n mayıs-haziran 2014 n yıl-2
n sayı - 10
n Yaza Hazırlık n Reflü
n OKB
EDAKTÜEL
İNDEKS
l
04 başkandan l 06 Sunuş l 08 sağlık gündemi: biyofarmasötiklerle ilgili güncel düşünüşler l12 sağlıklı haberler:
gülmek hafızaya yarıyor zayıflamak isteyen hip hop dinlesin yağ masummuş l 16 medikolojik: sevgili günlük,
domates beni öldürüyor… l 20 dermatolojik: cildimizi yaza nasıl hazırlayalım? l 24 edaktüel dosya: saçlarını
yola getir l 28 psikolojik: bahar temizliğini abartmayın! l 32 edaktüel dosya: hayat bir sınav mı? l 36 dans:
dans! dans! dans!
l
l
40 alışveriş sepeti: parti zamanı
l
42 ekolojik: müştereklerimizi bisiklendirelim
46 gastronomik: mide dostu beslenme l 50 eczacı gözüyle: ayaklarınız “beni anlamadın ya!” demeden…
08
12
24
28
36
10
Yıl: 1 / Mayıs-Haziran 2014
Ürün ve Reklam Koordinatörü
İmtiyaz Sahibi EDAK Adına
Genel Yayın Koordinatörü
ECZ. EMRE BACANAK
[email protected]
MURAT SELÇUK
[email protected]
BURCU YAYLACIK
[email protected]
Genel Sağlık Editörü
E. NİHAN KAYMAZ
[email protected]
Sorumlu Yazı İşleri Müdürü
ECZ. AYŞEM JALE KIHTIR
[email protected]
Edak Ecza Koop
ECZ. MELTEM KORTEL
[email protected]
Editörler
Genel Sağlık Danışmanı
YEŞİM ERDEMİR
[email protected]
DR. SEYFULLAH DAĞISTANLI
[email protected]
ÖZNUR KAYHAN
[email protected]
02
edaktüel -
mayıs/haziran/2014
İNDEKS
l
54 medikal dosya: yaralanma! l 56 dünyanın yolcuları: amazon’un kalbine yolculuk l 62 bilgi bankası: hamileler
güneş koruyucu kullanabilir mi? - sünnet erkek çocuklarında ne zaman yapılmalıdır?- unutkanlık sadece yaşlılarda
mı görünür? - erkeklerde kas geliştirmek için protein tozu kullanmak zararlı mıdır?
l
l
66 yeni ürünler
68 sinematolojik: gerçek bir yaşam hikâyesi; dallas buyers club l 72 edak haberler: edak 35 yıldır sağlık hizmeti
sunuyor! - antalya’da ‘merhaba yaz! - eczacılar geleceğini seçiyor! - “mutluluğun resmini” çizdiler! l 75 teknolojik:
teknoloji aşkına! l 76 mitolojik: ışığın ülkesi; likya l 80 kültür sanat
42
46
56
76
Art Director
Sayfa Editörleri
Genel Sağlık
Dermatoloji
Ekoloji
Pedagoji
Psikiyatri
Seyahat
Yemek
Sinema
SABRİ M. ARSLAN
DR. MURAT ÖZIŞIK
DR. VİLDAN ŞENGÖZ
ECZ. AYTAÇ TOLGA TİMUR
PED. ÜLKÜ KELDAL
DR. İNCI VURAL
MUSTAFA ANDIÇ
IŞIK POLATER
CEM KARAPOLAT
Bu Sayı Katkıda Bulunanlar
Ecz. İlkay Yıldız Memiş
Dans Eğt. Alper Alakut
EDAKOM Uzm. Murat Çelikli
Editoryal Hizmetler ve Grafik
Edak Ecza Koop
www.fortiks.com
Baskı
Metro Matbaacılık
EDAK Ecza Koop.
Yahya Kemal Beyatlı Cad. No: 94
S.S. İzmir
BEGOS 3. Bölge 35400 Buca/İzmir
Eczacılar Üretim Temin ve
(232) 290 33 11
Dağıtım Kooperatifi
Edaktüel Dergisi, EDAK Ecza Kooperatifi ücretsiz yerel
Karacaoğlan Mahallesi 6173
süreli yayınıdır. İki ayda bir yayınlanır. Dergi tüm yayın
İki ayda
bir yayımlanan dergimiz Basın Meslek İlkeleri’ne uymaya söz
Sokak No:4
Işıkkent/İzmir
hakları EDAK Ecza Koop.’a aittir. Yayınlanan yazı ve fovermiştir. Yayımanan yazı ve reklamların sorumluluğu sahiplerine aittir.
(232) 488
19
19
tograflar tamamen veya kısmen dahi olsa izinsiz kulGönderilen yazılar, yayımlansın veya yayımlanmasın iade edilmez, yazılara
lanılamaz, çoğaltılamaz. Yayınlanan yazıların ve ilanların
[email protected]
müdahale edilebilir. Kaynak gösterilerek iktibas yapılabilir.
Yönetim ve İletişim
sorumluluğu sahiplerine aittir. Edaktüel Dergisi basım
ve meslek ilkelerine uymayı kabul ve taahhüt eder.
03
edaktüel -
mayıs/haziran/2014
Başkandan
Ecz. Emre Bacanak
EDAK Ecza Koop.
Yönetim Kurulu Başkanı
Sevgili EDAKTÜEL okurları,
Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları olarak
tam 91 yıldır bu ülkede yaşıyoruz...
Toplumumuz bu 91 yılda sayısız badireler
atlatmış, sayısız toplumsal hareket görmüş
ve değişim yaşamıştır. Her dönemin kendine
özgü dinamikleri olduğu gibi, bu
dinamiklerin haricinde, dış dünya ve
çevremizdeki toplumların eğilimleri de bize
etki etmiştir. Diyeceğim o ki, aslında
ülkelerin kaderlerini o ülkenin ve dış
dünyanın o dönemki toplumsal davranış
modelleri belirlemektedir. Bu arada en
önemli etmenlerden bir tanesinin dünya
ekonomik yapısı olduğunu da unutmamak
gerekir.
Toplumların kendi ülkelerinin geleceği ile
ilgili karar verme aşamasına geldikleri kritik
noktalarda genellikle iki ana eksen etrafında
tartışmalar yoğunlaşır. Bunlardan birincisi;
ülke hangi ekonomik parametreler ile
yönetilmiştir ve yönetilecektir, ikincisi ise;
Edak Ecza Koop
04
edaktüel -
mayıs/haziran/2014
Başkandan
ülke hangi ideolojik yaklaşımla yönetilmiştir ve
yönetilecektir. Toplum bu iki ana ekseni enine boyuna
tartışır, ölçer biçer ve karar verir. Bu karar o ülkenin
kaderini belirler. Bazen bu kararlar verilirken
toplumda çeşitli travmalar yaşanabilir. Bizim ülkemiz
bu tür travmalar konusunda oldukça deneyimlidir.
Toplumlar ülkenin ekonomik ve siyasi geleceğini
belirlerken, her bir birey kendi dünya görüşü
çerçevesinde ancak ülkenin ve tüm toplumun
menfaatlerini gözeterek bir karar verir. Bunun da adı;
“toplumsal ideolojiler” ışığında kararını vermektir.
Yani, kişinin içinde yaşadığı toplumun menfaatlerini
gözeten bazı idealleri olur, bu ideallerden örülü bir
ideolojik yaklaşımı kendine daha yakın hisseder ve
kararlarını bu ideolojik yapı çerçevesinde belirler.
Toplumsal travmalar ise, farklı ideolojilerin karşı
karşıya geldiği noktalarda demokratik tartışma
platformlarının yerini şiddet platformlarının
almasıyla olur.
Bugün geldiğimiz noktada, ülkemizde ve birçok dış
toplumda ne ideallerin ne de ideolojilerin hatta ne de
ahlak normlarının toplumsal kararlara etki edemediği
bir dünya ile karşı karşıyayız. Dünya görüşü ne olursa
olsun artık bireyler idealleri ve ideolojileri ışığında
karar vermiyorlarsa, verilen kararlar toplumsal
menfaatleri değil, bireysel menfaatleri öncelik alıyor
demektir. Her birimizin bireysel menfaat algısının
toplumsal kararımızda birinci derecede etkin hale
gelmesi çok ciddi bir toplumsal patolojidir. Ve
toplumun entelektüel seviyesinin çok gerilediğinin
önemli bir göstergesidir. Aç kalmamak, evsiz
kalmamak ya da çocuklarının güvenliğini temin etmek
gibi bireysel menfaatleri gözetmek; her insanın
duygusal refleksleridir, doğasından gelen
davranışlardır ve hiç de analitik zekâ gerektirmez.
Aksine, toplumsal karar verme zamanı geldiğinde,
şahsi menfaatlerini bir tarafa bırakıp toplum
menfaatlerine göre karar verebilmek; düşünmeyi,
analiz etmeyi ve entelektüel bir yaklaşımı gerektirir.
“Para” kavramı giderek toplumun daha çok taptığı bir
ilah haline dönüşüyor. Daha doğrusu paranın elde
edilmesindeki güçlükler ile paranın hayatımızda
yaratabileceği potansiyel güzellikler arasındaki
uçurum arttıkça, her birimizin paraya olan bağımlılığı
daha çok artıyor. Yani her geçen gün daha çok şey
satın almak istiyoruz ama her geçen gün daha çok
çalışıp daha az para kazanıyoruz. Bu durum bizim
sadece basit bireysel menfaatlerimize odaklanmamıza
neden oluyor. Düşünmekten, analiz etmekten ve
toplumun menfaatlerini algılamaktan uzaklaştırıyor.
Edak Ecza Koop
05
Bireysel menfaatlerimize yoğunlaşıp daha çok
kazanacağımızı zannederken entelektüel zekâmızı yok
saydıkça, aslında entelektüel sermayemizi de
kaybediyoruz. Entelektüel sermayesini kaybeden bir
toplumun daha çok kazanması mümkün müdür sizce?
Bir toplumun bireylerinin dünya görüşü ne olursa
olsun ideallerini, ideolojilerini ve ahlaki değerlerini bir
tarafa bırakıp bireysel fayda yaklaşımı ile toplumsal
kararlar veriyor olması çok önemli bir toplumsal
hastalıktır.
Sevgili EDAKTÜEL okurları,
Hiç farkında olmadan içinde sürüklendiğimiz bu
sessiz girdaptan bir an önce silkinip kendimize
gelmeliyiz. Aksi halde kendi bencilliğimiz içinde
boğulmaktan kurtulamayacağız. Sadece şu basit
kurguyu iyi anlamalıyız. Kendimizi kurtarmak için
bencilleştikçe toplumsal değerlerimizi kaybederiz.
Toplum kaybederken bizim kazanmamız mümkün
değildir.
Umuyorum ki, sizler de bir gün biz EDAK Eczacıları
gibi hayatı birlikte omuzlayıp, birlikte kazanmanın
keyfini yaşayacaksınız. Çünkü kooperatifler yapısı
gereği bencilliği dışlayan, ortak menfaatler için birlikte
çalışmayı önceleyen organizasyonlardır.
Ülkemizde her alanda, her sektörde kooperatif ve
kooperatif ortağı sayısı arttıkça, içinde
sürüklendiğimiz bu girdaptan çıkacağımıza olan
inancım giderek artıyor.
Sevgiyle kalın, birlikte kalın…
Oscar Wilde; ‘’nankör insan, her
şeyin fiyatını bilen fakat hiçbir
şeyin değerini bilmeyen
insandır” demiş. Kendimizi
kurtarmak için bencilleştikçe,
toplumsal değerlerimizi
kaybederiz. Toplum
kaybederken bizim
kazanmamız mümkün değildir.
edaktüel -
mayıs/haziran/2014
Sunuş
Yaşamak güzel şey…
Hepimiz bir yerlere yetişme telaşındayız!
Hiç vaktimiz yok!
Hep hızlı yaşıyoruz; “fast live, fast food, fast music,
fast love…”.
Evet, hep hızlı yaşıyoruz; hep bir şeyler bekliyoruz; hep
hayatımızda yarın var ve çoğu kez bu yüzden bugünü
kaçırıyoruz.
Çoğumuz dostluğu klavyede, yaşamı monitörlerde
arıyoruz.
Oysa hangi tuş, hangi program doğada
yürümenin, bir ağacın gölgesinde
uyumanın, yağmurda ıslanmanın verdiği
mutluğu verebilir?
Mutluluğu copy past yapabilir miyiz?
Mail ya da mesajla arkadaşımıza gerçek
kahkahamızı yollayabilir miyiz?
Hepimiz çocukluğumuzu özlüyoruz;
yediğimizde yüzümüze yapışan
pamuk helvayı, ağzımıza bulaşan
elma şekerini özlüyoruz; o
yüzden hayatı sobelemek
istiyoruz.
Hayatı sobelemek için
hazırlandık bu sayımızda.
Fazlalıklarımızdan
kurtuluyoruz beraberce.
Şimdi yaza hazırlık vakti! O
yüzden biz de cildimizi, vücudumuzu, ruhumuzu yaza
hazırlıyoruz. Bahar depresyonundan kurtulup çiçek
açma zamanı şimdi…
Çünkü biliyoruz ki, Nazım Hikmet’in söylediği gibi;
“yaşamak güzel şey, anlayarak bir usta kitap gibi, bir
sevda şarkısı gibi duygulanıp, bir çocuk gibi şaşırarak
yaşamak…’’.
Sevgiyle kalın…
Ecz. Ayşem Jale Kıhtır
EDAK Ecza Koop.
Yönetim Kurulu Üyesi
Edak Ecza Koop
06
edaktüel -
mayıs/haziran/2014
Sağlık Gündemi
BİYOFARMASÖTİKLERLE
İLGİLİ GÜNCEL
DÜŞÜNÜŞLER
14 Mayıs Eczacılık Günü’ne yaklaşırken,
Farmakoloji dünyasında, yurtta ve
dünyada önemligelişmeler oluyor...
F
Farmakolojideki önemli
gelişmeler, yeni moleküller
artık büyük oranda
biyofarmasötik alanından
çıkıyor. Bu alanda hem
gelişmiş ülkelerden gelen
yeni orijinal moleküller,
hem de patent süresi
bitmiş biyofarmasötik
ilaçlarda biyobenzerler
geliyor.
Edak Ecza Koop
08
edaktüel -
mayıs/haziran/2014
Sağlık Gündemi
BİYOBENZERLER: BİTMEYEN SENFONİ
Biyobenzerler, mantık olarak muadil
kategorisinde ise de, biyolojik yapıda olmaları
gerek bilimsel açıdan, gerekse ticari rekabet
nedeni ile orijinalle aynı işi yapabilecekleri
Edak Ecza Koop
konusunu tartışmalı hale getiriyor.
Orijinal ilaçların muadilinin üretimini
engelleyen patent ve veri koruması sürelerinin
bitimine yakın, önce biyofarmasötiklerin özel
yapısı ile muadillerin eşdeğer sayılamayacağı,
her ürünün orijinal sayılması gerektiği ve
ruhsat alabilmesi için kendi özgün verilerini,
kanıtlarını sunması gerektiği savunuldu. İki
batch* arasında bile fark bulunabileceğine dair
argümanlar, böyle bir farkın orijinal molekülün
iki batch’i için de geçerli olduğu karşı tezini
doğurdu. Orijinal ile karşılaştırmalı çalışma
yapmaya zorlanan biyobenzer firmaları, “öyle
de böyle de masraf edeceksek” diyerek bu kez
kendi ürünlerinin “aynılığı” yerine
“üstünlüğünü” kanıtlamaya giriştiler ve
bundan “biobetter” (biyoüstün) kavramı
doğdu.
Tartışma halen olanca sıcaklığıyla sürüyor. Son
gelinen noktada, uzlaşma “hangi ticari
markayla tedaviye başlandı ise aynısıyla devam
etmek” noktasında sağlanacak gibi duruyor. Şu
an, Japonya bu “interchangebility” ye* uzak
09
edaktüel -
mayıs/haziran/2014
[email protected]
TANIMLAR
Biyofarmasötik; canlılarda görülen biyolojik
etkileri, etkin maddenin yapı özelliklerini,
dozaj şeklinin türünü, dozaj şeklinin
imalatında kullanılan farmasötik yöntemleri
inceleyen bilim dalı.
Biyolojik ürünler; bir hastalığı önlemek ve
tedavi etmek üzere canlı organizmalardan
üretilen, çoğunluğu büyük molekül ağırlıklı
hormonlar, antikorlar, aşılar, kan faktörleri ve
büyüme faktörleri olan ürünler.
Biyofarmasötik ürünler (biyoteknolojik
ürünler); kimyasal bileşimler yerine biyolojik
yöntemlerle, biyoteknoloji yoluyla genetiği
değiştirilmiş canlı organizmalardan üretilen
ürünler.
Biyobenzer ürünler; patentleri sona eren
mevcut biyofarmasötik (biyolojik ve
biyoteknolojik)ürünlerin üretilen yeni
versiyonları.
Biyoüstün ürünler; biyolojik ilacın yapısal ve
kimyasal olarak değiştirilmesi ile klinik
sonucun iyileştiği ürünler.
Biyolojik ürün keşfetmede ve geliştirmede
birçok yöntem kullanılıyor; rekombinant
DNA teknolojisi, monoklonal antikorlar ve
PCR (polimeraz zincir reaksiyonları), gen
terapi, farmakogenomik, ribozimler ve
transgenik hayvan teknolojileri vb.
Ülkemizde
yaklaşık 60
kadar
biyofarmasötik
ilaç
bulunmakta.
Dünyada
biyoteknolojik
ilaç pazarının
her yıl %10-15
büyüyeceği
tahmin
edilmekte...
Dr.Seyfullah
Dağıstanlı
Hekim, toksikolog, ilaç
eczacılığın eski bürokratı,
sektörde yönetici, köşe
yazarı ve fikir lideri. O, ilaç
dâhil hayatın her öğesine
farklı açılardan bakarak
anlamaya çalışan bir
meraklı. Onun ayırt edici
özelliği; doğal olması,
şablonlardan sıkılması.
Çaydan, dostlarla derin
sohbetlerden, bazen dalga
geçmekten, çalışmayı
eğlenceye çevirmekten ve
hep ama hep analizden
vazgeçemiyor.
Hayallerinden
gerçekleşenleri
saymazsak diğerleri: İyi bir
film yönetmek, piyanoda
“Saraydan Kız Kaçırma”dan
bir fragmanı hatasız
çalmak, orijinal bir ilaca
imza atmak, deniz
kenarında ama ağaç
gölgesinde boşa vakit
geçirmek denebilir...
Sağlık Gündemi
Günümüzde, birçok canlının
genetik yapısı yeniden
düzenlenebilir, bitkilerden
daha verimli ürünler elde
edilebilirken; kanser, hemofili,
multiple skleroz, diyabet,
hepatit, büyüme geriliği ve
akut miyokard enfarktüs gibi
100’ün üzerinde hastalık
rekombinant DNA teknoloji
ile üretilmiş biyoteknolojik
ürünlerle tedavi
edilebilmektedir.
dururken ABD ve AB dahil diğer
ülkeler kabul dozu ve kriteri
değişen oranda da olsa yumuşak
bakıyor.
Eczacı açısından ise onca işin
arasında bir de reçetede yazılanın
aynını mı, daha ucuz olan
muadilini mi vermek gerektiği,
idame tedavisi boyunca farklı
muadiller verilmesi konusunun çok
iyi takip edilmesi gibi
yükümlülükler ortaya çıkıyor.
Ülkemizde de konvansiyonel
eşdeğer endüstri, geleceğin
biyoteknolojik ürünlerde
olduğunun farkında. Bu konuda
devletin çeşitli AR-GE destekleri ve
sanayi teşvikleri bir kıpırdanma
sağlamış durumda. Teknoloji
transferi ve know-how* aktarımı
ile ilgili çeşitli girişimler, yabancı
firmalarla ortaklıklar
oluşturuluyor.
ORJİNAL
BİYOFARMASÖTİKLER
Biyobenzerlerde durum böyleyken,
orijinal biyobenzerlerde de büyük
gelişmeler yaşanıyor. Kanser ve
Alzheimer başta olmak üzere
çaresiz hastalıkların çözümüne her
gün bir adım daha yaklaşıyoruz.
Dünya ilaç sektörünün de profili
değişiyor. Küçük akademik
oyuncular sektörde daha fazla yer
almaya başlıyor, üniversite-sektör
işbirliği her geçen gün ülkemizde
de artıyor. Önümüzdeki yıllarda
ilaç pazarında biyofarmasötiklerin
çok daha fazla yer alacağından
kimsenin şüphesi yok. Yeni ilaç
keşfinin bu sayede gelişmekte olan
olan ülkelere doğru bir kayma
göstermesi de sürpriz olmaz,
çünkü şu an pahalı teknolojiler gibi
görünse de bir kez know-how
oluştuktan sonra üretim operasyon
maliyetleri çok daha düşük. Bu
durum, gelişmekte olan ülkelerdeki
yeni oyuncuların muadil ilaç yerine
Edak Ecza Koop
10
edaktüel -
kendi orijinallerini üreterek
dünyaya satmalarını sağlayacak.
İthalatın ihracatı karşılama
oranına gelecek denge sayesinde,
ülkeler yerli endüstrilerini jenerik
ilaca yöneltmek yerine orijinal
keşfi destekleyecek. Bu sayede
kalifiye iş gücü ve maliyetler
piyasadaki bir ürünün daha
ucuzunu elde etmeye harcanmak
yerine, gerek tıbbi gerekse katma
değeri çok daha yüksek olan yeni
bir ürüne kanalize edilecek ve
devletler ilaç harcamalarına
dengeyi bu şekilde getirir olacak.
Bu da çaresiz hastalıklarda yeni ilaç
keşfiyle uğraşan sayısını arttıracak
ve ivme hızlanacak.
*batch; bir defada üretilen miktar
*interchangebility; aynı etkin maddeyi
içeren farklı ticari markalar arasında
reçeteye yazılan yerine muadilinin
verilebilmesi. Son yıllarda en çok tartışılan
konulardan biri. Acaba hekim hangi ilacı
yazmışsa hastaya o mu verilecek, yoksa
muadili verilebilir mi?
*know-how; bir firmanın sahip olduğu bilgi
ve beceri gerektiren özel üretim yöntem ve
teknolojileri
mayıs/haziran/2014
Sağlıklı Haberler
GÜLMEK HAFIZAYA YARIYOR
n ABD Loma Linda Üniversitesi’nde yapılan
çalışmaya göre yaşlılar, eğlendikleri ve
güldükleri olayları daha kolay hatırlıyorlar.
Bilim insanları neşeli olmanın stres seviyesini
azalttığı ve mutluluk hormonlarını tetiklediği
için hafızayı olumlu etkilediğini ispat ettiler.
LABORATUVARDA
VAJİNA ÜRETİLDİ
n En saygın tıp dergilerinden biri olan
Lancet’de yayımlanan araştırmaya göre dört ayrı
kadınının dış genital organlarından alınan doku
örneklerinin her biri laboratuvar ortamında
çoğaltılarak yapay vajina yapıldı ve tekrar
kadınlara nakledildi. Teste katılan kadınlar
vajinalarının salgılarının yeterli olduğunu, cinsel
arzu ile orgazma ulaştıklarını, ilişki sırasında
sorun yaşamadıklarını bildirdiler. Teorik olarak
bu kadınların hamile kalması da elbette
mümkün…
YAPAY KAN ÜRETİLDİ
n Kök hücreler kullanarak yapay kan üreten
İngiliz bilim insanları insanlığın geleceğini
şekillendirecek çalışmaya imza attılar. 2016
yılında kan uyuşmazlığı olan 3 hastada
denenecek olan yapay kan, başarılı olursa
önümüzdeki yıllarda gerçek kanın yerini
alabilecek.
Edak Ecza Koop
12
edaktüel -
mayıs/haziran/2014
Sağlıklı Haberler
YEŞİL ÇAY HATIRLAMAYA YARDIMCI
n Basel Üniversitesi’nden İsviçreli bilim
insanlarının yapmış olduğu araştırmaya göre yeşil
çay beynin daha etkili çalışmasına neden oluyor.
Araştırmada, yeşil çay içen gönüllü deneklerin
içmeyenlere göre hafıza testlerini çok daha başarılı
geçtikleri ve MR incelemelerinde, beyinlerindeki
farklı bölümler arasındaki bağlantının arttığı
gözlemlendi. Daha önce zayıflamadan tansiyona
kadar birçok şeye iyi geldiği bilinen yeşil çayın ilk
defa bilişsel faaliyetleri arttırdığı ispat edildi.
BİYONİK KULAK DUYUYOR
n Science Translational Medicine
dergisinde yer alan çalışmaya göre bilim
insanları biyonik kulak
vasıtasıyla işitme sinirlerinin
yenilenmesini sağladılar.
Biyonik kulak kullanan
kişinin sesleri ayırt
edebilmesi ve müzikten
zevk alabilmesi
dünyada bir ilk olarak
adlandırılıyor. Gelecekte
sadece duyma yetisini
kaybedenlerde değil
Parkinson ve Alzheimer
hastalıkları tedavisinde de bu
yöntem işe yarayacak gibi.
3D ALÇI PROJE
ÖDÜLÜ İZMİR’E
ZAYIFLAMAK İSTEYEN
HİP HOP DİNLESİN
n İzmir Ekonomi
Üniversitesi Öğretim
Görevlisi Deniz Karaşahin,
ortopedik sorunlar ve kırık
tedavisinde çığır açacak bir
tasarıma imza attı.
Tasarımcı, 3 boyutlu yazıcı
ile üretilen kişiye özel alçı
tasarımı ile Golden A’Design
Award ödülünü kazandı. Alçı,
kırıkların daha hızlı
iyileşmesini sağlarken sudan
da etkilenmiyor.
n ABD Arkansas Üniversitesi'nde
yapılan bir çalışmaya göre
dinlenen müzik çeşidi iştahı
direkt etkiliyor. Bilim insanlarına
göre müzik türü, yiyecekten
alınan tadı etkilediğinden dolayı
daha fazla yenmesine veya tercih
edilmemesine yol açıyor. Buna
göre caz müzik iştahı artırırken,
hip hop iştahı azaltıyor. Klasik ve
rock müziğin ise deneklerde
olumlu ya da olumsuz bir refleks
uyandırmadığı gözlemlendi.
Edak Ecza Koop
13
edaktüel -
mayıs/haziran/2014
Sağlıklı Haberler
HAMİLELER BALIK YEMEMELİ
n Gezegenimizdeki aşırı kirlenme nedeniyle balıklarda
bulunan kimyasal ve organik kirleticilerin, bebeklere
anne vasıtasıyla geçebildiği ve bunun zararlı olabileceği
belirlendi. Environmental Health Perpectives
dergisinde yayınlanan çalışmaya göre gebeliğin hemen
öncesi ve/veya gebelik sırasında balık tüketmemenin
bu zararlı maddeleri alma riskini % 10-15 azalttığı
belirlendi. Organik kirleticiler besin zincirinde
birikiyor, hava, su, toprakla yayılabiliyor. Özellikle
balıklar vasıtasıyla insan vücuduna alınan bu zararlı
kimyasallar; hormonal, bağışıklık sistemi, üreme
bozuklukları ve kanser gibi pek çok sağlık sorununa yol
açabiliyor. Hamilelerin ihtiyacı olan Omega3
desteğinin güvenli yollardan alınması tavsiye ediliyor.
YAĞ MASUMMUŞ
n İsveç'de yapılan yeni bir araştırma, yüksek
oranda yağ yiyenlerde obezitenin daha az
görüldüğünü gösterdi. Araştırmacılar bunu yağın
insanda daha büyük bir doygunluk yaratması
dolayısıyla aşırı yeme isteğini dizginlemesine
bağlıyorlar. Araştırmalar yağın beslenmede önemli
bir işlevi olduğunu açıkça ortaya koyuyor. Birçok
vitamin suda değil yağda eriyor, dolayısıyla sebzeler
ve besin değeri yüksek diğer yiyecekler, yanlarında
bir miktar yağ ile yendiklerinde vücut bunlardan
çok daha fazla yararlanabiliyor. Yıllarca sağlığın baş
düşmanı olarak sunulan yağ için bu büyük bir zafer.
İYİ KOLESTROL HDL DE
DAMARLARI TIKAYABİLİYOR
n Nature Medicine dergisinde yayımlanan ve
627 hasta üzerinde yapılan araştırmada,
HDL kolesterolünün kimyasal bir değişim
sonucu anormal hale geldiğini ortaya koydu.
İyi kolesterol olarak da adlandırılan HDL'nin
normalde damarları açık tuttuğu ve kalp
sağlığı için yararlı olduğu biliniyordu. Fakat
Cleveland Clinic'e bağlı ekip, bu kolesterolün
anormal hale dönüşerek damarları
tıkayabileceğini açıkladı. Ekip, insanların
sağlıklı beslenmeye devam etmesi gerektiğini
fakat iyi kolesterol olgusunun sanılandan
daha karmaşık olduğunu ifade etti.
Edak Ecza Koop
14
edaktüel -
mayıs/haziran/2014
Medikolojik
Sevgili Günlük,
domates beni
öldürüyor…
Son yıllarda adından oldukça söz edilen hastalıklardan biri
olan reflü, vücudun diğer bölgelerini etkileyerek daha ciddi
sağlık sorunlarına zemin hazırlayabiliyor…
Edak Ecza Koop
16
edaktüel -
mayıs/haziran/2014
Medikolojik
Y
Reflü Nedir?
Reflü aslında tersine akım anlamına gelir.
Fakat reflü denince genel olarak mide asidinin
yemek borusuna geri kaçması (gastroösefagial
reflü) anlaşılır. Fizyolojik olarak herkes reflü
yaşar. Fakat yemek borusuna kaçan asidin
miktarı ve yemek borusunda kalış süresi
belirleyicidir.
Sindirim sistemimiz normalde tek yönlü
çalışan kapakçık sistemiyle vücudumuzu
korumaktadır. Mide ile yemek borumuzun
birleştiği noktada bulunan kapakçık,
yiyeceklerin yemek borusundan mideye
geçmesine izin verirken, normal şartlar altında
mideden geri yemek borusuna geçişine izin
vermez. Bu kapakçığın açılıp kapanması
üzerinde etkin mekanizmalar yediklerimizle
ilgili olduğu kadar bu kapağın anatomik
yapısını bozan bazı durumlarla da ilgili
olabilir (mide fıtığı vb).
Reflüye neden olan yiyecekler, çok
kişisel olmakla birlikte asidik taze
sebze ve meyveler, aşırı yağlı
yiyecekler, alkol, gazlı içecekler,
sigara gibi birçok ürünü içeren bir
ucunda domates diğer ucunda
çikolataya kadar uzanan karmaşık
bir listedir. Yediklerimizin yanında
yeme zamanımız ve miktarımız,
yemek sonrası vücudumuzun
pozisyonu da reflü üzerinde en az
yediklerimiz kadar etkindir.
öksürüklere, ağız kokularına, tat
değişikliklerine neden olabilir. Hatta bazı
hastalarda bu öksürükler astımla bile
karışabilir. Bunlar reflünün bize
hissettirdikleridir. Peki, reflü yemek borumuza
ne yapar? Uzun süre ve yüksek yoğunlukla
mide asidine maruz kalan yemek borumuzu
döşeyen hücrelerde bir süre sonra bazı
değişimler oluşmaya başlar ve bu değişimler
kanserin öncüsüdür(Barrett Ösefagus). İşte
reflünün en korkulan yanı; yemek borusu
kanserine neden olabilmesidir.
Dr. Murat
Özışık
Doktor, fotoğrafçı,
doğasever, baba ve eş.
Tüm iklimleri sever ama
en çok kızı İklim’i sever ve
ilkbaharı özler eşi Çiçek’i
özlediği gibi. Romantikken
mantıklı, mantıklıyken
romantik olabilmek için
Cemal Süreya’dan ders
alıyor. Çocukluğunun
geçtiği Samsun’da fotoğraf
ile tanışıyor. Üniversite
yıllarında siyah beyaz ile
tanışıp, uzman olarak
atandığı Muş Bulanık
ilçesinde insanın doğa ile
bağlantısını fotoğraf
karelerine taşıyor.
Boynunda Littman’ıyla ya
da Nikon’uyla dolaşırken
görmeniz muhtemel.
Çekinmeyiniz zaten en
değerli aşısı güven.
Reflü Bize Ne Yapar?
Mide asidi bu asit için yeterince korunamayan
yemek borumuza kaçtığında, göğsümüzde
nahoş bir his, yanma, ağrı hissederiz. Bu ağrı
kalp krizi ağrısıyla bile karışır; acil servislere
göğüs ağrısıyla başvuruların önemli
nedenlerinden biridir. Ayrıca bu mide asidi
yemek borumuzun yukarılarından boğazımıza
kadar ulaşıp farenjite neden olup geçmeyen
Edak Ecza Koop
Reflü Hastalığı,
Amerika’da
%13-29,
İsveç’te %17,
İngiltere’de
%10 oranında
görülürken,
Türkiye’de bu
oran %20. Yani
toplumda, her
5 kişiden 1’i
reflü hastası!
[email protected]
Yazın yaklaşmasıyla birlikte
patlayan salata çılgınlığı ve
protein ağırlıklı beslenmeyle
birlikte birçok mide ilacının
tüketiminde ve hastanelere
sindirim sistemi şikâyetleriyle
başvuran insanlarda artış gözlenir. Bu
şikâyetlerin büyük bir çoğunluğu ise
gastroösefagial reflü ile ilişkilendirilir.
17
edaktüel -
mayıs/haziran/2014
Medikolojik
REFLÜ'NÜZ VAR MI?
l Göğüste ve göğüs
kemiği altında yanma
hissi
l Ağıza acı ve ekşi sıvı
gelmesi
l Ağıza gıda artıklarının
gelmesi
l Geğirme, şişkinlik,
ekşime
l Yutma güçlüğü, yutakta
takılma duygusu
l Gece öksürükleri
l Çarpıntı, kalbe baskı hissi
l Ağız kokusu
l Ses kısıklığı
l Tekrarlayan zatürree
l Tedaviye yanıt vermeyen
astım
l Tedavi edilemeyen
larenjit ve farenjit gibi
boğaz enfeksiyonları
l Dişlerde mine kaybı…
Reflü Tanısı ve Tedavisi
Reflü tanısı, endoskopik olarak ve
pH monitorizasyön yöntemiyle
konulur. Tedavide genel olarak
beslenme önerileri ve yaşam
tarzı değişiklikleri ile birlikte
bazı ilaçlar kullanılır. Bazı
durumlarda ise cerrahi tedavi
yapılması gerekir. Özellikle ileri
derecede reflüsü olanlar ve
kapakçık gevşekliği yaşayanlar,
medikal tedaviye cevapsız reflüsü
olanlar, mide fıtığı gibi anatomik
bozukluğu olanlar; cerrahi tedavi
için adaydırlar.
Reflüye İyi Gelen
Besinler
Genel olarak reflü hastalığı
olanlara, bir gıda günlüğü
tutmaları, reflü semptomlarını
arttıran gıdaları keşfetmeleri ve
kişisel diyet listelerini
oluşturmaları önerilir.
Yapılan çalışmalarda, hayvansal
protein yerine bitkisel protein
tüketmek (mercimek, siyah
fasülye gibi) reflü
Edak Ecza Koop
18
edaktüel -
semptomlarında azalma
sağlayabilir. Bu gıdalardaki lif
içeriğinin yoğun olması da ayrıca
reflüyü azaltmak konusunda
etkilidir.
Tam tahıllı gıdalar, pirinç,
kepekli makarna gibi yüksek lifli
tahıllı gıdalar mide asit salgısını
çok arttırmadan ve midede uzun
süre kalmadığından reflüsü
olanların tercih etmesi gereken
gıdalardandır.
Elma, muz, haşlanmış patates,
pirinç, haşlanmış tavukgöğsü, az
yağlı beyaz peynir, ekmek gibi
özetlenebilen ‘beyaz diyet’,
reflüsü olanlara iyi gelebilir.
Bütün bu gıdaların yanında
sigarayı bırakmak, obezitemiz
varsa kilo vermek, öğünleri küçük
porsiyonlara bölmek, karnımızı
ve belimizi çok sıkan kıyafetler
giymemek, uyku saatine yakın
yemek yememek, yastığımızı
yükseltmek, karın içi basıncımızı
arttıran hareketlerden uzak
durmak genel olarak reflüsü
olanların yapması
gerekenlerdendir.
mayıs/haziran/2014
Dermatolojik
Antioksidan C-A-E
vitamini ile Q10 ve
Omega3 cilt
yaşlanmasını engeller
CİLDİMİZİ
YAZA NASIL
HAZIRLAYALIM?
Edak Ecza Koop
20
edaktüel -
mayıs/haziran/2014
Havalar ısındı!
Kış ayları
boyunca çeşitli
etkenlerle
yıpranan
cildimize bakım
yapma vakti de
geldi çattı…
Dermatolojik
Havaların ısınmasıyla birlikte
doğadaki tazelenme ve
canlanma cildimize de
yansıyor. Deri, saç ve
tırnağımızda yenilenme süreci
devreye giriyor. Denize,
güneşe ve sıcak havalara yaklaşırken tepeden
tırnağa yenilenmek adeta bahar temizliği
yaparak yazı karşılamak gerekiyor.
Cilt için bahar demek; detoks demek. En iyi
detoks; bol su tüketerek, mevsim sebze ve
meyveleri ile beslenerek oluyor. Bu arada cildi
temizlemek, ölü derilerden uzaklaştırmak,
nemlendirmek, korumak ve bakımını yapmak
gerekiyor.
H
Günde 8 bardak su için: Vücut ağırlığımızın
yüzde 60’ı sudan oluşuyor. Ancak yaşımız
ilerledikçe bu oran azalmaya başlıyor; bunun
sonucunda da cildimiz kuruyor ve yüzümüzde
kırışıklıklar ortaya çıkıyor. Cildimizin
elastikiyetini kaybetmesi sonucunda da
sarkmalar meydana geliyor. Su, tüm
sistemlerimizin sağlıklı çalışması ve toksik
maddelerin vücudumuzdan uzaklaştırılmasında
önemli bir role sahip. Ayrıca, vücut ısısını ve
nem dengesini ayarlıyor. Bu nedenle, cildinizi
içeriden beslemek için günde 8 bardak su
içmeye özen gösterin.
Cildinizi iyi besleyin: Cildinizin ışıltılı ve
bakımlı görünmesi için içeriden beslenmesi çok
önemli. Unutmayın; mevsim meyveleri en
zengin doğal antioksidan ve vitamin
kaynaklarıdır. Temel prensip, kırmızı-turuncu
renkli meyveleri aşırıya kaçmadan tüketmek,
yeşil yapraklı gıdaları ise fazla pişirmeden
yemektir.
Günde 1 kâse brokoli: A vitamini cildi
nemlendiriyor ve elastikiyetini artırıyor. Bu
nedenle cilt dokularının onarımında son derece
önemli bir rol üstleniyor. C vitamini de
vücudumuzdaki bağ doku denilen koruyucu
doku katmanının korunmasında önemli bir
işlev üstleniyor. Her gün 1 kâse kadar az
haşlanmış brokoli yiyerek cildinize bol miktarda
A ve C vitamini sağlayabilirsiniz.
Bir avuç çilek: Her gün veya gün aşırı
tüketeceğiniz bir avuç çilek cildinize C vitamini
açısından destek verecektir.
Bir demet maydanoz: Her sabah kahvaltıda C
Edak Ecza Koop
vitamininden zengin maydanoz tüketerek
cildinizin bağ dokusunu destekleyebilirsiniz.
Haftada 1–2 kez somon balığı: Omega 3 yağ
asitleri tarafından zengin olan besinler cilt
sağlığını korumak gibi önemli bir rol üstlenirler.
Omega 3 deposu olan somon balığı gibi deniz
ürünlerini haftada 1-2 defa tüketmeye özen
gösterin.
Peeling yapın veya yaptırın: Kapalı ve iyi
havalanamayan ortamlarda geçirilen uzun
saatler sonucunda ciltte matlaşma, kepeklenme,
kuruluklar oluşuyor. Kollarda ve bacaklarda,
botların içine hapsolmuş ayaklarımızın cildinde
kalınlaşmalar oluyor. Kalınlaşan yerlerde cilt
hava alamıyor ve beslenemiyor. Cildin besini;
sağlıklı kan dolaşımı ve gözeneklerin temiz
olmasıyla sağlanıyor.
Cildi arındırmak ve ölü hücrelerden sağlıksız
tabakalardan kurtarmak için haftada 1 defa
banyo sırasında vücut peelingi yapılabilir. Özel
hazırlanan banyo peelingleri kullanılabilir.
Kış sonunda bazen ciltte kurumalar ile birlikte
alerjiler ortaya çıkar. Bu durum kendini
kızarıklık ve hassasiyet artması gibi bulgularla
belli eder. Bu tarz yakınmalar varsa peeling iyi
gelmez. Öncelikle cilt doktorunun vereceği
tedaviyle iyilik hali sağlanır ardından bakım
işlemleri yapılır.
Dirsek, diz ve ayaklarda nasırlaşan veya
kalınlaşan yerlere ayrıca salisilik asit veya
glikolik asit içerikli bakımlar yapılması gerekir.
21
edaktüel -
mayıs/haziran/2014
www.vildansengoz.com
İŞTE, CİLDİNİZİ YAZA HAZIRLAMANIN
PÜF NOKTALARI
Vildan Şengöz
Tıp Fakültesine girdiği
1990 senesinde tıbbın,
klasik tedavilerin yanı sıra
bitkisel tedaviler,
karışımlar ve pozitif
iletişimle de insanları iyi
edeceğini hayal ederdi. En
sonunda dermatolog olup
bunları kendi adına
yapabileceğini keşfetti.
2004 yılından beri cilt
hastalıklarının tedavisinde
en son bilimsel
yaklaşımları, tamamlayıcı
ve önleyici tıpla kombine
ediyor. Dalmak, ata
binmek, koşmak, yelken,
bisiklete binmek ve
dünyanın uzak köşelerine
gidip oradaki hayatları
görmek ona yasam
enerjisi veriyor. Hayatı ve
insanlarla iletişim halinde
olmayı seviyor.
Dermatolojik
Kıyafetlere ve açık ayakkabılara
hazırlık bahardan başlamalıdır.
Yüz bakımı için öncelikle yüz
derisinin iyi temizlenmesi, en
üstteki kalın ve gözenekleri tıkayan
tabakanın rahatlatılması gerekir.
Eczacı veya doktor tarafından
önerilen dermokozmetik ürünleri ile
ve 3-4 haftada 1 yapılacak bakım
uygulamasıyla hem dolaşım hızlanır
hem de oksijenlenme artar. Temizlik
için jel formundaki ürünler günde
en az 1 defa kullanılır. Yağlanma
belirginse sabah akşam jelle
temizlenmelidir. Alerjik ve hassas
cilt söz konusu ise peeling tarzı
işlemlerin doktor tarafından
yapılması doğru olacaktır. Peeling ile
aynı zamanda güneşe çıkmaya
hazırlanırken de bakım yapılmış
olur. Pütürlerden ve ölü derilerden
arınan cilt güneşten daha iyi
faydalanır.
Doğru ürünleri kullanın: Kış
aylarında yağ bazlı, daha koyu
kıvamlı konsantre ürünler
kullanılır. Temizleme ürünleri için;
cildi soymadan kurutmadan
temizleyen, fazla köpürmeyen
ürünler seçilir. Kış aylarında
kullanılan ürünlerde soyucu etken
maddeler az oranda olduğu için
mevsim değişikliklerinde ürünlerin
içeriklerine dikkat edilmelidir.
Bahar ve yaz aylarında su bazlı
nemlendiriciler ve sütsü
temizleyiciler, hafif tonikler tercih
edileceği için kozmetik ürünlerin
değiştirilmesi için doktora veya
eczacıya danışmak gerekir. Aksi
taktirde kış ürünleri tıkaç ve
sivilceye zemin hazırlayabilir.
Makyaj malzemelerinde koyu
tonda ve ağır kapatıcılardan
uzaklaşmak gerekir. Güneşten
koruyucuların yağ bazlı
Edak Ecza Koop
22
edaktüel -
olmamasına dikkat edilmeli ve
eczacınızın veya doktorunuzun
belirlediği faktör numarasına sahip
olanlar satın alınmalıdır.
Terlemeyle birlikte gözenekler
tıkanabileceği için yine bu konuda
cildin tipine göre cilt doktorunuzun
veya eczacınızın önerdiği
dermokozmetik temizleyici ve
nemlendirici ürünler
kullanılmalıdır.
PRP ( Koldan alınan kanın
ayrıştırılıp kök hücrelerden
zengin serumun enjekte
edilmesi) yaz geçişi için en iyi
bilinen destekleyici
uygulamadır. 3 haftada bir
yapılan PRP, makyaj bile
yapmadan tenin ışıltılı ve
gergin olmasını sağlar.
Ben ve lekelerinizi
kontrol ettirin: Özellikle
yüzümüz ve ellerimiz en çok
güneş gören yerlerimiz olmaları
nedeniyle, UV ışınlarının tahrip
edici etkisine maruz kalır. Kanser
riski olması nedeniyle vücudunuzda
20’den fazla sayıda beniniz varsa,
açık göz ve saç rengine sahipseniz
cildinizi mutlaka dermoskop ile
muayene ettirin. Özellikle ailenizde
cilt kanseri hikâyesi söz konusu ise
veya daha önceden beninizi
aldırmışsanız, yaza girmeden önce
rutin ben kontrollerinizi ihmal
etmeyin.
Açık havada tempolu yürüyün:
Özellikle açık havada yapacağınız
yürüyüşler ve egzersizler kan
dolaşımını hareketlendirip cildinizi
daha ışıltılı hale getiriyor. Aynı
zamanda egzersizle salgılanan
endorfin gibi hormonlar da bu
etkiyi destekliyor. Uzmanlar sağlıklı
bir cilt için haftada en az 3 gün 45’er
dakika yürümenizi öneriyor.
Genel anlamda bahara ve yaza
hazırlık cildin arınması, nazikçe
temizlenmesi, bakımının
yapılmasını kapsar. Diğer yandan
güneşe karşı hazırlanmak gerektiği
için deriyi de güçlendirmek gerekir.
mayıs/haziran/2014
Edaktüel Dosya
Saçlarını Yola Getir
Herkes sağlıklı, parlak ve kolay şekil
verebilecekleri saçlara sahip olmak
ister. Saçlarınızın daha parlak ve
sağlıklı olması için, onlara gerekli
bakımları uygulamanız gerekir.
Bunun dışında, saçlarınıza
istediğiniz şekli ve stili
verebilmenin bazı yolları da var
tabii…
Önce Bakım
Kış boyunca soğuk havanın
etkisiyle kuruyan veya kepeklenen
saçların bakımı için öncelikle varsa
uçlardaki kırıkları aldırmakla işle
başlayabilirsiniz. Saç diplerine fazla
getirmeden uçlara haftada 1 defa
yapılacak bakım uygulamaları saç
sağlığını destekleyecektir. Bu bakım
sırasında en sık kullanılanlar argan
yağı, susam yağı gibi yağlardır. Ilık
olarak hafif nemli saça sürülüp
yarım saat kadar bekledikten sonra
İstediğiniz saç modeline kolayca
ulaşmaya ne dersiniz? Saç
şekillendirici krem, sprey, saç köpüğü,
losyon gibi ürünler ile gün boyu
bozulmayan, şeklini koruyan
saçlara kavuşmak artık çok kolay…
yıkayabilirsiniz. Saç diplerinde
kepek yoksa ayrıca bu bölgeye özel
bakım yapmaya gerek olmayacaktır.
Saçlı deride yağlanma kaşıntı veya
kepek- kabuk varsa şampuan
değişikliği gerekebilir. Organik
içerikli şampuanlar mevsim
değişikliklerinde saçı yormadan
temizliyor. Yağlanma veya
kepeklenme varsa tea tre oil veya
ısırgan özü içeren şampuanlar
tavsiye ediliyor. Ayrıca papatya özü
içeren şampuanlar, hassas ve ince
telli saçları mevsim geçişlerinde
destekliyor. Nemsizlik varsa yağ
bakımına ek olarak ayrıca
nemlendirici bakım kremlerini de
haftada 1 uygulayabilirsiniz.
Sonra Şekil
Evde çok kısa bir süre içinde
kuaförden çıkmış gibi saçlara sahip
olabilirsiniz. Saçınızı yıkadıktan
Edak Ecza Koop
24
edaktüel -
sonra öncelikle bir havlu yardımıyla
saçlarınızdaki fazla nemi alın. Islak
saç, kurutma işlemini yavaşlatıyor.
Ayrıca kullanılan herhangi bir saç
şekillendirme ürününün etkisini de
hafifletiyor. Saç tipinize uygun
ürünü saçlarınıza eşit bir şekilde
dağıttıktan sonra saçlarınızı
tarayın. Saçlarınızı kendiliğinden
kurumaya bırakın ya da saç
kurutma ve şekillendirme
gereçlerini aşırı kullanmamaya
çalışın. Ilık ve sıcak hava saçı
yumuşatıp şekle girmesini
kolaylaştırıyor. Soğuk hava ise sekli
sabitlemede özellikle
profesyonellerin kullandığı bir
teknik…
Unutmayın, kişiyi havalı yapan, en
başta saçlarıdır. Bunun için
mükemmel kesim ve bakımdan
sonra, mükemmel ürünü bulmanız
da çok önemlidir.
mayıs/haziran/2014
Edaktüel Dosya
Pantene 7/24
Anında Parlaklık
Veren Koruyucu
Saç Bakım Spreyi
(150 ml)
Koruyucu parlaklık
veren sprey, boyalı ya
da röfleli saçları
korumaya yardımcı
oluyor. Sağlıklı bir
görünüm için anında
sonuç veriyor ve
saçlarınıza ışıldayan
parlaklık
kazandırıyor.
Fiyatı: 10.45 TL
Freestyle Doğal Kıl Fön
Fırçası (Küçük)
Uzun süreli fön için ideal
olan bu fön fırçasını
deneyimleyin…
Elidor Canlandırıcı Kuru
Şampuan (200 ml)
Suya ihtiyaç duymadan saçları
canlandırıyor. Yıkamalar
arasında saçınızdaki yağlı ve
kirli görünümü ortadan
kaldırarak, saça tazelik hissi
veriyor ve yağı emiyor.
Fiyatı: 19.90 TL
Nivea Doğal Bukleler Saç
Köpüğü (150 ml)
Saçlarınıza yumuşak ve parlak
görünüm sağlayarak, gün boyu
dilediğiniz şekli koruyor; doğal
görünümlü bukleler elde
etmenizi sağlıyor. Yenilenen
formülü sayesinde fön
makinesinin ısısını bakıma
dönüştürüyor; ısı ile aktive olan
vitaminler, saç teli tarafından
emiliyor.
Fiyatı: 19.90 TL
John Frieda Bukle Belirginleştirici
Şampuan & Saç Bakım Kremi (250 ml)
Şampuan, saçın doğal bukle yapısını yeniden
canlandırmayı ve belirginleştirmeyi
destekliyor. İçeriğindeki bukle
belirginleştirici kompleks, nemlendiriciler ve
elektriklenme karşıtı silikon ile tüm hava
koşullarına rağmen profesyonelce
şekillendirilmiş mükemmel bukleler
yaratıyor. Günlük bakım kremi, elektriklenen
ve kabaran saçları kontrol altına alıyor.
Fiyatı: 27.00 TL (Şampuan)
Fiyatı: 27.00 TL (Bakım Kremi)
Edak Ecza Koop
25
edaktüel -
mayıs/haziran/2014
Edaktüel Dosya
Schwarzkopf
got 2b Smooth
& Chic Saç
Losyonu
(200 ml)
Kabarma ve
elektriklenmeye
karşı etkili ürün;
saçları
şekillendiriyor,
pürüzsüzleştiriyor
ve parlatıyor. UV
ışınlarına karşı
ekstra koruma
sağlıyor.
Fiyatı:
19.50 TL
Schwarzkopf got 2b
Powder’ful Hacim Veren
Pudra(250 ml)
Saçınıza ekstra hacim ve dolgun
görünüm vermeye ne dersiniz?
Avuç içine yedirilen pudra, saç
diplerine yoğunlaşarak
uygulanıyor.
Fiyatı: 14.90 TL
Freestyle Tarak
Saçlarınızı kolayca açmanız,
taramanız, aynı zamanda
kabartarak şekle sokmanız
için…
Taft Looks Islak Jöle (150 ml)
Kendi tarzınıza ve trende uygun
farklı saç stilleri
uygulayabileceğiniz ürün ile göz
alıcı parlaklıkta, ıslak görünümlü,
24 saate kadar dayanıklı, en sınır
tanımayan şekilleri
yaratabilirsiniz.
Fiyatı: 6.00 TL
Edak Ecza Koop
Elidor Keratinology
Yeniden Yapılandırma
Elektriklenme ve Isıya
Karşı Sprey (180 ml)
Isıya karşı etkili özel
formülü sayesinde fön,
maşa, düzleştirici gibi saça
zarar veren uygulamaların
saç telinde oluşturduğu
gözenekleri dolduruyor,
saçı kırılmalara ve
sürtünmeden
kaynaklanan etkilere karşı
koruyor. Gün boyunca UV
ışınlarına karşı kalkan
görevi görüyor.
Fiyatı: 19.90 TL
Axe Messy
Wax (75 ml)
Dağınık görünüm için
şekillendirici waxı siz de
deneyin…
Fiyatı: 22.00 TL
26
edaktüel -
mayıs/haziran/2014
Psikolojik
Bahar Temizliğini
Abartmayın!
Aşırı temizlik ve titizlikten, sürekli bir şeyleri düzeltmeye çalışmaktan, işe yaramayan eşyaları
atamamaktan, karar verememekten, pek çok şeye emin olamamaktan vb. durumlardan şikâyetçi
misiniz? Peki, çoğu zaman kişiliğimizi oluşturduğunu düşündüğümüz hareketlerimizin veya
düşüncelerimizin aslında bir hastalığın habercisi olabileceği hiç aklınıza geldi mi?
.
Obsesif Kompulsif
Bozukluk (OKB),
toplumdaki
bireylerin yaklaşık
%2-3'ünde görülen,
yaşam kalitesini
olumsuz yönde etkileyen ciddi bir
bozukluk. Temiz, tertipli ve düzenli
olmanın, güvenlik amacı ile kapıları,
pencereleri kontrol etmenin kime ne
zararı var diye düşünmeyin. Bir ev
kadınının temiz ve düzenli olması
doğal olarak hastalık sayılmaz ama
hemen her gün, günün her saatinde
temizlik yapıyor, çamaşır yıkıyor,
hijyen konusunu abartıyorsa ve bu
davranışları nedeni ile de kendisine,
eşine ve çocuklarına yeterli zamanı
ayıramıyorsa; bu durum günlük
işlevlerini etkileyecek, kısıtlayacak
kadar yoğunsa hastalık olarak
değerlendirilebilir.
Takıntı ya da zorlantı
denince insanlar neler
yaşıyor? Bu nasıl bir
hastalık ve insanlar
nelerden şikâyet
ediyorlar? Öncelikle klinik
deneyimlerden biraz bahsedelim;
O
15 dakikalık bir
yürüyüş bile kaygı ve
endişeyi azaltmakta hafif
bir yatıştırıcıdan daha
etkili olabilir
Edak Ecza Koop
28
edaktüel -
mayıs/haziran/2014
Psikolojik
OBSESYON;
KİŞİNİN ZİHNİNE
GİRMESİNE ENGEL
OLAMADIĞI, ZİHNİNDEN
UZAKLAŞTIRAMADIĞI
YANLIŞ OLDUĞUNU
BİLDİĞİ, ENGELLEMEYE
ÇALIŞTIĞI HALDE
BAŞARILI OLAMADIĞI,
TEKRARLAYAN
DÜŞÜNCE VE
DÜRTÜLERDİR.
l
l
Son 1 yıldır evime kimseyi davet
edemiyorum. Misafirler gittikten sonra
saatlerce temizlik yapıyorum. Koltuklar,
halılar, tuvalet temizliği... Her yere bir
şeyler bulaşmış gibi geliyor. Aklıma gelen
düşüncelerin saçma olduğunu biliyorum
ama kendimi bir şeyler yapmaktan
alamıyorum. Devamlı temizlik yaptığım için
eşim ve çocuklarımla hiçbir şey paylaşamaz
oldum.
Son 3 aydır işe gitmek istemiyorum.
Raporları yazarken ayrıntılıyorum,
listeliyorum. Bir türlü zamanında işimi
bitiremiyorum. Patronum projeleri
bitirebilsem çok iyi çalıştığımı söylüyor.
Evden çıkarken kapıyı en az 3 kere kilitledim
mi diye kontrol ediyorum. Doğalgaz
vanasını da en az 3 kere kapatıp
kapatmadığıma bakıyorum. Evden çıkarken
hep bu yüzden geç kalıyorum. Bu durumu
toparlayamazsam işimden atılırım.
Geçen ay gittiğim bir partide bir kızla
yakınlaştım; öpüştük. Daha sonraki
günlerde gazete okurken AIDS`in ağızda bir
yara varsa veya tükürükten bile
bulaşabileceğini okudum. O kızla öpüşürken
benim bir yaram yoktu ama acaba onun
ağzında bir yara var mıydı ya da tükürüğü
ile bana bir şey bulaştı mı diye düşünmeye
başladım. O kızla daha karşılaşmadım, ona
sormam mümkün değil. O günden beri
devamlı aklımda hep aynı düşünce ya AIDS
olduysam. 2 haftada 1 kez kan verip tahlil
Edak Ecza Koop
yaptırıyorum. Sonuçlar negatif çıksa da ya
yanlış yaptılarsa diye emin olamayıp, tekrar
tahlil yaptırıyorum. Geceleri uykum kaçıyor,
işime konsantre olamıyorum; gerçekten
hastalandım sanırım.
Bu tip yakınmaları olan kişilerin, zihnine gelen
düşünceyi durduramadığı için, kontrolsüzce
yaptığı davranışlar nedeniyle gündelik hayatı
çok yoğun sıkıntı içindedir. İşlevselliği bozulan
sosyal ve psikolojik alanda sorunlar yaşayan
kişiler tedavi için psikiyatra başvurur.
KOMPULSİYON;
AKLA GELEN
OBSESYONLARIN
NEDEN OLDUĞU
SIKINTIYI AZALTMAK YA
DA ORTADAN
KALDIRMAK AMACIYLA
YAPILAN YİNELEYİCİ
DAVRANIŞ VE ZİHİNSEL
EYLEMLERDİR
OKB (OBSESİF KOMPULSİF BOZUKLUK)
NEDİR?
Obsesif Kompulsif Bozukluk (OKB);
hastalığının en temel özelliği saplantı ve
zorlantılar olmasıdır. Saplantı (obsesyon)
istenmedik ve zamansız bir biçimde yaşanan
ve süregelen düşünceler, kuşkular ve dürtüler;
zorlantı (kompulsiyonlar) ise çoğu zaman
saplantılı düşünceleri kovmak için bilinçli
yapılan, sürekli yineleyen düşünce veya
davranışlardır. Bu saplantı ve zorlantıların
süregelen olması ve dönem dönem şiddetini
artırması kişide çok yoğun stres
yaratmaktadır. Ayrıca obsesyon ve
kompulsiyonlar uzun bir zamanı kapsar ve
kişinin düzenini, işlevlerini, sosyal
etkinliklerini veya ilişkilerini önemli ölçüde
olumsuz yönde etkiler. Bu zorlantıları yaşayan
kişiler bunların kendi zihinlerinin bir ürünü
olduğunu ve dışarıdan yüklenmediklerini
bilmektedirler.
29
edaktüel -
mayıs/haziran/2014
www.incivural.com
l
Psikiyatrist Dr.
İnci Vural
Cerrahpaşa Tıp
Fakültesi’nden mezun
olduktan sonra, Bakırköy
Ruh ve Sinir Hastalıkları
Hastanesi’nden
uzmanlığını alıp doğuya,
yollara düştü. Sonra yine
ver elini İstanbul…
Doktorluktan kalan
zamanlarında dışa dönük
kişiliği gereği hayat ve
insanlarla iletişim halinde
olmayı seviyor, spor
yapıyor, yazıyor, yollara bu
kez dünyayı gezmek için
düşüyor. Hayatına kattığı
anlamı, kızı Su ile hayatı
adeta akıp gidiyor.
Psikolojik
En sık görülen obsesyon
belirtileri:
l Bedenine pislik veya mikrop
bulaşmasından korkma
l Başkalarına zarar vereceği, elinde
olmadan saldırgan davranışlarda
bulunacağından korkma
l Hata yapmaktan, sosyal açıdan
rezil olmaktan veya kabul edilemez
bir şekilde davranmaktan korkma
l Kişinin kendisine yakıştıramadığı
saplantılı cinsel içerikli düşünceleri
l İnanç ve görüşlerine karşıt dini
içerikli takıntılı düşünceler
l Düzen, simetri, kusursuzluk
ihtiyacı
l Ocak, kapı, kilit, ütü vb. fişlerin
prizde kalması durumundan aşırı
kuşku duyma ve güvence ihtiyacı.
En sık görülen kompülsiyon
belirtileri:
l Tekrar tekrar yıkanma, duş alma
veya ellerini yıkama
l El sıkışmayı, kapı tokmağına
dokunmayı vs. reddetme
l Kilit, ocak, priz gibi şeyleri sürekli
kontrol etme
l Sürekli bir şeyleri belli bir
biçimde düzenleme
l Rutin işleri yaparken sürekli sayı
sayma veya belirli bir sayıda yapma
l Belirli nesnelere dokunma ritüeli
oluşturma
l Belirli bir sıraya göre yemek yeme
l Belirli kelimeleri, cümleleri veya
duaları tekrarlama
l Genellikle rahatsız edici olan
kelimelere, görüntülere veya
düşüncelere takılıp kalma
l Değeri olmayan şeyleri toplama
veya biriktirme
OKB’NİN NEDENLERİ
NELERDİR?
OKB’li hastaların annebabalarında ve birinci derece
akrabalarında OKB’nin sık olarak
görülmesi ve serotonin
dengesizliğinin ebeveynden
çocuğa geçmesi hastalığın genetik
olabileceğini düşündürmekte.
Beynin bazı bölgelerinde ve
özellikle de beyin içindeki sinirsel
iletimde önemli rolü olan
serotonin maddesinin işlevlerinde
bozukluk saptanması bunların
OKB’nin nedeni olarak
araştırılmasına yol açmıştır.
Çocukluk çağı travmalarına
(örneğin, cinsel istismar, yaşamsal
değişiklikler, hastalık, sevilen
birinin ölmesi, okulla ilgili
değişiklik veya problemler) maruz
kalanlarda ileri yaşamlarında
önemli bir stres ardından OKB’nin
ortaya çıkabilmesi olağan
görülmektedir. Kişilik yapısı olarak
titiz, kuralcı, ayrıntıcı,
mükemmeliyetçi özelliklere sahip
olan kişiler OKB’ye yatkın kişiler
olarak değerlendirilmektedir.
OKB HANGİ YAŞLARDA
KİMLERDE GÖRÜLÜR?
Obsesif kompulsif kişilik
bozukluğu, genellikle erken yaşta
başlar; bu yaş aralığı çoğunlukla 1825 yaş arasındadır. Ancak çocukluk
çağlarında da görülebilir. Yaş
ilerledikçe hatta yaşlılıkta da ortaya
çıkan türleri vardır. Genel tabloya
baktığımızda daha yaygın olarak
yavaş yavaş ilerlediğini ve
kadınlarda daha yaygın olduğunu
görmekteyiz.
OKB TANISI NASIL KONUR?
OKB tanısı için laboratuvarın
faydası yoktur. Karşılıklı görüşme
ile hastanın ritüellere ayırdığı
zaman da dahil olmak üzere
Edak Ecza Koop
30
edaktüel -
hastanın belirtileri
değerlendirilerek teşhis konulur.
TEDAVİ SÜRECİ
Psikiyatrist olarak OKB hastasıyla
karşılaştığımızda çok kolay bir
yerde olmadığımızı biliriz. Hasta
için de, bizim için de enerji
çabamızı ve sabrımızı pek çok defa
zorlayacak bir tedaviye başlarız.
Hastamızla ilk önce bu hastalığı iyi
tanımak konusunda hemfikir
olmalıyız. Tedaviyi yönetirken her
şeyi paylaşmak ve zorluklar
sırasında muhakkak ısrarla tedavi
için yardım istemek hastamızla
paylaştığımız en önemli prensiptir.
Biyolojik temelli yani genetik geçişli
bir hastalık olduğu için, OKB`nin
tedavisinde ilaç kullanımı sıklıkla
önemlidir. Ancak daha da önemlisi
ilaç tedavisi ile beraber hastanın
düşüncelerini tanıdığı ve bunları
tetikleyen davranışları nasıl
yöneteceğini öğrendiği Bilişsel
Davranışçı Terapi ile tedavi sürecini
yönetebilmesidir. Yani, OKB
tedavisinde ilaç ve psikoterapi
ayrılmaz bir bütündür. Tedavide ilk
3 ay çok önemli ve değerlidir. Yakın
takip, haftalık veya 10 günde bir
yapılan görüşmeler hastalığın
belirgin düzelme göstermesine
sebep olacaktır.
Tedaviye başlamak, karar vermek
ve devam ettirmek diğer her türlü
tedavide olduğu gibi emek
harcamak bu süreçte de önemlidir.
Başlamak tedavi olmanın yarısıdır;
unutmayınız…
mayıs/haziran/2014
Edaktüel Dosya
HAYAT BİR SINAV MI?
Yoğun çalışma temposu içinde ve strese maruz kalan öğrencilerin
yorgunluk, öğrenme, hafıza, konsantrasyon ve zihinsel faaliyetlerini
desteklemelerine yardımcı olmak mümkün mü?
Klasik bir laf vardır
hani, ‘hayat bir
sınavdır’! Dünyaya
gelişimiz ile
başlıyor sınav…
Çocukluktan,
gençliğe ve hatta üniversiteyi de
eklersek ilk yetişkinliğe kadar olan
süreçte neredeyse 15 yılımız
eğitimle geçiyor. İlgi alanlarımızı,
kişiliğimizi, yeteneklerimizi,
yaratıcılığımızı kısaca hayatımızı
şekillendirebileceğimiz 15 yıl!
Tarihleri, formülleri, isimleri,
maddeleri ezberlemekle geçiyor…
Sonra da adı ve adedi sürekli
değişen test usulü sınavlar ile
çocuklarımız, gelecekte rakipleri ile
girecekleri yarışta bir adım önde
olabilmek için büyük bir fiziksel ve
ruhsal performans ile birlikte
psikolojik bir bunalımın eşiğine
gelebiliyorlar…
Sınava doğru nasıl beslenmeli?
Yenilen besinlerin insan hafızası,
zekası ve konsantrasyon gücü
üzerindeki etkisi büyük. Ancak
unutulmamalıdır ki; sınav
sırasında başarıyı etkileyen mucize
bir besin yok. Sınava hazırlık
K
dönemi boyunca tüm besinleri
içeren yeterli ve dengeli beslenme;
hem fiziksel ve ruhsal sağlığı
olumlu etkiliyor, stres etkilerini
azaltıyor, hem de sınav başarısına
katkıda bulunuyor. Stresin
azaltılması açısından A, E, C
vitamini içeren antioksidan sebze
ve meyvelerin tüketilmesi
öneriliyor. Kolalı içecekler, kahve
bol miktarda kafein içeriyor; çok
fazla içmek çarpıntı, huzursuzluk,
uykusuzluk ve endişeye neden
oluyor. Bunların yerine
antioksidan değeri yüksek, C
vitamini içeren
kuşburnu,
papatya, adaçayı
gibi bitki çayları
tüketmek daha
doğru.
Edak Ecza Koop
32
edaktüel -
Sabah kahvaltı etmek şart mı?
Beynin temel yakıtı glukoz ve
sabah kalktığımızda kan şekerimiz
düşük oluyor; bu yüzden mutlaka
güne besleyici değeri yüksek
gıdalarla kahvaltı ederek başlamak
önemli.
Tatlı yemek başarıyı artırır mı?
Başarının arttırılması için tatlı,
çikolata gibi şekerli besinlerin
yüksek miktarda tüketimi hatalı.
Basit şeker içeren, kan şekerinin
hızla yükselip, düşmesine sebep
olan tatlı, çikolata, hazır meyve
suları yerine kan şekerini yavaş
yükselten, glisemik indeksi düşük
ve düşük kalori içeren meyve,
yoğurt, kepekli sandviç, ayran, süt
ürünleri tercih edilmeli.
mayıs/haziran/2014
Edaktüel Dosya
Sınav stresinin başarıyı engellememesi için
önlem alınabilir mi? Stres ve kaygı, özellikle yorgun
ya da uykusuz olunduğunda veya aşırı ders
çalışıldığında ortaya çıkıyor. Stresin azaltılmasında
yeterli ve dengeli bir beslenme programı yanında
düzenli uyku saatleri, egzersiz programları öneriliyor.
Sınav kaygısı ile başa çıkmak için gevşeme
tekniklerini öğrenmeli ya da bir uzmandan yardım
alınmalı.
Hedef son anda ders çalışmak değil, vücudu ve beyni
dinlendirmek olmalı; açık havada yürümek,
arkadaşlar ile vakit geçirmek sosyal aktiviteler
yapmak faydalı olacaktır.
Vitamin mineral takviyesine gerek var mı?
Harvard Tıp Fakültesi tarafından geliştirilen yeni
beslenme piramidine göre; değişen günümüz
koşulları nedeniyle her gün düzenli vitamin mineral
alımı öneriliyor. Sınav döneminde beyin fonksiyon
işlevleri ve sinir sisteminde görev alan B grubu
vitaminlerin düzenli kullanılması gerekiyor. Güçlü bir
bellek ve öğrenme, konsantrasyon kapasitesinin
artması için Omega 3 yağ asitleri kullanmakta fayda
var. Bağışıklık sistemini destekleyen ürünler ile
antioksidan ürünler bilhassa C vitamini; kronik
yorgunluk ve halsizlik için ginseng içeren ürünler ile
dikkati ve düşünce gücünü arttıran demir zengini
multivitaminler bu dönemde destekleyici olacaktır.
Nature's Bounty
Sublingual Vitamin
B-12 100 Dilaltı
Tablet (500 mcg / 50
tablet)
%100 doğal B12
vitamini
(siyanokobalamin)
tablet 30 saniye
dilaltında tutularak
günde 1-5 adet kadar
kullanılabiliyor.
Avicenna Aksuvit Tablet
(750 mg / 90 tablet)
İçeriğinde bulunan ginseng ile kronik
yorgunluk ve halsizlik şikayetlerini gidererek
kendinizi enerjik hissetmenize yardımcı
oluyor. Arı sütü ve arı poleni proteini günlük
vitamin ihtiyacını karşılamaya destek oluyor;
propolis, kuşburnu ve C vitamini antioksidan
olarak bağışıklık sistemini
güçlendirmeye
yardımcı oluyor.
Yetişkinler için
günde 2-3 tablet
yemeklerle
birlikte
alınabiliyor.
Fiyatı: 55.50 TL
Leafy Ginseng Çay
(2 gr / 20 süzen poşet)
Ginseng kökü, nane yaprağı, oğulotu yaprağı,
mayıs papatyası çiçeği içeriyor. Bağışıklık
sistemi ve zihin fonksiyonlarını güçlendirici,
halsizlik,
yorgunluk
giderici, kalp
kuvvetlendirici
olarak
kullanılabiliyor.
Günde 2-3 çay
fincanı içilebiliyor.
Fiyatı: 7.90 TL
Edak Ecza Koop
33
edaktüel -
mayıs/haziran/2014
Edaktüel Dosya
Tabia Susam Yağı (50 ml)
Susam yağı, bünyesinde barındırdığı vitaminler,
mineraller, antioksidanlar ve lesitin nedeniyle
değerli bir besin maddesi. İçeriğinde E, A, B
kompleks vitaminleri ve demir, kalsiyum,
potasyum, fosfor organik bileşiklerinden oluşan
mineraller ile sesamol, sesamolin ve sesamin
antioksidanları, lesitin bulunuyor. Günde bir tatlı
kaşığı kullanımı öneriliyor.
Fiyatı: 25.00 TL
Life Time Lecithin
(1200 mg / 100
tablet)
Soyadan elde edilen
lesitin, yapısında
bulundurduğu
fosfolipitler sayesinde
beyin ve sinir sistemi
hücrelerini
destekliyor. Kan
plazmasındaki yağ
moleküllerini
parçalayıcı özelliği ile
kanı hafif oranda
inceltici, dolaşımı
artırıcı. Kan basıncını ve kandaki trigliserit
miktarını düzenleyerek, kalp-damar sağlığını
korumaya destek oluyor. Günde 1 adet
kullanılabiliyor.
Fiyatı: 51.75 TL
Voonka O-Omega 3 (1000 mg / 62 tablet)
Ürün, günlük Omega 3 ihtiyacını tek dozda
karşılarken, portakal aroması ile balıkyağının
kokusundan ve tadından rahatsız olanlar için de
uygun formdur. Günde bir tablet kullanımı
tavsiye ediliyor.
Fiyatı: 62.00 TL
Solgar Nero
Nutrients
(30 tablet)
İçerisindeki ginkgo
biloba, B vitaminleri ve
C vitamini, 3 çeşit
aminoasit, kolin ve
lesitin ile hafıza ve
konsantrasyonun
arttırılmasına
yardımcı oluyor.
Günde 1-2 kapsül
kullanılabiliyor.
Fiyatı: 42.50 TL
SOLGAR
L-TYROSİNE
(500 mg / 50
tablet)
Stresle ve uyku
bozukluklarıyla
başa çıkmaya
yardımcı 500 mg
L-Tirozin içeren
aminoasit, günde
1 kapsül
kullanılıyor.
Fiyatı: 33.50 TL
Edak Ecza Koop
34
edaktüel -
mayıs/haziran/2014
Dans
Alper Alakut
Dans Eğitmeni ve
Yaşam Koçu
DANS!
DANS!
DANS!
Sabahları uyandığımızda odamıza
dolan güneş, baharın sıcak
günlerinin müjdecisi sanki...
Baharla birlikte tüm doğa, bitkiler,
ağaçlar, hayvanlar gibi insanlar da
bir uyanma süreci yaşıyor. Bir
coşku, bir neşe ve bir enerji
yüklemesi hissediyoruz...
Edak Ecza Koop
36
edaktüel -
mayıs/haziran/2014
Dans
Her bahar aynı şey;
baharla birlikte ilk
pazartesi yeni kararlar
alır, zayıflamaya kafayı
takar, yazın sahilde hoş
görünmek adına
diyetlere başlar, evin etrafında
yürüyüşlere çıkarız.
Ancak “kibrit kutusu kadar beyaz peynir,
3-5 zeytin, 1 dilim kepekli ekmek...” ile
başlayan o klasik diyetler bir süre sonra
bizi yeme-içme zevkimizden mahrum
eder ve eski beslenme alışkanlıklarımıza
geri döneriz. Gelsin mantılar, pizzalar,
börekler, dürümler…
Baktık diyetle olmuyor; bu sefer bir spor
salonuna yazılır, önce yürüme bandında
yürür, koşar sonra ağırlık çalışmaya,
çeşitli hareketlerle vücudumuzdaki
yağlardan kurtulmaya çalışırız ki bu spor
salonu ziyaretleri de bir süre sonra
haftada üçten ikiye, daha sonra da bire,
hatta sıfıra kadar iner.
Hep bir engel vardır; öncelikle yapılması
gereken bir şey, bitirilmesi gereken bir iş,
gidilmesi gereken bir yer… Ve sonra
anlarız ki hayatımızı hep bu atalet, bu
ötelemeler ve bu engeller
yönetmekteler…
Yeni bir şey yapmalı mutlu olmak için;
baharı, yazı, sonbaharı, kışı,
önümüzdeki ayı ya da haftayı, bir
şeylerin başlamasını ya da bitmesini
beklemeden… Yaşanılan her anın keyfini
çıkarmalı insan, paylaşacak birileri
olmalı yanında ve sonra; La Dolce Vita…
H
Deneyin göreceksiniz; aşağı yukarı 90
dakika kadar sürecek bir dans
eğitim/pratik seansı sonrasında hem
hafiflediğinizi hissedeceksiniz hem de
mutluluğu. Ama en güzeli bu 90 dakika
içinde müzikten ve müzik ile uyumlu
olmaktan başka hiçbir şey
düşünmezsiniz ki seans bittiğinde
kafanızın tamamen boşaldığını
hissedersiniz. Dans ederken ne maddi
sorunlarınız kalır ne ülke siyaseti ne de
aşk acısı… Büyük şehrin trafik, gürültü,
kalabalık, iş güç gibi hayatımıza hediye
ettiği sorunları da bir an bile aklınıza
getirmezsiniz. Eğer gerçekten kendinizi
müziğin akışına kaptırmayı
başarabilirseniz…
O anda her şeyin patronu siz olursunuz
ve tek yapmanız gereken bedeninizi
müziğin ritmi ile hareket ettirmektir.
Tıpkı boya yapar gibi. Hani boya
yaparken yukarı-aşağı/sağa-sola derken
bir bakarsınız kafanın içi boşalmış, bir
hafiflik hissedersiniz ya, işte dans bu
duyguyu hem ruhunuza, hem
bedeninize hem de kalbinize yaşatır.
Ve tüm bunların ötesinde dans seansı
bittiğinde yeni yepyeni bir şeyler
öğrenirsiniz, yaşamınızda sevdiklerinizle
paylaşacak.
RUHUN ve BEDENİN GIDASI
Aslında hem ruhumuza hem bedenimize
hatta hem de kalbimize çok iyi gelecek,
kendimizi hem çok iyi hissettirecek hem
de bizi çok mutlu edecek bir şey var;
DANS!
Dans hem terapidir, hem meditasyon...
Hem de beden için en güzel hareket
biçimi... Belirli bir disiplinde
yapıldığında ruhunuzun bütün
boşluklarına yavaş yavaş nüfuz eden, her
seferinde biraz daha figürü, biraz daha
ritmi, biraz daha coşkuyu hissedeceğiniz,
bir müddet sonra bağımlılık haline
geldiğini fark edeceğiniz bir aktivitedir…
Edak Ecza Koop
Dans et! Sanki seni hiç
kimse izlemiyormuş gibi…
Sev! Sanki önceden hiç
incinmemiş gibi…
Şarkı söyle! Sanki seni
duyabilecek kimse yokmuş gibi…
Yaşa! Sanki cennet bu hayatın
kendisiymiş gibi…
Alfred d’Souza
37
edaktüel -
mayıs/haziran/2014
Binlerce yıllık bir
gelenektir dans
etmek…
İnsanoğlunun tüm
duygularını hiç
konuşmadan anlattığı
bir ritüeldir…
Dans
MUTLULUĞUN DİLE
GELMİŞ HALİ
Romantik bir dans sonrası
çiftlerin masalarına
dönerken yüzlerine dikkat
edin, hepsinin gülümsediğini
göreceksiniz. Sarılmanın,
yaşamı kucaklamanın ve
kadın ile erkeğin birbirini
hissetmesinin ötesinde
birkaç dakika için bile olsa
yaşamı olumsuz kılan her
şeyin dışarıda bırakılmasının
mutluluğudur, hayattan zevk
alma arayışının yansımasıdır
müzik ve dans…
Friedrich Nietzsche’nin
söylediği gibi ‘Müziğin sesini
duymayanlar dans edenleri
deli sanıyor’. Varsın deli
sansınlar, sen müziği, ritmi
ve dansı hisset…
Yunan filozofu
Platon "İyi şarkı
söylemek ve
güzel dans etmek
iyi eğitilmiş
olmaktır" demiş.
HAYATTAN ZEVK ALMA ARAYIŞI
Hayatımın neredeyse yüzde sekseni müzik
ve dansla geçtiği için kendimi hep çok
şanslı bulmuşumdur. Her dans seansı bir
meditasyon ve mutluluk kaynağıdır benim
için. Ve sizlere de bu mutluluk fırsatını
tüm kalbimle tavsiye ediyorum. Evinize
veya işyerinize en yakın dans okuluna
veya stüdyosuna gidin; hocayı bulun ve
“ben buraya mutlu olmaya geldim” deyin.
Göreceksiniz, pişman olmayacak bana dua
edeceksiniz. Bedeniniz ve ruhunuz da
size… Mutlu olmak için geriye bir tek AŞK
Edak Ecza Koop
38
kalıyor ki, siz kendi içsel huzurunuzu
bulup mutlu olduğunuzda o da gelip sizi
bulacaktır...
Ve son bir tavsiye; dans ederken hiç kimse
sizi izlemiyormuşçasına, salonda sizden
başka kimse yokmuşçasına, sadece siz
varmışçasına dans edin. İşte o zaman
ritimlerin içinde kendinizi ve partnerinizi
hissedeceksiniz.
Baharın hep hak ettiğiniz mutluluğu size
getirmesi dileği ile müzikle ve dansla
kalın…
edaktüel -
mayıs/haziran/2014
Alışveriş Sepeti
PARTİ ZAMANI
Her bahar doğa sıyrılır
beyaz örtüsünden…
Renklerle yeniden canlanır
yaşam…
Bahar demek yeniden
başlamak demek,
değişmek demek,
yenilenmek demek…
Bu bahar da yepyeni, taze
başlangıçlara kucak
açmak ve hazırlanmak
gerek; düğün, nişan ve
mezuniyet…
Colgate Optik Beyaz
Diş Macunu (75 ml)
Gillette Fusion
ProGlide Tıraş
Makinesi
Benzersiz formülü ile 1
haftada 1 ton daha beyaz
dişlere kavuşun.
Fiyatı: 15.90 TL
Gillette'in en konforlu
tıraşını sağlamak için
yeniden dizayn edilmiş. İlk
deneyiminizden itibaren
yüzünüzde artık tıraş
bıçaklarını değil, kayganlığı
hissediyorsunuz.
Fiyatı: 28.23 TL
Toppik Hair Building
Fibers (2,5 gr toz/ 118
ml. sprey)
Gillette Fusion
ProGlide Tıraş Jeli
(200 ml)
Seyrek ve dökülmeye başlayan
saçların görüntüsünden
kurtulmak için doğal ve güvenilir
bir yol. Formülünde yer alan
keratin, seyrek saçlı bölgeye
döküldüğü zaman, saçınızı
saniyeler içinde gürleştiriyor,
sağlıklı ve dolgun bir görünüm
kazandırıyor. Ürünün saçınızda
daha iyi sabitlenmesi için Toppik
Hair Building Fibers Sprey
kullanımı öneriliyor.
Fiyatı: 83.00 TL
Edak Ecza Koop
40
Gillette Fusion ProGlide tıraş
makinesi kayarcasına rahat
bir tıraş sağlarken, tıraş jeli
cildinizi gelişmiş
teknolojisiyle tıraşa
hazırlamaya ve korumaya
yardım ediyor.
Fiyatı: 11.81 TL
edaktüel -
mayıs/haziran/2014
Alışveriş Sepeti
Axe Dark Temptation
Deo (150 ml)
Golden Rose Lipstick
Klasik ve şık tasarımlı ruj,
yumuşak ve parlak yapısıyla
kolayca sürülüyor, dudaklarınızı
pürüzsüzce kaplıyor,
dağılmayan kalıcı formülü ile
dudaklarınızda mükemmel bir
görünüm yaratıyor.
Fiyatı: 15.00 TL
Çikolata esanslı kokusuyla
kadınların çikolataya
duyduğu güçlü arzudan
ilham alıyor.
Fiyatı: 8.50 TL
Nivea Visage Bal
Maskesi(15 ml)
Sally Hansen Airbrush
Legs Sprey Bacak
Makyajı (75 ml)
Bal Özü ile zenginleştirilmiş
formülü cildi yatıştırıyor.
Macadamia fındık yağı ve
shea yağı içeren zengin
formülü cilde yoğun bir
şekilde nem sağlıyor ve cildi
besliyor.
Fiyatı: 6.75 TL
Yaz geldi, çoraplar çıktı!
Bacaklardaki istenmeyen çil,
varis, kıl kökleri ve benzeri
lekeleri kapatmayı ve pürüzsüz,
kusursuz bir görünüm
sağlamayı kim istemez?
Fiyatı: 67.50 TL
M. Asam VINOLIFT
Magic Finish / Sihirli
Fondöten (30 ml)
Scholl Party Feet Şeffaf
Silikon Yastığı
Ayak tabanınızın ön kısmında
yüksek topuk ayakkabıların
verdiği ağrıyı önlemeye yardımcı
oluyor. Yerinden kaymıyor,
yıkanıp tekrar kullanılabiliyor.
Fiyatı: 17.99 TL
Yüzünüze kolaylıkla
uygulanıyor, istenmeyen
sivilceleri kapatıyor ve
cildinizdeki gözenekleri
tıkamadan doğal fondöten
görevi görüyor. Cildiniz nefes
alıyor, pudra kullanmanıza
gerek kalmıyor. İpeksi, parlak
ve kusursuz bir cilde sahip
olmanın keyfini çıkarın!
Fiyatı: 70.00 TL
Dermokil SPA Multi
Etkili Banyo Tuzu (500
ml)
Vücudun enerji akışını
düzenleyerek vücut dengesini
sağlıyor. Yorgun düşen
vücudunuza ve ayaklarınıza
terapi etkisi yaparak
rahatlatıyor, sakinleştiriyor ve
kasları gevşeterek dinlenmenizi
sağlıyor.
Fiyatı: 23.50 TL
Golden Rose Carnival
Nail Color
Rengârenk, cıvıl cıvıl ve
trendy tırnaklara sahip
olmak istiyorsanız 16
renkten oluşan Golden Rose
Carnival ojelerinden birini
deneyebilirsiniz.
Fiyatı: 5.90 TL
Edak Ecza Koop
41
edaktüel -
mayıs/haziran/2014
Ekolojik
G
l
l
l
MÜŞTEREKLERİMİZİ
BİSİKLENDİRELİM
Güneşin gökyüzünde parladığı, mis gibi temiz havanın
ciğerlerimize dolduğu bir bahar sabahında, yapılacak en güzel
işlerden biri bisiklete atlayıp pedal çevirmek olsa gerek.
Ortalama hızda bir
saat bisiklet sürmek
yaklaşık 500 kalori
yaktırır
Edak Ecza Koop
42
edaktüel -
mayıs/haziran/2014
l
l
l
l
l
Ekolojik
Özgürlüğün çağrısına
olumlu yanıt vermekten
daha huzur ve sevinç verici
bir şey var mı? Bisiklet
sürerken, insanın hayata
daha pozitif baktığına dair
çalışmalar yayınlanıyor! Ne kadar doğru
olduğunu bilmenin tek bir yolu var; pedal
basmak.
Ö
GİDEREK ARTIYORUZ
Her geçen gün, daha fazla insan bisiklet
kullanmaya başlıyor. Özellikle şehirlerde
5-6 km'lik mesafeler için ideal bir ulaşım
aracı. Her gün yollara çıkan binlerce
otomobil, trafiği biraz daha sıkıştırıyor.
Oysa bisiklet hiç bir engele takılmadan,
aralardan derelerden geçerek yol alıyor.
Üstelik karbon ayak izi bırakmadan…
Otomobillerin, otobüslerin içine
istiflenmiş, sosyal hayatla bağlarını ulaşım
esnasında koparmış, hatta içerden
kapılarını kilitlemiş ve trafikte sıkışıp
kalmış sinirli sürücülerin aksine, bisiklet
yolunu almaya devam ediyor.
Benim işim, evime 3 km uzaklıkta. Yolu
biraz inişli çıkışlı… Bisiklete ilk bindiğim
zamanlar zorlanıyor ve 35 dakikada
gidiyordum. Şimdi vücudum alıştı. Aynı
yolu 15 dakikada alıyorum. Bazen yolumu
uzatıp, geziniyorum. Hafta sonu
gezintisinde olmadığımı, işe gittiğimi fark
eden birileri arkamdan bağırıyor: “Abi ne
pedal çeviriyorsun, bir araba alsana”.
Kimisi de sağdaki soldaki aksesuarlara
bakıp; “ Mercedes gibi süslemişsin” diyor.
Vaktim varsa duruyorum, sohbet ediyoruz
ya da el sallayıp, pedal basmaya devam
ediyorum.
Yaşamımızdaki her şeyi insani ölçekte
kurmanın, yaşam enerjimiz için çok önemli
olduğunu düşünüyorum. 3 yaşındaki kızım
araba koltuğunda otururken, kısa sürede
huzursuzlaşıyor ve giderek yolculuğu
çekilmez kılıyor. Oysa bisikletin
arkasındaki koltuğunda otururken, sağa
sola laf atıyor, kedilere el sallıyor ve hiç
inmek istemiyor. Onun bu ruh halini
seyrettikçe ben de keyifleniyorum, yolun
tadını çıkarıyorum.
Edak Ecza Koop
43
edaktüel -
mayıs/haziran/2014
Dünyanın ilk
bisikleti; 1839
yılında
Britanya'nın
Dumfries
yöresindeki
Courthill
Kasabası
demircilerinden
Kirkpatrick
Macmillan
tarafından
yapıldı.
[email protected]
GÜVENLİ SEYİR İÇİN
l Ön ve arkada lambanız
olsun
l Arkayı görebileceğiniz bir
aynanız olsun
l Aniden önünüze çıkanlar
için şirin bir ziliniz olsun
l Açık renk kıyafetler giyin
l Başa oturan bir bisiklet
kaskı takın
l Kulaklıkla müzik
dinlemeyin
l Boyuna uzanan
mazgallara dikkat edin
l Kaldırımın hemen
yanından giden
motorlara dikkat edin ve
yol verin
Ecz. A.
Tolga Timur
Ekolojist, yayıncı, eczacı,
evli ve 2 çocuk babası…
İstanbul Üniversitesi
Eczacılık Fakültesi’ni
bitirdikten sonra İstanbul
Küçükyalı’daki
eczanesinde eczacılık
yapmaya başladı. Yeryüzü
Derneği’nde ekoloji
çalışmalarına katılıp, başta
küresel iklim değişikliği,
genetiği değiştirilmiş
organizmalar ve nükleer
santraller olmak üzere,
gezegenin geleceğini
tehdit eden açgözlü
girişimleri durdurmak için
mücadele ediyor.
Ekolojik
VİZYONU DAR YEREL
YÖNETİMLER
Bizim yerel yönetimlerimizin hali
ortada. Her seçim döneminde
bisiklet yolu sözü verirler ama
doğru düzgün yollarımız hala yok.
Çünkü belediyeler tamamen
başkan odaklı kurumlar ve bu
başkanlar da bisiklete binmiyorlar.
Ancak arada bir, özel günlerde
'yalandan' biniyorlar. Hatta o
zamanlarda bile parkuru
tamamlamıyorlar.
Hal böyle olunca görev, bu işin
sevdalılarına düşüyor. Cazip bir
örnek de model oluşturuyor; Çin
deneyimi. Çin'in pek çok şehrinde
cadde ve sokakları dolduran iki
tekerlekliler, trafikte önemli bir
yere sahipler. Bu deneyimden
türetilen bir kavram var; Critical
Mass, kritik kütle demek. Eğer
bisikletliler belirli bir sayıya
ulaşırlarsa, yolun bir şeridini
kaplıyor ve güvenle yol alıyorlar.
Böylece yerel yönetimlere önemli
bir mesaj iletiyorlar; bize güvenli
ve arabalara karşı fiziksel engeller
barındıran bisiklet yolları yapın.
Fiziksel engel çok önemli… Çünkü
kaldırımlara dahi park etmekten
çekinmeyen sürücüler, eğer fiziksel
bir engel yoksa bisiklet yollarını
gasp ediyorlar. Yaşayan örneğine
İstanbul/Fenerbahçe semtinde ve
daha pek çok şehirde/semtte
rastlayabilirsiniz. Bisiklet yolunun
plastik bariyerlerle ayrılmış
kısmında güvenli seyir yapılırken,
bariyerlerin kalktığı son bölümde
park etmiş otomobiller yüzünden
bisiklet yolu kullanım dışı kalıyor.
BOĞAZİÇİ GEÇİŞİ
Bizim yerel yönetimlerden çok
önemli bir talebimiz var.
Boğaziçi'ni bisikletle geçebilmek!
Bunun için Üsküdar-Beşiktaş
arasına, bisikletlerin asansörle
çıktığı, üstü ve yanları camla kaplı
bir tünelden öteki kıtaya
geçebilmek istiyoruz. Boğaziçi'ni
geçecek en romantik yolun, bu
tünel olacağını düşünüyoruz. Bu
geçiş hem kentli sürücülerin
karşıya geçmek için kullanacağı,
hem de şehri ziyarete gelenlerin
kiraladıkları bisikletlerle yol alacağı
dünyaca meşhur işlek bir parkur
olacaktır.
Edak Ecza Koop
44
edaktüel -
Dışa bağımlı fosil kaynaklı bütün
yakıtlardan tasarruf sağlayan,
gürültü çıkarmayan, çok az yer
kaplayan, herkesin edinebileceği
kadar ucuz, kullananın sağlığına
can katan, sosyal ve bir o kadar da
mutluluk verici olan bisikletli
yaşamı daha çok dillendirmeli,
festivallerle süslemeliyiz. Yerel
yönetimlerin bu vizyona erişmesini
beklemek uzun yıllar alabilir. Onlar
çoğunlukla ihalelere konsantre
olmuş durumdalar. İpi ve insiyatifi
elimize alalım. Bu yollar bizim
müştereklerimiz. Müştereklerimizi
bisikletlerimizle renklendirelim.
Bazı şehirlerde yerel
yönetimlerin hizmete
sunduğu bisiklet sayıları
• Berlin:
1700
• Kopenhag
2500
• Barcelona
6000
• Lyon
3100
• Paris
20.600
• Londra
80.000
mayıs/haziran/2014
Gastronomik
Mide Dostu Ç
Beslenme
Çok iyi çalışan
bir sindirim
sistemi, sağlıklı
bir yaşamın
temelini
oluşturuyor.
Sindirim sayesinde, bedenimiz
besin maddelerini basit
bileşenlere ayırıp bünyemize
katabiliyor ve yaşamak için
gerekli enerjiyi sağlıyor.
Sindirmek fizyolojik olarak;
çiğneme adı verilen, ağızda
mekanik- fiziksel işlemle
başlayıp, midede enzimler
vasıtasıyla kimyasal yolla devam
eden ve bağırsaklarda son bulan
bir eylem. Felsefi olarak da;
bilgileri, fikirleri, dışarıdan
gelen türlü düşünce ve duyguyu
almak, kabul etmek, kendine ait
kılmak anlamına geliyor.
Hem fiziksel hem de felsefi
anlamda, ne kadar insan varsa o
kadar da sindirme çeşitliliği,
kapasitesi, özelliği var...
Vücuda alınan besin maddeleri,
içerikleri bakımından çok
çeşitlidir ve her bünyenin
yapısına, kalıtıma, diğer bir
deyişle hücrelerdeki
kodlanmaya ve geçmiş
tecrübelere göre, sisteme
kolaylıkla dahil olan ve enerji
katkısı sağlayan, fazla
yormadan sindirilebilenler
olduğu gibi, sistemin kabul
etmediği, kesinlikle reddettiği,
direndiği, kendisine yabancı
enerji taşıyan yiyecekler de
vardır...
Doğal olmayan gıdalar, raf ömürlerini
uzatmak için kullanılan katkı
maddeleri, endüstriyel besinler ile
kirlenmiş hava, saf olmayan
su kaynakları sebebiyle
sindirim sistemimiz çeşitli
toksinler, yararlı
olmayan bakteriler ve
bir dünya sabıkalı
kimyasalla baş
etmek
zorunda…
Probiyotikler,
sindirim sorunları ve
bağışıklık üzerine
etkilidirler
Edak Ecza Koop
46
edaktüel -
mayıs/haziran/2014
Gastronomik
HANGİ YİYECEKLER SİNDİRİMİ
ZORLAŞTIRIYOR?
Karnabahar; haşlanarak hazırlandığında,
mideyi asit saldırılarından korur.
Lahana suyunun kürü; ülser ve gastrite
iyi gelir, yemek ve salata olarak da
tüketilebilir.
Elma sirkesi, evde yapılmış doğal
mayalı yoğurt, katkısız hazırlanmış
turşular ve kefir; bağırsaklardaki yararlı
bakterileri artırır.
Zeytinyağı; çiğ olarak kullanıldığında
besinlerin midede kalma süresini azaltır ve
yağların sindirimi için safra salgısını artırır.
Muz; mideyi seven meyvelerin başında
gelir. Ara öğünlerde birer muz yemek,
midedeki yanma hissini ortadan kaldırır.
Muz, mide enzimleri ve hücrelerinin
üretimini de artırır.
Meyankökü; güçlü bir mide koruyucusu
olarak bilinir, midedeki aşırı asidi azaltır.
Zencefil ve nane; gerek yemeklere taze
veya kurutulmuş formlarında
katıldıklarında gerekse çay olarak
içildiklerinde sindirimi rahatlatan özelliğe
sahiptir.
Kızarmış ekmek; midenin salgıladığı aşırı
asidi emerek yanma hissinin azalmasını
sağlar.
Edak Ecza Koop
Sindirim için
gerekli
enzimler
olmadan
besinler
parçalanamaz.
Mide,
karaciğer,
pankreas ve
safra kesesi
bu enzimleri
üreterek
besinlerin
emilimini
sağlarlar.
[email protected]
HANGİ YİYECEKLER SİNDİRİME
İYİ GELİYOR?
Yağlı ve kızartılmış yiyecekler; midede yanma
ve çağımızın sık rastlanır hastalığı reflüye
götürmesi sebebiyle,
Çok acı biberler; yemek borusunu tahriş etmesi,
mide zarına zarar vermesi ve kabuklarını
midedeki asidin bile eritememesi sebebiyle,
Süt ürünleri; farkına varmadan çok kişinin
muzdarip olduğu laktoz tolere edememe
durumundan, yani bu besini parçalayacak laktaz
enzimini yeteri kadar üretememekten dolayı
diyare, gaz ve karında şişliğe sebep olması
sebebiyle,
Alkol; zihni ve bedeni geçici olarak rahatlatırken,
aynı zamanda sindirim borusunu da gevşetmesi
ve mide asidini geri verme olarak tanımlanan
reflü hastalığını artırması, aynı zamanda mide
cidarında tahrişlere yol açması sebebiyle,
Stres; tüm mekanizmayı felce uğratması, bütün
bedensel işlevleri askıya alması ve sistemi içten
çökertmesi sebebiyle sindirime zararlı olarak
bilinir.
Bedenimize gerekli özeni gösterirken aynı
zamanda gerilimden uzak, ilişki içinde olduğunuz
herkes ve her şeyle uyumlu olabilmek, en azından
buna gayret göstermek; dışarıda olanı olduğu
şekliyle kabul edip sindirmek, direnmemek
iyileştiren bir yaklaşım şeklidir. Hepimizin
gittikçe daha fazla ve isabetle bu konularda
anlayışımızı ve uygulamalarımızı
artırmamız dileğiyle…
Işık Polater
Okan Üniversitesi
Gastronomi Bölümü /
Vejetaryen Mutfak Öğretim
Görevlisi. Aslında Makina
Mühendisliği eğitimi alıp,
çalışır, seyahat ederken;
2000 yılında vejetaryen
beslenmeye geçmesi
sebebiyle, kendisine pratik
hazırlanacak ve lezzeti de
eksik olmayan yemekler
yapmaya başladı ve 2006
yılında bir yemek kitabı
yazdı. Kitap önce
İngiltere’de, sonra
Türkiye’de, Avusturalya’da
ve Brezilya’da yayınlandı.
Yaratıcı oluşu ve rafine
incelikleri yaşamaya ve
yaşatmaya müsait olması
bakımından yemek
alanında çalışmaya
başladı. Aynı zamanda
gönüllü olarak meditasyon
ve kişisel gelişim
konularında rehberlik ile
seminer ve atölye
çalışmaları sunuyor.
47
edaktüel -
mayıs/haziran/2014
Gastronomik
Sindirime yardımcı olacak tavsiyeler
l Düzenli ve dengeli beslenmeli
l Yiyecekleri iyi çiğnemeli ve yemeği yavaş
yemeli
l Yenilen besinler çok sıcak ya da soğuk
olmamalı
l Yemeklere çiğ salata, taze meyve veya hafif
bir çorba ile başlamalı
l Yemek sırasında su dâhil, içecek
tüketilmemeli
Kafeinli ve asitli içeceklerden uzak durulmalı
l Yemekten sindirim sistemini yoracak kadar
çok yemek yemeden kalkılmalı
l Yemekten sonra bir saat kadar yorulacak işler
yapılmamalı
l Uyumadan önce yemek yemekten kaçınılmalı
l Ağız ve diş sağlığına dikkat edilmeli
l Bağırsakların çalışması için düzenli spor
yapılmalı
l Alkol, sigara ve aşırı stresten kaçınılmalı
l
TAHİN SOSLU KARNABAHAR VE KARIŞIK SEBZE
MALZEMELER:
l1 kâse çiçeklerine ayrılmış karnabahar
l 8-10 çiçek brokoli
l 1 havuç, 1cm x2 cm boyunda kesilmiş
l 2 patates, 2 cm x2 cm boyunda kesilmiş
l 1 kırmızı kapya biber, küçük kareler
halinde kesilmiş
l Tuz, karabiber
SOSU İÇİN:
l 3 yemek kaşığı yoğurt
l 2 cmx2 cm kadar taze zencefil, ince
rendelenmiş
l 2 yemek kaşığı sızma zeytinyağı
l 2 yemek kaşığı kadar tahin
l Yarım su bardağı su
l 1-2 yemek kaşığı kadar taze biberiye ve
kekik
l 1 çay kaşığı kadar toz kişniş
l 1 tatlı kaşığı kadar taze çekilmiş
karabiber
l 1 silme tatlı kaşığı kadar tuz
MALZEMELER:
l 1 kâse çilek, yarım ya da çeyrek
kesilmiş
l 1 adet kivi, 1 cm’lik kareler
şeklinde kesilmiş
l 10-12 tane üzüm, yarıya bölünmüş
l 1 muz, küçük doğranmış
l 1 avuç dolusu kuru üzüm, sıcak
suyla yıkanmış
l 1 bardak dolusu taze nane yaprağı,
ayıklanıp yıkanmış ve kurulanmış
l Yarım limon suyu
l 1 portakal suyu
l 1 çorba kaşığı pudra şekeri( isteğe
bağlı)
l 1 paket vanilya
YAPILIŞI:
1. Fırın 200 C de yakılır.
2. Bütün sebzeler yıkanır ve
süzülür. Bir karıştırma kabı içine
alınır. Üzerlerine biraz (yaklaşık
1’er çay kaşığı) tuz ve karabiber
konur ve karıştırılır.
3. Sosun bütün malzemeleri
derin bir kapta çatalla
karıştırılarak hazırlanır.
3. Sos, sebzelerin üzerine
dökülür ve karıştırarak sebzelere
NANELİ MEYVE SALATASI
Edak Ecza Koop
48
edaktüel -
yedirilir.
4. Fırın torbasına sebzeler ve sos
konur, ağzı sıkıca kapatılır, bir
tepsi içinde fırına konur. Pişme
esnasında torba patlamasın diye,
kürdanla 4-5 yerinden delinir.
5. Yaklaşık 20-30 dk. sonra
sebzeler pişmiş olacaktır. Tepsiyi
çıkarıp torbanın üzerinden
çatalla tüm sebze cinslerinin
pişmiş olduğu kontrol edilir.
6. Sıcak ya da ılık servis edilir.
HAZIRLANIŞI:
1. Hazırlanmış meyveleri bir
karıştırma kabına alın,
üzerine pudra şekeri( isteğe
bağlı), vanilya, portakal suyu
ve limon suyunu ekleyip
kaşıkla nazikçe karıştırın.
2. Kurulanmış nane
yapraklarını de ekleyip
karıştırın. Aromaların ve
tatların birbirine geçmesi için,
servis yapmadan önce yarım
saat kadar buzdolabında
bekletin.
Afiyet olsun…
mayıs/haziran/2014
Eczacı Gözüyle
AYAKLARINIZ
“BENİ ANLAMADIN YA!”
DEMEDEN…
Ecz. İlkay Yıldız Memiş
Diyabetiniz
varsa ayak ve göz
sorunları oluşmaması
için düzenli olarak sağlık
kontrolünden geçmelisiniz
Nilüfer’in dediği gibi “El ayak çekilince, sohbetler tükenince,
dostlar eve gidince, bu geceler işkence… Beni anlamadın ya! Ben
ona yanıyorum. La fa, La sol… La fa, La sol…’’ Ah o ayaklar
ağrıdan sızım sızım sızladığında ya da yara bere içinde olduğunda, ne geceler uyku tutar ne ayakkabılar ayağa sığar…
Edak Ecza Koop
50
edaktüel -
mayıs/haziran/2014
Eczacı Gözüyle
Ev hanımlarının günlerinde konu
komşu herkes toplanır, evde yapılmış
kekler, börekler ve çay eşliğinde
sohbetler başlarken buruk bir ses
ikramları istemeyerek de olsa
reddeder; ‘’Yok, ben almayayım
şekerim var… Yok, bundan da almayayım, bunda da
şeker var…’’
Dünya Sağlık Örgütü’nün (WHO)2007 verilerine
göre dünya nüfusunun yaklaşık % 6,4’ünde
gözlemlenen bir hastalık diyabet… Tamam, nüfus
yaşlanıyor ama gençlerde de diyabet hastalığı sıklıkla
görülmeye başlandı.
Eczanemizde de son yıllarda hastalarımıza en çok
verdiğimiz ürünlerin başında diyabet hastalığı ile
ilgili ürünler geliyor.
Mücadele için ilk önce hastalığı kabul etmek,
sonrasında onunla arayı iyi tutarak doğru ve
zamanında beslenmek ile doğru ayak bakımı yapmak
gerekiyor. Çünkü şeker yani tıp diliyle diyabet diğer
pek çok metabolik bozukluk gibi belirli sorunları ve
bireyin alması gereken belirli sorumlulukları
kaçınılmaz kılıyor. Diyabetin sebep olduğu en ciddi
komplikasyonlardan biri de ''diyabetik ayak''.
A
Diyabetik Ayak Nedir?
n Genel olarak diyabet; ayaklarımızı kan dolaşımının
yavaşlamasına bağlı olarak, enfeksiyonlara ve
yaralanmalara karşı hassaslaştırıyor. Kan
dolaşımının düzensiz ve yavaş olduğu her organda
olduğu gibi ayaklarımızda da işlev bozukluğu ve doku
tahribatı meydana geliyor. Bu nedenle kemik
enfeksiyonları, derin veya yüzeysel ayak yaraları,
ayakta ve iskelet yapısında şekil bozuklukları,
Edak Ecza Koop
51
kangren, iltihaplı şişmeler, mantar enfeksiyonları ve
nasır, diyabetik ayakta oluşabilecek komplikasyonlar.
Komplikasyonları azaltmanın en etkili yolu düzenli
ve uygun şekilde kan şekerini kontrol etmek ve
kandaki şeker değerine göre gerekli önlemleri (
bakım, ilaç, muayene gibi) almak. Kan dolaşımı
bozukluğuna bağlı olarak sinirsel iletim kaybı (his
kaybı) söz konusu olduğundan pek çok hasta
meydana gelen komplikasyonları hissetmeyebiliyor.
Bu noktada hastaları bilgilendirmek ve farkındalık
kazandırmak hayati önem taşıyor.
Diyabetik Ayak Bakımında İşbirliği
n Başarılı bir diyabet tedavisi için; doktorunuzdan,
diyetisyeninizden, diyabet hemşirenizden ve
eczacınızdan profesyonel yardım almalısınız. Bir
şeker hastası olarak sürekli gittiğiniz bir eczane var
ise sizi takip eden bir eczacınız da var demektir.
Yoksa da hemen edinin derim.
Böylece ilk olarak, eczacınız size diyabetin uzun
soluklu bir hastalık olduğunu ve buna bağlı olarak
yaşamınızda diyabetle barışık bir tutum
sergileyebilmeniz için bazı değişiklikler yapmanın
önemini vurgulayacaktır.
Amaç, diyabetin gerektiği şekilde kontrolünü
sağlamak ve tedaviye verdiğiniz önemin,
komplikasyonların önüne geçmekteki en önemli
faktör olduğunun altını çizmektir.
Yaşam tarzınıza paralel olarak; beslenme, ağızdan
alınacak antidiyabetik ilaçlar, insülin, egzersiz ile
doğru bakım, sigara ve alkol kullanımı hakkında
bilinçlendirme, tedavi sonuçlarınız ve yaşam
kalitenizi takip etmekte eczacınız önemli bir rol
oynayacaktır.
edaktüel -
mayıs/haziran/2014
Eczacı Gözüyle
Diyabetik Ayak Bakımında
Eczacının Rolü
l Beslenme alışkanlıklarında
temel faktör; yağ, rafine şeker ve
tuz tüketiminin kısıtlanması;
dengeli karbonhidrat ve sebze ve
meyve ile lifli besinlerin ön planda
tutulması; doymuş yağ ve
kolesterolden zengin olan et, süt,
yoğurt, peynir, yumurta gibi
yiyeceklerin belirli bir miktarda
tüketilmesidir. Aynı zamanda
günlük beslenmeyi dengeli
öğünlere bölmek ve uzun süre aç
kalmaktan kaçınmak tartışmasız
derecede önemlidir.
l Düzenli ve dengeli yapılan
egzersizler; formu korumak,
dengeli solunum ve sindirimi
sağlamak, aynı zamanda dengeli
bir metabolizmaya sahip olmakta
anahtar bir etkendir.
l Sigara ve alkol, diyabetik
hastalarda komplikasyonları
tetikleyen başlıca faktörler
olduğundan tüketimi olabildiğince
kısıtlanmalıdır.
l İlaç kullanımı (zamanlama,
aç/tok durumu, eksik veya aşırı
doz durumunda yapılacaklar,
doktor kontrolleri gibi) hakkında
en doğru bilgilendirmeleri size
eczacınız verebilir. Evde kan
şekerinizi düzenli olarak takip
etmeniz gerekir. Tip-1 diyabetliler
günde 3-4 kez, Tip-2 diyabetliler
ise haftada 3-4 kez kan şekeri
değerlerini kontrol etmelidir.
l Oluşabilecek akut ( hipoglisemi,
diyabetik ketoasidoz gibi) ve
kronik komplikasyonların
(böbrek, göz, sinirlerin hasar
görmesi gibi) belirtileri ve bu
durumda yapılması gerekenleri de
eczacınıza danışabilirsiniz. En
yaygın olarak görülen hipoglisemi,
tedavinin aksatılması ya da öğün
atlanması durumunda oluşur;
terleme, baş dönmesi,
bulantı/kusma gibi belirtiler vardır.
Bu durumda kan şekerini
dengelemek için şekerli gıdalar
tüketmeniz gerekmektedir.
l Doğru ayak bakımı hakkında da
eczacınızdan bilgi alabilirsiniz.
Edak Ecza Koop
52
edaktüel -
Ayakların korunmasında diyabet
hastalarına yönelik doğru ayakkabı
ve çorapların kullanılması, ayak
temizliğine dikkate edilmesi,
ayakların ılık suyla yıkanması,
parmak aralarının kurulanması,
çıplak ayakla dolaşılmaması,
ayakların asla terli tutulmaması
uygulanması gereken önlemlerdir.
Diyabet hastalarının yanlış tırnak
kesimi başta olmak üzere;
enfeksiyon, nasır, kesik, yanık,
mantar gibi sık rastlanan ayak
yaralarından özellikle korunmaları
gerekir. Ayaktaki yaralara yönelik
tedavi ve lokal pansuman
uygulanması gerektiğinde, olası bir
his kaybı veya gözlemlenen bir
yaralanmada vakit kaybetmeden
en yakın sağlık danışmanına
ulaşmanız gerekmektedir.
Sağlığınız bizim için değerli…
Siz de ayaklarınız size “beni
anlamadın ya!” demeden
doktorunuza ve eczacınıza danışın…
mayıs/haziran/2014
Medikal Dosya
YARALANMA!
Bıçak ya da kırık
bir cam parçasıyla
meydana gelen bir
kesik, pütürlü bir
yüzeye sürtünme
sonucunda ortaya
çıkan bir sıyrık, çekiç ve çivi
kullanırken ortaya çıkan
yaralanma, düşme sonucu
yaralanma ya da ayakkabı
vurması… Bütün bunlar küçük
yaralanmalar ve neyse ki artık
tedavide kullanılabilecek çok daha
pratik ürünler var…
Yaralanmalar basit ya da ağır
olabilmekte;
Basit yaralanmalar; yaşamsal
önemi olan organların
zedelenmediği, şiddetli kanamalara
neden olmayan yaralanmalardır.
Ağır yaralanmalarda; yara
derindeki dokuları da içerisine
B
alıyorsa veya genişçe bir alana
yayılmışsa, aynı bölgede birden
fazla yara varsa, şiddetli
kanamalara neden oluyorsa,
derindeki yapılar açığa çıkmışsa ya
da yara bölgesinde yabancı cisimler
kalmışsa ağır yaralanmadan söz
edilebilir. Ağır yaralanmalara
yaklaşım ve tedavi yöntemleri basit
yaralanmalardan farklıdır.
Küçük yaraların bakımı
l Girişimi yapacak kişi ellerini su
ve sabunla iyice yıkamalıdır.
l Yaranın etrafındaki bölge saf
suyla yoksa su ve sabunla
yıkanmalı, kurulanmalı, yara
bölgesine dokunulmamalıdır.
l Yaranın çevresinde dezenfektan
(mikrop öldürücü)kullanılmalıdır.
l Yaranın çevresi silinirken
dezenfektan maddenin direkt
Edak Ecza Koop
54
edaktüel -
Dikkatsizlik, acelecilik ve
yorgunluk gibi nedenlerle
sadece çocuklar değil, erişkinler
de evde ya da evin dışında
yaralanabilmekte…
yaraya değmemesine dikkat
edilmelidir.
l Yaranın üzerine pomat ya da toz,
pudra sürülmemelidir.
l Yara bölgesi uygun yara bandı ya
da kuru steril gazlı bezlerle
korunmalıdır.
l Sargı bezi kullanılıyorsa, çok
sıkılmadan, yaranın her yanını
hafifçe ve aynı ölçüde saracak
şekilde sarılmalıdır.
l Yara bölgesinde yabancı cisim
(örneğin cam, çivi vb. parçaları)
varsa sargı yapılmamalıdır.
İlkyardım merkezine ulaşana kadar
bölgeyi korumak için üstüne birkaç
kez katlanmış steril gazlı bez
konulmalıdır.
l Yara paslı ya da kirli bir cisimle
oluştuysa yine bir ilkyardım
merkezine gidilmelidir.
mayıs/haziran/2014
Happy Care
Sprey
Yara Bandı
Özellikle çizik,
sıyrık, kesik gibi
küçük
yaralanmalarda
etkili olduğu
gözlemlenen ürün,
bakterilere karşı da
koruyucu bir bariyer
oluşturuyor. Suya
dayanıklı ve hava geçirgen
özelliği sayesinde hasar
görmüş bölgeyi hızlı
iyileştirme etkisi gösteriyor.
Medikal Dosya
Dettol Yara Spreyi
Ürün, kesik ve sıyrık gibi
küçük yaraların
temizlenmesinde
kullanıma hazır,
benzalkonyum klorür
içeren bir sıvı antiseptik.
Sprey sayesinde yaralı veya
kesilmiş deriye herhangi
bir temas olmuyor. Direkt
antiseptik etki sağlayarak
temizliyor ve küçük yara
enfeksiyonlarında yaygın
görülen bakterileri
öldürüyor.
Kelen Soğutucu
Sprey
Anestezik
dondurucu
özellikli ürün,
topik olarak
yüzeyin
soğutulmasının
istenildiği
durumlarda,
özellikle spor
hekimliğinde
kullanılıyor.
Scholl 2’si 1 Arada
Nasır Kalemi
Ürün, ayak parmakları
üzerinde ve parmakların ayakla
birleştiği noktalarda bulunan
sert nasırlar veya ayak
parmakları arasında bulunan
yumuşak nasırlar için ideal,
acıyı ve ağrıyı gideriyor. Paket
içeriğindeki kazıyıcı kalem ile
nasırın üst katmanı
soyulduktan
sonra özel
aplikatörü ile
uygulama sıvısı
sürülüyor ve
kurumaya
bırakılıyor. Her
gün 1 defa
kullanım ile 5
gün içinde
gözle görülür
bir iyileşme
sağlanıyor.
Nexcare Ayak Vuruntularına
Karşı Yara Bandı
Sürekli sürtünme veya baskı
sonucunda oluşan tahriş, nasır ya da su
toplamasını önlüyor. Su toplayan
yaranın üzerine oluşan baskıyı
azaltarak daha hızlı iyileşmesine
yardımcı oluyor, acı hissini azaltıyor.
%100 suya dayanıklı, 3-7 gün
kullanılabiliyor. İhtiyacınıza göre büyük
ve küçük boy çeşitleri bulunuyor.
Sanitabant Kids Yara Bandı
Çocuklar için özel desenli olarak
üretilen çok amaçlı bir yara bandı.
Gözenekli, delikli ve su geçirmez
taşıyıcıları cildin hava almasını
sağlıyor; neme, suya ve tere dayanıklı.
Ortasındaki ped yaraya yapışmadan
kanı ve sızıntıları emiyor. Lateks
içermiyor.
Nexcare Kanamayı
Durdurucu Yara Bantları
Ürün, kesik, çizik, sıyrık
gibi günlük hayatta oluşan
yaralara uygulanarak
içerdiği m-doc tozu
sayesinde kanın
pıhtılaşmasını sağlıyor ve
daha sonra oluşabilecek
kanamaları önlüyor. Hava
geçirgen özelliğe sahip; özel
yapışkanı sayesinde yarayı
yanlardan tamamen
sararak toz ve bakteri
girişini engelliyor.
Edak Ecza Koop
55
edaktüel -
Salvelox Suya Dayanıklı
Yara Bandı
Kirlenmeye ve suya karşı özel bir
koruma sağlıyor. Yumuşak ve son
derece geçirgen pedlere sahip ürün bu
sayede cildin hava almasını
sağlayarak yarayı hızla iyileştiriyor.
mayıs/haziran/2014
Dünyanın Yolcuları
Uzun uçuşlarda
kan dolaşımını
harekete geçirmek için
her bir saatte 10 dakika
yürüyünüz
AMAZON’UN
KALBİNE
YOLCULUK
a timsah ve
doğru bir yolculuk bu… Bu yolculukt
ne
leri
inlik
der
ın
arın
anl
orm
n
azo
Am
nda kendi
hayvanlarla dolu dev ağaçlar ormanı
pirana dolu nehirleri geçmek, zehirli
yadan
Kim bilir, yolun sonunda modern dün
ek…
ger
ak
alm
e
göz
ayı
açm
zu
yolunu
r olabilir…
bihaber kalmış kabileler sizi bekliyo
Edak Ecza Koop
56
edaktüel -
mayıs/haziran/2014
Dünyanın Yolcuları
Amazon
Ormanları;
Güney
Amerika'da
yaklaşık beş
buçuk milyon
kilometrekarelik
bir alanı kaplıyor.
Brezilya, Peru,
Kolombiya,
Venezuela,
Ekvador, Bolivya,
Guyana,
Surinam ve
Fransız
Guyanası olmak
üzere dokuz
ülkenin sınırları
içerisinde
bulunuyor.
Edak Ecza Koop
[email protected]
Dünya’nın yedi doğa harikasından biri
kabul edilen İguazu’dan kalkan uçağımız
önce Kuritiba’ya, ardından Brezilya’nın
başkenti Bresil’e uğradıktan sonra rotayı
tam kuzeye çevirdi. Üç saat daha gittikten
sonra Amazon eyaletinin başkenti olan
Manaus’a vardığımızda güneş ertesi sabaha
randevu vererek bizlere veda ediyordu.
Heyecanla birlikte bir miktar endişem de
vardı. Öyle ya bu coğrafyaya ilk defa
gelmemin ötesinde yeni rehberimiz ve
dahası kaldığımız otel hakkında bir ön
bilgim yoktu. Bu belirsizlikler eşliğinde
çıkışa doğru gittiğimizde elinde ismimin
yazılı olduğu kâğıdı taşıyan çocuğu görünce
rahatladım. Rafael bizi bekliyordu…
Gecenin karanlığında tarihi Manaus
sokaklarında ilerlerken bir taraftan da 19.
yüzyılın sonunda dünyanın en zengin
insanlarının bir bölümünün yaşadığı
kentin izlerini sürmeye çalıştım.
Mustafa Andıç
Kâşiflik tutkusu
doğuşundan beri başına
bela oldu. Arkadaşları
çelik çomak oynarken, o
TRT’nin siyah beyaz
belgesellerinden dem
vurdu hep. Belgesellerde
gördüğü, kitaplarda
okuduğu coğrafyaları bir
de kendi gözleriyle keşfe
koyuldu. Uzun zaman
eğitimci olarak sınıflarını
sırt çantasında getirdiği
coğrafyalarla doldurdu.
Bitmez tükenmez gezme
tutkusu iyice kontrolden
çıkınca, işi gücü bir kenara
bırakıp hayalinin peşine
düştü. Halen bir yandan
henüz göremediği gizemli
coğrafyalara yelken
açarken, bir yandan da bu
coğrafyaları yazıyor ve
fotoğraflıyor.
57
edaktüel -
mayıs/haziran/2014
Dünyanın Yolcuları
Birbirine karışmayan nehirler
DİLLERE DESTAN ZENGİNLİĞE
NE OLDU?
Amazon’un başkenti Manaus
1870’lerde kauçuk üretimi için
Avrupalı tüccarların akınına
uğrayınca hızla gelişmeye başlamış
ve buradaki zenginlik öylesine
artmış ki, 1910 yılına gelindiğinde
dillere destan olmuş. Öyle ki;
zenginler çamaşırlarını daha güzel
yıkatıp ütületmek için Avrupa’ya
gönderiyorlarmış. Dillere destan
bir tiyatro binası yapmışlar ve
Avrupa’nın dev sanatçılarını
ayaklarına çağırıp konser
vermelerini istemişler. 1.Dünya
savaşı sonunda özellikle
Amazon
Nehri’nde
yolculuk
İngilizlerin Malezya ve Afrika’da
kauçuk üretimi başlayınca
Manaus’un zenginliği de sona
ermeye başlamış. İşin ilginç yanı
ise 1980’lerden sonra sanayi
teşvikleri ve ucuz iş gücü nedeniyle
şehir yeniden canlanmaya
başlamış. Bu canlılıkta artık
turizmin de büyük bir önemi var.
BİRBİRİNE KARIŞMAYAN
NEHİRLER
Ertesi sabah erkenden kalkıp tüm
hazırlıklarımızı yaparak, temel
ihtiyaçlarımızı küçük sırt
çantalarımıza koyarak soluğu
iskelede aldık. Amazon yerlisi
kabile üyesi olan rehberimizden
kısa bir brifing aldıktan sonra bize
özel 20 kişilik teknemiz ile
Amazon’un kalbinde yol almaya
başladığımızda hepimizde büyük
bir heyecan ve adrenalin vardı.
Daha önce Ekvador ve Peru
Amazonlarına gitmiştim ama bu
defa Amazon’un tam kalbinde
olduğum için daha heyecanlıydım.
1869 yılında inşa edilen,
Amazonların iki yakasını
birleştiren tarihi körünün altından
biraz doğuya doğru gittik.
Kuzeyden Venezuella tarafından
gelen Rio Negro ile Peru tarafından
gelen Solimoes Nehri’nin birleştiği
noktaya ulaştık. Rio Negro,
gerçekten de adı gibi simsiyah bir
Edak Ecza Koop
58
edaktüel -
nehir. Solimoes ise, sağanak
yağmur sonrası akan, bildiğimiz
çamur rengindeki su. İşin ilginç
yanı ise yoğunluk ve mineral farkı
nedeniyle yaklaşık 20 km boyunca
bu iki nehrin suyu birbirine
karışmıyor. Bilinenin aksine
rehberimiz siyah renkli nehrin
daha az tehlikeli olduğunu,
piranaların az olduğunu, sivrisinek
ve sıtmanın bu nehirde pek
olmadığını söyledi. Biz de bu
nedenle iki gün boyunca
Amazon’un bu kolunda yolculuk
yapmaya karar verdik. Amazon’un
kolu dediysem de bu kolun bizim
İstanbul Boğazı’nın birkaç katı
genişliğinde olduğunu unutmayın.
Kaynağa doğru tropikal meyve
yiyerek yol aldık. Japonların
yaptığı yeni ve geniş bir asma
köprünün altından geçtikten sonra
ilk kıyı durağımız Maymun Adası
oldu. Burada yağmur ormanlarının
derinliklerine doğru bir süre
yürüdük. Tabii ki yağmur yağdı ve
biz tedbirliydik. Ormanın alt sınırı
tamamen sulara gömülmüş
durumda. Rehberimizin
söylediğine göre ülkemizdeki
kuraklığa inat Amazonlarda bu
sene normalin beş katı yağmur
yağmış; yıllık 30.000 mm. (en
yağışlı ilimiz Rize’nin 2300 mm
yağış aldığını düşünürseniz varın
aradaki farkı siz düşünün).
mayıs/haziran/2014
Dünyanın Yolcuları
PİRANA AVLIYORUZ
Güzel bir mekânda nehir kıyısında öğle
yemeğini yedikten sonraki durağımız Amazon
yerlilerinin yaşadığı Dessanas ve Tukanos
köyleri oldu. Buradaki yerli kabilenin köyünü
ziyaret edip, Amazonlardaki geleneksel yaşama
yakından tanıklık ettik. En çok ilgimizi çeken
şey ise küçük çocukların oyuncaklarının birer
maymun, karıncayiyen ve daha nice yöresel
hayvan oluşu. Akşam vakti, ekolojik bir mekana
yerleşip, muhteşem manzaralı odalarımızdan
nehirdeki gün batımını seyrettik. Yağmur
ormanlarında yabani hayatın sesleri eşliğinde
güzel bir uyku çekmek se hepimize çok iyi geldi.
Bir sonraki gün, henüz güneş doğmadan
teknedeki yerimizi alıp nehrin ara kanallarına
girerek yabanıl hayatın izlerini sürdük.
Amacımız; anakonda, timsah ve her çeşit
yabanıl kuşun izlerini sürmek. Bu kez ormanın
derinliklerinde 3 saatlik bir keşif yolculuğu
bizleri bekliyor. Rehberimizin çocukluğu bu
ormanda geçtiği için her türlü bitkinin yanında
durarak ne işe yaradığını, hangi amaçla
kullanıldığını ve hangi şifalı bitki olduğunu
açıklıyor. Bir kez daha anlıyoruz ki, doğa her
türlü imkânını bizlere sunuyor; yeter ki
farkında olalım.
Öğle vakti, sıcaklık bastırınca soluğu
odalarımızın önündeki küçük plajda aldık. Tabii
pirana ve timsah tehlikesinden dolayı çok fazla
kıyıdan uzaklaşamadık.
Öğleden sonra, hayatımızın en unutulmaz
tekne yolculuğu başladı. Ara bir kanalda
tamamen durgun olan suya gökyüzünün
yansıması doyumsuz bir tekne yolculuğu
yapmamıza neden oldu. Bulutların su
üzerindeki serenadı deklanşörlerimiz
tarafından kayıtlara geçerken, rehberimizin
bizleri esas sürprize götürdüğünden henüz
habersizdik. Akşamüzeri elimize birer olta verdi
ve başladık pirana avlamaya… Karanlık
bastırınca bu kez küçük timsah avımız başladı…
Tüm bu av maceramız bilgi amaçlı olup
rehberimiz onları tekrar nehre bırakıyordu.
Kendimizi bu maceraya öylesine kaptırmışız ki
vaktin çok geç olduğunu teknemizin
motorunun bozulup çalışmamasıyla fark
edebildik. Neyse ki diğer teknedeki arkadaşlar
bizleri beklemişler de onlarla birlikte maceralı
bir yolculuk sonrası otelimize dönebildik. Yoksa
şu an korku ve gerilim yüklü bir yazı da yazıyor
olabilirdim.
Edak Ecza Koop
Amazon yerlileri
Amazon yerlisi çocuklar gerçek oyuncakları ile
59
edaktüel -
mayıs/haziran/2014
Dünyanın Yolcuları
Amazon
ormanı
derinliklerinde
Amazon yerlilerinin dansı
YEREL YAŞAMIN İÇİNDE
Bir sonraki gün, ilk durağımız büyük bir Amazon köyü.
Önce geleneksel mimariyle yapılmış köy ilkokulunu ziyaret
edip, İngilizce öğretmeninden bilgi aldık. Köyün ihtiyar
heyeti ile sohbet ederek yerel yaşamın ve sosyal hayatın
inceliklerini öğrendik. Öğleden sonraki programımız,
buraların olmazsa olmazı olan pembe yunuslarla birlikte
yüzüp onları beslemek oldu. Doğal ortamlarında olmasına
rağmen insanlara öylesine alışmışlar ki, küçük balıklarla
suya girince onlarca yunus etrafımızı sarıverdi, unutulmaz
bir deneyim yaşadık. Yolculuğumuz sona erip limana doğru
gelirken müthiş bir tropikal yağmura rastladık. Neden
Amazon Nehri’nin dünyadaki tüm nehirlerin %20’sinden
fazlası olduğu bu yağmurlarla daha iyi anlaşıldı. Kıyıya
çıktıktan sonra Portekiz mimarisinin izlerini taşıyan tarihi
sokakları turladık. Bazı evler eski zenginliğin izlerini
taşırken bazıları hala yıllara direnmeye çalışıyordu.
Üç günlük Amazon turumuzun sonunda doyumsuz
deneyimleri çantalarımıza doldururken, fotoğraf
arşivlerimiz de alabildiğine zenginleşti… Kalbimiz mi?
O, Amazonlarda kaldı…
Edak Ecza Koop
60
Pembe
yunuslar ile
yüzme
deneyimi
edaktüel -
mayıs/haziran/2014
Bilgi Bankası
Hamileler güneş koruyucu
kullanabilir mi?
n Kimyasal güneş koruyucular cilt
tarafından emilirler ve ışığı absorbe
ederek zararsız hale getirirler. Fiziksel
güneş koruyucular ise ışığı direkt
olarak yansıttıkları için çocuklar ve
hamileler için önerilmektedir.
Hamilelikte yaşanan hormonal
değişiklikler nedeniyle cilt lekelenmeye
daha açık hale gelmektedir. Bu
nedenle hamileliğin hassasiyetine
uygun olarak bu dönemlerde fiziksel
filtre içeren titanyum dioksit ve çinko
oksitli güneş kremi ürünleri tercih
edilmelidir.
Çocuklarda görülen gece
terörü nedir? Nasıl geçer?
n Bazı çocuklarda görülen gece korkuları, kâbuslardan
daha şiddetli ve korkutucudur. Çoğunlukla oyun ve okul
öncesi çocuklarda görülür. Çok sık yaşanmasa da
uykunun en derin dönemlerinde oluşur. Genellikle
çocuk uyandırılamaz ve ağlama, terleme, titreme, hızlı
nefes alma, çığlık atma, tekmeleme gibi kontrol
edilemeyen durumlara yol açabilir. Gece korkuları
genellikle kısa sürse de, 45 dakikaya kadar da uzayabilir.
Genellikle stresli ve korkulu dönemlerde daha çok
yaşanır. Çocuk yaşadıklarını daha sonra hatırlamaz.
Nasıl geçer?
l Çocuğunuzu uyandırmaya çalışmayın; sakin olun.
l Kendisine zarar vermemesi için gerekli tedbirleri alın.
Örneğin yatağın etrafını destekleyin.
l Kısa bir süre sonra tekrar sakin bir şekilde uykuya
dalacağını unutmayın ki aslında zaten hiç uyanmamış
olacaktır.
l Gece korkularının her zaman önemli bir sorunu
göstermediğini bilin.
l Gece korkuları genellikle okul çağında son bulur.
Devam ederse doktorunuza danışın.
l 0-3 yaş çocuklarının genellikle 13-14 saat uyumaları
gerekir. Çocuğunuz için gereken sadece yeterli uyku
alması ve sağlıklı bir yaşam tarzının olmasıdır.
Edak Ecza Koop
62
edaktüel -
mayıs/haziran/2014
Bilgi Bankası
Sünnet erkek çocuklarında ne
zaman yapılmalıdır? Yeni doğan
sünneti güvenli midir?
n Erkek çocuklarının 0-2 yaş arası sünnet
olmaları daha sağlıklı bulunmaktadır. Yeni
doğan çocuklar anestezi almadan lokal
anestezikler ile daha kolay sünnet oluyorlar.
Erken yapılan sünnetin yeni doğan
çocuklarda görülen idrar yolu
enfeksiyonlarını azalttığı bildirilmektedir. 26 yaş arasında yapılan sünnet ise çocuklarda
psikolojik olarak bazı sıkıntılara yol açacağı
(kısırlaştırılıyorum endişesi vb.) için
önerilmemektedir.
Unutkanlık sadece
yaşlılarda mı görünür?
Kireçlenme romatizmal bir
hastalık mıdır? Bir kimsede
hem kireçlenme hem de kemik
erimesi oluşabilir mi?
n Kireçlenme romatizmadan farklı
olarak, mekanik ve yaşa bağlı olarak
eklemlerdeki kıkırdak, kemik, yumuşak
dokulardan oluşan yapının yıpranması ve
bozulmasıdır.
Kireçlenmede sanıldığı gibi kemiklerde
kireç birikmez; eklemlerde ve kıkırdak
yapıda bozulmaya bağlı olarak kireç
birikebilir. Kemik erimesi ise kemiklerde
meydana gelen bir bozulmadır, bu yüzden
hem kireçlenme hem kemik erimesi kişide
bir arada bulunabilir.
Edak Ecza Koop
n Beyine giren bilginin kayıt edilmesi, saklanması ve
gerektiğinde tekrar bilinç alanına çıkarılarak
hatırlanması fonksiyonlarında bir bozulma olursa
unutkanlığa yol açıyor. Unutkanlık her yaş grubunda
görülebilmektedir. Oysa gençlerde ‘bu yaşta unutkanlık
olmaz’ diye düşünülürken, yaşlılarda normal kabul
edilmektedir. Özellikle genç ve orta yaşlardaki
insanlarda hayat uyaran bombardımanı altında
geçtiğinden, kişinin dikkatini yoğunlaştırmaması
bilginin bellek programına kayıt edilememesine neden
oluyor. Unutkanlık, aynı zamanda altta
yatan bir hastalığın belirtisi olarak
görülmeli ve mutlaka doktora
danışılmalıdır. Unutkanlık,
çoğu zaman vitamin eksikliği,
depresyon, tiroid hastalıklarına
bağlı olabilmekte ve hastalık
tedavi edilince ortadan
kalkmaktadır.
Demans ise orta ve
ileri yaşlarda
görülen akli
becerilerde ileri
kayıplara neden
olan bir hastalık olup
tedavi edilmelidir. Yaşla
birlikte gelen ciddi
unutkanlık, Alzheimer
hastalığının habercisi
olabileceğinden gerekli önlemler
alınmalıdır.
63
edaktüel -
mayıs/haziran/2014
Bilgi Bankası
Erkeklerde kas geliştirmek için protein
tozu kullanmak zararlı mıdır?
n Genç yaşlı birçok erkek, ekranlardaki kahramanların
vücutlarına özenip, fitness çalışıyor ve kas gelişimini
sağlamak için protein tozu, aminoasit, enerji barları
kullanıyor. Protein tozu ya da aminoasit içeren ek besin
destekleri sayesinde kısa sürede kas olarak kilo
alınabilmektedir. Ancak fazla kullanımı böbreklerde ve
karaciğerde sorun teşkil edeceğinden kullanılması tavsiye
edilmemektedir. Bırakıldığında da, kasların alıştığı
protein miktarı karşılanmazsa kaslar sarkmaktadır.
O yüzden protein ağırlıklı besinlerle protein ihtiyacı
giderilebilir; sağlıklı beslenip, sağlıklı kas yapısına
kavuşulabilir. Unutulmamalıdır ki, düzgün beslenmeden,
iyi dinlenmeden, emek vermeden ve bilinçli bir şekilde
spor yapmadan hangi ürün kullanılırsa kullanılsın
durduk yere veya kolayca kaslı, sıkı, güçlü bir vücuda
sahip olmak ve kas geliştirmek mümkün değildir.
Bahar yorgunluğu ve
depresyonu neden oluşur?
Kışın mide rahatsızlığı yaşamazken,
baharın gelmesiyle birlikte mide
şikâyetlerim artıyor. Nedeni nedir?
n Bahar depresyonunun, yetersiz güneş ışığı
alan kuzey ülkelerinde görülme sıklığının daha
fazla olduğu kabul edilen bir gerçek. Buna bağlı
olarak diyebiliriz ki, yeterli güneş ışığı
alamadığımızda beynimizdeki bazı kimyasal
maddelerin düzeylerinde ve dağılımlarında
bozulmalar oluşmaktadır. Bu bozulan
hormonlar kişinin uyku, uyanıklık hali ve vücut
ısısının ayarlanmasında rol oynamakta. Bu
değişiklikle stres veya üzüntü olmadan,
depresyon benzeri belirtiler oluşur ki; buna
bahar depresyonu ya da yorgunluğu denir.
Bahar depresyonuna açık havada en az yarım
saat yürümek iyi gelmektedir.
n Baharın gelmesiyle birlikte reflü, gastrit gibi
mide rahatsızlıklarında artış olmaktadır. Yazın
beslenme alışkanlıklarının değişmesiyle gazlı ve
soğuk içecek tüketiminin artması, kızartma vb.
bol yağlı yiyeceklerin tüketilmesi ve yazın geç
saatlerinde yenilen akşam yemeği, mide
rahatsızlıklarının artmasına sebep olmaktadır. O
yüzden mümkün olduğu kadar beslenmenize ve
diyetinize dikkat edip, geç saatlerde yemek
yemeyerek bu şikâyetlerimizi hafifletebiliriz.
Edak Ecza Koop
64
edaktüel -
mayıs/haziran/2014
Yeni Ürünler
Arko Çocuklar için Koruyucu Güneş
Spreyi SPF 50 & Büyükler için
Koruyucu Güneş Sütü SPF 20
Çocukların hassas cildine özel formüllü sprey ve
büyüklere özel koruyucu süt; güneşin zararlı UVA
ve UVB ışınlarına karşı yüksek koruma sağlıyor;
cildi besliyor ve nemlendiriyor.
Fiyatı: 46.95 TL
Arko Koruyucu
Güneş Sütü SPF 30 &
Güneş Sonrası
Nemlendirici Sprey
Chrysamed Köpek Kovucu
Köpekler için iç mekânda ve
bahçe gibi açık alanlarda
kullanılan uzaklaştırıcı sprey,
köpeklerin hissettiği rahatsız
edici kokusu sayesinde köpekleri
uygulandığı alandan uzak
tutuyor; köpeklerin iç mekânı
kirletmelerini engelliyor. Aynı
zamanda tuvalet eğitimine katkı
sağlıyor.
Fiyatı: 9.90 TL
Güneş sütü, UVA ve UVB
ışınlarının zararlarına karşı
etkin koruma sağlıyor;
içeriğindeki E Vitamini ve
Aloe Vera cildi besliyor.
Güneş sonrası sprey, cildin
nem dengesini düzenliyor
ve cildi rahatlatıyor.
Fiyatı: 36.00 TL
Biotrue Flight Pack
Lux Bebe Pamuğu
Kare Disk (40 Adet)
(2x60 ml)
Biotrue çok amaçlı
solüsyon, mükemmel
dezenfeksiyon sağlıyor;
lensler 20 saat boyunca
nemli kalıyor. Şişesiyle
uçak seyahatlerinizde
yanınızda
taşıyabilirsiniz.
Fiyatı: 22.00 TL
%100 saf pamuktan günlük
makyaj temizliği için ideal
ürün, ayrıca bebek bakım
temizliğinde de
kullanılabiliyor.
Tüylenme yapmıyor.
Fiyatı: 1.99 TL
Humana Prematüre
Bebek Maması (400 gr)
Chrysamed Kedi
Uzaklaştırıcı Sprey
Kediler için iç mekânda ve bahçe
gibi açık alanlarda kullanılan
uzaklaştırıcı sprey, uygulandığı
dış mekân alanlarda kedileri
uzat tutuyor; kedilerin tuvalet
eğitimine katkı sağlıyor;
kedilerin iç mekânı
kirletmelerini engelliyor.
Fiyatı: 11.90 TL
Edak Ecza Koop
Özel tıbbi amaçlı diyet gıda,
erken doğan ve düşük doğum
ağırlıklı bebeklerin beslenmesi
için geliştirilmiş. Özel içeriğiyle
bebeklerin beslenmesinde
anne sütünü zenginleştirmek
için, anne sütünün yokluğunda
ve yetersizliğinde destek olarak
ya da tek başına prematüre
maması olarak kullanılabiliyor.
Fiyatı: 37.00 TL
66
edaktüel -
mayıs/haziran/2014
Yeni Ürünler
TePe Gingival Gel
Gingival jel hem dişlerin ara yüzlerinin
çürümesini engelliyor hem de dişlerin arasını
dolduran dişetinin sağlıklı olmasına yardımcı
oluyor. İçeriğindeki florür diş minesini koruyor,
diş çürüklerine karşı koruma sağlıyor;
klorheksidin ise dişetinin korunmasında etkili
oluyor. Dişeti iltihabına sebep olan
mikroorganizmaları etkisiz hale getiriyor.
Fiyatı: 25.00 TL
Steripod Diş
Fırçası Hijyen
Başlığı(2 Adet)
Vaseline
Petrolium Jelly
Baby (100 ml)
Diş fırçanızın kıllarını
kirlenmekten
korumanın yanı sıra,
içindeki kekik yağı özü
içeren tablet ile diş
fırçanızdaki mikropları
yok ediyor
Fiyatı: 15.90 TL
TENA 3’ü 1 arada
Temizlik Havlusu
Gül ve hindistan cevizi
yağları içeriyor.
Cildinizin yumuşak,
pürüzsüz ve sağlıklı
görünmesine yardımcı
oluyor. Ürün, pişikler
için de kullanıma
uygun.
Fiyatı: 5.90 TL
Veet Tüy Dökücü Krem
Naturals (50 ml)
(48’li)
Sadece tüyleri yok etmenize
yardımcı olmuyor, aynı
zamanda Shea yağı ile
formüle edilmiş nemlendirici
özelliğiyle cildinize parlaklık
ve pürüzsüzlük kazandırıyor.
Fiyatı: 18.99 TL
Ürün; durulama gerektirmeden
cildi temizliyor, bakımını
sağlıyor ve koruyor. Çok sık
yıkamadan kaynaklanan
cilt tahrişlerini ve
kötü kokuyu
azaltıyor.
Fiyatı: 6.00 TL
Lux Bebek Kulak
Temizleme Çubuğu
TePe Interdental Gel
Dişlerin komşu olduğu yüzler
çürük gelişimi için risk alanları
oluşturuyor. TePe floride jel ve
TePe ara yüz fırça ile florid
uygulamayı sağlayan yeni teknik;
etkin temizlik, çürükten koruma
ve ferahlatıcı bir tat sağlıyor.
Fiyatı: 22.50 TL
Edak Ecza Koop
(60 Adet)
Bebekler için uygun ürün,
%100 saf pamuktan
üretiliyor, tüylenme
yapmıyor.
Fiyatı: 1.95 TL
67
edaktüel -
mayıs/haziran/2014
Sinematolojik
GERÇEK BİR YAŞAM HİKÂYESİ;
Sağlık sistemine ve
toplumdaki sosyal eşitlik
sorunlarına dair
eleştirel bir bakış açısı…
Edak Ecza Koop
68
edaktüel -
mayıs/haziran/2014
Sinematolojik
H
Edak Ecza Koop
güzel bir film olması hem de sağlıkla ilgili
olması nedeniyle Dallas Buyers Club’ı
paylaşacağım.
Ron Woodroof anarşist mi
yoksa devrimci mi?
Seçtiği rollerle son zamanların yıldızı parlayan
ismi Matthew McConaughey bu filmde Ron
Woodroof' u canlandırıyor. Sıkı içen, sıkı
yaşayan, homofobik bir kovboy. Hayatını
elektrikçi olarak kazanıyor. Bir yandan da
rodeolara bahis oynuyor. Karşımızdaki
kendinden emin bir Teksas' lı maganda.
Hayatın cilvesine bakın ki kaderinde nefret
ettiği eşcinsellerin hayatını kurtarmak var.
Aslında kurtarmak yanlış bir kelime. Onun
yerine ölümlerini uzatmak diyelim. Çünkü Ron
uyuşturucu bağımlısı HIV'li bir hayat kadınıyla
yattığı için bu hastalığa yakalanıyor. 1985
yılında bu ölüm demek. Film, uyuşturucu
bağımlısı ve HIV taşıyıcısı Ron Woodroof' un
hayatından esinleniyor. Birçok ilaç
onaylanmadığı için ABD' ye giremiyor.
Piyasada acılarınızı dindirecek tek ilaç AZT.
Fakat o da kanserli hücrelerle beraber
sağlıklıları da öldürüyor Teşhis sonrası FDA
(Amerikan Gıda ve İlaç Dairesi) kurumundan
yasal onaylı olarak kullanabileceği tek ilaç olan
AZT' yi almaya başlayan Ron, hızla ölümün
eşiğine doğru sürüklendiğini fark ediyor. Oysa
onun pes etmek gibi bir düşüncesi yok.
Alternatif tıbbın ürettiği ilaçları kullanmaya ve
bunları kaçak yoldan ABD' ye sokarak diğer
hastalara satmaya başlıyor. Bu insanların bu
ilaçları satın alabilmesi için ise tek yapmaları
gereken kurmuş olduğu kulübe üye olmak…
69
edaktüel -
mayıs/haziran/2014
Rolleri gereği
bu film için;
Leto 13 kilo,
McConaughey
ise 23 kilo
verdi.
[email protected]
Her Oscar dönemi ayrı bir
cümbüştür. Her seferinde
sabahtan bu güzel gecenin
nöbeti tutulmaya başlanır.
Gazetelerde kimin kazanacağına
dair listeler görürsünüz. Her
kafadan kimin kazanacağına dair bir ses çıkar.
Bu sene oldukça zorlu adaylar vardı. Leonardo
Dicaprio, altın küreyi alarak en iyi erkek oyuncu
ödülünün en güçlü adayı olarak öne çıkmıştı.
Ama ödülü Matthew McConaughey’ e kaptırdı.
Cuaron’ un Gravity’ si, çıktığı andan itibaren en
çok konuşulan filmlerden biriydi. Nitekim özel
efekt ve benzeri bütün ödülleri toplaması
kimseyi şaşırtmadı. American Hustle, geceden
eli boş döndü. En azından aday gösterilen
oyuncularından bir tanesi ödül alabilirdi. 12
Years of Slave, politik konusuyla da öne çıkarak
en iyi film ödülünü kaptı. Bence bu ödülü hak
eden daha güzel filmler vardı. Yukarıda
saydıklarım dışında, eğer Her’ i izlemediyseniz
kesinlikle tavsiye ediyorum. En iyi senaryo
ödülünü aldı ama bence daha fazla ödülü hak
ediyordu.
Bu sene de kimi tahminlerimiz tuttu kimisi
tutmadı... Artık ilerleyen maçlara bakacağız.
Kendi adıma konuşmam gerekirse; Oscar
ödülleri benim pek de umurumda değil. Tabi ki
ilgi alanım gereği kimin kazandığına
bakıyorum ama ödüllerin dağıtımında politik
duruşun fazla öne çıktığını düşünenlerdenim.
Yine de Amerika’nın en prestijli, dünyanın ise
en popüler sinema ödülü. Hal böyle olunca
ödül insanlar için önemli bir referans ve ben de
bu yüzden son dönemde Oscar'a aday
gösterilen filmleri konu aldım. Sizlerle hem
Cem Karapolat
Sinema-Televizyon
okuyup, Kadıköy’ü mesken
tutmuş beyaz perde ve
çizgi roman aşığı… Aklı
beş karış havada sessiz bir
hayalperest olarak da
biliniyor. Kaç yaşına geldi,
bugün bile dünyayı
kurtarıp kahraman
olabilmek için dört gözle
uzaylıların istilasını
bekliyor. Onlar gelene
kadar ise izlemekten ve
okumaktan arta kalan
vaktini, senaryo yazarak
geçiriyor. Yazdığı bir
senaryo ölmeden önce
çizgi filme çekilirse, gözü
arkada kalmayacak.
Sinematolojik
"Dallas Buyers Club'a hoş geldiniz"
Durum çok geçmeden fark ediliyor ve ilaç firmaları ve
FDA Ron' a karşı büyük bir savaş açıyor. Film 30 günlük
ömrü kaldı denildikten sonra kendi doğal yöntemleriyle
2191 gün daha yaşamayı başaran Ron Woodroof' un
kişisel mücadelesine odaklanıyor.
On parmağında on marifet Jared Leto, Rayon isimli
karakteri canlandırıyor. Rayon bir transseksüel. Ron' un
nefret ettiklerinden biri. Ron gibi, hayatı kendi istek ve
arzularına göre yaşayan biri… Olması gerektiği gibi...
Sevgi dolu; her ne kadar başkaları ona karşı değilse
bile... Arzuladığı kişi olabilmek için zengin ailesini terk
etmiş. Hayatını başkasına satmak için aldığı AZT
ilaçlarını tükürerek kazanıyor. Hayatı güzel kılan
gerçekleşmesi düşük ihtimallerin gerçekleşebilme
ihtimalidir. Nitekim hayat homofobik bir Teksaslıyla bu
güler yüzlü travestiyi yol arkadaşı yapıyor ve bunun
sonucunda izlemeye doyamayacağınız bir filmin gerçek
bir yaşamdan esinlenen senaryosu ortaya çıkarıyor.
Kariyerlerinin şu ana kadar en iyi oyunculuklarını
oynayan Matthew McConaughey ve Jared Leto' ya güzel
yıldız Jennifer Garner eşlik ediyor. Jennifer Garner bu
filmde Roy' un doktoru Dr. Eve' yi canlandırıyor. Görevi;
HIV'li hastaların AZT kullandıktan sonraki durumlarını
kontrol etmek. Fakat AZT' yi üreten firmanın ve
üstünün aksine o bu ilacın hastalara yarardan çok zarar
verdiği görüşünde. Ama sistemin karşısında kalan çoğu
insan gibi bu durum karşısında eli kolu bağlı. Dikkat
ederseniz "bütün insanlar" değil "çoğu insan" gibi
dedim. Çünkü Ron bu çoğu insan gibi değil. Yenilgiyi
kabullenmek yerine sisteme karşı koymayı seçiyor. İlk
başta alternatif ilaçlara şüpheyle bakan Dr. Eve de
zamanla onun bu yoldaki destekçisi oluyor.
Mükemmel Yönetmenlik
Dallas Buyers Club' ın yönetmen koltuğunda JeanMarc Vallée oturmakta. Onu belki C.R.A.Z.Y (2005) ve
The Young Victoria (2009) filmlerinden tanıyabilirsiniz.
Her iki film de hem sinemaseverler hem de
eleştirmenler tarafından büyük övgü toplamıştı.
Özellikle ikincisinden de övgü aldığına göre bu iki
filmden de başarılı diye söz etmek yanlış olmaz sanırım.
Bu filmlerin nasıl oldukları hakkında bir fikrim yok,
çünkü henüz izlemedim. Ama izleyenlere güvenerek,
sizlere tavsiye edebilirim. Ayrıca elimde referans
gösterebileceğim Dallas Buyers Club gibi gerçekten
güzel bir film var.
Eğer bu aralar güzel bir film izlemek isterseniz Dallas
Buyer's Club bir numaralı tercihiniz olsun. Mükemmel
senaryo ile mükemmel oyunculuklar ve mükemmel
yönetmenliğin hakkının verildiğini göreceksiniz.
İyi seyirler...
Edak Ecza Koop
70
edaktüel -
mayıs/haziran/2014
Edak Haberler
EDAK
35 yıldır
sağlık
hizmeti
sunuyor!
Türkiye’deki Ecza
Kooperatifçiliğinin öncü kuruluşu
EDAK, kuruluşunun 35. yılını
kutlamaya hazırlanıyor...
n 1979 yılında baş gösteren ilaç yokluğuna karşı, kurucularımızdan
Ecz. N. Işık Boyacıgiller ve bir grup meslektaşı önderliğinde
başlayan bu yolculuk tam 35 yıldır; Ege, Akdeniz ve Güneydoğu
Anadolu Bölgemize uzanan geniş bir coğrafyada sürüyor.
Rakamlarla EDAK
l Yılda ortalama 100 milyon adet kutu ilaç dağıtıyor.
l 4 bin 150 üye eczacıya hizmet sunuyor.
l 27 il ve 357 ilçeye ulaşıyor.
l Her gün 2067 noktaya servis sağlıyor.
l Dünyanın çevresini aşacak şekilde 57 bin 560 kilometrelik toplam
günlük sevkiyat gerçekleştiriyor (Ekvatorun çevresi 40 bin 075 km)
l Moto kuryeler ile her gün ortalama 968 sefer yapıyor.
l 800 personel istihdam ediyor.
l Başta dağıtım ve bilgi işlem teknolojileri, makine ve Ar-Ge
çalışmalarına olmak üzere her yıl ortalama 1 milyon 500 bin dolar
yatırım yapıyor.
l Türkiye’nin 5’inci büyük ilaç dağıtım kuruluşu ve 3’üncü büyük
ecza kooperatifi olarak faaliyet gösteriyor. Fortune500 Türkiye’nin
en büyük şirketleri listesinde 113’üncü sırada yer alıyor.
l Gerçekleştirdiği sosyal sorumluluk projeleri ile Türkiye’de Çevre
Beratı’ na sahip olan 17. Kurum olan EDAK, ayrıca Küresel İlkeler
Sözleşmesi’ni (KİS) dünyada imzalayan sayılı kurumlar arasında.
Edak Ecza Koop
72
edaktüel -
mayıs/haziran/2014
Edak Haberler
Antalya’da ‘Merhaba Yaz!
EDAK Ecza Kooperatifi, bu yıl altıncısı düzenlenen “Merhaba Yaz 2014 Satış Etkinliği” ile eczacı
ortaklarını çok geniş bir sağlık ürünleri yelpazesi ile buluşturdu.
n 5-11 Mart 2014 tarihleri arasında, Antalya
Belek’te düzenlenen etkinlik ile EDAK’ın eczacı
ortakları ve firma yetkilileri bir araya geldi.
“Merhaba Yaz Satış Etkinliği 2014” ile kooperatif
ortağı eczacıların farklı ürün kategorilerinde yer
alan ürünler ile avantajlı koşullarda ürün alımının
sağlanması hedeflendi. Bu sene geçtiğimiz yıl
olduğu gibi eğitimlerin de yer aldığı etkinlikte
eczacıların; kişisel gelişim, yönetim organizasyon
becerileri ile yeni ürünler üzerine bilgilerini
tazelemek ve donanımlarını artırmak hedeflendi.
150’yi aşkın firma ve toplam 300 firma üst düzey
yetkilisinin katıldığı etkinlikte 1500’e yakın eczacı
yer aldı. Etkinlikte Luxor, SCA, Şifa Kimya, Boğaziçi
Farma İlaç firmaları sponsor oldu. Son yıllarda
oldukça sıkıntılı günler yaşayan eczacılara biraz
olsun nefes aldırmayı hedefleyen ve artık
gelenekselleşen bu organizasyon, ilaç eczacılık
sektörünün buluşma noktalarından biri haline
geldi. Aynı zamanda sosyal yönü ile de dikkat çeken
etkinlikte eczacılar, dönem arkadaşları ile bir araya
geldi ve Antalya’da moral buldu.
Eczacılar geleceğini seçiyor!
Eczacılık Fakültesi öğrencileri, akademisyenler
ve eczacılık meslek örgütleri, “Geleceğini Seç”
etkinliğinde buluştu. Öğrencilerin ufkunu
açarak, yön belirlemelerine destek olmak
amacıyla düzenlenen etkinlikte, eczacılık tüm
yönleriyle mercek altına alındı.
n Ege Üniversitesi Eczacılık Fakültesi, Fakülte
Öğrenci Grubu, İzmir Eczacı Odası ve EDAK Ecza
Kooperatifi işbirliği ile ikinci kez organize edilen,
İzmir Bayraklı Tepekule Kongre Merkezi’ndeki
etkinliğe 100’ü aşkın eczacılık öğrencisi katıldı.
Eczacılık öğrencilerinin geleceğe hazırlanmasında
yol gösterebilmek hedefiyle düzenlenen etkinlikte
“Eczacılıkta Akademik Kariyer ve Klinik Eczacılık”
ile “Hastane, Kamu, Endüstri Eczacılığı Mercek
Altında” başlıklı oturumlar düzenledi. Bu
oturumlarda akademisyenlerin yanı sıra kamu ve
özel sağlık kurumlarında görevli yöneticiler
öğrencileri çalışmaları hakkında bilgilendirdi. İzmir
Edak Ecza Koop
73
Eczacı Odası ve sağlık örgütleri “Eczacılıkta Güncel
Yasal Gelişmeler” konusunu bir panelde
değerlendirirken; İzmir, Manisa, Aydın ve
Muğla’dan katılan eczacılar da “Serbest Eczacılık”
başlıklı panelde, eczacılığın zorluklarını ve avantajlı
yönlerini paylaştı. EDAK Ecza Kooperatifi Yönetim
Kurulu Başkanı Eczacı Emre Bacanak, “Eczanelerde
Ko-operasyon” konulu toplantıda dönüşüme
uğrayan eczacılık sisteminde güçlü kalmanın
yolunun birleşmekten geçtiğine dikkat çekti.
edaktüel -
mayıs/haziran/2014
Edak Haberler
EDAK Rafı olan eczaneler artıyor…
Arzu Akkurt, Muğla, Marmaris’te Serdar Eczanesi’nde Eczane Teknisyeni olarak görev yapıyor.
Eczanede yer alan EDAK Rafı’ndan sorumlu olan Akkurt, “ EDAK Rafı kampanyalarını heyecanla
bekliyorum.’’ diyor.
n EDAK Ecza Kooperatifi ‘EDAK size iyi bakar’
sloganıyla 2013 yılı Ocak ayından beri uygulamaya
başladığı projesi ile hasta ve son tüketiciye EDAK
markası ile ulaşmayı hedefliyor. Rafların pazarlama
ve tanıtım faaliyetlerinin EDAK tarafından
yürütüldüğü proje kapsamında özel olarak
yaptırılan EDAK Rafları, EDAK Eczanelerinde yer
almaya başladı. EDAK Rafı ürünleri, toplam 10-15
çeşit üründen oluşuyor ve iki ayda bir yenileniyor.
EDAK Rafı'nı destekleyici 25 bin tirajlı EDAKTÜEL
dergisi de rafa paralel olarak 2 ayda bir yayınlanıp,
EDAK Rafı'nın bulunduğu eczanelerden son
tüketiciye sunuluyor. Bir sağlık aktüalite dergisi olan
EDAKTÜEL dergisinde rafa giren yeni ürünler ve
akılcı ilaç kullanımına yönelik bilgilerin yanı sıra
ekoloji, yemek, sinema ve gezi gibi konular da yer
alıyor.
180 eczanemizde EDAK Rafı var
EDAK Rafı, İzmir merkez başta olmak üzere, Aydın,
Afyon, Antalya, Manisa, Uşak, Denizli, Muğla’da
bulunan EDAK ortağı eczanelerimizde yer alıyor.
EDAK Rafı’ndan Sorumlu Satış Geliştirme Yöneticisi
Hakan Tolunay, proje başlangıcından itibaren 180
eczaneye EDAK Rafı yerleştirildiğini ve yakın
zamanda EDAK Rafı’nın her eczaneye uyumlu
modellerinin de üretime katılacağını söylüyor.
Böylece eczacılar eczanelerinin dizaynlarını
değiştirmeden de tüketici dostu EDAK Rafı
konseptine ve ürünlerine sahip olabilecek.
“Mutluluğun resmini” çizdiler!
Türkiye’nin öncü ecza kooperatifi EDAK’ın 18
yıldır düzenlediği ‘Ecz. Hayati Yalçın Çocuk
Resimleri Yarışması’ sonuçları açıklandı.
n Türkiye’nin dört bir yanından gelen 689 eserin
değerlendirilmeye alındığı, “İçimdeki Mutluluk ve
Gelecek Hayallerim ” konulu yarışmada jüri; Ressam
Eczacı Nazan Abacıoğlu ve EDAK Üye İlişkileri
Yöneticisi Sevgi Elibüyük’ten oluştu. Jüri’nin 4-6,710,11-14 olmak üzere 3 ayrı yaş kategorisinde
değerlendirdiği yarışmada ayrıca Eczacı Hayati Yalçın
Özel Ödülü de sahibini buldu.
Resimleri ödül alan 13 öğrenciye ve resimleri
sergilenmeye hak kazanan 87 öğrenciye başarı
sertifikaları, 9 Mayıs 2014 Cuma günü, saat
19.00'da “E.Ü. Atatürk Kültür Merkezi” nde verildi.
Ödüle layık görülen resimler, EDAK Hayati Yalçın
Çocuk Resimleri Takvimi’nde sergilenmeye hak
kazanıyor.
Edak Ecza Koop
74
edaktüel -
mayıs/haziran/2014
Tansiyon, kan
şekeri ve ateş ölçer
gibi medikal
cihazlarınızı eczacınıza
danışarak alınız
Teknolojik
TEKNOLOJİ
AŞKINA!
Murat Çelikli
EDAKOM Teknoloji
Trend Uzmanı
Büyükten küçüğe
herkes hediye
almaya bayılır.
Hediye küçük olur,
büyük olur, pahalı
olur, ucuz olur hiç
fark etmez... Yeter ki, o insanın
sizi düşündüğünü hissettirsin.
Artık ne hediye alsam derdimiz de
yok! Açın google hazretlerini, size
sınırsız seçenek sunuyor...
Herkes teknolojik hediyelere
meraklı oldu… Oyuncak yerine
tablet isteyen çocuklar; yeni modeli
çıktı diyerek eski telefon, tablet ve
bilgisayarından vazgeçen gençler;
hafızası büyük, mega pikseli
yüksek akıllı telefon isteyen biricik
anne babalar; eşler; hatta
büyükanne ve dedelerimiz bile
artık bu çılgınlığın içinde…
Tamam, teknolojiyi seviyoruz ama
her cihaz kendi işini yapsın,
telefonsa “alo desin” fotoğraf işini
A
Nicon Coolpix S810c
İşletim sistemi olarak Android 4.2.2 Jelly Bean
kullanıyor, 16 MP çözünürlüğünde.
12 kat optik yakınlaştırma yapabilen 25-300mm
F/3.3-6.3 lens (VR yani titreşim azaltma sistemine
sahip).
Android işletim sistemini verimli kullanmak için 3.7inç 1,2milyon nokta dokunmatik LCD ekran
bulunuyor.
Olmazsa olmazlardan biri olan düşük ışıklı ortamlar
için dahili flaş mevcut.
de üstadına bıraksın
diyenlerdenseniz, yeni nesil
fotoğraf makinelerine bir
göz atın derim.
Fotoğraf güzeldir, özeldir!
Fotoğraf güzeldir, fotoğraf özeldir,
objektifin önünde duran için de
deklanşöre basan kişi için de o anı
ölümsüzleştirmektedir. Bir an önce
bitse de tab ettirip albüme koysak
dediğimiz otuz altı pozla sınırlı
analog fotoğraf makinelerinden,
hafıza kartı dolana, batarya
bitene kadar fotoğraf çekebilen
dijital makinelere dek tam bir
fotoğraf makineleri çağında
yaşıyoruz.
Yeni nesil fotoğraf
makinelerinin işletim sistemleri
var; eskiden sadece tarih bilgisi
ekleyebilirken, şimdi navigasyon
1920 x 1080 piksel 30 p ile oldukça yüksek kapasiteli
videolar çekebiliyorsunuz.
İçindeki GPS desteğiyle çektiğiniz resimlere konum
bilgisi ekleyebiliyorsunuz.
Wi-fi teknolojisiyle Android işletim sisteminde var
olan bütün paylaşma yeteneklerini yani instagram,
whatsapp gibi uygulamaları aktif olarak
kullanabiliyorsunuz.
Enerji teknolojisi daha yavaş ilerlese de n-el 23
lityum-iyon bataryasıyla yaklaşık 300 fotoğraf çekimi
yapabiliyorsunuz.
Edak Ecza Koop
75
edaktüel -
özelliği ile çektiğiniz yeri
belirtebiliyor, kablosuz bağlantı ile
paylaşabiliyor ve bulut teknolojisi
üzerinden hafıza kartında yer
kalmasa bile üreticinin sağladığı
depolama alanlarında
çektiklerimizi saklayabiliyoruz. Bu
kategoride farklı markaların
çıkardığı o kadar çok çeşit fotoğraf
makinesi arasından sizler için
seçimimiz Nicon Coolpix S810c
Bu hediye teknolojiye ve fotoğrafa meraklı babalara
da yakışır annelere de…
Makine aynı zamanda Android işletim sistemi için
tasarlanmış uygulamaları çalıştırabiliyor(angry bird
bile oynanabiliyor).
Üzerinde kulaklık girişi olduğu için müzik
dinlemenize olanak tanıyor.
Kullandığı hafıza kartları microSDHC ile microSDXC .
İsterseniz Nikon'un fotoğraf saklama servisi “Image
Space'’ e (20 GB a kadar ücretsiz) resim ve
videolarınızı aktarılabiliyorsunuz.
Mayıs ayında piyasaya sürüleceği planlanan bu
ürünün yaklaşık fiyatı 350 $.
mayıs/haziran/2014
Mitolojik
IŞIĞIN ÜLKESİ;
LİKYA
ABD ve Avrupa ülkeleri demokrasinin beşiği ve
kaynağı olarak Patara’yı göstererek, Patara Likya Birliği
Meclisi kararlarını anayasalarına almış. Demokrasinin
kökü Türkiye’de… Peki, demokrasi nerede?
Edak Ecza Koop
76
Evlerimizi mezar yaptık
Mezarlarımızı ev
Yıkıldı evlerimiz
Yağmalandı mezarlarımız
Dağların doruğuna çıktık
Toprağın altına girdik
Suların altında kaldık
Gelip buldular bizi
Yakıp yıktılar
Yağmaladılar bizi
Biz ki;
Analarımızın, kadınlarımızın
Ve ölülerimizin uğruna
Biz ki;
Onurumuz ve özgürlüğümüzün uğruna
Toplu ölümleri yeğleyen bu toprağın insanları
Bir ateş bıraktık geride
Hiç sönmeyen ve sönmeyecek olan…
LİKYA’NIN ÖZGÜRLÜK DESTANI’ ndan
edaktüel -
mayıs/haziran/2014
Mitolojik
A
Soylarını Anneleriyle Sürdüren Halk;
LİKYALILAR
Likya Bölgesi halkı Lukkalar olarak anılır.
Herodot, Lukkaların Likya’ya Girit’ten
geldiklerini söylerken bu halkın Anadolu’nun
yerlisi olduğunu dile getiren görüşler de vardır.
Yapılan arkeolojik ve epigrafik çalışmalar,
Likyalıların, İÖ. 2. bin başlarında Kafkaslar
üzerinden Anadolu'ya gelen ve Akdeniz
Bölgesi'ne yerleşen Hint Avrupa kökenli Lukka
kavimlerinden olduğunu ortaya çıkarmıştır.
Hititlerin Lukka dedikleri bu kavmin
Anadolu'nun yerlisi olduğu, kendilerine Trimilili
Edak Ecza Koop
dedikleri ve yıllarca bu bölgede yaşadıkları
anlaşılmaktadır.
Likyalılar, benzersiz bir mezar mimarisi stiline
ve kendilerine özgü geleneklere sahiptirler.
Soylarını baba tarafından değil, anne tarafından
almaktadırlar. Yunanlılar gibi tek bir isim
taşımalarına rağmen tüm Yunan dünyasında
babanın ismini soyadı olarak almak gelenek iken
Likya’da tam tersidir.
Herodotos, Likyalıların göğüs, dizlik ve baldır
zırhları giydiklerini, kızılcık ağacından yayları,
kamıştan okları ve mızrakları olduğunu,
omuzlarına keçi postları attıklarını, başlarında
tüyler takılı başlıklar bulunduğunu, ayrıca kılıç
ve hançer taşıdıklarını anlatır.
Anadolu’daki çeşitli ırklar arasında Likyalılar
daima farklı bir yerde olmuşlardır. Yunan
dünyası, birbirinden bağımsız şehir
eyaletlerinden oluşurken, Likyalıların birlik ve
federasyon içgüdüsü onları bir millet haline
getirmiştir.
Bereketli
topraklar, iki
kıta arasında
köprü,
medeniyetler
beşiği…
Anadolu için
ne çok tabir ne
çok isim
söylenmiş…
Medeniyetlere
kucak açmış
bu eşsiz
coğrafya…
Dünya’da Demokrasinin İlk
Uygulandığı Yer;
PATARA MECLİS BİNASI
Likyalıların kendilerini birliğe taşıyan ulusal
dayanışma bilincinin oluşması, daha İÖ. 2. binde
Anadolu halklarının kurduğu Assuwa
Konfederasyonu ile başlamıştır. Kadeş’te
Mısırlılara karşı Hititlerin yanında olmaları,
Homeros’un İlyada Destanı’nda Troyalıların
yardımına koşmaları bu bilincin genişleyen
somut bir göstergesidir. İÖ. 5. yüzyılda Perslere
karşı oluşturulan Delos Birliği'nde yer almışlar
ancak Perslere karşı direnemeyeceklerini
anlamışlardır. Herodot, bu durumda Likyalıların
eli silah tutamayan halkını Ksanthos Kalesi’nde
toplayıp ateşe verdiklerini ve askerlerin son
kişiye kadar çarpışarak özgürlük uğruna
benzersiz bir kahramanlık destanı yazdıklarını
anlatır. Büyük İskender’in bölgeyi ele geçirmesi
ve İskender’in ölümünün ardından, Likya Birliği
Roma tarafında yer alan Rodos’a karşı direniş
amacıyla kurulmuştur. İÖ 168-167 yıllarında
Roma İmparatorluğu Likya’nın bağımsızlığını
ilan etmiştir. Likyalılar, Küçük Asya’da Roma
İmparatorluğu’na eyalet olarak katılan son halk
olmasıyla da bilinir.
Aslında Likya Birliği Antik Çağ’da bilinen ilk ve
tek birlik değildir; öncesinde Anadolu’da İyon
Birliği ve ardından Yunanistan’da çok sayıda
yerel birlikler kurulmuştur. Ancak Likya Birliğini
77
edaktüel -
mayıs/haziran/2014
[email protected]
Antik Çağ’da Dalaman
Çayı'ndan başlayarak Antalya
yakınındaki Phaselis'i de içine
alan ve bugün Teke Yarımadası
olarak bilinen bölgeye Likya
denilmekteydi.
Likya sözcüğünün kökeni hakkında çeşitli
görüşler olsa da, en yaygın görüş ‘Işığın Tanrısı’
kabul edilen Apollon’un Likyalı oluşuyla, "Işık
Ülkesi" anlamına gelen Likya'da yaşayan bölge
halkı da Likyalılar olarak anılmaktaydı.
Likyalılar 1600 yıl bu topraklarda yaşadılar ve
tarihe Ksanthos, Tlos, Myra, Sidyma, Patara,
Pınara, Letoon, Olympos gibi yerleşimler ile iz
bıraktılar.
Antik devir ölçülerine göre gelişmiş denilebilecek
bu kentlerden Ksanthos, Likya Birliği’nin
başkenti konumundayken; antik çağın önemli
liman kentlerinden biri olan Patara,
demokrasinin beşiği olmuş; Letoon ise, Apollon
ile kız kardeşi Artemis’in anneleri Leto’nun kenti
olarak bilinmekteydi. Likya Birliği’nin kutsal
alanı olan bu kentte inşa edilen üç adet
tapınağın, Tanrıça Leto’ya ait olduğu kabul
edilmekteydi.
“Baş tanrı Zeus’tan hamile kalan Tanrıça Leto,
Delos Adası’nda doğurduğu ikizleri ile sığınacak bir
yer aramaya başlar. Ancak Zeus’un eşi Tanrıça
Hera’nın kendilerini cezalandıracağından korktuğu
için hiçbir kent Leto’yu ve ikizlerini kabul etmez.
Anne ve iki çocuğu, Ksanthos Irmağı’nın serin
sularında doğum temizliği yaptıkları sırada Letoon
halkının saldırısına uğrar. Öfkelenen Leto, kent
halkını kurbağaya döndürerek cezalandırır.”
Bugün, bu tapınakların suya batmış taşları
arasında hiç durmadan bağırıp duran
kurbağaların, Leto’nun öfkelenerek kurbağaya
çevirdiği o insanların torunları olduğuna inanılır.
Öznur Kayhan
Arkeolog, eskiçağ
tarihçisi, yazar, gezgin,
kitap kurdu bir optimist.
Onun için en özel olan şey;
düşünceleri. Okumayı,
gezmeyi, tırmanmayı,
dalmayı, yemeyi, içmeyi,
kısaca yaşamayı çok
seviyor. En büyük tutkusu
Evliya Çelebi misali
dünyayı gezmek. Hayatı;
hem okuyarak hem de
gezerek, öğrenmeye ve
bilgilenmeye çalışıyor.
Sokrates’in dediği gibi;
bütün bildiğinin hiçbir şey
bilmediği olduğunu
düşünüyor.
Mitolojik
bunlardan ayıran en belirleyici fark;
“ulusal” olmasıdır. Likyalıların erken
tarihlerde birleşerek sergiledikleri
bu ulusal bilinç, Rodos’a karşı
kazanılan bağımsızlık savaşından
sonra, İÖ. 2. yüzyılın ilk yarısında
kurumsallaşmıştır. Ve sonuçta,
özünde Likya kentlerinin ve
vatandaşlarının demokratik bir yasa
çerçevesi içinde oylama esaslı
seçimle yönetilmelerine dayanan
‘Likya Birliği’ kurulmuştur. Modern
yönetimlere örnek olan bu “birlik”
anayasası antik dünyada tektir.
İÖ. 507’de kurulan ve batı
dünyasının ilk demokratik hareketi
olan Atina Demokrasisi yanında,
çoğulcu yapısı ve hakça yönetim
biçimiyle gerçek anlamda uygulanan
ilk demokrasi olmasıyla fark
yaratmaktadır. Demokratiktir;
çünkü Atina birliklerinin
milletvekilleri ve meclis başkanları
genelde asker kökenli iken, Likya’da
yöneticiler ve milletvekilleri daha
çok sivillerden oluşmaktadır. Atina
demokrasisinde başkanlar ömür
boyu görevde kalma hakkına
sahipken, Likya’da başkanlar bir
yıllığına ve her seferinde bir başka
kentten seçilmektedir. Ve de antik
çağ birliklerinin hiç birinde kadın
üye bulunmazken, Likya Birliği’nde
kadınlar olasılıkla meclis başkanı
bile seçilebilmektedir. Birlik önemli,
önemsiz toplam 23 şehirden
oluşmuştur. Günümüze kadar da
dayanabilmiş, en büyük altı şehir
olan Ksanthos, Patara, Pinara, Tlos,
Myra ve Olympos’un 3’er oy hakkı
bulunurken, daha önemsiz ve küçük
şehirlerin 1 ya da 2 oy hakkı vardır.
1748’de basılan ‘Yasaların Ruhu
Üzerine’ adlı kitabında ünlü Fransız
tarihçisi ve filozofu Montesquieu
Patara’daki cumhuriyet modelini
demokrasi bağlamında, “antik
dünyanın en mükemmeli” sözleriyle
övmüştür. Montesquieu’nün bu
tespiti, 1787’de Amerika Birleşik
Devletleri Anayasası’nın
biçimlenişinde ve çağdaş bir model
olarak benimsenmesinde etkili
olmuştur.
LİKYA BİRLİĞİ ve PARLAMENTO
BİNASI’nın, dünyadaki ilk
demokratik modellemesiyle
Amerika Birleşik Devletleri’ne ilham
kaynağı olması ne kadar önemliyse;
dünyanın ilk on yürüyüş yolu içinde
yer alan 509 kilometrelik LİKYA
YOLU da sahip olduğumuz tarihkültür-doğa bilinci açısından o
derece önemsenmelidir.
Türkiye’nin İlk Uzun
Mesafeli Yürüyüş Rotası;
LİKYA YOLU
Fethiye'den başlayarak Antalya'ya
kadar uzanan Likya Yolu,
patikalardan bir kısmının
işaretlenip haritalanması ile
oluşturulmuş bir yürüyüş rotası. Bu
yol, 1999 yılında Kate Clow
tarafından hizmete açılmış. Çeşitli
kaynaklarca, dünyanın en önemli 10
uzun mesafe yürüyüş noktası olarak
gösterilen Likya Yolu, 509 kilometre
boyunca tarihin izini sürüyor.
Edak Ecza Koop
78
edaktüel -
Likya Yolu’nun en belirgin özelliği
yürüyüşe müthiş bir doğa manzarası
ve antik kentler ile antik mezarların
eşlik etmesi… Dik uçurumların
kıyılarından dolaşan, çam
ormanlarının içinden geçip geniş
kumsallara, el değmemiş küçük
koylara ulaşan ve antik kentlerin
kıyısından geçen, tarihi su
kemerlerini izleyen patika yolu
yürümek isteyenler yaklaşık bir ay
ayırmalılar kendilerine. Bu yüzden
genellikle 80-100 kilometrelik
bölümler halinde yürünüyor.
Bu yol üzerindeki doğal güzelliklerle
birlikte; Göynük Kanyonu’nda
rafting, Tahtalı ’da paraglading,
Olympos’ta kaya tırmanışı,
Kekova’da kano gibi yapılabilecek,
alternatif turizm çeşitlerine de
olanak sağlıyor. Parkur üzerinde yer
alan Gelidonya Feneri manzarası
2007 yılında Türkiye'nin en güzel
manzarası seçilmiş. Parkur
üzerindeki yerleşim birimlerinde
konaklama olanağı da mevcut.
mayıs/haziran/2014
Kültür Sanat
EN ÇOK
İZLENEN
OKUNAN
1.Allah De Ötesini Bırak
Uğur Koşar - Destek Yayınları
DİNLENEN
1.Indila / Derniere Danse
2.Bana Allah Yeter
Uğur Koşar - Destek Yayınları
2.Baby Blue / Bump
3.Er Mektubu Görülmüştür
Kolektif - Kırmızı Kedi Yayınları
4.Akcent / Boracay
4.Sabah Uykum
Ahmet Batman - Destek Yayınları
6.Katy Perry / Dark Horse
3.Pitbull ft. Kesha / Timber
5.Milk & Sugar / Canto Del Pilon
5.Soğuk Kahve
Ahmet Batman - Destek Yayınları
7.Pharrel Williams / Happy
6.Böğürtlen Kışı
Sarah Jio - Arkadya Yayınları
9.Eminem ft. Rihanna / Monster
8.Inna / In Your Eyes
10. Shakira ft. Rihanna
/ Can't Remember To Forget You
7.Ustam ve Ben
Elif Şafak - Doğan Kitap
8.Bukre
Kahraman Tazeoğlu - Destek Yayınları
9.Mihmandar Bir Eyüp Sultan Romanı
İskender Pala - Kapı Yayınları
10. Galiz Kahraman
İhsan Oktay Anar - İletişim Yayınları
1.Recep İvedik 4
2.Eyvah Eyvah 3
3.Düğün Dernek
4.Patron Mutlu Son İstiyor
5.Karlar Ülkesi
6.Nuh: Büyük Tufan
7.Mandıra Filozofu
8.Rio 2
9.Kaptan Amerika: Kış Askeri
10. Uyumsuz
Edak Ecza Koop
79
edaktüel -
mayıs/haziran/2014
Kültür Sanat
Emre Kınay
16 Mayıs 2014 21.00 / İzmir Kültürpark
Açıkhava Tiyatrosu
Sinema Senfoni Orkestrası bir süreden beri
Türkiye'de bir ilki gerçekleştiriyor. 55 kişilik
orkestrası ile gişe rekorları kıran dünyaca ünlü
filmlerin soundtracklerini, Türkiye’nin en önemli
filmlerinin müziklerini ve herkesin birlikte
söylemekten zevk aldığı birçok parçayı
yorumlayarak, dinleyenlere popüler senfonik
müzik ziyafeti çekiyorlar. Bu müthiş orkestraya
farklı tarzlarda şefler ve solistler birçok kez konuk
oldu. Sandıktan Nağmeler, bu kez Emre Kınay'ın
yorumuyla…
Sunay Akın
İki Kitap Bir Heves
26 Mayıs 2014 21.00 / Bostanlı Suat
Taşer Açıkhava Tiyatrosu
Sunay Akın, İki Kitap Bir Heves adlı yeni
oyunu ile seyircisiyle buluşuyor.
Fatih Erkoç
Kerem Görsev Trio
27 Mayıs 2014 21.00 / Bostanlı Suat Taşer
Açıkhava Tiyatrosu
Caz severler tarafından büyük ilgi gören Fatih
Erkoç ve Kerem Görsev Trio, canlı
performansları ile dinleyicilerine uzun süre
hafızalardan çıkmayacak bir deneyim
yaşatacak.
Ezginin Günlüğü
Konseri
17 Haziran 2014 21.00 / Karşıyaka
Açıkhava Tiyatrosu
Ezginin Günlüğü muhteşem canlı
performans konseri ile müzikseverler ile
buluşuyor.
Sıla
30 Mayıs 2014 21.00 / Denizli Açıkhava Tiyatrosu
31 Mayıs 2014 21.00 /Antalya Konyaaltı Açıkhava Tiyatrosu
Sıla'nın yaz konserleri başlıyor; Sıla, “Yeni Ay” adını taşıyan
albümü ile Türkiye’nin dört bir yanındaki müzikseverlerle
buluşuyor. Sıla’nın en yeni şarkılarını canlı izlemek, eşlik etmek
için yerinizi şimdiden ayırtın…
Ayhan Sicimoğlu
&Latin All Stars
Pink Martini
25 Mayıs 2014 20.30 /İzmir Kültürpark
Açıkhava Tiyatrosu
Her albümleri ile altın ve platin plak kazanan
Pink Martini, yeni albümleri ‘Get Happy ’ nin
Avrupa turnesi kapsamında 3 konser için
Türkiye’de. Grup, Türk sevenlerine büyük bir
sürpriz yaparak 'Üsküdar' şarkısını da yeni
albümüne ekledi. Samurayların aşk
şarkılarından 1930’ların Küba müziğine, Fransız
şansonlarından, Brezilya sokak şarkılarına
kadar dinlemesi en keyifli şarkıları tozlu
raflardan bulup çıkaran topluluk
unutamayacağınız bir konserle İzmir’de.
19 Haziran 21.00 / Karşıyaka Açıkhava
Tiyatrosu
Programda, Latin müziğinin sevilen parçalarının
yorumlanmasına ek olarak, bestesi ve sözleri
Ayhan Sicimoğlu’na ait olan Türkçe Latin
parçalar da yer alıyor. Latin müziği ve dans
etmeyi seviyorsanız bu konseri kaçırmayın.
Adolf
18 Haziran 2014 21.00 / Karşıyaka
Açıkhava Tiyatrosu
‘En İyi Tek Kişilik Prodüksiyon Ödülü’2013
Hitler'in Berlin'deki sığınağında geçirdiği son
12 saati konu alan tek kişilik oyun tiyatro
izleyicisi ile buluşuyor.
Edak Ecza Koop
80
edaktüel -
mayıs/haziran/2014
Download

KAPAKLAR_Layout 1