Çocuk Göğüs Hastalıkları Terimleri
SUNUŞ
Çocuk Göğüs Hastalıkları Bilim Dalı’nın ülkemizde temelinin atılması 1970’li yıllarda
olmasına karşın; resmi olarak kabulü nispeten daha geç olmuştur. Çok geniş bir çalışma alanına
sahiptir. Doğumsal ve genetik solunum yolu hastalıkları; alerji ve bağışıklık sistemi bozuklukları
sonucu gelişen solunum yolu hastalıkları; enfeksiyonlar; girişimsel yöntemlerin de içinde olduğu
geniş bir tanı ve tedavi yöntemi ile birçok tanımlamayı ve terimi bünyesinde bulundurmaktadır. Bu sözcüklerin bir kısmı dilimize diğer dillerden geçmiştir, bir kısmının ise Türkçe karşılıkları dilimize yerleşmiştir. Bu çalışmayı yaparken Çocuk Göğüs Hastalıkları alanında kullanılan
sözcüklere olabildiğince geniş bir yaklaşım ile ulaşılmaya çalışıldı. Aynı durumu anlatan değişik
ifadelere yer verildi. Sözcüklerin eğer dilimizde yerleşmiş bir karşılığı varsa Türkçe sözcüklerin
kullanılmasına özen gösterildi.
Sözlük yazım grubu ülkemizde Çocuk Göğüs Hastalıkları alanında çalışan ve çalışmaya
katılmayı gönüllü olarak kabul eden değerli bilim insanlarından oluşmuştur. Çocuk Göğüs Hastalıkları terimleri sözlüğünün hazırlanmasında Tıp Terimleri Sözlüğü’nde daha önce yayınlanmış
olan Göğüs Hastalıkları ve Çocuk Alerji Terimleri sözlüklerinden de yararlanılmıştır. Bu sözlüğün
hazırlanmasında öncülük eden, yol gösteren ve emeklerini esirgemeyen Sayın Prof. Dr. Cengiz
Yakıncı’ya teşekkür ederiz.
“Çocuk Solunum Yolu Hastalıkları ve Kistik Fibrozis Derneği” olarak Çocuk Göğüs Hastalıkları alanındaki bu ilk sözlüğün Çocuk Göğüs Hastalıkları alanında çalışanlara yararlı olmasına
dileriz.
Prof. Dr. Uğur Özçelik
“Çocuk Solunum Yolu Hastalıkları ve Kistik Fibrozis Derneği” Başkan Yardımcısı
Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi, Çocuk Göğüs Hastalıkları Bilim Dalı
“Çocuk Solunum Yolu Hastalıkları ve Kistik Fibrozis Derneği” Yönetim Kurulu
Prof. Dr. Ayhan Göçmen
Prof. Dr. Uğur Özçelik
Prof. Dr. Deniz Doğru Ersöz
Kimyager Nermin Gürcan
Emine Yarpuzlu
1
Çocuk Göğüs Hastalıkları Terimleri
A
ABPA ABPA “Alerjik bronkopulmoner aspergilloz” in
İngilizce kısaltması.
Abrams Ballestero iğnesi Abrams Ballestero needle
Perkütan plevra biyopsisi yapmak için kullanılan özel bir
iğne.
Acapella Acapella Solunum yolu sekresyonlarının temizlenmesi ve ventilasyonun artırılması amacıyla kullanılan, vibrasyonlu pozitif ekspiratuar basınç (PEP ) terapisi
cihazı.
adenovirüs pnömonisi adenovirus pneumonia
Adenovirüsün neden olduğu pnömoni.
adenozin deaminaz adenosine deaminase Tüberküloz plörezide plevral sıvıdaki düzeyi artan, birincil işlevi
memelilerde bağışıklık sisteminin oluşturulması ve devamı olan bir enzim.
adrenalin adrenaline Anafilaksi gibi akut ciddi alerjik
olayların tedavisinde hayat kurtarıcı etkisi olan, böbrek
üstü bezinin medüller kısmında üretilen ve damarları büzücü etkisi olan hormon.
aeroalerjen aeroallergen Vücuda solunum yoluyla
giren alerjen.
aerosol aerosol Havada asılı durumda bulunan çok
küçük tanecikler.
aerosol tedavisi aerosol therapy Aerosol şeklindeki
ilaçların inhalasyonu ile yapılan tedavi.
ailevi disotonomi familial dysautonomy Riley-Day
sendromu
yokluğu.
akciğer aplazisi pulmonary aplasia Akciğerin
embriyo döneminde oluşmamasına bağlı olarak karina
ve olmayan akciğerin olduğu tarafta güdük bir bronşun
mevcut olduğu durum.
akciğer apsesi lung abscess Lokalize püy birikimi,
enflamasyon ve doku yıkımıyla belirgin, akut veya kronik
akciğer enfeksiyonu.
akciğer embolisi pulmonary embolism Herhangi
bir vendeki trombüsten kopan parçanın kan akımıyla
sürüklenmesi sonucu pulmoner arter veya dallarından
birinin tıkanması.
akciğer fonksiyon testi lung function test solunum fonksiyon testi
akciğer hava keseciği alveolus alveol
akciğer hipoplazisi pulmonary hypoplasia Bir
bronşun mevcut olmasına rağmen doğuştan akciğer dokusunun yetersiz olması.
akciğer ödemi pulmonary edema Kapilerlerde hidrostatik güçlerde değişiklik olmasına veya kapiler geçirgenliğinde artışa bağlı olarak akciğer dokularında ve alveollerde anormal, yaygın, ekstravasküler sıvı birikimi.
akrosiyanoz acrocyanosis Eller, ayaklar, kulaklar ve
burun ucu gibi vücudun çıkıntılı bölgelerinin morarması.
aktiviteyle uyarılan astım activity-induced asthma Fiziksel aktiviteyle uyarılan astım. egzersiz ile uyarılan astım
akar mite Akarina takımına mensup şeffaf veya yarı
akut astım atağı acute asthma attack Astımlı bir
şeffaf vücuda sahip, insanlarda ve evcil hayvanlarda para-
hastada nefes darlığı, öksürük, hırıltılı solunum, göğüste
ziter özellik gösteren, deride iritasyona ve alerjik bulgulara
tıkanıklık hissi gibi belirtilerin ortaya çıkmasıyla birlikte
neden olan çok küçük bir artropot.
solunum işlevinin bozulmasının da ortaya çıktığı klinik
akarisit acaricide Ev içi ortamda akarlardan korunma
amacıyla kullanılan ve akarların ölmesini sağlayan kimyasal madde.
akciğer lung Göğüs boşluğunda biri sağda diğeri sol-
tablo.
akut bronşit acute bronchitis Kısa sürede ortaya çıkan, ateş yüksekliği ve balgamlı öksürük ile seyreden bir
veya birden fazla bronşun şiddetli enflamasyonu.
da yerleşmiş olan ve birbirlerinden kalp ve mediyastinal
akut bronşiyolit acute bronchiolitis İki yaşından
yapılarla ayrılan, solunumla görevli iki adet yaşamsal or-
küçük çocuklarda viral ajanların, sıklıkla RSV’nin neden
gandan her biri.
olduğu, hızlı solunum, göğüste çekilmeler ve vizing ile
akciğer agenezisi pulmonary agenesis Akciğerin ve
ona ait bronşun embriyo döneminde oluşmamasına bağlı
seyreden bronşiyollerin enflamasyonu.
akut göğüs sendromu acute chest syndrome Orak
3
Sözlük Dergisi
hücreli anemisi olan hastalarda bakteriyel enfeksiyona
proteolitik enzimlerin aktivitelerini inhibe eden, eksikli-
veya akciğer dokusunda infarktüs oluşumuna bağlı şid-
ğinde amfizem gelişimiyle ilişkili, akut faz reaktanı olan
detli göğüs ağrısı, dispne, takipne, ateş, pulmoner ödem,
bir plazma proteini.
göğüs veya konjunktivada peteşilerle belirgin klinik tab-
alfa-1 proteinaz inhibitörü alpha-1 proteinase
inhibitor Normal vericilerin plazmalarından elde edilen
lo.
akut laringotrakeobronşit acute laryngotracheobronchitis krup
akut solunum sıkıntısı sendromu acute respiratory distress syndrome Bir travma veya sistemik bir
ve alfa-1 antitripsin eksikliğinin tedavisinde kullanılan
patolojiyi takiben ortaya çıkan, alveol hasarına ve artmış
ciğer hava keseciği
kapiler geçirgenliğe bağlı olduğu düşünülen, akciğer interstisyumu ve alveollerinde ödemle belirgin klinik tablo.
Kısaltması: ARDS
albuterol albuterol salbutamol
alerjen allergen Alerji oluşturabilen antijenik özellikte
bir madde.
alerji allergy İmmün sistemin alerjik maddelere karşı
geliştirdiği reaksiyon.
preparat.
alveol alveolus Akciğerde bronşiyollerin son uçlarının
genişlemesinden oluşan küçük boşluklardan her biri. ak-
alveol ventilasyonu alveolar ventilation Havanın
alveollere ulaşarak kan ile gaz değişimini sağlaması.
alveoler makrofaj alveolar macrophage Akciğer alveolleri içinde bulunan ve nefesle alınan parçacıkları fagosite eden, yuvarlak, granüler tipte bir makrofaj.
alveoler ölü boşluk alveolar dead space Alveollerde
gaz değişimine katılmayan hava.
alveolit alveolitis Alveol iltihabı.
alveolokapiller zar alveolocapillary membrane
alerjik bronkopulmoner aspergilloz allergic
bronchopulmonary aspergillosis Astımlı ve kistik fibro-
Akciğer alveolleri ile komşu kapilerler arasında bulunan
zisli hastalarda bronşiyal mukozada kolonize olan Asper-
ve alveoler hava ile kapiler kan arasında gaz değişiminin
gillus fumigatus antijenlerine karşı alerjik yanıt sonucu
gerçekleştiği ince doku tabakası.
gelişen akciğer hastalığı. Kısaltması: ABPA
alerjik konjonktivit allergic conjunctivitis Konjonktivanın alerjenlerle ortaya çıkan enflamatuar hastalığı.
alerjik rinit allergic rhinitis Alerjenler ile tetiklenen
burun tıkanıklığı, hapşırık, burun akıntısı, burun kaşıntısı, damakta kaşıntı gibi bulgularla belirgin üst solunum
amfizem emphysema Dokularda patolojik olarak hava
birikmesi veya kalması durumu.
amfizem bülü emphysematous bullae Amfizemli
akciğerlerde görülen ve büyüklüğü bir santimetreden bir
hemitoraksın büyük kısmını tutacak hacme kadar değişen
havalı boşluk.
amforik solunum sesi amphoric breath sound Ak-
yollarının kronik enflamatuvar hastalığı.
ciğer oskültasyonu sırasında duyulan, içi boş bir şişe veya
alerjik rinokonjonktivit allergic rhinoconjunctivitis Alerjenlerle tetiklenen burun ve göz bulgularının
benzeri bir kovuğun ağzı üzerine üflendiğinde duyulan
birlikte bulunduğu alerjik rinit türü.
sese benzer, yankılanan özellikte solunum sesi.
aminofilin aminophylline Astım, kronik bronşit veya
alerjik selam allergic salute Alerjik rinitli çocuklarda
amfizemle birlikte olan bronkospazmın önlenmesinde ve
burun kaşıntısı nedeniyle avuç içi ile yapılan burun kaşı-
tedavisinde, bronkodilatör olarak oral, rektal veya intra-
ma hareketi.
venöz yoldan uygulanan teofilin türevi bir madde.
alerjik yürüyüş allergic march Atopik dermatit ile
başlayıp alerjik rinit ve astıma ilerleme süreci. atopik yürüyüş
ampiyem empyema Plevra yaprakları arasında püy
toplanması. piyotoraks
anafilaksi anaphylaxis Çeşitli uyaranlara karşı ani
alfa-1 antitripsin alpha-1 antitrypsin Başlıca ka-
olarak gelişen, mast hücrelerinden ve diğer enflamatuvar
raciğerde üretilen, elastaz, katepsin G, tripsin ve diğer
hücrelerden biyolojik olarak aktif ve güçlü mediatörlerin
4
Çocuk Göğüs Hastalıkları Terimleri
salınımına neden olan, birden çok sistemi etkileyen, ağır
seyirli, aşırı duyarlılık reaksiyonu.
anatomik ölü boşluk anatomic dead space Hava
yolunun, burun ve ağızdan terminal bronşiyollere kadar
uzanan ve gaz değişiminin gerçekleşmediği kısmı.
anımsatma etkisi booster phenomenon Önce nega-
asfiksi asphyxia Solunan havada oksijen eksikliğine
bağlı olarak ortaya çıkan, hipoksi ve hiperkapniyle sonuçlanan patolojik değişiklikler.
aside dirençli acid resistance Boyanmasını takiben
asitlerle muamele sonrası rengini kaybetmeyen bakteri
niteliği. asidorezistan
(sıklıkla 1-3 hafta içinde) ikinci bir testte bağışıklık siste-
asidorezistan acid-fast aside dirençli
asinüs acinus Bir terminal bronşiyolün distalinde bu-
minin bir hatırlama reaksiyonuna bağlı olarak değerinde
lunan ve solunumsal bronşiyolleri, alveoler kanalları ve
artış olması.
alveoler keseleri içeren bölüm. respiratuar ünite
tif bulunan tüberkülin deri testinin, 1 hafta ile 1 yıl içinde
ani bebek ölümü sendromu sudden infant death
syndrome Görünürde sağlıklı olan bir bebeğin genellikle
uyku sırasında nedeni açıklanamayan ani ölümü.
ankiste plörezi encysted pleurisy Plevral efüzyonun,
yapışık plevra yaprakları ile sınırlandığı plörezi.
anoksemi anoxemia Arteriyel kanda oksijen yokluğu.
anoksi anoxia Organ veya doku hücrelerinin normal
fonksiyonlarını gerçekleştirecek oksijenden mahrum kalması hali.
antiastmatik antiasthmatic Astımı önleyen veya belirtilerini tedavi eden (ilaç).
antimikobakteriyel antimycobacterial Mikobakterilere karşı etkili (ilaç).
antitusif antitussive Öksürüğü baskılayıcı ilaçlar.
antitüberkülotik antituberculotic Tüberküloza karşı etkili (ilaç).
antrakozis anthracosis Antrasit kömür tozunun akciğerlerde toplanması sonucu oluşan ve genellikle belirti
oluşturmayan pnömokonyoz.
apeks apex Koni şeklindeki herhangi bir organ veya
oluşumun tepe kısmı. uç
apikal apical Apeksle ilgili veya apekste bulunan.
apne apnea Solunum durması.
apnöstik merkez apneustic center Beyin sapında
bulunan ve solunumu kontrol eden nöronlar.
ARDS ARDS “Akut solunum sıkıntısı sendromu” te-
asiyanotik acyanotic Siyanoz olmamasıyla belirgin.
Askin tümörü Askin’s tumor Genellikle ergen çocuklarda görülen göğüs duvarının küçük, yuvarlak hücreli tümörü.
asperjilom aspergilloma Aspergillus cinsi mantarların
bir bronş veya akciğer kavitesinde kolonizasyonu sonucu
oluşan mantar topu.
asperjiloz aspergillosis Aspergillus cinsi mantarların
dokularda yerleşerek meydana getirdiği hastalık.
aspirasyon aspiration 1. Mide içeriği gibi yabancı bir
maddenin solunum yollarına inhalasyon yolu ile çekilmesi. 2. Bir vücut boşluğundan sıvının, gazın veya biyopsi
örneğinin emme yoluyla uzaklaştırılması.
aspirasyon pnömonisi aspiration pneumonia Yiyecek parçaları, kusma içeriği veya ağız içi sekresyonları
gibi yabancı maddelerin solunum yollarına girmesi sonucu gelişen pnömoni.
aspiratör aspirator Bir vücut boşluğunda toplanmış
olan sıvıyı çekerek boşaltmada kullanılan alet.
astbest cisimciği asbest body ferrüginöz cisimcik
astım asthma Alerji, egzersiz, irritan parçacıklar, stres
gibi faktörlerin etkisiyle hava yolunda mast hücreleri, eozinofiller ve T hücreleri başta olmak üzere pek çok hücrenin rol oynadığı kronik yangı ve bronş düz kaslarında
kasılmaya bağlı olarak ortaya çıkan, hışıltılı solunum ve
tekrarlayan dispne ataklarıyla belirgin hastalık. bronşiyal
astım
asbestoz asbestosis Asbest tozlarının devamlı solun-
Astım İçin Küresel Girişim The Global Initiative
for Asthma Astım prevalansı, morbidite ve mortalitenin
ması sonucu, akciğerlerde değişen derecelerde interstisyel
azaltılması için dünya çapında sağlık uzmanları ve halk
fibroz oluşumuyla belirgin pnömokonyoz şekli.
sağlığı yetkilileriyle çalışan kuruluş. Kısaltması: GINA
riminin İngilizce kısaltması.
5
Sözlük Dergisi
atelektazi atelectasis Akciğerin tamamının veya bir
kısmının sönmesi durumu.
atipik mikobakteri atypical mycobacteria tüberküloz- dışı mikobakteri
atomizer atomizer Bir sıvıyı çok küçük parçacıklara
ayırarak aerosol haline getiren cihaz. nebülizatör
BCG Bacille Camette-Guerin, BCG “Basil CalmetteGuerin” teriminin İngilizce kısaltması.
BCG aşısı BCG vaccine Sığır safrasıyla zenginleştirilmiş besiyerinde, kültürden kültüre aktarılarak avirulan
hale getirilen Mycobacterium bovis (BCG) suşundan yapılan aşı.
atopi atopy Yaygın çevresel alerjenlere karşı tip I aşırı
beta adrenerjik agonist beta adrenergic agonist
duyarlılık reaksiyonu oluşturmaya yönelik genetik yatkın-
Beta reseptörleri uyararak bronş duvarı düz kaslarında
lık.
gevşeme ve bunun sonucunda bronkodilatasyon ortaya
atopik yürüyüş allergic march alerjik yürüyüş
azigoz lop fissürü azygos lobe fissure İntrauterin
çıkaran ilaç.
Biot solunumu Biot respiration Merkezi sinir sis-
dönemde azigoz venin akciğerin önüne geçmesi ve sağ üst
temi hastalıklarında (ensefalit ve bulber poliyomiyelitte)
lop apikal veya posterior segmentinin bu venin arkasında
görülen, hiperpne ve apne periyotlarıyla belirgin solunum
kalması sonucu oluşan % 0,2-1,2 sıklıkta görülen doğuş-
şekli.
tan bir anomali.
BİPAP BIPAP İki seviyeli pozitif hava yolu basınç
aleti.
B
bakteriyel krup bacterial croup Epiglotun bazen
ölümle sonuçlanabilen bakteriyel enfeksiyonu.
bakteriyel pnömoni bacterial pneumonia Akciğer
biyopsi biopsy Tanı amacıyla mikroskobik muayene
için dokudan küçük bir parça alma.
bleb bleb Visseral plevranın elastik tabakaları arasında
bulunan 1-2 santim boyutlarında hava boşluğu.
parankimine inhalasyon, aspirasyon veya hematojen yol-
Bochdalek fıtığı Bochdalek hernia Diyaframın arka
larla ulaşmış patojen mikroorganizmaların yol açtığı akut
dış kısmında görülen doğuştan kapanma defekti. Boch-
enfeksiyon.
dalek hernisi
bakteriyel trakeit bacterial tracheitis Epiglotu tutmayan, ancak günümüzde akut epiglotite göre daha sık
olarak havayolu obstrüksiyonuna neden olan bir enfeksiyon.
bal peteği akciğer honeycomb lung Akciğer grafisinde çok sayıda küçük radyolusen gölgelerle belirgin
durum.
balgam sputum Akciğerler, bronşlar ve trakeadan gelen salgı maddesi.
Bochdalek hernisi Bochdalek hernia Bochdalek
fıtığı
boğmaca whooping cough Bordetella pertusis’in etkeni olduğu, üst üste gelen inatçı ve spazmotik öksürük
nöbetleriyle belirgin bir akut solunum yolu enfeksiyonu.
boğulma suffocation Herhangi bir nedenle soluk alamama sonucu nefessiz kalma.
BOOP bronchiolitis obliterans with organizing
pneumonia, BOOP “bronşiyolit obliterans organize
basınç destekli ventilasyon pressure support ventilation Kişinin kendi soluduğu ve solunumun önceden
pnömoni” teriminin İngilizce kısaltması.
belirlenmiş bir miktar basınçla desteklendiği pozitif ba-
sackie virüslerinin sebep olduğu yüksek ateş, baş, göğüs ve
sınçlı ventilasyon.
kaslarda ağrı ile belirgin akut bulaşıcı hastalık. epidemik
basınç kontrollü ventilasyon pressure controlled
ventilation Solukların sabit hızda ve belli bir miktar ba-
plörodini, epidemik miyalji
sınçla desteklendiği ventilasyon tipi.
len hızların alt sınırlarından daha düşük bulunması.
Basil Calmette-Guerin Bacille Camette-Guerin
Virulansı azaltılmış Mycobacterium bovis suşu.
6
Bornholm hastalığı Bornholm disease B tipi Cox-
bradikardi bradycardia Nabız hızının yaşa göre veribradipne bradypnea Dakikadaki solunum sayısının
ileri derecede azalması.
Çocuk Göğüs Hastalıkları Terimleri
bronkoalveolar lavaj bronchoalveolar lavage Tanı
bronkospazm bronchospasm Bronşların bronş düz
ve tedavi amacıyla; bronkoskopun lavaj yapılacak bron-
kaslarında kasılma sonucu daralması.
şun ağzına yerleştirildikten sonra bronkoskop kanalından steril serum fizyolojik verilip ardından sıvının aspire
bronkoveziküler solunum sesleri bronchovesicular breath sounds Akciğerin apikal bölgeleri ve önde ilk
edilmesiyle bronşiyoller ve akciğer alveollerinden sıvı ve
iki interkostal aralıkta, arkada skapulalar arasında duyu-
hücre alınmasını sağlayan işlem.
lan, veziküler ve trakeal sesin karışımı olan akciğer sesi.
bronkodilatasyon bronchodilatation Bronşun genişlediği durum.
bronkodilatör bronchodilator Hava yollarını genişletici ilaç.
bronkografi bronchography Bronşlara radyoopak
madde verildikten sonra bronş sisteminin radyolojik olarak görüntülenmesi.
bronkojenik karsinom bronchogenic carcinoma
Bronş ağacı epitelinden gelişen karsinom.
bronkojenik kist bronchogenic cyst Trakeobronşiyal
ağacın anormal şekilde tomurcuklanması sonucu oluşan
yuvarlak doğuştan kist.
bronş bronchus Trakea bifürkasyosunda sağ ve sol akciğere gitmek üzere ayrılan, akciğerlerin içinde de lop ve
daha sonra segmentlere ve daha alt birimlere gitmek üzere
dallanan, yapısında hiyalin kıkırdak, düz kaslar içeren ve
siliyalı kolumnar epitelle döşeli çeşitli boy ve genişlikteki
hava yolları.
bronş aşırı duyarlılığı bronchial hyperreactivity
bronşiyal hiperaktivite
bronş provokasyon testi bronchial provocation
test Hava yolu hiperreaktivitesinin varlığını göstermek
için yapılan test.
bronşektazi bronchiectasis Temelinde yer alan de-
bronkokonstriksiyon bronchoconstriction Bronş
ğişik hastalıklar nedeniyle tekrarlayan enfeksiyonlara ve
düz kasında kasılma sonucunda bronş lümeninde daral-
enflamasyona bağlı olarak bronşların duvar yapılarının
ma.
bozularak genişlemesi ve duvarlarının kalınlaşmasıyla be-
bronkokonstriktör bronchoconstrictor Bronş ve
bronşiyolleri daraltan ilaç.
bronkolitiyaz broncholithiasis Hava yollarında lümende taş bulunması.
bronkomalazi bronchomalacia Bronş kıkırdağının
doğuştan veya edinsel yetersizliği.
bronkoplevral fistül bronchopleural fistula Bronşla plevral boşluk arasındaki fistül.
bronkopnömoni bronchopnemonia Akciğer paran-
lirgin hastalık.
bronşit bronchitis Bronşların iltihabı.
bronşiyal astım bronchial asthma astım
bronşiyal hiperaktivite bronchial hyperreactivity
Hava yollarının özgül ve özgül olmayan çeşitli uyaranlara
karşı, normalden daha hızlı ve daha aşırı bir daralma yanıtı (bronkokonstriksiyon) vermesi. bronş aşırı duyarlılığı
bronşiyal karsinoid tümör bronchial carcinoid tumor Bronşların glandüler epitelinden ya da yüzey epite-
kiminin bronşiyolleri de içine alan iltihabı.
linden köken alan, nöroendokrin tümör grubunda düşük
bronkopulmoner displazi bronchopulmonary
dysplasia Oksijen ihtiyacının son âdet tarihine göre 36.
dereceli karsinom.
haftadan sonra devam ettiği, yenidoğanın kronik akciğer
bronşiyal solunum sesleri bronchial breath sounds Bir borunun içine üflerken çıkan sese benzeyen,
hastalığı.
akciğerde konsolidasyon veya atelektazi varlığının belirtisi
bronkoskop bronchoscope Hava yollarının direkt
gözlenmesine, tanı ve tedaviye yönelik girişimlerin yapılmasını olanak sağlayan, fleksibl ve rijit olmak üzere iki
tipi olan alet.
bronkoskopi bronchoscopy Bronkoskop aracılığıyla
trakea ve bronşların iç yüzlerini görerek muayene etme.
olan, ekspirasyon kısmı daha uzun ve yüksek frekanslı solunum sesleri.
bronşiyal tümör bronchial tumor En sık bronşiyal
adenom, ikinci sıklıkta ise bronkojenik karsinomun neden olduğu, üçte ikisi malign yapıda nadir görülen tümör.
7
Sözlük Dergisi
bronşiyol bronchiole Duvarında kıkırdak bulunmayan küçük hava yolları.
Chlamydia pneumoniae pnömonisi Chlamydia
pneumoniae pneumonia Chlamydia pneumoniae’nın et-
bronşiyolit bronchiolitis akut bronşiyolit
bronşiyolit obliteranslı organize pnömoni
bronchiolitis obliterans with organizing pneumonia
ken olduğu atipik pnömoninin bir tipi.
Bronşiyolitis obliteransın histolojik özelliklerine ek olarak
enfekte annenin doğum kanalından bulaşan Chlamydia
enflamasyonun distal alveolar duktuslardan alveollere ya-
trachomatis’in etken olduğu atipik pnömoninin bir şekli.
yıldığı fibrozisle belirgin bir durum. Kısaltması: BOOP
bronşiyolitis obliterans bronchiolitis obliterans
Churg-Strauss sendromu Churg-Strauss syndrome Astım, periferik kanda eozinofili, eozinofilik doku in-
Akut alt solunum yolu epitelindeki hasarı takiben, dis-
filtrasyonu ve ekstravasküler granülomların olduğu birçok
tal hava yollarının obstrüksiyonu ve yoğun enflamatuvar
organı tutan nekrotizan bir vaskülit.
reaksiyonuyla belirgin olan kronik obstrüktif akciğer has-
ciddi akut solunumsal sendrom severe acute respiratory syndrome Virüslerin neden olduğu ani başlan-
talığı.
Chlamydia trachomatis pnömonisi Chlamydia trachomatis pneumonia Yenidoğan döneminde
gıçlı ateş, kuru öksürük ve solunum güçlüğü ile seyreden
C
C1 esteraz inhibitör eksikliği C1 esterase inhibitor deficiency Eksikliği sonucunda tekrarlayan anjiyo-
bir solunum yolları hastalığı.
ödem ataklarıyla seyreden, kalıtımsal bir hastalık olan he-
momediyastinumla ilişkili cilt altında hava toplanması.
rediter anjiyoödemin oluştuğu, serpin ailesinden bir serin
proteaz inhibitörü.
cilt altı amfizemi subcutaneous emphysema Genellikle intratorasik hasara bağlı olup pnömotoraks veya pnö-
cilt delme testi skin prick test Alerjik rinit, astım,
atopik dermatit, besin ve ilaç alerjilerinin tanısında kul-
CCR5 antagonistleri CCR5 antagonists HIV ile
lanılan solunum yolları, besin alerjenleriyle, lateksle ya
enfekte olmuş kişilerin tedavisinde kullanılan Enfuvirti-
da (daha ender olarak) ilaçlarla uygulanan ve sonrasında
de, Maraviroc gibi antiretroviral ajanlar.
hasta yanıtının değerlendirildiği test. prick testi
CH50 testi CH50 assay Klasik kompleman yola-
Clara hücresi Clara cell Solunumsal ve terminal
ğının tümüyle sağlam olduğunu anlamak için toplam
bronşiyollerin epitelyumunda bulunan, siliyalı olmayan,
kompleman aktivitesini ölçen bir test.
salgı yapan hücreler.
Charcot-Leyden kristalleri Charcot-Leyden
crystals Astımlı hastaların balgamının mikroskopta ince-
İngilizce kısaltması.
CMV cytomegalovirus “sitomegalovirüs” teriminin
lenmesi sonucu görülebilen, eozinofillerin parçalandıkla-
Coccidioides pnömonisi Coccidioides pneumonia
rının göstergesi olan, lizofosfolipazdan köken alan uzun,
Coccidioides türü patojenlerin neden olduğu pnömoni
kristal şeklinde yapılar.
şekli.
Chédiak-Higashi sendromu Chédiak-Higashi
syndrome Parsiyel okulokutanöz, albinizm, immün yet-
bin, karboksihemoglobin, methemoglobin ve indirgen-
mezlik, tekrarlayan bakteriyel enfeksiyonlar, nörolojik
miş hemoglobinin görece konsantrasyonlarını spektrofo-
bozukluklar ve hafif kanama eğilimiyle belirgin, otozomal
tometriyle ölçmeye yarayan alet.
çekinik geçiş gösteren, birçok sistemi etkileyen nadir gö-
CO-oksimetre CO-oxymeter Kanda oksihemoglo-
Cope iğnesi Cope needle Plevra, perikat, periton ve
rülen bir hastalık.
sinovyadan biyopsi almada kullanılan künt uçlu, kanca
Cheyne-Stokes solunumu Cheyne-Stokes respiration Solunum hızı ve derinliğinin giderek artması ve son-
şeklinde biyopsi iğnesi.
ra yavaşça azaldıktan sonra apne ile kesilmesiyle belirgin
sinden, herpangina, el-ayak ağız hastalığı ve konjoktivite
siklik amplitüd değişmeleri gösteren solunum tipi.
neden olan, A ve B olmak üzere iki tip olan virüs.
8
Coxsachie virüs Coxsachie virus Enterovirüs cin-
Çocuk Göğüs Hastalıkları Terimleri
CPAP continuous positive airway pressure, CPAP
Kendi solunumu olan hastalarda ekspirasyon sonunda
alveollerin açık tutulması ve böylece oksijenasyonun ar-
da atılan gaz miktarı.
dakika ventilasyonu minute ventilation Bir dakikada akciğerlerden atılan gazın litre olarak total hacmi.
tırılıp solunum iş yükünün azaltılması amacıyla yapılan,
damlacık droplet Öksürme, aksırma veya konuşma sı-
hava yolu basıncının atmosfer basıncının üzerinde tutul-
rasında ağızdan yayılan ve hava yoluyla enfeksiyonu diğer
duğu pozitif basınçlı ventilasyon yöntemi.
bireylere taşıyabilen çok küçük damla.
CPAP tedavisi treatment of CPAP CPAP cihazları
ile yapılan invaziv olmayan mekanik ventilasyon şekli.
Cryptococcus pnömonisi Cryptococcus pneumonia
Cryptococcus neoformans türü mantarların sebep olduğu
akciğer enfeksiyonu.
cuirass ventilatör cuirass ventilator Gövdeyi tama-
damlacık enfeksiyonu droplet infection Damlacıkların buharlaşması ve havada uzun süre asılı kalması
ile ortaya çıkan küçük ve kuru partiküllerin inhalasyonla
gelişen enfeksiyon.
D-dimer D-dimer İki fibrin monomeri arasında bir
çapraz bağ içeren fibrin yıkım ürünü.
men sararak veya göğsün ya da karnın önüne uygulana-
D-dimer testi D-dimer test Derin ven trombozu,
rak, göğsü ekspansiyona zorlayacak şekilde havayı boşal-
pulmoner embolizm ve disemine intravasküler koagülas-
tıp aralıklı negatif basınç oluşturan göğüs zırhına benzer
yonda artış gösteren fibrin yıkım ürünü (D-dimer) için
negatif basınçlı bir ventilatör tipi.
yapılan test.
Curschmann spiralleri Curschmann’s spirals Bron-
Dectin-1 Dectin-1 Antifungal immünite yanı sıra,
şiyal astımda, bazen balgamda bulunan kıvrılmış müsinöz
bakteri, virüs ve nematod enfeksiyonlarına karşı gelişen
fibriller.
immünite de rol oynayan bir tip-2 transmembran proteini.
Ç
çiftçi akciğeri farmer’s lung Çiftçilerde görülen samanda yer alan termofilik bakterilere (Saccharopolyspora
rectivirgula, Micropolyspora faeni, Thermoactinomyces) karşı gelişen ekstrensek alerjik alveolit.
çölyak hastalığı celiac disease Genetik olarak duyarlı kişilerde başlıca buğdaydaki gluten ve arpa, çavdar,
değirmenci akciğeri miller’s lung Buğday biti Sitophilus granarius ile bulaşan, un veya tahılla uğraşan kişilerde görülen bir tür aşırı duyarlılık pnömonisi.
değişken variable Aynı kalmayan, sabit kalmayan.
dekompansasyon decompensation Bir organın çalışmasındaki eksikliğin herhangi bir şekilde karşılanamaması.
yulaf gibi tahıllardaki gluten benzeri diğer tahıl protein-
demir akciğer iron lung Hastanın yalnız başı dışarı-
lerine karşı kalıcı intolerans olarak gelişen proksimal ince
da kalacak şekilde tüm vücudunu metal bir tankın sardığı,
bağırsak hastalığı.
negatif basınçlı ventilatör tipi olan drinker respiratörün
popüler ismi.
D
DAD diffuse alveolar damage “difüz alveolar hasar”
teriminin İngilizce kısaltması.
dağ hastalığı mountain sickness Yüksek irtifada
dendritik hücreler dendritic cells Deri, solunum
yolları ve gastrointestinal sistemde bulunan ve antijenik
materyali işlemden geçirerek diğer immün hücrelere tanıtan, antijen sunma kapasitesine sahip hücreler.
düşük atmosfer basıncı nedeniyle arteriyel oksijen mik-
deoksihemoglobin deoxyhemoglobin Oksihemog-
tarının azalmasına bağlı gelişen yorgunluk, baş dönmesi,
lobinden oksijenin ayrılması sonucu oluşan redükte he-
nefes darlığı, bulantı, kusma ile belirgin hastalık. yüksek
moglobin.
irtifa hastalığı.
dakika hacmi minute volume Soluk hacmiyle solunum hızının çarpımına eşit olan akciğerlerden bir dakika-
deri delme testi skin prick test cilt testi, deri testi,
prick testi
deri testi skin prick test cilt testi, deri delme testi,
9
Sözlük Dergisi
prick testi
derin inspirasyon deep inspiration Yardımcı solunum kaslarını da kullanarak yapılan inspirasyon.
derin ven trombozu deep venous thrombosis Pul-
hage İmmün ya da non-immün nedenlerle pulmoner
dolaşımdaki küçük damar ve kapillerlerden kaynaklanan
kanama
moner embolizmin habercisi olarak kabul edilen alt eks-
difüz interstisyel akciğer hastalığı diffuse interstitial lung disease Akciğeri difüz olarak etkileyen, akciğer
tremitenin derin venlerinde görülen şişlik, eritem ve ısı
parankiminde değişik derecelerde enflamasyon, fibrozis
artışı ile belirgin tromboz.
ve yapısal bozulmaya neden olan, akut veya kronik seyirli
dermatomiyozit dermatomiyositis Akciğerde aspi-
bir grup hastalık.
rasyon pnömonisi, solunum kaslarında zayıflık, idyopatik
difüzyon diffusion Yayılma, geçme, moleküllerin yarı
pulmoner fibrozis gibi patolojilere yol açabilen polimiyo-
geçirgen bir zar aracılığı ile bir ortamdan diğer bir ortama
zit grubundan kaslar ve deride enflamasyon ile seyreden
geçmesi.
bir bağ dokusu hastalığı.
difüzyon kapasitesi diffusion capacity Alveolokapi-
Dermatophagoides Dermatophagoides akarlar
Dermatophagoides farinae Dermatophagoides
farinae Kuzey Amerika’da sık rastlanan antijen olarak
ler zarın gazları geçirme yeteneği.
davrandığı için alerjik astıma neden olabilen ev tozu aka-
orge sendromu olan 22q11.2 delesyon sendromu.
rı.
Dermatophagoides pteronyssinus Dermatophagoides pteronyssinus Avrupa’da sık rastlanan, antijen
olarak davrandığı için alerjik astıma neden olan ev tozu
akarı.
desatürasyon desaturation Doymuş bileşiğin doymamış bileşik haline dönüşmesi.
DiGeorge sekansı DiGeorge sequences Başlıca prezantasyonu timik hipoplazi ya da aplazi ile belirgin DiGe-
dinamik kompliyans dynamic compliance Akciğerden içeriye veya dışarıya hava akımı olduğu sırada,
basınç değişikliğine karşılık oluşan hacim değişikliği.
Dinein kolu Dynein arm Siliyanın ultrastrüktürel
yapısında yer alan iç ve dış olmak üzere her bir siliyada
dokuzar çift bulunan, tübülileri birbirine bağlayan oluşum.
deskuamatif intersitisyel pnömoni desquamative interstitial pneumonia Tipik olarak sigara içenlerde
siliyer diskinezi hastalığına en sık neden olan, dinein kol-
görülen dispne, kuru öksürük ve intraalveoler makrofaj-
larının tam veya kısmi yokluğu veya kısalığı.
larda artış ile belirgin kronik pnömoni.
Dinein kolu kusuru Dynein arm defect Primer
dirençli astım refractory asthma Yüksek doz inha-
dev hücreli pnömoni giant cell pneumonia Ço-
ler kortikosteroid ile birlikte uzun etkili β2 agonist veya
cuklarda ve immün yetmezliği olanlarda görülen kıza-
başka bir kontrol edici ilaç kullanımına rağmen astımın
mığa bağlı nadir, ancak sıklıkla ölümcül olan interstisyel
kontrol altına alınamaması. refrakter astım
pnömoni türü. Hecht pnömonisi
devamlı pozitif hava yolu basıncı continuous positive airway pressure CPAP
difüz diffuse Yaygın, sınırlı olmayan, geniş yer kaplayan.
difüz alveolar hasar diffuse alveolar damage Genellikle immün yetmezliği baskılanmış kişilerde viral ve
fırsatçı enfeksiyonlar, ARDS ya da oksijen toksisitesi sonucu ortaya çıkan akut akciğer hasarının bir komponenti.
Kısaltması: DAD
difüz alveolar hemoraji diffuse alveolar hemorr10
disemine tüberküloz disseminated tuberculosis
Tüberküloz basillerinin birincil enfeksiyon odağından
hematojen veya lenfohematojen yolla yayılması. miliyer
tüberküloz
dispanser dispensary Ülkemizde tüberkülozlu hastaların yararlandığı ayaktan hasta bakılan ve fakirlere ücretsiz ilaç dağıtılan sağlık kurumu.
dispne dyspnea Nefes almada güçlük çekme. nefes
darlığı
dispne indeksi dyspnea index Zirve egzersiz ventilasyonunun maksimum istemli ventilasyona oranı.
Çocuk Göğüs Hastalıkları Terimleri
diyafram diaphragm Göğüs ile karın arasında, kas
liflerinden zengin kalın zar.
diyafram evantrasyonu diaphragmatic eventration
Diyafram kubbesinin göğüs boşluğuna doğru yükselmesi.
diyafram fıtığı diaphragmatic hernia Diyaframdaki
duyarsızlaştırma desensitization Tolerans geliştirmek amacıyla IgE aracılı immün yanıta neden olan
alerjenin artan dozlarda kontrollü olarak verilerek IgG
yanıtının indüklenmesi.
düzenleyici T hücre regulatory T cell İmmün sisteminin düzenlenmesinde rol alan T hücre alt grubu.
zayıf alan nedeniyle karın organlarından (mide, safra kesesi, bağırsak vs.) herhangi birine ait bir bölümün göğüs
boşluğuna fıtık şeklinde girmesi.
diyafram pili diaphragm pacing Hipoventilasyon
sendromunda diyaframın düzenli olarak kasılarak solunumu devam ettirmesini sağlayan pil.
diyafram plevrası diaphragmatic pleura Paryetal
plevranın diyafram üst yüzünü örten bölümü.
diyafram solunumu diaphragmatic respiration
Esas olarak diyafram hareketleri ile sürdürülen solunum
DLCO DLCO Akciğerlerin karbon monoksit difüzyon kapasitesi
doğal bağışıklık innate immunity Patojenlere özgül olmadan organizmayı koruyan, edinilmiş bağışıklığın
aksine aşılar veya geçirilen enfeksiyonlarla koruyuculuğu
değişmeyen doğuştan bağışıklık.
E
ECMO extracorporal membrane oxygenation “ekstrakorporal membrane oksijenizasyonu” teriminin İngilizce kısaltması.
ECP eosinophil cationic protein “eozinofil katyonik
protein” teriminin İngilizce kısaltması.
edinilmiş immün yetmezlik sendromu acquired
immune deficiency syndrome HIV virüsü nedeniyle insanlarda bağışıklık sisteminin çökmesine neden olan bulaşıcı hastalık. Kısaltması: AIDS
efedrin ephedrine Çeşitli efedra türlerinden elde edilen sempatomimetik etkiye sahip bir bileşik.
efüzyon effusion Vücutta bir boşluk veya aralık içine
sıvı (kan, lenf, püy, vs.) akması veya sızması.
egofoni egophony Özellikle plevral efüzyona bağlı
doğuştan diyafram fıtığı congenital diaphragm
hernia Diyaframda doğuştan defekt sonucunda karın içi
olarak baskı altında kalan veya konsolidasyona uğrayan
organların göğüs içine herniye olması.
rezonansla ve yüksek frekanslı olarak, melemeye benzer
doğuştan lobar amfizem congenital lobar emphysema konjenital lobar amfizem
doğuştan pulmoner hava yolu malformasyonu
congenital pulmonary airway malformation konjeni-
nitelikte duyulması.
tal kistik adenomatoid malformasyon
dorman dormant Hareketsiz; uyuyan; inaktif.
dornaz alfa dornase alfa DNA hidrolizasyonu yapa-
akciğer bölgesinde duyulan, konuşma seslerinin artmış
egzama eczema Deride kızarıklık, kaşıntı, sulanma,
soyulma, papüller ve derinin kalınlaşıp sertleşmesiyle belirgin akut veya kronik yangısal deri hastalığı. dermatit
egzersiz exercise 1. Vücut kaslarını kuvvetlendirme
amacıyla germe ve gevşetme şeklinde yapılan sistemik
hareketler; vücut hareketleri 2. Hareket yeteneği azalan
rak mukolitik etki gösteren ajan
veya kaybolan bir organa (kol, bacak, el vs.) eski hare-
Duchenne musküler distrofisi Duchenne muscular dystrophy Kalıtsal geçişli bir kas hastalığı.
duplikasyon kisti duplication cysts Gastrointestinal
ketini kazandırmak amacıyla yaptırılan belirli hareketler.
sistem boyunca yer alabilen, toraks boşluğunda olduğun-
Egzersizin yol açtığı immünolojik olmayan mekanizma-
da kistin içinde yer alan epiteli yapısına göre bronkojenik
larla ortaya çıkan bir anafilaksi türü.
alıştırma
egzersiz anafilaksisi exercise-induced anaphylaxis
kist, enterik kist ve nöroenterik kist adını alan, embriyo-
egzersiz astımı exercise-induced asthma Sıklıkla ço-
lojik yaşamın başlangıcında vakuollerin tam olmayan bir-
cuklar ve genç erişkin astımlı hastalarda egzersiz ile astım
leşmeleri sonucunda meydana gelen doğuştan anomali.
belirtilerinin ortaya çıkması, egzersizin tetiklediği astım.
11
Sözlük Dergisi
egzersiz dispnesi exertional dyspnea Harekete veya
egzersize bağlı olarak gelişen nefes darlığı.
Eisenmenger sendromu Eisenmenger’s syndrome
Soldan sağa şantlı kalp hastalıklarında gelişen pulmoner
hipertansiyon nedeniyle şantın sağdan sola dönmesi.
ek sesler adventitious sounds Ral, ronküs gibi akciğer
oskültasyonunda duyulan normal dışı sesler.
ekshale hava exhaled breath Soluk havası.
ekshale nitrik oksit exhaled nitric oxide Nefes havasındaki nitrik oksit.
ekspansiyon expansion Hacimce büyüme; genişleme; açılma.
ekspektoran expectorant Solunum yollarında toplanmış mukusu yumuşatarak dışarı attıran, balgam söktürücü.
ekspektorasyon expectoration Solunum yollarında
toplanan mukusun öksürükle dışarı atılması; balgam çıkarma.
ekspirasyon expiration, exhalation Akciğerlerdeki
havanın ağız veya burun yoluyla dışarı verilmesi; soluk
verme.
ekspiratuvar expiratory 1. Soluk verme ile ilgili.
2. Soluk vermeye aracılık eden; soluk vermeye yarayan.
ekstraplevral extrapleural Plevral boşluğun dışında
ekstrapulmoner extrapulmonary Akciğerler dışında
ekstratorasik extrathoracic Toraks dışında.
ekstratrakel extratracheal Trakea dışında.
ekstrensek extrinsic Dış kaynaklı; vücudun veya organın kendi yapısı dışından gelen; dışardan doğan; dışardan kaynaklanan.
ekstrensek alerjik alveolit extrinsic allergic alveolitis Antijenik organik bileşiklere ya da düşük molekül
ağırlıklı kimyasallara maruz kalma sonucu akciğerlerin
intrestisiyum, alveol ve terminal bronşiyollerini etkileyen
enflamatuvar reaksiyon varlığı. hipersensitivite pnömonisi
ekstrensek astım extrinsic asthma Genellikle çocuklarda görülen, çevresel bir faktöre bağlı olarak oluşan
astım; atopik astım.
ekstübasyon extubation Herhangi bir vücut boşluğu
veya kanala yerleştirilen tüpün çıkarılması.
eksüda exudate Genellikle bir yangı sonucu damarlardan sızan ve dokularda veya doku yüzeylerinde toplanan
sıvı.
eksüdasyon exudation Damar duvarlarından veya
ekspiratuvar değişim oranı expiratory exchange
rate Solunumsal değişim oranı
ekspiratuvar dispne expiratory dyspnea Akciğerler-
herhangi bir yüzeyden, doku içinde veya boşlukta toplan-
den havanın ekspire edilmesinde güçlük yaşanması.
dasyon gösteren. 3. Eksüda niteliğinde.
ekspiratuvar yedek hacim expiratory reserve volume Normal bir ekspirasyon sonrası bulunulan istirahat
yonla birlikte olan plörezi.
düzeyinden itibaren nefesle atılabilen maksimum gaz
miktarı.
ekstrabronşiyal extrabronchial Bronşiyal tüplerin
dışında, onlardan bağımsız.
ekstrakorporal membrane oksijenizasyonu
extracorporal membrane oxygenation Akut, geri
dönüşümlü kardiyopulmoner yetersizlik durumunda
mak üzere dışarıya sıvı sızması.
eksüdatif exudative 1. Eksüdasyonla ilgili. 2. Eksüeksüdatif plörezi exudative pleurisy Plevral efüzektazi ectasis Genişleme; kanal veya tüp şeklindeki bir
oluşumda lümenin genişlemesi.
ektazik ectatic Genişleme gösteren, ektazi gösteren.
ektopik kontakt dermatit ectopic contact dermatitis Alerjenlerin, sıklıkla kişisel hijyenik veya kozmetik
ürünlerin deri ile temas ettiği yer dışında farklı bir yerde
gelişen kronik enflamatuvar kaşıntılı deri hastalığı.
ve ileri geleneksel tedavi yöntemlerine rağmen yüksek
elastans elastance Hacim değişikliğinin ünitesi başı-
mortalite ihtimalinin olduğu hastalarda, kalp ve akciğer
na basınç değişikliğinin ünitesi şeklinde ölçülen; akciğer
fonksiyonları düzelene kadar, belirli bir süre mekanik
veya mesane gibi hava veya sıvı dolu bir organda, basınç
dolaşım ve solunum desteği sağlayan tedavi yöntemi.
ortadan kalktığında bozulma olmaksızın geri çekilme ye-
Kısaltması: ECMO
teneğinin göstergesi; kompliyansın karşıtı.
12
Çocuk Göğüs Hastalıkları Terimleri
elastik geri çekilme elastic recoil Akciğer veya mesane gibi esnek bir organın, gerilme sonrasında istirahat
durumuna dönebilme yeteneği.
ELISA enzyme-linked immunosorbent assay “enzim
bağlantılı immün test” teriminin İngilizce kısaltması.
embolektomi embolectomy Damara kesi yapılarak
pıhtının çıkarılması; embolinin cerrahi olarak çıkarılma-
ral gelişim vs.) normal kıvamını kaybederek sertleşmesi.
sertleşme
enfeksiyon infection Hastalığa neden olan organizmaların konakta yayılması, çoğalması ve bu yayılmaya
konağın yanıtı.
enfeksiyöz hastalık infectious disease bulaşıcı hastalık
emboli embolus Damar lümenini tıkayarak dolaşıma
enfektif silikoz infective silicosis silikotüberküloz
enflamasyon enflammation Patojenler, hasarlı hüc-
engel olan kan pıhtısı veya aynı olaya neden olan diğer bir
reler ve iritanlar gibi zararlı uyaranlara damarsal dokula-
yabancı madde (hava, yağ, bakteri kümesi vs.).
rın biyolojik yanıtını kaldırmaya ve iyileşmeyi başlatmaya
sı.
embolizasyon embolization Damarda tedavi amaçlı
tıkanıklık oluşturmak üzere damar içine bir maddenin
yönelik koruyucu girişimden oluşan bir doğal bağışıklık
mekanizması.
parçası veya diğer bir yabancı madde (hava kabarcığı, yağ
enflamasyon inflammation yangı
enflamatuvar inflammatory yangılı
enflamatuvar hastalık enflammatory disease Anor-
damlası, bakteri kümesi vs.) ile bir arterin aniden tıkan-
mal enflamasyon sonucu gelişen bağışıklık ve bağışıklık
ması.
dışı hastalıklar.
verilmesi.
embolizm embolism Dolaşımla sürüklenen pıhtı
empyema necessitatis empyema necessitatis Püyün
eNO exhaled nitric oxide ‘ekshale nitrik oksit’ terimi-
kendiliğinden göğüs duvarına doğru sızdığı torasik am-
nin İngilizce kısaltması.
piyem.
Enterobacter pnömonisi Enterobacter pneumonia Enterobacter türüyle ve en sık olarak da E. aerogenes
endobronşit endobronchitis Bronşların epitel tabakasının yangısı.
endoskopik biyopsi endoscopic biopsy Endoskop
kullanılarak gerekli aletlerin yardımı ile organ duvarından
doku parçası alınması.
endotelin 1 endothelin 1 Endotelden salgılanan, damar düz kasları üzerinde şiddetli kasılma, hücre artışı ve
büyümesi gibi işlevleri olan bir peptit.
endotrakeal endotracheal 1. Trakea içinde. 2. Trakea
aracılığıyla yapılan; trakeadan geçirilen.
endotrakeal tüp endotracheal tube Anestezi uygu-
ve E. cloacae ile oluşan enfeksiyona bağlı olarak ortaya çıkan nadir bir tür bakteriyel pnömoni.
enzim bağlantılı immün test enzyme-linked immunosorbent assay Bir antijeni (alerjen veya virüs) saptamak için antikorlar ve takiben renk değişimini kullanan
bir test yöntemi.
eotaksin eotaxin Eozinofiller üzerinde bulunan bir
kemokin reseptörü. C kemokin reseptörü
eozinofil eosinophil Alerjik hastalıklar ve parazitlere
karşı enflamatuvar yanıtta rol oynayan lökosit.
aspirasyonu, akciğerlerin ventilasyonu veya trakeobron-
eozinofil katyonik protein eosinophil cationic
protein Eozinofillerin granüllerinde bulunan bakteri öl-
şiyal ağaca yabancı madde girişinin önlenmesi amacıyla
dürücü ve helmint türü parazitlere karşı toksik etkileri
ağız, burun veya trakeostomi yoluyla trakeaya yerleştirilen
olan bir protein.
tüp.
eozinofil kaynaklı nörotoksin eosinophil-derived
neurotoxin Eozinofillerin granüllerinde bulunan eozino-
lanması, hava yolu açıklığının sağlanması, sekresyonların
end-tidal karbondioksit end-tidal carbondioxide
Ekshalasyon sonunda ölçülen karbondioksit miktarı.
endürasyon induration Organ veya dokunun herhangi bir nedenle (iltihap, yapısal dejenerasyon, tümö-
fil katyonik proteinlere göre 100 kat fazla bakteri öldürücü etkisi olan bir protein.
eozinofil peroksidaz eosinophil peroxidase Bakteri
13
Sözlük Dergisi
öldürücü özelliği olan, eozinofillerin granüllerinde sentez
edilen ve depo edilebilen tek protein.
tüberküloz
eritem erythema Damar dolgunluğu nedeniyle deride
eozinofili sendromlu nonalerjik rinit nonallergic rhinitis with eosinophilia syndrome Total IgE’de
oluşan kırmızı renk değişikliği,
yükselme olmadan burun sürüntüsünde eozinofili ve öz-
külozun seyri esnasında görülebilen, ancak tüberküloz
gül IgE yüksekliği, genizde kaşıntı, sulu burun akıntısı,
için özgül olmayan; bir hipersensitivite bulgusu olan;
hapşırıkla belirgin durum.
genellikle tibia’nın önünde görülen deri altına yerleşmiş
eozinofilik eosinophilic 1. Eozinle kolayca boyanan;
eozini kolayca alan. 2. Eozinofillerle ilgili. 3. Eozinofili
eritema nodozum erytema nodosum Primer tüber-
kırmızı ağrılı, 5-20 mm çapında sert nodüller.
eriyonit erionite Emici ve süzücü bir madde olarak
gösteren.
kullanılan, tozunun inhalasyonu pulmoner fibroz, silika-
eozinofilik akciğer hastalığı eozinophilic lung diseases Farklı nedenlerle gelişen, akciğer dokusunda ve pe-
toz ve habis mezotelyomaya neden olan zeolitin yaygın
bir şekli. zeolit
riferde eozinofilinin bulunduğu bir grup akciğer hastalığı
erken faz alerjik yanıt early-phase allergic response
eozinofilik granülom eosinophilic granuloma
Alerjenin hedef organa ulaşmasıyla gerçekleşen mast hüc-
Langerhans hücreli histiyositoz
epidemik miyalji epidemic myalgia Bornholm hastalığı
epidemik plörodini epidemic pleurodynia Bornholm hastalığı
epidermoit epidermoid Epidermise benzeyen.
epidermoit karsinom epidermoid carcinoma yassı
hücreli karsinom.
epigenetik epigenetics DNA dizinini değiştirmeksizin gen aktivitesini düzenleyen biyolojik olaylar.
epiglotit epiglottitis epiglotun yangısal hastalığı.
EpiPen EpiPen Sistemik alerjik reaksiyon sırasında
hasta tarafından kullanılan adrenalin oto enjektörü.
epitop epitope Bağışıklık sistemi tarafından tanımlanan bir antijenin etkin olan parçası.
epitüberküloz epituberculosis Hilus lenf bezlerinden
re granüllerinin boşalmasının başlattığı, on dakika içinde
başlayıp 1-3 saat içinde ortadan kaybolan olaylar dizisi.
erken faz astmatik yanıt early-phase-asthmatic
response Alerjenle karşılaşıldıktan 3-5 dakika sonra eozinofiller, mast hücreleri ve bazofillerin aracılık ettiği yangısal cevapla histamin ve sisteinil lökotrienlerin salınmasıyla
bronkospazm, damarlarda genişleme, geçirgenlik artışı ve
mukus sekresyonu artışıyla sonuçlanan, 2-3 saatte kendiliğinden veya tedaviyle düzelen klinik reaksiyon.
erken geçici hışıltı early transient wheeze Yaşamın
ilk 3 yılında olan ve devam etmeyen hışıltı.
Escherichia coli pnömonisi Escherichia coli pneumonia Genellikle bronşları ve alt lopları tutan, sıklıkla
düşkün hastalarda veya bebeklerde görülen, Escherichia
coli enfeksiyonu sonucu oluşan, nadir bir tür bakteriyel
pnömoni.
akciğer içine doğru uzanan bir tüberküloz odağını çevre-
E-selektin E-selectin Yangıda nötrofiller ve bazı T
leyen kollateral hiperemi ve enflamasyondan oluşan, hafif
lenfositlerin yapışmasına aracılık eden endoteliyal hücre-
semptomlarla karakterize birincil tüberküloz şekli.
lerin yüzeyinde bulunan bir molekül.
epizodik viral hışıltı episodic viral wheeze Yalnızca
viral enfeksiyonlar sırasında gelişen hışıltı atakları.
EPO eosinophil peroxidase “eozinofil peroksidaz” te-
esnek geri çekilme elastic recoil elastik geri çekilme
eş hacimli basınç-akım eğrisi isovolume pressureflow curve Belli bir akciğer hacminde, hava akımlarına
riminin İngilizce kısaltması.
karşılık gelen çeşitli basınç değerlerinin işaretlenmesiyle
erişkin solunum sıkıntısı sendromu adult respiratory distress syndrome akut solunum sıkıntısı send-
oluşturulan eğri.
romu
erişkin tüberkülozu adult tuberculosis ikincil
14
eş zamanlı aralıklı zorunlu ventilasyon synchronized intermittent mandatory ventilation Hastanın
spontan solunumunu sürdürdüğü ancak destek olarak
Çocuk Göğüs Hastalıkları Terimleri
ventilatörün pozitif basınçlı nefesi, önceden ayarlanmış
ferrüginöz cisimcik ferruginous body Akciğerlerde
aralıklarda fakat hastanın spontane solunumuyla eş za-
merkezindeki yabancı maddenin etrafında kalsiyum de-
manlı olarak verdiği pozitif basınçlı ventilasyon.
mir ve protein depolanması sonucu oluşan, küçük mine-
ET-1 endothelin-1 ‘endotelin 1’ teriminin kısaltması.
etambutol hidroklorür ethambutol hydrochloride
Özellikle mikobakterilere (M. tuberculosis dahil) karşı etkin, oral olarak kullanılan bir antibakteriyel.
etiyonamit ethionamide Mycobacterium tuberculosis’e
karşı etkin, daha çok dirençli tüberküloz tedavisinde kullanılan bir antibakteriyel.
ev dışı alerjen outdoor allergen Ev dışı küfler, polenler gibi ev dışındaki ortamda karşılaşılan alerjenler.
ral madde kitleleri. asbest cisimciği.
FEV forced expiratory volum “zorlu ekspiratuvar volüm” teriminin İngilizce kısaltması.
fıçı göğüs barrel chest Özellikle amfizemde görülen
göğüs ön-arka çapının ileri derecede artışı ile belirgin göğüs şekli.
fırça biyopsisi brush biopsy Küçük fırçalar aracılığıyla şüpheli lezyon veya dokudan hücreler ya da doku
alınması.
ev içi alerjen indoor allergen Başta küf mantarı, ev
fiberoptik fiberoptic Görüntünün bükülgen, paralel
tozu akarı, hayvan epitelleri ve hamam böceği olmak üze-
cam veya plastik lif demetleri boyunca iletilmesinin sağ-
re ev ortamında bulunan ve sık karşılaşılan alerjenler.
lanması.
ev içi hava kirliliği indoor air pollution Isınma
fibrinolitik tedavi fibrinolytic therapy Damar içi
veya pişirme için borusuz ocak veya sobada katı yakıt
trombüsü parçalamak üzere fibrinolitik ajanların kulla-
kullanımı sonucu oluşan küçük partiküller ve CO2 içeren
nımı.
ev tozu house dust İnsan hayvan tüyü, derisi, akar,
fibroblast fibroblast Bağ dokusu ana hücresi.
fibroblast büyüme faktör fibroblast growth factor
bakteri, küf, tekstil parçacıkları, kum gibi çeşitli maddeler
Endotel hücrelerinden salınan damarlanmayı ve yara iyi-
içeren evlerde bulunan toz.
leşmesini sağlayan büyüme faktörü.
dumanın neden olduğu hava kirliliği.
ev tozu akarı house dust mite Ev tozları arasında bulunan, insan deri döküntüsü ve nemle yaşamını sürdüren,
fibronektin fibronectin opsonik alfa-2 glikoprotein
floroskop fluoroscope İç organ ve oluşumlara ait göl-
vücut yapıları ve dışkıları alerjik özellik gösteren küçük
gelerin X-ışınları aracılığıyla ekran üzerinde görülmesini
böcekler.
sağlayan alet.
evcil hayvan alerjeni pet allergen Evde beslenen
hayvanların deri döküntüleri, salya veya idrarlarında bulunan alerjik reaksiyonları tetikleyen maddeler.
evreleme staging Kötü huylu tümörleri tedaviye yön
verme amacıyla yayılma derecelerine göre devrelere ayırma.
F
fagosit işlev bozuklukları phagocytic dysfunction
disorders Vücut içerisindenki yabancı maddeleri ve mikroorganizmaları sindirip yok eden akyuvarların görevini
yapamaması.
fakültatif anaerop facultative anaerobe Mikroorganizmaların hem oksijenli hem oksijensiz ortamda yaşayabilen türü.
floroskopi fluoroscopy İç organ ve oluşumların floroskop aracılığıyla incelenmesi.
flutikazon propiyonat fluticasone propionate İnhalasyon yoluyla kullanılan bir sentetik kortikosteroid.
flutter valvi flutter valve Bronşiyal drenaj sağlayan
bir cihaz.
fonksiyonel rezidüeal kapasite unctional residual
capacity Rezidüel volüm (RV) ve ekspiratuar rezerv volümün (ERV) toplamını gösteren, sakin solunum sırasında
ekspiryum sonunda akciğerlerde kalan gaz hacmi.
formoterol formoterol Bronş dilatasyonu için kullanılan uzun etkili sempatomimetik β-reseptör agonisti.
forseps forceps Tutma, sıkma veya çekme amacıyla
kullanılan herhangi bir cerrahi alet. kıskaç, pens
Fowler metodu Fowler’s metod gaz arındırma yön15
Sözlük Dergisi
temi
fremitus fremitus Akciğer muayenesinde palpasyonda
alınan titreşim.
gastroözofageal reflü hastalığı gastroesophageal
reflux disease Bir kısım mide içeriğinin veya midedeki
asit sıvının yemek borusuna geçişi sonucu sindirim siste-
frenik phrenic Diyafram ile ilgili
frenik sinir phrenic nerve Diyaframı inerve eden
sinir.
mi ve solunum sistemine ait bulguların ortaya çıkması.
Gaucher hastalığı Gaucher disease Glikoserebrosidaz eksikliği nedeniyle parçalanmamış glikolipit substrat-
frotman friction rub sürtünme sesi
fungal pnömoni fungal pneumonia Mantarlara
bağlı olarak gelişen pnömoni.
larının (özellikle de glikoserebrosidaz) lizozomal makrofajlarda birikmesiyle akciğer de dahil birçok organı tutan,
sistemik depo hastalığı.
Gaucher hücresi Gaucher cell Glukoserebrozid biG
galaktomannan galaktomannan Mantarın hücre
duvarı yapısında bulunan, serum ve diğer vücut sıvılarında saptanması erken tanıda ve tedavi izleminde önemli
olan eksoantijen.
rikimi olan hücreler.
Gaw airway conductance “hava yolu iletkenliği” teriminin İngilizce kısaltması.
gaz arındırma yöntemi gas washout technique
Akciğer hacminin, saf oksijen solumadan önce ve sonra
GALT gastrointestinal-associated lymphoid tissue
“Sindirim sistemi ilişkili lenfoid doku” teriminin İngiliz-
ekspire edilen nitrojen konsantrasyonuna dayanarak hesaplanması yöntemi.
gaz değişimi gas exchange Farklı gazların solunum
ce kısaltması.
galyum-67 gallium-67 SPECT çalışmasında sarkoidozisde lenfadenopatinin ve alveolitin aktivitesinin ve
ekstratorasik yayılımının değerlendirilmesinde, tedaviye
yüzeyinden karşıt yönlerde transfer edildiği bir biyolojik
süreç.
G-CSF
granulocyte
colony-stimulating
factor
cevabın izlenmesinde kullanılan, siklotronda üretilen yarı
“granülosit-koloni stimülan faktör” teriminin İngilizce
ömrü 78 saat olan üç farklı gama enerjisi bulunan bir rad-
kısaltması.
yonüklit.
gecikmiş tipte aşırı duyarlılık delayed-type hypersensitivity T hücresi aracılığı ile gelişen aşırı duyarlılık
ganglionöroblastom ganglioneuroblastoma Mediastende gelişen, çocuklarda malignite olasılığı daha
reaksiyonu. tip-IV hipersensitivite
yüksek olan, tanı anında genellikle belirtisi olmayan nö-
geç faz astmatik yanıt late-phase asthmatic response Akciğerlerin herhangi bir alerjene maruz kalmasın-
rojenik tümör.
ganglionörom ganglioneuroma Sıklıkla posterior
dan 4-8 saat sonra ortaya çıkan, esas olarak eozinofiller,
mediasten ve retroperitonda sempatik sinir sistemi hüc-
bazofiller ve daha az oranda nötrofillerin ve bunların
relerinden gelişen iyi diferansiye bir tümör.
salgıladığı IL-6, IL-8, IL-1 ve GM-CSF gibi sitokinlerin
gansiklovir ganciclovir İn vitro ve in vivo ortamlarda
sitomegalovirüsün
çoğalmasını
önleyen
2-deoksiguanozin’in sentetik bir analoğu.
akciğer mukozasına göçüne bağlı olarak mukozal kalınlaşma, hava akımına artmış direnç ve hava yollarında tıkanmayla belirgin klinik tablo.
gastroenterik kist gastroenteric cyst Gastrointesti-
gen tedavisi gene therapy Hastalığa yol açan eksik
nal sistemin anormal kanalizasyonu sonucu oluşan, solu-
veya kusurlu genlerin yerine, sağlıklı kopyalarının hücre-
numla ilgili semptomlara neden olabilen, enterik kaynaklı
ye yerleştirilmesi.
nadir doğuştan forgut duplikasyon kisti anomalisi.
gastroözofageal reflü gastroesophageal reflux Bir
kısım mide içeriğinin veya midedeki asit sıvının yemek
borusuna geçişi.
16
gen-çevre etkileşimi gene-environment interactions
Genetik faktörlerin çevresel faktörlerle etkileşimi.
genetik danışma genetic counseling Kalıtsal bir
hastalık taşıyan veya taşıma riski bulunan kişilere ve bu
Çocuk Göğüs Hastalıkları Terimleri
kişilerin akrabalarına hastalığın seyri ve tedavi yöntemleri,
mekanik ventilasyon uygulanması.
tekrarlama riskleri ve çözüm yolları ile ilgili bilgi veril-
girişimsel pozitif basınçlı ventilasyon invasive
mechanic ventilation Endotrakeal tüp veya trakeostomi
mesi.
genetik geçiş genetic transmission Bazı genetik has-
uygulanarak yapılan mekanik ventilasyon uygulaması.
talıkların veya durumların, aile içinde bir nesilden diğeri-
Gitelman sendromu Gitelman syndrome Otozo-
ne nasıl geçtiklerinin bilinmesi veya soy ağacı incelenerek
mal resesif geçişli, hipokalemik metabolik alkaloz ile ka-
belirlenmesi.
rakterize, bu özelliği ile kistik fibrozisle karışan bir renal
genetik test genetic testing Belirli bir gen veya kromozomda meydana gelen değişimin tanımlanması için
tubuler hastalık.
globus histerikus globus hystericus Üzüntü, keder,
kullanılan test.
matem gibi birçok psişik durumda oluşabilen boğazdaki
geniş hacimli jet nebülizer large volume jet nebulizer Laringotrakeobronşit, subglottik ödem gibi üst hava
sıkışma hissi.
yollarındaki ödemi azaltmak için, sıvı bazlı ilaç formülas-
Steroit hormon olan glukokortikoitlerin tedavi amaçlı
yonlarından aerosol partikülleri oluşturmada kullanılan
kullanılması.
cihaz.
glukokortikoit yanıt elementi glucocorticoid
response element Glukokortikoitlerin aktif hale getirdiği
genom genome Bir organizmanın kalıtım materyalinde bulunan genetik şifrelerin tamamı.
glukokortikoit tedavisi glucocorticoid therapy
glukortikoit reseptörlerin, transaktivasyon etki mekaniz-
genotip genotype 1. Kişiye kalıtımla aktarılan ama
masıyla sitoplazmadan nükleusa geçerek bazı genlerin
fiziksel olarak gözlenmesi şart olmayan özellikler. 2. Or-
ekspresyonunu arttırmak veya azaltmak için DNA’ya
ganizmanın tüm genetik özelliklerinin toplamı. 3. Orga-
bağlandığı bölüm.
nizmanın genetik yapısı.
glutatyon glutation Karaciğerde, glutamik asit, siste-
germ hücreli tümör germ cell tumor Germ (eşey)
in ve glisinden meydana gelen, dokularda yaygın olarak
hücrelerinin göğüs kafesi, karın ya da beyin gibi vücudun
dağılmış olan, indirgenmiş (GSH) ve oksitlenmiş (GSSG)
diğer yerlerine göç etmesi sonucu oluşan kanser türü.
şeklinde bulunan, epoksit, peroksit ve diğer serbest radi-
GINA The Global Initiative for Asthma “astım için
küresel girişim” teriminin İngilizce kısaltması.
kallerin yıkımlanması ve zararlı bileşiklerin detoksifikasyonunda görev alan antioksidan etkili bir tripeptit.
gibozite gibbosity Tüberküloza bağlı omurga hastalık-
glutatyon S-transferaz glutathione S-transferase
larında görülen, omurga kemiğinin dar açılı arkaya doğru
Hücre içinde sitoplazma ve endoplazmik retikulumda
bükülmesi ve çıkıntı göstermesi. kamburluk, kifoz, Pott
yerleşik olan ve vücudun hemen hemen tüm dokularında
hörgücü
bulunan, elektrofilik gruplar içeren bileşiklerle glutatyo-
Gibson-Cooke ter testi Gibson-Cooke sweat test
nun nükleofilik grupları arasında gerçekleşen ve sonuçta
Kistik fibrozisin tanısında kullanılan, iyontoforezle topla-
glutatyon-tiyolat iyonu tepkimesi sonucu tiyoeter bağının
nan terde klorun analizi esasına dayanan test.
şekillendiği kimyasal tepkimeye aracılık eden, biyotrans-
Giemsa boyaması Giemsa stain İnce yaymada erit-
formasyonda görevli temel enzimlerden biri.
da parçalanan eritrositlerden dışarı çıkan parazitleri gös-
glutatyon S-transferaz genleri glutathione
S-transferase genes Glutatyon ile ksenobiyotiklerin reak-
termek için kullanılan bir boya.
siyonlarını katalizleyen glutatyon-s-transferaz enzimlerini
girişimsel olmayan pozitif basınçlı ventilasyon
noninvasive mechanic ventilation Akciğerlere endotra-
kodlayan genler.
keal entübasyon veya trakeostomi gibi girişimsel bir işlem
çölyak hastalığı
rositlerin içindeki parazitleri, kalın damla preparatlarda
olmadan alveoler ventilasyonun arttırılmasına yönelik
gluten enteropatisi gluten-sensitive enteropathy
goblet hücre goblet cell Bazı organlarda epitel hüc17
Sözlük Dergisi
releri arasında yer alan, biçiminden dolayı kadeh hücresi
gazın gram molekül ağırlığının karekökü ile ters orantılı
olarak da adlandırılan, bir glikoprotein olan musini sal-
olduğunu belirten yasa.
gılayan hücreler.
Gram boyası Gram’s stain Gram-pozitif bakterilerin
Goodpasture sendromu Goodpasture’s syndrome
mor, Gram-negatif bakterilerin pembe renge boyanması-
Hızlı ilerleyen glomerulonefrit, anti glomeruler bazal
na neden olan, bakterileri boyamada kullanılan bir boya.
membran antikorlarının varlığı (hedef antijenler tip IV
granülamatöz polianjitis granulamatous polyangitis Wegener granülomu
granülom granuloma Enfeksiyonların veya enfeksi-
kollajenin alfa 3 zinciridir) ve pulmoner hemorajiye yol
açan durum.
göğüs breast, chest 1. Göğüs kafesinin ön yüzü. 2.
yon dışı etkenlerin başlattığı kronik yangı cevabını temsil
Göğüs ön duvarında bulunan iki kabarık oluşumdan her
eden, mononükleer yangı hücrelerinin bir araya toplandı-
biri. meme 3. Vücudun boyunla diyafram arasında kalan
ğı sınırlanmış, küçük nodüler yapıyı veya benzer şekilde
bölümü. toraks
epitelyal hücrelere benzeyen makrofajların (epiteloid hüc-
göğüs boşluğu thoracic cavity Vücut boşluğunun
boyun ve diyafram arasında kalan göğüs duvarlarıyla çevrili kısmı.
göğüs duvarı chest wall Göğsü çevreleyen ve solunumla hareket eden kemik ve kas yapıları.
göğüs kafesi thoracic cage Göğüs boşluğunu çevreleyen kemiklerin oluşturduğu iskelet kısmı.
relerin) toplandığı ve genellikle ince bir lenfosit tabakası
ve çok nükleuslu dev hücrelerle çevrildiği yapı.
granülomatöz granulomatosis 1. Çok sayıda granülom oluşması ile giden durum. 2. Granülomlar içeren.
granülosit-koloni stimülan faktör granulocyte
colony-stimulating factor Kemik iliğinde nötrofillerin
göğüs tüpü chest tube Toraks boşluğuna hava,
oluşumu, gelişimi ve periferik kana salınımından so-
sıvı veya her ikisini boşaltmak amacıyla yerleştirilen,
rumlu; aynı zamanda, olgun nötrofillerde kemotaktik
alveoler ve plevral boşlukta normal basınçların sağla-
reseptörlerin salınımını artırarak kemotaksisi, enfeksiyon
nabilmesi için genellikle kapalı bir drenaj sistemine
bölgesinde fagositoz ve antimikrobiyal aktiviteyi artıran
bağlanan tüp.
hematopoetik bir büyüme faktörü.
GÖR gastroesophageal reflux “gastroözofageal reflü”
teriminin kısaltması.
GÖRH gastroesophageal reflux disease “gastroözofageal reflü hastalığı” teriminin kısaltması.
gravimetrik aeroalerjen örnekleyicisi gravimetric aeroallergen sampler Solunum yoluyla vücuda giren
alerjenlerin toplanması için kullanılan çekim kuvveti esasına dayanan yöntem.
görsel analog skala visual analog scale Hastaya, en
gri hepatizasyon gray hepatization Zatürrede etki-
düşükten en yüksek yoğunluğa kadar değişen bir aralığı
lenen akciğer dokusunun gri görünüm aldığı, geç hepati-
temsil eden bir çizgi üzerinde bulunduğu noktayı işaret-
zasyon devresi.
leyerek, sahip olduğu bir semptomu hangi yoğunlukta
Guillain-Barré sendromu Guillain-Barré syndrome
algıladığını gösterme olanağı sunan bir skala.
Solunum yetmezliğine de yol açabilen, periferik sinir sis-
graft versus host hastalığı graft versus host disease Kemik iliği nakli alıcılarında sıklıkla deri, karaciğer
teminin akut otoimmün hastalığı.
ve bağırsakların etkilenmesiyle belirgin, ilik graftların-
Kuşlarla yakın temas sırasında, kuş dışkısı, tüyü vs. de bu-
da olgun T hücrelerinin konak hücreleri üzerindeki
lunan antijenlere aşırı duyarlılık gelişimi ile belirgin bir
aloantijenlere karşı reaksiyonu sonucunda gelişen bir
çeşit aşırı duyarlılık pnömonisi.
hastalık.
Graham yasası Graham’s law of diffusion Bir gazın
sıvı içinde yayılma hızı, erime katsayısı ile doğru orantılı,
18
güvercin besleyici akciğeri pigeon breeder’s lung
güvercin göğsü pigeon breast Doğuştan göğüs
kafesinin öne doğru şekil bozukluğu. pektus karinatum
Çocuk Göğüs Hastalıkları Terimleri
H
H1N1 enfeksiyonu H1N1 virus infection İnflu-
veya alveolerin söndüğü akciğer parankimi içinde hava ile
dolu bronşun verdiği radyolojik görünüm.
enza A virüsü alt tiplerinden H1N1’e bağlı gelişen ani
hava embolizmi air embolism Travma, cerrahi iş-
başlangıçlı yüksek ateş, miyalji, öksürük, boğaz ağrısıyla
lemler veya ciddi dekompresyon hastalığına bağlı olarak
belirgin, bazen alt solunum yolu enfeksiyonuna da yol
venlere hava kabarcıklarının girmesiyle oluşan embolizm.
açan enfeksiyon.
Haemophilus influenzae pnömonisi Haemophilus influenzae pneumonia Haemophilus influenzae‘ya
bağlı gelişen bakteriyel pnömoni.
hava yolu airway Solunum sisteminin akciğere hava
girişini ve çıkışını sağlayan kısımları.
hava yolu aşırı cevaplılığı airway hyperresponsiveness Astımda ve bazen kronik obstrüktif akciğer hastalı-
Haldane etkisi Haldane effect Yüksek konsantras-
ğında görülebilen, çeşitli fiziksel ve kimyasal uyaranlardan
yondaki oksijenin hemoglobinden karbondioksit ve hid-
herhangi birine karşı abartılı bronkokonstriktör cevabın
rojen iyonlarının ayrılmasını kolaylaştırması ve oksijen
oluştuğu hava yolu anormalliği.
ayrılma eğrisinin sola kayması.
hava yolu direnci airway resistance Ağız-alveol
halolite halolite 1. Adaptif aerosol dağıtım sistemi.
basınç farkının hava akımına bölünmesiyle elde edilen,
2. Elektronik bir cihaz olan, jet nebulizatörlerin solunum
trakeobronşiyal ağacın hava akımına karşı koymasını gös-
evrelerine uyumlu (nebülizatörün ağızlığındaki akıma du-
teren değer.
yarlı bir çevirici, hasta inspiryum yaptığında bunu algıla-
hava yolu iletkenliği airway conductance Hava
yarak nebülizasyonu başlatmakta ve inspiryum bittiğinde
yollarındaki her bir ünite basınç düşmesine karşılık olu-
işlemi durdurmaktadır) gelişmiş tipi.
şan akım. Kısaltması: Gaw
hamartom hamartoma Dokudaki kusurlu gelişime
bağlı olarak meydana gelen tümöre benzer oluşum.
hava yolunun yeniden yapılanması airway remodeling Genellikle iyi kontrol edilmeyen astımlı has-
Hamburger fenomeni Hamburger shift, chloride
shift Eritrosit membranında HCO3- iyonlarının plazma-
talarda gelişen, hava yollarında meydana gelen bazal zar
ya doğru, Cl iyonlarının eritrosit içine doğru karşılıklı yer
kitlesel artış ve damarlanmada artış gibi değişikliklerle
değiştirmesi.
belirgin, kronik ve geri dönüşümsüz yapısal değişiklikler.
Hamman bulgusu Hamman sign Mediastinit, pnö-
kalınlaşması, goblet hücre hiperplazisi, bronş düz kasında
remodelling
momediastinum ve pnömotoraks gibi durumlarda oskül-
Heerfordt sendromu Heerfordt syndrome Parotis
tasyonda her kalp atımı ile eş zamanlı olarak duyulan
ve lakrimal bezlerde büyüme, anterior üveit, Bell felci ve
prekordiyal çıtırtı sesi.
ateşten oluşan, sarkoidozun neden olduğu nadir bir klinik
Hamman-Rich sendromu Hamman-Rich syndrome Akut interstisiyel pnömoni
Hanta virüsü pulmoner sendrom Hantavirus
pulmonary syndrome Değişken solunumsal semptomla-
tablo.
rı takiben akut solunum sıkıntısı ve bazen solunum yeter-
lirgin klinik tablo.
sizliği ile belirgin, Hantavirüsünün neden olduğu, bazen
ölümcül olabilen ateşli hastalık.
hava açlığı air hunger Hastanın soluk alıp vermede ileri derecede güçlük çekişi; ağır kan kaybı veya şok
durumlarında vücutta oksijen tükendiği zaman görülen,
havayı derin ve kuvvetli solumayla belirgin durum.
hava bronkogramı air bronchogram Konsolide
Heiner sendromu Heiner syndrome Çocuklarda
inek sütü alerjisinin solunum sistemini, akciğerleri etkilemesine bağlı gelişen, sıklıkla pulmoner kanamayla be-
helioks heliox Akut astım ataklarında hava yolu direncini azaltarak etkili olan, helyum (%80) ve oksijen (%20)
karışımından oluşan gaz karışımı.
hemidiyafram hemidiaphragm Diyaframın yarı
parçası.
hemitoraks hemithorax Göğsün sağ veya sol yarısı.
hemomediyasten hemomediastinum Kanama
19
Sözlük Dergisi
nedeniyle mediyastende kan toplanması, mediyasten içi-
lex virus pneumonia Yenidoğanda ve immün yetersiz-
ne kanama.
likli hastalarda daha sık görülen, herpes simpleks virüs’a
hemopnömotoraks hemopneumothorax Plevra
boşluğunda kan ve hava toplanması.
hemoptizi hemoptysis Akciğerler veya solunum yollarından ağız yoluyla kan veya kanla karışık balgam gelmesi.
kanlı balgam
hemorajik efüzyon hemorrhagic effusion Kanlı sıvıdan oluşan efüzyon.
hemorajik plörezi hemorrhagic pleurisy Plevra boş-
bağlı gelişen viral pnömoni.
heterojen heterogeneous Birbirinden farklı unsurlardan oluşan, yapı bakımından tümüyle aynı olmayan.
heterotaksi heterotaxia Organların farklı yerleşimi
anlamına gelen, embriyo gelişiminde normal sağ-sol asimetrisini gerçekleştirmediğinde ortaya çıkan, doğuştan
kalp hastalıkları, situs inversus, polispleni ve aspleni ile
ilişkili, situs ambigous (heterotaksi sendromları) duru-
luğunda kanlı sıvı bulunan plörezi.
mu.
hemosiderin yüklü makrofaj hemosiderin-laden
macrophage Pulmoner hemosideroziste açlık mide suyu
ventilasyon uygulamasında düşük basınç, çok yüksek so-
ve/veya bronkoalveolar lavajda görülen, hemoglobinin
lunum hızı uygulaması.
parçalanması sonucu açığa çıkan hemosiderin pigmentini
fagosite eden makrofajlar.
hemosiderozis hemosiderosis Dokularda yerel veya
genel olarak hemosiderin pigmentinin birikimi.
hemotoraks hemothorax Plevra boşluğunda kan toplanması.
HFO high frequency oscillatory ventilation Mekanik
HFV high frequency ventilation Yüksek franslı ventilasyon
hışıltılı solunum wheezing Özellikle ekspirasyonda
solunum sesinin, hastanın yakınında stetoskopsuz olarak
ıslık sesi niteliğinde duyulması.
hidatik kist hydatid cyst Echinococcus granulosus veya
Henderson-Hasselbalch denklemi HendersonHasselbalch equation Bir tampon sisteminin pH’sını
Echinococcus multilocularis larvasının oluşturduğu kist.
veren denklem. pH= pKa +log [A-] [HA] Denklemde,
kistin oskültasyonu ve perküsyonu sırasında duyulan özel
[HA] serbest asit konsantrasyonu, [A-] iyonize formların
bir ses.
konsantrasyonu ve pKa asit ayrılma sabitinin (Ka) negatif
algoritması.
hidatik rezonans hydatid resonance Bir hidatik
hidrojen peroksit hydrogen peroxide Parçalanışı ile
su ve oksijene ayrılan bileşik. oksijenli su
hepatizasyon hepatization Özellikle, akciğerde
hidrokarbon aspirasyonu hydrocarbon aspiration
pnömokoksik pnömoni sırasında görülen, dokunun kon-
Solunum yollarında ve akciğer parenkiminde hasara ne-
solidasyon sonucu karaciğer yapısını andırır görünüm
den olan, benzin, boya çıkarıcı, leke çıkarıcı ajanlar gibi
alması.
hidrokarbon içeren sıvıların aspirasyonu.
hepatopulmoner sendrom hepatopulmonary
syndrome Sıklıkla son dönem kronik karaciğer hastalı-
boşluğunda sıvı ve hava toplanması.
ğında ayrıca postoperatif dönemde uzamış mekanik ventilasyona bağlı da gelişebilen, akciğer kapillerlerinde dilatasyona bağlı gelişen hipoksemi ile belirgin klinik tablo.
hidropnömotoraks hydropneumothorax Plevra
hidrotoraks hydrothorax Plevra boşluğunda seröz
sıvı toplanması.
hilal belirtisi air-crescent sign, cresent sign 1. Asper-
Hering-Breuer refleksi Hering-Breuer reflex Nor-
gillus pnömonisinde santral homojen nodülü saran kavi-
mal solunum sırasında, akciğerlerde ve muhtemelen diğer
tasyon nedeniyle görülen tipik görünümü. 2. Hidatik kist
organlarda bulunan duyusal uçlardan kalkan uyarımların
hastalığında kist ile peribronşiyal ağaç arasında bağlantı
vagusa ulaşması ve hem inspirasyonu hem de ekspirasyo-
olduğunda, perikist ve ekzokist arasına hava girip kist et-
nun sınırlanmasını sağlayan sinirsel mekanizma.
rafında ince halka şeklinde görüntü oluşturması.
Herpes simpleks virüs pnömonisi Herpes simp20
hiler hilar Hilus ile ilgili; hilusa ait.
Çocuk Göğüs Hastalıkları Terimleri
hilus hilus Akciğerlerin mediyastinal yüzeyinde,
bronşların, kan damarları ve sinirlerin girdiği bölüm.
hiperbarik oksijen hyperbaric oxygen Atmosfer basıncından daha yüksek basınç altındaki oksijen.
hiperenflasyon hyperenflation Akciğerlerin havayla
aşırı genişlemesi, akciğerlerde havalanma artışı.
hipereozinofilik sendrom hypereosinophilic
syndrome Eozinofili ile seyreden, çeşitli organları tutan,
miyeloproliferatif bir bozukluk.
hiperkapni hypercapnia Kanda karbondioksit miktarının fazla olması. hiperkarbi
hiperkarbi hypercarbia hiperkapni
hiperlusen akciğer hyperlucent lung tek taraflı am-
hiperventilasyon sendromu hyperventilation
syndrome Hiperventilasyona bağlı hipokapniye eşlik eden, çarpıntı, nefes darlığı, baş dönmesi, terleme,
parmak uçlarında ve yüzde karıncalanma semptomları
kompleksi.
hipokapni hypocapnia Hiperventilasyon sonucu
kanda karbondioksit miktarının ileri derecede azalışı. hipokarbi
hipokarbi hypocarbia hipokapni
hipoksemi hypoxemia Kanda oksijen miktarının
azalması.
hipoksi hypoxia Organ ve dokularda kanlanmanın
normal oluşuna karşın oksijen desteğinin fizyolojik dü-
fizem
zeylerin altında oluşu.
hiperlusen akciğer sendromu hyperlucent lung
syndrome Lober veya segmental agenezi ile beraber akse-
genez sırasında akciğerin yetersiz gelişimi ve bronşlarla
suar akciğer, lop veya segmentlerin bulunabildiği, lokalize
bağlantısının yetersiz oluşuna bağlı izlenen klinik tablo.
anfizemi taklit eden, ancak pulmoner arterlerin doğuştan
2. Küçük akciğer.
yokluğu veya hipoplazisine bağlı sendrom. Mac Leod
sendromu
hiperoksi hyperoxia Genellikle yüksek konsantrasyonlarda ve özellikle de hiperbarik oksijene maruz kalma
sonucu oluşan vücutta aşırı oksijen bulunma durumu.
hiperosmolar ajan hyperosmolar agents Hipertonik
salin (%7 NaCl), mannitol gibi mukusun hidrasyonunu
artırarak kolay atılımına katkıda bulunan ajan.
hiperpne hyperpnea Dakikadaki solunum sayısı ve
solunum derinliğinin artmasıyla belirgin solunum.
hiperreaktif hyperreactive Bir uyarana karşı normalden daha fazla bir cevap oluşturma hâli.
hipersensitivite hypersensitivity aşırı duyarlılık
hipersensitivite pnömonisi hypersensitivity pneumonia ekstrensek alerjik alveolit
hipersonorite hyperresonance artmış rezonans
hipertrofik osteoartropati hypertrophic osteoarthropathy El ve ayak parmaklarında çomaklaşma, uzun
kemiklerde yeni kemik oluşumuyla birlikte periostal kalınlaşma ve artritle belirgin bir sendrom.
hiperventilasyon hyperventilation Akciğer alveollerine ulaşan hava miktarının arttığı durum. aşırı ventilasyon
hipoplazik akciğer hypoplastic lung 1. Embriyo-
hipopne hypopnea Dakikadaki solunum sayısı ve solunum derinliğinin azalması.
hipoventilasyon hypoventilation Akciğer alveollerine ulaşan hava miktarının azalması; yetersiz ventilasyon.
histamin histamine Mast hücreleri ve bazofillerden
salınan, ani aşırı duyarlılık reaksiyonuna rolü olan mediyatör.
histiyositoz histiocytosis Kanda fazla miktarda histiyosit bulunuşu ile belirgin klinik durum.
histiyositoz X histiocytosis X Langerhans hücreli
histiyositoz
histoplazmom histoplasmoma Histoplasma capsulatum enfeksiyonu sonucu akciğerde oluşan yuvarlak granülom.
histoplazmoz histoplasmosis Histoplasma capsulatum
sporlarının inhalasyonuna bağlı gelişen özellikle akciğer
dokusunda enfeksiyon ve ateşle belirgin mantar enfeksiyonu.
histotoksik hipoksi histotoxic hypoxia Siyanid zehirlenmesinde olduğu gibi, hücrelerin oksijenden enerji
üretmesini engelleyen zehirlenmelerde ortaya çıkan hipoksi.
hiyalin membran hastalığı hyaline membrane
21
Sözlük Dergisi
disease Prematüre bebeklerde sürfaktan eksikliği sonucu
ikincil tüberküloz secondary tuberculosis Daha
gelişen, akciğer alveollerinde hiyalin membran adı verilen
önce enfekte olan ve iyileşen bir hastada, tüberkülozla ye-
proteinden oluşan maddenin toplandığı, solunum güçlü-
niden enfeksiyon oluşması. reenfeksiyon tüberkülozu,
ğüyle belirgin durum.
reaktivasyon tüberkülozu, erişkin tüberkülozu
Hoover bulgusu Hoover’s sign Pulmoner amfizemde
iki taraflı; plevral efüzyon, pnömotoraks gibi diyaframda
düzleşmeye neden olan durumlarda ise tek taraflı olarak
görülen inspirasyonda kosta kenarlarının orta hata doğru
iloprost iloprost inhale prostosiklin analoğu
iltihap inflammation yangı
immotil siliya sendromu immotile silia syndrome
primer siliyer diskinezi
immün yetmezlik immune deficiency Bağışıklık
hareket edişi.
Horder lekeleri Horder’s spots Chlamydia psittaci
enfeksiyonunda görülen pembe renkli, makulopapüler
döküntü.
sistemi yetersizliği.
immünglobulin immunoglobulin Humoral immünitenin başlıca elemanları olup lenfosit ve plazma hücrele-
Horner sendromu Horner’s syndrome Anhidrozis,
rinden salgılanan, başlıca A, D, E, M ve G tipleri bulunan
pitozis, miyozis, enoftalmusla belirgin klinik tablo.
antikor cevabı oluşturan protein.
HRCT high resolution computerized tomography,
(HRCT) “Yüksek çözünürlüklü bilgisayarlı tomografi”nin
immünoreaktif tripsinojen immunoreactive tripsinogen Kistik fibrozis yenidoğan taramasında kullanılan
İngilizce kısaltması.
ve hasta bebeklerde kanda yüksek bulunan madde.
huni göğüs funnel breast pektus ekskavatum
hücum tedavisi pulse therapy Düzenli aralıklarla
kısa ve yoğun tedavi rejimlerinin uygulanması.
ince iğne aspirasyon biyopsisi fine needle aspiration biopsy İnce iğne kullanılarak yapılan biyopsi.
indüklenmiş balgam induced sputum Nebulize hipertonik salin verildikten sonra elde edilen balgam.
I
IGRA interferon gamma relasing assays “interferon
gama salınım testleri” teriminin İngilizce kısaltması.
infiltrasyon infiltration Normal olmayan maddelerin dokuda veya hücrede birikmesi.
influenza enfluenza İnfluenza virüsü tarafından oluşturulan, ateş, titreme, başağrısı, boğaz ağrısı, öksürük, kas
İ
idyopatik idiopathic Nedeni bilinmeyen.
idyopatik hipereozinofilik sendrom idiopathic
hypereosinophilic syndrome Kanda eozinofil yüksekli-
ağrısı, nöralji gibi bulgularla belirgin solunum sisteminin
akut virüs enfeksiyonu.
influenza pnömonisi enfluenzal pneumonia İnfluenza virüsünün yol açtığı pnömoni.
ğiyle (>1500 eozinofil/mm3) ile belirgin genellikle cilt,
influenza virüsü influenza virus İnfluenza enfeksi-
kalp ve akciğerlerin tutulduğu ve organ hasarının olduğu
yonuna yol açan Orthomyxoviridae ailesinden olan solu-
hastalık.
num yolu virüsü.
idyopatik pulmoner arteriyel hipertansiyon
idiopathic pulmonary arterial hypertension Nedeni bi-
luenza virüsüne karşı geliştirilmiş olan ölü aşı.
linmeyen bir şekilde pulmoner arter basıncının artması.
influenza virüsü aşısı enfluenza virus vaccine İnfinhalasyon inhalation Havayı veya diğer maddeleri
idyopatik pulmoner hemosiderozis idiopathic
pulmonary hemosiderosis Akciğerlerde hemosiderin
akciğerlere çekme.
yüklü makrofajların belirgin olduğu, nedeni belli olma-
rın ve aerosollerin tedavi amacıyla kullanımı.
yan akciğerlere kanama durumu.
İGST interferon gamma relasing assays “interferon
gama salınım testleri” teriminin kısatması.
22
inhalasyon tedavisi inhalation therapy Tıbbi gazlainhaler inhaler Buhar halindeki ilaçları inhalasyon ile
akciğere almak için kullanılan cihaz.
insan bağışıklık yetmezliği virüsü human im-
Çocuk Göğüs Hastalıkları Terimleri
munodeficiency virus, HIV Retrovirüs ailesinden, ka-
Jarcho-Levin Sendromu Jarcho-Levin syndrome
zanılmış immün yetmezlik sendromuna (AIDS) neden
Segmental kostovertebral deformitelerin bulunduğu sayı-
olan virüs.
sal ve yapısal vertebra-kosta anomalilerini içeren ve göğüs
inspirasyon inspiration Havanın akciğere alınması,
soluk alma.
inspiratuar inspiratory İnspirasyon ile ilgili.
inspiratuar kapasite inspiratory capacity İstirahat
halinde nefes alıp verişi takiben derin bir inhalasyonla ak-
duvarı hipoplazisine neden olan doğuştan bir sendrom.
jet nebülizatör jet nebulizer Oksijen basıncı veya
kompresör aracılığı ile sıvı haldeki ilacın aeresol haline
gelmesini sağlayan nebülizatör çeşidi.
Jeune sendromu Jeune syndrome Asfiktik torasik
ciğere alınan hava hacmi.
distrofi olarakta bilinen, dar hipoplastik göğüs kafesi,
inspiratuar yedek hacim inspiratory reserve volume İnspirasyonun sonundan itibaren inhale edilebilen
generalize kondrodistrofi ve kısa ekstremite cüceliğiyle
maksimum hava miktarı.
bir hastalık.
interferon interferon Antineoplastik ve immün regü-
belirgin otozomal resesif geçen, siliyopati grubuna dahil
Job sendromu Job’s syndrome Hiper IgE sendromu
latör olarak kullanılan glikoproteinler.
olarak da bilinen, IgE yüksekliği ile giden, kronik egzema
interferon gama salınım testleri interferon gamma relasing assays Tüberküloz tanısında kullanılan
ve tekrarlayan süpüratif enfeksiyonların sık görüldüğü bir
Mycobacterium tuberculosis’de bulunan CFP10 ve ESAT6
antijenlerine karşı gelişen interferon gama yanıtını değer-
juvenil dermatomiyozit juvenile dermatomyositis Kas ve deri tutulumu ile ilgili belirti ve bulguların
lendiren testler. Kısaltması: İGST, IGRA
ön planda olduğu genellikle 4 yaşından sonra başlayan ve
interkostal intercostal Kaburgalar arasında.
interstisiyel akciğer hastalığı interstitial lung disease Alveol duvarlarında bozukluk ve fonksiyonel alveo-
intersitisyel akciğer hastalığına neden olabilen otoimmün
ler kapiller ünitede kaybıyla belirgin olan hastalık.
interstisyel interstitial Birbirine yakın doku veya organların aralarındaki boşlukla ilgili.
interstisyum interstitium Birbirine yakın doku veya
hastalık.
bir hastalık.
juvenil idiyopatik artrit juvenile idiopathic arthritis Kalıcı eklem iltihabıyla belirgin, 16 yaş atında oluşan kronik romatizmal bir hastalık.
juvenil skolyoz juvenile scoliosis Ergenlik döneminde oluşan omurganın 10 dereceden fazla yana dönmesi.
organların aralarındaki boşluk.
intrabronşiyal intrabronchial Bronş içinde.
intraplevral intrapleural Plevra içinde.
intrapulmoner intrapulmonary Akciğer içinde.
intratorasik intrathoracic Göğüs içinde.
intratrakeal intratracheal Trakea içinde.
ipratropiyum bromür ipratropium bromide Bronkodilatör olarak kullanılan antikolinerjik ilaç.
izoniazid isoniazid Tüberküloz tedavisinde kullanılan majör ilaçlardan birisi.
K
kan gazı analizi blood gas analysis Kanda bulunan
oksijen ve karbondioksit gazlarının kısmi basınçlarının ve
kan pH’sının ölçümü ile bikarbonat değerinin ve oksijen
satürasyonunun belirlendiği test.
kanlı balgam hemophtysis hemoptizi
kanül cannula Herhangi bir vücut boşluğuna veya damara sokulan tüp şeklindeki ortası açık boru.
kapnografi capnography Ekspiryum havasında karbondioksit ölçüm metodu.
J
J reseptörleri J receptors Pulmoner kapillerler kenarına yerleşen ve pulmoner konjesyon ve ödemle stimüle
olan reseptörler.
karboksihemoglobin carboxyhemoglobin Karbonmonoksidin hemoglobinle birleşimi sonucu oluşan
madde.
karbondioksit carbondioxide Kovalent bağlı bir
23
Sözlük Dergisi
karbon ve iki oksijen atomundan oluşan moleküle sahip,
normal koşullarda gaz halinde bulunan bileşik.
nital pulmoner hava yolu malformasyonu
kistik fibrozis cystic fibrosis Akciğer, pankreas, ter
karbonmonoksit carbonmonoxide Yapısında kar-
bezleri, gastrointestinal sistem, üreme sistemi gibi birçok
bon bulunan yakıtların yanması veya tam olarak yanma-
sistemi etkileyen otozomal resesif kalıtılan metabolik has-
ması sonucunda oluşan dumanda yer alan zehirli bir gaz.
talık.
kardiyopulmoner cardiopulmonary Kalp ve akciğerlerle ilgili.
kardiyotorasik indeks cardiothoracic ratio Direkt
radyografide kalbin en geniş transvers çapının toraksın en
geniş transvers çapına oranı.
Kartagener sendromu Kartagener syndrome Situs
inversus, bronşektazi ve sinüzitin bir arada bulunduğu,
otozomal resesif olarak kalıtılan primer siliyer diskinezi
hastalığı.
kaşektin cachectin TNF alfa
kavern cavern Organ veya kemik içindeki herhangi
bir anatomik boşluk.
kavitasyon cavitation Herhangi bir dokuda etrafı
çevrili boşluk oluşması.
kavite cavity boşluk
kaviter cavitary Boşlukla ile ilgili.
kazeifikasyon caseification Dokunun normal yapısı-
Klebsiella pnömonisi Klebsiella pneumonia Klebsiella pneumoniae ile meydana gelen pnömoni.
koana choana Burun boşluğunun farenks ile bağlantısını sağlayan arka burun delikleri.
koanal atrezi choanal atresia Doğuştan koananın
olmaması.
kollaps collapse Organ duvarlarının tonüsünü kaybederek ileri derecede büzüşmesi.
kolonizasyon colonization Mikroorganizmaların
belli bir bölgede yerleşmesi ve çoğalması.
kompansatris amfizem compensatory emphysema
Aynı ya da karşı taraftaki akciğerde kollaps, destüksiyon
ya da cerrahi olarak çıkartılma sonucu akciğerin bir ya da
birkaç bölgesinde oluşan aşırı havalanma.
kompliyans compliance Birim basınç değişikliğinin
sebep olduğu hacim değişikliği.
terlobüler septumların ödeme veya fibrozise bağlı geniş-
konjenital diyafram fıtığı congenital diaphragm
hernia doğuştan diyafram fıtığı
konjenital lobar amfizem congenital lobar emphysema Doğuştan itibaren akciğerin bir ya da birkaç lo-
lemesini temsil eden, 1 ila 2,5 cm uzunluğundaki yatay
bunda oluşan fazla havalanma. doğuştan lobar amfizem
çizgisel dansiteler.
konjenital pulmoner hava yolu malformasyonu congenital pulmonary airway malformation kon-
nı kaybedip peynirimsi kıvam almasıyla belirgin nekroz.
Kerley çizgileri Kerley lines Akciğer grafilerinde in-
kızamık pnömonisi measles pneumonia Kızamık
virüsüne bağlı ortaya çıkan pnömoni. Hect pnömonisi
kifoskolyoz kyphoscoliosis Bel omurlarının yana doğru çıkıntılı ve kavisli olduğu, kifoz ve skolyozun birlikte
görüldüğü durum.
kifoz kyphos Omurgadaki kambur şeklindeki çıkıntı
ya da tümsek.
kimyasal pnömoni chemical pneumonia Kimyasal
iritanlarla oluşmuş pnömoni.
kist hidatik cyst hydatid Echinococcus parazit türle-
jenital kistik adenomatoid malformasyon, doğuştan kistik
adenomatoid malformasyon
konjenital santral hipoventilasyon sendromu
congenital central hypoventilation syndrome Doğumdan itibaren solunumun otomatik kontrolünün olmadığı
hastalık.
konjuge pnömokok aşısı conjugate pneumococcal vaccine İki yaşından küçük bebeklere de uygulanan,
immünojenik, günümüzde 13 pnömokok serotipinin (1,
rinin oluşturduğu kistik hastalık.
3, 4, 5, 6A, 6B, 7F, 9V, 14, 18C, 19A, 19F, 23F) pürifiye
kistik adenomatoid malformasyon cystic adenomatoid malformation Akciğerde doğuştan kistlerin
kapsül antijenlerini içeren pnömokok aşısı.
oluşmasıyla belirgin bir akciğer gelişim anomalisi. konje-
sertleşmesi, katılaşması. 2. Pekgölge
24
konsolidasyon consolidation 1. Yumuşak yapıların
Çocuk Göğüs Hastalıkları Terimleri
kor pulmonale cor pulmonale Akciğer yapı ve fonk-
Kveim testi Kveim test Sarkoidoz tanısı için kulla-
siyonlarının ileri derecede bozulmasına bağlı olarak pul-
nılan ve insan sarkoid dokusu antijeninin intradermal
moner dolaşımın bozulması, sağ ventrikülde hipertrofi,
enjeksiyonuyla gerçekleştirilen deri testi.
dilatasyon ve/veya yetmezlik oluşması.
kostodiyaframatik sinüs costodiaphragmatic sinus Plevrayla diyafram birleşim yerindeki plevral girinti.
kostofrenik costophrenic Kostalar ve diyaframla il-
tiocytosis Kemik iliği kökenli Langerhans hücresinin
gili.
anormal çoğalmasıyla belirgin ve nedeni bilinmeyen bir
kostokondral costochondral Kostalar ve onların kıkırdak uçlarıyla ilgili.
krepitan ral crepitant rale İnspirasyonun sonunda
ortaya çıkan kısa süreli çıtırtı şeklinde sesler.
krepitasyon crepitation İki parçanın veya yüzeyin
birbirine sürtünmesinden meydana gelen çıtırtı sesi.
L
Langerhans hücreli histiyositoz Langerhans cell his-
hastalık grubu.
larenjit laryngitis larenks iltihabı
laringeal laryngeal Gırtlakla ilgili.
laringeal atrezi laryngeal atresia Larenksin doğuştan yokluğu.
laringeal yarık laryngeal cleft Larenksin doğuştan
kronik obstrüktif akciğer hastalığı chronic obstructive lung disease Kronik bronşit ve amfizem sonu-
yarıkları.
cunda bronşiyal hava akımının azalmasıyla belirgin has-
rının doğuştan olarak yumuşak olması
talık.
kronik solunum yetmezliği chronic respiratory
failure Akciğerlerde gaz alışverişi veya solunum pompasının bozukluğu nedeniyle, bir aydan uzun süren ve oksijen
ya da solunum desteğine ihtiyaç duyulan durum.
krup croup Genellikle viral kaynaklı olan laringotrakeobronşit.
kunduracı göğsü pectus excavatum pektus ekskavatum
kuru öksürük dry cough Balgamlı olmayan öksürük.
laringomalazi laryngomalacia Larenksin kıkırdaklalaringotrakeobronşit
laryngotracheobronchitis
Larenks, trakea ve bronşların yangısı.
latent latent Gizli, belirti göstermeyen,
latent tüberküloz enfeksiyonu latent tuberculosis
infection Tüberkülin deri testinin pozitif olduğu ancak
tüberküloza ait klinik ve laboratuvar bulguların olmadığı
durum.
lateral lateral 1. Yan 2. Dış yan
lateral dekübit(is) lateral decubitis yanyatar
Legionella pnömonisi Legionella pneumonia lejyoner hastalığı
kuru plörezi dry pleurisy fibrinöz plörezi
kuru toz inhaler dry powder inhaler Kuru toz ha-
pneumophila enfeksiyonuna bağlı, pnömoni, yüksek ateş,
line getirilmiş ilacı solunum yoluyla almayı sağlayan in-
gastro intestinal ağrı, baş ağrısı, bazen de böbrek, karaci-
haler.
ğer ve sinir sistemi tutulumu ile belirgin, insandan insana
Kussmaul solunumu Kussmaul respiration Sık ve
derin solunum.
lejyoner hastalığı legionnaires’ disease Legionella
bulaşmayan, bakteriyel bir hastalık.
lenfanjiyomiyomatoz lymphangiomyomatosis Alt
kuş besleyici akciğeri bird breeder’s lung, bird
fancier’s lung Kuş besleyenlerde görülen ekstrensek aler-
solunum yolu, plevra, mediyasten ve retroperitoneal
jik alveolit.
relerinin proliferasyonuyla dikkat çeken ve doğurganlık
kuş gribi avian influenza İnfluenza A virüsü ile
bölgedeki lenfatiklerin duvarlarında atipik düz kas hücçağındaki kadınlarda görülen ilerleyici bir hastalık.
çoğunda solunum ve sindirim sistemine ait belirtiler gös-
lenfomatoid granülomatoz lymphomatoid
granulomatosis Dokuda atipik lenfositler ve plazmatoid
teren hastalık.
hücrelerle nodüler granülomatöz yangı oluşturan ve sık-
oluşan, evcil ve yabani kanatlılarla memeli hayvanların
25
Sözlük Dergisi
lıkla akciğerleri, cildi, merkezi sinir sistemini ve böbrekleri tutan lenfoproliferatif bir bozukluk.
letal lethal ölümcül, öldürücü.
ligaman ligament bağ
ligasyon ligation bağlama, bağlanma
lineer linear 1. Çizgi ile ilgili; çizgi şeklinde uzanan
kabartı ile ilgili. 2. Çizgiye benzeyen; çizgiyi andıran. çizgisel
lingula lingula 1. Dilcik. ör. lingula cerebelli, lingula
pulmonis sinistri 2. Dil şeklinde organ veya çıkıntı.
lingulektomi lingulectomy 1. Sol akciğer üst lobu
lingulasının çıkarılması. 2. Dilin ameliyatla çıkarılması.
lipit pnömonisi lipid pneumonia Yağ aspirasyonunun neden olduğu nadir bir tür aspirasyon pnömonisi.
lobektomi lobectomy Akciğer, beyin veya karaciğer
lobunun ameliyatla çıkarılması.
lober lobar 1. Lop ile ilgili. 2. Lobu tutan; lopta yer-
loküle loculate Yapısında loküller gösteren, loküllere
ayrılmış.
loküle ampiyem loculated empyema Püyün, yapışmış plevral yapraklar arasında sıkıştığı torasik ampiyem.
loküler locular 1. Küçük boşluk veya aralık (lokül) ile
ilgili. 2. Küçük boşluk veya aralıklar (loküller) gösteren;
loküllerden yapılı.
lop lobe 1. Bir organda sınırları belli parçalardan her
biri; organın, diğer bölümünden oluk, yarık veya perde
ile ayrılmış parçası; bölüm. 2. Organa bağlı dil şeklinde
uzantı.
Löffler sendromu Löffler’s syndrome Orta derecede
ateş, öksürük ve kanda eozinofilinin görüldüğü, idiyopatik olarak veya paraziter enfestasyon (özellikle Ascaris
lumbricoides), enfeksiyon veya ilaç tedavisi sonrası ortaya
çıkan, akciğerlerde bir süre sonra kaybolan infiltrasyonlar
ile seyreden bir sendrom.
leşimli.
lober atelektazi lobar atelectasis Akciğerin bir lobunu etkileyen atelektazi.
lober bronşlar lobar bronchi Ana bronşlardan köken
alarak sağ ve sol akciğerin loplarına dağılan hava yolları.
M
Mac Leod sendromu Mac Leod syndrome hiperlusen akciğer sendromu
magnezyum sülfat magnesium sulphate Kalsiyu-
lober pnömoni lobar pneumonia Genellikle ak-
mun fizyolojik antagonisti olan ve bronş düz kas hüc-
ciğerin bir lobuna sınırlı olan ve sıklıkla Streptococcus
relerinden kalsiyum salınımını azaltan, kolinerjik sinir
pneumoniae’ya bağlı akut bakteriyel pnömoni.
uçlarından asetilkolin salınımını ve mast hücrelerinden
lobül lobule Bir lobu meydana getiren ufak kısımlar
lobüle lobulated Lobüllerden oluşan; lobüllere ayrıl-
histamin salınımını direkt olarak inhibe eden ağır astım
atağında kullanılan bir madde.
lobüler lobular 1. Küçük lop (lobül) ile ilgili. 2. Kü-
major histokompatibilite kompleksi major histocompatibility complex Temel görevi peptit bağlanması
çük loplardan (lobüllerden) oluşmuş. 3. Lobülü tutan;
ve bunların T lenfositlerine sunulması olan, insanlardaki
lobülde yerleşimli.
6. kromozomun kısa kolu üzerinde yerleşmiş, hücrelerin
mış.
loj logy Yerleşim, bölge.
lokal local 1. Vücudun ufak bir bölümüne ait, mevzii,
lokal. 2. Yerel
lokalizasyon localization 1. Hastalıkların vücudun
bir bölümünde yerleşmesi, mevzileşme, lokalizasyon. 2.
Yerleşim; yerini belirleme.
lokalize etmek localized 1. Belli bir bölge içinde
kalmak, sınırlanmak, etrafa yayılmamak. 2. Sınırlamak,
yerini belirlemek.
lokül loculus Küçük boşluk; küçük aralık.
26
yüzeyindeki doku uyum antijenlerini belirleyen hücre yüzey molekülü.
major temel protein major basic protein Eozinofillerin granüllerinden ortama salınan bir mediator.
makrofaj macrophage Dokularda bulunan patojenlerin, hücresel kalıntıların ve vücuttaki yabancı maddelerin
hücre içine fagosite edilmesinden sorumlu monositlerden
gelişen, bağışıklık sisteminin önemli bir hücresi.
makrolid macrolide Antibakteriyel etkinliği penisilin
G’ye benzeyen fakat farklı olarak Mycoplasma, Chylamidia
Çocuk Göğüs Hastalıkları Terimleri
ve beta laktamaz stafilokoklara da etkili olan bir antibi-
bronş ya da akciğerde kavitelerde oluşturduğu hareketli ve
yotik.
kompakt bir kitle.
maksimum ekspiratuvar akım maximum expiratory flow Zorlu vital kapasite manevrası sırasında elde
rama testi olarak kullanılan, kişinin tüberküloz basiliyle
edilen hava akım hızı.
enfekte olup olmadığını gösteren, pürifiye protein derive-
maksimum ekspiratuvar akım-hacim eğrisi
maximum expiratory flow-volume curve Total akciğer
sinin (PPD) 0,1 ml (5 ünite) dozunda ön kolun ön yüze-
kapasitesinden rezidüel hacim düzeyine kadar yaptırılan
masından 48-72 saat sonra oluşan endürasyonun en geniş
ekspirasyon sırasında hava akımıyla ekspire edilen ha-
çapının ölçülmesi ile değerlendirilen deri içi tüberkülin
cim arasındaki ilişkinin grafikle gösterilmesi. Kısaltması:
testi. PPD deri testi, tüberkülin deri testi
MEFV
manyetik rezonans anjiyografi magnetic resonance angiography Damar hastalıklarının tanısında kullanı-
Mantoux testi Mantoux test Tüberküloz için bir ta-
yine deri içine bir kabarıklık oluşturacak şekilde uygulan-
maksimum ekspiratuvar basınç maximum expiratory pressure Ekspiratuar kas gücünü yansıtan, kapalı
lan, vücuttaki damarların görüntülendiği bir manyetik
hava yoluna karşı yapılan zorlu ekspirasyon sırasında elde
rezonans çalışması.
edilen en yüksek basınç. Kısaltması: MEP
manyetik rezonans görüntüleme magnetic resonance imaging Canlıların iç yapısını görüntülemek ama-
maksimum inspiratuvar akım-hacim eğrisi
maximum inspiratory flow-volume curve Rezidüel
cıyla yüksek düzeyde manyetik alanda, dokudaki hidrojen
hacim seviyesinden total akciğer kapasitesine kadar yap-
atomlarının yoğunluklarına ve hareketlerine göre görüntü
tırılan inspirasyon sırasında hava akımıyla inspire edilen
oluşturulan, radyasyon kullanılmayan bir görüntüleme
hacim arasındaki ilişkinin grafikle gösterilmesi. Kısaltma-
yöntemi. Kısaltması: MRG
sı: MIFV
MAR seasonal allergic rhinitis “mevsimsel alerjik
maksimum inspiratuvar basınç maximum inspiratory pressure İnspiratuvar kas gücünü yansıtan, kapalı
rinit”in kısaltması.
havayoluna karşı inspirasyon yapılırken elde edilen en
ye özgün olarak, alveoler duktuslar ve alveollerde fibrob-
yüksek subatmosferik basınç. Kısaltması: MIP
lastlar, kollajen ve fibrinli eksüdanın oluşturduğu polipoid
maksimum istemli ventilasyon maximum voluntary ventilation Amplitüdü ve hızı yüksek solunumla bir
granülasyon dokusu.
dakikada atılan hava miktarı. Kısaltması: MVV
hücre duvarını stabilize ederek, eozinofil ve epitel hücre-
maksimum oksijen tüketimi maximal oxygen
consumption Şiddetli egzersiz esnasında vücut tarafından
lerin aktivasyonunu engelleyen madde.
alınan, taşınan ve kullanılan en yüksek oksijen miktarı.
ve bağışıklık sisteminde önemli yeri olan, bazik boyalarla
maksimum orta ekspirasyon akımı maximum
midexpiratory flow Obstrüktif havayolu hastalıklarında
boyanan, histamin ve heparin açısından zengin granüllere
Masson cisimciği Masson body Organize pnömoni-
mast hücre stabilizatörü mast cell stabilizer Mast
mast hücresi mast cell Özellikle alerji ve anafilakside
sahip bir hücre.
erken döneminde azalan, orta ve küçük havayollarından
matite dullness Akciğer perküsyonunda atelektazi,
gelen akımı yansıtan, zorlu ekspirasyon sırasında hacim-
plevra sıvısı, plevra tümörleri gibi durumlarda da duyu-
lerin %25-75’inin atıldığı zamandaki ortalama akım hızı.
lan, hiç hava içermeyen organların perküsyonuyla duyu-
Kısaltması: MMEF
lan ses.
mantar enfeksiyonu fungal infection Mantarların
neden olduğu yerel veya sistemik enfeksiyon.
mediyasten mediastinum Göğüs kafesinde yer alan,
toraksın üstünden diyaframa kadar uzanan, ön, orta ve
mantar topu fungus ball Mantarın hücresel artık,
arka olmak üzere üç bölüme ayrılan, kalp, kalbin büyük
fibrin ve enflamatuar hücre tabakaları ile birlikte, sıklıkla
damarları, özofagus, trakea, frenik sinir, kardiyak sinir,
27
Sözlük Dergisi
timus ve mediasten lenf nodlarını içeren, akciğerlerin ara-
umonia Neisseria meningitidis’in etken olduğu bir tür
sında kalan bölüm.
bakteriyel pnömoni.
mediyastinit mediastinitis Mediyastenin iltihabı.
mediyastinoskop mediastinoscope Mediyastinumun gözle muayenesinde kullanılan ucu ışıklı alet.
mediyastinoskopi mediastinoscopy Mediyastinoskop ile mediyastinuma hastanın boyun kısmından girilerek nefes borusu dışından ve önünde ilerletilip ulaşılması
ve biyopsi işlemi.
mediyastinotomi mediastinotomy Mediyastene kesi
yaparak girme operasyonu.
mediyatör mediator Herhangi bir olayın ya da reaksiyonun gerçekleşmesine aracılık eden kimyasal madde.
MEFV MEFV ‘maksimum ekspiratuvar akım-hacim
MEP MEP “maksimum ekspiratuvar basınç” terimin
İngilizce kısaltması.
merkezi uyku apnesi central sleep apnea Beynin
solunumu kontrol eden kaslara doğru sinyaller göndermemesi sonucunda ortaya çıkan solunum durması.
metabolik alkaloz metabolic alkalosis Plazma bikarbonat düzeyindeki artma ile giden alkaloz tipi.
metabolik asidoz metabolic acidosis Böbrekler yoluyla atılması gereken asit iyonlarının biriktiği ve plazma
bikarbonat düzeyinde azalma ile giden asidoz tipi.
metakolin methacholine Asetilkolinden daha uzun
etki süresine sahip ve muskarinik etkileri baskın olan bir
eğrisi’ teriminin İngilizce kısaltması.
kolinerjik agonist.
mekanik insuflasyon-eksufflasyon mechanical
insufflations-exsufflation Hava yolunu temizlemek
metakolin provokasyon testi metacholine provocation test Öyküyle astım düşünülen ancak solunum
amacıyla öksürüğün inspirasyon fazında inhale edilen
fonksiyon testlerinde hava yolu obstrüksiyonu gösterile-
hacmi artırarak daha etkin öksürmeyi hedefleyen aletler.
meyen olgularda, hava yolu aşırı duyarlılığını saptamak
Kısaltması: MI-E
amacıyla metakolin ile yapılan bronş provokasyon testi.
mekanik ventilasyon mechanical ventilation So-
metapnömovirüs metapneumovirus Üst solunum
lunum sisteminin ventilasyon işlevini destekleyen, pozitif
yolu enfeksiyonu, bronşiyolit ve pnömoniye neden olan,
basınçla yüksek oksijen içerikli gazların uygulanmasını
Paramiksovirüs ailesinin üyesi olan tek sarmallı RNA vi-
sağlayan pompalarla solutulması.
rüsü.
mekonyum meconium Gastrointestinal sekresyonlar,
metilksantin methylxanthine Fosfodiesteraz inhi-
safra, safra asitleri, mukus, pankreatik sıvı, amniyotik sıvı,
bisyonu ve adenozin antagonizmi ile bronş dilatasyonu
verniks kaseosa, lanugo, kan ve epitel hücrelerinden olu-
yapan farmokolojik bir ajan.
şan yenidoğanın ilk dışkısı.
mekonyum aspirasyonu sendromu meconium
aspiration syndrome Mekonyumla boyalı amniyon
mevsimsel alerjik rinit seasonal allergic rhinitis
Polenlerin atmosferde yoğun olduğu ilkbahar, yaz aylarında görülen alerjik rinit.
sıvısıyla doğan bebeklerde düşünülen, mekonyumun
MI-E mechanical insufflations-exsufflation “meka-
solunum yollarınına aspire edilmesi ile atelektazi veya
nik insuflasyon-eksufflasyon” teriminin İngilizce kısalt-
havalanma artışı, ödem, kimyasal pnömoni ve sürfaktan
ması.
disfonksiyonu ile giden durum.
mekonyum ileusu meconium ileus Yenidoğan döneminde kistik fibrozisin bir belirtisi olabilen, ileumun
terminal kısmında mekonyumun mukozaya yapışmasıyla
ortaya çıkan tıkanmanın oluşturduğu hastalık.
Mendelson sendromu Mendelson syndrome pulmoner asit aspirasyon sendromu
meningokoksik pnömoni meningococcal pne28
MIFV MIFV ‘maksimum inspiratuvar akım-hacim
eğrisi’ teriminin İngilizce kısaltması.
MIP maximum inspiratory pressure “maksimum inspiratuvar basınç terimin” İngilizce kısaltması
mikobakteri mycobacterium Aerop, genellikle yavaş
üreyen aside dirençli boyanma özeliğinde, tüberküloz ve
lepraya neden olan birçok patojen tür içeren basil biçiminde bakteri cinsi.
Çocuk Göğüs Hastalıkları Terimleri
Mikoplazma pnömonisi Mycoplasma pneumonia
Mycoplasma pneumoniae’nın oluşturduğu pnömoni.
mikrolitiazis microlithiasis Bir organda sayısız, minik küçük taşların oluşumu.
mikronodül micronodule Çapları üç milimetreden
küçük nodül.
mikrovillüs microvillus Özellikle emme görevi fazla
olan hücrelerde, hücre dış yüzeyini arttırmak için, hücre
zarının bir miktar sitoplazma ile meydana getirdiği parmak şeklindeki çıkıntılar.
rındaki mukusun atılımının zorlaştığı durumlarda mukus
atılımını arttıran ilaçlar (mukolitik, mukokinetik, mukoregülatör ve ekspektoranlar).
mukokinetikler mucokinetics Mukosiliyer temizlenmeyi artıran ilaçlar.
mukolitikler mucolytics Mukus viskositesini azaltan
ve mukusta glikoproteinleri ve DNA/F-aktin bağlantılarında depolimerizasyon yapan ilaçlar.
mukopürülan mucopurulent Mukus ve püyden
oluşmuş.
miliyer patern military pattern Radyolojik olarak
Mukor Mucor Özellikle bağışıklık sistemi baskılanmış
her iki akciğerde bir santimetreden küçük, yaygın, eşit
hastalarda invazif mantar enfeksiyonuna neden olan, Mu-
büyüklükte ve yuvarlak interstisyel nodüller olması.
corales grubundan bir tip küf mantarı.
miliyer tüberküloz miliary tuberculosis Tüberküloz
mukoregülatörler mucoregulators Mukus salınımı-
lezyonu içerisindeki veya çevresindeki kan damarlarının
nı düzenleyen ve DNA/F-aktin bağlantılarını etkileyen
hasarlanması sonucu kana karışan bol miktarda tüber-
ilaçlar (antikolinerjikler, makrolidler).
küloz basilinin neden olduğu ilerleyici ve bir dissemine
tüberküloz formu.
mite alerjisi mite allergy Ev tozu akarına karşı olan
duyarlılık.
MMEF MMEF ‘maksimum ekspirasyon ortası akım’
teriminin İngilizce kısaltması.
monoklonal antikor monoclonal antibody Bir tek
B lenfosit klonu tarafından üretilen, saf, oldukça özgün ve
sadece bir tek antijeni tanıyabilen antikor.
montelukast montelukast Kronik astım tedavisinde
oral yolla kullanılan lökotrien antagonisti.
mukormikoz mucormycosis Mucorales grubu küf
mantarlarından Mucor, Rhizopus veya Absidia’nın oluşturduğu organ tutulumuyla belirgin invaziv fungal bir
enfeksiyon.
mukosilyer temizleme mucociliary clearance Üst
ve alt hava yollarını döşeyen epitelyal hücrelerin siliyaları
tarafından, mukus ve diğer maddelerin hava yollarından
temizlenmesi.
mukovisidoz mucoviscidosis kistik fibrozis
mukoza mucous membrane Vücudun ağız, burnun
içi, mide, bağırsak, akciğerler gibi alanlarını döşeyen zar.
Morgagni fıtığı Morgagni hernia Diyaframda ret-
mukus mucus Mukus hücreleri tarafından salgılanan
rosternal veya parasternal bölgede olan defekt sonucu ge-
glikoprotein yapısındaki musinin dehidratasyonu sonucu
lişen doğuştan anomali.
oluşan koyu kıvamlı ve yapışkan madde.
Mounier-Kuhn sendromu Mounier-Kuhn syndrome trakeobronkomegali
mozaik perfüzyon mosaic perfusion Radyolojik
ağır astımda gözlenen, atelektaziye neden olan bronş ve
olarak akciğerde lobüler veya multilobüler dağılımlı, bu
alanlarda perfüzyonun azalması nedeniyle düşük atenuasyonlu (daha siyah), komşuluğunda perfüzyonun arttığı
akciğer dokusunda ise daha beyaz görülen alanların oluşturduğu görünüm.
MRG magnetic resonance imaging ‘manyetik rezonans görüntüleme’ teriminin kısaltması.
mukoaktif ilaçlar mucoactive agents Hava yolla-
mukus tıkacı mucous plug Özellikle kistik fibroz ve
bronşiyolleri tıkayan anormal katı mukus.
multifokal multifocal Birden çok odaktan kaynaklanan.
multilober multilobar Birden çok sayıda loptan oluşan.
multilobüler multilobular Birden çok sayıda lobülden oluşan.
multiloküle kist multioculated cyst Birden çok odacık içeren kist.
29
Sözlük Dergisi
multinodüler multinodular Birden çok sayıda nodülden oluşan.
MVV maximum voluntary ventilation “maksimum
nazolakrimal nasolacrimal Burun ve gözyaşlarına ait.
nazoseptal nasoseptal Burun septumuna ait.
nazosinüzit nasosinusitis Burun ek sinüslerinin
istemli ventilasyon” teriminin İngilizce kısaltması.
yangısı.
Mycobacterium tuberculosis Mycobacterium tuberculosis Tüberküloza neden olan aside dirençli basil.
halinde dağıtılmasını sağlayan aygıt.
Koch basili
Mycoplasma pnömonisi Mycoplasma pneumonia Sıklıkla okul çağı çocukları, ergenler ve erişkinlerde
nebulizer nebulizer Bir sıvının çok ince partiküller
nebülizasyon nebulization 1. Aerosol veya sprey haline dönüşme. 2. Aerosolle tedavi.
pnömoniye neden olan Mycoplasma pneumonia’nın etken
negatif basınçlı ventilasyon negative pressure ventilation Ventilatör ayarlaması gerektirmeyen nöromus-
olduğu bir tür atipik pnömoni.
küler hastalıklarda tercih edilen, göğsü çevreleyen aletle
negatif basınç oluşturularak havanın pasif olarak akciğere
N
nabız oksimetresi pulse oxymeter Kan akımının
girmesinin sağlandığı ventilasyon yöntemi.
pulsatil doğasına ve hemoglobinin ışık emilim karakteris-
negatif basınçlı ventilatör negative pressure ventilator Göğüs kaslarında ileri derecede güçsüzlük ya da felç
tiğine bağlı olarak kapillerde arteriyel hemoglobin oksijen
bulunan hastalarda negatif basınçlı ventilasyonu uygula-
satürasyonunu ölçebilen non-invasiv cihaz.
mada kullanılan ventilatör türü.
naris narise Burun dış delikleri.
nazal kanül nasal canula Oksijen tedavisi için burun
deliklerine yerleştirilen kanül.
nazal kavite nasal cavity burun boşluğu
nazal mukoza nasal mucosa Burnun içini döşeyen,
filtrasyon, nemlendirme, koruma ve ısı regülasyonu gibi
fonksiyonları olan yapı.
nazal obstrüksiyon nasal obstruction burun tıkanıklığı
nekrotik necrotic Nekroz gösteren.
nekrotizan pnömoni necrotizing pneumoniae
Akciğer dokusunun bakteriyel pnömonilerde, küçük apselerden yaygın tutuluma kadar değişik şekillerde ortaya
çıkabilen nekroz göstermesi.
nekrozis necrosis Bir organın çürüyüp ölmesi, canlı
dokunun bir bölümünün ölümü, kangren, nekroz.
nemlendirici akciğeri humidifier’s lung Bir çeşit
mantarla veya Thermophilic actinomyces’lerle bulaşlı nem-
nazal polip nasal polyp Burun ve sinüslerde oluşan
lendiricilerin veya havalandırma cihazlarının içinden ge-
iyi huylu ve çoğunlukla birden çok sayıda olan doku bü-
çen havanın solunması sonucu meydana gelen halsizlik,
yümesi.
ateş, öksürük ve miyaljiden oluşan sendrom.
nazal potansiyel farkı nasal potential difference
nemlendirme tedavisi humidification therapy
Kistik fibrozisde solunum yolu epitelinde sodyum emili-
Nem ile ileri derecede doygun hava kullanılarak yapılan
minin artması, klor sekresyonunun azalması sonucu nega-
inhalasyon tedavisi.
tif bazal potansiyel farkı artması esasına dayanan, özellikle
atipik kistik fibrozis tanısında değerli olan bir test.
nazal septum nasal septum Burnu içeride iki eşit
parçaya bölen duvar.
nazofarengeal nasopharyngeal Genize ait.
nazofarenks nasopharynx Yutağın yumuşak damak
üstündeki bölümü.
nazofrontal nasofrontal Burun ile alın bölgesine ait.
nazolabial nasolabial Burun ve dudakları ilgilendiren.
30
NIV noninvasive ventilation “Non invaziv ventilasyon” deyiminin İngilizce kısaltması.
Nijmegen breakage sendromu Nijmegen breakage syndrome DNA tamir mekanizmasının bozuk olması
nedeniyle kromozomal dengesizlik, mikrosefali, kombine
immün yetmezlik, malignite gelişimine eğilimle belirgin
otozomal çekinik geçişli sendrom.
nitrik oksit nitric oxid Endotelden salınan, alerjik
enflamasyon mediatörü vazodilatatör ajan.
Çocuk Göğüs Hastalıkları Terimleri
nitrojen yıkama testi nitrogen washout test Yüzde
yüz oksijen solurken akciğer havasında %75-80 oranında
bulunan nitrojenin akciğerlerden arınması ve arınan gaz
hacminin (FRC) ölçümü.
nodül nodule Yuvarlak, çapı bir santimetreden küçük
patolojik oluşum.
nokardia pnömonisi nocardiosis pneumonia
Nocardia’nın neden olduğu tipik olarak bağışıklık yetmezliği veya yapısal akciğer hastalığı olan bireyleri etkileyen, sık olmayan ancak ciddi akciğer enfeksiyonu.
nokardiyoz nocardiosis Nocardia türü bakterilerin,
sıklıkla da N. asteroides’in neden olduğu apse oluşumuyla
belirgin akut veya kronik süpüratif enfeksiyon.
noninvaziv ventilasyon noninvasive ventilation
Girişimsel olmayan pozitif basınçlı ventilasyon.
normokapni normocapnia Kanda karbondioksit basıncının normal olduğu durum.
nozokomiyal nosocomial Hastane ile ilgili veya hastanede başlayan.
nötrofil neutrophil Kanda en sık bulunan ve içerdiği
taneciklerin boyalara hiçbir bağlanma eğilimi göstermemesi nedeniyle bu adı taşıyan akyuvar türü.
nötrofili neutrophilia Nötrofil sayısındaki artış.
O
obezite obesity Aşırı yağ dokusuyla belirgin vücut kitle
cı cisim, tümör, mukus tıkacı gibi hava yolunu tıkayan
faktörlerin neden olduğu atelektazi.
obstrüktif pnömoni obstructive pneumoniae Hava
yollarındaki obstrüksiyona bağlı olarak oluşan pnömoni.
obstrüktif uyku apne sendromu obstructive sleep
apnea syndrome Uyku esnasında hava yolunun tam veya
kısmi tıkanıklığı sonucu ventilasyon ve uyku yapısının
bozulması. Kısaltması: OSAS
octreotide octreotide Lenfatik akımı azalttığı için şilotoraksda kullanılan somatostatin analoğu.
odak focus Hastalık veya enfeksiyonun yerleştiği yer,
hastalık merkezi.
oksidatif stres oxidative stress Reaktif oksijen radikalleri ile antioksidan savunma sistemi arasındaki dengesizlikten kaynaklanan doku hasarı.
oksijen oxygen Canlıların solunumu için gerekli, etrafımızı çeviren havanın %21’ini oluşturan gaz halindeki
renksiz ve kokusuz madde.
oksijen ayrılma eğrisi oxygen dissociation curve
Hemoglobine bağlanan oksijenin miktarındaki normal
değişimi gösteren grafik üzerindeki eğri.
oksijen basıncı oxygen tension Oksijenin kandaki
kısmi basıncı.
oksijen difüzyon katsayısı oxygen diffusion coefficient Oksijenin alveolokapiller membrandan geçişini
belirleyen, çözünürlük ve molekül ağırlığına göre 1 kabul
indeksinin 30 kg/m2’nin üzerinde olması.
edilen katsayı.
obezite-hipoventilasyon sendromu obesity-hypoventilation syndrome Obezite, aşırı uyku hali, hipoventi-
nedenleri olan, hidroksil radikali (HO-), süperoksit an-
lasyon ve eritrositoz kompleksi. Pickwickian sendromu
yonu (2O2-), nitrik oksit (NO), peroksil radikali (ROO-)
obliterasyon obliteration Hastalık, dejenerasyon,
cerrahi işlem, ışınlama veya diğer bir nedenle tamamen
ortadan kaldırılma.
obliteratif bronşiyolit obliterative bronchiolitis
Bronşiyolitis obliteransdaki küçük hava yollarındaki fibroproliferatif durum.
oksijen radikalleri oxygen radicals Oksidatif stresin
ve radikal olmayan hidrojen peroksit (H2O2) gibi serbest
radikaller.
oksijen satürasyonu oxygen saturation Genellikle
bir nabız oksimetresi ile ölçülen ve oksijenin hemoglobine bağlanma derecesini gösteren ölçü.
oksijen taşınması oxygen transport Hemoglobine
obstrüksiyon obstruction Tıkanıklık, engel.
obstrüktif akciğer hastalığı obstructive lung disease Bronşial ağacın herhangi bir düzeyinde olan kesitsel
bağlanan O2’nin dokulara kan akımıyla oksihemoglobin
daralma sonucu hava akımının kısıtlanması.
nunu artırmak için oksijen inhalasyonu verilmesi.
obstrüktif atelektazi obstructive atelectasis Yaban-
olarak taşınması.
oksijen tedavisi oxygen therapy Doku oksijenasyooksijenasyon oxygenation Bir maddenin oksijenle
31
Sözlük Dergisi
doyması, oksijenlenme, oksijenin alveolden pulmoner
tada, solunum merkezinin üzerinde bulunan ve öksürük
kana geçiş süreci.
hareketini kontrol eden merkez.
oksijenlenmiş oxygenated Oksijenle doymuş, oksijenle yüklü.
oksimetre oxymeter Kanda oksijen miktarını ölçen
alet.
oksimetri oxymetry Kanda oksijen miktarının oksimetre aracılığıyla ölçülmesi.
opasite opacity Saydamlığını kaybetmiş bölge; donuk
leke.
operabl operable Ameliyatı mümkün, ameliyatla çıkarılabilir.
organik toz toksik sendromu organic dust toxic
syndrome Solunan organik toza alerjik reaksiyon sonucu
ortaya çıkan pnömonit.
öksürük varyant astım cough variant asthma
Minimal hışıltı ile birlikte saatlerce devam edebilen kuru
öksürükle belirgin astım.
ölçülü doz inhaler metered dose inhaler Belirli dozlarda aerosol ilaç vermeye yarayan cihaz.
özgül hava yolu iletkenliği specific airway conductance Hiperreaktiviteyi saptamada ve bronkodilator
etkiyi değerlendirmede önemli olan, her litre akciğer hacmi için oluşan iletkenlik. Kısaltması: SGaw
özofagus esophagus yemek borusu
P
p pulmonale p pulmonale Çoğunlukla akciğer
organize pnömoni organizing pneumoniae Distal
hastalığıyla ilişkili, elektrokardiyografide sağ atriyumda
hava yollarında fibrin eksüdadan, fibroblastlara kadar gev-
genişlemeyi gösteren; II, III ve aVF derivasyonlarındaki
şek kollajen dokuların bulunmasıyla belirgin bir hastalık.
yüksek, sivri P dalga örneği.
orta lop sendromu middle lobe syndrome Akciğerin sağ orta lobunda kronik pnömonit ile birlikte olan
lober atelektazi.
ortodeoksi orthodeoxia Ayakta durma pozisyonunda
hipokseminin artması, yatar pozisyonda düzelmesi.
ortopne orthopnea Ayakta veya dik oturuş dışındaki
pozisyonlarda nefes alırken güçlük çekme.
OSAS obstructive sleep apnea syndrome “obstrüktif
uyku apne sendromu” teriminin İngilizce kısaltması
PAC perennial allergic conjunctivitis ‘perennial
alerjik konjonktivit’ teriminin İngilizce kısaltması.
pakiplörit pachypleuritis 1. Fibrotoraks. 2. Plevral
fibroz.
pala bulgusu scimitar sign Pala (scimater) sendromunun anormal venini temsil eden ve akciğer radyografisinde kalbin alt kenarının sağına doğru görülen pala
benzeri gölge.
pala sendromu scimitar syndrome Sağ akciğerin
oskültasyon auscultation Kalp, akciğer gibi organlar-
venöz kanının tamamen veya kısmen inferior vena kava-
dan gelen sesleri dinlemeyi hedef alan muayene metodu.
ya drenajının olduğu, anormal venin, akciğer grafisinde
otoimmün hastalık autoimmune disease Bağışıklık
palaya benzer bir şekilde görüldüğü, sıklıkla sağ akciğerin
sisteminin vücudun kendi dokularına saldırması durumuna yol açan hastalıklar.
hipoplazisi eşlik ettiği sendrom. scimater sendromu
palivizumab palivizumab Respiratuvar sinsityal virüse karşı kullanılan monoklonal antikor.
Ö
ödem edema Doku aralıklarında anormal ve fazla
miktarda sıvı bulunması.
palpasyon palpation El ve parmakları ile deri üzerinden muayene ederek deri ve daha alttaki organ veya
patolojik oluşumları hissetme metodu.
öksürük cough Derin ve hızlı inspiratuvar çaba, glot-
palyatif tedavi palliative treatment Hastalığı
tisin kapanması, göğüs ve diyafram kaslarının kasılması,
iyileştirmeyi değil, hastalıktan dolayı ortaya çıkan yakın-
glottisin ani açılması ve yüksek ekspiratuvar hava akımıy-
maları ortadan kaldırmayı amaçlayan tedavi.
la belirgin hava yolu temizleme mekanizması.
öksürük merkezi cough center Medulla oblonga32
PAN polyarteritis nodosa ‘poliarteritis nodosa’ teriminin kısaltması.
Çocuk Göğüs Hastalıkları Terimleri
panasiner panacinar Birçok asinüsü; solunumsal
parankim parenchyma Organın stroma ile sarılarak
bronşiyolleri, alveoler kanalları ve alveoler keseleri içeren,
desteklenmiş görev yapan unsurları; ana görevle ilgili hüc-
bütün bölümlerinde aynı şekilde etkileyen.
relerin oluşturduğu kısım.
panasiner amfizem panacinar emphysema Asinüs
parapnömonik efüzyon parapneumonic effusion
içindeki hava boşluklarının nispeten uniform olarak et-
Pnömoninin komplikasyonu olarak görülen plevral efüz-
kilenmesiyle belirgin pulmoner amfizem tipi. panlobüler
yon.
panbronşiyolit panbronchiolitis Başlıca Doğu Asya
parasempatolitik parasympatholytic antikolinerjik
paraseptal amfizem paraseptal emphysema Pulmo-
ülkeleri ve komşu ada ülkelerde görülen, bronşiyollere sı-
ner amfizemin, interlobüler septa boyunca yerleşmiş dis-
nırlı, kronik tipte bir enfeksiyöz hava yolu yangısı. difüz
tal alveollere veya plevra altında yer alan alveollere sınırlı
panbronşiyolit
olan ve bül oluşmasıyla sonuçlanan tipi. büllöz amfizem
amfizem
Pancoast sendromu Pancoast syndrome Akciğer
parasternal parasternal Sternum yakınında; sternu-
apeksinde yerleşmiş tümörün brakiyal pleksusa ve servikal
ma komşu; sternuma bitişik.
sempatik zincire basısı sonucu kolda ağrı, kol ve el kasla-
paroksismal akciğer ödemi paroxysmal pulmonary edema Genellikle hipertansif veya iskemik kalp has-
rında atrofi ve Horner sendromu ile belirgin sendrom.
Pancoast tümörü Pancoast tumor pulmoner sulkus
tümörü
panlobüler amfizem panlobular emphysema panasiner amfizem
panting panting Küçük soluk hacmiyle yapılan hızlı
yüzeysel solunum.
PAR perennial allergic rhinitis ‘perennial alerjik rinit’
teriminin İngilizce kısaltması.
para lezyonu coin leison Akciğer grafisinde görülen
yuvarlak veya nodüler dansite artımı.
para-aminosalisilik asit para-aminosalicylic acid
Mycobacterium tuberculosis’te folik asit sentezini önleyen
ve tüberkülostatik özellik taşıyan PABA (p-aminobenzoik
asit) analogu. Kısaltması: PAS
paradoksik solunum paradoxical respiration Kaburgaların sternumdan ayrılması veya kırılması ile sonuçlanan ağır göğüs travmasını takiben veya diyafram, solu-
talığına bağlı akut sol kalp yetersizliği nedeniyle oluşan,
solunum güçlüğü, raller, ronküsler ve öksürükle belirgin
akciğer ödemi.
paroksismal noktürnal dispne paroxysmal nocturnal dyspnea Özellikle geceleri nöbet halinde gelen
ve sıklıkla konjestif kalp yetersizliği ve pulmoner ödeme
bağlı olarak gelişen nefes darlığı.
partikül particle Daha küçüğüne bölünemeyen en
ufak parça.
paryetal parietal Boşluğu çevreleyen duvarlarla ilgili;
boşluğu çevreleyen duvarlara ait.
paryetal plevra parietal pleura Göğüs boşluğu duvarlarını örten plevra.
PAS para-aminosalicylic acid para-aminosalisilik
asit’in kısaltması.
pasif atelektazi passive atelectasis rölaksasyon atelektazisi
num kasları felcine bağlı olarak görülen, göğüs duvarının
paslı balgam rusty sputum Özellikle pnömokoksik
bir bölümünün soluk alış sırasında içeriye, soluk verişte
pnömonide görülen, kanla karışmış olması nedeniyle kır-
dışarıya doğru hareket göstermesi ile belirgin solunum.
mızımtırak kahverengi görünüm kazanmış balgam.
parainfluenza virüs pnömonisi paraenfluenzae
virus pneumonia Özellikle çocuklarda ve bağışıklık yet-
patent duktus arteriyozus patent ductus arteriosus Anne karnındaki dönemde aort ile akciğer atardamarı
mezliği olan erişkinlerde görülen, ateş, öksürük ve dispne
arasında olan bağlantının doğumdan sonra açık kalması.
ile belirgin, genellikle parainfluenza 3 virüsüne bağlı ola-
Kısaltması: PDA
rak oluşan viral pnömoni.
parakardiyak paracardiac Kalbin hemen yanında.
PCO2 PCO2 Karbondioksidin kısmi basıncına ait
sembol.
33
Sözlük Dergisi
PDA patent ductus arteriosus patent duktus arteriyozus teriminin kısaltması.
PEEP positive end-expiratory pressure ‘pozitif ekspirasyon sonu basıncı’ teriminin İngilizce kısaltması.
pektoral pectoralis Göğüsle ilgili; göğse ait.
pektoralji pectoralgia Göğüs bölgesinde duyulan
ağrı. göğüs ağrısı, torakalji
pektorofoni pectorophony Göğüs duvarında konuşma seslerinin artmış rezonansla duyulması.
pektus pectus göğüs ön duvarı
pektus ekskavatum pectus excavatum Sternumun
içeriye doğru çöküklük göstermesiyle belirgin, kunduracılarda sık görülen göğüs şekli. çukur göğüs, huni göğüs,
kunduracı göğsü
pektus karinatum pectus carinatum Sternumun
öne doğru çıkıntı yapmasıyla belirgin göğüs şekli. güvercin göğsü
penisilin alerjisi penicillin allergy Penisilin ile olu-
resinde yerleşmiş.
peribronşiyolit peribronchiolitis Bronşiyolleri saran
dokuların yangısı.
periferal siyanoz peripheral cyanosis Arteriyel oksijen satürasyonunun normal olmasına rağmen dolaşım değişikliğine bağlı uç organlarda siyanotik renk değişikliği.
perihiler perihilar Hilus çevresinde.
perilober perilobar Lop çevresinde, lobu çevreleyen.
perilobülit perilobulitis Akciğer lobüllerini saran dokuların yangısı.
periplevral peripleural Plevra çevresinde; plevrayı
çevreleyen.
periplörit peripleuritis Plevra ve göğüs duvarı arasında kalan dokuların yangısı.
peritrakeal peritracheal Trakea çevresinde yerleşmiş.
periyodik ateş sendromları periodic fever syndromes Tekrarlayan ateş atakları, serozal ve sinoviyal yüzeylerde ve deride lokalize yangının olduğu, herhangi bir uyarı
şan alerjik reaksiyonlar.
olmaksızın doğal bağışıklık yanıtındaki birincil bozukluk
perennial alerjik konjonktivit perennial allergic
conjunctivitis Alerjenler ile tetiklenen gözde kaşıntı, yan-
sonucu ortaya çıkan otoenflamatuvar sendromlar.
ma, akıntı, kızarma gibi bulguların görüldüğü, yıl boyu
prematüre yenidoğanlarda nadiren de miyadındaki be-
süren konjonktivanın yangısal hastalığı. Kısaltması: PAC
beklerde görülen 3-10 saniyelik apne periyotlarını 10-15
perennial alerjik rinit perennial allergic rhinitis
saniye süren normal solunumun takip ettiği solunum
Alerjenler ile tetiklenen burun tıkanıklığı, hapşırık, burun
periyodik solunum periodic breathing Genelikle
tipi.
akıntısı, burun kaşıntısı, damakta kaşıntı gibi bulguların
perküsyon percussion Derindeki bir organ veya
görüldüğü, yıl boyu süren üst solunum yollarının yangısal
oluşumun durumunu anlamak amacıyla deri üzerinden
hastalığı.
parmak uçlarıyla vurulduğunda meydana gelen sesin de-
performans skalası performance scale Hastalık veya
sakatlığın ciddiyetinin prognostik bir göstergesi olan ve
hastanın fonksiyonlarını yerine getirebilme durumunu
ölçen bir skala.
perfüzyon perfusion 1. Bir sıvının içeriye akması;
ğerlendirildiği muayene yöntemi.
perküsyon sesi percussion sound Perküsyonla alınan
herhangi bir ses.
PetCO2 end-tidal carbondioxide ‘end-tidal karbondioksit’ teriminin kısaltması.
nın damarlarından geçişi. 2. Doku ve organları beslemek
peynir yıkayıcı akciğeri cheese washer’s lung, cheese handler’s lung Peynir küflerini yıkayan işçilerde görü-
üzere vücuda damar yoluyla sıvı verilmesi.
len ve Penicillium sporlarının inhalasyonu sonucu oluşan,
sıvının doku içine geçmesi; sıvının özellikle belli bir orga-
peribronşit peribronchitis Peribronşiyal dokuda yangı ve kalınlaşma ile belirgin bir bronşit şekli.
peribronşiyal peribronchial Bronş çevresinde yerleşmiş.
peribronşiyoler peribronchiolar Bronşiyollerin çev34
aşırı duyarlılık pnömoniti.
Pfeiffer sendromu Pfeiffer syndrome Mandibulomaksiller hipoplazi ile karekterize üst solunum yolu obstrüksiyonu
pH pH Bir sıvının sahip olduğu hidrojen iyonu kon-
Çocuk Göğüs Hastalıkları Terimleri
santrasyonunu, dolayısıyla gösterdiği reaksiyonu (asit
veya baz) belirtmek üzere kullanılan simge.
Pickwickian sendromu Pickwickian syndrome
obezite-hipoventilasyon sendromu
Pierre Robin sendromu Pierre Robin syndrome
Mikrognati, yarık damak, glossopitozdan oluşan üçlü
triad.
pirazinamit pyrazinamide Oral yoldan verilen, tüberkülostatik olarak kullanılan ve nikotinik asitten köken
alan bir antibakteriyel.
piyohemotoraks pyohemothorax Plevra boşluğunda
püy ve kan toplanması
piyojenik pyogenic Püy oluşturucu; püy yapıcı.
piyopnömotoraks pyopneumothorax Plevra boşluğunda püy, hava veya gaz toplanması.
plevral fremitus pleural fremitus Plevra yapraklarının sürtünme sesine bağlı olarak göğüs duvarında palpasyon sırasında hissedilen titreşim.
plevral frotman pleural rub, pleural friction rub
Viseral ve kostal plevra arasındaki sürtünmeden doğan
ses.
plevral mezotelyoma pleural mesothelioma Plevra boşluğunda gelişen ve toraks yapılarına yayılan habis
mezotelyoma.
plevral plaklar pleural plaques Asbeste maruz kalanların radyografilerinde görülen, paryetal plevra üzerindeki
donuk beyaz plaklar.
plevral sinüsler pleural sinuses Plevranın farklı bölümlerinin bir açı ile birleştiği ve hiçbir zaman akciğer
dokusu ile tamamen dolmayan boşluklar.
plastik plörezi plastic pleurisy kuru plörezi
platipne platypnea Dik durma pozisyonunda nefes
ortaya çıkan ve siyanoz, solukluk, pupillerde genişleme,
darlığı oluşup yatar pozisyonda nefes darlığının ortadan
nabız ve solunumda bozulmayla belirgin hipotansif bir
kalkması; ortopnenin tersi.
durum.
plevral şok pleural shock Bazen torasentezi takiben
pletismograf plethysmograph Bir vücut parçasında,
plombaj plombage Plevra boşluğuna cerrahi olarak
bir ekstremitede veya organda hacim değişikliklerini veya
inert madde doldurulmasına dayanan eski bir kollaps te-
buradan geçen veya burada bulunan kan miktarını ölçe-
davisi yöntemi.
rek kaydeden araç.
pletismografi plethysmography Bir vücut parçasında, bir ekstremitede veya organda hacim değişikliklerinin
veya buradan geçen veya burada bulunan kan miktarının
pletismograf aracılığıyla kaydedilmesi yöntemi.
pletismogram plethysmogram Pletismograf ile elde
edilen çizelge.
plevra pleura Göğüs boşluğunu çevreleyen ve akciğerleri örten iki tabakadan oluşmuş seröz zar. göğüs zarı
plevral aralık pleural space Viseral ve paryetal plevra
yaprakları arasındaki potansiyel boşluk. plevral boşluk
plevral basınç pleural pressure Plevral boşluktaki,
viseral ve paryetal plevra yaprakları arasındaki basınç.
plöralji pleuralgia Plevra üzerinde hissedilen ağrı.
plörodini
plörektomi pleurectomy Plevranın bir bölümünün,
kalınlaşma nedeniyle ameliyatla çıkarılması.
plöretik pleuritic 1. Plörezi ile ilgili. 2. Plörezi gösteren; plörezi ile belirgin. 3. Plörezi niteliğinde; plöreziye
benzeyen.
plörezi pleurisy Plevranın, yüzeyinde ve plevra boşluğuna eksüdasyonla belirgin yangısı. plörit
plörit pleuritis plörezi
plörobronşit pleurobronchitis Bronş ve plevranın
beraber iltihabı; bronşitle beraber seyreden plörezi.
plörodez pleurodesis Tekrarlayan pnömotoraks veya
plevral efüzyon pleural effusion Plevra boşluğunda
plevral efüzyonun tedavisi için, kimyasal sklerozan bir
sıvı bulunması (ör. şilotoraks, hemotoraks, hidrotoraks,
ajanın plevra boşluğuna uygulanması yoluyla gerçekleşti-
piyotoraks).
rilen, viseral ve paryetal plevra yaprakları arasında yapay
plevral fibroz pleural fibrosis Viseral plevrada, plak
tarzında veya akciğerin ekspansiyonunu kısıtlayan kalın
bir tabaka halinde bulunan fibröz doku.
olarak yapışıklıkların oluşturulması.
plörodini pleurodynia Plevra üzerinde hissedilen
ağrı; plevra kaynaklı göğüs ağrısı. plöralji
35
Sözlük Dergisi
plörojenik pleurogenic, pleurogenous Plevradan
kaynaklanan.
plöroliz pleurolysis Viseral ve paryetal plevralar arasındaki yapışıklıkların ayrılması.
plöroperikardit pleuropericarditis Plevra ve perikardın birlikte iltihabı.
pnömokonyoz pneumoconiosis Genellikle bazı özel
iş kollarında çalışan kişilerde veya havada partiküllü maddenin aşırı miktarda olduğu yerlerde yaşayanlarda görülen, inorganik toz veya partiküllü maddenin akciğerlerde
depolanması ve buna bağlı olarak gelişen doku reaksiyonu
ile belirgin durum.
plöroperitoneal pleuroperitoneal Plevra ve periton-
pnömomediyasten pneumomediastinum Mediyas-
la ilgili veya plevra boşluğu ile periton boşluğunu birbi-
tende hava toplanması; Hamman hastalığı veya sendro-
rine bağlayan.
mu; mediyastinal amfizem.
plöropnömoni pleuropneumonia Plörezi ile beraber
seyreden pnömoni.
plöropulmoner pleuropulmonary Plevra ve akciğerlerle ilgili.
Pneumocystis jiroveci pnömonisi Pneumocystis
jiroveci pneumonia Pneumocystis jiroveci isimli mantar
pnömomelanozis pneumomelanosis Devamlı solunum sonucu akciğerde toplanan kömür tozları nedeniyle
akciğer dokusunun siyahımsı görünüm alması.
pnömonektomi pneumonectomy Akciğer dokusunun ve özellikle de bir akciğerin tamamının eksizyonla
çıkarılması.
türü ile bağışıklık sistemi zayıflayan insanlarda gelişen,
pnömoni pneumonia Sıklıkla etkeni olan mikroorga-
ateş yüksekliği, solunum sıkıntısı, takipne, kuru öksürük
nizmaya veya nedene göre (bakteriyel, viral, fungal, şimik
ve siyanozun görüldüğü, radyolojik olarak interstisyel in-
vs.) veya yerleşim yerine göre (lober pnömoni, bronkop-
filtrasyonlara neden olan akciğer enfeksiyonu.
nömoni vs.) sınıflandırılan, akciğerlerin konsolidasyonla
pnömatik pneumatic 1. Hava (gaz) ile ilgili. 2. Solunumla ilgili. 3. İçinde hava bulunan; hava (gaz) ile dolu.
pnömatosel pneumatocele İnce duvarlı, hava içeren
akciğer kisti (ör. stafilokoksik pnömonisi sonrası görülebilir).
pnömohemotoraks pneumohemothorax Plevra
boşluğunda hava (gaz) ve kan toplanışı. hemopnömotoraks
birlikte olan yangısı.
pnömonik pneumonic 1. Akciğerlerle ilgili. pulmoner 2. Pnömoni ile ilgili; pnömoniye bağlı.
pnömonit pneumonitis akciğer yangısı
pnömopati pneumopathy Herhangi bir akciğer hastalığı.
pnömopiyotoraks pneumopyothorax Plevra boşluğunda gaz ve püy toplanması. piyopnömotoraks
pnömohidrotoraks pneumohydrothorax Plevra
pnömosentez pneumocentesis Toplanan sıvı veya
boşluğunda hava (gaz) ve sıvı toplanışı. hidropnömoto-
püyü boşaltma amacıyla akciğere ortası açık iğne sokma.
raks
akciğer ponksiyonu
pnömokok aşısı pneumococcal vaccine Polivalan
pnömokok aşısı ve heptavalan konjuge pnömokok aşısı
olmak üzere iki tipi olan, pnömokoklara karşı korunmayı
sağlayan aşı.
pnömokoksik pneumococcal Pnömokoklara bağlı;
pnömokokların neden olduğu.
pnömokoksik pnömoni pneumococcal pneumonia Streptococcus pneumoniae’ya bağlı olarak gelişen, tit-
pnömosit pneumocyte Alveolleri çevreleyen epitel
hücrelerinden her biri.
pnömotaksik merkez pneumotaxic center Ponsun
yukarı kısmında bulunan ve vagustan bağımsız olarak inspirasyonu ritmik olarak durduran merkez.
pnömotoraks pneumothorax Plevra boşluğunda
hava (gaz) toplanması.
remeyle birlikte aniden yükselen ateş, öksürük, dispne,
PO2 PO2 Oksijenin kısmi basıncına ait sembol.
polen alerjeni polen allergen Yabani ot, ağaç veya
takipne, yan ağrısı ve kanlı balgamın görüldüğü, bir veya
çayır polenlerine ait, alerjik astım veya rinit oluşturma
daha fazla lopta yangıyla seyreden bir tür akut pnömoni.
yeteneğindeki herhangi bir protein antijen.
36
Çocuk Göğüs Hastalıkları Terimleri
polen alerjeni ekstreleri pollen allergen extracts
Polen duyarlılığı için yapılan cilt testlerinde ve polen
alerjisi için yapılan immünoterapide (duyarsızlaştırma)
art arda vurularak sekresyonların temizlenmesi.
Pott apsesi Pott’s abscess Omurga tüberkülozu ile
ilişkili apse.
polen gıda sendromu pollen-food syndrome Çeşitli
Pott hörgücü gibbosity gibozite
Potter’s sendromu Potter’s syndrome Tipik yüz gö-
sebze ve meyvelerle çapraz reaksiyon veren polenlere karşı
rünümü, böbrek agenezisine bağlı akciğer hipoplazisinin
duyarlı olan bireylerde, duyarlı olunan besinin orofaren-
ve ekstremite anomalisi birlikteliği.
geal mukozaya teması sonucu IgE’ye bağlı olarak ortaya
çıkan, dudak ve orofarenkste yanma, kaşıntı gibi hafif
pozitif basınçlı ventilasyon positive pressure ventilation Endotrakeal tüp aracılığla veya nazal maskeyle
belirtilerden, ciddi sistemik reaksiyonlara kadar değişen
uygulanabilen, solunum yollarına ve akciğerlere pozitif
bulguların görüldüğü sendrom.
basınç altındaki gazın verildiği ve inspirasyonda pozitif
kullanılan maddeler.
poliarteritis nodosa polyarteritis nodosa Küçük ve
hava yolu basıncı oluşturan çeşitli mekanik ventilasyon
orta boy damarları tutan vaskülit. Kısaltması: PAN
tiplerinden herhangi biri.
polisakkarid pnömokok aşısı Polysaccarid pneumococcal vaccine Streptococcus pneumoniae’nın bazı sero-
pozitif ekspirasyon sonu basıncı positive endexpiratory pressure Mekanik ventilasyon sırasında uygu-
tiplerinin (1, 2, 3, 4, 5, 6B, 7F, 8, 9N, 9V, 10A, 11A, 12F,
lanan, basıncın ekspirasyon sonunda atmosfer basıncının
14, 15B, 17F, 18C, 19A, 19F, 20, 22F, 23F, 33F) kapsüler
üzerinde tutulmasıyla gerçekleştirilen, pozitif basınçlı
polisakkaritlerini içeren 23 valanlı aşı.
ventilasyon yöntemi. Kısaltması: PEEP
polisomnografi polysomnography Horlama, uyku
apnesi, uykuda periyodik bacak hareketleri gibi uyku bozuklularının tanısında kullanılan ve gece uykusu boyunca
hastanın beyin dalgalarının, göz hareketlerinin, solunum
faaliyetlerinin, kanındaki oksijen yüzdesinin ve kas aktivitesinin ölçülmesi ile yapılan inceleme.
PPD tuberculin tüberkülin
PPD deri testi Mantoux test Mantoux testi
pretrakeal pretracheal Trakea önünde yerleşmiş.
prick testi skin prick test cilt delme testi
primer siliyer diskinezi primary ciliary dyskinesia
Siliyada ultrastrüktürel ve/veya fonksiyonel bozukluklar
ponksiyon puncture Herhangi bir organdan sıvı çek-
nedeniyle siliyer hareketin ve mukosiliyer klirensin azal-
me veya biyopsi alma amacıyla organa ortası açık iğne
ması sonucu ortaya çıkan genetik hastalık. immotil siliya
veya benzeri araç sokma; iğne sokarak organ içine girme.
sendromu
Pontiac ateşi Pontiac fever Bir Legionella pneumop-
prodüktif öksürük productive cough Solunum
hila suşuyla enfeksiyon sonucu oluşan, ateş, titreme,
yollarından sekresyonların temizlenmesinde etkin olan
öksürük, kas ağrısı, baş ağrısı, göğüs ağrısı ve plörezi ile
öksürük.
belirgin grip benzeri hastalık.
postnazal akıntı postnasal drip Burun veya parana-
progresif masif fibroz progressive massive fibrosis
Silikoz veya kömür işçisi pnömokonyozunun komplikas-
zal sinüslerden farenkse sekresyonların drenajı.
yonu olarak ortaya çıkan, çapı bir santimetreden büyük
postperikardiyotomi sendromu postpericardiotomy syndrome Perikardın açılmasından en az bir hafta
en az bir akciğer lezyonunun bulunduğu durum.
sonra ortaya çıkan, ateş, göğüs ağrısı, plevral ve/veya peri-
leman ve magnezyum iyonları varlığında çeşitli bakteri
kardiyal yangıyla belirgin reaksiyon.
ve virüsleri öldürebilen, makroglobulin yapısındaki bir
postprimer tüberküloz postprimary tuberculosis
properdin eksikliği properdin deficiency Komp-
serum proteini eksikliği.
postüral drenaj postural drainage Bronşektazi veya
protein hidrolize mama protein hydrolysate
formula İnek sütü kaynaklı olmakla birlikte özel işlem-
akciğer apsesinde hastaya farklı pozisyonlar verilip, göğse
lerden geçirilerek proteinleri parçalanan ve alerjik özellik-
İkincil tüberküloz, erişkin tipi tüberküloz.
37
Sözlük Dergisi
leri yok edilen mamalar.
pudraj poudrage Plörodezde, plevranın viseral ve par-
proteine bağlı enterokolit protein-induced enterocolitis Yaşamın ilk yılında inek sütü, soya, pirinç gibi
yetal yaprakları arasında yapışmayı sağlamak üzere yapıl-
besin proteinlerinin alınmasından 1-3 saat sonra başlayan
puf puff Kısa, üflemeyle ilgili oskültasyon sesi.
pulmo- pulmo- Akciğer anlamında ön ek.
pulmoner pulmonary Akciğer veya akciğerlerle ilgili.
pulmoner alveoler mikrolitiyaz pulmonary alveolar microlithiasis Akciğer alveollerinde küçük taşların
kusma, ishal, dehidratasyon, hipotansiyon, şok tablosunun görüldüğü, tanısında eliminasyon ve provokasyon
testlerinin kullanıldığı, genellikle üç yaşa kadar düzelen
IgE aracılı olmayan gıda alerjisi.
Proteus pnömonisi Proteus pneumonia Genellik-
dığı gibi, bir yüzeye toz uygulanması.
depolanmasına bağlı durum.
Proteus türü mikroorganizmalar, özellikle P. mirabilis
pulmoner alveoler proteinoz pulmonary alveolar
proteinosis Alveollerin PAS (+) reaksiyon veren, lipit ve
veya P. vulgaris ile oluşan enfeksiyona bağlı nadir bir tür
proteinden zengin sürfaktan ile dolu olması ile karakteri-
bakteriyel pnömoni.
ze genetik nedenlere bağlı primer veya değişik hastalıklar
le düşkün ve immün yetmezliği olan hastalarda görülen,
provokasyon provocation Kimyasal bir madde veya
antijenin, kişinin cevabının değerlendirilmesi için verilişi.
sırasında ikincil olarak gelişen, etkilenen alveollerin ventilasyonunun engellendiği kronik bir akciğer hastalığı.
provokasyon testi challenge test Alerjik hastalıklar-
pulmoner amfizem pulmonary emphysema Ter-
da, hastalığın normal yaşamdaki uyaranların taklit edil-
minal bronşiyollerin distalindeki hava boşluklarının bo-
mesi yolu ile ortaya konulması esasına dayanan bir tanı
yutlarında normalden fazla bir artışla belirgin patolojik
metodu.
durum.
provokatif provocative Bir bulgu, refleks, reaksiyon
veya terapötik etkinin ortaya çıkışını uyarıcı.
pulmoner amibiyaz pulmonary amebiasis Bağırsak
amibiyazına ikincil olarak gelişen ve sıklıkla amibik kara-
prune belly sendromu prune belly syndrome Do-
ciğer apselerinin eşlik ettiği, toraks boşluğunda plevra, di-
ğuştan karın duvarı kaslarının yokluğu, alt üriner sistem
yafram, akciğer ve bronşları etkileyen amibik enfeksiyon.
tıkanıklığı, akciğer gelişme bozukluğunun birlikteliği.
pulmoner anjiyografi pulmonary angiography
Pseudomonas aeruginosa pnömonisi Pseudomonas aeruginosa pneumonia Kistik fibrozisli hastalarda,
Sıklıkla akciğer embolizmi ortaya çıkarmak, nadiren de
düşkün veya immün yetmezliği olan çocuk ve erişkinlerde
risleri ve akciğerin damar anatomisini göstermek için kul-
Pseudomonas aeruginosa’ya bağlı olarak gelişen pnömoni.
lanılan, akciğer damarlarının anjiyografisi.
akciğerin arteriyovenöz malformasyonları, akciğerin va-
psikojenik öksürük psychogenic cough Daha çok
pulmoner arter pulmonary artery Sağ ventrikülden
çocuklarda görülen, metalik, kaba, havlar veya patlayıcı
köken alan, oblik olarak yukarıya uzandıktan sonra arkus
tarzda olabilen, uyurken kaybolan, fizik muayene ve la-
aorta altında sağ ve sol pulmoner arterlere ayrılan ve akci-
boratuvar incelemelerinin normal olduğu, diğer nedenler
ğerlere oksijenlenmemiş kanı taşıyan damar.
dışlandıktan sonra tanısı konabilen psikolojik nedenlerle
pulmoner arter kapanma basıncı pulmonary artery wedge pressure Distal pulmoner artere yerleştirilen
ortaya çıkan öksürük.
psödohemoptizi pseudohemoptysis Akciğerlerle
bir kateter aracılığıyla ölçülen ve dolaylı olarak sol atriyal
ilgisi olmaksızın diğer bir odaktan kaynağını alan kan
basıncı gösteren intravasküler basınç değeri. pulmoner
tükürme.
kapiler kapanma basıncı
psödoşilotoraks pseudochylothorax Sıklıkla tüberküloz gibi kronik bir hastalık sürecine bağlı olarak geli-
pulmoner arteriyovenöz fistül pulmonary arteriovenous fistula Pulmoner arteriyel ve venöz sistemler
şen, yağdan fakir, kolesterolden zengin, beyaz renkte, şili
arasında doğrudan bir bağlantı oluşturan ve oksijenlen-
benzeri sıvıdan oluşan şilotoraks.
memiş kanın sistemik dolaşıma katılmasına neden olan
38
Çocuk Göğüs Hastalıkları Terimleri
durum.
lıkla kalp hastalığı, enfeksiyonlar ve akciğerde bazı hasar-
pulmoner asit aspirasyon sendromu pulmonary
acid aspiration syndrome pH 2,5’in altında olan gastrik
lar nedeniyle pulmoner damarlara kan hücumu sonucu
içeriğin aspirasyonu sonucunda bronkokonstriksiyon ve
ner ödem
trakea mukozasında harap olmayla kendini gösteren ve
akut solunum sıkıntısı sendromuna yol açan sendrom.
pulmoner kriptokokkoz pulmonary cryptococcosis Akciğerlerde Cryptococcus neoformans’a bağlı gelişen
Mendelson sendromu
enfeksiyon.
alveoler ve interstisyel boşluklara transudasyon. pulmo-
pulmoner barotravma pulmonary barotrauma
pulmoner ligament pulmonary ligament Hilustan
Genellikle peribronşiyal rüptür ve pnömomediyastenle
diyaframa doğru inen ve akciğerin mediyal yüzeyinde bu-
belirgin olan, dalgıçlarda olduğu gibi, basınç değişiklikle-
lunan vertikal plevra katlantısı. ligamentum pulmonale
rine bağlı olarak akciğerde oluşan travmatik hasar.
pulmoner mukormikoz pulmonary mucormycosis Çoğunlukla diyabetik ve immün yetersizlikli hastalar-
pulmoner blastomikoz pulmonary blastomycosis
Başlıca akciğerleri ve bronşları etkileyen blastomikoz.
pulmoner dolaşım pulmonary circulation Sağ
da görülen, Mucorales takımından bir mantarla oluşan,
bronşit ve kavitasyonla seyreden akciğer enfeksiyonu.
ventrikülden pulmoner arter aracılığıyla akciğerlere geçen
pulmoner nokardiyoz pulmonary nocardiosis
venöz kanın oksijenlendikten sonra pulmoner venler ara-
Subklinik bir tablodan nekroz, kaviteleşme ve apse olu-
cılığıyla sol atriyuma dönüşü ile belirgin dolaşım. küçük
şumuyla belirgin pnömoniye kadar değişen klinik durum
dolaşım
oluşturan, en çok düşkün veya immün yetersizlikli has-
pulmoner fibroz pulmonary fibrosis idiyopatik pulmoner fibroz
pulmoner hamartom pulmonary hamartoma Ço-
talarda görülen, Nocardia türü ile oluşan akciğer enfeksiyonu.
ğunlukla periferik akciğer parankiminde yerleşen, doku
pulmoner renal sendrom pulmonary renal syndrome Hastalarda glomerulonefritle beraber yaygın alveoler
tipleri ve kalsifikasyon derecesi değişen selim bir tümör.
hemorajinin oluştuğu; anti-glomerüler bazal membran
pulmoner hemoraji pulmonary hemorrhage Akciğerlerden kaynaklanan kanama.
nefriti, lupus nefriti veya immün kompleks nefriti gibi
durumlardan herhangi biri.
pulmoner hemosideroz pulmonary hemosiderosis
pulmoner segmentler pulmonary segments Ak-
Akciğer içine kanamaya bağlı olarak akciğerlerde anormal
ciğer loplarının, birbirlerinden bağ dokusu septumlarla
miktarda hemosiderin birikmesi.
ayrılmış olan ve her biri lober bronşların kendine özgü
pulmoner infarktüs pulmonary infarction Pul-
dalıyla beslenen, daha küçük alt bölümleri.
moner arterin pıhtı veya emboli ile tıkanmasını takiben
pulmoner sekestrasyon pulmonary sequestration
refleks yolla besleyici damarlarda meydana gelen vazo-
Bronşiyal ağaç ve pulmoner venlerle ilişkisiz, arter kanı-
konstriksiyon sonucu akciğer dokusunda gelişen bölgesel
nın sistemik dolaşımdan sağlandığı; doğuştan anatomik
nekroz.
ve fizyolojik olarak normal akciğerden tamamen ayrılmış
pulmoner kapiler kapanma basıncı pulmonary
capillary wedge pressure pulmoner arter kapanma ba-
(ekstralober) veya normal akciğer dokusu ile kısmen de-
sıncı
akciğer dokusu.
pulmoner kollaps pulmonary collapse Sıklıkla
vamlılık gösteren (intralober) tiplerinde olabilen, işlevsiz
nucu akciğerin veya bir kısmının havasız kalışı ile birlikte
pulmoner sideroz pulmonary siderosis sideroz
pulmoner strongiloidiyaz pulmonary strongyloidiasis Strongiloidiyazda, parazitlerin akciğerde bulundukları
büzüşmesi.
ve öksürüğe, hışıltılı solunuma, nefes darlığına, bazen ka-
bronş ve bronşiyollerin tıkanması veya pnömotoraks so-
pulmoner konjesyon pulmonary congestion Sık-
namaya ve hemoptiziye yol açtıkları evre.
39
Sözlük Dergisi
pulmoner sulkus tümörü pulmonary sulcus tumor Akciğer apeksinde yerleşmiş, göğüs duvarına doğru
uzanarak kaburgalarda ve vertebralarda harabiyet oluşturan ve brakiyal pleksus invazyonu yapan tümör.
pulmoner şant pulmonary shunt Kanın gaz değişimine katılmaksızın venöz dolaşımdan arteriyel dolaşıma
geçişi.
ciddi oklüzyonu ile giden, dispne ve senkopa yol açan bir
pulmoner hipertansiyon nedeni
pulsus paradoksus pulsus paradoxus İnspiryum sırasında sistolik kan basıncında 10 mmHg’dan fazla düşüş
olması.
pürülan purulent 1. Püy oluşturan, cerahatli. 2. Püyle
ilgili, püye bağlı. 3. Püy gibi, püye benzer.
kontamine yün veya yapağı alıp satan veya bunlarla uğ-
pürülan plörezi purulent pleurisy ampiyem
püy pus İltihap sonucu ölü lökositler, bakteriler, hüc-
raşan kişilerde görülen, şarbon sporları içeren tozun in-
re artıkları ve doku sıvısından oluşan koyu kıvamdaki
halasyonuna bağlı olarak ortaya çıkan, alınan sporların
akıntı.
pulmoner şarbon pulmonary anthrax Genellikle
alveol pnömositleri aracılığıyla bölgesel lenf düğümlerine
taşınıp, burada çoğalıp toksin üretikleri ve hemorajik ödematöz mediyastinit, plevral efüzyonlar, dispne, siyanoz,
R
radioalergosorbent test radioallergosorbent test
stridor ve şok ile belirgin ölümcül bir şarbon formu.
Anti IgE antiserumları kullanılarak alerjen spesifik IgE
pulmoner şistozomiyaz pulmonary schistosomiasis Göç eden serkaryaların bir tür pnömoniye neden
saptanmasını sağlayan radioimmünassay yöntemi ile yapılan bir test. Kısaltması: RAST
olduğu ve yumurtaların veya bazen de erişkin kurtların
radyasyon pnömoniti radiation pneumonitis
pulmoner arteriyollerde embolizasyona yol açtığı; alerjik
Radyasyona maruz kalma sonucu (genellikle ışın tedavisi
pnömoni, alerjik astım ve amfizemin de görülebildiği şis-
sonrası) oluşan; öksürüğün, nefes darlığının ve alveoler
tozomiyaz formu.
infiltrasyonların belirgin olduğu; maruz kalmadan 6-9
pulmoner toksoplazmoz pulmonary toxoplasmosis Çoğunlukla bağışıklık yetmezliği olan hastalarda
ay sonra hafif veya ciddi derecede fibrozise yol açabilen
görülen, ateşin, öksürüğün ve nefes darlığının eşlik ettiği
akciğerlerin Toxoplasma gondii’ye bağlı enfeksiyonu.
pulmoner tularemi pulmonary tularemia Birincil
akciğer yangısı.
radyografik görüntüleme radiographic imaging X
ışınları, ses dalgaları veya diğer yöntemlerin kullanımı ile
yapılan görüntüleme.
enfeksiyonun lenfohematojen yayılımı sonucunda veya
radyopulmonografi radiopulmonography Solunum
aerosol halindeki bakterilerin inhalasyonuna bağlı olarak
sırasında akciğerlerden geçen düşük voltajlı X-ışınlarının
ortaya çıkan ve akciğer tutulumu ile giden; kuru öksürük,
yoğunluğundaki değişimin ölçümüyle bölgesel akciğer
baş ağrısı, ateş, substernal ağrı ve kanlı, mukoit balgam ile
alanlarında ventilasyonu değerlendirmeye yarayan hızlı
belirgin tularemi.
bir yöntem.
pulmoner vasküler direnç pulmonary vascular
resistance Ortalama pulmoner arter basıncı ile sol atriyal
şinden oluşan kesintili ses.
dolma basıncı arasındaki farkın kalp debisine bölümüne
eşit olan, pulmoner dolaşımdaki damar direnci.
ral rale Kısa, müzikal olmayan seslerin art arda diziliRanke kompleksi Ranke complex birincil (primer)
kompleks
kanı akciğerlerden kalbin sol atriyumuna taşıyan dört ven
RANTES regulated and normal T cell expressed
and secreted Eozinofil, T hücre ve bazofiller için kemo-
(sağ ve sol süperior ve sağ ve sol inferior venler).
taktik, lökositlerin enflamasyon alanına gelmesinde aktif
pulmoner veno-oklüzif hastalık pulmonary venooclusive disease Genellikle çocuklarda ve genç erişkinler-
rol alan, kemokin ailesinin bir üyesi.
de görülen, pulmoner venlerin fibröz doku ile yaygın ve
Akciğerde tüberküloza bağlı olarak oluşmuş kavitede pul-
pulmoner venler pulmonary veins Oksijenlenmiş
40
Rasmussen anevrizması Rasmussen’s aneurysm
Çocuk Göğüs Hastalıkları Terimleri
moner arter dalının gösterdiği anevrizma.
RAST radioallergosorbent test “radioalergosorbent
aylarında akut solunum sistemi enfeksiyonu salgınlarına
neden olan, A ve B olmak üzere iki alt tipi ve çok sayıda
test” teriminin kısaltması.
suşları bulunan bir RNA virusu. insan solunum sistemi
reaktif hava yolu disfonksiyonu sendromu reactive airways dysfunction syndrome Kişinin kaza ile
respiratuar virüsü. Kısaltması: RSV
şeklinde yüksek dozda irritan inhalasyonuna maruz kal-
respiratuar sinsityal virüs pnömonisi respiratory
syncytial virus pneumoniae RSV pnömonisi
respirofazik respirophasic Solunumun fazlarıyla ilgili
ması durumunda ortaya çıkan astmatik tip bir reaksiyon.
veya solunumun fazlarıyla değişen.
veya rastlantısal olarak tek seferde gaz, buhar ve duman
reaktivasyon reactivation Daha önce inaktive olmuş
restriktif akciğer hastalığı restrictive lung disease
bir şeye aktivite kazandırma.
Akciğer parankimini veya göğüs duvarını etkileyen ve to-
reaktivasyon tüberkülozu reactivation tuberculosis ikincil (sekonder) tüberküloz; erişkin tipi tüberküloz
reaktivite reactivity Bir bronkokonstriktör ya da
tal akciğer kapasitesinde azalmaya yol açan çeşitli akciğer
bronkodilatör inhalasyonundan sonra hava yolu diren-
ölümden hayata döndürme; kalbi veya solunumu durmuş
cinde ortaya çıkan değişiklik
bir kimsenin gerekli yöntemlerin uygulanması ile tekrar
reekspansiyon akciğer ödemi reexpansion pulmonary edema Pnömotoraks veya plevral efüzyona bağlı
canlandırılması.
olarak bir süre kollabe durumda kalan akciğerin hızla ye-
2. Ağ şeklinde; ağa benzer.
niden havalanması sonucu oluşan ödem.
reenfeksiyon reinfection Daha önceden enfeksiyo-
hastalıkları.
resüsitasyon resuscitation Canlandırma; diriltme;
retiküler reticular 1. Ağ şeklindeki oluşum ile ilgili.
retikülonodüler reticulonodular retiküler yapı ile
beraber nodüller içeren görünüm
na neden olan bir mikroorganizmanın vücutta yeniden
retraksiyon retraction Hava akımına karşı direnç
enfeksiyon yaratması; aynı mikropla ikinci defa oluşan
artması durumunda göğsün esnek kısımlarında, solunum
enfeksiyon veya aynı kişi veya organın farklı bir patojenik
kaslarının aşırı kasılmasına bağlı, solunumla ortaya çıkan
ajanla ikinci enfeksiyonu.
ritmik hareket.
reenfeksiyon tüberkülozu reinfection tuberculosis
ikincil tüberküloz
reentübasyon reintubation Ekstübasyon sonrası yapılan entübasyon.
reflü özofajiti reflux esophagitis Mide içeriğinin
özofagusa geçişi nedeniyle oluşan özofagus mukozasının
enflamasyonu.
retrosternal retrosternal Sternum arkasında yerleşmiş; sternum arkasında meydana gelen.
reversibilite testi reversible test Solunum fonksiyon
testleri ile hava yolu obstrüksiyonu saptanmış bir hastada bu obstruksiyonun geri dönüşebilir olup olmadığını
ölçen test.
reversibilite testi pozitifliği positive reversible test
refrakter astım refractory asthma dirençli astım
Solunum fonksiyon testleri ile hava yolu obstrüksiyonu
Reid indeksi Reid index Submukozal bez kalınlığının
saptanmış bir hastaya kısa etkili beta-2 agonist inhale et-
bronş duvarı kalınlığına oranı.
remodeling remodeling Hava yollarının yeniden yapılanması
reoloji rheology Maddenin akımını ve deformasyonunu inceleyen bilim dalı.
respiratör respirator ventilatör
respiratuar sinsityal virüs respiratory syncytial
virus Her yaş grubunda, özellikle küçük çocuklarda kış
tirildikten 15-20 dakika sonra tekrarlanan testte FEV1’de
bazal değere göre %12’lik ve erişkin bir bireyde mutlak
değer olarak 200 ml`lik artış olması.
rezektabl resectable Rezeksiyona uygun.
rezidüel residual Arta kalan; geride kalan.
rezidüel hacim residual volume Maksimum ekspirasyondan sonra akciğerlerde kalan gaz miktarı.
rezolüsyon resolution 1. Erime; çözülme; ayrılma.
41
Sözlük Dergisi
2. Patolojik bir durumun normale dönmesi.
rezonan resonant Perküsyon yapılan bir yüzeyde titreyici nitelikte ses alınması.
rezonans resonance Altında gaz (hava) bulunan bir
yüzeyin perküsyonu sırasında alınan yankılayıcı ses.
rifabutin rifabutin Rifamisin S’den köken alan oral
yoldan kullanılan bir antibakteriyel.
rifampisin rifampicin Oral yoldan verilen; Grampozitif koklar, bazı Gram-negatif basiller, Mycobacterium
tuberculosis ve diğer bazı mikobakterilere karşı etkili, bir
yarı sentetik rifamisin türevi.
SAC seasonal allergic conjunctivitis “mevsimsel alerjik konjonktivit” teriminin İngilizce kısaltması.
sağ alt lop right lower lobe Sağ akciğerin beş bronkopulmoner segmentten oluşan alt lobu.
sağ orta lop right middle lobe Sağ akciğerin iki bronkopulmoner segmentten oluşan orta lobu.
sağ pulmoner arter right pulmonary artery Başlangıcı pulmoner arter (trunkus pulmonalis) olup sağ akciğere dağılan arter.
sağ üst lop right upper lobe Sağ akciğerin üç bronkopulmoner segmentten oluşan üst lobu.
Riley-Day sendromu Riley-Day Syndrome Yaygın
sağ ve sol ana bronş right or left main bronchi
merkezi ve periferik otonomik anomalilerle seyreden ke-
Trakeanın bölünmesi sonucu oluşan ve her biri kendi ak-
moreseptör ve baroreseptör fonksiyon bozukluğu nede-
ciğerine giren iki ana dal.
niyle solunum düzensizliklerinin görüldüğü, otozomal
çekinik geçişli bir hastalık. ailevi disotonomi
rinit rhinitis Burun mukozasının enflamasyonu, nezle.
rinosinüzit rhinosinusitis Burun ve sinüs mukozasının enflamasyonu.
rinovirüs rhinovirus İnsanlarda soğuk algınlığına en
sık yol açan virüs.
sağkalım survival Canlı kalma hali veya süreci; yaşamın devamı.
sakküler saccular Kese biçiminde; torba şeklinde.
sakküler bronşektazi saccular bronchiectasis
Bronşların genişlemiş keselerle sonlandığı bronşektazi
tipi.
salbutamol salbutamol Obstrüktif hava yolu hasta-
Rivalta reaksiyonu Rivalta reaction Asetik asit
lığında, geri dönüşlü bronkospazmın tedavi ve profilak-
yardımıyla, transuda ve eksüda niteliğindeki sıvıları ayırt
sisinde kullanılan, oral yoldan veya inhalasyonla verilen,
etmeye yarayan reaksiyon.
beta-adrenerjik bir ajan. albuterol
ronküs rhonchus Bronş ve bronşiyoller üzerinde oskültasyonda duyulan müzikal nitelikte devamlı ses.
salmeterol ksinafoat salmeterol xinafoate Egzersize bağlı bronkospazmın önlenmesinde ve astım, bronşit,
rölaksasyon atelektazisi relaxation atelectasis
akciğer amfizemi ve diğer kronik obstrüktif akciğer hasta-
Plevral boşlukta büyük miktarlarda sıvı veya havaya bağlı
lıklarıyla ilişkili bronkospazmın tedavi ve profilaksisi için
olarak oluşan atelektazi.
inhalasyon yoluyla uygulanan, beta 2-adrenerjik reseptör-
RSV respiratory syncytial virus ‘İnsan solunum sinsitiyal virüsü’ teriminin kısaltması.
lere özgü bir beta-adrenerjik agonist bir bronkodilatör.
saman nezlesi hay fever mevsimsel alerjik rinit
sanatoryum sanatorium İklim şartlarının uygun ol-
RSV pnömonisi respiratory syncytial virus
pneumoniae En sık bebeklerde, küçük çocuklarda,
duğu bölgelerde kurulan, kronik hastalıkların ve özellikle
nadiren immün yetersizlikli veya düşkün erişkinlerde
tüberkülozlu hastaların tedavi edildiği hastane.
görülen; ateş, öksürük, nefes darlığı, hışıltı ve rallerle belirgin, solunumsal sinsityal virüsün oluşturduğu
santral alveoler hipoventilasyon sendromu
central alveolar hypoventilation syndrome birincil al-
pnömoni.
veoler hipoventilasyon
santral apne central apnea Solunumun, merkezi siS
S1Q3T3 bulgusu S1Q3T3 sign McGinn-White
bulgusu
42
nir sisteminden kaynaklanan bir nedenle durması.
sarı arı yellow jackets Vespidae ailesinin üyesi bir çeşit
yaban arısı.
Çocuk Göğüs Hastalıkları Terimleri
sarıca arı polistes wasp Polistes yaban arısı
sarkoid granülomu sarcoid granuloma Çok çekir-
hi olarak çıkarılması.
sekel sequela Hastalık veya ameliyatın geçirilişini ta-
dekli dev hücrelerin, makrofajlar ve epitelioid hücrelerle
kiben geride bıraktığı bozukluk; geçirilen herhangi bir
çevrildiği, sarkoidozda görülen granülom.
hastalık veya ameliyatın neden olduğu, sonradan gelişen,
sarkoidoz sarcoidosis Deri, akciğerler, lenf düğümleri, karaciğer, dalak, gözler, el ve ayağın küçük kemikleri
dahil olmak üzere hemen hemen her organ ve dokuyu
tutabilen; hiperkalsemi, hipergamaglobülinemi, tüberküline düşük reaktivite veya anerji, aktif olgularda Kveim
testi pozitifliği gözlenen, sert tüberküllerle belirgin, nedeni bilinmeyen süreğen, ilerleyici, sistemik bir granülomatöz retiküloz.
SARS severe acute respiratory syndrome “ciddi akut
solunumsal sendrom” teriminin İngilizce kısaltması.
organik veya işlevsel arıza.
sekestrasyon sequestration Pulmoner sekestrasyon.
sekresyon secretion Salgı bezi tarafından salgılanan
madde.
selofan ral cellophane rale İnterstisyel pulmoner fibrozda duyulan ve selofanın hışırdamasına benzeyen ral.
sempatomimetik sympathomimetic Sempatik sinir
sisteminin etkisine sahip; sempatik sinir sisteminin uyarılmasından doğan etkilere benzer etkiler oluşturan ilaç.
semptomatik tedavi symptomatic treatment Has-
satürasyon saturation Sıvı veya gaz halindeki bir
talığın esas nedenini ortadan kaldırmaktan ziyade hastaya
maddenin diğer bir maddeyi -alabileceği kadar- kendi
sıkıntı veren belirtilerin ortadan kaldırılmasına yönelik
yapısına emmiş olması hali. doygunluk
tedavi.
Schaumann cisimcikleri Schaumann’s bodies
senil amfizem senile emphysema Yaşlılığa bağlı ola-
Sarkoidozda ve diğer granülomatozlarda dev hücrelerin
rak alveollerde atrofik değişiklikler ve dilatasyonla ortaya
sitoplazmalarında bulunan, demir ve kalsiyum içeren,
çıkan pulmoner amfizem.
kırmızı-kahverengi, ince tabakalar halindeki inklüzyon
cisimcikleri.
scimitar sendromu scimitar syndrome pala sendromu
scratch test scratch testing Alerjik durumun tespit
edilmesi amacıyla deriye uygulanan çizik testi.
sentrasiner amfizem centriacinar emphysema Asinüsün proksimal kısımlarındaki hava boşluklarının genişlemesi ile belirgin olan pulmoner amfizem tipi.
septal septal Septum (bölme) ile ilgili.
sequoiosis sequoiosis Ağaç kesenlerde ve bıçkıhane
işçilerinde görülen, Aureobasidium veya Graphium’a ait
sebze alerjisi vegetable allergy Belirli bir sebzeye kar-
fungal sporları taşıyan Sequoia ve benzer ağaçların bıçkı
şı kişinin bağışıklık sisteminin bu besini zararlı görerek
tozunun solunmasına bağlı olarak oluşan, bir tip aşırı du-
verdiği abartılı yanıt.
yarlılık pnömoniti.
segment segment Sınırları belli parça; bir bütünün
bölümlere ayrılmış kısımlarından her biri.
segmental segmental 1. Segment veya segmentlerle
ilgili. 2. Segmentlerden oluşan. 3. Segmentlere benzeyen.
4. Segmentasyon şeklinde bölünme gösteren.
segmental atelektazi segmental atelectasis Akciğerin bir segmentini etkileyen atelektazi.
segmental bronşlar segmental bronchi Lober bronş-
serbest radikal free radical Eşleşmemiş elektron taşıyan, ileri derecede reaktif, çok kısa yarı ömre sahip bir
radikal.
serofibrinöz plörezi serofibrinous pleurisy Serofibrinöz eksüda ile belirgin plörezi.
serolojik alerji testi serologic allergy test IgE aracılı
alerjik hastaların tanısında kullanılan alerjene özgü IgE
analizi ve alerjenle indüklenen mediatör salınım testleri.
lardan köken alarak her iki akciğerin çeşitli segmentlerine
seröz serous 1. Serumla ilgili veya seruma benzer.
dağılan ve giderek daha küçük hava yollarına (bronşiyol-
2. Seruma benzer sıvı oluşturan veya seruma benzer sıvı
lere) ayrılan hava yolları.
salgılayan.
segmentektomi segmentectomy Bir segmentin cerra-
seröz plörezi serous pleurisy Plevra sıvısının seröz
43
Sözlük Dergisi
nitelikte olduğu plörezi.
seröz zar serous membrane Vücut boşluklarının iç
geniş spektrumlu bir antibiyotik.
silika silica SiO2 Doğada akik taşı, kum, ametist, kal-
yüzünü ve bazı organların üzerini örten endotel hücreleri-
seduan, kristobalit, çakmak taşı, kuartz ve tridimit olarak
nin oluşturduğu tabaka.
bulunan silikon dioksit veya silisik anhidrit.
serözanginöz serosanguineous Serum ve kan karışımından oluşan, bu niteliği gösteren.
silikat silicate Silisik asitlerin herhangi bir tuzu.
silikatoz silicatosis Silikat tozlarının, özellikle de alü-
Serratia pnömonisi Serratia pneumonia Serratia
minyum silikat ve magnezyum silikat (ör. asbest, kil, kao-
marcescens ile enfeksiyona bağlı olarak gelişen, bağışıklık
lin, mika veya talk) tozlarının inhalasyonuna bağlı olarak
yetersizlikli kişilerde çoğunlukla ölümcül seyreden, nazo-
oluşan pnömokonyoz.
komiyal bir tür bakteriyel pnömoni.
sert kabuklu yemiş alerjisi nut allergies Fındık,
ceviz gibi sert kabuklu yemişlere bağlı alerji.
serum hastalığı serum sickness Tetanos, gazlı kangren, difteri veya yılan sokması gibi durumlarda at veya
sığır kanından elde edilmiş serum verildikten 5-10 gün
sonra veya damardan penisilin verilmesi sonrası gözlenen,
antijen antikor reaksiyonu sonucu ateş, eklem ağrısı ve
deri döküntüleriyle belirgin hastalık.
servikal lenfadenopati cervical lymphadenopathy
Boyunda büyümüş lenf bezi.
servikotorasik cervicothoracic Boyun ve göğüsle
ilgili.
SGaw SGaw “özgül hava yolu iletkenliği” teriminin
İngilizce kısaltması.
sıçan alerjeni rat allergen Sıçanların insan organiz-
silikoantrakoz silicoanthracosis antrakosilikoz
silikoproteinoz silicoproteinosis Silika tozuna yoğun
biçimde maruz kalındıktan birkaç hafta veya ay sonra ortaya çıkan, alveollerde proteinden zengin sıvı toplanması
ile belirgin, hızla ölüme götüren bir pnömokonyoz.
silikosideroz silicosiderosis siderosilikoz
silikotik silikotik Silikoza bağlı, silikozla belirgin.
silikotüberküloz silicotuberculosis Silikotik akciğerin tüberküloz enfeksiyonu. enfektif silikoz
silikoz silicosis Silika içeren taş, kum ve çakmak taşı
tozlarının solunması sonucu gelişen ve her iki akciğerde
yaygın nodüler fibrotik değişikliklerle belirgin pnömokonyoz.
silindirik bronşektazi cylindrical bronchiectasis
Bronşun uzunluğu boyunca uniform genişleme gösterdiği
bronşektazi tipi.
masında kendisine özgü antikor oluşturabilen maddeleri.
siliya cilia Epitel hücrelerini örten eş güdümlü dal-
sibilan sibilant Islık gibi ses çıkaran; ıslık şeklinde ses
galanma hareketiyle lümendeki maddelerin hareketine
veren.
sibilan ronküs sibilant rhonchus Daralmış durumdaki hava yollarından gaz akımı sırasında oluştuğu düşünülen ıslık sesine benzer, yüksek frekanslı devamlı ses.
yardım eden kıl benzeri çıkıntılar.
siliyer disfonksiyon ciliary dysfunction Siliyaların
işlevlerinin bozulması.
silo işçisi akciğeri silo filler’s lung Yakın zamanda
siderosilikoz siderosilicosis Demir cevheri ve silika
doldurulan silolarda çalışan kişilerde görülen, yüksek dü-
partiküllerini içeren tozun inhalasyonuna bağlı olarak
zeyde nitrojen oksitlerin, özellikle de nitrojen dioksitin
oluşan, sideroz ve silikozdan meydana gelen bir tür karışık
inhalasyonuna bağlı nadir bir tip akut bronşiyolitis obli-
toz pnömokonyozu.
terans. silo doldurucu hastalığı
sideroz siderosis Demir parçacıklarının inhalasyonuna
Simon odakları Simon’s foci Erişkin yaşta oluşan
bağlı olarak oluşan bir pnömokonyoz tipi.
tüberkülozun başlangıç yeri olarak kabul edilen, çocuk-
sikatrizasyon atelektazisi cicatrization atelectasis Fibrozis ve oluşan sikatrizasyona bağlı akciğer hacim
lukta hematojen yayım ile akciğer apekslerine tüberküloz
kaybı.
sikloserin cycloserine Tüberkülostatik aktivitesi olan
44
basillerinin yerleştiği odaklar.
sinbiyotik symbiotic Probiyotik ve prebiyotikleri birlikte bulunduran besin desteği.
Çocuk Göğüs Hastalıkları Terimleri
sindirim sistemi ilişkili lenfoid doku gastrointestinal (gut) -associated lymphoid tissue Patojenlere
ğer üst lobunun aşağı kısmında ve kalp çentiğinin hemen
karşı savunma ve saldırıların gerçekleştirildiği, T ve B len-
altında bulunan çıkıntı.
fositleri gibi bağışıklık hücrelerinin depolandığı sindirim
sisteminin bağışıklık dokuları.
sinopulmoner sinopulmonary Paranazal sinüsleri ve
akciğerleri ilgilendiren.
sinüzit sinusitis Sinüs iltihabı.
sitokin cytokine Vücutta pek çok hücrede yapılan,
hücrelerin birbirleriyle iletişimini sağlayan molekül.
sitomegalo virüs cytomegalovirus Sitomegalik inklüzyon hastalığına sebep olan, Herpesviridae (herpesvirüs’ler)
ailesine ait bir virüs. Kısaltması: CMV
sol akciğerin lingulası lingula of left lung Sol akci-
sol alt lop left lower lobe Sol akciğerin dört veya beş
bronkopulmoner segmentten oluşan alt lobu.
sol pulmoner arter left pulmonary artery Başlangıcı pulmoner arter (trunkus pulmonalis) olup sol akciğere
dağılan arter.
sol üst lop left upper lobe Sol akciğerin dört bronkopulmoner segmentten oluşan üst lobu.
solar ürtiker solar urticaria Güneş ışığına maruz
kalma sonucu ortaya çıkan ürtiker.
soluk breath Solunum sırasında akciğere giren ve çı-
sitomegalovirüs pnömonisi cytomegalovirus pneumonia Genellikle immün yetersizlikli hastalarda görü-
kan hava. nefes
len, sıklıkla ölümcül seyreden, sitomegalovirüs enfeksiyo-
her solukta alınan veya verilen gaz miktarı.
nuna bağlı olarak gelişen; ateş, kuru öksürük ve dispne ile
belirgin pnömoni.
situs inversus situs inversus Organ veya organ sistemlerinin normal lokalizasyonları yerine ayna görüntüsünde olduğu gibi vücudun karşı tarafında yer alması
durumu.
soluk hacmi tidal volume Bir solunum döngüsünde,
solumak inhale 1. Nefes almak; havayı solukla akciğerlere çekmek. 2. İlaç niteliğindeki madde buharlarını
solukla içeriye çekmek.
solunabilir respirable 1. Solunmaya elverişli. 2. Solunacak kadar küçük.
solunum respiration, breathing Ventilasyonu (inha-
sivrisinek ısırığı mosquito bites Sivrisinek tarafın-
lasyon ve ekshalasyonu), oksijenin akciğer alveollerinden
dan ısırıldıktan sonra ortaya çıkan kaşıntılı sert deri lez-
kana, karbondioksitin kandan alveollere difüzyonunu ve
yonu.
oksijenin vücut hücrelerine doğru karbondioksitin ise
siyanoz cyanosis Kanda deoksihemoglobin konsant-
hücrelerden akciğere taşınması aşamalarını içeren vücut
rasyonunun artışına bağlı olarak deri ve mukozaların ma-
hücreleriyle atmosfer arasında oksijen ve karbondioksit
vimsi mor renk almasıyla belirgin durum.
değişimi.
skar karsinomu scar carcinoma Skara bağlı olarak
gelişen, genellikle akciğerde adenokarsinom tipindeki
karsinom.
skolyoz scoliosis Omurganın göğüs veya bel bölgelerinde görülebilen, yana doğru eğriliği.
soğuk aglutinin cold agglutinin Düşük ısıda, özellikle vücut ısısının altındaki (37°C altındaki) sıcaklıklarda
etki gösteren aglutinin.
soğuk apse cold abscess 1. Yavaş gelişen ve az miktarda iltihap belirtileri gösteren apse. 2. Tüberküloz apsesi.
soğuk apse cold abscess tüberküloz apsesi
soğuk ürtikeri cold urticaria Soğuk hava veya su ile
temas sonrası oluşan ürtiker tipi.
solunum belirtileri respiratory symptoms Hastanın
solunum sisteminden kaynaklanan belirtileri.
solunum egzersizleri breathing exercises Hem birincil solunum hastalıklarında, hem de kas-iskelet malformasyonuna bağlı bozukluklarda kullanılan, solunumu
iyileştirmeye yönelik egzersizler.
solunum fonksiyon testi lung function test Akciğerlerin fonksiyonlarının objektif değerlendirmesi için
kullanılan, solunum işlevi sırasında akciğerlerdeki hava
miktarı ve havanın akciğerlere girerken ve çıkarken hava
akım hızlarını ölçen yöntem. akciğer fonksiyon testi
solunum fonksiyon testleri pulmonary function tests, respiratory function tests Solunum sisteminin
45
Sözlük Dergisi
fonksiyonel durumunu, hastalık varlığını veya türünü be-
interstitial lung disease Sigara içenlerde görülen; bronşi-
lirlemede kullanılan çeşitli testlerden herhangi biri.
yollerde yamalı yangıya bronşiyollerin, komşu alveollerin
solunum hızı respiration rate Genellikle göğüs hare-
ve alveol keseleri lümenlerinin pigmentli makrofajlarla
ketlerinin ölçümüyle değerlendirilen dakikadaki soluk
doluşunun eşlik ettiği, dispne ve prodüktif öksürük ile
sayısı.
belirgin, hafif bir interstisyel akciğer hastalığı.
solunum merkezleri respiratory centers Medulla ve
ponsta bulunan ve solunum hareketlerini kontrol eden
solunumsal değişim oranı respiratory exchange
ratio Solunumda CO2 üretiminin oksijen alımına oranı.
bir seri merkez.
ekspiratuvar değişim oranı
solunum pigmentleri respiratory pigments Solu-
solunumsal epitel respiratory epithelium Solunum
numda oksidasyona aracılık eden hemoglobin, miyoglo-
yollarını en son bölümleri dışında tümüyle çevreleyen ya-
bin veya sitokromlar gibi maddeler.
lancı çok katlı epitel.
solunum sesleri breath sounds, respiratory sounds
solunumsal ölü boşluk respiratory dead space
Bir hastanın solunumu sırasında akciğer oskültasyonunda
Alveol ventilasyonuna katılmayan hava hacmini temsil
duyulan sesler.
eden, anatomik veya fizyolojik ölü boşluğa ait kısım.
solunum sistemi respiratory system, respiratory
tract Burun, larenks, trakea, bronş, bronşiyoller ve akciğerlerden oluşan, solunum işlevinin gerçekleşmesini sağ-
solunumsal sinsityal virüs pnömonisi respiratory syncytial virus pneumonia RSV pnömonisi
solunumsal virüsler respiratory viruses Genellikle
layan tübüler ve kavernöz organ ve yapılar.
Adenoviridae, Coronaviridae, Orthomyxoviridae, Pa-
solunum sistemi enfeksiyonu respiratory infection Solunum sistemi doku ve organlarının enfeksiyonları.
solunum sistemi hastalıkları respiratory disease
ramyxoviridae ve Picornaviridae ailelerinin üyesi olan, so-
Solunum sistemi doku ve organlarındaki hastalıklar.
sınıfı.
solunum yetersizliği respiratory failure Akciğerler-
lunumsal sistemde çoğalan ve yaygın enfeksiyondan çok
lokal enfeksiyon oluşturan virüslerin bir epidemiyolojik
de oksijen alımı ve karbondioksit atılımının, vücudun ve
sonor sonorous Kuvvetli ses veren; yüksek sesli.
sonor ronküs sonorous rhonchus Boğazda veya
hücrelerin gereksinimini karşılayacak düzeyde olmaması
bronşlarda sekresyona bağlı kısmi obstrüksiyonun neden
durumu.
olduğu, horlama sesine benzeyen, düşük frekanslı devamlı
solunumsal respiratory Solunumla ilgili, pnömatik.
solunumsal alkaloz respiratory alkalosis Hiperventilasyon sonucu vücuttan aşırı CO2 kaybı ile belirgin
ses.
soya maması soy formula İçinde protein kaynağı olarak soya proteini bulunan mama.
de alveol ventilasyonunun azalmasına bağlı serumda aşırı
spinal musküler atrofi tip 1 spinal muscular atrophy Werdnig-Hoffman hastalığı
spiro spiro Soluk veya soluma ile ilişkiyi ifade eden
CO2 birikimi ile belirgin durum.
bir ön ek.
kularından atılan CO2 miktarının, dokular tarafından
halinde kaydeden alet.
patolojik durum.
solunumsal asidoz respiratory acidosis Akciğerler-
solunumsal bölüm respiratory quotient Vücut do-
emilen oksijen miktarına oranı.
spirograf spirograph Solunum hareketlerini çizelge
spirografi spirography 1. Solunum hareketlerinin spi-
solunumsal bronşiyol respiratory bronchiole Bron-
rograf aracılığıyla kaydedilmesi. 2. Solunumun, solunum
şiyollerin alveol boşluklarıyla temasta olan uç dallarından
kapasitesi ve solunum hareketlerini de içerecek şekilde
her biri.
grafik olarak ölçümü. spirometri
solunumsal bronşiyolitle ilişkili interstisyel
akciğer hastalığı respiratory bronchiolitis-associated
len, solunum hareketlerini gösteren çizelge.
46
spirogram spirogram Spirograf aracılığıyla elde edi-
Çocuk Göğüs Hastalıkları Terimleri
spirometre spirometer Solunum sırasında akciğerlere
streptokinaz streptokinase Akut pulmoner emboliz-
giren ve çıkan hava miktarını, dolayısıyla akciğerlerin so-
min, derin ven trombozunun, akut koroner arter trombo-
lunum kapasitesini ölçen alet.
zunun ve akut arteriyel tromboemboli veya trombozunun
spirometri spirometry Akciğer fonksiyon testlerinde
tedavisinde trombolitik ajan olarak kullanılan, beta-
olduğu gibi, akciğerlerin soluma kapasitesinin ölçümü.
hemolitik streptokoklar tarafından üretilen, intrensek
spirografi
enzimatik aktivitesi bulunmamakla beraber plazminojene
stafilokokal süperantijen staphylococcal superantigen Özgül olmayan T hücre aktivasyonu ile poliklonal
bağlanıp bu molekülü plazmine dönüştüren bir protein.
T hücre aktivasyonunu ve masif sitokin salınımını sağla-
streptokoksik pnömoni streptococcal pneumonia Streptococcus pneumoniae dışındaki streptokoklara
yan stafilokoklara ait antijen grubu.
ve sıklıkla da Streptococcus pyogenes’e bağlı olarak gelişen
stafilokoksik pnömoni staphylococcal pneumonia
pnömoni.
Staphylococcus, özellikle de Staphylococcus aureus etkeni-
streptomisin sülfat streptomycin sulfate Aerobik
ne bağlı olarak oluşan; ateş, nefes darlığı, raller, plevral
Gram-negatif basillerin çoğuna ve mikobakterilerin de
efüzyon ve ampiyem ile giden, genellikle bronkopnömoni
dahil olduğu bazı Gram-pozitif bakterilere karşı etkili
tipindeki bakteriyel pnömoni türü.
olan ve diğer antitüberkülotik ilaçlarla birlikte tüberkü-
stannoz stannosis Kalay oksit inhalasyonuna bağlı
olarak gelişen bir pnömokonyoz.
STAT-1 eksikliği STAT-1 deficiency İnterferonlara hücre cevabını ayarlayan molekülün sinyal iletimi ve
transkripsiyonunda eksiklik.
STAT-5b eksikliği STAT-5b deficiency Büyüme
hormonlarına hücre cevabını ayarlayan molekülün sinyal
iletimi ve transkripsiyonunda eksiklik.
lostatik olarak kullanılan streptomisin tuzu.
stridor stridor Akut larengeal obstrüksiyonda inhalasyonda duyulan ses örneğinde olduğu gibi kaba, çok tiz
bir solunum sesi.
subapikal subapical Apeks altında yerleşmiş.
subdiyafragmatik subdiaphragmatic Diyafram altında yerleşmiş.
suberoz suberosis Şişe mantarıyla çalışanlarda görü-
STAT-6 STAT-6 Sitokinlere hücre cevabını ayarlaya-
len, çeşitli Penicillium türlerinin sporlarını içeren mantar
rak IL4’ün apopitozisi engelleyici etkisinde önemli rol
tozlarının inhalasyonu sonucunda oluşan, bir tür aşırı du-
alan, sinyal iletici ve transkripsiyon aktivatörü.
yarlılık pnömoniti.
statik kompliyans static compliance Hareket olmadığı durumda ölçülen kompliyans.
status astmatikus status asthmaticus Olağan tedavi
yöntemlerine yeterli cevap alınamayan ve hastaneye yatışı
gerektiren ciddi astım krizi.
sternokostal sternocostal Sternum ve kaburgalarla
ilgili.
steroid-dışı yangı önleyici ilaç nonsteroidal antiinflammatory drug Steroidlere benzer etkileri olmasına
rağmen farklı yapıya sahip, ağrıyı, ateşi ve yangıyı önleyen
ilaç.
subfrenik subphrenic Diyafram altında.
subglottik subglottic Glottisin altında.
subkostal subcostal Bir kaburganın veya tüm kaburgaların altında.
subkütanöz amfizem Subcutaneuos emphysema
Cilt altı amfizemi.
subplevral subpleural Plevra komşuluğunda.
subpulmoner subpulmonary Akciğerin altında yerleşmiş; akciğer ile diyafram arasında.
subsegmental subsegmental Bir segmentten daha
azını tutan.
stetoskop stethoscope Herhangi bir organ veya olu-
subsegmental atelektazi subsegmental atelectasis
şumda meydana gelen sesleri dinlemede kullanılan, bir
Tıkalı bir segment bronşunun distalinde kalan akciğer
ucu dinlenecek yüzeye diğer ucu hekimin kulaklarına
parçasını etkileyen atelektazi. bant atelektazi
tespit edilen oskültasyon aleti.
substernal substernal Sternum altında.
47
Sözlük Dergisi
supradiyaframatik supradiaphragmatic Diyafram
üzerinde.
şehir astımı inner city asthma Büyük şehir veya bir
metropolde yoksulların oturduğu mahallelerde yaşayan-
suprakostal supracostal Kaburga üstünde veya ka-
larda görülen astım.
şiliform efüzyon chyliform effusion Psödoşilöz efüz-
burga üzerinde.
sülfür granülleri sulfur granules Aktinomikotik lezyonlarda ve bunların akıntılarında bulunan, sarı renkli,
özel granüler cisimler.
yon.
şilotoraks chylothorax Plevra boşluğunda şili veya
şiliye benzer sıvı bulunuşu. şilöz plörezi
süperior sulkus tümörü superior sulcus tumor
Pulmoner sulkus tümörü.
şilöz chylous 1. Şili ile ilgili. 2. Şili içeren; şili ile karışık. 3. Şili yapısında.
süperior vena kava sendromu superior vena cava
syndrome Genellikle vena kavaya tümöral bir bası sonucu ortaya çıkan; yüz, boyun ve kollarda ödem, siyanoz,
şilöz plörezi chylous pleurisy şilotoraks
şok akciğeri shock lung Akut solunum sıkıntısı sendromu.
merkezi sinir sistemi bozukluklarının belirgin olduğu
semptom kompleksi.
süpüratif suppurative İrin meydana getirici; püy
T
T düzenleyici hücre T regulator cell Kişinin kendi
oluşturan.
antijenlerine karşı toleransını sağlayan, otoimmün hasta-
süpüratif plörezi suppurative pleurisy ampiyem
sürekli pozitif hava yolu basıncı continuous positive airway pressure, CPAP CPAP
sürfaktan surfactant Akciğer fizyolojisinde, tip II
lıkların gelişimini engelleyen, önceden supressör T hücre
olarak bilinen T hücreler.
alveoler hücrelerden alveollere ve solunumsal hava yolla-
T helper 1 hücre T helper 1 cell Yardımcı T 1 hücresi
T helper 2 hücre T helper 2 cell Yardımcı T 2 hücresi
tabakoz tabacosis Elleriyle kuru tütünü doğrayan ve
rına salınan; akciğer sıvılarının yüzey gerilimini azaltarak
tütün tozunu soluyan çiftçilerde görülen bir pnömokon-
akciğer dokusunun esnekliğini artıran, başlıca lesitin ve
yoz türü.
sfingomiyelin içeren fosfolipit karışımı.
sürtünme sesi friction sound, friction rub İki seröz yüzeyin birbirine sürtünmesi sonucu oluşan ve oskültasyonla
duyulan ses. ör. perikardiyal ve plevral frotman frotman
süt alerjisi milk allergy Süt proteinlerine karşı ortaya
çıkan alerjik reaksiyon.
Swan-Ganz kateteri Swan-Ganz catheter Pulmoner arter basınçlarının ölçümü için kullanılan, ucunda
bir balon bulunan, yumuşak, akımla yönlenen kardiyak
takipne tachypnea Solunum sayısının normalin üstüne çıkması; hızlı solunum.
taktil tactile Dokunma ile ilgili.
taktil fremitus tactile fremitus Vokal fremitus
talk talc Magnezyum silikatın toz şekli.
talk pnömokonyozu talc pneumoconiosis talkoz
talkoz talcosis Talk zerrelerinin devamlı solunumu sonucu akciğerlerde toplanması. talk pnömokonyozu
tam kan oksimetresi whole blood oxymeter Alınan
kateter.
kan örneklerinde oksijen satürasyonunu belirleyen oksi-
Swyer-James sendromu Swyer-James syndrome Ekspirasyonda ciddi hava yolu obstrüksiyonu,
metre.
oligemi ve küçük bir hilusla birlikte edinsel tek taraflı
Anne sütüne ilave olarak bebeğin yaşına ve gereksinme-
amfizem.
sine uygun diğer besinler.
tamamlayıcı beslenme complementary feeding
tansiyon pnömotoraks tension pneumothorax
Ş
Pozitif basınçlı ventilasyonda olduğu gibi havanın po-
şant shunt İki ayrı damar, kanal ya da boşluk arasında
zitif basınçla girmesi sonucunda veya plevra boşluğunu
doğuştan anomali sonucu oluşmuş patolojik geçit.
48
çevreleyen dokuların valf gibi davranarak havanın içeri
Çocuk Göğüs Hastalıkları Terimleri
girmesine izin verip dışarı çıkmasına izin vermemesi sonucunda oluşan; plevra boşluğundaki basıncın atmosfer
basıncından yüksek olduğu pnömotoraks.
tartrazin tartrazine Besin katkı maddesi olarak kullanılan besin boyası.
tartrazin hassasiyeti tartrazine sensitivity tartrazin
duyarlılığı
tek kör besin provokasyon testi single-blind food
challenges Alerji şüphesi olan besinin çok az miktardan
başlanarak 15 dakikada bir artan dozlarda hastaya verildi-
şılabilen en yüksek hava akım hızı.
tepe inspiratuvar akımı peak inspiratory flow
Tepe inspiratuvar akım hızı da denilen, akciğerlerdeki
hava tamamen boşaltıldıktan sonra yapılan zorlu inhalasyon sırasında ulaşılabilen en yüksek hava akım hızı.
terapötik pnömotoraks therapeutic pneumothorax yapay pnömotoraks
terbutalin sülfat terbutaline sulfate Bronkodilatatör olarak oral, aerosol veya cilt altı yoluyla kullanılan bir
beta-adrenerjik reseptör agonisti.
ği, fakat hastanın kendisine besin veya plasebodan hangi-
terminal bronşiyol terminal bronchiole Bronşiyol-
sinin verildiğinden habersiz olduğu besin alerjisi tanısında
lerin alveol içermeyen ve tek görevleri gaz iletimi olan son
kullanılan bir test.
kısımları.
tek nefes nitrojen yıkama testi single breath nitrogen washout test Hastanın vital kapasite hacmince saf
terminal solunumsal ünite terminal respiratory
unit Akciğerin anatomik ve fonksiyonel birimi olup bir
oksijen inhale ettikten sonra yavaşça nefes vermesi sırasın-
solunumsal bronşiyol, iki veya daha fazla alveoler kanal
da verilen nefesteki nitrojen konsantrasyonun tüm nefes
ve alveollerden oluşan akciğer parçası. akciğerin birincil
verme boyunca ölçülerek bir eğri elde edildiği; eğrinin
lobülü, pulmoner asinüs
farklı kısımlarının vital kapasitenin farklı parçalarındaki
ters ilaç reaksiyonu adverse drug reaction İlacın
nitrojen konsantrasyonlarını temsil ettiği; ventilasyonun
normal kullanım dozlarında oluşan zararlı ve istenmeyen
düzenli dağılım gösterip göstermediği, anatomik ölü boş-
etkisi.
luk ve kapanma hacminin ölçümü açılarından incelebil-
ters oranlı ventilasyon inverse ratio ventilation
diği nefes testi.
İnhalasyon süresinin, ekshalasyon süresine göre yapay
tek nükleotit polimorfizmi single nucleotide
polymorphisms Genomda tek bir nükleotidin değişmesi
olarak artırıldığı bir yardımlı ventilasyon tipi.
şeklindeki mutasyon.
denin varlığını tespit amacıyla yapılan tahlil, muayene
tekrarlayan enfeksiyon recurrent infection İyileştikten sonra enfeksiyon hastalığının tekrarlaması.
TEN toxic epidermal necrolysis “toksik epidermal
nekrolizis” teriminin İngilizce kısaltması.
test test Özellikle belli bir hastalığın veya belli bir madveya deney.
TGF-β transforming growth factor beta “transforme
edici beta büyüme faktörü” teriminin İngilizce kısaltması.
tifoit pnömoni typhoid pneumonia Çocuklarda
teofilin theophylline Düz kas gevşetici, merkezi sinir
bronkopnömoni, erişkinlerde ise lober pnömoni, süpü-
sistemi ve kalp kasını uyarıcı ve bronkodilatatör etki gös-
rasyon ve ampiyem ile gidebilen, tifoya eşlik eden pnö-
teren: oral veya intravenöz yoldan kullanılabilen; astım
moni.
semptomlarının ve ayrıca kronik bronşit ve amfizemle
ilişkili geri dönüşlü bronkospazmın, önlenmesi ve tedavisinde bronkodilatatör olarak kullanılan bir metilksantin
bileşiği.
tepe akım ölçer peak flowmeter zirve akım ölçer
tepe ekspiratuvar akımı peak expiratory flow Tepe
timpanostomi tüpü tympanostomy tube ventilasyon tüpü
tiotropium bromür tiotropium bromide Bronkodilatatör olarak inhalasyon yoluyla kullanılan uzun etkili
özgül bir antimuskarinik ajan.
tip I alveoler hücre type I alveolar cell İyice azalmış
ekspiratuvar akım hızı da denilen, derin bir inspirasyon-
sitoplazmaları ve organellerinin azlığı ile ayırt edilen alve-
dan sonra yapılan zorlu ekspirasyonun başlangıcında ula-
oler epitelin yassı, küçük hücreleri. yassı alveoler hücre
49
Sözlük Dergisi
tip I hipersensitivite type I hypersensitivity Ani tip
aşırı duyarlılık reaksiyonu
tip II alveoler hücre type II alveolar cell Çok sayıda, lipitten zengin, çok-tabakalı cisimcik içeren, zengin
torakoabdominal thoracoabdominal Göğüs ve karınla ilgili.
torakolomber thoracolumbar Omurganın torasik ve
lomber bölgesi ile ilgili.
sitoplazmasıyla ayırt edilen ve sürfaktan salgılayan, pul-
torakoskop thoracoscope Göğüs duvarında bir inter-
moner alveoler epitele ait pleomorfik hücre. granüler
kostal aralığa yapılan kesi aracılığıyla plevra boşluğuna so-
pnömosit, büyük alveoler hücre
kulan ve plevra boşluğunu incelemeye yarayan endoskop.
tip II hipersensitivite type II hypersensitivity Sitotoksik tip aşırı duyarlılık reaksiyonu.
tip III hipersensitivite type III hypersensitivity
İmmun kompleks tipi aşırı duyarlılık reaksiyonu.
tip IV hipersensitivite type IV hypersensitivity Gecikmiş tipte aşırı duyarlılık reaksiyonu.
TNF tumor necrosis factor “tümör nekrozis faktör”
teriminin kısaltması.
torakoskopi thoracoscopy Plevral boşluğun, bir endoskop ile tanısal amaçla incelenmesi.
torakostomi thoracostomy Göğüs duvarında drenaj
amacıyla cerrahi olarak delik oluşturma.
torakotomi thoracotomy Göğüs duvarına plevra boşluğuna girecek şekilde kesi yapma.
toraks thorax Göğüs; boyun ile diyafram arasında kalan kaburgalarla çevrili vücut kısmı.
TNF alfa tumor necrosis factor-alfa Makrofajlar ve
torasentez thoracentesis, thoracocentesis Göğüs du-
bazı diğer hücreler tarafından üretilen tümör nekrozis
varından özel iğne ile girerek plevra boşluğundan sıvı çek-
faktörü. kaşektin
me; toraks ponksiyonu.
TNF beta tumor necrosis factor lenfotoksin
TNM evrelemesi TNM staging Tümörlerin üç ana
unsura göre evrelenmesi: birincil tümör (T), bölgesel lenf
nodları (N) ve metastaz (M).
torasik thoracic Göğüsle ilgili.
torasik indeks thoracic index Göğüs ön-arka çapının transvers çapa oranı.
torasik kavite thoracic cavity göğüs boşluğu
total akciğer kapasitesi total lung capacity Vital
toksik epidermal nekrolizis toxic epidermal necrolysis İlaçlara bağlı veya idiopatik olarak gelişebilen,
kapasite ile residüel hacmin toplamı olan, maksimum ins-
deride ve mukozada hassasiyet ve kızarıklarla belirgin,
pirasyon sonunda akciğerlerin içerdiği hava miktarı.
vücudun %30’dan fazla bölümünün tutulduğu, deri ve
trakea trachea Larenksin alt kısmından ana bronşlara
mukozalarda soyulmalarla hastalığın ilerlediği, potansiyel
kadar uzanan kıkırdak halkalardan oluşmuş boru şeklin-
olarak hayatı tehdit edici, tüm sistemleri etkileyebilen bir
deki organ; nefes borusu.
hastalık. Kısaltması: TEN
toll benzeri reseptörler toll like receptors Fagositler ve diğer hücre tipleri üzerindeki liposakkaritlere ve
trakeal bronş tracheal bronchus Trakeadan çıkarak
doğrudan sağ akciğer üst lop apikal segmentine uzanan,
doğuştan anormal ektopik bronş.
diğer mikrobik ürünlere karşı doğal bağışıklık sisteminde
trakeal çekme tracheal tug Amfizemli hastalarda
önemli olan ve tanıma reseptörleri olarak etkinlik göste-
gözlenen, her inspirasyonda tiroit kıkırdağın yukarı aşağı
ren hücre yüzey reseptörleri.
hareket edişine ait, hiperenflasyonu gösteren bulgu.
toplam pulmoner direnç total pulmonary resistance pulmoner vasküler direnç
torakal thoracal Göğüsle ilgili.
torakalji thoracalgia Göğüste, özellikle göğüs duvarında hissedilen ağrı. göğüs ağrısı
torako- thorac-, thoraco- thoracico- Göğüs anlamına
ön ek.
50
trakeal karina carina tracheae Trakeanın sağ ve sol
bronşlara ayrıldığı kısımda önden arkaya uzanan, en aşağıdaki trakeal kıkırdağın oluşturduğu kabartı.
trakeal kateter tracheal catheter Trakeadan mukusun
temizlenmesini sağlayan alet.
trakealji trachealgia trakea ağrısı
trakeobronkomegali tracheobronchomegaly Tra-
Çocuk Göğüs Hastalıkları Terimleri
kea ve büyük bronşların lümenlerinin ileri derecede ge-
etkilerine karşı etki göstermekte olan bir sitokin. Kısalt-
nişlemesi ile belirgin, çoğunlukla doğuştan olan nadir bir
ması: TGF-β
durum. Mounier-Kuhn sendromu
transplantasyon sonrası lenfoproliferatif hastalık posttransplantation lymphoproliferative disorder
trakeobronkopati osteokondroplastika tracheobronchopathia osteochondroplastica Daha çok yaşlı
Nakil sonrası lenfoproliferatif hastalık.
erkeklerde görülen, hava yolu lümenini daraltabilen,
transpulmoner basınç transpulmonary pressure
kıkırdak ve kemik yapısında submukozal nodüllerle be-
Akciğerin havayla dolmasını ve boşalmasını sağlayan;
lirgin trakea ve bronşların nedeni bilinmeyen dejeneratif
plevral basınç ve alveoler basınç arasındaki farka eşit olan;
bir hastalığı.
akciğerin iç ve dış yüzeyleri arasındaki basınç farkı.
trakeobronşit tracheobronchitis Trakea ve bronşların yangısı.
trakeobronşiyal tracheobronchial Trakea ve bronşlarla ilgili.
trakeobronşiyal ağaç tracheobronchial tree Bir
ünite olarak değerlendirilen trakea ve bronşiyal ağaç.
trakeobronşiyal tüberküloz tracheobronchial tuberculosis Bronşları tutan, hışıltılı solunum, mukozada
transtorasik transthoracic Göğüs duvarından geçerek yapılan, göğüs boşluğu yoluyla uygulanan.
transtrakeal transtracheal Trakeanın duvarını geçerek.
transtrakeal kateter transtracheal catheter, transtracheal oxygen catheter Nazal veya oral kanüle tahammül edemeyen hastalarda, bir trakeostomi aracılığıyla
trakeaya yerleştirilen kateter.
kızarıklık ve ödem, granülasyon dokusu, bazen ülserleşme
transüda transudate Damar duvarlarından veya doku
ve sikatrizasyona bağlı bronşiyal darlıkla belirgin tüber-
yüzeyinden hidrodinamik güçlerin etkisiyle dışarıya sızan;
küloz.
yüksek akışkanlık ve düşük protein ve hücre içeriğine sa-
trakeomalazi tracheomalacia Doğuştan veya her-
hip sıvı.
hangi bir yaştaki hastada uzamış entübasyon sonrası
transüdasyon transudation Damar duvarlarından
görülebilen; sıklıkla havlamaya benzer öksürük, stridor
veya doku yüzeyinden hidrodinamik güçler sonucu se-
veya hışıltılı solunumun eşlik ettiği; trakeal kıkırdakların
rum niteliğinde sıvı sızışı.
yumuşaması ile belirgin tablo.
trakeoözefageal fistül tracheoesophageal fistula
Trakea ve özofagus arasında bağlantı oluşturan fistül yapısı.
trakeoözofageal tracheoesophageal Trakea ve özofagusu ilgilendiren ya da onları ilişkilendiren.
trakeopati tracheopathy Trakeanın hastalığı.
transbronşiyal transbronchial Bronşu geçerek yapılan.
transbronşiyal akciğer biyopsisi transbronchial
lung biopsy Fiberoptik bronkoskop yoluyla floroskop
kılavuzluğunda yapılan akciğer biyopsisi.
transforme edici beta büyüme faktörü transforming growth factor beta Aktive T hücreleri mononük-
travmatik pnömotoraks traumatic pneumothorax
Göğüs travmasına bağlı olarak gelişen pnömotoraks.
travmatopne traumatopnea açık pnömotoraks
trepopne trepopnea Yalnızca yan yatış pozisyonunda
nefes darlığı hissedilmesi.
triptaz triptase Mast hücresinden salınan, histaminden daha uzun süre serumda tespit edilebilmesi nedeniyle
anafilaksi tanısında değerli bir mediatör.
trombektomi thrombectomy Damar duvarına kesi
yapılarak trombüsün çıkarılması, bu nitelikle belirgin
ameliyat.
tromboembolik sendrom thromboembolic syndrome
Bacağın derin venlerinde trombüs oluşumu ile pulmoner
embolizm arasındaki ilişki.
leer fagositler ve diğer hücreler tarafından sentezlenen; T
tromboembolizm thromboembolism Herhangi bir
hücrelerinin çoğalma ve farklılaşmasıyla makrofaj akti-
damardaki trombüsten kopan pıhtı parçasının başka bir
vasyonunu engellemekte ve proenflamatuvar sitokinlerin
bölge damarında tıkanmaya neden olması.
51
Sözlük Dergisi
tromboendarterektomi thromboendarterectomy
Trombüsle beraber arterin ateroskleroz gösteren iç taba-
efüzyonla seyreden plörit. tüberküloz plörezisi
tüberküloz tuberculosis 1. Mycobacterium türü mik-
kasının (intima) ameliyatla çıkarılması.
roorganizmaların neden olduğu, tüberküller ve dokularda
trombosit aktive edici faktör platelet activating
factor Ani aşırı duyarlılık reaksiyonunda bazofil ve mast
kazeöz nekroz oluşumu ile belirgin bulaşıcı hastalıklardan
herhangi biri. 2. Akciğer tüberkülozu.
hücrelerinden salgılanarak bronkokonstriksiyon ve trom-
tüberküloz ampiyemi tuberculous empyema Myco-
bositlerde yığışma etkisi gösteren fosfolipit yapısında me-
bacterium tuberculosis enfeksiyonuna bağlı torasik ampiyem.
diatör.
tropikal pulmoner eozinofili tropical eosinophilia, tropical pulmonary eosinophilia Brugia malayi,
tüberküloz apsesi tuberculous abscess Tüberküloz
basillerinin neden olduğu apse. soğuk apse
Wuchereria bancrofti veya hayvanları enfekte eden diğer
tüberküloz granülasyon dokusu tuberculous granulation tissue Tüberkülozda, karakteristik tüberkülleri
filarialarla oluşan, ataklar halinde gece öksürüğü ve hışıl-
oluşturan; epiteloit hücreler, lenfositler ve Langhans dev
tılı solunum, çok yüksek düzeyde eozinofili ve akciğerde
hücrelerinden oluşan doku.
yaygın retikülonodüler infiltrasyonlarla belirgin bir suba-
tüberküloz-dışı mikobakteri nontuberculous
mycobacteria M. tuberculosis ve M. bovis dışındaki miko-
kut veya kronik form filariyaz.
tüberkül tubercle, tuberculum Küçük, yuvarlak, gri,
sıklıkla merkezi kazeifikasyon gösteren, granülomatöz tüberkülozun karakteristik lezyonu.
tüberkülin tuberculin Tüberküloz basilleri kültürün-
bakteriler. atipik mikobakteri
tübüler tubular Tüp şeklinde.
tümör embolizmi tumor embolism Tümör parçalarına bağlı embolizm.
den hazırlanan ve deri altına enjekte edilmek yoluyla tü-
tümör nekrozis faktör tumor necrosis factor Bir-
berküloz tanısında test maddesi olarak kullanılan eriyik.
çok hücre tipi tarafından salgılanan ve kanserli hücrelerin
Kısaltması: PPD
yıkımını sağlayan, TNF-alfa ve TNF-beta olmak üzere iki
tüberkülin deri testi tuberculin skin test Mantoux testi
tüberkülin reaksiyonu tuberculin reaction Tüber-
şekli bulunan bir sitokin. Kısaltması: TNF
tüp torakostomi tube thoracostomy Plevra boşlu-
külin testinin uygulandığı bölgede, gecikmiş bir reaksiyon
ğundan hava veya sıvı boşaltılması için torakostomi yapı-
olarak endurasyon varlığı.
larak göğüs tüpü yerleştirilmesi.
tüberkülin ünitesi tuberculin unit Standart bir
PPD tüberkülinle oluşan klinik cevabın ilişkisine dayanarak tanımlanan, tüberkülin dozajına ait bir birim.
tüberkülom tuberculoma Tüberküloz dokusundan
ibaret, tümörü andıran yuvarlak kitle; büyüme sonucu
tümörümsü görünüm almış kazeöz tüberkül.
tüberkülosit tuberculocidal Tüberküloz basillerini
öldürücü.
tüberkülostatik tuberculostatic Tüberküloz basillerinin çoğalmasını önleyici.
tüberkülotik plevral efüzyon tuberculous effusion,
tuberculous pleural effusion Akciğer tüberkülozuna bağ-
U
UIP usual interstitial pneumonia “usual interstitial
pneumonia” teriminin İngilizce kısaltması.
usual interstitial pneumonia usual interstitial
pneumonia Histopatolojik olarak interstitial enflamasyon, fibroblast alanları, bal peteği manzarası ve yamasal
tutulumun olduğu idiyopatik bir interstisiyel akciğer
hastalığı.
uyku apnesi sleep apnea Uyku sırasında solunum
yollarının en az 10 sn süresince kapanması. obstrüktif
uyku apnesi
lı olarak oluşan plevral efüzyon.
tüberkülotik plörit tuberculous pleuritis Birincil
tüberkülozlu hastalarda plevrada tüberküller ve plevral
52
Ü
üremik plörit uremic pleuritis Üremik hastalarda
Çocuk Göğüs Hastalıkları Terimleri
görülen, plevral efüzyonla seyreden, çoğunlukla fibrinöz
sıvının boşalmasını sağlamak ve orta kulakla dış kulak
tipteki plörezi.
arasındaki basıncı dengelemek amacıyla kulak zarına
üremik pnömonit uremic pneumonitis Akciğer
grafisinde kelebek şeklinde infiltrasyonlar ve akciğer ödeminin gözlendiği, üremi ile birlikte olan pnömoni.
ürokinaz urokinase Plazminojeni plazmine çevirerek
pıhtı ve fibrinin çözülmesini sağlayan bir enzim.
V
vaporizatör vaporizer Aerosol oluşturan cihaz.
variköz bronşektazi varicous bronchiectasis Silindirik bronşektaziye benzeyen ancak lokal daralmalar ne-
cerrahi olarak konan, ince metal veya plastik silindirler,
timpanostomi tüpü
ventilatör ventilator Genel anestezi vermek veya solunum yetmezliği olan bireylere yapay solunumu sağlamak amacıyla kullanılan cihaz.
ventilatör-ilişkili pnömoni ventilator-associated
pneumonia Mekanik ventilasyon uygulanan hastalarda,
mekanik ventilasyona başlandıktan 48 saat sonra gelişen,
nazokomial enfeksiyon yoluyla oluşan pnömoni.
veziküler solunum sesi vesicular breath sound So-
deni ile düzensiz bir şekil almış bronşektazi tipi.
lunum sırasında normal akciğerde oskültasyonda duyulan
varisella-zoster pnömonisi varicella pneumonia, varicella-zoster pneumonia Özellikle bağışıklık
düşük frekanslı ses.
yetmezliği olan çocuklarda suçiçeği gelişiminden 2 ila 6
vezikülo-bronşiyal ses vesiculo bronchial breath
sound Büyük bronşların bulunduğu akciğerin üst saha-
gün sonra komplikasyon olarak gelişen şiddetli öksürük,
larında en iyi duyulan hem veziküler hem de bronşiyal
hemoptizi, şiddetli göğüs ağrılarıyla belirgin, erişkinlerde
seslerin özelliklerini taşıyan solunum sesi.
çocuklara göre daha sık görülen virüs pnömonisi.
vasküler endotelial büyüme faktörü vascular
endothelial growth factor Akciğer alveolar hücreleri,
vibrasyon vibration Titreme; titreşim.
video yardımlı toraks cerrahisi video assisted
thoracic surgery Torakoskop, kamera ve monitör gibi vi-
böbrek glomerül visseral epitel hücreleri, böbrek prok-
deoya yardımcı cihazlar içeren ve toraks cerrahisi için tro-
simal tübül hücreleri, adrenal korteksin tüm hücreleri,
karlarla göğse girecek şekilde tasarlanmış aletlerle plevral
aktive makrofajlar, arteriyolleri çevreleyen fibroblastlar,
efüzyon, pnömotoraks gibi durumlara müdahale etmek
bronşiyal ve koroid pleksus epitel hücreleri, hepatositler
amacı ile yapılan, minimum invazif cerrahi bir teknik.
gibi hücrelerden salınan, endotel hücresinin proliferasyo-
Kısaltması: VATS
nu, migrasyonu ve diferensiasyonunda rol alan, anjiyogenezde gerekli büyüme faktörü.
vasküler halka vascular ring Çift arkus aorta, aortik
viral pnömoni viral pneumonia Adenovirüs, influenza virüs, parainfluenza virüs veya respiratuar sinsityal
virüs gibi virüslerin neden olduğu pnömoni.
ark ve eşlik eden duktus arteriozusun trakea ve özofagusu
Virchow üçlemesi Virchow’s triad Damar duva-
veya innominate arterin trakeayı sıkıştırmasıyla oluşan
rında değişiklik, lokal kan akımında değişiklik, kan bi-
darlık sonucu hırıtılı solunum ve yutma güçlüğü gibi bul-
leşenlerinde değişiklik olarak bilinen vasküler tromboza
guları olan doğuştan anomali.
yatkınlık oluşturan üç faktör.
vaskülit vasculitis Kan damarlarının enflamasyonu.
vaskülit sendromları vasculitis syndromes Takaya-
viseral plevra visceral pleura Akciğerleri örten ve akciğer fissürlerini saran ve lopları ayıran plevra.
su artriti, poliarteritis nodoza, Wegener granulomatozisi,
vital kapasite vital capacity Maksimum inspiras-
Henöch-Shönlein purpurası, sistemik lupus eritematozis
yondan sonra maksimum bir ekspirasyonla akciğerlerden
gibi vaskülitle seyreden hastalıklar.
atılan hava miktarı.
VATS video assisted thoracic surgery “video yardımlı
toraks cerrahisi” teriminin İngilizce kısaltması.
ventilasyon tüpü ventilation tube Orta kulaktaki
vizing wheezing Solunum yollarındaki geri dönüşlü
obstrüksiyona bağlı olarak ekspiryum esnasında göğüsten
yüksek perdeli, polifonik, ıslık benzeri tiz bir ses. hışıltı
53
Sözlük Dergisi
vokal fremitus vocal fremitus Hasta belli bir sözü te-
deniyle akciğer dokusunun normal radyolojik gölgelerin-
laffuz ederken göğüs duvarı üzerinde palpasyon sırasında
de geçici silinme.
hissedilen titreşim.
vokal kord disfonksiyonu vocal cord dysfunction
Williams-Campbell
sendromu
WilliamsCampbell syndrome Periferik bronşların ilk dallanma-
Ses tellerinin solunum döngüsü süresince, nefes alırken
sından daha distalde kıkırdakların bulunmayışına bağlı
paradoksal olarak kapanıp özellikle inspiratuar stridor ve
olarak ortaya çıkan doğuştan bronkomalazi ve bronşek-
boğulma hissi şeklinde obstrüktif hava yolu semptomları-
tazi.
na yol açan, organik olmayan bir bozukluk.
Wilson-Mikity hastalığı Wilson-Mikity disease
vokal kord paralizisi vocal cord paralysis Doğuş-
36. gestasyon haftasından erken doğan, ancak mekanik
tan veya edinsel nedenlerle tek ve iki taraflı olabilen, tek
ventilasyon uygulanmayan preterm bebeklerde genellikle
taraflı paralizide, etkilenmiş olan vokal kordun orta hatta
ilk haftanın sonunda, giderek artan takipne, siyanoz, ret-
yeterince gelmemesi sonucunda iki kord arasında gereğin-
raksiyon, hipoksemi ve hiperkapni şeklinde ortaya çıkan,
den fazla boşluk kaldığı ve kısık sese neden olan; iki taraflı
bronkopulmoner displaziye benzer kronik solunum bo-
paralizide ise kordlar ortada kalıp yeterince açılmadığın-
zukluğu sendromu.
dan ses iyi olmasına karşın yeterince hava pasajı oluşmaması nedeniyle nefes darlığının görüldüğü vokal kordların
Wiskott-Aldrich syndromu Wiskott-Aldrich
syndrome Egzema, trombositopeni, tekrarlayan enfeksi-
paralizi durumu. ses teli felci
yonlar gibi bulgularla seyreden X bağlı çekinik geçişli bir
vokal rezonans vocal resonance Normal konuşma
immün yetmezlik.
sırasında göğüs duvarında duyulan ses.
volütravma volutrauma Mekanik ventilatörün yüksek hacim vermek amacı ile ayarlanması sonucu akciğerde
aşırı gerilmeye bağlı olarak oluşturduğu hasar.
Y
yabancı cisim aspirasyonu foreign body aspiration
Herhangi bir maddenin solunum yollarına kaçması.
vomik vomica Kist hidatik veya akciğer apsesinin
yağ embolizmi fat embolism Özellikle uzun kemik
bronşa açılması sonucunda aniden ve bol miktarda kist
kırıklarından sonra dolaşıma yağ girmesi sonucu oluşan
sıvısının veya püyün ekspektorasyonu.
embolizm.
vücut pletismografisi body plethysmograph Vücut
yangı inflammation Enfeksiyona veya harap edici et-
hacmindeki değişikliği ölçen, özellikle de intratorasik gaz
kene karşı dokunun kendini savunma amacıyla gösterdiği
hacimlerini ölçmede kullanılan araç.
ağrı, şişme, kızarıklık, ısı artışı ve eksüdasyonla belirgin
reaksiyon. iltihap, enflamasyon
yangılı inflammatory 1. İltihapla ilgili, iltihaba bağlı.
W
Wegener granülomatozu Wegener’s granulomatosis Sistemik küçük damar vasküliti, üst ve alt solunum
2. İltihap gösteren, iltihaplı. enflamatuvar
yollarında nekrotizan granülomatöz vaskülit ve glomeru-
den akciğer tüberkülozunun tedavisinde kollaps tedavisi
lonefrit gibi patolojik bulguları olan bir vaskülit hastalığı.
yöntemi olarak uygulanan, plevra boşluğuna hava veya gaz
granülamatöz polianjitis
(oksijen, azot vs.) verilmesi ile oluşturulan pnömotoraks.
Werdnig-Hoffman hastalığı Werdnig-Hoffman
disease Hipotoni, hareket azlığı, solunum güçlüğü gibi
durması halinde solunumun ağız ağıza veya mekanik ven-
bulgularla seyreden, ikinci motor nöronların kalıtımsal
tilatörle yapay olarak sağlanması. suni solunum
bir hastalığı. spinal musküler atrofi tip 1
Westermark bulgusu Westermark’s sign Pulmoner
embolinin distalinde damara kan akımının kesilmesi ne54
yapay pnömotoraks artificial pneumothorax Eski-
yapay solunum artificial respiration Solunumun
yassı alveoler hücre squamous alveolar cell tip I
alveoler hücre
yaş akciğer wet lung Doğumdan önce akciğerlerdeki
Çocuk Göğüs Hastalıkları Terimleri
hızlı solunum, burun kanatlarının solunuma katılması,
yüksek irtifa akciğer ödemi high altitude pulmonary edema Belirli yükseklikte duraklama yapıp alıştır-
göğüste çekilmeler, morarma ve inleme, oksijen yeter-
ma yapmadan yüksek irtifaya hızla çıkılması sonrasında,
sizliği gibi bulgulara neden olan ve genellikle zamanında
aşırı fiziksel çabadan kaynaklanan hipoksiye bağlı akciğer
doğan bebeklerde görülen bir yenidoğan hastalığı.
ödemi.
yatay fissür horizontal fissure, fissura horizontalis,
pulmonis dextri Sağ akciğerde oblik fissürden öne doğru
tifada, azalmış oksijen basıncına uyum güçlüğü nedeniyle
uzanan, üst ve orta lopları birbirinden ayıran fissür.
ortaya çıkan, akciğer ödemi veya serebral ödem şeklinde
sıvının doğumdan sonra emilmesindeki gecikme, bebeğin
YÇBT high resolution computerized tomography
“Yüksek çözünürlüklü bilgisayarlı tomografi”nin kısaltması.
yelken göğüs flail chest Çoklu kaburga kırıklarında
yüksek irtifa hastalığı altitude sickness Yüksek ir-
görülebilen durum. dağ hastalığı
yükseklik anoksisi altitude anoxia Deniz seviyesinden oldukça yükseğe çıkıldığında gelişen anoksi durumu.
görülen göğsün nefes alırken içeri, nefes verirken dışarıya
yüzey gerilimi surface tension Bir yüzeyin bütünlü-
doğru hareket etmesi sonucu paradoksik hareket göster-
ğünü korumaya çalışan veya bir sıvının yüzey tabakasının
mesi.
kopma veya kırılmaya karşı sahip olduğu gerilim veya
yellow nail sendromu yellow nail syndrome Tır-
direnç.
naklarda sarı renk değişikliği, plevral sıvı, bronşektazi,
sinüzit ve lenfödemle belirgin nadir bir sendrom.
yoğun bakım ünitesi intensive care unit Yetişmiş
personelin özel aletler yardımıyla ağır hastaların bakımını
gerçekleştirdiği hastane ünitesi.
Young sendromu Young syndrome Kronik sinobronşiyal enfeksiyonlarla birlikte obstrüktif azoperminin
Z
zafirlukast zafirlukast Uzun süreli astım tedavisinde
kullanılan lökotrien reseptör antagonisti ilaç.
zeolit zeolite Bir grup hidrate alüminyum silikat mineralinden herhangi biri. eriyonit
zero zero Herhangi bir ölçüm aracının 0 ile simgelenen
oluşturduğu bir sendrom.
başlangıç noktası. sıfır
yumurta kabuğu kalsifikasyon egg-shell calcification Sıklıkla silikozda görülen, torakstaki lenf düğümü
tedavisinde ağızdan kapsül şeklinde kullanılan, timidin
etrafında ince bir tabaka şeklinde kalsiyum depolanması-
(thymidine) analoğu antiviral bir ilaç.
na bağlı görünüm.
zidovudin zidovudine AIDS taşıyıcıları ve hastaları
Ziehl-Neelsen boyası Ziehl-Neelsen stain Myco-
yuvarlak atelektazi round atelectasis, rounded atelectasis Plevral efüzyonun emiliminden sonra komşu pe-
bacterium tuberculosis’i boyamada kullanılan bir boya.
riferik dokuda ortaya çıkan ve fokal plevral nedbeleşmeyle
nılan lökotrien sentez inhibitörü ilaç.
belirgin sınırlı ve geri dönüşlü atelektazi şekli. katlanmış
zileuton zileuton Uzun süreli astım tedavisinde kullazirve akım hızı peak flow Zirve akımölçer kulla-
akciğer sendromu
nılarak kuvvetli bir ekspiryum yapılmasıyla ölçülebilen,
yüksek çözünürlüklü bilgisayarlı tomografi
high resolution computerized tomography Akciğer
ekspiryum akım hızı.
parankim arayüzlerinin daha iyi görünümünü sağlayan
şarıya üflenen havanın hızını ölçen, taşınabilir alet. tepe
yüksek uzaysal frekans rekonstrüksiyon algoritmasının
akım ölçer
kullanıldığı bilgisayarlı tomografi. YÇBT, HRCT
yüksek frekanslı ventilasyon high frequency ventilation Küçük soluk hacimlerinin yüksek solunum hızıyla verildiği mekanik ventilasyon şekli. HFV
zirve akım ölçer peak flow meter Akciğerlerden dı-
zona zona 1. Varisella zoster virüsünün neden olduğu
enfeksiyon. herpes zoster. 2. Özgün sınırları veya özellikleri olan anatomik alan. kuşak, zonal
zonal zonal 1. Kuşak şeklinde sarıcı tabaka ya da bölge
55
Sözlük Dergisi
ile ilgili. 2. Yapı ya da görünüş bakımından komşu kısımlardan farklı bölge ile ilgili.
zonestezi zonesthesia Vücudun herhangi bir kısmında kuşakla sıkılıyormuş gibi hissetme.
zonifugal zonifugal Belirli bir bölgeden dışarı çıkan,
bölgenin dışına geçen.
rındaki direnci saptamak için kullanılan bir yöntem.
zorlu vital kapasite forced vital capacity Hastanın
maksimum hız ve eforla nefes verdiği sırada ölçülen vital
kapasite.
zorunlu aerop obligate aerobe Yalnızca moleküler
oksijenin varlığında üreyebilen mikroorganizma.
zorlu ekspiratuvar akım forced expiratory flow
zorunlu anaerop obligate anaerobe Yalnızca mole-
Zorlu vital kapasite ölçümlerinde kaydedilen, genellikle
küler oksijenin mutlak yokluğunda üreyebilen mikroor-
ekspirasyon eğrisinin belirli bir bölümündeki ortalama
ganizma.
akım olarak hesaplanan akım hızı.
zorlu ekspiratuvar hacim forced expiratory volum
Zorlu vital kapasitenin belli zaman içinde nefesle verilen
kısmı.
zoster zoster Varisella zoster virüsünün sebep olduğu
enfeksiyon. zona
zosterifom zosteriform Herpes Zoster’e benzeyen.
zosteroid zosteroid zosteriform
zorlu osilometri forced oscillometry Solunum yolla-
KAYNAKLAR
1.
2.
3.
4.
5.
6.
56
Kliegman RM, Stanton BF, Schor NF, St.Geme III JW, Behrman RE (eds). Nelson Textbook of Pediatrics, 19th ed. WB
Saunders Co. 2011.
Wilmott RW, Boat TF, Bush A, Chernick V, Deterding RR, Ratjen F. Kendig and Chernick’s Disorders of the Respiratory Tract
in Children. 8th ed. 2012.
Sapan N.Çocuk Alerji Terimleri Sözlüğü. Sözlük Dergisi 2013 cilt:4, sayı:1.
Gökırmak M. Göğüs Hastalıkları Terimleri Sözlüğü. Sözlük Dergisi 2008 cilt:1, sayı:2.
TDK Güncel Türkçe Sözlük. www.tdk.gov.tr.
Anderson DM. Dorland’s Illustrated Medical Dictionary. 31st edition. Philadelphia: W. B. Saunders Company, 2007.
Çocuk Göğüs Hastalıkları Terimleri
İngilizce - Türkçe Dizin
ABPA
Abrams Ballestero needle
Acapella
acaricide
acid resistance
acid-fast
acinus
acquired immune deficiency
syndrome
acrocyanosis
activity-induced asthma
acute asthma attack
acute bronchiolitis
acute bronchitis
acute chest syndrome
acute laryngotracheobronchitis
acute respiratory distress
syndrome
acyanotic
adenosine deaminase
adenovirus pneumonia
adrenaline
adult respiratory distress
syndrome
adult tuberculosis
adventitious sounds
adverse drug reaction
aeroallergen
aerosol
aerosol therapy
air bronchogram
air embolism
air hunger
air-crescent sign, cresent sign
airway
airway conductance
airway hyperresponsiveness
airway remodeling
airway resistance
albuterol
allergen
allergic bronchopulmonary
aspergillosis
allergic conjunctivitis
allergic march
allergic rhinitis
allergic rhinoconjunctivitis
allergic salute
allergy
alpha-1 antitrypsin
ABPA
Abrams Ballestero iğnesi
Acapella
akarisit
aside dirençli
asidorezistan
asinüs
edinilmiş immün yetmezlik
sendromu
akrosiyanoz
aktiviteyle uyarılan astım
akut astım atağı
akut bronşiyolit
akut bronşit
akut göğüs sendromu
akut laringotrakeobronşit
akut solunum sıkıntısı
sendromu
asiyanotik
adenozin deaminaz
adenovirüs pnömonisi
adrenalin
erişkin solunum sıkıntısı
sendromu
erişkin tüberkülozu
ek sesler
ters ilaç reaksiyonu
aeroalerjen
aerosol
aerosol tedavisi
hava bronkogramı
hava embolizmi
hava açlığı
hilal belirtisi
hava yolu
hava yolu iletkenliği
hava yolu aşırı cevaplılığı
hava yolunun yeniden
yapılanması
hava yolu direnci
albuterol
alerjen
alerjik bronkopulmoner
aspergilloz
alerjik konjonktivit
alerjik yürüyüş
alerjik rinit
alerjik rinokonjonktivit
alerjik selam
alerji
alfa-1 antitripsin
alpha-1 proteinase inhibitor
altitude anoxia
altitude sickness
alveolar dead space
alveolar macrophage
alveolar ventilation
alveolitis
alveolocapillary membrane
alveolus
alveolus
aminophylline
amphoric breath sound
anaphylaxis
anatomic dead space
anoxemia
anoxia
anthracosis
antiasthmatic
antimycobacterial
antituberculotic
antitussive
apex
apical
apnea
apneustic center
ARDS
artificial pneumothorax
artificial respiration
asbest body
asbestosis
Askin’s tumor
aspergilloma
aspergillosis
asphyxia
aspiration
aspiration pneumonia
aspirator
asthma
atelectasis
atomizer
atopy
atypical mycobacteria
auscultation
autoimmune disease
Avian influenza
azygos lobe fissure
Bacille Camette-Guerin
bacterial croup
bacterial pneumonia
bacterial tracheitis
barrel chest
alfa-1 proteinaz inhibitörü
yükseklik anoksisi
yüksek irtifa hastalığı
alveoler ölü boşluk
alveoler makrofaj
alveol ventilasyonu
alveolit
alveolokapiller zar
akciğer hava keseciği
alveol
aminofilin
amforik solunum sesi
anafilaksi
anatomik ölü boşluk
anoksemi
anoksi
antrakozis
antiastmatik
antimikobakteriyel
antitüberkülotik
antitusif
apeks
apikal
apne
apnöstik merkez
ARDS
yapay pnömotoraks
yapay solunum
astbest cisimciği
asbestoz
Askin tümörü
asperjilom
asperjiloz
asfiksi
aspirasyon
aspirasyon pnömonisi
aspiratör
astım
atelektazi
atomizer
atopi
atipik mikobakteri
oskültasyon
otoimmün hastalık
kuş gribi
azigoz lop fissürü
Basil Calmette-Guerin
bakteriyel krup
bakteriyel pnömoni
bakteriyel trakeit
fıçı göğüs
57
Sözlük Dergisi
BCG vaccine
beta adrenergic agonist
biopsy
Biot respiration
BIPAP
bird breeder’s lung, bird fancier’s
lung
bleb
blood gas analysis
Bochdalek hernia
body plethysmograph
booster phenomenon
Bornholm disease
bradycardia
bradypnea
breast, chest
breath
breath sounds, respiratory sounds
breathing exercises
bronchial asthma
bronchial breath sounds
bronchial carcinoid tumor
bronchial hyperreactivity
bronchial provocation test
bronchial tumor
bronchiectasis
bronchiole
bronchiolitis
bronchiolitis obliterans
bronchiolitis obliterans with
organizing pneumonia
bronchitis
bronchoalveolar lavage
bronchoconstriction
bronchoconstrictor
bronchodilatation
bronchodilator
bronchogenic carcinoma
bronchogenic cyst
bronchography
broncholithiasis
bronchomalacia
bronchopleural fistula
bronchopnemonia
bronchopulmonary dysplasia
bronchoscope
bronchoscopy
bronchospasm
bronchovesicular breath sounds
bronchus
brush biopsy
C1 esterase inhibitor deficiency
cachectin
cannula
58
BCG aşısı
beta adrenerjik agonist
biyopsi
Biot solunumu
BİPAP
kuş besleyici akciğeri
bleb
kan gazı analizi
Bochdalek fıtığı
vücut pletismografisi
anımsatma etkisi
Bornholm hastalığı
bradikardi
bradipne
göğüs
soluk
solunum sesleri
solunum egzersizleri
bronşiyal astım
bronşiyal solunum sesleri
bronşiyal karsinoid tümör
bronşiyal hiperaktivite
bronş provokasyon testi
bronşiyal tümör
bronşektazi
bronşiyol
bronşiyolit
bronşiyolitis obliterans
bronşiyolit obliteranslı
organize pnömoni
bronşit
bronkoalveolar lavaj
bronkokonstriksiyon
bronkokonstriktör
bronkodilatasyon
bronkodilatör
bronkojenik karsinom
bronkojenik kist
bronkografi
bronkolitiyaz
bronkomalazi
bronkoplevral fistül
bronkopnömoni
bronkopulmoner displazi
bronkoskop
bronkoskopi
bronkospazm
bronkoveziküler solunum
sesleri
bronş
fırça biyopsisi
C1 esteraz inhibitör eksikliği
kaşektin
kanül
capnography
carbondioxide
carbonmonoxide
carboxyhemoglobin
cardiopulmonary
cardiothoracic ratio
carina tracheae
caseification
cavern
cavitary
cavitation
cavity
CCR5 antagonists
celiac disease
cellophane rale
central alveolar hypoventilation
syndrome
central apnea
central sleep apnea
centriacinar emphysema
cervical lymphadenopathy
cervicothoracic
CH50 assay
challenge test
Charcot-Leyden crystals
Chédiak-Higashi syndrome
cheese washer’s lung, cheese
handler’s lung
chemical pneumonia
chest tube
chest wall
Cheyne-Stokes respiration
Chlamydia pneumoniae
pneumonia
Chlamydia trachomatis
pneumonia
choana
choanal atresia
chronic obstructive lung disease
chronic respiratory failure
Churg-Strauss syndrome
chyliform effusion
chylothorax
chylous
chylous pleurisy
cicatrization atelectasis
cilia
ciliary dysfunction
Clara cell
CO-oxymeter
Coccidioides pneumonia
coin leison
cold abscess
cold agglutinin
kapnografi
karbondioksit
karbonmonoksit
karboksihemoglobin
kardiyopulmoner
kardiyotorasik indeks
trakeal karina
kazeifikasyon
kavern
kaviter
kavitasyon
kavite
CCR5 antagonistleri
çölyak hastalığı
selofan ral
santral alveoler
hipoventilasyon sendromu
santral apne
merkezi uyku apnesi
sentrasiner amfizem
servikal lenfadenopati
servikotorasik
CH50 testi
provokasyon testi
Charcot-Leyden kristalleri
Chédiak-Higashi sendromu
peynir yıkayıcı akciğeri
kimyasal pnömoni
göğüs tüpü
göğüs duvarı
Cheyne-Stokes solunumu
Chlamydia pneumoniae
pnömonisi
Chlamydia trachomatis
pnömonisi
koana
koanal atrezi
kronik obstrüktif akciğer
hastalığı
kronik solunum yetmezliği
Churg-Strauss sendromu
şiliform efüzyon
şilotoraks
şilöz
şilöz plörezi
sikatrizasyon atelektazisi
siliya
siliyer disfonksiyon
Clara hücresi
CO-oksimetre
Coccidioides pnömonisi
para lezyonu
soğuk apse
soğuk aglutinin
Çocuk Göğüs Hastalıkları Terimleri
cold urticaria
collapse
colonization
compensatory emphysema
complementary feeding
compliance
congenital central
hypoventilation syndrome
congenital diaphragm hernia
congenital lobar emphysema
congenital pulmonary airway
malformation
conjugate pneumococcal vaccine
consolidation
continuous positive airway
pressure
continuous positive airway
pressure, CPAP
Cope needle
cor pulmonale
costochondral
costodiaphragmatic sinus
costophrenic
cough
cough center
cough variant asthma
Coxsachie virus
crepitant rale
crepitation
croup
Cryptococcus pneumonia
cuirass ventilator
Curschmann’s spirals
cyanosis
cycloserine
cylindrical bronchiectasis
cyst hydatid
cystic adenomatoid
malformation
cystic fibrosis
cytokine
cytomegalovirus
cytomegalovirus pneumonia
D-dimer
D-dimer test
decompensation
Dectin-1
deep inspiration
deep venous thrombosis
delayed-type hypersensitivity
dendritic cells
deoxyhemoglobin
dermatomiyositis
Dermatophagoides
Dermatophagoides farinae
soğuk ürtikeri
kollaps
kolonizasyon
kompansatris amfizem
tamamlayıcı beslenme
kompliyans
konjenital santral
hipoventilasyon sendromu
doğuştan diyafram fıtığı
doğuştan lobar amfizem
doğuştan pulmoner hava yolu
malformasyonu
konjuge pnömokok aşısı
konsolidasyon
devamlı pozitif hava yolu
basıncı
sürekli pozitif hava yolu
basıncı
Cope iğnesi
kor pulmonale
kostokondral
kostodiyaframatik sinüs
kostofrenik
öksürük
öksürük merkezi
öksürük varyant astım
Coxsachie virüs
krepitan ral
krepitasyon
krup
Cryptococcus pnömonisi
cuirass ventilatör
Curschmann spiralleri
siyanoz
sikloserin
silindirik bronşektazi
kist hidatik
kistik adenomatoid
malformasyon
kistik fibrozis
sitokin
sitomegalo virüs
sitomegalovirüs pnömonisi
D-dimer
D-dimer testi
dekompansasyon
Dectin-1
derin inspirasyon
derin ven trombozu
gecikmiş tipte aşırı duyarlılık
dendritik hücreler
deoksihemoglobin
dermatomiyozit
Dermatophagoides
Dermatophagoides farinae
Dermatophagoides pteronyssinus
desaturation
desensitization
desquamative interstitial
pneumonia
diaphragm
diaphragm pacing
diaphragmatic eventration
diaphragmatic hernia
diaphragmatic pleura
diaphragmatic respiration
diffuse
diffuse alveolar damage
diffuse alveolar hemorrhage
diffuse interstitial lung disease
diffusion
diffusion capacity
DiGeorge sequences
dispensary
disseminated tuberculosis
DLCO
dormant
dornase alfa
droplet
droplet infection
dry cough
dry pleurisy
dry powder inhaler
Duchenne muscular dystrophy
dullness
duplication cysts
dynamic compliance
Dynein arm
dynein arm defect
dyspnea
dyspnea index
E-selectin
early transient wheeze
early-phase allergic response
early-phase-asthmatic response
ectasis
ectatic
ectopic contact dermatitis
eczema
edema
effusion
egg-shell calcification
egophony
Eisenmenger’s syndrome
elastance
elastic recoil
embolectomy
Dermatophagoides
pteronyssinus
desatürasyon
duyarsızlaştırma
deskuamatif intersitisyel
pnömoni
diyafram
diyafram pili
diyafram evantrasyonu
diyafram fıtığı
diyafram plevrası
diyafram solunumu
difüz
difüz alveolar hasar
difüz alveolar hemoraji
difüz interstisyel akciğer
hastalığı
difüzyon
difüzyon kapasitesi
DiGeorge sekansı
dispanser
disemine tüberküloz
DLCO
dorman
dornaz alfa
damlacık
damlacık enfeksiyonu
kuru öksürük
kuru plörezi
kuru toz inhaler
Duchenne musküler distrofisi
matite
duplikasyon kisti
dinamik kompliyans
Dinein kolu
Dinein kolu kusuru
dispne
dispne indeksi
E-selektin
erken geçici hışıltı
erken faz alerjik cevap
erken faz astmatik yanıt
ektazi
ektazik
ektopik kontakt dermatit
egzama
ödem
efüzyon
yumurta kabuğu
kalsifikasyon
egofoni
Eisenmenger sendromu
elastans
elastik geri çekilme
embolektomi
59
Sözlük Dergisi
embolism
embolization
embolus
emphysema
emphysematous bullae
empyema
empyema necessitatis
encysted pleurisy
end-tidal carbondioxide
endobronchitis
endoscopic biopsy
endothelin-1
endotracheal
endotracheal tube
enflamation
enflammation
enflammatory disease
enfluenza
enfluenza virus vaccine
enfluenzal pneumonia
Enterobacter pneumonia
enzyme-linked immunosorbent
assay
eosinophil
eosinophil cationic protein
eosinophil peroxidase
eosinophil-derived neurotoxin
eosinophilic
eosinophilic granuloma
eotaxin
eozinophilic lung diseases
ephedrine
epidemic myalgia
epidemic pleurodynia
epidermoid
epidermoid carcinoma
epigenetics
epiglottitis
EpiPen
episodic viral wheeze
epitope
epituberculosis
erionite
erytema nodosum
erythema
Escherichia coli pneumonia
esophagus
ethambutol hydrochloride
ethionamide
exercise
exercise-induced anaphylaxis
exercise-induced asthma
exertional dyspnea
exhaled breath
exhaled nitric oxide
60
embolizm
embolizasyon
emboli
amfizem
amfizem bülü
ampiyem
empyema necessitatis
ankiste plörezi
end-tidal karbondioksit
endobronşit
endoskopik biyopsi
endotelin 1
endotrakeal
endotrakeal tüp
enflamasyon
enflamasyon
enflamatuvar hastalık
influenza
influenza virüsü aşısı
influenza pnömonisi
Enterobacter pnömonisi
enzim bağlantılı immün test
eozinofil
eozinofil katyonik protein
eozinofil peroksidaz
eozinofil kaynaklı nörotoksin
eozinofilik
eozinofilik granülom
eotaksin
eozinofilik akciğer hastalığı
efedrin
epidemik miyalji
epidemik plörodini
epidermoit
epidermoit karsinom
epigenetik
epiglotit
EpiPen
epizodik viral hışıltı
epitop
epitüberküloz
eriyonit
eritema nodozum
eritem
Escherichia coli pnömonisi
özofagus
etambutol hidroklorür
etiyonamit
egzersiz
egzersiz anafilaksisi
egzersiz astımı
egzersiz dispnesi
ekshale hava
ekshale nitrik oksit
expansion
expectorant
expectoration
expiration, exhalation
expiratory
expiratory dyspnea
expiratory exchange rate
expiratory reserve volume
extrabronchial
extracorporal membrane
oxygenation
extrapleural
extrapulmonary
extrathoracic
extratracheal
extrinsic
extrinsic allergic alveolitis
extrinsic asthma
extubation
exudate
exudation
exudative
exudative pleurisy
facultative anaerobe
familial dysautonomy
farmer’s lung
fat embolism
ferruginous body
fiberoptic
fibrinolytic therapy
fibroblast
fibroblast growth factor
fibronectin
fine needle aspiration biopsy
flail chest
fluoroscope
fluoroscopy
fluticasone propionate
flutter valve
focus
forced expiratory flow
forced expiratory volum
forced oscillometry
forced vital capacity
forceps
foreign body aspiration
formoterol
Fowler’s metod
free radical
fremitus
friction rub
friction sound, friction rub
functional residual capacity
fungal infection
ekspansiyon
ekspektoran
ekspektorasyon
ekspirasyon
ekspiratuvar
ekspiratuvar dispne
ekspiratuvar değişim oranı
ekspiratuvar yedek hacim
ekstrabronşiyal
ekstrakorporal membrane
oksijenizasyonu
ekstraplevral
ekstrapulmoner
ekstratorasik
ekstratrakel
ekstrensek
ekstrensek alerjik alveolit
ekstrensek astım
ekstübasyon
eksüda
eksüdasyon
eksüdatif
eksüdatif plörezi
fakültatif anaerop
ailevi disotonomi
çiftçi akciğeri
yağ embolizmi
ferrüginöz cisimcik
fiberoptik
fibrinolitik tedavi
fibroblast
fibroblast büyüme faktörü
fibronektin
ince iğne aspirasyon biyopsisi
yelken göğüs
floroskop
floroskopi
flutikazon propiyonat
Flutter valvi
odak
zorlu ekspiratuvar akım
zorlu ekspiratuvar hacim
zorlu osilometri
zorlu vital kapasite
forseps
yabancı cisim aspirasyonu
formoterol
Fowler metodu
serbest radikal
fremitus
frotman
sürtünme sesi
fonksiyonel rezidüeal
kapasite
mantar enfeksiyonu
Çocuk Göğüs Hastalıkları Terimleri
fungal pneumonia
fungus ball
funnel breast
galaktomannan
gallium-67
ganciclovir
ganglioneuroblastoma
ganglioneuroma
gas exchange
gas washout technique
gastroenteric cyst
gastroesophageal reflux
gastroesophageal reflux disease
gastrointestinal (gut) -associated
lymphoid tissue
Gaucher cell
Gaucher disease
gene therapy
gene-environment interactions
genetic counseling
genetic testing
genetic transmission
genome
genotype
germ cell tumor
giant cell pneumonia
gibbosity
Gibson-Cooke sweat test
Giemsa stain
Gitelman syndrome
globus hystericus
glucocorticoid response element
glucocorticoid therapy
glutathione S-transferase
glutathione S-transferase genes
glutation
gluten-sensitive enteropathy
goblet cell
Goodpasture’s syndrome
graft versus host disease
Graham’s law of diffusion
Gram’s stain
granulamatous polyangitis
granulocyte colony-stimulating
factor
granuloma
granulomatosis
gravimetric aeroallergen sampler
gray hepatization
Guillain-Barré syndrome
H1N1 virus infection
Haemophilus influenzae
pneumonia
Haldane effect
fungal pnömoni
mantar topu
huni göğüs
galaktomannan
galyum-67
gansiklovir
ganglionöroblastom
ganglionörom
gaz değişimi
gaz arındırma yöntemi
gastroenterik kist
gastroözofageal reflü
gastroözofageal reflü hastalığı
sindirim sistemi ilişkili
lenfoid doku
Gaucher hücresi
Gaucher hastalığı
gen tedavisi
gen-çevre etkileşimi
genetik danışma
genetik test
genetik geçiş
genom
genotip
germ hücreli tümör
dev hücreli pnömoni
gibozite
Gibson-Cooke ter testi
Giemsa boyaması
Gitelman sendromu
globus histerikus
glukokortikoit yanıt elementi
glukokortikoit tedavisi
glutatyon S-transferaz
glutatyon S-transferaz genleri
glutatyon
gluten enteropatisi
goblet hücre
Goodpasture sendromu
graft versus host hastalığı
Graham yasası
Gram boyası
granülamatöz polianjitis
granülosit-koloni stimülan
faktör
granülom
granülomatöz
gravimetrik aeroalerjen
örnekleyicisi
gri hepatizasyon
Guillain-Barré sendromu
H1N1 enfeksiyonu
Haemophilus influenzae
pnömonisi
Haldane etkisi
halolite
hamartoma
Hamburger shift, chloride shift
Hamman sign
Hamman-Rich syndrome
Hantavirus pulmonary
syndrome
hay fever
Heerfordt syndrome
Heiner syndrome
heliox
hemidiaphragm
hemithorax
hemomediastinum
hemophtysis
hemopneumothorax
hemoptysis
hemorrhagic effusion
hemorrhagic pleurisy
hemosiderin-laden macrophage
hemosiderosis
hemothorax
Henderson-Hasselbalch equation
hepatization
hepatopulmonary syndrome
Hering-Breuer reflex
Herpes simplex virus pneumonia
heterogeneous
heterotaxia
high altitude pulmonary edema
high frequency oscillatory
ventilation
high frequency ventilation
high resolution computerized
tomography
hilar
hilus
histamine
histiocytosis
histiocytosis X
histoplasmoma
histoplasmosis
histotoxic hypoxia
honeycomb lung
Hoover’s sign
Horder’s spots
horizontal fissure, fissura
horizontalis, pulmonis dextri
Horner’s syndrome
house dust
house dust mite
human immunodeficiency virus,
HIV
halolite
hamartom
Hamburger fenomeni
Hamman bulgusu
Hamman-Rich sendromu
Hanta virüsü pulmoner
sendrom
saman nezlesi
Heerfordt sendromu
Heiner sendromu
helioks
hemidiyafram
hemitoraks
hemomediyasten
kanlı balgam
hemopnömotoraks
hemoptizi
hemorajik efüzyon
hemorajik plörezi
hemosiderin yüklü makrofaj
hemosiderozis
hemotoraks
Henderson-Hasselbalch
denklemi
hepatizasyon
hepatopulmoner sendrom
Hering-Breuer refleksi
Herpes simpleks virüs
pnömonisi
heterojen
heterotaksi
yüksek irtifa akciğer ödemi
HFO
yüksek frekanslı ventilasyon
yüksek çözünürlüklü
bilgisayarlı tomografi
hiler
hilus
histamin
histiyositoz
histiyositoz X
histoplazmom
histoplazmoz
histotoksik hipoksi
bal peteği akciğer
Hoover bulgusu
Horder lekeleri
yatay fissür
Horner sendromu
ev tozu
ev tozu akarı
insan bağışıklık yetmezliği
virüsü
61
Sözlük Dergisi
humidification therapy
humidifier’s lung
hyaline membrane disease
hydatid cyst
hydatid resonance
hydrocarbon aspiration
hydrogen peroxide
hydropneumothorax
hydrothorax
hyperbaric oxygen
hypercapnia
hypercarbia
hyperenflation
hypereosinophilic syndrome
hyperlucent lung
hyperlucent lung syndrome
hyperosmolar agents
hyperoxia
hyperpnea
hyperreactive
hyperresonance
hypersensitivity
hypersensitivity pneumonia
hypertrophic osteoarthropathy
hyperventilation
hyperventilation syndrome
hypocapnia
hypocarbia
hypoplastic lung
hypopnea
hypoventilation
hypoxemia
hypoxia
idiopathic
idiopathic hypereosinophilic
syndrome
idiopathic pulmonary arterial
hypertension
idiopathic pulmonary
hemosiderosis
iloprost
immotile silia syndrome
immune deficiency
immunoglobulin
immunoreactive tripsinogen
indoor air pollution
indoor allergen
induced sputum
induration
infection
infectious disease
infective silicosis
infiltration
inflammation
inflammation
62
nemlendirme tedavisi
nemlendirici akciğeri
hiyalin membran hastalığı
hidatik kist
hidatik rezonans
hidrokarbon aspirasyonu
hidrojen peroksit
hidropnömotoraks
hidrotoraks
hiperbarik oksijen
hiperkapni
hiperkarbi
hiperenflasyon
hipereozinofilik sendrom
hiperlusen akciğer
hiperlusen akciğer sendromu
hiperosmolar ajan
hiperoksi
hiperpne
hiperreaktif
hipersonorite
hipersensitivite
hipersensitivite pnömonisi
hipertrofik osteoartropati
hiperventilasyon
hiperventilasyon sendromu
hipokapni
hipokarbi
hipoplazik akciğer
hipopne
hipoventilasyon
hipoksemi
hipoksi
idyopatik
idyopatik hipereozinofilik
sendrom
idyopatik pulmoner arteriyel
hipertansiyon
idyopatik pulmoner
hemosiderozis
iloprost
immotil siliya sendromu
immün yetmezlik
immünglobulin
immünoreaktif tripsinojen
ev içi hava kirliliği
ev içi alerjen
indüklenmiş balgam
endürasyon
enfeksiyon
enfeksiyöz hastalık
enfektif silikoz
infiltrasyon
enflamasyon
yangı
inflammatory
İnfluenza virus
inhalation
inhalation therapy
inhale
inhaler
innate immunity
inner city asthma
inspiration
inspiratory
inspiratory capacity
inspiratory reserve volume
intensive care unit
intercostal
interferon
interferon gamma relasing
assays
interstitial
interstitial lung disease
interstitium
intrabronchial
intrapleural
intrapulmonary
intrathoracic
intratracheal
invasive mechanic ventilation
inverse ratio ventilation
ipratropium bromide
iron lung
isoniazid
isovolume pressure-flow curve
J receptors
Jarcho-Levin syndrome
Jet nebulizer
Jeune syndrome
Job’s syndrome
Juvenile dermatomyositis
juvenile idiopathic arthritis
juvenile scoliosis
Kartagener syndrome
Kerley lines
Klebsiella pneumonia
Kussmaul respiration
Kveim test
kyphos
kyphoscoliosis
Langerhans cell histiocytosis
large volume jet nebulizer
laryngeal
laryngeal atresia
laryngeal cleft
laryngitis
laryngomalacia
yangılı
influenza virüsü
inhalasyon
inhalasyon tedavisi
solumak
inhaler
doğal bağışıklık
şehir astımı
inspirasyon
inspiratuar
inspiratuar kapasite
inspiratuar yedek hacim
yoğun bakım ünitesi
interkostal
interferon
interferon gama salınım
testleri
interstisyel
interstisiyel akciğer hastalığı
interstisyum
intrabronşiyal
intraplevral
intrapulmoner
intratorasik
intratrakeal
girişimsel pozitif basınçlı
ventilasyon
ters oranlı ventilasyon
ipratropiyum bromür
demir akciğer
izoniazid
eş hacimli basınç-akım eğrisi
J reseptörleri
Jarcho-Levin Sendromu
jet nebülizatör
Jeune sendromu
Job sendromu
juvenil dermatomiyozit
juvenil idiyopatik artrit
juvenil skolyoz
Kartagener sendromu
Kerley çizgileri
Klebsiella pnömonisi
Kussmaul solunumu
Kveim testi
kifoz
kifoskolyoz
Langerhans hücreli
histiyositoz
geniş hacimli jet nebülizer
laringeal
laringeal atrezi
laringeal yarık
larenjit
laringomalazi
Çocuk Göğüs Hastalıkları Terimleri
laryngotracheobronchitis
late-phase asthmatic response
latent
latent tuberculosis infection
laringotrakeobronşit
geç faz astmatik yanıt
latent
latent tüberküloz
enfeksiyonu
lateral
lateral
lateral decubitis
lateral dekübit(is)
left lower lobe
sol alt lop
left pulmonary artery
sol pulmoner arter
left upper lobe
sol üst lop
Legionella pneumonia
Legionella pnömonisi
legionnaires’ disease
lejyoner hastalığı
lethal
letal
ligament
ligaman
ligation
ligasyon
linear
lineer
lingula
lingula
lingula of left lung
sol akciğerin lingulası
lingulectomy
lingulektomi
lipid pneumonia
lipit pnömonisi
lobar
lober
lobar atelectasis
lober atelektazi
lobar bronchi
lober bronşlar
lobar pneumonia
lober pnömoni
lobe
lop
lobectomy
lobektomi
lobular
lobüler
lobulated
lobüle
lobule
lobül
local
lokal
localization
lokalizasyon
localized
lokalize etmek
locular
loküler
loculate
loküle
loculated empyema
loküle ampiyem
loculus
lokül
logy
loj
Löffler’s syndrome
Löffler sendromu
lung
akciğer
lung abscess
akciğer apsesi
lung function test
akciğer fonksiyon testi
lung function test
solunum fonksiyon testi
lymphangiomyomatosis
lenfanjiyomiyomatoz
lymphomatoid granulomatosis
lenfomatoid granülomatoz
Mac Leod syndrome
Mac Leod sendromu
macrolide
makrolid
macrophage
makrofaj
magnesium sulphate
magnezyum sülfat
magnetic resonance
manyetik rezonans
angiography
anjiyografi
magnetic resonance
manyetik rezonans
imaging
görüntüleme
major basic protein
major temel protein
major histocompatibility complex major histokompatibilite
kompleksi
Mantoux test
Masson body
mast cell
mast cell stabilizer
maximal oxygen consumption
maximum expiratory flow
maximum expiratory flowvolume curve
maximum expiratory pressure
maximum inspiratory flowvolume curve
maximum inspiratory pressure
maximum midexpiratory flow
maximum voluntary
ventilation
measles pneumonia
mechanical insufflationsexsufflation
mechanical ventilation
meconium
meconium aspiration syndrome
meconium ileus
mediastinitis
mediastinoscope
mediastinoscopy
mediastinotomy
mediastinum
mediator
Mendelson syndrome
meningococcal pneumonia
metabolic acidosis
metabolic alkalosis
metacholine provocation test
metapneumovirus
metered dose inhaler
methacholine
methylxanthine
microlithiasis
micronodule
microvillus
middle lobe syndrome
miliary tuberculosis
military pattern
milk allergy
miller’s lung
minute ventilation
minute volume
mite
mite allergy
monoclonal antibody
montelukast
Morgagni hernia
Mantoux testi
Masson cisimciği
mast hücresi
mast hücre stabilizatörü
maksimum oksijen tüketimi
maksimum ekspiratuvar akım
maksimum ekspiratuvar
akım-hacim eğrisi
maksimum ekspiratuvar
basınç
maksimum inspiratuvar
akım-hacim eğrisi
maksimum inspiratuvar basınç
maksimum orta ekspirasyon
akımı
maksimum istemli
ventilasyon
kızamık pnömonisi
mekanik insuflasyoneksufflasyon
mekanik ventilasyon
mekonyum
mekonyum aspirasyonu
sendromu
mekonyum ileusu
mediyastinit
mediyastinoskop
mediyastinoskopi
mediyastinotomi
mediyasten
mediyatör
Mendelson sendromu
meningokoksik pnömoni
metabolik asidoz
metabolik alkaloz
metakolin provokasyon testi
metapnömovirüs
ölçülü doz inhaler
metakolin
metilksantin
mikrolitiazis
mikronodül
mikrovillüs
orta lop sendromu
miliyer tüberküloz
miliyer patern
süt alerjisi
değirmenci akciğeri
dakika ventilasyonu
dakika hacmi
akar
mite alerjisi
monoklonal antikor
montelukast
Morgagni fıtığı
63
Sözlük Dergisi
mosaic perfusion
mosquito bites
Mounier-Kuhn syndrome
mountain sickness
mucoactive agents
mucociliary clearance
mucokinetics
mucolytics
mucopurulent
Mucor
mucoregulators
mucormycosis
mucous membrane
mucous plug
mucoviscidosis
mucus
multifocal
multilobar
multilobular
multinodular
multioculated cyst
mycobacterium
Mycobacterium tuberculosis
Mycoplasma pneumonia
Mycoplasma pneumonia
narise
nasal canula
nasal cavity
nasal mucosa
nasal obstruction
nasal polyp
nasal potential difference
nasal septum
nasofrontal
nasolabial
nasolacrimal
nasopharyngeal
nasopharynx
nasoseptal
nasosinusitis
nebulization
nebulizer
necrosis
necrotic
necrotizing pneumoniae
negative pressure ventilation
negative pressure ventilator
neutrophil
neutrophilia
Nijmegen breakage syndrome
nitric oxide
nitrogen washout test
nocardiosis
nocardiosis pneumonia
nodule
64
mozaik perfüzyon
sivrisinek ısırığı
Mounier-Kuhn sendromu
dağ hastalığı
mukoaktif ilaçlar
mukosilyer temizleme
mukokinetikler
mukolitikler
mukopürülan
Mukor
mukoregülatörler
mukormikoz
mukoza
mukus tıkacı
mukovisidoz
mukus
multifokal
multilober
multilobüler
multinodüler
multiloküle kist
mikobakteri
Mycobacterium tuberculosis
Mikoplazma pnömonisi
Mycoplasma pnömonisi
naris
nazal kanül
nazal kavite
nazal mukoza
nazal obstrüksiyon
nazal polip
nazal potansiyel farkı
nazal septum
nazofrontal
nazolabial
nazolakrimal
nazofarengeal
nazofarenks
nazoseptal
nazosinüzit
nebülizasyon
nebulizer
nekrozis
nekrotik
nekrotizan pnömoni
negatif basınçlı ventilasyon
negatif basınçlı ventilatör
nötrofil
nötrofili
Nijmegen breakage sendromu
nitrik oksit
nitrojen yıkama testi
nokardiyoz
nokardia pnömonisi
nodül
nonallergic rhinitis with
eosinophilia syndrome
noninvasive mechanic
ventilation
noninvasive ventilation
nonsteroidal antiinflammatory
drug
nontuberculous mycobacteria
normocapnia
nosocomial
nut allergies
obesity
obesity-hypoventilation syndrome
obligate aerobe
obligate anaerobe
obliteration
obliterative bronchiolitis
obstruction
obstructive atelectasis
obstructive lung disease
obstructive pneumoniae
obstructive sleep apnea
syndrome
octreotide
opacity
operable
organic dust toxic syndrome
organizing pneumoniae
orthodeoxia
orthopnea
outdoor allergen
oxidative stress
oxygen
oxygen diffusion coefficient
oxygen dissociation curve
oxygen radicals
oxygen saturation
oxygen tension
oxygen therapy
oxygen transport
oxygenated
oxygenation
oxymeter
oxymetry
p pulmonale
pachypleuritis
palivizumab
palliative treatment
palpation
panacinar
panacinar emphysema
panbronchiolitis
Pancoast syndrome
Pancoast tumor
eozinofili sendromlu
nonalerjik rinit
girişimsel olmayan pozitif
basınçlı ventilasyon
noninvaziv ventilasyon
steroid-dışı yangı önleyici
ilaç
tüberküloz-dışı mikobakteri
normokapni
nozokomiyal
sert kabuklu yemiş alerjisi
obezite
obezite-hipoventilasyon
sendromu
zorunlu aerop
zorunlu anaerop
obliterasyon
obliteratif bronşiyolit
obstrüksiyon
obstrüktif atelektazi
obstrüktif akciğer hastalığı
obstrüktif pnömoni
obstrüktif uyku apne
sendromu
octreotide
opasite
operabl
organik toz toksik sendromu
organize pnömoni
ortodeoksi
ortopne
ev dışı alerjen
oksidatif stres
oksijen
oksijen difüzyon katsayısı
oksijen ayrılma eğrisi
oksijen radikalleri
oksijen satürasyonu
oksijen basıncı
oksijen tedavisi
oksijen taşınması
oksijenlenmiş
oksijenasyon
oksimetre
oksimetri
p pulmonale
pakiplörit
palivizumab
palyatif tedavi
palpasyon
panasiner
panasiner amfizem
panbronşiyolit
Pancoast sendromu
Pancoast tümörü
Çocuk Göğüs Hastalıkları Terimleri
panlobular emphysema
panting
para-aminosalicylic acid
paracardiac
paradoxical respiration
paraenfluenzae virus
pneumonia
parapneumonic effusion
paraseptal emphysema
parasternal
parasympatholytic
parenchyma
parietal
parietal pleura
paroxysmal nocturnal dyspnea
paroxysmal pulmonary edema
particle
passive atelectasis
patent ductus arteriosus
PCO2
peak expiratory flow
peak flow
peak flow meter
peak inspiratory flow
pectoralgia
pectoralis
pectorophony
pectus
pectus carinatum
pectus excavatum
penicillin allergy
percussion
percussion sound
perennial allergic conjunctivitis
perennial allergic rhinitis
performance scale
perfusion
peribronchial
peribronchiolar
peribronchiolitis
peribronchitis
perihilar
perilobar
perilobulitis
periodic breathing
periodic fever syndromes
peripheral cyanosis
peripleural
peripleuritis
peritracheal
pet allergen
Pfeiffer syndrome
pH
phagocytic dysfunction disorders
panlobüler amfizem
panting
para-aminosalisilik asit
parakardiyak
paradoksik solunum
parainfluenza virüs
pnömonisi
parapnömonik efüzyon
paraseptal amfizem
parasternal
parasempatolitik
parankim
paryetal
paryetal plevra
paroksismal noktürnal
dispne
paroksismal akciğer ödemi
partikül
pasif atelektazi
patent duktus arteriyozus
PCO2
tepe ekspiratuvar akımı
zirve akım hızı
zirve akımölçer
tepe inspiratuvar akımı
pektoralji
pektoral
pektorofoni
pektus
pektus karinatum
pektus ekskavatum
penisilin alerjisi
perküsyon
perküsyon sesi
perennial alerjik konjonktivit
perennial alerjik rinit
performans skalası
perfüzyon
peribronşiyal
peribronşiyoler
peribronşiyolit
peribronşit
perihiler
perilober
perilobülit
periyodik solunum
periyodik ateş sendromları
periferal siyanoz
periplevral
periplörit
peritrakeal
evcil hayvan alerjeni
Pfeiffer sendromu
pH
fagosit işlev bozuklukları
phrenic
phrenic nerve
Pickwickian syndrome
Pierre Robin syndrome
pigeon breast
pigeon breeder’s lung
plastic pleurisy
platelet activating factor
platypnea
plethysmogram
plethysmograph
plethysmography
pleura
pleural effusion
pleural fibrosis
pleural fremitus
pleural mesothelioma
pleural plaques
pleural pressure
pleural rub, pleural friction rub
pleural shock
pleural sinuses
pleural space
pleuralgia
pleurectomy
pleurisy
pleuritic
pleuritis
pleurobronchitis
pleurodesis
pleurodynia
pleurogenic, pleurogenous
pleurolysis
pleuropericarditis
pleuroperitoneal
pleuropneumonia
pleuropulmonary
plombage
pneumatic
pneumatocele
pneumocentesis
pneumococcal
pneumococcal pneumonia
pneumococcal vaccine
pneumoconiosis
Pneumocystis jiroveci
pneumonia
pneumocyte
pneumohemothorax
pneumohydrothorax
pneumomediastinum
pneumomelanosis
pneumonectomy
pneumonia
pneumonic
frenik
frenik sinir
Pickwickian sendromu
Pierre Robin sendromu
güvercin göğsü
güvercin besleyici akciğeri
plastik plörezi
trombosit aktive edici faktör
platipne
pletismogram
pletismograf
pletismografi
plevra
plevral efüzyon
plevral fibroz
plevral fremitus
plevral mezotelyoma
plevral plaklar
plevral basınç
plevral frotman
plevral şok
plevral sinüsler
plevral aralık
plöralji
plörektomi
plörezi
plöretik
plörit
plörobronşit
plörodez
plörodini
plörojenik
plöroliz
plöroperikardit
plöroperitoneal
plöropnömoni
plöropulmoner
plombaj
pnömatik
pnömatosel
pnömosentez
pnömokoksik
pnömokoksik pnömoni
pnömokok aşısı
pnömokonyoz
Pneumocystis jiroveci
pnömonisi
pnömosit
pnömohemotoraks
pnömohidrotoraks
pnömomediyasten
pnömomelanozis
pnömonektomi
pnömoni
pnömonik
65
Sözlük Dergisi
pneumonitis
pneumopathy
pneumopyothorax
pneumotaxic center
pneumothorax
PO2
polen allergen
polistes wasp
pollen allergen extracts
pollen-food syndrome
polyarteritis nodosa
polyarteritis nodosa
Polysaccarid pneumococcal
vaccine
polysomnography
Pontiac fever
positive end-expiratory pressure
positive pressure ventilation
positive reversible test
postnasal drip
postpericardiotomy syndrome
postprimary tuberculosis
posttransplantation
lymphoproliferative disorder
postural drainage
Pott’s abscess
Potter’s syndrome
poudrage
pressure controlled ventilation
pressure support ventilation
pretracheal
primary ciliary dyskinesia
productive cough
progressive massive fibrosis
properdin deficiency
protein hydrolysate formula
protein-induced enterocolitis
Proteus pneumonia
provocation
provocative
prune belly syndrome
pseudochylothorax
pseudohemoptysis
Pseudomonas aeruginosa
pneumonia
psychogenic cough
puff
pulmopulmonary
pulmonary acid aspiration
syndrome
pulmonary agenesis
pulmonary alveolar
66
pnömonit
pnömopati
pnömopiyotoraks
pnömotaksik merkez
pnömotoraks
PO2
polen alerjeni
sarıca arı
polen alerjeni ekstreleri
polen gıda sendromu
PAN
poliarteritis nodosa
polisakkarid pnömokok aşısı
polisomnografi
Pontiac ateşi
pozitif ekspirasyon sonu
basıncı
pozitif basınçlı ventilasyon
reversibilite testi pozitifliği
postnazal akıntı
postperikardiyotomi
sendromu
postprimer tüberküloz
transplantasyon sonrası
lenfoproliferatif hastalık
postüral drenaj
Pott apsesi
Potter’s sendromu
pudraj
basınç kontrollü ventilasyon
basınç destekli ventilasyon
pretrakeal
primer siliyer diskinezi
prodüktif öksürük
progresif masif fibroz
properdin eksikliği
protein hidrolize mama
proteine bağlı enterokolit
Proteus pnömonisi
provokasyon
provokatif
prune belly sendromu
psödoşilotoraks
psödohemoptizi
Pseudomonas aeruginosa
pnömonisi
psikojenik öksürük
puf
pulmopulmoner
pulmoner asit aspirasyon
sendromu
akciğer agenezisi
pulmoner alveoler
microlithiasis
pulmonary alveolar proteinosis
pulmonary amebiasis
pulmonary angiography
pulmonary anthrax
pulmonary aplasia
pulmonary arteriovenous fistula
pulmonary artery
pulmonary artery wedge
pressure
pulmonary barotrauma
pulmonary blastomycosis
pulmonary capillary wedge
pressure
pulmonary circulation
pulmonary collapse
pulmonary congestion
pulmonary cryptococcosis
pulmonary edema
pulmonary embolism
pulmonary emphysema
pulmonary fibrosis
pulmonary function tests,
respiratory function tests
pulmonary hamartoma
pulmonary hemorrhage
pulmonary hemosiderosis
pulmonary hypoplasia
pulmonary infarction
pulmonary ligament
pulmonary mucormycosis
pulmonary nocardiosis
pulmonary renal syndrome
pulmonary schistosomiasis
pulmonary segments
pulmonary sequestration
pulmonary shunt
pulmonary siderosis
pulmonary strongyloidiasis
pulmonary sulcus tumor
pulmonary toxoplasmosis
pulmonary tularemia
pulmonary vascular resistance
pulmonary veins
pulmonary venooclusive disease
pulse oxymeter
pulse therapy
pulsus paradoxus
puncture
purulent
purulent pleurisy
pus
pyogenic
pyohemothorax
mikrolitiyaz
pulmoner alveoler proteinoz
pulmoner amibiyaz
pulmoner anjiyografi
pulmoner şarbon
akciğer aplazisi
pulmoner arteriyovenöz fistül
pulmoner arter
pulmoner arter kapanma
basıncı
pulmoner barotravma
pulmoner blastomikoz
pulmoner kapiler kapanma
basıncı
pulmoner dolaşım
pulmoner kollaps
pulmoner konjesyon
pulmoner kriptokokkoz
akciğer ödemi
akciğer embolisi
pulmoner amfizem
pulmoner fibroz
solunum fonksiyon testleri
pulmoner hamartom
pulmoner hemoraji
pulmoner hemosideroz
akciğer hipoplazisi
pulmoner infarktüs
pulmoner ligament
pulmoner mukormikoz
pulmoner nokardiyoz
pulmoner renal sendrom
pulmoner şistozomiyaz
pulmoner segmentler
pulmoner sekestrasyon
pulmoner şant
pulmoner sideroz
pulmoner strongiloidiyaz
pulmoner sulkus tümörü
pulmoner toksoplazmoz
pulmoner tularemi
pulmoner vasküler direnç
pulmoner venler
pulmoner veno-oklüzif
hastalık
nabız oksimetresi
hücum tedavisi
pulsus paradoksus
ponksiyon
pürülan
pürülan plörezi
püy
piyojenik
piyohemotoraks
Çocuk Göğüs Hastalıkları Terimleri
pyopneumothorax
pyrazinamide
radiation pneumonitis
radioallergosorbent test
radiographic imaging
radiopulmonography
rale
Ranke complex
Rasmussen’s aneurysm
rat allergen
reactivation
reactivation tuberculosis
reactive airways dysfunction
syndrome
reactivity
recurrent infection
reexpansion pulmonary edema
reflux esophagitis
refractory asthma
regulatory T cell
Reid index
reinfection
reinfection tuberculosis
reintubation
relaxation atelectasis
remodeling
resectable
residual
residual volume
resolution
resonance
resonant
respirable
respiration rate
respiration, breathing
respirator
respiratory
respiratory acidosis
respiratory alkalosis
respiratory bronchiole
respiratory bronchiolitisassociated interstitial lung
disease
respiratory centers
respiratory dead space
respiratory disease
respiratory epithelium
respiratory exchange ratio
respiratory failure
respiratory infection
respiratory pigments
respiratory quotient
respiratory symptoms
respiratory syncytial virus
respiratory syncytial virus
piyopnömotoraks
pirazinamit
radyasyon pnömoniti
radioalergosorbent test
radyografik görüntüleme
radyopulmonografi
ral
Ranke kompleksi
Rasmussen anevrizması
sıçan alerjeni
reaktivasyon
reaktivasyon tüberkülozu
reaktif hava yolu
disfonksiyonu sendromu
reaktivite
tekrarlayan enfeksiyon
reekspansiyon akciğer ödemi
reflü özofajiti
dirençli astım
düzenleyici T hücre
Reid indeksi
reenfeksiyon
reenfeksiyon tüberkülozu
reentübasyon
rölaksasyon atelektazisi
remodeling
rezektabl
rezidüel
rezidüel hacim
rezolüsyon
rezonans
rezonan
solunabilir
solunum hızı
solunum
respiratör
solunumsal
solunumsal asidoz
solunumsal alkaloz
solunumsal bronşiyol
solunumsal bronşiyolitle
ilişkili interstisyel akciğer
hastalığı
solunum merkezleri
solunumsal ölü boşluk
solunum sistemi hastalıkları
solunumsal epitel
solunumsal değişim oranı
solunum yetersizliği
solunum sistemi enfeksiyonu
solunum pigmentleri
solunumsal bölüm
solunum belirtileri
respiratuar sinsityal virüs
respiratuar sinsityal virüs
pneumoniae
respiratory system, respiratory
tract
respiratory viruses
respirophasic
restrictive lung disease
resuscitation
reticular
reticulonodular
retraction
retrosternal
reversible test
rheology
rhinitis
rhinosinusitis
rhinovirus
rhonchus
rifabutin
rifampicin
right lower lobe
right middle lobe
right or left main bronchi
right pulmonary artery
right upper lobe
Riley-Day Syndrome
Rivalta reaction
round atelectasis, rounded
atelectasis
rusty sputum
S1Q3T3 sign
saccular
saccular bronchiectasis
salbutamol
salmeterol xinafoate
sanatorium
sarcoid granuloma
sarcoidosis
saturation
scar carcinoma
Schaumann’s bodies
scimitar sign
scimitar syndrome
scimitar syndrome
scoliosis
scratch testing
seasonal allergic conjunctivitis
seasonal allergic rhinitis
secondary tuberculosis
secretion
segment
segmental
segmental atelectasis
segmental bronchi
segmentectomy
senile emphysema
pnömonisi
solunum sistemi
solunumsal virüsler
respirofazik
restriktif akciğer hastalığı
resüsitasyon
retiküler
retikülonodüler
retraksiyon
retrosternal
reversibilite testi
reoloji
rinit
rinosinüzit
rinovirüs
ronküs
rifabutin
rifampisin
sağ alt lop
sağ orta lop
sağ ve sol ana bronş
sağ pulmoner arter
sağ üst lop
Riley-Day sendromu
Rivalta reaksiyonu
yuvarlak atelektazi
paslı balgam
S1Q3T3 bulgusu
sakküler
sakküler bronşektazi
salbutamol
salmeterol ksinafoat
sanatoryum
sarkoid granülomu
sarkoidoz
satürasyon
skar karsinomu
Schaumann cisimcikleri
pala bulgusu
pala sendromu
scimitar sendromu
skolyoz
scratch test
SAC
mevsimsel alerjik rinit
ikincil tüberküloz
sekresyon
segment
segmental
segmental atelektazi
segmental bronşlar
segmentektomi
senil amfizem
67
Sözlük Dergisi
septal
sequela
sequestration
sequoiosis
serofibrinous pleurisy
serologic allergy test
serosanguineous
serous
serous membrane
serous pleurisy
Serratia pneumonia
serum sickness
severe acute respiratory syndrome
SGaw
shock lung
shunt
sibilant
sibilant rhonchus
siderosilicosis
siderosis
silica SiO2
silicate
silicatosis
silicoanthracosis
silicoproteinosis
silicosiderosis
silicosis
silicotuberculosis
silikotik
silo filler’s lung
Simon’s foci
single breath nitrogen washout
test
single nucleotide polymorphisms
single-blind food challenges
sinopulmonary
sinusitis
situs inversus
skin prick test
sleep apnea
solar urticaria
sonorous
sonorous rhonchus
soy formula
specific airway conductance
spinal muscular atrophy
spiro
spirogram
spirograph
spirography
spirometer
spirometry
sputum
68
septal
sekel
sekestrasyon
sequoiosis
serofibrinöz plörezi
serolojik alerji testi
serözanginöz
seröz
seröz zar
seröz plörezi
Serratia pnömonisi
serum hastalığı
ciddi akut solunumsal
sendrom
SGaw
şok akciğeri
şant
sibilan
sibilan ronküs
siderosilikoz
sideroz
silika
silikat
silikatoz
silikoantrakoz
silikoproteinoz
silikosideroz
silikoz
silikotüberküloz
silikotik
silo işçisi akciğeri
Simon odakları
tek nefes nitrojen yıkama
testi
tek nükleotit polimorfizmi
tek kör besin provokasyon
testi
sinopulmoner
sinüzit
situs inversus
cilt delme testi
uyku apnesi
solar ürtiker
sonor
sonor ronküs
soya maması
özgül hava yolu iletkenliği
spinal musküler atrofi tip 1
spiro
spirogram
spirograf
spirografi
spirometre
spirometri
balgam
squamous alveolar cell
staging
stannosis
staphylococcal pneumonia
staphylococcal superan-tigen
STAT-1 deficiency
STAT-5b deficiency
STAT-6
static compliance
status asthmaticus
sternocostal
stethoscope
streptococcal pneumonia
streptokinase
streptomycin sulfate
stridor
subapical
subcostal
subcutaneous emphysema
subcutaneuos emphysema
subdiaphragmatic
suberosis
subglottic
subphrenic
subpleural
subpulmonary
subsegmental
subsegmental atelectasis
substernal
sudden infant death syndrome
suffocation
sulfur granules
superior sulcus tumor
superior vena cava syndrome
suppurative
suppurative pleurisy
supracostal
supradiaphragmatic
surface tension
surfactant
survival
Swan-Ganz catheter
Swyer-James syndrome
symbiotic
sympathomimetic
symptomatic treatment
synchronized intermittent
mandatory ventilation
T helper 1 cell
T helper 2 cell
T regulator cell
tabacosis
tachypnea
tactile
tactile fremitus
yassı alveoler hücre
evreleme
stannoz
stafilokoksik pnömoni
stafilokokal süperantijen
STAT-1 eksikliği
STAT-5b eksikliği
STAT-6
statik kompliyans
status astmatikus
sternokostal
stetoskop
streptokoksik pnömoni
streptokinaz
streptomisin sülfat
stridor
subapikal
subkostal
cilt altı amfizemi
subkütanöz amfizem
subdiyafragmatik
suberoz
subglottik
subfrenik
subplevral
subpulmoner
subsegmental
subsegmental atelektazi
substernal
ani bebek ölümü sendromu
boğulma
sülfür granülleri
süperior sulkus tümörü
süperior vena kava sendromu
süpüratif
süpüratif plörezi
suprakostal
supradiyaframatik
yüzey gerilimi
sürfaktan
sağkalım
Swan-Ganz kateteri
Swyer-James sendromu
sinbiyotik
sempatomimetik
semptomatik tedavi
eş zamanlı aralıklı zorunlu
ventilasyon
T helper 1 hücre
T helper 2 hücre
T düzenleyici hücre
tabakoz
takipne
taktil
taktil fremitus
Çocuk Göğüs Hastalıkları Terimleri
talc
talc pneumoconiosis
talcosis
tartrazine
tartrazine sensitivity
tension pneumothorax
terbutaline sulfate
terminal bronchiole
terminal respiratory unit
test
The Global Initiative for Asthma
theophylline
therapeutic pneumothorax
thorac-, thoraco- thoracicothoracal
thoracalgia
thoracentesis, thoracocentesis
thoracic
thoracic cage
thoracic cavity
thoracic index
thoracoabdominal
thoracolumbar
thoracoscope
thoracoscopy
thoracostomy
thoracotomy
thorax
thrombectomy
thromboembolic syndrome
thromboembolism
thromboendarterectomy
tidal volume
tiotropium bromide
TNM staging
toll like receptors
total lung capacity
total pulmonary resistance
toxic epidermal necrolysis
trachea
tracheal bronchus
tracheal catheter
tracheal tug
trachealgia
tracheobronchial
tracheobronchial tree
tracheobronchial tuberculosis
tracheobronchitis
tracheobronchomegaly
tracheobronchopathia
osteochondroplastica
tracheoesophageal
tracheoesophageal fistula
tracheomalacia
tracheopathy
talk
talk pnömokonyozu
talkoz
tartrazin
tartrazin hassasiyeti
tansiyon pnömotoraks
terbutalin sülfat
terminal bronşiyol
terminal solunumsal ünite
test
Astım İçin Küresel Girişim
teofilin
terapötik pnömotoraks
torakotorakal
torakalji
torasentez
torasik
göğüs kafesi
göğüs boşluğu
torasik indeks
torakoabdominal
torakolomber
torakoskop
torakoskopi
torakostomi
torakotomi
toraks
trombektomi
tromboembolik sendrom
tromboembolizm
tromboendarterektomi
soluk hacmi
tiotropium bromür
TNM evrelemesi
toll benzeri reseptörler
total akciğer kapasitesi
toplam pulmoner direnç
toksik epidermal nekrolizis
trakea
trakeal bronş
trakeal kateter
trakeal çekme
trakealji
trakeobronşiyal
trakeobronşiyal ağaç
trakeobronşiyal tüberküloz
trakeobronşit
trakeobronkomegali
trakeobronkopati
osteokondroplastika
trakeoözofageal
trakeoözefageal fistül
trakeomalazi
trakeopati
transbronchial
transbronchial lung biopsy
transforming growth factor beta
transpulmonary pressure
transthoracic
transtracheal
transtracheal catheter,
transtracheal oxygen catheter
transudate
transudation
traumatic pneumothorax
traumatopnea
treatment of CPAP
trepopnea
triptase
tropical eosinophilia, tropical
pulmonary eosinophilia
tube thoracostomy
tubercle, tuberculum
tuberculin
tuberculin reaction
tuberculin skin test
tuberculin unit
tuberculocidal
tuberculoma
tuberculosis
tuberculostatic
tuberculous abscess
tuberculous effusion, tuberculous
pleural effusion
tuberculous empyema
tuberculous granulation tissue
tuberculous pleuritis
tubular
tumor embolism
tumor necrosis factor
tumor necrosis factor-alfa
tympanostomy tube
type I alveolar cell
type I hypersensitivity
type II alveolar cell
type II hypersensitivity
type III hypersensitivity
type IV hypersensitivity
typhoid pneumonia
uremic pleuritis
uremic pneumonitis
urokinase
usual interstitial pneumonia
usual interstitial pneumonia
vaporizer
variable
transbronşiyal
transbronşiyal akciğer
biyopsisi
transforme edici beta büyüme
faktörü
transpulmoner basınç
transtorasik
transtrakeal
transtrakeal kateter
transüda
transüdasyon
travmatik pnömotoraks
travmatopne
CPAP tedavisi
trepopne
triptaz
tropikal pulmoner eozinofili
tüp torakostomi
tüberkül
tüberkülin
tüberkülin reaksiyonu
tüberkülin deri testi
tüberkülin ünitesi
tüberkülosit
tüberkülom
tüberküloz
tüberkülostatik
tüberküloz apsesi
tüberkülotik plevral efüzyon
tüberküloz ampiyemi
tüberküloz granülasyon
dokusu
tüberkülotik plörit
tübüler
tümör embolizmi
tümör nekrozis faktör
TNF alfa
timpanostomi tüpü
tip I alveoler hücre
tip I hipersensitivite
tip II alveoler hücre
tip II hipersensitivite
tip III hipersensitivite
tip IV hipersensitivite
tifoit pnömoni
üremik plörit
üremik pnömonit
ürokinaz
UIP
usual interstitial pneumonia
vaporizatör
değişken
69
Sözlük Dergisi
varicella pneumonia, varicellazoster pneumonia.
varicous bronchiectasis
vascular endothelial growth
factor
vascular ring
vasculitis
vasculitis syndromes
vegetable allergy
ventilation tube
ventilator
ventilator-associated pneumonia
vesicular breath sound
vesiculo bronchial breath sound
vibration
video assisted thoracic surgery
viral pneumonia
Virchow’s triad
visceral pleura
visual analog scale
vital capacity
vocal cord dysfunction
vocal cord paralysis
vocal fremitus
vocal resonance
volutrauma
vomica
70
varisella-zoster pnömonisi
variköz bronşektazi
vasküler endotelial büyüme
faktörü
vasküler halka
vaskülit
vaskülit sendromları
sebze alerjisi
ventilasyon tüpü
ventilatör
ventilatör-ilişkili pnömoni
veziküler solunum sesi
vezikülo-bronşiyal ses
vibrasyon
video yardımlı toraks
cerrahisi
viral pnömoni
Virchow üçlemesi
viseral plevra
görsel analog skala
vital kapasite
vokal kord disfonksiyonu
vokal kord paralizisi
vokal fremitus
vokal rezonans
volütravma
vomik
Wegener’s granulomatosis
Werdnig- Hoffman disease
Westermark’s sign
wet lung
wheezing
wheezing
whole blood oxymeter
whooping cough
Williams-Campbell syndrome
Wilson-Mikity disease
Wiskott-Aldrich syndrome
yellow jackets
yellow nail syndrome
Young syndrome
zafirlukast
zeolite
zero
zidovudine
Ziehl-Neelsen stain
zileuton
zona
zonal
zonesthesia
zonifugal
zoster
zosteriform
zosteroid
Wegener granülomatozu
Werdnig-Hoffman hastalığı
Westermark bulgusu
yaş akciğer
hışıltılı solunum
vizing
tam kan oksimetresi
boğmaca
Williams-Campbell
sendromu
Wilson-Mikity hastalığı
Wiskott-Aldrich syndromu
sarı arı
sarı tırnak sendromu
Young sendromu
zafirlukast
zeolit
zero
zidovudin
Ziehl-Neelsen boyası
zileuton
zona
zonal
zonestezi
zonifugal
zoster
zosterifom
zosteroid
Çocuk Göğüs Hastalıkları Terimleri
Yazarlar (soyadı sırası ile)
Prof. Dr. Ayşe Tana Aslan
[email protected]
Prof. Dr. Ali Baki
[email protected]
Uz. Dr. Murat Bal
[email protected]
Prof. Dr. Ayşen Bingöl
[email protected]
Doç. Dr. Demet Can
[email protected]
Uzm. Dr. Güzin Cinel
[email protected]
Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi, Çocuk Göğüs Hastalıkları Bilim Dalı, Ankara
Karadeniz Teknik Üniversitesi Tıp Fakültesi, Çocuk Göğüs Hastalıkları Bilim Dalı, Trabzon
Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi, Çocuk Alerji ve Göğüs Hastalıkları Bilim Dalı, İzmir
Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi, Çocuk Alerji-İmmunoloji ve Çocuk Göğüs Hastalıkları Bilim Dalı, Antalya
Behçet Uz Çocuk Hastanesi, Pediatrik Alerji Bilim Dalı, İzmir
Ankara Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Hematoloji Onkoloji Eğitim Araştırma Hastanesi, Çocuk Göğüs Hastalıkları Ünitesi,
Ankara
Doç. Dr. Nazan Çobanoğlu
[email protected]
Uzm. Dr. Nagehan Emiralioğlu
[email protected]
Doç. Dr. Ela Erdem Eralp
[email protected]
Prof. Dr. Deniz Doğru Ersöz
[email protected]
Doç. Dr. Saniye Girit
[email protected]
Prof. Dr. Figen Gülen
[email protected]
Prof. Dr. Fuat Gürkan
[email protected]
Doç. Dr. Koray Harmancı
[email protected]
Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi; Çocuk Göğüs Hastalıkları Bilim Dalı, Ankara
Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi, Çocuk Göğüs Hastalıkları Bilim Dalı, Ankara
Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesi, Çocuk Göğüs Hastalıkları Bilim Dalı, İstanbul
Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi, Çocuk Göğüs Hastalıkları Bilim Dalı, Ankara
Dr Lütfi Kırdar Kartal Eğitim ve Araştırma Hastanesi, Çocuk Göğüs Hastalıkları Bilim Dalı, İstanbul
Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi, Çocuk Alerji ve Göğüs Hastalıkları Bilim Dalı, İzmir
Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesi, Çocuk Göğüs Hastalıkları Bilim Dalı, Diyarbakır
Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Tıp Fakültesi, Çocuk Alerji-İmmünoloji ve Çocuk Göğüs Hastalıkları Bilim Dalı, Eskişehir
71
Sözlük Dergisi
Yazarlar (devam)
Yrd. Doç. Dr. Müsemma Karabel
[email protected]
Prof. Dr. Abdülkadir Koçak
[email protected]
Doç. Dr. Mehmet Köse
[email protected]
Prof. Dr. H. Uğur Özçelik
[email protected]
Prof. Dr. Ayten Pamukçu [email protected]
Doç. Dr. Sevgi Pekcan
[email protected]
Yrd. Doç. Dr. Velat Şen
[email protected]
Uz. Dr. Yurda Şimşek
[email protected]
Uz. Dr. Tuğba Şişmanlar
[email protected]
Prof. Dr. Nevin Uzuner
[email protected]
Prof. Dr. Ebru Yalçın
[email protected]
Doç. Dr. Özge Yılmaz
[email protected]
Prof. Dr. Hasan Yüksel [email protected]
Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesi, Çocuk Göğüs Hastalıkları Bilim Dalı. Diyarbakır.
Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Tıp Fakültesi, Çocuk Alerji-İmmünoloji ve Çocuk Göğüs Hastalıkları Bilim Dalı, Eskişehir
Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi, Çocuk Göğüs Hastalıkları Bilim Dalı, Kayseri
Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi, Çocuk Göğüs Hastalıkları Bilim Dalı, Ankara
İstanbul Bilim Üniversitesi Tıp Fakültesi; Çocuk Göğüs Hastalıkları Bilim Dalı, İstanbul
Necmettin Erbakan Üniversitesi Meram Tıp Fakültesi, Çocuk Göğüs Hastalıkları Bilim Dalı, Konya
Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesi, Çocuk Göğüs Hastalıkları Bilim Dalı, Diyarbakır
Celal Bayar Üniversitesi Tıp Fakültesi, Pediatrik Alerji Bilim Dalı ve Solunum Birimi, Manisa
Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi, Çocuk Göğüs Hastalıkları Bilim Dalı, Ankara
Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi, Pediatrik Alerji ve İmmünoloji Bilim Dalı, İzmir
Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi, Çocuk Göğüs Hastalıkları Bilim Dalı, Ankara
Celal Bayar Üniversitesi Tıp Fakültesi, Pediatrik Alerji Bilim Dalı ve Solunum Birimi, Manisa
Celal Bayar Üniversitesi Tıp Fakültesi, Pediatrik Alerji Bilim Dalı ve Solunum Birimi, Manisa
72
Download

İncelemek İçin Tıklayınız (PDF)