MART—NİSAN BÜLTENİ
TÜRK ULUSAL TARİHİ İÇİN ÖNEMLİ OLAYLAR…..
ULUSAL MARŞIMIZIN KABULÜ 12 MART 1921…
ÇANAKKALE ŞEHİTLERİNİ ANMA GÜNÜ 18 MART 1915
VE…..
23 NİSAN ULUSAL EGEMENLİK VE ÇOCUK BAYRAMI
2. COMENIUS TOPLANTISI
27 MART 2014– 1 NİSAN 2014
MANTOVA- İTALYA
12 MART İSTİKLAL MARŞI’NIN KABULÜ
ve MEHMET AKİF ERSOY’U ANMA GÜNÜ
Bir ulusun bağımsızlığının simgeleri ulusal marşı, sınırları belirlenmiş vatan toprağı ve
bayrağıdır, Türk ulusunun ulusal marşı, “İstiklâl Marşı”dır. Ulusal marşlar tarihsel bir olaya
dayanır. Bizim ulusal marşımız olan istiklâl Marşı, Kurtuluş Savaşı’mızı konu almıştır ve ulusumuzun
düşmanlarımıza karşı başkaldırışını, onurunu, gururunu, zaferi ve özgürlüğünü anlatmaktadır.
Ulusal marş kavramı ilk olarak Avrupa ülkeleri arasında ortaya çıktı. Avrupa’daki birçok ülkenin
ulusal marşı varken, Osmanlı Devleti’nin ulusal marşı yoktu. Kurtuluş Savaşı’mızın yapıldığı yıllarda
cephede savaşan askerlerimizin ulusal duygularını coşturup moralini yükseltecek bir ulusal
marşımızın olması fikri, İsmet İnönü’den çıktı, iş başındaki hükümet, bir yarışma açarak bunu
bütün yurda duyurdu. Türk ulusal marşı yarışmasına 724 şiir katıldı., Mehmet Âkif’in yazdığı
“İstiklâl Marşı” adlı şiir birinci seçildi. 12 Mart 1921 tarihinde “İstiklâl Marşı” ulusal marşımız
olarak kabul edildi. Ulusal marşımız, uzun süre değişik bestelerle söylendi ve çalındı, 1930 yılında
Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası Şefi olan Osman Zeki Üngör’ün bestesi, ulusal marşımıza
uygun olarak kabul edildi. Böylece Türk ulusu, sözüyle, bestesiyle tam bir ulusal marşa kavuşmuş
oldu.
Mehmet Akif Ersoy – (20 Aralık 1873 - 27 Aralık 1936)
Türkiye Cumhuriyeti'nin ulusal marşı olan İstiklâl Marşı'nın yazarıdır. "Vatan Şairi" ve "Milli
Şair" unvanları ile anılır. Çanakkale Destanı, Bülbül, Safahat en önemli eserlerindendir. II.
Meşrutiyet döneminden itibaren Sırat-ı Müstakim (daha sonraki adıyla Sebil'ür-Reşad) dergisinin
başyazarlığını yapmıştır. Kurtuluş Savaşı sırasında milletvekili olarak 1. TBMM'de yer almıştır.
18 MART ÇANAKKALE ŞEHİTLERİNİ ANMA GÜNÜ
18 Mart 1915 de yapılan Çanakkale Savaşı ile normalde 2 saat içerisinde fetih edileceği düşünülen
bir ülkenin nasıl direndiğini ve kanının son damlasına kadar savaşarak nasıl başarıyla çıktığını ve
tarihe ―Çanakkale geçilmez‖ diye nasıl not düşüldüğünü gösteren emsalsiz bir savaştır.
Bu savaş sırasında Anadolu’nun farklı farklı kesimlerinden binlerce kişi bu vatan için savaşmaya
gelmiştir. Çünkü bu ülkenin her karış toprağının nasıl değerli olduğunu ve geride bıraktıkları aileleri için
bunun ne kadar önemli olduğunu bilmektedirler.
Binlerce kişi Ulu önder Mustafa Kemal ATATÜRK ile beraber burada omuz omuza savaşmış ve şehit
olmuşlardır. Bu yüzden her yıl 18 Mart ülkemizde şehitler günü olarak kabul edilir ve orada ölen her
şehidimiz bu gün yürekten anılırlar. Bu gün binlerce kişi orada ölen ataları için yürekten dua ederler ve
geçmişlerini bir kez daha hatırlayarak geleceklerini nasıl inşa etmeleri gerektiğinin farkına varırlar.
Bu yüzden 18 Mart tüm ülke genelinde törenler eşliğinde hatırlanan bir gün haline getirilmiştir.
23 NİSAN ULUSAL EGEMENLİK VE ÇOCUK BAYRAMINI BÜYÜK
BİR COŞKUYLA KUTLADIK…..
23 Nisan 1920, Türk milletinin iradesini temsil eden Birinci Büyük Millet
Meclisi’nin açıldığı ve Türk halkının egemenliğini ilân ettiği tarihtir.
Atatürk, 23 Nisan 1924'te '23 Nisan' gününün bayram olarak kutlanmasına
karar vermiştir. Bu tarihten 5 yıl sonra 23 Nisan 1929’da Atatürk bu bayramı
çocuklara armağan etmiştir ve 23 Nisan ilk defa 1929 yılında Çocuk Bayramı
olarak da kutlanmaya başlanmıştır. 1979'da, yine ilk olarak altı ülkenin
katılmasıyla uluslararası boyuta taşıdığımız bu millî bayramımıza, ortalama
olarak her yıl kırkın üzerinde ülkeden gelen ve Türk çocuklarının misafiri olan
yabancı ülke çocukları da katılmaktadır. Dünya’da çocuklarına bayram
hediye eden ve bu bayramı bütün dünya ile paylaşan ilk ve tek ülke
Türkiye’dir.
MANTOVA GEZİSİ
Projemiz kapsamında İstanbul’dan sonra ikinci toplantı İtalya’nın Mantova
şehrinde 27 Mart – 1 Nisan 2014 tarihleri arasında yapıldı. Mantova şehri
İtalya’nın kuzeybatısında, Lombardiya adı verilen bölgede bulunmaktadır.
Mantova, elli bin kişilik nüfusa sahip küçük bir şehirdir ve geçmişi çok eski
tarihlere dayanmaktadır. Şehrin eski tarihlerde sahibi olan Gonzaga
Hanedanına bağlı Mantova Düklerinin bıraktıkları tarihi ve kültürel eserler
sebebiyle Mantova şehri ve aynı ilde bulunan Sabbioneta beldesi 2008
yılında UNESCO Dünya Mirasları listesine alınmıştır.
Mantova şehrinin uzaktan görünüşü
Sabbioneta’da bulunan tarihi Düklük sarayı ve meydanı
Sirmione’de bulunan tarihi kale
Mantova gezisine okulumuzu temsilen proje koordinatörü Demet DURAN
AKIN, öğretmenlerimizden Neslihan AKKAYA AYBAR, Nurhan BAYRAKTAR,
Hivran YILMAZ, öğrencilerimizden Eray URUK, Esranur AYDIN, İrem DİLMEN
ve Yusuf BUDAK katıldılar.
Öğrencilerimiz daha önceden belirlenmiş olan İtalyan öğrencilerin evlerinde
misafir edildiler ve bir İtalyan ailesinin günlük hayatını görme fırsatı
yakaladılar. Böylelikle kültürlerimiz arasındaki benzerlikler ve farklılıkları da
görmüş oldular.
Bu gezi sırasında Mantova ve çevresinde bulunan tarihi yerler ziyaret edildi.
İkibin yıl öncesinden kalma tarihi Roma eserleri, milattan önce 6.yy dan beri
yerleşim yeri olarak kullanılan ve doğal güzellikleri ile meşhur Sirmione
kasabası, 16.yy’dan beri yapılarıyla korunmuş olan Sabbioneta beldesi
görülmeye değer yerlerden bazılarıydı.
Mantova Şehir meydanı
Gezimizin bir gününde, ünlü İngiliz yazar William Shakespeare’in Romeo ve
Jüliet romanının geçtiği tarihi Verona şehri ziyaret edildi ve romanda
bahsedilen meşhur Jüliet’in balkonu ve evi görüldü.
ERAY URUK
İtalya'ya gitmek, hayatım boyunca yaşadığım en büyük deneyim oldu. Farklı bir kültür, yaşam ve çevre gördüm.
Hayatım boyunca asla unutamayacağım yerler gezdim, yemekler yedim, insanlar gördüm. Sanki bir haftalığına
farklı bir kişi oldum.
İlk gittiğim zaman beni en çok endişelendiren durum, farklı dilleri konuşmamızdı. Onlar İtalyanca, ben ise Türkçe
konuşuyordum ve İngilizce'yi konuşmaya çalışacaktık. İtalya'da kaldığım ev arkadaşımın yanında ilk günüm
sandığımdan daha basit geçti ve İtalya'ya az çok alışmaya başladım. Gerçekten çok iyi insanlardı. Beni rahat
ettirmek için elinden gelen her şeyi yaptılar. Benim sevmediğim yemekleri onlar da yemediler. Onların haklarını
asla ödeyemem.
İtalya'nın turistik yerleri gerçekten çok güzeldi. Değişik heykeller gördüm, ilk defa bir kilise gördüm, tarihten
önce yaşanılan olaylar öğrendim, devasa kuleler gördüm. Romeo ve Juliet'in yaşadığı şehir olan Verona'ya
gittim. İşte bunları Türkiye'de asla göremeyeceğim...
Yemek kültürleri bizimkinden gerçekten çok daha farklı. Günlük tükettikleri yemek gerçekten bizimkine oranla
çok daha az. Hatta belki bizim bir günlük kahvaltımız, onların 1 hafta boyunca yedikleri kahvaltıya bedel.
Gerçekten yemek bakımından çok zorluk çektim. İnsanların az yemek yemelerinin çok iyi yanları var tabii. Obez
insan görmedim desem yalan olmaz. Ayrıca insanlar yemeğe çok masraf ayırmadıklarından, o parayı başka
işlerde kullanabiliyorlar.
İtalya gezisinin bana kazandırdığı en büyük faydalardan biri de farklı ülkeden arkadaşlar edinmem. Kimi
arkadaşlarım çok anlayışlı iken, bazı arkadaşlarım kaybetmeyi hazmedemiyor. Yani bizim ülkemiz gibi her
insanın alışkanlıkları çok farklı. Ayrıca benim gittiğim semtte dikkatimi çeken bir başka özellik de neredeyse her
evde bir araba olması. Fakat arabalar çok iyi değil. İnsanların ihtiyaçlarını görebilecekleri kadar. Yani insanlar
eşit şartlarda ve çok büyük bir şekilde yaşamıyorlar.
İtalya hem kolay, hem zorlu yanlarıyla çok farklı bir deneyim oldu. Kendi vatanımdan farklı yerleri, farklı
kültürleri gördüm. Farklı arkadaşlıklar edindim ve bir İtalyan bireyin evinde kalarak, İtalyan bir insanın yaşamını
onun gözünden gördüm. Kısacası bu gezi, benim hayatımın macerası oldu.
ESRANUR AYDIN
Okulumuzun katıldığı ve kabul edildiği Comenius Projesi ile yurtdışına çıkma şansı yakalayan dört şanslı
öğrenciden biriyim ben. Bu benim hayatımın şansı oldu aslında. Yurtdışında çıkmak başka kültürlerle tanışmak
inanılmaz bir duygu. Oraya gittiğimde Türkiye ve İtalya'nın bir çok farklılığı ama aynı zamanda bir çok ortak
noktasının da olduğunu fark ettim. Buradaki insanların bir kısmı Türkiye'ye büyük ilgi duyuyorlardı. Caddelerde
Türklere ait dükkanlar bile vardı. İtalyanlar'ın bizim ülkemize, kültürümüze olan bu saygıları benim onlara olan
saygımı kat kat arttırıyordu.
İtalya'da dilimi geliştirme şansı da bulmuştum. İtalyanlar ile konuşurken aklımda tüm kelimeleri tek tek
birleştiriyor daha sonra onları bir bütün haline getiriyordum. Bu benim ileride tercüman olduğumda oldukça
işime yarayacaktı. İtalya'daki kazanımlarımdan biri de gördüğüm yeni yerlerdi. Bir çok tarihi mekan gezdik ve
hepsinde yeni yeni şeyler öğrendik. Yeni kültürler tanıdık. Bu gezi sayesinde bir çok deneyim yaşadım ve harika
vakit geçirdim. Hayatımın en büyük şansı buydu sanırım. Bu projeyi hazırlayan ve projede emeği bulunan
herkese minnettarım ve özellikle onlarca kişi arasından beni seçen Demet Duran Akın'a ayrıca çok çok teşekkür
ederim.
İREM DİLMEN
27 MART 2014
İlk İtalya’ya uçuş günümüzdü. İtalya’ya uçacağımız için hepimiz ayrı bir heyecanlıydık. Merak içindeydik
okullarını, yemeklerini, şehirlerini, bizi nasıl karşılayacaklarını bu meraklarımızla birlikte uçağımıza bindik.
Uçaktan indiğimiz zaman İtalya’daki proje koordinatörü olan Maria bizi karşıladı. Çok güzel bir karşılamaydı.
Sanki birbirimizi yıllardır tanıyormuşuz gibi. Aynı bizim gibi sıcak insanlardı. Maria eşliğinde diğer misafirleri
almak üzere çeşitli Havaalanlarını gezdik. Otobüste diğer ülkelerden olan öğrencilerle tanıştık. Hepsi çok sıcak,
güler yüzlü insanlardı. Bütün misafirleri karşıladıktan sonra zaten saat geç olmuştu. Mantova’daki okula
vardığımızda aileler bizi bekliyordu. Gresa ve ailesiyle birlikte eve geldiğimizde sohbet ederek bir yandan da
akşam yemeği yedik. Yemek kültürlerimizin farklılık gösterdiğini fark ettim. Yemeğimizi yedikten sonra yarın
erken kalkacağımız için uyuduk.
28 MART 2014
Sabah erken saatte kalkarak kahvaltı yaptık. Kahvaltı kültürlerimizde farklı. Kahvaltıda genellikle tatlı ve hafif
yiyecekler yemeyi tercih ediyorlar. Örneğin puding, kek ya da kurabiye tarzında. Kahvaltıyı tamamladıktan sonra
okul servisleri için durağa gittik. Okul öğrencilerini tek tek evinden almak yerine belirli noktalarda servis
durakları var. Okula geldiğimizde bütün Comenius Takımı olarak toplantı yaptık. Toplantıda Her ülke Aden
Bahçesi’ni farklı bir dalda incelemişti. Müzik, resim ve daha bir çok alanda incelenen Aden Bahçesi hakkında
daha çok bilgimiz oldu. Toplantıdan sonra kaldığımız şehir Mantova’yı gezmek üzere yola koyulduk. Mantova,
küçük aynı zamanda bir sürü tarihi mekanın bulunduğu bir şehir. Mantova’daki tarihi kiliseleri rehber eşliğinde
gezerek gezimizi tamamladık.
29 MART 2014
Sabah okulda buluşarak ilk durağımız olan Sabbioneta’ya gitmek için okulda buluştuk. İtalya’da cumartesi
günleri de okulun olduğu dikkatimizi çekti. Bütün herkes toplanarak Sabbioneta’ya gitmek için otobüslere
bindik. Sabbioneta kiliselerin, eski tiyatro salonlarının bulunduğu inanılmaz bir bölge. Sabbioneta turumuz
bittikten sonra ikinci durağımız olan Sirmione’ye doğru yola koyulduk. Sirmione etrafı denizle kaplı, manzarası
muhteşem bir yer. Sirmione turumuza başlamadan önce İtalya’nın ünlü pizzasını yemek üzere restorana geldik.
Restoranda yediğimiz pizzalar gerçekten de lezizdi. Yemekten sonra bulunan boş vaktimizde etrafı dolaştık.
İtalya’ya gelmişken pizzadan sonra tatmamız gereken dondurmaları görünce hepimiz çok şaşırdık. Gerçekten
çok farklı çeşitleri var ve çok büyük külaha ve toplara sahip bir dondurma. Dondurmaları yedikten sonra bütün
ekiple birlikte Kuleye çıkma maceramız başlamıştı. Kule gayet yüksekti ve arkadaşlarımızla birlikte basamakları
saydık tam 171 basamak vardı. Çıkmamıza değmişti çünkü harika bir manzarası vardı.
30 MART 2014
Bugün herkes kendi ailesiyle vakit geçirecekti. Sabah erken saatte kahvaltımızı yapıp Juliet’in evinin bulunduğu
Verona’ya gitmek için yola koyulduk. Verona’ya aşık oldum diyebilirim. Çok harika yapılar var. Verona’ya
vardığımızda ilk önce Juliet’in evine gittik. Juliet’in evinde Romeo ve Juliet’in kıyafetleri, masaları, yatakları ve
kullandıkları çeşitli eşyalar bulunuyordu. Ayrıca Juliet’in balkonunda fotoğraf çekilmezsek olmazdı hemen
fotoğrafta çekilerek Juliet’in heykelinin yanına gittik. Verona’da Juliet’in evinden sonra İstanbul yemeklerinin
bulunduğu bir restorana gittik. Türk yemekleri yurt dışında çok seviliyor. Özellikle et yemeklerimizi çok
seviyorlar. Yemeğimizi yedikten sonra Bardolino’ya gitmek için yola koyulduk. Bordolino gerçekten çok sıcak bir
bölge. Bordolino’da deniz kıyısında Gresa ve kız kardeşi Sarah ile birlikte su savaşı yaptık. Çok eğlenceliydi.
Yorucu bir günün ardına tekrardan eve giderek dinlendik.
31 MART 2014
Sabah erken saatlerde okula gitmek için hazırlandık ve okul servisine binip okula geldik. Dersler bittikten sonra
akşamki veda partisi için eve gidip hazırlanmaya başladık. Gresa ve ben saçlarımızı yapma konusunda
birbirimize yardımcı olduk Akşam parti alanına geldiğimiz zaman yemek yiyip konuşma alanına geçtik. Bütün
Comenius Ekibi olarak herkes Sertifikalarını aldı. Müzik ve dans eşliğinde güzel bir gece geçirdik. Çok eğlenceli
bir gece geçirip bir yandan da yarın vedalaşacağımız için üzgündük. Tarkan’ın şarkısı eşliğinde bütün ekibi ayağa
kaldırmayı başardık  Herkes dans etti. Büyük yorgunluğumuzu atlatıp yarın Türkiye’ye dönüşümüz vardı.
1 NİSAN 2014
Sabah erken saatte havaalanına gitmek için kalktık. Okulda buluştuğumuzda herkes dün geceden dolayı çok
yorgundu. Ayrılma vakti geldiğinde herkes çok üzgündü. Çok güzel bir anı yaşadık ve uçağımıza binerek
Türkiye’ye geldik.
YUSUF BUDAK
Yurtdışına çıkmak herkesin hayalidir. Bu yüzden çok şanslıyım. Gidip Avrupa ülkelerini görmek tarihlerine
bakmak onları incelemek hayal gibiydi gerçekten. İlk İtalya’ya ayak bastığımda çok heyecanlı ve mutluydum
ama bir yandan da üzgün. Çünkü başka insanların evlerinde kalacaktım. İtalya çok güzel bir ülke sadece ülke
değil insanları da çok sıcakkanlılar. İlk olarak kalacağım eve gittiğimde içimde kuşkular vardı. Çünkü o insanları
tanımıyorsun ama hepsi çok iyilerdi. Ben ne istiyorsam yapıyorlardı. Bana soruyorlardı ne istiyorsun yapmak
istediğin bir şey var mı? Çok misafirperver insanlardı gelen birini ağırlamayı çok iyi bilen millet.
Okulları bizim şartlarımıza göre çok iyiydi ama gitmek istemiyorlardı. Okulları haftada 6 gündü. İtalya 6 gün
kalmama rağmen İtalya’yı çok sevdim. Tarihlerini çok iyi korumuşlar. Örnek olarak Sirmione ve Sabbioneta.
Sirmione çok eski bir kale, dört tarafı sularla çevrili olan bu kale eski İtalya’yı andırıyor. Verona’da olan bir
arena tam 2000 yıllık ama hala yeni gibi duruyordu. İtalya’dan Türkiye’ye döneceğimiz gün geldiğinde çok
üzülmüştüm. O insanlar çok iyilerdi ama her güzel şeyin bir sonu vardı
VE BİR GEZİNİN ARDINDAN….
HOŞÇA KAL MANTOVA…
Download

MART—NİSAN BÜLTENİ - Liceul Teoretic Dante Alighieri