Türkiye’de
SİYASET
Abdüllatif Şener’i dinleyince…
5 Mart 2015 Perşembe
Fiyatı 25 Kr
www.yedigungazetesi.com
zor zanaat!
Türk siyasetinin bir dönemine damgasını vuran isimlerden biri olan AK
Parti’nin kurucularından, yöneticilerinden ve eski başbakan yardımcılarından
ve bakanlardan Abdüllatif Şener, Efsane Güzeldereli’nin sorularını yanıtladı.
Şener, “Şu anda hiç bir yerden bir siyasi
değerlendirmeme yol açacak bir teklif
almış değilim. Dolayısıyla teklif alıp almamaktan da öte benim açımdan kendi vereceğim
kararlar önemlidir” dedi.
AK Parti'nin açtığı Nükleer Santral ihaleleri
Yüce Divanlık mı? Öyleyse Neden?
Yolsuzluk var ise söyledikleri insanlar üzerinde
neden hiç bir etki yaratmıyor?
Türkiye'de kim en çok yolsuzluk yapıyor
ise seçimlerde en fazla oyu o mu alıyor?
Erdoğan'ın BOP'un eş başkanı değil taşeronu
mu? Önümüzdeki günlerde neler olur?
AK Parti'nin kurucu üyesi olmasına rağmen parti sitesinde adı neden yer almıyor?
Kurduğu Türkiye Partisi kapandı. CHP'ye
katılmayacağını söyledi, sözü geçerli mi?
“Sayın Erdoğan koşulsuz şartsız biat mı
bekliyor?” sorusuna nasıl karşılık verdi?
Recep Tayyip Erdoğan için kullandığı,
“Ruhunu bilirim” sözüyle ne demek istedi?
Çok konuşulan, “Ülkeyi iç savaşa sürüklemekten çekinmez” dediği politikacı kim?
Başkanlık sistemini Türkiye için hayırlı görüyor
mu? Görmüyorsa bunun sebepleri ne?
Çözüm sürecinde kritik noktaya
gelinirken yeni bir anayasaya ihtiyacı için
ne söylüyor?
Efsane GÜZELDERELİ’nin röportajı bugün 13. SAYFADA
UMUDA
açılan eller
Ankara Emniyet
Müdürlüğü Toplum
Destekli Polislik Şube
Müdürlüğü’nün yürüttüğü “Umuda Açılan
Eller Projesi” kapsamında ÇESAV Vakfı,
97 ihtiyaç sahibi öğrenciye giysi yardımında
bulundu. 5. SAYFADA
ÜRKÜTÜCÜ RAPOR
TBMM Kadın ve Çocuk Hakları
İnceleme ve İzleme
Komisyonu'nun hazırladığı Alkol ve
Madde Bağımlılığı Tedavi ve Eğitim
Merkezleri'ne (AMATEM) ilişkin raporda, "Türkiye'de bonzai kullanımının
özellikle son 6 ayda arttığına işaret
eden uzmanlar, etken maddesi
değişen bonzainin ülkemizde de
üretilmeye başlanmış olabileceği ihtimali üzerinde duruyor" denildi.
BAĞIMLILIK 10 YAŞA İNDİ
Alkol ve madde kullanımı ile bağımlılığının çağın en önemli
toplumsal sorunlarından biri olduğu belirtilen raporda,
yapılan araştırmaların Türkiye'de madde kullanımı ve bağımlılığının 10 yaşa kadar indiğini gösterdiği kaydedildi.
BAĞIMLILARIN %98’İ ERKEKLER
Raporda, bağımlıların yüzde 98'inin erkeklerden oluştuğu
ancak madde kullanan kadında fiziksel yıkımın, erkeklere
oranla daha fazla olduğu vurgulandı. HABERİ 12. SAYFADA
Polisten, telefon
dolandırıcılarına
karşı uyarı!
Ankara Emniyet Müdürlüğü, telefon ve internet dolandırıcılığına
karşı vatandaşları broşürler ve afişlerle uyardı.
Broşür ve afişlerde, "Devlet sizden
kontör ve hesap numarası istemez,
inanma", " Duyarlı dikkatli ol",
"Güvenlik güçleri banka hesaplarınızı
sormaz, telefonla operasyon yapmaz"
ve "Telsiz sesine inanma hemen polisi
ara" şeklinde uyarılara yer verildi.
Yetkililer, bu tür telefon aramaları alan
kişilerin, para ve kontör göndermemelerini, telefonu kapatıp geri dönüş
yapacağını söyleyerek, durumu polise
bildirmelerini istedi. HABERİ 12’DE
Türk Silahlı Kuvvetlerinin keskin nişancıları, Atıcılık ve Uzman Nişancı Eğitim Birlik
Komutanlığında (ATUNEB) yetiştiriliyor. Ülke genelindeki profesyonel askerler arasından
seçilerek birliğe gelen kursiyerlere, atış teknikleri, özel kamuflaj, sabır ve "tek atışta
imha" öğretiliyor. Keskin nişancılar, hedefi bin 400 metreden vurabiliyor. HABERİ 12’DE
Fehmi Koru
Gazetecilere
dokunulmasın
3. Sayfada
Özel testlerden geçirilerek Türkiye genelinden
seçilen fiziki kondisyonu yüksek uzman askerler,
ATUNEB'de 9 haftalık teorik ve uygulamalı
eğitime alınıyor. Eğitimlerde, her gün spor ve
çok sayıda atış talimleri yapılırken, başarılı olan
kursiyerlere "keskin nişancı" belgesi veriliyor.
Prof.Dr. Nurullah Çetin
Türkçe Bakış
11. Sayfada
Hayrettin İvgin
Kültürel Boyut
9. Sayfada
M.Nuri Parmaksız
Hayata ve
Aşka dair
9. Sayfada
www.
gazetesi.com.tr
gazetemizi bu adresten
takip edebilirsiniz
’ü
’dan
takip edebilirsiniz
Gazetemizi
https://www.
.com/YediGün-Gazetesi
Gazetemizi
https://www.
/yedigun.gazetesi
“HASANDEDE
ÜZÜMÜ”nün
üretimi 10 kat
artırılacak
Kırıkkale'de geçmişte yaygın olarak
yetiştirilen Hasandede üzümünün üretimini artırmaya yönelik çalışmalar kapsamında, dekar başına verimin 10 katına
çıkarılması hedefleniyor.
Delice ilçesinde bağ çubuğu dağıtımına
katılan Gıda, Tarım ve Hayvancılık İl
Müdürü Recep Kırbaş, "Geçmişte kentte 3
şarap fabrikası vardı, bağcılık bu kadar
yaygındı. Bugün için artık bunlar yok hatta
yemeklik Hasandede üzümünü bulmakta zorluk çeker hale geldik. Bu eksikliği görerek
2014 yılında Bağcılık Projesini uygulamaya
karar verdik. Proje kapsamında 32 üreticimize
üçer dekar alanda uygulanabilecek yüksek
sistemde bağ alanları kurduk" dedi. 12’DE
2
SINEMA
TV / MAGAZIN
5 Mart 2015 Perşembe
Grammy ödüllü sanatçı
McFerrin İzmir'de konser verdi
"Don't worry, be happy" şarkısı ile 1988'de dünyadaki tüm müzik listelerinin tepesine yerleşen Grammy ödüllü sanatçı Bobby McFerrin,
Ahmed Adnan Saygun Sanat Merkezi'nde İzmirli müzikseverlerle buluştu.
Dünyaca ünlü
Tango orkestrası
Bursa'ya geliyor
İZMİR - Grammy ödüllü sanatçı Bobby
McFerrin, İzmir'de konser verdi.
"Don't worry, be happy" şarkısı ile
1988'de dünyadaki tüm müzik listelerinin
tepesine yerleşen Grammy ödüllü sanatçı
Bobby McFerrin, Ahmed Adnan Saygun
Sanat Merkezi'nde İzmirli müzikseverlerle
Vizyona
yeni
girecek
filmler
buluştu.
Grammy ödüllü 64 yaşındaki sanatçı,
güçlü sesi, kullandığı ses teknikleri, neşeli
mizacı ile İzmirliler'e unutulmaz bir konser
verdi.
2013 yılında yayınlanan son albümü
"Spirityouall"ın yanı sıra diğer albüm-
"Çarşı Pazar"
Kahraman adlı saf ve iyi
niyetli bir gencin köyünü
korumak için verdiği komik
mücadelesini anlatan filmin
başrollerinde, Erdem Yener
ve Ayhan Taş yer alırken,
ikiliye İlker Aksum, Emin
Olcay, Tarık Pabuççuoğlu ve
Suzan Aksoy eşlik ediyor.
Boyut Film adına Mahsun
Kırmızıgül ve Murat
Tokat'ın yapımcılığını
üstlendiği filmin yönetmenliğini Muharrem Gülmez
yaptı.
05:58 İstiklal Marşı ve Günün
Program Akışı
06:00 Yamak Ahmet
06:40 1'de Sabah
09:00 1'de Bugün
09:15 Avrupa Avrupa
11:10 İyi Fikir
13:15 Ana Ocağı
14:55 Dizi Klip
15:00 Elde Var Hayat
16:15 1'de Bugün
16:30 Seksenler
19:00 Ana Haber Bülteni
19:45 Spor
19:50 Hava Durumu
19:55 Seksenler
23:00 Yerli Dizi
01:15 Ana Ocağı
02:30 Avrupa Avrupa
04:05 İyi Fikir
07:00 Kahvaltı Haberleri
10:00 Müge Anlı İle Tatlı Sert
13:00 Kızlar ve Anneleri
15:00 Alemin Kıralı
16:00 Zahide ile Yetiş Hayata
18:45 Atv Ana Haber
20:00 Jurassic Park
23:10 Nihat Hatipoğlu
ile Dosta Doğru
01:10 Hayat Devam Ediyor
20:00 SERÇE SARAYI
Yaşam mücadelesi, sürpriz
olaylar ve aşkın içiçe
geçtiği “Serçe Sarayı”, 5
Mart Perşembe 20.00'da
STAR TV ekranlarında
izleyici ile buluşacak.
30'lu yaşlarının başında
olan Serçe, İstanbul'da, iki
oğlu ve kız kardeşiyle birlikte sakin bir hayat yaşamaktadır. Eşi Ramazan'ı
trafik kazasında kaybettikten sonra çıkan taliplerin
hiçbirini kabul etmeyip
kendisini çocuklarına ve
kız kardeşine adamıştır.
Ancak bir gün hiç beklenmedik bir şey ...
lerinden de şarkılar seslendiren Bobby
McFerrin'e konserde piyanoda Gil
Goldstein, viyolinde David Mansfield,
gitarda Armanda Hirsch, basta Jeff
Carney, davulda Louis Cato, vokalda ise
kızı Madison McFerrin eşlik etti.
(AA)
Birdman"
Sinema dünyasının en prestijli ödülü
sayılan Oscar'da "En İyi Film", "En İyi
Yönetmen", "En İyi
Görüntü Yönetmeni" ve "En İyi Orijinal
Senaryo" olmak üzere 4 dalda ödül alan
"Birdman" vizyona girecek.
Başrolde Micheal Keaton'ın bulunduğu
filmde, ünlü aktöre Edward Norton,
Naomi Watts, Zach Galifianakis, Andrea
Riseborough ve Emma Stone eşlik ediyor. Çöküşteki bir oyuncunun yeniden
parlama çabasını anlatan kara komedi
türündeki film, "Paramparça Aşklar
Köpekler", "21 Gram", "Babil",
"Biutiful" gibi yapımlarla sinema
dünyasında ses getiren Meksikalı yönetmen Alejandro Gonzalez Inarritu'nun
imzasını taşıyor.
07:00 HER SABAH
08:45 2.SAYFA
10:40 DİLARA KOÇAK İLE
İYİ YAŞAM
12:30 ERKAN AKKUŞ İLE
12:50 DERYA'NIN DÜNYASI
15:00 DUDAKTAN KALBE
16:45 İKİNCİ BAHAR
18:15 EKİN OLCAYTO İLE
ANA HABER
19:30 SPOR BÜLTENİ
19:45 YABANCI SİNEMA
EFSANE AVCISI
21:30 YABANCI
SİNEMA
00:50 THE UNIT (EKİP)
TEKRAR
01:50 YABANCI SİNEMA
TEKRAR
03:20 YABANCI SİNEMA
TEKRAR
04:50 DÜNYAYI
GEZİYORUM TEKRAR
06:00 HAFTANIN ANNESİ
06:00 Benim Hala
Umudum Var
06:45 Aşkın Bedeli
07:30 Bugün
09:00 Beni Affet
10:00 Melek
11:45 Hayat Sevince Güzel
13:15 Aşkın Bedeli
14:45 Benim Kuaförüm
16:30 Beni Affet
18:30 Star Haber
19:15 Deniz Yıldızı
20:00 Serçe Sarayı
00:30 Yabancı Dizi
19:45 EFSANE AVCISI
Orjinal İsmi:The Librarian:
Quest For The Spear
Yönetmen:Peter Winther
Oyuncular:Noah Wyle,
Sonya Walger, Bob Newhart
Yapım Yılı:2004
Tür:Fantastik/Macera/Aksiy
on
Genç ve maceracı Flynn, bir
kütüphanede görev yapmaktadır. Bir kadına aşık olmuştur ve bu kadın asırlardır
gizlenen bir sırra sahiptir
Sırrı açığa çıkarmak için çok
uğraşır ve bu sır aslında
Prens Vlad Dracul’u tutsak
eden şifredir. Flynn sırrın
peşini bırakmamaya kararlıdır.
BURSA - Dünyaca ünlü tango orkestrası
Orquesta Color Tango De Roberto Alvarez,
Bursa Bölge Devlet Senfoni Orkestrası ile
Bursa'da sanatseverlerle buluşacak.
1920'lerde kurulan ve dünyaca ünlü
müzisyenlerce geliştirilen Color Tango
Orkestrası'nın konseri, 5 Mart 20.00'de Merinos
Atatürk Kongre ve Kültür Merkezi'nde dinleyicilere ulaşacak. Konseri İtalyan şef Stefano
Mazzolini yönetecek.
Orkestra, 1920'lerin ortalarında ortaya çıkan,
daha sonralarında ise Alfedo Gobbi ve özellikle
Osvaldo Pugliese gibi büyük ustalarında
katkılarıyla gelişimini sağlayan Decareana isimli
ekolün ustalarından oluşuyor.
Müzik otoriteleri tarafından dünyanın
"Yaşayan En İyi Tango Orkestrası" kabul edilen
Color Tango de Roberto Alvarez, konseri Bursa
Bölge Devlet Senfoni Orkestrası ile gerçekleştirecek. (AA)
"Aşk Başkadır"
Alfred Molina, John Lithgow, Marisa
Tomei, Olya Zueva, Tatyana Zbirovskaya,
Jason Stuart, Darren E. Burrows, Charlie
Tahan ile Harriet Sansom Harris'in
oynadığı filmin yönetmenliğini Ira Sachs
yaptı."Bazen birlikte kalmak, ayrı düşmek
demektir" sloganıyla yola çıkan ABDFransa ortak yapımı filmin konusu şöyle:
"39 yıllık bir beraberlikten sonra, evlilik
kanunundaki değişimden faydalanan Ben
ve George evlenmeye karar verirler. Fakat
balayından döndüklerinde onları kötü bir
sürpriz beklemektedir. Ben, uzun süredir
çalıştığı okulundan çıkartılmıştır ve artık
Chelsea'deki küçük apartman dairelerinde
yaşama imkanları kalmamıştır."
06:15 Oynat Bakalım
07:15 Disney Çocuk Kuşağı
08:15 Magazin 8
08:45 Aramızda Kalmasın
12:00 Para Bende
13:30 Oynat Bakalım
15:15 Ver Fırına (Yeni Bölüm)
17:00 Çok Güzel Hareketler
18:30 Ütopya (Yeni Bölüm)
20:00 Kaçak Gelinler
23:15 Ütopya
00:30 Ver Fırına
01:45 Aramızda Kalmasın
04:00 Arda’nın Mutfağı
05:00 Para Bende
06:00 Geniş Aile
06:45 Günaydın
09:30 Alın Yazım
11:00 Aşk-ı Memnu
12:30 Gün Arası
13:00 Ben Bilmem Eşim Bilir
15:45 Evim Şahane
17:15 Arka Sokaklar
18:40 Baba Haber Bülteni
19:00 Ana Haber Bülteni
20:00 Kurtlar Vadisi Pusu
23:15 112 Acil
20:00 KURTLAR VADİSİ
Cahit’le karşılaşması sonrası tuzağa
düşerek kaçırılan Polat’ın nereye
götürüldüğünü kimse bilmemektedir.
Cahit ise sebep olduğu karmaşayı nasıl
çözeceğini düşünür. Cahit’le karşılaşması sonrası tuzağa düşerek kaçırılan
Polat’ın nereye götürüldüğünü kimse
bilmemektedir. Cahit ise sebep olduğu
karmaşayı nasıl çözeceğini düşünür.
Şedid militanları yeni bir kaos için bir
kez daha ortaya çıkarlar. Fakat bu kez
başka birlikler onlara destek olacaktır.
Yusuf her geçen gün geçmişini ve çıktığı yeni yolu biraz daha iyi anlar.
Pusat ve Miran ticaret ziyaretlerine
devam ederler. Lion Timi Viktor’u
kurtarmak için hareket geçer. Garip
olan, Victor’un ölü değil, yaşıyor
olmasına endişe etmeleridir. Dostları,
Polat Alemdar’ı kurtarmak için seferber olurlar.
“Kozlu Faciası”nın
kurbanları anıldı
Türkiye Taşkömürü Kurumu (TTK) Kozlu Müessese Müdürlüğünde, 3 Mart 1992'de meydana gelen grizu faciasında hayatını kaybeden 263 maden işçisi törenle anıldı.
ZONGULDAK - TTK Genel Müdürü Burhan
İnan, törende yaptığı konuşmada, Türkiye'nin en
büyük iş kazalarından birinin Kozlu'da yaşandığını söyledi.
Grizu faciasında yaşamını yitirenlere Allah'tan
rahmet dileyen İnan, "Bizler, yaşadığımız bu acıyı
sizlere anlatmalıyız ki birer ibret olsun, ders alınsın ve bunları bir daha yaşamayalım. Bu acıların
yaşanmaması için yapılması gereken, iş sağlığı
ve güvenlik kurallarına harfiyen uymak ve birbirimizin koruyucusu kollayıcısı olmaktır. Madencilik
son derece tehlikeli bir iştir. Yasalarla da böyle
tanımlanır. Dolayısıyla madenci, madencinin
gözetmenidir" diye konuştu.
İnan, madencilerin çalışma koşularının çok
farklı olduğuna, diğer işlere benzemediğine dikkati çekti.
Bu tür kazaları anarken hep alınması gereken
dersleri çıkardıklarını dile getiren İnan, "Sizler
bizim için çok kıymetlisiniz. 'Bir şey olmaz' mantığını hiçbir zaman çalıştırmayın, iş sağlığı ve
güvenliği konularına dikkat edin" dedi.
Genel Maden İşçileri Sendikası (GMİS) Genel
Başkanı Eyüp Alabaş ise dünyanın en zor mesleğinin madencilik olduğunu, yaşayarak öğrendiklerini belirtti.
Her acıdan dersler çıkardıklarını ve dünyadaki
gelişmeleri yakından izleyerek daha sağlıklı ve
güvenli şartlarda çalışmanın yollarını aradıklarını
vurgulayan Alabaş, taşeronlaşmaya karşı yaptıkları uyarıların dikkate alınmadığını savundu.
Alabaş, şöyle konuştu:
"Bizler ülkenin taş kömürü zenginliğini üretmek ve yer üstüne çıkararak ülke ekonomisine
katkı sağlamak istiyoruz. Bu mücadeleyi verirken
de sağlıklı ve güvenli koşullarda çalışmayı arzuluyoruz. Türkiye'nin yıllık yaklaşık 26 milyon ton
taş kömürü ihtiyacı var. Kömür burada var.
TTK'nın kurulu kapasitesi 5 milyon ton ama
yeterince üretemiyoruz. Neden? Çünkü işçi açıkları giderilmiyor. Kurum yöneticileri uyarılarımızı
kulak ardı ediyor. Ülkenin taş kömürü ihtiyacının
büyük bir bölümünü dışarıdan alıyorlar. Kömür
ithal eden birileri para kazanırken ülke ve millet
olarak biz kaybediyoruz. Kurum, 2013 yılı sonu
itibarıyla acilen ihtiyaç duyulan işçi sayısının 3
bin 200 olduğunu ilgililere bildirdi ve talepte
bulundu ama bu talepler ciddiye alınmıyor."
Vali Yardımcısı Ahmet Mailoğlu da
Zonguldak'ın sanayi anlamında Türkiye'nin
bütün vilayetlerinden alacağı olduğunu, madencilere herkesin borcunun bulunduğu dile getirdi.
Grizu faciasından yaralı kurtulan ve daha
sonra emekliye ayrılan madencilerden Mustafa
Bozacıoğlu (60), yaşadıkları acı unutmalarının
mümkün olmadığını anlattı.
Olay gününü hatırlatan Bozacıoğlu, "Önce
siyah bir toz ve alev, sonrası bir patlama meydana geldi. Tozdan bir yere çıkamadık. Allah bir
daha o günleri yaşatmasın. O faciadan sonra
bizlere sahip çıkan olmadı. Bizler kendi haklarımızı kendimiz aradık" diye konuştu.
Hasan Bozacıoğlu (61) da faciadan vücudunun çeşitli yerlerinden yanıklarla kurtulduğunu,
gözlerini hastanede açtığını ifade etti.
Faciadan yaralı kurtulan işçilere birer madenci heykeli hediye edildikten sonra olayda yaşamını yitirenler için saygı duruşunda bulunuldu,
Kur'an-ı Kerim okundu. (AA)
galeri açma işini yürüten firmanın 30 çalışanının
hayatını kaybettiği kaza, grizunun en son yaşattığı büyük acılar arasında yer alıyor.
Büyük grizu facialarının yıl dönümünde ise
madenciler, hayatlarını kaybettikleri ocakların
önünde anılıyor.
Kurumun istatistik verilerine göre havzada,
1875'ten itibaren saptanabilen metan gazı patlamalarında 835 madenci hayatını kaybetti.
Genel Maden İşçileri Sendikası (GMİS) Genel
Başkanı Eyüp Alabaş, AA muhabirine yaptığı
açıklamada, Kozlu faciasının madencilik sektö-
ründe kişisel koruyucuların kullanılması açısından dönüm noktası olduğunu söyledi.
Grizu patlamasının ardından TTK'da iş
güvenliği önlemlerinin arttırıldığını anlatan Alabaş
"Taşeronlaşmanın sonucu olarak ne yazık ki
madencilik sektörü son yıllarda ölümlü kazalarla
daha fazla karşılaşmaya başladı. Ülke genelindeki 2014 yılı madencilik sektörü açısından unutulmayacak kazaların yaşandığı yıl oldu. Bundan
dolayı TTK'da geçen yıl hiç ölümlü kaza yaşanmamasına sevinemedik" diye konuştu.
Alabaş, metan gazının ateşle buluşmadığı
sürece patlama riski açısından tehlike arz etmediğini vurgulayarak, şunları aktardı:
"Dünyada metan gazı, kömür kazılmadan
önce bertaraf ediliyor. Biz de ise bu yöntem
uygulanmıyor. Üretimle gaz açığa çıkıyor. Bu açıdan ölçümlerin aksatılmaması ya da ihmal edilmemesi büyük önem taşıyor. Aksi durumda ciddi
tehlikeli sonuçlar ortaya çıkabiliyor. Kömür çıkartılmadan önce metan gazının üretim bölgesinde
drenajının yapılmasını istiyoruz. Bununla ilgili
TTK geçtiğim yıllarda çalışma yapmasına rağmen uygulama hayata geçirilemedi. Drenaj
konusunda ciddi bir ilerleme sağlanamadı. Oysa
bu gaz değerlendirilebilirse doğal gaz olarak da
ülke ekonomisine katkı sağlanabilir." (AA)
“Kara elmas” çıkarılırken 835 kişinin ocağını grizu söndürdü
ZONGULDAK - Zonguldak'ta 3 Mart 1992'de
263 madencinin yaşamı yitirmesine yol açan
grizu, kömür havzasında en fazla can kaybının
yaşandığı iş kazaları arasında ilk sırada geliyor.
Saptanabilen en eski ölümlü iş kazasının
1875'de Ahmet Ağa adlı kişinin ölümüyle sonuçlandığı havzada, geride kalan yıllarda çok sayıda
iş kazası yaşandı.
Havayla yüzde 4-15 arası metanın birleşmesinden oluşan karışımın patlaması şeklinde ortaya çıkan grizu, "kara elmas" çıkartılırken en fazla
ölüme neden olan iş kazaları arasında bulunuyor.
Ortamın genişliğine göre sıcaklığın 18502650 santigrat dereceye ulaşabildiği patlamaya
yol açabilen metan, oksijen oranını yüzde 12'nin
altına düşürecek kadar yoğunsa boğucu özellik
de gösteriyor.
Türkiye Taşkömürü Kurumu'nda (TTK) 7 Mart
1983'te 103 ve 3 Mart 1992'de 263 işçinin hayatını kaybettiği grizu facialarının tekrarlanmaması
için bilgisayarlı izleme ve kontrol sistemleriyle
ocak atmosferi izlenerek, ani gaz konsantrasyonu yükselmelerinde tedbirler uygulanıyor.
TTK Karadon Müessese Müdürlüğü maden
ocağının eksi 540 kodunda 17 Mayıs 2010'da
meydana gelen grizu faciasının ardından taşeron
Burdur'da iki köy “deprem köyü” ilan edildi
BURDUR - Burdur'da 1971 yılında yaşanan
depremde zarar gören Yazıköy ve Yarıköy, Vali
Hasan Kürklü tarafından "deprem köyü" ilan edildi.
Burdur Afet ve Acil Durum Müdürlüğü (AFAD)
tarafından Deprem Haftası etkinlikleri kapsamında
"Deprem Fayında Yürüyüş ve Farkındalık" etkinliği
düzenlendi.
Etkinlik kapsamında Burdur'da 12 Mayıs
1971'de meydana gelen ve 59 kişinin ölümüne
neden olan 6,2 büyüklüğündeki depremin merkez
üssü Yarıköy ve Yazıköy arasında yürüyüş yapıldı.
Etkinliğe katılan Vali Kürklü, 1971 depreminde
yıkılan Yazıköy ve Yarıköy'ün eski yerleşkelerini
"deprem köyü" ilan ettiklerini söyledi.
İnsanları depremlerin değil, binaların öldürdüğünü belirten Kürklü, "Deprem konusunda insanları uyarmak ve bilinçlendirmek için bu tür faaliyetlere devam edeceğiz. Bu kapsamda Yazıköy
ve Yarıköy Türkiye'nin ilk deprem köyü oldu" dedi.
Türkiye'nin önemli bölümünün fay hatları üzerinde olduğunu dile getiren Kürklü, şöyle konuştu:
"Ülkemizin depremle yaşamayı, depremle
mücadele etmeyi öğrenmesi lazım. Onun için
deprem bilincinin oluşması gerekiyor. Burdur olarak deprem bilincinin oluşması noktasında gayret
ediyoruz. AFAD birimlerinin olaylara müdahale,
arama kurtarma noktasında dünyada üçüncü sıraya yükselmiş olması sevindiricidir."
Kürklü daha sonra 1971 depremini yaşayan
vatandaşlarla bir süre sohbet etti.
AFAD İl Müdürü Mehmet Oral ise 1971'deki
TRT Yönetim Kurulu Üyeliği
için 19 aday başvurdu
depremde zarar gören iki köydeki bazı evlerin
kalıntılarının korunduğunu söyledi.
Yazıköy ve Yarıköy'ü "deprem köyü" olarak
lanse etmek istediklerini anlatan Oral, "Burası ilerde daha da donatılarak öğrencilere gezdirilecek.
Türkiye'de eşi benzeri az bulunan bir yer. Eğitici,
insanları düşündüren bir deprem köyü olarak tanıtabiliriz" diye konuştu.
AFAD tarafından deprem bölgesinin girişine
"Deprem Köyüne Hoşgeldiniz" tabelası ile depremde ölenlerin isimlerinin yazılı olduğu tabelalar
konuldu.
Etkinliğe Burdur Belediye Başkanı Ali Orkun
Ercengiz, Burdur Emniyet Müdürü Eyüp
Özüdoğru, Burdur Milli Eğitim Müdürü Mahmut
Bayram, İstanbul Üniversitesi Mühendislik
Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ali Osman
Öncel, öğrenciler ve ilgililer katıldı. (AA)
ANKARA - Radyo ve Televizyon Üst
Kuruluna (RTÜK), TRT Yönetim Kurulu üyeliği
için 19 aday başvurdu.
RTÜK'ten yapılan yazılı açıklamada, Radyo
ve Televizyonların Kuruluş ve Yayın Hizmetleri
Hakkında Kanun ile Türkiye Radyo ve
Televizyon Kanunu'nun amir hükümleri gereğince, işletme, iktisat veya maliye alanlarında
boş bulunan TRT Yönetim Kurulu üyeliğine
adaylık başvurusunun, dün saat 18.00'de dolduğu belirtildi.
Açıklamada, TRT Yönetim Kurulu Üyeliği
için yapılan başvuruların, Üst Kurul tarafından
inceleneceği vurgulanarak, incelemenin
tamamlanmasının ardından, Türkiye Radyo ve
Televizyon Kanunu'nun 11. maddesi gereğince,
RTÜK tarafından Bakanlar Kuruluna teklif edilmek üzere iki adayın belirleneceği bildirildi.
Söz konusu adaylık için başvuran isimler
şöyle: "Mustafa Musa Beydoğan, Ali
Sağırkaya, Mehmet Salih Ayaz, Umut Çavuş,
Yasin Ağar, Salih Şahin, Dr. Memduh Aslan,
Doç. Dr. Mehmet Durkaya, Abdülkadir
Büyükaksakal, Dr. Cengiz Ceylan, Tamer
Kaplan, Ali Hasetci, Hasan Altundağ, Turgay
Önder, Dr. Cengiz Özdiker, Prof. Dr. Mehmet
Barca, Mehmet Veysi Malkoç, Prof. Dr. Şafak
Ertan Çomaklı, Vedat Kent." (AA)
5 Mart 2015 Perşembe
Fehmi KORU
[email protected]
3
[email protected]
bölge haberlerİ
Gazetecilere dokunulmasın
HAYLİ zaman oluyor. O zamanlar sıkça çıktığım
Washington seferlerinin birinde, Pulitzer ödüllü
gazeteci Seymour Hersh’le bir açık hava kafesinde
laflarken tanışmıştım James Risen ile. O da Pulitzer
ödüllü bir gazetecidir ve New York Times’ın savunma muhabiridir. Hersh’ün, genç meslektaşı bana
tanıştırırken “Jimmy boy” diye hitabı, hâlâ kulaklarımda.
Risen o günlerde çok konuşulan “State of War”
(Türkçe’ye “Savaş Devleti: Bush Yönetimi ve
CIA’nın Gizlenen Tarihi” adıyla çevrildi) kitabını
yeni yayımlamıştı (2006).
“Jimmy boy”un başı bir süredir o kitabı yüzünden
dertte...
Kitabın en geniş bölümü, İran’ın nükleer çalışmalarını sabote etmek için CIA’nın hazırlayıp uygulamaya koyduğu bir “gizli plan”ın deşifresine ayrılmıştı. Amerikan yargısı, Risen’i o bölümde kullandığı belgelerin kaynağını açıklamaya zorluyor; o da
direniyor. İstihbaratçıların zorlamasıyla, Amerikan
yargısı, Risen’in direncini kırmak için cezaevinin
kapısını açık tutuyor.
Yargı kaynağın kim olduğunu biliyor aslında:
CIA’da çalışmış ve gizli belge sızdırdığı iddiasıyla
yargılanan Jeffrey A.Sterling... Risen’e karşı yargı
süreci de, zaten Sterling’in yargılandığı davada
tanıklık etmeye direndiği için açıldı. Adalet
Bakanlığı koltuğunda oturan Eric Holder’in “Ben bu
makamda olduğum müddetçe tek bir gazeteci hapse
girmeyecek” kararlılığı olmasa, Risen çoktan cezaevine düşmüştü.
Amerikan Anayasa Mahkemesi de Risen’in “basın
özgürlüğü” çerçevesinde yaptığı başvuruyu reddetti
çünkü...
New York Times, yargılanan muhabirini, bir
hukukçular ordusunu savunması için seferber ederek
desteklediği gibi, Amerika’daki insan hakları örgütleri ve gazetecilik kuruluşları da James Risen’in
yanında saf tutuyor.
Basın özgürlüğü söz konusu olduğunda, yargılanan gazetecinin ideolojik kimliği önemsenmiyor
ABD’de; tam tersine, örgütler tek yumruk halinde
özgürlüğe sahip çıkıyor.
Hersh ile başlayıp Risen ile devam etmemin sebebi, hakkında tutuklama kararı verilen Mehmet
Baransu’ya sözü getirmek... Koca bir bavul dolusu
belgeyi savcılara teslim ettiği gün çekilmiş fotoğrafıyla zihinlere kazınmış Baransu, kendisine iletilmiş
belgelere dayanarak yaptığı yayınlarla, Ergenekon
ve Balyoz gibi davaların açılmasını ve sürdürülmesini sağlamıştı.
Farklı gerekçeler gösterilse bile tutuklanmasının
mesleki faaliyeti sebebiyle olduğuna kuşku yok.
Dün gazetelere baktım, meslektaşlarından fazla bir
destek görmüyor Mehmet Baransu. Destek verenler
de, sorunun özü olan basın özgürlüğü yönünü bırakmış, kendi tavırlarını savunuyorlar.
Oysa geçmişte yapılmış etik hatalara takılmanın
şimdi anlamı yok...
Bir gazetecinin mesleki faaliyeti yüzünden hapse
düşmesi, temel bir özgürlüğün ihlali anlamına gelir
ve yol açıcı olumsuz bir etkisi olur. ABD’de Risen’i
aşırı bulanlar bile, o hapse düşmesin diye, ellerinden
gelen desteği esirgemiyorlarsa, şundandır: Haberleri
veya yazıları yüzünden gazetecinin hapsedilmesi,
halkın haber alma özgürlüğünü ortadan kaldırabilir.
Elbette bizdeki destek gönülsüzlüğünün arka planını görebiliyorum. Onun ve içinde yer aldığına inanılan yapının da deşifre ettiklerinden farklı bir amacı
bulunmadığına inanılıyor; yayınları bu sebeple bir
gazetecilik faaliyeti gibi değil, örgütsel bir faaliyet
olarak görülüyor.
Öyle de görülse, hatta gerçek öyle olsa da, gazetecilerin kendi aralarında yürütecekleri -ve zaten
yürüttükleribir etik tartışmasının arasına, cezaevi
tehdidiyle yargı asla girmemelidir.
Hersh’e ve Risen’e sorulsa onlar da buna “Doğru”
diyeceklerdir.
4 Mart 2015/ HABER TÜRK
Özel okullara “reklam”
düzenlemesi
ANKARA - Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı,
yayımladığı genelgeyle özel okulların reklam
ve ilanlarında kesinlikle öğrenci resimlerinin
ve isimlerinin kullanılamayacağını bildirdi.
Bakan Avcı, dershanelerin özel okula
dönüştürülmesi sürecinde tereddütlerin giderilmesi amacıyla "Özel Okul İşlemleri' konulu
genelge yayımladı.
Genelgeye göre, özel okullar, valiliklerden
aldıkları izinler doğrultusunda burs verilecek
öğrenci ve kursiyer tespitine yönelik ocak,
şubat ve mart aylarında sınav yapabilecek.
Ancak bu sınavlarla ilgili reklam ve ilan veremeyecek. Her okul, kendi internet sayfasında
bu sınavların duyurusunu yapabilecek. Valilik
izni doğrultusunda resmi yazı ile diğer okullara bu sınavla ilgili bilgi verebilecek.
Özel okulların öğrenci ve velileri yanıltacak reklam ve ilanlara da engel getirildi. Bu
kapsamda, özel okullar, "üniversiteye hazırlık
koleji", "sınavlara hazırlık lisesi" ve "hem
dershane hem okul" benzeri reklam ve ilanlar
yayımlayamayacak.
Özel okullar, tanıtıcı mahiyette reklam ve
ilan vermeye devam edebilecek. Genelgede,
devletin istismara karşı çocukların korunması, kişilik ve sosyal gelişimlerine yönelik her
türlü tedbiri alacağının uluslararası sözleşmeler, Anayasa ve yasalarla hüküm altına alındığına vurgu yapılarak, "Bu hükümler doğrultusunda, özel okulların reklam ve ilanlarında
kesinlikle öğrenci resimleri ile isimleri kullanılmayacaktır" ifadelerine yer verildi. (AA)
4
ANKARA
5 Mart 2015 Perşembe
Çankaya
Belediyesi’nin
Çiğdem
Mahallesi'nde
gerçekleştirdiği
referanduma
Çiğdem Mahallesi
sakinleri büyük ilgi
gösterdi. Çankaya
Belediye Başkanı
Alper Taşdelen de
Çiğdem
Mahallesi’ne
gelerek oy veren
vatandaşlarla
sohbet etti.
Çiğdemliler kararını verdi
prosedürlere yönelik altyapı çalışmalarını
tamamlayan Çankaya Belediyesi, 1 Mart Pazar
Çiğdem Mahalle Muhtarlığı önünde gerçek- günü sandık kurarak konuyu mahalle
leştirilen oy kullanma işlemine bin 648 mahalle sakinlerine sordu. Referandumda mahalle halkı,
"halı saha kalsın" ya da "park ve sosyal tesis
sakini katıldı. 19 oyun geçersiz olduğu oylama
olarak yeniden düzenlensin" seçeneklerinin yer
sonucunda 1531 mahalle sakini halı sahanın
aldığı oy pusulalarında tercihlerinin üzerine
yerine park ve sosyal tesis yapılması yönünde
çarpı atarak iradelerini ortaya koydular.
karar verdi.
Referandumun en renkli görüntülerini ise
Çiğdem Mahallesi’nde yapılan referandumhayatlarında ilk oy verme deneyimini yaşayan
da 98 kişi ise halı sahanın olduğu gibi kalması
yönünde oy kullandı. Böylece mahalle sakinleri, çocuklar oluşturdu. Konunun çocukları da
Çankaya Belediyesi’nin bölgede ne yapılmasını yakından ilgilendirdiği düşüncesiyle Çankaya
Belediyesi'nin oy verme yaşını 12 ve üstü
istedikleri konusunda kararını vermiş oldu.
Seçim çalışmaları sırasında mahalleyi ziyaret olarak belirlediği referandumda çok sayıda
eden Çankaya Belediye Başkanı Alper Taşdelen mahalleli çocuk da ilk defa oy kullanmanın hazvatandaşlardan gelen şikayet ve öneriler üzer- zını yaşadı.
Referandum sürecini yakından gözlemek ve
ine, seçilmesi durumunda mahallede bulunan
halı saha tesislerinin kaderini, düzenlenecek bir mahalle halkıyla sohbet etmek amacıyla
Çiğdem Mahallesi'ne gelen Çankaya Belediye
referandumla mahalle halkının belirleyeceği
Başkanı Alper Taşdelen, basın mensuplarının
sözünü vermişti.
sorularını da yanıtladı. "Seçimlerde Çiğdem
O söz doğrultusunda imara ve hukuksal
HABER MERKEZİ-
Mahallemize geldiğimizde burada belediyemize
ait özel bir spor tesisi vardı ve yurttaşlarımızdan
bu tesise yönelik bazı şikayetler oldu. Biz de
seçim döneminde katılımcı belediyecilik anlayışı
çerçevesinde burada hangi hizmeti almalarını
istediklerini yurttaşlarımıza soracağımızı
söylemiştik. Bugün o sözümüzü yerine
getiriyoruz. " diyen Taşdelen, bundan sonraki
süreçte de katılımcı uygulamaları sürdüreceklerini belirtti.
Halkın yaşadığı bölge ile ilgili karar süreçlerine katılma özlemi olduğunu ve halkın karar
verici olmasının katılımcı, paylaşımcı ve
dayanışmacı ruh oluşturduğunu kaydeden
Taşdelen, proje demokrasisi adını verdikleri
uygulamanın, proje yapılacak her bölgede
gerçekleşeceğini söyledi. Taşdelen, Yaşamkent
Mahallesi'nde yapılacak bir parkın proje aşamasına bölge halkını kattıklarını ve parkın projesini halkla birlikte oluşturduklarını da sözlerine
ekledi.
Başkan Ak’tan
gençler halı saha
‘Kadın Şairler
Müzesi’
HABER MERKEZİÇankaya Belediyesi Çağdaş Sanatlar Merkezi,
Hacettepe Üniversitesi Mezunlar Derneği’nin
düzenlediği “Kadın Algısı ve Edebiyatta Kadın”
konulu sempozyuma ev sahipliği yaptı.
“Tanzimat’tan Cumhuriyet’e Yazılı Basın ve
Kadın”, “Türk Modernleşmesinin Cinsiyeti”,
“Feminist Söylem ve Kadın Hareketlerine Bakış”
ve “Türk Romanında Kadın Probleminin
İrdelenmesi” başlıklı konuların ele alındığı sempozyumun açılış konuşmasını Hacettepe
Üniversitesi Mezunlar Derneği Başkanı Nezih
Kuleyin yaptı.
Tarih boyunca kadınların da edebiyat eserleri
verdiklerini ancak erkek edebiyatçılara kıyasla
bilinirliklerinin çok daha az olduğunu belirten
Kuleyin, “Çankaya Belediyesi’nin katkılarıyla,
Fatih Sultan Mehmet döneminden günümüze
kadar kadın edebiyatçıların eserlerinin
sergilendiği bir müze açacağız” dedi. Söz konusu
eserlerin ÇSM’nin tüm salonlarında meraklısıyla
buluşacağını belirten Kuleyin, müzenin temelini
düzenledikleri sempozyumla attıklarını ifade etti.
Hacettepe Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı
Bölüm Başkanı Şükrü Haluk Akalın da, son
dönemde artan kadın cinayetlerine dikkat çekerek, söz konusu durumun zihniyetle ilgili
olduğunu vurguladı. Akalın, dildeki kadın algısını,
kadını aşağılayan ve değersizleştiren yapıyı
dönüştürmek gerektiğini vurguladı.
HABER MERKEZİKeçiören Belediye Başkanı Mustafa Ak,
Aydınlıkevler Mesleki ve Teknik Anadolu
Lisesi öğrencilerinden gelen istekleri kırmayarak okula halı saha yaptırdı.
Halı sahanın açılışı için düzenlenen
törene Başkan Mustafa Ak’ın yanısıra, İlçe
Milli Eğitim Müdürü Mustafa Kılıçgil ve
çok sayıda öğrenci katıldı. Konuşmasına
İngiltere Premier Ligi’nin önde gelen
takımlarından Liverpool’u penaltı atışları
sonucu eleyen Beşiktaş’a başarı dilekleri
ile başlayan Mustafa Ak, takımlarının
başarısından dolayı Beşiktaş taraftarlarını
da tebrik etti. Sporun önemli bir eğitim
aracı olduğunu belirten Başkan Ak,
“Gençlerimizin eğitiminde spor önemli bir
yer tutuyor. Her gencimizin mutlaka bir
spor dalı ile uğraşmasını arzu ediyoruz.
Hangi alanda yetenekliyseniz o spor dalı
ile ilgilenmelisiniz” dedi. Halı sahayı
Aydınlıkevler Mesleki ve Teknik Anadolu
Lisesi ile Aydınlıkevler Ticaret Meslek
Lisesi’nin ortaklaşa kullanacağını kaydeden Başkan Ak, “Yine böyle bir tören
anında buradaydık ve sizlerden bir istek
geldi. ‘Bir halı sahaya ihtiyacımız var’
dediniz, onu da gerçekleştirdik. Güle güle
kullanın, umarım beğenmişsinizdir” diye
konuştu.
Mustafa Ak, her zaman için eğitime
öncelik verdiklerini, öğrencilerin daha iyi
şartlardaki okullarda eğitim görmeleri ve
okullardaki eksiklerin tamamlanması için
çalıştıklarını söyledi. Keçiören Belediyesi
olarak her zaman okulların arkasında
duracaklarını vurgulayan Başkan Ak,
duygu ve düşüncelerini “Eğitimin daha
kaliteli hale gelmesi içinde elimizden ne
gelirse yapmaya da hazır olduğumuzu
buradan ifade etmek istiyorum. Yoğun iş
tempom içinde en çok bir okulu ziyaret
ettiğim zaman rahatlıyorum. Sizlerin
arasında olduğum zaman ben stresi de
yoğun programı da unutuyorum ve çok
mutlu oluyorum. Onun için sizleri çok
seviyorum, sizlerin arasında olmayı çok
seviyorum” şeklinde dile getirdi.
Bugün bir dersliğine hayat bilgisi öğretmeni olacağını ifade eden Başkan Ak, “Bir
insan hayatı boyunca hem öğretmendir
hem öğrencidir. Hayatı boyunca mutlaka
kendisi birilerine bir şeyler öğretir, mutlaka
bir başkasından da bir şeyler öğrenir.
Öğrenmenin yaşı yoktur. Beşikten mezara
kadar bizlerde etrafımızdaki çocuklarımıza
arkadaşlarımıza, dostlarımıza mutlaka bir
şeyler öğretiriz. Bu bazen mesleki eğitim
olabilir, bazen de hatalar ilgili tecrübeler
olabilir” mesajlarını verdi.
Adem Yavuz IRGATOĞLU
[email protected]
BAKIŞ AÇISI
Saatlerimizi yeniden
sorumluluğa ayarlayalım
28 Şubat Postmodern Darbe’nin yıldönümünde
Devlet-Hükümet ve HDP’nin ortak açıklamasıyla yapılan
“Silahlara veda çağrısı” bundan sonra daha çok sorumluluk gerektiren bir dönemin başlangıcıdır. Ve önemli bir
gelişmedir. Malum “Ha deyince barış olmuyor.”
Öncelikle başlığa aldığım cümlenin Yazar Atasoy
Müftüoğlu’a ait olduğunu teslim ederek bu yazımızla
ilişkilendirmek istiyorum. Müftüoğlu, bu cümleyi “ortak
ve evrensel bir dilin inşası” üzerine kullanmış olsa da şu
an içinde bulunduğumuz gelişmeler, bizlere daha fazla
sorumluluk yüklüyor. O nedenle 28 Şubat’ta başlatılan
yeni bir sürecin en büyük özelliği herkesin sorumluluk
almasıdır. Çünkü barıştan -art niyeti olanlar dışındazararlı çıkacak kimse yoktur.
Şimdi gelelim 28 Şubat 2015 Cumartesi günü
yaşanan gelişmeye. Sırasıyla gidecek olursak; İstanbul
Dolmabahçe Sarayı’nda açıklanan metin, yeni bir metin
değildir. Neden mi? Çünkü 2013’te Diyarbakır’daki
Nevruz’da okunan metnin ve ‘Akil İnsanlar Heyeti’nde
tartışılan metnin neredeyse aynısı.
“Peki, burada yeni olan nedir?” diyecek olursanız;
yeni olan devleti, hükümeti ve HDP’yi temsil eden bir
heyetin, İstanbul Dolmabahçe Sarayı’nda bir araya
gelerek “Ortak Açıklama” yapması, çözümün ‘resmiyet’
kazanmasıdır.
Neden Ankara değil de İstanbul “tercih” edildi? İşte
burada önemli bir mesaj var. Verilen fotoğrafa baktığınızda devlet, hükümet ve kendini Kürt halkının temsilcisi
sayan HDP’nin açıklanan metindeki “ortak vatan”
kavramına uygun bir şekilde hareket ettikleri ortaya
çıkıyor. Çünkü İstanbul, Osmanlı’nın başkentiydi.
Osmanlı da bütün halkların birlikte yaşadığı, birlikte
mücadele edildiği, “millet” dediğimiz kavramın hayat
bulduğu kadim bir devletti. Bu nedenle yeni anayasa ve
“Yeni Türkiye” kavramı biraz da buna işaret ediyor.
Devam edelim… İrade beyanı olarak açıklanan metnin kim tarafından yazıldığı tartışmaları bir hayli sürecek
olsa da açıklanan metnin, tarafların bir araya gelmesiyle
kamuoyuna sunulması, bu metnin tek taraflı değil,
“ortaklaşa” kaleme alındığını gösteriyor. Metinde yer
alan maddelere baktığımız zaman, birçoğu toplumun
bütün kesimleri tarafından kabul edilecek talepleri
içeriyor.
Tabii örtülü mesajları da içeren metinde, şu an gündemde olan iç güvenlik paketinin gözden geçirilmesi de
var. Zaten silahlara veda açıklaması ile iç güvenlik paketinin şu anki haliyle bazı maddeler çelişiyor. İç güvenlik
paketinin bu şekilde çıkarılmasında ısrar edilmesi, Kürt
siyaseti ve çözümün diğer bileşenleri tarafından tepkiyle
karşılanmaya devam edecektir.
Hükümetin bu düzenlemede değişikliğe gitmesi de
muhalefet ve AK Parti karşıtları tarafından “PKK,
Hükümete geri adım attırdı” ya da daha ağır bir ifadeyle
“PKK, Hükümete diz çöktürdü” propagandası yaptırtacaktır.
Nitekim seçimlere giderken MHP’den gelen çok sert
açıklama bunun ilk işaretini verdi. Bu konunun seçim
meydanlarında sürekli gündeme geleceğini ve MHP’ye
birkaç puan kazandırabileceğini de gösteriyor. CHP ise
biraz daha temkinli yaklaşıyor gelişmelere. Çünkü HDP,
Türkiyeli gibi davranırsa barajı aşabilir. Bu da CHP’nin
oy kaybetmesi demektir. AK Parti “barışı getireceğiz”
diyecek, HDP de bunun bir parçası olacak. Anlayacağınız
sıkıntı CHP’nin başında.
Ancak burada medyanın tutumu, özellikle ‘paralel
medya’ diye adlandırılan kesimin ve onunla aynı paralelde yayın yapar gazetelerin “Savaş” sözcüğüne gelince
büyük puntoları seçip, “barış” sözcüğüne gelince cılız
puntoları tercih etmesi de dikkat çekiyor! 1 Mart tarihli
gazete manşetlerine baktığınız zaman bunu görmek
mümkün olacaktır.
Bir de metnin kamuoyuna açıklanmasının ardından
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “Önemli olan uygulamadır”
açıklaması, Başbakan Davutoğlu’nun “Açıklamaların
takipçisi olacağız” sözleri ve Demirtaş’ın “tehdit” içeren
beyanları seçimlere giderken tabanı diri tutmanın göstergesidir. Şimdi geçmişteki hataları terk edip hepimiz için
sorumluluk alma zamanıdır.
Çankaya,’da
56 okulda bin
144 ağaç budandı
HABER MERKEZİÇankaya Belediyesi, park ve sokaklarda
yürütülen çalışmaların yanı sıra 56 okulda da
budama çalışması yaptı. Belediye ekiplerinin
özellikle okulların yarıyıl tatilinde hız verdiği
çalışmalarda bin 144 ağaç budandı. Gelişimleri
dikkate alınarak budanan ağaçlar, bahar ve yaza
da hazırlanmış oldu.
Vatandaşlardan gelen ihbarları da değerlendiren Çankaya Belediyesi budama ekipleri,
özel mekanlar ve apartmanlar sorumluluk alanında olmamasına rağmen halk için tehlike oluşturabilecek durumlara da anında müdahale ediyor.
Kırılan ya da devrilme tehlikesi taşıyan ağaçlar,
gerekli çalışmaların ardından vatandaşların can
ve mal güvenliği için tehdit olmaktan çıkıyor.
ANKARA
5 Mart 2015 Perşembe
Ankara Emniyet
Müdürlüğü
Toplum Destekli
Polislik Şube
Müdürlüğü’nün
yürüttüğü
“Umuda Açılan
Eller Projesi”
kapsamında
ÇESAV Vakfı, 97
ihtiyaç sahibi
öğrenciye giysi
yardımında
bulundu.
ÇESAV’dan ihtiyaç sahibi
çocuklara giyim yardımı
HABER MERKEZİMamak Belediyesi ev
sahipliğinde Mamak Kültür
Merkezi Muhsin Ertuğrul
Sahnesi’nde gerçekleşen
programa Çalışma ve Sosyal
Güvenlik Eski Bakanı ve
ÇESAV Vakfı Başkanı İmren
Aykut, Ankara Emniyet
Müdürlüğü TDP Şube
Müdürü Metin Demir, Mamak
İlçe Emniyet Müdür
Yardımcısı Yakup Metin,
Mamak Belediyesi Kültür ve
Sosyal İşler Müdürü Ergül
Soysal ve öğrenciler katıldı.
Sosyal konulardaki duyarlılık,
gayret ve desteklerinden
dolayı Mamak Belediye
Başkanı Mesut Akgül’e
teşekkür eden Aykut,
“Umuda uzanan eller bizim
en kıymetli varlığımız.
Çocuklarımız ve gençlerimiz için bugüne kadar
bizler mücadele ettik” dedi. Belirlenen 97 öğrenciyi tek tek takip ederek, başarılı olan öğrencileri
ödüllendireceğini kaydeden Aykut, takdir alan
öğrencilere ayrıca hediye vereceğim dedi.
Proje tamamlanıncaya kadar yapılan çalışmaları anlatan slayt gösterisinin ardından
Mamak Boğaziçi İlköğretim Okulu öğrencisi
Tuğba Gürol, proje boyunca yaşadıklarını paylaştı. Gürol “Okulumdaki etkinliklere katıldım.
Polis ağabeyler, ablalar hep
yanımızdaydı. Bize iyiyi, kötüyü
öğrettiler. Ailelerimizi ziyaret
edip bizlere hediye getirdiler.
Polisi tanıdık” dedi.
Toplum Destekli Polislik
Şube Müdürlüğü personeli
tarafından bir yıldır yürütülen
proje ile risk altında bulunan
100 çocuk tespit edilerek,
topluma faydalı bireyler
olmalarını ve kötü alışkanlıklarından kurtulmalarını sağlamak ve hayata dâhil edilmelerine katkı sağlanması amaçlandı. Çocukların sosyal hayata
hazırlanması, sokakta çalışan
çocukların çalışma sebeplerinin
tespit edilip çözüm konusunda
çalışmalar yapılması ve aile
bireylerinden de çalışmak
isteyenlere yönelik mesleki
danışmanlık ve yönlendirme
hizmetleri yapmak amacıyla aile ziyaretleri de
gerçekleştirildi. Bunun yanında çocuklara sinema, tiyatro, satranç, piknik gibi etkinlikler
düzenlendi.
‘Geleceğini Söndürme’ Projesi
''Geleceğini Söndürme'' ile ilgili Proje Gölbaşı Şehit Gölbaşı
Şehit Bülent Göçer İlköğretim Okulunda başladı.
Tiryaki-vatandaş
buluşması sürüyor
HABER MERKEZİAltındağ Belediyesi tarafından tam 8 yıldır
düzenlenen pazar sohbetleri aralıksız sürüyor.
Altındağ Belediye Başkanı Veysel Tiryaki ve eşi
Saadet Tiryaki’nin ev sahipliğinde gerçekleşen
programın bu haftaki konukları Çamlık ve
Alemdağ Mahallesi sakinleri oldu. Yaklaşık 400
kişinin katıldığı pazar sohbetlerinde, sofralar hep
bereketli…
Altındağ Belediye Başkanı Veysel Tiryaki
konuşmasına “Sizlerle birlikte aynı sofrayı
paylaşmaktan mutluluk duyuyorum.” diyerek
başladı. Herkesin evinde içecek bir bardak çayı,
yiyecek bir lokma ekmeği olduğunu söyleyen
Tiryaki, bu tür programların birlik ve beraberlik
için büyük önem taşıdığını vurguladı. Başkan
Tiryaki, hemşehrileriyle her hafta aynı sofrada
buluştuklarını hatırlatarak Altındağ’da kardeşlik
ve dostluk bağlarının hep güçlü olduğunu dile
getirdi.
Başkan Veysel Tiryaki sözlerine şöyle son
verdi: “Komşularınıza bir ‘merhaba’ demeyi ihmal
etmeyin. Askere gidecek olan biri varsa ‘Allah
kavuştursun’ deyin, evlenecek biri varsa ‘Allah
mutluluk nasip etsin’ deyin, bir cenaze varsa
‘Başınız sağ olsun’ deyin. Böylece birlik ve
beraberliğimiz daha sağlam temeller üzerine
kurulacaktır.” Altındağ Belediyesi olarak
vatandaşlarımızla sağlıklı iletişim kurmak
amacındayız. Bu yüzden her hafta burada
toplanıyoruz. Bu
yüzden hep birlikte sohbet ediyoruz.
Bu yüzden hayır dualarımızı birebirimizden eksik
etmiyoruz.”
HABER MERKEZİGölbaşı Belediyesi ve HASVAK’ ın
ortaklaşa düzenlediği ''Geleceğini
Söndürme'' İle ilgili Proje Gölbaşı Şehit
Gölbaşı Şehit Bülent Göçer İlköğretim
Okulunda başlatıldı. Düzenlenen programa
Gölbaşı Belediye Başkanı Fatih Duruay,
Hasvak Başkanı Engin Öztürk, Kanser Daire
Başkanı Doç. Dr. Murat Gültekin,Proje
Başkanı Vasfiye Ulutaş, Gölbaşı İlçe Milli
Eğitim Müdürü Hayrettin Balcı, Gölbaşı
Belediyesi Başkan Yardımcı Orhan
Kocaağa, davetliler ve öğrenciler katıldı.
Proje kapsamında öğrencilere sigaranın
zararları, kanser yapıcı etkileri anlatıldı.
Ayrıca projenin tamamlanmasında öğrenciler
projeden öğrendiklerini kompozisyon veya
resimlerle anlatacak. Proje sonuçlandığında
öğrencilerin
resimleri ve kompozisyonlarının sergisi açılacak. Projede çalışmış
öğrencilere “teşekkür belgeleri” verilecek.
Programda Konuşma yapan Gölbaşı
Belediye Başkanı Fatih Duruay öğrencilere
açıklamalarda bulundu. Duruay ‘Öncelikle
hepinize dumansız hava sahası temennisinde bulunuyorum. Eve gidince annenize
babanıza şunları söyleyin anne baba benim
rızkımı niye yakıyorsunuz cenabı Allahın
verdiği rızkı siz niye gidipte sigaraya veriyorsunuz ne zevk alıyorsunuz benim kitap
parama niye sigara alıyorsunuz, ‘Benim
Kitap Paramı Sigaraya Vermeyin’ deyin.
Sigarayı bırakmak için en etkili yol çocuklar.
Bir anne babanın en son kıracağı insanlar
çocuklarıdır, onlar için çocuklar çok çok
önemlidir onların her hareketini kendilerini
izledi yani annenin babanın hareketini sizlerin izlediğini görürlerse sizin onların içtiği
sigaradan gerçekten rahatsız olduklarınızı
ısrarla belirtirseniz ben inanıyorum ki o anne
babaya sigarayı bıraktırırsınız’ ifadelerini kullandı.
Program Sonunda Gölbaşı Belediye
Başkanı Fatih Duruay, öğrencilere proje
rozeti taktı ve öğrencilerin sorularını yanıtladı.
5
Nezaket Okulları'nda
drama dersi
Pursaklar Belediyesi Nezaket Okullarında
çocuklara drama dersi veriliyor.
HABER MERKEZİPursaklar Belediyesi Nezaket Okulları’nda etkin ve
verimli eğitim hizmeti devam ediyor. 3 ila 5 yaş arasındaki çocuklar aldıkları adab-ı muaşeret eğitimleri ile
kısa sürede toplumda fark edilir hale geldi. Bu eğitimleri tiyatro, ortaoyunu, drama gibi sanatsal faaliyetlerle
destekleyen eğitmenler, çocukların düş gücünü
geliştirmeye katkı sunuyor. Bu hafta Nezaket
Okulları’nda verilen drama eğitimi, çocukların sanatçı
ruh taşıyan bireyler olarak yetişmesinde büyük rol
oynadı.
Önemli bir öğrenme yöntemi olan drama aracılığıyla çocuklar, olayları ve bunların arasındaki bağlantıyı
kolayca öğrenebiliyor. Bu da çocukların problem
çözme yeteneğini geliştirerek beceri kazanmasını
sağlıyor. Uzmanlar, drama ile çocukların kendilerini
daha iyi tanıdığını ve özgüven kazandıklarını belirtiyor.
Ayrıca çocukların özel ilgi alanlarının tespit edilmesine
de yardımcı olan drama ile öğrencilere yeni bir bakış
kazandırılıyor. Çocukların aldığı eğitimleri aileler de
takdir ediyor.
Sincan, Fatih Çıtlak’ı ağırladı
Sincan Belediyesi kültür ve sanat etkinlikleri
kapsamında yazar, İlahiyatçı ve programcı
Fatih Çıtlak’ı ağırladı.
AYŞEGÜL BALDEMİRSincan’da birbirinden önemli akademisyen,
eğitimci, uzman ve İlahiyatçıyı ağırlayan Sincan
Belediyesi bu kez de İslam’a gönül vermiş Türkolog,
yazar ve programcı Fatih Çıtlak’ı Sincanlılar ile buluşturdu. Lale Meydanı Konferans Salonunda “Neyi
Kaybettiğini Hatırla” konulu bir seminer veren Çıtlak,
İslam dininin güzelliklerini izleyiciler ile paylaştı.
Maneviyatın zayıfladığına da vurgu yapan Çıtlak,
kaybedilen değerlerin önemini gözler önüne serdi.
Salonu tıklım tıklım dolduran Sincanlıların sorularını
da yanıtlayan Çıtlak, “maneviyatımız aslında
özümüzdür.” dedi.
Fatih Çıtlak’ı Sincan’da görmekten çok memnun
olduklarını belirten Sincan Belediye Başkanı Doç. Dr.
Mustafa Tuna; “Kültür ve Sanat Etkinliklerimize
vatandaşımızın göstermiş olduğu ilgi bizi oldukça
memnun ediyor. Amacımız alanında başarılı kişiler ile
vatandaşımızı buluşturup bilgilenmelerini sağlamak.
Bu bağlamda Sayın Fatih Çıtlak’ı da aramızda
görmekten büyük mutluluk duyduk.” dedi.
“Guguk
“Guguk Kuşu”
Kuşu”
tiyatroseverle
tiyatroseverle buluştu
buluştu
HABER MERKEZİÇolpan İlhan ve Sadri Alışık Tiyatrosu’nun
oyunu Guguk Kuşu (Kafesten Bir Kuş Uçtu),
Yenimahalle Belediyesi tarafından Nazım Hikmet
Kongre ve Sanat Merkezi’nde Yenimahallelilerle
buluştu. Yenimahalle Belediye Başkan Fethi
Yaşar’ın ev sahipliğinde gerçekleştirilen oyuna,
CHP Yenimahalle İlçe Başkanı Ahmet Meşe,
Yenimahalle Belediyesi Başkanvekili Mehmet Kartal
ve çok sayıda vatandaş katıldı.
Başrollerini Oktay Kaynarca, Deniz Uğur, Galip
Erdal, Bahattin Doğan, Levent Can, Kevork Türker
ve Engin Yüksel’in paylaştığı tiyatro oyununda,
tutuklu bulunduğu cezaevinden kurtulmak için deli
taklidi yapan ve bu sayede güvenlik önlemleri daha
az olan bir akıl hastanesine sevk edilen bir mahkumun hayatı anlatıldı. Muhteşem performanslarıyla
izleyenleri büyüleyen 20 kişilik dev kadro, 2 bin
kişilik salonu tıka basa dolduran tiyatro severlerden
tam puan aldı. Ünlü tiyatro oyunlarını halkla buluşturmaya devam edeceklerini söyleyen Başkan
Yaşar, geçtiğimiz günlerde hayatını kaybeden Usta
Yazar Yaşar Kemal’i de anmayı unutmadı.
Yenimahalle’nin cumhuriyetin ilçesi olduğunu
belirten Yaşar, “Yenimahalle cumhuriyetin değerlerine sahip çıkıyor. Sanata ve sanatçıya sahip çıkıyor.
Bugün bu yüzden buradayız. Türkiye’nin gelişmesi
sanata ve sanatçıya değer vermekten geçiyor.”
6
ANKARA
5 Mart 2015 Perşembe
Gümüşdere
Ihlamur
Vadisi
Projesi’nde
çalışmalar
tüm hızıyla
sürüyor.
Keçiören’deki Gümüşdere
Projesi çalışmaları sürüyor
HABER MERKEZİKeçiören Belediyesi ile Devlet Su İşleri
Genel Müdürlüğü (DSİ) arasında atılan
imzaların ardından başlayan inşaat çalışmalarında fore kazık çalışmaları tamamlandı.
Dere yatağının temizleme işlemleri ile yan
prekas duvar kaplamaları yapılan
Gümüşdere Ihlamur Vadisi projesinde, üçü
çelik, beşi betonarme olmak üzere 8 adet
köprünün yapım çalışmalarına da en kısa
sürede başlanılması planlanıyor.
Proje tamamlandığında durgun hale
getirilecek olan Çubuk Çayı'nda gondol ve
motorlu kayıklarla gezinti yapılabilecek.
Venedik'in bir benzerini Ankara halkının
ayağına getirecek projenin iç turizme de
önemli bir katkı sağlaması hedefleniyor.
Proje kapsamında dikilecek ıhlamur
ağaçlarının oluşturacağı hava koridorları
sayesinde kentin mikro klimasının düzenlenmesi de bekleniyor. İnsanları metropol
yaşamından uzaklaştırarak mavi ve yeşilin
birçok tonunun yanısıra ıhlamur ağaçlarıyla
karşılaştıracak Ihlamur Vadisi, Ankara’nın
sembol yerlerinden birisi haline gelecek.
Çubuk Çayı’nı temizleyerek içinde sandalların yüzdüğü, gezintilerin yapıldığı temiz
bir çay haline getirip Keçiörenlilerin hizmetine sunacaklarını belirten Keçiören Belediye
Başkanı Mustafa Ak, “Gümüşdere Ihlamur
Vadisi Projesi yalnızca Keçiören’e değil, tüm
Ankara’ya büyük bir katma değer sağlayacak. Rekreasyon alanında, köprü, kafe,
yürüyüş yolu ve yazlık sinema gibi bölümler
yer alıyor. Alana 7 bin 652 yeni bitki dikeceğiz. Projenin adını da aldığı ıhlamur
ağaçlarından ise bin 11 tane dikeceğiz”
dedi.
Beş ayrı etap şeklinde devam eden proje
tamamlandığında durgun hale getirilecek
olan Çubuk Çayı'nda, vatandaşların gondol
ve motorlu kayıklarla gezinti yapabileceklerini söyleyen Başkan Ak, “Proje ile kent
merkezine ulaşan hava koridorları oluştu-
rarak kentin mikro klimasını düzenlemeyi ve
herkese açık erişilebilir bir kent alanı oluşturmayı hedefliyoruz. Dere çevresinin etrafındaki peyzaj alanları ile sosyal ve kültürel
tesisler sayesinde Gümüşdere Ihlamur
Vadisi, kentin nefes alınan alternatif bir bölgesi haline gelecek. İskelelerden kafelere
seyir teraslarından yürüyüş yollarına kadar
farklı alanlara sahip olacak olan Gümüşdere
Ihlamur Vadisi Projesi, yıllardır Ankaralıların
kokusundan muzdarip olduğu bu alanı zengin bir yapıyla kente kazandıracak” diye
konuştu.
Keçiören ve Ankara için çekim merkezi
olacak Gümüşdere Ihlamur Vadisi’nde 200
kişilik amfili yazlık sinema alanı ile sekiz adet
köprü de yer alacak. Yaya köprüleri tematik
olarak tasarlanırken, Boğaz Köprüsü, tarihi
Mostar Köprüsü, Karadeniz yöresinde yoğun
olarak kullanılan ahşap köprüler ve Osmanlı
tarihinden esinlenerek hazırlanan kemerli
köprüler yapılacak.
Genç iş adamlarından tüyolar
Çankaya’da en
güzel balkon ve
pencereler yarışacak
HABER MERKEZİÇankaya Belediyesi’nin gelenekselleşen “BalkonPencere Bezeme, Çatı-Teras Düzenleme ve Bahçe
Düzenleme” yarışması için başvuru tarihleri açıklandı.
Bahçe, balkon ve teraslarında bulunan küçük cennetlerine emek veren Çankayalılar 27 Nisan’dan itibaren yarışmaya katılmak için başvurabilirler. 22 Mayıs’ta son bulacak başvurulardan sonra yapılacak elemelerin ardından
kazanan yarışmacılar belirlenecek.
Çankaya Belediye Başkanı Alper Taşdelen’in jüri
başkanı olacağı yarışmaların diğer jürileri de uzmanlardan oluşuyor. Ziraat mühendisi, peyzaj mimarı ve ziraat
teknikerlerinden oluşan ön eleme jürisinin çalışmalarının
ardından yarışan bahçe, balkon ve teraslar aralarında
Taşdelen ve Peyzaj Mimarları Odası Başkanı Ayşegül
Oruçkaptan’ın da aralarında bulunduğu büyük jüri
tarafından değerlendirilecek.
Kazanan yarışmacılara sembolik para ödülünün yanı
sıra Ladin, Huş ağaçları ile yazlık çiçekler, gül ve bank
gibi ödüller verilecek.
Geleneksel yarışma her yıl olduğu gibi yine üç ayrı
kategoride yapılacak. “Bahçe Düzenleme Yarışması”,
“Balkon-Pencere Bezeme” ve “Teras-Çatı Bahçesi
Düzenleme” dallarında gerçekleştirilecek yarışmaya
katılabilmek için Çankaya Belediyesi sınırları içerisinde
oturuyor olmak yeterli. Daha önceki senelerde dereceye
girmiş olanlar bu yılki yarışmaya katılamayacak.
Yarışmaya katılmak isteyenlerin 27 Nisan-22 Mayıs
tarihleri arasında Ziya Gökalp Caddesi No: 11 Kızılay
adresinde bulunan Çankaya Belediyesi Park ve Bahçeler
Müdürlüğü’ne başvurmaları gerekiyor.
Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Üniversitesi ile Türkiye
Genç İş adamları Derneği (TUGİAD) Ankara Şubesi ile birlikte
üniversite-İş Dünyası işbirliği kapsamında yürüttüğü girişimcilik
dersleri devam ediyor. İş birliği kapsamında her hafta TUGİAD
üyesi bir iş adamı öğrencilere tecrübelerini aktarıyor.
Tiranlı konuklar
Ankara İtfaiyesi'nde
HABER MERKEZİAnkara Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Dairesi
Başkanlığı, Arnavutluk’un Başkenti Tiran Valisi
Sadi Vorpsi ile Tiran İtfaiye Şefi Shkelqim Goxhaj
ve beraberindeki heyeti konuk etti.
Ziyarette, Ankara İtfaiyesi’nin kuruluş ve
faaliyetleri hakkında bilgi veren İtfaiye Daire
Başkanı Celil Sipahi, daha sonra konuk heyete
İtfaiye Daire Başkanlığı’nı gezdirdi.
Ankara İtfaiyesi’nin özel Su Altı ve Su Üstü
Arama Kurtarma ekiplerini ziyaret eden Konuk Vali,
birimlerini çalışmaları hakkında uzmanlardan bilgi
aldı. Vali Vorpsi, Tiran İtfaiyesi’nde henüz bulunmayan Su Altı ve Su Üstü Arama-Kurtarma timinin
kurulması için eğitim desteği istedi.
Konuk heyet daha sonra İtfaiye Araç
Simülasyon Merkezi’ nde de incelemelerde bulundu. İtfaiye Şefi Goxhaj, kendilerinde böyle bir
teknolojinin bulunmadığını belirterek, bu kadar
kapsamlı bir araç simülasyonunu ilk defa gördüklerini söyledi.
Simülasyon merkezinde yaptıkları incelemenin
ardından konuk heyete merkezdeki itfaiye araçları
ve techizat tanıtıldı, K9 Arama Kurtarma köpekleri
gösterildi.
90 Metrelik Platform aracına bindirilen heyete,
yangın eğitim labirenti gezdirildi, Türkiye’de ilk
defa Ankara İtfaiyesi’nde olan Kobra aracı tanıtıldı.
Son olarak İtfaiye personeli tarafından gerçekleştirilen tatbikatı izleyen Vali ve beraberindeki
heyet, ziyaretten duydukları memnuniyeti dile
getirerek itfaiye karargahından ayrıldı.
HABER MERKEZİTOBB Üniversitesi’nin Uluslararası
Girişimcilik Bölümü tarafından verilen
Girişimcilik ve Liderlik dersinin bu haftaki
konuğu TÜGİAD Ankara Şubesi Genel
Sekreteri Murat Özcan oldu. Yalıtım alanında Türkiye’nin önde gelen şirketlerinden
Canpa Şirketler Grubu Yönetim Kurulu
Üyesi Murat Özcan, dünya markası olmuş
şirketlerin başarılarından örneklerle girişimcilik ipuçları verdi. Özcan, bir dünya
markası yaratmış başarılı bir girişimci
olmanın yollarını girişimci adaylarına 10 altın
kuralla anlattı. Başarının ilk sırrının fayda
yaratmak olduğunu söyleyen Özcan sözlerine şöyle devam etti: “Eğer bir fayda yaratmak için bir şirket kurarsanız mutlaka para
kazanırsınız. Ama tek amacınız para kazanmak olursa hiç bir zaman değer yaratamayacağınız gibi bir gün para da kazanamayacaksınız. Bir fayda yaratmak için yola
çıkarsanız toplum sizi yarı yolda bırakmaz.”
PATROn GİDER, KURUM KAlIR
Girişimci adaylarının ilgiyle dinlediği
ders, öğrencilerin aktif katılımıyla ilerledi.
Virgin Grup, Apple, Google gibi dünya
markası şirketlerin zirveye nasıl geldiklerini
anlatan Özcan, “Şirketlerin büyümeleri için
teknoloji kurdu olmaları gerekiyor” dedi.
Yenilik yapmayan firmaların yok olmaya
mahkum olduğunu dile getiren Özcan,
“Günümüzde hayatta kalan ne en zekisi ne
en güçlüsü ne de en zengini, hayatta kalan
teknolojiye en hızlı adapte olan kurumlar
oluyor. Matbaa Osmanlı İmparatorluğu’na
Avrupa’dan 277 yıl sonra geldi. Bu sürede
Avrupa matematik, fizik, sosyoloji ve
teknoloji de ilerledi. Kütüphaneler kurdu, bilgiyi üretti, paylaştı ve geliştirdi. Bir küçük
hatayla koskoca bir imparatorluk
geriledi.Yaptığınız iş ne olursa olsun
teknolojiye en hızlı adapte olan firma olun”
diye konuştu. Özcan, “ölümsüz girişimcinin
hikayesi” olarak adlandırdığı ipuçlarından
bir diğeri“Patron gider kurum kalır” kuralını
da şu sözlerle öğrencilere aktardı:
“Kendinize şu soruyu sorun: Çalışanlarımın
takip etmek isteyeceği büyük vizyonum ne?
Eğer tüm ekip bu yüce amaca inanır ve
kendi alanında CEO gibi çalışırsa o kurumu
kimse tutamaz. Ne yazık ki Türkiye’de
patron ölürse kurum yok oluyor. Bu yüzden
Türkiye’de sadece 13 tane yüz yıllık
markamız var.“
TÜGİAD Ankara Şube Başkanı Türker
Naslı’nın ilk konuşmacı olduğu bu dersler
dönem sonuna kadar sürecek. Başkent iş
dünyasının tanınmış isimleri “Girişimcilik ve
Liderlik” dersine katkı sunmaya devam
edecek.
Mobil anaokulu yollarda
HABER MERKEZİMamak Belediyesi ilçede bulunan miniklerin ayağına
eğitim götürüyor. Eğitime verdiği destekle adından söz
ettiren Mamak Belediyesi dezavantajlı bölgelere yönelik
olarak başlattığı Mobil Anaokulu uygulamasına devam
ediyor. Mamak Belediyesi imkânsızlıklar nedeniyle okul
öncesi eğitime katılamayan, 3-6 yaş gurubu minikler için
bir otobüsü özel olarak anaokulu şeklinde dizayn etti.
Avrupa Birliği Projesi olarak başlayan ve Mamak
Belediyesi tarafından devam ettirilen Mobil Anaokulu
uygulaması ile dezavantajlı mahallelerde bulunan
miniklere okul öncesi eğitim ulaşıyor. Tam bir anasınıfı
şeklinde dizayn edilen otobüs içerisinde çocuklar öğretmenleri eşliğinde hem öğreniyor hem de oyuncaklarla
dolu otobüste hoşça vakit geçiriyor. Mamak Belediye
Başkanı Mesut Akgül; “İlçe sınırları içerisinde binlerce
öğrenciye bilgi evleriyle eğitim hizmeti ulaştırıyoruz.
Başkent’in en büyük ilçelerinden biri olan Mamak’ta
maalesef bazı mahallelerimiz biraz daha dezavantajlı
durumda. Bizlerde bu dezavantajı aşacak çözümler
üreterek Mamaklı miniklerin ayağına eğitimi götürüyoruz”
dedi.
Mobil anaokulu her yıl daha fazla öğrenciye hizmet
vermeye devam ediyor. Hizmete başladığı ilk yıl 120
öğrencinin faydalandığı mobil anaokulundan geçen sene
165 öğrenci faydalandı. Mobil anaokulu bu yıl haftanın
4 günü 8 mahallede 380 Mamaklı miniğe hizmet veriyor.
EKONOMİ
5 Mart 2015 Perşembe
Bu yıl 85'incisi düzenlenen Uluslararası
Cenevre Otomobil
Fuarı, basın mensuplarına kapılarını açtı.
İsviçre'nin Cenevre
şehrinde 5-15 Mart
tarihleri arasında
ziyaretçilerini ağırlayacak olan fuarda, 130
yeni model ve konsept
700 bini aşan
ziyaretçinin beğenisine sunulacak.
İzmitli Hyundai, Cenevre
Fuarı’nda tanıtıldı
CENEVrE - Yaklaşık 220 markanın 900
aracının sergileneceği fuarda Fiat, Aston Martin,
Audi, BMW, Citroen, Renault, Dacia, Ferrari,
Mercedes, Volkswagen, Peugeot, Toyota, Volvo,
Hyundai, Opel, Skoda, Ford, Porsche, Infiniti gibi
önde gelen otomobil üreticilerinin modelleri vitrine
çıkacak. Çin otomobil üreticisi Qoros da fuarda
yer alıyor.
Uluslararası Cenevre Otomobil Fuarı'nda ayrıca
58 İsviçre otomobil firması otomobil parçaları ve
aksesuarlarını tanıtıyor. Fuarda otomobil üreticilerinin çevre dostu modelleri de sergileniyor.
Fuarda Fiat yeni Doblo'nun Trekking versiyonu
ilk kez görücüye çıktı. Tofaş Bursa fabrikasında
üretilen Doblo Trekking ile aile tamamlandı.
Elektronik çekiş kontrol sistemi sayesinde hafif
arazi şartlarında ilerlebilen araç, 16 inç alaşım jantları, iç mekanda deri kumaş karışımı koltuklar ve
tavandaki taşıma barlarıyla standart kardeşinden
ilk bakışta ayrılıyor.
Renault'nun yeni ve marka tarihindeki ilk C
crossover modeli Kadjar Avrupalıların karşısına
resmi olarak ilk kez çıkıyor. Çinli ortak Dongfeng
ile Wuhan'daki fabrikada ve Renualt İspanya'daki
Palencia üretilecek olan Kadjar, yaz aylarından
itibaren Türkiye pazarında da satılacak.
Nissan Qashqai ile ortak platform kullanan
Kadjar, aynı zamanda bir kardeş rekabetine de
sahne olacak. Dizel motorları, otomatik şanzımanı
ve 4X4 çekiş özelliklerine sahip Kadjar, Türkiye'de
de Renault satışlarını daha da yukarılara taşıması
bekleniyor.
İZMİTLİ HYUNDAİ DÜNYAYA TANITILDI
Cenevre Fuarı'nın Türkiye açısından en önemli
yeniliklerinden biri sadece Hyundai İzmit fabrikasında üretilip dünya pazarlarına satılan i20'nin
3 kapılı sportif versiyonunun dünya tanıtımı oldu.
Araç iki benzinli 2 dizel motorla satışa sunulacak
(1.25 lt 84 beygir, 1.4 lt 100 beygir benzinli, 1.1 lt
75 beygir, 1.4 lt 90 beygir dizel). Otomatik şanzı-
man öncelikle 1.4 lt dizelde sunulacak. 3 silindirli
1 lt hacimli, 100 ve 120 beygir güç üreten benzinli
motor da daha sonar satışa sunulacak.
Hyundai standında ayrıca C-SUV segmentinin
yeni oyuncusu Tucson'nun dünya tanıtımı
yapılırken DCT şanzımanla sunulan yeni i30 ve i40
da ilk kez sergilendi.
Cenevre Fuarı'nda bu yıl hem güçleri hem de
fiyatları astronomik olan çok sayıda super sporcu
otomobil tutkunlarının karşısına çıktı. Sadece 24
adet üretilecek 800 beygirlik 7.0 lt V12 motorlu
Aston Martin Vulcan 2,5 milyon avroluk satış
fiyatıyla da dikkatleri üzerine çekti. Vulcan'nın en
büyük rakipleriyse Mclaren P1 GTR ve Ferrari
LaFerrari gibi diğer süper spor otomobiller olacak.
Fuarın ilk gününde yılın otomobili de belli oldu.
58 jüri üyesinin 30'undan tam puan alıp toplam
340 puana ulaşan Volkswagen Passat ve Citroen
C4 Cactus ve Mercedes C Serisi'ni eleyip ''Car of
the Year 2015'' unvanını kazandı.
(AA)
YUM-BİR Başkanı Konya,
“Piliç etinde hormon yok”
Çelik ihracatı
yüzde 21 düştü
İSTANBUL - Çelik İhracatçıları Birliği Yönetim
Kurulu Başkanı Namık Ekinci, sektörün ihracatının
2015 yılının ilk iki ayında geçen yılın aynı dönemine göre değer bazında yüzde 21,3 düşüş ile 1
milyar 804 milyon dolar olarak gerçekleştiğini
belirtti.
Çelik İhracatçıları Birliği açıklamasına göre,
Türkiye'nin çelik ihracatı ocak ve şubat ayı
toplamında geçen yılın aynı dönemine kıyasla
değer bazında yüzde 21,3 düşüş ile 1 milyar 804
milyon dolar olurken, miktar bazında ise yüzde
12,8 azalış ile 2,6 milyon ton olarak gerçekleşti.
Çelik sektörünün direkt ihracatına diğer birliklerin
faaliyet alanına giren demir çelik ürünleri de
eklendiğinde Türkiye'nin 2015 Ocak ve Şubat
aylarındaki toplam çelik ihracatı miktar bazında
2,8 milyon ton, değer bazında ise 2 milyar 127
milyon dolara ulaştı.
Bu dönemde çelik ihracatında, bölgeler bazında liderlik 1 milyon 115 bin tonla Ortadoğu'nun
olurken, bölgeye yapılan ihracatta yüzde 7,1'lik
artış yaşandı. Ortadoğu'yu 501 bin tonla Kuzey
Amerika ülkeleri, 313 bin tonla Avrupa Birliği, 223
bin tonla Kuzey Afrika ülkeleri ve 221 bin ton ile
Orta ve Güney Amerika ülkeleri izledi. Bu
dönemde en çok ihraç edilen ürünler; 1 milyon
342 bin tonla inşaat çeliği, 285 bin tonla boru, 255
bin tonla profil ve 174 bin tonla yassı sıcak olarak
sıralandı. 2015 yılı Şubat ayı ihracatı, geçen yılın
aynı ayı ile kıyaslandığında miktarda yüzde 10,05
düşüş ile 1,4 milyon ton, değerde ise yüzde 20,6
azalış ile 943 milyon dolar oldu.
Ekinci, sektörün ihracatının 2015 yılının ilk iki
ayında geçen yılın aynı dönemine göre değer
bazında yüzde 21,3 düşüş ile 1 milyar 804 milyon
dolar olurken, miktar bazında ise yüzde 12,8 azalış ile 2,6 milyon ton olarak gerçekleştiğini belirtti.
Türkiye'de ve dünyada, siyasi ve ekonomik
alandaki olumsuz koşulların Türkiye'nin yılın ilk iki
ayındaki ihracatını yüzde 13 düşürdüğünü ifade
eden Ekinci, yaşanan bu genel ihracat azalışı tüm
sektörlere olduğu gibi çelik sektörü ihracatına da
olumsuz yansıdığını dile getirdi. (AA)
KONYA - ABDULLAH
YILDIZ - Yumurta Üreticileri
Merkez Birliği (YUM-BİR)
Genel Başkanı Hasan Konya,
Türkiye'de lisanslı ve sertifikalı üretim yapan işletmelerdeki piliç etlerinde hiçbir
şekilde hormon katkısı
olmadığını söyledi.
Konya, AA muhabirine yaptığı açıklamada, sosyal
medyada ve bazı yayın
organlarında tavuk etinin hormonla şişirildiği şeklinde
yayınlanan görüntülerin
gerçekle ilgisinin olmadığını
belirtti.
Gıda, Tarım ve Hayvancılık
Bakanlığından sertifika alan
lisanslı işletmelerin sürekli
denetim ve gözetim altında
olduğunu ifade eden Konya,
piliç eti üreten firmaların
"broiler" cinsi etçi civcivleri
enerji ve protein değerleri
biraz daha yüksek yemlerle
beslediğini, bu nedenle de 42
ila 45 gün arasında yenilebilecek konuma geldiğini vurguladı.
Bu tür etçi tavuklarla vatandaşların da deneme yapabileceğini anlatan Konya, şöyle
konuştu:
"Piliç etinin hormonlarla
şişirildiği şeklinde yayınlanan
görüntülerin, çıkarılan bilgi
kirliliğinin gerçekle ilgisi yok.
İki hafta sonra ülkemizde
mangalcılar çıkacak piyasaya.
Mangalcıların alacağı tavuk
etinde kesinlikle bir hormon
katkısı yoktur. Bunu kendiniz
de test edebilirsiniz. Broiler
dediğimiz etçi civcivlerden
alıp evinizde yetiştirebilirsiniz.
Enerji ve protein değeri biraz
daha yüksek yemlerle
besleyebilirsiniz. İnanın, o
hayvanları 40'ıncı günden
itibaren kesmeye başlayabilirsiniz. Çünkü, istenen
seviyeye gelirler. 42 ila 45
gün arasında yetişip de satışa
sunulan piliçlerde, mangallık
kanat, göğüs gibi ürünlerde
kesinlikle hiçbir hormonal
katkı yoktur."
Tavukların gelişim süresini
hızlandırma diye bir durumun
söz konusu olmadığına
dikkati çeken Konya,
"Avrupa'da, Amerika'da,
Japonya ve Türkiye'de 42 ila
45 günde piliçler yenilebilecek duruma geliyor. Bazı
ülkelerin 21 ila 25'inci günde
tükettikleri hayvan ırkları da
var. Tavukta kesinlikle hormonla şişirilerek bir ilave yok.
Türkiye'deki hiçbir firmamızda böyle bir üretim mümkün
değildir" diye konuştu.
Konya, Türkiye'nin kendine
özgü etçi tavuk ırkı olmadığına işaret ederek, anaçlarının
Hollanda, Almanya, İngiltere
ve ABD gibi ülkelerden
geldiğini, kuluçka dönemini
geçirdikten sonra çıkan
civcivlerin üretim
yapan firmalara gönderildiğini kaydetti.
"BİLgİ
KİrLİLİğİNİN
gİDErİLMESİNİ
BEKLİYOrUZ"
Yanlış görüntüler ve
aktarımlarla oluşturulan
bilgi kirliliğinin sektörü haksız
yere zan altında bıraktığına
vurgu yapan Konya, şunları
kaydetti:
"Sağlık Bakanlığından
rakamları isteyin. Tavuk
etinden ya da yumurtadan
ölmüş bir tane insan raporu
veremezler. Ürünlerimiz biyogüvenlik ve hijyen açısından
en kontrollü ve sağlıklı
yapılan üretimlerdir.
'Hayvanlara günde 3 yumurta
yumurtlattığımız, etçi tavuklara hormon yaptırdığımız'
şeklinde konuşan onkologlar
var. Aynı ürünleri kendimiz de
tüketiyoruz. Bakanlıktan özellikle bu konuda taleplerimiz
oldu. Yalan bilgilerle vatandaşın kafasını karıştıranların
yanlış anlatımlarını düzeltecek
bir bilgilendirme çalışması
yapılmasını bekliyoruz." (AA)
7
KARA’CA
İsmail KARA
[email protected]
İLKAN SAN’IN TAŞLARI
Şair, güftekâr ve ses sanatçısı dostum İlkan San’ı
20.10.2008’de son yolculuğuna uğurladık. Ama o tarihten bu güne sık sık anıyorum O’nu. Çünkü, pek çok
şiir toplantısında bir araya geldik. Hatta bazılarında
oturumu birlikte yönettik.
Vakur bir hali ve beyefendi bir duruşu vardı.
İlkan San’ın yazdığı bazı şiirler var ki, çoğu
insanın kulağına küpe denecek türden. Şu kısa şiiri
hafızama yer etmiştir, unutamam;
“Namussuzlar
Namusumuzu çaldılar
Namusumuzla
Namussuzlar
Namuslu oldular”
Vefat etmeden bir süre önce imzası olan tüm
şarkıları, dört CD’de bir araya getirmişti. Bu albüm,
arşivimde halâ yerini korur ve bazen dinlerim.
Aşağıya aldığım şiiri de özellikle gençlere öğüt
veriyor;
ALDANMA DOSTUM
Her yüze gülene aldanma dostum
Çıkmayan bir renge boyarlar seni
Sırrını sakla tut söyleme ele
Kulaktan kulağa yayarlar seni
Herkese param var, malım var deme
Tongaya bastırıp soyarlar seni
Boyuna posuna güvenme sakın
Mesnetsiz duvara dayarlar seni
Gidenin ardından kötü söz etme
Yerin kulağı var duyarlar seni
Arkanda amcan da dayında olsa
Kapının önüne koyarlar seni
Şiirlerinde (özellikle son zamanlarda) sosyal
konuları almakta idi. Bir şiirinde yukarıdaki dizeleri
yazan şair, bir başka şiirinde gözlemlediği trafik
sorunlarını ele alıyor sürücülere seslenerek “trafik
kuralları” na uymaya çağırıyordu.
Öyle ya şair yaşadığı, duygulandığı olaylardan
elbette etkilenecekti.
Bu vesile İlkan San dostumuzu rahmetle
anıyorum.
Merkez’den, bu ay da
faiz indirimi bekleniyor
İSTANBUL - ÜMİT ÇEVİK - Enflasyon verisi
şubat ayında beklentilere paralel gerçekleşirken
çekirdek enflasyon göstergelerinde görülen
iyileşme dolayısıyla ekonomistler, Türkiye
Cumhuriyet Merkez Bankası'nın (TCMB) mart
ayında faiz indirimlerine devam edebileceğini
bildirdi.
Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından
açıklanan verilere göre, şubat ayında enflasyon
yüzde 0,71 ile yüzde 0,69 beklentilere yakın
seviyede gerçekleşti. Geçen yıl şubat ayında
enflasyon yüzde 0,43 artış göstermişti. Endeksin
şubat ayları tarihsel ortalaması ise yüzde 0,5 artışa
işaret ediyor.
Enflasyonun geçen yıla göre kötü gelmesinde,
özellikle işlenmemiş gıda fiyatlarındaki olumsuz
hava koşulları kaynaklı sert artış, ulaştırma
grubunda akaryakıt fiyatları kaynaklı gözlenen yükseliş etkili olurken, daha yüksek artışı giyim fiyatlarındaki indirim engelledi. Böylece, yıllık enflasyon
önceki ayki yüzde 7,24'ten yüzde 7,55'e yükselmiş oldu.
Enflasyon verisinin detaylarına bakıldığında
şubat ayında, gıda fiyatları aylık yüzde 2,59, yıllık
ise yüzde 13,70 artış gösterdi. Şubat ayında gıda
ve enerji fiyatlarından arındırılmış çekirdek
enflasyonda belirgin bir iyileşme görüldü. Çekirdek
enflasyon aylık bazda yüzde 0,1 düşerken, yıllık
enflasyon yüzde 8,6'dan yüzde 7,7 ile 13 ayın en
düşüğüne geriledi.
Ekonomistler, şubat ayında çekirdek enflasyon
göstergelerinde görülen iyileşme nedeniyle
TCMB'nin mart ayı Para Politikası Kurulu (PPK)
toplantısında ölçülü faiz indirimlerine devam edebileceğini ifade ediyor.
Halk Yatırım Yatırım Danışmanlığı ve Araştırma
Direktörü Banu Kıvcı Tokalı, aylık enflasyon gelişiminde, gıda ve enerji fiyatlarının baskısının belirgin
olduğunu söyledi.
Gıda enflasyonunda, işlenmemiş gıda fiyatlarının baskısı devam ederken, işlenmiş gıda fiyatlarındaki artışın yavaşlama göstermesinin olumlu
bir gelişme olduğunu dile getiren Tokalı, kur
istikrarının tekrar kazanılmasının, gıda fiyatlarındaki
kur etkisinin kontrol altında kalması açısından da
önemli hale geldiğini ifade etti.
Toplam gıda enflasyonun ise yıllık bazda yüzde
13,98'e yükselerek, tüm yıl için öngörülen yüzde
9'luk hedefe göre güven farkının açıldığına işaret
ettiğini vurgulayan Tokalı, bu durumun, yıllık
enflasyon oranında tekrar belirmesi beklenen
düşüş hareketinin hızı ve kalıcılığı açısından para
politikasındaki temkinli tutumu da açıkladığını
belirtti. (AA)
8
EKONOMİ
5 Mart 2015 Perşembe
Kayseri Sarraflar ve
Kuyumcular derneği
Başkanı Ömer Gülsoy,
globalleşen dünyada
yaşanan her gelişmenin altın hareketlerini etkilediğini
belirterek"
Vatandaşlar fiyatların
nasıl bir seyir izleyeceğini bilemediği için
alım satım yapmıyor.
Son 3 aydır altın alım
ve satımları neredeyse
durma aşamasına
geldi" dedi.
Altındaki belirsizlik
alım satımları etkiledi
KAySERİ - mUSA ÖzyüREK - Gülsoy, AA
muhabirine yaptığı açıklamada, dünya
ekonomisinde bir durgunluk olduğunu ve bütün
ekonomilerin büyümelerini aşağıya doğru revize
ettiği bir süreçten geçildiğini söyledi.
Yunanistan'da yaşanan kriz, Rusya ile
Ukrayna arasındaki gelişmeler, Türkiye'nin
seçime girecek olması, Avrupa'da varlık alımlarına başlanıp faiz indirimine gidilmesi gibi
nedenlerin altın sektörünü ciddi anlamda etkilediğini ifade eden Gülsoy, bu gelişmelerin
altında fiyat istikrarsızlığına neden olduğunu
öne sürdü.
Altının borsada işlem gören bir meta
olduğunu ve fiyatlarda dönemsel iniş çıkışlar
olacağını belirten Gülsoy, bu hareketliliğin sert
şekilde yaşanmasının piyasaların dengesinin
bozulmasına ve alım satımların durmasına
neden olduğunu dile getirdi. Türkiye'nin dünyada altına talep gösteren ilk 5 ülke arasında yer
almasına rağmen son dönemlerde bu özelliğin-
den uzaklaşmaya başladığını anlatan Gülsoy,
şunları kaydetti: "Altında zaman zaman durgunluk yaşanabilir ancak şu an dönemsel durgunluğun dışında bir sakinlik var. Esnafımızın büyük
çoğunluğu masraflarını bile karşılayamıyor. Son
10 yılın en durgun dönemini yaşıyoruz diyebiliriz. Altındaki sürekli hareketlilik insanları tedirgin
ediyor. Alım yapacak olanlar 'fiyatlar düşecek'
diye beklerken, bozdurmak isteyenler de 'fiyatlar daha da artacak' düşüncesini taşıyor.
Vatandaşlar fiyatların nasıl bir seyir izleyeceğini
bilemediği için alım satım yapmıyor. Son 3 aydır
altın alım ve satımları neredeyse durma noktasına geldi. Altın piyasasında yaprak dahi
kımıldamıyor. Vatandaşlar bir bekleyiş
içerisinde, önünü görmek istiyor. Görmeyince
de altına yönelik yapacağı işlemleri erteliyor."
Türkiye'de "düğüncü" ve "gurbetçi" mevsimi olarak adlandırılan yaz döneminde altın
alışverişlerinin hızlandığını kaydeden Gülsoy, bu
hareketlilikten kaynaklı çeyrekte bir iki liralık bir
artış beklediklerini ifade etti.
Altının fiyatı yükseldiğinde art niyetli kişilerin
devreye girdiğini ve sahtecilik olaylarında artış
yaşandığını anlatan Gülsoy, "Sahte altını vatandaşlar ayırt edemez. Kuyumcular bile bazen
ayırt edemiyor. Şüphelenilen altınlar ayar
evlerine götürülüyor. O nedenle vatandaşların
mutlaka güvendikleri kuyumculardan alım satım
yapmalarını tavsiye ediyoruz" diye konuştu.
Gülsoy, Türk insanının altını genellikle
yatırım aracı olarak tercih ettiğini belirterek,
"Altın aynı zamanda da bir takıdır. İnsanlar,
küpe, yüzük veya fantezi ürün de alsalar 'sattığım zaman ne kadar zarar ederim' diye
soruyor. Eğer yatırım olarak alacaklarsa işçiliği
olmayan tel bilezikler var, onları tercih etsinler.
Takı olarak aldıklarında mutlaka işçilik el emeği
göz nuru var, bunlarda yüzde 10 ile 30 arasında
işçilik kaybı oluyor, bozdururken fiyatlar
düşüyor" ifadelerini kullandı.
(AA)
FİSKOBİRLİK şekeri yarıya
düşürülmüş fındık ezmesi üretti
Tüpraş, 2014'te
1,4 milyar lira
net kar elde etti
KOCAELİ - Türkiye Petrol Rafinerileri AŞ'nin
(Tüpraş), 2014'te net dönem karı 1 milyar 459 milyon
lira olarak açıklandı.
Tüpraş Kurumsal İletişim Müdürlüğü'nden yapılan
yazılı açıklamada, 2014'e 108 dolar seviyesinden
başlayan ham petrol fiyatının haziran ayında 115
doları gördüğü belirtildi. Açıklamada, küresel ekonomide yaşanan olumsuz gelişmeler, jeopolitik risklerdeki azalma, ABD'nin artan kaya petrolü üretimi ve
OPEC'in arz kısıntısına gitmemesi nedeniyle fiyatların
yılı 55 dolar düzeyinde kapattığı, bunun da petrol sektöründe yüksek stok zararlarına neden olduğu
kaydedildi. Durağan küresel ürün talebi ortamında,
Ortadoğu ve Asya'da açılan yeni rafineriler ile düşük
ham petrol ve enerji maliyetlerine sahip ABD rafinerilerinin yüksek kapasite kullanmasının sektörel bölge
dengelerini bozmaya devam ettiğine dikkat çekilen
açıklamada, şu bilgilere yer verildi: "Ancak dördüncü
çeyrek dönemde artan küresel bakım faaliyetleri,
plansız rafineri duruşlarıyla ürün arzının azalması
yanında, hızla gerileyen ham petrol fiyatlarının da etkisi ile Akdeniz rafineri marjı 2013 yılı 4. çeyreğindeki
0,30 dolar/varil düzeyinden 3,84 dolar/varile, yıl ortalamasında ise 0,28 dolar/varil artışla 1,95 dolar/varile
yükselmiştir. Bu nedenle Tüpraş'ın 4. çeyrek dönem
net rafineri marjı 4,56 dolar/varil düzeyinde, geçen
yılın 12 aylık döneminde 2,45 dolar/varil olan net
rafineri marjı ise 3,21 dolar/varil seviyesinde gerçekleşmiştir."Açıklamada, Fuel Oil Dönüşüm Tesisi için
İzmit Rafinerisi bağlantı ve bakım duruşları, diğer
rafinerilerde üretim öncesi gerekli rafineri bakım çalışmaları ve yılın ilk yarısındaki zayıf talep koşulları
nedeniyle 2014 yılı kapasite kullanım oranının yüzde
74,9 seviyesinde gerçekleştiği belirtilerek, "Karlılığı
düşen ithalattan yapılan satışların azalması ve düşen
asfalt talebi nedeniyle Tüpraş'ın yurt içi satışları (980
bin tonu bitüm ve 1.356 bin ton motorin olmak üzere)
2,4 milyon ton azalmıştır. Üretim optimizasyonuna
bağlı olarak ihracatın da 490 bin ton daha az gerçekleşmesi nedeniyle toplam satışlar 22,2 milyon ton
olmuştur" ifadeleri kullanıldı. (AA)
GİRESUN - Fındık Tarım
Satış Kooperatifleri Birliği
(FİSKOBİRLİK) tarafından
yaklaşık 7 ay süren Ar-Ge
çalışmasıyla yüzde 76'sı
fındık, şekeri yüzde 50
azaltılmış kakaolu fındık
ezmesi üretildi.
Birlik iştiraklerinden
Entegre Fındık İşleme
Tesisi (EFİT) AŞ Yönetim
Kurulu Başkanı Levent
Ağca, AA muhabirine yaptığı açıklamada, EFİT
AŞ'nin son dönemlerde
yaptığı ciddi atılımlarla
FİSKOBİRLİK'in birçok
çikolata markasını ilk kez
piyasaya sürdüğünü belirtti.
Yeni çikolata çeşitlerinin
üretimi için Ar-Ge çalışmalarına ağırlık verdiklerini
ifade eden Ağca, "Fındık
tüketimini artırma adına
yeni ürünlere yöneldik.
Klasik ürünleri nasıl
geliştirebilirizin peşindeyiz.
Ciddi yatırımlarımız söz
konusu. Ar-Ge birimi kurduk ve çalışmalarımız hızla
sürüyor. Önemli mesafeler
de aldık. Önümüzdeki
süreçte yeni çikolata çeşitlerini hazırlayarak piyasaya
süreceğiz" diye konuştu.
KAKAOLU fıNdıK
EzmESİ üREtİLdİ
Ar-Ge çalışmaları kapsamında üzerinde durdukları ürünlerden birisinin de
kakaolu fındık ezmesi
olduğuna işaret eden
Ağca, "Piyasada marka
olan FİSKOBİRLİK'in şekerli ezmesi ile kakaoyu
karıştırırsak nasıl bir ürün
elde ederiz' diye bir
düşünceyle yola çıktık. ArGe çalışmalarımızı başlattık. 6-7 aydır süren bir
çalışma sonucu kakaolu
fındık ezmesini ürettik.
İlk olarak kendi
mağazalarımızda denemeye aldık. Olumlu sonuçlar
elde edince yönetim olarak
kakaolu fındık ezmesini
üreterek piyasaya sürme
kararı aldık" ifadesini kullandı.
ŞEKER ORANı
yüzdE 50 AzALtıLdı
Kakaolu fındık ezmesinin
yüzde 76 fındık ihtiva edeceğini yine içerisinde kullanılan şeker miktarının
sadece yüzde 15 olacağını
aktaran Ağca, şöyle
konuştu:
"Normal fındık ezmesinin
içerisindeki şeker miktarı
yüzde 30'dur. Bu
ürünümüzde yüzde 15 olacak. Yani normal ürüne
göre yüzde 50 şeker oranı
azaltıldı.
Ürünümüzdeki fındık
miktarı ise yüzde 76 gibi
çok yüksek bir oranda.
Üründe yine hiçbir katkı
maddesi de bulunmuyor.
Tamamen doğal bir ürün.
Kakaolu fındık ezmesi,
yüksek fındık oranı,
azaltılan şeker miktarı ve
doğallığı bakımından tam
bir sağlık deposu.
Tüketecek insanlar,
fındığın içerisinde yer alan
tüm vitaminlerden doğal
olarak daha fazla yararlanmış olacaklar."
Ağca, kakaolu fındık
ezmesinin piyasada gerekli
ilgiyi göreceğine inandıklarını, ürünü mayıs ayında
piyasaya süreceklerini sözlerine ekledi.
(AA)
ASELSAN telsizleri
Ürdün'de üretilecek
ANKARA - ASELSAN, yazılım tabanlı telsizlerinin üretimi için Ürdün'e teknoloji transferi
gerçekleştirecek.
ASELSAN'dan yapılan açıklamaya göre, Ürdün
Silahlı Kuvvetleri içerisinde askeri ürünlerin tasarım,
geliştirme, üretim ve pazarlamasından sorumlu
bağımsız bir birim olan King Abdullah Design and
Development Bureau (KADDB) ve ASELSAN ile
KADDB ortak girişim şirketi olan ve Ürdün'de
faaliyet gösteren ASELSAN Middle East (AME) şirketi arasındaki stratejik işbirliğinin taktik haberleşme
alanını da kapsayacak şekilde genişletilmesine
yönelik bir mutabakat muhtırası imzalandı.
ASELSAN yazılım tabanlı telsizlerinin teknoloji
transferi yolu ile Ürdün'de üretimini ve taktik haberleşme alanında kabiliyet kazanılmasını sağlamaya
yönelik AME'de telsiz üretim hattı kurulması
olanaklarının araştırılması konusunda görüş birliğine
varılırken, anlaşma için imzalar ASELSAN Genel
Müdürü Faik Eken, KADDB Genel Müdürü
Tümgeneral Omar Al-kahdbi ve AME Genel Müdürü
Nurfer Oğuz tarafından atıldı.
"Aselsan Middle East PSC LTD" isimli ortak
girişim şirketi, Ürdün ve Ortadoğu pazarına yönelik
cihaz ve sistemler üretmek amacıyla, yüzde 51'i KIG
ve yüzde 49'u da ASELSAN'a ait olmak üzere 2
milyon Ürdün Dinarı sermaye ile kuruldu.
Şirketin Ürdün KADDB Endüstri Parkı'ndaki
fabrikasında, Türkiye'den transfer edilen teknoloji
yoluyla Ürdünlü teknisyen ve mühendisler tarafından üretim gerçekleştiriliyor.
Fabrikada gece görüş ve termal görüş cihazlarının üretim ve test hatları, çevre koşulları laboratuvarı, ölçüm ve kalibrasyon laboratuvarı,
malzeme depolama ve paketleme hattı bulunuyor.
Ayrıca 2015 ilk yarısında elektronik kart üretim ve
test hattının da kurulması planlanıyor.
Şirket bünyesinde, ilk aşamada monoküler gece
görüş cihazları, gece görüş silah dürbünleri ve
tanksavar termal nişangahları üretilmeye başlandı.
İlerleyen dönemlerde şirket içerisinde Ar-Ge
faaliyetlerine başlanarak, ortak tasarım ve geliştirme
projeleri başlatılması da planlanırken, Ürdün yan
sanayisine yapılacak benzeri teknoloji transferleri ile
bölgeye teknolojik derinlik kazandırılması
amaçlanıyor. Şirketin, gelecekte bölgesel bakım
onarım merkezi de olması planlanıyor. (AA)
Avro Bölgesi'nde
deflasyon tehdidi azalıyor
fRANKfURt - ABdULSELAm dURdAK Uluslararası finans kuruluşlarının ekonomistleri, Avro
Bölgesi'nde büyümeyi yavaşlatan deflasyon tehdidinin azaldığını ve Avrupa Merkez Bankası'nın (ECB)
aldığı önlemlerin etkili olduğu görüşünde birleşti.
Avrupa İstatistik Ofisi (Eurostat) verilerine göre,
Avro Bölgesi'nde yılın ilk ayında yüzde -0,6 olan
enflasyon şubat ayında yüzde -0,3'e yükseldi. Avro
Bölgesi'nde deflasyon şubat ayında hız keserken,
enerji ve işlenmemiş gıda ürünlerinin dahil edilmediği
çekirdek enflasyon, bir önceki aya göre değişmeyerek
yüzde 0,6 oldu.
Ancak fiyat istikrarını sağlamakla yükümlü olan
ECB, Avro Bölgesi'nde uzun süredir düşük enflasyona
karşı tedbirler üretmesine karşın enflasyon henüz
hedeflenen yüzde 2 seviyesine yakınlaşamadı.
Ayrıca banka daha önce yayınladığı bir raporda
enflasyon tahminlerini aşağı yönlü revize etmişti. 2014
yılı enflasyon beklentisi yüzde 0,7'den yüzde 0,5'e
çekilirken, 2015 yılı enflasyon beklentisi yüzde 1,2'den
yüzde 1'e, 2016 yılı enflasyon beklentisi de yüzde
1,5'ten yüzde 1,4'e indirilmişti. Bölgede son aylardaki
düşük enflasyon, büyümeyi yavaşlatabilecek
deflasyon riski endişelerini de beraberinde getirdi.
ECB, bu kapsamda Avro Bölgesi'nde fiyat istikrarını
sağlamak ve talebi canlandırmak için devlet tahvili
satın alımı programını açıklamış ve ayda 60 milyar
avroluk tahvil alımına bu yılın mart ayında başlayıp
2016 yılının eylül ayında sonlandıracağını ilan etmişti.
AA muhabirinin sorularını yanıtlayan uzmanlar,
Avro Bölgesi'nde deflasyon tehlikesinin azaldığına ve
ECB'nin bu kapsamda aldığı tedbirlerin yolunda gittiğine işaret etti. Berenberg Başekonomisti Holger
Schmieding, Avro Bölgesi'nde deflasyon riski
görmediğini belirterek, tek para birliğinin deflasyonist
bir sarmal içine düşeceğine asla inanmadığını söyledi.
Petrol ithalatındaki düşük maliyetler nedeniyle fiyat
seviyesindeki düşüşün Avro Bölgesi ekonomisi için iyi
bir gelişme olduğunu dile getiren Schmieding, "Güçlü
tüketici güveni gösterdi ki tüketiciler geri çekilen genel
fiyat seviyesindeki ılımlı düşüşe tepki vermiyor. Petrol
fiyatları artık dengelendiği için, enflasyon ocak ayındaki yıllık bazda yüzde -6'lık seviyenin altına muhtemelen düşmeyecek" dedi. ECB'nin bölgedeki uzun süreli
çok düşük enflasyona ve deflasyon riskine karşı aldığı
tedbirlerin etkisini gösterdiğini aktaran Schmieding,
"Avro Bölgesi'ndeki güveni desteklediler ve bu Avro
Bölgesi'nin Yunanistan kaynaklı belirsizliklerden korumaya yardımcı oldu. Buna ek olarak, ECB'nin
sağladığı daha düşük avro kuru da ekonomik güvenin
yükselmesinin ve enflasyonun istikrara kavuşmasının
nedenlerinden bir tanesi" ifadelerini kullandı. (AA)
KÜLTÜR-SANAT
KÜLTÜREL
BOYUT
Prof. Dr. Hayrettin İVGİN
[email protected]
DR. CEVDET NASUHİ SAVRAN’IN
TÜRKÇÜLÜĞÜ
Türkçülük Ziya Gökalp'ın elinde formüle edilmiş
ve bir ideal olarak benimsenirken ayrıca
Türkçülüğün organize edilmesi gereği hissedilmeye
başlanmıştı.
İlk Türkçü dernek, 1908 yıllarında İstanbul'da
Necip Asım, Veled Çelebi ve Yusuf Akçaroğlu tarafından "Türk Derneği" adı altında kuruldu. Dernek
1912de kapandı. 1913 yılında aynı amaçlarla "Türk
Bilgi Derneği" kuruldu. Tanınmış Türkçülerin kurduğu bu dernek "Bilgi Mecmuası" adıyla aylık bir
dergi çıkardı. Bu dergi altı ay çıkabildi. Türkçülük
alanında bu dernek de etkili olamadı. 1911'de
Mehmet Emin (Yurdakul), Ahmet Hikmet
(Müftüoğlu), Ahmet Ağaoğlu, Hüseyinzâde Ali
(Turan), Yusuf Akçoraoğlu, Doktor Akil Muhtar
(Özden) tarafından "Türk Yurdu" adıyla bir dernek
kuruldu. Dernek "Türk Yurdu" adlı bir de dergi
çıkarmaya başladı. O yıllarda yüksek okullarımız
içinde Türklük duyguları kabaran ilk yer Tıbbiyedir.
Osmanlı İmparatorluğu içinde Türk olmayanlar açıkça milliyetçiliğe sarılmış ve her fırsatta bunu açığa
vururken Osmanlılık siyaseti yalnızca Türk
Gençliğinde milli duyguların gelişmesine engel oluyordu.
Tıbbiyelilerin gayretleri ile 1911 senesi Haziran
sonlarında "Türk Ocağı" kurulmuştu. İlk başkân
Mehmet Emin Yurdakul, üyeler Yusuf Akçoraoğlu,
Mehmet Ali Tevfik, Dr. Fuat Sabit idi.
Türk Ocağı kısa zamanda gelişti. Ziya Gökalp de
Ocağın müdavimi olmuştu. Türk Ocağını Halide
Edip Adıvar ve daha sonraları Hamdullah Suphi
Tanrıöver geliştirmişlerdir, öyle ki 1921 yıllarında
Ocağın şube sayısı 250'ye, üye sayısı 30.000'e çıkmıştı.
C.N. Savran (1888-1944)’ da bir Tıbbiyeli olarak
gittiği İsviçre'nin Cenevre'sinde kurulan Türk Yurdu
Cemiyeti'nde yer aldı. 21 Teşrinievvel 1911'de kurulan Cenevre Türk Yurdu ile 19 İkinci Teşrin 1911'de
kurulan Lozan Türk Yurdu; Lozan'ın Grand Mont
köyünde 27 Birincikânun 1911'de "Birinci Yurdcular
Derneği" toplamışlardır. Bu toplantıda "Türklükte
içtimai inkılâpçılık" düşüncesi ortaya atılmış ve
"Ulu Türklük" fikri kök salmaya başlamıştır. Birinci
dernek toplantısından sonra, Cevdet Nasuhi,
Cenevre Türk Yurdu'nda "Milliyet Nereden Doğar?
Bize Milliyetçilik Lâzım mı?" adı altında önemli bir
konferans vermiştir.
"İkinci Yurdcular Derneği" 28 Mart 1913 tarihinde
Cenevre civarındaki Petit-Lanci köyünde toplandı.
Bu toplantıya Cenevre Türk Yurdu delegesi olarak
Cevdet Nasuhi de katılmıştır. Bu toplantıya Lozan,
Nöşatel, Paris Türk Yurdlarından pek çok delege de
katılmıştır. Toplantının açılışını Cevdet Nasuhi
Savran yapmış, Ziya Gökalp’in:
Vatan, ne Türkiye'dir Türklere, ne Türkistan
Vatan, büyük ve müebbed bir ülkedir:
Turan şiirini okuyarak şunları söylemiştir:
"Yurdculuk, içtimai ve milli mezhebimizin ilk taslağını milliyetçilik esası üzerine yaptı ve âtiye ait
mesâisine müfid bir düstur olmak üzere
(Türkçülükte İçtimâi İnkılapçılık) terkibini ifade etti.
Sonra Türk Yurdu âdi manasıyla bir cemiyet değildir. Yurdculuk bir nev'i mezhepçiliktir, hakiki bir
mefkureciliktir. Bir yurtçu, ulu ve ünlü mazimizi
diriltmeğe, asırlaştırmağa müekkel, parlak ve mevcut âtimizi yakınlaştırmağa mebus büyük milli dileğin irfan ve imanıyla aşılanmış bulunacak... Bir
yurdcu, yarın yaşayacağı harap ve matemi muhitin
dirlikler getiren naçisi, iyilikler vaad eden banisi
olacak..."
Bu açış konuşmasından sonra Cevdet Nasuhi bir
"divan-ı riyaset" seçilmesi gereğini söylemiş, bunun
üzerine Riyasete Yusuf Kemal, ikinci Reis¬liğe
Türkoğlu Mithat, Katipliklere de Hüsnüoğlu Ziya ve
Haydaroğlu Esât seçilmişlerdir.
Bu toplantıda çeşitli konuşmalar yapılmıştır.
Toplantıda "Yurdcular Derneği"nin yasası da kabul
edilmiştir. Yurdcular Yasası Cevdet Nasuhi tarafından kaleme atanmış idi. Her madde birer bi¬rer
konuşularak 26 maddelik yasa ortaya konmuş¬tur.
Yasanın ikinci maddesi önemlidir: "Türk yurdculuğunun mefkuresi Türklük âleminde içtimâi in¬kılap
esasları hazırlamak ve onu, mazisini, an'anesini, milliyetini müdrik bir hale getirmeğe çalış¬maktır."
Yasaya toplantıda ayrıca "İçtimâi haya¬tın bütün
safhalarında Türk milliyetçiliğini neşir ve tamim
etmek her yurdcunun vazifesidir" ifadeleri¬nin de
konulmasına karar verilmiştir.
Cevdet Nasuhi Savran; ölene kadar Türkçülük
fikirlerini taşımış, Atatürk ilke ve inkılaplarını
Türkçülük fikirleriyle bağdaştırarak benimsemiş,
savunmuş idealist bir teşkilâtçı ve bilim adamı idi.
Bursa'da Balkan
tiyatroları rüzgarı esecek
ANKARA - "Devlet Tiyatroları (DT), Bursa 2.
Uluslararası Balkan Ülkeleri Tiyatro Festivali", bu
yıl 7-27 Mart tarihleri arasında gerçekleştirilecek.
Devlet Tiyatroları Genel Müdürlüğünden yapılan yazılı açıklamaya göre, Balkan ülkelerinin
tiyatrolarını Bursa'da misafir edecek festival, 7
Mart'ta, İstanbul Devlet Tiyatrosu yapımı "Eğer
Bu Bir Film Olsaydı" oyunuyla başlayacak.
Bosna Hersek'in dramını ele alan, Almir
İmşireviç'in yazdığı ve Bilge Emin'in yönettiği
oyun izleyenleri duygulandıracak. Eserin, prömiyeri 4 Mart'ta Üsküdar Tekel Sahnesi'nde yapılacak.
Festivalde, Devlet Tiyatroları ve Şehir
Tiyatroları bir, Balkan ülkeleri ise sekiz oyunla
seyirciyi selamlayacak. Eskişehir Büyükşehir
Belediyesi Şehir Tiyatroları ile İstanbul Devlet
Tiyatrolarının bir arada olacağı etkinlik dolayısıyla
Arnavutluk, Makedonya, Bosna Hersek,
Romanya, Kosova ve Bulgaristan tiyatroları da
Bursa'ya gelecek.
Festivalin, ülkeler arasında dostluk ve kardeşlik köprüsü kurulmasına ve Bursa'nın ekonomik
gelişimine katkı sağlaması bekleniyor. (AA)
5 Mart 2015 Perşembe
9
14 Mart “Romanlar
Günü” ilan edildi
Türkiye Romanlar Konfederasyonu Genel Başkanı Ahmet Çokyaşar, Roman açılımının
başladığı 14 Mart tarihini, "Romanlar Günü" olarak kutlayacaklarını bildirdi.
KOCAELİ - Çokyaşar, AA muhabirine yaptığı açıklamada,
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip
Erdoğan'ın Başbakanlığı döneminde
14 Mart 2010'da İstanbul'da düzenlenen "Roman Buluşması"na katıldığını hatırlattı.
Her yıl 8 Nisan'ın Dünya
Romanlar Günü olarak kutlandığını
anımsatan Çokyaşar, şunları söyledi:
"Türkiye'deki Romanlar olarak,
Romanlar Konfederasyonu olarak,
Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın 'Özür
dilenmesi gereken bir millet varsa
ben devletim adına kardeşlerimizden özür diliyorum' dediği gün olan
14 Mart'ı Türkiye'de gerçek
Romanlar Günü olarak kabul ediyoruz ve bu tarihi her yıl Romanlar
Günü olarak kutlayacağız."
Çokyaşar, Romanlar Günü'nün
ilkini 14 Mart'ta Çanakkale'de kutlayacaklarını kaydederek, "Buradan
dünyaya bir ses vereceğiz.
Avrupa'daki Roman hareketi,
Türkiye'nin Roman politikasına göre
belirlenecek" dedi. Romanlar
Günü'nün ilk kez Çanakkale'de
yapılmasının önemli olduğunu vurgulayan Çokyaşar, şöyle devam etti:
"Lazı, Kürdü, Çerkesi, Romanı
göğüs göğüse, omuz omuza
Çanakkale'de aynı topraklar üzerinde aynı gaye için şehit oldular.
Çanakkale, dünyaya en büyük
mesajdır. Bu anlamı ortaya koyduğumuzda, 14 Mart Romanlar
Günü'nün ilk kez Çanakkale'de kut-
lanarak, birliğimize ve dirliğimize
vurgu yapılması, vatan toprağının
birlikte şehit olunarak korunması,
dünyaya önemli bir mesajıdır."
Etkinliğe, Türkiye'nin 81 vilayetinden Roman vatandaşların katılacağını dile getiren Çokyaşar, etkinlikler kapsamında basın toplantısı
gerçekleştireceklerini, şehirde kortej
yürüyüşü eşliğinde, Roman kızlarının
gül dağıtacağını, Roman politikası
ve kültürü konusunda konuşmaların
yapılacağını, Roman müziği eşliğinde konserlerin verileceğini kaydetti.
Çokyaşar, 14 Mart'ta
Çanakkale'de gerçekleştirecekleri
Romanlar Günü'ne Cumhurbaşkanı
Erdoğan'ı da davet ettiklerini sözlerine ekledi. (AA)
“I Puritani” Osmanlı'dan
sonra ilk kez sahnede
ANKARA - Devlet Opera
ve Balesi (DOB), Osmanlı'da
sahnelenen operalardan birisi
olan ve ilk kez 1846'da prömiyeri yapılan, aşk ve tarihin
iç içe geçtiği "I Puritani" operasını yeniden izleyiciyle
buluşturuyor.
Eseri sahneye koyan
Gürçil Çeliktaş, AA muhabirine yaptığı açıklamada, "I
Puritani"nin dünya prömiyerinin Paris'te, Osmanlı dönemi
prömiyerinin İstanbul'da,
Cumhuriyet dönemi prömiyerinin ise bu yıl Ankara'da
yapıldığını anlattı.
Çeliktaş, librettosu Carlo
Pepolli'ye ait eserin, orijinalinde 3 perde olduğunu
ancak bazı bölümleri çıkararak ve geçişleri hızlandırarak
daha akıcı hale getirdiklerini
ve böylece 2 perdeye indirildiğini dile getirdi.
Eserin aşk ve gururun
yanı sıra dönemin tarihini ve
olaylarını da konu edindiğini
kaydeden Çeliktaş, eser için
yaklaşık 4 ay süren bir hazırlık aşamasını geride bıraktıklarını söyledi.
Romantik İtalyan operasının özellikle de Bel Canto
türünün en önemli temsilcilerinden biri olan Vincenzo
Bellini'nin ününü pekiştiren
son opera eserinin, "I
Puritani-Aşk ve Gurur" olduğunu ifade eden Çeliktaş,
"Eser, İngiliz iç savaşı sırasında Stuart Hanedanı'nın destekçisi Arturo Talbo ile
Puritan Vali Lord Gualtiero
Valton'un kızı Elvira arasında
yaşanan aşk hikayesini anlatıyor" diye konuştu.
Çeliktaş, eserin dört temel
karakteri soprano Elvira,
tenor Arturo, bariton
Riccardo ve bas Giorgio'nun
dünya operalarınca "Puritani
Kuartet" olarak adlandırıldığını söyledi.
"I Puritani"nin, müzikleri
nedeniyle zor bir eser olduğunun altını çizen Çeliktaş,
şöyle konuştu:
"Eser DOB bünyesinde ilk
kez sahneleniyor. Eserin
Osmanlı dönemi prömiyeri
1846'da, İstanbul Naum
Tiyatrosu'nda, bir İtalyan
opera topluluğu tarafından
gerçekleştirildi. Yapımın konser sürümünün ise 199495'te Türk Ocağı
Sahnesi'nde yapıldı. Eserin
müzikleri Bel Canto tarzında
olduğu için hem eğlenceli
hem de zor. Bel Canto, belli
bir şan anlayışını belirtmek,
güzel şarkı söylemek anlamını taşıyor. Şanda Cel
Canton'un prensipleri önce
mutlak mükemmeliyet olan
şarkı söyleme sanatıdır.
Güzel ses çıkarırken buna virtüözite eklenecektir. Buna
şarkı söyleyenin kültürü ve
kişiliği eklenecektir. Nefes
ona göre ayarlanacaktır.
Böylece uzun soluklu cümleler kurulabilecektir. Bazen de
doğaçlama yoluyla mükemmeliyet aranacaktır." (AA)
TİKA Azerbaycanlı
çocuklara 3 bin kitap
hediye etti
BAKÜ - Türk İşbirliği
ve Kalkınma Ajansının
(TİKA) Bakü'de düzenlediği Türk Dünyası Çocuk
Edebiyatı haftası kapsamında Azerbaycanlı
çocuklara 3 bin kitap
armağan edildi.
TİKA Bakü
Koordinatörlüğünün,
Azerbaycan Kültür
Bakanlığı ve Abdullah
Şaik Çocuk
Kütüphanesiyle birlikte
organize ettiği çocuk edebiyatı etkinlikleri başladı.
Reşid Behbudov Mahnı
Tiyatrosu'nda düzenlenen
ilk etkinliğe, TİKA Orta
Asya ve Kafkasya Dairesi
Başkanı Dr. Ali Özgün
Öztürk, Bakü Büyükelçiliği
Kültür ve Tanıtma
Müşaviri Seyit Ahmet
Arslan, TİKA Bakü
Koordinatörü Mustafa
Haşim Polat, Azerbaycanlı
milletvekilleri, edebiyatçılar ve öğrenciler katıldı.
Etkinlikte, Bakü Türk
Anadolu Lisesi'nde eğitim
gören ilk ve ortaokul
öğrencileri, müzik ve halk
oyunları gösterisi sundu.
Etkinliğin ardından gösteriyi izleyen çocuklara
kitap hediye edildi.
Gösterinin ardından
basın mensuplarına açıklamalarda bulunan Dr. Ali
Özgün Öztürk, Türk edebiyatını Azerbaycanlı
çocuklara tanıtmak istediklerini söyledi.
Bu haftayı gösteri,
müzik şölenleri, tiyatro ve
imza günleriyle festival
havasında kutlayacaklarını
belirten Öztürk,
Türkiye'den çocuk edebiyatı kitapları getirildiğini
ve bunların ücretsiz dağıtılacağını bildirdi.
Ortak geleceğin
çocuklar tarafından kurulacağını vurgulayan
Öztürk, bunun için edebiyat ve kitaptan başlamanın en doğru etkinlik olduğunu ifade etti.
TİKA Bakü
Koordinatörlüğü yetkilileri
de etkinliğin geleneksel
hale dönüştürüleceğini,
Türkiye'den getirilen 3 bin
kitabın bir kısmının
çocuklara dağıtılacağını
belirtti. Yetkililer, bir kısmının ise Bakü ve diğer illerdeki çocuk kütüphanelerine gönderileceğini açıkladı. (AA)
Çağamızda medyanın onu doyuCeza caydırıcıdır, cezasız kalan her hatanın tekerrür
ranlara hizmet etmesi normal,
etmesi muhtemeldir.
tarafsız kalması ise anormaldir.
Öfke, yürek ve akıl dengesini bozar; öfkeyle konuHayvanlardan değil, hayvanlaşan dil herkese zarar.
şan ve nefsinin hizmetinde olan
Risk almak sonuçta kazandırabilir lakin risk almak
insanlardan korkmalı.
yıpratır da…
[email protected]
Metodu olmayanın disiplinden,
Öğrenmek arzu işidir, arzusuz çalışmadan yarar
insanı ve âlemi tanımayanın felsebeklemek
saflıktır.
feden bahsetmesi aptallıktır.
BENCİLEYİN SÖZLER
Her
aklın
öğüde ihtiyacı var, her gönlün sevilmeHediyenin değeri ederinde değil,
ye…
onu düşünen kalple ölçülür.
Ölçüde kararsızlık dengeleri bozar, dengesi bozulan
Mihneti isteyenin Allah’tan gayrı
HAYATA DAİR
her işte sonuç zarar.
kimseye minneti olmaz.
Kültür, birçok değerin bir potada erimesi, kültür
Kalben yalnız olanlar hayatın kendilerine cömert
Misafir günü gelince döner yurduna ve Mevlâ türlü
bizi var eden özelliklerin bileşkesi.
vesilelerle dünyada misafir olduğunu hatırlatır anlayan davranmasını bekler.
Liderlik, yük altında ezilmeyi, uykusuz geceler
kuluna.
Övülmek hoşa gidendir, övmek bazen de boşa
geçirmeyi göze alanların dayanabileceği sürecin ismigidendir.
Şartları büyütmemeliyiz eğer şartlar alıkoyuyorsa
dir.
bizi hedefimizden, motivasyonumuzu şartsız azme
Herkes önder olamaz, önder olabilmek çağlar ötesi- ayarlama vaktimiz gelmiş demektir.
ni görebilmek ve hayal edebilmekle müsavi.
Nezaket sevgi ve saygı, kabalık
GÜNÜN DÖRTLÜĞÜ
nefret ve sevilmeme vesilesidir.
Mevki ve makamlar sadece bir koltuktan ibaret,
ona mana yükleyense o koltukta yapılan icraatlardır.
Bilinmeze koşarız görünen bende farklı,
Huylar değişmez zannedilir ama
insan değer verdiğini kaybetmemek
Hırslı olmak güzel, hırsının esiri bir âmâ olmaktır
Gerçekten âşık olan her dem haklıdır, haklı.
için huy değiştirebilir.
kötünün kötüsü.
Göz görmezse kalp görür örtüyü kaldır da bak,
Olumsuzluklarda bile olumluyu
Malın da, mülkün de değeri dünya; kıyametle biteMahşer denen sonsuzluk gönlün içinde saklı.
görebilen
gözlere karanlık yoktur.
cek mala da, mülke de değer veren rüya.
MEHMET NURİ
PARMAKSIZ
10
SAĞLIK
5 Mart 2015 Perşembe
Kanserle “Dalga geçerek”
mücadele ediyor
Bursa'da kanser tedavisi gören, sosyal medyadan "hastalığıyla
konuşarak ve dalga geçerek" attığı mesajların ilgi çekmesinin
ardından kendisi için kampanya da başlatılan 21 yaşındaki Fisun
Yurdusever, yaşama tutunma azmiyle tüm hastalara örnek oluyor.
BURSA - Bir yıl önce mide kanserine yakalanan ve bu organı alındıktan
sonra kanserli hücreler kemiklerine de
sıçrayan Yurdusever, AA muhabirine
yaptığı açıklamada, 4 ay önce kendisine 2 ay ömür biçildiğini söyledi.
Doktorların hayretle "nasıl hala ayakta
durabiliyorsun, şu anda tüm kemiklerinin kırılma, parçalanma safhasında"
dediğini aktaran Yurdusever, hayata
karşı her zaman gülümsediğini, hastalığıyla, acılarıyla dalga geçtiğini anlattı.
Kanser hastaları için en önemli noktanın, hastalığı kabullenmek ve her şeyi
sevmek olduğunu anlatan Yurdusever,
hastalığını kabullendiğini, onu yenmek
için uygulanan tedavinin işe yarayacağını umduğunu dile getirdi.
Kansere yakalandıktan sonra sosyal
medya üzerindeki hesabından hastalığıyla konuşarak ve dalga geçerek attığı
mesajların dikkat çektiğini belirten
Yurdusever, İstanbul'da midesi alındıktan sonra kemiklerine sıçrayan kanserle
İzmir'de mücadeleye devam ettiğini
söyledi. İzmir'de tedaviye cevap vermeyince, sosyal medyadaki bir takipçisinin, Acıbadem Bursa Hastanesi direktörüne ulaşmasıyla buraya getirildiğini
söyleyen Yurdusever, tedavilerinin
burada yapılacağını aktardı.
Yurdusever, "Kırmızı ruj en çok
Fisun'a yakışır" ifadeleriyle sosyal
medya üzerinden bir kampanya da
yürütüldüğünü, insanların kendisine
sosyal medya üzerinden destek olduğunu belirterek şöyle konuştu:
"Kimseden yardım talep etmek
adına sosyal medyadan bir şey paylaşmadım, çok gururlu bir insanım bu
konularda, herkes kendisi isteyerek
yardım etti ve ben de kabul ettim.
Sonuçta muhtacım. Ben bir not yazdım
kanserime, 'yoruldum artık, sen yorulmadın mı türemekten' diye. Genelde
ben onunla konuşurum, bir şeyler
yazarım ona. Sonra 'anlamıyorum neyi
eksik yapıyorum ben, neden bu kadar
hızlı türüyorsun' diye yazdım. Çok
ağrım var ve 39 kiloya kadar düştüm,
otururken bir ara kalbimin attığını hissettim. Dokundum ve onu dinledim.
Onun kanser hücrelerini vücuduma
pompalamasını düşünüyordum. Ona
da ayrı bir not yazdım, 'salak kalp,
hasta bünyede hala atmak için çırpınıyor' diye. Benim
bir ablam var
Nurhayat Azeri,
aradı beni, 'Fisun
bir sorun mu oldu
hiç iyi şeyler yazmıyorsun. Madem
Esas No: 2015/37
Davacı EMİNE EMİÇ ORHAN ile davalı Nüfus Müdürlüğü arasında mahkememizde görülmekte
hastaneye yatman
olan Nüfus davası nedeniyle;
gerekiyor, senin
Mahkememizden verilen 09/02/2015 tarih 2015/37 esas, 2015/46 sayılı kararıyla;
için bir şeyler yapDavanın KABULÜ ile Çankırı ili Şabanözü ilçesi, Büyükyakalı Mahallesi/köyü, cilt no:7, hane
maya çalışacağım'
no:46, birey sıra no:80'de nüfusa kayıtlı Ahmet ve Ayşe'den olma 13/05/1983 doğumlu,
dedi. Burasının
21472659466 T.C kimlik numaralı Emine Emiç Orhan'ın "EMİNE EMİÇ" olan adının "EMİNE ELİF"
direktörüne ulaşıolarak düzeltilmesine
yor ve hemen beni
Karar verildiği ilan olunur
buraya yatırdılar.
Basın - 35349 (www.bik.gov.tr)
Ondan beri çok
Resmi İlanlar www.ilan.gov.tr.de
daha iyiyim, ağrıla-
ANKARA 3. ASLİYE HUKUK
MAHKEMESİNDEN İLAN
rımı kestiler, bir kemoterapinin yarım
kürünü aldım, diğer yarısını da toparladığım zaman alacağım. Vücudumda şu
anda trombosit miktarım oldukça
düştü. O yüzden kanamalarım durmuyor, sürekli kanıyor ağzım, burnum."
Hayata ve hastalığına bakış açısını
anlatan Yurdusever, "Demek ki bu
benim sınavım' dedim. Yapacak bir şey
yok. Rabbim'den gelen her şeye amenna. 'Demek ki sevgili kuluymuşum ki
beni sınıyor' dedim. Ben de onun bana
verdiği sınavı başarıyla geçmek zorundayım ve hayata her zamanki gibi gülüyorum. Acı çektiğim zaman acılarımla
dalga geçiyorum. Acıyı güzel bir hale
getirmeye çalışıyorum, bunu gören
insanların da dikkatini çekiyor" ifadesini
kullandı.
Kanser hastalarına hastalıklarıyla
mücadele etmek için önerilerde de
bulunan Yurduver, "Hasta olmak zor,
evet çok zor. Kendini insanlardan ayırmak, eksik yaşamak, eksilmek, azalmak çok zor. Bunu çok iyi biliyorum,
tüm kanserlileri, tüm hastaları bu konuda anlayabiliyorum ama sizlere tek söyleyeceğim şey kabullenmeniz. Ne
kadar kabullenirseniz, o kadar mutlu
olursunuz. Hayata güzel bakmak ve
esen rüzgardan bile keyif almak çok
önemli. Çünkü o bu hayatın parçası.
Bu hayatın her şeyini sevmek gerekiyor
bence. Sadece 'ben yazı seviyorum,
hep yaz olsun, kıştan nefret ediyorum'
şeklinde değil. Bence nefret etme hiçbir şeyden. Sevmek çok büyük bir
erdem bence. İnsan sevdiği zaman her
şeye daha güzel kucak açıyor. Her şeyi
sevin ve kabullenin" diye konuştu.
Yurdusever, bundan sonraki süreçte
kendisine 4 kür kemoterapi uygulanacağını, bunun sonucuna göre tedavinin
şekilleneceğini bildirerek, şunları söyledi:
"Buradaki tedavi sürecim de şöyle
gelişecek, 4 kür kemoterapi aldıktan
sonra yurt dışından gelen akıllı kemoterapi mi akıllı ilaç mı deniyor, bir ilaç var.
Böyle bir ilaç uygulanacak bana, daha
önce 3 kişiye uygulanmış ve sonuç vermiş onlarda. Ben de buna çok umutla
bakıyorum. Kesin bende de işe yarar
diye düşünüyorum. Bu 4 kürden sonra
kanser değerlerimin düşüp düşmediği
netleşecek. Eğer düşme varsa 6 ay
kadar bir sürem var tedavi için. Ama
düşme yoksa artık Allah büyük, hangi
serüvene, hangi maceraya beni gönderirse. Rabbim biliyordur, kapısını açmıştır şimdiden." (AA)
T.C. GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI ANKARA VERGİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI (MALTEPE VERGİ
DAİRESİ MÜDÜRLÜĞÜ) TARH EK İLAN LİSTESİ
SIRA İHBARNAME FİŞ NO
1
VERGİ KİMLİK SOYADI ADI/ÜNVANI
NO
20150226135000000001 0300473290
Akkent Plan Mim.İnş.Tur.paz.Ele.Müş.San.Tic.Ltd.Şti
VERGİLENDİRME VERGİNİN/CEZANIN
DÖNEMİ
NEVİ
12/2009-12/2009
KDV. VERGİ ZİYAI
VERGİ
TOPLAMI
9.900,00
CEZA
TOPLAMI
9.900,00
GENEL
TOPLAM
19.800,00
ADRES
B.EVLER MAH. M.F.ÇAKMAK.
CAD.NO.58/8 ÇANKAYA ANKARA
2
20150226135000000003 0950083407
Nuriye ATALAN
01/2009-12/2009
YGV.VERGİ ZİYAI
4.735,52
4.753,52
9.471,04
BEŞTEPE MAH. ZÜBEYDE HANIM
SOK.5A/42 Y.MAH ANKARA
3
20150227135030000001 3160659035
Duray Group Sağ.Hiz.Paz.İth.İhr.Tic.Ltd.Şti.
08/2009-08/2009
KDV. VERGİ ZİYAI
5.926,00
5.926,00
11.852,00 S.BAĞLARI BAĞLAR CAD.NO:15/15
ÇANKAYA ANKARA
4
20150226135030000006 3160659035
Duray Group Sağ.Hiz.Paz.İth.İhr.Tic.Ltd.Şti.
09/2009-09/2009
KDV. VERGİ ZİYAI
2.342,80
2.342,80
4.685,60
S.BAĞLARI BAĞLAR CAD.NO:15/15
ÇANKAYA ANKARA
5
20150226135030000007 3840241656
Ankara Lider Tur.Taş.Pet.Tem.Pey.Gıd.San.Tic.Ltd.Şti 08/2009-08/2009
KDV. VERGİ ZİYAI
2.738,88
2.738,88
5.477,76
SÖĞÜTÖZÜ MAH. A.Ş.T.İ. 118
ÇANKAYA ANKARA
6
20150226135030000008 3840241656
Ankara Lider Tur.Taş.Pet.Tem.Pey.Gıd.San.Tic.Ltd.Şti 09/2009-09/2009
KDV . VERGİ ZIYAI
2.200,50
2.200,50
4.401,00
SÖĞÜTÖZÜ MAH. A.Ş.T.İ. 118
ÇANKAYA ANKARA
7
20150226135040000003 4100690059
Gözde Gizem Onarım Rest.Tur.Nak.İnş.Mad.Ltd.Şti 03/2009-03/2009
KDV. VERGİ ZİYAI
1.682,76
1.682,76
3.365,52
HÜREL MAH.14 .SOK.4/H13 MAMAK
ANKARA
8
20150226135040000004 4100690059
Gözde Gizem Onarım Rest.Tur.Nak.İnş.Mad.Ltd.Şti 04/2009-04/2009
KDV. VERGİ ZİYAI
266,92
266,92
533,84
HÜREL MAH.14 .SOK.4/H13 MAMAK
ANKARA
9
20150226135040000005 4340056512
Güneş Paz.Taah.Tic. İnş. Ltd, Şti
09/2009-09/2009
KDV. VERGİ ZİYAI
5.057,33
5.057,33
10.114,66 BAHÇELİEVLER MAH.6. CAD.NO.40
ÇANKAYA ANKARA
10
20150226135040000002 4840446389
jeomed Medikal İlaç Paz. Oto.San.Tic.Ltd.Şti
11/2009-112009
KDV . VERGİ ZİYAI
2.160,00
2.160,00
4.320,00
EMEK MAH. 56. SOK.NO:15
ÇANKAYA ANKARA
11
20150302135070000018 7810196446
Ode-Se Şrte Doğu Ele Müh.İl.Nek:İnş
05/2009-05/2009
KDV. VERGİ ZİYAI
399,06
1.197,18
1.596,24
SIHHİYE STRAZBURG CAD 18/3
ÇANKAYA/ANKARA
12
20150302135070000017 7810196446
Ode-Se Şrte Doğu Ele Müh.İl.Nek:İnş
04/2009-04/2009
KDV. VERGİ ZİYAI
781,49
2.344,47
3.125,96
SIHHİYE STRAZBURG CAD 18/3
ÇANKAYA/ANKARA
13
20150302135070000015 7810196446
Ode-Se Şrte Doğu Ele Müh.İl.Nek:İnş
03/2009-03/2009
KDV. VERGİ ZİYAI
783,89
2.351,67
3.135,56
SIHHİYE STRAZBURG CAD 18/3
ÇANKAYA/ANKARA
14
20150302135070000014 7810196446
Ode-Se Şrte Doğu Ele Müh.İl.Nek:İnş
01/2009-12/2009
KUR VER.VERGİ ZİYAI
35.896,25 107.688,75 143.585,00 SIHHİYE STRAZBURG CAD 18/3
ÇANKAYA/ANKARA
15
20150302135070000013 7810196446
Ode-Se Şrte Doğu Ele Müh.İl.Nek:İnş
07/2009-09/2009
KUR GEÇ VER.. VERGİ ZİYAI 15.658,22 46.974,66 62.632,88 SIHHİYE STRAZBURG CAD 18/3
ÇANKAYA/ANKARA
16
20150302135070000012 7810196446
Ode-Se Şrte Doğu Ele Müh.İl.Nek:İnş
04/2009-06/2009
KUR GEÇ VER.. VERGİ ZİYAI 1.545,07
4.635,21
6.180,28
SIHHİYE STRAZBURG CAD 18/3
ÇANKAYA/ANKARA
17
20150302135070000011 7810196446
Ode-Se Şrte Doğu Ele Müh.İl.Nek:İnş
01/2009-03/2009
KUR GEÇ VER.. VERGİ ZİYAI 1.725,49
5.176,47
6.901,96
SIHHİYE STRAZBURG CAD 18/3
ÇANKAYA/ANKARA
18
20150302135070000010 7810196446
Ode-Se Şrte Doğu Ele Müh.İl.Nek:İnş
10/2009-12/2009
KUR GEÇ VER.. VERGİ ZİYAI 20.238,03 60.714,09 80.952,12 SIHHİYE STRAZBURG CAD 18/3
ÇANKAYA/ANKARA
19
20150302135070000009 7810196446
Ode-Se Şrte Doğu Ele Müh.İl.Nek:İnş
12/2009-12/2009
KDV. VERGİ ZİYAI
6.841,57
20.524,71 27.366,28 SIHHİYE STRAZBURG CAD 18/3
ÇANKAYA/ANKARA
20
20150302135070000008 7810196446
Ode-Se Şrte Doğu Ele Müh.İl.Nek:İnş
11/2009-11/2009
KDV. VERGİ ZİYAI
7.105,88
21.317,64 28.423,52 SIHHİYE STRAZBURG CAD 18/3
ÇANKAYA/ANKARA
21
20150302135070000007 7810196446
Ode-Se Şrte Doğu Ele Müh.İl.Nek:İnş
10/2009-10/2009
KDV. VERGİ ZİYAI
2.876,22
8.628,66
11.504,88 SIHHİYE STRAZBURG CAD 18/3
ÇANKAYA/ANKARA
22
20150302135070000006 7810196446
Ode-Se Şrte Doğu Ele Müh.İl.Nek:İnş
09/2009-09/2009
KDV. VERGİ ZİYAI
4.331,32
12.993,96 17.325,28 SIHHİYE STRAZBURG CAD 18/3
ÇANKAYA/ANKARA
23
20150302135070000005 7810196446
Ode-Se Şrte Doğu Ele Müh.İl.Nek:İnş
08/2009-08/2009
KDV. VERGİ ZİYAI
4.202,80
12.608,40 16.811,20 SIHHİYE STRAZBURG CAD 18/3
ÇANKAYA/ANKARA
24
20150302135070000004 7810196446
Ode-Se Şrte Doğu Ele Müh.İl.Nek:İnş
07/2009-07/2009
KDV. VERGİ ZİYAI
4.006,33
12.015,99 16.022,32 SIHHİYE STRAZBURG CAD 18/3
ÇANKAYA/ANKARA
25
20150302135070000003 7810196446
Ode-Se Şrte Doğu Ele Müh.İl.Nek:İnş
06/2009-06/2009
KDV. VERGİ ZİYAI
209,89
629,67
839,56
SIHHİYE STRAZBURG CAD 18/3
ÇANKAYA/ANKARA
26
20150302135070000002 7810196446
Ode-Se Şrte Doğu Ele Müh.İl.Nek:İnş
02/2009-02/2009
KDV. VERGİ ZİYAI
514,97
1.544,91
2.059,88
SIHHİYE STRAZBURG CAD 18/3
ÇANKAYA/ANKARA
27
20150302135070000001 7810196446
Ode-Se Şrte Doğu Ele Müh.İl.Nek:İnş
01/2009-01-2009 KDV. VERGİ ZİYAI
254,08
762,24
1.016,32
SIHHİYE STRAZBURG CAD 18/3
ÇANKAYA/ANKARA
28
20150226135080000001 8160185426
Ayhan TALAY
02/2009-02/2009
KDV. VERGİ ZİYAI
585,96
585,96
1.171,92
DEMİRTEPE ÖZVEREN SOK 2/5
ÇANKAYA/ANKARA
29
20150226135090000002 9310067837
Sevim YALÇIN
09/2009-09/2009
KDV. VERGİ ZİYAI
1.521,00
1.521,00
3.042,00
EMEK MAH. KAZAKİSTAN CAD 1/17
ÇANKAYA/ANKARA
30
20150226135090000001 9310067837
Sevim YALÇIN
06/2009-06/2009
KDV. VERGİ ZİYAI
2.448,90
2.448,90
4.897,80
EMEK MAH. KAZAKİSTAN CAD 1/17
ÇANKAYA/ANKARA
Yukarıda adı, soyadı, ünvanı, vergilendirme dönemi, vergi ve ceza türleri yazılı mükellefler adına düzenlenen Vergi/Ceza İhbarnameleri 213 Sayılı Vergi Usul Kanununun (VUK) 99 ila 107’nci maddeleri gereğince tebliğ edilmek üzere posta vasıtasıyla ve memur eliyle mükelleflerin bilinen adreslerine gönderilmiş olup, mükellefler bilinen adreslerinde bulunamamıştır.
1- İlan tarihinden başlayarak bir ay içinde Maltepe Vergi Dairesine bizzat veya bilvekale müracaat etmeleri veyahut taahhütlü mektupla veya telgrafla açık adreslerini bildirmeleri, bu şekilde adlarına süre ile kayıtlı tebliğ yapılacağı,
2- İlan tarihinden başlayarak bir ay içinde Maltepe Vergi Dairesine müracaat etmemiş ve adreslerini bildirmemiş olanlara bir ayın sonunda tebliğ yapılmış sayılacağı,
Hususları ilan olunur.
Resmi İlanlar www.ilan.gov.tr.de
Basın - 35508 (www.bik.gov.tr)
YAŞAM-ÇEVRE
BULMACA
Kafatasında 2,5 santimlik
çiviyle 2 gün yaşadı
Çalıştığı fabrikada çivi tabancasının üzerine düşmesi sonucu kafasına 2,5 santimetrelik
çivi saplanan Emel Şahin, olaydan iki gün sonra Adnan Menderes Üniversitesi'nde yapılan ameliyatla sağlığına kavuştu.
AYDIN - AA muhabirinin edindiği bilgiye göre, bir fabrikada işçi olarak çalışan 45 yaşındaki Şahin, 14 Şubat'ta
ayağının kayması sonucu çivi tabancasının üzerine düştü. Kafasına montaj
çivisi saplanan kadın, işyerindeki arkadaşlarının yardımı ile Adnan Menderes
Üniversitesi (ADÜ) Acil Servisi'ne kaldırıldı. Çekilen beyin tomografisinde,
kafatasını delen 2,5 santimetre uzunluğundaki çivinin bir kısmının beyne de
zarar verdiği belirlendi.
Beyin ve Sinir Cerahisi Anabilim Dalı
Başkanı Yrd. Doç Dr. Varol Aydın ile
Beyin Cerrahi Anabilim Dalı Öğretim
Üyesi ve ADÜ Hastanesi Başhekim
Yardımcısı Doç. Dr. Ali Yılmaz, yoğun
bakım servisine yatırılan ve beyin anjiyosu yapılan Şahin'in kafasındaki çivinin
ameliyatla alınmasına karar verdi.
Çivi, 16 Şubat'ya yapılan yaklaşık 1
saatlik ameliyatla kafatasından çıkarıldı.
Yrd. Doç Dr. Aydın, AA muhabirine
yaptığı açıklamada, bu tür bir kaza ile
ilk kez karşılaştığını belirterek, şunları
kaydetti:
"Çivinin girdiği bölgeyi hastayı uyuttuktan sonra yarmaya başladık. Çok
risk taşıyan bir operasyon olduğu için
en ufak bir hataya meydan vermeden
kafasından bir parça kemik çıkartıp
pencere açtık. Damarları koruyan bölgeye zarar verilmesi halinde hastanın yüksek hayati risk taşıması söz konusuydu.
Çivinin beynin motor fonksiyonları
yöneten kısmına sadece birkaç milimetre uzaklıkta olması bizi korkutsa da son
derece başarılı bir operasyonla 2,5 santim uzunluğundaki çiviyi çıkarttık. Daha
sonra aynı bölgeyi yine operasyonla
kapattık."
Ameliyatın ardından bir gün yoğun
bakımda kalan hastanın son derece
sağlıklı olduğunu ve servisteki odasına
alındığını belirten Aydın, çok riskli bir
ameliyatı başarı ile tamamlayıp, hastayı
yeniden yaşamda tutabilmenin mutluluğunu yaşadıklarını ifade etti.
Emel Şahin ise "Başımda çiviyi hissetmedim ama şiddetli ağrım oldu. Çivi ile
iki gün yaşadım. Doktorların bana verdiği moral ve inançla bu ameliyatı kabul
ettim. Şükür Allah'ıma, şimdi yeniden
doğdum" diye konuştu. (AA)
Rüştü dede, 100. yaşını pasta keserek kutladı
BARTIN - Bartın'da kızıyla yaşayan 5
çocuk, 22 torun sahibi Rüştü Ayral,
100. yaş gününü pasta keserek kutladı.
Kemerköprü Mahallesi'ndeki evinde
kızıyla yaşayan Ayral, her gün gittiği
bir kilometre uzaklıktaki çay bahçesinde arkadaşlarının doğum günü sürpriziyle karşılaştı. Yaşamında bir asrı geride bırakan Ayral, 100. yaş gününü
pasta keserek kutladı.
Ayral, AA muhabirine yaptığı açıklamada, sağlık açısından hiç sıkıntı çekmediğini, çevreden yardım almadan
ihtiyaçlarını kendi başına giderdiğini
söyledi.
"Hiç beklemediğim biranda yapılan
bu sürpriz beni çok mutlu etti, duygulandırdı" diyen Ayral, "Bugüne kadar
sağlıklı yaşadıysam bunu hayatımda
hiç sigara içmemeye borçluyum. Hiç
sigara içilen kapalı ortamda da durmadım, hep denizde, dağda, bayırda gezdim. Sürekli hareket ederim, yemek
seçmem ama fazla yemek de yemem.
Uzun yaşamak isteyen sigaradan uzak
dursun, çok yemek yemesin ve hareketli olsun. Şu anda 5 çocuğum ve
30'dan fazla torunumla torunumun
çocuğunu gördüysem bunların saye-
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
1
2
3
4
5
6
sindedir. Allah herkese uzun ömürler
nasip etsin" şeklinde konuştu.
Trabzon doğumlu olduğunu, vatani
görevinin ardından Bartın'a yerleştiğini
anlatan Ayral, uzun yıllar fabrikada
muhasebe müdürü olarak çalıştığını ve
45 yıl önce emekli olduğunu kaydetti.
Ayral, 1930'lu yıllarda Trabzon'da
Mustafa Kemal Atatürk'ü gördüğünü,
7
8
9
10
zaman zaman köşkünün bahçesinde
oynadığını belirterek, elini öptüğü
Atatürk'ün, başını okşayarak adını ve
ne oynadığını sorduğunu dile getirdi.
Anılarını anlatırken gözyaşlarına
boğulan Ayral, 4 yıl önce eşi Meziyet'i
kaybetmesinin ardından kızının yanında yaşamaya başladığını ifade etti.
(AA)
BULMACA
Soldan sağa:
1. İçinde bir ya da birkaç şey bulunan, kâğıda sarılı, elde taşınacak büyüklükte nesne. – Fiyat, eder. 2. Bir şeyin elden ele geçmesi. – Binek hayvanı. 3.
Uzakdoğu dövüş sporlarından biri. – Hitit. 4. İşve, cilve. – Batık olan nesnenin yerini ve durumunu yansılanan ses dalgalarıyla belirleyen sistem. 5.
Miras, bırakıt. 6. Baston. – Mantık. 7. Çağrı kâğıdı. 8. Eski dilde azgın, şiddetli. – Garez. 9. Tenis oynama aracı. – Boru sesi. 10. Mısır’ın plaka işareti. –
Eskiden on para değerindeki madeni sikke. 11. Niteliği düşük, elde kalmış,
eski. – Güney Amerika’da bir başkent. 12. Vurmalı bir çalgı. – Çulluk. 13.
Gemi ya da uçakların izlediği yol. – Köpek. 14. Evrensel alıcı kan grubu. –
Toplantılarda genellikle dansla birlikte, koşuk, türkü biçiminde söylenen
küçük masallardan her biri. 15. Düzenli işleyen. – Parça, lokma. 16. Eski bir
devlet. – Metal olmayan elementler. 17 Nazi Hücum Kıtasının kısaltması. –
Geleneksel. 18. Kuramsal. – Lahza. 19. Temelsiz eğreti yapı. – Yüksek, yüce.
20. Kiraya verilerek gelir getiren mülk. – Söz, lakırdı.
Yukarıdan aşağıya:
1. Temiz.- Eski dilde sadrazamlık. – Tarlayı sürerek dinlenmeye bırakmak. –
Baryumun simgesi. 2. Saha, meydan. – Kesilmiş hayvanın iç organları ile baş
ve ayakları. – Geviş getiren hayvanların ayaklarının arkasında bulunana
körelmiş tırnak. 3. Tüyleri siyah, meyve ve böcekle beslenen, ötücü bir kuş. –
Pokerde aynı cinsten iki kâğıda verilen ad. – Kiloamperin simgesi. – Mesafe.
4. Ucuna doğru genişleyen etek. – Yalnızlık korkusu. – Paylama, itap. 5.
Vietnam takviminde yılbaşı. – Kabul etmeyerek geri çevirme. – İnsan vücudunun dış yüzü. – Alacak, borç. 6. Çekinik. – Tatlı bir besin. – Dişi geyik. 7.
Peru’nun plaka işareti. – 106 taşla oynanan bir şans oyunu. – At, aslan gibi
hayvanların ensesinde ve boynunda bulunan uzun kıllar. – Açık, ortada, meydanda, herkesin içinde yapılan. 8. Hayvanın
erkekliğini gidermek, hadım etmek. – Kolaylıkla
ÇÖZÜMÜ
paraya çevrilebilme özelliği fazla olan varlıklar. –
Suçu bağışlama. 9. Yanlışlık, yanılgı. – Güven. –
BUGÜN
Yalan, uydurma söz. 10. Eskiden Arapların Recep
12. SAYFADA
ayında kestikleri kurban. - Piyasada etki ya da
tepki. – Aslı pikrik asit olan patlayıcı bir madde.
Hazırlayan: Ercan BostaNcıoĞlu
11
5 Mart 2015 Perşembe
TÜRKÇE BAKIŞ
Prof. Dr. Nurullah Çetin
[email protected]
AYDIN ÜZERİNE MÜLAKAT 7
de bulunan ve bir vatan parçası olan
Batı, kendi içinde milliyetçi ruhu
bir bölgesine Türk bayrağı asılmasıgeliştirmeye ve güçlendirmeye gaynın, o bölge insanını kızdıracağını
ret ederken bize, bizdeki yerli işbirlikçi aydınlar kanalıyla Türk millisöylüyor, hatta oralara Türk bayraklı
yetçiliğinin ne kadar kötü bir şey
afişler asmıyor.
olduğunu, bunun yerine evrenselci,
Açık hava toplantılarında gelincik
küreselci, hümanist olunması gerekti- tarlası gibi her tarafta milyonlarca
ğini telkin ediyorlar. Nitekim
kırmızı beyaz Türk bayrağının dalgaFransa’da 2007 cumhurbaşkanlığı
lanması, bu Türkiyeli aydını çok
seçimlerinde önde gelen sağcı ve
rahatsız ediyor ve bunu Türkiye’de
solcu iki aday milliyetçiliğe önem
bölücülük, ayrımcılık, ötekine düşveren konuşmalar yapmışlar.
manlık olarak değerlendiriyor.
Sağcı Halk Hareketi Birliği adayı
Mantık çarpıklığının, saptırmanın
Nicolas Sarkozy “Millî Kimlik ve
bu derecesine de pes denir doğrusu.
Göç Bakanlığı” kurma önerisinde
Türk bayrağı, Türk vatandaşı olan
bulunmuş. Sosyalist Parti adayı
herkesin ortak, birleştirici, kapsayıcı
Segolene Royal de “Millî bayramlar- değeridir. Bu bayrak herkesin bayrada herkes bayrak assın. Herkes millî
ğı. Ama Türkiyeli aydın ayrımcı,
marşı söylemeyi bilsin.” Demiş.
bölücü olduğu için önce bir kesimi
Ayrıca bütün adaylar ekonomik
ayırıyor, ötekileştiriyor, onları Türk
vatanseverlikten söz etmiş ve kürevatandaşı saymıyor, onları kendi
selleşmeden kimse söz etmemiş.
aklınca Türk vatandaşlığından,
Dolayısıyla Batı, kendisi için milli- Türklükten çıkarıp soyutluyor, sonra
yetçiliği, bizim için de küreselleşme- da burada Türk bayrağı gösteremezyi öneriyor. Türkiyeli aydın da
siniz, gösterirseniz ötekini kızdırırsıBatının bu çifte standardını görmez
nız diyor. Böylece egemen devlet ve
ya da görmezlikten gelir ve utanmamillî birlik yapısını parçalamış oludan bayrak, milliyet düşmanlığı
yor.
yapar.
Atatürk Düşmanlığı: Avrupa
İngiltere’de Kelt, Angl, Sakson,
Parlamentosu Dışişleri
Viking, Norman kavimleri aynı dil,
Komisyonunun Hollandalı Demokrat
aynı devlet, aynı din ve aynı kültürde Grup üyesi Arie Oostlander, hazırlabirleştirilerek bir İngiliz milleti
dığı yıllık Türkiye Raporunda şöyle
yapılmıştır. Almanya’da Kelt, Latin,
demiş: “Türk devletinin temel felseFrank, Germen, Slav gibi kavimler
fesi olan Kemalizm, Türk devletinin
birleşip Alman milleti oldular.
bütünlüğüne yönelik ölçüsüz bir
Fransa’da ise Grek, Kelt, Ligur,
endişe kaynağı oluyor.”
İber, Breton, Frandr, Bask, Provans
Bu rapordan iki yıl sonra da
kabileleri birleşip Fransız milleti
Türkiye-AB Ortak Parlamento
olmuş ve bunlar, ilkel kavimden
Komitesi Başkan Yardımcısı ve
modern anlamda millet aşamasına
Avrupa Parlamentosu Milletvekili
geçmişlerdir. Şimdi de Avrupa milAndrew Duff şöyle demiş: “Türkiye,
letlerini birleştirerek milletlerüstü
Avrupa’nın gerçek partneri olabilyeni bir toplumsal yapı olan Avrupa
mek için klasik milliyetçi
Birliğine geçiyorlar. Onlar bütünleşKemalizmle mücadele etmelidir.
me ve büyüme sürecindeler. Bizi ise
Kemalizm reforme edilmeli ve bu
tam tersine ilkel kavimlere ayrıştıraeski liderin fotoğrafları kamu binalarak geriye döndürmeye çalışıyorlar.
rının duvarlarından indirilmelidir.”
Bayrak Düşmanlığı: Türkiyeli
Bu beyanatlardan sonra içimizdeki
aydın, Türk bayrağı ile ilgili bilinçalaydınlar da bu emperyalist
Türkiyeli
tında yatan düşmanlığını her fırsatta
hemen aynı yaklaşım ve
Batılılarla
izhar etmekten çekinmez. En olmagörse ne der hemen
“batılılar
üslupla
yacak, en akla gelmeyecek safsatabu Atatürk resimlerini kaldıralım.
larla Türk bayrağı düşmanlığını telYoksa Batılı dostlarımıza bunu izah
kin eder, salya hâlinde sızdırır.
edemeyiz” dediler. Bugün Türkiyeli
Mesela değişik toplantılarda Türk
aydın, batılı efendilerinin istekleri
bayrağı dalgalandırılmasını ırkçı bir
doğrultusunda Türkiye’de milliyetçitahrik unsuru olarak algılayabilir
lik ve Kemalizmi yok etmeye çalışıTürkiyeli aydın. Mesela bölücülerin
Türk bayrağını yakmaları karşısında, yor.
Vatan Düşmanlığı: Türkiyeli aydıTürk milletinin toplanıp bayrağına
nın vatan düşmanlığı da yine ustusahip çıkma direnişini halkların
ruplu laf ve ideolojilerle sarmalanmış
çatışma sebebi olarak görebilir. Bu
olarak sunulur. Aydın yaftalı ibiş,
Türkiyeli ibiş aydın, çatışma sebebi
olarak, atılan ilk adım olan Türk bay- Enternasyonalizm, globalizm, hümanizm adına vatan düşmanlığı yapar.
rağının yakılmasını değil, milletin
Vatan kutsaldır, satılamaz anlayışı
“niye yaktınız” demesini gösterir.
Bayrağımız birileri tarafından yakıla- onlar için çok rahatsızlık vericidir.
Vatan toprağını satmak, onlar için
cak, ama biz, “niye yakıyorsunuz?”
son derece normal bir durum hâline
demeyeceğiz. Türkiyeli aydının
demokrasi anlayışı bu. Onun bu tutu- gelmiştir.
“Ne var bunda, sen de git
mu, tamamen cerbeze ve mantık çarAvrupa’nın bir yerinden toprak al”,
pıtmasıdır ve milleti aptal yerine
der. Siyonistler, Filistin toprağı satın
koyma çabasıdır.
almak için II. Abdülhamid’in eşiğini
Türkiyeli aydın, Fransa cumhurçok aşındırmışlardı. Çok para teklif
başkanlığı Sosyalist Parti adayı
Segolene Royal’in: “Millî bayramlar- etmişlerdi. Fakat millî hassasiyet
sahibi ulu hakan, onları kovmuştu.
da herkes bayrak assın. Herkes millî
marşı söylemeyi bilsin.” sözünü duy- Maalesef onun çizgisinde olduğunu
söyleyen siyasetçi Türkiyeli aydın,
mazlıktan gelir.
Türk toprağını satmaktan çekinmi1876 yılında Osmanlının kendi
yor. Vatanımız, toprak, banka, liman,
topraklarına Belgrad Kalesine
Osmanlı bayrağı asması, Viyana’daki işletme satın alına alına işgal ediliİngiliz büyükelçisi Buchanan tarafın- yor. Bu işgalin propaganda işini de
Türkiyeli aydın yapıyor.
dan şöyle değerlendiriliyordu:
Türkiyeli aydına göre vatan için
”Belgrad Kalesine Türk bayrağı
şehit olmak pisi pisine ölmektir.
çekilmesi şu sıralarda Sırpları kırmıTürkiyeli aydın, Türk milletinin
zı görmüş boğa gibi kızdırır.”
son derece haklı olan vatan sevgisini
Bugün de Türkiyeli, aydın Türk
bayrağı düşmanlığını benzer bir yak- her fırsatta alaya alarak, küçümseyerek, eleştirerek yok etmeye çalışır.
laşım içinde ortaya koyuyor.
(DEVAM EDECEK)
Türkiye’nin resmen sınırları dahilin-
Van'da kaybolan kızını İstanbul'da arıyor
İSTANBUL - Van'da 4 ay önce
kaybolan Nehir'in babası Erkan
Aslan, elindeki ilanla İstanbul
sokaklarında kızını arıyor.
Van Gürpınar'da 5 yaşındaki Nehir
Aslan 4 ay önce evinin önünde kayboldu. Nehir'in babası Erkan Aslan,
kızının Gaziosmanpaşa'da görüldüğü ihbarı üzerine İstanbul'a geldi.
İstanbul'da ilçe ilçe gezen baba
Aslan, bugün Sultanahmet'te elinde
kızının fotoğrafıyla arama çalışmalarını sürdürdü. Etrafında gördüğü
vatandaşlara kızının fotoğrafını gösteren baba Aslan, kızı hakkında bilgileri vererek, görülmesi halinde cep
telefonundan kendisine ulaşılmasını
istiyor.
Erkan Aslan, AA muhabirine yaptığı açıklamada, kızı Nehir'in 29
Ekim 2014'ten bugüne kadar kayıp
olduğunu ve kaçırıldığını belirterek,
''Kızım 127 gündür kayıp. İl il ilçe
ilçe dolaştım. Devletimiz ve ben,
kızım bulunana kadar her şeyi
yapacağız. Türkiye'deki 81 ilde kızımı bulana kadar dolaşacağım. Şu
ana kadar 11 il dolaştım'' dedi.
En son Gaziosmapaşa'da kızının
görüldüğü ihbarını aldığı için
İstanbul'a geldiğini söyleyen baba
Aslan, kızının dilendirilirken görüldüğünü ancak bir sonuç alamadıklarını
anlattı.
Aslan, kaçıranların Nehir'i artık
saklayamayacaklarını, köşeye sıkıştırdıklarını ve insanların dualarıyla,
devletin yardımıyla kızının bulunacağına inandığını dile getirdi. (AA)
12
haber
5 Mart 2015 Perşembe
Ürküten rapor...
TBMM - TBMM Kadın ve
Çocuk Hakları İnceleme ve İzleme
Komisyonu'nun hazırladığı Alkol ve
Madde Bağımlılığı Tedavi ve Eğitim
Merkezleri'ne (AMATEM) ilişkin
raporda, "Türkiye'de bonzai kullanımının özellikle son 6 ayda arttığına işaret eden uzmanlar, etken
maddesi değişen bonzainin ülkemizde de üretilmeye başlanmış olabileceği ihtimali üzerinde duruyor"
denildi.
CHP Tekirdağ Milletvekili
Candan Yüceer ve Bursa Milletvekili
Sena Kaleli, Türkiye'nin çeşitli yerlerindeki AMATEM'ler ile Bakırköy
Çocuk ve Ergen Madde Bağımlıları
Tedavi Merkezi'nde (ÇEMATEM)
incelemelerde bulunarak, rapor
hazırladı.
Alkol ve madde kullanımı ile
bağımlılığının çağın en önemli
toplumsal sorunlarından biri olduğu
belirtilen raporda, yapılan araştırmaların Türkiye'de madde kullanımı
ve bağımlılığının 10 yaşa kadar
indiğini gösterdiği kaydedildi.
Uyuşturucu kullanımının alkol
kullanımından 10 kat fazla olduğu,
kullanım yaşının düşmesinin yanı
sıra madde çeşitliliğinin artması ve
erişimin kolaylaşmasının ölüm oranlarında da büyük artışlar yarattığı
raporda, "Türkiye'de bonzai kullanımının özellikle son 6 ayda arttığına işaret eden uzmanlar, etken
maddesi değişen bonzainin ülkemizde de üretilmeye başlanmış ola-
Parolaları
"tek atışta imha"
larına sahip çıkmakla beraber, kız
çocuklarına büyük bir çoğunlukla
sahip çıkmamakta, kurumlara bırakmaktadır. Çocuğu madde kullanımına iten nedenlere bakıldığında ise
çevresinde bağımlı ya da suça
karışın birilerinin bulunması
görülmektedir. Maddeyi çocukların
yüzde 95'i tanıdığı birinden almaktadır. Madde kullanımına iten en
belirgin neden meraktır.
Tedavide 2 ay olan rehabilitasyon süreci eksik kalmaktadır.
Rehabilitasyon süreci en az 6 ay
olmalıdır. Çocukların eski sosyal
ortamına dönmemesi için yönlendirilebileceği, sosyal aktivitelerde
bileceği ihtimali üzerinde duruyor"
olması için büyük bir umut olmuşbulunabileceği, sosyal becerileri
denildi. Türkiye genelinde bağımlılık tur" denilen raporda, şu değeröğreneceği gençlik merkezlerinin
tedavisi yapan 26 tedavi merkezi
lendirmelere yer verildi:
olmaması tedaviye sekte vurmakbulunduğu, alkol ya da madde
"Geçen yıllarda denetimli
tadır." Raporda, madde bağımlılığıytedavisine ayrılmış olan toplam
serbestlikten faydalanan kişi sayısı
la mücadelede gerçeklerin
yatak sayısının ise 678 olduğu ifade sürekli artmıştır. Ülkemizde denetim- bütünüyle ortaya çıkmasının önemedilen raporda, bunların çoğunun 3 li serbestlikten yararlanan on binine değinilerek, bunun için de
büyük şehirde toplandığına, oysa
lerce kişi vardır. Denetimli serbestlik- sağlam bir veri tabanı oluşturulmasıbağımlılıkla mücadelenin en önemli ten yararlananların dosyası tedavi
na ihtiyaç olduğunun altı çizildi.
evresinin öncelikle tedaviye ulaşımın olmuştur başlığında Adalet
Madde bağımlılarına yönelik kayıt
kolaylaştırılması, tedavi sürekliliğinin Bakanlığı'na gönderilmekte, kişi bir
sisteminin sağlıklı sonuca elversağlanması, yerel güçlerle işbirliği ve sene takip edilmektedir. Eğer kişi
mediği ifade edilen raporda,
iletişimden geçtiğine işaret edildi.
madde kullanmaya devam ederse,
"Merkezi bilgi ağıyla bilgi, kayıt ve
Raporda, bağımlıların yüzde
mahkeme dosyası iade edilmekteistatistik üretmek sağlıklı veriler ver98'inin erkeklerden oluştuğu ancak dir." Kız çocuklarının öyküleri daha
memektedir. Madde yatkınlığına risk
madde kullanan kadında fiziksel
da trajik olmakla birlikte, uzmanlara oluşturacak bölgelerde pilot çalışyıkımın, erkeklere oranla daha fazla göre daha fazla şiddete maruz
malar yapılmalıdır. Özellikle gençleri
olduğu vurgulandı.
kalan bağımlı kız çocuklarının yüzde ve çocukları uyuşturucudan uzak
"2005 yılında yürürlüğe giren
yüzünde taciz görülmektedir.
tutmak için mahallelerde toplumsal
Denetimli Serbestlik Yasası, özellikle Uyuşturucu ile sokak hayatı başlaruh sağlığı merkezlerinin kurulması
uyuşturucu kullananların rehabilite
makta, aileler bağımlı erkek çocuk- gerekmektedir" tespiti yapıldı.
ANKARA - Türk Silahlı Kuvvetlerinin keskin
nişancıları, Atıcılık ve Uzman Nişancı Eğitim Birlik
Komutanlığında (ATUNEB) yetiştiriliyor. Ülke genelindeki profesyonel askerler arasından seçilerek birliğe
gelen kursiyerlere, atış teknikleri, özel kamuflaj, sabır
ve "tek atışta imha" öğretiliyor. Keskin nişancılar,
hedefi bin 400 metreden vurabiliyor.
Türk Silahlı Kuvvetleri'nin keskin nişancı ihtiyacını
karşılayan ATUNEB'in kursiyerlere verdiği eğitimler,
AA ekibince görüntülendi.
Özel testlerden geçirilerek Türkiye genelinden
seçilen fiziki kondisyonu yüksek uzman askerler,
ATUNEB'de 9 haftalık teorik ve uygulamalı eğitime
alınıyor. Eğitimlerde, her gün spor ve çok sayıda atış
talimleri yapılırken, başarılı olan kursiyerlere "keskin
nişancı" belgesi veriliyor.
Eğitimlerin başlangıcında teorik ve uygulamalı
olarak kullanılacak silahların bütün detayları tanıtılıyor. Eğitim komutanları, kursiyerlere bin 400 metreden hedefi vurabilen keskin nişancı tüfeği
Accuracy'nin ve yardımcı ekipmanlarının bütün özelliklerini, uygulamalı gösteriyor. Kursiyerler üzerinde
çalışmaları devam eden yerli üretim keskin nişancı
tüfekleri hakkında da bilgi alıyor.
Keskin nişancıların mutlaka yanında bir yardımcı
gözetleyici de bulunuyor. Kursiyerlere, gözetleyicinin
ekipmanları; dürbün ve balistik bilgisayarı, havadaki
nemi, basıncı, sıcaklığı ölçen hava ölçüm cihazı,
mesafe ölçüm cihazı lazermetre kullanımı da
öğretiliyor.
Teorik eğitimlerde, keskin nişancı silahlarının
teçhizatı, yardımcı ekipmanların özellikleri
anlatılırken, atış poligonlarında bilgisayar destekli
bütün atış hataları gösteriliyor.
Muharebe esnasında hedefin en uygun şartlarının
oluşması için çok uzun süreli bekleme yapılması
gerekebileceğinden, keskin nişancı adaylarına özel
sabır eğitimi de veriliyor.
Arazide, 600-800-1000 metrede tespit edilen
hedeflere atış yapılırken, geceleyin de silah üzerine
monte edilen termal silah dürbünüyle 600 metrede
tespit edilen hedeflere atış icra ediliyor. Atış talimi ile
birlikte kondisyon ve dayanıklılığı artırmak için her
gün temel beden eğitimi ve savaş beden eğitimi
yaptırılıyor. Kursiyerlere simülasyon bölümünde,
simülatör cihazıyla atışta silahın salınımı ekrana yansıtılıyor, bu sayede tüfeğe hakimiyet faktörleri tam
olarak öğretiliyor. Uluslararası standartlarda inşa
edilmiş, 300 metre olimpik atış poligonundan
Türkiye ile birlikte dünyada 5 ülkede bulunduğu
belirtilirken, uluslararası atış müsabakalarını gerçekleştirebilecek imkan ve donanıma sahip poligonda
eğitim görülüyor. Bu poligon, Dünya Askeri Atış
Şampiyonaları'na ev sahipliği de yaptı. Kamuflaj ise
eğitimlerin en önemli konularından, uzman nişancı
adaylarına arazi şartlarına göre gizlenme ve
mevzilenme en usta şekilde öğretiliyor. Kendini hiç
göstermeden hedefi etkisiz hale getirmek ve ardından da deşifre olmadan uzaklaşmak bütün detaylarıyla öğretilmeye çalışılıyor.
Gizlenme eğitimlerinin ardından arazide kayalık
bölgelere ve toprak alana mevzilenen bir keskin
nişancıyı görmek, bulmak, neredeyse imkansız hale
geliyor. (AA)
Polisten telefon dolandırıcılarına karşı uyarı
ANKARA - Ankara Emniyet Müdürlüğü, telefon ve internet
dolandırıcılığına karşı vatandaşları broşürler ve afişlerle uyardı.
Emniyet tarafından, uyarılara rağmen telefon yoluyla gerçekleştirilmeye devam eden dolandırıcılık olaylarının önüne geçmek amacıyla
uyarıcı broşürler ve afişler hazırlatıldı.
Broşür ve afişlerde, "Devlet sizden kontör ve hesap numarası istemez, inanma", " Duyarlı dikkatli ol", "Güvenlik güçleri banka
hesaplarınızı sormaz, telefonla operasyon yapmaz" ve "Telsiz sesine
inanma hemen polisi ara" şeklinde uyarılara yer verildi.
Öte yandan, Emniyet yetkilileri, telefon dolandırıcılığının bütün
çabalarına rağmen devam ettiğini, farklı yöntemlerle dolandırılan vatandaşlardan şikayetler aldıklarını belirtti.
Kendilerini telefonda polis, savcı ve hakim olarak tanıtan kişilerin
vatandaşlardan para talep ettiklerini ifade eden yetkililer, bu kişilere
karşı uyanık olunması gerektiğini vurguladı.
Yetkililer, bu tür telefon aramaları alan kişilerin, para ve kontör göndermemelerini, telefonu kapatıp geri dönüş yapacağını söyleyerek,
durumu polise bildirmelerini istedi.
Hasandede üzümünün üretimi yaygınlaştırılacak
KIRIKKALE Kırıkkale'de geçmişte
yaygın olarak yetiştirilen Hasandede
üzümünün üretimini
artırmaya yönelik çalışmalar kapsamında,
dekar başına verimin
10 katına çıkarılması
hedefleniyor.
Gıda, Tarım ve
Hayvancılık İl
Müdürlüğünce üreticilere 16 bin 500 bağ
çubuğunun dağıtıldığı
Kırıkkale'de
Hasandede üzümünün
üretiminin yaygınlaştırılması için çalışmalar yürütülüyor.
Delice ilçesinde
bağ çubuğu dağıtımına
katılan Gıda, Tarım ve
Hayvancılık İl Müdürü
Recep Kırbaş, AA
muhabirine yaptığı
açıklamada, kentte
306 bin hektar
ekilebilen arazinin
olduğunu ancak çok az bir alanda
bağcılık ve meyvecilik yapıldığını söyledi.
Yörede 2 bin 100 dekar alanda
bağcılık yapıldığını ifade eden Kırbaş,
"Geçmişte kentte 3 şarap fabrikası vardı,
bağcılık bu kadar yaygındı. Bugün için
artık bunlar yok hatta yemeklik
Hasandede üzümünü bulmakta zorluk
çeker hale geldik. Bu eksikliği görerek
2014 yılında Bağcılık Projesini uygulamaya karar verdik. Proje kapsamında 32
üreticimize üçer dekar alanda uygulanabilecek yüksek sistemde bağ alanları
kurduk" dedi.
Kırbaş, amaçlarının yörede bağcılığı
eskisi gibi yaygınlaştırarak, çiftçilerin gelir
seviyesini artırmak olduğunu söyledi.
Proje kapsamında çiftçileri Manisa
Bağcılık Enstitüsü'nde eğitime aldıklarını
belirten Kırbaş, daha sonra buradan
gelen uzmanların çiftçileri bilgilendirdiğini
dile getirdi.
Recep Kırbaş, üreticilere bölgeye
uygunluğu kabul edilmiş, pazar sıkıntısı
olmayan Hasandede üzümü ve bazı
çeşitlerden oluşan 16 bin 500 bağ
çubuğu dağıttıklarını ifade etti.
Hasandede üzümünün aşılı bağ fidanı
üretiminde kullanılan Amerikan asma
anaçları üzerine aşı yapılarak üretildiğini
kaydeden Kırbaş, "Hasandede üzümü,
taneleri yuvarlak, orta irilikte, bol şıralı,
ince kabukludur" dedi.
Proje kapsamında Gıda, Tarım ve
Hayvancılık Bakanlığının proje için 250
bin lira bütçe aktardığını anlatan Kırbaş,
"Çiftçilerimiz de projeye yüzde 20 gibi bir
katkı sağladı. Projede
beton direkli 'çift T' sistemi yerine daha düşük
maliyetli ve daha uzun
yıllar dayanabilen özel
'U' formu verilmiş, galveniz kaplı çelik sacdan
üretilmiş metal bağ
direkleri kullanarak bağ
tesislerini kurduk ayrıca
proje kapsamında İl
Özel İdaresi bağ sulama
projesi gerçekleştirilip,
su havuzu yapılarak,
sulama sistemi de devreye girdi" diye konuştu.
Üreticilerden emekli
öğretmen Doğan Biçici
de 7-8 yıl önce
bağcılığın gerilemesiyle
Delice ilçesinde nüfusun
azaldığını söyledi.
Eskiden sadece
Delice'de 11 bin
dönümde 7 bin kişinin
bağcılık yaptığını anlatan Biçici, bu durumu
eskiye tekrar
döndürmek amacıyla
yöneticilerle bir araya gelerek toplantılar
yaptıklarını dile getirdi.
Biçici, eskiden Ankara başta olmak
üzere yakın illere Hasandede üzümü yolladıklarını belirterek, şunları kaydetti:
"Hasandede üzümünün şıra oranı
yüksek olduğu için pekmez olarak daha
çok kullanılırdı. Özellikle hastası olanlar
kış aylarında kapı kapı gezerek Delice
pekmezini arardı. Bağcılıkta hastalık, ilkel
metotlar veya çeşitli nedenlerle çok geri
kaldık. Şimdi modern bağcılığa geçişle
üreticileri güzel günler bekliyor. İlkel
bağcılıkta dönüm başına 400-500 kilogram verim alırken, modern sistemlerde
bunu 10 katına çıkararak yani dönümden
5 tona kadar ürün almayı hedefliyoruz."
(AA)
BULMACANIN ÇÖZÜMÜ
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
5 Mart 2015 Perşembe
EFSANE RÖPORTAJLAR
Efsane GÜZELDERELİ
[email protected]
-2Türk siyasetinin önemli isimlerinden biri olan ve bir dönemine damgasını vuran Abdüllatif Şener, Efsane
Güzeldereli’nin nöportaj konuğuydu.
Şener, “AK Parti'nin açtığı Nükleer
Santral ihaleleri Yüce Divanlık mı?
Öyleyse Neden?” sorusunun yanında
şu sorulara da açıklık getirdi:
Yolsuzluk var ise söyledikleri insanlar üzerinde neden hiç bir etki yaratmıyor?, Türkiye'de kim en çok yolsuzluk yapıyor ise seçimlerde en fazla
oyu o mu alıyor?, Erdoğan'ın BOP'un
eş başkanı değil taşeronu mu?
Önümüzdeki günlerde neler olur?, AK
Parti'nin kurucu üyesi olmasına rağmen parti sitesinde adı neden yer
almıyor?, Kurduğu Türkiye Partisi
kapandı. CHP'ye katılmayacağını söyledi, sözü geçerli mi?, “Sayın Erdoğan
koşulsuz şartsız biat mı bekliyor?”
sorusuna nasıl karşılık verdi?, Recep
Tayyip Erdoğan için kullandığı,
“Ruhunu bilirim” sözüyle ne demek
istedi?, Çok konuşulan, “Ülkeyi iç
savaşa sürüklemekten çekinmez”
dediği politikacı kim?, Başkanlık sistemini Türkiye için hayırlı görüyor mu?
Görmüyorsa bunun sebepleri ne?,
Çözüm sürecinde kritik noktaya gelinirken yeni bir anayasaya ihtiyacı için
ne söylüyor?
İşte Efsane Güzeldereli’nin soruları
ve Abdüllatif Şener’in yanıtları…
E.G: AKP'nin Nükleer Santraller
ile ilgili açtığı ihalelerin yüce divanlık olduğunu söylediniz. Dünden
bugüne baktığınızda başka yüce
divanlık ihaleler de görüyor musunuz?
A.Ş: Artık Türkiye'de şu var. Yani
bunları konuşmak ne kadar anlamlıdır.
Artık anlamlı da görmüyorum. Niye
görmüyorum? Türkiye'de yargı kalmadı. Mahkeme yok. Hakim yok. Savcı
yok. Yargı bağımsızlığı yok. Hukuk
Devleti yok. Kamu hakkı diye bir kavramı koruyacak bir mekanizma yok.
Kendi kendimize bunları söylememizin
bir değer ifade ettiğini düşünmüyorum.
E.G: İnsanlar üzerinde tüm bu
söylediklerinizin hiç bir etkisi olmadığını düşünüyorsunuz.
A.Ş: Yok. Bu Türkiye'de kim en
çok yolsuzluk yapıyor ise seçimlerde
en fazla oyu o alıyor.
E.G: Neden?
A.Ş: Onu da analiz etmek lazım.
E.G: Yılların siyasetçisi olarak
sizden bir analiz bekliyorum.
A.Ş: Yani ben öyle görüyorum.
Yolsuzluk, hırsızlık iddiaları, gürültüleri,
ortaya çıkan bilgiler, belgeler, tapeler,
itiraflar oyları azaltmıyor. Arttırıyor.
E.G: Tamam da, neden böyle?
A.Ş: Son dönemi yorumlayacak
olur isek ben şöyle yorumluyorum.
Medyadan dolayı. Medyanın mesela
dış politikada TV reytinginin yüzde
98'i Erdoğan ve Davutoğlu dış politikasını savunuyor. Bu dış politika baştan sona yanlış olsa bile. Toplam
medya reytinginin yüzde 98'i, televizyon reytinginin yüzde 98'i böyle bir
yayın çizgisi oluşturduğu takdirde,
aydın geçinenler, bilgiç geçinenler, o
ekranlara geçip üç kuruşluk yem
uğruna dır dır dır dır bu yanlış politikaya yanlış kılıflar geçirdiği takdirde
oylar başka türlü nasıl çıkar ki zaten.
E.G: Erdoğan'ın BOP'un eş başkanı değil taşeronu olduğunu söylediniz. Önümüzdeki günlerde neler
olacak?
A.Ş: Olan oldu zaten. Kıyametler
koptu. Milyonlarca Müslümanın kanı
aktı. Acı çekti. Irz, namus, şeref, haysiyet, mal, mülk, can kalmadı. Daha
ne olacak?
13
Bir döneme damga vuran Abdüllatif Şener’e göre;
Yolsuzluk ve seçim
E.G: Peki Sayın Erdoğan'ın
konumu ne olacak BOP'ta?
A.Ş: Biliyorsunuz o proje ikidebir
dönem değişikliğine uğruyor. Biz bir
kavram duyuyoruz. Bunu kıyamete
kadar var olan bir kavram bir süreç
zannediyoruz. Bu kavramların hepsi
dünya güçlerinin belli bir dönem için
uyguladığı, oluşturduğu, sahneye koyduğu süreçlerdir. BOP olan proje bir
isim kaymasına da uğramıştır bir ara.
Daha sonra da farklı bir safhaya girmiştir. Dolayısı ile şu anda küresel
güçlerin ne hesapladığını bilmiyorum.
Projeyi de sürdürdüklerini zannetmiyorum.
E.G: AKP'nin kurucu üyesi olmanıza rağmen parti sitesinde adınız
geçmiyor. Neden sizce?
A.Ş: Hiç bakmadım bile parti sitesine. Onların ne yazdığı, ne söylediği
hiç önemli değil. Gerçekler önemlidir.
E.G: Dış politikamız ne halde?
Değerli yalnızlık ile ilgili ne düşünüyorsunuz? Sayın Erdoğan'ın da
ifade ettiği gibi, herkes bizi mi kıskanıyor?
A.Ş: Ben olaylara şöyle bakarım:
Siz doğru yaptığınız takdirde yalnız
kalırsanız, yalnızlığı da göze almak
zorundasınız. Önemli olan doğru yapmaktır. Ama Erdoğan, Davutoğlu politikaları hem yanlıştır. Diş politikalarından bahsediyorum. Hem yanlıştır.
Hem de yalnızlığa taliptir.
E.G: Kurduğunuz Türkiye Partisi
kapandı. CHP'ye katılmayacağınızı
söylediniz geçmişte. Halen geçerli
mi bu düşünceniz?
(Şener 7 Haziran seçimleri için
CHP'den adaylığını koymadı.
Röportaj, aday adaylığı son müracaat
tarihinden önce yapılmıştır.)
A.Ş: Yani ne zaman söylemişim?
Belki partiyi kapatmadan önce.
CHP'ye mi girecek, katılacaksınız gibi
bir şey söylemişimdir sormuşlardır.
Olsa olsa öyle bir şey söylediğimi de
hiç hatırlamıyorum zaten de. Dam
başında saksağan. CHP'ye katılmayacağım demenin bir alemi yok ki.
Nereden buluyorsunuz? Hangi tarihli,
sayılı, hangi gazeteden çıkardın bu
söylediklerini?
E.G. Peki. O zaman şöyle söyleyeyim. CHP'den size bir teklif var
mı? CHP'ye katılmayı düşünüyor
musunuz?
A.Ş: Şu anda hiç bir yerden bir
siyasi değerlendirmeme yol açacak bir
teklif almış değilim. Dolayısıyla teklif
alıp almamaktan da öte benim açımdan kendi vereceğim kararlar önemlidir.
KAYNAKÇA:
Ancak CHP'nin bu teklifine Şener
sıcak bakmadı. Öneriyi, "Açıkçası şu
an için, başta iktidar partisi olmak
üzere TBMM’de grubu bulunan hiçbir
partide siyaset yapmayı düşünmüyo-
rum" açıklamasıyla geri çevirdi.
30 Ağustos 2012 Mynet haber
Ancak CHP'nin bu teklifine Şener
sıcak bakmadı. Öneriyi, "Açıkçası şu
an için, başta iktidar partisi olmak
üzere TBMM’de grubu bulunan hiçbir
partide siyaset yapmayı düşünmüyorum" açıklamasıyla geri çevirdi.
30 Ağustos 2012 POSTA
Konuyla ilgili yazılı bir açıklama
yapan eski bakan Şener, "Birkaç gündür bazı sitelerde ve gazetelerde
CHP'den aday olacağımla ilgili haberler yayınlanmaktadır. Bu haberler
tamamiyle hayali ve uydurmadır" dedi.
25 Mayıs 2013
TRT Haber
(Türkiye Partisi 27 Ağustos 2012'de
kapanmıştır.)
E.G: 7 Haziran genel seçimlerine
katılmayı düşünüyor musunuz?
A.Ş: Yani bu konu ile ilgili de kesin
bir tavrım yoktur.
E.G: AKP İsrail ilişkisini nasıl
değerlendirirsiniz?
A.Ş: Suriye'yi mahvetmek konusunda ittifak halinde. Sayın Davutoğlu
Erdoğan politikası bir tarafdan muhalifleri desteklerken, İsrail'de muhalifleri
desteklemek kastıyla Suriye
Devleti'nin silah depolarını vuruyor. 56 kez vurdu. Bir ittifak programı yani.
E.G: Başbakan yardımcısı olduğunuz dönemde, siz de dahil tüm
bakanların, Sayın Erdoğan'a peşin
istifa dilekçesi verdiğini söylemiştiniz. Bu Türk siyasetinde alışılagelmiş bir durum mudur?
A.Ş: Ben bulunmadığım kabinelerde ne olduğunu bilmem. Özal'ın da
böyle bir şey yaptığı rivayet edilir. Ama
54. Refah-yol Hükümeti'nde Maliye
Bakanı idim. Sayın Başbakan Erbakan,
bizden öyle bir dilekçe almadı.
E.G: Sayın Erdoğan koşulsuz
şartsız biat mı bekliyor?
A.Ş. Ne bileyim. Git kendine sor.
E.G: Bir konuşmanızda Sayın
Erdoğan için diyorsunuz ki;''
Ruhunu bilirim'' Nedir bildikleriniz?
Nasıl bir ruha sahip?
A.Ş: O cümleyi kurduğum yerde,
devamında neyi bildiğimi söylemişimdir. Orada doğru bir cümle bulmuşsunuz. Fakat eksik almışsınız.
E.G: Evet. Doğru. Bütün paragrafı almadım.''Ruhunu bilirim'' cümlesini aldım. Bir kez de bana anlatır
mısınız?
A.Ş: Her ruhunu bilirim diye başladığım cümlenin sonunu nasıl bitirdiğimi nereden bileceğim ben.
E.G: O günkü konuşmanızı sormuyorum. Sadece nasıl bir ruha
sahiptir diye soruyorum.
A.Ş. Ama şu anda o cümle ile başlayacak bir cümle kurmayı da arzu
etmiyorum.
KAYNAKÇA:
Şener konuşmasına şöyle devam
etti; "Ben Başbakan Erdoğan'ın
"ruhunu bilirim" amacı gezi parkından
rant sağlamak için iş merkezi kurmak
ve yandaşlarıyla cebini doldurmak"
diye konuştu.
2013 Haziran Halk TV
E.G: ''Bakanlara hakaret ederdi''
diyorsunuz bir konuşmanızda. Bir
anekdot anlatabilir misiniz?
A.Ş: Benim örnekleme yapmama
gerek yok. Basına sızmış, yansımış,
basının huzurunda meydana gelmiş
olaylar var. Hoşlanmadığı şeyleri
yapan, söyleyen kabine üyelerini de
azarladığını da görmüşümdür. Ama
bana karşı hep kibar olmuştur. Hatta
şöyle söyleyeyim: Bana hayatım
boyunca, aile üyelerim dahil en kibar
davranan kişi Sayın Erdoğan'dır. Ama
bana karşı hep nazik, iltifatkar olması
yanlış gördüğüm bir politikayı eleştirmeme asla engel değildir.
E.G: Bir konuşmanızda''Ülkeyi iç
savaşa sürüklemekten çekinmez''
diyorsunuz. Bunu biraz açar mısınız?
A.Ş: Onu da makaslamışsın.
E.G: E Tabii, bütün paragrafı,
bütün sayfayı komple getiremem.
KAYNAKÇA:
‘Kanlı çatışmaya sokar’
Erdoğan, o kadar kendisine odaklı
bir kişiliğe sahip ki, düşmemek, devrilmemek, ayakta kalmak, koltuğu kaybetmemek için gerekirse ülkeyi iç
savaşa bile sürükler. Kanlı savaşa bile
sokar. Bu kadar kire batmış bir insan
bu kadar güç merkezi haline dönüştükten sonra her şeyi kendisini ayakta
tutacak şekilde ayarlamak ister.
Hukuk düzenini tanımaz.
SÖZCÜ Gazetesi, 5 Mart 2014
tarihli
E.G: ''Ülkeyi iç savaşa sürüklemekten çekinmez'' dediniz mi?
demediniz mi? Eğer dediniz ise ne
için dediniz?
A.Ş: Bugün tekrar etmemi gerektirecek bir cümle değil bu cümle.
Vaktiyle bazı olaylar olmuştur. O olayı
eleştirmek maksadı ile bu cümleyi
söylemiş olabilirim. Siz hala 3 sene
belki de 2 sene önce söylediğim sözleri söylememi bekleyen bir röportaj
yapıyorsunuz.
E.G: Söylemenizi beklemiyorum.
Neden diyorum?
A.Ş: Dünya kadar güncel olay var.
E.G: Soracağım.
E.G: Peki Başkanlık sistemini
Türkiye için hayırlı görüyor musunuz? Yoksa Sayın Davutoğlu'na
meydanlara çıkıp oy toplamak için
bir seçim propogandası mı? Yoksa
gerçekten çok yürekten istenilen
bir şey mi?
A.Ş: Ben Başkanlık Sistemine
Türkiye'nin geçiş yapacağını düşün-
ona göre dönüştürdüğümüz takdirde
ortaya bir ton sorun çıkar.Bir ton
maraz çıkar. Pek çok şey aksar ve
Başkanlık Sistemi demokratik bir sistem olduğu halde antidemokratik bir
yapı ortaya çıkabilir. Ben onun için
Başkanlık Sistemi diye zorlamanın çok
doğru, sağlıklı olduğunu düşünmüyorum. Ülkeyi kıracak ve yoracak bir sistemi yaşayacağımızı düşünüyorum.
Temenni etmiyorum.
E.G: Bahsettikleri sistemde,
kanun hükmünde kararname çıkarma yetkisi verilecek, Başkana,
Amerika'dan farklı olarak. Bunu
nasıl yorumlarsınız?
A.Ş: Sırf bu değil. O kadar çok şey
var ki aksayacak. Onun için onu
sadeleştirdim. Ben tek söz sahibi olayım sistemini, Başkanlık Sistemi olarak görüyor. Şu ana kadarki yaptığı
açıklamalardan en azından bu yansıyor. Sayın Cumhurbaşkanının bu eksik
bir bakışıdır. Yanlış bir bakış açısıdır.
Bana kalırsa anayasa uzmanları ile
profesörleri ile siyaset bilimciler ile bu
Başkanlık Sisteminin ne olup ne olmadığı konusunda çok uzun seanslar
amatörce, sabır ile hiç yılmadan
seanslar yapmalı, ondan sonra sistemi
zorlayıp zorlamayacağına karar vermelidir. Böyle uluorta bilgilere dayanarak sistem zorlanmaz.
E.G: Türkiye'nin yeni bir anayasaya ihtiyacı olduğunu düşünüyor
musunuz?
A.Ş: Türkiye'nin elbette sivil bir
anayasaya ihtiyacı var. Biliyorsunuz
Türkiye'de demokratikleşmenin 150
yıllık bir tarihi var. Belki Tanzimat’a
kadar götürürseniz daha uzun bir süre
vardır. İlk anayasanın hazırlanması
1876'dan bugüne kaç yıl geçmiştir?
Yani aşağı yukarı 140 yıl. İlk anayasa
yürürlüğü girdiğinden bugüne kadar
140 yıl geçmiştir. Meşrutiyetten bugü-
müyorum. Bundan sonraki siyasi
gelişmelerde bir Başkanlık Sisteminin
ortaya çıkmasını zor görüyorum.
Şöyle yani. Nasıl değerlendireyim birden. Parlamenter demokrasinin geçmişi eski Türkiye'de. Eski dediğim
yani en azından 20. yy ve 21.yy'ın şu
ana kadar geldiğimiz sürece parlamenter demokrasinin gelişmesine
kurumsallaşmasına katkı sağlamış
deneyimler ile doludur. Ülkelerin tarihinde bir rejimden bıçak keser gibi
başka bir rejime geçtiğiniz zaman
aksaklıklar meydana gelir. Dolayısıyla
bu kadar 100 yıla yakın bir süredir
parlamenter demokrasi konusunda
tecrübe, deneyim kazanıyoruz.
Kurumlarımız buna göre kendisini
yeniliyor, geliştiriyor ve siz geliyorsunuz belli bir noktada parlamenter
demokrasi bize uygun değil,
Başkanlık Sistemi diye bir başka
demokratik yönetim biçimine geçiyorsunuz ve bir yy daha zaman geçmesi
lazım parlamenter demokrasideki
deneyimimize ve gelişmişliğimize
ulaşmamız için. Çok büyük aksaklıklar
olacağını zannediyorum. Başkanlık
Sistemi de demokratik bir sistemdir.
Ancak orada güçlü kurumlar vardır.
Güçlü yargı vardır. Dolayısıyla kimsenin söz sahibi olduğu bir yer değildir.
Başkan vardır. Ama Başkan her şeyin
mutlak sahibi değildir. Şimdi ben gördüğüm kadarı ile Sayın Erdoğan, zihninde Başkanlık sistemi dediğin
zaman Başbakanlığın,
Cumhurbaşkanlığının kendisinde toplandığı bir sistemi anlıyor.Bu Başkanlık
sistemini anlama açısından yeterli
değil. Sadece Başkanlık Sistemi diye
Cumhurbaşkanlığı ile Başbakanlığın
birleştiği bir sistemi anlayarak sistemi
ne ise 107 yıl geçmiştir. Çok partili
hayata geçişimizden bugüne kadar 70
yıla yakın bir süre geçmiştir. 69 yıl
geçmiştir ve hala bütün anayasalarımız, şu anda yürürlükteki anayasada
bir askeri müdahale dönemi anayasasıdır. Bu artık Türkiye'de görmememiz
gereken bir durum. O yüzden sivil bir
anayasaya ihtiyaç olduğunu düşünüyorum. Her ne kadar askeri dönemde
hazırlanmışsa da pek çok maddesinin
değişmiş olduğunu biliyoruz. Ama
yine de anayasa tam sivil olmalı
bence. Tam demokratik olmalı. Tam
insan hakları hukuk devletini garanti
altına almalı. Çağdaş, demokratik
değerler iyi yansıtılmalı anayasaya.
Ama bu değerler şu anda siyaset
yapanların kafalarında bile yoktur.
Zorluğumuz oradan.
E.G: Günümüzde Türk siyasetinin en büyük sorununun ne olduğunu düşünüyorsunuz?
A.Ş: Bence Türk siyasetinin en
büyük sorunu siyasi demokratik rekabet yoktur. Medya yok. Sivil toplum
yok. Hukuk Devleti yok. Yani demokrasiyi ayakta tutacak kurumlar yok ve
de demokratik rekabet yok. Para bir
partinin elinde. Medya bir partinin
elinde. Sivil toplum o iktidar partisinin
lehine susmuş vaziyette. Böyle bir
demokratik rekabet olmaz.
E.G: Açıklamalarınız için çok
teşekkür ederim. Son olarak eklemek istediğiniz bir şey var mı?
A.Ş: Sağolun. Ben de teşekkür
ediyorum.(gülüyor)
(NOT: ''SÖZ UÇAR. YAZI KALIR''
lafı ne kadar da doğrudur.
Bu işi yaparken ki tek referansım ALLAH'tır.)
(BİTTİ)
14
5 Mart 2015 Perşembe
Osmanlı'nın darüşşifası
RESTORE EDİLECEK
TURİZM
Osmanlı döneminde hastalara şifa dağıtan ve doktorların yetiştirildiği
Sultan 2. Bayezid Külliyesi Sağlık Müzesi, restore edilecek.
Müzik birliklerinden
otellere telif indirimi
ANTALYA- Türkiye Otelciler
Federasyonu (TÜROFED) ile 4 müzik
meslek birliği arasında, "TÜROFED üyesi
otellerde ve turistik tesislerde müzik
yayınını" kapsayan telif haklarıyla ilgili yeni
protokol imzalandı.
Protokole göre, Bağlantılı Hak Sahibi
Fonogram Yapımcıları Meslek Birliği (MÜYAP), Türkiye Musiki Eserleri Sahipleri
Meslek Birliği (MESAM), Müzik Yorumcuları
Meslek Birliği (MÜYORBİR) ve Musiki
Eserleri Sahipleri Grubu Meslek Birliğine
(MSG), telif ödemesiyle ilgili sözleşme
imzalayacak TÜROFED üyesi otellere yüzde
80'e varan oranlarda indirim getirildi. Ayrıca
sözleşme imzalayacak otellerin önceki yıllara ait borçlarının silineceği bildirildi.
Konuyla ilgili bir otelde düzenlenen
basın toplantısında konuşan TÜROFED
Başkanı Osman Ayık, 5846 Sayılı Fikir ve
Sanat Eserleri Kanunu çerçevesinde 2008
yılında müzik meslek örgütleriyle yaptıkları
protokolde 8 yılı tamamladıklarını ve bu
sürede telif ödemesiyle ilgili çok önemli
yere geldiklerini söyledi.
Yeni imzalanan protokolle 2008 yılından
sonra açılan veya bugüne kadar telif hakları
sözleşmesi imzalamayan TÜROFED üyesi
otellere 2008 yılında imzalanan protokole
benzer avantajlar getirildiğini kaydeden
Ayık, 2008 yılında imzalanan protokolle bin
500'ü aşkın otelin sözleşme imzaladığını,
bugün imzalanan protokolle bu sayının 2
bini aşağını düşündüğünü bildirdi.
Ayık, "TÜROFED olarak müziğin, sanatın
her zaman yanındayız. Telif haklarıyla ilgili
ilk imza atan kurum olmanın gururunu
yaşıyoruz" dedi.
Basın toplantısında konuşan MÜ-YAP
Başkanı Bülent Forta ise telif haklarına gösterdikleri saygı nedeniyle TÜROFED üyelerine ciddi indirimler yaptıklarını bildirdi.
Telif hakkı sorununun aslında bir "aldıverdi" sorunu olmadığını ifade eden Forta,
bunun aynı zamanda Türkiye'de sanat
kültürünün derinleşmesi açısından da çok
önemli olduğunu kaydetti.
MSG Başkanı Garo Mafyan da müziğe
ve telife büyük saygı gösteren otelcilere
çok teşekkür ettiğini belirterek, "Müziğe
gösterdikleri saygıdan dolayı TÜROFED yerine TÜROMED yapalım mı müzik eserleri ve
otelciler bir araya gelsin" şeklinde espri
yaptı.
MESAM Başkanı Arif Sağ ise önceki
toplantıda "5 yıldızları otellerde neden yerli
müzik çalmıyorsunuz" şeklinde bir eleştirisi
olduğunu, bu eleştirisinin ardından otellerde
Türk müziği çalmaya başlandığını ve gelinen noktadan mutluluk duyduğunu bildirdi.
MÜYOBİR Başkanı Burhan Şeşen de bu
yıl canlı müzikle ilgili bir çalışmalarının olacağını belirterek, "Eser sahiplerinin haklarını
biraz daha takip edeceğiz" dedi.
(AA)
ISSN 1308-7622
Yıl: 45
Sayı: 15109
5 Mart 2015
Perşembe
GÜNLÜK SİYASİ GAZETE
Yayın Sahibi:
Grup Birikim Matbaacılık Yayıncılık Bil. Med. Sanayi ve Ticaret A.Ş. adına
Ahmet Serkan Küçük
Genel Yayın Yönetmeni
Ahmet TEKEŞ
Haber Koordinatörü
Dursun ERKILIÇ
Yazı İşleri Müdürü
Şebnem ÜNAL
Sayfa Editörü
Abdülmecit KOYUNSAĞAN
İstihbarat Şefi
Ayşegül BALDEMİR
Muhabir - İnternet Editörü
Kenan ERGEN
Haber Merkezi
Şenol Günüç, Emine Özcan, Hakkı Murat Söbütay,
Burcu Kerim, Ayşenur Gürer, Mihriban Demirel,
Tülay Canpolat, Zeynep Efsane Güzeldereli
İdari Merkez
Yeni Batı Mah. 2412 Sok. No: 12 Batıkent - Yenimahalle /
ANKARA Tel: 0312 397 49 79 - [email protected]
Basıldığı Yer:
Yayın Sahibi
Temsilcisi:
Yiğit YİĞİT
EDİRNE - Trakya Üniversitesi (TÜ)
Rektörü Prof. Dr. Yener Yörük, AA
muhabirine yaptığı açıklamada, müzede
Osmanlı darüşşifasının, sunum ve modellemelerle en iyi şekilde anlatıldığını söyledi. Müzenin 1984'te Bayezid tarafından
yaptırıldığını belirten Yörük, şöyle konuştu:
"Sağlık müzemiz bir darüşşifanın içinde
kurulu. Hastaların müzikle tedavi edildiği
odalar bulunuyor. Külliye içerisinde büyük
bir cami yer alıyor. Mutfak ve aşevi
geçmişte nasıl kullanıldıysa aslına sadık
olarak düzenlendi. O dönemde düzenlenen
laboratuvarlar ilaç hazırlanan alanlar aslına
uygun şekilde mankenlerle canlandırılıyor.
Dünyada ilk modern hastaneciliğe geçiş
Edirne'deki külliyede gerçekleşti. Yeni hastanecilik ve yoğun bakım üniteleri buradan
ilham alınarak yapıldı."
Yörük, külliyenin, Vakıflar Genel
Müdürlüğünce 1984'te TÜ'ye devredildiğini
ve zamanla bazı bölümlerin yıprandığını
ifade etti.
Yıpranma dolayısıyla restorasyonun
zorunlu hale geldiğini aktaran Yörük, şöyle
"İçindeki materyaller, o günü canlandıran
mankenler, duvarlar, aydınlatmalar, zemin
ve birçok kısımda restorasyona ihtiyaç
duyuldu. 15 Mart'ta başlayacak restorasyon
Abdi İbrahim firması tarafında yaptırılacak.
Altyapı, ışıklandırmalar özel bir teknik kullanılarak led lambalarla yapılacak. Yeni
teknolojik materyaller kullanılarak o günün
canlandırılmasına kadar A'dan Z'ye her şey
elden geçirilecek. Yaklaşık 2 ay sürecek
restorasyon sırasında ziyaretçilerin mağdur
edilmemesi için sadece restorasyonu
yapılan bölüm kapalı kalacak."
“Müslüm Baba”nın müzesine ziyaretçi akını...
ŞANLIURFA- Merhum sanatçı
Müslüm Gürses'in adını taşıyan, giydiği kıyafetler, müzik aletleri, plak ve
kaset gibi aksesuarların yer aldığı
müzenin ziyaretçi sayısı her geçen gün
artıyor.
İstanbul'da tedavi gördüğü hastanede 3 Mart 2013'de hayatını kaybeden ve hayranlarının "Müslüm Baba"
diye nitelendirdiği sanatçı için doğduğu Şanlıurfa'da tarihi bir mekanda
açılan müze iki yıldır faaliyet gösteriyor.
Birçok araştırmaya konu olan
önemli hayran kitlesi olan Gürses'in
sanat yaşamı boyunca sahnelerde giydiği kıyafetlerin yanı sıra müzik aletleri,
plak, kaset ve fotoğraf gibi aksesuarların yer aldığı müze sanatçının
şarkıları eşliğinde geziliyor.
Müslüm Gürses Müzesi'nde
sergilenen sanatçıya ait eşyalar, sevenlerine zaman zaman duygu dolu
anlar yaşatıyor.
Müze sorumlusu Zeynep Yılmaz,
AA muhabirine yaptığı açıklamada,
Gürses'in Türkiye'de sanat yaşamına
damga vuran sanatçıların başında
geldiğini söyledi.
(AA)
Yörük, müzenin restorasyonunun, Tarihi
Kırkpınar Yağlı Güreşleri'nin yapılacağı
döneme yetiştirileceğini kaydetti.
Prof. Dr. Yörük, Sağlık Müzesi'nin farklı
konsepti nedeniyle ilgi çektiğini vurguladı.
Müzenin 2004'te Avrupa Müze Ödülü'nü
kazandığını ve Edirne'de Selimiye
Camisi'nden sonra en çok ziyaret edilen
yerlerin başında geldiğini belirten Yörük,
şöyle konuştu:
"Müze, 2010'da 130 bin kişi tarafında
ziyaret edildi. Müzemiz 2012 ve 2013 yılları
içerisinde 200 bin ziyaretçi sayısını aştı.
Bugün itibariyle 2014 yılı rakamıyla 230 bin
kişiye ulaştık. Turist çekmeye devam edeceğiz. Bu sayıyı 500 bine çıkarmayı hedefliyoruz. Müzemizin, bölge ekonomisine de
büyük katkı sağladığını görmekteyiz."
(AA)
ABONE TALEP FORMU
$',62<$',
)ù50$$',
6$'(&(7h=(/.ùúù/(5
9(5*ù180$5$6,9(5*ù'$ù5(6ù
6$'(&(7h=(/.ùúù/(5
6$'(&(7h=(/.ùúù/(5
$'5(6
6(07ù/d(ú(+ù5
3267$.2'87(/()21*60
(3267$7&.ù0/ù.12
$%21(/ù.6h5(6ù<,//,.<,//,.
g'(0(ú(./ù3(úù1..$57,DOÖQPÖûWÖU
$ERQHOLNELWLûWDULKLQGHQLWLEDUHQJQ|QFHDERQHOLNLSWDOL\D]ÖOÖûHNLOGHLVWHQPHGLøLWDNWLUGHDERQHOLNVUHVL\ÖOX]D\DFDNWÖU
7$5ù+
)RUPGDNLELOJLOHULQHNVLNVL]GROGXUXOXSLP]DODQPDVÖQGDQYHWDUDIÖPÖ]DXODûPDVÖQGDQVRQUDDERQH
OLNLûOHPOHULQL]EDûOD\DFDNWÖU
<HGLJQ*D]HWHVLQH
$ERQH2OPDNùVWL\RUXP
Dağıtım: AK Dağıtım Abdulgani AKDAĞ Çağlayan Mah. Tıp
Fakültesi Caddesi No: 258/11 Mamak/ANKARA Tel: 0312 368 04 09
Resmi ilanlarımızı internet sitemizden de görebilirsiniz.
www.yedigungazetesi.com.tr
Sözleşmesiz yazarlara ücret ödenmez
YediGün Basın Meslek ilkelerine uymaya söz vermiştir
Büyük Anadolu Medya Grup Özel Eğitim Gıda ve İnşaat Ltd. Şti.
İstanbul Cad. Elif Sokak No:7/244 İskitler - Ankara TEL: 0 312 384 30 70 Pbx
Yayın Türü: Yerel - Süreli (Pazar hariç)
ù0=$
<XNDUÖGDNLELOJLOHULQGRøUXOXøXQXNDEXOYHEH\DQHGL\RUXP
%HOLUWWLøLPJD]HWHJD]HWHOHULQDGUHVLPHJ|QGHULOPHVLQLRQD\OÖ\RUXP
:2
<,91
4;
8735
*5; <97: 7/2
<+; .6/ <
. 3*
:8' 8<,
612
:11 4: <-65' 69<; 6/,;7
944 1-6
;6<
;<* 6<:6< 87;1;8#97927:;87 0.6$
438
98, 8; <5;4;/<;043 4:1<: 2< %698: 0/8 <*94 6<+%7- 9*<(
12
/. 6;5 <+9
5;28:7<.7;4;<: 0+:
(: 6/2 6989<5;;7' 87:69
4/ :7: .,0 4:
7:
8(
4: 8/8<, <8: 7795 %8:2 38
/ 8.295 :8: 9)<4 87;638 9$
:5. +9796$< <56 .6; 6<4:4
295
.7; 8. /&< -0.
:A
:5. 84:<, 6-7
4>
7:69 13#3<(%
:?
;61
BA
*
;B
>9@
-2
B=,
>?>
$
"$
$
>AB
$6@
&
# %
"
'
!
$
#
$
#
$ERQHOLNùûOHPOHULYH'DøÖWÖPÖ<DSDQ)LUPD
*UXS%LULNLP0DWEDDFÖOÖN
<D\ÖQFÖOÖN%LOLûLP0HG\D6$1YH7ù&$ú
%DWÖNHQW<HQL%DWÖ0DK6RNDN1R
<HQLPDKDOOH$1.$5$
ZZZ\HGLJXQJD]HWHVLFRPWU‡JD]HWH\HGLJXQ#JPDLOFRP
=8
;B9A
@(
-= ;
B92 @6 <[email protected]
9@> ;<5 ?B@ ?6A.
B+@ @=AB 8
=A. 9'B ,><A5
B), @=A
B), 0@>A <4B @=@ 41
94=
.B5 @
A9A
;>; ;> A:A>
<A 7B1?=B? A=B B89?:
@6 6@
0@
@B0 7 ?<:?'B# @: @+@/ [email protected];=>?>B?> 31A95
A: A>[email protected] &?& A=? B8@ ?8'
>;
8@
=A8 /6 >B@ 9?<< [email protected] ?=:
>
@/
)A @+@ ;&; "B8@'B!2- ?/9
7=1 3?- [email protected]@
9;'B :@:;5B
:;8 ?B:A(
50 @3 @/ B?<A %?>
A @/;>; @& =?>
7 A-B!AB# (<7 >B?
@5 B3A
>@
792 32 >.
A
>B+
@8
(@ @+ [email protected] =8A ;
1;= 1A>?>
:A
:2
94=
"
$= 5A9B" =B2 <;B /8@><7.
*0 8@><@@/@=;A<B#@ =2(
9A
1@ 8B1 A> :@
:?9 %
%2 B <B;<;%+<A9. 9A0 ;-B8@ =A
5@ B:A >B?<8B [email protected] =?69<A
A<
A %<4 ;<@ B1; =,
! &
4 <@/<@=;>; .B9A <A BA>
=/;
(?< A8 8?>
8@
[email protected]
B:A =5
92- 8<@ +A :?'B A<B!A >7 7
$%
"
5@ =6?>?B= B:A 4=6 [email protected] 2> ?<A
&
!
:A >7 9A=?B -A [email protected] 4B:
4>
'
'
!
&
!
&
2<7 8=A 0B2 2- 4/ A<
A .B @ @9B ,= A>
?6A (?<.B597=B)B
:A 7/ ?'B
2<59?=: <?
)A @0%A
B#
<A9 @0
A+
;B" 5@>B); @
@>
@3 8% ;=
/8 <A3
#@ .B 4 ?B+AB =8@;<5;/9 @-9;'
:A =1A6 2<[email protected] A6?B3
63
!4 [email protected] B1; ?=5
A=@ @>
@ &4694 >:
B2- ;6;>:<@=;>
34 (A=<A
3?
3A ;/B@%/;5
:A
?5
=8?
?=
!4 @[email protected]@8<@ ;<B1 ?B6A% A5
@6
2> B17
>B> A(?>6;<B,>=;>:@
<4>
1, @6A9A A=A :A.B@ %<@
B
6?3 >7%B+ =?> B62>7
$
62 8A9<A ?5
"*
#$ *
@> ?B6A% A(?&'
* *
<?6 =A
'B
),
#
'
& **
%
"*
5? @> >7
)
:4<0@@3;[email protected];>
?B [email protected]?:BB-A@>B@
$
9?
B
B
B
B
B
<
B
<
<
B
B
B
B
B
B
B
B
B
B
B
B
<
<
<
<
<
<
<
B
B
<
<
<
<
B
<
<
B
B
B
B
B
B
B
B
B
B
B
B
B
B
B
B
<
<
<
<
B
B
B
B
B
B
B
B
<
<
<
<
B
B
B
B
<
<
<
<
<
<
<
B
<
<
<
<
<
<
<
<
<
<
<
<
<
B
B
>
>@
7>
2=7
5?
92= >2(<7 :A 5?<<A%28B, A=@ B17 .B8
.
B2-4>:A <@[email protected]
5@ .B "A =8B ?>B
B?% 3<A
6 8?> B!4A:B?% -;<@>B,>
5@ :464@&@
@ ,&
?<?/ 1A6?.55
)4 0@ B@<5@ ?
94= 0@ 9<?:?='B9<A=B)
57 ;>@ :A<A6
7 5A ?3A
@<9 @ >7 8;3 [email protected]
54 (7 32
0@
<:7 >4 :?
B B
>
:A <A=
4> A>
<5 85
B&7 B!4= B
" @> 3A
<
B
B
:?
>B8?>1:4<0 B;[email protected] 35 5A ?B+A B17 =7
7> :7
5 5<
( 7<9@ 7B* .[email protected] &B4<A
9?.B >A 632> <7>
8
B%2
;[email protected] A=A "$
@0B A8B4&
:?'B
/9?=
2(<7.B?B),=4/5
8<A
B
B
B
B
B
B
B
B
B
B
B
B
B
B
B
$
5 Mart 2015 Perşembe
Elif Akyüz beşinci kez dünyayı istiyor
SAKARYA - Wushuda
dört kez dünya şampiyonu
olan milli sporcu Elif
Akyüz, beşinci dünya şampiyonluğunu kazanmayı
hedefliyor.
Akyüz, AA muhabirine
yaptığı açıklamada, Nisan
ayında düzenlenecek
Türkiye Şampiyonası'nın
hazırlıklarını sürdürdüğünü
söyledi.
Sabah akşam antren-
Saha zeminlerine
"bilimsel" yaklaşım
man yaptığını belirten
Akyüz, "Aynı zamanda
okulu da idare etmeye
çalışıyorum. Şampiyona
sonrasında Kasım ayında
Endonezya'da Dünya
Şampiyonası var. Aslında
onun için çok çalışıyoruz.
Üst stilden katılacağım, o
yüzden her gün Çinli hocalarımla çalışıyorum" ifadesini kullandı.
(AA)
Trabzonspor'da
gollerin yarısı
Cardozo ve
Mehmet Ekici'den
İZMİR - Ege Üniversitesi Bayındır
Meslek Yüksekokulu Müdürü Prof. Dr.
Erhan Vecdi Küçükerbaş, yüksekokulları
bünyesinde bünyesinde açılan "Çim Alan
Tesis ve Yönetimi" programı mezunlarının
Gençlik ve Spor Bakanlığı'na ait futbol
sahalarında çalışmaları için bir protokol
yapma çalışmalarının devam ettiğini bildirdi.
Prof. Dr. Küçükerbaş, AA muhabirine
yaptığı açıklamada, okulları bünyesinde
2013-2014 akademik yılından itibaren
öğrenci alımına başlanan "Çim Alan Tesis
ve Yönetimi" programının ilk mezunlarını bu
sene vereceğini söyledi.
Çim alanların Türkiye'de gelişim içinde
olduğunu kaydeden Prof. Dr. Küçükerbaş,
şöyle konuştu:
"Türkiye'de çim alanları ve sektörü ilerliyor. Çim ve zemin dediğimizde aklımıza futbol geliyor ama bunun dışında Antalya bölgesinde 15'i geçen ve 50'lere varacağı söylenen golf alanları var. Bunların bakımı ve
yönetimi söz konusu. Çimler ve yeşil alanlar her geçen gün önemsenmeye başladı.
Türkiye'de sadece ziraat mühendisleri ve
peyzaj mimarlarının haftada 4 saat bu
konuda eğitildiklerini dikkate alırsak, bu
konuda uzman varlığından söz edemeyiz,
bu eksiklik hep kendini hissettirdi. Çok
önemli bir sektör, çok ciddi rakamlarla
konuşulabilen bir dönemi yaşayan
Türkiye'de gerçek uzmanlar yetiştirmemiz
gerektiğini düşündük. Senato ve rektör
hocamızın desteğiyle YÖK'e başvurumuzu
yaptık ve 2013-2014 yılından itibaren
öğrenci alımına başladık."
Küçükerbaş, futbol sahalarının zeminleri
konusunda bakanlığın çok hassas olduğuna
dikkati çekerek, "Bakanlık bizimle irtibat
içinde, bir ay önce bakanımızın başdanışmanı ile Ankara'da görüştük, toplantı yaptık, bu toplantıyı onlar önermişti.
Mezunlarımızın özellikle Gençlik ve Spor
Bakanlığı'na ait futbol sahalarında göreve
başlamaları için bir protokol imzalama
çalışmaları sürüyor" şeklinde konuştu.
(AA)
Milli atıcının hedefi Rio'dan madalyayla dönmek
ORDU - Türkiye Bedensel Engelliler Atıcılık Milli
Takımı sporcusu Çağla Atakal, katılma hakkı elde ettiği
2016 Rio Olimpiyatları'nda madalya kazanmayı hedefliyor.
Milli takımın yanı sıra Altınordu Tekerlekli Sandalye
Basketbol Takımı sporcusu olan Çağla Atakal, AA muhabirine, geçen ağustos ayında Almanya'da düzenlenen
Bedensel Engelliler Dünya Atıcılık Şampiyonası'nda 10
metre havalı tüfek atışlarında aldığı gümüş madalyayla
2016 Rio Olimpiyatları'na katılma hakkı kazandığını hatırlattı.
Atakal, milli takım kampları dışında yeterli ölçüde
antrenman yapamadıklarının altını çizerek, önlerine çıkan
tüm engellere rağmen başarıya uzanan yolda hedeflerinden hiçbir gün sapma olmadığını dile getirdi.
Son olarak Mersin'deki Türkiye Atıcılık
Şampiyonası'nda 10 metre atışlarından da ikincilik elde
ettiğini vurgulayan Atakal, milli takım kamplarının başarısında önemli bir yer tuttuğunu belirtti.
Milli sporcu Çağla Atakal, 2016 Rio Olimpiyatları'na
zor şartlar altında hazırlandıklarını anlatarak, Bedensel
Engelliler Spor Kulübüne ait poligonun yetersizliği nedeniyle bazı dönemler hiç antrenman yapamadığını savundu. Ordu'daki kulüp poligonunun soğuk olmasının yanında ışığının da çalışma şartlarına uygun olmadığını dile
getiren Atakal, "Açıkçası burada hiç antrenman yapmadan olimpiyatlara hazırlanıyorum. Sadece mili takım
kamplarında antrenman yapabiliyorum. Şampiyona ile
çalışma süresi arasında fazla zaman olmuyor ama artık
kendi becerimizle bir şeyler yapmaya çalışıyoruz.
Sorunlara rağmen hedefimde 2016 Rio
Olimpiyatları'ndan altın madalyayla dönmek var" ifadesini kullandı.
Öte yandan, Ordu Gençlik Hizmetleri ve Spor İl
Müdürlüğü tarafından kentte poligon yapılması amacıyla
çalışmaların devam ettiği bildirildi.
İl Müdürlüğü yetkililerinden alınan bilgiye göre,
Durugöl Mahallesi'nde yapılması planlanan poligon için
yer tespit çalışmalarının sürdüğü, söz konusu çalışmanın
tamamlanmasının ardından proje hazırlığına başlanacağı
öğrenildi. (AA)
TRABZON - Spor Toto Süper Lig'de
Kardemir Karabükspor'u 3-2 yenen
Trabzonspor'da attıkları gollerle galibiyette
önemli rol oynayan Mehmet Ekici ve Cardozo,
ligin 22 haftalık bölümünde de bordo-mavili
takımın gol yükünü çektiler.
Benfica'dan kadroya dahil edilen Paraguaylı
Cardozo 13, Werder Bremen'den transfer edilen
Mehmet Ekici de 8 gol olmak üzere bordomavili takımın ligin 22. haftası sonundaki 41
golünün 21'ini kaydederek gollerin yarısını attılar.
Cardozo, ligde Gençlerbirliği maçında 3, Torku
Konyaspor ve Medicana Sivasspor maçlarında
ikişer, Gaziantepspor, İstanbul Başakşehir,
Mersin İdmanyurdu, Balıkesirspor, Suat Altın
İnşaat Kayseri Erciyesspor ve Kardemir
Karabükspor maçlarında birer kez rakip fileleri
havalandırdı.
Mehmet Ekici de Akhisar Belediyespor,
Balıkesirspor, Medicana Sivasspor, Suat Altın
İnşaat Kayseri Erciyesspor, İstanbul Başakşehir,
Kasımpaşa maçlarında birer, dünkü Kardemir
Karabükspor maçında da 2 gol kaydetti.
Ligde 37 puanla 6'ncı sırada bulunan
Trabzonspor, Cardozo ve Mehmet Ekici'nin gol
attığı maçlarda hiç yenilmedi.
Bordo-mavili takım, bu iki futbolcunun gol
attığı karşılaşmalarda 7 galibiyet, 5 beraberlik
alarak 26 puan topladı.
Cardozo ve Mehmet Ekici, Spor Toto Süper
Lig, Ziraat Türkiye Kupası ve UEFA Avrupa Ligi
maçlarında olmak üzere resmi maçlarda toplam
25 gol kaydetti. (AA)
Mitrovic, penaltıları
AFFETMİYOR
MERSİN - Mersin İdmanyurdu'nda başarılı
performansı ve takımı sahiplenmesi nedeniyle
taraftarların "cumhurbaşkanı" diye adlandırdığı
Sırp futbolcu Milan Mitrovic, defansta gösterdiği
başarının yanında attığı penaltı golleriyle de öne
çıkıyor.
AA muhabirinin derlediği bilgilere göre, 20122013 sezonu ara transfer döneminde kırmızılacivertli ekibe katılan Mitrovic, takımı PTT 1.
Lig'e düşmesine rağmen Mersin
İdmanyurdu'nun yeniden Spor Toto Süper Lig'e
çıkma mücadelesinde önemli rol oynadı.
Bu sezon da ortaya koyduğu performansla
futbolseverlerin takdirini toplayan Mitrovic,
defansta Servet Çetin'le Rıza Çalımbay'ın gözdesi oldu.
Kırmızı-lacivertli ekibin ilk yarıda yaptığı
Trabzonspor maçında Futacs, Balıkesirspor
maçında ise Oktay Delibalta penaltılardan yararlanamayınca bu görev, Çalımbay tarafından
Mitrovic'e verildi.
5 Mart 2015 Perşembe
Irak'ta, terör örgütü IŞİD'in saldırıları nedeniyle Musul'un Şengal Dağı'na
sığınan Yezidilerin yaşadıkları yürek yakıyor. On bini aşkın Yezidi'nin kaldığı,
Şengal Dağı'ndaki çadır kamplarda, elektrik ve su yok. Sığınmacılar, ısınma
sorunlarını dağdan topladıkları çalı çırpılarla çözmeye çalışıyor. Aynı yöntemlerle ekmeklerini pişiriyorlar. Yezidiler, iletişim ihtiyaçlarını ise her çadırın
yanına kurdukları küçük güneş panelleriyle şarj ettikleri cep telefonlarıyla
gideriyor. Su ihtiyaçlarını bölgede bulunan kaynaklardan gidermeye çalışıyorlar. Ancak temizlik için yeterli suyun olmadığı belirtiliyor.
İçme suyu ise bazı yerlerde bulunan çeşmelerden
eşeklerle çadırlara taşınıyor.
Çay, Darfur’da
kutsal bir içecek
olarak görülüyor
HARTUM - MUHAMMED
EL-HATİM - Sudan'ın Darfur
eyaletinde kabileler, kutsal
bir içeçek olarak gördükleri
çay için özel törenler düzenliyor.
Çaya tutkunluğun, belli
ritüellerle özel törenlere
dönüştürüldüğü Darfur'da,
çaya şiirler ve şarkılarla
övgülerde bulunuluyor.
Kabileler tarafından
"Meclis Berakime" şeklinde
isimlendirilen bu törenlerde,
halkaya katılan üyelerin "çay
suyunu kaynatma", "çayı
bardaklara doldurma", "çayları servis etme", "törendeki
muhtemel ihlalleri kontrol" ve
"ihlaller için cezaların belirlenmesi" gibi özel görevleri
bulunuyor.
Kadın, erkek, büyük, küçük
herkesin katılabileceği bu
törenlerde, aynı elbiseyi
giyme mecburiyeti bulunuyor.
Erkekler beyaz cellabiye,
kadınlar ise sadece yüzlerinin göründüğü ve dikişsiz
büyük bir kumaş parçasını
üzerlerine doladıkları "Tob"
adında bir kıyafet giyiyor.
Meclis Berakime'de çayın
hazırlanışı ve servisinde
erkekler hizmet ediyor.
Kadınlar ise sadece şarkı ve
şiir okuma görevlerini
üstleniyor.
Katılımcıların bağışlarının
ve para cezalarının toplandığı bir kasanın
buludnuğu mecliste, kasayla
ilgilenen görevli gerekli
harcamaları yaparak, zorda
kalanlara yardım ediyor.
Meclislerden birinde
"Sekreter" ismiyle görev
yapan en yetkili kişi Adem
ed-Dud, AA muhabirine,
merasimler için belirli bir
zaman kısıtlaması bulunmadığını, bazen 4 saatten
fazla sürebildiğini söyledi.
Meclisin yasaklarına da
değinen Dud, çayın yerine
başka bir içeçeğin kesinlikle
ikram edilmediğini, çayı
tamamen bitirmeden bardağın yere konmasının ve
dibinde az da olsa çay
bırakılmasının yasak
olduğunu, söz konusu durumun çaya verilen kıymeti
hafife almak şeklinde
görüldüğünü kaydetti.
Adem ed-Dud, şarkı
söyleyenlerin ya da şiir
okuyanların dikkatini dağıtacak hareketler yapmanın ve
ihlalleri kontrol eden görevliden izin alınmadan meclise
girme ya da çıkmanın da
yasak olduğunu belirterek,
meclise katılanların içki
içmesinin kesinlikle yasak
olduğunu, merasim sırasında
sigara içmenin de uygun
görülmediğini ifade etti.(AA)
MUSUL - IŞİD'in, 3 Ağustos 2014'te
Şengal'e saldırıp ilçeyi kontrolüne alması
üzerine bölgeyi terk eden 400 bin
Yezidi'den 10 bini, 7 ayı aşkın süredir
Şengal Dağı'nda yaşıyor. Kendi imkanlarıyla
kurdukları derme çatma çadırlarda kalan
Yezidiler, imkansızlıklar içinde hayatta
kalma mücadelesi veriyor.
Bölgedeki AA muhabirinin edindiği bilgilere göre, 18 Ocak'ta Irak Kürt Bölgesel
Yönetimi'nin (IKBY) silahlı gücü
Peşmergenin gerçekleştirdiği Şengal
operasyonuna rağmen Yezidilerin durumlarında yeni çadır edinme dışında herhangi
bir değişim yaşanmadı. Yezidi sığınmacıların, yiyecek, içecek ve giyecek noktasındaki sıkıntıları artarak devam ediyor.
Peşmergenin kontrol ettiği yerleşim birimlerine oldukça uzak olan Şengal Dağı, 75
kilometre uzunluğunda. En yüksek noktaları
bin metreyi bulan Şengal Dağı'nın güneyi
Musul'a, kuzeyi ise Suriye'ye bakıyor. Dağın
güneyinde yer alan Şengal'den uzaklaşmak
istemedikleri için aylardır yüksek bölgedeki
vadilerde kalan Yezidiler, yardımların yeterince ulaştırılamaması nedeniyle dağ hayatı
yaşıyorlar.
yeterli suyun olmadığı belirtiliyor. İçme suyu
ise bazı yerlerde bulunan çeşmelerden
eşeklerle çadırlara taşınıyor.
Yezidi sığınmacılar yaşadıklarına isyan
ediyor. Şengal, IŞİD'den kurtarılana kadar
dağ başındaki yaşamlarına devam edeceklerini anlatan Yezidiler, uluslararası güçler,
Irak hükümeti ve IKBY'den acil yardım ve
ilçelerinin özgürleştirilmesini istiyor.
"KEŞKE, HALEpÇE'DEKI GİBİ
KİMYASALLARLA öLDüRüLSEYDİK"
Aylardır çocukları ve torunlarıyla çadırda
yaşam mücadelesi verdiklerini belirten
Hazer Halef isimli Yezidi kadın, bir oğlu ve
bir kızının IŞİD tarafından öldürüldüğünü,
diğer gençlerin ise savaşmaya gittiğini,
geriye yaşlı kadın ve erkeklerle küçük
çocukların kaldığını belirterek,
"Öldürülseydik belki de bu rezillikten kurtulurduk" dedi.
Taşların dibinde, çamurun içinde imkansızlıklar içinde yaşadıklarına dikkati çeken
Halef, "Çoğu kere şöyle düşünüyorum:
Keşke tıpkı Halepçe'de yapıldığı gibi bizleri
de kimyasal silahlarla öldürseydiler. O
zaman bir kere ölür, belki de kurtulurduk.
Oysa şimdi her gün ölüyoruz. Her
YOKLUKLARIN KAMpI
yakınımızın ölüm haberi bizleri kahrediyor. O
kadar ölüm haberi aldık ki artık yaşam
On bini aşkın Yezidi'nin kaldığı, Şengal
anlamsızlaştı bizim için" diye konuştu.
Dağı'ndaki çadır kamplarda, elektrik ve su
Irak merkezi hükümeti ile bölgesel Kürt
yok. Sığınmacılar, ısınma sorunlarını dağdan
topladıkları çalı çırpılarla çözmeye çalışıyor. yönetiminden yeteri kadar yardım alamadıklarını, gönderilen malzemelerin ise çürük ve
Aynı yöntemlerle ekmeklerini pişiriyorlar.
Yezidiler, iletişim ihtiyaçlarını ise her çadırın eski olduğunu aktaran Halef, "Doktor yok.
Dağ başında hastalanan bir kişi, Duhok ya
yanına kurdukları küçük güneş panelleriyle
da Zaho'ya gidene kadar yolda ölüyor.
şarj ettikleri cep telefonlarıyla gideriyor. Su
ihtiyaçlarını bölgede bulunan kaynaklardan Daha geçen gün burada bir çadır yandı ve
iki çocuk öldü" ifadelerini kullandı. (AA)
gidermeye çalışıyorlar. Ancak temizlik için
“Akrobasi uçaklarının
gösterisi” nefes kesti
Avustralya'nın
Geelong
kentinde
düzenlenen
Avustralya
Uluslararası
Havacılık Fuarı
"Avalon
Airshow"un son
gününde
sunulan
akrobasi gösterisi heyecanla
izlendi.
MELBOURNE - Fuar
çerçevesinde düzenlenen
akrobasi gösterisinin yapıldığı
alanı ve fuar alanını dolduran
on binlerce kişi, ateş topuna
dönüşen patlamalar üzerinden
hızla geçen akrobasi uçaklarını, savaş uçaklarının ses
hızını aşarak yaptıkları hareketleri, helikopterlerin uyumlu
manevralarını büyük ilgiyle
izledi.
Fuarı gezen ziyaretçiler,
savaş uçaklarından yolcu
uçaklarına, özel jetlerden kurtarma uçaklarına, yangın
söndürme uçaklarından
helikopterlere, zırhlı araçlardan
tanklara, savunma sanayisinden savaş teknolojilerine kadar
ilgi duydukları alanlarda bilgi
alma imkanına sahip oldu.
Türkiye sTandi
Fuarda Türkiye'yi temsil
eden Roketsan firması, ürettiği
füzelerin tanıtımını yaptı.
Standı ziyaret eden
Avustralyalı Türklerden Şengül
Ulusan, AA muhabirine yaptığı
açıklamada, Roketsan'ı fuarda
görmekten mutlu olduklarını
belirtti.
Çanakkale savaşi
canlandirildi
"Onurlu
düşmanlarimiz"
Avustralya askerini canlandıran Graham Savic, AA
muhabirine yaptığı açıklamada,
bu savaşta çok sayıda kişinin
öldüğüne işaret ederek Türk
askerlerinden ve Atatürk'ten
övgüyle söz etti. Savic, "Onlar
Çanakkale Savaşları'nın
100. yılı nedeniyle fuar alanın- bizim onurlu düşmanlarımız.
da "Anzak Ruhunun 100. Yılı" Türkiye'ye gittim, oradaki savaş
alanlarını gezdim. Atatürk gibi
temalı özel bir bölüm açıldı.
Özel bölümde savaşa katılan- savaşta onurlu olanları da.
Gerçekten onları (Anzakları)
larla ilgili anıların yer aldığı
kendi evlatları gibi aldı, anıtın
panoların yanı sıra
Avustralya'nın savaştığı
ülkelerin bayraklarının asıldığı
çadır müze kuruldu. Çadır
müzede savaş dönemine ait
silahlar, yöresel kıyafetler ve
savaş döneminden kalma
malzemeler sergilendi.
Fuarda ayrıca karşılıklı
siperlerde çatışan temsili
Avustralya ve Türk askerleri,
Çanakkale Savaşı'nı canlandırdı.
Canlandırmada, Türk
bayrağı bulunan siperlere yerleşen temsili Türk askerleri ile
Avustralyalılar makineli tüfek
ve piyade tüfekleriyle
dakikalarca çatıştı, yaralılar
sedyelerle ilkyardım çadırlarına taşındı. Ziyaretçilere de bu
sırada savaşla ilgili bilgi verildi.
üzerinde de öyle yazıyor" dedi.
Türk askerini canlandıran
Avustralyalı William Smith,
"Mustafa Kemal Atatürk askerlerine 'Ben size savaşmayı değil
ölmeyi emrediyorum' demiş
çünkü başka çareleri yoktu,
onlar topraklarını savunuyorlardı. O an savunmasalardı
Avustralyalılar İstanbul'a kadar
gidebilirdi" diye konuştu.
Çanakkale Savaşları'nın 100.
yılı nedeniyle Avustralya'nın
birçok yerinde yıl içinde farklı
etkinliklerin düzenlenmesi bekleniyor. (AA)
Download

Abdüllatif Şener`i dinleyince…