YENİ YÜZYIL ÜNİVERSİTESİ
SAĞLIK BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ
6331 SAYILI İŞ SAĞLIĞI ve GÜVENLİĞİ
KANUNU KAPSAMINDA GIDA SEKTÖRÜNÜN
DEĞERLENDİRİLMESİ
Bitirme Projesi
Nusret KOÇ
131101146
Bölüm: İş Sağlığı ve Güvenliği
Danışman
Prof. Dr. Yıldız TÜMERDEM
Şubat 2014
YENİ YÜZYIL ÜNİVERSİTESİ
SAĞLIK BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ
6331 SAYILI İŞ SAĞLIĞI ve GÜVENLİĞİ
KANUNU KAPSAMINDA GIDA SEKTÖRÜNÜN
DEĞERLENDİRİLMESİ
Bitirme Projesi
Nusret KOÇ
131101146
Bölüm: İş Sağlığı ve Güvenliği
Danışman
Prof. Dr. Yıldız TÜMERDEM
Şubat 2014
I
Özgünlük Bildirisi
1-Bu çalışmada, değişik kaynaklardan alınan tüm alıntıların, ilgili kaynaklar
referans gösterilerek açıkça belirtildiğini,
2-Değişik kaynaklardan alınan alıntıların dışındaki bölümlerin, özellikle projenin
ana konusunu oluşturan inceleme, fotoğraflama, teorik çalışmalar ve yazılım/donanımın
tarafımdan yapıldığını,
bildiririm.
İstanbul, 2014
Nusret KOÇ
II
6331 SAYILI İŞ SAĞLIĞI ve GÜVENLİĞİ
KANUNU KAPSAMINDA GIDA SEKTÖRÜNÜN
DEĞERLENDİRİLMESİ
(ÖZET)
İnsanların en temel ihtiyaçlarından birisi beslenme ihtiyacı olup, artan nüfus,
gelişen sanayi ve değişen hayat koşulları gibi etkenler hazır gıda talebini ve tüketimini
hızla arttırmaktadır. Gıda ürünleri imalat sektörü, ticari hacmi düşünülecek olursa bugün
dünyadaki en büyük sektörlerden birisidir. Geniş bir yelpazeye sahip olan gıda sanayi, alt
dalları açısından birbirinden farklı özellikler taşıyan sektörleri barındırmaktadır.1
Ülkemizde uygulanmakta olan mevzuatta gıda maddesi; “Tütün ve sadece
ilaç olarak kullanılanlar hariç olmak üzere, içkiler ve sakızlar ile hazırlama ve işleme
gereği kullanılan maddeler dahil, insanlar tarafından yenilen ve/veya içilen ham, yarı
mamul veya mamul her türlü madde” olarak tanımlanmıştır. Benzer şekilde gıda sanayi ise,
“Gıda maddelerinin hammaddeden başlayarak; depolama, tasnif, işleme, değerlendirme,
dayanıklı hale getirme, ambalajlama işlerinden bir veya birkaçının yapıldığı ve gıda
maddelerinin satış yerlerine gönderilmek üzere depolandığı tesisler ile bu tesislerin
tamamlayıcısı sayılacak yerlerin tamamını”2 kapsamaktadır.
Gıda ürünleri imalatı sektöründe çok sayıda çalışan olması ve iş kazalarının da
yoğun olarak yaşandığı bir sektör olması nedeniyle gıda ürünleri imalatı sektörünün iş
sağlığı ve güvenliği yönünden özel olarak ele alınması gerektiği sonucuna varılmış ve bu
etüd çalışması hazırlanmıştır.
Ülkemiz, iş sağlığı ve güvenliği alanında önemli değişimlerin ve gelişmelerin
yaşandığı bir süreçten geçmektedir. Bu dönemde, Avrupa Birliğinin iş sağlığı ve güvenliği
konusundaki kapsamlı mevzuatının uyumlaştırılması, bu mevzuatın getirdiği risk
değerlendirmesine dayalı önleyici yaklaşım ve sürekli iyileşme anlayışının çalışma
hayatına yerleştirilmesi için çalışmalar yapılmaktadır.
Bu bitirme projesi ile, 6331 sayılı iş sağlığı ve güvenliği kanunu kapsamında Gıda
sektörünün yaşadığı sıkıntıların değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Proje 4 ana bölümden
oluşmaktadır.
1
1
Dokuzuncu Kalkınma Planı (2007-2013) Gıda Sanayii Özel İhtisas Komisyonu Raporu, Sayfa-1
Üretimi, Tüketimi Ve Denetlenmesine Dair Kanun Hükmünde Kararnamenin
2 Gıdaların
III
NO. 6331 OCCUPATIONAL HEALTH AND
SAFETY EVALUATION OF LAW UNDER THE
FOOD INDUSTRY
(ABSTRACT)
One of the most basic needs of people who need feeding and growing population ,
booming industry and the changing conditions of life factors such as demand and
consumption of prepared foods is increasing rapidly . Food products manufacturing sector,
trade volume will be considered if it is one of the largest industries in the world today .
Having a wide range of food industry, sub-branches that are different from each other are
hosting industry .
In our country, being implemented legislation foodstuffs ; "Tobacco and only used
as a medicine except for those , drinks and chewing gum with the preparation and
processing required ingredients used , including by people renewed and / or smoked raw,
semi -finished or finished any substance is defined as" . Similarly, the food industry , the "
foodstuffs starting from raw materials storage, sorting, processing, evaluation , resistant ,
making packaging from work one or more has been done and food items outlets to be sent
to storage facilities where such facilities are complementary to the numbers of the places
the entire" two covers .
Food products manufacturing sector employs a large number being and workrelated accidents also characterized by intense industry because food production sector
occupational health and safety in terms of specifically need to be addressed concluded and
this survey work has been prepared.
Turkey is currently in process of undergoing significant changes and developments
with regards to occupational health and safety. During the current period, activities are
being conducted to comprehensively harmonize the existing regulations with the European
Union (EU) regulation on occupational health and safety, and also to ensure that these EU
regulations’ approach based on prevention and continuous improvement becomes integral
to occupational life in Turkey.
With this final project, No. 6331 covered by occupational health and safety
legislation to the distress of the food sector is to evaluate. The project consists of four main
sections.
I
İÇİNDEKİLER
Özgünlük Bildirisi………………………………………………………………….I
6331 Sayılı İş Sağlığı Ve Güvenliği Kanunu Kapsamında Gıda Sektörünün
Değerlendirilmesi (Özet)…………………………………………………………..II
No. 6331 Occupational Health And Safety Evaluation Of Law Under The Food
Industry (Abstract)………………………………………………………………...III
1. BÖLÜM: İŞ SAĞLIĞI VE GÜVENLİĞİNE GENEL BAKIŞ……………… 1
1.GİRİŞ………………………………………………………………………… 1
1.1.1.İş Sağlığı ve İş Güvenliği Tanımı………………………………………… 1
1.1.2.İş Kazası Tanımları……………………………………………………….. 1
1.1.2.1.Uluslararası Çalışma Örgütüne ( ILO)Göre……………………………. 1
1.1.2.2.Dünya Sağlık Örgütüne (Who) Göre İse……………………………….. 1
1.2.Kaza Zinciri………………………………………………………………… 2
1.2.1.İnsanın Tabiat Şartları Karşısında Zayıflığı……………………………… 2
1.2.2.Kişisel Kusurlar…………………………………………………………... 2
1.2.3. Tehlikeli Hareket-Tehlikeli Durum ……………………………………... 2
1.2.4.Kaza Olayı ……………………………………………………………….. 2
1.2.5. Yaralanma (Zarar Veya Hasar) ………………………………………….. 2
1.3. İş Güvenliği Temel Prensipleri…………………………………………….. 3
1.3.1.Tehlikeli Hareket Ve Tehlikeli Durumların Önlenmesi …………………. 3
1.3.1.1. Tehlikeli Hareketler…………………………………………………..
4
1.3.1.2. Tehlikeli Durumlar……………………………………………………
4
1.3.2.Tehlikeli Hareketlerin Nedenleri………………………………………… 5
1.3.3.Kazalardan Korunma Metodu…………………………………………… 5
1.3.3.1.Mühendislik Ve Revizyon……………………………………………… 5
1.3.3.2.İkna Ve Teşvik………………………………………………………….. 6
1.3.3.3.Ergonomiden Yararlanma……………………………………………..
6
1.3.3.4.Disiplin Kuralları………………………………………………………. 6
1.4.Güvenlik Kültürü…………………………………………………………… 7
1.4.1. İş Sağlığı ve Güvenliğinin Temel Prensipleri……………………………. 14
1.4.1.1.Kuralların Uygulanması………………………………………………… 16
1.5. 6331 Sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanununun Getirdikleri…………….. 18
1.5.1.Kanunun Amacı………………………………………………………….
18
1.5.2.Kanunun Kapsam ve İstisnaları…………………………………………
1.5.3.İşverenin Genel Yükümlülükleri………………………………………….
18
18
1.5.4. İş Güvenliği Uzmanı, İşyeri Hekimi ve Diğer Sağlık personeli
bulundurma yükümlüğü………………………………………………………… 19
1.5.5. İş Sağlığı ve Güvenliği Hizmetlerinin desteklenmesi……………………
20
1.5.6. Tehlike sınıfları tebliği ile işyerlerinin sınıflandırılması…………………
20
1.5.6. İş Kazası ve Meslek Hastalıklarının Kayıt ve Bildirimi…………………
20
1.5.7.İş Kazası ve Meslek Hastalıklarının Kayıt ve Bildirimi………………….
20
1.5.8. Risk Değerlendirmesi Yapma veya Yaptırma Zorunluluğu……………...
21
1.5.9. Her işyeri için acil durum planı hazırlanması……………………………. 21
1.5.10. Çalışanların Çalışmaktan kaçınma hakkı……………………………….
21
1.5.11.Çalışanların Sağlık Gözetimi……………………………………………
21
1.5.12. Çalışanların Eğitimi ve Bilgilendirilmesi……………………………….
22
1.5.13.Çalışan Temsilcisi Kavramı……………………………………………... 22
1.5.14.Çalışanların Görüşlerinin alınması ve katılımlarının sağlanması………
22
1.5.15. Kanunun aşamalı olarak yürürlülük tarihleri……………………………
23
2.BÖLÜM: GIDA SEKTÖRÜ………………………………………………….
24
2.1.GİRİŞ………………………………………………………………………..
24
2.2. Sektörün Genel Durumu……………………………………………………
24
2.2.1.Sektörün Dünyadaki durumu…………………………………………….
24
2.2.2.Sektörün Türkiye’deki Durumu…………………………………………
2.2.3. Sektörün 2013-2023 Projeksiyonu……………………………………….
2.2.4. Gıda ve Gıda ile Temas Eden Madde ve Malzemeleri Üreten iş Kolları...
3.BÖLÜM: GIDA SEKTÖRÜNÜN 6331 SAYILI İŞ SAĞLIĞI VE
GÜVENLİĞİ KANUNU KAPSAMINDA DEĞERLENDİRİLMESİ…………
3.1. Gıda Sektörü Genel Bilgiler………………………………………………..
3.2. Gıda Ürünleri İmalat Sanayi Sektöründe Meydana Gelen İş Kazalarının
Ana Nedenleri Ve Sektöre Özel Riskler İle Alınması Gerekli Güvenlik
Önlemleri………………………………………………………………………..
3.2.1. Gıda Ürünleri İmalat Sanayi Sektöründe Meydana Gelen İş Kazalarının
Ana Nedenleri…………………………………………………………………..
3.2.1.1. Elle Taşıma İşlemleri Sırasında Meydana Gelen Kazalar……………..
3.2.1.2. Kayma ve Düşme Nedeniyle Meydana Gelen Kazalar………………...
3.2.1.3. Yüksekten Düşme Nedeniyle Meydana Gelen Kazalar………………...
3.2.1.4. Taşıt Kazaları…………………………………………………………...
3.2.1.5. Bir veya Birden Fazla Cismin Sıkıştırması, Ezmesi, Batması, Kesmesi
Nedeniyle Meydana Gelen Kazalar……………………………………………..
3.2.1.6. Gıda Ürünlerini İşleme Makinelerinin Sebep Olduğu Kazalar………...
3.2.1.6.1. Konveyör Bantları……………………………………………………
25
25
26
3.2.1.6.2. Paketleme Makineleri………………………………………………...
3.2.1.6.3. Kıyma – Öğütme İşlemlerinde Kullanılan Makineler………………..
3.1.6.4. Şerit Testereler - Kesici – Doğrayıcı Makineler………………………..
3.3. Gıda Ürünleri İmalat Sanayi Sektörüne Ait Özel Riskler İle Alınması
Gerekli Güvenlik Önlemleri…………………………………………………….
3.3.1.Gıda Sektöründe Toz Patlamalarının Önlenmesi İçin Alınması Gerekli
Tedbirler………………………………………………………………………...
3.3.2.Soğutulmuş ve Dondurulmuş Ürünlerin İmalatı Sırasında Alınması
Gerekli Tedbirler…………………………..……................................................
3.3.3.Bitkisel Yağ Üretimi Esnasında Oluşabilecek Yangın Risklerinin
Önlenmesi İçin Alınması Gerekli Tedbirler…………………………………….
3.4. Gıda Ürünleri İmalat Sanayi Sektöründe Görülen Meslek Hastalıkları……
3.4.1. Kas – İskelet Sistemi Rahatsızlıkları……………………………………..
3.4.2. Cilt Hastalıkları…………………………………………………………..
3.4.3. Gürültüye Bağlı İşitme Kaybı…………………………………………….
3.4.4. Mesleki Astım ve Burun İltihabı Rahatsızlıkları…………………………
3.4.5.Gıda Sektöründe Kullanılan Diğer Kimyasallara Maruziyet……………...
3.4.6.Un Tozuna Maruziyetten Kaynaklanan Rahatsızlıklar……………………
37
38
40
28
28
29
29
30
32
32
33
34
35
36
41
41
45
45
48
49
50
50
52
52
53
BÖLÜM 4. TARTIŞMA VE SONUÇ………………………………………….. 54
KAYNAKLAR…………………………………………………………………. 56
TABLO LİSTESİ
Tablo 1. Kaza nedenleri[1]
3
Tablo 2: Kaza Piramidi [1]
5
Tablo 3. Gıda sektörü 2012 İSG istatistikleri[22]
28
Tablo 4.Nace kodlama istatistiğine göre gıda imalatı sektöründe yer alan işler[7]
29
ŞEKİL LİSTESİ
Şekil – 1: Gıda Ürünleri İmalat Sektöründe Meydana Gelen Majör İş Kazalarının Ana
Nedenleri ve Meydana Gelme Sıklıkları[7]
Şekil – 2: Otomatik Kasalama, Dağıtım ve Taşıma Bandı Sistemi[7]
Şekil – 3: Et Kesme ve Parçalama İşlemlerinde Kullanılması Gereken Uygun Kişisel
Koruyucu Donanımlar[7]
Şekil – 4: Acil Durdurma Butonlu ve Üzeri Kapatılmış Konveyör Bant[7]
Şekil – 5 : Şirinkleme Makinesi[7]
Şekil – 6:Kıyma Makinesinde Meydana Gelen Bir İş Kazası ve Uygun Huni Ağızlı
Kıyma Makinesi[7]
Şekil – 7: Kapalı Kafes Sistem ile Besleme Yapılan Kıyma Makinesi[7]
Şekil – 8:Kaldıraçlı Kazan Sistemi ile Besleme Yapılan Kıyma Makinesi[7]
Şekil – 9: Konveyör Bant Sistemi ile Besleme Yapılan Kıyma Makinesi[7]
Şekil – 10:Beslemeli Et Doğrama Makinesi[7]
Şekil – 11: Patlama Menfezi Gereksinim Şeması[7]
Şekil – 12: Rafine Yağ Elde Etme Süreci[7]
Şekil – 13: Presleme İşlemi ile Yağ Ayırma[7]
Şekil – 14:Gıda Ürünleri İmalat Sektöründe Görülen Meslek Hastalıkları ve Görülme
Yüzdeleri[7]
Şekil – 15 :Kulak Koruyucusu Kullanımının Zamana Bağlı Koruma Etkisi[7]
30
31
34
36
37
38
39
39
40
41
44
46
46
49
51
1
1. BÖLÜM : İŞ SAĞLIĞI VE GÜVENLİĞİNE
GENEL BAKIŞ
1.1. GİRİŞ
1.1.1.
İş Sağlığı ve İş Güvenliği Tanımı:
İşyerlerinde, işlerin yürütülmesi sırasında, çeşitli nedenlerden kaynaklanan, sağlığa zararlı
durumlardan korunmak amacı ile yapılan sistemli ve bilimsel çalışmalardır. [1]
1.1.2.
İş Kazası Tanımları:
Ulusal mevzuatımızda iş kazası, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası
Kanununun 13. maddesinde tanımlanmıştır. Ancak bu tanım sadece hukuki bir tanım olup
iş sağlığı ve iş güvenliği tanımında belirtilen önleme ve korunma amaçlı teknik bir tanım
değildir. Bu nedenle uluslararası iki kuruluşun tanımları konunun teknik boyutu açısından
önem arzetmektedir. [1]
1.1.2.1.
Uluslararası Çalışma Örgütüne ( ILO)Göre;
Önceden planlanmamış, bilinmeyen ve kontrol altına alınamamış olan etrafa zarar
verebilecek nitelikteki olaydır. [1]
1.1.2.2.
Dünya Sağlık Örgütüne (Who) Göre İse;
Önceden planlanmamış çoğu kişisel yaralanmalara makinelerin ve araç gereçlerin zarara
uğramasına, üretimin bir süre durmasına yol açan bir olaydır.
Bu iki tanımdan da anlaşıldığı gibi iş sağlığı ve iş güvenliğinin 3 amacı bulunmaktadır.
• Çalışanların korunması
• İşletmenin korunması
• Üretim ve kalitenin artırılması
İş sağlığı ve iş güvenliğinin temel prensiplerine geçmeden önce bir kazanın meydana
gelmesinde etken olan hususları irdelemek gerekir. Kazalar incelendiğinde beş temel
nedenin arka arkaya dizilmesi sonucu meydana geldiği anlaşılır. Bu beş temel faktöre
kaza zinciri denir. Bunlardan biri olmadıkça bir sonraki meydana gelmez ve zincir
tamamlanmadıkça kaza ve yaralanma olmaz. [1]
2
1.2. KAZA ZİNCİRİ:
1.2.1.
İnsanın Tabiat Şartları Karşısında Zayıflığı:
İnsanın tabiat şartları karşısında yaratılıştan gelen zayıflığı kazaların ilk temel
sebebidir.Eğer insanlar tabiat karşısında bu kadar zayıf olmasaydı kazalar olmazdı.Bu
sebeple kazalar tam bir kesinlikle önlenemez. [1]
1.2.2.
Kişisel Kusurlar:
Dikkatsizlik, pervasızlık, asabiyet, dalgınlık, önemsemezlik ve ihmal gibi kişisel kusurlar
kazaların ikinci temel sebebidir. Bu kusurlar zayıflığın kişisel boyutu olup, şahsın yanlış ya
da gereksiz hareket yapmasına neden olur. İnsanları bu kusurları eğitim ve disiplinle
kısmen önlenirse de iş güvenliği bilimi kişisel kusurların psiko-sosyal ve çevresel etkiler
nedeni ile de ne zaman ortaya çıkacağı bilinmeyeceği için bu konu ile uğraşmaz ve insanı
kusurlu bir varlık olarak kabul eder. [1]
1.2.3.
Tehlikeli Hareket-Tehlikeli Durum :
İnsanın şahsi kusurlarının bir kazaya sebep olması için TEHLİKELİ ŞEKİLDE HAREKET
etmesi gerekir. Ancak yalnız başına tehlikeli harekette bir kazaya sebep olmaz. Kazanın
meydana gelmesi için birde TEHLİKELİ DURUM’un bulunması şarttır.Kaza ancak bu iki
hususun aynı anda üst üste gelmesi hallerinde oluşur. [1]
1.2.4.
Kaza Olayı :
Yukarıda belirtilen üç unsurun arka arkaya gelmesi de önceden planlanmayan ve
bilinmeyen, zarar vermesi muhtemel bir olayın meydana gelmesi için kafi değildir. Bir de
kazanın bütün unsurları ile gerçekleşmesi, yaralanma yada zararın meydana gelmesi için
kaza olayına ihtiyaç vardır. Bu da kaza zincirinin dördüncü halkasını teşkil eder. [1]
1.2.5.
Yaralanma (Zarar Veya Hasar) :
Bir kazanın kaza tanımındaki durumuna gelmesi için yaralanma (zarar veya hasar)
safhasının da bulunması gereklidir. Bu husus kaza zincirinin son halkasıdır. Bir işletmede,
fabrikada, iş kolunda yürütülecek iş güvenliği çalışmalarında ve her türlü iş
3
güvenliği problemlerinin çözümünde göz önünde tutulması ve dikkate alınması gereken 10
temel kural vardır. Bu 10 kurala iş güvenliği temel prensipleri diyoruz. Bu prensipler
bilimsel bir çalışma çerçevesinde yürütüldüğü takdirde istenilen sonuçlar elde edilebilir.[1]
1.3. İŞ GÜVENLİĞİ TEMEL PRENSİPLERİ
1.3.1.
Tehlikeli Hareket Ve Tehlikeli Durumların
Önlenmesi :
İş güvenliği bilimi, kazaların önlenmesi çalışmasında kaza zincirinin 3.halkası olan
tehlikeli hareket ve tehlikeli durum’u asli faaliyet alanı olarak benimser.
Kaza zincirinin 3.halkası olan tehlikeli hareket ve tehlikeli durum zincirin en zayıf
halkasıdır. Çünkü 1 ve 2. halkalar insan ile ilgili hususlardır ve iş güvenliği bilimi insan ile
uğraşmanın etkili sonuçları olmayacağını kabul eder. Bu nedenle iş güvenliği
sorumlularının ilk yapacağı iş tehlikeli hareket ve tehlikeli durumları tespit ederek bunları
ortadan kaldırmaya çalışmalıdırlar. [1]
İş kazalarının % 88’i tehlikeli hareketlerden, %10’u tehlikeli durumlardan, %2’si
kaçınılmaz ve sebebi bilinmeyen) hareketlerden kaynaklanmaktadır.
Bu prensip iş güvenliği sorumlularının özellikle tehlikeli hareketler üzerinde
yoğunlaşmalarının gerektiğini açıkça göstermektedir.
Tablo 1. Kaza nedenleri
4
1.3.1.1.
Tehlikeli Hareketler :

Emniyetsiz çalışma,

Gereksiz hızlı çalışma,

Emniyet donanımı kullanılmaz duruma sokma,

Alet ve makineleri tehlikeli şekilde kullanma,

Emniyetsiz yükleme, taşıma, istifleme,

Emniyetsiz vaziyet alma,

Tehlikeli yerlerde çalışma,

Şaşırma, kızgınlık, üzgünlük, telaş, şakalaşma vb.

Kişisel koruyucuları kullanmamak[1]
1.3.1.2.
Tehlikeli Durumlar :

Uygun olmayan koruyucular

Koruyucusuz çalışma

Kusurlu alet, makine, teçhizat kullanma

Emniyetsiz yapılmış alet ve makineler

Yetersiz- bakımsız bina, alet ve makineler

Yetersiz ya da fazla aydınlatma

Yetersiz havalandırma

Emniyetsiz yöntem ve şartlar [1]
Kaza Sonucu Meydana Gelebilecek Zararın Büyüklüğü Kestirilemez, Bu Tamamen
Tesadüflere Bağlıdır.
Burada; yapılan çalışmalar ile kazayı hafif atlatmak değil, kazayı meydana getiren
sebeplerin ortadan ortadan kaldırılmasının doğru olacağına işaret edilmektedir. Yapılan
istatistikler, kazaların %50’sinin kolayca önlenebileceğini, %48’inin ancak etüd ve metotlu
bir çalışma ile önlenebileceğini, % 2’sinin de önlenmesinin mümkün olamayacağını
göstermiştir. [1]
5
Ağır Yaralanma Yada Ölümle Neticelenen Her Kazanın Temelinde 29 Uzuv Kayıplı
Ve 300 Yaralanma Meydana Gelmeyen Olay Vardır. (1-29-300 Oranı)
Bu prensipten, özellikle “kazaya ramak kaldı” olaylarının nedenlerinin çok iyi incelenerek
sebeplerinin ortadan kaldırılması gerektiği anlaşılmaktadır.
1-29-300 kuralının önemli bir özelliği de bir işletmede olabilecek kazalar hakkında
önceden tahmin yapma olanağını sağlamasıdır. İş kazaları istatistikleri yapılan işyerlerinde
önceki yıllara göre elde edilen kaza sıklığı ve kaza ağırlığı oranları değerleri, bir sonraki
yıl için yaklaşık tahmin olanağı verir. [1]
1
29
300
Tablo 2: Kaza Piramidi
1.3.2.

Tehlikeli Hareketlerin Nedenleri :
İşçinin bünyeden ve yaradılışından gelen şahsi kusurları (dikkatsizlik, laubalilik,
umursamazlık)

Bilgi ve ustalık yetersizliği

Fiziki yetersizlik

Uygunsuz mekanik koşullar ve fiziki çevre
Görüldüğü gibi insan önce güvensiz koşulları oluşturmakta, sonra bu koşullar nedeniyle
kaza yapmakta veya meslek hastalığına uğramaktadır. Yine tehlikeli hareketlerin
nedenlerinin bir tasnifi yapılarak kaza incelemelerinde kusur oranlarının belirlenmesindeki
kriterleri ortaya koymaktadır. [1]
6
1.3.3.
Kazalardan Korunma Metodu:
1.3.3.1.
Mühendislik Ve Revizyon:

Tehlikeli Durumların Bilinmesi

Tehlikeli Durumların Analizi

Tedbirlerin Alınması

Tedbirlerin Uygulanması

Gerekli Kontrollerin Sağlanması
İş sağlığı ve iş güvenliğine yeni yaklaşımlar sonucu mevzuatımıza giren risk
değerlendirmesi kapsamında bu başlıkları şu şekilde sıralayabiliriz.

Tehlikelerin tanımlanması,

Tehlikelerden kaynaklanan risklerin değerlendirilmesi

Riskleri önlemek veya azaltmak için kontrol tedbirlerinin belirlenmesi

Kontrol tedbirlerinin uygulanması [1]
1.3.3.2.
İkna Ve Teşvik:

Eğitim ve Öğretim Çalışmaları

Çeşitli Yarışmaların Düzenlenmesi

Uyarı Levhaları ve Afişler

Propaganda

Ödüllendirme/Özendirme[1]
1.3.3.3.
Ergonomiden Yararlanma:
Yapılacak işe uygun işçi temini ve çalışanları biyolojik özellikleri ile kabiliyetlerine göre
makine, tesis ve aletleri geliştirmek şeklinde ergonomi biliminin gerekleri yerine
getirilmelidir. [1]
1.3.3.4.
Disiplin Kuralları :
İş güvenliğini sağlamada en son başvurulacak çözüm yolu disiplin tedbirlerine
başvurulmasıdır. [1]
7
Kazalardan Korunma Yöntemleri İle Üretim, Maliyet, Kalite Kontrolü Metotları
Benzerlik Ve Paralellik Arz Eder.
İş güvenliğini sağlama metotları ile verimlilik ve kalite çalışmalarında kullanılan
yöntemler arasında tam bir paralellik vardır. Bu yaklaşım özellikle Yönetim Sistemleri
arasında oluşturulan benzerlikte de çok açık bir şekilde ortaya konulmuştur. [1]
İş Güvenliği İle İlgili Çalışmalara, Konulacak Kurallara Ve Alınacak Tedbirlere Üst
Düzey Yöneticileri Katılmalı Ve Sorumluluğa Ortak Olmalıdırlar.
İş Güvenliği çalışmaları, sadece işyerinde bu amaçla görevlendirilen personelin gayret ve
çabaları ile sınırlı olmamalıdır. Özellikle üst düzey yöneticilerin iş sağlığı ve güvenliği
çalışmalarına ilgi duymaları ve destek olmaları, diğer çalışanların iş sağlığı ve güvenliği
çalışmalarına pozitif katkısını artıracağı gibi, üst düzey yöneticilerin kendi koydukları
kurallara örnek teşkil edecek şekilde uymaları da teşvik edici bir neden olacaktır. [1]
Formen, Ustabaşı Ve Benzeri İlk Kademe Yöneticiler Kazalardan Korunmada En
Önde Gelen Personeldir.
Bu prensipte; işyerinde işçiye en yakın ilk kontrol elemanının iş güvenliğini sağlama
çalışmalarında ki önemi ile eğitim, ikna,teşvik ve disiplin çalışmalarının hangi seviyede
yoğunlaştırılması gerektiğine işaret edilmektedir. [1]
İş Güvenliği Çalışmalarına Yön Veren İnsani Duyguların Yanında, İş Güvenliğinin
Sağlanmasında İtici Rol Oynayan İki Mali Faktör Vardır.
Güvenli bir işletmede üretim artıp maliyet düşecektir. Kazalarda meydana gelen zarar
yapılan ödemelerin yaklaşık 5 ( beş) katı olacaktır. [1]
8
1.4. GÜVENLİK KÜLTÜRÜ
1986 yılında gerçekleşen ve çok vahim sonuçlar ortaya çıkaran Çernobil faciasının
kaza inceleme raporunda, “yetersiz güvenlik kültürü” ibaresinin yer alması akademik
çevreleri ve konunun uzmanlarını bu alanda çalışmalar yapmaya yöneltmiş ve ortaya
konan bulgularla iş kazalarını daha da düşük oranlara indirmenin tek yolunun işyerlerinde
uygun ve yeterli düzeyde güvenlik kültürü oluşturulması olduğu tüm akademik çevrelerde
kabul görmüştür.
Güvenlik kültürünün tanımı, literatürde çok farklı şekillerde dile getirilmektedir.
Bu tanımlar incelendiğinde, ortaklık, önleme, korunma, maruziyet, değişim, algılama,
inanç, değer, tutum vb. kavramların tüm tanımlarda ortak olduğu görülmektedir. Bu
kavramlardan yola çıkarak, işyerindeki güvenlik kültürünü, işyerinin her kademesinde
görev yapan personelin, iş sağlığı ve güvenliği ile ilgili maruziyet, önleme, korunma gibi
konularda sahip olduğu veya geliştirdiği ortak davranış, alışkanlık, inanç, görüş ve
paylaşımlar bütününün ifadesi şeklinde tanımlamak mümkündür. Önerilen tanımdan da
anlaşılacağı üzere, güvenlik kültürü bütün işletmeyi kapsamakta ve işletmenin her bireyi
tarafından farklı seviyelerde olsa bile algılanmaktadır. Bu algının kabul edilebilir düzeye
yükseltilebilmesi için her kademedeki çalışanların güvenlik kültürünün birbirine
yakınlaştırılması, iş kazalarının önlenmesinde önemli bir unsur olacaktır.
Güvenlik kültürünün her bireyde oluşmasına yönelik çalışmalar, öncelikle aile içi
eğitimle başlamalı, devamında eğitim-öğretim hayatı boyunca desteklenmeli ve bireyin
çalışma hayatına dahil olması ile işverenlerce verilecek eğitimlerle en üst seviyeye
taşınmalıdır. Bu amaçla; ülkemizde güvenlik kültürüne sahip bireylerin yetişmesi
konusunda aile ile birlikte eğitim sistemine de büyük sorumluluklar düşmektedir. Gerek ilk
ve orta öğretim, gerek yüksek öğretim ve gerekse mesleki eğitim süreçlerinde, bireylerde
güvenlik kültürü oluşmasına algılamasına yönelik programlar uygulanmalıdır. Son yıllarda,
dünyada ve ülkemizde güvenlik kültürü konusunda yapılan çalışmalar ve konunun çalışma
yaşamının birçok alanında gündeme getirilmesi, ilerleyen zamanlarda güvenlik kültürünün
hem toplum ve hem de çalışma yaşamına yeterli oranda entegre olacağı konusunda umut
verici gelişmeler olarak değerlendirilebilir. Bu entegrasyonun sağlanması, yalnızca iş
9
kazaları ve meslek hastalıklarını değil, trafik kazaları ve ev hayatında yaşanan kazaları da
bir hayli azaltacaktır.
İş kazaları, çoğunlukla risk unsuru taşıyan çalışma koşullarının birtakım psikososyal faktörler nedeniyle, çalışanlar tarafından yeterince algılanamamasından
kaynaklanmaktadır. Örgütlenmedeki yetersizlikler, etkin olmayan iletişim ve eğitim
eksikliği çalışanların güvensiz davranışlarda bulunmalarına yol açarken, mesleki ve günlük
yaşamdan kaynaklanan sorunların ortaya çıkardığı psikolojik gerilim de kaza riskini
artırmaktadır. Karmaşık bir yapıya sahip olan iş kazalarının meydana gelmesinde pek çok
faktörün etkisi bulunmakla birlikte, yaygın kanaat iş kazalarının önemli bir bölümünün
insan hatasına bağlı olduğudur. Bundan dolayı, iş sağlığı ve güvenliğinin beşeri unsuru
üzerinde giderek daha fazla durulmaya başlanmıştır.
İş kazalarına esasen güvenli olmayan davranışların yol açtığından hareketle
kazalarla ilgili insani ve mali yükümlülükler azaltılmak istendiğinde, güvenli olmayan
davranışlara odaklanılması insancıl olduğu kadar, iktisadi bir yaklaşımı da
gerektirmektedir. Pek çok işletme, güvenlik düzeyini yükseltmek amacıyla çaba sarf
etmekte, zaman ve para harcamaktadır. Sarf edilen çaba, temelde işletmede iş güvenliği
yönetimi sistemini kurmaya ve iş güvenliği kültürünü oluşturmaya yöneliktir. İşletmede iş
güvenliği yönetim sisteminin tesisi, kaynakların korunmasına katkı sağlayacağı gibi, daha
yüksek verimlilik ve kaliteyi de beraberinde getirecektir.
Bir süreç olarak iş güvenliği kültürü, yaygın kullanımıyla güvenlik kültürü,
işletmedeki tehlikelere işçilerin maruz kalmasını engellemeye yönelik olarak örgüte ait
normlar, inançlar, roller, tutumlar ve uygulamaları ifade etmektedir. Güvenlik kültürü,
işçilerin tutumları ve davranışları üzerine odaklanarak güvenli davranışı motive etmekte ve
işçilerin çalıştıkları işletmelerdeki risklerin farkında olmalarını sağlamayı, tehlikelerin
sürekli olarak gözetimini mümkün kılan bir norm geliştirmeyi amaçlamaktadır. Bir örgütün
güvenlik kültürü; birey ve grup değerlerinin, tutumlarının, algılamalarının, yeterliliklerinin
ve bağlılığı belirleyen davranış kuralları ile örgütün sağlık ve güvenlik yönetimi biçim ve
becerisinin ürünü olarak değerlendirilmektedir. Bu kültür işletmede mevcut olduğunda, iş
güvenliği ile ilgili olumsuz ya da zararlı davranışlar en aza indirgenebilecek, iş kazası,
yaralanma ve ölüm vakalarında da azalma gerçekleşebilecektir. Bütün bunlarla birlikte,
10
güvenlik kültürünün örgütün; kalite, güvenilirlik, rekabet edebilirlik, verimlilik ve
işletmenin karlılığı üzerinde de olumlu etkileri bulunmaktadır.
Güvenlik kültürünün çalışanlar tarafından işyerlerinde yeterli düzeyde
algılanmasının ilk basamağı, birçok yönetim sisteminde görüldüğü gibi, üst yönetimim
taahhüdü olarak adlandırılan kısımdır. İşveren veya vekilleri tarafından işletmede güvenlik
kültürü oluşturulmasına yönelik yatırımlar yapılması, gerekli eğitimlerin çalışanlara
aldırılması, kişisel koruyucu donanımların hazır tutulması, işletme içerisinde ve
çalışanlarla beraber iş sağlığı ve güvenliği ile ilgili konuların değerlendirilmesi, gerekli
prosedür ve talimatların hazırlanması ve en önemlisi de güvenliği üretimden ve işten önde
tutulması, üst yönetimin taahhüdü basamağının gereklilikleridir.
İşletmede güvenlik kültürü oluşturmanın ve yerleştirmenin ikinci adımı, orta
yönetim olarak nitelendirilen baş mühendis, mühendis, şef, usta ve eğitici gibi çalışanların,
verdikleri talimatlarda iş sağlığı ve güvenliği gerekliliklerini gözetmesi ve çalışanların
yaptıkları işlere nezaret ederken iş sağlığı ve güvenliği gerekliliklerine uygun şekilde
davranmalarını gözetmeleridir.
Güvenlik kültürü oluşturmanın üçüncü basamağı, işyerinde yazılı bir iş sağlığı ve
güvenliği sistemi kurulmuş olması gerekliliğidir. Bu sistemin temel unsurları olarak,
çalışanların iş sağlığı ve güvenliği ile ilgili konularda bilgilendirilmesi, iş sağlığı ve
güvenliği ile ilgili kurul ve heyetlerde alınan kararlardan tüm çalışanların haberdar
edilmesi ve söz konusu kurul ve heyetlere çalışanların katılımının sağlanması, işyerinde
meydana gelen, meydana gelmesi muhtemel olan veya kıl payı atlatılan kazaların veya
sağlık ve güvenlikle ilgili diğer olumsuz durumların raporlanması ve bu raporlar
doğrultusunda yapılan çalışmalar ve düzeltici faaliyetler hakkında çalışanlara bilgi
verilmesi sayılabilir. Bunlara ek olarak, çalışanları iş sağlığı ve güvenliği ile ilgili
konularda ödüllendirme hususu da bu basamağın unsurları arasında yer almaktadır.
İşyerlerinde güvenlik kültürü oluşturmanın son basamağı da yazılı olmayan bir iş sağlığı
ve güvenliği sistemi oluşturulmasıdır. Bu aşama, iş kazası ve meslek hastalığı oluşmasına
neden olacak şekilde davranan çalışanların belirlenerek onlara yönelik özel çalışmalar
yapılması, usta-çırak ilişkisi olan yerlerde ustaların iş sağlığı ve güvenliği gereklerini
çıraklara aktarmasının teşvik edilmesi ve bu gerekliliklere uygun davranış sergileyen
11
çalışanlara iş sağlığı ve güvenliği konusunda yetki verilerek diğer çalışanları uyarması ve
onlara örnek olacak doğru davranışları sergilemelerinin sağlanması gibi unsurları
içermektedir. İşletmelerde, uygun ve yeterli düzeyde güvenlik kültürü bilincinin
oluşturulmasının iş kazalarını yüzde elli oranında azaltması gereğinden hareketle, yetişmiş
eleman kaybı yanında işletmelerin verimlilik, tazminatlar, iş gecikmesi, işgünü ve işgücü
kaybı gibi maddi; can kaybı, uzuv kaybı, aile hayatı ile ilgili problemler, çalışma barışı ve
imaj bozulması gibi manevi kayıpların önlenmesi sayesinde getireceği tasarrufun KOBİ’ler
açısından ne derece önemli olacağı hususu kolaylıkla tahmin edilebilecektir.
Güvenlik kültürünün oluşturulmasında ulusal kurum ve kuruluşlara düşen
görevler: ILO’nun sosyal ve ekonomik güvenliği artırma stratejisi de, güvenliğin 7 temel
boyutuna odaklanmaktadır.

İş piyasası güvencesi

İstihdam güvencesi

İş güvencesi

Beceri geliştirme güvencesi

Çalışma güvenliği

Temsil güvencesi

Gelir güvencesi
Yukarıda belirtilen boyutlarla ilişkili olarak, ülkemizde de iş sağlığı ve güvenliği
kültürünün oluşturulması için, iş kazalarını ve meslek hastalıklarını önleme faaliyetlerine
katkısı olan kamu ve özel sektördeki kurum ve kuruluşlar ile ilgili profesyoneller
bulunmaktadır. Söz konusu faaliyetler, aşağıda belirtildiği gibidir:

İş sağlığı ve güvenliği standardı oluşturma ve uygulama

İş sağlığı ve güvenliğinin özendirilmesi

İş kazalarının azaltılması için teşvikler sağlanması

İş kazalarının ve meslek hastalıklarının önlenmesi ve nedenlerinin araştırılması

Eğitim ve öğretim hizmetlerinin yürütülmesi

Denetim hizmetlerinin yürütülmesi

Profesyonel iş sağlığı ve güvenliği hizmetlerinin sağlanması
12
Kamu sektöründeki, iş sağlığı ve güvenliği ile ilgili başlıca kuruluşlar Çalışma ve Sosyal
Güvenlik Bakanlığı bünyesindedir. Bunlar, İş Sağlığı ve Güvenliği Genel Müdürlüğü ve bu
Genel Müdürlük bünyesindeki İş Sağlığı ve Güvenliği Merkezi Müdürlüğü (İSGÜM), İş
Teftiş Kurulu Başkanlığı, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Eğitim ve Araştırma Merkezi
Başkanlığı (ÇASGEM), Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK), Meslek Hastalıkları Hastaneleri
ile ilgili Bakanlıklar ve kamu kuruluşları da (Sağlık Bakanlığı, Çevre ve Orman Bakanlığı,
Sanayi ve Ticaret Bakanlığı, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı, Türk Standardları
Enstitüsü (TSE) ve Türkiye Atom Enerjisi Kurumu (TAEK) gibi), genel iş sağlığı ve
güvenliği sistemi içerisinde düşünülmelidir.
Özel veya sivil sektörde ise, sendikalar, işveren kuruluşları, iş sağlığı ve güvenliği
alanında faaliyet gösteren ortak sağlık ve güvenlik birimleri ile danışmanlık firmaları ve
çalışanları (işyeri hekimleri, iş güvenliği uzmanları, iş hijyenistleri, mühendisler,
psikologlar, ergonomistler gibi), işyeri hekimliği ve iş güvenliği uzmanlığı eğitim
kurumları, meslek örgütleri ve uluslararası kuruluşlar da (ILO, WHO ve Avrupa Birliği
bünyesindeki OSHA gibi), iş sağlığı ve güvenliği sistemi içerisinde yer almaktadırlar.
Ulusal iş sağlığı ve güvenliği sisteminin ana unsuru olan Çalışma ve Sosyal Güvenlik
Bakanlığının görevleri, aşağıdaki Kanunlarda hükme bağlanmış durumdadır.
3146 sayılı Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri
Hakkında Kanunun 2. maddesinde;
-İş sağlığı ve güvenliğini sağlayacak tedbirlerin uygulanmasını izlemek,
-İşyerindeki sağlık ve güvenlik risklerini önleyici ve koruyucu hizmetleri yürütenlerin
niteliklerini belirlemek, eğitimlerini ve sertifikalandırılmalarını sağlamak, Bakanlığın
görevleri arasında sayılmıştır.
Yine 3146 sayılı Kanunun 12. maddesinde; İş Sağlığı ve Güvenliği Genel
Müdürlüğünün görevleri şunlardır:
a) İş sağlığı ve güvenliği konularında, mevzuatın uygulanmasını sağlamak ve mevzuat
çalışması yapmak,
b) Ulusal politikalar belirlemek, bu politikalar çerçevesinde programlar hazırlamak,
c) Ulusal ve uluslararası kurum ve kuruluşlarla işbirliği ve koordinasyonu sağlamak,
13
d) Etkin denetim sağlamak amacıyla gerekli önerilerde bulunmak, sonuçlarını izlemek,
e) Standart çalışmaları yapmak, normlar hazırlamak ve geliştirmek,
f) Üretilen ve ithal edilen kişisel koruyucu donanımların piyasa gözetimi ve denetimini
yapmak, bu hususlarda usul ve esasları belirlemek,
g) İş sağlığı ve güvenliği ile iş kazaları ve meslek hastalıklarının önlenmesi konularında
inceleme ve araştırma çalışmalarını planlamak, programlamak ve uygulanmasını sağlamak,
h) Faaliyet konuları ile ilgili yayın ve dokümantasyon çalışmaları yapmak ve istatistikleri
düzenlemek
i) Mesleki eğitim görenler, rehabilite edilenler, özel risk grupları ve kamu hizmetlerinde
çalışanlar da dahil olmak üzere tüm çalışanların iş kazaları ve meslek hastalıklarına karşı
korunmaları amacıyla gerekli çalışmaları yaparak tedbirlerin alınmasını sağlamak,
j) İş Sağlığı ve Güvenliği Enstitüsü ile İş Sağlığı ve Güvenliği Enstitüsü Bölge Laboratuar
Müdürlüklerinin çalışmalarını düzenlemek, yönetmek ve denetlemek,
k) İşyerindeki sağlık ve güvenlik risklerini önlemek ve koruyucu hizmetleri yürütmek
üzere görevlendirilecek işyeri hekimleri, iş güvenliği uzmanları ve diğer görevlilerin iş
sağlığı ve güvenliği ile ilgili eğitim ve belgelendirme usul ve esaslarını belirlemek,
l) İş sağlığı ve güvenliği alanında ölçüm, analiz, teknik kontrol, risk analizi ve
değerlendirmesi, eğitim, danışmanlık, uzmanlık hizmetlerini yapmak ve bu tür hizmetleri
verecek özel ve tüzel kişi ve kuruluşların niteliklerini belirlemek, yetki vermek, yetkilerini
iptal etmek, kontrol ve denetimini sağlamak,
m) Bakanlıkça verilecek benzeri görevleri yapmak,
İş Sağlığı ve Güvenliği Genel Müdürlüğünün görevleri arasında sayılmıştır.
7460 sayılı Çalışma ve Sosyal Güvenlik Eğitim ve Araştırma Merkezi Teşkilat
Kanununun 2. maddesinde;
-Çalışma hayatı, sosyal güvenlik, iş sağlığı ve güvenliği, işçi ve işveren ilişkileri, istihdam,
verimlilik, toplam kalite yönetimi, iş piyasası etüdleri, ergonomi, çevre, ilkyardım, iş
istatistikleri ve benzeri konular ile işyerindeki sağlık ve güvenlik risklerini önlemek ve
koruyucu hizmetleri yürütmek üzere görevlendirilecek işyeri hekimi, mühendis, teknik
eleman, hemşire ve diğer sağlık personeline iş sağlığı ve güvenliği konusunda gerektiğinde
Bakanlık birimleri veya ilgili kurum ve kuruluşlar ile birlikte, eğitim programlarını
hazırlamak, eğitim vermek veya eğitim hizmeti satın almak, sertifikalandırmak, bu
konularla ilgili araştırmalar yapmak veya yaptırmak,
14
-Bakanlık, bağlı kuruluşları ile ilgili kuruluşlarının personeli ile özel veya kamu sektöründe
faaliyet gösteren işyerlerindeki işçi, işveren veya yönetici personel için eğitim, seminer ve
konferanslar tertip etmek veya bu konularda tertiplenmiş eğitim, konferans ve seminerlere
iştirak etmek, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Eğitim ve Araştırma Merkezinin görevleri
arasında sayılmıştır.
Aynı Kanunun 15. maddesinde ise, aşağıdaki hüküm yer almaktadır:
Eğitim ve Araştırma Merkezi tarafından düzenlenen eğitim ve seminerlere
katılanlar, gerektiğinde sınava tabi tutulurlar ve başarılı olanlara sertifika veya katılım
belgesi verilir, [1]
1.4.1.
İş Sağlığı ve Güvenliğinin Temel Prensipleri:
İş güvenliğinin kapsamı, aşağıdaki hususlardan oluşur:

İşle ilgili hastalık ve sakatlıklardan korunma

Her türlü ayrımcılığa karşı koruma

Şiddet, taciz, stres, uygun olmayan çalışma saatlerine karşı koruma, çalışma
saatlerinin, gece işinin, çalışma yaşının sınırlandırılması

Tazminat, emeklilik güvencesi, analık koruması, işe devamsızlık koruması, uzun
süreli bakım, tatil, mantıklı iş planlaması

Devlet yaptırımı, teftiş yoluyla koruma

Örgütlenme hakkı

Toplu pazarlık hakkı

Sağlık hizmetine ulaşma, eğitim, çocuk bakımı gibi sosyal destek hakkı

Güvensiz işi reddetme hakkı

İSİG kurulları ve diğer temsil mekanizmaları yoluyla katılım hakkı

İşle ilgili olası tehlikeleri bilme hakkı

İşyerindeki yanlış yapılan işleri bildiren kişiler için korunma hakkı
Güvenlik, yapılan işin ve/veya çalışma şartlarının zarar ve/veya tehlike içermeme
durumudur. Zarar ve tehlike göreceli tanımlar olduklarından, güvenlik tanımının içeriği
çok geniş kapsamlı olabilir.
İş sağlığı ve güvenliğine yönelik mevzuatın gereklerinin tam anlamı ile anlaşılabilmesi
için, güvenliğin ana kurallarının iyi bilinmesi gerekir.
15
Güvenliği sağlamanın üç ana kuralı vardır. Bunlar, önem derecesi ve sırası ile
aşağıda verilmiştir:
1-Güvenliği ve sağlığı tehdit eden durumların ortadan kaldırılması
2-Güvenliği ve sağlığı tehdit eden gelişmelerin zamanında saptanması
3-Önlenemeyen durumların kötü sonuçlarının en aza indirgenmesi
Kural 1: Sağlığı ve Güvenliği Tehdit Eden Durumların Ortadan Kaldırılması :
Günümüzdeki yönetim anlayışının temel felsefesi; olayların önünde olmak ve erken
davranmaktır. (proaktif) Olaylara sonradan tepki gösterme (reaktif), artık kabul edilir bir
davranış değildir. Birinci kuralın karşılığı, genelde “önlem alma” olarak anılır. Önlem
almanın tanımı şudur: Kötü veya yanlış bir şeyi ortadan kaldırmak veya engel olmak
amacıyla hazırlık yapmak ve bu amacı gerçekleştirmek için birtakım çarelere başvurmak.
Görüldüğü gibi, “ortadan kaldırmak” birinci önceliklidir, engel olma daha sonra ele
alınmalıdır. İş güvenliği mevzuatında sözü edilen önlem almaya da aynı anlayışla
yaklaşılmalıdır.
Önlem almanın üç ana gereği vardır:
1-Bu konuda duyarlı olmak
2-Yapılmakta olan işin tehlike arz edebilen noktalarını görebilmek
3-Gerekli önlemleri alabilecek bilgi ve deneyime sahip olmak
Yukarıdaki gereklerden ilki topluma olan borçtur. Hiç kimsenin, bilinçli olarak bu borca
sırt çevirmesi düşünülemez. Nitekim, kişilerin bu yolda gereken duyarlılık ve özeni
göstermemiş olmasının yerine göre kamu davası olabilmesi, sözü edilen anlayışın
gereğidir.
Yasal yaptırımların yanı sıra, iş sağlığı ve güvenliğinin sağlanmasının topluma yönelik bir
borç sayılması anlayışının ürünü olarak OHSAS 18001 oluşturulmuş ve paralel bir standart
TSE tarafından da kabul edilmiştir.
Kural 2-Sağlığı ve Güvenliği Tehdit Eden Gelişmelerin Zamanında Saptanması :
Tehlike olasılığı çok çok düşük düzeye indirilemiyorsa, tehlikeli durumların ve
gelişmelerin izlenmesi, kazaların önlenmesi açısından büyük önem kazanır. Şöyle ki; doğal
gaz boru şebekesinde gaz sızıntısı olmaması esastır. (Ortadan kaldırma) Gevşeme, biçim
değişikliği veya dikkatsizlik gibi nedenlerle gaz sızıntısı olabilir. Gazın içine özel koku
katılması, tehlikeli gelişmenin zamanında farkına varılmasını sağlar.
16
Sağlığı ve güvenliği tehdit eden gelişmelerin en yakın izleyicisi, işin başında
olanlardır. Çalışanların kendi kendilerini denetleyebilmeleri en ideal olanıdır. Gösterilen
çabalara çalışanların katılımcı olmasını sağlamak, yeni mevzuatın temel gerekleri
arasındadır.
Kişilerin kendi kendilerini denetleyebilmeleri ve katılımcı olmaları, işçilere
yapmakta oldukları işlerinde uymaları gerekli sağlık ve güvenlik tedbirlerini öğretmek ve
iş değiştirecek işçilere yenisinin gerektirdiği bilgileri vermekle olasıdır.
Kural 3-Önlenemeyen Durumların Kötü Sonuçlarının En Aza İndirgenmesi :
Ele alınmış kurallar önem sırasına göre olduğundan, üçüncü kural diğer iki
kuraldan sonra gelir ve onların yerini alamaz. En yakın örnek olarak, kişisel koruyucu
donanım verilebilir. Örneğin, çalışanların ayaklarını yaralayacak cisimlerin düşmemesi
veya düşürülmemesi 1. kuraldır. (uygun biçimde tutma, uygun taşıma araçlarının
kullanılması, cismin kayması veya dengesini yitirmesi gibi durumların önlenmesi gibi)
Dengesiz veya yanlış bir biçimde tutma gibi nedenlerle bir cismin taşınması sırasında
düşürülmesi söz konusu ise, taşıyanlara müdahale edilmesi, düşme tehlikesi olan cisimlerin
kontrol edilmesi vb. 2. kuraldır. 3. kural kapsamında olan özel takviyeli ayakkabılar ise
gerçek anlamda bir önlem olmayıp, kazanın neden olabileceği kötü sonucun en aza
indirilmesine yöneliktir. Benzer durum, meslek hastalıkları açısından da söz konusudur.
Temel yaklaşım, hastalığa yol açan nedenlerin ortadan kaldırılmasıdır. Bunun
sağlanamaması durumunda, tehlikeli işlerde çalışanların uygun aralıklarla sağlık
kontrolünden geçirilmesi, yani 2. kuralın uygulanmasıdır. Hastalık belirtisi görüldüğünde
gereken tıbbi müdahalenin yapılması ve tedavi ise kötü sonucun en aza indirilmesine
yöneliktir.
Yukarıda verilen örnekler, önlemenin hem manevi ve hem de maddi yönden en karlı
yaklaşım olduğunu göstermektedir. Önleme stratejisinden uzaklaşıldıkça kötü sonuçların
bedelinin ağırlaşacağı, asla gözden kaçırılmamalıdır. [1]
1.4.1.1.
Kuralların Uygulanması :
Güvenliğe ilişkin kuralların uygulamada hayata geçirilmesi için kullanılan yöntemler dört
ana grup altında toplanabilir.
17
-Tehlikeli Durumların Ortadan Kaldırılması :
Uygulamada, üzerinde en başta durulması gereken nokta tehlikeli durumların
ortadan kaldırılmasıdır. Kişilerin güvenliği rastlantıya bırakılamaz ve tehlikeli durumların
ortadan kaldırılması işverenin temel yükümlülükleri arasındadır.
Örneğin, dengesini kaybederek düşebilecek kişilerin uygun iskele ve platformlar
üzerinde çalıştırılması, bu tehlikenin ortadan kaldırılmasıdır. Belirli bir işlemde kullanılan
kimyasal maddenin yerine zararsız olanının kullanılması da aynı bağlamdadır.
-İşçilerin Tehlikeye Karşı Korunması :
Hiçbir işte tehlike yüzde yüz ortadan kaldırılamaz. Bazı makinelerin, kullanılan
maddelerin, iş yapılan ortamın veya yapılan işin tehlike arz etmesi kaçınılmazdır.
Tehlikelerin tümü ile ortadan kaldırılmasının önünde teknolojik nedenler ve uygulama
zorlukları gibi engeller var ise, kişi ile tehlike arasında bir kalkan oluşturulması hedeflenir.
Örneğin, elektrik ark kaynağı işleminin irz ettiği fiziksel, ısıl, kimyasal ve/veya elektriksel
tehlikeler vardır. Kaynak sırasında ısının ortaya çıkması, parlak ışığın ve kaynak gazlarının
oluşması önlenemez. Elin yanmasına karşı eldiven verilmesi, gözlerin parlak ışığa karşı
koyu camlı gözlükle veya maske ile korunması, zararlı gazların hemen atılmasını sağlayan
havalandırma düzeni gibi önlemler, sözü edilen kalkana örneklerdir. Kalkan görevini
yerine getiren unsurların karşılığı olarak kullanılan genel terimler, koruyucu donanım ve
korunma araçlarıdır. Koruyucu kavramı, yalnızca mekanik işlemler ve düzenler ile sınırlı
değildir. Kazılmış bir çukurun çevresine çekilen korkuluk, yüksek gerilime karşı kullanılan
yalıtkan madde de aynı bağlamdadır. Koruyucu, tehlike ile kişi arasında bir kalkan
oluşturduğundan, kalkanın olmaması, kullanılmaması veya kullanılmaz duruma
getirilmesi, işi yapan kişinin doğrudan tehlikeye atılması demektir. Kişisel korunma
araçları ve makine koruyucuları buna göre algılanmalıdır.
-İşçilerin Eğitimi ve Yetiştirilmesi :
Tehlikeler büyük çapta ortadan kaldırılabilse ve koruyucular ve korunma araçları etkili
olsa bile, bilgilendirme ve eğitim yolu ile kişilerin tehlikelere karşı uyanık olmaları
sağlanmalıdır. İşçilerin kişisel korunma araçlarını kullanmayı bir alışkanlık durumuna
getirmeleri, tümü ile bir eğitim ve yönetim sorunudur. Örneğin, çift el kumanda ile
18
çalışılan bir presten parçanın maşa veya uygun bir aletle alınması temel beklenti olmakla
birlikte, işçilere bu alışkanlık, eğitim ve ısrarlı denetimle kazandırılır.
Bilgilendirme ve eğitim, güvenliği tehdit eden durumların ve gelişmelerin zamanında
fark edilmesi açısından çok önemlidir. İyi bilgilendirme ve eğitim, tehlikenin daha baştan
fark edilmesini ve kişisel güvenliğe özen gösterilmesini sağlar. Bilgilendirme ve eğitim,
aynı zamanda hem beklenmedik durumlardaki davranışın ölçülü olması, hem de kötü
sonuçların asgariye indirilmesi açısından da önemlidir.
-Uyarı :
Birçok durumda, istenilen düzeyde eğitim verilemeyebilir. Uyarılar, bir anlamda
görünmez koruyuculardır. Bu durumda, uyarılar, bir önleme biçimi olarak önem kazanır.
Ancak, uyarı uygulaması, bilgilendirme ve eğitimden kopuk olduğunda veya kendi başına
yeterli değildir. Çünkü amaç, bir tehlikenin varlığını kişilerin bilinçli biçimde algılamasını
ve tehlikelerden korunmalarını sağlamaktır. Uyarıların bu bağlamdaki işlevi, bilgilendirme
ve eğitimin etkenliğini artırmasıdır. Gözden kaçırılmaması gereken nokta şudur: Uyarılar,
iş yerindeki kazaları önlemede temel araç değildir. [1]
1.5. 6331 SAYILI İŞ SAĞLIĞI VE GÜVENLİĞİ
KANUNUNUN GETİRDİKLERİ
1.5.1.
Kanunun Amacı
işyerlerinde iş sağlığı ve güvenliğinin sağlanması ve mevcut sağlık ve güvenlik
şartlarının iyileştirilmesi için işveren ve çalışanların görev, yetki, sorumluluk, hak ve
yükümlülüklerini düzenlemektir. [2]
1.5.2.
Kanunun Kapsam ve İstisnaları
Bu Kanun; kamu ve özel sektöre ait bütün işlere ve işyerlerine, bu işyerlerinin
işverenleri ile işveren vekillerine, çırak ve stajyerler de dâhil olmak üzere tüm çalışanlarına
faaliyet konularına bakılmaksızın uygulanır.
Ancak aşağıda belirtilen faaliyetler ve kişiler hakkında bu Kanun hükümleri
uygulanmaz:
a) Fabrika, bakım merkezi, dikimevi ve benzeri işyerlerindekiler hariç Türk Silahlı
Kuvvetleri, genel kolluk kuvvetleri ve Milli İstihbarat Teşkilatı Müsteşarlığının
faaliyetleri.
b) Afet ve acil durum birimlerinin müdahale faaliyetleri.
c) Ev hizmetleri.
19
ç) Çalışan istihdam etmeksizin kendi nam ve hesabına mal ve hizmet üretimi yapanlar.
d) Hükümlü ve tutuklulara yönelik infaz hizmetleri sırasında, iyileştirme kapsamında
yapılan işyurdu, eğitim, güvenlik ve meslek edindirme faaliyetleri. [2]
1.5.3.
İşverenin Genel Yükümlülükleri
Çalışanların işle ilgili sağlık ve güvenliğini sağlamakla yükümlü olup bu çerçevede;
a) Mesleki risklerin önlenmesi, eğitim ve bilgi verilmesi dâhil her türlü tedbirin
alınması, organizasyonun yapılması, gerekli araç ve gereçlerin sağlanması, sağlık ve
güvenlik tedbirlerinin değişen şartlara uygun hale getirilmesi ve mevcut durumun
iyileştirilmesi için çalışmalar yapar.
b) İşyerinde alınan iş sağlığı ve güvenliği tedbirlerine uyulup uyulmadığını izler,
denetler ve uygunsuzlukların giderilmesini sağlar.
c) Risk değerlendirmesi yapar veya yaptırır.
ç) Çalışana görev verirken, çalışanın sağlık ve güvenlik yönünden işe uygunluğunu göz
önüne alır.
d) Yeterli bilgi ve talimat verilenler dışındaki çalışanların hayati ve özel tehlike
bulunan yerlere girmemesi için gerekli tedbirleri alır.
(2) İşyeri dışındaki uzman kişi ve kuruluşlardan hizmet alınması, işverenin
sorumluluklarını ortadan kaldırmaz.
(3) Çalışanların iş sağlığı ve güvenliği alanındaki yükümlülükleri, işverenin
sorumluluklarını etkilemez.
(4) İşveren, iş sağlığı ve güvenliği tedbirlerinin maliyetini çalışanlara yansıtamaz. [2]
1.5.4.
İş Güvenliği Uzmanı, İşyeri Hekimi ve Diğer Sağlık
personeli bulundurma yükümlüğü:
En az 1 sigortalı çalışanı her işveren;
Çalışanları arasından iş güvenliği uzmanı, işyeri hekimi ve diğer sağlık personeli
görevlendirir. Çalışanları arasında belirlenen niteliklere sahip personel bulunmaması
hâlinde, bu hizmetin tamamını veya bir kısmını ortak sağlık ve güvenlik birimlerinden
hizmet alarak yerine getirebilir. Ancak belirlenen niteliklere ve gerekli belgeye sahip
olması hâlinde, tehlike sınıfı ve çalışan sayısı dikkate alınarak, bu hizmetin yerine
getirilmesini kendisi üstlenebilir.
b) Görevlendirdikleri kişi veya hizmet aldığı kurum ve kuruluşların görevlerini yerine
getirmeleri amacıyla araç, gereç, mekân ve zaman gibi gerekli bütün ihtiyaçlarını karşılar.
c) İşyerinde sağlık ve güvenlik hizmetlerini yürütenler arasında iş birliği ve
koordinasyonu sağlar.
ç) Görevlendirdikleri kişi veya hizmet aldığı kurum ve kuruluşlar tarafından iş sağlığı
ve güvenliği ile ilgili mevzuata uygun olan ve yazılı olarak bildirilen tedbirleri yerine
getirir.
d) Çalışanların sağlık ve güvenliğini etkilediği bilinen veya etkilemesi muhtemel
konular hakkında; görevlendirdikleri kişi veya hizmet aldığı kurum ve kuruluşları, başka
işyerlerinden çalışmak üzere kendi işyerine gelen çalışanları ve bunların işverenlerini
bilgilendirir.
20
Çalışanları arasından iş güvenliği uzmanı, işyeri hekimi ve diğer sağlık personeli
görevlendirir. Çalışanları arasında belirlenen niteliklere sahip personel bulunmaması
hâlinde, bu hizmetin tamamını veya bir kısmını ortak sağlık ve güvenlik birimlerinden
hizmet alarak yerine getirebilir. Ancak belirlenen niteliklere ve gerekli belgeye sahip
olması hâlinde, tehlike sınıfı ve çalışan sayısı dikkate alınarak, bu hizmetin yerine
getirilmesini kendisi üstlenebilir.
b) Görevlendirdikleri kişi veya hizmet aldığı kurum ve kuruluşların görevlerini yerine
getirmeleri amacıyla araç, gereç, mekân ve zaman gibi gerekli bütün ihtiyaçlarını karşılar.
c) İşyerinde sağlık ve güvenlik hizmetlerini yürütenler arasında iş birliği ve
koordinasyonu sağlar.
ç) Görevlendirdikleri kişi veya hizmet aldığı kurum ve kuruluşlar tarafından iş sağlığı
ve güvenliği ile ilgili mevzuata uygun olan ve yazılı olarak bildirilen tedbirleri yerine
getirir.
d) Çalışanların sağlık ve güvenliğini etkilediği bilinen veya etkilemesi muhtemel
konular hakkında; görevlendirdikleri kişi veya hizmet aldığı kurum ve kuruluşları, başka
işyerlerinden çalışmak üzere kendi işyerine gelen çalışanları ve bunların işverenlerini
bilgilendirir. [2]
1.5.5.
İş Sağlığı ve Güvenliği Hizmetlerinin desteklenmesi
Kamu kurum ve kuruluşları hariç ondan az çalışanı bulunanlardan, çok tehlikeli ve
tehlikeli sınıfta yer alan işyerleri faydalanabilir. Ancak, Bakanlar Kurulu, ondan az çalışanı
bulunanlardan az tehlikeli sınıfta yer alan işyerlerinin de faydalanmasına karar verebilir.
b) Giderler, iş kazası ve meslek hastalığı bakımından kısa vadeli sigorta kolları için
toplanan primlerden kaynak aktarılmak suretiyle, Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından
finanse edilir. [2]
1.5.6.
Tehlike
sınıfları
sınıflandırılması:
tebliği
ile
işyerlerinin
İşyeri tehlike sınıfları; 31/5/2006 tarihli ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel
Sağlık Sigortası Kanununun 83 üncü maddesine göre belirlenen kısa vadeli sigorta kolları
prim tarifesi de dikkate alınarak, İş Sağlığı ve Güvenliği Genel Müdürünün Başkanlığında
ilgili taraflarca oluşturulan komisyonun görüşleri doğrultusunda, Bakanlıkça çıkarılacak
tebliğ ile tespit edilir.
(2) İşyeri tehlike sınıflarının tespitinde, o işyerinde yapılan asıl iş dikkate alınır. [2]
1.5.7.
İş Kazası ve Meslek Hastalıklarının Kayıt ve
Bildirimi:
İşveren;
a) Bütün iş kazalarının ve meslek hastalıklarının kaydını tutar, gerekli incelemeleri
yaparak bunlar ile ilgili raporları düzenler.
b) İşyerinde meydana gelen ancak yaralanma veya ölüme neden olmadığı halde işyeri
ya da iş ekipmanının zarara uğramasına yol açan veya çalışan, işyeri ya da iş ekipmanını
zarara uğratma potansiyeli olan olayları inceleyerek bunlar ile ilgili raporları düzenler.
21
(2) İşveren, aşağıdaki hallerde belirtilen sürede Sosyal Güvenlik Kurumuna bildirimde
bulunur:
a) İş kazalarını kazadan sonraki üç iş günü içinde.
b) Sağlık hizmeti sunucuları veya işyeri hekimi tarafından kendisine bildirilen meslek
hastalıklarını, öğrendiği tarihten itibaren üç iş günü içinde.
(3) İşyeri hekimi veya sağlık hizmeti sunucuları; meslek hastalığı ön tanısı koydukları
vakaları, Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından yetkilendirilen sağlık hizmeti sunucularına
sevk eder.
(4) Sağlık hizmeti sunucuları kendilerine intikal eden iş kazalarını, yetkilendirilen
sağlık hizmeti sunucuları ise meslek hastalığı tanısı koydukları vakaları en geç on gün
içinde Sosyal Güvenlik Kurumuna bildirir. [2]
1.5.8.
Risk Değerlendirmesi
Zorunluluğu:
Yapma
veya
Yaptırma
İşveren, iş sağlığı ve güvenliği yönünden risk değerlendirmesi yapmak veya yaptırmakla
yükümlüdür.
Risk değerlendirmesi yapılırken aşağıdaki hususlar dikkate alınır:
a) Belirli risklerden etkilenecek çalışanların durumu.
b) Kullanılacak iş ekipmanı ile kimyasal madde ve müstahzarların seçimi.
c) İşyerinin tertip ve düzeni.
ç) Genç, yaşlı, engelli, gebe veya emziren çalışanlar gibi özel politika gerektiren
gruplar ile kadın çalışanların durumu.
(2) İşveren, yapılacak risk değerlendirmesi sonucu alınacak iş sağlığı ve güvenliği
tedbirleri ile kullanılması gereken koruyucu donanım veya ekipmanı belirler.
(3) İşyerinde uygulanacak iş sağlığı ve güvenliği tedbirleri, çalışma şekilleri ve üretim
yöntemleri; çalışanların sağlık ve güvenlik yönünden korunma düzeyini yükseltecek ve
işyerinin idari yapılanmasının her kademesinde uygulanabilir nitelikte olmalıdır.
(4) İşveren, iş sağlığı ve güvenliği yönünden çalışma ortamına ve çalışanların bu
ortamda maruz kaldığı risklerin belirlenmesine yönelik gerekli kontrol, ölçüm, inceleme ve
araştırmaların yapılmasını sağlar. [2]
1.5.9.
Her işyeri için acil durum planı hazırlanması:
İşveren; Acil durumların olumsuz etkilerinden korunmak üzere gerekli ölçüm ve
değerlendirmeleri yapar, acil durum planlarını hazırlar.
Acil durumlarla mücadele için işyerinin büyüklüğü ve taşıdığı özel tehlikeler, yapılan
işin niteliği, çalışan sayısı ile işyerinde bulunan diğer kişileri dikkate alarak; önleme,
koruma, tahliye, yangınla mücadele, ilk yardım ve benzeri konularda uygun donanıma
sahip ve bu konularda eğitimli yeterli sayıda kişiyi görevlendirir, araç ve gereçleri
sağlayarak eğitim ve tatbikatları yaptırır ve ekiplerin her zaman hazır bulunmalarını sağlar.
[2]
1.5.10.
Çalışanların Çalışmaktan kaçınma hakkı:
Ciddi ve yakın tehlike ile karşı karşıya kalan çalışanlar kurula, kurulun bulunmadığı
işyerlerinde ise işverene başvurarak durumun tespit edilmesini ve gerekli tedbirlerin
alınmasına karar verilmesini talep edebilir. Kurul acilen toplanarak, işveren ise derhâl
22
kararını verir ve durumu tutanakla tespit eder. Karar, çalışana ve çalışan temsilcisine yazılı
olarak bildirilir.
(2) Kurul veya işverenin çalışanın talebi yönünde karar vermesi hâlinde çalışan, gerekli
tedbirler alınıncaya kadar çalışmaktan kaçınabilir. Çalışanların çalışmaktan kaçındığı
dönemdeki ücreti ile kanunlardan ve iş sözleşmesinden doğan diğer hakları saklıdır[2].
1.5.11.
Çalışanların Sağlık Gözetimi:
İşveren;
a)Çalışanların işyerinde maruz kalacakları sağlık ve güvenlik risklerini dikkate alarak
sağlık gözetimine tabi tutulmalarını sağlar.
b) Aşağıdaki hallerde çalışanların sağlık muayenelerinin yapılmasını sağlamak
zorundadır:
1) İşe girişlerinde.
2) İş değişikliğinde.
3) İş kazası, meslek hastalığı veya sağlık nedeniyle tekrarlanan işten uzaklaşmalarından
sonra işe dönüşlerinde talep etmeleri hâlinde.
4) İşin devamı süresince, çalışanın ve işin niteliği ile işyerinin tehlike sınıfına göre
Bakanlıkça belirlenen düzenli aralıklarla.
(2) Tehlikeli ve çok tehlikeli sınıfta yer alan işyerlerinde çalışacaklar, yapacakları işe
uygun olduklarını belirten sağlık raporu olmadan işe başlatılamaz.
Sağlık gözetiminden doğan maliyet ve bu gözetimden kaynaklı her türlü ek maliyet
işverence karşılanır, çalışana yansıtılamaz. [2]
1.5.12.
Çalışanların Eğitimi ve Bilgilendirilmesi:
İşveren, çalışanların iş sağlığı ve güvenliği eğitimlerini almasını sağlar. Bu eğitim
özellikle; işe başlamadan önce, çalışma yeri veya iş değişikliğinde, iş ekipmanının
değişmesi hâlinde veya yeni teknoloji uygulanması hâlinde verilir. Eğitimler, değişen ve
ortaya çıkan yeni risklere uygun olarak yenilenir, gerektiğinde ve düzenli aralıklarla
tekrarlanır.
Mesleki eğitim alma zorunluluğu bulunan tehlikeli ve çok tehlikeli sınıfta yer alan
işlerde, yapacağı işle ilgili mesleki eğitim aldığını belgeleyemeyenler çalıştırılamaz. [2]
1.5.13.
Çalışan Temsilcisi Kavramı:
İşveren; işyerinin değişik bölümlerindeki riskler ve çalışan sayılarını göz önünde
bulundurarak dengeli dağılıma özen göstermek kaydıyla, çalışanlar arasında yapılacak
seçim veya seçimle belirlenemediği durumda atama yoluyla, aşağıda belirtilen sayılarda
çalışan temsilcisini görevlendirir:
a) İki ile elli arasında çalışanı bulunan işyerlerinde bir.
b) Ellibir ile yüz arasında çalışanı bulunan işyerlerinde iki.
c) Yüzbir ile beşyüz arasında çalışanı bulunan işyerlerinde üç.
ç) Beşyüzbir ile bin arasında çalışanı bulunan işyerlerinde dört.
d) Binbir ile ikibin arasında çalışanı bulunan işyerlerinde beş.
e) İkibinbir ve üzeri çalışanı bulunan işyerlerinde altı.
23
Çalışan temsilcileri, tehlike kaynağının yok edilmesi veya tehlikeden kaynaklanan riskin
azaltılması için, işverene öneride bulunma ve işverenden gerekli tedbirlerin alınmasını
isteme hakkına sahiptir. [2]
1.5.14.
Çalışanların Görüşlerinin alınması ve katılımlarının
sağlanması:
İşveren, görüş alma ve katılımın sağlanması konusunda, çalışanlara veya iki ve daha
fazla çalışan temsilcisinin bulunduğu işyerlerinde varsa işyeri yetkili sendika temsilcilerine
yoksa çalışan temsilcilerine aşağıdaki imkânları sağlar:
a) İş sağlığı ve güvenliği ile ilgili konularda görüşlerinin alınması, teklif getirme
hakkının tanınması ve bu konulardaki görüşmelerde yer alma ve katılımlarının sağlanması.
b) Yeni teknolojilerin uygulanması, seçilecek iş ekipmanı, çalışma ortamı ve şartlarının
çalışanların sağlık ve güvenliğine etkisi konularında görüşlerinin alınması.
(2) İşveren, destek elemanları ile çalışan temsilcilerinin aşağıdaki konularda önceden
görüşlerinin alınmasını sağlar. [2]
1.5.15.
Kanunun aşamalı olarak yürürlülük tarihleri:
4857 sayılı İş Kanununun mülga 81 inci maddesi kapsamında çalışanlar hariç kamu
kurumları ile 50'den az çalışanı olan ve az tehlikeli sınıfta yer alan işyerleri için 1/7/2016
tarihinde,
2) 50'den az çalışanı olan tehlikeli ve çok tehlikeli sınıfta yer alan işyerleri için 1/1/2014
tarihinde,
3) Diğer işyerleri için yayımı tarihinden itibaren altı ay sonra, [3]
24
2. BÖLÜM : GIDA SEKTÖRÜ
2.1. GİRİŞ
Türk ekonomisinin önemli yapı taşlarından biri olan Gıda ve İçecek Sanayi;
yatırım, üretim ve istihdam yapısı ile ülke ekonomisinin en dinamik sektörüdür. Türkiye
için stratejik öneme sahip olan gıda ve içecek imalatı, sanayi alt sektörleri arasında en
büyüklerinden olup, üretim değeri, istihdama sağladığı katkı, ihracatı ve dış ticareti
karşılama oranı ile ülkemizin önemli sektörlerinden biridir.
Farklı iklim bölgelerine sahip olan ülkemiz; doğusuyla, batısıyla, kuzeyi ve güneyi
ile her yerinde verimli topraklara sahip olmakla birlikte yetiştirilen ürün yelpazesi de
geniştir. Türkiye’de toplam nüfusun % 45’i tarım kesiminde yer almakta ve bu kesim
toplam üretimin yaklaşık % 13’ünü gerçekleştirmektedir. Bu nedenle tarım ve gıda
sanayileri sosyoekonomik açıdan ülke ekonomisi için büyük önem taşımaktadır1.
Gıdanın, insan yaşamının en temel ihtiyacı olması ve toplum sağlığı açısından kritik önem
taşıması, gıda üretim-tüketim zincirini günümüzün en önemli konularından biri haline
getirmiştir. Bu nedenle gıda sanayinde, tüm üretim-tüketim zincirinin dahil edildiği ARGE, teknoloji geliştirme ve inovasyon odaklı çalışmaların geliştirilmesi ve örnek projelerin
desteklenmesi büyük önem taşımaktadır.
Refah bir toplum yaratmak için “Vizyon 2023 Bilim ve Teknoloji Stratejileri
Projesi”nde yer alan Tarım ve Gıda Sektörünün vizyonu, “Bilime ve modern
teknolojilere dayalı olarak; toplumun sağlıklı beslenmesini, gereksinimlerini yeterli
nicelik ve nitelikte karşılayabilen, biyolojik çeşitliliğini koruyan ve toplumsal yarara
dönüştürebilen, ekonomik, ekolojik ve sosyal açıdan sürdürülebilir, verimliliği artan
tarım ve tarımsal sanayinin de katkısıyla, uluslararası alanda rekabet edebilen
gelişmiş bir Türkiye” olarak belirlenmiştir2.
Ayrıca, Türkiye Sanayi Stratejisi’nde (2011-2014) belirtildiği gibi, gıda ve içecek
sanayinin tarımsal üretimin yapıldığı bölge ile entegre olma kapasitesine sahip olması, birçok
bölgede üretim yapabilme ve yüksek istihdam yaratma imkanını da beraberinde getirmektedir.
Bu da bölgesel eşitsizliklerin azaltılmasındaki rolü ve işsizliği azaltıcı etkileri nedeniyle
sektörün önemini daha da arttırmaktadır3.
Türkiye açısından tarım ve gıda sektörlerinden elde edilecek gelir artışı toplum refahı,
zenginliği ve yaşam kalitesini arttırmada önemli bir potansiyele sahiptir. Üretim
faaliyetlerinden azami yararı sağlamak için tarım ve gıda sektörlerinde yapılan çalışmaların
bilim ve teknolojinin gösterdiği şekilde yürütülmesi önem arz etmektedir. [4]
2.2. Sektörün Genel Durumu
2.2.1.
Sektörün Dünyadaki durumu:
Dünya Bankası ve IMF gibi uluslararası kuruluşlara göre, 2012 ve 2013 yılları az da
olsa dünya ekonomilerinin büyümesine devam edeceği yıllar olacaktır. Önümüzdeki dönemler,
ülkelerin ekonomilerini etkileyecek en önemli faktörün gıda fiyatları olacağı yönündedir.
Dünya Bankası’nın raporuna göre, 2012 yılının ilk çeyreğinde dünya gıda fiyatlarının % 8
oranında arttığını göstermiştir. Yine yapılan tahminlere göre, tüm dünyada gıda fiyatlarındaki
25
artışın, önümüzdeki on yılda da istikrarlı bir şekilde devam etmesi beklenmektedir. Hatta bu on
yılda, dünyanın belli bölgelerindeki gıda fiyatlarının % 40’lar seviyesinde artacağı
8
öngörülmektedir
Türk gıda, içecek ve tütün sektörü, yabancı yatırımcılar için en cazip alanlardan birini
oluşturmaktadır. Küresel yatırımcılara kârlı yatırım fırsatları sunduğundan, müthiş oranda
doğrudan yabancı yatırımı çekerek son on yılda yaklaşık 4 milyar ABD dolarına ulaşmıştır. [4]
2.2.2.
Sektörün Türkiye’deki Durumu:
Türkiye her geçen yıl dünya pazarında daha etkin bir oyuncu olma yolunda
ilerlemektedir. Türkiye, üretim gücünü tarımsal üretimden almaktadır. Aynı zamanda
Türkiye, 62 milyar dolarlık tarımsal hasılası ile dünyanın 7’nci büyük tarım ülkesi
konumundadır. Ayrıca Türkiye gücünü, genç ve artan nüfusu ile birlikte son 10 yılda
ortalama gelir düzeyinin artmasından da almaktadır.
Dengeli ve bilinçli beslenme konusunda tüketici bilincinin yükselmesine bağlı olarak
ambalajlı ürünlere yöneliş, halkımızın beslenme alışkanlıklarındaki değişiklikler ve kişisel
beslenme tercihleri de gıda sanayimizin gelişmesine katkı sağlamaktadır. Bu kapsamda,
Türkiye Gıda ve İçecek Sanayi Dernekleri Federasyonu, 2023 yılı gıda ve içecek ihracat
hedeflerini 40 milyar dolar olarak hedeflemiştir10kişisel beslenme tercihleri de gıda
sanayimizin gelişmesine katkı sağlamaktadır. Bu kapsamda, Türkiye Gıda ve İçecek
Sanayi Dernekleri Federasyonu, 2023 yılı gıda ve içecek ihracat hedeflerini 40 milyar
dolar olarak hedeflemiştir10
Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı da, “Türkiye’nin bugün için tarımsal üretim hasılası
ile dünya ülkeleri içerisinde 7’nci, AB ülkeleri içinde 1’inci sırada yer aldığını ve bunun
daha iyi bir noktaya taşınması, daha verimli sağlıklı bir üretim yapılması ve toplumun
dengeli ve sağlıklı beslenmesi açısından gıda ve gıda standardizasyonunun ülkemiz için
özel bir anlamı olduğunu” belirtmiştir10
Türkiye açısından tarım ve gıda sektörlerinden elde edilecek gelir artışı toplum
refahı, zenginliği ve yaşam kalitesini arttırmada önemli bir potansiyele sahiptir. Bilim,
Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı koordinasyonunda hazırlanan Türkiye Sanayi Stratejisi
Belgesi’nde (2011-2014) belirtildiği gibi, gıda ve içecek sanayinin tarımsal üretimin
yapıldığı bölge ile entegre olma kapasitesine sahip olması, birçok bölgede üretim
yapabilme ve yüksek istihdam yaratma imkanını da beraberinde getirmektedir. Bu da
bölgesel eşitsizliklerin azaltılmasındaki rolü ve işsizliği azaltıcı etkileri nedeniyle sektörün
önemini daha da arttırmaktadır. [4]
2.2.3.
Sektörün 2013-2023 Projeksiyonu:
Günümüzde “gıda” konusu ele alındığında, gıda üretim ve tüketim zincirindeki tüm
aşamalar kastedilmektedir. Birincil üretim (bitkisel ve hayvansal üretim ile su ürünleri)
sonucu elde edilen tarımsal ve hayvansal hammaddelerin güvencesi ve güvenliğinin
sağlanarak, sanayide işlenmesi sonucu güvenilir ve kaliteli gıdaların tüketiciye
ulaştırılması, gıda alımı ve tüketicinin sağlık ve refahının sağlanması ve korunması ile bu
zincirin her bir basamağına çevresel faktörlerin etkilerinin de araştırılması ile tüm gıda
üretim ve tüketim zinciri üzerinde kalite ve güvenliğin sağlanması hedeflenmektedir12.
26
TÜBİTAK tarafından yapılan “2023 yılında Tarım ve Gıda açısından Nasıl bir Türkiye”
çalışmaları sonucunda Tarım ve Gıda sanayi için belirlenen “Bilime ve modern
teknolojilere dayalı olarak; toplumun sağlıklı beslenmesini, gereksinimlerini yeterli nicelik
ve nitelikte karşılayabilen, biyolojik çeşitliliğini koruyan ve toplumsal yarara
dönüştürebilen, ekonomik, ekolojik ve sosyal açıdan sürdürülebilir, verimliliği artan tarım
ve tarımsal sanayinin de katkısıyla, uluslararası alanda rekabet edebilen gelişmiş bir
Türkiye” vizyonuna ulaşılabilmesi için, sektörlerin rekabet gücünü kısıtlayan engellerin
tespit edilerek, bu engelleri ortadan kaldırmaya yönelik politikaları ve stratejileri hayata
geçirmeye çalışmaktır.
Türkiye ekonomisinde tarım ve gıda sektörü nüfus ve istihdam, beslenme, sanayiye
ham madde temini, milli gelir, sanayi ürünlerinin tüketicisi olma açısından önemli bir yere
sahiptir. Üretim faaliyetlerinden azami yararı sağlamak için tarım ve gıda sektörlerinde
yapılan çalışmaların bilim ve teknolojinin gösterdiği şekilde yürütülmesi zorunludur.
Türkiye açısından tarım ve gıda sektörlerinden elde edilecek gelir artışı toplum refahı,
zenginliği ve yaşam kalitesini arttırmada önemli bir potansiyele sahiptir. [4]
2.2.4.
Gıda ve Gıda ile Temas Eden Madde ve Malzemeleri
Üreten iş Kolları
G1- Meyve ve sebze işleyen iş yerleri,
G2 - Dondurulmuş gıda maddesi üreten iş yerleri,
G3 - Bisküvi, çikolata, kakaolu ve benzeri ürünleri üreten iş yerleri,
G4 - Süt ve süt ürünleri üreten iş yerleri,
G5 - Çerez, cips vb. ürünleri üreten iş yerleri,
G6 - Dondurma ve yenilebilir buz ürünleri üreten iş yerleri,
G7 - Bitkisel ve siyah çay işleyen iş yerleri,
G8 - Alkollü içki üreten iş yerleri,
G9 - Maya üreten iş yerleri (ekmek, peynir ve her türlü maya),
G10 - Her türlü gıda katkı maddesi ve aroma maddesi üreten iş yerleri,
G11 - Fonksiyonel/özel beyanlı gıdalar, gıda takviyeleri ve genetik modifiye gıdaları
üreten iş yerleri,
G12 - Özel beslenme amaçlı gıda maddesi üreten iş yerleri (ilgili tebliğde belirtilen
ürünler),
G13 - Nişasta üreten iş yerleri,
G14 - Tuz işleyen iş yerleri,
G15 - Doğal veya fabrikasyon olarak kurutulmuş gıda, kuruyemiş işleyen iş yerleri,
G16 - Entegre fındık, fıstık vb. ürünleri işleyen iş yerleri,
G17 - İçecek tozu üreten iş yerleri,
G18 - Sıvı ve katı bitkisel yağ üreten iş yerleri,
G19 - Zeytinyağı üreten iş yerleri (yağhaneler hariç),
G20 - Şeker üreten iş yerleri (paketleme hariç),
G21 - Hazır çorba ve bulyon, puding, toz karışımlar, mayonez, sos vb. üreten iş
yerleri,
G22 - Alkolsüz içecek üreten iş yerleri,
G23 - Vaks ve/veya sakız bazı (sakız mayası, gumbase) üreten iş yerleri,
G24 - Gıda ışınlaması yapan iş yerleri,
G25 - Yağhaneler ve yağ dolum yerleri,
G26 - Makarna ve irmik üreten iş yerleri,
G27 - Un üreten iş yerleri,
27
G28 - Ekmek ve ekmek çeşitleri üreten iş yerleri,
G29 - Unlu mamuller üreten iş yerleri,
G30 - Bulgur üreten iş yerleri,
G31 - Şeker paketleme iş yerleri,
G32 - Pasta, börek, hamur ve süt tatlıları gibi her türlü pastacılık ürünlerini üreten iş
yerleri,
G33 - Şekerleme üreten iş yerleri,
G34 - Tahin, helva ve pekmez üreten iş yerleri,
G35 - Hazır yemek üreten işyerleri, yemek fabrikaları,
G36 - Sakız üreten iş yerleri,
G37 - Fermente ve salamura ürün üreten iş yerleri,
G38 - Baharat işleyen iş yerleri,
G39 - Içme amaçlı doğal bitkileri işleyen, aromatik yağ üreten iş yerleri,
G40 - Buz üreten iş yerleri,
G41 - Soğuk hava depoları,
G42 - Meyve sebze paketleme, boylama, sarartma ve mumlama yapan iş yerleri,
G43 -Yumurta paketleyen iş yerleri,
G44 - Gıda maddeleri ambalâjlayan iş yerleri,
G45 - Et ve et ürünleri üretim tesisleri (sakatat temizleme ve işleme yerleri dâhil),
G46 - Su ürünleri işleyen iş yerleri,
G47- Bal, polen, arı sütü ve temel petek üreten ve ambalâjlayan iş yerleri,
G48 - Plâstik esaslı gıda ile temasta bulunan madde ve malzemeleri üreten iş yerleri,
G49 - Cam esaslı gıda ile temasta bulunan madde ve malzemeleri üreten iş yerleri,
G50 - Kâğıt esaslı gıda ile temasta bulunan madde ve malzemeleri üreten iş yerleri,
G51 - Metal esaslı gıda ile temasta bulunan madde ve malzemeleri üreten iş yerleri,
G52 - Ahşap esaslı gıda ile temasta bulunan madde ve malzemeleri üreten iş yerleri,
G53 - Seramik esaslı gıda ile temasta bulunan madde ve malzemeleri üreten iş yerleri,
G54 - Gıda ile temasta bulunan diğer madde ve malzemeleri üreten iş yerleri,
G55- Hububat ve bakliyat üreten iş yerleri,
G56 - Diğer gıda maddelerini üreten iş yerleri, [5]
28
3. BÖLÜM : GIDA SEKTÖRÜNÜN 6331 SAYILI
İŞ SAĞLIĞI VE GÜVENLİĞİ KANUNU
KAPSAMINDA DEĞERLENDİRİLMESİ
3.1. GIDA SEKTÖRÜ GENEL BİLGİLER
Gıda ürünleri imalatı sektörü, ticari hacmi düşünülecek olursa bugün dünyadaki en
büyük sektörlerden birisidir. Geniş bir yelpazeye sahip olan gıda sanayi, alt dalları
açısından birbirinden farklı özellikler taşıyan sektörleri barındırmaktadır. Et ürünleri, balık
ürünleri, tahıllar, meyveler, şeker, süt ve süt ürünleri, bisküviler, ekmekler, pasta ve
çikolata, sıvı ve katı yağlar ve daha birçok ürün bu sektörde üretilmektedir. Ürün çeşitliliği
açısından da pek çok farklı türde sanayi kuruluşunda çok farklı tipte ürünler üretilmektedir.
Ürün çeşitliliğinin çok fazla olmasına rağmen gıda sektöründe imalat aşamasında temelde
benzer adımlar izlenmektedir. Yiyecekler ham olarak alınmakta, işlenmekte ve
paketlendikten sonra insanların tüketebilmesi için piyasaya sürülmektedir. Bu süreçte pek
çok fiziksel ve kimyasal işlem gerçekleştirilmektedir. Kaynatmak, soğutmak, iyonize
radyasyona tabi tutmak, kurutmak, dolapta saklamak, dondurmak, suyunu almak,
antibiyotik ile sterilize etmek ve kimyasal koruyucu kullanmak gibi yöntemler yiyeceklerin
ömrünü uzatmak ve bozulmasını engellemek için kullanılmaktadır. Herbiri birbirinden
farklı olan bu yöntemlerin hepsi teknolojinin gelişmesi ile birlikte ortaya çıkmış,
yiyeceklerin tazeliklerinin koruması ve hemen bozulmaması, daha uzun süre
5
saklanabilmelerini sağlamıştır. [6]
Yukarıda da belirtildiği üzere, gıda ürünleri imalatı sanayi çok geniş bir
yelpazede, çok farklı tipte ürünlerin üretiminin gerçekleştirildiği bir sektördür.
26.12.2012/28509 tarih sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan ve 29.03.2013/28602
tarih sayılı Resmi Gazete ile değişik İş Sağlığı ve Güvenliğine İlişkin Tehlike
Sınıfları Tebliğine göre Gıda Ürünlerinin İmalatı “C – İmalat” ana başlığı altında
sınıflandırılmış ve şu ana iş kollarını kapsayacak şekilde düzenlenmiştir:
2
Meslek hastalığı sayısı
İş kazası sayısı
Erkek
2.243
Kadın
729
Top.
3
2.972
Kadın
Erkek
0
Top.
3
Ölüm sayısı
İş kazası
Erkek
13
Meslek hastalığı
Kadın
0
Top.
13
Kadın
Erkek
0
0
Toplam
Top.
0
Erkek
13
Tablo 3. Gıda sektörü 2012 İSG istatistikleri[22]
5
http://www.akaisguvenlik.com/gida-sektorunde-is-guvenligi/17/oku.html
Kadın
0
Top.
13
29
Tablo 4.Nace kodlama istatistiğine göre gıda imalatı sektöründe yer alan işler
Gıda ürünlerinin üretimi, sadece birkaç çalışanı olan küçük işletmelerden
binlerce çalışanın bulunduğu büyük fabrikalara kadar çok geniş bir yelpazede
faaliyet gösteren işyerlerinde gerçekleştirilmektedir. Ülkemizde üretim yapmakta
olan çoğu büyük ölçekli firma, uluslararası şirketlerin Türkiye’de yapmış oldukları
yatırımların bir parçası olarak faaliyetlerine devam etmektedir. Gıda sektöründe
uluslararası şirketlerin de faaliyet gösteriyor olması bu sektörün ekonomik anlamda
büyük önem taşıdığının ayrı bir göstergesini oluşturmaktadır. [7]
3.2. Gıda Ürünleri İmalat Sanayi Sektöründe Meydana
Gelen İş Kazalarının Ana Nedenleri Ve Sektöre Özel
Riskler İle Alınması Gerekli Güvenlik Önlemleri
3.2.1.
Gıda Ürünleri İmalat Sanayi Sektöründe Meydana
Gelen İş Kazalarının Ana Nedenleri
Ülkemizde meydana gelen iş kazaları incelendiğinde, gıda ürünleri imalat
sanayi sektöründe meydana gelen iş kazalarının toplam iş kazalarının yaklaşık
%10’luk bir kısmını oluşturduğu görülmektedir. Ayrıca, gıda ürünleri imalatı sektörü
ölümlü iş kazası sayısında da en çok kaza meydana gelen ilk 10 sektör içerisinde yer
almaktadır.
30
Sektörde meydana gelen kazaların yaklaşık %15’i büyük kaza olarak
nitelendirilebilecek, hastanede tedavi gerektiren (özellikle düşüp kayma neticesinde
kemik kırılması, yüksekten düşmeler gibi) tipte kazalardır. 3 günden daha fazla istirahat
gerektiren diğer kazalar ise genellikle malzeme kaldırılması ve taşınması sırasında
meydana gelen kazalar, bıçak vb. el aletlerinin neden olduğu kazalar ve düşen cisimlerin
çarpması sonucu meydana gelen kazalardan oluşmaktadır.
Aşağıdaki grafikte İngiliz Sağlık ve Güvenlik Kurumu tarafından yapılan çalışmalar
neticesinde hazırlanan ve 2008/2009 yıllarında gıda ürünleri imalatı sektöründe meydana
gelen majör kazalar ile 3 günden fazla süreyle istirahat gerektiren kazaların nedenleri ve
oranları gösterilmiştir.6 [8]
Şekil – 1: Gıda Ürünleri İmalat Sektöründe Meydana Gelen Majör İş Kazalarının Ana
Nedenleri ve Meydana Gelme Sıklıkları
3
3.2.1.1.
Elle Taşıma İşlemleri Sırasında Meydana Gelen Kazalar
Yukarıdaki grafikten de görülebileceği üzere, gıda ürünleri imalat sektöründe
meydana gelen kazaların büyük kısmı kutu, çuval, varil vb. gıda maddelerinin
depolandığı ağır yüklerin kaldırılması ve taşınması işlemleri sırasında meydana
gelmektedir.
Elle taşımaya bağlı oluşan kazaların azaltılabilmesi amacıyla, öncelikli olarak
hangi tip faaliyetlerin (kaldırılan yüklerin tipleri, yüklerin indirilip kaldırılma sıklığı
vb.) kazalara neden olduğu ve hangi operasyon bölgelerinde daha sık kaza meydana
geldiği analiz edilmelidir. Bu bölgelerde yapılan operasyonlar detaylı bir şekilde
işlem adımlarına ayrılmalı ve hangi faktörlerin en yüksek kaza riskini ortaya
çıkardığı belirlenmelidir. Uygulanabilirliği olan bölgelerde elle taşıma faaliyetleri yerine,
konveyör bantlar, vakumlu taşıyıcılar, otomatik yük taşıma sistemleri gibi ekipmanlar
kullanılarak elle taşıma faaliyetleri en aza indirilmelidir.
6
http://www.hse.gov.uk/food/causes.htm
31
Şekil – 2: Otomatik Kasalama, Dağıtım ve Taşıma Bandı Sistemi
Tam otomatik taşıma sistemlerinin kurulamaması durumunda ise yarı
otomatik kaldırma sistemlerin kullanılması yoluna da gidilebilir. Örneğin, makaslı
kaldıraçlar ile yükler boşaltılacağı yere kadar kaldıraç üzerinde kaldırıp daha sonra karışım
yapılacak olan tekne, kazan vb. ekipmanın içerisine boşaltılabilir. Elle taşımaları ortadan
kaldırmanın bir diğer yolu da, çuval, varil, bidon vb. şekillerde tedarik edilen malzemelerin
büyük tanklarla, dökme tabir edilen yöntemle ve big bag denilen büyük çuvallar ile tedarik
edilmesi yoluna gidilmesidir.
Otomatik kaldırma sistemlerinin kurulmasının mümkün olmadığı bölgelerde
ise, ergonomik çalışma şartları oluşturulmalıdır. Tedarikçiler ile görüşülerek birim
yüklerin azaltılması sağlanmalı (50 kg’lik çuvallar yerine 25 kg’lik çuvallar kullanılması
gibi) ve çalışanlar arası daha sık rotasyonlar yapılarak kaza riski azaltılmaya çalışılmalıdır.
Burada unutulmaması gereken nokta, birim yüklerin azaltılması durumunda yüklerin
kaldırma sayısının artacak olması, bu nedenle de dinlenme aralarının ve çalışanlar arası
rotasyonun daha sık yapılması gerekliliğidir.
Bununla birlikte, elle taşıma işi yapan çalışanlara, yükün nasıl taşınması gerektiği
konusunda iş sağlığı ve güvenliği eğitimleri verilmelidir. Bu eğitimlerde, yükün nasıl
kaldırılması gerektiği, vücudun hangi bölgeleriyle yükün ağırlığının alınması gerektiği,
ağır yüklerin tek bir kişi tarafından taşınmasının sakıncaları, omuz üstü seviyelerde elle
taşıma işleminin yapılmaması gerektiği gibi konular vurgulanmalıdır. [7]
32
3.2.1.2.
Kayma ve Düşme Nedeniyle Meydana Gelen Kazalar
Gıda ürünleri imalat sektöründe meydana gelen majör kazaların yaklaşık
%25’lik kısmı ve majör yaralanmaların da %35’lik kısmı ıslak zeminlerde kayma ve
ayağın bir yere veya bir cisme takılması ile düşme sonucu meydana gelmektedir.
Diğer tüm sektörlere kıyaslandığında gıda ürünleri imalat sektörü kayma ve düşmeye bağlı
kazaların en yoğun meydana geldiği sektör olarak ön plana çıkmaktadır.7[9]
Majör kazalar ve diğer 3 günden fazla istirahat gerektiren kazalar bir bütün
olarak ele alındığında, kayıp düşmeler neticesinde meydana gelen kazaların gıda
ürünleri imalat sektöründe meydana gelen tüm kazalara oranının %25 olduğu
görülmektedir. Bu kazaları da kendi içerisinde sınıflandırmak gerekirse, %80’lik
kısım kayıp düşmeye bağlı olarak meydana gelmekte, geriye kalan %20’lik kısım ise
ayağın takılması sonucu meydana gelmektedir.
Kayıp düşmeye bağlı kazaların %90’lık bir kısmı zemin su ile ıslatılmışken
veya üretim aşamalarında yere düşen gıda artıklarına basılması sonucu meydana
gelmektedir. Benzer şekilde, ayağın bir cisme takılıp düşülmesi şeklinde meydana
gelen kazaların da %75’lik bir kısmı ortamda bulunan engellerden ve düzgün
olmayan zeminlerden kaynaklanmaktadır. Kayıp düşmelere bağlı kazaların bir anlık
dalgınlık sonucu meydana geldiği ve bu kazaların önlenmesi konusunda alınabilecek
önlemlerin sınırlı olduğu şeklinde bir önyargı bulunmaktadır. Oysaki, kayıp düşmelere
neden olan etkenler dikkatleincelenerek bir takım basit önlemler yardımıyla pek çok
kazanın önüne geçilebileceği görülmüştür. Kazaları engelleyebilecek bu önlemlerden
bazıları şöyle sıralanabilir:
-Zeminin ıslanmasının engellenmesi için su sızıntısı ve döküntüye sebep olmayacak
şekilde çalışma ortamlarının tasarlanması ve zeminin temizlenmesi için uygun temizlik
malzemelerinin seçilmesi ve mümkün olan durumlarda kuru temizleme yöntemlerinin
tercih edilmesi,
-Zeminin ıslak temizliğinin yapılmasının şart olduğu durumlarda, uygun havalandırma
yöntemleri kullanarak kurumanın hızlandırılması,
-Yürüyüş yollarının ayrılarak bu yolların etrafına uygun drenaj kanallarının yapılması ve
yürüyüş yolunun devamlı kuru olmasının sağlanması,
-Zeminin yeterli derecede pürüzlülüğe sahip olmasının sağlanması. Örnek olarak, suyla
ıslanan zeminler için yüzeyin en az 20 mikron (Rtm), sütle ıslanan
zeminler için en az 45 mikron ve zeytinyağı ile ıslanan zeminler için ise en az 70 mikron
yüzey pürüzlülüğüne sahip olması gerekmektedir.
-Kaymaz tabanlı iş ayakkabılarının kullanılması,
-Yük taşıma işlemleri kayma ve düşme riskini arttığından dolayı bu işlemlerin mümkün
olduğunca azaltılmasının sağlanması.
Ayağın bir cisme veya engele takılması sonucu düşmeleri engellemek için ise,
yüzeyde bulunan deliklerin, eğimli ve düz olmayan yüzeylerin ortadan kaldırılması ve
ortama dağınık olarak malzeme bırakılmamasının sağlanması gerekmektedir. [7]
4
3.2.1.3.
Yüksekten Düşme Nedeniyle Meydana Gelen Kazalar
Gıda ürünleri imalat sektöründe meydana gelen ölümcül kazaların nedenleri
7 http://www.hse.gov.uk/food/slips.htm
33
arasında %20’lik oran ile üçüncü sırada yüksekten düşme yer almaktadır. Yüksekten
düşme olayının meydana geldiği ortamlar incelendiğinde ise sırasıyla, merdivenler,
kendinden hareketli ekipmanlar, makineler, çalışma platformları, çatılar ve hammadde ve
mamul ambarları rafları kazaların en yoğun meydana geldiği yerler olarak öne
çıkmaktadır.8 [10]
5
Yüksekten düşmelerin önlenmesi amacıyla öncelikli olarak yüksek bölgelere çıkma
ihtiyacının ortadan kaldırılması gerekmektedir. Örnek olarak, gıda ürünleri imalat
sektöründe yoğun olarak yapılan bir işlem olan, ürünlerin hazırlandığı veya stoklandığı
büyük tanklardan veya silolardan numune almak ve seviye kontrolü yapmak için bu
ekipmanların üzerine çıkma ihtiyacının ortadan kaldırılması, yer seviyesinden numune
alınmasına imkan sağlayan sistemler kurulması gerekmektedir.
Ayrıca, stoklama tanklarının içerisinde bulunan malzeme miktarının kontrolü de gözle
değil, otomatik sistemler kullanılarak yapılmalı ve seviye ölçer cihazların göstergeleri
zemine konumlandırılarak seviye ölçümü bu cihazlar yardımıyla yapılmalıdır.
Gıda ürünleri imalat sektöründe yüksekte çalışmayı gerektiren bir başka neden de,
ortamda oluşan tozların belirli periyotlarla ekipmanların üzerinden temizlenmesi
gerekliğidir. Özellikle un ve yağ fabrikaları gibi yerlerde üretim aşamasında öğütme
işlemleri sırasında oluşan yoğun miktarda toz makinelerin ve diğer ekipmanların üzerinde
tabaka olarak birikmektedir. Bu tozun temizlenmesi için ekipmanların üzerine çıkılması
gerektiğinden, ortamda oluşan tozun da kayganlaştırıcı etkisiyle yüksekten düşmeler
yaşanabilmektedir. Tozdan kaynaklanan temizlik ihtiyacının önüne geçebilmek için,
ortama yayılan tozlar cebri havalandırma sistemleri ile çekilerek tesis dışına atılmalı ve
çalışma ortamının temiz kalması sağlanmalıdır.
Yüksek alanlara çıkmanın zorunluluk olduğu durumlarda ise, bu bölgelere
sadece yetkisi olan kişilerin giriş yapmaları ve görevli olmayan çalışanların bu bölgelere
ulaşmalarının engellenmesi sağlanmalıdır. Ayrıca, bu bölgelere ulaşım için de güvenlikli
merdivenler ve benzeri ekipmanlar kullanılmalıdır. [7]
3.2.1.4.
Taşıt Kazaları
Gıda ürünleri imalat sektöründe yoğun olarak taşıma faaliyetleri yapılması
nedeniyle taşıt kazaları da önemli bir risk olarak karşımıza çıkmaktadır. Taşıt
kazalarının oluşma şekilleri incelendiğinde, sırasıyla nakliye araçlarının (yük taşıma
araçları hariç) çarpması, forklift ve benzeri yük taşıma araçlarının çarpması, yükleme
– boşaltma işlemleri sırasında kamyon kasası üzerinden düşme gibi nedenler ilk sıralarda
yer almaktadır.
Taşıt kazalarının önüne geçilebilmesi için, gerek işletme sahası içerisinde
gerekse kamyon ve benzeri nakliye araçlarının geçtiği yollarda trafik düzenlemeleri
yapılmalı ve hız limitleri belirlenerek açıkça işaretlenmelidir. Ayrıca, işletme içerisinde
forklift yolları ve yaya yolları işaretlenmeli ve bu yolların mümkün olduğunca birbirlerini
kesmemeleri sağlanmalıdır. Forklift ve benzeri yük taşıma araçları üzerinde sesli ve ışıklı
ikaz sistemleri bulunmalı ve bu sistemlerin devamlı suretle çalıştığından emin olunmalıdır.
8
http://www.hse.gov.uk/food/falls.htm
34
İşyerinde kullanılacak olan tüm hareketli iş ekipmanları operatörlük belgesine sahip ehil
kişilerce kullanılmalıdır.
Yükleme – boşaltma işlemleri sırasında kamyon kasası üzerinden düşmeyi
engelleyebilmek için, çalışanların forkliftin kancaları üzerine çıkarak yukarı kaldırılmaları
kesinlikle engellenmelidir. Ayrıca, içerisinden numune alınması gerekli olan tahıl ve
benzeri maddelerle yüklü olan kamyonların üzerine çıkılmadan numune alınmasının
sağlanması ve benzer şekilde sıvı malzeme taşıyan tankerlerin boşaltma işlemlerinin
tankerin üst kısmından değil de, alt kısmına bağlanan borular yardımıyla yapılmasının
sağlanması gerekmektedir. [7]
3.2.1.5.
Bir veya Birden Fazla Cismin Sıkıştırması, Ezmesi, Batması,
Kesmesi Nedeniyle Meydana Gelen Kazalar
Gıda ürünleri imalat sektöründe meydana gelen majör kazaların yaklaşık %10’luk
bir kısmı, düşen bir cismin çarpması veya bir bıçağın kesmesi gibi nedenlerle
oluşmaktadır. Sabit veya düşen bir cismin sıkıştırması, ezmesi, batması, kesmesi nedeniyle
oluşan kazalar, majör kazaların sebepleri arasında elle taşıma ve kayıp düşmelere bağlı
kazalardan sonra üçüncü sırada yer almaktadır. Bu tip kazaların yoğun bir şekilde
gerçekleşiyor olması nedeniyle, işyerinde yapılacak olan risk analizinde bu konu üzerinde
özellikle durulmalı ve bu tip kazaların işyerinin tüm bölümlerinde meydana gelebileceği
göz ardı edilmemelidir.
Düşen cisimlerin meydana getirebileceği kazaların önlenmesi amacıyla, yüksekte
depolanan malzemelerin konuldukları raflarda sabit bir şekilde durmasının sağlanması ve
küçük sarsıntılarda düşmeyecek şekilde sabitlenmiş olması gerekmektedir.
Ayrıca yükleme – boşaltma işlemleri sırasında da dikkatli hareket edilmeli ve yükler
düzgün bir şekilde kaldırılıp indirilmelidir. Ayrıca, çok katlı malzeme raflarının da zemine
veya duvara sağlam şekilde monte edilmesi sağlanmalı ve bu rafların üzerine de belli bir
istif yüksekliğinin üzerinde malzeme yüklenmesine izin verilmemelidir.
El aletleri arasında bıçaklar kazaya en çok yol açan aletler olduğu için, gerek
kullanımları sırasında gerekse de kullanılmadıkları zamanlarda dikkatli olunmalıdır.
Özellikle et kesme ve parçalama işlemleri sırasında kullanılan bıçaklar çok keskin
tipte oldukları için bıçak tutulmayan ele mutlaka çelik örgü eldivenler giyilmelidir.
Ayrıca kolun üst kısmını korumak için de uygun tipte koruyucu donanımlar
kullanılmalıdır. Bıçaklar kullanılmadıkları zamanlarda da açıkta bırakılmamalı,
uygun malzemeden yapılmış korumalı bıçaklıkların içerisinde muhafaza edilmelidir.
Şekil – 3: Et Kesme ve Parçalama İşlemlerinde Kullanılması Gereken Uygun
Kişisel Koruyucu Donanımlar
35
İşyerinde kullanılan tüm el aletleri yapılış amaçlarına uygun şekilde kullanılmalı ve
bu aletler seçilirken de işe uygun ve aşırı güç gerektirmeden kullanılabilecek tipte olanları
seçilmelidir.
Hareketli cisimlerden meydana gelebilecek kazaları engellemek için de, transpalet, el
arabası gibi aletler yaya yolları haricinde belirlenmiş diğer yollar üzerinde hareket
ettirilmeli ve bu tip aletleri hareket ettiren çalışanların taşıma işlemi esnasında uygun bir
görüş açısına sahip olması sağlanmalıdır. Ayrıca, caraskal, tavan vinci gibi hareketli
ekipmanlarla taşıma yapılırken de, bu yüklerin altında başka bir çalışanın bulunmaması
sağlanmalı ve bu ekipmanlarda kullanılan zincir, sapan vb. taşıma aparatlarının kontrolleri
periyodik olarak yapılmalıdır. [7]
3.2.1.6.
Gıda Ürünlerini İşleme Makinelerinin Sebep Olduğu Kazalar
Gıda ürünleri imalatı sektöründe makine ve ekipman kaynaklı kazalar tüm
kazaların (majör ve minör) yaklaşık %7’lik bir kısmını oluşturmaktadır. Makinelerin
neden olduğu kazaların oranı tüm kaza oranları arasında düşük gibi görünse de sonuçları
açısından çok daha büyük etkileri olmaktadır. Gıda ürünleri imalatı sektöründe ölümle
sonuçlanan kazaların %10’luk kısmı makine ve ekipmanlardan kaynaklanmaktadır.
Ölümlü ve ağır yaralanmalı kazaların azaltılması için makine ve ekipmanlar üzerinde
dikkatle durulması gerekmektedir.9 [11]
6
Gıda ürünleri imalat sektöründe kazalara en çok neden olan makineler
incelendiğinde ilk sırada konveyör bantlarının bulunduğu görülmektedir. Bunu sırasıyla,
istifleme makineleri, paketleme makineleri (ısı ile şekillendirme (thermoform) makineleri,
atkılama - bantlama makineleri, şişeleme makineleri, kutulama makineleri, etiketleme
makineleri, sıcak işlem yapan paketleme makineleri (streçleme ve şirinkleme makineleri)
ve tarih basma makineleri), kıyma – öğütme makineleri, hamur depozitörleri ile şerit
testereler ve diğer kesici - doğrayıcı ve parçalayıcı makineler takip etmektedir.
30.12.2006/26392 tarih sayılı 4. Mükerrer Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren,
Avrupa Birliği’nin 98/37/AT standardının uyumlaştırılmasına yönelik olarak hazırlanmış
olan “Makine Emniyeti Yönetmeliği”nde gıda hazırlamak ve işlemek için kullanılacak
makinelere özel bir başlık açılarak bu işlerde kullanılacak olan makinelere özel bir takım
düzenlemeler getirilmiştir.
Bu düzenlemeler büyük ölçüde enfeksiyon, hastalık ve bulaşıcı hastalıktan kaçınılması
amacıyla uyulması gereken düzenlemeler olup, makinenin tasarım ve imal aşamalarında
mutlaka uyulması gereken kurallar sıralanmıştır.
Gıda hazırlamak ve işlemek üzere kullanılacak olan makinelerin taşıması
gereken özelliklere kısaca bakılacak olursa;
-Makinelerin temizliği kolay bir şekilde yapılabilmeli,
-Makine yüzeyleri ve bağlantı elemanları organik maddelerin birikmesini engellemek
üzere düz olmalı, girinti çıkıntılar olmamalı,
-Gıda maddelerinden çıkan ve temizlik işlemlerinde kullanılan sıvılar tümüyle makineden
atılacak şekilde tasarlanmış olmalı,
-Makinelerin içerisine ve temizlenemeyen kısımlarını böcek ve benzeri canlıların girmesini
engelleyecek şekilde üretilmiş olmalıdır.
9 http://www.hse.gov.uk/food/machinery.htm
36
Yukarıda da açıklandığı üzere, makine emniyeti yönetmeliğinde gıda işleme
makineleri için belirlenmiş standartlar, genellikle gıda güvenliği ve hijyen şartları dikkate
alınarak hazırlanmıştır. GMP (İyi Üretim Uygulamaları) olarak isimlendirilen ve gıda
sektöründe de uyulması gereken kurallar ve üretim sistemleri temel alınarak belirlenmiş
olan bu standartlar yanında, iş sağlığı ve güvenliğinin sağlanması açısından da makine ve
ekipmanların sahip olması gereken bir takım güvenlik gereksinimleri vardır. Aşağıdaki
bölümlerde iş sağlığı ve güvenliğine yönelik alınması gerekli önlemlerin neler olduğu
üzerinde durulacaktır. [7]
3.2.1.6.1.
Konveyör Bantları
Gıda ürünleri imalat sektöründe meydana gelen makine kaynaklı kazaların yaklaşık
%30’luk bir kısmına konveyör bantları sebep olmaktadır. Konveyörlerde kazaların büyük
çoğunluğu, döner hareketli bantlar ile sabit noktalar arasına sıkışma şeklinde meydana
gelmektedir. Bu kazaların büyük çoğunluğu da, bakım ve benzeri faaliyetler sırasında
öngörülemeyen nedenlerden değil, ekipmanın standart üretim işlemlerinde kullanılması
sırasında oluşmaktadır. Bu nedenle tehlikesiz gibi görülen konveyör bantlarının gerek
tasarımı gerekse işletilmesi esnasında gerekli özen gösterilmelidir. Dönen kısımlar ile sabit
noktalar arasında parmak sıkışmalarının engellenmesi için uygun tipte koruyucular
yapılmalıdır. Diğer bir yöntem olarak da açılır – kapanır kapaklar kullanılarak konveyör
bantların üzerinin kapatılması düşünülebilir. Üzeri kapatılmış konveyör bantları hem el
sıkışması riskine karşı kaza riskini azaltacak hem de gıda imalatı sektöründe önemli bir
yere sahip olan hijyenin sağlanmasına da katkı sağlayacaktır. Bu tip bir kapak sistemi
kullanıldığında kapakların siviç tertibatlı olarak dizayn edilmesi ve herhangi bir kapak açık
olduğu taktirde konveyör bantın hareket etmesinin otomatik olarak engellenmesi
gerekmektedir. Konveyör bantların uzunluğuna göre yeterli sayıda ve kolay ulaşılabilir
yerlerde acil durdurma butonları olmalı ve bu butonlardan herhangi birisine basıldığı anda
tüm bant durmalıdır.
Şekil – 4: Acil Durdurma Butonlu ve Üzeri Kapatılmış Konveyör Bant
37
3.2.1.6.2.
Paketleme Makineleri
Gıda ürünleri imalat sektöründe büyük partiler halinde yapılan üretimler küçük
gramajlı paketler haline getirilerek satışa sunulmaktadır. Bu nedenle tüm sektörler
içerisinde paketleme makinelerinin en yoğun olarak kullanıldığı sektör gıda ürünleri imalat
sektörüdür.
Paketleme makineleri yukarıda da sayıldığı üzere pek çok değişik tipte
makinelerden oluşmaktadır. Ürünlerin ambalajlanması, kutulanması, bantlanması,
kolilenmesi, kolilerin şirinklenmesi, paletlere dizilmesi ve palet üzerindeki kolilerin streçe
sarılması gibi faaliyetlerin tamamı paketleme işlemlerine dahil edilmeli ve bu işlemler
esnasında alınması gerekli olan güvenlik tedbirleri bir bütün olarak değerlendirilmelidir.
Ambalajlama işlemlerinde kullanılan paketleme makineleri genellikle yüksek
devir/dakika hızlarda çalışan makinelerdir. Bu makinelere ürünler otomatik olarak
beslenmekte ve makinede uygun gramaja göre ambalajlama işlemi yapılmaktadır.
Ambalajlama makinelerinde ambalaj malzemesini kesen kesici bıçak ile temasın kesinlikle
engellenmiş olması gerekmektedir. Çalışma esnasında bu bölümlere çalışanların ellerini
sokamaması için uygun koruyucular yapılmış olmalı ve bu koruyucular yerine takılı
olmadığı durumlarda makine çalışmayacak şekilde siviç tertibatları yapılmalıdır.
Şirinkleme makineleri ise, kolilenen ürünlerin paletler üzerine dizilmeden önce sıkı
bir şekilde şirink naylonu ile sarılmasını ve kolilerin devrilmesini engellemek amacıyla ısıl
işlem yapan makinelerdir. Bu makinelerin üzerine sıcak yüzey uyarı levhaları mutlaka
asılmış olmalıdır. Ayrıca şirink naylonunu eritmede kullanılan yakıcının içinde yanmamış
gazların atmosfere karışmasını önleyici sistemler olmalı ve ateşleme sistemi
çalışmadığında, gaz çıkışı otomatik sistem ile kesilmelidir. Bununla birlikte makine
üzerine konulacak bir sensör ile makinenin aşağı hareketi esnasında hareket yolunda bir
engel olup olmadığı (operatörün elinin tehlikeli bölgede olup olmadığı gibi) kontrol
edilmeli ve bir engel ile karşılaşıldığında halkanın hareketi otomatik olarak kesilmelidir.
Şekil – 5 : Şirinkleme Makinesi
38
3.2.1.6.3.
Kıyma – Öğütme İşlemlerinde Kullanılan Makineler
Kıyma ve öğütme makineleri farklı büyüklüklerde ve farklı kapasitelerde, kasap
dükkanlarında kullanılan küçük makinelerden, birkaç ton eti bir anda kıyabilecek
kapasitede endüstriyel et kıyıcılara kadar pek çok değişik tipte olabilmektedirler. Küçük
tipteki makinelerde el – parmak kesilmesi gibi kazalar olabilmekte iken, büyük et kıyıcılar
bütün bir kolun veya bacağın kopmasına hatta ölümcül kazaların meydana gelmesine sebep
olabilmektedir. Küçük tipteki et kıyma makinelerinde besleme ağzına el girmesi durumunu
engellemek üzere, besleme ağzı çapının 54mm’den daha küçük olması gerekmektedir.
Ayrıca besleme yapılacak ağız yüksekliğinin de en az 127 mm olması gereklidir. Bu
özelliklere sahip olmayan eski tip makineler için besleme ağzı üzerine bir huni yapılarak
makine içerisinde bulunan dişli aksama temasın engellenmesi gerekmektedir.10 [12]
Ayrıca, kıyma makinelerine besleme mutlaka bir tokmak ileyapılmalı kesinlikle elle
besleme yapılmamalıdır.
7
Şekil – 6:Kıyma Makinesinde Meydana Gelen Bir İş Kazası ve Uygun Huni Ağızlı Kıyma
Makinesi
Büyük et kıyıcılarında güvenlik önlemlerini almak küçük et kıyma makinelerine
göre daha zordur. Farklı tiplerde besleme yapılması (elle besleme, kaldıraçlı kazanlarla
besleme, konveyör bantlarla besleme vb.) ve besleme yapılacak miktarın farklılıklar
göstermesi makinede alınacak önlemleri standart hale getirmeyi zorlaştırmaktadır. Bu
nedenle çalışma yöntemleri ve kapasiteye göre makineye uygun koruyucular
geliştirilmelidir. Örnek olarak elle besleme yapılan makineler için kapalı sistemli bir
besleme oluğu tasarlanabilir. Bu tip bir besleme oluğunda, besleme yapılacak en üst nokta
ile oluğun en alt noktası arasında en az bir metrelik bir mesafe oluşturacak bir koruyucu
yapılmalıdır. [7]
10 Health
and Safety Guidance Notes for the Meat Industry, Sayfa 152
39
Şekil – 7: Kapalı Kafes Sistem ile Besleme Yapılan Kıyma Makinesi
Et kıyıcı makineye kaldıraçlı kazanlarla besleme yapılması durumunda; kazanların
ve içerisinde bulunan malzemenin devrilmemesi için kazanlar kaldıraca klipsli bir
mekanizma ile sağlam bir şekilde bağlanmalıdır. Kazanın kaldırılıp indirilmesi işlemi
esnasında operatörün kazana ve besleme ağzına yaklaşmasını engellemek amacıyla
kaldırma işlemi bir buton vasıtasıyla yapılmalı ve operatör kaldırma ve indirme işlemleri
bitene kadar bu butona sürekli olarak basmak zorunda olmalıdır. Ayrıca, besleme ağzının
kenarları genişletilerek normal çalışma yüksekliğinden tehlikeli bölgeye erişme ihtimali de
ortadan kaldırılmalıdır.
Öğütücünün içine bakılması gerektiği durumlarda bunun için merdivenler kullanılmamalı
makinenin üzerine uygun açılarda yerleştirilecek aynalar yardımıyla öğütücünün içi
izlenmelidir. Kullanılacak aynalar cam malzemeden değil, paslanmaz çelik, alüminyum
veya diğer parlatılmış metallerden yapılmış olmalıdır. Kıyıcı makineye konveyör bantlar
yardımıyla besleme yapılacak olması durumunda konveyör bandın kenarlarına ve
makineye malzemenin döküleceği kısma bu noktalara erişimi engellemek için uygun tipte
koruyucular yapılmalıdır. [7]
Şekil – 8:Kaldıraçlı Kazan Sistemi ile Besleme Yapılan Kıyma Makinesi
40
Şekil – 9: Konveyör Bant Sistemi ile Besleme Yapılan Kıyma Makinesi
3.2.1.6.4.
Şerit Testereler - Kesici – Doğrayıcı Makineler
Şerit testereler ve diğer kesici – doğrayıcı makineler genellikle kırmızı ve beyaz et
ürünlerinin işlenmesi sektöründe büyük parçalar halindeki etlerin ihtiyaca göre küçük
parçalara bölünmesi işlemlerinde kullanılmaktadır.
Bu makinelerdeki en büyük risk, döner pozisyonda bulunan kesici aksama (testere,
bıçak vb.) el ve parmakların temas etmesi sonucu bu organların kesilmesi ve hatta kopması
riskidir.
El ve parmakların kesici aksama yaklaşmasını önlemek alınması gereken ilk tedbirdir.
Bunu sağlayabilmek için de, bu makinelerde kesici kısmın önüne bir bant konularak bu
makinede çalışan operatörün kesilecek olan malzemeyi taşıyıcı bandın başından bırakarak
elini kesici bıçağa yakın tutmaması sağlanmalıdır.
Konveyör bantın yerleştirilmesi imkanı bulunmayan durumlarda da, çalışanların
kesilecek etleri bıçağın ağzına yaklaştırmakta kullanacakları uygun ekipmanlar yapılarak
eti elleriyle değil bu ekipmanlar aracılığıyla tutarak kesicinin ucuna yaklaştırmaları
sağlanmalıdır. Ayrıca kesici bıçağın sadece kesme işleminde kullanılacak olan yüzü açıkta
olmalı geri kalan bölümlerinin üzerinde koruyucu bulundurulmalıdır. El bıçaklarıyla
yapılan kesme ve doğrama işlemlerinde kullanılan çelik zincirli eldivenler makineler ile
yapılan kesme işlemleri sırasında kesinlikle giyilmemeli, kesilen etlerin makineye alınıp
verilmesi sırasında elleri korumak üzere yüzeyi pürüzlü lastik eldivenler kullanılmalıdır.
Kesici bıçakların temizliği ve bakımı gibi faaliyetlerde de makinenin güvenli bir şekilde
durdurulduğundan emin olduktan sonra kesici aksamlar yerinden çıkartılmalı ve bakım
yapacak kişiye kesilmeye dayanıklı eldivenler verilmelidir. [7]
41
Şekil – 10:Beslemeli Et Doğrama Makinesi
3.3. Gıda Ürünleri İmalat Sanayi Sektörüne Ait Özel
Riskler İle Alınması Gerekli Güvenlik Önlemleri
Bir önceki bölümde gıda ürünleri imalat sanayi sektöründe meydana gelen iş
kazalarının ana nedenleri ve bu kazaların önlenmesi için alınması gerekli güvenlik
önlemleri üzerinde durulmuştur. Bu bölümde ise, gıda ürünlerinin imalatı sırasında
ortaya çıkan özel risklerden hayati tehlikeye neden olabilecek olan riskler detaylı bir
şekilde incelenecek olup, bu risklerden korunabilmek amacıyla alınması gerekli tedbirler
açıklanacaktır. [7]
3.3.1.
Gıda Sektöründe Toz Patlamalarının Önlenmesi İçin
Alınması Gerekli Tedbirler
Gıda ürünleri imalat sektöründe kolay tutuşabilen maddelerin neden olduğu yangın
ve patlamalar göz önünde bulundurulması gereken önemli bir risk faktörü olup ciddi zarar
verme potansiyeline sahiptir. Bu bölümde gıda sektöründe oluşabilecek toz patlamaları ve
yangınlarının önlenmesi için alınması gerekli olan önlemler üzerinde durulacaktır.
Tutuşabilen nitelikte bir toz bulutunun patlamaya yol açması için, havada bulunan
toz konsantrasyonunun patlama limitlerine ulaşmış olması ve bir ateşleme
kaynağının bulunması gerekmektedir.
Gıda ürünleri imalat sektöründe kullanılan ve patlama riski oluşturabilecek
tozlardan bazıları şunlardır: Un tozu, krema tozu, çözünebilir hazır kahve, şeker, süttozu,
patates cipsi tozu ve hazır çorba karışımlarının tozu. Gıda imalatı esnasında, unun
öğütülmesi, şekerin inceltilmesi, süt tozu ve çözünebilir kahvelerin sprey kurutma işlemine
tabi tutulması ve tahılların bantlar üzerinden aktarılması ve depolanması işlemleri ortama
tutuşabilir nitelikte tozların yayılmasına sebep olan üretim proseslerinden bazılarıdır.
Tutuşabilir nitelikte olan bu tozların zemine ince bir tabaka şeklinde yayılmış olması
durumunda tutuşma ve alev alma ihtimali daha da artmış olacak ve daha düşük bir
ateşleme enerjisi bu tozların tutuşmasına sebep olabilecektir. 11 [13]
8
Tutuşma derecesi farklı maddelerin tozları için değişkenlik göstermekte olup,
11 http://www.hse.gov.uk/food/dustexplosion.htm
42
aynı tip maddeler için de, ortamdaki nem oranı ve partikül büyüklüğüne göre tutuşma
derecesi değişebilmektedir. Bu değişkenlik tutuşma enerjisinin, ortamdaki bir statik
elektrik boşanması sonucu ortaya çıkacak kadar düşük bir enerji olması gibi, ancak
ortamda açık alev olduğunda tutuşma ihtimalini ortaya çıkaracak kadar yüksek bir enerji de
olabilir.
Tutuşma olayı meydana geldiğinde ortamda bulunan toz yoğunluğu patlama sınırını
aşmış olması durumunda büyük bir toz patlaması meydana gelebilir. Ancak
havadaki yoğunluk patlamaya yol açmayacak seviyede ise yanma olayı bir alev topu
şeklinde oluşacaktır. Patlamaya neden olması için havadaki toz yoğunluğu oranının çok da
yüksek olmasına gerek yoktur. 75 - > 1000 g/m3’lük bir karışım oranı patlama olayının
meydana gelmesi için yeterlidir. Böyle düşük bir yoğunlukta, havada toz partiküllerinin 60
cm’den daha uzak bir mesafeden gözle ayırt edilebilmesi çok da mümkün değildir.
Dolayısıyla ortam ölçümlerinin düzenli bir şekilde ve otomatik olarak yapılması
önem taşımaktadır. Bununla birlikte, patlama olaylarının ortamdaki toz yoğunluğu alt ve
üst sınır değerleri arasında olduğu durumlarda da oluşabileceği unutulmamalıdır.
Gıda imalatı esnasında kullanılan sprey yağları, ethanol gibi karıştırma işlemlerinde
kullanılan alevlenebilir tipteki solvent malzemeler ile benzeri bir takım yardımcı
maddelerin ve de yüksek sıcaklıklarda gerçekleştirilen sterilizasyon işlemlerinin de yangın
ve patlama riskini arttırdığı göz ardı edilmemelidir. Kendiliğinden ısınmalar ve sıcak
yüzeyler ile temas da ani alevlenmelere ve ciddi zararların oluşmasına sebebiyet verebilir.
Yukarıda detaylı bir şekilde açıklanan toz patlaması ve yanması riskine karşı
alınması gerekli önlemler şu şekilde sıralanabilir:
İşyeri binası çatısı açık veya sağlam çelik konstrüksiyon bir iskelet üzerine hafif
malzemeden yapılmış panel duvarlar ile inşa edilmelidir. Çatının açık bırakılması mümkün
olmadığında çatı malzemeleri olarak, ince ve dayanımı düşük malzeme tercih edilmelidir.
Bu sayede gerektiği durumlarda, panel duvarlar yerinden kolaylıkla çıkarılabilir. Ayrıca bu
bölümler ve düşük dayanımlı malzemeden yapılmış olan çatı patlama meydana geldiğinde
ortaya çıkan basıncın tahliye edilmesini sağlayan patlama menfezi görevi de görmüş
olacaktır. Eğer bina eskiden yapılmış betonarme bir bina ise bu durumda duvarlar üzerinde
mümkün olduğunca geniş patlama menfezleri oluşturulmalıdır. Patlama menfezleri
oluşturulurken 24 m3’lük hacme karşılık en az 1 m2’lik bir alan dayanımı düşük uygun bir
malzemeden yapılmalı ve bu alan patlama menfezi olarak bırakılmalıdır. Bir patlama
meydana geldiğinde meydana çıkan yüksek basınç, ortamda bulunan dayanımı en düşük
olan kısımdan çıkış yapacaktır. Dolayısıyla patlama menfezlerinin oluşturulmuş olması
olası bir patlamada bina ve ekipmanların basınca daha az maruz kalmasına ve daha büyük
hasarlar oluşmasının engellenmesine yardımcı olacaktır. Toz malzeme taşıma ve boşaltma
işlemlerinin yapıldığı kanallardaki bağlantı noktaları ve köşe noktalar sızıntıya ve ortamda
toz birikmesine sebep olmayacak şekilde kapatılmış olmalıdır. Ortam temizliği,
topraklaması yapılmış vakumlu bir boru sistemi ile yapılmalı, temizlik sırasında ortamdaki
toz oranını daha da arttıracak süpürge, fırça gibi aletler ile basınçlı hava kullanılması
kesinlikle önlenmelidir.
Ekstraksiyon sistemleri kullanılarak stoklama yapılan silo, varil ve benzeri büyük
tanklar içerisinde negatif basınç oluşması sağlanmalıdır. Pnömatik malzeme transfer
sistemleri kullanıldığında, taşınılan tozu ve taşıyıcı havayı birbirinden ayıracak uygun
düzenlemeler (siklonlar, torba filtreler) yapılmalıdır.
43
Silolar ve tankların üzerlerine tercihen binanın dışına açılan patlama tahliye
menfezleri oluşturulmalıdır. Tahliye kanalları oluşabilecek patlamanın basıncını dışarı
atabilecek kapasitede dizayn edilmiş olmalıdır. Ayrıca bu sistemler üzerinde bulunan
patlama tahliye panelleri gibi ekipmanlar ATEX sertifikasına sahip olmalıdır. Tahliye
kanalları kural olarak güvenli bir ortama açılmalı ve 3 metreden daha fazla bir uzunlukta
olmamalıdır. Tahliye kanalları oluşturulurken ters basınç ve benzeri dış etmenler de göz
önünde bulundurulmalı ve korunmak istenilen ekipmanın bu tür etkilerden zarar görmesi
önlenmelidir.
Silolar mümkün olduğunca açık havada kurulmuş olmalı veya diğer ekipmanlardan
ayrı bir odaya yerleştirilmelidir. Eğer silonun üretim sahasından ayrı bir yere
konumlandırılması mümkün olamıyorsa, bu durumda silonun etrafı en az yarım saat
süreyle yangına dayanacak türde bir malzeme ile diğer ortamdan ayrılmalıdır. Silonun
etrafında doldurma – boşaltma, tamir – bakım ve benzeri işlemlerde rahatça hareket
edilebilecek bir boşluk bırakılmalıdır. Bu boşluklu kısım içerisinde elektrikli herhangi bir
ekipmanın bulunmamasına dikkat edilmeli, eğer bu alanda elektrikli aletler kullanılacaksa
bunların TS EN 60079 – 14 standardında (patlayıcı ortamlarda kullanılan elektrikli
cihazlar) belirtilen özelliklere sahip olması sağlanmalıdır.
İşletme içerisinde tahliye menfezlerine sahip toz toplama siloları oluşturulmalı ve
bu siloların tabanlarına da patlamayı baskılayacak dairesel subaplar yerleştirilmelidir. Eğer
tahliye kanalları vorteksin (tüp karıştırıcı) üzerine yerleştirilecekse, bu durumda vorteks
siklon içerisinde meydana gelecek bir patlamaya karşı koyabilecek yeterli bir dirence sahip
olmalıdır. Toz toplama sistemlerine patlamayı baskılayacak dairesel subapların
yerleştirilmesinin mümkün olmadığı durumlarda, kimyasal maddeler kullanılarak patlama
oluşumu engellenebilir.
Bu durumda sistem içerisine yerleştirilen detektörler vasıtasıyla, patlama olasılığı
ortaya çıktığı anda patlamanın oluşmasını engellemek için sodyum bikarbonat benzeri
kimyasal maddeler toplama kanalları içerisine salınmakta ve patlama olayının oluşumu
engellenmeye çalışılmaktadır. Bir malzeme silosuna patlama tahliye menfezleri kurulup
kurulmaması gerektiğine karar vermek için aşağıdaki diyagramdan faydalanılabilir:12 [14]
9
12 http://www.hse.gov.uk/food/dustexplosionapp1.htm
44
*KST Değeri: Malzemenin patlayabilirliği (Basınç artışına bağlı olarak ölçülmektedir Bar m/s)
Şekil – 11: Patlama Menfezi Gereksinim Şeması
Tutuşmaya sebep olabilecek her türlü enerji kaynağı için önlem alınmalı ve
ortamda bulunan toz yoğunluğuna göre toz korumalı elektrikli ekipmanlar kullanılmalıdır.
Ekipmanların yüzey sıcaklıklarının 2000C’yi aşmaması sağlanmalıdır. Bu sıcaklık seviyesi
kolay alevlenebilen süttozu ve doymamış yağların kullanıldığı ortamlarda daha da düşük
tutulmalıdır. Açık alevli el lambalarının tozlu ortamlarda kullanılması engellenmelidir.
Ayrıca, depolama tanklarının üzerine çıkılarak seviye kontrolü yapılması durumunda
tankların içini aydınlatmak amacıyla kullanılan el fenerlerinde kullanılan pillerin de
patlama korumalı tipte olması gerekmektedir.
Tozlu ortamlarda açık alevli çalışma veya kaynak yapılması gereken durumlarda bu
tip çalışmalar izne tabi olmalı ve sorumlu kişi izin verdikten sonra bu çalışmalara
başlanılmalıdır.
Statik elektrik oluşumuna sebep olabilecek tüm metal ekipmanların (toz taşıma kanalları,
stoklama tankları vb.) topraklamalarının yapılmış olması gerekmektedir.
Malzeme ambarı olarak kullanılan binalarda genellikle herhangi bir üretim faaliyeti
gerçekleştirilmemekte olup, bu tip binalarda dikkat edilmesi gereken nokta aydınlatmaların
kapalı tipte (etanş) armatürler kullanılarak yapılması gerekliliğidir. Bununla birlikte
ortamdaki toz birikimini azaltmak için mümkün olduğunda eğimli yüzeyler oluşturulmalı
ve yüksek seviyeli düşey yüzeyler ortadan kaldırılmalıdır.
45
Tahıl tanelerinin yığın olarak stoklandığı alanlarda yeterli havalandırma sağlanmalı ve
kendiliğinden ısınma ve buna bağlı olarak alev alma ihtimaline karşı ortam sıcaklığı
devamlı olarak izlenmelidir.
İşyerinde bulunan sabit ekipmanlar haricinde bir takım yangın ve küçük patlama
olayları pnömatik üfleyicilerin bulunduğu boşaltma tankerlerinde de meydana
gelebilmektedir. Boşaltılan malzeme üfleyicinin içerisine girdiğinde sürtünmeden kaynaklı
bir ısı ortaya çıkmakta bu da filtre içerisindeki malzemenin tutuşmasına sebep olmaktadır.
Boşaltma esnasında son kalan malzemenin sistemde kalan basınç ile boşaltılabileceğinin
düşünülerek üfleyicinin araç sürücüsü tarafından kapatılması durumunda geri dönüş
vanaları yetersiz kalmakta ve bu da boşaltılan malzemenin üfleyicinin içerisine girmesine
sebep olabilmektedir. Araç sürücüleri bu tür bir tehlikenin ortaya çıkmaması için gerekli
şekilde eğitilmeli ve boşaltma işlemi tamamlanmadan üfleyicinin kapatılmaması
konusunda gerekli uyarıların yapılması gerekmektedir. [7]
3.3.2.
Soğutulmuş ve Dondurulmuş Ürünlerin İmalatı
Sırasında Alınması Gerekli Tedbirler
Soğutulmuş ve dondurulmuş ürünlerin üretilmekte olduğu açık alanlı çalışma
ortamlarında, ortam sıcaklığının en az 160C olarak ayarlanması gerekmektedir. Eğer
ortamda yapılan işlem yüksek efor gerektiriyor ise, bu durumda en az 130C sıcaklığın
tesis edilmesi gerekmektedir.13 [15]
10
Bunu sağlayabilmek için, ürünlerin soğutma işlemlerinin lokal soğutma sistemleri ile
yapılması ve ürünlerin ortam sıcaklığına maruziyetinin en alt seviyede tutulması
sağlanmalıdır. Bu tip ortamların tesis edilmesinin mümkün olmaması halinde ise,
çalışanlara soğuktan koruyan kişisel koruyucu donanımlar, sıcak dinlenme ortamları
sağlanmalıdır. Ayrıca, soğuk ortamlarda çalışan işçilerin daha sık periyotlarla iş değişimi
yapmaları da uygun bir önlem olacaktır.
00C civarında bir sıcaklıktaki soğutucu bir ortamda çalışan işçiler için uygun
koruyucu giysiler ve dinlenme araları soğuktan korunma adına yeterli önlemler olurken, 300C’a kadar hızlı soğutma yapan soğutuculu ortamlarda çalışanları hiçbir koruyucu giysi
soğuktan korumakta yeterli olmayacaktır. Bu tip yerlerde çalışan işçiler için ısıtılmış
ortamlarda ve sık aralıklarla dinlenme molaları verilmelidir.
Soğutma odalarında bulunan kapılar içeriden de açılabilir özellikte olmalı,
ayrıca kapılar kapalı olduğunda da içeride yeterli aydınlatma sağlanmalı ve kapıyı
açmaya yarayan düzenek açıkça belli olacak bir renkte olmalıdır. Ayrıca soğuk
odanın içerisinde acil durumlar için bir alarm sistemi bulunmalıdır. [7]
3.3.3.
Bitkisel Yağ Üretimi Esnasında Oluşabilecek Yangın
Risklerinin Önlenmesi İçin Alınması Gerekli Tedbirler
Birçok bitkisel üründen elde edilebilen yağlar, hammaddeden son ürün elde edilene kadar
birçok prosese tabi tutulmaktadır. Genel olarak yağ üretim prosesi akış şeması aşağıda
gösterildiği gibidir:14 [16]
11
13 http://www.hse.gov.uk/food/chilled.htm
14 http://www.allianzrisk.com/?p=1749#more-1749
46
Şekil – 12: Rafine Yağ Elde Etme Süreci
Yağ üretim prosesinin genel akış şemasından da görüldüğü gibi, üretimin birçok
farklı adımı bulunmaktadır. Prosesin önemli adımlarından bazıları, mekanik preslemeekstraksiyon ve rafinerizasyon aşamalarıdır.
Şekil – 13: Presleme İşlemi ile Yağ Ayırma
İlk aşama olan hammaddenin mekanik yöntemlerle elenmesi, kırılması ve preslenmesi
sonucunda elde edilen ham yağ ile birlikte çıkan yan ürün, yağlı küspedir. Yağın önemli
bir kısmı presleme işlemi sonrasında küspede kalmaktadır. Bu sebeple ikincil bir yağ
47
kazanım işlemi olan ekstraksiyon prosesi devreye girmektedir. Önemli bir yağ kazanım
prosesi olan bu işlem sonunda, tohumdaki yağın büyük bir kısmı kazanılmış olmaktadır.
Bu prosesin temeli, küspenin içerisindekalan yağın kazanımı için, yağlı küspenin
yağ çözücü bir organik madde (hekzan) ile işleme tabi tutulması ve sonrasında yağı tutan
bu çözücünün süzülmesidir. Süzülen yağlı hekzan (misella) destilatör tanklarına alınmakta
ve yaklaşık 80ºC sıcaklıkta buharlaştırılarak hekzan uçurulmaktadır. Geriye kalan hekzanı
uçurulmuş ham yağ ise tanklara sevk edilmekte, ekstraksiyon sonrası elde edilen yağ,
rafineri bölümüne alınmaktadır. İşleme tanklarında önce sıcaklık 80ºC’ye çıkarılmakta ve
daha sonrasında fosforik asit ve kostikle işleme tabi tutulan yağ, sabun separatörüne
alınmaktadır. Burada santrifüj işlemi ile yağın sabun kısmı ayrılmaktadır. Sonraki işlem,
yağın sıcak suyla yıkanarak santrifüjlenmesi ve kurutularak neminin alınmasıdır.
Kurutulan yağ, 95-1100C’de ağartma toprağı ile ağartma işlemine tabi tutularak
kendi rengini alması sağlanmaktadır. Bu işlem, yağı oksidasyondan korumak için, vakum
altında yani oksijensiz ortamda yapılır. İşlem sonrasında kademeli olarak soğutulan yağ
içerisindeki kristallerin süzülmesi işlemi (vinterizasyon) uygulanmaktadır. Bu işlemde
perlit kullanılmakta ve sıcaklık 5ºC’ye kadar düşürülmektedir. Sonrasında deodorizasyon
işleminde yağa koku-tat-aromaasitlik ve renk veren maddeler uzaklaştırılmaktadır.
Kısaca özetlemek gerekirse, rafinerizasyon ve bunun devamında yapılan üretim
işlemleri daha çok santrifüjleme ve benzeri fiziksel işlemler ve bazı kimyasallarla yapılan
işlemlerdir. Bu proseslerde kullanılan kimyasallar, ağartma toprağı, asidik ve bazik
kimyasallar yangın açısından önemli bir proses riski oluşturmamaktadır.
Faaliyetin en önemli yangın riski ekstraksiyon ünitesindedir. Bu işlemde, daha önce de
bahsedildiği gibi en çok kullanılan çözücü Hekzan’dır. Parlama noktası -230C olan bu
solventin kullanımı ciddi bir yangın riski oluşturmaktadır. Bu faaliyet kolunda gerek
hekzan depolaması gerekse kullanımı sebebiyle ciddi bir yangın riski mevcuttur. Bu
sebeple, özellikle ekstraksiyon bölümünde yangın önlemlerinin ciddi şekilde alınmış
olması gerekmektedir.
Açık alev ve sigara konusunda hassasiyet bu tip tesislerde oldukça yüksek
olmalıdır. Ayrıca ayrı bir tehlike kaynağı olan statik elektrikten kaynaklanabilecek risklere
karşı önlem almak son derece önemlidir. Öncelikle solvent buharının yoğun olduğu
ekstraksiyon bölümlerinde tüm elektrik tesisatı ve motorların ex-proof olması gereklidir.
Bununla birlikte sistemin iyi şekilde topraklaması yapılmalı ve periyodik
ölçümlerle topraklama seviyesi takip edilmelidir. Kullanılan ekipmanlar ve hatlar arasında
yük farkından dolayı olası bir statik elektriklenmeye engellemek için topraklamalar
yanında eş potansiyel baraları ile bonding uygulamaları da yapılmalıdır.
Yangına götürecek olan solvent buharı limitlerinin gaz dedektörleri ile önceden
algılanması en önemli yangın önlemlerinden biridir. Kritik alanlara tesis edilecek gaz
dedektörleri (LEL dedektörleri), ortamdaki solvent buharı yoğunluğunu takip ederek, olası
bir birikme durumunda, otomatik olarak ikaz verecek ya da sistemi otomatik devreden
çıkarabilecektir. İkinci kademe önlem olarak, yangını başlangıç seviyesinde algılamak için
ortamda alev-ısı dedektörleri tesis edilmiş olmalıdır. Bu tip parlayıcı madde yangını
48
açısından riskli olan ortamlarda herhangi bir duman gözlenemeyeceği için duman
detektörlerinin kullanımı tercih edilmemelidir.
Solvent yangınlarına suyla müdahale etmek güç olacaktır. Bu tip yangınlar
için gazlı ya da köpüklü söndürme sistemleri tercih edilmelidir. Faaliyet gereği üretimin
hangi kademesinde yangın çıkarsa çıksın söz konusu yanıcı madde solvent, yağ ve
türevleri olacağı için tesis genelinde gazlı ve köpüklü söndürme sistemlerinin tertip
edilmesi yangına doğru şekilde müdahale için önemlidir. Binalara uygun mesafede tesis
edilecek köpük monitörleri de yangına etkin bir müdahaleye olanak sağlayacaktır.
Faaliyetin diğer bir riskli alanı da hammadde silolarıdır. Silolarda uzun süre
bekleyen hammadde ısısının yükselmesi sonucu, silo içi yangınları yaşanabilmektedir.
Bunun önüne geçilmesi için siloların sıcaklıkları periyodik olarak takip edilerek, aynı silo
içerisinde uzun süre boyunca hammadde bekletilmemesi, gerekirse boş bir silo tutarak
bekleyen ürünün havalandırılması için silodan siloya aktarılması sağlanmalıdır. [7]
3.4. GIDA ÜRÜNLERİ İMALAT SANAYİ
SEKTÖRÜNDE GÖRÜLEN MESLEK
HASTALIKLARI
Ülkemizde meslek hastalığı istatistiklerinin takibinde eksiklikler bulunmakla
birlikte, dünya üzerindeki istatistikler incelendiğinde, gıda imalatı sektöründe her sene
sektörde çalışan işgücünün yaklaşık %5’lik kısmının çalışma şartlarından kaynaklanan
hastalıklara uğradıkları görülmektedir. Gıda imalatı sektöründe görülen mesleki
hastalıkların çok büyük bir kısmı sürekli tekrarlanan yükleme – boşaltma işlemlerinden
kaynaklanan kas – iskelet sistemi rahatsızlıklarıdır. Benzer şekilde sürekli yapılan
paketleme işlemleri ve benzeri faaliyetler de üst kol bölgesinde rahatsızlıklara sebep
olmaktadır. İşe bağlı oluşan stres ve mental yorgunluk da uluslararası literatürde bir
mesleki hastalık olarak değerlendirilmektedir. Mesleki astım ve iç burun iltihabı da un ve
diğer organik tozlara maruziyete bağlı olarak gıda imalatı sektöründe yoğun olarak görülen
bir diğer hastalıktır. Ayrıca gıda kimyasallarına ve temizlik işlemlerinde kullanılan diğer
kimyasallara maruziyet sonucu oluşan cilt hastalıkları ve yüksek sesli ortamlarda
çalışmaya bağlı olarak görülen işitme kayıpları sektörde görülen diğer meslek
hastalıklarıdır.
Aşağıdaki grafikte gıda ürünleri imalat sektöründe yoğun olarak görülen meslek
hastalıkları gösterilmiştir:15 [17]
12
15 http://www.hse.gov.uk/food/healthtopics.htm
49
Şekil – 14:Gıda Ürünleri İmalat Sektöründe Görülen Meslek Hastalıkları ve Görülme
Yüzdeleri
3.4.1.
Kas – İskelet Sistemi Rahatsızlıkları
Gıda imalatı sektöründe görülen kas – iskelet sistemi rahatsızlıkları genel olarak,
tekrarlı olarak yapılan hareketler nedeniyle üst kol bölgesinde oluşan rahatsızlıkları ve ağır
yüklerin hatalı bir biçimde kaldırılması nedeniyle oluşan sırt ve
bel bölgesi rahatsızlıklarını kapsamaktadır.
Üst kol bölgesi rahatsızlıkları karpal tünel sendromu ve tenosinovit gibi kronik
rahatsızlıklar olup, bir üretim bandında çalışan işçilerde yaptıkları tekrarlı hareketler
sonucu görülebilmektedir. Ayrıca, etlerin kesimi, kemikten ayrılması, bağırsakların
çıkarılması işlemleri gibi kasaplık işlemlerinde çalışanlarda, istifleme işlerinde çalışanlarda
da üst kol rahatsızlıkları yoğun olarak görülmektedir.
Sırt ve bel ağrısı şikayetleri ise gıda imalatı sektöründe en yoğun görülen meslek hastalığı
olup, büyük ölçüde paketleme bantlarının sonlarında ve ambarlarda yükleme boşaltma
işlerinde çalışan kişilerde görülmektedir. Daha önceki bölümlerde bahsedildiği üzere gıda
imalatı sektöründe elle taşımaların otomasyon sistemleri kurularak mümkün olduğunca
ortadan kaldırılması hem iş kazası risklerini azaltacak hem de sırt ve bel ağrısı çeken
çalışan sayısının azaltılmasına katkı sağlayacaktır.
Çalışanlarda görülen hastalıkların artması durumunda işe devamsızlık, ürün kalitesinde
düşme, yüksek malzeme fireleri, verim düşüklüğü ve işten ayrılmalarda artış gibi birtakım
olumsuzluklar görülecektir. Bu nedenle işverenler çalışanlarında görülen rahatsızlıkların
nedenlerini objektif bir şekilde değerlendirerek bu rahatsızlıkları giderici önlemler alma
yoluna gitmelidir. Bu çalışmalar yapılırken öncelikle, kronik rahatsızlığa yol açabilecek
olan faaliyetlerin neler olduğu belirlenmelidir. Bu faaliyetler detaylı bir şekilde işlem
adımlarına ayrılarak hangi adımların yüksek risk taşıdığı saptanmalı ve bu riskleri
azaltmak için öncelikle emek yoğun çalışmayı azaltacak sistemler üzerinde durulmalı, bu
50
başarılamıyorsa, çalışanlara daha ergonomik çalışma şartları sağlanmalıdır. Tekrarlı
yapılan ve belirli bir bölgede (kol, sırt, bel gibi) zorlanmaya yol açan işlemleri yapan
çalışanlar daha sık ara dinlenmeleri ve molalar kullanmalı ve bu işlerde çalışan işçiler daha
sık periyotlarla rotasyona tabi tutularak farklı çalışma bölgelerine kaydırılmalıdır. [7]
3.4.2.
Cilt Hastalıkları
Mesleki cilt hastalıkları başta gıda sektörü olmak üzere pek çok sektörde
görülebilen ve çalışanları olumsuz etkileyen rahatsızlıklardan bir tanesidir. Su, sabun,
deterjan ve benzeri dezenfektan maddelere uzun süreli maruziyet gıda imalatı sektöründe
görülen cilt hastalıklarının yaklaşık %55’lik bir kısmının oluşma sebebidir. Hastalığa sebep
olan diğer önemli etmen ise çalışanların şeker, un, asidik meyveler, sebzeler, baharatlar, et
ve balıklara ellerinin doğrudan temas etmesidir.
Kasap ve balıkçı olarak çalışanlarda hijyen eksikliği nedeniyle bakterilerin sebep
olduğu biyolojik nedenli cilt hastalıkları görülebilmektedir. Ayrıca gıda imalatı sektöründe
yoğun olarak lastik eldiven kullanımı da cilt hastalıklarının yoğun olarak
görülmesinin bir diğer nedenidir. Aşırı sıcak ve çok soğuk ortamlarda yapılan çalışmalar
da cilt hastalıklarının oluşumunda önemli bir paya sahiptir. Bir cilt hastalığının çalışan
kişinin kendisinden mi yoksa yaptığı işten mi kaynaklandığını anlamak amacıyla, aynı
işyerinde benzer işlerde çalışan kişilerin de aynı tip şikayetleri / rahatsızlıkları olup
olmadığı incelenmeli, ayrıca hastalığı bulunan kişinin yaptığı işin bu tip bir rahatsızlığa
sebep olup olmayacağı detaylı bir şekilde analiz edilmelidir.
Hastalığın önlenmesi amacıyla, yoğun olarak kullanılan lastik eldivenler yerine içi
pamuklu eldivenlerin kullandırılması, cildin doğal nemine kavuşmasının sağlanması,
temizlik ve benzeri nedenlerle kullanılan tahriş edici kimyasalların cilde temas etmeyecek
şekilde kullanılabileceği sistemlerin geliştirilmesi gerekmektedir.
Ayrıca, kimyasal maddelerle çalışanlara bu maddelerin doğru kullanımı ve herhangi
bir aşırı maruziyet durumunda yapılması gerekli müdahaleler konusunda detaylı
eğitim verilmesi gerekmektedir. [7]
Gürültüye Bağlı İşitme Kaybı
3.4.3.
Çalışma ortamında yüksek gürültüye maruziyet geri dönülemez işitme kayıplarının ortaya
çıkmasına sebep olabilir. İşitme kaybı iş hayatında en yoğun görülen ve fark edilmesi en
zor meslek hastalıklarından bir tanesidir.
Gıda imalatı sektöründe pek çok operasyon gürültü sınır değeri olan 85dB(A)’in üzerinde
gürültüye sebep olmaktadır. Örnek olarak fırıncılık, süt ve süt ürünleri imalatı, şekerleme
imalatı gibi işlemlerde gürültü seviyesi 85-95 dB(A)’e kadar yükselebiliyorken, un
değirmenleri, cam şişeleme gibi ortamlarda gürültü seviyesi 100 dB(A)’ya kadar
çıkmaktadır. 16 [18]
13
Tüm diğer sektörlerde olduğu gibi gıda sektöründe de gürültüden en uygun
korunma, gürültünün kaynağında önlenmesi ile sağlanmaktadır. Dolayısıyla, kişisel
koruyucu donanımlar kullanılarak gürültüden korunmaya çalışmak en son çare olarak
düşünülmeli ve bunun yerine gürültüyle kaynağında mücadele edilerek gürültünün
16 http://www.hse.gov.uk/food/noise.htm
51
azaltılması hedeflenmelidir. Yeni bir ekipman satın alınırken, bu ekipmanın çalışma
ortamında oluşturacağı gürültü seviyesi ve aynı ortamda çalışacak diğer ekipmanlarla
birlikte oluşacak toplam gürültü düzeyi de göz önünde bulundurulmalıdır. Yüksek gürültü
seviyesine sahip mevcut ekipmanlar da, mümkün olduğunca çalışanlardan uzak bölümlere
taşınmalı ve etrafı ses yalıtımı sağlayacak şekilde izole edilmelidir.
Ayrıca, vibrasyondan kaynaklanan gürültüyü engellemek için de uygun zeminler
oluşturulmalıdır. Ekipmanın etrafının kapatılması mümkün olmayan hallerde, ekipman
üzerinde yapılacak mühendislik çalışmaları ile, ekipmanın iç yüzeyinin yalıtılması, egzoz
sistemlerine susturucu takılması, ekipman üzerinde sallanan, takırtı yapan parçaların
değiştirilmesi gibi önlemler alınmalıdır.
Tüm çalışmalara rağmen gürültü seviyesinin 85dB(A)’in altına düşürülemediği
durumlarda çalışanlara uygun tipte kulak koruyucuları verilmeli ve bu koruyucuları
çalışma süresi boyunca kullanmaları sağlanmalıdır. Aşağıdaki grafikte, farklı seviyelerde
(15,20,25,30 dB(A)) koruma sağlayan kulak koruyucularının 8 saatlik çalışma periyodu
boyunca belirli sürelerde takılmaması durumunda koruma seviyelerinin zamanı bağlı
olarak azalışı gösterilmektedir. Örnek olarak, 30 dB(A) koruma sağlayan bir kulak
koruyucusu 60 dakika boyunca kullanılmadığı durumda, bu koruyucunun gürültüden
koruma düzeyi 30 dB(A)’dan 10dB(A)’ya kadar düşmektedir. Dolayısıyla kullanılacak
olan kulak koruyucuların çalışanları rahatsız etmeyecek tipte olmasına dikkat edilmeli ve 8
saat boyunca kullanabilecekleri ergonomik yapıya sahip kulak koruyucuları
seçilmelidir.17 [19]
14
Şekil – 15 :Kulak Koruyucusu Kullanımının Zamana Bağlı Koruma Etkisi
17 Encyclopaedia
of Occupational Health and Safety, Hearing Protection, 1. Cilt,31.11
52
3.4.4.
Mesleki Astım ve Burun İltihabı Rahatsızlıkları
Astım, hasta olan kişi üzerinde ciddi olumsuz etkileri olan ve ileriki aşamalarda
hayati tehlikelere yol açabilen ciddi bir rahatsızlıktır. Mesleki astım, toza maruz kalan ve
solunum sistemi hassasiyeti bulunan çalışanları etkileyen bir hastalıktır. Tüm meslekler
arasında fırıncılık, mesleki astımın en yoğun görüldüğü ikinci meslek dalıdır.18 [20]
15
Ayrıca, un ve tahıl tozları astıma sebep olma açısından ikinci sırada yer alan
maddelerdir. Un ve tahıl tozları haricinde, yumurta proteini, balık proteini ve talaş tozu da
astımın hastalığının oluşmasına sebep olabilmektedir. Dolayısıyla, fırınlarda,
değirmenlerde, balık işleme tesislerinde ve fıçılama vb. işlerde çalışan kişiler potansiyel
astım hastalığı riski altında bulunmaktadır.
Diğer tüm mesleki hastalıklarda olduğu gibi astımda da birinci öncelikhastalıktan
korunmaya verilmelidir. Bunu sağlayabilmek için de mesleki astım oluşmasına yol açan
tozlara maruziyetin azaltılması gerekmektedir. Maske kullanımı, iyi havalandırma, ıslak
havalandırma yapılması gibi önlemler işyeri ortamının uygunluğuna göre seçilip
uygulanmalarına özen gösterilmelidir. İşyeri hekimleri tarafından yapılacak olan
taramalarda da astım riski dikkate alınmalı ve gerekli incelemeler yapılarak erken tanı
konulmasına katkı sağlanmalıdır. Mesleki astım tanısı koyulan çalışanlar mevcut işlerinden
farklı bir işte çalıştırılmalı ve bu çalışanların astıma sebep olan benzer maddelere
maruziyeti önlenmelidir. [7]
3.4.5.
Gıda Sektöründe Kullanılan Diğer Kimyasallara
Maruziyet
Dezenfektanlar gıda imalatı sektöründe gıda kontaminasyonunu mikro
organizmalar aracılığıyla kontrol etmek amacıyla yoğun olarak kullanılan kimyasal
maddelerdir. Ayrıca dezenfektanlar, gıda imalatında ürün üzerinde leke bırakabilecek
tortuların oluşmasını engellemek amacıyla da kullanılmaktadır. Bu kimyasalların cilde,
göze temas etmesi veya solunması çalışanlara zararlı sonuçlar doğmasına sebep
olabilmektedir.
İmalat aşamalarında kullanılacak tüm dezenfektanlar için tedarikçilerden Malzeme
Güvenlik Bilgi Formları alınmalı ve çalışanlara bu maddelerin riskleri ve olası bir acil
durumda nasıl müdahale edilmesi gerektiği anlatılmalıdır. Bu malzemeler depolanırken
diğer kimyasal maddelerle oluşturabileceği reaksiyonlar da göz önünde bulundurulmalı ve
birlikte tehlike oluşturabilecek kimyasallar ayrı ayrı depolanmalıdır.
Kimyasal maddelerin kullanımı aşamasında da gerekli özen gösterilmeli ve
ortamda gereğinden fazla kimyasal madde bulundurulmamalıdır. Ayrıca, sulandırılarak
kullanılması gereken kimyasal maddeler için hazırlanacak çözeltinin yoğunluğunun
otomatik olarak ayarlanması sağlanmalı çözelti içerisine konulacak malzeme miktarı
çalışan kişinin inisiyatifine bırakılmamalıdır.
Kimyasal maddeye istenilmeyen bir biçimde maruziyetin gerçekleşmesi ihtimaline
karşı, kolay ulaşılabilecek yerlerde göz, el ve gerekli ise vücut duşları yapılmalıdır. Kişisel
18 http://www.hse.gov.uk/food/asthma.htm
53
koruyucu donanımların temizliğine özen gösterilmeli ve her bir çalışana hijyen şartlarını
sağlamak üzere ayrı ayrı kişisel koruyucular verilmelidir.
Ayrıca, her bir çalışana kendi malzemelerini koyabileceği temiz eşya dolapları
sağlanmalıdır. [7]
3.4.6.
Un Tozuna Maruziyetten Kaynaklanan
Rahatsızlıklar
Un tozuna aşırı miktarda maruz kalınması durumunda;
-Gözlerde hassasiyet (sulanma ve yanma),
-Burun akıntısı ve kızarıklık,
-Deride kızarıklık, kaşıntı, kabarmalar,
-Astım, nefes darlığı, nefes alıp verirken göğüste ağrı ve bronşit gibi bir takım
rahatsızlıklar ortaya çıkabilir.
Ülkemizde net bir istatistik olmamakla birlikte, dünya üzerinde yapılan çalışmalar
fırınlarda çalışan kişilerde ortaya çıkan mesleki astım rahatsızlıklarının diğer tüm sektör
çalışanlarından daha yüksek seviyede olduğunu göstermektedir. Uluslararası standartlara
göre, un tozuna uzun dönem maruziyet üst limiti 10mg/m3 (8 saatlik bir çalışma dönemi
için), kısa dönem maruziyet üst limiti 30 mg/m3 (15 dakikalık bir süre için) olarak
belirlenmiştir. 19 [21]
16
Un tozunun ortama yayılmasının engellenmesi amacıyla, özellikle boşaltma
işlemleri sırasında kapalı otomatik sistemlerin yaygınlaştırılması gerekmektedir. Unlu
mamullerin imalatı sırasında enzimler ve bir takım kimyasal katkı maddeleri de
kullanılmaktadır. Bu kimyasal maddelerin de un tozuna maruziyetten kaynaklanan
rahatsızlıklara benzer rahatsızlıklara sebebiyet vermesi nedeniyle bu maddelerin de
kullanımında dikkatli olunmalı ve mümkün olduğunda toz yerine sıvı formda veya
tozumayan tipte maddelerin kullanımına gidilmelidir.
19 http://www.hse.gov.uk/food/bakery.htm
54
4. BÖLÜM : TARTIŞMA VE SONUÇ
İnsanoğlunun varoluşundan bugüne kadar geçen sürede en temel ihtiyaçlarından
birisi beslenme ihtiyacı olmuştur. Günümüzde ise, artan nüfus, yaşanan teknolojik
gelişmeler ve buna bağlı olarak yaşam tarzında meydana gelen değişiklikler insanların
hazır gıdaya olan talebini hızla arttırmaktadır. Gıdaya olan talebin artışı dolayısıyla gıda
imalat sanayisinin de büyümesine neden olmuş ve gerek ülkemizde gerekse de dünyada,
gıda imalat sektörü tüm sektörler arasında ticari hacim ve büyüklük açısından önde gelen
bir sanayi kolu olarak ön plana çıkmıştır.
Ülkemizde gerek işyeri sayısı gerekse de çalışan sayısı olarak bakıldığında gıda
ürünleri imalatı sektörü tüm sektörler arasında ilk 10 sıra içerisinde kendisine yer
bulmaktadır. Sektörde bulunan işyeri sayısının ve bu işyerlerinde istihdam edilmekte olan
çalışan sayısının fazlalığı göz önüne alınarak, iş sağlığı ve güvenliği açısından gıda
sektöründeki riskleri azaltmaya yönelik özel bir çalışma yapılmasına karar verilmiş ve bu
etüd çalışması hazırlanmıştır. Hazırlanan etüd çalışması kapsamında, öncelikle gıda
ürünleri imalat sektörü hakkında genel bilgiler
verilmiştir. Sonrasında ise uluslararası veriler de kullanılarak sektörde meydana gelmiş
olan kazalar incelenmiş ve bu kazaların temel nedenleri ve alınması gerekli önlemler
üzerinde detaylı olarak durulmuştur.
Sektördeki en büyük kaza nedeni elle taşıma faaliyetleridir. Etüd çalışması
kapsamında elle taşımaların azaltılabilmesi amacıyla önerilerde bulunulmuştur. Elle taşıma
işlemlerinin azaltılabilmesi gıda imalatını gerçekleştiren işyerlerinin tek başına çözmesi
kolay olan bir sorun olarak görülmemektedir. Sektörde yer alan tüm tedarikçiler ve diğer
üreticiler ile ortak bir güvenlik politikası geliştirilerek bu sorunun çözümü yolunda adımlar
atılması gerekmektedir.
Gıda imalat sektöründeki diğer kaza nedenleri; düşmeler, makinelerden
kaynaklanan kazalar, el aletlerinin kullanımı sırasında meydana gelen kazalar, taşıt kazaları
ve zararlı maddeler ile temas sonucu oluşan kazalar şeklinde sıralanabilir. Bu kazaların
önlenebilmesi için de, gerek genel gerekse de gıda sektörüne özel bir takım güvenlik
tedbirleri önerilmiş ve uyulması gerekli kurallar belirtilmiştir. Kesici, doğrayıcı,
parçalayıcı ve benzeri tipte ekipmanların yoğun olarak kullanıldığı bir sektör olması
nedeniyle, gıda sektöründe çalışanlara kişisel koruyucu donanımlar kullandırılması ve bu
konuda eğitimler verilmesi kazaların azaltılması konusunda faydalı olacaktır.
Gıda imalat sektöründe görülen meslek hastalıkları konusunda da, sektörde
meydana gelen iş kazalarının analizine benzer bir çalışma yapılmış ve meslek hastalığına
neden olan temel etkenler sıralanmıştır. Burada da, iş kazalarında olduğu gibi, yoğun
olarak yapılan taşıma faaliyetlerinden kaynaklanan kas ve iskelet sistemine bağlı
hastalıkların ilk sırada yer aldığı görülmektedir. Hem iş kazalarına hem de meslek
hastalıklarına sebebiyet vermesi nedeniyle yukarıda da açıklandığı gibi elle taşıma
faaliyetlerinin azaltılmasına yönelik alınacak önlemler sektör adına büyük önem
taşımaktadır.
Etüd çalışması kapsamında yukarıda sıralanan iş kazası ve meslek hastalıklarına
sebep olan etkenlerin haricinde, gıda imalatı sektörüne has bir takım riskler de özel olarak
55
ele alınmıştır. Gıda sektöründe toz patlamalarının önlenmesi ve yağ üretimi sırasında
ortaya çıkan yangın riskinin azaltılması konularında detaylı olarak inceleme yapılmış ve
alınması gerekli tedbirler belirtilmiştir. Özellikle toz patlamalarının oluşabileceği
ortamlarda kullanılacak elektrikli ekipmanların seçimi, bu ortamlarda uygun
havalandırmaların sağlanması ve bir patlama anında yıkıcı etkilerin azaltılması amacıyla
uygun patlama menfezlerinin yapılmış olması gerekmektedir.
Gıda sektöründeki iş sağlığı ve güvenliği risklerinin incelenmesi ve alınması
gerekli tedbirlerin belirlenmesine yönelik olarak yapılan bu çalışmada, tüm gıda imalat
sektörü bir bütün olarak ele alınmış ve genel riskler üzerinde durulmuştur. Oysaki, çalışma
kapsamında da belirtildiği üzere, gıda sektörü içerisinde pek çok farklı tipte üretim yapan
işyerleri mevcut olup her bir ana üretim kolunun kendine özgü riskleri bulunmaktadır.
Bundan sonra yapılacak çalışmalara yön göstermesi açısından, gıda sektörü içerisinde yer
alan ana iş kollarının (et üretimi, yağ üretimi, unlu mamullerin üretimi vb.) her biri kendi
başına ele alınarak, bu işyerlerinin üretim süreçleri ve bu süreçlerdeki riskler ve alınması
gerekli tedbirler konusunda daha spesifik çalışmalar yapılması önerilmektedir.
Bir diğer öneri konusu olarak; ülkemizdeki iş kazası ve meslek hastalığı kayıt
sistematiğinin geliştirilmesi sağlanmalıdır. Bu çalışma kapsamında Sosyal Güvenlik
Kurumu tarafından yıllık olarak yayımlanan istatistikler esas alınmış olup, bu istatistiklerin
yetersiz olması nedeniyle uluslararası veri kaynaklarına başvurulmak durumunda
kalınmıştır. Her ülkenin kendi dinamikleri ve güvenlik kültürünün farklı olduğu
düşünüldüğünde, ülkemize ait veriler ile çalışma yapmanın daha doğru sonuçlar ortaya
koyacağı açıktır. Ülkemizde iş kazaları ve meslek hastalıkları kayıt altına alınmakla
birlikte, iş kazalarının meydana gelme nedenleri üzerinde sağlıklı bir veri
bulunmamaktadır. İş kazası kayıt sistematiği geliştirilerek, sektör bazında kayıt yapılmalı
ve iş kazasının hangi nedenle meydana geldiğinin net bir biçimde belirtilmesi
sağlanmalıdır. İşverenler tarafından yapılan bildirimler sonucunda kaza nedenleri ana
başlıklar altında toplanmalı ve bu sayede en yoğun kaza olan sektörler ile bu sektörlerdeki
kaza nedenlerinin de analiz edilebilmesi sağlanmalıdır. Bir sektörde yoğun olarak iş kazası
meydana geldiğini bilmek o sektöre yönelik olarak yapılacak risk esaslı çalışmalarda hangi
riskler üzerinde durulması gerektiği konusunda bir miktar fikir vermekle birlikte,
sektördeki ana risk gruplarının neler olduğu ve üzerine atak edilmesi gereken noktaların
net bir şekilde belirlenmesinde yetersiz kalınabilmektedir. Bu nedenlerle, özellikle iş
kazaları konusunda daha detaylı kayıt sistematiğinin geliştirilmesi sektörlerdeki risklerin
belirlenmesi ve üzerinde çalışılması gereken konuların tespitinde iş sağlığı ve güvenliği
profesyonellerine yol gösterici olacaktır.
Son olarak, ülkemizde akademik anlamda iş sağlığı ve güvenliği üzerine yapılan
çalışmaların sayısının yetersiz olması, yapılan çalışmaların da genellikle belli konular
üzerinde yoğunlaşması ve uygulamaya dönük çalışmalar yerine mevzuatın
yorumlanmasına yönelik çalışmaların ağırlıklı olması nedeniyle hazırlanan bu etüd
çalışmasında Türkçe kaynaklardan ziyade yabancı kaynaklardan faydalanılması yoluna
gidilmiştir. Ülkemizde de, her bir sektörün kendi risklerini belirleyen ve sahaya yönelik
uygulanabilirliği olan çalışmalar yapılmasının iş sağlığı ve güvenliği kültürünün
yaygınlaşması ve iş kazası – meslek hastalıklarının azaltılması konusunda faydalı olacağı
düşünülmektedir. [7]
56
KAYNAKLAR
[1] İş Sağlığı Ve Güvenliğine Genel Bakış Ve Güvenlik Kültürü
http://www.pausem.com/_upload/dokuman/03_02.pdf
[2]6331 sayılı İş sağlığı ve güvenliği kanunu
(http://www.csgb.gov.tr/csgbPortal/isggm.portal?page=mevzuat&id=1)
[3] Bazı Kanun Ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun
http://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2013/08/20130802-1.htm
[4] Gıda Ve İçecek Sektörü Raporu (2013/1)
http://sgm.sanayi.gov.tr/Files/Documents/gida-ve-icecek-sektor-rap-15042013151252.pdf
[5] Gıda sektöründe Sorumlu yöneticinin el kitabı
http://topluluk.comu.edu.tr/gida/eski/elkitabi.pdf
[6] http://www.akaisguvenlik.com/gida-sektorunde-is-guvenligi/17/oku.html
[7] Gıda Sektöründe Yer Alan İşyerlerinde İş Sağlığı Ve Güvenliği Uygulamaları çasgem
Melih AKKOYUN İş Müfettişi Yardımcısı
http://www.csgb.gov.tr/csgbPortal/ShowProperty/WLP%20Repository/itkb/dosyalar/yayin
lar/yayinlar2013/edud_20
[8] http://www.hse.gov.uk/food/causes.htm
[9] http://www.hse.gov.uk/food/slips.htm
[10] http://www.hse.gov.uk/food/falls.htm
[11] http://www.hse.gov.uk/food/machinery.htm
[12] Health and Safety Guidance Notes for the Meat Industry, Sayfa 152
[13] http://www.hse.gov.uk/food/dustexplosion.htm
[14] http://www.hse.gov.uk/food/dustexplosionapp1.htm
[15] http://www.hse.gov.uk/food/chilled.htm
[16]http://www.allianzrisk.com/?p=1749#more-1749
[17] http://www.hse.gov.uk/food/healthtopics.htm
[18] http://www.hse.gov.uk/food/noise.htm
[19] Encyclopaedia of Occupational Health and Safety, Hearing Protection, 1. Cilt,31.11
[20] http://www.hse.gov.uk/food/asthma.htm
[21] http://www.hse.gov.uk/food/bakery.htm
[22]İş kazaları ve Meslek hastalıkları istatistikleri 2012 (SGK)
http://www.sgk.gov.tr/wps/portal/tr/kurumsal/istatistikler
Download

Nusret KOÇ Bitirme Projesi yeni yüzyıl ŞUBAT 2014