TARIM TARİHİ VE DEONTOLOJİSİ
ADNAN MENDERES ÜNİVERSİTESİ
ZİRAAT FAKÜLTESİ
TARIMSAL BİYOTEKNOLOJİ BÖLÜMÜ
Hüseyin UYSAL
(Yrd. Doç. Dr.)
12. DERS
-TARIMSAL BİYOTEKNOLOJİDE ETİK VE
MEVZUATLAR
TARIMSAL BİYOTEKNOLOJİDE ETİK VE MEVZUATLAR
Hiç kuşkusuz son yıllarda tarımsal alandaki en büyük gelişme 20.
yüzyılın son yarısında ortaya çıkan ve klasik bitki ıslahının
görevlerini üstlenmeye başlayan biyoteknoloji bilimidir. Klasik bitki
ıslahı bundan sonra da doğal olarak kullanılacak olmakla birlikte
dünya nüfusunun giderek artması ve tarım alanlarının giderek
azalması daha etkin ıslah programlarının yapılabilmesi için bilim
insanlarını biyoteknolojik yöntemlere yönelmişlerdir.
Biyoteknoloji, bitki ıslahında arzu edilen gen kombinasyonları için
yepyeni bir çığır açmış; tür cins takım ve sınıfların yanında başka
alemlerden veya canlılardan da gen transferlerini mümkün
kılmıştır.
2
20. ve 21. Yüzyıl
Biyoloji ile ilgili tüm bilim
dalları
Tarımsal ürün gereksiniminin karşılanması
Tarımsal alanlar
azalıyor
Klasik bitki ıslahı
yöntemleri
İnsanoğlu
Yeterli mi?
Bitki Biyoteknolojisi
Gen Transferi
3
Özel şirketler biyoteknoloji alanındaki Ar-Ge çalışmalarına 80’li
yıllardan itibaren çok ciddi yatırımlar yapmış ve bu yatırımlarını
her yıl ciddi oranda arttırmıştır. Buna karşılık kamu sektörü daha
düşük yatırımlar yapmış ve bu yatırımlarını yıllar itibari ile fazla
arttırmamıştır.
Geçen bu süreç zarfında bu alanda firmalar güç birleştirmeleri
yapmışlar ve ticari bulguların kopyalanması sorun oluşturmaya
başlamış bundan dolayı da yeni fikri gelişmelerin yasal olarak
korunması zorunluluğu ortaya çıkmıştır.
4
Bu amaçla;
- Dünya Ticaret Örgütü (World Trade Organization: WTO),
- Uluslararası Yeni Çeşitleri Koruma Birliği (International Union
for the Protection of New Varieties: UPOV),
- Dünya Fikri Mülkiyet Hakları Organizasyonu (The World
Intellectual Property Organization: WIPO),
- Ticari Mülkiyet Hakları (Trade Related Intellectual Property
Right: TRIPS)
Gibi uluslararası örgütler oluşturulmuştur. Bu alandaki mülkiyet
haklarının korunması bu örgütlerin ana uğraş alanı olmuştur.
5
• Biyoetik: Transgenik ürünlerin farklı ülkelerde farklı kanunlara tabi
olması ve patentleme işlemlerinin her ülke veya toplumda farklı
şekilde uygulanması bu kavramın ortaya çıkmasına sebebiyet
vermiştir.
• Biyoteknolojide ahlakın en çarpıcı biçimde öne çıkacağı başka bir
kavram da biyokorsanlıktır. Sahibi olan şahıs, şirket veya ülkenin
bilgisi dışında yasal boşluklardan yararlanarak biyolojik materyalin
herhangi bir şekilde tescil veya patenti yoluyla ticari avantaj
sağlamak biyokorsanlıktır ve bilim dünyasında bu durum çok ciddi
bir sorun olarak önemini korumaktadır.
6
Başka sorunlarda mevcuttur:
Biyoteknolojideki gelişmelerin tarlaya aktarılması:
Organik tarım uygulamalarının olması veya bir türün yabani
formlarının varlığı durumlarında, özellikle yabancı döllenen
transgenik çeşitlerde “gen kirliliği” kavramı öne çıkmıştır.
2000 yılında Kanada dan ihraç edilen kolza tohumlarında düşük
oranda da olsa transgenik bitkilerin ekili olduğu tarlalardan gelen
genlerle bulaşmış olması; olayın ticari, hukuki, biyolojik ve ahlaki
sorunlar yumağının ilk örneklerini oluşturmakta ve “Biyogüvenlik
Antlaşmasının” önemini vurgulamaktadır
BİYOGÜVENLİK ANTLAŞMASI: Kanada’nın Montreal
kentinde son şekli verilmiş ve Nairobi (Kenya)‘de Mayıs
2000’ de 64 ülke tarafından imzalanmıştır
7
Ülkemizde ise 11 Ağustos 2003 tarihli resmi gazetede yayınlanan 17
Haziran 2003 tarih ve 4896 no’lu Biyolojik Çeşitlilik Sözleşmesi
Biyogüvenlik Cartegena Protokolü biyoteknolojik çalışmalar ve
geliştirilen ürünlerle ilgili mevzuatların ülkemizde yönlendirilmesi
amacıyla geliştirilerek yasalaşmıştır.
Bu kanunun amacı, insan sağlığı üzerindeki riskler göz önünde
bulundurularak ve özellikle sınır ötesi hareketler üzerinde
odaklanarak, biyolojik çeşitliliğin korunması ve sürdürülebilir
kullanımı üzerinde olumsuz etkilere sahip olabilecek ve modern
biyoteknoloji kullanılarak elde edilmiş olan değiştirilmiş canlı
organizmaların güvenli nakli, muamelesi ve kullanımı alanında
yeterli bir koruma düzeyinin sağlanmasına katkıda bulunmaktır.
8
FİKRİ MÜLKiYET HAKLARI:
Fikri eserlerin korunmasına yönelik haklar; buluş sahiplerinin veya
yeni bir bilgi üretenlerin, haklarının korunması veya
ödüllendirilmesine yönelik olarak çıkarılan kanunlar dizisi olarak
tanımlanabilir.
Bilgi; tüketilen maddelerden farklı olarak çok sayıda kişi tarafından
her hangi bir kısıtlama olmaksızın rahatlıkla paylaşıldığından, fikri
eserlerin korunması için girişimler zaman içinde giderek artmış ve
büyük ilgi görmüştür.
Fikri mülkiyet, yaratıcı çalışmaların ekonomik olarak korunmasını
sağlayan geniş kapsamlı bir terimdir. Fikri mülkiyet hakları genellikle
her ülkede ulusal yasalarla düzenlenmektedir. Bu yasaların amacı,
buluşu yapan kişinin belirli bir sürede kişisel olarak istismar
edilmesini önlemek, yaratıcılığı teşvik etmektir.
9
Genetiği Değiştirilmiş Organizmalarla İlgili Avrupa Birliğinde Yapılan
Temel Yasal Düzenlemelerin Tarihsel Sıralaması
10
11
Biyoteknoloji ve Fikri Mülkiyet Hakları – Patent Sistemi:
Mevcut patent ve benzeri
uygulanmaktadır. Bunlar:
sistemler
değişik
şekillerde
1. Patent Sistemi: Buluşlara, araştırma ve ticari tipte patent
verilmesidir. Böylece genetik materyal de artık lisans almış ve koruma
altına alınmaya başlanmıştır.
2. Materyal Transfer Anlaşmaları: Bu tip anlaşmalar genelde CGIAR
(Uluslararası Tarımsal Araştırmalar Danışma Grubu) ‘ ın ilgi alanına
giren araştırma kuruluşları veya gen merkezleri ile tohum ıslah
firmaları arasında güvene dayalı depolama, araştırma ve ticaret
yönelik birçok maddeyi içeren sözleşmeler olarak tanımlanır.
3. Çuval-etiket sistemi: tanımı yapılmış bir genetik materyalin
bulunduğu çuval-paket ve bunların etiketlerinde belirtilen içeriğin,
korunma altın alınmış bir genetik materyal olduğunun belirtilmesi
şeklinde olması, dolaylı bir yasal koruma biçimidir.
12
4. Teknoloji kullanma anlaşması: Bir firmanın ürettiği bir teknolojinin,
bölgede hakim olan başka bir firma tarafından kullanılabilmesi için
yapılan anlaşma şeklidir. Örneğin, A firmasının tuza dayanıklı bir
çeşidinin, B firmasının hakim olduğu bölgede, yine B firmasınca
üretiminin yapılması için böyle bir anlaşmanın varlığı gerekir. Bu tip
korumalarda genelde, yeni bir çeşit geliştirilemeyeceği
doğrultusundaki maddeler sözleşmeye konmaktadır.
5. Ticari gizlilik: Firmalar arası özellikle yasal olmayan eleman
değişimi sırasında genetik materyal transferleri de olabilmektedir.
Parmak izi gibi biyoteknolojik yöntemlerle, yasal olmayan bu tür
teknoloji kaçırmaları ispatlanabilmektedir. Böylece ticari gizliliğin
kontrolü mümkün olabilmektedir
13
Fikri mülkiyet haklarının en önemlisi patent hakkı olup, bu
korunmanın sağlanabilmesi için aşağıdaki koşullar gereklidir:
1. Patentlenebilirlik: Buluşların uluslararası korunmasını
sağlayan antlaşma çerçevesinde, patentlerin bütün
teknoloji alanındaki buluşlara uygulanabileceği; buluşların
çevre, hayvan, insan ve bitki sağlığını olumsuz yönde
etkilememesi ve ahlaki olması gerektiği belirtilmektedir.
Ayrıca, “mikroorganizmalar dışındaki bitki ve hayvanların,
biyolojik olmayan veya mikrobiyolojik süreçler dışındaki
bitki ve hayvanların elde edilmesinde kullanılacak biyolojik
işlemlerin” patent dışında tutulması ise antlaşmayı
onaylayan devletlerin inisiyatifine bırakılmıştır. Yani
antlaşmayı imzalayan devletler isterlerse, bitki çeşitlerinin
korunmasını, ya patent, ya da çeşit tescili veya kombine bir
sistemle yapabileceklerdir.
14
2. Buluş olması: Bir biyoteknolojik yeniliğin patentlenebilmesi,
bu yeniliğin bir buluş olmasına bağlıdır
3. Yenilik olması: Yenilik, bir buluşun pazara sunulması
durumunda onun daha önceden icat edilmemiş olması
demektir. Bir biyoteknolojik yeniliğin patentlenebilmesi, bu
yeniliğin bir buluş olmasına bağlıdır
4. Endüstriyel Uygulanabilirlik: Patentlenebilmenin önemli bir
koşulu da bir buluşun endüstriyel uygulanabilirliğinin
olması, ürünlerin veya sonuçların bir işlemle elde
edilebilmesidir. Tarımsal patentlerde de bunların dikkate
alınması gerekir.
15
Biyoteknoloji ve Fikri Mülkiyet Hakları: Islahçı Hakları
Araştırma sonucu elde edilen buluşların patentleme yoluyla
koruma altına alınması önceleri her ülkenin kendi iç hukuki
düzenlemesi iken bugün tüm ülkelerin katıldığı uluslar arası
anlaşmalara konu olmaktadır.
Bu gün ıslahçı haklarının korunması amacıyla oluşturulan
patent sistemi sayesinde ıslahçı geliştirmiş olduğu çeşidi
patentletebilmekte
ve
bu
sayede
ıslahçı
hakları
korunabilmektedir.
Islahçı doğal olarak gelişmiş bir çeşit dışında yapmış olduğu
ıslah
çalışmaları
sonucu
elde
ettiği
bir
çeşidi
patentletebilmektedir.
16
Bunun için patentletilecek ürünün bazı özellikleri taşıması
gerekmektedir. Çeşit olarak tescil edilecek genotipin;
- Yaygın olarak bilinen diğer bir çeşitten açıkca farklılık
göstermesi
- Yeterince homojeniteye sahip olması
- Üretimin herhangi bir aşamasında ilgili özellikleri yönünden
değişmenin olmaması
Gerekmektedir.
17
Çeşidi ıslah eden kişi yada kurumlara tanınan haklar ise;
- Çeşidini satmayı,
- Bu çeşidi başkasına satabilme yetkisi vermeyi
- Çeşidin üretim materyalini satmayı
- Bunları başkalarının satabilmeleri için yetki vermeyi
- Çeşidini satabilmek için
üretmesine yetki vermeyi
üretmeye
ve
başkalarının
Kapsar.
Bitki ıslahçı haklarının geçerlilik süresi türe göre değişmektedir.
Ülkemizde transgenik ürünler için henüz daha ticari üretim
amaçlı tescil ve üretim izni verilmemektedir.
Ancak bu çeşitlerin alan denemeleri için izin verilebilmektedir.
18
Terminatör Teknolojisi
Bu teknoloji GD ürünleri
pazarlayan
şirketlerin
çiftçilerin yetiştirmiş olduğu
üründen elde etmiş olduğu
tohumu
bir
sonraki
sezonda tohumluk olarak
kullanmalarını engellemek
amacıyla
geliştirmiş
oldukları bir sistemdir.
19
Bu teknoloji ribozomu inaktive eden protein genin üzerine
odaklanır. Ribozom inaktive edici RIP, ribozomal RNA
moleküllerinden birini iki parçaya keserek protein sentezini
bloke eder. Böylece bu proteini barındıran hücre kolayca
ölmektedir. RIP geni sadece embriyo gelişim sürecinde aktif
olan bir promotorün kontrolü altındadır. Bu nedenle bitkilerin
gelişimi normaldir ancak embriyo tohum gelişmeden önce
öleceğinden tohumlar yeni bir bitki meydana getiremezler.
Eklenen bu gen sayesinde tohum ilk yıl ürün veriyor ancak
ikinci yıl tohumluk olarak kullanılamıyor. Bu durum bitkinin
intiharı olarak nitelendiriliyor. Netice itibari ile üretici her yıl
tohum almak zorunda kalıyor ve bir nevi tohumluk üreten
şirkete bağımlı konuma geliyor.
Bu durumu hem çeşidi geliştiren şirket veya ıslahçı açısından
hem de çiftçiler açısından değerlendirmek gerekmektedir.
20
SONUÇ:
Patent hakkı ile bitki çeşitlerinin korunmasına bir alternatif
olarak, bitki çeşitlerinin korunmasına ait uluslar arası sözleşmeye
göre oluşturulan bitki ıslahçı hakları yasalarıyla koruma
sağlanabilir.
Hızlı bir başlangıçla topluma mal olan bitkisel biyoteknolojinin
teknik ve biyolojik sorunlarının tümüyle bir anda çözüm bulması
mümkün değildir. Gıda üretiminde bir araç olan biyoteknolojinin;
başından sonuna, araştırıcısından üreticisine kadar, yeniliğin
neden olduğu bir seri oturmamışlığın kötüye kullanım olasılığı
vardır. İşte biyoteknoloji ahlakı, bu gibi boşlukların kötüye
kullanımının engellenmesi şeklinde özetlenebilir.
21
Kaynaklar:
1. Bitki Biyoteknolojisi (Genetik Mühendisliği ve Uygulamaları)
Sebahattin Özcan, Ekrem Gürel, Mehmet Babaoğlu. Selçuk
Üniversitesi Vakfı Yayınları.
2. Biyogüvenlik ve Biyoteknoloji. Şeminur Topal, 2006, İstanbul.
22
Download

Biyoteknoloji ve Fikri Mülkiyet Hakları