Acı Kayısı Çekirdeği (Amigdalin-Laetrile)
Laetrile terimi 2 kelimeden (laevorotatory and mandelonitrile) gelmekte olup, amigdalinin
saflaştırılmış kimyasal formu olarak tanımlanmaktadır. Amigdalin şeker içeren ve siyanür
üreten bir bitki bileşiğidir (siyanojenik glikozit) (1).Amigladin birçok meyvenin çekirdeğinde
ve çiğ fındıkta bulunmaktadır. Aynı zamanda kuru fasulye, yonca, sorgum gibi diğer
bitkilerde de bulunmaktadır.
Genellikle Laetrile ve amygdalinin birbirinin yerine kullanılmaktadır ancak aynı ürün
değildirler . Amerika Birleşik Devletleri’ndeki patentli Laetrile’in kimyasal bileşimi
Meksika'da üretilen Laetrile / amigdalin’den farklıdır. Meksika'da yapılan Laetrile / amigdalin
ezilmiş kayısı çekirdeğinden üretilirken patentli Laetrile, amygdalin’in kısmen sentetik
(insan-yapımı) formudur (1).
Bazı insanlar bir vitamin olmamasına rağmen, Laetrile i vitamin B17 olarak
adlandırmaktadırlar.
Ayrıca başka isimleri vardır

Mandelonitrile beta D gentiobioside

Mandelonitrile beta glucuronide

Mandelonitrile beta glucuronide

Laevorotatory

Purasin

Amygdalina

Nitriloside (2)
Amigdalin ilk kez 1830 yılında izole edilmiştir ve Rusya'da bir anti-kanser madde olarak
1845 yılına kadar kullanılmıştır. Amerika Birleşik Devletleri’nde kanserde tedavi amaçlı
olarak kullanılması 1920'lerde olmuştur. Amigdalinin ilk hap formunun çok toksik olduğu
bulunmuş ve bu bileşik ile yapılan çalışmalar durdurulmuştur. ABD’de 1950'lerde,
amigdalinin toksik olmayan, kısmen sentetik formu yapılmış ve Laetrile adı ile patent
alınmıştır (1).
Laetrile’in olası etki mekanizması çeşitli şekillerle açıklanmaktadır. Laetrile savunucuları
kanser hücrelerinin belirli bir enzimi daha çok içerdiğini ve bunun laetrile molekülünü
bölerek içindeki siyanürü ortaya çıkardığını ileri sürmektedirler. Daha sonra kanser hücresinin
siyanür zehirlenmesinden yok olması beklenmektedir. Normal hücrelerde bu enzim kanser
hücrelerindeki olduğu kadar yoktur. Bunun yerine Laetrile’i zararsız hale getiren bir enzim
içermektedirler. Bu nedenle normal hücrelerin etkilenmediği ileri sürülmüştür.
Diğer popüler olan bir teori ise kanserin gerçekten vitamin eksikliği ile ilişkili olduğu ve bu
eksik vitaminin ‘vitamin B17’ olduğudur. Laetrile; vitaminin kabul edilen spesifik tanımına
uymamaktadır. Bu nedenle sağlık için uygun olduğu kanıtlanmamıştır (3).
İki laboratuvar çalışmasında, glukosidaz olarak adlandırılan belirli bir enzim ile birlikte
verildiğinde amigladin anti kanser aktivite göstermiştir.Enzimler laboratuvarda üretilen kanser
hücrelerini öldüren siyanürün açığa çıkmasını sağlamıştır. Fakat vücuttaki siyanür, sağlıklı
hücrelere zarar vermektedir. Bu kanser araştırmalarının ana sorundur. Araştırmacılar, normal
hücreler ve kanser hücreleri arasındaki ince farklara yönelik bazı tedaviler geliştirmişlerdir.
Bu tedaviler hedefe yönelik tedaviler olarak adlandırılmaktadır. Ancak bunun laetrile ile
mümkün olduğuna dair herhangi bir kanıt yoktur.
Başka bir çalışmada amigdalinin kanser hücreleri radyasyon daha duyarlı hale getirdiğini ileri
sürmektedir. Tümör merkezindeki kanser hücreleri, tümörlerin dışına yakın hücrelere göre
daha az oksijene sahiptir. Oksijen eksikliği merkezde olan hücreleri radyoterapiye daha
dirençli hale getirmektedir. Bir çalışmada laboratuvar kabında amigdalinin hücrelere daha
fazla oksijen alınmasına yol açtığı görülmüştür. Bu araştırma 1978 yılında rapor edilmiştir ve
başka herhangi bir çalışma tarafından desteklenmemiştir.
1970'lerin sonu ve 1980'lerin başında Ulusal Kanser Ajansı tarafından iki çalışma
yayımlanmıştır.
1982 yılındayapılan ikinci çalışma da Laetrile’in 175 hasta üzerinde kanser tümörlerini
küçültüp küçültmediği araştırılmıştır. Bu hastalardan sadece 1 kişide laetrile için belirgin
yanıt oluşmuş ve bu da sadece 10 hafta sürmüştür. Çalışmadan yedi ay sonra bütün hastaların
kanserleri büyümeye devam etmiştir. Laetrile kullanılarak herhangi bir randomize kontrollü
klinik çalışma yapılmamıştır.
Cochrane Kütüphanesi 2011 yılında kanser tedavisi Laetrile ile ilgili sistematik bir inceleme
yayınlamıştır. Laetrile’nin iddia edilen yararlarının kontrollü klinik denemeler tarafından
destelenmediğini belirtmiştir. Ayrıca laetrile veya amigdalinin özellikle oral olarak aldıktan
sonra siyanür zehirlenmesi gibi ciddi yan etkillerinin bulunduğunu göstermiştir (2).
Laetrile tedavisinin yan etkileri siyanür zehirlenmesinin belirtilerine benzemektedir. Bu
belirtiler; Bulantı ve kusma, baş ağrısı, baş dönmesi, karaciğer hasarı, aşırı düşük kan basıncı,
sarkık üst göz kapağı, ateş, koma, ölüm, kandaki oksijen eksikliğine bağlı derinin mavi renkte
olmasıdır.
Laetrile’in yan etkilerinin verilen yola bağlı olduğu görülmektedir. Laetrile’in oral yolla
uygulanmasının enjeksiyonla uygulanmasına göre daha ciddi yan etkiler geliştirdiği
görülmektedir. Bu yan etkileri çiğ badem veya ezilmiş meyve çekirdeği yemek, kereviz,
şeftali, fasulye filizi, havuç gibi meyve ve sebzelerin belirli türlerini tüketmek ve yüksek
dozlarda C vitamini alınması ile artabilir.
Gıda ve İlaç Dairesi (FDA) tarafından Laetrile kanserde tedavi olarak kabul edilmemiştir.
Laetrile kanseri yardımcı olduğuna dair hiçbir kanıt olmamasına rağmen, insanlar bunu
sağlığı ve enerji düzeylerini geliştirdiği, detoks özelliği olduğu ve uzun yaşamaya yardımcı
olduğuna inandıkları için kullanmaktadırlar (2).
Laetrile veya amigdalin kanser ya da diğer herhangi bir hastalığı tedavi edebileceğini
iddialarını destekleyecek herhangi bilimsel kanıt yoktur ayrıca kullanımı ciddi yan etkilere
neden olabilir (2).
Kaynaklar
1) http://www.cancer.gov/cancertopics/pdq/cam/laetrile/patient/page2
2) http://www.cancerresearchuk.org/cancer-help/about-cancer/treatment/complementaryalternative/therapies/laetrile
3)http://www.cancer.org/treatment/treatmentsandsideeffects/complementaryandalternativeme
dicine/pharmacologicalandbiologicaltreatment/laetrile
Download

Acı Kayısı Çekirdeği (Amigdalin