VAKIF, KURULUŞU,
AMACI
İŞLEYİŞİ VE
Prof.Dr. Erol CANSEL
1
. V A K I F : V a k ı f , bir m a l ı n şahU
sın m ü l k i y e t i n d e n ç ı k a r ı l a r a k be­
l i r l i ş a r t l a r l a hayrt, dint, sosyal ve
insant bir amaca s ü r e k l i olarak tahsis
edilmesidir. L ü g a t m a n a s ı y l a
vakıf:
"hapseylemek, a l ı k o y m a k " a n l a m ı n a ge­
lir. V a k f ı n İslâm hukukuna göre t a r i f i
şöyledir: "Vakıf, menfaati halka ait
olur v e ç h i l e , bir a y n ı , e b e d î olarak
Cenâbı H a k k ' ı n m ü l k ü h ü k m ü n d e ol­
mak ü z e r e b a ş k a s ı n ı n m ü l k ü n e geçir­
mekten ve m ü l k ü n e sahip olmaktan ha­
pis ve yasak k ı l m a k t ı r " (1).
Bu suretle bir şahıs veya bir tüzel
kişi, mal v a r l ı ğ ı n d a n a y ı r d ı ğ ı bir mala,
b e l i r l i bir gaye u ğ r u n d a k u l l a n ı l m a k üzere şahsiyet k a z a n d ı r m a k t a ; yani bir
vakıf tüzel kişiliği kurabilmektedir.
I I . T A R i H Ç E. B a t ı
t o p 1 u m 1 a r 1 n da
v a k ı f müessesesine
ancak Orta Ç a ğ d a r a s t l a n m a k t a d ı r . İlk
Çağ klâsik Roma H u k u k u ' n d a h e n ü z
tüzel kişilik k a v r a m ı g e l i ş t i r i l e m e d i ğ i
için, b a ğ ı m s ı z bir t e ş k i l â t ı olan mal
topluluklarına rastlanmaktadır. Hayır
işleri için bir m a l ı n tahsisi, mutemet
(güvenilir) bir kişi a r a c ı l ı ğ ı ile y a p ı l ı ­
yor ve bu k i ş i y e e ş y a n ı n m ü l k i y e t hak­
kı devredilerek belli bir h a y ı r a m a c ı n a
malın hizmet g ö t ü r m e s i s a ğ l a n ı y o r d u .
H ı r i s t i y a n l ı ğ ı n k a b u l ü n d e n sonra, İm­
paratorluk d ö n e m i n d e , kilisenin tesiriy­
le d i n t a m a ç l a r a (Piae Causae) hizmet
eden v a k ı f l a r kurulmaya b a ş l a n m ı ş t ı r .
O r t a
Ç a ğ'da d i n t gayeler için
kurulan v a k ı f l a r y a n ı n d a , h a y ı r işleri,
i y i l i k yapmak, insanlara y a r d ı m etmek
m a k s a d ı y l a da v a k ı f l a r k u r u l m u ş t u r .
19. A s ı r d a
ise.
Batı
toplumlarında
a i l e
v a k ı f l a r ı nın çoğaldığı
g ö r ü l m e k t e d i r . Büyük arazilerin, serve­
t i n p a r ç a l a n m a m a s ı , aile
fertlerinin
elinde kalması için bu nevi v a k ı f l a r
elverişli i d i . Ancak, ondokuzuncu asır­
da gelişen libeıal düşünce a k ı m l a r ı , aile v a k ı f l a r ı n ı n gelecek nesillerin atı­
lım g ü c ü n ü azalttığı, t ü k e t i c i bir genç­
l i k y a r a t t ı ğ ı görüşlerini ısrarla yayarak
bu v a k ı f l a r ı n giderek azalmasına sebep
o l m u ş t u r . Diğer taraftan, bu asırda
devlet güçlenerek, ü z e r i n d e k i manevt
ve d i n t hakimiyetlerini z a y ı f l a t m a k üzere kiliseye ve b ü y ü k servetlere sahip
bulunan kilise v a k ı f l a r ı n a karşı müca­
dele açmıştır. Bu nedenlerle, 20. asırda
b a t ı d a vakıf kurma işlemlerinin eski
değerini
k a y b e t t i ğ i , azaldığı
görül­
mektedir.
V a k ı f l a r a karşı ortaya çıkan bu olumsuz tutum, bu k u r u m l a n düzenle­
yen bazı Medent K a n u n l a r ı da etkiledi.
Meselâ, 1804 t a r i h l i F r a n s ı z
Me­
d e n t K a n u n u vakıf kurma işle­
m i n i düzenlememiştir. V a k ı f l a r , ancak
Fransız Hukuku doktrini tarafından
geliştirilmeye çalışılmıştır. Vakıf kur­
ma d o ğ r u d a n doğruya değil de; bağışla­
ma veya vasiyet yoluyla yapılabilmek­
te; belli bir amaca tahsis edilmek iste­
nen bu mal t o p l u l u ğ u n u n tüzel kişilik
kazanabilmesi için i d a r t
makam­
dan
izin almak gerekmektedir. K u r u ­
lan v a k f ı n hak ve f i i l ehliyetleri ise
çok sınırlı tutulmakta; gerçek kişilere
t a n ı n m ı ş olan bu ehliyetler, vakıf tüzel
(1) B k s . Ar»ebük,E. B M ' a n p Ç ve Şahsın Hukuku,
19S8, A n k a r a , t. 504; An>ay, S.Ş. Hukuk
İslâm Hukuku, 1958, Ankara, t. 255-256
Tarihinde
322
Prnf nr
kişiliğine sınırlı olarak müsaade edil­
mektedir.
A v u s t u r y a
özel hukukunda
da vakıf düzenlenmemiştir. Vakıf kur­
ma ve vakfın tüzel kişilik kazanması
idart makamın iznine tâbidir.
A l m a n
Medenî Kanunu vakfı
düzenlemekle beraber, gerek kurulu­
şunu, gerekse tüzel kişilik kazanmasını
devletin iznine bağlı tutmuştur.
Medent Kanunumuzun alındığı İ sv i ç r e Medent Kanunu'nda i k i l i bir
a y ı r ı m yapılmış ve d i n t
vakıf­
l a r l a
a i l e v a k ı f l a r ı'nm
kurulması ve tüzel kişilik kazanabilme­
si için izin ve tescil şartı aranmamış;
bu vakıflar dışında kalan diğer vakıf­
ların kuruluş ve tüzel kişilik kazanabil­
meleri için izin şartı aranmamakla be­
raber, ticaret siciline tescilleri şartı
getirilmiştir (CCS Art. 52) (2).
T ü r k h u k u k u n d a
durum
farklıdır. Aşağıda ayrıntılı biçimde
inceleneceği gibi, Türk Medent Kanunu
hükümlerine göre, dernekler gibi, bir
vakıf kurmak da
s e r b e s t t i r .
Yani vakfın kuruluşu ve tüzel kişilik
kazanması için idart makamdan önce­
den izin alma mecburiyeti yoktur. Fa­
kat, Medent Kanunun 74.cü maddesi
şöyle bir hüküm koymuştur: "Kanuna,
ahlâka, âdaba veya milJt menfaatlere
aykırı olan veya siyast düşünce veya
belli bir ırk yahut cemaat mensuplarını
desteklemek gayesi ile vakıf kurula­
maz". Şu halde Türk hukukunda vakıf
kurma serbestisi vakfın amacının top­
luma zararlı olmaması için, M K . 74.md.
h ü k m ü y l e sınırlandırılmış bulunmakta­
dır. Amacın kanuna uygunluk deneti­
mini Asliye Hukuk Mahkemesi yapa­
caktır. (MK. Md.74/I.) Aynı fıkraya
göre, vakfın tüzel kişilik kazanması
için Asliye Hukuk Mahkemcsi'nce tutu­
lan sicile tescil edilmesi gerekmektedir.
Hemen belirtelim ki,Hâkimin yaptı­
ğı inceleme, gerek vakfeden; gerekse
kurulacak vakıf b a k ı m ı n d a n şekil ve esas şartların kanuna uygunluk deneti­
midir. Bu hususlar eksiksizse, hâkim
vakfın kurulmasına k a r a r
verir.
Vakıf kurma talebini reddedemez. Özetle, T ü r k hukukunda vakıf kurmak
FROL CANSEL
için önceden izin alma m e c b u r i y e t i ka­
bul edilmemiş olup; serbesti sistemi ge­
çerlidir.
Türk h u k u k u n d a
vakfın
t a r i h t g e l i ş i m i n e de k ı s a c a
değinmekte yarar v a r d ı r .
Türkler İslâmiyeti kabul etmeden
önce vakıf kurmakta idiler. N i t e k i m ,
Uygurlar'da içinde bir t ı p medresesi ve
diğer okulları bulunan bir ibadet k u r u ­
muna, gelirleriyle k a t k ı getirmek ü z e r e
zamanın H â n ı ( H a k a n ı ) t a r a f ı n d a n b a ğ ,
bahçe ve arazi v a k f e d i l d i ğ i n i g ö s t e r e n
vakıf belgeleri b u l u n m u ş olup, a r ş i v l e r ­
de s a k l a n m a k t a d ı r (3).
Büyük ve sonuncu d i n olan İ s l â m
d i n i , özünde bulunan insant, a h l â k î ,
sosyal ve dint d ü ş ü n c e l e r l e v a k ı f k u ­
rulmasını; kişinin i k t i s a d î v a r l ı ğ ı n d a n
başka insanların da y a r a r l a n m a s ı n ı t e ş ­
vik ediyordu. İslâm h u k u k u n d a da. Ro­
ma hukukundan f a r k l ı olarak, v a k f a
tüzel kişilik k a z a n d ı r ı l m ı ş t ı . N i t e k i m ,
vakfedilen mal "AUahın m ü l k ü " s a y ı l ­
makla, kişinin özel m ü l k i y e t i n d e n a y r ı ­
lıyor ve b a ğ ı m s ı z ,
t ü z e l
ki­
ş i l i ğ i
o l a n
mal v a r l ı ğ ı h a l i n e
geliyordu (4).
Türklerin İslâmiyeti k a b u l ü ,
bil­
hassa Abbasi devletinin p a r ç a l a n a r a k
yerine Selçuklu devletinin k u r u l m a s ı y l a
doğudaki Müslüman ahali
Türklerin
egemenliğine girmiş; bu suretle T ü r k l e r
İslâm dini ve h u k u k u n u n g e l i ş t i r d i ğ i
vakıf müesesesesini y a y g ı n hale getir­
meye başlamışlardır (5).
Osmanlı İ m p a r a t o r l u ğ u d ö n e m i n d e
26798 vakıf k u r u l d u ğ u , ancak tesbit
edilemiyenlerle bu
miktarın
50.000
(2) B u hususta bkt. P l a n i o l - R i p « r t , T r a i t s
tique de Droit français, 1952,
P a r i s , No.
Kommentar »um Schweserischen R e c h t ,
78;
pra­
Egger,
Stiftungen,
Vorb. Nr. 5; Koschaker, P. R o m a H u k u k u n u n
Ana
Katlan, 1950, ». 98-100.
(3) Kunter,
B . H . Türk
vakıfları
ve
vakfiyeleri
üıerine mücmel bir e t ü d , 1969, A n k a r a s . l O S . v d .
(4)
Hatenrü, H . Medeni Hukuk
Tüzel
Kişileri,
1979, C . I , Utanbul, s. 54.
(5) B k ı . Güneri, H . Türk Medeni K a n u n u a ç ı s ı n ­
dan vakıfta amaç kavramı ve a m a c ı n a g ö r e v a k ı f t ü r ­
leri, 1976, Ankara, s. 3-4.
V A K I F .
K U R U L U S U
civarında
olabileceği, kaynak
araş­
t ı r m a l a r ı n d a b e l i r t i l m e k t e d i r . 19. asır­
da, i m p a r a t o r l u ğ u n b a ş k e n t i olan İstan­
bul'un t a ş ı n m a z m a l l a r ı n ı n üçte i k i s i
vakıf m a l l a r ı i d i .
V a k ı f l a r sayesinde b ü t ü n ü l k e sat­
hında camiler, mescitler, okullar (Med­
reseler), k ü t ü p h a n e l e r , d e r g â h l a r , d a r ü ş şifa ve hastahaneler, aş evleri, kervan­
saraylar, çeşmeler, yollar, dul ve yetim
evleri, emzirme ve b ü y ü t m e y u v a l a r ı
yapılmış; işçilere, k ö y l ü l e r e
yardım
fonları b i r i k t i r i l m i ş , çarşı ve pazar
yerlerine kantar k o n u l m a s ı , e v l â t l ı k ­
ların h ı r p a l a n m a m a s ı için k ı r d ı k l a r ı
kap k a ç a ğ ı n yerine y e n i l e r i n i n a l ı n ­
ması, kış a y l a r ı n d a k u ş l a r ı n beslenmesi,
sakat leyleklerin tedavisi için v a k ı f l a r
k u r u l m u ş t u r (6).
Selçuklu ve O s m a n l ı devletleri dö­
neminde k u r u l m u ş olan v a k ı f l a r ı n 6390
tanesinin
38571 p a r ç a t a ş ı n m a z m a l ı
ve b ü y ü k t a r i h î değer t a ş ı y a n 7414 adet eski eser k a l m ı ş b u l u n m a k t a d ı r .
2. C u m h u r i y e t
d ö n e m i n
den
ö n c e , ve
s o n r a k i
va­
kıf
r e j i m i
I . C u m h u r i y e t i n
i l â n ı n ­
dan
ö n c e , v a k ı f l a r f ı k ı h kuralla­
rına göre k u r u l u p idare edilmekte i d i .
Vâkıfın tayin e t t i ğ i m ü t e v e l l i v a k f ı n
yönetimi s a ğ l ı y o r d u . 1826 y ı l ı n d a Padi­
şah I . A b d ü l h a m i t ve I I . Mahmut v a k f i ­
yeleri için özel bir y ö n e t i m k u r u l a r a k
buna "Evkâf-ı H ü m a y u n N e z â r e t i " den­
miştir. Bu suretle hanedan v a k ı f l a r ı n ı
idare edenlere "Nazır" a d ı v e r i l m i ş t i r .
Bu n a z ı r l a r başta bir v e k i l , h ü k ü m e t
yetkilisi d e ğ i l d i . S o n r a l a r ı n a z ı r l a r he­
yetine k a t ı l a r a k h ü k ü m e t b ü n y e s i n d e
nâzır h ü v i y e t i n i k a z a n m ı ş t ı r . Ö n c e , mü­
tevellileri bir makama şart edilen va­
kıflarla,
mütevelliliği
vakfedenlerin
e v l â t l a r ı n d a n b a ş k a l a r ı n a şart e d i l m i ş
v a k ı f l a r ı n idaresi bu E v k â f N e z â r e t i n e
v e r i l m i ş t i . Z a m a n l a E v k â f N e z â r e t i b ütün
v a k ı f l a r ı n
denetiminin
kendisine b a ğ l a n d ı ğ ı bir makam olmuş­
tur.
N e z â r e t e b a ğ l a n a n v a k ı f l a r i k i çe­
şitti:
a) V â k ı f ı n soyu kesilip, m ü t e v e l l i s i
nezâret m a k a m ı n c a atanan
vakıflar.
İNLEYİŞİ
V E
AMACI
323
Bunlara M A Z B U T V A K I F L A R denmiş­
tir.
b)Mütevellisi v â k ı f ı t a r a f ı n d a n ata­
nan v a k ı f l a r . B u n l a r a
MÜLHAK VA­
K I F L A R a d ı verilmiştir (7).
II.C u m h u r i y e t i n
i l â n ı n
dan
s o n r a
eski v a k ı f l a r ı n yöne­
t i m işleri 1924 yılına kadar "Ş e r ' i y ev e E v k â f
V e k â 1 e t i " ne veril­
d i . Ancak, T ü r k Medeni Kanununun
t a t b i k i h a k k ı n d a k i 864 sayılı kanunun
maddesi. Medeni Kanunun y ü r ü r l ü ğ e
girmesinden önce k u r u l m u ş olan vakıf­
l a r ı n özel bir kanunla y ü r ü t ü l m e s i n i
öngörüyordu.
Bu suretle, v a k ı f l a r l a i l g i l i bir ka­
nun h a z ı r l a m a k üzere başlatılan çalış­
malara İsviçreli Medeni Hukuk Profe­
sörü L E E M A N N da davet edildi. Hazır­
lanan taslak Meclisten 1935 yılında (5
Haziran) 2762 sayılı V A K I F L A R K A ­
N U N U adıyla ç ı k a r a k k a n u n l a ş t ı .
Bu kanun, eski v a k ı f l a r ı , tarihi ge­
l i ş i m l e r i n e uygun olarak dörde ayırmış­
tır:
a) M A Z B U T V A K I F L A R : Bu vakıf­
lar t e k
bir t ü z e l
k i ş i
ola­
rak kabul edilmiş ve idareleri V a k ı f l a r
Genel
Müdürlüğüne
devredilmiştir,
(Md. 1.)
b) M Ü L H A K V A K I F L A R : Mütevel­
l i l e r i t a r a f ı n d a n yönetilen, mütevel­
liliği fer'ilerine şart edilmiş bulunan,
gözetim ve denetimi ise devlet a d ı n a
V a k ı f l a r Genel M ü d ü r l ü ğ ü n c e yapılan
v a k ı f l a r d ı r . Bunların adedi 437'yi bul­
m a k t a d ı r (Md.2).
c) A Z I N L I K V A K I F L A R : Azınlık­
l a r ı n k u r d u ğ u v a k ı f l a r d ı r . Kendi yö­
netim k u r u l l a r ı t a r a f ı n d a n idare edi­
l i r l e r . Gözetim ve denetimleri V a k ı f l a r
Genel M ü d ü r l ü ğ ü n c e yapılır.
d) ESNAF V A K I F L A R I da kendi
seçtikleri k u r u l veya mütevelliler tara­
f ı n d a n yönetilir. Gözetim ve denetimle(6) Güneri, s. 35 vd.; A k g ü n d ü t , A. Eski ve yeni
hukukumuzda devletin kurduğu vakıflar, I V V A K I F
H A F T A S I (1-7
Aralık 1986Ankara) »emporyunnunda
verilen tebliğ.
(7) B k ı . Hatemi, H. Medeni Hukuk T ü ı e l Kişileri,
İ s t a n b u l , 1979, «. 340.
324
Pr^nr
F R O L
r i V a k ı f l a r Genel Müdürlüğüne aittir.
Eski vakıfların bazı sorunları bu­
gün Devlet t a r a f ı n d a n çözülmeye gay­
ret edilmektedir. Nitekim 18.6.1984 ta­
r i h ve 227 sayılı Kanun H ü k m ü n d e Ka­
rarname ile. Vakıflar Genel Müdürlüğü
Teşkilât ve Görevleri yeniden düzen­
lenmiş ve 2762 sayılı Vakıflar Kanu­
nunda yetersiz kalan hükümler yerine
bu kararname ile yeni hükümler geti­
rilmiş ve eski vakıflara ait mimart
veya t a r i h i değeri olan eserlerin ko­
r u n m a s ı n a dair açık hükümler düzen­
lenmiş; Genel Müdürlük bünyesinde
Abide ve Yapı İşleri Dairesi Başkanlığı,Emlâk Dairesi Başkanlığı, Mülhak
ve Yeni Vakıflar Dairesi Başkanlığı,
Hayır İşleri ve Sosyal Hizmetler Dai­
resi Başkanlığı, İşletmeler ve İştirakler
Dairesi Başkanlığı, K ü l t ü r ve Tescil
Dairesi Başkanlığı, yetki ve görevleri
ayrıntılı şekilde gösterilmiştir.
ni. C u m h u r i y e t i n
ilâ­
n ı n d a n sonra «kurulan
ye
n i
vakıflar:
1) M e d e n i K a n u n
h ü k ü m
lerine göre v a k f ı n
kuru­
l u ş u :
Medeni Kanunun 73-81.
maddeleri vakfı tarif ederek kuru­
luşunu, organlarını, vakıf nevilerini,
vakfın
teftişini
ve sona ermesini
düzenleyen hükümler koymaktadır.
Bu hükümlerden dördü, 1967 yılın­
da çıkarılan 903 sayılı kanunla de­
ğiştirilmiştir. Daha sonra
çıkarılan
12.2.1973 tarih ve 1659 sayılı Kanun,
903 sayılı Kanunla öngörülmüş olan,
mirasçıların saklı payları ile i l g i l i 2.
maddesini yeniden değiştirmiştir.
903 sayılı Kanunun ö.maddesinde
yapılması
öngörülen
vakıf
tüzüğü,
21.8.1970 t a r i h l i Resmi Gazetede ya­
y ı n l a n a r a k y ü r ü r l ü ğ e girmiştir.
903 sayılı Kanun, T ü r k toplumunca
a n l a m l ı bulunmayan "TESİS" tabirini
değiştirerek, " V A K I F " deyimini ikâme
etmiş; bu suretle müessesenin anlamını
yeniden k a z a n d ı r m ı ş t ı r .
2) V a k f ı n
t a r i f i
ve
b a ğ ı ş l a m a d a n
f a r k ı :
Medeni Kununun 73.maddesine göre
vakıf: "Başlıbaşına mevcudiyeti haiz
CANSEL
olmak üzere bir malın b e l i r l i b i r ga­
yeye tahsisidir". Ancak hemen b e l i r t ­
mek gerekir k i , her b e l i r l i amaca tahsis
edilen bir mal ile v a k ı f k u r u l m u ş o l ­
maz. Nitekim, b e l i r l i
b i r a m a ç
için y a p ı l a n
b a ğ ı ş l a m a ­
l a r da bir malın belli bir gayeye t a h ­
sisi için tevcih edilir. Fakat, v a k ı f t a n
farklı bir h u k u k î muameledir. M e s e l â
bir kimsenin y a r d ı m a m u h t a ç ö ğ r e n c i ­
lere harcanmak üzere, ö ğ r e n c i l e r e yar­
dım kurumuna 1 milyon l i r a b a ğ ı ş l a m a ­
sı vakıf kurma değil; b a ğ ı ş l a m a söz­
leşmesi yapmasıdır.
3) V A K F I N
Ş A R T L A R I :
K U R U L U Ş
A) E H L İ Y E T : V a k ı f g e r ç e k kişi ve­
ya bir tüzel kişi t a r a f ı n d a n k u r u l a b i l i r .
a) Gerçek kişi v a k f ı ya s a ğ l ı ğ ı n d a
(hayatta iken, veyahut k e n d i s i n i n ö l ü ­
münden sonra v ü c u t bulmak ü z e r e k u ­
rabilir.
Bir kimse sağlığında
bir vakıf kur­
mak istediği takdirde, m ü m e y y i z ve re­
şit olmalı ve vesayet a l t ı n a a l ı n m a m ı ş
bulunmalıdır. Kendilerine vasi t a y i n edilmiş mümeyyiz k ü ç ü k l e r l e , m a h c u r ­
lar; ne kendilerinde de 'kanunt m ü m e s ­
silleri aracılığı ile v a k ı f k u r a m a z l a r ,
(MK.392.) Bu suretle, s ı n ı r l ı e h l i y e t ­
sizlerin vakıf kurma e h l i y e t l e r i n i n o l ­
madığını belirtmek istiyoruz.
Akıl hastası, a k ı l z a y ı f ı olan tam
ehliyetsiz kişilerin de v a k ı f k u r m a eh­
liyetlerinden söz edilemez.
Ancak, kendilerine k a n u n t m ü ş a v i r
tayin edilmiş m ü m e y y i z ve r e ş i t l e r va­
kıf kurabilir. Zira Medeni K a n u n u n
379. cu maddesinde s ı n ı r l ı e h l i y e t l i l e r i n
vakıf k u r a m ı y a c a k l a r ı n a d a i r yasakla­
ma yer almamıştır.
Bir kimse ölüme bağlı
tasarrufla,
yani bir vasiyetname ile, ö l ü m ü n d e n
sonra h ü k ü m ifade etmek ü z e r e b i r
vakıf kurmak isterse (MK.74 I ) , M e d e n i
Kanunun 449. maddesine g ö r e 15 y a ş ı n ı
bitirmesi ve m ü m e y y i z o l m a s ı y e t e r l i ­
dir.
b) Tüzel kişiler de v a k ı f k u r a b i l i r .
Bunun için tüzel k i ş i n i n o r g a n l a r ı n ı n
yetkili olması gerekir. Bu y e t k i y i t ü z e l
kişinin organı, alacağı b i r k a r a r l a s a ğ -
V A K I F , K U R I I I U $ u . İSLF.Yt.Sİ V F A MATT
layabilir; veya bu y e t k i esasen tüzel k i ­
şinin k u r u l u ş sözleşmesinde b u l u n a b i l i r
(8). Bu suretle, ş i r k e t l e r , dernekler veya
sendikaların v a k ı f k u r m a s ı m ü m k ü n ­
dür.
B) BİR M A L I N TAHSİSİ: V a k f ı n
kurulabilmesi için i k i n c i ş a r t , belli bir
malın muayyen bir amaca tahsis edil­
mesidir. (MK.73 I.) Malın tahsisi işlemi
vakıf k u r a n ı n t e k
t a r a f 1 ı bir
irade b e y a n ı olup, a y n ı zamanda m a l ı ,
vakfın a m a c ı n a b a ğ l a m a g ö r e v i n i y e r i ­
ne getirir (9).
Tahsis edilen mal v a k ı f k u r a n ı n
m ü l k i y e t i n d e n ve mal v a r l ı ğ ı n d a n ay­
rılarak bağımsızlaşır ve v a k f ı n tüzel
kişiliğinin m ü l k i y e t i n e geçer.
Ancak, tahsis edilen bu m a l ı n vak­
fın a m a c ı n ı g e r ç e k l e ş t i r e c e k bir i k t i ­
sadî değer taşıması gerekir. Çok k ü ç ü k ,
cüz'i bir ekonomik değeri olan m a l ı n
vakfın a m a c ı n ı g e r ç e k l e ş t i r m e s i ş ü p h e ­
lidir. Böyle bir v a k ı f k u r u l m u ş s a , ama­
cını g e r ç e k l e ş t i r e m i y e c e ğ i
anlaşıldığı
zaman, teftiş m a k a m ı v a k f ı n m a l l a r ı ­
nın benzer a m a ç l ı bir vakfa tahsisini
Asliye Mahkemesinden ister, (MK.77
III.) Esasen 30 Temmuz 1982 t a r i h l i
Resmi Gazetede y a y ı m l a n m ı ş olan, "Va­
kıflar h a k k ı n d a k i t ü z ü ğ ü
değiştiren
tüzüğün" 37.maddesi, vergi bağışıklığı
talep eden v a k f ı n mal v a r l ı ğ ı n ı n 30
milyon liradan aşağı o l m a m a s ı ve ba­
ğışlar d ı ş ı n d a yıllık g e l i r i n i n 3 m i l y o n
liradan fazla olması ş a r t ı n ı t a ş ı m a k t a ­
dır.
V a k f ı n gayesine tahsis edilecek mal
taşınır veya t a ş ı n m a z bir mal olabilir.
Vakıf k u r a n ı n ü ç ü n c ü ş a h ı s t a k i alaca­
ğı, belli m i k t a r d a para, a k t i f ve pa­
sifiyle bir mal v a r l ı ğ ı , t i c a r i bir iş­
letme, bir mal v a r l ı ğ ı n ı n g e r ç e k l e ş m i ş
veya ileride gerçekleşecek g e l i r l e r i , sı­
nırlı a y n î haklar, f i k r î ve s ı n a î haklar
da vakfa tahsis edilebilir.
C) AMAÇ: V a k ı f bir a m a c ı n gerçek­
leştirilmesi için k u r u l u r . Tahsis edilen
mal bu a m a ç u ğ r u n a h a r c a n ı r . V a k f ı n
amacı, a h l â k a , adaba, m i l l î menfaatlere,
kanuna a y k ı r ı olmamak, siyasî d ü ş ü n c e
veya M i l l i ırk veya cemaat m e n s u p l a r ı ­
nı desteklememek ş a r t ı y l a ( M K . 74 I I )
serbestçe seçilebilir.
325
V a k ı f l a r k u r u l u ş a m a ç l a r ı n a göre
şöyle k u r u l a b i l i r :
a) A i l e v a k ı f l a r ı : MK.322.
Bu nevi vakıf, aile fertlerinin tahsil ve
terbiyesini sağlamak, ailedeki kişilere
y a r d ı m etmek, evleneceklere cihaz, ev
s a ğ l a m a k gibi maksatlarla kurulabilir.
Bu v a k ı f l a r 903 sayılı Kanunla getiri­
len d e ğ i ş i k l i k l e . V a k ı f l a r Genel M ü d ü r ­
l ü ğ ü n ü n denetimine girmiştir, (MK.80
I.)
b) D i n î a m a ç l ı
v a k ı f l a r .
Bunlara " D i y a n î vakıflar" da denir. Ga­
yesi sırf d i y a n î olan, ibadete mahsus
v a k ı f k u r u l a b i l i r . Meselâ bir cami, mes­
cit, kilise, havra inşası ve b u n l a r ı n gid e r i m l e r i ile buralarda hizmet edecek
d i n g ö r e v l i l e r i n i n b a k ı l ı p beslenmesi,
yahut d i n b i l g i n l e r i yetiştirmek üzere
bir okul inşası ve öğrencilerin geçimini
s a ğ l a m a k üzere kurulan v a k ı f l a r , diya­
n î gayeli v a k ı f l a r d ı r . Bu v a k ı f l a r da
903 sayılı Kanunla V a k ı f l a r Genel Mü­
d ü r l ü ğ ü n ü n denetimine tâbi t u t u l m u ş
ve k u r u l u ş l a r ı da diğer
vakıflarda
o l d u ğ u g i b i , mahkemenin tescile karar
vererek sicile tescil işlemi ile sağ­
lanmıştır.
c) İ s t i h d a m
e d i l e n l e r ­
le
i ş ç i l e r e
y a r d ı m
va­
k ı f l a r ı : Ticaret Kanunu 468 ve
Medeni K a n u n 77/A maddesi h ü k ü m l e ­
rine göre kurulabilen bu tür v a k ı f l a r ,
işveren t a r a f ı n d a n belli bir miktar pa­
r a n ı n veya malın çalıştırdığı personelin
i h t i y a ç l a r ı n a tahsisi a m a c ı n ı taşır. Bu
vakıflar i k i türlüdür.
aa)Tek t a r a f l ı
persone
le y a r d ı m
v a k ı f l a r ı : Vâ­
k ı f ı n tahsis ettiği fonla kurulur. Perso­
nel vakfa herhangi bir aidat ödemez.
Eğer v a k ı f senedinde edayı talep h a k k ı
t a n ı n m ı ş s a , istihdam edilenlerin veya
işçilerin edimi dava h a k l a r ı doğar. A k ­
si halde mahkeme aracılığı ile bir edim
talebinde bulunamazlar.
bb)İ k i t a r a f l ı
p e r s o n e l
v a k ı f l a r ı : Personel vakfa bir ai­
dat ö d e d i ğ i n d e n , hem v a k f ı n y ö n e t i m i (8) B k ı . Ö ı s u n a y , E . Medeni Hukukta T ü ı e l K i ­
şiler, 1978, istanbul, s. 388.
(9) İşeri, A . Vakıf, 1968, Ankara, s. 51.
326.
Prnf Dr. EPOT
ne katılabilir; hem de v a k f ı n edimleri­
ni dava h a k k ı v a r d ı r , (MK.77/A I I , V.)
Bu y a r d ı m v a k ı f l a r ı n ı n organları,
v a k ı f t a n yarar sağlayanlara vakfın fa­
aliyeti ve mali durumu h a k k ı n d a bilgi
vermek z o r u n d a d ı r , (MK. 77 / A II.)
d) K a m u y a y a r a r l ı
va­
kıflar:
903 sayılı Kanunda "Kamuya yarar­
lı vakıf" deyimi geçmemektedir. Ancak,
2. ve 4. maddeler bir arada incelendiği
zaman, söylenmek istenenin
"kamuya
y a r a r l ı vakıf" olduğu anlaşılmaktadır.
Bu vakıflar i k i türlü kamu görevlerine
yardımcı olabilir:
-Gelirlerinin en az % 80' i n i genel,
özel ve katma bütçeli idareler bütçeleri
içinde yer alan bir hizmetin ya da hiz­
metlerin görülmesini karşılamak üzere
Bakanlar K u r u l u kararı ile tahsisen bir
vakıf kurulmuşsa. Böyle bir vakıf yine
Bakanlar K u r u l u k a r a r ı ile tahsis edi­
len mal varlığı için vergi bağışıklığı
elde edebilir, 903 sayılı Kanun, md.4.
Vergi muafiyetini elde etmek için, ge­
rek sağlar arası gerekse ölüme bağlı ta­
sarrufla kurulan vakıf için Maliye Ba­
kanlığına ve Bakanlar Kuruluna baş
vurma usulü 25.7.1970 tarih ve 7/1066
sayılı Türk Medeni Kanunu hükümleri­
ne göre kurulan vakıflar h a k k ı n d a Tü­
züğün 37.Cİ maddesinde gösterilmiş
bulunmaktadır.
-Kamu görevlerine yardımcı olmak
üzere gelirlerinden e n a z
y a r ı s ı
n 1 bu hizmetlere bırakmak üzere bir
vakıf kurulmuşsa. Bu vakıflar için M K .
453. maddesindeki mirasçıların saklı
pay o r a n l a r ı küçültülerek, vakıfa mal
v a r l ı ğ ı n d a n daha fazla iktisadi değer
a y ı r m a s ı sağlanmıştır. Nitekim muris
k u r d u ğ u v a k f ı n gelirlerinden en az ya­
r ı s ı n ı kamu görevi niteliğindeki işlerin
y a p ı l m a s ı n a tahsis etmişse, mirasçıları­
nın mirasçısı kanundaki saklı payının
ancak 1/3 ünü elde edebilir. Meselâ vâ­
k ı f ı n vakfa tahsis ettiği mal varlığı 1
milyon T L değerde ise, mirasçının saklı
payı 3/4 yani 750.000 T L iken; bu va­
kıf gelirlerinin en az yarısı kamu hiz­
metlerine ödenmek için kurulmuşsa,
m i r a s ç ı n ı n saklı payı 250.00 TL.dir
(10).
CANSEL
Bakanlar Kurulunca vergi b a ğ ı ş ı k ­
lığı kazanan vakıflar belli başlı şu ver­
gileri ödemekten muaf o l u r l a r :
-Bu tür v a k ı f l a r ı n k u r u l u ş i ş l e m l e r i
ile bu vakıflara y a p ı l a c a k b a ğ ı ş l a m a l a r
h a r c a tâ b i
d e ğ i l d i r . (Harç­
lar Kanununun 38.md.sini d e ğ i ş t i r e n
903 sayılı Kanunun 5 / H md.si).
-Veraset ve i n t i k a l vergisi ö d e m e z ­
ler (903 sayılı k. md.5/D h ü k m ü ile de­
ğiştirilen 7338 sayılı Veraset ve İ n t i k a l
Vergisi Kanunu md. 4).
-Edinecekleri t a ş ı n m a z l a r veya a y n i
haklar için tapu i ş l e m l e r i n d e
tescil
veya şerh h a r c ı ö d e m e z l e r (903 s a y ı l ı
K.md.5/H, 492 sayılı H a r ç l a r K a n u n u ,
59/a).
-Kurumlar vergisi ö d e m e z l e r . (903 s.
K.md.5/A, 5422 sayılı K u r u m l a r V e r g i ­
si Kanunu, md.l99 sayılı K . i l e d e ğ i ş i k
7.md.).
-Emlâk alım vergisinden m u a f t ı r l a r .
(903 s.K. ve 18.2.1963 t a r i h , 198 s a y ı l ı
Emlâk Alım Vergisi K.md.4/ k.).
c ) Y ü k s e k ö ğ r e
t i m
ku­
r u m l a r ı
v a k ı f l a r ı : 17.8.1983
tarih ve 2880 sayılı K a n u n l a d e ğ i ş t i r i ­
len 2547 sayılı Y ü k s e k ö ğ r e t i m K a n u (10) 903 sayılı K a n u n ve onu d e ğ i ş t i r e n 1659
sa­
yılı Kanunla M K . 453.md.de d ü ı e n l e n e n s a k l ı p a y l a r a
ve
niteliklerine
getirilen
değişiklikler,
doktrinde
eleştirilmekte ve yeni d ü z e n l e m e n i n saklı pay
munu sarstığına, mirasçılar a r a s ı n d a
kuru­
anlaşmazlıklara
ve saklı p a y ı n h e s a p l a n m a s ı n d a g ü ç l ü k l e r e yol
açtı­
ğına, Medeni Kanun'daki saklı pay h ü k ü m l e r i n i t e m e l ­
den boEarak dücensiz ve g ü v e n s i z d u r u m a g e t i r d i ğ i n e
işaret edilmekte; hatta bu s a k ı n c a l a r dikkate a l ı n a r a k
1984
tarihli
Medeni K a n u n u n
ön
tasarısında
maddenin üç ve d ö r d ü n c ü fıkralarına yer
453.
verilmediği
belirtilmektedir, B k ı . K ö p r ü l ü , B . 903 s a y ı l ı
Kanunun
Medeni Kanun'da y a p t ı ğ ı değişiklik sonucu m e y d a n a
gelen vakıfların özel türlerinin tahlil ve
tenkidi, I V
V A K I F HAFTASI, YENİ V A K I F L A R I N
PROBLEM­
LERİ V E G E L E C E Ğ İ Sempozyumuna verilen t e b l i ğ , 1
Aralık 1986, Ankara, s. I X .
(11) B u konuda: Ataseven, A . V a k ı f Y ü k s e k ö ğ r e ­
tim Kurumu, I V . V A K I F H A F T A S I t e b l i ğ i .
(12) Bkz. Ö z s u n a y , s. 432.
(13) Bkz. Egger, A r t . 83, Nr. 7; İşeri, s. 151;
Öz­
sunay, s. 435; Köprülü, B . Medeni H u k u k , 1, I I . k i t a p ­
lar, 1979, s. 565-566.
327
nun Ek 2. maddesine göre " V a k ı f l a r ,
kazanç a m a c ı n a y ö n e l i k olmamak şar­
tıyla ve m a l î ve i d a r î hasuslar d ı ş ı n d a
akademik ç a l ı ş m a l a r , ö ğ r e t i m elemanla­
rının sağlanması ve g ü v e n l i k y ö n l e r i n ­
den bu kanunda gösterilen usul ve esas­
lara uymak k a y d ı y l a , y ü k s e k ö ğ r e t i m
kurumları veya bunlara b a ğ l ı b i r i m l e r ­
den b i r i n i veya birden f a z l a s ı n ı k u r a ­
bilirler."
Bu h ü k ü m l e , v a k ı f
y ü k s e k ­
ö ğ r e t i m
k u r u m l a r ı kurula­
bileceği kabul e d i l m i ş b u l u n m a k t a d ı r
(Ek 8.md). V a k ı f l a r c a kurulacak y ü k ­
seköğretim k u r u m l a r ı n d a k i
akademik
organların devlet y ü k s e k ö ğ r e t i m k u ­
r u m l a r ı n d a k i akademik organlar g i b i
düzenlenmesini â m i r d i r . Yine
Vakıf
yükseköğretim k u r u m l a r ı n d a k i e ğ i t i m Öğretim esasları, s ü r e l e r i ve ö ğ r e n c i
haklan da 2547 s a y ı l ı Y ü k s e k ö ğ r e t i m
Kanunundaki h ü k ü m l e r e t â b i t u t u l m u ş ­
tur, (Ek md.9.)
Vakıf
Yükseköğretim
Kurumları
Yönetmeliği 28 Mart 1985 t a r i h ve
18708 sayılı R e s m î Gazetede y a y ı m l a n ­
mıştır. Y ü k s e k ö ğ r e t i m K u r u l u n u n 22
Mayıs 1985 t a r i h ve 85. 134.529 s a y ı l ı
karan ile i l k v a k ı f y ü k s e k ö ğ r e t i m k u ­
rumu olarak B İ L K E N T Ü N İ V E R S İ T E ­
Sİ k u r u l m u ş t u r (11).
D) V A K F I N O R G A N L A R I : M k . 77.
md.si v a k f ı n : 1. Z a r u r î , 2. i h t i y a r î
olmak üzere i k i t ü r l ü o r g a n ı olabi­
leceğini h ü k m e b a ğ l a m a k t a d ı r .
1. V a k f ı n
z a r u r î
o r g a n 1, y ö n e t i m o r g a n ı (idare uzvu) d ı r .
Bu organ bir k u r u l o l a b i l e c e ğ i g i b i tek
bir kişi de olabilir. Uygulamada bu or­
gana "mütevelli heyeti", "idare heyeti".
" y ö n e t i m k u r u l u " veya "vakıf m ü d ü r ü "
g i b i isimler verilmektedir. (12). V a k ı f
o r g a n ı v a k ı f senedinde b e l i r t i l i r , ( M K .
75, V a k ı f t ü z ü ğ ü md.l7 I.)
V a k ı f senedinde vakfın o r g a n l a r ı ,
idare b i ç i m i ve temsil tarzı
yete­
r i n c e gösterilmemiş veya s o n r a ­
dan
b i r imkânsızlık doğmuşsa teftiş
m a k a m ı ( V a k ı f l a r Genel M ü d ü r l ü ğ ü
V a k ı f l a r T ü z ü ğ ü , md.l7 I I ) vakfedene
b a ş v u r a r a k eksikliklerin giderilmesini
ister, MK.77 I I . V a k ı f l a r T ü z ü ğ ü , md.l7
I I . Vakfeden ölmüş veya eksikleri gideremiyecek durumda ise teftiş maka­
mı v a k f ı n tescil edildiği mahkemeye
b a ş v u r a r a k kendi d ü ş ü n c e s i n i de b i l ­
d i r m e k suretiyle n o k s a n l a r ı n i k m a l i n i
talep eder. ( M K . 77 I I ; V a k ı f l a r tüzüğü,
md.l7 II.)
2. V a k f ı n
i h t i y a r î
or­
g a n l a r ı , vakıf senedinde genel ku­
r u l , d a n ı ş m a k u r u l u , onur kurulu, de­
netleme k u r u l u gibi orgnnlar olarak d ü ­
zenlenebilir, i h t i y a r î organlar h a k k ı n d a
dernek genel k u r u l u ile i l g i l i M K . 5961.
md.lerin kıyas yoluyla
uygulanacağı
hususunda doktrinde görüş birliği var­
d ı r (13).
V a k f ı n /.arurî o r g a n ı olan y ö n e ­
tim
o r f, a n ı' nın başlıca görevleri
ve y e t k i l e r i şöyle Özetlenebilir: Yöne­
t i m o r g a n ı v a k f ı yönetir, üçüncü şahıs­
lara k a r ş ı v a k f ı temsil eder, h u k u k î iş­
l e m l e r i n i y ü r ü t m e k için gerekli karar­
l a r ı a l ı r ; her t a k v i m yılı b a ş ı n d a vak­
f ı n m a l î d u r u m u n u uygun v a s ı t a l a r l a i lân veya y a y ı n l a t ı p siciline de tescil
e t t i r i r , M K . md. 81, T ü z ü k , md. 29.;
vakfa tahsis edilen malın veya h a k k ı n
m ü l k i y e t i n i n vakfa geçmesini sağlar.
( M K . 74 V I , V a k ı f l a r T ü z ü ğ ü , md. 14.)
Download

View/Open