Köprübaşı Radyasyon Gözlem Raporu
Yazan: Jan Beranek, Şubat 2014
!
Manisa’nın Köprübaşı ilçesi çevresinden alınan su ve toprak örneklerinde yapılan
ölçümlerin yüksek oranda doğal radyoaktif madde içerdiğini açığa çıkaran bilimsel
raporlar ışığında Greenpeace, bağımsız bir ölçüm yapmak üzere bölgeye bir uzman
ekip gönderdi.
Amaç aynı zamanda radyasyondan kaynaklanan potansiyel zararları belgelemekti. Ben ve
ekip arkadaşlarım, mevcut veri ve bilgileri değerlendirdikten sonra Kasar Köyü ve
çevresinde havadaki gamma radyasyon seviyelerine odaklanmaya karar verdik. Bu alanda
kamuoyuna açık ve güvenilir bir veri yoktu ve Greenpeace olarak bu konuda katkıda
bulunabileceğimizi düşünüyorduk. Yanımıza aldığımız taşınabilir ve ayarlı gamma spektrometre cihazı (Georadis RT-30), kişisel
dozimetreler ve bir GPS cihazı ile 5 Şubat 2014 günü bölgede pek çok noktayı ziyaret ettik.
Ölçüm verilerinin hepsine ve interaktif haritaya aşağıdaki linkten ulaşabilirsiniz: http://www.greenpeace.org/turkey/tr/news/manisada-radyasyon-konusu-050314/
1
Temel Bulgular
!
Kasar Köyü etrafında kaya ve toprakta doğal uranyumun varlığında ciddi bir artış söz
konusu. Hayvanları otlatmak için kullanılan alanlarda havadaki gamma radyasyon dozları sık
sık 0,1 ile 1,2 mikrosievert/saat (μSv/s) arasında değişiyor (ölçümler yerden bir metre
yükseklikte yapıldığında). Bu, yakın çevredeki benzer alanlarda yapılan ölçümlerden 1,5 ila
15 kat daha yüksek bir rakam. Toprağın kazılmamış olması, bitkilerin varlığı burada büyük
bir madencilik faaliyeti olmadığını dolayısıyla radyasyon seviyelerinin doğal nedenlerle artış
gösterdiğine işaret ediyor.
Buna rağmen, Kasar köyünün batısında 500 metre uzaklıkta bir yerde, toprak yolun sol
tarafında (E28º 21.640', N38º 45.009'), standart bir metre yükseklikte 4 mikrosievert/saat ve
10 cm yükseklikte saate 6,5 mikrosievert/saat (bölgedeki ortalamanın 50 katı) olan doz
ölçümleri saptadık. “Kasar Köyü etrafında kaya ve toprakta doğal uranyumun
varlığında ciddi bir artış söz konusu.”
2
Burası suni olarak bozulmuş tek yerdi ve yerel halk da burada 30 yıl önce cevheri çıkarmak
üzere pilot bir madencilik uygulamasının olduğunu doğruladı. Burası, yol kenarında bir
yamaçta bulunan, yüzeyi yaklaşık 10 metrekarelik küçük bir alan. Etrafında ne bir çit ne de
işaret levhası bulunuyor. Taşınabilir radyasyon ölçüm cihazının (gamma spektometre) radyoizotop tanımlamasına
göre radyasyonun temel kaynağının radyum Ra-226 olduğunu tespit ettik. Radyum,
uranyumun parçalanması sonucunda ortaya çıkan bir yan üründür ve burada uranyum
bulunduğunun göstergesidir. Kaynak hakkında nihai bir sonuca varmak için akredite bir
laboratuvarda analiz yapılmalıdır. Yine de, yüksek radyasyon miktarı nedeniyle burada doğal
olarak bulunan radyoaktif maddelerin varlığına (uranyum ve ayrışma sonucu ortaya çıkan
diğer ürünler gibi) hükmedebiliriz. Daha da önemlisi, radyasyonun 4 μSv/s seviyesine kadar
çıkmış olmasını uranyum madenciliğine bağlayabiliriz. Kırsal alanda (küçük köyler dahil olmak üzere), gamma doz oranının bir miktar artış
gösterdiğini ve genellikle 0,1 ve 0,2 μSv/s (1 metre yükseklik) aralığında oynadığını gördük.
Bu radyasyon seviyesi, Köprübaşı şehir merkezinde ölçtüğümüz 0,060-0,075 μSv/s (1 metre
yükseklik) aralığının 2-3 katı daha yüksek. Bu küçük artışı bölge jeolojisinden kaynaklanan
doğal uranyum varlığına bağlayabiliriz. Bölgede jeolojik tetkik nedeniyle açılmış 6 adet sondaj kuyusunda da gamma doz oranlarını
ölçtük. Kılık köyü yakınındaki Topallı köyü çevresinde açılmış bir kuyuda (E28º 23.785',
N38º 47.457'), gamma dozlarında 1 metre yükseklikte 1 μSv/s’e kadar ciddi bir artış söz
konusu. Oysa 3 metre ilerisinde ölçtüğümüz miktar 0,18 1 μSv/s civarıydı. Gamma
spekrometre göstergesi yine radyum RA-226 varlığına işaret ediyordu. Burada da, açığa
çıkan radyasyonun tamamıyla doğal nedenlere bağlanamayacağını, insan aktivitesi sonucu
ortaya çıktığını gösteren işaretler var.
Risk değerlendirmesi
!
Uranyum doğada kendiliğinden bulunan radyoaktif bir elementtir ve çoğunlukla U-238
izotopu şeklinde kendini gösterir. Yarılanma ömrünün çok uzun olması nedeniyle (4,5 milyar
yıl), U-238 kendi başına küçük radyoaktivite düzeyine sahiptir. Ancak kimyasal
özelliklerinden dolayı ağır metal grubuna giren uranyum, biyolojik toksik etkileri nedeniyle
sağlık açısından risk oluşturmaktadır. Bilimsel çalışmalar, uranyuma maruz kalmanın beyin
ve böbrekte işlev bozukluklarına ve kalp-damar hastalıklarına neden olduğunu ortaya
koymuştur. Bunun yanı sıra, yeraltında bulunan uranyuma, parçalanması sonucu ortaya çıkan başka
radyoaktif izotoplar da eşlik eder. Bunlar uranyumdan çok daha fazla radyotoksik olan
radyum Ra-226 ve gaz halindeki radon Rn-222 gibi izotoplardır ve akciğer veya kemik
kanseri gibi pek çok sağlık tehdidini de beraberlerinde getirirler.
“Bilimsel çalışmalar, uranyuma maruz kalmanın beyin ve
böbrekte işlev bozukluklarına ve kalp-damar hastalıklarına
neden olduğunu ortaya koymuştur. ”
3
Uranyum madenciliği riski artırıyor
!
Uranyum madenciliğinin yapılıp, uranyumun hava ile temas ettiği alanlarda, insanların hem
uranyuma hem de diğer radyoaktif izotoplara maruz kalma riski daha yüksektir. Bu nedenle
bina içlerinde radon konsantrasyonun düzenli ölçümlerinin yapılması, uranyum madenciliği
sahalarının düzenli kontrol ve izlemesi gibi önleyici tedbirler gereklidir. Bu tedbirlerden biri de, madencilik faaliyeti sonucunda bölgenin ıslahıdır (Madene su
sızmasını engellemek ve/veya radon ve tozun madenden açığa çıkmasını engellemek için
madeni kil ile örtüp izole etmek-bkz. Avrupa ülkelerinde ve ABD’deki yasal düzenlemeler). Tedbir alınması gerekiyor
!
Araştırmamız sonucunda ne Kasar’daki eski maden alanında ne de Topallı’daki sondaj
noktasında düzgün bir tedbir alındığını gözlemledik. Bu noktalarda açığa çıkan radyasyon, bölge sakinlerini hemen etkilemeyecek olsa da, belirli
bir zaman geçtikten sonra ve maruz kalma sayısı arttıkça kümülatif etki yapabilir ve
insanlarda hayatlarının ilerleyen yıllarında sağlık sorunlarına neden olabilir. 4
Uluslararası radyasyondan korunma ilkelerine göre düşük bile olsa hiçbir radyasyon dozu
için zararsız denemez, doğal düzeylere fazladan eklenen ve insan faaliyetleri sonucu ortaya
çıkan herhangi bir radyasyona maruz kalma durumu, olabilecek en alt düzeyinde
tutulmalıdır.
Buna ek olarak, bölgede daha önceden yapılan araştırmalar, içme ve sulamada kullanılan
bazı su kaynaklarında, uluslararası limit değer olan litrede 30 mikrogramın üzerinde uranyum
tespit etmiştir. Hülya Kaçmaz ve Eran Nakoman tarafından kaleme alınan ve 2009 yılında
hakemli bir dergide yayınlanan bilimsel araştırmaya göre: “yeraltı sularının ve toprağın uzun
süreli kullanımı bölge halkı için sağlıksız sonuçlar doğurabilir. Bu nedenle, tüketiciyi korumak
için, sığ yeraltı sularını ve uranyumun yoğunlaştığı yerlerdeki toprakları kullanmamak daha iyi
olacaktır.“
Öneriler
!
Yukarıda bahsi geçen ve radyasyon düzeyi yüksek iki alan (Kasar ve Topallı köyü yakınları)
insan faaliyetleri sonucu ortaya çıkmıştır (maden, sondaj) ve düzgün bir şekilde
temizlenmelidir. Bu yapılana kadar da bu noktalardan geçen kişilerin radyasyona gereksiz
maruz kalma durumunu engellemek için uyarı levhaları konulmalıdır. İnsanların etkilenmesini
engellemek için (örneğin, uzun süre bu bölgelerde bulunmama, burada bulunan kaya, taş
veya toprağı kullanmama vs.) yerel halka bilgilendirme yapılmalıdır. Yerel halk yüksek dozlu uranyum içeren su kaynaklarını uzun süreli kullanmalarının zararları
hakkında bilgilendirilmelidir. Durum düzenli olarak izlenmeli ve gerek duyulursa temiz su
kaynaklarına erişim sağlanmalıdır.
Kasar yakınında çıkarılmış uranyumun Köprübaşı yakınında bir tesiste sarı pasta adı verilen
uranyum konsantrasyonunu oluşturmak için kullanıldığı MTA tarafından rapor edilmiş, fakat
bu işlem sonucunda ortaya çıkan radyoaktif atığın nerede depolandığı hakkında bilgi
verilmemiştir. Bu türden atıklar, yeraltı veya yerüstü suların kirlenmesine neden olabilir ve/
veya radon gazının havaya karışması söz konusu olabilir. Bu yerin açıklanması ve bağımsız
ölçümlerin yapılmasına izin verilmesi gerekmektedir. Yazar hakkında
!
Greenpeace Uluslararası için çalışan bir radyasyon uzmanı Jan Beranek, Fukuşima’da ve
Japonya’nın başka bölgelerinde çeşitli radyasyon gözlem çalışmaları yaptı. İspanya, Çek
Cumhuriyeti ve Ukrayna’da da belli sahalarda düzenlenen radyoaktif kirliliği belirleme ve
analiz etme çalışmalarına katıldı. 2013 yılında, Hollanda Delft Teknik Üniversitesi Reaktör
Enstitüsü’nde düzenlenen radyasyon koruma kurslarında en yüksek seviyeyi tamamladı.
5
Download

Manisa-Radyasyon-Gozlem-Raporu