No: 3 Aralık 2014
SDE bakış
ANAYASA MAHKEMESİ
ve SEÇİM BARAJI
Yazar Hakkında
Selçuk Üniversitesi Hukuk
Fakültesi Anayasa Hukuku
Anabilim Dalı öğretim
üyesidir. Prof. Bilir, anayasa
hukuku, siyaset bilimi ve
insan hakları alanlarında
çalışmalar yapmakta ve bu
konular üzerine yayınlanmış
çok sayıda kitap ve makalesi
bulunmaktadır.
SDE Hakkında
SDE; ortak insani değerler ekseninde;
adalet, barış, demokrasi ve özgürlük
hedefinde, medeniyet coğrafyasında
stratejik derinliğine, tarihi reelpolitik misyonuna doğru emin adımlarla
yol alan ‘Yeni Türkiye’nin düşünce
merkezidir. 3 Mart 2009’da resmi
kuruluşu gerçekleştirilen Stratejik
Düşünce ve Araştırma Vakfı (SDAV)’nın
bir kuruluşu olarak faaliyet gösteren
SDE; iç ve dış politika bağlamında
geleceğin Türkiye’sini şekillendirme
yolunda ortak aklı, bilimsel çalışmayı,
halk iradesi ve egemenliğini esas alan
bir sivil düşünce kuruluşudur.
www.sde.org.tr
Prof. Dr. Faruk BİLİR
Özet
Selçuk Üniversitesi Öğretim Üyesi
Anayasa Mahkemesi bireysel başvurularda, ihlal ya da ihlal
olmadığına ilişkin karar verebilir. İhlal kararı verilmesi hâlinde ihlalin
ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması gerekenler de
kararda belirtilecektir. Ancak mahkemenin vereceği karar hiçbir
şekilde kanunun iptali yönünde olmayacaktır. Bir hak ihlali söz konusu
olmaksızın bireysel başvuru yapılması mümkün değildir. Ortada
herhangi bir eylem ve karar olmaksızın soyut olarak bireysel başvuru
söz konusu olamaz. Anayasa Mahkemesi Kuruluş Kanununda yasama
işlemlerinin (kanunların) bireysel başvuru konusu olamayacakları
belirtilmiştir. Anayasa Mahkemesi’nin bireysel başvuru incelemesi
sırasında, gerek kanuna karşı doğrudan yapılan başvurularda gerekse
de ihlalin bizatihi kanundan kaynaklandığı durumlarda norm denetimi
yapması mümkün değildir. Kanundaki baraj hükmünü kaldırma
yetkisi TBMM’ye aittir. Seçim barajının olup olmaması, kaldırılıp
kaldırılmaması siyasetin konusudur. Anayasa Mahkemesi bu konuda
belirleyici olamaz.
Sunuş
Türkiye’de Anayasa Mahkemesi’nin kuruluşu ve mahkemenin
performansı demokrasi bakımından muhataralı bir alana işaret
etmektedir. Bu muhataralı alan, anayasa yargısının tabiatında mevcut
yargı aktivizmini aşan ve Türkiye’deki vesayet sistemini ima eden bir
alana denk gelmektedir. Bu bakımdan Anayasa Mahkemesi Başkanı
Haşim Kılıç’ın seçim barajıyla ilgili bireysel başvuru üzerine yaptığı
açıklamalar, Anayasa Mahkemesi’nin yeniden bu muhataralı alana
girme endişesini doğurmuştur. 12 Eylül 2010 referandumuyla tanınan
Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvuru hakkı üzerinden yaşanan
bu tartışma, demokrasi ve insan haklarına katkı sunması beklenen
Anayasa Mahkemesi’nin lüzumsuz bir siyasi tartışmanın içine
çekilmesi anlamına gelmektedir. Anayasa Mahkemesi’nin, Başkan
Haşim Kılıç’ın açtığı bu tartışmada, geçmişteki sınır ihlallerine yeni
bir örnek eklemeyeceği galip ihtimaldir. Değerli hukukçu Prof. Dr.
Faruk Bilir, Anayasa Mahkemesi ve Seçim Barajı adıyla yayınladığımız
raporunda bu tartışmaları anayasa hukuku sınırları içinde yetkin bir
şekilde değerlendirmektedir.
Dr. Murat Yılmaz
SDE İç Politika ve Demokratikleşme Programı Koordinatörü
No: 3 Aralık 2014
SDE bakış
BİREYSEL BAŞVURU
Yürürlüğe
giren bir kanun
aleyhine bireysel
başvuru yoluna
gidilemeyeceğini
belirtmek gerekir.
6216 sayılı kanun,
bu ihtimali açıkça
düzenlemiş
ve Anayasa
Mahkemesi’nin
böyle bir başvuru
için yetkili
olmadığını
hükme
bağlamıştır.
2
Geçtiğimiz günlerde Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç, Habertürk gazetesi yazarı Muharrem
Sarıkaya’ya yaptığı açıklamalarla
Türkiye’nin gündeminin yeniden
%10 barajına yoğunlaşmasına sebep oldu. Kılıç yaptığı açıklamada,
üç partinin seçilme haklarının ihlal
edildiği iddiasıyla yapmış olduğu
bireysel başvuruların, Bölümlerde
değil Genel Kurulda görüşüleceğini
belirtti. Kılıç muhtemel bir ihlal kararı
halinde Anayasa’da yer alan bir yıllık
sürenin Anayasa Mahkemesi’ni bağlamadığını ve Anayasa Mahkemesi
kararının derhal uygulanacağını ifade etti1.
Ülkemizde, 07.05.2010 tarih ve
5982 sayılı kanunla gerçekleştirilen Anayasa değişikliği ile Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvuru hakkı tanınmıştır. Anayasa
Mahkemesi’ne bireysel başvuru 23
Eylül 2012 tarihinde başlamıştır. Bireysel başvuru, bireyin Anayasa ile
güvence altına alınmış ve aynı zamanda Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi kapsamında yer alan haklarından herhangi birinin kamu gücü
tarafından ihlal edildiği iddiasıyla
Anayasa Mahkemesi’ne başvurma
yoludur. Bireysel başvuru hakkının
özü, ihlal iddiasına dayanmaktadır.
Bireysel başvuruyu ancak ihlale yol
açtığı ileri sürülen işlem, eylem ya
da ihmal nedeniyle güncel ve kişisel
bir hakkı doğrudan etkilenen kişiler
yapabilir. Ayrıca bireysel başvuruya
konu olabilecek işlemler, bireyler bakımından bağlayıcı ve emredici nitelikteki kamu gücü işlemleridir. Başvurunun konusu olabilecek işlemin,
bireyin temel anayasal hakkını ihlal
etmesi gerekeceğinden, bağlayıcı
nitelikte olmayan işlemler bireysel
başvuruya konu olamaz.
6216 sayılı Anayasa Mahkemesi’nin
Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun, yasama işlemleri, düzenleyici idari işlemler, Anayasa’nın
yargı denetimi dışında bıraktığı işlemler ve Anayasa Mahkemesi kararlarının bireysel başvuruya konu
olamayacaklarını hükme bağlamıştır.
Anayasa Mahkemesi bireysel başvurularda, ihlal ya da ihlal olmadığına
ilişkin karar verebilir. İhlal kararı verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının
ortadan kaldırılması için yapılması
gerekenler de kararda belirtilecektir.
Ancak mahkemenin vereceği karar
hiçbir durumda yerindelik denetimi
şeklinde olamayacak, idari eylem ve
işlem niteliğinde karar verilemeyecektir (6216 s. Kanun m.50.f.1).
Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapmak üzere dosya
ilgili mahkemeye gönderilecektir.
Yeniden yargılama yapılmasında
hukuki yarar bulunmayan hâllerde
başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya genel mahkemelerde
dava açılması yolu gösterilebilir. Ye-
ANAYASA MAHKEMESİ ve SEÇİM BARAJI
niden yargılama yapmakla yükümlü
mahkeme, Anayasa Mahkemesi’nin
ihlal kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde
karar verir. Yeniden yargılama yapan
mahkeme bu kararı mümkünse dosya üzerinden verir (Kanun m.50.f.2).
Öncelikle, yürürlüğe giren bir kanun aleyhine bireysel başvuru yoluna gidilemeyeceğini belirtmek
gerekir. 6216 sayılı kanun, bu ihtimali açıkça düzenlemiş ve Anayasa
Mahkemesi’nin böyle bir başvuru
için yetkili olmadığını hükme bağlamıştır. Nitekim Anayasa Mahkemesi
de bugüne kadar vermiş olduğu kararlarda yasama işlemleri aleyhine
yapılan başvuruları kabul edilemez
bulmuştur2.
BİREYSEL BAŞVURU VE
SOMUT NORM DENETİMİ
Anayasa Mahkemesi bireysel başvurularda, Bölümlerin ya da Genel
Kurulun bireysel başvuru incelemesi
sırasında temel hak ihlâlinin kanun
veya kanun hükmünde kararname
hükmünden kaynaklandığı kanaatine varmaları halinde, somut norm
denetimi sürecini işletebilir mi? Bu
soruya cevap verirken öncelikle
6216 sayılı kanunun hazırlık çalışmalarına bakmak gerekir3. Kanun tasarısının 49. maddesinin 6. fıkrasında
“Bölümler, bireysel başvuru incelemesi sırasında temel hak ihlâlinin
kanun veya kanun hükmünde kararname hükmünden kaynaklandığı ka-
naatine varırlarsa iptali istemiyle Genel Kurula başvururlar” hükmü yer
alırken, bu düzenleme Anayasa Alt
Komisyonu’nda iktidar ve muhalefet
partilerinin oybirliğiyle tasarı metninden çıkarılmıştır. Söz konusu hüküm,
Genel Kurul’da da tekrar gündeme
getirilmediğinden yasada yer almamıştır. Alt Komisyon’da tasarının ilgili
hükmüyle ilgili, Anayasa’ya aykırı bir
şekilde yeni bir iptal davası açma
imkânı yaratıldığı itirazı ileri sürülmüştür. İtirazda bulunan komisyon
üyelerine göre, Anayasa Mahkemesi hem hâkim hem savcı durumuna
düşürülmemelidir. Komisyon üyesi
Ayhan Sefer Üstün, Bölümlerde görev yapan üyelerin Genel Kurula da
katılacaklarını, bunun sakıncalı olacağını, yasama organının kanundan
kaynaklanan ihlallerde hassasiyet
göstererek, yeni düzenleme yapması gerektiğini söylemiştir.
Bu madde ile ilgili olarak Muhalefet
partisi milletvekillerinin itirazlarını
dört noktada toplamak mümkündür:
1. Anayasa’ya aykırı bir şekilde yeni
bir itiraz yolu açma imkânı yaratılmıştır.
2. Bölümlerde görev yapan üyeler
Genel Kurula da katılacaklarından,
sakıncalı bir durum ortaya çıkacaktır.
Bireysel başvuru
hakkının özü,
ihlal iddiasına
dayanmaktadır.
Bireysel
başvuruyu ancak
ihlale yol açtığı
ileri sürülen
işlem, eylem
ya da ihmal
nedeniyle güncel
ve kişisel bir
hakkı doğrudan
etkilenen kişiler
yapabilir.
3. Bu yolla Anayasa Mahkemesi hem
hâkim, hem savcı durumuna düşürülecektir. İtiraz yolu ile Anayasa’ya
aykırılığın diğer mahkemelerce ileri
sürülmesi durumunda vakıa ve delil
3
No: 3 Aralık 2014
SDE bakış
değerlendirme, hukuku somut olaya
uygulama mahkemenin takdir yetkisinde olmakta, itiraz halinde mahkeme aradan çıkmaktadır.
Kanundaki
baraj hükmünü
kaldırma yetkisi
TBMM’ye aittir.
Seçim barajının
olup olmaması,
kaldırılıp
kaldırılmaması
siyasetin
konusudur.
Anayasa
Mahkemesi bu
konuda belirleyici
olamaz.
4
4. Umut edilen durum, yasama organının kanundan kaynaklanan ihlallerde hassasiyet göstererek yeni
düzenlemeyi yapmasıdır.
Kanunda, bireysel başvuruya sebep
olan ihlalin bir yasama işleminden
kaynaklanması durumunda Anayasa Mahkemesi’ne somut norm
denetimi imkanının tanınmamış olması, Anayasa’ya uygun bir kamu
düzeninin tesisi açısından bir eksiklik olarak görülebilir. Ancak Anayasa
Mahkemesi’nin bir konuda yetkili
olup olmadığı belirlenirken yürürlükteki kanun hükümleri esas alınır.
Yürürlükteki kanun hükümleri çerçevesinde Anayasa Mahkemesi’nin
bireysel başvuru kapsamında norm
denetimi yapma yetkisine sahip olduğu yönünde açık bir hüküm yoktur. Aksine kanun tasarısında norm
denetimine izin veren hüküm komisyon aşamasında metinden çıkarılmış, Genel Kurul’da da tekrar
gündeme getirilmemiştir. Yani lâfzî
yorum yoluyla mahkemenin böyle bir yetkiye sahip olmadığı ortaya
çıkmaktadır. Aynı şekilde tarihsel yorum yöntemiyle de yasa koyucunun
bireysel başvuru kapsamında Anayasa Mahkemesi’ne norm denetimi
yapma ve Anayasa’ya aykırı görülen
normu iptal etme yetkisini tanımadığı görülmektedir.
Yürürlükteki kanunun yorumlanması ve uygulanması sırasında sadece
lâfzî ve tarihsel yorum yönteminin
yeterli olamayacağı, yasa koyucunun iradesinin de dikkate alınması
gerektiğinden hareketle, Anayasa
Mahkemesi’nin kendisini içtihat yoluyla bireysel başvuru yolunda norm
denetimi yapma konusunda yetkili
görebileceği söylenebilir mi? Nitekim geçmişte Anayasa Mahkemesi
siyasi parti kapatma davaları ile yüce
divan yargılamasında kendini somut
norm denetimi yapmaya yetkili görmüştür4. Bu soruya cevap verirken
yetki ile ilgili ilkelerin göz önünde tutulması gerekir.
Bu ilkelerin başında, “anayasal organların yetkisiz olması asıl, yetkili
olmaları ise istisnadır” ilkesi gelmektedir. Bu şu anlama gelir ki, anayasal organların kendilerinden menkul,
kendilerinden kaynaklanan yetkileri
yoktur. Bu organların bir yetkiye sahip olabilmesi için bu yetkinin kendilerine Anayasa ile verilmiş olması
gerekir. Yani Anayasa hukukundaki
yetkiler, “verilmiş yetkiler”dir. Bu şu
anlama gelir ki, bir devlet organına,
Anayasa ile veya kanunla ayrıca ve
açıkça yetki verilmemiş ise, o devlet organı o konuda yetkisizdir. Zira
Anayasa hukukunda bir organın
yetkisiz olması asıl, yetkili olması
ise istisnadır. Devletin bir organının
belirli bir yetkiye sahip olup olmadığı konusunda tereddüt doğar ise,
asıl olan o yetkinin olmaması olduğuna göre, o organın o yetkiye sa-
ANAYASA MAHKEMESİ ve SEÇİM BARAJI
hip olmadığını varsaymak gerekir.
Anayasal organlara yetkilerin ayrıca
ve açıkça verilmesi gerektiği, böyle
bir yetki vermeksizin bu organların
yetkisiz oldukları kuralı 1982 Türk
Anayasası’nın 6’ncı maddesinde
“hiçbir kimse veya organ kaynağını
Anayasa’dan almayan bir devlet yetkisi kullanamaz” şeklinde ifade edilmiştir. Türk Anayasa Mahkemesi’nin
yetkileri Anayasa ve yasada sayılan
yetkilerden ibarettir. Söz konusu
maddelerde sayılan yetkiler dışında
bir yetkiye, Anayasa Mahkemesi ne
kadar ihtiyaç duyarsa duysun, sahip olamaz; yorum yoluyla Anayasa
Mahkemesi’nin bu yetkiye sahip olduğu kabul edilemez.
Konuyla ilgili diğer bir ilke de, “yetkiler dar yorumlanır” ilkesidir. Bir anayasal organa verilen yetkinin belirli
bir şeyi içerip içermediği konusunda
tereddüt ortaya çıkıyorsa, o yetkinin
o şeyi içermediği kabul edilir. Çünkü
Anayasa hukukunda anayasal organların yetkisiz olması asıl, yetkili
olmaları ise istisna olduğuna göre,
istisnalar yorum yoluyla genişletilemez.
Yukarıda belirtilen gerekçelerle,
Anayasa Mahkemesi’nin bireysel
başvuru incelemesi sırasında, kanuna karşı doğrudan yapılan başvurular ve ihlalin bizatihi kanundan kaynaklandığı durumlar hakkında norm
denetimi yapması mümkün değildir5.
Bireysel başvuru sonucunda verilebilecek kararlar, hak ihlalinin gerçekleşmiş olup olmadığı ile sınırlıdır.
Anayasa Mahkemesi ihlal tespiti yapabilir, ancak ihlalin kanundan kaynaklandığını tespit ederek bu kanunu iptal edemez. Dolayısıyla bireysel
başvuruda % 10 barajla ilgili kanun
hükmü Anayasa Mahkemesi’nin uygunluk incelemesine tabi değildir.
Ayrıca Anayasa Mahkemesi bireysel başvurularda itiraz yolunu da
(somut norm denetimini) işletemez.
Yani Anayasa Mahkemesi bireysel
başvurularda, “bir davaya bakmakta olan mahkeme” niteliğinde değildir. Çünkü somut norm denetiminin
şartlarından birisi de davada uygulanacak hükmün Anayasaya aykırılığının iddia edilmesidir. Oysa Seçim
Kanunu’nun % 10 baraja ilişkin hükmü bu davada uygulanacak bir hüküm değildir6.
Anayasa Mahkemesi’nin 5.3.2014
tarihinde İçtüzüğünde yapılan değişiklik şu şekildedir: Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü madde 28/3 (Değişik:
RG-5/3/2014-28932) “Bölümlerden
birinin görülmekte olan bir başvuruya ilişkin olarak vereceği karar,
Bölümlerin önceden vermiş olduğu
bir kararla çelişecekse ya da konunun niteliği itibarıyla Genel Kurul tarafından karara bağlanması gerekli
görülürse ilgili Bölüm dosyadan el
çekebilir. Bölüm Başkanı başvuruyu
Genel Kurul önüne götürmek üzere
Başkana iletir”. Bu değişiklikle Anayasa Mahkemesi’nin ilgili başvuruyu Genel Kurul’da inceleme imkânı
getirilmiş ve somut norm denetimi
yapabilmesinin önü açılmak isten-
Anayasa’nın
153. maddesinin
2. fıkrasına
göre Anayasa
Mahkemesi bir
kanunu iptal
ederken bile
kanun koyucu
gibi hareket
edemez ve yeni
bir uygulamaya
yol açacak
şekilde hüküm
tesis edemez.
5
No: 3 Aralık 2014
Anayasa
Mahkemesi
ihlal tespiti
yapabilir, ancak
ihlalin kanundan
kaynaklandığını
tespit ederek
bu kanunu
iptal edemez.
Dolayısıyla
bireysel
başvuruda
% 10 barajla
ilgili kanun
hükmü Anayasa
Mahkemesi’nin
uygunluk
incelemesine tabi
değildir.
SDE bakış
miştir. Yani Anayasa ve kanunla verilmeyen yetki içtüzükle verilmek
istenmiştir7. Sonuç olarak mevcut
durumda Anayasa Mahkemesi, bir
kanun açıkça Anayasa’ya aykırı olsa
bile, bu normun iptali için bir girişimde bulunamaz, sadece ilgili kanun
hükmünün bir hak ihlaline yol açtığı
yönünde bir karar verebilir.
Bireysel başvurularda kabul edilebilirlik açısından incelenmesi gereken
hususlardan birisi de süre şartıdır.
Bireysel başvurunun, başvuru yollarının tüketildiği tarihten; başvuru
yolu öngörülmemişse ihlalin öğrenildiği tarihten itibaren otuz gün içinde
yapılması gerekir. Haklı bir mazereti
nedeniyle süresi içinde başvuramayanlar, mazeretin kalktığı tarihten
itibaren on beş gün içinde ve mazeretlerini belgeleyen delillerle birlikte
başvurabilirler. Mahkeme, öncelikle
başvurucunun mazeretinin geçerli
görülüp görülmediğini inceleyerek
talebi kabul veya reddeder (Kanun
m.47.f.5).
BİREYSEL BAŞVURU VE
ÜLKE BARAJI
Son genel seçimler 2011 yılında
yapılmıştır. O tarihte henüz bireysel
başvuru yoluna gitme imkânı bulunmamasının bir mazeret olarak kabul
edilmesi durumunda ise, söz konusu mazeretin kalktığı 23 Eylül 2012
tarihinden itibaren bu başvuru yapılmalıydı.
6
Çözüme kavuşturulması gereken bir
mesele de 2015 genel seçimleri için
başvuru yapılıp yapılamayacağıdır.
Başvurucular, 2015 genel seçimlerinde %10 seçim barajının uygulanacak olması sebebiyle potansiyel
mağdur olduklarını iddia etmişlerdir.
Potansiyel mağdurluk kavramı AİHM
içtihatlarında ancak çok istisnai durumlar için kullanılabilen bir prosedürdür. 6216 sayılı kanunun 46/1
hükmü ise ancak kişisel ve güncel
bir hakkı doğrudan etkilenen kişilerin bireysel başvuru yoluna gidebileceğini belirtmektedir. Dolayısıyla
potansiyel mağdurluk kavramı hukukumuz açısından geçerli değildir.
Kaldı ki, başvurucuların potansiyel
mağdur olarak dahi kabul edilmesi
mümkün değildir. Çünkü potansiyel
mağdur olarak kabul edilebilmek
için bir temel hak ve hürriyetin ihlal edilmesi gerekir. Oysa Anayasa
Mahkemesi 1995 yılında, %25 çevre barajını Anayasa aykırı bulurken
%10 ülke barajının yönetimde istikrar ve temsilde adalet ilkeleri ile bağdaşır olduğuna karar vermiştir8. Ayrıca 2015 seçimlerine hangi partilerin
gireceğinin henüz belli olmaması da
başvurucuları potansiyel mağdur
olarak kabul etmek için engeldir9.
Son olarak ortada devam etmekte
olan bir ihlal bulunmadığını da belirtmek gerekir. Çünkü gerek AİHM
gerekse de Anayasa Mahkemesi
%10 barajı ihlal olarak değerlendirmemiştir10.
ANAYASA MAHKEMESİ ve SEÇİM BARAJI
Belirtmek gerekir ki bir hak ihlali söz
konusu olmaksızın bireysel başvuru
yapılması mümkün değildir. Bu ihlalinde ancak bir eylem ve karardan
kaynaklanması gerekir. Ortada herhangi bir eylem ve karar olmaksızın
soyut olarak bireysel başvuru söz
konusu olamaz. Eğer böyle bir başvuru süre şartına uymuyor ise, usul
açısından kesinlikle reddedilmelidir.
Anayasa Mahkemesi Kuruluş Kanununda yasama işlemlerinin (kanunların) bireysel başvuru konusu olamayacakları belirtilmiştir. Bu açık hükme
rağmen Anayasa Mahkemesi’nin içtihat yoluyla bu kanunu denetlemesi
telafisi mümkün olmayan sonuçlar
doğuracaktır. Dolayısıyla %10 barajla ilgili ya da serbest seçim hakkıyla
ilgili bireysel başvuru, birtakım usul
sorunlarını bünyesinde barındırmaktadır. Bu başvuru zaman (süre) ve
konu bakımından bireysel başvuruya konu olamaz. Dolayısıyla bu başvurunun kabul edilebilirlik açısından
reddedilmesi gerekir.
SERBEST SEÇİM HAKKI
AİHS 1 No’lu Ek Protokolü 3. maddesinde, yasama organı seçimlerinden bahsedilmektedir. Maddede
sözleşmeci devletlere yasama organını oluşturma yöntemi konusunda
orantılı temsil sistemi veya tek ya
da iki dereceli çoğunluk sistemi gibi
belirli bir seçim sistemini yürürlüğe
koyma yükümlülüğü getirilmemiştir. AİHM bu konu ile ilgili yasaların
zaman ve mekâna göre değiştiğini
dikkate alarak sözleşmeci devletlere geniş bir takdir alanı bırakmıştır. 3. Madde gereğince, her seçim
sistemi yine söz konusu ülkenin
kendi siyasi çerçevesinde değerlendirilmelidir. Buna göre bir siyasi
sistemde kesinlikle kabul edilemez
görünen özellikler, başka bir siyasi sistemde elzem ve uygulanabilir
olabilir. Burada önemli olan ülkelerin
seçecekleri seçim sistemlerinin “yasama organının seçilmesinde halkın
kanaatlerinin özgürce yansıyabilmesini” sağlayacak şartlara sahip
olmasıdır. Maddede sadece “halkın
kendi düşüncelerini serbestçe ifade
etmesinin güvence altına alındığı koşullarda”, “makul aralıklarla” ve “gizli
oyla”, “serbest” seçimlerin yapılması öngörülmektedir.
AİHM’nin Türkiye’de uygulanan
%10’luk seçim barajına ilişkin Yumak ve Sadak/Türkiye Davası’nda11
ise sözleşmeci devletlerin birbirinden farklı seçim sistemlerine sahip
olduklarını, Türk politikacılarının ve
yasama ile yargı organlarının uygun
bir seçim sisteminin tercihi konusunda en iyi konumda olduklarını,
bu nedenle mahkemenin Türk seçim
sisteminin noksanlıklarını giderecek ideal bir çözüm öneremeyeceğini belirtmiştir. Ancak mahkeme,
Türkiye’de uygulanan seçim barajının diğer Avrupa Konseyi ülkelerinde uygulanan barajlarla kıyaslandığında en yüksek oranlı baraj olduğu
hususuna da vurgu yapmıştır. Bu
bağlamda, yönetimde istikrar he-
Kanunda,
bireysel
başvuruya sebep
olan ihlalin
bir yasama
işleminden
kaynaklanması
durumunda
Anayasa
Mahkemesi’ne
somut norm
denetimi
imkanının
tanınmamış
olması,
Anayasa’ya
uygun bir kamu
düzeninin tesisi
açısından bir
eksiklik olarak
görülebilir.
7
No: 3 Aralık 2014
Anayasa
Mahkemesi’nin
bir konuda yetkili
olup olmadığı
belirlenirken
yürürlükteki
kanun hükümleri
esas alınır.
SDE bakış
defini zedelemeden barajın düşürülmesi veya çeşitli siyasal eğilimlerin
en iyi şekilde temsilini sağlayacak
düzenlemelerin yapılmasını tavsiye etmiş ve sonuç olarak % 10’luk
ülke barajının çok yüksek olduğunu
belirtmekle birlikte Türkiye’nin seçim
sistemine ilişkin takdir hakkı sınırlarını aşmadığından 1 No’lu Ek Protokolün 3. maddesini ihlal etmediği
sonucuna ulaşmıştır. Dolayısıyla bu
içtihadın Anayasa Mahkemesi’ni de
bağladığını söylemek mümkündür.
Çünkü AİHM kararlarının bağlayıcılığı söz konusudur.
Anayasanın 67. maddesinin 6. fıkrası seçim kanunlarının, temsilde
adalet ve yönetimde istikrar ilkelerini
bağdaştıracak şekilde düzenlenmesi gerektiğini belirtmiştir. Görüldüğü üzere Anayasa, hangi seçim
sisteminin uygulanması gerektiğine
ilişkin soruyu cevaplamamış, bu
yetkiyi kanun koyucunun inisiyatifine bırakmıştır. Kanundaki baraj
hükmünü kaldırma yetkisi TBMM’ye
aittir. Seçim barajının olup olmaması, kaldırılıp kaldırılmaması siyasetin
konusudur. Anayasa Mahkemesi
bu konuda belirleyici olamaz. Çünkü Anayasa’nın 153. maddesinin 2.
fıkrasına göre Anayasa Mahkemesi
bir kanunu iptal ederken bile kanun
koyucu gibi hareket edemez ve yeni
8
bir uygulamaya yol açacak şekilde
hüküm tesis edemez.
Dipnotlar
1
http://www.haberturk.com/htyazar/muharrem-sarikaya/1, E.T 10.12.14.
2
Anayasa Mahkemesi, 5 Mart 2013 tarih ve
B.N 2012/837 sayılı Karar, RG, 27 Mart 2013
, Sayı 28600.
3
Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun Tasarısı ile
Anayasa Komisyonu Raporu için bkz. http://
www.tbmm.gov.tr/sirasayi/donem23/yil01/
ss696.pdf ET. 09.12.14.
4
Anayasa Mahkemesi, 9 Ocak 1998 tarih
ve E. 1998/2, K. 1998/1 sayılı karar, AMKD
Sayı 34/1, s. 240-246.
Uzun, Cem D., “Yargı Siyaset Geriliminde Yeni Bir Boyut: Seçim Barajı Ve Bireysel Başvuru Yolu”, Seta Perspektif Dergisi,
S.86, Yıl 2014, s.3.
6
Uzun, s.4.
5
Eren, Abdurrahman, “AYM ya da Yargısal
Aktivizmde Son Nokta”, http://haber.stargazete.com/acikgorus/aym-ya-da-yargisalaktivizmde-son-nokta/haber-977281, ET.
10.12.14.
7
8
Anayasa Mahkemesi, 18 Kasım 1995 tarih,
E.1995/54, K. 1995/59 sayılı karar, R.G, 21
Kasım 1995, Sayı 22470.
9
Eren, http://haber.stargazete.com/acikgorus/aym-ya-da-yargisal-aktivizmde-sonnokta/haber-977281, ET. 10.12.14.
10
Eren, http://haber.stargazete.com/acikgorus/aym-ya-da-yargisal-aktivizmde-sonnokta/haber-977281, ET. 10.12.14.
11
AİHM, Yumak ve Sadak-Türkiye Davası,
Başvuru Numarası: 10226/03, http://www.
kararara.com/aihm/turkce3/aihm11808.
htm, E.T 10.12.14.
STRATEJİK DÜŞÜNCE ENSTİTÜSÜ
Çetin Emeç Blv. 4. Cad. 1330 Sok. No: 12 06460 Aşağı Öveçler Mah. Çankaya / Ankara
Telefon: (0312) 4738041-42-45 • Faks: (0312) 4738046 • [email protected]
Download

Anayasa Mahkemesi ve Seçim Barajı