12
KİLO
VERMEDE
Sendromu
Kalp Damar Cerrahi Merkezimizde başarılı bir operasyon
08
VARİS
TEDAVİSİNDE
SON NOKTA
13
İDRAR KAÇIRMAK
KADER DEĞİL
HASTALIKTIR
TEDAVİ EDİLEBİLİR
11
ENDOVENÖZ LAZERRADYOFREKANS ABLASYON
Çağın hastalığı
07
CİLDİNİZE
YA Z
BAKIMI
DİYABET
Dünyada her 10 saniyede 2 kişiye yaşamı tehdit eden
ve uzuv kaybına yol açabilen diyabet (şeker hastalığı)
tanısı konuluyor. Dünyada her 10 saniyede bir kişi
diyabet ya da diyabete bağlı komplikasyonlar sonucu
yaşamını yitiriyor.
Bilim insanları, diyabetin görülme sıklığının giderek
arttığına işaret ederek, aşırı kilodan kaçınılması,
fiziksel aktiviteye önem verilmesi ve düzenli sağlık
kontrolü yaptırılması konusunda uyarıyor. Çünkü,
2010'da dünya nüfusunun yüzde 6.6'sında görülen
diyabetli hasta sayısının, 2030 yılında kadar 438
milyona ulaşmasından endişe ediliyor. 04’TE
Diyabetli
Ünlüler
06’DA
10
Böbrek taşından
korunmak için
Portakal
suyu ve
limonata
10
SORUDA
SAÇ
EKİMİ14’TE
Medicine Hospital
BÜYÜYOR
02
02
Medicine Hospital
BÜYÜYOR
Medicine Hospital mevcut kapasitesini
dev bir yatırımla büyütüyor. Hastaneler
zincirine çok büyük bir halka daha
katılıyor.
2002 yılında Güneşli’deki ilk yatırımı
yaparak sağlık sektörüne giriş yapan
Medicine Hospital daha sonra Pendik’te
yaptığı yatırımla büyümeye devam etti.
2010 yılında Kosova’da yaptığı hastane
ile ülkemizde uluslararası ilk yatırım
yapan sağlık kuruluşu olan grubumuz,
Medicine İnternational ile Balkanlar’ın
kalbinde yer aldı.
Medicine Hospital yapacağı yatırımla
Güneşli’de mevcut kapasitesinin üç
katına ulaşacak dev bir yatırımın
temelini atıyor. Güneşli Hastanesi’ne
entegre olacak ek yatırım 2015’te
tamamlanacak. İnşaatına başlanan proje
ile 12.000 metrekarelik ana binaya ek
olarak 19,500 metrekarelik yeni bir hastane ekleniyor. Yeni yapılacak dev tesis
ile merkez hastane binasının kapalı kullanım alanı 31.500 metrekareye çıkacak.
Büyüyen yüzü ile göz kamaştıracak
ek binada bir çok yeni bölümde hasta
kabulü yapılacak. Yeni tesis ile hizmet
alanlarına onkoloji, radyasyon onkolojisi
ve organ nakli gibi özel uzmanlık
bölümleri eklenirken, tüm yoğun bakım
ünitelerinde yatak kapasiteleri iki katına
çıkacak. Hastanenin genel yatak kapasiteside ek bina ile birlikte 250’ye çıkacak. Mevcut olduğu bölgelerde çağdaş
ve modern hastanecilikte liderliğini
sürdüren Medicine Hospital yeni projeyle yakın bölgede 500 kişiye istihdam
yaratacak.
Üniversite kurma projesinide hızlandıran Medicine Hospital Grup, yapılacak eklemelerle araştırma hastanesi
olma yolunda büyük bir adım atmış
oldu. Grup Sağlık alanında açacağı
Üniversite’yi yeni tesisle eşzamanlı açmayı düşünüyor.
RANDEVULAR, LABORATUVAR SONUÇLARI
ONLİNE
‘Artık Medicine Hospital’a ulaşmak daha kolay. Hastanemizde
gitmek istediğiniz bölüme randevunuzu internet üzerinden
kendiniz de alabilirsiniz.’ Yapılanan internet sitemizden artık
randevularınızıda alabilecek, sağlık hizmetlerini zamanında vakit
kaybetmeden alabileceksiniz. Bunun yanında laboratuvar
sonuçlarınıda internetten öğrenmeniz mümkün olacak. Yapılan
tetkikleri hem öğrenecek hemde çıktı alabileceksiniz.
03
ED?T RDEN
Uz.Dr.Cevat ŞENGÜL
Şimdi Büyüme Zamanı
Medicine Hospital’da
tamamlayıcı sağlık
sigortası günleri
'Tamamlayıcı Sağlık Sigortası',
Medicine Hospital ve Mapfre
Genel Sigorta ve Axa sigorta
işbirliğinde uygulanmaya
başlandı.
Her iki sigortadan
Tamamlayıcı Sağlık Sigortası'
uygulaması ile SGK'lı kişiler,
Medicine Hospital’da fark
ödemeden hizmet
alabilecekler.
SGK'lı kişiler Özel Sağlık
Sigortasının yaklaşık 3'te 1
fiyatına 'Tamamlayıcı Sağlık
Sigortası' poliçelerini satın
alabilecekler. 'Tamamlayıcı
Sağlık Sigortası'nı çok uygun
fiyatlara yaptıranlar ayakta ve
yatarak tedavi teminatı
alabildikleri gibi sadece
"yatarak" tedavi teminatını da
seçebilecekler."
Medicine Hospital Yönetim
Kurulu Başkanı Dr. Yusuf
Elgörmüş yapılan anlaşmanın
ardından “Hastalarımız
imzalanan 'Tamamlayıcı Sağlık
Sigortası' ile tek kuruş
ödemeden tüm
hastanelerimizde tedavi
olabilecekler.
Hastanelerimizden bu zamana
kadar mutlulukla ayrılan hasta
ve hasta yakınlarımız artık çok
uygun fiyatlarla daha sağlıklı
olacaklar. Bu sistemle fark
ödemeden tedavilerini
tamamlayıp
hastanelerimizden
ayrılabilecekler" dedi.
Medicine Hospital Yönetim
Kurulu Başkanı Dr. Yusuf
Elgörmüş sistemin faaliyete
geçmesiyle “Tamamlayıcı
Sağlık Sigortası” yapanların
hastaneye gelmeye
başladığını, anlaşmanın çok
kısa zamanda ilk olumlu
sonuçlarını verdiğini sözlerine
ekledi.
Medicine Hospital’ı ziyaret edenler iki şeyi
soruyorlar.
1- Birden fazla hastaneniz mi var, yurtdışında
bir şubeniz varmış doğru mu?
2- Yan tarafınızdaki dev inşaat nedir?
Sorulara hemen cevap verelim: Evet
Hastanelerimiz var, evet yurtdışında da
şubelerimiz var. Şube açmaya devam
edeceğiz.
Araştırmalarımız devam ediyor.
Bağcılardaki Hastanemizin yan tarafındaki
inşaat, mevcut olan hastanemizin tam 2 buçuk
katı büyüklüğünde.
Daha düne kadar meskenlerle çevrili, otopark
olarak kullandığımız bu alanda sağlık hizmeti
vermek üzere yeni hastane binamız yükselecek.
Peki neler oluyor Medicine Hospital’da?
Tek kelimeyle büyüyoruz...
Neden büyüyoruz?
Zamanı geldi o yüzden.
Sağlıklı bir hayat geçiren genç bir insanın boy,
kilo ve iskeletinde büyüklük anlamında
değişimler olur. Bizimki de buna benziyor.
Ana binamız, derken Pendikteki hastanemiz,
sonra Kosova.... Şimdide hayallerimizi süsleyen,
Hastanecilikte çığır açacak bir bina yapıyoruz.
Bir kaç ipucu vereyim size:
Bu hastane mevcut olan hastanemizden çok
çok farklı olacak, teknolojik olacak. Sağlık
işletmeciğinde geldiğimiz noktada istenen fakat
ertelediğimiz her şeyi burada uygulayacağız. Bir
araştırma hastanesi olacak, onkoloji, kalp damar ,
yoğun bakım, organ nakli, aklınıza gelen tüm
branşlarda hizmet vermeyi hedefliyoruz.
Özel hastanecilik Ülkemizde bir çığ gibi
büyüyor. İnsanlarımız özel hastanelerin
önemine inandı ve güvendi. Hükümet,
insanımızın hak ettiği sağlık hizmetlerine
erişimini kolaylaştırdı.
Bizlerinde buna destek olması gerekiyor.
Bazen değişimlere girmek zorunda kalıyorsunuz.
İnsanlar size geliyorsa, sizden eminse, size
güveniyorsa neden büyümeyesiniz ki?
Daha fazla istihdam. daha fazla hasta, daha
yeni teknoloji ve en önemlisi daha fazla
hastamıza şifa dağıtmak için büyüyoruz.
Sağlıcakla kalın...
04
ÇAĞIN HASTALIĞI
DİYABET
Uzmanların
günümüzün en sinsi
hastalığı olarak
adlandırdığı diyabet
her geçen gün
artıyor. 2030 yılında
diyabetli sayısının
438 milyon kişiye
ulaşması
bekleniyor.
Diyabet, vücudumuzda pankreas adlı salgı bezinin
yeterli miktarda insülin hormonu üretmemesi ya da
ürettiği insulin hormonunun etkili bir şekilde
kullanılamaması durumun da gelişen ve ömür boyu
süren bir hastalıktır. Sonuç olarak kişi, yediği
besinlerden kana geçen şekeri yani glukozu
kullanamaz ve kan şekeri yükselir (hiperglisemi).
Yediğimiz besinlerin özellikle karbonhidrat içeren
besinlerin çoğu vücutta enerji için kullanılmak üzere
glukoza dönüştürülür. Midenin arka yüzeyinde
yerleşik bir organ olan pankreas, kaslarımızın ve diğer
dokuların kandan glukozu alıp enerji olarak
kullanmalarını sağlayan "insülin" adı verilen bir
hormon üretir. Besinlerle kana geçen glukoz, insülin
hormonu aracılığı ile hücrelere girer. Hücreler
glukozu yakıt olarak kullanır . Eğer glukoz miktarı
vücudun yakıt ihtiyacından fazla ise karaciğerde
(şeker deposu=glikojen), yağ dokusunda depolanır.
Diyabeti olmayan bir birey kan şekeri düzeyi açlık
halinde 120 mg/dl, tokluk halinde (yemeğe
başladıktan iki saat sonra) 140 mg/dl’nin üstüne
çıkmaz. Açlıkta veya toklukta ölçülen kan şekeri
düzeyinin bu değerlerin üstünde olması diyabetin
varlığını gösterir.
Bir kişinin diyabetli olup olmadığı Açlık Kan Şekeri
(AKŞ) ölçümü veya Oral Glikoz Tolerans Testi (OGTT)
yapılarak saptanır. AKŞ ölçümü 100-125 mg/dl olması
gizli şeker (pre-diyabet) sinyalidir. AKŞ ölçüm
sonucunun 126 mg/dl veya daha fazla olması
diyabetin varlığını gösterir.
OGTT’ de glikozdan zengin sıvı aldıktan 2 saat
sonraki kan şekeri değeri önemlidir. İkinci saat kan
şekeri ölçümü 140-199 mg/dl ise gizli şeker, 200
mg/dl veya daha yüksek ise diyabet tanısı konulur.
Şeker ve İnsülin
Vücut, sürekli olarak kanda bir miktar şekere
(glukoza) ihtiyaç duyar. İnsülin kan dolaşımındaki
glukozu hücrelere taşımakla görevlidir. İnsülin
pankreas tarafından üretilen bir hormondur.
Hücrelerdeki glukoz, günlük yaşamımızı devam
Şekerin yüksek olması sonucunda
● İdrara çıkmada artış (özellikle geceleri) ● Sıvı kaybı
● Susama, ağız kuruması ● Çok idrar yapmak : Vücutta
insülin yapılamadığı zaman, insülinin, normalde sorumlu
olduğu işlevler yapılmaz, yani glukoz hücreler tarafından
enerji olarak kullanılamaz ve kanda birikir, belli bir düzeyden
sonra da böbrekten atılmaya başlar. Şeker beraberinde suyu da
sürükleyeceğimden kişi çok idrara çıkmaya başlar. ● Çok su
içmek : İdrarla aşırı su kaybedince aşırı su içilir. ● Zayıflamak :
Öte yandan alınan gıdalardan yararlanamayan vücut hücreleri
enerji kaynağı olarak depolardaki yağları yakıt olarak
kullanmaya başlar ve kişi zayıflar.
05
ettirmeyi sağlayacak enerji kaynağıdır.
Tip 1 Diyabet
Her yaşta görülebildiği gibi, sıklıkla
çocukluk ve gençlik yaşlarında başlar, bu
nedenle juvenil diyabet adı da verilir.
Ülkemizde 4 milyonun üzerinde olduğu
sanılan şeker hastalarının %10'u, yani yaklaşık
400.000 kişi bu tip şeker hastasıdır.
Tip 2 Diyabet
Erişkinlerde görülen diyabettir. Pankreas
insülin üretir fakat vücut bunu gerektiği gibi
kullanamaz. Daha çok 40 yaş üzeri kişilerde
ortaya çıkar.
Şeker Hastalığının Nedenleri
- Pankreas Bezesinin yorulması
- Kandaki şekerin belli seviyede kalması,
pankreas bezinin salgıladığı insülin hormonu
ile olur.
Diyabetin Belirtileri
Aşırı susama, sık idrara çıkma, yorgunluk ve
açıklanamayan kilo kaybı, sık görülen belirtiler
olmakla birlikte hiçbir açık belirti de
olmayabilir. Yukarıdaki belirtilerden biri veya
birkaçı var ise vakit geçirmeden bir sağlık
kuruluşuna giderek danışınız.
Tip 1 diyabetin ortaya çıkışı genelde ani ve
dramatik olur aşırı susama, sık idrara çıkma,
yorgunluk, beklenmeyen kilo kaybı ve
tekrarlayan enfeksiyonlar gibi belirtiler olabilir.
Tip 1 diyabetin belirtileri daha az sıklıkta
ama aynı biçimde Tip 2 diyabetli kişilerde de
olabilir. Tip 2 diyabetin ortaya çıkışı daha
yavaştır ve bu yüzden tespiti de daha zordur.
Bazı Tip 2 diyabetli kişilerde hiç bir erken belirti
görülmez ve başlangıçtan bir kaç yıl sonra
diyabetin çeşitli komplikasyonlarının varlığıyla
diyabet teşhis edilir.
(Diyabet
Riskinizi
Test Edin),
Diyabetli
olabileceklerini
düşünen riskli
kişiler tanı için bir
sağlık kurumuna
danışmalıdır.
● Sık sık idrara
çıkma
● Aşırı susama
● Bulanık görme
● Halsizlik,bitkinlik
● Beklenmedik
kilo kaybı
● Acıkma hissi.
● Mide bulantısı
● Kusma
● Nefes kokusu
● Sık idrar yolu
enfeksiyonu
● Adetten kesilme
● Kuru ve kaşıntılı
deri
● Yaraların geç
iyileşmesi
Bunlara dikkat edelim
Yılda bir defa göz muayenesi
olunuz. Göz doktorunuza
seker hastası olduğunuzu
söylemeyi unutmayınız.
Doktorunuzun
önerdiği ilaç veya
insülin tedavisi ve
diyete aynen
uygulamaya çalışın.
İlaçlarınızı
doktorunuza
sormadan
değiştirmeyin veya
kesmeyiniz. Şeker
düşmeleri oluyorsa
doz ayarlaması için
hemen doktorunuza
başvurunuz.
İki yılda bir diş doktoruna giderek
muayene olunuz. Özellikle diş
etlerindeki iltihap şeker hastaları
için çok önemlidir.
Her yıl Eylül
ayında grip
aşısı olunuz.
Ayaklarınızı her gün ılık
sabunlu suyla yıkayınız ve
arkasından kurulayınız.
DİYABET SÖZLÜĞÜ
Alfa hücreleri: Pankreasın Langerhans adacıklarında bulunan ve
glukagon üreten hücreler
Aseton: Vücut yağlardan enerji elde ettiğinde ortaya çıkan ve
ketonlar olarak adlandırılan maddelerden biri
Aspartam: Düşük kalorili yoğun bir tatlandırıcı
Balayı dönemi: İnsülin tedavisine başlandıktan kısa bir süre sonra
dozunun azaltıldığı dönem
Berrak insülin: Kristalize insülin
Beta blokerler: Stres hormonlarının kalp damar sistemi üzerindeki
etkilerini bloke eden ilaçlar
Beta hücreleri: Pankreasın Langerhans adacıklarında bulunan ve
insülin üreten hücreler
Diyabet: Yüksek kan şekeri ile karakterize pankreas rahatsızlığı
Diyabet komplikasyonları: Yeterli düzeyde kontrol edilemeyen kan
şekerinin kısa ve uzun vadeli olumsuz sonuçları
Diyabetik amyotrofi: Diyabete bağlı olarak belli sinirlerin hasarı
sonucu bacaklarda ağrı ve/veya güç kaybı ile seyreden nadir bir
durum.
Diyabetik koma: Genellikle ketoasidoz ve bilinç kaybı ile birlikte
bulunan aşırı kan şekeri yükselmesi sonucu görülen bilinç yitimi
Diyabetik nefropati: Şeker hastalığı seyrinde ortaya çıkan böbrek
rahatsızlıkları
Diyabetik nöropati: Şeker hastalığı seyrinde ortaya çıkan sinir sistemi
rahatsızlıkları
Diyabetik retinopati: Şeker hastalığı seyrinde ortaya çıkan göz
rahatsızlıkları
Enjektör: İğne yapmaya yarayan cihaz
Fruktoz: Doğal olarak meyvelerde bulunan şeker
Gestasyonal diyabet: Gebelik sırasında oluşan şeker hastalığı
Glikojen: Karbonhidratların karaciğerde depolanma şekli
Glikolize hemoglobin: Kan şekeri kontrolünün ne kadar "yeterli"
olduğunu gösteren kriterlerden biri
Glikoz: Karbonhidratların sindirimi sonu açığa çıkan bir şeker türü
Glikoz tolerans testi: Diyabet tanısı için kullanılan test
Glikozüri: İdrarda glikoz bulunması
Glokom: Göz küresinin içindeki basıncın artmasına neden olan
hastalık
Glukagon: Kan şekerini yükselten ve pankreasın alfa hücrelerinde
üretilen bir hormon
Hemoglobin: Alyuvarlardaki renk veren madde, glikozun bağlandığı
bölüm
Hiperglisemi: Kan şekerinin yükselmesi
Hipoglisemi: Kan şekerinin düşüklüğü
Hormon: İç salgı bezlerinden kana verilen protein yapısındaki
madde
İmpotans: İktidarsızlık
İnsülin: Kan şekerini dengeleyen ve pankreasın beta hücrelerinden
salınan hormon
İnsülin reaksiyonu: Kan şekeri düşmesinin diğer adı
İntradermal: Cilt içine
İntramusküler: Kas içine
Kalori: Enerji veya ısı ölçü birimi
Ketoasidoz: İnsülin eksikliğine bağlı olarak yağların yakılmasının
sonucunda keton ve asit oluşumu ile seyreden ciddi bir durum.
Keton: Enerji elde etmek üzere vücuttaki yağlar kullanıldığında açığa
çıkan asit yapısındaki madde
Ketonüri: İdrarda aseton ve keton bulunması
Ketoz: Kanda keton cisimciklerinin aşırı artması
Lipoatrofi: İğne yapılan yerde yağ dokusunun azalması
Pankreas: Sindirim sistemine dahil olan ve insülin salgılayan,
midenin arkasında yer alan bez
Sakarin: Kalori içermeyen sentetik bir tatlandırıcı
Sülfonilüreler: Pankreasın insülin salgılanmasını uyararak kan
şekerini düşüren haplar
Tip 1 Diyabet: Yalnızca diyet veya haplarla tedavi edilmeyen insüline
bağımlı diyabet
Tip 2 Diyabet: İnsüline bağımlı olmayan diyabet
Toksemi: Toksinlerin (zehirlerin) emilimi sonucunda vücudun
zehirlenmesi
06
Diyabetli Ünlüler
Ünlü oyuncu Hazal Kaya, bu
yıl 125. yılını kutlayacak olan
mezun olduğu İtalyan
Lisesi'nin 2013-2014 ders yılı için kayıt yaptıracak
öğrencilere tanıtım için düzenlediği organizasyona
katıldı. Bir süredir başı fazla kilolarıyla dertte olan 23
yaşındaki Kaya, şeker hastası olduğunu açıkladı. Kaya,
'Hastalığım yüzünden dengeli beslenmek zorundayım.
Şeker hastası olduğum için su içsem yarıyor. Tedavi
sürecim olumlu geçiyor ve ciddi bir hastalığım
olmadığı için de çok mutluyum' dedi.
HAZAL KAYA
Sabah gazetesinin
renkli yazarı Hıncal
Uluç, 43 yıldır basın
dünyasının içinde. Hemen hemen her konuda
yazıyor, ama diyabetli olduğuna dair ser veriyor sır
vermiyor yazılarında. Oysaki 15 yıldır diyabetli. Ve
diyabetli olduğunu bilenlerin sayısı çok az, çünkü
Uluç, diyabetle birlikte daha bir çok hastalığı
olmasına karşın, hastalıklarını beyninde bitirdiği için
onlardan bahsetmeyi gereksiz buluyor. Uluç’un
diyabetlilere mesajı şöyle “Toplum olarak karamsar
yaratılmışız. Adeta kendimize üzülecek bir şeyler arıyoruz.
En sağlam insanlar bile beyinlerinde bir rahatsızlık yaratıp,
kabul ediyor ve hayatını da hep bu rahatsızlığı düşünerek
yaşıyor. Ben karamsar bir aile ortamında büyüdüğüm halde
iyimser olmayı öğrenmiş biriyim. Bir sürü hastalığım
olmasına rağmen hiç biri umurumda değil, hiçbir şeyim
yokmuş gibi yaşıyorum. Herkes bunu başarabilir” diyor
HINCAL ULUÇ
Halle Berry, dünyaca
tanınan bir aktris.
Geçtiğimiz yıl aldığı
Oscar ödülü ile yeteneği tescillenmiş bir oyuncu. Kimi
zaman bir James Bond kızı, kimi zaman da güzellik
kraliçesi. Bütün bunların yanı sıra o aynı zamanda bir
diyabetli. Halle Berry’ nin diyabetle tanışması ve hastalığını
kabul etme öyküsü ilginç. Berry’e diyabet hastalığı teşhisi
(Tip I yani insuline bağımlı tür) 20’li yaşlarının başında
konmuş. İlk önceleri hastalığını kabullenip, düzenli bir
şekilde tedavi olma yerine hastalığı reddetmeyi seçmiş.
Çünkü set aralarında insülin iğnesi olmak için izin
istemekten utanmış, çevresine hastalığını bir türlü
söyleyememiş. O günlerde geçirdiği ciddi bir kriz sonrası
ise yaptığı yanlışın farkına varmış. Halle Berry artık
diyabetini kabullenmiş durumda ve düzenli egzersiz ile
doğru beslenmeyi yaşamının bir parçası haline getirmiş.
Hastalığını herkes biliyor ve Berry Amerika’daki diyabet
kuruluşlarının önemli bir bağışçısı olmakla da tanınıyor.
İZEL
Şarkıcı İzel de diyabet hastaları
arasında. İzel hastalığını öğrendiğinde
ve sonrasında şunları söyledi
“İnanmadım, ciddiye almadım ve hiç
önemsemedim. Kabul etmedim, öyle
bir şeyim yok gibi davrandım. Tatlı ve
çikolatamı yemeye devam ettim.
Ama şikayetlerim artmaya başladı.
Sonra kendime iyi bir doktor bulup,
bunu bir düzene sokmaya karar
verdim. Şimdi diyabet konusunda
çok daha bilinçli davranabiliyorum.
Eğer diyabetseniz ve dikkatli
yaşarsanız bu hayatınızın uzamasını
sağlayabiliyor. Ancak dikkat
etmezseniz çok tehlikeli bir hastalık
oluyor.”
HALLE BERRY
DERYA BAYKAL
Derya Baykal , diyabetli olduğunu
geçen yıl üst üste sıkıntı yaşadığı bir
dönemde aniden başgösteren
belirtilerle öğrenmiş. İlk dönem
depresyona girmiş, ensülin iğnelerini
gizli gizli yapmış. Tiyatro oyuncusu
Derya Baykal Şensoy programlarında
hastalığından bahsedip uyarılarda
bulunuyor.
07
CİLDİNİZE
YA Z
BAKIMI
Baharın gelişiyle birlikte yenilenen doğa gibi cildimizin
de yenilenmeye, canlanmaya ihtiyacı var. Medicine
Hospital Dermotoloji Uzmanı Dr. Burcu Işık, bahar aylarında cilt sağlığının korunması ve yaz aylarında
cildimizde yapılacaklar hakkında önerilerini söyledi.
Dermotoloji Uzmanı Dr. Burcu Işık
Öncelikle kozmetik dermatoloji nedir?
“Kozmetoloji” ve “Dermatoloji” terimlerinin birleştirilmesiyle oluşan”
Kozmetik Dermatoloji” kavramı, kısaca
cilt kusurlarının non invaziv ya da minimal invaziv yöntemlerle (ameliyatsız
olarak) iyileştirilmesi yöntemlerinin
genel adıdır.
Nasıl yararlanılır?
Cilt gençleştirme (anti aging), kırışıklıkların giderilmesi, selülit ve çatlak tedavisi, leke tedavisi, damarsal
problemlerin tedavisi, akne ve yanık izlerinin de tedavisini içeren bir çok durumda kozmetik dermatolojiden
yararlanılabilir.
Botulinum toksin uygulamaları
( botoks), dolgu , kimyasal peeling,
mezoterapi (saç-yüz-selülit), roller, PRP
(trombositten zengin plazma) uygulamaları , lazer ile damar- leke tedavisi
kozmetik dermatolojinin başlıca uygulamaları arasında yer almaktadır.
Yaz boyunca daha sağlıklı
ve güzel nasıl görünebiliriz?
Yaz aylarına daha ışıltılı, daha genç ve
daha sağlıklı bir cilt ile girmek için kişiye
uygun dermatokozmetik yöntem ve ürün
seçilmedir. Bunun için de mutlaka bir dermatoloji uzmanından görüş alınmalıdır.
Selülitlere neler yapalım?
Kadınların sıkça sorduğu sorulardan
biri “kremlerin selülit tedavisinde etkili
olup olmadığıdır? “ Kremlerin selülit tedavisine etkileri çok azdır. Selülit tedavisinde kullanılan en etkili
yöntemlerden biri mezoterapidir.
Mezoterapi yönteminde cilt altına
dolaşımı hızlandıran, ödemi azaltan, yağ
hücrelerinde yıkımı hızlandıran maddeler
verilir.
Radyofrekans uygulamaları da selülit
tedavisinde oldukça etkilidir.
Bu yöntemler birlikte kullanıldığında,
diyet ve sporla desteklendiğinde sonuçlar
yüz güldürücü olmaktadır.
Cildimizi gençleştirmek
için başka metodlar var mı?
Yaz aylarına girerken kırışıklıklardan
kurtulmak istiyorsanız botulinum toksin
ve dolgu maddesi uygulamaları sizin için
uygun olacaktır.
Tekrarlayan kas hareketlerine bağlı
mimik çizgilerinin giderilmesinde botulinum toksin uygulaması yapılabilir. Botulinum toksin (botoks) zannedildiği gibi
yılan zehiri değildir. Bakterilerden elde
edilen bu toksin enjeksiyon yapılan
bölgede geçici kas zayıflığına neden olur.
Bu sayede mimik çizgilerinin (kaş çatma
çizgisi, göz çevresi kırışıklıkları, alın çizgileri vb.) derinliği azalır, daha aydınlık, daha
genç ve daha yumuşak hatlı bir yüz
görünümü elde edilebilir. Uygun dozlarda
ve uygun teknikle yapıldığı takdirde, korkulanın aksine, ifadesiz ve donuk bir yüz
görünümüne neden olmaz.
Derin kırışıklıklar ve hacim kaybı için,
hiyalüronik asit içeren dolgu maddesi enjeksiyonları uygulanabilir. Hiyalüronik asit;
deri altı dokuya sağlamlık ve esneklik veren
doğal bir yapı taşı olduğundan zamanla
kendiliğinden erir. Bu nedenle dolgu uygulamalarının kalıcılığı 9-12 ay arasında
değişmektedir. Hiyalüronik asit; cildinizde
hacim yaratarak, sağlıklı ve canlı bir
görünüm verir. Bu yöntemle; yaklaşık
yarım saat içinde, dudak kenarlarında
gülmeye bağlı olarak oluşan oluklar, dudak
üstünde beliren sigara çizgileri, gözaltındaki çukurlar giderilebilir. Aynı zamanda
yüze daha oval bir hat verilebilir ve elmacık
kemiklerinin üzeri daha belirgin hale getirilebilir, dudaklar dolgunlaştırılabilir.
Güneşin cilde verdiği zararlar nelerdir ?
Güneşin yaşam için yararlı etkileri
tartışmasız olsa da, zararlı etkileri de
mevcuttur. Güneşin başlıca zararlı etkileri, erken dönemde güneş yanıkları ve
cilt lekeleri olarak kendini gösterirken,
geç dönemde fotoyaşlanma dediğimiz
güneşe bağlı erken yaşlanma ve deri
kanserleri oluşumudur. Deri kanserleri
son yıllarda çok hızlı bir artış göstermektedir. Brozlaşma tüm dünya toplumlarında sağlıklı bir görünüm ile
ilişkilendirilse de, anlamı aslında deri
hasarıdır. Bronzlaşma derinin kendini
koruma yöntemidir. Deri ne kadar bronz
ise, o kadar hasar almış demektir.
08
VARİS
TEDAVİSİNDE
SON NOKTA
ENDOVENÖZ LAZERRADYOFREKANS
ABLASYON
Endovenöz Lazer Ablasyon ile Varis Tedavisi ile
varislerinizden ağrısız acısız kurtulmanız mümkün.
Medicine Hospital Kalp ve Damar Cerrahisi
Uzmanı Doç. Dr. Batuhan Özay ilk kez 2000’li
yılların başında büyük varislere neden olan
damarların tedavisinde adeta bir devrim
yaşandığını belirterek, “ Klasik varis ameliyatları,
eğer ana safen toplardamarında ciddi kaçaklar varsa
kasık ve diz-ayak bileği seviyelerinde 3-4 cm.lik
kesiler yapılarak toplardamarın çıkarılması şeklinde
yapılıyordu. Bu yöntemde hastaların ayağa
kalkması günlük aktvitelerine dönmesi günler
alıyor, bacakta ameliyat bölgesinde izler rahatsız
edici oluyordu. “Endovenöz ablasyon” yönteminde
ise; dizden sadece bir iğne yardımı ile damarın
içine girilip damar çıkarılmadan lazer yada
radyofrekans yöntemi ile yakılıyor. Çoğu zaman
lokal anestezi ile yapılan bu yöntemde aynı gün
taburcu olmak, ertesi gün işe başlamak, yara izi
kalmaması gibi avantajlar mevcut.” dedi.
Doç. Dr. Batuhan Özay Endovenöz Lazer
Ablasyon ile Varis Tedavisi ile ilgili merak edilenleri
cevapladı.
Endovenöz lazer
hangi durumlarda yapılır?
Varisler sadece kozmetik sorun değil, aynı
zamanda şikayet oluşturarak yaşam kalitenizi
olumsuz yönde etkileyebilirler. Lazer tedavisi ile
varisler yanında, kaşıntı, kramplar, şişme, ağrı ve
ağırlık hissinden de kurtulabilirsiniz. Eğer venöz
yetmezliğe bağlı iyileşmeyen yaralarınız (venöz
ülser) varsa bunların hızla iyileşmezi ve tekrarının
engellenmesi lazer ile mümkündür.
Endovenöz lazer nasıl yapılır?
Bu yöntemlerde genelde diz hizasından
ultrason eşliğinde hastalıklı safen safen ven isimli
toplardamara lazer kateteri (tel) yerleştirilip, damarın
başladığı yer olan kasık bölgesine kadar ilerletilir.
Anestezik sıvı damar çevresine enjekte edildikten
sonra lazer enerjisi verilmeye başlanır ve kateter
yavaşça geriye doğru çekilir. Tüm damara lazer
verildikten sonra kateter çıkartılır ve bacak sarılır.
İşlemin tamamı 30-60 dk sürer.
Endovenöz lazer ağrılı bir işlem midir?
Her nekadar bireyler farklı tepkiler versede,
genelde lazer tedavisi sırasında ağrı hissedilmez.
Eğer işlem gerektiği şekilde yapılmamış ise, lazer
verilirken yanma tarzında ağrı hissedilebilir. Bunu
engellemek içinde damar çevresine anestezik
madde içeren sıvı enjekte edilir.
Lazer tedavisi ne oranda başarılıdır?
Başarı safen toplardamarının ortadan
kaldırılması olarak tanımlandığında bu hedefe %9398 oranında ulaşılabilmektedir.
Lazer tedavisinin
avantajları nelerdir?
● 30 dakika süren işlem sonrası
semptomlarda anında iyileşme
görülür.
● Günlük aktivitelere hemen dönüş
mümkündür. Çok az bir ağrı ve
morarma olabilir.
● Cerrahi yara izi yada dikiş olmaz.
Çünkü cilde açılan kesi kalem ucu
kadardır.
● Cerrahiye kıyasla daha yüksek
başarı ve daha az tekrarlama oranı .
● İşlem sonrası hasta memnuniyeti
çok yüksek
● Başarı oranı %93-100 arasındadır.
Bacaklarımda boğum boğum varisler var.
Bunlar lazer ile tedavi edilebilir mi?
Genelde bacaklarınızda gördüğünüz varislere
değil de, o varisleri oluşturan kasık ile ayak bileği
arasında yer alıp kanın geri akımına (reflü) neden
olan safen toplardamarına lazer uygulanır. Sizin
gördüğünüz variler ise çoğu kez aynı seansta
flebektomi (pake eksiyonu) adı verilen cerrahi
yöntemle çıkartılır, veya ayrı bir seansta skleroterapi
yapılarak ortadan kaldırılabilir
Varislerim için ameliyat mı lazer mi tercih etmeliyim?
Lazerin avantajı ameliyata göre daha az
rahatsızlık ile yetmezlikli safen toplardamarınızdan
kurtulup, normal hayatınıza daha kısa sürede
dönebilmektir. İlk bir kaç gün geçtikten sonra lazer ile bu dönem çok daha rahat geçirilir ameliyat
ve lazer arasında sonuçlar açısından belirgin bir fark
bulunmaz. Bu nedenle eğer daha az acı ile daha
kısa sürede normal yaşantınıza dönmekve estetik
bir görüntü istiyor iseniz lazer sizin için daha
uygundur.
Endovenöz lazer için nasıl bir hazırlık gerekir?
Aşağıda hazırlık için genel kurallar belirtilmiştir.
◆ İşlem öncesi bol su içebilirsiniz ama birkaç saat
öncesinden itibaren gıda almayın,
◆ Hastaneye birisinin sizi getirmesi ve götürmesi
gereklidir. Kendiniz araç kullanamazsınız.
◆ Varis çoraplarınızı yanınızda getirmeyi
unutmayın,
◆ Bacaklarınızda kıllar varsa, işlemden önce banyo
yaparak temizleyin. Bunu yapmasanız bile
işlemden hemen önce hastanede yapılacaktır.
◆ Daha önceden kullanmakta olduğunuz ilaçlara
bize danışarak devam edin
Varislere lazer yapıldıktan sonra
iyileşme dönemi nasıldır?
İşlem ameliyat yada kesi izi bırakmadan ve
ameliyata gore çok daha az ağrı ile iyileşme sağlar.
Hastalar hızla iyi olup, daha kısa sürede normal
hayatlarına dönebilirler. Uyluk iç yüzünde ağrılı
morluklar ve yürürken çekilme hissi çoğu kez ilk
hafta olup, sonraki günlerde azalarak kaybolur.
Hastaların işlem sonrası yürümeleri serbesttir ve
özellikle yürümeleri istenir.
09
PRP
İLE CİLT GENÇLEŞTİRME
PRP nedir?
PRP, “Platelet Rich
Plasma-platelet
yönünden zenginleştirilmiş plazma
uygulaması” adı
verilen tedavi yönteminin kısaltılmış
ismidir.Bu uyguUz. Dr. Esra
lama bir kişiden alıÇınaroğlu Azman
nan küçük
miktardaki kanın
özel bir tüpe konularak santrfüj işlemine tabi tutulduktan sonra bileşenlerine ayrılması ve elde
edilen az miktardaki “ platelet yönünden zenginleştirilmiş plazma” nın (PRP) yine aynı kişiye enjeksiyon yoluyla geri verilmesini temel alır.
PRP uygulamasında amaç nedir?
Plateletler-veya diğer adıyla trombositlervücudumuzdaki hasarlı dokuların onarımını ve
doğal hallerine dönmelerine sağlamak için
gerekli olan “büyüme faktörlerini” yapısında
barındıran kan bileşenleridir. Dokularımızda her
hangi bir hasar oluştuğunda kanımız plateletleri
bu dokuya toplayarak bir onarım süreci başlatır.
PRP uygulamasının amacı ise bu hedef dokuya
kan dolaşımı ile taşınabilecek olandan çok daha
fazla sayıda plateleti verebilmektedir. Böylece
hasarlı dokunun onarımı da bu kadar hızlı ve
güçlü bir şekilde başlar ve daha çabuk
sonuçlanır, çünkü PRP ile elde edilen plateletlerin yoğunluğu kandakinden 2 ile 4 kat fazladır.
PRP'nin hedefi yara iyileşmesinin sağlamak mıdır?
Derinin gençleşmesi ile yara iyileşmesi arasındaki
ilişki nedir?
Derimizin yaşlanması aynı yaralanma sürecinde
olduğu gibi bazı fiziksel özelliklerini kaybetmesinden kaynaklıdır. Bu nedenle derimizi
gençleştirmeye yönelik uygulamalarda aslında
vücudumuzun bir yarayı iyileştirken yaptıklarını
çeşitli yöntemlerle taklit ederiz. Örneğin lazer,
peeling gibi yöntemlerle derimizde limitleri belli,
hafif bir hasar verir ve bu hasarı derimize hızla
iyileştirmek için tetikleyici bir güç olarak kullanırız, bu hasar sonrasında büyüme faktörleri
salınır ve iyileşme süreci başlar. Dermokozmetik
ürünler de benzer şekilde derimizi yeniden yapılandıran maddelerin veya sentetik olarak elde
edilmiş büyüme faktörlerinin bir iyileşme süreci
başlatmasını sağlar. Derideki bir hasarı en etkili,
en hızlı ve en doğal biçimde onarabilecek yapı,
yine derinin ait olduğu bütünün bir parçasıdır.
Bu nedenle plazma uygulaması
damarlarımızda dolaşan bu sihirli gücü
harekete geçiren bir yöntem olarak
gelişmiştir.
Hastanın kendi kanının işlemden geçirilip hastaya tekrar verilmesi güvenilir bir
uygulama mıdır?
PRP uygulması “otolog” dur, yani kullanılan plateletler hastanın kendisinden alınanlardır, ayrıca kanın alınması,
plateletlerin ayrıştırılması gibi işlemler
steril ve kapalı bir kit yardımıyla yapılmaktadır, yani dışarıdan da bir bulaşma riski yoktur. Bunların dışında,
verilen plataletlere eklenen hiçbir şey
mevcut değildir. Bu nedenle bu uygu-
lama güvenilir olarak değerlendirilebilir.
Bu tedavinin uygulaması ne kadar sürüyor?
Özel bir koşul gerekiyor mu?
Toplamda yaklaşık 30 dakikalık bir uygulamadır.
Kolayca, acısız biçimde uygulanır.
PRP uygulamasında olumlu
etki ne zaman görülür?
Uygulamadan hemen sonra ciltte sağlıklı bir
parlaklık ortaya çıkar. Daha sonra bu parlak
görünümde biraz gerileme olur, ancak 3 veya 4
uygulamadan sonra (yani 1 kür uyguladıktan
sonra) kalıcı bir etki belirgin hale gelir.
PRP tedavisi hangi amaçlarla kullanılır?
Saçdökülmesi tedavisinde kullanılır. Saçlı deride
PRP uygulaması güçsüz, kırılmış, hasarlı saçları
ve saç üretimi yeteneği durmuş olan saç köklerini uyararak,saç dökülmesini durdurur.
Saçların daha parlak, canlı görülmesini sağlar
Cilt gençleştirici olarak kullanılır. Zaman
içerisinde cildimizde bazı dokularun kaybına ve
cilde sıkılığını veren kollajen maddesinin azalmasına bağlı çökmeler,sarkmalar,kırışıklıklar or-
taya çıkar. PRP uygulanan bölgede salgılanan
büyüme faktörleri sayesinde iyileşme
görülür.Kollajenin yeniden yapılanmasına ve
üretiminin artmasına bağlı ciltde elastikiyet
artar,cilt sarkmaları ve kırışıklıklar azalır.
Cilt lekelerinde kullanılır. PRP ile cilde verilen
pıhtı hücrelerinin salgıladığı büyüme faktörleri
ile ciltde renk oluşumunu sağlayan melanin
hücrelerinin çalışma sistemi normal sınırlarda
tutularak cilt lekelerinin tedavisi sağlanır
Akne izi,skar ve çatlak tedavisinde kullanılır.
Ciltde herhengi bir nedene bağlı olarak ortaya
çıkmış çatlaklar,izler,sivilce izleri,skar gibi lezyonların etrafında yara iyileştirici mekanizma ile
çalışan pıhtı hücreleri,salgıladığı büyüme faktörleri ile lezyonlarda iyileşme ,görünümlerinde
azalma ve küçülme sağlamaktadır.
Etkinin tam olarak sağlanması için
kaç uygulama yapmak gerekir?
Tam etki toplam 3 veya 4 uygulamadan, yani bir
kür tamamladıktan sonra kalıcı bir ışıltı, bir
toparlanma şeklinde ortaya çıkacaktır.
PRP uygulamasından beklentiler neler olmalıdır?
● Uzun etkilidir
● Deriyi en doğal biçimde yeniden canlandırır,
yapılandırır
● Sadece yeni kollajen oluşumunu değil, derinin
tüm yaşamsal işlevlerini destekler
● Kırışıklıkları ve çizgileri deriyi doldurarak değil
gençleştirerek giderir
● İlk uygulama sonrası sağlanan parlak sağlıklı
görünüm bir süre sonra hafifçe gerileyebilir,
bunun için ardışık uygulamalar yapılmalı ve
gençleştirici etkinin yığılması sağlanmalıdır.
10
Tıbbi masaj olarak da bilinen medikal
masaj, hekim tarafından hastaya önerilen ve mütehassıs kişiler tarafından
gerçekleştirilen iyileştirici amaçlı bir
masaj çeşididir. Medikal masaj hasar
görmüş ve yorgun düşmüş organı eski
haline geri döndürmek için uygulanan
bir masaj olup, hastanın yaşam kalitesini
arttırır ve psikolojik destek sağlar.
Medikal masajın insan sağlığına
birçok faydası bulunur. Medikal masaj el,
su ve elektrik gibi çeşitli teknikler kullanılarak yapılır ve hasta masajın ardından büyük bir rahatlama yaşar. Medikal
masaj, birçok hastalığın tedavisinde
uygulanmaktadır. Oldukça geniş bir kullanım alanı olan tıbbi masaj; ödem,
parkinson hastalığı, kemik erimesi,
omurga eğrilikleri, bel fıtığı, karpal tünel
sendromu, menüsküs, omurilik
hastalıkları, siyatik sinir hastalıkları, travmatik beyin hastalıkları, menopoz,
psikolojik sorunlar gibi birçok sağlık
problemini tedavi etmede başarı sağlar.
Medikal masaj nasıl yapılır?
Medikal masaj göğüs ve sırt bölgesi
dışında dış yüzeylerden merkeze
doğru uygulanır. Medikal masaj
Böbrek taşından
korunmak için
Portakal
suyu ve
limonata
I
B
B
I
T
J
A
S
MA
muhakkak uzman kişiler tarafından
yapılmalıdır. Her kas grubu ele alınarak uygulanan medikal masajda
büyük dolaşım sistemi esas alınmaktadır. Hareketler yumuşak ve akıcıdır.
Medicine Hospital doktorlarından Opr.
Dr. Mustafa Gürkan Yenice, yaz aylarında
artan böbrek taşı problemlerinden
limonata ve portakal suyu tüketilerek korunulabileceğini söyledi
Medicine Hospital doktorlarından
Opr. Dr. Mustafa Gürkan Yenice,
toplumun yüzde 15’inde görülmekte olan
böbrek taşlarının modern diyetlere bağlı
olarak son dönemlerde özellikle çocuklarda ciddi artış gösterdiğini de kaydetti.
Kalsiyum oksalat veya ürik asit gibi
maddelerin idrardaki yoğunluğunun
normalden daha yüksek değerlere ulaşması sonucu böbrek taşlarının oluşmaya
başladığını kaydeden Yenice, "Bu mineral
ve tuzların yoğunlaşıp kristalleşmesi ve
birbirine yapışmasıyla böbrek taşları
oluşmaktadır. Taşlar idrar kanallarından
aşağıya doğru hareket ederek
vücuttan atılabilir. Fakat
idrar kanalı boyunca
herhangi bir yerde
takılarak idrar
akışını engelleyen taşlar
genellikle korkulan, şiddetli tipik
böbrek ağrısına
Masaj vücuda etki edecek şekilde ve
tonda uygulanmaktadır. Kronik
ağrılar ve yorgunluklar için kullanılan
medikal masaj kas ve hareket sistemine büyük etki eder.
yol açar." diye konuştu.
Böbrek taşlarından korunmada
beslenmenin rolünün büyük önem arz
ettiğini kaydeden operatör doktor, özellikle yaz aylarında aşırı çay ve kahve
tüketimi, az su tüketilmesi, tuzun fazla
tüketilmesi, oksalattan zengin sebzelerin
ve hayvansal kaynaklı proteinin fazla
alınmasının risk artıran faktörler
olduğunu belirtti. Sebzelerin haşlanıp,
suyu süzüldükten sonra pişirilmesini ve
tüketilirken yanında kalsiyum kaynağının
bulunmasını (yoğurt, peynir, süt gibi)
öneren Gürkan Yenice, "Yaz aylarının
vazgeçilmez içeceği limonata ve portakal
suyu önerilen içecekler arasındadır. Taş
oluşumunu etkileyen oksalattan zengin
yağlı tohumlardan fındık, yer fıstığı,
badem gibi yiyeceklerin azaltılması,
kakao ve kakaolu içecekler ile kolanın az
tüketilmesi önemlidir. Yaz aylarında terlemeye bağlı olarak sıvı ihtiyacının artacağı göz önüne alınarak günlük su
tüketiminin en az 2-2, 5 litre (yaklaşık 810 bardak su) olarak ayarlanması ve alınan tuz miktarının kısıtlanması böbrek
taşlarından korunmada dikkat edilmesi
gereken önemli faktörlerdir." ifadelerini
kullandı.
11
İDRAR KAÇIRMAK
KADER DEĞİL
HASTALIKTIR
TEDAVİ EDİLEBİLİR
Oysa idrar kaçırma kader değil, çözümü
olan bir hastalıktır. Bugün tedavide son
derece yüz güldürücü sonuçlar
almaktayız. İdrar kaçırma şikayetleriniz
başladıysa bir an önce hekime gidip,
zamanında tedavi olun.
İdrar kaçırma, dünyanın
her tarafında, normal
doğum yapmış kadınların
yaklaşık % 25 ila 30'unda
görülür. Yaklaşık üç
doğum yapmış kadından
birisinde az ya da çok idrar
kaçırma görülür. Bir başka
deyişle, 3-4 kadından
birinde rastlanıyor ki bu da
Opr. Dr. Mustafa
çok
yüksek bir rakam.
Gürkan Yenice
Ancak bu sıklığa rağmen
hastaların çok az bir kısmı
doktora müracaat ediyor, çünkü utanıyorlar. Bunu kader
olarak kabul ediyor, normal doğumun, menopozun ve
yaşlılığın doğal bir sonucu olduğuna, bu sorunla birlikte
yaşaması gerektiğine kendilerini inandırıyorlar.
Oysa idrar kaçırma kader değil, çözümü olan bir
hastalıktır. Bugün tedavide son derece yüz güldürücü
sonuçlar almaktayız. Özellikle hasta erken gelirse, tedavi
şansı ve başarı oranı çok yüksektir. O nedenle diyoruz ki,
Ne olur idrar kaçırma şikayetleriniz başladıysa bir an
önce hekime gidip, zamanında tedavi olun.
Çünkü erken dönemde gelirlerse, bazı ilaçlar ve bazı
egzersizlerle, ameliyata bile gerek kalmadan tedavi
edilebilir. Ama gecikirlerse hem idrar torbasında
bozukluk ve sarkmalar, hem de sinir sistemindeki
sorunlar daha da artar. O yüzden erken tedavi çok
önemli.
Hastalığın tedavisinde önemli olan idrar kaçırmanın
hangi tip olduğunu belirlemektir. Tipini belirledikten
sonra, tedavi yöntemine karar verilir. Sinir sistemine
bağlı olanların tedavisi tıbbi, doğumdan kaynaklı
sarkmalara bağlı olanların tedavisi ise ameliyattır. Eğer
hastalık erken teşhis edilmişse, ilaç tedavisiyle birlikte,
'idrar torbası günlüğü' dediğimiz işeme programı ve bir
de perine bölgesi egzersizleri verilir. Bunların üçünü
yaptığımızda % 60-70 oranında hastalar toparlanır,
adaleler güçlendiği için idrar torbasını kasarak yukarı
kaldırır ve idrar kaçışını önler. Ameliyata gerek kalmaz.
İlerleyen Yaş: Menapoz oluşunca yaşın ilerlemesiyle
östrojen hormonunun azalması leğen kemiği içindeki
mesane ve rahmi yerinde tutan destek dokular
zayıflamakta ve idrar kaçırma, (üriner inkontinans)
artmaktadır.
Doğum: Fazla sayıda doğum, iri bebek, doğumda
vakum kullanılması gibi sebepler idrar kaçıran
kadınlarda sıklıkla mevcuttur.
Fazla kilolu olmak-Obezite: Aşırı kilolularda karın içi
basınç artmakta ve idrar kaçırma daha sık olmaktadır.
Kalıtımsal Sebepler: Bazı kadınların destek dokuları ve
bağları doğumlarından itibaren zayıftır ve idrar
kaçırmaya yatkındırlar.
Kabızlık: Ikınma destek dokuları zayıflatmaktadır.
Kronik Hastalıklar: Astım, bronşit, diyabet, kas
hastalıkları ve omurganın kaza sonucu travması risk
faktörüdür.
İdrar kaçırma hastalık değil, bir bulgudur. Bu bulgu,
altta yatan ve muhtemelen tedavi edilebilir bir hastalığı
gösterir. Yapılacak kapsamlı bir değerlendirme ile idrar
kaçırmanızın ardında hangi sorun veya hastalığın
olduğu belirlenmelidir.
İdrar kaçıran bir kadına, tüm testler yapılarak
sorunun nedeni ortaya konmalıdır. Tedavi bu
aşamadan sonra planlanmalıdır. Tedaviyle
kadınlarımızın eve kapanmasına, toplumdan
kopmasına ve yalnızlaşmasına neden olan
idrar kaçırma problemini çözebiliyoruz.
İdrar kaçırma tanısında ilk adım, tam
bir tıbbi muayenedir. Eksiksiz bir muayene
idrar kaçırma sorununuz hakkında
ipuçları verir.
Doktorunuz, idrar yolu enfeksiyonu
ve kabızlık gibi idrar kaçırma
nedenlerini araştırır. Yapılacak testlerle
de sorunun nedeni tam olarak ortaya
konabilir.
İdrar kaçırma bunların
hiçbirinden kaynaklanmıyorsa,
hasta öksürünce, hapşırınca,
ağır bir şey kaldırınca,
gülünce idrar kaçırıyorsa,
idrar torbasında da sarkma
varsa, tedavisi ameliyattır.
Ameliyatı ya karından
yapılır ya da küçük bir
kesi ile vajinal bölgeden
idrar torbasının boynunu
kalça kemiğinin iç
yüzüne asılır. Kısa, on
dakikalık bir ameliyattır. Bu
ameliyatla hastaların % 95'e
yakınında olumlu sonuç
alınabilmektedir.
10
Dakikada
Yepyeni
Bir Hayat
Eğer geç kalındığıysa
en önemli şey,
öncelikle sinir
sisteminde bir sorun
olup olmadığını tespit
etmektir. Hastada,
mesanenin sinirsel
uyarısına bağlı oluşan
bir idrar kaçırma mı var
ona bakılır. Sinirsel
idrar kaçırma olan
hasta, oturmuştur,
misafiri vardır ve
birden idrar yapma
isteği gelir. Bu türler
genellikle sinirsel
bozukluğa bağlıdır. İşte
o zaman acaba
beyinde, omurilikte bir
bozukluk, Parkinson,
MS, Alzheimer var
mıdır ya da şeker
hastalığının yan etkisi
midir, sinirlerde
hasar var mıdır
bunlar
değerlendirilir.
Bunlara
bağlıysa,
tedavisi
özellikle,
ilaç,
egzersiz
ve fizik
tedaviyle
yapılır.
12
KİLO VERMEDE
Sendromu
Dyt. H. Gamze Karslı
Çabuk zayıflatan bir zayıflama diyeti
ile başarıyla kilo verip, fakat diyeti
bıraktıktan sonra tekrar kilo almaya
başladıysanız, gar dolabınızdaki
kıyafetler 34 bedenden 42 bedene
kadar geniş bir yelpazede ise, artık
yoğun egzersizlerde zayıflama
konusunda size yardımcı olamıyorsa;
sizde YO-YO döngüsüne takılmış
olabilirsiniz…
Yo-Yo Sendromu Nedir?
Çok sık ve yanlış tarzda yapılan diyetlerle
hızla verilen kilolar, hızla geri alınıyor. Hızla
kilo verip, diyeti bırakınca geri almaya “yo-yo
sendromu” denir. Bu süreçte kilolar da tıpkı
oyuncak yo-yo gibi bir gidip bir gelir, diyet
yapan bireylerin bütün emekleri boşa gider
ve metabolizma ne yazık ki deforme olur.
Çünkü aç kalarak yapılan diyetlerin ardından
kilo kaybının hızlı bir şekilde gerçekleştiğini
ve bu diyetlerin süresinin her zaman kısa
olduğunu hepimiz çok iyi biliyoruz artık.
Çünkü vücudumuz uzun süre aç kalmayı
reddeder, bir süre sonra otomatik kontrol
mekanizması devreye girerek
metabolizmanın minimumda çalışmasını
sağlar. Hızla kaybedilen 3-5 kilodan sonra
tartıda bir değişiklik görülmediği için
motivasyon düşer, moral bozukluğu ile açlık
birleşir ve yemeye devam ederiz. Sonrasında
yavaşlayan metabolizma ile hızla kilo alımı
gerçekleşir. Bu kısır bir döngüdür. Her bir
diyet süreci bir öncekine göre daha zor
geçer, kilo probleminiz büyür ve ideal
kilonuzdan gitgide uzaklaşırsınız.
Nedenleri Nelerdir?
● Aşırı yemek yeme ataklarının periyodik
olarak tekrarlanması
● Sürekli kilo vermek amaçlı diyet uygulama
● Kendi sosyal yaşamına uymayan diyetleri
kilo verme pahasına devam ettirme
● Egzersizi sadece diyet süresince yapma ve
diyet bitiminde tamamen bırakma
● Zayıflama ilacı kullanımı
● Diüretik kullanma
Yo-Yo Sendromunda Nasıl Bir Tedavi İzlenmelidir?
Yo-yo sendromu sonrasında uygulanacak diyetin başarısı, hiç diyet yapmamış bir kişiye
uygulanan diyet programına göre daha ZORDUR. Bu kişilere uygulanacak diyet tedavisinin
başlıca amacı, vücut ağırlığını istenilen düzeye indirmek, kişinin besin öğesi gereksinimlerini
yeterli ve dengeli oranda karşılamak, yanlış beslenme alışkanlıklarını ortadan kaldırmak, sürekli
kilo kontrolünü sağlamak ve uygulanan diyet programını bir yaşam tarzı haline getirmektir.
Sonrasında ise ulaşılan ideal ağırlığı kalıcı kılabilmek adına en az bir yıl bu kilo değerinin
korunması gerekmektedir.
● Diyet kampları
● Psikolojik durum değişiklikleri
● Akapunktur ile sıkı diyetler
● Toplu şişmanlık tedavileri
Yo-Yo Sendromunun
olumsuz sonuçları nelerdir?
Vücudumuz her duruma adapte olmaya
programlanmıştır. Fakat açlığa olan
adaptasyonu tokluk durumu
adaptasyonundan çok daha güçlüdür.
Vücudunuzu aç bıraktığınızda veya
yediklerinizi çok fazla kısıtladığınızda, vücut
yaşamını sürdürmek için kendisine gerekli
olan enerjiyi azaltmaya başlar. Metabolik hız
adı verilen bu enerji ne kadar azalırsa ileri
dönemlerde kilo vermek o kadar
zorlaşmaktadır. Hızlı kilo verdiren diyetlerin
önerilmemesi oluşturdukları bu olumsuz
etkiye bağlıdır. Çevrenize baktığınızda da,
yarı açlık diyetleri ile hızla zayıflayıp bir daha
kilo alan ve aldığı kiloları bir dahaki açlık
diyetinde vermeyi başaramayan birçok
insan görmeniz mümkündür. Buna
ekranlarda seyrettiğimiz sanatçıların bir kaçı
da dâhildir.
Alınan verilen bu kilolar metabolizmayı
yavaşlattığı gibi yağ dokusunun artmasına ve
bireylerde psikolojik etkilenmelere de sebep
olmaktadır. Bilinçsiz ilaç kullanımı sırasında;
metabolizma hızlanır, kalp ritminde artış olur,
sık dışkılama oluşur, terleme artar, kan
basıncı yükselir, adet düzensizliği görülür ve
sinirlilik, anksiyete gibi psikolojik durum
bozuklukları oluşur. Hiçbir ilacın bire bir
uzun süre kullanımına ilişkin çalışma ya da
veri yoktur.
Ayrıca laksatif ya da diüretik kullanımı
hiçbir zaman kilo verme amaçlı olmamalıdır.
Bu ilaçlar vücutta sadece su kaybı yaratır. Yağ
eritmez, kilo verdirmez. Uzun süre
kullanımında da bağırsaklar bu bileşiklere
cevapsız hale gelmektedir. Bilinçsiz kullanımı
potasyum düzeyinde düşmelere ve kalp ritim
bozukluna sebep olmaktadır.
13
Kalp Damar Cerrahi Merkezimizde başarılı bir operasyon
Kasıktan
damar
değiştirme
yöntemi
uygulandı
Medicine Hospital Kalp ve
Damar Cerrahisi Uzmanı Doç. Dr.
Batuhan Özay
Akut ve kronik aort
disseksiyonlarında ve aort
anevrizmalarında hastayı
ameliyat riskinden kurtaran
EVAR ve TAVAR yöntemi
Medicine Hospital ‘da yapılmaya
başlandı. EVAR ve TEVAR
uygulaması Medicine Hospital
Kalp ve Damar Cerrahisi
Uzmanı Doç. Dr. Batuhan Özay,
ve Doç Dr. Mahmut Çakmak
tarafından iki hasta üzerinde
başarıyla yapıldı ve sağlıklarına
kavuştular.
Ülkemizde 5 yıldan beri
uygulanan yöntem hakkında
Medicine Hospital Kalp ve
Damar Cerrahisi Uzmanı Doç.
Dr. Batuhan Özay şunları
söyledi.
Endovasküler tedavi
yönteminde karın ve göğüs
bölgesinde damarlarda oluşan
baloncukların kasıklardan
kateterle ilerletilen stentle tamir
edilmesi yöntemine tıp dilinde
EVAR-TEVAR ameliyat yöntemi
denir. Bu tedavi işlemleri kasık
seviyesinden yapılan küçük bir
kesi ile yapılmaktadır. İşlem
sonrası 1 gün yoğun bakımda
takip edilen hastalar 2 gün sonra
taburcu olacak hale gelmektedir.
Hastanın konforu, hastanede
yatış süresinin kısalığı ve başarı
oranındaki yükseklik bu
yöntemi daha da cazip
kılmaktadır. Şu anda daha çok ek
hastalıkları nedeniyle cerrahi
müdahale riski yüksek olan
hastalarda uygulanıyor olmakla
birlikte, sağlık güvencesi
kapsamında ödenmeye
başlamasıyla giderek EVAR ve
TAVAR uygulanması da
artmaktadır.
EVAR- TAVAR Nedir?
" EVAR (EndoVascular Aneurysma Repair) damar içerisinden
girerek balonlaşmış, yırtılmış veya patlamış olan damarın stentli
greftle tamir edilme yöntemidir. Bu yöntemin göğüs kafesi
seviyesindeki aort segmentine olan uygulamasına ise TEVAR (
Thoracic EndoVascular Aneurysma Repair) adı verilmektedir.
14
10 SORUDA
SAÇ EKİMİ
İşlem ne
kadar sürer?
Saç ekimi yapılacak bölgenin büyüklüğü, cilt ve saç yapısı, uygulanacak
tekniğe bağlı olarak değişmekle birlikte,
yaklaşık olarak 4–6 saat arası süren bir
işlemdir.
Ağrı ya da acı
hisseder miyim?
Saç ekimi operasyonu lokal anestezi
altında gerçekleştirilip kesinlikle ağrı ya
da acı hissedilmeyen bir işlemdir.
Hangi tekniği
öneriyorsunuz?
Kullanılacak tekniği biz değil, sizin
saçlarınızın ve cildinizin yapısı belirleyip doğru tekniğin uygulanması çok
önemlidir. Öngörüşme esnasında
yapılacak teknik ve neden o tekniğin
seçildiği detaylı bir şekilde anlatılıp
karar verilir.
Ekilen saçlar
kesinlikle çıkar mı?
Evet çıkar. Greftlerin (saç kümesi)
hazırlanması, bekletildiği koşullar ve
doğru tekniğin uygulanması sonucu
direkt etkileyen faktörler olup, yerine
getirildiği takdirde sonuç %100
başarılıdır.
1
2
Saçlarındaki
dökülmeden
şikayet eden kişiler
en etkili çözüm
olarak saç ekimini
tercih ediyor. Bu
yöntemi
uygulamayı
düşünenlerin önce
uzman görüşlerini
okumasında fayda
var. Medicine
Hospital Saç Ekim
Koordinatörü
Görkem Vural Uz
FUE yöntemi ile
saç ekme
işleminde akılda
kalan soruları
yanıtladı.
3
4
Ne zaman dışarı
çıkabilirim?
Operasyondan sonra dışarıya çıkmanızı engelleyecek bir durum yoktur.
İlk 2–3 gün minik minik pembe noktacıklar görülüp, yavaş yavaş solmaya
başlayarak bir hafta içinde normal haline dönüp dışarıya çıkmanızı engelleyecek bir durum teşkil etmez.
Ne zaman banyo yapabilirim?
Operasyon sonrası dikkat etmem
gereken şeyler nelerdir?
Bu bilgiler öngörüşme esnasında aklınızda en ufak soru işareti kalmayacak
şekilde anlatılacaktır.
Ekilen saçlar
ne zaman çıkar?
Operasyon tarihinden 3 ay sonra
küçük küçük görünmeye başlayıp,
yaklaşık 6 ay içinde normal uzunluğuna erişir.
Ekilen saçlar ileriki tarihlerde
dökülür mü?
Hayır dökülmez. Çünkü ekilen saçlar
dökülmemeye kodlanmış bölgeden
alınıp, bu özelliğini yeni ekilen bölgede
de devam ettirir.
Saç ekimi yaptırdığım
belli olur mu?
Uygun teknikle doğal bir şekilde ekilmiş saçlar kesinlikle belli olmaz.
Bunun için operasyonu yapacak ekibin
deneyimli olması çok önemlidir.
Çünkü uygulanacak ekimin şekli
kişinin cilt ve saç yapısına, ekim
yapılacak bölgeye göre değişip, her biri
teker teker değerlendirilmelidir
Fiyatı ne
kadardır?
Fiyat verilebilmesi için cildinizin yapısı,
saçınızın yapısı, uygulanacak teknik ve
ekim yapılacak bölgenin büyüklüğünün değerlendirilmesi gerekir.
Bunun için ücretsiz olan öngörüşme
randevunuzu alarak, uzmanımızdan
daha sağlıklı bilgi edinebilirsiniz
5
6
7
8
9
10
hayat sağlıkla güzel...
444 0 205
GÜNEŞLİ
PENDİK
www.medicinehospital.com.tr
KOSOVA
Download

Bülten 2 - Medicine Hospital