T.C.
YENİ YÜZYIL ÜNİVERSİTESİ
SAĞLIK BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ
6331 SAYILI KANUN ÇERÇEVESİNDE
DEVLET,ÇALIŞAN VE İŞVEREN AÇISINDAN
OFİSLERDE İŞ GÜVENLİĞİNİN
DEĞERLENDİRİLMESİ
Bitirme Projesi
Ayşe SEZEN
131101391
Bölüm: İş Sağlığı ve Güvenliği
Danışman
Yrd. Doç. Dr. Mehtap CİVİR
Şubat 2014
I
Özgünlük Bildirisi
1. Bu çalışmada, başka kaynaklardan yapılan tüm alıntıların, ilgili kaynaklar referans
gösterilerek açıkça belirtildiğini,
2. Alıntılar dışındaki bölümlerin, özellikle projenin ana konusunu oluşturan teorik
çalışmaların ve yazılım/donanımın benim tarafımdan yapıldığını
3. Araştırma ve/veya anket çalışmaları için “etik kurul onay” yazısı alındığını bildiririm.
İstanbul, tarih
Ad Soyad : Ayşe SEZEN
İmza
II
6331 SAYILI KANUN ÇERÇEVESİNDE
DEVLET,ÇALIŞAN VE İŞVEREN AÇISINDAN
OFİSLERDE İŞ GÜVENLİĞİNİN
DEĞERLENDİRİLMESİ
ÖZET
Günümüz teknolojisinin hızlı gelişimi , özellikle bilgisayar kullanımının her sektörde ve
her çalışma alanında “ofis” tarzı çalışmanın önemli ölçüde artmasına yol açmıştır.
Ofis yaşamındaki daktilo, hesap makinesi gibi geleneksel araçlar, planlamadan
uygulamaya kadar yapılan işlerin her safhasında yerini bilgisayarlara bırakmış,
kuruluşların amaçladığı her fonksiyon bilgisayar ortamında yerine getirilmeye
başlanmıştır. Bu şartlar, ofislerdeki çalışma ortamının optimizasyonunu zorunlu
kılmaktadır.
Ülkemizde endüstri mühendisliğinin alt konuları arasında yer alan “ergonomi”; maksimum
iş güvenliği ve verimlilik sağlamak amacıyla , insanların anatomik ve bilişsel
özelliklerinin, çalıştıkları çevre ve sistemlerin incelenmesine ve bu öğeler arasında
maksimum uyumun sağlanmasına yönelik çalışmaların bütünü olarak tanımlanabilir.
Endüstriyel yaşamın güçlendiği yüzyılımızın başlarından itibaren, insan faktörü fikir
aşamasında ele alınmış, özellikle silah sistemlerinin geliştiği ve karmaşıklaştığı, insansistem uyumundaki eksikliğin ölümcül sonuçlarının hissedildiği ikinci dünya savaşında
insan faktörüne yönelik çalışmalar hız kazanmıştır.
Eski Yunanca’da “iş yasası “ anlamına gelen “ergonomi “, terim olarak ilk kez 1949’da
Oxford
Üniversitesinde anatomi, fizyoloji, psikoloji ve mühendislik gibi farklı
disiplinlerden gelen araştırmacıların katıldığı bir toplantıda önerilmiş ve kabul görmüştür.
Genel olarak insan ve yaptığı iş arasında uyum sağlamayı amaçlayan ergonominin sosyal
anlamda “yaşamı daha yaşanılabilir kılma” çabası olduğu söylenebilir.
Çalışma ortamlarında ergonomik şartların sağlanması, personelin verimini, iş tatminini ve
memnuniyetini artıracak , ve uzun vadede baş gösteren iş hastalıklarını önleyecek çok
önemli bir faktördür.Günlük faaliyetler içerisinde yerine getirilebilecek pratik metotlar ve
alınacak pratik yöntemler sayesinde, ofis ortamlarının ergonomik koşullara uygunluğunu
sağlamak mümkün olacaktır.
Ofis, bir isletmeyi veya bir hizmeti yönetmek üzere organizasyonal faaliyetlerin yapıldığı
alandır. Ergonomi, maksimum is güvenliği ve verimlilik sağlamak amacıyla, insanların
anatomik ve bilişsel özelliklerinin, çalıştıkları çevre ve sistemlerin incelenmesine ve bu
öğeler arasında maksimum uyumun sağlanmasına yönelik çalışmaların bütünü olarak
tanımlanabilir.
Bir diğer tanımıyla ergonomi, çalışan kişinin isi, is aletleri ve is çevresiyle olan ilişkilerini
araştırır. Modern ofisler basit önlemlerle engellenebilecek potansiyel tehlikeler ile doludur.
III
Ergonominin amacı ise sakatlanma veya yaralanma riskini en aza indirerek insan
vücudundan en yüksek verimi almaktır.
Çalışma ortamı ve alışkanlıkları ile basit ayarlamalar yapmayı öğrenmek kişinin rahatını ve
verimliliğini büyük ölçüde arttıracaktır. Ergonominin risk faktörleri göz önünde
bulundurularak ofislerde is sağlığı ve güvenliği sağlanmaktadır.
Ofis sektörü meslek hastalıkları ve is kazaları yönünden ele alınması gereken bir
sektördür.Ofislerdeki is kazalarının inşaat, metal ve maden sektöründeki kazalara oranla
daha düşük olması ilginin bu yöne kaymasını azaltmaktadır. Ancak is kazalarının küçük
veya büyük olması değil insan sağlığı temel alınması gerektiği için ofislerde is sağlığı ve
güvenliği önlemleri bakımından incelenmelidir.
Özellikle son yıllarda ofislerde meydana gelen meslek hastalıklarının artması bu konunun
ehemmiyetini gözler önüne sermektedir.
Anahtar kelimeler: Ergonomi, Risk Analizi, 6331 Sayılı Kanun, Risk Faktörleri,Ofis
Güvenliği
IV
1
İÇİNDEKİLER
SAYFA
Özgünlük Bildirisi .................................................................................................................. I
Özet ....................................................................................................................................... II
Bölüm 1 Giriş ........................................................................................................................ 3
1.1.İş Sağlığı ve Güvenliği Mevzuatı Tarihçesi .................................................................... 3
1.2.İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu Tanım ve Kapsamı ..................................................... 3
1.3.İş Sağlığı ve Güvenliği Hizmetleri .................................................................................. 4
1.4.İş Sağlığı ve Güvenliği Uzmanlığı ................................................................................. 4
1.5.Görüş Alma ve Katılım .................................................................................................. 5
1.6.Çalışan Temsilcisi ........................................................................................................... 5
1.7.Koordinasyon ................................................................................................................... 6
1.8.Risk Değerlendirmesi ..................................................................................................... 6
1.9 Eğitimler. ........................................................................................................................ 7
Bölüm 2 OFİS ORTAMINDA İŞ GÜVENLİĞİ ................................................................... 8
2.1.Ofis ve Ergonomi ............................................................................................................. 8
3.Ergonomik Risk Faktörleri ................................................................................................. 8
3.1.Çevresel Faktörler ............................................................................................................ 8
3.1.1.Gürültü ......................................................................................................................... 9
3.1.2.Sıcaklık,nem ve hava akımı(Termal Konfor) ............................................................. 11
3.1.3.Aydınlatma ................................................................................................................. 11
3.1.4.Kimyasallar ................................................................................................................. 13
3.1.5.Bitkiler ........................................................................................................................ 13
3.2.Fiziksel Faktörler ........................................................................................................... 13
3.2.1.Bina (İş yeri yerleşim planı) ....................................................................................... 13
3.2.2.Ekranlı Araçlar............................................................................................................ 15
3.2.3.Tekrarlanan İşler ......................................................................................................... 17
3.2.4.Uygunsuz Davranışlar ............................................................................................... 17
3.3.Psikolojik Faktörler ....................................................................................................... 18
3.3.1.Çalışandan Kaynaklanan Faktörler ............................................................................. 18
3.3.2.İşin yapımından Kaynaklanan Faktörler ..................................................................... 18
3.3.3.İşletmenin Yapısından kaynaklanan Faktörler ........................................................... 18
Bölüm 3.6331 Sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunun Gidişatı ......................................... 19
4. Sonuç ............................................................................................................................... 35
5. Kaynakça ......................................................................................................................... 37
Tablolar ....................................................................................................................................
Tablo 2.1.Gürültünün Fizyolojik Etkileri .............................................................................. 9
Tablo 2.2.Ofislerde Gürültü Seviyeleri. .............................................................................. 10
Tablo 2.3 Gürültünün Psikolojik Etkileri ............................................................................ 10
Tablo 2.4.Mekanlara Göre Aydınlatma Şiddetleri .............................................................. 12
Tablo 2.5.Ortam Kirleticileri ve Emisyon Kaynakları ........................................................ 14
Şekiller .....................................................................................................................................
Şekil2.1.Ortamdaki Toksik Maddeleri Azaltan Bitkiler ...................................................... 13
Şekil2.2 Monitörün Yerleşim şekli ...................................................................................... 15
Şekil2.3 Boyun Postörü ....................................................................................................... 13
2
Şekil2.4.Bilgisayar Kullanıcıları İçin Ergonomi ................................................................. 16
Şekil2.5 Ergonomik Sandalye Örneği ................................................................................. 17
Şekil2.6 Uygunsuz Duruşlara Örnek ................................................................................... 17
3
BÖLÜM 1
GİRİŞ
1.1.İş Sağlığı ve Güvenliği Mevzuatı Tarihçesi

1992 : Mesleki iş sağlığı ve güvenliği yasa tasarısı (İTKB)

2002 : İş güvenliği kanunu tasarısı,

2003 : 4857 sayılı İş Kanununda 5 maddeye iş sağlığı ve güvenliği sıkıştırıldı!

İş kanununa bağlı yönetmeliklerle iş sağlığı ve güvenliği düzenlemeleri (İş
Güvenliği Hizmetleri – Uzmanlık * Hekimlik vb. : Danıştay Kararları!)

2008 : Son çeyrekte “İş Sağlığı ve Güvenliği” taslağı başbakanlığa gönderildi,
(Seçim Dönemi)

2012 - 06 : 6331 Sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu Yayınlandı!
1.2.İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu Tanım ve Kapsamı
İşyerlerinde iş sağlığı ve güvenliğinin sağlanması ve mevcut sağlık ve güvenlik şartlarının
iyileştirilmesi için işveren ve çalışanların görev, yetki, sorumluluk, hak ve
yükümlülüklerini düzenlemektir.
Belli İstisnalar (*) dışında kamu ve özel sektöre ait bütün işlere ve işyerlerine, bu
işyerlerinin işverenleri ile işveren vekillerine, çırak ve stajyerler de dâhil olmak üzere tüm
çalışanlarına faaliyet konularına bakılmaksızın uygulanır.
4
•4857 SK’na tabi çalışanlar,
•Borçlar Kanununa tabi çalışanlar,
•Basın İş Kanununa tabi çalışanlar,
•Deniz İş Kanununa tabi çalışanlar,
•Kamu görevlileri (memurlar, sözleşmeli personel), tüm bağımlı çalışanları kapsamına
almıştır.
*İstisnalar;
- TSK,GKK ve MİT faaliyetleri,
- Afet ve acil vb,
- Ev işlerinde,
- Çalışan istihdam etmeksizin,
- Hükümlü ve tutuklulara
Kanun Neyi Değiştirdi?
Yeni Bir İş Sağlığı ve Güvenliği Politikası;
 Önleyici Yaklaşım; Olduktan sonra değil olmadan önce farkındalık oluşturmak!

Güvenlik Kültürü; Hayatımızın her anında Güvenli ve Sağlıklı Ortamlar
oluşturulmak!

Risk Değerlendirmesi; Kazanın olmasını beklemeden tehlike ve risk unsurlarını
bilmek, tespit etmek, ortadan kaldırmak!

Koordinasyon; İşveren – Alt işveren – İşverenler ve Birimler arası koordinasyon!

İşyerleri İçin Özel Düzenleme; Tehlikeli – Az Tehlikeli- Çok Tehlikeli – Büyük
Endüstriyel Kazaları Önleme vb.
1.3.İş Sağlığı ve Güvenliği Hizmetleri
“Mesleki risklerin önlenmesi” ve bu “risklerden korunulması”na yönelik çalışmaları da
kapsayacak, “iş sağlığı ve güvenliği hizmetleri”nin sunulması için işveren;
Çalışanları arasından iş güvenliği uzmanı, işyeri hekimi ve diğer sağlık personeli
görevlendirir.
Görevlendirdikleri kişi veya hizmet aldığı kurum ve kuruluşların görevlerini yerine
getirmeleri amacıyla araç, gereç, mekân ve zaman gibi gerekli bütün ihtiyaçlarını
karşılar.Çalışanları arasında “belirlenen niteliklere” sahip personel bulunmaması hâlinde,
bu hizmetin tamamını veya bir kısmını ortak sağlık ve güvenlik birimlerinden hizmet
alarak yerine getirebilir.
Ancak belirlenen niteliklere ve gerekli belgeye sahip olması hâlinde, tehlike sınıfı ve
çalışan sayısı dikkate alınarak, bu hizmetin yerine getirilmesini kendisi üstlenebilir.
1.4. İş sağlığı ve Güvenliği Uzmanlığı
İş güvenliği uzmanlarının görev alabilmeleri için; çok tehlikeli sınıfta yer alan işyerlerinde
(A) sınıfı, tehlikeli sınıfta yer alan işyerlerinde en az (B) sınıfı, az tehlikeli sınıfta yer alan
işyerlerinde ise en az (C) sınıfı iş güvenliği uzmanlığı belgesine sahip olmaları şartı aranır.
5

İşyeri hekimi ve iş güvenliği uzmanlarının hak ve yetkileri, görevlerini yerine
getirmeleri nedeniyle kısıtlanamaz.

Bu kişiler, görevlerini mesleğin gerektirdiği etik ilkeler ve mesleki bağımsızlık
içerisinde yürütür.

İşyeri hekimi ve iş güvenliği uzmanları; görevlendirildikleri işyerlerinde iş sağlığı
ve güvenliğiyle ilgili alınması gereken tedbirleri işverene yazılı olarak bildirir;
bildirilen hususlardan hayati tehlike arz edenlerin işveren tarafından yerine
getirilmemesi hâlinde, bu hususu Bakanlığın yetkili birimine bildirir.
1.5.Görüş Alma ve Katılım
İşveren, destek elemanları ile çalışan temsilcilerinin aşağıdaki konularda önceden
görüşlerinin alınmasını sağlar:
 İşyerinden görevlendirilecek veya işyeri dışından hizmet alınacak işyeri hekimi, iş
güvenliği uzmanı ve diğer personel ile ilk yardım, yangınla mücadele ve tahliye
işleri için kişilerin görevlendirilmesi,

Risk değerlendirmesi yapılarak, alınması gereken koruyucu ve önleyici tedbirlerin
ve kullanılması gereken koruyucu donanım - ekipmanın belirlenmesi,

Sağlık ve güvenlik risklerinin önlenmesi ve koruyucu hizmetlerin yürütülmesi,

Çalışanların bilgilendirilmesi,
 Çalışanlara verilecek eğitimin planlanması.
Çalışanların veya çalışan temsilcilerinin, işyerinde iş sağlığı ve güvenliği için alınan
önlemlerin yetersiz olduğu durumlarda veya teftiş sırasında, yetkili makama
başvurmalarından dolayı hakları kısıtlanamaz.
1.6.Çalışan Temsilcisi
İşveren; riskleri göz önünde bulundurarak, seçim veya atama yoluyla, çalışan temsilcisini
görevlendirir.
 Baş temsilci seçimle belirlenir.

Çalışan temsilcileri, tehlike kaynağının yok edilmesini için, işverenden gerekli
tedbirlerin alınmasını isteme hakkına sahiptir.

Çalışan temsilcileri ve destek elemanlarının hakları kısıtlanamaz.
2-50 arası çalışan
51-100 arası çalışan
101-500 arası çalışan
501-1000 arası çalışan
1001-2000 arası çalışan
2001 ve üzeri çalışan
1
2
3
4
5
6
6
1.7. Koordinasyon
Aynı işyerini birden fazla işverenin paylaşması durumunda veya birden fazla işyerinin
bulunduğu yerlerde her bir işyerinin kendi sağlık ve güvenliklerini sağlamasının yanında
bu işyerlerinin birbirlerini etkilemesi muhtemel unsurlara sahip olmaları ve bu konularda
ortaklaşa hareket etmelerine olanak tanımak üzere İSG yönünden koordinasyon
sağlamaları zorunlu hale getirilmiştir.
 Birden fazla işyerinin bulunduğu iş merkezleri, iş hanları, sanayi bölgeleri veya
siteleri gibi yerlerde, iş sağlığı ve güvenliği konusundaki koordinasyon yönetim
tarafından sağlanır.

Yönetim, işyerlerinde iş sağlığı ve güvenliği yönünden diğer işyerlerini etkileyecek
tehlikeler hususunda gerekli tedbirleri almaları için işverenleri uyarır.
1.8.Risk Değerlendirmesi
İşveren;
 İş sağlığı ve güvenliği yönünden risk değerlendirmesi yapmak veya yaptırmakla
yükümlüdür.

İş sağlığı ve güvenliği ile ilgili gerekli kontrol, ölçüm, inceleme ve araştırmaların
yapılmasını sağlar.
Risk değerlendirmesi yapılırken dikkate alınacak hususlar:

Belirli risklerden etkilenecek çalışanların durumu,

Kullanılacak iş ekipmanı ile kimyasal madde ve müstahzarların seçimi,

İşyerinin tertip ve düzeni,

Genç, yaşlı, engelli, gebe veya emziren çalışanlar gibi özel politika gerektiren
gruplar ile kadın çalışanların durumu
Risk Değerlendirmesi ;Tehlike Kaynakları
4M Modeli
4 Büyük Tehlike Kaynağı İnsan (Man)
Eğitim ve bilgi eksikliği, dalgınlık, dikkatsizlik, ilgisizlik,
düzensizlik, bedenen uyumsuzluk, aile düzeni, beslenme
yetersizliği, ruhsal durum
(Psikososyal Faktörler)
Madde (Material)
Maddenin kimyasal ve fiziksel özellikleri
7
Ekipman (Machine)
Malzeme yorgunluğu, yeterli koruyucu önlemlerin alınmaması,
yetersiz kontrol ve bakım, işe uygun makine kullanılmaması
ya da makinelerin yanlış kullanılması
Çevre (Media)
Sıcaklık, nem, aydınlatma, gürültü, toz v.b
1.9. Eğitimler
İşveren, çalışanların iş sağlığı ve güvenliği eğitimlerini almasını sağlar. Bu eğitim
özellikle; işe başlamadan önce, çalışma yeri veya iş değişikliğinde, iş ekipmanının
değişmesi hâlinde veya yeni teknoloji uygulanması hâlinde verilir. Eğitimler, değişen ve
ortaya çıkan yeni risklere uygun olarak yenilenir, gerektiğinde ve düzenli aralıklarla
tekrarlanır.
 Çalışan temsilcileri özel olarak eğitilir.

Mesleki eğitim alma zorunluluğu bulunan tehlikeli ve çok tehlikeli sınıfta yer alan
işlerde, yapacağı işle ilgili mesleki eğitim aldığını belgeleyemeyenler çalıştırılmaz.

İş kazası geçiren veya meslek hastalığına yakalanan çalışana işe başlamadan önce,
söz konusu kazanın veya meslek hastalığının sebepleri, korunma yolları ve güvenli
çalışma yöntemleri ile ilgili ilave eğitim verilir. Ayrıca, herhangi bir sebeple altı
aydan fazla süreyle işten uzak kalanlara, tekrar işe başlatılmadan önce bilgi
yenileme eğitimi verilir.

Tehlikeli ve çok tehlikeli sınıfta yer alan işyerlerinde; yapılacak işlerde
karşılaşılacak sağlık ve güvenlik riskleri ile ilgili yeterli bilgi ve talimatları içeren
eğitimin alındığına dair belge olmaksızın, başka işyerlerinden çalışmak üzere gelen
çalışanlar işe başlatılamaz. –Geçici iş ilişkisi kurulan işveren, iş sağlığı ve
güvenliği risklerine karşı çalışana gerekli eğitimin verilmesini sağlar.

Verilecek eğitimin maliyeti çalışanlara yansıtılamaz. Eğitimlerde geçen süre
çalışma süresinden sayılır. Eğitim sürelerinin haftalık çalışma süresinin üzerinde
olması hâlinde, bu süreler fazla sürelerle çalışma veya fazla çalışma olarak
değerlendirilir.
8
BÖLÜM 2
OFİS ORTAMINDA İŞ GÜVENLİĞİ
2.1.Ofis ve Ergonomi
Ofis, bir isletmeyi veya bir hizmeti yönetmek üzere organizasyonal faaliyetlerin yapıldığı
alandır. Ergonomi, maksimum is güvenliği ve verimlilik sağlamak amacıyla, insanların
anatomik ve bilişsel özelliklerinin, çalıştıkları çevre ve sistemlerin incelenmesine ve bu
öğeler arasında maksimum uyumun sağlanmasına yönelik çalışmaların bütünü olarak
tanımlanabilir.
Bir diğer tanımıyla ergonomi, çalışan kişinin isi, is aletleri ve is çevresiyle olan ilişkilerini
araştırır. Modern ofisler basit önlemlerle engellenebilecek potansiyel tehlikeler ile doludur.
Ergonominin amacı ise sakatlanma veya yaralanma riskini en aza indirerek insan
vücudundan en yüksek verimi almaktır. Çalışma ortamı ve alışkanlıkları ile basit
ayarlamalar yapmayı öğrenmek kişinin rahatını ve verimliliğini büyük ölçüde arttıracaktır.
Ergonominin risk faktörleri göz önünde bulundurularak ofislerde is sağlığı ve güvenliği
sağlanmaktadır.
Ofis sektörü meslek hastalıkları ve is kazaları yönünden ele alınması gereken bir sektördür.
Ofislerdeki is kazalarının inşaat, metal ve maden sektöründeki kazalara oranla daha düşük
olması ilginin bu yöne kaymasını azaltmaktadır. Ancak is kazalarının küçük veya büyük
olması değil insan sağlığı temel alınması gerektiği için ofislerde is sağlığı ve güvenliği
önlemleri bakımından incelenmelidir. Özellikle son yıllarda ofislerde meydana gelen
meslek hastalıklarının artması bu konunun ehemmiyetini gözler önüne sermektedir.
Ergonominin amacı;
_ Çalışanların etkinliğini arttırmak
_ Gereksiz ve aşırı zorlamalardan kaçınmak
_ Çalışmanın yöntemli bir şekilde düzenlenmesini sağlamak
_ Lüzumsuz aktiviteleri önlemek
_ İnsan-makine-çevre uyumunu sağlamaktır.
3. Ergonomik Risk Faktörleri
3.1 Çevresel Faktörler
Çevresel faktörler çalışan için ek bir yük oluşturur. İs performansının azalmaması, sağlığın
zarar görmemesi açısından bu faktörlerin bilinmesi, bu faktörlerin normal veya aşırı
düzeyde olmalarında organizmanın vereceği fizyolojik cevapların tanınması gerekir.
9
3.1.1 Gürültü
Gürültü genel olarak istenmeyen ve rahatsız eden ses olarak tanımlanır. Sağlıklı bir insan
kulağı 0dB – 140dB arasında bulunan ses şiddetine karsı duyarlıdır. Ayrıca 3000-4000Hz
frekans ve 60-90dB ses basıncı aralığı insan kulağının en duyarlı olduğu aralıktır.
Ofislerdeki gürültü duyma kaybına sebebiyet verecek kadar fazla değildir. Ancak
endüstriyel ortamda gürültü sebebiyle duyma kaybı söz konusudur.
Gürültü insan üzerinde fizyolojik ve psikolojik olmak üzere iki türlü etkide bulunur.
Gürültünün Fizyolojik Etkileri
Ofislerdeki gürültü insan sağlığına fizyolojik olarak veya duyma kaybına sebebiyet
verebilecek büyüklükte ve şiddette değildir. Tablo 2.1’de gürültünün fizyolojik etkileri
belirtilmiştir.
Ofis ortamındaki gürültü düzeyi ortalama 50-55dB aralığındadır. Ancak ofisin
büyüklüğüne göre bu aralık değişmektedir. Tablo 2.2.’de ofislerin kullanım alanına göre
gürültü seviyeleri belirtilmiştir.
10
Gürültünün Psikolojik Etkileri 4: Gürültü ofis ortamının büyüklüğüne göre çalışanlar
üzerinde psikolojik olarak farklı düzeylerde etki gösterebilir. Ancak çalışanlar çoğunlukla
konsantrasyon eksikliği, dikkat kapasitesinde zayıflama, yorgunluk, uyku bozuklukları ve
geç uyuma, sinirli olma, karşılıklı anlaşma bozuklukları ve algıda azalma gibi şikayetlerle
karşılaşırlar.3Tablo 2.3’te gürültünün psikolojik etki düzeyleri belirtilmiştir.
Gürültü ayrıca5;
 Konuşurken bağırma ihtiyacı doğurabilir,
 Kişiler arasındaki ilişkilerde olumsuzluklar ve is kazalarının artmasında etkin rol
oynayabilir.
11
3.1.2 Sıcaklık, nem ve hava akımı (Termal konfor)
Çalışılan yerlerde iç hava kalitesinin insanların sağlığı ve verimi ile doğrudan ilişkisi
nedeniyle günümüzde önemi artmaktadır. Bu bakımdan çalışanların günün en az sekiz
saatini geçirdiği ofislerdeki termal konforun sağlanması son derece önemlidir. İç ortam
sıcaklığı, ısıl konfor şartlarından en önemli parametredir. İç ortam sıcaklığı kış ve yaz
durumuna göre insanların kendilerini rahat hissedecekleri bir düzeyde olmalıdır. Sıcaklık
ne çok düşük ne de çok yüksek derecelerde olmalıdır. Yaz şartlarında iç hava sıcaklığı
daha çok dış sıcaklığa göre seçilmesine rağmen, kış aylarında iç ortam tasarım sıcaklığı
ortamın kullanım amacı ve tipine göre belirlenmektedir. Birçok insanın rahat olarak
çalıştıkları ortam sıcaklığı 20-26º C’dir.
İç ortamdaki nem miktarı ısıl konforu belirleyen diğer faktördür. Normalin üzerindeki
nemli ve sıcak hava, sıkıntı veren havadır. Düşük nemde ise burun, göz ve ağızda kuruluk
olur ve vücut hızla su kaybettiğinden, sık sık su içme ihtiyacı hissedilir. İç ortam bağıl nem
değerinin %30- 70 aralığında olması önerilmektedir. Esasen iç ortamın sıcaklık ve bağıl
nem değerleri birlikte düşünülmesi gerekir. Bundan dolayı, sıcaklık ve bağıl neme göre
konfor bölgeleri, yaz ve kıs durumu için belirlenir.
Çin’de yapılan bir araştırmaya göre termal konforun sağlanması için ofis ısısının en az
26ºC olması gerektiği saptanmıştır. Başka bir çalışmada az enerjili serinletme sisteminin
çalıştığı bir ortamda ofis içi sıcaklık değerinin ortalama 23ºC ve nem oranının %55 olması
gerektiği belirlenmiştir. ABD ASHRAE standartlarına göre ideal şartlar için sıcaklığın
20-25,5 ºC, nemin ise %30-60 arasında olması gerekmektedir. Vücut yüzey alanı ve
üzerimize giydiğimiz kıyafetler de çalışma ortamında ısıl konfora etki eden
faktörlerdendir. Ayrıca günlük yapılan aktiviteler de ısıl konforu etkilemektedir. Oturur
durumda ve ayaktayken vücut ısısı değişmektedir. Örneğin vücut ısısı ayağa kalkma
halinde 0,85º C, odada sakince dolaşma durumunda ise 3,4 ºC artmaktadır.
Verimli ve sağlıklı bir işyeri ortamında ideal hava akımı 150 mm/sn civarında olmalıdır.
Bu akım 510 mm/sn düzeyine çıktığında ortam “esintili”, 100 mm/sn düzeyine düştüğünde
ise ortam “havasız” olarak nitelendirilir.
3.1.3 Aydınlatma
Ofislerde aydınlatma ihtiyacı, yapılan isin gerekliliğine göre değişmektedir. İhtiyacımız
olan aydınlatma iki yol ile sağlanır: Doğal ışık ve yapay ışık. Yeşil binaların arttığı ve
enerji tasarrufunun çok önemli olduğu günümüzde doğal aydınlatmanın önemi büyüktür.
Ofis mimarisi doğal ışıktan maksimum yararlanacak biçimde tasarlanmalıdır.
Yapay aydınlatmaya göre daha fazla aydınlatma şiddetine sahip olmasından dolayı gün
ışığının insanlar üzerinde birçok olumlu etkisi bulunmaktadır. Güneşli bir günde açık
havada aydınlatma şiddeti 100.000 lüks, gölgede ise 10.000 lüks değerinde olabilmektedir.
Yapay aydınlatma ile işyerlerinde genellikle 500 lüks civarı aydınlatma şiddetine
ulaşılabilmektedir.
İşyerlerinde sağlanan aydınlatmada ışığın gözü rahatsız etmeyen bir konfora sahip olması
ve dengeli bir dağılımı gereklidir. Çalışılan plan veya projenin yanına masa lambası
konulması gibi doğru noktalara ışık odaklaması uygulanmalıdır. Düşük kontrastlı ışık
12
kullanarak (glare) yaratır, rahatsızlık vericidir. Doğrudan aydınlatma işyerlerinde özellikle
kalite kontrol isleri gibi yüksek düzeyde görünürlük gerektiren isler için kullanılmaktadır.
Dolaylı aydınlatma ışık akısının en az %90’nını tavana veya duvarlara dağıtan ve bu
yüzeylerden geri yansıyan ışık ile aydınlatmadır. Enerji verimliliği açısından duvarların ve
tavanın açık renklere boyanmış olması gerekmektedir. Dolaylı aydınlatmada dağınık ışık
oluşmakta ve gölgeler oluşmamaktadır. Genelde yüksek aydınlatma şiddeti yaratarak
çalışanların performansını düşürmemek gerekmektedir. Işığın yansımaları doğru
kullanılmalı tavandan, duvardan, yerden veya masalardan ne kadar ışık yansıtılacağı iyi
hesaplanmalıdır.
İşyerlerinde aydınlatma için kullanılan ışık göz kamaştırmamalı, doğru renk ve ton
seçilmeli, floresanda olduğu gibi kırpma olmamalıdır. Toplam aydınlatma hesabı
yapılırken gün ışığı da dikkate alınmalıdır.
Çoklu çalışma ortamında, ofis çalışanları arası enerji alışverişinin amaçlandığı açık ofis
sistemlerinde genel aydınlatmanın yanında kişisel aydınlatma da kullanılmalıdır. Genel
aydınlatmada tercih edilecek sarkıtlar da kişisel çalışma bölümlerine direkt ışık verebilen
uygun seçimler arasındadır. Masalara yakınlaştırma olanağı bulunan sarkıtlar, ek bir
çalımsa aydınlatması ihtiyacını ortadan kaldıracağından, daha ekonomik bir seçim
olacaktır.
Aydınlatmada ışığın yansıması da önemlidir. Renkler yansıma düzeyinin belirlenmesinde
önemli rol oynar.




Beyaz %75 ve daha fazlasını
Açık renkler %50-75 arası (azalan soğuk renkler)
Orta renkler % 20-50 arası (parlak sıcak renkler)
Koyu renkler %20 veya daha az miktarda ışığı yansıtırlar.
Tablo 2.4.’te çalışanların kullandığı bazı mekanların aydınlatma şiddeti gösterilmiştir.
13
3.1.4 Kimyasallar
Ofislerde yazıcı ve kartuş tonerleri, temizlik maddeleri, piller, tüpler, yapıştırıcılar,
mürekkep ve ofis malzemeleri gibi çeşitli kimyasallar kullanılmaktadır. Tüpler,
yapıştırıcılar, mürekkep ve ofis malzemeleri kullanılan baslıca tehlikeli maddelerdendir.
Ayrıca ofislerde en sık kullanılan elektronik araçlardan olan fotokopi makinası ve lazer
yazıcılar ozon salgılamaktadır. Ancak bu tür maddeler tehlikeli olmasına karsın maruziyet
riskinin düşük olması nedeniyle pratik olarak zararsız kabul edilebilirler.
3.1.5. Bitkiler
NASA’nın yaptığı araştırmalara göre bitkiler havadaki benzol, karbon monoksit ve
formaldehit gibi toksik maddelerin seviyesinin azalmasını sağlar. Sekil2.1’de bu faydayı
sağlayan bazı bitkiler gösterilmektedir.
2.2 Fiziksel Faktörler
Ergonomi ile ilgili fiziksel faktörler, fiziksel etkinlikleriyle ilişkili olarak insanların
anatomik, antropometrik, fizyolojik ve biyomekanik karakteristikleriyle ilgilenmektedir.
Dolayısıyla çalışma sırasındaki duruş özellikleri, yinelenen hareketler, isle ilgili kas iskelet
sistemleri,işyeri yerleşim planı, güvenlik ve sağlık ergonomi ile ilgili fiziksel faktörlerin
temel konularını oluşturmaktadır.
2.2.1 Bina(iş yeri yerleşim planı)
İşyeri binaları tüm kullanım aşamalarında yapılan işin özelliğine uygun olarak ve aşağıda
bahsedildiği şekilde tasarlanmalıdır
Pencereler: İşyerinde pencereler güvenli bir şekilde açılır, kapanır ve ayarlanabilir
olmalıdır.
Dış pencere ve menfezler işyerinde ışığı bol ve eşit olarak yayacak ve ihtiyaca göre
kolayca açılıp kapanabilecek ve temizlenebilecek şekilde yapılmalıdır. İçeriye ışık
girmesine yarayan tüm açıklıkların -yan duvar ve tepede- taban yüzeyine oranı en az %10
olmalıdır.
14
Acil çıkış yolları ve kapıları: Her yapı tüm kullanıcılara elverişli kaçış olanakları
sağlamak üzere kullanıcı yüküne, yangın korunum düzeyine, yapısına ve yüksekliğine
uygun tip, konum ve kapasitede tehlike çıkışlarıyla donatılmalıdır. Her çıkış açık bir
şekilde görünmelidir.
Çıkışlar
“Güvenlik
ve
Sağlık
İşaretleri
Yönetmeliği”ne
uygun
olarak
düzenlenmelidir.İşaretler uygun yerlere ve kalıcı olarak koyulmalıdır. Acil çıkış kapıları
dışarıya doğru açılmalı ve güvenli bir alana çıkış sağlamalıdır. Kaçış yolları caddeye kadar
devamlı ve engellenmemiş şekilde olmalıdır.Ayrıca, işyerinde taban döşeme ve
kaplamaları sağlam, kuru ve mümkün olduğu kadar düz ve kaymaz bir şekilde olmalı,
tehlikeli eğimler, çukurlar ve engeller bulunmamalıdır. Elektrik kabloları yerde dağınık
olarak değil yürüyüşe engel olmayacak şekilde toplanmış ve üzeri kapatılmış şekilde
düzenlenmelidir.
Tuvaletler ve Lavabolar: Gerekli havalandırma ve aydınlatma sağlanmalı, koku çıkması
engellenmelidir. Tuvalet ve lavabolar için yeteri kadar temizlik malzemesi temin
edilmelidir.Tuvaletler çalışılan yerden bir kattan daha yüksek ve daha alçak bir yerde
olmamalı ve direkt olarak is yerine açılmamalıdır.
Hasta Bina Sendromu: Sürekli kapalı ortamlarda çalışan kişilerde hasta bina sendromu
adında, halsizlik, bas ağrısı, sersemlik hissi, bulantı, cilt kuruluğu, gözlerde batma, burunda
tıkanıklık ya da akma gibi belirtiler veren bir durum ortaya çıkmaktadır. Belirtiler,
genellikle penceresi açılmayan, merkezi bir havalandırmaya bağlı olan binalarda ortaya
çıkar.Günümüzde özellikle ofis binaları giderek artan sıklıkta camları açılmayacak şekilde
inşa edilmektedir. Bu tür binalarda dışarıdan içeriye sıcak/soğuk hava girmesi ve içerideki
ısıtılmış/soğutulmuş havanın dışarı çıkması engellenerek enerji tasarrufu sağlanmaktadır.
Ancak dış ortamla ilişkisi tamamen kesilmiş bu binalarda iç ortam kirliliği de artmaktadır.
Yani çalışanlar çeşitli biyolojik ve kimyasal zararlılara maruz kalmaktadırlar.Tablo 2.5.’ te
genel ortam kirleticileri ve emisyon kaynakları belirtilmiştir.
15
3.2.2.Ekranlı Araçlar
Monitör: Ekranda görünen karakterler kolayca seçilebilecek sekil ve formda, uygun
büyüklükte olmalı, satır ve karakterler arasında yeterli boşluk bulunmalıdır. Ekran
görüntüsü stabil olmalı, görüntünün titremesi ve benzeri olumsuzluklar bulunmamalıdır.
Parlaklık ve karakterler ile arka plan arasındaki kontrast, operatör tarafından kolaylıkla
ayarlanabilmelidir.
Ekran, operatörün ihtiyacına göre kolaylıkla her yöne döndürülerek ayarlanabilir olmalıdır.
Ekranın ayrı bir kaide veya ayarlanabilir bir masa üzerinde kullanılması mümkün
olmalıdır.Kullanıcıyı rahatsız edebilecek yansıma ve parlamalar önlenmelidir. Monitör
gözlerden en az 65 cm uzakta bulunmalıdır. Genel olarak monitörü mümkün oldukça
uzağa yerleştirmek ve yazı karakteri boyutunu arttırmak tavsiye edilir.
Monitörün Düşey Yerleşimi: Ekran görüş alanı gözün yatay görme hizasından 15°-50°
açıları arasında bulunmalıdır. Sekil 2.2.’de monitörün yerleşim sekli gösterilmektedir.
Şekil 2.2. Monitörün Yerleşim Şekli
Boyun Postürü: Alçak monitör yerleşimi kullanıcıların farklı boyun hareketleri
sağlayacak pozisyonlar denemelerine izin verir. Göz seviyesinde yerleştirilen monitör ise
kullanıcıyı hem duruş hem de görüş açısından uygun olan sadece bir çeşit pozisyonda
kalmaya zorlar. Sekil 2.3.’te boyun postürü gösterilmektedir.
Şekil 2.3. Boyun Postörü
16
Ekran Eğimi: Monitör üst kısmı altında daha geride kalacak biçimde arkaya doğru eğik
durmalıdır.
Klavye: Klavye, çalışanın el ve kollarının yorulmaması ve rahatça çalışabilmesi için
ekrandan ayrı ve hareketli olmalıdır. Klavyenin ön tarafına, çalışanın bileklerini
dayayabileceği özel destek koyulmalıdır. Çalışanın elleri ve kolları için klavyenin önünde
yeterli boşluk olmalıdır.
Klavyenin rengi mat olmalı ve ışığı yansıtmamalıdır. Çalışma pozisyonuna göre, tuşlar
üzerindeki semboller kolaylıkla seçilebilmeli, düzgün ve okunaklı olmalıdır.
Çalışma masası veya çalışma yüzeyi: Çalışma masası veya çalışma yüzeyi, ekran, klavye,
dokümanlar ve diğer ilgili malzemelerin rahat bir şekilde düzenlenebilmesine olanak
sağlayacak şekilde ve yeterli büyüklükte ve yüzeyi ışığı yansıtmayacak nitelikte olmalıdır.
Çalışanı rahatsız edici göz ve bas hareketleri ihtiyacını en aza indirecek şekilde
yerleştirilmiş ve ayarlanabilir özellikte doküman tutucu kullanılmalıdır. Çalışanın rahat bir
pozisyonda olması için yeterli alan bulunmalıdır.
Çalışma sandalyesi: Sandalye dengeli ve çalışanın rahat bir pozisyonda oturabileceği ve
kolaylıkla hareket edebileceği şekilde olmalıdır. Oturma yerinin yüksekliği
ayarlanabilmelidir. Sırt dayama yeri öne-arkaya ve yukarı-aşağı ayarlanabilir, sırt desteği
bele uygun ve esnek olmalıdır. İstendiğinde operatöre uygun bir ayak dayanağı
sağlanmalıdır.
Şekil 2.4. ve Şekil 2.5.’te bilgisayar kullanıcıları için ergonomik durumlar ve ergonomik
sandalye örneği gösterilmektedir.
Şekil 2.4. Bilgisayar Kullanıcıları İçin Ergonomi
17
Şekil 2.5. Ergonomik Sandalye Örneği
3.2.3 Tekrarlanan isler
Tekrarlanan isler, iş sırasında aynı ya da benzer hareketlerin sık aralıklarla tekrarlanmasını
gerektiren islerdir. İki saatten daha fazla süre hiç ara vermeden dakikada ikiden daha fazla
kere el ile bir butona dokunmak veya klavye üzerinde gün içerisinde dört saatten fazla ara
vermeden veri girmek tekrarlanan islere örnek olarak verilebilir.
Sürekli tekrarlayan islerde, kasların dinlenmesi için yeterli aralar verilmezse kas ve iskelet
sisteminde ağrılar ve rahatsızlıklar kaçınılmazdır.
2.2.4 Uygunsuz Duruşlar
Uygunsuz duruşlar doğal durusun dışındaki duruşlardır. Doğal duruş is için en güvenli ve
rahat duruştur. Doğal olmayan duruşlar kas ve eklemlere baskı yaparak vücudun fiziksel
limitlerini zorlar.
 Gün içerisinde iki saatten fazla sürekli eller ile omuz ve bas hizasının üzerinde
çalışmak,
 Gün içerisinde iki saatten fazla diz çökerek çalışmak,
 Gün içerisinde iki saatten fazla beli bükerek veya eğerek çalışmak;
Ayaklarına destek vermeden oturmak
çalışanların dikkat etmedikleri uygunsuz
duruşlardandır. Sekil 2.6.’da uygunsuz duruşlara bir örnek verilmektedir.
Şekil 2.6.Uygunsuz duruşlara örnek
18
3.3 Psikolojik faktörler
3.3.1 Çalışandan kaynaklanan faktörler
Uyuşmazlıklar (şaşırma, yanılma, unutkanlık), üzüntüler, ailevi sorunlar, meslek sorunları,
ekonomik zorluklar, güvensizlik, işyerinde negatif sosyal iletişim, dedikodu, çalışanlarla
çatışmalar çalışandan kaynaklanan faktörler arasındadır.
Latince kökenli bir sözcük olan Mobbing; psikolojik şiddet, baskı, kuşatma, taciz, rahatsız
etme veya sıkıntı vermek anlamlarına gelir. Özellikle hiyerarşik yapılanmış gruplarda ve
kontrolün zayıf olduğu örgütlerde, gücü elinde bulunduran kişinin ya da grubun,
diğerlerine psikolojik yollardan, uzun süreli sistematik baskı uygulamasıdır. Son dönemde
sosyoloji ve hukuk başta olmak üzere çeşitli alanlarda disiplinler arası çalışılan bir konu
haline gelmiştir.
Mobbing, sadece mağdurları etkileyen değil, iş yerini ve iş yerinin diğer çalışanlarını da
olumsuz etkileyen eylem ve davranışlar olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu anlamda
çalışanların iş tatmini azalmakta, iş arkadaşları ile arasındaki güven ve saygı azalmakta,
dolayısıyla iş verimi düşmekte, üretim azalmakta, bu da şirketin maliyetlerinin artmasına
ve rekabet gücünün azalmasına yol açmaktadır.
İş Kanunda Mobbing:
4857 sayılı İş Kanununda cinsel taciz eylemi hem işçiye hem işverene haklı nedenle derhal
fesih hakkı vermektedir. Buna göre işverenin işçiye cinsel tacizde bulunması ya da işçinin
diğer bir işçi ya da iş yerine gelen üçüncü kişiler tarafından cinsel tacize uğraması ve bu
durumu işverene bildirmesine rağmen gerekli önlemlerin alınmaması hallerinde işçi süresi
belirli olsun veya olmasın iş sözleşmesini sürenin bitiminden önce veya bildirim süresini
beklemeksizin 4857 sayılı İş Kanununun 24. maddesinin II. bendinin b ve d fıkraları
uyarınca haklı nedenle derhal feshedebilecektir.
b) İşveren işçinin veya ailesi üyelerinden birinin şeref ve namusuna dokunacak şekilde
sözler söyler, davranışlarda bulunursa veya işçiye cinsel tacizde bulunursa.
d) İşçinin diğer bir işçi veya üçüncü kişiler tarafından iş yerinde cinsel tacize uğraması ve
bu durumu işverene bildirmesine rağmen gerekli önlemler alınmazsa.
4857 sayılı İş Kanunun 25. maddesinin II. bendinin c fıkrası uyarınca “İşçinin işverenin
başka bir işçisine cinsel tacizde bulunması” halinde işveren cinsel tacizde bulunan işçinin
iş sözleşmesini haklı nedenle tazminatsız olarak feshedebilir. İşçinin, işverenin başka bir
işçisine cinsel tacizde bulunması haklı neden için yeterli olup, tacize uğrayan işçinin,
tacizci işçi ile aynı iş yerinde çalışması şart değildir.
4857 sayılı İş Kanunumuzun 5. maddesinde iş ilişkisinde dil, ırk, cinsiyet, siyasal düşünce,
felsefi inanç, din ve mezhep ve benzeri sebeplere dayalı ayırım yapılamaz.
İşveren, esaslı sebepler olmadıkça tam süreli çalışan işçi karşısında kısmi süreli çalışan
işçiye, belirsiz süreli çalışan işçi karşısında belirli süreli çalışan işçiye farklı işlem
yapamaz.
19
İşveren, biyolojik veya işin niteliğine ilişkin sebepler zorunlu kılmadıkça, bir işçiye, iş
sözleşmesinin yapılmasında, şartlarının oluşturulmasında, uygulanmasında ve sona
ermesinde, cinsiyet veya gebelik nedeniyle doğrudan veya dolaylı farklı işlem yapamaz.
Aynı veya eşit değerde bir iş için cinsiyet nedeniyle daha düşük ücret kararlaştırılamaz.
İşçinin cinsiyeti nedeniyle özel koruyucu hükümlerin uygulanması, daha düşük bir ücretin
uygulanmasını haklı kılmaz. İş ilişkisinde veya sona ermesinde yukarıdaki fıkra
hükümlerine aykırı davranıldığında işçi, dört aya kadar ücreti tutarındaki uygun bir
tazminattan başka yoksun bırakıldığı haklarını da talep edebilir. 2821 sayılı Sendikalar
Kanununun 31 inci maddesi hükümleri saklıdır. 20 inci madde hükümleri saklı kalmak
üzere işverenin yukarıdaki fıkra hükümlerine aykırı davrandığını işçi ispat etmekle
yükümlüdür. Ancak, işçi bir ihlalin varlığı ihtimalini güçlü bir biçimde gösteren bir
durumu ortaya koyduğunda, işveren böyle bir ihlalin mevcut olmadığını ispat etmekle
yükümlü olur. Cinsel tacizde kanıt yükümlülüğü iddia sahibine aittir.
4857 sayılı İş Kanunu 18. maddesinde; Otuz veya daha fazla işçi çalıştıran iş yerlerinde en
az altı aylık kıdemi olan işçinin belirsiz süreli iş sözleşmesini fesheden işveren, işçinin
yeterliliğinden veya davranışlarından ya da işletmenin, iş yerinin veya işin gereklerinden
kaynaklanan geçerli bir sebebe dayanmak zorundadır. Geçersiz sebeple yapılan feshin
sonuçları 21. maddede anlatılmış işverence geçerli sebep gösterilmediği veya gösterilen
sebebin geçerli olmadığı mahkemece veya özel hakem tarafından tespit edilerek feshin
geçersizliğine karar verildiğinde, işveren, işçiyi bir ay içinde işe başlatmak zorundadır.
İşçiyi başvurusu üzerine işveren bir ay içinde işe başlatmaz ise, işçiye en az dört aylık ve
en çok sekiz aylık ücreti tutarında tazminat ödemekle yükümlü olur.
İş Sağlığı Ve Güvenliği Kanunda Mobbing:
Özel kanun hükmünde olan 6331 Sayılı iş sağlığı ve güvenliği kanununun 4. maddesi
gereği İşveren, çalışanların işle ilgili sağlık ve güvenliğini sağlamakla yükümlü olup.
İşverenin, iş sağlığı ve güvenliği ile ilgili önlemleri alma yükümlülüğü yine bu maddede
düzenlenmiş olmakla birlikte, işverenin iş sağlığı ve güvenliği konusundaki
yükümlülükleri detaylı olarak kanununda düzenlenmiştir.
3.3.2 İsin yapısından kaynaklanan faktörler
İsin yükü ve niteliği, amirlerin baskısı, monotonluk, görevin çeşitliliği ya da çok
yönlülüğü, grup içerisinde çalışma baskısı isin yapısından kaynaklanan faktörlerdendir.
3.3.3 İşletmenin yapısından kaynaklanan faktörler
Rol çatışması ve rol belirsizliği, sınırlı kariyer, düşük ücret isletmenin yapısından
kaynaklanan faktörlerdendir.
20
BÖLÜM 3
6331 SAYILI İŞ SAĞLIĞI VE GÜVENLİĞİ
KANUNUN GİDİŞATI
GENEL OLARAK
Devlet,


Konuyla ilgili kanun, tüzük ve yönetmelikler çıkartarak bunların uygulama ve
takibini yapmakla sorumludur.
Ayrıca iş sağlığı ve güvenliğindeki gelişmeleri takip ederek uygulanmasını da
sağlar.
Ülkemizde bu çalışmaları Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı yürütmektedir.
İşverenler,


İşyerlerinde iş sağlığı ve güvenliğinin sağlanması için gerekli her türlü önlemi
almak, araç ve gereçleri noksansız bulundurmak.
İşyerlerinde alınan iş sağlığı ve güvenliği önlemlerine uyulup uyulmadığını
denetlemek zorundadır. Yapılan denetimlerde sözlü uyarılara rağmen iş sağlığı ve
güvenliği kurallarına uymayan şirket ya da alt yüklenici personeline işveren ceza
uygulaması yoluna gidebilir.
EK.9. CEZA KAĞIDI
 İşçilerin kişisel korunma araçlarını sağlamak ve onların kullandığını da denetlemek,
 İşyerlerinde geniş anlamda doğmuş ve doğabilecek tüm tehlikeleri önlemek, bu
zorunluluk sonucu olarak işyerinde, işveren bakımından tam anlamı ile geniş bir
kontrol mekanizması kurmak zorundadır.
 İşçileri, karşı karşıya bulundukları mesleki riskler, alınması gereken tedbirler, yasal
hak ve sorumlulukları konusunda bilgilendirmek,
 Gerekli iş sağlığı ve güvenliği eğitimini vermek zorundadır. İşe alım, İş değişikliği,
yeni iş ekipmanlarının kullanımına başlanmasında ve yeni üretim tekniklerinde
çalışanlara eğitim verilmelidir.
İşçiler,
 Sağlıklı ve güvenli bir çalışma ortamı için işyerinde düzenlenecek olan iş sağlığı ve
eğitimlerine katılmak ve bu konudaki talimatlara uymakla,
 İşyerinde uygulanan sağlık ve güvenlik kurallarına uymakla,
 Çalışma esnasında gerekli dikkat ve özeni göstermekle,
21
 İşyerindeki makine, cihaz, araç ve gereç, tesis ve binalardaki güvenlik
donanımlarını, kurallara uygun olarak kullanmak ve bunları keyfi olarak
çıkarmamak ve değiştirmemekle yükümlüdürler.
 Tehlike yaratabilecek davranışlardan kaçınmak,
 Tehlike yaratabilecek durumları derhal en yakın amirine bildirmek,
 İşveren vekilleri ve işçi temsilcileri ile işbirliği yapmak,
 İşverenin iş güvenliği konusunda verdiği talimatlara uymak,
 İşyerinde bulunan işaret ve levhalara uymak zorundadır.
6331 SAYILI İŞ SAĞLIĞI VE GÜVENLİĞİ KANUNUNUN İŞVERENLERE
GETİRDİĞİ TEMEL YÜKÜMLÜLÜKLER VEBAŞLANGIÇ TARİHLERİ
6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nda da 4857 sayılı İş Kanunu ve 5510 sayılı
Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nda olduğu gibi yasayla görevler
verilmiş profesyonel çalışanlara (işyeri hekimi, iş güvenliği uzmanı gibi) ya da asli
görevleri yanında sağlık ve güvenlik açısından görevlendirilecek destek elemanlara
(çalışan temsilcisi, destek eleman gibi)yetkiler, görevler, sorumluluklar verilse de yasayla
getirilmiş tüm yükümlülükler işverene ait olduğu için yasanın sözel ifadesinde usul olarak
madde metinleri,
yükümlülüklerin işverenlerin
yerine getireceği şekilde
düzenlenmiştir. Bu nedenle, başta iş riski değerlendirmesi, acil durumlar planlaması,
çalışanların iş sağlığı ve güvenliği eğitimleri gibi teknik bilgi ve beceri isteyen konularda
yasada tanımlanmış profesyonel elemanlardan ve destek elemanlardan yararlanılması
gerekmektedir.
Yükümlülüklerin yerine getirilmemesi halinde uygulanacak yaptırımlar idari para cezası
olarak düzenlenmiştir. İdari para cezaları, eylemin türüne göre sabit, çalışan başına veya
geçen her ay için tekrarlanma esasına göre uygulanacaktır. Ceza miktarları her yıl yeniden
değerlendirme oranı kadar artacağından, idari para cezası tablolarını, Bakanlığın web
sitesinden takip etmek gerekmektedir. Ani kabahat niteliğinde olan aykırılıklarda kabahatin
işlendiği yıllara ait ceza miktarları uygulanırken sürekli (mütemadi) kabahatlerde ceza
miktarları tespitin yapıldığı yıla ait ceza miktarı ödenecektir. İş Sağlığı ve güvenliği
Kanuna göre işlenen kabahatlerin çoğunluğu sürekli (mütemadi)niteliklidir.
6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu 30.06.2012 tarihinde yayınlandığından ve
madde hükümlerinin yürürlüğe giriş tarihleri altı ay, bir yıl, iki yıl sonra gibi ifadelerle
belirlendiğinden, Kanunun işverenlere verdiği yükümlülüklerin uygulamaya başlama tarihi
genel olarak 30.12.2012 tarihi olmuştur. Bu nedenle, yükümlülüklerle ilgili olarak tarih
belirtilirken 30.12.2012 tarihinin belirtilmesi gerekmektedir. Ancak, uygulamadaki
pratiklik gereği yükümlülüklerin yürürlüğe giriş tarihleri eylemli (fiili) tarih olarak
vurgulanacaktır (örneğin 01.01.2013).
Kapsama giren işler ve işyerleri (6331 sk.m.2)
Özel ve kamu kesimindeki tüm işyerleri kapsam içindedir. Yürürlük tarihi, eylemli
olarak(fiilen) 01.01.2013 tarihidir.
Kapsam dışında kalan faaliyetler (6331 sk.m.2)
22
-Bakım merkezleri, dikimevleri hariç TSK’nın faaliyetleri,
-MİT, Emniyet ve Jandarma’nın faaliyetleri,
-Acil yardım, ilk yardım birimlerinin müdahale faaliyetleri,
-Tutuklu ve hükümlülere uygulanan meslek edindirme ve eğitim faaliyetleri,
-Ev hizmetleri,
-Yanında kimseyi çalıştırmayan kendi adına ve hesabına çalışanlar, kapsam dışı
bırakılmışlardır.
Kapsama giren çalışanların nitelikleri(6331 sk.m.2)
Çıraklar, stajyerler, işçiler, gazeteciler, gemiciler, devlet memurları, kamudaki sözleşmeli
personel dahil tüm çalışanlar yasa kapsamındadır. Yürürlük tarihi eylemli olarak
01.01.2013
Bir çalışanı olan işyerleri kanun kapsamına alındığından, sadece bir çırak veya stajyer de
çalışsa, o işyeri Kanun kapsamında olacaktır. Yürürlük 01.01.2013 tarihinde başlayacaktır.
İşyerlerinin tehlike sınıfları ve belirlenme şekli (6331 sk.m.9)
İş sağlığı ve güvenliği açısından, yapılan işin özelliği, işin her safhasında kullanılan veya
ortaya çıkan maddeler, iş ekipmanı, üretim yöntem ve şekilleri, çalışma ortam ve şartları
ile ilgili diğer hususlar dikkate alınarak işyerleri için tehlike grupları belirlenmiştir
6331 sayılı Kanun, işveren yükümlülüklerini işyerlerinde yapılan faaliyetlerin girdiği
tehlike sınıflarını dikkate alarak belirlemiştir. Buna göre, işyerlerinin girdiği tehlike
sınıfları, az tehlikeli, tehlikeli ve çok tehlikeli olmak üzere üç sınıfa ayrılmıştır.
İşlerin ve işyerlerinin tehlike sınıfları Bakanlık tarafından 29.12.2012 tarihinde çıkarılmış
olan “tebliğ” de ayrıntılı olarak gösterilmiştir (29.03.2013 tarihinde ikinci bir tebliğ ile ilk
tebliğde değişiklik yapılmıştır). İşverenler bu tebliğe bakarak işyerlerinin girdiği tehlike
sınıfını belirleyeceklerdir. Yürürlük tarihi 01.01.2013 tür.
İşyeri hekiminden ve iş güvenliği uzmanından hizmet alma yükümlülüğü (6331
sk.m.6)
Ticari ve sanayi işyeri ayırımı yapılmaksızın bir çalışanı olan her işveren işyerinde işyeri
hekimi ve iş güvenliği uzmanından hizmet alacaktır. Buna göre, bünyesinde bir stajyer
veya bir çırak çalışıyor olsa da, o işyeri 6331 sayılı Kanun kapsamına girecek ve işyeri
hekimi ile iş güvenliği uzmanından hizmet alma yükümlülüğü başlamış olacaktır.
Hizmet, doğrudan istihdam yoluyla alınabileceği gibi, Ortak Sağlık Güvenlik
Birimlerinden ücreti karşılığı sağlanabilecektir.
Ortak Sağlık Güvenlik Birimleri (OSGB)
Kamu kurum ve kuruluşları, organize sanayi bölgeleri veya ticaret kanununa tabi şirketler
tarafından organize edilen, bünyelerinde yeteri kadar işyeri hekimi, yardımcı sağlık
23
personeli ve iş güvenliği uzmanı bulunduran, yeterli donanıma sahip, Çalışma ve Sosyal
Güvenlik Bakanlığından yetki almış kuruluşlardır.
İdari para cezası: İş güvenliği uzmanı veya işyeri hekimi görevlendirmeyen işverene
görevlendirmediği her bir kişi için beşbin Türk Lirası, aykırılığın devam ettiği her ay için
aynı miktar, diğer sağlık personeli görevlendirmeyen işverene ikibinbeşyüz Türk Lirası,
aykırılığın devam ettiği her ay için aynı miktar idari para cezası uygulanacaktır.
İşyeri hekimi ve iş güvenliği uzmanından hizmet alma yükümlülüğünde
erteleme(6331 sk.m.38)
İşyerinde çalışan sayısı elli ve daha fazla ise işyeri hekimi ve iş güvenliği uzmanından
hizmet alma yükümlülüğü 01.01.2013 tarihinden itibaren başlamıştır.
Çalışan sayısı ellinin altında olan;
-Az tehlikeli sınıfa giren işyerlerinde işyeri hekimi ve iş güvenliği uzmanından hizmet
alma yükümlülüğü önce, eylemli olarak 01.07.2014 tarihine, sonra 6495 sayılı Kanunla
(02.08.2013) 01.07.2016 tarihine ertelenmiştir. Bu nedenle, ellinin altında çalışanı olan az
tehlikeli işyerlerinde işyeri hekimi ve iş güvenliği uzmanından hizmet alma yükümlülüğü
01.07.2016 tarihinde başlayacaktır.
-Tehlikeli ve çok tehlikeli sınıfa giren işyerlerinde işyeri hekimi ve iş güvenliği uzmanı
çalıştırma yükümlülüğü önce eylemli olarak 01.07.2013 tarihine sonra da 6495 sayılı
Kanunla 01.01.2014 tarihine ertelenmiştir. Buna göre, ellinin altında çalışanı olan tehlikeli
ve çok tehlikeli işyerlerinde işyeri hekimi ve iş güvenliği uzmanından hizmet alma
yükümlülüğü 01.01.2014 tarihinde başlayacaktır.
Söz konusu ertelemelere ilişkin düzenlemelerde yardımcı sağlık personelinden söz
edilmediğinden, bu personelden hizmet alma yükümlülüğü 01.01.2013 tarihinde
başlamıştır. Ancak, yardımcı sağlık personelinden, kısmi süreli olarak, hangi sürelerle
yardım alınacağını düzenleyen yönetmelik (RG: 20.07.2013 / 28713) geç yayınlandığı
için, yükümlülüğün eylemli olarak uygulanabilme olanağı 20.07.2013 tarihinden itibaren
imkan dahiline girmiştir.
İşyeri hekiminden hizmet alma süreleri
İşyeri hekiminden hizmet alma süreleri, yönetmeliğine göre(RG: 20.07.2013 /28713),
işyerinin girdiği tehlike sınıfına ve çalışan sayısına göre farklılık gösterecektir. Buna göre;
Tam zamanlı İşyeri hekimi görevlendirme yetkisi sorumluluğu (Yön.m.12)
-Az tehlikeli işyerlerinde her 2000 çalışan karşılığında bir işyeri hekiminden,
-Tehlikeli işyerlerinde her 1500 çalışan karşılığında bir işyeri hekiminden,
-Çok tehlikeli işyerlerinde her 1000 çalışan karşılığında bir işyeri hekiminden tam zamanlı
hizmet alınacaktır.
24
Çalışan sayıları tam zamanlı hizmet almayı gerektiren sayıdan fazla ise örneğin az tehlikeli
sınıfa giren işyerinde 2100 ise, 2000 çalışan için bir adet tam zamanlı, artan 100 çalışan
için de bu sayıya karşılık gelen kısmi süreli işyeri hekiminden hizmet alınacaktır.
Kısmi zamanlı (İşyeri hekimi görevlendirme yetkisi sorumluluğu (Yön.m.12)
- Ondan az çalışanı olan az tehlikeli işyerlerinde çalışan başına yılda 25 dakika,
- Ondan fazla (on dahil) çalışanı olan tehlikeli işyerlerinde çalışan başına ayda 4 dakika,
- Tehlikeli işyerlerinde çalışan başına ayda 6 dakika,
-Çok tehlikeli işyerlerinde çalışan başına ayda 8 dakika işyeri hekiminden hizmet
alınacaktır.
Yardımcı sağlık hizmeti alma süreleri (İşyeri hekimi görevlendirme yetkisi
sorumluluğu Yön.m.19)
İşyeri hekimi tam zamanlı çalıştırıldığında yardımcı sağlık personeli çalıştırılma
yükümlülüğü söz konusu olmayacağından, yardımcı sağlık personelinin tam zamanlı
çalıştırılmasıyla ilgili bir yükümlülük getirilmemiştir. İşveren isterse tam zamanlı
çalıştırabilir. Bu nedenle, yardımcı sağlık personeli, işyerinin girdiği tehlike sınıfı ile
çalışan sayısına göre kısmi süreli çalıştırma yükümlülüğü bulunmaktadır.
Buna göre;
- Ondan az çalışanı olan az tehlikeli işyerlerinde çalışan başına yılda 35 dakika,
- Ondan fazla (on dahil)az tehlikeli işyerlerinde çalışan başına ayda 6 dakika,
- Tehlikeli işyerlerinde çalışan başına ayda 9 dakika,
- Çok tehlikeli işyerlerinde çalışan başına ayda 12 dakika yardımcı sağlık personelinden
hizmet alınacaktır.
İş Güvenliği uzmanından hizmet alma süreleri
İşyerlerinin girdiği tehlike sınıfına ve çalışan sayısına göre iş güvenliği uzmanından hizmet
alma süreleri tam zamanlı veya kısmi zamanlı olarak belirlenecektir.
Tam zamanlı (İş Güvenliği Uzman Görevlendirme yetkisi hakkında Yön.m.12)
-Az tehlikeli sınıfa giren işyerlerinde her 1000 çalışan karşılığında bir iş güvenliği
uzmanından,
-Tehlikeli sınıfa giren işyerlerinde her 750 çalışan karşılığında bir iş güvenliği
uzmanından,
-Çok tehlikeli sınıfa giren işyerlerinde her 500 çalışan karşılığında bir iş güvenliği
uzmanından tam zamanlı hizmet alınacaktır.
25
Kısmi süreli (İş güvenliği uzmanlığı görevlendirme yetkisi hk. Yön.m.12)
- Ondan az çalışanı olan az tehlikeli sınıfa giren işyerlerinde her çalışan başına yılda 60
dakika,
- Ondan fazla (on dahil) çalışanı olan az tehlikeli sınıfa giren işyerlerinde çalışan başına
ayda 10 dakika,
- Tehlikeli sınıfa giren işyerlerinde çalışan başına ayda 15 dakika,
-Çok tehlikeli sınıfa giren işyerlerinde çalışan başına ayda 20 dakika, iş güvenliği
uzmanından hizmet alınacaktır.
İş güvenliği uzmanlarına ilişkin erteleme
6331 sayılı Kanuna göre, az tehlikeli işyerlerinde ( C) sınıfı, tehlikeli işyerlerinde (B)
sınıfı, çok tehlikeli işyerlerinde ise (A) sınıfı yetki belgesi olan iş güvenliği uzmanları
hizmet verebileceklerdir. Ancak, yetki belgeli uzman sayısı yeterli olmadığından, ( C)
sınıfı belge sahibi uzman sayısı göreli olarak daha fazla olduğundan Kanun, ( C) ve (B)
sınıfı yetki belgesi olan iş güvenliği uzmanlarının üst tehlike sınıflarında görev
yapabilmesine geçici bir süre ile olanak sağlamıştır. Buna göre;
(C)sınıfı belgeye sahip uzmanlar, Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren üç yıl
boyunca (01.07.2015 tarihine kadar) (B) sınıfı belgeye sahip olanların görev alabileceği
“tehlikeli” işyerlerinde de görev alabileceklerdir(İSGK Geçici m.4).
(B) sınıfı belgeye sahip iş güvenliği uzmanları ise, Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten
itibaren dört yıl boyunca (01.07.2016 tarihine kadar) (A) sınıfı belgeye sahip olanların
görev alabileceği “çok tehlikeli” işyerlerinde de görev alabileceklerdir(İSGK Geçici m.4).
Ancak, İş güvenliği uzmanlarının görev, yetki ve sorumluluklarını düzenleyen
yönetmelikte yapılan yeni bir düzenlemeyle eklenen geçici madde ile (Geçici m.2),
Sektörel bazda yapılan düzenlemelere göre, meslekte üç yıl tecrübesi olan ve kendi
mesleği ile ilgili alanda faaliyet göstermek koşuluyla, ( C ) ve (B) sınıfı belgeye sahip iş
güvenliği uzmanları, yedi yıl boyunca tehlike sınıfına bakılmaksızın her işyerinde görev
alabileceklerdir (Değ.Yön.m.2)
İşyeri sağlık ve güvenlik birimi kurma yükümlülüğü
İşyerlerinin girdiği tehlike sınıfları dikkate alınarak İşyeri hekimi ve iş güvenliği
uzmanının tam zamanlı olarak çalıştırılmasını gerektirecek kadar çalışan varsa işverenler
işyerinde, bu elemanların çalışabilecekleri mekanı ve donanımı kapsayacak şekilde işyeri
sağlık ve güvenlik birimi kuracaklardır(İSGK m.3/1-i).
İş sağlığı ve güvenliği hizmetlerini düzenleyen yönetmeliğe göre; işyeri hekimi ve iş
güvenliği uzmanının tam zamanlı olarak çalıştığı işyerlerinde oluşturulacak İş Sağlığı ve
Güvenliği Biriminde, iş güvenliği uzmanı ve işyeri hekimi için 8m2 lik iki oda olacak
ayrıca, ilk yardım ve acil müdahale için 12 m2 lik bir oda ve gerektiğinde çalışanı sağlık
birimlerine ulaştırmak için araç bulundurulacaktır(Yön.m.10/1).
İş sağlığı ve güvenliği hizmetlerini düzenleyen yönetmeliğe göre (RG: 29.12.2012/28512);
26
a) Ellinin üstünde çalışanı olan işyerlerinde işyeri hekimi ve iş güvenliği uzmanı için ayrı
ayrı 8m² lik iki oda ve araç bulundurulacak(Yön.m.11/2),
b) Ellinin altında çalışanı olan işyerlerinde ise, işyeri hekimi ve iş güvenliği uzmanının
hizmet verebilecekleri uygun yerler temin edilecektir(Yön.m.11/3).
c) Birden fazla işyerlerinin bulunduğu iş merkezlerinde (Organize sanayi, siteler, alışveriş
merkezleri, İşhanları gibi) işyerlerinde çalışan sayısı ellinin altında ise, işyeri hekimi ve iş
güvenliği uzmanlarının hizmet sunabilecekleri yerleri, iş merkezi yönetiminin
koordinasyonunda ortaklaşa kullanabilecekleri bir yerde oluşturabilirler.
Bu işyerlerinde çalışan sayısı toplamı ellinin üstüne ise, (a) şıkkı, ellinin altında ise (b)
şıkkı uygulanacaktır(Yön.m.11/4). Bu yükümlülük, 01.01.2013 tarihinde yürürlüğe
girmiştir.
Mali destek(6331 sk.m.7)
Bir ile dokuz arasında çalışanı olan tehlikeli ve çok tehlikeli işyerlerinde yapılan sağlık
ve güvenlik harcamaları SGK tarafından karşılanacaktır. Söz konusu tehlike sınıfına giren
işyerlerinde hizmet alma yükümlülüğü 01.01.2014 tarihine ertelendiğinden, mali destek
başlangıç tarihi 01.01.2014 olmuştur.
Bir ile dokuz (dahil) arasında çalışanı olan az tehlikeli işyerlerinde yapılan sağlık ve
güvenlik harcamaları ise, ancak Bakanlar Kurulu karar alırsa SGK tarafından
karşılanacaktır. Az tehlikeli sınıfa giren ve ellinin altında çalışanı olan işyerlerindeki
yükümlülük 6495 sayılı Kanunla 01.07.2016 tarihine ertelendiğinden, Bakanlar Kurulunun
karar alması halinde az tehlikeli sınıfa giren bir ile dokuz çalışanı olan işyerlerinde mali
yardımın başlama tarihi de 01.07.2016 tarihi olmuştur.
İş riski değerlendirme yükümlülüğü(6331 sk. m.4/1-c; 10/1)
Kanun, tüm işverenlere iş riski değerlendirmesi yapma veya yaptırma yükümlülüğü
getirmiştir. Bu nedenle, çalışan sayısına ve işyerinin girdiği tehlike sınıfına bakılmaksızın,
bir çırak veya stajyer bile çalıştırsa işverene iş riski değerlendirmesi yapma veya yaptırma
yükümlülüğü getirilmiştir( 6331 sk. m.4 ve 10).
İşverenler, işyeri hekimi veya iş güvenliği uzmanı yetki belgesine sahip olmaları halinde
kendi işyerleri için de risk değerlendirmesini yapabileceklerdir. Bu yükümlülük eylemli
olarak 01.01.2013 tarihinde başlamıştır.
İdari para cezası: Yükümlülüğe uyulmaması halinde, 6331 sayılı Kanunun ceza
maddesini düzenleyen 26.maddesinin (ç) bendine göre,risk değerlendirmesi yapmayan
veya yaptırmayan işverene üçbin Türk Lirası, aykırılığın devam ettiği her ay için
dörtbinbeşyüz Türk Lirası idari para cezası verilecektir.
Bu nedenle, halen iş riski değerlendirmesi yapmamış
değerlendirilmesini hemen yaptırmaları gerekmektedir.
işverenlerin,
iş
riski
İş riski değerlendirmesi nasıl yapılacak
İş riski değerlendirmesi ile ilgili yönetmelik hükmü uyarınca (RG:29.12.2013/28512)
işverenler işyerinde, “ risk değerlendirmesi ekibi” oluşturacaklardır(Yön.m.6).
27
Risk değerlendirmesi, işverenin oluşturduğu bu ekip tarafından gerçekleştirilecektir. Risk
değerlendirmesi ekibinde,
İşveren veya işveren vekili.
İşyerinde sağlık ve güvenlik hizmetini yürüten iş güvenliği uzmanları ile işyeri hekimleri.
İşyerindeki çalışan temsilcileri.
İşyerindeki destek elemanları.
İşyerindeki bütün birimleri temsil edecek şekilde belirlenen ve işyerinde yürütülen
çalışmalar, mevcut veya muhtemel tehlike kaynakları ile riskler konusunda bilgi sahibi
çalışanlar yer alacaktır(Yön.m.6/1).
Ayrıca, işveren, ihtiyaç duyulduğunda bu ekibe destek olmak üzere işyeri dışındaki kişi ve
kuruluşlardan hizmet alabilecektir(Yön.m.6/2).
Görüleceği üzere iş riski değerlendirmesini, her işyerinde kurulacak risk değerlendirme
ekibinin asli üyesi olarak doğrudan istihdam edilen veya Ortak Sağlık Güvenlik
Birimlerinden ücreti karşılığı alınan hizmet olarak bizzat işyeri hekimi ve iş güvenliği
uzmanları yapacaktır.
Yönetmeliğe göre, iş riski değerlendirmeleri, işyerinin tehlike sınıfına göre değişik
zamanlarda periyodik olarak yenilenecektir. Buna göre;
-Az tehlikeli sınıfa giren işyerlerinde 6 yılda,
-Tehlikeli sınıfa giren işyerlerinde 4 yılda,
- Çok tehlikeli sınıfa giren işyerlerinde 2 yılda bir yenilenecektir.
Ayrıca, risk değerlendirmesi yapılırken dikkate alınan verilerde yaşanacak değişikliklerde
örneğin bina değişiminde, iş ekipmanındaki değişiklikte, iş kazası veya meslek hastalığı
meydana geldiğinde vb. duruma göre kısmen veya tamamen yenileneceğinden, durağan bir
tespit değildir. Meydana gelen değişiklikler karşısından ihtiyaca göre kısmen veya
tamamen yenileneceklerdir(Yön.m.12).
Bu yükümlülüğün başlangıç tarihi de özel olarak düzenlenmediğinden eylemli olarak
01.01.2013 olarak belirlenmiştir. Ancak, işyeri hekimi ve iş güvenliği uzmanı
görevlendirme veya hizmet alma yükümlülüğü iki defa ertelenmiş işyerlerinde( elliden az
çalışanı olan az tehlikeli işyerlerinde 01.07.2016; tehlikeli ve çok tehlikeli işyerlerinde
01.01.2014 tarihine ertelenmiştir) risk değerlendirme ekibinde bu elemanlar yer
almayacağından, ağırlıklı olarak işverenler, bu erteleme süresi içinde risk
değerlendirmesini dışardaki kişi(belgeli işyeri hekimi ve iş güvenliği uzmanları) veya
kuruluşlara(bünyesinde işyeri hekimi ve iş güvenliği uzmanı barındıran ortak sağlık
ve güvenlik birimlerine) yaptıracaklardır.
Aynı alanı birden fazla işveren paylaşıyorsa,
İşverenler, diğer işverenlerin yürüttüğü işleri de göz önünde bulundurarak ayrı ayrı iş riski
değerlendirmesi yapacaklar, çalışmaları koordinasyon içinde yürütecekler, birbirlerini ve
28
çalışan temsilcilerini tespit edilen riskler konusunda bilgilendireceklerdir (Yön.m.
14/1). Yükümlülük 01.01.2013 tarihinde başlamıştır.
İş merkezlerinde
Organize sanayi bölgeleri, iş hanları, alışveriş merkezleri vb.’ nin İş merkezi yönetimleri,
iş merkezinde faaliyet gösteren işyerlerinde ayrı ayrı yapılan risk değerlendirmeleriyle
ilgili çalışmaların koordinasyonunu yürütecek, diğer işyerlerini etkileyecek tehlikeler
konusunda gerekli önlemleri alması için işverenleri uyaracaklar, uyulmazsa Bakanlık İl
Müdürlüğüne(Çalışma ve İş Kurumu İl Müdürlüğü) bildireceklerdir (Yön.m.14/2).
Yükümlülük 01.01.2013 tarihinde başlamıştır.
Asıl işveren alt işveren ilişkisinde
Alt işverenler, yürüttükleri işle ilgili olarak risk değerlendirmesi çalışmalarını yapacak
veya yaptıracaklardır (Yön.m.15/1-a). Asıl işveren, kendi sorumluluk alanıyla ilgili
bilgileri alt işverene verecektir(Yön.m.15/1-b). Asıl işveren, alt işveren tarafından
yaptırılan risk değerlendirmelerini kontrol edecek ve koordine edecektir (Yön.m.15/1-c).
Alt işverenler tarafından hazırlanan risk değerlendirmelerinin birer örneği asıl işverene
verilecek ve asıl işveren, bu risk değerlendirmelerini kendisi tarafından hazırlatılan risk
değerlendirmeleriyle bütünleştirip, alt işverenlerin önlemleri uygulayıp uygulamadığını
izleyecek, denetleyecek ve eksikliklerin giderilmesini isteyecektir (Yön.m.15/2).
Yükümlülük 01.01.2013 tarihinde başlamıştır.
İş Riski değerlendirme rehberleri
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, risk değerlendirmesi açısından işverenlerin
yararlanmaları amacıyla sektörel bazda rehberler hazırlamıştır.
-Özel Güvenlik Faaliyetleri Risk Değerlendirme Rehberi
-Genel Yolcu Taşımacılığı Risk Değerlendirmesi Rehberi
-Apartmanlarda Risk Değerlendirmesi Rehberi
-Çağrı merkezinde Risk değerlendirme Rehberi
-Diş Klinik Muayenelerinde Risk değerlendirme Rehberi
-Kasaplarda Risk Değerlendirme Rehberi
-Kuaförlerde Risk Değerlendirme Rehberi
-Kuru temizleme İşlerinde Risk değerlendirme Rehberi
-Mutfak Lokanta Pastanelerde Risk Değerlendirme Rehberi
-Ofislerde Risk Değerlendirme Rehberi
-Taksi ile Yolcu Taşımacılığında Risk Değerlendirme Rehberi
29
İş riski değerlendirmesi yapmadığı için faaliyeti durdurulabilecek işyerleri(6331
sk.m.25)
İşyerlerinde yapılacak iş denetimleri sırasında, çok tehlikeli sınıfa giren, metal, maden,
yapı işleri ile çok tehlikeli kimyasalların kullanıldığı işler ve büyük endüstriyel kaza
olasılığı olan işyerlerinde eğer iş riski değerlendirmesinin yapılmamış olduğu saptanırsa bu
işyerlerinin faaliyetleri durdurulacaktır.Bu yükümlülük 01.01.2013 tarihinde yürürlüğe
girmiştir.
Acil durum planları yapma yükümlülüğü(6331 sk.m.11)
İşverenler, çalışma ortamı, kullanılan maddeler, iş ekipmanı ile çevre şartlarını dikkate
alarak meydana gelebilecek acil durumları önceden değerlendirerek, çalışanları ve çalışma
çevresini etkilemesi mümkün ve muhtemel acil durumları belirleyecekler ve bunların
olumsuz etkilerini önleyici ve sınırlandırıcı tedbirleri alacaklardır. Bu nedenle, acil
durumların olumsuz etkilerinden korunmak üzere gerekli ölçüm ve değerlendirmeleri
yaparak acil durum planları hazırlayacaklardır.
Acil durum planlarının da, risk değerlendirmesinde olduğu gibi sürekli olarak yenilenmesi
gerekmektedir. Nitekim, işyerinde acil durumlar hakkındaki
yönetmeliğe
(RG:18.06.2013/28681) göre, işyerinde, belirlenmiş olan acil durumları etkileyebilecek
veya yeni acil durumların ortaya çıkmasına neden olabilecek değişikliklerin meydana
gelmesi halinde etkinin büyüklüğüne göre acil durum planı tamamen veya kısmen
yenilenecektir (Yön.m.14/1).
Ayrıca, periyodik olarak;
-Çok tehlikeli sınıfa giren işyerlerinde 2 yılda,
-Tehlikeli sınıfa giren işyerlerinde 4 yılda,
-Az tehlikeli sınıfa giren işyerlerinde 6 yılda bir tamamen yenilenecektir(Yön.m.14/2).
Bu yükümlülük eylemli olarak 01.01.2013 tarihinde başlamıştır.
İdari
para
cezası:
Acil
durumlar
planlaması
yapmayan
işverenlere,
Kanunun26.maddesinin (d) bendi uyarınca, “…. uyulmayan her bir yükümlülük için bin
Türk Lirası, aykırılığın devam ettiği her ay için aynı miktar” idari para cezası verilecektir.
Aynı alanı paylaşan işverenler açısından
Aynı çalışma alanını birden fazla işverenin paylaşması durumunda, diğer işverenlerin
yürüttüğü işler de göz önünde bulundurularak işverenler ortaklaşa acil durum planı
hazırlayacaklardır (Yön.m.17/1).
İş merkezlerinde
İş merkezindeki işverenler tarafından hazırlanacak acil durum planlarının koordinasyonu iş
merkezi yönetimi tarafından yürütülecektir(Yön.m.17/2).
30
Asıl işveren alt işveren ilişkisinde
İşyerinde, bir veya daha fazla alt işveren bulunuyorsa, acil durum planlarının hazırlanması
konusunda asıl işveren işyerinin bütünü için, alt işverenler ise, kendi çalışma alanı ve
yaptıkları işle sınırlı olarak hazırlık yapacaklardır(Yön.m.18).
Destek eleman görevlendirme yükümlülüğü(Yön.m.11)
Acil durumlarla mücadele için işyerinin büyüklüğü ve taşıdığı özel tehlikeler, yapılan işin
niteliği, çalışan sayısı ile işyerinde bulunan diğer kişileri dikkate alarak; asli işleri yanında
önleme, koruma, tahliye, yangınla mücadele, ilk yardım ve benzeri konularda da uygun
donanıma sahip ve bu konularda eğitimli yeterli sayıda “destek eleman” ı görevlendirecek,
bunlara, araç ve gereçleri sağlayacak eğitim ve tatbikatları yaptıracak ve ekiplerin her
zaman hazır bulunmalarını sağlayacaktır.
Nitekim, işyerinde acil durumlar hakkındaki yönetmeliğe göre işverenler, çok tehlikeli
sınıfta yer alan işyerlerinde 30 çalışana, tehlikeli sınıfta yer alan işyerlerinde 40 çalışana ve
az tehlikeli sınıfta yer alan işyerlerinde 50 çalışana kadar;
(a) Arama, kurtarma ve tahliye
(b) ve yangınla mücadele konularının her biri için uygun donanıma sahip ve özel eğitimli
en az birer çalışanı destek eleman olarak görevlendireceklerdir. İşyerinde bunları aşan
sayılarda çalışanın bulunması halinde, tehlike sınıfına göre her 30, 40 ve 50’ye kadar
çalışan için birer destek eleman daha görevlendireceklerdir (Yön.m.11/1).
Ayrıca, “İşyerlerinde Acil durum Yönetmeliği” ne göre (madde 11/2), 22.05.2002 tarih ve
24762 sayılı resmi gazetede yayınlanmış “İlk Yardım Yönetmeliği” uyarınca işverenler,
“ilk yardım” konusunda her 20 personel için, risk yüksekse her 10 personel için bir destek
eleman görevlendirecekler ve gereken eğitimleri almalarını sağlayacaklardır (m.16). Bu
düzenlemedeki “risk yüksekse” ifadesini, “tehlikeli ve çok tehlikeli” sınıflar olarak
algılamak gerektiği düşünülmektedir.
Kanunen yükümlülük başlangıcı 01.01.2013 tarihi olsa da, destek elemanlarla ilgili
düzenlemeyi yapan acil durumlar hakkındaki yönetmelik 18.06.2013 olduğundan
yükümlülüğün yerine getirilmesiyle ilgili başlangıç tarihi de eylemli olarak 18.06.2013
olacaktır.
Çalışan temsilcisi belirleme yükümlülüğü(6331 sk.m.20)
İşyerlerinde, iş sağlığı ve güvenliği ile ilgili çalışmalara katılma, çalışmaları izleme, tedbir
alınmasını isteme, tekliflerde bulunma ve benzeri konularda çalışanları temsil etmek üzere
çalışan temsilcileri seçilecek veya işveren tarafından görevlendirileceklerdir (6331
sk.m.3/1-c). Bu kişiler varsa, iş sağlığı ve güvenliği kurulunun da doğal üyesidir. Bu
nedenle işverenler tarafından gereken eğitime tabi tutulacaklar, sağlık ve güvenlikle ilgili
bilgiler kendileriyle paylaşılacaktır.
Kanuna göre, iki ve daha fazla çalışanı olan işyerleri işverenleri, çalışan sayısına göre
değişmek üzere 1 ile 6 arasında değişen sayıda “Çalışan temsilcisi” nin seçimini
sağlayacaklar veya doğrudan görevlendireceklerdir. Bu yükümlülük 01.01.2013 tarihinde
başlamıştır.
31
İşçilere iş sağlığı ve güvenliği eğitimi verme yükümlülüğü(6331 sk.m.17)
6331 sayılı Kanun ve iş sağlığı ve güvenliği eğitimi ile ilgili yönetmelik hükümlerine
göre(Yönetmelik-RG: 15.05.2013/28648) işverenler, çalışanların işe başlamadan önce iş
sağlığı ve güvenliği eğitimi almalarını sağlayacaktır.
Tehlikeli ve çok tehlikeli sınıfta yer alan işyerlerinde; yapılacak işlerde karşılaşılacak
sağlık ve güvenlik riskleri ile ilgili yeterli bilgi ve talimatları içeren eğitimin alındığına dair
belge olmaksızın, başka işyerlerinden çalışmak üzere gelen çalışanlar(Geçici iş ilişkisiödünç iş ilişkisi) işe başlatılamayacaklardır(6331 sk.m.17/5). Geçici iş ilişkisi kurulan
işveren, iş sağlığı ve güvenliği risklerine karşı çalışana gerekli eğitimin verilmesini
sağlayacaktır(6331 sk.m.17/6).
Eğitimlerde geçen süre çalışma süresinden sayılacaktır. Bu nedenle, eğitim sürelerinin,
haftalık çalışma süresinin üzerine çıkması hâlinde, bu süreler fazla sürelerle çalışma veya
fazla çalışma olarak değerlendirilecek karşılığında ücreti zamlı olarak ödenecek veya izin
(serbest zaman)olarak karşılanabilecektir(6331 sk.m.17/7).
Eğitimlerin periyodik yenilenmesi
Eğitimler, değişen ve ortaya çıkan yeni riskler de dikkate alınarak;
a)Çok tehlikeli sınıfta yer alan işyerlerinde yılda en az bir defa.
b) Tehlikeli sınıfta yer alan işyerlerinde iki yılda en az bir defa.
c) Az tehlikeli sınıfta yer alan işyerlerinde üç yılda en az bir defa tekrarlanacaklardır
(Yön.m.6).
Eğitimlerin özel konumlarda yenilenmesi
İş kazası geçiren veya meslek hastalığına yakalanan çalışana işe dönüşünde çalışmaya
başlamadan önce, kazanın veya meslek hastalığının sebepleri, korunma yolları ve güvenli
çalışma yöntemleri ile ilgili ilave eğitim verilecektir (Yön.m.6/5).
Herhangi bir sebeple altı aydan fazla süreyle işten uzak kalanlara, tekrar işe başlatılmadan
önce bilgi yenileme eğitimi verilecektir(Yön.m.6/6).
İşyerinde onbeş yaşını bitirmiş ancak onsekiz yaşını doldurmamış genç çalışanlar, yaşlı,
engelli, gebe veya emziren çalışanlar gibi özel politika gerektiren grupların özellikleri
dikkate alınarak gerekli eğitimler verilecektir(Yön.m.7/1).
Destek elemanlarına ve çalışan temsilcilerine, görevlendirilecekleri konularla ilgili de
eğitim verilecektir(Yön.m.7/2).
İşçilere sağlık raporu alma yükümlülüğü(m.15)
Kanuna göre;
Daha önce ticari işyerleri için(gece çalışanlar hariç) işe girişte sağlık raporu gerekmediği
halde 6331 sayılı Kanunla birlikte ticari ve sınai işyeri ayırımı yapılmaksızın tüm
32
işyerlerine işe girişte çalışanlar için sağlık raporu alınacaktır. Yürürlük tarihi 01.01.2013
tür.
İşyerinde gördüğü işin
alınacaktır(01.01.2013)
değiştirilmesi
halinde
de
işçiler
için
sağlık
raporu
İş kazası, meslek hastalığı veya hastalık nedenleriyle sık sık işyerinden ayrı kalan
çalışanların işe dönüşlerinde istemeleri halinde sağlık raporu alınacaktır(01.01.2013)
4857 sayılı Kanun zamanında alınmış sağlık raporları süresi bitene kadar geçerliliklerini
devam ettireceklerdir.
İşyeri hekimi ve yardımcı sağlık personelinin çalışma usul ve esaslarını düzenleyen
yönetmeliğe göre (RG:20.07.2013 / 28713) (Yön.m.9/2-c);
Çalışanın kişisel özellikleri, işyerinin tehlike sınıfı ve işin niteliği öncelikli olarak göz
önünde bulundurularak uluslararası standartlar ile işyerinde yapılan risk değerlendirmesi
sonuçları doğrultusunda;
a) Az tehlikeli sınıftaki işyerlerinde en geç beş yılda bir,
b) Tehlikeli sınıftaki işyerlerinde en geç üç yılda bir,
c) Çok tehlikeli sınıftaki işyerlerinde en geç yılda bir,
defa olmak üzere periyodik muayene tekrarlanacaktır. Ancak işyeri hekiminin gerek
görmesi halinde bu süreler kısaltılabilecektir.
İş sağlığı ve güvenliği kurulu kurma yükümlülüğü(m.22)
6331 sayılı Kanunla artık ticari işyerleri de dahil olmak üzere ticari ve sınai işyeri ayırımı
yapılmaksızın faaliyeti altı aydan fazla süren elli ve üstünde çalışanı olan tüm işyerlerinde
iş sağlığı ve güvenliği kurulu kurulacaktır. Yükümlülük 01.01.2013 tarihinde başlamıştır.
Asıl işveren alt işveren ilişkisinde sorumluluk
6331 sayılı Kanun, asıl işveren alt işveren ilişkisinde iş sağlığı ve güvenliği kurula katılma
konularında özel yükümlülükler getirmiştir. Buna göre;
- Asıl işverenin “kurulu” var, alt işverenin yoksa, alt işveren asıl işverenin “kurulu”na
işbirliğini sağlamak üzere yetkili bir temsilcinin katılmasını sağlayacaktır.
-Alt işverenin “kurulu” var, asıl işverenin yoksa asıl işveren, işbirliği ve koordinasyonu
sağlamak üzere yetkili bir temsilcisinin katılmasını sağlayacaktır.
-Hem asıl işverenin hem de alt işverenin ayrı ayrı “kurul” oluşturma yükümlülüğü
doğuracak sayıda çalışanı yoksa ve fakat ayrı ayrı çalışan sayıları toplamı elliyi geçiyorsa
bu durumda asıl işverenin işbirliği ve koordinasyonunda asıl işveren ve alt işveren birlikte
“kurul” oluşturacaklardır.
İş sağlığı ve güvenliği kurulları yönetmeliğine göre(RG: 18.01.2013/28532); Kurulda,
işveren veya vekili yanında, işyeri hekimi, iş güvenliği uzmanı, çalışan temsilcisi,
33
personelden veya insan kaynaklarından bir kişi, varsa sivil savunma bölümünden bir kişi
ve varsa, forman, ustabaşı veya usta yer alacaktır(yön.m.6).
Yönetmeliğe göre, işverene bağlı, fabrika, müessese, işletme veya işletmeler grubu gibi
birden çok işyeri bulunuyorsa, işveren elli ve daha fazla çalışanın bulunduğu her işyerinde
ayrı ayrı kurul kuracaktır (Yön.m.5).
Dolayısıyla aynı işverene ait birden fazla işyeri varsa bu işyerlerindeki çalışanların toplamı
üzerinden hareket edilmeyecek, her elli ve daha fazla çalışanı olan işyerinde ayrı ayrı
“kurul” oluşturacaktır.
Uzun zamandır 6331 Sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu ile parlayan iş güvenliği
sektörünü izlemeye aldık, buna paralel olarak da Çalışma ve Sosyal Güvenlik
Bakanlığı’nın çalışmalarını ve bilgilendirmelerini takip ediyoruz. Bir yandan da TBMM’de
iş sağlığı ve güvenliği ile ilgili görüşmeleri de ibretle takip etmekteyiz. Bu yazıda 6331
Sayılı Kanun ile ilgili gelişmeler hakkındaki yorum ve görüşlerimizi paylaşacağız.
Yazacaklarımızı çok yönlü düşünmeye çalışarak iş sağlığı ve güvenliği konusunu herkes
açısından irdelemeye çalışacağız.
Öncelikle 6331 Sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu ile ilgili yasal değişiklikleri takip
edebilmek gerçekten çok güç. Çünkü Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın resmi web
sitesinde bulunan süresi geçmiş ve değişikliğe uğramış eski yönetmeliklerin halen
yürürlükteymiş gibi yayında kalması işleri karıştırıyor. Resmî Gazete’yi günlük olarak
takip etme alışkanlığına sahip olmayan iş güvenliği profesyonellerinin işi çok zor. Çünkü
bu konuda Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı Bilgi İşlem Merkezi çok yavaş çalışıyor
ve İSG profesyonellerine güncel ve taze bilgi sunamıyor. Eğer İSG profesyoneli iseniz İş
Sağlığı ve Güvenliği Kanunu açısından güncel kalabilmek açısından size tavsiyelerimiz
şunlardır;





Resmî Gazete’yi mutlaka her gün okuyun, hatta sabah kalktığınızda ilk işiniz bu
olsun.
İş Sağlığı ve Güvenliği ile ilgili tüm forumlara üye olun ve sürekli paylaşılanları
izleyin,
Facebook üzerinde kurulmuş 6331 Sayılı Kanun ile ilgili tüm grup ve sayfalara üye
olun ve takip edin,
İş Güvenliği alanında çalışırken emin olmadığınız bir yasal konu için mutlaka 170
numaralı telefonu arayarak danışın,
Kaynaksız kişisel yorumlara göre hareket etmeyip, kaynak verilen bilgileri bir kaç
kaynaktan mutlaka teyit edin
Yukarıda saydıklarımızı biz her zaman yapıyoruz çünkü buna mecburuz. Eğer Çalışma ve
Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın Katip sistemi içerisinde daha aktif bir bilgi paylaşımı kısmı
olsaydı bu kadar zorlanmamıza gerek kalmayacaktı. Dolayısıyla ilgili bakanlık isg
profesyonellerine etkin bir bilgilendirme alt yapısı kurmadığı sürece bu yukarıda
belirttiklerimizi mutlaka her gün yapmak zorunda kalacağız, her neyse…
34
Şimdi farklı açılardan 6331 Sayılı Kanunun gidişatına bakalım;
Devlet Yönetimi Açısından; Kanun çıkartıldı. İlgili birimler görevlendirildi. İlgili yasa
çıkartıldı. Artık yönetimin gündeminden çıktı. Çözüm süreci, Suriye Savaşı, Mısır’daki
ihtilal gibi konular devlet yönetimini şu anda daha fazla ilgilendiriyor. Yani TBMM
gündeminde İş Sağlığı ve Güvenliği konusu şimdilik rafa kalkmış görünüyor.
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı Açısından; 6331 Sayılı Kanun kapsamında
yönetmelikler çıkartılıyor. İş Güvenliği Uzmanları ve İşyeri Hekimleri’nin belgelendirme
çalışmaları devam ediyor. Bir ara televizyonlarda görünce sevindiğimiz iş güvenliği kamu
spot reklamlarının yayından kaldırılmış olması, yeterli denetimlerin yapılmıyor olması ve
iş güvenliği ile ilgili olarak bilgilendirme seminer ve konferanslarının Anadolu’da küçük
esnafa kadar inmemiş olmasından anlaşılıyor ki Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı
henüz bu 6331 Sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği ile ilgili alt yapı çalışmalarını
tamamlayamamış durumda ve zaman kazanmaya çalışıyor.
İşverenler Açısından; İşverenlerin büyük çoğunluğu ISO belgesinde olduğu gibi günü
kurtarma derdinde. Bununla birlikte özellikle küçük işletmelerin iş güvenliği kanunu ile
ilgili olarak mükellefiyetleri hakkında hiç bir bilgileri bulunmamakta. Yani şu anda
sorumlulukları arasında bulunan risk değerlendirmesi, acil durum planı gibi yaptırmaları
gerekli olan mükellefiyetlerinden haberleri bile yok.
OSGB’ler ve Eğitim Kurumları Açısından; Bu konuda en şanslı kesimler. İtiraf etmek
gerekir ki OSGB ve eğitim kurumları şu anda İş Sağlığı ve Güvenliği açısından en taze ve
en güncel bilgilere ve en tutarlı kanun yorumlarına sahipler. Buna paralel olarak da
sektörün kaymağı şu anda OSGB ve eğitim kurumları tarafından kullanılmakta. Buna
paralel olarak OSGB ve Eğitim Kurumları üzerlerinde sosyal sorumluluk yokmuş gibi
hareket ediyorlar. Esnafa ya da çalışanlara yani halka yönelik ücretsiz kamuoyu
bilgilendirme çalışması yapmıyorlar. Ucuza İSG profesyoneli istihdam ederek,
alabilecekleri kadar çok pasta payı alma derdindeler.
İSG Profesyonelleri Açısından; Kurs maliyetine takılıp ucuza çalışan ve üstüne üstlük
karambole bir çok riskin altına girerek ekmek parası kazanma derdinde olan iş güvenliği
uzmanı olanlar olduğu gibi, belki bir gün lazım olur diyerek sertifikasını duvar süsü
yapmış olan ve bu sektörden umudunu kesmiş iş güvenliği uzmanları da bulunmakta.
Piyasada çalışan iş güvenliği uzmanlarından neredeyse yarısı kopyalama şeklinde ezbere iş
yaparak çalışıyor. 217 saatlik çalışma süresini düşünmeden danışmanlık şirketlerinde
eğitim, risk değerlendirmesi ve acil durum planı gibi konular üzerine çalışan isg
profesyonelleri de bulunmakta. Ancak genel baktığımızda özellikle C Sınıfı iş Güvenliği
Uzmanları için “İş Güvenliği sektörünün ameleleri” ifadesini kullanmak durumu
özetleyecektir.
35
4. SONUÇ
.
İşyerlerinde İSG’nin sağlanması, mevcut sağlık ve güvenlik koşullarının iyileştirilmesi için
çalışanların ve işverenlerin görev, yetki, sorumluluk, hak ve yükümlülüklerini düzenleyen
İSGK’nun genel değerlendirmesi yapıldığında çağdaş bir İSG anlayışı üzerine
temellendirildiği söylenebilir. Tüm dünyada öne çıkan koruyucu ve önleyici yaklaşım ile
risk değerlendirmesini benimsemesi ve büyük ölçüde ILO ile AB mevzuatını temel alması
Kanunun yapı taşlarıdır. Bu çerçevede;







Tüm çalışanları ve sektörleri kapsaması,
İSG profesyonellerinin görevlendirilmesinde 50 işçi sınırını kaldırması,
Risk değerlendirmesini ön koşul olarak getirmesi,
Çalışanların bilgilendirilmesini, eğitimini ve aktif katılımını sağlamayı amaçlaması,
İşin, çalışanlara uygun hale getirilmesini sağlayıcı önlemleri öngörmesi,
Küçük işyerleri için İSG hizmetlerinin sağlanmasında devlet desteğini getirmesi,
Özel veya kamu kurumu niteliğindeki sağlık kuruluşlarının kendilerine intikal eden
iş kazası ve meslek hastalığı vakalarını Sosyal Güvenlik Kurumu’na bildirme
zorunluluğunun getirilmesi,
 İSG alanında mevzuat dağınıklığını gidererek alana özel bir düzenleme sağlaması,
Genel itibariyle kuralcı bir yaklaşım yerine önleyici bir yaklaşım anlayışını benimsemesi
öne çıkan olumlu yönleridir.
Ancak unutulmamalıdır ki, bir mevzuatın başarısı, ülke koşullarına uygun hükümler
içermesi ve uygulayıcıların mevzuata dayanarak gereğini yerine getirmeleriyle doğrudan
ilişkilidir. Bu anlamda İSGK’nda kimi hükümlerin ülke gerçekleri ile örtüşmediği ya da
beklenen amacı sağlayamayacağı ve böylece uygulama güçlüklerinin ortaya çıkacağına
dair endişeler mevcuttur.
Kanunun istisnalar dışında faaliyet konularına bakılmaksızın tüm çalışanlara uygulanacak
olması, 4857 sayılı İş Kanunu’nun sınırlı uygulama alanına göre kuşkusuz toplumda büyük
bir çalışan grubunun İSG hizmetlerinden yararlanmasını sağlayacaktır. İSG gibi sorunlu ve
önemli bir alanda uluslar arası normlara uygun, önleyici ve koruyucu bir yaklaşımla,
olabildiğince iyi niyetle hazırlanan 6331 sayılı Kanun maalesef ülkemiz koşullarında
mevcut sorunları çözebilecek nitelikte görülmemektedir. İSG’nin ve Devletin, kanun
hükümlerini yerine getirecek alt yapısının bulunmadığı, 2010 yılı verilerine göre toplam
işyerlerinin yaklaşık %98’nin 1-49 arası sigortalının çalıştığı işyerlerinden oluştuğu ve bu
işyerlerinde işgücünün % 62’sinin istihdam edildiği düşünüldüğünde kanunun, uygulama
güçlüklerini de beraberinde getireceği çok açıktır. Özellikle risk değerlendirmesi, kontrol,
ölçüm, araştırma, acil durum planı gibi hazırlıkların tüm işverenler tarafından yapılmasını
beklemek oldukça güçtür (Aydın, 2012:17).Bunun yanı sıra bireysel iş ilişkilerini
düzenleyen kanunlar arasında bir uyum sağlanmamışken, tamamen farklı hukuki statü
içerisinde bulunan çalışanların aynı İSG hükümlerine tabi kılınmış olması da isabetli
olmamıştır (Ekmekçi, 2007:21). Hem İSG’ne önem veren gelişmiş ülkelerde hem de ILO
ve AB’nin son dönemde yayınlanan raporlarında sadece yasal düzenlemelerin diğer bir
deyişle, kuralcı yaklaşımların yeterli olmadığı iyileştirici ve geliştirici yaklaşımların ön
plana çıktığı gözlenmektedir. Bu yaklaşım çerçevesinde, toplumun büyük bir kesiminde
eksik olan güvenlik kültürünün kazandırılması (toplumsal düzeyde duyarlılaştırma) ve tüm
paydaşlarla ortak hareket etme (yaygınlaştırma ) önem kazanmaktadır.
Kanunda buna yönelik düzenlemelere (çalışanların bilgilendirilmesi, eğitimi, TV ve
radyoda yayın yapma zorunluluğu vb) yer verilmişse de, özendirecek ve iyileştirme
36
uygulamalarını sürekli kılacak mekanizmalara hemen hiç yer verilmemiş, iyi uygulama
örnekleri için herhangi bir teşvik edici düzenleme öngörülmemiştir. Ödülün hiç olmadığı
ama cezai yaptırımların ağırlaştırıldığı bir mevzuat niteliği taşımaktadır. Söz konusu
yükümlülüklerin temel insan hakkı ile doğrudan ilintili bulunduğu ve yerine getirilmesi
için ödüle gerek olmadığı düşünülebilir. Ancak güvenlik kültürünün kazandırılması,
yerleştirilmesi ve farkındalığın arttırılmasını sağlayıcı süreçte, yükümlülüklerini yerine
getiren işverenlere geçici süre ile ödüllendirici düzenlemeler öngörülmesi, İSG sisteminin
teşvik edilerek daha başarılı sonuçların alınmasını sağlayabilirdi.
Nitekim pek çok gelişmiş ülkede bu alanda düzenlemeler yapıldığı göze çarpmaktadır.
Örneğin İSG’de teşviklere özel önem verilen AB üyesi ülkelerden Hollanda’da vergi,
sosyal güvenlik primleri ve şirketlerin İSG yatırımlarına doğrudan destek olma gibi
teşvikler kullanılmaktadır. Danimarka’da ise şirketlerin İSG standartlarına uygunluğu
“gülen yüz” adlı derecelerle belirlenmekte ve işletmelerin İSG sicilleri kamuoyu ile
paylaşılmaktadır.(Yıldız, 2007:5 )
İlgili hüküm, küçük işyerleri için ciddi mali yük oluşturacak, bu işyerlerinin kapanmasına
neden olabileceği gibi kimi işyerlerinde ise, kağıt üstünde kalan bir uygulamadan öteye
gitmeyecektir. Hatta 4 ve daha az çalışanın bulunduğu işyeri sayısının 2010 yılı SGK
verilerine göre yaklaşık 850.000 olduğu göz önüne alınırsa durumun vahameti daha iyi
anlaşılabilir.
Finansman konusunda devletin sınırlı katkısı öngörülmüşse de, güvenlik bilincinin
yeterince gelişmediği, genellikle düşük vasıflı çalışanın bulunduğu ve ekonomik anlamda
zayıf olan bu tür işyerlerinin tamamında yükümlülüğü devlet üstlenmiş olsaydı
(handikapları olmakla birlikte), mevcut düzenlemenin doğuracağı sonuçlara göre daha
olumlu sonuçlar almak mümkün olabilirdi.
Sektör ve çalışan sayısına bakılmaksızın tüm işyerleri için İSG profesyonelleri
çalıştırılmasına yönelik getirilen düzenlemenin, sayısı yetersiz olan iş güvenliği uzmanı ve
işyeri hekimi istihdamında ciddi sıkıntılar ortaya çıkaracağı düşünülmektedir. Her ne
kadar iş güvenliği uzmanlarının görevlendirilmesine kademeli geçiş getirilmişse de
uygulanabilirlik bakımından sakıncaların devam edeceği düşünülmektedir (Baloğlu, 2012:
140).
Bunun yanı sıra ilgili hükmün amaca uygun olarak uygulanabilirliği konusunda da bazı
endişeler mevcuttur. İş kazalarının büyük oranda çalışanların güvensiz davranışlarından
kaynaklandığı ve işyerinde sayısız risklerin mevcut olduğu düşünülürse, haftada birkaç
saatlik danışmanlık hizmeti veren bir iş güvenliği uzmanının bunları nasıl tespit edeceği ve
önleyeceği konusu bir soru işaretidir.
Son söz olarak, İSG alanının özel bir kanun ile düzenlenmesi olumlu bir adım olmakla
birlikte sağlıklı ve güvenli çalışma ortamlarının oluşturulması sadece yasal düzenlemelerle
mümkün olmamaktadır.
Tarafların ve uygulayıcıların iş güvenliği bilincinin önemine inanmış ve “önce insan”
anlayışı ile hareket etmeleri, İSG alanındaki tüm süreçlere etkin katılımları,
yükümlülüklerini ve sorumluluklarını özenle ve önemle yerine getirmeleri, mevzuatı sağlık
ve güvenliği destekleyici bir araç olarak görmeleri çok önemlidir. Özellikle devletin,
mevzuatın uygulanabilirliğini sağlamak için yol gösterici, özendirici önlemleri alması,
etkin bir denetim sistemi oluşturması ve küçük işyerlerine yönelik hizmetleri
yaygınlaştırması gerekmektedir.
37
5.KAYNAKÇA
[1] 6331 Sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu http://www.csgb.gov.tr
[2] Çalışanların iş sağlığı ve güvenliği eğitimlerinin usul ve esasları hakkında
yönetmelik;
http://www.alomaliye.com/2013/calisanlarin-is-sagligi-ve-guvenligi-
egitimlerinin.htm
[3] 6331 Sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunun İşverenlere Getirdiği Yükümlülükler
ve Başlangıç tarihleri http://www.asmmmo.org.tr
[4] 6331 Sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunun İşveren ve Çalışanlara Getirdiği
Yükümlülükler,
Değişiklikler
ve
Yaptırımları
Nelerdir?
http://www.anadoluetkin.com
[5] İş Sağlığı ve Güvenliği’nde Yeni Bir Dönem http://www.isgucdergi.org
[6] Turan, Ali., İş yerlerinde ve iş ekipmanlarında risk değerlendirmesi, Mühendis ve
Makine, mayıs 2004
[7] Erdinç O., Ofis Ergonomisi ve Pratik Uygulamaları
[8] http://www.riskmedakademi.com.tr
[9] Çandar M., Gürültünün Teknik özellikleri ve Etkileri
[10]
Bulut H., Isıtma Sezonunda Ofislerde İç Hava Kalitesinin Araştırılması
[11]
Mergen H. Ve Öngel K.,2009, Isıl Konfor Parametrelerinin İnsan
Vücudundaki Etkilerine Yönelik Literatür Taraması S.D.Ü. Tıp Fak. Derg.
[12]
Ayanoğlu C. İşyerinde Ergonomi ve Stres İSG dergisi, sayı 34.
Download

AYŞE SEZEN - İstanbul Yeni Yüzyıl Üniversitesi