KRONİK OBSTRÜKTİF AKCİĞER HASTALIĞI (KOAH)
Zararlı gaz ve partiküllere karşı havayolları ve akciğerin artmış kronik
inflamatuvar yanıtı ile ilişkili ve genellikle ilerleyici özellikteki kalıcı hava
akımı kısıtlanması ile karakterize, yaygın, önlenebilir ve tedavi edilebilir
bir hastalıktır. Alevlenmeler ve komorbiditeler hastalığın şiddetine katkıda
bulunur
İnhalasyon yoluyla alınan zararlı gaz ve partiküller(tütün ve biyomas
yakıt dumanı, mesleki toz ve dumanlar vb) KOAH gelişen hastaların
akciğerlerinde abartılı bir inflamatuvar yanıta neden olurlar. Oluşan
kronik inflamatuvar yanıt, parankimal doku harabiyetine (amfizem) ve
normal doku tamir ve savunma mekanizmalarında bozulmaya (küçük
hava yollarında fibrozis) yol açabilir. Bu patolojik değişiklikler de hava
hapsine ve ilerleyici hava akımı kısıtlanmasına neden olur
KOAH gelişiminde genetik risk faktörlerinin rolü henüz çok iyi
aydınlatılamamış olmasına rağmen, sağlıkta eşitsizlik, sigara içimi,
özellikle biyomas yakıt kullanımına ikincil iç ortam hava kirliliği ve tozludumanlı işyerlerinde çalışmanın en önemli çevresel risk faktörleri olduğu
bilinmektedir.
Yapılan son çalışmalar, intrauterin dönem ve erken çocukluk
döneminde risk faktörleriyle karşılaşmanın, akciğerin maksimum
gelişimini engelleyerek KOAH gelişimine önemli bir katkıda bulunduğunu
düşündürmektedir.
Hastalığın en sık görülen semptomları nefes darlığı, kronik öksürük ve
kronik balgam çıkarmadır.
Genel populasyonda, KOAH gelişimi için risk faktörlerine maruz kalan
(sigara içen ve bırakanlar, riskli işlerde çalışanlar veya iç ortam hava
kirliliğine maruz kalanlar), 40 yaş üstü ve solunumsal semptomları
bulunan yetişkinlerde aktif tarama çalışmalarının yapılması (spirometri ve
anket), KOAH’lı hastaların
erken dönemde saptanmasına katkıda bulunacaktır.
Hastalığın tanısı için spirometri gereklidir ve doğru şekilde yapılması
son derece önemlidir. KOAH düşünülen hastada bronkodilatör sonrası
FEV1/FVC <%70 ise, hasta KOAH olarak değerlendirilmelidir.
Hastalık Yükü Çalışması verilerine göre, KOAH yılda 2.9 milyon ölüme
neden olmaktadır.
Günümüzde tüm dünyada 3. ölüm nedeni haline gelen KOAH, tüm
ölümlerin de %5.5’inden sorumludur
Türkiye’de solunum sistemi hastalıkları en sık görülen 3. ölüm
nedenidir. 2012 yılında gerçekleşen toplam 320.967 ölümden 31.026’si
solunum sistemi hastalıkları nedeniyle gerçekleşmiştir ve bu ölümlerin de
19.087’si (%61.5) KOAH nedeniyledir.
KOAH’ta yetersiz tanı önemli bir sorundur ve hastaların %60-85’i halen
tanı almamış durumdadır.
Yapılan çalışmalar, KOAH’lı hastaların %85’inin tanı konulmadan önceki
beş yıl içinde solunumsal semptomları nedeniyle en bir kez doktora
başvurduğunu göstermektedir.
Türkiye Kronik Hastalıklar ve Risk Faktörleri Sıklığı Çalışması ülkemizde
spirometreye ulaşım ve uygun spirometri yapılması konusunda önemli
sorunların bulunduğunu göstermektedir
KOAH’ın klinik görünümü ve doğal seyri büyük değişkenlik gösterir.
KOAH şiddetinin değerlendirilmesinde; hava akım kısıtlanmasının
derecesi, semptomların düzeyi, hastalığın sağlık durumu üzerine etkileri,
alevlenme sıklığı, hastaneye yatış gerektiren alevlenmeler ve
komorbiditelerin varlığı önemlidir.
KOAH’ın ayırıcı tanısında yer alan hastalıklar; başta astım olmak üzere
bronşektazi, konjestif kalp yetersizliği tüberküloz, obliteratif bronşiyolit,
bronkopulmoner displazidir.
KOAH’ta komorbiditeler (ek hastalıklar) sık görülür. Kardiyovasküler
hastalıklar, iskelet kası fonksiyon bozukluğu, metabolik sendrom,
osteoporoz, depresyon, akciğer kanseri, uyku bozuklukları KOAH’ta sık
karşılaşılan komorbiditelerdir. Komorbiditeler hafif, orta ve ağır hava
akım kısıtlanması olan tüm KOAH’lı hastalarda görülebilir. Mortalite ve
hastaneye yatışlar üzerine etkileri vardır.
Tanı konulan vakalarda hastalığın ilerlemesini önlemek için; risk
faktörlerine maruziyetin azaltılması/ kaldırılması özellikle sigara içiminin
bırakılması günlük düzenli fiziksel aktivite, aşılama ve gerektiğinde
semptomatik tedavi uygulanmalıdır.
Sigara içiminin bırakılması, KOAH’ta hastalığın doğal gelişimini ve
ilerlemesini durduran tek girişimdir.
Hastalığın ilerlemesinin önlenmesinde, hastalığın sosyal belirleyicileri
(hastanın yaşadığı koşullar, işi,ilişkileri, eğitimi, gelir durumu, nitelikli
sağlık hizmetlerine ulaşımındaki engeller) dikkate alınmalıdır.
KOAH’lı olgularda nefes darlığı nedeniyle sedanter yaşam tercih
edilmekte, bu da fiziksel inaktiviteye neden olmaktadır. Düşük fiziksel
aktivite, KOAH’lı olgularda; solunum fonksiyonlarından bağımsız olarak,
alevlenmeler, hastaneye tekrar yatışlar ve mortalitedeki artış ile ilişkilidir
KOAH saptanan her hastaya düzenli günlük fiziksel aktivite önerisinde
bulunulmalıdır. Bunun için de
öncelikle hastalarda günlük fiziksel aktivite düzeyinin saptanması çok
önemlidir. Hastalara haftada en az 5 gün ve günde en az 30 dakikalık
yürüyüş yapmaları önerilmelidir.
İnfluenza aşısı KOAH’lılarda hastaneye yatışı gerektiren alt solunum
yolu enfeksiyonlarını ve ölümleri azaltabilmektedir.
Polisakkarid pnömokok aşısı 65 yaş ve üzerindeki olgularda, aynı
zamanda genç yaşta olmasına rağmen özellikle kardiyak hastalık gibi
komorbid hastalığı olan olgularda önerilmektedir. Ayrıca, yaşı <65 ve
FEV1’i %40’ın altında olan olgularda, toplumda gelişen pnömoni
insidansını azalttığı gösterilmiştir.
KOAH tedavisinin amaçları
Semptomların azaltılması
-Semptomların giderilmesi
-Egzersiz kapasitesinin arttırılması
-Yaşam kalitesinin iyileştirilmesi
Riskin azaltılması
-Hastalığın ilerlemesinin önlenmesi
-Alevlenmelerin azaltılması ve tedavisi
-Mortalitenin azaltılması
KOAH’ta İlaç Tedavisi
Uygun bir ilaç tedavisi, KOAH’la ilgili semptomları, alevlenme sıklığı ve
şiddetini azaltır, sağlık durumu ve egzersiz toleransını iyileştirir. Ancak
KOAH tedavisinde kullanılan ilaçlardan hiçbirinin, akciğer
fonksiyonlarındaki uzun süreli azalmayı değiştirdiği kesin olarak
gösterilmemiştir.
Bronkodilatör (ya da bronkodilatatör) ilaçlar KOAH’ta semptomatik
tedavinin temelini oluştururlar. Temel bronkodilatör ilaçlar, beta-2
agonistler, antikolinerjikler, teofilin veya kombinasyon tedavisidir.
KOAH’lı olguları tedavi eden hekimler her hasta özelinde bireysel
tedavi yaklaşımını önemsemelidir.
Tedavi seçimi, her hastanın semptomlarının ciddiyeti, alevlenme riski,
ilaçların elde edilebilirliği, hastanın tedavi yanıtı ve yan etki gibi bireysel
durumlarına göre seçilmelidir.
KOAH’ın prognozunu etkileyen, başta kardiyovasküler hastalıklar
olmak üzere komorbid hastalıkların dikkatle incelenmesi; komorbid
durumların varlığında KOAH ve komorbid hastalıkların tedavisinin birlikte
uygulanması gereklidir.
KOAH’LI HASTANIN İZLEMİ
KOAH’ta risk faktörlerine maruziyeti, hastanın mevcut hastalık
durumunu, hastalığın günlük yaşama etkilerini, prognoza etkili faktörleri,
hastalığın ilerlemesini, komplikasyonları, günlük fiziksel aktivite düzeyini,
aşı uygulamalarını, tedavi etkinliğini, tedavinin yan etkilerini düzenli
olarak izlemek gerekir.
Sigara ve diğer risk faktörlerine maruziyet sorgulanmalı, risk faktörlerine
maruziyetin önlenmesi için gerekli öneri ve girişimler yapılmalıdır.
Semptomlar, sağlık durumu (mMRC, CAT), solunum fonksiyonlarının
geçmiş yıllara göre değişimi (FEV1 kaybı), egzersiz kapasitesi (6DYT,
artan hızda mekik yürüme testi) değerlendirilmelidir.
Mevcut tedavinin semptomları kontrol düzeyi, yan etkileri, tedaviye
uyum ve inhaler uygulama tekniği her kontrolde değerlendirilmelidir.
Komplikasyonların (solunum yetmezliği, kor pulmonale) gelişimi
araştırılmalı ve uygun tedavi yaklaşımları uygulanmalıdır.
Alevlenme ve komorbiditeler sorgulanmalı, gelecek risklerin belirlenerek
hastalık prognozuna etkileri bakımından etkin tedavileri sağlanmalıdır.
Hastanın, yaşam koşulları, hastalıkla ilgili algısı ve inanışları, aile ve
sosyal desteği ve nitelikli sağlık hizmetine ulaşımında yaşadığı sorunlar
izlenmelidir.
http://www.toraks.org.tr/ .Kronik Obstrüktif Akciğer Hastalığı
(KOAH) Koruma, Tanı ve Tedavi Raporu 2014
Download

KRONİK OBSTRÜKTİF AKCİĞER HASTALIĞI (KOAH) Zararlı gaz ve