• Yüzün ve ağız boşluğunun oluşumu i.u.
hayatın 2.ayında gerçekleşir.
BEYİN
BRANŞİYAL/FARİNGEAL
ARRKLAR
25
GÜNLÜK
EMBRİO
• Baş ve çene yapıları 1. ve 2. faringeal
arktan köken alırlar.
Göz
Bölgesi
Ağız
Boşluğu
BRANŞİYAL/FARİNGEAL
ARRKLAR
(YÜZ VE ÇENE YAPISINI
OLUŞTURURLAR)
Yüz ve ağız boşluğunun
gelişmesi:
• Bu bölgenin teşekkülü iki
alt çene, iki üst çene, iki
yan burun ve bir orta
burun olmak üzere 7 farklı
çıkıntının değişik hızda ve
derecede gelişmesiyle
olur. Bu çıkıntıların
birbirleriyle kaynaşmaları
esnasındaki bozukluklar
malformasyonların
oluşumuna yol açar.
MAXİLLER
PROSES
4 HAFTALIK
EMBRİO
5 HAFTALIK
EMBRİO
MANDİBULAR
PROSES
LATERAL
NASAL
PROSES
MEDİAN NASAL
PROSES
6 HAFTALIK
EMBRİO
GÖZ
NASAL
KAPSÜL
NASAL
SEPTAL
KIKIRDAK
PALATİN
KEMİK
MEDİAN EPİTEL
KENARI
MAXİLLA
MERKEL KIKIRDAĞI
DİŞ
GERMİ
MANDİBULA
DİL
BU PROSESLERİN GELECEKTE ALACAKLARI
• Embriyoda yüzün, burun boşluğunun, dil
ve damağın oluşumu ile ağız ve burun
boşluklarının birbirinden ayrılması birtakım
değişikliklerle olur. Bu değişiklikler 2
safhada incelenebilir
• 1.safha: 5.ve 6.haftalar esnasında yüzü
meydana getirecek bloklar gelişmeye
başlar. Ağız boşluğuyla yutak birleşmesi
olur, ayrıca burun boşlukları oluşur, bu
safhanın sonunda ağız boşluğuyla burun
boşluğu birbiriyle serbestçe temastadır ve
dil teşekkül etmiştir.
• 2. safha: 7.ve 8.haftalar esnasında
damağın geliştiği görülür. Ağız boşluğu ile
burun boşluğu birbirinden ayrılır. Yüzde en
çok görülen dudak ve damak yarığı gibi
fena teşekküller 2.safhadaki gelişim
bozukluklarından olur.
• 3 haftalık bir insan embriyonunda ilkel ağız
dediğimiz stomadeum, ilkel bağırsağı
meydana getiren endodermle temas
halindedir, ilkel ağzı döşeyen ektoderm ile
ilkel bağırsağı döşeyen endoderm
müşterek olarak buccofaringeal
membranı teşkil ederler. Bu membran 3-6
haftalık insan embriyonunda parçalanır,
ilkel ağızla bağırsak birleşir.
• İlkel ağız boşluğunun ektodermi yüzeysel
olarak yassı, bazal olarak silindirik
hücrelerden teşekkül etmiştir. Kesit
hazırlanırken kullanılan metotlar hücrenin
sitoplazmasında bulunan glikojeni yok
ettiğinden normal kesitlerde bu hücreler
boş görülür. Çünkü bu hücrelerin
sitoplazmaları, bol glikojen ihtiva eder,
L.P.P.
DİL
L.P.P.
MERKEL K.
Dil stomedumun ortasında yer alır,oblik bir şekilde
yerleşmiş olan lateral palatin prosesler ise dilin yan
sınırlarında yerleşmişlerdir.Mandibulanın
gelişiminde rol oynayan merkel kıkırdağı ise dil
tabanında yerleşmiştir.
• Ağız ektodermi mezenkimal doku üzerinde
yer alır ve her iki doku birbirinden bazal
membranla ayrılır. Alt ve üst çene kavsi
embriyonal hayatın 2.ayında, üzeri
ektodermle örtülü mezenkimal bir kitleden
oluşmaktadır.
• Buccofaringeal membranın yırtılmasından 2
veya 3 hafta sonra yeni embriyon 5-6 haftalık
iken diş teşekkülünün ilk belirtileri ortaya
çıkar.
MEZENŞİM
ORAL
EKTODERM
DENTAL LAMINA
EKTODERM
KALINLAŞMASI
Ağız ektoderminin bazal hücreleri
muayyen noktalarda diğer hücrelere
nazaran daha hızlı bir proliferasyon
temposu kazanırlar.
LAMINA
DENTAL ORGAN
Neticede ilerde teşekkül edecek dental ark
bölgesinde ektodermal bir kalınlaşma başlar,
başka bir deyimle bant teşekkül eder. Bu
kalınlaşmış banta ektodermal dental
lamina denir
DENTAL LAMİNA
• Daimi büyük azılar hariç bütün dişler
burada meydana gelir, dental lamina,
dental organı tam olarak teşkil etmek
üzere prolifere olduktan sonra dental
organ ile ağız mukozası arasındaki ilişki
dental laminanın yavaş yavaş
devamlılığını kaybetmesi ile azalmaya
başlar ve sonunda kaybolur. Dental organ
ilk dentin teşekkül ettiği zaman yavaş
yavaş diş laminasından ayrılır.
Dental laminanın fonksiyonları:
• 1-IU hayatın 2.ayı esnasında süt dişleri
embriyonlarının gelişmelerini temin eder,
• 2-Süt dişlerinin yerine gelecek daimi
dişlerin teşekküllerini başlatır. Her süt dişi
germinin lingualinde, daimi diş
pirimordiaları da dental laminadan
gelişmeye başlar, örneğin IU olarak 5.ayda
daimi kesiciler, 10 aylık bebekte 2.küçük
azı primordiaları oluşur.
Dental laminanın fonksiyonları:
• 3-Dental lamina 2.süt azısının distaline doğru
uzayarak daimi büyük azıları meydana
getirir.Bu faaliyet ilk kez 1. büyük azı için IU
hayatın 4.ayında başlar. Dental laminanın
distale doğru uzaması ve 2.büyük azı
primordiasının teşekkülü 1 yaşında, akıl dişi
için bu zaman 4-5 yaşındadır,
• 4-Dental laminanın tüm aktivitesi 4 veya 5
sene sürer, dental lamina diş primordiaları
oluştuktan kısa bir süre sonra ortadan kalkar
• Dental lamina dental organ takke şeklinde
iken bu organla geniş bir bantla bağlanır,
çan safhasında bağ dokusu hücrelerinin
fazlaca prolifere olmalarıyla dental lamina;
lateral dental lamina ve dental lamina
proper olarak 2’ye ayrılır
• Mezenkimal proliferasyon başlangıçta
dental laminada bir perforasyon meydana
getirmez, dental lamina proper, derin
kenarı boyunca prolifere olur, ve dental
organın lingualinde yer alarak daimi diş
primordialarının teşekkülünü hazırlar.
•Süt dişlerini oluşturacak olan dental organ
ağız epiteliyle olan ilişkisini artan mezodermal
proliferasyon ile kaybeder. Yani lateral dental
lamima ortadan kalkar, kalıntıları ise epitel
incileri (sere epitel artıkları) şeklinde
tezahür eder.
LAMiNA
Dental lamina
artıkları
DENTAL ORGAN
• Dental laminanın yanak ve dudak
tarafında ikinci bir epitelyal kalınlaşma
olur. Bu vestibüler laminadır. Zamanla
çukurlaşarak çenelerin alveol kısmı ile
yanak ve dudaklar arasındaki vestibülü
yapar.
Dental
lamina
Oral ektoderm
Vestibular
lamina
Zamanla
çukurlaşarak
çenelerin alveol
kısmı ile yanak
ve dudaklar
arasındaki
vestibülü yapar.
Mesenchyme
Bukkal kemik
gelişimi
DENTAL LAMINA
Lingualdeki kemik gelişimi
Süt dişi germi
Daimi diş germi
Simfiz
kıkırdağı
GÖZ
NASAL
KAPSÜL
NASAL
SEPTAL
KIKIRDAK
PALATİN
KEMİK
MEDİAN EPİTEL
KENARI
MAXİLLA
MERKEL KIKIRDAĞI
DİŞ
GERMİ
MANDİBULA
DİL
MANDİBULADA EKTODERM
MAXİLLADA EKTODERM
KALINLAŞMASI
DİL
KALINLAŞMASI
BEYİN
DİL
DENTAL LAMINA
X 40 BÜYÜTME
EKTOMEZENŞİMDE
DOKU
KALINLAŞMASI
DİL
STOMEDEUM
AÇIKLIĞI
X 100 BÜYÜTME
EKTODERM
MEZENŞİM
X 400
BÜYÜTME
• Mitoz ile çoğalma yalnız epitelde değil, aynı
zamanda bitişiğindeki mezodermde de görülür.
Dental laminanın süt dişlerini meydana
getireceği kısımlarda hücre çoğalması bandın
diğer kısımlarına nazaran daha fazladır. Bu
şekilde prolifere olan kısımlar ufak düğmecikler
meydana getirirler. Bu düğmecikler ektoderm
hücrelerinin alttaki mezenkim içine doğru
çoğalmasıyla meydana gelir. Bunlara diş
tomurcukları denir.
• Süt dişlerini meydana getirecek olan bu
diş tomurcukları alt ve üst çenede onar
tane olmak üzere meydana gelirler. Diş
tomurcuklarının hepsi aynı zamanda
meydana gelmezler. İlk önce ön
mandibular bölgede, sonra ön maksiler
bölgede ve son olarak da alt ve üst bukkal
bölgede diş tomurcukları görülür.
DENTAL LAMiNA
DENTAL LAMİNA MEVCUT DEĞİLSE
DİŞLER OLUŞMAZ
DİŞ HATTI DENTAL LAMİNANIN HATTINI
YANSITIR
DİŞ POZİSYONU DİŞ TOMURCUKLARININ
OTURDUĞU BÖLGEYE GÖRE ŞEKİLLENİR.
DENTAL ORGAN SAYISI KADAR DİŞ
GELİŞİR
• Her diş, bir diş tomurcuğundan gelişir. Gelişmiş
bir diş tomurcuğu (diş germi) 3 kısımdan
meydana gelmiştir:
• 1. Mine organı (dental organ): Ağız
ektoderminden gelişir ve dişin minesini yapar.
• 2. Diş papili (dental papil): Mezenkimden
gelişir. Dentin ve pulpa dokularını meydana
getirir.
• 3. Diş torbası (dental sac): Mezenkimden
gelişir. Dişin sement dokusuyla
periodonsiyumunu meydana getirir.
DİŞ GERMİ
DENTAL ORGAN
DENTAL LAMINA
(MİNE GELİŞİMİ)
EKTODERM
MEZENŞİM
DENTAL PAPIL
DENTİN PULPA GELİŞ
DENTAL SAC/FOLLIKÜL
ALVEOLAR KEMİK
PERİODONSİYUM
VESEMENT GELİŞ,
MİNE
DENTAL ORGAN
DENTAL LAMINA
MEZENŞİM
DENTIN
PULPA
SEMENT
DENTAL PAPILL
PDL
DENTAL SAC
ALVEOLAR KEMİK
A.
KEMİĞİ
DİŞLERİN GELİŞİM SAFHALARI
• Bir dişin gelişimi ve işlevliğini kazanması
birbirini izleyen dönemlerin sonunda
tamamlanır. Bu dönemler diş gelişimi
açısından taşıdıkları önemler de
belirtilerek şöyle sıralanabilir:
Başlangıç Safhası
Dental lamina ve diş germleri dişlerin
meydana gelebilmesi için gerekli bütün
özelliklere sahiptir. Spesifik hücreler özel
diş dokularının meydana gelmesinde rol
oynarlar. Dişlerin gelişimi bazen anormal
yerlerde görülebilir.
Örneğin overlerde
veya hipofizde diş
teşekkülüne benzer
oluşumlar görülebilir.
Buralarda dişler sanki
çene içerisinde
teşekkül ediyormuş
gibi gelişirler.. Bunlar
birer teratomdur.
Teratomlar 3 Gruba
Ayrılır.
1. Matür ( Benign)
2. Monodermal veya
özelleşmiş
3. İmmatür ( Malign)
• TERATOMLAR 3 GRUBA AYRILIR.
•
1. MATÜR ( BENİGN)
•
•
•
2. MONODERMAL veya ÖZELLEŞMİŞ
3. İMMATÜR ( MALİGN)
• Başlangıç safhası olmamışsa diş
teşekkülü görülmeyebilir veya diş
menşeili kistlerde olduğu gibi diş germi
patolojik bir görünüm kazanabilir.
Konjenital olarak üst daimi lateraller,
3.büyük azılar, alt 2.küçük azılar
teşekkül etmeyebilir. Bazı hallerde fazla
olarak teşekkül eden bir diş primordiası
diş kavsinde sürnümerer diş
görülmesine sebep olur
PROLİFERASYON DÖNEMİ
• İntrauterin (=rahim içi) yaşamın 4’ncü
haftasında embriyonun ağız boşluğunu
döşeyen bölgedeki ektodermde hiçbir gelişim
yoktur. Ayrıca çeneler, dudaklar, burun da
henüz meydana gelmemiştir.
• Proliferasyon (diğer bir değişle
hücrelerin artması) intrauterin
yaşamın 5. haftasında ağız
boşluğunu döşeyen ektodermin
mezoderm kökenli ilkel bağ dokusu
(ektomezenkim) içerisine iki ayrı
noktadan prolifere olmasıyla başlar ve
gelişim olayları ilerler.
Proliferasyon Dönemi :
• Intraüterin (rahimiçi)
yaşamının 5. haftasında DENTAL
ilerde dişlerin oluşacağı LAMİNA
bölgede bulunan
ektoderm ve mezoderm
tabakalarının
hücrelerinde sayıca
artma (proliferasyon)
izlenir. Dental arkın
oluşacağı bölge
MERKEL
kalınlaşır
KIKIRDAĞI
Histodifferansiyasyon Dönemi :
• Dişlerin gelişeceği bölgelerde çoğalmış
olan ekdoderm ve mezoderm hücreleri
ilerde diş dokularının bazılarını
yapabilecek, onları geliştirebilecek
şekilde değişim gösterirler ve dokuyu
oluşturabilecek yetenek kazanırlar. Bu
dokuya yönelik hücre değişimine
histodifferansiyasyon denir.
Histodifferansiyasyon olayı intrauterin
13. haftaya kadar sürer.
• Hücre proliferasyonu bu safhada azalmış
ve hücreler kendilerini alacakları yeni
fonksiyona göre hazırlamaya
başlamışlardır. Bu safhada belirgin olarak
dental organın çan safhasına eriştiği ve
dentin ve mine apozisyonunun
başlamasından önceki en hızlı gelişimi
gösterdiği izlenir.
• İç mine epitelinin mezenkim üzerindeki
organize edici tesiri çan safhasında
papildeki komşu hücrelerin odontoblastlara
dönüşmesini sağlar. Dentin teşekkülünü
takiben iç mine epiteli hücreleri,
amoloblastlara dönüşürler ve mine dentine
zıt yönde döşenmeye başlar.
• Mine teşekkülü için dentin varlığı şarttır.
Doku kültürü yapılan ameloblastların
dentinle temasları olmadıkları takdirde
mine matriksini döşeyemedikleri tespit
edilmiştir.
• Dentin teşekülü, mine teşekkülünden önce
olup mine matriksi için lüzumludur. A
vitamini eksikliğinde ameloblastlar
gerektiği şekilde değişikliğe uğramazlar.
Neticede bu hücrelerin komşu hücreler
üzerindeki organize edici tesirleri gerektiği
gibi olmadığından dentin oluşumunda da
bozukluk görülür. Bu şekilde oluşan atipik
dentine osteo dentin denir.
Histogenez Dönemi
• Histodifferansiyasyona uğramış hücrelerin
diş dokularını yaptıkları doku, sertdoku
olduğundan birbirini izleyen iki aşamada
gerçekleşebilir:
A) Histoformasyon (Morfogenez,
Morfodiferasyon):
• İleride oluşacak sertdokunun organik
matriksinin (organik kalıbının) yapıldığı
dönemdir.Dişlerin bazal şekilleri istikbalde
alacakları büyüklük, morfodiferasyon ile
olur, ileri çan safhası yalnız
histodiferasyonu değil , aynı zamanda
kuronun morfodiferasyonunu da kapsar.
Morfodiferasyonun teşekkülü ile mine
dentin sınırı belirlenir.
• Mine dentin ve dentin-sement bileşimi, her
diş için farklı, karakteristik olmasına
rağman ameloblastlar mine, odontoblastlar
dentin, sementoblastlar ise sement
dokularını döşerler. Bu şekilde dişler
karaktaristik şekil ve büyüklüğünü kazanır.
• Morfodiferasyonda görülen bozukluklar
ameloblast ve odontoblastların fonksiyonunu
bozmaksızın şekil ve diş hacmini etkileyebilir.
Örneğin; fazladan teşekkül eden tüberküller,
kökler veya kök ve tüberküllerin kaybıyla koni
şeklinde ve tornavida ucu görünümünde dişler
oluşabilir, sifilitik olarak doğan çocuklarda tipik
hutchinson dişlerinin meydana gelmesi
morfodiferasyon devresinde triponema
pallidumların sebep olduğu bozukluk
sunucudur.
B) Mineralizasyon
• Oluşan organik doku modelinin içine
mineral tuzlarının çökelmesi,
mineralizasyon olayı ve dokunun fiziksel
olarak sertlik kazandığı dönem.
• Mine ve dentinin apozisyonel gelişimi
ekstra sellüler matriksin tabakalar şeklinde
birikmesiyle olur, bu bakımdan bu tip
gelişme, birikme şeklinde bir gelişmedir,
apozisyonel gelişim ekstrasellüler
materyalin muntazam ve ritmik olarak
birikmesiyle karakterize olur, aktivite
peryotları ve dinlenme zamanları muayyen
aralıklarla olur.
Erüpsiyon
• Gelişmiş dişin işlevlik görebilmesi için
dişin çene kemiği içinde hareket etmesi ve
ağız mukozasını delip çiğneme düzlemine
ulaşma olaylarının tümünü kapsayan
dönemdir.
TOMURCUK DÖNEMİ
• Diş pervazı üzerinde on
noktada hücre
poliproliferasyonu devam eder
ve epitel hücrelerinden oluşmuş
on tane tomurcuk şeklinde kitle
ortaya çıkar. Bu her epitel
tomurcuğu birer epitel sap ile
diş pervazına bağlıdır. Her
epitel tomurcuğunun bulunduğu
yerde ileride bir süt dişi
gelişecektir.
LAMiNA
DENTAL ORGAN
BUD STAGE- TOMURCUK DÖNEMİ
DENTAL LAMİNADAN
TOMURCUĞUN OLUŞMASI
ODONTOGENİC
MESENCHYME
GELECEK ADIM ; TAKKE
SAFHASINA GEÇİŞ
Dental laminanın ektomezenşim içine sürekli
proliferasyonu dental laminanın distal ucunda diş
tomurcuğunun şekillenmesi ile sonuçlanır.
Mandibulada Bir Diş Tomucuğu ,
X100 Büyütme
Mandibulada bir Diş Tomucuğu ,
X 200 Büyütme
TAKKE DÖNEMİ
• Tomurcuğun periferinde ekvator bölgesinde
hücre çoğalmasının hızlı devamı buna
karşılık kutup bölgesinde çoğalmanın yavaş
olması sonucunda tomurcuk bir süre sonra
bir takke şeklini alır.
• Tomurcuk takke şeklini alırken olaya
başlıca şu değişikliklerde eşlik eder.
TAKKE ŞEKLİNİ ALAN EPİTEL KİTLESİ İÇİNDE HÜCRELER
YEREL AYRICALIKLAR GÖSTERMEYE BAŞLARLAR. BU
AŞAMADA, TAKKEYE MİNE ORGANI ADI VERİLİR BU
DÖNEMDE MİNE ORGANI HÜRESEL VE DOKUSAL
FARKLILAŞMALAR GÖSTERİR.
Dıştaki epitel hücreleri kübik olup, bir sıra oluştururlar.
Bunlara dış mine epiteli hücreleri (dış diş epiteli
hücreleri ) adı verilir. Takkenin konkav, içeri çökük
kısmındaki hücreler ise silindirik görünüm alıp, onlar da
bir sıra oluştururlar. Bu epitel sırasına “iç mine epiteli”
(İç diş epiteli ) adı verilir.
İç mine epiteli hücrelerinin üzerinde bir sıra gene kübik
görünümde epitel hücreleri dizilidir. Bu tabakaya “stratum
intermedium” adı verilir. Takkenin ortasındaki epitel hücreleri
arasında ise intersellüler aralık genişler. Hücreler uzantıları ile
birbirlerine değerler. Bu orta bölgeye, görünümü, gevşek bağ
dokusuna, gelişmiş bir dişin pulpa dokusuna benzemesi
nedeniyle “mine pulpası” adı verilir.
DIŞ DİŞ EPİTELİ
MİNE
DÜĞÜMÜ
STELLATE
RETİCULUM
HÜCRELERİ
DENTAL LAMİNA
Stratum intermedium
Basal lamina
İÇ DİŞ EPİTELİ
TAKKE SAFHASINDA DİŞİN
POZİSYONU VE BÜYÜKLÜĞÜ
BELİRLENİR
MİNE DÜĞÜMÜ
(ENAMEL KNOT)
• Molar dişlerin morfogenezinde primer ve
seconder mine düğümleri anahtar rolü
oynamaktadır.
• Primer mine düğümü takke safhasına
geçilmeden hemen önce dental epitelin
ucunda belirir.Çeşitli sinyaller [ bone
morphogenetic proteins (Bmps), fibroblast
growth factors (Fgfs), Wnts and hedgehog (Hh),]
ileterek sinyal düzenleme merkezi olarak
görev yaparak erken diş gelişimini kontrol
eder.
• Seconder mine düğümleri ise çan
safhasında oluşur ve tüberkül tepelerinin
yerini belirleyerek yükselmelerini sağlar
ancak sinyal mekanizmaları tam olarak
bilinmemektedir.
DİL
MANDİBULADA
TAKKE
SAFHASINDAKİ
BİR DİŞ GERMİ
MİNE
DÜĞÜMÜ
•
Takkeyi diş pervazına bağlayan epitel
sapı incelir. Bu epitel sapa Lateral diş
bandı adı verilir.
• Lateral diş bandı üzerinde değişik yöne
doğru (palatinal ya da lingual yöne
doğru) bir epitel proliferasyonu daha olur.
Bu epitel proliferasyonu süt dişi
gelişiminde izlenebilecek tüm aşamaları
geçirip sürekli dişleri oluşturacaktır.
•Süt dişlerini oluşturacak olan dental organ
ağız epiteliyle olan ilişkisini artan mezodermal
proliferasyon ile kaybeder. Yani lateral dental
lamima ortadan kalkar, kalıntıları ise epitel
incileri (sere epitel artıkları) şeklinde
tezahür eder.
LAMiNA
Dental lamina
artıkları
DENTAL ORGAN
•
Takke görünümündeki epitel kitlesinin
konkav tarafındaki iç mine epiteli
hücreleri karşılarında bulunan mezenkim
hücreleri üzerinde bir etkileyerek
pluripotent mezenkimal bağ dokusu
hücrelerini (ektomezenkim hücreleri)
hücre organizasyonu açısından değişime
uğratırlar ve protein sentezinde aktif
olabilecek bir gelişim başlar.
• Hücreler silindirik görünüm alıp içlerinde
bulunan granüler tipte endoplazmatik
retikulumlar belirginleşir. Takke ve konkav
bölümü dolduran bağ dokusu çevresinde
fibröz bir kapsül oluşur ve bu kapsül diş
germini sarar. Bu kapsüle “diş torbacığı”
adı verilir.
Dental Epitel
İçe doğru yaklaşır.
Stellate reticulum
Tüberküller üzerinde
azalır
Knot hüreleri
dental papile
Stratum intermedium
sinyaller iletir
DENTAL PAPIL
İç ve dış epitel servikal lupu
oluşturmak üzere birleşir
DENTAL SAC/ DİŞ
• Takke döneminde oluşan değişiklikler
gerçekte histodifferansiyasyonun
başlaması olayıdır.
Takke safhasının sonunda çan safhasının
başlangıcında
• Dental organın doku tabakaları belirir.
• Kronun dış hatları belirmiştir
• Odontoblastlar ve ameloblastlar
belirmemiştir
• 12-13 embriyonal hafta sonuna doğru
takke şeklindeki mine organı gelişip bir
çan şeklini alır. Aynı oluşuma “Çan
Organı” adı da verilir. Çan şeklini alma
sırasında hücrelerdeki
histodifferansiyasyon da ilerler ve özellikle
iç mine epiteli hücreleri ilerde mine
dokusunu üretebilecek özelliklerin tümüne
erişirler.
• Bu dönemde çan
organın iç
yüzeyindeki yani
konkav yüzeyindeki
hücrelere
“ameloblastlar” adı
verilir.
• Amoloblastların karşısına
dizili mezenkimal
bağdokusu kökenli silindirik
hücreler de artık bu
dönemde dentin dokusunu
üretebilecek tüm özellik ve
yeteneklere sahiptirler. Bu
hücrelere odontoblast
hücreleri adı verilir.
• Odontoblast hücreleri ameloblast
hücrelerin karşısında onlara paralel bir
şekilde ve yan yana dizilmişlerdir.
Odontoblast hücreleri, önce iç mine epiteli
hücreleri”nin sonra da onların ileri aşaması
olan ameloblast hücrelerinin, ilkel
mezenkimal bağ dokusu hücreleri üzerine
yaptıkları etki ile oluşmuşlardır.
• Çan organının konkav kısmını içine
dolduran bağdokusuna dental papilla adı
verilir. Dental papillanın periferinde
bulunan odontoblastlar ameloblastlara
karşıt bir dizi oluştururlar. Bağdokusu
kökenli dental papilla ile epitel kökenli çan
organı arasında “membrana formativa”
adı verilen bir bazal membran (sınır
membranı) vardır.
• Diş embriyonunun tümünü diş torbası
veya foliküler torba adı verilen ve
bağdokusundan oluşmuş bir kapsül, (diş
kapsülü) sarar.
ÇAN
• With continuing proliferation and differentiation of the
tooth germ, the enamel organ assumes the shape of a
bell which envelops the dental papilla. A new layer of
cells termed the stratum intermedium appears between
the inner enamel epithelium and the stellate reticulum. A
dental lamina connects the outer enamel epithelium of
the enamel organ to the oral epithelium. The distal end
of the proliferating dental lamina forms the anlage of the
permanent tooth, the so-called successional lamina.
The third component of the tooth germ is the dental sac
which is a concentration of mesenchymal connective
tissue that encircles the enamel organ and the dental
papilla. H&E, 30x
• Identify the three
parts of the tooth
germ and the four
layers of the enamel
organ. H&E, 40x
Dental Epitel
İçe doğru yaklaşır.
Knot hüreleri
Stellate reticulum
Tüberküller üzerinde
azalır
dental papile
sinyaller iletir
Stratum intermedium
DENTAL PAPIL
İç ve dış epitel servikal lupu
oluşturmak üzere birleşir
DENTAL SAC/ DİŞ
Dış dental epitel aşağıya
doğru çöker
Stellate reticulum
tüberküller üzerindeazalı
Knot hücreleri
papile sinyaller
gönderir
DENTAL LAMINA
üst kısım dejenere olur
alt kısım 2ç tomurcuğu
oluştururç
Papilin dışındaki
hücreler odontoblastlar
haline dönüşür
Dental
papil
pulpa
haline
gelmeye
başlar
İçe doğru gelişen pulpal
damarlar
Dentin ilk olarak predentin olarak
şekillenir ve iç dental epitele
ameloblast haline gelmesi için
sinyaller gönderir
Stellate reticulum
hücreleri apikale
hareket eder
DENTAL
PAPİL
PULPA
HALİNE
GELMEK
TEDİR
DENTAL SAC
OLUŞMAMIŞ
Odontoblastslar
tüberkül dentinini
oluşturur
Servikal loop
apikale doğru
kron
yayılmasını
düzenler
GELİŞEN PULPA
DAMARLARI
meloblastlar
entin
DENTAL SAC
Capillaries
ameloblastslara yaklaşır
Ameloblastlar
tüberkül minesini
oluşturur
İÇ MİNE
EPİTELİ
DİŞ
TORBASI
ST ELLATE
RETİCULUM
DIŞ MİNE
EPİTELİ
ST RATUM
İNTERMEDİUM
DENTAL
PAPİL
DİŞ TORBASI
ST ELLATE RETİCULUM
• Higher power of
image 31. The layers
of the tooth germ are
shown as they appear
at the top of the bell.
H&E, 200x
İÇ MİNE EPİTELİ
DIŞ MİNE
EPİTELİ
ST RATUM İNTERMEDİUM
DENTAL
PAPİL
STELLATE
RETİCULUM
DENTAL PAPİL
YILDIZ
ŞEKLİNDEKİ
HÜCRELER
STRATUM
İNTERMEDİUM
İÇ MİNE EPİTELİ
YASSI HÜCRELER
ÇUBUKSU HÜCRELER
Diş torbası kan damarları açısından
oldukça zengindir
İLERİDE DAİMİ DİŞİ
OLUŞTURACAK OLAN
DAİMİ DİŞ
TOMURCUĞU
• Histodifferansiyasyon dönemi sonunda
çan organı ve dental papillada bulunan
hücrelerin özellikleri birbirlerinden çok
farklıdır.
ÇAN ORGANI KAPSAMINDAKİ
HÜCRELER
• Çan organı; ameloblast tabakası, stratum
intermedium tabakası, mine pulpası ve dış
mine epitelinden oluşmuştur.
Ameloblastlar
• Ameloblastlar silindirik görünümde ya da
ampul şeklinde, boyutları 30 - 40 - 10
ya da 7 olan asidofilik hücrelerdir.
Hücreler sıkı bir düzende yan yana
dizilmiş olup aralarında desmozom tipi
bağlantılar vardır. Hücrelerin nukleusları
bazalde olup, sitoplazmaları granüllüdür.
Ameloblastların sitokimyasal özellikleri de
kısaca şöyle özetlenebilir.
• Hücreler RNA’dan zengin olup, bol
ribozom taşırlar. Sitoplazmalarında
bulunan protein eriyik haldedir. Geç
dönemde çok az lifsel proteine de
rastlanabilir. Ameloblast sitoplazması
içinde daha başka maddeler de vardır. Bu
maddeler mukopolisakkaritler, glikojen ve
az oranda lipitlerdir.
• Ayrıca kalsiyum ve fosfat iyonları da ester
kompleksleri halinde depolanmıştır. Hücre
içinde alkalen fosfatozlar ve oksidadif
enzimler de bulunmaktadır
İç mine epiteli
• Tek tabaka halinde
dizilmiş hücrelerden
oluşur, bu hücreler
dentin oluşumu öncesi
uzun silindirik hücreler
olan ameloblastlara
dönüşürler, yatay
kesitlerde mine
prizmalarına benzer,
altıgen şekildedir,
altlarındaki mezenkim
hücrelerine etki ederek
odontoblastlara
dönüşümünü sağlarlar.
İÇ MİNE EPİTELİ
ÇUBUKSU HÜCRELER
Stratum Intermedium Hücreleri
• Stratum intermedium
hücreleri 2-3 sıra
yassı görünümde olup
asidoflik boyanırlar.
Hücrelerin nukleusu
ortadadır. Bu hücreler
özellikle alkalan
fosfatozdan
zengindirler. Minenin
teşekkülünde esas
rolü oynar.
STRATUM İNTERMEDİUM
YASSI HÜCRELER
• Stratum Intermedium Hücreleri mine
kireçlenmesi için lüzumlu olan maddelerin
ayrışmasına yardım ederler. Nasymyth
zarının teşekkülünde rol oynadığı gibi
interprizmatik maddenin kireçlenmesinden
de sorumlu olduğunu iddia edenler vardır.
• Bu tabaka embriyonun mine teşekkülünü
yapacak kısımda mevcut olduğu halde kök
teşekkülü yapacak kısımlarda yoktur.Bu
nedenle kolluma isabet eden yerlerde
mine ile sement arasında bir devamlılık
olmayabilir.
Mine Pulpası
• Çan organında mine pulpası gelişmiş ve
buradaki hücreler arasında bulunan sıvı
artmıştır.Yıldız şeklindeki hücreler uzun
uzantılarıyla birbirleriyle anastomos
yaparlar.Mine teşekkülü başlamadan önce
hücreler arası sıvının kaybı ile mine
pulpası büzülür.Hücreleri stratum
intermedium tabakasının hücrelerinden
güçlükle ayrılır..
• Bu değişiklik tüberkül ve kesici kenarların
tepesinden başlayarak koleye doğru ilerler.Mine
pulpasının hücreleri albümin ihtiva
eder.Ameloblastlara kalsiyum imali için gerekli
olan ham madde stratum intermedium aracılığı
ile bu albuminli maddelerden sağlanır .Mine
oluşumunun başlamasıyla bu yıldız şeklindeki
hücreler kaybolmaya başlar. 2 ayrı kısımda
erime tamamlandığı halde ortada erimeyen bir
set kalır,buna mine septumu denir.Zamanla bu
set ortadan kalkar
Dış Mine Epiteli
• Tek sıra kübik hücrelerden oluşur.Önceleri
mine organına hiç kapiller girmediği için
kireçlenmde gerekli maddeler etraftaki kan
damarlarından difüzyonla bu hücreler
vasıtasıyla mine pulpasına ve oradan
stratum intermedium ve ameloblastlara
kadar giderler.
• Fakat mine oluşumu başlayınca dış mine
epiteli hücreleri eğilirler.Aralardaki
boşluklara diş torbası mezenkiminden
kapiller düğümler içeren papiller
girer.Böylece damarsız olan mine
organına zengin beslenme yolları sağlanır.
Dental Papil:
• Odontoblastların oluşumundan sonra daha
derindeki hücreler de tedrici olarak pulpa
hücreleri halini alırlar.Bir taraftan da yeni
kan damarları ve sinirler oluşarak dental
papil içinde dağılmaya başlarlar.Diş papili
dentinin şekillenmesini ve kireçlenmesini
sağlar. Kökün şekline uyarak daralır.Ve
kök oluşumu sona erdikten sonra diş
pulpası adını alır.
MEMBRANA FORMATİVA
(Basal Membran)
• Gliko-protein ve mukopolisakkaritlerden
oluşmuş, bağ dokusu ile epitel arasındaki
bazal membrandır.
• Diş papili ile iç-mine epiteli ameloblastlar
arasında selektif bir transportu sağlar.
Kısaca bazı moleküllerin bağdokusundan
ameloblastlara geçişine olanak sağlar.
DENTAL PAPİLLA
KAPSAMINDAKİ HÜCRELER
• Odontoblastlar
Odontoblastlar dentin yapımından
sorumlu, uzun silindirik hücrelerdir.
Granüler tipte endoplazmik retikulumları
çok iyi gelişmiş olup, RNA’dan, hidrolitik ve
oksitadif enzimlerden zengindirler.
Yapılarında alkalan fosfatoz, asit fosfatoz
ve non-esteraz enzimler de bulunur.
• Subodontoblastik Tabaka Hücreleri:
(Odontoblast altı tabaka hücreleri)
Subodontoblastik tabaka hücreleri ilkel
mezenkimal bağdokusu hücreleri kökenli
olup, granüler tipte endoplasmik
retikulumdan ve alkalen fosfatoz
enziminden zengin hücrelerdir.
• İlkel Pulpa
İlkel mezemkimal bağdokusu
hücrelerinden dönüşmüş bağ dokusu
hücreleri, damarlar (kapiller) ve sinirler
bulunur. İlkel pulpada kollagen ve
prekollagen lifler vardır. Bunların bir kısmı
odontoblast hücrelerinin arasından
odontoblast-ameloblast arası alana kadar
uzanırlar. Bunlara von Korff lifleri denir.
• DİŞ TORBASI
Çan organı ve dental papilla diş
torbacığı adı verilen içte hücreden dışta,
kollagen liften zengin bir mezoderm
kökenli doku ile sarılıdır.
Proliferasyon ve Histodiferasyon dönemleri
sonunda diş germlerinin ilerde hangi diş
olacaklarını gösteren biçimleri de
(morfolojileri) özellikle tüberküleri ve
hacimleri belirmiş olur.
• Morfoloji, proliferasyon döneminde belirli
bölgelerdeki hücrelerin çoğalma hızlarının
diğerlerinden daha fazla ya da daha az
olması ile ortaya çıkar.
• Dişlerin morfolojisinin genetik
determinasyonunda (Kalıtsal
saptanmasında) ektoderm mezenkimden
daha önemli sorumluluk taşır.
SERT DOKULARIN MEYDANA
GELMESİ (HİSTOGENEZ)
• Bir sertdokunun gelişmesi birbirini izleyen
iki olayla tamamlanır:
1-Organik matriksin, yani organik kalıbın,
modelin oluşumu.
2-Bu organik matriksin içine çoğunlukla
çeşitli tipte kalsiyum fosfat ve az oranda
da kalsiyum karbonat kristallerinin
çökelmesi ile bu organik modelin
mineralizasyonu oluşur.
• Ana madde yada diğer değişle esas
madde, glukoprotein ile hiyaluronik asit ve
kondroitin sülfat şeklindeki
mukopolisakkaritlerden meydana gelir ve
jel kıvamındadır. Lifler ise kollagen lifler
olup polipeptit zincirleri halindeki lifsel
proteindir.
• Bağdokusu ve sert dokuların organik
martriksi içindeki kollagen, organizmanın
tüm proteinlerinin üçte birini oluştururlar.
Normal bağ dokusunda
mukopolisakkaritleri ve bu kollagen lifleri
isimlerinden de anlaşılabileceği gibi
fibroblastlar (lif doğurucu, yapıcı hücreler)
yaparlar.
•
Fibroblastlar granüler endoplazmatik
retikulumlu hücrelerdir. Kollajen liflerin
oluşturulması ile görevlidirler.
• Kemikte osteoblastlar, sementte
sementoblastlar, dentinde
odontoblastlar dokunun organik
maddesinin yapımını üzerlerine
alırlar. İlkel mezenkimal
bağdokusundan gelişen bu
hücrelerin bir çok ortak özelikleri
vardır.
• Çevrelerinde kan dolaşımından
• Yaygın granüler endoplazmatik
retikulumdan
• Poliribozomlardan, RNA’dan
• Hidrolitik ve oksidatif enzimlerden
• Mitokondrilerden
• Veziküllerden, zengin olup aktif bir protein
sentezi yapan ve sonra da bu proteinleri
salgılayan hücrelerdir
• Bu hücrelerin salgıladıkları dokuya özgü
kollagen lif ve mukopolisakkaritlerden
oluşan organik matrikse dentinde
dentinoid, sementte sementoit ve
kemikte osteoit madde adı verilir.
• Gerek bağdokusunda, gerekse
sertdokuların organik matriksinin
oluşumunda kollagen lif sentezi, ilk olarak
sorumlu hücreler içinde, yani fibroblast,
odontoblast, sementoblast ya da
osteoblast içinde hücre içerisinde başlar.
Kollagenez
• Hücre içinde özelikle üç amino asit prolin,
hidroksprolin ve glisin belirli bir yinelenme
ile arka arkaya gelerek, araya giren diğer
tip 15 amino asit ile birlikte bir peptit zinciri
oluştururlar. Bu peptit zincirine primer
strüktür (birincil yapı) denir.
• Peptit zincirinin bir spiral şeklinde
burulmasıyla sekonder strüktür (ikincil
yapı) ortaya çıkar. Bu sarmal şekildeki
sekonder strüktüre protokollagen adı
verilir. Sarmal yapılı üç ayrı peptit zincirinin
yan yana gelip hidrojen köprüleri ile
birbirlerine bağlanması sonucunda
tersiyer strüktür (üçüncül yapı) oluşur ve
bu lifsel yapıya tropokollagen
makromolekülü adı verilir.
• Tropokollogen makromolekülü 2800 A boyunda ve 15
A çapında bir lifçiktir. Krinositoz olayı ile hücre dışına,
hücreler arası alana (ara madde içine) atılır ve
kollagenez bundan sonra ekstrasellüler (hücre dışı)
devam eder.
DNA transkripsiyonu ile
mRNA spesifik zincir
konfigürasyonunu
belirler
Ribozomda oksijen ile
hidroksizasyon
gerçekleştirilir
TAŞIYICI RNA
GOLGİ YE
TAŞIRKEN
SPESİFİK AMİNO
ASİTLERİ EKLER
OLUŞTURULAN
TROPOKOLLOJEN HÜCRE
DIŞINA ATILR
primer strüktür
sekonder strüktür
protokollagen
tersiyer strüktür
tropokollagen
• Üzerlerinde 5 düğümlü 4 açık bölge olan
tropokollagen molekülleri ara madde içinde arka
arkaya dizilirler ve Protofibrili oluştururlar. Bu
düğümlü bölgelerin oluşturduğu çizgilenmeye
Long Spacing Segments (LSS) denir. Arka
arkaya dizilmiş tropokollagen makromolekülleri
ara maddenin özellikle mukopolisakkaritlerin
yapıştırıcı etkileriyle yan yana gelirler. Bu olaya
lateral aggregasyon denir.
Mukopolisakkaritlerin yapıştırıcı etkisi moleküller
arası elektrostatik çekim gücüne dayanır
• Her tropokollagen makromolekülünde beş
düğümlü 4 düğümsüz bölge vardır ve bu
moleküler yan yana gelirken 4 molekül boyu
kayma yaparlar. Bu kayma sonucunda her
tropollagen makromolekülünde düğümlü
bölgeler belirli bir aralık tekrarı ile yan yana
gelirler ve böyle oluşan bir kollagen fibril elektron
mikroskobundan izlenirken 640 A’luk yinelenme
ile koyu renkli çizgiler ortaya çıkar.
• Bu 640 A’luk periodik çizgilenme kollagene
özgüdür. Bu kollagen fibriller (kollagen lifcik) de
yan yana gelerek fibril demetleri (Lifcik
Demetleri) oluştururlar ve bu demetlerin çapı
0,2-0,3 mm e vardığında “kollagen lif” den söz
edilir. Kollagen lifler hafif dalgalıdırlar. Kollagen
yapısının üzerinde ayrıntılı durulmasının nedeni
daha ileriki konularda bu lif yapısı ile
mineralizasyon arasında yakın ilişki olması ve
gene aynı yapının periodonsiyumda diş sürmesi
olayında aktif rol oynamasındandır.
Lateral aggregasyon sırasında kollagen
fibrilin mineralizasyonu.
KOLLAJEN ELEKTRON MİKROSKOBU ALTINDA
İNCELENDİĞİNDE FİBRİLLER 64nm ARALIKLARLA
KOYU VE AÇIK BANDLAR OLUŞTURUR
• Mineralizasyon
• Sert dokunun organik modeli içinde
kalsiyum tuzlarının çözülmesidir. Kalsiyum
organizmada sert dokulara tuz halinde
çözeldiği gibi eriyik halde (iyonize halde)
kan serumunda 100 ml ‘de 9-10-11 mg
oranında bulunur.
• Çok az oranda kalsiyum proteinlerle
birleşmiştir. Sert dokulardan kemiklerde
kalsiyum kalsiyumfosfat tuzları olarak
depolanırlar. Gereğinde kan serumundaki
kalsiyum 9 mg dan aşağı düştüğünde bu
kalsiyumfosfat tuzları bazı hormonların
etkisiyle kemiklerden mobilize olup iyonize
olmuş olarak organizmadaki görevlerini
yapar
•
Kalsiyum organizmadaki görevleri şöyle özetlenebilir:
1-Normal membranların permeabilitelerinde
(=geçirgenliklerinde) rol oynar.
2-Normal kalp ritminin düzenlenmesinde rol oynar.
3-Çizgili kasların tonusitesinin düzenlenmesinde etkilidir.
4-Kanın pıhtılaşma mekanizmasında rol oynar.
5-Sinirlerde aksiyon iletiminde sinaptik atlama olayı için
önem taşır.
Kandaki kalsiyum düzeyini paratiroid bezinin
parathormonu yükseltir. Tirodi bezinin calsitonin
hormonu alçaltır.
Sert dokularda rastlanılan kalsiyum
tuzlarının büyük çoğunluğunu
kalsiyumfosfat tuzları oluştururlar ve
oktokalsiyumfosfat Ca4H(PO4)32H2O ve
hidroksiapatit Ca5 (PO4) OH halinde çift
tuzlar olarak sert dokularda rastlanır.
Kalsiyum tuzları kalsiyum karbonat olarak
da sert dokulara çökebilir.
• Bu organik matriks içindeki ilk CA3 (PO4)2
kristallerinin çekirdeklerinin çökelmesi kollagen
biosentezi ile yakın ilişkidedir. Ortamda yeterince
Ca ++ ve PO4- iyonları olduğunda tropokollagen
makromoleküllerinin lateral aggregasyonu
sırasında bunlar tropokollagen makromolekülleri
arasında yerleşip kollagen ile birlikte gelişirler.
• Bir kısım Ca3 (PO4)2 kristalleri de
kollagen fibrilin gelişimi tamamlandıktan
sonra onun etrafını bir kılıf gibi sararlar.
Ayrıca ara maddenin mukopolisakkarit
moleküllerinin de Ca3 (PO4)3 kristallerini
bağlayıcı yani çökeltici özellikleri vardır .
• Kalsiyumfosfat tuzları ilk önce
oktokalsiyumfosfat kristalleri halinde olup
zamanla kalsiyumfosfat sisteminin en ideal
kristal yapısına hidroksiapatite dönüşürler.
Bu olayda fluor ve karbonat iyonları
katalizör rol oynarlar.
• ODONTOGENEZİZ
(AMEOGENEZİZ)(DENTİNOGENEZİZ)
Amelogeneziz ve dentinogeneziz birlikte
ilerleyen olaylardır .Ancak
histodifferansiyasyonun bitiminde yapımı
ilk başlayan doku, dentin dokusudur.
Odontogeneziz (Dentinogeneziz ve Amelogeneziz)
• İlk olarak odontoblastlarla ameloblastlar
arasındaki hücresiz, kollagen liften fakir alana
odontoblastlar tarafından dentinoit doku
salgılanır ve buraya Ca-tuzları kürecikler
oluşturacak şekilde çökelme yaparlar. Bu
dentine ilk predentin ya da ilerde oluşacak tüm
dentini bir manto gibi sardığı için “manto
dentini” denir. Manto dentininin oluşumunu,
ameloblastların mine yapımını (amologenezizi)
başlatması için bir “uyarı” olur.
PRE-ENAMEL
Developing Tooth – Picture 3
AMELOBLSATLAR
PRE-DENTİN
ODONTABLASTLAR
ŞEKİLLENEN PULPA
KAVİTESİ
• . Amelogeneziz ameloblastların çekirdeklerinin
perifere çekilmesi ve bazal tarafların salgı
(sekret) taşıyan veziküllerin artması ile başlar.
Bunu hücrelerin yalnızca bazal bölümünde
hücreleri birbirlerinden ayıran hücre
membranının ortadan kalkması ve bu bölümde
ilk organik matriksin salgılanması izler. İlk
organik matriksin salgılanmasıyla birlikte
ameloblastlar 1/3 hücre boyu perifere doğru
çekilirler
• .Hücrenin salgı taşıyan vezikülleri toplu
olarak tepesi bazalde bir koni görünümü
verirler. Bu koni görünümünde olan
hücrenin sekresyon yaptığı bölümüne
“Thomes Proçesi” adı verilir.
• Hücreler, Thomes Proçelerinin başladığı
yerde birbirlerine sıkı bir şekilde
desmozom yapıları ile tutunmuşlardır. Bu
tutunma sınırına “terminal bar” adı verilir.
Terminal bar kısaca salgılanan mine
organik matriksi ile ameloblastları ayıran
bir sınır gibidir. Olay 1/3 ameloblast boyu
adım adım perifere doğru ilerler.
• Mine organik matriksi ile birlikte inorganik
elemanlar da, mineraller de salgılanır. Bu
nedenle jel kıvamlı, içinde polipeptit yapılı
lifsel protein de taşıyan mine organik
matriksi hemen mineralize olmaya başlar.
İlk oluşan mineye “ilkel mine”
“preenamel” denir. İlkel mine olgun
minenin taşıdığı inorganik maddenin %30
‘unu taşır.
Developing Tooth – Picture 2
AMELOBLSATLAR
PRE-ENAMEL
PRE-DENTİN
Developing Tooth - Picture
AMELOBLASTLAR
ŞEKİLLENEN
ŞEKİLLENEN MİNE
DENTİN
ODONTABLASTLAR
ŞEKİLLENEN PULPA
KAVİTESİ
• Amelogeneziz sürekli olarak perifere doğru
devam ederken, önceki ilkel mine
tabakaları da mineralize olmaya devam
ederler, böylece ilk tabakalarda mine
mineralizasyonu olgunlaşır.
• Minedeki, bu olayların yanı sıra
odontoblastlar da ilk bulundukları yerde bir
protoplasmik uzantı bırakarak merkeze
doğru çekilirler. Bu çekilme sırasında
çevrelerine dentin organik matriksini, yani
dentinoid dokuyu salgılarlar. Dentinoid
doku salgılamasında subodontoblastik
tabaka hücrelerinin de önemli katkısı
vardır.
• KÖKLERİN GELİŞİMİ VE SEMENT
HİSTOGENEZİ
Mine ve dentin dokularının mineralizasyonu
başladıktan sonra mine organının
ameloblastlarla dış mine epitelinin birleştiği
sınırdan aşağıya doğru bir epitel gelişmesi
başlar. Bu epitel iki katlı olup içte ameloblastların
bir önceki aşaması olan iç mine epiteli
hücrelerini dışta ise dış mine epiteli hücreleri yan
yana dizilmesiyle oluşur ve bir hortumu andırır
şekilde gelişmeye devam eder.
Bu iki tabaka epitel hücrelerinden içte iç
mine epiteli, dışta dış mine epiteli
hücrelerinden oluşan birleşik mine epitel
hortumuna Hertwing epitel kını adı verilir
• Hertwing epitel kınında iki epitel arasında
mine pulpası yoktur. Hertwing epitel
kınının iç yüzünde bulunan hücreler iç
mine epiteli hücreleri olduğundan dental
papillanın içindeki mezenkimal bağ dokusu
hücrelerini etkilerler ve dental papilladaki
mezenkimal bağ dokusu hücrelerinin bir
kısmı odontoblastlara dönüşürler
• Aynı olay; kron gelişiminde de söz
konusudur. Ancak burada iç mine epiteli
daha ileri bir histodifferasiyasyon
göstermiş ve ameloblastlar oluşmuştur. Bu
histodifferansiyasyona paralel iç mine
epiteli hücrelerinin etkisiyle
odontoblastlara dönüşmeye başlayan
mezenkimal bağdokusu kökenli hücrelerde
hızlı ve iyi bir şekilde odontablasta özgü
yapıya ulaşmışlardır.
• Kök gelişiminde bu etkileme kron gelişimine
oranla daha alt düzeyde kalır, ve kök dentinini
oluşturacak odontoblastlar, kök dentinini,
başlangıçta krona oranla geniş bir tabaka
kanalsız dentin yapısında salgılarlar ancak, bir
süre sonra bu hücreler kron odontoblastlarına
benzer şekilde ideal bir histodifferransiyasyon
gösterebilirler ve kanalsız dentin altında kanal
taşıyan dentin üretebilirler.
•
İlk salgılanan kök dentini mineralize olmaya
başladıktan sonra üzerinde bulunan Hertwing
epitel kını yer yer çözülmeye başlar ve kök
dentini üzerinde bir balık ağı görünümünü alır.
Bu çözünme sonucunda çıplak kök dentini ile diş
torbacığının iç yüzeyinde bulunan mezenkimal
bağ dokusu hücreleri değinimde bulunurlar ve
kök dentini, diş torbacığının iç yüzeyinde
bulunan indifferansiye mezenkimal bağdokusu
hücrelerini etkiler.
• Bu etkileme sonucunda, diş torbacığının iç
yüzeyinde bulunup, dentinle değinimde
bulunan mezenkimal bağdokusu hücreleri,
sement dokusunu üretebilecek hücrelere
dönüşürler.
• Sement üretebilecek hücrelere
sementoblast adı verilir. Bu hücreler
kemik üreten hücrelere, osteoblastlara
benzerler. Yaygın granüller tipte
endoplazmik retikulumları vardır, protein
sentezinde aktif hücrelerdir, yapılarında
çeşitli enzimler vardır, Çıplak dentin
yüzeyine sementoblastlar sementoid doku
adı verilen sement organik matriksini
salgılarlar.
• Sement organik matriksi mineralize
olurken diş torbacığının dış tabakasında
bol oranda bulunan kollagen liflerin bir ucu
sement içinde gömülü kalır. Daha sonra
sementoblastlar kendi ürettikleri sement
dokusu içinde kalırlar ve sement hücresi
(sementosit) adını alırlar.
• Diş torbacığının dış tabakasında bulunan
liflerin sement içinde gömülü kalmayan
uçları da dişin çevresinde gelişmekte olan
kemik dokusu içinde kalırlar. Böylece
ilerde sürecek dişi, organizmaya bağlayan
periodontal liflerin bir kısmı da oluşmuş
olur.
•
Çözünen Hertwing Epitel kınında bazen
epitel hücre kümeleri artık halde
kalabilirler. Bu epitel adacıklar gelişip
sürmüş dişlerin periodontal aralığında
rastlanılabilir. Malassez epitel kalıntıları
adı verilen bu Hertwing epitel kını artıkları
kronik bir periodontal iltihapta prolifere
olup lezyonun kiste dönüşmesine kist
epitelini oluşturarak katkıda bulunabilirler.
Kök Formasyonu
İNCELMİŞ
DENTAL
EPİTEL
MİNE
KRON
DENTIN
PULPA
HERTWIG’
KÖK KILIFI
Epitelyal diafram
kök kını ayrılarak, diş
torbasının
mezenşimal
hücrelerinin kök
dentini ile temasını
sağlar.
Odontoblastların toplandığı
saha
• KÖKLERİN BİÇİMLENMESİ
• Hertwing epitel kını bir hortum şeklinde
ilerde oluşacak dişin apeks yönüne doğru
gelişirken hortumun açık olan ucu hafifçe
içeri doğru kıvrık görünümdedir. Bu
görünüm hortumun içinde bulunan dental
papillanın çevresine baskı yaptığı ve
apıkal diaframada hafif bir daralma
izlenimini yaratmaktadır.
• Hertwig epitel kınının hafifçe içeri kıvrık
olan uç açıklığına “apikal diaframa” adı
verilir. Apikal diaframa kök gelişimi
tamamlandıktan sonra dişin apeks
bölgesinde ufak bir delik kalıncaya kadar
daralır ve “apikal foramen” adını alır.
APİKAL
DİAFRAMA
• Çok köklü dişlerde ise dental papilla birkaç
noktada Hertwing epitel kınına daha güçlü
olarak basınç yapar ve buralarda ilerde
oluşacak kök sayısı kadar çıkıntılar
(Loblar) oluşur. Çıkıntılar (loblar) arasında
Hertwig epitel kını birer ayırıcı dil gibi
karşılıklı gelişirler ve ilerde oluşacak çok
köklü dişin bifurkasyon noktasında
birleşirler.
• Bifürkasyon noktasında birleşen Hertwig epitel
kınından gelişmiş epitel dilciklerinin iç yüzünde
iç mine epiteli olduğundan burada odontoblast
hidtodifferansiyasyonu ve sonrada
dentinogenezis gerçekleşir. Çok köklü dişlerde
epitel uzantılar bifürkasyon noktasında
birbirleriyle kaynaştıktan sonra ilerde oluşacak
kök sayısı kadar ikincil apikal diaframalar
ortaya çıkarlar. Kök gelişimi her kök için birer
ayrı Hertwig epitel kını ve ikincil apikal
diaframalar ile devam eder.
• Eğer hertwing epitel kınının hücreleri
dentin yüzeyine yapışık kalırsa tamamen
foksiyon yapan ameloblastlara
dönüşebilirler ve mine yaparlar. Böyle
mine kürekçiklerine mine incisi denir.
Hertwing epitel kınının devamlılığı dentin
oluşumundan önce bozulursa pulpanın
dentin duvarında bir defekt meydana gelir.
(mine incisi)
• Diagramın yatay uzantılarının birbiriyle
kaynaşması tam olmazsa böyle defektler
pulpa odalarının tabanlarında veya kökün
herhangi bir yerinde olabilir. Bu normalden
sapma ikincil kök kanallarının oluşumuna
sebep olur, en fazla da pulpa odasının
tabanında görülür. bu tip dentin
bölgelerine yan kanal denir.
Download

Embriyoloji Notları