Bilim Kurgu’nun “Şimdiki Zaman” Hali
Yrd. Doç. Dr. Özlem Şahin Soy
Atılım Üniversitesi, Fen Edebiyat Fakültesi
Bilgi teknolojisi ve “sibernetik”in en azından popüler ürünler gözönüne alındığında
çağdaş tekno-bilime hakim olduğu görülmektedir. Bu alanlarda özellikle II. Dünya Savaşı
sonrasında muazzam bir gelişme gözlenmiştir. Bilgi teknolojisi sosyal, kültürel, politik ve
ekonomik ilişkileri küresel ölçüde her geçen gün biraz daha fazla etkisi altına almakta,
uygulamaları ve geliştirdiği tanımlarla yer-zaman mefhumlarının anlaşılma şeklini, “bireyöteki” ya da “insan-makine” gibi “ikili karşıtlık”ların tanımlarını değiştirmektedir. Jenny
Wolmark “Cyberculture” başlıklı makalesinde “siberkültür”, “siberteori” ve “siberuzay”
kavramlarını bu açıdan incelemeye başlamış ve zaman kavramının doğrusal (linear) bir
gelişme olarak algılanmasının sona ermesiyle, post-modern kültürün sadece bir tarihe sahip
olma duygusunu kaybetmediğini, aynı zamanda geleceğin de gittikçe güçlenen bilim-kurgusal
bir şimdiye dönüştüğünü öne sürmektedir. Ancak, post-modern kültür şartlarının ortaya
çıkardığı bakış açısıyla birlikte bilgi teknolojisi ve bio-teknolojinin gelişimi, “gerçek-sanal”,
“insan-yapay”, “birey-öteki” ilişkilerinin yeniden gözden geçirilmesini sağlamıştır. İnsan
vücudu ile teknoloji arasındaki ilişki yeniden tanımlanmaya başlanınca, insan olmanın anlamı,
bu konuda üretilmiş olan söylemler yeniden sorgulanmaya ve tartışılmaya başlanmıştır. Bu
konudaki tartışmalar geçtiğimiz yüzyılın sonuna doğru ani bir artış göstermiş, bu da çeşitli
alanlar arasındaki sınırların muğlaklaşmasına, ardından da post-modern kuram tartışmaları
altında bu tür konuların irdelendiği “siber-teori”adı verilen yeni bir eleştiri kuramının
doğmasına neden olmuştur.
Siber-teori sosyal bilimler içerisinde, post-modern eleştiri kuramından beslenerek,
akademik-bilimsel alanlar arasındaki sınırların çöküşünü ve yerleşik anlamların sarsılmasını
kendine konu ederek gelişmeye başlamıştır. Bununla birlikte, tekno-bilim’in ortaya çıkışında
da
gözlendiği gibi Aydınlanma Çağı’nın “büyük anlatı”larının (grand narratives)
sorgulanmaya başlanması, birtakım akademik ve bilimsel alanların birbiriyle karışmasına ve
ortak bir alanda çalışmalar yapılmasına neden olmuştur. Bu bağlamda, daha açık bir şekilde
tanımlamak gerekirse, siber-teori çeşitli kuramsal ve eleştirel söylemlerin birbirleriyle
ilişkilerinden doğmuştur denilebilir. Bu etkileşim 2000 yılında Bell ve Kennedy tarafından
yazılan The Cybercultures Reader’da da açıkça görülmektedir. Kısacası, genel olarak siberteori insan vücudu ve teknoloji arasındaki ilişkiyi “farklılık” - “ötekilik" kavramlarını gözardı
etmeyecek şekilde kimlik konusuyla ilişkilendirerek inceler.
William Gibson ve Bruce Sterling 20. yüzyılın sonunda Neuromancer, Mona Lisa
Overdrive, Count Zero, The Artificial Kid, Schismatrix
ve The Difference Engine gibi
eserleriyle bilim-kurgu edebi türü ve bu türe kısmen karşı çıkarak gelişmiş olan “Yeni Dalga”
akımının ikinci kuşağı olarak anılan “Yeni Yeni Dalga” akımına dahil yazarlardır. Bu akımın
merkezinde hem bu türde eserler veren hem de türü tanımlama, savunma sorumluluklarını
üstlenen beş yazar bulunmaktadır: Bruce Sterling, William Gibson, Rudy Rucker, Lewis
Shiner ve John Shirley. Siberpunk terimi yerleşmeden önce bu grup “Neuromantics”, “the
Mirrorshades Group”, ve “the Movement” gibi isimlerle anılmışlardır. Eserleri “siberpunk”
edebi akımının örnekleri olarak görülen yazarlar temel olarak bireyin geleceğin teknolojisiyle
yaşadığı sorunları, mücadeleyi konu etmektedirler. Geçmişte görülen bilim-kurgu eserlerinde
genellikle teknoloji toplumla iç içe, hatta onun hizmetindeyken, Gibson’ın ve Sterling’in
eserlerinde teknoloji, karakterlerin hem bütünleştikleri bir durum, hem de içine düştükleri
olumsuz durumların temel kaynağı ve hatta problemin ta kendisidir. Bu nedenle Gibson ve
Sterling gibi “siberpunk” yazarları daha çok teknolojinin getirdiği olumsuzluklar ve sorunlar
üzerinde duran kişiler olarak görülmektedirler. Örneğin, Gibson Neuromancer’da sinir sistemi
tahrip edilerek şantaj yapılan ana karakter Case’in yapay zekâlarla mücadelesini işlemektedir.
Sterling’in Schismatrix isimli eserinde ise 23. yüzyılda genetik ve psikolojiyle uğraşan
“Shapers” ve bilgisayar ve protez uzuvlarla uğraşan “Mechanists” olarak iki gruba ayrılan
insanlar parlak bir diplomat olan Abelard Lindsay’in bakış açısından anlatılmakta, bu anlatım
sırasında tarih defalarca yeniden şekillendirilmektedir. Benzer şekilde Mona Lisa Overdrive,
ve Count Zero, The Artificial Kid, ve The Difference Engine’de de teknolojinin gelişimiyle
ortaya çıkan genetik mühendislikteki gelişmeler, organ nakli, insan vücudunun protezler
vasıtasıyla makinelerle birleşimi, bilgisayar ağları, bu ağlar aracılığıyla mümkün olan bilginin
ve daha da önemlisi bunun getirdiği gücün kontrolüne sahip olma, kimyasal silahlar yüzünden
türlerin yok olduğu bir dünya, terörizm, “hacker” tabiriyle anılan bilgisayar korsanları, siber
uzay, yapay zekâ, ve sibernetik (güdümbilim) gibi konular ele alınmaktadır. Siberpunk bilim
kurgu türünün “Steampunk”, “Clockpunk”, “Dieselpunk”, “Mythpunk”, “Nowpunk”, ve
“Splatterpunk” gibi benzer temaların farklı biçimlerde işlendiği diğer alttürlere önderlik ettiği
görülmektedir.
Her ne kadar teknolojinin bir tehlike olarak algılanması siyaset gündemini son
günlerde meşgul eden bir konu ise de, 1980’lerden bu yana hızlı bir gelişim gösteren, ve
sosyal bilimlerin çeşitli alanlarında çalışmalara konu olan siberpunk kültürü ve edebiyatının,
bu konu dahilinde teknoloji ve insan ilişkileri, makine-insan vücudu, beyin ve vücudun
istilası, sanal dünya, insanın sanal dünyadaki hareketi, bilgiye sahip olmanın getirdiği güç ve
bilginin teknoloji vasıtasıyla kontrolü, yapay zeka, sibernetik, genetik mühendisliğin insan
yaşamını değiştirmesi gibi konular bu bağlamda çok daha geniş araştırmalara konu olmuştur.
Bu nedenle de siberpunk edebiyatının öngörüleri, yani 1980’lerin 2020’ler ile ilgili düşlemi
farklı bir gözle değerlendirilmeli ve günümüzde siber dünya tehlike olarak görülmek yerine
bu eserlerde de görüldüğü gibi kullanım şekline göre güç kaynağı olarak algılanmalıdır.
KAYNAKÇA

Bell, David ve Barbara, M. Kennedy, The Cybercultures Reader, Londra,
Routledge, 2000.

Featherstone, Mike ve Roger Burrows (Ed.), Cyberspace/Cyberbodies/Cyberpunk:
Gibson, William, Neuromancer, New York, Ace Books, 1984.

Wolmark, Jenny, “Cyberculture”, A Concise Companion to Feminist Theory, Mary
Eagleton (Ed.). Malden, Blackwell Publishing, 2003.

Sterling, Bruce, Schismatrix Plus, New York: Acebooks, 1995.

Sterling, Bruce (Ed.), Mirrorshades: The Cyberpunk Anthology, New York:
Acebooks, 1996.
Download

Dosyayı İndir - Atılım Üniversitesi Açık Erişim Sistemi