BESLENME İLKELERİ ve
TOPLUM BESLENMESİ
Beslenme,
büyüme,
yaşamın sürdürülmesi ve
sağlığın
korunması
için
besinlerin kullanılmasıdır.
Besinlerin kullanılması ile;
Vücut ısı düzenlenmesi
Vücut süreçlerinin düzenlenmesi
Büyüme, onarım, yenilenme
Hastalıklara karşı direnç
Kemikler, vücut sıvıları ve hücreler için
gerekli mineraller
Uygun sıvı dengesinin korunması
sağlanır.
Besin Öğeleri
Büyüme, gelişme ve sağlıklı olarak
yaşamın sürdürülebilmesi için gerekli besin
öğeleri altı grupta toplanabilir.
1. Proteinler
2. Yağlar
3. Karbonhidratlar
4. Madenler (mineraller)
5. Vitaminler
6. Su
Her grupta ayrı özellikte ve vücut
çalışımında ayrı görevi olan değişik
türde besin öğeleri bulunmaktadır. İyi bir
diyet içeriği tüm bu besin gruplarını
içermeli ayrıca lifli selülozlu besinlerden
de zengin olmalıdır. Lifli - selülozlu
besinler, yeşil yapraklı sebzeler ,
meyveler ve iri taneli tahıl gruplarında
bulunur.
Bağırsak
hareketlerini
uyararak kabızlığın önlenmesinde ve
düzenli bağırsak alışkanlığında , önemli
bir yere sahiptirler.
PROTEİNLER
Bütün hayvansal ve bitkisel yiyeceklerde
protein bulunur. Ancak miktarları değişiktir.
Hayvansal kaynaklı proteinlerin başında
yumurta , et, tavuk, balık yer alırken bitkisel
kaynaklı proteinlerin arasında kurufasulye,
nohut, mercimek gibi kurubaklagiller ve pirinç ,
arpa, yulaf gibi tahılar yer almaktadır.
Hayvansal kaynaklı yiyeceklerden sağlanan
proteinin
sindirim
oranı
%90-97,
tahıl
proteinlerinin 78-85, kurubaklagillerin ise %7880 dolayında gerçekleşmektedir.
YAĞLAR
Sağlandıkları
kaynaklara
göre
hayvansal ve bitkisel yağlar olmak üzere iki
grup oluştururlar. Büyüme, gelişme ve
sağlığın sürdürülmesinde bitkisel kaynaklı
yağların önemli rol üstlendikleri araştırmalarla
kanıtlanmış durumdadır. Bu nedenle tüm yaş
gruplarında zeytinyağı, ayçiçek yağı, mısırözü
yağı gibi bitkisel kaynaklı yağların tüm
margarinlerin ve tereyağın yerine kullanılması
önerilmelidir.
KARBONHİDRATLAR
Bütün tahıllarda ve bunlardan
yapılan
besin
maddelerinde
(ekmek,bisküvi, kek vb.) kök bitkilerde,
sebze ve meyvelerde bulunur. Vücuda
enerji sağlayan besin öğelerinden
biridir. Böylece proteinlerin enerji için
kullanılmasını önleyerek, proteinlere
olan gereksinimi azaltırlar.
Madenler
Diş, kemik ve diğer doku hücrelerinin
yapımında
Kasların çalışmasında
Kanın pıhtılaşmasında
Kan hücrelerinin yapımında önemli rol
oynarlar.
Madenler
arasında
demir,
kalsiyum, fosfor, potasyum, kükürt,
sodyum, klor, magnezyum, bakır,
çinko, iyot en başta yer alanlar
arasındadır.
DEMİR
Hemoglobin yapımında rol oynar.
Bulunduğu besin grupları arasında et,
karaciğer, yumurta, pekmez, kuru üzüm,
yeşil yapraklı sebzeler, yeşil mercimek,
kuru meyveler sayılabilir. Özellikle gebe
ve çocuk beslenmesinde, ayrıca
paraziter
hastalıklarda
mutlaka
önerilmesi gereken besin öğesidir.
KALSİYUM ve FOSFOR
Kemik ve diş gelişiminde, kan
pıhtılaşmasında kasların çalışmasında önemli
rol oynar. Özellikle çocuk, gebe, emzikli
yetişkin ve yaşlı beslenmesinde mutlak yer
alması gereken besin öğeleridir. Bu
madenlerden kalsiyum, süt, yoğurt, peynir,
tahin, pekmez, fındık, sebze ve kurutulmuş
meyvelerde bulunur. Fosfor ise genellikle
proteinden zengin yiyeceklerde bol miktarda
bulunur. Balık et, yumurta, süt ve süt ürünleri,
yağlı
tohumlar,
kurubaklagiller,
fosfor
açısından iyi kaynaklardır.
SODYUM ve POTASYUM
Sodyum tüm vücut sıvıları, tüm hücreler
için gereklidir. Ter ve idrar ve diyare ile vücuttan
sıvı kaybının fazla olduğu durumlarda bu
minerallere duyulan gereksinim artar.Sodyum
yemek
tuzu,
ekmek,
kurubaklagillerde
yoğundur. Potasyum ise kan ve hücreler için
gereklidir. Et, süt, yumurta, muz, balık ve
domates potasyum açısından zengin besin
maddeleridir. Özellikle kuvaşiorkor ve diyare
durumlarında bu minerale olan gereksinim artar.
VİTAMİNLER
Büyüme ve hastalıklara karşı
dirençte, onarım ve yenilenmede rolleri
vardır.
Vitaminlerin
yiyeceklerdeki
dağılımı değişiktir. Bazı yiyeceklerde bir
ya da birkaç vitamin yoğun olarak
bulunabilir.
Yiyecekleri
hazırlama,
pişirme ve saklama yöntemlerindeki
hatalar, bu vitaminlerin kaybolmasına
yol açmaktadır.
Yağda eriyenler
Vit. A
Vit . D
Vit . E
Vit. K
Suda eriyenler
Vit. C
B1 Vitamini
B2 Vitamini
B6 Vitamini
B12 Vitamini
Folik Asit
A VİTAMİNİ
Çocukların
büyümesinde,
muköz
membran
ve
göz
sağlığında
rol
oynamaktadır. A vitamini eksikliğinde büyüme
geriliği, ağız ve burun enfeksiyonları
gelişimine yatkınlık, görme güçlüğü, özellikle
karanlıkta görme yeteneğinin azalması
görülür. A vitamini süt, peynir, tereyağı, balık
yağı, kuru meyveler, sebzeler, yeşil ve kırmızı
meyvelerde, karaciğer ve yumurta sarısında
bulunur.
B VİTAMİNİ
Karbonhidratların
uygun
şekilde
kullanılmasında çocukların
büyümesinde,
deri ve mukoza sağlığında, kırmızı kar
hücrelerinin
yapımında,
sinir
dokusu
sağlığının sürdürülmesinde önemli
rol
oynamaktadır. Eksikliğinde büyüme geriliği,
pernisiyöz anemi , neuritis görülür. Yumurta,
fındık, fasulye, bira, süt, et, peynir, balık .
karaciğer, böbrekte bol miktarda bulunur.
C VİTAMİNİ
Çocukların büyümesinde, hastalıklara
özellikle
enfeksiyon
hastalıklara
dirençte, yara iyileşmesinde, cilt ve
muköz
membran
sağlığının
korunmasında rol oynar. Eksikliğinde
büyüme geriliği, iyileşmede yavaşlama,
ağız, dişeti yara ve kanamaları, cilt altı
kanamaları ve şiddetli eksikliğinde
iskorbit hastalığı görülür.
Taze sebze, meyve, mısır, fındık,
domates, karaciğer, portakal , limon,
sivri yeşil biberde daha yoğun olarak
bulunur. Ancak, bazı pişirme yöntemleri
ile kaybı söz konusu olduğundan
gereken
hazırlama
ve
pişirme
yöntemlerine
titizlikle
uyulması
gerekmektedir.
D VİTAMİNİ
Diş ve kemik gelişiminde, çocukların
büyümesinde önemli rolü vardır. Eksikliğinde
büyüme geriliği ve raşitizm hastalığı görülür.
Süt, yağ, peynir, süt tozu, balık, balık yağı ve
yumurtada
miktarda bulunur. Ancak, D
vitamininin vücutta kullanılabilmesi için,
güneş
ışığındaki
ultraviyole
ışınına
gereksinimi vardır. Bu nedenle cildin açıkta
güneş ışığı ile teması, yani çıplak derisinin
güneşlenmesi önemlidir.
K VİTAMİNİ
Kan yapımında ve pıhtılaşmada
önemli rolü vardır. Eksikliğinde yeni
doğan
anemisi,
kanamalar
ve
kanamaya
eğilim
görülür.
Yeşil
sebzeler, soya fasulyesi, karaciğer, kuru
incirde bol miktarda bulunur.
Çiğ besinler.
Çiğ besinlerin sağlık için
faydaları nedir?
Yapılan bir çalışmalarda beslenmenizde %75 ve daha
fazla çiğ besin bulundurmanın daha fazla enerji verdiği,
uyku kalitesini artırdığı, bağışıklık sistemini güçlendirdiği
ve kilo kaybına yardımcı olduğu gösterilmiştir.
Çiğ beslenmenin diğer bir etkisi ise bir teori ile
açıklanıyor: ‘Enzim üretmeye ihtiyaç duymayan ve gelen
besinleri sindirmek için daha az yorulan vücut; daha geç
yaşlanır’
Hafızayı kuvvetlendirdiği, güzel bir cilt sağladığı, kısırlık
tedavisinde etkili olabileceği ise; çiğ beslenme üzerine
yapılan diğer araştırmalar… Bu konuda pek çok bilimsel
çalışma ise devam etmekte.
Çiğ beslenmede hangi
besinleri tüketmeliyiz?
Genel olarak; beslenmenizde yediklerinizin %75’inin
sebze, meyve, filiz, kavrulmamış fındık, badem gibi yağlı
tohumlar olması öneriliyor. Bu sistemde hangi besinin
kaç kalori olduğu değil neyi neyle yediğiniz önemli olan.
Tohumları ve kuruyemişleri yemeden önce 6-12 saat
suda bekletip enzim hareketleri daha fazla canlı
tutulabilir.
Bu beslenme şeklini uygulayanlara not: Her beslenme
seklinin önerdiği gibi su çok önemli. En az 2 litre su
içmeyi unutmamak gerekiyor. Bir öneri de yemek
sırasında ve sonrasında su içmemeniz.
SU
Hücrelerin yaşamı
Tüm vücut sekresyonlarının yapısında
Kimyasal değişimlerde
Enzimlerin çalışmasında
Vücuttan zararlı maddelerin atılımında
Vücut ısısı düzenlenmesinde önemli rolü
vardır.
Vücudun 2/3'ünü su oluşturur.
Diyare ve kusma ile vücutta su kaybı
oluşur ve sıvı elektrolit dengesi bozulur.
DENGELİ VE YETERLİ
BESLENME
Büyüme
ve
gelişmenin
sağlanması, hastalıklardan korunma ve
sağlığın
sürdürülmesi
ve
geliştirilmesinde dengeli ve yeterli
beslenmenin önemi açıktır. Dengeli
beslenme olabilmesi için günlük diyette
tüm
besin
öğelerine
(protein,
karbonhidrat, yağ, madenler, vitaminler
ve su) yer verilmesi gerekmektedir.
Yeterli beslenme için kişinin yaşına,
yaptığı işe ve diğer özel durumlarına
göre bu besin öğelerinden gerekli
miktarda günlük tüketimin sağlanması
anlaşılmaktadır. O halde, dengeli ve
yeterli beslenme için diyetin, değişik
besinlerden oluşması ve yeterli miktarda
alınması gerekmektedir.
Besin gereksinimi
Yaşa göre
Yapılan işe göre
iklime göre
Vücut yüzeyi/ cinsiyete göre
Gebelik döneminde
Emziklik döneminde
Hastalarda değişiklik gösterir.
Besin gereksinimi yaşa göre
farklılık gösterir. Yenidoğan, çocukluk,
gençlik,
yetişkin
ve
yaşlılık
dönemlerinde
besin
öğelerine
gereksinimi değişmektedir. Ağır, yorucu
işte çalışanların gereksinimi daha
fazladır. Soğuk iklimde gereksinim
artarken aynı şekilde hastalık, gebelik
ve emziklik dönemlerinde gereksinim
daha fazladır.
Yetişkin
için
verilen
günlük
gereksinim miktarları çocukluk, gençlik,
gebelik,
emziklilik
ve
yaşlılık
dönemlerinde özellikle süt ve ürünleri ve
vitamin içeren meyve ve sebze
açısından en az iki kat artırılmalıdır.
Yetişkin Günlük Besin
Gereksinimi
Besin Grupları
Süt ve ürünleri
(süt,yoğurt,peynir)
Yetişkinin günlük gereksinimi
En az 1 su bardağı süt
1 kase yoğurt
1 kibrit kutusu büyüklüğünde
peynir
Haftada 1-2 yumurta
Proteinler
(et,yumurta,k.baklagiller) En az 1 porsiyon etli yemek
yada kurubaklagil yemeği
Vitaminler
1 çiğ meyve ya da 1
porsiyon meyve
1 porsiyon sebze yemeği
1 tabak salata
Karbonhidratlar
3-6 dilim ince ekmek
(ekmek,bulgur,pirinç)
1 porsiyon pilav ,
makarna , börek
TÜRKİYE ‘ DE BESLENME
SORUNLARI:
0-5 yaş grubu çocuklarda: Protein-enerji
mulnütrüsyonu, raşitizm, anemi, diş
çürükleri
Okul çağı çocuklar ve gençlerde: Zayıflık
ve şişmanlık,anemi, basit guatr, diş
çürükleri
Yetişkin kadın ve erkeklerde: Anemi,
zayıflık ve şişmanlık, basit guatr,
avitaminozlar
Gebe ve emzikli kadmlarda: Anemi, zayıflık,
şişmanlık, basit guatr, avitaminozlar.
Yaşlılarda: Zayıflık, şişmanlık, osteoporoz,
vitamin ve mineral yetersizlikleri (A, B12, C,
D, E, Ca, P vb) dir.
Bu sonuçlar doğrultusunda risk
grupları olarak çocuklar, gençler,
yetişkin yaşlı gebe ve emzikli kadınlar
yanı sıra, ağır işte çalışanlar ve hastalar
ele alınmalıdır.
Beslenme Bozuklukları
Protein Enerji Malnütrüsyonu (PEM)
KUVAŞİORKOR
Orta Derecede Protein Enerji
Malnütrüsyonu
MARASMUS
Protein Enerji
Malnütrüsyonu (PEM):
Protein ve enerji içeren besin
maddelerinin alımındaki eksikliğe bağlı
görülen
beslenme
bozukluğudur.
Çocuklarda ilk beş yaşta görülmektedir.
Bu yaşlarda görülmesinin nedeni,
protein ve enerji içeren besin öğelerine
yetişkine göre daha fazla gereksinim
duymalarıdır.
KUVAŞİORKOR
Burada dengesiz beslenme söz
konusudur. Protein eksikliğine bağlı
büyüme ve gelişme geriliği, ödem, apati,
iştahsızlık , saç değişikliği görülür.
Dirençsizlik nedeniyle sık enfeksiyonlar
tabloya eklenince durum daha da
kötüleşir.
Orta Derecede Protein
Enerji Malnütrüsyonu
Normal büyüme için yeterli besin
alamayan çocuklarda görülür. Çoğu kez
bu
çocuklar
‘normal’
olarak
değerlendirebilir. Büyüme ve gelişmenin
takibinde ‘kısa boylu' ya da 'şişman'
çocuk tanımlanması ile bu malnütrüsyon
durumu gözden kaçırılabilir.
MARASMUS
Besin
alınımında
yetersizlik,
nedeniyle kalori ve protein ekskliğine
bağlı olarak ortaya çıkan tablodur. Bu
tabloda protein ve enerji gereksinimi
karşılanamadığı için çocuğun besin
depoları boşalmıştır. Aşırı kas erimesi,
yaşlı yüzü ile karekterizedir. Bu
beslenme
bozukluğunda
ödem
görülmez.
Toplumsal Beslenme
Sorunlarımız ve Hemşirelik
Yaklaşımları
Beslenme Sorunlarımız
ÖĞÜN SAYISI
ORTAK KAPTAN YEME
BESİNLERİN SAKLANMASI
PİŞİRME YÖNTEMLERİ
BESİN GURUPLARININ TÜKETİLMESİ
ÖĞÜN SAYISI
Toplumun büyük bir kesiminde gözlenen öğün
sayısı eksikliği dengeli ve yeterli beslenmede büyük
bir engel olarak karşımıza çıkmaktadır. Halk Sağlığı
hemşiresi, beslenme eğitiminde öğün sayısının
önemi üzerinde durmalıdır. Çünkü, dengeli ve yeterli
beslenmenin
her
yaşta
sağlanabilmesi
ile
gerçekleşebilecektir. Özel gereksinim durumlarında
ya da gereksinimin arttığı durumlarda bu öğün sayısı
dört ve beşe çıkarılabilir. Günde üç temel öğün
(kahvaltı, öğlen ve akşam) yemeğinin içeriği ve
miktarları yanı sıra kahvaltının iyi yapılmasının önemi
üzerinde durulmalıdır.
ORTAK KAPTAN YEME
Ortak kaptan yeme her kişinin alması
gereken miktarı azaltması nedeniyle yetersiz
beslenmeye neden olmaktadır. Öğün içeriği
dengeli biçimde her besin öğesini kapsasa
bile kimin ne miktarda besinleri aldığını
belirlemek bu uygulamada güçleşecektir. Bu
nedenle halk sağlığı hemşiresi dengeli ve
yeterli beslenmeye ilişkin eğitiminde bu
sorunu ele almalıdır.
BESİNLERİN SAKLANMASI
Dengeli ve yeterli beslenme için tüm
besin öğelerinden, yeterli miktarda alınması
gerekir. Ancak eğer besinler gerektiği gibi
saklanmazsa bozulacaktır. Tazeliğini diğer
bir deyişle besin değerini kaybeden besin
öğelerinin alınması yarardan çok insan
sağlığına zararlı etkiler gösterecektir. Bu
nedenle besinlerin uygun koşullarda, uygun
süre
içinde
saklanıp
tüketilmesi
gerekmektedir.
En ideal olanı, tüm besin öğelerinin
üzerleri kapalı olarak buzdolabında
saklanmaları ve ne kadar süre
buzdolabında
kalacaklarına
dikkat
edilmesidir. Böylece besinlerin değer
kaybı önlenebilecektir. Uygun olmayan
plastik kaplarda, sırsız çömleklerde
yiyecek saklama, oda sıcaklığında et ve
süt saklama, çözülmesi için etin oda
ısısında saklanması, bu hatalara bir kaç
örnektir.
BESİNLERİN SAKLANMASI
Toplumumuzun
büyük
bir
çoğunluğunun
sebzeleri
hazırlama
yöntemine bakıldığında, besin değerlerinin
kayba uğradığı gözlenmektedir. Sebzelerin
önce ayıklanarak sonra yıkanmasını içeren
bu yöntemi ile sebzelerin vitaminleri suya
geçmekte ve su iIe atılmaktadır.
Bu nedenle her tür sebzenin önce
çok iyi yıkanarak sonra ayıklanıp,
doğranarak hemen pişirilmesinin besin
değerinin korunması açısından önemi
çok iyi vurgulanmalıdır. Aynı şekilde
meyvelerin
önce
yıkanıp
sonra
doğranarak hemen tüketilmesi ile
vitamin kayıplarının önleneceğini ele
alınacak konular arasındadır.
PİŞİRME YÖNTEMLERİ
Kavurarak pişirme, haşlama, suyunu dökme,
ıslatma suyunu dökme gibi pişirme yöntemleri sonucu
oluşan besin değerleri kayıplarının ele alınması
gerekmektedir. Sebzelerin az suyla kısa sürede
pişirilmesi, kurubaklagillerin haşlama sularının
dökülmeden
pişirilmesi,
yanmış
yağların
kullanılmaması,
süt
ile
şeker
karıştırılarak
pişirilmemesi üzerinde durularak bu davranışların
değiştirilmesine
yardımcı
olunmalıdır.
Sebze
yemeklerinin öğün sayısı için hazırlanması, aksi
takdirde buzdolabında bir gün beklemesi sonucu, C
vitamini
dengesinin
çoğunun
kaybolacağı
anlatılmalıdır.
BESİN GURUPLARININ
TÜKETİLMESİ
Besinlerin tüketilmesinde her zaman belirli bir
besin öğesine ağırlık vermekten kaçınılmalıdır. Tüm
besin öğelerinin (protein, kabonhidrat, yağ, vitamin
vb.) dengeli bir biçimde yer aldığı menüler
seçilmelidir. Daha ucuz olması ile seçilen bitkisel
kaynaklı proteinlerin kalitesinin yükseltilmesine
yardımcı olunmalıdır. Örneğin, nohut, kurufasulye
yemeğinin yanında aynı öğünde bulgur yenmesi
protein değerini yükseltecektir. Aynı öğüne vitamin
içeren meyve, salata eklenmesi besin değerlerinden
yararlanmayı artıracaktır.
Tahıl gruplu protein içeren maddelerin
süt, yoğurt ile karıştırılması diğer örnektir. Bu
şekilde
sütlü-unlu,
çorbalar,
yoğurtlu
çorbaların besin değeri üzerinde durulmalıdır.
Hayvansal kaynaklı protein tüketiminde
yetersizlik söz konusu olduğunda daha ucuz
olan yumurtanın kullanımı sağlanmalıdır. Bu
açıdan sebze iyi yumurta yemekleri
önerilebilir. Aynı zamanda birbirinin besin
değerini azaltan ya da yok eden besinlerin
tüketimi de ele alınmalıdır.Örneğin, çay ya da
süt ile yumurta tüketimi ile yumurtanın demir
içeriğinden yoksun kalındığı mutlaka ele
alınmalıdır.
Besin Zehirlenmeleri
Toksinlere Bağlı Besin Zehirlenmeleri
Botulizm
Bakteriyel enfeksiyona bağlı besin
Zehirlenmeleri
Kimyasal zehirlere bağlı
zehirlenmeler
Toksinlere Bağlı Besin
Zehirlenmeleri
Genellikle stafilokoklar etken
olmaktadır.
Akut
diyare,
kusma,
yenildikten birkaç saat sonra ortaya
çıkan belirtilerdir.
Botulizm
Konserve besin tüketimi sonrası
sinir sistemine ilişkin semptonlar, yutma
güçlüğü,
paraliziler
solunum
depresyonu ile ilerleyici, prognozu kötü
ölümcül bir hastalıktır.
Bakteriyel enfeksiyona bağlı besin
zehirlenmeleri
Salmonella genellikle etken olarak
karşımıza
çıkmaktadır.
Uzun
inkübasyon
(24saat)
dönemi
vardır.Diyare , kusma, ateş ile tifoya
benzer tablo oluşturur.
Kimyasal zehirlere bağlı
zehirlenmeler:
Böcek
öldürücüler
ve
diğer
kimyasal maddelerle bulaşmış besin
maddelerinin
tüketilmesi
sonucu
görülür. Diyare , kusma , karın ağrısı ile
karakterizedir.
Önlemler
Yapısı
bozulmuş
konserve
yiyecekler , gelişigüzel toplanmış
mantarlar , bilinmeyen balıklar , bozuk
besinler tüketilmemelidir.
SAĞLIKLI YİYECEK HAZIRLAMADA
DÜNYA SAĞLIK ÖRGÜTÜNÜN 10
ALTIN KURALl;
1-GÜVENLİ GIDA SEÇİN
Sebze, meyve gibi gıdalar taze ve doğal
hallerinde en iyi olurken, diğerleri ancak,
işlendiğinde güvenli olurlar. Örneğin;
Daima işlenmemiş sokak sütü almak
yerine, pastörize edilmiş günlük süt veya
sterilize günlük süt satın alın ve eğer
seçim durumunda iseniz, taze veya şok
dondurma işlemine tabii tutularak
dondurulmuş tavuğu seçin.
GIDALARINIZI TAM
OLARAK PİŞİRİN
Başta tavuk etleri, sığır etleri ve pastörize
edilmemiş sütler olmak üzere birçok çiğ gıda
patojenler (hastalık yapıcı mikroorganizmalar)
bakımından risklidir. Tavuk pişirildiğinde bile kemik
yanında halen pişmemiş kısım kalabilmektedir.
Gıdanın bütün kısımlarının en az 70ºC dereceye
ulaşması sağlanarak yapılan bir pişirme ile
patojenler öldürülür. Tamamen pişinceye kadar
tekrar fırına konmalıdır. Donmuş sığır eti, balık ve
tavuk eti pişirilmeden önce tamamen çözünmelidir
3-PİŞMİŞ GIDALARI VAKİT
GEÇİRMEKSİZİN HEMEN YİYİN
Pişmiş gıdalar oda sıcaklığına geldiği
zaman, mikroorganizmalar çoğalmaya
başlar. Daha uzun süre beklemede risk
daha da büyümektedir. Güvenli tüketim
için
pişmiş
besinlerin
ısılarını
kaybetmeye
başlamadan
hemen
yenmelidir.
4-PİŞİRİLMİŞ GIDALARI
DİKKATLİCE DEPOLAYIN
Pişirilmiş
gıdanın
saklanması
durumunda 60°C üzerinde sıcak ve de
5°C altında soğuk ortamlarda depolama
yapılmalıdır." Şayet, bu gıdaları 4 veya
5
saatten
fazla
depolamayı
planlıyorsanız, bu kural hayati önem
taşımaktadır.
5-PİŞİRİLMİŞ GIDALAR BÜTÜNÜ
İLE TEKRAR ISITMA İŞLEMİNE
TABİİ TUTULUR
Uygun depolama mikrobiyel büyümeyi
yavaşlatır
ancak
organizmaları
öldürmez.
Tekrar
ısıtma
işlemi
depolama
sırasında
oluşabilecek
mikroorganizmalara karşı en iyi koruma
şeklidir. Bir kez daha yeniden ısıtma
gerektiğinde gıdaların bütün kısımlarının
en az 70°C'ye ulaşması sağlanmalıdır.
6-PİŞİRİLMİŞ GIDALAR VE ÇİĞ
GIDALAR ARASINDAKİ TEMASI
ÖNLEYİN
Güvenle pişirilmiş gıdalar, çiğ gıdalarla çok az bile
olsa temas ettiğinde bulaşma olabilir. Bu çapraz
kontaminasyon; çiğ tavuk etinin pişmiş gıdalar ile
temas ettiği zamanki¸ durum gibi direkt olabilir. Aynı
zamanda çokta çabuk olabilir. Örneğin; Çiğ tavuk
hazırlarken kullanılan bıçak ve kesme tahtası aynen
yıkanmaksızın pişmiş tavuğun parçalanmasında
kullanılmaz: Böyle yapmakla, mikrop üremesi ve
pişirme öncesi mevcut olan hastalıklar için tüm
potansiyel riskleri tekrardan oluşturabilir.
7-ELLER TEKRAR TEKRAR
YIKANMALI
Gıdaların hazırlanışı işlemine başlanmadan önce ve her bir
ara verme (kesinti) sonrası özellikle eğer bebek bezi
değiştirmek durumundaysanız veya tuvalete girmişseniz, eller
çok iyi bir şekilde yıkanmalıdır. Balık, et veya tavuk gibi çiğ
gıdaların hazırlanmasından sonra diğer gıdaların işlemine
başlamadan önce eller tekrar yıkanmalıdır. Ve eğer elleriniz
üzerinde her hangi bir enfeksiyon varsa gıdayı hazırlamadan
önce (bu enfeksiyonları) ellerinizi bandajlayarak veya sararak,
durumdan emin olun. Köpekler, kuşlar ve özellikle
kaplumbağalar gibi evcil hayvanların ellerinizden gıdaya
geçebilecek tehlikeli ( zararlı) patojenleri barındırabileceğini
de hatırlayın.
8-TÜM MUTFAK YÜZEYLERİNİ
DİKKATLİ BİR ŞEKİLDE TEMİZ
TUTUN
Gıdalar
çok
kolaylıkla
kontamine
olduğundan, gıda hazırlanması için kullanılan
her yüzey çok temiz tutulmalıdır. Her bir gıda
kırıntısı, kalıntısı veya noktasını mikropların
potansiyel bir kaynağı olarak düşünün.
Bulaşıklarla ve pişirme aletleri ile temas eden
kıyafetler her gün değiştirilmeli ve tekrar
kullanım öncesi kaynatılmalıdır. Yerlerin
temizlenmesi için ayrı kıyafetlerde sık
yıkanmayı gerektirir.
9-GIDALARI, BÖCEKLER,
KEMİRGEN VE DİĞER
HAYVANLARDAN KQRUYUN
Hayvanlar, gıda kaynaklı hastalıklara
neden
olan
patojenle
mikroorganizmaları taşırlar. Gıdaları,
sıkıca kapatılmış kaplar içerisinde
depolayarak saklamak sizin için en iyi
korumadır.
10-SAF SU KULLANIN
Saf ve temiz su gıda hazırlanması için
önemli olduğu gibi içme amacı için de çok
önemlidir. Eğer su stokları hakkında
herhangi bir şüpheniz varsa, gıdayı ilave
etmeden önce veya içmek için buz
yapmadan önce, suları kaynatın. Özellikle
bebek
mamalarının
hazırlanmasında
kullanılan sular konusunda çok dikkatli
olun.
TEŞEKKÜRLER
Download

BESLENME İLKELERİ ve TOPLUM BESLENMESİ