Ataol Behramoğlu
Cinnet*
Cinnet, Arapça kökenli bir kelimedir ve Türkçe karşılığı delilik
yani akli dengesi bozulmuş olan kişinin durumudur. Akli
dengesi bozuk kişilerin tamamı adam mı öldürüyor?
“delirerek” ADAM ÖLDÜRMEYEN çoğu/çoğumuz, mümkündür,
bir iç savaşa sürükleneceğiz. Karşımızda “cinnet” getirenler... Bu
kadar basit.
Bakırköy, Balıklı Rum ve diğer hastanelerde yatan, çeşitli ruhsal,
zihinsel rahatsızlıkları olanlar? Çoğu bilakis otodestrüktiftir.
Kendine zarar vermeye eğilimli. Şizofreni gibi, ağır korkulardan,
kaygılar ve sanrılardan başkasına zarar verebilmeye yatkın
olduğu gözlenen bir hasta, hastalar başka özel bölümlerde
izlenir tedavi edilir.
***
Diyeceğim o ki, madem bu kadar çok “cinnet” getirip adam
öldürenlerin sayısı ülkemizde gitgide artıyor, Türkiye bir açık
hava “tımarhanesi” mi? Böyle bir mantık olabilir mi?
***
Bu öldürme eyleminin altında “psikolojik rahatsızlık” aramak ve
bu şekilde tanımlamak nereden bakarsanız basit ve yanlış bir
tespit ve söylemdir. Hatta durumu hafifleştirir.
Türkiye’de adam öldürmek, hepimizin bildiği sebeplerden,
adaletin içinin boşaltılması, geleneklerin bazısı ve günümüzde
sağ olsun bu ülkeyi idare edenlerin basiretsizliği ve sırt
sıvazlayıcılığından kaynaklanıyor. Ve pek çok başka sebep...
Dün mahsur kaldığım için babamlarda
delikanlılar kartopu oynuyorlar.
yattım,
sokakta
Film seyrediyoruz. Bam, bam defalarca cama isabet...
Eğlensinler dedik başta. Sonu gelmiyor. Ayrıntı: Ben değil, eşi
değil, babam çıkacak pencereye... Otomatik bir davranış biçimi
kanıksanmış, halbuki ben cama en yakın ve evin en genciyim.
İlk düşündüğüm bu oldu. Hemen ardından tedirginlikle
verdiğim tepki ise: “Aman baba, sakin, yumuşak söyle”...
Sanki bu ülkede bir de kartopu yüzünden adam öldürülebilirmiş
gibi...
(*) Daha iyisini yazamayacağım için bu hafta köşeme, izniyle ve
izninizle, kızım Barış Behramoğlu’nun bir Facebook iletisini
alıyorum…)
Taha Akyol’un bir yazdığından alıntı olarak geldi bu mail: “Prof.
Ali Çarkoğlu ve Prof.
Ersin Kalaycıoğlu’nun Türkiye’deki ‘anomi’, yani kural tanımazlık
konusunda bilimsel araştırmaları var. Kişiler kendilerini hangi
inanç ve siyasete ait görürse görsün, değerlerin, kuralların içi
boşalıyor. Türkiye’de nüfusumuzun yüzde 85’i ‘kuralsızlık
ortalaması’nı aşan tavırlar ve anlayışlar içinde! Sosyolojide buna
‘anomik toplum’, kuralsızlığın yaygın olduğu toplum deniliyor.
(The Rising Tide of Conservatism in Turkey, s. 4346)
Trafik kuralsızlığından, maganda kurşunlarından tutun da
‘adamını bulunca’ her şeyin yapılabileceği düşüncesine kadar
uzanan bu hastalıklı kültür, güç fetişizmi ve şiddet yaratıyor.
Siyasetimizdeki kuralsızlıklar, haşin davranışlar ve ‘nepotizm’ de
(iktidar mensuplarının kamu kurum ve kuruluşlarına kendi
adamlarını yerleştirmesi./b.b.) bunun ürünü.
Uzun sosyal değişme sürecinde geleneksel değerlerin içinin
boşaldığı, modern değerlerin yerleşmediği bir kuralsızlık
aşamasındayız.”
Sonra girip araştırdım. Yaşadığımız evet tam da bu... Ve eğer 7
Haziran’da bir şekilde bu gidişatı durdurmayı başaramazsak,
ekonomik sıkıntı, kimlik problemi, özgürlük kısıtlaması, ifade
özgürlüğünün gasp edilmesi, ayrımcılık yaşayan ve aniden
http://www.mgkmedya.com
Pazar, Şubat 22, 2015 - Sayfa 1 / 1
Download

Cinnet* - MGKmedya