KONUŞAN KALEMLER
BİR GELİNİN GERÇEK YAŞAM ÖYKÜSÜ
YAZAN: GAZEL POLAT
Altınoktanın Sesi 300.sayı öykü yarışmasına katılan öykülerden.
Ben 15 yaşında küçük bir gelinim. Bir gün evimizin önünde çamaşır asarken mahallemizin
gençlerinden bazıları kapımızda çingola oynuyorlardı. O sırada içlerinden birinin bakışlarını
üzerimde hissettim. En yakın arkadaşım tarafından bu gencin bana karşı bir şeyler hissettiğini
öğrendim. En yakın arkadaşım Songül bu gencin yani Turhan'ın amcasının kızıydı. Turhan'ın
bakışlarını sürekli üzerimde hissediyor ve onu sürekli etrafımda görüyordum. Bu durum bir
süre böyle devam etti. Bu durum karşısında bende Turhan'a karşı bir şeyler hissettiğimi fark
ettim. Bir kaç gün sonra Songül'le görüştük. Songül bana Turhan'ın benimle konuşup
görüşmek istediğini söyledi. Songül aracılığıyla iki hafta sonra görüşmeye karar verdik. Eve
döndüğümde içim içime sığmıyordu. Bizimle yaşayan yengem bu durumu hemen anlamıştı.
Bana sorduğunda ben ise hiçbir şey belli etmemeye çalıştım. Yok, bir şey diye geçiştirdim.
Ama o yine de bir şeylerin olduğunun farkındaydı. İşte beklediğimiz gün gelmişti. O gün
Turhan'la ilk defa buluşacaktık. Buluşacağımız yere gittiğimde Turhan çoktan gelmiş beni
orada bekliyordu. Birbirimizi gördüğümüzde ikimizde adeta kilitlenmiştik. Dilimizden
dökülecek sözcükleri gözlerimiz birbirine anlatıyordu. Bir süre böyle bakıştıktan sonra ben
hızla oradan uzaklaştım. İşte ilk görüşmemiz böyle geçti. Bundan sonra iki haftada bir aynı
yerimizde görüşmeye devam ettik. Aradan bir kaç ay geçtikten sonra artık işi ciddileştirmek
istiyorduk. Bir nişan yapmak istiyorduk. Turhan ve ben bugün bu konuyu ailelerimizle
konuşacaktık. Turhan'ın ailesi bunu duyduğunda çok karşı çıkmıştı. Benim onların ailesine
uygun olmadığımı ve beni istemediklerini söylemişlerdi. Fakat Turhan da ailesine büyük tepki
göstermiş ve ailesini ikna etmişti. Böylelikle üç ay içerisinde nişanımız yapılmıştı. Bir yıl
sonra ise düğünümüz yapılacaktı. Biz ise çoktan düğün hazırlıklarına başlamıştık. Ama bu
hazırlıkları sadece bizim yaptığımızı Turhan'ın ailesinin hiçbir çaba harcamadığını fark ettim.
Yalnız Turhan'a olan sevgimden dolayı ona hiçbir şey hissettirmemeye çalıştım. Gel zaman
git zaman derken evleneceğimiz gün gelip çatmıştı. Düğünümüzde yine ufak sorunlar yaşandı
ama yine de mutlu sonla bitti. Düğünden birkaç ay sonra kaynanam bana eziyet etmeye ve
beni bir hizmetçi olarak kullanmaya başladı. Bense sırf Turhan için bu eziyetlere
katlanıyordum. O zamanlarda iş sıkıntısı olduğu için Turhan'ın kendine ait bir işi yoktu ve
onlarla yaşamak zorundaydık. Aradan bir kaç ay geçtikten sonra bütün bu umutsuzluğun
arasında hayatıma bir umut doğacağını yani hamile olduğumu öğrendim. Bunu aile fertleriyle
paylaştığımda kaynanamın eziyetlerinin daha çok arttığını fark ettim. Hamile bir kadının
yapamayacağı her şeyi bana yaptırıyordu. Eskiden kendisi ne yaşadıysa bana yaşatmak istiyor
ve daha fazlasını da yaşatıyordu. Bir şeyler aşerdiğim zamanlar korkarak istiyordum. Bunu
öğrendiğinde bana büyük tepki gösterip bana sanki benden başka kimsenin hamile
kalmadığını söylüyordu. Turhan aşerdiğim zamanlarda gizliden bana bir şeyler getiriyordu.
Bana getirdiği bu şeyleri üç odalı evimizin salonunda perdeyle ikiye ayrılmış gözde korkarak
yiyordum. Kaynanam bunu fark ettiğinde ise benimle dalga geçer, perde arkası gelin derdi.
Doğum zamanı gittikçe yaklaşıyor ve çektiğim sancıların şiddeti gittikçe artıyordu. Artık bu
acılara karşı gözyaşlarımı tutamıyordum. Kaynanam bunları görmesine rağmen kendisi evde
doğum yaptığı için bana da evde doğum yaptırmak istiyordu. Annem bu duruma daha fazla
dayanamayıp gelip kaynanamla konuştu. Ama kaynanam göndermemekte Israr edince annem
beni zorla alıp hastaneye götürdü. Hastaneye gittiğimizde doktor doğuma çok az bir az zaman
kaldığını söyledi ve öyle de oldu. Beni ertesi sabah ameliyata aldılar. Çıktığımda kucağımda
nur topu gibi bir erkek çocuğu vardı. Bunca umutsuzluğun içinde doğduğu için ona Umut
adını verdim. Eşim yanımda değildi ama yine de oğlumu çok seviyordum. Bir kaç gün sonra
eve döndük. Kaynanam bana eskisi gibi davranıyordu. Fakat çocuğum erkek olduğu için onu
çok seviyordu.
Ben ise bir perdenin arkasında oğlumu büyütmeye çalışıyor ve onu tavandaki farelerden
korumak için elimden geleni yapıyordum. Umut biraz büyüdükten sonra Turhan askerden
dönmüştü. Turhan benim ve çocuğun halini görünce bu işin artık böyle yürüyemeyeceğini
söyleyerek bizi ayrı eve çıkarmak istediğini açıkladı. Kendine ait bir iş kurmak istediğini ve
benim altınlarımı almak istediğini söyledi. Tabii ben de bunu kabul ettim. Turhan kendine
bir kahve açmıştı ve bizi ayrı bir eve çıkarmıştı, işleri fazla iyi gitmese de kendi evimizde
mutlu ve huzurluyduk. Çocuğumuz artık büyümüştü. Arkadaşlarında gördüğü her şeyi
istiyordu. Biz de çocuğumuz arkadaşlarına bakıp üzülmesin diye eve gelen param yarısını
ona harcıyorduk. Turhan artık kahvenin iş yapmadığını ve kahveyi satmak istediğini
söyledi. Artık bir kahvemizde yoktu. Bazı geceler çocuğumuzun karnını doyurmak için aç
yatıyorduk. Turhan eşe dosta iş aradığını duyurmuştu. Sonunda bir gün Turhan'ın amcasının
oğlundan bir iş teklifi geldi. Turhan hiç düşünmeden kabul etti. Artık düzenli bir işi vardı.
Ben oğlum ve eşim kendi evimizde gözlerden uzak mutlu ve huzurlu yaşıyorduk. Ama eğer
ben tüm bu yaşadıklarıma karşı dimdik ayakta durmayıp sabretmeseydim Turhan ve
çocuğum için bu eziyetlere katlanmasaydım emin olun ki bugünkü mutluluğumu
yakalayamazdım. Siz siz olun ki, hiçbir zorluk karşısında asla pes etmeyin. Her şeye karşı
sabırlı olun çünkü sabrın sonu selamettir.
Download

KONUŞAN KALEMLER BİR GELİNİN GERÇEK YAŞAM ÖYKÜSÜ