NEHDATÜ’l-ULEMÂ
özellikle Arapça’nýn etkisinde kaldýðý düþünülmektedir.
Ýlim âlemine Kazanlý âlim Mercânî tarafýndan tanýtýlan Nehcü’l-ferâdîs’in (Müstefâdü’l-ahbâr, I, 15-16) Mercânî’nin özel
kütüphanesinde bulunan nüshasý kaybolmuþtur. Daha sonra Zeki Velidi Togan, Süleymaniye Kütüphanesi’nde (Yenicami, nr.
879) Fezâilü’l-mu‘cizât adýyla kayýtlý olan
eserin Nehcü’l-ferâdîs olduðunu tesbit
etmiþ ve Hüsrev Hârizmî tarafýndan Hârizm’de yazýldýðýný ileri sürmüþtür (TM, II
[1928], s. 331-345). Ayný yýl Bahçesaraylý
bir kitapçýda bulunan Nehcü’l-ferâdîs’in
üçüncü nüshasý Yalta Doðu Müzesi için satýn alýnmýþ, son iki bölümü eksik olan bu
nüsha hakkýnda müze müdürü Yakup Kemal bir risâle yayýmlamýþtýr (Tyurko-tatarskaya rukops’ XIV veka “Nehju’l-feradis”,
Simferopol 1930). Ardýndan N. Ýsenbet,
Kazan Üniversitesi Kütüphanesi’nde bir
Nehcü’l-ferâdîs nüshasý bulunduðunu bildirmiþtir (Tabýþmalar, s. 15 vd.). Zeki Velidi Togan’ýn ilim âlemine tanýttýðý nüshanýn
Janos Eckmann’ýn önsözüyle týpkýbasýmýndan sonra (Ankara 1956) eserin bugüne
kadar ondan fazla nüshasý bulunmuþtur
(Eckmann, TDAY - Belleten 1963 [1964], s.
157-159; Nadjip, XXII [1977], s. 29-44; Saðol, s. 312-320). Osman Nedim Tuna, Washington Üniversitesi’nde Nehcü’l-ferâdîs
üzerine bir doktora tezi hazýrlamýþtýr (Studies on Nahju’l-Farådis: A Method for Historical Turkic Dialectology, 1968). Bu ça-
lýþmada tarihî lehçelerin yeniden yapýlandýrýlmasý için bir metot geliþtirilerek bu
metot kapsamýnda dil bilimi verilerinin fonolojik ve morfolojik açýklamasý yapýlmýþtýr. Bunlarýn dýþýnda eser hakkýnda Türkiye’de ve Türkiye dýþýnda çeþitli çalýþmalar
gerçekleþtirilmiþtir (Nehcü’l-ferâdîs: Uþtmahlarnýng Açuq Yolý: Cennetlerin Açýk
Yolu II: Metin, s. 309-312; Saðol, s. 333-
338). Eckmann týpkýbasýma yazdýðý önsözde II. cildin transkripsiyonlu metin, III. cildin inceleme ve sözlük olacaðýný belirtmiþ,
ancak 1971’de ölümüyle eser yarým kalmýþtýr. Semih Tezcan ve Hamza Zülfikar,
Eckmann’ýn ailesinden alýnan müsveddeler
üzerinde çalýþarak eserin transkripsiyonlu metnini (baský yeri ve tarihi yok [Türk
Dil Kurumu Yayýnlarý]), daha sonra da Aysu Ata dizin-sözlük cildini (III, Ankara 1998)
yayýmlamýþtýr. Nehcü’l-ferâdîs’in metin
ve týpkýbasým ciltleri tek cilt olarak da neþredilmiþtir (Ankara 1995). Gülden Saðol,
eserin Süleymaniye Kütüphanesi’nde (Yenicami, nr. 879) ve Paris Bibliothèque Nationale’de (nr. 1020) bulunan nüshalarýný
esas alarak ilk iki bölümün üzerinde do-
çentlik çalýþmasý hazýrlamýþtýr (1998, MÜ
Fen - Edebiyat Fakültesi).
BÝBLÝYOGRAFYA :
Nehcü’l-ferâdîs I (Týpkýbasým), Ankara 1956,
J. Eckmann’ýn önsözü, s. I-XII; a.e., Uþtmahlarnýng Açuq Yolý: Cennetlerin Açýk Yolu II: Metin
(çevriyazý J. Eckmann, haz. Semih Tezcan –
Hamza Zülfikar), [baský yeri ve tarihi yok], s. 309312; Mercânî, Müstefâdü’l-ahbâr fî ahvâli Kazân ve Bulgår, Kazan 1885, I, 15-16; Nekiy Ýsenbet, Tabýþmalar, Kazan 1941, s. 15 vd.; Abdülkadir Karahan, Ýslâm-Türk Edebiyatýnda Kýrk Hadis, Ýstanbul 1954, s. 136-146; Ahmet Caferoðlu, Türk Dili Tarihi, Ýstanbul 1974, II, 112-116;
Þ. Þ. Abilov, “Nehcel-feradisnýñ yaña Kulyazmalarý”, Tatar Tili Hem Edebiyatý, Kazan 1976, V,
187-194; a.mlf., “Mehmud bini Galiniñ Nehci’lferadisi”, Tatar Edebiyatý Tarihi, Kazan 1984, I,
208-231; a.mlf., “O Novonaydinnýh Spiskah Pamyatnika XIV veka ‘Nadhj alfaradis’”, ST, II (1977),
s. 69-73; F. Þ. Nurieva, “Leksiçeskiye Variantý
Nahdj al-Faradis”, Ýssledovaniya po Leksike
Grammatike Tatarskogo Yazýka, Kazan 1986,
s. 127-132; a.mlf., “Ýz Leksiki ‘Nahdj al-Faradis’”,
Formirovaniye Tatarskogo Literaturnogo Yazýka, Kazan 1989, s. 91-96; a.mlf., Ýssledovaniye
Yazýka Pamyatnika XIV veka ‘Nahdj al-Faradis’,
Kazan 1993; a.mlf., “Nahdj al-Faradis” Mahmuda al-Bulgari, Kazan 1999; R. F. Ýslamov, Altýn Urda Hem Memlükler Misýrý: Yazma Miras,
Medeni Baglanýþlar, Kazan 1998, s. 60-65; Gülden Saðol, “Nehcü’l-Ferâdîs Üzerine”, Zeynep
Korkmaz Armaðaný, Ankara 2004, s. 312-342;
Ahmed Zeki Velidi [Togan], “Hârezm’de Yazýlmýþ
Eski Türkçe Eserler”, TM, II (1928), s. 315-345;
Kývâmettin [Burslan], “Nehc-ül-Ferâdis’ten Derlenen Türkçe Sözler”, a.e., IV (1934), s.169-250;
Ali Fehmi Karamanlýoðlu, “Nehcü’l-Ferâdîs’e Dair”, TDl., IV/45 (1955), s. 556-558; a.mlf., “Nehcü’l-Feradis’in Dil Hususiyetleri”, TDED, XVI
(1968), s. 55-72; XVII (1969), s. 33-56; XVIII (1970),
s. 57-80; XIX (1971), s. 145-170; G. Clauson,
“Nehcü’l-feradis”, BSOAS, XXII (1959), s. 153154; E. N. Nadjip, “Nehcü’l-Ferâdis ve Dili Üzerine” (trc. Nazif Hoca), TDED, XXII (1977), s. 2944; Süleyman Tülücü, “[Mahmud b. Ali el-Kerderî]-Nehcü’l-Ferâdis”, TDAY Belleten 1991 (1994),
s. 155-161; Osman Fikri Sertkaya, “Nehcü’l-Ferâdis’te ve Ahmed-i Yesevî Hikmetlerinde Selmân-ý
Fârisî (Arslan Baba) Menkýbeleri”, Ýlmî Araþtýrmalar, sy. 3, Ýstanbul 1996, s. 101-112.
ÿA. Azmi Bilgin
–
—
NEHDATÜ’l-ULEMÂ
( !"#$‫א‬%‫) א‬
˜
Endonezya’da
muhafazakâr anlayýþý temsil eden
dinî, içtimaî hareket ve teþkilât.
™
1926 yýlýnda Surabaya’da (Cava) Hâþim
Eþ‘arî ve Abdülvehhâb Hasbullah adlý âlimlerin öncülüðünde kuruldu; halen genel
merkezi baþþehir Cakarta’da bulunmaktadýr. Ehl-i sünnet çizgisi doðrultusunda
dört hak mezhebe baðlýlýðý vurgulayan
Nehdatü’l-ulemâ geleneksel dinî anlayýþý
korumayý hedefleyen bir harekettir. Hareketin doðuþu ve teþkilâtýnýn kuruluþu iki
önemli geliþmeyle irtibatlýdýr. Bunlarýn ilki,
Muhammediyye çatýsý altýnda toplanan yenilikçi ilim adamlarýnýn cemiyetteki etkisinin artmasýna gösterilen tepki, diðeri de
Ýslâm dünyasýnda yaþanan bazý olaylarýn
Endonezya’daki yansýmalarýdýr. Vehhâbîler’in Hicaz bölgesinde yönetimi ele geçirmesi ve Türkiye’de hilâfetin kaldýrýlmasý
Cavalý muhafazakâr ulemâ arasýnda büyük
yanký uyandýrmýþtý. Dýþta geliþen bu olaylar, içte de reformist dinî görüþlerin Kur’an
ve Sünnet’e dönüþ sloganýyla toplumda yer
edinip güçlenmesi, eskiye baðlý ulemâ tarafýndan Ehl-i sünnet geleneðinin devamý için bir tehdit olarak algýlandý. Genellikle yenilikçi ilim adamlarý ve entelektüel
müslüman liderlerin daha fazla etkili olduðu Endonezya’daki Ýslâm toplantýlarýndan
Bandung Kongresi’nde (8-10 Ocak 1926),
mezhebe baðlýlýðý kuvvetle savunan muhafazakâr Endonezya ulemâsý adýna Abdülvehhâb Hasbullah, Mekke’de düzenlenecek kongreye katýlmayý ve Suud yönetiminden geleneksel dinî uygulamalarýn sürdürülmesini isteyen bir teklif sundu. Teklifin reddedilmesi üzerine Abdülvehhâb Hasbullah ve diðer bazý âlimler kongreden ayrýlýp Hicaz Komitesi adýyla ayrý bir komite
kurdular. Bu komite Nehdatü’l-ulemâ’nýn
temelini oluþturdu ve 31 Ocak 1926’da Surabaya’da yaptýðý ilk toplantýsýnda teþkilâtýn kuruluþunu gerçekleþtirdi. Baþkanlýðýna Hâþim Eþ‘arî’nin getirildiði teþkilât
Hollanda sömürge hükümeti tarafýndan
ancak 6 Ocak 1930 tarihinde resmen tanýndý.
Nehdatü’l-ulemâ, Ehl-i sünnet çizgisinin
ve mezhebe baðlýlýðýn korunmasýný saðlamak için dinî eðitimi yaygýnlaþtýrmayý,
geleneksel kültürü geliþtirmeyi, fakir ve yetimleri koruyarak toplumda sosyal adaleti
saðlamayý, kooperatifçilik ve ticaret vasýtasýyla ekonomik faaliyetlerin arttýrýlmasýný hedeflemekteydi. Nitekim teþkilâtýn kuruluþ tüzüðünde dört Sünnî mezhepten
birine (özellikle Þâfiî mezhebine) baðlýlýðý
devam ettirmek, ulemâ arasýndaki irtibatý kuvvetlendirmek, dinî yayýnlarýn Ehl-i
sünnet anlayýþýna uygunluðunu belirlemek, Ýslâmiyet’i dört hak mezhebin esaslarý doðrultusunda yaymak, dinî kitap neþretmek, dinî okullar açmak, cami, mescid
gibi kurumlarýn tamir ve bakýmýný yürütmek, vakýf ve dinî kuruluþlarýn iþleriyle ilgilenmek, yetim ve fakirlere yardýmcý olmak,
tarým, ticaret ve sanayi alanlarýnda Ýslâm’a
uygun faaliyetlerin yapýlmasýný saðlamak
amacýyla gerekli örgütlenmeyi yapmak ve
541
NEHDATÜ’l-ULEMÂ
eðitici faaliyetlerde bulunmak gibi hedefler yer almaktaydý.
1930’lu yýllar boyunca Nehdatü’l-ulemâ
hýzlý bir þekilde geliþti ve II. Dünya Savaþý
öncesinde Endonezya’daki iki büyük dinî
teþkilât ve hareketten biri oldu. Ayný yýllarda ekonomik konularla da ilgilenmeye
baþladý. Her þubede, teþkilâta baðýþlanan
arazilerin idaresi ve ürünlerinin satýlmasýyla ilgilenen vakýf komiteleriyle Þirketü’lmuâvene adý altýnda çeþitli kooperatifler
kuruldu. Teþkilâtýn tabaný, esas itibariyle
geleneksel dinî eðitim kurumlarý olan “pesantren”lere dayanmaktaydý. Teþkilât bu
kurumlar vasýtasýyla kýsa sürede yayýlmaya baþladý ve önce Cava’nýn Gresik, Combang, Kediri, Pasuruan, Kudus, Semarang,
Pekalongan gibi þehirlerinde, ardýndan Kalimantan’ýn Bancarmasin bölgesindeki Martapura’da þubeler açtý. 1936’da Kalimantan’daki mahallî Hidâyetü’l-Ýslâmiyye adlý
teþkilât da ona katýldý. 1942’de Cava ve
Kalimantan’da toplam þube sayýsý 120’ye
ulaþtý.
Muhafazakâr ulemâ ile yenilikçi müslüman çevreler arasýndaki keskin ayrýlýklar,
1930’lu yýllarýn ikinci yarýsýnda yerini daha
hoþgörülü bir ortama býraktý. Hâþim Eþ‘arî,
1937’de bütün dinî teþkilâtlarýn bir federasyonu þeklinde kurulan Endonezya Yüksek Ýslâm Konseyi içinde Nehdatü’l-ulemâ
temsilcisi olarak yer aldý ve kuruluþun baþkanlýðýna getirildi. Teþkilât, sömürge dönemi boyunca siyasetten uzak durmaya özen
göstermesi ve faaliyetlerini esas itibariyle
dinî ve sosyoekonomik alanlarda yoðunlaþtýrmasý yanýnda millî konulara karþý duyarlý oldu ve hükümetin dinle ilgili bazý düzenlemelerine karþý tepki gösterdi. Özel
dinî eðitim faaliyetlerini kýsýtladýðý gerekçesiyle 1925 tarihli Guru Kanunu’na ve
1935 yýlýnda, mirasla ilgili davalarýn dinî
mahkemelerin yetkisinden alýnarak sivil
mahkemelere devredilmesine þiddetle karþý çýktý. 1942-1945 yýllarý arasýndaki Japon
iþgali döneminde diðer dinî teþkilâtlarla birlikte hükümetle olan iliþkilerinde önemli
deðiþiklikler yaþadý. Japon askerî yönetimi, dinî cemiyetleri ve muhafazakâr ulemâyý savaþta geniþ halk kitlelerinin Batýlý
devletler aleyhine harekete geçirilmesinde aracý olarak gördüðünden, bütün Ýslâmcý teþkilâtlarý Endonezya Müslümanlarý Þûra Meclisi (MASYUMI) adlý bir federasyonun
çatýsý altýnda toplayarak baþkanlýðýna da
Hâþim Eþ‘arî’yi tayin etti. Müttefiklere karþý cihad ilân edildi ve Japon subaylarýnýn
eðitiminden geçen Hizbullah adlý bir milis
kuvveti oluþturuldu. Ayrýca Hollanda sö542
mürge dönemindeki Yerli Ýþleri Bürosu,
Din Ýþleri Dairesi’ne çevrilerek baþýna da
yine Hâþim Eþ‘arî getirildi.
Japon iþgalinin sonuna doðru 1945’te
Nehdatü’l-ulemâ temsilcileri, baðýmsýzlýk
mücadelesi veren diðer liderlerle birlikte
anayasa hazýrlýk çalýþmalarýna katýldýlar.
Ancak yeni kurulan Endonezya Cumhuriyeti’nin Ýslâm’a dayandýrýlmasý yönünde
çaba harcamalarýna raðmen sonunda devlet baþkaný Sukarno’nun ortaya koyduðu
“Beþ Prensib”i benimsemek zorunda kaldýlar. Nehdatü’l-ulemâ Ekim 1945’te, savaþýn ardýndan ülkeyi tekrar sömürge yönetimi altýna almaya çalýþan Hollandalýlar’a
karþý yürütülen askerî mücadeleye katýlmanýn farz-ý ayýn olduðunu belirten bir
fetva yayýmladý ve bu fetva ile bir ay sonra Surabaya’yý iþgal eden müttefiklere karþý verilen ilk büyük mücadelede önemli rol
oynadý. Kasým 1945’te Endonezya Müslümanlarý Þûra Meclisi, bütün dinî teþkilât ve
Ýslâmî gruplarýn yer aldýðý bir siyasî partiye dönüþtüðü zaman Nehdatü’l-ulemâ da
bunun bir parçasý haline geldi. Ancak 1952
yýlýnda bu partiden ayrýldý ve 1955 seçimlerine ayrý olarak girdi. 1973’te diðer Ýslâmcý partilerle birlikte hükümetin aldýðý karar
gereðince Birleþik Kalkýnma Partisi’ne katýldý ve teþkilât üyeleri siyasî faaliyetlerini
bu partiye baðlý olarak sürdürmeye baþladý. 1984 yýlýnda siyasî faaliyetlerden tamamen çekilme kararý alarak kuruluþ yýllarýndaki statüsüne dönen Nehdatü’l-ulemâ
günümüzde siyasetten uzak, müslüman
halkýn ibadet, teblið, eðitim ve muamelâtýyla ilgili alanlarda faaliyet göstermeyi,
geleneksel dinî hayatýn muhafazasýný ve
toplumun menfaatlerini korumayý þiar
edinmiþ bir teþkilâttýr. Ancak ülkedeki þehirleþme ve modernleþmeye paralel olarak
zamanla birçok alanda önemli sosyal ve
fikrî dönüþümler yaþamýþ ve yenilikçi çevrelerin eðitim ve teblið faaliyetlerinde ortaya koyduðu bazý görüþ ve uygulamalarý
benimsemiþtir. Bu arada yönetim kadrolarý da deðiþikliðe uðramýþ ve ilk zamanlar teþkilâtýn yönetiminde geleneksel eðitimli ulemâ yer alýrken sonralarý ayný gelenekten gelen, fakat modern Batý eðitimi görmüþ entelektüel kiþiler etkili olmaya baþlamýþtýr. Farklý kesimlere yönelik çok
sayýda faaliyetin yürütülebilmesi için zamanla teþkilâta doðrudan baðlý veya özerk
statüde birimler oluþturulmuþtur. En eski
ve önemli özerk birimler arasýnda erkek
gençlik kolu Ansor, kadýn kolu Muslimat
ve kýz gençlik kolu Fatayat yer almaktadýr.
Nehdatü’l-ulemâ’nýn bugün ülke genelin-
de 279 þubesi bulunmakta ve 30 ile 40
milyon civarýnda taraftarýnýn olduðu ileri
sürülmektedir.
BÝBLÝYOGRAFYA :
Partai NU Dengan Aqidah dan Perkembangannja (ed. Mank Fadhali), Semarang 1969; D.
Noer, The Modernist Muslim Movement in Indonesia, 1900-1942, Singapore 1973, s. 222-225,
228-234, 300-302; B. J. Boland, The Struggle of
Islam in Modern Indonesia, The Hague 1982, s.
49-54, 213-214; Choirul Anam, Pertumbuhan
dan Perkembangan Nahdatul Ulama, Surakarta 1985; Abdurrahman Wahid, “The Nahdatul
Ulama and Islam in Present Day Indonesia”, Islam and Society in Southeast Asia (ed. Taufik
Abdullah – Sharon Siddique), Singapore 1986,
s.175-185; Nahdatul Ulama: Traditional Islam
and Modernity in Indonesia (ed. G. Barton – G.
Fealy), Clayton 1996; A. Feillard, “Traditional Islam and the Road to Legitimacy and Renewal”,
Islam in an Era of Nation-States: Politics and
Religious Renewal in Muslim Southeast Asia
(ed. R. W. Hefner – P. Horvatich), Honolulu 1999,
s.129-158; A. A. Samson, “Islam in Indonesian
Politics”, Asian Survey, VIII/12, Berkeley 1968,
s.1001-1017; S. Jones, “The Contraction and
Expansion of the Umat and the Role of the Nahdatul Ulama in Indonesia”, Indonesia, sy. 38, Ithaca 1984, s. 1-20; Arief Mudatsir, “From Situbondo Towards a New NU: A First Note”, Prisma, sy. 35, Jakarta 1985, s.161-177; Martin van
Bruinessen, “The 28th Congress of the Nahdatul
Ulama: Power Struggle and Social Concerns”,
Archipel, sy. 41, Bandung 1991, s.185-199; Fr.
Raillon, “The New Order and Islam or the Imbroglio of Faith and Politics”, Indonesia, sy. 57
(1994), s.197-217; M. Laffan, “The Fatwa Debated? Shura in one Indonesian Context”, Islamic
Law and Society, XII/1, Leiden 2005, s. 93121; J. Th. Petrus Blumberger, “Nahdatoel Oelama”, Encyclopaedie van Nederlandsch Indië,
s-Gravenhage 1932, VI, 917; N. Mitsuo, “Nahdatul Ulama”, The Oxford Encyclopedia of the Modern Islamic World (ed. J. L. Esposito), Oxford
1995, III, 217-223; “Nahdatul Ulama”, Ensiklopedi Islam, Jakarta 1999, III, 345-356.
ÿÝsmail Hakký Göksoy
–
—
NEHHÂS
( &"'‫) א‬
Ebû Ca‘fer Ahmed b. Muhammed
b. Ýsmâîl el-Murâdî el-Mýsrî
(ö. 338/950)
˜
Arap dili ve tefsir âlimi.
™
Mýsýr’da muhtemelen 270’li (883) yýllarda doðdu ve orada yetiþti. Aslen Yemenli
Murâd kabilesine mensup olduðu için Murâdî nisbesiyle de bilinir. Dâvûdî onu Ýbnü’l-Murâdî diye zikreder. “Nehhâs” (bakýrcý) lakabýyla anýlmasý baba mesleði olan
bakýrcýlýk yapmasý sebebiyledir. Nehhâs,
baþta Baðdat olmak üzere Irak’ýn bazý ilmî merkezlerine giderek meþhur hocala-
Download

– — ˜ ™