1. ÜNİTE
AİLE HAYATI, PLANLAMASI VE ANA ÇOCUK SAĞLIĞI
Sağlıklı aile yapısı yalnız kendi üyeleri için değil, çevresi ve toplumu için de bir
denge ve güven unsurudur. Bugün yaşadığımız ağır sorun tablosunun altında sorun
çözme kabiliyetini kaybetmekte olan aile gerçeği vardır.
Sizce fonksiyonlarını sürdüren aile ne demektir?
Evlenmek için verilen karar bizi nasıl etkiler?
Sizce evliliğin amacı ne olmalıdır?
SAĞLIK BİLGİSİ 2
NELER ÖĞRENECEĞİZ?
Bu ünitenin sonunda:
I. Aile hayatı ile ilgili olarak
1. Sağlıklı bir ailenin yapısını söyleyebilecek,
2. Aile Kavramı ve toplumdaki yerini söyleyebilecek,
3. Çekirdek aile ve geniş aile kavramlarını değerlendirebilecek,
4. Evliliğe karar vermede etkisi olan faktörleri yorumlayabilecek,
5. Evlilik ile ilgili karar verirken kendinizi daha objektif değerlendirebilecek,
6. Sağlıklı bir aile içerisinde size verilen role daha uygun davranabilecek,
7. İlk kez anne baba olmanın ne gibi sorumluluklar getireceğini öğrenebilecek,
II. Aile Planlaması
1. Aile planlamasının neden gerekli olduğunu öğrenecek,
2. Aile planlamasının anneyi ne gibi rahatsızlıklardan koruduğunu değerlendirebilecek,
3. Aile planlamasının çocuk sağlığı açısından yararlarını öğrenecek,
III. Ana ve Çocuk Sağlığı
1. Gebeliğin belirtileri ve oluşum sürecini görecek,
2. Gebelikte beslenmenin neden önemli olduğunu bilecek,
3. Gebelik döneminde görülen sorunlar hakkında bilginiz olacak
4. Annenin gebelik dönemini etkileyen faktörler dünyaya gelecek çocuğun
sağlığını neden etkilediğini bilecek,
5. Yaşamın ilk birkaç yılında dengeli beslenmenin önemini bilecek,
6. Anne sütünün özelliklerini ve önemini kavrayacak,
7. Aşı çeşitlerini ve verilme yolarını bilecek,
8. Normal vücut ısısı ve yüksek ateş kavramlarını değerlendirebilecek,
9. Zatürrenin nasıl bir hastalık olduğunu görecek,
10. Yenidoğan sarılığını ve tedavisini göreceksiniz.
SAĞLIK BİLGİSİ 2
ANAHTAR KAVRAMLAR
Çekirdek Aile
Aile Planlama
Ana Ölüm Hızı
Zigot
Prematüre
Adölesan
Anemi
Toksemi
Amniyon Sıvısı
Lohusalık
Emziklilik
Dönemi
Sezaryen
Fenilketonüri
Hipotroidi
Kolostrum
Hemoglobin
15
SAĞLIK BİLGİSİ 2
1.1.AİLE HAYATI
Toplumda en küçük ölçekli yaşam ünitesi olarak kabul ettiğimiz ailenin, fonksiyonlarını icra edememesi ülkeler için ağır sorun tablosunun habercisidir. Sağlıklı
aile yapısı yalnız kendi üyeleri için değil, çevresi ve toplumu için de bir denge ve
güven unsurudur. Bugün yaşadığımız ağır sorun tablosunun altında sorun çözme
kabiliyetini kaybetmekte olan aile gerçeği vardır. Güçlü ve sağlıklı aile demek, varlığı
ile gurur duyduğumuz çocuk nüfusun ve genç nesillerin huzur ve güven ortamında
yetişmesi demektir. Fonksiyonlarını sürdüren aile, çocuğuna, gencine, kadınına, engellisine, yaşlısına sağlıklı bir ortamı sağlayan ailedir.
1.1.1 Aile Kavramı ve Toplumdaki Yeri
Ebeveynlik çiftin hayatında bir dönüm noktasıdır. Evliliğin ilk yıllarında birbirlerine karşı karı koca rollerini üstlenmiş olan çift, ilk bebeklerinin doğumuyla anne
baba olma rolünü de hayatlarına eklerler.
Bütün toplumlarda hemen her birey, bir aile grubunun içinde doğar ve orada
yetişir. Her toplumda farklılıklar gösterse de bir aile sistemi vardır. Bireyin ilk deneyimlerini kazandığı ilk tutum ve davranışlarının belirlendiği ortam ailedir. Bu nedenle aile, insan yaşamında en önemli ilk toplumsallaşma kurumudur.
Aile; kısaca toplumun temel birimi olarak tanımlanabilir. Aile, ülkenin ekonomik, siyasal ve sosyal değişimlerini etkiler. Yüzyıllardır bir değişim süreci geçirse de
bir toplumda aile; üreme, çocukların bakımı ve beslenmesi, aile üyelerinin duygusal
ihtiyaçlarının karşılanması gibi işlevleri yerine getirmiştir.
Bunun yanında aile, bireylerin sosyalleştiği ve kültür birikimini edindiği bir
toplumsal kurum olması yönüyle sosyal ve kültürel yönden toplumları etkiler. Aynı
zamanda aile, ülkenin işgücüne ve üretim sürecine katılması yönüyle de ekonomik
yönden toplum üzerinde etkilidir.
Günümüz toplumlarında aile kurumunu sınıflandırabilmek için geleneksel
“geniş aile” ve “çekirdek aile” ayrımı yapılmaktadır.
Çekirdek aile; anne, baba ve evlenmemiş çocuklardan oluşur.
Geniş aile; anne, baba ve onların anne babaları, kardeşleri, çocuklar ve
bazen de kardeş çocuklarını kapsayan geniş bir topluluktur.
Sağlıklı ailenin tanımını yapınız?
1.1.2. Aile Hayatına Etki Eden Faktörler
1.1.2.1. Evliliğe Karar Vermede Etkisi Olan Faktörler
Kişinin evlenmeye karar vermesi ve eşini seçmesi, hayatında aldığı en önemli
kararlardan birisidir. Eş seçimi rastgele bir süreç değildir.
16
SAĞLIK BİLGİSİ 2
Evlenmek için verilen karar;
Kişinin bundan sonraki hayatını kiminle ve nasıl geçireceğini, Kişiyi bekleyen
yeni sorumlulukları, Çocuklarının annesinin/babasının kim olacağını ve Ailenin bir
bütün olarak nasıl bir hayatı olacağını belirler.
Önce Kendini Tanı!
Eş seçimi kararında ilk adım kişinin kendi kişilik özelliklerini tanıması ve farkında olmasıdır. Karşısındaki kişinin kişilik özelliklerini tanımak da ikinci adım olmalıdır.
Evlenme kararı alınmadan önce adaylar her anlamda birbirleri için uygun olup olmadıklarını anlamalıdırlar. Toplumsal bakış açıları, alışkanlıkları, sahip oldukları değerler, hayat görüşleri, siyasi fikirleri ve aile yapılarındaki benzerlikler, çiftin evlilik
mutluluklarına katkıda bulunur.
Eğer adaylar seçimlerinde kararlıysalar artık yapmaları gereken, evliliğe dair
beklentilerini gözden geçirmeleridir. İlerideki evlilik hayatları hakkında gerçekçi ve
birbiriyle örtüşen beklentiler içinde olmaları, benzer ve farklı yönleri üzerinde yeterince düşünüp tartışmaları gerekir.
Eş Seçerken Şunları Kendinize Sorun!
* Kendinizi evlenmeye hazır hissediyor musunuz?
* Evlenmeyi düşündüğünüz kişi ile fikirleriniz uyuşuyor mu?
* Ona karşı olumlu duygu ve düşünceler taşıyor musunuz?
* Onunla sağlıklı bir aile ortamı oluşturabileceğinize inanıyor musunuz?
* Mizaçlarınız uyumlu mu?
* Evliliğinizde oluşabilecek problemlerle başa çıkabileceğinize inanıyor musunuz?
* Onu fiziksel olarak çekici buluyor musunuz?
* Müstakbel eşinizin ve kendinizin anne babalık yapabilme potansiyeline sahip olduğunuzu düşünüyor musunuz?
* Ona karşı sevgi ve saygı besliyor musunuz?
* Duygu ve düşüncelerinizi ona açık ve net bir şekilde ifade edebiliyor musunuz?
* Evlenmeden önce onu tanıyabilmek için yeterince zamanınız oldu mu?
* Yeterli zaman içerisinde onu çeşitli koşullar altında deneyip değerlendirebildiğinizi düşünüyor musunuz?
* Ailelerinizin anlaşabileceğini düşünüyor musunuz?
Eş seçerken nelere dikkat edilmeli?
17
SAĞLIK BİLGİSİ 2
Bu soruların en az yarısına “evet” dediyseniz evlenmeye hazır olduğunuzu
düşünebilirsiniz.
Evliliğin Amacı Nedir?
* Sevme ve sevilme ihtiyacı
* İki kişinin biyolojik, sosyal ve psikolojik gereksinim ve güdülerini doyurması
* Dünyaya yeni nesiller getirme
* Toplumda bir yer edinebilme
* Birlikte güven içinde olma ve korunma duygusu
* Dayanışma duygusunu hissetme
* Geleceğe güvenle bakabilme
* Birbirlerinden onur ve kıvanç duyabilme
* Cinsel yaşamın sağlıklı olarak düzenlenmesi
Aşk Her Şeyi Halleder mi?
Evlendikten sonra eş seçiminden dolayı pişmanlık duyan bireylerin genellikle;
* Evlenmeden önce eşlerinde var olan problemleri görmezden geldikleri,
* Evlenmeden önce ilişkilerinde var olan problemleri görmezden geldikleri,
* Evlilikten gerçek dışı veya abartılı beklentileri olduğu,
* Karşısındaki kişinin mizaç özellikleri ve bu özelliklerin kendisiyle uyuşmasından ziyade fiziksel özelliklere dikkat ederek evlendikleri,
* Aşkın her türlü problemi halletmekte yeterli olduğuna inandıkları görülmektedir.
Aşk, sevgi, saygı, muhabbet, ilgi, şefkat, yakınlık, iyi niyet, dürüstlük
güven, bağlılık, sevecenlik, sadakat, hoşgörü, beğeni, fedakârlık, sabır,
paylaşım gibi duygular çiftler arasında var olması beklenen olumlu duygulardır.
Sizce evliliğin amacı nedir?
Evlilik Kararınızı Verirken Dikkat Edin! Bunlar Boşanma Riskini Arttırıyor!
* Acele ve ani evlilik kararları
* Kişinin evlenememe korkusuyla fazla düşünmeden hareket etmesi
* Birbirini yeterince tanımadan evlenme
* Birbirine uymayan düşünce yapıları, hayat görüşleri, değerleri ve aile yapıları
* Sadece mantık evliliği yapmaya çalışmak
18
SAĞLIK BİLGİSİ 2
* Sadece aşk evliliği yapmaya çalışmak
* Eşlerden birinin risk taşıyan bazı davranışlar (zararlı madde kullanımı, şiddet
eğilimi vb.) içinde bulunması
* Eşlerden birinde akıl hastalığı bulunması
* Kişinin, evliliğin sorumluluklarını taşıyabilecek kadar olgun olmaması
* Eşin ailesiyle anlaşamamak
1.1.2.2 Aile Hayatına Etki Eden Faktörler
Ailede Rol Dağılımı
Ailede rol paylaşımı konusunda bireylerin mutluluğunu belirleyen husus, her
bireyin rolleri konusunda diğerleriyle anlaşmaya varmış
olması ve rollerinden duyduğu memnuniyettir. Sağlıklı
ailelerde aile üyeleri, birbirlerinin rol beklentilerine uygun
davranırlar.
Resim 01.01: Unutmayın! Hayatta Herkes İçin Uygun Bir Eş
Vardır. Herkes Sevmeye ve Sevilmeye Layıktır.
Çiftler evliliklerinin ilk
yıllarında karşılıklı olarak rollerini belirlemeye çalışırlar. Ancak geçen yıllarla birlikte karşılarına çıkan değişik
durumlar, yeni sorumluluklar ve sorunlar, rollerinde bazı değişiklikler yapmalarını
gerektirebilir. Örneğin evliliğin ilk yıllarında karı koca rollerini üstlenen çiftler, ilk
çocuklarının doğumuyla bu rollerine anne babalığı eklerler. Hatta bu roller zaman
içerisinde okul öncesi çağda çocuğu olan anne babalık, ilköğretim çağında çocuğu olan anne-babalık, ortaöğretim çağında çocuğu olan anne-babalık, üniversite
çağında çocuğu olan anne-babalık, evlenmemiş genç yetişkinlik çağında çocukları
olan anne-babalık, yeni evli çocukları olan anne-babalık, daha sonra büyükanne ve
büyük babalık, emeklilik çağında karı koca olmak, yaşlı karı koca olmak gibi, her birinde değişik görev ve sorumlulukları gerektiren değişimlere uğrar.
Hısım Akraba Evliliğimiz
Karı kocanın anne babaları ve her iki taraftan akrabalar, evlilik ilişkisinde ve
hayatta geniş aile gücünü ve desteğini sağlayan kaynaklar olabileceği gibi birer
stres faktörü de olabilirler. Aile büyükleri ve akrabalarla kurulacak sağlıklı iletişim
ve dolayısıyla oluşması arzulanan geniş aile desteği, çekirdek ailenin kendini güçlü
hissetmesini sağlayan ve hayatta yalnız olma duygusunu azaltan bir nitelik taşır. Öte
yandan eşin ailesiyle yaşanan anlaşmazlıklar evlilik ilişkisi üzerinde olumsuz ve hatta yıkıcı etkiler oluşturabilir. Eşlerin aileleriyle ilgili anlaşmazlıklar özellikle evliliğin
ilk yıllarında daha fazla sorun olabilmektedir. Ancak eşlerin her ikisinin de öncelikle
19
SAĞLIK BİLGİSİ 2
kendi evliliklerinin kıymetini bilerek ve ilişkilerine sahip çıkarak geliştirecekleri çözümcü yaklaşımlar, bu konuda yaşanan çatışmaları azaltabilir.
Neden En Çok “Gelin Kaynana” Problemi Yaşanır?
Çoğu evlilikte, eşin
ailesiyle yaşanan problemler kayınvalide-gelin üzerinde yoğunlaşır.
Özellikle evin ve ailenin
kontrolünün
annenin
elinde olduğu ailelerde,
bu sınırlara yeni bir kadının girmesi, annenin,
kontrolü yitireceği kaygısına kapılarak olumsuz
Resim 01.02: Bazen Annelerin Oğullarını Kaybetme Endişesine
hareketlerde
bulunmasıBağlı Olarak Gelinleri Üzerinde Tahakküm Kurmayı Tercih
Etmeleri de Gelin İle Kayınvalide Arasında Yaşanan Problemin
na ve farkında olmadan
Nedeni Olabilir.
gelinini düşman olarak
algılamasına sebep olabilir. Ayrıca bazen annelerin oğullarını kaybetme endişesine bağlı olarak gelinleri
üzerinde tahakküm kurmayı tercih etmeleri de gelin ile kayınvalide arasında yaşanan problemin nedeni olabilir.
Akraba evliliğinin yararları ve zararlarını söyleyebilir misiniz?
Aynı şekilde kayınvalide kavramına karşı ön yargılı bir yaklaşım sergileyen
gelinler de kayınvalide-gelin ilişkisinde sorunlara sebep olurlar. Gelinin ön yargılar
nedeniyle daha baştan olumsuz tavırlar sergilemesi, kayınvalidenin kişiliğini kendi
annesininkiyle kıyaslaması, kayınvalidesinden aşırı beklentiler içinde olması gibi durumlar, gelin kaynana çatışmalarını doğurabilir.
Anne-Baba Olmak
İlk kez anne baba olmak çiftin hayatında muhteşem ama bir o kadar da zorlayıcı bir dönüm noktasıdır.
İlk doğan bebek bir yandan çiftin anne baba olmayı öğrenmelerini ve bu yeni
rollerini benimsemelerini sağlarken öte yandan eşlerin birbirlerine karşı üstlendikleri sorumlulukları da değiştirir.
Bebek, istenen bir bebek olsa da çiftin hayatında mutlaka değişimlere yol açar.
Çiftin karı koca ilişkisi içerisindeki özgürlükleri, bebeğin getirdiği yeni hayatla edine-
20
SAĞLIK BİLGİSİ 2
cekleri sorumluluktan etkilenir. Çiftin birbirleriyle, arkadaşlarıyla ve aileleriyle olan
ilişkileri, günlük rutinleri, sorumlulukları, alışkanlıkları, bu küçücük yeni konukla birlikte yeniden yapılanır, değişir. Bu yeni deneyim hem bireysel olarak hem de evli
bir çift olarak karı kocanın kimlik ve kişiliklerini değiştirebilir, geliştirebilir veya bazı
zorluklar yaşamalarına sebep olabilir.
Evliliklerde çocuk, çiftin arasındaki ilişkiyi geliştirip destekleyen, birbirlerine
yakınlaşmalarını sağlayan bir unsur olabileceği gibi çatışmaları başlatan ve kışkırtan
bir faktör de olabilmektedir. Üstelik her bir bebeğin doğuşu, çiftin her seferinde yeniden uyum sağlamasını zorunlu kılan bir süreci başlatır. Eşlerin bir yetişkin sorumluluğunu almaya hazır bulunma düzeyleri ideal bir ebeveyn olup olamayacaklarını
da belirler. Bu sebeple eşlerin ne zaman çocuk sahibi olacaklarına veya çocuk sahibi
olmaya hazır olup olmadıklarına karar vermeleri gerekir.
1.2 AİLE PLANLAMASI
1.2.1 Tanımı
Ailelerin istedikleri ve bakabilecekleri sayıda ve en uygun zamanda çocuk sahibi olmaları veya çiftlerin ekonomik olanaklarına, kişisel isteklerine göre çocuk sayısını tayin etmeleri ve doğumlar arasında istedikleri aralığı sağlamalarıdır.
Her aile istediği kadar çocuk sahibi olmakta serbesttir. Bu onların doğal hakkıdır. Aile planlamasındaki amaç; ailelerin kendi iradeleri ile istedikleri sayıda çocuk
sahibi olmalarını sağlamak, bireyleri ve aileleri üreme sağlığı konusunda eğitmek,
anne ölümlerini önlemek ve sağlığını korumak, yüksek riskli ve istenilmeyen gebelikleri önlemek, çocuk sahibi olmak isteyenlere tıbbî yardım sağlamak ve bireyleri
aile planlaması yöntemleri konusunda eğitmektir.
Aile planlamasının temel amacı; çok ve sık gebelik ve doğuma bağlı anne ve
çocuk sağlığına olabilecek olumsuz etkileri önlemek, oluşan olumsuz etkilerin giderilmesine yardım etmek ve çocuğu olmayan ailelerin çocuk sahibi olmalarını sağlamaktır.
Çağlar boyunca insanlar istenmeyen gebelikleri ya da doğumları önlemek
amacıyla çeşitli yöntemlere başvurmuşlardır. Bunların birçoğu zaman zaman annenin ve çocuğun yaşamına mal olmuştur. Özellikle İkinci Dünya Savaşı sonrasında
bilimsel çalışmalar sonucu geliştirilen yöntemler, eski yöntemlerin yerini almaya
başlamıştır. Günümüzde hem kadınlar hem de erkekler için geliştirilmiş son derece
güvenilir ve etkili metotlar mevcuttur.
Günümüzde dünya nüfusunun %75’i gelişmekte olan ve az gelişmiş ülkelerde yaşamakta ve tüm doğumların %85’i, tüm anne ölümlerinin %99’u, tüm bebek
ve çocuk ölümlerinin %95’i bu bölgelerde olmaktadır. Ölüm oranlarının bu kadar
yüksek olmasının nedeni bu ülkelerde tıbbî yardımın yetersiz olması, korunma yöntemleri konusunda bilgi sahibi olunmaması nedeniyle modern ve etkili yöntemleri
21
SAĞLIK BİLGİSİ 2
kullanamama ve ihmaldir.
Ülkemizde ise hala çiftlerin büyük bir kısmı geleneksel, güvenirliliği düşük,
sağlık açısından sakıncalı doğum kontrolü yöntemlerini uygulamaya çalışmaktadır.
Bu duruma neden olan faktörler ise; çiftlerin doğum kontrolü yöntemleri hakkında
yetersiz ve yanlış bilgiye sahip olmaları, tıbbî destekten yeterince yararlanılmaması
ve bu konuda gerekli eğitimin sağlanamamasıdır.
Sizce aile planlaması neden gereklidir?
1.2.2 Aile Planlamasının Ana-Çocuk Sağlığına Etkisi
Evli çiftlerin fiziksel ve psikolojik yönden sağlıklı olmaları, çocuk sahibi olmalarının en temel koşuludur. Çiftlerin evlenmeden önce gerekli sağlık muayenelerinden geçmeleri toplum sağlığı açısından son derece önemlidir. Genellikle kronik nefrit, tüberküloz, kalp rahatsızlıkları, frengi ve AIDS gibi hastalıklar hamilelik öncesi ve
sonrasında anne ile bebeğin sağlığı açısından büyük tehlike oluşturmaktadır.
Aile planlamasının ana-çocuk sağlığına etkilerini söyleyebilir misiniz?
Birçok kadını ölüme sevk eden en önemli nedenlerden biri de fazla doğum
yapmaktır Kontrolsüz oluşan gebelikler sonucunda meydana gelebilen düşük, annenin hayatını ve sağlığını tehdit etmektedir. Oysa aile planlamasında kullanılan
yöntemlerin böyle bir tehlikesi yoktur. Çünkü bu yöntemler bilimsel araştırma ve
incelemelerin sonucu ortaya çıkmıştır.
Aileler bakabilecekleri, besleyebilecekleri ve sağlığını koruyabilecekleri kadar
çocuk sahibi olurlarsa bebek ölümleri azalacak, anneler sık gebelik ve doğumdan
yıpranmayacaktır.
İstemedikleri halde doğum yapacak annelerin ilkel yöntemlerle çocuk düşürmelerini önlemek; onlara gebelikten korunma yöntemlerini öğretmekle gerçekleşecektir.
1.2.2.1 Aile Planlamasının Anne Açısından Yararları
* Gebelik, doğum ve düşük nedeniyle anne ölümleri azalır.
* Annenin üreme organlarına ait sağlık sorunları azalır.
* Doğuma yönelik komplikasyonlar azalır.
* Çiftler arasında gebe kalma korkusu ortadan kalktığı için sağlıklı bir cinsel
yaşantı oluşur.
22
SAĞLIK BİLGİSİ 2
* Çiftlerin istenilmeyen gebelik, düşük ve kürtaj sorunları ortadan kalkar.
1.2.2.2 Çocuk Sağlığı Açısından Yararları
* Bebek ölüm oranları düşer.
* Prematüre doğumlar azalır
Bebeklere bulaşabilecek hastalıklar önlenir. Çiftler bakabilecekleri sayıda çocuğa sahip olduklarında ,onların yeterli ve dengeli beslenmelerini sağlayarak sağlıklı çocukların, nesillerin ve toplumun oluşmasını sağlarlar.
Çocuklarda oluşabilecek problemler en aza indirgenerek mutlu ve kişilikli büyümeleri sağlanır.
Aile planlaması hizmetleri yeterli düzeyde verildiğinde ana ve çocuk sağlığı
olumlu düzeyde etkilenir. Dolayısıyla sağlıklı bireylerden oluşan toplum da sosyal
ve ekonomik yönden gelişme sağlar.
Aile planlamasının toplum sağlığına etkileri nelerdir?
1.2.3 Toplum Sağlığı Açısından Aile Planlaması
Aile planlamasının toplum sağlığına etkileri:
* Ailelere gebeliği önleme yöntemlerinin anlatılması ve uygulanması nüfus
artış hızının yavaşlamasına katkıda bulunur.
* Gebe kalma aralığının en az 2-3 yıl olması gerekir. Aile planlaması ile bunu
düzenlemek anne sağlığının korunmasını ve sağlıklı çocuklara sahip olunmasını sağlar.
* Aşırı doğurganlığı önlemek anne sağlığını korur. Araştırmalar üçüncü doğumdan sonra gebelik ve doğumla ilgili risklerin arttığını göstermektedir.
Beşinci doğumdan sonra anne ve bebeğin ölüm riski artar. Aile planlaması
yöntemleri aşırı doğurganlığı önler.
* Ailedeki çocuk sayısının fazla olmaması ailenin çocuklarına yeterli zamanı
ayırmasını, maddi ve manevi gereksinimlerini karşılamayı kolaylaştırır. Böylece topluma bedenen ve ruhen sağlıklı çocuklar yetiştirilebilir.
* 20 yaşından önce ve 35 yaşından sonraki doğumlar anne ve bebek ölümlerini artırır. Aile planlaması bu açıdan da anne ve çocuk sağlığını korur.
* İstenmeyen gebelikleri sonlandırmak yerine istenmeyen gebeliklerin önlenmesi anne sağlığını riske atmayı engeller.
1.3 ANA VE ÇOCUK SAĞLIĞI
Toplum sağlığı açısından özellikle önem taşıyan konulardan biri ana ve çocuk
sağlığıdır. Çünkü birçok ülkede sağlık sorunları doğurgan çağdaki kadınlarda ve çocuklarda yoğunlaşmaktadır. Ana ve çocuk sağlığı hizmetlerinin kalitesinin artırılma23
SAĞLIK BİLGİSİ 2
sı genel sağlık sorunlarının çözümü açısından gerekli olmaktadır.
1.3.1 Ana Sağlığı
Sağlık hizmetleri açısından ana, doğurganlık çağındaki kadın olarak tanımlanır. Çocuk sahibi olsun ya da olmasın 15-49 yaş arasındaki kadınlar ana olarak kabul
edilir.
Ana ve çocuk sağlığı hizmetleri doğurganlık çağındaki kadınlarla, okul öncesi
(0-6 yaş) çocuklara yönelik hizmetlerdir. Bu iki grup birlikte ele alınır. Çünkü ananın
sağlığı çocuğun sağlığını doğrudan etkilerken çocuğun sağlığı da ananın ruhsal ve
bedensel sağlığını etkiler.
Ana sağlığı göstergelerini söyleyebilir misiniz?
Ana Sağlığı Göstergeleri;
* Ana Ölüm Hızı ( AÖH )
* Perinatal Ölüm Hızı (PNÖH )
* Kaba Doğum Hızı ( KDH )
* Doğurganlık Hızları
* Toplam Düşük Hızı
* İsteyerek Düşük Oranı
* Kontraseptif Yöntem Uygulamaları
* Doğum Öncesi Bakım Alan Gebe Oranı
* Hastanede ve Sağlık Personeli Yardımıyla Yapılan Doğumların Oranı
* Doğum Sonu Bakım Alanların Oranı
* Jinekolojik Hastalık Prevalansı
* Obstetrik Komplikasyonların Görülme Oranı
* Kadının Statüsü
1.3.1.1 Gebelik Dönemi
Erkeklerin üreme sisteminde sperm adı verilen üreme hücresi, kadınların üreme sisteminde ise yumurta adı verilen üreme hücresi oluşturulur.
Kadın üreme organında yumurta ile spermin birleşmesine döllenme denir.
Döllenme ile başlayan ve bebeğin doğumuna kadar geçen süre gebelik adını alır.
Kadınlarda her ay genellikle bir yumurta hücresi olgunlaşır. Yumurtalıktan serbest bırakılan bu hücre yaklaşık 24 saat hayatta kalır. Gebe kalma olasılığı da âdet
kanamasının başlangıcından sonraki 12-14. günlerde daha yüksektir. Yumurtanın
olgunlaşması ve atılması bir döngü takip ettiğinden âdet kanamasından sonra yeni
yumurta hücresinin atılımı genellikle bu günlere rastlar.
24
SAĞLIK BİLGİSİ 2
Bu dönemde yumurtanın spermle karşılaşması gebeliğin başlangıcıdır. Bir
sperm hücresinin dölleme yeteneği ise dişi vücuduna bırakıldıktan sonra 72 saat
boyunca korunur. Yumurtanın atıldığı ve canlılığını koruduğu bu günlerde yumurta,
sperm tarafından döllenmiş ise meydana gelen bu hücre zigot adını alır. Hem annenin hem babanın kalıtsal özelliklerini taşıyan zigot hemen bölünmeye başlar.
Zigot önce iki hücreye bölünür ve bölünmeler ikiye katlanarak devam eder.
Yaklaşık 5-7 gün sonra çok sayıda hücre taşıyan bu yapı yani embriyo annenin rahim
iç duvarına tutunur.
Doğuma kadar embriyonun anne ile bağlantısını, beslenmesi ve korunmasını
sağlayan plasenta oluşur.
Normal gebelik süresi ortalama 280 gündür ( 40 haftadır.). Özellikle ilk üç ay
gebeliğin en riskli dönemidir. Bu dönemde embriyoda gelişim hızlıdır ve dışarıdan
gelecek etkenlere duyarlıdır. Düşüğün ortaya çıkma olasılığı ilk üç ayda yüksektir.
Düşük, gebeliğin 20. haftadan önce sona ermesidir. Düşüğün nedenleri arasında gelişim
anormallikleri, hastalıklar, rahimdeki kusurlar sayılabilir.
Resim 01.03: Ovum (Yumurta Hücresi) İle Sperm
Hücresinin Birleşmesi
Anne baba tarafından istenmeyen gebeliklerin 10. haftaya kadar, hekimler tarafından
sonlandırılması yasal olarak
mümkündür. Anne sağlığı açısından istenmeyen gebeliklerle karşılaşmamak için aile planlaması
yöntemlerinden yararlanılmalıdır.
Gebelik Belirtileri
Bazı belirti ve bulgular size bu sorunun cevabının “evet” olma ihtimalinin yüksek olduğunu gösterir. Bunlar:
* Beklenen adetin başlamaması
* Görülen adetin niteliklerinin normalden farklı olması (miktarın, adet görme zamanının, beraberinde oluşan belirtilerin, öncesinde oluşan belirtilerin
farklı olması)
* Memelerde dolgunluk, hassasiyet, meme ucunda koyulaşma, meme başında karıncalanma hissi
* Karnın alt kısmında dolgunluk, şişkinlik ve bazen hassasiyet
* Bulantı ve bazen kusma
25
SAĞLIK BİLGİSİ 2
* Yorgunluk, uykuya eğilim, baş dönmesi
* Sık idrara çıkma
* Vajina salgılarının artması
Bu belirtiler muhtemel bir gebeliğin habercisidir. Kesin bir gebelik varlığını
göstermezler, zira başka durumlara bağlı da ortaya çıkabilirler. Kesin tanı için gebelik testi yapılmalı ve ultrasonda gebelik gözlenmelidir.
Gebelik Belirtileri nelerdir?
Kesin Cevabı Nasıl Alacaksınız?
Gebelik Testleri
Gebelik uterusta (dış gebelik durumunda tüplerde ya da karın boşluğu gibi
bir yerde) yerleştiği andan itibaren trofoblast hücreleri tarafından HCG (Human chorionic gonadotropin) adı verilen bir hormon salgılanmaya başlanır. Normalde kanda
ve idrarda eser miktarda bulunan bu hormonun arttığının çeşitli testlerle gösterilmesi (HCG salgılayan tümörlerin olduğu çok ender durumlar hariç) vücutta bir gebelik olduğunun kesin kanıtıdır.
İdrar Testleri
Eczanelerde ya da evlerde hazır test kitleri yardımıyla uygulanan idrarda gebelik testlerinin güvenilirliği üretici firma tarafından her ne kadar % 99 olarak belirtilse de yapılan çalışmalar özellikle adet gecikmesinin 10 günden daha az olduğu
durumlarda hata oranının % 50”lerde olabileceğini göstermektedir (“Hata” genellikle testin hassasiyetinin düşük olması nedeniyle var olan bir gebeliği saptayamaması
şeklinde olmaktadır. Ancak tam tersi de mümkündür).
Laboratuvarda uygulanan idrarda gebelik testleri ise adet gecikmesinin beşinci gününden itibaren güvenilir sonuç verebilmektedir. Bu testler daha düşük hormon seviyelerini tanıyabilen ve bu yüzden de hazır test kitlerine göre daha hassas
olan testlerdir.
Kan testi (beta HCG)
İdrar testleri ß-HCG’nin varlığını ya da yokluğunu saptayabilirken kan testleri
ß-HCG’nin kandaki seviyesini saptarlar. Böylece hormon salgısının başladığı en erken
dönemlerde, henüz adet gecikmesi bile olmadan kanda ß-HCG seviyesi saptanarak
gebeliğin tanısı konabilir, ya da gebelik oluşmadığı yönünde kesin karar verilebilir.
Ultrasonla Gebelik Tanısı
Adet gecikmesi bir haftayı geçtiğinde gebelik testi yapılmaksızın vajinal ultrasonla gebelik tanısı konabilir. Abdominal (karından bakılan) ultrasonla ise adet
gecikmesi en az 10 gün olmalıdır.
26
SAĞLIK BİLGİSİ 2
Gebelik Döneminde Bakım
Gebelik ve emziklilik, doğurganlık çağındaki her kadın için doğal bir olaydır.
Bu dönemlerde anne ve bebek sağlığını etkileyen birçok etmen vardır. Bunlar; annenin yaşı (18 yaş altı veya 35 yaş üstü doğumlar), gebelik sayısı/çoğul gebelikler,
son iki gebelik arasındaki süre, kronik hastalıklar, ilaç kullanımı, genetik yapı ve en
önemlisi yeterli ve dengeli beslenmesidir.
Sağlıklı bir toplumun temelini sağlıklı nesiller oluşturmaktadır. Çocukların
sağlıklı olarak dünyaya gelmesi için ve gelişimleri için annelerin, gebe ve emziklilik döneminde; bebeğin gelişimi, anne sütünün yapımı/emzirme, besinlere olan
gereksinmelerinin artması ve buna bağlı olarak yeterli ve dengeli beslenmeleri ve
sağlıklarını korumaları konusunda bilinçlendirilmeleri gerekmektedir. Gebe kadının
beslenmesi ile anne karnındaki bebeğin sağlığı arasında önemli bir ilişki bulunmaktadır. Anne karnındaki bebeğin bedensel ve zihinsel olarak büyümesi ve gelişmesi
annenin gebeliği süresince yeterli ve dengeli beslenmesi ile mümkündür.
Gebelik Döneminde Beslenme
Gebe kadının beslenmesi ile anne karnındaki bebeğin sağlığı arasında önemli
bir ilişki bulunmaktadır. Anne karnındaki bebeğin bedensel ve zihinsel olarak büyümesi ve gelişmesi annenin gebeliği süresince yeterli ve dengeli beslenmesi ile
mümkündür.
Sağlıklı bir bebeğin dünyaya gelişini etkileyen birçok faktör bulunmaktadır.
Yaşınızla ilgili bazı özellikleri ve kalıtımsal faktörleri kontrol edemezsiniz.
Ancak gebeliğiniz süresince yeterli ve dengeli beslenerek ve gebeliği olumsuz
etkilediği bilinen bazı risk faktörlerinden (alkol, sigara, ilaç kullanımı, vb.) kaçınarak
sağlıklı bebekler dünyaya getirebilirsiniz. Bu nedenle, gerek bebeğinizin ve gerekse
sizin sağlığınızın temel taşlarından birisi yeterli ve dengeli beslenmedir.
Gebelik döneminde beslenme nasıl olmalıdır?
Gebelik süresince annenin yetersiz ve dengesiz beslenmesi ile bebekte oluşabilecek
sorunlar:
* Zamanından önce, erken doğum (prematüre)
* Düşük doğum ağırlıklı bebek (doğum ağırlığı 2500g’ın altında olanlar)
* Bedensel ve zihinsel gelişimi yetersiz bebek doğumları
* Ölü doğumlar
27
SAĞLIK BİLGİSİ 2
Yetersiz ve dengesiz beslenme sonucu oluşabilecek bu sorunlar; 18 yaş
altında (adölesan gebelerde) ve 35 yaş
üstündeki kadınlarda, sık aralıklarla (2
yıldan az) gebe kalan ve çoğul gebeliği
(ikiz, üçüz) olan kadınlarda daha fazla
görülmektedir.
Gebelikte
Önemlidir?
Beslenme
Neden
Gebelikte kadının vücudunda,
yeni bir canlının (bebeğin) oluşması
ve büyümesi ile bazı değişiklikler izlenir. Oluşan bu değişikliklerle birlikte gebe kadın, hem kendisinin hem de bebeğin
gereksinmelerini karşılayabilmek için bu dönemde beslenmesine daha fazla dikkat
etmek zorundadır. Bu nedenle gebe kadın gebeliği süresince;
Resim 01.04: Zamanından Önce, Erken Doğum
(Prematüre)
1. Kendi fizyolojik gereksinmelerini (enerji ve besin öğelerini) karşılamak,
2. Vücudundaki depolarını (besin öğeleri yedeğini) dengede tutmak,
3. Anne karnındaki bebeğin sağlıklı büyüme ve gelişmesini sağlamak,
4. Emzirmeye hazırlık için salgılanacak sütün enerji ve besin öğelerini karşılamak için; Yeterli ve dengeli beslenmek zorundadır.
Gebelik Döneminde Görülen Sorunlar
Gebelikte yetersiz ve dengesiz beslenme; anne ve bebek sağlığını olumsuz
etkilemekte ve beslenmeye bağlı bazı sağlık sorunlarını ortaya çıkarmaktadır.
Bunlar:
Kansızlık (Anemi)
Gebelikte artan demir gereksinmesinin karşılanamaması, kan
hacminin artması, sık doğumlar
(2 yıldan daha az aralıklar) ve düşüklerle demir depolarının azalmış
olması, besinlerle alınan demirin
(daha çok bitkisel kaynaklı demir)
vücutta kullanımının düşük olması
ve toprak, kâğıt, kireç gibi besin olmayan kaynakların yenmesi (pika)
kansızlığın başlıca nedenleridir.
Resim 01.05: Kan Hemoglobin (Hb) Değerinin
Gebe kadınlarda kansızlık (anemi); Normalin Altına Düşmesi Olarak Tanımlanan Anemi
Hamilelik Dışında Kadınlarda Sıkça Görülür.
taşikardi, yorgunluk, baş dönmesi,
28
SAĞLIK BİLGİSİ 2
düşük doğum ağırlıklı bebek doğumu ve hatta bebek ölümlerine neden olabilmektedir.
Kansızlık(anemi)nin nedenleri nelerdir?
Gebe kadınlarda kansızlık (anemi)hangi sorunlara sebep olur?
Gebelik süresince annenin kan hacmindeki artışla birlikte hemoglobin miktarı
azalmaktadır. Kanın bir bileşeni olan hemoglobinin yapımı için demir elzemdir. Hemoglobin, gelişen bebeğe plasenta ile oksijen taşınmasında görev almaktadır. Hemoglobin düzeyinin 11-12 g/dl olması sağlıklı bir doğum için yeterlidir. Gebelikteki
demir ihtiyacını karşılamak için besinlerle yeterli miktarda demir alımı zor olabilir
(demir kaynaklarından emilimin yetersizliği, demirden zengin besin tüketiminin az
olması). Bu nedenle, doktorunuz ve diyetisyeniniz demirden zengin bir diyete (kırmızı et, kümes hayvanları, kuru baklagiller, tam tahıl ve zenginleştirilmiş tahıl ürünleri gibi demirden zengin besinler) ek olarak demir ilaçları (supleman) önerebilir.
Bu ilaçların aç karnına veya taze meyve suları ile birlikte alınması demirin vücutta kullanımını artırmaktadır. Ayrıca her öğünde sebze ve meyve gibi C vitamini
kaynağı besinlerin tüketilmesi, besinlerde bulunan demirin vücutta emilmesine yardımcı olur.
Yemeklerle birlikte çay ve kahve alımının demir emilimini azaltarak kansızlığa
neden olduğunu unutmayınız.
Gebelikte neden daha fazla demire gereksiniminiz var?
Ödem
Özellikle gebeliğin son üç ayında görülen ödem doğal bir olay olmasına karşın
ödemin vücuttaki miktarı ve yaygınlığı önemlidir. Tedavi edilmeyen preslemesi hem
anne hem de bebeğin yaşamını tehlikeye sokar ve bu durum gebeliğin sonlarına
doğru daha da tehlikeli olabilir.
Osteomalasia (kemik dokusu harabiyeti)
Gebelikte, kemik dokusunun yapımı ve sağlığı için gerekli olan kalsiyum, fosfor gibi minerallerin yetersiz tüketimi ve D vitamini kaynağı olan güneş ışınlarından
yeterli düzeyde yararlanamama, anne kemiklerinden kalsiyum, fosfor çekilmesine,
dolayısıyla kemiklerinin yumuşamasına ve kemik dokusunun bozulmasına (osteomalasia) neden olur. Gebelik süresince kemik yapısını oluşturan kalsiyumun yeterli
miktarda alımı, bebeğin iskelet yapısının gelişmesine ve annenin kemik kitlesinin
korunmasına yardımcıdır.
29
SAĞLIK BİLGİSİ 2
Gebelik zehirlenmesi (Toksemi)
Yetersiz beslenmenin de içinde bulunduğu birçok nedene bağlı olarak gebeliğin son döneminde, kan basıncının (hipertansiyon) artması, idrarla protein kaybı
sonucu el ve ayaklarda ağır ödemlerle ortaya çıkmaktadır. Plasenta dolaşımı iyi olmadığı için bebek iyi beslenemez, bebek ölümleri görülebilir. Kronik hastalığı olan
(böbrek, kalp hastası, diyabetik) gebelerde, ileri yaş (35 yaş üzeri) gebeliklerde, çok
ve sık aralıklı doğum yapan kadınlarda, sıklıkla ortaya çıkabilir.
Gebelikte Görülen Mide-Barsak Rahatsızlıkları
Gebelikteki hormonal değişikliklere bağlı olarak görülen mide-barsak rahatsızlıkları; sabah bulantıları, kabızlık, mide ekşimesi ve şişkinliktir. Bu rahatsızlıklar
beslenmenizde yapacağınız küçük değişikliklerle hafifletilebilir.
Bulantılar
Daha çok gebeliğin ilk üç ayında görülen bulantılar, hormonal değişikliklerin,
özellikle östrojen düzeylerindeki artış ile ortaya çıkmaktadır. Bazı gebeler için
sabah bulantıları geçici iken bazıları için bu durum sürekli olabilir. Gebe kadınlarda
ağırlık ve su/elektrolit kaybına (dehidratasyon) neden olabilecek düzeyde ağır mide
bulantısı/aşırı kusma görülebilir. Beslenmenizde yapacağınız küçük değişikliklerle
bulantılarınızı hafifletebilirsiniz.
Kabızlık
Gebelikte oluşan hormonal değişiklikler, barsak kaslarınızın gevşemesine ve
barsak hareketlerinizin yavaşlamasına neden olur. Bu durum, kabızlığın oluşması ile
sonuçlanabilir. Kullanılan demir suplemanları(destekleri), kabızlığı daha da ağırlaştırabilmektedir. Kabızlığı beslenmenizde yapacağınız değişikliklerle önleyebilir veya
hafifletebilirsiniz.
Mide Yanması/Ekşimesi
Daha çok gebeliğin son üç ayında görülen mide ekşimesi, bebeğin sindirim
organları üzerine baskıda bulunması sonucu oluşmaktadır.
Aşerme
Gebelik döneminde hormonal değişikliklerle ortaya çıkan aşerme; bazı besinlere karşı şiddetli bir istek veya aşırı bir isteksizlik (tiksinti) durumu olarak tanımlanmaktadır. Tat değişiklikleri genellikle hormonal değişimlerin bir sonucu olup çoğunlukla gebeliğin ilk ayından sonra (veya nadiren doğumdan sonra ) düzelmektedir.
Besin alımında çok fazla isteksizlik ve buna bağlı olarak bazı besin gruplarının yetersiz tüketimi dışında aşerme durumu zararsızdır.
Gebelik ve Diyabet ( Gestasyonel diyabet)
Ailesinde diyabet geçmişi olan, şişman, daha önceden sorunlu gebelik geçir-
30
SAĞLIK BİLGİSİ 2
miş, 35 yaş sonrası gebe kadınlarda diyabet görülme riski daha fazladır. Bir önlem
olması açısından çoğu gebe kadının rutin olarak gestasyonel diyabet testi yaptırması erken müdahale açısından önemlidir. Gebelik süresince görülen diyabet, kan
basıncını yükselmesine (hipertansiyon) ve iri bebek (doğumda güçlük yaratacak derecede 4500 gramın üzerinde) doğmasına, bebekte ve annede bazı sorunlara neden
olmaktadır. Bu nedenle gestasyonel diyabet tanısı ve doğru tedavi yöntemi önemlidir. Diyetisyen tarafından kan şeker düzeyini kontrol altına alabilecek bir beslenme
programı tedavinin temelini oluşturmaktadır. Gestasyonel diyabet, çoğunlukla doğumdan sonra geçen bir durumdur.
Gebelik döneminde görülen sorunlar nelerdir?
1.3.1.2 Doğum
Doğum ağrısı; Bugüne kadar tanımlanan en şiddetli ağrı kaynaklarından biridir. Çocuğun doğumu, yaşamın en pozitif olaylarından biri olduğu için buradaki
ağrının doğası, hastalık, rahatsızlık, travma, cerrahi ve tıbbi işlemler sonucu oluşan
ağrıdan farklıdır.
Normalde gebelik süresi son adet kanamasından itibaren 40 haftadır. Bebek
38-42. haftalarda doğmuş ise zamanında doğmuş kabul edilir.
Nedenleri tam olarak bilinmese de annenin, rahim yapısının kusurları, ciddi
bir hastalığının olması, sigara içmesi gibi durumlar; bebeğin anne karnında ölümü,
çoklu gebelik vb. erken doğum sancılarına yol açabilir. 28-37. haftalarda doğan bebekler “prematüre” olarak kabul edilir. Bu bebekler özel bir bakım ile yaşatılabilir.
Erken doğum kadar tehlikeli bir durumda uzamış gebeliktir. 42. haftasında
hâlâ sonlanmamış gebeliklerde suni doğum sancıları başlatılarak ya da sezaryen ile
doğum gerçekleştirilir. Bu bebekler “postmatüre” olarak kabul edilir. Uzamış gebeliklerde gelişimini tamamlamış bebek plasentadan yeterli besin ve oksijeni alamayacağından tehlikeli sonuçlara yol açabilir.
Normal bir doğumun başladığını gösteren bazı işaretler vardır. Bunlardan biri
doğum sancılarından birkaç saat önce kanlı ve koyu kıvamlı bir sızıntının olmasıdır. Bazı hormonların etkisiyle rahimde kasılmalar ve doğum sancıları başlar. Bebeği
çevreleyen kese yırtılır. Kesenin içini dolduran amniyon sıvısı boşalır. Doğum sancılarının artması ile birlikte rahimdeki kasılmalar düzenli aralıklarla olur. Kasılmalar
gittikçe şiddetlenir ve uzun sürer. İki kasılma arası kısalır. Rahim boynu açılır ve bebek doğum kanalına itilir. Kasılmalar ve annenin ıkınmasıyla oluşan basınçla bebek
hareket eder ve vajina açıklığının artmasıyla dışarı çıkar. Bebeğin göbek bağı kesilir.
İlk muayenesi yapılır, tartılır ve temizlenir. Doğumdan yaklaşık 10-30 dakika sonra
da plasenta dışarı atılır. İlk doğumlarda, doğum sancılarının başlamasıyla bebeğin
31
SAĞLIK BİLGİSİ 2
doğumuna kadarki süre yaklaşık 13 saattir. Sonraki doğumlarda bu süre kısalır.
Normal yolla yapılamayan doğumlarda sezaryen yöntemi kullanılır. Sezaryen
karnın ve rahmin kesilerek açıldığı cerrahi bir yöntemdir. Bebek bu açıklıktan alınır.
* Erken doğumlarda,
* Bebeğin büyük, annenin doğum kanalının dar olması durumunda,
* Çoklu gebeliklerde,
* Bebeğin anormal pozisyonlarda gelişinde vb. durumlarda sezaryen gereklidir.
1.3.1.3 Lohusalık, Emziklilik Dönemi ve Bakımı
Lohusalık: Doğum eylemi bittikten sonra plasenta ve zarlarının ayrılmasından
sonraki dönemdir. 6-8 (42 gün)haftayı kapsar. Bu dönemin sonunda gebelikte oluşan tüm değişiklikler gebelik öncesine döner. Bu dönemde anne ve bebeğin hastalıklardan korunması için özenli bir bakım gereksinimi vardır.
Lohusalık Döneminde Annedeki Değişiklikler
Rahim Küçülmesi: Rahim doğumdan sonra büyüktür ve karın üzerinde ele gelir. Daha sonra kasılmalar ve bebek için hazırlanan iç tabakanın soyulup atılması ile
eski durumuna bir hafta içinde geri döner. Bebeği emzirmek bu sürecin hızlanmasına yardımcı olur.
Lohusalık Kanaması: Doğum sonrası adet kanamasına benzer bir kanama görülür. İlk günlerde adet kanı gibi ilerleyen günlerde pembe kahverengi, daha sonrada sarımtırak beyaz bir görünüm alır. Bu süreç 20-25 gün sürer. Bazen lohusalık
dönemi bitiminde adet kanaması görülebilir, bazen de emzirme süresince hiç adet
kanaması görülmez.
Normal yolla yapılamayan doğumlarda hangi yöntem kullanılır?
Emziklilik döneminde meme başı çatlakların, meme iltihabı, tıkanma gibi
sorunlarla karşılaşılabilir. Düzenli emzirmek, sütün boşalmasını sağlamak genelde
sorunların kendiliğinden kaybolmasını sağlar. Ciddi durumlarda ise hekimin uyanlarına uyulmalıdır. Sıkça karşılaşılan meme başı çatlaklarında emzirmeden önce kaynatılıp soğutulmuş suyla meme başlarını silmek yararlı olacaktır. Genelde anne sütü
çatlamayı önleyecek yumuşaklığı sağlar.
Bazen de meme başı çatlaklarından giren bakteriler iltihaplara yol açabilir. Memenin bir bölümü kızarır, sert ve sıcaktır. Hekim önerisi olmadan göğüslere merhem
sürülmemelidir.
Doğum sırasında kullanılan aletlerin temiz olmaması, doğum sonrasında te-
32
SAĞLIK BİLGİSİ 2
mizlik kurallarına dikkat edilmemesi doğum yolu ya da rahimde enfeksiyonlara neden olabilir. Lohusa humması (al basması) olarak bilinen mikrobik hastalık sırasında
yüksek ateş, karın ağrısı, bulantı, kusma gibi belirtiler görülür. Şok ve ölüme yol açabileceğinden hekime başvurulmalıdır.
Lohusa hummasının, halk arasında uygulanan kurdele bağlama, şerbet içirme
gibi inanışlarla düzelmeyeceği bilinmelidir.
Lohusalık ve emziklilik döneminde anne yeterli ve dengeli beslenmeli, bol su
içmelidir. Lohusalığın ilk günlerinde anneye su vermemek yanlış bir alışkanlıktır.
1.3.2 Çocuk Sağlığı
Annenin gebelik dönemini etkileyen faktörler dünyaya gelecek çocuğun sağlığını da etkiler. Örneğin annenin gebelikte radyasyon etkisi altında kalması, bazı
ilaçları kullanması doğum sırasında çocuğun anne karnında oksijensiz kalması, boynuna kordon dolanması gibi durumlar çocuk sağlığını olumsuz etkiler. Özellikle beyinde kalıcı hasarlara yol açabilir.
Doğumdan sonraki ilk bir ay çocuğun hayatta kalması için önemli bir dönemdir bu dönemde iyi bir bakım ve nitelikli bir sağlık hizmetinin alınması gereklidir.
Bebeğin iyi ve dengeli beslenmesi sağlanmalıdır. Anne sütünün yeterli olması ve
bebeğin ihtiyacını karşılaması önemlidir. Hastalıklara karşı bağışıklama çocuk sağlığının korunmasında ve vücudunun direncinin artırılmasında olumlu yönde etki
eder.
Annenin gebelik dönemini etkileyen faktörler dünyaya gelecek çocuğun
sağlığını nasıl etkiler?
Bazı genetik bozukluklar çocuklarda ruhsal
ve bedensel hastalıklara
neden olabilir. Örneğin
Down Sendromu kromozomlarla ilgili bir anormallikten kaynaklanır. Bu
durum büyüme geriliği,
zihinsel kusur ve iskelet
bozukluklarına
neden
olur.
Resim 01.06: İnsan Dna’sında Fazladan 21. Kromozomun
Bulunması Nedeni İle Oluşan Duruma Down Sendromu Ya Da
Mongolizm Denilmektedir.
Sağlığın
geliştirilmesinin en önemli göstergelerinden biri de
çocukların büyüme durumlarının değerlendir-
33
SAĞLIK BİLGİSİ 2
mesidir. Türkiye’de 0-4 yaş grubundaki çocukların %10,3’ü yaşına göre kısa boylu
ve %3,2’si ise bodur tanımında yer almaktadır. Bu da yaklaşık her 9 çocuktan birinde
kronik beslenme bozukluğu olduğunu göstermektedir. Ancak çocukların zayıf olduğunu gösteren yaşına göre zayıf olma %3,1 ve boyuna göre zayıf olma %0,9’dur. Bu
da çocukların ağırlık artışlarının olduğu ancak iyi beslenmediklerini göstermektedir.
Beslenme durumun temel göstergeleri arasında olan “ilk altı ay sadece anne sütü
alma” durumu ise şu şekildedir; ilk iki ay %68,9, 2-3. aylarda %42,0 ve 4-5. Aylarda
%23,6’dır. Bu da beslenme ile ilgili sorunların ilk aylarda ortaya çıktığını göstermektedir.
1.3.2.1 Büyüme ve Gelişme
Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Bildirgesi’ne göre 0-18 yaş arası tüm bireyler
çocuk olarak kabul edilmektedir. Gelişim ise, döllenmeyle başlayan ve ölüme kadar
süren her alandaki (fiziksel, sosyal, duygusal, zihinsel) deşişim ve gelişmedir. Gelişim, organizmadaki iç ve dış etkenler sonucu birbirine bağlı ve düzenli biçimde ortaya çıkan, ilerleyici bir dizi değişiklikler olarak tanımlanır.
Çocuk gelişimi ise spermin yumurtayla döllenmesiyle başlayan ve çocukluk
döneminin sonuna kadar devam eden zihinsel, sosyal, duygusal ve bedensel özelliklerdeki değişme ve gelişmedir.
Gelişimin en hızlı olduğu dönem ise 0-6 yaş arasıdır. 0-6 yaş döneminin anne
karnında geçen ve doğumdan sonraki ilk üç yılı, fiziksel, bilişsel ve duygusal gelişimin en hızlı olduğu ve bireyin toplumsal bir varlık olarak benliğini kazanmasında
önemli rolü olan bir dönemdir.
Gelişimin en hızlı olduğu dönem hangi yaş grupları arası olur?
Türkiye standartlarına göre zamanında doğan bir bebek 48-50 cm boyundadır. Kütlesi 3000-3500 gramdır. Gelişimi normal seyreden 1 yaşındaki çocuk doğum
kilosunun üç katına, boyu da doğum sonrasının 1,5 katına erişir.
Boy ve kilo artışının yanında çocuklar aylara ve yaşa göre kazanılan bedensel
yetenekler ve zihinsel gelişim özellikleri gösterirler. Bu özellikler aşağıdaki gibi sıralanabilir.
Yeni doğan: Sırt üstü yatırıldığında dizlerini karnına çeker, kollarını kıvırır. Yüz
üstü yatarken başını yana çevirebilir. Emme, arama, yakalama refleksi vardır.
1aylık: Yüz üstü yatırılınca başını kaldırabilir. Ellerinden tutup oturtulur duruma getirilirse başı geriye düşer.
3aylık: Yüz üstü yatırılınca kolları ile destek alarak başını kaldırır, sağa sola çevirir. Ellerinden tutup oturtulur duruma getirilirse başını dik tutar. Gülümser ve ses
çıkarır. Arka bıngıldak kapanır.
34
SAĞLIK BİLGİSİ 2
6 aylık: Destekle oturabilir. Yabancıları tanıdıklarından ayırabilir. Alt çenedeki
ilk kesici dişleri çıkar.
9 aylık: Destekle ayakta durabilir ve yürüme hareketleri yapar. Emekler. “baba”,
“anne”, “mama” gibi iki heceli sözcükleri söyler.
12 aylık: Elinden tutulunca yürür. Söylenenlerin bazılarını anlar. Söylediği sözcük sayısı artar. Top ile oynar. 6-8 dişi vardır.
24 aylık: Merdiven iner çıkar. Organlarını tanır. Tuvalet ihtiyacını söyler. Eşyalara tırmanır. Üç sözcüklü cümle kurabilir. 16 dişi vardır.
4 yaşında: Sayı sayar. Renkleri tanıyabilir. Grup oyunlarına katılabilir. Masal anlatır. Tuvaletini kendi yapar.
6 yaşında: 10’a kadar sayar. Sağ ve sol elini gösterebilir. Paraları tanır.
6 aylık bebekler hangi bedensel yetenekler ve zihinsel gelişim özellikleri
gösterirler?
1.3.2.2 Çocuk Bakımı
Bilinmesi gerekenler:
Bebek eve götürüldükten sonra yıkanmalıdır. Göbek düşmemiş ise banyo sonrası kurulanmalıdır.
Bebeğin göbeği düşene kadar mikrop kapmaması için göbeği %70’lik alkol
ile silinmeli üzeri kapatılmamalı, alt bezine temas etmemelidir. Bebek her gün yıkanmalıdır. Bebeklerde kalça çıkıklığına neden olmamak için kundak yapılmamalı,
vücudu saran sıkı giysiler giydirilmemeli ve banyo sonrası ayaklarından tutup sallanmamalıdır.
Bebeklerin yüzükoyun yatmaları tehlikelidir. Bebek yan veya sırt üstü yatırılmalı ve pozisyonu sık sık değiştirilmeli, yüzü örtülmemelidir. Bebek doğduktan
sonra 3-5 gün içinde topuğundan alınan 4 damla kan ile bebekte büyüme ve zekâ
geriliğine yol açan fenilketonüri ve hipotroidi hastalığının erken teşhisi sağlanır. Bu
test için aile sağlığı merkezlerine başvurulmalıdır. Bebekleri hastalıklardan korumak
için düzenli sağlık kontrollerine götürmek ve aşılarını yaptırmak gerekir. Kontroller
ilk 3-5. günlerde, 15.gün ve 6. haftada yaptırılmalıdır. Bu konuda aile sağlığı merkezleri ücretsiz hizmet vermektedir.
1.3.2.3 Çocuk Beslenmesi
Yaşamın ilk birkaç yılı, sağlığın temellerinin atıldığı son derece önemli bir dönemdir. Bu kritik dönemde çocukların yaşaması, sağlıklı büyümesi ve gelişmelerinde yeterli ve dengeli beslenmesi önemlidir. Ülkemizde bebek (0-1 yaş) ve 1-5 yaş çocuk ölümlerinin başında solunum yolları enfeksiyon hastalıkları ile ishalli hastalıklar
35
SAĞLIK BİLGİSİ 2
gelmektedir. Beslenme yetersizliği ve dengesizliği ise bu sağlık sorunlarının sıklıkla
ortaya çıkmasına neden olmaktadır. Doğru ve sağlıklı beslenme vücudun hastalıklara yakalanma riskini azaltır, iyi beslenmeyen bir çocuğun bağışıklık sistemi yeterince
gelişemez ve mikroorganizmalarla savaşamaz.
Süt çocuğunun beslenmesinde dikkat edilmesi gereken belli ilkeler vardır. Bu
ilkeler genel olarak şöyle sıralanabilir:
Doğumdan itibaren başlamak üzere çocuklar ilk 6 ay tek başına anne sütü ile
beslenmelidir. Anne sütü verilmesi 6 aydan sonra başlanan uygun kalite ve miktarda
tamamlayıcı (ek) besinlerle 2 yaşına kadar sürdürülmelidir.
Çocuğa verilecek besinler onun sindirim sistemi fonksiyonlarına (emme, yutma vb.) uygun olmalıdır.
Yeni doğanın sindirim sistemi enzimleri belirli aylara
kadar yeterli değildir. Bu nedenle verilecek besinler çocuğun sindirim sistemine uygun olmalıdır. Besinlerin mideyi terk etme hızı çocuktan çocuğa farklılık gösterir.
Günlük toplam verilen besin miktarı çocuğun enerji ve besin öğeleri gereksinimini
sağlamalıdır. Çocuğa verilecek besinlerin, temizlik ve sağlık koşullarına uygun olarak hazırlanması gereklidir.
Süt çocuğunun beslenmesinde dikkat edilmesi gereken hususlar nelerdir?
Süt Çocuğunun Sindirim Sistemi Özellikleri
Ağız; çiğneme ve tükürük içindeki enzimlerle karışarak besinlerin sindiriminin
başlangıç yeridir. Oysa yeni doğanda ilk 4 ay ağızda sadece emme ve yutma işlevi
gelişmiştir. Ayrıca; tükürük içindeki amilaz enzimi de yetişkinin 1/4’ü kadardır. Bu
nedenlerle yeni doğanda ilk 4 ayda ağız sindiriminden söz edilemez.
Çocuk büyüdükçe (4-6 ayda) ağzında hafif pütürlü besinleri çevirebilir, 6-12
ayda ise çiğneme işlevi gelişir. Mide duvarının besinleri kavrama hareketi zayıftır. Bu
nedenle biberonla hızlı emme kusmaya neden olur. Midenin peristaltik ve boşalma
işlevleri de zayıftır.
Yeni doğanda protein sindirimi mide asidi (HCl) yerine labferment enzimi ile
gerçekleşir. Mide asidinin az olması nedeniyle, midede bulunan pepsin enziminin
protein sindirimi üzerine etkisi çok azdır. Yeni doğanlarda tripsin aktivitesi normaldir. Ancak pankreastan salgılanan a-amilaz yetersiz olup 4. aydan sonra artma-ya
başlar. Yağ sindirimi için gerekli olan pankreatik lipaz ve safra asitleri de yeni doğanda önceleri az olup sonra yeterli aktivite gösterir. Laktaz, amilaz ve lipaz enzimlerini
içermesi nedeniyle anne sütü yeni doğanın sindirim sistemine uygun bir besindir.
Anne Sütünün Özellikleri:
* Anne sütü hakkında şunlar söylenebilir:
36
SAĞLIK BİLGİSİ 2
* Anne sütü yeni doğan bebek için en ideal besindir.
* Anne sütü en doğal ve en taze besindir.
* Anne sütü her zaman temiz ve mikropsuzdur.
* Anne sütü daima hazırdır, ekonomiktir, özel harcama gerektirmez.
* Anne sütü tamamen ve kolaylıkla sindirilir, vücut proteinlerine dönüşür.
* Anne sütü yeni doğanı hastalıktan koruyan bağışıklık maddelerini içerir.
* Anne sütü bebekle anne arasında özel sevgi bağı kurulmasını sağlar.
* Anne sütü bebeği şişmanlatmaz.
* Anne sütü ilk aylarda bebeği anemiden korur.
* Anne sütü zihinsel gelişimi sağlayan elzem yağ asitlerini içerir.
Anne sütünün özellikleri nelerdir?
Anne sütünün bileşimi hakkında neler söylenebilir?
Emzirme ile ilgili önemli noktalar:
* Bebek doğumdan sonra ilk 1/2 saat içinde emzirilmeli,
* Kolostrum verilmeli,
* Bebek her ağladığında emzirilmeli,
* Gecede emzirilmeli,
* 6 ay tek başına anne sütü verilmeli,
* 6 aydan sonra uygun tamamlayıcı besinlerle emzirme 2 yaşına kadar sürdürülmeli,
* Büyüme ve gelişme izlenmeli
* Çocuk ishal olduğunda da emzirme sürdürülmeli
* Anne, gebelik döneminde emzirme konusunda bilgilendirilmelidir.
1.3.2.4 Aşılama
Günümüzde hekimlik anlayışı önemli ölçüde değişmiş ve tedaviye yönelik hekimlik hizmetleri yerine, koruyucu hekimlik hizmetleri temel alınmaya başlanmıştır.
Bu anlayış ile toplumların korunmasında hijyenik koşulların (ör. Temiz su temini, kanalizasyon, kişisel temizlik eğitimi gibi.) ve beslenmenin düzeltilmesi yanında bulaşıcı hastalıklara karşı aktif ve pasif bağışıklama ile korunmaya büyük önem verilmektedir.
Tanım: Organizmaya uygun yolla verildiğinde bağışık yanıt oluşturarak, canlının enfeksiyon hastalıklarından korunmasını sağlayan maddelere aşı denir.
Aşı olarak verilen maddeler antijenik yapıdadırlar. Organizmada hümoral veya
hücresel bağışık yanıt (veya her ikisini de birden) oluşturarak hastalığı geçirmeden,
fakat infeksiyon hastalığını geçirmişçesine koruma sağlarlar.
37
SAĞLIK BİLGİSİ 2
Dört çeşit aşı vardır.
* Cansız (ölü) mikrop aşıları
* Canlı (atenüe) mikrop aşıları
* Mikrop ürünlerinden hazırlanan aşılar
* Biyoteknolojik aşılar
Bir aşının beklenen sonucu verebilmesi için yeterli dozda, yeterli sayıda ve uygun zaman aralıkları ile ve usulüne uygun teknikle yapılması gerekir.
Aşı çeşitleri nelerdir?
Aşıların Verilme Yolları: Aşılar özelliklerine göre organizmaya çeşitli yollardan
verilebilirler. Bu yollar şunlardır.
* Buruna damlatmak
* Buruna püskürtmek
* Ağızdan verilerek (oral)
* Parenteral uygulama (enjeksiyon şeklinde)
DaBT-IPA-Hib:
Difteri, Aselüler Boğmaca, Tetanoz, İnaktif Polio, Hemofilus İnfuenza Tip B Aşısı (Beşli Karma Aşı)
KPA:
Konjuge Pnomokok Aşısı
KKK:
Kızamık, Kızamıkcık, Kabakulak Aşısı
DABT-IPA:
Difteri, Aselüler Boğmaca, Tetanos, İnaktif Polio
OPA:
Oral Polio Aşısı
Td:
Erişkin Tipi Difteri Tetanos Aşısı
38
SAĞLIK BİLGİSİ 2
Pekiştirme Dozu
Rapel(R):
Tablo 01.01: Ülkemizde Uygulanan Aşı Takvimi
Aşıların verilme yolları nelerdir?
1.3.2.5 Çocuklarda Görülen Bazı Sağlık Sorunları
Yüksek Ateş
Vücut ısısının normalin üzerine çıkması ateş olarak tanımlanır. Normal vücut
ısısına ait sınırları belirlemek zordur.
Genel olarak makattan ölçülen normal vücut ısısı 36.1 - 37.8 Cº olarak kabul
edilir. Çocuklarda vücut ısısı, erişkinlerden daha yüksektir ve ateşin gün içinde belli
bir ritmi vardır. Akşam üstü saatlerinde, makattan ölçülen ateş, 38.5 dereceye kadar
çıkabilmektedir. Çocuklarda en yüksek vücut ısısı saat 17-19 arasında, en düşük ısı
ise saat 24- 06 arasında olmaktadır. Gün içinde 1dereceye kadar değişiklik olabilir.
Yaşlar büyüdükçe vücut ısıları erişkin düzeylere doğru düşer.
Neden ateşimiz çıkar?
Kimi bakteri ya da virüslerin salgıladığı maddeler ya da kendileri, vücudumuzu
uyararak endojen pirojen dediğimiz maddelerin artışına yol açar. Bu pirojenler de
beyinde hipotalamusta etki ederek önceden ayarlanmış termostat derecesini yükseltirler. Bu da ateşe neden olur.
Ateşle nasıl mücadele edebiliriz?
İlaçlar, Soğuk uygulama.
İshal
Çocukluk çağında görülen ishalli hastalıkla, özellikle ülkemiz gibi gelişmekte olan ülkelerde en önemli sağlık problemlerinden biri olmaya devam etmektedir.
1980’li yıllarda dünyada her yıl yaklaşık 5 milyon çocuk ishalden hayatını kaybederken, tedavi ve önlemlerdeki gelişmelere rağmen bu sayı ancak 3 milyona indirilebilmiştir.
İshale zemin hazırlayan faktörler nelerdir?
Kötü yaşam şartları, sağlıksız yiyecek ve içeceklerin kullanılmasındaki zorunluluk ishalli hastalıklara neden olan mikroorganizmaların en önemli giriş yolu olan
ağızdan bulaşmaya neden olmakta ve bu toplumlarda ishalli hasta sayısı çiğ gibi
büyümektedir.
39
SAĞLIK BİLGİSİ 2
Bir çocukta mikrobik ishal oluşumunda bünyesel faktörler, temizlik ve hijyen
kurallarına uyma, bağışıklık sisteminin sağlamlığı ve bulaşan mikroorganizmanın
saldırganlığına bağlıdır. İshale neden olan mikroplar, bakteriler, virüsler ve protozoon dediğimiz parazitlerdir.
Doğada özellikle insan ve hayvan dışkılarıyla kirlenmiş sularda yaşayan, ishale
neden olan mikroplar bulunur. Bunlar kanalizasyon karışan durgun sular, ilaçlanmamış içme ve kullanma sularında uzun süre canlı kalarak çoğalabilirler. Bu mikroplu suların içilmesi ve bu sularla yıkanmış meyve ve sebzelerin tüketilmesiyle kişi
mikrobu alır. İshal olan bireyler de dışkılarıyla çevreye bulaştırırlar. Dışkıyla bulaşmış
ellerin ağıza götürülmesiyle de ishal gelişebilir.
Zatürre
Zatürre ( tıbbi adıyla pnömoni ) virüs, bakteri gibi etkenlerin yol açtığı, akciğer dokusunun tek veya iki taraflı enfeksiyonudur. Enfeksiyon, genellikle basit bir
soğuk algınlığı, üst solunum yolu enfeksiyonu gibi başlar ve ilerler.
Zatürrenin adı anne babaları korkutsa da, riskli bazı gruplar dışında ayaktan
tedaviyle yüz güldürücü sonuçlar alınan bir hastalıktır. Bağışıklık sistemi zayıf, iyi
beslenememiş, kronik hastalıkları olan çocuklar, prematür bebekler, sigara dumanına maruz kalan çocuklar daha riskli gruplardır, zatürreyi ağır geçirebilir, tedavi için
hastaneye yatmaları gerekebilir.
Çocuklarda zatürre etkenleri nelerdir?
Resim 01.07: Zatürre Hastalığında Alveollerin Görünümü
40
SAĞLIK BİLGİSİ 2
Çocukluk çağı zatürrelerinin en sık görülen nedenleri bakteriyel ve viral ajanlardır. Bu etkenler yaş grubuna göre farklılık gösterir. Kızamık ve suçiçeği, aşıyla önlenebilen, ciddi zatürreye neden olabilen diğer viral ajanlardır. Zatürre üşütmekten
olmaz; aşırı üşütme ve soğukta kalma, direnci azaltarak zatürre oluşmasına etki eder.
Belirtileri:
* Ateş, titreme, üşüme, terleme
* Öksürük, balgam
* Göğüs / sırt ağrısı
* Hızlı nefes alıp verme
* Göğüste hırıltı
* Nefes alıp verirken göğüs duvarında içe çekilmeler
* Kusma, baş ağrısı, kas ağrısı
* Halsizlik, iştahsızlık
Zatürrenin en önemli bulgusu öksürük ve yüksek ateştir (koltuk altından bakılan ateşin 38 derecenin üzerinde olması). Ancak zatürre, iki ayın altındaki bebeklerde öksürük olmadan da ateş, huzursuzluk, sık nefes alma (sakinken dakikadaki
solunum sayısının 60’ın üzerinde olması), nefes tutma, morarma atakları, göğüs duvarında çekintiler ile kendini gösterebilir.
Zatürrenin belirtileri nelerdir?
Daha büyük çocuklarda bu bulgulara göğüs ağrısı, balgam çıkarma, halsizlik,
baş ağrısı, karın ağrısı, kas ağrıları ve kırıklık da eşlik edebilir. Solunum sayısının 3-11
aylık çocuklarda 50/dakika, 1-5 yaş arasında 40/dakika, 5 yaş üzerinde 30/dakikanın
üzerinde olması, zatürre tanısı için önemlidir
Pamukçuk
Özellikle süt çocuklarında görülen bir mantar hastalığıdır. Ağız içinde
ufak, beyaz noktacıklar şeklinde görülür.
Emme güçlüğü ve ağrıya yol açar. Evde hazırlanacak karbonatlı suyla temizlenmeye
çalışılır. Parmağa sarılan bir tülbent, karbonatlı suya batırılır ve bebeğin ağız içi silinir.
Sık tekrarlıyor ve geçmiyorsa bir hekime
başvurulmalıdır.
Resim 01.08: Ağızda Pamukçuk
41
SAĞLIK BİLGİSİ 2
Doğmalık Hastalıklar
Yeni doğan döneminde bebeğin hayatını tehdit eden dört büyük sorun; doğuştan anomaliler, düşük doğum ağırlığı, enfeksiyonlar ve doğum travmalarıdır.
Yeni doğan bebeklerin % 2-3’ ünde çoğu genetik bozukluk sonucu oluşan doğuştan anomaliler saptanmaktadır. Yaşamın daha sonlarındaki evrelerinde ortaya
çıkan genetik hastalıklarla bu oran % 7-8’ e ulaşmaktadır.
Yeni doğan döneminde bebeğin hayatını tehdit eden sorunlar nelerdir?
Bir insanın sağlığı, görünümü, kişiliği ve yetenekleri, genetik yapısı ve içerisinde yer aldığı çevresinin etkileşimi ile belirlenir. Genler ailemizden bize geçen özellikleri taşıyan ve kromozomlar üzerine yerleşmiş, DNA dizininden oluşan en küçük
yapı taşlarıdır. Kişinin genleri onun potansiyelini oluşturmakta, çevresi ise bu potansiyeli sınırlamada veya ortaya çıkarmada yardımcı olmaktadır. Örneğin bazı ilaçların
kullanımı, enfeksiyonlar, beslenme bozukluğu veya sosyo-ekonomik yoksunluk kişinin genetik potansiyeline göre farklı sonuçlar ortaya çıkarır.
Çocukluk çağında birçok ciddi hastalığın nedenleri arasında genetik predispozisyon (yatkınlık) rol oynar. Bu hastalıkların bir bölümü prenatal tanı ya da genetik
danışma yöntemleri ile önlenebilmektedir, çok daha az bir bölümü de erken tanı
konulduğunda tedavi edilebilmektedir.
Akraba Evlilikleri
Türkiye gibi akraba evliliklerinin yoğun olduğu ülkelerde, sakat bebek doğumları çok sık görülmektedir. Akraba evliliklerin görülmesinin sebepleri arasında
genellikle, aileye ait mal varlığının dağılmaması, aile bireyleri arasındaki sevgi ve
saygıyı korumak, akrabaların evlilik ve sosyoekonomik beklentilerinin aynı olması
ve karşı cinsle rahat iletişime girememe gibi etkenler sayılabilir. Akrabalar arasında
yapılan evliliğe endogomi denilmektedir.
Kalıtımın taşıyıcısı genlerdir. Bizler nesiller öncesinden gelen atalarımızın bize
hediye ettiği genetik kalıtımla yaşama başlamaktayız. Vücudumuzun büyüyüp gelişmesi ve çalışması genlerimizin kontrolü altındadır. Yaşamın temel taşı olan genler,
bir DNA molekülündeki belirli bir özellik içeren kesitine verilen addır. Her bir gen
ya da birkaç gen kümesi bizdeki bir özelliğin bilgisini içerir. Anne ve babadan eşit
olarak geçen genler, bizdeki tüm yaşam duvarlarını örer.
Genler hücrelerde bulunan kromozomların kısımlarıdır. Dolayısıyla genler,
kromozomlarla birlikte çoğalarak, hücre bölündükçe yeni hücrelere geçerler. Kişide
her genin, biri anneden biri babadan gelmiş olan iki kopyası bulunur.
Bazen genin bir kopyasının yapısı bozuktur ve bu bozuk kopya yüzde elli olasılıkla çocuğuna geçer. Bozuk bir gen, kişinin bazı vücut işlevlerinin bozulmasına
42
SAĞLIK BİLGİSİ 2
neden olur.
İnsanlar birçok kalıtsal hastalığın genini taşır. Normal aile yapısında da hamilelikte çocuğun hastalıklı doğma olasılığı %25, taşıyıcı olma olasılığı %50, genin bozuk
kopyasını hiç almamış olma olasılığı ise %25’tir.
Akraba evliliklerinde aynı soydan geldikleri için anne ve babanın aynı genin
bozuk kopyasını taşıma yani hastalığın taşıyıcısı olma olasılığı çok yüksek olduğundan çocuklarında hastalıkların oluşma şansı çok daha fazladır.
Kan uyuşmazlığı
Annenin kan grubunun Rh negatif, babanın Rh pozitif olduğu durumda; bebeğin kan grubu Rh pozitif olursa Rh kan uyuşmazlığı ortaya çıkar. Böyle bir gebelikte annede Rh pozitif kan grubuna karşı antikor üretilir. Bu antikorlar bebeğin alyuvar
kan hücrelerinin çökelmesine ve önlem alınmadığında ölümüne yol açar.
Rh kan uyuşmazlığında genellikle ilk çocuklar sağlıklı doğar. Fakat annede
oluşan antikorları etkisiz hâle getirmek için özel bir tedavi uygulanmalıdır. Bu şekilde ikinci bir gebelikte bebeğin zarar görmesi önlenmiş olur.
Çocuk sahibi olmak isteyen kişiler kan gruplarını bilmeli, Rh kan uyuşmazlığına karşı hazırlıklı olmalıdır.
Sarılık
Resim 01.09: İlerlemiş Olan Sarılıklarda Bebeğe, Fototerapi Adı Verilen Özel Işınlar Ya Da Diğer
Tedavi Yöntemleri İle Tedavi Gerekebilir
Tanım: Yenidoğan bebeklerde sarılık, çeşitli nedenlere bağlı olarak bilirübin
denilen maddenin atılamayıp ciltte birikmesi sonucu ortaya çıkan bir hastalıktır.
Sıklık: Sarılık, zamanında doğan bebeklerin %60’ında, erken doğan bebeklerin
43
SAĞLIK BİLGİSİ 2
%80’inde hayatın ilk günlerinde görülmektedir.
Başlıca nedenleri;
* Yenidoğan bebeklerin karaciğer fonksiyonlarının henüz tam gelişmemiş olması bu nedenle bilirübin maddesinin vücuttan uzaklaştırılamaması
* Anne ile bebek arasında Rh veya kan grubu uygunsuzluğu olması
* Bazı enzim eksiklikleri
* Doğumsal kan hastalıkları
* Karaciğer hastalıkları
* Enfeksiyonlar
* Anne sütü
Sarılığın başlıca nedenleri nelerdir?
Bebeğinizde sarılık olduğu takdirde bu sarılığın miktarı ve sarılığa neden olabilecek diğer hastalıklar yönünden bebekten kan tahlilleri ve idrar tahlili gerekmektedir. Bebekte saptanan sarılığın durumuna göre fototerapi (ışık tedavisi) uygulanmaktadır. Sarılık düzeyinin çok daha fazla yüksek olduğu ve beyin hasarına yol açma
riskinin bulunduğu durumlarda bebeğe kan değişimi uygulanabilmektedir.
44
SAĞLIK BİLGİSİ 2
ÖZET
Fonksiyonlarını sürdüren aile, çocuğuna, gencine, kadınına, engellisine, yaşlısına sağlıklı bir ortamı sağlayan ailedir. Aile; kısaca toplumun temel birimi olarak
tanımlanabilir. Aile, ülkenin ekonomik, siyasal ve sosyal değişimlerini etkiler.
Çekirdek aile; anne, baba ve evlenmemiş çocuklardan oluşur.
Kişinin bundan sonraki hayatını kiminle ve nasıl geçireceğini, Kişiyi bekleyen
yeni sorumlulukları, Çocuklarının annesinin/babasının kim olacağını ve Ailenin bir
bütün olarak nasıl bir hayatı olacağını belirler.
Ailede rol paylaşımı konusunda bireylerin mutluluğunu belirleyen husus, her
bireyin rolleri konusunda diğerleriyle anlaşmaya varmış olması ve rollerinden duyduğu memnuniyettir. Sağlıklı ailelerde aile üyeleri, birbirlerinin rol beklentilerine
uygun davranırlar.
Çoğu evlilikte, eşin ailesiyle yaşanan problemler kayınvalide-gelin üzerinde
yoğunlaşır.
İlk doğan bebek bir yandan çiftin anne baba olmayı öğrenmelerini ve bu yeni
rollerini benimsemelerini sağlarken öte yandan eşlerin birbirlerine karşı üstlendikleri sorumlulukları da değiştirir.
Aile planlamasını temel amacı; çok ve sık gebelik ve doğuma bağlı anne ve
çocuk sağlığına olabilecek olumsuz etkileri önlemek, oluşan olumsuz etkilerin giderilmesine yardım etmek ve çocuğu olmayan ailelerin çocuk sahibi olmalarını sağlamaktır.
Sağlık hizmetleri açısından ana, doğurganlık çağındaki kadın olarak tanımlanır. Çocuk sahibi olsun ya da olmasın 15-49 yaş arasındaki kadınlar ana olarak kabul
edilir.
Kadın üreme organında yumurta ile spermin birleşmesine döllenme denir.
Döllenme ile başlayan ve bebeğin doğumuna kadar geçen süre gebelik adını alır.
Düşük, gebeliğin 20. haftadan önce sona ermesidir. Düşüğün nedenleri arasında gelişim anormallikleri, hastalıklar, rahimdeki kusurlar sayılabilir.
Gebe kadının beslenmesi ile anne karnındaki bebeğin sağlığı arasında önemli
bir ilişki bulunmaktadır. Anne karnındaki bebeğin bedensel ve zihinsel olarak büyümesi ve gelişmesi annenin gebeliği süresince yeterli ve dengeli beslenmesi ile
mümkündür.
Yemeklerle birlikte çay ve kahve alımının demir emilimini azaltarak kansızlığa
neden olduğunu unutmayınız.
Ailesinde diyabet geçmişi olan, şişman, daha önceden sorunlu gebelik geçirmiş, 35 yaş sonrası gebe kadınlarda diyabet görülme riski daha fazladır.
45
SAĞLIK BİLGİSİ 2
Normalde gebelik süresi son adet kanamasından itibaren 40 haftadır. Bebek
38-42. haftalarda doğmuş ise zamanında doğmuş kabul edilir.
Nedenleri tam olarak bilinmese de annenin, rahim yapısının kusurları, ciddi
bir hastalığının olması, sigara içmesi gibi durumlar; bebeğin anne karnında ölümü,
çoklu gebelik vb. erken doğum sancılarına yol açabilir. 28-37. haftalarda doğan bebekler “prematüre” olarak kabul edilir. Bu bebekler özel bir bakım ile yaşatılabilir.
Normal bir doğumun başladığını gösteren bazı işaretler vardır. Bunlardan biri
doğum sancılarından birkaç saat önce kanlı ve koyu kıvamlı bir sızıntının olmasıdır.
Lohusalık: Doğum eylemi bittikten sonra plasenta ve zarlarının ayrılmasından
sonraki dönemdir. 6-8 (42 gün)haftayı kapsar.
Annenin gebelik dönemini etkileyen faktörler dünyaya gelecek çocuğun sağlığını da etkiler. Örneğin annenin gebelikte radyasyon etkisi altında kalması, bazı
ilaçları kullanması doğum sırasında çocuğun anne karnında oksijensiz kalması, boynuna kordon dolanması gibi durumlar çocuk sağlığını olumsuz etkiler. Özellikle beyinde kalıcı hasarlara yol açabilir.
Çocuk gelişimi ise spermin yumurtayla döllenmesiyle başlayan ve çocukluk
döneminin sonuna kadar devam eden zihinsel, sosyal, duygusal ve bedensel özelliklerdeki değişme ve gelişmedir.
Boy ve kilo artışının yanında çocuklar aylara ve yaşa göre kazanılan bedensel
yetenekler ve zihinsel gelişim özellikleri gösterirler. Bu özellikler aşağıdaki gibi sıralanabilir.
Yeni doğan: Sırt üstü yatırıldığında dizlerini karnına çeker, kollarını kıvırır. Yüz
üstü yatarken başını yana çevirebilir. Emme, arama, yakalama refleksi vardır.
1 aylık: Yüz üstü yatırılınca başını kaldırabilir. Ellerinden tutup oturtulur duruma getirilirse başı geriye düşer.
3 aylık: Yüz üstü yatırılınca kolları ile destek alarak başını kaldırır, sağa sola çevirir. Ellerinden tutup oturtulur duruma getirilirse başını dik tutar. Gülümser ve ses
çıkarır. Arka bıngıldak kapanır.
6 aylık: Destekle oturabilir. Yabancıları tanıdıklarından ayırabilir. Alt çenedeki
ilk kesici dişleri çıkar.
9 aylık: Destekle ayakta durabilir ve yürüme hareketleri yapar. Emekler. “baba”,
“anne”, “mama” gibi iki heceli sözcükleri söyler.
12 aylık: Elinden tutulunca yürür. Söylenenlerin bazılarını anlar. Söylediği sözcük sayısı artar. Top ile oynar. 6-8 dişi vardır.
24 aylık: Merdiven iner çıkar. Organlarını tanır. Tuvalet ihtiyacını söyler. Eşyalara tırmanır. Üç sözcüklü cümle kurabilir. 16 dişi vardır.
46
SAĞLIK BİLGİSİ 2
4 yaşında: Sayı sayar. Renkleri tanıyabilir. Grup oyunlarına katılabilir. Masal anlatır. Tuvaletini kendi yapar.
6 yaşında: 10’a kadar sayar. Sağ ve sol elini gösterebilir. Paraları tanır.
Organizmaya uygun yolla verildiğinde bağışık yanıt oluşturarak, canlının enfeksiyon hastalıklarından korunmasını sağlayan maddelere aşı denir.
Aşı olarak verilen maddeler antijenik yapıdadırlar. Organizmada hümoral veya
hücresel bağışık yanıt (veya her ikisini de birden) oluşturarak hastalığı geçirmeden,
fakat infeksiyon hastalığını geçirmişçesine koruma sağlarlar.
Dört çeşit aşı vardır.
* Cansız (ölü) mikrop aşıları
* Canlı (atenüe) mikrop aşıları
* Mikrop ürünlerinden hazırlanan aşılar
* Biyoteknolojik aşılar
Zatürre ( tıbbi adıyla pnömoni ) virüs, bakteri gibi etkenlerin yol açtığı, akciğer
dokusunun tek veya iki taraflı enfeksiyonudur. Enfeksiyon, genellikle basit bir soğuk
algınlığı, üst solunum yolu enfeksiyonu gibi başlar ve ilerler.
Yenidoğan döneminde bebeğin hayatını tehdit eden dört büyük sorun; doğuştan anomaliler, düşük doğum ağırlığı, enfeksiyonlar ve doğum travmalarıdır.
Sarılık Yenidoğan bebeklerde sarılık, çeşitli nedenlere bağlı olarak bilirübin denilen maddenin atılamayıp ciltte birikmesi sonucu ortaya çıkan bir hastalıktır.
47
SAĞLIK BİLGİSİ 2
DEĞERLENDİRME SORULARI
1.
Aşağıdakilerden hangisi Aile Planlamasının anne açısından yararlarından değildir?
A. Gebelik, doğum ve düşük nedeniyle anne ölümleri azalır
B. Doğuma yönelik komplikasyonlar azalır
C. Çiftlerin istenilmeyen gebelik, düşük ve kürtaj sorunları ortaya çıkar
D.Annenin üreme organlarına ait sağlık sorunları azalır
2.
Aşağıdakilerden hangisi Ana sağlığı göstergelerinden değildir?
A. Ana Ölüm Hızı
B. Kaba Doğum Hızı
C. Doğurganlık Hızları
D.Kürtaj hızı
3.
Aşağıdakilerden hangisi gebelik testlerinden değildir?
A. İdrar testleri
B. Üçlü test
C. Ultrasonla gebelik tanısı
D.Kan testi
4.
Hangi durumlarda sezaryen gereklidir?
A. Annenin isteğiyle
B. Erken doğumlarda
C. Çoklu gebeliklerde
D.Annenin doğum kanalının dar olması durumunda
5.
Türkiye standartlarına göre zamanında doğan bir bebek Kaç cm boyundadır?
A. 48-50 cm
B. 55-60 cm
C. 60-65 cm
D.65-70 cm
48
Download

Aile Hayatı, Planlaması ve Ana Çocuk Sağlığı