marketing europe & anatolia
Tarih: Mayıs 2014 Sayı: 29
retorik
Ben nerde
yanlış yaptım?
kelebeğin
fırtınası
Sen neyin
peşindesin...
m
i
t
i
Eğ
t
r
a
ş
İçindekiler
marketing
europe & anatolia
Sayı:29 Tarih: Mayıs 2014
İmtiyaz Sahibi
Eksantrik Film Prodüksiyon Reklam ve
Yayıncılık Hizmetleri San. ve Tic. Ltd. Şti.
e-mail: [email protected]
P.K.: 112 34725 Kızıltoprak - İstanbul - Tr.
Genel Yayın Yönetmeni ve
Sorumlu Yazı İşler Müdürü
Elvin Ekşioğlu
e-mail: [email protected]
P.K.: 112 34725 Kızıltoprak - İstanbul - Tr.
Kısa Kısa
04 - 07
Yeni Ürünler
10 - 11
Medya Dünyası
12 - 13
Haber ve Fotoğraflar
Agency Europe & Anatolia
Röportaj
Katkıda Bulunanlar
Nurgül Eryıldır Günay
Ali Erdem Ekşioğlu
Seval Duban
Ekim Sölemez
kelebeğin fırtanası
19
Reklam Dünyası
20 - 23
Röportaj
24 - 26
retorik
29
14 - 17
Danışman
Abdullah Ekşioğlu
İlan Rezervasyon
Ayşe Yılmaz
Yayın Türü
Süreli Yayın
Yönetim Yeri
Agency Europe & Anatolia
Feneryolu Mh. Fahri Açan Cad.
Deniz Ap. No: 21 /15
Kadıköy - İstanbul - Tr.
Tel: +90 555 233 24 41
e-mail: [email protected]
marketing europe & anatolia
Agency Europe & Anatolia tarafından
Süreli yayınlanan bir e-dergidir.
Bu yayının tüm hakları Eksantrik Film
Prodüksiyon Reklam ve Yayıncılık Hizmetleri San. ve Tic. Ltd. Şti. aittir. Tamamı ya
da bir bölümü yayıncısının izni olmaksızın
çoğaltılamaz ve yayınlanamaz.
Tüm ilanların sorumluluğu firmalara, makalelerdeki görüşler ve hukuki
sorumluluk yazarlara aittir.
Kampanyalar
31 - 41
Gezi
42 - 49
Bu derginin yayınlanma sürecinde
hiçbir ağaç zarar görmemiştir.
Reklam arası sinema
50
mobil: http://m-mea.eksantrik.com
http://www.facebook.com/meadergi
Bir Ekşioğlu Medya Grup kuruluşudur.
Kültür Sanat
52 - 53
marketing europe & anatolia / 1
Köşe
Elvin Ekşioğlu / [email protected]
( editörden)
Eğitim şart...
Uzun süredir Türk reklamcılığını yakından takip ediyorum, bu arada yabancı
ülkelerdeki örnekleri de gözlemleme şansım oluyor. Belki dostlarımız bana alınacak
ama uluslararası modellerle karşılaştırıldığında Türk reklamcılığının çok da iyi bir
konumda olduğunu söyleyemeyeceğim.
Maalesef altyapısız, bilgi birikiminden yoksun taklitçilik bu sektörü de kıskaca almış
durumda. Piyasada yetkinliğini kanıtlamış, reklamcılığı hakkıyla yapan kişi ve
kurumları ayrı tutarak belirtmeliyim ki sektörün genel yapısı çok da iç ferahlatıcı değil.
Giriş puanları düşük özel okullardan sadece öğrenebildikleri, üç beş kelime İngilizce
ile okuduklarını anlamaktan aciz olarak mezun olmuş bir grup lümpen, sektörün
çoğunluğunu kontrol altında tutuyor. Hal böyle olunca, marka oluşturmaktan,
kurumsal kampanyalardan uzak sadece sıcak satış hedefleyen, hedef kitleye
ulaşmak bir yana kıyısından bile geçmeyen birsürü çöp, piyasada kirlilik yaratmaya
devam ediyor.
Aslında burada reklamverenin ajans seçimini doğru yaparak bu kirliliği
önleyebileceğini söylemek isterdim. Ancak onların da kurumlarında ajans seçimine
katkıda bulunan kadroları az önce bahsettiğim kifayetsiz elemanlardan oluştuğu için
böyle bir seçenek de yakın zamanda mümkün görünmüyor.
Uzun lafın kısası "eğitim şart" piyasa rekabet koşulları doğal seçilim sürecinde reklam
sektörüne de normalleşmeyi getirecektir.
marketing europe & anatolia / 3
Kısa Kısa
GREAT Festival of Creativity...
‘GREAT Yaratıcılık Festivali’ dünyada ilk kez 20-22 Mayıs
tarihlerinde İstanbul’da düzenleniyor. Festival, yaratıcılığın
ön planda olduğu moda, tekstil, tasarım, mimarlık, lüks,
teknoloji ve inovasyon, yiyecek ve içecek, eğitim ve sağlık gibi sektörlerde Birleşik Krallık’ın en girişimci, en ilham
verici ve en etkileyici projelerini ve alanlarında dünyaca
ünlü isimlerini İstanbul The Seed’de bir araya getirecek.
‘GREAT Yaratıcılık Festivali, günümüz dünyasında en büyük rekabet avantajlarından biri olan yaratıcılığın her alan-
da oluşturduğu değeri, Birleşik Krallık’tan kişi ve kurumların yaratıcılıklarıyla farklı sektörlere yaptıkları katkıları ve
sundukları çözümleri vurgulamayı amaçlıyor.
Düzenlenecek panel ve oturumlarda konuklar dünyaca
ünlü konuşmacıları izleme, masterclass çalışmalarına
katılma ve Founders Forum, London Design Festival ve
British Fashion Council gibi kurumlar tarafından düzenlenen networking seanslarında yer alma fırsatı bulacaklar.
Festival alanındaki sergi, farklı sektörlerdeki yaratıcı ve
ilham verici çalışmaları görme ve deneyimleme olanağı
sunarken, ünlü İngiliz sanatçı Paul Cocksedge’in Birleşik
Krallık ve Türkiye Cumhuriyeti bayraklarından ilham alarak yarattığı Festival’e özel enstalasyon çalışması da yine
The Seed’de sergilenecek.
Üç gün sürecek ‘GREAT Yaratıcılık Festivali’nde yenilikçilik ve yaratıcılığın şirketlere ve sektörlere sağladığı katma
değere ve Birleşik Krallık’ın yaratıcı çözümlerine örnek
oluşturan pek çok proje ve tasarım tanıtılacak. Ayrıca, düzenlenecek panellere ve masterclass çalışmalarına dünyaca ünlü bir çok konuk katılacak.
KalDer Genel Kurulu yapıldı...
Türkiye Kalite Derneği’nin (KalDer) Genel Kurulu 25 Nisan
2014 tarihinde Marmara Üniversitesi’nde gerçekleştirildi.
A.Hamdi Doğan, yeniden KalDer’in Yönetim Kurulu
Başkanı oldu. Yönetim kurulu üyeliklerini ise, sivil toplum
kuruluşları, KOBİ, akademi dünyası ve özel sektörün
önemli temsilcilerinden Yılmaz Bayraktar (Tüpraş)KalDer Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı, Dr.Hasan Kuş
(Acıbadem Üniversitesi) – KalDer Yönetim Kurulu Başkan
Yardımcısı, Emin Direkçi (Partner Çelik) KalDer Yönetim
Kurulu Sayman Üye, Ata Selçuk (Eczacıbaşı Holding),
Bilal Aslan (İGDAŞ), Cem H. Bektaş (Servodata), Erdal
Elbay (Maysan Mando), Dr.Erhan Baş (Bilim İlaç), Prof.
Dr.Funda Sivrikaya Şerifoğlu (Düzce Üniversitesi), Fahir
Altan (Saab International), Fügen Toksü (Türkiye Halkla
İlişkiler Derneği), Görgün Özdemir (Otokoç), Hakan Öker
(Kordsa Global), Necip Özçer (LC Waikiki), Orhan Ünal
(Viko), Osman Ünal (Ekol Lojistik), Pınar Kalay (Vodafone
Türkiye), Sami Boydak (İstikbal Mobilya), Sedat Soybay
(Mass Arıtma), Steven Young (BOSCH), Turgay Yılmaz
(Yılmazlar A.Ş) üstlendi.
A. Hamdi Doğan, KalDer Yönetim Kurulu Başkanı seçil4 / marketing europe & anatolia
dikten sonra bir açıklama yaparak şunları söyledi:
“Türkiye’nin önde gelen bir sivil toplum kuruluşunun 3.
dönem yönetim kurulu başkanı seçilmiş olmaktan dolayı
büyük mutluluk duyuyorum. Kalite gönüllülerinin arasında
yer almanın bir ayrıcalık olduğuna yürekten inanıyorum.
Türk iş dünyasının kalite alanında kaydettiği ulusal ve
uluslararası başarılara tanıklık etmiş ve katkı sağlamış biri
olarak, KalDer’in bu süreç içindeki başarılarını daha ileri
bir noktaya taşımayı hedefliyoruz.
Kısa Kısa
Şişecam Topluluğu
ilk çeyrek...
Şişecam Topluluğu’nun 2014 yılı Mart
ayı sonu itibariyle net karı 132 milyon TL
oldu. Şişecam Topluluğu’nun 2014 yılı
Ocak-Mart dönemindeki konsolide net
satışları 1,6 milyar TL olarak gerçekleşti. 2013 ilk çeyreğine kıyasla, bu yılın ilk
çeyreğinde yurtiçi ve yurtdışındaki kuruluşlarında % 7,5’luk bir artışla 903 bin
ton cam üreten Şişecam Topluluğu’nun
soda üretimi ise % 10 artarak 524 bin tona ulaştı.
Şişecam Topluluğu’nun Genel Müdür Prof. Dr. Ahmet Kırman,
ilk üç aylık sonuçlarla “Mart ayı sonu itibariyle konsolide net
satışlar, önceki yılın % 30 üzerinde 1.638 milyon TL olarak
gerçekleşti. Brüt kar marjımız % 30, brüt karımız ise 492 milyon TL seviyesinde oluştu. Ebitda marjındaki kademeli olarak
sürmekte olan iyileşme, Mart üç aylık döneminde de devam
etti ve üçüncü ay sonu itibariyle konsolide Ebitda marjımız %
22 oranında gerçekleşti. 2014 yılı Mart sonu itibariyle önceki
yılın aynı döneminin % 80 üzerinde 363,5 milyon TL seviyesindeki konsolide Ebitda hacmine ulaşıldı. 131,9 milyon TL tutarındaki toplam, 132,8 milyon TL tutarındaki ana ortaklık payına
düşen net kar oluştu.”
Çimsa, ilk çeyrek...
40 yılı aşkın süredir Türk çimento sektörünün öncüsü
olan Çimsa, 2014 yılı ilk çeyrek döneme ilişkin finansal
sonuçlarını kamuoyuyla paylaştı. Buna göre, geçen yılın
aynı dönemine göre satış hasılatı %19 artarak 225 milyon TL’ye ulaşmıştır. Şirketin ilk çeyrek net dönem karı
ise 36 milyon TL olarak gerçekleşti.
Çimento sektörünün gelişimini sürdürdüğünü belirten
Çimsa Genel Müdürü Mehmet Hacıkamiloğlu, “Geçen
yıl olduğu gibi 2014 yılının ilk çeyreğinde de ülke genelinde gerçekleştirilen büyük altyapı ve üstyapı projelerinin yanında kentsel dönüşüm projelerinin kısmi etkisiyle
çimento tüketiminde artış devam etti. Çimsa olarak faaliyet gösterdiğimiz bölgelerde de önemli altyapı yatırımları var. Bu yatırımların önümüzdeki dönemde de devam
etmesini bekliyoruz.
LG, 2014’ün
ilk çeyrek sonuçları...
LG Electronics ilk çeyrekte geçen yılın aynı dönemine oranla
yüzde 319 daha fazla net kar
elde ettiğini açıkladı. LG Ev
Eğlencesi Bölümü’nde artan
karlılığına bağlı olarak 2014’ün
ilk çeyrek net karı 86.62 milyon
dolara yükselirken faaliyet karı
da 471.47 milyon dolar olarak
bir önceki çeyrekle karşılaştırıldığında gözle görülür bir
artış gösterdi. 2013’ün aynı dönemi ile karşılaştırıldığında, denetlenmemiş ilk çeyrek konsolide gelir yüzde 1.2
artışla 13.35 milyar dolar olarak gerçekleşti.
LG Ev Eğlencesi Bölümü, 2013’ün aynı dönemine oranla ilk çeyrekteki gelirini yüzde 3 oranındaki artışla 4.63
milyar dolar olarak gerçekleştirdi. Geniş ekranlı TV’ler
ve uygun ödeme koşullarına bağlı olarak yüksek satış
oranı ile 224.79 milyon dolarlık faaliyet karı elde etti. LG
yeni Ultra HD TV ve OLED TV ürün gamı ve farklı ekran
seçenekleriyle gelirini ikinci çeyrekte daha da artırmayı
hedefliyor.
Genç girişimciler
yarışması...
40 ülkeden 10 bine yakın üyesi bulunan global girişimcilik
ağı Entrepreneurs’ Organization (EO), Türkiye şubesiyle de
girişimcilik iklimini geliştirmeye yönelik çalışmalarına devam
ediyor. Araştırmalara göre Türkiye girişimcilik beklentisi konusunda dünyanın gerisinde kalsa da, EO Türkiye Başkanı Can
Bayraktar, çözümün gençlerin girişimciliğe yönlendirilmesi olduğunu söylüyor ve hatırlatıyor: “Erken evredeki öğrenci girişimcilere yönelik dünyadaki en önemli yarışma olarak kabul
gören Global Student Entrepreneur Awards (GSEA)için son
başvuru tarihi yaklaşıyor”. GSEA, lise, üniversite ve lisansüstü seviyesindeki öğrenci girişimcilere dünyanın 25 ülkesinden
rakipleriyle bir araya gelme, medyada yer alma ve para ödülü
kazanma fırsatı sunuyor. Yarışmanın Türkiye ayağı için son
başvuru tarihi 30 Eylül. Washington DC’deki finallerde verilecek para ödülü ise 150 bin dolar.
marketing europe & anatolia / 5
Kısa Kısa
Intel, sosyal medyası
annelere emanet…
Kale banyolara değer
kattı, Altın Çekül’ü aldı...
Yapı-Endüstri
Merkezi
(YEM) tarafından bu yıl
22. kez düzenlenen, Türk
yapı sektörünün en önemIntel Türkiye, bu yıl Anneler Günü’nde çok özel bir çalışmaya
imza atarak bugünden itibaren 3 gün boyunca tüm sosyal
medya hesaplarını annelerin kontrolüne bırakıyor. Bu dünyada her şeyimizi emanet ettiğimiz annelerimiz artık teknoloji
dünyasında da bizim yanımızda. “Bir anne, bir teknoloji
şirketinin sosyal medya sayfalarını yönetseydi nasıl olurdu?”
fikrinden yola çıkan Intel Türkiye’nin Facebook ve Twitter
sayfaları oldukça ilginç ve eğlenceli diyaloglara sahne olacak.
Teknolojinin o kadar da anlaşılamaz bir şey olmadığını 3 gün
boyunca bizlere gösterecek annelerimiz, Anneler Günü olan
Pazar günü sayfayı yine sahiplerine yani çocuklarına devrediyor. Intel Türkiye, doğduğumuz andan itibaren bizi sonsuz
sevgisiyle saran, en çok düşünen, en çok koruyup kollayan
annelerimize gerçek dünyada olduğu kadar sanal alemde de
yanımızda oldukları için teşekkür ediyor ve tüm annelerin Anneler Günü’nü böyle özel bir çalışma ile kutluyor.
li ödüllerinden Altın Çekül
Yapı Ürün Ödülü 2014’e,
bütünsel tasarım anlayışı
ile kullanıcıların beğenisine hitap eden Kale layık
görüldü. Yapı malzemesi
alanında yeni teknoloji ve ürünleri destekleyerek sektörün
gelişimine katkıda bulunmayı amaçlayan YEM’in düzenlediği,
Türkiye’nin önde gelen üniversitelerinde görev yapan akademisyenlerden oluşan seçici kurul tarafından değerlendirilen
ürünler arasından, 2014 yılının en iyi ürünü “Kale-Smart Yıkama Sistemli Asma Klozet” ve “Asma Klozet Entegre Kolay
Montaj Kiti”seçildi. Kale Yapı Ürünleri Grubu Pazarlamadan
Sorumlu Başkan Yardımcısı Bahadır Kayan, Kale’nin, ‘Smart’
felsefesi ile tasarladığı, tasarrufa yönelik, çevreci ürünlerle tüketicilere dost çözümler sunduğunu kaydetti.
Boeing 2. Barış Kartalı
Uçağını Teslim Etti...
SABRE Ödülleri
sahiplerini buldu...
Boeing
[NYSE:
BA]
Türkiye’nin savunma kabiliyetlerini daha da geliştirecek olan ikinci Barış
Kartalı Havadan Erken
Uyarı ve Kontrol uçağının
(AEW&C) belirlenen takvime uygun şekilde Türk Silahlı Kuvvetleri’ne bu hafta
teslim etti.
AEW&C uçağı, filonun ana kumanda merkezi olan Konya Hava Üssü’ne geldi. İlki 31 Ocak’ta teslim edimiş
olan Barış Kartalı AEW&C uçağının üçüncüsü de bu yıl
içinde teslim edilecek. Boeing, dördüncü uçağı ise 2015
yılı programında teslim etmeyi planlıyor.
Barış Kartalı Programı, dört uçağın yanı sıra, görev mürettebat eğitimi, görev desteği ve sistem bakımına yönelik yer destek birimlerini de içeriyor. Türk Havacılık ve
Uzay Sanayii A.Ş. (TAI), Türk Hava Yolları, HAVELSAN
VE MİKES programın kilit tedarikçilerini oluşturmaktadır.
İletişim
sektörünün
uluslararası
arenada
en
prestijli ödüllerinden sayılan
10. SABRE Ödülleri sahiplerini buldu. Türkiye’nin en
iyi iletişim danışmanlığı şirketi
Bersay oldu.Sektörün farklı
hizmet dallarını, bulunduğu coğrafyaya göre kategorilendirip araştıran ve elde edilen bulgulara göre puanlayan SABRE Ödülleri’nin EMEA (Avrupa, Orta Doğu
ve Afrika) bölgesi birincileri açıklandı. Türkiye gelişen
rekabetçi şartları ve büyüyen ekonomisiyle ülke kategorisinde ilk kez ödül kapsamında bağımsız olarak
yer aldı. Bu yıl EMEA bölgesinde 10’uncu defa verilen,
Türkiye kategorisinde ilk kez Bersay’ın ödüllendirildiği
SABRE 2014 Ödülleri 20 Mayıs’ta dağıtılacak. Londra
The Roundhouse’da gerçekleştirilecek görkemli törenle EMEA bölgesinde yılın iletişim danışmanı seçilen
Bersay’a ödülü verilecek.
6 / marketing europe & anatolia
Kısa Kısa
Sustainable Brands İstanbul 2014...
Sustainable
Brands- Sürdürülebilir
Markalar’
konferanslar serisinin
İstanbul
ayağı,
28-29
Mayıs
tarihlerinde
Swissotel
The Bosphorus’ta
g e r ç e k l e ş i y o r.
İstanbul’da
ikinci kez düzenlenen Sustainable
Brands
Istanbul
2014’e yurt içi ve
yurt dışından 65’in üzerinde konuşmacı katılıyor. Konferansta 40’ı aşan oturum ve 3 workshop’la konuşmacılar
ilham veren görüşlerini katılımcılarla paylaşıyor.
Bu sene Yeniden Düşün, Yeniden Tasarla, Yeniden
Yarat- Reimagine, Redesign, Regenerate teması ile
marka, pazarlama, iletişim, inovasyon ve sürdürülebilirlik profesyonellerini buluşturan güçlü marka platformu
Sustainable Brands İstanbul 2014, 28-29 Mayıs’ta Swissotel The Bosphorus’ta düzenleniyor. Değişen tüketici
davranışları, marka değerlerini artıran yeni stratejiler,
markalarda karlılığın değişen parametreleri, başarılı uygulamalar ve yenilikleri konuşulacağı Sustainable Brands
İstanbul 2014’e 65’in üzerinde konuşmacı katılıyor. Konferansta 2 gün süresince 40’ı aşan oturumların ve 3
workshop’un yanı sıra bağımsız konuşmalar ve özel etkinlikler, ana ve paralel kulvarlarda gerçekleşecek. Sürdürülebilir Markalar Konferansları dünyanın çekim merkezleri
olan San Diego, Londra, Rio de Janerio, Buenos Aires
ve İstanbul’da düzenleniyor. Sustainable Brands Istanbul 2014 ikinci yılında da global markalar ile güçlü Türk
markalarını bir araya getiriyor.
Konularında uzman moderatörlerin eşliğinde yapılacak
atölye çalışmalarında katılımcılar beyin fırtınası yapma
fırsatı buluyor, markaların başarısını artıracak yenilikçi
araçlar ve yöntemler ortaya çıkıyor.
17. West Anatolian Historic Rally...
Klasik Otomobil Kulübü’nün uzun senelerdir organize
ettiği ve bu sene 17.si düzenlenecek olan uluslararası
nitelikteki “West Anatolian Historic Rally”, bu yıl 16-19
Mayıs 2014 tarihlerinde Ege Bölgesi’nde düzenlenecek.
Kuşadası-Söke-Torbalı-Selçuk etabında 2 gün boyunca
sürecek 17. West Anatolian Historic Rally’e, her biri adeta birer sanat eseri değerinde yaklaşık 50 klasik otomobil katılacak.
Shaia Hotels-Kuşadası Golf& Spa Resortsponsorluğunda gerçekleşecek olan ralli, ilk gün Kuşadası
Golf&SpaResort’danstart alacak ve Selçuk taraflarında
yapılacak. İkinci gün gene KuşadasıGolf&SpaResort’da
nbaşlayacak 2. etap, Kuşadası ve Seferihisar arasında
gerçekleşecek. Sabah 11:00’destart alacak olan rallinin
finish’i ilk gün saat 19:00, ikinci gün saat 17:00 olacak.
Yarışma sonuçları ve ödüller18 Mayıs gecesi düzenlenecek törenle sahiplerini bulacak.
Kulüp yetkilileri bu yıl 19-20 Nisan’da düzenlenen ve rekor katılımın olduğu Bahar Rallisi gibi, bu yarışa da etkin
bir katılım olacağını, Ege bölgesinde çok sayıda klasik
otomobil tutkununun bulunduğunu ve bu kez İstanbul
dışından da yoğun bir talep beklediklerini ifade ediyorlar.
24 yıldır faaliyet gösteren Klasik Otomobil Kulübü amaçlarını şöyle açıklıyor. “Otomobillere, bilhassa döneminde
belirli özelliklere sahip olan ve artık caddelerde pek rastlanamayan klasikleşmiş araçlara ilgi duyanları hedefliyoruz.
Bunları korumak ve tekrar çalışır hale getirebilmek için
uğraşı gösteren ve bu doğrultuda fikir alışverişinde bulunmak isteyen insanların bir araya gelmelerini sağlamak
istiyoruz.”
marketing europe & anatolia / 7
Yeni Ürünler
Yeni Samsung Galaxy K zoom...
Samsung Electronics, kamerasıyla öne çıkan yeni akıllı telefonu Galaxy K zoom’u tanıttı. Galaxy K zoom, gelişmiş dijital kamera teknolojisi ile Samsung’un Galaxy deneyimini bir
araya getiriyor. Profesyonel kalitede görsel içerik üretme yeteneğine sahip, eğlenceli ve kullanımı kolay Galaxy K zoom;
kolay çekim, gerçek ışık özellikleri gerçek optik zoom ve şık
tasarımıyla kullanıcılara ihtiyaç duydukları mobil çözümleri
sunuyor. Samsung Electronics Mobil İletişim Kıdemli Başkan Yardımcısı Sun Hong Lim Galaxy K zoom’u değerlendirerek şunları söyledi: “Galaxy K zoom; Samsung olarak,
tüketicilerin çok farklı yapıdaki teknolojik taleplerini karşılama vizyonumuzu kanıtlıyor. Yeni Galaxy K zoom, kullanıcıların değer verdikleri önemli anları, kolayca ve inanılmaz
netlikte görüntüleyip paylaşmalarını sağlıyor. Aynı zamanda,
bir Galaxy akıllı telefonun rahatlığından ve sürekli bağlantı
özelliklerinden yararlanarak ‘hepsi bir arada’ anlayışıyla bir
mobil deneyim sunuyor” dedi.Optik zoom yapıldığında ve
düşük ışık ortamlarında bile canlı ve net fotoğraf ve videolar
(Full HD) çekebiliyor. Ayrıca cihazın Xenon flaşı, LED’lerden
daha parlak bir ışık vererek görüntü kalitesini artırıyor ve doğal bir parlaklık veriyor.
4 farklı moduyla Yeni Acer...
Acer Aspire Switch 10, kullanıcılara mobil iletişimin daha iyi
bir yolunu sunan dört benzersiz moda sahiptir. Dizüstü bilgisayar, tablet, ekran ve çadır modlarıyla 2-in-1 dizüstü bilgisayar insanlara tek bir kullanım şeklini sunmak yerine kişilerin ürünü kullanmak istediği şekle adapte olabiliyor. Cihaz
modlar arasında kolay geçiş ve mandalsız klavye yerleşimi
için opsiyonel ilave depolama kapasiteleriyle birlikte manyetik bir çıkarılabilir Acer Snap Hinge™ tasarımı barındırıyor.
Acer Aspire Switch 10, kullanıcılar nerede olursa olsunlar
bir dokunuş daha bağlantıda olmalarına yardımcı olan ideal
bir bilgisayardır. Ders çalışmak veya oyun oynamak isteyen
gençlerden, hareket halindeyken çalışmak ve sosyal olarak
bağlantıda kalmak için çok fonksiyonlu yöntemlere ihtiyaç
duyan iş seyahatindeki kişilere kadar, Acer Aspire Switch 10
dört farklı kullanım moduyla – dizüstü bilgisayar, tablet, ekran ve çadır – her ihtiyaca uyum sağlar.
Acer Snap Hinge™ kullanıcıların bu dört mod arasında sorunsuzca geçiş yapabilmelerine izin verir. Mandalsız yerleşim için pazardaki diğer tüm dayanak menteşelerinden daha
düzenli ve daha sorunsuz olan manyetik bir çıkarılabilir tasarıma sahip.
10 / marketing europe & anatolia
Yeni Ürünler
Anneniz için Lenovo Yoga Tablet...
hak eder” düşüncesinden yola çıkan Lenovo, bu yıl çok keyifli bir hediye seçeneği sunuyor. Kadınların hayran olduğu TV
yıldızı Ashton Kutcher tarafından tasarlanan, şık, ergonomik
ve trendlere uygun tasarımıyla göz dolduran Lenovo Yoga
Tablet, farklı kullanım şekilleri ile de fark yaratıyor.
Özel ayakçığı ile film ya da video izlerken dik şekilde, birşey
yazarken de daha iyi bir görüntüleme açısı için yatay stand
modunda kullanabileceği tabletin silindirik tutma kısmı ise el
ergonomisine uygun olarak tasarlandığından daha rahat bir
tutuş sağlıyor. Cihaz, kapalı modda elde tutulduğunda çok
şık bir portföy çantayı andırdığından, annelerin ellerinden
düşüremeyeceğini garanti ederiz.
Yoga Tablet’i anneniz için bulunmaz yapan özellikleri bu kadar da değil. Opsiyonel klavyeye sahip cihaz, dokunmatik
ekrana bir türlü ısınmayan annelerin de imdadına yetişiyor.
Gümüş grisi rengi ve 8- 10 inç olmak üzere 2 ayrı versiyoAshton Kutcher tarafından tasarlanan ve 18 saat pil ömrü ile nuyla teknoloji mağazalarında satılan cihazın, rakiplerine kıprizlere veda etmemizi sağlayan Lenovo Yoga Tablet, anne- yasla sağladığı fiyat avantajı da gözünüzden kaçmayacak.
ler için ideal bir hediye seçeneği.
Yoga Tablet 8 inç - 599 TL
Yoğun iş yaşamı, evin gündelik sıkıntıları, bir de çocukların Yoga Tablet 10 inç – 779 TL
bitmek bilmeyen istekleri… “Anneler her şeyin en güzelini
PlayStation®4, güncelleme...
Sony Computer Entertainment Europe(SCEE)PlayStation®4 (PS4™) oyun konsolunun, sosyal bağlantı
seçeneklerini artıran ve oyun severlerin deneyimlerini daha
anlamlı bir şekilde paylaşmasını daha da kolaylaştıran
yeni özelliklere sahip sistem yazılımı güncellemesi sürüm
1.70’i, 30 Nisan tarihinde yayınlayacağını açıkladı.
PlayStation®Vita (PS Vita) sistem yazılımı da PS4 sistem
yazılımı ile eşzamanlı olarak güncellenecek. Bu güncellemeler, birçoğu büyük bir heyecanla beklenen ve talep
edilen çok sayıda yeni özellik ve iyileştirme sayesinde PS4
sistemini daha da güçlendirecek.
SCEE Pazarlama Direktörü Isabelle Tomatis, güncellemeyle ilgili olarak“Daha şimdiden dünya çapında 7 milyonu
aşkın oyun severin yer aldığı bir topluluk oluşturan PS4’ün
başarısından büyük bir gurur duyuyoruz. Başarımızın
merkezinde, oyun severlerin hep yanında olmak yatıyor ve
bu güncelleme de bunun çok güzel bir örneğini oluşturuyor.
Topluluğumuzun sesine kulak vererek en çok beklenen ve
talep edilen özellikleri sunduk. En çok sosyal bağlantıya
sahip oyun konsolu olmak bizim için çok önemli” şeklinde
konuştu.
marketing europe & anatolia / 11
Medya Dünyası
Görev değişiklikleri...
Yazılı Basında Görev Değişiklikleri
Star gazetesi yazı işleri müdürlerinden Doğan Ertuğrul’un yayın ile yolları ayrıldı.
Türkiye gazetesinde editör olarak görev yapan Adem Orhan
gazeteden ayrıldı.
Marie Claire dergisi genel yayın yönetmeni Ferhan İstanbullu
Tuna görevinden ayrıldı, yerine Hande Tokmak getirildi.
Marie Claire dergisinin yazı işleri müdürü Damla Gökdel editöryel direktörlük görevine geçti, derginin yazı işleri müdürlüğü
kadrosuna şu an kimse atanmadı.
Women’s Health dergisinde yazı işleri müdürlüğü görevini yürüten Sibel Yeşilçay, derginin genel yayın yönetmeni oldu.
Habertürk gazetesi genel yayın yönetmenliği görevinden istifa
eden Fatih Altaylı gazetedeki köşe yazarlığı görevine devam
edecek.
Sabah gazetesi Roma temsilcisi Yasemin Yalçın’ın yayın ile
ilişiği kesildi.
Star gazetesi yeni yayın koordinatörü Nuh Albayrak oldu.
Atilla Akar Yurt gazetesi köşe yazarlığı görevinden ayrıldı.
Habertürk gazetesi genel yayın yönetmenliği görevine Selçuk
Tepeli atandı.
Leyla İpekçi, Yeni Şafak gazetesinde Salı ve Cuma günleri yazılarını okurlarıyla buluşturacak.
Platin dergisi haber müdürü Füsun Akay’ın yayın ile yolları
ayrıldı. Akay, Eko IQ dergisinde haber müdürü olarak göreve
başladı.
Daha önceleri haberturk.com’un genel yayın yönetmeni yardımcılığı görevini yürüten Kürşat Oğuz
ana gazetede yazı işleri müdürü oldu.
Oğuz, bu görevi Emre Ergül ile birlikte
yürütecek.
Türkiye gazetesi yazı işleri müdürü Yücel Koç, haber müdürü Ercan Seki ve fotoğraf editörü Güliz Vural görevlerinden
ayrıldılar. Gazetenin haberlerden sorumlu yazı işleri müdürlüğü görevine Sadık Söztutan, haber müdürlüğü görevine
ise vekâleten Kazım Çeliker getirildi.
Vatan gazetesi Washington temsilcisi İlhan Tanır yayın ile yollarını ayırdı.
Aysun Öz, Habertürk gazetesi hafta
sonu ekleri yönetmeni oldu.
Sabah gazetesi köşe yazarı Süleyman
Yaşar’ın yayın ile ilişiği kesildi.
Akşam gazetesinde köşe yazarı olarak görev yapan Fikret
Aydemir’in yayın ile yolları ayrıldı.
Akşam gazetesi yazılarını yurt dışından kaleme alan köşe yazarı Fikret Aydemir’in yayın ile yolları ayrıldı.
Mag dergisi halkla ilişkiler sorumlusu Seçil Özer görevinden
ayrıldı, yerine Dilara Ertürk getirildi.
Sabah gazetesinden ayrılan Süleyman Yaşar bundan böyle
Taraf gazetesinde yazacak.
Eren Erdem Karşı gazetesindeki genel yayın yönetmenliği
görevinden ayrıldı, kendisinin görevini bundan böyle Kutlu
Esendemir yürütecek. Erdem, gazetedeki yazılarına devam
edecek.
Karşı gazetesi insan kaynakları müdürü Deniz Çelik ve reklam
müdürü Saynur Okuroğlu görevlerinden ayrıldılar.
Yurt ve Bağımsız gazetelerinin Medya Grup Başkanı Tuncay
Mollaveisoğlu’nun yayın ile yolları ayrıldı, yerine Merdan Yanardağ geçti.
Akşam gazetesi köşe yazarı Fikri Akyüz’ün yayın ile yolları
ayrıldı.
Sol gazetesi genel yayın yönetmeni Kemal Okuyan görevinden ayrıldı, kendisinin yerine Aydemir Güler geçti.
Salih Zengin, Sabah gazetesi hafta sonu eklerinde muhabir
olarak göreve başladı.
Ivana Sert bundan böyle Milliyet Televizyon ekinde ünlülerin
12 / marketing europe & anatolia
kıyafetlerini yorumlayacak.
Türkiye gazetesinde ekonomi müdürü olarak görev yapan İbrahim Kahveci’nin yayın ile ilişiği kesildi.
Cüneyt Başaran, bundan böyle Çarşamba ve Cumartesi günleri ekonomi yazılarıyla Habertürk gazetesinde.
Habertürk TV’de haber spikerliği, muhabirlik ve editörlük yapan Sorel Dağıstanlı Habertürk gazetesine geçti.
İnci Hekimoğlu, Yurt gazetesi köşe yazarlığı görevinden ayrıldı.
Görsel Basında Görev Değişiklikleri
TGRT Haber reklam grup başkanı Mine Akdağ’ın yayın ile yolları ayrıldı. Kendisinin yerine, Tuğba Gençay getirildi.
TRT Haber’de günlük haber sunan Mustafa Alcan’ın yayın ile
ilişiği kesildi.
TV 8’in yeni reklam genel müdürü Emre Taylar oldu.
BJK TV’de genel yayın yönetmenliği görevinden ayrılan Tuğrul
Yenidoğan’ın yerine Fuat Çağlar getirildi. Ayrıca TV’de haber
müdürlüğü görevini ise Hakan Gündoğar üstlendi.
Arzu Eğmir, TV 8’de dramalar direktörü olarak göreve başladı.
Flash TV ekranlarında hafta içi her gün yayınlanan Ne Çıkarsa Bahtına programının sunucusu Sinem Yıldız’ ın yayın ile
yolları ayrıldı, programı bunda böyle Hülya Bozkaya sunacak.
Kanal A’da Ankara haber editörü olan Selahattin Serçe’nin,
İstanbul haber müdürü Hüdaverdi Yıldırım’nin ve İstanbul temsilcisi olarak görev yapan Bedrettin Uğur’un kanal ile yolları
ayrıldı.
Erkan Dede, Beyaz TV İstanbul şubesi teknik müdürü oldu.
A Haber’de yapımcı ve sunucu olarak görev
yapan Selin Ongun’un yayın ile yolları ayrıldı.
Elektronik Basında Görev Değişiklikleri
www.tg.com.tr’nin haber müdürlüğü görevini yürüten Oğuzhan Müezzino’nun yayın ile
yolları ayrıldı. Müezzino’nun yerine haber sitesinde editör olarak görev yapan Kadir Sönmez getirildi.
Mevlüt Yeni, her Pazartesi online turizm gazetesi Turizmde Bu Sabah’ta yazacak.
gazetevatan.com’da genel yayın yönetmenliği yapan Nilay Örnek’in yayın ile yolları ayrıldı.
Medya Dünyasından Diğer Haberler
“Cem Ceminay Morning Show” hafta içi her
gün 06:00 – 09:00 saatleri arasında bundan
böyle Radyo Viva’da.
Ulusal yayın yapan Kanaltürk’ün lisansı iptal edildi. Kanal bundan böyle tüm Türkiye’de değil, sadece Marmara bölgesinde
izlenebilecek.
Türkiye Gazeticiler Cemiyeti üyesi ve daha önceleri Son Saat,
Zaman, Hizmet gibi gazetelerde görev yapan Selçuk Emre hayatını kaybetti.
1980’li yıllarda AP (Associated Press)’in Türkiye muhabirliğini
yapan Vedat Tayyar Erdamar yaşamını yitirdi.
Kanal D’nin başrollerini Burak Özçivit ve Fahriye Evcen’in paylaştıkları “Çalıkuşu” dizisi bundan böyle Perşembe akşamları
saat 20:00’de ekranlara gelecek.
Yapımcılığını Barakuda Film’in üstlendiği Kanal D dizisi ‘Boynu Bükükler’ dizisi bundan sonra Cumartesi akşamları saat
23:15’te yayınlanacak.
Daha önceleri farklı sunucular ve kanallarla ekrana gelen ‘Bir
Milyon Canlı Para’ programı yeni kanalında Mesut Yar’ın sunumuyla Pazartesi akşamları saat 20:00’de Kanal D’de.
Otomotiv ve motor sporları programı ‘8. Etap’ artık her Pazar
saat 13:10’da Kanal 24 ekranlarında olacak.
Kanal D’de yayınlanan Çalıkuşu dizisi bundan böyle Cumartesi akşamları 23:00’de ekranlarda olacak.
Star TV ekranlarında yayınlanan Kurt Seyit ve Şura dizisinin
ismi yayın saati değişti. Dizi bundan böyle Kurt Seyit ve Şura
İstanbul adıyla 21:30’da izleyicileriyle buluşacak.
Medya Dünyası
marketing europe & anatolia / 13
Sanal mecra en
Röportaj
ngellenebilir mi?...
eNroll Web Çözümleri Yönetici Ortağı
Akgün Yardımcı
Tüm erişimi engellemenin sanırım tek yolu ülkenin yurt dışı
Internet çıkışını tamamen kapatmak diyebiliriz.
Yani bırakın Youtube ya da Twitter’ı Gmail, Yahoo gibi yabancı
çeşitli hizmetleri, yurt dışında barındırılan tüm
Türk web sitelerinin de erişimini kapatmanız,
Türkiye’den dünyaya giden ya da gelen tüm trafiği
tamamen engelliyor olmak gerekli.
Röportaj Elvin Ekşioğlu [email protected]
- Sanal mecralarda gerçekten tüm
erişim engellenebilir mi?
Tüm erişimi engellemenin sanırım tek
yolu ülkenin yurt dışı Internet çıkışını
tamamen kapatmak diyebiliriz. Yani
bırakın Youtube ya da Twitter’ı Gmail,
Yahoo gibi yabancı çeşitli hizmetleri,
yurt dışında barındırılan tüm Türk web
sitelerinin de erişimini kapatmanız,
Türkiye’den dünyaya giden ya da gelen
tüm trafiği tamamen engelliyor olmak
gerekli. Bir başka deyişle; sosyal ağlara ya da belirli sitelere erişimi ciddi
anlamda engelleyebilmek için yurtdışından hizmet veren VPN servislerine
erişimi de engellemek, bunu yapabilmek için de Türkiye’yi internetten tamamen koparmak gerekli.
Böyle bir durumda bile uydular üzerinden kısmi de olsa erişim imkânı devam
edecektir.
Tabii böle bir durumu, böyle bir uygulamayı Türkiye’den de hiç kimsenin
tasvip edeceğini, hiçbir yöneticinin de
uygun bulup aklına dahi getireceğini
sanmam.
- Erişim engelinden DNS, VPN ayarlarını kullanarak kurtulmak istenirken ne gibi kayıplarımız oluyor?
DNS basitçe, girmek istediğimiz sitenin
açık adresini (aslen ip adresini) o mahalleyi iyi bilen bir postacıya sormak
gibi diyebiliriz. DNS sunucusunu değiştirmek ise; bize yanıt vermeyen ya da
doğru adresi göstermeyen bir postacı
olduğunda da postacıyı değiştirip başka bir postacıya adres sormak diyebiliriz. O mahalledeki daha önceden senelerce bildiğimiz postacı yerine başka
mahalledeki bir postacıya sormanın
çok büyük bir maliyeti yok ama ufak
da olsa bu gidip gelmekten ötürü ek bir
maliyet oluşturuyor.
VPN yani sanal özel ağlarda ise durum
çok daha farklı. Bir kullanıcı Internet
üzerindeki veri trafiğini, gezintisini tamamen yurt dışı kaynaklı bir VPN servisini kullanarak yaptığında, gezindiği
tüm içerik tüm sayfalara aslında yurt
dışından erişmiş oluyor. Bu durum da
tüm bu veri trafiği için yurt dışına çıkmayı ve dolayısıyla ülkeye ek bir maliyet
oluşmasına sebep oluyor. Bunu basitçe
marketing europe & anatolia /15
Röportaj
şöyle örnekleyebiliriz; cep telefonu için
kullandığınız ya da evde işte kullandığınız internet servis sağlayıcınız size aylık bir trafik limiti tanımlıyor, siz bu trafiğin üstünde bir trafik oluşturduğunuzda
yani örneğin 5 GB lık kotanızı filmleri
izleyerek doldurduğunuz ve geçtiğinizde ek bir bedel ödemek durumunda kalıyorsunuz. Servis sağlayıcınızın yani
İnternet’e erişmek için para ödediğiniz
kurumun bunu yapması doğal çünkü
benzeri bir durum da onun için geçerli.
Servis sağlayıcınızın maliyetleri içinde
oluşan trafiğin önemli bir yeri var.
Bir başka deyişle, İstanbul’da yaşayan
bir kullanıcı ABD’deki bir VPN servisini
kullanarak sunucuları Türkiye’de olan
bir siteye eriştiğinde, kullanıcının erişmek istediği tüm içerik önce ABD’ye
gidiyor sonra tekrar Türkiye’ye geri geliyor.
Ülke olarak da biz bu gidip gelen ek
veri trafiği için de altyapımıza yatırım
yapmak ve ek maliyetler üstlenmek zorunda kalıyoruz.
Bu ülke açısından maliyet konusunun
16 / marketing europe & anatolia
Ülke olarak da biz bu gidip
gelen ek veri trafiği için de
altyapımıza yatırım
yapmak ve ek maliyetler
üstlenmek zorunda kalıyoruz.
yanı sıra kullanıcıların veri güvenliği
konusu da var göz ardı edilmemesi
gereken. VPN servisleri kullanırken,
kendi rüştünü ispat etmiş ve mümkünse ücretli servisleri kullanmak güvenlik
açısından daha doğru olur. Bilgisayarınızdan, telefonunuzdan ya da tabletinizden VPN ile İnternet’i gezindiğinizde
tüm trafiğiniz size VPN servisini sağlayan kurumun eline geçiyor. Dolayısıyla
girdiğiniz her bir site, açtığınız her sayfa, gönderdiğiniz her bilgi size bu sanal
özel ağ servisini (VPN) sağlayan kuruluş tarafından görüntülenebilir.
- 2014 İnternet yasasına rağmen neden YouTube ve Twitter engellendi?
5651 sayılı yasa aslında zaten bir süredir yürürlükte idi ancak kısa bir süre
önce ciddi değişikliklere uğradı. Bu
değişiklikler arasında en önemlilerden
biri Telekomünikasyon İletişim Başkanlığında başkana ihtiyati tedbir alma
yetkisinin verilmesi idi. Zaten çok tartışılan konuların başında bu yer alıyor.
Önemli bir diğer değişiklik de içerik
yüzünden tüm sitenin kapanması yerine sitenin içindeki adreslere bölümlere erişimin kısıtlanabilmesi yönünde
yapılan düzenleme. Bu düzenleme ile
örneğin Twitter.com adresine erişimi
Röportaj
tamamen kapatmak yerine, mahkemece ya da TİB başkanı tarafından Twitter.com altındaki bir adrese ya da adreslere erişim kısıtlanabiliyor. Eğer TİB
başkanının ihtiyati tedbir kararı sonucu
erişim engellenirse, bu durumda da 48
saat içinde mahkeme tarafından bir
karar alınması gerekiyor, bir karar söz
konusu olmaz ise tedbir kararı tekrar
kalkıyor.
İnternet kullanımı ya da İnternette kişilik haklarını zedeleyecek içeriğin engellenmesi için düzenlemeler olması
kesinlikle gerekli. Ancak mevcut yasal
düzenlemenin iyileştirilmesi gereken
çok tarafı var.
Son dönemde olan uygulama ise biraz
farklı oldu. Çeşitli mahkemelerin farklı hesaplar farklı içerikler nedeniyle,
hesapların kapatılması yönünde aldığı kararları ilgili ağlara, sitelere tebliğ
edememesi ya da bu kararların uygulanmaması nedeniyle ihtiyaten sitelerin
erişimi engellendi. Sadece ilgili içerikler
Twitter Türkiye’de doğrudan
reklam satışını kendisi
yapmıyor. Türkiye’de twitter’da
reklam yayınlamak istediğinizde
muhatabınız bir Türk şirketi
ve tabii bu şirket de ülkemiz
yasalarına göre hareket
ediyor, faturasını kesiyor
vergisini ödüyor.
yapılabilirdi ama nedense böyle bir yol
izlendi. Özetle engelleme hukuki değil
idari bir karar idi. Sağlıklı bir hızlı çalışan bir adli sistemde bu kararların bu
konularda da bilgi sahibi nöbetçi hakimler tarafında verilebilir olması belki çok
daha etkili olacaktır.
- Vergi ve şube açma konusu var bir
de gündemde?
Burada aslında bir konuya da açıklık
getirmek gerekli. Twitter Türkiye’de
doğrudan reklam satışını kendisi yap-
mıyor. 2013 başından bu yana reklam
satışları için anlaştığı bir şirket var.
Türkiye’de twitter’da reklam yayınlamak istediğinizde muhatabınız bu şirket ve tabii bu şirket de ülkemiz yasalarına göre hareket ediyor, faturasını
kesiyor vergisini ödüyor. Yani Twitter
a zaten doğrudan reklam veremiyorsunuz ve size hizmeti sağlayan şirket
Türkiye Cumhuriyetinde kurulmuş ve
TC yasalarına göre işlem yapan, vergi
ödeyen İstanbul merkezli bir işletme.
Şube açma konusuna gelince, dünyadaki her web sitesi sahibi kurumun
Türkiye’de şube açması mümkün ve
anlamlı değil. Bununla beraber ülkemizden gelir elde eden bu ölçekteki
yabancı bir işletmenin şubesi olmasa
da belki bir temsilcisinin olması pek
çok problemi ortadan kaldırır. Örneğin
reklam satışlarını ülkemizdeki bir işletmeye verebildikleri gibi, reklam dışı
konular için de bir temsilci çok faydalı
olacaktır.
marketing europe & anatolia / 17
Köşe
Nurgül Eryıldır Günay / [email protected]
Sen neyin peşindesin?...
( kelebeğin
fırtınası)
Türk Hava Yolları’nın 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk
Bayramı’nda yayına giren yeni reklam filmi milyonların
beğenisini kazandı.THY'nin bu filmi şimdiye kadar
yayınlanan filmlerinden çok farklı. Sıcacık gülümsemeleri
ve içten davranışlarıyla sempati toplayan minik oyuncuları
hepimizi etkilemeyi başardı. Uçakları çok seven 4 köylü
çocuğun kendi köylerine de uçak gelmesini hayal etmesi
ve bunun için düğünden çaldıkları lambalarla köydeki
toprak yolu piste dönüştürme çabaları çok sevimli. Hele
bir de "çok istersek geler belki" yok mu, her izlediğimde
''canııııımm'' diyorum ve yüzümde kocaman bir
gülümseme oluşuyor. Bunların hepsi iyi güzel ama, işte o
''ama'' bölümü işin sinir bozucu tarafı.
Başka bir açıdan baktığınız zaman reklamın ana teması
THY uçuşları değil, havalimanı olup olmaması. Hükümetin
bütün seçim kampanyası boyunca İstanbul'da 3. havaalanı
yapımı ile ilgili propagandası bu reklamla devam ediyor
gibi görünüyor. Bu açıdan bakınca da o güzelim sıcacık
duygular insanın yüzünde donup kalıyor. Neyse biz yine
canımızı sıkmayalım, filme dönelim. Iğdır Havaalanının
açılışını konu alan film, Antalya'nın Korkuteli ilçesine bağlı
İmecik Köyü'nde çekilmiş. Filmin kahramanları, ilkokul
öğrencileri Oğuzhan Yavuz, Elvan Büyükkursak, Nihat
Küçükkursak ve Kerim Ardıç yönetmen Bahadır Karataş’ın
köye gerçekleştirdiği ziyaretle keşfedilmiş. Birkaç
deneme çekiminin ardından performansları beğenilen
İmecik köyünün 4 çocuk yıldızı, hayatları boyunca
unutamayacakları çok güzel bir deneyim yaşamışlar.
Bisiklet, tablet bilgisayar, ayakkabı ve giyeceğin yanında
ailelerine 1250 lira para verilen çocuklar, uçağa da ilk
kez çekimler için İstanbul’a geldiklerinde binmişler. Hepsi
birbirinden yetenekli çocuklardan, uçak başının üstünden
yere doğru süzülürken asker selamı çakan Kerim Ardıç
benim favorim :)
Çocuk yıldızlar süper, yaratıcı ekip çok güzel bir iş
çıkarmış, yapım da çok başarılı. Emeği geçen herkesi
alkışlıyorum.
şehriye diyor; sulu, çorbamsı, makarnamsı bişey. Reklam
filmindeki oyuncu önce çatalla yiyip, sonra suyunu içiyor
falan. Aman ne bileyim sulu sepken neydüğü belirsiz
bişey gibi geldi bana. Merak edip web sitesinden ürünü
inceledim. Sitedeki fotoğraflarında sulu falan değil,
makarna kıvamında gibi duruyor. Alıp denemek lazım.
Ama açıkca söyleyeyim, internet sitesinden bakmasaydım,
denemek bile istemezdim. Reklam hoş, ama satışa
yönlendirmede etkisi nedir görmek lazım.
Diğer dikkatimi çeken reklam ''Nudo'na su ko''.
İsmi çok güzel düşünülmüş, Japonca gibi, sevimli ve
komik olmuş. Ama sattıkları ne tam anlamadım. Kıvırcık
Bu sayıdaki yazım her zaman bizim için en iyisini yapmaya
çalışan, fedakar, canım annem için. Anneler günün kutlu
olsun tatlı şukufem benim :)
Yaz sezonu yaklaşırken dondurma reklamları haz kazandı
yani pardon hız kazandı diyecektim :)
Algida'nın sürekli cinsellik çağrıştıran haz peşindeysen
reklam filmlerine Panda dondurma çok güzel bir gönderme
yapmış. Algida olayın dozunu giitkçe artırdığı için artık
mahalle bakkalından Magnum isteyemez hale geldik.
Düşünsenize adam kalkıp ''ooo neyin peşindesin sen'' diye
bıyık altından gülse ne cevap vereceğiz. ''haz peşindeyim''
mi diyelim yani. Alt tarafı dondurma ya, nedir öyle ayılıp
bayılmalar, göz süzmeler, uzaklara bakmalar falan. Panda
pek çoğumuzun düşüncesini dile getirip bu saçmalıkları
anlatan bir reklam çekmiş. Sosyal medyanın ilgisini çeken
paylaşım rekorları kıran filmde olaydaki abartılı unsurların
hepsiyle dalga geçiliyor. Dondurmadaki bu furya son
zamanlarda çikolata reklamlarına da sıçramıştı. Çikolata
yerken kendinden geçen, hayallere dalan, ya da ordan
oraya hoplayıp zıplayan insanları gördükçe fenalık geliyor
artık içime :)
Son olarak Elidor'un canlandırıcı kuru şampuan
reklamından bahsetmek istiyorum. Susuz yaz
kapımızdayken, kuru şampuan ürünü çok tutacak gibi
görünüyor :) Film çok ışıltılı, çok pırıltılı, pozitif enerji veren
bir reklam olmuş. Saçınızı yıkayacak vaktiniz yoksa saç
spreyi gibi saçınıza sıkıp birkaç dakika diplere masaj
yapıyorsunuz. Hoooop pıspırıl havalı saçlar geri geliyor :)
Vaat çok iddialı, alıp denemek lazım.
marketing europe & anatolia / 19
Reklam Dünyası
Burn’den,Futbol Dolu Bir Uygulama...
renklerine bürünen uygulamada, kullanıcının girdiği bilgiler
doğrultusunda kişiselleştirilmiş bir video hazırlanıyor. Binlerce taraftarın enerjisiyle hazırlanan videolar, kullanıcıların
gönül verdikleri renklere desteklerini göstermelerini sağlıyor.
Uygulamaya apps.facebook.com/bugunogun adresinden ve
Burn Energy Drink Facebook sayfasından ulaşabilir
https://www.facebook.com/BurnEnergy?ref=br_tf
videonuzu paylaşabilirsiniz.
Beşiktaş, Fenerbahçe ve Galatasaray Kulüpleri için özel
ambalaj tasarımlarını satışa sunan Burn, binlerce taraftarın
enerjisiyle hazırlanan reklam filminden yola çıkarak yeni bir
Facebook uygulaması oluşturdu. Kullanıcıların mevcut reklam filmini kendi fotoğraflarıyla kişiselleştirebildiği videoda,
maç günü evden stada gidene kadar yaşanılanlar yansıtılıyor.
Kullanıcılar uygulamaya girdiklerinde, öncelikle taraftarı
oldukları takımı seçiyor. O andan itibaren seçilen takımın
Nike, #riskeverything 2014...
Nike, #riskeverything 2014 futbol kampanyasının ikinci bölümü ‘Kazanan Kalır’ı yayına soktu. İkinci reklam filminde
ilk bölümün kahramanları Cristiano Ronaldo, Neymar Jr. ve
Wayne Rooney’ın yanı sıra Zlatan Ibrahimovic, Eden Hazard, Andrea Pirlo, Gonzalo Higuain, Gerard Pique, Andrés
Iniesta, Mario Gotze, Thiago Silva, Thibaut Courtois, Tim
Howard ve David Luiz gibi ünlü futbolcular da yer aldı. Kobe
Bryant, Jon Jones, Anderson Silva, Irina Shayk ve Yeşil
Dev’in de aralarında bulunduğu diğer sporcular ve özel konukların da yer aldığı reklam filmi, iki takım arkadaşının bir
parkta ‘Kazanan Kalır’ oyunundaki mücadelesi ile başlıyor.
Mücadelenin başlamasından ve bahislerin açılmasından hemen sonra biri ‘Ben Cristiano Ronaldo’yum’ diyor ve rakibi de
o halde kendisinin Neymar olacağını söylüyor.
İster dünyanın en iyi oyuncusu olsun ister Brezilya’da sokaklarda oynayanlar olsun tüm futbolseverleri oyuna tutkuyla
bağladıklarını söyleyen Nike Pazarlama Kurulu Başkanı Davide Grasso, ‘Kazanan Kalır’ın her genç oyuncunun arkadaşlarıyla arasındaki rekabeti öğrenmesini, kahramanı olan
oyuncuyla oynama veya onun gibi olmaya çalışma dene-
20 / marketing europe & anatolia
yimlerini anlattığını belirtti. Davide Grasso, şöyle devam etti:
“Korkusuz, heyecanlı ve eğlenceli oyuna inanıyoruz ve işte
bu da bizim benimsemek istediğimiz bakış açısı. Nike oyuncuları uçlarda oynuyor; çünkü bir şeyi benzersiz ve sıra dışı
kılmak için doğru zamanı biliyor. Biz oyunları bu dakikalar
için izliyoruz, bunlar bize kendi oyunumuzu yaratmada ilham
verici oluyor. İşte ‘Her Şeyi Ortaya Koy’ bu demek oluyor.
Eğer o riskleri almaya hazırsan, ne yapabileceğinin söylenmesine ihtiyaç yoktur.”
Reklam Dünyası
Vogue Eyewear yeni yüzü Ece Sükan...
İtalyan gözlük markası Vogue Eyewear Ece Sükan’ın, Türkiye’deki yeni marka yüzü olduğunu duyurdu. Luxottica Türkiye Ülke Müdürü İlker Mat, Luxottica Türkiye Pazarlama
Müdürü Ömer Altıkardeşler ve Ece Sükan’ın yer aldığı yeni
sezon reklam filmi çekiminden kareler de ilk defa basına
gösterildi. Vogue Eyewear Global Marka Direktörü Mariavittoria Di Stasi ve Luxottica Türkiye Ülke Müdürü İlker Mat, bu
anlaşmadan büyük mutluluk duyduklarını ifade etti. “Vogue
Eyewear markası ile bu yıl dünyada bir ilki gerçekleştirerek
Türkiye’deki lokal marka yüzümüz olarak Ece Sükan ile anlaştık. Ece Sükan yapmış olduğu her işte son derece başarılı
olmuş, stil sahibi bir profesyonel. Onun moda dünyasındaki
bu duruşu, Vogue Eyewear marka değerleri ile tamamen örtüşüyor. Ece Sükan’ı, bu işbirliği kapsamında Vogue Eyewear ile yan yana görmekten çok mutluyuz.” dedi.
Ece Sükan ise şunları söyledi: “Vogue Eyewear markası ile
çalışmak oldukça heyecan verici ve bu işbirliğinden keyif
aldığımı belirtmeliyim. Reklam çekimlerinde benim de tanıttığım koleksiyon oldukça stil sahibi, bir o kadar da renkli.
Umuyorum ki herkes koleksiyonu en az benim kadar beğenir.”
Gillette ve McLaren Mercedes,
Yeni Pazarlama Kampanyası...
P&G’nin lider erkek bakım markası Gillette, F1 tarihinin
en saygın ve başarılı ekiplerinden McLaren Mercedes ile
sürdürdüğü işbirliğini 2014 yılında da güçlendiriyor. İki
marka, “kusursuzluk teknolojisi” odaklı yenilikçi bir pazarlama kampanyası ile kullanıcılarının karşısına çıkmaya
hazırlanıyor.
Avrupa, Orta doğu ve Afrika’yı kapsayan bu kampanya,
Gillette ve McLaren’ın ileriye dönük ve sürekli yenilenmeyi
hedefleyen kusursuzluk teknolojisi anlayışıyla teknolojinin
sınırlarını zorlamasından ilham alıyor. Erkek bakımında
ileri teknoloji konusunda uzman Gillette’in, McLaren Mercedes F1 sürücüleri Jenson Button ve Kevin Magnussen’in
yer alacağı pazarlama kampanyası; televizyon, dijital
platformlar ve mağaza içi promosyon çalışmalarını kapsayacak.
Yeni kampanya için büyük heyecan duyduklarını belirten
Gillette Avrupa, Ortadoğu ve Afrika Tıraş Bakımı Başkan
Yardımcısı Hossam Ashour “Gillette’in erkeklerin kendilerini iyi hissetmelerini ve gerçekten iyi olmalarını sağlamak
konusunda zengin bir birikimi var. Bu değerleri bizimle
paylaşması açısından McLaren Mercedes’ten daha iyi bir
ortak düşünemezdik. McLaren üstün mühendislik ve performans konusunda 40 yıldan daha uzun süredir yeniliklere
imza atıyor. Bu yüzden tıraşta kusursuzluğun önemine olan
inancımızı sergilemek için ideal bir iş ortağı” dedi.
marketing europe & anatolia /21
Reklam Dünyası
Jessica Alba’lı, Magnum reklam film...
Her yıl gerçekleştirdiği reklam kampanyaları çerçevesinde
dünya starlarını ağırlayan Magnum, 25. yılını Hollywood yıldızı ve moda ikonu Jessica Alba ile kutlamanın heyecanını
yaşıyor. Magnum’un Türkiye’de yayınlanacak reklam filmi
için kamera karşısına geçen Alba, Los Angeles’taki Universal Stüdyoları’nda gerçekleşen çekimler boyunca sempatik
tavırlarıyla büyük beğeni topladı.
Reklam filminin yanı sıra markanın yenilikçi dijital çalışmalarında da boy gösterecek olan Jessica Alba, 2 gün süren
çekimler boyunca enerjisi ile dikkat çekerken, haz tutkunlarına Mayıs ayında Türkiye’ye geleceğini de müjdeledi. Çekimler sırasında İstanbul’a geleceği için heyecanlı olduğunu
belirten ünlü yıldız, “Çekimler çok keyifli ve eğlenceli geçti,
haz tutkunları için Magnum’un 25. yılına özel, çok heyecanlı
sürprizler hazırladık. İstanbul’a ilk kez geleceğim ve sahip
olduğu tarihi zenginliği keşfetmeyi heyecanla bekliyorum.”
dedi.
22 / marketing europe & anatolia
Reklam Dünyası
Türk reklam pazarına yeni oyuncu...
Reklam dağıtımında pazarının en önemli oyuncularında
‘Adstream’ Türkiye partnerini seçti. Saran Holding’in geniş
vizyonunun bir parçası olan Saran Digital Studios (SDS) ile
bir anlaşma imzalayan Adstream, bu anlaşmayı Radisson
Blu’da özel bir geceyle kutladı.
Yurt içi ve yurt dışındaki birçok kuruluşa dublaj, altyazı, çeviri ve teknik hizmet sağlayan
SDS, uzman kadrosu ve teknik altyapısıyla
sektörde etkin rol oynuyor. Ulusal ve uluslararası düzeyde yayın yapan birçok televizyon
kanalına, video dağıtıcılarına ve önde gelen
dijital platformlara hizmet veren SDS, yenilikleri yakından takip ederek, müşteri ve hizmet
yelpazesini geliştirmeyi sürdürüyor.
Reklam dağıtımında müşterilerine en iyiyi sunmak için yeni bir ortaklığa adım atan
SDS, dünyanın en büyük reklam dağıtım
şirketi Adstream’in Türkiye partneri oldu. 93
ülkede 7/24 reklam dağıtım hizmeti vererek yıllık 60 milyon dolar kazanç elde eden
Adstream, SDS ile Türkiye pazarına giriş
yaptı. Bu ortaklığı kutlamak amacıyla Radisson Blu’da özel bir gece düzenledi. Saran Holding Yönetim
Kurulu Başkanı Sadettin Saran ve Adstream CEO’su Gerry
Sutton’un katıldığı gecede, Sutton Türkiye pazarının hızlı bir
şekilde gelişme gösterdiğini söyledi.
PayPal, kampanyası...
PayPal, ilk global marka kampanyasıyla insanların paraya
dair düşüncelerine özgün bir bakış açısı getiriyor.
Havas Worldwide tarafından geliştirilen “İnsan Ekonomisini Güçlendirmek” başlıklı global marka kampanyası,
TV, basılı, dijital ve dış mekan mecralar aracılığıyla
mağazalarda ve sosyal medyada insanlara ulaşacak.
TV reklamları ilk olarak ABD, İngiltere, Almanya ve
Avustralya’da yayınlanacak.
PayPal Başkanı David Marcus “PayPal’ın, insanların
paralarını kontrol etmelerine, keyifli deneyimler yaşayarak
istedikleri gibi kullanmalarına yardımcı olmak adına bir
sorumluluğu bulunmaktadır” dedi: “’İnsan Ekonomisini
Güçlendirmek’ adlı kampanyamız, müşterilerimizin bizden
ne beklemeleri ve talep etmeleri gerektiği konusunda bir
beyan niteliğindedir. İnsanların arzu ettiklerine, istedikleri
zaman sahip olmaları için güvenli, kolay ve rahat bir ödeme
tecrübesi sunmak bizim önceliğimizdir.”
PayPal Global Marka Başkan Yardımcısı Christina Smedley
“PayPal olarak insanların paraya değil, paranın insanlığa
hizmet ettiği bir dünyaya inanıyoruz” diyerek sözlerini
şöyle sürdürdü: “Ürünlerimiz sayesinde insanların hayatına
adeta sihirli bir değnekle dokunuyoruz. Gündelik hayatı
kolaylaştırıyor ve dünyanın herkes için daha yaşanılabilir
bir yer haline gelmesi için çalışıyoruz. Yeni kampanyanın
ardındaki ruh, “Odağımız insanlar, kurumlar değil”
anlayışıdır.
marketing europe & anatolia /23
Röportaj
Hızlı okumanın fay
fa
Eğitimci ve Yazar
Cahit Şimşek
İş adamı, ofis personeli, uzman, yönetici, CEO...
Hangi düzeyde olursanız olun, sektörünüzle ilgili
yayınlar, günlük gazeteler, raporlar, dokümanlar, projeler
ve e-postalar derken uzayan okunacaklar listesi
zamanınızı gasp edebiliyor. 15 yıl önce bir yönetici
günde 5-10 faks ve mektup okurken, bugün yaklaşık 200
e-posta okumak durumunda kalıyor
Röportaj Elvin Ekşioğlu [email protected]
- Cahit Bey Hızlı Okuma Şampiyonasındaki Başarınızdan ve
Kendinizden Biraz Bizlere Bahsedebilir Misiniz?
Yaptığım işte en derin arzularımdan
biri hizmet etmek. Bireyleri, takımları ve organizasyonları daha iyiye
ve ileriye taşımak için bilgim, deneyimim ve varlığımla hizmet etmeyi
kendime ilke belirledim. Gelişimi kafaya takan, hizmet etmeyi seven, en
iyisini arayanların buluştuğu bir uzmanlık benim hedeflerim arasında.
Öğrenmeye ve gelişime olan aşkımdan dolayı ‘kendimi yeniliyorum,
gelişiyorum’ duygularını bana yaşatan her girişimimden, eylemimden
çok fazla keyif alıyorum. ‘Yarın bugünden daha iyi olacağım’ diye düşünmek ve bu konuda bir şeyler yapabilmek yaptığım işe bağlılığımı ve
inancımı artırıyor. 2008 yılında Dünya Hafıza Şampiyonu Melik DUYAR
tarafından düzenlenen 2. TÜRKİYE
HAFIZA OLİMPİYATI’nda”2008 yılı
Türkiye Hızlı Okuma Şampiyonu”
oldum. Bu güne kadar da rekorum
24 / marketing europe & anatolia
egale edilemedi.
- Hızlı Okuma Çalışanlara Nasıl
Bir Katma Değer Sağlıyor?
Öğrenme eylemini yaşamı boyunca
sürdürülebilir hale getirmeyenler,
profesyonel yaşamdan diskalifiye
olma riskiyle karşı karşıya kalıyor.
İş adamı, ofis personeli, uzman,
yönetici, CEO... Hangi düzeyde
olursanız olun, sektörünüzle ilgili
yayınlar, günlük gazeteler, raporlar,
dokümanlar, projeler ve e-postalar
derken uzayan okunacaklar listesi
zamanınızı gasp edebiliyor. 15 yıl
önce bir yönetici günde 5-10 faks
ve mektup okurken, bugün yaklaşık
200 e-posta okumak durumunda
kalıyor. Oysa okuma hızı, 15 yıl öncesinin yöneticisiyle aynı seviyede.
Yani dakikada ortalama 150-180
kelime. US News&WorldReport’un
yayımladığı bir araştırmaya göre,
bir üst düzey yöneticide, hafta boyunca ortalama 22 saat zaman ayırması gereken doküman birikiyor. .
Bu eğitimlerle kısa bir zamanınızı
ayırarak öğrendiklerinizin, ölçüle-
ydaları...
aydaları...
Röportaj
meyecek kadar değerli olduğunu
görüyorsunuz. Günde yalnızca 3-7
dakika arasında zaman ayırarak
okuma hızınızı 2 katına çıkarıp, iş
hacminizi de en az 2 katına çıkarabiliyorsunuz. Kısaca açıklamak gerekirse Okuma hızı x 2 = İş hacmi
x2
- İş Hayatında Dikkat Problemi ve
Motivasyon Kaybı Yaşayan Çalışanlara Hızlı Okumanın Bir Katkısı Oluyor Mu?
Dikkat, motivasyon ve odaklanmayı arttıran hızlı okuma eğitimimizle
gerekiş yaşamında ki çalışanlar gerekse eğitim hayatında ki öğrenci
ve akademisyenler çok daha verimli
oluyor. Kaç yaşında olursanız olun,
eğitim yaşamında öğrencileri yüksek performans gerektiren çok sayıda sınav bekliyor. Çoğu öğrenci bu
çok önemli sınavlarda dikkatsizlikten, okuduğunu anlayamamaktan,
motivasyon kaybından dolayı performansının altında başarı gösterebiliyor. Aynı durum iş yaşamında
da geçerli. Çalışanlar gün içerisinde
birçok e-mail, rapor veya doküman
okumak zorunda. İş yaşamında yoğun stres altında çalışan çalışanlar
motivasyon kaybı da yaşıyor.Bu da
işlerinde verimli olamamalarına sebebiyet veriyor. Dikkat ve motivasyonun birleştiği hızlı okuma kursundan faydalanan ve hizligo.com’da
eğitimini pekiştiren kişiler, çalışma
hayatında okumadan kaynaklanan
problemlerle rahatlıkla baş edebiliyor.Eğitimimizde yer alan dikkat ve
konsantrasyonu geliştiren odaklanma, okumaya ritim ve ahenk katan
okuma, okuma hızınızı ve anlama
düzeyinizi ölçebileceğiniz okuma
ve anlama çalışmaları gibi birçok
alıştırma çalışma hayatındaki performansı oldukça arttırır.
26 / marketing europe & anatolia
Köşe
Abdullah Ekşioğlu / [email protected]
( retorik)
Ben nerde yanlış yaptım?
Kişi kendini beğenmezse çatlarmış. Ben de kendimi
beğenirim, bir çok kişi de. Ancak bu beğeni, kendinin
yüzde yüz doğru olduğunu baştan kabul etme düzeyine
geliyorsa işte orada bir problem var demektir. İşte bu
noktada muhalif görüşlere tahammülsüzlük, devamlı bir
sinirlilik hali, dıştan gelen tüm eleştrilere karşı, körlük ve
sağırlık kendisini göstermeye başlar.
yer almakta, aldatılmakta ve onun gördüğü doğruları
görememektedir. Bu nedenle kendisinin yaptığı zulmü,
sadece diğer insanları kendilerinden korumak için aldığı
tedbirler olarak görme eğilimi güç kazanır.
Bu insanlar gerçekle olan bağlarını, hezeyanlar
içerisinde her geçen gün kaybetmeye mahkumdurlar.
Onlar için artık gerçeğe tekrar bağlanmak kendi
başlarına başarabilecekleri bir süreç değildir. Bu kişilerin
psikiyatristlerden, doktorun takdirine göre belki bazı
sağlık tesislerinde destek alarak tedavi olmaları gerekir.
Bu tahammülsüzlük, zaman içerisinde herkesin kendisine
karşı olduğu, art niyetli olduğu, aslında herşeyi bu
nedenle bilerek saptırdıkları gibi bir inancın pekişmesine
ve zamanla paranoyak bir bozukluğun gelişmesine neden
olur.
Bu tür rahatsızlıklar bir ayıp değil, hastalıktır. Bu nedenle
kimseyi ayıplıyor değilim. Ancak bu tür rahatsızlığı olan
Ardından yalnızlaşma, kendine tanrısal bir güç atfetme
zihinlere bir ülkenin kaderi teslim edilemeyeceği de çok
ve ard arda yanlış kararlar alıp bunlarda ısrar etme süreci açık bir gerçektir. Bugün konuşulması gereken ülkenin en
üst makamına kimin aday olacağı değil, kimin ivedilikle
gelir.
Türk hekimlerine teslim olması gerektiğidir.
Bu durum siyasi bir erkle buluştuğunda ise diktatörlük
Tüm bu acı hastalık sürecinin bizim başımıza gelmemesi
kaçınılmaz bir son olur. İşin en acı tarafı bu kişilerin
kendilerinin bir diktatöre dönüştüğünü anlayabilecek
için ise almamız gereken çok basit bir önlem vardır.
zihinsel becerilerini artık kaybetmiş olmalarıdır.
Dışarıdan gelen eleştrileri peşinen reddetmek yerine
Dışarıdan kendilerine yöneltilen diktatör eleştrilerini
"acaba ben hata yapmış olabilir miyim?" sorusunu
asılsız hezeyanlar zannederek, kendi haklılıklarına
kendimize sormak.
olan inançlarını baskı ve zulümle diğer insanlara kabul
ettirmeye çalışırlar.
Allahın sağlığını kaybeden tüm mağdurlara şifa vermesi
dileklerimle, umuyorum ki bu millet zihni aydın liderlere
Diğer insanlara yaptıkları baskı ve zulmü de mazur
çok kısa bir sürede kavuşacaktır. Yarınlarımız aydın,
gördükleri bir doğruları vardır artık. Çünkü diğer tüm
zihnimiz berrak olsun.
insanlar onun kendi bilinç düzeyinin çok aşağısında
marketing europe & anatolia / 29
Kampanyalar
Kasma Algida Classics Çubukla...
Algida Classics’in 23 yıl sonra yepyeni bir marka konumlaması ile tüketicilerin karşısına çıkardıklarını söyleyen Algida Pazarlama Direktörü Leyal Eskin Yılmaz, “Türkiye’nin
en çok satan dondurması Algida Classics’i bu yıl yeniden
konumlandırdık. Hedef kitlemizi genç dondurma severler
olarak belirledik. Reklam filmlerimizi de bu konumlandırma paralelinde hazırladık. Daha önce de dondurmayı kaşıklamak fiilini dilimize kazandırmıştık, şimdi de bu reklam
filmleri ile kelime haznemize çubuklamak fiilini ekledik. Yeni
ürünümüzün ve hayatın tadını yaşamaya davet eden yeni
reklamlarımızın büyük beğeni toplayacağına inanıyoruz.
Algida Classics Beyaz Karamel şimdiden sosyal medyanın
en çok konuşulan dondurması oldu, reklam filmlerimizin de
benzer bir etki yaratacağını düşünüyoruz” diye konuştu.
Kampanya Künyesi
Reklamın Başlığı: Algida Classics “Kas” & “Selfie”
Reklamveren: Unilever
Reklamveren Temsilcisi: Leyal Eskin Yılmaz,
Kaan Camgöz, Tuğçe Aksoy, Murat Bal
Reklam Ajansı: Alametifarika
Kreatif Direktör: Emrah Karpuzcu, Kenan Ünsal
Yaratıcı Grup: Ozan Özüm Özbey, Aylin Çelik, Odisseas
Sevsevme, Erkul Yazgan, Berat Pekmezci, Ozan Küme
Stratejik Planlama: Başar Sarıkaya, Serra Akyel,
Ufuk Saygın
Marka Direktörü
: Gökhan Akbay
Prodüksiyon: Sertuğ Alptekin, Berkay Tahmaz, Teğin Polat
Prodüksiyon Şirketi: Kala Film
Prodüktör: Serkan Tırmık
Yönetmen: Onur Erdem
Görüntü yönetmeni: August Jakobsson
Post Prodüksiyon: Post43
Müzik: Jingle House
Beste: Nil Karaibrahimgil
Düzenleme: Cüneyt Çağlayan
Medya Ajansı: Mindshare
Medya Planlama: Aslıhan Anarat, Burçak Akkan,
İpek Dorak, Büke Bıçaker
marketing europe & anatolia / 31
Kampanyalar
Balparmak Katla Balla...
Bal pazarının lider markası Balparmak’ın yeni ürünü Balparmak Katla Balla, ilk reklam kampanyası ile tüketicilere
merhaba diyor. “Balın hep yanında” mesajıyla kurgulanan
reklam filminde, kafede oturan gençlerin tek kullanımlık özel
ambalajıyla sunulan Balparmak Katla Balla ile içeceklerini
kolay yolla tatlandırabildikleri, balın sağlık ve lezzetini her
yere rahatlıkla taşıyabildikleri eğlenceli bir dille anlatılıyor.
Türkiye’de ilk ve tek Easy Snap teknolojisinin kullanıldığı
ambalajıyla tüketicisiyle buluşan Katla Balla reklam filminde
ünlü Rus şarkısı Kalinka Türkçe sözlerle yeniden yorumlanıyor.
Ana mecrası televizyon olan kampanyanın radyo, basın,
açık hava, indoor, dijital mecralarda ve satış noktalarında
yoğun bir görünürlük ve tadım programıyla desteklenmesi
planlanıyor.
Kampanya Künyesi
Reklamın başlığı: Balparmak Katla Balla
Reklamveren: Altıparmak Gıda
Reklamveren Yetkilisi: Sumru Ordu, Ercan Şahin,
Gömeç Şahin, Ayşe Özcan
Reklam ajansı: UltraRPM
Yaratıcı yönetmen: Cumhur Güçer
Yaratıcı grup: Aren Selvioğlu, Furkan Civelek
Müşteri ilişkileri: Demet Akpınar, Enhar Giritli
Yapım şirketi: PTT Film
Yönetmen: Gamze Turagay
Medya ajansı: Universal Mccann
Kullanılan mecralar: TV, radyo, basın, OOH, dijital
Avea, yeni reklam filmi...
leri şehir içi ve şehir dışı olmak üzere toplam9 mekânda gerçekleştirildi. Filmin seslendirmesi Okan Bayülgen’e, müziği
ise kendisi de bir Avea çalışanı olan Cenk Çelebioğlu’na ait.
Avea’nın yeni imaj reklam filmi,günümüzün hızlı ve karmaşık
temposu içinde, değişim için bazen yeni bir heyecanın, yeni
bir keşfin ya da içten bir paylaşımın yeterli olabileceğinihatırlatıyor…UltraRPM Reklam Ajansı tarafından hazırlanan ve
yönetmenliğini Hakan Yonat’ın yaptığı reklam filminin çekim32 / marketing europe & anatolia
Kampanya Künyesi
Reklamveren: Avea
Reklam Veren Yetkilileri: Gelincik Onan, Beren Akdeniz,
Gözde Sabuncu, Bilge Tütüncü
Reklam Ajansı: UltraRPM
Executive Kreatif Direktör : Hakkı Mısırlıoğlu
Kreatif Direktör: Cumhur Güçer
Yaratıcı Ekip: Aren Selvioğlu, Furkan Civelek,
Gamze Öremiş, Süreyya Dilege
Müşteri İlişkileri Ekibi: Melda Tarlan, Melissa Okçu
Ajans Prodüktörü: İdris Özgül
Prodüksiyon Şirketi: Kala
Yönetmen: Hakan Yonat
Müzik: Cenk Çelebioğlu
Post Prodüksiyon: Sinefekt
Fotoğraf Stüdyosu: 212
Fotoğraf Sanatçısı: Emre Doğru
Kampanyalar
Bingo’dan “Şartlı Şurtlu” reklam...
Filmde, Bingo’nun reklam yüzleri Binnur ve Gonca’nın büyük bir heyecanla stüdyodaki izleyicilere tanıttığı Bingo
Krem Temizleyici’nin az eforla temizlik sağlayan, yağ, sabun
artığı bırakmayan ve kireci çözme performansı yüksek, üstelik kolay durulanan ve mis gibi kokan temizlik özellikleri anlatılıyor. İzleyiciler ise bu özellikler karşısında mutluluklarını
gizleyemiyorlar.
Kuruma yapmayan kapak teknolojisi ile piyasaya sunulan
Bingo Krem Temizleyici, mutfaklara limon çiçeğinin ferahlığını getirirken, banyo için geliştirilen özel amonyaklı formülü
ise derinlemesine temizlikte fark yaratıyor.
Kampanya Künyesi
Reklamveren: Hayat Kimya / Bingo
Reklamveren Temsilcisi: Gülhan Eğilmez, Esra Gerek,
Işıl Zorlu, Fulya Geylani
Reklam Ajansı: Vietnam
Creative Direktör: Gürkan Günaydın
Creative Grup: Rıza Çankaya, Erdem Güngör,
Kenan Çetinkaya
Ajans Prodüktörü: Begüm Baran
Müşteri İlişkileri: Tuse Tamer
Prod şirketi: Kala Film
Post Prodüksiyon: Sinefekt
Yönetmen: Onur Erdem
Prodüktör: Berna Öztürk, Hazer Baycan
İçindeki enerji her şeye yeter...
ca yaşadıklarının anlatıldığı filmlerde, çalışanından öğrencisine, herkesin içinde bir de renkli taraftar kimliğinin olduğu
vurgulanıyor.
Sadece fotoğraflarla hazırlanan filmlerin her birinde,
300’den fazla fotoğraf karesi bulunuyor. Reklam filmine
özel hazırlanan müziği ve coşkulu tezahüratlarıyla, üç ayrı
filmden oluşan yeni Burn kampanyası, milyonlarca taraftara
enerji vermek için hazırlandı.
Kampanya Künyesi
Reklamveren: Coca-Cola Türkiye
“İçindeki
Marka: Burn
enerji her şeye yeter” diyerek, hem sorumluluklarımız hem
Reklam Ajansı: BÜRO
de yapmak istediğimiz, bizi heyecanlandıran her şey için
Kreatif Direktör: İlker Zaharya, Esra Ayas Özalp
ihtiyacımız olan enerjinin içimizde olduğunu söyleyen Burn, Yaratıcı Ekip: Ceren Orun, Nilüfer Abaylı, Selin Saygın
şimdi de milyonlarca taraftara enerji verecek bir kampanya- Müşteri Ekibi: Esra Kalender, Melis Tavaslıoğlu
ya imza attı.
Yapımcı: Volkan Üstünel
Beşiktaş, Fenerbahçe ve Galatasaray Kulüpleri için özel
Prodüksiyon Şirketi: Rio Film
ambalaj tasarımları hazırlayarak satışa sunan Burn ayrıca, Yönetmen: Özer Selik
üç büyük takım için enerjisi yüksek üç büyük film hazırladı. Müzik: Muratcan Tapan
Her birinde, gerçek taraftar gruplarının bir maç günü boyun- Medya Ajansı: Carat
marketing europe & anatolia / 33
Kampanyalar
DASK, yeni reklam filmi...
yıl boyunca ekranlarda olacak. Yeni reklam filmi senaryolarının bir önceki reklam çekimlerinde Vanlı depremzedelerle
yapılan sokak röportajlarından esinlenilerek oluşturulduğunu
söyleyen DASK Koordinatörü İsmet Güngör “Bugüne kadar
yaptığı çalışmalarla Türk halkının yüreğine dokunmuş bir yönetmenin işbirliği ile vermek istediğimiz mesajların izleyicilere en doğru şekilde ulaşacağına inanıyoruz”
İlancılık Reklam Ajansı tarafından hazırlanan DASK’ın yeni
reklam filminin prodüksiyonu Filmside’a ait. Reklam filmi için
50 kişilik bir ekip çalıştı ve çekimler iki günde tamamlandı.
Kampanya Künyesi
Reklamveren: DASK
Reklam Ajansı: İlancılık
Reklamveren Yetkilileri: İsmet Güngör, Serpil Öztürk
Müşteri İlişkileri: Viki Belman, Lora Cemal
Strateji: İlker Barouh
Kreatif Grup: Mithat Çalışkan, Eymür Oskay, Yılmaz Şahin
Doğal Afet Sigortaları Kurumu’nun (DASK), “zorunlu misaYapımevi: Filmside
firlik” konseptli iletişim kampanyasının yeni reklam filmlerini
Yönetmen: Çağan Irmak
yönetmen Çağan Irmak çekti. Vanlı depremzedelerle yapılan
Fotoğraf: Ahmet Tozar
röportajlarından esinlenilerek oluşturan yeni reklam filmleri
Her eve DYO lazım...
DYO’nun yeni reklam kampanyasının yönetmenliğini Ezel
Akay’ın yaptı. Reklam filminin çekimleri İstanbul Cankurtaran ve Zekeriyaköy’de gerçekleştirildi. İki gün süren çekimlerde, 200 kişilik oyuncu ve figüran kadrosu ile 60 kişilik set
ekibi görev aldı. Gerçek mekânların kullanıldığı filmin görüntü yönetmenliğini ise Joachim Berc üstlendi.
Kampanya Künyesi
Reklamveren: DYO
Reklamveren Temsilcisi: Bülent Tomaç,
Yasemin Gezginer, Ebru Boztuna
Reklam Ajansı: Drive Dentsu İstanbul
Kreatif Direktör: Ersel Serdarlı
Yaratıcı Grup: Elif Öztaş Saygıner, Onur Birinci,
Mert Merdim, Deniz Gürlek, Muharrem Sezener
Müşteri İlişkileri Grubu: Füsun Akay Eroğlu,
R.Hande Altay
Yönetmen: Ezel Akay
Görüntü Yönetmeni: Joachim Berc
Film Prodüksiyon: Contact Works
Jingle: Dr. Jingle
34 / marketing europe & anatolia
Orijinal Şarkı: Kanto – Nadir Göktürk
Medya Ajansı: Vizeum
Kullanılan Mecra: TV, basın, radyo, outdoor, dijital
Kampanyalar
Pompomgiller Familia’nın filminde...
kar başta olmak üzere dünyaca ünlü pek çok animasyon
filminin karakterlerini tasarlayan Coşku Özdemir ve Neda
Nique’nun imzasını taşıyor. Birbirinden sevimli bu 4 karakter, sempatikliğiyle şimdiden çocukların beğenisini topluyor.
Pompomgiller’in, Familia ailesine katılmasını anlatan ilk tanışma filmi, penguen ailesini izleyicilerle buluşturuyor.
Kampanya Künyesi
Reklam veren: Hayat Kimya – Familia
Reklamveren Temsilcisi: Aysel Aydın, Gül Yeşilay,
Elif Yılmaz
Reklam ajansı: Vietnam
Yaratıcı Yönetmen: Gürkan Günaydın
Yaratıcı Grup Direktörü: Rıza Çankaya
Familia’nın yeni reklam filminde “Pompomgiller” ailesi ka- Sanat Yönetmeni: Umut Kısa, Kenan Çetinkaya
mera karşısında tüm sevimliliğiyle yerini alıyor. Çocukların Reklam Yazarı: Erdem Güngör, Aslı Sevim, Ayberk Çınar
sevdiği sevimli bir karakter olan penguenlerin animasyon ka- Müşteri İlişkileri: İlknur Korkmaz
rakterlerle anlatıldığı film, Familia’nın suya dayanıklı, emici Ajans Prodüktörü: Begüm Baran
ve yumuşak yapısını vurguluyor. Filmde, anne, baba ve 2 Animasyon Yaratım: Robotika – Coşku Özdemir
çocuktan oluşan ailenin hikayesi ekranlara taşınıyor.
Karakter Tasarım: Fayeshu
Reklam filmindeki karakterler, Avatar, Ice Age, Madagas- Müzik: Ses Sanayi
Sen daha fazlasını yap!...
Survivor’ın yarışmacıları Hilmi Cem ve Fatmagül’ün rol aldığı reklam filmi yayına girdi. Aksiyon dolu yeni reklam filminde sevilen ikili tüketicilere “Sen daha fazlasını yap!” diyor. Rexona bu filmle yalnızca bir deodorant değil, tüketicisi
için bir motivasyon aracı olarak da konumlanıyor.
Hem erkek hem de kadın deodorant serisinde yarattığı hareketle birlikte aktive olan yeni özel formülü sayesinde en
hareketli anlarda bile ter kokusuna karşı koruma sağlamayayardımcı olan Rexona, değişen formülü ve yenilenen
ürün ambalajlarıyla “Daha fazlasını yap, Rexona seni aslayarı yolda bırakmaz!” mesajını veriyor.
Kampanya Künyesi
Reklamın başlığı: Rexona Survivor
Reklamveren: Unilever
Reklamveren yetkilisi: Handem Çelenkler, Özge Özmen,
Alperen Özkan
Reklam ajansı: MANAJANS / JWT
Yaratıcı yönetmen: Sami Basut
Yaratıcı grup: Ümit Taşlı, Deniz Ergin
Müşteri ilişkileri grubu: Mehmet Numanoğlu, Mila Telyaz,
Burçin Birim
Stratejik planlama: Aylin San, Sema Özyurt
Ajans prodüksiyon grubu: Şafak Serter, Açelya Ülkümen,
Mehmet Altar
Yapım şirketi: Depo Film
Yönetmen: Jonas Arnby
Medya ajansı: Mindshare
Medya planlamacı: Engin Bilaç, Başak Çavuş,
Aslıhan Anarat
Kullanılan mecralar: TV, Dergi, Gazete, Digjtal
marketing europe & anatolia / 35
Kampanyalar
Kinetix Kendine Çeker...
paylaşılamayan başrolde, yakışıklı bir erkek değil; Kinetix
ayakkabılar var.
Günlük hayattan bir kesitin kurallarının değiştirerek
hikayeleştirilmesiyle ortaya çıkan reklam filminin müziği
Gürhan Berkel’e, yönetmenliği ise Barış Berberoğlu’na ait.
Kampanya Künyesi
Reklamveren: Ziylan Grup
Marka: Kinetix
Reklamveren Yetkilisi: Jaklin Güner, Didem Şavluğ,
Özgür Saraç
Müzik: Gürhan Berkel
Reklam Ajansı: Alametifarika
Yaratıcı Yönetmen: Kenan Ünsal
Marka Direktörü: Dilek Sezen
Reklam Yazarı: Murat Yaylagül
Sanat Yönetmeni: Ceyda Koç
Grafiker: Ercan Tarhan
Rahat, şık ve sportif modellerle yeni sezona renkli ve enAjans Prodüktörü: Övgü Akgürgen, Sertuğ Alptekin,
erjik bir şekilde merhaba diyen Kinetix, yeni reklam filmiyle
Berkay Tahmaz
de adından söz ettiriyor. “Kinetix Kendine Çeker” sloganıyla
Yapım Şirketi: Terfilm Productions
yola çıkan Kinetix’in kuralları değiştiren reklam filminde
Fuse Tea’den, “akan” reklam filmi...
Coca-Cola’nın, buzlu çay markası Fuse Tea, Nuri Alço ve
Buğra Gülsoy’un rol aldığı, “Akıyo” isimli kampanyanın reklam filmiyle, ekranlarda yerini aldı.
Farklılıkların birleşmesi ve kaynaşması anlamına gelen füzyon kelimesinden alınan ilhamla yaratılan Fuse Tea, siyah
çay ve meyve aromalarının birleşmesiyle ortaya çıktı. Bu yönüyle tam bir füzyon ürün olan Fuse Tea’nin limonlu, şeftalili,
mango & ananaslı ve karpuzlu olmak üzere dört farklı tadı
bulunuyor.
Reklam filmi, kafedeki genç kadının, “Şıp diye akacak, ama
tadı kalacak birşeyiniz var mı?” diyerek, istediği içeceği tarif
etmesiyle başlıyor. “Bunlar yan masadan” diyerek Fuse Tea
getiren garsondan sonra kameralar, Fuse Tea içerek “Akıyo”
diyen Nuri Alço’ya dönüyor. Sonraki sahnede içeceğin diğer
“yan masa”dan, yani yakışıklı oyuncu Buğra Gülsoy tarafınReklam Ajansı: Plasenta Conversation Agency
dan gönderildiğini anlıyor ve genç kadının heyecanla Fuse
Prodüksiyon Şirketi: Autonomy Prodüksiyon Evi
Tea içtiğini görüyoruz.
Yönetmen: Uygar Kutlu
Post Prodüksiyon: İmaj
Kampanya Künyesi
Müzik: Kerem Doğrar – Tricks
Reklamveren: Coca-Cola Company
Kullanılan Mecralar: TV, Radyo, Açıkhava, Dijital, Sinema
Ürün: Fuse Tea
36 / marketing europe & anatolia
Kampanyalar
Herkesin ayakkabıcısı FLO...
“Herkesin ayakkabıcısı O, FLO” sloganıyla yayınlanan yeni
reklam filminin Nil Karaibrahimgil imzalı jingle’ı şimdiden
herkesin ağzına dolandı.
Çekimleri üç gün süren ve önümüzdeki günlerde farklı
versiyonlarıyla da ekranlara gelecek reklam filminin yapım
şirketi f2/8, yönetmeni ise FelixDuart.
Kampanya Künyesi
Reklamveren: Ziylan Grup
Marka: FLO
Reklamveren Yetkilisi: Jaklin Güner, Didem Şavluğ, Özgür
Saraç
Reklam Ajansı: Alametifarika
Yaratıcı Yönetmen: Kenan Ünsal
Marka Direktörü: Dilek Sezen
Reklam Yazarı: Murat Yaylagül
Müzik: Nil’in İşleri
Sanat Yönetmeni: Ceyda Koç
Grafiker: Ercan Tarhan
Ajans Prodüktörü: Berna Bulat, Sertuğ Alptekin
Yapım Şirketi: f2/8
Yapımcı: Kerem Çakmak
Yönetmen: FelixDuart
Görüntü Yönetmeni: İsmail Çelik
Prodüksiyon Amiri: Senem Çakmak
Yönetmen Yardımcısı: Mustafa Hoş
Kostüm Sorumlusu: RachelBenhabib
Post Prodüksiyon: Post43
Hayat Su, 30. yaşında...
“Hatırlanan Güzel Anlar, İçinde Hep Hayat Var” sloganıyla
yola çıkan 30. Yıl Kampanyası izleyicilerle buluşuyor. Reklam filminde yer alan kişilerin çocukluk ve büyük hallerinin
birbirine benzerliği de en önemli detaylardan biri. Reklam
ajansı bu uyumu yakalamak için 350’si çocuk olmak üzere
toplam 800 kişi ile görüşerek başarılı sonuca ulaşmış oldu.
Sektörde bir ilk olan reklam kampanyası; 3 aylık hazırlık,
800 görüşme, 2 set günü ve 6 haftalık post prodüksiyon süreçleri sonucunda izleyicilerle buluştu.
Kampanya Künyesi
Reklamveren: Hayat Su
Proje: 30. Yıl Kampanyası
Reklamveren Yetkilisi: Yasemin Barkın, Ayşegül Eser,
Göker Aykaç
Reklam Ajansı: SesliHarfler
Yaratıcı Yönetmen: Özgür Karaçak
Yaratıcı Ekip: Can Özmert, Kansu Gül
Marka Yöneticisi: Gözde Alptekin
Marka Takımı: Selim Krespin, Nisa Ateş
Reklam Yazarı: Atıl Önder, Tolga Sirkeci
Sanat Yönetmeni: Gizem Arlı, Yusuf Özdoğan
Tasarım: Derya Canca, Tuğçe Türkmen, Defne Savaşan,
Berrin Seyirci
Yazılım: Tolga Kaan Pinar, Mehmet Uzun, Erkan Eresen
Fotoğraf: Adnan Sokol
Jingle: Mehmet Yaranova, Tolga Türünz
Yapım Şirketi: SO Prodüksiyon
marketing europe & anatolia / 37
Kampanyalar
Luppo Sufle ‘Bildiin gibi diil’...
Şölen’in yepyeni ürünü Luppo Sufle’nin akıllarda iz bırakacak
reklam filmi yayına girdi.“Luppo Sufle’yi bir kez tadan, bu
lezzeti bir daha unutamaz ve olmadık yerde aklına gelir” fikrinden yola çıkan reklam filminin ilk sahnesindeantik Roma
kentinin görüntüsü ekranlara geliyor.
‘Bildiin gibi diil’ sloganı ile çıkan Luppo Sufle’nin bilinen
diğer keklerden çok farklı olduğunu, bu yüzden de olmadık
yerlerde akla gelebileceğini vurgulayan filmin yönetmen
koltuğunda Turgut Akaçık oturuyor.
Kampanya Künyesi
Reklam Ajansı: Proximity İstanbul
Kreatif Ekip: Luppo Kreatif Ekibi
Müşteri İlişkileri: Selen Öngör, Özge Budunç
Prodüksiyon: Umut Tangör, Oben Özyakalı
Yönetmen: Turgut Akaçık
Demo Yönetmeni: Kağan Hanoğlu
Prodüksiyon Şirketi: Autonomy
Müzik: Özgür Buldum
Reklamveren: Şölen
Reklamveren Temsilcisi: Hayat Kapukaya, Ülkü Vural
Hediyemi görünce annem...
Avrupa’nın bir numaralı elektronik market zinciri Media
Markt, “Bir anne en çok ne kadar sevinebilir?” fikrinden yola
çıktığı Publicis Bold imzalı yeni reklam kampanyasının filmini Ezel Akay yönetti
40 kişilik bir mutfak ekibiyle, tüm gün süren Media Markt Anneler Günü kampanya filmi çekimleri İstanbul’da Polenezköy yakınlarında, Cumhuriyetköy’de bir çiftlik evinde gerçekleştirildi.
Annelerin ne kadar sevinebileceğini merak edenleri, “Anneler Günü” hediyelerini almaları için mağazalarına davet eden
Media Markt’ın yeni kampanyası, 6 Mayıs itibariyle televizyon, gazete ve dijital mecralarda yer alıyor.
Kampanya Künyesi
Reklamveren: Media Markt
Marka: Media Markt
Reklamveren Yetkilileri: Nurçin Koçoğlu,
Çağanur Atay Uçtu, Volkan Çevik
Reklam Ajansı: Publicis Bold
Kreatif Direktör: Tarkan Barlas
Yaratıcı Ekip: Sedef Karakaş (Sanat Yönetmeni),
38 / marketing europe & anatolia
Barış Sinsi (Metin Yazarı)
Müşteri İlişkileri Direktörü: Gözde Aldinç Atamer
Müşteri İlişkileri Ekip: Egem Özgür (Süpervizör),
Bahar Öztürk (Müşteri Temsilcisi)
Ajans Yapımcısı: Arzu Köksal
Medya Planlama Ajansı: Carat
Yapım Şirketi: Contact Works
Yönetmen: Ezel Akay
Mecralar: TV, gazete, dijital
Kampanyalar
Örümcek Adam ve Big Babol...
Sony Pictures ile yapılan özel anlaşma kapsamında,
İnanılmaz Örümcek Adam ve Big Babol markası, Big
Babol’un yepyeni ürününde buluştu.
Big Babol’un İnanılmaz Örümcek Adam’lı dikkat çekici
reklam filmi de televizyon ekranlarında yerini aldı.
“İnanılmaz Örümcek Adam 2”yi sinema salonunda izleyen
çocuklar, Örümcek Adam’ın ekrandan kendilerine fırlattığı
ağ ile büyük şaşkınlık yaşar. Üzerlerine fırlayan ağda bulunan Big Babol’u çiğneyip balon şişiren çocuklar, heyecan
dolu macerayı keyifle seyretmeye devam eder.
Kampanya Künyesi
Müşteri: Perfetti Van Melle
Ürün: Big Babol
Reklam Veren Yetkilileri: Serkan Ergün, Çiğdem Tüzüner,
İdil Ziyaoğlu
Reklam Ajansı: Selection
Yaratıcı Ekip: International Team Selection
Lokasyon:İtalya - Milano
Medya Ajansı: Media Republic
Medya Planlama: Günay Aranoğlu, Yasin Aktürk
Kullanılan Mecralar: Televizyon
Aşkın resmi dondurması Cornetto...
Aşkın resmi dondurması Cornetto, iki yeni ürünü In Love Toffee Krokan ve In Love Cookie’nin reklam filmiyle ekranlarda
yer almaya başladı. Cornetto’nun marka yüzü Yalın, bu yıl
hem reklam filminde rol aldı hem de filmin yaza damgasını
vuracak aşk dolu müziğini yaptı.
Kampanya Künyesi
Reklamın başlığı: Cornetto In Love Cookie & Toffee
Reklamveren: Unilever / Cornetto
Reklamveren yetkilisi: Eser Lapanta, Zeynep Doğan,
Nazlı Özcan, Gizem Erbaş
Reklam ajansı: Lola/Lowe & Partners
Yaratıcı yönetmen: Fran Torres
Yaratıcı grup: Francisco Cassis
Müşteri ilişkileri grubu: Tom Elliston, Pablo Arango
Stratejik planlama: Mindshare
Ajans prodüktörü: Cristina Español
Yapım şirketi: República
Medya ajansı: Mindshare
Medya planlamacı: İpek Dorak
Kullanılan mecralar: Sinema, Televizyon, Dijital
marketing europe & anatolia / 39
Kampanyalar
Mazhar Alanson inşaat denetiminde...
Ünlü besteci ve yorumcu Mazhar Alanson, İstanbul
Ataşehir’de hayata geçirilen Trendist Ataşehir projesinin
ikinci reklam filmi ile bir kez daha ekranlarda. Marka yüzü
olduğu projenin vaadlerini yerine getirip getirmediğini yerinde görmek isteyen ünlü sanatçı bu kez proje alanını ziyaret
ediyor.
Satış ofisinde proje ile ilgili bilgi alan ve örnek daireleri ziyaret eden Mazhar Alanson, tatlı sert üslubuyla aklındaki sorularını peş peşe sıralayarak, satış temsilcisinden bilgi alıyor.
Bareti ile şantiye alanını da bizzat yerinde denetleyen ve
inşaat süreci ile ilgili gelişmeleri öğrenen Mazhar Alanson,
hızla yükselen proje karşınında memnuniyetini gizlemiyor.
Kampanya Künyesi
Reklamveren: Grey Yapı
Reklam Ajansı: Türk Mutfağı İletişim Hizmetleri
Ajans Başkanı: İbrahim Güler
Kreatif Ekip: Alim Aras, Dilara Yeşildağlı, Fatih Akgül
Müşteri İlişkileri: Melek Çakıcı
Prodüksiyon Şirketi: Sugar Rush
Yönetmen: Ali Erdemci
Daha çok yaz...
Pegasus’un yeni reklam filminde, Pegasus misafirlerinin yaz
tatillerini yurt içinde ve yurt dışında diledikleri şehirlerde geçirerek yaz mevsimini dolu dolu hissederek yaşayabilecekleri fikri üzerinden iletişim yapılıyor. Yaza davet eden reklam
filminin çekimleri, Barselona’da 9, Antalya ve Alanya’da ise 5
ayrı mekanda, yaklaşık 35 ana oyuncu ve 90 figüran oyuncu
ile gerçekleşti. Ana çekimlerde oyuncular dışında Türkiye’de
yaklaşık 60 kişilik ekip yer aldı.
Kampanya Künyesi
Kampanya adı: Daha çok yaz
Reklamveren: Pegasus
Reklamveren temsilcisi: Onur Dedeköylü,
Sibel Yaman Kavuklu, Nazlı Elif Tan
Reklam ajansı: Rafineri
Yaratıcı yönetmen: Ufuk Uslu
Yaratıcı grup lideri: Setenay Özcan Yıldırım
Yaratıcı grup: Melih Edis, Cihan Eryılmaz, Yusuf Kayhan,
Tuğkan Cabbar, Fırat Eren
Stratejik planlama: Canan Pehlivanoğlu, Can Çalışkan,
Tuna Ongu
40 / marketing europe & anatolia
Marka takımı: Erbek Onur, Çağla İshak
Ajans prodüktörü: Kerem İlbeyli
Yönetmen: Serdar Dönmez
Yapım şirketi: Depo film
Yapımcılar: Ender Sevim, Melisa Gürkan
Kampanyalar
Yedigün Meyve Bahçesi...
‘Türkiye Meyvesini Seçiyor’ kampanyası için çekilen reklam
filminde meyvesini seçtirmeyen manavdan çıkarak Yedigün
Meyve Bahçesi’ne girenler, istedikleri meyveleri seçmenin
keyfini yaşıyor. Yedigün reklam filminde Kenan Doğulu’nun
‘Aşk Oyunu’ isimli sevilen şarkısına yazılan yeni sözlerle, tüketicilere seçeneklerinin fazla olduğu ve istediklerini seçebilecekleri anlatılıyor.
Kampanya Künyesi
Reklamveren: YEDİGÜN
Reklamveren yetkilileri: Deniz Aktürk Erdem,
Seren Çankırı, Umut Pakkan, Melih Şener
Reklam Ajansı: Karbonat
Yaratıcı Yönetmen: Cenk Gümüşçüoğlu
Strateji: Elif Özkacar
Reklam Yazarı: Varol Döken
Yaratıcı Ekip: Levent Aybay, Bora Gündüz, Elif Özkacar,
Murat Can Erkahraman, Nilay Tan
Ajans Prodüktörü: Metehan Korkmazel
Marka Yönetimi: Nazlı Özçetin, Naz Kurtuluş
Yapım Şirketi: ShortCut
Yönetmen: Müfit Samık
Yapımcı: Esra Seyrekbasan Onar
PepsiCo Prodüksiyon Danışmanı: Sena Alpsan
Jingle: JingleHouse
Şarkı: Kenan Doğulu
Koreografi: Sanem Demirkaya
Mükemmel bir mutfak lüks değil...
Siemens Ankastre’nin “mükemmel bir mutfak lüks değil” mesajıyla hazırladığı yeni reklam kampanyasının, cookControl68 ankastre fırın için çekilen ilk filmi yayına girdi.
Reklam filminde; tasarımıyla mutfaklara şıklık katan, teknolojik ve fonksiyonel özellikleriyle hayatı kolaylaştıran Siemens ankastre fırının, profesyonel aşçıların ustaca pişirdiği
birçok yemeği, lezzetli ve kolay bir şekilde pişirdiği anlatılıyor. 68 farklı yemeği aşçıların ustalığıyla pişirebilen cookControl68 fırının üstün özellikleri, mutfakta yemek pişirmek
için sıraya giren onlarca profesyonel aşçı üzerinden şaşırtıcı
ve eğlenceli bir anlatımla sunuluyor.
Kampanya Künyesi
Reklamveren: Siemens Beyaz Eşya
Reklamveren Yetkilisi: Ayşe Özkaya, Gamze Su
Reklam Ajansı: Medina Turgul DDB
Yaratıcı Bölüm Başkanı: Kurtcebe Turgul
Kreatif Direktör: Gökhan Erol
Yaratıcı Grup: Eren Koçaker, Engin Erden
Müşteri İlişkileri Grubu: Aslı Bleda, Miray Türker,
Filiz Şahin
Ajans Prodüktörü: Gülengül Arlıel, Nedret Gürlek
Yapım Şirketi: Shortcut
Yönetmen: Ariel Goldenberg
Müzik: Ömer Ahunbay
marketing europe & anatolia / 41
Arnavut
Arnavu
Gezi
tluk’ta dört gün...
utluk’ta
Vize istemiyor olması ve ucuz uçak bileti
alabildiğimiz için 4 günlük tatilimizi Arnavutluk’ta
geçirmeye karar verdik. Pegasus havayollarından 240 TL’ye
gidiş-dönüş uçak biletimizi aldıktan sonra, booking.com’dan
merkeze yakın bir konumda otel rezervasyonu da yaptırdık.
Fotoğraflar ve yazı Seval Duban / [email protected]
Vize istemiyor olması ve ucuz uçak bileti alabildiğimiz için 4 günlük tatilimizi
Arnavutluk’ ta geçirmeye karar verdik.
Pegasus havayollarından 240 TL’ ye
gidiş – dönüş uçak biletimizi aldıktan
sonra, booking.com’ dan merkeze
yakın bir konumda otel rezervasyonu
da yaptırdık.
Uçağımız 14:20’ de kalktı ve 1,5 saatlik
yolculuktan sonra Tiran’ a vardık. Tiran
Rahibe Teresa Havaalanı oldukça
küçük bir yer. Havaalanından çıkıp
sağnak yağmur altında minibüs’ e
binip, Tiran merkeze gitmek üzere yola
koyulduk. Ulaşım çok ucuz:) Oldukça
eski olan minibüs’ e 19 km’ lik yol için 5
TL (250 Leke) ödedik.
Merkezde inip oteli bulmak için yürümeye başladık. Biraz zor oldu ama
2 tane polis sayesinde oteli bulduk
ve onları eşliğinde otele vardık. Polis
nezaretinde gidince, otel sahibi hanım
biraz işkillendi ama durumu öğrenince
sorun çıkmadı:)
Eşyalarımız yerleştirip, turistik haritanında fotoğrafını çektikten sonra keşfe
başladık. Haritanın aslını bulamadığımız için tüm gezi boyunca fotoğrafından faydalandık.
Keşiften önce Arnavutluk hakkında
biraz bilgi vereyim.
Arnavutluk Cumhuriyeti, (Arnavutça: Republika e Shqipërisë), Balkan
Yarımadası’nda yüzölçümü 28,748
km² olan bir ülke. Komşuları kuzeyde
Karadağ, kuzeydoğusunda Kosova,
doğusunda Makedonya ve güneyinde
Yunanistan. Ülkenin batısında da Adriyatik Denizi ve güneybatısında İyonya
Denizi’ne kıyısı var.
Arnavutlar, tarihçilere göre eski İlliryalıların devamı. Antik İllirya bugünkü
Dalmaçya sahil bölgesi, (bugünkü Hırvatistan ve Karadağ) ve pek çok Roma
İmparatoru bu bölgeden çıkmış.
Enver Hoca’nın 1941 - 1985 yılları
arası tüm dünyaya kapatarak komünist
düzende yönettiği ülke olan Arnavutluk, neredeyse 50 yıl boyunca dünyadan izole bir şekilde yaşamış. Hiç bir
Arnavutun ülke sınırları dışına çıkmasına izin verilmemiş, ve hiç bir yabancının da ülke topraklarına girmesine
müsade edilmemiş. Kuzey Kore misali,
ülke yıllarca dünyadan izole biçimde
yaşamış. Enver Hoca zamanın tüm komünist güçleriyle kavga ederek giderek
içine kapanmış ve tek başına kalmanın korkusuyla ülkenin 4 bir tarafına
750.000 adet “bunker” (askeri sığınak)
yaptırmış. Ülke nüfusu 3.5 milyon olduğu düşünülürse nerdeyse her 5 kişiye
bir bunker düşmekte. Bunker’ ları ülkenin 4 bir yanında görmek mümkün.
Enver Hoca zamanında, Arnavutluk
terlikten , ampüle , bisikletten , tuğlaya
kadar herşeyi kendisi üretmiş ve kendi
kendine yetmeye çalışmış. Enver
marketing europe & anatolia / 43
Gezi
Hoca’nın ölümünden sonra komünist
düzen devam etse de onun zamanındaki kadar sert geçmemiş. Mart
1992‘de komünist düzen sona ermiş.
92 - 98 yılları arası Enver Hoca zamanında kurulan tüm fabrikalar , devlet
hizmet binaları, betonların içindeki
demirlere kadar herşey talan edilmiş.
Zamanında standart bir yaşam için
herşeyi üretebilen ülke , artık hiçbirşey
üretemez hale ge ip, tamamen dışarıya bağımlı hale gelmiş. Herkes işini
kaybetmiş ve fakirlik yaygınlaşmış.
2000’ den sonra yabancı fonların desteği ile ülke altyapsını yeniden inşaa
etmeye başlamış ve halen de devam
ediyor.
Bu kısa bilgiden sonra gezi yazısına
devam ediyorum :)
Otelden ayrılmadan önce nerede
yemek yiyebileceğimiz sorduk. Hanım
efendi bizi otantik bir restaurant olan
“Oda” isimli yere yönlendirdi. Restaurant Avni Rüstemi Caddesine giderken
bir ara sokakta. Tiran’ ın bu kısmı
gecekondu mahallesi gibi. Eski evler,
pazarlar var.
Caddede dolanırken bizi yağmur yakaladı, biz de gökkuşağını yakaladık.
44 / marketing europe & anatolia
Hoca’nın ölümünden
sonra komünist düzen devam
etse de onun zamanındaki
kadar sert geçmemiş.
Mart 1992‘de komünist
düzen sona ermiş.
Bu caddede sıra sıra kafeler var fakat
daha çok birahane tipinde yerler. Biranızı içip yemeğinizi yiyebiliyorsunuz.
Burada kelle ve kokoreç oldukça talep
görüyor. Sokakları dolaştıktan sonra
Oda’ yı bulup daldık içeri.
İçerisi otantik eşyalarla döşenmiş eski
bir ev burası. Dışarıda minik bir bahçesi var. İçeride 2 gözlü bir restaurant.
Duvarında aileye ait siyah beyaz
fotoğraflar, el işi danteller, eski bakraçlar var. Oldukça şirin bir yer. Mekanı
işleten hanım, İngilizce bilmiyor fakat
yemek isimleri biraz Türkçe’ yi andırıyor. Ben arnavut ciğeri yemek istedim
ama orada öyle bir şey yok:) Ciğer var
fakat konsept farklı. Güveçte, peynir,
soğan, salça ve baharatlarla pişmiş ciğer. Tadı 10 numara 5 yıldız. Resmen
mest oldum yerken.
Onun haricinde ıspanaklı Arnavut
böreği ve içi peynir dolu biberlerden
söyledik. Bir de söğüş salata. Onların
mutfağında da bol bol salata, domates
ve biber var. Damak tatları bizimkine
çok yakın. Arnavutluk’ ta ev yapımı
rakı da çok meşhur. Yemekle birlikte
hanımefendi bize rakı da getirdi.
Gezi
Bizim rakının yerini tutmasa da tadı
fena değil. Sek içiliyor bunlar. Bir iki
çeşidini denedik, en çok böğürtlenden
yapılanını sevdik.
Yemeğimizi kalktık ve bir kafe ya da
bara gidelim dedik. Biraz ileride bir
mekanı gözümüze kestirmiştik. 3 katlı
müstakil bir bina, çok şık bir yer, dışarıdan bara benziyor. Daldık içeriye 2
hatun. İçeriye girince de dumur olduk.
Bize bakan yaklaşık 3 kadar erkek :)
Maç seyreden abiler, o bölgede kadınlar pek dışarıya çıkmıyor akşamları.
Dışarıda yeme içme kültürleri yok.
Meraklı bakışlar altında (kendimi “Arabesk” filminde İstanbul’ u soran Müjde
Ar gibi hissettim:)) gidebileceğimiz mekan isimlerini sorduk. Barmen çocuk
bir kağıda mekan isimlerini yazıp verdi
ve hemen dışarı attık kendimizi.
İskender Meydanına yürüyüp mekan
sorabileceğimiz insanlara bakındık.
Sonra da gayet medeni bir çift bulup
atladık önlerine. Tiran’ ın en gelişmiş
bölgesi ve eğlence merkezinin olduğu
yer olan Blloku’ yu tarif etti bize.
Tiran çok küçük bir yer olduğu için
heryere yürüyerek çok rahat gidebili-
Sonra gözümüze bir mekan
kestirip biralarımız içtik.
Tiran’ daki insanlar 2 tane
turist kadını biraz yadırgadılar.
yorsunuz. Nihayet Blloku’ u bulduk
ve sokaklarını arşınladık.
Sonra gözümüze bir mekan kestirip
biralarımız içtik. Tiran’ daki insanlar
2 tane turist kadını biraz yadırgadılar. Hele de Türkiye’ den geldiğimizi
duyduklarında hayret dolu gözlerle
marketing europe & anatolia /45
Gezi
bize baktılar.
Biralarımızı içip biraz da üşüyünce
otele gidip uyumaya karar verdik. Giderken de boş Tiran sokaklarının tadını
çıkardık.
İskender Bey Meydanı ışıl ışıl görünüyordu. Burada da led aydınlatma şehrin tüm güzelliğini gözler önüne seriyor.
Meydanın tam ortasında Arnavutların
ulusal kahramanı İskender Bey’in atın
üstünde olduğu bir heykel bulunuyor. Meydanın çevresinde Milli Tarih
müzesi,Ethem Bey Camii,belediye binası ve diğer hükümet binaları bulunuyor. Sessiz Tiran sokaklarında yürüyüp
otelimize gittik.
Sabah odamızın içine doğan güneşle
uyandık ve bu güneşli havayı denizin
kenarında, Durres’ te geçirmeye karar
verdik.
Tiran’ da İngilizce bilen çok az olduğu
için zor bela nereden otobüse binebileceğimizi öğrendik. 2 km kadar
yürüdükten sonra minibüslerin kalktığı
durağı bulduk. Minibüsler çok çok eski
ve dökülmek üzere. Hızları 60 km’ yi
geçmiyor. Durres – Tiran arası 38 km.
Yaklaşık 1 saat süren yolculuğun ardından Durres’ e vardık. Otogarda inip
sahile doğru yürüdük. Yine sora sora
46 / marketing europe & anatolia
Arnavutluk’ un en büyük
liman kenti.
Durres’te görülecek yerler,
Kral Zoro Sarayı, Antik
Tiyatro,
Durres Kalesi ve kiliseler.
sahil yolunu bulduk.
Sahilde bizi 15. yy’ da Bizanslılar
tarafından inşa edilen Venetian kulesi
karşıladı. Durres, Tiran’ dan sonra,
Arnavutluk’ un 2. büyük şehri.
Kale, günümüzde restaurant olarak
kullanılıyor. Üst katın manzarası gayet
iyi fakat şehirde pek iştah açıcı bir
durum yok.
Durres, Arnavutluk’ un Batı Avrupa’ ya
açılan kapısı durumunda. Limandan
her gün İtalya’ya dev feribotlar hareket
ediyor. Arnavutluk’ un en büyük liman
kenti. Durres’ te görülecek yerler, Kral
Zoro Sarayı, Antik Tiyatro, Durres Kalesi ve kiliseler. Kule civarında hızlıca
bir şeyler yedikten sonra Durres’ i gezmeye başladık. Parktaki şirin heykeller
oldukça hoşumuza gitti.
Sahil şeridindeki Pazar tezgahları ve
satılan eşyalar halkın durumunu gayet
açık bir şekilde gözler önüne seriyor.
İstanbul’ un 30 yıl önceki hali geldi
aklıma.
Sahilde ayı oynatan çingeneler bile
gördük. Fakat para karşılığında
fotoğraf çektirdikleri için fotoğraflarını
çekmedik. Hayvanların böyle şeylere
alet edilmesine üzülüyorum.
Gezi
Durres’ in bu kısmı nispeten daha
zengin. Şık ve güzel restaurant’ lar var.
Deniz çok berrak. Suyun dibini çok net
görebiliyorsunuz.
Minik sahil turunu da bitirip şehrin iç
tarafına doğru yürüdük ve kaleden
kalan surları gezdik. Artık surların içleri
ev olarak kullanılıyor. Fakat son derece köhne evler.
Şehir yeniden yapılandırılıyor. Yeni
inşa edilen oteller ve binalar var.
Sokak aralarını da gezip bitirince daha
fazla vakit kaybetmeyip Tiran’ a dönelim dedik. Otogara gittik fakat oraya
gidince fikrimizi değiştirip Elbasan’ a
gitmeye karar verdik. Akşam Elbasan
tava yer, öyle döneriz dedik:)
Otogardan Elbasan minibüslerine bindik. Buradaki minibüsler daha da eski.
Minibüs dolunca tıngır mıngır yola
çıktık. Yine 60 km sürat ile:)
Durres – Tiran arası 83 km fakat biz o
yolu 2 saatte gittik. Yollar çok bozuk,
delik deşik asfalt ve daracık. Aradaki
tüm köylerde durduk. Darallar geldi
gitti bana.
Yol boyunca yüzlerce “bunker” gördük
yeşil arazilerde. Dikkatimi en çok da
yol üzerindeki mezarlar çekti. 50’ ye
yakın mezar gördüm. Bunlar sadece
gördüklerim. Hepsinin etrafı yapma
çiçeklerle süslüydü.
Elbasan, Arnavutluk’ un
3. büyük şehri.
Böylece 3 büyükleri gezmiş
oluyoruz :)
Fatih Sultan Mehmet’in
1466’daki seferi sırasında,
Fatih burada konaklamış ve
buraya “İl-basan”
ismini vermiş.
2 saatlik yolculuğun ardından otogarda minibüsten indik ve zor bela şehir
merkezini öğrendik. Meğerse minnacık
bir yermiş.
Merkezde kocaman bir meydan var.
Herşey bu meydan da toplanmış. Meydana ulaşmak için Aqif Pasha Parkından geçiyorsunuz.
Parkın hemen köşesinde etnoğrafya
müzesi var fakat saat 15:00’ de kapanmış. Dolayısıyla içini gezemedik.
Elbasan, Arnavutluk’ un 3. büyük şehri.
Böylece 3 büyükleri gezmiş oluyoruz :)
Fatih Sultan Mehmet’in 1466’daki
seferi sırasında, Fatih burada konaklamış ve buraya “İl-basan” ismini vermiş.
Büyük bir kalenin inşa ettirilmesinin
ardından Osmanlı’nın sancağı haline
gelmiş. Bu dönemde doğal olarak şehir gelişmiş ve Arnavutluk’ta İslam’ın
merkezlerinden biri haline gelmiş.
Ancak pek çok kilise de inşa edilmiş. Sonuçta Elbasan’da kozmopolit
bir yapı oluşmuş. 2. Dünya Savaşı
sırasında şehir bayağı tahrip edilmiş,
sonrasında ise komünizmin idealleri
doğrultusunda bir endüstri şehri haline
gelmiş. Şehre girmeden önce bir tepeden aşağı iniyor minibüs, o sırada,
endüstrileşmenin ve komünizmin
marketing europe & anatolia / 47
Gezi
kalıntıları devasa fabrikalar karşımıza
çıktı. Neredeyse ovayı kaplayan şehrin
kıyısında, kahverengi, paslı, metalik endüstri tesisleri göğe yükselen
bacalarıyla, masif yapılarıyla Mad-Max
filminin dekorunu andırıyordu.
Kaleyi sorduğumuzda parkın ilerisinde
dediler. Bakındık ama kaleye benzer
bir şey göremedik. Parkın içinden geçtikten sonra meydana çıktık ve kaleyi
görünce dumur olduk. Kalede bi’ lokma
bir şey çıktı. Tek katlı ev gibi bir kale.
Meydanın bir köşesinde de Bezistanit
Bazilikasının kalınıtılarına rastladık.
Bazilikanın hemen yanında Remax
emlaktan satılık tarihi bir hamam da
bulduk. Minik meydanı gezdikten sonra
sur içlerini de keşfetmek için sur kapısından içeri daldık. Sur kapısındaki
çeşmeden de su içmeyi ihmal etmedik.
İlk girişte 2 tane şık bar karşılıyor sizi
sonra da betonarme evler. Sanırım
burası Elbasan’ ın en lüks semti.
Sur içindeki sokaklar oldukça eski ve
taşlardan yapılmış. Evler de sokak
da çok şirin. Kale içindeki gezinirken karşımıza Sultan Camii (Xhamia
Mbretërore) çıktı. Cami 1492 yılında 2.
Beyazıd tarafından yaptırılmış.1967’de
kapatılan cami, 1990’da yeniden
ibadete açılmış. Muhtemelen bu camii
48 / marketing europe & anatolia
Arnavut erkekleri kadınlara
karşı çok kaba, tam
anlamıyla hödükler.
Orada kadınlar ikinci sınıf
insan. Yemek muhteşem
fakat servis rezildi.
de yağmalanmış ve eski halinden eser
kalmamış. Restora edilip kullanılmaya
devam ediliyor.Saat kulesine
ve meydana tekrar bakındıktan
sonra Elbasan tava yemek için
uygun bir mekan aradık.
Kimse ingilizce bilmediği için
mekanı bulmak oldukça zor
oldu. İtalya’ da yaşayıp oralı
olan bir tane abi bize yol gösterdi. Oranın en meşhur yeri
Real Scampes’ miş.
Mekan, kalenin yuvarlak kulelerinin içine yapılmış. Kapıdan
girince ortam birden değişti.
Yemyeşil bir bahçe, mis kokulu
bahar çiçekleri. Mekana bayıldık. Babil’ in Asma Bahçeleri
geldi aklıma.
Bahçeyi mest olmuş bir vaziyette dolandıktan sonra yemek
yemek için restaurant kısmına oturduk.
Restaurant kısmı da oldukça şıktı.
Arnavutluk’ ta gittiğim en güzel mekan burasıydı. Elbasan tava yemeğe
gittiğimiz için onu sipariş ettik, yanına da kırmızı şarap. Tadı gerçekten
muhteşemdi. Yemeğimizi yiyip güneşi
de batırdıktan sonra hesabı isteyip
kalkmak istedik.
Arnavut erkekleri kadınlara karşı çok
kaba, tam anlamıyla hödükler. Orada
kadınlar ikinci sınıf insan. Yemek muhteşem fakat servis rezildi. Neredeyse
biz gidip kendimiz alacaktık yeni şarap
siparişlerini. Fiyat listesinde sadece
yemeklerin fiyatı yazıyor, içkilerin ki
yok. Bize kadeh şarap için 100 Leke
demişti garson fakat adisyonda 175
yazıyordu. Kasada hesabı öderken
servis yapan çocuk 200 leke dedi.
Sonra iki garson birbirine girdi. Aradaki
farkı cebe indirecekmiş meğerse abi.
Özetle, hesap öderken kontrol etmekte fayda var. Garsonlara kıl olmuş bir
vaziyette oradan çıkıp minibüse bindik.
Tiran minibüs’ ü doldu ve nihayet kalktık. Tiran – Elbasan arası 45 km. Yaklaşık 1 saat sürüyor, dur kalk derken.
Biz sıcak minibüse girince şarabın da
Gezi
etkisiyle minibüste uyumuşuz. Minibüs
bir yerde durdu ve herkes indi. Fakat
bir sokak arası olduğu için biz nereye
geldiğimizi anlamadık. Şöföre sorduk o
da ingilizce bilmiyor. Sonra adam birini
aradı telefonu bana verdi. Adam, sorun
ne dedi, ben de biz Tiran’ a gitmek
istiyoruz, adam da, orası Tiran dedi.
Sonra şöföre İskender Bey meydanın
sorarak kahkahalar eşliğinde meydana
yürüdük. Meğerse Blloku’ nun paralinde bir yerdeymişiz.
Yolda yürürken, Tiran’ a ilk geldiğimiz
gün gözüme kestirdiğim pastanenin
önünden geçtik, bu sefer pas geçmedik, içeri daldık.Ne kadar pasta varsa
hepsini söyledik. Tiramisu beni hayal
kırıklığına uğrattı. Revaniye benzer
fakat beyaz renkli, üzeri karamelli,
görünütüsü pek afilli olmayan bir pasta
vardı. İşte ona bayıldım. Muhteşemdi.
Tatlımızı yedikten sonra yine Blloku’n
yolunu tuttuk ve bir mekana gidip sohbet idip bir şeyler içtik.
Ertesi gün Tiran içinde dolaşıp, alış
veriş yapmayı planladık. Sabah kalkıp
güzel bir kahvaltı ettikten sonra şehrin
ara sokaklarını dolaştık. Bunker’ lar
burada yolumuza çıktı. Savaşaı hatırlatan şeylerin parklarda olması çok itici
geldi bana.Minik bir göletin etrafında
Teleferiğe bindik başladık
dağa doğru yol almaya. Teleferik
gidiş-dönüş fiyatı 800 leke.
Yol epey uzun. Yukarı çıkarken
sağnak yağmur ve sis bastırdı.
Aşağıda görünen
yerler çok güzeldi.
yer alan Grand Park’ ı gezdik. Hava
kapalı olduğu için parkta çok fazla
durmadık. Onu da bitirdikten sonra
yapacak bir şey kalmadı:) Şehir o
kadar minik ki.Baktık saat daha erken
Dajti dağına gidelim dedik. Bindik bir
otobüse, son durakta indik.
O sırada yağmur başladı. Orada bir
beyefendiye oraya nasıl gideceğimizi
sorduk. Eğer yakınsa yürümek istiyoruz dedik. Abi önce bir tipimize baktı,
sonra da etrafa, dedi ki takip edin beni.
Bizi dağa çıkan teleferiğe kadar götürdü. İyi ki de öyle yaptı yoksa kaybolurmuşuz.
Teleferiğe bindik başladık dağa doğru
yol almaya. Teleferik gidiş-dönüş fiyatı
800 leke. Yol epey uzun. Yukarı çıkarken sağnak yağmur ve sis bastırdı.
Aşağıda görünen yerler çok güzeldi.
Kocaman bahçesi olan evler, sebze,
meyve bahçeleri, yemyeşil bir doğa.
Turist olarak gelen için güzel de, orada
yaşayan için gerçekten zor bir hayat.
Sağnak yağmurun altında teleferikten
inip koşa koşa restauranta girdik. Dajti
dağında lüks bir otel bir de restaurant
mevcut. Islanan eşyalarımızı kaloriferin üzerine serip sis manzarası
eşliğinde yemeğimizi yedik.Son teleferik 18:30’ da hareket edeceği için biz
de yemeğimizi yiyiyp keyif yaptıktan
sonra yine merkeze döndük. O akşam
son akşamımız olduğu için yine Blloku’
a gittik. Zaten gidecek başka da yer
yok:)Çok güzel mekanlar var fakat
içeride sifara içildiği için çok rahatsız edici. Dumandan gözleri yanıyor
insanın. O sebepten bir kaç mekan
gezmek zorunda kaldık. Saat epey
geç olunca da yağmur altında ıslana
ıslana otele döndük.Ertesi sabah uçağımız erken saatte olduğu için sabah
erken kalktık. Çantaları alıp otobüs
durağına giderken yine İskender Bey
meydanından geçtik. Farketik ki hiç
tarihi mekan gezmemişiz. Sadece
keyif tatili yapmışız. Hiç olmazsa bir iki
fotoğrafımız olsun diye yağmur altında
hatıra fotoğrafı çekilip havaalanına
doğru yola çıktık.
marketing europe & anatolia / 49
Sinema
Ali Erdem Ekşioğlu
Sinemanın Toplumdaki Etkisi...
( reklam
arası
sinema)
Sadece izlemenin değil yapmanın yapabilmenin etkisi, seçmenin seçebilmenin. Niye
özgürlüktür sanat insanın kendini ifade etmesi ise. Sadece sanat yapan mı özgürdür.
Sanat etrafına özgürlük dağıtır çünkü her gün aynı duvara bakan insana isteği desene,
istediği renklere bakabilme özgürlüğü verir. Her gün aynı sözleri duyan adamın isteği
kelimeleri okuyabilme, istediği fikirleri dinleme özgürlüğü verir. İstediğimiz dünyaları,
hayallerimizi yansıtır sanat. İnsanın sınırlı hayal gücünü başkalarının yardımıyla
genişletmesidir. Okuyucu anlamadan, boşlukları dolduramadan yazarın yazdıklarının ne
anlamı vardır.
Sinema sanatın bir bütünü gibidir. Resmin görselliği, anlatımın duysallığını,
hikayenin empatisini tek bir eser içinde barındırır. İnsanların başka dünyalar başka
hayatlara girdikleri bir boyuttur. Bizi en çok etkileyen şeyler izlediklerimiz midir, yoksa
yaşadıklarımız mı? Yaşamamız için temiziyle, pisiyle, küfrüyle, tatlı diliyle, açığıyla,
kapalısıyla her şeyi görmeli, duymalıyız gerçek hayattaki gibi aynen. İcra edildiği gibi,
görülmesi istenildiği gibi. Sansürsüz; düz bir şekilde.
Sansür ise sadece sanatçının ifade özgürlüğünü değil insanın istediklerini görme, okuma
özgürlüğüne bir engeldir. Eserleri sansürlemek aynı zaman da görüşü de sansürlemek
anlamına gelir. Yani dansçıyı dövmek değil daha çok izleyenin gözünü kapatmaya
benzer. Aynı okulları kapatmanın öğretmeye değil öğrenmeye bir engel olması gibi.
Haklarımızı yargı adı altında susturmalara yedirtmemeliyiz. Belki sanat karşılık veremez
ama biz verebiliriz.
50 / marketing europe & anatolia
a
d
n
ı
ş
a
y
20
Kültür - Sanat
Castrol ile Le Mans Heyecanı...
100 yılı aşkınsüredir motor sporlarında dünyanın en iyi
yarış takımları ile beraber çalışıp, sayısız başarılar elde
eden Castrol, Türkiye’de de motor sporları tutkusu ve deneyiminibizzat son tüketiciye yaşatmak hedefiyle www.
gucludeneyimler.com web sitesi üzerinden yepyeni bir
kampanya serisine imza atıyor. Castrol Türkiye’nin sürekli olarak güncelleyeceği ve yeni etkinliklerini duyuracağı
www.gucludeneyimler.com web sitesi üzerinden start alan
kampanyanın ilk ayağında, en büyük hayalini paylaşan ve
jüri tarafından seçilecek 2 talihli maceracı, Castrol EDGE
destekli Audi Sport Takımı’yla 14-15 Haziran tarihlerinde
Fransa’dadüzenlenecek 24 saatLe Mans yarışı heyecanına yerinde ortak olacak. 25 Mayıs gece yarısına kadar
Castrol’ün www.gucludeneyimler.comadresli web sitesi
üzerindenyaratıcı gücünü kullanarak, sınırlarını zorlayan
en büyük hayalini paylaşanlar arasından seçilecek 2 talihli, aynı zamanda Castrol ve Audi’nin VIP konuğu olarak
test sürüşleri dâhil olmak üzere benzersiz etkinlik ve konaklama ayrıcalıklarını da yaşama şansına erişecek.
Karmakarışık...
Aksigorta çalışanları
tarafından
2008
yılında kurulan “Ekmek Arası Tiyatro
Kulübü”, İngiliz Yazar Ray Cooney’in
“Karmakarışık”
adlı
oyunu ile tiyatroseverlerle buluşmaya
hazırlanıyor.
Bugüne kadar Aziz
Nesin’in “Düdükçülerle Fırçacıların Savaşı”,
Shakespeare’in “Bir
Yaz Gecesi Rüyası”, Haldun Taner’in “Ay Işığında
Şamata”, Haldun Dormen’in Amphytrion ve Moliere’in
Cimri adlı oyunlarını sergileyen Aksigorta “Ekmek Arası
Tiyatro Kulübü”, “Karmakarışık” adlı oyunu 14 Mayıs
Çarşamba günü Ortaköy Afife Jale Sahnesi’nde saat
20:00’de sergileyecek.
52 / marketing europe & anatolia
Bir Dostluk Hikâyesi...
Goody kedi - köpek mamalarının, Tiyatrokare ile birlikte hazırladığı ve tiyatro
sanatçısı Nedim Saban tarafından kaleme alınan “Bir
Dostluk Hikâyesi” adlı oyun,
hayvan sevgisine duyarlı ve
eğlenceli yaklaşımı ile şimdiye kadar 40’a yakın eğitim
kurumunda ve sayısız kültür
merkezinde sahnelendi.
“Bir Dostluk Hikâyesi”, Goody’nin iş ortağı Hepsiburada.com’un misafir edeceği çocuklar için 10 Mayıs 2014
tarihinde saat 14.00’de Profilo Kültür Merkezi’nde sahnelenecek.
Goody Çocuk Tiyatrosu’nun “Bir Dostluk Hikâyesi” adlı
müzikli çocuk oyunu ile ilgili tüm detaylara www.facebook.com/Goodymama’dan; Goody markalı ürünler ve
markanın sahibi Türkiye’nin ilk yerli kuru mama üreticisi
Tropikal Pet hakkındaki bilgiye ise www.goody.com.tr ve
www.tropikalpet.com.tr adreslerinden ulaşılabilirsiniz.
Kültür - Sanat
Diktatörlüğün Psikolojisi...
İranlı Profesör Fathali M. Moghaddam’ın geçen sene Mayıs Ayı’nda Sn. Emine Erdoğan’a armağan ettiği kitap,
Türkçe’ye çevrilerek raflardaki yerini aldı. 10 günde üçbinin üzerinde bir satışla, demokrasi ve psikoloji dengesini
merak edenlere ışık tuttu.
Kitapta, diktatörlüğün psikolojik analizi yapılırken; halkların diktatörlükten nasıl korunabileceklerine ve nasıl kurtulabileceklerine dair paha biçilmez öneriler de bulunuyor.
Dünyadaki farklı diktatörlük örneklerini, psikolojik yaklaşımlarla sebep sonuç ilişkisine dayanarak ele alan Diktatörlüğün Psikolojisi; tarih, siyaset bilimi, psikoloji ve yaşanmış hikayeleri merak edenlere kolay ve anlaşılır bir dil ile
roman tadında aktarıyor.
Türkiye’de 3P Yayıncılık tarafından yayımlanan “Diktatörlüğün Psikolojisi”liderlik ve sosyal psikolojinin de incelendiği; okul, iş yaşamı ve günlük hayatta karşılaştığımız
küçük büyük diktatörleri tanıma, anlama ve çözümlemeye
dair ipuçlarını da içeriyor.
Kokosnuss Türkiye’de...
Sevimli, arkadaş canlısı, barışçı, sağlıklı beslenen ve çevreci yavru ateş ejderhası Kokosnuss’un maceraları 12
kitap halinde Türkçe ’ye çevrildi. Çocukları her seferinde
bambaşka ortamlara götürüp, farklı karakterlerle tanıştıran
Kokosnuss, bir kitapta korsanlarla karşılaşırken, bir başka kitapta şövalyelerin esrarengiz dünyasına adım atıyor.
Mumyalardan cadılara, vampirlerden Vikinglere dek farklı
karakterlerle bir araya gelen Kokosnuss bir macerasında
elinde define haritasıyla balta girmemiş gizemli ormanlarda hazine sandığını arıyor, bir başka macerasında
Okyanus’a açılıyor, bir diğerindeyse Atlantis’i keşfediyor.
Nefis çevirisi ve kaliteli baskısıyla abm Yayınevi tarafından
çıkarılan seri şimdiden çocukların en favori kitaplarından
biri olmayı başardı. Alman yazar ve çizer IngoSiegner tarafından ilk macerası 2002 yılında Almanya’da yayınlanan
Kokosnuss, bugüne dek Avrupa’nın hemen hemen her
ülkesinde yayınlandı, onlarca farklı dile çevrildi ve büyük
bir beğeniyle okundu. Film çalışmaları devam eden Kokosnuss bugün Avrupa’nın en tanınan ve sevilen çocuk
karakterleri arasında yer alıyor.
marketing europe & anatolia / 53
Download

kelebeğin fırtınası retorik