Prof. Dr. OğllZ İMREGÜN'e
armağan,
istanbul,
1998
ANAYASA TEMELİNDE
"BENZERİ MALİ YÜKÜMLÜLÜK" KAVRAMI
Araş. Gör. Funda BAŞARAN
I. B E N Z E R İ M A L İ Y Ü K Ü M L Ü L Ü K K A V R A M I N I N Ö N E M İ
VE KONUNUN SINIRLANDIRILMASI
Bir yandan kamusal giderleri karşılamak için çoğalan finansman
yacı diğer yandan vergiye karşı artan direnişler, gittikçe vergi dışındaki
yükümlülükleri kullanma y ö n ü n d e bir eğilim ortaya çıkarmaktadır. Bu
yükümlülüklerden biri de, " v e r g i ödevi" kenar başlıklı A Y md. 73'de
edilen "benzeri mali y ü k ü m l ü l ü k " lerdir.
ihti­
mali
mali
sözü
Anayasada t a n ı m l a n m a m ı ş olduğu gibi herhangi bir kanunda da ta­
nımlamaya rastlanmadığı ve g e r e k içtihatlarda gerekse doktrinde bu kavra­
mın unsurları ve kapsamı h a k k ı n d a bir uzlaşma bulunmadığı için, "benzeri
mali yükümlülük" belirsiz bir hukuki kavram olagelmiştir. Oysa hukuki gü­
venlik ve şeklin açıklığı ilkesi, k a v r a m ı n belirliliğini gerektirmektedir.
Bu gereklilik bir açıdan da., bunların tabi olacağı hukuki rejimi sapta­
ma bakımından ortaya çıkmaktadır. Benzeri mali yükümlülükler, vergi yargı­
sı ( B İ M İ M V M K md. 6a) ile - b a z ı hallerde- kamu alacaklarının tahsili usulü
( A A T U H K md. 1) hakkındaki k o n u l a r dışında vergilerin hukuksal düzenine
değil, aksine kendileri için getirilen özel düzenlemelere t a b i d i r l e r / Bununla
bağlantılı olarak, benzeri mali y ü k ü m l ü l ü k l e r i n denetlenmesi konusunda da
bazı sorunlar görülmektedir. G e n e l ve katma bütçelere giren vergi, resim ve
1}
(*) Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Vergi H u k u k u Anabilim Dalı
(1) KANETİ Selim; Vergi Hukuku, 2. B.. İstanbul 1989. 8-9.
harçlar üzerinde parlamento denetimi olmasına karşılık, benzeri mali yüküm­
lülüklerin denetimi bakımından Anayasada açık bir düzenleme yer almamak­
tadır. Bu nedenle dc genel bütçeye veya katma bütçelere girmemeleri halin­
de, bunların kullanımları parlamento denetimi dışında kalabilmektedir.
Benzeri mali yükümlülüklerin, mali anayasanın hukuki kısmında be­
yaz bir leke oluşturdukları görülmektedir. Uygulamada kamusal egemenli­
ğe dayanılarak getirilen bazı mali yükümlülüklerin hukuki niteliği tartışma
konusu oluşturmakta ve sıkıntılar ortaya çıkmaktadır. Fonlar, kamu kurumu
niteliğindeki meslek kuruluşlarının (AY md. 135 V) üyelerine getirdiği mali
yükümlülükler, sosyal sigorta primleri, zorunlu ödünçler ve son olarak Sekiz
Yıllık Eğitime Katkı Payı Alınması Hakkındaki Kanun ile hukuk hayatına
giren "belirli işlem ve kâğıtlardan alınan katkı payı" bunlara örnek olarak
gösterilebilir.
(2)
(3)
Bu çalışma çerçevesinde sadece "benzeri mali yükümlülük" kavramına
açıklık getirilmeye çalışılmaktadır. Vergi, resim, harç ve benzeri mali yü­
kümlülükler haricinde başka mali yükümlülükler olup olamayacağı, vergi
devleti ilkesi karşısında benzeri mali yükümlülüklerin bulunabilme koşulla­
r ı ^ ve sınırları ile benzeri mali yükümlülüklerin denetimi sorunları başta ol­
mak üzere diğer konular, bu çalışmanın kapsamı dışındadır.
(4)
II- B E N Z E R İ M A L İ Y Ü K Ü M L Ü L Ü K K A V R A M I N I N
BELİRLENMESİ
1. Terminoloji S o r u n u
Benzeri mali yükümlülük kavramı, AY md. 73 III ve IV'de kullanılI
maktadır. AY md. 73 IH'e göre, "Vergi, resim, harç ve benzeri mali yüküm(2) ISENSEE Josel, Nichlsleuerlichen Abgaben, in: Slaalslinanzireung im Wandel, Herausgegeben von
Hansmeyer Karl-Heinrich, Berlin 1983, 433 vd. (436)
(3) T .16.08.1997, s.4306, RG. 18.08.1997, s.23084
(4) Alman doktrininde, vergi, harç, katılma payı ve özel mali yükümlülük dışında devletin başka bir mali yü­
kümlülük getirebilme imkânı genel olarak kabul edilmekledir; KIRCHHOF Paul (Staatliche Einnahmen, in:
Handbüch des Staatsrechts IV, Krichhof Paul/ Isensee Josef, Heidelberg 1990, § 88 Rn. 269) bu durumu,
kamu harcamalarının asıl olarak vergilerle finanse edilmesi ilkesi ile devletin kanun koyma yetkisi, gelir el­
de etme egemenliği ve idare yetkisi düzenine aykırı olmayıp, başka mali yükümlülüklerin yanında ayrıca
bir ek yükümlemeye temel haklar .izin verdiği ve bu gelirler bütçe rejimine tabi edilebildiği sürece mümkün
ve caiz'görmektedir. Aynı yönde LEIBHOLZ Gerhand / RINCK Hans-Justus / HESSELBERGER Dieler,
Grundgesetz Kommentar. Bd.'II, 7. Aull., Köln 1993, (Loseblail); Vor Art. 104a-115. Rz.1 vd.; PIEROTH,
in: Jarass Hans D./Pieroth Bodo, Grundgeselz lürdie Bundesrepublik Deutschland, 3. Aull., München
1995, Art. 105, 17; Aksi yönde nunfıerus clasus görüşünde SIEKMANN Helmut, in: Sachs Grundgesetz
Kommentar, München 1996, vor Art. 104a, Rdn 108 vd.-, 151. Knimca, bizim hukukumuzda da. Anayasa'da anılanların dışında başka mali yükümlülükler getirilebilmesi mümkündür.
(5)Bu. konuda bkz. JACHMANN Monika, Sonderabgaben als staatliche Einnahnequelle im Sleuersiaal,
StuW Nr.4, November 1997, 299 vd.
lülükJer kanunla konulur, değiştirilir veya kaldırılır'.' (Maddenin dördüncü ve
son fıkrasında ise, üçüncü fıkradaki kanunilik ilkesine getirilen bir istisna dü­
zenlenmektedir). Maddedeki bu ifade şekli bazı problemler ortaya çıkarmak­
tadır. İlk olarak; -ek mali yükümlülüklerin benzeri mali yükümlülük olarak
kabul edilmeleri halinde- * ek-.mali y ü k ü m l ü l ü k l e r e ilişkin AY md. 167
H'deki "vergi ve benzeri mali yükümlülükler dışında ek mali yükümlülükler"
ibaresiyle bağlantılı olarak, benzeri mali yükümlülüklerin sadece vergi ben­
zeri mi, yoksa "vergi resim ve harç"ın benzeri mali yükümlülükler mi olduğu
tartışmasını yaratmaktadır. N i t e k i m A Y M vermiş olduğu bir k a r a r d a "ver­
gi benzeri mali yüküm"den söz etmektedir. Ancak, AYM'nin başka bir kara­
rında'^ "resim benzeri mali y ü k ü m " , diğer ilgili kararlarında ise genelde
"vergi-resim-harç benzeri mali y ü k ü m " (ya da "AY 'md. 61 [ I
çerçevesi ,
içine giren mali y ü k ü m " " terimini kullanmasından, Yüksek M a h k e m e n i n ,
benzeri mali yükümlülüklerin s a d e c e vergi benzeri mali yükümlülükler ol­
dukları görüşünü kabul etmediği anlaşılmaktadır.
16
(7)
( 9 )
( , 0 )
! )
Benzeri mali y ü k ü m l ü l ü k l e r i n "vergi, resim ve harç benzeri olduklan"nın kabul edilmesi halinde o r t a y a çıkacak sorun ise; benzeri mali yüküm­
lülüklerin, vergi, resim ve harcın özelliklerini aynı anda bünyelerinde taşıma­
larının gerekli olup olmadığıdır. B a ş k a bir deyişle, ortada bir karma kavram
mı sözkonudur yoksa bir'mali y ü k ü m l ü l ü ğ ü n yalnızca vergiye veya resme ya
da,harca benzemesi onun benzepi mali yükümlülük olarak kabulü için yeterli
midir? A Y md. 73 111 ve İV'ün lafzından kaynaklanan bu tartışma daha da
uzatılabilir.
Ancak daha en başla belirtmek gerekir ki; vergi, resim veya harca ben­
zese de, "benzeri mali y ü k ü m l ü l ü k " kavramı kendine Özgü bir kavramdır.
Esasen, getirilebilecek hemen h e r mali yükümlülüğün en başta vergi, resim
ve harç olmak üzere diğer mali yükümlülüklerle bazı benzerlikler göstermesi
doğaldır. En azından, "mali y ü k ü m " olma sonucunu doğuran ortak nitelikler
sözkonusu olacaktır. Bu n e d e n l e d e , A Y md.73'deki "vergi, resim ve harç
benzeri mali yükümlülük" terimindeki "benzeri" kelimesini sınırlayıcı ve dar
y o r u m l a m a m a k gerekir. Vergi, r e s i m veya harç:olmayıp da bunların benzeri
olan her mali yükümlülük- benzeri mali yükümlülük değildir. AY'daki ifade
yanıltıcıdır, "benzeri m a l i ' y ü k ü r h l ü l ü k " terimi isabetli değildir. Bunun yeri­
ne, j-aşağıda yapılan a ç ı k l a m a l a r l a uyum i ç i n d e "grup bağlantılı mali yü­
kümlülük" ibaresi düşünülebilir, i
:
(6)
(7)
(8)
(9)
(10)
(11)
jBu yönde bir eğilim için bkz. KANETİ. 8
' I . 26.10.1965, 25/57. A Y M K D C 3,219 ccj. (221)
I. 19.4.1988, E. 87/16. K. 88/8.RG 23.8.1988. 21 vd. (55)
Örneğin bkz. dpn. 8
1982 Anayasası md. 73 III
\
Örneğin t. 24.3.1970, E.69/65. K. 70/16, A Y M K D C 8,220 vd. (223)
2. Mali Yükümlülük K a v r a m ı
Mali yükümlülük kavramı bir üst kavram olup, kamusal egemenliğe
dayalı olarak getirebilecek tüm mali içerikli yükümlülükleri kapsamakta­
d ı r . " ' Bu çerçevede, benzeri mali yükümlülükler, öncelikle birer "mali yükümliilük"dürlcr ve buna bağlı olarak bazı niteliklere sahip olmaları gerek­
mektedir.
2
Mali yükümlülükler parasal edimlerdir. Öncelikle kavramın adı bu du­
rumu doğrulamaktadır. Eğer bedensel yükümler veya katlanma yükümlülük­
leri de bu kavramın içine giriyor olsalardı, bu durumda kamusal yüküm iba­
resinin kullanılması gerekirdi." * Oysa "kamusal yüküm" mali yükümlülük
kavramını da içine alan daha iisl bir k a v r a m d ı r . '
3
141
Mali.yükümlülüklerin.ana amacı, kamu giderlerinin finansmanını sağ­
lamaktır. Ancak bu amacın tali amaç olarak bulunmasını da kabul etmek ge­
rekir. Nitekim özellikle sosyal (veya yönetim/güdüm) amaçlı vergilerde bu
durum daha açık bir şekilde ortaya çıkmaktadır.
Mali yükümlülüğün en belirgin özelliği, kamu gücüne bağlı olarak or­
taya çıkmasında ve buna bağlı olarak zorunlu olmasında görülür." * Mali yü­
küm ilgisinin bu mali yükümlülüğü yerine getirmeme gibi bir seçim hakkı
yoktur. Harç gibi karşılıklı olan mali yükümlülükler bakımından, ilgilinin
sözkonusu hizmet, hak veya maldan yararlanması için ona bir zorlama yapıl­
madığı ye buna bağlı olarak ortada bir sözleşme özgürlüğü olduğu iddia edi­
lebilirse de, bu hizmet, hak veya malın sadece ilgili kamu kurumu tarafından
sunulduğu hallerde, artık ilgilinin serbest iradesinden bahsedilemez. '
5
110
(12) WILKE Dieler. Gebührenrechl und Grundgesetz..München 1973; 15; SCHULTZ, in: Koch Karl/Scholtz
Rott-Detlev. Abgabenordnung. 5. Aull., Köln-Berlin-Bonn-München 1996. § 3 Rz. 2 / 1 : VOGEL Klaus,
Grundzüge des Finanzrechls des Grundgesetzes in HSlR, § 87 Rn. 65; VOGEL Klaus/WALTER Hann• Iried. in: Dolzer/Vogel. Kommentar zum Bonner Grundgesetz, Heidelberg 1997 (Loseblatt), Art. 106,
Rdnr.32.
(13) BIRK Dieter, in: Hübschmann/Hepp/Spiialer, Abgabenordnung, Finanzgerichtsordnung, 10. Aufl., Köln
1995 (Lobeslatl), § 3 Rz. 20;.TIPKE Klaus / KRUSE Heinrich Wilhelm. Abgabenordnung, FinanzgerichIsordnung, Kommentar, 16. Aull.. Köln 1996 (Loseblatt), § 3 Tz. 5; MATTERN Gerhad, Der Begrill der
Steuer und das Grundgesetz, BB 1970, 1405; SCHULTZ, in: Kpch/Schollz, AO, § 3 Rz. 2/1.
(14) TIPKE/KRUSE, § 3 Tz. 5; WILKE, 15; SCHULTZ, in: Koch/Schollz, AO. § 3 Rz. 2/1.
(15) Bkz. dpn. 61'de anılan AYM kararlan; ÖNCEUÇ^ĞAN/KUMRULU, 'Vergi Hukuku, 3. B., Ankara 1993.
33-34; KANETİ, 5-7.
(16) NADAROĞLU Halil, Kamu Maliyesi Teorisi, 8. B., istanbul 1992, 200. Ancak, yazarın, zorunlu bir öde­
me olduğu düşüncesinden hareketle harcın da aslında bir vergi olduğu görüşüne katılmaya imkân yok­
tur. Çünkü harçlarda yapılan ödeme sonucu karşılık sözkonusudur ve bu nedenle vergilerden ayrılmak­
ladırlar. ÖNCEL Türkan, Paraliskal Yükümlülükler, istanbul 1983, 23; ÖNCEL Mualla/ÇAĞAN Nami,
Bankacılar için Mali Hukuk Bilgisi, 2.B, Ankara 1984, 4; KARAKOÇ Yusuf, Sosyal Maliye, izmir 1995,
39.
Mali yükümlülük koyabilme egemenliği ile mali yükümlülük alabilme
yetkisini birbirinden a y ı r m a k gereklidir. H u k u k u m u z b a k ı m ı n d a n , vergi,
harç, resim ve benzeri mali yükümlülüklerin ancak kanun koyucu tararından
getirilebileceği anayasa buyruğudur. Aşağıda değinildiği üzere, bütün mali
yükümlülükler temel h a k l a r a m ü d a h a l e niteliği taşıdığından, A Y md. 73
IU'deki kanunilik ilkesinin genelleştirilerek uygulanması gereklidir; bir mali
yükümlülük ancak kanunla konulabilir, kanunla değiştirilebilir veya ortadan
kaldırılabilir. Kanunilik ilkesi sadece mali yükümlülüğün konulması, değişti­
rilmesi veya kaldırılmasının kanunla yapılması gerektiği anlamına gelme­
mektedir. AYM'nin i f a d e s i y l e " "Anayasa Koyucu her çeşit mali yükümün
kanunla konulmasını b u y u r u r k e n , keyfi ve takdiri uygulamaları önlemeyi
amaçlamıştır. Kanun k o y u c u n u n yalnız konusunu belli ederek bir mali yükü­
mün ilgilere yükletilmesine olur vermesi, bunun kanunla konulmuş sayılması
için yeterli neden olamaz. M a l i yükümlerin, matrah ve oranları, tarh ve ta­
hakkuku, tahsil usulleri, yaptırımları, zamanaşımı, yukarı ve aşağı sınırları
gibi çeşitli yönleri vardır. Bir mali yükümün bu yönleri dolayısıyla, yasayla
yeterince çevrelenmemişse, kişilerin sosyal ve ekonomik durumlarını, hatla,
temel haklarını etkileyecek keyfi uygulamalara yol açabilmesi mümkündür.
Bu bakımdan mali yükümler belli başlı öğeleri de açıklanarak ve çerçeveleri
kesin çizgilerle belirtilerek yasalarla düzenlenmelidir."
7)
Kanunilik ilkesine istisna, AY md. 73 IV ve md. 167 H'de öngörül­
müştür; A Y md. 73 IV g e r e ğ i n c e , mali yükümlülüklerin muaflık, istisnalar
ve indirimleriyle oranlarına ilişkin hükümlerde kanunun belirttiği yukarı ve
aşağı sınırlar içinde değişiklik y a p m a k yetkisinin Bakanlar Kuruluna veril­
mesi mümkündür. AY md. 167 II ise, dış ticaretin ülke ekonomisinin yararı­
na olmak üzere düzenlenmesi amacıyla ithalat, ihracat ve diğer dış ticaret iş­
lemleri üzerine vergi ve benzeri yükümlülükler dışında ek mali yükümlülük­
ler koyma ve bunları kaldırma konusunda kanunla Bakanlar Kuruluna yetki
veriiebilmesini m ü m k ü n kılmaktadır. Bu düzenlemenin amacı, yürütmenin,
ekonomik hayatın gereklerine Uygun şekilde hızlı karar alıp bunları uygula­
yabilmesini sağlamaktır. A n c a k burada dahi, kanun koyucunun genel ifade­
ler kullanarak Bakanlar K u r u l u n a ek mali yükümlülük getirebilme yetkisini
vermesi d ü ş ü n ü l e m e z , k a n u n d a en azından getirilecek ek mali y ü k ü m ü
doğuran olay ile ek mali y ü k ü m ü n konusu, yükümlüsünün ve oranı saptama­
da kullanılacak ilke/ilkelerin g e n e l hatlarıyla saptanmış olması gereklidir
(17) AYM I. 31.03.1987, E.86/20, K.87/9, A Y M K D C. 23, 184 vd.; aynı şekilde t. 29.03.1966, 45/16, RG
12.05.1966; 1.25.10.1969, 41/57, RG 1 2 . 0 2 . 1 9 7 1 . Aynı yönde KANETİ, 34; L A N G Joachim. in: Tipke/Lang, Sleuerrecht, 15. Aufl., Köln 1996, § 4 Rz. 150 vd.
(AY md. 91
Burada verilen yetkiyi, kanımca "mali yükümün uygulan­
ma zamanını saptama" ile sınırlı tutmak gereklidir.
Mali yükümlülüğü alabilme yetkisine, kanunda yapılan düzenleme
çerçevesinde, tüm kamu kurumlarının sahip olabileceğini kabul eimek gereklidir.<
ıy)
Her mali yükümlülük öncelikle AY md. 17 I'de güvence altına alınmış
olan "maddi ve manevi varlığın korunması ve geliştirilmesi hakkı"nı olum­
suz şekilde etkilemektedir.' * Anayasada güvence altına alınmış temel hak­
lar ile anayasal ilkeler, bu bağlamda özellikle mülkiyet hakkı (AY md.45),
çalışma hak ve hürriyeti (Ay md. 48, 49) ile eşitlik ilkesi (Ay md. 10), hukuk,
devleti ilkesi ve sosyal devlet ilkesi (AY nıd.2), getirilebilecek mali yüküm­
lülüklere bir sınır teşkil etmektedir. "
20
12
Bir mali yükümlülüğün varlığı, bu mali yükümlülüğün miktar veya
oranının hangi yükseklikte olduğu veya sözkonusu yüksekliğin nasıl saptan­
dığına bağlı değildir. Burada kriter, -yukarıda da ortaya konulduğu üzere"zorunluluk" unsurudur. Zorunluluğun bulunduğu durumlarda, örneğin karşı­
lıklı olan mali yükümlülükler'bakımından hizmet veya malı sunan kamu tü­
zel kişisinin, hizmet veya malın maliyetinin altında veya üstünde bir meblağı
talep edip etmediği, mali yükümlülüğün varlığını saptamada önemsizdir, or­
tada bir mali yükümlülük vardır.
(22)
k
(18) AYM I. 03.02.1977. E.76/54. K.77/8, RG 08.05.1977, 33 vd.; buna karşılık AYM'nin 11.01.1985 larihli
kararında (E.84/6, K.85/1, AYMKO C. 2 1 . 1 vd.) (10), "Bir" ek mali yükümlülüğün konulması", onun nevi­
nin ve miktarının saplanması demektir, türü ve miktarı belli olmayan bir yükümlülük konulamaz. Şu hal­
de, dış ticaretin ülke ekonomisinin yararına düzenlenmesi amacıyla ek mali yükümlülükler koymaya yet­
kili kılınan Bakanlar Kurulu,.ülke ekonomisi ne gibi ek mali yükümlülükler konulmasını gerektiriyorsa,
bunun nevini ve miktarını saptamada serbest olacaktır", denmekledir. Yasama yetkisinin devri anlamına
gelen böyle bir durumun kabul edilmesi mümkün değildir.
(19) Alman Hukuku'nda vergi alma egemenliği bakımından durum tartışmalıdır. Yazarların bir kısmı (MUSSGNUG Reinhard, Die zweckgebundene ötlentliche Abgabe. FS tür Forslholl. 1972. 273; VOGEL/WAL­
TER, in: Dolzer/Vogel, Art.105 Rdnr. 38 v d . ; PIEROTH, in: Jarass/Pieroth, Art. 105. 4; SIEKMANN, vor
Art. 104a, Rdn 49), § 3 I AO'daki "kamu lüzel kişisi" ibaresini Art. 106 ve 107 GG ile bağlantılı şekilde
dar yorumlayarak, sadece federal devlet, federe devletler, belde federasyonları, beldeler, belde birlikleri
ile kiliselerin vergi alabileceğini kabul ediyorlar. Bu görüşe göre, diğer kamu tüzel kişileri taralından alı­
nan mali yükümlülükler, verginin diğer özelliklerini taşısalar bile vergi olarak değerlendirilemezler. Buna
karşılık aksi görüşteki yazarlar (TIPKE/Kruse, § 3 Tz. 8; MAUNZ Theodor, in : Maunz-Dürig. Kommenter zum Grundgesetz, München 1996, (Loseblatt), art. 105 Rdnr 4), sadece kamu hukukunun bu bölge
lüzel kişilerini değil (Gebietköprperschalten des öffentlichen rechts) kamu tüzel kişilerine sahip bülün
kurum, kuruluş ve vakıfları da vergi almaya yetkili görmektedirler.
(20) Mali yükümlülüklerin meşrulâşlırılması konusunda bkz. BLECKMANN Alberl, Slaals-recht II- Die Grund­
rechte, 1989, 351 vd., 368 vd.
(21) BVerfGE 14, 221 (241); 19, 19 (128 vd.); 19, 253 (267 vd.); 23, 288 (315); 26, 327 (338); 27, 111 (131);
29, 402 (413); 30, 250 (272); 38, 61 (102); 63, 343 (368); 67, 70, (88); 68, 287 (310 vd.); VOGEL Klaus,
Grundzüge des Finanzrechls.des Grundgesetzes in: HStR, § 87, Rn. 82 vd., 93; LEIBHOLZ / RINCK /
HESSELBERGER, GG, Vor Art. 104a-115. Rz.128
(22) Aksi yönde AYM I. 18.02.1985, E.84/9, K.85/4, AYMKD C. 21 35 vd.; 1.08.09.1988, E.88/37. K.89/36,
RG 18.01.1990,41 vd.; ÇAĞAN, ! 15 vd.
Getirilebilecek mali y ü k ü m l ü l ü ğ ü n miktar veya oranının sınırlandırıl­
masında ana rolü, vergiler b a k ı m ı n d a n "mali güce göre edim ilkesi" oynaya­
caktır (AY md. 73 I ) .
Harçlar bakımından ise Alman hukukunda, "masraf­
ların kapatımı ilkesi", "eşdeğerlik ilkesi" ve "orantılılık. ilkesi" olmak üzere
başlıca üç ilke sunulmakta ve bu ilkelerin aynı zamanda diğer karşılıklı mali
yükümlülükler için uygulanmaları da kabul edilmektedir. Masrafların kapatı­
mı ilkesine göre, mali y ü k ü m l ü l ü ğ ü n , devletin bu hizmeti sunmak için yaptı­
ğı masrafları aşması m ü m k ü n d e ğ i l d i r .
Eşdeğerlik ilkesine göre, harç ve
harç karşılığı edinilen yararın d e ğ e r i arasında gerçek bir ilişkinin bulunması,
harcın miktarının idarece sunulan e d i m i n değerine uygun, şekilde belirlenme­
si g e r e k l i d i r .
Alman Yüksek İ d a r e M a h k e m e s i n e g ö r e
bu ilke, harcın
miktarının masrafları kapatıcı miktarda olmasını şart koşmamaktadır. Alman
AYM de,
harçların tamamıyla masraflara bağlı olarak tesbit edilmesini
reddetmesine rağmen, masrafların kapatımı amacıyla kısmen veya tamamen
bağlantı içinde, devlet hizmetinin masrafı ve buna karşılık ödenen harç ara­
sındaki ilişki "hiçbir makul bakış açısı" altında uygun görünmüyorsa, sınırın
aşılmış ve anayasaya aykırılığın ş ö z k o n u s u olacağına,karar vermiştir. VVilke
tarafından temsil edilen orantılılık ilkesine göre ise, harcın miktarının genel
sınırlarını, anayasadaki temel h a k l a r ve özellikle dar anlamdaki orantılılık il­
kesi, belirlemektedir; araç-amaç ilişkisinin birbiriyle orantılı olması gereklidir.
İdari bir işlem için harç ; ö d e m e s i n e rağmen y ü k ü m l ü n ü n bir yarar
edinmediği ve bu nedenle de e ş d e ğ e r l i k ilkesinin harç alınmasını açıklaya­
madığı durumlarda, orantılılık ilkesi, harcın alınmasını gerektiren amaçların
( 2 3 )
(24)
(25)
( 2 6 )
( 2 7 )
(28)
0
(23) Bazı benzeri mali yükümlülüklerin miktar v e y a oranlarının kanun yoluyla saptanması, hayalın gerçekle­
rine aykırı ve teknik açıdan da oldukça z o r d u r . Bu nedenle, özellikle ayrı bir tüzel kişiliğe sahip kamu
kurumlan tarafından alman benzeri mali yükümlülüklerin miktar veya oranının, temel kriterler kanunda
düzenlenmiş olmak şartıyla bu kamu kurumlarınca saptanabilmesini kabul etmek gereklidir. Örneğin ka­
mu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları, kendini idare ilkesi gereğince otonoma sahiptirler. Bu da
beraberinde, kendi giderlerini belirleyebilme v e bu bağlamda aidatların yüksekliğinin belirlenmesi vo
alınmasında takdir yetkisine sahip olmayı getirmekledir. RAPSCH Arnull. Rechıspobleme der vvasserverbandlichen Eigenfinanzierung, DÖV 5987, 7 9 4 .
(24) SIEKMANN, vor Ar^ 104a.
(25) BvertGE 50, 217 (226 vd.); BVenvGE 2, 246 ( 2 4 9 ) ; 5, 136 (141); 22, 299 (305); KIRCHHOF Ferdinand,
Die Höhe der Gebühr, Berlin 77 vd.; K L O E P F E R Michael, Die lenkende Gebühr, in: AöR 97, (1972),
252 vd.; VOGEL, Grundzüge des Fjnanzrechts d e s Grundgesetzes in: HStR § 87 Rn.97.
(26) BVeriGE 12. 162 (167 vd.); 13, 214 (222)
(27) BVeriGE 50, 217 (227); 85, 337 (346) A Y M bu kararında hem eşdeğerlik ilkesini hem de masralların
karşılanması ilkesini birlite kullanmakladır. A y n ı uzlaşma yönünde VOGEL Klaus, FS lür Geigner 1989,
534: KIRCHHOF Paul, Staatliche Einnahmen. i n : HStR; § 88 Rn. 198; Buna karşı BIRK (Rz.138). Ana­
yasada harç ve katılma paylarının kamu giderlerini karşılamak üzere alınmaları emredilmiş olmadığı
için, burada eşdeğerlik ilkesinin geçerli olduğunu ve bunların yükümlüye maledilebilen edimler için yapı­
lan harcamaların karşılanması için alındıklarını k a b u l etmektedir. Her iki ilkeye de karşı olarak orantılılık
ilkesi tarafları VVİLKE, 244 vd.
(28) VVİLKE, 301 vd.
vatandaş tarafından ödenen harçla orantılı bir ilişki içinde bulunması şartıyla
mali yükümü caiz bulmakladır.
(2y)
3. Benzeri Mali Y ü k ü m l ü l ü ğ ü n Vergi, H a r ç ve Resimden
Ayırdedilmesi
Sistemimiz içinde vergi kavramı herhangi bir kanunda tanımlanmış
değildir. Türk Vergi Usul Kanununa kaynak teşkil eden Alman Abgabenordnung § 3 Abs. l'da vergi, "belli bir edim karşılığı olmayan ve kamu hukuksal
bir kurum tarafından, gelir sağlama amacıyla, kanunun ödeme yükümlülüğü­
nü bağladığı olay kendisinde gerçekleşen herkese yükümlendirilen parasal
edim" olarak tanımlanmakladır. 1
101
Hukukumuzda vergi .kavramının üzerinde uzlaşmaya varılmış bir hu­
kuki kavram olduğu görülmektedir/ Verginin ana özellikleri şu şekilde or­
taya konulabilir;
11}
1. Vergi geneldir, vergiyi doğuran olay kendisinde gerçekleşen herkes
vergi ödemekle yükümlüdür,
2. Vergi genel kamu giderlerini karşılamaya hizmet eder, hangi gider
için kullanılacağı belli değildir,
3. Vergi karşılıksızdır, mükellef ödediği vergi karşılığında kendisine
bir edim sunulmasını talep edemez.
Harcın tanımı da herhangi bir kanunda yapılmış değildir. Yalnız 4^2
sayılı Harçlar Kanunu gerekçesinde harç, "fertlerin özel menfaatlerine ilişkin
olarak, kamu kurumları ve hizmetlerinden yararlanmaları karşılığında yap­
tıkları ödeme" olarak tanımlanmıştır. Türk Maliye Doklrini'ndcki genel eğilim
ise, harcı "kamu kurumları tarafından yapılan kamu hizmeti karşılığı
alıntın para" olarak bel imleme yönündedir.
(12)
Çeşitli harçların özellikle Harçlar Kanunu ve Belediye Gelirleri Kanunu'nda düzenlenmiş olduğu görülmektedir. Buradaki düzenlemeler esas alın­
dığında harcın özelliklen şu şekilde ortaya konulabilir;
(29) VOGEL, Grundzüge des Finanzrechts des Grundgeselzeş'in: HSlR § 87 Rn. 98.
(30) Bu maddeye göre, gelir sağlama amacının asli amaç olarak bulunması gerekmez, tali amaç olarak bu­
lunması da mümkündür.
(31) Örneğin KANETİ, 4-5; NADAROĞLU. 197; ERGİNAY Akil, Kamu Maliyesi, 15. B.. Ankara 1994, 1 8 - 1 9 ;
TURHAN Salih, Vergi Teorisi vePolitikası. İstanbul 1993, 20-24.
(32) NEUMARK, Maliyeye Dair Tetkikler, İstanbul 1951. 40-41; BULUTOĞULU, Türk Vergi Sistemi, C 2 .
210; NADAROĞLU, 198-201; ÖNCEL Türkan. 24; KANETİ (5), sadece kamu hizmetlerinden değil, ka­
mu idaresinin belirli edimlerinden yararlanmanın da harcın konusu olabilmesini kabul olmoklodir.
1. Harcı, herkes değil s a d e c e kamu kurum, hizmet veya malından ya
da kamusal birhakdan yararlanmak isteyen öder,
i) •
ı
2. Harç karşılıklıdır;-.
. a) İdarenin doğrudan h i z m e t i karşılığı alınırlar'(örneğin; kaynak suları
harcı (BGK md.63), noter harçları (HK md. 38 vd.),
b) Veya kamu kurum ya da mallarından yararlanma karşılığı alınırlar
(örneğin işgal harcı (BGK m d . 5 2 )
( 3 3 )
c) Ya da idarenin belli bir izni veya kamusal bir hakkın yaratımı kar­
şılığı alınırlar (örneğin; tatil günlerinde çalışma ruhsatı harcı ( B G K md. 58),
yapı kullanma izni harcı ( B G K rhd. 80 f. 1 b.f), işyeri açma izni harcı (BGK
md.81)
1
Ö d e n e n harç karşılığı idari bir hizmet sunulması d u r u m u n d a "idari
har<£", bir kamu kurum veya m a l ı n d a n yararlanmanın mümkün olması halin­
de "yararlanma harcı" ve harç karşılığı bir kamu hukuksal hakkın yaratımının
sözkonusu olması halinde ''tevcih harcı"ndan sözedilecektir.
(34)
I 3. Sunulan karşılık bireysel bir karşılıktır, yoksa bir grubun faydalanımı sözkonusu d e ğ i l d i r .
j
(35)
!
i
i
Vergi, vergiyi doğuran olay içinde herhangi bir harcama kararı bulun­
masını gerektirmeyen bir y ü k ü m k e n , harç kamusal bir harcamanın varlığı
şartına b a ğ l ı d ı r .
Harç, doğrudan bireye sunulan bir edim karşılığı edinilen
yararı karşılamakta veya bireysel olarak hesaplanabilir bir harcamayı aktar­
maktadır. Harç ve katılma paylarının mevcut harcamaları karşılamak üzere
alınmaları, Alman A Y M tarafından, bu mali yükümlülükleri vergiden ayır­
mak için kullanılan temel bir maddi kriter olarak k u l l a n ı l m a k t a d ı r .
Bir ka­
mu hizmeti veya kamu malından y a r a r l a n m a karşılığı alınan harçlarda bu du­
rum net bir şekilde görülmektedir. H e r ne kadar hizmet veya mal başına dü(36)
(37)
(33) Bu tür harçlara örnek olarak Alman H u k u k u ' n d a ulaşım araçlarından, okullardan, park ve limanlardan,
su, gaz ve eleklrikdbn yararlanma karşılığı alınan paralar gösterilmektedir (bkz.'KIRCHHOF Paul, Sta­
atliche Einnahmen in: HStfl, § 88 Rn.186).
'.
(34) TIPKE/KRUSE, § 3 Tz.18-20; KIRCHHOF P a u l , Staatliche Einnahmen in: HStR. § 88 Rn. 1 8 1 ; BIRK,
in: Hübschmann/Hepp/Spilaler, § 3 Rz. 73; S C H O L T Z . in: Koch/Scholtz, AO, § 3 Rz. 14/6 vd.
(35) JARASS Hans D., Verfassungsrechtliche G r e n z e n lür die Erhebung nicht steuerlicher Abgaben, DÖV
1989, 1015.
(36) KIRCHHOF Paul, Staatliche Einnahmen in: HStr, Bd. 4 § 88 Rz. 181; BIRK, in: Hübschmann/Hepp/Spitaler, § 3 Rz. 73; TIPKE/KRUSE (§ 3 Tz. 15)'a göre, sadece suyun kullanılmasına katlanma karşılığı
idarece alınan su parası (VVasserptennig), o r t a d a herhangi bir harcama bulunmadığı için harcın varlığını
haklı kılmamakladır.
(37) BvertGE 50, 217 (226); FRIAUF, "Verleihungsgebühren" als Finanzireungsinstrument lür öffentliche Aul­
gaben? in: FS 600-Jahr-Feier der Universität z u Köln, 679 vd. (679, 694 vd.); J A R A S S , 1013, 1016;
KLOEPFER Michael/FOLLMANN Werner, Lizenzentgelt und Vertassungsrecht DÖV 1988, 573, 581
vd.; BIRK, in: Hübshmann/Hepp/Spitaler, § Rz. 149.
şen harcama kesin şekilde hesaplanamasa da, bu hizmet veya kamu malı için
bir gider yapıldığı açıktır. Bir hak karşılığı alınan harçlarda ise gerçek bir
harcamanın varlığından sözctmek zordur.' * Bu nedenle de Alman dokirjninde tevcih harçlarının sınırlandırılması ve sadece belli şartların varlığı ha­
linde caiz olmalarına imkân tanınması gerektiği ifade edilmektedir.
38
(:,9)
Resim, belirsiz bir'hukuki kavram olarak nitelendirilebilir. Hukuku­
muzda, zaman zaman vergi nitelikli mali yükümlülüklerin (örneğin karşılık­
sız olan ithalat Damga R e s m i ) , zaman zaman ise harç nitelikli mali yü­
kümlülüklerin (örneğin hizmet karşılığı alınan Ulaştırma Alt Yapıları Resmi
veya bir iznin karşılığı plan Avlanma Ruhsatı Resmi) resim olarak
isimlendirilmiş oldukları görülmektedir. AYM'nin bir k a r a r ı n d a
resim,
"devlet dairelerinde ve kamu kuruluşlarında görülen hizmet ve yapılan gider­
lerin karşılığı olarak yalnız o işle ilgili olan gerçek ve tüzel kişilerden sağla­
nan gelir" olarak nitelendirmiştir. Oysa hizmet karşılığı alınan para "harç"
olarak kabul edilmek gerekir. Resim, izin karşılığı veya kamu malının iş­
gali karşılığı ödenen mali yükümlülük olarak ortaya konulurken de dikkatli
davranılmalıdır. Çünkü bu yükümlülükler Belediye Gelirleri K a n u n u n d a
"harç" olarak isimlendirilmişlerdir (örneğin işyeri açma izni harcı (BGK
md.81), işgal harcı (BGK md. 52 vd.).
(4())
( 4 l )
(42)
(43)
Burada ilginç bir duruma işaret etmek gereklidir; Belediye Gelirleri
Kanunu'nda mali yükümlülük çeşidi olarak "vergi, harç ve harcamalara katıl­
ma payı" görülmekle, buna karşılık "resim" mali yükümlülüğü bulunmamak­
tadır. A Y d a ismi geçmemekle birlikte Belediye Gelirleri Kanunu md. 86-94
arasında düzenlenmiş olan "harcamalara katılma payı" A Y M
tarafından;
( 4 4 )
(38) Tevcih harcını harç olarak kabul etmeyen yazarlar arasında FRIAUF, 692 vd.; PIETZCKER Josı, Âbgronzungsproblemo zvvisclıon Benutzungsgebühr. Sondurabgnbu und Sieuor. DVGI 1987, 774 vd.; JA­
RASS, 1016; SIEKMANN. vor Art. 104a, Rdn 52; Aksi görüşte KIRCHHOF Ferdinand. Dio Verleihungsgebühr als dritter Gebührentyp, DVBI 1987, 554 vd.; VVIELAND, Die Konzessionsabgaben, 1991. 305
vd.
(39) BIRK, in: Hübschmann/Hepp/Spitaler, § 3 Rz. 149 vd.
(40) 31.10.1990 tarih ve 3824 sayılı İthalde Alınacak Damga Resmi Hakkında Kanun (RG. 03.1 1.1990,
s.20684), 25.06.1992 tarih ve 3824 sayılı Kanun md. 26/b ile yürürlükten kaldırılmıştır. Bu resim Bütçe
Gerekçelerimde önceleri "ithalde Alınan Vasıtalı. Vergiler", sonraları ise "Dış Ticaretten Alınan Vergiler"
başlığı altında gösterilmekleydi (NÂDAROĞLU, 201).
(41) 14.06.1989 larih ve 3571 sayılı Kanun md. 1 (RG. 20.06.1989, s.20201) ile, 26.01.1967 tarih ve 827 sa­
yılı Rıhtım Resmi Kanunu'nun adı (RG 02.02.1967, s.12517) "Ulaştırma Altyapıları Resmi Kanunu" ve
muhtelif kanunlarda yer alan "rıhtım resmi" ifadesi "ulaşlırma alt yapıları resmi" olarak değiştirilmiş, son­
radan 25.06.1992 larih ve 3827 sayılı Kanun md. 26/b ile yürürlüklen kaldırılmıştır.
(42) AYM t. 31.03.1987, E.86/20, K.87/9, A Y M K D C.23, 190-191. NÂDAROĞLU da 1961 larihli İÜİF Maliye
Enstitüsü Konleranslan'nda (Seri 7, İstanbul 1963, 136),"resmi, "Devlet ve daha ziyade mahalli idareler­
ce yapılan muayyen bir hizmet karşılığında o hizmetten istifade eden kimseden tahsil olunan para" şek­
linde tanımlamıştır.
(43) Bu yönde KANETİ, 6; ERGİNAY, 19; KARAKOÇ 40-41.
(44) AYM t. 24.1 1.1987, E.86/19, K.87/31, RG 29.03.1988, 25 vd. (26).
"belediye veya belediyelere bağlı müessesclerce yol, kanalizasyon ve su tesi­
si için yapılan harcamalara, bunlardan yararlanacak olan bina ve arsa sahip­
lerinin katılmalarını öngören r e s i m benzeri mali y ü k ü m " olarak nitelendir­
mektedir. Alman Hukukunda da v e r g i ve harcın yanışını "resim" değil ancak
"katılma payı (Beilrag)" başka bir mali yükümlülük çeşidi olarak karşımıza
Sıkmakta ve kamusal mal ve d o n a n ı m l a r ı n imal,veya oluşturumu i.çin ya da
cadde, yol ve alanların normal b a k ı m ve onarımı dışındaki iyileştirimi için
bu d o n a n ı m d a n doğrudan yararlananlardan alınan mali yükümlülük olarak
t a n ı m l a n m a k t a d ı r / ' Mevcut d u r u m itibariyle "resim" mali yükümlülüğü ba­
kımından tartışmasız nokta, bunların da aynen harçlar gibi karşılıklı oldukla­
rı ve sadece karşılıktan yararlananlardan alındıklarıdır!
45
I
4. B e n z e r i Mali Y ü k ü m l ü l ü k K a v r a m ı n ı n U n s u r l a r ı
I
I
a. A Y M İ ç t i h a t l a r ı n d a ;
A Y M vermiş olduğu çeşitli kararlarında şunları benzeri mali yükümlü­
lük olarak nitelendirmiştir, ziraat odalarına giriş ücretleri ve yıllık aidatlar,
ticaret borsalarına tescil ü c r e t l e r i ,
Ticaret Borsaları ve Ticaret ve
Sanayi Odaları, Ticaret Odaları, S a n a y i Odaları ve Ticaret Borsaları Birliği
Kanunu gereği alman vesika h a r ç l a r ı ,
yine aynı kanun gereği alman mun­
zam a i d a t ,
avukatlık barolarına giriş keseneği ve yıllık k e s e n e k l e r ,
ye­
raltı sularının kullanımı karşılığı talep edilen ü c r e t , bekçi ü c r e t l e r i ' ' ve
yüksek öğrenim h a r ç l a r ı , katılma p a y ı .
(46)
(47)
(48)
(49)
(5())
(5l)
(53)
52
( 5 4 )
Buna karşılık; Adalet Teşkilatını Güçlendirme Fonu'nun k a y n a k l a n
arasında yer alan adli sicil kaydı karşılığı alınan paralar* ', Sağlık hizmetleri
Temel Kanunu'ndaki sağlık p r i m l e r i , ticaret borsalarından Ziraat Odaları
Birliğine ödenen yasal p a y l a r , y u r t dışında sürekli görevde bulunan ve
kendilerine devletçe ikametgâh t e m i n edilen personelin aylıklarından her ay
55
(56)
(57)
(45) BVerfGE 14.317.
(46) AYM t. 24.03.1970, E.69/65, K.70/16, A Y M K D .8, 220 vd. (2237
(47) AYM l. 27.01.1981. E.80/27. K.81/9, RG 0 2 . 0 4 . 1 9 8 1 . 54 vd. (57)
(48) AYM 1. 29.11.1977. 109/131, RG 08.03.1978, 1 9 vd. (23)
(49) AYM I. 26.12.1972, 40/61, AYMKD C 10, 585 v d . (589)
(50) AYM I. 03.02.1977, E.76/54, K.77/8. RG. 08.05.1977, 33 vd. (35)
(51) A Y M I. 31.03.1987, E.86/20, K.87/9, YMKD C.23. 184 vd. (190-191)
(52) AYM l. 26.10.1965, 25/57. AYMKD C.3, 218 v d . (221)
(53) A Y M l. 26.03.1974 E.73/32, K.74/11, RG. 21.06.1974, 1 vd.(5)
(54) A Y M t. 24.11.1987 E.86/19, K.87/31, RG. 29.03.1988, 25 vd. (28)
(55) AYM I; 08.09.1989, E.88/37, K.89/36, RG. 18.01.1990, 41 vd. (60)
(56) AYM I. 19.04.1988, E.87/16, K.88/8, RG. 23.08.1988, 21 vd. (56)
(57) AYM'ne göre burada vergi, resim, harç ve^a benzeri mali yüküm değil, "kanuni pay" sözkonusudur (1.
17.06.1969, E.68/60, K.69/36. AYMKD C. 7, 354 vd. (358).
(5K)
kira bedeli kesiImesi , boğaz köprüsü ve benzeri kamu mallarının kullanı­
mı karşılığı alman paralar* ' m a l i yükümlülük olarak kabul edilmemiştir.
59
AYM kararlarından hareketle benzeri mali yükümlülük kavramının
unsurları konusunda kesin bir sonuca varabilmek mümkün değildir. Çünkü,
bu konuda genellikle, üstü kapalı ifadelere yer verilmesinin yanısıra,
AYM'nin birbiriyle çelişen kararJarına da rastlanmaktadır. Ancak şunlar söy­
lenebilir; AYM'ye göre, Öncelikle kamu idareleri tarafından alınan paraların
isimlerine değil, içerik ve niteliklerine,göre hukuki'değerlendirmelerinin ya­
pılması gereklidir.
İkinci olarak AYM "zorunluluk" unsuruna önem ver­
m e k t e d i r / " Özellikle kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları tarafın­
dan alınan giriş ücretleri ile yıllık aidatlar konusunda bu özellik derhal ortaya
çıkmaktadır. Bu kurumlar tarafından verilen bire-bir hizmet karşılığı bir
meblağ ödenmesi halinde de, y i n e hizmetten yararlanmanın zorunlu olup ol­
madığı yapılacak nitelendirmede ön plana çıkmaktadır. Ancak bunun AYM
için kesin bir ölçü teşkil ettiğini söylemek zordur. AYM vesika harçlarıyla
ilgili vermiş olduğu kararda, belgenin niteliğine ve zorunluluk olup olmadı­
ğına bakmaksızın, Ticaret ve Sanayi Odalarını kamu kurumu olmaları nede­
niyle vesika harçlarını mali y ü k ü m olarak nitelendirmiştir. Buna karşılık
Sağlık Hizmetleri Temel K a n u n u n u n ihdas etliği sağlık primleri, bunların iş­
leğe bağlı olup zorunlu olmamaları nedeniyle mali yükümlülük olarak değer­
lendirmemiştir. Bekçi ücretleri ile ilgili kararında ise, yapılan görevin kamu
hizmeti ve bu nedenle bir kamu giderinin sözkonusu olması gerekçesiyle, bu
gideri karşılamak amacıyla alınan paranın da vergi benzeri bir mali yüküm­
lülük olduğuna karar vermiştir.
(6())
6
b. Doktrinde
1
Türk Vergi Hukuku D o k t r i n i n d e benzeri mali yükümlülük kavramı
hakkında fazla bir açıklama'Olmadığı görülmekledir. Konuya değinmiş olan
(58) AYM, ilgili edimin "kişisel yönü olan, lakal yükümlenilen kamu hizmeti gerekleriyle bir arada düşünülme­
si zorunluluğu bulunan bir istemi kapsadığı"na karar vermiştir (t.21.10.1976, 35/49, RG. 23.12.1976, 1
vd. (3).
(59) AYM bunları, "iktisadi şartlara göre oluşturulan ve hizmetin konusu tesislerin bakım ve idamesini ve yeni
yatırımlar yapılmasını sağlamak için belirlenen bir liyat olarak nitelendirmiştir (t. 18.02.1985, E.84/9,
K.85/4, AYMKD C.21, 35 vd. (60).
(60) Örneğin AYM t. 31.03.1987, E.86/20, K.87/9, AYMKD C. 23, 184 vd. (190); 1.19.04.1988. E.87/16,
K.88/8. RG. 23.08.1988, 21 vd. (56).
(61) AYM 1.24.03.1970, E.69/65. K.70/16. A y M K D C.8.220 vd. (223); t.03.02.1977, E.76/54, K.77/B, RG.
08.05.1977, 33 vd. (35); 1.27.01.1981, E.80/27, K.81/9, RG. 02.01.1981, 54 vd. (57); t. 31.03.1987,
E.86/20, K.87/9, AYMKD, C. 23. 184 vd. (191 ); t. 19.04.1988 E.67/16, K.88/8, RG. 23.08.1988, 21 vd.
(56).
{62)
yazarlardan K a n e t i , vergi dışındaki mali yükümlülükleri "harç, resim, har­
camalara katılma payı ve diğer mali yükümler" olmak üzere dört başlık altın­
da toparlamakta, diğer mali yükümlerin ayırıcı özelliğini, bunların asıl olarak
belirli grupların belirli özel ihtiyaçların finansmanına tahsis edilmelerinde
görmekledir. Bunlar genelde h a r c a m a alanının yakın ilgi çevresinde bulunan­
lara yükletiliyorlarsa da, aslında burada yükümlünün kim olduğu önemli de­
ğildir. Doğrudan bu özel ihtiyacın ilgililerinden para alınabileceği gibi, diğer
kimselere de bu yüküm getirilebilir. Kanetİ diğer mali yükümler olarak, Sa­
vunma Sanayii Destekleme F o n u n a gelir ve.kurumlar yergisi olarak hesapla­
nan verginin belli bir oranının y ü k ü m l ü l e r d e n ve sorunlulardan alınmasını,
kamu kurumu niteliğindeki m e s l e k kuruluşlarının giriş ücretleri ile yıllık üye ı
aidatını, A Y md. 167 H'de düzenlenmiş olan ek mali yükümleri göstermekle­
dir.
(63)
Ö n c e l / Ç a ğ a n / K u m r u l u , g e n i ş a n l a m d a v e r g i l e n d i r m e yetkisinin
kapsamı içine giren "vergi benzeri mali y ü k ü m l ü l ü k l e r i n tam bir listesini çı­
kartma olanağı olmadığını belirtmekte ve dar anlamda verginin yanışını reDsimler ve harçlarla bütçe içinde oluşturulan fonlar için konulan yükümlülük­
leri, Belediye Gelirleri K a n u n u ' n d a düzenlenen katılma payı, sanayi, ticaret,
ziraat odaları ve barolar gibi m e s l e k kuruluşlarına ödenen aidat ve harçlar,
televizyon ruhsat ücretleri!'bazı, temel stok ürünlerinin fiyatlarına yapılan
zamlar.sonucunda alınan fiyat farkları, üniversite seçme sınavına katılan öğ­
rencilerden alınan ücretler, E m e k l i Sandığı'na, Sosyal Sigortalar, Ordu Yar­
dımlaşma Kurumu'na ödenen aidatlar gibi, devletin kamu giderlerini karşıla­
mak üzere gerçek ve tüzel kişiler üzerine koyduğu her çeşit mali yükümlülü­
ğe ilişkin yetkiyi, geniş anlamda vergilendirme yetkisi'içinde görmektedirler.
Yazarların, benzeri mali y ü k ü m l ü l ü k l e r kavramını belirleyici kriterler olarak
şunları ortaya koydukları söylenebilir; a- bunlar devletin kamusal egemenli­
ğine bağlı olarak getirilmelidirler, b- bunların kamu giderlerini karşılamak
üzere kullanılmaları gereklidir. '
[
;
(64)
• Çağan,
alt yapı tesislerinden yararlananlardan yararlanma karşılığı
alınan paraları, karşılığa d a y a n m a s ı yönünden vergiye nitelik olarak benzemeseler de harca benzer bir mali 'yükümlülük oluşturdukları ve piyasa eko­
nomisi işleyiş kuralları dışında k a m u gücünün kullanılması sonucunda sap­
tandıklarından, vergi, resim, harç v e benzeri mali y ü k ü m l ü l ü k olarak A Y
md. 73 kapsamında değerlendirmektedir. Çağan'a göre "kamu ekonomisinde
;
i
•
ı
ı
;
•
I
(62) KANETİ, 4-9.
(63) Ö N C E L / Ç A Ğ A N / K U M R U L U , 33-34.
'
',
(64) Ç A Ğ A N Nami, Anayasa Yönünden Fonlar,, A n a y a s a Yargısı, 1987, 107 vd. (115 vd.)
sosyal faydası yanında özel, bölünebilir faydası olan hizmetler karşılığında
zor unsuru ile bedel, fiyat adı altında mali yükümlülükler konulmasına ve
maliyetin hizmetten faydalananlara ödettirilmesine bir engel bulunmamakta­
dır. Adı ve niteliği "bedel" olan bu mali yükümlülükler de 73. md kapsamına
girmektedir. Bununla birlikte hizmetten yararlananlara ödettirilen bedel piya­
sa ekonomisi kurallarına göre belirleniyorsa ve kâr amacı da güdüyorsa artık
bu bedel 73. md. kapsamı dışında düşünülebilecektir. "Yazara göre, fon
gelirlerinin "kamu gücünün kullanılmasına ve zora dayanan yükümlülükler
oldukları ölçüde, AY md. 73 anlamında vergi, resim, harç ve benzeri mali
yükümlülük kapsamında düşünülmeleri gerekmektedir. O halde yazara göre,
benzeri mali yükümlülükten sözedebilmek için en önemli kriter, kamu gücü
kullanılarak bunun getirilmesidir. Yazar fonları da bu kavram içine dahil etti­
ğine göre, mali yükümlülüğün karşılıklı olup olmaması kavramın varlığını
saptamada bir kriter teşkil etmemektedir.'
(65)
Maliye doktrininde i s e , kamusal hizmet gören teşekküllerin finans­
manını sağlamak amacıyla alırtan paraların "parafiskal gelir" kavramı altında'
değerlendirildiği görülmektedir. "Parafis kalite" ibaresinin "vergiye benzer
r e s i m " y a da "vergiye benzer harç" >olarak türkçeye çevrilmiş olduğuna
ve "kanunla konulup zorunlu oldukları" gerekçeleriyle maliye doktrininde
de genelde bu şekilde anlaşıldığına dikkat çekmek gereklidir. Bu bağlamda
parafis kalite, kamu veya yarı kamu kurumlarınca yükümlülerin çıkarları,
doğrultusundaki sosyal, mesleki veya ekonomik genel bir amaca tahsis edilmek üzere ve karşılıklılık ilkesine göre tahsil edilen ve devlet bütçesi dışında
olan zorunlu ödemeler olarak ortaya konulmaktadır/ ' Böylece yükümlüler,
ilgili teşekkül mensupları ve aynı zamanda teşekkülün sunduğu hizmetten
yararlanan kimselerdir/ ' Ancak burada hizmetin doğrudan yükümlüye de­
ğil, aksine yükümlünün mensubu olduğu topluluğa sunulduğuna dikkat çek­
mek gereklidir.' "
(66)
(67
(Ğ8)
69
70
7
(65) NADAROĞLU, 206-209 (208); a. y,, İÜİF Maliye Enslilüsü Konferansları, Seri 7 (1961), 137-138; ÖN­
CEL T., 4; SEVİĞ Veysi. Vergi Yargısının Evrimi, islanbul 1991, 88; KARAKOÇ, 21 vd.
(66) NEUMARK, 17.
(67) SAYAR Nihad, Âmme Maliyesi C. 1, 3. B, islanbul 1966. 242-246.
(68) ENGİNAY, 24.
(69) NADAROĞLU, İÜİF Maliye Enslilüsü Konferansları, Seri 7 (1961), 129 vd.; ÖNCEL T., 10-14; KARA­
KOÇ, 25
(70) NADAROĞLU, 207; a.y., İÜİF maliye Enstitüsü Konferansları, Seri 7 (1961), 136; ÖNCEL T., 10; KA­
RAKOÇ, (26) ilgili teşekkül mensubu olmaksızın doğrudan veya dolaylı olarak hizmetten faydalananları
da yükümlü olabilmelerini kabul etmekledir.
(71) NADAROĞLU, İÜİF Maliye Enstitüsü Konferansları, Seri 7 (1961), 138; ÖNCEL T., 24; KARAKOÇ, 39;
ENGİNAY, 24.
c. Görüşüm
Benzeri mali yükümlülük kavramına ilişkin en net tanımlamanın Kaneti tarafından yapılmış olduğu görülmektedir; " y ü k ü m l ü n ü n kim olduğu
önemli olmaksızın özel ihtiyaçların finansmanına tahsis edilme". Kancti'nin
Alman Hukukundaki "özel mali yükümlülük" ve de özellikle -ayrı bir tür
olarak kabul edilen hallerde- "diğer mali yükümlülük" kavramlarından hare­
ketle bu tanımı ortaya koyduğu s ö y l e n e b i l i r .
(72)
( 7 3 )
İlk olarak W e b e r
tarafından 1943 yılında, mevcut zamanın iktisadi
politik bağlantıları nedeniyle o l u ş m u ş vergi, resim ve harç haricindeki her
türlü mali yükümlülüğü anlatmak üzere âdeta bir torba ya da toplama kavram
olarak kullanılan, ancak daha s o n r a sınırlandırılan "özel mali yükümlülük"
kavramı altında, belli bir ödevin finansmanını sağlamak üzere getirilen mali
yükümlülükler anlaşılmaktadır. A l m a n içtihat ve doktrininde "özel mali yü­
kümlülük" kavramnm vergiye olan benzerliğine dikkat ç e k i l m e k t e / ' ' ' hatla
bazı yazarlar tarafından' ? "vergi benzeri mali yükümlülük" olarak isimlendirilmektedir. Çünkü aynen vergide olduğu gibi, özel mali yükümlülükler de
karşılıksızdırlar. Bunların alınmaları için -vergilerin aksine- mutlaka özel bir
"atfedilme temeli"nin bulunması gereklidir. Bu temel; yükümlü ile yükümlü­
l ü ğ ü n alınmasında takip e.clilen a m a ç arasında bir bağlantıyı gerektirmekte­
dir; buna bağlı olarak sözkonusu yükümlülük yoluyla elde edilen gelirin kul­
lanımı -dolaylı bile olsa- ilgili grubun yararına o l m a l ı d ı r / ' Bire-bir yarar
olması gerekmez, grubun genelinin yararına kullanılması yeterlidir. Bir baş­
ka g ö r ü ş ' ' ise, özel mali yükümlülüğü vergilerden ayıran kriter olarak, mali
yükümlülüğün genele değil, aksine belli bir yükümlü grubun yarar veya so­
rumluluk alanına ait olmasını k a b u l etmektedir. Benzeri mali y ü k ü m l e yü­
kümlendirilen grup homojen bir g r u p olmalı, genelden ayırdedilebilmelidir.
Bunların devlet bütçesine.mi y o k s a özel fonlara mı gittikleri, kavramın varlı­
ğını belirlemede ö n e m s i z d i r / ' Ö n e m l i olan, bunların belli bir konuda yapı7
75
76
77
78
(72) -Nitekim, yazar, yapmış olduğu tanımda TIPKE'ye atılla bulunmakladır (KANETİ, 7 dpn. 12).
(73) WEBER, Die Dienst- und Leistungspflichten der Deutschen, Hamburg 1943, 83, 88-91 (ISENSEE,
Nichtsteuerlichen Abgaben, in: Staalsfinanzierung im Wandel, 436, dpn.3)
(74) BVerfGE 55, 274 (298 vd.); 67. 256 (274 vd.); 78, 249 (267); 8 1 , (56(186 vd.); l. 24.1.1995. 1 BvL
18/93, NJW 1995, 1733 (1735); O S T E R L O H Lerke, Zur Zulässigkeil von Sonderabgaben, JuS 1982,
4 2 1 ; A R N D T H a n s - W o l l g a n g , Grun'dzüge des a l l g e m e i n e n S l e u e r r e c h t s , 1988, 14; LEIB' HOLZ/RINCK/HESSELBERGER, GG, Vor Art. 104a-115, Rz.121 vd.; PIEROTH, in; Jarass/Pierolh, Art.
105. 8; SCHULTZ, in: Koch/Schollz, AO. § 3 14 vd.
(76) JARASS, 1014-1015.
(76) J A R A S S . 1018; ARNDT, 20-21; MAUNZ, i n : Maunz-Düring, Art. 105. 18; M U S S G N U G , 288 vd.; BIRK,
in: Hübschmann/Hepp/Spitaler, § 3 Rz. 126 vd.
(77) J A C H M A N N , 304.
(78) BVerfGE 55, 274 (305); 67, 256 (276); LEIBHOLZ/RINCK/HESSELBERGER, GG. Vor Arl. 104a-115,
Rz. 155; Aksi likirde alan KIRCHHOF Paul (Staatliche Einnahmen, in: HSlR, § 88 Rn. 221 )'a göre, bun­
ları vergilerden ayıran diğer bir kriler, bunların devlet bütçesine gitmemeleridir.
79
lacak harcamalar için kaynak oluşturmalarıdır.' ' Vergilere olan farklılığı,
kullanılacakları alanın daha kesin şekilde belirlenmesinden kaynaklanmakla­
dır. Yani, vergiler genej, özel yükümlülükler ise özel ödevler için kullanıl­
maktadırlar. Alman AYM, sadece belli bir alanda kullanılacak olan "-özelamaçlı vergi'nin varlığını da kabul etmiştir.' Ancak amaçlı vergilerde dahi
vergi gelirinin yükümlendirilen grubun değil, genelin yararına kullanımı sözk o n u s u d u r / ' K a l d ı ki, verginin mutlaka bu belli amaç için harcanması da
gerekmemektedir/ ' Buna karşılık özel mali yükümlülüklerde, kullanım
amacıyla mali yükümlülük ilişkisi arasında hukuki bir bağlantı bulunmakta­
dır.
801
81
82
Alman AYM'nin özel mali yükümlülük kavramına ilişkin olarak yuka­
rıda açıklanan kriterlere esneklik getirdiği kararları da mevcuttur.' ' Bu es­
neklik özellikle iki noktada ortaya çıkmaktadır; a. yükümlülük yoluyla elde
edilen gelirin yükümlendirilen grubun değil aksine başkalarının yararına kul­
lanılması; b. özel mali yükümlülüklerin asli amacının finansman değil de,
d e n g e l e m e / ' g ü d ü m , teşvik olabilmesi. AYM'nin bu kısmen çelişkili ve za­
man zaman kavramı dar yorumlayıcı tutumu, doktrinde tartışmalara ve kav­
ramın geniş şekilde yorumlanması çabalarına yol açmıştır. Konunun halen
bir çözüme kavuşturulduğu söylenemez.
83
84
(79) BVedGE 67, 256 (275); JARASS, 1017; PIEROTH, in: Jarass / Pierolh, Arı. 105, 8; SCHOLTZ, in: Kocf/ Schollz. AO, § 3 1 4 / 2
(80) BVerlGE 7, 244 (254); 9, 291 (300); 49, 343 (353 vd.); 65, 323 (344); SIEKMANN, vor Ari. 104a. ROr
52, amaçlı vergilerin genel olarak kabul edildiğini, ancak kanun koyucu aradaki bağlantıyı kaldırabilece­
ği için, parlamentonun bütçe hakkının bundan etkilenip etkilenmeyeceğinin belli olmadığını belirtmekte' dir. PIEROTH (in: Jarass/Pieroth, GG, Ari. 105, 5), amaçlı vergilerde, verginin büyük kısmı için böyle
belli bir amaca bağlamanın sözkonusu olamayacağını, çünkü bütçe kanun koyucusunun gelirin nereye
harcanacağı konusunda karar'vereceğini belirtmekledir. MAUNZ (in: Maunz-Düring. Art. 105, 10) ise
ortada bir vergi olup olmadığını saplarken her zaman kavramın içeriğine ilişkin kriterler kullanılması ge­
rektiğini, bir mali yükümlülüğün bir (ona veya bir kam'u kurumuna devrinin onun -özelliklerini taşıdığı sü­
rece- vergi olarak nitelendirilmesine engel teşkil etmeyeceğini, aksi yorum halinde bu tür devirler yöluylc
Anayasanın vergi alma yetkisine ve vergilemeye ilişkin hükümlerinin dolanılmasına yol açacağını ilade
etmekledir.
(81) MAUNZ, in: Maunz-Düring, Art. 105, 18.
(82) JARASS, 1018.
(83) OSTERLOH Lerke, Verlassungstragen der Künsllersozialabgabe. NJW 1982, 1618-1619; HENSELEı
Paul, Die Künsllersozialabgabe im System der öflentlichen Abgaben, NJW 1987, 3103 vd.
(84) Burada mali yükümlülüğün amacı, yerine getirilmeyen bir kamusal yükümün para ile dengelenmesi, ika' me edilmesidir. Yükümlülük yoluyla elde edilen gelirin kullanımı, yükümlendirilen grubun yararına değil.
yabancı yararına olabilir. Örnek olarak, ağır sakallar mali yükümlülüğü gösterilebilir (BVerlGE 57, 13£
(166 vd.). Buna göre, ağır sakallara iş vermeyen işverenler, bunun yerine bu mali yükümlülüğü ödeye­
rek, yerine getirmedikleri asıl edimi dengelemek zorundadırlar. Bunlar linans amaçlı olamazlar. Nilekirr
Alman AYM (NJW 1995, 1736), son.tarihli bir kararında, illaiye mali yükümlülüğünü, linans amacı güdü­
yor olması nedeniyle "dengeleme mali yükümü" olarak kabul etmemiştir. Belirtmek gerekir ki, dengele­
me mali yükümlülüklerinin hukuki niteliği lam olarak çözelememişlir. Bazıları bunları özel mali yükümlüliçinde, bazıları diğer mali yükümlülük olarak, bazıları ise atipik bir mali yükümlülük olarak değerlendir­
mektedirler.
Alımın A Y M ve doklrindc bazı yazarlar,' •' vergi, h a r ç , katılma payı
ve özel mali yükümlülük haricinde bir beşinci grup olarak "diğer mali yü­
kümlülükleri göstermekledirler. Bir görüşe g ö r e , ' ' bunlar, vergi harç, ka­
tılma payı ve özel mali yükümlülüklerden tüm sapmaları içine almakladırlar.
Diğer mali yükümlülüklere örnek olarak, dernek aidatları,' sosyal sigorta
p r i m l e r i , ' ' basım evleri, reklam ajansları, sanat galerisi sahipleri, konser yö­
neticileri ve plak yapımcılarından a l m a n "sanatçı sosyal mali y ü k ü m ü " veya
Çalışmayı Teşvik Kanunu (Arbcit.slordcrungsgesetz) gereğince işverenlere
yüklenen, uzun bir süre yanında çalıştırdığı işçilere ödenen işsizlik parası,
kanuni hastalık ve emeklilik sigortalarına ödenen primler ile ödenen işsizlik
parası, kanuni hastalık ve emeklilik sigortalarına ödenen primler ile ödenen
işsizlik yardımlarını ikame etme p a r a l a n gösterilmekledir. Dernek aidatları
ile sosyal sigorta primleri harç verilen örnekler incelendiğinde ortak özellik
olarak, "mali yükümlülük yoluyla e l d e edilen gelirin kullanımının mükellel
grupla bağlantılı olmaması" örtaya'çıkmakiadır.
86
K7)
88
i
; Buraya kadar yapılan açıklamalar çerçevesinde, Türk A Y M kararlan,
doktrin ve vergi sistemimize kaynak olması dolayısıyla alman sistemindeki
"özel'mali yükümlülük" ve "diğer m a l i yükümlülük" kavramları da dikkate
alınarak "benzeri mali yükümlülük" kavramının mali yüküm olma sonucunu
doğuran niteliklerinin' ' yanışını- unsurlarının şu şekilde ortaya konulabile­
ceği görüşündeyim:
89
(85) BVerlGE 75. 108 (146-147): 78. 249 (267): 8 1 . 156 (186 vd.); Örneğin KIRCHHOF Paul, Staatliche Einnahmen in: HSlR. Bd. 4. § 8 Rn. 269 vd.: BIRK. i n : Hübschmann/Hepp/Spilaler. § 3 Rz. 162 vd.; PlEROTH, in: Jarass/Pieroth; GG. Ari. 105. 17-18.
(86) KIRCHHOF Paul, Staatliche Einnahmen in: HSlR, B d . 4, § 8 Rn. 269 vd.
(87) Dernek yükümlülüklerinin hukuki niteliği k o n u s u n d a Alman doktrininde farklı görüşler bulunmakladır.
Bazı yazarlar (örneğin KLEIN Franz/ORLOPP G e r d ; Abgabenordnung. 5. Aull.. München 1995. § 3
A n m . 8) bunları özel mali yükümlülük olarak değerlendirirlerken, bazılar (JARASS, 1017; RAPSCH.
797) sui generis yükümlülük olarak kabul etmekledirler. Çünkü üyenin aidatı ödemesine rağmen, hiçbir
yarar veya özel hizmel elde etmemesi de m ü m k ü n d ü r . Bunları vergilerden ayırdetmek üzere iki kriter
sunulmakladır; a. kuruluşun üyeliğe dayalı yapısı ve bununla bağlantılı olarak ödeme yükümlüsünün
birlikle etkileme hakkı, b. faaliyetin, geleneklerden gelen ve içeriksel olarak sınırlandırılmış bir ödev sunumüyla sınırlı olması. *
(88) Bir diğer niteliği çok tartışmalı olan mali yükümlülük ise, sosyal sigorta primleridir. S I E K M A N N (vor Art.
104a, Rdn. 79vd)'a göre bunlar, sosyal sigorta taşıyıcısının edimini mali olarak dengeleme aracı dışında
başka bir şey olarak görülemezler. Çünkü; a. sıgorla koruması sadece prim ödeyicisini değil, aynı za­
manda birlikle sigortalanan aile üyelerini de içine almakadır. b. belli durumlarda, hiçbir zaman sigorta
korunmasından gerçeklen yararlanılmamış olmasına ve ihtiyarlık sigortasında olduu gibi bazen sigorta­
dan yararlanamayacağı açık olmasına rağmen prim ödenmektedir, c. mali yüküm, karşı edimin eşdeğe­
rine göre belirlenmemekledir.-Bunlar hiçbir zaman rizikoya göre değil, aksine sosyal düşüncelere örne­
ğin yükümlünün gelirinin yüksekliğine göre belirlenmekledirler. Buna karşılık, "özel mali yükümlülük" üst
kavramdır ve sosyal sigortalar primi de bir özel m a l i yükümlülüktür görüşünde bkz. ARNDT. Sleuern.
Sonderabgaben und Zwangsanleihen..1983. 71 v d . ; O S T E R L O H , NJW 1617 vd.
(89) Bkz. 11.2.
1. Benzeri mali yükümlülükler, grup bağlantılı mali yükümlülüklerdir.
Gerek mali yükümlülük, gerekse bu yükümlülük yoluyla elde edilen gelirin
kullanımı tek bir ki.şiylc değil, belli bir gruba yöneliktir.
2. Benzeri mali yükümlülükle yükümlendirilen grup,.genelden ayırdedilebilen, belirlenebilir bir grup olmalıdır. Yükümlülük yoluyla elde edilen
gelirin kullanım amacına yakınlık veya aynı şartlara tabi olma, grubu genel­
den ayırdetmede kriter teşkil edebilir.
(yü>
3. Bunlar belli bir amacı gerçekleştirmek üzere alınmalıdırlar. Bu
amaç genel olarak da ortaya konulabilir, mutlak özel bir amaç olması gerek­
mez. Nitekim meslek odaları tarafından alınan aidatların hangi özel amaç
için alındığı baştan belli değildir. Bunlar kural olarak ilgili kurumun genel
giderlerini karşılamak üzere kullanılırlar.
4. Benzeri mali yükümlülükler finans amaçlı olabilecekleri gibi asli
olarak sosyal amaçlı da olabilirler.
5. Benzeri mali yükümlülükler karşılıksızdırlar, yükümlünün doğrudan
bir yararı bulunmamaktadır. Ancak buradaki "karşılıksızlık", vergilerdeki gi­
bi bir karşılıksızlık değildir. Kastedilen, bire-bir yararlanma bulunmaması
nedeniyle, harç ve resimlerdeki gibi bir karışıklıhğın bulunmadığıdır.
I
6. Benzeri mali yükümlülük yoluyla elde edilen gelirin kullanımının,
doğrudan ve sadece bu yükümlülükle yükümlendirilen grubun yararına ol­
ması -şart değil ancak- asıldır. Bekçi ücretini ödemek üzere mahalle sakinle­
rinden alınan bekçi parası tipik bir benzeri mali yükümlülükdür. Ancak, bu
gelirin yararına kullanıldığı grubun, yükümlü grupla organik bir ilişki içinde
bulunması gerekmektedir..Örneğin, işçi yakınlarının sosyal sigorta primi
ödememelerine rağmen hizmetten yararlanmaları, sosyal sigorta priminin
benzeri mali yükümlülük olmasını engellememektedir.
Görülmektedir ki; maliye doktrininde kullanılan "parafiskalite" kavra­
mı "benzeri mali yükümlülük" kavramıyla büyük ölçüde benzeşmekte, parafiskal gelir olarak sunulan mali yükümlülükler aynı zamanda çoğunlukla bi­
rer benzeri mali yükümlülük olarak ortaya çıkmaktadırlar. Ancak buna rağ­
men iki kavramın özdeş olduğundan bahsedilemez. Çünkü, parafiskal gelirin
varlığını tayinde, mali yükümlülüğü alan kurumun niteliği büyük önem taşı­
makta, kamu veya yarı kamu kurumu niteliğinde bir ekonomik, sosyal veya
meslek kuruluşunun varlığı aranmaktadır. Amaç mutlaka bu kuruluşun fi-
(90) BVerlGE, 55. 274 (305 vd.); ISENSEE. Nichlsleuerlichen Abgaben, in: Staalsfinanzierung im VVandel,
456; BIRK. in: Hübschmann/Hepp/Spitaler, § 3 Rz. 126 vd.
nansmanı olmalıdır ve parafiskal gelir devlet ve mahalli idareler bütçesi dı­
şında kalmalıdır. Bu açılardan, parafiskalite, benzeri'mali yükümlülük karşı­
sında daha dar bir kavram olarak ortaya çıkmaktadır.
Bu bağlamda, fon ismi altında sunulan mali yükümlülüklerin tamamını
"benzen mali yükümlülük" olarak kabul etmekte tereddüt göstermek gerek­
tirdiği kanısındayım. Bunlar, yükümlendirmenin ve mali yüküm yoluyla elde
edilen gelirin kullanımının belli bir grupla bağlantılı olması halinde benzeri
mali yükümlülük kavramı içinde düşünülmelidirler. H u k u k u m u z d a "-özclamaçJı vergi"nin kabul edilip edilemeyeceği üzerinde tartışılması gerekmek­
t e d i r / " Bu kabul edilebiliyorsa, genel ve karşılıksız olmaları, ancak sadece
belli bir amacı gidermek üzere kullanılabilmeleri nedeniyle bazı fonlara ya­
pılan ödemeleri (örneğin Gelir ve K u r u m l a r Vergisi mükelleflerine getirilen
ve vergi meblağını matrah olarak alan S a v u n m a Sanayi Destekleme Fonu'na
yapılan ödemeler) "-özel- amaçlı v e r g i " olarak kabul etmek gereklidir. Bu­
nun sonucu olarak da A Y M içtihatlarının' ' aksine, bu mali yükümlülüklerin
vergilerin hukuki rejimine tabi olması v e genel bütçeye girmesi gereklidir.
"Sekiz yıllık eğitime katkı payı" d a ,
genel ve karşılıksız olması, ancak bel­
li bir amacın gerçekleştirilmesinde kullanılmak üzere alınması nedeniyle "özel- amaçlı yergi" olarak nitelendirilmelidir. Ancak, -özel- amaçlı vergi ka­
bul edilsin ya da edilmesin, her h a l ü k â r d a bu anılan mali yükümlülüklerin
"benzeri mali yükümlülük" olarak nitelendirilmesi m ü m k ü n değildir. Çünkü
öncelikle, yükümlü grup yukarıda açıklanan anlamda homojen bir grup de­
ğildir, bunlarda homojen grup, bağlantılı bir mali yükümlülük bulunmamak­
tadır.
9
92
( 9 3 )
III.SONUÇ
Açıklamalardan da anlaşılacağı üzere, benzeri mali yükümlülük, vergi
resim ya da harç olmayan diğer tüm mali yükümlülükleri kapsayan bir "torba
k a v r a m " değildir.. T a m aksine, belli bazı unsurları vardır ve bu unsurlar bir
arada b u l u n m a d ı k ç a "benzeri.mali y ü k ü m l ü l ü k " d e n sözedebilmeye imkân
yoktur.
*
(91) Kanımca Türk kanun koyucusu "-özel- amaçlı yergi"nin varlığını kabul etmektedir. Nitekim BGK müker­
rer m d . 44'de düzenlenmiş olan "çevre temizlik vergisi" bunu kanıtlamaktadır. BGK mükerrer rnd. 44 I.
15 gereğince, çevre vergisinin çevre temizliği gayesi dışında kullanılması mümkün değildir.
(92) AYM'nin yerleşmiş içtihatları çerçevesinde "fon", g e n e l mevzuat ve bütçe prosedürü dışında özelliği
olan bazı devlet görevlerinin yürütülmesi ve gerçekleştirilmesi maksadıyla bütçeden veya bütçe dışı
imkânlarla .sağlanan para ve kıymetlerdir (AYM I. 11.01.1985, E. 84/6, K.85/1, A Y M K D C 2 1 . 1 vd. (12);
t. 18.02.1985. E. 84/9. K. 85/4. AYMKD C 2 1 , 35 vd. (62)).
(93) Bkz. dpn. 3.
Benzeri mâli yükümlülükler kural olarak genel bütçeye girmedikleri
için anayasal bir ilke olan "bütçe planının tamlığı ilkesi"ni zedelemckledirldr.
Böylece bunlar parlamento' denetimi dışında kaldıkları gibi, devletin finans
dengesini kontrolü esnasıda gerekli olan "tüm gelirler üzerinde genel bir gö­
rüş sahibi olma"yı da engellemektedirler. Nihayet bunlar, kamu giderlerinin
asıl olarak vergiler yoluyla finansmanını emreden "vergi devleti ilkesi"ne de
aykırılık teşkil etmektedirler. Benzeri mali yükümlülükler sadece belli grup­
ları yükümlendirdikleri için, vergilerde olduğu gibi yükün genel dağılımı
sözkonusu değildir. Bu nedenle de benzeri mali yükümlülük yoluyla eşitlik
ilkesine aykırı gelinip gelinmediğinin sürekli denetlenmesi lâzımdır.
Sayılan nedenlerle, benzeri mali yükümlülüklerin istisnaen kullanılma­
ları ve kullanıldıkları durumlarda da getiriliş sebeplerinin ayrıntılı olarak
açıklanması gereklidir.
Download

anayasa temelinde "benzeri mali yükümlülük"