J. HOOIJER: Şimdi de mikrofonu Türkiye Muhasebe Standartları Kurulu Genel Sekreteri
Sayın GÖZLÜKLÜ’ye veriyorum.
B. GÖZLÜKLÜ: Herkese teşekkürler. İlk olarak böyle önemli bir etkinlikte yer almak üzere
davet edilmiş olmanın mutluluğunu ifade etmek ve ayrıca bize Türkiye’de IFRS’lerin kabul
edilip uygulanması konusunda kaydedilen gelişmeleri sunma fırsatı veren Komisyona da
teşekkür etmek isterim.
Önce sunumun içeriği hakkında biraz bilgi vermek istiyorum. İlk olarak Türkiye’de
muhasebenin gelişimini kısaca ortaya koymaya çalışacağım. Daha sonra Türkiye’de
IFRS’lerin uygulanışı yani Türkiye’de IFRS dönemiyle devam edecek ve son olarak da
Türkiye’de IFRS’lerin kabul edilmesi açısından geleceğe dair potansiyel beklentilere
değineceğim.
Türkiye’de muhasebenin arka plânına baktığımızda farklı yetki grupları tarafından belirlenen
çeşitli standartlardan oluşan çok başlı bir durumla karşılaşıyoruz. Türkiye’de faaliyet
göstermekte olan tüm ticari şirketler için Sanayi ve Ticaret Bakanlığı tarafından Türk Ticaret
Kanunu uygulanmış; Vergi Usul Kanunu ise (adından da anlaşıldığı gibi burada Maliye
Bakanlığı devreye giriyor) Türkiye’de çalışan tüm gerçek ve tüzel kişiler tarafından
uygulanan diğer bir standart seti olmuştur. Bununla birlikte Bankacılık Düzenleme ve
Denetleme Kurulu tarafından bankalar açısından muhasebe standartlarının yürürlüğe konması
için çıkarılmış olan Bankacılık Kanunu da Türkiye’deki finans kurumları tarafından
uygulanmaktadır. Sermaye Piyasası Kurulu da Sermaye Piyasası Kanunu aracılığıyla,
Türkiye’de faaliyet gösteren sermaye piyasası kuruluşları için görev almıştır. Ayrıca, Hazine
Müsteşarlığı Sigortacılık Kanunu ile Türkiye’deki sigortacılık sektörü için birtakım raporlama
standartları oluşturmuştur.
Türkiye’deki muhasebe hükümlerine detaylı olarak bakarsak, uygulamada muhasebe
standartlarının gelişiminin devlet gözetimi altında olduğu sonucuna ulaşmak yanlış
olmayacaktır. En başta, Fransa ve Almanya’nın uygulamalarından doğan konuyla ilgili
Avrupa’daki düzenlemeler esas alınmış, daha sonra ülkeler arasındaki ilişkilerin artmasıyla
birlikte Amerika Birleşik Devletleri düzenlemelerinin etkisi hissedilmiştir. Bu noktada
Türkiye’de Vergi Kanunlarının yıllardır muhasebe hükümlerinin temel belirleyicisi olduğunu
da söylememiz gerekir. Uygulamanın kapsamının ve yanlış uygulama karşısındaki
yaptırımların daha geniş kapsamlı olmasından dolayı Türkiye’deki işletmelerin çoğunun
Maliye Bakanlığı tarafından belirlenen standartları izlediği ve gerektiğinde, bu şekilde
düzenlediği finansal tablolarını ilgili spesifik düzenlemenin yani Sermaye Piyasası Kanunu,
Bankacılık Kanunu veya Türkiye’deki bir yabancı yatırım için ilgili yurtdışı mevzuat ile
harici olarak uyumunu sağladığı gözlenmiştir. Özetlemek gerekirse, son 15-20 yılda Vergi
Kanunları muhasebenin temelini oluşturmuştur ve geriye kalan diğer standartlar listesi de
sadece IFRS’lerden değil birbirlerinden de farklılık arz etmiştir. Dolayısıyla, aralarında uyum
da bulunmamıştır.
Şimdi de IFRS’lerin Türkiye’de uygulanışına yani Türkiye’de IFRS dönemine kısaca göz
atalım. Türkiye Muhasebe Standartları Kurulu yani TMSK’nın kurulması ve standartlarının
temeli olarak IFRS’lere açık bir şekilde referans vermesi, Türkiye’de IFRS’lerin kabul
edilmesinde temel kilometre taşı olmuştur. Zira, bunun hemen ardından IFRS’ler TMSK
tarafından kabul edilmiş ve IFRS’lerin resmi tercümesi yapılarak Türkiye Muhasebe
Standartları adı altında Resmi Gazete’de yayımlanmıştır. Söz konusu Standartlar için IASB
tarafından başlangıçta belirtilen yürürlük tarihleri esas alınmış olup, söz konusu standartlar,
IASB tarafından yapılan değişikliklere paralel olarak devamlı olarak güncellenmektedir.
IFRS’lerin Türkiye Muhasebe Standartları olarak kabul edilmesinin ardından Bankacılık
Düzenleme ve Denetleme Kurulu bu standartları bankalar, finans, leasing ve faktoring
şirketleri için kabul etmiştir. Bunun ardından Hazine Müsteşarlığı da sigorta şirketleri ile bu
şirketlerin bağlı ortaklıkları, iştirakleri ve iş ortaklıkları için Türkiye Muhasebe Standartlarına
atıfta bulunmuştur. Son olarak Sermaye Piyasası Kurulu borsaya kayıtlı diğer şirketler için
Türkiye Muhasebe Standartlarını, yani AB’de uygulandığı haliyle IFRS’leri, borsaya kayıtlı
işletmelerde finansal raporların temeli olarak kabul etmiştir.
Gelelim ekonominin geriye kalan büyük bölümüne yani Türkiye’deki KOBİ’lere. KOBİ’lerin
IFRS’leri uygulaması açısından hâlihazırda herhangi bir kanuni zorunluluk ve seçimlik hak
yoktur. Bu işletmeler vergi esaslı raporlama yapmaya devam etmektedir, ancak bunların
dışında AB Muhasebe Direktifleriyle büyük oranda uyumlu olduğunu düşündüğümüz tek bir
düzenleme ve hesap plânı da yürürlüktedir.
Mevcut durumu çok genel olarak özetlersek; Türkiye’de şu an iki farklı standart grubuna
sahip iki farklı standart belirleyicinin bulunduğu ifade edilebilir. Türkiye Muhasebe
Standartları Kurulu tarafından yayımlanan standartlar KOBİ’ler için IFRS’de net bir şekilde
tanımlanan kamuya hesap verme sorumluluğuna sahip işletmeler tarafından uygulanmakta
iken, Maliye Bakanlığı’nın ekonominin kalan büyük bölümü olan KOBİ’lerin finansal
raporları için standart belirlemeye devam etmekte olduğu ifade edilebilir. Dolayısıyla, sigorta
firmaları ve kamuya hesap verme sorumluluğu olan firmalar raporlamalarında Türkiye
Muhasebe Standartlarını ve dolayısıyla IFRS’leri esas almakta olup, böylece hesaplarında
uygunluk ve yeknesaklık sağlanmaktadır. Geriye kalan ve KOBİ olarak nitelendirilebilecek
çok sayıda işletme ise raporlarını düzenlerken TFRS yerine Maliye Bakanlığı muhasebe
direktiflerini esas almaktadır.
Şimdi de Türkiye’de IFRS’lerin kabul edilmesi konusunda geleceğe dair potansiyel
beklentilere kısaca göz atalım. Bu noktada, Türkiye’de devrimsel olarak yeni bir kanun taslağı
olan ve şu anda Türkiye Büyük Millet Meclisinde tartışılan Türk Ticaret Kanunu taslağı ile
karşılaşıyoruz. Bu Taslak, alanındaki en büyük devrimlerden birini teşkil etmekte olup,
Türkiye Muhasebe Standartları Kurulu ve yayımlamış olduğu Standartların Türkiye’de
faaliyet gösteren tüm gerçek ve tüzel kişiler için geçerlilik arz ettiğini hükme bağlamaktadır.
Taslakta, TMSK tarafından KOBİ’ler için daha basit bir standart setinin oluşturulabilmesi
şeklinde bir hüküm de yer almaktadır.
Türkiye’de IFRS’lerin gelecekteki ilerlemesiyle ilgili bir başka nokta da, AB’de KOBİ’ler
için IFRS’e yönelik mevcut eğilimdir. Bildiğimiz kadarıyla Muhasebe Direktifleri halihazırda
revizyon süreci içerisinde olup, AB’nin KOBİ’ler için IFRS’i kabulüyle ilgili konumu
belirsizdir. Dolayısıyla, bu bağlamda AB içerisindeki süreci yakından takip ediyoruz. Türkiye
Muhasebe Standartları Kurulu AB’nin mevcut belirsiz durumunu ve daha önce bahsedilen
(Türkiye Büyük Millet Meclisinde hala görüşülmekte olan) Ticaret Kanunu Taslağını dikkate
alarak KOBİ’ler için IFRS’i esas alan yeni bir tebliğ hazırlamıştır. Bu tebliğde şu anki
direktiflerle çelişen KOBİ’ler için IFRS hükümleri açısından yürürlük tarihi, AB içerisindeki
tartışmalar ve modernizasyon çalışmaları netleşinceye kadar ertelenecek ve bu şekilde bir
yaklaşım izlenerek direktiflere uygunluk sağlanacaktır. Bu uygulama Türkiye’deki
KOBİ’lerin, gerektiğinde, KOBİ’ler için IFRS’in tamamına sorunsuz bir geçiş yapmasını
sağlayacaktır. Bu çerçevede, finansal tablolar formatını bir örnek haline getiren ve yeni
tebliğe eşlik edecek bir hesap plânı da TMSK tarafından hazırlanmış durumdadır.
Şimdilik söyleyeceklerim bu kadar. Sanırım sürem doldu. İlginiz için teşekkürler.
J. HOOIJER: Burçin GÖZLÜKLÜ’ye bu ilgi çekici konuşmadan dolayı teşekkür ediyoruz.
Böyle büyük bir komşu ve aday ülkedeki gelişmelerden haberdar olmak Avrupa için çok
önemlidir.
Download

I am happy to pass on the floor now to our