TÜRK EKONOMİSİNDE BORÇLARIN GELİŞİMİ
Prof. Dr. Ahmet Gökçen
Son yıllarda Türk ekonomisinde borçlanma, önemli bir ekonomik politika aracı haline
getirilmiştir. Özellikle kamu maliyesinin açık vermesi, kamu harcamalarının giderek daha azı
vergi gelirleriyle karşılanır duruma gelmesi, kamunun daha çok açık vermesine ve bu açıkların da
borçlanma yoluyla karşılanmasına yol açmıştır. Bir çok iktisatçıya ve siyaset bilimcilerine göre de
ekonomik krizlerin temeli, borçlanma, dolayısıyla kamunun ödemek zorunda kaldığı yüksek reel
faizler ve ekonomideki borç verilebilir fonların çok büyük bir kısmının kamu tarafından verimsiz
bir biçimde kullanılmasından ileri gelmektedir. Gerçekten kamu kesimi borç verilebilir fonların
çok büyük bir kısmını, yüksek reel faizlerle talep etmesi ve bu fonları sadece cari giderlerle ve
personel ödemeleri ile transfer ödemelerinde kullanması,yatırımlara yok denecek kadar pay
ayırabilmesi ekonominin makro verimini düşürmüş, ve krizlere davetiye çıkarır durumlara
getirmiştir. Borç verilebilir fonlar yüksek faizlerle kamu kesimi tarafından kullanılınca, özel kesim
gerek işletme sermayesi ve gerekse yeni yatırımları için mali piyasadan borçlanamaz duruma
gelmiştir. Hatta mevcut kaynaklarını dahi, yatırımlara ve üretim ve katma değer yaratmaya
yönlendirme yerine yüksek reel faizlerle kamu kesimine vermeyi tercih eder duruma gelmiştir. Bu
durumları gerek özel kesim ve gerekse kamu kesimi sabit sermaye yatırımlarındaki gelişmelerden
çok kolaylıkla gözlemlemek mümkündür.
Özellikle kamu kesiminde ortaya çıkan makro dengesizlikleri ortadan kaldırmak için Kamu
kesimi yıllar itibariyle giderek daha çok borçlanmak zorunluluğunu hissetmektedir. Borçlanmanın
temel nedeni kamunun finansman yetersizliğidir. Yani kamu gelirleriyle kamu harcamaları
arasındaki dengesizliktir. Bu dengesizliğe yol açan bir çok nedenler olabilir; bunların önde
gelenlerini şu şekilde şu şekilde sıralayabiliriz: Yetersiz vergi gelirlerine rağmen aşırı harcama
miktarları ve dolayısıyla bütçe açıkları, vadesi gelmiş borçların ödenmek durumunda olması,
bütçede öngörülmeyen olağan üstü ve büyük miktarlarda harcama yapılma ihtiyacı, cari ve
transfer ödemeleri yanında, fon olmasa dahi bir kısım yatırım harcamaları yapılma ihtiyacı,
yüksek enflasyon dolayısıyla da bütün bu harcamaları büyük oranlarda arttırma ihtiyacı vs. gibi
nedenlerdir. Bunların yanında zaman zaman ekonomide meydana gelen durgunluğu kırmak ve iç
talebi arttırmak için kamu harcamalarını arttırmak gayesiyle de iç boşlanmaya gidilebilmektedir.
Ayrıca anti enflasyonist politika uygulamak gayesiyle para arzını azaltmak için de iç borçlanmaya
başvurulabilmektedir.
Hazine Müsteşarlığı’ nın açıklanan verilerine göre, 1995 yılından bu yana oluşan iç borç
gelişmelerine baktığımız zaman, borç stoklarının son yıllarda çok hızlı bir şekilde, adeta
geometrik olarak arttığını görmekteyiz. Gelişmeler aşağıdaki tabloda TL. ve Dolar cinsinden
görülmektedir.
1
İç borçlar
Yıllar
1995
1996
1997
1998
1999
2000
2001
2002/Mayıs
2002/Haz.
2002//Tem.
İç Borç
GSMH
İç Borç/GSMH
Trilyon TL. Milyar $ Kur (Döviz Alış) (Tril.TL.) (Borç Yükü)%
1.361
22.9
59,501
3.149
29.3
107,505
6.283
30.7
204,750
11.613
37.1
312,720
22.920
42.4
540,098
36.421
54.2
671,765
122.157
84.7
1,439,567
122.778
86.9
1,412,893
126.830
80.8
1,569,143
130.376
77.5
1,681,867
Kaynak:Hazine Müşteşarlığı
7.855
14.978
29.393
53.518
78.282
125.596
179.480
17.3
21.0
21.4
21.9
29.3
29.0
68.1
Tablodan da görüldüğü gibi, 1995 yılında 1,361 Trilyon TL. olan iç borç stoku 1996 da
3,149; 1997 de 6,283; 1998 de 11,613; 1999 da 22,992; 2000 de 36,421 ve 2001 de 122,157
Trilyon TL. olmuştur. 2002 Temmuz sonu itibariyle de iç borç stoku 130.376 Triyon TL. dir.
Diğer bir deyimle 1995-1999 arasında her yıl iç borç stoku yaklaşık iki kat artarken, 1999 dan
2000’ e geçtiğimizde bu artış 0.6 da kalmış, fakat 2001 de ise 3.35 kat olmuştur. Bu gelişmenin
anlamı Sn. Kemal Derviş’ in ekonominin sorumluluğunun ele almasından sonra iç borç stokunun
hızlı bir şekilde arttırılmıştır olmasıdır.
Dolar bazında da baktığımızda ayni gelişmeyi görmekteyiz. 1995 yılında dolar olarak iç
borç stoku 22.9 Milyar $ iken,bu miktar1992 de 42.4 Milyar $’a, 2000’de 54.2 Milyar $’a, 2001
de 84.7 Milyar $’a 2002’de 86.9 Milyar $’a a çıkmıştır. Görüldüğü gibi 2001 yılında dolar
bazında da çok önemli bir sıçrama olmuştur.
İç bor stokunun diğer bir önemli yanı ise ekonomide meydana getirdiği borç yüküdür. Bir
ekonomide şayet ödenen reel faiz oranı ekonomik büyümenin üzerinde ise, borçlanmanın yükü
giderek artmaktadır. Bu durumda borç yükü Gayri Safi Milli Hasıla’ nın (GSMH) daha büyük bir
kısmını oluşturacak ve faiz ödemeleri yekunu hızlı bir şekilde artacaktır. Bu durum ise kamudan
borç verene doğru yüksek miktarlarda gelir transferi anlamına gelir ki, bu da gelir dağılımının
bozulmasına ve kaynakların daha çok spekülatif amaçlarla kullanılmasının yaygınlaşmasına yol
açacaktır. Bu bakımdan ekonomide borç yükü, borç stokundan daha önemlidir. Şayet Borç oranı
GSMH’ dan daha hızlı artıyorsa, borç yükü zaman içinde artacak, GSMH borçlardan daha hızlı
artarsa zaman içinde borç yükü düşecektir. Ayrıca borçların faiz oranı GSMH’ nın büyüme hızının
üstünde ise yine borç yükü artacaktır. Bu açıdan Türk ekonomisine baktığımız zaman iç borç
stokunun GSMH içindeki payı 1995 de % 17.3 iken 1996 da % 21.0, 1997’ de %21.4, 1998’ de %
21.9, 1999’da % 29.3, 2000’de 29.0 ve 2001’de % 68.1 olmuştur. Görüldüğü gibi 1999 yılına
kadar % 21 dolayında olan borç yükü 1999’da % 29.3’e yükselmiş, 2001 de ise bu oran % 68.1’e
sıçramıştır.
Dış borçları da dahil ederek toplam kamu kesimi borç stokunun GSMH ' ya oranına
baktığımızda durumun çok daha vahim olduğunu görebilmekteyiz.
2
Toplam Borçlar ve Borç Yükü
Dış Borç
Yıllar
İç Borç
1996
1997
1998
1999
2000
Top.
Kamu Özel Borç
Milyar $
Top.
Kamu
Toplam
Dış
Borcu
Borç
GSM
H
Top.Borç/
GSMH
T.K.Borcu
/GSMH
29.3
30.7
37.1
42.4
54.2
52.4
50.8
52.9
53.4
63.9
26.8
33.5
43.5
49.6
55.8
79.2
84.3
96.4
103.0
119.7
108.5
115.0
133.5
145.4
173.9
81.7
81.5
90.0
95.8
118.1
184.0
197.0
212.0
190.9
200.2
59.0
58.4
63.0
76.2
86.9
44.4
41.4
42.5
50.2
59.0
2001
84.7
2002/Q 86.9
1
67.5
76.0
47.6 115.1
43.6 117.6
199.8
204.5
152.2
162.9
148.2
134.8
102.7
Nitekim, tablodan da görüldüğü gibi toplam borç yükü 1996 da % 59, 2000' de % 58.4,
2001'de% 98 ve 2002/6 'da % 85 olmuştur. Özel sektör dış borçlarını çıkarıp sadece kamu kesimi
toplam borcuna göre borç yükünü hesapladığımız zaman da borç yükünün oldukça yüksek
olduğunu görmekteyiz. Nitekim kamu kesimi borç yükü 1996 da % 44.4 iken bu oran 2000' de %
59 olmuş, fakat 2001 de % 102'ye sıçramıştır.
İç Borçların Alıcılara Göre dağılımı Temmuz 2002 Trilyon TL., Milyar $
Temmuz 2002 Toplamı
130,376
77.5
100.0
Kamu
71,256
42.4
54.7
Merkez Bankası
26,053
15.5
20.0
Kamu Bankaları
23,982
14.3
18.4
TMSF
8,474
5.0
6.5
Diğer Kamu Kuruluşları
12,748
7.6
9.8
Piyasa
59,119
32.5
45.3
Kur (Döviz Alış)
1,681,867
İç borçlar açısında diğer önemli bir husus borçların alıcılara göre dağılımıdır. 2002
Temmuz sonuçlarına göre 130.376 Trilyon TL. iç borcun % 54.7 'si olan 71.256 Trilyonu TL. yani
42.4 milyar doları kamu kuruluşlarına ait bulunmaktadır. Bu borçların da % 20.si olan 26.053
Trilyon TL.’ sı Merkez bankasına, % 18,4' ü olan 23.982 trilyon TL:’ sı kamu bankalarına, %
6.5’i olan 8.472 trilyon TL:’sı Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonuna ve % 9.8’i olan12.748 trilyon
TL.’ sı da diğer kamu kuruluşlarına ait bulunmaktadır. Toplam iç borcun ancak % 45.3’ü olan
59.119 trilyon TL. kısmı piyasaya olan borçtur. Kamu kuruluşları arasındaki borç miktarının bu
kadar yüksek tutulmasının sonucunda iç borç stoku artmakta ve faiz ödemeleri ve transferler de o
nispette arttırılmaktadır. Diğer bir deyimle, devlet kendi kurumlarına ait borcu için oldukça
yüksek faiz ödemekte ve ülkemizin borç yükü devamlı bir şekilde arttırılarak şartları
zorlaştırılmaktadır.
GSMH’ nın % 68’ine ulaşmış 86.9 milyar $ olan iç borca 117.5 milyar $ olan dış borcu da
ilave edildiğinde Türkiye’nin borç yükünün ne kadar ağırlaştırıldığı daha iyi görülecektir.
Türkiye’nin toplam borcu halen 204.4 milyar $ dır. Bu ise 148 milyar dolar olan milli
gelirimizden ne kadar yüksek olduğunu göstermektedir. Türkiye’ nin toplam borcu GSMH’ nın %
3
de 138’ ine tekabül etmektedir. Diğer bir deyimle Türkiye’nin bir yıl boyunca yaratmış olduğu
Toplam kıymetlerden %38 daha çok borcu bulunmaktadır. Bu durum gerçekten eğer yeni
tedbirler alınmaz ise borcun döndürülebilir olmasını zorlaştıracaktır. Ayrıca borçların artması ve
özellikle dış borçların artması ülkeleri batağa ve bağımsızlıklarının tartışılır hale gelmesine yol
açmaktadır. Yakın tarihimizde duyunu-umumiye’ yi yaşamış olan ülkemiz borcun ne denli
felaketler getirmekte olduğunu çok iyi bilmektedir.
İç borçlanmada diğer önemli bir husus da şudur; daha önceleri sadece TL bazında ve sabit
faizle iç borçlanma yapılırken, bu gün artık sabit faizli TL. borçlanmanın yanında değişken faizli
TL, döviz ve dövize endeksli olarak da borçlanma yapılmaktadır. Halen toplam iç borçların
sadece 32.291 trilyon sabit faizli .ç borçtur. 59.818 trilyon TL. ise değişken faizli borçtur.
22.383 trilyon TL. döviz cinsinden ve 15.886 trilyon Tl. ise dövize endeksli borçtur. Borcun bu
yapısı da borç yükünü devamlı arttırmaktadır. İç borcun % 75’i değişken faizli olunca reel faiz
arttıkça borç yükü de artmaktadır. Dövizin değeri TL karşısında artarken de yine borç yükü
kendiliğinden artmaktadır. Nitekim Borcun % 29 civarındaki kısmı döviz ve dövize endeksli
olduğu için döviz fiyatı artarken borcun miktarı ve dolayısıyla borç yükü durduğu yerde
artmaktadır. Bundan dolayıdır ki, borcun döndürülebilmesi devamlı gündeme getirilmektedir.
Hazine borcu döndürebilmek için de daha sık borçlanmaya başvurmak zorunda kalmaktadır.
4
Download

İndir-202 kb. - Prof. Dr. Ahmet Mucip GÖKÇEN