TERZÝ BABA
bilirler. Ýbn Abbas’ýn bildirdiðine göre, “Þafak vaktine ve on geceye, çifte ve teke ...
andolsun” meâlindeki âyette (el-Fecr 89/
3) zikredilen “çift” terviye ve arefe günleri, “tek” ise kurban kesme günüdür. Saîd
b. Müseyyeb, “Burçlara sahip gökyüzüne,
vaad edilen güne þahitlik edene ve þahitlik edilene andolsun” âyetinde geçen (elBurûc 85/3) “þahitlik eden” ile terviye gününe, “þahitlik edilen” ile arefe gününe iþaret edildiðini söylemiþtir (Râzî, V, 173).
BÝBLÝYOGRAFYA :
Cevherî, e½-Øý¼â¼, “rvy” md.; Lisânü’l-£Arab,
“rvy” md.; Buhârî, “Hac”, 82, 83, 86; Müslim,
“Hac”, 336; Ebû Dâvûd, “Menâsik”, 58; Fâkihî,
AÅbâru Mekke (nþr. Abdülmelik b. Abdullah b.
Dehîþ), Mekke 1407/1987, III, 189-190; Fahreddin er-Râzî, Mefâtî¼u’l-³ayb, V, 173; Ýbn Kudâme, el-Mu³nî (Herrâs), III, 404-407; Kurtubî, elCâmi £, XV, 102; XIX, 284; Nevevî, el-Mecmû£
(nþr. M. Necîb el-Mutîî), Riyad 1423/2003, VIII,
69-70; Muhibbüddin et-Taberî, el-Æýrâ li-šå½ýdi
Ümmi’l-šurâ (nþr. Mustafa es-Sekka), Kahire 1390/
1970, s. 376-379; Bedreddin el-Aynî, el-Binâye,
Beyrut 1400/1980, III, 515-517; a.mlf., £Umdetü’l-šårî, Kahire 1392/1972, VIII, 149-151; Ýbn Nüceym, el-Ba¼rü’r-râßiš (nþr. Zekeriyyâ Umeyrât),
Beyrut 1418/1997, II, 588; Buhûtî, Keþþâfü’l-šýnâ£, II, 489-491; Ýbn Âbidîn, Reddü’l-mu¼târ (nþr.
Âdil Ahmed Abdülmevcûd), Beyrut 1415/1994,
III, 517-518; M. Emîn b. Ahmed el-Cekenî eþ-Þinkýtî, Þer¼u ƒalîl b. Ýs¼âš el-Mâlikî (Na½î¼atü’ŠŠu£afâß ve irþâdü’l-a³viyâß), Beyrut 1413/1993,
II, 128-129; R. Paret – [W. A. Graham], “Tarwiya”, EI 2 (Ýng.), X, 312.
ÿSalim Öðüt
–
TERZÝ BABA
—
(ö. 1264/1848)
˜
Nakþibendî-Hâlidî þeyhi.
™
Elli dokuz yaþýnda öldüðü rivayetine göre 1789’da doðmuþ olmalýdýr. Asýl adý Mehmed Vehbi, babasýnýn adý Fazlýzâde Abdurrahman’dýr. Mesleði terzilik olduðun-
dan Terzi Aða, Terzi Baba veya Hayyât Vehbi; boyunun uzunluðundan dolayý Uzun
Terzi, Uzun Terzi Aða diye tanýnmýþtýr. Mahmud Sadreddin’in Þevkistan adlý eserinde aslen Erzincanlý olduðu, evinin Câmi-i
Kebîr ile Kurþunlu Cami arasýnda bulunduðu belirtilmektedir. Bazý eserlerde Erzurumlu diye kaydedilmesi, terzilikte çýraðý olan Erzurumlu bir baþka Terzi Baba
ile karýþtýrýlmasýndan kaynaklanmaktadýr.
Aþçý Ýbrâhim Dede ikinci Terzi Baba ile tanýþtýðýný, Kadiriyye tarikatýna intisap eden
bu kiþinin Erzurum’da terzilik yaptýðýný
söyler (Aþçý Dede’nin Hatýralarý, I, 456).
Genç yaþta, Þirvanlýzâde lakabýyla tanýnan bir Kadirî þeyhine intisap eden Terzi
Baba’nýn çocukluðundan itibaren tekkelere devam ettiði ve dinî bilgileri sözlü kültür vasýtasýyla öðrendiði kaydedilmektedir. Kýrk yaþlarýnda iken Hâlid el-Baðdâdî’nin halifelerinden Abdullah Mekkî’ye intisap etti. Rivayete göre Abdullah Mekkî’nin Erzincan’a geldiðini haber alan Terzi
Baba, Kurþunlu Cami Medresesi’nde onu
ziyarete gitmiþ, birkaç gün sonra Abdullah Mekkî, Terzi Baba’yý davet ederek Hâlid el-Baðdâdî’nin verdiði emanet için uygun birini bulmak amacýyla yola çýktýðýný,
kendisini bu emanete lâyýk gördüðünü söylemiþ ve Terzi Baba’yý Nakþibendî-Hâlidî
halifesi tayin etmiþtir. Bu olaydan sonra
Terzi Baba’nýn þöhreti Erzincan, Erzurum,
Gümüþhane, Bayburt ve Sivas yörelerinde
yayýlmýþ, menkýbeleri günümüze kadar
gelmiþtir. 1848 yýlýnda Erzincan’da kolera
salgýnýnda ölen Terzi Baba, Erzincan Defterdarý Mecid Efendi ve halifelerinden
Fehmi Efendi tarafýndan yaptýrýlan ahþap
türbeye defnedilmiþtir. Bir yangýnda harap olan türbenin yerine Erzincan Belediyesi 1980’li yýllarda kesme taþtan yeni bir
türbe yaptýrmýþtýr. Erzincan þehir mezar-
Terzi Baba
Camii ve Külliyesi –
Erzincan
Terzi Baba’nýn
Erzincan’daki
türbesinin
XIX. yüzyýla ait
fotoðrafý
(Sefîne,
II, 183)
lýðýna Terzi Baba adý verilmiþtir. Terzi Baba’nýn üç erkek kardeþinden Fâzýl Abdülkerim Feyzi onun yanýnda medfundur. Erkek çocuðu olmayan Terzi Baba’nýn soyu
kýzlarý vasýtasýyla devam etmiþtir. Soyundan gelen bazý kiþilerin mezar taþlarý halen Terzi Baba Mezarlýðý’nda ve Terzi Baba Türbesi’nin çevresinde yer almaktadýr.
Erzincan’da Terzi Baba adýna bir dernek
kurulmuþ, yine onun adýný taþýyan büyük
bir cami ile külliye inþa edilmiþtir.
Hâlidiyye tarikatýnýn Erzincan ve çevresinde yayýlmasýný saðlayan Terzi Baba damatlarý Mustafa Fehmi Efendi ile Mehmed Rüþdü’den baþka Süleyman Efendi
(Leblebici Baba), Abdülbâki Baba, Abdüssamed Efendi, Ýrþâdî Baba gibi birçok halife yetiþtirmiþtir. Fehmi Efendi’nin müridi Aþçý Ýbrâhim Dede’nin Hatýralar’ýnda
Terzi Baba, Fehmi Efendi ve çevresi hakkýnda geniþ bilgi bulunmaktadýr. Terzi Baba’nýn dinî-tasavvufî konularý iþlediði Kenzü’l-fütûh (Miftâh-ý-Kenz) adlý bir eseri bulunmaktadýr. 1286 Ramazaný ortalarýnda
(Aralýk 1869) basýlan nüshasýndan aslýnýn
mensur olduðu ve Kenzü’l-fütûh adýný
taþýdýðý, daha sonra Rüþdü Efendi tarafýndan nazma çevrilip Miftâh-ý Kenz ismi verildiði anlaþýlmaktadýr. 1242 beyitten meydana gelen eserin sonunda Rüþdü Efendi’ye ait yirmi altý beyitlik bir münâcât ve “Medhiyye-i Hayyât” baþlýklý yirmi dört beyitlik bir manzume yer almaktadýr. Eserin aslýnýn manzum olduðu ileri
sürülmüþse de (Þafak, sy. 42 [1993], s. 7274) bu doðru deðildir. Zira Terzi Baba’nýn
þiir söylediðine dair bir rivayete rastlanmamýþtýr. Ýlk defa 1275 (1859) yýlýnda basýlan Miftâh-ý Kenz’in iki yazma ve on bir
basma nüshasý tesbit edilmiþtir (a.g.e.,
a.y.). Yazma nüshalarýndan biri Ýstanbul
Üniversitesi Kütüphanesi’nde kayýtlýdýr
(TY, nr. 2340). Osmanlý Müellifleri’nde
Terzi Baba’ya Sübûtiyye Risâlesi adlý bir
eser daha nisbet edilmektedir.
521
TERZÝ BABA
BÝBLÝYOGRAFYA :
Terzi Baba’nýn Hayatý ve Miftah-ý Kenz (haz.
Orhan Aktepe), Erzincan 1979 (geniþletilmiþ 2.
bs., Erzincan 2003); Aþçý Ýbrahim Dede, Aþçý Dede’nin Hatýralarý (haz. Mustafa Koç – Eyyüp Tanrýverdi), Ýstanbul 2006, I, 344-346, 456-457, 469470, 503-504; Mahmud Sadreddin, Þevkistan,
Münip Yýldýrgan özel kütüphanesi (Erzurum); Osmanlý Müellifleri, I, 50; Hüseyin Vassâf, Sefîne-i
Evliyâ (haz. Mehmet Akkuþ – Ali Yýlmaz), Ýstanbul 2006, s. 331-332; Vehbi Cem Aþkun, Terzi
Baba ve Erzincan’ýn Mutasavvýf Þairleri, Balýkesir 1956, s. 5-13; Vasfi Mahir Kocatürk, Türk
Edebiyatý Tarihi, Ankara 1970, s. 622; Leblebici Baba (Þems-i Hayâl), Tuhfetü’l-uþþâk (haz. Recep Toparlý v.dðr.), Erzurum 1990; a.mlf., Tuhfetü’l-uþþak (haz. Orhan Aktepe), Erzincan 1997,
tür.yer.; Vehbi Yurt, Terzi Baba: Hayyat Vehbi elErzincanî / Hayatý ve Eserleri, Erzincan 1995;
Abdulkuddüs Bingöl, “Terzi Baba’nýn Tasavvuf
Anlayýþý”, EFAD, sy. 17 (1989), s. 193-198; Yakup Þafak, “Terzi Baba’nýn Miftahu’l-Kenz’inin
Aslý Mensur mudur?”, Yedi Ýklim, sy. 42, Ýstanbul 1993, s. 72-74.
ÿNurettin Albayrak
–
˜
TESÂHÜB KAYDI
(bk. TEMELLÜK ve TESÂHÜB KAYDI).
–
˜
TESALYA
Yunanistan’ýn orta kesiminde
tarihî bölge.
—
™
—
™
Orta Yunanistan’da 14.030 km²’lik bir
alaný kapsar. Günümüzde Karditsa, Larissa, Magnesia ve Trikkala idarî bölgelerine
(nomos) ayrýlan Tesalya (Thessalía) verimli iki ovasýyla Yunanistan’ýn önemli bir kesimini oluþturur. Yunanistan’ýn en büyük
düzlüklerini meydana getiren bu ovalarýn
etrafý bölgenin en yüksek daðlarýyla çevrilidir. Kuzeyde Khassia ve Kamvounion, kuzeydoðu uçta Olimpos, güneyde Othrys ve
batýda Pindos daðlarý yer almakta, Pindos daðý Yunanistan’ýn omurgasýný teþkil
etmektedir. Doðu tarafýnda Ege denizi boyunca uzanan Ossa, Mavro, Vouni ve Pelion daðlarý ile kapatýlmýþ olup sadece dar
bir geçitle Volos (Golos) körfezine açýlýr. Düz
alanýn doðu kesimindeki ovada belli baþlý
yerleþim yerleri olan Çatalca (Pharsala), Týrnova (Tyrnavos), Golos Limaný ve merkez
Larissa (Yeniþehir) bulunur. Batýdaki ovada Trikkala (Týrhala), Karditsa ve Sofades,
eskiden daha önemli olan Fanari (Fener)
gibi ana merkezler vardýr. Bu iki ova tarih
boyunca Yunanistan’ýn tahýl ambarý görevini yapmýþtýr. Ortaçað’da her iki ovada
farklý geliþmeler cereyan etmiþtir. Osmanlý döneminin baþlangýcýnda (1386) Tesalya’nýn özellikle doðu düzlüðü Anadolu’dan
522
gelen çok sayýda Türk göçebelerinin yerleþtiði alandý. Tesalya ayrýca Osmanlýlar tarafýndan Ýslâmî yaþam tarzý için gerekli
olan pek çok heybetli eserin yapýldýðý yerdir. Bunlar arasýnda camiler, okullar, hamamlar, dükkânlar, tekkeler, kervansaraylar ve gösteriþli taþ köprüler bulunmaktadýr. Bütün bu eserlerden sadece beþi veya
altýsý günümüze ulaþmýþtýr.
Tesalya’nýn yerleþme tarihi Neolitik çaða kadar iner. Tesalyalý Grek kabilelerinin
yerleþiminden sonra milâttan önce XII.
yüzyýlda burasý antik Yunan mitolojisinde
geçecek derecede önem kazandý. Milâttan önce 352’de Makedonya Kralý II. Filip
Tesalya’yý ele geçirdi. Milâttan önce 196148 yýllarý arasýnda Tesalya tekrar baðýmsýzlýðýna kavuþtu. Ardýndan Romalýlar’ýn
idaresine girdi. Roma Ýmparatorluðu döneminde Tesalya’da þehirleþme geliþti, büyük yapýlar inþa edildi. Hýristiyanlýk ise erken tarihlerde yayýldý. V ve VI. yüzyýllarda
büyük sayýda bazilika yapýldý. Antik kültür ve ilk dönem Bizans idaresi 600 yýlýndan itibaren baþlayan Slav iþgalleri ve yerleþimiyle birlikte sona erdi. Slavlar iki büyük dalga halinde geldi. Slavca birçok köy,
nehir ve dað isminin bölgeye ait XIX. yüzyýl haritalarýnda görülmesi bu hareketin
kalýcý duruma geldiðine iþaret eder. 922925 yýllarýnda I. Bulgar Çarý Simeon, Makedonya ve Tesalya’nýn içlerine kadar ilerledi. 985-986’da yarým yüzyýllýk bir barýþýn ardýndan, Makedonya ve Batý Bulgaristan çarý Samuil, Larissa’yý ve Tesalya’nýn
tamamýný ele geçirdi, 996-997 yýlýna kadar idaresinde tuttu. Daha sonra Bizans
idaresi yeniden kuruldu.
Slav iþgallerinin ardýndan Latince konuþan ve Ulah (Vlach) diye adlandýrýlan Balkan göçebeleri Tesalya daðlarýnda yerleþti. Bölgenin 1075-1078 yýllarý arasýndaki
tarihini yazan Kekaumenos bunlarý açýkça zikreden ilk kiþi olmuþtur. 1066’da Ulahlar Bizans idaresine karþý isyan etti. Ýspanyol yahudisi Tudelalý seyyah Benjamin onlarýn 1066’da, Vlachia þeklinde adlandýrdýðý Lamia (Ýzdin) þehri civarýndaki topraklarda faaliyet gösterdiklerini söyler. Hatta
Vlachia bütün Tesalya için kullanýlmýþtýr
(Akropolites, Pachimeres’in eserleri, 1336’da III. Andronikos’un imparatorluk buyruklarý ve 1342’de Kantakuzenos’un tarihi). XIV. yüzyýlda Balkanlar’ýn diðer kesimlerinde de Vlachia denilen bölgeler ortaya
çýktý. Tesalya’daki Vlachia’dan bunlarý ayýrmak için buralara Megali Vlachia adý verildi (Bizans tarihçileri Nicetas Choniates,
Akropolites, Pachimeres). Ulahlar özellikle Pindos daðlarýnda ve iki ovanýn güne-
yindeki engebeli arazide yerleþtiler. 1204
yýlýnda Haçlýlar’ýn Ýstanbul’u iþgalinin ardýndan Makedonya ve Tesalya, Latin Selânik Krallýðý’na dahil oldu. 1218’de Epir Despotu I. Theodoros Angelos, Tesalya’nýn
önemli bir kesimini ele geçirdi. 1259’da
Pelagonya savaþýndan sonra Ýmparator VIII.
Mikhail Palaiologos adýna Ioannes Palaiologos, Tesalya’nýn doðu yarýsýný alýp Nicea
(Ýznik) Ýmparatorluðu’na kattý. Bununla
birlikte Tesalya büyük oranda otonomiye
sahipti.
1320’lerde Katalanlar, Tesalya’da özellikle doðu ovasýnda büyük tahribata yol
açtý. Ardýndan savaþçý Arnavut gruplarý
Tesalya’ya saldýrdý ve korumasýz düzlüklerdeki yýkýma katýldý. 1342 sonunda Ioannes
Kantakuzenos, Tesalyalýlar tarafýndan imparator kabul edildi. Kantakuzenos güvenilir adamý olan Angelos’u Tesalya valiliðine tayin etti. Angelos 1348’deki veba salgýnýnda öldü; Sýrp Ýmparatoru Çar Stefan
Duþan bunun üzerine Tesalya’yý ele geçirdi. Tesalya Valisi Preljub’un ardýndan Duþan’ýn 1355’te âni ölümünden sonra 1356
ilkbaharýnda iç karýþýklýk yaþandý. Epir’in
eski Bizans idarecisi II. Nikephoros Tesalya’yý zaptetti ve Epir’i geri aldý. Nikephoros
sadece üç yýl hüküm sürdü ve Arnavut kabilelerine karþý yürütülen savaþta yenildi.
Tesalya ve Epir tekrar idarecisiz kaldý. Bu
sýrada Çar Duþan’ýn üvey kardeþi Sýrp Prensi Simeon buraya girdi ve Trikkala’da imparator ilân edildi. 1366-1367’de Simeon,
Trikkala’nýn kuzeyindeki daðlarda Meteora manastýrlarýný inþa ettirdi. Daha sonra Alexis Angelos Philanthropenos Tesalya’nýn idaresini üstlendi (1370-1390). Onun
ardýndan yerine Manuel Angelos geçti
(1390-1393). Her iki idareci de Batý ovasýnda bulunan Trikkala’da ikamet etti. Çünkü Katalan ve Arnavut iþgalleriyle XIV. yüzyýlda cereyan eden ve sonu gelmeyen feodal savaþlarýn neticesinde Larissa ve doðu
ovasý yaklaþýk 1315 yýlýndan itibaren büyük oranda yýkýlmýþ ve boþaltýlmýþtý.
Osmanlýlar’ýn XIV. yüzyýlýn ikinci yarýsýnda Rumeli yakasýndaki fetih faaliyetleri
Tesalya’yý da etkiledi. Doðu ovasý Gazi Evrenos Bey tarafýndan 1386-1387 kýþýnda
fethedildi. Kendisi ve oðullarý daha sonra
buraya Anadolu’dan Türk yerleþimcileri
getirdi ve bölgede ilk Ýslâmî yapýlarý inþa
ettirdi. XV. yüzyýlýn ilk yarýsýnda Evrenosoðlu Ýbrâhim Bey, Alasonya (Elasson) þehrinde bir imaret yaptýrdý. Bu imaret 1871
yýlýnda hâlâ yoksullara ve yolculara yiyecek veriyordu. Ýbrâhim Bey’in oðlu Ahmed
Çavuþ imarete bir cuma camisi ilâve etti.
Ýbrâhim Bey’in torunu Ömer Bey, Badra-
Download

– — ˜ ™