OECD ÜYESİ VE BAZI ÜYE OLMAYAN ÜLKELERDEKİ EKONOMİK GELİŞMELER
TÜRKİYE
2014 yılında büyüme hızını kaybetti. Var olan büyük cari açığı engellemek için iç talebi
kısmaya yönelik uygulanan politikalar karşısında sermaye akımlarındaki oynaklık artmış ve
politik belirsizlik özel tüketim ve yatırım harcamalarında sert bir düşüşe neden olmuştur. Bu
durum kısmen ihracat artışı ile toparlanmıştır. Ciddi bölgesel politik gerilimler ve
Avrupa’daki yavaş toparlanma çerçevesinde, ihracat artışı GSYİH’daki artışla
açıklanmaktadır. Bu artışın -2015 yılında %3 ¼ , 2016 yılında ise %4 gibi- Türkiye
standartlarına göre düşük bir seviyede olacağı beklenmektedir. Cari açık, GSYİH’nın %5’i
düzeyinde seyredecek ve büyük miktardaki kısa dönemli dış borcun finansman ihtiyacı,
Türkiye’yi uluslararası yatırımcıların kaprislerine bırakacaktır.
Enflasyonun hedeflenenin üzerinde seyretmesi nedeniyle para politikasında güvenilirliğin
arttırılması çok önemlidir. Merkezi hükümet devam eden seçim döneminde herhangi bir
mali genişleme sinyali vermemektedir. Ancak hükümetin tavrının ne olacağını tam olarak
öngörebilmek de olanaklı değildir. Dolayısıyla mali izlemenin ve şeffaflığın uluslararası
standartlar düzeyine yükseltilmesi gereklidir. Yapısal reformlar, “2014-2018 Ulusal Kalkınma
Planı”nda ifade edilenler de dahil olmak üzere, rekabet edilebilirlik kazançlarının ve dengeli
büyümenin sağlanabilmesi için, özel sektörde verimliliğin arttırılması gereklidir.
Daralan 2013 yılında iç talepteki aşırı büyüme, aşağı yukarı GSYİH’nın %8’i civarında
İç talep bir açığa neden olmuştur. Politika kısıtları ve düşük petrol fiyatları 2014
yılında gerek iç talebin gerekse dış açığın düşmesinde etkilidir. Faizlerdeki
artış ve kısıtlayıcı makro tedbirleri takiben kredi kartları borçları stabilize
olmuş, tüketici ve özel sektör borçları hızını kesmiştir. Sermaye
girişlerindeki oynaklık ve uzayan seçim döneminden kaynaklanan politik
belirsizlikler de özel tüketim ve yatırım harcamalarını zayıflatmıştır.
İhracatta 2013 yılındaki döviz kurundaki büyük değer düşüşüne bağlı olarak, ihracat
toparlanma 2014 yılında toparladı. Türkiye sınırlarındaki çok ciddi olumsuz bölgesel
koşullar karşısında ihracatçılar satışlarını ABD ve İspanyaya doğru
yöneltmeyi başardılar. Rahatsız edici bu jeo-politik gerilimler ve
Avrupa’daki yavaş gelişen iktisadi faaliyetler karşısında, özel sektördeki
güven ve yatırım beklentileri zayıf kalmıştır.
OECD 2014, OECD EKONOMİK GÖRÜNÜM, Cilt 2014/2 – İLK VERSİYON
OECD ÜYESİ VE BAZI ÜYE OLMAYAN ÜLKELERDEKİ EKONOMİK GELİŞMELER
Talep, Çıktı ve Fiyatlar
Uluslararası Makro iktisadi politikaların sağlıklı olduğuna ilişkin güvenin
güven sağlanması gelecekte çok önemlidir. Yüksek cari açığı finanse etmek
çok önemli ve gerek finansal gerekse finans dışı şirketlerin büyük miktardaki dış
borçlarını döndürebilmek için ciddi miktarda dış fona ihtiyaç vardır.
ABD’deki para politikasının normalleşmesiyle küresel sermaye
piyasalarındaki oynaklığın artma ihtimali bulunmaktadır. Bu nedenle
Türkiye, seçici ve riskten kaçınan yatırımcıların güvenini sağlamak
zorundadır.
Para
politikasına
yeniden
güvenilirliğin
sağlanması
Enflasyon %5 olan resmi hedefinin çok üzerine çıkmıştır ve bu da
Türkiye’de yatırım yapan yatırımcılar açısından çok ciddi bir endişe
konusudur. GSYİH’daki tahmin edilen ile gerçekleşen arasındaki ciddi
açığa rağmen enflasyon yüksek tek hanelerde seyretmeye devam
etmektedir ve enflasyon beklentileri resmi hedefe çıpalanamamıştır.
Artan gıda fiyatları ve TL’nin değer kaybetmesi enflasyonun
OECD 2014, OECD EKONOMİK GÖRÜNÜM, Cilt 2014/2 – İLK VERSİYON
OECD ÜYESİ VE BAZI ÜYE OLMAYAN ÜLKELERDEKİ EKONOMİK GELİŞMELER
yükselmesine katkıda bulunmuşsa da, enflasyonu aşağıya çekmek için
sıkı para politikasına ihtiyaç vardır. Aynı zamanda güvenilirlik ve
kredibilite, para politikasının şeffaflaşmasını destekleyici bir unsur
olarak tanımlanmaktadır.
Mali şeffaflığın Maliye politikası konjonktürel daralmaları gidermede destek olarak
arttırılması kullanılabilir. Fakat politika yapımcıları mali genişlemeyi kullanmakta
gereklidir çekiniyorlar çünkü mali disiplin Türkiye’nin uluslararası kredibilitesinin
temelini oluşturmaktadır. Ekim 2014’de yayınlanan “Orta Vadeli
Ekonomik Program”ın öngördüğü sürede pro-konjonktürel mali
daralmayı duyurmuş olmasına rağmen mali genişleme; ulaşım, sağlık
ve konut sektörlerinde kamu-özel sektör işbirliği gibi, bütçe dışı
alanlarda kullanılabilir. Güncel verilerin yeterli derecede geliştirilmiş
olmaması bu durumu öngörmeyi zorlaştırmaktadır. Mali şeffaflığın
arttırılması, kamu finansmanında güvenin sağlanmasına ve
konjonktür dışı politikaların risklerini azaltmaya yardımcı olacaktır.
Kademeli Büyümenin artacağı ancak bu artışın işsizliği engelleyecek kadar
iyileşme yüksek seviyede olmayacağı öngörülmektedir. Yurt içindeki seçim
konjonktürünün başlaması ve Avrupa piyasalarının düzelmesiyle
birlikte, özel tüketim ve yatırım harcamalarının da yavaş yavaş artması
beklenmektedir. Her iki tarafta da riskler mevcut. Sınırda bölgesel
çatışmaların daha da artması, küresel sermaye piyasalarında
gerginlikler ve Avrupa piyasalarında, düzelmenin gecikmesi gibi
nedenler Türkiye’deki genişlemeyi yavaşlatacaktır. Sınır ötesi
gerginliğin yurt içindeki politikaya bulaşması ise, ülkeye duyulan
güveni zedeleyecektir. Tam tersine, Avrupa’daki miktar genişlemesi
Türkiye’nin ihracatını ve ülkeye sermaye girişlerini arttıracak ve
böylece büyümeyi güçlendirecektir.
OECD 2014, OECD EKONOMİK GÖRÜNÜM, Cilt 2014/2 – İLK VERSİYON
Download

TÜRKİYE