 dosya maden 
“SOMA FACİASI KAÇINILMAZ MIYDI?”
■ Soma faciasının ardından, 27 Mayıs
2014’te, Okan Üniversitesi Makine
Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi ve
Türkiye Patlayıcı Mühendisleri Derneği
Başkanı Prof. Dr. Ali Kahriman, basına
da yansıyan bir değerlendirme yaptı.
Soma faciasından dersler çıkarılırken,
öncelikle üretim sistemlerinde bilimsel
ve teknik yaklaşımlarla insan unsurunun etkisinin en aza indirecek yöntemlerin uygulanıp uygulanmadığına
bakılmasının gerektiğini belirten
Kahriman, “Aynı bağlamda iş
kazalarının; iş analizleri, iş kimliği ve
iş gerekleriyle eğitimin bir fonksiyonu
olduğunun bilinciyle gerekli yönetim ve
organizasyonun bu esasa göre yapılıp
yapılmadığını, iş görenlere örgüt
kültürü ekseninde örgütsel davranış
kazandırılıp kazandırılmadığını da sorgulamak gerekiyor” diyor.
Okan Üniversitesi Öğretim Üyesi Ali
Kahriman, şu değerlendirmelerde
bulunuyor: “Ülkelerin gelişmişlik
Endüstri otomasyon / 72
seviyelerini belirleyici en önemli unsur, yer altı varlıklarını katma
değere dönüştürmeleridir. Bu olgunun farkında olan Cumhuriyetimizin
kurucu iradesi de bu yönde hamleler yapmış ve o yıllarda ulusal gelire madenciğin katkısı yüze
25-30’lar seviyesine ulaştırılmıştır.
Stratejik planlamalara dayanan üretim politikaları geliştirilmeksizin,
günübirlik yaşanan olumsuzluklardan hareketle bu kaynaklarımızın
üretiminden
vazgeçmek;
egemenliğimizden, özgürlüğümüzden,
bağımsızlılığımızdan vazgeçmekle
eşanlamlıdır.”
“Ocakları kapatmak çözüm değil”
diyen Kahriman, şöyle devam ediyor.
“Soma’daki facia sonrası gerek yetkililerde gerekse bazı diğer kesimlerde dile
getirilen maden ocaklarını kapatarak
çözüm üretme düşüncesi maalesef
150 yıl önceki teknoloji ve bilim sevi-
yesinde bile söz konusu olmamıştır.
Tüm dünyada, bir yandan iş sağlığı ve
güvenliği önlem ve ekipmanına yatırım
yapılırken, öte yandan da üretim yöntemlerinde ileri teknoloji ürünlerine,
yer altında insansız robotik sistemlere
geçilmiştir. Özetle bir yandan üretim
kapasiteleri olabildiğince artırılırken
aynı zamanda kullanılan insan gücünde
önemli düşüşler sağlanmıştır. Bunun
sonucunda, günümüzde madencilik de
emek yoğunluğu en aza indirilmiş sektörler arasına girmiştir.”
“Dünyadaki gelişmelerin ülkemizde
yansımaları olmadı” şeklinde bir saptama da yapan Kahriman, “Kişi başına
yarım ton/yevmiyeden 20 ton/yevmiye
kömür üretimi seviyesine ulaşılmıştır.
Bunun sonucunda da, ağır ve tehlikeli işler kapsamında olan yeraltı
işletmeciliğindeki iş kazalarında da üretim değerlerine göre önemli azalmalar
olmuştur. Doğal olarak, Dünyada
yaşanan bu gelişmeler ülkemizde
de yansımalarını bulmuş olmalıydı.
Bunun için de gereken politikalar
geliştirilerek stratejik planlamalarla
uygulamaya konulmuş olmalıydı. Son
on yıl içinde yaşanan Bursa, Balıkesir,
Elbistan ve Zonguldak ve son olarak da
Soma’daki facia boyutundaki madencilik kazaları, ne yazık ki bu konuda bir
çelişki olduğunu gösteriyor” sözlerini
de değerlendirmelerine ekliyor.
Kehriman sözlerini, “Öyleyse eğitimöğretim-istihdam-iş güvenliği, üretim ve verimlilik politikalarımızda
önemli açmazlar, ihmaller ve
vurdumduymazlıklar var demektir.
Her şeyden önce madenciliğin
ilk yatırım maliyeti yüksek kurumsal girişimin ve oldukça profesyonel
yaklaşımların esas alınması gereken,
yeraltındaki seçilen üretim yöntemleriyle jeolojik belirsizliklerin ve çevresel unsurların maliyete yansıtıldığı bir
sektör olduğu açıktır. Nitekim tüm
dünyada da bu sektörde egemen olan
yapının, finansman sorunu olmayan
çokuluslu dev şirketler ve kamu ağırlıklı
iktisadi kuruluşlar olması herhalde bu
gerekçelerden olmalıdır. Ülkemizde
ne yazık ki son 30 yılda uygulanan
ekonomik politikalar sonucunda bir
yandan devlet yatırımdan çekilirken
öte yandan özel girişimlerin bu kapasiteye uygun olarak madenciliğe girişi
sağlanamamıştır.
Gelinen bu noktada teknik, ekonomik ve güvenlik yönünden yeterlilik arz edecek olan, usulüne uygun,
kayırma anlayışından uzak, hiyerarşik
ayrıcalıkların olmadığı bir özelleştirme
ya da sivil toplum kuruluşlarının
öncülüğünde
gerçekleştirilecek
bir özerkleştirme; yıllardır kaderine terk edilmiş, dışa bağımlı enerji
politikalarımızın alternatifi olan kömür
varlığımız başta olmak üzere tüm yer
altı kaynaklarımız için bir çıkış olacaktır.
Gelin hep birlikte ’Madenciliğimizin
Ufkunu Açalım’” sözleriyle noktalıyor.
Tabii ki çok doğru değerlendirmeler
bunlar. Ama keşke dinleyeni, anlayanı,
uygulayanı da olsa! Türkiye’mizin başı
sağ olsun!
73 / Endüstri otomasyon
Download

soma faciası kaçınılmaz mıydı?