Çankırı, 2014
İlkel dil yok, ama…

 Dilbilimcilerin görüşüne göre, yeryüzünde ilkel dil
yoktur; her toplumun dili, fertlerinin düşüncelerini,
duygularını, hayallerini anlatmaya, başkalarına
iletmeye imkan verir. Bu anlatım, dilden dile değişen
farklı biçimlerde ve birbirinden ayrılan kurallarla
gerçekleşebilir. Ancak, günümüz medeniyetinden
uzak kalmış, yazısı bulunmayan, yazılı ürünleri
olmayan insan topluluklarının, dünyadaki
ilerlemelere, yeni yeni beliren kavramlara, bilim ve
sanat kavramlarına yabancı kalan ilkel kavimlerin
dilleri yoksul, kısıtlı sayılabilir.
Hangi dil zengindir?

 Bir dilin zenginliği ne sözcük sayısının çokluğuyla, ne o dili
konuşan insan sayısının fazlalığıyla, ne de dilin konuşulduğu
coğrafyanın genişliğiyle ilgilidir. Dillerin zenginliğinin başta gelen
ölçüsü çeşitli duygu, düşünce ve kavramları anlatabilme gücüdür.
Duygu, düşünce ve kavramları dile getirebilmek için sözcük
sayısının çok olması önemli olmakla birlikte, bundan daha
önemlisi dilin sözcük türetme ve soyutlama gücüdür.
 Bir dilin zenginliğinin en önemli kanıtları arasında, o dilin anlatım
gücünün yüksekliği, değişik kavramları ayrı ayrı karşılayabilmesi,
tarihi boyunca geniş bir sözvarlığı ortaya koyması gibi nitelikler de
vardır. Eğer bir dil, kendi kök ve ekleriyle her türlü kavramın
anlatımı bakımından gücünü gösterebilmiş, geçmişinden bugüne,
geniş bir sözvarlığına sahip olmuşsa; bir konuyu, bir durumu, bir
davranışı değişik yollardan, farklı biçimlerde söze
dönüştürebiliyorsa, o dile “zengin bir dil” diyebiliriz.
Sözvarlığı, Temel Sözvarlığı

 Sözvarlığı denince, ilk akla gelen, insanın vücudundan,
organlarından başlayarak onun en önemli ihtiyaçlarını
oluşturan yiyecek ve içeceklerin adlarına, akrabalık
ilişkilerini gösteren kavramlara, ona yakın olan tarım
hayvanlarına, bitkilere, renklere, tabiat olaylarına ait
kelimeler ve almak, vermek, yemek… gibi fiillerdir.
Bunlar, sözvarlığının temel sözvarlığı adı verilen
bölümünü oluşturur. Bugün, dünyadaki gelişmeler ve
insan yaşamında yeni yeni önem taşıyan kavramların
meydana gelmesi, buzdolabı, televizyon gibi cihazların
günlük yaşamda vazgeçilmez parçalara dönüşmesi
nedeniyle temel sözvarlığının çerçevesi, özellikle, yabancı
dil öğretiminde 2000 sözcüğe çıkarılmıştır.
Terimler

 Sözvarlığı içinde, bilim, teknik, sanat, zanaat, spor
gibi değişik alanların özel kavramları olan terimler
de vardır. Geometrideki dik açıdan kimyadaki
çökeltiye, dişçilikteki köprüden hekimlikteki
anjiyoya, futboldaki ofsayta kadar, içinde yabancı
dilden gelenleri de olan bu unsurlar terim olarak
nitelenir. Terimlerin ancak çeşitli alanların
uzmanlarınca bilinenleri özel terim sözlüklerinde yer
alırken telefon, röntgen, enflasyon gibi yaygınlaşan,
halkça bilinenleri, günlük kullanımda geçenleri genel
sözlüklere girer.
Deyim, Atasözü, İkileme

 Sözvarlığını oluşturan öğeler arasında, deyimler,
atasözleri ve özellikle Türkçede önemli bir yer turan
ikilemeler de bulunmaktadır. Bunların yanı sıra,
günlük hayatta kullanılması adet olmuş «ilişki
sözleri» veya «kalıp sözler» adı verilen «geçmiş
olsun», «kolay gelsin» gibi sözler de vardır.
Herhangi bir dilin sözvarlığı, içerdiği somut ve soyut
kavramlarla ilgili sözcükler ve yukarıda saydığımız
öteki unsurlarıyla, o dili konuşan toplumun maddi
ve manevi kültürünü yansıtır.
Türkçe zengin bir dil midir?

 Türkçe, yapısındaki türetme ve birleştirme gücüyle,
bilinen en eski dönemlerinden bugüne, her türlü somut
ve soyut kavramın anlatımını kolaylıkla sağlayabilmiştir.
Kimi kavram alanlarında olağanüstü zengindir.
 Aynı nitelik, her dönemde olduğu gibi bugün de halkın
bölgesel dili olan ağızlarda da kendini göstermektedir.
Bugünkü ortak yazı dilimiz olan Türkiye Türkçesinin
yanı sıra Anadolu ağızlarımız kendine özgü türetmeler,
somut ve soyut kavramları karşılayan, yabancı
kavramlara karşılıklar bulan sözcüklerle bize 100.000
dolayında bir sözvarlığı sunmaktadır.
 Anadilimizde, Hint-Avrupa dillerinde çok az örneği olan
ikilemeler çok güçlü anlatım imkanları sağlamaktadır.
Türkçe zengin bir dil midir?

 Ortak yazın dilimizde ve Anadolu ağızlarımızda yaşayan
deyimlerimiz, olayları, durumları, insan davranışları ve
karakterlerini çoğu kez, başka dillerin deyimlerinden çok daha ince
ve güçlü bir biçimde, somut anlatımla dile getirmekte, bütünüyle,
zengin bir deyim varlığı ortaya koymaktadır.
 Her dilde bulunan atasözleri, tarih boyunca, bugünkü Türkiye
Türkçesinde ve ağızlarda, gerçekleri kısa ve güçlü bir anlatımla,
çok özgün bir biçimde söze dönüştüren zengin bir varlık
oluşturmaktadır.
 Anadilimiz, bir olayı, bir durumu, belli bir gerçekliği dile
getirmede çok değişik, birbirinden farklı anlatım yollarına sahiptir.
 Kalıp sözler ya da ilişki sözleri, başka dillerden çok daha büyük bir
zenginlik göstermektedir.
 Tarihi altyapısı (daha önce değinildi)
 Coğrafi genişliği (daha önce değinildi)
Akrabalık İlişkilerinin Dile
Yansıması

 Türkçe, kimi kavram alanlarında (birbirine yakın, birbiriyle ilgili
kavramların oluşturduğu alanlarda) olağanüstü bir zenginlik
göstermektedir. Türklerde aile bağlarının akrabalık ilişkilerinin sıkı
oluşuyla açıklanabileceğini düşündüğümüz bir gerçek,
anadilimizde bu bağ ve ilişkilerin ayrı ayrı kavramlaştırılarak
değişik sözcüklere dönüştürülmesine yol açmış, bu konuda belirgin
bir zenginlik meydana getirmiştir.
 Hint-Avrupa dilleri adını alan dillerde aile bağlarını anlatan
sözcüklerde, Türkçeye oranla önemli bir kısıtlılık görülür.
 Öte yandan, anadilimizin doğaya bağlı anlatım eğilimi, doğayla
ilgili kavramlarda ve daha başka alanlarda ayrıntıya inen bir
sözvarlığı oluşturmuştur.
Türkçede Renk Bolluğu

 Tabiattaki renklerin anlatımında da Türkçe, bambaşka bir
zenginlik sergilemektedir. Tabiatta bulunan nesnelerin
adından ve görünümünden yararlanan kelimeler,
özellikle renk tonlarında güçlü görüntüleme gücüne
sahiptir. Birçok dilde tam karşılığı bulunmayan bu
adlandırmalar arasında kavuniçi, camgöbeği,
vişneçürüğü, soğankabuğu, ördekgagası, yavruağzı,
gülkurusu, devetüyü, limonküfü… gibileri özellikle ilgi
çekicidir. Anadolu ağızlarında, bunlara eklenecek daha
pek çok örnek vardır. Ayrıca hayvanların renklerini
belirleyen çok değişik sözcükler kullanılmıştır.
Ağızların Zenginliği

 Anadolu ağızlarında, tabiat olaylarını anlatan örnekler
arasında, mesela yağan karın niteliklerini belirleyen sepen
“yağmurla gelen kar”, sepinti “yeri örtecek kadar yağan kar”,
sazak “hafif yağan kar”, dövülcek “rüzgarla karışık, bulgur
iriliğinde kar”, bulgurcuk ve burçak “küçük taneli kar”,
öğsüzyamalığı “lapa lapa yağan kar” ifadeleri vardır. Kışın,
yürünemeyecek kadar kaygan, buzlu yer için de tavukkaydıran
denmektedir. Güneşin battığı anı gösteren ve edebi dilde
Arapça gurup sözcüğüyle karşılanan kavram, ağızlarda
günindi, güninimi, günini adlarıyla anlatılmaktadır. Yine
Arapça kökenli ufuk yerine gözerimi, gözyayılımı karşılıkları
vardır. Farsçadan gelerek dilimize yerleşen havuç, Anadolunun
çeşitli yerlerinde 40 kadar adla anılmakta, bunlar arasında
pürçüklü, yerebatan, yeregeçen, yerekaçan, yerkökü,
gelinparmağı, kızılot gibileri de bulunmaktadır.
İkilemeler

 Türkçenin çok özgün ve dünya dillerinde aynı
ölçüde görülmeyen bir özelliği, ikilemelerin çok sık
kullanılmasıdır. En eski kaynaklarımızdan bugüne
kadar hiç değişmeden gelen bu eğilim dilin anlatım
gücünü yükselttiği gibi ona, sözvarlığı, sözdizimi ve
anlambilim açısından da çok önemli bir nitelik
kazandırmaktadır. Bugün, Türkiye Türkçesinde köşe
bucak, bölük pörçük, içli dışlı, bulup buluşturmak…
gibi pek çok ikileme kullanılmaktadır.
Zengin Deyim Varlığımız

 Türkçe, çok zengin bir deyim varlığına sahiptir.
Türkiye dışındaki lehçelerde olduğu gibi, bugünkü
ortak yazın dilimizde ve Anadolu ağızlarında bir
davranışı, bir olayı, bir durumu çok canlı ve özgün
bir biçimde dile getirmek üzere, birden çok
sözcüğün kalıplaşmasıyla oluşan ve içindeki
sözcüklerin dışında yeni bir anlam yansıtan deyimler
kullanılmaktadır.
Atasözlerimizin Zenginliği ve
Gücü

 Her toplumun dilinde, hayat boyunca edinilen
tecrübeleri, ortaya çıkan gerçekleri, sonu iyi ya da
kötü çıkacak olayları dile getiren ve öğüt veren
atasözleri bulunur. Anadilimiz de atasözleri
açısından çok zengin ve güçlü bir dil olarak
karşımıza çıkmaktadır. Elimizde bulunan en eski dil
ürünlerinden bugüne kadar gelen atasözlerimiz
bulunduğu gibi, zaman içinde unutulan ve
içerdikleri sözcükler değişen örnekler de vardır.
İlişki Sözlerinin ( Kalıp Sözler)
Zenginliği

 Dünyadaki her toplumun dilinde, belli durumlarda söylenmesi
gereken ya da gelenek haline gelmiş olan sözler vardır. Teşekkür
ederim, güle güle, hoş geldiniz, iyi yolculuklar, geçmiş olsun… gibi bu
sözlere dilbilimde ilişki sözleri ya da kalıp sözler denmektedir. Bunlar,
aynı zamanda bir dili konuşan toplumun kültür çerçevesi içinde
düşünülmekte, o toplumdaki görgü kurallarıyla da örtüşmektedir.
 İlişki sözleri bakımından incelendiğinde Türkçe, birçok dile göre çok
daha zengin bir söz varlığına sahip bulunmaktadır. Bir yardımı, bir
iyiliği dokunan kimseye, minnettarlığı belirtmek üzere (çok) teşekkür
ederim’den başka ömrün(üz)e bereket, sağ ol(un), Allah razı olsun,
eksik olmayın, çok yaşa(yın), (çok) zahmet oldu, zahmet ettiniz gibi
sözler söylenmekte, bir hastaya, bir yaşlıya, özellikle fiziksel yardımda
bulunan kimse, ondan ellerin(iz) dert görmesin sözünü duymaktadır.
Türkçede, su verildiğinde söylenen su gibi aziz ol, su verenlerin çok
olsun da ilginç örnekler oluşturmaktadır.
İlişki Sözlerinin Zenginliği

 Hele, güle güle sözünün, veda edenlere söylenmesi yanında,
ayrıca, yeni bir eve geçenlere güle güle oturun, yeni bir giysi
giyenlere güle güle giy, eline para geçenlere güle güle harca
biçiminde kullanılması bu sözlerin değişik işlevlerinin olması
bakımından dikkati çekmektedir.
 İlişki sözleri içinde, yalnızca belli durumlarda kullanılması
gerekenler de vardır. Örneğin, okunan duadan sonra ya da bir
hayır işleyen kimseye söylenen Allah kabul etsin, bunlardan
biridir. Balık avlayanlara söylenen rast gele, pazarda alışverişte
karşılaşılanlara söylenen pazar ola, iş üzerinde olan, çalışmakta
olanlara yaklaşıldığında kullanılması adet olan kolay gelsin
bunlar arasındadır.
Doldurma Sözler

 Genellikle konuşulan bir dilde bir şeyi anımsamak üzere zaman
kazanma, söyleneni pekiştirip kesinleştirme gibi amaçlarla konuşan
kimsenin kullandığı, çoğu kez gereksiz olan sözcüklere ve anlatım
kalıplarına doldurma sözler adını veriyoruz.
 Konuşma sırasında sık rastlanan bu öğelerden biri, Arapça kökenli
şeydir. Çoğunlukla anımsanmak istenen sözcük bulunamadığı zaman
kullanılır. Bir olayın aktarımı sırasında öteden beri başvurulan ve yine
hatırlamak için zaman kazanmayı amaçlayan efendime söyleyeyim de
tür unsurlardandır.
 Özellikle sözvarlığı dar ve kültür düzeyi sınırlı kimselerde bu gibi
doldurma sözlere daha sık rastlanır. Yerli yersiz söylenen anladın mı? ,
tamam mı? yine bu arada sayılabilir.
Yabancı Sözcükler

 Bir toplumun, bir milletin öteki toplumlarla hiçbir ilişki
kurmadan yaşamasına imkan yoktur. Böyle bir toplumun tüm
dünya ile iletişiminin kapalı olması gerekir. Bu nedenle
sözvarlığı tamamen yerli olan bir dilden söz etmek imkansızdır.
Uluslararasındaki ticaret, siyaset, kültür ve sanat ilişkileri,
hemen dile yansımakta ve
yeryüzündeki bütün dillerde başka dillerden alınma unsurlar
bulunmaktadır.
 Bir yabancı dilden alınma öğeleri iki bölümde incelemek doğru
olur: a) Yerleşmiş yabancı sözcükler: Bir dilin ses eğilim ve
kurallarına uymuş, yabancılığı artık belli olmayan öğeler. b)
Yerleşmemiş yabancı sözcükler: Dilin ses eğilim ve kurallarına
uymayan, yabancılığını hemen belli eden sözcüklerdir.
 Dünya dillerinin Türk diline, Türk dilinin dünya dillerine
tesiri…
Sözcük Sayısı

 Şu an için, Türkiye Türkçesinin en gelişmiş sözlüğü Büyük
Türkçe Sözlük’te söz, deyim, terim ve isim olmak üzere toplam
616.767 söz varlığı bulunmaktadır. Türkiye Türkçesinin bütün
söz varlığını bir araya getiren ve ortak bir veri tabanında
kullanıma sunulan Büyük Türkçe Sözlük (TDK), yazı dilinin
söz varlığının yanı sıra bütün bilim, sanat ve spor terimlerini,
yer adlarını, kişi adlarını, Türkiye bölge ağızlarındaki ve
kaynaklardaki sözcükleri, deyimleri içermektedir.
 2005'te yayınlanan Güncel Türkçe Sözlük 104.481 sözcük içerir.
Sonraki yeni çalışmalarla 616.767 söz kapsar duruma gelen
sözcük ile birlikte yabancı söz oranı da değişmiştir. Bu
sözcüklerin %14'ünün yabancı kökenli olduğu TDK tarafından
tespit edilmiştir. Ötüken Neşriyat'ın hazırladığı Türkçe
Sözlük'te 246.000 kelime bulunmaktadır.
Türkçeden diğer dillere geçen
sözcük sayısı

 Sırpça: 8995
 Bulgarca: 3490
 Yunanca: 2984
 Farsça: 2969
 Arnavutça: 2622
 Rumence: 2780
 Rusça: 2476
 Arapça: 1990
 Macarca: 1982
 Ukraynaca: 800
 İngilizce: 470
 Çince:289
 Çekçe :248
 Urduca:227
 Almanca :166
 İtalyanca:146
 Fince:115
?
www.tdk.gov.tr
www.kubbealtilugati.com

www.otukensozluk.com

Sunumlara
bu adresten ulaşabilirsiniz.

Download

türkçen*n söz varlı*ı ve anlatım gücü