Dr.Murat Çetinkaya : Regülasyon Otoritesinin İvedilikle OTT Konusunu
Değerlendirmesi Lazım
Telekom Arena'sında konuşan Rekabet Kurulu Üyesi Dr.Murat Çetinkaya : "Bu alan, rekabet kuralları ile
düzenlenebilecek bir alan değildir. Regülasyon otoritesi yani Bilgi Teknolojileri İletişim Kurumu’nun
ivedilik ile dünya uygulamalarından – net bir uygulama olmamak ile birlikte farklı ülkelerdeki
uygulamaların ne gibi sonuçları olduğunu görebiliyoruz akademik çalışmalarda- bunları takip ederek,
sektör temsilcileri ile bir araya gelerek, gerekli düzenlemeleri yapması lâzım. Bir müddet önce yine bir
yerlerde tartışılmıştı, işin yayıncılık kısmı belki daha başında olacak burada. Benim bir müddettir
düşüncem şu; RTÜK ve BTK’nın birleşmesi lâzım. Gelişen teknolojiler çerçevesinde yayıncılık alanındaki
teknolojilerin yakınsaması çerçevesinde bu alanda faaliyet gösteren şirketler bir taraftan RTÜK kurallarına
tâbi olacak gibi gözüküyor, diğer taraftan telekomünikasyon bir iletişim hizmeti olduğu için BTK’nın
mevzuatına tâbi olacak gibi gözüküyor. Bir o taraf, bir o taraf. Sonuçta, Amerika’da bu kurumları
birleştirmişler (FCC)." dedi.
Ülkemizde OTT olarak adlandırılan uygulama/firma sayısı henüz fazla değil ya da bağımsız değiller (bir
ISS/Telekom firmasına aitler) ya da abone sayıları global OTT firmalar kadar yok. O nedenle henüz OTT
düzenleme konusunu konuşmuyoruz. Ama bu sorunlarımız yok anlamına gelmiyor. Örneğin, biz yayıncılar
Google'un Adwords'ünün yarattığı koşul ve fiyatlar nedeniyle rahatsızız.
“Over the Top” yani OTT firmaların durumu, dediğimiz gibi ülkemizde henüz fazla konuşulmuyorsa da,
dünyada çok tartışma konusu. Turk-internet.com okuyucuları hatırlayacaklardır. Bunun nedenlerini çeşitli
haberlerde aktardık.
Dünya’da internet’in altyapısını yani şebekeleri (network) Telekom firmaları yapıyor. Buna karşın en çok
parayı OTT (Over The Top’ın başharfleri) firmalar kazanıyor. Bunlar Google, Facebook, Twitter, Instagram
gibi firmalar. Sundukları hizmetler yüksek bantgenişliği harcıyor. Yanısıra, bu firmalar global. Dolayısıyla
vergi sorunları da var. İşte bu nedenle dünya OTT firmaları tartışıyor.
Bugün İstanbul’da “farkındalık” temasıyla “Telekom Arena”sı vardı. Bu konferansın bir panelinde OTT’lerin
düzenlenmesi tartışıldı. Tartışmaları toplu halde ayrıca bir haberde sunuyoruz[2] ama 3 konuşmacının
söylediklerini detaylı vermek istiyoruz.
Bunlardan Murat Çetinkaya, Rekabet Kurumu’nun sağduyulu yöneticilerinden birisi. Konuşmaları beğeni
topluyor. OTT konusundaki konuşmalarına “işin rekabet hukuku ile ilgili boyutu diğer boyutların yanında
devede kulak gibi kalıyor” diyerek başladı. Aşağıda videoda da izleyebileceğiniz konuşmasında bakın neler
anlattı:
Ülkemiz açısından baktığımızda, OTT konusunda operatörlerimizin karşı karşıya kaldığı problemler,
Rekabet Hukuku problemleri olmaktan ziyade vergilendirme ve regülasyon ile ilgili.
Ancak yurt dışındaki uygulamalar ve akademik çalışmalara baktığımızda, önümüzdeki dönemlerde
OTT konusunda Rekabet Kurumu ve rekabet kuralları ne şekilde devreye girebilir, bu konudaki
görüşlerimi kısaca paylaşmak istiyorum.
En başta söyleyeyim; Türkiye’de OTT konusunda ayrıntılı bir düzenleme yok. Bunu niçin söylüyorum;
Danıştay’ın ve idare mahkemelerinin en son kararlarına baktığımızda, hangi kararlarına? Rekabet
Kurumu ile BTK’nın yetkileri ve kimin nerede müdahil olabileceği konularındaki kararlarına
baktığımızda, bu konu önemli.
Ben şöyle anlıyorum mahkeme kararlarını; mahkeme der ki, herhangi bir şekilde rekabeti bozucu bir
davranış olduğu zaman, bunun düzenlenip düzenlenmemesi önemli değil, önemli olan arada bir boşluk
olmayacak. Ya regülasyon otoritesi, ya da rekabet otoritesi olaya müdahil olacak ve piyasada rekabeti
bozacak, bozuyor olan davranışları ortadan kaldıracak.
Dolayısıyla regülasyon yok ise rekabet otoritesinin müdahale etme alanı genişliyor. Bu, onun için
önemli. Bu noktada OTT ile ilgili olarak Rekabet Kurumunun önüne herhangi bir şikâyet geldiğinde,
doğrudan doğruya müdahele etme yetkisi var.
Peki, öncelikle OTT konusunda neler regüle edilmeli? Bir kere veri güvenliği, kişisel bilgilerin
korunması, vergilendirme gibi hususların ilgili kurumlar tarafından düzenlenmesi gerekiyor.
Rekabet Kurumu verilerin güvenliği ile kişisel bilgilerin gizliliği ile ilgilenmiyor. İlgilendiğimiz şey ne?
OTT dediğimiz zaman, ikiye ayırıyoruz, kabataslak. Bir, yayıncılık tarafı, diğeri de Telekom hizmeti diye
sınıflandırabileceğimiz ses, mesaj, sosyal ağlar gibi kısmı var. Ve burada OTT’ler herhalükârda bir
servis sağlayıcıdan, telefon operatöründen veya kablolu TV operatöründen hizmet almak durumunda.
Yani, ISS’ler ile, OTT’ler arasında bir ekonomik ilişki var. İşte Rekabet Kurumu’nun ilgileneceği nokta
bu; ISS’ler ile OTT’ler arasındaki bu ekonomik ilişki.
Peki, bu ekonomik ilişki ne şekillerde ortaya çıkabilir? Bu ilişkilerin bir dikey boyutu var, bir de yatay
boyutu var. Dikey boyutu şu: Herhalükârda OTT’ler, ISS’lerden bir hizmet alacak yani ISS’ler üst
pazarda, alt pazarda yer alan OTT’lere bir hizmet sunacak, şebeke alt yapılarını kullandıracaklar;
burada dikey bir ilişki var. Buradan çıkacak farklı problemler olabilir.
Diğeri, yatay ilişkiler. Hepimiz biliyoruz, bizim alt yapı işletmecilerimiz de, telefon operatörlerimiz de bir
anlamda OTT hizmetleri sunmaya başladılar. Dolayısıyla bir taraftan hizmet sundukları OTT’ler var,
diğer taraftan da kendi sundukları hizmetler ile o OTT’ler ile rekabet ediyorlar. Bu da meselenin yatay
boyutu.
Şimdi bu 3 araç kullanarak rekabet enstrümanı kullanılarak, ne gibi anti-rekabetçi etkiler ortaya çıkabilir
bunu ISS’ler ve OTT’ler bağlamında birkaç tane örnek vererek, sonuçlandırmak istiyorum.
ISS’ler bağlamında, üst pazarda yer alan ISS, OTT hizmeti de sunuyorsa, diğer OTT’lerin sundukları
hizmetleri engelleyici davranışlarda bulanabilirler. Örneğin, ses hizmeti sunan bir operatör, ses hizmeti
sunan Wiber’in hizmet kalitesini etkileyebilir. Whatsupp’ın mesaj kalitesini, hizmet kalitesini etkileyebilir.
Biz burada ne zaman devreye gireriz? Eğer o altyapı sağlayıcısı telefon operatörü, kablo operatörü
kendi bulunduğu pazarda hâkim durumda ise, biz Rekabet Kurumu olarak, rekabet hukuku
enstrümanlarını kullanarak, bu konuya müdahil olabiliriz. Veya ISS’lere baktığımız zaman, salt OTT
hizmetini müşterilerine sunmuyorlar, bazen paket şeklinde televizyon, internet ve diğer hizmetleri
bundle yaparak, sunuyorlar. Bundle yaparken fiyatlandırma önemli oluyor. Sonuçta maliyet bazlı bir
fiyatlandırma yapılması gerekir ancak maliyet bazlı bir fiyatlandırma yapmadığınız zaman siz, diğer
rakiplerinize karşı gücünüzü kötüye kulanmış olursunuz.
OTT’ler tarafından baktığımızda; Ne gibi olası anti rekabetçi davranışlar ortaya çıkabilir? Bizde şu anda
o kadar güçlü OTT’ler yok, NetFlix henüz Türkiye’ye girmedi ancak NetFlix ile ilgili bir dava, bir dosya
Avrupa Birliği’nde devam ediyor. Amerika’da da sıkıntı oldu. Sonuçta OTT’lerin elinde bir içerik var.
OTT’ler sonuçta şebeke endüstrisinde faaliyet gösteren firmalar. Belirli bir abone tabakaya ulaştığınız
zaman, o büyüklüğünüz artık kartopu gibi kendi kendini beslemeye başlıyor ve karşınızdaki rakiplere
karşı elinizde içerik anlamında, abone tabanı anlamında belirli bir gücünüz oluyor.
Siz, içerik sağlayıcılar ile münhasır anlaşmalar yaparak, pazara yeni girmek isteyen OTT’leri veya OTT
hizmeti sunmak isteyen ISS’leri bu alanda kısıtlar iseniz, doğrudan doğruya yine rekabet kuralları
çerçevesinde incelemelere maruz kalabilirsiniz.
NetFlix’in yaptığı da şu idi: Kendi abonelerine hizmet sunarken, belirli ülkelerdeki internet servis
sağlayıcıları ile veya alt yapı operatörleri ile anlaşma yapıyor. Bu firmalar, NetFlix içeriğini doğrudan
sözleşme yapıp kendi web siteleri birlikte abonelerine sunuyor. Yani aslında o servis sağlayıcılarının alt
yapı hizmeti aldıkları operatörleri kendisine bir anlamda bağlıyordu. Bağlamak ile kalmıyor, kendisine
bağladığı bu servis sağlayıcılarının abonelerine sunduğu hizmet kalitesi kendisiyle sözleşme yapmayan
servis sağlayıcılarına sunduğu hizmet kalitesinden daha iyi idi. Diğerlerine sunduğu hizmet kalitesini
düşürüyor, anlaşma yapan abonelerine karşı yükseltiyor. Dolayısıyla burada rekabetçi bir kaygı ortaya
çıktı ve müdahale edildi.
Bunların dışında ne gibi rekabet hukuku sorunları ortaya çıkabilir? Meselâ, yakın zamanda Facebook,
Whatsupp’ı satın aldı, 19 milyar verdi. Bunu niye verdi? Whatsupp’ın geliri var mı şu anda? Niye verdi?
19 milyar siz verir misiniz herhangi bir şekilde geliri olmayan bir şirkete, işletmeye?
Çünkü Whatsupp’ın 1 milyar müşterisi var. Customer base’i eline geçirebilmek için. Şebeke
endüstrilerinde en önemli olan hususlardan bir tanesi budur. Hep şunu söylerim; herkes şimdi
Turkcell’in GSM alanında hâkim durumda olduğunu, büyük bir şirket olduğunu falan söyler ve bunun
kırılamadığını söyler. Turkcell’in GSM hizmetleri alanındaki gücü 1995-1996 yıllarındaki Telsim’in o 3
aylık bir gecikme periyodu var ya, oradan kaynaklanıyor.
Kartopu, - baştan söyledim ya--, büyümeye başladığı zaman- o arada büyümeye başlamıştı—yürür
gider. Facebook’un burada yaptığı da, büyümeye başlayan o kartopunu eline geçirmekti. Bir anlamda
kendisine potansiyel rakip olabilecek – Facebook’un çünkü kendi Messenger hizmeti de var- bir firmayı
ve geleceğe dönük olarak ne gibi hizmetler çıkabilir bunları öngörerek, potansiyel rakibini bünyesine
kattı. Birleşmeleri değerlendirirken devamlı buna göre değerlendirmek lâzım.
Bizim bu konuda bir sorunumuz olmadı esasında ama Avrupa Birliği Komisyonu’nun önünde devam
eden bir dava vardı. Hollanda kablo operatörü ile bir OTT şirketi birleşti. En başta, Komisyon sanki izin
vermeyecekmiş gibi bir algı ile haberlerde falan öyle çıktı ancak Komisyon izin verdi; bunun basın
bülteni yayınlandı, karar ne zaman yayımlanır bilmiyorum. Şöyle bir taahhüt aldı şirketten: Sonuçta siz
belirli büyüklükteki alt yapı şirketi ile belli büyüklükteki bir OTT’yi birleştirmiş oluyorsunuz. O altyapı
operatörünün alt yapısını diğer OTT‘lerin de aynı seviyede ve aynı kalitede kullanmasına izin vermek
şartıyla, buna göz yummak şartı ile bu devralmaya izin verdi.
Şimdi, bütün bunların hiçbirisi aslında bizim ülkemizde olmuyor, bizim önümüze gelmiyor bu
uygulamalar ancak yurt dışındaki bu uygulamalara baktığımız zaman, ister istemez yarın bir gün bizim
önümüze de gelecek.
Fakat – toparlıyorum-- bu alan, rekabet kuralları ile düzenlenebilecek bir alan değildir. Regülasyon
otoritesi yani Bilgi Teknolojileri İletişim Kurumu’nun ivedilik ile dünya uygulamalarından – net bir
uygulama olmamak ile birlikte farklı ülkelerdeki uygulamaların ne gibi sonuçları olduğunu görebiliyoruz
akademik çalışmalarda- bunları takip ederek, sektör temsilcileri ile bir araya gelerek, gerekli
düzenlemeleri yapması lâzım.
Bir müddet önce yine bir yerlerde tartışılmıştı, işin yayıncılık kısmı belki daha başında olacak burada.
Benim bir müddettir düşüncem şu; RTÜK ve BTK’nın birleşmesi lâzım. Gelişen teknolojiler
çerçevesinde yayıncılık alanındaki teknolojilerin yakınsaması çerçevesinde bu alanda faaliyet gösteren
şirketler bir taraftan RTÜK kurallarına tâbi olacak gibi gözüküyor, diğer taraftan telekomünikasyon bir
iletişim hizmeti olduğu için BTK’nın mevzuatına tâbi olacak gibi gözüküyor. Bir o taraf, bir o taraf.
Sonuçta, Amerika’da bu kurumları birleştirmişler (FCC). Biz niye bunu yapmak için duruyoruz?
Evet Rekabet Kurumu da mahkeme kararları çerçevesinde düzenlenemeyen, düzenlenmesinde sıkıntı
görülen, serbest bırakılması gereken alanlarda problem olduğu zaman devreye girecektir. Rekabet
otoritesi için de aynı şey söylenir; tüm dünyada baktığınızda, aslında tüketicinin korunmasına ilişkin
kurumlar ile rekabetin korunmasına ilişkin kurumların birleştiğini görüyoruz birçok ülkede.
Bizim açımızdan da, bu OTT alanında da bu önemli çünkü telekomünikasyon hizmetleri ile ilgili bir sürü
şikâyet geliyor. Bir kısmı BTK’ya, bir kısmı Gümrük ve Ticaret Bakanlığı’nda. Rekabet ve tüketiciyi
birbirinden ayıramazsınız. Dolayısıyla çok uç değil, bunlar hep konuşuldu ama okuduğum şeylerden,
edindiğim tecrübelerden bu sonucu çıkarabilirim. 1) tüketici ve rekabet ile ilgili kurumların birleşmesi
lâzım. 2) daha da önemlisi, RTÜK ve BTK’nın geleceğin düşünülerek, bu alanda birleşmesi ve
düzenlemeleri ona göre yapması lâzım.
https://vimeo.com/119669556
Download

devamını oku