DİYANET
AYLIK
DERGİ’NİN
ÜCRETSİZ
EKİDİR.
haberbülteni
OCAK 2015
SAYI 289
SAYFA
06
V. DİN ŞÛRASI
ANKARA’DA YAPILDI
SAYFA
18
BAŞKAN GÖRMEZ, RUSYA’DA
ULUSLARARASI İSLAMİ EĞİTİM VE
BiLİM KONFERANSI VERDİ
SAYFA
03
PAPA FRANCISCUS,
DİYANET İŞLERİ BAŞKANI
MEHMET GÖRMEZ’İ ZİYARET ETTİ
HABER BÜLTENİ
Etiyopya İslam İşleri Yüksek Konseyi
Başkanından Diyanet’e ziyaret
D
iyanet İşleri Başkanı Prof. Dr.
Mehmet Görmez, Etiyopya İslam
İşleri Yüksek Konseyi Başkanı Ahmed
Khiyar Mohammed Aman’ı makamında kabul ederek bir süre görüştü. Başkan Görmez görüşmede yaptığı konuşmada, Etiyopya’daki dinî kurumlarla
çok önemli ve özel ilişkilerinin olduğunu belirterek yakın zamanda büyük
bir heyetle Etiyopya’yı ziyaret etmeyi
düşündüklerini ifade etti. Başkanlığın
yaklaşık 80-90 yıl Afrika’daki din kardeşleriyle ilişki kuramadığını belirten
Başkan Görmez, 2006 yılından itibaren Afrika’daki Müslümanlarla ilişki
kurmaya başladıklarını vurguladı.
Görmez, beş yılda bir ‘Afrika Müslüman Dinî Liderler Zirvesi’ni İstanbul’da
toplamaya başladıklarını dile getirerek
bu ilişkilerin ürünü olarak da yüzlerce Afrikalı öğrencinin TDV tarafından
Türkiye’de okutulduğunu kaydetti.
Okutulan öğrencilerin sadece 9’unun
Etiyopyalı olduğunu belirten Görmez,
bu sayının az olduğunu, daha çok Etiyopyalı öğrenciyi misafir etmek istediklerini söyledi.
Devletler nezdinde akredite olmayan
müesseselerle ilişki kurmuyoruz
Diyanet İşleri Başkanlığının ülkelerin yetkili kurumlarıyla ilişki kurmaya özen gösterdiğine dikkati çeken
Başkan Görmez, Etiyopya’nın, Afrika
ve İslam dünyası için çok önemli bir
yere sahip olduğunu söyledi. TİKA
ve İstanbul Büyükşehir Belediyesinin,
Hz. Muhammed (s.a.s.) döneminde,
Habeşistan’a hicret eden Müslümanlara sahip çıkan Habeş Kralı Necaşi ve
oraya hicret eden sahabe kabirlerinin
restore edilmesi için hazırlanan projeden memnun olduklarını ve projeyi
desteklediklerini ifade eden Görmez,
öğrenci ve eğitim alanındaki taleplere
Başkanlık olarak karşılık vereceklerini
vurgulayarak Müslümanların Afrika’da
mücadele etmesi gereken 3 ortak düşmanı olduğunu belirtip bunların fakirlik, cehalet ve tefrika olduğunu söyleyerek konuşmasına şöyle devam etti:
“Afrika’da üç ortak düşmanımız var.
Bunlarla Müslümanlar olarak birlikte
mücadele etmeliyiz. Birincisi cehalettir. Cehaletle Müslümanlık birlikte
yürümez. Hâlâ Afrika’da milyonlarca
çocuğun eğitimsiz kalması hepimiz
için büyük bir mesuliyettir. Çocuklar
okul ortamında eğitim alamıyor, elinde defter kalem ve kitapları yok. Buldukları beyaz taşlar ve tahta parçaları
üzerine yazılar yazarak eğitim gören
hâlâ milyonlarca çocuk olduğunu biliyoruz. İkinci büyük düşmanlık ise
fakirliktir. Hâlâ milyonlarca insanın su
ve gıda kaynaklarından mahrum kalması, bütün Müslümanlar için utanç
vesilesidir. Üçüncü düşmanlıkta tefrikadır, ayrılıktır. İşin en üzücü tarafı ise
insanlık dışı cinayetlerin, İslam adına
yapılmış olmasıdır. Bu üç düşmanla
mücadeleyi artırmalıyız. Dünyanın
belli bir kesiminin obeziteyi önlemek
için sarf ettiği parayı, açlığı ve kıtlığı
YAYIN KOORDİNATÖRLERİ
Ahmet ARSLAN, Ali YILDIRIM,
Mehmet GÖNÜLLÜ
DİYANET İŞLERİ BAŞKANLIĞI ADINA
SAHİBİ VE GENEL YAYIN YÖNETMENİ
Dr. Yüksel SALMAN
SORUMLU YAZI İŞLERİ MÜDÜRÜ
Dr. Faruk GÖRGÜLÜ
MALİ İŞLER VE DAĞITIM SORUMLUSU
Mustafa BAYRAKTAR
OCAK2015
SAYI:289
TASHİH
Said ŞAN
İLETİŞİM MERKEZİ
Dini Yayınlar Genel Müdürlüğü
Üniversiteler Mah. Dumlupınar Bulv. No:147/A 06800
Çankaya/ANKARA
Tel: 0312 295 8661-62 Faks: 0312 295 6192
[email protected]
[email protected]
2
önlemek için sarf etse, dünyada hiçbir
sıkıntı olmaz. Müslümanlar, petrol paralarını Avrupa bankalarında biriktirmek yerine, sadece petrolün zekâtını
vermeleri durumunda, Afrika’da kimse
aç kalmaz.”
Etiyopya İslam İşleri Yüksek Konseyi
Başkanı Aman da görüşmede, Türkiye ile Etiyopya arasındaki dostluğun
köklü olduğunu ve Etiyopyalı çocukların Türkiye’de eğitilmesini istediklerini belirterek “Osmanlı Devleti ve
Türkiye, İslam’la ilgili meselelerle her
zaman ilgilenmiştir. Eğer tarihe gidecek olursak, Türkiye ve Etiyopya öz
kardeş devletlerdir. Habeşistan’da dinî
konularda aşırılık söz konusu değildir.
Bizim de öğretimiz, İslam’ın orta yoludur ve bizim için övünç kaynağıdır.
Etiyopya, iktisadi olarak gelişme konusunda geride kalmıştır. Türkiye bu
konuda Elhamdülillah çok ilerledi.”
diye konuştu.
Konuşmaların ardından Başkan Görmez, Ahmed Khiyar Mohammed
Aman’a, günün anısına Kur’an-ı Kerim
hediye etti. Ziyarette Addis Ababa Din
Hizmetleri Müşaviri Mustafa Acar da
hazır bulundu.
TASARIM
Aral Grup
Fidanlık Mah. Ataç 1 Sk. No:25/11
Yenişehir/Ankara
Tel: 0312 433 2725 Fax:0312 434 2725
BASKI
A4 Grafik Matbaa Yay. Rekl.
Bilg. Hiz. Ltd. Şti.
Tel: 0212 452 40 99 Fax: 0212 639 50 49
[email protected]
Basım Yeri: İSTANBUL
ISSN-1300-8471
HABER BÜLTENİ
Papa Franciscus Başkanlığımızı ziyaret etti
K
atolik dünyasının ruhani lideri ve
Vatikan Devlet Başkanı Papa Franciscus, Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr.
Mehmet Görmez’i makamında ziyaret
ederek bir süre görüştü.
Başkan Görmez, Papa Franciscus’a,
Türkiye ve Diyanet İşleri Başkanlığı’na
yaptığı ziyaretten dolayı teşekkür ederek memnuniyetlerini bildirdi. Ziyaretin, insanlık barışına katkı sunmasının
en büyük beklentileri ve duaları olduğunu ifade eden Görmez, yeni seçilmesinden dolayı Papa Franciscus’a hayırlı
olsun dileklerinde bulundu.
dımcıları ile Papa Franciscus’un beraberindeki heyet de katıldı.
Başkan Görmez, Papa Franciscus’a,
Papa 10. Pius’un, II. Sultan Abdulhamit’e
gönderdiği mektubun yer aldığı tabloyu hediye ederken, “Seleflerimizi hayırla yâd edelim ki ilişkilerimizi daha
iyi noktalara götürelim.” ifadesini kullandı. Papa Franciscus’un heyetindekilere de Oltu taşından yapılmış tesbih
ve kol düğmesi hediye etti. Papa Franciscus da Görmez ve başkan yardımcılarına birer hediye verdi.
Katolik dünyasının ruhani lideri ve
Musa’ya, Hz. İsa’ya ve Hz. Muhammed
Mustafa’ya salat ve selam olsun.” diyerek başladı.
Papa Franciscus’a, “Dinlerin ve medeniyetlerin kadim yurduna, bir arada yaşamanın engin tecrübesine sahip esenlik ülkesine, dünyadaki tüm
Müslüman kardeşlerinin hizmetinde
olan Diyanet İşleri Başkanlığı’na hoş
geldiniz.” diyen Başkan Görmez, bu
coğrafyanın dün olduğu gibi bugün de
farklı dillere, dinlere, mezheplere ve
anlayışlara ev sahipliği yaparak insani
değerlerin egemen olduğu; hak, hukuk
“Kudüs ziyaretinizde, Balkanlar’da ve
Avrupa Birliği’nde verdiğiniz mesajlara
gönülden katılıyorum.” Diyen Başkan
Görmez, Diyanet İşleri Başkanlığının
sadece Türkiye’de değil, bölgedeki ve
bütün dünyadaki Müslümanlara hizmet sunduğunu, diğer din mensuplarıyla da sağlıklı ilişkiler kurduğunu
vurgulayarak Türkiye’deki bütün dinî
topluluklarla tarihî ilişkileri bulunduğunu ve bu ilişkileri geliştirme gayretinde olduğunu kaydetti.
Görüşmeye, Diyanet İşleri Başkan yar-
Vatikan Devlet Başkanı Papa Franciscus ve Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr.
Mehmet Görmez, görüşmenin ardından ortak basın açıklamasında bulundular.
Başkan Görmez konuşmasına, “Allah’a
hamd ederek Yaratıcımızın Selâm
adını huşû ve tazimle anarak sözlerime başlıyorum. İnsanlığı karanlıklardan aydınlığa çıkaran Allah’ın kutlu
elçilerine, Hz. Âdem’e, Hz. Nuh’a
ve Hz. İbrahim’e, insanlık tarihinin
eşiklerinde her biri rehber olan Hz.
ve adalet çerçevesinde herkesin barış
içinde yaşadığı bir medeniyeti temsil
ettiğini söyledi.
Ülkemiz, bütün ilahi dinlerin mensuplarını hiç bir ayrım yapmadan
yaşattı
Bizim medeniyetimizin, herkesin aklını, dinini, canını, malını ve nesebini
mukaddes ve aziz kabul ettiğini; insanın hak ve onurunu her şeyin üstünde tuttuğunu; hiç kimsenin dilinden,
ırkından, dininden, mezhebinden ve
düşüncesinden dolayı hak mahrumi-
3
SAYI:289
OCAK2015
HABER BÜLTENİ
yetleri yaşamasını asla kabul etmediğini vurgulayan Başkan Görmez konuşmasına şöyle devam etti: “Bütün ilahi
dinlerin mensuplarını tarih boyunca
hiçbir ayrıma maruz bırakmadan, birlikte yaşatan ülkemizde, farklılıkların
kolayca ötekileştirilmek istendiği ve
korku duvarlarının örüldüğü bugünün
dünyasında, Katolik dünyasının ruhani liderini ağırlamanın, kendiliğinden
özel bir anlam taşıdığı muhakkaktır.
Rabbimiz Allah’a şükürler olsun ki
bizi maddenin zindanından, mananın
afakına; masivaya ubudiyetten, inayetinin aydınlığına eriştirdi. O, kutlu elçileriyle merhamet ve selamet müjdesi
indirdi. Dalalet ve karanlığın karşısında hidayet ve aydınlığı bahşetti ve bizi
iman ve samimiyete, ihlâs ve sadakate,
iffet ve adalete davet etti. Bu davet tüm
insanlaraydı. Fakat biz insanlar, özellikle birkaç asırdır bu ilahi davetin kıymetini hakkıyla takdir edemedik. Bu
yüce emaneti muhafaza etmede acze
düştük, tabiatın dengesini bozduk ve
nihayet dünyayı kendi ellerimizle felaketlerin eşiğine getirdik. Bu hepimizin
OCAK2015
SAYI:289
ortak vebalidir. Hangi dine mensup
olursa olsun, her vicdan sahibi, insanlığın sürüklendiği bunalım ve kargaşalar karşısında emaneti gözetememenin
ağır yükü altında kalmıştır. Rabbimizi
unutarak, O’nu yok sayarak konuşanlar kadar; O’nun adına konuşanlar,
Tanrı edasına bürünenler, O’nu kâh
kelimelere boğarak hapsedenler, kâh
konuşulması gereken yerde susanlar,
hep birlikte bu cürme ortak olmuşlardır.”
Dünyanın bugün, açlığın, sefaletin
ve adaletsizliğin; katlanarak büyüyen
hukuk ihlallerinin; insan haysiyetini
ayaklar altına alan ve kadın-çocuk ticareti dâhil, kirli ticaretlerin; tahammül
edilemez boyutlara ulaşan çatışma,
terör, katliam, savaş ve insanlık suçlarının pençesinde olduğunu belirten
Görmez, “Bütün bunlar olup dururken. hangi insaf sahibi yürek, masum
olduğunu iddia edebilir? Hangi dine
mensup olursa olsun, kim bu vahim
tabloda payı bulunmadığını iddia edebilir?” diye konuştu.
4
Müslüman toplumların tüm birikimleri hunharca yok ediliyor
Modern zamanların esas felaketinin,
küreselleşmiş çıkarların, halkları madde perest despotizmlere ve tiranlıklara
mahkûm etmesi olduğunu belirten
Başkan Görmez, her biri insanlığa
bahşedilmiş ilahi nimetler olan doğal
kaynakların, ihtiras sahiplerinin elinde
masum insanların hayatına mal olduğunu; günümüzde, Afganistan, Arakan, Irak, Nijerya, Suriye ve Somali
başta olmak üzere, Müslüman toplumların tüm birikimlerinin hunharca yok
edildiğini ve kaynaklarının sömürülmesinin gözlerden gizlendiğini kaydetti. Özellikle Müslüman coğrafyalarda,
bir şiddet ve vahşet sarmalının insanlığı ayaklar altına almakta olduğunu
ve bu coğrafyalarda Müslüman olsun
ya da olmasın, herkesin büyük acılar
yaşamakta olduğunu ifade etti. İslam
dininin barış dini olduğunu kaydeden
Başkan Görmez şöyle konuştu: “Bir barış çağrısı olan İslam’ın mesajına tamamen aykırı bir yola saparak şiddet ve
vahşet yayanlar, kendilerini nasıl adlandırırlarsa adlandırsınlar, Allah’a isyan hâlindedirler. İnsan, insana muhtaçtır ve insan insana emanettir. İnsan
insanın kurdu değil, yurdudur. Bu
emanete sahip çıkmamak kabul edilemez bir aşırılık ve tuğyandır. Müslümanlar olarak böylesine bir aşırılığı ve
kıyımı şiddetle reddediyoruz.”
Filistin’de yaşananlar için derin ıstırap duyuyoruz
Son günlerde Filistin’de barış umutlarını söndüren gelişmeler yaşandığını,
bütün Müslümanlarla birlikte bu gelişmelerden derin bir ıstırap duyduklarını; özellikle ilahi dinlerin ortak mukaddesi olan Mescid-i Aksa’nın ismet-i
harimine ve mazlum Filistin halkına
yönelik tecavüzün, insanlık adına derin bir hicap ve vicdan sahipleri için
ağır bir teessür sebebi olduğunu vurgulayan Başkan Görmez konuşmasına
şöyle devam etti: “Dünyanın geleceği
için hayra yoramayacağımız bir başka
husus ise küresel medyanın, yeni bir
ırkçılık çeşidi olan ve nefret suçuna
dönüşen Müslüman karşıtı söylemlerle dehşet senaryoları yaymalarıdır. Bu
yolla yalnızca İslam aşağılanmıyor. Bu
HABER BÜLTENİ
yolla doğudan batıya, kuzeyden güneye, yeryüzünde yaşayan bütün insanların akl-ı selimine saygısızlık ediliyor.
Masum insanlar, İslam ve Müslümanların düşmanı hâline getirilmek isteniyor. Antisemitizm, tarihin sayfalarını
nasıl bir utanç lekesi olarak kirlettiyse,
Müslüman karşıtlığı da aynı utançla,
tarihe kirli sayfalar eklemekten başka
bir netice vermeyecektir. İnanmak istiyoruz ki hangi din ve inanca mensup
olursa olsun, bütün insan kardeşlerimiz, izan ve vicdan sahibidirler ve
vahşet sahneleri ile akıllarını aşağılamaya kalkan senaryolara aldanmayacaklardır. Bilhassa Batı kamuoyunda
zaten yaygınlaştırılmış bulunan İslamofobik paranoyanın, Batıda yaşayan
Müslüman kardeşlerimize yönelik ağır
baskı, yıldırma, ayrımcılık, dışlanma
ve fiili saldırılarda bahane olarak kullanılması, gelecek adına bizleri endişe
ve kaygıya sevk etmektedir. Bu kadim
coğrafya, inanç, din ve millet ayırmaksızın tüm insanlar için güven yurduydu. Zira insanlığın vicdanına, kadim
mirasına, hukuk ve adalet birikimine,
medeniyetine burada hep sahip çıkıldı. Mescitleri olduğu kadar, havra ve
kiliseleri de dokunulmaz sayan bir
dinin mensuplarının, son zamanlarda
işgallerin, şiddetin, yerinden edilmelerin gölgesinde türeyen yaralı bilinçlerin, farklı inançlara karşı sergilediği
olumsuz tutum ve davranışlar ile mabet masuniyetine tecavüzler, hiçbir şekilde kabul edilemez. Hep birlikte güç
ve çıkar çatışmalarının, din savaşları
kisvesine bürünmesine karşı çıkmalıyız. Dinin ve dinî müesseselerin kirli
siyasetlere alet edilmesine asla izin vermemeliyiz.”
Kudüs, çatışma alanı değil; ortak yaşamaya ilham veren mukaddes bir
merkez olmalı
Göç, göçmen ve iltica sorunlarına da
dikkati çeken Başkan Görmez, bugün
çok sayıda insanın ya savaş, şiddet ve
terör sebebiyle, ya insanca yaşama beklentisiyle, ya da bir dilim ekmek için
türlü güçlükleri göze alarak yerlerini,
yurtlarını terk etmekte olduklarını belirterek konuşmasını şöyle sürdürdü:
“Üzülerek belirtmek isterim ki her gün
bu yolculuğa çıkanlar daha menzilleri-
ne varamadan, cesetleri Akdeniz kıyılarına vurmaktadır. Bu görüntüler, küremizdeki sosyal dengesizliğin, iktisadi
yağmacılığın, refah yoksunluğunun ve
tüketim düzeninin acı sonuçlarını resmetmektedir. Bütün bu konularda dinî
kurumlara büyük görevler düşmektedir. Dinî kurumların sorumlulukları,
sadece ölenlerin cenaze törenlerini icra
etmekle sınırlı değildir. Din, insana hayat verir ve insanı ölüme terk etmeyi
değil; huzurla yaşatmayı ister. Dinî kurumlar da insanın hayatını tehdit eden
ve huzur içinde yaşamasını ortadan
kaldıran her konuda bir çaba ve gayret içinde olmalıdır. Bu anlamda tüm
dinî yapıların erdemliliği esas alan bir
çalışma içerisinde olması hayatî derecede önem arz etmektedir. Bugün, din
mensuplarının, diyalog adı altında birbirlerinin hakikat iddialarını teolojik
boyutta tartışarak misyon icra etmek
yerine, insanlık adına uyuşturucudan alkolizme, kadına karşı şiddetten
sokak çocuklarına, açlıktan sefalete,
nefretten çatışmaya, çevre sorunlarından dünyanın ekolojik dengesinin
bozulmasına, her türlü dinî fanatizmden inanç özgürlüğüne kadar, pek çok
meselede ortak çalışma yapmaları elzemdir. Bugün, farklı din ve mezheplerin birbirini ötekileştirme çabaları
karşısında kadim geleneğe sahip olanların, birlikte yaşama ahlakı ve hukuku konusunda bir arayış içinde olmaları gerekmektedir. Belki de üç dinin
mukaddes saydığı Kudüs, bir çatışma
alanı değil; dün olduğu gibi bugün de
birlikte ortak yaşama ahlak ve hukuk
kriterlerinin oluşmasına ilham veren
mukaddes bir merkez olmalıdır.”
Bugün peygamberlerin getirdiği kutlu mesajlara daha çok ihtiyaç var
Günümüzde peygamberlerin getirdiği ilahi sese ve kutlu mesajlarına
her zamankinden daha fazla ihtiyaç
olduğunu söyleyen başkan Görmez
şöyle devam etti: “Bugün dünya, Hz.
Davud’un, ‘Ne mutlu adalete uyanlara,
sürekli doğru olanı yapanlara!’ (Mezmurlar, 106, 3) dediği gibi bir hak ve
adalet arayışındadır. Bugün, yeryüzünün tüm sakinleri, mazlumları ve
göçmenleri, Hz. Musa’nın şu mesajını
yeniden duymak istemektedir; ‘Yaban5
cıya haksızlık ve baskı yapmayacaksınız. Çünkü siz de Mısır’da yabancıydınız.’ (Eski Ahit, Mısır’dan Çıkış 22,
21). Bugün, insanlık Hz. İsa’nın aradığı adaletin bir an önce gerçekleşmesini
beklemektedir. “İşte, benim seçtiğim
kulum, canımın hoşnut olduğu sevgili
kulum... O da adaleti uluslara ilan edecek. Çekişip bağırmayacak, yollarda
kimse dnun sesini duymayacak. Ezilmiş kamışı kırmayacak, tüten fitili söndürmeyecek ve sonunda adaleti zafere
ulaştıracak.” (Yeni Ahit, Matta, 17-20).
Ve bugün, bütün dünya akıl, hukuk
ve adalet peygamberi Hz. Muhammed
(s.a.s.)’in Kur’an ile insanlığa ilettiği
hak ve adalet özlemini aramaktadır;
‘Ey iman edenler! Allah için adaleti tesis edin ve buna siz öncülük edin. Bir
topluluğa karşı içinizde beslediğiniz
kin ve öfke, sizi adaletsizliğe sürüklemesin. Âdil olun, takvaya en uygun
davranış budur. Allah’a karşı gelmekten sakının. Çünkü Allah, yaptığınız
her şeyden haberdardır.’ (Mâide Suresi, 8).” Bu kadim hikmetin hepimizin
mirası, hepimizin tarihi, hepimizin
dünyası ve hepimizin muhtaç olduğu
gelecek vaatleri olduğunu ifade eden
Başkan Görmez, bugün, yeryüzünde
olup biten her şeyin tüm insanlığı etkilemekte olduğunu belirterek “O hâlde
insan olarak düşünelim ve insanlığı
düşünelim. Sen, ben demekten kaçınalım ve geleceğimiz için ne yapabileceğimize bakalım. Kimsenin çıkarına
alet olmadan ve hiçbir ayrıştırıcı ve
ötekileştirici söyleme kapılmaksızın,
her türlü şiddeti reddederek ve insan
onurunu yüce sayarak yaratılanı, Yaratandan ötürü severek geleceğimizi inşa
edelim. Kaygılarımızı umutlara dönüştürelim. Ve Rabbimize dua edelim ki
insanlığın geleceğine dair endişelerimizi boşa çıkarsın ve umutlarımızı
gerçekleştirsin! Bizi karanlıklardan aydınlıklara çıkarsın, nuruna gark etsin,
elimizden tutsun ve bizi bize bırakmasın.” şeklinde konuştu.
Katolik dünyasının ruhani lideri ve
Vatikan Devlet Başkanı Papa Franciscus da yaptığı konuşmada, papaların
görevleri gereği başka ülkelere gittiklerinde, diğer dinlerin yetkililerini ve
cemaatlerini de ziyaret ettiklerini belirSAYI:289
OCAK2015
HABER BÜLTENİ
terek ziyaretinin amaçlarından birinin
de diyalog kurmak olduğunu kaydetti.
Papa Franciscus, Başkan Görmez’in,
selefi Papa 16. Benedictus’un 2006
yılında Diyanet İşleri Başkanlığına yaptığı ziyareti hatırlatmasından
memnuniyet duyduğunu ifade ederek
dinî önderler arasındaki ilişkilerin ve
diyaloğun son derece önemli olduğunu söyledi. Papa Franciscus, bunların
farklılıklara rağmen, karşılıklı saygı ve
dostluğun mümkün olduğunu göstereceğini ifade etti. Papa Franciscus,
bu dostluğun bugün olduğu gibi kriz
dönemlerinde özel bir anlam ve büyük
bir önem kazandığını dile getirdi.
Dünyanın değişik bölgelerinde yaşa-
nan krizlerin ortaya çıkardığı ıstırabın,
bütün halklar tarafından hissedildiğinin altını çizen Papa Franciscus,
“Kurbanlar ve yıkım, milletler ve dinler arasında gerilim ve çatışma, açlık
ve yoksulluk yaratan savaşlarla karşı
karşıyayız. Milyonlarca insan bundan
etkileniyor. Doğayı, havayı, suyu ve
toprağı mahvediyorlar. Ortadoğu’daki
durum, özellikle Irak ve Suriye’de çok
trajiktir. Çatışmalardan dolayı herkes
acı çekmekte ve insani durum da dehşet vermektedir. Bebekler, acılar içinde anneler, yaşlılar, göçmek zorunda
kalmaktadırlar. Bizler Müslümanlar ve
Hıristiyanlar olarak paha biçilmez manevi hazinelerin emanetçisiyiz. Kendi
geleneklerimize göre yaşasak da bun-
lar arasındaki ortak ögeleri biliyoruz:
Merhametli Tanrı’ya ibadet, atamız
İbrahim’e uymak, dua etmek, sadaka
vermek, oruç tutmak, içtenlikle yaşanan bu ögeler, hayatı değiştirebilir ve
insanlar arasındaki kardeşlik ve onur
için bir temel oluşturabilir.” diye konuştu.
Çatışmalardan kaçan sığınmacılara gösterdiği yardımseverlik için
Türkiye’ye teşekkür eden Papa Franciscus, “Bu başkalarına hizmet için
birlikte nasıl çalışılacağına somut bir
örnektir. Cesaret ve destek için bir örnektir.” dedi. Papa Franciscus, görüşmeden duyduğu memnuniyeti dile getirerek Başkan Görmez’e teşekkür etti.
V. Din Şûrası Ankara’da yapıldı
D
in İşleri Yüksek Kurulu Başkanlığı
tarafından organize edilen, Diyanet İşleri Başkanlığı ve akademi dünyasından 300 ilim adamının katıldığı,
V. Din Şûrası Ankara’da yapıldı. “Günümüzde Yeni Dinî Anlayışlar; Dinî
Bilgi, Eğitim ve Din Hizmetleri” başlığı
altında yapılan şûranın açılışına, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve
Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Mehmet Görmez de katılarak birer konuşma yaptılar. Başkan Görmez açılışta
yaptığı konuşmada, şûranın hayırlı sonuçlar doğurmasını temenni ederek İslam dini, medeniyeti ve coğrafyasının,
OCAK2015
SAYI:289
bugün belki de tarihin en zorlu sürecinden geçtiğini, bu zorlu süreçte bütün Müslümanların hayatî meselesinin,
hiç şüphesiz din konusunda doğru ve
sahih bilgi üretimi meselesi olduğunu
söyledi. Ölümlerin, vahşetin, dehşetin
ve şiddetin tüm korkunçluğuyla yaşandığı İslam coğrafyasının, her şeyden
önce doğru bilgiye, hikmetli söze ve
derin irfana ihtiyaç duyduğunu belirten Görmez, İslam medeniyetinin bilgi,
hikmet ve marifetler yoğrularak; iman,
akıl ve ahlakla inşa edildiğini söyledi.
İslam âlimlerinin, entelektüellerinin
ve bilim adamlarının omzundaki so6
rumluluğun ağır olduğuna işaret eden
Görmez konuşmasına şöyle devam
etti: “İslam âlimlerinin, entelektüellerinin ve bilim adamlarının omzundaki
sorumluluk ağırdır. Bu sorumluluk,
dinî ve gayridinî tasnifine girmeden,
aklı ve vahyi karşı karşıya getirmeden
ilim, hikmet ve marifeti; ahlak, adalet
ve merhametle mecz edecek bir bilginin üretimi, eğitimi ve öğretimi mevzuunu daima bir mesele, bir dert ve bir
gaye hâline getirmektir. Aksi takdirde
İslam medeniyeti söylemleri, sadece
geçmişle avunmanın ve çağımızda yaşananlara karşı bir savunmanın ötesine
HABER BÜLTENİ
geçemeyecektir. Bugün, ateş çemberinin ortasında yer alan ülkemiz, hâlâ
bir esenlik ülkesi olarak umut vaat
etmeye devam ediyorsa, bunda pek
çok sebebin yanında, din eğitimini,
din öğretimini ve din hizmetlerini başından beri ciddiye alarak bugünün
dünyasında onu ikame etmeye çalışmasının payı asla göz ardı edilemez.
Bu konularda her ne kadar ülkemizde
zaman zaman bazı kırılmalar yaşanmış
olsa da din eğitimi ve din hizmetleri,
diğer İslam ülkelerine nazaran çağımız
koşullarında daha sağlıklı bir zeminde
seyretmektedir. 14 asırlık bilgi ve medeniyet birikimiyle doğru ilişkiler kuran, Kerim Kitab’ın ayetleriyle tabiatın
ayetlerini birbirinden ayırmayan, din
bilimleriyle fen ve sosyal bilimlerini,
ilahiyat eğitimiyle hikmet ve felsefeyi
birlikte veren bir eğitim anlayışının ve
kurumların varlığı, hiç kuşkusuz bu
zemini bizlere sağlamıştır.”
Diyanet İşleri Başkanlığının varlığı,
gerek yurt içinde ve gerekse yurt dışında barış, güven ve huzur vesilesidir
İmam-hatip liseleri ve ilahiyat fakülteleri gibi eğitim kurumlarında üretilen bilgiyi, toplumun ve insanlığın
istifadesine sunan Diyanet İşleri Başkanlığının varlığının, yurt içinde ve
yurt dışında barış, güven ve huzurun
vesilesi olduğunu ifade eden Başkan
Görmez, ülkemizin en küçük yerleşim birimlerinden büyükşehirlere,
Afrika’nın uçlarından Latin Amerika
ve Karayip Adalarına kadar yerkürenin
hemen her yerine, götürülen hizmet
ve faaliyetlerin, Başkanlığımızı küresel
ölçekte hizmet sunan uluslararası bir
kurum hâline getirdiğini belirterek “Bu
durum, ülkemiz için hem büyük bir
imkân ve fırsat, hem de bizleri iman
ve aşkla coşturan çok önemli bir husustur. Bugün, ülkemizin gerek bölgemizde gerek gönül coğrafyamızda ve
gerekse tüm dünyada bir umut olması,
dinî-ilmî sahalarda bir başvuru mercii
hâline gelmesi, çabalarımızı, çalışmalarımızı, kurum ve müesseselerimizi
yeniden gözden geçirmemizi zorunlu
kılmaktadır. Diyanet camiası olarak
bu büyük sorumluluğu hakkıyla ifa
edebilmek için kendimizi her açıdan
yenilemek ve hizmet kalemlerimizi geliştirmek zorunda olduğumuzun bilincindeyiz.” dedi.
Sömürgelerin, istilaların, işgallerin ve
istibdatların gölgesinde oluşan yaralı
bilinçler, tercih ettikleri yol ve yöntemlerle uç noktalara savrulmuşlardır
“Günümüzde yeni dinî anlayışlar” derken, bugün, hem İslam toplumlarının
karşı karşıya kaldığı çatışmalara mesnet teşkil eden farklı dinî anlayışları,
hem de İslam’ın evrensel mesajlarını
görmezden gelerek kendi dar kalıpları
doğrultusunda İslam’ı temsil etme iddialarını kastettiklerini belirten Başkan
Görmez, “Bugün, her ne şekilde olursa
olsun İslam’ı anlama ve yaşama biçimleri, bir şekilde tarihsel köklere dayanmaktadır. Ancak hemen ifade etmek
isterim ki medeniyetimizin harici ve
dâhili sadmelerin etkisiyle kırılmalar
geçirdiği uzun yıllarda, sömürgelerin, istilaların, işgallerin ve istibdatların gölgesinde oluşan yaralı bilinçler,
tercih ettikleri yol ve yöntemlerle uç
noktalara savrulmuşlardır. Bunun bir
nedeni de çağımızın egemen bilgi üretim mekanizmalarının, bilgiyi gücün
ve hakikatin yegâne kaynağı olarak
görmesi, pozitivist eğitim anlayışının
bir şekilde dini anlama biçimlerine
de yansımasıdır. Bütün bunların neticesinde oluşan bilinçler, farklılıkları
yok kabul etmekte ve kendisi gibi düşünmeyenleri kolayca hakikatin dışına
itmektedir. Modern zamanlarda ortaya çıkan nevzuhur dinî tezahürlerden
birisi var ki İslam’ın cihanşümul hak
ve adalet anlayışına, sevgi, şefkat ve
rahmet mesajına gölge düşürmüş, medeniyet yürüyüşünü sekteye uğratmış,
Batı dünyasında İslamofobik korkula7
rın oluşmasına sebep olmuş ve medeniyetler arası çatışma üretmek isteyen
görüş ve çıkar odaklarının aracı hâline
gelmiştir.” şeklinde konuştu.
Sömürge, şiddet, savaş, işgal ve istibdatların gölgesinde yetişen yaralı bilinçler ve ölümcül kimlikler, İslam adı
altında, insanları hunharca katleden
bir kurtuluş ideolojisine dönüşmüştür
Afrika sömürgeleri, Afganistan işgali,
Bosna ve Çeçenistan savaşları, Körfez
Savaşı ve Irak işgali gibi İslam dünyasının dinî ve kültürel fay hatlarını sarsan büyük acılardan sonra bu anlayış,
sömürge, şiddet, savaş, işgal ve istibdatların gölgesinde yetişen yaralı bilinçlerin ve ölümcül kimliklerin, hatta
Batı’da varlıkları ve kimlikleri yok sayılarak ötekileştirilen genç kuşakların,
uğruna canlarını verdikleri ve insanları hunharca katlettikleri bir kurtuluş
ideolojisine dönüştüğünü vurgulayan
Başkan Görmez, İslam dünyasının
sorunlu bölgelerinde varlığını kuvvetlendiren bu anlayışın, İslam’ın ilk
fitne hadiselerinde ortaya çıkan haricî
unsurların düşünce, tavır ve diliyle
birleşince, bugün İslam için ve İslam
toplumları için en büyük sorun hâline
geldiğini söyleyerek “Bu anlayışa göre
hakikat, ‘selef’ adı verilen sadece ilk üç
neslin inhisarındadır. Ancak zamanla
modernitenin etkisiyle ihdas ettikleri
kendi hakikatlerini, ilk üç mübarek
nesle izafe ettiklerinin farkında değildirler. Kendi hakikatlerine ve dinî anlayışlarına inanmayanları, İslam’ın ana
yolunun tarih boyunca prensibi olan,
‘ehl-i kıble tekfir edilmez’ düsturunu
yok sayarak kolaylıkla tekfir eden bu
zihniyet, kendi dışındaki bütün inanış
ve mezheplerle savaşmayı cihad olarak
kabul etmeye başlamıştır. Bunlara göre
halefin yani sonraki nesillerin Kur’an
ve Sünnet yanında; akla, re’ye, içtihada yer veren dini anlama metotları
geçerli değildir. Doğrudan naslara başvurmak yerine, fıkhî konularda farklı
metot takip ederek oluşan mezhepler
ve tarih boyunca medeniyet üreten bütün düşünce okulları ehl-i bidat; irfan
geleneğimizin derunî dinî tecrübesini
yaşayan bütün tasavvuf mektepleri de
ehl-i dalalettir. Bütün tekkeler, zaviyeler, türbeler, tarihî eserler, yıkılması
ve tahrip edilmesi gereken birer şirk
unsuru olarak kabul edilmiştir. Bu
düşüncede Allah’ın cemal sıfatının bir
SAYI:289
OCAK2015
HABER BÜLTENİ
tezahürü olarak İslam medeniyetinin
var ettiği bilim, sanat, estetik, edebiyat, bediiyyat ve mimarinin herhangi
bir yeri yoktur. Dinî metinleri birer
kanun metni gibi algılayan, Kur’an’la
ilişkisi lafzi ve harfi, sünnetle ilişkisi zahiri ve şekli olan, Allah’ın insana
bahşettiği akıl ve istidatları vahyin
karşısına koyarak reddeden bu anlayış, tarih boyunca İslam’ın ana yolunu
temsil eden ehlisünneti kendi tekeline
alarak diğer bütün mezhepleri ötekileştirerek mezhep çatışmalarına zemin
hazırlamış, medeniyet içi bir çatışma
isteyen siyasal mühendisliklere hizmet
eder hâle gelmiştir. Ayrıca bu anlayış,
ibadetlerdeki içtenliğin yaşanması, Allah sevgisinin mahlûkata şefkat olarak
yansıtılması, yaratılanın Yaratandan
ötürü hoş görülmesi, insanları rahatsız
ve huzursuz etmekten sakınılması gibi
ahlaki hassasiyetlerin kaybolup gitmesine yerine, din adına baskı, şiddet ve
zulüm üretilmesi gibi yanlış sonuçlar
doğurmuştur. Başından beri İslam
medeniyetinin bir emaneti olarak kabul edilen ve Müslümanlarla birlikte
yaşama ahlakı ve hukuku çerçevesinde iç içe olan ehl-i kitap ve diğer dinî
azınlıklar üzerinde korku üreten bu
zihniyetten dolayı, ne yazık ki barış ve
esenlik dini olan İslam, şiddet ve terörle yaftalanmaya, İslam toprakları da
selam ve eman yurdu olmaktan uzaklaşmaya başlamıştır.” diye konuştu.
Tasavvufi düşüncenin kurumsallaşmasıyla oluşan bazı yapılar, varlıklarının devamı için dünyevi kaygılarla
hareket edebilmektedir
İslam medeniyetinde ve günümüzde
üzerinde çokça konuşulan ve tartışılan
bir başka anlayışın da tasavvufla ilgili
olduğunu vurgulayan Başkan Görmez,
daha çok kişinin kendi nefsini tezkiye
etmesi ve ferdin ıslahından, cemiyetin
ıslahına ulaşılması üzerine kurulan bu
anlayışın, başından beri toplumsal bir
olgu olarak tarihimizde var olduğunu
ifade ederek ilk fitne dönemlerinde,
din eksenli siyasal çatışmalardan uzaklaşan ve daha sonraları özellikle Emevî
saltanatının güç ve çıkar ilişkilerine bir
tepki olarak deruni dinî tecrübeyi bir
yol ve yöntem olarak ve de dünyevileşen İslam algısı karşısında; uhrevi
boyutu öne çıkaran bu tecrübenin,
dinin ihsan boyutunu öne çıkardığını,
zühd ve takvayı esas aldığını, Allah’ın
OCAK2015
SAYI:289
murakabesini tüm iş ve anlayışlarına
temel kıldığını, insan fıtratının böyle
bir dinî tecrübeye ilgisinin yadsınamaz olduğunu söyleyerek konuşmasına şöyle devam etti: “Bu tecrübe, her
zaman Kur’an ve Sünnet çizgisinde
kaldığı müddetçe insanın kendisini
otokontrol ihtiyacı olarak söz konusu
olmalıdır. Ancak bu tecrübenin kişisel olduğu, herkesi bağlayıcı olmadığı
da bilinmelidir. Zira bu tecrübe, dinin
doğru bilgisinden koptuğu takdirde,
kolayca sübjektif bir hâle evrilebilmekte, eğitim ve pedagoji açısından da
istismara dönüşebilmektedir. Bilhassa
tasavvufi düşüncenin kurumsallaşmasıyla oluşan yapılar, zaman zaman teorik çerçevelerinin dışına çıkarak etki
alanlarını güçlendirme adına pragmatizme kayabilmekte ve varlıklarının
devamı için dünyevi kaygılarla hareket
edebilmektedir. Burada bireyin güç ve
çıkarından ziyade, kurumsal güç ve
çıkar, bütün hakikatin önüne kolayca
geçebilmektedir. Dinin sahih bilgisini referans almaktan ziyade, kişilerin
sübjektif görüş ve rüyaları önemli bir
bilgi kaynağına dönüşebilmektedir.
Bilinmelidir ki İslam’da akıl ve irade,
mükellef olmanın en başta gelen şartıdır. Modern zamanlarda insanların
topyekûn içine sürüklendiği maddiyat düşkünlüğü, güç ve çıkar tutkusu,
tüketim iştahı ve aşırı dünyevileşme
olgusu karşısında, insanların manevi
ihtiyaçlarını karşılamak için bir sığınma limanı olarak görülen bu yapılar,
zamanla dünyevileşme meyilleri ve
hâkimiyet çabalarıyla tartışılır hâle gelmişlerdir. İslam’ın rahmet mesajlarının
yeryüzüne yayılmasında, medeniyetimizin sevgi, aşk ve merhamet boyutunun öne çıkmasında, Anadolu’nun
ve Balkanlar’ın İslamlaşma sürecinde,
işlevi yüksek olan irfan geleneğimizin
ve tasavvufi ekollerin, günümüz tezahürlerinin tarihsel misyonlarına uygun şekilde kendi iç muhasebelerini
yapmaları elzemdir. Bugün, tarihsel
referansına uygun olmadığı hâlde, bu
yapıların bir kısmı başkalaşarak varlığını devam ettirmektedir. İhvanlık hâli
İslam’ın özündeki uhuvveti zedelemeden, tekkenin varlığı İslam’ın varlığının önüne geçmeden, kişinin aklını ve
iradesini bir başkasına teslim etmeden,
bu tecrübenin zühd, takva ve ihsan boyutunda yaşanması, başta Müslüman8
lar olmak üzere bugünün dünyasında
herkes için manevi bir ihtiyaçtır.”
İslam’a göre hakikat hiç kimsenin
tekelinde değildir
Bütün dünyayı kurtarma iddiasıyla ortaya çıkan ve mega idealler peşinde koşan bir misyon edasıyla hareket eden
dinî yapılara da işaret eden Başkan
Görmez konuşmasını şöyle sürdürdü:
“Başlangıçta bir kişi etrafında oluşan
bu hareketler, zamanla kendi içinde
bir yapıya, bir söyleme, bir gayeye ve
büyük bir hedefe dönüşmektedir. Dinî
referanslar ve peygamberlerin mücadelesi dahi daha çok araçsal bir boyut
kazanan bu hareketlerde, başarıya endeksli olmak büyük bir gaye olarak
kabul edilmektedir. Şahıs merkezli bu
hareketlerde ahireti kazanma karşısında, akıl ve vahiy devre dışı bırakılabilmekte, körü körüne itaat kültürüyle
iradeler teslim alınabilmektedir. Bilinmelidir ki İslam’a göre hakikat hiç
kimsenin tekelinde değildir. Mümine
düşen görev, hakikate sahip olmak ve
insanları kendi hakikatine davet etmek değil, daima hakikatin yolunda
olmaktır. Meşru olan gayeye hiçbir
zaman gayrimeşru yöntemlerle ulaşılmaz. Hile yapmak, şantaj uygulamak,
desise oluşturmak ve fitne çıkarmak
İslami ahlakın asla tasvip etmeyeceği
hususlardır. İslam, fitneyi savaştan beter görür. Dini, kişilere ve anlayışlara
hasretmeyi değil; Allah’a has kılmayı
ve tüm eylemlerin sadece O’nun rızasına uygun olmasını ister.”
Başkan Görmez, din eğitimi-öğretimi
ve dinî hizmetlerin nasıl yapılacağının tarih boyunca tartışalageldiğini
ifade ederek din hizmetlerinin nasıl
olacağına, Diyanet örneğinde Türkiye
uygulamasıyla bir model teşkil ettiğini
dile getirdi. “Diyanet’in yapısı, Hıristiyanlıkta olduğu gibi bir kilise yapısı
değildir. İslam, bu anlamda bir dinsel
kurumu tasvip etmez.” diyen Görmez,
Diyanetin toplumun dinî ihtiyaçlarını
ve yaygın din eğitiminin karşılanmasını esas aldığını kaydetti. Başkan Görmez, dinî fikirler, görüşler ve düşüncelerin tarihte olduğu gibi günümüzde
de farklılıklar arz edeceğini belirterek
bu farklılıkların medeniyetlerin önemli
bir zenginliği olduğunu dile getirdi.
“Diyanet İşleri Başkanlığı’nın da bir
özeleştirisini yapmak zorundayız.”
ifadesini kullanan Başkan Görmez
HABER BÜLTENİ
konuşmasını şöyle tamamladı: “Başından beri sağduyulu halkımızın büyük
teveccühünü kazanan Başkanlığımız,
taşıdığı önemi tam anlamıyla kavrayabilmiş midir? Din görevlilerimiz, memuriyeti hakkıyla yerine getirmenin
ötesinde bir şuurla ‘din gönüllüsü’ olabilmiş midir? Toplumun sadece ibadetiyle, nikâhıyla ve cenazesiyle değil,
aynı zamanda çocuğuyla, kadınıyla,
yaşlısıyla, derdiyle, fakiriyle, hastasıyla, mahkûmuyla, sokağa terk edilenleriyle beraber olmayı başarabildik
mi? Din tanımımızı revize etmekle din
hizmetimizi hayatın her anına ve her
alanına ulaştırma idealimize yaklaşabildik mi? Bu vesileyle rahmetle yâd
etmek istediğim Nurettin Topçu’nun,
‘Din adamını, her sefaletin ve ızdırabın barındığı yerde arayıp bulmalıyız.
Hastanede, hapishanede, muzdarip
işçinin yanında, yalnız ve sahipsiz yaşayanların başucunda o bulunmalıdır.
O, insan hareketlerinin uzanabildiği
her yerde görevlidir. Gerçek din adamı
bağrı başlu, gözü yaşlu, hizmet ehli,
varlığından soyulmuş ve hayat kerva-
nının en sonunda yürüyen bir neferdir.
Kavuklular değil, kalpliler din adamlarıdır. Kalabalıktan değil, Allah’tan kuvvet alacaktır, yalnızlığı ile Allah’ın saltanatına sığınacaktır. Allah’ın kullarına
hizmetin, Allah’a hizmet olduğunu
bilendir.’ şeklindeki harikulade tasvirinde kendimizi bulabildik mi?”
Din İşleri Yüksek Kurulu Başkanı Hüseyin Kayapınar da, Hz. Muhammed
ve sahabenin önem verdiği istişarenin,
dinde asla ihmal edilemeyeceğini vurguladı.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan da açılışta yaptığı konuşmada,
Türkiye’nin pek çok güncel meselesinde olduğu gibi bölgede ve dünyada, dinin ve dine müteallik meselelerin tartışmaların odağında yer aldığı
bir süreçten geçildiğini dile getirerek
“Batı’da kiliseyle devlet arasında ya da
kiliseyle bilim arasında asırlar boyunca
devam eden tartışmalar, dinin kamusal
alandan silinmesi, dinin bireyin özel
hayatına hapsedilme mücadelesine dönüştü.” dedi. Batı’da asırlardır devam
eden bu mücadelede, kimin ne kadar
başarı sağladığının bugün bile tartışma
konusu olduğunu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan özetle şunları söyledi:
“Batı’da Hıristiyanlığın bıraktığı boşluk, modernleşme gibi kapitalizm gibi
para, teknoloji, moda hatta bilim gibi
önemli bir çoğunluk tarafından, din
kabul edilen olgularla doldurulmak
istendi. Başta Türkiye olmak üzere,
bazı İslam ülkeleri, Batılılaşma süreçleri içinde birçok şeyi taklit ettikleri gibi
ne yazık ki kilise ile devlet, kilise ve
bilim arasındaki tartışmaları da taklit
ettiler. Batı’da Hıristiyanlıktan oluşan
boşluğa, örneğin yurttaşlık dini ikame
edilirken; Türkiye gibi Müslümanların
çoğunlukta olduğu ülkelerde de benzer
bazı denemelere girişildi. Hıristiyanlık
tartışmalarında din bir afyon olarak tanımlanırken, aynı tavır ülkemize ya da
başka İslam ülkelerine bir taklit olarak
yerleştirilmek, ikame edilmek istendi.
Son 200 yıldır Türkiye topraklarında
yaşanan tartışmaların önemli bir çoğunluğunun merkezinde, aleni ya da
gizli şekilde din vardır. Dine müteallik
meseleler, siyasetten sosyolojiye, idareden iktisada, eğitimden sanata kadar
hemen her alanda, gizli ya da açık özne
olmuştur. Batılılaşmanın bir taklit şeklinde, bir sorgusuz sualsiz kabul şeklinde ilerlediği son 200 yıllık süreçte,
Türkiye’nin de Batı’daki tartışmaları
yaşaması istenmiş, ancak çok bariz bir
doku uyuşmazlığı ortaya çıkmıştır.
Bu ülkede dine ait tüm meselelerin,
tüm konuların artık özgürce ve özgüvenle ele alınabilmesi gerekir
İmam-hatip okulunda okumuş, fırsat
buldukça da dine ait teorik meseleleri
takip etmiş biri olsam da elbette böyle önemli bir konuda, böyle derin bir
mevzuda değerli hocalar karşısında
teorilerden bahsetmeyeceğim. Yaklaşık 40 yıldır siyasetle iştigal eden bir
kardeşiniz olarak bugün de Türkiye
9
Cumhuriyeti’nin Cumhurbaşkanı sıfatıyla benim asıl ilgi alanım, pek tabii
biçimde meselenin pratik boyutlarıdır.
Şahsen bu alanda bir başka vazifem
daha olduğunu düşünüyorum. Cumhurbaşkanı olarak bu ülkede dine ait
tüm meselelerin, tüm konuların artık
özgürce ve özgüvenle ele alınabilmesi
için ilgili tüm kesimleri cesaretlendirmekle mükellef olduğum inancı içindeyim.
Son 200 yıldır bu ülkede bazı meseleler özgürce, özgüvenle ve cesaretle
ele alınamamıştır
Tanzimat’tan bugüne, yani yaklaşık
son 200 yıldır bu ülkede bazı meseleler özgürce, özgüvenle ve cesaretle ele
alınamamıştır. Türkiye’nin hemen her
meselesinde bir şekilde özne olan, bir
şekilde odak noktasında bulunan din
konusu, objektif, tarafsız, korkulardan
ve mahalle baskısından uzak şekilde
gündeme taşınamamıştır. Bırakınız
dine ait meseleleri özgürce tartışabilmeyi; din ve dindarlar, yaklaşık 200
yıl boyunca her türlü eleştiriye, tahkire, horlamaya sistematik şekilde maruz
kalmıştır.
İslamofobi sürekli körüklenmiştir
Filmlerde, romanlarda, hikayelerde,
karikatürlerde, bilim ve fikir dünyasında, dindarlık ile cehalet hep eş tutulmuştur. Din ve dindarlık, yoksulluğun nedeni olarak gösterilmiştir. Din
ve dindarlık, yobazlığın, tutuculuğun,
gericiliğin, baskının nedeni olarak lanse edilmiştir. Gerek Türkiye’de gerek
tüm İslam coğrafyasında din, hep terakkiye mani olarak anlatılmıştır. İslamofobi dediğimiz faşizmle eşdeğer
SAYI:289
OCAK2015
HABER BÜLTENİ
olan hastalık, sadece Batı’dan Doğu’ya
yönelen bir sorun değildir. Türkiye’de
ve İslam coğrafyasında bizzat içeride,
idareciler, siyasetçiler, bilim insanları,
düşünürler ve medya yoluyla İslamofobi sürekli körüklenmiştir. İslamofobiklere göre, İslam dünyasının geri
kalmasının sebebi dindir. Bunlara göre
İslam coğrafyasının kanla, gözyaşıyla,
terörle anılmasının sebebi de budur.
Bilimde ve teknolojide geride kalmanın sebebi, işte bu islamofobiklere
göre dindir. Öyle bir taarruz yapılmış,
öyle sistemli bir saldırı gerçekleşmiştir
ki İslam dünyası, özellikle de İslam
dünyasının münevverleri kendilerini savunmaktan, defansta kalmaktan
ofansif bir hareketin içine girmemiştir,
girememiştir. Asıl meselelere yönelmeye fırsat bulamamışlardır. Tüm mazlumların yüreği, kalbi, gönlü, yüzü
sizlere çevrilmiş durumda. 200 yıldır
hedef yapılan, savunmada bırakılan
medeniyeti özgüvenine, cesaretine kavuşturacak olan sizlersiniz. Cumhurbaşkanı olarak benim bir vazifem de
sizleri yüreklendirmek. Hiç tereddüt
etmeden, korkmadan, ilmin dairesi
içinde yapılması gereken neyse onu
yapın. Defanstan çıkın, artık ileriye
koşun. Her zaman arkanızda olacağız
İslam dininin ilk emri ilimdir
Bakınız, vahiy çok ortada, açık. İlim,
akletmeyi emrederken; yıllardır, on
yıllardır bizim ülkemizde bazı zihniyet
mensupları, hep akıl ve bilimden başka bir şey tanımamışlardır. Bu zihniyet
mensupları, dine ve vahye ciddi bir
saldırıda bulundular. Biz öyle bir dinin mensubuyuz ki ilk emir ilim. Oku
diye emreden bir dinin mensubuyken,
âdeta sanki ilmi reddeden bir din varOCAK2015
SAYI:289
mış gibi sunulmaya çalışılmıştır. Öbür
tarafta sanki aklı inkâr eden bir din
varmış gibi sunulmaya gayret edilmiştir. Hâlbuki bizim mukaddes kitabımız
Kur’an-ı Kerim’de, birçok yerde sürekli olarak akletmek emredilmiştir. ‘Akletmez misiniz?’ Sürekli bu bize uyarı
şeklinde hep hatırlatılmıştır.”
V. Din Şûrasının son gününe, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı Cemil
Çiçek de katıldı. Şûranın son oturumu
öncesinde şûra üyelerine değerlendirmede bulunan Diyanet İşleri Başkanı
Prof. Dr. Mehmet Görmez, şûranın
önemine dikkat çekerek İslam coğrafyasının içinden geçtiği zor süreçlerde,
en önemli meselenin din konusunda
sahih ve doğru bilgi üretiminin olduğuna vurgu yaptı. Başkan Görmez,
“İslam coğrafyasının, İslam medeniyeti
ve İslam dünyasının içinden geçtiği bu
zor süreçlerde bizim en önemli meselemiz, din konusunda sahih ve doğru
bilgi üretimi ve bu bilgiyi dinî ve dinî
olmayan diye ayrılmadan ilim, hikmet
ve marifetle yoğurarak, Allah’ın ayetleriyle kâinatın ayetlerini ayırmadan;
ahlak, maneviyat ile meczederek genç
nesillere bu doğru ve sahih olan bilgiyi
aktarmak İslam dünyasının birinci meselesidir.” dedi.
Türkiye’nin, çevresindeki ateş çemberine rağmen bir sekinet yurdu olmasının, din eğitimi ve öğretimi konusunu
ciddiye almasından kaynaklandığını
belirten Başkan Görmez şunları söyledi: “Bugün ateş çemberi içinde olan
ülkemiz, eğer bir sekinet yurdu olarak
umut olmaya devam ediyorsa, bu da
din eğitimi ve din öğretimi meselesini
ciddiye almasındandır. Dinî bilgi meselesini bizim kadar tartışan bir ülke
yoktur. İyi ki tartışmışız. Bilgiyi, hik10
meti ve marifeti birleştiren dinî ilimleri
sosyal ilimlerle; ilahiyat ilimlerini bilim
ve hikmet felsefesiyle birleştirerek, bu
eğitimi vermek gerekir. Din hizmetini toplumun hizmetine sunan, sadece
bize değil, dünya Müslümanlarının
hizmetine sunan Diyanet İşleri Başkanlığının varlığı yadsınamaz. Dinî bilgi
konusunu yeniden gözden geçirmek
zorundayız. Bu bilgiyi nasıl hikmete,
marifete dönüştürebiliriz? Bunun için
müesseselerimizi gözden geçirmemiz
gerekir. Diyanet İşleri Başkanlığı bu
bilgiyi nasıl hizmete, üretime dönüştürebilir? Bunu gözden geçirmemiz gerekir. Başkanlığımız sadece ülkemizde
değil, tüm dünyada hizmet veren ve
artık bir bilgi ve tecrübe mercii hâline
gelmiş bir müessesedir. Başkanlığın
din eğitimi müesseseleri sadece kendi ihtiyaçları için değil, dünyadaki
Müslümanların müracaat kaynağıdır.
Başkanlığımız kendisini yeniden gözden geçirmesi gerekir. Din eğitimi ve
din hizmetleri amaçlı kurulmuş tarihî
vakıfların, Diyanet İşleri Başkanlığı ile
birleştirilmesinin önemli olduğunu
düşünüyorum.”
Üç gün boyunca, ‘İslam Dünyasında
Değişimin Dinamikleri’, ‘Hayata Uyumun Aracı ya da Çatışmanın Kaynağı
Olarak Mezhep’, ‘Günümüzde Dinî
Anlayışlar: Kaynakları, Ayrışma Noktaları-Nedenleri ve Yeni Kimlikler’,
‘Dinî Anlayışların ve Yaşam Biçiminin
Oluşumunda Etken Olan Metodolojik
Unsurlar’, ‘Dinî Hayatta Evrilme, İnanç
ve Amelde Eksen Kayması’, Modern
Toplumda Dinin Bireysel ve Toplumsal Temsili’ gibi konuların masaya yatırıldığı şûra, sonuç bildirgesinin okunmasıyla sona erdi.
HABER BÜLTENİ
V. Din Şûrası Sonuç Bildirgesi
İ
slam, insanın dünya ve ahiret saadetini sağlayan, tüm insanlığı ezeli
hakikatin evrensel çağrısıyla buluşturan son ilâhî dinin adıdır. Bütün peygamberler, aslında bu çağrıyı insanlara
ulaştırmak için gönderilmişlerdir. Tevhid, adalet ve meadı esas alan Kur’an-ı
Kerim’in rehberliğinde, Hz. Peygamber
hukuk, adalet, ahlak ve fazilete dayalı
örnek bir toplum inşa etmiş; var olan
tefrika ve çatışmaları inanç, kardeşlik
ahlakı ve objektif hukuk çerçevesinde
çözüme kavuşturmuş ve tüm zamanlar
için örnek olabilecek bir sosyal bünye
vücuda getirmiştir. Hz. Peygamber’den
sonra yaşanan tarihî süreçlerde çeşitli
sosyo-politik farklılıklar ortaya çıkmış,
zamanla dinî muhteva kazanan bu
farklılıklar, itikadî ve fıkhî açıdan farklı yorum ve yöntemlerin oluşmasına da
zemin hazırlamıştır.
Tarih boyunca uç ve şaz görüşler, İslam toplumlarında makes bulmamış,
“orta yol” denilen ve mutedil bir arayışı temsil eden görüşler daha çok kabul görmüştür. İslam toplumları hiçbir
zaman tektipçi bir anlayışı benimsememiş, başta Hıristiyanlık ve Yahudilik olmak üzere her yörenin mahalli
dinleri ve İslam’ın farklı tezahürleri,
rahatlıkla varlıklarını bugüne kadar
sürdürmüşlerdir.
Din-i Mübin-i İslam’ın anlaşılış ve
yorumlanış biçimleri Haçlılar, Moğol
saldırıları ve farklı bağlamlarda gerçekleşen fitne olaylarına bağlı olarak,
yaşadığı fetret dönemlerini geride bırakmış, Osmanlı’nın dağılma süreci ile
başlayan ve günümüze kadar devam
eden süreçte yeni ve farklı bir boyut
kazanmıştır. Bilgi, hukuk ve teknolojiye aydınlanma ile ulaşmaya başlayan
modern Batı uygarlığı, bütün yerkürede etkin hâle gelmiştir. İçinden geçtiğimiz travmatik süreçler, İslam dünyası
açısından tarihinin belki de en sancılı
dönemlerinden biri olarak dikkat çekicidir.
XIX. yüzyıldan itibaren İslam coğrafyasının birçok bölgesinde sömürge, istila
ve işgaller yaşanmış, bazı bölgeler de
uzun süre istibdatlarla yönetilmiştir.
Son birkaç yüzyılın bütün insanlığı
sarsan ve dünya ölçeğinde gerçekleşen
siyasi, askeri, bilimsel ve toplumsal
değişmelerden, İslam dünyası ağır bir
biçimde etkilenmiştir. Bunun sonu-
cunda her düzeyde büyük kopuşlar
ve derin parçalanmışlıklar yaşanmıştır.
Dinî, entelektüel ve kültürel referans
kökleriyle irtibatı kopan bu coğrafyada, birbirinden farklı pek çok hareket
ortaya çıkmıştır. Batıda ortaya çıkan
kimi kurtuluş ideolojilerinden de etkilenen bu kabil hareketler, zamanla
İslam’ın getirdiği barış, hukuk ve ahlak
çerçevesinin dışına savrulmuştur. Bugün gelinen noktada İslam’ın ve Müslümanların yerel, bölgesel ve küresel
ölçekte karşı karşıya kaldığı sorunlar iç
içe geçerek büyümekte ve bütün İslam
dünyasının varlığını çok yönlü tehdit
eder bir konuma doğru evrilmektedir.
İslam dünyasının içinde bulunduğu bu
sorunlar ve bu sorunların ürettiği dinî
anlayışlar, Diyanet İşleri Başkanlığınca
tertip edilen V. Din Şûrası’nda ele alınmıştır. 08-10 Aralık 2014 tarihlerinde,
“Günümüzde Yeni Dinî Anlayışlar;
Dinî Bilgi, Eğitim ve Din Hizmetleri”
başlığıyla Ankara’da gerçekleştirilen V.
Din Şûrası sonunda, ortaya çıkan sonuçlar ve alınan kararların kamuoyu
ile paylaşılması uygun görülmüştür.
1-İslam tarihinde çok sayıda itikadî ve
fıkhî mezheplerin, ekol ve anlayışların,
özgün yorum ve dinî tezahürlerin ortaya çıktığı bir vakıadır. İslam medeniyeti, aynı kökten yetişen bu farklı dalları
tarihsel süreç içerisinde bünyesinde
tutmayı başarmış, ötekileştirici ve dışlayıcı bir tutum sergilememiştir. Bu
durum, İslam’ın dinî düşünce alanında
sağladığı özgürlük ortamını ve tevarüs
ettiğimiz kültürel çeşitlilik ve zenginliği ifade etmektedir. Bu zenginlik; korunmalı, ihya edilmeli ve geliştirilerek
sürdürülmelidir.
2-Geride bıraktığımız birkaç yüzyılda
İslam coğrafyasında yaşanan çok boyutlu toplumsal travmaların ardında;
sömürge, istila, istibdat ve işgal gibi
dâhili ve harici etkenlerin yattığı bilinmektedir. Bunda pozitivist eğitim
anlayışının ve ideolojik düşünme biçimlerinin meydana getirdiği zihniyet
yapılarının payı olduğu da inkâr edilemez. Günümüzdeki kendi geleneğine
yabancı yeni dinî anlayışların tahripkâr
bir karaktere bürünmesinde, bütün bu
saikler rol oynamaktadır. Bu sebepler,
çok yönlü tahlil edilerek gelecek kuşakların daha bilinçli hâle gelmesi yönünde çalışmalar yapılmalıdır.
11
3-Çağımızda dinî görünümlü baskı,
şiddet ve vahşet üreten, dinî duyguları
istismar eden, hakikati sadece kendinde gören, hedefine ulaşmak için her
yolu mübah sayan, dinî hizmetleri güç
devşirmeye ve çıkar sağlamaya matuf
bir araca dönüştüren, dinî değerleri
hiçe sayarak pragmatist tutumu esas
alan ve bütün Müslümanları derinden
yaralayan bu tutum ve davranışlara
karşı, toplumsal bir bilinç geliştirilmeli
ve bunun gereği olarak insan yetiştirme süreç ve mekanizmaları yeniden
gözden geçirilmelidir.
4-Kur’an ve Sünnetin anlaşılması ve
dinin pratik hayatta yaşanmasıyla ilgili
yöntem tartışmaları hep varolagelmiştir. Mezheplerin oluşum çağlarından
sonra, hakikatin geçmişte belirlendiğinden ibaret olduğu zannedilmiş;
Selefin kendi dönem ve şartlarını yorumlama ve karşılaştığı problemleri
çözüme kavuşturma çabası içinde olduğu, dolayısıyla temel dinî metinlerin anlaşılmasında her zamanın kendi
şart ve ihtiyaçlarının da etkili olduğu
gerçeği tümüyle göz ardı edilmiştir.
Bu dar yaklaşım, modern hayatla, modern bilim ve zihniyetle bir hesaplaşmaya girişmeksizin, dinî bilgiyi önceki
asırlardaki çözümlerle sınırlandırarak
dini, fer’î çözümlerden ibaret donmuş
bir hayat tarzına hapsetmektedir. Bu
anlayış sahipleri, kendi hakikatlerine
ve dinî anlayışlarına inanmayanları,
İslam’ın ana yolunun tarih boyunca
prensibi olan “ehl-i kıble tekfir edilmez.” düsturunu yok sayarak kolaylıkla tekfir etme cihetine gitmektedir.
Bunlara göre doğrudan nasslara başvurmak yerine, fıkhî konularda farklı
metot takip ederek oluşan mezhepler
ve tarih boyunca medeniyet üreten
bütün düşünce okulları bidat; irfan
geleneğimizin dinî tecrübesini temsil
eden maneviyat mektepleri de dalalet
odağıdır. Bu tür çarpık anlayışların
yaygınlaşmaması ve samimi dindarların zihinlerinin bulandırılmaması için
çok yönlü bilgilendirme çalışmaları
yapılmalıdır.
5- İrfanî gelenek olarak da dillendirilen
dinî yaklaşım ve tecrübelerin, Kur’an
ve Sünnet ölçüleri içerisinde kaldığı
müddetçe, kişinin manevi bakımdan
gelişimini sağladığı söylenebilir. Ancak bu tecrübenin, kişisel ve sübjekSAYI:289
OCAK2015
HABER BÜLTENİ
tif olduğu ve herkesi bağlamayacağı
açıktır. Zira bu tecrübe, İslam’ın doğru
ve açık bilgisinden koptuğu takdirde
indi mülahazaya evrilmekte, eğitim ve
pedagoji açısından da kolay bir istismar alanına dönüşmektedir. Bilhassa
tasavvufî düşüncenin kurumsallaşmasıyla oluşan bazı yapılar, zaman zaman
etki alanlarını güçlendirme adına pragmatizme kayabilmekte ve varlıklarının
devamı için dünyevî kaygılarla hareket
edebilmekte, kurumsal güç ve çıkar
güdüsü, bireyin manevi tezkiyesinin
önüne geçebilmektedir. Bu bakımdan
istismarların önlenebilmesi için toplumsal bilinç ve farkındalığın artırılması yönünde çalışmalar yapılmalıdır.
6- Bütün dünyayı kurtarma iddiasıyla
ortaya çıkan ve mega idealler peşinde
koşarak özel bir misyon edasıyla hareket eden dinî yapılar, modern zamanların ürettiği karakteristik yapılardır.
Bu tarz yapıların, özellikle sömürgecilik döneminden itibaren başlayan ve
günümüzde de yeni biçimlere evrilen,
etkili kilise yapıları olduğu da bilinen
bir gerçektir. Başlangıçta dinî karizmatik kişiler etrafında şekillenen bu kabil
hareketler, zamanla kendi içinde hiyerarşik bir yapıya, bir söyleme ve misyona dönüşmektedir. Dinî referansların ve başta peygamberler olmak üzere
tarihte temayüz etmiş dinî şahsiyetlerin anlatıları, bu tür yapılarda bağlılarını motive etmek için manipülasyon
aracı olarak kullanılmaktadır. Kendilerinin dışındaki hareket ve oluşumlara
karşı mücadelede her yolun mübah
sayıldığı bu yapılar, her türlü ortama
uyum sağlamaya ve gizliliğe büyük
önem vermektedir. Şahıs merkezli bu
hareketlerde, körü körüne itaat kültürüyle iradeler teslim alınabilmektedir.
Toplumun ahengini bozan ve ferdin
bireysel sorumluluğunu ortadan kaldıran bu tür akımlara karşı, toplumsal
bilincin artırılması ve farkındalık oluşturulması için başta Din İşleri Yüksek
Kurulu olmak üzere dinî ve ilmî merciler, daha etkin sorumluluk üstlenmelidir.
7-İslam’ın, ahlak, haklar ve özgürlükler bağlamında ve inançlara saygı
ekseninde sosyo-politik bir yönü ve
içeriği olduğu açıktır. Ancak İslam, bir
ideolojiye yahut sosyal mühendislik
içeren bir politik projeye indirgenemeyecek kadar yücedir. Önüne İslam
veya İslamî nitelemesi eklenerek de
OCAK2015
SAYI:289
olsa pragmatist, makyavelist ve hedefe
varmak için her yola başvuran bir tavır
İslam’la bağdaşmaz. Modern zamanlarda demokrasi zemininde yeni birtakım siyasi, ideolojik teori ve arayışlar
ortaya çıkmıştır. Aynı şekilde modern
zamanlarda İslam dünyasında dinsiyaset ilişkisine dair tartışmalar, kendi
tarihsel sürekliliğinden kopmadan, çağın gereklerini karşılayabilen kuramsal
bir bütünlüğe de kavuşturulamamıştır.
Bir din olarak İslam, insanın dünya ve
ahiret mutluluğunu, toplumsal yönetim biçimi olarak siyaset de toplumsal
barışı ve sosyal refahı esas alır. Beşerî
zaafları bünyesinde barındıran siyasî
programları İslam’la özdeşleştirmek,
İslamî hakikatlerin zedelenmesine ve
yıpranmasına neden olabilir. Dolayısıyla İslam’ın her zaman ve zeminde,
herkesi kuşatan ve herkese çok yönlü
ilham veren çağrısını ulaştırmak için
anlaşılabilir güncel bir dille tebliğ ve
irşad faaliyetlerine ağırlık verilmelidir.
8-İslam coğrafyasında çatışmaları durdurmak, barış ve sükûneti sağlamak,
Müslümanlar arasında kardeşliği korumak ve İslam beldelerinde huzur ve
esenlik ortamını sürdürmek için Diyanet İşleri Başkanlığının girişimleriyle
başlatılan, “Barış, İtidal ve Sağduyu
İnisiyatifi” gibi platformların kalıcı ve
etkin hâle gelmesi sağlanmalı, bu yönde İslam ülkelerindeki dinî kurum ve
kuruluşlarla işbirliği ve ilişkiler geliştirilmelidir.
9-Başta Avrupa olmak üzere, Batı dünyasında hastalıklı bir tutum olarak
seslendirilen İslamofobia ve onun tetiklediği İslam karşıtı tutumlar, bugün,
topyekûn dünya barışına ve selametine gölge düşürmektedir. Bir endüstri
hâline getirilen İslamofobia, kültürel
bir yanılsamadır ve haddizatında bir
insanlık ayıbıdır. İslam başta olmak
üzere, dinlerin mukeddesatına yapılan
hakaret, tezyif ve tahkir girişimleri birer nefret suçu olarak nitelenmeli, bu
hususta çatışmayı değil, çözümü esas
alan çaba ve gayretler teşvik edilmelidir.
10-Başta İslam dünyası olmak üzere,
dünyanın belli başlı bölgelerinde cereyan eden dinî hadise ve oluşumları
anlamak ve doğurdukları sonuçları
sağlıklı değerlendirebilmek için bilimsel bilgi üretimine duyulan ihtiyaç
aşikârdır. Bu amaçla din ve toplum
kavramları ekseninde bir bilgi yöne12
tim merkezi kurulmalıdır. Bu merkez
genelde din, özelde İslam ve İslam’ın
tarihî süreçte, toplum üzerindeki etkisiyle ilgili akademik ve bilimsel
araştırmalar yapar, yaptırır ve bu konularla ilgili bilgi ve dokümantasyon
merkezi oluşturur. Türkiye ve dünyadaki değişim ve gelişmeleri dikkate
alarak, bir din, kültür ve medeniyet
olarak İslam’ın, günümüzde oluşturduğu etki ve din eksenli güncel sorunlar üzerinde sosyal araştırmalar
yapar ve yaptırır, ulaşılan sonuçları,
ilgili kamuoyu, kurum ve kuruluşlarla
paylaşarak çözüm seçeneklerinin oluşmasına katkıda bulunur. Bu amaçlar
doğrultusunda akademik, eğitsel ve
sanatsal çalışmaları yürütür. İslam’ın,
gerek İslam ülkelerindeki ve gerekse
diğer ülkelerdeki tezahürlerini, tarihte
ve günümüzde karşılaştığı ve etkileştiği diğer din, kültür ve medeniyetleri
araştırır, bu konularla ilgili işbirliği ve
bilgi alışverişi yapmak amacıyla ortak
platformlar oluşturur. Gerek bölgemizde gerekse dünyada dinle ilgili
gerginlik ve kriz durumlarının analiz
ve değerlendirilmesi ile ilgili çalışmalar yürütür. Ayrıca bu merkez Diyanet
İşleri Başkanlığının bilgi eksenli politikalarına veri hazırlamak ve bu veriler
doğrultusunda hizmet standartlarını
yükseltmek, gelişen şartlara göre kurumun yenilenmesine imkân sağlamak,
kaynaklarını verimli kullanmak ve hizmetlerini etkin kılmak için de stratejiler geliştirir.
11-Araştırma ve geliştirme faaliyetlerine büyük önem veren günümüz
dünyasında, bilimsel rekabet ve bilgi
üretimi için teknik altyapı kaçınılmazdır. Bu çerçevede akademisyen ve araştırmacıların, klasik İslamî literatüre ve
İslam medeniyetini var eden temel
kaynaklara ulaşmasını sağlamak, fakültelerin kütüphanelerini zenginleştirmek ve elektronik ortamda zengin
bir kaynak oluşturmak üzere, Diyanet
İşleri Başkanlığınca bilgi altyapısını
dünya standartlarına taşıyacak tedbirler alınması elzemdir. Bu itibarla
Ankara’da uluslararası referans değeri
olan ve bilgi merkezleri ile irtibatlı bir
kütüphane ve dokümantasyon merkezi kurulmalıdır.
12-İslam medeniyetinin kadim temel
yapı ve özelliklerini, bugünün dünyasında yeniden hayata geçirmek ve
inanç, bilgi ve hikmet alanındaki ka-
HABER BÜLTENİ
yıpları telafi etmek üzere, uluslararası
düzeyde dinî yükseköğrenim vermek
amacıyla kurulması düşünülen üniversitenin, geleneksel ve modern bu kabil
yapılanmaların zaaf ve eksikliklerini
aşacak biçimde planlanması önem arz
etmektedir. Bu üniversitenin bilgiyi,
dinî ve gayridinî diyerek bölmeyen,
insanî ve toplumsal gerçeklikleri dikkate alan, geleneksel bilgi mirasıyla
günümüz olgusunu birlikte değerlendiren, bilgi ve bilim üreten bir anlayışı
esas alması kaçınılmazdır.
13-Diyanet İşleri Başkanlığı personelinin mesleki formasyon ve yeterliliği,
örgün eğitim ve yükseköğretim programlarıyla sağlanmalı ve kazandırılmalıdır. Dinî yüksek ihtisas merkezleri
akademik standartlara kavuşturularak,
Diyanet İşleri Başkanlığının ihtiyaç
duyduğu hizmet alanlarına uygun biçimde mütehassıs yetiştirecek şekilde
yeniden düzenlenmelidir. Bu çerçevede dinî yüksek ihtisas merkezleri, vaaz
ve irşad hizmetleri, yurt dışı din hizmetleri, kıraat ve dinî musiki ve idarî
hizmetler gibi ihtisas alanlarına göre
yeniden yapılandırılmalıdır.
14-Ülkemizde din eğitimi veren paydaş kurumlar olarak Yükseköğretim
Kurulu Başkanlığı, Milli Eğitim Bakanlığı, Diyanet İşleri Başkanlığı ve ilahiyat fakülteleri, program düzenleme ve
uygulamalarında eşgüdüm içerisinde
olmalıdır. Bu çerçevede imam-hatip
liselerindeki öğrencilere yönelik gerek
meslekî uygulamaların yeterliliğinin,
gerekse dil becerilerinin artırılması
amacıyla Yükseköğretim Kurulu Başkanlığı, Diyanet İşleri Başkanlığı, Türkiye Diyanet Vakfı Genel Müdürlüğü
ile Din Öğretimi Genel Müdürlüğü
arasındaki işbirliği artırılmalıdır.
15- Dinî yükseköğretim yapan kurumların ve müfredatlarının, Diyanet İşleri
Başkanlığının personel yeterliklerini ve
istihdam alanlarını dikkate alarak, yeniden değerlendirilmesi hususu daha
fazla ertelenemeyecek bir konudur.
İlahiyat fakültelerinin sayılarının hızla
artması, eğitim kadrolarının niteliği
sorunu, birçok fakültede ikinci öğretimin yapılması, yüksek din öğretimindeki eğitim kalitesini düşürmekte, bu
da söz konusu sorunlara dair çözümler üretilmesini zorunlu kılmaktadır.
Bu çerçevede ilahiyat uzaktan eğitim
programlarının (İÖP ve İLİTAM) işlevselliği, hedef ve amaçları gözden geçirilmelidir.
16-Diyanet İşleri Başkanlığına insan
kaynağı sunan imam-hatip liselerinin
ve ilahiyat fakültelerinin müfredatları
oluşturulurken, Başkanlığın ihtiyaçları
ve personel yeterlikleri de dikkate alınmalıdır.
17-İlahiyat fakültelerinde öğrencilere
yönelik olarak, din hizmetleri, dinî danışmanlık, manevi bakım vb. alanlara
dönük bilgi ve becerilerini geliştirecek
sertifika programları düzenlenmelidir.
Diyanet İşleri Başkanlığı, personel alım
ve atamalarında bu sertifikaları dikkate
almalıdır.
18-İlahiyat fakültesi öğrencilerinin
meslekî bilgi, beceri ve özgüvenlerini
geliştirmek, teorik bilgilerin tatbikatı
için fırsat oluşturmak, din görevlilerinin meslekî rehberliğinden yararlanmak amacıyla ilahiyat öğrencilerinin,
camilerde ve Kur’an kurslarında din
eğitimi ve hizmetleri ile ilgili staj çalışmaları yapmaları ve yaz Kur’an kurslarında stajyer öğretici olarak görevlendirilmeleri sağlanmalıdır.
19-Diyanet İşleri Başkanlığının irşad
ve yaygın din eğitimindeki hedeflerini
gözden geçirmesi, din eğitimi hizmeti
sunan her birimin sunduğu hizmete yönelik ihtiyaç analizleri yapması
ve bunların sonuçlarına göre uygun
amaçları belirlemesi ve geliştirmesi, bu
tür alanlardaki hizmetlere cevap verebilecek farklı bilgi, beceri ve yetkinlikte din hizmetleri personeli yetiştirilmesi konusunda çabalarını sürdürmesi
kaçınılmazdır.
20-Yaygın din eğitimi hizmetleri,
Kur’an kursu sisteminin yanında,
toplumun farklı düzeydeki ihtiyaç ve
taleplerini de dikkate alarak çeşitlendirilmelidir. Genç kuşakları anlayan,
onlarla sağlıklı iletişime girebilen bir
kültürel atmosfer içerisinde gençlere,
dinî eğitim imkânları sunulmalıdır. Bu
bağlamda paydaş kurumlarla ve sivil
yapılarla Diyanet İşleri Başkanlığı, ortak projeler üreterek, din hizmetleri ve
eğitiminin yanında, başta uyuşturucu
olmak üzere kötü alışkanlıklara yönelik önleyici çalışmaların içerisinde
olunmalıdır.
21-Yaygın din eğitimi kapsamında
değerlendirilen geleneksel dinî eğitim
veren yapılar, Diyanet İşleri Başkanlığının himaye ve rehberliğinde varlığını
sürdürmelidir.
22-Dinî hizmetler, toplumun tüm kesimlerini içine alacak şekilde yeniden
13
yapılandırılmalı; sadece ibadet ve cenaze hizmetlerini değil, aynı zamanda
çocuğuyla, genciyle, kadınıyla, yaşlısıyla, zenginiyle, fakiriyle, hastasıyla,
mahkûmuyla, sokağa terk edilenleriyle
hayatın tamamını kuşatacak şekilde,
sosyal ve kültürel içerikli din hizmetlerinin yaygınlaştırılması yönünde düzenlenmelidir. Bu hizmetlerin sosyal
dokumuzu kuvvetlendirmede ve dinin toplumsal birliğimizi sağlamadaki
fonksiyonunu artıracağı göz ardı edilmemelidir.
23-Küresel ölçekte hizmet sunan ve
uluslararası bir kurum hâline gelen Diyanet İşleri Başkanlığının; televizyon,
radyo ve basılı yayınlar alanında değişik dünya dillerinde yayın yapması kaçınılmazdır. Başkanlık hayata geçirdiği
radyo ve televizyon yayınlarını daha da
geliştirmekle yetinmeyip, yeni medya
alanında da çağın gerektirdiği altyapıyı
ivedilikle oluşturmalıdır.
24-Tüm dünyadaki Müslüman topluluklara sağlıklı ve etkin din hizmeti
ulaştırmak ve dünyadaki dinî gelişmeler hakkında bilgi sahibi olmak
amacıyla, ilgili toplulukların dillerini,
kültürlerini ve sosyal yapılarını iyi bilen uzmanlar yetiştirilmeli ve istihdam
edilmelidir.
25-Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ve
belediyelerin camiye yönelik imar
planları, toplumun din-sosyal ihtiyaçları doğrultusunda yapılmalı, cami ve
müştemilatları bu ihtiyaçları karşılayacak şekilde inşa edilmelidir. Böylece
camilerin tarihsel işlevine uygun bir
şekilde hayatın merkezinde yer almaları temin edilmelidir.
26-Dinî-sosyal teşekküllerin Müslüman kimliğini oluşturmada ve güçlendirmede, bu kimliğe süreklilik
kazandırmada büyük rolü vardır. Söz
konusu teşekküllerin sağlıklı zeminde gelişmeleri için ehliyet ve liyakate
uygun insan kaynağına ve bilgi üreten
mekanizmalara sahip olmaları kaçınılmazdır. Ayrıca hem istismara kapı aralamaması hem de istikrar için mali yapılarının saydam, şeffaf, hesap verebilir
olması zorunluluktur. Bu bağlamda
dinî-sosyal teşekküllerin sivil ve özgün
yapılarını zedelemeden, proje ve faaliyetlerine Diyanet İşleri Başkanlığının
rehberlik yapabilmesi büyük önem arz
etmektedir. Bu şekilde din hizmetleri
ve eğitimi konusunda hizmet sunan
sivil yapıların, Diyanet İşleri BaşkanlıSAYI:289
OCAK2015
HABER BÜLTENİ
ğıyla koordinasyon ve işbirliği içerisinde olmaları temin edilmiş olacaktır. Bu
çerçevede kanunun, Din İşleri Yüksek
Kuruluna verdiği görevlerin aktif hâle
gelmesi için gerekli ikincil mevzuat
düzenlemeleri yapılmalıdır.
27-Diyanet İşleri Başkanlığı, hizmet
standartları ve ilkeleri çerçevesinde,
diğer Müslüman ülkelerin dinî kurumları ve yurt dışındaki paydaş kurumlar
ile akreditasyona dayalı kalıcı organik
ilişkiler geliştirmelidir.
28- Yurt dışında vatandaşların din hiz-
metlerinin karşılanması faaliyetlerinin
yanında, Diyanet İşleri Başkanlığının
son yıllarda gerçekleştirmiş olduğu organizasyon ve yapıların, tüzel kişiliği
olan kurumlara dönüştürülmesi için
adımlar atılmalıdır. Ayrıca uluslararası düzeyde Müslüman azınlıkların
sorunları, İslamofobiye yönelik ortak
çalışma platformları ve hak ihlâllerini
izleme komiteleri oluşturulmalıdır.
29-İslam medeniyetinin tarihten günümüze miras bıraktığı en önemli
varlıkların başında din hizmeti, din
eğitimi ve dinî-sosyal içerikli kurulan
vakıflar gelmektedir. Bu vakıfların Diyanet İşleri Başkanlığı ve din hizmetleri ile ilişkisi yeniden düşünülmelidir.
30-Diyanet İşleri Başkanlığını daha
etkin ve verimli hâle getirmek üzere,
Başkanlığın ilmî ve dinî özerkliğini güvence altına alan ve kamu tüzel kişiliği
sağlayan bir düzenleme yapılmalıdır.
31-Diyanet İşleri Başkanlığı, yasal sorumluluğunun bir gereği olarak Kızılay
ve Yeşilay cemiyetleriyle daha yakın ve
organik bir işbirliği içinde olmalıdır.
İslam Ansiklopedisi, Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat
Büyük Ödülü’ne layık görüldü
İ
slam Ansiklopedisi, Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Büyük Ödülü’ne
layık görüldü. Cumhurbaşkanlığı Sarayında düzenlenen ödül töreninde,
2014 yılı Cumhurbaşkanlığı Kültür
ve Sanat Büyük Ödüllerinde, kurum
kategorisinde Türkiye Diyanet Vakfı
İslam Araştırmaları Merkezi (İSAM),
İslam Ansiklopedisi çalışmasından dolayı büyük ödüle layık görüldü.
Türk kültür ve sanat hayatının gelişmesine ve tanınmasına katkı sunan
kişi ve kurumları devlet adına onurlandırmak ve teşvik etmek amacıyla
düzenlenen törende, Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Büyük Ödülü’ne,
İslam Dünyasında hazırlanan ilk ve en
kapsamlı İslam İlimleri Ansiklopedisi
olması ve Türkiye’de ilim dünyasına
sunduğu başarılı katkıdan dolayı İslam
Ansiklopedisi layık görüldü.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan törende yaptığı konuşmada,
Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat
Büyük Ödülleri’ne kurumlar arasından İslam Ansiklopedisi’ni yayınlayan
İslam Araştırmaları Merkezi’nin uygun
görüldüğünü belirterek, “Uzun yılların
çalışmasıyla ortaya çıkan 17 bin maddelik devasa ansiklopedi, gerçekten
milletimizin bir iftihar vesilesidir. İslam Ansiklopedisi sadece Türkiye’nin
değil, İslam coğrafyasının da en kapsamlı eseri oldu. İslam Ansiklopedisi’ni
bir tarih birikiminden ziyade istikbale
yönelik bir medeniyet tasavvuru olarak
OCAK2015
SAYI:289
gördüğümü burada tekrar vurgulamak
isterim. Bu eser geçmişi ve geçmişin birikimini bize sunmakla kalmıyor, bize
geleceğin yolunu aydınlatıyor.” dedi.
Eserin yayımlanmasında emeği geçenlere, katkı verenlere teşekkür eden
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Diyanet
İşleri Başkanlığı ve Türkiye Diyanet
Vakfı’nı da tebrik etti. Eserin dijital ortamda da yayımlanmasını önemli bulduğunu ifade eden Cumhurbaşkanı
Erdoğan, “Alfabe değişikliği yapmış bir
ülkenin akabinde bunun tedbirlerini
de alması ve mevcut birikimini Latin
Alfabesi’ne aktarıp basma konusunda
özel bir gayret göstermesi gerekirdi.
Matbu kitaplarda yapamadığımız bu
gerekliliği şimdi sanal ortamda âdeta
bir seferberlik bilinci içinde yapmamız
14
gerektiğini düşünüyor ve ilgili bütün
kurumları bu alanda olağanüstü gayret göstermeye davet ediyorum.” dedi.
İslam Ansiklopedisi’nin birçok dilde
yayımlanacağını da dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, bunu dünyanın
özenle takip edeceği ve bir başucu eser
olacağına inandığını dile getirdi.
İslam Ansiklopedisi geçtiğimiz yıl da
‘Yüzyılın İslam Kültür Hizmeti, Onur
ve Hizmet Ödülü’ne layık görülmüştü.
Düzenlenen törende Cumhurbaşkanı
Erdoğan, ilk defa İslam Ansiklopedisini internet erişimine açmıştı. İslam Ansiklopedisine http://www.islamansiklopedisi.info adresinden ulaşılabiliyor.
Cumhurbaşkanlığı Sarayında düzenlenen ödül törenine, ilim ve sanat dünyasından çok sayıda davetli katıldı.
HABER BÜLTENİ
TDV Kadın Aile ve Gençlik Merkezi yeni dönem çalışmalarına başladı
D
iyanet İşleri Başkanı ve Türkiye
Diyanet Vakfı (TDV) Mütevelli Heyeti Başkanı Prof. Dr. Mehmet
Görmez, TDV Kadın Aile ve Gençlik
Merkezi (KAGEM) yeni dönem açılış
toplantısına katılarak “İlahi Hakikatin
Bilgisi ve Bilgi Ahlakı” konulu bir konferans verdi.
Başkan Görmez konuşmasında, ilim,
hikmet ve marifet kavramlarının farklı
disiplinler arasında parsellenmek yerine, her zaman müşterek ele alınmasının önemli olduğunu anlattı.
İlahi bilginin hakikatine varabilmek
için hem hikmet yıldızına, hem ilim
ayına, hem de marifet güneşine ihtiyaç
olduğunu ifade eden Görmez, ilmin
sadece haber ve malumat olmadığını,
aynı zamanda bir şeyin doğruluğunu,
gerçekliğini ve değerini bilme anlamlarını da taşıdığını kaydetti. Francis
Bacon’un ‘bilgi güçtür’ sözünü hatırlatan Başkan Görmez, “Bu söz üzerinde
çokça konuşmak ve tartışmak lazım.
Çünkü bu çağın bilgi anlayışını tarif
ediyor. Elbette bilgi insanı güçlü kılar.
Gerçekten cehalet kadar insanı zayıflatan bir şey yoktur. İslam’da ilmin zıttı
cehalet değildir. Öyle olsaydı her âlim,
her bilgi sahibi, mümin ve hakikate
sahip olurdu. Öyle değil. İlmin zıttı
cehalet değildir.” değerlendirmesinde
bulundu.
Atom bombasını bir zihin neden icat
eder?
Bilginin güç olduğuna ve o güce atfedilen mananın önemine değinen Başkan
Görmez, konuşmasını şöyle sürdürdü:
“O güce atfedilen mana önemlidir.
Eğer o güce atfedilen mana, insanoğlunun yeryüzünde tutkularını tatmin
eden bir hegemonya, yeryüzüne hükmetmeyi öğreten bir araç, bir vesile
olarak bilgiyi tarif ediyorsa, İslam açısından baktığımızda bunu kabul etmemiz mümkün değildir. Üzülerek belirteyim, bugün bilgiye atfedilen değer
budur. ‘Bilgi güçtür’ dediğiniz zaman,
böyle bir bilgi anlayışında otokratik
bir siyaset anlayışı ve otokratik bir
idare anlayışı ortaya çıkar. Bilgi, sadece bizi güce kavuşturan ve yeryüzüne
hükmeden varlık kılan bir araç olarak
görüldüğü zaman değerlerden de arınmış olur ve oradan faydacı bir ahlak
çıkar. Böyle bir bilgiden makyavelist
bir siyaset çıkar, otokratik bir idare çıkar. Halbuki bilgi, eğer bizi hakikate
götürmüyorsa, ahlaka ve sorumluluğa
dönüştürmüyorsa, o takdirde bilgiden
kastedilen gayeye ulaşmamış oluruz.
Bu da son derece önemlidir ve üzerinde durmak lazımdır.”
“Bugün neden bilgi, bir ahlaka ve sorumluluğa dönüşmüyor” diye soran
Başkan Görmez, “Hatta yeryüzünde en
büyük kötülükler, bilgiyi araç olarak
kullanarak yapılıyor. Atom bombasını bir zihin neden icat eder? İnsanlık
barışa ulaşsın diye mi icat eder? Zihin
neden böyle çalışır? Bilgiyi güç olarak
gördüğü için. O güce sahip olmayı,
yeryüzünde gaye olarak kabul ettiği
için.” şeklinde görüşlerini dile getirdi.
Hakikat sahip olacağımız bir şey değildir
Bilgi ve hakikat arasındaki ilişkinin de
üzerinde durulması gereken bir husus
daha bulunduğuna dikkati çeken Başkan Görmez, bilginin bizi sadece hakikatin yoluna götürdüğünü, hakikatin
yolunda yürüttüğünü; bizi hakikate
sahip kılmadığını belirterek konuşmasına şöyle devam etti: “Bugün yaşadığımız sorunlardan bir tanesi de herkes, ‘hakikat benim avucumda’ olsun
istiyor. Herkes hakikatin sahibi olmak
istiyor. Biz ne kadar çaba gösterirsek
gösterelim, biz hakikatin sahibi olamayız. Bugün İslam coğrafyasında küçücük bir mezhep çatışmasından, etnik
çalışmalara kadar en küçük bir ihtilaftan neden insanlar birbirini öldürüyor?
Çünkü herkes kendisini hakikatin sahibi görüyor. Herkes kendisini hakikatin sahibi gördüğünde, yeryüzünde
barışı egemen kılmak mümkün olmaz.
Ama herkes kendini hakikatin yolunda bir talip, bir yolcu olarak görürse ki
Allah’ın muradı da budur; bizden hakikatin yolunda olmamız istenmiştir.
Hele hele en büyük tehlikelerden bir
tanesi, Hak ve hakikatin şahıslarla, ide15
olojilerle özdeşleştirilmesidir. İdeolojik
çatışmalar niye çıkar? Çünkü şahıslar
ve fikirler hakikatle özdeşleştirilir ve
herkes şöyle kabul eder, ‘hakikat bende, öyleyse bana gelin.’ demeye başlar.
Hâlbuki biz hakikati şahıslar üzerine
bina ettiğimizde, o hakikati kaybederiz. Hakikatin yolundan çıkarız.”
Baki hakikatler, fani şahsiyetler üzerine bina edilmez
Hakikatin yolundan çıkmanın dalalet
olduğunu ifade eden Başkan Görmez,
bugün böyle bir dalaletle karşı karşıya
olunduğunu ifade ederek “Müslüman
olduğumuz hâlde, böyle bir dalaletle
karşı karşıyayız. Herkes hakikati kendisinde kabul ediyor. Baki hakikatler,
fani şahsiyetler ve fani ideolojiler üzerine bina edilmez. Bugün içinde yaşadığımız kavganın sebeplerinden bir tanesi de aynı zamanda herkes kendisini
hakikatin sahibi görerek, hakikate davet adına kendisine davet ediyor. Hatta
İslam dünyasında öyle yapılar oluştu ki
insanlar yahut insanlardan müteşekkil
yapılar, insanlara şöyle diyebiliyorlar:
‘Biz, sizin ahiretinizi garantiye alalım,
siz dünyada iradenizi bize teslim edin’.
Yok böyle bir şey. Bu, İslam’ın ortadan
kaldırmak için mücadele verdiği bir
konudur. Hiç kimse, kimsenin ahiretini garantiye alamaz. Ahireti karşısında hiç kimse, dünyasını bir başkasına
emanet edemez.” diye konuştu.
TDV KAGEM Müdürü Hicret Toprak
da yaptığı konuşmada, merkezin yeni
dönem hedef ve projeleri hakkında
bilgi verdi. Açılışa, Cumhurbaşkanlığı
Başdanışmanı Mustafa İsen, TDV Genel Müdürü İsmail Palakoğlu, akademisyenler, Diyanet İşleri Başkanlığı ve
TDV mensuplarıyla sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri katıldı.
Konferansın ardından TDV Konferans
Salonu fuaye alanında Ressam Betül
Burnaz’ın, “Kâbe” temalı sergisi açıldı.
SAYI:289
OCAK2015
HABER BÜLTENİ
Bingöl Üniversitesi Camii hizmete açıldı
B
ingöl Üniversitesi Camii, Diyanet
İşleri Başkanı Prof. Dr. Mehmet
Görmez ve Kalkınma Bakanı Cevdet
Yılmaz’ın katıldığı bir törenle ibadete
açıldı. Açılış töreninde konuşan Başkan Görmez, tarih boyunca üniversitelerle mabetlerin bir arada olduğunu
kaydederek “Bütün medeniyetlerde tarih boyunca üniversite ile mabet, cami
ile üniversite birbirinden ayrılmaz
iki önemli müessese olmuştur. Birisi
toplumların aklını besler, aklın önünü açar; diğeri ise kalbi besler, kalbin
önünü açar.” dedi.
Başkan Görmez yaptığı konuşmada,
üniversiteyle mabedin birbirinden ayrıldığında, akılla kalbin birbirinden
ayrılacağını; üniversiteyle mabedin
birbirinden ayrılamayacağını belirterek “Üniversiteyle mabedi birbirinden ayırırsanız; vahiyle aklı, kalp ile
aklı birbirinden ayırmış olursunuz.
Kitabın ayetleriyle kâinatın ayetlerini
birbirinden ayırmış olursunuz. Tabiatta, kâinatta, insan da birbirleriyle
bütünlük içindedir. Üniversite ve mabet birlikte olmalıdır. Tarih boyunca
bütün üniversiteler mabetlerden neşet
etmiştir. Daima beraber olmuştur. Oxford Üniversitesinin, Cambridge Üni-
versitesinin, Harvard Üniversitesinin
merkezinde mabet vardır. Bizim kendi
ülkemizde, tarihimizde üniversitelerin
içinde bir mabedin olmaması düşünülemez.” şeklinde konuştu.
Üniversite ile caminin bir arada olması, hem aklın hem de gönlün eğitimi demektir
Üniversiteyle mabetlerin bir arada
olmasıyla gençlerin bir yandan akıl
dünyalarını eğitirken, diğer yandan
da gönül dünyalarını imar edeceklerini vurgulayan Başkan Görmez, bunun
son derece önemli olduğunu belirterek konuşmasına şöyle devam etti: “
“Gençler, akıl dünyalarını üniversitelerde eğitirken, kalplerini, ruhlarını
da mabetlerde imar edeceklerdir. Hem
kalplerini hem de mabetleri imar edeceklerdir. İmar etmek sadece inşa etmek demek değildir. Kalbimizi mamur
etmek için mescidin içine girdiğimizde
imar da başlar. Gençlerin burada buluşmaları, kaynaşmaları, Rabbe secde
etmeleri son derece önemlidir. Camiler sadece bizim ibadet mekânımız değil, aynı zamanda sevgi, bilgi, birlik ve
beraberlik mekânlarımızdır. Yeryüzü
bize mescit kılınmıştır. Camileri sadece namaz kılmak için değil, kalplerimi-
zi, ruhlarımızı birleştirmek, kaynaştırmak için yapıyoruz. Biz camilerimizde
aynı zamanda birliği, kardeşliği, omuz
omuza saf durmayı, sevmeyi öğreniriz.
Namazı bitirince sadece meleklere değil, birbirimize de selam veririz.”
Başkan Görmez, caminin inşasında
emeği geçenlere teşekkür ederek “Allah kıyamet sabahına kadar bizleri
mabetsiz bırakmasın. Gençlerimizi bu
mekânlardan uzak bırakmasın.” dedi.
Törene, Bingöl Üniversitesi Rektörü
Prof. Gıyaseddin Baydaş, Bingöl Belediye Başkanı Yücel Barakazi, Bingöl İl
Müftüsü Mecit Can, çevre illerin üniversite rektörleri, belediye başkanları,
il müftüleri ve çok sayıda öğrenci katıldı.
Şeyh Ahmet Kur’an Kursu hizmete girdi
B
ingöl Üniversitesi Camii’nin açılışını gerçekleştirmek ve bazı temaslarda bulunmak üzere Bingöl’de bulunan
Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Mehmet Görmez, açılışın ardından Bingöl
Üniversitesi öğrencileriyle bir araya
gelerek öğrencilere, “İman, akıl, bilgi
ve üniversite” başlıklı bir konferans
verdi. Üniversite mefkûresinin mabetle
OCAK2015
SAYI:289
doğduğunu ifade eden Görmez, varlık,
bilgi, âlem ve insan anlayışı üzerinden,
iman konusunun yeniden ele alınmasının gerekliliğini dile getirdi.
Üniversite programının ardından
Bingöl’de hayırsever işadamları ve İl
Müftülüğünün katkılarıyla yaptırılan Şeyh Ahmet Erkek Yatılı Kur’an
Kursunun açılışını, Kalkınma Bakanı
Cevdet Yılmaz ile birlikte gerçekleştiren Başkan Görmez, Kur’an kursunda
eğitim görecek öğrencilere hitap ederek “Sevgili gençler, bugün İslam dünyasının en büyük ihtiyacı, 14 asırlık
mirasımızla doğru ilişki kurarak mazi
ile gelecek arasında köprü kuran, akılla vahyi, kalp ile aklı, ilim, hikmet ve
marifeti; hak, adalet, ahlak ve merhametle buluşturan âlimlere ihtiyaç var.
Bu yolda her birinizin seçkin bir âlim
olmanızı niyaz ediyorum.” dedi.
16
Yaygın din eğitiminin Diyanet İşleri Başkanlığının en büyük hizmetlerinden olduğunu dile getiren Başkan
Görmez, Kur’an kursunun hizmete
açılışından büyük bahtiyarlık duyduğunu belirterek şöyle dedi: “Diyanet
İşleri Başkanlığının en büyük hizmetlerinden birisi yaygın din eğitimidir.
Allah, bu kitapla nice milletleri yüceltmiş ve nice milletleri de alçaltmıştır. O
kitapla yücelen milletler, ondan sırt çevirdiği zaman alçalmışlardır. Kur’an ve
Kur’an ilimlerine değer vermek bizim
en önemli vazifelerimizdendir. Biz bu
kurslarımızda sadece Kur’an harflerini
ve lafızlarını değil, anlamını, manasını
ve ruhunu da öğretmeye çalışıyoruz.
Emek veren herkese teşekkür ediyorum.” Kur’an kursunda elli öğrencinin
yatılı olarak eğitim alacağı bildirildi.
HABER BÜLTENİ
Başkan Görmez, Bingöl’de din görevlileriyle bir araya geldi
B
ingöl’de bulunan Diyanet İşleri
Başkanı Prof. Dr. Mehmet Görmez,
ziyaretinin üçüncü gününde, Bingöl
Kültür Merkezinde, bölgede görev yapan din görevlileriyle bir araya geldi.
Bingöl’ün ulema ve suleha yurdu olduğunu ifade eden Görmez, Bingöl’de
olmaktan duyduğu memnuniyeti dile
getirerek din hizmetinin önemine dikkat çekti; ülkenin ve İslam’ın içinden
geçtiği süreçlerin de dikkate alınarak
din hizmeti yürütmenin gerekliliğine
vurgu yaptı. Son yıllarda İslam’ın zor
bir süreçten geçtiğine değinen Başkan
Görmez, “Tarihte İslam’ın içinden geçtiği zor süreçler olmuştur. Ancak son
yıllarda rahmet dini İslam yine zor
bir süreçten geçmektedir. İslam’ın en
temel merkezleri olan Bağdat, Şam,
Kahire, Filistin’de maalesef insanlık
dramları yaşanıyor. Bir taraftan ırkçılık, bir taraftan her türlü güç tutkularının kendisini mezhep savaşları olarak
takdim etmesinin sonucu olan mezhep
savaşları, bir taraftan da barış ve rahmet dini olan İslam’ın kalplerde korkuya dönüştürülmesi. Adı barış olan
ve insanlığa rahmet getiren İslam, bugün dünyanın birçok yerinde insanların kalbinde korkuya dönüştürülüyor.
Bütün bunların elbette harici sebepleri
var. Ancak bizden kaynaklanan dâhili
sebepleri yok mu? Bütün dünya bir taraftan bu sorunları yaşarken; bir taraftan da sizler, mazlum milletlerin umudu olmaya devam ediyorsunuz.” dedi.
İlk önce kendimizi hesaba çekmeliyiz
Din görevlilerinin sık sık bir araya gelip muhasebe yapması, kendisini hesaba çekmesi gerektiğini belirten Başkan
Görmez, “Ülkemizin içinden geçtiği
süreçleri dikkate alarak, bizden kaynaklanan eksiklikleri tamamlamalıyız.
Bir gönül terazisi kuralım. Bu terazinin
bir kefesine, Bingöl’de yaşayan bütün
Müslüman kardeşlerimizin dinî, ilmî,
manevi ihtiyaçlarını koyalım. Yaşadıkları sorunları, çocukların, ailelerin,
gençlerin, sokak çocuklarının, ibadetten kopan kardeşlerimizin sorunlarını
koyalım. Ahlak sorunlarını, içki ve
uyuşturucu sorunlarını koyalım. Diğer kefesine de Bingöl’de görev yapan
sizlerin, imamın, hatibin, müftünün,
vaizin, Kur’an kursu hocalarının hizmetlerini koyalım ve tartalım. Acaba
bizim hizmetlerimiz bunların ne kadarını karşılıyor? Her gün bu teraziyi
önümüze koymalıyız. Sonra bu teraziye Türkiye’yi, gönül coğrafyamızı,
Afrika’yı, Latin Amerika’yı, dünya
mazlumlarını koymalıyız. Hizmetle17
rimizi ifa ederken bütün bunları düşünmeliyiz. Diyanet İşleri Başkanlığı
olarak bugün sayımız 130 binleri aştı.
Hz. Peygamber veda hutbesinde, 100
bin sahabeye seslenmişti. Hz. Peygamberin vefatından sonra o sahabeler,
İslam’ın rahmet mesajını tüm dünyaya taşıdılar. Bizler bugün o mirasa
sahip çıkabiliyor muyuz? Mesajımızı
ne kadar iletiyoruz? Toplumun dinî ve
manevi hayatını ne kadar besleyebiliyoruz? Tüm bunları dikkate alarak din
hizmeti faaliyetlerimizi yürütmemiz
gerekir. İmam, sadece namaz kıldırma
görevlisi ya da din görevlisi değil, vaiz
sadece vaaz eden demek değil, müftü
sadece imamların idarecisi demek değil, bütün bu görev tanımlarının ve din
hizmeti kavramının yeniden gözden
geçirilmesi gerekiyor. Sokakta gözü
yaşlı bir çocuğun başını okşamak bölünmüş aileleri barıştırmak bu milletin
kardeşliğini tesis etmek din hizmetinin
ayrılmaz bir parçasıdır.” şeklinde konuştu.
Başkan Görmez toplantının ardından,
Bingöl’ün Ilıca Beldesinde bulunan
İbn-i Mesut Yatılı Kız Kur’an Kursu’nu
ziyaret etti. Ziyarette Başkan Görmez’e,
Kalkınma Bakanı Cevdet Yılmaz da eşlik etti.
SAYI:289
OCAK2015
HABER BÜLTENİ
Başkan Görmez, Rusya’da Uluslararası İslami
Eğitim ve Bilim Konferansı verdi
D
iyanet İşleri Başkanı Prof. Dr.
Mehmet Görmez, Rusya’nın başkenti Moskova’da, “Avrasya Toplumunda İslam Medeniyet Mirasının
Rolü ve Önemi” konulu bir konferans
verdi. Rusya Müslüman liderleri ve
Rusya Büyükelçisi Ümit Yardım’ın da
katıldığı, uluslararası İslami eğitim ve
bilim konferansında konuşan Başkan
Görmez, daha Amerika’nın keşfedilmediği 1492 yılında, Batı dünyasının
parçalara bölünmüş olduğu zamanlarda, Üsküp’te inşa edilen Mustafa Paşa
Camii’nin yanında, kilise ve sinagog
olduğunu hatırlattı. “Müslümanlar ile
Hıristiyanlar arasında insani, ahlaki,
sosyal, kültürel ilişkiler olur. Fakat tevhid ile teslis arasında diyalog olmaz.”
diyen Başkan Görmez konuşmasında,
Katoliklerin Ruhani Lideri Papa Francis ile görüşmesine de değindi.
İslam’ın adını kirletenler, Allah’a ve
insanlığa isyan hâlindedir
Dini ve dinî metinleri, içindeki manayı
ve hikmeti yok sayarak sadece harflerden teşekkül kanunlar mesabesinde
görmenin, İslam dünyasının en büyük
tehlikesi olduğunu belirten Başkan
Görmez, “İslam adına şiddet üretenler,
onun aziz ismine leke sürenler, Allah’a
ve insanlığa isyan hâlindedirler.” dedi.
“Biz, yeryüzünün ifsadına mı katkıda bulunuyoruz, yoksa imarına mı?”
diyen Başkan Görmez, insanlığın en
büyük meselesinin bu olduğunu ifade
ederek şöyle dedi: “Modern zamanlarla birlikte ortaya çıkan ve kendisini
de hakikati de ilk üç neslin inhisarında zanneden tehlikeli bir anlayış var.
Kendi hakikatlerine ve dinî anlayışlarına inanmayanları, İslam’ın ana yolunun tarih boyunca prensibi olan,
‘ehl-i kıble tekfir edilmez’ düsturunu
yok sayarak kolaylıkla tekfir eden bu
zihniyet, kendi dışındaki bütün inanış
ve mezheplerle savaşmayı cihad olarak
kabul etmeye başlamıştır.”
Başkan Görmez konferansın, ‘’Günümüz medeniyetinin getirdiği sorunlar,
dinlerin misyonu ve rolleri” gibi çok
önemli bir başlık altında toplandığını hatırlatarak “Günümüzde insanlık
OCAK2015
SAYI:289
öyle bir noktaya geldi ki tabiat bizi
taşıyamamaya başladı. İnsanların işlediklerinden dolayı kâinatın düzeni
bozuldu. Dünyada varlık, Allah’ın
yeryüzündeki ayetleri iken maddeye
indirgendi. Varlığın arkasındaki mana,
fiziğin arkasındaki metafizik ötelendi.
Bilgi kirlendi, bilgi, sadece aklın verilerine indirgendi. Oysa vahiy dediğimiz, yeryüzünde bütün medeniyetleri
kuran bilgi kaynağı öteye itildi. İnsan
sadece bedensel varlığa, maddi varlığa indirgendi. İnsanlık, haz ve hız
peşinde koşmaya başladı. Âlem, sadece dünyaya indirgendi, öte dünya bir
tarafa bırakıldı. İnsanlar yeryüzünü
imar etmeye geldikleri hâlde, insanların yapıp ettikleriyle yeryüzü ifsad
edilmeye başlandı. İslam dünyasına
baktığımız zaman İslam dünyasının
muhtelif yerlerinde ateşler yükselmeye
devam ediyor. İslam medeniyetinin en
büyük merkezleri olan Şam, Bağdat,
Kudüs, dünyanın muhtelif yerlerinde
Müslümanlar, acımasızca birbirlerine karşı savaşa girdiler. Ayette, ‘Allah
sizi yerden, topraktan yarattı ve sizden
yeryüzünü imar etmenizi istedi’ buyurur. Allah bizi yeryüzünü ifsat etmeye
değil, ıslah etmeye ve yeryüzünü imar
etmeye gönderdi. Biz yeryüzünü imar
etmeye, ifsadı önlemeye geldik.” dedi.
Kâinatın ayetleri Kitabın ayetlerinden ayrılmaz
“Günümüz Medeniyetinin Getirdiği Sorunlar” başlıklı konuşmasında
Görmez, sorunları çözme konusunda,
18
Müslümanlara büyük görevler düştüğünü belirterek İslam dünyasının en
büyük sorununun, din konusunda
doğru ve sahih bilgiye ulaşmak olduğunu vurguladı. Yeryüzünün imarına
en büyük katkıda bulunan medeniyetin çocukları olarak bugün hangi durumdayız, hangi hâllerdeyiz, bunun
üzerinde durmamız gerektiğini vurgulayan Başkan Görmez, “Bilgiyi, dinî ve
dünyevi diye ayırmadan, kâinatın ayetlerini Kitabın ayetlerinden ayırmadan,
aklı ve vahyi karşı karşıya getirmeden,
aklı ve kalbi karşı karşıya getirmeden,
ilim, hikmet ve marifeti; ahlak, adalet
ve merhamet ile birleştirerek bir eğitime dönüştüremezsek, insani, İslami
sorumluluğumuzu yerine getirmemiş
oluruz. Bugün Müslümanlara düşen
en büyük görev, din konusunda doğru bilgi, sahih bilgi, ilim, hikmet ve
marifeti birleştirip, hikmet ve marifeti,
ahlak, adalet ve merhametle birleştirerek kendi çocuklarımıza, kendi genç
nesillerimize öğretmektir; yoksa içine
girdiğimiz bu durumdan kurtulmamız
mümkün değildir.” şeklinde konuştu.
Rusya’nın iki önemli İslam tecrübesine
ev sahipliği yaptığını belirten Görmez;
bunlardan birinin Maveraünnehir
medeniyeti; diğerinin ise İdil-Ural ve
Volga Havzasında ortaya çıkan ceditçilik tecrübesi olduğunu belirterek
“Maveraünnehir’de, İslam bilgisi hikmete dönüşmüştür; marifete dönüşmüştür; tasavvufa dönüşmüştür.” dedi.
HABER BÜLTENİ
Rusya’nın İslam tecrübesi aslında
bugün Avrupa’nın oturup tahsil etmesi gereken bir tecrübedir
Rusya’nın İslam tecrübesinin aslında
bugün, Avrupa’nın oturup tahsil etmesi gereken bir tecrübe olduğunu ifade
eden Başkan Görmez, Katerina’dan
sonra Rusya’da farklı inançların birlikte yaşama ahlakı ve hukuku çerçevesinde nasıl yaşayacaklarına dâir çok
önemli temeller atıldığını söyledi. O
zaman bazı insanların, Müslüman çocukların, Rusça öğrenmelerinin caiz
olup olmadığını tartışırken, Şehabettin
Mercanü’nin, ‘Bu topraklarda yaşayan
Müslüman çocukların, Rusça’yı ana
dilleri gibi öğrenmeleri, caizi bırakın
vaciptir.’ dediğini ifade ederek “Herkes birlikte yaşadığı toplumun dilini
bilecek ki onunla diyalog kurabilsin.
Dolayısıyla bu topraklarda büyük bir
tecrübe var. Bu tecrübeyi eğer Rusya’yı
idare eden idareciler çok iyi değerlendirir ve kullanırsa, gerçekten dünyaya
örnek olabilecek birlikte yaşama ahlakı
ve birlikte yaşama hukukunun ilklerini
ortaya koyacak çok önemli bir tecrübe
olabilir. Hem Maveraünnehir tecrübesi hem de İdil-Ural Volga bölgesinde,
ortaya çıkan ceditçilik tecrübesi ve buralarda yaşayan Müslümanların geliştirdiği tecrübeler; bilgi, ahlak, medeniyet, yeryüzünü imar tecrübesi, bugün
sadece Rusya’da yaşayan Müslümanlar
için değil, Rusya’da yaşayan halklar
için, Ortokslar, Yahudiler, ateistler ve
inanmayanlar için de bir teminattır.
Eğer bu tecrübe çok iyi tespit edilirse,
güzel bir örneklik teşkil edecektir.”
diye konuştu.
Başkan Görmez, Moskova Merkez
Camii’nin alem takma törenine katıldı
D
iyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Mehmet Görmez, 10. Uluslararası İslam Forumu Toplantısına katılmak üzere gittiği Rusya’nın başkenti
Moskova’da Cuma namazı öncesinde, inşası devam eden Moskova Ulu
Camii’nin minaresine alem takılması törenine katıldı. Tekbir ve dualar
eşliğinde gerçekleşen törende konuşan Başkan Görmez, minareye takılan
alemin, Rusya’da tarih boyunca Müslümanlar ile diğer din mensuplarının
birlikte barış içinde yaşamasının sembolü olarak varlığını ebediyete kadar
sürdüreceğini söyledi. Alemin, İslam dünyasında barış, adalet ve kardeşliği
temsil ettiğine dikkati çeken Başkan Görmez şunları söyledi: “12 Aralık’ta
Rusya’da Anayasa Günü’nün kutlandığı bu günde, 100 yıllık Bolşevik rejiminden sonra Moskova’da inşa edilen bu mabedin minarelerinin, tevhidin
sembolü olarak göklere yükselmesi ve ucuna barışın sembolü olarak hilâlin
yerleştirilmesinin çok önemli olduğunu düşünüyorum.”
Rusya Müftüler Konseyi Başkanı Ravil Gaynuddin de Başkan Görmez’in
törene katılmasından duyduğu memnuniyeti dile getirerek caminin yapımında sağladığı maddi ve manevi destek için Türkiye’ye teşekkür etti.
Dualar ve tekbirlerle merkez camisi minaresine takılan alem töreni öncesi,
Ravil Gaynuddin ve Başkan Görmez, cami inşaatında incelemelerde bulundu. Ravil Gaynuddin, inşaatın 2015 sonlarında tamamlanacağını belirterek onarılan Moskova Ulu Camii kompleksinin açılış töreninin de 2016’da
yapılacağını söyledi. Uluslararası İslam Forumu Toplantısı’nın, gelecek yıl
İstanbul’da yapılacağı bildirildi.
Başkan Görmez’e Rusya
Müslümanlarından teşekkür nişanı
D
iyanet İşleri Başkanı Prof. Dr.
Mehmet Görmez, Rusya Federasyonu Müftüler Konseyi Başkanı
Ravil Gaynuddin’i ziyaret etti. Başkan
Görmez’i ağırlamaktan büyük bir onur
duyduklarını belirten Rusya Federasyonu Müftüler Konseyi Başkanı Ravil
Gaynuddin, “Fikirlerine ve düşüncelerine çok önem ve değer verdiğim Sayın
Prof. Dr. Görmez’e, yaptığı ufuk açıcı
entelektüel ve samimi konuşmasın19
dan ötürü müteşekkir kaldım. Sayın
Görmez’in İslam dünyasının meselelerine hem vukufiyeti hem de İslam
dünyasının sorunlarıyla yakından ilgilenmesi sebebiyle, tecrübe ve ilminden
daha çok faydalanmak istiyoruz. Gerek
maddi gerekse manevi katkıları, İslam
dünyasına yaptığı katkılarından dolayı
kendisine Onur Nişanı takdim etmek
istiyoruz.” diyerek Başkan Görmez’e
Teşekkür Nişanı taktı.
SAYI:289
OCAK2015
HABER BÜLTENİ
9. Uluslararası Erbain Merasimi İstanbul’da yapıldı
D
iyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Mehmet Görmez, Ehlibeyt Âlimleri
Derneği (EHLADER)’nin düzenlediği
“9. Uluslararası Erbain Merasimi”ne
katılarak bir konuşma yaptı. İstanbul
Bahçelievler Belediyesi Muhsin Yazıcıoğlu Spor Salonu’nda düzenlenen
programda konuşan Başkan Görmez,
Kerbela hadisesini unutmakla o acıyı
sadece gözyaşlarıyla geçiştirmek arasında fark olmadığının, Hz. Hüseyin’i
anmaktan ziyade anlamanın ve onun,
uğruna can verdiği değerleri bu asra
taşımanın önemine işaret etti.
İslam dünyasında yaşanan gelişmelerden, Kerbela’nın yeterince anlaşılmadığının ortaya çıktığına da değinen Başkan Görmez, konuşmasında, bugün
İslam âleminin Kerbela hadisesinden
ibret almadığını, Kerbela’yı anlamadığını, Ehl-i Beyti Mustafa’yı idrak etmediğini söyledi. Bugün İslam topraklarında, vahşet ve dehşetin yaşanmakta
olduğunu, Müslümanın Müslümanı
tekbir getirerek hunharca katlettiğini
belirterek konuşmasına şöyle devam
etti: “Bu zor dönemden ancak güçlü
bir vahdet ile çıkabiliriz. Mezhep ihtilaflarımızı kardeşlik buluşmasına dönüştürerek, insan yetiştirme süreç ve
mekanizmalarımızı gözden geçirerek
ve Resul-ü Ekrem’in yolunu yeniden
keşfederek, Hz. Hüseyin ve evladının
uğruna canlarını verdikleri, o yüce değerleri yeniden yaşatarak ancak üstesinden gelebiliriz.
Kerbela ile ilgili iki okuma ve anlama
biçimini yanlış buluyorum. Bunlardan
birincisi, Kerbela’yı tarihe hapsetmek,
sadece tarihte yaşanmış bir trajedi,
geçmişte yaşanmış ve bitmiş bir kıssa
olarak yorumlamak. Böyle bir yorumlama; Hz. Hüseyin’e, Ehl-i Beyte karşı
haksızlık ve hürmetsizliktir. İkincisi
ise, Kerbela’yı sadece senede bir defa
acıları dindirmek için gözyaşı dökmek,
sineleri dövmek, kalpleri teselli etme
aracına dönüştürmektir. Her ikisi de
yanlış diye düşünüyorum. Asıl doğru
olan anmak değil, anlamak ve yaşamaktır.” dedi.
Irak’tan ve İran’dan İslam âlimlerinin
katıldığı programa, çevre illerden de
çok sayıda vatandaş katıldı.
İl Müftüleri Brifing Çalıştayı İstanbul’da gerçekleştirildi
M
erkez-taşra buluşmaları kapsamında, Başkanlık merkezinde
çalışan daire amirleri ile il müftülüklerinde çalışan personelin tanışmaları
ve yapılan faaliyetler hakkında bilgi
alışverişi yapmaları amacıyla düzenlenen, “İl Müftüleri Brifing Çalıştayı”nın
48’incisi İstanbul Avrupa ve Anadolu
yakasında iki toplantı hâlinde gerçekleştirildi. Çalıştaya, Diyanet İşleri Başkan Yardımcısı Dr. Ekrem Keleş, Din
İşleri yüksek Kurulu Başkan V. Zeki
Sayar, İnsan Kaynakları Genel Müdürü Osman Tıraşçı, Yönetim Hizmetleri
Genel Müdürü Kemal Uludağ, Atama
1 Daire Başkanı Recep Sönmez, Bütçe
ve Performans Daire Başkanı Nevzat
OCAK2015
SAYI:289
Birlikçi, Dinler ve Kültürler Arası İletişim Daire Başkan V. Prof. Dr.
Hüseyin Yılmaz, Hac
Hizmetleri Daire Başkanı Remzi Bircan, Basılı
Yayınlar Daire Başkanı
Yunus Akkaya, Diyanet
İşleri Uzmanı Dr. Ahmet
Çekin, Diyanet İşleri
Uzman Yardımcısı Yusuf Tunç, İstanbul İl Müftüsü Prof. Dr.
Rahmi Yaran, ilçe müftüleri, vaizler,
Kur’an kursu öğreticileri ile imam-hatipler katıldı. İllerdeki müftülüklerce
yürütülen hizmetleri yerinde görmek,
değerlendirme yapmak, ileriye dönük
hizmetler konusunda istişarelerde bulunmak ve karar almak maksadıyla
düzenlenen çalıştayda konuşan Diyanet İşleri Başkan Yardımcısı Dr. Ekrem
Keleş, Diyanet İşleri Başkanlığı’nın
2010 yılında çıkan kanun ile birlikte
hizmetlerinde yeni bir ivme kazandığını, yurt içi ve yurt dışı faaliyetlerin
hızla büyüdüğünü söyledi. Başkanlığın
Diyanet TV ve Diyanet Radyo’nun da
kurularak önemli bir mesafe kat etti20
ğini ve bu süreç içerisinde de TDV’nın
faaliyet alanlarını artırarak hizmet vermeye devam ettiğini belirtti. Ülkemizin
manevi havasına yeni ve aktif bir ivme
kazandırmayı amaçladıklarını dile getiren Keleş, din hizmetlerinin koordinesi, yapılan ve yapılması planlanan
faaliyetlerin önemine vurgu yaptı.
İstanbul İl Müftüsü Prof. Dr. Rahmi Yaran da yaptığı konuşmada, İstanbul’da
yürütülen faaliyetler hakkında bilgi
vererek İstanbul’un nüfusunun 14
milyonu aştığını, İstanbul İl Müftülüğünün yeniden bir yapılanmaya gitmesi gerektiğini söyledi. Program, İlçe
Müftüleri, ili temsilen katılan görevliler ve Başkanlık birimlerinden katılan
görevlilerin konuşmalarının ardından,
yapılan değerlendirme ile sona erdi.
HABER BÜLTENİ
MÜFTÜLÜKLERDEN
Aydın’da din görevlileri
kahvaltılı programda buluştu
Amasya’da “Etkili Din Görevlisi
Eğitim ve Gelişim Semineri”
A
ydın İl Müftülüğü Aile ve Dinî Rehberlik Bürosu,
din görevlileri ve müftülük personelinin eşlerinin
tanışıp kaynaşmalarını sağlamak amacıyla kahvaltılı bir
program düzenledi. Programda personel eşlerine, ‘Aile
ve Dinî Rehberlik Bürosunun tanıtımı ve faaliyetleri ile
ilgili bilgi verildi. Din görevlilerinin eşlerine yönelik ilk
defa bir tanışma ve kaynaşma toplantısı düzenlendiğini
ifade eden İl Müftüsü Ömer Kocaoğul, Diyanet çalışanlarının her birisinin büyük bir ailenin parçası olduğunun
farkında olması, hâl ve hareketleriyle başta ailesi ve çevresine örnek olması gerektiğini söyledi. Müftü Kocaoğul,
personel aileleri ve çocuklarına yönelik düzenlenen sosyal ve kültürel etkinliklerin, gelecek günlerde de devam
edeceğini söyledi. Programdan duydukları memnuniyetlerini dile getiren davetliler, organizasyonda emeği geçenlere teşekkür ettiler.
A
masya İl Müftülüğü ve Türkiye İlahiyat Tedrisatına
Yardım Eden Dernekler Federasyonu (TİDEF) işbirliğiyle din görevlilerine yönelik, “Etkili Din Görevlisi Eğitim
ve Gelişim Semineri” düzenlendi. Saraydüzü Kışla Binası
Konferans Salonunda gerçekleştirilen seminere, Milli Eğitim Bakanlığı Din Öğretimi Genel Müdürü Nazif Yılmaz,
Vali Yardımcısı Suat Seyitoğlu, İl Müftüsü İsmail İpek, İl
Milli Eğitim Müdürü Hüseyin Güneş, TİDEF Başkan Yardımcısı Şaban Karaköse, Müftü Yardımcısı Murtaza Gür,
Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Öğretim Üyesi
Prof. Dr. Ahmet Koç, 19 Mayıs Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mustafa Köylü ve çok sayıda din görevlisi katıldı. Seminerin açılışında bir konuşma
yapan İl Müftüsü İsmail İpek, din görevlilerinin mesleki
bakımdan donanımlı olmaları gerektiğini belirterek bu tür
seminerlerin, din görevlilerinin gelişimi açısından önemli
bir boşluğu dolduracağına inandığını söyledi. 2 gün süren
seminerde, “Din Görevlilerine Din Eğitimi Etkinlikleri”;
“Din Hizmetinde İlkeler ve Tarihimizden Örnekler”; “Danışma ve Rehberlik”; “Din Hizmetlerinde Etkili İletişim”;
“Camilerimizde Örnek Çalışmalar”; “Temsil Bilinci ve Protokol Bilgileri” konularında sunumlar yapılarak değerlendirmelerde bulunuldu.
Öte yandan İl Müftülüğü, din görevlilerinin mesleki bilgi ve becerilerini geliştirmek amacıyla “Kur’an-ı Kerim
Hizmet İçi Eğitim Kursu” düzenledi. Kursu başarıyla tamamlayan kursiyerlere törenle belgeleri verildi. Törene,
İl Müftüsü İsmail İpek, İl Müftü Yardımcısı Murtaza Gür,
Din Hizmetleri ve Eğitimi Şube Müdürü Cemalettin Gümüş ve kursiyerler katıldı. Müftü İpek programda yaptığı
konuşmada, hizmetiçi eğitim kurslarıyla hizmette kaliteyi
artırmayı amaçladıklarını belirterek din görevlilerine başarılar diledi. Müftü İpek, kursiyerlerden ezberlerini unutmamaları için tekrar etmeleri temennisinde bulunarak
belgelerini takdim etti. Kursiyerler de kurstan duydukları
memnuniyetlerini dile getirerek bu tür eğitici kursların
belli aralıklarla düzenlenmesi temennisinde bulundular.
Erzincan’da “Aile Okulu
Projesi” semineri
E
rzincan İl Müftülüğü Aile ve Dinî Rehberlik Bürosu tarafından, din görevlileri ve ailelerine yönelik,
“Aile Okulu Projesi” semineri düzenlendi. Müftülük
Fuaye Salonunda gerçekleştirilen seminere, İl Müftüsü Yavuz Karabayır, Kur’an kursu öğreticileri, din
görevlileri ve din görevlilerinin aileleri ile yakınları
katıldı. İl Müftüsü Yavuz Karabayır programda yaptığı konuşmada, “Huzurlu Aile, Huzurlu Toplum”
konusunda bir konuşma yaparak ailenin toplumun
temel taşı ve çok önemli bir kurumu olduğunu, fertlerin aileleri, ailelerin toplumları, toplumların da ülkeleri meydana getirdiğini söyledi. Aile fertleri ne kadar
sağlam ve sağlıklı olursa, ailelerin de o kadar huzurlu ve mutlu olacağını dile getirdi. Müftü Karabayır,
huzurlu ailelerden meydana gelen toplumların, daha
sağlam karakterli olacağını söyledi.
21
SAYI:289
OCAK2015
HABER BÜLTENİ
MÜFTÜLÜKLERDEN
Bartın’da “Aile İçi İletişim” konulu konferans
B
artın İl Müftülüğü, din görevlileri ve Kur’an kursu öğreticilerine yönelik, “Aile İçi İletişim” konulu
bir konferans düzenledi. İl Kültür
Merkezi’nde düzenlenen programa,
İl Müftüsü Mahmut Gündüz, Manisa Eğitim Merkezi Görevlisi Hüseyin
Öresin, din görevlileri ve Kur’an kursu
öğreticileri katıldı. Konferansın açılışında bir konuşma yapan İl Müftüsü
Mahmut Gündüz, toplumun temel
taşı olan ailenin önemine vurgu yaparak, “En sağlam kalemiz olan aile yapısını ne kadar güçlendirirsek o kadar
sağlam bir yapıya kavuşmuş oluruz.”
dedi. Programa konuşmacı olarak ka-
tılan Manisa Eğitim Merkezi Görevlisi
Hüseyin Öresin de aile ve ailenin önemini anlatan bir konferans verdi.
Diğer yandan İl Müftülüğü ve Halk
Sağlığı Müdürlüğü işbirliğiyle din gö-
revlilerine yönelik düzenlenen bilgilendirme seminerinde, İslam’ın engellilere bakışı, vatandaşların engellilere
nasıl davranmaları gerektiği konusu
anlatıldı.
Hatay’da “Kadın ve Çalışma Hayatı”
konulu konferans
H
atay İl Müftülüğü Aile ve Dinî
Rehberlik Bürosunun organizesiyle, İl Müftülüğü Konferans Salonu’nda,
“Kadın ve Çalışma Hayatı” konulu bir
konferans düzenlendi. Afyon İl Müftü
Yardımcısı Ayşegül Müftüoğlu Kurt’un
konuşmacı olarak katıldığı konferansa,
İl Müftüsü Hamdi Kavillioğlu, Antakya
ve Defne İlçe müftülüklerinde görev
yapan kız Kur’an kursu öğrenci ve öğreticileri iştirak etti. İl Müftüsü Hamdi
Kavillioğlu konferansın açılışında yaptığı konuşmada, kadının asli vazifesinin annelik olduğunu; ancak çalışmak
isterse çalışmasında da bir sakınca olmadığını söyledi. İslam’ın temel prensip ve hükümlerine, genel ahlak ku-
OCAK2015
SAYI:289
rallarına uymak kaydıyla kadın-erkek
herkesin çalışma, ticaret yapma ve iş
hayatına katılma hakkına sahip olduğunu ifade eden Kurt, fıtri donanıma
haiz, liyakatli kadınların yönetimde
görev almasında dinî açıdan sakınca
olmadığına vurgu yaptı.
Diğer yandan Araştırmacı-Yazar Mehmet Polat ta Antakya ve Defne ilçelerinde görev yapan din görevlilerine,
“Miras Hukukunun Önemi” konulu
bir konferans verdi. İl Müftüsü Hamdi
Kavillioğlu programın açılışında yaptığı konuşmada, toplum tarafından ihmal edilen konulardan birisinin de miras hukuku olduğunu belirterek, miras
hukukunun çok önemli olmasına
rağmen toplum tarafından pek önemsenmediğini söyledi. Mehmet Polat ise
konuşmasında, Hintlilerde, Mecusilerde ve Bizans’ta miras hukukunun nasıl işlediği hakkında örnekler vererek
İslam öncesi Arap toplumunda miras
konusundaki adaletsizliği anlattı. Bütün bu medeniyetlerde kadına hiç hak
tanınmadığını ifade eden Polat, İslam
Hukuku ve beşerî hukuk sistemlerinde
miras konusundaki farklılıkları anlattı.
Mehmet Polat’ın katılımcılardan gelen
soruları cevaplandırmasıyla program
sona erdi.
22
Çat’ta başarılı
din görevlileri
ödüllendirildi
E
rzurum-Çat İlçe Müftülüğü,
görevlerinde başarılı olan
din görevlisi ve Kur’an kursu
öğreticilerini, ‘Başarı Belgesi’
ile ödüllendirdi. Ödül töreninde bir konuşma yapan İlçe
Müftüsü Muhammed Sadık
Kılıç, müftülük olarak cami içi
ve cami dışı din hizmetlerinde başarılı olan ve faaliyetlere
öncülük eden din görevlilerini
onurlandırmak ve teşvik etmek
amacıyla başarı belgesiyle ödüllendirdiklerini söyledi. Ödüle
layık görülen din görevlilerine
başarı belgelerinin takdimiyle
tören sona erdi.
HABER BÜLTENİ
MÜFTÜLÜKLERDEN
İzmir’de “21. Yüzyılda Aile” sempozyumu
İ
zmir İl Müftülüğü, Aile ve Sosyal Politikalar İl Müdürlüğü, Dokuz Eylül
Üniversitesi İlahiyat Fakültesi ve İzmir
Kâtip Çelebi Üniversitesi İslami İlimler
Fakültesi’nin işbirliğiyle düzenlenen,
“21. Yüzyıl’da Aile” konulu Sempozyum, Dokuz Eylül Üniversitesi Sabancı Kültür Merkezi’nde gerçekleştirildi.
Sempozyumun açılış programına, İzmir Valisi Mustafa Toprak, İzmir Milletvekili Nesrin Ulema, Kâtip Çelebi
Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Galip
Akhan, Dokuz Eylül Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Recep Yaparel,
Başkanlığımız Aile ve Dinî Rehberlik
Daire Başkanı Sedide Akbulut, Aile ve
Sosyal Politikalar Bakanlığı İl Müdürü
Nesim Tanğlay, İl Müftüsü Prof. Dr.
Ramazan Muslu ve çok sayıda vatandaş katıldı. Açılışta bir konuşma yapan
İl Müftüsü Prof. Dr. Ramazan Muslu,
insanlık tarihi kadar köklü bir geçmişe sahip olan aile kurumunda, tüm
dünyada birtakım kırılmalar yaşandığını belirterek mutlu aile fotoğrafının
yerini, çeşitli sebeplerden dolayı dağılma riskiyle karşı karşıya kalan bir aile
tablosunun aldığını söyledi. Bu tablonun ülkemiz dâhil, tüm Müslüman
toplumlar için de geçerli olduğunu
ifade eden Müftü Muslu, İslam dini ve
bütün dinlerin aile kurumuna özel bir
önem verdiğini, ailenin devamlılığını
korumayı amaçladığını söyledi. ‘21.
Yüzyılda Aile Sempozyumu’ düzenlemekteki amaçlarının, çağımızda aile
kurumunu anlayıp içinde bulunduğu
durumları açıklayabilmek olduğunu
söyleyen Muslu, kurumsal işbirliğiyle
de güzel bir örnek teşkil eden sempozyumun amacına ve hedefine ulaşması
temennisinde bulundu. Diyanet İşleri
Başkanlığının aile konusunda gerçekleştirdiği çalışmaları anlatan Aile ve
Dinî Rehberlik Daire Başkanı Sedide
Akbulut, çalışmaların ‘Aile ve Dinî
Rehberlik’ adı altında kurumsallaştığını söyledi. Aile olmanın evet ile başladığını, ancak sonrasında büyük emek
istediğini belirten Akbulut, aile adına
emek harcayan, bu emeğe saygı duyan
ve sempozyumda emeği geçen kurumlara teşekkür etti.
Ayrıca, Aile ve Sosyal Politikalar
Bakanlığı İzmir İl Müdürlüğüne
I
Iğdır’da ‘Ehl-i Beyt
Sevgisi’ konulu
panele yoğun ilgi
ğdır İl Müftülüğü, vatandaşları dinî
ve güncel konularda bilgilendirmek
amacıyla, İl Kültür Müdürlüğü Konferans Salonu’nda, “Ehl-i Beyt Sevgisi
ve Toplumsal Hayatımızdaki Etkileri”
konulu bir panel düzenledi. Vatandaşların yoğun ilgi gösterdiği panele, Vali
Davut Haner, Vali Yardımcısı Muhlis
Arslan, İl Emniyet Müdürü Yüksel Babal, Iğdır Üniversitesi öğretim üyeleri,
Tuşba İlçe Müftüsü Zahit Demirel, kurum amirleri, siyasi parti temsilcileri,
din görevlileri ve Kur’an kursu öğreticileri katıldı. Van İl Müftüsü Nimetullah Arvas’ın başkanlığında gerçekleşen
panele, Ağrı İl Müftüsü İbrahim Gemici ve Ardahan İl Müftüsü Aytekin Yılmaz konuşmacı olarak katıldılar. Iğdır
İl Müftüsü Cüneyt Kulaz açılışta yap23
bağlı Narlıdere Huzurevi Toplantı
Salonu’nda gerçekleştirilen sempozyumda ise “Ailenin Kuruluşu ve Parçalanma Süreçleri”; “Dünü Bugünü ve
Yarını ile Aile”; “Aile ve Medya”; “Aile
ve İletişim”; “Sosyolojik Açıdan Aile”;
“Aile ve Eğitim” konularında sunumlar yapıldı, müzakerelerde bulunuldu.
Bayburt Üniversitesi İlahiyat Fakültesi
Dekanı Prof. Dr. Nasrullah Hacımüftüoğlu, İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi
İslami İlimler Fakültesi Dekanı Prof.
Dr. Saffet Köse, Dokuz Eylül Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dekan Yardımcısı Prof. Dr. Rıza Savaş, Necmettin
Erbakan Üniversitesi Öğretim Görevlisi Prof. Dr. Mehmet Akgül ve Aile
ve Sosyal Politikalar İl Müdürü Nesim
Tanğlay’ın katılımlarıyla gerçekleştirilen değerlendirme oturumu, İl Müftüsü Prof. Dr. Ramazan Muslu’nun teşekkür konuşmasıyla sona erdi.
tığı konuşmada, Ehl-i Beyt’in Kur’an-ı
Kerim’de üç ayeti kerimede zikredildiğini, ev halkı anlamında Peygamberimizin ailesi, ashabı, Hz. Ali, Hz.
Fatıma ve Hz. Hüseyin’in hatta ümmetinin kabul edildiğini söyledi. Van
Müftüsü Arvas da Ehl-i Beyt sevgisinin
müminler üzerine farz olduğunu söyleyerek Allah Resulünün, Ehl-i Beyti’ni
Nuh’un gemisine, ashabını ise yıldızlara benzettiğini ifade etti. Ağrı İl Müftüsü İbrahim Gemici de Ehl-i Beyt’in
sevgisinin Allah sevgisi, Peygamber
sevgisi ve ashab sevgisi ile birlikte olması gerektiğini belirtti. Ardahan İl
Müftüsü Aytekin Yılmaz ise Kur’an ve
sünnete göre, Ehl-i Beyt sevgisini ayet
ve hadisler ışığında anlattı.
SAYI:289
OCAK2015
HABER BÜLTENİ
MÜFTÜLÜKLERDEN
Sinop’ta “Değerler Eğitimi Semineri”
S
inop cezaevlerinde tutuklu ve yükümlü olup denetimli serbestlikten yararlanan mahkûmları topluma
kazandırmak amacıyla, İl Müftülüğü
ve Cumhuriyet Başsavcılığı Denetimli
Serbestlik Müdürlüğünün işbirliğiyle,
“Değerler Eğitimi Semineri” düzenlendi. Seminere, Sinop İl Müftülüğü personeli Mehmet Karakurt ve Denetimli
Serbestlik Uzmanı Psikolog Duygu
Uğuraslan katıldı. MÜSİAD Toplantı
Salonu’nda gerçekleştirilen seminerde,
denetimli serbestlik tedbiri altında bulunan hükümlülere Mehmet Karakurt
tarafından, “Güzel Ahlak ve Erdemli Olmanın Yolları” konulu seminer
verildi. İyi bir Müslüman olmak için
güzel ahlaklı olmak, bunun yanında
kötü alışkanlıklardan da uzak durmak
gerektiğini söyledi. Güzel ahlakın,
ilim ve edep öğrenmekle, iyi insanlarla arkadaşlık etmekle kazanılacağını
söyleyen Karakurt, ilgileri dolayısıyla
katılımcılara teşekkür etti. Denetimli
Serbestlik Müdürü Deniz Can da yap-
tığı konuşmada, hükümlüleri topluma
kazandırmak amacıyla çeşitli etkinlikler düzenlediklerini belirterek katılımcılara teşekkür etti.
Diğer yandan İl Müftülüğüne bağlı
Kur’an kurslarındaki öğretici ve öğrencilerin katkılarıyla kermes düzenlendi.
Geliri inşaatı devam eden Kur’an kurslarına bağışlanmak amacıyla düzenlenen kermesin açılışına, İl Müftüsü
Mustafa Erkan, Kur’an kursu öğreticileri ve öğrencileri ile çok sayıda vatandaş katıldı. Açılışta bir konuşma yapan
İl Müftüsü Mustafa Erkan, kermesin
düzenlenmesinde emeği geçenlere teşekkür etti. Kermeste, Kur’an kursu
öğretmen ve öğrencilerinin hazırladıkları, mahalli yemek ve gıdalar, çeyizlik
eşyalar, hazır giyim eşyaları ile el emeği
göz nuru işlemeler, vatandaşların beğenisine sunuldu. Kermes sorumlusu
Selma Korkmaz yaptığı açıklamada,
kermesin vatandaşlar tarafından yoğun
ilgi gördüğünü söyledi.
Kırşehir Yukarı
Homurlu Köyü
Camii ibadete
açıldı
H
ayırsever vatandaşlar tarafından yaptırılan Kırşehir Merkeze bağlı Yukarı Homurlu Köyü
Camii törenle ibadete açıldı. Açılışa, Vali Necati Şentürk, Garnizon
Komutanı J. Albay Murat Bulut,
İl Müftüsü Mehmet Şahin, siyasi
parti temsilcileri, din görevlileri
ile çok sayıda vatandaş katıldı.
Törende bir konuşma yapan İl
Müftüsü Mehmet Şahin, mescitlerin insan hayatının vazgeçilmezi
olduğunu belirterek “İnsan fıtratı
gereği inanır ve bundan dolayı
yerleştiği her yere ilk olarak mescit inşa eder.” dedi. Müftü Şahin,
caminin yapımında emeği geçen
hayırseverlere ve din görevlilerine
teşekkür etti. Protokol tarafından
açılış kurdelesinin kesilmesiyle
cami ibadete açıldı.
Kayseri’de “Kariyer Günleri” semineri
K
ayseri İl Müftülüğü, Melikgazi Kız
Anadolu İmam-Hatip Lisesi Çok
Amaçlı Spor Salonunda, lise öğrencilerine yönelik, “Kariyer Günleri” konulu
bir seminer düzenledi. İl Müftüsü Ali
Maraşlıgil’in konuşmacı olarak katıldığı seminere, İl Müftü Yardımcısı
Mahmut Taşyapan, Melikgazi Kız Anadolu İmam-Hatip Lisesi Müdürü Şenol
Doğan ve çok sayıda öğrenci katıldı. İl
Müftüsü Ali Maraşlıgil programda yap-
OCAK2015
SAYI:289
24
tığı konuşmada, öğrencilerin ülkelerin
geleceğine sahip çıkacak ve şekillendirecek kişiler olduğunu söyledi. Öğrencilerin daha bilgili ve donanımlı olması
gerektiğini belirten Müftü Maraşlıgil,
insanların Allah (c.c.)’ın her zaman
yanlarında olduğunu unutmamaları
gerektiğini ifade etti. Okul Müdürü Şenol Doğan, verdiği bilgilerden dolayı
Müftü Maraşlıgil’e teşekkür etti.
HABER BÜLTENİ
MÜFTÜLÜKLERDEN
Gümüşhacıköy Haliliye
Erkek Yatılı Kur’an Kursu
hizmete açıldı
Kocaeli’de “Bağımlılık
Hayata Olsun” projesi
K
A
ocaeli İl Müftülüğü, İçişleri Bakanlığı, Kocaeli Büyükşehir Belediyesi, Aile ve Sosyal Politikalar İl Müdürlüğü, İl Emniyet Müdürlüğü ve Romanlar Federasyonu işbirliğiyle, aileleri ve gençleri uyuşturucu ve madde bağımlılığı
konusunda bilgilendirmek amacıyla, “Bağımlılık Hayata Olsun” konulu bir proje hazırlandı. Projenin tanıtımı
amacıyla Leyla Atakan Kültür Merkezi Şefik Postalcıoğlu
Salonu’nda düzenlenen toplantıya, Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı Feyzullah Okumuş, Başkan
Danışmanı Nermin Tol, İl Müftüsü Mehmet Sönmezoğlu,
Aile ve Sosyal Politikalar İl Müdürü Bekir Yümnü, İzmit
Belediye Başkan Yardımcısı Güray Oruç, Toplum Destek
Polisi Şube Müdürü Cafer Özdemir, Kocaeli Romanlar Federasyonu Başkanı Ahmet Çokyaşar ile Romanlar Federasyonu Kadın Kolları Başkanı ve Proje Koordinatörü Emine
Domik katıldı. İl Müftüsü Mehmet Sönmezoğlu toplantının açılışında yaptığı konuşmada, İslam dininde insan
sağlığını bozan, insanın akıl ve zekâsını kullanamaz hâle
getiren her türlü alkollü içki, uyuşturucu ve benzeri zararlı
maddelerin kullanımının yasaklandığını söyledi.
masya-Gümüşhacıköy Müftülüğü tarafından yapımı tamamlanan Haliliye (Garip Hafız) Erkek Yatılı
Kur’an Kursu törenle hizmete açıldı. Açılışa, Vali Yardımcısı Suat Seyitoğlu, İlçe Kaymakamı Hüseyin Tekin,
Hamamözü Kaymakamı Kadir Güntepe, Amasya Milletvekili Akif Gülle, İl Müftüsü İsmail İpek, Belediye Başkanı Zehra Özyol, Hamamözü Belediye Başkanı Bahattin
Destebaş, Hamamözü İlçe Müftüsü Cemil Liv, Merzifon Müftüsü Mustafa Altun, Suluova Müftüsü Hüseyin
Okuş, siyasi parti temsilcileri, din görevlileri, kurum
amirleri ve çok sayıda vatandaş katıldı. Programın açılışında konuşan İlçe Müftüsü Hamdi Uzunharman, hizmete açılan kursta eğitimlerini tamamlayan öğrencilerin,
gelecekte milletimizin hizmetinde bulunacaklarını belirterek vatandaşlardan, çocuklarını Kur’an kurslarına göndermeleri tavsiyesinde bulundu. İl Müftüsü İsmail İpek
ise yaptığı konuşmada, 70 öğrencinin eğitim görebileceği
kursun tamamlanmasında emeği geçenlere teşekkür etti.
Protokol tarafından kurdelenin kesilmesi ve yapılan duanın ardından kurs hizmete açıldı.
Sivas’ta “Maddeden Manaya” konulu proje
S
ivas İl Müftülüğü madde bağımlılarını topluma kazandırmak amacıyla, “Maddeden Manaya” konulu bir
proje başlattı. Proje kapsamında, ildeki madde bağımlısı vatandaşlar tespit
edilerek tedavi ettirilecek ve tedaviden
sonra vatandaşlara, din görevlilerinin
rehberliğinde dinî, ahlaki ve manevi
eğitim verilecek. Tedavi ve rehabilitasyon süreci sonunda, madde bağımlılığını tamamen bırakan vatandaşlar, İl
Müftülüğü tarafından umre ile ödüllendirilecek. Kampanya hakkında bilgi
veren İl Müftüsü Recep Şükrü Balkan,
Türkiye’de önemli bir halk sağlığı sorunu olan madde bağımlılığının her
geçen gün arttığını söyledi. Kampanyanın gönüllülük esasına dayandığını
da ifade eden Müftü Balkan, kampanya
çerçevesinde bu güne kadar 8 kişinin
İl Müftülüğüne başvurarak tedavi olmak istediğini söyledi. Tedavi olmak
25
isteyenlerin Sivas’ta AMATEM kliniği bulunmadığı için her hafta, iki din
görevlisinin rehberliğinde Tokat’taki
AMATEM tedavi merkezine götürdüklerini söyleyen Müftü Balkan, madde bağımlılığını bırakanları umre ile
ödüllendireceklerini ve kendilerine iş
bulma imkânı da sağlayacaklarını dile
getirerek Sivas halkından kampanyaya
destek vermelerini istedi.
SAYI:289
OCAK2015
HABER BÜLTENİ
MÜFTÜLÜKLERDEN
Kazan’da Aile İrşat ve Dinî
Rehberlik Bürosu tanıtıldı
A
nkara-Kazan İlçe Müftülüğü bünyesinde hizmet
veren Aile İrşat ve Rehberlik Bürosunun faaliyet ve
hizmetlerini tanıtmak amacıyla bir seminer düzenlendi.
Kayı Kız Kur’an Kursu’nda öğrenim gören kursiyerlere
yönelik düzenlenen seminerde, İlçe Müftüsü Halil Karagöz, Vaiz Hamdi Karanfil ve Din Görevlileri Derneği
Başkanı İsmail Çıplak, Aile İrşat ve Dinî Rehberlik Bürosunun gerçekleştirdiği hizmetler hakkında bilgi verdiler. Ayrıca programda, Hamdi Karanfil ve İsmail Çıplak
tarafından, aile kurumu ile ilgili yaşanan problemler ve
çözüm yolları ile ilgili bir sunum yapıldı.
Diğer yandan İlçe Müftülüğü, Camiler ve Din Görevlileri Haftası münasebetiyle Müftülük Toplantı Salonu’nda,
emekli din görevlileri ile bir toplantı gerçekleştirdi. İlçe
Müftüsü Halil Karagöz programda yaptığı konuşmada,
katılımlarından dolayı emekli din görevlilerine teşekkür
ederek kendileriyle bir arada olmaktan duyduğu mutluluğu ifade etti. Emekli din görevlilerinin fahri din gönüllüleri olduğunu söyleyen Müftü Karagöz, kendilerine her
zaman ihtiyaç duyduklarını ve kapılarının açık olduğunu
belirtti. Emekli din görevlileri de bu davranışından dolayı İlçe Müftülüğüne teşekkür ettiler. Program, emekli
din görevlilerine çeşitli hediyelerin takdimi ve sunulan
ikramlarla son buldu.
Akçaabat’ta yüz yüze vaaz kursu
T
rabzon-Akçaabat İlçe Müftülüğü, din görevlilerinin vaaz
bilgi ve becerilerini geliştirmek ve vaaz verebilecek hâle
gelmeleri amacıyla, yüz yüze vaaz hizmet içi eğitim kursu
düzenledi. Kursta kursiyerlere, İlçe Müftüsü Ramazan Tekin ile İl Vaizi Mehmet Korkmaz tarafından, İslam’da vaaz
ve hitabetin önemi, yetişkin din eğitimi, vaaz hazırlama ve
sunmada temel ilkeler, vaazlarda Kur’an-ı Kerim’den ve meallerden, hadislerden yararlanma esasları, vaaz ve irşatta etkili iletişim, vaizin dinî rehberlik ve danışmanlık rolü ve din
hizmetlerinde sorun çözme becerisi konularında bilgi verildi. 3 hafta süren kursun sonunda kursiyerlere, İlçe Müftüsü
Ramazan Tekin tarafından katılım belgeleri verildi.
Derik’te “Kadına Şiddetin
Önlenmesi” konulu seminer
M
Antakya Madenboyu
Yeni Camii ibadete açıldı
ardin-Derik İlçe Müftülüğü, Kur’an kursu
öğreticileri, din görevlileri ve müftülük personeline yönelik, “Ailenin Korunması ve Kadına
Karşı Şiddetin Önlenmesinde Din Görevlilerinin
Katkısının Sağlanması” konulu bir seminer düzenledi. Derik Kültür Sarayı Konferans Salonunda gerçekleştirilen seminere; din görevlileri, Kur’an kursu
öğreticileri ve müftülük personeli yoğun ilgi gösterdi. Diyanet İşleri Başkanlığı, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı ile Birleşmiş Milletler Nüfus Fonu
(UNFPA) tarafından yürütülen proje kapsamında
düzenlenen seminerde, Müftü Vekili Mehmet Sıddık Benk, ailenin korunması, kadın ve çocuğa yönelik şiddet, kız çocuklarının erken yaşta evlendirilmesi, töre ve namus cinayetleri ile ilgili ulusal ve
uluslararası kanunlar, şiddete uğrayan kadınların
yönlendirilmesi konularında bilgi verdi.
H
atay-Antakya İlçesi Madenboyu Mahallesinde yapımı
tamamlanan Yeni Camii, dualarla ibadete açıldı. Açılışa, Hatay Valisi Ercan Topaca, Hatay Milletvekili Âdem
Yeşildal, İl Müftüsü Hamdi Kavillioğlu, İlçe Belediye Başkanı İsmail Kimyeci, siyasi parti ve STK temsilcileri, din
görevlileri, Kur’an kursu öğreticileri ve vatandaşlar katıldı.
Programın açılışında bir konuşma yapan İl Müftüsü Hamdi
Kavillioğlu, camilerin Kâbe’nin birer şubesi olduğunu belirterek camilerin maddi imarının yanında, manevi imarının
da önemli olduğunu söyledi. Vali Ercan Topaca da yaptığı
konuşmada, camilerin toplumsal hayata katkılarını anlatarak Madenboyu Mahallesinde inşa edilen caminin, Antakyalılara hayırlı olması temennisinde bulundu. Sunulan ikramlar ve yapılan dua ile program sona erdi.
OCAK2015
SAYI:289
26
HABER BÜLTENİ
MÜFTÜLÜKLERDEN
Çameli’de ailenin
önemi anlatıldı
D
enizli-Çameli İlçe Müftülüğü, İl Müftüsü Veysel
Çakı’nın konuşmacı olarak katıldığı, “Aile” konulu
bir konferans düzenledi. Konferansa, İlçe Müftüsü Bayram
Danacı, din görevlileri ve eşleri katıldı. İl Müftüsü Veysel
Çakı konferansta yaptığı konuşmada, toplumların temelini ailenin oluşturduğunu belirterek ailenin önemine vurgu
yaptı. Huzurlu ve mutlu aile yapılarına sahip olan toplumların daha faydalı işler başaracağını söyleyen İl Müftüsü
Çakı, mutlu bir aile yuvası olmayan bireylerin, çevrelerine de mutluluk ve huzur veremeyeceklerini ve işlerinde
başarılı olamayacaklarını ifade ederek din görevlilerinin
kendilerine güvenmelerini ve aile yapısını bozacak faaliyetlerden uzak durmaları temennisinde bulundu.
Bafra’da tefsir ve hadis
derslerine yoğun ilgi
S
amsun-Bafra İlçe Müftülüğü ile İmam-Hatip Lisesi
Mezun ve Mensupları Derneği işbirliğiyle, din görevlilerinin mesleki bilgi ve becerilerini geliştirmek amacıyla
tefsir ve hadis dersleri programı düzenlendi. BAFİMDER
Eğitim Salonu’nda gerçekleştirilen programda Tefsir
dersleri, Samsun İl Müftüsü Yrd. Doç. Dr. Hayrettin Öztürk; Hadis dersleri ise İlçe Müftüsü İsmail Çiçek tarafından verildi. İl Müftüsü Yrd. Doç. Dr. Hayrettin Öztürk programda yaptığı konuşmada, din görevlilerinin
gelişimine yönelik düzenlenen derslerin faydalı geçtiğini
belirterek gösterdikleri ilgiden dolayı din görevlilerine
teşekkür etti.
İnebolu’da hafızlık merasimi
K
astamonu-İnebolu İlçe Müftülüğüne bağlı Merkez Kur’an Kursu’nda
hafızlığını tamamlayan kız öğrenciler
için hafızlık merasimi düzenlendi. Merasime, Başkanlığımız Süreli Yayınlar
ve Kütüphaneler Daire Başkanı Dr. Faruk Görgülü, Din İşleri Yüksek Kurulu
Uzmanı Dr. Ülfet Görgülü, İl Müftüsü
Osman Aydın, Kur’an kursu öğreticileri, kursiyerler ve vatandaşlar katıldı.
Merasimde bir konuşma yapan Din İşleri Yüksek Kurulu Uzmanı Dr. Ülfet
Görgülü, hafızlığın önemini anlatarak
hafızlığın korunması için yapılması
gerekenler hususunda bilgi verdi. İlçe
Müftüsü Naci Çakmakçı da hafızlığın
anlam ve önemine vurgu yaparak hafız
öğrencileri, öğretmenlerini ve ailelerini tebrik etti. TDV İnebolu Şubesi ve
hayırsever vatandaşların katkılarıyla
hazırlanan tablet bilgisayarlar ve hediyeler, Dr. Faruk Görgülü ve İl Müftüsü
Osman Aydın tarafından, hafız öğrencilere takdim edildi. İnebolu Kur’an
Kursu Öğrencilerine Yardım Derneği
Başkanı Ahmet İşeri de öğrencileri,
altın, saat ve çeşitli hediyelerle ödüllendirdi. Program, yapılan dua ile son
buldu.
Diğer yandan “Merkez, Taşra ile Buluşuyor” faaliyetleri kapsamında, Rehberlik ve Teftiş Başkanlığı Müfettişi
Mehmet Ungan ve Süreli Yayınlar ve
Kütüphaneler Daire Başkanı Dr. Faruk
Görgülü’nün konuşmacı olarak katıldığı iki ayrı program gerçekleştirildi.
Yoğun katılımın olduğu programların
açılışında konuşan İlçe Müftüsü Naci
Çakmakçı, katılımları dolayısıyla İl
Müftüsü Osman Aydın, ilçe müftüleri
ve din görevlilerine teşekkür ederek
bu birliktelikten duyduğu memnuniyeti dile getirdi. Dr. Faruk Görgülü
yaptığı konuşmada, Başkanlık merkez
27
teşkilatı ile taşra teşkilatları arasındaki birlikteliğin önemine vurgu yaparak bu birlikteliğin vatandaşlarımıza
da yansıması gerektiğini söyledi. İlçe
Müftülüğünce düzenlenen ilmihâl yarışmasında dereceye girenlere ödülleri,
Dr. Faruk Görgülü ve İl Müftüsü Osman Aydın tarafından takdim edildi.
Müfettiş Mehmet Ungan da yaptığı konuşmada, Diyanet İşleri Başkanlığının
yurt içi ve yurt dışında gerçekleştirdiği
hizmetleri anlattı ve din gönüllüsü olmanın önemine vurgu yaparak etkili
ve verimli din hizmeti sunmada başarılı din görevlilerinden örnekler sundu.
Program sonunda da din görevlilerinin
sorularını cevaplandırdı.
SAYI:289
OCAK2015
HABER BÜLTENİ
MÜFTÜLÜKLERDEN
Ilgın’da Kur’an-ı Kerim Hizmetiçi Eğitim Kursu
K
onya-Ilgın İlçesine bağlı Aşağı Çiğil Mahallesinde, hayırsever vatandaşlar tarafından yaptırılan Hacı Ali
Kız Kur’an Kursu, İlçe Müftü Vekili
Selman Konuk, Belediye Başkanı Halil
İbrahim Oral, din görevlileri, Kur’an
kursu öğreticileri ve çok sayıda davetlinin katıldığı törenle hizmete açıldı. Açılışta bir konuşma yapan Müftü
Vekili Konuk, Kur’an kurslarının milletimizin manevi mutfağı olduğunu
ifade ederek bu mutfaktan manevi olarak faydalanılması gerektiğini söyledi.
Kursun hayırlı olması temennisinde
bulunan Konuk, katkıları dolayısıyla
hayırsever vatandaşlara teşekkür etti.
Yapılan dua ve ikramların ardından
program sona erdi.
Diğer yandan İlçe Müftülüğünce din
görevlilerinin mesleki bilgi becerilerini geliştirmek amacıyla düzenle-
nen, “Kur’an-ı Kerim Hizmetiçi Eğitim Kursu”nu başarıyla tamamlayan
20 kursiyere törenle belgeleri verildi.
Kursta din görevlilerine Ömer Aktaş
tarafından meharic-i huruf, Kur’an-ı
Kerim’i yüzünden okuma ve tecvit
dersleri uygulamalı olarak verildi.
Kurs sonunda düzenlenen törende bir
konuşma yapan İlçe Müftüsü Abdurrahim Kocagöl, kursu başarıyla bitiren
din görevlilerine, ilmin sonu olmadı-
ğını söyleyerek kursta öğrendikleri ile
yetinmemeleri, gelişen şartlara göre sürekli bilgilerini yenilemeleri gerektiğini
söyledi. Kursta ezberlerini tekrarlama
imkânı da bulan kursiyerler, kursun
düzenlenmesinden duydukları memnuniyeti dile getirdiler. İlçe Müftüsü
Abdurrahim Kocagöl’ün, kursiyerlere
katılım belgelerini takdim etmesinin
ardından program sona erdi.
Bu arada Uzman Vaiz Selman
Konuk’un öğreticiliğini yaptığı, “Yüz
Yüze Vaaz Kursu”nda kursiyerlere,
vaaz teknikleri ve vaaz sunumu ile
ilgili bilgi verildi. Din görevlilerinin
“Uygulamalı Vaaz Örnekleri” sunduğu
kursun sonunda, İlçe Müftüsü Abdurrahim Kocagöl tarafından kursiyerlere
belgeleri verildi.
İğdir Köyünde
hafızlık töreni
K
astamonu-Araç İlçe Müftülüğüne
bağlı İğdir Köyü Yatılı Kız Kur’an
Kursunda hafızlıklarını tamamlayan
öğrenciler için mezuniyet töreni düzenlendi. Araç Kültür Merkezi Salonunda
gerçekleşen programa, kadınlar ve öğrenciler yoğun ilgi gösterdi. Kur’an-ı
Kerim tilavetiyle başlayan programda
bir konuşma yapan İlçe Müftüsü Süleyman Demiryürek, hafızlığın önemini
anlatarak hafız öğrencileri ve ailelerini
tebrik etti. Öğrencilerin programda
seslendirdikleri ilahi, kaside ve şiirler,
davetlilere duygulu anlar yaşattı. Hafız
olan öğrencilere taçlarının takılması,
hediyeleri ve belgelerinin takdimiyle
program sona erdi.
OCAK2015
SAYI:289
Eğirdir’de “Ailede Huzur Yurtta Huzur”
konulu konferans
I
sparta-Eğirdir İlçe Müftülüğü,
emekli Diyanet İşleri Başkan Yardımcısı Necmettin Nursaçan’ın konuşmacı olarak katıldığı, “Ailede
Huzur, Yurtta Huzur” konulu bir
konferans düzenledi. Programa, İl
Müftü Vekili Veli Bilgiç, Kaymakam
Dr. Yalçın Yılmaz, Belediye Başkanı
Ömer Şengöl, İl Müftü Yardımcısı
Dr. Mahfuz Ata, İlçe Müftüsü Sacit
Ekerim, Keçiborlu Müftüsü Osman
Demirel, Mekke Eğitim Vakfı Başkanı
Halil İbrahim Ertunç, STK temsilcileri
ve çok sayıda vatandaş katıldı. Nec28
mettin Nursaçan konferansta yaptığı
konuşmada, aileyi ayakta tutan şeyin
sevgi, saygı, sabır ve sadakat olduğunu belirterek aile yapısı sağlam olmayan milletlerin, var oluşlarını sürdüremeyeceklerini söyledi. İlçe Müftüsü
Sacit Ekerim de yaptığı konuşmada,
ilgilerinden dolayı daire amirlerine,
din gönüllülerine ve vatandaşlara teşekkür etti. Sait Kılıç, Ali Kökmen, Ali
Saratlı ve Mehmet Kökmen’in sunduğu, birbirinden güzel ilahi ve kasidelerle program son buldu.
HABER BÜLTENİ
MÜFTÜLÜKLERDEN
Uzuntepe Köyünde
yetişkinlere Kur’an eğitimi
A
dıyaman-Samsat İlçe Müftülüğü, Uzuntepe Köyü Erkek Kur’an Kursunda, yetişkinlere yönelik Kur’an-ı
Kerim kursu düzenledi. Kursun açılışında bir konuşma
yapan İlçe Müftü Vekili Yılmaz Arı, kursta kursiyerlere
Kur’an-ı Kerim ve temel dinî bilgiler dersleri verildiğini
söyledi. Kursiyerlerin derslere gösterdikleri ilgiden duyduğu memnuniyeti dile getiren Müftü Vekili Arı, gayretli
çalışmalarından dolayı din görevlilerine teşekkür etti.
Dodurga Alpağut Köyü Camii
ibadete açıldı
Ç
orum-Dodurga İlçe Müftülüğüne bağlı Alpağut Köyü
Camii ve Kur’an Kursu törenle hizmete açıldı. Açılış törenine, İlçe Kaymakamı Muhammed Emin Elmalı,
Belediye Başkanı Mustafa Aydın, İlçe Müftüsü Murat Akçay, İl Müftülüğü Hac ve Umre Hizmetleri Şube Müdürü
M. Vehbi Köklükaya, daire amirleri, dernek yöneticileri,
din görevlileri, Kur’an kursu öğreticileri ve çok sayıda vatandaş katıldı. Açılışta bir konuşma yapan İlçe Müftüsü
Murat Akçay, cami ve Kur’an kursunun bir arada hizmet
verecek olmasından duyduğu memnuniyeti dile getirerek
katkılarda bulunan vatandaşlara teşekkür etti. Davetlilerin cami ve Kur’an kursunu ziyaretlerinin ardından, vatandaşlara çeşitli ikramlarda bulunuldu.
Orhangazi İmam-ı Azam
Camii ibadete açıldı
H
ayırsever vatandaşların katkılarıyla temeli atılarak
2004 yılında yapımına başlanan, Bursa-Orhangazi
İlçesi Arapzade Mahallesi İmam-ı Azam Camii tamamlanarak ibadete açıldı. Açılışa, Bursa Milletvekili İsmail
Aydın, Kaymakam M. Selman Yurdaer, İlçe Müftüsü Nihat Aktaş, Belediye Başkanı Neşet Çağlayan, siyasi parti
ve sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri ile çok sayıda
vatandaş katıldı. Açılışta bir konuşma yapan İlçe Müftüsü Nihat Aktaş, “Allah’ın mescitlerini, ancak Allah’a
ve ahiret gününe inanan, namazı dosdoğru kılan, zekâtı
veren ve Allah’tan başkasından korkmayan kimseler
imar eder. İşte onların doğru yolu bulanlardan olmaları umulur.” ayetini hatırlatarak Müslümanların temel
görevlerinden birinin de mescitlerin imarı olduğunu
söyledi. “İnsan fıtratı gereği inanır ve bundan dolayı
yerleştiği yerlere ilk olarak mescit inşa eder.” diyen İlçe
Müftüsü Aktaş, mescitlerin insan ve toplum hayatının
vazgeçilmezi olduğunu dile getirdi. Protokol tarafından
kurdelenin kesilip caminin hizmete açılması ve katılımcılara çeşitli ikramlarda bulunulmasıyla tören sona erdi.
Gemerek Fahrun Nisa
Kur’an Kursu hizmete girdi
S
ivas-Gemerek İlçe Müftülüğü ve hayırsever vatandaşların katkılarıyla yapımı tamamlanan Fahrun Nisa
Kur’an Kursu törenle hizmete açıldı. Açılışa, Kaymakam
Yusuf Özbey, Garnizon Komutanı Yüzbaşı Mesut Aydoğdu, İlçe Emniyet Müdürü Şükrü Değeş, daire amirleri,
din görevlileri, Kur’an kursu öğreticileri ile çok sayıda vatandaş katıldı. Törende bir konuşma yapan İlçe Müftüsü
İhsan Öz, Fahrun Nisa Kur’an Kursunun yapımında emeği geçen din görevlileri ve hayırseverlere teşekkür ederek
memnuniyetini dile getirdi. Kaymakam Yusuf Özbey de
Allah (c.c.)’ın mesajı olan Kur’an-ı Kerim’i öğrenmenin
ve öğretmenin önemine değinerek böyle bir eserin ilçeye
kazandırılmasında emeği geçenlere teşekkür etti. Müftülük tarafından din hizmetlerine katkılarda bulunan hayırsever vatandaşlara plaket takdimi ve sunulan ikramlarla
program son buldu.
29
SAYI:289
OCAK2015
HABER BÜLTENİ
MÜFTÜLÜKLERDEN
Çifteler Hacı Ayten Kur’an Kursu hizmete girdi
E
skişehir-Çifteler İlçesi Yeni Mahallesinde, Hacı Ayten ve hayırsever
vatandaşların katkılarıyla yapımı tamamlanan Hacı Ayten Kur’an Kursu
törenle hizmete açıldı. Açılışa, İl Müftüsü Niyazi Ersoy, İl Müftü Yardımcısı
Şerife Hanım Altuner, İlçe Kaymakamı
Süleyman Çelebi, İlçe Müftüsü Mustafa Onat, Belediye Başkanı Metin Özen,
ilçe müftüleri, Kur’an kursu öğreticileri, din görevlileri ve çok sayıda da-
vetli katıldı. İl Müftüsü Niyazi Ersoy,
Kur’an kurslarının önemine vurgu
yaptığı açılış konuşmasında, kursun
yapımında maddi katkılarda bulunan
Hacı Ayten Hanım’a, Kur’an kursunun arsa temininden açılışına kadar
maddi ve manevi destekte bulunanlara
ve Yeni Mahalle Camii İmam-Hatibi
Mehmet Yıldız ile dernek başkanına
teşekkür etti. Yapılan dua ve sunulan
ikramlarla program sona erdi.
Kemah Akça Köyü Camii ibadete açıldı
Y
apımı tamamlanan Erzincan-Kemah İlçesi Akça Köyü Camii,
düzenlenen törenle ibadete açıldı.
Törene, İl Müftüsü Yavuz Karabayır,
Kaymakam Hayrettin Çiçek, İlçe Müftüsü Rahmi Sancar, din görevlileri ve
vatandaşlar katıldı. Açılışta bir konuşma yapan İl Müftüsü Yavuz Karabayır,
Hz. Peygamber (s.a.s.)’in, “Bazı insanlar vardır ki onlar hayra anahtar görevini üstlenmişlerdir. Bazıları da vardır
ki onlar da şerre anahtar misyonunu
üstlenmişlerdir.” hadisini hatırlatarak
Yüce Allah’ın (c.c.) tüm insanları ve
bizleri, hep hayırlarda buluşturmasını
ve hayırlı hizmetlere muvaffak kılması
temennisinde bulundu. İlçe Kaymakamı Hayrettin Çiçek de yaptığı konuşmada, ‘Cami ve Gençlik” konusunun
önemi üzerinde durdu. Yapılan duanın ardından, kurdelenin kesilmesiyle
Akça Köyü Camii ibadete açıldı.
Melikgazi’de hafızlık merasimi
K
ayseri-Melikgazi İlçe Müftülüğüne
bağlı yatılı Kur’an kurslarında, hafızlıklarını tamamlayan 54 öğrenci için
Kadir Has Kültür Merkezi’nde hafızlık
merasimi yapıldı. Merasime, İl Müftüsü Ali Maraşlıgil, İlçe Kaymakamı Erkaya Yırık, emekli Diyanet İşleri Başkan Yardımcıları Necmettin Nursaçan
ve Mehmet Altunkaya, İlçe Müftüsü
Musa Dolar, daire amirleri, din görevlileri, Kur’an kursu öğreticileri ve çok
sayıda davetli katıldı. Törenin açılışında konuşan İlçe Müftüsü Musa Dolar,
hafızlıklarını tamamlayan öğrencileri,
anne- babalarını ve onları yetiştiren
öğretmenlerini tebrik ederek çeşitli
hediyeler takdim etti. İl Müftüsü Ali
Maraşlıgil de konuşmasında, Kur’an-ı
Kerim’i öğrenme ve ezberlemenin önemine vurgu yaparak öğrencileri tebrik
OCAK2015
SAYI:289
etti. İsmail Hakkı Solmaz yönetimindeki Müftülük Tasavvuf Musikisi Korosunun seslendirdiği ilahi ve kasidelerle
devam eden merasimde, Özkoyuncu
Kur’an Kursu’nda hafızlık eğitimine
devam eden öğrencilerin okuduğu şiirler, davetlilere duygulu anlar yaşattı.
Program, hafızlıklarını tamamlayan 54
öğrenciye diplomaları ve çeşitli hediyelerin takdimi ve emekli Başkan Yardımcısı Necmettin Nursaçan’ın yaptığı
30
dua ile sona erdi.
Diğer yandan Yıldırım Beyazıt Mahallesinde bulunan Güzelevler Camii’nin
kullanılmayan lojmanı, gerekli tadilat
ve onarımdan geçirilerek Ödül Yapı
Kur’an Kursu adıyla hizmete açıldı.
Hayırsever vatandaşlar ve cami imamhatibi Mustafa Aral’ın katkılarıyla tamamlanan kursun açılışına müftülük
personeli, din görevlileri ve çok sayıda
davetli katıldı.
HABER BÜLTENİ
MÜFTÜLÜKLERDEN
Soma Tekeli Işıklar Mahallesi Camii
ibadete açıldı
H
Şalpazarı Sütpınar
Kur’an Kursu
törenle hizmete girdi
T
rabzon-Şalpazarı Müftülüğü ve
hayırseverlerin katkılarıyla onarımı tamamlanan Sütpınar Kur’an
Kursu, Vali Abdil Celil Öz, Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Orhan Fevzi
Gümrükçüoğlu, Cumhuriyet Başsavcısı Hayreddin Akçıl, Kaymakam Cafer Sönmez, İlçe Belediye Başkanları,
RTEÜ Rektörü Prof. Dr. Hüseyin Karaman, Dış İlişkiler Genel Müdürlüğü
Yurtdışı Türkler Daire Başkanı Kazım
Türkmen, Emekli Din Eğitimi Daire
Başkanı Şükrü Öztürk, Giresun İl Müftüsü Muhittin Oral, ilçe müftüleri ve
çok sayıda davetlinin katıldığı törenle
hizmete açıldı. Törende bir konuşma
yapan İlçe Müftüsü Yılmaz Çelik, donanımı ve çevre düzenlemesiyle çevre kurslara örnek olacak şekilde inşa
edilen Sütpınar Kur’an Kursunda,
öğrencilerin eğitimlerini sürdürürken
hafızlıklarını da tamamlayacaklarını
söyledi.
ayırsever vatandaşlar ve ManisaSoma İlçe Müftülüğünün katkılarıyla yaptırılan Tekeli Işıklar Mahallesi Camii törenle ibadete açıldı.
Açılışa, Manisa Milletvekili Hüseyin
Tanrıverdi, İl Müftüsü Sinan Cihan,
Soma ve Kırkağaç belediye başkanları, İlçe Müftüsü Mehmet Karatuğ, din
görevlileri ve vatandaşlar katıldı. İlçe
Müftüsü Mehmet Karatuğ törende
yaptığı konuşmada, müftülük tarafından gerçekleştirilen hizmetleri anlatarak Soma’da son üç yılda 9 caminin
ibadete açıldığını söyledi. Caminin
yapımında emeği geçenlere teşekkür
eden Müftü Karatuğ, vatandaşlara
yönelik din ve eğitim hizmetlerinin
devam edeceğini söyledi. Milletvekili
Hüseyin Tanrıverdi ise camilerin birer
kültür ve eğitim merkezi olduğunu
belirterek bu mekânlarda insanların
ibadetle birlikte, eğitim ve kültür faaliyetleri de gerçekleştirebildiklerini
söyledi. Cami, 500 cemaat kapasiteli
ve çift minareli olup, müştemilatında çeşitli etkinliklerin düzenleneceği mekânlar da bulunuyor. Okunan
mevlid-i şerifin ardından, kurdelenin
kesilmesiyle cami ibadete açıldı.
Taşkent’te “Aile Eğitimi”
konferansları ilgi görüyor
K
onya-Taşkent İlçe Müftülüğü tarafından gerçekleştirilen, “Aile
Eğitimi” konferansları devam ediyor.
Eğitimci Kadir Kesici ve 30 kişilik
eğitimci, araştırmacı, sosyolog ve psikolog tarafından verilen konferanslar,
vatandaşlardan yoğun ilgi görüyor.
İlçe Belediye Başkanı Osman Arı, İlçe
Müftüsü Mustafa Bilgiç ve vatandaşların ilgiyle takip ettiği konferanslarda,
vatandaşlara İslam’ın aileye verdiği
önem anlatılıyor. İlçe Müftüsü Musta-
fa Bilgiç konferansın açılışında yaptığı
konuşmada, ‘Aile-Eğitim’ konferanslarının vatandaşların huzuruna, aile
içi mutluluğa ve huzurlu aile yuvalarının oluşturulmasına hizmet edeceğini
belirtti. Müftü Bilgiç, bu çalışmalarla
ilçede aile içi şiddetin önüne geçmeyi,
boşanmaların azalmasını sağlamayı,
yuvaların yıkılmasını önlemeyi, mutlu
aileler oluşturmayı hedeflendiklerini
söyledi.
Menemen Seyrek Mahallesi Kız Kur’an Kursu eğitime açıldı
İ
zmir-Menemen Seyrek Mahallesi’nde bulanan belediyeye ait kullanılmayan bir binada gerekli düzenlemeler yapılıp, Seyrek Mahallesi Kız Kur’an Kursu olarak hizmete açıldı. Açılışa, Menemen Kaymakamı Mustafa Gürdal, İlçe Müftüsü İsa Solmaz, Müftülük Şube
Müdürü Ali Efiloğlu, muhtarlar ve çok sayıda davetli katıldı. Müftü Solmaz açılışta yaptığı konuşmada, ilçeye bir Kur’an kursu daha
kazandırmanın mutluluğunu yaşadıklarını belirterek emeği geçen
Seyrek Mahallesi Camii İmam-Hatibi Veli Kundakçı’ya ve hayırsever
vatandaşlara teşekkür etti. Program, yapılan dua ile sona erdi.
31
SAYI:289
OCAK2015
HABER BÜLTENİ
MÜFTÜLÜKLERDEN
Erbaa’da engelli vatandaşlar
Kur’an öğreniyor
Palandöken Yenişehir Yatılı Kız
Kur’an Kursunda hafızlık eğitimi
T
okat-Erbaa Müftülüğü, görme engelli ve bedensel engellilerin Kur’an öğrenmeleri amacıyla Kur’an-ı Kerim
kursu açtı. Hafize Altıntaş Kur’an Kursu’nda, Kur’an Kursu Öğreticisi Züleyha Gezer Şahin refakatinde açılan kursta, 12 görme engelli kadına Braille Alfabesi ile Kur’an-ı
Kerim öğretiliyor. Engelli vatandaşların yoğun ilgi gösterdiği kursta ayrıca, Kur’an Kursu Öğreticisi Selma Ege de
12 bedensel engelli kadına, Kur’an-ı Kerim ve dinî bilgiler
eğitimi veriyor. İlçe Müftüsü Mehmet Ceylan yaptığı açıklamada, toplum içerisinde engellilere hak ettikleri değeri
vermek ve onların dinî bilgiler öğrenmelerine yardımcı
olmak amacıyla iki farklı sınıfta kurs açtıklarını; sınıflarda
24 görme ve bedensel engelli kursiyerin Kur’an-ı Kerim ve
dinî bilgiler öğrendiğini söyledi.
E
rzurum-Palandöken İlçe Müftülüğü Yenişehir Yatılı
Kız Kur’an Kursunda hafızlık eğitimi alan öğrenciler,
Tashih-i Huruf, diyafram ve musiki dersleri alarak hafızlıklarına devam ediyorlar. Kursta eğitim gören öğrenciler,
yüzüne okuma eğitimlerini tamamlayıp başarılı olduktan
sonra, hafızlık temel sınıfı adı altında özel bir eğitime tabi
tutularak Tashih-i Huruf Hocası Nefise Kıyıcı’dan Tashih-i
Huruf, diyafram ve musiki dersleri alarak hafızlıklarına devam ediyorlar. Toplu ezber metodunu uygulayan Kıyıcı,
haftalık talim derslerini de sürdürüyor. Öğrenciler, hafızlık
eğitimlerine kurstaki diğer hocalarla da bu usulde devam
ediyorlar. Bu uygulama, öğrenciler tarafından büyük ilgi
gördüğü gibi vatandaşlarımız tarafından da takdirle karşılanıyor.
Eskipazar Meslek Yüksek Okul öğrencilerine konferans
K
arabük-Eskipazar İlçe Müftüsü
Mahmut Rauf Arcaklıoğlu, Eskipazar Meslek Yüksek Okulunda eğitim gören öğrencilere, ‘Farkındalık’
konulu konferans verdi. Yurt-Kur
Müdürlüğünce organize edilen programa konuşmacı olarak katılan İlçe
Müftüsü Arcaklıoğlu, ‘Sorumluluk
OCAK2015
SAYI:289
Bilinci’ni anlattı. Arcaklıoğlu, eğitimde başarının kaynağının motivasyon
ve disiplinli ders çalışmaktan geçtiğini ifade etti. Öğrencilerin ilgiyle takip
ettiği konferansın sonunda Yurt-Kur
Müdürü Şaban Karakurt, verdiği konferanstan dolayı İlçe Müftüsü Mahmut
Arcaklıoğlu’na teşekkür etti.
32
Diğer yandan İlçe Müftülüğünde görev
yapan Kur’an kursu öğreticileri, ‘Öğretmenler Günü’ dolayısıyla yemekli
toplantıda bir araya geldi. İlçe Müftüsü Mahmut Rauf Arcaklıoğlu, Vaiz
Ümit Kurnaz, Murakıp Ercan Gökçe
ile Kur’an kursu öğreticilerinin katıldığı toplantıda bir konuşma yapan
İlçe Müftüsü Arcaklıoğlu, kurs öğreticilerinin moral ve motivasyonlarını
artırmak, personel arasındaki birlik,
beraberlik ve kardeşlik duygularını
geliştirmek amacıyla çeşitli etkinlikler
düzenlediklerini söyledi. Programlarda, görevlilerle güncel meseleler hakkında istişare ve değerlendirmelerde
bulunduklarını dile getiren Arcaklıoğlu, katılımları dolayısıyla Kur’an kursu
öğreticilerine teşekkür etti.
HABER BÜLTENİ
MÜFTÜLÜKLERDEN
Sincan’da “Aile İçi
İletişim” konulu
konferans
A
nkara-Sincan İlçe Müftülüğü, Başkanlığımız Aile ve Dinî Rehberlik
Daire Başkanı Sedide Akbulut’un konuşmacı olarak katıldığı, “Eşler Arası
İletişim” konulu bir konferans düzenledi. Sincan Belediyesi Lale Kültür Merkezi Salonu’nda gerçekleşen
konferansa, İlçe Müftüsü Osman Şener, Kur’an kursu öğreticileri ve din
görevlileri katıldı. Konferansın açılı-
şında konuşma yapan Müftü Şener,
ailede eşler arasındaki samimi ilişkilerin önemini anlatarak evliliğin nikâhla
başlayıp vefatla biten bir süreç olması
gerektiğini söyledi. Müftü Şener, aile
müessesesinin ayakta durması için din
görevlilerine önemli görevler düştüğünü söyledi. Aile ve Dinî Rehberlik Daire Başkanı Sedide Akbulut ta İslam’da
aile kavramının önemine değinerek
insanların kahvehaneler, sokaklar ve
kafeteryalarda vakit geçirmek yerine,
ailesiyle birlikte vakit geçirmesi gerektiğini söyledi. Eşlerin birbirleriyle vakit
geçirdiklerinde sevginin ve sadakatin
artacağını dile getiren Akbulut, “Evlilikte güven ve sadakat çok önemlidir.
İlk vahiy geldiğinde Peygamberimiz
(s.a.s.) eşi Hz. Hatice’ye sığındı.” dedi.
Öğrencilerden Ahmet Hamdi Akseki Camii’ne ziyaret
S
incan Hacı Bektaş Veli Ortaokulu
1. sınıf öğrencileri, öğretmenleriyle
birlikte Diyanet Ahmet Hamdi Akseki
Camii’ni ziyaret ederek Cami İmamHatibi Fatih Okumuş’tan cami hakkında bilgi aldılar.
Gezide çocuklar kitaplarda, resimlerde, ekranlarda gördükleri cami iç
bölümlerini yakından tanıma fırsatı
buldular. Öğrenciler, öğle namazını
cemaatle birlikte kıldıktan sonra, camiyi gezerek Cami İmam-Hatibi Fatih
Okumuş’tan cami ve müştemilatı hakkında bilgi aldılar. Öğrenciler, gezinin
çok faydalı geçtiğini ifade ederek bu
tür gezilerin daha sık yapılmasını istediler.
Seferihisar’da ‘Öğretmenler Günü’ kutlandı
İ
zmir-Seferihisar İlçe Müftülüğüne bağlı Kur’an kurslarında görev
yapan Kur’an kursu öğreticileri, ‘Öğretmenler Günü’ münasebetiyle Merkez Kur’an Kursu’nda düzenlenen yemekli toplantıda bir araya
geldi. Programda bir konuşma yapan İlçe Müftüsü Fehmi Aydınlı,
Peygamber Efendimizin ilme, eğitim ve öğretime verdiği önemi dile
getirdi. Onun bütün işlerinde ve sözlerinde bilgiye, öğrenmeye, öğretmeye, öğrenci ve öğretmene büyük önem verdiğini belirten Müftü
Aydınlı, peygamber mesleği olan öğretmenliğin kutsal bir meslek olduğunu ifade ederek “Öğretmenler vizyon sahibi, kendini yetiştirip
geliştirebilen kişiler olmalıdır.” dedi. Kur’an kursu öğreticilerinin
öğretmenler gününü kutlayan İlçe Müftüsü Aydınlı, Kur’an kursu
öğreticilerine çeşitli hediyeler takdim etti.
33
SAYI:289
OCAK2015
HABER BÜLTENİ
MÜFTÜLÜKLERDEN
Bahçelievler’de ‘Eğitim ve Kariyer Günleri’
İ
stanbul - Bahçelievler Müftülüğü, meslek tercihi ve kariyer planlamasında,
öğrenci ve velilerine yardımcı olmak
amacıyla, Siyavuşpaşa Spor Kompleksinde, “Bahçelievler Eğitim ve Kariyer
Günleri” programı düzenledi. Programa, Kaymakam Mehmet Ali Özyiğit, İlçe Müftüsü Ömer Faruk Bilgili,
Belediye Başkanı Osman Develioğlu,
din görevlileri, Kur’an kursu öğreticileri ve vatandaşlar katıldı. İki gün
süren programda, öğrenci ve velilere
çeşitli seminerler verilerek müftülük
tarafından yaklaşık 4 bin gençle söyleşi
yapıldı; namaz sûrelerinin tefsiri, Peygamberimizin dilinden dualar ve kırk
hadisle güzel ahlak konuları anlatıldı.
Programın sonunda, gençlere Başkanlığımız yayını kitap, broşür ve kartela
dağıtıldı. İlçe Kaymakamı Mehmet Ali
Özyiğit’in, İlçe Müftüsü Bilgiliye plaket
takdim etmesiyle program sona erdi.
Canik’te ‘Aile Okulu Projesi’ düzenlendi
S
amsun-Canik İlçe Müftülüğü ‘Aile
Okulu Projesi’ kapsamında, din görevlilerine yönelik seminer düzenledi.
İlçe Müftüsü M. Arif Yüksel ve Vaiz
Mustafa Sarıcaoğlu tarafından verilen
seminerde, ‘Aile İçi Sağlıklı İletişim’;
‘Kurum İçi Sorunlar ve Dayanışma’ ve
‘Hz. Peygamberin Davet Metodu ve Beşeri İlişkilerde Nebevi Metot’ konuları
anlatıldı. Seminerin açılışında bir konuşma yapan Müftü Yüksel, din görev-
lilerine yönelik düzenlenen eğitici ve
bilgilendirici eğitimlerin önemine değinerek kursiyerlerin aldıkları bilgileri
cami cemaatiyle paylaşmaları gerektiğini söyledi. Seminerin düzenlenmesinden duydukları memnuniyeti dile
getiren din görevlileri, seminerde emeği geçenlere teşekkür ettiler. Seminere
katılan 55 kişiye İlçe Müftüsü M. Arif
Yüksel tarafından sertifikalarının verilmesinin ardından program sona erdi.
İzmit’te Kerbela Şehitleri anıldı
K
ocaeli-İzmit İlçe Müftülüğü, Sabancı Kültür Merkezinde kadınlara yönelik, “Kerbela Şehitlerini
Anma” programı düzenledi. Vaizler
Betül İnce, Meryem Şenocak ve Kur’an
kursu öğreticileri tarafından organize
edilen programa kadınlar yoğun ilgi
gösterdi. İlçe Müftüsü Abdulkadir Keşvelioğlu açılışta yaptığı konuşmada,
OCAK2015
SAYI:289
Muharrem ayının anlam ve önemini
anlatarak haram aylardan olan bu ayda
kan dökmenin, savaşmanın yasaklandığını, bu ayın barış ve kardeşlik duygularımızı güçlendirmek, ilişkilerimizi
tamir etmek, kırdığımız kalpleri yapmak için bir fırsat sunduğunu söyledi.
Bazı peygamberlerin hayatında birçok
önemli hadiselerin bu ayda meydana
geldiğini, Kerbela’da Hz. Hüseyin’in
34
şehit edilmesiyle bu aya hüzün bulaştığını belirten Keşvelioğlu, Hüseyinlerin
katliamlardan kurtulması, zalimlerin
de kahrolması temennisinde bulundu.
Kur’an kursu öğreticilerinden oluşan
Tasavvuf Musikisi Korosunun seslendirdiği birbirinden güzel ilahi ve kasideler; Kur’an-ı Kerim tilaveti ve yapılan dua ile program sona erdi.
HABER BÜLTENİ
GURBETTEN
Herford’da öğrenciler kampta bir araya geldiler
M
inden-Herford Bölgesi DİTİB derneklerinin ortaklaşa organizasyonuyla, bölge derneklerine mensup 29
öğrencinin katıldığı Damme şehrinde
altı günlük bir kamp programı gerçekleştirildi. 14-18 yaş grubu öğrencilerin
katıldığı kampa, her gün farklı hocalar
gelerek seminer verdiler. DİTİB Genel
Sekreteri Dr. Bekir Alboğa, Kadın Aile
ve Sosyal Hizmetler Müdürü Ayten
Kılıçaslan, Münster İlahiyat Fakültesi
Öğretim Üyesi Şuayıp Seven, DİTİB
Genel Merkezinden İsmail Zengin,
Münster Eyalet Birliği Başkanı Veli Fırtına, Münster Eyalet Birliğinden Necati
Bilgin ve Araştırmacı-Yazar İlahiyatçı
Ahmet Bulut seminer verdiler. Bölge
DİTİB derneklerinin din görevlileri ve
dernek yönetim kurulundan bir kişi
de her gün dönüşümlü olarak kampa
gelerek öğrencilere yardımcı oldular.
Beş vakit namazın cemaatle kılındığı
kampta, hem imamlığı hem de müezzinliği öğrenciler yaptılar. Her gün
farklı bir din görevlisi mescit sohbetleri yaptı ve bu sohbetler soru-cevap
şeklinde geçti. Löhne Hacı Bayram
Camii Din Görevlisi Atilla Şahin de
kampta öğrencilerin yanında kalarak
her türlü ihtiyaçlarına yardımcı oldu.
Öğrencilerin kitap okuma alışkanlığı
kazanmaları için kitaplar okundu, aralarında turnuvalar düzenlendi, birinci
gelenlere hediyeler verildi. Kampın
sonunda bütün öğrenciler, gelecek yıl
tekrar buluşmak temennisiyle kamptan ayrıldılar.
‘Almanya’da Din Eğitimi Açısından Cami Hizmetleri ve Günümüz Dinî
Akımları İstişare ve Değerlendirme Semineri’ Reutlingen’de yapıldı
ma sistemlerini anlattılar.
Geleneksel Kır Otelinde yapılan seminerde, 126 din görevlisi, din görevlilerinin sorunları ve çözüm önerileri, aile
problemleri, gençlerin ve çocukların
daha iyi eğitilmesi için tecrübe paylaşımında bulundular.
S
tuttgart Din Hizmetleri Ataşeliğinin
düzenlediği, ‘Almanya’da Din Eğitimi Açısından Cami Hizmetleri ve Günümüz Dinî Akımları İstişare ve Değerlendirme Semineri’ Reutlingen‘de
yapıldı. Kur’an-ı Kerim okunmasıyla
başlayan program, Stuttgart Din Hizmetleri Ataşesi Dr. Bilal Doğan’ın açılış
konuşması, Din Hizmetleri Müşavir
Vekili Suat Okuyan’ın protokol konuşması, DİTİB Yönetim Kurulu Üyesi
Dr. Bekir Alboğa’nın, ‘Kiliseler ve Diğer Siyasi Sosyal Çevrelerle İletişimde
Dikkat Edilmesi Gereken Hususlar’
konulu sunumuyla devam etti. Üç gün
süren seminerde; Almanya’da İslam
düşmanlığı; ayrımcılık ve körükleyen
unsurlar; camilere yönelik saldırılar ve
tedbirler; camilerde kadınlara yönelik
din eğitimi; sorunlar, beklentiler ve
metotlar; Kur’an-ı Kerim, cüz ve ezber
eğitiminde dikkat edilmesi gereken
hususlar; camilerde inanç, ibadet ve
ahlak eğitiminde yeni metot arayışları;
konularında uzman hocalar tarafından
sunumlar yapıldı.
Stuttgart Eğitim Ataşesi Zeynel Abidin
Karagöz de eyaletlerdeki Türkçe dil
dersleri ve İslam din derslerinin durumu ile ilgili güncel bilgiler paylaştılar.
Düsseldorf Din Hizmetleri Ataşesi Ramazan Ilıkkan, Alman kamuoyunun
İslam algısında günümüz dinî cemaatlerinin rolü; DİTİB görevlisi Ayten
Kılıçarslan, dinî cemaat kütüğü ve
ana sınıf çocuklarına değerler eğitimi
(Kindermoschee) konulu sunumlar
yaptılar. Gençlik Dairesi (Jugendamt)
yetkilileri ise örnek vakalarla gençlerin
sorunları ve Gençlik Dairesi’nin çalış35
Memmingen’de
Açık Kapı Günü
DİTİB Memmingen’de Açık Kapı
günü düzenlendi. Açık Kapı Gününe vatandaşlarımız ve Almanlar yoğun ilgi gösterdi. Özellikle Alman
misafirlere cami ve müştemilatı
gezdirilerek tanıtıcı bilgiler verildi. Açık Kapı Günü münasebetiyle
cami derneğince, DİTİB Memmingen futbol kulübü ile DİTİB Türkspor Memmingen arasında, afacanlar futbol turnuvası düzenlendi.
Yaklaşık 250-300 vatandaşın ilgiyle takip ettiği programda kermes
yapıldı ve program, akşamın geç
vakitlerine kadar devam etti.
SAYI:289
OCAK2015
HABER BÜLTENİ
GURBETTEN
Bad Bentheim Camii’nde
umre tanıtım semineri
Bad Essen’de Kan Bağışı kampanyası
B
ad Essen Sultan Murad Camii Derneği ile Almanya’nın
“Deutsches Rotes Kreuz” (Kan Bağışı-Yardım Kuruluşu)
arasında, cami derneğinde kan bağışı kampanyası düzenlendi. Sultan Murad Camii cemaati ve Almanların yoğun ilgi
gösterdiği kampanyada kan bağışında bulunanlara, Cami
Kadınlar Kolunun yaptığı, Türk mutfağının leziz pasta ve
böreklerinden ikram edildi. Bu sene ikincisi yapılan kan
bağışı kampanyasına, Bad Essen Belediye Başkanı Timo
Netameyer de katılarak bir konuşma yaptı. Netameyer konuşmasında, kampanyanın iki farklı din ve kültürden olan
insanların bir araya gelerek insanlığın kanayan yarasına
merhem olması açısından önemli olduğunu söyledi ve bu
tür organizasyonların devam etmesini diledi. Sultan Murad
Camii Derneği Başkanı Ömer Gür de konuşmasında; derneğin yürüttüğü faaliyetleri anlattı. Bu kampanyalar sayesinde
iki halk arasındaki ön yargıların azaldığını, birbirlerini daha
iyi anladıklarını; kan verme organizasyonunun daha sonraki senelerde de devam edeceğini söyledi. Din Görevlisi İsmail Batak da kan vererek insanlara yardım etmenin önemli
olduğunu; Peygamberimizin, ‘İnsanların en hayırlısı, insanlara faydalı olandır.” buyurduğunu belirterek organizasyonun önemine vurgu yaptı.
H
annover Din Hizmetleri Ataşeliğine bağlı Bad Bentheim Camii’nde, umre semineri düzenlendi. Cami
derneğinde, vatandaşlarımız arasındaki birlik-beraberliği
pekiştirmek ve camiye katkıda bulunmak amacıyla ayda
bir düzenlenen akşam yemeğinin ardından, umre tanıtım
semineri yapıldı. Bad Bentheim Camii Din Görevlisi Recep
Cabri ve Schütorf Camii Din Görevlisi Zekeriya Erdem seminerde, umrenin mana ve ehemmiyeti hakkında bilgi
sunarak; ihramın manası, tavaf ve say’ın yapılışını anlattılar. Kâbe’nin tarihi hakkında da bilgi veren konuşmacılar,
umrecilerin Mekke ve Medine’de ziyaret edeceği yerler
hakkında da detaylı bilgi sundular. Seminerin sonunda
vatandaşların sorularını cevaplandırdılar.
Öte yandan Öğretmenler Gününde, Bad Bentheim
Camii’nde bölge camilerinin de katılımıyla ödüllü şiir
yarışması yapıldı. Yarışmaya, Bad Bentheim, Schüttorf,
Nordhorn, Gronau camileri katıldı. Program, Bad Bentheim Camii Dernek Başkanı Yusuf Çetin ve Bad Bentheim
Camii Din Görevlisi Recep Cabri’nin yaptığı konuşmalarla
başladı. Çekişmeli ve heyecanlı geçen yarışma, izleyenlere heyecanlı dakikalar yaşattı. Yarışmanın sonunda, Din
Hizmetleri Ataşesi Yusuf Ay yaptığı konuşmada, bu tür
programların faydalı olduğunu, öğrencilerin kendilerini
geliştirdiğini ve camiler arasındaki kardeşliğin ve birlikberaberliğin artmasına vesile olduğunu söyledi. Yarışmada
dereceye girenlere ödüllerinin verilmesiyle program sona
erdi. Ayrıca Alman Gençlik Merkezi gençleri, yöneticilerin başkanlığında DİTİB Bad Bentheim Camii’ni ziyaret
ederek Din Görevlisi Recep Cabri’den, cami ve İslam dini
hakkında bilgi aldılar. Cabri, camide sadece namaz kılınmadığını, gençlere dinî bilgiler verildiğini, folklor ve spor
faaliyetleri yapıldığını söyledi. İslam’ın barış, sevgi ve kardeşlik dini olduğunu anlatarak Kur’an-ı Kerim hakkında
bilgi verdi.
Achern’de öğrenci evi
hizmete açıldı
A
chern DİTİB Yunus Emre Camii’nde, üniversitelerde okuyan öğrencilerin barınma sorunlarını çözmek amacıyla, DİTİB’in başlatmış olduğu öğrenci evleri
projesi sonuç verdi. Karlsruhe Din Ataşeliği bölgesinde
hizmet veren Achern DİTİB Yunus Emre Camii cemiyet
yönetimi ve din görevlisinin katkılarıyla, cami müştemilatında bulunan bir daire Din Hizmetleri Ataşeliğinin de
onayı alınarak öğrencilere kiralandı. Öğrenciler, öğrenci
evinin kirasını DİTİB’in vereceği bursla karşılayacaklar.
Öğrenciler ve öğrenci velileri, böyle bir imkânı kendilerine sunduğu için, DİTİB Yunus Emre Camii yöneticileri ve
sebep olanlara minnet duyduklarını ifade ettiler.
OCAK2015
SAYI:289
36
HABER BÜLTENİ
GURBETTEN
Hessen’de din görevlileri ve dernek başkanları bir araya geldi
D
iyanet İşleri Türk İslam Birliği
(DİTİB) Genel Başkanı ve Berlin
Din Hizmetleri Müşaviri Prof. Dr. Nevzat Yaşar Aşıkoğlu, Hessen Eyaleti’nde
görev yapan din görevlileri ve dernek
başkanlarıyla bir araya geldi. Wetzlar
DİTİB Merkez Camii’nde düzenlenen
toplantıya, Frankfurt Din Hizmetleri
Ataşesi Ramazan Dağlı, bölgede görev
yapan 69 din görevlisi, derneklerin
başkanları ve yöneticileri katıldı. Toplantıda Wetzlar DİTİB Merkez Camii
Başkanı Hacı Demirel, Frankfurt Başkonsolosluğu Din Hizmetleri Ataşesi
Ramazan Dağlı kısa birer konuşma
yaptılar.
Prof. Dr. Aşıkoğlu toplantıda yaptığı konuşmada, Avrupa’daki Müslüman, Türk kimliğinin varlığına
değinerek “Başlangıçta bu kadar
imkânlarımız yoktu ama zaman içerisinde imkânlarımız gelişti. Dinî ve
millî kimliğimizi korumak için kurumlar oluşturduk ve bu kurumlarla faaliyetlerimizi yürüttük. İnşallah
bundan sonra hizmetlerimizi daha da
ileriye götürerek, her gün daha iyiye ve
güzele gitmenin yollarını hep beraber
arayacağız. Zira Avrupa’da MüslümanTürk varlığı devam edecektir.” dedi.
Birlik, beraberlik ve kardeşlik ruhunun önemine vurgu yapan Aşıkoğlu,
“Sizlerin yardımıyla hep birlikte olmaya çalışacağız. Bizler, sizler bir bütünün parçalarıyız. Hep birlikte bir tevhid oluşturacağız. Dinimiz de tevhid
esasına dayanmaktadır. O sebeple çok
olacağız, ama çoklukta birliği oluşturacağız ve ortak hedeflerimizi gerçekleştirmeye çalışacağız. Problemlerimiz
ve sıkıntılarımız olacak. Bu sıkıntıları
el birliğiyle, güç birliğiyle ve gönül birliğiyle aşmaya çalışacağız. Bizler kendi
üzerimize düşeni, din görevlilerimiz,
dernek yöneticilerimiz ve eyalet yöneticilerimiz, kendi üzerlerine düşeni
Achern DİTİB’den
öğretmenlere ziyaret
en güzel şekilde yapmaya çalışırlarsa,
daha güzel günlere ulaşırız.” dedi.
Kadınlara ve gençlere yönetimlerde
daha fazla görev verilmesi gerektiğinin altını çizen Aşıkoğlu, “Geleceğimiz
olan gençlerimize daha iyi şekilde sahip çıkalım. Onların eğitimleri ile yakından ilgilenip, gençlerimizi aramıza
alalım ve onlara görev verelim. Onların
ve hanımlarımızın enerjisinden yararlanalım.” dedi.
Aşıkoğlu, gençlerin ve çocukların daha
bilgili, daha iyi yetişmeleri için seminerler ve konferanslar düzenleneceğini
belirterek çocukların daha kolay öğrenmeleri için iki dilli “Elif-Ba” hazırlandığının müjdesini verdi.
Drunen Kültür Merkezi
hizmete açıldı
K
arlsruhe Din Hizmetleri Ataşeliği bölgesinde faaliyetlerini sürdüren Achern DİTİB Yunus Emre Camii Yönetim
Kurulu üyeleri ve Din Görevlisi Sebahattin Cengiz, 24 Kasım
Öğretmenler Günü dolayısıyla Achern-Grundund Werkrealschule GWRS’yi ziyaret ettiler. Çocukların eğitim ve öğretiminde, millî ve manevi yönden yetişmelerinde emek sarf
eden İslam Din Dersi Öğretmeni Reyhan Kesimoğlu, Türkçe
Öğretmeni Tülay Karabulut ve okul öğretmenlerini ziyaret
ederek öğretmenler adına, Müdür Edgar Gleis’e günün anısına çiçek takdim edip görevlerinde başarılar dilediler. Müdür
Gleis ve öğretmenler, ziyaretten duydukları memnuniyetlerini dile getirerek yönetim kurulu üyelerine teşekkür ettiler.
HDV Drunen Hacı Bayram Camii Yönetim Kurulu, camiye
bitişik binayı satın alıp Kültür Merkezine dönüştürerek törenle hizmete açtı. Törene, Rotterdam Din Hizmetleri Ataşesi Dr. Mehmet Malkoç, Heusden Belediye Başkanı Jan
Hamming, Drunen çevresindeki HDV cami yöneticileri,
din görevlileri ve vatandaşlar katıldı.
Belediye Başkanı Jan Hamming ve Din Hizmetleri Ataşesi
Dr. Mehmet Malkoç, açılışta birer konuşma yaparak kültür merkezinin hayırlı olmasını dilediler. Kültür merkezinin açılışı dolayısıyla iki gün süreyle kermes düzenlendi.
Hollandalıların da büyük ilgi gösterdiği kermes boyunca,
katılımcılara Türk mutfağından yemekler sunuldu.
37
SAYI:289
OCAK2015
HABER BÜLTENİ
GURBETTEN
Hollanda Başbakanı’ndan HDV
Rotterdam Kocatepe Camii’ne ziyaret
H
ollanda Başbakanı Mark Rutte, HDV Rotterdam
Kocatepe Camii’ni ziyaret etti. Ziyarette Başbakan,
HDV Kocatepe Camii Yönetim Kurulu ve din görevlisi
tarafından karşılandı. Camide yapılan faaliyetler hakkında Yönetim Kurulu ve din görevlisinden bilgi alan
Hollanda Başbakanı Mark Rutte, caminin ibadet mahallini de ziyaret ederek din görevlisinden Kur’an-ı Kerim
dinledi. Başbakana ziyarette HDV Rotterdam Kocatepe
Yönetim Kurulu tarafından, Hollandaca Kur’an-ı Kerim
Meali hediye edildi.
Eyalet Kadın Birliği 12’inci
Bölge Koordinatör seçimi yapıldı
D
İTİB Eyalet Kadın Birliği, 12’inci bölge kadın koordinatör başkanını seçti. Ravensburg’da yapılan toplantıya, camilerin kadınlar kolu başkanları ve yönetim kurulu
üyeleri ile Eyalet Kadın Birliğinden gözlemci olarak Nuray
Albayrak ve Züleyha Schuhmacher katıldı. Okunan faaliyet raporunun ardından toplantıyı yöneten Eyalet Kadın
Birliği Başkanı Ayşe Harbi, bugüne kadar yapılan hizmetlerde emeği geçenlere teşekkür etti. Faaliyet raporunun
okunmasından sonra seçime geçildi. Yapılan seçim sonucunda, 12. Bölge Kadınlar Kolu Başkanlığına, Ravensburg
Camii’nden Hatice Baş seçilirken; Başkan Yardımcılığına
da Leutkirch Camii Derneğinden Hatice Kaplan getirildi.
Seçimin ardından Eyalet Kadın Birliği Başkanı Ayşe Harbi, önceki Başkan Nuray Albayrak ve yeni seçilen Hatice
Baş’a birer çiçek takdim etti. Ravensburg Camii Kadınlar
Kolunun hazırlayıp sunduğu ikramlarla toplantı sona erdi.
Rotterdam Bölgesi HDV Gençlik Kolları Tilburg’ta buluştu
HDV Gençlik Kolları Brabant Bölgesi şubeleri, her ayın son
haftasında düzenlenen “Biz Geldik”, başlıklı gençlik buluşmalarının 5’incisi Tilburg Süleymaniye Camii’nde gerçekleştirildi. Rotterdam Din Hizmetleri Ataşesi Dr. Mehmet
Malkoç’un konuşmacı olarak katıldığı programa, Brabant ve
Limburg bölgeleri gençlik kolları ile din görevlileri katıldı.
“İslam Kardeşliği” konulu gençlik kolları buluşmasının açılış
konuşması, HDV Tilburg Süleymaniye Camii Din Görevlisi
Hüseyin Durmuş tarafından yapıldı. Din Hizmetleri Ataşesi
Malkoç, yaptığı konuşmada kardeşlikten bahsetti. Üç türlü
kardeşliğin olduğunu belirten Malkoç, bunların en önemlisinin din kardeşliği olduğunu vurgulayarak konuşmasını,
‘birlikten kuvvet doğar’ konulu bir animasyonla tamamladı.
Soru-cevap şeklinde devam eden program, “Tilburg Süleymaniye Camii Tasavvuf Musiki Topluluğu”nun verdiği konserin ardından sunulan ikramla sona erdi.
OCAK2015
SAYI:289
38
HABER BÜLTENİ
GURBETTEN
HDV’ndan Ebola Gıro555
Kampanyasına 10.000
Euro bağış
H
ollanda Başbakanı Mark Rutte’nin de yardım davetiyle oluşturulan Ebola ile mücadele kampanyasına, Hollanda Diyanet Vakfı da 10.000 Euro bağışta
bulunarak destek verdi. Destekle ilgili olarak HDV’den
yapılan açıklamada: “Bir insanı yaşatmanın tüm insanlığı yaşatmak olduğuna olan inançla toplum ve insanlık
hayrına olan her şeyi, inancın bir parçası bilerek kampanyaya destek olmayı, yanında durmayı bir görev kabul ediyoruz.” denildi. Ayrıca, 28 Kasım 2014 Cuma
günü Hollanda Diyanet Vakfı şube camilerinde okunan
hutbe ve vaazlarda da tüm Müslümanların bu kampanyaya katılmaları için çağrıda bulundu.
DOKTOR OLDULAR
Furat Akdemir
Zehra Gözütok
Tamdoğan
1968 yılında Bitlis’te doğdu. 1986’da Bitlis İmam-Hatip Lisesinden, 1993’de Ankara Üniversitesi
İlahiyat Fakültesinden mezun oldu. 1987 yılında Keskin-Karaağaç’ta imam-hatip olarak göreve
başladı. Başbakanlık Yabancı Diller Bölümünde Arapça kursuna katıldı. 16.06.2000 tarihinde
Ankara Üniversitesi Sosyal Bilimler Fakültesi Temel İslam Bilimleri Kelâm Anabilim Dalı’nda,
“İbn Kemâl’in Hayatı, Eserleri ve Yaratma Anlayışı”, (Risâle fî Beyânı Ma’na’l-Ca’l ve’l-Mec’ul)
adlı yazma eserinin tahkik tercümesi adlı teziyle yüksek lisansını tamamladı. Diyanet İşleri Başkanlığının çeşitli kademelerinde görev yapan Akdemir, Kanada-Toronto ve Almanya’nın Leverkusen, İngolstadt şehirlerinde din görevlisi olarak bulundu. 23.10.2014 tarihinde, “Fetânet Sıfatı Bağlamında Hz. Peygamber’in Örnekliği Meselesi” adlı tezi ile doktorasını tamamladı. Hâlen
Ankara-Bala İlçe Müftülüğünde vaiz olarak görev yapan Akdemir, evli ve iki çocuk babası olup,
Arapça, Almanca ve İngilizce bilmektedir.
Tamdoğan, aslen Erzurumlu olup 1977 yılında Kilis’te doğdu. Liseyi Gölcük İmam-Hatip Lisesinde tamamladı. 2000 yılında Uludağ Üniversitesi İlahiyat Fakültesinden mezun oldu. 20052008 yılları arasında İSMEK kurslarında Arapça öğretmenliği; 2008-2011 yılları arasında Edirne İl Vaizliği görevinde bulundu. 2008 yılında Marmara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü
İslam Tarihi Bölümünde, “Ziya Paşa’nın Endülüs Tarihi” adlı teziyle yüksek lisansını tamamladı.
Eylül 2014’te ise aynı enstitü ve bölümde, “Merînîler Dönemi (1196-1465) Sosyo-Kültürel ve
İktisadî Hayat” adlı teziyle doktor oldu. Hâlen İstanbul-Bahçelievler İlçe Vaizliği görevini sürdüren olan Tamdoğan, Arapça ve İngilizce bilmektedir.
39
SAYI:289
OCAK2015
HABER BÜLTENİ
ATAMALAR
Yunus Yüksel
Cahit Küçükyıldız
1976 yılında Afyon’un Emirdağ ilçesinde doğdu. İmam-Hatip Lisesini Emirdağ’da bitirdi. 1994
yılında Kastamonu’ya imam-hatip olarak atandı. 2001 yılında Süleyman Demirel Üniversitesi
İlahiyat Fakültesi’nden mezun oldu.2005 yılında Kayseri İhtisas Eğitim Merkezinde öğrenimini tamamladı. Eskişehir’in Alpu İlçesinde vaiz iken, Siirt-Pervari İlçesine müftü olarak atandı
ve 2005 ile 2007 yılları arasında görev yaptı. 2007-2012 yılları arasında Almanya’nın Krefeld
şehrinde din görevlisi olarak çalıştı. 2012-2014 yılları arasında Isparta-Aksu İlçe Müftüsü olarak görev yaptı. B Seviyesinde Almanca bilmekte olan Yunus Yüksel, 01 Kasım 2014 tarihinde
Almanya-Münster Din Hizmetleri Ataşeliği görevine atandı. Cumhuriyet Üniversitesi Hadis Anabilim Dalında Yüksek Lisans yapmakta olan Yunus Yüksel evli ve 4 çocuk babasıdır.
1972 yılında Erzurum-Tortum İlçesi Vişneli Köyü’nde doğdu. İlkokulu köyde okuduktan sonra
hafızlığını ikmal etti. 1994 yılında Erzurum İmam-Hatip Lisesinden mezun oldu. 1997 yılında
Erzurum-Hınıs İlçesi Ortaköy’de imam-hatip olarak göreve başladı. Aynı yıl Erzurum merkez
Kadana Camii’ne müezzin olarak atandı. 2000 yılında Atatürk Üniversitesi İlahiyat Fakültesinden mezun oldu. 2003 yılında Diyanet İşleri Başkanlığı Ömer Nasuhi Bilmen Eğitim Merkezi
İhtisas Kursunu bitirerek Diyarbakır-Kulp İlçesine vaiz olarak atandı. 24.10.2004 tarihinde de
Bayburt-Demirözü İlçesine Müftü olarak tayin edildi. 2006-2011 yılları arasında Almanya-Köln
Başkonsolosluğu Din Hizmetleri Ataşeliğine bağlı Kerpen Emir Sultan Camiinde 5 yıl din görevlisi olarak çalıştıktan sonra, 27.12.2011 tarihinde Erzurum-Pazaryolu İlçe Müftülüğüne atandı.
Atatürk Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Din Eğitimi Anabilin Dalında Yüksek Lisans yapmaktadır. 01.11.2014 tarihinde Hamburg Din Hizmetleri Ataşesi olarak atanan Küçükyıldız, evli
ve üç çocuk babası olup, iyi derecede Almanca ve Arapça bilmektedir.
VEFAT EDENLER
Talip
Uluşan
1938 yılı Ankara-Sincan
Yenikent Yenikayı Köyü’nde
doğdu. İlkokulu
ve Kur’an kursunu köyünde bitirdikten sonra, liseyi Ankara’da tamamladı.
Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesinden 1974’te mezun olmasının ardından
imamlık ve ilçe vaizliği görevlerinde
bulundu. Arapça ve İslami yüksek ihtisasını, İstanbul Haseki İhtisas Merkezinde yaparak 1978-1984 yılları
arasında Din İşleri Yüksek Kurulu uzmanlığı görevinde bulundu. Almanya
ve Fransa’da din görevlisi olarak görev
yaptı. Uzun yıllar Ankara Merkez Vaizliği yaptıktan sonra 1998’de emekli
oldu. Mesleki hayatı yanında edebiyatla ilgilenmiş çok sayıda şiir ve yazısı
başta Diyanet Dergileri olmak üzere
birçok dergi ve gazetede yayınlandı.
02.12.2014 tarihinde Ankara’da vefat
eden Uluşan’ın 30’un üzerinde kitabı
yayınlandı.
OCAK2015
SAYI:289
Hafız
Saffan
Çakıroğlu
Bir süredir tedavi gören Şeyhul Kurra Hafız
Saffan Çakıroğlu Hoca efendi, Ankara’da vefat etti.
1940 yılında Trabzon çaykara ilçesinde doğan Çakıroğlu, 7 yaşında
başladığı hafızlığını, 9 yaşında kıraat
ustası Âşık Kutlu Hoca Efendiden
bitirerek talim ve tashih-i huruf
dersleri aldı. Hafız Yusuf Bilgin Hoca
Efendiden aşere ilmini okudu. Yusuf
Metin Öncel
İmam-Hatip / Ilgaz-Çankırı
N. Sabit Noğman
İmam-Hatip / Körfez-Kocaeli
Veysel Yalçınkaya
İmam-Hatip / İzmit-Kocaeli
İbrahim Uzun
İmam-Hatip / İnebolu-Kastamonu
Mehmet Özdemir
İmam-Hatip / Gölcük-Kocaeli
40
Bilgin ve Hacı Hüseyin Hoca Efendiden Arapça okuyan Saffan Hoca
ilk göreve, 1965 yılında Ankara’da
Kur’an kursu öğreticisi olarak başladı. Ankara’nın çeşitli camilerinde
görev yapan Çakıroğlu, 19 yıl Hacı
Bayram Camii’nde görev yaptı. 2002
yılında emekli olmasına rağmen,
1988 yılından bugüne kadar Ankara
Aşere Takrib Tayyibe Kursunda talebe yetiştirdi. Çakıroğlu’nun cenaze
namazı, 25.12.2014 Perşembe günü
öğle namazını müteakip görev yaptığı Hacı Bayram Camii’nde kılınıp,
Ankara-Karşıyaka mezarlığında defnedildi.
Vefat eden görevlilerimize
Allah (c.c.)’tan rahmet,
ailelerine, yakınlarına ve
Diyanet camiasına
başsağlığı dileriz.
Download

haberbülteni - Diyanet İşleri Başkanlığı