“Kuşadası Ortaokulu” 27 Eylül 1949 tarihinde Mahmut Esat Bozkurt İlkokulu bahçesindeki eski Kültür Salonunda
49 öğrenci ile öğretimine başlamıştır.1950-1951 öğretim yılı için Kaymakam Cemil Mehmet SARGUT başkanlığında
halktan toplanan yardımlarla bugünkü Çocuk ve Halk Kütüphanesi binası satın alınarak, okul bu binaya taşınmıştır.
Okulun açılmasında, yardım toplanmasında aktif çalışmaları ve katkısı dönemin Kuşadası Askerlik Şubesi Başkanı
Kıdemli Yüzbaşı Kaya ALDOĞAN Kore’ye gidip Şehit olunca, onunun anısına okulun adı 22 Ocak 1952 tarihinde
KUŞADASI KAYA ALDOĞAN ORTAOKULU olmuştur.
ŞEHİT KAYA ALDOĞAN ORTAOKULU ÖĞRENCİLERİ TOPLU HALDE 1955/56 - 56/57 - 57/58
Ön sıra: Soldan sağa.1-Ayşe Adalar, 2- … 3-Serpil İnceoğlu, 4- … 5-… 6- Günel Altuğlu (7-8-9 Öğretmenler ve çocukları)
10- Tanju Süe, 11-Nur Şalvarlı, 12- ....., 13-Bilgi Uzkal, 14- Bedriye Arık, 15- Sabite Küçük, 16-Gülsen Meriç.
2.Sıra: Soldan sağa. 1-Atilla Arslan, 2- Reşat Görgü, 3-Ali Erdem, 4-….. , 5-….. , 6- Sıdıka Balkır, 7-Rıza Eriş ,
8- Necdet Ercan , 9- Şükrü Ergüven , 11- İsmet …., 12- Cengiz Akın , 13-….. , 14- Sabri Ökten
3. Sıra: 1- Ahmet Kireç, 2- Engin Sargın.
4. Sıra : (Arka sıra) 1-Turgut Arın, 2-….. , 3- Gürsel Talay , 4- Ali Rıza Özsargın , 5 -…… , 6- Zühtü Bilici, 7-….. , 8-…..,
9-Ahmet Alış, 10- Halit Şakar , 11- Ekmel Bilgin , 12- Rıza Topuz , 13-…… , 14-…… , 15- Cengiz Özazman, 16-….., 17Hilmi Bilici, 18- Mustafa Şakar, 19- Haşmet Özazman.
[email protected]
YEREL TARİH DERGİSİ
ÖZEL MUHAFAZA
KUTULARI İÇİNDE
Yerel Tarih Dergisi’nin
tüm sayıları özel muhafaza
kutuları içinde
satışa sunulmaktadır.
Özel muhafaza
kutusu ve eksik sayıları
edinme adresi:
Ege Mahallesi
Uğur Apaydın Sokak
No:6, Club Oliva
Ergül Apartmanları B Blok,
Daire 4 Kuşadası / AYDIN
Tel: 0256 618 44 44
Faks: 0256 618 44 44
dahili:16
A
vustralya’dan Yeni Zelanda’dan gelen ve
amaçsızca bu topraklarda savaşan,
yaşamını kaybedenlerin torunları her yıl
binlerce kilometre kat ederek
Çanakkale’ye gelirken, vatan müdafaası
yapan dedelerimizin ihmal edilmesi, unutulması
elbette düşünülemezdi. Anma ve kutlamaların
giderek daha anlamlı olmasının nedeni verilen
insanüstü mücadelenin öneminin yıllar içinde
daha iyi anlaşılmasıdır.
18 Mart Çanakkale Deniz Zaferinin 99. yılını
ve Şehitler günü yurtiçi ve dışında törenlerle
kutlandı. Bu anlamlı günün her geçen yıl daha
geniş katılımlı ve görkemli kutlandığına şahit
oluyoruz. En azından Kuşadası’nda böyle
olduğunu gözlemliyoruz. Bu yılda öyle oldu.
Emekli Hava Pilot Albay Zübeyir Batur,
Atatürkçü Düşünce Derneğinin organize ettiği
konferans da Çanakkale Savaşının askeri ve
siyasi yönünü kendine has anlatım tarzı ile
izleyenlere aktardı.
Emekli Albay Faik Akkuş, Kurtuluş Savaşı’nın
hangi güç şartlarda yapıldığını göstermesi
bakımında önemli olan çarpıcı bir
gerçeği‘’Çanakkale Menüsü’’ başlığı ile bize
anımsatıyor.
Bu ay Kuşadası’ndan başlamak üzere Aydın
vilayeti içindeki şehitliklerimiz ile ilgili bilgi ve
fotoğrafları Mahmut Ökçesiz’in anlatımı ile
aktaracağız.
Aydın İlinin yetiştirdiği, Türkçeyi en düzgün
kullanan şair, yazar, başöğretmen, emekli
milletvekili, siyasetçi ve turizm rehberi Mustafa
Kemal Yılmaz, aramızdan ayrılışının 1. yılında
Nail Topal ve Zerrin Bağcıvan organizasyonun
da düzenlene bir vefa etkinliği ile anıldı.
40 yıl önce Kuşadası’nda neleri
konuşuyorduk. Mustafa Veli Ada Sesi Gazetesinin
sayfalarından aktarıyor ve Yerel Tarih okuyucuları
için yorumluyor.
Seyyahların Kaleminden Kuşadası’nın 30.
bölümün de Sedat Onar, İskoç jeolog William
John Hamilton’un anıları ile okuyucunun
karşısında.
Kuşadası doğumlu yerel araştırmacımız
Mustafa Dinçoğlu yerel kız isteme, nişan ve
düğün törenleri sade üslubu ile bize aktarıyor.
Bugün ne kadarı uygulanıyor? Siz karar verin.
Maraş Valisi Kalender Paşa’nın çileli yolculuğu
büyük ilgi gördü. Bu sayıda yazarımız Ali Can
vefatında sonra geride kalan aile efradı ve
kapısındaki görevliler ile ilgili yazışmalardan kısa
özetler aktarıyor. Böylelikle Maraş Mahallesi’nin
gizemi biraz da olsa aralanmış olmuyor mu?
Değerli büyüğümüz ve yazarımız Dr Ali Alkış’a
acil şifalar diliyor ve Kuşçubaşı Eşref ile ilgili
biyografik araştırmasını yayınlamayı
sürdürüyoruz.
Dr Kemal Fikret Arık’ın Mahmut Esat ile ilgili
görüşlerini editörümüz Nail Topal’ın derlemesi
ile yayınlıyoruz.
Konuk yazarımız Özgür Aydoğan her yerden
tarih fışkıran bir yörede yaşadığımızı belgeliyor.
Arka kapak fotoğrafında Kuşadası Kaya Aldoğan
Ortaokulu 1955–1958 yılı öğrencilerini toplu
olarak görebilirsiniz.
İlginç anılarınızı ve fotoğraflarınızı bekliyoruz.
Daha fazla saklanamazsınız. Çünkü artık yerel
tarih dergisi var. Her an bir olayın içinde veya bir
fotoğraf karesinde görünebilirsiniz.
ISSN 2147-6349
KUŞADASI YEREL TARİH ARAŞTIRMALARI GRUBU Adına Sahibi ve Sorumlu Müdür Ali Ergül Yayın Kurulu Ali Ergül, Müjgan Şavkay,
Mustafa Veli, Belma Özgün, Dr. Ali Alkış, Dr. Ayşe Şerifoğlu, Mustafa Dinçoğlu, Av. Kaya Egel, Ali Hüseyin Torun, Sedat Onar,
Yrd. Doç. Dr. Eralp Osman Çolakoğlu, Arif Çıkıcı, Özer Kayalı, Ata Şakrak, Ali Can Editör Nail Topal Grafik-Tasarım Nilüfer Saçar Nisa
Hukuk Danışmanı Av.Nail Özazman Tercüme (İng-Frs) Duygu Sayra Ergül Redaksiyon; Nail Topal, Sedat Onar, Duygu Sayra Ergül, Alp
Ergül İletişim Ege Mahallesi, Uğur Apaydın Sokak Club Oliva ERGÜL Apartmanları B Blok Kat:1 D:4 Kuşadası - AYDIN Tel: 0256 618 44 44
Ali Ergül: 0532 212 20 31 [email protected] www. kuyeta.org Dağıtım Pazarlama Ergül Turizm Gıda Maddeleri Ltd. Şti.
Baskı Yeri Yeniyol Matbaası 1145/1 Sk. No: 50/A Yenişehir - İZMİR Tel: 0232 449 88 52 Faks: 458 62 86 [email protected] Sayı 63 Yıl 7
MART 2014
KUYETA
1
Ben Buradayım Ey Tarih
Mart 1974’te Kuşadası
Mustafa Veli Mavi İnsan
1 Mart 1974, Cuma.
AKARYAKITA YAPILAN SON
ZAMLAR ÜZERİNE İLÇEMİZ
OTOBÜS VE MİNİBÜS
FİYATLARINDA DA YENİ ÜCRET
TARİFESİ TESPİT EDİLDİ.
Belediye Encümeni 28 Şubat
Perşembe günü toplanarak taşıt
ücretlerinde uygulanacak yeni fiyat
tarifesini tespit etmiştir.
İl İdare Kurulunun ikinci bir
kararına kadar encümenin tespit
ettiği fiyat tarifesi şöyledir.
Otobüs fiyatları: İzmir 8 TL,
Selçuk 3 TL, minibüs fiyatları,
Selçuk 350 Krş, Söke 400 Krş,
Güzelçamlı 600 Krş, Davutlar 350
Krş, Davutlar yolu 175 Krş, Kuştur
200 Krş, Kadınlar Denizi 200 Krş
olmuştur.
Şehir az nüfuslu olunca minibüs
hatları da az oluyor. Şimdi hatlar
şehri bir labirent gibi sardı. Yine de
çoğu yere hat yetmiyor. Toplu
taşımacılık çare olabilir mi? Şehir
ulaşım sorununu böylece çözebilir
mi? Belki iç dökümü yeni hatları
bekliyor trafikte daha rahat akması
için.
KUYETA
MART 2014
2
İLÇEMİZE İLK KURULAN
KUŞ-EV YAPI KOOPERATİFİ 17
MART’TA TOPLANIYOR.
İlk kooperatif. Aynı mekânda
insanların daha iyi komşuluk
yapmalarına vesile olabilecek
yapılandırma. Kooperatif evleri
insanları birbirlerine daha
yakınlaştırdı mı, yoksa
yalnızlaştırdı mı? Konutların iç
dökümü…
8 Mart 1974, Cuma.
YAZ SEZONUNDA DÜKKÂN
SIKINTISI ÇEKİLMEYECEK.
İLÇEMİZDE YENİ BİR PASAJ
AÇILIYOR.
İlçemizin en önemli turistik
bölgelerden biri oluşu ve
Türkiye'ye gelecek turistin
gümrük kapısı sayılması
nedeniyle turistik eşya satışı da
halkımızın başta gelen bir gelir
kaynağını teşkil etmektedir.
Bunun için de her geçen gün
dükkân ve satış yeri sıkıntısı
çekmektedir.
Halkımızın bu ihtiyacına
cevap vermek için eski tekel
binasının bulunduğu yerde
turistik bir pasaj inşa edilmekte
olup pasajda 18 dükkân yer
almaktadır.
İlgililer, pasajın önümüzdeki
turizm sezonuna yetişeceğini ve
esnafın bu sezonda dükkân
sıkıntısı çekmeyeceklerini
belirtmektedirler. Daha şimdiden
pasajın adı tespit edilerek
''GRAND PAZAR ''ismi verilmiştir.
Dükkânların iç dökümü başladı.
Gerekliydi. İç dökümleri hep
gereklidir rahatlamak için.
Şehirdeki irinler boşalır. Şehrin
acısı azalır. Önemli olan yarayı
kökünden kurutmaktır.
HAYRİ KARABEY TİYATROSU
CUMARTESİ GÜNÜ İLÇEMİZDE.
Anadolu
turnesine
çıkmış olan
Hayri Karabey
Tiyatrosu
ilçemize
geliyor.
Cumartesi
günü
Kütüphane
salonunda oynayacak ''Bir
Hayri Karabey(1916-1983)
Şehir iç dökümünü yapmaya hazırlanıyor. Beklenti içinde bütün betonlar. Adımsız minareli camilerin
şerefelerindeki hoparlörlerden yayılıyor Ege Denizi’ne ibadete davet. Davete uyanların elleri ve kalpleri temiz.
Sabah alacası irinli bir renkte açmaya çalışıyor insanların gönüllerinde. Kangrenleşmeye başlayan umutsuzlukla
çıkılıyor gidilecek yere tütün kokulu terminallerden. Otobüslerin egzoz borularından çıkan dumanlar şehrin iç
dökümüne yapışıyor. Daha da zorlaşıyor boşalmak, üstüne binen siyah uykusuzluktan.
Kaldırımların da iç dökümlerine ihtiyaçları var. Ağaçların da, denizin tuzunun da. Kayaların sessizliğindeki
dirende iç dökümüne hazırlanıyor. Tarihi evler, yapılar, günümüze gelmiş gelenekler, bir şehrin kültürü de iç
dökümünün sancılarında.
Daha mı güzel olacak her şey yerel seçimler bittiğinde. Kazanan daha mı çok düşünecek şehrini ya da daha da
mı satacak şehri yandaşlarına? Ve şehir aldatılmışlığına yanacak mı daha da çok?
Bir ülke yerel seçimlere kilitlendi. Kuşadası da aynı şekilde. Eski seçimlerde kazanacak olan daha bir önde
baştan belli olurdu. 2014 Mart Yerel Seçimlerinde Kuşadası’nda da kimin kazanacağı belli değil. Ara sıcaklar ana
yemeğe yapışma sevdasında görünüyor. Bir yanda CHP adayı Özer Kayalı, bir yanda iki dönem Belediye
Başkanlığı yapmış olan iktidar partisi AKP’nin adayı Engin Berberoğlu.
Onlarda iç dökümlerini yapacak bu seçimlerde. 31 Mart’ta Kuşadası’nda gün hangi taraftan uyanacak?
Beklenti.
Ama Ada Sesi Gazetesi’nin Mart 1974 sayıları da iç dökümü için bekliyorlar. Bekletmeyeyim…
Rastlantı'' adlı İspanyol Vera
Tiyatrosunda 2769 defa oynayarak
erişilmesi güç bir rekor elde
etmiştir.
Hayri Karabey'in yönetmenliğini
yaptığı bu Fransız komedisi
şimdiden tiyatro severler
tarafından büyük bir ilgiyle
karşılanmıştır.
Gençlikspor Kulübü yararına
organize edilen oyunun başlama
saati 20.30 olup, biletler Şehir ve
Turizm Kulübünde satışa
çıkarılmıştır.
Her şey sanat ile güzel. Sanat
rahatlatır bir şehri. Anadolu’da
gösteri yapan o yılların yol yorgunu
kumpanyalarından biri.
ESNAF VE SANATKÂRLAR
KOOPERATİFİ TOPLANIYOR.
Kuşadası Esnaf ve Sanatkârlar
Kefalet Kooperatifi 17 Mart 1974
Pazar günü 1973 Genel Kurul
toplantısını yapmak üzere
toplanacaktır.
Beş yüze yakın üyenin iştirak
edeceği kongre toplantısında
plasman durumlarının arttırılması
için görüşmelerin yapılacağı da
belirtilmektedir.
İyi yatırımlar.
12 Mart 1974, Salı.
YAĞMUR CADDELERİ ÇAMUR
DERYASI YAPTI.
Pazar günü başlayan yağmur
caddeleri çamur deryası haline
getirdi. Evvelce yapılan
kanalizasyon ve kısmen boru hattı
döşenmesinden
sonra asfaltları
sökülen sokaklar
yağmurlar nedeniyle
geçilmez hale
gelmiştir.
Gazetemize gelen
bir kısım vatandaş
sokaklarının berbat
bir halde olduğunu
belirtmişler, yeni
belediye başkanının
sürüncemede kalmış
bu işe kısa sürede bir
çare bulunması için
dileklerinin
Gazetemiz aracılığı
ile ulaştırılmasını istemişlerdir.
Temizlenir. Derim ya her zaman
gönüller, diller çamurlaşmasın.
Şehir kendi çamurunu atmasını
bilir.
AVCILAR VE ATICILAR
BİRLİĞİ LOKALİ AÇILDI.
İlçe Avcılar ve Atıcılar Birliği
üyelerini bir çatı altında
toplamak üzere Belediyece inşa
edilen ve birliğe kiralanan bina
geçtiğimiz cuma günü hizmete
açılmıştır.
Akıncılar Caddesi ile Sağlık
Caddesinin kesiştiği Türkmen
Köprüsü yanında hizmete giren
Birlik Lokaline üyelerin boş
zamanları için televizyonda
konulmuştur.
Kuruluşundan bu yana bir
lokale sahip olamayan Birlik
üyeleri memnuniyetlerini ifade
etmişlerdir.
Av Turizmi olabilirdi
Kuşadası’nda ama nitelikli avcılar
olamadığı için yarım kaldı. Ya da
tümden yok oldu.
RADYO-TELEVİZYON RUHSAT
BEDELLERİ ÖDENMEYE
BAŞLANDI.
Radyo-Televizyon ruhsat
bedellerinin ödeme süresi Mart
1974 ayı başından itibaren
başlamıştır.
Radyo-Televizyon sahipleri
vergilerini Mart ayı sonuna
kadar PTT isaresine yatırmaları
gerekmektedir.
Bu yıl yatırılacak miktar
üzerinde geçen yıla nazaran
değişiklik olmamıştır. Buna göre
radyolar için 40.TL, televizyonlar
için de 250 TL ödenmesi icap
etmektedir.
Öte yandan ilçemizdeki
televizyon sayısında geçen yıla
nazaran %5'in üzerinde bir artış
olmuştur.
PTT ilgilileri kaydını
yaptırmamış radyo- televizyon
sahiplerinin haklarında kanuni
işlem yapılmaması için en kısa
zamanda PTT idaresine
müracaatla kayıt işlemlerini
yaptırmaları gerektiğini
belirtmişlerdir.
Televizyon inceden inceye
Kuşadalıların hayatına girmeye
başladı demek. Bizim eve
televizyon çok geç geldi. O
yüzden anımsayamıyorum.
15 Mart 1974, Cuma.
ANA TURİZM YAT LİMANI
İNŞAATI BU YIL SONUNA
KADAR BİTİRİLECEK.
Bugüne kadar inşaata
harcanan para 29 milyon liraya
yaklaştı.
1969 yılında inşaatına
başlanan ilçemiz Ana Turizm Yat
Limanı inşaatı birinci ve ikinci
kısım ihaleleri sonucunda 1973
yılı nihayetine kadar harcanan
para miktarı 28.300.000 TL sini
bulmuştur.
4 Yıllık süre içerisinde ana
mendirek, rıhtımlar,
iskele ve liman gerisi
dolgu işleri
tamamlanmıştır.
25 milyon liralık
harcamayı gerektiren
ikinci kısım inşaatta ise
ana mendirek koruma
duvarları, saha
betonları, su tesisatı ve
atelye binaları da bu yıl
sonuna kadar bitirilmiş
olacaktır.
Önümüzdeki yıl
içinde ise 3.500.000. TL
lik üçüncü kısım
inşaatla elektrik,
Yat Limanı 1974
MART 2014
KUYETA
3
Ben Buradayım Ey Tarih
telefon ve televizyon tesisleri
kurulması gerçekleştirilecektir.
Öte yandan Turizm Bakanlığınca
öngörüldüğüne göre liman gerisi
hizmet binaları yapımına en kısa
zamanda geçilecektir.
Akaryakıt istasyonu, dükkân,
lokanta ve gazino gibi ünitelerden
oluşacak liman gerisi hizmet
binalarının da
tamamlanmasından sonra Ana
Turizm Yat Limanının açılışı
yapılacaktır.
Beş yıldan beri devam ediyor
inşaatı. Şehrin sabrı kalmadı. Onlu
yaşlarımın deniz havuzu. Üç tarafı
kapalı olduğu için sıcacıktı. Sıcaklığı
halen tenimde.
SİNEMA BİLETLERİNE 25
KURUŞ ZAM YAPILDI.
Belediye meclisimiz geçtiğimiz
Pazartesi günü yaptığı oturumda
aldığı karar gereğince sinema
biletlerine Gençlikspor Kulübü için
25 kuruşluk bir zam yapılmıştır.
Bu konuda konuştuğumuz
Gençlikspor idarecileri
''Belediyenin gösterdiği anlayış
sonucunda yaşadıkları maddi
sıkıntıların bir parça giderileceğini,
bundan duydukları memnuniyeti
belirtmişler, artık hiç olmazsa
bundan böyle deplasmanlar için
vasıta parası problemi
olmayacaktır.'' demişlerdir.
Ah o tahta sandalyeler, çiğdemli
gazozlar... Keşke geri gelse de 250
lira zam yapılsa. Beyaz perdenin iç
dökümünde hıçkırık sesleri…
LİSE EK İNŞAATI BAŞLADI.
İhtiyacın doğurduğu zorunluluk
nedeniyle eksiklerle hizmete giren
Kaya Aldoğan Lisesi ek inşaatına
başlandı.
İlgililerin enerjik tutumları
neticesinde en kısa
zamanda ihaleye
çıkarılan laboratuar
modülleri ve işlik binası
yapımına
başlanılmıştır.
Her şey tam olmalı.
Eğitim de…
KUYETA
MART 2014
4
19 Mart 1974, Salı.
İSKELE VE DOLGU
SAHALARININ İNTİFASI
DENİZCİLİK BANKASINA
VERİLDİ.
Bu durumda Belediyenin yıllık
maddi kaybı yaklaşık olarak 1,5
milyonun üstünde. Çarşamba
günü Belediye Başkanı Mercan
Küçükyağcı ve beraberindeki
heyet bu konuyla ilgili
temaslarda bulunmak üzere
Ankara'ya gidiyor.
Bakanlar Kurulunan 18 Şubat
1974-7/7859 sayılı kararnamesi
ile 13 yıldan beri intifaı
belediyeye ait olan iskele ve
müştemilatının bundan böyle
kullanma hakkı Denizcilik
Bankasına verilmiştir.
Yapılan hesaplamalara göre
iskeleden halınan her türlü ücret
ve müştemilatın kira bedellerinin
Denizcilik Bankasına geçmesiyle
belediyenin yıllık kaybının 1,5
milyon liranın üzerinde olacağı
sanılmaktadır.
Maddi olanakları zaten kısıtlı
olan belediyenin bu yıl saptamış
olduğu yatırımların çoğunun
yapılması imkânsız hale
gelmiştir.
Maddi imkânsızlık sadece
yatırım harcamalarını
kısıtlamakla kalmayacağı gibi
cari harcamalar yönünden de
belediyeyi tedbir almaya
zorlayacaktır.
Kuşadası için kara haber. Kara iç
dökümleri. Daha sonra yine liman
el değiştirecek ve Kuşadası bir kez
daha hayal kırıklığına uğrayacak.
Ana haberin altında da bir nişan
haberi. Hüseyin Urgancı’nın kızı
Neriman ile Belediye Muhasibi
Hüseyin Arın’ın nişanını
bildiriyor.
ESNAF KEFALET
KOOPERATİFİ’NİN YILLIK
TOPLANTISI YAPILDI.
İdare Heyetine seçilen asil
üyeler: Kenan Kestaneci, Hüsnü
Seçer, Hasan Akalın, Halit Şakar,
Hasan Turgut.
Yedek Üyeler: Mehmet Özküçük,
Ali Ercan, Rıfat Saybay, Baha
Balatlıoğlu, Ahmet Salkım.
Maşallah içlerinde kırk yıldan
beri görev yapanlar var. Halen
daha yönetimdeler. Allah uzun
ömürler versin.
22 Mart 1974, Cuma.
BAKANLIKÇA KUŞADASI
BROŞÜRÜ BASTIRILDI.
İlçemiz Turizm Şefi Erdoğan
İstanköylü'nün gayretli
çalışmaları ile Turizm ve
Tanıtma Bakanlığınca ilçemiz
için broşür bastırılmıştır.
Broşürde, Kuşadası'nın turistik
yerleri, plaj, otel, motel ve tarihi
yerleri renkli resimlerle yer
almakta, dinlenme yerleri için
geniş bilgi verilmektedir.
Ayrıca Kuşadası esnafı da
Oktay Özun önderliğinde bir
broşür bastırma hazırlığına
girişmiştir.
Çok büyük bir hizmet Kuşadası
için. Tanıtım olmadan bir şehrin
ne olduğu ifade edilemez.
ESNAFLAR SEZON İÇİN SON
HAZIRLIKLARINI BİTİRDİ.
Hayırlısı olsun. İş şimdi
turistleri beklemekte. Kuşadası
yolları yerli ve yabancı misafirleri
gözleyecek. Şehrin içinden akıyor
beklenti. Hep bir şeyler
bekleniyor, belki de bir sevgili.
Beyaz perdeden fırlamış. Puantiye
elbise giymiş, etekleri fırfırlı.
Yanağında beni olan.
KUŞTUR GENEL KURUL
TOPLANTISI PAZAR GÜNÜ
YAPILIYOR.
İlçemizin en büyük turizm
endüstrisi kuruluşu olan Kuştur
Tatil Köyü'nün yıllık genel kurul
toplantısı önümüzdeki pazar
günü kendi toplantı salonunda
yapılacaktır.
Kuştur müdürü Tezer Olcayto,
toplantıya 427 üyenin iştirak
edeceğini kongreden sonra yeni
ve köklü teşebbüslere girişilip
1974 sezonu için verimli
çalışmalar yapılarak devlete
döviz sağlamada Kuştur'un
önemli bir katkısı olacağı ifade
edilmiştir.
24 Mart Pazar günü yapılan
genel kurul toplantısı
sonucunda görev taksimi
yapılmıştır.
Başkanlığa İrfan Tümeri, 2.
Başkan Dr. Ali Alkış, murahhas
üyeliğe Haluk Nişlioğlu ve
üyeliklere de Kamil
Karavelioğlu, Burhan Uzunoğlu,
İrfan Erdiliballı, Yılmaz İspahi,
murakıplara da Mustafa Erdal,
Latif Orhan Karaşin ve Ergun
Kip seçilmişlerdir.
26 Mart 1974, Salı.
İSKELE VE DOLGU SAHALAR
İÇİN ANKARA’YA GİDEN
BELEDİYE BAŞKANI DÖNDÜ.
Belediye başkanı, iskelenin
tekrar belediyeye verilmesi
sürecinin uzun zaman alacağını
ifade etmiştir.
Şehrin diğer işleri ile ilgili olarak;
Gecekondu önleme bölgesi
yanındaki arsanın da aynı gayeye
kullanılması için İller
Bankasından yardım sözü aldım.
Ayrıca turizm bakımından büyük
bir öncelik taşıyan şehrin temizliği
içinde belediyemize 400.000 liralık
bir yardım yapılmasını kabul
ettiler. Fakat şunu da belirtmek
isterim ki belediyenin maddi gücü
bundan böyle elinde geniş bir işçi
kadrosu tutmaya yetmeyecektir. Bu
nedenle önümüzdeki günlerde
50–60 işçiye çıkış verme zorunda
kalacağız.'' demiştir.
İşler kötüye mi gidiyor yoksa?
İşçiler Ege’nin Maviliğini
gözyaşlarında mı karartacaklar
yoksa? Gözyaşlarının iç dökümü.
Kaymakam İsmail Güzeliş
Sezonun ilk gemisini karşılıyor
29 Mart 1974, Cuma.
İLK TURİST GEMİSİNİN
İSKELEYE YANAŞMASI İLE
İLÇEMİZDE TURİZM SEZONU
FOLKLOR GÖSTERİLERİYLE
AÇILDI.
İlçemizde 1974 Turizm Sezonu,
çarşamba günü Gallex isimli
Yunan bandıralı turist
gemisinin limana girmesi üzerine
folklor gösterileri ve
kaymakamımız Sayın İsmail
Güzeliş'in konuşmaları ile açıldı.
Güzeliş konuşmasında ''1974
yaz sezonunda Kuşadası'na
gelecek turist sayısında %50'nin
üzerinde büyük bir artışın
bulunduğunu ve bunun için bazı
köklü tedbirler alındığını''
bildirerek turizm sezonunun
Kuşadası ve memleketimiz için
verimli olması dileğinde
bulunmuştur.
Öte yandan Türkiye'nin en
büyük seyahat acentelerinden
Akdeniz Turizmin yetkilileri '' 30
Mart'tan itibaren Odysseus
gemisiyle Akdeniz Turizmin
seferlere başlayacağını, Nisan ayı
içinde normal seferlerin
yapılacağını 1974 sezonunda
gemilerde %35 oranında artış
olacağını bildirmişlerdir.
Hayırlısı olsun. Gemi seferleri
de artsın. Daha çok turist gelsin.
Şehir iç dökümünü akıtsın...
HALK EĞİTİM KURULU
BUGÜN TOPLANIYOR.
Halk Eğitim Planlama ve
İşbirliği Kurulu bugün saat 14.30
da kaymakamımız İsmail
Güzeliş'in başkanlığında
toplanacaktır.
Halk Eğitim memuru Osman
Göçekli toplantıda ''Halk
Eğitimin önümüzdeki altı aylık
çalışma ve faaliyete konularının
saptanıp karara bağlanacağını''
belirtmiştir.
Yaz aylarında da insanlarımız
eğitilmeli. Umut şart bu topluma.
ÇOCUK KÜTÜPHANESİNDE
ÇEŞİTLİ KOLLARDA SERGİ
AÇILDI.
İlçemiz Çocuk Kütüphanesi
salonunda Çocuk Kütüphanesi
ilgilileriyle, Halk Kütüphanesi
müştereken kütüphanecilik
haftası nedeniyle kitap sergisi
açılmıştır.
Kütüphane yöneticileri Nesrin
Celiloğlu ve Salih Duyar ''
serginin halkımız tarafından
büyük ilgi gördüğünü'' ifade
etmişlerdir.
Kitaplar, dergiler, kütüphane
kokusu. Kütüphanecilik Haftası.
Unutulmaması gereken
haftalardan biri olmalı. Kitaplar
yazılmalı.
Kitaplar iç dökümlerini
yaşamalı. Şehir iç dökümlerini
nice seçimlerin sonucunda güzel
insanlarla paylaşmalı. Seçim ertesi
günü beklenmeli. Güneş Güzel
Kuşadası’na hayırlı haberler
vermeli. Şehir gülmeli. Nisan ayı
ve daha nice aylar iç dökümlerini
sarartmalı.
MART 2014
KUYETA
5
Kuyeta Haber
Şehitler anıtına çelenk koyma töreni
ÇANAKKALE DENİZ ZAFERİ VE
ŞEHİTLER GÜNÜ ETKİNLİKLERİ
18 Mart Çanakkale Deniz Zaferi ve Şehitler Günü törenleri, Kuşadası Kaymakamı Muammer Aksoy,
Belediye Başkanı M.Esat Altungün, Garnizon Komutanı Binbaşı Ferhat Aslan,Cumhuriyet Başsavcısı Aydın
Can, daire müdürleri, siyasal parti temsilcileri, şehit ve gazi aileleri,öğretmenler ve öğrenciler,demokratik
kitle örgütleri ve kalabalık bir halk topluluğu katıldı.
Gazibeğendi Çanakkale Şehitleri Anıtı’na çelenk konuldu, saygı duruşundan sonra İstiklal Marşı okundu.
Törende Kuşadası Şehit Aileleri ve Gaziler Derneği Başkanı Erdal Sezginer ve Garnizon Komutanı Binbaşı
Ferhat Aslan, günün anlam ve önemini vurgulayan konuşmalar yaptılar. İki öğrencimiz de Çanakkale Deniz
Zaferi ve Şehitler Günüyle ilgili şiirler okudu.
Konuşmalardan sonra,
Kaymakam Muammer Aksoy,
Kurtuluş Savaşı gazisi Ahmet
Akat’ın kızı Güler Bademci’ye
İstiklal Madalyası ve Berati takdim
etti. Daha sonra Adalızade
Mezarlığında bulunan şehit
mezarları ziyaret edildi. Ardından
Şehit Aileleri ve Gaziler derneği
ziyaret edildi.
NAİL TOPAL
Çanakkale Zaferinin 99. yılı ve
Şehitler Günü Anma Töreni
KUYETA
MART 2014
6
Konferans
ADD KUŞADASI ŞUBESİNİN 18 MART
ÇANAKKALE DENİZ ZAFERİ VE
ŞEHİTLER GÜNÜ ETKİNLİĞİ
18 Mart 2014 Salı günü saat 16.00’da Atatürkçü Düşünce Derneği Kuşadası Şubesinin düzenlediği
“Çanakkale Savaşları ve Sonuçları” konulu etkinlik İbramaki Sanat Galerisinde yapıldı. Etkinlikte
konuşmacı olarak Emekli Hava Pilot Albay Zübeyir Batur yer aldı. Geniş bir izleyici kitlesi etkinliğe katıldı.
Bir gurup izleyici etkinliği ayakta izledi.
Aynur Okçu Salcı’nın sunuculuk yaptığı etkinlikte “Kınalı Ali” adlı bir Çanakkale belgeseli gösterildi. ADD
Şube Başkanı Nazan Bozkurt’un açış konuşması ve ADD Genel Başkanı Tansel Çölaşan’ın Çanakkale Deniz
Zaferi ve şehitler Günü ile ilgili mesajını okumasından sonra, yönetim kurulu üyesi Faik Akkuş, Zübeyir
Batur’un özgeçmişini sundu.
Emekli Hava Pilot Albay Zübeyir Batur, etkinlikte, savaşın asıl nedenlerini, Osmanlı devletinin son
dönemindeki yenilgilerini, emperyalist devletlerin Osmanlı devletini paylaşma çabalarını örneklerle anlattı.
Çanakkale Savaşlarını ve ordumuzun buradaki konuşlanmasını anlatan konuşmacı, Yarbay Mustafa
Kemal’in, kendisini bu cepheye nasıl bin bir güçlükle tayin ettirdiğini söyledi. Düşman donanmasının
gücünü ve silahlarını rakamlarla belirten Batur, düşmanların Çarlık Rusyasına yardım için Boğazlardan
geçerek Karadeniz’e ulaşmak istediklerini anlattı. Nusrat mayın gemisinin eldeki son mayınları geceleyin
boğaza yerleştirdiklerini söyleyen konuşmacı, bu eylemin savaşın kaderini değiştirdiğini vurguladı.
Düşmanın en önemli gemilerinin mayına çarparak ve topçularımızın isabetli atışlarıyla battığını ve savaş
dışı kaldığını anlatan Batur, düşmanın geri çekilmek zorunda kaldığını söyledi.
Deniz yoluyla Boğazlardan geçip İstanbul’a ulaşamayan düşmanlar, kara yoluyla Çanakkale’ye çıkmayı ve
oradan İstanbul’a gitmeyi denediler. Yeni kurulan 19.Tümenin komutanı olan Yarbay Mustafa Kemal,
askerlik alanındaki öngörüsüyle, düşmanın çıkarma yaptığı bölgedeydi. Bu bölgedeki az sayıdaki
askerimizin, çok sayıdaki düşmana karşı direnemeyerek geri çekildiğini ve kaçmaya çalıştığını görür. Yarbay
Mustafa Kemal yedek kuvvetlerin komutanıdır. Burada savaşanların komutanı değildir. Kendiliğinden
burada sorumluluk üstlenir ve askere emir vererek: “Düşmandan kaçılmaz” der. Bir başka emirle askeri
yere yatırır. İşte savaşın kazanıldığı an bu andır. Düşman şaşırır, onlar da yere yatar, bekler. İşte Atatürk’ün
dehası burada da kendini gösterir. Askeri süngü hücumuna kaldırır. Ve: “Ben size savaşmayı değil ölmeyi
emrediyorum” der. Düşman askerimizin cesaret ve kahramanlığıyla kıyıya doğru sürülür. Bundan sonra
yapılacak kara savaşları Atatürk’ün üstün başarılarıyla doludur.
Savaşın sonuçlarını
yorumlayan Batur, Rus
devriminin başarı
kazanmasını, Kurtuluş
Savaşımızın kazanılmasını
ve Türkiye Cumhuriyetinin
kazanılmasını Çanakkale
Savaşlarına borçlu
olduğumuzu vurguladı.
Geniş bilgi birikimi, canlı
anlatımı, tok sesiyle,
sunumunu süslediği şiir ve
anekdotlarla Zübeyir Batur
çok başarılı bir sunum
gerçekleştirdi. Etkinliğin
sonunda Emekli Hava Pilot
Albay Zübeyir Batur’a çiçek
ve bir armağan sunuldu.
NAİL TOPAL
MART 2014
KUYETA
7
Genel Tarih
ÇANAKKALE MENÜSÜ
Em. Alb Faik Akkuş
Her yıl 18 Mart’ı Çanakkale Deniz Zaferinin
yıldönümü ve şehitlerimizi anma günü olarak
kutluyoruz.
Şehitlerimizi anarken hangi şartlarda vatanı
savunduklarının da bilinmesi gerekir. Ekte 1917
tarihli ünlü bir yemek listesi (menü) var, ekteki
örneğini verdiğim bu listeyi mutlaka görenler
olmuştur.
Bu yemek listesi dönemi anlatan bazı televizyon
dizilerinde, çeşitli üniversitelerde, bazı gençlik
etkinliklerinde, okullarda, atalarımızın hangi
zorluklar içerisinde bu vatanı bize emanet
ettiklerini, çok etkileyici ve güzel bir örnek olarak
anlatır.
Geçenlerde bir tanıdığımla konuşurken, konu bu
listeye geldi. "Çanakkale Savaşı 1917'de bitmişti,
tarihi yanlış mı yazmışlar acaba?", dedi.
Kaynak kitabı da göstererek kendisine olayın
aslını anlattım. Burada da kısaca açıklamaya
çalışayım.
Belgede gösterilen tarih 1917'dir. Bazıları bu tarihi
gerekçe göstererek;
—‘’Yahu bu belge sahte olabilir mi acaba, 1917'de
Çanakkale savaşı bitmişti" diye düşünmektedir.
Böyle bir şeyle karşılaşırsanız, hele konuyu
çarpıtmaya kalkan olursa, hiç çekinmeyin, BELGE ve
KUYETA
MART 2014
8
Araştırmacı
TARİH GERÇEKTİR. Sadece "YER" YANLIŞTIR.
Bu belgeyi ilk defa kim yaymaya başlamışsa,
konuyu tarihimizdeki büyük önemi ve daha çok
bilinmesi sebebiyle, Çanakkale Savaşı ile
özdeşleştirmek istemiş herhalde.
Çanakkale'de böyle zorluklar olmamış mı, tabii ki
bundan daha büyük zorluklar olmuştur. Çanakkale
Savaşının asaleti ve azameti bu belgenin varlığı veya
yokluğu ile ne büyür, ne de küçülür.
Ancak bu olay Çanakkale'de değildir. Belgenin
Çanakkale’yi ilgilendirmemesi, O savaşın
büyüklüğünü, çekilen zorlukları, yoklukları ve
atalarımızın kahramanlığını eksiltmez.
Gelelim belgenin orijinal haline...
Konuyu Osmanlı Ordusunun genç
subaylarından, Yüzbaşı Selahattin, anılarında
anlatmaktadır. İlhan Selçuk bu anıları, "Yüzbaşı
Selahattin'in Romanı" adıyla 2 cilt halinde
kitaplaştırmıştır. (Kitabın kapağı ve konunun
geçtiği sayfanın resimleri ektedir)
"Bu konu kitabın 1. cilt, 305 ve 306. sayfalarında,
bugün bildiğimiz o ünlü yemek listesi ve 1917
tarihi ile İngilizlere karşı, Musul'da karargâhı
kurulan Irak cephesinin, "KERKÜK" yakınlarında
geçmektedir. Çanakkale'de değil."
Durum özetle budur.
Çanakkalede destan yazan kahraman askerlerimiz karavana başında
Bu belgede bahsedilen zorlukları, yoklukları
yaşayanlar, zaten Çanakkale'de de savaşmış ve sonra
buralara gelmişlerdir.
Yaşadıkları sıkıntılardan ve yokluklardan birini de
aynı kitaptan, ben ilave edeyim.
Hemen bu yemek listesinden sonra anlatılan
başka bir konu şudur:
Ordu Komutanlığı erlere izin vermek ister, "izinli
oranı % 3'ü geçmesin" denir ve yaralılara öncelik
verilmesi belirtilir.
Sonrasını şöyle anlatıyor Yüzbaşı Selahattin:
"135 kişilik bölüğümde 67 tane yaralı vardı. Diğer
birlikler de benzer durumda olduğundan, bunlara
izin verilirse Ordu boşalacaktı."
"Bu sefer şöyle yaptılar: 2 defa, 3 defa, 4 defa
yaralanan kimler varsa bildirin, dediler."
"En sonunda benim bölüğümden 5 asker, "ayrı
ayrı zamanlarda" 7'şer kere (tekrar yazayım, Yedişer
kere) yaralandıkları için izine çıkabildiler..."
Yüzbaşı
Selahattin'in sözleri
böyle devam
ediyor.
Olayın
vahametini
hissedebiliyor
musunuz? Öyle bir
kaç defa
yaralanmak bile
izin için yetmiyor,
Zaten bir sürü
asker o durumda.
Hangisini
seçsinler?
Atalarımızın
çektiği sıkıntıların
ve zorlukların
kitapta verilen bir
başka örneğidir.
Yaşanılan
şartların ne kadar
kötü olduğunun
takdirini sizlerin
hayal gücüne bırakıyorum.
1911 de başlayan Trablusgarp, Balkan, I. Dünya
Paylaşım Savaşlarını yanında Çanakkale’den
Korsika’ya, Kafkas Cephesi’ne, Galiçya’dan
Sibirya’ya, Irak ve Filistin’den Hindistan’a ve
Burma’ya kadar geniş bir cephede savaşan
askerlerimizin çektiği güçlükler ve günlük dağıtılan
karavana arasında pek fark yoktu. 1917 de
Kerkük’te dağıtılan karavana diğer cephelerde de
eksiği ile dağıtılmıştır.
Aynı zorlukları milletimizin bir daha yaşamaması
dileğimle, 18 Mart Çanakkale Deniz Zaferinin 99.
yıldönümü ve Şehitleri Anma Gününde vatanı için
canını feda eden tüm şehitlerimize tanrıdan rahmet
diliyorum. Ruhları şad mekânları cennet olsun.
MART 2014
KUYETA
9
Şehitliklerimiz
KUŞADASI GAZİBEĞENDİ PARKINDA
ÇANAKKALE ŞEHİTLERİ ANITI
Sınıf
Aydın İli ve İlçeleri Kültür ve Eğitim Derneği Başkanı Ünal Uyguç Bey,
eski bir milli atlet ve Gençlik Spor Bakanlığı Müsteşar yardımcılığından
emekli olan yurtsever bir hemşerimizdir. 2006 yılında adı geçen dernek
ve Ünal Uyguç Bey, Aydın ve İlçelerine, Çanakkale’de şehit düşen Aydınlı
askerlerimizin anısına birer mermerden anıt hazırlatır. Bu mermer
anıtlarda Aydın merkez ve ilçelerinde, Çanakkale’de şehit olan kahraman
evlatlarının adları lazerle yazılmış olarak hazırlatılan anıtlar diktirilir.
Ayrıca aynı yılda Aydın İl ve İlçelerinde Kurtuluş Savaşı çalışmalarının
anlatıldığı paneller gerçekleştirilir.
Böyle bir panel 8 Eylül 2006 tarihinde Kuşadası’nda yapılır. Bu panele
Aydın Valisi Mustafa Malay, Adnan Menderes Üniversitesi Rektörü Prof. Dr.
Mustafa Gürel, eski Bakan Nahit Menteşe, merkez valisi ve yazar Mehmet
Akzambak katılır. Kaymakam Ahmet Ali Barış, Belediye Başkanı Fuat
Akdoğan ve Cumhuriyet Başsavcısı Cuma Dağlı da birer konuşma
yaparlar. Panele konuşmacı olarak Prof. Dr Sabri Sürgevil, Doç. Dr Mevlüt
Çelebi, Yrd. Doç. Dr Şaduman Halıcı, Yrd. Doç. Dr. Günver Güneş, Prof.
Dr Zeki Arıkan ile Gün Bozkurt Tekand konuşmacı olarak katılırlar. Etem
Oruç ve Nail Topal da, rahatsızlığı nedeniyle panele katılamayan Mustafa
Kemal Yılmaz’ın yazılarını okurlar.
Kuşadası İlçemize de, Çanakkale’de şehit olan Kuşadalıların adlarının
yazılı olduğu bir mermer anıt verilir. Bu mermer anıt için uzun bir süre
uygun yer aranır. Nihayet 18 Mart 2009 tarihinde Çanakkale Deniz Zaferi
ve Şehitler Günü’nde bu anıt Gazibeğendi Parkındaki yerinde törenle
açılır.
Çanakkale’yi geçilmez kılan savunma harekâtı esnasında 190 bin Türk
hayatını kaybetti. Vatan müdafaası için hayatını kaybeden şehitlerimizin
içinde Kuşadası Askerlik Şubesinden sevk edilen 84 Kuşadalı da vardı.
Çanakkale Savaşında hayatını kaybeden Kuşadalı hemşerilerimizin
adları, baba adları, doğum yılları ve şehit oldukları tarih ve yer aşağıda
liste olarak sunulmuştur. Rahmetle anıyorum. Ruhları şad, mekânları
cennet olsun.
Piyade
Piyade
Piyade
Piyade
Piyade
Piyade
Piyade
Piyade
Piyade
Piyade
Piyade
Piyade
Piyade
Piyade
Piyade
Piyade
Piyade
Piyade
Piyade
Piyade
Mak. Tüfek
Piyade
Piyade
Piyade
Piyade
Piyade
Piyade
Piyade
Piyade
Piyade
Piyade
Piyade
Piyade
Piyade
İstihkâm
Piyade
Piyade
Piyade
İtfaiye
Piyade
Piyade
Piyade
Piyade
Piyade
Piyade
Piyade
Piyade
İtfaiye
Piyade
Piyade
İtfaiye
İtfaiye
Piyade
Piyade
Kuşadası Şehitler Anıtı
KUYETA
MART 2014
10
İtfaiye
Piyade
Nakliye
Piyade
Rütbe
Onbaşı
Er
Er
Er
Er
Er
Er
Er
Er
Er
Er
Er
Çavuş
Er
Onbaşı
Er
Er
Er
Onbaşı
Er
Er
Er
Er
Er
Er
Er
Er
Er
Er
Onbaşı
Er
Er
Er
Er
Er
Er
Er
Er
Er
Er
Er
Onbaşı
Er
Onbaşı
Er
Er
Er
Er
Er
Er
Er
Er
Er
Er
Er
Er
Er
Er
Er
Er
Er
Er
Er
Er
Er
Er
Er
Er
Er
Er
Er
Er
Er
Er
Er
Er
Er
Er
Er
Er
Er
Er
Er
Er
Baba Adı
Mustafa
Mahmut
Ali
Ali Şah
Tahir
Salih
Süleyman
Hüseyin
Mustafa
Mestan Çavuş
Mustafa Ali
Mehmet
İdris
Çerkez İdris
İbrahim
Osman
Osman
Hüseyin
Mahmut
Ali
Mustafa
Salih
İbrahim
Yusuf
Ali
Ahmet
Hasan
Mustafa
Hasan
Mehmet
Mehmet
Bekir
İsmail
Süleyman
Kerim
Osman
İsmail
Hasan Hüseyin
Farisi
İbrahim
Ahmet
Mustafa
Ahmet
Hacı Ahmet
Mustafa
İzzet
Abdi
Küçük Mustafa
Mehmet
Hüseyin
İbrahim
Bektaş
Mehmet
Halil
Ahmet
Mustafa
İbrahim
İsmail
Mehmet Ali
Koca İbrahim
Süleyman
Abdülkerim
Yusuf
Abdi
Mustafa
Mustafa
Abdullah
Hüseyin
Mahmut
Durmuş
Hüseyin
Hasan
Davut
Abdullah
Ahmet
Osman
Süleyman
Halil
Halil
Ahmet
Mehmet
Mehmet
Nasuh
Mehmet
Adı
Cemal
Durmuş Ali
Mustafa
Abdullah
Ali
Hüseyin
Mehmet
Ahmet
Mehmet
Mehmet
Ali
İbrahim
Hasan
Hasan
Mustafa
Mehmet
Mustafa
Hasan
Yasin
Ahmet
Hüseyin
Hüseyin
Süleyman
Mehmet
Mehmet
Ali
Mehmet Ali
Mehmet Ali
Hüseyin
İsmail
Mehmet Ali
Cemal
Halil
Halil
Durmuş Ali
Mehmet
Ali
Durmuş
Ahmet
Mustafa
Mehmet
Mahmut
Ahmet
Mehmet
Ahmet
Ahmet
Yusuf
Hüseyin
İbrahim
Osman
Hasan
Veli
Kanber
Ali
Halil
Mehmet
Hasan
Hüseyin
Mehmet
Hüyesin
Veli
Durmuş
Ahmet
Mehmet
Halil
Halil
Ali
Mustafa
Durmuş Ali
Mehmet
Mustafa
Osman
İbrahim
Mustafa
Hacı Mustafa
Mustafa
Mehmet
Celal
Celalettin
Hüseyin
Mustafa
Ömer
Mehmet
Ali
Doğumu
1295
1308
1299
1299
1300
1297
1306
1301
1297
Şehit olduğu yer
Meydan Harbi
Kanlıtepe Mevkii
Kabatepe Muharebesi
Kabatepe Muharebesi
Seddülbahir Muharebesi
Gülhane Hastanesi
Seddülbahir Muharebesi
Seddülbahir Muharebesi
Seddülbahir Muharebesi
1308
Seddülbahir Muharebesi
Tamuzdere’de
Kerevizdere’de
1295
1295
1305
1308
1294
1306
1304
1307
1295
1297
1286
1307
1304
1307
1309
1308
1308
1306
1296
1292
1301
1300
1305
1304
1305
1308
1305
1306
1307
1303
1304
1308
1307
1307
1297
1284
1295
1309
1307
1308
1301
1304
1308
1302
1300
1309
1296
1304
1292
1292
1295
1297
1310
1295
1296
1295
1294
1298
1294
1298
1307
1308
1295
1288
1299
1310
1306
Kanlıdere Mevkii
Kerevizdere
Domuz Deresi
Haseki Nisa Hastanesi
Mevkii belirtilmemiş
Keçidere Muharebesi
Kirte Harbinde
Gümüşsuyu Hastanesi
Ağadere’de seyyar Hastane.
Kanlıdere de
Sığındere’de
Seddülbahir Muharebesi
Meydan Harbi
Kırmızı Sırt Muharebesi
Zayiat Listesinden
Sığındere’de
10. Sıhhiye Bölüğü
Kirte Harbinde
Anafartalar Muharebesi
Meydan Harbi
Ağır Mecruhin Hastanesi
Kükürtlü Muharebesi’nde
Kanlı Harpte
Arıburnu Muharebesi
Arıburnu Muharebesi
Sığındere Muharebesinde
Arıburnu Muharebesi
Ağır Mecurin Seyyar Hast
3. Fırka Sıhhiye Bölüğü
Süngü Bayırı Muharebesi
Haydarpaşa Hastanesi
Ağır Mecurin Seyyar Hast
Yaslıteper
3. Fırka Sıhhiye Bölüğü
Kerevizdere’de
3. Fırka Sıhhiye Bölüğü
Kireçtepe’de
Söke Reviri
Kirte’de
Kirte’de
Kirte’de
Ağır Mecurin Hast.
Sığındere’de
Mekteb-i Harbiye Hast
Anafartalar Muharebesi
Sığındere’de
Meydan Harbi
Seddülbahir Muharebesi
Seddülbahir Muharebesi
Seddülbahir Muharebesi
Seddülbahir Muharebesi
Kirte’de 5. Mıntıka’da
Kirte’de 5. Mıntıka’da
Meydan Harbi
Kirte’de 5. Mıntıka’da
Akbaş Nakliyat Hastanesi.
Kirte’de 5. Mıntıka’da
11. Ağır Mecurin Hastanesi
Seddülbahir Muharebesi
Meydan Harbi
Kitre’de 5. Mıntıka’da
Meydan Harbi
Meydan Harbi
Çanakkale
Kitre’de 5. Mıntıka’da
Akköy ile Boran arasında
Haydarpaşa Hastanesi
İzmir Merkez Askeri Hast.
Beyoğlu Hastanesi
Tarih
14.1.1915
Şubat 1915
17.2.1915
18.2.1915
22.2.1915
24.2.1915
25.2.1915
Mart 1915
Mart 1915
4.3.1915
7.3.1915
10.3.1915
19.3.1915
19.3.1915
22.3.1915
24.3.1915
25.3.1915
5.4.1915
13.4.1915
17.4.1915
17.4.1915
20.4.1915
20.4.1915
30.4.1915
2.5.1915
2.5.1915
11.5.1915
13.5.1915
22.5.1915
23.5.1915
23.5.1915
24.5.1915
27.5.1915
28.5.1915
29.5.1915
30.5.1915
1.6.1915
8.6.1915
12.6.1915
13.6.1915
23.6.1915
27.6.1915
28.6.1915
29.6.1915
1.7.1915
6.7.1915
15.7.1915
17.7.1915
3.8.1915
4.8.1915
26.8.1915
28.8.1915
Eylül 1915
5.9.1915
7.9.1915
10.9.1915
11.9.1915
12.9.1915
15.9.1915
17.9.1915
19.9.1915
19.9.1915
19.9.1915
28.9.1915
29.9.1915
30.9.1915
6.10.1915
10.10.1915
11.10.1915
11.10.1915
13.10.1915
15.10.1915
16.10.1915
18.10.1915
24.10.1915
25.10.1915
28.10.1915
28.10.1915
28.10.1915
29.10.1915
9.11.1915
9.11.1915
12.11.1915
3.12.1915
Anma
MUSTAFA KEMAL YILMAZ'I ANDIK
Aydın İlinin yetiştirdiği, Türkçeyi en düzgün kullanan
şair, yazar, başöğretmen, aydın insan, emekli
milletvekili, siyasetçi ve turizm rehberi gibi birçok
özellikleri olan Mustafa Kemal Yılmaz Ağabey’i,
ölümünün 1. yılında 11 Mart 2014 Salı günü, saat
14.00’te İbramaki Sanat Galerisinde düzenlenen bir
etkinlikle andıldı.
Etkinlik Nail Topal’ın önerisiyle Zerrin Bağcivan ve
Akan Evren’in katkılarıyla düzenlendi. Üçümüz de ADD
Kuşadası Şubesi önceki başkanları ve Mustafa Kemal
Yılmaz Ağabey’in yakın dostlarıydık. Etkinliğin
düzenlenmesinde ADD Kuşadası Şube yöneticilerinin
katkılarını da anmak isterim.
Etkinlik saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın
söylenmesiyle başladı. Etkinliğin sunuculuğunu, Emekli
Edebiyat Öğretmeni arkadaşımız Zerrin Bağcivan
üstlendi. ADD Kuşadası Şubesi’nin Mustafa Kemal
Yılmaz için 2002 yılında düzenlediği “Mustafa Kemal
Yılmaz’a Saygı” etkinliği görüntülerinden 30 dakikalık
bir bölüm izlendi. Ardından Mustafa Kemal Yılmaz’ın
yeğeni, diş hekimi Bengü Koçaklıoğlu Duran’ın dayısını
anlatan yazısı, Zerrin Bağcivan tarafından okundu. Daha sonra, geçen yıl Mustafa Kemal Yılmaz’ın ölümü
sonrası yazdığım ve KUYETA dergisinin Mart 2013 sayısında yayımlanan “Aydın’ın Kültür Elçisi Mustafa
Kemal Yılmaz’ı Kaybettik” başlıklı yazımı okudum. Zerrin Bağcivan, sunum sırasında Mustafa Kemal
Yılmaz’ın şiirlerinden, sıcacık sevgi dolu dizeler okudu. Akan Evren ve Etem Oruç onunla tanışmalarını ve
dostluklarını dile getiren anılarını anlattılar. Mustafa Kemal Yılmaz’ın dostları, Nizamettin Öğ, Muhsin Ünal
ve Kemal Özbey de O’nun değişik yönlerini dile getiren anılarını duygulanarak anlattılar. Av. Ömer Günel
de Mustafa Kemal Yılmaz’ı genç politikacılara örnek oluşturabilecek davranışlarını, kendisine gönderdiği
yazılarından öğrendiğini
belirterek, O’nun değerini
vurguladı.
İki saate yakın süren etkinlik,
kalabalık bir topluluk tarafından
ilgiyle izlendi. Ülkemize, Aydın’a
ve Kuşada’mıza yapıtlarıyla,
kültürüyle, hizmetleriyle katkıda
bulunan Mustafa Kemal Yılmaz’a
saygı ve sevgiler sunuyor, O’nu
rahmetle anıyoruz.
NAİL TOPAL
MART 2014
KUYETA
11
Osmanlı Arşivinde Kuşadası-Selçuk
OSMANLI ARŞİVLERİNDE
EFES KAZILARI - 7
Ali Can Tarih Öğretmeni - Efemerist
[email protected]
Mösyö Bendorf tarafından Ayaslug’da [Selçuk, İzmir]
yapılan kazıda bulunan ve Padişah tarafından Avusturya
İmparatoru’na hediye edilen eserlerin İzmir üzerinden
Viyana’ya nakline engel çıkarılmaması hususunda Hariciye
Nezareti’nden gelen yazı üzerine konunun Müze-i Hümayun
Müdürlüğü’ne havale edildiği ve buradan gelen cevapta şu
ana değin yapılan beş kazıda ortaya çıkan eserlerin
tamamının Viyana gönderildiği, Müze-i Hümayun’a tek parça
bile bırakılmadığı, bunların fotoğraflarının bile verilmediği ve
bu nedenle Müze-i Hümayun’un zarar gördüğünün
belirtildiği hakkında, Maarif Nezareti’nden Sadaret’e
gönderilen yazı.
13 Teşrinisani 1315 / 25 Kasım 1899
KUYETA
MART 2014
12
BEO, 1427 / 107002
Aydın’ın Kuşadası ahalisinden Hacı
Mahmudzade Mehmed Efendi’nin, Ayaslug’da
[Selçuk, İzmir] bulunan İshak Efendi
Mescidi’ne bağlı araziyi zabtederek Avusturyalı
Bendorf ile Fransız Madam Maride’ye satması,
şahsın bu muamelesini teyit etmek için
gerekenin yapılmasını ve vakıf hukukunun
korunması talebiyle İshak Efendi Mescidi’nin
mütevellisi Süleyman tarafından verilen dilekçe
hakkında Sadaret’ten Evkaf-ı Humayun
Nezareti’ne gönderilen yazı.
(30 Şaban 317 / 1 Ocak 1900)
MART 2014
KUYETA
13
Gezginlerin Kaleminden Kuşadası / 30
İSKOÇ JEOLOG WİLLİAM JOHN HAMİLTON
KUŞADASI’NDA
Sedat Onar Araştırmacı
[email protected]
Kitabın Adı : “Researches Asia Minor, Pontus and Armenia with Some Account of Their Antiquities and
Geology”(Antik Eserler ve Coğrafi Açıklamalarıyla Küçük Asya, Karadeniz ve Ermenistan Araştırmaları)(Cilt 2)
Yazar : William John HAMILTON Yayınevi : John Murray, Londra
Kitabın Basım Tarihi : 1842
William John Hamilton aslında
tam anlamıyla bir seyyah değil.
Asıl mesleği jeologluk. Ama
jeoloji bilimindeki yetenekleri
kadar doğa bilimleri, diplomasi
ve tarih konusunda da son
derece yetenekli ve önemli bir
bilim adamı.
Aslen İskoç kökenli ve
İskoçların tarih boyunca
yetiştirdiği 100 önemli bilim
adamı arasında yer almaktadır.
Ancak yaptığı araştırmalarla
İngiltere’ye daha önemli katkıları
olmuştur.
William J. Hamilton 1805
yılında İskoçya’nın Lanarkshire
bölgesinin Wishaw kasabasında
doğmuştur. Charterhouse’da ilk
eğitimini aldıktan sonra
Almanya’nın Gottingen
Üniversitesi’nde jeoloji eğitimi
almıştır. 1837 yılında Londra
Jeoloji Derneği’ne üye olmuştur.
Derneğin desteği ile yine kendi
gibi jeolog ve doğa bilimci olan
Hugh Edwin Strickland ile
birlikte 1835 yılının Temmuz
ayında İngiltere’den gemi ile
yola çıkmıştır. Gezinin asıl
maksadı o sıralar Levant diye
tabir edilen Anadolu’nun
jeolojik yapısını incelemek, bitki
örtüsü ve yetiştirilen ürünler
konusunda çeşitli araştırmalar
yapmaktır.
Geziye başlandıktan sonra ilk
önce İtalya ve Yunanistan’daki
çeşitli bölgeleri geziyor. 1835
yılının Ekim ayında gemi ile
İzmir’e geliyor. Hamilton
İzmir’de kendisi ile birlikte
araştırma kafilesinde yer alan
Hugh Edwin Strickland’tan
ayrılıyor. Hamilton’un yol
arkadaşı jeolog ve doğa bilimci
Strickland bağımsız bir şekilde
kafilenin bir kısmıyla bize yakın
bölgelerde incelemelerine
devam ediyor.
William J.Hamilton ise
araştırma kafilesiyle birlikte
İzmir’den İstanbul’a, oradan da
Samsun’a kadar Batı Karadeniz’i
geziyor; Ankara-Afyon-Denizli
üzerinden Aydın’a geliyor. Bize
yakın bölgede
Ortaklar-Magnezya’da
incelemelerde bulunuyor. Tam
bir senelik seyahatten sonra
1836 yılının 19 Ekim’inde o
sıralar yol güzergâhı üzerinde
bulunan Kuşadası’nın Kirazlı ve
Burgaz bölgelerini dolaşarak
İzmir’e dönüyor.
İzmir’de bir müddet
araştırmalarını sürdürdükten
sonra bu sefer gemi ile
Urla-Çeşme-Sığacık kıyı hattını
inceliyor. Daha sonra Efes
üzerinden Kuşadası’na geliyor.
Bu ikinci gelişinde takvimler 3
Ocak 1837 tarihini
göstermektedir.
Hamilton’un bir diğer özelliği
ise Erciyes Dağı’na tırmanan ilk
yabancı olmasıdır. Kayseri’ye
geldiğinde bir fırsatını bulup
Erciyes Dağı’na da tırmanıyor ve
böylece Erciyes Dağı’nın tarihine
kaydını yazdırıyor.
Hamilton bizim bölgemizde
gerekli incelemeleri yaptıktan
sonra tekne ile Bodrum’a
geçiyor. William Hamilton
İngiltere’ye döndükten sonra
1842 yılında yaptığı araştırmaları
“Researches Asia Minor,
Pontus and Armenia with
Some Account of Their
Antiquities and Geology”
(Antik Eserler ve Coğrafi
Açıklamalarıyla Küçük Asya,
Karadeniz ve Ermenistan
Araştırmaları) başlığı altında
kitap olarak yayınlıyor. Daha
sonra o dönem dünyadaki
önemli bilim kurumları arasında
yer alan Londra Jeoloji Derneği
başkanlığını 1854–1856 yılları
arasında Hamilton kitabındaki
resimleri kendi yapmıştır. Resim
yapma yeteneği o kadar fazladır
ki yanda görülen tablosunu da
kendi yapmıştır.
William John Hamilton (1805-1867)
KUYETA
MART 2014
14
Lethaus Irmağı
Hamilton daha sonraları
İngiltere parlamentosunda görev
yapmış ve 1867 yılında
Londra’da ölmüştür.
Hamilton’un seyahat kafilesi
19 Ekim 1836 tarihinde Ortaklar
Magnezya’sı üzerinden tarihi adı
Lethaus Irmağı olan günümüzde
Naipli Çayı olarak bilinen
bölgeden giriş yapmış ve şu an
Kuşadası’na bağlı olan
Burgaz-Çınar ve Kirazlı
köylerinin bölgesini dolaşmıştır.
Gerçekten de Kuşadası’ndan
Aydın’a gidenler Havutçulu
Köyü’nün geçtikten sonra her iki
tarafı bol yeşillikli bir vadiden
Ortaklar istikametine giderler.
Seyrine doyum olmayan bu
manzara Lethaus Irmağı’nın
vadisidir. Bölgeye gelen doğa
bilimcilerini hayran bırakan bir
bitki örtüsü vardır. İşte William
J.Hamilton bu bölgeyi şu şekilde
tarif etmektedir:
“Mermer blok parçalarının
ve seyrekte olsa mimari
kalıntıların bulunduğu bir
yoldan devam ettik. Yola
çıktıktan yaklaşık on beş mil
sonra yolumuz daha sonra
kısmen ekili, ormanlarla
kaplı tepelerin bulunduğu bir
bölgedeki Lethaus vadisine
doğru indi. Lethaus Deresi
pitoresk ağaçlarla kaplı
dağların önündeki derin
vadiden akmaktaydı. Derin
vadiyi terk ettikten sonra
aniden güneye döner ve
Menderes Magnezya’sının
duvarlarının dört-beş mil
altından bataklık bir alana
boşalır.
On altıncı milin sonunda
her iki tarafı ormanlık
tepelerle çevrili çok güzel bir
pınarın yanına kurulmuş bir
kahvehaneye ulaştık.
Nihayetinde Lethaus
Deresinin dar vadisine girdik.
Tepeler çam ağaçları ve
makiliklerle kaplı iken
derenin yatağı neredeyse
muhteşem çınar ağaçlarının
arasında gizlenmişti. Boğaza
girdikten sonra dereden
birkaç kere geçtik. Attığımız
her adımda daha muhteşem
ve daha güzel manzaralarla
karşılaşıyorduk. Derenin
yatağını terk ettikten sonra
sol tarafındaki tepelere
tırmanmaya başladık. Bu
tepelerden ülkenin muhteşem
manzarasını seyrederken
büyük keyif aldık. Lethaus
Deresi bizim sol tarafımızdan
aşağı doğru kıvrılarak
akıyordu. Bu tepelerdeki
büyük orman ağaçlarının
altları da mersin ve yabani
çilek ağaççıkları ile kaplıydı.
Havada kaya gülü reçinesinin
kokusu ile dağın diğer
tarafında bulunan Yörüklerin
ya sürülerine otlak alanı
açmak için yaktıkları
ağaçların veya odun kömürü
elde etmek için ocaklarda
yaktıkları aromatik ağaçların
kokusu vardı. Dağın üzerini
kaplamış uzun duman bulutu
halen bir şeylerin yakıldığını
anlatıyordu.
MART 2014
KUYETA
15
Arşivden Seçmeler
MARAŞ VALİSİ
KALENDER PAŞA'NIN KUŞADASINDA
SON BULAN ÇİLELİ YAŞAM ÖYKÜSÜ
Ali Can Tarih Öğretmeni - Efemerist
[email protected]
Bölüm - 2 - SON
Kalender Paşa'nın Kuşadası'nda vefatından sonra
haremi ve kapısında görev yapanlara yardım yapılması
ile ilgili selefi Mustafa Reşit Paşa'nın
İstanbul ile yaptığı yazışmalar
35226-A- İstanköy adasından Kuşadasına gelerek selefi Kalender
Paşa’nın bütün kapısı halkı ve askerini tevkif ve maiyetinde
istihdam ettiği cihetle bunların iaşe ve maaşları için muavenet
olunması ricasına dair Kuşadası Muhafızı Mustafa Reşid Paşa
tarafından sadarete yazılan 1822 tarihli yazı.
Kuşadası Muhafızı Mustafa Reşid Paşa’dan gelen, 1822 tarihli tarihli tahriratta,
Kuşadası Muhafazasındaki askerin iaşesine, kendisine maaş tahsisine ve
Selefi Merhum Kalender Paşa’nın hareminin sefil kaldığına dair
sadarete gönderilen yazı.
KUYETA
MART 2014
16
Bir Mahallenin Hikâyesi
Camiatik - İkioluklu - Maraş Mahallesi
Dr. Nezahat Belen, ‘’1900–1973 Yılları Arasında Kuşadası’nın Sosyal, Ekonomik ve Kültürel Durumu’’
adlı tez çalışmasında XVII. ve XIX. yüzyıllarda Kuşadası Mahalleleri hakkında geniş bilgi vermektedir.
1676–77 MAHALLE ADLARI
XIX. YÜZYIL MAHALLE ADLARI (1835)
MAHALLELERİMİZ
Nefs-i Enderun-ı Kal'a-i Kuşadası,
Cemaat-ı Neferat-ı .Mustahfizan-ı Kal'a-i Kuşadası
Camii Kebir
Camikebir (Kaleiçi)
Mahalle-i Dizdaran (kale muhafızları)
Dağ Mahallesi
Dağ Mahallesi
Mahalle-i Mağribli nam-ı diğer Boyacı
Mahalle-i Cami-i Cedid nam-ı diğer Hacı İbrahim
Camii Cedid
Mahalle-i Cami Atik
Cami Atik Mahallesi- (Maraş)
Camiatik (İkioluklu)
Mahalle-i Alaca Mescid
Alaca Mescid Mahallesi
Alacamescid
Mahalle-i Demirci
Demirci Mahallesi
Mahalle-i Muytab (kıl dokumacıları )
Mahalle-i Türkmen
Türkmen Mahallesi
Türkmen
Mahalle-i Hacı Hasan,
Hacı Feyzullah
Hacıfeyzullah
Mahalle-i Zımmiyan (Gayrimüslim)
Ermeni Mahallesi
Rumi Mahallesi
Yahudi Mahallesi
Cumhuriyet(1984)
Kadınlar Denizi(1989)
Yavansu(1989)
Kadıkalesi(1989)
Karaova(1989)
Bayraklı Dede(1989)
İki Çeşmelik(1989)
35226-B- Yanında asker fazla olup idareden
aciz olduğu cihetle devlet tarafından muavenet
olunması ricasına dair Kuşadası Muhafızı
Mustafa Reşid Paşa tarafından sadarete
yazılan 1822 tarihli yazı.
Ege(Mağribolu)-2005
Değirmenderesi-2005
Gelelim Maraş Mahallesine;
XVII. Yüzyılda Kuşadası’na gelen ünlü seyyahımız Evliya Çelebi’nin şehrin genişleme istikameti
olarak tarif ettiği, kentin varoşları dediği ve XVII. yüzyıl kaynaklarında Mahalle-i Cami-i Cedid nam-ı
diğer Hacı İbrahim Mahallesi olarak adı geçen, daha sonraki kaynaklarda Hacı İbrahim Camisi nedeni
ile Cami Atik olarak adlandırılan mahalledir. Bu mahalle XIX. yüzyılın üçüncü çeyreğinden sonra
Maraş Mahallesi olarak anılmıştır.
Bugün pek çok kişi ve hatta bu mahallede oturanlar dahi ‘’Maraş’’ ismine bir anlam
verememektedir.
İnsan topluluklarının yeni göç ettikleri ve yurt tutukları yerlere geldikleri yerlerin adlarını vermeleri
eski bir gelenektir.
1570 yılında, Osmanlı ordusunun Kıbrıs seferine Maraş Beylerbeyi Mustafa Paşa da katıldı. Kıbrıs'ın
fethi için Maraş'tan götürülen askerler önemli başarılar kazandılar. Kıbrıs'ın fethinden sonra
Anadolu’nun pek çok yerinden olduğu gibi Maraş'tan da Türkler adaya yerleştirildi. Adaya ilk çıkan
Maraşlı göçmenler, Magosa Limanı'nın hemen güneyine yerleşerek bugünkü Maraş bölgesine
isimlerini verdiler.
Maraş valisi Kalender Paşa’nın çileli yolculuğu hakkında geçen sayımızda yazarımız Ali Can’ın akıcı
anlatımı ile bilgi sahibi olduk. Bu sayı da ise vefatından sonra yapılan yazışmalara ve arşiv belgelerine
yer verdik.
Maraş valisi Kalender Paşa ile birlikte haremi ve hizmetinde görevli kalabalık bir gurubun
Kuşadası’na gelmesi; Paşa’nın görevi başında vefat etmesi; Kuşadası’nda yüksek bir tepe üzerine
defnedilmesi; geride kalanların sıkıntılı günler geçirmesi, Maraş’a dönmeleri için İstanbul’dan istenen
yardımın gecikmesi, Kalender Paşa’nın Maraş’taki mallarına el konulması ve yerel rakipleri tarafından
uygulanan kötü muameleden korkanlar ve günümüzde olduğu gibi gelenlerin Kuşadası’nı beğenip geri
dönmemeleri, Maraş Mahallesi oluşturmuş olabilir.
Kahramanlar Caddesi’nin sağ tarafında Tarım Kredi Kooperatifi Pasajından başlayarak askerlik
şubesini de içine alan alanda Maraş/Arap Mezarlığı’nın bulunması, İkioluklu Mahallesinde Maraş
yemek kültürü (bolama, aşure vb) izlerinin hala sürdürülüyor olması, mahallenin yaşlıları ile yapılan
söyleşilerden hatırda kalanlar ile uzun yıllar Maraş Mahallesinde oturanların kendilerini
Türkmenlilerden ayrıcalıklı görmesi, karşılıklı evliliklerin kısıtlanması, paşa soyundan geliyor
olmalarında kaynaklanıyor olabilir mi? Bilemiyoruz.
Ancak, Kalender Paşa, Osmanlı döneminde Türkmenlerin yoğun olarak yaşadıkları Maraş ili
sınırları içinde kalan bugün Osmaniye’nin Düziçi’ne (Haruniye) bağlı Sakızlı veya Adana Yüreğir
kazasına bağlı Sakızlı eşrafından mıydı? Çileli yolculuğunun son istirahatgâhı kaynaklarda açıkça ifade
35226-C-Selefi Merhum Kalender Paşa’nın
haremi Kuşadası’nda sefil kaldığından hükümet edildiği gibi Kuşadası’na hâkim bir tepe üzerinde bulunan Sakızlı Dede Türbesi mi oldu? Bilemiyoruz.
tarafından hallerine merhamet olunması
Ama araştırılırsa mutlaka bulunur. İşte yerel tarih araştırmacılığı da biraz böyle bir şey, İğne ile kuyu
ricasına dair Kuşadası Muhafızı Mustafa Reşid
kazmak değil midir?
Paşa tarafından sadarete yazılan 1822 tarihli
KUYETA
yazı.
MART 2014
KUYETA
17
Bir Zamanlar Kuşadası
ESKİ KUŞADASI DÜĞÜNLERİ
Mustafa Dinçoğlu | Yerel Araştırmacı Yazar
Evlilik çağına gelen delikanlılar
için çevresi ve özelikle “dünürcü”
denen becerikli bayanlar kız
bakarlardı. Adayların evleri ziyaret
edilir, ev ortamındaki durum
değerlendirilirdi. Özelikle tuvalet
bahanesiyle evin tuvaletine girilir,
kontrol edilirdi. Tuvaleti temiz olan
aile temizliği seven ailedir denirdi.
Bu arada adayın hamama gideceği
gün kollanır, oğlan annesi kızı
hamamda çıplak iken görmek
isterdi.
Kız beğenilirse dünürcü faaliyete
geçer kız tarafını evliliğe razı ederdi.
Oğlan tarafı belirli bir günde kız
tarafını ziyaret ederdi. Bu ziyarette
ailelerin büyükleri bulunurdu. Biraz
hoş beşten sonra oğlan tarafının en
saygın üyesi lafa girer “Allahın emri,
Peygamberin kavli ile” kızı isterdi.
Kızın da babası “bir düşünelim, size
haber veririz” derdi. “Düşünelim”
diyerek bir miktar süre istemek kız
tarafının ağırlığını ve değerini
artıran bir davranış olarak kabul
edilirdi.
Kız tarafından olumlu haber
gelince aileler gene bir araya gelir,
havadan sudan biraz
konuşulduktan sonra; kızın
babasına “cevabınız nedir” diye
sorulur, o da “bu evliliği biz de
uygun gördük, hayırlı olsun” der ve
SÖZ KESİLİRDİ. Gelin adayı kız
misafirlere kahve sunar, elindeki
boş kahve tepsisiyle kenarda bir
sandalyeye oturup kahvelerin
içilmesini bekler, kahvesini her
bitirenin önüne gider, tepsiyi uzatır
boş kahve fincanını alırdı. Fincanı
veren teşekkür eder, o da afiyet
olsun derdi. Fincanların hepsi
toplandıktan sonra kız odadan çıkar
bir daha gelmezdi. Gerek kız
istenirken ve gerekse söz kesilirken
gelin adayı kız toplantıda
bulunmazdı. Söz kesmeye
gelinirken oğlan tarafı gümüş bir
tabak içerisinde çukulata ve bir
buket çiçek getirirdi. Söz yüzüğü
âdeti yoktu.
KUYETA
MART 2014
18
Kısa sürede nişan merasimine
geçilirdi. Hanımlar kendi aralarında
bir eğlence tertiplerlerdi. Erkek
tarafı gelirken tepsiler içerisinde
lokumlar, giysiler, aynalı tuvalet
kutuları (iki adet; biri tuvalet
malzemeleri diğeri parfümler)
getirirlerdi. Nişan merasiminde
bazen eğlence yapılır bazen
yapılmazdı. Nişan yüzüğünü kıza
erkeğin annesi takardı. Ayrıca
bilezik kolye, beşibiryerde takılması
da adettendi. Hediyelerle dolu
olarak gelen tepsiler kız tarafının
hediyeleri ile doldurularak geri
gönderilirdi. Hediyeler içerisinde
başta damada olmak üzere,
annesine, babasına kardeşlerine ve
dünürcüye giysiler, parfümler,
çeşitli hediyeler, baklavalar,
lokumlar yollanırdı.
Nişanlı kalınan sürede dini
bayramlarda da hediyeler
gönderilmesi adettendi. Örneğin
kurban bayramlarında koç
gönderilirdi. Koç iyice bir boyanır,
boynuzlarına iki elma saplanır,
üstüne kıymetli bir kumaştan
işlenmiş bir örtü örtülür alnına da
bir sarı lira asılırdı.
Nişanlıların birbirlerini
görmelerine izin verilmezdi. Damat
isterse kız tarafına bayram tebrikine
giderdi. Bu tebrik ziyareti
süresinde nişanlılar aile fertleri ile
beraber olurlar baş başa
görüşemezlerdi.
Kız ve erkek tarafı düğün tarihini
birlikte belirler ve hazırlıklara
başlanırdı. Genellikle düğünler iki
bayram arasına isabet etmeyecek
şekilde yaz sonuna doğru yapılırdı
Kuşadası’nda evlilik düğünleri
günlerce sürerdi. Bir-iki günde olup
bitmezdi. ‘’Çeyiz serme’’, ‘’kına
gecesi’’, ‘’gelin hamamı, ‘’nikâh’’,
‘’düğün’’, ‘’koltuk merasimi’’,
‘’gelin bakması’’ gibi safhalarla on
-onbeş güne uzardı.
Akraba, dost ve komşuların
düğüne davet edilmesi ile düğün
heyecanı başlardı. Davetler
okuyucu ile yapılırdı. Herkesi
tanıyan bir bayan görevlendirilir, o
bayan davet edilecek kişilerin evine
gider daveti sözlü olarak yapardı.
Bu sözlü davete ”okuma”, görevli
bayana da “okuyucu” denirdi. En
meşhur okuyucu Kör Reşide idi.
Davet edilen kişinin okuyucu
bayana bir miktar hediye vermesi
adettendi. Verilen hediyeler
çağrılanın durumuna şeker, yağ,
un, bulgur, sabun, para v.s.
olabilirdi.
Düğünden birkaç gün önce gelin
evinde gelinin çeyizleri serilir konu
komşu, dost ahbabın görüşüne
açılırdı.
Nikâhtan bir gün önce gelin
hamamı yapılırdı. Gelinin ve
damadın yakını olan bayanlar ile
gelinin yakın arkadaşları gelinle
birlikte hamama giderler neşe
içinde şarkılar, türkülerle gelini
yıkarlar, kendileri de paklanırlardı.
Bu ahenk damat için de yapılırdı.
Damat hamamında daha çok
damadın arkadaşları olurdu.
Ailenin büyük erkekleri hamama
katılmaz gençlerle yüz göz olmak
istemezlerdi.
Gelin hamamının öncesinde veya
sonrasında kına gecesi yapılırdı.
Gelinin en yakınları ve yakın
arkadaşlarının katıldığı bu gecede
hem gelinin ve hem de misafirlerin
ellerine ayaklarına kınalar yakılır ve
küçük çapta eğlenilirdi.
Genellikle Belediye binasında
gündüzün nikâh kıyılır akşamı da
düğün eğlencesine geçilirdi. Düğün
salonuna gitmeden becerikli ablalar
gelini süsler giydirirlerdi. Gelinlik
beyaz olurdu. Başında bir duvağı ve
duvağın sağ tarafından bir tutam
gelin teli yere kadar sarkardı.
Düğün eğlencesi kadınlar
arasında olurdu. Bu eğlenceye
erkekler katılamazdı. Düğün yeri
belediye hamamıydı. Kuşadası’nda
eğlence düzenlenecek daha büyük
bir yer olmadığından Hacı İbrahim
Camii karşısındaki Belediye
Kuşadası düğünlerinin vazgeçilmez müzisyeni
Kör Hüseyin Fırtına
Hamamı düğün yeri olurdu. Kaleiçi
hamamı da zaman zaman bu amaçla
kullanılırdı ama daha küçük
olduğundan fazla tercih edilmezdi.
Düğün eğlencesi akşamın ilk
saatlerinde başlar sabahın erken
saatlerine kadar sürerdi. Özelikle
gelin ve damadın yakınları sabaha
kadar eğlencede bulunmaya
mecburdu. Düğünde kadın çalgıcı
bulunması adetti. Gözü görmeyen
erkek çalgıcı da olurdu. Halk
arasında “Kör Hüseyin” diye bilinen
Hüseyin Fırtına çok uzun yılar
Kuşadası düğünlerinin çalgıcısı
olmuştur. Bugün Kuşadası
düğünlerini şenlendirme işini
Hüseyin Fırtına’nın çocukları Tayfun
ve Ali Fırtına sürdürmektedir.
Düğünü bir kadın yönetirdi. Bu
kadın aileler tarafından sevilen,
herkesi tanıyan, şakacı birisi olurdu.
Herkese laf atar, gençlere sataşır
onları zorla oyuna kaldırırdı. Çünkü
genç bayanlar ve kızların
kendiliğinden oyuna kalkması
ayıplanırdı. Oyun alanının da boş
kalmaması, şenliğin ve ahengin
kesintiye uğramaması da
gerektiğinden yönetici bayan
gençleri kollarından çeke çeke
oyuna kaldırırdı. Aslında genç
bayanların çoğu oyun oynamaya can
atardı ve çekiştirilip kaldırılmayı
beklerlerdi. Kaynana adayları da bu
oyunlar sırasında gelin adaylarını
gözlerine kestirirlerdi.
Gece yarısından sonra “ ayak
bağlama” merasimine geçilirdi.
Yönetici bayan bir kuşakla misafirler
arasında dolaşır gözüne kestirdiği
yaşlı bir bayanın önünde durur ve
elindeki kuşakla bu bayanın bir
ayağını bağlar, sallamaya başlar ve
“na nina nina nanina nina
naninaninanom” diye bir ahenk
tuttururdu. Bu ahenge misafirler de
katılırlardı. Bu ayak sallama işi ayağı
bağlanan kişiden hediye alınana
kadar sürerdi. Hediye genellikle
çerez, lokum, şeker gibi yiyecekler
olurdu. Ayak bağlama seremonisi
hediye alınabilecek bütün yaşlı
kadınlar bitene kadar sürerdi.
Toplanan hediyeler gene misafirlere
dağıtılır, gecenin o saatinde acıkmış
olan topluluğa can verir oyunlar için
enerji toplanırdı.
Düğün sabaha karşı HEYAMOLA ile
biterdi. Heyamola birlikte söylenen
bir şarkıydı. Bu merasim için avluya
çıkılır, düğünü yöneten kadın eline
uzun bir sopa alır, sopanın ucunda
gelinin kaynanasının şalvarını bağlar
ve ateşe verirdi. Yanan şalvarı
misafirlerin üzerine savururken
“heyamola”nın bir beytini makamıyla
söyler bütün misafirler de
makamıyla “heyamol, heyamol”
diyerek nakaratını söylerlerdi.
Hatırlayabildiğim kısımları şöyleydi
Ali Ali Kaptan şapkası otta
Heyamooool, heyamooool
Heyamol deyin âşıklar
Heyamooool, heyamooool.
ve böylece devam ederdi.
Heyamolun sonunda düğün
dağılırdı.
Öğleye kadar dinlenilir sonra kız
evine geçilir, damadın gelip gelini
alması beklenirdi. Gelinin kız
evinden alınması “Koltuk Merasimi”
ile olurdu. Ayrıca bel bağlama
merasimi de vardı.
Öğleden sonra saat 2–3 civarında
damat gelince evin üst katına
alınırdı. Çünkü gelin damadı üst
katta beklerdi. Damat gelmeden
önce baba gelinin beline bir kırmızı
kuşak bağlar, bu sırada nasihat ve
hayırdua ederdi. Bu merasimin
anlamı: babanın kızına baba evinden
çıkıp kendi evine gidebilme yetkisi
vermesi idi.
Misafirler alt katta toplanırlardı.
Gelin damadın koluna girer
merdivenden öylece aşağı inerlerdi.
Merdivenden kol kola aşağı inişi
seyretmek çok hoşa gider, dualar,
güzel laf atmalar, maşallahlar, şen
şakrak bağrışmalar olurdu. Evin
kapısından çıkarken gelinin
ayakkabısının altına geç kızlar
isimlerini yazarlar tez zamanda
kısmetlerinin çıkmasını dilerlerdi.
Kapıda damadın getirdiği güzel ve
süslü bir araba bekler, arabaya
binilirken damat havaya şeker ve
bozuk para atardı. Atılan bu paradan
kapabilmek için epeyi bir itiş kakış
olurken araba hareket ederdi. Amma
fazla gidemezdi. İlk köşe başında
mahallenin delikanlıları tarafından
önü kesilirdi. Arabanın yola devam
edebilmesi için damadın bahşiş
vermesi adettendi. Yeni evlilerin
evine gitmeye çalışan arabanın önü
defalarca kesilir, zar zor eve
ulaşılırdı. Gelinin yakını olan
güngörmüş bir iki bayan evde
beklerdi. Damat gelini eve bırakır
arkadaşları ile eğlenmeye giderdi.
Akşamın belli bir saatinde
arkadaşları damadı eve getirir, sırtını
yumruklayarak evin kapısından içeri
sokarlardı. Gelin, yüzünde duvağı,
üstünde gelinliği ile yatak odasında
beklerdi. Damat gelinin duvağını
açmak için kıymetli bir hediye
vermesi gerekirdi. Yoksa gelin
yüzünü göstermezdi. Bu hediyeye
“yüz görümlülüğü” denirdi.
Ertesi günden itibaren tüm
konu-komşu yeni gelinin evini
ziyarete gelirlerdi. Ziyaretin saati
yoktu. Sabahtan başlar akşama kadar
sürerdi. Buna “Gelin Bakması”
denirdi ve bir hafta sürerdi. Bu bir
hafta sürede gelin üzerinde gelinliği
ile odanın veya varsa salonun
ortasında bir sandalyeye otururdu.
Ziyaretçiler de çepeçevre otururlar
gelini seyrederlerdi. Gelinle sohbet
edilmez sadece hatırı sorulur, gelin
de kısa cevaplar verirdi. Yeni
gelenlere şeker tutma dışında
yapacak bir görevi olmayan gelin
onca kişinin bakışları altında kendini
düzenli tutmaya çalışarak
kıpırdamadan otururdu. Buna
süzülme denirdi. Dalgın bir şekilde
duran kişiye “Gelin gibi süzülme”
denmesi buradan gelmiş olsa
gerektir.
Yedi günün sonunda artık düğün
bitmiş oluyorsa da, gelin eve yeni
gelin gelinceye kadar hep gelin
olarak anılırdı.
MART 2014
KUYETA
19
Download

sayfalar MART 2014.....1-19_opt