Kriz zamanı sağlık hizmetlerine erişim
Yönetici Özeti
Giriş
Temel bulgular
Kriz sonrası, pek çok Avrupa hükümeti sağlık
hizmetlerindeki harcamalarda kesintiye gitmiştir. Bununla
beraber, artan işsizlik ve ekonomik zorluk karşısında,
harcanabilir gelirin azalmasıyla AB’deki çoğu hanenin
sağlık hizmetlerine erişimi daha zor hale gelirken, bazı
sağlık hizmetlerine duyulan ihtiyaç artmıştır. Bu
bağlamda, politika yapıcılar ve hizmet sağlayıcılar sağlık
hizmetlerine erişimi sürdürme zorluğu ile karşılaşmaktadır.
Kriz, karmaşık sağlık hizmetlerini etkileyen ana
faktörlerden biriyken, ülkeler arasında ve hizmetler
arasında krizin sağlık hizmetlerine erişim üzerindeki
etkileri açısından belirgin farklılıklar bulunmaktadır.
Bununla beraber, bir ülkenin sağlık hizmetlerinde çok
az kesinti yapılmış olsa da (Lüksemburg’daki tüm
hizmetler ve Letonya’da bakım evinde sağlık
hizmetleri gibi), krizin sağlık hizmetlerine erişim
üzerinde etkilerini görmek yine de mümkün olmuştur.
Bu rapor, kriz nedeniyle hangi nüfus gruplarının sağlık
hizmetlerine erişiminin azaldığını araştırmaktadır. Hassas
durumdaki grupların erişiminin sürdürülmesine yönelik
olarak hükümetler ve hizmet sağlayıcılar tarafından alınan
tedbirlere örnekler vermektedir. Rapor, Eurofound’un
krizin kamu sağlığı hizmetlerine erişimi üzerindeki etkileri
projesinin nihai çıktısı olup veri analizi ve literatür
değerlendirmesi sunan daha önce yapılmış bir çalışma
belgesinden faydalanmaktadır. Raporda 11 Üye Devlette
gerçekleştirilen 31 vaka çalışması ve dokuz derinlemesine
ülke çalışması kullanılmıştır.
Politika bağlamı
Etkili önleme ve sosyal koruma politikalarıyla beraber,
yüksek kaliteli sağlık hizmetlerine erişim sağlık alanında
eşitsizlikleri, sosyal dışlanmayı ve yoksulluğu azaltabilir.
Bunlar, Avrupa 2020 stratejisinin temel hedefleridir. Aynı
zamanda, sağlık hizmetlerine zamanında erişim, Avrupa
Komisyonu’nun Sosyal Yatırım Paketi’nde vurgulandığı
gibi, uzun vadede daha yüksek sağlık maliyetlerini
önleyebilir, iş gücünün verimliliğini artırabilir ve insanların
topluma aktif şekilde katılımını kolaylaştırabilir. Ayrıca,
Üye Devletlerin belirlediği koşullar altında sağlık
hizmetlerine erişim, Avrupa Birliği’nin temel haklarından
biri olarak tanınmaktadır.
Hassas durumlardaki grupların sağlık
hizmetlerine erişimi
Sağlık hizmetlerine erişim, belirli nüfus grupları için
her zaman daha zor olmuştur. Bazı durumlarda, bu
grupların
erişimini
kolaylaştıran
tedbirler
sonlandırılmıştır. Söz konusu gruplar son derece
heterojen olmasına karşın; genel erişimin zayıf olduğu
ülkelerde veya uzak yerlerde yaşayanları; düşük
sağlık okuryazarlığı olanları, düşük eğitimlileri ve
düşük gelirlileri; genel anlamda sağlık hizmetlerine
daha çok ihtiyacı olanları (örn. engelliler, yaşlılar ve
kronik hastalığı olanlar); dezavantajlı belirli bir etnik
azınlığa mensup olanları (örn. Romanlar), evsizleri ve
göçmenleri içermektedir.
Kriz, artan işsizlik nedeniyle, daha önce hassas kabul
edilmeyen yeni grupların ortaya çıkmasına neden
olmuş ve hanelerde, özellikle barınma ve iş
güvensizliği sorunları yaşayan genç çiftler olmak
üzere, borç sorunlarını artırmıştır. Özellikle
harcanabilir geliri azalanlar; işini ya da sigortanın
sağladığı menfaatleri kaybedenler; “belirsizlik
durumunda” kalanlar – yani sosyal destek tedbirlerinin
ulaştığı eşiğin dışında kalanlar; hak kazanma
sisteminin henüz kapsama almadığı veya kişinin
haklarından haberdar olmadığı yeni bir durumda
olanlar; kapsamın azaltıldığı, kesintilerden özellikle
etkilenen veya deneyimli personel sıkıntısı yaşanan
bir hizmete ihtiyaç duyanlar ve yabancı düşmanlığı
nedeniyle ayrımcılığa maruz kalanlar kendilerini kriz
nedeniyle daha hassas bir durumda bulmuştur.
Hafifletici tedbirler
Vaka çalışmalarındaki çoğu hizmet sağlayıcı erişimi
sürdürmek için idareli davranma, diğer kamu
kaynaklarından fon arama ve ihtiyacı olanların sigorta
primi ödemelerinde müsamaha gösterme dahil çeşitli
adımlar attıklarını rapor etmiştir. Bazı hükümetler,
krizden etkilenen nüfus grupları için sigorta prim
kapsamını ve muafiyetlerini devam ettirmiş veya
artmıştır. Araştırmada tespit edilen diğer stratejiler
şunlardır:
alternatif bir bakım altyapısının geliştirilmesiyle
birlikte kurumsallaşmadan vazgeçme eğilimlerinin
hızlandırılması, hastane yatışlarının azalması ve
yaşlıların topluluk içinde tutulması;
personelin elde tutulması ve motive edilmesi,
daha az maliyetli çalışanlarla çalışılması ve işin
yeniden örgütlenmesi;
yerel aktörlerle işbirliği içinde yeni finansman
kaynakları aranması;
bir hizmet sağlayıcı kapandığında küçültülmüş
ikame hizmetleri; krizle ilgili akıl sağlığı
sorunlarından muzdarip hastalar için grup
seansları; uzak alanlarda yaşayanlar için kendi
kendine yetme, tıbbi yardım hatları veya e-sağlık
hizmetleri; temel bilgi paketleri gibi temel
hizmetlerin sağlanması;
en acil ihtiyaçlara ve hizmetlere öncelik vermek
için tarama ve tedbirlerin artırılması.
Politika göstergeleri
Politika yapıcıların ve hizmet sağlayıcıların,
hizmetlere erişimde harcanabilir gelirin azalmasının
ve
kesintilerin
beklenmeyen
veya
dolaylı
sonuçlarından haberdar olması gereklidir. Bazı
ülkelerde, yaşlı akrabaların emekli maaşları hane
geliri için önemli bir kaynak olduğundan, bakım
evlerine talepler azalmıştır (Macaristan, Letonya).
Bazı vakalarda, insanlar özel bakım hizmetlerinden
kamu bakım hizmetlerine geçerek talebi artırmış
(Yunanistan, İrlanda, Slovenya), bazılarında ise krizin
dolaylı bir sonucu olarak özel hastaneler daha çok
müşteri kazanmıştır (Bulgaristan, Romanya, İsveç).
Basit maliyet kesintisi çözümleri, daha uzun vadede
daha yüksek maliyetlere yol açabilir. Acil bakım ve
yatan hasta bakımı hizmetlerinin kullanımının
artmasına dikkat edilmesi önemlidir. Bazı ülkelerde,
aile fertlerinin hastalara evde bakmaya gücü
yetmediğinden (Bulgaristan ve Slovenya) ya da
ayakta tedavide uygulanan kesintiler nedeniyle
(İrlanda) yatan hasta bakımında artış olmuştur. Diğer
vakalarda ise erişimin daha ucuz olması, hastaların
ödemesi gereken tutarların tahsilatının daha az
muhtemel olması, civarda acil olmayan bakım
hizmetinin olmaması veya tesislerin daha uygun
saatlerde açık olması nedeniyle acil bakım talebi
artmıştır (Bulgaristan, Yunanistan, İrlanda ve İsveç).
Kriz bağlamında erişimi sürdürme zorluğunun ele
alınmasında, politika yapıcılar ve hizmet sağlayıcılar
şu hususları göz önünde bulundurmalıdır:
reformlar uygulandıktan sonra sorunlara tepki
vermekten ziyade, hafifletici tedbirleri maliyet
düşürücü politikalara entegre etmek;
yeni duruma yönelik artan tepkiler oluşturmanın –
muafiyetlerle dolu karmaşık bir ağ yaratmak –
sistemi tamamen elden geçirmekten daha kötü
olup olmayacağına karar vermek;
sağlık hizmeti çalışanlarının çalışma koşullarına,
maaşlar dışında, yatırım yapmanın personel
eksikliğiyle baş etmede etkin bir seçenek
olabileceğini kabul etmek;
kurumsallaşmadan vazgeçme ve yatan hasta
bakımına güvenin azalmasının hızlanması halinde
alternatif bakım alt yapıları geliştirmek;
uzun vadede kaynakları boşa çıkarmak için
örneğin, ICT’de, kendi kendine yardım
olanaklarında ve evde ve ayakta tedavide kısa
dönemde yatırımlar yapmak;
hizmet sağlayıcıların “hoşgörüsünün” hassas
durumlardaki kişilerin ücretsiz erişimine olanak
sağlarken, özellikle kriz zamanlarında eşit
olmayan bakıma ve güvensizliğe yol açabileceğini
göz önünde bulundurmak; ancak hoşgörü için
yerel seviyede belirlenmiş ihtiyaçlardan ders
alınabilir;
etkili bir uygulamayla resmi istisnaların ve hakların
birleştirilmesi;
yerel paydaşlar arasında işbirliğinin öneminin
ifade edilmesi ve beslenmesi;
finansal baskı azaldığında, kriz süresince
uygulanan tüm tasarruf tedbirlerinin tekrar
değerlendirilmesi.
Ayrıntılı bilgi
“Access to healthcare in times of crisis” (Kriz zamanı sağlık hizmetlerine
erişim) hakkındaki rapor aşağıdaki adreste bulunmaktadır:
http://www.eurofound.europa.eu/publications/htmlfiles/ef1442.htm
Daha fazla bilgi için, lütfen [email protected] adresi üzerinden
Araştırma Görevlisi Hans Dubois ile irtibata geçiniz.
EF/14/42/TR 1
Download

Download pdf ( 42KB ) - Eurofound