SU VE PROFESYONEL PİŞİRME CİHAZLARI
BİR CİHAZIN SATIŞ – MONTAJINDAN ÖNCE BİLMENİZ GEREKENLER
Amaç
Yemek pişirmek için kullanılan cihazların performanslarını düşüren ve onlara olan güveni sarsan teknik
arızaların çoğunun sebebi, pişirme sektöründe çalışan profesyonellerin “su kültürü” denilen şeyden habersiz
oluşları ve bu konudaki bilgi yoksunluğudur. Bu teknik bülten ile satıcılarımıza ve bu makinalar ile cihazların
montaj, bakım işlemlerini yürüten mühendislerimize gerekli ve yeterli unsurları kullanarak değerlendirme
yapabilmelerini ve sonrasında makinaların üretiminde kullanılan materyaller üzerinde suyun neden olabileceği
hasarları (paslanma, kireçlenme) önlemeye yönelik etkin mücadeleyi ve mümkün olan en iyi su arıtma
yönteminin seçimini sağlayacak bilgiyi sağlamaktır.
Uygulama Alanı
Buhar jeneratörlü veya jeneratörsüz kombine fırınlar, en direkt kazanlar ve normal modüler pişirmede
kullanılanlar...
Su, Genel Bilgiler
Yeryüzündeki su daima aynı kalmıştır; muazzam bir kapalı sistemde sürekli olarak çevrimden
geçmektedir. Denizlerdeki, ırmak ve göllerdeki sular sürekli olarak buharlaşarak bünyesinde bulunan kiri ve katı
haldeki tuzu geride bırakmaktadır.
Bu nedenle su atmosferin üst stratosfer katmanına dek yükselir. Orada yoğunlaşarak katı hale geçerken
oksijen ve azotla yüklenir ardından da yeryüzüne yağar (yağmur, kar, dolu) ki bu esnada da bünyesine karbon
dioksit de tutunur. Toprağa düştüğünde; yüzey katmanını geçerken tuzla yüklenir. Sonrasında yeryüzüne
pompalanana ya da tabii bir çıkış bulana dek killi yeraltı katmanları arasında akar durur. Yeryüzüne çıkıp
akmaya başladığında bakteriler, bitkisel ve hayvansal canlılar ile yüklenir ta ki buharlaşıp doğal çevrimine
tekrar katılıncaya dek.
Suyun yapısında aşağıdaki maddeler bulunabilir:
a) Asılı büyük partiküller (kum, organik maddeler)
b) Ortalama kolloidler (sülfitler, metalik hidratlar, deterjanlar)
c) Gaz gibi moleküler çözeltiler ile ayrışmış (iyonlar) ve ayrışmamış (şeker ve silikatlar) moleküller
Suda çözünen temel gazlar: Azot (N2), Oksijen (O2), Karbondioksit (CO2), Amonyak (NH3), Doğal Gaz
(CH4), Klor (Cl2)
Suda çözünen iyonlar da: Hidrojen (H+), Potasyum (K+), Kalsiyum (Ca++), Magnezyum (Mg++), Demir
(Fe ), Bakır (Cu++), Chloride (Cl-), Bikarbonat (HCO3-), Karbonat (CO3--), Sülfat (SO4--), Fosfat (PO4--).
++
Bu elementler haricinde suda bulunan canlı organizmalar: Küf, yabani bitkiler, bakteriler, virüsler ve
endüstriyel teknolojilerden türeyen kimyasal bileşikler.
İçilebilir su, insan bünyesine uygun olan olarak kabul edilir. İçilebilir olması için suyun bütün
elementleri belli üst sınırlar içerisinde bünyesinde bulundurmalıdır.
Diğer maddeler ise ör. bakteriler, virüsler, küf, yabani bitkiler, mantar, kurşun, arsenik, krom,
kadmiyum, baryum, siyanür, selenyum bulunmamalıdır.
İçilebilir su daima pişirme cihazları için uygun olmayabilir.
Korozyon Nedir?
Korozyon, metalik materyallerin su, rutubet gibi unsurların varlığında maruz kaldıkları ve
özelliklerinin kötüleşmesine neden olan elektro kimyasal olaydır. Bütün profesyonel pişirme cihazları
paslanmaz çelikten (AISI 304, 430) üretilirler; bu malzemeler yapılarında bulunan yüksek orandaki
kromdan (10,5) ötürü diğer metallere nazaran korozyona daha dirençlidirler. Bu elementin özelliği
yüksek miktarda oksijen içeren hava ile temas ettiğinde özel bir oksidasyon filmi (pasif oksidasyon)
oluşturarak altında yer alan metali korumasıdır. Dolayısıyla paslanmaz çelik “pasif” denildiğinde çok
yavaş ilerleyen termodinamik korozyonun var olduğu anlamına gelir. Diğer hallerde, paslanmaz çelik
korozyon işlemine süratli reaksiyon gösteriyorsa “aktif” olarak ifade edilir. Koruyucu tabakanın
yırtılması ve ortamın oksidasyona müsait olması durumunda oksijen alışımın yüzeyine temas ediyorsa
tekrar bir koruyucu tabaka oluşacaktır. Bunun anlamı bu metallerin kendilerini elektro kimyasal
korozyon işleminden korumak için “otomatik olarak tekrar tekrar üretilen” koruyucu bir kabuk
ürettikleridir. İçinde bulundukları duruma bağlı olarak ister aktif isterse pasif olsun paslanmaz çelik ya
korozyona karşı yeterli direnci gösterecek ya da onun tarafından tahrip edilecektir. Normal metallere
göre paslanmaz çeliğin korozyona karşı direnci daha yüksek olsa da bu demek değildir ki özel çevre
koşullarında, kullanılan teknolojik işleme bağlı olarak ve özellikle de saldırgan etmenlerin var olması
durumunda, atomik yapısından dolayı koruyucu film tabakası belli bir kuluçka süresinden sonra
yırtılmasın. Bu şartlar altında koruyucu tabaka altında bulunan metalin yıkılışı, kırılma veya delinmeye
doğru gidişi oldukça hızlı gerçekleşir. Dolayısıyla korozyona maruz kalmayan “sihirli” bir metal
yoktur; yalnızca korozyona az ya da çok dirençli metaller vardır. Çok değişik korozyon çeşitleri vardır;
aşağıdakiler pişirme cihazlarında sıklıkla karşılaşılan korozyon türleridir.
DÜZENLİ KOROZYON
Izgaralar ve demir devrilir tavalarda sıklıkla görülür. Çok etkili çevresel koşulların varlığında
(rutubet, su) korozyon çok geniş bir yüzeyde oksidasyon film tabakası oluşturur; özellikle demir ve
pürüzlü yüzeylerde etkilidir.
GERİLME KOROZYONU
Özellikle pişirme cihazlarının hücrelerinde, buhar
jeneratöründe, fırın ısı eşanjörlerinde ve indirekt kazanların
kireçlenen cidarlarında görülür. Korozif bir ortamda
bulunan materyal sündürülmesinden, statik veya dinamik
müdahale neticesinde mekanik olarak gerilmesinden ortaya
çıkar. Kaynak noktalarına yakın yerlerde dallanmış bir
çatlak görüntüsü alarak çok hızlı bir şekilde (2 mm/saat)
ilerler ki çatlak gözle görülebilir bir hal alır; artık materyal
hasara uğramıştır. Gerilme korozyonunun genel oluşum
sebepleri arasında:
* Dışardan bir çekilme neticesinde, doğrudan cihazın
kullanımından veya soğuk şekil vermeden (doldurma,
bükme) kaynaklanan materyalin iç gerilmelerden ya da ısıl
işlemlerden (kaynak) kaynaklanan gerilmelerden doğar.
* Korozif bir ortamın var oluşundan (Chloride) kaynaklanır.
* Yüksek sıcaklıkta sık sık ısıl değişiklikler cereyan
etmesinden.
Gerilme korozyonu elektro kimyasal bir korozyondur ancak mekanik gerilmelerle ivme kazanır.
İÇ KRİSTAL KOROZYONU
Kromlu paslanmaz çeliğin (AISI 430 – 304 –
316 - 321) dağlanmasıyla olup, metal ufalanır
ve tane tane toz haline dönüşür. Paslanmaz
çeliğin moleküler yapısını bir arada tutan
kristal kafes 500°C üzeri sıcaklıklarda krom
karbidin zerre kenarlarına doğru çökelmesiyle
kırılır. İki komşu kristal düşünelim, kristal
içerisinde bulunan kromun bir kısmı zerre
kenarlarına doğru kayarak bu noktalarda krom
konsantrasyonunun metalin tümündeki
ortalamanın üzerine çıkmasına neden olur. Bu
yolla zerre kenarlarına yakın bölgelerdeki
konsantrasyon kromum boşalmasından dolayı
korozif maddelerin saldırısına açık hale gelir.
Bu nedenle de her iki zerrede kopar. Zayıf olan
parçalar ısıl işleme (kaynak) ve mekanik
işlemlere (kalıplama, bükme, sarma, vb. )
maruz kalanlar ve 450 ila 850°C arası
sıcaklıklarda çalışanlardır (ör. ısı eşanjörleri).
OYULMA
Pişirme cihazlarında en sık rastlanan korozyon
türüdür. Özellikle kazan cidarlarında, tavalarda
oluşur. Siyah noktalar halinde (0,1 ila 1 mm)
işlem başladığında kolaylıkla seçilebilir.
Malzemenin kalınlığı boyunca delikler
açılmasına sebep olabilir. Paslanmaz çelik
tahrip edici solüsyon (tuzlu ya da yüksek klor
oranlı su) içerisinde hareketsiz olarak
bırakıldığında lokal korozyon olarak açığa
çıkar. Nokta şekilli korozyon izleri iki safha
halinde geçekleşir: İlk safha “kuluçka safhası”
dır ki bu safhada pasif tabaka yırtılır, ikinci
safha “gelişme safhası” dır ve kendi kendisini
besleyerek ivme kazanan, metal içerisine dalma
ve oyuk oluşturma safhasıdır. Olaya elektro
kimyasal olarak bakıldığında sanki bir çeşit pil
oluşumundan söz edilebilir: Metal katot,
bozucu etmenler anot; katot ile anot arasındaki
elektrik akımı solüsyona metal iyonlarını taşır
bu yolla da oyulma olayı meydana gelir.
Oyuğun alt kısmında Cl- iyonları artarak alt
kısımlarda oksijen yokluğunda noktasal
oyulmayı hızlandırır ve koruyucu pasif film
tabakasının oluşmasını önler.
GENEL KAİDELER
Cihaz üzerinde veya montajla ilgili bir değişiklik yapmadan önce yemek pişirmede kullanılan
tüm cihazlar için geçerli olan temel kaideleri tanımlayalım. Söz konusu kaideler aşağıya sıralanmıştır:
* Açıklandığı üzere korozyon kendisini farklı biçimlerde gösteren, karmaşık bir olay olup
malzemenin hasar görmesine / arızalanmaya götüren aynı korozyonun farklı nedenleri vardır. Hemen
hemen bütün korozyonların ortak nedeni suda bulunan Chloride konsantrasyonudur. Suyun
içerisinde Chloride ne kadar fazla ise suyun tahrip edici özelliği, dolayısıyla korozyonun ilerleme hızı
da o kadar büyük olur.
* Gerilime bağlı veya iç kristal korozyonu başladığında (çıplak gözle görülebilmektedir) olay
durdurulamaz; sadece yavaşlatılabilir. Bu nedenle korozyonu önlemek için yapılacak en doğru hareket
montajdan önce suyun kalitesinin ölçülüp en uygun su ıslah sisteminin tatbik edilmesidir. İleride
gösterileceği gibi zamanında tespit edilirse oyulma olayı önlenebilir.
* Sıcaklık korozyon olayında katalizör görevi görür; aynı malzeme ve aynı Chloride
konsantrasyonuna sahip su ile korozyon diğerinden daha sıcakta çalışan malzemede daha hızlı yayılır.
Korozyon ve Kireçlenme nasıl önlenir?
Ölçüm Safhası
Yukarıda anlatılanlar ışığında su, içerdiği elementler ve zararlı bileşenler açısından en tehlikeli
elementtir; içilebilir suyun dahi cihazlara zarar verebileceğini hatırlayarak su bakımından “emniyet”
söz konusu olamaz.
Cihazı monte etmeden evvel çeşme suyunun korozyona sebebiyet veren üç parametresinin
uygun olup olmadığına bakılmalıdır:
1. Klor konsantrasyonu,
2. Elektriksel iletkenliği,
3. pH
Dördüncü bir parametre olarak da cihazların doğru bir şekilde çalışmalarının ana öğesi olan
suyun toplam sertliği ki bu parametre suyun kireç yapma özelliğini belirler.
Daha önce de bahsedildiği gibi çözeltide bulunan Chloride miktarı korozyon olayının başlama
ve çoğalmasını etkileyen en önemli karakteristiktir. Suda bulunan klor miktarı Şekil 1, 2’de görülen kit
yardımıyla, kolay bir şekilde mg/L (miligram Litre) olarak veya ppm (milyon başına adet) olarak
ölçülür.
Sudaki klor miktarını ölçmek için aşağıdaki adımları takip ediniz:
1. Özel şırıngasını kullanarak 6 ml su alınız ve bu suyu 2 kaba (Şekil 3) enjekte ediniz.
2. Her iki kaba da 6 damla Cl-1A reaktant ekleyiniz (Şekil 4).
3. Kaplardan birini kapatıp komparatörün sol kısmına koyunuz (Şekil 5).
4. Diğer kaba 6 damla Cl-2A reaktantı ekledikten sonra ağzını kapatıp çalkalayınız sonra da
komparatörün diğer haznesine (Şekil 6) yerleştiriniz.
5. Sağdaki numuneyi kromatik ibreyi kullanarak karşılaştırınız renkler eşit olduğunda sağ altta
bulunan ppm değerini okuyunuz (Şekil 8).
İletkenlik, suyun elektrik enerjisini iletebilme kabiliyetidir ve iletkenlik ölçer (Şekil 9)
yardımıyla mikrosiemens/cm olarak ölçülür.
Cihazı çalıştırıp suya daldırınız ve dijital ekranda (Şekil 10, 11) ile gösterilen değeri okuyunuz.
pH derecesi suyun asidik veya bazik karakteristiğini ifade eder; ölçü aralığı 1’den 14’e kadar
olup 7 nötr olduğunu ifade eder. pH 7’nin altında ise su asidik üzerinde ise baziktir. Suyun asidik
özelliği arttıkça korozyon etkisi de artar. pH ölçümü, ölçümü yapılacak solüsyona daldırıldığında
rengini değiştirerek ölçümü belirleyen indikatör kağıt şeritler (Şekil 11) kullanılarak kolaylıkla yapılır.
Sonrasında verilen kromatik skala üzerinde renkler kıyaslanarak en iyi şekilde pH değeri tespit edilir.
Toplam sertlik, suyun magnezyum ve kalsiyum karbonat (CaCO3) bilinen adıyla kireçlenme
oluşturma kapasitesini ifade eder, sıcaklık kireçlenmeyi arttırır.
Bu bileşenler kazan ve pompa cidarlarında birikerek genelde pişirme cihazının arızalanmasına
neden olurlar. Toplam sertlik Fransız Sertlik Derecesi veya magnezyum karbonatın 1 litre sudaki
miligram olarak kütlesi ile ölçülür ve aralarında şu bağıntı bulunur: 1 °F = 10 mg/L
Bazen suyun sertlik derecesi Alman Sertlik Derecesi (°d) ile de ölçülür ve dönüşüm faktörü :
1°F = 0,56 °d’dir. Suyun sertliği 0 ila 10°F ise “yumuşak”; 11 ila 20°F arasında ise “sert” ve 40 °F ise
çok sert olarak adlandırılır.
Pişirme cihazlarının çalıştırılabileceği su sertlik derecesi 0,5 ila 5°F arasındadır.
Suyun sertliğini ölçmede kullanılan kitler (Şekil 15) konuyla ilgili satıcılarda bulunabilir. Bu
kitler şu şekilde kullanılırlar:
1. Şırınga yardımıyla musluk suyundan 5 ml alıp test tüpüne doldurun.
2. 3 Damla reaktantı tüpe damlatıp tüpü çalkalayınız (Şekil 17), suyun rengi kırmızılaşacaktır
(Şekil 18)
3. Özel pipeti yardımıyla reaktant 2’den pipetin “o” ibresine dek doldurup suyun rengi yeşile
dönene dek damla damla boşaltın (Şekil 19, 20, 21).
4. Sonrasında sertlik değerini sağlanan skala yardımıyla ölçüp gerekirse tekrar reaktant 2 ilave
ederek tekrar skala üzerinde karşılaştırın (Şekil 22).
Su arıtma sisteminin seçimi...
Korozyona etkileyen üç faktör ile kireçlenmeye sebep olan sertlik değerleri tespit edildikten
sonra musluk suyunun arıtma gerektirip gerektirmediğini kontrol edin ve gerekiyorsa en uygun arıtma
sistemini belirleyin. Öncelikle suyun korozyon etkenliğini sonra sertliğini ölçün ve uysun arıtma
sisteminin seçimi için aşağıdaki 12 sonucu birleştirin:
1. Monte edilecek cihaza göre (buhar jeneratörlü FCV için C, ISG için B ve en direkt kazanlar
için A) referans tablosunu seçin.
NOT : AŞAĞIDAKİ TABLOLAR AISI 304 CİHAZLAR İÇİN KULLANILACAKTIR.
2. Suyun iletkenliği ile pH değerini çarpıp Şekil 16’daki yatay eksene not edin.
3. Klor ölçüm değerini Şekil 17’de düşey eksene not edin.
4. 2 sonucun kesişim noktasının hangi bölgeye düştüğünü tespit edin; örneğin C referans
tablosu bulunuyorsa:
1. Bölge: Arıtma gerekmiyor,
2. Bölge: Nanofilitre takınız
3. Osmoz cihazı takınız.
Örnek: Musluk suyunu ölçtünüz ve ölçüm değerleri olarak şunları tespit ettiniz: pH= 6,4;
İletkenlik = 850 mS/cm; klor = 35 ppm. Bu suyu ile bir fırın ve bir buhar jeneratörü çalıştırmak
istiyorsunuz (referans olarak Tablo C’yi kullanacaksınız) ve öneriniz nanofilitre takmak yönünde
oluyor.
Şimdi de toplam sertlik değerine bağlı olarak sonuçları birleştirip en uygun arıtmayı tespit
etmeye çalışıyorsunuz. Bunun için referans olarak tablo D’yi kullanıyorsunuz.
1
2
3
Tablo D
Gerekmez
< 5°F
Gerekmez
Gerekmez
> 5°F
Yumuşatıcı
Nanofilitre
< 5°F
Nanofilitre
Nanofilitre
> 5°F
Nanofilitre
Osmoz
< 5°F
Osmoz
Osmoz
> 5°F
Osmoz
Burada;
1: A, B, C tablolarının ölçüm sonuçlarını,
2: Toplam sertlik ölçüm değerini,
3: Kullanılacak arıtma sistemini belirtmektedir.
Görüleceği üzere hem nanofiltre hem de ters osmoz cihazı probleme çözüm olmaktadır,
öyleyse daha uygunu devreye bir yumuşatıcının konulmasıdır; eğer çok etkin sert suyunuz yok ise. Bir
ya da daha fazla cihaz monte ederken aşağıdaki hususları da göz önünde bulundurunuz:
* Suda asılı olarak gelen kaba partikülleri (kum, metalik artıklar, vb.) tutmak için devrede
ızgara aralığı 100 mikron olan bir filtre bulunmasına dikkat ediniz zira bunlar vana ve musluk
arızalarının ve çoğu bakteriyel enfeksiyonun kaynağıdırlar. Filtreleri her iki ayda bir temizleyiniz.
* Cihazın girişindeki suyun basıncını devreye ekleyeceğiniz bir manometre yardımıyla kontrol
ediniz. Uygun basınç aralığı 1,5 ila 3 bar arası olacaktır.
* Devreye bir yumuşatıcı takılacağı zaman bakteriyel üremeyi engellemek üzere bir
sterilizasyon ünitesinin de var olması gerektiğini unutmayın.
• Buhar jeneratörlü fırın ve ters osmoz cihazı monte etmek istiyorsanız suyun iletkenliği
hemen hemen sıfıra düşmektedir. Bu koşullar altında buhar jeneratörünün su seviye
kontrolörü çalışmayacaktır ve böylelikle de suda belli bir tuzluluk seviyesini tekrar
oluşturmanız gerekecektir. Bunu yapmak için ise bir miktar arıtılmamış suyu sistemde
dolaştırarak buhar jeneratörü girişinde en az 50 mikrosiemens/cm’lik bir iletkenlik temin
ediniz.
TAVSİYE EDİLEN ARITMA SİSTEMİ
Nanofiltreler Tip ZA01 Kod: 922186
Nanofiltreleme işleminde su basınçla bir membrandan geçerken suya asılı partiküller (tuz)
süzülür. Nanofiltreler sudaki kloru % 80 oranında azaltırlar (eğer girişteki suda 35 ppm değerinde klor
var ise çıkışta bu değer 8 ppm’ye düşer) ve su içerisindeki maddeleri de % 80 oranında “temizler”.
Başka bir deyişle 100 litreden 30 litre saf su elde etmiş gibi olursunuz. Nanofiltrelerin ve dolayısıyla
da cihazların performansları açısından en önemli husus ön filtrenin ve membranın doğru bir şekilde
bakımlarının yapılmasıdır. Ön filtreyi yılda iki kez değiştirin; membranı yılda iki kez yıkayın ve suyun
sertliği 40°F üzerinde ise her iki yılda bir değiştirin. Eğer sertlik değeri bunun da üzerinde ise filtrenin
yılda 3 kez değiştirilmesi gerekir. Filtreyi değiştirmek için kullanıcı kılavuzuna bakınız.
Ters osmoz işlemi de filtrelemeye benzer ancak bu kez sudaki tuz oranı ve klor tuzu % 99
oranında temizlenir. Ters osmoz sistemi korozyona karşı en uygun korunma işlemidir fakat suda hala
klor kalması durumunda suyun etkinliğinin kat kat artmasından dolayı su osmoz işlemi öncesinden
daha da zararlı olabilir. Bu nedenle ters osmoz sistemi kullanılacak uygulamalarda gıdaya tuz katılacak
bölümlere özellikle dikkat edilmelidir.
Suyun etkenliğinin pasivize edilmesi oyulma olayına karşı eğer henüz başlangıç aşamasında ve
oyuklar fazla derin değillerse yeterlidir. Bu sıvılar (nitrik asit) koruyucu film tabakasının tekrar
oluşturma yeteneğine sahiptirler. İşlemden önce yüzeydeki oyukların ve hasarlı metal tabakasının
fiziksel olarak temizlenmesi gerekmektedir. Bu sıvılar küçük kazanların cidarlarında, pasta
kalıplarında ve kazanlarda kullanılabilirler. Bu sıvıların gerilme korozyonu veya kristal korozyon
durumunda kullanılmasının herhangi bir avantajı olmamaktadır. Sıvıları uygularken:
1. Hasarlı ve oyuk yüzeyleri kazıyarak düz, olabildiğince düz bir yüzey elde ediniz. Yeterince
yıkayıp kurutunuz.
2. Pasivize sıvısından ince bir tabaka uygulayınız (Pasivize işlemi sıvının hava ile teması ile
başlar)
Demineralizasyon ve deiyonizasyon işlemleri moleküler tabanı H2O’dan farklı olan bütün
malzemeleri “temizlemeye” yarar. Endirekt kazanlarda deiyonize edilmiş su, % 0.1’lik ortofosfat
sodyum solüsyonu ile zenginleştirilerek kullanılır. Asla deiyonize suyu tek başına paslanmaz
metallerde kullanmayın zira oldukça etkindir. Ortofosfat sodyum bir korozyon inhibütörüdür ve
paslanmaz çeliği korozyona karşı daha da dayanıklı kılar. Musluktan su alırken konulmasına gerek
yoktur ancak oyuk cidar tamamen boşaltılacaksa tekrardan ilavesi gerekecektir.
SU YUMUŞATICI Tip LT8 Kod 921305
Su yumuşatıcılarının görevi kireçlenmeyi önlemek olup bu cihazlar sudaki kalsiyumu sodyum
ile değiştirirler. Bu cihazlar içerisinde, bünyesinde yemek tuzundan sağlanan sodyum barındıran
süngerimsi bir reçine bulunan bir hazneden oluşurlar. Reçine magnezyum ve kalsiyumu tutarken
sodyumu salarlar. Reçinede bulunan sodyum tükendiğinde tekrardan “rejenerasyonu” andıran bir işlem
ile sodyum ile yüklenmelidirler. Rejenerasyon safhası otomatik veya manuel olarak özel bir hazneye
sofra tuzu ekleyerek yapılır. Rejenerasyon işlemi düzenli olarak yapılmaz ise yumuşatıcının girişi ile
çıkışındaki su aynı olur yani suda bir değişme olmaz. Rejenerasyon olayını kullanıcının inisiyatifinden
çıkarmak için otomatik su yumuşatıcılarının kullanılması en uygunudur.
Su yumuşatıcılarının kapasitesi reçine litre olarak nitelendirilir. Reçinelerin rejenerasyon
ömürleri 2000 rejenerasyon çevrimi civarı olup bundan sonra değiştirilmeleri gerekir. 1 litre reçinenin
yumuşatabileceği su miktarları suyun sertliğine bağlı olarak aşağıdaki tabloda verilmiştir:
Sarfiyat
H2O (L / Saat)
Sertlik
°F
10
20
30
10
20
30
10
20
30
10
20
30
10
20
30
10
20
30
10
“
“
20
“
“
30
“
“
40
“
“
50
“
“
60
“
“
Yumuşatılan
H2O + Reçine
Litresi
215
“
“
200
“
“
180
“
“
160
“
“
140
“
“
125
“
“
5,6 L reçine ile
yumuşatılan H2O
Rejenerasyon
frekansı (Saat)
1200
“
“
1100
“
“
1000
“
“
900
“
“
800
“
“
700
“
“
120
60
40
110
55
37
100
50
33
90
45
30
80
40
26
70
35
23
Su yumuşatıcısı kullandığınızda devreye bir de “sterilizasyon” ünitesi; arıtma esnasında suyu bakteri,
virüs, ve reçinelerde arındıran bir elektronik cihaz, yerleştirmelisiniz. 921305 kodlu LT8 cihazının
921306 kodlu kendi sterilizasyon ünitesi bulunmaktadır. Bütün su yumuşatıcı çeşitleri, buna iyon
değişimli yumuşatıcılar da dahil, çoğu zaman suda korozyona karşı yanlış şekilde kullanılırlar. Bu
noktada açıklayıcı olmak zorundayız: su yumuşatıcılar suyu değiştirmezler, etkenliğini azaltmazlar.
Dolayısıyla eğer korozyon probleminiz varsa yalnızca su yumuşatıcı takmak çözüm değildir zira
yumuşatıcının görevi kireçlenmeyi önlemektir.
Monte etmekten kaçınılması gerek sistemler...
Elektrik / Elektronik ve manyetik sistemler ...
Bu tür sistemler oldukça yaygındırlar ve görevleri su molekülleriyle birbirlerini etkileyerek
oluşabilecek kireçlenmenin kolay temizlenmesini sağlarlar. Suyun sıcaklığı 60°C’den büyük ise bu tür
cihazlar sağlıklı değildirler.
Kimyasal Katkılar...
Bunlar da oldukça yaygındırlar; çok değişik çeşitleri vardır. İşte bunlardan bazıları:
* pH Düzelticiler,
* Pompalama sistemini pasa karşı korumak için alifatik polyamid film tabakası oluşturucular,
* Polifosfat kireç önleyiciler.
Bütün bu ürünler zehirlidirler, fırının elektronik seviye regülatörüne zarar verirler ve her
şekilde 60°C’nin üzerinde iş görmezler.
Download

su ve profesyonel pişirme cihazları bir cihazın satış